Mehmed Şevket Eygi İslam Devletleri Niçin Battı?

advertisement
Mehmed Şevket Eygi
İslam Devletleri Niçin Battı?
Osmanlı devlet-i islamiyesinin ve diğer düvel-i islamiyenin niçin ve nasıl battıklarını şimdi
daha iyi anlıyorum. Devletlerin batışı idare edenlerin ve idare edilenlerin bozulmasından ileri
gelmektedir. Bozulma ne demektir? İslam'a göre bozulmanın sebepleri şunlardır:
1. Allah bir Resul=Elçi, bir Kitab, bir Din göndermiş ve Doğru Yolu göstermiştir. İdareciler ve
halk bu yoldan az veya çok ayrılınca, az veya çok bozulma başlar.
2. Allah en geniş mânasıyla adaleti emr etmiştir. Adalet denilince sadece mahkemeler,
kanunlar anlaşılmasın. En geniş adalet... Sosyal adalet... Ekolojik adalet... Ağaçların
kesilmesi, yeşilliklerin tahribi, suların ve havanın kirletilmesi, evcil ve vahşi hayvanlara zulm
edilmesi, çocukların kötü yetiştirilmesi de adaletsizliktir.
3. Devletlerin ayakta kalması, güçlenmesi, adaletin sağlanması; emanetlerin ehil olanlara
verilmesiyle kabil ve mümkün olur. Emanetler ehil olanlara verilmezse devlet de çöker,
toplum da... Adalet gibi emanet de çok geniş bir kavramdır. Riyasetler=başkanlıklar,
makamlar, mevkiler, müdürlükler, memuriyetler, işler, hizmetler, vazifeler hep en ehil olanlara
verilecektir. Bu temel kural çiğnenirse devlet de batar, halk da... Bu adam bizdendir, bu bizim
cemaat ve tarikat kardeşimizdir, bu benim yakınımdır, bu benim hemşehrimdir denilerek
ehliyetsiz kimselere emanet teslim edilirse batışa, çöküşe, yıkılışa, fitne ve fesada, işlerin
kötüleşmesine hazır olunuz.
4. İslam devletini ayakta tutan temel sütunlardan biri hikmet=bilgeliktir. Ne bilgeliği? Kur'an,
Sünnet, İslam bilgeliği. Müslüman idareciler ve idare edilenler bilge olmazlarsa her şey
bozula bozula yıkılışa doğru yol alır.
5. İslam devleti İslamî ilim ve irfan üzerine bina edilmiştir. Müslüman bir ülkenin ve halkın
idarecilerinin yeterli miktarda İslamî ilme, irfana, bilgiye, kültüre sahip olmaları gerekir. İslamî
bilgi ve irfan nurdur, cahilî bilgi ve kültür ise zalamdır=karanlıktır.
6. Kadına hürmet ve itibar. Müslüman bir ülkede kadınlar orta malı haline getirilince vahim
bozukluklar başlar ve bunun önüne geçilemezse yıkılış ve dejenere oluşun önüne geçilemez.
İslam'da kadın kutsaldır. İslam'da iffet esastır.
7. İslam'ın temel prensiplerinden biri istikamet=doğruluk dürüstlüktür. Doğruluğun olmadığı
yerde salah=iyilik olmaz. Nerede rüşvet, haram yollarla gelir elde edip zenginleşmek, kara ve
necis para, gayr-i meşru komisyonlar, hortumlama hırsızlıkları, Şeriata göre bâtıl alış verişler
varsa oradaki zenginlik bir keramet değil, bir istidractır ve sonunda yıkım getirecektir.
8. İslam ribayı=faizi kesin olarak yasak ve haram kılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de ribacıların
Allaha ve Resulüne savaş ilan etmiş oldukları beyan buyruluyor. Allaha ve Resulüne savaş
ilan edenler iflah olmaz.
9. Sefahat=beyinsizlik de yıkılış, batış ve çöküş sebebidir. Lüks ve israf beyinsizliktir...
Gösteriş, gurur, kibir, saçıp savurma, lüks evi ve otomobiliyle övünme, lüks yemek yeme, her
konuda lüks ve şatafat sergileme hep beyinsizliktir. Lüks ve israfa kapılan toplumlar yumuşar,
gevşer ve düşmanlarının saldırılarını def' edemez. Lüks ve israf toplumları sarhoş eder.
10. Dünyevî kültür ve teknikte düşmanlarından üstün olmayan Müslüman ülkeler ve
toplumlar, düşmanlarının istilasına uğrar, hürriyet ve haysiyetlerini kaybederek esir ve zelil
olur.
Kur'an Müslümanların anayasasıdır. Peygamberin (Salat ve selam olsun ona) Sünneti bu
anayasanın şerhidir. Fıkıh ve Şeriat bu anayasanın hayata uygulanması için yapılmış
talimatnamedir.
Müslüman bir toplum ve ülke Kur'andan, Sünnetten, Şeriat ve fıkıhtan uzaklaştıkça batmaya
mahkumdur.
Böyle bir durumda zenginlik, kalkınma, ilerleme, refah gibi haller keramet değildir, istidractır.
Müslümanlar için Kur'an, Sünnet, fıkıh, Şeriat, hikmet ve ahlak-ı islamiye dışında; izzet,
necat=kurtuluş, i'tila=yükselme, salah=iyileşme yoktur.
Riba, zina, israf kesin şekilde haram kılınmıştır. Bu kebirelere=büyük günah ve isyanlara
batan Müslüman toplum iflah olmaz.
Beş vakit namaz İslam'ın temel ibadetidir, Kur'anda ve Sünnette en fazla emr edilen farz ve
Sünnet odur. Namazı yitiren ve şehvetlerine uyan Müslüman bir toplum iflah olmaz.
İslam dini kadın ve kızları kutsal saymıştır.
Kadını ve kızı alçaltan, ayağa düşüren, açan, iffet ve namus şişesini taşa çalan bir İslam
toplumu iflah olmaz.
Allaha ve Resulüne karşı savaş ilan eden ribacıların sonu iyi olmaz.
Lüks ve israf beyinsizliğine duçar olanların akıbetleri kötü olur.
Kur'anı okuyup da içindeki emirlere, yasaklara ve öğütlere uymayanlar beyinsizdir.
Allah Kur'anda Peygamberin bizim için en güzel örnek ve model olduğunu beyan buyurmuş
ve ona uymamızı, ona itaat ve biat etmemizi emr etmiştir. Bu emre uymayanlar iyi, akıllı,
firasetli Müslüman değildir.
Kur'an, Sünnet, Şeriat yolunu bırakan Müslüman bir toplumun zenginleşmesi hayra alamet
değildir.
Ebedî kalınacak dâr olan ahireti unutup fâni dünyaya yönelen, dünyevîleşen, altın ve
gümüşe, dolar ve euroya meftun ve mübtela olan Müslüman bir toplumun uyarılması
lazımdır.
İslam bir müjdedir.
İslam bir uyarıdır.
Halk müjdelenmeli ve korkutulmalıdır.
Bugünkü gidişi, İslamî değer, ölçü ve kıstaslara vuruyor ve geleceğimizi parlak görmüyorum.
* (İkinci yazı)
On Üç Yaşındaki Kız
Yeni bir haber: On üç yaşındaki kız ile dost hayatı yaşayan genç, kızı öldürme sebebi olarak,
çocuğumu kürtajla aldırmış, ben de onu boğarak öldürdüm demiş.
Bundan birkaç sene önce bir tv programına davet edilmiştim. Sunucu hanım "Yurdun bazı
yörelerinde on dört yaşındaki kızları evlendiriyorlar; bu yaştaki kızlar çocuk sayılır, bunları
evlendirmek cinayettir..." demişti.
Maalesef ülkemizde (istisnaî de olsa) on dört değil, on üç yaşında kızlar gayr-i meşru
yollardan hamile kalabiliyor.
Jinekoloji (kadın ve doğum) uzmanlarıyla konuşabilirseniz onlar bu konuda sizlere çok garip
ve üzücü şeyler anlatacaklardır.
Ülkemizde korkunç bir cinsellik patlaması vardır. Bunun birinci sebebi medyanın müstehcen
yayınlar yapmasıdır.
Elinize çağdaş bir gazete alıyorsunuz, gazetecilikle hiç ama hiç ilgisi olmamasına rağmen
şehvetli çıplak kadın resimleri görüyorsunuz. Tv'lerde de sekse, cinsel tahriklere büyük yer
ayrılıyor.
Bundan kırk sene önceleri Müslüman kesim müstehcen yayınlardan, seks patlamasından
çok rahatsızdı. Makaleler yazılıyor, kitaplar çıkartılıyor, yüksek sesle protesto ediliyordu. Artık
böyle bir tepki yok.
Günahsız insan ve toplum olmaz. Lakin günahların, ayıpların frenlenmesi, gizlenmesi,
önlenmesi, işlenmesinin zorlaştırılması lazımdır. Bu yapılmazsa, günah ve ayıp lağımları
patlar, pislik selleri oluşur ve büyük bir kokuşma meydana gelir.
Analı babalı on üç yaşındaki bir kız nasıl oluyor da, kendisinden on iki yaş büyük bir adamla
gayr-i meşru cinsel münasebetler yapabiliyor, çocuk peydahlıyor, çocuğunu kürtajla
aldırıyor?
Bugünkü Avrupa medeniyeti ile İslam'ın ahlak, namus ve iffet anlayışı asla bağdaşmaz. Bizim
kara dediğimize onlar ak der.
İffet kavram ve değeri İslamın temel ilkelerindendir. Müslüman bir toplum iffet konusunda
yoldan çıkarsa dejenere olur ve çöker.
Bugünkü iffetsizlikte, seks patlamasında rejimin de büyük rolü olmuştur.
Zinayı suç olmaktan çıkarttılar.
AB norm ve standartlarına göre Bursa Kültür Parkı'nda geceleri çalıların altında sevişmek
serbesttir ve kolluk kuvvetleri bu konuda hiçbir önlem alamaz. Yalova Yenikapı feribotunda
yüzlerce yolcunun içinde bir saat boyunca birbirine sarılmak, öpüşmek, karşılıklı
mıncıklaşmak da serbesttir. Feribotun güvenlik memuru, şikayet eden Müslüman hanıma ne
cevap vermişti:
Bu konuda bir şey yapamayız... İstemiyorsanız gemiye binmeyiniz!..
İstanbul'un bazı yerleri bilhassa geceleri seks pazarları ve panayırları haline gelmiştir.
Yurt dışından bol miktarda seks işçisi getirilmektedir.
TC başlıklı vesika ile yapılan yasal, vergili, korumalı seksin yanında bin misli yarı-gizli seks
faaliyetleri yapılmaktadır.
Polisin bunları bilmemesi düşünülemez. Şehir baştan başa dijital kameralarla donatılmıştır.
Dilimizde "İbadet de gizli, kabahat da gizli" diye bir tabir vardır.
Buradaki ibadetten maksat nafile ibadetlerdir. Farz ibadetler açıkta yapılır, herkes görür...
Lakin nafile namazlar, nafile oruçlar, zekat dışındaki nafile sadakalar gizli verilir. Öyle ki, sağ
elin verdiğinden, sol elin hali olmaz.
Bir punduna getirip "Efendim dün gece saat ikide uyandım, dörde kadar teheccüd kıldım..."
gibi sözler münafıklık alametidir.
Nafile oruç tutan kimsenin, oruçlu olduğunu (ev halkı ve bazı yakınları dışında) kimse
bilmemelidir.
Maneviyat büyükleri, nafile oruç tuttuğunu bildirmemek için gerekirse oruç bozulur, bilahare
kaza edilir demiştir.
Kabahatler ve günahlar da gizli olmalıdır.
Müslüman bir ülkede çeşitli fuhşiyat (azgınlıklar), büyük günahlar, çirkin haller; küstahça,
pervasızca, rezilce, utanmazca, açıkça işlenirse durum çok vahim demektir. Böyle bir
toplumun üzerine azap inmesinden korkulur. Açıkça ve küstahça günah işleyen azgınlarla
birlikte, onları engellemeye çalışmayan emr-i mâruf ve nehy-i münker yapmayan sözde iyiler
de azaba çarpılabilir.
Türkiye Müslümanlarının bir İmam-ı Kebiri, bir Ümmet teşkilatı, bir gücü olsaydı, bugünkü
açık günahların hiç olmazsa bir kısmı önlenebilirdi.
Hiç unutmayalım: On üç yaşındaki kız (bazılarına göre ağzı süt kokan yavrucak) dost tutuyor,
gebe kalıyor, çocuğunu aldırıyor, dostu da buna kızıp onu boğuyor... Bazı gazetelere bakınız,
sanki genelev bültenleri... Bazı televizyonlara bakınız... Şu sıcak günlerde sokaklara,
meydanlara bakınız... Sultanahmet Camii'ni gezmeye gelmiş turistlere bakınız...
Bunlar İslam'a göre iyi şeyler değildir.
Bunlara alışmak çok kötü bir alışkanlıktır.
Müslümanın münker (dinen yasaklanmış, çirkin görülmüş, büyük günah sayılmış) şeylerden
razı olmaması gerekir. Gücü ve statüsü nispetinde bunlara muhalefet etmesi gerekir. İslam'ın
emr-i mâruf ve nehy-i münker farzını eda etmemek en büyük fitnedir.
Dostundan gebe kalan on üç yaşındaki kıza, kürtajla aldırıp katlettirdiği çocuğuna, kızı
boğarak öldüren gence yazık oldu.
Topluma da...
13.07.2012
Download