iLAHiYAT F AKÜLTESİ DERGISI

advertisement
CUMHURİYET ÜNiVERSiTESi
iLAHiYAT F AKÜLTESİ
•
•
DERGISI
V. Cilt
I.
Sayı
SİVAS - 2001.
n
C.Ü. ilahiyat Fakültesi Adına Sahibi .
Prof.Dr.Ali YILMAZ (Dekan)
Editör
Prof.Dr.Nevzat Y: AŞIKOÖLU
Yayın Kurulu
Prof.Dr.Ali YILMAZ (Batkan)
Prof.Dr.Nevzat Y. AŞIKOGLU
Doç.Dr.Hakkı AYDlN
Doç. Dr. Ramazan BOY ACIOÖLU
Doç.Dr.Ali AKPlNAR
Danışma
ve Hakem Kurulu
Üniversitesi
:
Sakarya__ Üniversite.~i llnhiynt Fakültesi)
Selçuk Universilesi Ilahiyat Fakültesi
Uludağ Qnh'ersitesi Ilahiyat Fakültesi
Erciyes Univ"rsitesi Ilahiyat Fakültesi
Dokuz Eylül Univ. İlıılıiyat Fakültesi
Atatürk !)niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Ankara Universilesi ilh.Fakültesi
Uludağ Qniversitesi Ilahiyat Fakliltesi
Ankara Vniversitesi Ilahiyat Fakültesi
Erciyes !}niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Uludağ Universit.t:si Ilahiyat Fakültesi
Onı.lokuz Mayıs Univ. Ilahiynı Fakültesi
Marınaı:::ı Üniversitesi Ilahiyat Faktiltesi
· Selçuk l.l.niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.lbrahinı SARMIŞ
Ankara Universit.~si Ilahiyat Fakliltesi
Prof.Dr.lrfan AYCAN
Prof.Dr.lsa DOÖAN
Ondoku?. Mayıs Univ.llahiyat Fakültesi
Prof.Dr.lzzet ER
Uludağ !).niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Atatürk !}niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Liitfullalı CEBECİ
Ankara Vniversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Mehınet BAYRAKDAR
Ankara lJniversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Mualla SELÇUK
Ankara !}niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Murtaza KORLAELÇI
Uludağ ~).niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Musıafa KARA
Ankara !Jniversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Sabri HIZMETLI
Atatürk _!.!niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Saı.lık KILIÇ
..
Selçuk l.l.niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Şemfetıin GOLCUK
Prof.Dr.Mehınet AKKUŞ
Ankara .!.!niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Selçuk l.l.niversitesi Fen-Eı.l.Fakültesi
Prof.Dr.Zekeriya KITAPCI
Ankara .!.!niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Doç.Dr.Aiııııet Nedim SJi!RİNSU
Selçuk l.l.niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Doç.Dr.Ahınet Tumn YUKSEL
Ankara IJnive,rsitesi ilahiyat Fakültesi
Doç.Dr.Ali DERE
Ankara ':!niversitesi Ilahiyat Fakültesi
Doç.Dr.Bünyaınin EROL
Ankara l.l.niversitesi Ilahiynı Fakültesi
Doç.Dr.Ceınal TOSUN
Sakarya .!Jııiversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Faruk BEjŞER
Ankara !}niversitesi Ilahiyat Faktillesi
Doç.Dr.M.Eınin OZAf.ŞAR
Ankara Universilesi Ilahiyat Faktillesi
Doç.Dr.lsınail Hakkı UNAL
Ankara Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi
Prof.Dr.Recep Kll,IÇ
Ankara Qniversit'esi llahiyqt Faktillesi
Doç.Dr.Şaınil DAGCI
Ankara Universit.ı;si liiıhiyiit Fakültesi
Doç.Dr.Tahir YAREN
Ondokuz
Mayıs Univ.llahiyat Fakiiliesi
Doç.Dr.Yılınaz CAN
Ankara Üniversitesi llahiyaı'Fakültesi
Yrd.Doç.Dr.Ruhi KALENDER
Not: Fakültemiz öğretim üyeleri Danışına ve Hakem kurıılu'nuıı t~bii üyesidirler
ve Soyadı
Prof.Dr.Ahdullah AYDINLI
Prof.Dr.Ahınet ÖNKAL
Prof.Dr.Ahınet Saiın KILAVUZ
Prof.Dr.Ahınet UÖUR
Prof.Dr.Avni İLHAN
Prof.Dr.Beşir GÖZÜBENLI
Prof.Dr.Beyza BİLGİN
Prof.Dr.Erol AYYILDIZ
Prof.Dr.Etheın CEBECIOÖLU
Prof.Dr.Halit ÜNAL
Prof.Dr.Hayati HÖKELEKLİ
.Prof.Dr.Hliseyin PEKER
Prof.Dr.Hüsrev SUBAŞI
Adı
ISSN: 1301-1197
Dizgi ve
Baskı
: Dilek
Matbaası, SİVAS,
Haziran 2001
HZ.MUHAMMED'İN VAHİY ÖNCESi DÖNEMİ
~
*
Doç. Dr. Ramazan BOYACIOGLU
Anahtar Kelime
: Hz.Muhammed, Cahiliye, Vahiy
Hz.Muhammed'in kendisine vahiy gelmeden, yani peygamber olmadan
önceki dönem, diğer peygamberlerin peygamberliklerinden önceki dönemler gibi,
"Cahiliye Dönemi" olarak adlandırılır. Cahiliye kelimesinin sözlük anlamı "cahillik,
bilgisizlik"tir. Istılah anlamı ise, Hz.Muhammed'den önce Arap yarımadası'ndaki
puta tapma devrini ifade eder. denelde ke'ndiletine peygamber göriderilen toplumlar,
cahiliye içinde yaş.ayan toj:ılumlardir. Bu yüzden bu toplumların aydınlanmaları için
Yüce Allah peygamberler göndermiştic Kur? an bu ioplumlarla ilgili olarak, Allah
tarafından ya. da peygamberlerinin ağzından, onların uyarılışiarını değişik ayetlerde
dile getirmiştir.
Kur'an'dan birkaç örnek verecek olursak, Hz.Nuh'un, toplumuna ''Ey
kavmi m! Ben sizden her hangi bir mal istemiyorum. Benim mü kafatım ancak
Allah' a aittir. Ben inananları kovacak değilim; çünkü onlar Rablerine
kavuşacaklardır. Fakat ben sizi, cahil olan bir topluluk olarak görüyorum" 1 diyerek
toplumunu uyardığı.Kur'an'da anlatılır. Ayrıca Hz. Nuh'un, Allah tarafından, "Ey
Nuh! O asla senin ailenden değildir. Çünkü o, iyi olmayan işler yapıyordu. Öyleyse
hakkında bilgin olmay.an bir şeyi Benden
isteme. Ben sana cahillerden olmamanı
.
tavsiye ederim"- şeklinde, hem kendisine inanınayan oğlu ile ilgili olarak, hem de
. bilgisizlerden olmaması konusunda uyarıldığı Kur'an'da yeralır. Yine Ad kavmine
. peygamber gönderilen Hz.Hud'un ise, toplumuna "Bilgi ancak Allah'ın katlndadır.
3
Ben, bana gönderileni bildiriyorum. Fakat sizi cahil bir toplum olarak görüyoruın"
dediğini Kur'an açıklar. Yine Kur' an, sapıkiıktu ileri giden toplumuna Hz.Lut'un,
"Siz ille kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yaklaşıicaksınız? Doğrusu siz,
4
cahillik yapan bir toplumsuiniz" şeklinde toplumunun cfihilliğini dile getirdiğini
belirtir. Hz.Yusuf'un ise, Allah'a "Ey Rabbim! Bana zindan, bunların beriaen
istediklerinden daha iyidir. Eğer Sen onların hilelerini benden çevirmezsen, onlara
5
yönelir ve efihillerden olurum" diyerek Allah'a sığındığı ve kardeşleri ile ilgili
olarak da, "Siz cfılıilliginiz yüzünden Yusuf ve kardeşine yaptıklarınızı biliyor
ınusunuz?" 6 şeklinde Hz. Yusuf'un sitem ettiği Kur'an'da vurgulanır. Hz.Musa'nın
~
*C. Ü. ilahiyat Fakültesi İslam Tarihi Annbilim Dalı Öğreıiııı Üyesi.
1
Kur'an, 11/29
2
Kur' an. 11/46
3
Kur' an, 46/23
4
Kur'aıı,27/55
5
Kur'aıı,l2/33
6
Kur'an, 12/89
Ramazan BOYACIDOLU
6
toplumu ile ilgili olarak da, "Bir zamanlar Miisii toplumuna 'Allah bir buzağı
kesmenizi enırediyor' dediği nde, onlar 'bizimle alay ını ediyorsun?' dediler, O da
7
'ciihillerden olmaktan Allah'a sığınırım' diyerek" bilgisizlerden olmaktan Allah'a
sığındığıni Kur'an bildirir, Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi Kur'an, toplumların
peygamberlerden önceki dönemlerini cahiliye .dönemleri olarak göstermektedir ve
8
puta tapan toplumları da "cahil toplumlar" olarak nitelendirınektedir.
Hz.Muhanımed'in
kavmini ise bazı ayetler,
şu şekilde
dile getirmektedir:
"Eğer Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler de kendileri ile konuşsaydı ve
. her şey'i toplayıp karşıianna getirseydik, Allah'ın dilemesi dışında yine de İnanacak
9
değillerdi. Fakat onların çoğu ciihildirler." "De ki: Ey ciihiller! Bana, Allah'tan
10
başkasına kulluk etme·mi mi emrediyorsunuz?" " ... Allah dileseydi elbette onları
11
hidayet üzerinde toplardı. Sakın cahillerden olma." "Yoksa onlar cahiliye
hükümlerini mi istiyorlar? \Yi anlayan bir topluma göre, Allah'tan daha güzel
1
Uhud savaşı anındaki bir kısım kişilerin davranışları
hüküm verecek kim vardır?"
ile ilgili: "Sonra o ked~rin arkasından Allah size bir güven indirdi. Uy~klama hali
bir kısmınızı kaplıyordu ve kendi canlarının kaygısına düşmüş bir kısım da Allah' a .
ki}rşı, haksız yere, cahiliye dönemindekine benzer düşüncelere kapılıyordu ..." 13
14
Peygambere bir uyarı olarak: "Sen affnut, iyiliği emret ve cahillerden olma"
Hz.Peygamberin eşleri ile ilgili olarak: "Evleriilizde vakarlı olun. Önceki Cahiliye
döneminde olduğu gibi süslenip dışarı çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allah'a
ve Elçisine uyun. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden pisliği gidermek ve tertemiz yapmak
15
istiyor," Mekkenin alınışı anında: "O zaman inkar edenler, kalbierine taassubu,
cahiliye taassubunu yerleştirmlşlerdi. Allah da Elçisine ve inananlara sukiinetini
indirmişti. Onları takvii sözü üzerinde durdurdu .." 16 ·
·
. ·.
Kur'an'ın bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi Cahiliye dönemi, bazı olumlu
sayılabilecek noktaların yanında ahiakın bozulduğu ve inancın putlara dayandığı,
düşüncesiz davranışların yaşandığı, yanlış hükümlerin uygulandığı, pisliğin ve
taassubun kol gezdiği bir dönemdir. Kısacası, Hz. Muhamm.ed'in peygamberliğinden
önce Araplar, tevhidden uzak, koyu- bir cehalet içinde olduklarından, bu dönem
"Ciihiliye dönemi", ya da "bilgisizlik dönemi" olarak adlandırılmıştır.
İslam ·öncesi dönemde Araplar genellikle kabile ve aşiret esasına dayanan
bir yaşam tarzı sergiliyorlardı. Mekke' de ise, bu yaşam tarzını sürdüren ve
Abdümenaf, Teym, Adiy, Esed, Zühre, Mahzum, Sehın, Abdüddfir, Amir, Hiiris,
7
8
9
Kur'aıı,2/67
Kur'aıı, 7/138
Kur'aıı,6/lll
10
Kur'aıı,
39/64
Kur'aıı,6/35
12
Kur'aıı,5/50
11
13Kur , aıı,3/154
14
Kur'aıı,7!199
15
.·
. Kur'aıı,33/33
16
Kur'ıııı,48/26
.
Hz.Mrılıammed'in
7
Vahiy Önc.esi Dönemi
Cumah ve Muharib oğullarının oluşturduğu Kureyş kabilesinden olan Araplar ile,
biraz da yabancı kökenli kölelerin ve asillerin koruması altında yaşayanlar
17
bulunmaktaydı.
Kur' an' ın ifadesine göre, İs la~ öncesinde de, Mekke güvenli bir kent
kılınmış, 18 orada bulunan Beyt (Kabe) sa~esinde Allah tarafından açlıkları giderilip
9
dayurulmuşlar ve güvenleri sağlanmıştır.
·
Böylece Mekke'deki Kureyş, Arap kabileleri içerisinde kendine has özel bir
yer sağlamıştı. Ayrıca Mekke, Arabistan'ın öneml_i bir ticaret merkezini oluşturduğu
gibi, Kabe'nin orada bulunması sebebiyle aynı zamanda dini bir merkez
20
durumundaydı. Dahası Kureyş yaz kış ticaretini sürdürınüştür.
· Mekke'de dini hayatta Allah inanc? bulunsa da temelini, puta tapıcılık
oluşturuyordu; hatta putlara tapınırken bu putların kendilerini Allah'a
23
yaklaştıracağına inanıyorlardı, 22 fakat yeniden dirilişe inanınıyorlardı. Esnaın ve
24
Evsan olarak adlandırılan putlar, genellikle, kırmızı akikten y~ılmış Hübel
5
putunda olduğu gibi taştan, madenden ve tahtadan heykel şekliıide- olan putlardır;
6
Ensab olarak adlandırılan putlar ise; özel bir şekli olmayan Lat gibi pı.İtlardı.Z
1
Puta
tapıcılığın
Mekke'de
yayılınası
ile ilgili olarak bir kaç neden
anlatılmaktadır. İbnü'l-Kelbl'nin Kitabü'I-Esnam'daki. rivayetine göre, ilk
putperestlik Mekke'ye Aınr b. Luh1;1y tarafından getirilmiştir. Kabe'nin perdedarlık
görevini yapan Huzaa kabilesinden Amr b. Luhay, bir gün ağır bir hastalığa
yakalanınca, şifalı sulardan yararlanmak için Şam'daki Belka'ya gider. Orada tedavi
olduktan sonra, Belka halkının putlara taptıklarını görür ve ne yaptıklarını sorar.
Onlar da, "Bunlara tapıyoruz. Bunlarla yağmur dileriz, düşmanianınıza karşı yardım
isteriz" diye cevap verirler. Bunun üzerine .Amr, o putfardan bir tane isteyip
27
Mekke'ye getirmiş ve KiÜıe'nin yakınına öikıniştir. Başka bir neden de, Mekke'c;Ien
ayrılıp yolculuğa çıkan kimseler, Kabe'ye saygılarını ve Mekke'ye bağlıliklarını
göstermek için, yanlarında Harem'den alınmış bir taş götürürler ve konakladıkları
yerde bu taşı koyup, Kabe'yi tavaf eder gibi; çevresinde dönerlerıniş. Da~.a sonra bu
17
lbn Kesir, cl Bidayc vc'n-Nilıayc Büyük İsiilm Tarihi Il, çeviren: tvlehıııet· Keskin, Istanbul 1994,
339
18
Kur'aıı, 95/3
19
Kıır'an, 106/3-4
2
Kiır'mı. 10611-2
.
21
"Onlara 'Gökleri ve yeri kiııı yarattı?' diye sorsan, kesinliklt: 'Allah' dt:rler. Öylt:yst:, 'Allah b~na
bir zarar vermek istediğindt:, Allah'ın dışında taptıklarınızın, O'nun vt:rdiği zararı giılt:rdiğini gördünüz
mü?' diye sor .. :· Kuran, 39/38
·
°
??
.
.
-- "Gt:rçek din- yalnızca Allah'ın dinidir. Allah'ın dışında putları dost t:dint:nlt:r, biz bunlara sırf bizi
Allah'a yaklaştırsın diyt: tapıyoruz, diyl!nler arasında Allah, ayrılığa diiştüklt:ri şt:ydt: hükmünü
vt:reccktir." Kıır'mı. 39/3
?3
-- "0, kendi yaraıılı~ıııı
sorana, 'Onları, önce var
?4
uiıutup Bize örnek gösterip, 'Şu çüriiıııüş kt:ıııiklcri kiııı diriltecek?'
t:lıııiş olanın diriltecek' diye ct:vap vt:r ... " Kıır'aıı, 36178-79
- lbnü'l-Kclbi, Pııthır Kitabı (Kiıi\bü'I-Asnaın), çeviren: Beyza Düşiingt:n, Ankara 1969, 36
25
?
.
A.g.c., 39-426
A.g.c., 43-44
27
A.g.c., 27-28 .
-·-- ----·- ··-----·---
diye
Ramazan BOYACIOGLU
davranış şekli ile eski dinleri unutulmuş ve putçullik inancı yayılmıştır? Bir başka
8
neden ise, Cürhüm kabilesinden İsaf ve Naile adianııda bir erkek ile bir bayan,
Kabe'nin içinde gayri meşru ofarak cinsel ilişkide bulunmuşlar ve bu yüzden de
taşlaşrnışlaıtJ~r.. Ders alı-nsın diye bu ikisi Kabe'nin yakınındaki tepelere
dikilmişlerdir ..Ama, zamanla ikisi de tapılan putlar haline gelmişlerdir.Z 9 Belki de
bu iki kişi Kabe'nin içinde ölmüşlerdi ve ders alınsın diye heykelleri yapılarak Kabe·
yakınındaki tepelere dikilmişti.
Bu arada, Hz.Muhamm.ed'in peygamberliğinden önce, Zeyd b. Amr b.
Nüfeyl, Varaka b. Nevfel b. Ese;d b. Abdiluzza, Osman b. el-Huveyris b. Esed b.
Abdiluzza, Ubeydullah b. Cahş b. Riab gibi putları terk eden bazı Mekkeliler de
bulunmaktadır. Hatta bunlardan ZByd b. Amr b. Nüfeyl, putları kötüleyip onlardan
uzak duran ilk kişi olmuştur ve peygamberlik gelmeden önce bir gün Hz.
Muhammed, yanında Zeyd b. Harise ile birlikte Zeyd b. Amr'ın bulunduğu bir
tepeye uğramış ve genç Muhammed, yanında putlara kesilmiş kurban etinden
hazırlanmış olan azığından Zeyd b. Amr'a sunmak istemiştir. Bu azığın etinin,
putlara kesilen kurban etinden olduğunu öğrenen Zeyd b. Aınr, o azıktan yemeyi
reddetmiş ve genç Muhammed' e, putlara kesilen kurbanların etlerinden yemediğini
açıklamıştır. Bu olaydan sonra da genç Muhammed, hiçbir puta dokunmamış ve
0
· · onlar için kesilen kurbanların etlerinden yememiştir?
Hz.Muhammed'in peygamber olmadan önceki durumu ile ilgili olarak
Kur'an'da, çok az da olsa, bazı açıklamalar.yapılmıştır. Bu ayetlerden bir tanesinde
"İşte sana buyruğumuzdan bir Ruh (Kur' an) vahyettik. Sen kitap nedir, lman nedir
bilmiyordun. Fakat Biz o (Kitab)'ı bir aydınlatıcı yaptık. Onunla kullanınızdan
dilediğimizi doğruya ulaŞtırırız. Sen. de şüphesiz doğru yolu gösteriyorsun" 31
denirken; başka bir ayette, "0, seni yetim bulup barındırınadı ını? Yolunu
kaybetmiş biri olarak bulup doğruya ulaştırmadı mı? Seni yoksul bulup
zenginfeştirmedi ıni?" 32 denilmektedir. Bir ayette de Peygamberlik geldikten sonraki
hali için "Ey bürünüp sarınan. Kalk, artık uyar. Yalnızca Rabbini büyükle. Elbiseni
33
.
.
temizle. Pislikten uzaklaş" şeklinde emredilmektedir; · .
Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra şimdi de sırası ile, önce
Hz.Muhammed'in doğum tarihi üzerinde; sonr.a da d9ğumu, çocukluğu ve gençliği
a'rıında olduğu ifade edilen olağanüstü olayların bi'Ze kadar gelen rivayetleri üzerinde
durmak gerekir.
.
·
İslam Tarihi araştırmalarında cereyan eden olayların gün, ay ve yılının
tespiti oldukça önemli bir konudur. Çünkü, olayların içeriğinin anlaşılması, önceki
ve sonraki, geJişmelerle l;ı~ğlantı kurulabilmesi ve doğru sonuçlara ulaşılabilmesi
buna bağlıdır.
28
A.g.e., 26-27
.
29
A.g.e., 28
Muham~ed b. lshak b. Yesfir, Siretü ibn İshak, el-Müsemmiitü bi Kitiibi'l·Mübtedei vc'lMeb'asi ve'l-Megazi, tahkik ve ta' lik: Muhammed Hamidullah, Konya 1981,95-98
•
31
Kur' an, 42/52
32
··
Kur'iın, 93/6-8
33
Kur'an, 74/1-5
30
•.
Hz.Mıılıammed'in Vahiy Öncesi Dönemi
9
Bu yüzden günümüze kadar gelen eserleri ele al_acak Ôli.ırsak, Zührl'de
gibi, Siyerle ilgili bilgiler, pek çok hadisle iç iÇe nakledilmiş, ya da
Urve'den gelen rivayetler arasında yer alan Musa b. Ukbe'nin rivayetlerinde olduğu
gibi megazi tasniti tarzında yürütülmüştür. Daha sonraki devirlerde bu ilk tedvin ve·
tasnif çalışmaları, kesintiye hiç uğramayan rivayet geleneğiyle biriken bilgiler esas
alınarak, hem Peygamberin sireti (biyografi) ile ilgili eserler, hem de megazi türünde
günümüze kadar ulaşan eserler ortaya çıkmıştır. Öyleyse, Peygamberin sireti ile
ilgili çok sayı ve çeşitteki kaynaklarda yer alan rivayetlerin değerlendirilmesi konusu
4
günümüz araştırmaları için oldukça öneırilidir? Bir başka deyişle, hadis geleneğinde
senet tenkirline önem verilirken metin tenl<idine önem verilmemiş; megazi türti
eserlerde ise, ne senet ve ne de metf~ tenkirline önem verilmiştir. Dolayısıyla bu
konuda ciddi anlamda tarih metodolojisine ihtiyaç vardır.
olduğu
r
i
Bilindiği gibi Hi.Peygamber'den sonra, kısa zamanda gerçekleştirilen
btiytik fetihler sonucu Müslüman devletinin güçlenmesi ile fıkıh, tefsir, hadis ve
siyer gibi İslami ilimlerle uğraşanlar tarihi bilgilere de ihtiyaç duymuşlardır. Böylece
bu kişiler, bunu bilenlerden dinlemek ya da yazılı belgelerden bizzat okumak
istemişlerdir. Dahası, İran, Hind, Ttirk, Yunan, Kebt ve Roma ktilttirleriyle temasa
geçilmesi; soy itibariyle Arap olmayanların İslam'a girmeleri; ticari, zirai,
ekonomik potansiyelin genişlemesi; büyük İslam şehir merkezlerinin ortaya
çıkmaya başlaması gibi sebepler, hem Hz. Ömer döneminde takvimin ortaya
çıkmasına, hem de takip eden devirlerde Müsltimanlar arasında tarih düşüncesinin
gelişmesine yol açmıştır. Peygamberin siretinin temel kaynakları olan bu ilk dönem
İslam tarihi kaynaklarında, olay ve gelişmeler kronolojik bir sırayla verilmişse de,
takvim hem daha sonra hem de hicret başlangıç alınarak başlatıldığı için, Hz.
Muhammed'in hicretten önceki hayatını tarihlendirme9e farklı bir yöntem
kullanılmıştır. İslam öncesi Arapların, herkesçe bilinen ünlü olaylarla bağlantılı
olarak tarihlendirme yapma alışkanlıkları vardı. Örneğin Hz.Muhammed' in
peygamberliğinden Medine'ye hicretine kadar geçen dönem için "Bi'set" tarih olarak
kullanılmış, önceki dönem için ise Fil olayı tarih alınmıştır. Ancak Fil olayı.ndan
şu kadar veya bu kadar gün sonra şeklindeki ilk çıkış noktasına ve çıkışta baz alınan
gün ve ay durumuna göre Hz.Muhammed'in i.:loğum tarihi, vahyin bir süre kesilmesi
bu stireyi farklı gösteren rivayetlere göre miladi tarihle ifadelendirilmesinde farklı
5
sonuçlar çıkarabilmektedir?
.
Hz.Muhammed' in hicretten önceki yaşamını, doğum gtinünü, doğduğu ayı
ve hatia doğduğu yılı, kesin tarih belirleyerek tesbit etmenin mümkün. olup
olmadığını, elde bulunan eserlerin rivayetlerine göre ortaya koymak gerekmektedir.
Bu rivayetler birer birer ele alınıp incelenecek olursa, Peygamberin doğum
günü, ayı ve yılı ile ilgili olarak değişik görfişlerin olduğu ortaya çıkmaktadır.
Genel olarak ilk elden kaynaklarİn rivayetlerini veren İbn Kesir'in eserindeki genel
kanıya göre Hz.Muhammed'in, Pazartesi gtinü doğmuş olduğu kabul edilmiştir.
Hz.Peygamber'in Pazartesi gtinü doğmuş olduğunu belirten bir rivayette şöyle
denilmektedir: "Pazartesi günti doğmuştur, Pazartesi günü peygamber olmuştur,
Pazarteşi gtinü Mekke'den hicrete başlamıştır, Pazartesi günti Medine'ye vararak
hicretini tamamlamıştır, Pazartesi günti vefat etmiştir, Hacer-i Esved'i Pazartesi
34
Hüseyin Algül, "Hz.Muhaınmed (S.A.V.) Devri
DergisiJV, Bursa 1993, 100-102 ·
Fııkültesi
35
Algül,
ıı.g.e.,
101-102
Kronolojisi",Uiudıığ
Üniversitesi
İlahiyııt
Ramazan BOYACIOGLU
10
yerine koymuştur." Bu rivayet pek çok yerde bu şekilde verilmiş
·ol~p genel kanı da bu· doğrultuda ise de, bu rivayet le uy~fmayan başka rivayetler de
yardır ve "Cuma günü doğmuştur" diyenler de olmuştur."
günü
kaldırıp
Yine Hz.Muhammed'in
36
doğduğu
ay ile ilgili de
değişik
rivayetler
bulunmaktadır:
Bazıları
"Hz.Muhammed'in, Rebiülevvel ayının on yedisinde, Cuma günü
rivayet ederken; bazıları da, Rebiülevvel ayının ikisinde, sekizinde,
onunda, on ikisinde, on yedisinde doğduğunu rivayet etmişlerdir. Ayrıca gün
vermeksizin Ramazan ayında doğduğunu.veya Ramazan ayının on ikinci gecesi nde,
ya da Ramazan ayının on ikincisi olan Pazartesi günü doğduğunu rivayet edenler de
38
o ı muştur.
·
doğduğunu"
Doğum yılı ile ilgili; genel olarak Hz.Muhammed, "Fil yılında,
Rebiülevvel ayının on ikisinde Pazartesi günü doğmuştur" diyenierin yanında, "Fil
olayının yirmi üçüncü yılının Ramazan ayının on ikisi olan Pazartesi günü
doğmuştur" diyenler de olmuştur. Başka rivayetlerde ise "20 Nisan'da", "Zülkarneyn
takvimine göre 822 yılında" doğduğunu söyleyenler de vardır. Ayrıca "Resfilullah,
Ukaz yılında yirmi yaşındaydı. Ficar savaşı da Fil olayından yirmi yıl sonra oldu.
Kfibe binasının onarımı da Ukaz yılından on beş yıl sonra oldu. Bundan beş yıl
sonra da Muhammed'e peygamberlik verildi" diyenler ya da, "Ukaz olayı, Fil
olayından on beş yıl sonra olmuştur. Ondan on yıl sonra Kfibe binası yeniden
39
yapıldı. A;·adan on beş yıl geçtikten sonra da Muhammed'e peygamberlik verildi";
y~ da
"Fil olayı, Muhammed'in doğumundan on yıl önce olmuştur" veya,
"Hz.Pey~amber Fil olayından otuz yıl sonra", yahut "ResCılullah, Fil oLayı"ndan on
40
beş yıl öncl doğmuştur" gibi değişik rivayetler de vardır. Bir başka rivayette ise,
"R~Glullah Fil yılında doğdu. On beş yıl sonra Ukaz savaşı oldu. Fil olayının
yirıni,1ıtşinci yılının başında Kabe yeniden yapıldı. Kırkıncı yılın başında da
Resu.lullah'a peygamberlik geldi"4 1 denilmektedir.
Yine İbn Kesir'de bir rivayete göre, Arabın birisi "Ey Allah'ın Elçisi,
pazartesi oruç tutmak hakkında ne diyorsun?" diye sorunca, Peyşamher "Ben o günde
doğdum ve benim üzerime o günde Kur'an indirildi" denıiştiı:.'L İbn Abbas'tan gelen
bir rivayette ise, "ResGlullah Fil yılında Rebiülevvel ayıııııı 9n ikisinde Pazartesi
günü doğdu. Pazartesi günü Peygamber oldu. Pazaıtesi günü mirac.a çıktı. Pazartesi
43
günü hicret etti ve Pazartesi günü öldü" denilmektedir.
.
36 ı
·.O
bn Kesır, a.g.c.·JI. 411
37
.· .
· A.g.c., 411
·
38
- - 4 11-412
··A.g.c.,
39
A.g.c., 412-413
40
A.g.c., 414
4! A.g.c., 414-415
4?
- A.g.c., 411
43
A.g.c., 412
Hz.Muliammed'in Valıiy .Öncesi Dönemi
ll
· Yine İbn Kesir, "ResOiullahın annesi Muharrem ayında ve aşure gününde
kaldı. Fil olayının yirmi üçüncü yılında Ramazan ayının on ikinci gecesi
44
doğum yaptı" diyen başka bir ri vayeti vermektedir.
hamile
İbn Kes ir' deki başka rivayet) erde: örneğin Ebu Cafer el-Bakır, "Fil,
Muharrem ayının ortasında Mekke'ye geldi. ResOluilah da ondan elli beş gece sonra
doğdu" derken, bazıları da "Fil olayı ResOiullah'ın doğumundan on yıl önce
olmuştur." Ya da "Bu olay Peygamberimizin doğuinundai1 23 yıl önce olmuştur"
veya "Peygamberiıniz.Fil olayından otuz yıl sonra doğmuştur" diyenler de vardır.
Ayrıca başka bir rivayette de, "Hz. Peygamber Fil olayından kırk yıl sonra
doğmuştur" denilmiştir ki, böylece gerçekten ilginç ve garip bir tarih belirtilmiştir,
bundan daha da garip olanı, İbn Abbas'tan Halife b. Hayyat'ın naklettiği "ResOiullah
45
Fil olayından on beş yıl önce doğmuştur" şeklindeki rivayettir.
Yukanda da belirtildiği gibi İbn Kesir'in rivayetlerinde Hz.Muhaınıned, ·
"Fil olayının olduğu yıl doğmuştur" görüşü ağır basıyorsa da, bu görüşte. olmayan
. ı: vayetierin mevcut olduğu yine aynı kaynakta verilen örneklerden anlaşılmaktadır.
Ayrıca İbn Kesir'in rivayetlerinin dışınpa başka rivayetler de vardır. Bunlardan da
bazı örnekler verilecek olursa:
Örneğin Ki nan!' nin el-Muhtasar' ında, "Peygamberin Rebjülevvel ayının on
ikisinde şafak vakti Pazartesi günü doğduğu" veya "Rebiülevv~.l. ayının ikisinde,
üçünde, sekizinde, bitmesine on gün kala doğduğu", yahut "Rebiülahir ayında
doğduğu", "Safer ayında doğduğu", ya da "Ramazan ayının on ikinci gUnünde
w » rıvayet
•
d ogwd ugu
1erı• vard ır.46-
· İbn Hi şam ve İbn Kes ir, İbn İshak'tan alıntı yapıp, Hassan b. Sabit' in İbn
İshak'a: "Ben yedi sekiz yaşlarında .bir çocuktuın. Her duydtiğumu anlıyordum.
Birgün, bir Yahueli'nin yüksek bir yerden 'Ey Yahudi topluluğu!' diyerek bağırdığını
işittim. Sonra kalabalık toplanınaya başladı. Onlar adama, 'Ne oluyor' dij'e sorunca,
4
o adam 'Bu gece bir yıldız doğdu ki o Ahmed'dir' diye yanıtlamış" olduğunu
naklederlerse ele tarih belirtilmemiştir. İbn İshak'ın başka bir rivayetine göre, Said b.
Abdurrahman b. Hassan b. Sabit' e, ResOiullah'ın Medine'ye gelişinden önce Hassan
b. Sabit'in kaç yaşında olduğu sorulunca, altmış yaşında olduğunu ve Allah'ın
48
Elçisi'nin ele elli üç yaŞında bulunduğunu tarih verıneden açıklamıştır.
Taberi'deki bir rivayette ise, Hz. Muhammed' e Pazartesi günü oruç tutmak
konusunda sorulduğunda, "Ben, Pazartesi günü doğdum, Pazartesi günü peygamber
olarak gönderildim yahut bana o gü,n ilk vahiy geldi" demiştir. Bazı ri~f!yetlercle ise,
"Peygamberin. Pazartesi günü doğduğunda ve Pazartesi peygamberlik geldiğinele
ihtilaf yoktur. Ancak alimler bu Pazartesi gününün hangi ayın Paprtesi günü
olcluğp., konusunda değişik görüşteclirler., Onlardan bir kısmı· ilk Kur:an"'-ayetlerinin
Ramazan· ayının on sekizinele inmeye· başlamış olduğunu, eliğer bir kısım da
44
45
A.g.c., 412
A.g.c., 414
İzzettin b.Bedrettiıı lı.Ceınaati el-Kinani, ci-Muhtasarıı'l-Kelıir li Sireli'r-Rasill, tahkik:
Mekki el-Ani, Anıınan 1993, 22
47
İbn Hisam,
cs-Sirclii'n-Nelıeviyyc I, Beyrut 1995, 120; İlın Kesir, a.g.c. Il, 421
48
••
İbn Hişaın, cs-Sircl I, 120
46
Silıni
Ranıaz.~n BOYACIOGLU
12
Ramazan ayının yirmi dördünde inmeye başladığını, bir kısmı ise Kur'an'ın
49
Ramazan ayının on yedisinde inmiş olduğunu söylemişlerdir" denilmektedir.
Yine başka bir rivayet.e göre, Resillullah Ramazan ayında dünyaya
Bu rivayetlerde yer alan görüşlere göre, Peygamberin risaletle ·
görevlendirilişi, Kuran'ın nüzulü, Hz.Muhammed'in doğumu ile İslam nurunun
· yeryüzüne yayılışı, şirkin tevhid karşısında alçalışı ve tevhidin yüceliğinin
belirlenişi, Mekke fethedilerek şeytanın liderlikten ümidini kesişi ve put devletinin
yıkılışı; putların Mekke'den atıtışı hep Ramazan ayında olmuştur. Ayrıca, Ebrehe
ordusunun ellinci günü, ya da elli beşinci günü Peygamber doğmuştur. Bu da
Rebiülevvel ayının on ikinci gecesine denk gelmektedir. Bu rivayet de, Miladi
50
hesaba göre 20 Nisan'a denk gelmektedir.
.
gelmiştir.
.
.
İbnü'l-Esir'in, Ibn İshak'tan verdiği bir rivayete göre, "Resfilullah
Rebiülevvel ayının 12. gecesi pazartesi günü doğmuştur. Onun doğduğu ev İbn
51
Yusuf un evi olarak bilinir." Başka bir rivayette ise, sahabeden olan Mahreme de:
"Ben ve Resfilullah, her ikimiz de Fil yılında doğduk. İkimiz bir doğumluyuz".
. . 52
.
.
.
d~~r.
Başka bir rivayette, Hz. Osman bir gün Kubas b. Eşyem'e (ya da Useym),
"Sen mi daha büyüksün yoksa Resfilullah mı daha büyük?" diye sormuştu. O da ·
"Resillullah benden daha büyüktür. Fakat ben ondan daha yaşlıyım. Resfilullah Fil
yılında doğmtıştu. Ben .Fil olayından bir yıl sonra fılin gübresini bozulmuş ve
yeşillenmiş bir halde gör!llüşümdür" şeklinde cevap vermiştir. 53
·
Asım Köksal'ın verdiği
bilgiye göre,
Mısırlı
bilginlerden Mahmut Feteki
Paşa, Peygamberimizin doğumunun, Miladi olarak 20 Nisan 571 Pazartesi gününe
· rastfadığını hesaplainıştır. Böylece, Peygamberimizin doğumu da kendinden önceki
peygamberlerin
54
rastı amıştır. .
doğumları
Mısırlı
Mahmut
gibi Kamer menzillerinden üç
Paşanın yaptığı
yıldızın doğuşu zamanına
hesaplardan yola
çıkarak şu
.sonuca
varılmıştır:
· 1) Sahlh-i Buhfirl'ye göre Hz. Peygamber, oğlu İbrahim'in ölümü gününde
Bu olay hicretin IO.yılında olmuştur. O zaman Peygamber 63
yaşında idi.
güneş tutulmuştu.
2) Bu güneş tutulmasının, 7 Kanun-ısani 632 yılında saat 8:30'da olduğu
·
anlaşılmıştır.
3) Bu hesap esas tutularak 63 kameru Y!l geri döndürülürse, Hz.
Peygamberjn 571 'de doğduğu ortaya çıkiır.
~::r;ri/Milletler Hükümdarlar Tarihi IV, çeviren: Zfikir Kadiri UG'~N~Ahıııet TEMIR,
Istanbul 1992, M.E.B.yayınlan, 85-86
50
Ebu Zehra, Muhammed, Son Peygamiıer Hz. Muhammed I, çeviren: Mehmet Keskin, istanbul
ı 993, 152-153
·.
51
lbnü' I-Esir, el"Kfiıııil fi't· Tarih I, Beyrut.tarlhsiz, 462
.· .
52
lbn lshak , es-Sire, 27
·.
53
lbn K~sir, a.g.e. Il, 413; Köks~l, İslam:i;et ve Hz.Muhamıııed (Mekke Devri}, Istanbul 1936, 54
54
KÖksal, a.g.e., 54; Mehmet Hüseyin Heykel, Hz. Muhammed Mustafa, çeviren: Ömer Rıza
Doğru[, lstanbur1945, 38{
19
i:
il
w
Hz.Mulıammed'in Valıiy · Öncesi Dönemi
I2. günü
13
4) Bu doğumun Rebiyülevvel ayının pazartesi günü ve bu ayın _8. günti ile
arasında olduğu kesinleşir.
·
5) Hesap sonucu bugünün 9'una tesadüf ettiği
anlaşılmaktadır.
55
Yine. İbn İshak'tan alınan ·bir rivayette, Uka.z yılında, yani Ficar
savaşlarının olduğu yıl Resfilullah'ın ~O yaşların.da oldu~u belirtilmiştir. 56 İbn
Kesir'deki rivayetlerde ise, Ficar savaşı patlak verdiği zaman Hz.Muhammed, lO
yaşlarında, ya da 14 veya 15 yaşlarındaydı 57 denilrnekt~dir. O halde Ficar savaşının
tarihi de tartışmalıdır.
Görüldüğü gibi Peygamberin doğumuyla ilgili pek çok değişik rivay~tler
. vardır ve gün, ay ve y_ıl olarak da birbirinden oldukça farklıdırl~r.
Eldeki kaynaklardan yola çıkarak İslam Ansiklopedisi'nd~-'~Muhammed';
maddesini yazan Fr. Buhl'a göre, Hz. Peygamberin Fil yılında doğmuş olduğu
rivayet1 pek de tarihi olmayan çalışmalara dayanmaktadır. Gerçekte, Eorehe'nin
Mekke'ye saldırısı 570 yılından çok önce vuku bulmuş olmalıdır. Bütün bu tarihi
hesaplara rağmen Lammens pek de esassız olmayan bazı tereddütler ortaya atmıştır
ki, buna göre Peygamberin Medine'ye hicreti ve oradaki faaliyeti esnasında 50
yaşlarında olmamalıdır. 580 veya bunu takip eden yıllar, hakikate uygun olarak,
.
.
*
Peygamberin doğum senesi olarak kabul edilebilir ve Kur'andaki ömür tabiri de
58
böylece aşağı yukarı 30 yıllık bir devreyi ifade eder.
·
Hz. Peygamberimizin doğduğu gün, ay ve yıl üzerindeki ihtilafların
hikmetini anlamak biraz da İslam'ın ruhuna nüfuz etmeye bağı'ıdır. Eğer
Hz.Peygainber'in zamanında bu önemli olay üzerinde durulsaydı, kesin olarak
Hz.Peygamber'in doğum taiihi, gün, ay ve yıl olarak belirlenebiiirdi ve bütün bu
ihtilatları gidermek de mümkün olabilirdi. Peygamberin yaşamı ile ilgili olarak en
küçük ayrıntıları veren bir nesil için bu çok kolay bir iş olurdu. "O halde bu kolay
iş niçin yapılmadı? Yahut niçin ihmal edildi?" sorusuna uıun bir cevap verilecek
olursa, İslamiyette kutsallık, bir varlık ile sınırlandırılmıştir; o da Yüce Allah'tır.
Başka hiçbir varlığa ve hiçbir şeye kutsaliık vermek uygun değildir. Onun için islam .
anlayışında mukaddes gün, mukaddes adam, mukaddes hatıra, mukaddes şey yoktur.
·Allah' ın dışındaki varlıklara, kişilere ve nesnelere atfedilen kutsallık izafidir. Bazı
yerler ve nesneler yaptığı görev ve taşıdığı hatıra bakımından bir değer ifade eder~
Yoksa mukaddes değildir. Müslümanlar, putperestliğin herhangi bir şekline
saptıracak her hareketten sakınmışlar ve bunun için 'gereken her tedbiri almışlardır.
Daha sonraki Müslümanlar ise peygamberin doğduğu güne kutsiyet atfetmek
arzusuyla hareket ederek, araştırmalar yapmışlar ve bu yüzden anlaşmazlıklara:
düşmüşlerdir. Bu anlaşmazlıklar Hz.Peygamber dönemindeki Müslümanların· çok
derin ve yüksek manalı hareketi karşısında değersiz kalmıştır. Çünkü Hz.
Peygamberi anmak ve onu tebcil etmek isteyen bir Müslümanın herhangi bir güne
sapianmasına gerek yoktur. Kıyınet günde ve saatte değil, şahsiyettedir. Ve o
şahsiyetin tanınmasındadır. O şahsiyete karşı gösterilecek hürmet şu veya bugünde
55 Heyke ı , a.g.e., 38
56
İbn İshak, es-Sire, 27
57İ
*
58
bn
. a.g.e. Il, 450 .
Kesır,
"Ben bundan
öııcc aranızda
bir ömür buluıımiıştum.
Fr. Bu hi, "Muhammed", M.E.B.
Aklıııızı kullanııııyor
İslam Ansiklopedisi VIII, Istanbul
musunuz?" Kur'an, 10/16
1971, 453
Ramazan BOYACIOGLU
14
merasim yapmakla· ifa
edilmiş·
olu namaz. Ancak onun getirdiklerine en samimi
bağlarla bağlanarak ve onları yaşatarak yerine getirilir. Bu yüzden ilk Müslüman lar,
güzel günlerin anılarını belli bir zamanla sınırlamak istememişlerdir. Bu inceliği
anlamayanlar gün, ay ve yıl belirlemek için ihtilaflara düşmüşlerdir ve bu
aykırılıkların içinden çıkamamışlardır. Gerçekten Müslümanların, 'Kutsal günler:'
diye bir şey tanımamış olmaları, onların en belirgin özelliklerinden biri olmuştur.
Çünkü gün ve saate bereket veren gerçek neden, o günü yaşama tarzı ile ilgilidir. O
gün ve saati insanca ve Müslümanca ·yaşayan, Hz. Peygamberi kendisine rehber ve
59
örnek alan kişi, umulan her bereketi gerçekleştirmiş olur.
Bu görüşü belirttikten sonra, Hz.Muhammed'in doğumu anında meydana
rivayet edilen olağanüstü olaylar üzerinde durulacak olursa, tüm klasik tarih
·kitaplarında bunlara yer verilmiş olduğu görülür. Yalnız, baş·lıca bilgi kaynaklarım ız
'o!an kHisik kitaplardaki bu rivay~tlerj,).}lf~tla ele alıp bunların kaynağını bulmaya
çalışarak irdelemek gerekmektedir. Bunları ifade etmek için kullanılan verilen
olağanüstü (harikulade) kelimesi, olağanın üstünde, ya da eşyanın doğası dışında
geldiği
anlamında kullanılır.
Rivayetlerde, ,Resfilullah'ın doğduğu gece pek çok olağanüstü olaydan
bahsedilir. Öyle ki o zamana dek böyle olağanüstü haller yaşanmamıştır ve Mekke
koyu bir dlhili ye karanhğı içinde )'üzmektedir. Bu olayları değerlendirirken o devri n
şartlarında insanları_n .peygamberin doğuşunu algılayış kapasitelerini dikkate alarak
ve her kutsal varlığa atfedilen ve onda olması gerektiğine inanılan, olmadığı. takdirde
bir eksikliğin olacağı inancı bulunan pek çok insan vardır. Bundan hareketle bu
konuyla ilgili rivayetleri iyi incelemek gerekmektedir.
Peygamberin doğumu anında olmuş olduğu rivayet edilen
eseriere dayanarak şöylece sıralayabiliriz:
olağanüstü
olayları değişik
Hz. Muhammed'in annesi Arnine henüz haınileyken rüyasında, "Sen
en hayırlısına hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğinde her hasedcinin
şerrinde n korunması. için bir ve tek olana sığınırım de, adını Ahmed veya
60
Muhammed koy" diyen bir sesle uyafımıştı.
insanların
Yakubi'den gelen rivayetlerde de, peygamb~rin doğduğu gece bazı
olayJar meydana gelmiş ve Kisra'nın sarayından on dört burç çatırdayarak
yıkılmış, İranlıların bin yıldan beri yanan. ateşleri sönmüş, Sema ve vadisi taşıp;
6
sular altında kalmıŞ ve Save gölü kurumuştur. ı
olağanüstü
Bu anlatılan olağanüstü olaylar biraz daha geniş olarak verilirse, rivayete
göre Hz.Muhaınıned'in doğduğu gece: Kisra'nın sarayı sarsılmış, bu sarsılma
sonucunda olu~an çatlak Müslümanların .İran'ı ele geçirmelerinden sonra da, uzun
6
süre kalmıştır ve sarayın on dört balkonu yere düşmüş, İran'daki Mecfisflerin bin
yıldan beri kesintisiz yanmakta olan ateşleri sönmüş, Buhayra gölü kurumuş ve aynı
gece Kisra rüyasında bir takım develerin, soylu atları önlerine katarak, Dicle'yi
59
•
Heykeı, a.g.e., 37-38
60
lbn Hişam, es-Sirc ı: ı20; Hüseyin Aıgül, Alemiere Rahmet Hz. Muhammed, Ankara
6
ı Yakubi, Tarih Il, 5-6
.
2
Hasan b. Ömer b. Ha bi b, el-Mukteia min Sireti'l Mustafa, Kalıire ı 996, 34
?
ı994, ı2
··
Hz.Mıılıammed 'in
Valıiy
Öncesi Dönemi
15
geçtiklerini ve İran topraklarına yayıldıklarını görınüştiir. * Kisra sabah uyandığında
rüyadan telaşlanmıştır. Bunu bir müddet belli etınemeğe çalışmış ise de
vezirlerine ve Mecusl ulularına açıklamaktan kendini alaınaınış; tacını giyip tahtına
oturduktan sonra, onları huzurunda toplamış ve rüyasında gördüklerini onlara
bildirmiştir. O sırada Mecusl ateşinin tamamen sönqüğü hakkında gelen bir mektup
ise, Kisra'nın üzüntüsünü büsbütün arttırmıştır. Kisra'nm adamları rüya ile ilgili
olarak Kisra'ya "Arap bölgelerinde mühim bir şeyin vuku bulacağına işaret olabilir"
diye yanıtlamışlardır. Bunun üzeriı:ıe Kisra, Basra valisi Nuınan b. Münzir'e bir
mektup göndererek "Bana; kendisine soracağım bazı şeylere cevap verebilecek bilgili
bir kişi gönder", diyerek ondan bir adam istemiştir. Numan da ona, Abdülmesih b.
Amr b. Hayyan b. Bukayle el-Gassanl'yi göndermişti. Ama Abdülınesih, Kisra'nın
rüyasını çözemeıniş -ve omi Şam bölgesinde oturan bilgii\ dayısının bunu
çözebileceğini söylemiştir. Bunun üzerine Kisra, "Öyleyse sen hemen ona git, sana
sorduğum şeyleri ona sor, cevabını da bana getir." deyip Abdülmesih'i göndermiştir.
Abdülmesih ölmek üzere olan dayısı Satih'in yanına ulaşmış ve sorduğu soruya:
"Ey Abdülmesih okünma çoğaldığında ve büyük bastonun sahibi peygamber olarak
gönderildjJ?;jn~e, Semave vadisi su baskınına uğradığında: Save gölü kuruduğunda,
Mecusl ateşi söndüğünde, Şam artık Satih için· aynı Şam olmayacaktır.
Sasaniler'den sarsılıp yıkılan burçlar sayısınca, kral kraliçe'·gelecek ve artık olacak
olacaktır" demiş ve ölmüştür. Abdülmesih de Kisra'nın yanına gelip dayısı Satih'in
63
söylediklerini ona bildirmiştir.
·
gördüğü
Yukarıda da belirtildiği gibi, Mecusllerin bin yıldan beri kesintisiz
yanmakta olan ateşleri, bu doğum esnasında sönmüş ve yeniden yaktıklarında eskisi
gibi güçlü bir şekilde deği~ gayet zayıf bir şekilde yanmıştır. Doğum gecesi
4
kararilık nfirla aydınlanmıştır.
Yine Hz.Muhammed'in doğduğu gece putlar, yerlerinden sarsılıp yüz üstü
yere düşmüşlerdir. Habeş kralı Necfişl, bazı olağanüstü durumlara tanık olmu~ ve
Hz.Muhammed' in doğumu ile birlikte bir nur ortaya çıkarak Şam saraylarını onlara
göstermiştir. Hz.Muhammed'in kendisi ise başını göğe kaldırınış diz üstü çökmüş
gibi bir durumda doğmuş ve üzerine kapatılan çömlek ikiye bölünınüştür. Ayrıca
doğduğu evde bir nlr görülmüş, gökierdeki yıldızlar o eve yaklaşmışlar ve buna
65
benzer olağanüsti.i olaylar görülmüştür.
Başka
bir rivayette ise, Hz.Muhammed doğduğu zaman beraberinde bir de
ve bu nur o_na, doğu ile batı arasını baştan başa aydınlatıp göstermiştir.
rivayete göre de, Hz.Muhammed doğarken birlikte çıkan nur Şam
- saraylarını ve caddelerini aydınlatmış ve hatta Busra'daki develerin boyunları bile o
aydııılıkta görülmüştür. Doğduğu evde ise her nereye bakılırsa orası nlr olmuş ve
yıldızlara bakanlar yıldızların üzerlerine düşeceklerini sanınışlardır. Bir başka
rivayette ise, Hz.Muhaınıned doğarken beraberinde çıkan nlrun aydınlığı ile Bizans
çıkmış
Başka bir
nlr
sarayları görül'müştür.
66
-------------:-
* Benzer bir rüyayı Kisra'nın baş kadısının gönııüş olduğu da rivayet edilir.
53-54
63
lbn Kcsir, a.g,e. ll, 422-424; Köksal, a.g.e., 53-55
64
..
Hasan b. ümer, ci-Muktcffi, 34
65
lbn Kesir, a.g.c. ll, 420
66
A.g.c., 4 ı 6-4 ı 7
Bakınız
Köksal, a.g.e. I.
Ramazan BOYACJ'OGLU
16
Hz.Muhammed
beşikte
iken parmağıyla aya
işaret
t;derek
anlaşılmaz şeyler
söylemiş ve ay da onun gösterdiği yöne yönelmiş, ay ile konuşmuş, ay da onunla
konuşmuş ve ağlamaması için onu avutriıuştur. Arş'ın altında secde ederken onun
. . . .
.
. 67
.
sesını ışıtmıştır.
.·
Mekke' ye yerleşip ticaret yapan Yahudinin biri, Hz.Muhammed' in doğduğu
Kureyş toplumuna, "Ey Kureş bu gece bir çocuğunuz oldu mu?" diye sormuş,
onların, "bilmiyoruz" demeleri üzerine "Eğer böyle bir doğum olmamışsa mesele
yok. Bana bakın ve söyleyeceklerimi iyice k~fanıza koyun. Bu gece doğan çocuk, bu
gece
son ümmetin peygamberi olacaktır. İki omuzu arasında, at ye(esi gibi peşpeşe
tüyleri olan bir belirti vardır. İki gece süt emmeyecektir. Çünkü cinlerd~n bir ifrit,
parmağını onun ağzına koyup süt emmesini engelleyecektir." demiştir. Bundan
sonra Abdülmuttalib' in oğlu Abdullah'ın bir oğlu olduğunu. ve ·adının da
Muhammed konduğunu öğrenen bir kısım Kureyşli, durumu Yahudiye
bildirmişlerdir. Sonra birlikte Arnine'nin evine gitmişler, Yahudi çocuğu görünce
bayılıp düşmüştür. Ayılınca, "Vallahi peygamberlik İsrailoğullarının elinden çıktı
artık. Buna sevindiniz değil mi ey Kureşyliler? Allah'a andolsun ki, o size öyle bir
68
zor verecek ve öyle bir güce erişecek ki, haberi, doğudan ve batıdan çıkacaktır;"
demiştir.
·
Başka
bir Yahudi ise Medine'de Yahudileri
doğan Ahmed'in yıldızı dogdu." demiştir.
69
başına toplamış
ve "Bu gece
Hz.Muhammed'in annesi Arnine b. Vehb, çocuğuna hamile iken ona,
ki sen bu ümmetin efendisini taşıyorsun. O doğduğu· zaman adını
Muhammed koy. Çünkü onun Tevrat'taki ve İncil'deki adı Ahmed' dir. Yer ve gö~
70
ehli onu övüyorlar. Onun Furkan'daki adı ise Muhammed'dir." denmiştir v~
Anıine ona hamile kaldığında kendisine doğudan batıya kadar ortalığı aydınlatan bir
·~•
ı
71
nırun geçtıgını an atmıştır.
"Şüphesiz
A
•
Bir
başka
rivayete göre, sütanne Halime, Resulullah'ta
gördüğü bazı
değişiklikler üzerine çocuğu annesine getirmeye karar vermiştir. Arnine'ye gerekçe
olarak çocuğa şeytanların ilişmesinden korktuğunu söylemiş ve Arnine ise, "Ben
ona hamile iken benden Şam saraylarını aydınlatan bir nlrun çıktığını gördüm.
Valiahi ona hamileliğim sırasında hiç sıkıntı çekmedim. Sonra onu doğurduğumda
72
elleri üzerine başı semaya gelecek şekilde idi." demiştir.
Başka bir rivayette ise, Rasululah'a hamile iken bir zat'ın gelerek
Amine'ye, "Sen bu ümmetin en hayırlısına hamilesin. O doğduğunda adını
Muhammed koy" dediği ve Arnine'nin doğum yaptığında 9nunla birlikte bir nurun
çıktığının görüldüğü belirtilir. 73
·
A.g.c., 418
68
69
A.g.e., 420-421
A.g.c., 421
70. .
lbn Ishak, 22
71
72
73
lbn Kesir, a.g.c. Il, 416
•
A.g.c., 432
ibn
.
Hişaııı, cs-Sirc I.
120
Hz.Mııliammed'in
Va/ıiy Öncesi Dönemi
17
Yine bir rivayette yer aldığına göre, Hz.Muhaınıned doğumundan önce ana
rahminde iken Allah onun yüzü suyu hürmetine Fil sahiplerini yani Ebrehe ve
ordusunu geri pUskürtmüş, kurdukları tuzağı boşa çıkarmıştır. Annesinin karnında
iken Allah Arnine'de fevkalade haller izhar etmiş, hamilelik ınüddeti uzun sürmüş
74
olsa da, annesi yine de bir zahmetle_karşılaşmamıştır.
.
Doğum
hadisesinin Arnine ifadesiyle bir
başka
nakline göre de, Arnine
diğer kadınlar gibi gebelik zahmeti çekmemiş, gebelere arız olan ağırlıkları
görmemiş,
bir gece rüyasında bir adam, "Çocuğunun adını Muhammed koy." demiş,
doğum başlayınca kulağına şiddetli bir ses gelmiş ve korkınaya başlamış, bu sırada
bir ak kuş gelmiş ve kanadı ile arkasını sıvamış, ondan korku halleri geçmiş, yan
tarafına bakınca beyaz bir kase ile şerbet sunmuş! ar, içince her tarafı nlrla dolmuş ve
Muhammed doğmuş, etrafına bakınca Abdümenaf kıziarına benzer uzun boylu çok
sayıda kızın dalaştığını görmüş, şaşkınlıkla "Yarabbi bunlar kimlerdir acaba?" diye
75
.
sormuştur...,.··
Benzer başka bir rivayete göre ise, Muhammed'in doğum gecesinde
Arnine'nin yanında Abdurrahman b. Avfın annesi Şifa hatunla, Osman b. Ebu'IAs'ın {lnnesi Fatına hatun bulunüyormuş, Şifa hatun ebelik görevini yapmış,
Peygamber doğduğunda o günün geleneğine uyarak üzerine büyük bir çanak
konulmuş, Cahiliye devrinde geceleyin doğan çocuğu bir çanağın altına koymak,
ortalık aydınlanana dek ona bakmamak adet olduğundan böyle yapılmış, fakat
çanağın ikiye ayrıldığı ve peygamberin gözlerini göğe dikip, parmağını emdiği
gözlenıniş, o gece Arnine'nin yanında bulunan kadınlardan Fatnın'nın evi nlrla
76
dolmuş, yıldızların sanki üzerlerine dökülecek gibi sarktıkları görülınüştür.
.
Yine bir rivayette, Hz.Muhammed
doğduğunda
sema
ıneteorlarla
aydınlanmış, tüm şeytanlar ondan uzak tutulmuş ve başı seınaya dönük, gözleri
bakar halde kalmıştır.
78
dogmuştur.
77
Doğduğunda secde eder bir halde ve baş parmağını emerek
V
. Bazı kişilere
o
·
göre de, Allah ilk olarak Hz.
tvıuhaınmed'in
nilrunu ve ruhunu
yaratmıştır. Hz.Muhaınıned'in nilru, Hz. Adeın'den itibaren de Şit, İdris, İbrahim,
İsmail, Kusay yoluyla, Abdümenafa kadar nesilden nesi_le intikal etmiş, sonra
Abdülmuttalib'e ve
oğlu Abuullah'a ve ondan da Arnine'ye geçıniştir?
9
Hz.Mu~aınıned'in sünnetli doğduğuyin ilgili rivayetlerde de ihtilaflar vardır.
rivayetlerde sünnetli doğduğu söylenmişken, bazılarında da dedesinin onu
Perşembe günü sünnet ettirdiği, sünnetten sonra da bir davet verdiği ve çocuğun
80
adını Muhammed. koyduğu belirtilmiştir.
.
Bazı
74
Ebu
Zelıra
I, 146
Celaleddin Karakılıç. Hz. Muhammed'in
37-38
76
Köks::ıl, a.g.c. Il, 42
75
77
Hasan b.
..
Oıııer,
cl-Muktcffi, 35
Hayatı
ve
Eşsiz Ahlak ve Faziletleri I, Ankara
1972,
Burh::ıneddiıı ei-Halebl, es-Siretü'l Halebiyye I, Beyrut-Uibnan 1044,56-57
79
M. Zeki Karnka ya, "Hz. Peygamber'in Hayatı", Kutlu Doğum Hartası II, Ankara 1990, 53-54
80
Berzahullah Ahmed. cs-~iretü'n- Nebeviyye. Riy::ıd 1992, 107
78
Ali b.
Ramazan BOYACIOGLU
18
İbn Kesir'deki bir kaç rivayette, Hz.Muhammed'in sünnetli ve göbeği kesik
bir halde doğduğu veedep yerlı<rini kimsenin görmediği belirtilirken; bu ri vayetiere
ters bir kaç rivayet ise, Abdülmuttalip'in peygamberimizi sünnet ettirdiği ve o gün
81
Kureyş'e ziyafet verdiği şeklindedir.
Bazı kişilere göre de, Hz.Muhammed, sünnetli,
nübüvvet mührü ile doğmuştur.B2
_.
göGeği
kesik ve
arkasında
Kısacası yukarıda verilen örneklere benzer, Hz.Muhammed'in doğumu ile
ilgili daha pek çok rivayet vardır. Bu rivayetlerde anlatılanlardan bir kısmını, aşağıda
anla):ılacağı üzere, bazı kişiler "irhfis" olarak anlatmaktaclırlar. Bunım anlamı bir
peygamberin gönderilmesinden önce, gönclerileceğine işiiret olmak üzere çıkan
olağanüstü ellirumlar olarak vc:ırilmekteclir. 83
Bu k,elimeyi Durmuş Özbek, bir insanın peygamber olmadan önce,
Peygamberlik davası ve iddiası olmaksızın elinde meydana gelen "harika" kavramı
ile açıklar ve "irhfis" kavramı~ da, "Peygamberliğe aday olan kişi, peygamber olarak
gönderileceği ne delalet eden harlkulacle· olayla karşılaşır: Bu konuda Hz. İsa' nın
beşikteyken konuşması, Hz. Muhammed'e çocukluk ve gençliğinde bazı taş ve
ağaçların selam vermesi, yine Hz. Muhammecl'i jeygamberliğinden önce sürekli
8
bulutun gölgelemesi" gibi olayları örnek gösterir.
Yine Özbek, Taftazanl'nin "Şerhu'l-Makasıd" adlı eserinden örnek
göstererek, harikulacle olayı, Peygamberimiz yaparsa irhfis, başkası yaparsa keramet
'olarak adlandırır. Nübüvvet öncesi olayların mucize kapsamına giremeyeceğini, zira
bunların "meydan okuma" taşımadığını belirtir. Bu konuyla ilgili yazısıııda:
Muhakkik alimiere göre, Nebinin bi'setine taalluk eden barikulade olaylar,·
nübüvvetten önce olmuşsa ve Nebiclen zı.ihur etmişse kabul edllir. Hz. Muhammed
hakkında bazı elıl-i kitap ile kahinierin haber verdiği hususlar gibi olaylar irhastır.
Yani bi'setin temelini atmak ve kurmak tır. Y!lk'Sa bu harikulade olaylar bu vasıtlf!rı:
taşımıyorsa o zaman sırf keramettir. Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ın
alnındaki nur gibi. Uluhiyyet davasında bulunanın elinde barikulade bir olayın
meydana gelmesi' gibi: Çünkü aksi halde kat'i cleliller, bÖyle bir adaİnın
yalancılığına delalet eder. Halbuki, nebilik cla~asında bulunan kimse için böyle
değildir. İşte bunun için harikulade olayın uluhiyyet davasında bulunan kişinin
elinde zuhur etmesini alimler caiz görmüşlerdir. Peygamberlik davasında bulunan
kimsenin elinde barikulade olayların"zuhurunu caiz görmem işlerdir. 85
·
İrhiis ile ilgili bu tür açıklamaları belirttikten sonra, Hz. Muhammed' den
zuhur edip etmediğini daha iyi anlamak için, onun doğumu anında vukl
bulduğu rivay·~t edilen olağanüsl'ii olaylarla ilgili bu rivayetler üzerinde durmak
·gerekir.
irhfis'ın
Günümüzün bazı ha'dis. eleştiricileri;.Hz .. Peygamber' in doğuınuyla ilgili
olarak, Amine'nin hamile olduktan,.sonJfll hiç g~di_k sıkıntısı çekmemiş olması
81
lbn Kesir, a.g.c.II, 417-418
82 Kanıkılıç, a.g.c. I, 38
83
Ferit Develliaği u, Osınanhca-Türkçe Ansiklopedik Lfıgat, Ankara I<J84, ?33
84
Durmuş Özbek, "Harikulade Olay.lar", Selçuk Üniversitesi İlalıiyat l'akiiltesi Dergisi VIII, Konya
1997, 168-185
. 85
Bakıı;ız: Özbek. a.g.d .•. 184-185
Hz.Mıılıammed 'in
Valıiy Öncesi Dönemi
19
gibi, harikuladelikleri anlatan rivayetleri mevzu olarak kabul etmişler; Hz.
Peygamber'in anne karnından doğumuna kadarki süreçle ilgili rivayetler ise,
özellikle tarih ve siyer kitaplarında bulunduğu halde, çok güvenilir hadis kitaplarında
bulunmadığını vurgulamışlar, tarih ve siyer kitaplarında metin tenkit usuflerine
dikkat edilmemiş olduğunu dile getirmişlerdir. Hz. Peygamberin doğumu sırasında
yanında, sonradan İslfım ile şeretlenmiş, herhangi bir sahabini n· bulunduğu sahih
olarak bizlere kadar gelmediğinden bu rivayetlerin kabul edilmezliğini
belirtniişlerdir. Resulullah'ın dünyayı şereflendirmesiyle ilgili rivayetler içinde
birincisinin halk arasında yaygın olarak dolaşan rivayetler, ikincisinin ise Hz.
Peygamber'in kendisinden gelen rivayetler olduğunu açıkladıktan sonra, birinci
ihtimal göz önünde bulundurulduğunda, Hz. Muhammed'in doğumu sırasında
harikulade bir durum söz konusu olsaydı bunun herkes arasmda yayı lacağını, böylece
Resuluilah nübüvvetini ilan ettiğinde itirazların söz konusu olmayacağını; ikinci
i~timal olarak da, Resulullah'ın doğumunda yaşanan harikulade hallerin, eğer
kendisinin anlattığı gibi kabul edilecek olursa, bu durunıda bunların güvenilir
kaynaklarda niçin bulunmadığı sorusunun akla gelmekte olduğunu açıklamışlardır.
Hz. Peygamberin herşeyini aktaran hadisçiler, onun nübüvvetini destekleyen bir
unsur olan bu hadiseleri mutlaka rivayet edeceklerini anlattıktan sonra, bu
86
rivayetlerin güvenilir olmadığını bildirmektedirler.
Bütüı)
bu
anlatılanlar
ele alıp incelenecek olursa:
1- Doğum günü, doğduğu ay ve yıl bile kesin olarak belirlenememiş olan
bir kimsenin doğduğu yılda olduğu rivayet edilen olaylar hiç de mantıklı değildir.
2- Hz.Muhammed'in Adem'den beri gelen hir nur ile yüceltilmek
istenilmesi, ya da doğurq anında böyle bir nurun çıkması ve bütün çevreyi
aydıntatmış olması gibi olayların anlatılması, hem Kur'an'a, hem akıla, hem bilime
ve hem de Sünnetullah'a ters düşmektedir. Eğer Hz.Muhaııımed bazılarının dediği
gibi doğuşundan itibaren peygamber olmuş olsaydı, bu Kur'an'da belirtilirdi. Kaldı
ki, yukarıda da beliıtildiği gibi, peygamberliğinden önce Hz.Muhammed kitap nedir
iman nedir bilmeyen bir kişidir. Öyleyse gerçek nur Kur'an'ın nfirudur, yani
Kur' an: ın ay d ınlatmasıd ır.
insanlara felaketierin verilmiş
çünkü ortada uyarmasını yapmış bir elçi ya da bir nebf yoktur.
87
Bu durum Kur' an' daki, "U yarıcıları olmayan hiçbir ülkeyi hel ak etmedik" ayetine ·
ters düşmektedir. Öyle ise, Kur'an ile birlikte yıkılanlar Kisra'nın sarayı değil,
bütün karanlıklardır. Sönen Mecusf ateşi değil, bütün dünyadaki küfüı: ve zulmün
ateşidir. Kuruyan şey Save gölü değil, insanlığa yapılan zulınün kurututmak
istenıııesidir. Eğer anlatılan bu olaylardan bir kaçı olmuş olsaydı, Hz.Muhammed,
Kureyş'i İslfım'a davet etmeye başladığı zaman bunları kullanır, Kureyş'i ve bazı
Yahudileri de bunlara şfıhit gösterirciL Dahası Hz.Muhanımed, oğlu İbrahim'in
öldüğü güne denk gelen güneş tutulmasını, İbrahim'in, ölümü ile irtibatlandırinak
isteyenlere, "Güneş ve Ay, Allah'ın birliğine ve b~ükliiğiine iki şahittirler. Onlar,
8
kimsenin ölümü ve dirimi ile ilgili değildirler." diyerek, bu olağanüstü olay
karşışında halka çok önemli bir uyarıda bulunmuştur. Burada insanın aklına,
3-
Hz.Muhanımed'in doğumu anında bazı
olması düşünülemez,
86
87
88
Bakınız: Eııhiya Yıltlırıııı, Hadis Problemleri, l~tanbul
Kur' an, 26/208
İhn
Kcsir, a.g.c. V. 514
1996, 149-l.'iO
Ramazan BOYACIOGLU
20
'
"Hz.Muhammed doğduğunda Mecusllerin bin yıldan beri yanmakta olan ateşleri
ise, yine Allah'ın yüce bir peygamberi olan Hz.lsa doğduğu zaman aynı ateş
niçin sönmemiştir?" sorusu gelmektedir. Öyleyse Hz.Muhaınıned'in doğumuna denk
gelen dönemde bazı olağanüstü· olaylar olmuşsa bile, bu11ları onun doğumu ile
irtibatlandırmakyanlıştır. Bunlar bütünüy!e sübjektif değerlendirmelere dayanır.
·
sönmüş
4- Yine anlatıldığı gibi Hz.Muhammed, doğduğu zaman putlar yerinden
yüz üstü düşınüşlerse, daha sonra Kabe' nin içinde ve dışında bulunan putlar,
o daha sonra Kabe'yi ziyaret ettiği zaman ve özellikle peygamber olduktan sonra
niçin sarsılıp düşmemişlerdir.
sarsılıp
5- İslam öncesinde güvenilir bir kişiliği olmasına rağmen vahiyden yoksun
temiz bir nur ile doğmuş ve daha sonra kalbi açılıp
temizlenmiş olsaydı, Kur'an'da, " .. Yalnızca Rabbini büyükle. Elbiseni temizle.
Pislikten uzaklaş" emrine muhatap olur muydu? Ya da "(Allah) seni yolunu
kaybetmiş biri olarak bulup doğruya ulaştırınadı ını?" açıklamasına, ya da "Sen
kitap nedir, lınan nedir bilmiyordun" hitabına muhatap olur muydu?
olan
Hz.Muhaınıned, eğer
Kısacası bu olayları gerçek olarak kabul edecek olursak daha bunun gibi
akla pek çok soru gelir.
6- Anlatılan bu olağanüstü rivayetler, belki Hz.Muhamıned'i yüceltmek
için )!apılınaktadır. Burada bir art niyet aramak belki uygun olmayabilir. Ancak bu
durumda neredeyse Hristiyanların yaptığı gibi, bunları uyduranların yalnızca, haşa
"oğuldur" demedikleri kalmıştır. Hatta zamanımızcia bile Hz.Muhammmed'i
90
ilahlaştıran yazılar yazılnıaktadır. 89 Oysa bütün peygamberler beş~r olduğu gibi,
91
· Hz.Muhammed de beşerdir. Yüce Allah, bir beşer olan Hz. Muhammed'e
92
peygamberlik vererek ve alemiere bir rahmet olarak göndermiş, son peygambel:ı
olduğunu bildirerek ve bütün insanlara bir müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderip94
onu yücelteceği kadar yüceltmiştir.
Hz.Mulıaınıned'in doğumu
ile ilgili olarak anlatılan bu olağanüstü
peygamberlik öncesine ait de yine buna benzer olağanüstü olaylar
anlatılmaktadır. Örneğin bir bulutun onu sürekli takip ettiği ve gölgelediği; 95 yolda
96
giderken taş ve ağaçların onu selamladığı; göğsünün yarıldığı, kalbinin şeytani
hırs ve arzulardan yıkanıp temizlendikten ve pıhtılaşınış kan çıkarıldıktan sonra
97
yeniden eski haline döndürüldüğü vs. gibi rivayetler de vardır.
olayların yanında
89
Hz.Mııhaııııned'i övgüdeaşırı gideııleıin tenkirli ile ilgili olarak bakınız: Alııııet ÖNKAL, "islfiııı
Tarihçiliğinde Tarafsızlık
90
Problemi", Islami Araştırmalar Dergisi lll, Ankara 1992, 189-195
Kur'an, 14111
91
Kur'an, 17/93, IR/110.41/6
9?
- Kıır'an, 211107
93
Kur' an, 33/40
94
Kıır'ıın, 34/28
95
.
lbıı Kesır, a.g.e. Il, 443-445
96
A.g.c.III, 21,23,25.27
97
A.g.c.II, 432; a.g.c.lll, 23; Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV, 102. 106
Hz.Mıılıammed'in
Valiiy Öncesi Dönemi
21
ya da karnının yarılması eğer rüyada görmüş olduğu bir
ifadesi ile ruhen gönlünün rahata ·kavuşturulup yükünün
hafıtletilmesi 98 olayıdır ve bu olay da peygamberliği dönemi ile ilgilidir. Öyleyse
anlatılan bu türden olağanüstü olaylarla ilgili olarak, belki Hz.Muhammed,
peygamber olmadan önce peygamberliğe ruhsal hazırlık kabilinden değişik rüyalar
görmüştür. Belki bunları aniayıp kavrayamamış olabilir. Kur'an'da belirtildiği gibi,
Hz. Yusuf da rüyasında gördüklerini babasına, "Babacığım! Gerçekten ben on bir
yıldızla güneşi ve ayı rüyamda bana secde ederlerken gördüm." diyerek aniatıtuş ve
99
babas; da ona bu rüyasını kardeşlerine anlatmamasını söylemiştir. Zaten bir
riva:yette Hz.Muhammed, karnının yarılması olayını rüyada gÖrdüğünü
belirtmiştir 100 ve ilk vahiy de sadık rüyalar şeklinde, tan yerinin aydınlığı gibi açık
olara~ meydana gelmiştir. 101 Eğer "irhas" kelimesini mutlaka kullanmak gerekirse.
bu anlamda kullanılabilir.
·
Onun
olay
göğsünün
değilse, Kur'an'ın
Burada şunu da belirtmek gerekir
aniayıp kavramış olsaydı, kendisine ilk
ki, Hz. Muhammed bütün bu gördüklerini
defa Cebrail geldiği zaman kendisini
iyilikten uzaktaşmış olan bir şair, bir mecnln, ya da bir ıneczub görerek bunalıma
girmez ve doğruolup olmadığını b~lemediğimiz bu bunalım ile dağın tepesine çıkıp
10
intihar girişiminde bulunmazdı. - Ayrıca yine rivayetlere göre Hz. Muhammed,
kendisine Cebrail adında bir meleğin geldiğini ve peygamberliğinin ilk anlarında
yaşadığı olayları eşi Hatice'ye anlatınca, Araplar'da Cebrail konusunda fazla bir bilgi
olmadığından Hatice, eşinin cinnet getirmiş. olabileceği endişesini de taşır halde,
bilgi almak için önce Mekke yakınında yaşayan bir rahibe, sonra Utbe b. Rebia'nın
Hristiyan köle~i Addas'a, sonra da Hristiyanlığı kabul etmiş olan Varaka b. Nevfel'e
baş vurmuştur. Varaka'nın, "Korkarım ki ona gelen, Cebrail'den başbısıdır. Çünkü
bazı şeytanlar, bir kısım insanı saptırmak için Cebrail siretine girip ona benzerler..
Amaçları akıl sahibi kişileri, deli ve mecnln etmektir." diye görüş bildirmesi üzerine
Hatice, endişeli bir şekilde Varaka'nın yanından ayrılmış olmalıdır. Bundan sonra da
"Nin, kaleme ve yazdıklarına ant olsun ki, Rabbinin nimeti sayesinde sen mecnln
değilsin" (68/1-2) ayeti inmiştir. 103
Sonuç olarak başta Kur'an olmak üzere, akla, mantığa ve Kur'an'da
Sünnetullah olarak belirtilen Allah'ın kanuniarına ters düşen bu tür rivayetleri
doğruymuş gibi kabul etmek Müslümanlara hiç bir şey kazandırmadığı gibi,
evrensel İslam inancından da pek çok şeyi alıp götürür. Hz.Muhaınmed'in İslam
öncesi ·hayatı ile ilgili ayetlerde de belirtildiği gibi, o güvenilir kişiliği (el-emin)
olmasına rağmen, peygamberliğinden önce kitap nedir lman nedir bilmeyen; 104
dalalette (vahiy ve peygamberlikten uzak, yolunu kaybetmiş olan biri) iken hidayete
çıkarılan; 105 elbisesini temizlemesi, pisliklerden uzaklaşması istenilen 106 bir kişidir
Kur'an, 9411-3
99
Kur'an, 12/4-5
100
İbn Kesir, a.g.c. III. 23 ·
ı 01 Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV, 92
ı 02 ilmi Kesir, a.g.c. III. 28; Milletler ve Hükümdarlar Tarihi IV, 96-97
103
lbn Kesir, a.g.c. III, 25-26
ı04K ur ' an, 4?f5?
- __
105
Kur'an, 93n·
106
Kur'an, 74/4-5
Ramazan BOYACIOGLU.
22
ve hatta bazı tarih kitaplarında onunla ilgili olarak, "kavminin dininde iken, el107
Uzza'ya boz bir koyun sunduğu" belirtilmekte,
"kimi kez gece eğlencesine
V'"
.. 'ki erın
. top ı antısına katı ı mış 109
yazı ı ma kta, IOıs" zaman zaman muşrı
katı ı ma k .ıste d'ıgı
olduğu" dile getirilmekte, "putlara kesilen etlerden yediği" anlatılmaktadır 110 ki, bu
rivayetlerin doğruluğu da tartışılır. Ama onun peygamberliği ile birlikte durum
tamamiyle değişmiş ve o insanlığın kurtuluşu için seçilip gönderilmiştir.
Onunla ilgili olarak
anlatılan
harikulfide olaylar Hz.Muhammed'in
yüceliğine bir katkıda bulunmaz. Ancak onu efsaneleştirir. Ama o, bu tür olaylardan
medet uman bir kişi değildir. Onun en büyük mlcizesi, kıyamete kadar, düşünüp
üreten bütün varlıkları hayran birakacak olan, Allah'ın ona göndermiş olduğu Yüce
Kur'an'dır. Bu yüce Kur'an'ı ise en güzel, düşünen, araştıran, aklını kullanan,
yüksek bilgili uzman kişiler anlar. Kur'an'da geçmiş ve gelecek herkes için bir nasip
varsa da, onun getirdiği İslam, daha ziyade bilgili, eğitimli ve ahlaklı modern
toplumların, yani gelecek nesillerin daha iyi aniayacakları bir dindir demek daha
uygun olur.
107
108
İbn ııl-Kelbi, 32
Ib n Kesir, ıı.g.e. Il, 448
109
A.g.e., 449
110.
.
Ilm Ishıık, 98
Download