günah keçisi aranıyor

advertisement
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
GÜNAH KEÇİSİ ARANIYOR
Goeben ve Breslau’ın 4-10 Ağustos 1914 tarihleri arasında başarılı bir harekat ile
İngiliz filosunun elinden kaçarak Çanakkale boğazından içeri girmesi ve nihayet 16
Ağustos 1914 günü Yavuz Sultan Selim ve Midilli olarak Osmanlı donanmasına
katılması Almanya tarafında bir zafer olarak değerlendirilirken İngiliz donanması
için bir utanç vesilesi oldu ve bu olayın sorumluları aranmaya başladı. Bu olaydan
sorumlu tutulması olası insanlar arasında 1. Deniz Lordu Churchill, Akdeniz Filosu
komutanı Amiral Milne ve 1. Kruvazör Filosu komutanı Amiral Troubridge
bulunuyordu. Churchill 30 Temmuz 1914 günü gönderdiği ve Akdeniz filosunun
kendisinden üstün kuvvetlerle savaşa girmemesini emrettiği mesaj nedeniyle
sorumlu tutulabilirdi. Amiral Milne Akdeniz filosu komutanı olarak Goeben ve
Breslau Messina’da kömür ikmali yaparken boğazın iki ucunu güçlü filosu ile abluka
altına alarak Alman gemilerinin kaçmasına engel olmamakla suçlanıyordu. Amiral
Troubridge ise 7 Ağustos gecesi Goeben ve Breslau’a saldırma şansı olduğu halde
bunu kullanmamakla suçlanıyordu. Amiral Troubridge bu konuda kendi komutası
altında olacağı söylendiği halde verilmeyen iki muharebe kruvazörü nedeniyle
Amiral Milne’i suçluyordu. Amiral Troubridge ayrıca
kendisini Goeben’e
saldırmanın intihar olacağı yönünde şartlandırdığı gerekçesiyle Defence
kruvazörünün komutanı Kaptan Fawcet Wray’i de suçluyordu.
12 Ağustos günü Ege’de bulunan Amiral Milne’e Inflexible muharebe kruvazörü ile
Malta’ya gitmesi ve burada komutayı Fransız Amiral Lapeyrere’e bırakarak
İngiltere’ye dönmesi bildirildi. Amiral Milne 14 Ağustos günü vardığı Malta’dan
hareket etmeden önce Ege’de bulunan Amiral Troubridge’e bir mektup yazdı. Bu
mektupta Amiral Milne Troubridge’e Alman gemilerine saldırmamasının
nedenlerini anladığını belirttikten sonra Alman gemilerinin 3-4 knot hız
kaybetmelerine sebep olacak bir saldırı yapılmış olması durumunda kendisinin
muharebe kruvazörleri ile yetişerek Goeben ve Breslau’u batırmış olabileceğini
anlatıyordu. Böylece Milne üstü kapalı olarak Alman gemilerinin kaçmasından
Amiral Troubridge’i sorumlu tutuyordu.
Amiral Troubridge 17 Ağustos günü Amiral Milne’e yazdığı cevapta kendisinden
Goeben’e saldırmasını nasıl beklediğini anlamadığını belirtiyordu. Çünkü
Troubridge’e göre 1. zırhlı kruvazör filosu Goeben’e saldırmış olsaydı Goeben İngiliz
gemilerinin birkaçını batırdıktan sonra yine rahatlıkla Çanakkale’ye kaçacaktı.
Amiral Troubridge mektubunda Alman gemilerinin kaçışında asıl sorumlunun
kendisine iki muharebe kruvazörünü vermeyen Amiral Milne olduğunu ima
ediyordu. Aynı gün Amiral Milne İngiltere’ye dönmek üzere Inflexible muharebe
kruvazörü ile Malta’dan ayrıldı.
Aynı gün yapılan İngiliz kabine toplantısında Goeben ve Breslau’ın Osmanlı
donanmasına katılması ile Osmanlı hükümetine artık güvenilemeyeceği ve Osmanlı
ordusunun Mısır ve Süveyş kanalı üzerinde tehdit oluşturabileceği konusu gündeme
geldi. Aynı toplantıda İstanbul’da bulunan Goeben ve Breslau’ın Karadeniz’e çıkıp
Rus filo ve limanlarına saldırması olasılığı da tartışıldı. Kabinenin şahin üyesi
Churchill kabine toplantısında çok radikal öneriler getirdi ve hatta İstanbul’a bir
121
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
torpidobot filotillası gönderilerek Goeben’in İstanbul’da batırılmasını dahi önerdi.
Ancak kabine Osmanlı hükümetinin tavrının ne olacağının beklenmesi kararı aldı.
Churchill, Goeben ve Breslau’ın Osmanlı hükümeti tarafından satın alınması olayını
bir oyun olarak değerlendiriyor ve Alman mürettebatın gemiyi terk etmeyerek bir
şekilde tekrar savaş sahnesine çıkacağına inanıyordu. Bu düşünceyle Amiral
Souchon’un tekrar Akdeniz’e çıkarak kendisini bir kez daha küçük düşürmesini
önlemek üzere Çanakkale ağzında Indomitable ve Indefatigable muharebe
kruvazörlerini görevlendirmişti. Bu güçlü gemiler başka cephelerde çok yararlı
olabilecekleri halde Çanakkale açıklarında hiç bir işe yaramadan beklemekteydi.
18 Ağustos günü Çanakkale boğazı ağzında bekleyen gemilerin kıdemli komutanı
Kaptan Kennedy Boğaz Müstahkem Mevki Komutanlığı’na bir mektup gönderdi ve
Goeben ve Breslau’ın Osmanlı donanması envanterinde kayıtlı olup olmadığını ve
Alman zabit ve mürettebatın nerede ve hangi sıfatla bulunduğunu sordu. Osmanlı
hükümeti Kaptan Kennedy’nin bu girişimini içişlerine müdahale olarak
değerlendirdi ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa bu konuda İngiliz Büyükelçisi Mallet’e
protestolarını iletti. Kaptan Kennedy’nin politik bir kriz yaratmasından korkan
İngiliz hükümeti 19 Ağustos günü Kaptan Kennedy komutasındaki Indomitable
muharebe kruvazörünü Cebelitarık’a çekme kararı aldı. Çanakkale boğazı
çıkışındaki filonun komutanlığına bir amiralin atanmasının politik açıdan daha
uygun olacağı düşünüldü ve bu göreve getirilen Amiral Troubridge Indefatigable
muharebe kruvazörüne geçerek görevine başladı.
Bu günlerde Alman ordularının Fransa ve Belçika üzerine yaptığı saldırıların şiddeti
giderek artıyordu ve nihayet 20 Ağustos günü Alman birlikleri Brüksel’e girdi.
Alman ordularının başarısı Osmanlı kabinesinde tarafsızlık yanlılarını zor durumda
bırakırken Enver Paşa’nın elini güçlendiriyordu. Sadrazam Said Halim Paşa ve
Maliye Nazırı Cavid Bey savaşa girmenin delilik olacağını ve mutlaka tarafsızlığın
korunması gerektiğini düşünüyordu. Fransa’ya karşı eğilimi olan Bahriye Nazırı
Cemal Paşa hala İtilaf grubuyla bir savunma anlaşması imzalanabileceğini
düşünürken, Dahiliye Nazırı Talat Paşa açıktan görüş beyan etmiyordu. Kilit
konumda olan Harbiye Nazırı Enver Paşa ve dolayısıyla ordu tamamen Almanların
avucunun içindeydi. Alman ordusuna hayran olan Enver Paşa Almanya’nın savaşı
mutlaka kazanacağını düşünüyordu. Bir an önce Osmanlı ordusunu Rusya’ya karşı
harekete geçirmek niyetinde olan Alman elçisi Wangenheim ve Islah Heyeti Başkanı
Liman von Sanders Enver Paşa’yı kışkırtıyorlardı.
Almanya ile 2 Ağustos günü imzalanan ittifak anlaşmasında oyuna getirildiğine
inanan Sadrazam Said Halim Paşa ise Balkan ülkeleri ile anlaşarak tarafsızlığı
korumanın yollarını aramaktadır. Said Halim Paşa Balkan ülkeleri ile ilgili dört
senaryonun gündeme gelebileceğini düşünüyordu:
Bulgaristan ile anlaşarak Almanya tarafında savaşa girmek,
Romanya ve Bulgaristan ile bir savunma anlaşması imzalayarak tarafsız
kalmak,
Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ile dörtlü savunma bloğu oluşturmak,
Yunanistan ile savunma ittifakı yaparak tarafsız kalmak.
122
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
Bu kritik günlerde Balkan ülkeleri arasında çok ciddi bir güven problemi
yaşanmaktaydı. Sırbistan Bulgaristan’dan, Bulgaristan Romanya’dan, Yunanistan ise
Bulgaristan ve Osmanlı devletinden endişe ediyordu.
Bütün bu gelişmeler sırasında kazanlarında arızalar olan Yavuz Sultan Selim’in
tamiri sürüyordu ve Eylül’den önce bitmesi beklenmiyordu. İngilizlerde hakim olan
görüş Osmanlı kabinesinin Yavuz Sultan Selim’in onarımı bitene kadar kendilerini
oyalayacakları daha sonra Alman gemilerinin Karadeniz’e çıkarak Rus liman ve
gemilerine saldıracağı şeklindeydi. Bu arada İngilizler Osmanlı ordularının Mısır’a
saldırmasından endişe etmekteydi ve bu nedenle takviye birlikleri yoldaydı. Bu
birlikler 28 Ağustos’ta Mısır’a varacaktı.
24 Ağustos’ta Amiral Milne Inflexible muharebe kruvazörü ile Devonport’a vardı
ancak İngiliz Donanma Karargahı tarafından çok soğuk karşılandı. Savaştan önce
parlak bir geleceğe sahip olduğu düşünülen Amiral Milne gözden düşmüştü. 25
Ağustos günü Donanma Karargahı Goeben ve Breslau’ın kaçışından sorumlu
tutulanlar arasında bulunan Amiral Milne’den iki konu hakkında yazılı savunma
istedi.
Bizerta’da kömür ikmali yapmış olan Indomitable muharebe kruvazörü neden
Amiral Troubridge’in filosunu desteklemek yerine tekrar ikmal için Malta’ya
gönderildi.
Alman gemilerini izleyen tek İngiliz savaş gemisi olan Gloucester neden geri
çağrıldı ve neden yerine Dublin görevlendirilmedi.
Aynı gün İngiliz Donanma Karargahı’ndan Çanakkale açıklarındaki İngiliz filosunun
komutanlığı görevini sürdüren Amiral Troubridge’e 7 Ağustos gecesi kaçmakta olan
düşman gemilerine (Goeben ve Breslau) neden saldırmadığı konusunda savunmasını
isteyen bir mesaj gönderildi.
Amiral Milne ve Amiral Troubridge savunmalarında birbirlerini suçluyorlardı.
Amiral Troubridge 7 Ağustos gecesi kumanda ettiği dört ağır kruvazörün hızının 17
knot ve top menzillerinin 8000 yarda ile sınırlı olduğunu belirttikten sonra bu filo ile
Goeben’e saldırmasının filodaki gemilerin imhasından başka bir netice ile
sonuçlanamayacağını düşündüğünü belirtiyordu. Troubridge Amiral Milne’in iki
muharebe kruvazörünü komutası altına verme sözü verdiğini ancak daha sonra bu
gemileri elinden aldığını belirterek Alman gemilerinin kaçışından dolayı Amiral
Milne’i suçladı.
Amiral Milne ise kendisine verilen savaş emirlerinde birinci önceliğin Goeben’in
Fransız nakliye gemilerine saldırmasının önlenmesi olduğunu, kendisinin de bu
planlara uygun olarak güçlü gemilerini sürekli olarak batı yönünde bir kaçışı
önlemek üzere konuşlandırdığını belirtti.
Goeben ve Breslau’ın Osmanlı donanmasına katılmış olmasına ve Amiral Souchon
Donanma komutanlığına getirilmiş olmasına rağmen hala teknik danışman sıfatıyla
İstanbul’da bulunan Amiral Limpus 26 Ağustos’ta Churchill’e gönderdiği mesajda
Osmanlı hükümetinin tarafsızlığını koruması için uğraştığını belirttikten sonra
123
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
Osmanlı hükümetinin Almanya tarafında savaş girmesi durumunda Çanakkale
boğazının geçilebilmesi için Ege’ye çıkarılacak Yunan askerlerinin Anadolu
yakasındaki tabyaları ele geçirmesi ve hızlı bir torpidobot filosunun boğazı geçerek
Gelibolu’daki Osmanlı tümenlerinin ikmal yollarını kesmesi şeklinde bir plan önerdi.
27 Ağustos günü Amiral Milne ve Amiral Troubridge’in savunmalarını inceleyen
Birinci Deniz Lordu Battenberg Alman gemilerinin kaçışından Amiral Milne’in
kusurlu olmadığı, Amiral Troubridge’in ise kusurlu olduğu kanaatine vardı. Bu
kanaate göre Amiral Troubridge’in askeri mahkemeye çıkarılıp çıkarılmayacağı
konusunda karar vermek üzere bir askeri sorgulama yapılması kararı alındı. Bu
sırada Ege’deki İngiliz filosunun komutanlığı görevini yürüten Amiral Troubridge’e
aynı gün gönderilen mesajda Goeben ve Breslau’ın hangi isim ve bayrakla olursa
olsun boğazdan çıkmaları durumunda batırılmaları emri verildi.
Bu arada Almanya bir tarafta Fransa, Belçika ve İngiltere diğer tarafta Rusya olmak
üzere iki cephede savaşmak zorunda kalmıştı. Alman orduları bir taraftan Paris
üzerine yürürken Doğu cephesinde Rus ordularının büyük saldırısı 28 Ağustos’ta
Tannenberg’de Hindenburg ve Ludendorf’un büyük taktik başarısı ile durdurulmuş
ve inisiyatif Alman tarafına geçmişti.
Goeben’i elinden kaçırmanın şokunu henüz atlamamış olan Birinci Donanma Lordu
Churchill 31 Ağustos günü Savaş Bakanı Kitchener ile görüştü ve Alman gemilerini
batırmak üzere bir İngiliz torpidobot filotillasının Marmara’ya sokulmasını önerdi.
Ancak böyle bir harekat öncesi tabyaların susturulması ve mayınların temizlenmesi
gerekiyordu. Bu harekat için birkaç Yunan tümeninin Gelibolu’ya çıkarılması fikri
önerildi ve konuyu incelemek üzere Donanma ve Savaş Bakanlığı’ndan uzmanların
toplanmasına karar verildi. Bu karar üzerine ertesi gün Savaş Bakanlığı’nda General
Caldwell ve Albay Talbot, Donanma Komutanlığı’ndan Dördüncü Deniz Lordu
Kaptan Lambert ve İkmal Başkanı Thomson toplandı. Bu toplantıda Churchill’in
talimatıyla Donanma tarafı 40-50 bin kişilik bir Yunan ordusunu Gelibolu’ya
taşıyabileceğini bildirdi ancak Savaş Bakanlığı tarafı harekatın sadece Yunan
birlikleri ile gerçekleştirilemeyeceği gerekçesi ile olumsuz tavır takındı.
Eylül başında Yavuz Sultan Selim’in onarım işleri büyük ölçüde tamamlanmıştı. Bu
arada Osmanlı donanmasının işe yarar diğer gemileri de elden geçirildi. 5 Eylül günü
Amiral Souchon Berlin’e gönderdiği mesajda Osmanlı donanmasının sekiz gün
içinde savaşa hazır hale geleceğini bildirdi. Aynı gün Alman ordusu 2 milyon asker
ile Fransa içinde ilerlemeye başladı. 13 Eylül’e kadar süren ve Marne savaşı olarak
bilinen bu saldırıda Alman orduları Paris’e giremeden durduruldular ve her iki
tarafta siperlere çekildi. Birinci Dünya Savaşı’nda Batı cephesindeki savaş bundan
sonra bir siper savaşı olarak devam etti.
6 Eylül günü Amiral Souchon Enver Paşa’ya tarafsız durumda bulunan Bulgaristan
ve Romanya’yı ikna etmek üzere bu ülke limanlarını ziyaret ederek güç gösterisi
yapma önerisi getirdi. Ancak Enver Paşa bu güç gösterisinin Bulgaristan ve
Romanya tarafından tehdit olarak algılanacağı ve ters tepki vereceği korkusuyla
Amiral Souchon’a Karadeniz’e çıkma izni vermedi.
124
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
Eylül başında Alman ordularının Batı cephesindeki başarıları İstanbul’da
Almanya’nın bu savaştan galip çıkacağı inancını pekiştirmişti. Bu inançla Osmanlı
hükümeti Almanya tarafına daha da yaklaştı. 7 Eylül günü Osmanlı hükümeti
kapitülasyonları kaldırdığını açıkladı. Bu hareket İngiltere ve Fransa tarafından
Osmanlı hükümetinin Almanya tarafında savaşa gireceğinin bir işareti olarak
algılandı.
8 Eylül günü Churchill’den Amiral Troubridge’e gelen mesaj Çanakkale
açıklarındaki İngiliz filosunun asli görevinin Goeben ve Breslau’ı batırmak olduğunu
hatırlatıyordu. Ancak Amiral Troubridge’in filo komutanlığı uzun sürmedi ve 8
Eylül’de Goeben ve Breslau’ın kaçışı olayındaki ihmali nedeniyle askeri mahkeme
tarafından İngiltere’ye geri çağrıldı.
Savaş Bakanı Kitchener’in karşı çıkmasına rağmen Churchill Çanakkale’ye saldırarak
Marmara’ya girmeye ve Alman gemilerini imha etmeye kararlıydı. Bu amaçla
Churchill Yunan Donanmasının başında bulunan İngiliz Amiral Kerr’den bir plan
hazırlamasını istemişti. Amiral Kerr hazırladığı planı 9 Eylül sabahı Atina’daki
İngiliz elçisi Eliot aracılığı ile gönderdi. Bu plana göre 2 muharebe kruvazörü, bir
zırhlı kruvazör, üç hafif kruvazör, bir destroyer filotillası ve mayın gemilerinde
oluşan bir İngiliz filosu denizden Gelibolu’ya çıkarma yapacak Yunan ordusuna
destek olacaktı. Ancak Yunan Başbakanı Venizelos bu plana katılmak için
Bulgaristan’ın da Trakya’dan savaşa katılmasını istiyordu. Bu koşulun sağlanması
mümkün görülmediğinden plan uygulanamadı.
İngiltere’ye geri çağrılan Amiral Troubridge’in yerine Churchill İstanbul’daki Islah
Heyeti Başkanı Amiral Limpus’u düşünüyordu. Amiral Limpus aynı zamanda
Osmanlı donanma komutanı da olduğundan tüm Osmanlı savunma sistemini
biliyordu. 9 Eylül günü Churchill Amiral Limpus’a iki mesaj gönderdi. Bahriye
Nazırı Cemal Paşa’ya sunulacak birinci mesajda Amiral Limpus’un başında olduğu
Islah heyetinin görevinin sona erdiği bildiriliyordu. Churchill buna gerekçe olarak
Osmanlı donanmasının Almanların eline geçmiş olmasını gösteriyordu. İkinci
mesajda Amiral Limpus’a Amiral Troubridge’in yerine Çanakkale açıklarındaki
Doğu Akdeniz Filosunun komutanlığına atandığı ve sancak gemisi olan
Indefatigable muharebe kruvazörüne geçerek filo komutanlığını devralması
bildirildi. Ancak Amiral Limpus böyle bir kararın Osmanlı hükümeti nezdinde çok
kötü bir iz bırakacağını biliyordu ve durumu İngiliz büyükelçi Mallet ile görüştü.
Aynı fikirde olan Mallet 11 Eylül günü İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na çektiği telgrafta
Osmanlı Donanma Komutanlığı yapmış olan Amiral Limpus’un niyeti boğaza
saldırmak olan bir filonun komutanlığına getirilmesinin büyük bir hata olacağını ve
Osmanlı hükümetini provake edeceğini bildirdi. Mallet mesajında Sultan Osman ve
Reşadiye gemilerine el konması ile başlayan ve İngiliz Akdeniz filosunun Goeben’in
İstanbul’a kaçmasına engel olamaması ile devam eden gerginlik sonucu ortaya çıkan
durumda Osmanlı hükümetinin İngiltere’yi suçlamasının doğal olduğunu bildirdi.
Mallet İngiliz Dışişlerine bir ara çözüm olarak Amiral Limpus ve tüm ıslah heyetinin
Malta’ya çekilmesini ve Amiral Limpus’un ancak Osmanlı devleti ile savaş çıkması
durumunda Doğu Akdeniz Filosu komutanlığına getirilmesini önerdi.
125
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
İngiltere Dışişleri Bakanı Grey Büyükelçi Mallet’in kaygılarına hak verdi ve hükümet
Amiral Limpus’un Doğu Akdeniz Filosu komutanlığına atanmasını onaylamadı.
Amiral Limpus ve İstanbul’daki İngiliz Büyükelçisi Mallet’in yaklaşımı Churchill’i
çok kızdırmıştı. Churchill’e göre Osmanlı hükümeti ile güç gösterisine dayalı
dayatmalar dışında mantıklı ve makul bir görüşme imkanı bulunamazdı.
Amiral Limpus başkanlığındaki İngiliz Islah heyetinin geri çekileceği belli olunca
Büyükelçi Mallet Limpus’un ve heyet üyelerinin bir tatsız olay olmadan hemen
İstanbul’dan ayrılmalarını istedi. 13 Eylül Pazar günü Mallet Osmanlı hükümetine
Islah heyetinin görevinin sona erdiğini resmen bildirdi. 14 Eylül Pazartesi günü
Limpus Cemal Paşa’ya veda ziyaretini yaptı. Amiral Limpus’un Cemal Paşa’ya veda
ziyaretinde bulunduğu saatlerde Enver Paşa Amiral Souchon’a filoyu manevra
amacıyla Karadeniz’e çıkarma izni verdi. Bu izin ayrıca Rus gemilerinin düşmanca
tavır takınmaları durumunda Souchon’a ateş açma yetkisini de kapsıyordu.
1 Ekim günü İngiliz Donanma Komutanlığı tarafından Goeben ve Breslau’ın
İstanbul’a kaçışı olayı ile ilgili olarak oluşturulan askeri mahkeme Amiral
Troubridge’e 5 Kasım’da sanık olarak Portland’da kurulacak askeri mahkemede
hazır bulunmasını bildirdi. Aynı mahkemeye Amiral Milne tanık sıfatıyla çağrıldı.
Goeben ve Breslau kruvazörlerinin İstanbul’a kaçışından sorumlu tutulan Amiral
Troubridge ile ilgili askeri mahkeme 5 Kasım günü Plymouth’ta Filo komutanı
Amiral Egerton’un sancak gemisi HMS Bulwark zırhlısında kuruldu. Amiral
Troubridge 7 Ağustos gecesi kaçmakta olan bir düşmana müdahele etmemekle
suçlanıyordu. Mahkeme başkanlığını Amiral Egerton ve Manş filosu komutanı
Amiral Burney, savcılığı ise Amiral Fremantle üstlenmişti. Amiral Troubridge’in
avukatlığını ünlü hukukçu ve milletvekili Leslie Scott
yapıyordu. İlk gün
duruşmada davacı durumdaki Donanma karargahı tanık olarak Defence zırhlı
kruvazörü komutanı Fawcet Wray, Donanma karargahı seyir subayı G.M. Merston
ve Troubridge’in amiri Amiral Milne’i çağırdı. Kaptan Fawcet Wray mahkemeye
Defence kruvazörünün jurnalini sundu. Merston ise sunduğu seyir haritaları ile
Troubridge’in 7 Ağustos sabahı Saat 05 sularında Goeben’in önünü kesebileceğini
gösterdi. Dört gün süren mahkemenin son günü Amiral Troubridge savunmasını
yaptı ve olayla ilgili Amiral Milne ve Kaptan Fawcet Wray’i suçladı. Mahkeme 8
Kasım’da Amiral Troubridge’i suçsuz bulduğunu açıkladı.
Goeben ve Breslau’ın İstanbul’a kaçışı olayında ceza almamalarına rağmen bu olay
İngiliz amiralleri Milne ve Troubridge için kariyerlerinin sonu oldu. Milne savaş
süresince aktif görev alamadı. Troubridge aklandıktan sonra ancak karada önemsiz
görevler alabildi. Sadece Gloucester’in komutanı Kaptan Kelly Goeben ve Breslau’a
karşı başarısız saldırıdaki cesaretinden ötürü takdirname aldı.
126
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
Breslau veya yeni adıyla Midilli kruvazörü Haliç’te
Amiral Milne’in sancak gemisi Inflexible muharebe kruvazörü
127
K. Sarıöz
Goeben’den Yavuz’a
Indefatigable muharebe kruvazörünün kıç direği ve hafif topları
Goeben ve Breslau’ın İstanbul’a kaçışının baş mimarlarından Almanya’nın İstanbul
Büyükelçisi Baron von Wangenhiem ve İstanbul’da Tarabya’daki Alman Elçilik
binası içindeki mezarı.
128
Download