TDV DIA - İslam Ansiklopedisi

advertisement
SÜVEYDT, Muhammed Emin
ye nisbet edilen Seba'ikü'~ -~eheb ii ma'riieti ensdbi'l-'Arab adlı eserin oğlu Muhammed Eml n'e ait olduğu tesbit edilmiştir.
BİBLİYOGRAFYA :
ibn Sened el-Basri, Eş{e'l-mevarid, Kahire 1313,
s. 101-109; Mahmud Şükri ei-Aıüsi, el-Miskü 'le?fer, Bağdad 1348/1930, s. 73-79; M. Cemil eş­
Şatti, Ravzü'l-beşer fi a'yani Dımaş~ fi'l-~arni 'ş­
şa liş 'aşer, Dım aşk 1365/1946, s. 64, 178-180;
ltaf:ıu 'l-rneknCın, ı , 540; ll, 105, 394-395; Hediyyetü'l-'arifin, ı, 773; K. Awad , Mu'cemCı 'l-m ü' el­
lifine'l-'lra~ıyyin, Ba ğd ad 1969, ll, 433; Hayreddin ez-Zirikli, el-A'lam, Beyrut 1389/1969, V, 170;
HalilMerdem Bek, A'yanü'l-~arni 'ş-şa liş 'aşer
fi 'l-fikr ve's-siy ase ve 'l-ictima', Beyrut 1977, s.
73-75, 165; Abdülhay ei-Kettani. Fihrisü 'l-feharis,
ll , 1008-1010; M. Muti' ei-Hf'ı.fız- Nizar Abaza ,
'Ulema' ü Dımaş~ ve a'yanüha fi'l-~a rni'ş-şaliş
' aşer el-hicrl, Dıma şk 1412/1991 , 1, 264-265;
Ömer Rıza Kehhale, Mu'cemü'l-mü'elli{in, Beyrut
1414/ 1993, ll, 506; Baytar. Jjily etü'l-beşer (nşr.
M. Behcet ei-Baytar). Beyrut 1413/1993, ll, 10761077, 1095; Salihiyye. el-Mu'cemü 'ş-şamil, lll,
23 1; Abdullah Muhammed ei-Habeşi, Cami'u'ş­
şü rCıf:ı ve'l-f:ıavaşl, Ebüzab! 1425/2004, 1, 718;
ll, 1020, 1197; lll, 1790; Mu'cemü 'l-ma/]!Cıtati'l­
mevcCıde fi mektebati İstanbul ve Anatall (haz.
Al i Rıza Karabu lut). ! baskı yeri ve tari hi yokL ll,
962; M. Yaşar Kandemir. "Münavl, Muhammed
Abdürraüf'' , DİA , XXXI, 573; a.mlf., "Nevevl" ,
a.e., XXXIII, 48.
li!
MUHAMMED
ARUÇİ
SÜVEYDİ, İzzeddin
L
ı
(bk_ İBNÜ's-SÜVEYDI).
_j
-,
SÜVEYDİ, Muhammed Emin
( IŞ..\.!,_,,~~~ )
Ebü'l-Fevz Muhammed Emın
b. All b. Muhammed Said b. Abdiilah
es-Süveydl el-Bağdadl
(ö. 1246/ 1831)
L
Akaid, fıkıh,
tasavvuf ve tarih alanlarındaki
eserleriyle tanınan
Bağdattı alim.
_j
1200 ( 1786) yılının sonlarına doğru Bağ­
dat'ta doğdu . Bazı kaynaklarda bu tarihin
1100 olarak gösterilmesi (Mahmud Ş ükrl
el-AlOsl, s. 84) bir yazım hatası olmalıdır.
İlk öğrenimini babasından yaptı. Hocaları
arasında babasından başka
bir isim zikreHalid
el-Bağdadl yoluyla intisap eden Süveydl'nin yetiştirdiği öğrenciler hakkında da bilgi yoktur. Hac dönüşü Necid bölgesindeki
veba salgınında Büreyde köyünde öldü.
Kaynaklarda Muhammed Emin'in çeşitli
ilimlerde zengin birikim sahibi olduğu belirtilmekte, onun da babası gibi erdemli
dilmemiştir. Nakşibendl tarikatına
bir hayat yaşadığı ve bölgede takdirle karşılandığı zikredilmektedir. Zaman zaman
şiir yazdığı da ifade edilir. Özellikle takvimcilik, kıble ve vakitterin belirlenmesine dair
çalışmalarıyla ön plana çıkmıştır (İhsanoğ­
lu v.dğ r. , ll, 568)
Eserleri. 1. Seba'ikü'~-~eheb ii ma'riieti ~abd'ili'l- 'Ara b. Kalkaşendl'nin Nihaye tü 'l -ereb ii ma'riteti ensdbi (kaba'ili)'l-'Arab adlı eserine zeyil olarak kaleme alınmış, 1229 (1814) yılına kadar gelen eser bazı kaynaklarda Sebd'i~u·~-~e­
heb fi ensdbi'l-'Arab diye kaydedilmiştir
(lzaf:ıu'l-meknun, ll , 2; izzeddin Alemüddin , VIII/8 [1 34711928 1. s. 452) . Ensab ilminin öneminden, erken dönem Arap tarihinden, eyyamü'l-Arab'dan bahseden eserin esas kısmı Arap kabileleri hakkında
alfabetik şekilde düzenlenmiş bir sözlük
niteliğindedir (Bağdat 1280; Bombay 1296;
Beyrut 1986; geniş bilgi içi n bk. Mi ngana,
s. 412-413; Fendik, s. 419). Z. el-İ'tibôr ii
J:ıamli'l- e siar . Zeynüddin el-lraki'nin elMugni 'an J:ıamli'l-esfdr ii 'l-esfar ii tal]rici md ii'l-İJ:ıya'i mine'l-a]]bdr adlı eserine zeyil mahiyetinde yapılmış bir çalış­
madır. Iriiki'nin İJ:ıyd 'ü 'ulCımi'd-din'de­
ki hadislerden isnadını bulamadığı, dolayısıyla mevzfı kabul ettiği 271 rivayeti Süveydl bir araya getirmiş ( n şr. Ali Rıza b .
Abdu llah b. Ali Rıza . DerneohOr [KahireJ
14 14/ 1993), naşir de Süveydl'nin dikkatinden kaçan otuz altı rivayeti kitabın sonuna eklemiştir. Müellif kitabını el-İ'tibôr ii
J:ıamli'l-esiar adıyla zikretmesine rağmen
(s . 15) naşir eseri el-MevtCı 'at fi'l-İI:ıya'
ev el-İ'tibdr ii J:ıamli'l-esiar ismiyle yayımlamıştır. 3. e t- Ta vtiJ:ı ve't-tebyin limesa'ili'l- 'İ~di 'ş-şemin. Babası Ali b. Muhammed'in el-'hdü'ş-şemin ii beyani
m esa'ili'd-din adlı eserineyazdığı bir şerh
olup (Mahmud Şü krl el-AlOsl, s. 83; Abdullah Muhammed e l - H abeşl, ll, 11 97) Bağ­
datlı ismilll Paşa tarafından ŞerJ:ıu'l- 'İ~­
di'ş-şemin adıyla da zikredilmiştir (lzaf:ıu'l­
meknün, 1, 339; ll, 105). 4. el-Cevdhirve 'l yevd~it ii ma'rifeti'l-~ıbleti ve'l-meva ~it (a.g.e., I, 38 1; yazma nü s hal a rı için bk.
Brockelmann , II. 785 ; İh sa n oğ lu v.dğ r., ll,
568; izzeddin Alemüddin, Vlll/8 [ 1347/ 19281.
s. 452) S. Kald'idü 'l -ierd'id ii şerJ:ıi'l­
Ma~iişıd . Muhammed Emin de babası
gibi Nevevi'nin akaid, ibadet ve tasawufla ilgili el-Ma~iişıd adlı risalesine bir şerh
yazmıştır (lzaf:ıu'l-meknun, Il, 238) . Yazma
nüshaları bulunan eser (Brockelmann, Il,
785; üsame e n -Nakş ibendl , IVIl 11 395/
1975 ı. s. 182) el-Feva'idü's-satı'a (el-Kevakibü 's-satı'a) ii be yani'l-ma~iişı di 'n­
naii'a adıyla da zikredilmektedir (krş . Abdullah Muhammed ei-Habeşl, lll, 1790;
ömer Rıza Kehhale, III , 144) . 6. Kalô'idü'd-dürer ii şerJ:ıi risaleti İbn Hacer.
İbn Hacer el-Heyteml'nin et-Ta'arruf fi'laşleyn ve't-taşavvui adlı eserine yapılan
şerhtir (Abdullah Muhammed el-Habe şl,
1, 603 ; izzeddin Alem üddin, Vlll/8 [ 1347/
19281. s. 451-452) 7. eş-Şdrimü'l-J:ıadid
ii 'unu~ı şô.J:ıibi Selôsili'l-J:ıadid. İbn Usffır el-Bahranl tarafından İbn Ebü'l-Hadld'in ŞerJ:ıu Nehci'l-belaga'sına reddiye mahiyetinde yazılan Seldsilü'l-J:ıadid
ii ta~idi İbn Ebi'l-Ifadid adlı esere paralel olarakyapılan bir çalışmadır (lzaf:ıu'l­
meknün, ll, 62; izzeddin Alemüddin, Vlll/8
[1347/19281. s. 452-453 ; yazma nü s h as ı
için bk. ü same en-Nakş i bendl, IVIl [ 1395/
19751. s. 187). 8. es-Sehmü 'ş -şa'ib ii'rred 'ale'l-'anid el-kaz;ib. Halid el-Bağda­
di hakkında ortaya atılan iftiralara cevap
niteliğindedir. Bağdatlı İsmail Paşa Keş­
fü'-?:-:;:;unCın'un zeylinde eseri bu adla zikretmesine rağmen Hediyyetü'l-'arifin'de es- Sehmü'ş-şd'ib li-m en sernma eş ­
şaliJ:ı bi'l-mübtedi'i'l-kaz;ib ismiyle kaydetmektedir (lzaf:ıu'l-meknun, II, 32; Hediyyetü 'l-'arifin, Il , 364; izzeddin Alemüddin ,Vlll/8 [ 1347/1928 J, s. 452) 9. D ei'u ':;:;:;:;alCım 'ani 'l-vu~ü'i ii 'ırtı hdz;e'l-ma:;:;lCım . Yine Halid el-Bağdad\"ye yönelik ithamlara cevap mahiyetinde kaleme alınan
bir eserdir. Brockelmann'daki kayıtlara göre eser, Risale ii tekiiri'ş-şeyl] Ijô.lid elKürdi en-Na~şibendi adlı bir risaJeye reddiye niteliğindedir (Brockelmann, Il , 785;
lzaf:ıu 'l-meknün, 1, 474). 10. Ri sdle ii'l-vdcib ve'l-mümkin (Şeyho , I, 93; Mahmud
Ş ü krl el-Al Cısi, s. 83; Ha lll M erdem Bek, s.
166) .
Süveydl'nin kaynaklarda adı geçen diğer
eserleri de şunlardır ; ŞerJ:ıu Tdril]i İbn
Kemal Başa, el-Kevkebü':;:;--?:dhir fi'liar~ beyn e 'ilmeyi 'l-batın ve':;:;--?:dhir,
Mu 'in ü'ş-şu'lCık 'ale's-seyri ve's-sülCık
ila m eliki'l-mülCık, el-Min eJ:ıu'l-ildhiy­
ye ii şerJ:ıi Tal]misi'l-Ldmiyye, el-Behcetü'l -marc;iıyye ii'l]tişari't-TuJ:ıie el-iş ­
na 'aşeriyye, FetJ:ıu 'r-raJ:ımdn ii m eva'i:;:;i şehri ramazan, Kitab ti'r-Red' ale'rRdiıta, Risale ii m evlidi 'n-nebi (eserlerin in listesi ve yazma nüshaları için ayrıca bk. Şeyho, I, 93; Serkls, s. 1065; Mahmud Şükrl el- Alusl, s. 83-84; Brockelmann,
Il, 785 ; lzaf:ıu'l-meknun, ı. 203, 339,38 1, 474;
ll. 2, 32, 62, 105 , 238,393 ,5 18, 575 ; Hediyyetü 'l-' ari{in, II, 364; Zirikll. VI, 267; Ömer
Rı za Kehhale, lll , 144; üsame en- Nakş i­
bendl, IVI l [1395/ 19751. s. 180, 182, 184 ,
186-1 87, 198).
BİBLİYOGRAFYA :
si'
L. Şeyho, el-Adabü 'l-'Arabiyye fl 'l-~arni 't-ta­
'aşer, Beyrut 1924, 1, 93; Serkis, Mu'cem, s.
185
SÜVEYDT, Muhammed Emin
ı 065 -1066; Mahmud Şükrl el-Aıusl, el-Miskü 'le?fer, B a ğdad 1348/1930, s . 82-84; A. Mingana,
Catalogue of the Arabic Manuscripts in the John
Rylands Library Manchester, Manchester 1934,
s. 412-4 13; Brockelmann, GAL Suppl. , ll, 785;
İza!:ıu 'l-meknün, ı , 203, 339, 381 , 474; ll, 2, 32,
62, 105, 238, 393, 518, 575; Hediyyetü 'l-'arifin,
ll , 364; K. Awad , Mu'cemü'l-mü' ellifine 'l-lrakıy­
yfn, Bağdad 1969 , ll , 433; lll, 105; a.mlf .. "elMa)Jt(ltfıtü'l-'Arabiyye fi Mektebeti' l-MetJ:ıa tl'l9ral51 bi-Bagdad", Sumer, Xlll/ 1-2, Ba ğdad 1957,
s. 59; Hayreddin ez-Zirikli, el-A'ltim, Beyrut 1389/
1969, VI, 267; HalilMerdem Bek, A' y anü 'l-karni 'ş-şaliş 'aşer fi'l-fikr ve's-siyase ve'l-ictima', Beyrut 1977, s. 166; E. Fendik, İktifa'ü 'l-kan ü' bima
hüve matbu', Kum 1409, s. 419; ömer Rıza Kehhale, Mu' cemü'l-mü'ellifin, Beyrut 1414/ 1993, lll,
144; Salihiyye, el-Mu'cemü 'ş-şamil, lll, 231; Ekmeleddin İhsanoğlu v. dğr., Osmanlı A stronomi Literatürü Tarihi, istanbul 1997 , ll, 568; Abdullah Muhammed el-Habeşl, Cami ' u 'ş-ş ürü/:ı ve 'l-/:ıav.§.şf,
EbQzabl1425/ 2004, I, 603 -604; ll, 1020, 1197;
lll , 1790; izzeddin Alemüddin, "Haza'inü'l-kütübi'l-'Arabiyye", MMİADm., vm;a (1347/ 1928). s.
449, 451-453; üsame en-Nakşibendl, "Mabtutfı­
tü ' l-ijizaneti' l-Aıüsiyye fi Mektebeti'l-Methafi'l9ral51". el-Mevrid, IV/1, Bağdad 1395/ 1975, s.
180, 182, 184, 186-187 , 198.
Iii
r
MUHAMMED
ARUÇİ
SÜVEYŞ
( ~rJ!)
L
Akd e niz ile Kızılden iz ' i
birbirine bağlayan kana l
ve b u kanala adını ve ren şehir.
_ı
1869 yılında 163 km. uzunluğunda ve
75-125 m . arasında değişen genişlikte açı­
lan kanal adını, Kızıldeniz'in kuzey kıyısın­
da Mısır' ın önemli bir liman şehri olan ve
tarihte Kulzüm adıyla bilinen eski şehrin
güneyindeki Süveyş'ten (Suveys 1 Suez)
alır. Süveyş daha çok, o civarda bulunan su
kuyuları sebebiyle hacıların deniz yolculuğuna başlamadan önce konakladıkları bir
yerdi (TSMA. nr. E. 394 5 ). Eskiden Kahire'den gelen hac yolu üzerinde bir konak olan
Süveyş zamanla ticari ve askeri bakımdan
da önem kazandı. Asya ve Afrika'dan gemilerle gelen mallar Süveyş Limanı'na iniyar, oradan kara yoluyla Akdeniz'deki Dimyat, Reşld ve İskenderiye limaniarına aktarılıyor, buradan Avrupa'ya veya Suriye'ye
gönderiliyordu. Gerek ticari önemi dolayı­
sıyla gerekse Portekizliler'e ve korsaniara
karşı bölgenin deniz güvenliğini sağlamak
amacıyla Osmanlılar da Süveyş tersanesini genişletti. Bölgedeki Cidde, İskenderiye,
Reşld ve Dimyat gibi limanlara Mısır eyaletinin idari yapısı içinde sancak statüsü
verilirken 1560'ta müstakil kaptanlık ihdas edilen Süveyş de sancak haline getirildi. Osmanlılar, Memlükler döneminden
beri mevcut olan Süveyş tersanelerinde in-
186
yapılan
tesbitler yüzünden sonuçsuz kalAncak iki denizi birbirine bağlayan ,
kayık benzeri deniz vasıtalarının geçebileceği küçük su yolları daima temiz ve ulaşıma uygun durumda tutulmuştur.
mıştır.
ll. Selim'in Akdeniz'i Kızı lden i z ' e bağ layan bir kana lı n yapı l­
masıyl a ilgili 17 Ocak 1568 tarihli fe rman ı (BA, MD, nr. 7/
72 1)
şa
ettikleri gemilerle Kızıldeniz'e ve açık
denizlere çıkma imkanı buldular. Mısır Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa 94S'te ( ı 538)
Hindistan seferine çıkarken donanmasına
ait gemileri Süveyş Tersanesi'nde inşa ettirdi. Ancak Osmanlılar, Süveyş'le Kızılde­
niz ve Hint Okyanusu'na bir çıkış yolu bulmakla birlikte Süveyş 'te hazırlanan donanmanın -arada bir kanal bulunmadığı içinAkdeniz dananınasından yardım alamaması ve deniz aşırı seferlereyeterli gelmemesi yüzünden istenilen başarıyı sağlaya­
madılar. Bu sebeple Il. Selim dönemi baş­
larında Mısır beylerbeyine 13 Receb 975
(13 Ocak 1568) tarihli bir fermanla Akdeniz'den Kızıldeniz'e bir çıkış temin etmesi
emri gönderildi.
Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlama fikri İlk­
kadar inmektedir. Milattan önce XIV.
yüzyılda firavun ll. Ramses, Kızıldeniz'den
Timsah gölüne kadar olan alanda diğer
küçük göllerden yararlanarak bir kanal açtırmış ve sonradan kumların istilasına uğ­
rayarak kullanılamaz hale gelen kanal milattan önce VI. yüzyılda yine firavunlar tarafından tekrar kazdırılmışsa da ardından
terkedilmiştir. Aynı kanal önce Roma imparatoru Hadrianus'un ( ı ı 7- 138 ). daha
sonra Hz. Ömer'in (634-6 44) emriyle Amr
b. As·ın valiliği döneminde yeniden onarı­
larak VIII. yüzyıla kadar kullanılmıştır. Ardından uzun bir süre, ı. Napolyon'un Mı­
sır'ı işgali ( ı 798) sırasında başlatmış olduğu kanal açma çalışmalarına kadar Akdeniz'le Kızıldeniz'i birbirine bağlama hususunda kayda değer bir faaliyette bulunulmamış , Napolyon'un girişimi de denizler
arasında seviye farkı bulunduğu yolunda
çağ'a
Mısır Valisi Said Paşa ' nın 1854 yılında
göreve başlamasının hemen arkasından
kanal meselesi tekrar gündeme gelerek
keşif çalışmaları başladıysa da İngiltere ve
Fransa'nın izlediği değişik politikalar sebebiyle Babtali'nin tutumu belli olmadığından
çalışmalara birkaç yıl sonra izin verilebildL
Said Paşa'nın valiliğe tayini üzerine İsken­
deriye'den öğrencilik dönemi arkadaşı olan
Fransız mühendisi Perdinand de Lesseps
onu tebrik için Mısır'a gelince projesini de
anlattı. O sırada ingiltere ve Fransa ile birlikte Rusya'ya karşı savaş hazırlığı içinde
olan Babıali (ı 856 Kırım Savaş ı ) müttefiklerinin nüfuzu altında idi. Bundan dolayı
önce ingilizler'in etkisiyle eski Hindistan
deniz yoluna itibar ettiyse de Fransa imparatoru lll. Napolyon'un desteklediği Lesseps'in projesine onayverdi (5 Ocak ı85 6).
Ancak bu onay, ingiliz tezini savunarak
kanalın açılmasına karşı çıkan Sadrazam
Mustafa Reşid Paşa'nın istifasına sebep
oldu. Yapımı sırasında İsmailiye şehrinin
kurulmasına da vesile olan kanal inşaatı 25
Nisan 1859'da başladı ve 16 Kasım 1869'da tamamlandı. O zamanki Mısır Valisi ismail Paşa ' nın Avrupa başşehirlerini dolaşarak açılış töreni için hanedan ve hükümet mensuplarını Mısır ' a davet etmesi
Sultan Abdülaziz'i öfkelendirdi ve Osmanlı Devleti açılışa pek itibar etmedi. Büyük
masraflara mal olan töreniere birçok Batılı aristokrat ve siyasetçinin yanında Emir
Abdülkadir el-Cezairi gibi islam dünyasının
tanınmış simaları da katıldı .
Said
Paşa zamanında
kanal
şirketinden
satın alınan hisse senetleri, İsmail Paşa
döneminde ciddi finansal güçlükler yü-
Sü veyş Kanalı
Download