Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman Erbil

advertisement
8
Sayı:19
30 Ocak 2017
Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan Süleyman
Erbil
Kanuni Sultan Süleyman babasının ölümü üzerine tek varis olduğu için, sorunsuz bir şekilde tahta
çıkmıştır. Kanuni Sultan Süleyman kırk altı yıllık hükümdarlık yaparak Osmanlı tahtında en uzun
süre kalan hükümdar olmuştur.
Bu dönemde fetihler yapılırken bir
yandan da kültür ve uygarlık alanında gelişmeler oldu.
Osmanlı devleti hem doğuda
hem de batıda ekonomik, siyasi
ve askeri yönden güçlü bir duruma geldi. Bu nedenle Avrupalılar
onu Muhteşem Süleyman, biz ise
yaptığı kanunlardan dolayı Kanuni
unvanıyla tanırız.
Yavuz zamanında Anadolu, Kafkasya, İran, Suriye ve Mısır’a
önem verilmişti. Memluk sorunu
çözümlenmiş, Safevi ise önemli bir tehlike olmaktan çıkmıştı.
Batı’da Venedik ve Ceneviz eski
gücünü kaybetmiş, denizlerde
İspanya ve Portekiz onların yerini almıştı. Kara Avrupa’sında
ise Avrupa’nın önemli bir kısmını
elinde tutan Kutsal Roma Germen
İmparatorluğu ve Avusturya İmparatorluğu bulunmaktaydı.
Doğu’da ve Batı’da uzun seferlere
çıkıldı. Doğu’da İran, Batı’da Macaristan ve Avusturya, denizlerde
ise Venedik, Papalık, Şarlken,
Rodos Şövalyeleri, Malta, İspanya
ve Portekiz’le savaşıldı. Fransa’ya
ise yardım edildi. Osmanlı Avrupa’da önemli bir denge unsuru
haline geldi.
BATIDA GELİŞMELER:
Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta
çıktığı sırada Osmanlı Devleti’nin
batıdaki en büyük rakibi Roma
Germen İmparatorluğu idi. Roma
Germen İmparaotu Şarlken Avusturya Kralı Ferdinand ile kardeşti.
Şarklen’in kız kardeşi, Macar Kralı
II.Layoş ile evli idi. II.Layoş’un
kız kardeşide Avusturya Kralı
Ferdinand ile evliydi. Böylece bu
ülkeler arasında akrabalık ilişkileri
kurulmuştu. Macar Kralı II.Layoş,
Osmanlılara karşı düşmanca
siyaset izlerken Şarlken ve Ferdinand’a güveniyordu.
Belgrat’ın Alınması (1521) :
Neden: Macar Kralı Osmanlıya ödemesi gereken vergilerini
ödememiş, kendisine gönderilen
Osmanlı elçisini öldürmüştü. Bu
nedenle, Kanuni Batı’ya ilk seferini düzenledi.
Sonuç: Balkanların en stratejik
kentlerinden olan Belgrat karadan
ve Tuna nehrinden gönderilen
güçlerle fethedilmiştir. Batı seferlerinde bir üs haline getirildi.
Batı’da Gelişmeler :
Fransa ile Kutsal Roma Germen
İmparatorluğunun arası açıktı.
Şarlken akrabalık ilişkileri ile İspanya, Sardunya, Sicilya, Napoli,
Hollanda ve Fransa’nın kuzeyindeki topraklara egemen olmuştu.
Öte yanda Martin Luter Papaya
isyan ederek Protestanlık mezhebini kurmuştu. İşte böyle bir
ortamda Osmanlı Devleti Macar
sorununa el atmıştı.
Alman İmparatoru Şarlken ile
Fransa Kralı I.Fransuva arasında
Avrupa’nın üstünlüğü mücadelesi
vardı. Fransa’yı tehdide başlayan
Şarlken’in bir yandan Akdeniz’e,
diğer yandan Orta Avrupa’ya egemen olmak istemesi Osmanlıyı
rahatsız etmekteydi.
I.Fransuva’nın 1525’te Şarlken’e
esir düşmesi üzerine, Fransa
Osmanlıdan yardım istedi. Avusturya’nın Macaristan üzerinde hak
iddiasına karşı çıkan Osmanlı,
Fransa’nın yardım isteğine olumlu cevap verdi. Çünkü, Almanya,
Fransa’yı da alırsa Osmanlıya
karşı büyük bir haçlı ittifakı kurulabilirdi. Bu nedenle Fransa’nın
varlığını sürdürmesi gerekiyordu.
•
, serbest kaldı. Bu durum
Osmanlı-Fransa ilişkilerinin geliş-
Erbil
nım getirilmemişti. Kışında yaklaşması üzerine kuşatma kaldırıldı.
Macaristan’ın Osmanlılara Katılması (1541) :
Macar Kralı Yanoş ölünce yerine
küçük yaştaki oğlu Sigismund
geçti. Ferdinand, Sigismund’un
krallığını tanımayarak yapmış olduğu antlaşmayı bozdu ve Budin’i
kuşattı. Bunun üzerine Kanuni
tekrar Macaristan üzerine sefere
çıktı. Budin’i aldı. Ferdinand’ın
barış isteği kabul edilerek tekrar
Osmanlı devleti hem doğuda hem
de batıda ekonomik, siyasi ve askeri yönden güçlü bir duruma geldi. Bu
nedenle Avrupalılar onu Muhteşem
Süleyman, biz ise yaptığı kanunlardan dolayı Kanuni unvanıyla tanırız.
mesine ortam hazırladı.
I.Viyana Kuşatması (1529) :
Macaristan’ın Osmanlı egemenliğine girmesi üzerine Şarlken’in
kardeşi olan Avusturya Kralı
Ferdinand, akrabalık nedeniyle
Macar tahtının kendisine ait olduğunu ileri sürerek Yanoş’un
krallığını tanımadı. Avusturya’nın
Budin’e girmesi üzerine sefere
çıkan Kanuni Budin’i işgalden kurtardı. Şarlken ve Ferdinand ortaya
çıkmadıkları için, onları savaşa
zorlamak amacıyla Viyana kuşatıldı(1529). Ancak amaç Viyana’yı
almak olmadığı için gerekli dona-
barış yapıldı. Macaristan üç bölgeye ayrıldı.
Kuzey Macaristan Avusturya’ya,
Orta Macaristan Erdel Beyliği adı
altında Osmanlı himayesindeki
Sigismund’a,
Güney Macaristan ise Budin eyaleti olarak doğrudan Osmanlılara
bağlandı.
Avusturya ile antlaşma yapılmasına rağmen Osmanlı-Avusturya
mücadelesi devam etti. Ferdinand
1551’de yeniden Erdel’in iç işlerine karıştı. Osmanlı-Avusturya
savaşları ,1562’de yeniden barış
sağlanıncaya kadar sürdü.
Erbil
Sayı:19
30 Ocak 2017
Erbil halkı, şehirlerinin tarihi
hakkında bilgi sahibi değiller
Erbil
Tüm kesimleriyle Erbil halkının
birçoğu kendi şehirlerinin tarihi hakkında fazla bilgi sahibi
değil. Tarihçiler bölge halkının
tarih bilincine sahip olmadığına dikkat çektiler.
Erbil tarihini konu alan Kürtçe,
Arapça ve Türkmence birçok
eserin bulunmasına rağmen
kent halkı kendi tarihlerinden
habersidir. Tahsil durumu iyi
olan Abdülkerim adlı vatandaş, Erbil tarihi hakkında bilgi
sahibi olmamasını okumaya
zaman bulmamasına bağladı. İnsanların kendi şehirleri
hakkında bilgi sahibi olmalarının öneminin altını çizen
vatandaş, iş hayatı ve günlük
meşguliyet nedeniyle şehrinin
tarihini okumadığını söyledi.
Esnaf Kemal Sabır, Erbil tarihi
hakkında bugüne kadar hiçbir
eser okumadığını itiraf etti.
Kitap okumaya zaman bulmadığını ifade eden vatandaş,
yoğun işleri sebebiyle okumaya zaman bulmadığını söyledi.
Her gün okuduğu gazete ve
dergilerde Erbil tarihine ender
temas edildiğini dile getiren
esnaf Kemal Sabır, kendi kenti
hakkında bilgi sahibi olması
gerektiğini kaydetti.
Dünyanın en eski şehirleri
arasında yer alan Erbil tarihi
hakkında bilgi sahibi olmayıp
Erbil’e konuşan bazı vatandaşlar “kendi şehrimizin tarihi
hakkında bilgi sahibi olmadığımız için utanıyoruz” dediler.
Sirvan Zahir adlı vatandaş,
tahsilini tamamladıktan sonra
Erbil tarihini okumaya başlayacağını söyledi.
Gazetemize konuşan bir gazete satıcısı halkın tarih kitapları
almadığına dikkat çekti. Halkın
dergi ve gazeteyi kitaba tercih ettiğini ifade eden gazete
satıcısı Nejad Saman, Erbil
halkının milli ruhunun düşük
olduğuna dikkat çekti. Saman,
yazar Mevlüt Behali’nin “Erbil’i
böyle gördüm” adlı eserinin iyi
satış yaptığını söyledi.
Bölgedeki tarihçiler, halkın
tarih bilincinin düşük olduğuna
inanıyorlar.
Çağdaş tarihte mastır diplomasına sahip Şuan Muhammet Emin, bu durumun
sadece Erbil halkı için geçerli
olmadığını söyledi. Selahaddin Üniversitesi öğretmenleri
olarak Kürdistan Tarih Bilinci
Cemiyeti adında bir organizasyona sahip olduklarını ifade
eden Emin, hedeflerinin halkta
tarih bilinci yaratmak olduğunu
savundu. Erbil’in eski ve uzun
bir tarihe sahip bir kent olduğunu belirten Emin, kentin İslam döneminde de adının geçtiğini söyledi. Tarih kitaplarının
İmtiyaz Sahibi:Mahmut Çelebi
Dizayn: Roman Yusuf
pazarda satıldığını dile getiren
öğretmen Emin, halkın tarihe
önem vermediğini kaydetti.
Erbil tarihinin yoğun bir şekilde işlenmediğini belirten diğer
bir öğretmen ise halkın tarih
kitaplarını okumadığına dikkat
7
medyanın da duyarısız olduğunu söyledi. Televizyonlarda
tarih içerikli programların az
olduğuna dikkat çeken Şerif
“Televizyonlarda sunulan bu
programlar akademik değil”.
Belgesellere önem verilmesi-
Gazetemize konuşan bir gazete
satıcısı halkın tarih kitapları almadığına dikkat çekti. Halkın dergi
ve gazeteyi kitaba tercih ettiğini
ifade eden gazete satıcısı Nejad
Saman, Erbil halkının milli ruhunun düşük olduğuna dikkat çekti.
Saman, yazar Mevlüt Behali’nin
“Erbil’i böyle gördüm” adlı eserinin iyi satış yaptığını söyledi
çekti. Çağdaş tarihte mastır
diplomasına sahip Hoşank
Muhammet Şerif, Erbil tarihinin, son dönemlerde bir takım
mastır ve doktora tezine konu
olduğunu belirtti. Bu durumun
sevindirici olduğunu ifade
eden Şerif, tarihi konulara
Kürtçe Bölüm Müdürü: İsa Abdülkahhar
ni talep eden öğretim üyesi,
gazete ve dergilerin sayfalarında tarihi konulara yer
vermelerinin öneminin altını
çizdi.
Şerif bunun halkın tarih bilincinin artmasında önemli olduğunu savundu.
Arapça Bölüm Müdürü: Nazım Saiğ
Adres: Erbil Zanyari Mahallesi, Ahmet Çelebi Caddesi
Türkçe Bölüm Müdürü: Dilşat Terzi
Tiraj:2000
6
Erbil
Sayı:19
30 Ocak 2017
Bursaspor Tunahan Akdoğan’a emanet
Erbil
Bursaspor, Süper Lig’in 19. haftasında yarın deplasmanda Başakşehir ile karşılaşacak. Hamzaoğlu’nun gönderilmesinin ardından henüz teknik direktör bulamayan
yeşil-beyazlıların başında yarınki mücadelede U21 Teknik
Sorumlusu Tunahan Akdoğan olacak.
Spor Toto Süper Lig’de son 3 maçtır rakiplerinden puan
alamayan yeşil-beyazlılarda, 18. hafta mücadelesinde
Timsah Arena’da oynanan Adanaspor mücadelesinde
alınan 1-0’lık mağlubiyetin ardından Teknik Direktör
Hamza Hamzaoğlu ile yollar ayrılmıştı. Deneyimli çalıştırıcı ile yolların ayrılmasının üzerinden 1 hafta geçmesine
rağmen Bursaspor yönetimi, temas kurduğu Prosinecki ve
Tayfun Korkut gibi isimlerden sonuç çıkaramazken, bu süreçte takımı da U21 Teknik Sorumlusu Tunahan Akdoğan
çalıştırdı.
TAKIMIN BAŞINDA TUNAHAN AKDOĞAN ÇIKACAK
Kupada oynanan Ümraniyespor mücadelesinde takımın
başında yer alan Akdoğan, yarınki Başakşehir karşılaşmasında da bu görevi üstlenecek. Yarın saat 15.00’de
Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma için bugün İstanbul’a gidecek olan Timsah, 42 gün
sonra sahadan galibiyetle ayrılmanın hesaplarını yapıyor.
SÜPER LİG’DE 20. RANDEVU
İki takım yarın oynayacakları karşılaşma ile birlikte Süper
Lig’de 20. kez karşı karşıya gelecek. Daha önce oynanan
19 müsabakada yeşil-beyazlılar, 7 kez sahadan galibiyetle ayrılırken, 6 mücadele ise Başakşehir’in üstünlüğü ile
sonuçlandı.
BAŞAKŞEHİR 14 MAÇTIR YENİLMİYOR
Ev sahibi ekip, Süper Lig’de sahasında oynadığı son
14 maçta rakiplerine boyun eğmezken, bu maçlarda 10
galibiyet, 4 beraberlik elde etti. 14 maçlık periyotta rakip
filelere 34 gol gönderen turuncu-lacivertli ekip, kalesinde
ise 12 gol gördü.
JOHN FORMA GİYEMEYECEK
Bursaspor’da sezonu kapatan Bilal Kısa, Furkan Özçal,
Serdar Kurtuluş ve Emre Taşdemir’in dışında sakatlığı
süren Josua John yarınki mücadelede yer almayacak.
DÜDÜK HALİS ÖZKAHYA’DA
Yarın saat 15.00’de Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda
başlayacak olan müsabakayı Halis Özkahya yönetecek.
Özkahya’nın yardımcılıklarını Mustafa Emre Eyisoy ve
Serkan Olguncan yapacak. Müsabakanın dördüncü hakemi ise Bahattin Şimşek.
Fenerbahçe’de sarı alarm!
Erbil
Fenerbahçe’de Kayserispor maçı öncesi 3 futbolcu
sarı kart ceza sınırında bulunuyor.
Fenerbahçe, Spor Toto Süper Lig’in 19. haftasında yarın deplasmanda Kayserispor’la karşı karşıya
gelecek. Ligde geçen hafta Medipol Başakşehir’e ilk
yenilgisini tattırarak zirve iddiasını sürdüren sarı-lacivertliler, Kayseri deplasmanında puan kaybı yaşamak
istemiyor. Geride kalan 19 hafta sonunda 35 puanla
4. sırada bulunan Fenerbahçe, lider Beşiktaş’ın 6
puan gerisinde yer alıyor. Son 4 haftadır kaybetmeyen
sarı-lacivertliler, bu sezon deplasmanda ise 8 maçta 5
galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgi aldı.
Ev sahibi Kayserispor ise teknik direktör Sergen Yalçın
yönetiminde ilk galibiyetini Fenerbahçe karşısında
arayacak. Yalçın yönetimindeki Kayserispor sahaya
çıktığı iki lig maçında da gol atamazken, deplasmanda Medipol Başakşehir’e 5-0 yenildi, Akhisar Belediyespor’la 0-0 berabere kaldı.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadı’nda
saat 19.00’da başlayacak maçı hakem Mete Kalkavan
yönetecek.
ÜÇ EKSİK
Fenerbahçe, 3 futbolcusundan yoksun bir şekilde Kayserispor karşısına çıkacak. Sarı-lacivertlilerde sakatlıkları bulunan Volkan Şen ve Ozan Tufan’ın Kayseri
deplasmanına götürülmesi beklenmiyor. Afrika Uluslar
Kupası’nda Senegal Milli Takımı’nda yer alan Moussa
Sow da Kayserispor maçında forma giyemeyecek.
Geçen hafta sakatlığı nedeniyle Medipol Başakşehir karşılaşmasında oynayamayan Mehmet Topal ile
Aatıf Chahechouhe ise iyileşerek takıma döndü. Öte
yandan Fenerbahçe’de kadro dışı bırakılan Emmanuel Emenike ve Gregory van der Wiel de Kayserispor
maçında yer almayacak. KART CEZA SINIRINDAKİ
FUTBOLCULAR Fenerbahçe’de Kayserispor maçı
öncesi 3 futbolcu sarı kart ceza sınırında bulunuyor.
Sarı-lacivertlilerde Hasan Ali Kaldırım, Jeremain Lens
ve sakatlığı bulunan Ozan Tufan, Süper Lig’de geride kalan haftalarda üçer sarı kart gördü. Kayserispor
karşısında oynaması beklenen Hasan Ali ve Lens, sarı
kart görmeleri durumunda ligin 20. haftasında Bursaspor deplasmanında forma giyemeyecek.
Thunder, Westbrook’la kazandı
Erbil
Oklahoma City Thunder, yıldız
oyuncusu Russell Westbrook’un
skorer oyununun yardımıyla
Dallas Mavericks’i 11 sayı farkla
mağlup etti. Paul George’un 32
sayıyla oynadığı maçta Indiana
Pacers, deplasmanda Minesota
Timberwolves’u 109-103 yendi.
Amerikan Basketbol Ligi’nde
(NBA) Russell Westbrook’un 45
sayıyla yıldızlaştığı maçta Oklahoma City Thunder, konuk ettiği Dallas Mavericks’i 109-98 mağlup etti.
NBA’e 4 maçla devam edildi. Batı
Konferansı temsilcilerinin mücadelesinde Oklahoma City Thunder,
Chesapeake Energy Arena’da
ağırladığı Dallas Mavericks’i 10998’le geçerek üst üste 3. galibiyetini aldı.
Thunder’a sezonun 28. galibiyetini
getiren oyuncuların başında, 45
sayı, 8 ribaunt ve 3 asist üreten
Russell Westbrook geldi. Victor
Oladipo 17 sayı, Steven Adams
ise 15 sayı ve 7 ribauntla skora
destek verdi.
Bu sezon 30. mağlubiyetini alan
Mavericks’te Harrison Barnes 31,
Justin Anderson 17, Dorian Finney-Smith ve Seth Curry ise 11’er
sayıyla oynadı.
NUGGETS EVİNDE KAZANDI
Günün çekişmeli mücadelesinde
Denver Nuggets, Pepsi Center’da
konuk ettiği Phoenix Suns’ı 127120 yenerek sezonun 20. galibiyetini elde etti. Nuggets’ta Nikola
Jokic 29 sayı, 14 ribaunt ve 8
asist, Danilo Gallinari 25 sayı ve 7
ribaunt, Will Barton 16 sayı, Jame-
er Nelson ise 13 sayı ve 9 asistle
takımına galibiyeti getirdi.
Sezonun 31. mağlubiyetini alan
Suns’ta Eric Bledsoe 28 sayı, 4
ribaunt ve 5 asist, Devin Booker
24 sayı ve 6 asist, TJ Warren 21
sayı ve 8 ribaunt, Brandon Knight
ise 17 sayıyla mücadele etti.
PACERS’A GALİBİYETİ GEORGE GETİRDİ Target Center’da
oynanan karşılaşmada, Indiana
Pacers, konuğu olduğu Minesota
Timberwolves’u 109-103’lük skorla
geçti.Pacers’ta Paul George 32
sayı, 4 ribaunt ve 5 asist, Myles
Turner 23 sayı ve 6 ribaunt, Jeff
Teague 20 sayı, 13 asist ve 8
ribauntla galibiyette pay sahibi
oldu. Sezonun 29. mağlubiyetini
alan Timberwolves’ta Karl Anthony
Towns 33 sayı ve 10 ribaunt, Zach
LaVine 23 sayı, Andrew Wiggins 21 sayı ve 5 ribaunt üretti.
JAZZ’DAN 30’UNCU GALİBİYET
Sezonun formda ekiplerinden
Utah Jazz, Vivint Smart Home
Arena’da ağırladığı Los Angeles
Lakers’ı 96 88 mağlup ederek
sezonun 30. galibiyetini aldı.
Jazz’ın all-star oyuncusu Gordon
Hayward 24 sayıyla maçın en
skoreri oldu. George Hill 12, Alec
Burks 11 sayı, Rudy Gobert ise 9
sayı, 13 ribaunt ve 6 blokla galibiyette pay sahibi oldu.
Batı Konferansı’nda son sıraya
demir atan Lakers’ta oyuna sonradan giren oyunculardan Lou
Williams 20 sayı, Ivica Zubac ve
Jordan Clarkson ise 16’şar sayı
kaydetti.NBA’e 10 maçla devam
edilecek.
Erbil
Türkmen Medyasının
Gerilemesinin Sebepleri ve
Çözüm Yolları
Ahmet Seyit Yakup
Görsel, işitsel ve yazınsal
türleriyle medya, günümüzde
çok etkili bir rol oynuyor.
Bu rolün gelecekte de
devam edeceğinden hiç
şüphe yoktur. Şöyle ki;
yargı, yürütme ve yasama
kuvvetlerinden sonra
dördüncü kuvvet konumuna
gelip birçok kararın
alınmasında etkili oluyor.
Bölgemize baktığımızda
öncü medyalar arasında
sayılan Türkmen
medyasının, diğer medya
gruplarına nazaran her
geçen gün daha da
gerilediğini görüyoruz. Acaba
bunun sebepleri nedir?
Bunun arkasında kim var;
hükümet mi, toplum mu,
siyasetçiler mi, zenginler mi?
Hükümet dersek, yanlış
yapmış oluruz. Çünkü
hükümet hiçbir zaman
Türkmen medyasına karşı
tavır almadı ve engel olmadı.
Hiçbir gün hükümetin bir
Türkmen medya kuruluşunu
kapattığını duymadık...
Toplum ise; her zaman
Türkmen medyasına destek
olmuştur. Birçok gazeteci,
yazar ve medyacının bu
kutsal görevde gönüllü
olarak çalıştığını görüyoruz.
O zaman burada tek
kusurlu taraf siyasetçi
ve zenginlerdir. Örneğin;
Türkmen partileri el ele
verip yerli bir televizyon
kurup gazete ve dergi
çıkaracaklarsa medyamız bu
şekilde gerilemez.
Bugün partilerin maddi
durumları malum… Bir
kriz söz konusu… Fakat
zenginler ve işadamlarının
hâli iyi… Bunlar Türkmen
medyasına destek vererek,
yerli televizyon, gazete ve
dergi çıkarma noktasında
yardımcı olabilirler.
Burada en büyük
görev zenginlere ve
siyasetçilere düşüyor.
Bunlar el ele vererek,
Türkmen medyasının
mesafe almasında katkı
sağlamalıdırlar. Ayrıca
medya mensupları için
kurslar da açabilirler.
Sayı:19
30 Ocak 2017
Erbil Türkmen Radyosu Müdürü Songül Kasapoğlu:
5
İleride Tam Kapasiteli Modern Bir
Stüdyo Kurmak İstiyoruz
Erbil
Erbil Türkmen Radyosu Müdürü
Songül Kasapoğlu, radyolarının
Erbil’de yaşayan tüm milletler
tarafından dinlendiğini söyledi.
Gazetemize konuşan Kasapoğlu,
radyo yoluyla Türkmen kültürüne
hizmet etmek ve ileride tam
kapasiteli bir stüdyo kurmak
istediklerini kaydetti.
Erbil Radyosu, 23 Aralık
2013 yılında kuruldu. Siyasi,
kültür, müzik, Türkmen tarihi,
sağlık, spor ve yarışma içerikli
programları bulunan radyo, dini
konular hakkında ve kadınlara
yönelik programlar da yapıyor.
Haber programları ise üç dilden
sunuluyor. Radyo müdürü Songül
Kasapoğlu, Erbil ve Türkmeneli
Bölgesi’nde Türkmen kültürünün
gelişmesi konusunda radyonun
üstlendiği önemli role dikkat
çekti. Kasapoğlu’na göre; Erbil
Türkmen Radyosu tüm partilerle
aynı mesafede kalarak hepsinin
haber ve faaliyetlerini veriyor.
Kasapoğlu, “Erbil Radyosu olarak
kapımız herkese açıktır. Çünkü
tüm Türkmenleri temsil eden bir
radyoyuz” dedi.
Radyonun yeni projeleri hakkında
bilgi veren Kasapoğlu, her zaman
farklılıktan ve yenilikten yana
olduklarını söyledi. Yeni programları
değişik formatlarla verdiklerini ifade
eden radyo müdürü, ilerideki en
önemli projelerinin tam kapasiteli
bir stüdyo kurmak olduğunu belirtti.
Radyo müdürü sözlerine şöyle
devam etti, “Çünkü gerçekten
Türkmence şarkı ve en önemlisi
Türkmence ilahilerde sıkıntımız
var. Türkmen sanatına destek
olarak bu stüdyonun kurulması
şart. Biliyorsunuz, kısa bir süre
önce Kerkük›te ve Hanekin’de
yayına geçtik. Allah›ın izniyle
Türkmeneli’nin diğer bölgelerine de
sesimizi duyurmak istiyoruz”.
Türkmen dinleyicilerinin beğendiği
programlar hakkında bilgi veren
Songül Kasapoğlu, Türkmen
halkının dinine, diline ve geleneğine
bağlı olduğu için daha çok kültür
ve dini programları takip ettiğini
söyledi. Siyasi bir program olan
‘Kızıl Elma’ programının da yüksek
bir dinleyici kapasitesine sahip
olduğunu dile getiren radyo müdürü,
“Bir söyleşi programı olan ‘Ayna’
programında sanatçıları, şairleri,
doktorları ve aktif insanları misafir
ediyoruz. O da çok beğeniliyor.
Bunların yanında ‘Tarihten Bir
Yaprak’ ve ‘Kadın ve Toplum’ adlı
programlarımız da en çok dinlenen
programlar arasında yer alıyor.
Ayrıca şunu söyleyebilirim ki bir
yarışma programı olan ‘Rengârenk’
programı en çok sevilen programlar
arasında” dedi.
Radyoyu Türkmenlerden başka
dinleyenler olup olmadığı
yönündeki sorumuzu yanıtlayan
Erbil Türkmen Radyosu Müdürü
Songül Kasapoğlu, radyoyu en
çok dinleyenlerin Türkiye’den
gelen soydaşları ve Kürtler
olduğunu söyledi. Kasapoğlu, “Türk
soydaşlarımız ve Kürt kardeşlerimiz
bizi daha fazla dinliyor,
programlarda onlar tarafından
daha çok katılanlar oluyor. Tabi
programlara katılanlar sadece
Erbil şehrinden değil Kerkük’ten,
Altunköprü’den, Hanekin’den,
Duhok’tan, Berderaş’tan, Şihan
kasabasından ve başka birçok
yerden katılanlar oluyor. Bu
katılanlar arasında Türk, Kürt, Arap
ve bazen de İranlı Azeri dinleyiciler
de yer alıyor” diye konuştu.
Erbil’de hâlihazırda sadece bir
Türkmen radyosu var. Bir radyonun
Erbil gibi büyük bir kent için
yeterli olup olmadığı ve ikinci bir
radyonun açılması durumunda
bunun dinleyici kapasitesini
düşürüp düşürmeyeceği yönündeki
sorumuzu yanıtlayan Kasapoğlu,
“ Erbil’de tek Türkmen radyosu
olmaktan dolayı büyük bir yük ve
sorumluluk altındayız. Keşke başka
radyolar da açılsa, Türkmen sesi
ve radyoları daha da çoğalsa…
Radyomuz iyi bir dinleyici
kapasitesine sahip, bundan çok
memnunuz ama neden daha fazla
radyo olmasın, bu bizim en doğal
hakkımızdır”.
Büyük Türkmen şairi Adnan
Kasapoğlu`nun kızı olan Songül
Kasapoğlu, 1980 yılında Erbil’de
dünyaya geldi. Salahattin
Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Arapça Dil ve Edebiyatı Bölümü
mezunu olan Kasapoğlu evli,
İbrahim ve Ömer adlarında iki erkek
çocuğu var.
Küçük yaşlarında Türkçe şiir ve
hikâye okuma meraklısıydı. 1997’de
Erbil Türkmeneli Radyosu’nda
program hazırlayıp sunmaya
başladı. 1998’de Erbil Türkmen
Gençler Birliği Başkan yardımcısı
oldu. 2004 yılında Erbil kliniğinde
işe başladı. Daha sonra 2008’de
İhsan Doğramacı Erbil Vakfı’nda
İdare Müdürü oldu. 2009 yılında
Ticaret ve Sanayi Bakanı Sinan
Çelebi›nin Özel Office Müdürü
olarak atandı. 2013 yılında
Parlamento seçimlerinde Erbil
Türkmen Listesi’nden Milletvekili
adayı oldu. 2013 yılının Aralık
ayında Erbil Türkmen Sesi
Radyosu’nda müdür olarak işe
başladı. Buna ilaveten Oğuzhan
Türkmen Lisesi’nde Arapça
öğretmeni olarak çalışıyor.
Çocukluğundan beri radyoculuk
hayalleri kuran Songül Kasapoğlu,
Mahmut Çelebi’nin teklifi üzerine
radyo müdürü olmayı kabul etmiş.
Çok sevdiği bu mesleğin bayanlara
uygun bir meslek olduğunu
düşünüyor ve bu görevi radyonun
tarafsız duruşu için kabul etmiş.
Radyoda deneyimli bir ekiple
birlikte işe başlayan Kasapoğlu,
gece gündüz demeden çalışmaya
devam ediyor. Dediğine göre
Kasapoğlu’nun hayatındaki en
büyük destekçisi babası... Babası,
gerek iş hayatında olsun gerekse
eğitim hayatında olsun ona her
zaman güvenmiş ve destek olmuş.
Kasapoğlu, “Babam bir dağ gibi hep
arkamda oldu, buradan kendilerine
teşekkür ediyorum” dedi.
Bir bayan olarak kadınlara seslenen
Erbil Türkmen Radyosu Müdürü
Songül Kasapoğlu, “Hanımlar
toplumun yarısıdır. O zaman
toplumsal hayata katılıp kendilerini
göstermeleri lazım. Ben bir şey
yapamam deme, yapabilirsin, yeter
ki iste, başarabilirsin, erkeklerle
hiçbir farkın yok, evde oturmakla
hiçbir hak elde edilmez, gelin
meydana, gösterin kendinizi, el ele
verelim davamız uğruna çalışalım,
siyasete girelim işte o zaman
hakkımızı elde edebilir ve güzel
günler görebiliriz” dedi.
4
Erbil
Sayı:19
30 Ocak 2017
2003 Yılı Öncesi Türkmen
Milli Mücadelesi
Ümit Köprülü- Finlandiya
Malumdur darbeyle yönetimi ele geçiren Sosyalist Arap Baas Partisi, 17 Temmuz 1968’de Irak’ta
Ahmet Hasan El- Bekir’i Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtmuştu. 16 Temmuz 1979’da ise diktatör
Saddam Hüseyin, El-Bekir’in görevine son vererek
kendi dönemini başlatmıştı.
9 Nisan 2003’te dikta rejiminden kurtarmak amacıyla Irak’ı işgal eden ABD, Bağdat’ta Saddam rejimi
devrine son vererek, yurdu Baas karşıtı dış güçlerin
seçkin Iraklı elemanlarına bıraktı. Irak’ta büyük siyasi parti ve teşkilatlara dış güçlerin desteği arttıkça
arttı.
Bazılarının iddia ettiği gibi acaba Türkmenler 2003
yılından sonra mı örgütlenmeye başladı?
Türkmenler, Irak Devleti’nin kurulduğu günden bugüne kadar her türlü haksızlıklara, tecrit politikasına
ve asimilasyona maruz kaldılar. Bölgelerinin demografisi, yönetimi ele geçiren güçlerce değiştirildi.
Kanayan Türkmen yarası bir gün olsun dinmedi.
Peki, Irak’ta Türkmenlerin siyasi örgütlenmesi hangi
tarihe dayanır? 2003’ten önce Türkmen mücadelecileri nasıl ve nerelerde bir araya gelip buluşurlardı?
2003’ten önce diğer milletler gibi Türkmenlerin de
izinli siyasi parti ve teşkilatları yoktu. Ancak bunlar
her dönemde çeşitli yollarla bir araya gelip örgütlenmişlerdir.
-1960 yılında Genel Merkezi Bağdat’ta açılmış olan
Türkmen Kardeşlik Ocağı o dönemde Türkmenlerin
en önemli siyasi örgütü idi. 1980 yılında dikta rejimin idam ettiği Ocak Başkanı Emekli Albay Abdullah Abdurrahman ve dava yoldaşlarının yönettiği
Ocak, bir siyasi partiden daha büyük işler başarmaktaydı. Bu yüzden rejim, bu liderlerimizi tutukladı, idam etti ve Kardeşlik Ocağı’nı da rejim yanlısı
kişilere teslim etti.
-Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın Erbil ve Musul kolları,
Türkmen Milli Takımı, Kara Altın Takımı ve Savra
Spor Kulübü de aynı milli görevi görmekteydi.
-Şehir, kasaba ve köylerde bulunan birçok çay
ocağı ve gazinolar da Türkmen mücadelecilerinin
toplandığı yerler arasındaydı. Bu yüzden 1959
yılında Türkmenlere yapılan Kerkük Katliamının ilk
hedefi olarak çay ocağı ve gazinolarımız seçilmişti.
Erbil’de Kömürhanı, Kerkük’te ise Türkmen mücadelecilerinin buluştuğu en ünlü çay ocağı ve gazinolar arasında başta Aslan Yuvası, Musalla, Cirit
Meydanı, Mecidiye, Ahmet Ağa ile Dayı Cuma
çay ocağı ve gazinolar gelmekteydi.
-Mücadeleci şairler Mustafa Gökkaya ve Mehmet
İzzet Hattat gibi birçok dava liderlerinin de işyerleri buluşma ve toplantı mekânlarındandı.
-Gençler ve öğrenciler ise liderlerinden gelen
bilgi ve talimatları almak için belirli evlerde toplanırlardı.
-1970’li yıllarda Kerkük’te açılan Türk Kültür Merkezi de Türkmen mücadeleci gençlerin buluştuğu
bir diğer adresti.
-Yetmişli yılların sonlarında kurulmuş olan Türkmen Gizli Kurtuluş Ordusu, bir zamanlar Baas
rejimi ve güvenlik elamanlarının kâbusu olmuştu.
-Tabii bunların yanında Türkmen liderlerinin
Türkiye, İran ve Suriye’de bulunan siyasi parti ve
örgütleri de yok değildi. Ancak onların Türkmeneli’ndeki unsurlarının faaliyetleri çok kısıtlı idi.
Son olarak kimsenin “Türkmenlerin siyasi geçmişleri yoktur” demeye hakkının olmadığını söylemek isterim çünkü Türkmenlerin yaşadığı bölge
dümdüzdür, rejimlerin güvenlik elemanlarından
kurtulmak isteklerinde ne Kürtler gibi sığınacakları dağları, dereleri vardır ne de Araplar gibi
sığınacakları göl ve bataklıkları…
Tuzhurmatu’ya Barış Geldi…
Erbil
Tuzhurmatu’da durumun
normalleşmesinin ardından
bölgede yaşayan halk derin bir
nefes aldı. Peşmerge güçleri ve
Haşdi Şabi arasında geçtiğimiz
aylarda yaşanan çatışmayı
sona erdirmek için imzalanan
anlaşma yürürlüğe konuldu.
İstikrar ve huzurun döndüğü
Tuzhurmatu’da geçen yıl
Nisan ayında meydana gelen
çatışmada, iki taraftan onlarca
kişi hayatını kaybetmiş ve
yaralanmıştır.
Selahaddin iline bağlı
Tuzhurmatu ilçesinde Sünni
ve Şii Türkmenler, Kürtler ve
Sünni Araplar yaşıyor. Elli
yıldan beri barış ve huzur içinde
yaşayan Tuzhurmatu’da halk
siyasetçilere çok kızgın. İlçe
sakinlerinden Farıs Haydar,
çatışmalara siyasetçilerin sebep
olduğunu düşünüyor. Haydar
ilçe sakinlerinin birbirleriyle
kardeşçe yaşadığına dikkat
çekti.
Bilindiği gibi ilçede 2016 yılı
Nisan ayında Peşmerge güçleri
ile Haşdi Türkmani arasında
yaşanan çatışmalarda her iki
taraftan, aralarında sivillerin de
bulunduğu onlarca kişi hayatını
kaybetmiş, Türkmen ve
Kürtlere ait birçok ev ve işyeri
yağmalanarak ateşe verilmişti.
Haşdi Şabi’den bir yetkili
gazetemize yaptığı açıklamada,
Peşmerge ile imzalanan
anlaşmanın amacının sorunları
çözmek olduğunu söyledi.
Haşdi Şabi’nin Tuzhurmatu ofis
sözcüsü Ali Hüseyni, ilçede
hayatın normale döndüğünü
kaydetti. Peşmerge ile anlaşma
içinde olduklarını ifade eden
Hüseyni, herhangi bir çatışma
halinde ilçenin olumsuz
yönde etkileyeceği uyarısında
bulundu.
Nisan’daki çatışmalar pazarı
da vurdu. Büyük çarşıdaki
Türkmen ve Kürt tüccarlar,
işyerlerini güvenli bölgelere
taşımak zorunda kaldılar. Kürt
tüccarlar, büyük çarşıdaki
işyerlerini Kürtlerin yoğun
olarak yaşadığı Cumhuriyet
mahallesine aktarırken,
Türkmenler yerlerinde kaldılar.
Kürtler, ilçenin batısında
bulunan sanayi bölgesini de
kontrolleri altında tutuyor.
Liderliğini Celal Talabani’nin
yaptığı Kürdistan Yurtseverler
Birliği (KYB)’nin Tuzhurmatu
bölge sorumlusu Hasan
Bahram, Türkmenlerin Kürtlerin
çarşısından, Kürtlerin ise
az da olsa Büyük Çarşıdan
alışveriş yapmaya başladığına
dikkat çekti. İlçede kısmi bir
istikrarın olduğunu ifade eden
Bahram, Türkmen ve Kürtlerin
birbirlerinin mahallelerini ziyaret
etmeye başladığını, ancak
tehlikenin henüz tamamen
bitmediğini söyledi.
İlçeyi Kürtler ve Türkmenler
koordineli olarak yönetiyor.
Şöyle ki Kürtlerin elinde
kaymakamlık ve bazı hizmet
amaçlı daireler bulunurken,
ilçe polis idaresi Türkmenlerin
elinde. Tuzhurmatu’da
Kürdistan Bölgesi’ne bağlı
asayiş birimleri de bulunuyor.
Haşdi Şabi, Hayaskeri,
Aksu ve Tin gibi ilçenin
doğusunda bulunan
Türkmen mahallelerinde
konuşlandırılırken peşmerge
güçleri, Cumhuriyet gibi
ilçenin batısında bulunan Kürt
mahalleleri ve Tuzhurmatu
çevresinde konuşlandırılıyor.
Kürt yetkili Bahram’a göre,
ilçede belli aralıklarla güvenlikte
ihlaller yaşanıyor. Buna rağmen
ateşkes sayesinde durum
sakin...
Peşmerge ve Haşdi Şabi
arasında imzalanan ateşkes
anlaşması gereği ortak bir
güç oluşturuldu. Kürt ve
Türkmenlerden oluşan ortak
güç, ateşkesi denetleyerek
olası ihlalleri tespit ediyor.
Güvenliği ihlal eden taraflar
tutuklanıyor. Bölgede huzur
ortamı sağlansa da, adam
kaçırma ve suikast olayları
bitmiş değil. Ancak bu eylemler,
Kürt ve Türkmenler arasında
eskiden yaşanan sorunların
dışında tutuluyor. Kaymakamlık
basın sözcüsü Muhammed
Faik, bu eylemlerde bulunan
grupların, vatandaşlardan
fidye almaya çalışan mafyalar
olduğunu kaydetti.
Tuzhurmatu’nun Türkmen
yerlilerinden Ahmet Haşim’e
göre; ilçenin emniyeti henüz
tamamen sağlanmış değil.
Erbil’e konuşan Ahmet Haşim,
“Kürtler ve Haşdi Şabi arasında
çatışma olmasa da, adam
kaçırma ve suikast olayları hâlâ
devam ediyor” dedi. Ahmet
Haşim’e göre; ilçe yönetimi
ve güvenlik birimleri buna göz
yumuyor.
Bölgedeki Türkmen ve Kürtlerin
tekrar huzur içinde yaşamaya
başlamasını gazetemize
değerlendiren Ahmet Haşim,
“12.11.2015 ve 24.04.2016
tarihlerinde yaşanan kanlı
çatışmalardan sonra oluşan
durumda bir değişiklik olmadı.
Şöyle ki; mülkiyeti Türkmenlere
ait ancak işyerleri Kürtlere
kiralanan Büyük Çarşı artık
Kürtlerden boşalmış durumda.
Bazı gruplar, Kürt satıcılarını
çarşıya sokmuyorlar. Ne
yazık ki iki çatışan grup KYB
ve Haşdi Şabi, durumun
normalleşmesi için pek fazla
çaba göstermiyorlar” diye
konuştu.
Erbil
3
Sayı:19
30 Ocak 2017
Balta Sapı
Geniş Katılımlı Toplantı İçin Türkmen
Tarafları Nasıl Düşünüyor?
Mahmut Çelebi
İster inançlı ol, ister inançsız, İster güç yanlısı ol, ister mazlumun yanında yerini al , ister
sağcı ol ister marksist ; idolojik olarak, nerede
durursan dur. Bir şartla dur ; neyi, neden ve
niçin desteklidiğini bil. Ezbere, anadan –babadan yada ondan bundan duyduklarınla yetinme; aklının , fikrinin emeğinin kelimeleri ile
konuş. Düşünce çilesini çekmemiş insanlardan
fayda bekleme, sırf kendi menfaatı için, etrafındaki daul çalanların seslerine iananma. Bu
tip insanlar bir yüksak makama veya mevkiye
ulaşmişlarsada, Bukalamun gibi oldukları için
ulaşmışlardır , bu tip insanlar menfaatları için
her ortama uyum sağlarlar ve iki günde bir
reng değiştirebilirler , tereddüt etmeden içtikleri
pınarı bile taşlarlar. Milletimiz eğer bugün zaaf
içindeyse mutlaka bu tip insanların büyük rolü
olmuştur lakin bu zaaf Milletimizin kaderi değildir. Bu bir yaz yağmuru gibidir, bir güneş tutulması gibidir gelip geçecektir.
Ey Erbilli, biraz düşün ve kendine gel; içinden
kabul etmediğin hiç bir şeyi hatır için kabul
etme, edersen şahsiyetinden ödünç vermiş
olursun buda ne sana , ne insanlığa, ne dinine
nede Milletine yakışmaz. Doğru ve hakikata
kulak ver ve kendinden sor ?? neydik ne olduk
??...kimseyi suçlama! Kimseden da suç arama; kendinden sor..? niye ve neden ve niçin...
Cevabı hepsi senin içindedir, Küçük bir kıprdama, küçük bir öz eleştiri, ve güçlü bir UYANIŞ...
Herşeyin düzelmesine kefildir.
sakat fikirleri çok iyi bilmelisin ki içinde yer aldığın ve destek verdiğin siyasal görüşünün seslerini, aileni ve milletini nereye götürebileceğini
ön görebilesin Akla Kara arasındaki uçurumu
tahmin etmelisin. Her söyleyene inanma, Ballı
sözlere uyma’’,, senden bunu isterler uyarsan
haşa benliğini, insanlığını kayp edersin maneviyatın sarsılır buda ne sana ne ailene ne
miletine nede dinine layik değildir ve uymaz. ...
sözümü kısa bir hikaye ile tamamlamak isterim.
Hikayede, şöyledir... Bir gün, bir ormancı elinde
baltası ile ormana gider yaşlı bir ağacı gözüne
kestirir ve baltasını hazırlar, kesmeye başlamak üzereyken ağaçtan bir inleme sesini duyar
.. Ormacı eli havada kalır döner ağaca ve sorar.. ‘’Niye inliyorsun ? eğer ben seni kesmezsem ailemi doyuramam’’ Ağaç cevap verir.. ‘’
Ben çok yaşlı bir ağacım, çokta ormancı gördüm ve hepte ağladım,, nedeni ise bütün ormancıların elindeki baltaların sapı benin dalımdamndı işte bundan dolayı inliyorum.
İşte illet , işte hastalık ikiside bu hikayenin özüdür.. Baltanın sapı olanlar, kendilerini dev aynasında görürler.. Bilmiyorlardır ki ne boyları uzar
ne de dengesizlikleri düzelir, o sap kırılıncada
mezbeleye atılır zira artık işe yaramaz başka
sap onun yerini alır, nede olsa dünyada sap
çoktur. Ölüm büyük bir musibedir, üzücüdür,
hüsrandır , ancak büyük hüsran odur ki insan
yaşarken içindeki insanlığının ölmesidir, izzeti
nefsinin ezilmesidir, şahsiyetinin yok olmasıdr,
işte bu felakettir tavizi mümkündeğildir Allah
kimseyi sap olmakla islah etmesin.. .( AMİN ).
Erbil
Türkmen parti ve tarafları,
bölgedeki siyasi sorunlara
çözüm aramak için
düzenlenecek olan toplantıya
katılacak. Toplantıya
çalışma izni olan tüm partiler
katılabilecek.
Türkmen Liberaller Cemiyeti
Başkanı Sami Şebek, KDP
ve KYB’nin aralarındaki
anlaşmayı güncelleştirmeleri
halinde, bölgenin karşılaştığı
sorunların çözümünün
mümkün olacağını söyledi.
Bilindiği gibi Kürdistan Bölge
Başkanı bu ayın başında
yayınladığı mesajda,
artık 5 partili toplantının
bittiğini, hem Bağdat hem
de bölgede düzenlenecek
önemli toplantılara tüm
etnik grup temsilcileri ve
partilerin katılması gerektiğini
söylemişti.
Erbil’e konuşan Türkmen
Liberaller Cemiyeti Başkanı
Sami Şebek, bölgenin
akıbetini ilgilendiren
toplantılara parti başkanlarının
katılması gereğini savundu.
Şebek, “Sayın başkan, bizimle
yapmış olduğu son toplantıda
artık 5 partili toplantıya gerek
kalmadığını söylemişti. Aksine
söz konusu toplantılara artık
tüm partiler, özellikle çalışma
izni olan partilerin, katılarak
görüş bildirmelerini istemişti”
dedi.
Yaklaşık bir yıldan daha uzun
süredir partiler arasında sorun
yaşanıyor. Bu durum Kürdistan
Bölgesi’nde siyasi krize yol
açarak parlamentoyu devre
dışı bıraktı. KDP ve KYB’nin
aralarındaki anlaşmayı
güncelleştirmeleri halinde
bölgenin karşılaştığı sorunların
çözümünün mümkün olacağını
savunan Türkmen Liberaller
Cemiyeti Başkanı Sami
Şebek, “KDP ve KYB anlaşırsa
başka partilerin de toplantılara
katılmasına yol açarlar.
KDP-KYB anlaşmasını kabul
etmeyen partiler muhalefette
kalabilir. Bu demokrasilerde
görünen bir şeydir” diye
konuştu.
Türkmen Demokratik Partisi
Başkanı Dilşat Çavuşlu
da Başkan Barzani’nin
mesajına karşı duyduğu
memnuniyeti dile getirdi.
Erbil’e konuşan Çavuşlu, söz
konusu toplantılara Türkmen
partilerinin katılmasının da
uygun olacağını söyledi.
Türkmen partileri olarak söz
konusu toplantılara tek bir
heyetle katılma mekanizması
üzerinde çalıştıklarını
ifade eden parti başkanı,
ancak böyle bir mekanizma
konusunda Erbil’e bilgi veren
Çavuşlu, “Bazı kaynaklardan
duyduğumuza göre; KDP ve
KYB bölgede yaşanan mali
krizi çözmek için aralarında
anlaşmak istiyorlar. Bu da
haliyle bölgede yaşayan tüm
toplumların yararına olur” diye
devam etti.
Bu arada Irak Türkmen
Cephesi (ITC) Siyasi
Büro Üyesi Aydın Maruf
Erbil’e yaptığı konuşmada,
“Bölgedeki sorunların
muhatabı sadece 5 taraf; KDP,
KYB, İslam Birliği, Değişim
Hareketi ve İslami Cemaati
olmadığına göre, artık 5
partili toplantıya gerek yoktur.
Çünkü bölgedeki sorunlar tüm
tarafları ilgilendiriyor” dedi.
ITC Siyasi Büro Üyesi: “ Toplantılara
kendi iradesiyle siyaset yapan taraflar katılsın. Kendi iradelerine sahip
olmayan tarafların toplantılara katılmasına gerek yoktur”
oluşturmalarının zor olduğunu
kaydetti. Toplantılarda tüm
partilerin temsilci göndermesi
konusunda bir görüşün hâkim
olduğunu belirten Türkmen
parti yetkilisi, “Çünkü tüm
partiler temsil ettikleri bir taban
ve kitleleri olduğu için söz
konusu toplantılara müstakil
olarak katılmak istiyorlar” dedi.
Barzani’nin mesajına karşı
duyduğu memnuniyeti
dile getiren Çavuşlu,
“Türkmenlerin bir daha
devre dışı bırakılmaması,
toplantılara katılıp meşru
haklarına kavuşması için
artık bir iradenin olduğunu
izlemliyoruz” diye konuştu.
Bölgede yaşanan siyasi ve
ekonomik sorunların çözümü
Barzani’nin mesajını
değerlendiren Türkmen yetkili,
Barzani’nin hükümet ve
parlamentoda temsil edilen
tarafları kastettiğini söyledi.
Söz konusu toplantılara
kendi iradesiyle siyaset
yapan tarafların katılmasını
talep eden ITC’li Maruf,
“Kendi iradelerine sahip
olmayan tarafların toplantılara
katılmasına gerek yoktur” dedi.
Seçimlere az bir süre
kalmışken siyasi krize çözüm
bulunmasını talep eden Maruf,
“Şu aşamada taraflar güven
inşa etmelidir. Bu, bölgenin
ihtiyaç duyduğu çok önemli
bir meseledir. Çünkü kriz,
vatandaşlara birçok sorun
yaratmıştır” diye konuştu.
2
Erbil
Sayı:19
30 Ocak 2017
Erbil Türkmenlerin Çanakkale
Savaşındaki Rolü
Acı Gerçek
Partiler Halktan Kopuk….
Abdulselam Abdulmecit Şakir
Öğretim üyesi, araştırmacı ve yazar
Vefatından ve ölümünden önce , her Cuma
günleri babamı evden alıp onu Erbil’in
simgesi haline gelen bir kaç divanhaneye
götürürdüm . Divanhanelere varmadan önce
arabada babamla eski zaman defterini açardım , soru sorarak babamı konuştururdum .
Bazen divanhanelerde Çanakkale’de şehit
düşen Erbil Türkmenlerin konusu geçerdi . Çanakkale savaşına katılmak üzere
Erbil’den 1500 Türkmenin gönüllü olarak
gittiğini ve bunlardan sadece 17’sinin geri
döndüğünü söylerler . kimisi babasının amcası kimisinin babasının küzeni kimisinin de
dayısı gitmiş . Ama ne yazık ki bunu ispat
edecek elde bir kaynak bulunmamaktadır
. Dönüş yolunda bir kaç kez babama sormuşum , baba nedir bu çanakkale’de şehit
düşen atalarımızın konusu , babam derdi ki
oğlumbirinci dünya savaşında Osmanlı Hilafeti zamanında ingilizlere karşı savaşmak
üzere Erbil’den Çanakkale’ye çok sayıda
insanımız gitti . O zamanlar dünyanın bir çok
yeri Osmanlı Devletinin topraklarıydı . Erbil’deki insanlar hem İslam Hilafetini hemde
vatan toprağını düşmanlardan korumak için
bu savaşa gittiler .
Bu konuyla ilgili bu kadar çok şey duymamıza rağmen ne yazık ki şuana kadar hiç
bir araştırmacımızın Çanakkale şehitliğini
ziyaret ettiğini duymadım . bu konu yüzyılı
aşkın bir süredir nesilden nesile , dilden dile
aktarılmaktadır . Diğer milletler tarihlerini en
ince detayına kadar incelerken ve bu konuda
devletleri seferberlik ilan ederken maalesef
biz Türkmenler olarak tarihmize sahip çıkmıyoruz .
Tarihte unutulmaz bir iz bırakan Çanakkale
Savaşı , Birinci Dünya Savaşı içinde tarihin
en kanlı savaşları olarak bilinir . 250 bini aşkın şehidimizin ve yüz binlerce gazimizin bir
destan yazdığı Çanakkale Savaşı , Türk tarihinde de unutulmaz bir iz bırakmıştır . Türk
ordusunun Birinci Dünya Savaşında kazandığı tek cephe Çanakkale cephesi olmuştur .
İtilaf devletlerinden İngiltere ve Fransa , aynı
blokta yer alan Rusya’ya yardım götürmek ,
İstanbul’u ele geçirip Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmak için Çanakkale boğazına
saldırdı . Düşman askerlerinin boğazı geçme
girişimleri Türklerin direnişiyle karşılaştı .
Denizden ve karadan yapılan savaşlar 18
Mart 1915’te başladı . Türk ordusu büyük bir
zafer kazandı .
Bugün bölgemize bakıldığında ayı yüz
yıl öncesi gibi parçalama stratejisi devam
etmektedir . Bu konuyla ilgili Gandi’nin de
dediği gibi : birbirleriyle dövüşen iki balık
görsen bil ki bunun arkasında Britanya vardır
. Bugünde görevi Britanya yerine kan kardeşi amerika üstlenmiş . Irak’ın 100 yıl sonra
yeniden işgali de bunun bir ispatıdır . Osmanlı Devletinin temsil ettiği İslam kardeşliği
duruşundan Çanakkale savaşı kazanılmıştır
. Bugünde bölgemizi ancak Türkler önderliğinde İslam kardeşliği kurtarabilir .
Umarım bu sene 18 Mart’ta Çanakkale etkinliklerine katılma. Erbil şehitlerinin isimlerini
kaydetmeşansımız olur ,Çanakkale’de omuz
omuza düşmana karşı savaşan şehit mertebesine eren çok sayıda şehitlerimiz ve tüm
şehitlerin mezarlığını ziyaret edip ruhlarına
fatiha okuma fırsatımız olur . Yapmamız gereken her yıl martın 18’inde bölgeyi ziyaret
edip , tarihi araştırıp biraz da okuyup öğrendiğimiz doğruları yazıp çizerek çocuklarımıza bırakmaktır . Eminim ki Çanakkale’de yan
yana , kucak kucağa yatan bu şehitler , dün
olduğu gibi Erbil’de toprak için şehadet derecesine açık göğüsle yola düşmeye hazırda
olan binlerce gençlerimiz vardır .
Dilşat Terzi
Irak siyasi sahasına bakarsak
farklı görüşlü çok sayıda parti
göreceğiz. Komünistinden
İslamcısına, liberalinden
milliyetçisine, sağcısından
solcusuna her görüşten partiler
bulmak mümkündür...
Bunlar arasında Türkmen
partileri de var. Bu partiler
genellikle Erbil ve Kerkük’te aktif
oluyor.
Ancak partilerle halk arasında
büyük bir kopukluk var. Büyük bir
mali krizle karşı karşıya kalan bu
partilerin tabanı her geçen gün
eriyor.
Konuyla ilgili olarak gazetemize
konuşan bir takım aydın ve
siyasetçi, siyasi sahadaki
durgunluğun sadece Türkmenleri
değil tüm Irak’ı kapsadığını
düşünüyor.
Partiler liderlerinin şahsi
menfaatlerine hizmet ediyor
Kerkük’te faaliyet gösteren
İleri İnceleme Merkezi Başkanı
Ammar Kahya, toplum ile
partiler arasında yaşanan
kopukluğun Türkmen sahasıyla
sınırlı olmadığını söyledi. Bu
durumun tüm Irak için geçerli
olduğunu ifade eden Kahya,
“Türkmen toplumu beklentilerine
cevap vermeyen, talep ve
haklarını koruyamayan veya geri
alamayan partiler ile arasına
mesafe koydu. Kimi partilerimiz,
bazı siyasi liderlerin şahsi
menfaatlerini sağlama yerine
dönüştü. Bu liderler, özellikle
bir mevki ve makama geldikleri
zaman kendi çıkarları peşine
düşüyorlar. Aynı zamanda
partilerimiz açık ve şeffaf bir
programa sahip olmayıp liderleri
kendilerini bölgecilik yapmaktan
kurtaramıyorlar ki bu da ister
istemez siyasi süreci olumsuz
etkiliyor” dedi.
Siyasi liderlerin derdi siyaset
değil...
Türkmen Hak Partisi Kerkük
Kol Sorumlusu Selam Debbağ,
vatandaşla siyasetçi arasında
bulunan güven bunalımı ve
Türkmen toplumunun haklarını
elde etme noktasında uğradığı
hayal kırıklığının, toplum ile
partiler arasında kopukluğa yol
açtığını düşünüyor. Debbağ
şöyle devam etti, “Türkmen
toplumu, yaşadığımız sahte
demokrasi döneminde haklarını
elde etme noktasında hayal
kırıklığına uğramıştır. Vatandaşla
siyasetçi arasında derin bir
güven bunalımı yaşanıyor.
Siyasi liderler siyaset değil
de başka şeylerle uğraşıyor.
Türkmen vatandaşları, özellikle
gençlerimiz, en basit haklarına
bile kavuşamamış. Devlette iş
bulamıyorlar ve müreffeh bir
yaşamdan çok uzaklar. Siyasi
süreç üzerinden 13 yıl geçse
de partilerimiz, toplumun en
basit haklarını elde etmekte aciz
kalmaktadır. Bırakın hak elde
etmeyi, eldeki idari görevlerin
zayi olmasına da sebep oldular.
Kısacası partiler deve kuşu gibi
kafalarını kuma gömdüler.”
Irak partileri hüsran yaşıyor
Irak Temsilciler Meclisi’nin
eski milletvekillerinden Fevzi
Terzioğlu, Iraklı partilerin özellikle
de Türkmen partilerinin hüsran
yaşadığını söyledi. Bu partilerde
çöküşün ve teslimiyetçi ruhun
yaygın olduğunu ileri süren
Terzioğlu, “Bunun sebebi
yaşadığımız kötü emniyet,
siyasi, ekonomik ve toplumsal
sorunlardır. Ayrıca yapılan
müdahaleler arzuladığımız
hedeflere varmamızı engelliyor.
Partilerin seçmenlere verdiği
vaatler yerine getirilmiyor. İşte
tüm bu sebepler halkın partilerle
arasına mesafe koymasına yol
açıyor.”
Partiler karın doyurdu…
Türkmen Bağımsızlar Hareketi
Başkan Yardımcısı Cemal Kemal
Latif, çok partili hayatın sağlıklı
bir durum olduğunu söyledi.
Demokratik hayatın en belirgin
özelliği çok partili olmasıdır diyen
Latif, “Irak’ta çok partili hayatla
yeni yeni tanışıyoruz. Bu hem
partililer hem de kitle tabanı
için geçerlidir. Aslında bu bize
diğer toplumlardan geçti. Yani
bizde başlayan bir durum değil.
Dolayısıyla burada başarısız
olmak normaldir. Sebep de ya
parti olur ya kitle ya da her ikisi
birden. Bana göre; partilerin
toplumdan kopuk olmasında hem
partilerin kendileri hem de toplum
sorumludur. Şöyle ki partiler
halkı bilinçlendirmek yerine gıda
maddeleri dağıtmak ve maddi
yardım yapmak suretiyle halkın
karnını doyurma derdi peşine
düştüler. Böylece partileri halka
bağlayan unsur maddi çıkar oldu.
Bu bağ da partiler maddi olarak
zayıf düştüğünde tamamen
koptu” dedi.
Türkmen partili şöyle devam etti,
“Gerçeği konuşmak gerekirse,
çoğu parti halka verdiği sözleri
tutmadı. Tabanında değişiklik
gerçekleştiremedi. Aralarındaki
çekişmeler ve önemsiz
meselelerle meşgul olarak halkı
kendinden uzaklaştırdılar. Halk
ise korkusuna yenik düşerek
uğradığı zulme karşı sessiz
kalmayı tercih etti ve Irak’ta
olup bitenlerin kendilerini
ilgilendirmediğini düşünüp bu
duruma seyirci kaldı. Ancak
küçük de olsa bir kıpırdamanın
büyük bir değişikliğe yol
açacağını aklından geçirmedi”.
Toparlayıcı bir merci yok
Siyasi gözlemci Zahit
Bayati, kitlelerin partilerden
uzaklaşmasının nedenlerinin
başında, Türkmen toplumunun
minimum beklentilerinin yerine
getirilmemiş olmasıdır. Bu
partiler tek bir vizyon üzerinde
anlaşamadığı gibi tek bir söylem
de geliştiremedi. Bayati’ya
göre sebepler sadece bunlarla
sınırlı değil. Üzerinde durulması
gereken en önemli noktanın,
seçim zamanında Türkmen
siyasetçilerle kitle arasındaki
uçurumun daralması, seçim
sonrasındaysa büyümesidir.
İşini bilen profesyonel bir
basının, farklı eğilim ve görüşteki
grupları toparlayabilen seçilmiş
bir Türkmen meclisinin olmayışı,
profesyonel, sorun ve çözüm
yollarını belirleyebilen ve
siyasetçilere fikir verebilen bir
araştırma merkezinden yoksun
olmak da sebepler arasında
geliyor.
Hedef ve vizyon eksikliği
Son olarak Türkmeneli Gazetesi
köşe yazarı Serdar Köprülü’ye göre,
toplumun partilerle arasına mesafe
koymasının en önemli nedeni, 2003
yılı başında başlayan siyasi süreç
esnasında parti liderlerinin siyasi
yolsuzluğa karışmasıdır. Buna
ilaveten partilerin değil de halkın
beklentilerini gerçekleştirebilecek
açık bir vizyon ve bir hedefin
olmamasıdır. Şöyle ki; herkes
kendini düşünerek karşıdakini
devredışı bırakmaya çalıştı. Partiler,
şartların gerektirdiği şekilde hareket
etmeyerek toplum ve tabanlarından
uzaklaştılar.
Erbil
Onbeş günde bir çıkan siyasi, kültürel ve tarafsız gazete
Balta Sapı
3
İleride Tam Kapasiteli Modern
Bir Stüdyo Kurmak İstiyoruz
Türkmenler evlerine dönüyor...
5
Sayı:19
Erbil halkı, şehirlerinin tarihi
hakkında bilgi sahibi değiller
7
30 Ocak 2017
Osmanlı Sultanı Kanuni Sultan
Süleyman
8
Musul’un Doğusundaki Türkmen Yerleşim Yerleri Geri Alındı
Erbil- Özel
Musul’un doğusundaki
Türkmen yerleşim yerleri
birer birer DAİŞ’ten geri
alındı. Bu bölgelere
yapılan operasyonda
Türkmen askerleri büyük
katkı sağladı. Geri alınan
yerleşim yerlerine ilk
giren Türkmen askerleri
oldu.
Konuyla ilgili Erbil’e
konuşan aktivist
ve medyacı Casim
Muharrem, operasyonlara
30. Orduda ve Seyidül
şuheda ordularında
görev yapan Türkmen
birliklerinin büyük katkı
sağladığını söyledi.
Musul’un doğusundaki
Türkmen yerleşim
bölgelerinin geri
alınması için 25 Ocak’ta
düzenlenen operasyonda
birlikler, Reşidiye
Bölgesi’ni üç koldan
kuşattı. Ardından DAİŞ’in
mevzilerini bombardıman
altına alan askeri
birlikler, örgütün savuma
mevzilerini yok ettikten bir
gün sonra ilçeye girmeyi
bir bölgeyi geri aldı.
Ancak köyde kalan sivil
halkın güvenliğini ve çok
sayıda bombalı aracı
göz önünde bulunduran
birlikler ilerleyişini
yavaşlattı. Birliklerin, sivil
halkın çıkışını sağlamak
için Şerihan’ın ana yolu
üzerinde koridorlar açtığını
gören DAİŞ, halkın
kaçış yollarını havan
bombardımanına tuttu.
Ancak Musul’un
batısındaki Telafer, İyaziye
ve Muhallebiye bölgeleri
hâlâ kurtulmayı bekliyor.
İki yılı aşkın bir süredir
Burada meydana gelen
başardı.
çatışmada DAİŞ unsurları örgütün elinde bulunan
İlçeyi tamamen kontrol
altına alan askeri birlikler, etkisiz hale getirildi. Askeri bu bölgelerden on
binlerce Türkmen, mülteci
birliklerin son durağı
Yukarı Şerihan’a yöneldi.
kamplarına ve kuzey ile
Karakoyun köyü oldu.
Bölgeye birkaç saatte
orta kesimlerdeki şehirlere
direnişsiz girmeyi başaran Köyü üç koldan kuşatan
birlikler, DAİŞ’in savunma sığınmak zorunda
askeri birliklerin, bu defa
adresi Aşağı Şerihan oldu. mevzilerini geçerek geniş kalmıştı.
Erbil Radyosu
Türkmenler›in gerçek sesi
Erbil
Kerkük
98.1
92.5
Download