TDV DIA - İslam Ansiklopedisi

advertisement
eş - SATIBİYYE
İçinde ".t;" harfinin bulunduğu kelimelerin köklerini bir araya getiren dört beyitlik bir manzumedir (n ş r. Taha Muhsin Abdurrahman, "Man~ümatü uşüli'~-za'ati ' l1\uı"aniyye", MMMA JKüveytJ, XXX/2 JJulyDecember 19861. s. 638). Ayrıca Hediyyetü 'l-' ariiin'de (!, 828) Şatıbl'ye Tetimmetü'l-Ifırz min ]surra'i e'immeti'l-kenz
adıyla bir eser daha nisbet edilmektedir.
Bunların dışında Ali b. Abdülgani el-Husri'nin "suat" ( .:.. ı~~ ) lafzıyla ilgili bilmecesine cevap olarak yazdığı on beyitlik bir
manzumesi, ayrıca kıraat ilminin çeşitli konularına dair beyitleri mevcut olup bunlara başta Sehavl'nin Fet]fu'l - vaşid ' i olmak üzere sonraki eserlerde yer verilmektedir (Abdülhadi Abdullah HamltG, s. 46) .
Şatıbl hakkında Ahmed b . Muhammed elKastallanl, Abdülhadi Abdullah Hamıto birer eser yazmıştır (bk. bibl.). Atıyye Kabil
Nasr'ın da el-Kabesü'l-cami' li -Jsıra'ati
Naii' min tari]sı 'ş-Şatıbiyye ad lı bir çalışması vardır (Kahire 141 5/ l 994) . Fatih Çollak Kıraat İlminde İmam Şatı bi ve eş­
Şatıbiyye adıyla doktora tezi hazırlamış
( 1991, MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), bu
çalışma daha sonra basılmıştır (bk. bibl.)
( ş iirleri için ayrıca bk. Ahmed b. Muhammed el-Kastallanl, s. 78-82) .
BİBLİYOGRAFYA :
Muvaffakuddin b. Osman, Mürşidü'z-züvvar i/ii
kubQri'l-ebrar (n ş r. M. Fethi Ebü Bekir). Kahire
1415/ 1995, s. 630-632; Yaküt, Mu' cemü '1 -üdeba', vm, 293-296; ibnü'l-Kıftl, İnbahü'r-ruvat, IV,
160-162; ibn Hallikan, Ve{eyat, IV, 71 -73; Zehebl, Ma'rifetü '1-kurra' (Altıkula ç ). III, lll 0-1115;
a.mlf. , A'lamü'n-nübela' , XXI , 261-264; Sübkl,
Tabakat (Tanahl) , VII, 270-273; ibn Keslr, el-Bidaye, XIII, 10; ibn FerhOn, ed-Dfbacü 'l-m~h eb, ll,
149-151; ibn Kunfüz, el-Vefeyat (nşr. Adil Nüveyh iz). Beyrut 1971, s. 296; ibnü'l-Cezerl, Cayetü'n-Nihaye, ll, 20-23; Ahmed b. Muhammed eiKastallanl, et-Tercemetü 'l-kamile li-Seyyidi'l-kurra': el-Fetf:ıu 'l-mevahibf fi tercemeti 'l-İmam eş­
Şa(ıbf (nş r. İbra him b. Muhammed el-Cerml). Amman 1421 / 2000, s. 38-39, ayrıca bk. tür.yer.; Keş­
fü '?-?unun, ı, 343, 646-649; ll, 1159, 1921 ; Brockelmann, GAL, ı , 520-522; Suppl. , I, 725-727 ;
Hediyyetü 'l-' arifin, ı, 828; el-Fihrisü 'ş-şamil: 'Ulumü'l-Kuran, maJ:ııuıatü 'l-kıra'at ( nş r el-Mecmau'l-melekl) , Arnman 1987, I, 118-189; AbdOlfettah Abdülganl el-Kadi, el-Vafi fi şerf:ıi 'ş-Şaıı­
biyye fi'l-kıra'ati's-seb', Medine 1411 / 1990, s. 4;
Fatih Çollak. Kıraat Alimlerinden imam Şatibf ve
"eş-Şa tıbiyye " Adlı Eseri, istanbul 2002, s. 128141 ; Abdullah Muhammed ei-Habeşl. Cami'u'ş­
ş üruf:ı ve 'l-f:ıaviişf, EbQzabl 1425/ 2004, lll, 20072008; Abdülhadl Abdullah HamltO, Za'imü medreseti'l-eşeriyy e fi'l-kıra'at ve ŞeyJ:ıu kurra'i 'l·
magrib ve 'l-meşrik el-İmam Ebü'l-Kasım eş­
Şa(ıbi: Diriise 'an kaş idetihi fjırzi'l-emani fi'l·
kıra'at, Riyad 1425/ 2005 , s. 46, 65-79; F. Krenkow, " Şatibi", İA, XI , 352-353; Angelika Neuwirth,
"a1-Shatibl" , Ef2 ( İng.). IX, 365-366.
Iii
ABDURRAHM AN
ÇETİN
r
~
~
ŞATIBI,
Muhammed b. Süleyman
ı
vefat eden Şatıbl, Ebü'l-Abbas er-Rası türbesinin haziresine defnedildi.
Ebu Abdiilah Muhammed
b. Süleyman b. Muhammed
el-Meafiri eş-Şatıbi
(ö. 672/1274)
L
ve h adis a limi.
da mevcuttur (Fas! , s.
84) . ZO Ramazan 67Z'de (30 Mart 1274)
( ~l.;J I 0to.;.ı... 0'! ~ )
Kı raat
Şazell kaynakları
_j
585 (1189) yılında Doğu Endülüs şehir­
lerinden Şatıbe'de (levita) doğdu ve ilk öğ ­
renimini burada tamamladı. İbn Ebü'r-Rebi' künyesiyle meşhurdur. Ebu Abdullah
Muhammed b. Abdülaiiz b. Seade eş-Şa­
tıbi'den ve E bO Abdullah el-Cenhanl'den
kıraat-i seb ' ayı öğrendi. Daha sonra doğu
ülkelerine giderek Dımaşk'ta Ebü'l-Hasan
İbn Maseveyh el-Vasıtl, Ebü'l-Kasım Hüseyin b . Hibetullah İbn Sasra, Musa b. Abdülkadir, Ahmed b. Hıdr b. Tavus, Zeynülümena Hasan b. Muhammed ed-Dımaş­
ki ve Ebü'l-Vefa Abdülmelik b. Abdülhak'tan, 617'de ( 1220) Medine'de EbO Yusuf
Ya'küb'dan hadis dinledi. Abdülkerlm b .
Abdülbarl es-Saldi'ye kıraat-i seb' ayı okutan Şatıbl'den rivayette bulunanlar arasın­
da Ebu Muhammed ed-Dimyatı, Tacüddin Ali b. Ahmed el-Garrafi, el-Veclh Abdurrahman es-Sebtl ve Kemaleddin Muhammed b. Muhammed el-Vasıti gibi şah­
siyetler bulunur.
Şatıbl daha sonra Mısır'a giderek İsken­
deriye'ye yerleşti. Şehri denizden gelebilecek tehlikelere karşı korumak amacıyla
İskenderiye koyunda inşa edilen Sivar Ribatı'nda bulunan Ebü'l-Abbas Ahmed b.
Muhammed er-Rasl'nin türbesinde kırk yıl
boyunca inzivaya çekildi, murabıt olarak
ibadetle ve kıraat dersi vermekle meşgul
oldu. Kıraat alanında İskenderiye'de otorite kabul edilen Şatıbi takvası ve zühdüyle meşhur oldu, şehrin alimleri arasında
önemli bir yer edindi. 641 (1243-44) yılın­
da İskenderiye'ye giden Sıbt İbnü'l-Cevzl,
Şatıbi'yi şeh rin ileri gelen şahsiyetleri arasında saydığ ı gibi (Zehebl , s. 6) Mısır'ı hakimiyeti altına alan Sultan I. Baybars da
İskenderiye'ye gittiğinde (66 l/1263) Şatı­
bl'yi ziyaret etti ( İbn Şeddil.d, s. 97 , 272) .
Makrizi'nin sGfi diye nitelendirdiği Şatı­
bi'nin Ca'fer el-Hemdani'den hırka giydiği
(Zehebl. s. ı 07) ve başkalarına hırka giydirdiği (ibnü'l-Cezerl, II, 149) nakledildiğinden
bir tarikata intisap ettiği aniaşılmakla birlikte bunun hangi tarikat olduğu hususu
açık değildir. Şatıbl'nin şeyhi olarak yanı­
na defnedildiği Rasi'yi gösteren kaynakların yanında (Makrlzl, V, 697) 642 (124445) yılında İskenderiye'ye gelen Ebü'l-Hasan eş-Şazell'den faydalandığını ileri süren
Eserleri. Kaynaklarda Şatıbi'ye şu eserler nisbet edilmektedir: el-Lüm'atü'l-cami' a ii'l- ' uJCımi'n-nati'a (Kur'an tefsirin e
dair küçük bir eserdir), Şerefü'l-merô.tib
ve'l-menô.zil ii ma'riieti'l -'ali ii'l-]sıra'at
ve'n-nazil, el-Meba]fişü's-seniyye ii şer­
]fi'l-Ifuşriyye (Ali b. Abdülganl el-Husrl'nin Nilfi ' b. Abdurrahman'ın kıra atine dair
el-Kaşidetü 'l-lfuşriyye ' sinin şerhidir ) , elErba'ine'l-muçlıyye ii'l-e]fadişi'n-ne be­
viyye (İbn Abdülbil.rl'nin Şatıbl için tahrlc ettiği kırk hadise dairdir) . Şatıbl'nin diğer eserleri de şunlardır: el-Meslekü'l]farib ii tertibi'l-gari b, en-Nüb?:ü'l-celiyye ii elfa?-in ıştalaf:ıa 'aleyha eş-şu­
iiyye, el-lfar]sa ii libasi'l-]]ır]fa, el-Menhecü'l-müiid iima yelzemü'ş -şey]] ve'lmürid, Zehrü '1- 'a riş ii ta]frimi'l-haşiş,
ez-Zehrü'l-muçli ii mena]sıbi'ş-Şô.tıbi.
BİBLİYOGRAFYA :
izzeddin ibn Şeddad, TariJ:ıu'l-fl1eliki '?·2ahir
Ahmed Hutayt), Beyrut 1403/1983, s. 97,
272; Baybars, Zübdetü'l-fikre fi tfıriJ:ıi 'l-hicre [n ş r.
D. S. Richards). Beyrut 1998, s. 143; YOnlnl, leylü
Mir'ati 'z-zaman, Haydarabad 1380/1960, lll, 72;
Zehebl, TariJ:ıu 'l-İslam: sene 64 1-650, s. 6; sene
671 -680, s. 106-107; Vadlaşl, Bernamec ( nş r. Muhammed MahfOz), Beyrut 1400/1980, s. 68-69;
Safedl, el- Vafi, lll, 128; ibnü'I-Cezerl, Gaye tü 'nNihaye, ll, 149; Makrlzi. el-Mukaffa 'l-kebir (n ş r.
Muhammed el-Ya'Iavi ). Beyrut 1411/ 1991, V, 696697; M. Abctürrauf ei-Münavl, el-Kevakib (n ş r.
Abdülhamld Salih Hamdan), Kahire, ts. [el-Mektebetü'l-Ezheriyye), ll, 193; Hasan b. Muhammed
KOhin ei-Fasl, Tabakatü'ş-Şii?eliyyeti'l-kübra
(n şr. M . Edib el-Cadir), D ımaşk 1421 / 2000 , s.
53-54, 84; Abdülhadl Abdullah HamltO, Kıra'a­
tü'I-İmam Nafi' 'inde'l-Megaribe min rivayet!
Ebi Sa'id Verş, Rabat 1424/2003, ll, 78-79 .
(n ş r.
~
ÖMER Tü RKER
eş-ŞATIBİYYE
( ~l.;J I)
Kasım
b. Firruh
eş - Şatıbi' nin
(ö. 590/ 1194)
L
kıraat-i
seb'aya dair kasid esi.
_j
Asıl adı Ifırzü'l-emani ve vechü't-tehô.ni olup 1173 beyitten oluşmuştur. Müellifine nisbette eş-Şatıbiyye diye şöhret
bulan ve Kaşide lamiyye diye de anılan
eser Ebu Amr ed-Dani'nin et-Teysir ii'l]fırô.'ati's-seb' adlı kitabının manzum şek­
lidir. Ayrıca Ebü'l-Hasan İbn GalbOn'un etTe?:kire fi'l-kıra'ati'ş-şeman'ı , Ebü'l-Feth
Faris b. Ahmed el-Hımsl'nin el-Menşe' fi 'lkıra'ati 'ş-şeman ' ı , Mehdevl'nin el-Hidaye ila me?:ahibi'l-]furra'i's-se b'a'sı, SI-
377
eş-ŞATIBiYYE
beveyhi'nin el-Kitab'ı (99, ı 75 , 370, ı ı 33
ve 11 43. beyitler) kasidenin diğer kaynaklarını oluşturur. Şatıbl kasidede Kutrub ile
Yahya b. Ziyad ei-Ferra ve Salih b. İshak eiCerml (ı 144. beyit ) gibi nahivcilerin görüş­
lerinden de yararlanmıştır. Müellif, eserinin kıraat ilmini öğrenmek isteyenlerin beklentilerine cevap verecek nitelikte olduğu­
nu belirtmiş . onların bütün gayretleriyle bu
manzumeye yönelmelerini istemiştir.
Kasidenin birinci bölümü belli kurallara
dayalı ihtilaflann (usul ) bulunduğu şu bablardan meydana gelmektedir: İstiaze, besmele, idgam ve kısımlan, haü'l-kinaye, med
ve kasr, müfred hernze, bir kelime ve iki kelimedeki hemzeler, nakil, vakf-ı Hamza ve
Hişam, "._).! •.y. ,...1.9 . ~ı " edatlarının son harflerindeki idgam ve izhar vecihleri, taü'tte'nls, tenvin ve sakin n Ona ait hükümler,
feth, imale, lam ve ra harflerine ait hükümler, kelime sonlarına, resm-i hatta (imla) ve izafet nitelikli ya harfine göre vakıf
halleri, zait nitelikli ya harfleri, tekbir ve
harflerin mahreç ve sıfatları. Belli bir kurala dayanınayıp Kur'an sOrelerinde dağı­
nık şekilde bulunan ihtilafların incelendiği
ikinci bölümde ise her sürede mevcut kı­
raat vecihlerine yer verilmiştir.
İbnü'l-Cezerl. kıraat-i seb'a konusunda
kaynak eserlerden biri olan ve öğretimde
yaygın biçimde kullanılan manzumeyi ancak uzman kişilerin takdir edebileceğini ve
belagatçıların kusur bulmaktan aciz kaldıkları bir kaside olduğunu belirtir (Gayetü 'n-Nihaye, ll , 22 ). Eserin bir özelliği de
kıraat imam ve raYilerinin isimleri yerine
ilk defa ebced harflerinin rum uz şeklinde
kullanılmış olmasıdır (45 . beyit) . Müellif,
birden çok kıraat imarnma delalet eden
harf remizleriyle birlikte (49, 5O, 51 ve 52.
beyitler) yine birden çok imam ve raviye
işaret eden kelime remizlerine de yer vermiştir (5 2, 53, 54, 55 . beyitler) .
Kasidenin istiaze kısmından önceki beyitlerinde harf ve kelime remizlerinin kullanılış biçimi ve ihtilaflı ayetlerin incelenmesinde takip edilen usul hakkında şu
açıklamalar yapılmıştır : 1. Seyitlerde önce ihtilafın bulunduğu kelime, daha sonra kıraat imamının ya da ravinin remzi,
ardından bir vav-ı fasıla getirilmiştir (46.
beyit). z. ihtilaflı kelimelerin sıralanışında
okuyucuyu şüpheye düşürecek bir karışık­
lığın bulunmadığı beyitlerde vav-ı fasıla­
ya gerek görülmemiş, i htilaflı kelime kayıtsız olarak verilmiştir (47. beyit) . 3. Beyitlerde kafıyeyi tamamlamak, lafzı güzelleştirrnek gibi bazı gerekçelerle vav-ı fası­
ladan önceki harf ya da kelime remzi tekrar edilmiştir (48 . beyit). 4. Harf remizle-
378
rinden önce veya sonra kullanılan kelime
remizleri öngörülen şarta uygun biçimde
kullanılmış, daha sonra vav-ı fasıla getirilmiştir (56. beyit) . s. Seyitlerde bir kıra­
at vechi onunla ilgili bir kayıtla zikredilmiş, ardından onun zıddı olan veche yer
verilmemiştir (57. beyit) . Bir kıraate iliş­
kin med kaydı varsa onun zıddı olan kasr
vechinden yahut kasr kaydıyla med veehinden söz edilmeyerek bu husus okuyucunun anlayışına bırakılmıştır. Diğer kıra­
at terimlerinde de aynı yol takip edilmiş­
tir (5 8 ve 59. beyitler) . 6. Seyitlerde tahrik kelimesi kayıtsız zikredildiğinde fetha
kastedilmiş, iskan kelimesinin zıddı fetha
olarak kabul edilmiştir (60 beyit) . 7. NOn
ile ya harfleri, fetha ile kesre harekeleri
ve nasb ile hafd i ' rabları arasında bir münasebet kurulmuştur (61. beyit). Mesela
bir kıraat imamı için nOn vechi zikredilmişse diğerlerinin ya vechini okuduğu açık­
ça belirtilmeden aniatılmak istenmiştir. 8.
Kıraat imamlarından birinin ilgili kelimeyi zamme ile okuduğu ifade edilmişse diğerlerinin fetha vechini, yine bazı imamların ref' vechini okudukları belirtilmişse
isimleri verilmeyenierin nasb vechini okuduğu lma edilmiştir (62 beyit) . 9. Bazı beyitlerde kelimenin ref' hali, fiilin müzekkerlik ve gayb kalıbı mutlak olarak verilmiş (6 3. beyit), kelime remizleri bir kısım
yerlerde ihtilaflı ayetten önce, bir kısmın­
da sonra kullanılmış (64. beyit) , kasidenin
Kas ım b. Rrruh eş- Şatı bi' nin
maniye Ktp., Laleli, nr. 31!1)
eş-Şa.tıbiyye
olarak da a n ı la n
imkan verdiği beyitlerde kıraat imamları­
nın adları (65 . beyit), özellikle ihtilafı yoğun imam ya da ravinin adı açık biçimde
zikredilmiştir (66. beyit)
Pek çok kütüphanede yazma nüshaları
bulunan eserin (el-Fihrisü 'ş-şamil, I. 118189) çeşitli baskıları yapılm ı ştır (Hindistan 1862; n ş r. MUsa Carullah , Kazan 1907;
Kahire 1876, 1302/ 1884, 1304/ 1886, 1319,
19ıo . ı926 ,
1347/ 1928,
ı9 3 7,
1940, 1980 ;
Riyad 1980; Beyrut ı 98 ı ; Tanta 1412/ 1992;
Medine 1989 , 141 6; n ş r. Muhammed Tem!m, ı417/ 1996) . Eserinkıraat öğretimin­
de çok tutulup geniş bir coğrafyaya yayıl­
masının sebebi, öğrencilerin kıraat ihtilaflarını manzum olarak ezberleyip bu bilgileri kullanmalarını kolaylaştırmış ol ması­
dır. Ancak sahih kıraat ihtilaflarını nazım
kalıpları içinde inceleyen kasidenin teknik
özelliği ve kullanılan terim ve remizler ilk
bakışta kolay aniaşılamadığından bazı kı­
raat alimleri şerh , ihtisar ve tekmile çalış­
maları yapmıştır. eş-Şatıbiyye, yazıldığı
dönemden günümüze kadar üzerinde en
fazla çalışma yapılan metinlerden biri olma özelliğini korumaktadır. Hamıto bunlardan 118'i şerh , haşiye ve ta'llkat yedisi
diğer eserlerle mukayese, otuz beşi tekmile, yirmi yedisi muaraza olmak üzere
187 eser saymaktadır (Za'fmü medreseti'leşeriyye,
s. 145- 226).
Kasidenin
şerhlerinden bazıları şunlar­
dır : eş-Şatıbiyye 'yi
kı raa tle
ilgili
/:fırzü 'l-emil nf ad l ı
müelliften defalarca
kasidesinin ilk iki
s ayfası
(Süley-
SATlR
okuyan ve onu ilk defa şerhederek şöhret
bulmasına vesile olan Alemüddin es-Sehavl'nin Fetf:ıu'l-vaşid ii şerf:ıi'l-~aşid'i (nşr.
Muhammed el-İdr!s! et-Tahir!, I-lV, Riyad
I423/2002). Muhammed Şu'le'nin Kenzü'l-me'ani ii şerf:ıi ljırzi'l-emfıni'si (Kahire I954, ı418/I997; nşr. Ahmed ei-Yez!dl, Mağrib ı4ı9/ı998), Ebu Abdullah Muhammed b. Hasan b. Muhammed ei-Fasl'nin el-Le' ali'I-teride ii şerf:ıi'l-~aşide'si
(nşr. Abdürrezzak b. Ali b. İbrahim MOsa,
I-lll. Riyad 1428/2007). Alemüddin Kasım
b. Ahmed el-Lurki'nin el-Müiid ii şerJ:ıi'l­
~aşid'i (Abdülhamld b. Salim el-Alev! esSaid!. Medine I426/2005, doktora tezi), kasideyi hacası Sehavl'den birkaç defa okuyan Ebu Şame el-Makdist'nin İbrazü'l­
me'ani min ljırzi'l-emani ti'l-]fıra'ati's­
seb'i (Kahire ı349; nşr. İbrahim Atve İvaz,
Kahire ı398/ı978), Ca'berl'nin Muhammed
Şu'le'ye ait şerh ile isim benzerliği bulunan
(İbnü'I-Cezerl. Gayetü'n-Nihaye, ll, 8ı)
Kenzü'l-me'fıni ii şerJ:ıi ljırzi'l-emani'­
si
(nşr.
Ahmed ei-Yezld,
I -Iı,
Rabat I 4I9/
ı998) , İbnü 'I-Barizl'nin el-Feridetü'l-Bariziyye'si, Sernin el-Halebi'nin el- 'İ]fdü'n­
na(iid ii
şerf:ıi'l-~aşid: Şerf:ıu'l-]faşide­
ti'ş-Şatıbiyye ii'l-]fıra'ati's-seb'i (nşr. Ey-
es-Süveyd, Ci dde ı422/200 ı),
Ebu Abdullah Muhammed b.
Ahmed el-Gassanl ei-Bacl'nin el - 'İ]fdü 'nna(iid ii şerf:ıi'l-~aşid'i (TSMK, nr. ı657, A
ı76) . İbnü'I-Cündl'nin el-Cevherü'n-na(iid ii şerf:ıi'l-~aşid'i (Sü leymaniye Ktp .
Ayasofya, nr. 5ı-54), İbnü'I-Kasıh'ın Siracü'l-]fari'i'l-mübtedi ve te~kdrü'l-mu]f­
ri'i'l-müntehi'si (Beyrut, ts. ; Bulak I293 ;
Kahire I304, I 401/1981), SüyQtl'nin Şer­
J:ıu ~aşideti 'l-İmam Ebi'l-~asım eş­
Şatıbi'si (nşr. Abdullah b. Abdurrahman
eş-Şeşe rl- Muhammed b. Fevzan el-ömer,
Riyad 1428/2007). İbn Gazi'nin İnşadü'ş­
şerid'i. Ali Muhammed ed-Dabba'ın İr­
şadü'l-mürid ila ma]fşudi'l-~aşid'i (Kahire ı 3 49 ; EbQ Şame'nin İbraz ' ı ile birlikte), Abdülfettah Abdülganl ei-Kadl'nin elVafi ii şerf:ıi'ş-Şatıbiyye fi'l-]fıra'ati's­
seb'i (Medine I404/ I983, I411/I990), Muhammed Halid Mansur ve diğerlerinin elMüzhir ii şerf:ıi'ş-Şdtıbiyye ve'd-Dürre'si (Amman 1422/2002) (diğer şerhleri
için bk. Alemüddin es-Sehavl, Fetf:ıu'l-va­
men
Rü şdl
Şemseddin
şid, ne ş redenin girişi, ı, 142-ı55; Beyazıt
Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 22, 26;
Sü leymaniye Ktp., Damad İbrahim Paşa,
nr. 8, Darülmesnev!, nr. 27, 28, Tırnova lı .
nr. 14, Ayasofya, nr. 34, 36, 57, Esad Efendi , nr. 2, Fatih, nr. 47, Aşir Efendi , nr. 3,
Laleli, nr. 56, Mesih Paşa, nr. 17; Köprülü
Ktp., Köprülüzade Mehmed Paşa , nr. 15 ;
Hacı Selim Ağa Ktp., Kemankeş Emir Ho-
ca, ıir. ı5 , Hacı Selim Ağa, nr. 20; TSMK,
nr. 1647,A ı75 , 183, I660, K 539, 1661 ; Nuruosmaniye Ktp., nr. 69; ayrıca bk. Keş{ü'?­
?UnCın, ı , 647).
ŞATIR
( }'>~)
LOsınanlılar'da
bir
çeşit
tören
bölüğü._j
İhtisar çalışmaları: İbn Millik et-Tai, ljav-
zü'l-me'ani ii'J:J.tişari ljırzi'l-emani; Abdüssamed b. Hamid Nizameddin et-Tebriz!. Mu{ıtaşaru 'Abdişşamed b. ljamid
et-Tebrizi; Eminüddln İbn Vehban ed-Dı­
maşki. Na?mü dürri'l-celd ii ]fıra'fıti's­
seb'ati'l-mela; Mevlana Bilal er-Rumi. elBilaliyye (Keşfü'?-?Unun, I, 649) Tekmile çalışmaları: Ebü'l-Hasan Ali b. Ömer elKicati. et-Tekmiletü'l-müfide li-]fari'i'l]faşide; İbnü'J-Faslh ei-Hemedanl, lfallü'r-rumuz (İbnü ' I-Cezeri , Gayetü'n-Nihaye, ı. 84); Şehabeddin Ahmed b. Muhammed b. Said ei-Yümnl. Tekmile ii'l-]fıra'a­
ti'§-§ela§; Ebu Abdullah Muhammed b.
Ya'küb b. İsmail el-Makdisi, ed-Dürrü'nna(iid ii zeva'idi'l-]faşid (a.g.e. , a.y.; Keş­
fü'?-?Unun, I, 649) eş-Şatıbiyye manzum
olarak Türkçe'ye (Süleymaniye Ktp., Mesih Pa şa , nr. I 7) ve Mahmud b. Abdüssamed tarafından Farsça'ya (Süleymaniye
Ktp., Ayasofya, nr. 34) tercüme edilmiş , eser
üzerinde Abdülhadi Abdullah HamitQ bir
çalışma yapmıştır (bk bibl) Fatih Çollak
Kıraat İlminde İmam Şatıbi ve eş-Şa­
tıbiyye adıyla bir doktora tezi hazırlamış
( I 991. MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü), bu
çalışma daha sonra Kıraat Alimlerinden
İmam Şatibi ve "eş-Şatıbiyye" Adlı Eseri ismiyle basılmıştır (İstanbul 2002).
BİBLİYOGRAFYA :
Kasım b. Firruh eş-Şatıbl, ljuzü'l-emanl ve vechü't-tehanl, Kahire 1328; Alemüddin es-Sehavl,
Fetf:ıu 'l-vaşld fi şerf:ıi'l-Kaşld (nş r. Muhammed
el- idrisi et-Tahir!), Riyad 1423/2002, neşredenin
girişi, ı , 142-155; Muhammed Şu'le, Şerl).u Şu' le
'ale'ş-Şatıbiyye el-müsemma Kenzü 'l-me'anl
şerf:ıu l:fırzi'l-emanl, Kahire 1954, s. 2; İbn Hallikan, Vefeyat, IV, 71; İbnü'I-Cündi, el-Cevherü'nnaçlid fi şerf:ıi'l-Kaşid, Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 51, vr. 10b; İbnü'I-Kasıh, Siracü'l-f!:ii.ri'i'lrnübtedi ve te?karü'l-mukri'i'l-müntehl, Beyrut,
ts. (Darü'l -fikr), s. 2, 29; İbnü 'I-Cezer!, Gayetü'nNihii.ye, 1, 84, 570; ll , 22, 81 ; a .mlf., en-Neşr, 1,
61-64; Keşfü '?-?Unün, 1, 646, 647, 648, 649;
Brockelmann, GAL, ı . 517; Mustafa İbrahim eiMüşlni, Medresetü 't-tefsir fi'l-Endelüs, Beyrut
1406/1986, s. 7 4; Abdülfettah Abdülganl el-Kadi. el-Vafi fi şerf:ıi'ş-Şatıb iyye fi'l·kıra'ati's-seb' ,
Medine 1404/1983, s. 23-24, 26, 28, 32; el-Fihrisü'ş-şamil: 'Ulümü'l-Kuran, matıtatatü'l-kı­
ra'at (nşr. ei-Mecmau'l-melekl). Arnman 1987, I,
118-189; Abdülhadl Abdullah Hamltü, Za'imü
medreseti'l-eşeriyye fi'l-kıra'at ve Şeyl)u kurra'i 'l-magrib ve'l-meşrik el-İmam Ebü 'l-Kasım
eş-Şatıbl: Diriise 'an kaşldetihi ljırzi'l-emanl
fi'l-kıra'at, Riyad 1425/2005, s . 145-226; F. Krenkow, "Şatibl" , İA, Xl, 352-353; Angelika Neuwirth , "al-:iliatibi", Ef2 (İng.), IX, 365-366; Tayyar
Altıkulaç. "Ebü Şame eı-Makdisl", DİA, X, 233
vd.; Mustafa Altundağ , "İbnü'l-Cündl", a.e., XXI,
4 vd.
ı:;ı;:J
1!'!.1
Osmanlı
saray teşkilatı içinde yer alan
yaya sınıfına mensuptur. Padişah­
ların maiyetinde bulundukları için görevleri haber getirip götüren peyklere benzer.
· Zamanla törenlerde bir alay bölüğü haline
gelmişlerdir. Özellikle mevkib-i hümayun
da denilen padişah alaylarında peyklerin
önünde yer almışlardır. Şatırların peyklerin bir grubu olarak ne zaman ortaya çık­
tığı kesin şekilde bilinmemektedir. XVI.
yüzyıl kaynaklarında şatır tabirine rastlanır. Bunlar zamanla alaylarda gösteriş sembolü haline gelmiştir. Kıyafetleri peyklerin
kıyafetleri gibi süslü olup onlar da başla­
rına madeni üsküf giyerler. XVIII. yüzyıla
gelinceye kadar kıyafetleri peyklerin kı­
yafetleriyle aynı kalmış, fakat daha sonra
şatırlar
başlıklarında değişiklikler olmuştur. Şatır­
lar genellikle iç oğlanları arasından, nadiren peykler içinden seçilirdi. Bu durum onların bir üst derecede bulunduğuna işaret
ederse de temelde peykler grubu içinde
mütalaa edilmelidir. Terfi ettikleri zaman
kapıcılar kethüdalığı gibi makamlara tayin edilebilirler. Padişah alayında yaya bir
koruma grubu olan solaklar ve peyklerle
birlikte süslü elbiseleriyle renkli bir görünüşleri vardı. Bunların sayısı XVI. yüzyılda
elli yedi idi.
Sadrazam alaylarında da peykler gibi
bir işlevleri olan şatırların, XVII. yüzyılın
sonunda bayramdan beş gün önce sadrazarnın şeyhülislamı ziyareti için oluştur­
duğu alaylarda perişan! başlık üzerine sorguç taktıkları kaydedilmiştir. Bayramın
ve satırbaşı (Türkische Gewander und Osmanische
Gesel/scha(t, İstanbul 1966, lv. 46, 87)
Satır
FATiH ÇoLLAK
379
Download