çocuklarınızın arasını eşit tutun

advertisement
 “ÇOCUKLARINIZIN ARASINI EŞİT TUTUN” YİNE 23 MAYIS 2013 TARİHİNDE AĞRI’DA GEDÇEKLEŞTİRİLEN AĞRI EĞİTİM GELECEĞİM İL KONFERANSINDA SÖZ ALAN KANAAT ÖNDERİ NURİ ARSLAN’IN BÜYÜK BEĞENİ TOPLAYAN KONUŞMASINDA ANNESİN DENEYİMLERİNDEN YOLA ÇIKARAK KIZ ÇOCUKLARININ EĞİTİMİNİN ÖNEMİNE DEYİNDİ. Üç kız kardeş ve bir kızı olan biri olarak söz almış bulunmaktayım. Annemle gurur duyduğum kadar, kız kardeşlerimle ve evladımla da gurur duymaktayım. Kızımın ismini Fatma koydum ki Hz. Peygamber’in kızı gibi eğitimli, kendini bilen biri olsun. Annem çok zeki bir kadın fakat okuma yazmadan mahrum bırakılmıştır. Arapça ve Kuranı Kerim biliyordu fakat Türkçe okuma yazma bilmiyordu ve halen de bilmiyor. Kendisinden Ağrı’ya özgü hikâyeler, meseller, fıkralar rivayet edildi ve 80’li yıllarda Kültür Bakanlığı yayınlarından yayınlandı. Fakat çok hazindir ki kendisinden rivayet edilen eserleri okuyamadı. Çünkü okumayı bilmiyordu. 1978 yılında torununu doktora getirdiğinde çocuk doktoru verdiği iğnelerle çocuğun zatürreden kurtulacağını söylemişti. Ama köy şartlarında iğneyi yapacak kimse yoktu. Doktorun “Yenge Hanım iğne şöyle yapılır” talimiyle yıllarca kazasız belasız (sağlık ocakları yaygın hale gelene kadar) iğne yaptı. Çevre köyleri dahi yıllarca bizim eve hastalarıyla akın etti. O bunun karşılığında asla bir şey almadı. Fakat yaptığı iğneleri ancak kutu resimleri ile tanıdı. Kendisi bu okuyamama ıstırabını yaşamasına rağmen çevre şartlarının etkisiyle üç kızını okutamadı. Halen hem kendisinin hem de kız çocuklarının okuldan mahrum oluşunun ıstırabını yüreğinin derinliklerinde hissetmektedir. Belki çevre şartları, belki işgüzarlık belki de mahrumiyet dolayısıyla kızlarımız, annelerimiz kısacası bayanlarımız okuma yazmadan mahrum bırakıldı. Haklı ya da haksızca… Fakat bizi üzen şey yapılan yanlışların inancımıza, İslam’a mal edilmiş olmasıdır. Birileri yanlış yaptı, kendi yanlışına kılıf bulmak için uydurma dindarlıklara sarıldı. Çok özür dilerim adam uçkurunun derdiyle çok evlilik yaptı ya da yapar, bunu dinin müsaadesine bağladı veya bağlar. Hâlbuki buradaki adalet inceliği fark edilse İslam’da asıl olanın tek eşlilik olduğu anlaşılmış olacaktır. Ama adamın işine geliyor. Biz de diyoruz ki “Sui emsal asla emsal olamaz.” Bilgiden yoksun, kulaktan duyma dindarlığımız ve bazı adetler yıllarca topluma çok yanlışlar yaptırdı. Eve bir yiyecek geldi, giyecek geldi “önce erkekler, kalırsak kızlar” denilerek epeyce cürümler işlendi. Dara düştüğümüz zaman da kızlarımızın şefkatine ve bakımına koştuk. Ne hazin bir durum değil mi? Ve bunu dinden saydık, bu şekil dindarlığımızla yıllarca iftihar ettik. Eyvah eyvah sonra baktık ki dinin sahibi Allah ve uygulayıcısı Resulullah böyle bir telkinde dahi bulunmamıştır. Bu bir hakikattir ki uygulamalarına baktığımızda (bir ilahiyatçı olarak söylüyorum) Resulullah’ın kız çocuklarına karşı pozitif ayrımcılık yaptığını kavrıyoruz. Örneğin; “Çocuklarınızın arasını eşit tutun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” Buyurması gibi.. Hz. Peygamber (SAV) çocuklara, rengi ve cinsiyeti ne olursa olsun eşit davranılması gerektiğini öğretmiştir. İslam öncesi Arap toplumunda uzun süredir yerleşmiş bulunan tavırları değiştirmek için kız çocuklarına özel ilgi göstermiştir. Onun arkadaşları kızlarını artık omuzlarında taşıyorlardı. Rasulullah (SAV)’ ın kız çocuklarını güzelce ve özenle yetiştirenlere Allah’ın büyük mükâfat vereceğini belirten pek çok sözleri bulunmaktadır. O, aile bireylerinin eğitimine önem vermiştir. Kız erkek demeden tüm çocuklara iyi eğitim vermenin önemi üzerinde durmuştur. Hz. Peygamber, ailede çocuklar arasında hiçbir konuda (ister bakım ister eğitim) ayrım yapmayı kesinlikle uygun görmemiştir. Rivayete göre bir adam Peygamberimizin (SAV) yanında oturuyordu. Bu sırada adamın erkek çocuğu yanlarına çıkageldi. Adam çocuğu öpüp, dizlerine oturttu. Daha sonra kız çocuğu geldi. Adam onu ise yanına oturttu. Peygamber Efendimiz (SAV) bu tavır üzerine muhatabını “Niçin ikisini bir tutmadın?” diye kınadı. Kız çocuklarının ikinci sınıf muamele gördüğü ve horlandığı bir ortamda bu sözler ezber bozan ve çok anlamlı sözlerdir. Erkek çocukların üstün tutulup kızların ikinci plana atıldığı bir kültür ortamında bu durumu tersine çevirerek kızlarla ilgili kalıplaşmış tutumları ortadan kaldırmayı amaç edinmeliyiz. Konuyu sadece ‘okul, okuma, bilgi edinme’ olarak ele almak da doğru değildir. Bir de kız çocuklarının ailelerinin gönül rahatlığıyla emanet edecekleri sosyal alanları ve sosyalleşme boyutlarını da dikkate almak gerekir. Ahlaki ve inanç yönünden dikkat etmemiz gereken yönler de vardır. Okullar, sağlık açısından nasıl hastalıkların yayılmaması için ilk dikkat edilen yerler oluyorsa ahlak erozyonu bakımından da dikkat edilecek yerler olmalıdırlar. Gerek kızlarımızın okullaşması ve gerek hassasiyetinize sunduğumuz hususlarda herkes inisiyatif almalıdır. Özellikle STK’lar yoğun bir faaliyet içinde olmalıdır. Aile eğitimlerine, özellikle anne baba eğitimine daha çok önem verilmelidir. Taşımalı eğitim sistemi gözden geçirilmelidir. Bu konuda ailelere sağlıklı bilgiler verilmeli, ailelere hassasiyetleri hususunda teminat verilmelidir ya da taşıma yerine güvenilir sabit mekânlar tahsis edilmelidir. Çevre şartları ve gençliğimizde meydana gelen ahlaki erozyon dolayısıyla kız çocuklarını okula göndermeyenleri de bir yerde dikkate almak gerekir. Tekrar söylemek gerekirse bu endişeleri gidermeye çalışmak devlet erkânının en büyük sorumluluğu olmalıdır. Açılan liseler ve üniversitelerin hemen yanında ivedilikle kızlarımızın rahat barınabilecekleri, ailelerin çocuklarını rahatlıkla devletin şefkatine emanet edeceği yurtlar çoğaltılmalıdır. Bu hizmet, grupların, illegal oluşumların değil öncelikle devletin güdümünde olmalıdır. Denetim mekanizması çok aktif olmalıdır. Kırılan kol yen içinde kalmamalıdır. Burada görev yapan öğretmenlerimiz için pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Sirkülasyon önlenmelidir. Barınma, sosyal ve kültürel alternatifler çoğaltılmalıdır. Tecrübe edinenler hemen ilimizi terk etmemelidir. Bu konuda da Ağrı geçiş ili olmaktan kurtulmalıdır. Sonuç olarak; bu tür projeler, programlar topluma farkındalık kazandırır. Halktan birileri olarak bizlerin katılımının sağlanması isabetli bir karar olmuştur. Biz birbirimizle varız. Devlet millet birlikteliği terakki ve huzurun gerçekleşmesine, ön yargıların yok olmasına sebeptir. “Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar.”Bu tür etkinliklerin devamını diliyor, emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Saygı ve Selamlarımla 
Download