Tatar Türkçesinde uk/ük Kuvvetlendirme Edatı

advertisement
Türk Dünyas Aratrmalar
Say: 180
Haziran 2009
TATAR TÜRKÇESNDE
UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
Dr. Erdal AHN*
Türk dilinde kullanlan kuvvetlendirme edatlarndan birisi de ok / ök
edatdr. Edatn tarihî Türk yaz dillerindeki ekli ile görev ve anlamlar
baz çada Türk yaz dillerinde korunmu ve ksmen deimi olarak
kullanm devam etmektedir. Tatar Türkçesinde uk / ük eklini alan edat,
bu yaz dilinde birçok kelime türü ve çekimli ekil ile birlikte kullanlr. Bu
yaz dilinde edat, genel olarak kendisinden önceki kelime, kelime grubu
veya çekimli ekli türlü anlamlarla pekitirir ve belirtir.
Anahtar kelimeler: Tatar Türkçesi, ekil Bilgisi, Kuvvetlendirme (Pekitirme) Edat.
The Reinforcement Particle Uk / Ük In The Tatar Language
Ok / ök is one of the reinforcement particles of Turkic languages. Some functions and meanings the particle had in Old Turkic literary languages are still present in some contemporary Turkic literary languages. In
the Tatar language the particle takes the form uk / ük and is used after
various parts of speech. The particle is used to reinforce the meaning of
words and groups of words to which it is addended.
Key words: Tatar Language, Morphology, Reinforcement Particle.
Türk dil bilgisi çalmalarnda, sözcük türlerinden edatlarn ilevlerine göre snflandrlmasnda bir bal da kuvvetlendirme (pekitirme)
edatlar oluturur. Türkçedeki dahi, da / de, ki, bile gibi kuvvetlendirme
edatlar kelimelerin, kelime gruplarnn, cümlelerin sonuna gelerek onlar önceki veya sonraki kelimelere, kelime gruplarna ve cümlelere bala-
*
Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü.
2
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
yan; bu balama görevleri yannda sonuna geldii dil birliklerine dikkati
çekme, kuvvetlendirme, belirtme ilevi de katan edatlardr1. Bu tür edatlarn balamadan ziyade umumiyetle kuvvetlendirme fonksiyonu daha
belirlidir. Bunlar sonuna geldikleri unsurlar belirtmek, kuvvetlendirmek, dikkati onlarn üzerine çekmek için kullanlrlar2.
Tarihî Türk lehçelerinde kullanlm ve baz çada Türk lehçelerinde
kullanlmakta olan kuvvetlendirme edatlarndan birisi de Eski Türkçedeki ekliyle ok / ök edatdr: anta ok “hemen sonra”, timin ök “hemencecik”, ançulayu ok “tam böyle (tam bunun gibi)”3; özüm ök “bizzat kendim”, ben ök “bizzat ben”, ökü ök “pek fazla” vb4.
Tarihî ve çada Türk dilinde ok / ök edatn makale konusu yaparak
geniçe inceleyen Zeynep Korkmaz’a göre, “Bu edat Köktürk, Uygur, Karahanl ve Harezm metinlerinde ok / ök ekillerinde çokça kullanlr. Yaln ya da çekim ekleri alm isimler ya da isim hükmündeki kelimelerden
sonra gelerek, cümle içerisinde o ismin anlamn özellikle belirtme ve pekitirme vazifesi görür.”5 Korkmaz, bu edatn bulunduu yere göre ifade
ettii anlamn “da / de, dahi, bilhassa, bizzat, yine, srf, yalnz, ise, ...
gelince, asla, hep, daima” gibi türlü karlklar ile gösterilebileceini belirtir ve edatn “Altay, Abakan, Kazak, Krgz lehçelerinde zarf olarak da
kullanlan nitelik sfatlarndan sonra gelerek, bu sfatlar pekitirilmi
birer zarf hâline getirdiini”6 de ifade eder.
Zeynep Korkmaz, bir dier çalmasnda ok / ök edatn, “isim ve isim
soyundan bir kelimeye gelerek anlamn kuvvetlendiren ek veya eklemi
edat” olarak tarif ettii pekitirme eki bal altnda deerlendirir ve u
örnekleri verir: ET. timin+ök “hemencecik”, neçük < neçe+ök “nasl”, amtçak < amt+ça+ok “hemen, imdi” vb7.
Türk dilinde edatlar üzerine geni bir aratrma yaymlayan Necmettin Haceminolu, çalmasnda ok / ök edatna da yer verir. Haceminolu, bu edat kuvvetlendirme edatlar içinde deerlendirir ve edatn genel olarak “da / de, dahi, yine, bizzat, yalnz, ancak, sadece, hep vb.” anlamlarn verdiini belirterek “Bu edat Türk dilinin Köktürk, Uygur, Karahanl ve Harezm sahas metinlerinde oldukça yaygn bir kullanla sahiptir. Bu edat kullanl bakmndan Türkiye Türkçesindeki da / de’ye
1 Zeynep Korkmaz, Gramer Terimleri Sözlüü, Ankara 1992, s. 122.
2 Muharrem Ergin, Türk Dil Bilgisi, stanbul 1988, s. 344.
3 Annemarie Von Gabain, Eski Türkçenin Grameri, çev. Mehmet Akaln, Ankara 1988, s. 105.
4 Sir Gerard Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish, Oxford
1972, s. 76.
5 Zeynep Korkmaz, “Türkçede ok / ök Pekitirme (ntensivum) Edat Üzerine”, Türk Dili Üze-
rine Aratrmalar, C. 1, Ankara 1995, s. 99.
6 Zeynep Korkmaz, a.g.e., s. 99-101.
7 Zeynep Korkmaz, Gramer Terimleri Sözlüü, Ankara 1992, s. 122.
ERDAL AHN / TATAR TÜRKÇESNDE UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
3
çok benzer. Umumiyetle sonuna gelerek manasn kuvvetlendirdii kelimenin ahengine göre kaln (ok) veya ince (ök)tür. Manas da kendisinden
önceki sözün mahiyetine göre deiir.”8 der. Haceminolu, “ok / ök edatnn cümle içindeki ikinci görevinin kelime ve cümlecikleri balamak olduunu, bu açdan Bat Türkçesindeki da / de edatna paralel bir kullanlnn olduunu” söyler. “Türk dilinin dier ivelerinden farkl olarak
Bat Türkçesinde da / de edatnn ortaya çkp gelimesinin, bu sahann
ok / ök edatndan mahrum bulunmas ile izah edilebileceini” de belirtir.
Tespit edilen örneklerin deerlendirilmesine göre edat, Eski Türkçe ve
Karahanl sahasnda “da / de, tam, ha ite, tpk, ancak, bizzat vs.”; Harezm sahasnda “da / de, tam, aynen, tpk, bizzat vs.”; Çaatay sahasnda “da / de, bizzat, ancak, tam, tpk, öyle ki vb.”; Kpçak sahasnda
“böylece, nihayet, artk, derhal vb.”; Bat Türkçesinde “tam, hemen, aynen vb.” anlamlarnda kullanlmaktadr9.
Yukarda da belirtildii gibi ok / ök edat bugün baz ses deiikleriyle
çada Türk yaz dillerinde kullanlmaya devam etmektedir10: Bak. uk /
ük11, Kaz. aq12, Nog. ok13, Tat. uk / ük14, Özb. åk / yåk15, Alt. ok16, Hak.
oh / ök17, Çuv. ah18. Kendisinden önceki sözcüün anlamn pekitirme
görevindeki bu edatn kullanm alan kullanld yaz diline göre deiiklik gösterir; kimisinde kullanm birkaç kelime türü veya çekim ekiyle snrlyken, kimisinde kullanm daha genitir.
8 Necmettin Haceminolu, Türk Dilinde Edatlar, stanbul 1992, s. 252.
9 Necmettin Haceminolu, a.g.e., s. 252-254.
10 M. Räsänen, ok / ök kuvvetlendirme edatn enklitikler (sonasnklar) içinde deerlendi-
rir ve edatn lehçelere göre deien ekillerini öyle gösterir: Uyg., Sag. Blt., Kaç., Koyb. ok /
ök, Özb. ak, Kaz. uk / ük, Oir. ok, Soy. uk / k, Yak. ox, Çuv. ax / ex. (bk. M. Räsänen, Materialien zur Morphologie der Turkischen Sprachen, Helsinki 1957, s. 248.)
11 K. M. Musayev, “Çastits”, Sravnitelno-storiçeskaya Grammatika Tyurkskih Yazkov (Mor-
fologiya), red. E. R. Teniev, Moskova 1988, s. 507.
12 Nergis Biray, “Kazak Türkçesinde Snrlandrma levli Dil Birlikleri Üzerine: gana, qana,
tek, -aq”, Modern Türklük Aratrmalar Dergisi, C. 5, S. 4 (Aralk 2008), s. 71-78. Bu çalmada, Kazak Türkçesinde pekitirme eki olarak kullanlan -aq’n görevleri ve yannda bulunduu kelimelerle birlikte anlamlar geni olarak incelenir. (bk. Nergis Biray, a.g.e., s. 7178).
13 K. M. Musayev, a.g.e., s. 507.
14 F. S. Safiullina - M. Z. Zekiyev, Hezérgé Tatar Edebi Télé, Kazan 1994, s. 243.
15 Stefan Wurm, “Das Özbekische”, Philologiae Turcicae Fundamenta I, Wiesbaden 1959, s. 523.
16 Omeljan Pritsak, “Das Altaitürkische”, Philologiae Turcicae Fundamenta I, Wiesbaden
1959, s. 590.
17 G. . Donidze, “Çastits”, Grammatika Hakasskogo Yazka, red. N. A. Baskakov, Moskova
1975, s. 249.
18 K. M. Musayev, a.g.e., s. 507.
4
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
Türk yaz dilleri içinde söz konusu edatn en geni kullanm Hakas
Türkçesindedir. Bu yaz dilinde oh / ök kuvvetlendirme edat birleip
kaynat isimlerin veya isim soylu kelimelerin anlamn genel olarak
“hatta; bile; daha; tam; da / de” anlamlaryla pekitirir19: Pastuh haydag, hoylar andagoh20. “Çoban naslsa, koyunlar da öyledir.” Çiit tustoh
çörgende, çoohtacañmn. “Daha gençken söylemitim.”21 Pazm çirgeök
çapsn pard. “Bam tam yere yapt.”22 vb. Hakas Türkçesinde edat
isimler, sfatlar ve zarflarla birlikte bulunduu gibi, çekimli fiillerde kii
ve zaman ekleriyle de bulunabilmektedir: sagn- “düünmek” sagn-minoh-ça; kil- “gelmek” kil-bin-ök-tér, çör- “yürümek” çör-ib-ök-çetken23, par“gitmek” par-b-og-shan24 vb.
Ok / ök kuvvetlendirme edatnn birden çok kelime türü ve çekimli
ekille birlikte geni olarak kullanld bir dier Türk yaz dili Tatar
Türkçesidir. Edat, Tatar Türkçesinde kelimelerin ilk hecesinde o > u ve ö
> ü düzenli ses deiikliinden dolay uk / ük eklinde kullanlmaktadr:
urmanga uk “ta ormana”, bügén ük “tam bugün”25. Bu yaz dilinde uk /
ük edat genel olarak kuvvetlendirme ve çabukluk26 anlamlar verir. Rus
diliyle yazlan Türklük bilgisi çalmalarnda çastitsa, Tatar Türkçesinde
kisekçe terimiyle27 karlanan tür içinde deerlendirilen bu edat, dil bilgisi kitaplarnda genel olarak “kendisinden önceki kelimeyi pekitirdii”
belirtilir28. Tatar Türkçesinde edatn kullanld kelime türleri ve çekimli
ekiller tespite imkân verecek ekilde snrldr; edat, genel olarak, kendisinden önceki kelime veya çekimli ekli çeitli anlamlarla pekitirerek
belirtir ve baz kelimelerle kalplar.
Tatar Türkçesinde uk / ük edatnn görevi ve ifade ettii anlam, geni
olarak Tatar Añlatmal Süzlégé’nde açklamasn bulmutur. Bu sözlüün 3. cildinde Uk madde banda, edatn zarflardan sonra gelerek “pek”
19 G. . Donidze, a.g.e., s. 249.
20 B. A. Serebrennikov-N. Z. Hacyeva, Türk Dillerinin Müqayiseli Tarihi Qrammatikas, çev.
Tofik Hacyev, Bakü 2002, s. 316.
21 Erdal ahin, Hakas Destan Altn Çüs (Giri-Metin-Aktarma-Dizin), stanbul 2007, s. 55.
22 Erdal ahin, a.g.e., s. 94.
23 G. . Donidze, a.g.e., s. 249.
24 Gürsoy-Naskali, Emine-Viktor Butanayev-Erdal ahin-Almagül sina-Leysen ahin-Aylin
Koç, Hakasça-Türkçe Sözlük, Ankara 2007, s. 331.
25 Nicholas Poppe, Tatar Manual, Bloomington 1965, s. 85.
26 M. A. Segytov, “Kisekçeler”, Tatar Grammatikas II Morfologiya, red. Z. Zekiyev, D. G. Tu-
maeva, F. M. Hisamova, Moskova-Kazan 2002, s. 408.
27 Emine Gürsoy-Naskali, Türk Dünyas Gramer Terimleri Klavuzu, Ankara 1997, s. 36.
28 Mustafa Öner, çada Kpçak lehçelerinden Tatar, Kazak ve Krgz Türkçelerinin ses ve ekil
bilgisini karlatrarak inceledii eserinde Tat. uk / ük ve Kaz. -aq’ “sona gelen balaçlar” içinde
deerlendirmitir (bk. Mustafa Öner, Bugünkü Kpçak Türkçesi, Ankara 1998, s. 245-246).
ERDAL AHN / TATAR TÜRKÇESNDE UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
5
anlamnda kullanld; yönelme hâlindeki isimlerden sonra gelerek “son
hadde; tam yanna” varmay bildirdii; çkma hâlindeki isimlerden sonra
gelerek i veya hareketin bunlarn bildirdii yerden veya zamandan baladn veya yapldn ifade ettii; bulunma hâlindeki isimlerden sonra
gelerek “tam orada; tam o zamanda” anlamn verdii; -GAnçI ekli zarf fiil
ekillerinden sonra gelerek, herhangi bir iin bir eyden önce düünüldüünü veya yapldn anlatt; -GandA veya -IlIy ekli zarf fiil ekillerinden sonra “bu i yaplrken, geç kalmadan” anlamn verdii; -GAç ekli
zarf fiil ekillerinden sonra gelerek çabukluk bildirdii; dier baz zarf fiil
ekillerinden sonra gelerek “hatta; bile” anlamnda kullanld belirtilir.
Ayrca, undy uk ekliyle herhangi bir eyi baka bir ey ile karlatrp, onlarn benzerliini, ayn olduunu veya tamamen uygunluunu; ul
uk ekliyle birinin veya bir eyin deimeden, hep ayn ekilde kaldn
veya bir eyin yinelendiini; unda uk ekliyle i veya durumun bir yerde
ve zamanda toplandn ve gelitiini bildirdii ifade edilir29. Sözlükte söz
konusu edatn yannda bulunduu bütün kelime türleri ile çekim ekleri
verilmemi ve bu edatn yeni bir anlam ifade etmek üzere kalplat ekiller tam olarak gösterilememitir. Bu durum, edatn birlikte bulunduu
kelimeler, kelime türleri ve ekler yönünden incelenmesini ve kullanld yerlerde ifade ettii anlamlarn geniçe deerlendirilmesini gerekli klmtr.
Tatar Türkçesinde uk / ük edatnn birlikte bulunduu kelimeler, kelime
türleri ile çekimli ekiller ve bunlarla birlikte ifade ettii anlamlar öyledir:
1. simlerle birlikte
Tatar Türkçesinde, cümlede dolayl tümleç görevinde yer bildiren ve
zarf tümleci görevinde zaman veya sebep bildiren çekimli isimler veya
kelime gruplar uk / ük edatyla pekitirilir:
a. Uk / ük edat, cümlede dolayl tümleç olarak yer bildiren çekimli
isimlerden veya kelime gruplarndan sonra gelerek, yüklemin veya fiilimsi
öbeinde fiilin balad, gerçekletii ve yöneldii yeri “tam; daha” veya
“ta” anlamlaryla kuvvetlendirir. Edat, çkma hâlindeki isimlerden sonra
gelerek bu isimle birlikte fiilin “tam” bildirilen yerden baladn, bulunma hâlindeki isimlerden sonra gelerek bu isimle birlikte fiilin “tam” bildirilen yerde gerçekletiini, yönelme hâlindeki isimlerden sonra gelerek ise
bu isimle birlikte fiilin “tam” bildirilen yere yöneldiini30 ifade eder:
Yraktan uk kçkrtp, karbzga parohod kilép çkt. (NÖ: 342) “Ta
uzaktan düdük çalp, karmza vapur çkverdi.”
Sadyk helfe, iké kuln gybadet klgandagday tézéne kuygan kilé,
küzlerén yomp dönyadan uk kitté. (G: 187) “Sadyk Hoca, iki elini iba29 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova-L. R. Gaynenova-F. E. Ganiyev-M. G. Möhem-
mediyev-. S. Hanbikova-R. G. Ehmetyanov, Tatar Añlatmal Süzlégé, C. 3, Kazan 1981, s. 303.
30 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
6
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
det eder gibi dizine koymu bir ekilde, gözlerini yumup iyice dünyadan
uzaklat.”
Belki, bu tiskeréné monda uk çigéndérép bulr idé? (G: 282) “Belki, bu
inatçya tam burada geri adm attrmak mümkün olurdu.”
Sugn bétérép kaytly stansada uk oçrattm üzén. (YK: 138) “Sava bitirip dönerken tam istasyonda rastladm kendisine.”
Zifa buyl, zeñger küzlé, iñbalarna uk töép toruç citéndey çeçlé bér
hatn ylmayp kilép çkt. (TC: 187) “Zifa boylu, mavi gözlü, ta omuzlarna
düen lepiska saçl bir kadn gülümseyerek çkageldi.”
Alar çéñlep-doñlap, crlap-çéltérep yörekke kagld, koya çkkandag cl
nur kébék tire-yünge ceyéldé, kükke küterélép elle kaylarga - Ik buylarna
Kükelé yaklarna uk tarald. (TC: 189) “Onlar çnlayp ezgi söyleyerek
kalplere dokundu, güne doarkenki scak klar gibi çevreye yayld, göe
yükselip çok uzaklara, ta Ik boylarna, Kükeli civarna kadar gitti.”
b. Uk / ük edat, cümlede zarf tümleci olarak zaman bildiren çekimli
isimlerden sonra gelerek yüklemin veya fiilimsi öbeinde fiilin zamann
“daha; ta; tam” anlamlaryla kuvvetlendirir:
Bérénçé yln uk miné fakultet komsomol komitetna saylap kuydlar.
(NÖ: 349) “Daha birinci ylda beni fakülte komsomol komitesine seçtiler.”
Belekey Kükéléden kaytp kérüge ük Ferit cizneséne Zöbercetnéñ
Alabugaga kitkenlégén eytti. (TC: 173) “Küçük Kükili’den döner dönmez
Ferit, enitesine Zöbercet’in Alabuga’ya gittiini söyledi.”
Ul herkön irtengé öçlerde ük uyana da gaciz bulp tilmérép yata. (TC:
189) “O her gün ta sabah üç civarnda uyanr ve acizlikle szlanp yatar.”
mtihan birgen vaktta uk, Mirza abylar östénde yeiysém kilmiyçe
(indé ye bebeyleré de bar), tulay torakka urnatm. (NÖ: 349) “Daha snavlar verirken, Mirza abilerin üstünde yük olarak kalasm gelmeyerek
-artk küçük çocuklar da var- yurda yerletim.”
Bérénçé admñnan uk kansz bulsañ, bakalar da kaçp bétmeslermé? (STU: 186) “Ta ilk admn atarken merhametsiz olursan, dierleri
de kaçp gitmezler mi?”
Uk / ük kuvvetlendirme edat ul “u; bu” zamirinin bulunma hâli
eklinden sonra gelerek bu çekimli ekille birlikte unda uk biçiminde
kalplam olarak “tam o anda, tam o zamanda” anlamyla kullanlr31:
ul kska gna vakt éçénde ul elégé babatak ir turnda iétép bélgennerén de iséne töérép ölgérdé, unda uk tiyélé kararga da kilép ölgérdé.
(STU: 181) “Bu ksa zaman dilimi içinde o, bu serseri kii hakknda duyup
örendiklerini de hatrlayverdi, tam o anda gereken karara varverdi.”
c. Uk / ük edat, cümlede zarf tümleci olarak yüklemin veya fiilimsi öbeinde fiilin gerçeklemesindeki sebep veya arac bildiren çkma hâlindeki
isimlerden sonra gelerek bunlar “bile; hatta” anlamlaryla kuvvetlendirir:
31 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
ERDAL AHN / TATAR TÜRKÇESNDE UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
7
Nevirvan abzy alay yemséz tav birmese de, anñ kapka tavnnan uk kazlar sagayp kala. (N: 169) “Nevirvan Abi öyle kötü ses çkarmasa da, onun kapy aç sesinden bile kazlar pür dikkat kesilir.”
Béz, Agydél buynda üsken malaylar, parohodlarn tavlarnnan uk
tany idék. (NÖ: 342) “Biz, Agydil boyunda yetien olanlar, vapurlar
hatta seslerinden tanyorduk.”
Kunaknñ mondy söalné önemevé anñ tav krslanudan uk sizéle idé. (G: 301) “Konuun böyle bir soruyu uygun bulmamas onun sesinin sertlemesinden bile belliydi.”
Ayrca, halk edebiyat eserlerinde uk / ük edat, seyrek olmakla birlikte, özne veya nesne olan isimlerden veya kelime gruplarndan sonra gelerek bunlarn ifade ettii anlamlar pekitirebilir:
Biyék te géne, biyék öylerden / töténner ük çgar kl kébék. “Yüksek
de, yüksek evlerden dumanlar da çkar kl gibi.” (YKTC: 178)
Agydélkeyge, ay, töerbéz, / kolaçlar uk salp la yözerbéz. “Sevgili
Agydil’e, ay ineriz, kulaç da atarak yüzeriz.” (YKTC: 121)
2. Zarflarla birlikte
Uk edat, fiilin tarzn ve zamann bildiren veya derece bildiren zarflardan sonra gelerek bu zarflarn bildirdii anlamlar pekitirir.
a. Cümlede yüklemin veya fiilim
8
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
lay uk bérni söylemedé. (STU: 197) “Kendisi hakknda o ayn ekilde
hiçbir ey söylemedi.”
Cümlede yüklemin veya fiilimsi öbeinde fiilin tarzn soru yoluyla
açklayan niçék “nasl” kelimesi de ok / ök edatnn neçe+ök > neçik >
Tat. niçék eklinde birleip kaynamasyla olumutur.
b. Uk / ük edat, cümlede yüklemin veya fiilimsi öbeinde fiilin zamann bildiren zarflarla birlikte kullanlarak, zarfn bildirdii zaman “tam;
hemen” anlamyla kuvvetlendirir:
Kileçek tormgzn bozklktan balamas öçén, bügén ük nikah uktrga kirek. (G: 29) “Gelecek yaamnz bozukluktan balamamak için, hemen bugün nikah kymak gerek.”
Kérféklerén tüben töéréb, ul u soravga cavap ézledé, cavapn hezér
ük tabarga kirek idé. (TC: 73) “Kirpiklerini indirerek o bu soruya cevap
arad, cevab hemen o an bulmalyd.”
Tan keéséne ul Mizhet kitü bélen tönle ltratkan, tégésé irtege ük
kaytp cit, digen. (TC: 173) “Tandna o Mizhet gider gitmez geceleyin telefon etmi, dieri “Hemen yarn dön!” demi.”
Sin, yözba, nilep an bata uk eytmedén? (STU: 193) “Sen, yüzba, niçin bunu ta batan söylemedin?”
Küñélé aldan uk bérer hevéf sizdémé, niçékmé, emma Sacide ayrlun bik avr kiçérdé. (/F3t28(6)5.4() Gönlü( ta )-6.3s1.6(l)2(emed)-6.8(in)-4.7(?”)-5e
1.5 -7( ta (bØle6.
ERDAL AHN / TATAR TÜRKÇESNDE UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
9
Açuv-yarsuv ez géne de kimémegen, ul uk vaktta saklk, uyaylk
toygsn da yugaltmagan Albuga krn küzé bélen géne anñ herbér xereketén küzetép tord. (STU: 181) “Kzgnl azck da olsa azalmam, ayn
zamanda dikkat ve uyanklk duygusunu da kaybetmeyen Albuga yan
gözle onun her bir hareketini gözleyip durdu.”
Bu u uk iégaldnda üzéne ayrm bér öy bulp, béz karagan terezeden,
küp bulsa, bér yöz metr cirde idé. (NÖ: 356) “Bu ayn avluda kendine özgü
bir ev olup, bizim baktmz pencereden en fazla yüz metre yerde idi.”
Ayrca, uk / ük edat alay “öyle” sfatyla birlikte kullanlarak bu sfatn bildirdii anlam kuvvetlendirir: Tabigaté bélen ul alay uk batrlardan
tügél idé. (G: 186) “Doas yönünden o öyle yiitlerden deil idi.”
Tatar Türkçesi yaz dilinde, uk / ük edatnn bunlarn dnda dier tür
sfatlardan sonra gelerek bunlarn anlamlarn pekitirmesi dikkati çekmez. Ancak, halk edebiyat eserlerinde edat, seyrek de olsa, baz niteleme
sfatlarndan sonra gelerek bunlarn ifade ettii pekitirebilmektedir:
Sagnamn da, enkey, sargayamn, / yabgamn yat uk illerde. “Özlerim de annem, sararrm, zayflarm yad da ellerde.” (YKTC: 189)
4. Zamirlerle birlikte
Uk / ük edat, dönülülük zamiri üz kelimesinden sonra gelerek bu
zamirin anlamn pekitirir ve bu kelime ile birlikte üzé ük biçiminde
“bizzf
2kendisi;2kendi bana” anlamylakalplam olarak kullanlr:
Temén bélép, yaratp totnsañ, ul üzé ük siña yerdemge kile. (N: 180)
“Tadn alp severek giriirsen o kendisi bile sana yardmc olur.”
Méne hezér akr-öy iégé açlr da, Möride oma idennen uvp kna atlap kélené küterér hem takta iék indé üzé ük kayrlp açlp kiter. (YK: 157)
“te imdi kapy vurur, kap açlr ve Möride kaygan zeminden kayarcasna gelerek kilidi kaldrr ve tahta kap artk2kendiliinden açlp gider.”
Tatar Türkçesinde, uk / ük edatnn bunlarn dnda dier zamirlerden sonra gelerek bunlarn anlamlarn pekitirmesi dikkati çekmez34.
5. Edatlarla birlikte
Uk / ük edat, özellikle bélen “ile”, kébék “gibi”35, ikéllé “gibi”, kader
“kadar”, birlé “beri” gibi son çekim edatlarndan sonra gelerek bu edatlarn anlamlarn kuvvetlendirir:
34
10
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
Msr mekamé bélen ük bulmasa da, kükrek tul tn - suzp kna sala
torgan idék üzén! (NÖ: 355) “Msr makam ile tam olmasa da, göüs dolusu nefesle uzatarak söyleyiverirdik onu.”
Ul da abys kébék ük taza, yavz, komsz bér kéé idé. (STU: 181) “O
da ayn abisi gibi yapl, kötü tabiatl, açgözlü bir kii idi.”
Kommunistlar kötéphanesé, bufétlar ikéllé ük, bay. (YBD: 86) “Komünistlerin kütüphanesi, kantinleri kadar zengin.”
Yrak babalarbz hunnar béznéñ eraga kader ük korç koygannar. (DY:
399) “Eski atalarmz Hunlar ta milattan önceye kadar çelik dökmüler.”
Fehémnéñ bayadan birlé ük süz kuas kilép utra ide. (G: 324) “Fehim’in çoktandr lafa giresi geliyordu.”
6. Fiillerle birlikte
Tatar Türkçesinde, uk / ük edatnn Aral-Sayan grubu Türk lehçelerinden Hakas Türkçesinde olduu gibi çekimli fiillerle ve fiilimsi ekilleriyle birlikte geni kullanm bulunmamaktadr. Tatar Türkçesinde uk /
ük edat fiilimsilerden sadece zarf fiil ekillerinden sonra gelerek bu zarf
fiil ekillerinin bildirdii anlamlar kuvvetlendirir.
a. Edat, -p ekli zarf fiil eklinden sonra gelerek “hatta; bile” anlamlaryla bu zarf fiil ile cümlenin asl fiili arasndaki ilgiyi pekitirir36:
Rafael torp uk kitté hem, klç bélen kiskendey, kuln séltep süzge
nokta kuyd. (TC: 193) “Rafail ayaa bile kalkt ve klç ile keser gibi kolunu sallayarak söze noktay koydu.”
Ciren de géney atmnñ yal-koyrgn / sehrelergey çgp uk tarymn;
/ tugan-üsken cirém iséme tökeç, / tulgan ayga çgp uk karymn. “Al
atmn yelesini, kuyruunu sahralara çkp da tararm; memleketim aklma gelince, dolun aya çkp da bakarm.” (YKTC: 113)
Eytem iç, avllarbz térelép ük tora. (YK: 143) “Söylüyorum ya, köylerimiz hatta birbirine yaslanp duruyor.”
ep aaganm hetérémde, çümele töbéne töép ük cittém miken, elle
iyegén uçna térep, térsegéne tayanp miña akkatp karap utrgan hucan
kürüge tyldmm? (YBD: 85) “yi yediim hatrmda, tnaz dibine hatta
indim mi acaba, yoksa çenesini avucuna yaslayp, dirseine dayanp bana hayretle bakp oturan sahibi görünce kendime geldim mi?”
b. Edat, -GandA “-DIIndA”; -GAnçI “-IncAyA kadar”, -GAç “-IncA” ve
-IlIy zaman bildiren zarf fiil eklerinden sonra gelerek bu zarf fiil eklerinin bildirdii anlama vurgu yaparak kuvvetlendirir37:
Ul poyezddan tökende ük kstalgan idé, hezér tuvaletka kérse, Rafael
törtép kürsetép köler kébék toyld. (TC: 188) “O ta trenden inerken skmt, imdi tuvalete girerse, Rafail eliyle iaret edip güler gibi hissetti.”
36 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303; Zeynep Korkmaz, a.g.e., s. 107.
37 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
ERDAL AHN / TATAR TÜRKÇESNDE UK / ÜK KUVVETLENDRME EDATI
11
Her kön irte bélen, koya çkkanç uk, Möhemmetcan babay bézné kilép uyata. (M. Gali)38 “Her gün sabahleyin, güne çkmadan önce, Möhemmetcan Dede bizi gelip uyandrr.”
ék açlgaç uk alarnñ küzleré oçrat. (A. amov)39 “Kap açld an
onlarn baklar rastlat.”
Aysluga kaytly uk kérép çk sin. (G. Beirov)40 “Ayslu’ya daha dönerken urayver sen.”
Ayrca, halk edebiyat eserlerinde, aynen Hakas Türkçesinde olduu
gibi, uk / ük edat yüklemden sonra gelerek, seyrek de olsa, yüklemin
ifade ettii anlam pekitirir:
Sagnmak la tügél, sargayrsñ, / üzégézden kitken ük balagz. “Özlemekle kalmaz, sararrsnz, sizden ayrlmtr yavrunuz.” (YKTC: 113)
Sonuç olarak, Eski Türkçede ok / ök ekillerinde kullanlan kuvvetlendirme (pekitirme) edat, Tatar Türkçesinde kelimelerin ilk hecesindeki o > u ve ö > ü ses deimesiyle uk / ük ekillerini almtr. Edat, Tatar
Türkçesinde tarihî Türk yaz dillerindeki görev ve baz anlamlarn koruyarak veya yeni anlamlar kazanarak kullanlagelmitir. Bu yaz dilinde
edat, özellikle cümlede yer, zaman ve sebep bildiren çekimli isim veya
kelime gruplaryla; tarz, zaman veya derece bildiren zarflarla; son çekim
edatlaryla; -p ekli zarf fiil ekliyle ve -GAç, -GAnçI, -GandA, -IlIy ekli zaman bildiren zarf fiil ekilleriyle birlikte bulunarak bunlar çeitli anlamlarla pekitirir. Ayrca, Tatar Türkçesinde edat ul, u, ulay, unda,
üzé ve bér kelimeleriyle birlikte yeni bir anlam ifade etmek üzere kalplamtr. Eski Türkçe ne “ne”, neçe “nasl” ve kibi “gibi” kelimeleriyle ise
edat, ne+ök > Tat. nik “niçin, neden”, neçe+ök > Tat. niçék “nasl” ve kibi+
ök > Tat. kébék “gibi” ekillerinde birleerek kalplam olarak kullanlr.
KAYNAKLAR
Abdullin, . A-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova-L. R. Gaynenova-F. E. Ganiyev-M. G.
Möhemmediyev-. S. Hanbikova-R. G. Ehmetyanov; Tatar Añlatmal Süzlégé, C. 3, Tatarstan Kitap Neriyat, Kazan 1981.
Biray, Nergis; “Kazak Türkçesinde Snrlandrma levli Dil Birlikleri Üzerine: gana,
qana, tek, -aq”, Modern Türklük Aratrmalar Dergisi, C. 5, S. 4 (Aralk 2008), s. 48-83.
Clauson, Sir Gerard; An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish,
The Clarendon Press, Oxford 1972.
Donidze, G. .; “Çastits”, Grammatika Hakasskogo Yazka, red. N. A. Baskakov,
“Nauka” Yaynlar, Moskova 1975, s. 245-252.
Ergin, Muharrem; Türk Dil Bilgisi, Bayrak Basm/Yaym/Datm, stanbul 1988.
Gabain, Annemarie Von; Eski Türkçenin Grameri, çev. Mehmet Akaln, Türk Dil
Kurumu Yaynlar, Ankara 1988.
38 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
39 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
40 . A. Abdullin-S. B. Vahitova-F. M. Gazizova vd., a.g.e., s. 303.
12
TÜRK DÜNYASI ARATIRMALARI
Gürsoy-Naskali, Emine-Viktor Butanayev-Erdal ahin-Almagül sina-Leysen ahin-Aylin Koç; Hakasça-Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu Yaynlar, Ankara 2007.
Gürsoy-Naskali, Emine; Türk Dünyas Gramer Terimleri Klavuzu, Türk Dil Kurumu
Yaynlar, Ankara 1997.
Haceminolu, Necmettin; Türk Dilinde Edatlar, Millî Eitim Bakanl Yaynlar, st. 1992.
Hangildin, V. N.; Tatar Télé Grammatikas (Morfologiya hem Sintaksis), Tatarstan
Kitap Neriyat, Kazan 1959.
Korkmaz, Zeynep; Gramer Terimleri Sözlüü, Türk Dil Kurumu Yaynlar, Ankara 1992.
Korkmaz, Zeynep; “Türkçede ok / ök Pekitirme (ntensivum) Edat Üzerine”, Türk
Dili Üzerine Aratrmalar,
Download