Blau hastalığı/ Juvenil sarkoidoz Blau sendromu kalıtsal

advertisement
Pædiatric Rheumatology
InterNational Trials
Organisation
Blau hastalığı/ Juvenil sarkoidoz
Blau sendromu nedir?
Blau sendromu kalıtsal bir hastalıktır. Hastaların cilt döküntüsü, artrit, ve üveit gibi
yakınmaları olacaktır. Diğer organlar da etkilenebilir ve aralıklı ateş de hastalığa eşlik
edebilir. Blau sendromu hastalığın ailesel hastalık için kullanılan bir terimdir. Sporadik
(sadece o çocukta ortaya çıkmış olan) formları erken başlangıçlı sarkoidoz (EOS) olarak
isimlendirilir.
Ne sıklıkta görülür?
Hastalığın sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Erken çocukluk, özellikle de beş yaş altı
çocukları etkileyen bu hastalık oldukça nadir görülür ve tedavi edilmeden bırakılırsa kötü bir
seyir sergiler. Hastalıkla ilgili genin bulunmasından beri daha sıklıkla teşhis edilebilmektedir,
bu da hastalığın sıklığı ve doğal seyri ile ilgili daha iyi bilgi elde edilmesini sağlayacaktır.
Hastalığın nedenleri nelerdir?
Blau sendromu genetik bir hastalıktır. Ilgili gen immune inflamatuar cevapta rol alan bir
proteini sentezleyen NOD2 (veya CARD15) olarak isimlendirilen gendir. Bu gende oluşan
mutasyon sonucunda kodlanan bu protein fonksiyonunu tam olarak gerçekleştiremeyecek ve
hastanın farklı doku ve organlarında “granulom”larla seyreden inflamasyon (yangı) ortaya
çıkacaktır. Doku ve organların yapı ve fonksiyonlarını bozan granülomlar inflamatuvar
hücrelerin oluşturdukları uzun ömürlü hücre kümeleridir.
Hastalık kalıtsal mıdır?
Otozomal dominant olarak kalıtılır. Bu kalıtım formunda, birinin Blau sendromu olması için
anne veya babadan herhangi birisinin mutasyonlu geni taşıması gereklidir. Hastalığın sporadik
formu olan EOS’da mutasyon hastanın kendisinde oluşmuştur, anne veya baba sağlıklıdır.
Hatalı geni taşıyan kişi hastalığa yakalanacaktır. Eğer ebeveynlerden birisi Blau sendromlu ise
çocuklarında hastalığın görülme olasılığı %50 olacaktır.
Çocuğum neden bu hastalığa yakalandı? Hastalık önlenebilir miydi?
Çocuk bu hastalığa Blau sendromuna neden olan genleri taşıdığı için yakalanmıştır. Şu an ki
bilgilerimize gore hastalık önlenememekte ancak semptomları tedavi edilbilmektedir.
Bulaşıcı mıdır?
Hayır, değildir.
Hastalığın ana belirtileri nelerdir?
Hastalığın ana bulguları artrit, dermatit ve üveitten oluşan klinik tablodur. Hastalığın
başlangıç semptomu küçük yuvarlak renkli, açık pembeden bronza veya keskin eriteme kadar
değişen tipik döküntüdür. Döküntüler zamanla kabuklaşır, geriler ve yok olur. Artrit hayatın
ilk on yılında en sık görülen belirtidir. Başlangıçta eklem şişliği ve hareket kısıtlılığı vardır.
Zamanla hareket kısıtlılığına neden olan deformiteler ve erozyonlar ortaya çıkabilir. Üveit (iris
inflamasyonu) katarakt, göz içi basınç artışı gibi komplikasyonlarla ilişkili olduğu ve görme
alanı defektleri oluşturabildiği için en tehlikeli klinik bulgudur.
Hastalığın tipik bulgusu olan granülomatoz inflamasyon birçok organı etkileyerek akciğer ve
böbrek fonksiyonlarında azalma, kan basıncında artma ve inatçı ateş gibi semptomlara neden
olabilir.
Hastalık her çocukta aynı şekilde mi görülür?
Her çocukta aynı değildir. Ayrıca çocuğun yaşı ilerledikçe semptomların tipi ve ciddiyeti
değişebilir. Eğer tedavi edilmezse hastalık ileryecek ve semptomlar da bu doğrultuda değişim
gösterecektir.
Hastalığın tanısı nasıl konulur?
Blau
sendromun
tanısında
genel
olarak
aşağıdaki
yaklaşım
izlenir:
a) Klinik olarak şüphelenme: Tanımlanan eklem, cilt ve göz bulguları ile başvuran çocuklarda
bu hastalık düşünülmelidir. Ayrıntılı aile öyküsünün alınması önemlidir çünkü pekçok hastada
kalıtsal tip (otozomal dominant) söz konusudur.
b) Granulomların gösterilmesi: Blau sendromu/EOS tanısı koyabilmek için etkilenmiş olan
dokularda tipik granülomların biopside gösterilmesi gereklidir. Granülomlar cilt lezyonlarının
biyopsisinde veya tutulan eklemde görülebilirler. Diğer granülomatöz inflamasyon
nedenleri(tüberküloz, bağışıklık sistemi hastalıkları veya vaskülitler gibi diğer inflamatuar
hastalıklar) fizik muayene, tuberkülin testi ve kan tetkikleri yapılarak ayırt edilmelidir.
c) Genetik analiz: son bir kaç yıldan beri, Blau sendromu/EOS gelişiminden sorumlu gen
mutayonlarının genetik analiz yaparak gösterilmesi mümkündür.
Testlerin önemi nedir?
a) Cilt biyopsisi: cilt biyopsisi, deriden küçük bir parça doku örneği alınması işlemidir ve
uygulanması oldukça kolaydır. Cilt biyopsisinde granülomlar görülmesi halinde Blau
sendromu tanısı konulabilmesi için granülomlarla seyreden diğer tüm hastalıkların dışlanması
gerekir.
b) Kan tetkikleri: kan testleri, granülomatöz inflamasyonlarla (immün system bozuklukları,
Crohn hastalığı gibi) birliktelik gösteren diğer hastalıkların dışlanmasında gereklidirler. Aynı
zamanda inflamasyonun vücuttaki yaygınlığını ve böbrek, karaciğer gibi diğer organların
tutulumunu belirlemede de önemlidirler.
c) Genetik testler: Blau sendromunu tanısının kesin olarak konulmasını sağlayan test, genetik
olarak NOD2 geninde mutasyonunun gösterilmesidir.
Hastalık tedavi edilebilir mi?
Hastalık tam olarak iyileştirilemez; ancak eklem, göz ve diğer tutulan organlardaki
inflamasyon kontrol altına alınabilir. Ilaç tedavisi semptomların kontrol altına alınması ve
hastalığın ilerleyişinin durudurulması amacıyla yapılır.
Tedavi seçenekleri nelerdir?
Halen Blau sendromu/EOS için ideal bir tedavi yoktur. Eklem problemleri çoğunlukla
nonsteroidal antiinflamatuar ilaçlar ve metotreksat ile tedavi edilebilir. Metotreksat’ın
çocukluk çağı kronik artritlerindeki başarısı bilinmektedir ancak Blau sendromundaki olumlu
etkisi kesin olarak belli değildir.
Üveit’in kontrol altına alınması oldukça zordur. Steroidli göz damlaları veya steroid
enjeksiyonları gibi local tedaviler bir çok hastada tam olarak yeterli olmamakta ve dolayısıyla
ciddi göz inflamasyonunu kontrol altına almak için oral kortikosteroidler kullanılmaktadır.
Kontrol altına almakta güçlük çekilen göz ve/veya eklem inflamasyonlarında ve iç organ
tutulumlarında, sitokin inhibitörleri özellikle de TNF-alfa inhibitörlerinin (Infliximab,
Adalimumab) kullanımı etkili olabilir.
Ilaç tedavisinin yan etkileri nelerdir?
Metotreksat’ın en sık görülen yan etkisi, alındığı günlerde ortaya çıkan bulantı ve karın
gerginliğidir. Karaciğer fonksiyonları ve beyaz küre sayısı kan tetkikleri yapılarak gözetim
altında tutulmalıdır. Kortikosteroidler kilo artışı yüzde ödem, sivilce ve ruh haleti
değişiklikleri gibi yan etkileri olabilir. Steroidlerin uzun süre kullanımı neticesinde gelişme
geriliği ve osteoporoz gibi bilinen yan etkileri ortaya çıkabilir.
TNF-α inhibitorleri yeni ilaçlardırlar. Enfeksiyon riskinde artış, tüberküloz aktivasyonu ve
nörolojik ve diğer immune hastalıkların ortaya çıkma riskinde artış gibi yan etkileri
görülebilir. Malignite riskinde artış olabileceği konusunda tartışılmaktadır; ancak istatistiksel
olarak bu durumu kanıtlayan bir bilgi henüz yoktur.
Tedavi süresi ne kadardır?
Uygun tedavi süresi konusunda yeterli veri bulunmamaktadır. Inflamasyonu kontrol altına
almak, eklem hasarı, görme kaybı veya diğer organ hasarının ortaya çıkmasını önleyecektir.
Yeni veya tamamlayıcı tedavi var mıdır?
Böyle bir tedavi yoktur.
Periyodik olarak yapılması gereken kontroller nelerdir?
Hastalar yılda en az 3 kez, hastalık seyrinin izlenmesi ve tedavilerin düzenlenmesi amacıyla
pediatrik romatolog tarafından görülmeli; aynı zamanda, hastalığın ciddiyetine gore belirli
aralıklarla göz doktoru tarafından da düzenli olarak muayene edilmelidirler. Tedavi almakta
olan hastaların yılda en az 2 kez kan idrar tetkiki yaptırmaları gereklidir.
Hastalık ne kadar surer?
Hayat boyu devam eden bir hastalılktır; ancak hastalığın aktivitesi zaman içinde değişkenlik
gösterebilir.
Hastalığın uzun dönemde prognozu (tahmini seyri ve sonucu) nasıldır?
Hastalığın uzun dönem prognozuna dair mevcut bilgi oldukça sınırlıdır. Bazı çocuklar 20
yıldan uzun süre takip edilmiş ve iyi düzenlenmiş tıbbi tedavi ile neredeyse normal büyüme,
normal psikomotor gelişim ve yaşam kalitesinin iyi olduğu gözlenmiştir.
Tamamen iyileşmek mümkün müdür?
Hayır, çünkü genetik bir hastalıktır. Ancak, iyi bir medical takip ve tedavi ile hastaların
çoğunluğunun yaşam kalitesi yüksektir. Blau sendromlu hastaların, hastalıklarının ciddiyeti ve
seyri arasında farklılıklar olabilmektedir. Bu nedenle her hastanın hastalığının seyrini tahmin
etmek günümüzde pek mümkün değildir.
Günlük hayat
Hastalık çocuk ve ailesinin günlük hayatını nasıl etkiler?
Tanı konana kadar hasta ve ailesi çeşitli sorunlarla karşılaşabilirler. Tanı konulduktan sonra
çocuğun hastalık seyri ve ilaç tedavisi düzenlenmesi için pediatrik romatolog ve göz
doktorunca izlenmesi gerekir. Ciddi eklem rahatsızlığı olan hastaların fizyoterapiye ihtiyacı
olabilmektedir. Hayat boyu süren ve uzun süreli tedavi gerektiren bu hastalığın fizyolojik
yükü ağır olacaktır.
Okula etkisi nasıldır?
Aktif eklem ve göz hastalığı olması, doktora gidlip gelinmesi okula katılım konusunda
problemlere neden olabilir. Öğretmenlere, hastalık ve hasta üzerindeki etkileri ile ilgili olarak
bilgi verilmesi gereklidir.
Spora etkisi nasıldır?
Hastalık kontrol altında tutulabildiği sürece, Blau sendromlu hastalar istedikleri sporu
yapabilirler.
Diyete etkisi nasıldır?
Hastalığa özel bir diyet yoktur.
Iklim, hastalığın seyrini etkileyebilir mi?
Hayır etkilemez.
Hastaya aşı yapılabilir mi?
Metotreksat ve TNF-alfa inhibitörleri kullanımı sırasında canlı aşıların yapılmaması gerekir.
Bunun dışında hasta aşılanabilir.
,
Cinsel hayat, hamlilelik ve doğum kontrolü üzerine etkileri nelerdir?
Blau sendromlu hastaların tedavi öncesinde üreme sorunları olmaz; ancak metotreksat’ın
teratojenik etkileri vardır. TNF-alfa inhibitörlerinin gebelikte güvenli kullanımına ilişkin bilgi
yoktur, bu nedenle hastalar gebelik planladıkları zaman bu tedavinin durdurulması gerekir.
Download