iş hukukunun temel kavramları

advertisement
İŞ HUKUKUNUN
TEMEL KAVRAMLARI
NOT: Bu sunum Cennet Yavuz tarafından hazırlanan "İş Hukukunun Temel Kavramları" sunumundan yararlanılmıştır.
HUKUKUN TANIMLANMASI
Hukuk, toplum hayatında kişilerin birbirleriyle ve toplumla
olan ilişkilerini düzenleyen ve uyulması kamu gücü ile
desteklenmiş bulunan sosyal kurallar bütünüdür.
Bundan başka, bir başka ifadeyle aşağıdaki tanımın da
yapılması mümkündür:
“Örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan insanların
birbirleriyle veya kişilerin yine kendilerinin meydana
getirdikleri topluluklarla ve bu toplulukların birbirleriyle olan
ilişkilerini düzenleyen, kişilerin hukuki güvencesini ve insan
haklarını sağlamak amacıyla oluşturulan ve devlet gücü ile
desteklenen bağlayıcı, genel ve devamlı kurallar bütünüdür.”
HUKUKUKUN KAYNAKLARI
•
•
•
•
•
•
•
YAZILI KAYNAKLAR
Anayasa
Kanun, Kanun Hükmünde Kararname, Uluslararası
Antlaşma, Anlaşma ve Sözleşmeler
Tüzükler
Yönetmelikler
Diğer Düzenleyici İşlemler (Yönetmelik, Tebliğ,
Genelge vb.)
Mahkeme kararları (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Danıştay, Sayıştay, Askeri Yüksek İdare ve
Uyuşmazlık Mahkemesi kararları)
Bilimsel Eserler
YAZILI OLMAYAN HUKUK
•
•
•
•
•
“Belli bir organ tarafından konulmayan, toplum içinde
zamanla kendiliğinden oluşan kurallardan meydana gelen
hukuk”tur (Örf ve Adetler – Gelenek ve Görenekler).
Yazılı olmayan hukuka örnek olarak, Medeni Kanunun 1.
maddesi örnek olarak gösterilebilir:
“Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda
uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve
adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu
olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı
kararlarından yararlanır.
HUKUKUN BÖLÜMLERİ
ÖZEL HUKUK
1- Medeni Hukuk
•Kişiler Hukuku
•Aile Hukuku
•Miras Hukuku
•Eşya Hukuku
•Borçlar Hukuku
2-Ticaret Hukuku
•Ticari İşletme Hukuku
•Ticaret Şirketleri Hukuku
•Kıymetli Evrak (Ticaret Senetleri)
Hukuku
•Deniz Ticareti Hukuku
•Sigorta Hukuku
3-Fikri ve Sınai Hukuku
4-Devletler Özel Hukuk
KAMU HUKUKU
1-Anayasa (Esas Teşkilat) Hukuku
2-İdare Hukuku
3-Ceza Hukuku
a)Genel Ceza Hukuku
b)Özel Ceza Hukuku
c)Askeri Ceza Hukuku
d)Milletlerarası Ceza Hukuku
4-Yargılama (Usul) Hukukları
a)Medeni Yargılama Hukuku (Hukuk
Yargılaması)
b)Ceza Yargılama Hukuku
c)İdare (Yönetim) Yargısı
5-Devletler Kamu Hukuku
6-Mali Hukuk (Vergi vs.)
7-İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik
a)Bireysel (Ferdi) İş Hukuku
b)Kollektif (Toplu) İş Hukuku
c)Sosyal Güvenlik Hukuku
İş Hukuku, çalışanlar ile işverenler
arasındaki ilişkileri düzenleyen
kamu hukuku dalıdır. Çalışanlar
bağımlı ve bağımsız çalışanlar
olarak ikiye ayrılır.
Bağımsız çalışanlar, kendi nam ve
hesabına çalışanlardır.
Bağımlı çalışanlar kavramına ise,
işçiler ve memurlar ile sözleşmeli
personel
de
dahil
olmasına
rağmen, İş Hukuku sadece işçilerle
işverenler
arasındaki
ilişkileri
düzenlemektedir.
İŞ HUKUKU
İş Hukuku, kendi içinde iki ana dala
ayrılmaktadır.
Bunlardan biri, tek bir işçinin
çalışma koşulları ve haklarına göre
hüküm ve düzenlemelerin yer aldığı
Bireysel (Ferdi) İş Hukuku,
Diğeri ise; işçilerin grup halindeki
sendika kurma, örgütlenme, toplu iş
sözleşmesi
yapma
gibi
faaliyetlerinin düzenlendiği Kollektif
(Toplu) İş Hukukudur.
BİREYSEL İŞ HUKUKU ALANINDAKİ
TEMEL KANUNLAR KANUNLAR
• 4857 Sayılı İş Kanunu
• 854 Sayılı Deniz İş Kanunu
• 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla
Çalıştıranlar
Arasındaki
Münasebetlerin
Tanzimi Hakkında Kanun (Basın İş Kanunu)
Toplu İş Hukuku Alanındaki Temel Kanunlar:
1. 05.05.1983 tarihli, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu,
2. 05.05.1983 tarihli, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve
Lokavt Kanunudur.
Sendikalar Kanunu; çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal
hak ve menfaatlerin korunması ve geliştirilmesi için işçiler ve
işverenler tarafından meydana getirilen sendikalar ve
konfederasyonların
kuruluşu,
teşkilatı,
faaliyeti
ve
denetlenmesi esaslarını düzenlemektedir.
Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu ise; işçilerin ve
işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını
ve çalışma şartlarını düzenlemek üzere, toplu iş sözleşmesi
yapmalarının, uyuşmazlıkları barışçı yollarla çözümlemelerinin
ve grev ve lokavtın esas ve usullerini tespit etmektedir.
Ferdi İş Hukuku Alanındaki
Dışında Kalan Kanunlar
Temel
Kanunlar
- Borçlar Kanunu,
- Hafta Tatili Kanunu,
- Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında
Kanun,
- Mesleki Eğitim Kanunu Umumi Hıfzıssıhha
Kanunu
- 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
- Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun
İŞÇİ



İşçi, İş Hukukunun temel karakteridir. Çünkü İş
Hukukunun ortaya çıkış amacı işçiyi korumaktır.
İş Kanununa göre, “Bir iş sözleşmesine
dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi’’ denir. İş
sözleşmesi, iş görme, ücret ve bağımlılık
unsurlarından oluşan bir sözleşmedir.
Buradan hareketle işçiyi işverene bağımlı olarak
herhangi bir işte ücret karşılığı çalışan gerçek
kişi olarak tanımlamak mümkündür.
İş Kanununda yer alan işçi tanımı “bir iş sözleşmesine
dayanarak çalışma” ve “gerçek kişi olma”
unsurlarından oluşur.

1-) Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışma
İşçi niteliğinin edinilebilmesi için çalışma
ilişkisinin iş sözleşmesine dayanması gerektiği
kanunda açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle çıraklık,
istisna, vekalet, adi şirket gibi sözleşmelere
dayanarak çalışan veya bir iş yerinde stajyer
olarak bulunan kişiler işçi değildir. Ve aynı
şekilde memur ve idari sözleşmeyle çalışan
sözleşmeli personel de işçi değildir.


Kuşkusuz tutuklu, hükümlü ve askerlik hizmeti
yapanlarında işçi olmadığı açıkça görülmektedir.
Bir meslek konusunda teorik bilgi almış ve bu
eğitimini uygulama ile tamamlamayı amaçlayan
stajyerler de işçi niteliğinde değildirler.
İş sözleşmesinin türünün belirli veya belirsiz ya
da tam veya kısmi süreli olmasının önemi yoktur.

2-) Gerçek kişi olma
İşçi, iş sözleşmesi ile iş görme borcu altına
girer ve bu edimini bizzat yerine getirir.
Yani işçi kavramının doğası gereği, işçinin
gerçek kişi olması gerekir. Zaten bu da
kanunda açıkça belirtilmiştir.
 İŞVEREN




İş Kanunu işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel
kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları işveren olarak
tanımlamıştır. Görüldüğü üzere İş Kanunu işverenin tanımını işçi
kavramına dayandırmış ve işveren niteliğinin kazanılması açısından
işçi çalıştırıyor olmayı yeterli görmüştür. İşverenin gerçek veya tüzel
kişi olmasının bir önemi yoktur. Ayrıca tüzel kişinin de özel hukuk
veya kamu hukuku tüzel kişiliğine sahip olması işveren niteliğini
ortadan kaldırmaz Ticaret şirketleri, dernekler, vakıflar,
sendikalar ve kamu kurumları işveren olarak kabul edilir.
Kanuna göre tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlarda işveren
niteliğine sahiptir. Bu anlamda tüzel kişiliği bulunmayan kamu
kurumları, adi ortaklıklar ve donatma iştiraki de işverendir. Adi
ortaklıkta tüm ortaklar işverendir.
İş sözleşmesine göre işçinin temel borçları: İş görme borcu,
sadakat borcu ve işverenin düzenleme ve talimatlarına uyma
borcudur. Buradan hareketle işveren işçiden iş görme ve sadakat
borçlarını yerine getirmesini isteyen, talimat verme yetkilerini
kullanan kişidir.
İşverenin işçi çalıştırdığı yerin kendi mülkiyetinde olması gerekmez.
Ayrıca işverenin Türk vatandaşı olması da zorunlu değildir.
ALT İŞVEREN




Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal ve hizmet üretimine ilişkin
yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin
gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve
bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte
çalıştıran diğer işverene denir. Alt işveren ile iş aldığı işveren
arasında kurulan ilişki asıl işveren-alt işveren ilişkisidir.
Örnek : Bir binanın yapım işini üzerine alan A inşaat şirketinin, bu
binanın elektrik tesisatının yapımını B’ye; su tesisatının yapımını
C’ye vermesi ve B ile C’nin kendi işçilerini aynı binada çalıştırması
halinde A asıl işveren B ve C alt işverendir.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulma koşulları, alt işverene ait iş
yerinin bildirimi, alt işverenle kurulacak olan sözleşmede bulunması
gereken hususlar Alt İşverenlik Yönetmeliği ile düzenlenmiştir.
Genellikle inşaat, nakliye ve işletme işlerinde, temizlik, bakım servis,
yemek ve güvenlik gibi alanlarda söz konusudur.


Asıl işveren ile alt işveren arasındaki hukuki ilişkinin
kaynağı iş sözleşmesi değil; genellikle eser, nakliye veya
kira sözleşmesidir. Alt İşverenlik Yönetmeliği, asıl
işveren ile alt işveren arasında alt işverenlik sözleşmesi
yapma yükümlülüğü getirmiştir. Sözleşme yazılı şekilde
yapılır.
Alt işverenin çalıştırdığı işçiler asıl işverene değil; alt
işverene bağlıdırlar. Alt işverenin çalıştırdığı işçilerin iş
sözleşmeleri de ancak alt işveren tarafından
feshedilebilir.
ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN
KOŞULLARI



İlişkinin hukuka uygun olarak kurulabilmesi için gerekli
koşullar yönetmeliğin 4. maddesinde düzenlenmiştir:
1) Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi
işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır. Bir işi
bölerek başka işverenlere yaptıran ve bu iş ile ilgili olarak
işçi çalıştırmayan kişi işveren; bu kişiden iş alan kişiler
de alt işveren değildir. Bir işverenden aldığı işi, işçi
çalıştırmaksızın kendisi yapan kişi de alt işveren değildir.
2)Alt işverenin aldığı iş, ya iş yerinde yürütülen mal veya
hizmet üretimine ilişkin yardımcı iş ya da asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik
nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerden olmalıdır.




Örnek: Bir fabrikanın bilgi işlem ünitesi bir alt işverene
verilebilirken; çatı tamiratını alan ve işçilerini çalıştıran
kişi alt işveren değildir.
Yardımcı işler de (yemek, temizlik) alt işverene verilebilir.
İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle
uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt
işverene verilemez.
Bir iş yerinde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik
sebeplerle uzmanlık gerektiren bir işin alt işverene
verilmesi
halinde,
alt
işverenin
uzmanlığını
belgelendirmesi amacıyla sözleşme kapsamındaki işe
uygun; iş ekipmanı listesi, iş bitirme belgesi, operatör ve
teknik eleman sertifikalarının alt işverenlik sözleşmesine
eklenmesi gerekir.




3) Alt işverene verilen iş, iş yerinde yürütülen mal ve
hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalıdır. Örneğin; fabrika
sahasına duvar yapılması işini alan işveren alt işveren
değildir.
4) Alt işveren, üslendiği iş için görevlendirdiği işçilerini
sadece o iş yerinde aldığı işte çalıştırmalıdır.
5) İş, asıl işverene ait iş yerinde yapılmalıdır.
6) Alt işveren, daha önce o iş yerinde çalıştırılan bir
kimse olmamalıdır.
ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNİN KURULMASINA
GETİRİLEN SINIRLANDIRMALAR VE MUVAZAA




İş kanunu ve Alt İşverenlik Yönetmeliği asıl işveren alt işveren
ilişkisinin muvazaalı olarak kurulmasına engel olmak amacıyla çeşitli
düzenlemeler getirmiştir.
İş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir
bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt iş verene verilmesi,
Daha önce o iş yerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik
ilişkisini,
Asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları
kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesini,
Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak veya işçilerin iş sözleşmesi,
toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan
haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi tarafların gerçek
iradelerini gizlemeye yönelik işlemleri içeren sözleşmeyi, yönetmelik
muvazaalı olarak kabul etmiştir.


Alt işveren tarafından bildirilen ve tescili yapılan işyeri
için yönetmeliğin 6. maddesinde belirtilen belgelerde
Kanuna aykırılık veya muvazaa kanaatini oluşturan
delillerin bulunması halinde, söz konusu belgeler
gerekçesiyle birlikte incelenmek üzere il müdürlüğünce iş
teftiş grup başkanlığına intikal ettirilir.
İş müfettişlerince yapılan inceleme sonucunda
muvazaanın tespitine ilişkin gerekçeli müfettiş raporu il
müdürlüğünce işverenlere tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden
itibaren 6 iş günü içinde işverenlerce yetkili iş
mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen
kararlar kesindir. Rapora 6 iş günü içinde itiraz
edilmemiş veya mahkeme muvazaanın tespitini onamış
ise tescil işlemi Çalışma ve İş Kurulu İl Müdürlüğünce
iptal edilir.
ASIL İŞVEREN-ALT İŞVEREN İLİŞKİSİNDE
SORUMLULUK


İş Kanununa göre sözleşmelerden doğan
yükümlülüklerden asıl işveren de alt işverenle
birlikte (müteselsilen) sorumludur. Örnek: Alt
işveren, asıl işverene ait işte çalışan işçisine
ücret ödemediği takdirde, işçi asıl işverene de
başvurabilir.
Asıl işverenin, işçiye yaptığı ödeme için alt
işverene
rücu
hakkı
vardır.
Hükümde
düzenlenen
birlikte
sorumluluk,
hukuki
sorumlulukla sınırlıdır.
İŞVEREN VEKİLİ

İşveren adına hareket eden ve işin, iş
yerinin ve işletmenin yönetiminde görev
alan kimselerdir.Örnek: Genel müdür,
işyeri müdürü, personel müdürü…
Kanuna göre şu unsurları bulundurmalıdır:
1) İşveren adına hareket etme:
İşveren vekilleri işçilere tanınan hak ve
yükümlülüklere
sahiptir.
İşvereni
diğer
işçilerden ayıran özellik, işveren vekillerinin
işvereni temsil yetkisine sahip olmalarıdır.
İşveren adına ve hesabına hareket edip,
yaptıkları hukuki işlemler ile onu alacaklı veya
borçlu kılarlar. İşveren vekilinin yetkisini aşarak
yaptığı işlemler ancak işverenin onayı ile
işveren açısından bağlayıcılık kazanır.
2) İş, işyeri veya işletmenin yönetiminde görev alma:
Her işveren vekilinin sorumluluğu kendi yönetim
yetkisi ve görev alanı ile sınırlıdır. İşveren
vekilinin sorumluluğundan söz edebilmek için,
işveren vekilinin görevinin gereğini yerine
getirebilecek yetkilere sahip olması gerekir.
İşveren vekilinin sorumluluğu hukuki değil, cezai
sorumluluktur.
 İŞYERİ


İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek
amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile
işçinin birlikte örgütlendiği birimdir. Bina, makine,
araç-gereç gibi maddi; marka patent gibi maddi
olmayan unsurlardan oluşur. Bir yerin işyeri
olabilmesi için burada işçi çalıştırılıyor olması
gerekir.
Kanuna göre asıl işyeri dışında işyerine bağlı
yerler, eklentiler ve araçlarda
işyerinin
kapsamındadır.
1) Asıl İşyeri: Mal ve hizmet üretiminin yapıldığı yerdir.
Fabrika binası, atölye, lokanta…
2) İşyerine Bağlı Yerler: İşverenin işyerinde ürettiği mal
ve hizmet ile nitelik yönünden bağlı bulunan işlerin
görüldüğü ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler de
işyerinden sayılır. Peynir üretimi yapılan bir işyeri ile bu
peynirlerin ambalajlanmasını sağlamak için kurulan
teneke kutu imalathanesi…
 İşin Niteliği Bakımından Bağlılık (Amaçta Birlik):
İşyerleri arasında nitelik bakımından bağlılık yani teknik
bağlılık bulunmalıdır.
 İşin Yönetimi Bakımından Bağlılık (Yönetimde Birlik):
Bu unsur için anılan yerlerin aynı yönetim altında
örgütlenmesi gerekir. Yani bu yerlerin işverenleri aynı
kişi olmalıdır. İşin niteliği bakımından bağlılık bulunan ve
aynı işverene ait olan yerler ayrı yönetim altında
örgütlenmiş ise işyerine bağlı yerlerden söz edilemez.
3) Eklentiler: Mal ve hizmet üretimiyle doğrudan
ilgili olmayan asıl işyeri ile dolaylı bağlantısı olan
alanlardır. Kanunda eklentiler sınırlı olarak
sayılmamıştır.
Dinlenme, çocuk emzirme, muayene ve bakım,
avlu, garaj, otopark, sinema salonu, sauna…
4) Araçlar: Aracın işyerinin teknik amacına
hizmet ediyor olması gerekir.
Vinç, taşıt araçları ve buldozer gibi iş
makineleri…
İŞYERİ VE İŞLETME AYRIMI



İşletme, ekonomik bir amacın gerçekleşmesi için
gerçek veya tüzel kişiye ait, bir veya birden fazla
işyerinin organize edilmesinden oluşan bir bütündür.
Ekonomi ve ticaret hukukunun alanına giren bir konudur.
İş Kanununda işletme kavramı tanımlanmamıştır.
Bununla birlikte İş Hukukunda da işletme kavramına
başvurulmasını gerektiren çeşitli düzenlemeler vardır.
İş Kanununda işletme kavramına birçok hükümde yer
verilmiştir. Örnek: İşletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanan sebepler, iş sözleşmesinin
feshinde geçerli neden olarak kabul edilmiştir.
İşletme kavramı işyeri kavramından daha geniştir.
İşletme bir veya birden fazla işyerinin ekonomik
amaçlarla örgütlenmesinden oluşur. Örneğin; Banka
bir işletmedir, şubeleri birer işyeridir.
İŞ YERİNİN AÇILMASI

3572 sayılı İşyeri Açma ve Çalışma
Ruhsatlarına Dair Kanunun 3. maddesi
uyarınca, iş yeri açma ve çalışma
ruhsatlarının verilme yetkisi belediye
sınırları içerisinde kalan işyerlerinde
belediyelere, bu sınırların dışında kalan
işyerlerinde ise il özel idarelerine
verilmiştir.
İŞ YERİNİ BİLDİRME


İş Kanunu ile işverenlere işyerlerini bildirme yükümlülüğü
getirilmiştir. Bildirim yükümlülüğü sürekli işlerin
uygulandığı işyerleri için öngörülmüştür.
İş Kanununun kapsamına giren nitelikte bir işyeri kuran,
her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu
kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir
sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan
işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi
sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme
gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını,
adresini, varsa, işveren vekili veya vekillerinin adı soyadı
ve adreslerini 1 ay içinde Çalışma ve İş Kurumu İl
Müdürlüğüne bildirmekle yükümlüdür. Ancak şirketlerin
tescil kayıtları, ticaret sicili memurluklarının göndereceği
belgeler üzerinden yapılacaktır.



Alt işveren, kendi iş yeri için 1 aylık süre
içerisinde il müdürlüğüne bildirim yapmak
zorundadır.
İşverenin bu bildirimi yapmaması, işyerine
hükümlerin uygulanmasına engel olmaz. İşveren
tarafından yapılacak bildirim kurucu değil;
bildirici (ihbari) niteliktedir.
Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, işveren
tarafından yapılan bildirim sonrasında işyeri için
bir dosya açar ve işyerine bir sicil numarası verir.
İŞYERİNİN VEYA BİR BÖLÜMÜNÜN DEVRİ

Bir işyeri satış, miras, devletleştirme, özelleştirme ve
tüzel kişiliklerin, birleşmesi, ya da katılma gibi çeşitli
yollarla ve amaçlarla el değiştirebilir. İş Hukuku
açısından önemli olan husus, işyerinin devrinin işçilerin
iş sözleşmelerini nasıl etkileyeceği ve eski-yeni
işverenlerin
sorumluluğunun
kapsamının
nasıl
belirleneceğidir.



İşyerinin devri halinde, devir tarihinde işyerinde veya bir
bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve
borçları ile birlikte devralana geçer.
İşyerinin devrine ilişkin hükümler işyerinin satış gibi kesin
devrinin yanı sıra kira gibi geçici ve belirli süreli devrinde
de uygulanır. İşçiler devreden işverenden devir sırasında
kıdem tazminatı isteyemezler.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı
haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı
tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.



İşyerinin devri halinde, devirden önce doğmuş olan ve
devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden
ve devralan işveren birlikte (müteselsil) sorumludurlar.
Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin
sorumluluğu devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlıdır.
İşyerinin devri veya herhangi bir surette el değiştirmesi
halinde, işlemiş olan kıdem tazminatlarından her iki
işveren de sorumludur.
İş yerinin devri, sözleşmenin sona erdirilebilmesi için
haklı sebep teşkil etmez. Ancak taraflar, işyerinin
devrinden sonra ortaya çıkan haklı sebeplere dayanarak
fesih haklarını kullanabilirler.
İŞYERİNİN KAPATILMASI



İş yerinin kapatılması, iş sözleşmelerini derhal sona
erdirmesini sağlayan haklı sebep değildir. İşveren,
işçilere İş K.17 uyarınca fesih bildiriminde bulunmak ve
yasal haklarını ödemek suretiyle işyerini kapatabilir.
İşyeri işverenin dışında idare tarafından da kapatılabilir.
İşyeri Açma ve Çalıştırma Ruhsatlarına Dair Kanunda
yer alan yasal ölçütlere aykırılık nedeniyle verilen
ruhsatın iptal edilmesi sonucunda iş yeri kapatılabilir.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin olarak faaliyete son
verilmesi halinde, işveren durumu en az 30 gün önceden
ilgili Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğüne bildirmek ve
işyerinde ilan etmekle yükümlüdür.
BİREYSEL İŞ HUKUKU
İŞ KANUNUNUN UYGULAMA ALANI

KİŞİ BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI
A) KURAL
İş Hukukunun alanına giren kişiler işçi, işveren ve işveren
vekilleridir. Kural olarak İş Kanunu, 4. maddede sayılan istisnalar
dışında kalan tüm işçi, işveren ve işveren vekillerine, faaliyet
konularına bakılmaksızın uygulanır.
B) İSTİSNALARI
1) Sporcular
Profesyonel sporcular ile kulüpleri arasındaki ilişki iş sözleşmesine
dayanır. Bu nedenle profesyonel sporcular da işçi sıfatına sahiptirler.
Ancak profesyonel sporcular, İş Kanununun uygulama alanı dışında
bırakılmışlardır.
2)
Rehabilite Edilenler: Rehabilite edilenler, kendi
mesleklerini yeniden yapabilmeleri veya yeni bir mesleği
edinmeleri amacıyla çalıştırılabilirler. Fakat çalışmanın
kaynağı iş sözleşmesi değildir ve amacı tıbbi bakım ve
mesleki eğitimdir. Doğal olarak bu kişiler hakkında İş
Kanunu hükümleri uygulanmaz.
3) Diğer İş Kanunlarının Kapsamına Girenler: Deniz İş
Kanununun ve Basın İş Kanununun uygulama alanı
içerisine giren kişiler hakkında İş Kanununun değil; ilgili
Kanunların hükümleri uygulanır. Gemi adamları,
gazeteciler vs.

İŞ TÜRÜ BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI
A) KURAL
İş Kanunu, bu Kanunun uygulama alanı içerisinde yer
alan kişiler ve yerler hakkında iş konusuna bakılmaksızın
uygulanır. İş Kanununun bazı hükümlerinin uygulanması
işin türüne göre değişir. İş Kanunun bazı hükümleri
sanayiden sayılan işlerde uygulanır. Tarım işleri, İş
Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır.
Bir işin İş Kanununun uygulanması bakımından Sanayi,
Ticaret, Tarım ve Orman İşlerinden Sayılan İşlere İlişkin
Yönetmelik ile detaylı olarak düzenlenmiştir.




B) İSTİSNALARI
1)İş Kanununun Tamamen Kapsamı Dışında Kalanlar: İş
Kanununun hiçbir hükmü bu işler hakkında uygulanamaz.
a)Tarım İşleri: 50 den az işçi çalıştırılan tarım ve orman işlerinin
yapıldığı işyerlerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. İş Kanunu
tarım işlerini kapsam dışı bırakan hükmüne de istisnalar getirmiştir;
Tarım ürünlerinin işletilmesi faaliyetleri kanun kapsamı içerisinde yer
alır.
Tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda
görülen işler de kanun hükmündedir.
Tarım işletmeleri üzerinde yapılan her türlü yapı işleri, kanun
kapsamındadır.
Halkın yararlanmasına açık veya iş yerlerinin eklentisi durumunda
olan park ve bahçe işleri de kanun kapsamındadır.


b)Hava Taşıma İşleri: Kural olarak İş Kanunu
kapsamında değildir. Ancak havacılığın bütün yer
tesislerinde yürütülen işler hakkında İş Kanunu
hükümleri uygulanır. Hava taşıma işlerinde uçan
personel(pilot, hostes..) Kanun kapsamı dışında
kalırken, havaalanında veya depoda tamir ve bakım
işlerinde çalışanlar hakkında İş Kanunu hükümleri
uygulanır. Hava taşıma işlerine ilişkin özel bir
düzenleme bulunmamaktadır.
c)Deniz Taşıma İşleri: İş Kanununun uygulama alanı
dışında kalır. Bu işlere genellikle Deniz İş Kanunu
hükümleri uygulanır. Ancak;
1) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden
karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme ve
boşaltma işleri,
2) DİK kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden
sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile
ilgili işler İş Kanunu kapsamındadır.

d)El
Sanatları
İşleri:
Halıcılık,
dokumacılık,
kunduracılık, işlemecilik gibi el emeğini gerektiren
faaliyetler İş Kanununun kapsamına girmez. Bu işlere İş
Kanunu hükümlerinin uygulanmaması için; Anılan işlerin
evde görülmesi, bir ailenin üyeleri veya üçüncü dereceye
kadar hısımları tarafından yapılıyor olması, dışarıdan
başka birinin katılmaması gerekir.
 e)Ev İşleri: Yemek, temizlik, çocuk bakımı gibi ev
işlerinde İş Kanunu hükümleri uygulanmaz. Bu işlere
Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
2) İş Kanununun Kısmen Kapsamı Dışında Bulunan
İşler: Süreksiz işlere İş Kanunu hükümleri uygulanmaz.
Süreksiz İş; niteliği bakımından en çok 30 iş günü süren
işlerdir. Bir işin süreksiz iş olup olmadığının tespiti, işin
kaç iş gününde bitebilecek nitelikte olduğuna bakılarak
yapılır.
YER BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI
 İş Kanunu, İş K.4’te yer alan istisnalar dışında kalan bütün
işyerlerinde uygulanır.
 Ancak üç kişinin çalıştığı esnaf ve küçük sanatkar işyerleri İş
Kanununun kapsamı dışında bırakılmıştır. Hükümde öngörülen üç
kişinin belirlenmesinde sadece işçiler değil, işveren de dikkate
alınmalıdır.
ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA ALANI
 İş Kanununun, işyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler
hakkında uygulanması, bu niteliklerin edinilmesi ile başlar. Buna
göre, iş sözleşmesinin yapılması ile birlikte, sözleşmenin
taraflarından biri işçi, diğeri işveren niteliğine sahip olur ve İş
Kanunu hükümleri uygulama alanı bulur.
 İşveren vekilleri hakkında ise, işverenin bu kişi ile iş sözleşmesi
yapması ve ona temsil yetkisi vermesi ile birlikte İş Kanununun
işveren vekillerine ilişkin hükümleri uygulanır.
 İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, İş K.2’de düzenlenen
niteliklerini yitirdikleri anda, İş Kanunu hükümlerinin uygulanması da
sona erer.
İŞ SÖZLEŞMESİ


TANIMI: Bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş
görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi
üstlenmesinden
oluşan
sözleşmedir.
İş
Hukukunun temel yapı taşını oluşturur.
Bir kişi iş sözleşmesinin kurulmasıyla birlikte
işçi, onu çalıştıran kişi işveren, sıfatını
kazanmış olur. İşin görüldüğü yer ise işyeri
haline gelir.

UNSURLARI
1) İş (Çalışma):
 İş sözleşmesinin konusu herhangi bir işin görülmesidir. İş, karşı
taraf için ekonomik değeri olan her türlü faaliyettir. Suç teşkil
eden veya kamu düzeni yahut ahlak ve adaba aykırı olan bir faaliyet
iş sözleşmesine konu olamaz.
 İşçinin göreceği iş belirli ya da belirsiz bir süre içerisinde yerine
getirilebilecek nitelikte olmalıdır. İşin bu özelliği iş sözleşmesinin
diğer iş görme sözleşmelerinden ayırt edilmesini sağlar.
2) Ücret:
 İşçinin iş sözleşmesinden kaynaklanan iş görme borcu
karşısında, işverenin ödemekle yükümlü olduğu karşılıktır.
 Para şeklinde bir karşılık olabileceği gibi, mal şeklinde de olabilir
(nakdi-ayni). Ancak asıl iş karşılığı olan ücretin para şeklinde
ödenmesi zorunludur.
 Ücretin sözleşmeyle açıkça kararlaştırılmamış olması, sözleşmenin
iş sözleşmesi olma özelliğin ortadan kaldırmaz.
3) Bağımlılık:
 İşçinin işverenin otoritesi altında iş görmesidir. Bağımlılık unsuru,
işçiyi işverenin talimatlarına uyma borcu altına sokar.
 Bir iş yerinde çalışan her işçi ile işveren arasında aynı ölçüde
bağımlılık ilişkisinin bulunduğu söylenemez.
 Bağımlılık unsuru, iş sözleşmesini, vekalet, eser gibi diğer iş
sözleşmelerinden ayıran en önemli özelliktir.


İŞ SÖZLEŞMESİNİN ÖZELLİKLERİ
ÖZEL HUKUK SÖZLEŞMESİDİR: İş sözleşmesi de, sözleşme
yapma ehliyetine sahip olan iki tarafın karşılıklı ve birbirine uygun
serbest iradelerinin birleşmesi sonucunda ortaya çıkan bir özel
hukuk sözleşmesidir.
KİŞİSEL İLİŞKİ KURAR: İş sözleşmesi diğer sözleşmelerden farklı
olarak bizzat işçinin kişiliğini ön planda tutar. İşveren açısından
işçinin mesleki bilgisi, tecrübesi, tutum ve davranışları gibi kişisel
özellikleri oldukça önemlidir.





İKİ TARAFA BORÇ YÜKLER: İş sözleşmesi ile işçi iş
görme, işveren de ücret ödeme borcu altına girer.
DEVAMLI SÖZLEŞMEDİR: İş sözleşmesinde, işin ifası
devamlılık gösterir. İş sözleşmesinin belirli süreli ya da
görüşülen işin süreksiz iş olması, iş ediminin devamlılık
niteliğini ortadan kaldırmaz.
BAĞIMLI HUKUKİ İLİŞKİ KURAR: İş sözleşmesi ile işçi
iş görme borcunu işverene bağımlı olarak yerine getirir.
İŞ SÖZLEŞMESİNİN TÜRLERİ
İş Kanunu iş sözleşmesinin taraflarını sözleşmenin
türünü belirleme konusunda önemli ölçüde serbest
bırakmıştır.
Bir iş sözleşmesi birden çok türe uygun düşebilir.
1) SÜREKLİ VE SÜREKSİZ İŞ SÖZLEŞMESİ
 Süreksiz işler için yapılan iş sözleşmelerine süreksiz iş
sözleşmeleri; bunun dışında kalan iş sözleşmelerine sürekli iş
sözleşmeleri denir.
 Sürekli bir iş için 30 iş gününden kısa süreli bir iş sözleşmesi
yapılması halinde, yapılan iş sözleşmesi süreksiz iş sözleşmesi
haline gelmez. Bunun gibi sürekli bir iş için yapılan iş sözleşmesinin
30 günden önce sona erdirilmesi de iş sözleşmesinin niteliğini
değiştirmez.
 Bu ayrımın yapılmasının temel sebebi, süreksiz iş sözleşmelerine İş
Kanununun bazı hükümlerinin uygulanmamasıdır.
2) BELİRLİ VE BELİRSİZ İŞ SÖZLEŞMESİ
 İş sözleşmesinin tarafları, yaptıkları iş sözleşmesinin belirli bir süre
için hüküm ifade edeceğini açık veya örtülü olarak
kararlaştırmışlarsa, bu iş sözleşmesi Belirli Süreli İş
Sözleşmesidir. İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı
halde sözleşme, Belirsiz Süreli İş Sözleşmesidir.






İş sözleşmeleri kural olarak belirsiz sürelidir.
Belirli süreli iş sözleşmesi ancak belirli süreli işlerde veya belli bir
işin tamamlanması ya da belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi
objektif koşullara bağlı olarak yapılabilir. Ayrıca sözleşme süresi
keyfi olarak belirlenmemelidir.
Kanundan doğan belirli süreli iş sözleşmesi yapma zorunluluğu olan
haller vardır.
Belirli süreli iş sözleşmesi ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayırımının
önemi, İş Kanununun bazı hükümlerinin uygulanmasında ortaya
çıkar.
Belirsiz süreli iş sözleşmeleri hiçbir şekle tabi değil iken; belirli süreli
olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Belirli
süreli iş sözleşmelerinde işçi kıdem tazminatı alamazken; belirsiz
süreli de kıdem tazminatı hakkı doğar.
İş kanunu, belirli süreli iş sözleşmelerinin, esaslı bir neden
olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamayacağını
hüküm altına almıştır. Aksi halde sözleşme başlangıçtan itibaren
belirsiz süreli kabul edilir.
3) TAM VE KISMİ SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ:




İş sözleşmeleri genellikle, kanunda belirtilen haftalık ve günlük
çalışma sürelerinin tamamını bir işverene bağımlı olarak geçirmek
üzere yapılır. Buna Tam Süreli İş Sözleşmesi denir.
İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle
çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde az belirlenmesi durumunda
sözleşme Kısmi Süreli İş Sözleşmesidir. Genellikle öğrenciler,
kadınlar ve emekliler tarafından tercih edilir.
İş Kanuna İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğine göre, işyerinde
tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın üçte ikisi
oranına kadar yapılan çalışma kısmi süreli çalışmadır.
Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayrımı haklı kılan bir
neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmi süreli olmasından
dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz.
Örneğin; işyerindeki en ağır işler özellikle kısmi süre ile çalışan
işçiye yaptırılamaz. Aksi takdirde işçi, dört aya kadar ücreti
tutarındaki ayrımcılık tazminatından başka yoksun bırakıldığı
haklarını da isteyebilir.



Emsal İşçi; işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan
işçidir.
Bir işçi kısmi süreli iş sözleşmeleri ile birden çok işyerinde çalışabilir.
İşçinin tüm iş yerlerindeki çalışma süresinin İş Kanununda
öngörülen en çok çalışma sürelerini aşmaması gerekir.
Kısmi süreli iş sözleşmelerini düzenleyen tek hüküm İş K.13’tür.
4) ÇAĞRI ÜZERİNE ÇALIŞMAYA DAYALI İŞ SÖZLEŞMESİ:
 İşçinin yapmayı üstlendiği iş ile ilgili olarak kendisine gerek
duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin
kararlaştırıldığı iş ilişkisidir.
 İşçinin çalışacağı süre ve çalışma zamanı işveren tarafından
belirlenir ve işçi işveren tarafından çağrıldığında iş görme edimini
yerine getirir. Otel, lokanta, eğlence..
 Niteliği bakımından kısmi süreli bir iş sözleşmesidir. Esnek çalışma
yöntemleri arasında yer alır.
 Bu sözleşmelerin yazılı olması gerekir.
 İşçinin hafta, ay veya yıl gibi zaman dilimi içerisinde ne kadar
çalışacağını taraflar iş sözleşmesine koyacakları hüküm ile belirler.
Belirtilmemiş ise haftalık çalışma süresi 20 saat olarak
kararlaştırılmış sayılır.
 İşveren işçiye çağrıyı, aksi kararlaştırılmadıkça en az dört gün
önce yapmak zorundadır.
5) DENEME SÜRELİ İŞ SÖZLEŞMESİ:





Tarafların, sözleşmeyi sürdürüp sürdürmeme kararını saklı tuttukları
bir başlangıç süresini içeren sözleşmelerdir.
Bir iş sözleşmesinin deneme süreli iş sözleşmesi niteliği
kazanabilmesi için bunun taraflarca açıkça kararlaştırılmış olması
gerekir.
Deneme süresi işçinin fiilen işe başlaması ile birlikte başlar. İş
Kanunu deneme süresini emredici olarak sınırlandırmıştır. Sürekli iş
sözleşmelerinde deneme süresi en çok 2 aydır. Bu süre toplu iş
sözleşmeleri ile 4 aya kadar uzatılabilir.
Deneme süresi içerisinde taraflar iş sözleşmesini herhangi bir neden
gösterme yükümlülüğü olmadan, bildirimsiz ve tazminatsız olarak
feshedebilirler. Deneme süresinden sonra, sözleşme ancak genel
hükümlere göre sona erdirilebilir.
Deneme süresinin dolmasından sonra devam eden iş sözleşmesi
fiilen işçinin işe başladığı tarihten itibaren hüküm ve sonuçlarını
doğurur.
6) TAKIM SÖZLEŞMESİ İLE OLUŞTURULAN İŞ SÖZLEŞMELERİ:
 Birden çok kişinin oluşturduğu bir takımı temsilen bu işçilerden
birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı sözleşmelerdir.
Müzik, inşaat, yükleme-boşaltma, mevsimlik işler..
 Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi süre
kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede
her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.
İŞ SÖZLEŞMESİNİN DEVRİ
 Sözleşmenin bütünüyle bir başka işveren tarafından üstlenilmesidir.
Ölüm veya işyerinin devri ile iş sözleşmesinde işverenin değişmesi
değil, iş sözleşmesinin devri ile işveren tarafının değişmesi söz
konusudur.
 Türk Borçlar Kanununa göre iş sözleşmesi, ancak işçinin yazılı
onayı alınmak suretiyle, sürekli olarak başka bir işverene
devredilebilir.
 Devir işlemi sonucunda iş sözleşmesi sona ermemekte ancak
işveren tarafı değişmektedir.
İŞ SÖZLEŞMESİNİN YAPILMASI
İŞ SÖZLEŞMESİ YAPMA EHLİYETİ







İş sözleşmesi yapacak tarafların ayırt etme (temyiz) gücüne sahip
(mümeyyiz, sezgin) ve 18 yaşını doldurmuş (reşit, ergin) olmaları,
ayrıca kısıtlı bulunmamaları zorunludur.
Sınırlı ehliyetsiz küçükler (18 yaşını doldurmamış) ancak veli veya
vasilerinin izni ile iş sözleşmesinin tarafı olabilirler.
Sezgin küçüğün ana veya babası ile yapacağı iş sözleşmesi bir kayyımın
katılması veya hakimin onayına bağlıdır.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerin kanuni temsilcilerinin onaylarını
almak suretiyle dahi geçerli bir iş sözleşmesi yapabilmeleri mümkün
değildir.
Evli bir kadının, bir meslek ve sanatla uğraşması kocasının açık veya örtülü
iznine bağlıdır.
İşveren tüzel kişi ise, sözleşme tüzel kişinin yetkili organı tarafından yapılır.
İşveren vekilleri, işveren adına iş sözleşmesi yapabilirler.
İŞ SÖZLEŞMESİ ÖZGÜRLÜĞÜ

İş sözleşmesi için, sözleşme yapma özgürlüğü geçerlidir. Kural
olarak işveren ve işçiler diledikleri kişi ile diledikleri içerik ve şekilde
sözleşme yapabilirler.
İŞ SÖZLEŞMESİNİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN SINIRLARI




Sözleşme özgürlüğü, İş Kanuna hakim olan işçiyi koruma ilkesi
gereğince önemli ölçüde sınırlandırılmıştır.
Toplu iş sözleşmeleri ile de tarafların sözleşme yapma özgürlükleri
sınırlandırılabilir.
İş sözleşmesi ile işçi yararına olmak kaydıyla, toplu iş sözleşmesi
hükümlerinin aksi kararlaştırılabilir.
Emredici hükümlerle işverenlerin bazı durumlarda iş sözleşmesi
yapmaları yasaklanmış ve işverenler bazı hallerde de iş sözleşmesi
yapmakla yükümlü kılınmışlardır.
a) İş Sözleşmesi Yapma Yasakları

Anayasanın 50. maddesine göre; Kimse yaşına,
cinsiyetine
ve
gücüne
uymayan
işlerde
çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi
yetersizliği olanlar çalışma koşulları bakımından özel
olarak korunurlar.
1) Küçük İşçiler İle İş Sözleşmesi Yapma Yasakları
 İş Hukukunda iş sözleşmesi yapılabilmesi için belirli
yaşın üstünde olmama koşulu yoktur. Kanuna göre genç
işçi ve çocuk işçi ayrımı;
 Genç işçi, 15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını
tamamlamamış kişidir.
 Çocuk işçi, 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve
ilköğretimini tamamlamamış kişidir.
Yaş küçüklüğüne bağlı iş sözleşmesi yapma yasakları:




15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır.
18 yaşından küçük çocuklar; bar, kabare, dans salonları, kahve,
gazino ve hamamlarda çalıştırılamazlar.
Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı
gibi yer veya su altında çalışılacak işlerde 18 yaşını doldurmamış
erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.
Sanayiye ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin
gece çalıştırılması yasaktır.
2) Kadınlar İle İş Sözleşmesi Yapma Yasakları


Küçük işçiler ile iş sözleşmesi yapma yasaklarına ilişkin hükümler
kadın işçiler için de geçerlidir.
18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında
çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenmiştir.
3) Sağlık Durumu ve Mesleki Eğitimi Elverişli Olmayan
İşçiler ile İş Sözleşmesi Yapma Yasakları


Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde çalışacaklar,
yapacakları işe uygun olduklarını belirten sağlık raporu olmadan işe
başlatılamaz.
Mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer
alan işlerde, yapacağı işle ilgili mesleki eğitim aldığını belgelemeyenler
çalıştırılamaz.
4) Yabancı İşçiler İle İş Sözleşmesi Yapma Yasakları



Türk Hukukunda yabancıların iş sözleşmesi yapma özgürlüğü Yabancıların
Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.
4817 sayılı Kanuna göre, Türkiye’nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı
sözleşmelerde aksi öngörülmedikçe, yabancıların Türkiye’de bağımlı veya
bağımsız çalışmaya başlamadan önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığından izin almaları gerekir.
Süreli çalışma izni: Yabancının ikamet izninin süresi ile iş sözleşmesinin
veya işin süresine göre, belirli bir işyeri veya işletmede ve belirli bir meslekte
çalışmak ve en çok 1 yıl geçerli olmak üzere verilir. Bu süre 3-6 yıla kadar
uzatılabilir.


Süresiz çalışma izni: Türkiye’de en az 8 yıl kanuni ve kesintisiz
ikamet eden veya toplam 6 yıllık kanuni çalışması olan yabancılara
süresiz çalışma izni verilebilir.
Bağımsız çalışma izni: Türkiye’de en az 5 yıl kanuni ve kesintisiz
olarak ikamet etmiş olmaları koşuluyla Bakanlıkça bağımsız çalışma
izni verilebilir.
b) İş Sözleşmesi Yapma Zorunluluğu
1) Engelli ve Eski Hükümlü Çalıştırma Zorunluluğu
 İşverenler, 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör
işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört
engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya ilgili kanunda sayılan
terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu mamul sayılmayacak şekilde
yaralananları meslek, beden ve ruhsal durumlarına uygun işlerde
çalıştırmakla yükümlüdür.
 Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz.
 İşyerinin işçisi iken engelli hale gelenlere öncelik tanınır.
 İş Kanunu işverenlerin çalıştırmak zorunda oldukları engelliler için
sosyal sigorta prim desteği sağlamıştır.
2) Engelli Hale Gelmek Suretiyle İşten Ayrılmış Olan
İşçilerle Yeniden İş Sözleşmesi Yapma Zorunluluğu




İşçinin, işyerinden engelli hale gelmesi sonucunda ayrılmış olması,
İşçinin engelliliğinin ortadan kalkmış olması,
İşyerinde boş yer bulunması koşullarıyla işveren engelli hale gelen
işçiyle sözleşme yapmak zorundadır.
Aranan koşullar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma
yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski
işçiye 6 aylık ücret tutarında tazminat ödenir.
3) Toplu İşten Çıkarılmış Olan İşçilerle Yeniden İş Sözleşmesi
Yapma Zorunluluğu
 İşveren toplu işten çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren 6 ay içinde
aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde nitelikleri
uygun olanları öncelikle işe çağırmak zorundadır.
4) Askerlik veya Kanuni Bir Ödev Nedeniyle İşten
Ayrılan İşçilerle İş Sözleşmesi Yapma Zorunluluğu



İşçinin herhangi bir askeri veya diğer kanuni ödev
dolayısıyla işten ayrılmış olması,
İşçinin ödevinin sona ermesinden başlayarak 2 ay içinde
eski işyerine başvurması,
İşyerinde boş yer bulunması koşullarıyla iş sözleşmesi
yapılması zorunludur,
5) İş Sağlığı ve Güvenliği İçin Belirli Nitelikteki Kişilerle
İş Sözleşmesi Yapma Zorunluluğu
 Kanun gereği işveren, çalışanları arasından iş güvenliği
uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeli
görevlendirmekle yükümlü kılınmıştır.
c) İş Sözleşmesinin
Özgürlüğünün Sınırları






İçeriğini
Belirleme
İş sözleşmesinin taraflarının sözleşmenin içeriğini belirleme
özgürlükleri sınırsız değildir.
İş sözleşmelerinde kanunların emredici hükümlerine aykırı
düzenlemeler yer alamaz. Buradaki aykırılık kanunların mutlak
emredici hükümlerine aykırılıktır.
İş sözleşmesinin yapıldığı sırada konusunun imkansız olmaması
gerekir.
İş sözleşmesinin içeriği genel ahlak kurallarına aykırı
olmamalıdır.
İş Hukukuna ilişkin yasal düzenlemelerde doğrudan iş
sözleşmesinin içeriğine belirleme özgürlüğünü sınırlayan hükümler
de vardır.
Toplu iş sözleşmeleri de tarafların iş sözleşmesinin içeriğini
belirleme özgürlüğünü sınırlar.
d) İş Sözleşmesinin Şeklini Belirleme Özgürlüğünün
Sınırları






Süresi 1 yıl veya daha uzun süreli iş sözleşmeleri,
Çağrı üzerine çalışmaya dayalı iş sözleşmeleri,
Takım sözleşmesi ile oluşturulacak iş sözleşmeleri,
Ödünç iş ilişkisi yazılı şekilde yapılmalıdır.
İş Kanununda öngörülen şekil koşulu geçerlilik koşuludur ve bu
sözleşmeler yazılı olarak yapılmadıkları takdirde geçerli değildirler.
Ayrıca, kanunda öngörülen yazılı şekil adi şekildir. Bu nedenle
sözleşmenin resmi bir makam tarafından düzenlenmesi ve
onaylanması gerekmez.
Toplu iş sözleşmelerine konulacak hüküm ile kanun gereği şekil
koşuluna tabi olmayan iş sözleşmeleri için de, şekil koşulu
öngörülebilir.
e) İş Sözleşmesini Sona Erdirme Özgürlüğünün
Sınırları




Sözleşme özgürlüğü, taraflara yaptıkları sözleşmeyi
sona erdirme konusunda özgürlük sağlar.
İşçinin işine keyfi olarak son verilememesi, kısaca iş
güvencesi, işçiyi koruma ilkesinin gereğidir.
Taraflar belirli ya da belirsiz süreli iş sözleşmelerini
anlaşma yolu ile her zaman sona erdirebilme hakkına
sahiptirler.
Toplu iş sözleşmelerinde bildirim süreleri arttırılabilir,
haklı nedenle fesih öncesinde disiplin kurulu kararı
gerekli hale getirilebilir.
Download