1 tc çukurova üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü

advertisement
1
T.C.
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
OLAN ÇOCUKLARIN ABLA VE AĞABEYLERİNİN
SOSYAL BECERİ DÜZEYİ VE KARDEŞ İLİŞKİLERİ
Aslı Ogün BOZBEY AKALIN
Danışman : Prof. Dr. Banu YAZGAN İNANÇ
YÜKSEK LİSANS TEZİ
ADANA –2005
2
ÖZET
DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU
OLAN ÇOCUKLARIN ABLA VE AĞABEYLERİNİN
SOSYAL BECERİ DÜZEYİ VE KARDEŞ İLİŞKİLERİ
Aslı Ogün BOZBEY AKALIN
Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı
Danışman : Prof. Dr. Banu Yazgan İNANÇ
Mayıs 2005, 79 Sayfa
Bu araştırmanın amacı; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan
çocukların abla ve ağabeylerinin sosyal beceri düzeyleri ve kardeş ilişkilerinin niteliği
ile DEHB’nin bu değişkenler üzerindeki etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın
örneklemini, yaşları 10-16 arasında değişen, yarısı DEHB olan bir kardeşe, diğer yarısı
da normal gelişim gösteren bir kardeşe sahip 60 abla/ağabey ve onların anneleri
oluşturmaktadır. Annelerin doldurdukları ölçeğin sonuçlarına göre, DEHB olan kardeşe
sahip çocukların sosyal yetkinlik düzeyi, normal gelişim gösteren kardeşe sahip
çocuklarınkinden daha düşüktür. Yine aynı ölçekten elde edilen veriler ışığında, DEHB
olan çocukların kardeşlerinin daha sık sosyal ve davranışsal sorunlar yaşadıkları
anlaşılmaktadır. Ağabey/ablaların doldurdukları anketten elde edilen verilere göre,
kardeş ilişkilerinin niteliği kapsamında ele alınan sevgi, kardeşin hayranlık duyması,
kardeşe hayranlık duyma, baba yanlı davranışı ve benzerlik değişkenleri açısından iki
grup arasında normal gelişim gösteren çocukların abla ve ağabeyleri lehine anlamlı
farklılık olduğu ve DEHB olan bir kardeşin olduğu kardeş çiftlerinde tartışmanın daha
sık yaşandığı belirlenmiştir. DEHB olan çocukların anne ve kardeşleriyle yapılan
görüşmelerde, hem anneler, hem de ağabey ve ablalar, ebeveynlerin DEHB olan çocuğa
daha çok ilgi gösterdiğini ifade etmişlerdir. Bunun yanı sıra, kardeş ilişkilerindeki
saldırgan davranışların da sıklıkla dile getirildiği dikkat çekmektedir.
Anahtar kelimeler: Kardeş ilişkileri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu,
sosyal beceri.
3
ABSTRACT
SOCIAL SKILLS AND SIBLING RELATIONS OF
ELDER SISTERS AND BROTHERS OF CHILDREN
WITH ATTENTION DEFICIT AND HYPERACTIVITY DISORDER
Aslı Ogün BOZBEY AKALIN
MA Thesis, Department of Educational Sciences
Supervisor : Prof. Dr. Banu Yazgan İNANÇ
May 2005, 79 Pages
The main purpose of this study is to investigate the social skill level and sibling
relationship quality of elder sisters and brothers of children with Attention Deficit
Hyperactivity Disorder and the effect of ADHD on these variables. The sample of the
study consisted of 60 elder sisters and brothers between the ages of 10-16, half with and
half without a younger sibling with ADHD and their mothers. According to the results
of the questionaire completed by the mothers, social competence level of the older
sisters and brothers whose siblings had ADHD, scored lower than the control group. In
the light of the data gathered from the same questionaire, it is understood that children
who had a sibling with ADHD were more frequently experiencing social and
behavioural problems. According to the data collected from the questionaire which the
elder sisters and brothers had completed, significant differences were found in sibling
relationship quality in terms of affection, admiration of sibling, admiration by sibling,
paternal partiality and similarity, between the two groups in favor of the sisters and
brothers with a normally developing sibling and quarrel was more frequent in sibling
pairs in which one sibling had ADHD. During the interviews, both the mothers and the
elder sisters and brothers mentioned that the parents payed more attention to the sibling
with ADHD. Also, aggressive behaviours in sibling relationships were frequently
reported.
Keywords: Sibling relations, attention deficit and hyperactivity disorder, social skills.
4
ÖNSÖZ
Ülkemizde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarla ilgili
çalışmalarda, kardeşlerin durumunun ihmal edildiği görülmektedir. Oysa ki kardeşler,
ailede engeli olan çocuğun rahatsızlığından en çok etkilenen bireylerden biridir. Bu
çalışmada, DEHB olan çocukların rahatsızlığından kaynaklanan olumsuzlukların,
çocukların en yakın sosyal ilişkiyi yaşadıkları kardeşleri ve kardeş ilişkilerinin niteliği
üzerindeki etkilerini belirlemek hedeflenmiştir. Kültürümüzde aile ve aile yaşantısının
önemli bir yeri olduğu yadsınamaz. Bu nedenle, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
alanında aile ve kardeş ilişkileri ile ilgili çalışmaların artmasını temenni ediyorum.
Araştırma sürecinde heyecanıma ortak olduğu ve beni sürekli motive ettiği için
danışmanım Prof. Dr. Banu Yazgan İnanç’a, nitel bulguların değerlendirilmesine
yardımcı olan Yard. Doç. Meral Atıcı’ya, istatistiksel analizler konusunda yardım ve
desteğini esirgemeyen Doç. Dr. Ragıp Özyürek ve Dr. Gülşah Şeyda’ya, Dikkat
Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı alan çocukların ailelerine ulaşmamı
sağlayan Doç. Dr. Fevziye Toros ve hemşire Mehtap Uzel’e, kardeş ilişkileri ile ilgili
çalışmalarını benimle paylaşan Prof. Dr. Wyndol Furman’a, araştırmama katkılarından
ötürü Yard. Doç. Dr. Şükrü Uğuz, Doç. Dr. Ercan Alp ve Uzman Psikolog Virna
Apalaçi’ye, okullarda yaptığım uygulamalar sırasında bana her türlü yardımı sağlayan
psikolojik danışmanlara, özellikle Ülkiye Koçak Delen’e, geribildirimleri için Arş. Gör.
Ercüment Yerlikaya ve Arş. Gör. Oğuzhan Kırdök’e ve çalışmam boyunca bana destek
olan ve görüşlerini paylaşan tüm eğitmen ve arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.
Her zaman olduğu gibi, araştırmam süresince de gösterdiği anlayış ve sabırla
bana en büyük desteği vererek bu zorlu süreci kolaylaştıran sevgili hayat arkadaşım
Emre Akalın’a, bana ablalığı doyasıya yaşatan, en iyi dostum ve araştırma konumun
ilham kaynağı kardeşim Kerem Bozbey’e, hayatımın her aşamasında deneyimlerini
paylaşarak bana yol gösteren, maddi - manevi desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen ve
en önemlisi kardeş ilişkimizin olumlu ve sağlıklı olmasında önemli çaba ve katkıları
olan annem Nuray Somer Bozbey ve babam Faruk Bozbey’e özellikle teşekkür ederim.
Aslı Bozbey AKALIN
Adana, Mayıs 2005
Not: Bu araştırma Ç.Ü. Araştırma Fonu Saymanlığı’nca desteklenmiştir (EF2003YL11)
5
İÇİNDEKİLER
Sayfa no
TÜRKÇE ÖZET…………………………………………………………………. i
İNGİLİZCE ÖZET (ABSTRACT) ……………………………………………
ii
ÖNSÖZ ………………………………………………………………………….. iii
TABLOLAR LİSTESİ ………………………………………………………..... vi
EKLER LİSTESİ ……………………………………………………………….. vii
BÖLÜM I
GİRİŞ ……………………………………………………………………………. 1
1.1. Problem ……………………………………………………………………… 6
1.2. Araştırmanın Amacı …………………………………………………………. 7
1.3. Araştırmanın Önemi …………………………………………………………. 8
1.4. Sınırlılıklar …………………………………………………………………… 10
1.5. Tanımlar …………………………………………………………………….... 10
BÖLÜM II
KURAMSAL AÇIKLAMALAR VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR ………….. 12
2.1. Kuramsal Açıklamalar ……………………………………………………… 12
2.1.1. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu……………………….
12
2.1.2. Kardeş İlişkileri ……………………………………………………..
17
2.1.3. Sosyal Beceriler …………………………………………………….
26
2.1.4. Sosyal Öğrenme Kuramı …………………………………………… 27
2.2. İlgili Çalışmalar …………………………………………………………….. 29
BÖLÜM III
YÖNTEM………………………………………………………………………
35
3.1. Araştırmanın Modeli ………………………………………………………
35
3.2. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi ………………………………………..
35
3.3. Veri Toplama Araçları …………………………………………………….
39
3.3.1. Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği ………
39
3.3.2. Kardeş İlişkileri Anketi …………………………………………...
41
3.3.3. Görüşme Formu …………………………………………………..
43
6
3.4. Çalışma Kapsamında Yapılan Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları…………
43
3.4.1. Yapı Geçerliği ………………………………………………………
43
3.4.2. İç Tutarlık …………………………………………………………… 46
3.4.4. Test – Tekrar Test …………………………………………………… 48
3.5. Verilerin Toplanması ………………………………………………………... 48
3.6. Verilerin Çözümlenmesi …………………………………………………….. 50
BÖLÜM IV
BULGULAR
4.1. Sosyal Yeterlik Düzeyine İlişkin Bulgular …………………………………. 51
4.2. Davranışsal ve Duygusal Sorunlara İlişkin Bulgular .....................................
51
4.3. Sosyal Sorunlara İlişkin Bulgular …………………………………………..
52
4.4. Kardeş İlişkilerinin Niteliğine İlişkin Bulgular ……………………………
52
4.5. Nitel Çalışmaya İlişkin Bulgular ……………………………………….......
54
4.5.1. Annelerle Yapılan Görüşme Bulguları ……………………………..
54
4.5.2 Ağabey ve Ablalarla Yapılan Görüşmelere Ait Bulgular …………..
57
BÖLÜM V
TARTIŞMA VE YORUM ……………………………………………………..
60
5.1. Sosyal Yeterlik, Davranış Sorunları, Duygusal ve Sosyal Sorunlar ………
60
5.2. Kardeş İlişkileri Niteliği …………………………………………………… 62
5.3. Görüşme ……………………………………………………………………
64
BÖLÜM VI
SONUÇ VE ÖNERİLER ………………………………………………………
68
KAYNAKLAR ………………………………………………………………….
72
EKLER …………………………………………………………………………..
80
ÖZGEÇMİŞ …………………………………………………………………….
100
7
TABLOLAR LİSTESİ
Sayfa No
Tablo-1. Örneklemin Grup, Cinsiyet ve Klinik Bazında Dağılımı ……………….
36
Tablo-2. Araştırmaya Katılan Abla/Ağabeylerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı…
37
Tablo-3. Araştırmaya Katılan Abla / Ağabeylerin Kardeşlerinin Cinsiyete Göre
Dağılımları……………………………………………………………….
37
Tablo-4. Kardeşlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı………………………………
38
Tablo-5. Araştırmaya Katılan Çocukların ve Kardeşlerinin Yaş Ortalamaları…….
38
Tablo-6. Araştırmaya Katılan Annelerin Eğitim Düzeylerine Göre Dağılımı……..
38
Tablo-7. Araştırmaya Katılan Çocukların Babalarının Eğitim Düzeylerine Göre
Dağılımı…………………………………………………………………
39
Tablo-8. Araştırmaya Katılan Annelerin Mesleki Durumlarına Göre Dağılımı…..
39
Tablo-9. Kardeş İlişkileri Anketi Faktör Analizi Sonuçlarına Göre Faktör Yükleri,
Faktörlerin Özdeğerleri ve Varyans Açıklama Oranları ……………….
44
Tablo-10. Kardeş İlişkileri Anketi Faktör Analizi Sonuçlarına Göre Faktör Yükleri.. 45
Tablo-11. Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine Ait İç Tutarlılık Katsayıları….
46
Tablo-12. Gruba Göre Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine Ait İç Tutarlılık
Katsayıları ……………………………………………………………..
47
Tablo-13. Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine Ait Test-Tekrar Test Korelasyon
Katsayıları ……………………………………………………………..
48
Tablo-14. Sosyal Yeterlik Alt Ölçeği Puanlarına Göre n Değerleri, Puan Ortalamaları,
Standart Sapma ve t Değerleri ………………......................................
51
Tablo-15. Dışa Yönelim ve İçe Yönelim Alt Ölçeği Puanlarına Göre n Değerleri, Puan
Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri ………………………….
52
Tablo-16. Sosyal Sorunlar Alt Ölçeği Puanlarına Göre n Değerleri, Puan Ortalamaları,
Standart Sapma ve t Değerleri …………………………………………
52
Tablo 17. Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçek Puanlarına Göre n Değerleri, Puan
Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri ………………………….
53
Tablo-18. Annelerin Ağabey/Ablaların Kardeşin Rahatsızlığından Etkilenme
Durumlarına İlişkin Görüşleri …………………………………………
55
Tablo-19. Annelerin DEHB’nin Ağabey/Abla Üzerindeki Etkisine İlişkin Görüşleri.55
Tablo-20. Ağabey/Ablaların Kardeşlerinin Rahatsızlığından Etkilenme Durumlarına
İlişkin Görüşleri ……………………………………………………....
57
Tablo-21. Ağabey/Ablaların DEHB’nin Üzerlerindeki Etkisine İlişkin Görüşleri..
58
8
EKLER LİSTESİ
Sayfa No
Ek-1. Demografik Bilgi Formu……………………………………………………… 80
Ek-2. Görüşme Formu (Anneler İçin) …………………………………………........ 81
Ek-3. Görüşme Formu (Ağabey ve Ablalar İçin)…………………………………… 82
Ek-4. Annelere Gönderilen Üst Yazı ………………………………………………. 83
Ek-5. Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği ………………….. 84
Ek-6. Kardeş İlişkileri Ölçeği ………………………………………………………. 88
Ek-7. Adana Milli Eğitim Müdürlüğü İzin Belgesi ………………………………… 98
Ek-8. Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü İzin Belgesi ………………………………. 99
9
BÖLÜM I
GİRİŞ
Sosyal etkileşim, çocukluktan başlayarak kişinin hayatını, hayata bakışını ve en
önemlisi benlik algısını etkileyen bir kavramdır. Sosyal yaşantılar, yetişkinlerle ve
akranlarla ilişkiler olmak üzere iki grupta incelenebilir. Bu durum, büyüklerle ve
kardeşlerle paylaşılan yaşantılar olmak üzere çocuğun, ilk sosyal etkileşim deneyimini
yaşadığı aile ortamı için de geçerlidir. Aile ortamında temelleri atılan sosyal gelişim,
dolayısıyla sosyal beceriler, okul ortamına geçiş ile zenginleşmeye ve şekillenmeye
başlar. Ancak, çocuğun sosyal yaşamında daima ilk deneyimlerinin, yani aile içi
etkileşimin izleri görülecek ve yeni kazanılan beceriler bu temellerin üzerine
oturtulacaktır. Dolayısıyla, bu temellerin sağlam ve sağlıklı olması çok önemlidir.
Gülerce (1996), Türkiye’deki ailelerin psikolojik örüntüleri ile ilgili yaptığı bir
çalışmada, Aile Yapısını Değerlendirme Aracı sonuçlarına göre, küçük ve büyük
çocukların birlikte bir sistem oluşturduklarını ortaya koymuştur. Ortalama Türk
ailesinde çocuk konumunda olanlar arasında, sınırları anne ve babadan belirgin bir
şekilde ayrılmış ortak bir yapısal düzlemden bahsedilebilir (Gülerce, 1996).
Kardeş altsistemi, çocukların ilk defa bir arkadaşlık, destek, paylaşma, işbirliği
ve koruma duygularını yaşadıkları gruptur. Bu sayede ilk sosyal becerilerini öğrenme
fırsatı bulurlar. Kardeşler, çocukların sosyal yaşamlarının ayrılmaz bir parçasını
oluştururlar. Farklı dönemlerde farklı şiddetlerde çatışmalar yaşasalar da (Furman ve
Buhrmester, 1985), kardeşler yakın arkadaşlık, yardım ve duygusal destek
kaynağıdırlar. Yetişkinlik dönemlerinde de bu destek, yoğunluğu azalsa da devam eder.
Furman ve Buhrmester (1985), kardeşlerin birbirleriyle olan ilişkileri sayesinde, sağlıklı
sosyal gelişimin temeli olan birçok sosyal ve bilişsel beceriyi edinebildiklerine dikkat
çekmişlerdir.
Stoneman ve Brody (1993), kardeş ilişkisini, ikinci çocuğun doğumuyla
başlayan ve kardeşlerden birinin ölümüne kadar süren, olabilecek en yakın ve en uzun
10
süreli ilişkilerden biri olarak tanımlamışlar ve bazı kardeşler birbirlerinin “en iyi
arkadaşı” iken, diğer kardeşlerin neden sık sık kavga ettikleri ya da birlikte zaman
geçirmekten kaçındıklarını anlamanın önemli olduğunu savunmuşlardır.
Furman ve Buhrmester’e göre (1985), arkadaşlıklarda ilişkinin sürmesi için
çatışmadan ve tartışmalardan kaçınılabilir. Ailenin kurumsal yapısı kardeş ilişkisinin
devamının garantisidir. Bu durum kardeşler arasındaki çatışmaların sık sık ifade
edilmesine neden olur. Kardeşler arasındaki kronik çatışmaların genellikle çocuk ve
ergenlerin psikososyal gelişimleri üzerinde olumsuz etkisinin olduğu düşünülmüştür
(Brody, 1998). Oysa ki; hem aile (Grotevant ve Cooper, 1986), hem de gelişim (örn.
Erikson, 1968) kuramcıları aslında çatışmanın zararlı olmadığını ileri sürmüşlerdir
(akt.Brody,1998). Patten (2001) ve Brody (1998) de bu görüşü desteklemiş ve
tartışmanın kardeşlerin duygularını ifade etmelerine ve açık iletişim kurabilmelerine
olanak sağladığını belirtmişlerdir. Çocuklar, tartışmalar yoluyla günlük anlaşmazlıkları
nasıl çözeceklerini, uzlaşmayı, ortak çözüm bulmayı ve başkalarının görüşlerini dikkate
almayı öğrenirler (Dunn,1995). Brody (1998), bir destek ve çatışma dengesi kurulduğu
takdirde, kardeş ilişkisinin psikososyal yetkinliği arttırma konusunda olumlu bir etkisi
olabileceğini ve bu dengenin çocukların çatışmayla başa çıkma, öfkeyi kontrol etme
gibi sosyal-bilişsel ve davranışsal yetkinliklerini arttıracağını savunmuştur. Diğer
yandan, Stocker, Burwell ve Briggs (2002), sürekli çatışma yaşanması ve kardeşlerin
birbirlerine karşı düşmanca duygular beslemelerinin, çocukların psikolojik sağlığı
üzerinde olumsuz etkileri olduğunu ileri sürmüşlerdir.
Freud’dan bu yana klinisyenler, kardeşler arasındaki rekabetin kişilik gelişimi
üzerinde çok önemli etkisi olduğunu savunmuşlardır (Adler, 1928, 1959; Levy,
1934,1937; Winnicott 1977; akt.Dunn 1991). Bedford da (1989), psikodinamik
yaklaşıma göre; rahatsızlıkların ve bozuklukların en önemli nedeninin kardeş rekabeti
olduğunu öne sürmektedir. Kardeşin doğumu, ölümü, engeli olan bir kardeşe sahip olma
gibi durumlar çocuklarda kişilik bozukluğu ve duygudurum bozukluğuna yol
açabilirken, aynı koşullar bazı çocukların erken olgunlaşmalarına ve çevrelerindekilere
karşı adil ve iyi niyetli davranmalarına da neden olabilir (Bank ve Kahn,1982a; Colonna
ve Newman, 1983; Rosner,1985; akt.Bedford,1989).
11
Kardeş çatışmalarının, depresif duygudurum, yalnızlık ve düşük benlik saygısı
gibi psikolojik problemlerin (Stocker, 1994; akt. Apalaçi, 1996) yanı sıra, arkadaşlara
karşı saldırgan davranışlar (Stormshak, Bellanti, Bierman, Conduct problems prevention
research group, 1996) ve davranış bozuklukları (Garcia, Shaw, Winslow ve Yaggi,
2000) ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Stocker ve diğerleri (2002), kardeş çatışmaları ve
çocukların psikolojik uyumunu ele aldıkları çalışmalarında; çatışmaların kaygı,
depresyon ve sorumsuz davranışlarla ilişkili olduğunu saptamış ve araştırma bulgularını
3 maddeyle özetlemişlerdir; 1. Sosyal öğrenme kuramında da belirtildiği üzere; çocuklar
kardeşleriyle yaşadıkları çatışmaları ve öğrendikleri saldırgan davranışları, başka
ortamlara (okul, arkadaşlarla olan ilişkiler vb. gibi) da taşıyabilirler, 2. Çatışma
ortamında büyümek çocuklarda kaygı ve depresyona neden olabilir, 3. Kardeş
çatışmalarının olumsuz etkilerinden biri de; çocukların sosyal biliş güçlüğü
yaşamalarıdır. Sosyal biliş güçlüğü psikolojik ve davranışsal problemlere neden olabilir.
Engeli olan bir çocuk tüm aileyi etkiler (Dyson,1998). Ailede engeli olan bir
çocuğun olduğu durumlarda ailenin yapısı diğer ailelerden farklılık gösterecektir. Bu
farklılığın aile içi iletişimi ve kardeş etkileşiminin niteliğini etkilemeyeceği
düşünülemez. Minuchin’e (1974) göre, aile sisteminin işlevlerini gerçekleştirmesine
müdahale eden en önemli etken, “ailenin ya da aile üyelerinin stres faktörüyle karşı
karşıya kalması” dır. Bu görüşe göre, ailede kronik hastalığı olan bir bireyin varlığı,
başta anne ve baba olmak üzere, tüm üyelerin yaşamlarını önemli ölçüde etkilemektedir.
Aile üyelerinden birindeki bir engel ya da kronik rahatsızlığın yalnızca o bireyi değil,
alt sistemler olarak tanımlanan eşler, ebeveyn-çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkiyi de
etkileyeceği fikri araştırmalarla da desteklenmiştir (Schreiber, 1984; Tritt ve Esses,
1988, akt. Atasoy, 2002). Engeli olan bir kardeşin bulunduğu durumlarda, kardeş
ilişkilerinde farklı etkinlikler ve asimetri göze çarpmaktadır (Furman, 1993). Dyson
(1993), engeli olan bir kardeşe sahip olmanın karmaşık bir etkileşim yarattığını ve
ilişkilerin niteliğinin; engelin türü, aile ortamı, kardeşlerin cinsiyeti ve kardeşler
arasındaki yaş farkı gibi değişik etkenler nedeniyle farklılıklar gösterdiğini belirtmiştir
(akt. Erten, 1999).
Meyer ve Vadasy, (2003), engeli olan bir kardeşe sahip çocukların endişelerini;
kardeşin
rahatsızlığından
dolayı
suçluluk
duyma;
kardeşin
davranış
ve/ya
görünümünden utanma ve onunla iletişimden kaçınma, kendisinde de aynı rahatsızlığın
12
olabileceğine dair korku; daha az ilgi gördüğü için kıskançlık ve/ya öfke; başkalarının
yaşadıklarını
anlamadıklarını
düşündüğü
için
kendini
yalıtma,
kardeşinin
yapamadıklarını telafi etmek için çok başarılı olması gerektiğine inandığından üzerinde
baskı hissetme; arkadaşları ile yaptığı planlar ve diğer sorumlulukları ile çakışsa bile
kardeşe bakmak zorunda olmanın yükü; kardeşin rahatsızlığı ile ilgili bilgi ihtiyacı
olmak üzere 8 başlık altında toplamışlardır.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların
ailelerinin, diğer ailelere kıyasla aile ilişkilerinde daha çok sorun yaşadıkları ve çeşitli
güçlüklerle mücadele etmek zorunda kaldıkları anlaşılmaktadır (Hechtman, 1996;
Goldstein ve Goldstein, 1992; Kendall, 1999). Bu güçlüklerin genellikle aile üyelerinin
ruh sağlığı, eşler arasındaki ilişki ve evin duygusal ortamı ile ilgili olduğu
görülmektedir (Goldstein ve Goldstein, 1992). Goldstein ve Goldstein (1992), Dr.
Russell Barkley ile yaptıkları görüşmeden edindikleri bilgilere dayanarak, DEHB olan
çocukların ailelerinde de diğer davranış bozuklukları ve süreğen hastalıklarda olduğu
gibi,
artan
düzeyde
çatışma,
evlilik
sorunları
ve
boşanmalar
görüldüğünü
aktarmaktadırlar.
DEHB olan bir çocukla ilgilenmek, oldukça fazla zaman ve enerji gerektirir. Bu
da aile bireylerinde strese, dolayısıyla da aile içi çatışmalara neden olabilmektedir
(Balkwell ve Halverson, 1980; McHugh, 2003). Çocuğa ayrılan zamanın artması, eşe ve
diğer aile bireylerine ayrılan zamanın azalması anlamına gelmektedir. Örneğin, eşler
birlikte yapabilecekleri işleri, birinin DEHB olan çocukla ilgilenmesi gerektiğinden,
çoğu zaman birlikte yapamazlar, işbölümü yapmak zorunda kalırlar. Ebeveynler
genellikle, DEHB olan çocuklarını kimseyle yalnız bırakmak istemezler. Bazen de
akraba ve yakınlar, çocuğun beklenmeyen davranışları ve tepkileri yüzünden
sorumluluk almak istemezler (Balkwell ve Halverson, 1980). Halbuki yapısal aile
terapisi kuramında vurgulandığı üzere; ailedeki ilişkilerin sağlıklı olabilmesi ve aile
kurumunun devamlılığının sağlanması için, aile sistemini oluşturan en önemli alt
sistemin, ebeveyn alt sisteminin, işlevsel olması gerekir (Nichols ve Schwarz, 2004).
Ayrıca, çocuğun tedavisi, davranışları ile başa çıkma yöntemleri ve ebeveyn tutumları
ile ilgili konularda yaşanan fikir ayrılıkları da, eşler arasında gerginliğe ve tartışmalara
neden olabilmektedir (Balkwell ve Halverson, 1980). Ekonomik düzeyi düşük olan
ailelerde, tedavi giderleri yüzünden bu sorunlara maddi sıkıntılar da eklenir (Selçuk,
13
2000). Dunn (1985), ailelerin ekonomik veya duygusal sıkıntılar
yaşadıkları
dönemlerde, kardeşler arasındaki öfke ve tartışmanın arttığını belirtmiştir (akt. Erten,
1999).
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, “fark edilmeyen bozukluk” olarak
sınıflandırılan rahatsızlıklar arasındadır (McHugh, 2003). Howlin (1988)’e göre,
“engelin fark edilebiliyor olması kardeşin psikolojik ve davranışsal uyumunu etkileyen
en önemli faktörlerden biri” dir (akt. Apalaçi, 1996). DEHB olan çocuklar çoğu zaman
toplum tarafından “yaramaz” çocuklar olarak tanımlanmaktadırlar. Bu nedenle,
kardeşlerin, anne babalarının DEHB olan çocuğa karşı tutumunu anlaması ve
kabullenmesi, farklı engeli olan çocukların kardeşlerine kıyasla çok daha zor
olmaktadır. Çocuklar bu konuda bilgilendirilmedikleri sürece, neden söz dinlemedikleri
halde ebeveynlerinin kardeşleriyle daha çok zaman geçirdiğini anlamakta güçlük
çekerler ve kişilik gelişimlerini önemli ölçüde etkileyebilecek duygusal ve psikolojik
uyum sorunları yaşarlar.
McHugh (2003), farklı engelleri olan çocukların kardeşleri ile yaptığı
görüşmelerde, neredeyse hepsinin suçluluk, utanma ve öfke gibi benzer duygusal
tepkiler yaşadığını saptamıştır. Bu bulgular konuyla ilgili yapılan diğer çalışmaların
(Farber ve Rychman, 1965; Crocker, 1981, akt. McHale ve Gamble, 1989) bulguları ile
de paralellik göstermektedir
DEHB olan çocuklar sosyal beceriler yönünden oldukça zayıftırlar. Hatta bazı
araştırmacılar, DEHB ‘nin bir sosyal bozukluk olduğunu belirtmektedirler (Gentschel
ve McLaughlin, 2000). DEHB olan çocuklar sosyal ortamlardaki uyumsuz davranışları
ile hemen göze çarparlar. Dürtüsel ve saldırgan davranışları, kurallara karşı gelmeleri,
öfkelerine hakim olamamaları, vb. nedenlerden dolayı arkadaşlık
ilişkilerini
sürdürmekte güçlük çekerler. Anne ve öğretmenlerin gözlemlerine göre, hiperaktif
çocukların sosyal sorunları dürtüsel, etkinlik dışı (off-task) ve yaşlarına uygun olmayan
davranışları ile sorunları saldırganlıkla çözmeye çalışmalarından kaynaklanmaktadır.
Ayrıca, DEHB olan çocukların yeni ortamlara uyum sağlama ve iletişim kurma
konusunda da güçlük yaşadıkları anlaşılmaktadır (Goldstein ve Goldstein, 1992). Yaş
ilerledikçe çocukların bu sorunlarının arttığı görülmektedir.
14
Çocuklar ilk sosyal deneyimlerini kardeşleri ile yaşarlar. Bu nedenle; sosyal
açıdan uyumsuz bir kardeş hem kardeş ilişkisinin niteliğini, hem de diğer çocuğun
sosyal gelişimini olumsuz etkileyecektir. Sosyal psikologlar, kardeşler ve arkadaşlar
gibi yakın ilişki içinde olan insanların birbirlerinden daha çok etkilendiklerini
savunurlar (Sears, Peplau, ve Taylor, 1991). Örneğin, Brody, Stoneman ve Burke
(1987), kardeşlerden birinin fiziksel saldırgan davranışlarıyla, diğerinin sözel ve fiziksel
saldırgan davranış oranlarının yüksek derecede ilişkili olduğuna dikkat çekmişlerdir.
Bu görüşü destekleyen Patterson da (1986), kardeş ilişkilerinin bir çeşit saldırgan
davranışları “öğrenme alanı” olduğunu ifade etmiştir (akt. Gentschel ve McLaughlin,
2000). Bu “öğrenme alanı” ndaki problemler, kardeşlerden birinin herhangi bir engeli
olduğunda artış göstermektedir (Apalaçi, 1996; McHale ve Gamble, 1989).
1.1. Problem
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan (DEHB) çocuklar,
rahatsızlıklarının özelliklerinden dolayı sağlıklı sosyal ilişkiler kurmakta zorluk
çekerler. Okulda, sınıfta, evde ya da oyun sırasında sergiledikleri dürtüsel davranışları,
hareketlilikleri, dikkatsizlikleri ve kurallara karşı gelmeleri yüzünden sosyal ilişkiler
konusunda sıkıntılar yaşarlar. Çok çabuk arkadaş edinebilmelerine rağmen, bu ilişkileri
sürdürmeyi beceremezler. DEHB olan çocukların bu özelliklerinden kaynaklanan
sıkıntılar, kardeşleri ile etkileşimlerini de olumsuz etkilemektedir. Kardeşlerden birinde
DEHB olması, kardeş ilişkilerinde yaşanan çatışmaların artmasına neden olur
(Goldstein ve Goldstein, 1992). Sosyal becerilerin kazanılmasında önemli yeri olan
kardeş ilişkilerinde yaşanan sorunlar, çocuklarda
sosyal yetersizliğe ve ciddi
davranışsal bozukluklara neden olabilir. Alandaki epidemiyolojik çalışmalar, zayıf
kardeş ilişkileri olan çocukların ileriki yaşlarda çeşitli davranış problemleri
gösterdiklerini ortaya koymuştur (Dunn,1991).
Ebeveynler,
gelişimsel
ihtiyaçları
nedeniyle
çocuklarına
farklı
davranabilmektedirler (Bee, 1992). DEHB olan çocuklar, rahatsızlıkları nedeniyle,
kardeşlerine kıyasla anne– babalarından daha çok ilgi ve destek gören taraf olacaktır.
DEHB olan çocuğun anne – babadan çok sık olumlu ve olumsuz geribildirim alması
(Selçuk, 2000), kardeşte kıskançlık, öfke ve değersizlik duygularına neden olabilir.
15
Sosyal öğrenme kuramına göre, çocuklar sosyal becerileri model alarak ya da
taklit ederek öğrenirler. DEHB olan bir kardeşe sahip çocuklar, anne babalarından ilgi
görmek için kardeşlerinin davranışlarını taklit etme yoluna gidebilirler. Dunn (1983),
çocukluk dönemindeki kardeş ilişkilerini incelediğinde, kardeşlerin yaş ve doğum sırası
gözetmeksizin birbirlerinin davranışlarını model aldıklarını ve aynı cinsiyetten olan
kardeşlerin, farklı cinsiyetten olan kardeş çiftlerine kıyasla birbirlerinden daha çok
etkilendiklerini bulmuştur. Abramovitch, Corter ve Lando da (1979), 34 eş cinsiyetli
kardeş çiftini gözlemledikleri çalışmalarında, büyüklerin küçük kardeşlerini taklit etme
oranını % 20 olarak tespit etmişlerdir.
Kardeşle yaşanan çatışmalar sırasında öğrenilen olumsuz sosyal becerilerin diğer
ortamlara aktarılması da, normal gelişim gösteren çocuğun sosyal ve dolayısıyla kişilik
gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir. Putallaz (1983), Putallaz ve Gottman (1981),
sosyal beceri eksikliği ya da yetersizliğinin, çocukları okul başarısızlığı, saldırganlık,
suça eğilim ve çeşitli psikolojik bozukluklar gibi kısa ve uzun süreli birçok sonuca
götürebildiğine dikkat çekmişlerdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü; DEHB’li çocukların tedavi sürecinde ilaçla
tedavinin yanı sıra kullanılan müdahale tekniklerinden biri olan aile eğitiminde,
kardeşlerin durumunun ihmal edilmemesi gerekir (Selçuk, 2000). Aile eğitimine
kardeşlerin de dahil edilebilmesi için, yaşadıkları sıkıntıların ve kardeş ilişkilerindeki
olumsuzlukların tespit edilmesi gerekir.
1.2. Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)
olan çocukların abla ve ağabeylerinin sosyal beceri düzeyleri ve kardeş ilişkilerinin
niteliği ile DEHB’nin bu değişkenler üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.
Bu genel amaç doğrultusunda aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır :
Alt Amaçlar :
1. DEHB olan ve olmayan çocukların abla ve ağabeylerinin sosyal yeterlik
düzeyleri arasında anlamlı bir fark var mıdır ?
16
2. DEHB olan ve olmayan çocukların abla ve ağabeylerinin davranış sorunları
arasında anlamlı bir farklılık var mıdır ?
3. DEHB olan ve olmayan çocukların abla ve ağabeylerinin duygusal sorunları
arasında anlamlı bir farklılık var mıdır ?
4. DEHB olan ve olmayan çocukların abla ve ağabeylerinin sosyal sorunlar
açısından aralarında anlamlı bir farklılık var mıdır ?
5. DEHB olan ve olmayan çocukların abla ve ağabeylerinin kardeş ilişkilerinin
niteliği farklılaşmakta mıdır?
6. DEHB olan çocukların annelerinin DEHB’nin abla/ağabeyler ve kardeş
ilişkilerinin niteliği üzerindeki etkisine ilişkin görüşleri nelerdir?
7. DEHB olan çocukların abla/ağabeylerinin DEHB’nin kendileri ve kardeş
ilişkilerinin niteliği üzerindeki etkisine ilişkin görüşleri nelerdir?
1.3.
Araştırmanın Önemi
Sosyal etkileşim, insan yaşamının vazgeçilmez bir parçasıdır. Yaşamını ilişkiler
ağı içinde sürdüren insanın uyumunda ve mutlu olmasında sağlıklı sosyal etkileşimin
büyük payı vardır. Çocuğun sosyal davranışı, etkileşimde olduğu iki önemli grubun;
ailenin ve akranlarının tepkileri bağlamında ele alınmalıdır (Çetin, Alpa Bilbay ve
Albayrak Kaymak, 2001).
Kardeşlik ilişkisi; eşler, çocuklar ve hatta anne baba ile yaşanandan bile daha
uzun süreli bir ilişkidir (Dunn,1995). Stoneman ve Brody (1993), çocukların arkadaş
seçme ve istedikleri zaman arkadaşlıklarını bitirme konusunda özgür olduklarını; ancak
kardeş ilişkileri için böyle bir tercih şansları olmadığını belirtmişlerdir. Bu kadar uzun
süreli bir ilişkide de, tarafların birbirlerinden etkilenmesi kaçınılmazdır. Kardeşler ile
olan ilişkiler ve paylaşılan deneyimler; kişinin yaşamını zenginleştirir ve kişilik
gelişimine birçok yönden katkı sağlamasının yanı sıra, gelecekteki tercihlerini dahi
etkileyebilir. Farklı bakış açılarına sahip psikologlar, kardeş ilişkilerinin çocukların
gelişimi üzerinde önemli bir etkisi olduğunu savunmuşlardır (Dunn, 1983). Bu
etkileşimin nitelikleri farklılık gösterebilir. Furman ve Buhrmester (1985), kardeş
ilişkilerinin niteliği ve özelliklerinde belirgin farklılıklar olduğunu ve kardeşlerin kişilik
gelişimi üzerindeki etkisini anlayabilmek için kardeş ilişkilerinin
araştırılmasının gerekli olduğunu savunmuşlardır.
niteliğinin
17
Stormshak, Bellanti ve Bierman, (1996), engeli olan çocukların kardeş
ilişkilerinin niteliğinin, sosyal beceriler üzerindeki etkisinin daha fazla olduğu görüşünü
ortaya atmışlardır. Örneğin; saldırgan çocukların arkadaşlık ilişkileri zayıf olduğundan,
bu çocukların sosyal becerileri akran grubundan öğrenme olanakları sınırlıdır. Bu
çocuklar, kardeşleri ile yaşadıkları olumlu
ilişkiler sayesinde, başkalarından
göremedikleri desteği telafi etme şansı bulurlar. Bu nedenle; kardeşleriyle olan ilişkileri
daha fazla önem kazanmaktadır (Stormshak ve diğerleri, 1996). Başka bir görüşe göre
ise, çocukluk dönemindeki sosyal uyum sorunları, daha sonraki yaşlarda yaşanacak
psikiyatrik ve ruhsal sağlık problemlerinin en önemli göstergesidir. Psikiyatrik
problemleri olan kişilerin çoğunun sosyal becerilerinin yetersiz olması da, bu görüşü
destekler niteliktedir (Merrell ve Gimpel, 1997). McHugh (2003), engeli olan bir
kardeşle büyümenin bir çocuk için çok sıkıntılı bir süreç olduğunu ve bu durumla ilgili
yaşanan suçluluk, itilmişlik, kıskançlık, başarı baskısı ve utanç duygularının uzun yıllar
hayatını olumsuz etkilediğini belirtmektedir.
Apalaçi (1996), bugüne kadar, engeli olan ve olmayan çocukların kardeşleriyle
yapılan araştırmalarda, daha çok yaş, cinsiyet, yaş farkı, ailenin büyüklüğü ve doğum
sırası gibi değişkenlerin ele alındığını, ancak bu değişkenlerin, engeli olan bir kardeşle
büyümenin çocuklar üzerindeki etkilerini açıklamak için yeterli olmadığını ifade
etmektedir. Dolayısıyla, bu konudaki araştırmalarda kardeş etkileşiminin ve kardeş
ilişkilerinin niteliğinin de ele alınması gereklidir.
Engeli olan çocuklar ve kardeşleri ile ilgili yurtdışında yapılan araştırmaların
bulgularının birbiriyle çeliştiği görülmektedir (Gamble ve McHale, 1989; Dyson, 1999;
Kendall, 1999; Pilowsky, Yirmiya, Doppelt, Gross-Tsur ve Shalev, 2004). Ülkemizde
ise, Apalaçi’nin (1996) yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların abla ve
ağabeylerinin psikolojik uyumu ve kardeş ilişkileri ve Atasoy’un (2002) engelli (otistik)
kardeşe sahip bireylerin kardeş ilişkileri ile ilgili çalışmalarının dışında, gelişimsel
engeli ya da rahatsızlığı olan çocukların kardeşlerini ve kardeş ilişkilerini ele alan başka
çalışmaya rastlanmamıştır. Atasoy’a (2002) göre, ülkemizde kardeşlerle yapılan
sistematik çalışmalar, eğitim çalışmaları ve verilen hizmetler yetersizdir. Yapılan
çalışmaların, engeli olan çocuklar ile bu çocukların anne ve babaları üzerinde
yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. DEHB’nin kardeşler üzerindeki etkilerinin inceleneceği
bu çalışmayla, alandaki bu eksikliğin giderilmesi amaçlanmaktadır.
18
Yurtdışında; engeli olan çocukların kardeşlerine yönelik (Sibling Support
Project) psikolojik, sosyal ve duygusal destek çalışmaları yürütülmektedir. Ülkemizde
de bu tip çalışmaların yapılabilmesi için, öncelikle kardeşlerin ve kardeş ilişkilerinin bu
durumdan (kardeşin rahatsızlığı) nasıl etkilendiğinin incelenmesi gerekir. Atasoy’a
(2002) göre; engeli olan kardeşe sahip bireylerin içinde bulundukları durumdan
etkilenme biçimlerinin ve gelişimsel olarak hangi alanlarda gereksinimleri olduğunun
belirlenmesi, hem bu kardeşlerin kendi gelişimlerine, hem de aile içi etkileşim ve destek
sisteminin geliştirilmesine katkıda bulunacağından oldukça önemlidir.
1.4. Sınırlılıklar
1.
Araştırmanın örneklemi, Çukurova Üniversitesi ve Mersin Üniversitesi Çocuk
Psikiyatri kliniğinde tedavi gören, 5-12 yaşlarındaki Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Bozukluğu tanısı almış çocukların, herhangi bir psikolojik tanı ve yardım almamış 1016 yaşlarındaki abla ve ağabeyleri ile sınırlıdır.
2.
Araştırmanın karşılaştırma grubu, 2004-2005 eğitim-öğretim döneminde Adana
Genç İş Adamları Derneği, Mersin 3 Ocak ve Mersin Barbaros Hayrettin İlköğretim
Okullarında okuyan 6-12 yaşlarındaki çocukların herhangi bir psikolojik tanı ve yardım
almamış 10-15 yaşlarındaki abla ve ağabeyleri ile sınırlıdır.
3.
Araştırmanın örneklemi tek kardeşi olan çocuklar ile sınırlıdır.
4.
Araştırmaya katılan anneler en az ilkokul mezunudur.
5.
Araştırmada toplanan veriler, kardeş ilişkilerinin niteliğini ve ağabey / ablaların
sosyal yeterlik alanları ve sorun davranışlarını belirlemek için kullanılan ölçme araçları
ile sınırlıdır.
6.
Araştırmada toplanan nitel veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen görüşme
formu ve anne ve çocukların bildirimleri ile sınırlıdır.
7.
Davranış ve tutumlar ile ilgili bulgular uygulamanın yapıldığı dönemi
yansıtmaktadır. Zaman içinde gerçekleşebilecek değişimleri göstermemektedir.
1.5. Tanımlar
Kardeş İlişkileri : Kardeş ilişkisi, ikinci çocuğun doğumuyla başlayan ve kardeşlerden
birinin ölümüne kadar süren, olabilecek en yakın ve en uzun süreli sosyal ilişkilerden
biridir (Stoneman ve Brody, 1993, s.1786).
19
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu: DEHB olan çocuklar; kıpır kıpır,
unutkan, dikkati kolaylıkla dağılan, sonuçlarını düşünmeden tehlikeli fiziksel
davranışlarda bulunan, yerinde durmakta ve sırasını beklemekte zorlanan çocuklardır
(DSM IV, 2001).
Sosyal Beceri: Belli bir ortamda kabul görecek ve hem kişinin kendisi, hem de
karşısındaki için yararlı olacak şekilde davranabilme becerisidir (Dowrick,1986, s.5).
20
BÖLÜM II
KURAMSAL AÇIKLAMALAR VE İLGİLİ ARAŞTIRMALAR
2.1. Kuramsal Açıklamalar
2.1.1. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar; halk arasında kıpır
kıpır, söz dinlemeyen, sorumsuz, unutkan, patavatsız, dikkati kolaylıkla dağılan,
sonuçlarını düşünmeden tehlikeli fiziksel davranışlarda bulunan, yerinde durmakta ve
sırasını beklemekte zorlanan çocuklar olarak tanımlanmaktadırlar.
Hiperaktif çocuklar davranışsal ve zihinsel yönden yaşadıkları güçlüklerin yanı
sıra, sosyal ilişkiler açısından da çeşitli sıkıntılar yaşarlar (Gentschel ve McLaughlin,
2000). Goldstein ve Goldstein (1992)’e göre, hiperaktivite, bir etkileşim bozukluğu
olarak düşünülmelidir. Çünkü, DEHB olan çocuklar, davranışlarının başkaları
üzerindeki etkilerinin farkında değildirler. Onlar için önemli olan isteklerinin ve
ihtiyaçlarının bir an önce yerine gelmesidir (Gentschel ve McLaughlin, 2000). Bu
yüzden de, ebeveynler, öğretmenler, arkadaşlar ve kardeşlerle olan ilişkiler yara
almaktadır (Goldstein ve Goldstein, 1992). Barkley (1990), DEHB olan çocukların,
tahminen %50-60’ının arkadaşları tarafından dışlandıklarını belirtmiştir (akt. Gentschel
ve McLaughlin, 2000). DEHB bir sosyal bozukluk olarak kabul edilmektedir. Hiperaktif
çocuklarla yapılan teorik ve pratik (örneğin; çocuklar ve gençler için sosyal uyum
envanteri) uygulamalar da bu görüşü destekler niteliktedir (Gentschel ve McLaughlin,
2000). Saldırganlık, DEHB olan çocuklarda en sık görülen (yaklaşık %30-%40) sosyal
sorun olarak karşımıza çıkmaktadır (Goldstein ve Goldstein, 1992).
DSM IV ‘te DEHB’nin 3 tipi; bileşik tip, dikkatsizliğin önde geldiği tip ve
hiperaktivite-dürtüselliğin önde geldiği tip olarak tanımlanmaktadır. DEHB tanı
ölçütlerini karşılamayan, ancak belirgin dikkatsizlik ya da hiperaktivite-dürtüsellik
21
belirtileri olan bozukluklar da “başka türlü adlandırılamayan dikkat eksikliği ve
hiperaktivite bozukluğu” adı altında ele alınmaktadır. DEHB’ nin DSM IV’te
“genellikle ilk kez bebeklik, çocukluk ya da ergenlik döneminde tanısı konan
bozukluklar” bölümünde yer alan tanı kriterleri ise aşağıdaki gibidir.
A ) Dikkatsizlik ;
1. Dikkatini ayrıntılara veremez, ya da ödevlerinde, işlerinde veya diğer
etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar,
2. Oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır,
3. Doğrudan kendisiyle konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür,
4. Yönergeleri izleyemez, okul ödevlerini, ufak tefek işleri ve görevlerini
tamamlayamaz,
5. Üzerine aldığı görevleri ve etkinliklerini düzenlemekte güçlük çeker,
6. Zihinsel çaba gerektirecek görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda
yer almaya karşı isteksizdir,
7. Üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan eşyaları kaybeder
(oyuncak, ödevler, kitap vb. gibi),
8. Dikkati dış uyaranlarla kolayca dağılır,
9. Unutkandır.
B ) Hiperaktivite
1. Elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur,
2. Sınıfta ya da oturması gereken yerde uzun süre oturmakta zorlanır,
3. Uygunsuz durumlarda sürekli koşar, tırmanır,
4. Sakin bir biçimde oyun oynama, etkinliklere katılma ya da oyun oynama
zorluğu vardır,
5. Hareket halindedir, motor takılıymış gibi davranır,
6. Çok konuşur,
C ) Dürtüsellik ( Impulsivite )
1. Sorulan soru tamamlanmadan cevabını yapıştırır,
22
2. Sırasını bekleme güçlüğü vardır,
3. Başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (Kaynak : DSM IV,
2001, s. 55-57).
DEHB tanısı konabilmesi için; bu belirtilerden en az altısının (ya da daha fazla)
bulunması ve en az 6 ay süren bir bozukluğun olması koşulu aranmaktadır. Bunun yanı
sıra; çocuğun davranışlarının yaşıtlarının, akranlarının davranışlarına kıyasla (gelişim
düzeyine göre) daha rahatsız edici, uyumsuz ve yıkıcı özellikler göstermesi ve bu tip
davranışlarının en az 2 sosyal ortamdaki (okul, ev vb. gibi) ilişkilerini olumsuz
etkileyecek ve işlevsel bozulmaya neden olacak düzeyde olması gerekmektedir. Halen
tartışma konusu olmakla birlikte; tüm bu belirtilerin 7 yaş öncesinde de gözlenmiş
olması koşulu da tanı aşamasında ele alınan önemli kriterlerden biridir.
Bu bozukluk ilk kez 1902 yılında Frederic Still adlı bir İngiliz hekim tarafından;
“dikkat sürdürülmesinde eksiklik ve nörolojik anormallikler” olarak tanımlanmıştır.
Still, bu bozukluğun organik ve yapısal nedenlerden kaynaklandığını ileri sürmüştür.
A.B.D.’de 1917 yılında ortaya çıkan menenjit salgınında belirtilerin benzerlik
gösterdiğinin fark edilmesi üzerine bu rahatsızlığa olan ilgi artmıştır (Selçuk, 2000).
Yapılan ilk araştırmalar merkezi sinir sistemi iltihabı ve/ya travmadan
kaynaklanan nörolojik bozuklukları olan hastaların davranışları üzerinde yoğunlaşmış
ve bu insanların hiperaktif, dürtüsel ve dikkatsiz davranışlarda bulundukları tespit
edilmiştir.
Dolayısıyla, bu yeni bozukluğun beyindeki hasardan kaynaklandığına
inanılmıştır. Ancak 1940 yılında Strauss’un bu davranışların (semptomların), nörolojik
bozukluk veya iltihabik bir hastalıktan bağımsız olarak da görüldüğünü ortaya atmasıyla
birlikte araştırmalar yeni bir boyut kazanmış ve yeni sendromun adı konmuştur :
minimal beyin disfonksiyonu. 1960’tan sonra bu terimin klinik karşılığı öğrenme
güçlüğü, genel nörolojik bozukluklar ve çeşitli davranış semptomlarını da kapsayacak
şekilde genişletilmiştir. Ancak daha sonra DSM II ‘de (1968) öğrenme güçlüğü farklı
bir kategori olarak ele alınmıştır. Yapılan çalışmalar ve araştırmalar neticesinde önce
hiperaktivite, dürtüsellik, umursamazlık, öfke, dikkat dağınıklığı ve kısa dikkat
(konsantrasyon) süresi olmak üzere 6 semptomatik davranış tanımlanmış, daha sonra bu
semptomlar hiperaktivite, dürtüsellik ve dikkatsizlik başlıkları altında toplanarak ilk kez
DSM III‘te (1980) dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olarak yer almıştır.
23
Yapılan çalışmaların çoğu, bir çok DEHB vakasındaki genetik geçişin çok açık
olduğunu ortaya koymuştur. Genetik olmayan vakalarda ise beyin kimyasını, işlevini
bozan ciddi bir hastalık veya travmaya rastlanmıştır. Ayrıca, EEG çalışmalarında
DEHB olan çocukların frontal loblarında normal olmayan beyin dalgaları tespit
edilmiştir (Lubar, Bianchine, Calhoun, Lambert, Brody, Nielsen 1985). Dopamin,
DEHB etiolojisinde önemli biyokimyasal maddelerden biri olarak düşünülmektedir.
Motor korteks ve diğer prefrontal lob’daki dopamin, frontal lob’un işleyişi açısından
çok önemlidir. Frontal lobun işleyişindeki bozukluk, kan dolaşımını ve metabolizmayı
olumsuz etkiler, bu da alt beynin kontrol fonksiyonlarının azalmasına ve dolayısıyla
DEHB belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Kaynak:Everett ve Everett,
1999, s. 12-13).
Hamilelik, doğum ve doğum sonrasında yaşanan güçlükler, kurşun zehirlenmesi,
demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlık, yiyeceklerde kullanılan katkı maddesi ve
boyalara alerji, ilaçların (alerji ilaçları) yan etkileri, hipertiroid ve gizli epilepsi
çocuklarda DEHB belirtilerinin görülmesine neden olabilir. Bunlardan hangisinin
hiperaktiviteye neden olduğunun tespit edilmesi, doğru tedavi yönteminin belirlenmesi
ve tedavinin olumlu sonuç vermesi açısından önemlidir. Bu nedenle, çocuğa tanı
konmadan önce çeşitli zeka ve kişilik testleri yapılması, çocuğun geçmişi, akademik
başarısı, evdeki, okuldaki davranışları, arkadaş ilişkilerinin niteliği ve kullandığı ilaçlar
ile ilgili detaylı bilgi alınması ve belirtilerin bu bilgilerin ışığında değerlendirilmesi
gerekir (Goldstein ve Goldstein, 1992).
DEHB’ye eşlik eden (comorbid) bozukluklar arasında en yaygın olanı davranım
bozukluğu (kurallara uymama, fiziksel zarar verici davranışlar, hayvanlara eziyet etme,
çalma, kaçma, vb gibi) ve karşıt olma – karşı gelme bozukluğudur. Bu bozuklukların
yanı sıra DEHB olan çocuklarda ; depresyon (psikotik olmayan), bipolar bozukluklar,
duygudurum bozuklukları, duygulanım bozuklukları, kaygı bozuklukları ve öğrenme
güçlüğüne de sıkça rastlanmaktadır (Everett ve Everett, 1999).
DEHB’ne erkeklerde kızların 5 ila 9 katı daha sık rastlanmaktadır. Literatürde,
cinsiyete dayalı bu farklılığın neden kaynaklandığını açıklayan bir çalışma
rastlanmamıştır (Kendall, 1999).
24
Tedavi Süreci
DEHB’nin tedavisi literatürde çeşitli başlıklar altında ele alınmaktadır.
Bunlardan birine göre; tıbbi, psiko-sosyal müdahaleler ve ikisinin birleşiminden ortaya
çıkan multimodal tedavi; başka bir sınıflandırmaya göre ise ilaçla tedavi, psikoeğitimsel müdahaleler ve alternatif tedaviler (diyet, megavitamin tedavisi, vb. gibi)
DEHB’nin belirtilerini ortadan kaldırmayı hedefleyen tedavi yöntemleridir. İlaç
kullanımı ile desteklenen, davranış yönetimi eğitimi, ebeveyn eğitimi, danışmanlık
hizmetleri ile DEHB ve tedavi süreci ile ilgili bilgilendirmeyi içine alan multimodal
tedavi en etkili yöntem olarak kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra; okul ya da çalışma
ortamı ile ilgili destekleyici düzenlemelerin yapılması da tedavi sürecine önemli katkı
sağlamaktadır (Selçuk, 2000).
Farmakolojik tedavi
İlaçlar DEHB’yi tedavi etmez, belirtilerin azalmasına ve kontrol altına
alınmasına yardımcı olurlar (Goldstein ve Goldstein, 1992). Dikkat problemlerinde
genel olarak kullanılan ilaçlar uyarıcılardır. En yaygın olarak kullanılan ilaçlar arasında
ritalin, dexedrine, adderall, cylert sayılabilir. İlaçların kullanım dozları günlük 15-90 mg
arasında değişmektedir. İlacın hastaya uygun kullanımının belirlenebilmesi için en
düşük dozla başlanır ve yan etkilerin en az olduğu oranla tedaviye devam edilir
(Goldstein ve Goldstein, 1992; Selçuk, 2000).
DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların en sık rastlanan yan etkileri; iştahsızlık,
uykusuzluk, dalgınlık, kilo kaybı, ağızda kuruluk ve baş ağrısıdır. Bu nedenlerden
ötürü, anne babalar çocuklarının tedavisinde ilaç kullanımına direnç gösterirler ve
davranış yönetimi, terapi vb. gibi yöntemlerin uygulanması konusunda ısrarcı bir tavır
sergilerler. Ancak, DEHB tedavisinde kullanılan ilaçların, hiperaktivite, dürtüsellik ve
zıtlaşma belirtilerinin azalmasında ve akademik performans, sosyal ilişkiler, dikkat
süresinin geliştirilmesinde belirgin olumlu etkileri olduğu gözlenmiştir (Goldstein ve
Goldstein, 1992; Selçuk, 2000).
25
Psiko – eğitimsel müdahaleler
Selçuk (2000), DEHB tedavisinde kullanılan psiko – eğitimsel müdahaleleri;
“aile eğitimi, davranışsal terapiler, aile terapisi, psikanaliz ve problem çözme becerileri”
olarak tanımlamıştır. Bireysel çalışmalarda; çocuğun duygularını ifade edebilmesi,
davranışlarının sonuçlarının farkına varması ve davranışlarını kontrol etmeyi öğrenmesi
hedeflenir. Aile eğitimi kapsamında ise; aile bireyleri DEHB hakkında bilgilendirilir ve
DEHB olan çocuklarının ya da kardeşlerinin davranışlarını nasıl denetleyebilecekleri ve
onunla nasıl iletişim kurabilecekleri konusunda yardım alırlar. Everett ve Everett
(1999), DEHB tedavisindeki en etkili yöntemin, DEHB olan çocuğun aile sistemi içinde
değerlendirildiği ve rahatsızlığının diğer aile bireyleri ve aile içi etkileşim üzerindeki
etkilerinin de ele alındığı aile terapisi olduğunu savunmuşlardır. Aynı yazarlar, aile
üyelerinin birbirlerine ve DEHB olan çocuğa karşı olan tepkilerinin, semptomların
artmasında ve eşlik eden sendromların (depresyon, kaygı, vb. gibi) ortaya çıkmasında
etkili olduğunu belirtmişlerdir. Okulda, sınıfta yapılabilecek düzenlemeler ve
uygulamalar
konusunda
okul
psikolojik
danışmanı
ve
sınıf
öğretmeninin
bilgilendirilerek tedavi sürecine katılımının sağlanması çok önemlidir. Ev ve okul
ortamındaki yaklaşımların tutarlı olması, DEHB belirtilerinin ve olumsuz davranışların
azalmasını hızlandıracaktır (Goldstein ve Goldstein, 1992).
Araştırmacılar, arkadaş olma ve arkadaşlığı sürdürebilme ile ilgili sosyal
becerileri şöyle tanımlamışlardır: dinleme, yeni insanlarla tanışma, sohbete katılma,
sohbeti uygun bir biçimde sonlandırma, kendini ödüllendirme, soru sorma, yönergeleri
izleme, paylaşım, anlayış, vücut dilinin uygun biçimde kullanılması, etkinlik önerme,
oyun oynama, işbirliği, yardımlaşma, teşekkür etmek, iltifat etmek, özür dilemek,
empati kurmak ve davranışlarının çevresindekileri nasıl etkilediğinin farkında olmak.
DEHB olan çocuğun ebeveynleri, çeşitli eğitimlere katılarak çocuklarının bu alanlardaki
becerilerini geliştirmelerine katkıda bulunabilirler (Goldstein ve Goldstein, 1992).
2.1.2. Kardeş İlişkileri
“Kardeşlik, psikolojik anlamda çıplak yaşamaya benzer”. Kardeşler, o kadar
çok yaşantı paylaşırlar ki, birbirlerini hiç kimsenin bir başkasını tanıyamayacağı kadar
iyi tanırlar (Meyer ve Vadasy, 2003). Bununla birlikte, hem ebeveynleri ile olan
26
ilişkilerinin düzeyi, hem de kardeşlerine karşı takındıkları tutum ve tavırlardan ötürü
hem dolaylı, hem de doğrudan, karşılıklı olarak birbirlerinin gelişim sürecini etkilerler
(Dunn, 1991).
Diğer psikodinamik kuramcılar gibi, çocukluk deneyimlerinin kişiliğin
şekillenmesinde önemli bir rolü olduğuna inanan Adler, çocukların ailedeki
konumlarının ve kardeşlerin varlığının
bu gelişimde etkili olduğu fikrini ortaya
atmıştır. Adler’in Bireysel Psikoloji kuramı ortaya çıkana dek, kardeş ilişkileri çok fazla
dikkat çeken bir konu olmamıştır (Furman, 1995). Adler, kuramında ebeveynin,
özellikle de annenin tutumlarına ve kardeşler arasındaki ilişkinin niteliğine önem
vermiştir.
Bu görüşe göre; çocuğun aile üyeleriyle yakın ilişkiler geliştirmesi ve
çevresindeki bu insanların oluşturduğu koşulların çocuğun gelecekteki davranışlarını
belirlemesi kaçınılmaz bir durumdur (Geçtan, 2000). Adler’den sonra aile sistemleri
kuramını geliştiren Minuchin de (1974), kardeş alt sisteminin önemine değinmekte ve
bu alt sistemi çocukların yaşıt ilişkileri yaşadığı ilk “sosyal laboratuar” olarak
tanımlamaktadır. Piaget ve Sullivan, çocukların diğer çocuklarla olan ilişkilerinin ahlaki
değerler ve sosyal duyarlılık gelişiminde çok önemli olduğunu belirtmişlerdir (Dunn,
1983). Hartup (1983) da, arkadaşların ve arkadaş ilişkilerinin bu kadar önemli olduğu
bir durumda, kardeşlerin de en az onlar kadar etkili olduğu fikrini savunmuştur
(akt.Dunn,1991).
Adler, kardeşler arasındaki ilişkinin açıklanmasında doğum sırasının, yani
çocuğun aile içindeki konumunun ele alınması gerektiğini vurgulamıştır. Adler’e göre;
ilk doğan çocuk, aileye yeni bir bebeğin katılmasıyla tahtını kaybetmiş gibi hisseder ve
konumunu koruma mücadelesine girer, üstün olmaya çabalar. İkinci çocuklar ise; hep
önlerinde giden birinin olmasından rahatsızlık duyarlar ve kendilerini yetersiz
hissederler. Diğer yandan, bu eksiği kapatabilmek için her türlü deneyime açıktırlar. En
küçük çocuk ise, çoğu kez ailenin bebeği olur ve şımartılır (Geçtan, 2000). Ernst ve
Angst (1983), yaptıkları geniş çaplı bir literatür taraması ve araştırma sonrasında,
doğum sırası ve kardeşin konumunun önemli bir etkisi olmadığı sonucuna varmışlardır
(akt. Dunn, 1991). Furman ve Buhrmester (1985) da, kardeş ilişkileri niteliğinin sadece
aile yapısı incelenerek açıklanamayacağını öne sürmüşlerdir.
27
Furman ve Buhrmester, alanda kardeş ilişkilerinin niteliğini tanımlayan
sistematik bir anlayış olmadığından hareketle, 1985 yılında yaptıkları bir çalışmayla en
yaygın olarak kullanılan kardeş ilişkileri sınıflamasını ve Kardeş İlişkileri Anketini
(Sibling Relationship Questionaire - SRQ) geliştirmişlerdir. Bu çalışmada öncelikle, 1113 yaşlarında 49 (20 erkek, 29 kız) 5. ve 6. sınıf öğrencisi ile 5 açık uçlu sorudan oluşan
görüşmeler yapmışlar ve bu görüşmelerin değerlendirilmesi sonucunda anketin alt
ölçeklerini oluşturacak 16 kategori (yardımlaşma (prosocial), kardeşle ilgilenme
(nurturance of sibling), kardeşin ilgilenmesi (nurturance by sibling), kardeşin baskın
olması (dominance by sibling), kardeşten baskın olma (dominance of sibling), anne
yanlı davranışı (maternal partiality), sevgi (affection), arkadaşlık (companionship),
düşmanlık (antagonism), benzerlik (similarity), samimiyet (intimacy), baba yanlı
davranışı (paternal partiality), rekabet (competition), kardeşe hayranlık duyma
(admiration by sibling), kardeşin hayranlık duyması (admiration of sibling), tartışma
(quarrel))* tanımlamışlardır. Görüşmelerde en sık belirtilen olumlu nitelikler; arkadaşlık
(%93), kardeşe hayranlık duyma (81), yardımlaşma (%77) ve sevgi (%65); en sık
belirtilen olumsuz nitelikler ise düşmanlık (%91) ve tartışma (%79) olmuştur.
Her alt ölçeğin 3 soru ile temsil edildiği anket, 95’i erkek ve 103’ü kız olmak
üzere 198 5. ve 6. sınıf öğrencisine uygulanmıştır. Anket sonuçlarına uygulanan faktör
analizi sonrasında 4 faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır. Alanda en sık kullanılan
sınıflamayı oluşturan bu dört faktör;
1. sıcaklık / yakınlık (samimiyet, yardımlaşma, arkadaşlık, benzerlik, kardeşe hayranlık
duyma, kardeşin hayranlık duyması, sevgi),
2. statü / güç (kardeşin bakımı, kardeşten baskın olma, kardeşin ilgilenmesi, kardeşin
baskın olması),
3. çatışma ( tartışma, düşmanlık, rekabet),
4. rekabet ( anne ve babanın yanlı davranışı) olarak tanımlanmıştır.
Bu sınıflamaya göre; sıcaklığın fazla, çatışmanın az olduğu kardeş ilişkileri
uyumlu; hem sıcaklığın hem de çatışmanın orta seviyelerde olduğu ilişkiler tipik;
sıcaklığın düşük, çatışmanın yüksek düzeyde olduğu ilişkiler de çatışmalı olarak
adlandırılmıştır (Brody, 1998).
* Literatürde Kardeş İlişkileri Anketi alt ölçeklerinin Türkçe karşılıklarına rastlanmadığından, bu
çalışmada araştırmacı tarafından belirlenen tanımlamalar kullanılmıştır.
28
Furman ve Buhrmester (1985), kardeş ilişkilerinin niteliğini belirleyen etkenleri;
a) ailenin yapısı (yaş, yaş farkı, cinsiyet, kardeşin cinsiyeti, ailenin büyüklüğü, doğum
sırası),
b) ebeveyn çocuk ilişkileri ( ilişkilerin niteliği, kardeş ilişkilerinin yönetimi),
c) çocukların karakter özellikleri (bilişsel, sosyal, kişilik) olarak tanımlamışlardır.
Bununla birlikte; kardeş ilişkilerinin, ebeveyn-çocuk ilişkileri ve çocukların karakter
özellikleri üzerinde etkili olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca; ebeveyn– çocuk ilişkileri ile
çocukların karakter özellikleri ve aile yapısı özellikleri arasında da bir ilişki olduğunu
savunmuşlardır (Şekil 1).
Aile yapısı değişkenleri
Yaş farkı
Cinsiyet
Kardeşin cinsiyeti
Ailenin büyüklüğü
Doğum sırası
Kardeş İlişkileri
Sıcaklık/yakınlık
Güç / Statü
Çatışma
Rekabet
Çocukların
Karakter
Özellikleri
Bilişsel
Sosyal
Kişilik
Ebeveyn-çocuk ilişkisi
İlişkilerin niteliği
Kardeş ilişkileri yönetimi
Şekil 1. Kardeş ilişkilerinin niteliğini belirleyen etkenler
(Furman ve Buhrmester, 1985).
Son yıllarda, özellikle de 1980 sonrasında, kardeş ilişkileri ile ilgili yayınların
arttığı görülmektedir. Bu çalışmalarda; evlilik kalitesi ve aile çatışması (örn. Brody,
Stoneman, Burke, 1987a);
ebeveyn davranışı (Brody ve diğerleri., 1987b; Brody,
Stoneman ve McKinnon, 1986; Bryant and Crokenberg, 1980; Stocker, Dunn ve
Plomin, 1989) kardeş yaşı, cinsiyet ve yaş farkı gibi statü-konum değişkenleri
(Abramovitch,
Corter
ve
Lando,1979;
Bigner,1974;
Brody,
Stoneman
ve
McKinnon,1985; Buhrmester ve Furman,1990; Cicirelli,1972,1976; Dunn ve Munn,
1986; Furman, Jones, Buhrmester ve Adler 1989; Minnet, Vandell ve Santrock,1983 )
29
ve çocukların mizaç özellikleri (Brody ve diğerleri, 1987a, 1987b; Munn ve Dunn,
1989; Stocker ve diğerleri., 1989) gibi aile bağlamı ile ilgili değişkenler ele alınmıştır
(akt. Stoneman ve Brody, 1993).
Evlilik kalitesi ve aile çatışması
Ebeveyn ve klinisyenlere göre kardeş ilişkilerinin aile uyumuna oldukça önemli
katkıları vardır (Brody, 1998). Minuchin’in aile sistemleri kuramında da, aile sistemini
oluşturan alt sistemlerin (ebeveyn alt sistemi, kardeş alt sistemi, vb.) etkileşimi ve bu
etkileşimin ailenin işlevselliği üzerindeki etkileri tanımlanmıştır. Yapılan araştırmalar
da, kardeş ilişkilerinin niteliği ile evlilik ilişkisinin iç içe geçtiğini göstermektedir
(Brody,1998). Evlilikte mutsuzluk ve çatışmanın yaşandığı ortamlarda, kardeş
ilişkilerinin daha olumsuz olduğu gözlenmiştir (McKinnon 1989; Brody, Stoneman ve
McCoy, 1994b).
Ebeveynlerin, birbirlerine karşı olan tutum ve davranışları çocuklar için bir
model niteliği taşır (Furman, 1993). Onların etkileşimlerini gözlemleyen çocuklar,
kafalarında ilişkiler hakkında genellemeler yapabilirler (Furman ve Giberson, 1995).
MacKinnon (1989), olumlu kardeş ilişkisi ile ebeveynlerin eşleri hakkındaki olumlu
konuşmaları arasında
bir
ilişki olduğunu
belirtmiştir.
Buna göre; çocuklar
ebeveynlerinin birbirlerine olumlu duygular ifade ettiklerini duydukları zaman,
birbirlerine karşı daha olumlu davranmaya başlamaktadırlar. Diğer yandan, eşlerin
ilişkilerindeki sıkıntılardan dolayı yaşadıkları mutsuzluk ve stres, çocuklarının
ihtiyaçlarına karşı duyarsız ve ilgisiz kalmalarına ya da onlara sert davranmalarına
neden olabilmektedir. Bu durum çocukları ile ilişkilerinin bozulmasına neden
olmaktadır. Çocuklar hem anne babayı model aldıklarından, hem de ebeveynleriyle
yaşadıkları ilişkinin üzerlerinde yarattığı baskı ve sıkıntıdan dolayı, birbirlerine karşı
daha olumsuz bir tavır sergileyebilirler.
Furman ve Buhrmester’in (1985) kardeş ilişkileri modeline göre; çocukların
ebeveynleri ile yaşadıkları problemler, kardeşleri ile olan ilişkilerinin niteliğini de
olumsuz etkileyecektir. Aynı durum kardeş ilişkileri için de geçerlidir. Kardeşler
arasında yaşanan ciddi sorunlar ve huzursuzluklar, ebeveyn-çocuk ilişkisini, ebeveynleri
ve dolayısıyla evlilik ilişkisini de etkileyecektir (Furman ve Giberson, 1995).
30
MacKinnon (1989), hem evli, hem de ayrılmış çiftlerin etkileşimlerinin niteliğinin,
çocuklarının kardeş ilişkilerinden etkilendiğini saptamışlardır. Minuchin‘in de
kuramında belirttiği üzere; aile sistemini oluşturan tüm alt sistemler içiçedir ve diğer
sistemleri etkilerler (Minuchin, 1974).
Ebeveyn Davranışı
Bronfenbrenner iki kişi arasındaki ilişki incelenirken, 3. şahısların bu etkileşim
üzerindeki dolaylı etkilerinin de dikkate alınması gerektiğini savunur (Muuss, 1996).
Furman ve Giberson (1995)’a göre; ebeveynlerin kardeş ilişkileri niteliği
üzerindeki etkileri 5 başlık altında incelenebilir:
a) ebeveynlerin her iki çocukla da olan ilişkilerinin genel özellikleri,
b) her iki çocuğun ebeveynlerle olan ilişkilerindeki farklılıklar,
c) ebeveynlerin kullandıkları disiplin yöntemleri ve kardeş ilişkilerinde yaşanan
problemlere verdikleri tepkiler,
d) olumlu kardeş ilişkilerini geliştirme ve olumsuzlukları azaltma yolundaki çabaları,
e) evlilik ilişkisi.
Bryant
ve Crokenberg (1980), annelerin okul çağındaki çocuklarının
ihtiyaçlarına karşı olan ilgi ve duyarlılığı ile, çocukların işbirliğine açık olmaları
arasında olumlu, antisosyal davranışları ile ise ters orantılı bir ilişki olduğunu tespit
etmişlerdir (akt. Furman ve Giberson, 1995). Buna paralel olarak, Stocker, Dunn ve
Plomin de (1989), annenin çocuklardan biriyle daha çok ilgilenmesi ya da birine karşı
daha olumlu davranışlar sergilemesinin, kardeşler arasındaki rekabet arttırdığını
gözlemlemişlerdir (akt. Furman, 1993). Ayrıca, ebeveyn-çocuk arasındaki yakınlığın,
olumlu kardeş ilişkilerinin gelişmesine katkı sağladığı, çatışmaların ise diğer ilişkilere
de taşındığı saptanmıştır. Örneğin, annesi ile problem yaşayan bir çocuk, öfkesini
kardeşine yönlendirebilir. Bu noktada, ebeveynlerinin etkileşimde kullandıkları
yaklaşımların, çocuklar için model teşkil ettiğini de hatırlamakta fayda vardır (Furman
ve Giberson, 1995).
Bağlılık kuramcıları, çocukların ilk bakıcıları (çoğu zaman anne) ile paylaştıkları
yaşantılarından diğer sosyal ilişkilerini sürdürmekte yararlandıklarını (Bowlby, 1973;
31
akt. Furman ve Giberson, 1995) sosyal öğrenme kuramcıları ise, ebeveyn–çocuk
ilişkisindeki davranış örüntülerinin kardeş ilişkisine genellendiğini ortaya koymuşlardır
(Patterson,1984; Parke, 1988; akt. Brody,1998). Corter, Abramovitch ve Pepler
(1983)’in, ebeveyn etkilerini farklı bir açıdan ele aldıkları çalışmada, annelerin
çocuklarıyla aynı ortamda bulunduğu zamanlarda, kardeşlerin birbirlerine karşı daha sık
kavgacı davranışlar sergiledikleri gözlenmiştir. Bununla birlikte, çalışmaya katılan
annelerin % 72 ‘si, doldurdukları anketlerde, çocuklarının kendileri yokken daha iyi
anlaştıklarını belirtmişlerdir. Bu bulgulara dayanılarak, çocukların annelerinin dikkatini
çekmek için olumsuz davranışlara başvurdukları söylenebilir.
Ebeveyn-çocuk ilişkisi, kardeş etkileşiminin doğasını belirleyen en önemli
etkenlerden biridir (Furman ve Buhrmester, 1985). Bu nedenle, ebeveynlerin
çocuklarına farklı yaklaşımları, kardeş ilişkilerinde çatışma ve rekabete neden
olmaktadır (Furman ve Giberson; 1995, Furman, 1993). Ebeveynlerin davranışlarındaki
farklılıklar, sosyal öğrenme (Bandura, 1977), psikoanaliz (Freud, 1949), kendine
güvenin sağlanması (Tesser, 1980) ve eşitlik (Adams, 1965, Walster, Bercheid ve
Walster, 1973) kuramlarında da yer bulmuş ve çocuklara karşı takınılan yanlı tutumun
kardeş ilişkilerinde olumsuzluklara, rekabet ve öfkeye neden olduğu belirtilmiştir (akt.
Brody, 1998).
Brody,
Stoneman,
ve
McCoy
(1992)
çalışmalarında,
annenin
yanlı
yaklaşımlarının, kardeş ilişkilerinin niteliğini olumsuz etkilediği sonucuna varmışlardır.
Literatürdeki çalışmalar da bu görüşü destekler niteliktedir (Brody, Stoneman ve Burke,
1987; Hetherington, 1988; Stocker, Dunn ve Plomin, 1989; akt.Furman, 1995). Dunn,
Stocker ve Plomin (1990), kardeşlerine oranla annelerinden daha az sevgi gördüklerini
ifade eden çocukların daha depresif ve kaygılı olduklarını; Daniels, Dunn, Furstenberg
ve Plomin (1985) de, anneye daha yakın olan çocukların aile kararlarında söz sahibi
olduklarını ve psikolojik açıdan daha uyumlu olduklarını saptamışlardır (akt. Dunn,
1993). Anneleri tarafından ihmal edildiklerini düşünen çocukların sıklıkla antisosyal
davranışlar gösterdikleri ve benlik algılarının düşük olduğu anlaşılmıştır (Dunn, 1983).
Bununla birlikte, babanın farklı tutum ve yaklaşımları ile ilgili çalışmaların sonuçları
tutarsızdır. Ayrıca, çocukların cinsiyeti, yaşı ve doğum sırası ile farklı ebeveyn
davranışı arasında bir ilişki bulunamamıştır (Daniels ve Plomin, 1985).
32
Brody (1998)’e göre, ebeveyn yaklaşımlarının çocukların gelişim süreçlerine ve
ihtiyaçlarına bağlı olarak farklılık göstermesi normaldir. Çocuklardan birinde kronik
rahatsızlık olduğu durumlarda da, ebeveyn ilgi ve davranışlarının düzeyinde ciddi
farklılıklar gözlenmiştir (McHale ve Pawletko, 1992). Ancak, ebeveyn-çocuk
ilişkilerinin sıcak/yakın olduğu ve kardeşin ihtiyaçları ile ilgili paylaşımda bulunulan
aile ortamlarında yukarıda değinilen olumsuzlukların azaldığı gözlenmiştir (Brody,
1998).
Ebeveynlerin farklı disiplin yöntemleri kullanmaları, kardeşler arasında rekabet
ya da çatışmaya neden olabilir (Furman, 1993). Ayrıca, birlikte oynama davranışlarının
pekiştirilmesi ve kavgalar nedeniyle verilen cezaların çatışmayı azalttığı gözlenmiştir
(Allison ve Allison, 1971; Leitenberg, Burchard, Burchard, Fuller ve ve Lysaght, 1977;
O’Leary, O’Leary ve Becker, 1967; akt. Furman 1993).
Çocukların mizaç özellikleri
Kardeşlerin her ikisinin de mizaç özellikleri, ilişkinin niteliği açısından önem
taşımaktadır (Dunn, 1983). Çocukların mizaç özelliklerinin kardeş ilişkileri niteliği
üzerindeki etkileri ile ilgili önceleri iki farklı görüş ortaya atılmıştır. Munn ve Dunn
(1989) benzer özelliklere sahip kardeşlerin daha uyumlu olacaklarını savunurken, Brody
(1987), farklı mizaçlara sahip kardeşlerin birbirlerinin olumsuzluklarını dengeleyeceğini
ve bu nedenle daha iyi anlaşabileceklerini öne sürmüştür (akt. Stoneman ve Brody,
1993). Stoneman ve Brody (1993)’nin 67 eş cinsiyetli kardeş çifti ile yaptıkları çalışma,
bu iki görüşten de oldukça farklı sonuçlar ortaya koymaktadır. Araştırma sonuçlarına
göre;
1. her iki kardeşin de aktif olduğu durumlarda ilişkinin çatışma / olumsuzluk düzeyinin
en yüksek olduğu,
2. her iki kardeşin de benzer aktif özellikleri olduğunda, ilişkinin daha sıcak olduğu ve
olumlu özelliklerin daha sık dile getirildiği,
3. büyüğün küçük kardeşten daha aktif olduğu durumlarda ilişkideki olumsuzlukların ve
çatışmanın arttığı,
4. büyük kardeş daha uyumlu ise kardeşler arasındaki sosyal bağın daha güçlü olduğu,
5. küçük kardeşin mizaç özelliklerinde ciddi olumsuzluklar varsa (difficult
temperament), büyüğün daha baskın davrandığı,
33
6. küçüğün uyum sorunu yaşadığı durumlarda büyüğün güç / statüsünün daha yüksek
algılandığı anlaşılmıştır.
Brody, Stoneman ve McCoy (1994a) da, 71 eş cinsiyetli kardeş çifti ile
yaptıkları 5 yıllık boylamsal çalışmada, kardeş ilişkilerinin niteliği ile çocukların mizaç
özellikleri arasındaki ilişkinin, orta çocukluk dönemine kıyasla, ergenlik döneminde çok
daha belirgin olduğunu ortaya koymuşlardır.
Cinsiyet, Yaş ve Yaş Farkı
Çocukların birbirlerine karşı olan davranışları kardeşin cinsiyetine göre farklılık
göstermektedir.
İki kız kardeşin
ilişkilerinde,
erkek-kız
ya
da erkek-erkek
kombinasyonuna kıyasla daha fazla kıskançlık görülmektedir (Atasoy, 2002). Stoneman
ve Brody (1993), erkek kardeşlerin diğer kardeş çiftlerine (kız-erkek, kız-kız) oranla
birbirleriyle daha az etkileşime girmelerine rağmen, bu grubun olumsuz kardeş ilişkileri
özelliklerinin en sık gözlendiği grup olduğunu belirtmişlerdir. Erkekler, erkek
kardeşleriyle daha fazla kavga etme eğilimi göstermektedirler. Bu durum kısmen
ebeveynlerin kızlara yönelik saldırgan davranışları onaylamamaları nedeniyle de ortaya
çıkıyor olabilir (Atasoy, 2002). Dunn, Slomkowski ve Beardsall (1994), 39 kardeş
çiftiyle yaptıkları 7 senelik boylamsal çalışmada, abla-erkek kardeş ve abla-kız kardeş
çiftlerinin kardeşleriyle olan ilişkilerinin diğerlerine göre daha samimi olduğunu
saptamışlardır. Stoneman, Brody ve McKinnon (1986) da, büyük kardeş kız olduğunda
etkileşimin daha olumlu özellikler taşıdığına dikkat çekmişlerdir (akt. McKinnon,
1989). Buna paralel olarak Abramovitch, Corter ve Lando (1979) da, ablaların daha
yardımsever ve destekleyici bir tutum sergilediklerini belirtmişlerdir. Dunn ve Kendrick
(1982) ise, ağabey – kız kardeş kombinasyonun en olumsuz özellikler gösteren grup
olduğunu öne sürmüşlerdir ( akt. McKinnon, 1989).
Kardeş ilişkilerinin niteliğini yaş, cinsiyet, yaş farkı ve sınıf düzeyi değişkenleri
(3, 6, 9 ve 12) açısından ele alan Furman ve Buhrmester da araştırmalarında;
a) ergenlik döneminden önce ilişkilerinin daha samimi, arkadaşça ve sevgi dolu
algılandığı,
b) küçük kardeşlerin büyüklere daha çok hayranlık duydukları,
c) eş cinsiyetli kardeşlerde büyük kardeşin daha baskın olduğu,
34
d) büyük kardeşlerin ebeveynin yanlı davranışını ve rekabeti daha çok dile getirdikleri,
e) yaş farkı az olduğunda çatışmanın, tartışma ve düşmanca davranışların arttığı,
f) 4 yaştan fazla fark olduğunda çatışmanın azaldığı ve sevgi, yardımlaşma ve hayranlık
düzeyinin arttığı,
g ) aralarında yaş farkı az olan eş cinsiyetli kardeş çiftlerinde yakınlık düzeyinin en
düşük olduğu,
h ) büyüklerle çatışmanın yaş ilerledikçe azaldığı,
ı ) küçüklerle çatışmanın her yaş seviyesinde yüksek olduğu,
sonucuna ulaşmışlardır (Furman ve Buhrmester,1985; Buhrmester ve Furman ,1990).
Konuyla ilgili çalışmaların bulgularının çeliştiği görülmektedir. Bu durumun,
yapılan
çalışmalarda
farklı
yaş
grubu
ve
farklı
değerlendirme
yöntemleri
kullanılmasının bir sonucu olduğu düşünülebilir (Dunn,1983).
2.1.3 Sosyal Beceriler
Sosyal beceriler ile ilgili bir çok tanım yapılmış ancak hiçbiri tek başına evrensel
kabul görmemiştir. Ortak bir tanımlamanın yapılamamış olması, sosyal becerinin, kolay
bir kavram gibi görünmesine rağmen, kişilik, zeka, dil, algı, tutum ve davranış-çevre
etkileşimi gibi birçok kavramla ilişkili olmasından kaynaklanmaktadır. Sosyal ilişkiler,
sosyal yardım, eğitim, psikoloji, psikiyatri ve özel eğitim gibi birçok alanda ilgi gören
bir konudur. Sosyal beceri kavramını her disiplinin farklı bir bakış açısıyla ele alması,
birden fazla tanım olmasının nedenlerinden biri olabilir (Merrell ve Gimpell, 1997).
Gresham (1986), çok sayıdaki sosyal beceri tanımın akranlardan kabul görme,
davranışsal ve sosyal tutarlılık olmak üzere 3 başlık altında toplanabileceğini savunur
(akt. Merrell ve Gimpell, 1997).
Sosyal becerinin belli başlı özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
1.
Öncelikle öğrenme (özellikle sosyal öğrenme, gözlemleme, örnek alma,
canlandırma ve geribildirim) yoluyla kazanılır.
2.
Belirli sözel ve sözsüz davranışlardan oluşur.
3.
Etkin ve uygun girişim ve tepkileri içerir.
4.
Sosyal çevreden gelen olumlu tepkilerin artmasını sağlayarak, var olan becerilerin
pekişmesine olanak tanır.
35
5.
Çevrenin (durum ve ortamın ) özelliklerinden etkilenir.
6.
Sosyal başarıdaki yetersizlikler belirlenebilir ve duruma uygun eğitim programları
hazırlanabilir (Michelson, Sugai, Wood ve Kazdin (1983); akt. Merrell ve Gimpell,
1997, s. 3).
Sosyal becerilerin 5 ana boyutu ise aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:
1. Akran ilişkileri ( sosyal etkileşim, yardımlaşma, empati, liderlik, sosyal katılım vb.
gibi)
2. Öz yönetim ( öz denetim, bağımsızlık, sosyal yetkinlik, sosyal sorumluluk, vb. gibi)
3. Akademik
( okula uyum, kurallara saygı, akademik sorumluluk vb. gibi)
4. Uyum
( işbirliği, yetkinlik)
5. Kendini ortaya koyma ( girişken olmak)
(Calderalla ve Merrell, 1997; akt. Merrell ve Gimpell,1997, s. 12).
Uzmanların çoğu, sosyal beceri ve sosyal yetkinliğin iki ayrı kavram olduğu ve
birbirlerinin
yerine
kullanılamayacağı
konusunda
fikir
birliğine
varmışlardır.
Hops(1983)’a göre, sosyal yetkinlik, kişinin belirli bir durumla ilgili performansının
nitelik açısından değerlendirilmesini özetleyen bir kavramdır (akt. Merrell ve Gimpell,
1997).
Quay (1986)’e göre, sosyal becerilerle dışa yönelim bozuklukları (saldırganlık,
hiperaktivite, davranış bozukluğu vb. gibi) arasında güçlü bir ilişki vardır (akt. Merrell
ve Gimpell, 1997). İçe yönelim bozuklukları olarak tanımlanan sosyo-duygusal sorunlar
(depresyon, kaygı, somatik yakınmalar gibi) ile sosyal beceriler arasında depresyon
hariç bir ilişki bulunamamıştır. Sosyal beceriler ile psikiyatrik bozukluklar, içe yönelim
ve dışa yönelim bozuklukları arasında bir neden sonuç ilişkisi olup olmadığı sorusuna
yanıt aranmış ve Bandura’nın (1977) kuramında da belirtildiği gibi bir karşılıklı
belirleyicilik ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Yani, sosyal beceri güçlükleri, bazı
davranışsal ve duygusal problemlerin hem sebebi, hem de sonucu konumundadır.
2.1.4. Sosyal Öğrenme Kuramı
İnsanlar her gün birbirlerinden dolaylı olarak bir şeyler öğrenirler. Sosyal
öğrenme, başkalarını seyrederek çevreden öğrenme olarak tanımlanabilir. Bu şekilde
öğrenmeye “örnek alma”, “gözlem yoluyla” ya da “taklit ile öğrenme” de denilmektedir
36
(Bandura, 1977). Sosyal öğrenme kuramının en önemli öğesi “model” dir. Çocuklar
sosyal becerileri, oyun arkadaşları, anne-baba ve kardeşlerini gözlemleyerek öğrenirler
(Bee, 1992). Model ile gözlemleyenin yaş, cinsiyet, karakter vb. gibi açılardan
benzerlikleri ve modelin statü bakımından üstün olması davranışların taklit edilme
oranını arttıran etkenlerden biridir (Bandura, 1977).
Sosyal öğrenme kuramına göre, gözlem yoluyla öğrenmenin 4 temel süreci
vardır : dikkat etme, hatırlama, davranışa dönüştürme ve güdüleme. Çocuklar bu yolla
bir çok bilişsel beceri ve davranışı öğrenebilirler. Dikkatin oluşmasında, örnek alınan
davranışın özellikleri (basit, açık, ilgi çekici, işlevsel ve yaygın olması) ve
gözlemleyenin özellikleri (algılama kapasitesi, uyarılma düzeyi, geçmişteki güdülenme,
duyusal kapasite) önemlidir. İnsanların hatırlamadıkları davranışlardan etkilenmeleri
mümkün değildir. Bu yüzden, gözlem yoluyla öğrenmenin ikinci temel süreci
hatırlamaktır.
Gözlemlediğimiz
davranışları
hatırlayabilmek
için
sembollerden
yararlanırız. Bu semboller sözel veya görsel olabilir. Hatırlama süreci, sembollerle
kodlama, bilişsel düzenleme, deneme ve tekrardan oluşmaktadır. Üçüncü aşama,
sembolleri davranışa dönüştürme aşamasıdır. Bu aşamada, gözlemleyenin fiziksel
kapasitesi ve kendini gözlemlemesinin yanı sıra davranışa verilen geribildirimlerin
açıklığı ve tepkilerin uygunluğu da önem kazanmaktadır. Davranışa dönüştürme
sürecinde, model veya diğer kişilerin tepkileri ve geribildirimleri, davranışın istenilen
seviyeye getirilmesinde etkilidir. İnsanlar
her gördükleri davranışı öğrenmezler.
Modelin gözlemlenen davranış sonunda çevreden aldığı tepki, davranışın gözlemleyen
tarafından taklit edilip edilmeyeceğini belirler. Davranışın gözlemleyenin önemsediği
bir şekilde sonuç vermesi aynı davranışta bulunma isteğini artırken (dolaylı pekiştireç),
gözlemlenen
modelin
cezalandırılması,
aynı
davranışı
tekrarlamamaya
özen
göstermesine (dolaylı ceza) neden olur . Gözlemlenen davranışın uygun bir şekilde
ortaya konabilmesi için pekiştirece ihtiyaç vardır. Gözlenen modelin davranışı
sonrasında çevreden aldığı tepki, gözlemleyenin o davranışı taklit edip etmeyeceğine
karar vermesinde etkilidir (Bandura, 1977 ).
Sosyal öğrenme kuramının dayandığı temel ilkeler şunlardır :
1.
Üçlü karşılıklı belirleyicilik: Bandura’ya göre, çevre, birey (kişiliği, karakteristik
özellikleri düşünceleri, beklentileri, biyolojik yapısı ) ve davranış karşılıklı birbirlerini
etkilerler. Bireyin fizyolojik yapısı davranışları belirleyen önemli etkenlerden biridir.
37
Örneğin, bir insan kollarını kullanarak uçamaz. Bununla birlikte, diyet ve egzersiz gibi
kişisel çabalar (davranışlar) fizyolojik yapı üzerinde bazı değişiklikler sağlayabilir.
Çevresel faktörlerden etkilenen sosyal roller, sosyal çevrenin kişiyle ilgili algıları
üzerinde de etkilidirler. Kişi kendi davranışı ile hem kendi yaşantısını, hem de
diğerlerinin kendisine göstereceği tepkiyi etkiler.
2.
Sembolleştirme
kapasitesi:
Sembolik
etkinlikler,
kişinin
yaşantıları
içselleştirmek, başkalarıyla paylaşmak, gelecekteki davranışlarını belirlemek için
kullandığı bilişsel ve sözel işlemleri kapsar.
3.
Öngörü kapasitesi: İnsanların davranışları genellikle ulaşmak istedikleri hedefler
ve kaçındıkları sonuçlar doğrultusunda şekillenir. Diğer bir deyişle, düşünceler
davranışlara yön verir. İnsanlar davranışlarının olası sonuçlarını önceden tahmin
edebilirler.
4.
Kendini düzenleme kapasitesi: Çocuklar sosyal davranışları, ebeveynlerinin
yönlendirmeleriyle öğrenirler. Yaş ilerledikçe çocuk bu yönlendirmeler olmadan (dışsal
kontrol), hayatını düzenlemeyi (kendini motive etmek, istekleri doğrultusunda hedef
belirlemek, davranışlarını, hatalarını değerlendirmek, vb. gibi) öğrenir.
5.
Kendini yargılama kapasitesi: Bireyler kendi davranışlarının sonuçlarını
değerlendirebilir ve kendilerini yargılayabilirler.
6.
Kendini güdüleme: Kendini güdüleme, kişinin yaptığı nitelikli işler ve ortaya
koyduğu olumlu davranışlardan ötürü kendini ödüllendirmesidir. Kişi sosyal açıdan
olgunlaştıkça, içsel ödüller (gurur duymak, kendini başarılı hissetmek vb. gibi) maddi
ödüllerden (para, hediye, vb. gibi) daha önemli hale gelir (Muuss, 1996).
2.2. İlgili Çalışmalar
Boyce ve Barnett, (1993), engeli olan çocuklar ve kardeşleri ile yapılan
çalışmalarda, ağırlıklı olarak ele alınan konuların sırasıyla; psikolojik stres/iyi olma,
benlik kavramı, etkinlikler/paylaşılan zaman, engeli olan ve sağlıklı kardeşler arasındaki
etkileşim, stres ve başa çıkma olduğunu belirtmişlerdir (akt. Erten,1999).
Engeli olan çocukların kardeşlerinin yaşadıkları uyum güçlükleri ile ilgili
yapılan araştırmalarda; bazı kardeşlerin uyum konusunda sıkıntı yaşarken, diğerlerinin
hiçbir problemlerinin olmadığı ve hatta bu deneyimden olumlu etkilendikleri, yani bu
38
durumun gelişimlerine katkı sağladığı gözlenmiştir (Seligman ve Darling,1989;
Senapati ve Hayes,1988; akt.Hallahan ve Kauffman). Hallahan ve Kauffman (1994) da,
engeli olan kardeşe sahip bazı çocukların olumlu, bazılarının da olumsuz
etkilenmelerinin nedeni tam olarak açıklanamasa da, uzmanların, çocukların engeli olan
kardeşlerine karşı olumlu tavır geliştirmelerini güçleştiren 3 konuya dikkat çektiklerini
belirtmişlerdir:
1. Kardeşler arasındaki yaş farkı az olduğunda çatışma yaşanması ihtimali artmaktadır.
Kardeşlerin yaşça yakın olmaları, aralarındaki farkların daha kolay anlaşılmasına neden
olacaktır ( Simeonsson ve Bailey, 1986 ),
2. Aynı cinsiyetten olan kardeşler daha çok çatışma yaşarlar (Simeonsson ve Bailey,
1986),
3. Engeli olan çocukların ablaları, kardeşleri ile ilgilenmek ve bakımlarını üstlenmek
zorunda olduklarından, kardeşlerine karşı ağabeylere kıyasla daha olumsuz tutum
sergilerler (Stoneman, Brody, Davis ve Crapps,1988).
Apalaçi (1996), literatürdeki çalışmalardan yola çıkarak, kardeşlerden birinde
kronik bir rahatsızlık olduğunda ilişkinin niteliğini ve sağlıklı kardeşin psikolojik
uyumunu etkileyen değişkenler ile ilgili aşağıdaki şemayı oluşturmuştur (Şekil 2).
Sağlıklı kardeşin
karakter özellikleri
Kardeşin ev
dışındaki çevresi
Engeli olan çocuğun
karakter özellikleri
Kardeşin uyumu
Ebeveyn davranışı
Ebeveynlerin karakter
ve kardeş ilişkileri
Ailenin özellikleri
özellikleri
Çevresel etkenler
Şekil 2. Kardeşin Psikolojik Uyumu ve Kardeş İlişkilerinin Niteliğini Belirleyen
Önemli Etkenler (Apalaçi, 1996, s.108).
39
Engeli olan çocuğun karakter özellikleri arasında; yaş, cinsiyet, mizaç, engelin
özellikleri, davranış özellikleri, bilişsel ve sosyal uyum yetkinlik düzeyi, saldırganlık,
bağımlılık, kardeşin karakter özellikleri arasında ise yaş, cinsiyet, doğum sırası, mizaç,
bilişsel ve sosyal yetkinlik düzeyi sayılabilir. Ebeveynlerin karakter özellikleri, yaş,
cinsiyet, mizaç, eğitim düzeyi, fizyolojik ve psikolojik sağlık olarak belirlenmiştir.
Ailenin yapısı (büyüklüğü, sosyoekonomik düzeyi, vb. gibi) ve ebeveynlerin
tutum/davranışları (kardeşlere farklı davranma, kardeş ilişkileri yönetimi, tutarlılık, vb.
gibi) da kardeşlerin uyumu ve ilişkilerinin niteliği üzerinde etkilidir.
Cleveland ve Miller (1977) çalışmalarında; sağlıklı kardeşlerin engeli olan
kardeşin eksiklerini telafi etmek için çabaladıklarını, Sullivan (1979), bu çocukların
maruz kaldıkları stres ve baskı nedeniyle erken olgunlaştıklarını ortaya koymuş; Dunn
(1992) ise, engeli olan bir kardeşle birlikte büyüyen çocukların sağlıklı kardeşi olan
çocuklara göre daha çok psikolojik problemleri olsa da; duygusal ve davranışsal açıdan
çok da ciddi problemler yaşamadıklarını öne sürmüştür (akt.Apalaçi,1996).
Apalaçi (1996), yaygın gelişimsel bozukluğu (asperger, rett, otizm, dezintegratif
bozukluk, başka türlü adlandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluk) olan ve olmayan
çocukların ağabey ve ablalarının psikolojik uyum ve kardeş ilişkilerini incelediği
çalışmasında, her iki gruptaki kardeşlerin, davranış sorunları ve sosyal uyum
ölçeklerinden aldıkları
puanlar arasında anlamlı bir farklılık olmadığına dikkat
çekmektedir. Araştırmanın bulguları arasında;
a) yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların kardeşlerinin, yaygın gelişimsel
bozukluğu olmayan çocukların kardeşlerine oranla, anlamlı düzeyde daha yüksek
depresyon ve daha düşük benlik kavramına sahip oldukları,
b) erkeklerin depresyon düzeyinin kızlardan daha yüksek olduğu,
c) kardeşler arasındaki yaş farkı ile depresyon, davranış sorunları ve sosyal uyum
puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı,
d) yaygın gelişimsel bozukluğu olan çocukların ağabey ve ablalarının kardeş ilişkileri
ölçeğindeki statü/güç alt ölçeği puanları, kontrol grubundaki kardeşlerin puanlarından
daha yüksekken; sıcaklık/yakınlık ve rekabet alt ölçeklerine ait puanların daha düşük,
çatışma alt ölçeği puanlarının ise benzer olduğu,
e) yaş farkı ve cinsiyet ile kardeş ilişkilerinin niteliği arasında anlamlı bir ilişki olmadığı
da yer almaktadır.
40
McHale ve Gamble (1989), zihinsel engeli olan ve olmayan çocukların
kardeşlerinin psikolojik uyum ve kardeş ilişkilerini ele aldıkları, 8-14 yaşlarında, 62
abla ve ağabey ile yaptıkları çalışmada; engeli olan çocukların kardeşlerinin;
a) annelerinin kendilerine karşı olumsuz tavırlarını (şikayet etme, kızma, vb.) daha sık
dile getirdikleri,
b) çalışmada kullanılan uyumla ilgili ölçeklerin çoğunda daha düşük puanlar aldıkları,
c) ablaların depresyon puanlarının ağabeylerden daha yüksek, benlik saygısı puanlarının
ise araştırmaya katılan tüm çocuklarınkinden daha düşük olduğu,
d) çoğunlukla ablaların kardeşleri ile ilgilenmek ve bakımlarını üstlenmek zorunda
oldukları,
e) ablaların kardeş ilişkilerini ağabeylere kıyasla daha olumsuz değerlendirdikleri,
f) kontrol ve deney grubunun kaygı, depresyon ve algılanan sosyal kabul puanları
arasında anlamlı farklılıklar olduğu sonucuna ulaşılmışlardır.
Dyson (1999), 37’si bir gelişimsel bozukluğu olan (fiziksel ve duyusal engel,
gelişim geriliği, konuşma bozukluğu, öğrenme güçlüğü, hiperaktivite) ve 34’ü sağlıklı
gelişim gösteren kardeşe sahip toplam 71 ağabey ve ablayla yaptığı çalışmada, iki grup
arasında sosyal yetkinlik, davranış uyumu ve öz kavramı düzeyleri açısından anlamlı bir
farklılık bulamamıştır.
DEHB olan çocuklarda sosyal sorunların çok yaygın olduğu görüşünden yola
çıkan Hoza, Waschbusch, Pelham, Molina ve Milich (2000), 120’si hiperaktif ve 65’i
kontrol olmak üzere toplam 185 erkek ile yaptıkları çalışmada, kontrol grubundaki
çocukların davranışlarının sosyal açıdan daha etkili olduğu sonucuna varmışlardır.
DEHB olan çocukların kardeş ilişkileri, araştırmacıların fazla ilgisini çeken bir
konu olmamıştır. Kendall (1999), araştırmaların çoğunun, DEHB’li çocuğun
akrabalarında görülen psikiyatrik hastalık ve genetik geçiş odaklı olduğunu
belirtmektedir. Oysa, DEHB olan çocukların kardeşlerinin duygu ve davranış
bozuklukları riskinin oldukça yüksek olduğu çeşitli çalışmaların bulguları ile ortaya
konmuştur (Szatmari, Offord ve Boyle, 1989; akt. Kendall, 1999).
Kendall’ın (1999), 11 aileden toplam 43 kişinin katılımıyla yaptığı çalışması,
konuyla ilgili betimleyici nitelikteki ilk araştırma olma özelliği taşımaktadır.
41
Araştırmanın örneklemini, 5 baba, 11 anne, 2 üvey baba, 13 sağlıklı gelişim gösteren
kardeş ve 12 DEHB’li çocuk oluşturmuştur. Çalışma sırasında, her aileden en az üç kişi
(DEHB olan çocuk, anne, baba, kardeşlerden biri ) ile bireysel görüşmeler yapılmış ve 8
hafta boyunca günlük tutmaları istenmiştir. Günlüklere haftada en az bir kez olmak
üzere, DEHB ile ilişkili, önemli olduğunu düşündükleri olayları kaydetmeleri
istenmiştir. Çalışmanın sonunda, 11’i anne, 9’u kardeş, 6’sı baba ve 3’ü DEHB olan
çocuklardan olmak üzere toplam 29 günlük değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmaya
katılan çocuklar, DEHB olan kardeşlerinin saldırgan davranışları ve kontrolü ele almaya
yönelik davranışlarından dolayı kendilerini kurban gibi hissettiklerini, haksızlığa
uğradıklarını ifade etmişlerdir. Kardeşlerden 10’u hiperaktif bir kardeşe sahip olmanın
kendilerini ciddi ölçüde olumsuz etkilediğini belirtmişlerdir. Ayrıca kardeşlerden
7’sinin DSM IV kriterlerine göre kaygı ve depresyon bozukluğu olduğu ve 4‘ünün de
antidepresan kullandığı anlaşılmıştır. Araştırma verileri 3 ana başlık altında
toplanmıştır: rahatsızlık (disruption), rahatsızlığın etkileri (haksızlığa uğradığını
düşünmek, kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluklar, üzüntü/keder), ve baş etme
yöntemleri (misilleme yapmak, kaçınmak ve kendini duruma alıştırmak, kabullenmek).
Kendall (1999), engeli olan bir kardeşe sahip çocukların uyumunu inceleyen diğer
çalışmalardan farklı olarak, bu çalışmada DEHB çocukların kardeşlerine karşı saldırgan
davranışlar gösterdiği tespit etmiş ve bu konunun araştırılması gerektiğini savunmuştur.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarla yapılan çalışmaların
çoğunda, kardeşlerin kontrol grubu olarak ele alındıkları görülmektedir. Welner,
Welner, Stewart, Palkes ve Wish (1977), hiperaktif çocuklar ve kardeşleri ile yaptıkları
çalışmada, iki grup arasında antisosyal davranışlar açısından bir farklılık bulamamışlar;
Borland ve Heckman (1976) da, kardeşleri kontrol grubu olarak ele aldıkları, yaş
ortalaması 30 olan ve çocukluğunda DEHB tanısı konmuş, 20 erkek ve kardeşleriyle
yaptıkları, 20-25 yıllık bir dönemi kapsayan retrospektif çalışmalarında, her iki grupta
da ciddi bir sosyal ya da psikiyatrik probleme rastlamadıklarını belirtmişlerdir (akt.
Hechtman, 1996).
Engeli olan çocuklarla ilgili çalışmalarda, annelerin görüş ve gözlemlerine
sıklıkla yer verildiği görülmektedir. Çocukların temel bakımlarının çoğu zaman anneler
tarafından sağlanması, dolayısıyla çocuklarla babadan daha çok zaman geçiriyor
olmaları, çalışmalarda annelerin tercih edilmesine neden olmuştur. Diler, Tamam, Avcı
42
ve Erden (1999)’in, 21’i erkek, 16’sı kız toplam 37 çocuğun anneleri ile yaptıkları
çalışma da bunlardan biridir. Araştırmaya katılmayı kabul eden annelerden Çocuklar
için Kişilik Ölçeği’ni doldurmaları istenmiştir. Annelerinin değerlendirmelerine göre;
DEHB’li çocukların sosyal beceri, hiperaktivite, psikoz, anksiyete, depresyon, zayıf
özkontrol alt ölçeklerinden yüksek puan aldıkları belirlenmiştir (Diler, Tamam, Avcı ve
Erden, 1999).
43
BÖLÜM III
YÖNTEM
3.1. Araştırmanın Modeli
Bu çalışma, D.E.H.B. ‘li kardeşi olan çocukların abla ve ağabeylerinin sosyal
beceri düzeyi ve kardeş ilişkilerinin niteliğini incelemeye yönelik karşılaştırmalı bir
betimleme çalışmasıdır. Araştırmada görüşmelerden de yararlanıldığından, bu yönüyle
de bir nitel çalışma özelliği taşımaktadır. Veri toplama aşamasında birden fazla yöntem
kullanıldığı için, bu çalışmada üçgenleme tekniğinden yararlanıldığı söylenebilir
(Cohen, Manion ve Morrison, 2001, s. 112).
3.2. Araştırmanın Evreni ve Örneklemi
Araştırma Evreni
: Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi ve Mersin Üniversitesi
Hastanesi Çocuk Psikiyatri polikliniğinde kayıtlı bulunan (Eylül 2004 itibariyle), DEHB
tanısı konmuş, 5-12 yaşındaki çocukların abla ve ağabeyleri ile bu çocukların en az
ilkokul mezunu anneleri birinci grubun (DEHB grubu) evrenini, 2004-2005 eğitim–
öğretim yılında Adana Genç İş Adamları Derneği, Mersin 3 Ocak ve Mersin Barbaros
Hayrettin İlköğretim okullarında okuyan, 6-12 yaşındaki çocukların abla ve ağabeyleri
ile bu çocukların en az ilkokul mezunu anneleri de ikinci grubun (karşılaştırma grubu)
evrenini oluşturmuşlardır.
Örneklem
: Araştırmanın örnekleminde, yaşları 10-16 arasında, tek kardeşi
olan 60 abla/ağabey ve onların anneleri (çocuklarla babalardan daha çok zaman
geçirdikleri için tercih edilmiştir) yer almaktadır. Örneklem belirlenirken, amaçlı
örneklem (purposive sampling) yöntemi kullanılmış ve DEHB’li çocukların, herhangi
bir psikolojik tanı/yardım almamış büyük kardeşlerinden araştırmaya katılmaya gönüllü
olan otuz kişi örneklemin DEHB grubunu, demografik özellikleri deney grubundakilerle
benzeşen (aile yapısı, kardeşin yaşı, kardeşin cinsiyeti), küçük kardeşi herhangi bir
psikolojik tanı/yardım almamış ve araştırmaya katılmaya gönüllü olan çocuklar da,
karşılaştırma grubunu oluşturmuşlardır.
44
Örneklemin Demografik Özellikleri
Yukarıda da belirtildiği üzere, araştırmaya yaşları 10-16 arasında değişen 30 kız,
30 erkek, toplam 60 abla/ağabey katılmıştır. Her iki grup da erkek kardeşi olan 10 abla,
erkek kardeşi olan 13 ağabey, kız kardeşi olan 5 abla ve kız kardeşi olan 2 ağabey
çiftinden oluşmaktadır. Araştırmaya sadece 2 kardeş olan ve şehir merkezlerinde oturan
çocuklar dahil edilmiştir. Her iki grupta da ebeveynler birlikte yaşamaktadır; boşanma,
yeniden evlenmeye rastlanmamıştır. Çocukların okudukları okullar göz önüne
alındığında, her iki grubun da üyelerinin tamamının orta sosyo-ekonomik düzeyde
olduğu söylenebilir. Katılımcıların demografik özelliklerine ait bilgiler aşağıda
verilmiştir.
Tablo 1’de de görüldüğü üzere, her iki grup ve şehir için, araştırmaya katılan
abla ve ağabeylerin sayısı eşit tutulmuştur. Sadece, DEHB grubu Mersin örnekleminde
Adana grubuna göre, ablaların sayısının ağabeylerden 1 fazla olduğu görülmektedir
(Tablo 1).
Tablo 1.
Örneklemin Grup, Cinsiyet ve Klinik Bazında Dağılımı
Grup ve
DEHB Grubu
Karşılaştırma Grubu
Cinsiyet
Şehir
Adana
Mersin
Toplam
Kız
7
8
15
Erkek
8
7
15
Toplam
15
15
30
Kız
7
7
15
Erkek
8
8
15
Toplam
15
15
30
Tablo 2’de de belirtildiği gibi, araştırmaya katılan 60 abla/ağabeyden 8’i
(%13.3) 10 yaşında, 9’u (%15.0) 11 yaşında, 11’i (%18.3) 12 yaşında, 11’i (%18.3) 13
yaşında, 14’ü (% 23.3) 14 yaşında,6 ‘sı (% 10) 15 yaşında ve 1’i (% 1.7) de 16
yaşındadır. Gruplar bazında incelendiğinde, DEHB grubundakilerin yaşlarının 10-16
arasında, karşılaştırma grubundakilerin ise 10-15 arasında değiştiği görülmektedir. Her
iki grupta da, en çok 14 yaşındaki (% 23.3) katılımcıların yer aldığı anlaşılmaktadır.
Araştırmada 16 yaşında (%1.70) sadece 1 tane katılımcı bulunmaktadır.
45
Tablo 2. Araştırmaya Katılan Abla/Ağabeylerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı
DEHB
n
4
4
6
5
7
3
1
30
Yaş
10
11
12
13
14
15
16
Toplam
Grubu
%
13.3
13.3
20.0
16.7
23.3
10.0
3.3
100
Karşılaştırma
n
4
5
5
6
7
3
0
30
Grubu
%
13.3
16.7
16.7
20.0
23.3
10.0
0
100
Toplam
n
8
9
11
11
14
6
1
60
%
13.3
15.0
18.3
18.3
23.3
10.0
1.7
100
Araştırmaya katılanların kardeşlerinin 14’ü (%23) kız, 46’sı (%76.7) erkektir.
Tablo 3’te de görüldüğü üzere, DEHB grubunun %23.3’nü kız, %76.7’sini ise erkek
kardeşler oluşturmaktadır. Aynı rakamlar karşılaştırma grubu için de geçerlidir.
Tablo 3.
Araştırmaya Katılan Abla / Ağabeylerin Kardeşlerinin Cinsiyete
Göre Dağılımları
Cinsiyet
Kız
Erkek
Toplam
Araştırmaya
DEHB
n
7
23
30
Grubu
%
23.3
76.7
100
katılanların
Karşılaştırma Grubu
n
%
7
23.3
23
76.7
30
100
kardeşlerinin
yaş
Toplam
n
14
46
60
gruplarına
göre
%
23.3
76.7
100
dağılımı
incelendiğinde (Tablo 4), kardeşlerden 1’inin (%1.7) 5 yaşında, 2’sinin (% 3.3) 6
yaşında, 11’inin (%18.3) 7 yaşında, 7’sinin (%11.7) 8 yaşında, 13’ünün (%21.7) 9
yaşında, 14’ünün (%23.3) 10 yaşında, 6‘sının (%10) 11 yaşında ve 6’sının (%10) 12
yaşında olduğu anlaşılmaktadır. DEHB grubundaki kardeşlerin yaşlarının 5-12 arasında,
karşılaştırma
grubundaki
kardeşlerin
yaşlarının
ise
6-12
arasında
değiştiği
görülmektedir. DEHB grubunda en çok 8 yaşındaki (% 26.7) kardeşlerin, karşılaştırma
grubunda ise en çok 7,9,10 yaşındaki (% 20.0) kardeşlerin yer aldığı görülmektedir.
Araştırmada 5 yaşında (%1.70) sadece 1 tane kardeş bulunmaktadır.
46
Tablo 4.
Yaş
5
6
7
8
9
10
11
12
Toplam
Kardeşlerin Yaş Gruplarına Göre Dağılımı
DEHB
n
1
1
5
3
7
8
2
3
30
Grubu
%
3.3
3.3
16.7
10.0
23.3
26.7
6.7
10.0
100
Karşılaştırma
n
0
1
6
4
6
6
4
3
30
Grubu
%
0
3.3
20.0
13.3
20.0
20.0
13.3
10.0
100
Toplam
n
1
2
11
7
13
14
6
6
60
%
1.7
3.3
18.3
11.7
21.7
23.3
10.0
10.0
100
Tablo 5’ten de anlaşılacağı üzere, DEHB grubu abla/ağabey yaş ortalaması 12.7;
karşılaştırma grubu yaş ortalaması ise 12.5 olarak hesaplanmıştır. DEHB grubu kardeş
yaşı ortalaması 9.0 iken, karşılaştırma grubu ortalamasının 9.1 olduğu görülmektedir.
Tablo 5.
Araştırmaya Katılan Abla/Ağabeylerin ve Kardeşlerinin Yaş
Ortalamaları
Doğum sırası
Abla / Ağabey
Kardeş
DEHB
n
30
30
Grubu
x
12.7
9.0
Karşılaştırma
n
30
30
Grubu
x
12.5
9.1
Araştırmaya katılan annelerin 23’ü (%38.3) ilkokul, 8’i (%13.3) ortaokul, 24’ü
(%40) lise ve 5’i (%8.3) üniversite mezunudur.
Tablo 6’da da görüldüğü üzere,
karşılaştırma grubundaki annelerin eğitim düzeyi, DEHB grubundaki annelerinkinden
yüksektir.
Tablo 6. Araştırmaya Katılan Annelerin Eğitim Düzeylerine Göre Dağılımı
Eğitim Düzeyi
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Toplam
DEHB Grubu
n
%
13
43.3
2
6.6
14
46.7
1
3.3
30
100
Karşılaştırma
n
10
6
10
4
30
Grubu
%
33.3
20.0
33.3
13.3
100
Toplam
n
23
8
24
5
60
%
38.3
13.3
40.0
8.3
100
47
Tablo 7’de de belirtildiği üzere, araştırmaya katılan çocukların babalarının 11’i
(%18.3) ilkokul, 9’u (%15.0) ortaokul, 29’u (%48.3) lise ve 11’i (%18.3) üniversite
mezunudur. DEHB ve karşılaştırma grubundaki babaların eğitim düzeylerinin ortaokul
düzeyi hariç benzer olduğu görülmektedir. DEHB grubunda, ortaokul mezunu baba
sayısı 6 iken (%20), karşılaştırma grubunda 3’tür (%10).
Tablo 7. Araştırmaya Katılan Çocukların Babalarının Eğitim Düzeylerine
Göre Dağılımı
Eğitim Düzeyi
İlkokul
Ortaokul
Lise
Üniversite
Toplam
DEHB
n
5
6
14
5
30
Grubu
%
16.7
20.0
46.7
16.7
100
Karşılaştırma
n
6
3
15
6
30
Grubu Toplam
%
n
20.0
11
10.0
9
50.0
29
20.0
11
100
60
%
18.3
15.0
48.3
18.3
100
Araştırmaya katılan annelerin 49’unun (%81.7) çalışmadığı anlaşılmaktadır
(Tablo 8). DEHB grubundaki annelerin 3’ü (%10) halen çalışmaktayken, 2’si (%6.7)
emekli, 25’i (%83.3) de ev hanımıdır. Buna karşılık, karşılaştırma grubundaki annelerin
4’ü (%13.3) çalışmaktayken, 2’si (%6.7) emekli, 24 ‘ü (%80.0) de ev hanımıdır. Her iki
gruptaki annelerin, mesleki durum açısından benzerlik gösterdiği görülmektedir.
Tablo 8.
Araştırmaya Katılan Annelerin Mesleki Durumlarına Göre
Dağılımı
Mesleki durum
Çalışıyor
Emekli
Ev hanımı
Toplam
DEHB
n
3
2
25
30
Grubu
%
10.0
6.7
83.3
100
Karşılaştırma
n
4
2
24
30
Grubu
%
13.3
6.7
80.0
100
Toplam
n
7
4
49
60
3.3. Veri Toplama Araçları
3.3.1. Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği
Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği (Child Behaviour
Chectlist-CBCL), 4-18 yaş grubu çocuk ve gençlerin sosyal yeterlik alanları ve sorun
%
11.7
6.7
81.7
100
48
davranışlarını anne babalardan elde edilen bilgiler doğrultusunda değerlendirmek
amacıyla, Achenbach ve Edelbrock tarafından geliştirilmiş ve ilk kez 1983 yılında
Akçakın ve Savaşır tarafından Türkçe’ye çevrilerek uyarlama çalışması yapılmıştır.
Ancak farklı yaş grupları ve cinsiyet değişkenlerine göre normlar toplanamadığı için
ülkemizde yaygın olarak kullanılamamıştır. ÇGDDÖ / 1991 formu Erol ve Kılıç (1991)
tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve 1983 formu ile sürekliliğini sağlayabilmek amacıyla
farklılık ve benzerlikleri gözden geçirilmiştir.
Ölçek çocukların davranış sorunlarını tanımlayan 118 madde ve sosyal yeterlik ile
ilgili 20 ek maddeden oluşmaktadır. Ölçekte yeterlik ile ilgili maddelerin yanı sıra, açık
uçlu bazı sorular da yer almaktadır. Ölçekten, İçe Yönelim ve Dışa Yönelim olmak
üzere iki ayrı davranış puanı elde edilmektedir. İçe Yönelim grubunu; sosyal içe
dönüklük, somatik yakınmalar, kaygı/depresyon; dışa yönelim grubunu ise kurallara
karşı davranışlar ve saldırgan davranışlar alt testlerinin toplamı oluşturmaktadır. Ayrıca
her iki gruba da girmeyen; sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları da
ölçekte yer almaktadır. Ölçeğin Türkçe test-tekrar test güvenirliği toplam yeterlikte .78,
toplam problemde ise .84 olarak saptanmış ve korelasyonların yüksek olduğu
belirlenmiştir (Erol, Arslan ve Akçakın, 1995). Cronbach alfa katsayıları;
içe
yönelimde .82; dışa yönelimde .81; toplam yeterlikte .70 ve toplam problemde .88
olarak saptanmıştır (kaynak : Erol ve Şimşek, 1997, s.27-28).
Psikiyatri kliniklerinde yaygın olarak kullanılan ÇGDDÖ’nün 2001 yılında,
Achenbach ve Rescorla tarafından 6-18 yaş grubuna yönelik düzeltilmiş formu
geliştirilmiştir. ÇGDDÖ 6-18 formunda, ÇGDDÖ 4-18 ‘de puanlanmayan 6 madde
yeni maddeler ile değiştirilmiştir. Yeni formun faktör yapısı : sosyal içe dönüklük,
somatik yakınmalar, kaygı/ depresyon, kurallara karşı davranışlar, saldırgan davranışlar,
sosyal sorunlar, düşünce sorunları ve dikkat sorunları olmak üzere birbiriyle ilişkili 8
sendromdan oluşmaktadır. 2001 formunun sendromları ile 1991 formu karşılıkları
arasındaki korelasyon .87 ile .99 arasında değişmektedir. Formdaki 118 maddenin 103’ü
bu 8 faktöre yüklenmiş iken, diğer 15 madde herhangi bir faktöre dahil edilmemiş,
bazıları yeni eklenen DSM kaynaklı ölçekler adı altında değerlendirilmişlerdir
(Achenbach, Dümenci ve Rescorla,2003; akt. Dümenci, Erol, Achenbach ve Şimşek,
2004). Ayrıca, forma ebeveynlerin listedekiler dışındaki sorunları belirtebilmeleri için 2
açık uçlu madde eklenmiştir. Dümenci, Erol, Achenbach ve Şimşek (2004)’in, madde
49
düzeyinde doğrulayıcı faktör analizi (CFA) kullanarak, genel, klinik ve birleşik olmak
üzere 3 farklı örneklemle yaptıkları çalışmanın bulguları, ÇGDDÖ / 2001 formunun
ölçüm yapısının ülkemizdeki çalışmalarda kullanılmasını destekler niteliktedir.
Bu araştırmada, anneler tarafından doldurulan formlar, her iki gruptaki
abla/ağabeylerin davranışsal, duygusal ve sosyal sorunları ile sosyal yeterlik düzeylerini
belirleyebilmek amacıyla kullanılmış ve ölçeğin araştırmanın amaçlarına uygun alt
ölçeklerine (sosyal yeterlik, dışa yönelim, içe yönelim ve sosyal sorunlar) ait
verilerinden yararlanılmıştır.
Sosyal yeterlik alt ölçeği 20 maddeden oluşmaktadır. Yeterlik ile ilgili maddeler,
çocuk ve gencin ilgilendiği ve aktif olarak katıldığı spor ve spor dışı etkinlikleri, ev ya
da ev dışında yaptığı işleri kapsamaktadır. Yeterlik ile ilgili maddeler “ Çocuğunuzun
yapmaktan hoşlandığı sporları sıralayınız ” gibi, çocuk ve gencin ilgilendiği ve aktif
olarak katıldığı spor ve spor dışı etkinlikleri, ev ya da ev dışında yaptığı işleri
kapsamaktadır. Ayrıca bu maddeler, çocuğun herhangi bir spor ya da kuruluş, kulüp ya
da gruba üyeliği, arkadaş, kardeş, anne-baba ilişkileri gibi sosyal alanlardaki işlevlerini
belirlemektedir. Etkinlik, Sosyallik ve Okul alt ölçekleri puanlarından Toplam Yeterlik
puanı elde edilmektedir. Dışa yönelim puanlarını, kurallara karşı davranışlar (17 madde)
ve saldırgan davranışlar (18 madde) alt testlerinden alınan puanların toplamı
oluşturmaktadır. İçe yönelim puanları, kaygı/depresyon (13 madde), içe dönüklük (8
madde) ve somatik yakınmalar (4 madde) alt testlerinden alınan puanlar toplanarak
hesaplanmaktadır. Sosyal sorunlar alt testi ise toplam 11 maddeden oluşmaktadır.
3.3.2. Kardeş İlişkileri Anketi
Çocukların kardeş ilişkilerinin niteliği ile ilgili algıları; Kardeş İlişkileri Anketi
ile ölçülmüştür (Furman ve Buhrmester, 1985). Bu anket Furman ve Buhrmester (1985)
tarafından geliştirilmiş ve Apalaçi (1996) tarafından Türkçe’ye çevrilerek uyarlama
çalışması yapılmıştır. Kardeş İlişkileri Anketi; her biri 3 soru ile temsil edilen 16 alt
ölçekten (yardımlaşma, annenin yanlı davranışı, babanın yanlı davranışı, kardeşle
ilgilenme, kardeşin ilgilenmesi, kardeşin baskın olması, kardeşten baskın olma, sevgi,
arkadaşlık, düşmanlık, benzerlik, samimiyet, rekabet, kardeşe hayranlık duyma,
kardeşin hayranlık duyması, tartışma) oluşmaktadır (Furman ve Buhrmester, 1985). Bu
50
anket ilişkilerin niteliğini; sıcaklık / yakınlık, statü / güç , çatışma ve rekabet olmak
üzere dört boyutta incelemektedir (Furman ve Buhrmester, 1985) Ankette; anne ve
baba yanlı davranışı alt ölçekleri hariç; 5 ‘li Likert derecelendirme formatı kullanılmıştır
( 1. Hemen hemen hiç; 2. Oldukça az; 3. Biraz; 4. Oldukça fazla; 5. Çok çok fazla). Bu
iki alt ölçekte ise cevaplar; 1. Hemen hemen her zaman kardeşim ilgi görür; 2.
Çoğunlukla kardeşim daha çok ilgi görür; 3. İkimiz eşit derecede ilgi görürüz; 4.
Çoğunlukla ben daha çok ilgi görürüm; 5. Hemen hemen her zaman ben daha çok ilgi
görürüm, şeklini almıştır (Buhrmester ve Furman, 1990). Anketteki 4 faktörün toplam
varyansın %71’ini açıkladığı (sıcaklık/yakınlık %38, statü / güç %24, çatışma %27
,rekabet %10), faktörler arasında (rekabet ve çatışma hariç; r = .35, orta düzeyde) düşük
düzeyde (r =- .08 ile -.16 arasında) bir ilişki olduğu ve rekabet alt ölçeği (.63) dışındaki
tüm alt ölçeklerin Cronbach alfa değerlerinin .70’in üzerinde belirlenmiştir (Furman ve
Buhrmester, 1985).
Aynı araştırmacılar tarafından 3, 6, 9 ve 12. sınıflara uygulanan Kardeş İlişkileri
Anketi Cronbach alfa iç- tutarlılık katsayıları sırasıyla .71, .79, .77 ve .91 olarak
hesaplanmış ve 3.sınıflar için rekabet (.57) ve kardeşe hayranlık duyma (.57); 9.sınıflar
için kardeşin ilgilenmesi (.54); 12. sınıflar için kardeşin ilgilenmesi (.55) ve kardeşle
ilgilenme (.53) dışındaki tüm alt ölçeklere ait Cronbach alfa değerleri .60’ın üzerinde
bulunmuştur (N=3. sınıf : 106; 6.sınıf : 112; 9. sınıf : 85; 12. sınıf : 60 öğrenci;
Buhrmester ve Furman, 1990).
Anketin, Apalaçi (1996) tarafından otuz 3. sınıf öğrencisine uygulanarak yapılan
uyarlama çalışmasında, alt ölçeklere ait Cronbach alfa katsayıları; yardımlaşma .35,
annenin yanlı davranışı .62, babanın yanlı davranışı .79, kardeşle ilgilenme.68, kardeşin
ilgilenmesi.69, kardeşin baskın olması .16, kardeşten baskın olma .12, sevgi .44,
arkadaşlık .53, düşmanlık .69, benzerlik .68, samimiyet .60, rekabet .74, kardeşe
hayranlık duyma .70, kardeşin hayran olması .60 ve tartışma .90 olarak saptanmıştır.
Apalaçi (1996), Kardeş İlişkileri Anketi’nin uyarlama çalışması bulgularından
yola çıkarak, kardeşin baskın olması ve kardeşten baskın olma alt ölçeklerinin sağlıklı
gelişim gösteren kardeşlerin ilişkilerini değerlendirmede kullanılmaya uygun araçlar
olmadığı
sonucuna
yapılmamıştır.
varmıştır.
Uyarlama çalışmaları
sırasında,
faktör
analizi
51
3.3.3. Görüşme Formu
DEHB’nin kardeşler ve kardeş ilişkileri üzerindeki etkilerinin daha kapsamlı
betimlenebilmesi amacıyla, araştırmacı tarafından DEHB grubundaki abla/ağabeyler ve
anneleriyle görüşmeler yapılmıştır. Kardeşlerden “DEHB olan bir kardeşe sahip
olmanın kendilerini nasıl etkilediği ve kardeş ilişkileri”; annelerden ise “rahatsızlığı
olmayan çocuklarının bu durumdan nasıl etkilendikleri ve çocuklarının ilişkileri” ile
ilgili gözlem ve görüşlerini paylaşmaları istenmiştir. Görüşmelerde, araştırmacı
tarafından ağabey/ablalar ve annelerle görüşmelerde kullanılmak üzere geliştirilen ve
her biri 3 sorudan oluşan görüşme formlarına sadık kalınmıştır. Görüşmelerin 2’si hariç
hepsi, poliklinikteki görüşme odasında bireysel olarak yapılmış ve yaklaşık 15dk.
sürmüş ve anneler ile yapılan 3 görüşme haricinde, tüm görüşmelerde kayıt cihazı
kullanılmıştır. Ayrıca annelerden demografik bilgi formunu doldurmaları istenmiştir.
3.4. Çalışma Kapsamında Yapılan Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları
Uyarlama çalışmasındaki (Apalaçi, 1996) otuz kişilik örneklem grubunun yeterli
olmadığı düşüncesinden hareketle, Kardeş İlişkileri Anketi geçerlik ve güvenirlik
çalışmaları, Adana Genç İş Adamları Derneği (62 öğrenci) ve Mersin 3 Ocak İlköğretim
(110 öğrenci) okullarının 7. sınıflarında öğrenim gören 86 kız, 86 erkek toplam 172
öğrencinin katılımıyla yeniden yapılmıştır. Çalışma yapılan okullardaki psikolojik
danışmanların önerileri doğrultusunda, 8. sınıfların Lise Giriş Sınavı hazırlığı yapıyor
olmaları ve 6. sınıfların da ilköğretim ikinci kademeye henüz başlamış olmaları
nedeniyle, çalışmaya 7. sınıfların katılmalarının daha uygun olduğuna karar verilmiştir.
3.4.1. Yapı Geçerliği
Kardeş İlişkileri Anketi’nden elde edilen verilere faktör analizi uygulanarak
ankete ait alt ölçeklerin faktör yükleri hesaplanmıştır. Anketteki maddelere temel
birleşenler analizi uygulanmış, herhangi bir döndürme yöntemi kullanılmadan, 4
faktörlü bir çözüm olabileceği görülmüştür. Bu faktörlerin öz değerleri sırasıyla “5.57,
1.90, 1.45 ve 1.01” dur. Bu dört faktör toplam varyansın % 66.25’ünü açıklamaktadır.
Faktörlerin çizgi grafiği dağılımı (scree test) incelendiğinde; ölçeğin dört faktörlü
52
çözüme uygun bir özellik göstermediği ve kırılma noktasının 2. faktörde olduğu
görülmüştür. Ancak, karşılaştırma yapabilmek amacıyla, anket geliştirme (Furman ve
Buhrmester, 1985) çalışmalarına sadık kalınarak, 4 faktör için oblik promax döndürme
yöntemiyle ana birleşenler analizi tekrarlanmıştır.
Yine Furman ve Buhrmester (1985)’in çalışmasındaki ölçütlere göre;
faktörlerdeki faktör yüklerinin en az .30 değerine sahip olması ve birden fazla faktöre
yüklenen maddelerin faktör yükleri arasında en az .25 düzeyinde fark olması koşulu
aranmıştır. Bu koşullar sonucunda, ölçekteki alt ölçeklerin hangi faktöre yüklendiği
belirlenmiştir (Tablo 9). Bu çözüm için Kaiser-Meyer-Olkin örneklem yeterliliği
değerinin .83 olduğu görülmüştür.
Tablo 9. Kardeş İlişkileri Anketi Faktör Analizi Sonuçlarına Göre Faktör
Yükleri, Faktörlerin Özdeğerleri ve Varyans Açıklama Oranları
Faktörler
Alt ölçekler
Yardımlaşma
Kardeşin hayranlık duyması
Sevgi
Kardeşe hayranlık duyma
Arkadaşlık
Kardeşle ilgilenme
Samimiyet
Benzerlik
Rekabet
Tartışma
Kardeşten baskın olma
Düşmanlık
Kardeşin baskın olması
Kardeşin ilgilenmesi
Ebeveyn yanlı davranışı
Açıklanan varyans
Özdeğer
Sıcaklık /
Yakınlık
.88
.85
.81
.81
.71
.64
.60
.59
-.65
-.60
.51
% 37.12
5.57
Statü /
Güç
Çatışma
Rekabet
.34
.69
.68
.68
.67
-.31
% 12.70
1.91
.78
.76
% 9.69
1.45
.94
% 6.74
1.01
Furman ve Buhrmester’in (1985) faktör analizi bulguları ile araştırma verileri
karşılaştırıldığında, 1. ve 4. faktör yapılarının, kardeşle ilgilenme alt ölçeği hariç,
tamamıyla aynı olduğu saptanmıştır. Ancak, 2. ve 3. faktörlerin yapıları incelendiğinde,
53
faktörlere yüklenen alt ölçeklerin birbirinden oldukça farklı olduğu görülmektedir
(Tablo 10).
Tablo 10. Kardeş İlişkileri Anketi Faktör Analizi Sonuçlarına Göre Faktör Yükleri
(Furman ve Buhrmester, 1985)
Faktörler
Alt ölçekler
Sıcaklık /
Yakınlık
Yardımlaşma
Kardeşin hayranlık duyması
Sevgi
Kardeşe hayranlık duyma
Arkadaşlık
Kardeşle ilgilenme
Samimiyet
Benzerlik
Rekabet
Tartışma
Kardeşten baskın olma
Düşmanlık
Kardeşin baskın olması
Kardeşin ilgilenmesi
Ebeveyn yanlı davranışı
Açıklanan varyans % 71
.83
.67
.69
.69
.78
.28
.70
.70
Statü /
Güç
Çatışma
.25
-.29
-.36
-.28
.85
-.65
.80
-.60
.26
Rekabet
-.65
-.77
.63
.88
.41
.92
.55
.36
.96
Furman (2003), araştırmacıya anketle birlikte göndermiş olduğu üst yazıda
“anketin faktör yapısı karışık olduğundan faktör puanlarının hesaplanmasının çok açık
ve net olmadığını, ancak öncelikli faktör yüklerini göz önüne alarak bir puanlama
sistemi oluşturduklarını“ belirtmiştir.
Bu puanlama sistemine göre faktör puanları sırasıyla;
a) sıcaklık/yakınlık (1. faktör) puanı; samimiyet, yardımlaşma, arkadaşlık, benzerlik,
kardeşin hayranlık duyması, kardeşe hayranlık duyma ve sevgi alt ölçekleri puanları
toplanarak,
b) statü/güç puanı; kardeşle ilgilenme ve kardeşin baskınlığı alt ölçeği puanlarının
toplamından kardeşin ilgilenmesi ve kardeşten baskın olma alt ölçeği puanlarının
çıkartılmasıyla,
c) çatışma puanı; tartışma, düşmanlık ve rekabet alt ölçeği puanları toplanarak,
d) rekabet puanı; anne ve baba yanlı davranışı puanlarının toplanmasıyla
54
hesaplanmaktadır. Anketin faktör yapısının karışık olması ve faktör yüklerinin orijinal
ankettekinden farklı olması nedeniyle, araştırmada faktör puanları yerine alt ölçek
puanlarının karşılaştırılmasının daha uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca,
çalışmada alt ölçek puanlarının kullanılması, kardeş ilişkilerinin farklı boyutlarının
karşılaştırılmasına olanak sağlamıştır.
Faktörler Arasındaki Korelasyon Değerleri
Anketin 4 faktörü arasındaki korelasyon değerleri, düşük (r= -.22 ile .13
arasında) düzeydedir. Bu değerler; Furman ve Buhrmester ‘ın ölçek geliştirme çalışması
sırasında hesapladıkları değerler ile de benzerlik göstermektedir (3. ve 4. alt ölçekler
hariç (r = .35) , alt ölçekler arasındaki r = -.08 ile - .16 arasındadır).
3.4.2. İç Tutarlık
Kardeş İlişkileri Anketi’nin alt ölçeklerinin iç tutarlık katsayısını sınamak
amacıyla Cronbach alfa güvenirlik katsayıları hesaplanmış ve Tablo 11’de
gösterilmiştir.
Tablo 11. Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine Ait İç Tutarlılık Katsayıları
(Cronbach Alfa)
Alt ölçekler
Yardımlaşma
Annenin yanlı davranışı
Kardeşle ilgilenme
Kardeşin ilgilenmesi
Kardeşin baskın olması
Kardeşten baskın olma
Babanın yanlı davranışı
Sevgi
Arkadaşlık
Düşmanlık
Benzerlik
Samimiyet
Rekabet
Kardeşe hayranlık duyma
Kardeşin hayranlık duyması
Tartışma
( 7.sınıf; N=172 )
.62
.71
.82
.84
.41
.50
.82
.84
.73
.77
.72
.67
.83
.81
.81
.90
Apalaçi (1996)
(3. sınıf; N:30)
.35
.62
.68
.69
.16
.12
.79
.44
.53
.69
.68
.60
.74
.70
.60
.90
55
Alt ölçeklere ait iç tutarlık katsayıları incelendiğinde; kardeşin baskın olması
(.41)
ve kardeşten baskın olma (.50) alt ölçekleri dışındaki tüm değerlerin .60’ın
üzerinde olduğu görülmüştür. Bu değerler, anketin uyarlama çalışmasındaki
(Apalaçi,1996) bulgular ile benzerlik göstermektedir.
Alt ölçek iç tutarlık katsayılarının Apalaçi’nin (1996) çalışmasındaki değerlerden
daha yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, Apalaçi’nin (1996) bulgularından farklı
olarak yardımlaşma, sevgi ve arkadaşlık alt ölçeklerinin iç tutarlık katsayıları .60 ‘ın
üzerinde hesaplanmıştır. Bu durumun, iki araştırmadaki örneklem sayısı ve sınıf
düzeyindeki farktan kaynaklandığı düşünülmektedir.
Tablo 12. Gruba Göre Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine Ait İç Tutarlılık
Katsayıları
Alt ölçekler
7.sınıf
( n=172 )
DEHB Grubu
(n=30)
Yardımlaşma
Annenin yanlı davranışı
Kardeşle ilgilenme
Kardeşin ilgilenmesi
Kardeşin baskın olması
Kardeşten baskın olma
Babanın yanlı davranışı
Sevgi
Arkadaşlık
Düşmanlık
Benzerlik
Samimiyet
Rekabet
Kardeşe hayranlık duyma
Kardeşin hayranlık duyması
Tartışma
.62
.71
.82
.84
.41
.50
.82
.84
.73
.77
.72
.67
.83
.81
.81
.90
.75
.78
.65
.80
.18
.38
.90
.82
.58
.69
.60
.65
.83
.71
.83
.88
Karşılaştırma
Grubu
( n=30 )
.73
.80
.69
.84
.59
.32
.72
.71
.82
.86
.67
.78
.89
.40
.68
.89
Kardeş İlişkileri Anketi güvenirlik çalışmaları sırasında hesaplanan iç tutarlık
katsayıları incelendiğinde, kardeşten baskın olma ve kardeşin baskın olması alt
ölçeklerinin uygun birer ölçüm aracı olmadıkları anlaşılmış ve araştırma bulgularından
yola çıkılarak hesaplanan iç tutarlılık katsayıları ile karşılaştırıldığında, bu durumun
DEHB grubu için de geçerli olduğu görülmüştür (Tablo 12). Karşılaştırma grubu,
kardeşten baskın olma (.32) ve kardeşe hayranlık duyma (.40) alt ölçeklerine ait iç
tutarlılık katsayılarının diğer iki grubun değerlerinden düşük ve kardeşin baskın olması
56
(.59) alt ölçeği iç tutarlılık katsayısının ise yüksek olduğu göze çarpmaktadır.
Sonuçların bu bulgular ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir.
3.4.4. Test – Tekrar Test
Kardeş İlişkileri Anketi, 4 hafta arayla 7. sınıfta öğrenim gören 66 öğrenciye
tekrar uygulanmış ve tüm maddelere ait (48 madde) test-tekrar test korelasyon katsayısı
r = .70 olarak hesaplanmıştır. Alt ölçeklere ait test-tekrar test korelasyon katsayıları ise
.52 - .78 arasında değişmektedir ( Tablo 13).
Tablo 13. Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçeklerine ait Test-Tekrar Test
Korelasyon Katsayıları
Alt ölçekler
Yardımlaşma
Annenin yanlı davranışı
Kardeşle ilgilenme
Kardeşin ilgilenmesi
Kardeşin baskın olması
Kardeşten baskın olma
Babanın yanlı davranışı
Sevgi
Arkadaşlık
Düşmanlık
Benzerlik
Samimiyet
Rekabet
Kardeşe hayranlık duyma
Kardeşin hayranlık duyması
Tartışma
p < 0.01, N=66
3.5.
Test tekrar test korelasyon katsayıları
.65
.52
.71
.62
.61
.62
.62
.71
.61
.66
.53
.68
.78
.71
.72
.74
Verilerin Toplanması
Araştırmaya gönüllü 60 abla/ ağabey ve anneleri katılmıştır. Bu abla/ağabeylerin
yarısı DEHB tanısı almış çocukların, diğer yarısı ise herhangi bir rahatsızlığı olmayan
çocukların kardeşleridir. Ağabey ve ablalara, Kardeş İlişkileri Anketi uygulanmıştır.
Ayrıca, DEHB grubundakiler ile kısa bir görüşme yapılarak kardeşlerinin rahatsızlığı ile
ilgili görüşleri sorulmuştur. Anneler de Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme
Ölçeği’ni doldurmuşlardır. DEHB grubundaki annelerle de bir görüşme yapılarak,
57
küçük çocuklarının rahatsızlığının ağabey/abla ve kardeş ilişkileri üzerindeki etkileri ile
ilgili gözlemlerini paylaşmaları istenmiştir.
DEHB grubundaki çocuklara, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Mersin
Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri polikliniklerindeki bilgiler aracılığıyla
ulaşılmıştır. Araştırmacı, anneleri telefonla arayarak onlara araştırma hakkında bilgi
vermiş ve katılmak isteyip istemediklerini sormuştur. Araştırmaya katılmayı kabul eden
anneler, büyük çocukları ile birlikte psikiyatri kliniklerine davet edilmiştir.
Katılımcılardan ikisi kliniğe gelemeyeceklerini belirttikleri için evlerine gidilmiştir.
Katılımcılara araştırmanın amacı ve yöntemi ile ilgili bir kez daha bilgi
verildikten ve tüm kişisel bilgilerinin gizli kalacağı belirtildikten sonra, annelerden
ÇGDDÖ’yü ve demografik bilgi formunu doldurmaları istenmiştir. Anneler ölçeği
doldururken, ağabey/ablalar görüşme için farklı bir odaya alınmıştır. Abla/ağabeyler
Kardeş İlişkileri Anketi’ni doldururken, yine ayrı bir odada anneler ile görüşülmüştür.
Görüşmelerde kayıt cihazı kullanmak üzere katılımcılardan izin istenmiş ve anneler ile
yapılan üç görüşme hariç tüm görüşmeler kayıt cihazı kullanılarak yapılmıştır.
Abla/ağabeylere, doldurdukları anketin kardeşleriyle paylaştıkları yaşantılar ile
ilgili olduğu ve anketteki sorulara samimi yanıt vermelerinin çalışmanın güvenirliği
açısından önemli olduğu söylenmiştir. Soruların doğru ya da yanlış cevabı olmadığı
belirtilmiş ve içlerinden geldiği gibi yanıtlamaları istenmiştir.
DEHB grubu görüşmeleri tamamlandıktan sonra, 2’si Mersin, 1’i Adana’da
olmak üzere 3 ilköğretim okulundaki okul psikolojik danışmanları aracılığıyla
karşılaştırma grubu oluşturulmuştur. Araştırmacı, anneleri telefonla arayarak araştırma
hakkında
bilgi vermiş ve araştırmaya katılmayı kabul edenlere anketler bir
bilgilendirme yazısı ile birlikte çocukları aracılığıyla iletilmiştir. Bilgilendirme
yazısında, kafalarına takılan sorular olursa sorabilmeleri için araştırmacının telefon
numarası da yer almıştır. Ayrıca, öğrencilere de dolduracakları anketle ilgili bilgi
verilmiştir.
58
3.6.
Verilerin Çözümlenmesi
Bu çalışma sırasında elde edilen nicel verilerin analizi SPSS 11.5 ve ADM 4.0
paket programları kullanılarak yapılmıştır. Demografik bilgi formundan elde edilen
veriler, bilgi formundaki sıraya göre kodlanmış ve frekans dağılımları ve yüzdeleri
hesaplanmıştır. Grupların (DEHB ve karşılaştırma) Kardeş İlişkileri Anketi’nden
aldıkları puanların ortalama ve standart sapmaları belirlenmiş ve gruplarla ilgili
puanların ortalamaları arasındaki farklılaşmanın anlamlı olup olmadığı t-testi ile
araştırılmıştır. Çocuklar ve Gençler İçin Davranış Değerlendirme Ölçeği sosyal yeterlik,
dışa yönelim, içe yönelim ve sosyal sorunlar alt ölçeklerine ait puanlar, ölçeğin
verilerini değerlendirmek amacıyla Achenbach ve Rescorla tarafından geliştirilen, ADM
4.0 (Assessment Data Manager) kullanılarak hesaplanmıştır. Geçerlik ve güvenirlik
çalışmalarında da SPSS 11.5 kullanılmıştır.
Görüşmeler sırasında, anneler ile yapılan 3 görüşme hariç, kayıt cihazı
kullanılmış ve daha sonra katılımcıların görüşme boyunca söyledikleri, winword
programından yararlanılarak bilgisayar ortamında yazılı metin haline getirilmiştir.
Anneler ile yapılan görüşme için 8, ağabey/ablalarla yapılan görüşme için 8 sayfa olmak
üzere toplam 16 sayfalık bir yazılı metin elde edilmiştir. Bu veri tabanı üzerinde
araştırma ve görüşme soruları doğrultusunda içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İçerik
analizinin ilk ve önemli aşamaları olan açık ve seçici kodlama (Strauss ve Corbin, 1990)
süreci takip edilmiştir. Buna göre, katılımcıların görüşleri arasındaki benzerlik ve
farklılıkları görebilmek amacıyla, her bir soruya her bir katılımcının verdiği yanıtlar bir
araya getirilmiştir. Yazılı hale getirilen görüşme metni, araştırmacı tarafından birkaç
kez okunmuş, literatür ve görüşme soruları dikkate alınarak kodlanmıştır. Bu aşamada
uzman görüşüne başvurulmuş ve araştırmacı tarafından belirlenen tema ve kavramlar
gözden geçirilmiştir.
59
BÖLÜM IV
BULGULAR
Bu araştırmada, anneler tarafından doldurulan Çocuklar ve Gençler için Davranış
Değerlendirme Ölçeği formlarından elde edilen veriler, DEHB grubu ve karşılaştırma
grubundaki abla/ağabeylerin sosyal yeterlik düzeylerini, sosyal, duygusal ve davranışsal
sorunlarını belirleyebilmek amacıyla kullanılmıştır. Çocukların kardeş ilişkilerinin
niteliği ile ilgili algıları Kardeş İlişkileri Anketi ile ölçülmüştür.
4.1. Sosyal Yeterlik Düzeyine İlişkin Bulgular
Aşağıdaki
tabloda
da
görüldüğü
üzere,
karşılaştırma
grubundaki
abla/ağabeylerin sosyal yeterlik puanları (x=43.70), DEHB grubunun puanlarından
(x=35.13) yüksektir (Tablo 14). Puan ortalamaları arasındaki bu farklılığın istatistiksel
açıdan anlamlı olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar için t-testi
uygulaması yapılmış ve karşılaştırma grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür
(t=3.48, p<.01).
Tablo 14. Sosyal Yeterlik Alt Ölçeği Puanlarına Göre n Değerleri, Puan
Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri
Ölçek
Sosyal Yeterlik
Grup
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
n
30
30
x
35.13
43.70
Ss
10.39
8.57
t
-3.48*
*p < 0.01
4.2. Davranışsal ve Duygusal Sorunlara İlişkin Bulgular
Tablo 15’te de görüldüğü üzere, DEHB grubundaki abla/ağabeylerin dışa
yönelim (x=56.93) ve içe yönelim (x=64.53) puanları, karşılaştırma grubundakilerin
dışa yönelim (x=49.63) ve içe yönelim (x=59.17) puanlarından yüksektir. Puan
ortalamaları arasındaki bu farklılıkların istatistiksel açıdan anlamlı olup olmadığını
belirlemek amacıyla bağımsız gruplar için t-testi uygulaması yapılmış, dışa yönelim
60
(t=3.19, p<.01) ve içe yönelim (t=2.92, p<.01) puanları açısından iki grup arasında
karşılaştırma grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bu noktada; dışa
yönelim ve içe yönelim alt ölçeğine ait puanların yükseldikçe olumsuz özellikleri temsil
ettiği hatırlanmalıdır.
Tablo 15. Dışa Yönelim ve İçe Yönelim Alt Ölçeği Puanlarına Göre n
Değerleri, Puan Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri
Ölçek
Dışa Yönelim
Grup
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
İçe Yönelim
n
30
30
30
30
x
56.93
49.63
64.53
59.17
Ss
7.40
10.11
6.11
8.00
t
3.19*
2.92*
*p < 0.01
4.3.
Sosyal Sorunlara İlişkin Bulgular
Tablo 16’da da görüldüğü üzere, DEHB grubundaki abla/ağabeylerin sosyal
sorunlar alt ölçeği puanları (x=60.36), karşılaştırma grubundakilerin puanlarından
(x=55.63) yüksektir. Puan ortalamaları arasındaki bu farklılığın istatistiksel açıdan
anlamlı olup olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar için t-testi uygulaması
yapılmış ve karşılaştırma grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür (t=2.89,
p<.01). Sosyal sorunlar alt ölçeği puanları
yükseldikçe olumsuz özellikleri
yansıtmaktadır.
Tablo 16. Sosyal Sorunlar Alt Ölçeği Puanlarına Göre n Değerleri, Puan
Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri
Ölçek
Sosyal Sorunlar
Grup
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
n
30
30
x
60.36
55.63
Ss
6.48
6.22
t
2.89*
*p < 0.01
4.4. Kardeş İlişkilerinin Niteliğine İlişkin Bulgular
DEHB ve karşılaştırma grubu Kardeş İlişkileri Anketi alt ölçek puanlarına ait
ortalama, ranj ve standart sapma değerleri Tablo 17’de verilmiştir. Anne ve baba yanlı
davranışı alt ölçekleri hariç, tüm alt ölçeklere ait puanlar yükseldikçe, ilişkinin işaret
61
edilen niteliğinin arttığı anlaşılmaktadır. Anne ve baba davranışı alt ölçeklerinde ise,
9’un altındaki puanlar “ küçük kardeşe yanlı davranışı ” ve 9’un üzerindeki puanlar da
“büyük kardeşe yanlı davranışı” (çalışmanın örneklemi) göstermektedir.
Tablo 17.
Kardeş İlişkileri Anketi Alt Ölçek Puanlarına Göre n Değerleri,
Puan Ortalamaları, Standart Sapma ve t Değerleri
Alt ölçekler
Yardımlaşma
Anne yanlı davranışı
Kardeşle ilgilenme
Kardeşin ilgilenmesi
Kardeşin baskın olması
Kardeşten baskın olma
Baba yanlı davranışı
Sevgi
Arkadaşlık
Düşmanlık
Benzerlik
Samimiyet
Rekabet
Kardeşe hayranlık duyma
Kardeşin hayranlık duyması
Tartışma
Grup
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEHB grubu
Karşılaştırma grubu
DEH B grubu
Karşılaştırma grubu
n
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
30
x
8.97
10.77
8.30
8.07
10.70
11.47
7.53
9.23
10.73
10.70
9.47
8.63
7.57
9.07
12.16
13.90
9.57
11.27
10.26
8.80
7.83
9.67
6.97
8.23
9.47
9.67
10.87
12.50
9.36
11.80
12.23
10.33
Ranj
3-14
5-15
3-12
4-10
3-15
7-15
3-14
4-15
7-15
4-14
5-15
4-12
3-12
7-15
3-15
11-15
3-14
6-15
3-15
4-14
3-14
4-15
3-15
3-15
3-15
3-15
3-15
8-15
3-14
5-15
3-15
6-15
Ss
2.85
2.61
1.88
1.64
2.54
1.98
3.03
3.01
1.89
2.22
2.54
2.31
2.34
1.57
2.53
1.37
2.42
2.79
2.57
3.12
2.30
2.72
2.76
3.55
3.33
3.15
2.60
1.61
3.20
2.34
2.60
2.85
t
-2.55
.51
-1.30
- 2.18
.06
1.33
-2.91**
-3.29*
-2.52
1.99
-2.82**
-1.54
-.24
-2.93**
-3.36*
* p < 0.003
**p < 0.01
Tablo 17’de de görüldüğü üzere, karşılaştırma grubundaki abla/ağabeylerin
kardeş ilişkileri alt ölçeklerinden aldıkları puanlar DEHB grubundakilerden yüksektir.
2.70**
62
Puan ortalamaları arasındaki bu farklılıkların istatistiksel açıdan anlamlı olup
olmadığını belirlemek amacıyla bağımsız gruplar için t-testi yapılmıştır.
Bonferroni
düzeltmesine
göre
(Tabachnick
ve
Fidell,
2001),
çoklu
karşılaştırmalarda p anlamlılık düzeyinin yapılan karşılaştırma sayısına bölünerek
(p=0.05/n) belirlenmesi gerekir. Bonferroni düzeltmesi uygulanarak, bu karşılaştırma
için anlamlılık düzeyi (p=0.05 / 16) p <0.003 olarak hesaplanmıştır. Buna göre, DEHB
ve karşılaştırma grubuna ait sevgi (t=3.29, p<.003) ve kardeşe hayranlık duyma (t=3.36,
p<.003) alt ölçeği puanları arasında, karşılaştırma grubu lehine anlamlı bir farklılık
olduğu görülmüştür.
Bonferroni düzeltmesi dikkate alınmadığında, bu alt ölçeklere ek olarak, baba yanlı
davranışı (t=2.91, p<0.01), benzerlik (t=2.82, p<0.01), kardeşin hayranlık duyması
(t=2.93, p<0.01) ve tartışma (t=2.70, p<0.01) alt ölçekleri arasında da anlamlı farklılık
olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda yorum yaparken, karşılaştırma grubu için kardeşe
hayranlık duyma alt ölçeği iç tutarlık katsayısının düşük olduğu göz önünde
bulundurulmalıdır.
4.5.
Nitel Çalışmaya İlişkin Bulgular
Bu araştırma bir betimleme çalışması olduğundan, nicel verilerle sınırlı kalmak
yerine, nitel veriler ile bulguların zenginleştirilmesi ve durumun daha açık bir şekilde
ortaya konabilmesi hedeflenmiştir. Görüşme verileri ile var olan durumu betimlemek
esas alınmış ve görüşme yapılan kişilerin görüşlerini yansıtmak amacıyla doğrudan
alıntılara yer verilmiştir. Bulgular sunulurken, annelerden alıntı yapıldığında ‘A’ harfi
ve annelere verilen numaralar (örneğin A1 gibi), ağabey/ablalardan alıntı yapıldığında
ise ‘ K ’ harfi ve ağabey/ablalara verilen numaralar (örneğin K1 gibi) alıntıların sonuna
eklenmiştir.
4.5.1. Annelerle Yapılan Görüşme Bulguları
Tablo 18’den de anlaşılacağı üzere, annelerin 20’si (%66.7) büyük çocuklarının
kardeşlerinin rahatsızlığından etkilendiğini belirtmişlerdir.
63
Tablo 18.
Annelerin Ağabey/Ablaların Kardeşin Rahatsızlığından
Etkilenme Durumlarına İlişkin Görüşleri
Etkilenme durumu
Evet
Hayır
Emin değilim
Bilmiyorum
TOPLAM
Tablo
n
20
5
3
2
30
%
66.7
16.7
10
6.7
100
19 incelendiğinde, ağabey ve ablaların DEHB’li kardeşlerinin
rahatsızlığından çeşitli açılardan etkilendikleri anlaşılmaktadır.
Tablo 19.
Annelerin DEHB’in Ağabey/Abla Üzerindeki Etkisine
İlişkin Görüşleri
DEHB’nin ağabey/abla üzerinde etkisi
- Anne/babanın kardeşe daha çok ilgi göstermesi
- Ders çalışmasının engellenmesi
- Anne/babanın kardeşini kayırdıklarını düşünmesi
- Öfke
- Kardeşten şiddet görme
- Kıskançlık
- Üzüntü
- Sosyal etkinliklerde bulunamama
- Dışlanmış/itilmiş hissetme
- İçe kapanıklık
- Yalan söyleme
- Maddi olanakların tedavi masrafları yüzünden
kısıtlı olması, dengeli olamaması
- Okulda davranış problemleri
- İlgi çekme ihtiyacı
Frekans
10
9
6
6
4
4
3
1
1
1
1
1
1
1
Anneler görüşmelerde hem kendilerinin hem de eşlerinin, rahatsızlığından dolayı
DEHB’li çocuklarına karşı daha ilgili olduklarını ve bu durumun büyük çocuklarında
kıskançlık ve öfkeye neden olduğunu belirtmişlerdir. Annelerden altısı, büyük
çocuklarının kardeşlerinin kayırıldığını düşündüklerini ve sıklıkla bu durumdan
duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerini ifade etmişlerdir. Bir anne, görüşme
formundaki birinci soruya verdiği yanıtla bu durumu aşağıdaki gibi açıklamıştır:
“Oğlumla çok ilgilendiğimiz için, bu onu çok etkiliyor. Kendisi dışlanıyormuş gibi bir
hisse kapılıyor. Önceleri küçüğe yardımcı olmak istiyordu, ama son dönemlerde
64
kıskançlığa vurdu. Aşırı sinirli tepkiler gösteriyor. Oğlanın problemi var diye onunla
daha çok ilgileniyoruz, daha çok üzerine düşüyoruz, kendini itilmiş hissediyor. Bir şey
söylüyorsun kızıyor.”(A10)
Frekanslar incelendiğinde, “ağabey/ablanın ders çalışmasının engellenmesi” en
sık dile getirilen ikinci kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, büyük kardeşlerin
DEHB’li kardeşlerinden şiddet gördükleri anlaşılmaktadır. Böyle durumlar, çoğu zaman
ablaların alttan alması ve tepkisiz kalması, ağabeylerin ise saldırgan karşılık vermesi ile
sonuçlanmaktadır. Annelerden üçü durumu aşağıdaki gibi açıklamışlardır:
“Ablayı olmadık yerde döver, serviste, evde, burada bile, gördünüz zaten biraz önce.
Bağırır, çağırır… “(A13)
“Bir kere oğlan çok sinirli. Durduk yere kıza vuruyor, rahatsız ediyor. Ama o yine de
sesini çıkartmıyor. Kız zaten içe kapanık, daha sessiz oluyor…(A26)
Sürekli didişme çıkıyor. Kardeşinin en ufak dokunması onun sinirlerini ayağa
kaldırıyor.
Hemen
şiddet
uyguluyorlar
birbirlerine.Birbirlerine
çirkin
sözler
söylüyorlar. “Gerizekalısın, aptalsın” diyor kardeşine.”(A10)
Annelerden biri DEHB’li çocuğunun davranışları yüzünden, ağabeyin eve
arkadaşlarını davet edememesinden, bir diğeri ise maddi imkanlarının çoğunun
DEHB’li çocuğun tedavi giderlerine ayrılmasından duydukları rahatsızlığı dile
getirmişlerdir.
Kardeş ilişkileri değerlendirildiğinde ise, kardeşlerin geçinemedikleri, sık sık
kavga ettikleri ve bu kavgalar esnasında birbirlerine karşı şiddet uygulamaktan da
çekinmedikleri anlaşılmaktadır. Anneler, çoğu zaman kavgaya DEHB’li kardeşin sözel
(hakaret, tehdit, alay etme vb. gibi) ve fiziksel (vurup kaçma gibi) saldırgan
davranışlarının neden olduğunu gözlemlediklerini ifade etmişlerdir. Görüşmelerde
DEHB’li çocuğun abla/ağabeyinin sözünü dinlemediği ve söylediklerini dikkate
almadığı ve büyük kardeşin bu durumdan rahatsızlık duyduğu da anneler tarafından
sıklıkla dile getirilmiştir. Diğer yandan, annelerden ikisi, büyük çocuklarını
kardeşlerinin rahatsızlığı konusunda bilgilendirdikten sonra, kardeş ilişkilerinde olumlu
65
değişiklikler gözlemlediğini belirtmiştir. Annelerden biri bu durumu aşağıdaki sözlerle
aktarmıştır:
“Buraya geldikten sonra ağabeyle konuştum ben durumunu. Kardeşinin böyle bir
problemi var, böyle bir yere götürdüm, şöyle sorular sordular. İşte onun daha çok
sevgiye, daha çok ilgiye ihtiyacı var. Senin de üzerine düşen bazı görevler var
gibisinden şeyler söyledim. Ondan sonra ağabey çok farklı davranmaya başladı.
Kardeşine karşı daha ılımlı, daha olumlu, daha sıcak. Bir değişiklik oldu yani kardeşine
karşı.”(A23)
Anneler, küçük çocuklarında DEHB olmasaydı, çocuklarının birlikte ders
çalışıp, gezmeye gidebileceklerine, daha iyi geçinebileceklerine ve daha az kavga
edeceklerine inandıklarını söylemişlerdir.
4.5.2 Ağabey ve Ablalarla Yapılan Görüşmelere Ait Bulgular
Ağabey ve ablalara kardeşlerinin rahatsızlığından etkilenip etkilenmedikleri
sorulduğunda ise, evet diyenlerin oranının %60 olduğu görülmektedir (Tablo 20).
Tablo 20. Ağabey/Ablaların Kardeşlerinin Rahatsızlığından
Etkilenme Durumlarına İlişkin Görüşleri
Etkilenme durumu
Evet
Hayır
Emin değilim
Bilmiyorum
TOPLAM
n
18
10
2
0
30
%
60
33.3
6.7
0
100
Abla ve ağabeylerle yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin içerik analizi
sonucunda elde edilen tema ve kavramlar Tablo 21’de gösterilmiştir.
66
Tablo 21.
Ağabey/Ablaların DEHB’in Üzerlerindeki Etkisine
İlişkin Görüşleri
DEHB’nin ağabey/abla üzerinde etkisi
- Ders çalışmasının engellenmesi
- Kardeşten şiddet görme
- Rahatsız / huzursuz edilme
- Anne/babanın kardeşi kayırması
- Sosyal ortamlara birlikte katılmak istememe
- Eşyalarının zarar görmesi
- Kardeşle ilgilenmek zorunda kalmak
- Üzüntü
- Sosyal etkinliklerde bulunamama
- Anne/babanın kardeşe daha çok ilgi göstermesi
- Annenin sağlığı bozulacak diye endişelenme
- Anneye karşı öfke
Frekans
11
7
4
4
3
2
2
2
2
1
1
1
Tablo 21’de de görüldüğü üzere, abla ve ağabeyler en çok kardeşleri tarafından
ders
çalışmalarının
engellenmesinden
rahatsızlık
duyduklarını
belirtmişlerdir.
Ağabeylerden biri bu durumu aşağıdaki şekilde açıklamıştır:
“Ben ders yaparken sürekli içeri giriyor, top oynamak filan istiyor. Yerinde duramıyor,
sürekli dolaşmak filan istiyor. Kendisi ders çalışmıyor, benim de ders çalışmamı
engellemek istiyor gibi sanki. “(K22)
Frekans tablosu incelendiğinde, bu görüşmelerde “kardeşten şiddet görme”
davranışının
annelerle
yapılan
görüşmelerdekinden
daha
sık
dile
getirildiği
görülmektedir. Bununla birlikte, abla/ağabeyler kardeşleri tarafından sıkça rahatsız ve
huzursuz edildiklerini, eşyalarına zarar verildiğini ve onların bu tip davranışları
yüzünden eve arkadaş davet edemediklerini belirtmişlerdir. Ablalardan biri, kardeşi ile
ilgilenmekten derslerine yeterince zaman ayıramadığını ve kardeşine farklı davrandığı
için annesine karşı öfke duyduğunu aşağıdaki şekilde anlatmıştır:
“Kardeşime laf anlatana kadar ödevlerimi bitiririm. Ortalığı dağıtıyor, oraya buraya
çıkıyor. Onları toplayacağım diye ben ödevlerimi yetiştiremiyorum. Sürekli kardeşimle
ilgilenmekten, bir de evin dağınıklığı filan oluyor kardeşimin hareketliliğinden dolayı,
benim de derslerim filan oluyor, toplayamıyorum. Annem geliyor eve bana sürekli
bağırıp, çağırıyor. Annemi öldüresim geliyor. Annem hep kardeşimi kayırıyor, en ufak
bir şeyde hep beni suçluyor. Bir derdim olduğu zaman anlatamıyorum bazen (ağlamaya
67
başladı). Annemi neredeyse hiç sevmiyorum, arkadaşlarımı bile neredeyse annemden
daha çok seviyorum. Bazen lavaboya kapanıp ağlıyorum, kimse beni sevmiyor
diye.”(K13)
Aşağıdaki alıntılarda da görüldüğü gibi, abla ve ağabeyler ebeveynlerinin
kardeşlerine farklı davranmasından dolayı rahatsızlık, üzüntü ve kıskançlık gibi
duygular yaşamaktadırlar:
“Babam aşırı derecede yüz veriyor. Ben üzülüyorum. Babama kızıyorum “ bu kadar yüz
verme” diye. Hatta tehdit ettim, “ böyle yaparsanız babaanneme giderim, orada
kalırım” diye. Çünkü çok üzüyorlar beni, psikolojimi bozuyorlar yani. Hep onun
tarafını tutuyorlar.”(K24)
“Babam daha çok kardeşime ilgi gösteriyor, annem de. O yaramaz olduğu için, ‘ ben
ona daha çok ilgi göstereyim yaramazlığı bitsin’ filan diyor. Bu sefer ben açıkta
kalıyorum. Kardeşimin istekleri hemen oluyor, ama benim isteklerim her zaman
olamıyor tabii ki. Daha çok kardeşime ilgi gösteriyorlar bence, bana fazla ilgi
gösterdiklerini sanmıyorum. Eskiden hep kardeşim olsun isterdim, şimdi keşke
olmasaydı diyorum.”(K8)
Kavgaları çoğu zaman DEHB’li kardeşlerin sözel ve fiziksel saldırgan
davranışlarının başlattığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, abla/ağabeylerinin sözünü
dinlememeleri ve “çoğu zaman kendi bildiklerini okumaları” da tartışmalara ve
gerginliklere yol açmaktadır. Ablalardan ikisi, deneyimlerine dayanarak artık
kardeşleriyle özel konuları (sırlarını) paylaşmaktan çekindiklerini ifade etmişlerdir.
Görüşme formundaki üçüncü soruya (kardeşlerinde DEHB olmasaydı ilişkileri
nasıl olurdu?) verilen tepkiler çeşitlilik göstermektedir. Ağabey ve ablaların çoğu, böyle
bir durumda, anlaşmazlıkların daha az yaşanacağını, ders çalışabileceklerini ve birlikte
daha çok zaman geçirebileceklerini (gezmeye gitmek, oyun oynamak, vb. gibi) söylemiş
ve kardeşlerinin sözlerini dinleyeceğine inandıklarını belirtmişlerdir. Buna ek olarak,
görüşmeye katılanlardan ikisi “kardeşlerine karşı sevgilerinin artacağını” ve biri de
“anne ve babasıyla ilişkilerinin daha iyi olacağını” vurgulamıştır.
68
BÖLÜM V
TARTIŞMA VE YORUM
Bu bölümde, veriler üzerinde yapılan analizler sonucunda elde edilen bulgular
tartışılmış ve yorumlanmıştır.
5.1. Sosyal Yeterlik, Davranış Sorunları, Duygusal ve Sosyal Sorunlar
Bulgular incelendiğinde, sosyal yeterlik puanları açısından iki grup arasında
anlamlı farklılıklar olduğu, karşılaştırma grubundaki abla/ağabeylerin sosyal yeterlik
düzeylerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu durum, görüşmelerde anneler ve
abla/ağabeyler tarafından dile getirildiği üzere, kardeşin durumundan kaynaklanıyor
olabilir. Kardeşin rahatsızlığından dolayı arkadaşlarla görüşememek, sosyal etkinliklere
katılamamak, kardeşle ilgilenmek zorunda kalmak ve maddi imkanların kardeşin
tedavisinden dolayı kısıtlı olması, sosyal yaşantıya, dolayısıyla sosyal becerilerin
gelişimine engel oluşturuyor olabilir.
Annelerin doldurdukları formlardan elde edilen verilere göre, DEHB grubundaki
ağabey ve ablaların diğer gruba kıyasla daha sık içe yönelim (duygusal) ve dışa yönelim
(davranışsal)
sorunları
yaşadıkları
belirlenmiştir.
Diğer
bir
deyişle,
DEHB
grubundakilerin diğer gruba oranla daha sık somatik yakınmalarda bulundukları ve
kaygı-depresyon belirtileri gösterdikleri, bununla birlikte sosyal açıdan da daha içe
dönük oldukları ve kontrol grubundaki abla/ağabeylere kıyasla, kurallara karşı daha
kayıtsız davrandıkları, daha sık saldırgan davranışlar sergiledikleri ve daha çok sosyal
sorunlar yaşadıkları anlaşılmaktadır.
Daha önce de belirtildiği üzere, DEHB bir sosyal bozukluk olarak kabul
edilmektedir. Nielsen ve Gerber (1979); Patterson (1982); West ve Farrington (1973),
sosyal açıdan olumsuz (antisosyal) davranışları olan çocukların kardeşlerinin de benzer
problem davranışları gösterdiklerini savunurlar (akt. Stormshak ve diğerleri, 1996).
Araştırmanın sosyal sorunlar ve dışa yönelim alt ölçeği bulguları, bu görüşü destekler
niteliktedir. Bu bulgulara göre, DEHB olan çocukların abla/ağabeylerinin kardeşlerini
69
model alarak saldırgan ve olumsuz sosyal davranışları öğrendikleri söylenebilir. Diğer
yandan, çocuklar ebeveynlerinin kendilerine daha çok ilgi göstermelerini sağlamak için
de kardeşleri gibi davranmaya çalışıyor olabilirler.
Davranış problemleri ve sosyal sorunlar söz konusu olduğunda, literatürdeki
çalışmaların çelişkili olduğu görülmektedir. Borland ve Heckman (1976), kardeşleri
karşılaştırma grubu olarak ele aldıkları, yaş ortalaması 30 olan ve çocukluğunda DEHB
tanısı konmuş, 20 erkek ve kardeşleriyle yaptıkları, 20-25 yıllık bir dönemi kapsayan
retrospektif çalışmalarında, her iki grupta da ciddi bir sosyal ya da psikiyatrik probleme
rastlamadıklarını belirtmişlerdir. Welner, Welner, Stewart, Palkes ve Wish de (1977),
yaş ortalaması 11 olan ve 53’ü hiperaktif kardeşe sahip, toplam 91 çocukla yaptıkları
çalışmada, sosyal yönden olumsuz (antisosyal) davranışlar açısından karşılaştırma
grubu ile DEHB arasında fark bulamamışlardır (akt. Hechtman, 1996). Hoza,
Waschbusch, Pelham, Molina ve Milich (2000)’in bulguları, bu çalışmanın bulguları ile
paralellik göstermektedir. Bu araştırmacılar, 120’si hiperaktif ve 65’i kontrol olmak
üzere toplam 185 erkek çocuk ile yaptıkları çalışmada, kontrol grubundaki çocukların
davranışlarının sosyal açıdan daha etkili olduğu sonucuna varmışlardır.
Araştırmanın içe yönelim boyutu bulgularının, McHale ve Gamble’ın (1989)
gelişimsel bozukluğu olan ve olmayan çocukların kardeşleriyle yaptığı çalışmanın
bulguları ile benzer olduğu görülmektedir. McHale ve Gamble (1989), gelişimsel
bozukluğu olan çocukların kardeşlerinin depresyon puanlarının daha yüksek ve
psikolojik uyum puanlarının ise daha düşük olduğunu belirlemişlerdir. Hechtman
(1996) da, DEHB olan bir kardeşe sahip çocukların, sağlıklı gelişim gösteren çocukların
kardeşlerine kıyasla daha çok kaygı ve depresyon problemleri yaşadıklarını ortaya
koymuştur. Graham – Bermann ve Cutler da (1994), çalışmalarında kardeş ilişkilerinde
yaşanan tartışmalar ile kaygı ve depresyon düzeyi arasında pozitif yönde bir ilişki
olduğunu ortaya koymuşlardır. Bu araştırmada da, Kardeş İlişkileri Anketi’nden elde
edilen
veriler,
kardeşlerden birinde DEHB
olduğunda tartışmaların arttığını
göstermektedir. Görüşmelerde sıkça dile getirildiği üzere, anne ve babanın kardeşle
daha çok ilgileniyor olmaları abla/ağabeylerin kendilerini itilmiş ve dışlanmış
hissetmelerine yol açmaktadır. Bu durum, içe kapanıklık, kaygı-depresyon, kıskançlık
ve öfke belirtilerinin bir nedeni olarak düşünülebilir. Bununla birlikte, DEHB
70
grubundaki çocuklar, ebeveynlerinin dikkatini ve ilgisini çekebilmek için daha sık
somatik yakınmalarda bulunuyor olabilirler.
5.2. Kardeş İlişkileri Niteliği
Bu çalışmanın amaçlarından biri, sağlıklı gelişim gösteren ve DEHB olan
kardeşi olan abla/ağabeylerin kardeş ilişkilerinin niteliği arasındaki benzerlik ve
farklılıkları incelemektir. Kardeş İlişkileri Anketi verilerine bağımsız gruplar için t-testi
uygulanmış, sevgi ve kardeşin hayranlık duyması puanları arasında anlamlı bir farklılık
olduğu saptanmıştır.
Buna göre, sağlıklı gelişim gösteren kardeşlerin birbirlerini daha çok sevdikleri
ve ilişkilerinin daha sıcak olduğu söylenebilir. DEHB olan çocukların abla/ağabeyleri
de görüşmelerde, kardeşlerinin rahatsızlığı olmasaydı kardeşlerine sevgilerinin
artacağını ifade ederek anket verilerinden elde edilen bu bulguyu desteklemişlerdir.
İlişkinin sıcak olması, kişilerin birbirlerine karşı olumlu tutum içerisinde olması olarak
ifade edilebilir (Bee, 1992). Stormshak ve diğerleri (1996), kardeş ilişkilerinin sıcak ve
yakın olmasının, çocuklarda yardımsever davranışların gelişmesi ve davranış kontrolü
açısından çok önemli olduğunu savunmuşlardır. Kardeş ilişkilerini sıcak ve yakın olarak
tanımlayan çocukların benlik algılarının yüksek olduğu ve daha az dışa yönelim
problemleri yaşadıkları da, Furman ve Buhrmester, (1985) ve Erten’in (1999)
çalışmalarının bulguları arasında yer almaktadır. Bu araştırmada da, sevgi alt
ölçeğinden daha yüksek puan alan (karşılaştırma grubu) abla/ağabeylerin, daha az dışa
yönelim problemi yaşadıkları saptanmıştır.
Furman ve Buhrmester’e (1985) göre, küçük kardeşlerin büyüğe hayranlık
duyması doğaldır. Ancak, bu çalışmada iki grubun puanları karşılaştırıldığında,
ağabey/ablaların kardeşlerinin kendilerine hayranlık duymaları ile ilgili algılarının,
karşılaştırma grubu lehine farklılaştığı anlaşılmaktadır. Begun (1989), kardeşlerden
birinde gelişimsel bir bozukluk veya bir engel olduğunda, kardeş ilişkilerinde
samimiyet, benzerlik ve hayranlığın daha az görüldüğünü savunmuştur (akt. Apalaçi,
1996). Bu görüş, araştırmanın sonucunu destekler niteliktedir.
71
Anlamlılık düzeyi (p<0.01) olarak alındığında, iki grubun baba yanlı davranışı,
benzerlik, kardeşe hayranlık duyma ve tartışma alt ölçeklerine ait puanları arasında da
karşılaştırma grubu lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur.
DEHB grubundaki abla/ağabeyler, babalarının kardeşlerine karşı, karşılaştırma
grubundaki çocuklar ise kendilerine karşı davranışlarının daha olumlu olduğunu
belirtmişlerdir. Bu durum, çocukların bakım ve ihtiyaçlarıyla daha çok annelerin
ilgileniyor olmasının bir sonucu olabilir. Ancak günümüzde, birçok ailede annelerin de
çalışıyor olması, babaların çocukların bakımı ile ilgili daha fazla sorumluluk
üstlenmesini gerektirmektedir. Hiperaktif çocuklarla ilgilenmek yorucu ve sabır
gerektiren bir iştir. Babaların eşlerine destek olmak amacıyla hiperaktif çocukla
ilgilenmesi, ağabey ve ablaların babalarının kardeşlerine karşı yanlı davrandıklarını
düşünmelerine neden olabilir.
Anket sonuçlarına göre, annelerin yanlı davranışı ile ilgili iki grup arasında
anlamlı bir farklılık bulunamamasına rağmen, abla ve ağabeyler görüşmelerde
annelerinin kardeşlerine karşı daha yanlı ve ilgili davrandığını ifade etmişlerdir.
Karşılaştırma grubundaki ağabey ve ablaların benzerlik ölçeği puanlarının da
anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir. İnsanlar kişilik yapısı, tutum, ilgi
alanları ve değerler açısından kendilerine benzeyen insanları daha çok severler (Bee,
1992). DEHB olan kardeş ile sağlıklı gelişim gösteren kardeşin bu açılardan, özellikle
de tutum açısından, pek de benzerlik gösterdikleri söylenemez. Ayrıca, ağabey ve
ablalar kardeşlerinin olumsuz davranışları ve tavırları yüzünden ona benzemek ya da
benzetilmekten rahatsızlık duyuyor olabilirler.
DEHB olan bir kardeşe sahip abla ve ağabeylerin tartışma ölçeğinden aldıkları
puanların, karşılaştırma grubu puanlarından daha yüksek olması, daha sık tartışma
yaşadıklarını göstermektedir. Bu sonuç, Goldstein ve Goldstein’ın (1992) hiperaktif
çocukların dürtüsel ve olumsuz davranışlarının kardeşler arasındaki tartışmayı
arttıracağı görüşünü destekler niteliktedir. Araştırmanın bu bulgusunun, Apalaçi‘nin
(1996) çalışmasının sonucu ile de paralel olduğu görülmektedir. Erten (1999), kardeş
ilişkilerinde yaşanan çatışmalar ile problem davranışlar arasında pozitif yönde bir ilişki
olduğunu tespit etmiştir. Buna göre, çatışma düzeyi arttıkça, yaşanan problemler de
72
artmaktadır. Diğer yandan, araştırmanın bu bulgusu, Miller’ın (1974), “kardeşlerden
birinde bir engel olduğunda, diğerinin onunla çatışmaya girmekten kaçınacağı”
yönündeki görüşü (akt. Furman 1993) ile ters düşmektedir.
Aile, yaşam boyunca en önemli yardım ve destek kaynağıdır (Bee, 1992). İki
grup arasında yardımlaşma ve işbirliği yönünden anlamlı bir fark bulunamaması,
kardeşin hiperaktif olması ile yardımlaşma düzeyi arasında bir ilişki olmadığını
göstermektedir. Diğer bir deyişle, küçük kardeşin olumsuz tutum ve davranışlarının
kardeşler arasındaki dayanışmayı fazla etkilemediği söylenebilir. Bu durum, Türk aile
yapısı ve kültürel özelliklerin bir sonucu olabilir.
5.3.
Görüşme
Görüşmeler sırasında, ağabey ve ablalar, kardeşlerin kendilerini çoğu zaman
rahatsız ve huzursuz ettiğini dile getirmişlerdir. Bu rahatsızlık verme, ders çalışmayı
engelleme, vurup kaçma, eşyalarına zarar verme, vb. şekilde olabilmektedir. Bu tip
davranışlar, kardeşler arasında çatışmalara neden olmakta ve yakın ilişkilerin
gelişmesini engellemektedir. Graham-Bermann ve Cutler (1994), üniversite öğrencileri
ile yaptıkları bir çalışmada, çocukluk dönemlerinde kardeşleri tarafından rahatsız
edildiklerini belirtenlerin, özgüvenlerinin düşük olduğunu ve herhangi bir konuda
insanların kendilerine yardım edeceğine inanmadıklarını belirlemişlerdir. Buna
dayanarak, çocukluk döneminde kardeş ilişkilerinde yaşanan olumsuzlukların, kişinin
ileriki yaşamındaki görüş ve beklentilerini etkilediği söylenebilir.
Kardeş ilişkileri ile ilgili soruya verilen yanıtlar incelendiğinde, hem annelerin
hem de abla/ağabeylerin sıklıkla saldırgan davranışlardan ve kavgalardan bahsettikleri
görülmektedir. Bu ifadelerden, DEHB olan kardeşin çoğu zaman saldırgan davranışlar
sergilediği ve zaman zaman ağabey/ablaların da benzer şekilde karşılık verdikleri
anlaşılmaktadır. Bu durum DEHB olan çocuğun dürtüsel davranışlarının bir sonucu
olabilir. Ayrıca bu bulgu, saldırgan bir davranışla karşılaşan kişinin sinirlenip, saldırgan
tepki vereceği ve bu tip davranışların gözlem yoluyla öğrenildiği görüşünü destekler
niteliktedir (Bee, 1992). Aguliar, O’Brien, August, Aoun ve Hektner (2001),
çalışmalarında
saldırgan
çocukların
kardeş
ilişkilerinde,
saldırgan
olmayan
çocuklarınkine kıyasla daha çok çatışma yaşandığını, bu çocukların arkadaş ilişkilerinin
73
zayıf olduğunu ve okulda davranış problemleri gösterdiklerini bulmuşlardır. Evde
yaşanan ve öğrenilen bu saldırgan (fiziksel ve sözel) etkileşim tarzı, okul vb. gibi farklı
sosyal ortamlara taşınarak, sosyal sorunların yaşanmasına neden olabilir (Stocker ve
ark., 2002). Bank ve Kahn (1982) ise, kardeş saldırganlığının yapıcı bir işlevi olduğunu
savunur (akt. Meyer ve Vadasy, 2003). Bu görüşe göre, kabul edilebilir düzeydeki
saldırganlık deneyimi, kardeşlerin çatışmalarla nasıl baş edebileceklerini “sosyal
laboratuar ortamında” öğrenmelerine olanak tanıyacaktır.
DEHB olan çocuklar, dikkat süreleri sınırlı olduğu için, sürekli geribildirim
almaya ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden ebeveynler, çocuklarının yaptıkları işe (etkinliğe)
devam edebilmelerini sağlamak amacıyla, DEHB olan çocuklarına sıkça geribildirim ve
ödül verirler (Balkwell ve Halverson, 1980). Anne ve babanın rahatsızlığı nedeniyle
DEHB’li çocuğun istek ve ihtiyaçlarına karşı daha duyarlı davranması, onunla daha çok
ilgilenmesi, abla ve ağabeylerin ihmal edildiklerini düşünmelerine ve kendilerini
dışlanmış hissetmelerine neden olmaktadır. Görüşmelerde anneler, rahatsızlıklarından
dolayı küçük çocuklarına farklı davrandıklarını ve bu durumun büyük çocuklarının
kıskanç,
hırçın
ve
öfkeli
davranmalarına
neden
olduğunu
gözlemlediklerini
belirtmişlerdir. Brody (1998), ebeveynlerinin taraflı davrandığını düşünen çocukların
öfkelerinin
kardeşe
yönelebildiğini
savunmaktadır.
Howe
ve
Ross
(1990)
çalışmalarında, annenin yanlı davranışının kardeş ilişkilerinin niteliğini olumsuz yönde
etkilediğini saptamışlardır. Engeli olan çocukların kardeşlerinin kızgınlık ve öfke
duyguları, birçok çalışmanın bulguları arasında yer almıştır (Boyce ve Barnett, 1993;
Grossman, 1972; Morgan, 1988; akt. Apalaçi,1996). Koch-Hattem (1986) de, kanser
hastası çocukların kardeşleriyle yaptığı görüşmelerde, çocukların ebeveynlerinin
kardeşleriyle daha çok ilgilenmelerinin onun hastalığından kaynaklandığını bilmelerine
rağmen, yine de farklı düzeylerde kıskançlığa kapıldıklarını tespit etmişlerdir (akt.
Meyer ve Vadasy, 2003).
Görüşmelere katılan abla ve ağabeylerden bazıları, kardeşleri ile özel konuları
paylaşamadıklarını ve birlikte zaman geçiremediklerini ifade etmişlerdir. Kardeşler,
çocukluk dönemi başta olmak üzere her yaşta, birbirleri için en büyük destek
kaynağıdırlar. Özellikle de ailede iki çocuk varsa, bu destek ve paylaşım daha da önem
kazanır. Tek kardeşi olan ve kardeşinde gelişimsel sağlık sorunu bulunan çocuklar,
74
zaman zaman düşüncelerini, hayallerini, beklentilerini paylaşabilecek ve kendilerine
tavsiyede bulunabilecek bir kardeşin eksikliğini duyarlar (Meyer ve Vadasy, 2003).
Araştırmaya katılan ablalardan ikisi, kardeşleriyle ilgilenmekten derslerine
yeterince zaman ayıramadıklarını dile getirmişlerdir. Engeli olan bir kardeşe sahip
çocukların, ev ve kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluklarının sağlıklı gelişim gösteren
kardeşe sahip çocuklarınkine kıyasla daha fazla olduğu literatürde de sıkça yer
almaktadır (McHale ve Gamble, 1989; Meyer ve Vadasy, 2003). Aile ile ilgili
sorumluluklara ayrılan zamanın artması, çocuğun ev ortamı dışındaki deneyimlerini
kısıtlayacak ve dolayısıyla bilişsel, sosyal ve duygusal becerilerinin gelişimini olumsuz
etkileyecektir (McHale ve Gamble, 1989). Bu çalışmanın bulgularına bakıldığında,
çocukların daha çok akademik anlamda etkilendiklerini dile getirdikleri görülmektedir.
DEHB olan çocuklar, olumsuz davranışları yüzünden aile fertlerini çoğu zaman
zor durumda bırakırlar. Araştırmaya katılan bazı abla ve ağabeyler, sosyal ortamlarda
kardeşleri ile birlikte bulunmaktan kaçındıklarını, hatta bu yüzden arkadaşları ile
istedikleri kadar görüşemediklerini belirtmiş ve bu durumu kardeşlerinin rahatsızlık
veren tutumuna bağlamışlardır. Bu bulgu, Balkwell ve Halverson’un (1980), “DEHB
olan kardeşin beklenmeyen (dürtüsel) davranışlarından dolayı yaşanan sıkıntı (utanç
duyma), arkadaş ve kardeş ilişkilerini etkileyebilir” görüşü ile de paralellik
göstermektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, sosyal etkinliklere katılımın azalması,
bilişsel, sosyal ve duygusal becerilerinin gelişimini (McHale ve Gamble, 1989) ve
arkadaşlık ilişkilerini olumsuz etkileyecektir.
Görüşme verileri incelendiğinde, DEHB olan çocuğun abla/ağabeyin sözünü
dinlemediği ve söylediklerini dikkate almadığı anlaşılmaktadır. Küçük kardeşin
rahatsızlığı nedeniyle daha baskın davranmaya çalıştığı ve bunun da ağabey/abla-kardeş
ilişkisinde statü ve güç mücadelesi yaşanmasına ortam hazırladığı düşünülebilir.
Furman’a (1993) göre, büyük kardeşin gelişimsel bir engeli olduğu durumlar hariç,
statü/güç yaşça büyük olan çocuğun elindedir. Yapısal aile kuramına göre, aile
sisteminde hiyerarşik bir düzen vardır (Nichols ve Schwarz, 2004). Bu hiyerarşik
düzenin ve güç dengesinin bozulması huzursuzluklara ve çatışmalara yol açabilir.
Nitekim, ağabey ve ablalar, kardeşlerine söz geçiremediklerini ve bu durumdan
duydukları üzüntü ve rahatsızlığı araştırmacıyla paylaşmışlardır.
75
Annelerden ikisi, büyük çocuklarını kardeşlerinin rahatsızlığı ile ilgili
bilgilendirdiklerini, sonrasında da abla/ağabeyin kardeşine karşı tutumunda ve kardeş
ilişkilerinde olumlu değişiklikler gözlemlediklerini dile getirmiştir. Kardeşinin
rahatsızlığı hakkında bilgilendirilen çocukların, kardeşlerinin bakımı ile ilgili
ebeveynlerine yardımcı olmaya istekli oldukları ve kendilerini dışlanmış hissetmedikleri
anlaşılmaktadır (Meyer ve Vadasy, 2003; McHugh, 2003).
76
BÖLÜM VI
SONUÇ VE ÖNERİLER
Bu çalışma, DEHB olan bir kardeşe sahip çocukların kardeş ilişkilerinin niteliği
ve sosyal uyumunu ele alan bir betimleme çalışmasıdır. Literatürdeki çalışmaların
genellikle DEHB’li çocuk ile anne ve baba üzerinde yoğunlaştığı anlaşılmaktadır. Bu
durum, kardeşlerin sorunlarının ihmal edilmesine neden olmuştur. Oysa ki, Kendall’ın
(1999) çalışması DEHB olan bir kardeşe sahip çocukların, sağlıklı gelişim gösteren
kardeşe sahip çocuklara kıyasla, daha çok duygusal ve davranışsal problem
yaşadıklarını ortaya koymuştur.
Elde edilen bulgulara bakıldığında, DEHB’li bir kardeşi olan ağabey ve ablaların
daha sık duygusal, davranışsal ve sosyal sorunlar yaşadıkları anlaşılmıştır. Bununla
birlikte, sosyal yeterlik düzeylerinin de karşılaştırma grubuna kıyasla daha düşük
olduğu saptanmıştır. Bu çalışmada, davranış sorunlarının daha ayrıntılı incelenebilmesi
için ölçeğin dışa yönelim, içe yönelim, sosyal yeterlik ve sosyal sorunlar alt ölçeği
puanları ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
Kardeş İlişkileri Anketi’nin uyarlama çalışması sırasında faktör analizi
yapılmadığından, ölçek araştırmada kullanılmadan önce faktör analizi yapılmış ve
faktör yapısının anketi geliştiren araştırmacılarınkinden farklı olduğu görülmüştür.
Anketle ilgili yapılan çalışmalarda, anketin alt ölçeklerinin geçerli ve güvenilir olduğu
tespit edilmiştir. Bu nedenle, hem kardeş ilişkilerinin niteliğinin daha detaylı
incelenebilmesine olanak sağlaması, hem de faktör puanlarından daha güvenilir olması
nedeniyle, anketin alt ölçek puanlarının kullanılmasına karar verilmiştir. Kardeş
ilişkilerinin niteliğine ait veriler incelendiğinde, sevgi, kardeşe hayranlık duyma,
benzerlik, kardeşin hayranlık duyması, tartışma ve baba yanlı davranışı nitelikleri
açısından sağlıklı gelişim gösteren kardeş çiftlerinden farklı olduğu görülmüştür. Buna
göre, DEHB’nin kardeş ilişkilerinin niteliğini olumsuz etkilediği ve DEHB’li bir kardeş
olmadığında kardeş ilişkilerinin daha sıcak ve yakın olduğu söylenebilir.
77
Ölçeklerden elde edilen bulgularının, DEHB’li çocukların anne ve kardeşleriyle
yapılan görüşmelerde elde edilen bilgilerle tutarlılık gösterdiği belirlenmiştir.
Kardeşlerin ilk sosyal deneyimleri yaşadıkları kardeş alt sisteminin işlevselliği
ve ilk sosyal deneyimlerin sağlıklı olması açısından, kardeş ilişkilerinin yakın, sıcak ve
samimi olması öngörülmektedir. Kardeş ilişkilerinde yaşanan olumsuzlukların
giderilmesi ve nedenlerinin belirlenmesi tüm aileyi ve aile içi ilişkileri olumlu
etkileyecektir. Bu nedenle, anne, baba ve DEHB’li çocuğun yanı sıra, sağlıklı gelişim
gösteren çocukların da aile eğitimine katılmaya teşvik edilmeleri gerekir. Görüşmeye
katılan
annelerden
ikisi,
çocuklarını
kardeşlerinin
rahatsızlığı
ile
ilgili
bilgilendirmelerinin olumlu sonuçlar verdiğini paylaşmışlardır.
Sosyal gelişimlerindeki olumsuzlukların en aza indirgenebilmesi için, DEHB
olan bir kardeşle birlikte büyüyen çocukların, duygularını ve yaşadıkları sıkıntıları dile
getirebilmeleri ve bu durumla başa çıkmayı öğrenmeleri gerekir. Bu nedenle, ülkemizde
DEHB ve hatta diğer engel gruplarındaki çocukların kardeşlerinin bu durumdan
etkilenme biçimleri ve psikolojik, sosyal, duygusal alanlardaki gereksinimlerini
belirlemeye yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir. Bu araştırmalar, kardeşlere yönelik
çalışmaların içeriklerinin belirlenmesi açısından önemlidir.
Bu araştırma bulguları doğrultusunda yararlı olacağı düşünülen aşağıdaki
öneriler araştırma ve uygulamaya yönelik olmak üzere 2 başlık altında sunulmuştur.
Araştırmaya yönelik öneriler:
1. Ülkemizde DEHB olan çocukların kardeşlerine yönelik bir çalışmaya
rastlanmamıştır. Bu kardeşlerin duygusal, sosyal ve davranışsal sorunlarını ele
alan betimsel, deneysel ve nitel çalışmalar yapılmasında fayda vardır.
2. Bu çalışma ağırlıklı olarak, DEHB olan kardeşe sahip abla ve ağabeylerin sosyal
sorunlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gelecekte yapılacak çalışmalar,
psikolojik uyum ve duygusal problemleri de kapsayacak şekilde genişletilebilir.
3. Gelecekte yapılacak çalışmalar, DEHB olan ve olmayan kardeşe sahip
çocukların sosyal sorunlarının karşılaştırılması şeklinde genişletilebilir. Bu amaç
doğrultusunda, DEHB olan çocukların kardeşlerinin yanı sıra, sağlıklı gelişim
gösteren çocukların kardeşleriyle de görüşmeler yapılabilir.
78
4. Görüşmelerde hem anneler, hem de kardeşler tarafından sıklıkla dile getirilen
saldırganlık daha detaylı incelenmelidir.
5. Kardeş İlişkileri Anketinin ülkemizde yaygın olarak kullanılabilmesi için daha
büyük bir örneklemle faktör analizi yapılması gereklidir. Böylelikle, faktör
puanlarının hesaplanması ve analizlerde kullanılması mümkün olacaktır.
6. Bu çalışmanın örneklemi 60 ağabey ve abla (30 kişi DEHB grubu, 30 kişi
karşılaştırma grubu) ile sınırlıdır. Daha büyük bir örneklemle çalışmak, detaylı
analiz, karşılaştırma ve betimleme (cinsiyet, yaş farkı, kardeşin cinsiyeti vb.
gibi) yapılmasına olanak sağlayabilir. Ayrıca, küçük kardeşler (DEHB’li
çocuğun büyük olduğu) ile de bir çalışma yapılabilir. Küçük kardeşler büyükleri
daha çok taklit ederler. Bu yüzden, DEHB’nin küçük kardeşler üzerindeki
etkileri daha olumsuz olabilir.
7. Bu çalışmada, anne ve kardeşlerin bildirimlerinden, yani subjektif bilgilerden
yararlanılmıştır. Konuyla ilgili daha detaylı bir betimleme yapılabilmesi ve
bulguların doğruluğunun sınanması için objektif verilere de ihtiyaç vardır. Bu
çalışmanın bulgularının geliştirilmesi için, gelecekteki çalışmalarda gözlem
yönteminin de kullanılması yararlı olacaktır. Ayrıca, öğretmen raporlarından ya
da aile fertlerinin DEHB ile ilgili olayları kaydedecekleri günlüklerden
yararlanılabilir.
8. Konuyla ilgili boylamsal (longitudinal) çalışmalar yapılması, hem zaman
içindeki değişikliklerin, hem de DEHB’li çocuğun rahatsızlığının kardeşin
gelişimsel süreci (sosyal,
bilişsel ve duygusal) üzerindeki etkilerinin
belirlenmesini sağlayabilir.
9. Gelecekte yapılacak çalışmalarda babaların da katılımı sağlanabilir. Onların da
gözlem ve görüşlerinden yararlanılabilir.
Uygulamaya yönelik öneriler :
1. Araştırmaya katılan çocukların öncelikle sosyal beceriler ve davranışsal
problemler ile ilgili destek programlarına gereksinimleri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çalışmada elde edilen bulgulardan yola çıkılarak, DEHB olan çocukların
kardeşleri için bir sosyal destek çalışması yapılabilir.
79
2. Çocukların kardeşlerinin rahatsızlığı ile ilgili duygularını ve düşüncelerini
akranlarıyla rahat bir ortamda paylaşmalarına imkan sağlayacak kardeş destek
grubu çalışmaları yapılabilir.
3. DEHB’li çocukların kardeşlerini hastalık ile ilgili bilgilendirmek ve onların da
kardeşlerinin tedavi sürecine katkıda bulunmalarını sağlamak amacıyla, kardeş
eğitim programları düzenlenebilir.
4. Kardeş ilişkilerinin niteliğini geliştirmek amacıyla, kardeşlerin çatışma çözme
becerileri ve iletişim becerilerini öğrenebilecekleri grup çalışmaları yapılabilir.
Böylelikle, aile yapısının en önemli sistemlerinden biri olan kardeş alt sisteminin
daha işlevsel bir hale gelmesine olanak sağlanabilir.
5. DEHB olan çocuğun tedavi sürecinde, sağlıklı gelişim gösteren kardeşlerin de
katıldığı aile terapisi yöntemi de kullanılabilir. Böylelikle, hem kardeşin de bu
sürece katkıda bulunması sağlanacak, hem de kendisini dışlanmış hissetmesi
önlenmiş olacaktır.
80
KAYNAKLAR
Abramovitch, R., Corter, C. ve Lando, B (1979), “Sibling interaction in the home”,
Child Development, c.50, ss. 997-1003.
Aguliar, B., O’Brien, K.M., August, G.J., Aoun, S.L. ve Hektner, J.M. (2001),
“Relationship quality of aggressive children and their siblings: a
multiinformant,
multimeasure
investigation”,
Journal
of
Abnormal
Psychology. c. 29 (6), ss. 479-489.
Amerikan Psikiyatri Birliği.(2000), Psikiyatride Hastalıkların Tanımlanması ve
Sınıflandırılması El Kitabı (4.Baskı), Washington D.C.: Amerikan Psikiyatri
Birliği. Çeviren : Köroğlu, E. (2001). DSM-IV- TR Tanı Ölçütleri, Ankara :
Hekimler Yayın Birliği.
Apalaçi, V. (1996), “Psychological Adjustment and Sibling Relationships of Older
Brothers and Sisters of Children with Pervasive Developmental Disorders”,
Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, Sosyal Bilimler
Enstitüsü, İstanbul.
Atasoy, S. (2002), “Engelli (Otistik) Kardeşe Sahip Olan Bireylerin Kardeş ilişkilerinin
İncelenmesi”, Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Ege Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü, İzmir.
Balkwell, C. ve Halverson, C.F. Jr. (1980), “The hyperactive child as a source of stress
in the family:consequences suggestions for intervention”, Family relations.
c.29, ss.550-557.
Bandura, A. (1977), Social Learning Theory, New Jersey : Prentice-Hall.
Barker, C., Pistrang, N. ve Elliot, R. (1994), Research Methods in Clinical and
Counseling Psychology, England : John Wiley and Sons Ltd.
81
Bedford, V.H. ( 1989), “Sibling Research in Historical Perspective : The Discovery of a
Forgotten Relationship”, American Behavioral Scientist, c.33 (1) ss. 6-18.
Bee, H. (1992),
The Developing Child (6.Baskı), NY : Harpers Collins College
Publishers.
Biehler, R.F. (1981), Child Development : An Introduction. (2.Baskı). Boston :
Houghton Mifflin Co.
Brody, G. H., Stoneman, Z. ve McCoy, J.K. (1992), “Associations of maternal and
paternal
direct and differential behaviour with sibling relationships:
contemporaneous and longitudinal analyses”, Child Development, c.63,
ss.82-92.
Brody, G. H., Stoneman, Z. ve
McCoy, J.K. (1994a), “Contributions of family
relationships and child temperaments to longitudinal variations in sibling
relationship quality and sibling relationship styles”, Journal of Family
Psychology, c.8 (3), ss. 274-286.
Brody, G. H., Stoneman, Z. ve McCoy, J.K. (1994b), “Forecasting sibling relationships
in early adolescence from child temperaments and family processes in
middle childhood”, Child Development, c.65, ss.771-784.
Brody, G. H.(1998), “Sibling relationship quality : its causes and consequences”,
Annual Review of Psychology, c.49 , ss. 1-24.
Bryant, B.K. ve Crockenberg, S.B. (1980), “Correlates and dimensions of prosocial
behavior : a study of female siblings with their mothers”, Child
Development, c.51, ss. 529-544.
Buhrmester, D. ve Furman, W., (1990), “Perceptions of sibling relationships during
middle childhood and adolescence”, Child Development, c.61, ss. 13871398.
82
Cohen, L., Manion, L. ve Morrison, K. (2001), Research Methods in Education,
New York : Routledge Palmer.
Corter, C., Abramovitch, R. ve Pepler, D.J. (1983), “The role of the mother in the
sibling İnteraction”, Child Development, c.54, ss. 1599-1605.
Çetin, F., Alpa Bilbay, A. ve Albayrak Kaymak, D. (2001), Araştırmadan Uygulamaya
Çocuklarda Sosyal Beceriler, İstanbul: Epsilon Yayınevi.
Daniels, D. ve Plomin, R. (1984). Sibling Inventory of Differential Experience (SIDE) el
kitapçığı. University of Colorado.
Daniels, D. ve Plomin, R. (1985), “Differential experience of siblings in the same
family”, Developmental Psychology. c.21 (5), ss. 747-760.
Diler, R.S., Tamam, L., Avcı, A. ve Erden, G. (1999), “Dikkat eksikliği ve hiperaktivite
bozukluğu olan çocukların özellikleri”, 9. Ulusal Çocuk ve Ergen
Psikiyatrisi Kongre kitabı, 8-30 Nisan 1999, Adana; ss. 152-160
Dowrick, P.W. (1986), Social Survival for Children, New York : Brunner and Mazel.
Dunn, J.F. (1983), “Sibling relationships in early childhood”, Child Development, c.54,
ss.787-811.
Dunn, J.F. (1991), “Sibling influences”, Social Influences and Socialization in Infancy,
Derl.: M. Lewis ve S.Feinman (New York : Plenum Pres).
Dunn, J.F. , Slomkowski, C. Ve Beardsall, L. (1994), “Sibling relationships from the
preschool period through middle childhood and early adolescence”,
Developmental Psychology, c. 30 (3), ss.315-324.
Dunn, J.F. (1995), “Second Child” (Çev. Hüseyin Aşuroğlu), (1995). İstanbul: Papirus
Yayınevi.
83
Dyson. L.L. (1998), “A support program for siblings of children with disabilities: what
siblings learn and what they like”, Psychology in The Schools, c. 35 (1), ss.
57-65.
Dyson, L.L. (1999), “The psychosocial functioning of school age children who have
siblings with developmental disabilities: change and stability over time”,
Journal of Applied Developmental Psychology, c.20 (2), ss.253-271.
Dümenci, L., Erol, N., Achenbach, T.M. ve Şimşek, Z. (2004), “ Measurement structıre
of the Turkish translation of the Child Behaviour Checklist using
confirmatory factor analytic approaches to validation of syndromal
constructs”, Journal of Abnormal Psychology, c.32, ss.335-340.
Erol, N. ve Şimşek, Z. (1997). Türkiye ruh sağlığı profili. Çocuk ve gençlerde ruh
sağlığı : yeterlik alanları, davranış ve duygusal sorunların dağılımı.
Derl.:N.Erol, C.Kılıç, M. Ulusoy, M. Keçeci ve Z. Şimşek. Türkiye Ruh
Sağlığı Profili : Ön Rapor, Ankara : Aydoğdu Ofset.
Erten, F.S. (1999). The Effect of the Quality of the Sibling Relationship on Later
Emotional
Adjustment.
Yayınlanmamış
Uzmanlık
Tezi.
Boğaziçi
Üniversitesi.
Everett, A.C. ve Everett, S.V. (1999), Family Therapy for ADHD, New York : Guilford
Press.
Fraenkel, J. R. ve Wallen, E.N. (2003), How to Design and Evaluate Research in
Education, New York : McGraw-Hill Companies.
Furman, W. ve Buhrmester, D. (1985), “Children’s perceptions of the qualities of
sibling relationships”, Child Development, c. 56, ss. 448-461.
Furman, W. (1993). “Contemporary themes in research on siblings relationships of
nondisabled children”, The Effects of Mental Retardation, Disability and
84
Illness on Sibling Relationships: Research Issues and Challenges. Derl:
Z.Stoneman ve P.W. Berman (Baltimore: Paul H. Brooks Pub.), ss.
Furman, W. (1995). “Parenting siblings”, Handbook of Parenting, Derl.: M.H.
Bornstein (1.Baskı, New Jersey : Lawrence Erlbaum), ss.
Furman, W. ve Giberson, R.S. (1995), “Identifying the links between parents and their
children’s sibling relationships”, Close Relationships in Social-Emotional
Development, Derl.: S. Shulman (New Jersey : Ablex), ss.
Furman, W. (2003). Araştırmacıya anketle birlikte gönderilen yazı.
Garcia, M., Shaw, D., Winslow, E. ve Yaggi, K. (2000), “Destructive sibling conflict
and the development of conduct problems in young boys”, Developmental
Psychology, c.36, ss. 44-53.
Geçtan, E. (2000), Psikanaliz ve Sonrası, İstanbul : Remzi Kitabevi.
Gentschel, D.A. ve Laughlin, T.F. (2000), “Attention deficit hyperactivity disorder as a
social disability:characteristics and suggested methods of treatment”,
Journal of Developmental and Physical Disabilities, c.12 (4), ss.333-347.
Goldstein, S. ve Goldstein M. (1992), Hyperactivity : Why Won’t My Child Pay
Attention, New York : John Wiley & Sons Inc.
Graham-Berman,
S.A.
ve
Cutler,
questionaire:psychometric
functioning
from
S.E.
(1994),“The
assessment
dysfunctional
and
brother
–
sister
discrimination
of
well-
relationships”,
Journal
of
Family
Psychology. c.8 (2). ss.224-238.
Gülerce, A. (1996), Türkiye’deki Ailelerin Psikolojik Örüntüleri. İstanbul:Boğaziçi
Üniversitesi Basımevi.
85
Hallahan, D.P. ve Kauffman, J.M. (1994), Exceptional Children, Massachusetts: Allyn
and Bacon.
Hechtman, L. (1996), “Families of Children with Attention Deficit Hyperactivity
Disorder : A Review”, The Canadian Journal of Psychiatry, c.41 , ss. 350360.
Hoza, B., Waschbusch, D.A., Pelham, W., Molina, B.S.G. ve Milich, R. (2000),
Attention –deficit/hyperactivity disordered and control boys’ responses to
social success and failure, Child Development, c. 71 (2), ss.432-446.
Howe, N. ve Ross, H.S. (1990), “Socialization, perspective taking, and the sibling
relationship”, Developmental Psychology. c.26 (1), ss. 160-165.
Kendall. J. (1999), “Sibling accounts of attention deficit hyperactivity disorder
(ADHD)”, Family Process. c.38 (1), s.117-136.
Korkmaz, İsa. (2002). “Sosyal Öğrenme Kuramı”. Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi,
Derl.: B. Yeşilyaprak, B. (3. Baskı, Ankara : Pegem Yayıncılık).
Kösoğlu, (Çetin) F. (1999). Effectiveness of a Social Skills Training Program to
Enhance the Peer Relations of Low Accepted Sixth Grade Children.
Yayınlanmamış Uzmanlık Tezi, Boğaziçi Üniversitesi.
McHale, S.M. ve Gamble, W.C. (1989), “Sibling relationships of children with disabled
and nondisabled brothers and sisters”, Developmental Psychology, c.25 (3),
ss. 421-429.
McHale, S.M. ve Pawletko,T.M. (1992), “Differential treatment of siblings in two
family contexts”, Child Development, c. 63, ss.68-81.
McHugh, Mary. (2003), Special Siblings : Growing up with someone with a
disability,Baltimore: Paul H. Brookes Publishing Co.
86
MacKinnon, C.E. (1989), “An observational investigation of sibling interactions in
married and divorced families”, Developmental Psychology, c. 25 (1), ss. 3644.
Merrell, W. K. ve Gimpel, G.A. (1997), Social Skills of Children and Adolescents:
Conceptualization, Assessment, Treatment, New Jersey : Lawrence Erlbaum.
Meyer, D.J. ve Vadasy, P.F.(2003), Sibshops: Workshops for Siblings of Children with
Special Needs (5. Baskı), Baltimore: Paul H. Brookes Publishing Co.
Minuchin, S. (1974), Families and Family Therapy, Harvard University Pres.
Muuss, R.E. (1996). Theories of Adolescence (6.Baskı), New York : The McGraw-Hill
Co.
Nichols, M.P. ve Schwartz, R.C. (2004), Family Therapy : Concepts and Methods,
(6.Baskı). Boston : Pearson Education Inc.
Patten, P. (2001), “The joys and complexities of sibling relations”, NPIN Parent News
for May-June 2001.( www.npin.org/pnews)
Pilowsky, T., Yirmiya, N., Doppelt, O., Gross-Tsur, V. ve Shalev, S. (2004), “Social
and emotional adjustment of siblings of children with autism”, Journal of
Psychology and Psychiatry, c.45, ss 855-866.
Putallaz, M. (1983), “Predicting children’s sociometric status from their behaviour”,
Child Development, c.54, ss. 1417-1426.
Putallaz, M. ve Gottman J. M. (1981), “An interactional model of children’s entry into
peer groups”, Child Development, c.52, ss. 986-994.
Sears, D.O., Peplau, L.A. ve Taylor, S.E.(1991), Social Psychology (7. Baskı), New
Jersey : Prentice-Hall International.
Selçuk, Z. (2000), Dikkat Eksikliği ve Hiperaktif Çocuklar, Ankara : Pegem Yayınevi.
87
Stocker, M. C., Burwell, R.A. ve Briggs, M.L. (2002), “Sibling conflict in middle
childhood predicts children’s adjustment in early adolescence”, Journal of
Family Psychology, c.16 (1), ss. 50-57.
Stoneman, Z. ve Brody, G.H. ( 1993), “Sibling temperaments, conflict, warmth and role
Asymmetry”, Child Development, c.64, ss. 1786-1800.
Stormshak, E. A., Bellanti ve C. J., Bierman, K. ve Conduct problems prevention
esearch group, (1996), “The quality of sibling relationships and the
development of social competence and behavioral control in agressive
children”, Journal of Developmental Psychology, c.32 (1), ss.79-89.
Strauss, A. ve Corbin, J. (1990), Basics of Qualitative Research: Grounded Theory
Procedures and Techniques, New Bury, California: Sage Publications.
Tabachnick, B. G. ve Fidell, L. S. (2001). Using Multivariate Statistics, (4. Baskı).
Boston: Allyn and Bacon.
Thompson, C.L. ve Rudolph, L.B. (1996), Counseling Children (4. Baskı), Pacific
Grove : Brooks / Cole Yayıncılık.
Vadasy, F.P, Fewell, R.R., Meyer, D.J. ve Schell, G. (1984), “Siblings of Handicapped
Children: A developmental Perspective on Family Interactions”, Family
Relations,c.33, ss. 155-167.
Yıldırım, A. ve Şimşek, H. (1999), Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri,
Ankara: Seçkin Yayınevi.
88
Download