Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Yapısal Eşitlik Modeli ile Test Edilmesi Harun Yeniçeri - Savaş Çevik * ** Özet: Bu çalışmanın temel amacı, vergi mükelleflerinin politik kurumlara duyduğu güven (kamu yönetişiminin kalitesi), vergi mükelleflerinin sosyal sermaye algısı, vergi idaresine karşı tutumu, mali adalet algısı ve otorite ile işbirliği eğiliminin vergi ahlakı üzerindeki etkisini irdelemektir. Bu çalışmada beyan esasına tabi vergi mükellefleri araştırmanın ana kütlesini oluşturmaktadır. Ancak ana kütlenin tamamına ulaşmak gerek zaman gerekse maliyet açısından zor olduğundan araştırmanın kapsamı Aksaray ve İzmir şehirleri ile sınırlandırılmıştır. Vergi ahlakının belirleyicilerini tespit etmeye yönelik olarak yapılan bu araştırmada, önerilen araştırma modelini ve araştırma hipotezlerini test etmek için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Anahtar Sözcükler: Vergi ahlakı, vergi uyumu, yapısal eşitlik modeli. Testing the Relationships between Tax Morale, Socio-Political Interactions and Individual Values through the Structural Equation Model Abstract: The main aim of the study is to examine the influences of taxpayers’ trust in political institutions (the quality of public governance), of their perception on social capital, of their attitudes toward the tax administration, of their understanding of fiscal fairness and of their tendency to obedience to authority on the tax morale. The population of the research is taxpayers who are liable to fill the tax return accordance with Turkish income and corporate tax laws. Take into consideration the costs to reach all population, the scope of the research was restricted to Aksaray and Izmir. In the research that focused on examining the determinants of tax morale, we use the structural equation model to test the proposed research model and the research hypotheses . Key Words: Tax morale, tax compliance, structure equation modeling. GİRİŞ Vergi uyumu üzerine yapılan çalışmalar özellikle son yıllarda oldukça gelişmiş; literatürde, Allingham ve Sandmo (1972)’nun ilk sistematik analizi ile somutlaşan neoklasik vergi uyumu modeli ile gerçek dünya vergi uyumunun tam olarak açıklanamadığı yaygın kabul görmektedir (Alm vd, 1992a). Cezalar ve denetim olasılığı karşısında beklenen faydalarını maksimize etmeye çalışan rasyonel aktör olarak mükelleflerin davranışları ile vergi uyumunu açıklamaya * Yrd. Doç. Dr., Aksaray Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü, Adana Yolu 9.Km, 68100, Aksaray/Türkiye. Yrd. Doç. Dr., Selçuk Üniversitesi, İktisat Bölümü, Alaaddin Keykubat Yerleşkesi, Selçuklu/Konya/Türkiye. ** Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47, Sayı 3, Eylül 2014, s.69-90. 70 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 çalışan bu modelin öngörülerine karşı gelişmiş, özellikle ekonomik olmayan faktörleri ele alan (Alm vd., 1995) geniş bir ampirik ve teorik literatür oluşmuştur. Vergi uyumu literatürü özellikle davranışsal iktisattaki gelişmelerle bireysel tercihlerin oluşumuna, davranışın içsel motivasyonuna, sosyal normların etkisine ve sosyal-politik etkileşimlerin davranışı açıklamaktaki önemine doğru genişlemektedir. Genel olarak neoklasik modele alternatif eğilimler; bireysel fayda fonksiyonuna suçluluk, utanç vb. psikolojik maliyetleri standart teori ile sentezlemek (sözgelimi Spicer, 1986 - Gordon, 1989, Erard - Feinstein, 1994; Traxler, 2010), özellikle Kahneman ve Tvesky (1979)’nin çalışmaları ile gelişen bilişsel sapmaların etkisini analizlere dahil etmek (sözgelimi Alm vd., 1995) ve daha genel olarak içsel motivasyon olarak vergi ahlakını ve bunun üzerinde sosyal normların, kimliklerin, sosyo-politik etkileşimlerin, bireysel değer oryantasyonlarının etkisini analiz etmek şeklinde sınıflanabilir (Cullis vd., 2010). Özellikle anketleri, laboratuvar deneylerini ve Dünya Değerler Anketi, Avrupa Değerler Anketi gibi geniş kapsamlı sosyal anketleri kullanan ampirik çalışmalar, vergi ödemenin içsel motivasyonu olarak ‘vergi ahlak’ını uyum düzeyini açıklamanın önemli bir faktörü olarak kullanmaktadır. Kuşkusuz bu tip çalışmalarda, vergi ahlakının çoğunlukla bir ‘tutum’ düzeyinde ölçüldüğü ve fiili uyum davranışını doğrudan karşılamayabileceği ileri sürülebilirse de son yıllarda çalışmalar laboratuvar deneyleri ile (örneğin Bosco - Mittone, 1997; Torgler vd., 2007), kayıt dışı ekonominin boyutu üzerinde vergi ahlakının etkini inceleyerek (sözgelimi Latin Amerika için Torgler, 2005a; ABD ve Avrupa için Alm ve Torgler, 2006; bazı geçiş ülkeleri için Alm vd., 2006; İtalya için Barone Mocetti, 2009) ve ampirik yöntemde nedensellik ilişkisi ile ilgili çıkarım yapmayı kolaylaştıracak araç değişken yaklaşımını kullanarak (sözgelimi Torgler Schneider, 2007; Torgler - Schneider, 2009; Torgler vd., 2007 - Halla, 2010) vergi ahlakı ile vergi uyumu arasındaki nedensellik ilişkisine dair bulgular ortaya koymuştur. Bireysel karar almayı açıklamakta neoklasik beklenen fayda teorisinin yetersizliğine ilişkin kabuller, vergi ahlakı ve buna bağlı olarak vergi uyumunu açıklamakta kimliklerin, sosyal kontekstin, sosyal norm ve geleneklerin, adalet ve karşılıklılık normlarının, kamu yönetişimi, mali mübadele, güven, sosyal sermaye ve diğerkâmlığın önemini ön plana çıkarmaktadır. Bu gelişme, sadece kişisel çıkar tarafından motive olmuş rasyonel aktör davranış modeline karşı eleştirilerle şekillenmektedir1. Davranışsal ve sosyal iktisattaki gelişmelerin önemli bir yansıması, bireysel davranışın rasyonel güdülerin yanısıra toplum yanlısı ve diğerkâm eğilimler, ahlaki tutumlar, grup davranışları ve kimlikler tarafından da belirlendiğidir. Çok sayıda uygulamalı çalışma vergi ahlâkını, sosyal ilişkileri 1 Beklenen fayda teorisi dışındaki teorik gelişmelerin bir tartışması için bkz. Hashimzade vd. (2010) Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 71 ve normları dikkate almaksızın uyum davranışının tam olarak izah edilemeyeceğini ifade etmektedir2. Frey (Örneğin, Frey - Meier, 2004; Frey, 1997; Frey, 2001) çok sayıda çalışmasında vergi ödemek gibi kolektif faaliyetlere katılımın sadece maddi (parasal) teşviklerle değil, bireylerin toplum yanlısı tutumları ve içsel motivasyonları ile ilgili olduğunu vurgulamaktadır. Bu çalışma vergi ahlakını, mükellefin politik sistemle, toplumla etkileşiminin ve bireysel ve sosyal normların bir ürünü olarak ele almaktadır. Mükelleflerin devlete ilişkin algısı ve güveni, topluma aidiyet hissi ve sosyal sermaye seviyesi, mükellefin vergi otoritesi ile etkileşimi, sistemin adaletine dair algısı ve diğerkâmca, bencil ya da otorite eğilimli olmak yönünde kişilik özellikleri, vergi ödemek yönünde içsel motivasyonunun önemli belirleyicileridir. Bu bağlamda, çalışmanın geri kalanında, önce vergi ödeme yönünde kararın şekillendiği bu sosyo-politik çevreye dair teorik çerçeveyi ve araştırma hipotezlerini açıklayacağız sonra Türk mükelleflerle yüz yüze anketlerle elde edilen verilerin analizlerine dair bulguları ortaya koyacağız ve tartışacağız. SOSYO-POLİTİK ETKİLEŞİMLER VE VERGİ AHLAKI: TEORİK ÇERÇEVE VE HİPOTEZLER Her ne kadar yasalar ve caydırıcılık unsurları ile desteklense de vergi ödemek ‘yarı gönüllü’ bir faaliyettir. Mükelleflerin vergi ödemek yönünde içsel motivasyonları yoksa vergi uyumunu sadece yasal önlemlerle sağlamak mümkün olmayacağı gibi, kimi halde düşük ceza ve denetim olasılığına rağmen mükellefler başkaca motivasyonlarla vergi yasalarına uyum gösterebilirler. Bu yüzden vergi uyumunu açıklamakta ekonomik olmayan faktörler üzerinde duran çalışmalar bu içsel motivasyonu ve mükelleflerin vergi ödemekle ilgili ahlaki değer ve ilkelerini ifade etmek üzere vergi ahlakını (Torgler - Murphy, 2004: 301) vergi uyumunu açıklamanın önemli bir faktörü olarak görür. Kamu refahına katkıda bulunmak üzere mükellefin moral yükümlülükleri dolayısıyla işbirliği yapma istekliliğini temsil eden tutumlar olarak ‘gönüllü vergi uyumu’ (Kirchler - Wahl, 2010: 343) mükellefin bu içsel motivasyonu ile doğrudan bağlantılıdır. Vergi ahlakı ve buna bağlı olarak gönüllü uyum, bireylerin toplumla ve diğerleri ile etkileşimlerinden kazanılmış bireysel değer ve kimliklerinin yanısıra çevreyle yani politik sistem, vergi otoritesi ve toplumla etkileşimleri ve deneyimleri tarafından şekillendirilir. Özellikle vergi ahlakını açıklamakta devletle etkileşim ve vergi otoritesi ile deneyimin önemi üzerinde duran bir yaklaşım, vergi uyumunu bu etkileşimler sonucu devletle vatandaş arasında oluşmuş bir ‘psikolojik vergi sözleşmesi’nin ürünü olarak ele alır (Feld - Frey, 2002; Frey, 2 Bu yönde literatürün bir genel değerlendirmesi için bkz. Torgler (2007); Feld ve Frey (2007) 72 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 2003; Feld - Frey, 2007; Feld - Frey, 2010). Psikolojik vergi sözleşmesi, vergi davranışının -genel olarak mükellefin hizmet, politik ilişki ya da vergi ilişkisi dolayısıyla muhatap olduğu resmi otoriteleri (hükümet, yasama, yargı gibi), kamu hizmeti üretici birimlerini ve vergi ilişkisinin temel aktörü olan vergi idaresini ifade etmek üzere devlet ve mükellef arasında cereyan eden kompleks etkileşim tarafından belirlendiğini, bu etkileşimin zımni ve ilişkisel bir sözleşme olarak görülebileceğini varsayar. Elbette sözleşmenin sürdürülebilirliği için cezaların ve ödüllerin (caydırıcılık faktörleri/dışsal güdüleyiciler) olması gerekir. Ancak politik sisteme güven, katılım, meşruiyet algısı, adalet algısı, vergi otoritesi tarafından iyi ve saygılı muamele içsel motivasyonun sürdürülebilmesi ve kuvvetlendirilebilmesi için önemlidir. Aksi halde içsel motivasyonun dışlanması ve sadece caydırıcılık faktörleri ile sürdürülmeye çalışılan bir uyum sürecinin ortaya çıkması söz konusudur. Öte yandan vergi ödemek, ulusal düzeyde bir kolektif faaliyete katılım anlamına geldiğinden mükellefin bir bütün olarak topluma karşı tutumu ve toplumdaki diğer bireylerin davranışlarına ilişkin algısı işbirliği yapma ya da yapmama kararını etkileyecektir. Kolektif faaliyetlerde bireylerin işbirliği kararı üzerine yapılan çalışmalar, toplum yanlısı ve diğerkâm eğilimler kadar grubun diğer üyelerinin davranışları, işbirliği düzeylerine ilişkin algıları ve bunun neticesinde şartlı işbirliği (diğerleri işbirliği gösterirse işbirliği yapmak), karşılıklılık ve adaleti düzeltme eğilimlerinin kolektif faaliyette işbirliği kararında önemli olduğunu göstermektedir (Gächter, 2007; Fischbacher vd., 2001). Frey ve Torgler (2007) mükelleflerin diğerlerinin vergi ödeme düzeylerine ilişkin algılarının kendi uyum düzeylerini etkilediğini göstermiştir. Şekil 1. Sosyal ve Politik Bağlamda Vergi Uyumu: Kavramsal Bir Model POLİTİK KURUMLARLA ETKİLEŞİM VERGİ OTORİTESİ ve VERGİ SİSTEMİ İLE ETKİLEŞİM KİŞİSEL MORAL DEĞERLER ve NORMLAR VERGİ AHLÂKI VERGİ UYUMU TOPLUMLA ve ‘DİĞERLERİ’ İLE ETKİLEŞİM Kaynak: (Frey ve Torgler, 2007; Gächter, 2007; Fischbacher vd., 2001) Böylece bu çalışma, Şekil 1’de gösterildiği gibi, vergi ahlâkının mükellefin devletle, vergi otoritesi ve vergi sistemi ile ve toplumun geri kalanı ile etkileşimlerinin ve daha kompleks etkileşimler sonucu oluşmuş kişilik ve bireysel normların bir ürünü olarak ele almaktadır. Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 73 Politik Kurumlar ve Devlet Vergileme kuvvetli politik arka planı olan ve devletle vatandaş arasındaki iktidar ilişkisini de yansıtan bir kolektif faaliyettir. Bu yüzden vatandaşların işbirliği her şeyden önce otoriteler tarafından saygılı, meşru ve adil muamele edildiklerine ilişkin algıları ile bağlantılıdır (Tyler ve Lind, 1992). Demokratik kurumsal yapıların iyi oturmuş olduğu bir yerde vatandaşların genel çıkara yönelik politikaları kabul etmekte daha istekli olacağı düşünülebilir. Bu durumda daha fazla medeni erdem ve sosyal güven daha az bencillik göstermektedirler (Eichenberger ve Frey, 2002). Feld ve Frey (2010) vatandaşların içsel motivasyonunu teşvik edebilmesi için siyasal karar alma sürecinin adil prosedürler (prosedürel adalet), adil sonuçlar (dağıtıcı adalet) yaratması ve adil muamele (etkileşimsel adalet) göstermesi gerekir. Smith (1992) ve Wenzel (2006) politik otoriteler tarafından saygılı ve adil muamele edildiklerini hissettiklerinde mükelleflerin uyum düzeylerini yükselttiklerini göstermiştir. Ampirik çalışmalar politik sistemle etkileşimi genelde vatandaşların otoritelere güven düzeyi, politik sisteme katılım kabiliyetleri ya da kamu yönetişiminin, hizmetlerinin kalitesi ve yolsuzluk algıları ile ölçmektedirler. Bu çerçevedeki çalışmalarda, Cummings vd. (2009) kamu yönetişiminin kalitesinin; Uslaner (2010) kamu hizmetlerinin kalitesinin; Torgler vd. (2010) siyasal kurumların kalitesinin, bunlara güvenin ve yolsuzluk algısının; Alm vd. (1993), Kucher ve Götte (1998), Feld ve Frey (2002b), Feld ve Tyran (2002), Torgler (2003b), Torgler (2005b), Torgler ve Schaltegger (2005), Scholz ve Lubell (1998), Slemrod (2003) siyasal katılım haklarının, siyasal karar alma sistemine ve siyasal kurumlara güvenin, vergi uyumunun ve vergi ahlakının önemli belirleyicileri olduğuna dair bulgular ortaya koymuştur. Genel olarak bireylerin siyasal karar alma sisteminin, kamu yönetişiminin kalitesine ilişkin algılarının, katılım seviyelerinin, güvenlerinin ve devlet tarafından kendilerine yapılan muamelenin adaletine ve meşruluğuna ilişkin algılarının vergi uyum düzeylerini etkileyeceği düşünülebilir. Bu bağlamda test edilecek birinci araştırma hipotezi (H1) aşağıdaki gibidir. H1: Siyasal kurumlara güven ve kamu yönetişiminin kalitesine ilişkin algı vergi ahlakını pozitif olarak etkilemektedir Mali Mübadele Devletin topladığı vergi karşılığında hizmet sunma yükümlülüğü dikkate alınırsa, vergileme her ne kadar özel bir karşılık olmasa ve yasal cebre dayalı olsa da- zımni bir mübadele ilişkisidir de. Bu mübadelenin tarafı olarak mükelleflerin adalet ve karşılıklılık algıları işbirliği düzeylerini etkileyecektir. Vatandaşlar genel olarak devlet faaliyetlerini adil ve kendi çıkarlarına algılarlarsa vergi 74 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 ödemek hususunda daha fazla işbirliği göstereceklerdir (Levi, 1998). Daha özelde, ödedikleri vergi ve kamu hizmetlerinden faydaları arasındaki mali değişimde adaletsizliğe ve etkisizliğine ilişkin algılar mükelleflerin vergi ödememeyi adaleti restore etmenin bir aracı olarak görmelerine neden olabilir (Schnellenbach, 2010). Vergi sisteminde ve mali mübadelede adalete ilişkin algılarla vergi ahlakı arasındaki ilişkiye dair çok sayıda ampirik kanıt bulunmaktadır. Sözgelimi Alm vd. (1992a), Alm et al. (1992b) ve Alm vd. (1993) deneysel çalışmalarda, konulara harcama programlarında fayda sunulmaya başlanması ve faydaların artırılması durumunda vergi uyumunun –ceza ve denetim olasılığının değişmediği durumlarda dahi- arttığını göstermiştir. H2: Vergi sisteminin adaletine ilişkin algı vergi ahlakını pozitif olarak etkilemektedir. Vergi İdaresi ile Etkileşim Özellikle Feld ve Frey (2002b, 2007, 2010) tarafından ortaya konulan “psikolojik vergi sözleşmesi” metaforu mükellefle otoriteler arasındaki zımni ve ilişkisel sözleşmelerin, mükelleflerin kendisine yapılan muameleye ilişkin algıların vergi ödemenin içsel motivasyonunu önemli ölçüde etkilediğini vurgulamaktadır. Onlara göre mükellefe vergi idaresi görevlileri ve denetçiler tarafından saygılı ve hiyerarşik bir ilişkinin tarafı olmaktan çok bir partner gibi muamele edilmesi vergi ahlakını destekleyecektir. Yine vergi idaresinin etkinliğine, görevini iyi yaptığına ve dolayısıyla meşruluğuna ilişkin algılar mükelleflerin işbirliği düzeyini etkileyecektir. Çok sayıda çalışma (Pommerehne - WeckHannemann, 1996; Seidl - Traub, 2001; Torgler, 2004) iyi işleyen bir vergi sistemini yanısıra vergi idaresi tarafından saygılı muameleye ilişkin algıların vergi uyumunu etkilediğini göstermiştir. H3: Vergi idaresinin etkinliğine ve adil muamelesine ilişkin algı vergi ahlakını pozitif yönde etkiler. Sosyal Sermaye Vergilerin bir bütün olarak toplumla etkileşimi gerektiren bir kolektif faaliyet olduğu dikkate alınırsa, mükelleflerin uyum kararı topluma ve diğer bireylere karşı tutumları ile ilişkili olması beklenir (Scholz - Lubell, 1998). Bireyin topluma aidiyet hissi, güveni ve toplumsal faaliyetlere katılımı siyasal ve toplumsal organizasyonla işbirliğini etkiler (Putnam vd., 1993; Uslaner, 2002; Hardin, 2006). Topluma karşı yabancılaşma ve güven yokluğu tüm toplumu ilgilendiren kolektif malların finansmanına katılımı üzerinde etkili olacaktır. Bu husus aynı zamanda sosyal kimlik teorileri ile ilgilidir. Bireyler kendilerini tanımlamakta sosyal yapılanmalara aidiyetlerini kullanırlar ve kendilerini bir grubun üyesi olarak tanımladıklarında grupla işbirliği yapmaya, gruba katkıda bulunmaya ve başarısını istemeye istekli olacaklardır (Tyler, 2000). Bu çalışmada Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 75 mükellefin topluma ilişkin genel algısını ve kohezyon seviyesi değerlendirilmek üzere sosyal sermaye düzeyi ele alınmaktadır. Sosyal sermaye basit bir tanımla “kolektif faaliyeti kolaylaştırıp teşvik ederek toplumda etkinliği iyileştiren güven, normlar, ağlar gibi toplumsal örgütlenmenin özellikleridir” (Putnam, 1993:167). Güven işbirliğini ve kolektif faaliyetlere gönüllü katılımı kolaylaştırıcı bir unsurdur ve vergi uyumunu da kolaylaştırması beklenir. H4: Yüksek sosyal sermaye algısı ile vergi ahlakı arasında pozitif ilişki vardır. Bireysel Karakteristik Bireylerin diğerleri ile işbirliği davranışlarında ortak davranış kalıplarına rağmen sistematik olarak birbirlerinden farklı oldukları, aynı koşullara karşısında bazılarının diğerlerinin daha fazla işbirliği eğilimi taşıdığı bilinmektedir. Sözgelimi sosyal etkileşimlerde bazı bireyler daha bireyci eğilime sahipken diğerlerinde sosyal kimlikleri daha ön plana çıkabilmektedir (Turner vd., 1987). Bazı bireyler moral yükümlülüklere daha hassastır (Liebrand vd., 1986). Bazılarında kişisel çıkar karşısında adil ve karşılıklılık normlarına uygun davranma eğilimi daha ağırlıktadır (Fehr ve Schmidt, 2003; Schnellenbach, 2010); diğer bazı bireylerde otoriteye ve kural koyucuya itaat eğilimi daha yüksektir. Bireyler sosyal kimlik ve çıkarları daha ön planda tuttukça, daha az bireyci eğilim gösterdikçe ve daha çok otoriteye itaat eğilim sergiledikçe sosyal normları daha kolay içselleştirmeleri, toplumla daha yüksek işbirliği sergilemeleri ve toplumsal ve yasal düzenlemelere daha yüksek uyum göstermeleri beklenir. H5: Yüksek otoriteye itaat eğilimi ve düşük bireyci eğilim ile vergi ahlakı arasında pozitif ilişki vardır. ARAŞTIRMANIN METODOLOJİSİ Araştırmanın Amacı, Kapsamı ve Kısıtları Bu çalışmanın temel amacı, vergi mükelleflerinin politik kurumlara duyduğu güven (kamu yönetişiminin kalitesi), vergi mükelleflerinin sosyal sermaye algısı, vergi idaresine karşı tutumu, mali adalet algısı ve otorite ile işbirliğinin vergi ahlakı üzerindeki etkisini irdelemektir. Bu çalışmanın ana kütlesi gelirlerini beyanname ile bildiren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinden oluşturmaktadır. Ancak ana kütlenin tamamına ulaşmak gerek zaman gerekse maliyet açısından zor olduğundan araştırmanın kapsamı Aksaray ve İzmir şehirleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırmada veri ve bilgi toplayabilmek amacıyla bir anket formu hazırlanmıştır. Anket formuna son şekli verilmeden önce soruların anlaşılır olup olmadığını, soruların sırasını ve cevaplama suresini belirleyebilmek amacıyla 30 ki- 76 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 şiden oluşan örnek üzerinde pilot araştırma yapılmıştır. Pilot araştırma sonucunda anket formuna son şekli verilmiştir. 400 kişi ile yüz yüze anket yöntemi ile veri toplanmıştır. Ancak anket formları kontrol edildiğinde hatalı doldurulan ve eksik olanlar elenmiştir. Böylelikle veri analizine 321 anket dâhil edilmiştir. Araştırma hipotezlerini test etmek için ise SPSS ve AMOS istatistiki paket programlarından faydalanılmıştır. Araştırma Örneğinin Sosyo-Demografik Özellikleri Araştırma sonucunda analize elverişli anket sayısı 321’dir. Araştırma örneğinin sosyo-demografik özellikleri incelendiğinde, cevaplayıcıların %19,9’u kadın, %80,1’i erkektir. Cevaplayıcıların %79’u evli iken, %21’i bekârdır. Araştırma örneği öğrenim düzeyi itibariyle değerlendirildiğinde, cevaplayıcıların yaklaşık %48’i lise ve öncesi öğrenim düzeyine sahip iken, %49’u fakülte/yüksekokul düzeyinde ve %3’ü ise lisansüstü öğrenime sahiptir. Araştırma kapsamında yer alan cevaplayıcıların yaşı 20 ile 72 arasında değişmektedir ve medyan yaş 39’dur. Veri ve Bilgilerin Analizi Vergi ahlakının belirleyicilerini tespit etmeye yönelik olarak yapılan bu araştırmada, önerilen araştırma modelini ve araştırma hipotezlerini test etmek için yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Ancak yapısal eşitlik modelinden önce araştırma kapsamında kullanılan ölçeklere ilişkin güvenilirlik analizi yapılmıştır. Ölçeklerin güvenilirliğini belirlemede en yaygın kullanılan yöntem Cronbach alfa katsayısı yöntemidir. Cronbach alfa katsayısı 0 (sıfır) ile 1 (bir) değerleri arasında değişmektedir. Cronbach alfa değerinin %70 ve üzerinde olması ölçeğin güvenilir olduğu anlamına gelmektedir. (Kurtuluş, 2010: 184; Sekaran ve Bougie, 2009: 163). Beyan esasına dayanan vergi mükelleflerinin vergi ahlakını açıklamaya yönelik olarak yapılan bu araştırma kapsamında kullanılan ölçeklere ilişkin güvenilirlik analizi sonuçları Tablo 1’de sunulmuştur. Vergi ahlakını açıklamaya yönelik olarak yapılan bu araştırmada kullanılan ölçeklere ilişkin uygulanan güvenilirlik analizi sonuçları Tablo 1’de sunulmuştur. Tablo 1’den anlaşılacağı üzere, beyan esasına dayanan vergi mükelleflerinin vergi ahlakının belirleyicilerine yönelik yapılan bu çalışmada tüm ölçekler Alfa katsayısı yöntemi için kabul edilen alt sınırın üzerindedir. Bir ölçeğin güvenilir olarak kabul edilmesi için alt sınır 0,70’dir (Hair vd., 2009: 265) Mükellefin politik sistemle, toplumla etkileşiminin, bireysel ve sosyal normlarının bir ürünü olarak düşünülen vergi ahlakını açıklamaya yönelik geliştirilen modeli test edebilmek için Yapısal Eşitlik Modeli (Structural Equation Modeling) kullanılmıştır. Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 77 Tablo 1. Yapı, Değişken ve Ölçümler Alfa Katsayısı Vergi Ahlakı 83,9 Çok küçük bir miktar dahi olsa vergi kaçırmak ahlaki açıdan yanlıştır. Vergi ödemediğim anlaşılırsa etrafıma karsı utanırım. Vergi kaçıracak olsam kimse bilmese bile kendimi suçlu hissederim. Üzerine düşen vergiyi ödemek her Türk vatandaşının medeni görevidir. Vergi kaçıran herkes bunun cezasını en ağır şekilde ödemelidir. Politik Kurumlara Güven (Kamu Yönetişiminin Kalitesi) 82,3 Devlet, vatandaşların işlerini zorlaştırmaktadır.* Vatandaşlar kamu kurumları ile ilişkilerinde sık sık sorun yaşamaktadır.* Çoğu vatandaş günlük faaliyetlerde devletin baskısını hep hisseder.* Bu ülkede politik görüşlerini açıklayanlar baskıya maruz kalabilir.* Sosyal Sermaye 70,4 Muhitimde yasayan insanlara güvenirim. Etrafımdaki insanlar genelde birbirine saygılı ve anlayışlıdır. İnsanların birbirine karşı davranışların da ırk, siyasi, dini görüş, yabancı olmak vb. temelinde bir ayrımcılık yoktur. Vergi İdaresine Karşı Tutum 70,2 Düzenli hizmet aldığım bir banka ile karşılaştırırsam vergi idaresi daha iyi çalışmaktadır. Devlet tarafından sunulan sağlık hizmetleri ile karşılaştırırsam vergi idaresi daha iyi çalışmaktadır. Vergi personeli dürüsttür ve asla yolsuzluk yapmazlar. Vergi idaresi mükellefler arasında ayrımcılık yapmadan herkese adil davranır. Mali Adalet 72,8 Ortalama mükellef için mevcut vergi sistemi çok adaletsizdir. Türkiye’de vergiler genel olarak çok yüksektir. Vergi sistemi adaletsizdir. Otorite ile İşbirliği Eğilimi 71,9 Bir çocuğun öğrenmesi gereken en önemli şeylerden biri otoriteye saygılı olmaktır. Herkes kanunlara mutlak itaat göstermelidir. Başkalarını düşünerek ilerlemek mümkün değildir. (*) ile gösterilen değişkenler olumsuz ifade edildiği için, SPSS paket programına veri girişi yapılırken gerekli düzenleme (reverse code) yapılmıştır. 78 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 Çoklu regresyon analizi, faktör analizi, MANOVA, diskriminant analizi ve diğer çok değişkenli istatistiksel analizlerin en önemli amacı, araştırmacının açıklama gücünü ve istatistiksel verimliliğini artırabilmektir. Araştırmacı için çok değişkenli istatistiksel analizler uygulamaya ve teoriye dönük soruları cevaplamaları konusunda güçlü bir araç olmasına rağmen, aynı anda tek bir ilişkiyi test edebilirler. Yapısal eşitlik modeli, çok değişkenli istatistiksel analizlerin bu ortak kısıtı ortadan kaldırmaktadır. Başka bir ifadeyle çok sayıda ilişkiyi aynı anda test edebilme imkânı sağlamaktadır (Hair vd. 2009: 602). Yapısal eşitlik modeli teorik temele dayalı bir model geliştirme ile başlayan, nedensel ilişkilerin rota diyagramında gösterilmesi ve rota diyagramının yapısal eşitliklere çevrilmesi ile devam eden bir uygulamadır. Sonraki aşama ise veri ile model arasında uyum olup olmadığını başka bir ifadeyle modelin geçerli olup olmadığını test edebilmek amacıyla uyum indeksi kriterlerine bakılır. Yapısal eşitlik modeli uygulamasının son aşamasında ise analiz sonuçları yorumlanır ve eğer gerekiyorsa modelde değişiklikler yapılabilir. ARAŞTIRMANIN SONUÇLARI Yapısal Eşitlik Modeli Sonuçları Vergi ahlakını, mükellefin politik sistemle, toplumla etkileşiminin, bireysel ve sosyal normların bir ürünü olarak ele alan bu çalışmada araştırma hipotezlerini test edebilmek amacıyla yapısal eşitlik modeli kullanılmıştır. Başka bir deyişle, beyan esasına dayalı vergi mükelleflerinin vergi ahlakını açıklamaya yönelik olarak önerilen model yapısal eşitlik modeli kullanılarak test edilmiştir. Beyan esasına dayanan vergi mükelleflerinin vergi ahlakını açıklamaya yönelik olarak test edilen model Şekil 1’de görüldüğü gibidir. Şekil 2 Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilere Yönelik Önerilen Model Şekil 1’de görüleceği gibi vergi ahlakını açıklamaya yönelik modelde toplam 6 (altı) gizli değişken bulunmaktadır. Yapısal eşitlik modeli uygulamasında gizli değişkenler elipslerle gösterilmektedir. Gizli değişkenler; vergi ahlakı, politik kurumlara güven (kamu yönetişiminin kalitesi), sosyal sermaye, vergi idaresine karşı tutum, mali adalet ve otorite ile işbirliği eğilimidir. Yapısal eşitlik modelinde gizli değişkenleri ölçebilmek amacıyla açık değişkenler kullanılmaktadır. Şekil 1’den anlaşılacağı üzere, araştırma modelinde yer alan gizli değişkenleri ölçebilmek amacıyla kullanılan açık değişkenler dikdörtgenlerle gösterilmektedir. Vergi ahlakını açıklamaya yönelik modelde toplam 22 açık değişken bulunmaktadır. Gözlenen ve gizli değişkenlere ilaveten modelimizde yer alan ve her bir değişkene ilişkin hata oranı “e” (error) ile gösterilmektedir. Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi e6 e7 1 e9 1 d9 1 d10 d11 1 Mali Adalet e10 e11 1 d21 e12 1 d22 1 d23 1 Sosyal Sermaye e13 e14 1 e15 1 d26 d27 e16 1 1 d28 e9 d29 1 1 Vergi Ahlakı Vergi İdaresine Karşı Tutum 1 d13 d14 d15 d16 e17 e18 1 e19 1 d4 e20 1 d5 1 d6 d7 1 Politik Kurumlara Güven e21 e22 1 d34 e23 1 d35 1 d37 1 Otorite ile İşbirliği Eğitimi 1 e5 1 e4 1 e3 d17 1 e2 1 e1 79 80 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 Şekil 1’de gösterilen ve beyan esasına dayalı vergi mükelleflerinin vergi ahlakını açıklamaya yönelik önerilen modelin geçerliliğini test edebilmek amacıyla uygulanan yapısal eşitlik modeli uygulaması sonuçları aşağıdaki tablolarda ayrıntıları ile gösterilmiş ve açıklanmıştır. Tablo 2’de veri ve model arasındaki uyumu değerlemede kullanılabilecek kriterler yer almaktadır. Tablo 2. Veri ile Model Arasındaki Uyumu Değerlendirme Kriterleri Uyum Ölçüleri Araştırma Modeli İdeal Model Kısaltmalar değeri 392,092 0,000 CMIN Serbestlik derecesi 194 0 DF P 0,000 2 /sd 2,021 Uyum iyiliği indeksi 0,903 Düzeltilmiş uyum iyiliği indeksi 0,874 Normlaştırılmış uyum indeksi 0,853 Göreceli uyum indeksi 0,825 Artırmalı uyum indeksi 0,920 Tucker-Lewis indeksi 0,903 Karşılaştırmalı uyum indeksi 2 P CMIN/DF 1,000 GFI AGFI 1,000 NFI RFI 1,000 IFI TLI 0,919 1,000 CFI Yaklaşık hataların ortalama karekökü 0,056 0,05<RMSEA< 0,08 RMSEA Hoelter ,05 indeksi 186 HFIVE Hoelter ,01 indeksi 199 HONE Yapısal eşitlik modelinde veri ile model arasındaki uyum değerlendirilirken kullanılan test istatistikleri 2/sd (Chi-Square), uyum iyiliği (goodness of fit) ve yaklaşık hataların ortalama karekökü (RMSEA- Root Mean Square Error of Approximation) değeridir. Tablo 2’den anlaşılacağı üzere, 2 değeri 0,01 anlamlılık düzeyinde istatistikî bakımdan anlamlıdır. Hair ve diğerlerine (2009) göre ki-kare değeri modelin geçerliliğini değerlemede tek başına yeterli değildir. Kikare değerinin örnek büyüklüğüne karşı duyarlı olması nedeniyle, özellikle örnek hacminin 200’ü aştığı durumlarda güvenilirliğini yitirmektedir. Bu nedenle modelin geçerli olup olmadığı değerlendirilirken ki-kare değeri dışında diğer uyum indekslerine de bakılmalıdır. Veri ile model arasındaki uyum değerlendirilirken öncelikli olarak 2/sd değerine bakılır. Bu değerin 0 (sıfıra)’a yakın olması veya en azından 5 (beş)’ten küçük olması veri ile model arasında iyi uyum olduğunu göstermektedir. Tablo 2‘den anlaşılacağı üzere 2/sd değeri 392,092/194= 2,021’dir. Bu değer beyan Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 81 esasına dayalı vergi mükelleflerinin vergi ahlakını açıklamaya yönelik olarak önerdiğimiz modelin geçerli olduğunu ifade etmektedir. Modelin geçerliliği değerlendirilirken kullanılan diğer bir istatistik ise uyum iyiliği indeksidir (goodness of fit index-GFI). Uyum iyiliği indeksi 0 (sıfır) ile 1 (bir) arasında değişir ve bu değerin 1’e yakın olması iyi uyum olduğunu gösterir (Bryne, 2001: 82). Tablo 2’den anlaşılacağı gibi GFI değeri 0,903 olarak gerçekleşmiştir. Bu değer veri ile model arasındaki uyumun iyi olduğunu göstermektedir. Yapısal eşitlik modelinde modelin uyumu değerlendirilirken kullanılan diğer istatistikler; düzeltilmiş uyum iyiliği indeksi (adjusted goodness of fit index AGFI), normlaştırılmış uyum indeksi (normed fit index-NFI), göreceli uyum indeksi (relative fit index-RFI), artırmalı uyum indeksi (incremental fit indexIFI), Tucker-Lewis indeksi (Tucker-Lewis Index-TLI) ve karşılaştırmalı uyum indeksi (comparative fit index-CFI)’dir. Bu değerler itibariyle değerlendirildiğinde; AGFI: 0,874, NFI: 0,853, RFI: 0,825, IFI: 0.92, TLI: 0,903, CFI: 0,919’dur. Daha önce ifade edildiği gibi bu değerlerin 1(bir) e yakın olması modelin iyi uyum gösterdiği anlamına gelir. Bu nedenle vergi ahlakını açıklamaya yönelik önerilen modelin iyi uyum gösterdiği söylenebilir. Modelin uyumunu değerlendirmede kullanılan bir diğer istatistik ise RMSEA değeridir. Yapısal eşitlik modeli uygulaması sonucunda RMSEA değeri 0,056’dır. Bu değer açısından da model ile veri arasında iyi uyum olduğu söylenebilir. Analiz Sonuçlarının Değerlendirilmesi Yapısal modelden elde edilen gösterge değişkenlerle gizli değişkenler ve gizli değişkenlerle vergi ahlakı arasındaki ilişkilere dair parametre tahminleri Tablo 3’de sunulmaktadır. Her yapı için parametre tahmini elde edebilmek üzere gösterge değişkenlerden birinin parametre değeri 1’e kısıtlanmaktadır. Mali adalet, sosyal sermaye, vergi idaresine karşı tutum, politik kurumlara güven, otorite ile işbirliği eğilimi ve vergi ahlakı arasındaki ilişkileri açıklamaya yönelik test edilen modelde gösterge değişkenlerden biri “1 (bir)” değeri almıştır. Tablo 3’ten görüleceği üzere, tüm gösterge değişkenlerin regresyon katsayılarına ilişkin değerler istatistikî bakımdan anlamlıdır. Araştırma hipotezlerinin testi için regresyon analizi sonuçlarına bakıldığında 5 (beş) araştırma hipotezinden 3 (üç)’ ü kabul edilmiştir. Kabul edilen araştırma hipotezleri şunlardır; 82 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 Tablo 3. Regresyon Katsayıları Anlamlılık (P) Standart Hata t Değeri ,296 ,066 4,477 0,000 ,030 ,035 ,851 ,395 Vergi <--- Vergi İdaresine Karşı Tutum Ahlakı ,058 ,105 ,549 ,583 Vergi Politik Kurumlara Güven <--Ahlakı (Kamu Yönetişiminin Kalitesi) ,107 ,047 2,284 0,022 Vergi <--- Otorite ile İşbirliği Eğilimi Ahlakı ,262 ,053 4,920 0,000 Tahmin Vergi <--- Mali Adalet Ahlakı Vergi <--- Sosyal Sermaye Ahlakı <--- Vergi Ahlakı <--- Vergi Ahlakı 1,000 1,163 ,100 11,630 0,000 <--- Vergi Ahlakı <--- Vergi Ahlakı 1,472 ,119 12,402 0,000 1,303 ,131 9,940 0,000 <--- Vergi Ahlakı <--- Mali Adalet <--- Mali Adalet <--- Mali Adalet 1,091 1,000 ,766 ,106 10,330 0,000 ,080 9,576 0,000 ,758 1,000 1,219 ,082 9,290 0,000 <--- Sosyal Sermaye <--- Sosyal Sermaye ,127 9,574 0,000 d23 d26 d27 <--- Sosyal Sermaye <--- Vergi İdaresine Karşı Tutum <--- Vergi İdaresine Karşı Tutum ,629 1,000 ,832 ,089 7,090 0,000 ,225 3,706 0,000 d28 <--- Vergi İdaresine Karşı Tutum 2,390 ,453 5,277 0,000 d29 <--- Vergi İdaresine Karşı Tutum Politik Kurumlara Güven <--(Kamu Yönetişiminin Kalitesi) Politik Kurumlara Güven <--(Kamu Yönetişiminin Kalitesi) 2,744 ,521 5,266 0,000 1,048 ,074 14,152 0,000 d17 d16 d15 d14 d13 d9 d10 d11 d21 d22 d4 d5 1,000 d6 <--- Politik Kurumlara Güven (Kamu Yönetişiminin Kalitesi) ,889 ,072 12,328 0,000 d7 <--- Politik Kurumlara Güven (Kamu Yönetişiminin Kalitesi) ,871 ,081 10,787 0,000 d34 d35 <--- Otorite ile İşbirliği Eğilimi <--- Otorite ile İşbirliği Eğilimi <--- Otorite ile İşbirliği Eğilimi 1,000 1,109 ,196 5,673 0,000 ,248 ,106 2,341 0,000 d37 Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 83 “Politik kurumlara güven ve kamu yönetişiminin kalitesine ilişkin algı vergi ahlakını pozitif olarak etkilemektedir.” şeklinde belirlenen araştırma hipotezi α: 0,05 anlamlılık düzeyinde kabul edilmiştir. “Vergi sisteminin adaletine ilişkin algı vergi ahlakını pozitif olarak etkilemektedir” ve “Yüksek otoriteye itaat eğilimi ve düşük bireyci eğilim ile vergi ahlakı arasında pozitif ilişki vardır” şeklinde belirlenen araştırma hipotezleri ise α: 0,01 anlamlılık düzeyinde kabul edilmiştir. Tablo 3 genel olarak değerlendirildiğinde gösterge değişkenlerle bağlı oldukları yapı arasındaki regresyon ilişkilerinin istatistiki olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Bu açıdan yapısal denklemlerin yukarda verilen iyi uyum sonuçlarının yanı sıra istatistiki olarak anlamlı bilgi sunduğu söylenebilir. Yapısal modelden elde edilen bilgi çerçevesinde diğer “sosyal sermaye” ve “vergi idaresine karşı tutum” ile vergi ahlakı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamıştır. Bu sonuç, bu değişkenlerin yapıları ve diğer değişkenlerle muhtemel kompleks ilişkileri açısından ileriki çalışmalarda daha detaylı ele alınmasını gerektiğini göstermektedir. Sözgelimi sosyal sermaye bireylerin etnik ya da dini diğer kimlikleri ile birlikte değerlendirilebileceği gibi, vergi idaresine karşı tutum bireylerin vergi idaresi ile fiili etkileşimleri ile birlikte ele alınmasını gerektirebilir. SONUÇ VE ÖNERİLER Vergi ahlakını sosyal ve politik bağlamda mükelleflerin politik kurumlarla, vergi idaresiyle ve toplumla etkileşimi ve otorite ile işbirliği ve bireycilik gibi bireysel karakteristiklerinin ürünü olarak açıklamaya girişen bu çalışmada beyana dayalı olarak vergi ödeyen mükelleflerden anket yoluyla elde edilen veriler yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırma hipotezlerine dayanarak oluşturulan yapısal model genel olarak geçerli bulunmuştur (GFI: 0,903; χ2 /sd: 2,021; RMSEA: 0,056). Bu model karar alıcılar tarafından vergi politika ve stratejilerinin belirlenmesinde ve vergi mükelleflerinin gönüllü uyumunu artırmak için geliştirilecek strateji ve politikaların belirlenmesinde kullanılabilecek niteliktedir. İleride yapılacak olan çalışmalarda Türkiye’nin farklı şehirlerini de kapsayacak şekilde daha büyük ve farklı örneklerle çalışılabilir. Model üç araştırma hipotezinin kabulüne dair bulgu ortaya koymuştur. Buna göre “politik kurumlara güven ve kamu yönetişiminin kalitesine ilişkin algı”, “vergi sisteminin ve mali mübadelenin adaletine ilişkin algı” ve “yüksek otoriteye itaat eğilimi ve düşük bireyci eğilim” ile vergi ahlakı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve ampirik olarak önemli birliktelik bulgulanmıştır. Parametre katsayılarına bakıldığında en yüksek değerin mali adalet algısında olduğu görülmektedir. Literatürün de gösterdiği gibi kamu hizmetlerinin finansmanına katılmak gibi kollektif bir faaliyette diğerlerinin pozisyonu işbirliği eğiliminde 84 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 önemli faktörlerden biridir. Daha düşük ancak buna yakın katsayıya sahip otoriteye işbirliği ve itaat eğilimi de bireysel karakteristikleri yansıtmak açısından önemli ve anlamlı bulunmuştur. Bu açıdan vergi ahlakı ve uyumunda genelde ihmal edilen ve daha kompleks ilişkiler sonucu oluşan bireysel karakteristiklerin vergi ödeme davranışı ile ilişkisinin önemli olduğu söylenebilir. Daha düşük ampirik öneme rağmen bireylerin genel olarak devletle ilişkileri ve politik katılımlarına ve politik kurumların kendilerine muamelelerine ilişkin algıları da vergi ahlakını belirlemekte önemli bir değişkendir. Model testi sonucunda “sosyal sermaye” ve “vergi idaresine karşı tutum” ile vergi ahlakı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamamış, dolayısıyla bu iki hipotez reddedilmiştir. Literatürde görece yeni eğilimler sosyal kimlikler, sosyal sermaye ve sosyal aidiyetlerle genel olarak işbirliği ve iktisadi kararlarlar arasındaki ilişkileri araştırmak üzerinedir. Sosyal kimliklerin bireysel tercih ve kararlar üzerindeki etkisi bilinmektedir. Sosyal sermaye seviyesinin genel etkisinden ziyade sosyal kimlikler (sözgelimi mesleki, dini ya da etnik) aracılığıyla sosyal etkileşimlerin vergi uyumunu etkilediği düşünülebilir. İleriki çalışmalarda sosyal kimliklerin ve sosyal normların etkisinin analize dâhil edilmesi ve sosyal sermaye algısının etkisinin bunlar aracılığıyla değerlendirilmesi düşünülebilir. Vergi idaresine karşı tutumların ise mükelleflerin doğrudan bir etkileşimi olup olmadığı dikkate alınarak değerlendirilebilir. Doğrudan denetim ya da ceza gibi deneyim yaşamış bireylerde bu etkileşimden elde edilecek algının, böyle bir deneyime dayanmaksızın oluşmuş kanaatlere göre vergi uyumu üzerinde farklı etkiler doğurması beklenebilir. Üstelik bazı bireyler için vergi idaresinin katı muamelesi ile uyum seviyesini yükseltmesi de beklenebilir. Literatür vergi idaresinin katı tutumlarının zaten yüksek uyum gösterme eğilimlerindeki bireylerde “dışlayıcı” sonuçlar doğurduğuna dair bazı bulgular göstermektedir. Bu yüzden işbirliği eğiliminin vergi idaresi ile ilişkilerde “aracı” etkisi de gelecek çalışmalar için dikkate alınabilecek hususlardandır. Kuşkusuz araştırma sonuçlarının değerlendirilmesinde bulguların örneklemle sınırlı olduğu ve vergileme konusunda bilgi vermek hususunda mükelleflerin yaşaması muhtemel çerçeveleme (framing) etkisi dikkate alınmalıdır. Bu sınırlılıklar da dikkate alınarak gelecek çalışmalar için örneklemin genişletilmesi ve özellikle sosyal sermaye ve vergi idaresine karşı tutumlara ilişkin ölçeğin geliştirilerek yukarda anılan diğer değişkenler aracılığıyla doğacak etkilerin değerlendirmeye anılması önerilebilir. Politika yapıcı ve karar alıcılar için ise bu çalışmanın bulguları ve ilgili literatür, uyum seviyesinin ve vergi ahlakının cezalar ve denetim aracılığıyla caydırıcılıktan başka faktörlerden de etkilendiği olgusunu desteklemektedir. Özellikle adil bir vergi sistemi, sürece mükellef katılımı ve genel olarak politik karar alma sürecine vatandaşların katılımı vergi ödemenin içsel motivasyonunu destekleyecek ve biçimlendirecektir. Bununla birlikte bireylerin, değer oryantasyonlarında Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 85 ve diğerkâmlık, itaat ve işbirliği eğilimi gibi bireysel karakteristiklerinde farklı oldukları da dikkate alınmalıdır. Adalet algısı hem vergi sisteminin adil değerlendirilip değerlendirilmemesi hem de ödenen vergiler karşısında kamu idarelerinin ve politik sistemin ürünleri açısından vergi uyumunu belirlemekte önemli bir değişkendir. Bireylerin oluşma sürecinde yer aldıkları ya da kollektif kararları değiştirebilmekte etkili olabileceklerine ilişkin algılarının adalet algılarını biçimlendireceği de düşünülebilir. Bireylerin hem vergi ile ilgili karar alma süreçlerine katılmaları hem de genel olarak kollektif kararların alınmasında etkili olarak yer almaları gönüllü vergi uyumunu destekleyeceği gibi, kaynak kullanımı açısından “denetim” faaliyetlerinden daha ucuz bir yol olarak da görülebilir. Bu politika genel kabul görmüş bir vergi ödeme normu inşa edebilmek için de önemlidir. Bu açıdan politika tasarımında, neden cezalandırmalara rağmen uyum göstermeyen ve neden hiç denetlenmedikleri halde vergi ödemeye devam edenlerin mükelleflerin bulunduğu dikkate alınmalıdır. Denetim sürecinin planlanmasında da, vergi idaresi ile etkileşimlerin vergi ödemenin içsel normu üzerinde mükelleflerin bireysel karakteristiklerine göre farklı etkiler yaratacağı da dikkate alınmalıdır. Klasik vergileme anlayışı, günümüz vergi mükelleflerinin sosyo-demografik özelliklerinde ve teknolojide meydana gelen değişimler sonucunda, yerini mükellefi vergileme faaliyetinin odak noktasına koyan ve mükellef ile idare ilişkilerinde işbirliğine ve vergi uyumuna dayanan ilişkisel vergileme anlayışına bırakmaktadır. Vergi uyumu literatürü özellikle davranışsal iktisattaki gelişmelerle bireysel tercihlerin oluşumuna, davranışın içsel motivasyonuna, sosyal normların etkisine ve sosyal-politik etkileşimlerin davranışı açıklamaktaki önemine doğru genişlemektedir. Bu anlayış, maliye alanında yapılan çalışmaların vergi gelirlerinin azalmasından mükelleflerin adalet duygusunun zedelenmesine kadar pek çok olumsuz etkisi olan vergi uyumsuzluğu ile mücadele etmek için vergi uyumuna yönelmesine sebep olmuştur. Vergi mükelleflerinin vergiye gönüllü uyumunu sağlayacak ekonomik faktörlere ek olarak siyasal kurumlara güven mükelleflerin vergiye gönüllü uyum sürecinde sosyal ve politik etkileşim, bireysel değerler ve vergi ahlakının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yapılan araştırma sonucunda, siyasal kurumlara güvenin ve kamu yönetişiminin kalitesine ilişkin algının güçlendirilmesinin vergi uyumunu ve vergi ahlakını pozitif olarak etkilediği görülmektedir. Adalete ilişkin algılarla vergi ahlakı arasındaki ilişkiye dair çok sayıda ampirik kanıt bulunmaktadır. Bu çalışma, daha önce yapılan araştırmaları doğrular niteliktedir. Vergi sistemine ilişkin adalet algısının vergi ahlakını pozitif olarak etkilediği görülmüştür. Mükelleflerin devlete ilişkin algısı ve güveni, topluma aidiyet hissi ve sosyal sermaye seviyesi, mükellefin vergi otoritesi ile etkileşimi, sistemin adaletine 86 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 dair algısı ve diğerkâmca, bencil ya da otorite eğilimli olmak yönünde kişilik özellikleri, vergi ödemek yönünde içsel motivasyonunun önemli belirleyicileridir. Vergi ödemek yönünde içsel motivasyonları yoksa vergi uyumunu sadece yasal önlemlerle sağlamak mümkün olmayacağı gibi, kimi halde düşük ceza ve denetim olasılığına rağmen mükellefler başkaca motivasyonlarla vergi yasalarına uyum gösterebilirler. Bu yüzden vergi uyumunu açıklamakta ekonomik olmayan faktörler üzerinde duran çalışmalar bu içsel motivasyonu ve mükelleflerin vergi ödemekle ilgili ahlaki değer ve ilkelerini ifade etmek üzere vergi ahlakını vergi uyumunu açıklamanın önemli bir faktörü olarak yüksek otoriteye itaat eğilimi ve düşük bireyci eğilim ile vergi ahlakı arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Bu konularla ilgili Türkiye’de yaşanan değişik sorunlar vergi uyumunun azalmasına neden olmaktadır. Çalışmamızda bu sorunların bazılarını incelemiş bulunmaktayız. Türkiye’deki düşük vergi uyumunun yeterli düzeye çıkartılabilmesi için, hükümet-birey ilişkilerinde yaşanan sorunların tespit edilmesi ve bunların giderilmesine yönelik düzenli çalışmaların yapılması gereklidir. KAYNAKÇA Allingham, Michael G. - Sandmo, Agnar (1972), “Income Tax Evasion: A Theoretical Analysis”, Journal of Public Economics, Sayı: 1, s. 323-338. Alm, James - Jackson, Betty R. - McKee, Michael (1992b), “Estimating the Determinants of Taxpayer Compliance with Experimental Data”, National Tax Journal, Vol. 45 No: 1, s. 107-114. Alm, James - Jackson, Betty R. - McKee, Michael (1993), “Fiscal Exchange, Collective Decision Institutions, and Tax Compliance”, Journal of Economic Behavior and Organization, Vol. 22, s. 285–303. Alm, James - Martinez-Vazque, Jorge – Torgler, Benno (2006), “Russian Attitudes toward Paying Taxes – Before, During, and After the Transition”, International Journal of Social Economics, Vol. 33, No: 12, s. 832–857. Alm, James - McClelland, Gary H. - Schulze, William D. (1992a), “Why do People Pay Taxes?”, Journal of Public Economics, Vol. 48, s. 21-48. Alm, James - Sanchez, Isabel - De Juan, Ana (1995), “Economic and Noneconomic Factors in Tax Compliance”, Kyklos, Vol. 48, s. 3-18. Alm, James – Torgler, Benno (2006), “Culture Differences and Tax Morale in the United States and Europe”, Journal of Economic Psychology, Vol. 27, No: 2, s. 224–246. Barone, Guglielmo – Mocetti, Sauro (2009), “Tax Morale and Public Spending Inefficiency”, Bank of Italy Economic Research Department Working Paper No: 732. Bosco, Luigi - Luigi Mittone (1997), ‘Tax Evasion and Moral Constraints: Some Experimental Evidence’, Kyklos Vol. 50, No: 3, s. 297–324. Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 87 Byrne, M. Barbara (2001), Sturctural Equation Modeling with AMOS, Basic Concepts, Applications, and Programming, Lawrence Erlbaum Associates Publishers, New Jersey. Cullis, John - Jones, Philip – Lewis, Alan (2010), “Tax Compliance: Social Norms, Culture, and Endogeneity”, Alm, James - Martinez-Vazquez, Jorge – Torgler, Benno (Eds..), Developing Alternative Frameworks for Explaining Tax Compliance, Routledge, London / New York, s. 35-55. Cummings, Ronald G. - Martinez-Vazquez, Jorge - McKee, Michael - Torgler, Benno (2009), “Tax Morale Affects Tax Compliance: Evidence from Surveys and an Artefactual Field Experiment”, Journal of Economic Behavior & Organization, Vol. 70, s. 447–457. Eichenberger, Reiner – Frey, Bruno S. (2002), “Democratic Governance for A Globalized World”, Kyklos, Vol. 55, s. 265–88. Erard, Brian - Feinstein, Jonathan (1994), “The Role of Moral Sentiments and Audit Perceptions in Tax Compliance”, Public Finance/Finances Publiques, No. 49 (supplement), s. 70-89. Fehr, Ernst - Schmidt, Klaus M. (2003), “Theories of Fairness and Reciprocity: Evidence and Economic Applications”, Dewatripont, Mathias - Hansen, Lars P - Turnovsky, Stephen J. (Eds), Advance in Economics and Econometrics: Theory and Application Vol.1, Cambridge University Press, Cambridge, s. 208-257. Feld, Lars P. - Frey, Bruno S. (2002a), “Deterrence and Morale in Taxation: An Empirical Analysis”, CESifo Working Papers, No. 760, Ağustos. Feld, Lars P. - Frey, Bruno S. (2002b), “Trust Breeds Trust: How Taxpayers Are Treated”, Economics of Governance, No: 3, s. 87–99 Feld, Lars P. - Frey, Bruno S. (2007), “Tax Compliance as a Result of a Psychological Tax Contract: the Role of Incentives and Responsive Regulation”, Law & Policy, Vol. 29, No: 1, s. 102-120. Feld, Lars P. - Frey, Bruno S. (2010), “Tax Evasion and the Psychological Tax Contract”, Alm, James - Martinez-Vazquez, Jorge – Torgler, Benno (Eds..), Developing Alternative Frameworks for Explaining Tax Compliance, Routledge, London / New York, s. 74-94. Feld, Lars P. - Tyran, Jean-Robert (2002), “Tax Evasion and Voting: An Experimental Analysis”, Kyklos, Vol. 55, s. 197–222. Fischbacher, Urs - Gächter, Simon - Fehr Ernst (2001), “Are People Conditionally Cooperative? Evidence from A Public Goods Experiment”, Economic Letters, Vol. 71, s. 397-404. Frey, Bruno S. - Meier, Stephan (2004), “Pro-Social Behavior in a Natural Setting”, Journal of Economic Behavior & Organization, Vol. 54, s. 65–88 Frey, Bruno S. - Torgler, Benno (2007), “Tax Morale and Conditional Cooperation”, Journal of Comparative Economics, Vol. 35, s. 136-159. 88 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 Frey, Bruno S. (1997), Not Just for the Money: An Economic Theory of Personal Motivation, Edward Elgar Publishing, Cheltenham / Brookfield. Frey, Bruno S. (2001), Inspiring Economics: Human Motivation in Political Economy, Edward Elgar Publishing, Cheltenham / Northampton. Gächter, Simon (2007), “Conditional Cooperation: Behavioral Regularities from the Lab and the Field and Their Policy Implications”, Frey, Bruno S. - Stutzer, Alois (Eds.), Economics and Psychology: A Promising New Cross-Disciplinary Field, The MIT Press, Cambridge, s. 19-50. Gordon, James P. (1989), “Individual Morality and Reputation Costs as Deterrents to Tax Evasion”, European Economic Review, Vol. 33, s. 797–805. Hair, Joseph F. - Anderson, Rolph E. - Tatham, Ronald L. - Black, William C. (2009), Multivariate Data Analysis, Prentice Hall, New Jersey. Halla, Martin (2010), “Tax Morale and Compliance Behavior: First Evidence on a Causal Link”, IZA Discussion Papers, No: 4918 Hardin, Russell (2006), Trust, Polity Press, Cambridge / Malden. Hashimzade,Nigar - Myles, Gareth D. - Tran-Nam, Binh (2010), “New Approaches to the Economics of Tax Evasion”, University of Exeter Working Paper, http://people.exeter.ac.uk/gdmyles/papers/pdfs/Non-euEva.pdf (18.09.2013). Kahneman, Daniel - Tversky, Amos (1979) “Prospect Theory: An Analysis of Decision Under Risk”, Econometrica, Vol. 47, s. 263–91. Kirchler, Erich - Hoelzl, Erik - Wahl, Ingrid (2008), “Enforced versus Voluntary Tax Compliance: The ‘Slippery Slope’ Framework”, Journal of Economic Psychology, Vol. 29, No: 2, s. 210-225. Kucher, Marcel - Götte, Lorenz. (1998), “Trust Me: An Empirical Analysis of Taxpayer Honesty”, Finanzarchiv, Vol. 55, No: 3, s. 429–44. Kurtuluş, Kemal (2010), Araştırma Yöntemleri, Türkmen Kitabevi, İstanbul. Levi, Margaret (1998), “A State of Trust”, Braithwaite, Valerie - Levi, Margaret (Eds.), Trust and Governance, Russell Sage Foundation, New York, s. 77–101. Liebrand, Wim B.G - Wilke, Henk A.M. - Vogel, Rob - Wolters, Fred J.M. (1986), “Value Orientation and Conformity: A Study Using Three Types of Social Dilemma Games”, The Journal of Conflict Resolution, Vol. 30, No: 1, s. 77-97. Pommerehne, Werner W. - Weck-Hannemann, Hannelore (1996), “Tax Rates, Tax Administration and Income Tax Evasion in Switzerland”, Public Choice, Vol. 88, s. 161-170. Putnam, Robert D. – Leonardi, Robert – Nonetti, Raffaella Y. (1993), Making Democracy Work: Civic Traditions in Modern Italy, Princeton University Press, Princeton. Schnellenbach, Jan (2010), “Vertical and horizontal reciprocity in a theory of taxpayer compliance”, Alm, James - Martinez-Vazquez, Jorge – Torgler, Benno (Eds.), Developing Alternative Frameworks for Explaining Tax Compliance, Routledge, London / New York, s. 56-73. Sosyal ve Politik Etkileşim, Bireysel Değerler ve Vergi Ahlâkı Arasındaki İlişkilerin Test Edilmesi 89 Scholz, John – Lubell, Mark (1998), “Trust and Taxpayers: Testing the Heuristic Approach to Collective Action”, American Journal of Political Science, Vol. 42, No: 2, s. 398-417. Seidl, Christian - Traub, Stefan (2001), “Taxpayers’ Attitudes, Behaviour, and Perception of Fairness”, Pacific Economic Review, Vol. 6, No: 2, s. 255-267. Slemrod, Joel (2003), “Trust in Public Finance”, Cnossen, Sijbren - Sinn, HansWerner (Eds.) Public Finance and Public Policy in the New Century, The MIT Press, Cambridge, s. 49–88. Smith, Kent W. (1992), “Reciprocity and Fairness: Positive Incentives for Tax Compliance”, Slemrod, Joel (Ed.) Why People pay Taxes: Tax Compliance and Enforcement, The University of Michigan Press, Ann Arbor, s. 223-250. Spicer, Michael (1986), “Civilization at a Discount: The Problem of Tax Evasion”, National Tax Journal, Vol. 39, s. 13–20. Torgler, Benno - Friedrich, Schneider (2007), “Shadow Economy, Tax Morale, Governance and Institutional Quality: A Panel Analysis”, IZA Discussion Papers, No: 2563, Institute for the Study of Labor (IZA). Torgler, Benno - Murphy, Kristina (2004), “Tax Morale in Australia: What Shapes it and has it Changed Over Time?”, Journal of Australian Taxation, Vol. 7, No: 2, s. 298-335. Torgler, Benno – Schaffner, Markus – Macintyre, Alison (2007), “Tax Compliance, Tax Morale, and Governance Quality”, International Studies Program Working Paper, Andrew Young School of Policy Studies, Georgia State University. Torgler, Benno - Schaffner, Markus - Macintyre, Alison (2010), “Tax Compliance, Tax Morale, and Governance Quality”, Alm, James - Martinez-Vazquez, Jorge – Torgler, Benno (Eds..), Developing Alternative Frameworks for Explaining Tax Compliance, Routledge, London / New York, s. 141-173. Torgler, Benno – Schaltegger, Christoph A. (2005), “Tax Amnesties and Political Participation”, Public Finance Review, Vol. 33, No: 3, s. 403-431. Torgler, Benno - Schneider, Friedrich (2009), “The Impact of Tax Morale and Institutional Quality on the Shadow Economy”, Journal of Economic Psychology, Vol. 30, No: 2, s.228–245. Torgler, Benno (2003), “Tax Morale, Rule-Governed Behaviour and Trust”, Constitutional Political Economy, Vol. 14, s. 119–140. Torgler, Benno (2004), “Cross Culture Comparison of Tax Morale and Tax Compliance: Evidence from Costa Rica and Switzerland”, International Journal of Comparative Sociology, Vol. 45, s. 17–43. Torgler, Benno (2005a), “Tax Morale in Latin America”, Public Choice, Vol. 122, No: 1-2, s. 133–157. Torgler, Benno (2005b), “Tax Morale and Direct Democracy”, European Journal of Political Economy, Vol. 21, s. 525-531. 90 Amme İdaresi Dergisi, Cilt 47 Sayı 3 Torgler, Benno (2007), Tax Compliance and Tax Morale: A Theoretical and Empirical Analysis, Edward Elgar, Cheltenham. Traxler, Christian (2010), “Social Norms and Conditional Cooperative Taxpayers”, European Journal of Political Economy, Vol. 26, No: 1, s. 89–103. Turner, J. C. - Hogg, M.A. - Oakes, P.J. - Reicher, S.D. - Wetherell, M.S. (1987), Rediscovering the Social Group: A Self-Categorization Theory. Blackwell, Oxford / New York. Tyler, Tom R. - Lind, E.Allan (1992), “A Relational Model of Authority in Groups”, Zanna, Mark P. (Ed.), Advances in Experimental Social Psychology Vol. 25, Academic Press Inc., London, s. 115–191. Uslaner, Eric M. (2002). The Moral Foundations of Trust. Cambridge University Press, Cambridge. Uslaner, Eric M. (2010), “Tax Evasion, Corruption and the Social Contract in Transition”, Alm, James - Martinez-Vazquez, Jorge – Torgler, Benno (Eds..), Developing Alternative Frameworks for Explaining Tax Compliance, Routledge, London / New York, s. 174-190. Wenzel, Michael (2006), “A Letter from the Tax Office: Compliance Effects of Informational and Interpersonal Justice”, Social Justice Research, Vol. 19, No: 3, s. 345364.