Dünya Tiyatrolar Ğünü (27 Mart)

advertisement
İçindekiler Dizini
PSİKOLOJİ.......................................................................................................................................................................3
OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNDA OYUN
OYUN DÖNEMİ.....................................................................................................................................................3
OYUN DÖNEMİNDE KAZANILAN YETENEKLER..............................................................................................4
YAŞLARA GÖRE OYUNDA GÖRÜLEN GELÎŞİM.................................................................................................5
OYUNCAĞIN EĞİTSEL ÖNEMİ...............................................................................................................................7
EĞİTİM.............................................................................................................................................................................8
OKUL ÖNCESİ DÖNEM............................................................................................................................................8
ÇOCUKLA İLGİLİ KARARLARDA ANNE BABA FİKİR BİRLİĞİ İÇİNDE OLMALIDIR.................................8
DİSİPLİN NEDİR?......................................................................................................................................................8
OKUL ÖNSESİ EĞİTİM KURUMLARINDA SANAT ETKİNLİKLERİ
SANAT ETKİNLİKLERİNİN ÖNEMİ......................................................................................................................11
OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNA UYGUN SANAT ETKİNLİKLERİNİN ÇEŞİTLERİ............................................12
HAYDİ ÇOCUĞUMUZLA BİRLİKTE TUZ SERAMİĞİ YAPALIM.....................................................................12
BESLENME....................................................................................................................................................................14
BESLENME VE ÖNEMİ...........................................................................................................................................14
YETERLİ BESLENME.............................................................................................................................................14
DENGELİ BESLENME.............................................................................................................................................14
SEVMEDİĞİ BİR YİYECEĞİ NASIL YEDİREBİLİRİM ?....................................................................................15
ÇOCUKLARIN ZEVKLE YİYECEĞİ BİR PASTA TARİFİ ELMALI TOP...........................................................15
PULSUZ DİLEKÇE...................................................................................................................................................16
BELİRLİ ĞÜNLER VE HAFTALAR............................................................................................................................18
Orman haftası (21-26 Mart)........................................................................................................................................18
Dünya Tiyatrolar Ğünü (27 Mart).............................................................................................................................22
Kütüphaneler Günü (mart aynın son pazartesi günü) ...............................................................................................25
KAPLUMBAĞALAR....................................................................................................................................................27
PSİKOLOJİ
OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNDA OYUN
OYUN DÖNEMİ
Okulöncesi çağ adı da verilen üç ile altı yaş arası
çocukluğun en renkli dönemlerinden biridir.Bu dönemde çocuk
konuşkan cıvıl cıvıl ve yaşam doludur.Sokulgan ve sevimlidir
Durmadan sorar Anne bu ne Baba bunun adı ne neden niçin
nasıl sorularının ardı gelmez Sık sık büyüklerin sözünü keser
Baba bana da söyle diye araya girer Sonu gelmez bir
öğrenme açlığı vardır her şeyi bilmek tanımak ister. Ana
babayı bunaltıncaya kadar sorar sorar Söz dağarcığı
büyümüş anlatım gücü artmıştır.
Kendi işini kendi görmeye bayılır Annenin ayağına dolaşır
ama tutturuculuğu azalmıştır.Yaramazlığı sevimli
yaramazlıklardır.Hep Ben Ben Benim Benim diyen iki yaş
çocuğu gitmiş yerine Ben de Ben de Biz Bizim diyen
toplumsal bir yaratık gelmiştir Anne çocuğu her an
denetlemek zorunda değildir.
Durmadan koşup sorduğu gibi gün boyu yorulmadan
usanmadan oynar.Oyunlannda arkadaş arar.Bu nedenle eve
sığmaz olur.İkili ve üçlü oyunlar başlar.Yaşıtları ile ilişki
kurmaya birlikte oynamaya ve paylaşmaya yatkındır Başka
bir deyişle toplumun küçük bir üyesi olma yolundadır.
OYUN DÖNEMİNDE KAZANILAN YETENEKLER
3 YAŞ
-Küplerden bir köprü kurabilir.
-Ayakkabısını ayağına geçirebilir düğmesini ilikleyip çözebilir.
-Çizilen bir çemberi bakarak çizer.
-Soyadını söyler Kız veya erkek olduğunu bilir ve
söyler.
-Söylenilen üç sayıyı ezberden yineler.
-Benim bir bebeğim var gibi kısa cümleleri
yineleyebilir.
4 YAŞ
-Bir kareyi kalemle kopya edebilir Bir artı işareti
çizebilir
-Bir kağıdı köşeden katlayabilir
-Söylenen sayıyı yineleyebilir
-Dört nesneyi veya parmağı sayabilir
-Üç parçalı bir bul- tak bulmacasını yapabilir
-Uzun bir cümleyi yineleyebilir
-Acıkınca ne yaparsın Uykun gelince ne yaparsın
Üşüyünce ne yaparsın gibi soruları doğru yanıtlar.
5 YAŞ
-Bir üçgeni çizebilir -Çöpten insan resmini
çizebilir -Yaşını bilir Sabahı akşamı ayınr -Dört
rengi yanlışsız bilir
-Ayakkabı bağcıklarını bağlar
-Dört parçalı bir bil bul -tak bulmacasını yapar
On küple bir kule yapar.
OYNAMAYAN AT TAY OLMAZ
Türk atasözü
YAŞLARA GÖRE OYUNDA GÖRÜLEN GELÎŞİM
İlk 2-3 aylık bebeğin oyun faaliyeti
çevresindeki insanlara bakmak ve
yakınındaki objeleri yakalamak üzere
hareketler yapmaktan ibarettir Daha sonra
çocuğun eli ve kolundaki kontrol giderek
artar.Çevresindeki objeleri
yakalayabilir,inceleyebilir.Oyunlan keşif
niteliğindedir.
2 yaşından itibaren çocuklar günlük
yaşamlarım canlandıran dramatik oyunlara
yönelirler Bu tür oyunlarda başlangıçta
kişileştirme örneğin bebeklerle konuşma
objeleri kullanma örneğin boş bardaktan su
içme veya evcilik gibi tablolar dikkati
çeker.Zamanla konular birey yada
hayvanları taklit biçiminde
farklılaşır(doktorculuk poliscilik bakkalcılık,
kovboyculuk)
Oyun,çocuğa kendini tanımaya öğretir Çocuk
oyun yoluyla kendi güçlerim sınamaktaatılıma
girişmektedir Çocuk oynadıkça duyulan
keskinleşir,yetenekleri gelişir,becerileri
artar.
4-6 yaşlarındaki kızlar bebeklerine farklı
elbiseler giydirip küçük sembolik evlerini
eşyalarla süslerken, erkekler izledikleri bazı
savaş serüvenlerini grup oyunlarına yansıtırlar.Bebeğini sallayan onu giydirip besleyen çocuk
annesini taklit etmekte onun hareketlerini oyuna yansıtmakta onunla kendini
özdeşleştirmektedir.
Oyundaki gelişim kısaca şöyle özetlenebilir.
Tek başına oynanan oyun -Başka bir oyunu
izleme-Paralel oyun-Birlikte oynanan oyun
-İşbirliğinde dayalı oyun
Tek başına oynana oyun başlangıçta çocuklar için
mümkün olan tek oyun türüdür.Bu oyun biçiminde
çocuklar arkadaşları ile birlikte oynama
girişiminde bulunmazlar.Çevrelerindeki obje ve
oyun malzemesi ile başbaşa kalmayı yeğlerler.
Bu evreyi izleyen oyun biçimi başka bir oyunu
izlemektir.Bu tür oyunda çocuk sözlü herhangi
bir ilişki kurmadan sadece diğer çocukların
oyunlarını izler.
-Paralel oyun aynı oyun malzemesini kullanan
çocukların yan yana oynamalarına karşın
faaliyetlerini bağımsız sürdürmeleridir.
—Birlikte oynanan oyunda çocuklar zaman zaman
birbirlerinin fikirlerinden yararlandıkları gibi
oyuncak alışverişinde de bulunurlar Bu oyun
biçiminde çocuklar birbirlerinin hareketlerini
izleme olanağı da bulurlar
—İşbirliğine dayanan oyunda temel amaç topluca
organize olarak belirli bir sonuca varmaktır.Bu
amaca ulaşmak üzere çocuklar aralarında
örgütlenirler.
OYUNCAĞIN EĞİTSEL ÖNEMİ
Gelişim basamakları boyunca çocuğun
hareketlerine düzen getiren zihinsel
bedensel ve psikomotor gelişimlerinde
yardımcı olan hayal gücünü ve yaratıcı
ye teneklerini geliştiren Tüm oyun
malzemesi oyuncak olarak tanımlanabilir
Su,kil,kum, gibi doğal oyun malzemesi .
ile boş kibrit kutusu,makara gibi artık
ürünler de oyuncak kapsamına girer.
Oyuncaklar çocuğun doğal yeteneklerini
kolaylaştıran böylelikle de büyük bir
eğitimsel işlevi yerine getiren oyun
malzemeleridir Çocukta seçme ve
değerlendirme duygularım da geliştiren
oyuncaklar bu işlevleriyle çocuğun kendi
kendine karar verebilmesine ve belirli
bir alanda beceri kazanmasına olanak
hazırlarlar.
Eğitimsel değeri büyük olan oyun
malzemelerinden biri de Sudur
Dokunma duygusunun gelişimini sağlayan
önemli bir oyun aracı olan su aynı
zamanda çocuğa büyük bir haz verir
Deneyim ve keşif olanakları sağlayan su
sayesinde utangaç çocuk
uyarılır,saldırgan çocuk sakinleşir Su
ayrıca çocuğun uzun süre dikkatini bir
konu üzerinde toplamasına da yardımcı
olur.
Kum ve su 2 yaşından itibaren tüm
yaşlar için temel oyun malzemeleridir.Açık hava oyunlarının yanında kum havuzu ya da su dolu
bir leğende oyun oynama olanağının çocuğa sağlanması onun fiziksel olduğu kadar zihinsel
gelişimine ve güven kazanmasına yardımcı olur
EĞİTİM
OKUL ÖNCESİ DÖNEM
—5 yaşındaki çocukla benim aramdaki uzaklık bir adımdır,fakat yeni doğmuş bebekle 5 yaşındaki
çocuk arasındaki uzaklık korkunçtur.
L.TOLSTOY
—Çocuklar oyunla eğitilmelidir. Çünkü oyun çocuğun doğal bir etkinliğidir
ÎBN-Î SİNA
_ _ _ÇOCUKLA İLGİLİ KARARLARDA ANNE BABA FİKİR BİRLİĞİ İÇİNDE
OLMALIDIR
DİSİPLİN NEDİR?
Disiplin çocuk eğitiminin bir parçasıdır
Disiplinin üç temel amacı vardır:
Sevgi ve güven ilişkisini geliştirmek
Benlik değerinin temelini atmak
Başkalarını anlayarak ve onların kişiliklerine saygı göstererek model görevini
gerçekleştirmek olarak sınırlanabilir
Disiplin aile içindeki denge ve düzenin oluşturulmasında büyük önem taşır Ancak disiplin
çoğunlukla cezalandırma ile eşanlamda değerlendirilir Her ne kadar kelime anlamıyla katılık ve
kuralcılık gibi kavramları çağrıştırsa da gerçek anlamda disiplin çocuğun topluma uyumu
üzerine yoğunlaşmakta davranışı yönlendirmeyi amaçlamaktadır
Disiplin çocuğa istenilen davranış ve alışkanlıkları öğretmek kendi kendini denetleme yada iç
denetim demek olan ahlak gelişimini sağlamaktır Bu da dıştan gelen bir zorlamayla olmaz
Önemli olan içselleşmiş bir sorumluluk duygusunun oluşturulmasıdır
Disiplin bir anlamda çocuğun sahip olduğu
sorumluluklarıyla
yaşantısındakihareketlerinin
doğal ve sosyal sonuçlarını kabul etmesidir.
Disiplin tutarlıklı ve esneklik gibi bazı ikilemleri
içerir Bir yandan çocuğa kuralların tutarlı bir
şekilde verilmesi gerekir.Öte yandan katı bir
şekilde
uygulanan
kararlar
hoşnutsuzluğun
oluşumuna
neden
olabilir
Çocuklar
bazen
ebeveynin esnek davranmasını bekler, örneğin okul
öncesi çocuğu kazağını asmayı unutabilir ya da
ilkokul 1. sımf çocuğu sevmediği şapkasını giymek
istemeyebilir Böyle durumlarda erişkininesnek
olmaya ihtiyacı vardır. Esneklik ve hoşgörü kabul
ve sevgi kavramlarını da bereberinde çağrıştırır
Sevgiyi güven duygusu izler.Sevgi ve güvene bağlı
kabul edilme arzusu ve güçlü bir olumlu ilişki
çocuğun davranışlarını yönlendirmede büyük bir
öneme sahiptir.
Sevilen güvenli çocuğun ebeveyni ve öğretmeni
başkalarına saygılı davranmayı çocuğa
yaşatmaktadır Böylelikle çocuk başkalarına kinci ve saldırgan davranışlarının neden
durdurulması gerektiğinin mantığını anlamış olur.
Sevilen ve kişiliğine saygı duyulan çocuk başkalarım sever ve onlara saygı duyar. Böylelikle
sevgi ve saygı erken gelişim yıllan boyunca disiplinin temelini oluşturur.
Buna karşılık dayakla ve zorla kullanarak davranışı yönlendirmeyi amaçlayan anne baba; aÇocuğun kendilerine karşı korku ,öfke kızgınlık içinde olmasına sebep olur b-Çocuğa saldırgan
olmayı ve sorunlarını şiddet yoluyla çözmeyi öğretir c-Zayıf vicdan ve ahlak gelişimine yol
açar.
Öneriler
1.Anne
ve baba olarak çocuğa tutarlı ve kararlı davranın Kuralların ne olduğunu kesin ve
net bir şekilde aktarın Gerektiğinde esnek davranın
2.Çocuğa
soyut bilgi aktanmından(ahlak dersi vermekten,azarlamaktan) kaçının.Bunu yerine .
onu olayların içine katarak somut bir şekilde yaşamasına fırsat verin.
3.Davranışlarını n yaramazlığının sonuçlarına katlanmasını sağlayın Masaya çay dökmüşse
bırakın o temizlesin Arkadaşımn kalemini kırmışsa bırakın kendi harçlığından yenisini alsın
4.Çocuğun olumsuz davranışları karşısında duygularınızı ifade edin Beklentilerinizi dile
getirin.
5.Ona
seçme şansı tanıyın ve hatalarını nasıl telafi edeceğini gösterin Sorunu çözmesine
yardımcı olun.
6.Bütün
bunları yaparken adil ve objektif olmaya özen gösterin Örneğin küçük çocuğu
kollamak uğruna büyük çocuğa haksızlık etmeyin Gerektiğinde ikisini de ayrı odalara
göndererek ayırma yöntemi ile ayırım yapmadığınızı kanıtlayın.
7.Sevilen ve kişiliğine s aygı duyulan çocuk başkalarım sever ve onlara saygı duyar Bu
nedenle disiplini sevgi temeli üzerine inşa edin.
OKUL ÖNSESİ EĞİTİM KURUMLARINDA SANAT
ETKİNLİKLERİ
SANAT ETKİNLİKLERİNİN ÖNEMİ
Sanat etkinlikleri temelde yaratıcılığı ve estetik duyarlılığı geliştirmeyi hedefleyen .
Etkinliklerdir.
Çocuk açısından sanat çalışmaları bir nesnenin aynen kopya edilmesi anlamını
taşımamalıdır.Çocuğun duygu ve düşüncelerini algılamasını problemlerini korkularını kaygılarını
kızgınlıklarını üzüntülerini mutluluklarını hayallerini merak ettiklerini yansıtmalıdır.
Öğretmen çocukları ya ratıcı çalışmalarına teşvik etmek için gerekli çevresel düzenlemeleri
yapmalı ve bu doğrultuda programlar hazırlayarak çocukların sanat çalışmalarına z evk olarak
katılmalarına olanak sağlamalıdır Böylece çocukların;
-Çevrelerine karşı duyarlı olmalarına
—Hayal güçlerini kullanabilmelerine
-Yaratıcılıklarını geliştirebilmelerine
—Yeni durumlara daha kolay uyum sağlayabilmelerine
—Hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları durumları f arkedebilmelerine
—Kendilerini ifade e d ebilmeyi öğrenmelerine
-Esnek bir kişilik geliştirebilmelerine
—Bağımsızlıklarını geliştirerek kendilerine lan güvenlerini arttırmalarına yardımcı oluncaktır
Öğretmen serbest zaman etkinlikleri sırasında çocukların sanat çalışmalarına yetişkinlerin
ölçülerine göre değil,her çocuğun yaş ilgi ve gelişim düzeyine gör değer vermelidir Çocuklar
birbiriyle kesinlikle kıyaslanmamalıdır.
OKUL ÖNCESİ ÇOCUĞUNA UYGUN SANAT
ETKİNLİKLERİNİN ÇEŞİTLERİ
1—YOĞURMA MADDELERİ -Tuz seramiği( en basitleridir) »Kil —Plastrin —Talaş hamuru —Kağıt
hamuru
YOĞURMA MADDELERİ
Çocuklar yoğurma maddelerini kopararak mıncıklayarak yuvarlayarak yassılatarak
şekillendirir ve onlara üç boyutlu çalışmalar yaparlar.Çocuklar yoğurma maddeleri ile
yaptıkları çalışmalarda belli aşamalardan geçerler.Çocuk başlangıçta malzemeyi
tanımaya çalışır,daha sonra malzemeyi mıncıklar giderek yuvarlar yassıltır ve en son
aşamada da üç boyutlu çalışmalara yönelir Bu aşamalardan geçme süresi onlara tanınan
firsatınsıklığı ve kalitesi ile ilgilidir.
Çocukların bu çalışmalara ilgisini artırmak ve yaratıcılıklarını geliştirmek için yoğurma maddeleri
ile birlikte küçük yuvarlak sopalar,pasta ve kurabiye kalıplan,kuruyemiş kabuklan,düğmeler,
boncuklar »küçük mukavva ve plastik kutular rulolar renklendirilmiş makarnalar makaralar tül gibi
gözenekli kumaş parçalan,renklendirilmiş kürdanlar şişe kapaklan,ağaç kabuklan,kozalaklar gibi
artık materyallerden yararlanılabilir.
HAYDİ ÇOCUĞUMUZLA BİRLİKTE TUZ SERAMİĞİ
YAPALIM
Malzemeler:
2 su bardağı un
su bardağı tuz
Bir yemek kaşığı sıvı yağ Toz boya
Yapılışı:
Un tuz ve boya ile kulak memesi yumuşaklığında hamur yapılır Sonra sıvı yağ eklenir ki
hamur ele yapışmasın Biraz daha yoğurulur Tuz seramiğimiz hazırdır Şimdi sıra geldi
yaptığımız hamura şekil vermeye geldi KOLAY GELSİN
Not: Boyanız yoksa boya koymayabilirsiniz
KAĞIT ÇALIŞMALARI
El işi kağıtlan teksir kağıtlan,kalın paket kağıtlan,grapon, karton, renkli fon
kartonlan,eski gazete ve dergi sayfalan,tuvalet kağıtlan, kese kağıtlan takvim ve
afişlerin renkli yüzeyleri ve resim kağıtlan sayılabilir
Kağıt çalışmalan özellikleri gereği belli tekniklerle sınırlıdır. Bu teknikler yırtma
yapıştırma,kesme yapıştırma, kesme katlama, yuvarlama veya bunlann bazılarının bir
arada kullanılmasıyla uygulanmaktadır .
BOYA ÇALIŞMALARI
Pastel boyalar kaim keçeli kalemler, sulu boyalar mum boyalar,renkli tebeşirler,
parmak boyalan boya çalışmalanmn içine girer Çocuklar iç dünyalannı resimlerine
yansıtarak kendilerini ifade ederler. Çalışmalannın taktir edilmesi kendilerine güven
duygusunu geliştirir.Bu çalışmalar aracılığı ile cocuklar problemlerini konuşmadan da dile
getirebilirler.Ayrıca bu çalışmalar öğretmenlerin çocukları tanıması acısından da önemli
bir rol oynamaktadır.
KOLAJ ÇALIŞMALARI
Çocuklann artık materyallerle yaptıkları çalışmalar sanat etkinliklerinden kolaj çalışmalarını
açıklamaktadır. Artık materyaller çoğu zaman çocuklar için, satın alınan çok pahalı
oyuncaklardan daha değerli olabilmektedir.Bu çalışmalar sırasında kullanılabilecek artık
.materyaller; mukavva kutular, pet şişeler,bitmiş makaralar,şampuan ve deteıjan kutuları
,kumaş parçalan ,ambalaj kutuları,düğmeler,yünler,ipler,rulolar, tüyler, deri
parçalan,yumurta kolileri,plastik kaplar,kavanozlar,kuruyemiş kabuklan köpükler,ağaç
dallan,boncuklar olabilir.
Öğretmen artık materyalleri olduğu gibi kullanmamalı,önceden işlemden geçirerek çocuklar ta
rafından kullanılabilecek hale getirmelidir.
Çocuklann özgün ürünler ortaya koymalanm sağlamak için kolaj çalışmalan sırasında çocuklar
tamamen özgür bırakılmalı, çocukları yönlendirici örnekler v ermekten kaçınılmalıdır.
BESLENME
BESLENME VE ÖNEMİ
Canlıların gereksinimlerinin başında beslenme gelir Yeterli ve dengeli beslenen insanlar
sağlıklı,hareketli ve neşelidir Boy ve ağırlıkları yaşlarına göre normaldir Zek gelişimleri .
iyidir.
Genel olarak beslenme üç şekilde yapılır.
*Tabii(doğal)
beslenme
*Yapay(suni) belenme
*Karışık beslenme
YETERLİ BESLENME
Vücudun eneıji ihtiyacının karşılanması anlamına gelir.
Yeterli deyimi günlük kaloriyi karşılayan anlamında kullanılır Tüm besin gruplarından eşit
miktarda almak anlamındadır.
Yeterli beslenmenin sağlanıp sağlanmadığı çocuğun büyüme ve gelişmesini izlemekle anlaşılır Bu
şekilde beslenme bozuklukları ve hastalıklarının gelişmesi önlenebilir Yani çocuğun büyümesi ve
gelişmesi iyiyse yeterli besleniyor demektir.
Her yaş grubunda çocuğun büyüme ve gelişme hızı, b eslenmesi,bakımı farklılıklar gösterir
Çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesi ana babanın elindedir.O nedenle çocuğun düzenli
aralıklarla tartılması ve grafiklere işaretlenmesi gerekir Çocuğun ağırlığının yanı sıra boyunun
da ölçülüp izlenmesi gereklidir Çünkü büyümenin izlenmesi ağırlık,boy dişler,bıngıldak göğüs ve
karın çevresinin gözlenmesi ile mümkündür Gelişmenin izlenmesinde ise
hareket,konuşma,beceri ve s evgiyi açıklayan davranışların Gözlenmesi gereklidir.
DENGELİ BESLENME
Eneıji ve tüm besin öğelerinin ihtiyacı karşılayacak düzeyde dengeli olarak almasıdırDengeli
beslenme,çocukların günlük enerji ihtiyacını karşılar,bunun yanı sıra bedensel yapım onarım ve
diğer çalışmaları için gerek duyulan besin maddelerinin dengeli bir şekilde alınmasıdır
Özellikle okul öncesi dönemde yetersiz ve dengesiz beslenme sonunda ortaya çıkan hastalığın
adı malnütrisyon yani fena beslenmedir
Yetersiz ve dengesiz b eslenme zeka gelişimini etkilediği gibi,verem boğmaca,ishal,kızamık
gibi hastalıkların ağır seyretmesine de neden olur
Yeterli ve dengeli beslenen insanlar sağlıklı hareketli ve neşelidir Zeka gelişmeleri iyi boy ve
ağırlıkları yaşlarına göre normal ve orantılıdır
Dengeli beslenme için çocukların her öğünde tüm besin gruplarının bulunması ge rekir Yani
protein yağ,mineral,nişasta ve vitaminler yeterli miktarda alınmalıdır
Aşağıdaki besin gruplarından oluşan bir beslenme hazırlanmalıdır
—Tereyağ( çiğ olarak),sıvı yağ
—Sebze,meyve ve m.sulan(taze sıkılmış)
—Yumurta,mercimek,et,balık,tavuk
—Ekmek,makarna(kıymalı ve cevizli)
—Havuçlu ve cevizli kek
—Süt,yoğurt
—Pekmezle yapılmış cevizli sucuk,pelte
Doğuştan itibaren anne sütü ile beslenen ve 5 ,6 ayda gerekli ek gıdaları alan bebekler
dengeli beslenmiş olur
SEVMEDİĞİ BİR YİYECEĞİ NASIL YEDİREBİLİRİM ?
Örneğin; çocuğunuz yumurtayı sevmiyor? O zaman yumurtayı haşladıktan sonra en sevdiği
renk ne ise yumurtayı o renge boyayın ve çocuğunuza' Aaa bak yumurta senin en sevdiğin
renkte.Kabuklarını gel beraber soyalım ve sonra yiyelim'diyerek bunu uygulayalım
Örneğin;başka bir besini sevmiyor.Sevmediği yiyeceği konuşturalım Bu zeytin olsun.'bak zeytin
seni çok seviyor bana seni çok sevdiğini söyledi Beni yerse daha çabuk ve daha hızlı büyür ' dedi
'Gel dediğini yapalım ve zeytini yiyelim' diyelim Zeytini yediğinde onu öpüp aferim diyelim
ÇOCUKLARIN ZEVKLE YİYECEĞİ BİR PASTA TARİFİ
ELMALI TOP
Malzemeler:
—1 paket petibör bisküvi
—5 tane rendelenmiş elma
—tarçın
—Dövülmüş fındık ceviz
Yukarıdaki malzemeler karıştırılır
Çocukla birlikte top şeklinde
yuvarlanır Dolapta donması
sağlanır.Üzerine kürdan batınlır ve
afiyetle yenir.
PULSUZ DİLEKÇE
Sevgili Anneciğim,Babacığım;
Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim size şunları söylemek isterdim. Sürekli
bir büyüme ve değişme içindeyim.Sizin çocuğunuz olsam da sizden ayrı bir kişilik .
geliştiriyorum,beni tanımaya ve anlamaya çalışın.
Deneme ile öğrenirim.Bana ayak uydurmakta güçlük çekebilirsiniz.Oyunda,arkadaşlıkta ve
uğraşlarımda bana özgürlük tanıyın.Beni her yerde her zaman koruyup
kollamayın.Davranışlanmın sonuçlarını kendim görürsem daha iyi öğrenirim Bırakın kendi işimi
kendim görürsem daha iyi öğrenirim Bırakın kendi işimi kendim göreyim.Büyüdüğümü başka
nasıl anlarım?
Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendili alamıyorum bunu
önemsemeyin ama siz beni şımartmayın hep çocuk kalmak isterim sonra.Her istediğimi elde
edemeyeceğimi biliyorum.Ancak siz verdikçe almadan da edemiyorum.Bana yerli yersiz söz
vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin v e kararlı
davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın.Koyduğunuz kurallar ve y
asaklann hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak hiç kısıtlanmayınca ne yapacağımı
şaşınyorum.Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor,hem de bundan yararlanmadan
edemiyorum.
Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın.Beni eğitirken ara sıra
yanlışlar yapabilirsiniz.Bunlan çabuk unuturum.Ancak birbirinize saygı ve sevginizin a
zadlığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder
Çok konuşup çok bağırmaym.Yüksek sesle söylenenleri pek duymam Yumuşak ve kesin sözler
bende daha iyi iz bırakır."ben senin yaşında iken..."diye başlayan söylevleri hep kulak ardına
atarım.
Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın.Bana yanıma payı bırakın.Beni
korkutup sindirerek,suçluluk duygusu aşılayarak uslandırmaya çalışmayın. Yaramazlıklanm
için beni kötü çocukmuşum gibi yargılamayın
Yanlış davranışım üzerinde durup düzeltin,ceza vermeden önce beni dinleyin.Suçumu aşmadığı
sürece cezama katlanabilirim
Beni dinleyin öğrenmeye en yatkın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır. Açıklamalarınız
kısa ve özlü olsun Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın Ama başarabileceğim işleri
yapmamı bekleyin.Bana güvendiğinizi belli edin.Beni de tekleyin;hiç değilse çabamı övün.Beni
başkaları ile karşılaştırmayın,umutsuzluğu kapılırım. Benden yaşımın üstünde olgunluk
beklemeyin.Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın,bana süre tanıyın.Yüzde yüz dürüst
davranmadığımı görünce ürkmeyin.Beni köşeye sıkıştırmayın; yalana sığınmak zorunda
kalınm.Sizi çok bunaltsam da soğukkanlılığınızı yitirmeyin.Kızgınlığınızı haklı görebilirim ama
beni aşğılamayın.Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın.Unutmayın ki ben de sizi
yabancıların önünd güç durumlara düşürebilirim.
Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin.özür dileyişiniz size olan sevgimi
azaltmaz, tersine,beni size daha çok yaklaştırır. Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi
görüyorum.Bana kendinizi yanılmaz ve erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanı ldığımzı
görünce üzüntüm büyük olur.
Biliyorum ara sıra sizi üzüyor belki de düş kırıklığına uğratıyorum.Bana verdikleriniz yanında
benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukanda sıraladığım istekler size çok geldiyse
bir çoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak seveceğinize olan inancım sarsılmasın
Benden "örnek çocuk"olmamı istemezseniz ben de sizden kusursuz ana baba olmanızı
beklemem.Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter
Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi.Ama seçme hakkım olsaydı sizden başka kimsenin
çocuğu olmak istemezdim.
Sevgiler Çocugunuz
BELİRLİ ĞÜNLER VE HAFTALAR
Orman haftası (21-26 Mart)
On ağaç ,yüz ağaç ,bin ağaç bir araya gelirse ne olur? Orman olur Orman olunca gerisi kolaydır.
Ormanda hayvanlar olur. Kuşlar ,tavşanlar,sincaplar,hepsi ormana doluşurlar. Oraman
hayvanların yurdudur..Orman olunca yağmur da yağar. Bol bol yağar hem de..Hayvanlar su içer.
Bitkilr büyür.Yazın şehir çok sıcak olur . Biz de ormanlara gezmeye gideriz.Orman
gölgeliktir,serindir.Havası çok temizdir. Temiz havada yaşayanlarsağlıklı olurlar. Ormanların
yararları sayılmakla bitmez. Kurumuş ağaçları kesip odun yaparlar.Yaşlı ağaçlar kesip ,onlardan
masa,kalem,dolap,sıra yaparlar.
Orman haftası'nda herkes birer fidan dikse ne iyi olur. Fidanlar büyüyünce yemyeşil bir orman
olur.Çevremiz cennete döner. Biz de içinde cıvıl cıvıl Yaşarız.Fena mı olur?
KUŞ VE AĞAÇ
KUŞ VE AĞAÇ II
Babama diyorum ki:
_Baba,diyorum
Kafeste değil,
Ağaçta kuş istiyorum!
Babam diyor ki:
-Böyle şey olmaz!
Kuşlu bir ağaç
Hiçbir yerde satılmaz.
Babam bilmez mi ?
Bal gibi bilir:
Kafeste kuş muş konmaz,
Kuşlar ağace gelir
İyisi mi fidan alalım,
Bahçemizde büyüsün.
Kuşun,ağacın,senin
Hepimizin yüzü gülsün.
AĞAÇLARIMIZ
Ağaçlar da insanlar gibidir,
Seveni olur,sevmeyeni..
Keserseniz ağlarlar
Tıpkı dövülen insan gibi.
Ağaçlar da insanlar gibidir.,
Onlar da çalışır durmadan.
Ve hepsi yararlıdır,
Örnek bir insan gibi.
Türküler söylerler gelince bahar,
Yaza,kışa,hazırlık yaparlar
Ağaçların da va yürekleri,
Ağaçlar da tıpkı bizler gibi.
Korumalı ağaçları,
Ormanlar yetiştirmeli,
Yakmadan, kesmeden çoğaltmalı
İnsanları sever gibi
Ağaçlar da sevmeli
Aziz SİVASLIOĞLU
Behçet NECATİGİL
YURDUMDA
ŞARKI
Tohumlar fidana
Fidanlar ağaca
Ağaçlar ormana
Dönmeli yurduna
Yuvadır kuşlara
Örtüdür toprağa
Can verir doğaya,
Ormanlar yurdunda.
Bir tek dal kırmadan,
Ormansız kalmdan
Her insan bir fidan
Dikmeli yurdumda.
Yuvadır kuşkalara,
Örtüdür toprağa,
Can verir doğaya,
Ormanlar yurdundan.
Mahir DİNÇER
ÖYKÜ
SELİM AĞAÇ DÜKECEK
-Neden bahçede bir ağacın yok, Selim? Olsa ne güzel olurdu. Sabahlar! dallarında gezinir, şarkı
söylerdim. Seni uyandırırdım, Selim. Sen balkona çı- ' kardın. Kahvaltını yaparken bir yandan da
şarkımı dinlerdin, Selim...
-Bu kuş delirmiş, dedi Selim. Ne kadar çok konuşuyor öyle. Balkonun kapısını açıp bağırdı kuşa:
Susacak mısın sen!
Kuş susmadı, konuştu:
-Beni susturma, Selim. Yakında gideceğim. Sen yalnız kalacaksın. Beni bir daha göremezsin belki.
Bir ağacın olsaydı, belki sana dönerdim, Selim. Bahar gelince dönerdim sana. İstemez miydin,
Selim? Bir ağacın olsa, ağaçta bir kuşun olsa; bahar gelince ağacın yeşerse, çiçek açsa; kuşun
ağaca konsa, senin için ötse... İstemez miydin, Selim?
Selim, "İsterdiiim!" diye öyle bağırdı ki, sonunda, kuş korkup kaçtı. Selim iki gözü iki çeşme
ağlamaya başladı. Kuşa kızdığı için mi ağladı, yoksa kuşu uçup gittiği için mi? Anlayamadım.
Selim, balkonda durmuş, uçup giden kuşlara bakıyordu. Kendi kuşu da aralarındaydı. Kuşuna seslendi:
-Baharda gel. Seni bekliyorum. Bahçeye ağaç da dikeceğim. Söz veriyorum!
Bakalım Selim, sözünü tutacak mı? Bahçeye ağaç dikecek mi? Selim'in kuşu baharda geriye
dönecek mi? Ben bunların olacağına inanıyorum. Selim, verdiği sözü tutar çünkü.
BİLMECE
Koca deve çöküp durur,
Yaprağını döküp durur.
(Çam ağacı)
Rengi yoktur,sesi var
Buluttan anası var
(Yağmur)
Sağken yerinde ayrılmaz,
Öldükten sonra gezer.
(Yaprak)
Ormana varır seslenir
Eve varır uaslanır.
(Balta)
Yazın giyilir
Kıişın soyunur.
Bir direkli,
Bir kiremitli ,
Uzun uzun uzanır,
yılda bir kez bezenir
(Ağaç )
Daldan dala
Kırmıızı pala.
(Sincap)
Yoldan gelir yürümeden ,
Dala konar görünmeden .
(Kuş)
Masal
Kiraz Ağacı
Dünya Masallarından
Bahçenin birinde bir kiraz ağacı varmış. Ağacın önce beyaz çiçekleri, sonra da kırmızı kırmızı kirazları
olurmuş. Kiraz ağacının kapısı konuklara açıkmış. O hiç yalnız kalmazmış.
Kiraz ağacının bodrum katında köstebekler, solucanlar otururmuş. Ağacın gövdesinde ise karıncalar,
böcekler bullunurmuş. Üst kattaki konuklar ise çiçeklere gelen arılar, dallara konan kuş- larmış.
Bir gün kiraz ağacı evini dolduran bu konuklara dönmüş, şöyle demiş: "Ey konuklar! Söyleyin bakalım
daha ne kadar zaman evimde konuk olacaksınız? Bütün gün evimde rahat rahat oturuyorsunuz. Peki, bana
ne kira ödüyorsunuz?
Konuklardan solucan ve köstebek hemen konuşmaya başlamışlar: "Bilir misin, biz sana yararlı olmağa
çalışıyoruz. Köklerini saldığın toprağı gece gündüz eşeliyoruz. Böylece sen köklerini rahatça daha
derinlere salabiliyorsun. Gellişiyorsun."
Üst kattaki arılar ise şöyle demişler: "Senin çiçeklerinin balını kim çıkarıp topluyor? Biz olmasak senin
çiçeklerinden hiç bal alınmazdı."
Kuşlar ise şöyle konuşmuş: "Bizim neşeli sesimiz, şarkımız olmasa senin için sıkılırdı. Seni biz
eğlendiriyoruz."
Böylece kiraz ağacı konuklarının da kendisine bir şeyler verdiğini öğrenmiş. Bir daha da bu konulara hiç
karışmamış. Onlar da ağacı hiç yalnız bırakmamışlar. Onu eğlendirmişler, zararlı böceklerden korumuşlar,
toprağını temiz tutmuşlar.
Dünya Tiyatrolar Ğünü (27 Mart)
Dünya Tiyatrolar Günü hakkında genel bilgi
Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. Bu enstitü 1961 yılında aldığı bir kararla 27
Mart gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Her yıl enstitüye üye ülkelerde 27 Mart .
günü Tiyatro Bayramı olarak kutlanır. 27 Mart günü her ülkenin sanat ve tiyatro adamlarınca
hazırlanan bir bildiri, sahnelerde okunur. Tiyatrolar o gece halka parasız gösteriler düzenler
Tiyatroyu halka sevdirmeye çalışırlar. Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını
Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazdı. Dünyada ilk tiyatro olayının
nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmiyor, Araştırmacılar; tiyatronun ilkel insanların av dönüşü
vurdukları avın çevresinde sevinç ve heyecan seslen çıkararak dans etmelerinden doğduğunu
anlatırlar Daha sonraları topluluk halinde yaşamaya başlayan insanlar yılın belirli günlerinde,
belirli bir yerde toplanmaya başladılar Bu toplantıda içlerinden bir kişi yüksekçe bir yere çıkarak
güldürücü öyküler anlatır, taklitler yapar, şarkılar söylerdi. Bu tür oyunlar zamanla şenlikler
geleneğini oluşturdu. Bir süre sonra tiyatroda kişiler kiye, üçe çıktı Daha canlı, daha ilgi çekici
konular bulundu Böylece oyunlar, sanat niteliğine kavuştu Tiyatro da meslek haline geldi. Tiyatro
yaşamın bir parçasıdır. Konusu bakımından harekete, konuşmaya, bazen de müziğe yer verilir Bu
nedenle tiyatro güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biridir Tiyatroda oynayanla izleyen
arasında yakın, sıcak bir iletişim vardır ilk çağlarda oyunun yazılı metni yoktu Yeteneklerine
güvenen oyuncular ortaya çıkıp bir çeşit tuluat yaparlardı. Tuluat: oyuncuların o anda
düzenledikleri hareketleri, tasarladıkları sözleri söylemeleridir. Tuluat, sahnesiz ve metinsiz bir
tiyatro oyunudur. Yazılı tiyatro yapıtları çok sonra ortaya çıktı. Bir süre tiyatro sözsüz oynandı.
Oyuncular olayları, el, kol, gövde, bacak ya da yüz hareketleriyle anlatırlardı Bu sözsüz
tiyatroya pandomima denir. Bizde tiyatro olgusu; çok eskilere dayanan orta oyunu ile onun gölge
oyunu biçiminden başlar Gölge oyunu arkadan ışıklandırılan beyaz bir perde üzerine belli tipteki
kuklaların hareket ettirilmesi ve konuşturulması ile yansıyan Karagöz oyunlarıdır. Bugün
köylerimizde, çok eski geleneklerden kalma bir alışkanlıkla tiyatroya çok benzeyen eğlenceler
düzenlenmektedir Buna oyun çıkarma denir. Tiyatro oyunculuğu özel eğitimi gerektiren bir
meslektir. Tiyatro öğretimi konservatuar denilen okulda yapılır. Tiyatro, yazarların dram,
komedi, trajedi türünde yazdıkları eserlerin sahnede oynanması sanatıdır. Tiyatro gösteri sanatı
olarak tanımlanır. Belli başlı türleri şunlardır Komedi : Oyunların, insanların, durumların gülünç
yönlerini gösteren bir tiyatro yapıtıdır Komedinin belli başlı türleri şunlardır:
a)Vodvil, hareketli, eğlenceli bir konuya dayanan, içinde şarkılar bulunan hafif güldürüdür,
b)Fars, olayların aşırı abartıldığı, taklitlerin sık sık tekrar edildiği bir komedi türüdür
Trajedi Konusunu tarih, ya da efsanelerden alan acıklı sahne yapıtıdır
Dram Yaşamımızda var olan umudu, sevinci, acıyı bir arada sunan tiyatro oyunudur Dram
şiir ve düz yazı ile yazılabilir.
Tiyatrolar; devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları
ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılır.
Tiyatro yaşamın bir parçasıdır. Yaşamı sergiler. Yaşama sevincini yaratır. Geçmişi,
günümüzü, geleceği anlamamıza yardımcı olur. Tiyatro; Sorunlarımıza ışık tutar. Tiyatro,
insanlar arasında halkın içinden doğmuş bir sanattır. Tiyatro hep iyiden, güzelden hoştan
yana olmuştur. Tiyatro insanları eğitir. Eğitirken düşündürür. Tiyatro insanlara beraber
gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılar.
Dünya Tiyatro Günü konulu güzel sözler
*Tiyatro, toplum kültürünün aynasıdır.
*Tiyatro, gönüller arasında bağ kurar.
*Tiyatro, kalp perdesini açan bir sanattır.
*Tiyatro, adamı insan eden sanattır
*Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez.
*Tiyatrosuz bir toplum yeni doğmuş bir çocuk sayılır.
Dünya Tiyatrolar Günü örnek konuşma metni
Sevgili Arkadaşlar1
1948 yılında kuruları Uluslararası Tiyatro Enstitüsü, 1961 yılında aldığı bir kararla 27 Mart
gününü Dünya Tiyatrolar Günü olarak kabul etti. Bu enstitüye üye ülkeler, her 27 Mart
gününü Tiyatro Bayramı olarak kutlamaktadır.
Tiyatrolar Gününde, tiyatroyu halka sevdirmek için etkinlikler yapılır. Hayatın bir parçası ve
güzel sanatların en ilgi çekici kollarından biri olan tiyatro da, harekete, konuşmaya ve bazen
de müziğe yer verilir. İlk çağlarda tiyatro, yazılı bir metin olmadan oynanırdı. Yeteneğine
güvenen oyuncular sahnede istedikleri gibi konuşurlardı.
Bizim kültürümüzde tiyatroyu; orta oyunu, gölge oyunu, köy seyirlik oyunları, meddahlık,
danslı ve taklidi oyunlar şeklinde görürüz. Gölge oyununda, arkadan ışıklandırılan beyaz bir
perde vardır. Karagöz ve başka tipteki kuklalar bu perdenin üzerinde oynatılıp konuşturulur.
Güzel hikayeler anlatarak halkı eğlendiren kişilere Meddah denir. Köylerimizde hâlâ, oyun
çıkarma adıyla seyirlik oyunlar düzenlenmektedir
insan hayatı içinde varolan umudun, acının ve sevincin, hep birlikte verildiği oyunlara dram
diyoruz Komedi, insan hayatı içindeki komik ve gülünç şeylerin oyunlaştırılmasıdır Konularını
tarih ve efsanelerden alan acıklı sahne oyunlarına ise, trajedi diyoruz
Tiyatro eğitimi, konservatuar denilen okullarda verilir, insanları eğiten, eğlendiren tiyatro
aynı zamanda düşündürür de. Bir arada yaşayan insanların birlikte güldüğü, birlikte ağladığı
ve hep birlikte düşündüğü tiyatro salonları, insanca duyguların da öğrenildiği yerlerdir.
Sözlerimi, ünlü tiyatro yazarımız Haldun Taner'in bir cümlesi ile bitiriyorum Tiyatro
olmasaydı, insanoğlu çok eksik, çok güdük kalırdı.
Dünya Tiyatro Günü
Dünyanın her yerinde Yirmi Yedi Mart günü. Tüm coşkuyla kutlanır "Dünya Tiyatro Günü".
Bildiri yayımlarlar Dünya tiyatroları. İnsanlara sunarlar En güzel oyunları
Hiçbir ücret almazlar O gün seyredenlerden. Tiyatronun zevkini Tattırırlar derinden.
Güneş nasıl dünyayı Aydınlatıyor ise, Tiyatrolar da öyle Işık tutarlar bize.
Tiyatronun önemi İnkâr edilmez asla. Onu seyredenleri Etmeyenle kıyasla.
Fark edersin o zaman Tiyatro cevherini; Anlarsın tiyatronun Toplumdaki yerini.
Naim YALNIZ
Tiyatro
Bu dünya bir tiyatro, Hepimiz birer aktörüz. Kendimiz yazıyoruz, bir senaryo, Gene
kendimiz oynuyoruz. Yarabbi biz deli miyiz neyiz? Kendi kendimizi alkışlıyoruz.
Mehmet Şükrü Baş
Kütüphaneler Günü (mart aynın son pazartesi günü)
OKUMA KİTAPLARIM
Bu yazıda ünlü ozanlarımızdan Ziya
düşüncelerini
Osman Saba kitapları hakkında duygu ve
anlatıyor.
Sevgili okuma kitaplarını. O kitaplar aylara bölünmüştü. Kış aylarına düşen
parçalarda kış resimleri • vardı. Sonra, o resimler gittikçe değişirdi. Dallar, yavaş
yavaş tomurcuklanır, ağaçlar çiçek açardı. Paltolu çocuklar, paltolarını çıkarmaya
başlardı. O resimler böylelikle, bizlere de tatilin yaklaşmakta olduğunu hatırlatırdı.
Bazen kitapların son sayfasını açardım. Orada bir kelebek veya çiçekli dala
konmuş bir kuş resmine dalar giderdim. Bu sayfalara ne zaman geleceğiz? Bu sayfaları
okuyacağımız günlere ne zaman kavuşacağız, diye düşünür dururdum. Oysa daha okulda
yılın yarısına bile ulaşmamıştık. Sınıfımızın camlarını sert yağmurlu kış rüzgarları
sarsıyordu. Böyleyken ben kitaplardaki o resimlere baktıkça yaz tatilinin hayallerine
kapılmaktan kendimi alamazdım.
Neler düşünürdüm neler... Sınavların başlayacağı günleri düşlerdim. Okuma
dersinden hiç korkulur mu? Güzel bir Mayıs günü, sınav odasına girecektim. Öğretmenim
beni güler yüzle karşılayacaktı. Önüme çıkan parçayı okuyacaktım. Ben okurken dışardan
kuşlar ötüşecek yeni yapraklanmış ağaçların sallandıkları görünecekti.
Bahar yemişlerini satan satıcıların sesleri, çağrışmaları duyulacaktı.
Öğretmenlerim okuduğum parça ile ilgili sorular soracaklar, ben hemen cevapları
verecektim. Sonra «yeter» diyecekler, sınav odasından uçar gibi çıkacaktım. Okuma
kitaplarındaki son parçalara baktıkça bunları düşünürdüm.
Dost okuma kitaplarım. Onlarda neler yoktu? Kısa pantolonları diz kapakları
örtecek şekilde biraz geçen saçları düzgünce taranmış güler yüzlü çocuk resimleri vardı.
O kitaplarda temiz giyimli köylüler, babalar, analar vardı. Bu insanların güzel
resimleriyle doluydu, okuma kitaplarım. Bu resimlerdeki insanlar güzel bir dünyanın
insanlarıydı. Kötülük bilmezlerdi, iyilikten başka bir şey düşünmezlerdi.
«Bizim gibi olun. iyilikten başka bir şey düşünmeyin» derdi.
Bu unutamadığım eski okuma kitaplarından bugün bir tanesi bile yok. Onların şimdi
hayalimdeki yapraklarım çevirirken yine de onları eskitmemek istiyorum. Onlardan
ezberimde kalan parçaları yer yer okuyorum. Bu yüzden yangında yanmış kitaplar gibi
sayfaların çoğu eksik.
Sevgili dost okuma kitaplarım, sizleri zamanla bu kadar özleyeceğimi hiç
bilmezdim. Böyle olacağını bilseydim, birkaçınızı olsun öbür kitaplarımın yanında
saklamaz olur muydum?
Ziya Osman SABA
KONUSMA
Sevgili Arkadaşlar!
Mart ayının son pazartesi günü ile başlayan haftayı Kütüphaneler Haftası olarak
kutluyoruz. Hafta süresince, kitapların önemi, kütüphanelerin geliştirilmesi ve
kütüphaneciliğin sorunları dile getirilir, kütüphanelerde uyulması gereken kurallar
anlatılır.
İçindeki kitaplardan herkesin yararlandığı binalara kütüphane, kitapların
korunması, sınıflandırılması ve okuyucuya kitap verilmesi gibi görevleri yapan memurlara
da kütüphaneci denir. Eski çağlardan beri insanlığın hizmetinde olan kütüphaneler, her
toplum için önemli olmuştur.
Hemen hemen her il ve ilçemizde kütüphane bulunur. Ülkemizdeki en büyük
kütüphaneleri şöyle sıralayabiliriz: İstanbul'da Süleymaniye ve Beyazıt Kütüphaneleri,
Ankara'da Milli Kütüphane ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Kütüphanesidir.
Ne yazık ki ülkemizde kütüphanelere gereken önem verilmemektedir. Günümüzün
en yalnız, en buruk ve en üzgün mekanlarıdır kütüphaneler. Kitabın pahalı olduğunu
söyleyen insanların, kitabın bedava olduğu kütüphanelere gitmediğini görüyoruz. Kitap
okumayan bir toplum oluşumuzun cezasını, elbette ki her alanda çekmekteyiz.
Sevgili Arkadaşlar! Her türlü kitabı bulabileceğimiz kütüphaneler, biz
okuyucularını beklemektedir. Okul ve sınıf kütüphaneleri kurmak için bu haftayı vesile
kılıp, hemen kollan sıvaınalıyız. Bizlere ödünç kitap veren kütüphaneleri sık sık ziyaret
etmeli ve her şeyden önemlisi, haftada en az birkaç kitap okumalıyız.
Kütüphaneye girerken ayaklarımızı paspasa silmeli, paltolarımızı vestiyere
bırakmalıyız. Görevli memur istemeden kimliğimizi vermeliyiz. Nasıl kitap arayacağımızı
bilmiyorsak görevli memurdan yardım istemeliyiz. Okuma salonunda konuşmamalı,
sayfaları sessiz çevirmeli ve sessiz yüriimeliyiz. Okuduğumuz ve ödünç aldığımız
kitaplardan başka insanların da yararlanacağını unutmadan, onları iyi korumalıyız.
Hepinize kitaplı ve kütüphaneli bir yaşam diliyorum
KÜTÜPHANE
Bir yapıya konmayan taşları ben taş saymam Kitaba eğilmeyen başlan ben baş saymam
Okumadan yazmadan geçen ömrü yaş saymam.
Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur . Okuyanın yarını alnı gibi ak olur. Kitaplar geleceğin
ışıklı bir yoludur Kitaplar yükselişin kanadıdır koludur Evrenden habersizdir kitapsız kalan
insan. Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur Okuyanın yarını alnı gibi ak olur. Çölde kalan
yolcular bulutlara tas tutar Bilimle beslenmeyen inanışlar pas tutar Yavrusu okumayan uluslar
yas tutar.
Çok okuyan çok bilir yarını parlak olur Okuyanın yarını alnı gibi ak olur.
Hasan TURAN
KİTAP SEVGİSİ
Benim ufak bir odam var. Dinleniyor orda başım. İçindeki şu kitaplar. En sevgili
arkadaşım.
Beni, bana veren odur. Gerçek yolum ondan başlar; Bin bir çiçek veren odur. Onunla dost,
büyük başlar. Kitap ruhun kaynağıdır. Bu kaynaktan iç arkadaş; Kitap ilmin uğrağıdır. Ektiğini
biç arkadaş.
Uzun sözün kısası bu, Öğütlerim değil kuru. Boş değirmen, kitapsız ev, Kitabı sev, kitabı
sev!...
Rıfat Necdet EVRİM ER
KİTAP
Okumayı, yazmayı. Gördüm, öğrendim senden. Büyükleri saymayı, Yine öğrendim senden.
Bende bilgi, görgü var. Sende bütün gerçekler. Sayfalarını açar. Okurum birer birer.
Doğruluk ve güzellik Senin yolun insana, Bize sensin üstelik Öğretmen, ana, baba. Seni temiz
tutarım. Kirletmem hiçbir zaman. Esirgerim, okşarım, Usanmam okumaktan.
İ.Hakkı TAI.AS
KAPLUMBAĞALAR
Kamlumbağalar ,omurgalı (Verabralı)
hayvanlardır.Hayvanlar aleminde;Sürüngenler sınıfında
yer alırlar .Kaplumbağalar halkımız arasında TOSBAĞA
olarak da isimlendirilmektedir.Genellikle kaplumbağalar
yavaş hareket ettikleri ve sırtlarındaki kabuklarından
dolayı , zaman zaman hikaye ve fıkralara konu
olmuştur. Fakat tam tersine kaplumbağalar bilindiğinin
aksine çok yavaş değil ,oldukça hızlı hareket eden
hayvanlardır.Çoğu insan ,yılan,kertenkele,timsah gibi
diğer sürüngenlerden korkmalarına karşı kaplumbağalara
karşı sevgi ile yaklaşmaktadır. Özellikle;bu hayvanlar
çocukların ilgisini çekmektedir.Bu sevgi son zamanlarda
dünyada olduğu ğibi ülkemizde de doğal ortamlarının
dışında evlerde de yaygın bir şekilde kaplumbağa
beslenmesini artırmıştır.Kaplumbağalar eski jeolojik
zamanlardan beri yaşayan hayvalanlar olup 200-300
milyon yıl öncesinden günümüze kadar nesillerini devam ettirmeye başarmışlardır.Doğada meydana
gelen tüm olumsuz değişimler ki bunun başında çevre kirliliği gelmektedir. Çevre kirliliği diğer
canlılar gibi ,kaplumbağaların nesillerini de yok olma tehlkesi ile karşı karşıya
getirmiştir.Ülkelerdeki bilinçsiz ve plansız şehirleşme,tarların ve ormanların azalması kara
kaplumbağalarının yaşama ortamlarını ve yumurta bıraktıkları yerleri yok etmektedir. Bunu
yanında orman yangınları da benzer ,olumsuz etkileri yaratmaktadır.Evsel ve sanayi atıklarının
arıtılmadan ırmak ,göller ve denizlere akıtılması tatlısu ve deniz kaplumbağalarınanın ölümlerine
yol açmaktadır.İnsab eliyle yaratılan bütün bu olumsuz koşullar bu hayvanlarında yaşamlarını
olumsuz etkilemektedir. Yapılan araştırmalar evlerinde kaplumbağa besleyen insanların
kaplumbağalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıklarını göstermiştir. Hayvanların doğaları,
yapıları ,beslenme ve hastalıkları hakkında bilgi eksikliği tıpkı çevre kirliliği kadar, evlerde
bakılan kaplumbağaların yaşamalarına zarar vermektedir.
BESLENME
Kaplumbağalar genel olarak etçil ve otçul olarak baslenmeye uygun sindirim sistemine
sahiptir.Doğada böcek,solucan,üzüm,karpuz,domates,kıvırcık ve sarı çiçekli bitkileri yiyerek
beslenirler.
Kaplumbağaların beslenmesinde dikkat edilecek en önemli hususlar 1-3 yaş arası kaplumbağalar
vücut gelişimlerini tamamları için protein ağırlıklı besin maddeleri almaları gerekmektedir.Bundan
dolayı sürekli beslenmeli 6-7 yaşına kadar kış uykusuna yatırılmamalıdır.
Yemlerinde Kalsiyum ve Fosfor dengesine ve vitamin ihtiyacına göre gerekli katkıları ilave
edilmelidir. Ayrıca su kaplumbağaları yiyeceklerini suda almaktan hoşlanırlar.En çok sevdikleri
yiyecekler arasında kurutulmuş karides gelir.Evde beslenen kaplumbağalara hazır yemler
vermek daha uygundur.Kaliteli markaların kaplumbağalar için yemleri var.Mutlaka
kullanın.
BAKIM
Evlerimizde beslediğimiz tropikal su kaplumbağaları için en önemli şey suyun temiz tutulması ve
ısının bir ısıtıcı yardımıyla 27-28 'C ye sabitlenmesidir.Bu kaplumbağalar en fazla suda bulunan
mikroplardan etkiledikleri için su değişimlerinin düzenli olarak aksatılmadan yapılması
gerekir.Eğer buna dikkat edilmezse kaplumbağalarımız sudaki kirlilikten dolayı
hastalanacaktır.Bunun sonucunda göz körlüğüne ,hatta ölüme kadar gidebilen durumlar
oluşmaktadır.Başka bir önemli konu ise kaplumbağaların yeterince gelişemeden satışa
çıkarılmarıdır.Kabuk gelişimlerini daha tamamlayamadıklarından dolayı maalesef çoğu bilinçsiz
bakım yüzünden telef olmaktadır. Burada bizlere düşen görev;kabuklarının gelişebilmesi için
kaplumbağalarımıza düzenli olarak güneş banyosu yaptırmaktır.Eğer böyle bir imkanınız yoksa
piyasada ultraviole(UV) lambalar satılmaktadır.Bu lambalar güneş ışığının yerine geçer ve
kaplumbağaların gelişimine katkısı büyüktür. Bunlardan mutlaka bir tane edinmeliyiz.
Diğerproblemlerden bir tanesi ise kaplumbağaların ortasında palmiye bulunan,ada
şeklinde küçük plastik kaplarda beslenmeleridir.Bu ortamlar çok sağlıksız ve
kaplumbağaların çoğu böyle ortamlarda telef olmaktadırlar.Onlar için en iyisi
ileride büyüyeceklerini de göz önüne alırsak 100x40x40 ölçülerinde bir
akvaryumdur.Yalnız akvaryumu almakta da iş bitmiyor.Daha önceden de söylediğim
gibi mutlaka bir tane de ısıtıcı edinmeliyiz.Ayrıca kaplumbağaların üzerine çıkıp
dinlenebilceği ,kuruyabileceği bir kısmı suyun dışında kalacak şekilde kayalar da
konmalıdır. Son olarak da b,r fiktre edinirsek ideal ortam yaratılmış oluruz bu
sevimli dostlatrımız için.... Hem böylelikle filtre sayesinde suları daha da geç
kirlenecektir.
KAPLUMBAĞALARDA CİNSİYET AYRIMI
Kaplumbağalarda erkeklerle dişileri ayıran en önemli özellikleri:
Dişilerde kloaka kuyruk kökünde son bulur,erkeklerde kuyruk dişilere göre daha uzun ve kalındır.
Çiftleşmeyi kolaylaştırabilmek için için karın altı kabuğu erkeklerde daha kuvvetli ve içe doğru
çöküktür.Erkeklerde ön bacak tırnaklarından bir tanesi dişiye çiftleşme anında kavrayabilmek için
daha uzundur.
Hayvanat bahçesi gibi yerlerde cinsiyet tayini kan analizleriye yapılmakta hayvanın dişi ve erkek
olduğu öğrenilmketedir.Kandaki Östörojen ve Testesteron hormonları seviyelerine bakılır.Avrupa
kaplumbağalarda cinsel olgunluk 12 yaşlarında başlar.
KAPLUMBAĞALARIN YUMURTA VE KULUÇKA ZAMANI
Yumurtadan yavru çıkma süreşeri 2-3 ay sürmektedir.Testusdo gracea(tosboğa) kaplumbağalar
2-3 cm boyunda 6-12 adet yumurta yaparlar.Tatlı su kaplumbağaları
3-12 beyaz uzun şekilli yumurta yaparlar.Yavruları ise 2-3 ay süre sonra yumurtadan
çıkar.Kaplumbağaların tüm çeşitleri yumurtalarını toprakğa bırakırlar.Kara ve tatlı su
kaplumbağaları yaşadıkları doğal çevrede uygun bir ortamı seçerek geçirdikleri için Dünyanın
belirli kumsallarında kıyıya çıkarak;kumsalda eştikleri çukurlara yumurtlarlar.Genelde bu işlemide
geceler yaparlar.Sürüngenlerin cinsiyetlerinin belirlenmesinde kuluçka dönemi çevre ısısının etkili
olduğu yönünde bir çok araştırma yapılmıştır.
Ülkemizin Akdeniz ve Ege kıyılarında deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktıkları dünyaca
ünlü kum plajları bulunmaktadır.Dalyan ,Dalaman, Fethiye
,Patara,Kumluca,Belek,Kızılot,Demirtaş,Gazipaşa ,Göksu Deltası ,Kazanlı ,kyatağan,Samandağ
gibi bölgeler deniz kaplumbağalarındabn Caretta Caretta ve Cheloniamydas'ın ana vatanıdır .
Çiftleşme isteği mevsimine bağlıdır.Tropik ve Subtropik iklim koşullarına göre
değişiklik gösterir.Ayrıca dış ortam koşulları da bu olayı etkilemektedir. Genelde
kaplumbağalar nisan ayının başında,mayıs ayının sonuna kadar çiftleşirle.Bu
dönemde günlerin uzun olması ve güneş ışığının fazlalığı önemli rol
oynamaktadır.Ukltraviyola ışınların, kaplumbağaların yaşamlarındaki çiftleşme ve
yumurtadan yavruların çıkması gibi fizyolojik olaylara etkisi oldukça fzladır.Dişiler
çiftleştikten sonra spermi 4 yıl gibi süre ile saklayabilirler.
Download