edirne ve çevresinde osmanlı dönemi askeri mimari

advertisement
EDİRNE VE ÇEVRESİNDE OSMANLI DÖNEMİ
ASKERİ MİMARİ
Hazırlayan: Servet ÜNKAZAN
Danışman: Yrd.Doç. Dr. Mustafa ÖZER
Lisansüstü Eğitim, Öğretim ve Sınav Yönetmeliğinin Sanat Tarihi Anabilim Dalı için
öngördüğü YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak hazırlanmıştır.
Edirne
Trakya Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Ocak 2006
Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne
Bu çalışma, jürimiz tarafından Sanat Tarihi Anabilim Dalında YÜKSEK LİSANS TEZİ
olarak Oybirliği/Oyçokluğu ile kabul edilmiştir.
Prof. Dr. Engin BEKSAÇ
Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZER
Yrd. Doç. Dr. İbrahim SEZGİN
I
ÖNSÖZ
Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen askeri mimarlık eserleri: Savunma yapıları
(kale, sur, kule, siper ve tabya), kışla yapıları, askeri okul, askeri hastane, karargah
binaları ile karakol ve silahhaneler gibi yapılardan oluşur. Savunma yapıları hakkında
yeterince araştırma yapılmasına karşın karakol, kışla ve karargah binaları Sanat
Tarihi bakış açısıyla yeterince incelenmemiştir. Şimdiye kadar Edirne’deki Osmanlı
Dönemi’ne ait kışla ve karargah binalarının tamamı hakkında inceleme ve araştırma
yapılmamıştır.
19 ve 20.yüzyıllarda batı etkisinde Osmanlı mimarisinin önemli bir bölümünü
askeri maksatlı yapılar oluşturur. II. Ordu merkezini oluşturan Edirne’de, Osmanlı
Dönemi’nde yoğun imar faaliyetleri görülür.
Edirne’deki tarihi askeri binaların bir çoğu günümüzde de askeri amaçlarla
kullanılmaktadır. Askeri güvenlik gerekçesiyle araştırmacıların özel izinle inceleme
yapması gerekmektedir. Bu nedenle askeri binalarla ilgili incelemeler oldukça
yetersizdir.
Yapılan araştırma konusunun seçilmesinde ve tezin her aşamasında yakın
desteğini esirgemeyen bu çalışma ile bana Sanat Tarihi araştırma metodunu öğreten,
yol gösteren Yrd.Doç.Dr.Mustafa Özer’e, askeri hastanelerle ilgili yardımlarını
esirgemeyen Nilüfer Gökçe’ye, özellikle süsleme konusunda bilgi eksikliğimi
tamamlayan sayın Neriman Köylüoğlu’na, çizimleri yapan mimar Selim Sel ve
mühendis Fatih Uslu’ya kalpten teşekkürler. Araştırma yaptığım dönemde beni
gönülden destekleyen sıralı birlik komutanlarıma minnettarım.
Yıllardır dağınık bir öğrencinin kahrını çeken eşim/velime kalpten teşekkür
ederim.
OCAK 2006
Servet ÜNKAZAN
II
ÖZET
Edirne ve çevresindeki Osmanlı Dönemi askeri yapıları hakkında günümüze
kadar kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır. Yapılan araştırmalarda ise tabyalar
haricindeki yapılar sanat tarihi disiplini içerisinde incelenmemiştir. Bu boşluğu
doldurmak amacıyla bu çalışmada; Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından (1826),
Balkan Harbi’ne (1912) kadar olan sürede Edirne il sınırları içerisinde kurulan üç
kışla, iki askeri hastane, bir askeri okul, iki karargah binası ile bu yapılara ait iki
çeşme, iki hamam ve iki depo binası, plan, yapı malzemesi ve üslup özellikleri
değerlendirilerek detaylı olarak incelenmiştir. 19. ve 20. yy. da batı etkisinde gelişen
Osmanlı mimarisinin farklı işlev ve yapı elemanlarıyla oluşan askeri mimari, neoklasik, eklektik(karma) ve ulusal mimarinin özellikleri taşır.
Metne dönüştürülen araştırma altı ana bölüm ile resim ve şekillerden
oluşmaktadır.
Giriş bölümünde, incelenen askeri yapıların yerleri, dönem ve üslup özellikleri
ile yapılan incelemenin metodu anlatılmıştır.
2.Bölümde, M.Ö.400 yılından 1923 yılına kadar geçen sürede, konunun
bütünlüğünü pekiştirmek amacıyla Edirne tarihçesi’nden kısaca bahsedilmiştir.
3.Bölümde, Türk Mimarisinde askeri yapılar tanımlanarak, ilk örneklerinden
Cumhuriyet dönemine kadar olan gelişim süreci belirlenmeye çalışılmış, Edirne’deki
Osmanlı Dönemi askeri yapılarından kısaca bahsedilmiştir.
Çalışmanın
esas
bölümünü
oluşturan
4.bölüm,
“Katalog”
başlığıyla
verilmiştir. Bu bölümde, Edirne ve çevresindeki askeri maksatlı binalar ile bu
binaların bulunduğu kışlalardaki çeşme, hamam gibi eserler incelenmiştir. Katalog
bölümünde
incelenen
eserlerden
günümüzde
askeri
birlikler
tarafından
kullanılmayanlar (General Fahri Özdilek Kışlası ve General Adil Alpay Kışlası)
resimlerle belgelenirken, Karaağaç Kışlası, General Kemal Tanca Kışlası, Tümen
III
Karargahı halen kullanıldığından emniyet gerekçesi ile fotoğrafları çekilmemiş, çizim
yapılmamıştır. Cezaevi olarak kullanılan Mahmudiye Kışlası(Piyade Kışlası) binaları
ile Demirtaş Askeri Hastanesi’nin bir, iki ve üçüncü kat rölöveleri alınamamıştır.
Karşılaştırma ve değerlendirme bölümünde; eserler, plan, malzeme-teknik,
yapı elemanları, cephe düzeni, süslemeleri ile ele alınmıştır. Eserler, önce kendi
içerisinde,
daha
sonra
Edirne
dışındaki
askeri
yapılarla
karşılaştırılarak
değerlendirilmiştir.
Sonuç bölümünde binaların tarihlendirilmesi, binalarda yapılan değişiklikler ve
günümüze kadar olan kullanım süreci belirlenerek yapılması gerekenler belirtilmiştir.
Son bölüm,çalışmada yararlanılan kaynakların gösterildiği. “Kaynakça”dır.
Yapıların çizim ve fotoğrafları ile şehir haritası ek’lerde yer almaktadır.
.
IV
ABSTRACT
There is no detailed research about military buildings in and around Ottoman
Edirne
In the previous works, monuments except trenches were not researched in
artial base. In order to full this empty space, this work is about to four garrisons, two
military hospital, one military school, and one headquarters building which all are
regarded with reference to planned construction materials and style between the time
resolution of Janissary dated 1826 and Balkan War dated 1912. Ottoman military
architecture which was developed from different constructive forces of 19th and 20th
centuries’ western based Ottoman architecture, has neo-classical, eclectic, and
national racteristics.
There are six main parts, pictures and illustrations where necessary.
In the introduction, the place, time period, and the methodology of the research are
mentioned.
In the second part, Ottoman Edirne history briefly explained between 400 B.C.
and 1923 in order to make the work’s integrity.
In the third part, military buildings in Turkish architecture mentioned and the
developing of it is given from the first example to republican period. Also, Ottoman
military buildings were mentioned briefly.
The fourth part in which main theme is given, investigated the military buildings
and bathsand like buildings in these buildings which are in and around Edirne. In this
part you can find
themes like history, restorations buildings faced with. All
monuments are illustrated with pictures and moreover except Mahmudiye Garrison
and Timutaş Military Hospital base 1, 2, and 3 statistical survey , all buildings’ handmade illustrations are given.
In the part called, evaluation and correspondence, monuments regarded with
reference to their plans, materials-tecnique, construction forces, frontal side,
ornoments In addition, monuments are corresponded with first in themselves and
than the military buildings around Edirne.
V
In the final part, chronology, places and changes made and usage of the buildings
up to now are determined and things that should be done are explained. After that,
reduction of the works is done and
with reference to the scientific thesis
requriements the mentioned work constructed.
The last part is the indexes of the work. The illustrations and photographs of
monuments and the city map were added properly.
VI
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ…………………………………………………………………… I
ÖZET …………………………………………………………………….. II
ABSTRACT………………………………………………………………. IV
KISALTMALAR…………………………………………………………. IX
ŞEKİLLER LİSTESİ………………………………………………………..X
FOTOGRAF LİSTESİ……………………………………………………..XI
1. GİRİŞ ………………………………………………………………… 1-9
2. EDİRNE TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ………………………. 10-14
3.TÜRK MİMARİSİNDE ASKERİ YAPILAR VE EDİRNE……..
15-25
3.1. Türk Mimarisinde Askeri Yapılar………………………….
16-21
3.2. Edirne’deki Askeri Yapılar………………………………….
21-25
4. KATALOG……………………………………………………..
4.1.KIŞLALAR………………………………………….………
4.1.1.Mahmudiye Kışlası (Edirne Kapalı Cezaevi).
26-106
27-65
28-40
4.1.1.1. L Planlı Bina ……………………………………. 28-36
4.1.1.2. Mahmudiye Kışlası Hamamı................................. 37-39
4.1.2. Süvari Kışlası (General Fahri Özdilek Kışlası,)……….
40-55
4.1.2.1. U Planlı Bina,(Orta Bina)…………………….... 41-45
VII
4.1.2.2. Güney Blok…………………………………....... 46-48
4.1.2.3. Kuzey Blok……………………………………... 49-51
4.1.2.4. Süvari kışlası deposu………………………….. 52-53
4.1.2.5. Namazgahlı meydan Çeşmesi(II.Mehmet)……… 54-55
4.1.3. General Celalettin Alkoç Kışlası (Karaağaç Kışlası )…... 56-64
4.1.3.1.Kuzey Blok……………………………………… 57-60
4.1.3.2.Batı Blok………………………………………… 61-63
4.1.3.3.Doğu Blok…………………………………………
64
4.2. ASKERİ OKUL……………………………………………… 65-75
4.2.1.1.Harbiye Binası………………………………….. 66-70
4.2.1.2.Ek Hizmet Binası……………………………….. 71-74
4.2.1.3.Harbiye Çeşmesi(Hastane)…………………………. 75
4.3.ASKERİ HASTANELER…..……………………………..….. 76-87
4.3.1. Demirtaş Askeri Hastanesi(Timurtaş,Karaağaç)…. 77-83
4.3.2. Demirtaş Askeri Hastanesi Hamamı……………… 84-85
4.3.3. Merkez Askeri Hastanesi…………………………. 86-87
4.4.KARARGAH BİNALARI…………………………………… 88-103
4.4.1. Daire-i Müşir (Tümen Karargahı)……………….. 89-94
.
4.4.2. Redif Dairesi………………………………..……. 95-101
4.4.3. Depo binası…………………………………….. 102-103
5. KARŞILAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME……………………104-115
5.1. Plan……………………………………………………………107
5.2.Malzeme ve Teknik……………………………………………108
5.3.Cephe Düzeni………………………………………………..…109
VIII
5.4.Yapı Elemanları……………………………………..................110
5.4.1. Kapılar, Pencereler …………………………………. 110
5.4.2. Söve…………………………………………….......... 110
5.4.3.Silme, Korniş ve Plasterler…………………………… 111
5.4.4. Kemer,Sütun ve Ayaklar…………………………...….111
5.4.5.Örtü Sistemi
……………………………………... 112
5.4.6.Ocak, Niş ve Panolar………………………………..
113
5.5.Süsleme……………………………………………………… 114
5.5.1.Bitkisel Süsleme ……………………………….…...... 114
5.5.2.Geometrik Süsleme………………………………..….. 115
6. SONUÇ…………………………………………………………… 116-120
KAYNAKÇA……………………………………………………….. 121-125
ŞEKİLLER
FOTOGRAFLAR
EDİRNE ŞEHİR HARİTASI
IX
KISALTMALAR
Bkz
:Bakınız
B.O.A
: Başbakanlık Osmanlı Arşivi
C.
:Cilt
Fot.
:Fotoğraf
K.K.K
: Kara Kuvvetleri Komutanlığı
Mknz
:Mekanize
M.S.B
:Milli Savunma Bakanlığı
P
: Piyade
s
:Sayfa
Şek
:Şekil
Tug
:Tugay
T.C
:Türkiye Cumhuriyeti
T.M.O
:Toprak Mahsulleri Ofisi
T.T.K
:Türk Tarih Kurumu
vb
:Ve başkaları
y.y
: Yüzyıl
X
ŞEKİLLER
LİSTESİ
Şek.1
Süvari kışlası (General Fahri Özdilek kışlası) vaziyet planı
Şek.2
Süvari Kışlası Binaları batı cephe çizimi
Şek.3
Süvari Kışlası Güney Blok rölövesi
Şek.4
Süvari Kışlası U planlı Bina Zemin Kat rölövesi
Şek.5
Süvari Kışlası U planlı Bina I. Kat rölövesi
Şek.6
Demirtaş Askeri Hastanesi kuzey cephe
Şek.7
Demirtaş Askeri Hastanesi güney cephe
Şek.8
Demirtaş Askeri Hastanesi zemin kat rölövesi
Şek.9
Sanayi Kışlası (General Adil Alpay Kışlası) vaziyet planı
Şek.10
Redif Dairesi doğu cephe çizim
Şek.11
Redif Dairesi batı cephe çizimi
Şek.12
Redif Dairesi kuzey cephe çizimi
Şek.13
Redif Dairesi I.kat rölövesi
Şek.14
Redif Dairesi II.kat rölövesi
XI
FOTOĞRAF LİSTESİ
Fot-1 Mahmudiye Kışlası güney cepheden panoromik görünüm
Fot-2 Mahmudiye Kışlası kuzey cephe genel görünüm
Fot-3 Mahmudiye Kışlası’na ait eski bir fotoğraf (Abdülhamit albümü:43 numara ile
irae olunan Piyade Kışla-i Hümayunın manzarasıdır)
Fot-4 Mahmudiye Kışlası Hamam Batıdan genel görünüm
Fot-5
Fot-6
Mahmudiye Kışlası Hamam Sıcaklık kubbe
Süvari Kışlası eski bir fotoğraf,( Abdülhamit albümü :41 numara ile irae
olunan
Piyade Kışla-i Hümayunın manzarasıdır.)
Fot-7
Süvari Kışlası U planlı, orta blok batı cephe
Fot-8
Süvari Kışlası U planlı, orta blok batı cephe detay
Fot-9
Süvari Kışlası Güney Blok batı cephe
Fot-10 Süvari Kışlası Güney Blok güney cephe
Fot-11 Süvari Kışlası Güney Blok tek katlı bölüm güney cephe
Fot-12 Süvari Kışlası Güney Blok doğu cephe
Fot-13 Süvari Kışlası Depo Binası
Fot-14 Süvari Kışlası II.Mehmet Çeşmesi Güney cephe
Fot-15 Süvari Kışlası II.Mehmet Çeşmesi Kuzey cephe
Fot-16 Harbiye Binası eski bir fotoğraf (Harita 34 numara ile irae olunan Mekteb-i
İdadi-i mülk-i Şahanenin manzarasıdır)
Fot-17 Kemal Tanca Kışlası Harbiye Çeşmesi
Fot-18 Kemal Tanca Kışlası Harbiye Çeşmesi Kitabesi
Fot-19 Demirtaş Asker Hastanesi güney cephe
Fot-20 Demirtaş Asker Hastanesi doğu cephe
Fot-21 Demirtaş Asker Hastanesi kuzey cephe
Fot-22 Merkez Asker Hastanesi duvar kalıntısı
Fot-23 Daire-i Müşir eski bir fotoğraf
Fot-24 Sanayi Kışlası giriş açıklığı
Fot-25 Sanayi Kışlası hava fotoğrafı
Fot-26 Redif Dairesi güney cephe
Fot-27 Redif Dairesi doğu cephe
XII
Fot-28 Redif Dairesi batı cephe giriş
Fot-29 Redif Dairesi eski bir fotoğraf (Engin Özendes albümünden)
Fot-30 Redif Dairesi Sanayi Kışlası depo binası doğu cephe
1
1.GİRİŞ
2
1.GİRİŞ
Orta Asya’dan sürekli batıya ilerleyen Türkler, batıdaki askeri gelişmeleri örnek
alarak ordularında düzeni sağlamak amacıyla, kışla, askeri okul, askeri hastane, depo,
karargah ve hizmet binalarının yapımına ağırlık vermişlerdir. Bugünkü anlamda kışla
denilen düzenli ve teşkilatlı binaların inşasına, Yeniçeri askeri teşkilatının kaldırılması
ve düzenli orduların kurulmasıyla başlanmıştır1. Osmanlı ordu teşkilatında askeri
yapılar, kışla yapıları ( koğuş, ahır, depo, cami, hamam, çeşme vb.), karargah, okul,
hastane fabrika vb. yapılardan oluşmaktaydı. 19.yüzyılda İstanbul merkezli kışla imar
faaliyetlerinden, Osmanlı Devleti’nin önemli kentlerinden biri olan Edirne’de fazlasıyla
etkilenmiştir.
İncelediğimiz döneme ait(19-20yy) askeri yapılar, belirli akım ve üslupların etkisinde
inşa edilmiştir. 18.yüzyılın sonlarından
itibaren, sanatsal üsluplar, yerini sanatsal
akımlara bırakmıştır. Barok ve rokoko üsluplarının aşırı süslemelerine bir tepki olarak
ortaya çıkan neo-klasizm, 18.yüzyılın ikinci yarısı ve 19.yüzyılın ilk 25 yılında etkin
olmuştur. Bu akımın, mimarideki ilk temsilcileri ise Fransa ve Almanya’dır2.
18. y.y.’da Avrupa sanatının etkisinde kalan Osmanlı Mimarisi’ne 19.yüzyıldan
itibaren neo-klasik üslup hakim olmuştur. Yüzyılın sonlarında batı eksenine bir tepki
olarak batı seçmeciliğinden uzaklaşan mimarimiz, Türk neo-klasik sentezini
oluşturmuştur. Batı mimarisinde neo-klasik olarak değerlendirilen ve özellikle
cephelerde etkin olan bu anlayış sürerken, yeni ihtiyaçların doğurduğu değişik
fonksiyonlu, yeni yapı tipleri üretilmiştir. Bu dönemde Osmanlı Devleti’ndeki
gelişmeler dikkat çekicidir3.
Neo-klasik akımın özellikleri, klasik üslupla paralellik gösterir. Simetrik düzenin
önem kazandığı yapılarda, planlı geometrik düzenlemeler görülür. Yapı ekseninde,
plan ikiye bölünerek, yapının her iki kısmı aynı şekilde düzenlenmiştir. Kare ve
1
Zuhal Çetiner Doğdu, (2002): Kışla Mimarisi, Türkler Ansiklopedisi, Cilt:12, Ankara , s.178
2
Engin Beksaç, (1993): Avrupa Sanatına Giriş, Engin Yayıncılık, İstanbul, s.78
3
Fırat Nurcan İnci, (1999): “XX. Yüzyıl Başlarında Görülen Osmanlı Mimarisi”, Osmanlı Ansiklopedisi,
Cilt; 10, Ankara, s. 290
3
dikdörtgen planlar bu dönemde de uygulanmıştır. İç ve dış mekanlar arasında ilişiler
kurularak, streometrik
yapı biçimlendirilmesi ortaya çıkarılmıştır. Yapılar mekan,
fonksiyon ve dış biçim bakımından planlanmıştır. Cephelerde dikey ve yatay hatlar
sütun, silme ve plasterlerle oluşturulmuştur4.
Dekoratif öğelere nadiren rastlanan yapılarda süsleme sade ve azdır. Cephelerde
hareket, mimari plastik öğelerle sağlanmıştır. Bunlar, kat kornişi, silme, plaster, kapı
ve pencere söveleridir. Esas girişin bulunduğu cepheler çoğunlukla sütunlu ve dışarı
taşırılarak inşa edilmiştir.
Askeri binaların biçimlenmesinde etkili olan neo-klasik akımın, resmi devlet
yapılarında görülen üslup özelliklerinden biri de, cephelerinde antik taklidi sütuna
dayanan üçgen biçiminde bir alınlığın (fronton) bulunmasıdır. 19.yüzyılın sonlarında
inşa edilen binaların batı etkisinde belirli bir üsluba bağlı kalmayan eklektik(karma)
üslup özelliklerini yansıttığı da görülür 5.
Yeniçeri Ocağının kaldırılmasından (1826), Balkan Harbi’ne (1912) kadar olan
sürede Edirne il sınırları içerisinde kışla yapıları, askeri hastane, askeri okul ve
karargah binaları ile bu binalara ait depo, cami, hamam ve çeşmeler inşa edilmiştir.
Edirne’de inşa edilen savunma amaçlı yapıları (tabya, sur, kale vs.) geniş kapsamlı ve
ayrıca incelenmesi gereken bir konu olduğundan inceleme dışında bırakılmıştır6. Bu
incelemede söz konusu yapılardan günümüze ulaşanları tüm yönleriyle incelenmeye
çalışılmıştır. Şimdiye kadar Edirne’deki askeri binalar, Sanat Tarihi biliminin esas ve
kurallarına göre ele alınmamıştır. Bu yapılar, 19 yy.da Osmanlı coğrafyasında özellikle
İstanbul da gelişen batı etkili mimarinin ve ulusal mimarlık akımının önemli temsilcileri
arasında olması nedeniyle de ayrıca önem arz etmektedir.
4
Özsezgin ve Büyükişleyen, (1993): Sanat Eserlerini İnceleme, Eskişehir:s.16
5
Semavi Eyice, (1981): “XVIII:Yüzyılda Türk Sanatı ve Türk Mimarisinde Avrupa Neo-Klasik Üslubu”,
Sanat Tarihi Yıllığı(1979-1980), İstanbul, s.173.
6
Edirne Tabyaları ile ilgili bkz. Yavuz Güner,(2004):Edirne Askeri Tabyalarının Mimarisi,Mimar
Sinan Ünversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsi, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, (Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi)İstanbul
4
Kütüphane, arşiv ve arazi araştırmaları sonucunda, Edirne ve çevresinde, 19 ve 20.
yüzyıllardan günümüze ulaşan üç kışla, iki askeri hastane, bir askeri okul, iki karargah
binası ile bu binaların bulunduğu kışlaların hizmeti için yapılan, iki çeşme iki hamam
ve iki depo incelenmiştir.
İncelenen yapılar içerisinde en eski tarihli olan Piyade Kışlası (Mahmudiye,Yanık
Kışla) Edirne, Sarayakpınar yolu üzerindedir. Günümüzde kapalı cezaevi olarak
kullanılan kışlanın kuzeyinde, Merkez Askeri Hastanesi kalıntıları, doğusunda Tunca
nehri bulunur. Kışlada birbiriyle bağlantılı iki bloktan oluşan L düzenli bina ile hamam
görülür. Tarihi vesikalarda bahsi geçen caminin kalıntılarına rastlanılmamıştır.
Bu kışlanın güney doğusundaki, Süvari Kışlası ve Ahırları oldukça büyük bir alan
üzerinde, tel örgü ile sınırlandırılmıştır. Süvari
Kışlasının, güneyinde Saraçhane
Köprüsü, doğusunda Yeni Saray ve Tunca nehri bulunur. 2005 yılında Trakya
Üniversitesi’ne teslim edilinceye kadar General Fahri Özdilek Kışlası olarak kullanılan
alanda, Osmanlı Dönemi’ne ait yapılardan karargah ve ahır olarak kullanılan üç bina
ile namazgahlı meydan çeşmesi(II.Mehmet çeşmesi) bulunur. Süvari Kışlası, Edirne,
Sarayakpınar yolu tarafından bölündüğünden kışlaya ait depo binası yolun batısında
kalmıştır.
Edirne’nin Karaağaç Mahallesi’nde, Karaağaç Kışlası olarak da bilinen General
Celalettin Alkoç Kışlası’nda, Osmanlı Devleti’nin son dönemine ait birbirinden
bağımsız üç blok bulunur. Bu binalar, Ulusal mimarlık akımının özelliklerini yansıtır.
Göçmen Misafirhanesi olarak da bilinen Demirtaş Askeri Hastanesi kışlanın güney
batısındadır. Hastanenin ikinci ve üçüncü katı tahrip olduğu için bu katlarda detaylı
inceleme yapılamamıştır. Edirne’nin ilk askeri hastanesi olarak inşa edilen Merkez
Askeri Hastanesi, Edirne Kapalı Cezaevi’nin kuzey batısındadır. Hastane yapısından
günümüze hastanenin bir duvar parçası kalmıştır.
Selimiye Cami’nin kuzeyinde, General Kemal Tanca Kışlası olarak kullanılan
alanda, kapalı bir avlu etrafında kare planlı bir bina ile kışlanın güney batı duvarına
bitişik bir çeşme bulunur. Kare planlı ve iç avlulu bina, Osmanlı Dönemi’nde farklı
tarihlerde yapılan iki binanın belirlenemeyen bir tarihte birleştirilmesi sonucu
5
oluşturulmuştur. İki bina, Harbiye Mektebi ve Ek Hizmet Binası’dır.
Edirne ve Trakya’daki II.Ordu birliklerinin karargahı olarak kullanılan Müşirlik
Binası (Tümen Karargahı) 1897 yılında inşa edilmiştir. Şehir merkezinde, Selimiye
Cami’nin güneybatısında yer alan binanın, batısında Üç Şerefeli Cami, güneyinde ise
Bedesten bulunur. Bu binanın Edirne’de incelenen diğer askeri binalardan en büyük
farkı, cephelerindeki süslemelerinin zenginliği ve tarihi dokusunun hiç bozulmadan
günümüze kadar ulaşmış olmasıdır.
Baba Demirtaş Mahallesi, Sanayi Caddesi’nde yer alan ve Sanayi Kışlası olarak da
bilinen General Adil Alpay Kışlası, kısa bir süre önce Trakya Üniversitesi Sağlık
Meslek Yüksek Okulu’na teslim edilmiştir. Burada Osmanlı Dönemi’ne ait üç katlı ve
tek katlı iki bina mevcuttur. Bazı kaynaklarda askeri hastane olarak da belirtilen üç
katlı bina, 1906 yılında inşa edilen Redif Dairesi’dir. Tek katlı bina ise Redif Dairesi’ne
ait depodur.
Bu yapılar dışında Edirne’de belirli dönemlerde askeri amaçlar için kullanılan fakat
değişik işlevler için inşa edilen, saray, han vb. yapılarda tespit edilmiştir. Ancak bu
yapılar araştırma konusu dışında tutulmuştur.
Bu araştırma ile, 14.yüzyıldan itibaren Osmanlı Ordusu’nun önemli merkezlerinden
olan Edirne’deki 19 ve 20 yüzyıllarda askeri amaçlar için inşa edilmiş olan askeri
yapıların mimari niteliği aydınlatılmaya ve Türk mimarisindeki yeri belirlenmeye
çalışılmıştır.
“Edirne ve Çevresinde Osmanlı Dönemi Askeri Mimari” başlıklı tez konumun
belirlenmesinde, mesleki ilginin yanı sıra içinde bulunduğum mesleki ortamın etkisi
büyüktür. Daha önce üzerinde herhangi bir bilimsel araştırma yapılmayan Edirne’deki
askeri yapıların mimari özelliklerini araştırma konusu olarak seçmemin ardından
konuyla ilgili ön bilgi edinmek amacıyla, kütüphanelerdeki kaynak ve yayınlar
taranmıştır. “ Yaşayan Tarihi Ve Kültürel Askeri Yapılar,” 54. Mknz. Piyade Tugay
Komutan’lığının derlediği “Tarihi kışla ve binalar” adlı kitapçık, “Türkler
Ansiklopedisi”, ”Osmanlılar Ansiklopedisi”, “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye
6
Ansiklopedisi”, “Mimarlık Sözlüğü”, “Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü’nden”
konuyla ilgili ön bilgi edinilmiştir7.
Ancak, konuyla ilgili birkaç kitap ve makale dışında ayrıntılı bir bilgiye
ulaşılamamıştır. Bu konuda bilgisi olabileceği düşüncesiyle Edirne’li yerel tarihçiler ve
araştırmacılarla görüşülmüştür.
Yapılan kaynak taramasında, Edirne’deki askeri binalarla ilgili kapsamlı bir
çalışmanın yapılmadığı tespit edilmiştir. Konuyla ilgili ulaşılan kaynaklardaki bilgiler,
kısa ve genel olduğundan konuyu aydınlatmaktan uzaktır.
İncelenen kaynak ve yayınlardan Yıldırım ve Tekkollu’nun hazırladığı “Yaşayan
Tarihi ve Kültürel Askeri Yapılar”8 adlı kitapta, Türkiye’deki mevcut tarihi kışla ve
askeri binaların hemen tümü arşiv ve kataloglama anlayışı içerisinde derlenmiştir. Söz
konusu kitapta, araştırma konumuz olan Edirne’deki
kışlalar genel hatlarıyla
tanıtılmıştır. Bahsi geçen kitapta, incelediğimiz bazı binaların yapım amacı, inşa
tarihi gibi konularda yanlış bilgiler verilmektedir. Günümüzde askeri birliklerce
kullanılan kışlaların, karargahlarında tutulan “Kışla Tarihçe Defterlerinde”9 inceleme
yaptığımız binaların, Cumhuriyet Dönemindeki kullanım amaçları ve yapılan onarımlar
hakkında bilgi edinilmiştir. Tosyavizade Rıfat Osman’ın “Edirne Rehnüması”10adlı
eseri, kışla ve askeri binaların tarihlendirilmesinde yararlandığımız eserlerden
bazılarıdır.
Başbakanlık Osmanlı Arşivinde Edirne’deki askeri teşkilat ve imar faaliyetleri ile
ilgili belgeler taranmıştır. Bulunan çok sayıda belgeden, günümüze ulaşan yapılarla
ilgili olanlarından yararlanılmıştır. Belgelerin birçoğu teşkilat içi idari görevleri ve
onarımları içermektedir.
7
Adı geçen eserler için kaynakça bölümüne bakınız.
8
Yıldırım ve Tekkollu, (2001): Yaşayan Tarihi Ve Kültürel Askeri Yapılar, M.S.B. İnşaat Emlak Daire
Başkanlığı yayınları, T.T.K. basımevi, Ankara.
9
Kışla Tarihçe Defteri: Kışlanın kısa tarihçesi, kışla tesislerinin kroki ve planı, yapılan onarım gibi
konuların yer aldığı defterdir. Defter birliklerde belirli personel tarafından güncel olarak tutulur.
10
Tosyavizade Rıfat Osman, (1994): Edirne Rehnüması (Edirne Şehir Klavuzu), Çev: Ratip Kazancıgil,
Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları, İstanbul.
7
Ankara, İstanbul ve Edirne’deki kütüphanelerde yaptığımız araştırmalarda, tez
konumuz ile ilgili kısa bilgiler veren yayınlar tespit edilmiştir. Söz konusu bu yayınlar,
araştırmanın ilgili yerlerinde belirtilmiştir.
Edirne deki askeri kışla ve binaların eski durumlarını gösteren fotoğrafların bir
bölümü, İstanbul Üniversitesi Eski Eserler Kütüphanesi’ndeki Abdülhamid Albümü ve
Edirne Albümü’nden temin edilmiştir11.
Yaklaşık altı ay süren saha çalışmaları sırasında söz konusu askeri yapıların plan ve
cephe rölöveleri alınmış, fotoğraflarla ayrıntılı bir şekilde belgelenmiş ve gerekli notlar
alınmıştır. Kullanılmayan binaların fotoğraflarının çekimi, plan ve detay çizimleri için
birlik komutanından izin alınmıştır. Bir çoğu halen kullanılan kışlaların stratejik
konumu ve emniyeti gerekçesiyle, fotoğraflarının çekilmesi, plan ve rölövelerinin
çıkarılması için araştırmacıların kışlaya giriş ve çıkışı ile ilgili hususlar, bir takım
kurallara bağlanarak kısıtlamalar getirilmiştir. Günümüzde askeri birlikler tarafından
kullanılan yapılara ait çizim ve fotoğraflar çalışma içersine konulmamıştır.
Kaynak taramasının ardından araştırma konusu olan binaların rölövelerinin alınması,
fotoğraflarla belgelenmesi kapsamında altı ay boyunca saha çalışması yapılmıştır. Bu
çalışmalar sırasında, Süvari Kışlası(General Fahri Özdilek), Sanayi Kışlası(General Adil
Alpay Kışlası), Demirtaş Askeri Hastanesi,
çizim (plan ve cephe rölövesi) ve
fotoğraflarla belgelenmiştir. Harbiye Kışlası, (General Celalettin Alkoç Kışlası)
Karaağaç Kışlası, Daire-i Müşir binası (Tümen karargahı) yapılarının, plan ve detay
çizimleri askeri emniyet gerekçesiyle yapılamamıştır. Ancak, Mahmudiye Kışlası,
kapalı cezaevi olarak kullanıldığından binanın avludan ve dışarıdan fotoğrafları
alınmıştır. Demirtaş Askeri Hastanesi’ndeki çalışmalar sırasında bina harap olduğundan,
ikinci ve üçüncü katların rölöveleri alınamamış ve bu katlara ait iç mekan incelemesi
yapılamamıştır. Merkez Askeri Hastanesi’nden ölçüsü alınabilecek bir kalıntı
bulunamadığından inceleme yapılamamıştır. Saha araştırmaları sonucunda kışlaların
plan ve cephe rölöveleri çizilmiştir12.
11
Engin Özendes, (1999):Osmanlı’nın İkinci Başkenti Edirne,Yem Yapı-Endüstri Merkezi
Yayınları, İstanbul
12
Kışla Tarihçe Defterindeki plan krokileri yeterli olmadığından, incelenen eserlerin rölöveleri
8
Konuyla ilgili belge ve bilgilerin toplanmasının ardından, araştırmanın son safhası
olan metnin yazılması aşamasına geçilmiştir. Nitelikli ve belli bir seviyeye ulaşmış
orijinal metin oluşturabilmek için araştırma konumuzu ilgilendiren bilgileri, ilgisiz
bilgilerden ayırmak için not alma tekniği kullanılarak bilgi fişleri oluşturulmuştur. Daha
önceden konunun ana hat planı çıkarılarak bilgi fişleri söz konusu plan çerçevesinde
yazılmış ve araştırma metni bilgisayara kaydedilmiştir.
Metne dönüştürülen araştırma, altı ana bölüm ile resim ve şekillerden oluşmaktadır.
“Giriş” bölümünde, konunun niteliği, sınırları, amacı önemi ve incelenen askeri
yapıların yerleri, dönem ve üslup özellikleri ile yapılan incelemenin metodu
anlatılmıştır.
2.Bölümde, M.Ö.400 yılından, 1923 yılına kadar geçen sürede, Edirne’nin
tarihçesinden kısaca bahsedilmiştir.
3.Bölümde, Türk mimarisinde askeri yapı türleri, işlevleri ve mimarimizdeki gelişim
süreci belirlenmeye çalışılmıştır. Edirne’de askeri amaçlı yapılar tespit edilmiş,
günümüze ulaşanlardan kısaca bahsedilmiştir.
Çalışmanın esas bölümünü,“Katalog” başlığıyla verilmiştir. Bu bölümde, Edirne ve
çevresindeki askeri maksatlı binalar ile bu binaların bulunduğu kışlalardaki çeşme,
hamam, depo gibi eserler incelenmiştir. İnceleme, binaların yapım amacı, tarihçesi,
üslup özellikleri, yapı elemanları, yapılan onarımlar ile günümüze kadar kullanım süreci
gibi konuları içermektedir. Katalogda yer alan eserlerden, günümüzde askeri birlikler
tarafından kullanılmayanları resimlerle belgelenmiştir. Mahmudiye Kışlası Binaları ile
Demirtaş Askeri Hastanesi’nin bir iki ve üçüncü kat rölöveleri hariç askeri birlikler
tarafından kullanılmayan diğer yapılara ait çizimler eklerde verilmiştir.
“Karşılaştırma ve Değerlendirme” bölümünde binalar, plan, malzeme ve teknik,
yapı elemanları, cephe düzeni, süslemeleri ile ele alınarak, önce kendi içerisinde, daha
sonra diğer bölgelerdeki askeri yapılarla karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
alınmıştır.
9
“Sonuç” bölümünde binaların inşa tarihi ve yapım amacı, yerleri, binalarda yapılan
değişiklikler ve günümüze kadar olan kullanım süreci belirlenerek yapılması gerekenler
belirtilmiştir.
Metnin redaksiyonu yapılarak, bilimsel tez ölçütlerinde, söz konusu araştırma metni
oluşturulmuştur.
Son bölüm, çalışmada yararlanılan kaynakların gösterildiği “Kaynakça”dır. Yapıların
çizim ve fotoğrafları ile şehir haritası eklerde yer almaktadır.
10
2. EDİRNE TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ
11
2. EDİRNE TARİHİNE GENEL BİR BAKIŞ
Balkan Yarımadası’nın Trakya yöresinde, Tunca ve Arda Nehirlerinin, Meriç
Irmağı’yla birleştiği kesimde, yerleşim ve savunmaya elverişli bir zemin üzerinde
kurulmuş olan Edirne, yüzyıllar boyunca bir çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır13.
İlk olarak M.Ö.400 yılında Orta Asya’dan Trakya bölgesine göç eden Traklar
tarafından iskan edilen bölge, M.Ö 513 yılında Pers’lerin, M.Ö.400’de Makedonya
Krallığı’nın ve M.Ö.168’de ise Romalıların idaresine girmiştir. Roma İmparatoru
Traianus yerleşim bakımından yetersiz olan bölgede Roma kent kültürüne uygun
şehirler kurmuştur. M.S.124 yılında bölgeyi ziyaret eden imparator Hadrianus,
Orestias’ı (Edirne) çok beğenmiş ve buraya Hadrianapolis adını vermiştir. M.S.2.yy.’ın
ikinci yarısında Hadrianapolis, askeri açıdan büyük önem kazanmış; ziraat ve ticaret
alanlarında ise altın devrini yaşayarak sürekli gelişmiştir 14.
M.S.395 yılındaki Kavimler Göçü sonucunda ikiye ayrılan Roma İmparatorluğu’nun
Trakya bölgesi Bizans İmparatorluğu’nun hakimiyetine geçmiştir. Bu dönemde
Balkanlar’dan gelen Hun, Avar ve Bulgar saldırıları sonucunda Edirne birkaç kez
yakılıp yıkılmıştır15. Bir dönem Peçenek ve Haçlıların Edirne’ye saldırmalarına karşın
Bizanslılar kenti ellerinde tutmayı başarmışlardır.
M.S.1361 yılında Osmanlı idaresine geçen Edirne16, hızla gelişmeye başlamıştır.
Osmanlı hakimiyeti öncesinde, üç kilise ile beş veya on mahallenin oluşturduğu “ Kale
İçi” ve Gazi Mihal Köprüsü’nün diğer ucundaki “Aina” adlı yerleşim biriminden oluşan
Edirne, Osmanlıların hakimiyetiyle birlikte hızla gelişmiş ve kale dışında da yeni
13
Besim Darkot, (1993): “ Edirne, Coğrafi Giriş ” , Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü Armağan Kitabı,
T.T.K Yayınları, Ankara: s.4
14
Arif Müfid Mansel, (1993 ): “ İlkçağda Edirne ”, Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü Armağan Kitabı,
T.T.K Yayınları, Ankara: s.23
15
Semavi Eyice, (1993): “Bizans Devrinde Edirne Ve Bu Devire Ait Eserler, Edirne’nin 600. Fetih
Yıldönümü Armağan Kitabı, T.T.K Yayınları, Ankara: s.42-43
16
Edirne’nin Osmanlı Devleti’ne tam olarak katılış tarihi ile ilgili tartışmalar için bkz. Halil İnalcık,
(1993): “Edirne’nin Fethi (1361)”, Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü Armağan Kitabı, T.T.K
Yayınları, Ankara: s.137-161
12
yerleşim birimleri oluşmaya başlamıştır. Klasik dönem olarak adlandırdığımız bu
dönemde, kentdeki Müslümanlar kale dışındaki geniş varoşlara yerleşerek buralarda
mahalleler oluşturmuş, kent merkezi konumundaki dar ve sıkışık mahalleler ise kentin
gayrimüslim zenginlerini dış mahallelere itmiştir. Şehrin kale içi dışında yeni yerleşim
alanları olarak Debbağhane ve Kirişhane Semtleri, İstanbul Yolu Bölgesi, Muradiye,
Tekkekapı, Menzil Ahırı, Gazimihal, Yıldırım, Yeni İmaret ve Hıdırlık Semtleri zaman
içinde oluşturulmuştur17.
Kentdeki nüfus artışları Osmanlı merkez yöneticilerinin
kentte önemli imar faaliyetlerine ağırlık vermelerine neden olmuştur. Bu zaman
diliminde, kentin ana fiziki yapısını oluşturacak ve kente ekonomik canlılık
kazandıracak birçok han, hamam, cami, imaret, kervansaray ve mektep yapılıp kentin
sosyo-ekonomik hayatına kazandırılmıştır18. Edirne’de günümüze kadar gelen ilk eser,
Çelebi Sultan Mehmet tarafından M.S.1414 yılında yaptırılan Eski cami’dir. Daha
sonra II.Murat tarafından M.1434 yılında yaptırılan Muradiye Cami, M.S.1447 de Üç
şerefeli Cami, M.S.1488 de II.Beyazit tarafından yaptırılan külliye ile II.Sultan Selim’in
1569,1574 tarihleri arasında Mimar Sinan’a yaptırdığı Selimiye Cami bu dönemin baş
eserleridir.
İstanbul’un fethinden sonra başkent olma özelliğini kaybetmesine rağmen Edirne,
Balkan seferlerinin ana üssü, padişahların dinlenme yeri ve yabancı devlet adamlarıyla
elçilerinin ağırlandığı önemli bir şehir olma konumunu 17.yüzyılın ikinci yarısına kadar
korumuştur19.
1745’te çıkan yangında 60 mahalle tamamen yanmış, 1751 yılındaki depremde ise
birçok bina yıkılmıştır20.
18.yüzyılın sonlarında III.Selim tarafından Nizam-ı Cedit adlı yeni bir ordu
kurulmuş, aynı dönemde Sırp isyanları nedeniyle ordu tekrar dağıtılmıştır. III.Selim
17
Feridun M. Emecen, (1998): “Tarih Koridorlarında Bir Sınır Şehri: Edirne ”, Edirne Serhat’daki
Payitaht, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul: s.55-56
18
Edirne’nin Osmanlı Dönemi’ndeki kentsel gelişimiyle ilgili geniş bilgi için bkz. Osman Nuri Peremeci,
(1939): Edirne Tarihi, Resimli Ay Matbaası, İstanbul.
19
Gökbilgin, 1993: 121
20
Emecen, 1998: 58
13
döneminde önemini kaybeden Edirne II.Mahmut ile birlikte tekrar canlanmaya
başlamıştır.
II.Mahmut tarafından 1826 yılında Yeniçeri Ocağının kaldırılmış, yerine kurulan
Asakir-i Mansure-i Muammediye ordusunun kuruluş ve hazırlık aşamasındaki
zayıflığından yararlanan İngiliz, Rus ve Fransız’lar saldırıya geçti. 1828-1829 TürkRus savaşı başlamış oldu. Bir yıl süren savaş 1829 da Edirne anlaşmasıyla son
bulmuştur. Edirne halkı yurdun iç kısımlarına göç ederek, 350.000 lik nüfus, 100.000
düşmüştür21.
Abdülmecit “Tanzimat Fermanı” adlı bildiriyi yayınlayarak, yurt gezisine çıkmış,
gezi neticesinde Meriç Nehri yatağı, Edirne Gümrük Örgütü ve Enez Limanıyla ilgili
yazılı emirler vermiştir. Meriç nehri üzerindeki ahşap köprüyü kesme taştan tekrar inşa
ettirmiştir. Abdülmecit 1855’de İstanbul, Edirne, Varna ve Kırım arasına telgraf telleri
çektirerek posta teşkilatını kurmuştur.
Abdülaziz döneminde ise Edirne-İstanbul demiryolu yapılarak, 1874 yılında hizmete
açılmıştır 22.
II.Abdülhamit dönemi, ilk meclisin toplanması ve ardından 93 harbi olarak tarihe
geçen
istila ve ardından bütün Trakya’da taun hastalığı nedeniyle birçok kayıp
verilmiştir. Yüzyılın son çeyreğine doğru, 1878-79 da Ruslar Edirne’ye girerek Türklere
ait bütün köy ve kasabaları yakmışlardır. İşgal sırasında Edirne’nin sadece Kıyık,
Kirişhane, Yeni İmaret ve Yıldırım semtlerinde iki binden fazla ev yıkılmış, camiler,
tekkeler ve hükümet binaları tahrip edilmiştir23.
1908-09 yılları iç karışıklıklar ve meşrutiyetin ilanı gibi hareketlerle devam eder.
1912/13 yıllarındaki, Balkan Harbi’nde yaklaşık dört ay Bulgar hakimiyetinde kalan
21
İlhan Özalp, (1999) ,Kısa Edirne ili Tarihi, Edirne Ticaret Borsası Yayınları,Edirne.
22
İlhan Özalp, 1999:43
23
Peremeci, 1939:33
14
Edirne, son olarak 1920 yılında Yunan işgaline uğramıştır. Mudanya Ateşkes
Antlaşması sonucu 1922 de tekrar alınan kentin, Karaağaç mahallesi, 1923 yılında
Lozan anlaşmasıyla Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına dahil edilen son toprak parçası
olmuştur.
Bütün bu işgaller ve halkın mücadelesi, Edirne’yi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir serhat
şehri haline getirmiştir.
15
3.TÜRK MİMARİSİNDE ASKERİ YAPILAR VE EDİRNE
16
3.TÜRK MİMARİSİNDE ASKERİ YAPILAR VE EDİRNE
3.1. Türk Mimarisi’nde Askeri Yapılar;
Askeri mimari: Savunma yapıları (kale, sur, kule, siper ve tabya), kışla yapıları
(koğuş, ahır, dinlenme yerleri, depo, fırın, mutfak, hamam ve çeşmeler),
askeri okul, askeri hastane, karargah binaları, karakol ve silahhaneler gibi yapılardan
oluşur.
Kale ve surlar: Türk Mimarisi’nde askeri yapıların ilk örneklerine M.Ö. son bin
yılda rastlanmaktadır. Proto-Türklerin ve proto-Peçeneklerin ordu-kent anlayışı
içerisinde yerleştikleri bilinmektedir. Ordu-Kentler hendek, sur ve kulelerle çevriliydi.
İç içe iki kaleden oluşan yerleşimin iç kalesinde, hükümdar kalırdı. Dış kalenin iç
duvarları boyundaki hücrelerde ise yaya ve atlı askerler yaşarlardı. Bu yapılar, Türk
Mimarisi’nde ilk askeri yapılar olarak değerlendirilebilir. Daha sonraki dönemlerde,
Uygur ve Göktürklere ait benzeri yerleşimlerin olduğu da tespit edilmiştir24.
Mezopotamya da izlerine rastladığımız çadırlar, mimariyi önemli ölçüde etkilemiştir.
Fakat, askeri mimarinin başlangıcını, çadırlar oluşturmaz. Çadır ile aynı döneme ait
kerpiç yapılara bu dönemde rastlamak mümkündür. Kubbe ve saçak firizleri, çadırın
mimariye etkilerindendir. Osmanlı Dönemi’nde daha çok askeri amaçla kullanılan
çadırlar, Padişah, devlet erkanı ve kapıkulu askerleri tarafından kullanılırdı25. Türkler
Anadolu’ya geldiklerinde hazır buldukları kaleleri onarmak suretiyle kullandılar.
Beylikler döneminde ise kale ve sur yapımına nadir rastlanmaktadır.
Osmanlı Dönemi’nde kale, şehirlerin etrafına, yol kavşağı, geçit yeri, köprü
başlarına arazinin tabi özelliklerinden yararlanılarak inşa edilirdi. Anadolu’da Türkler
tarafından yapılan ilk kale Bursa fethi sırasında Osman Gazi tarafından yaptırılan
Balabancık Hisarı ve Kaplıca kapısıdır.(1314) Daha sonra Yıldırım Beyazıt’ın İstanbul
24
Emel Esin,(1993):“ Muyanlık”, Uygur “Buyan” yapısından hakanlık Muyanlığına (Ribat) ve
Selçuklu Han ile Medresesinde gelişme. Malazgirt Armağanı, Ankara, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, 2.baskı, s.49-75
25
Arseven, 1952:358
17
Boğazı’nın en dar yerinde yaptırdığı (1394-95) kale yer alır26.
Tabya: Barutun top teknolojisinde kullanımıyla şehrin savunulmasında kullanılan
surlar anlamını kaybetti. Şehir savunması 19. yüzyıldan itibaren merkezden uzak hakim
arazilere inşa edilen mevzi ve tabyalarla sağlandı. İçinde hendeklerin siperlerin ve
cephaneliklerinde bulunduğu bu yapı türünün ilk örneklerine 1740 larda rastlanır.
Osmanlı Dönemi’nde tabyalara ait ilk örnekler, Çanakkale Boğazı’nda Baron de Tott
nezaretinde 1770 de yapılmıştır. Osmanlı’nın doğu sınırında İran ve Rus tehliesine karşı
Kars, Ardahan ve Erzurum’da, Balkanlar ve Trakya da ise, Şumnu, Ruscuk, Edirne gibi
yerleşim yerlerinde inşa edildi. 1877/78 Osmanlı-Rus harbi Osmanlı Devleti’nde tabya
yapımının en yoğun olduğu dönemdir27.
Kışla:“Kışla, askerlerin oturmasına mahsus binalardır. Aslı kışın oturulacak yer
manasına gelen kışlaktır. İçi bölük olan büyük binalara da mecaz olarak kışla ve
kışla gibi ev denir 28.”
İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği ise kışla:
“Askerin barındırıldığı ve hizmet gördüğü tek bir bina veya toplu halde bulunan
muhtelif binalar ile bunların müştemilatından olan diğer binalar ve arazilerdir29.”
Türklere ait kışla ve devlet dairelerinin ilk kalıntıları, Afganistan’ın güneyindeki,
Leşker-i Bazar’da, yapılan kazılarda
ortaya çıkarılmıştır30. Selçuklu ve Beylikler
dönemi hareketli ordular nedeniyle kışlalara rastlanmaz .
Osmanlı Devleti kuruluş yıllarında, düzenli bir orduya sahip değildi. Ordunun
omurgasını oluşturan yaya ve müsellem denilen askeri birliklerin, barışta kendi çiftlik
işleriyle uğraştıkları bilinmektedir31. Henüz yerleşik düzene geçmemiş Osmanlı
askerleri ordugahta toplanırlardı. Ordugaha törensel hava içerisinde getirilen çadırlar,
26
Ali Boran, (1999): “Kale Mimarisi”, Osmanlı Ansiklopedisi, Cilt; 10, Ankara, s. 347
27
Nusret Çam,(1999):“Osmanlı Tabyaları”, Osmanlı Ansiklopedisi, Cilt; 10, Ankara, s .34 3
28
Celal Esad Arseven, (1954): Sanat Ansiklopedisi, cilt II, Milli Eğitim Basımevi, Ankara, s.1071
29
Genel Kurmay Başkanlığı, (1986): İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, Bayrak Yayımcılık, İstanbul. s.87
30
Metin Sözen, (1993): Türk Mimarisinin Tarihsel Gelişim, İstanbul Üniversitesi yayınları, İstanbul, s.16
31
54.Mknz.P.Tug,, (1995): Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi Osmanlı Devri, III. Cilt, 7. kısım, Genelkurmay
Basımevi, Ankara, s.225
18
yine aynı törensel havada ve hiyerarşik düzende kurulur, bir süre burada
konaklanılırdı32. 16.y.y. ortalarında hazineyi ve sancağı korumak için Kapıkulu Ocakları
kurularak yaya ve müsellem birlikleri geri plana alınmışlardı. Bu dönemde Osmanlı
Ordusu, Kapıkulu ve Eyalet Birlikleri’nden oluşmaktaydı. Barış zamanında kapıkulu
birlikleri Edirne, İstanbul gibi şehirler ve çevresindeki acemi ocaklarında eğitilir, sefer
zamanı geldiğinde ise eyalet birlikleri, geri hizmet birlikleri, göreve çağrılan yabancı
yardımcı birlikler belirli bir yerde kapıkulu birlikleri’yle birleşip savaş alanına
giderlerdi33. Yerleşik düzende kurulan Kapıkulu Ocakları’nın askerleri için “oda” adıyla
ilk kışlalar kurulmaya başlanmıştır. Yeniçeri, Kapıkulu ve Bostancı Kışlaları olmak
üzere üç farklı şekilde imar edilmiş olan bu kışlalar, sadece askeri eğitime yönelik
olmayıp, askerin dinlenmesi, eğitimi ve ibadeti gibi birçok yaşamsal işlevi düşünülerek
yapılmıştır34. Bu kışlaların bir çoğu, cami, çeşme, mektep, hamam ve diğer askeri
yapıları kapsadığından “Askeri Külliye” olarak da tanımlanabilir35.
III. Selim’in padişahlık dönemi batılılaşma tarihinde önemli reform girişimlerinin
başlatıldığı bir dönem olup, bu zamanın en somut uygulamaları askeri alanda
yapılmıştır. Nizam-ı Cedit askerleri için yapılan kışlalar, büyük boyutlu ve etkileyici
yapılar olup, genellikle kentlerin dışına yada sınırına inşaa edilmiştir36.
Selimiye
Kışlası bu dönemin anıtsal kışlalarına örnek teşkil etmektedir. Avrupa ordu kuruluşları
mimarisini model alan kışla binalarına batıdan gelen barok, rokoko, ampir ve neoklasik üsluplar hakim olmuştur37.
Günümüzdeki anlamıyla kışlayı oluşturan, düzenli, teşkilatlı ve birçok askerin
sürekli barınmalarını sağlayan binaların yapımına, Yeniçeri Ocağı’nın 17 Haziran
1826’da kaldırılması ve düzenli ordunun kurulmasıyla başlanmıştır. Bu dönemde inşaa
edilen yapılarla Türk mimarisinde yeni bir plan tipi doğmuştur. Plan tipi incelendiğinde
32
Zuhal Çetiner Doğdu, (2002): Kışla Mimarisi, Türkler Ansiklopedisi, Cilt:12, Ankara , s.179
33
Genel Kurmay Başkanlığı, (1987): Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Osmanlı Devri Birinci Kosova
Meydan Muhaberesi (15 Haziran 1389) III.Cilt 1. Kısım eki, Genelkurmay Basımevi, Ankara , s. 20-22
34
Doğdu, 2002:178
35
İnci, 1999:285
36
Afife Batur, (1985) :“Batılılaşma Döneminde Osmanlı Mimarlığı” Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye
Ansiklopedisi, İletişim Yayınları, İstanbul s.1045
37
İnci, 1999:280
19
uzun koridorların bir tarafına dizilmiş, dış bahçeye bakan odalar görülür. Koridor iç
avluya bakar ve genelde simetrik pencerelerle aydınlatılır. Simetrinin dış cephede
bozulmaması için taşıyıcı
duvarlar,
pencere
simetrisini
bozmayacak şekilde
tasarlanmıştır. Bu dönemdeki kışlalar plan açısından farklı olduğu gibi, miktarının
fazlalığı ve yurt düzeyine yayılmasıyla da önemli bir özellik taşır. Bu amaçla kışla
içinde koğuşlar, cami, fırın, hamam, atlar için ahırların bulunduğu yapı kompleksleri,
padişahın geldiğinde konaklaması için hünkar kasırları yapılmıştır38. 19.yüzyılda
Avrupa’da
oluşan
ulusçuluk
düşüncesi,
geçmişe
duyulan
hayranlığın
tekrar
canlanmasına neden olmuştur. Bu dönemde Avrupa mimarisini etkileyen neo-klasik
üslup Türk Sanatı’na yerleşmeye başlayarak dini olmayan yapılarda ve devlet
kuruluşlarında kendini göstermiş ve adeta 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun
devlet sanatı haline gelmiştir39. 19.yüzyıl sonlarında ise, Batı tesirli Türk sanatında
belirli bir üsluba bağlı olmayan eklektik (karma) bir safhanın hakim olduğu görülür40.
Neo-klasik anlayışı, Osmanlı mimarisinde kendisini göstermiş ve II.Mahmut döneminde
kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediy-e ordusu için yapılan kışlalara damgasını
vurmuştur41. II. Mahmut’un 1826’da Yeniçeri Ocağını kaldırması klasik Osmanlı kent
yönetim sisteminde değişiklikle yol açmıştır. Bu dönemde yapı işleri yeniden
düzenlenmiştir. Klasik Osmanlı düzeninde Hassa Mimar Ocağı ve Hassa Baş Mimarı,
kentteki yapı işlerinin teknik yönlerinden sorumluydu. Sultan yapılarının mali denetimi
ise Şehremini’ne bırakılmıştı. II.Mahmut 1831’de Şehreminlik ve Mimarbaşlık
görevlerini Ebniye-i Hassa Müdürlüğü adlı merkezi bir organda toplamıştır. Müdürlük
1849’da kurulan Nafi-a Nezaretine bağlanmıştır42. Yenilikler konusunda büyük çaba
gösteren Sultan Mahmut, askeri alanda yaptığı yeniliklere paralel olarak kışla sayısını
da arttırmıştır43.
19.yüzyıl sonu 20.yüzyıl başına ait askeri mimarlık kitapları ile bu dönemde
hazırlanan teknik şartnamelerde, kışlalar için öngörülen konum ve planlar düzenleniştir.
38
Doğdu, 2002:180
39
Eyice, 1981:175
40
Eyice, 1981:164
41
İnci, 1999: 288
42
İlhan Tekeli (1999): “19.Yüzyılda İstanbul Metropol Alanının Dönüşümü” Modernleşme Sürecinde
Osmanlı Kentleri Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul, s. 20-21
43
İnci, 1999: 284
20
Kışlalar: piyade, süvari ve topçu kışlaları olarak üçe ayrılmıştır. Konum olarak, havası
güzel temiz su kaynağına yakın, yüksek yerlerde, yerleşim alanlarından uzakta seçilmesi
öngörülmüştür. Plan tipi olarak da üçe ayrılmıştır. Kışla plan tipleri: Bir doğru çizgi
şeklindeki kışlalar, “U”şeklindeki kışlalar ve dikdörtgen şeklindeki kışlalar olarak
gruplandırılmıştır44.
Askeri Hastaneler: Türklerde geçmişi çok eskilere dayanan sağlık hizmetleri,
19.yüzyıla kadar Osmanlı ordu teşkilatında bir binaya bağlı kalınmaksızın kışla
içerisinde ücretli sivil hekimler tarafından yürütülürdü. 19. yüzyıldan itibaren ordu
kendi sağlık personelini yetiştirmeye ve hastanelerini kurmaya başlamıştır. 1798 de
Levend ve Üsküdar kışlalarında açılan Levend ve Toptaşı Hastaneleri ilk örneklerdir.
İstanbul dışında Rumeli ve Anadolu da askeri hastaneler görülür. Bunlar Mevki ve
Merkez Askeri Hastaneleridir. Bu tarihlerde askeri hastaneler çoğunlukla mevcut
binaların onarılarak değiştirilmesi sonucu yapılırdı. Özgün hastane yapıları II. Mahmut,
Abdülmecit ve Sultan II.Abdülhamit tarafından Avrupadaki hastane yapılarıyla aynı
planlar kullanılarak kargir olarak yapılmıştır. Önceleri disiplini sağlamak maksadıyla
kapalı avlu içinde tek bina olarak inşa edilen yapılar, zaman içerisinde hijyen koşulları
düşünülerek ayrı bloklar halinde yapılmıştır. Ayrı bloklar halindeki bu binaların bazıları
daha sonra
içeriden irtibatlandırılmıştır45. Özetle, 19.yüzyıl sonuna kadar hastane
yapılarında orta avlulu kışla şeması kullanılmıştır46.
Karakollar: Türklerin, İslamiyeti kabulünden sonraki dönemlerde, Karahanlılar,
Gazneliler, Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları döneminde alınan bölgelerdeki
kalelerin ve savunma yapılarının onarımı dışında imar ve inşa faaliyeti ile özgün
gelişmeler görülmez. Bu dönem çoğunlukla dini yapılara ağırlık verilmiştir. Ancak,
kervansaray yapıları, askeri ileri karakol olarak kullanılmak üzere yeni bir form
oluşturmuştur. Bu düzenlemelere, “Ribat” adı verilmektedir. Bu döneme ait değişik
yapı türleri, yapılan kazı çalışmalarıyla
zamanla ortaya çıkmaktadır. Osmanlı
Devleti’nde II.Mahmud döneminde belirli bir program dahilinde karakol binaları inşa
44
Aynur Çiftçi (2004): 19.Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Askeri Mimari ve İstanbul’da inşa Edilen
Askeri Yapılar, Yıldız Teknik Üniversitesi ,(Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul, s.75
45
46
Özbay,1981:5
Afife Batur, (1985):1059
21
edilmeye başlanmıştır. Bu karakollar mahalli ve askeri olarak ikiye ayrılırlar. Mahalli
olanlarda halkın güvenliği için görev yapılırken, askeri olanlarda Asakir-i Mansure
askerlerinin görev aldığı karakollardır. Karakol yapıları daha çok küçük ve ahşap
malzameden yapılmışlardı. Süvari karakolları ise kare ve dikdörtgen planlı kagir
yapılardı. Şehir merkezlerinde yer alan yapılardan günümüze nadir örnekler
ulaşmıştır47.
Askeri okullar: 1826 tarihine kadar askeri eğitim ve öğretim veren kurum ve
yapılara rastlanmaz. 1826’dan sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve II.Abdülhamid
tarafından, rüştiye, harbiye, mühendishane ve tıbbiye gibi askeri eğitim kurumları
yaptırılmıştır. 1869 Maarif nizamnamesinde beş yüz evli kasabalarda rüştiye, bin evli
kasabalarda idadi ve il merkezlerinde sultani kurulması öngörülmüştür. İstanbul
merkezli harbiye daha sonra altı il merkezinde açılmıştır. Okul yapılarında ortak mimari
özellikleri saptamak mümkün değildir. Yapılar genellikle dikdörtgen ve “U” planlı, neoklasik cephe düzenindedir48.
3.2.Edirne’deki Askeri Yapılar;
Edirne’de askeri amaçlı yapıların en eskileri, Edirne Surlarıdır. Roma İmparatoru
Hadrianus(117-138) döneminde savunma amaçlı inşa edilmiştir. Osmanlı Dönemi’nde
bir süre silah ve mühimmat deposu gibi amaçlarla kullanılan yapıların günümüzde bazı
kalıntılarını görmek mümkündür49. Surların genel görünüşü, şehri çevreleyen
dikdörtgen biçiminde bir kale, kalenin dört köşesinde dört yuvarlak burç ve her burcun
arasında on iki ufak kule ile yedi adet kapıdan oluşmaktaydı. Fakat bu yapılardan
günümüze dört köşe kulesinden biri, Makedonya kulesi gelebilmiştir. Birçoğu yıkılan
surlara ait yapı malzemesi 19.yüzyıl resmi yapılarında kullanılmıştır50.
47
Abdülkadir Özcan,(1997):“Karakol Binaları”, İslam Ansiklopedisi, Cilt.23, Diyanet Vakfı Yayınevi,
İstanbul, s.431
48
Afife Batur, (1985):1057
49
Mehmet E. Sarıcalıoğlu,(1997): II.Mahmut Döneminde Edirne’nin Sosyo-Ekonomik Durumu, İstanbul
Üniversitesi,Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul, s.20
50
Eyice, 1993: 65
22
Bu yapı malzemelerinden azami derecede faydalanılarak yapılan
kışlalar:
Mahmudiye Kışlası (Piyade, Edirne Kapalı Cezaevi), Süvari kışlası (General Fahri
Özdilek kışlası, Tunca Kışlası), Karaağaç Kışlası (General Celalettin Alkoç Kışlası),
Askeri Hastaneler: Demirtaş Askeri Hastanesi (Timurtaş Asker Hastanesi), Merkez
Askeri Hastanesi, Askeri Okul: Mektebi İdadi, Harbiye (General Kemal Tanca Kışlası)
Karargahlar: Daire-i Müşir (Tümen Karargahı), Redif Dairesi (General Adil Alpay
Kışlası)
Birçoğu günümüzde de sağlam olan savunma mevzileri, tabya ve bu tabyalara ait
pavyonlar, II.Mahmut döneminde, Edirne’nin Rus atlılarına karşı, 1828/29 yıllarında
yapılmıştır51.
1829 yılında yapılan toprak tabyaların, 1877-78 yılında tabyalar kagir ve meşe
ağaçlarıyla güçlendirilmiştir. İnşasına II.Abdülhamit döneminde de devam edilen 24
adet tabya, Edirne şehir merkezinin etrafını ortalama 5-6 kilometrelik bir yarıçap ile
çevrelemektedir. Bunlar: Küçük Taş Ocağı, Büyük Taş Ocağı, Ayvazbaba, Bağlarönü,
Cevizlik, Kestanelik, Yıldız, Topyolu, Kavgaz, Hıdırlık, Abdurrahman Ağa, Aynalı,
Başhöyük, Kemerler, Karagöz, Bosna, Demirtaş, İstasyon, Orta ve Arda tabyalarıdır52.
Edirne ve çevresinde Osmanlı Dönemi’nde inşa edilen ait karakol yapılarından
günümüze ulaşan olmamıştır.
Edirne’de kışla ilk olarak I.Murat döneminde yapılmaya başlanmıştır. Edirne başkent
olduktan sonra Sultan Selim Cami civarındaki, Kavak Meydanı’nda Yeniçeri odalarının
olduğu bilinmektedir. İstanbul başkent olduktan sonra Edirne’nin güvenliği için
Muradiye Mevlevihanesi yakınlarında olduğu belirtilen 40 yeniçeri odası53 ile bir acemi
oğlan ocağından54 günümüze ulaşan olmamıştır.
51
Oral Onur, ( 2001):Edirne Türk Tarih Vesikalarından Kitabeler, Yenilik Basımevi, İstanbul, s.201
52
Yavuz Güner,(2004):Edirne Askeri Tabyalarının Mimarisi,Mimar Sinan Ünversitesi,Sosyal Bilimler
Enstitüsi, Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı,(Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi)İstanbul,s.4
53
Genel Kurmay Başkanlığı (1996): Türk Kara Kuvvetleri Tarihi, Kara Kuvvetleri Basımevi, Ankara,
s.210
54
Mehmet Esat Sarıcaoğlu,(1997):II.Mahmut Döneminde Edirne’nin Sosyo-Ekonomik Durumu,
(Yayımlanmamış doktora tezi), İstanbul,s.26
23
Savaş zamanında iki, üç bin askerin kalacağı kışlalar, II.Mahmut zamanında(1827)55
Süleyman Paşa Mezrası56 denilen yerde yaptırılmıştır. İnşaa edilen bu askeri kışlalar
1876-1888 yılları arasında yandığından ikinci kere inşaa edilmiştir. Söz konusu kışla,
geçirdiği yangınlardan dolayı, Yanık Kışla adı ile anılmaktaydı. Kışlanın adı daha sonra
Mahmudiye Kışlası olarak değiştirilmiştir57.
“Edirne Rehnüması” adlı eserde, süvari kışlaları ve ahırların değişik zamanlarda
Sultan II.Abdülhamit tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Süvari Kışlası ve
Ahırları’ndan günümüze kadar ulaşan binalar, bir dönem Tekel tütün ambarları olarak
da kullanılmıştır. Söz konusu binalar Cumhuriyet döneminde General Fahri Özdilek
Kışlası (Tunca Kışlası) olarak kullanılmış ve Nisan 2005 tarihinde Trakya
Üniversite’sine devredilmiştir.
Karaağaç Kışlası olarak bilinen General Celalettin Alkoç Kışlası’ndaki, Osmanlı
Dönemi’ne ait binaların inşa tarihini tam olarak tespit etmek mümkün olmamıştır. Bina
üzerinde sonradan yerleştirilmiş mermer bir levha üzerindeki yazıda, binaların Mahmut
Şevket Paşa tarafından 1911-12 yıllarında yapıldığı belirtilmektedir. Binaların Ulusal
mimari döneminin özelliklerini taşıması bu tarihlendirmeyi desteklemektedir.
Edirne’de askeri lise ilk olarak 1846 yılında Tekfur Sarayı arsası üzerine inşa
edilmiştir. Daha sonra Edirne Askeri Lisesi, 1871 yılında yapımı tamamlanan
günümüzde Harbiye Kışlası olarakda bilinen General Kemal Tanca Kışlası’na
taşınmıştır. Bu bina Padişah Sultan Abdülaziz devrinde ve Hurşit Paşa’nın Edirne
Valiliği sırasında Acemi Oğlanlar Kışlası olarak kullanılan arsa üzerine inşaa edilmiştir.
Binanın zamanla ihtiyaçları karşılayamaması nedeniyle, 1896-97 tarihlerinde binanın
Muradiye Caddesi’ne bakan cephesine ek bina yaptırılmış ve bugünkü halini almıştır58.
Edirne’de kurulan diğer askeri okul, II.Abdülhamit tarafından II.Murad ın yaptırdığı
Araplar Hanı arsası üzerine yaptırılan Askeri Rüşdiye’dir. Okulun şu anda mevcut
55
Ayten Altıntaş, ( 1995): “Edirne’de İlk Askeri Hastanenin 1841-1842 Yılları Arasındaki Durumu
Hakkında” I. Edirne Sarayı Sempozyumu Bildirileri 25-27 Kasım 1995, Edirne, s.70.
56
Edirne Kapalı Cezaevi, olarak kullanılan bölge, Edirne –Sarayakpınar yolu 3.km de yer alır.
57
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74
58
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne, s. 12
24
orduevinin bulunduğu yerde olduğu değerlendirilmektedir59.
Kışlalar dışında askeri hastaneler konusunda da zengin bir geçmişi olan Edirne de
yapılan çalışmalarda bulunan kalıntılardan hareketle ilk askeri hastanenin II. Mahmut
döneminde kurulduğu düşünülmektedir. Haziran 1826 tarihinden sonra kurulan Asakir-i
Mansure Muhammediye için 2-3 bin kişilik bir kışla yaptırılmış ve bu kışla için gerekli
olan askeri hastane de, kışlaya yakın Eski Bostancı Kışlası’nın tamir edilmesiyle,
hizmete sokulmuştur60.
IV.Mehmet döneminde eski sarayın bahçesine, Edirne Sarayı’ndan tedavi ve
dinlenme amacıyla gönderilen hastalar için yapılmış olan odalardan kalan yapılar
önemli değişikliklere uğrayarak askeri hastaneye dönüştürülmüştür61. Yapılan arşiv
incelemesinde, bu yapının Asakir-i Redif-i Şahane Hastanesi olduğu tespit edilmiştir.
Bu hastaneden günümüze hiçbir kalıntı ulaşmamıştır.
1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, Sultan Abdülhamit’in emriyle, Piyade
Kışlası’nın(Mahmudiye Kışlası) yakınında, 1887 yılında yapımına başlanan Edirne
Merkez Asker Hastanesi, 1889 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır62. Hastanenin
ortasında bir avlu mevcut olup, bina eski hastaneler modelinde yapılmıştır63. Bu
hastanenin, güney cephesine ait duvar kalıntısı dışında aslına ait hiçbir şey yoktur.
Aynı tarihlerde Edirne demiryolu yakınlarında ve hat bitişiğinde bir ana bina ve iki
kanatlı binadan oluşan hastane yapılmıştır. Bu hastane Karaağaç Asker Hastanesi
denilen, Demirtaş Asker Hastanesi’dir.(Timurtaş) Yapı elemanları sağlam fakat
kullanılamaz durumda olan bina onarım ve restorasyon beklemektedir. 1889 yılında
II.Abdülhamid tarafından yaptırılan hastane binası, sırasıyla Astsubay Okulu, İlkokul,
Köy Enstitüsü ve Göçmen Misafirhanesi olarak kullanılmıştır.
59
Badi ,Ahmet (2000):Riyaz-ı Belde-i Edirne(Edirne Şehir Tarihi),Çev:Ratip Kazancıgil,İstanbul:Edirne
Valiliği yayınları,Cilt.I,s.127
60
Altıntaş, 2001: 73.
61
Tosyavizade Rıfat Osman , 1994:75.
62
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74 .
63
Gökçe ve Karlıkaya,(2001): “Edirne Merkez Asker Hastanesi”, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi
Dergisi, Cilt: 18 Sayı: 2,s.143.
25
Trakya ve Balkanlardaki birçok askeri birliğin karargahı olarak kullanılan Müşirlik
Binası(Tümen Karargahı) 1897 tarihinde halkın da yardımıyla, şehir merkezinde
yapılmıştır. 1899-1913 yıllarında karargah olarak kullanılan bina 1913 yılında kısa bir
dönem Mısır Hilal-i Ahmer’ine hizmet vermiştir. 1913 yılından günümüze değin bir çok
farklı işlevde kullanılan binanın; komutanlık karargahı, askerlik şubesi gibi askeri
kullanımları dışında, vali konağı gibi kamu alanıyla ilgili kullanımlarına da
rastlanmıştır. Dönemin karargah binası olarak kullanılan diğer bir yapısı ise Baba
Demirtaş Mahallesi Sanayi Caddesinde, Sanayi Kışlası olarak da bilinen, günümüzde
de Trakya Üniversitesi Sağlık meslek Yüksek Okulu’dur. Buradaki binaların geçmişi,
hastalar için yapılan odalara dayanır. Edirne Sarayına tedavi ve dinlenme amacıyla
gönderilen
hastalar
için
yapılan
odalar,
1877-78
yılında
askeri
hastaneye
64
dönüştürülmüştür . Kayıtlarda geçen Askeri Hastane’den günümüze sadece girişteki
kemerli açıklık ve kitabesi dışında hiçbir şey kalmamıştır. Bu alan üzerine 1906-1907
yılında karargah hizmeti yürütülen redif dairesi ve depo binası yapılmıştır. Bu binalar
Trakya Üniversitesi’ne devredildiği tarihe kadar General Adil Alpay Kışlası olarak
kullanılmaktaydı.
64
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:75
26
4. KATALOG
27
4.1.KIŞLALAR
28
4.1.1. MAHMUDİYE KIŞLASI (PİYADE KIŞLASI, KAPALI CEZAEVİ)
29
Katalog No
:I
Eser Adı
:L Planlı Bina
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:1-5
İnşa Tarihi
:1827-1893
Yapan
:-
Yaptıran
: II.Mahmut
Onarımlar
: 1876,1884,1892,1936
Adres
: Edirne Sarayakpınar yolu üzeri, Kapalı Cezaevi, Edirne.
Şehir Haritasında Yer No
:1
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Yeni İmaret semtindeki kışla, kareye yakın planlı büyükçe bir avlu içerisinde yaklaşık
2 metre yüksekliğinde kaba yonu taş örgülü bir duvar ile çevrilidir. Kışlaya orijinalde
Nurettin Paşa tarafından yaptırılan, güneydeki iki kuleli açıklıktan girilmekteydi65.
Ancak bu kapı, günümüzde kullanılmamaktadır. Cumhuriyet Dönemi’nde cezaevine
dönüştürülen kışlanın doğu cephesine, günümüzde de kullanılan giriş kapısı açılmıştır.
Ahmet Badi “Edirne Şehir Tarihi”66 adlı eserinde, kışlanın büyüklüğünden
bahsederken, dört köşesinde Edirne Saat Kulesi gibi dört yüksek kule olduğunu ve bu
kulelerin bayraklarla süslendiğini, kışlanın dört kapısının olduğunu belirtmektedir67.
Kışlayı çevreleyen avlu duvarı içerisinde iki ayrı bloğun birleşimiyle oluşan“L”
planlı ana bina ile bunun hemen güneydoğusunda, kışla ile çağdaş olduğu
değerlendirilen bir hamam kalıntısı bulunmaktadır. Ana binanın (L planlı), doğu-batı
doğrultusunda uzanan kuzey kanadı halen cezaevi olarak kullanılmaktadır. L planlı
yapının kuzey-güney yönünde uzanan batı kanadının bir bölümü ile hamam günümüzde
kullanılmamaktadır .
Binanın batı kanadı detaylı incelenirken, kuzey kanadının iç mekanının kapalı
65
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74
66
Ahmet Badi, 2000:245
67
Ahmet Badi, 2000:247
30
cezaevi olarak kullanılması nedeniyle, ayrıntılı inceleme yapılamamıştır. (Fot.1)
Tosyavizade Rıfat Osman “ Edirne Rehnüması”68 adlı eserinde, kışlanın Süleyman
Paşa Mezrası denilen yerde yaptırıldığını belirtilmektedir. Günümüzde Kapalı Cezaevi
olarak kullanılan kışla, Edirne-Sarayakpınar yolunun 3.kilometresinde yer almaktadır.
Geniş bir alan üzerinde kurulan kışlanın kuzeyinde Tunca nehri, doğusunda II. Mehmet
Çeşmesi yer almaktadır. “L” Planlı binanın iç kısmında, koridorlarla bağlı dikdörtgen
planlı mekanlar mevcuttur. Bu üniteler, “L” planlı binanın
kuzey bloğunda iki, batı
bloğunda bir adettir.
İki katlı yapıda, düzgün kesme ve kaba yonu taş ile tuğla kullanılmıştır.(Fot.2)
Binanın bazı bölümleri beşik çatı, bazı bölümleri ise kırma çatı formunda, kiremit ile
kaplıdır. Çatıda, belirli aralıklarla kalkan duvarları kullanılmıştır.
Binanın doğu cephesi, kuzeye doğru üç kademeli olarak genişlemektedir. Cephedeki
kademelenme çatıda da devam etmektedir. Dökülen sıvalardan tamamının düzgün
kesme taşla inşa edildiği anlaşılan cephe, orijinalde tamamen sıvalıydı. Ancak bu
sıvalardan bazıları zaman içerisinde dökülmüştür.
Birinci ve ikinci katın birleştiği seviyede, bir kaval silme cephe boyunca devam
etmektedir. Ayrıca, saçak seviyesinde bir sıra korniş tüm cepheyi dolanmaktadır. Doğu
cephenin kuzeyinde yer alan ve dışarıya doğru en fazla kademelenme yapan birinci
kısmında, altlı ve üstlü olmak üzere üçerden altı pencere yer almaktadır. Düşey
dikdörtgen formlu ve yüzeyden hafifçe çökertilmiş olan pencereler, yuvarlak kemerli ve
taş sövelidir. Bu pencereler cephede yan yana, bitişik olarak yapılmışlardır. Pencerelerin
her iki yanında yer alan plasterler, pencere kemerinin üzengi taşı seviyesine kadar
yükselmekte ve burada birer konsolla sonlanmaktadır. Pencerelerin yuvarlak kemerleri
üzerinde, iki sıra halinde ve kemerle aynı formda profilli silmeler vardır. Cephenin
ikinci ve üçüncü kademeli yüzeyinin zemin ve birinci katında, yedişerden toplam 14
pencere açıklığı bulunmaktadır. Pencereler düşey dikdörtgen formlu, basık kemerli ve
taş sövelidir. Binanın cezaevi olarak kullanılması nedeniyle, bu kanattaki bütün pencere
açıklıkları yarı seviyeye kadar örülerek, kalan yarısı ise demir parmaklıklarla
68
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74.
31
kapatılmıştır.
Binanın kuzey cephesi, Merkez Askeri Hastanesi’ne bakmaktadır. Kuzey cephenin
doğu kanadı batıya, batı kanadı da doğuya doğru belli bir noktaya kadar kademeli bir
şekilde daralmakta ve daha sonra düz olarak devam etmektedir. Cephedeki
kademelenme çatıda da görülür. Bu kademelenme, doğu cephenin kuzey kesimindeki
kademelenme ile aynı düzendedir. Yapım malzemesi olarak, diğer cephelerde olduğu
gibi, düzgün kesme taş kullanılmış ve cephe tamamen sıvanmıştır. Kat arasında bir sıra
kaval silme, saçak seviyesinde ise korniş tüm cepheyi boydan boya dolanmaktadır.
Kuzey cephenin doğu ve batı ucundaki birinci kademeli yüzeyde, kuzey bölümündeki
pencerelerle aynı karakterde altlı ve üstlü üçer adet olmak üzere toplam 12 pencere
açıklığı bulunmaktadır. Cephenin düz olarak devam eden orta bölümünde, altlı ve üstlü
olmak üzere 62’şerden toplam 124 pencere vardır. Doğu cephedeki bazı pencerelerle
form bakımından benzerlik gösteren bu pencereler, basık kemerli ve taş sövelidir.
Cephedeki bütün pencereler, doğu cephedekiler gibi, örülerek veya demir parmaklıkla
belli bir seviyeye kadar kapatılmışlardır. Binanın bu cephesinin orta bölümü orijinal
haliyle günümüze gelememiştir69. Belirleyemediğimiz bir tarihte cephenin bu bölümü
yıkılarak yenilenmiş veya orijinalde tamamen boş iken yeni bir bina yapılarak cephe
birleştirilmiş olmalıdır. Ancak, pencere düzeni ve yapım malzemesi dikkate alındığında,
cephenin doğu cephe ile çağdaş olabileceği akla gelmektedir. Bu bölümünün, cephenin
doğu ve batı kanatlarıyla olan dilatasyonu, burasının diğer kısımlardan farklı zamanda
yapılmış olduğunu göstermektedir. Belki de, bilemediğimiz bir zamanda bu bölüm
yıkıldı veya hiç yoktu, diğer cephelerle bütünlük sağlanması amacıyla, aynı karakterde
bir duvar örgüsü yapılmıştır. Cephede, pencere dışındaki bütün yüzey sıvalıdır.
Edirne, Sarayakpınar yoluna bakan batı cephenin kuzey ucunda, doğu cephedekine
benzer bir kademelenme söz konusudur. Bütünüyle doğu cephe ile aynı düzende olan bu
cephe, profilli kat silmesi ve kornişlerle yatay düzlemde bölünmüştür. Kademeli
bölümün birinci yüzeyinde, kuzey cephenin batı ucundaki pencerelerle aynı karakterde
altlı ve üstlü üçer adet olmak üzere toplam altı pencere açıklığı bulunmaktadır.
69
Edirne Kapalı Cezaevi, Jandarma tarihçe klasöründe; “ 1913 yılında Balkan Harbinden sonra,
kuzeydeki orta kapı üst kattaki büyük kütüphane Kabül Kalesi ve Kumandanlık Dairesi yaptırılmıştır”
ifadeleri bu bölümde yapılan onarımları açıklar niteliktedir.
32
Cephenin kademeli kısmının ikinci yüzeyi ile düz olarak devam eden bölümünde, altlı
ve üstlü olmak üzere 49’ardan toplam 98 pencere vardır. Tamamı birbirinin aynı olan,
taş söveli ve basık kemerli bu pencereler, kuzey cephedeki bazı pencerelerle form
bakımından benzerlik göstermektedir. Cephedeki bütün pencereler, doğu cephedekiler
gibi örülerek veya demir parmaklıkla belli bir seviyeye kadar kapatılmışlardır. Batı
cephenin güneye doğru devam eden yüzeyindeki sıvaların tamamı dökülmüştür.
Buradan, cephenin kaba yonu ve moloz taş ile tuğlanın alternatif olarak örülmesiyle,
almaşık teknikte inşa edildiği anlaşılmaktadır.
“ L” planlı ana binanın batı kanadına doğu cepheden bitişik ve koridorlarla birbirine
bağlı dikdörtgen planlı ve cephenin yarısından fazlasını kapatan bir mekan
bulunmaktadır. Yapım malzemesi olarak taş ve tuğla, almaşık teknikte kullanılmıştır.
Kışlanın kuzey kanadı tarafında duvarla birleşmeyen bu mekan, batı kanadın 2/3’ü
oranında uzanmaktadır. Kışlanın diğer birimlerinde olduğu gibi, buraya da güvenlik
nedeniyle girilerek ölçü ve fotoğraf alınamadığı için, mekanın dış cepheleri hariç diğer
kısımlarının niteliği hakkında bilgi elde edilememiştir. Dikdörtgen planlı ve iki katlı
olan bu mekan, yatay düzlemde kat silmesi ve saçak kornişleriyle bölünmüştür.
Mekanın avluya, doğuya bakan cephesinin zemin katı ortasında, basık kemerli ve taş
söveli bir kapı vardır. Kapının her iki yanında da basık kemerli ve taş söveli üçer
pencere yer alır. Mekanın birinci katının bu cephesinde de aynı formda yedi pencere
mevcuttur. Bu mekanın kuzey ve güney cephelerinde, altlı ve üstlü olmak üzere, basık
kemerli ve taş söveli, üçerden altı pencere yer alır. Binanın bütün pencereleri yarıya
kadar örülerek veya demir parmaklıkla kapatılmıştır.
Binanın batı kanadının doğu yüzünde, cepheye bitişik mekan dışında kalan yüzeyde,
profilli kat silmesi ve kat kornişi görülmektedir. Cephede, altlı ve üstlü olmak üzere,
diğer cephedekilerle (kademeli bölümler hariç) aynı karakterde 54 pencere
bulunmaktadır. Cephede inşa malzemesi olarak kaba yonu taş ve tuğladan oluşan
almaşık duvar örgüsü kullanılmıştır.
“L” planlı ana binanın kuzey kanadına güney cepheden bitişik ve koridorlarla
birbirine bağlı dikdörtgen planlı iki mekan bulunmaktadır. Bu mekanlar cephenin
yarısından fazlasını kapatmaktadır. Mekanlardan biri cephenin doğusunda, diğeri de
33
doğu ucuna yakındır. Her ikisi de aynı özelliklere sahip olduğu anlaşılan mekanlara da
yine güvenlik nedeniyle girilememiştir. Üzerleri kırma çatılı ve kiremit kaplı bu
mekanlarda yapı malzemesi olarak taş ve tuğla, almaşık teknikte kullanılmıştır. Binanın
kuzey kanadının güney yüzünde, cepheye bitişik mekanlar dışında kalan yüzeyde,
profilli kat silmesi ve kat kornişi görülmektedir. Cephede, altlı ve üstlü olmak üzere
diğer cephedekilerle (kademeli bölümler hariç) aynı karakterde 219 pencere ile 10 kapı
bulunmaktadır. Cephede inşa malzemesi
olarak düzgün kesme taş
duvar örgüsü
kullanılmıştır.
Batı bloğun bir bölümü kullanılmamaktadır. Bu bloğun batı cephesinde zemin kat
pencerelerinden biri bozularak kapı haline getirilmiştir. Buradan binaya girildiğinde,
güney-kuzey doğrultusunda uzanan bir koridora açılan yirmi iki oda mevcuttur.
Koridorun batısında dikdörtgen planlı 14 oda, doğusunda
birinci kata çıkılan
merdivenler ile bunun her iki yanında sekiz adet dikdörtgen planlı oda yer alır. Zemin
ve birinci katlardan, doğu cepheye dışardan bitişik dikdörtgen planlı mekana, batıdoğu yönünde uzanan bir koridorla ulaşılır. Koridor, kuzey ve güney cephelerde
bulunan sekiz adet basık kemeli pencere ile aydınlanmaktadır. Bu koridor bağlandığı
ek mekanı doğu batı istikametinde ikiye bölmektedir. Koridorun doğu ucunda orijinalde
var olduğu anlaşılan kapı örülerek kapatılmıştır. Koridora güney ve batıdan açılan
dikdörtgen planlı ikişer odanın üst örtüsü düz tavan şeklindedir. Güney, kuzey yönünde
uzanan koridorun ortasındaki, iki kollu bir merdivenle birinci kata çıkılır. Birinci kattaki
oda düzenlemesi zemin kat ile aynıdır. Binanın iç yapısı, cezaevi fonksiyonuna uygun
hale getirilmek amacıyla tamamen değiştirilerek olup, duvarları hücre anlayışı içerisinde
kalınlaştırılmıştır. Bu düzenlemeye bağlı olarak, bu kattaki odaları bölen duvarlar
pencerelere rastlamıştır.
Binanın çatısında, sonradan kurulan ısıtma sisteminin bir parçası olarak tuğla ile
yapılmış kare kesitli bacalar yer alır.
Kışlanın ne zaman, kim tarafından yaptırıldığı ve yapılan onarımlara ilişkin üç adet
kitabenin varlığı bilinmektedir. Ancak, bu kitabelerden hiç birisi kışla binaları üzerinde
bulunmamaktadır. Yaptığımız araştırmalara rağmen kitabelere ulaşılamamıştır. Bu
nedenle biz de kitabeleri, mevcut yayınlardan alarak incelemeyi ve değerlendirmeyi
34
uygun bulduk. Oral Onur’un kışla kapısı üzerinde var olduğunu bildirildiği
fakat
yerinde olmayan inşa kitabesinin okunuşu70:
“ H.1243/M.1827
Şah –ı alem Han Mahmud ve gaza endişe kim
Mahzar-ı tayyid baridir o bî-şekk ve kemâ-kân
Yaver-i lütf-i hakla aleme verdi nizam
Koymadı mülkinde ehl-i fidneden nâm ve nişan
Nâm name-i nebî-üs seyf’iye nispetle o şah
Asâkir-i Mansûre teşkil etti mülkünde heman
Niyyet alâ-i din ile o cend nusreti
Daima teksire hasr-ı himmet edün ân-be-ân
Hıttasında yazdı emrile nice taburlar
Yaptı fermanile bu kışla gibi nice mekân
Asker anma her biri herbiri rüstem devrandır.
Kışla ama her biri kasr-ı hûr nakden nişan
Devlet ve dine müceddet oldu zılâle
Saye-i adlinde kesbetti cihan emn ü aman
Eylesün zatı ile ecdadı i’zâmı iftihar
Haşderek iftihar eylese dehre sezadır bu zaman
Saye-i ihsanını Allah kılsın ber-bekâr
Ber-bekâr oldukça hayrına kubab asûman
Hayr ile bu kışlanın emr-i hümayûnu ile
Hizmet inşadı oldukça çün itmama resân
Vali-i Çirmen kulu Muhlis dedi tarihini
Kışla inşa eyledi cendine Darâ-i cihan”
İnşa kitabesine göre şimdiki Piyade Kışlası, Sultan II.Mahmut tarafından H.1243/M.
1827 tarihinde yaptırılmıştır.
Oral Onur tarafından yayınlanan ilk onarım kitabesinin okunuşu71:
“Bu kışla yadigârıdır cenab-ı han Mahmudun
Bina etmiş idi ecnâdına ol mazhar-ı gufran
Tesadüf eyleyüb nâr fezayı nâ-gehâniye
Cıdar ve sakfı olmuştu dil-aşık gibi virane
Bi-hamdi lillah kim necl-i necil ve varis tahtı
Şehinşah cıhan Abdülaziz han azimüşşan
Bu bünyan cesimi koymayıp hali harabide
Buyurdu heyet-i asliyede tamirini ferman
Edüp mülkü gibi mâ’mur kıldı askerin mesrûr
Ola feth ve zaferde pür-Sürür ol saye-i yezden
70
71
Onur,2001:205
Onur,2001:205
35
Musahhar eyleyüp fermanına hak rub’-i meskûni
Ola tahtında baki ta ki deveran eyleye deveran
Mücevher gülün ile izzet kulu kaydetti tarihin
Bu kışlak oldu han Abdülaziz ahtında âbâdan1273”
H1273/M.1856 yıllarında, yanan kışlanın, Abdülaziz döneminde Erzincani Hacı
Ahmed’in valiliği sırasındaki onarım kitabesidir.
Oral Onur tarafından yayınlanan ikinci onarım kitabesinin okunuşu 72:
“Şehinşeh-i muazzam hazret-i Abdülhamid hân kim
Eder fersuda bünyan-ı cihanı nev-be-nev âbâd
O ruh cism-i âlem nurdu çeşm-i benî Âdem
Hudâvend mufafham Padişah ve padişah ecdâd
Bu Kışlâk hümâyûnîde tecdiden bina kılındı
Ki onaltı Tabur asker içinde edile ik’at
Bu resim ve bu metanette bu tarz ve bu rasînedde
Bu hüsün ve bu cesamedde bina görmüş mü bir üstad
O rütbe askerî hakkında şamildir ki eşfâkı
Nazargâh Hümâyûnunda hep manende-i evlâd
Memâliki saye-i şahanesinde sû-be-sû mâ’mur
Berâyâ zıll adlinde refah hal ile dil-şâd
Münâcât ellerin aç der ki kadd-i hecâte
Ubudiyyetle İzzet kıl duasın akdem-i evrâd
Meayn ve dest-gîr olsun hüdâ her azim ve rizzminde
Edüp eyyam ömrü ve şevket ve iclâlini müzdâd
Revadır hane-i cevher ile naks ola tarihi
Bu dil-cû kışlaya kıldı şehinşah cihan-ı bünyad. 1310”
Günümüze ulaşmayan ancak yayınlarda yer alan kitabelere göre, Piyade Kışlası,
Sultan II.Mahmut tarafından Süleyman Paşa mezrası denilen yerde H.1243/M.1827
tarihinde yaptırılmıştır. Kışla binası M.1856,1876,1888 tarihlerinde yandığından, Yanık
Kışla
olarak da tanınmaktaydı.
Fakat
kışlanın adı, 1915 yılında Muşir İbrahim
Paşazade Nurettin Paşa tarafından Mahmudiye Kışlası olarak değiştirilmiştir.73
Kışlanın güney tarafındaki batı kanadı, H.1293/M.1878’de yapılan koğuşlardan
geriye kalan kısmıdır. Kışlanın kuzey kanadı, M.1884 tarihinde yıktırılmış ve
72
Onur,2001:205
73
Ratip Kazancıgil, (1999): Edirne Şehir Tarihi Kronolojisi(1300-1994), Edirne Valiliği Yayınları.
Edirne, s.147
36
H.1307/M.1889’da yeniden inşasına başlanmış, H.1310/M.1892 tarihinde tamamlanarak
Eğitimler Yurdu olarak açılmıştır74.
I.Dünya Savaşı sırasında, bir süre Astsubay Okulu olarak da kullanılan kışla75. 1933
yılında esaslı bir onarım görmüştür76. 1936 yılında Toprak Mahsülleri Ofisine
devredilen kışla 1945 yılından itibaren Kapalı Cezaevi olarak kullanılmaya
başlanmıştır77.
Günümüzde Mahmudiye Kışlası’nın(Piyade Kışlası,Yanık Kışla) “L”planlı ana
binasının batı kanadının bir bölümü terk edilmiş olup, kullanılmamaktadır. Yapının
kuzey kanadı ise halen kapalı cezaevi olarak kullanılmaktadır.
74
Tosyavizade Rıfat Osman , 1994:74
75
54.Mknz.P.Tug, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne,s.39
76
Kazancıgil, 1999: 147
77
Edirne Kapalı Cezaevi, Jandarma Tarihçe Klasörü
37
Katalog No
:II
Eser Adı
:Mahmudiye Kışlası Hamamı
Çizim No
:-
Fotoğraf No
:4 -5
İnşa Tarihi
:19.yy
Yapan
:-
Yaptıran
: II.Mahmut
Onarımlar
:-
Adres
: Edirne Sarayakpınar yolu üzeri, Kapalı Cezaevi, Edirne.
Şehir Haritasında Yer No
:2
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Edirne Kapalı Cezaevi’nin güney batısında yer alır. Kışla binaları ile aynı döneme
ait olduğu değerlendirilen hamam, soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden
oluşmaktadır78. Tek hamam olarak inşa edilen yapı, Semavi Eyice’nin hamam
yapılarıyla ilgili olarak yapmış olduğu tipolojiye göre, sıcaklığı dört eyvanlı ve
köşelerde halvet hücreleri olan hamam79 grubuna girmektedir. Kuzey güney yönünde
bir eksen üzerinde yer alan yapının, batı cephesi Sarayakpınar yoluna, kuzey cephesi
“L” planlı kışla binasına bakmaktadır. Oldukça bakımsız ve harap durumdaki hamamın
ılıklık ve soyunmalığına ait üst örtüleri yıkılmıştır. Hamamın, sıcaklık bölümüne ait
kubbesi ise yer yer bozulmuştur.
Hamamda inşa malzemesi olarak, kaba yonu, moloz, kesme taş ve tuğla
kullanılmıştır. Tuğla, kubbe ve kemerlerde kullanılırken, duvar örgüsünde moloz ve
yonu taş görülür.
Hamamın güneyinde yer alan
kare planlı soyunmalığın kubbesi yıkılmıştır.
Kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır. Bu bölümün doğu ve batısında basık
kemerli, düşey dikdörtgen formlu dörder adet açıklık yer alır. Güney cephe ortasında
pencerelerle aynı formda daha büyük bir kapı açıklığı ile kapının her iki yanında iki
78
Ali Sami, Ülgen, (1977):“Hamam”, İslam Ansiklopedisi, M.E.B.Yayınları, 5.Cilt, İstanbul. s.176
79
Semavi, Eyice, (1997): “ Hamam”, İslam Ansiklopedisi, Cilt.15, Diyanet Vakfı Yayınevi, İstanbul,
s.417
38
pencere açıklığı yer alır. Soyunmalık dışında batı cephe ortasında külhan bölümüne
açılan bir kapı mevcuttur.(Fot.4) Hamamın diğer cephe ve yüzeyleri sağırdır.
Güney cephenin ortasındaki açıklıktan soyunmalık bölümüne girilir. Kare planlı
bölümün içerisinde, soyunmalığa ait hiçbir yapı elemanlarına rastlanmaz. Odanın
kuzeyindeki sivri kemerli küçük bir kapıdan ılıklık bölümüne geçilir.
Ilıklık bölümü dikdörtgen planlıdır. Klasik Osmanlı hamamlarında görülen üç
bölümlü ılıklığın esas bölümünün üzeri tromplarla geçilen bir kubbeyle örtülüdür.
Kubbe yer yer bozulmuştur. Ilıklık bölümünü soyunmalık ve sıcaklık bölümüne
bağlayan açıklıkların batısında, iki sütunla taşınan kemerli açıklığın üzeri aynalı tonozla
örtülüdür. Bu bölümde iki adet temizlik hücresi yer alır. Buradan helaların olduğu
bölüme geçilir. Ilıklık bölümünün kuzeyindeki sivri kemerli açıklıktan sıcaklık
bölümüne girilir.
Sıcaklığın ortasında, kare planlı, köşeleri yumuşatılmış göbek taşı yer almaktadır.
Sıcaklık bölümünün üst örtüsü kubbedir. Kubbeye geçiş pandandiflerle sağlanır. Orta
mekanın kuzey, güney, doğu ve batı yönlerinde aynalı tonoz örtülü birer eyvan bulunur.
Eyvanların
duvarlarında
düşey
dikdörtgen
formlu,
sivri
kemerli
açıklıklar
bulunur.(Fot.5)
Sıcaklığa açılan eyvanların arasında kare planlı birer halvet hücresi bulunmaktadır.
Üzeri tromplarla geçilen birer kubbe ile örtülü halvet hücreleri sivri kemerli kapılarla
göbek taşının bulunduğu mekana açılmaktadır.
Külhan bölümü yapının batısında yer alır. Buradan sıcaklık bölümüne geçiş küçük
bir açıklıkla sağlanır. Su deposu ise yapının kuzeyinde yer alır. Deponun diğer ünitelerle
irtibatı yoktur. Külhan ve su deposunun üst örtüsü beşik tonozdur.
Ilıklık bölümünün duvar yüzeyleri niteliği tam olarak belirlenemeyen ve oldukça
silik durumda kalem işi süslemeler görülür. Sıcaklık bölümünün, güney batısındaki
halvet hücresinin giriş açıklığı üzerinde ay yıldız kabartma motifi görülür. Bunun
dışında hamamda herhangi bir dekoratif öğeye rastlanmaz. Uzun süredir kullanılmayan
39
hamamda, doğa koşullarının yanı sıra bilinçli yapılan tahribatlar dikkat çekicidir.
İnşa kitabesi bulunmayan yapının varlığını, Mahmudiye Kışlası’ndan bahseden
kaynaklardan öğreniyoruz. B.O.A Meclisi Vala İradeleri kayıtlarında hamama ait
onarımdan şu ifadelerle bahsedilmektedir.
“Maliye Nezareti Celilesinin 3 recep 1277 (1861) tarihiyle Meclisi Valaye
havale buyrulan bir kıta takirine nazaran Edirne Kışlayı Hümayununda olan
hamamın bütünü harab olmaması için bu taraftan vuku bulan eşar üzerine
Mahallince ve münakaşası bil icra mesarıfı tamiriyesi yirmi iki bin dört yüz
kuruş da kalmasına üzerinde takarrur etmiş olmaktadır..” 80
B.O.A.Sadaret Mektubi Kalemi kayıtlarında hamamın üst örtüsünün onarımına ait
keşif bedellerini içeren kayıtlarda mevcuttur81.
Mahmudiye Kışlası ile aynı tarihte yapıldığı ifade edilen hamam, Semavi Eyice’nin
hamam tipolojisine göre klasik dönem özelliklerini taşımaktadır. Hamam günümüzde
harap durumdadır.
80
81
B.O.A. Meclisi Vala İradeleri No.442-19662 sayılı belge
B.O.A. Sadaret Mektubi Kalemi No.418-41 sayılı belge
40
4.1.2.SÜVARİ KIŞLASI
(GENERAL FAHRİ ÖZDİLEK KIŞLASI,TUNCA KIŞLASI)
41
Katalog No
:I
Eser Adı
:U planlı Bina (Orta bina)
Şekil No
:1-4
Fotoğraf No
:6-8
İnşa Tarihi
:19-20.yy.
Yapan
:-
Yaptıran
:II.Abdülhamit
Onarımlar
:1999-2002
Adres
:Yeni Saray alanının kuzeyinde, Sarayakpınar yolu
üzeri Edirne.
Şehir Haritasında Yer No :3
İnceleme Tarih
:Mart 2005
Yeni İmaret semtinde, sınırları tel örgü ile belirlenmiş kışla 157 pafta, 763/64/65/
766.ada, 106 numaralı parselde 51361, 76 m2 lik alan üzerinde yer alır. Süvari
Kışlasının batısında Mahmudiye Kışlası(Kapalı Cezaevi) doğusunda Tunca nehri,
Balkan Şehitliği ve Fatih Köprüsü, güneyinde ise Saraçhane Köprüsü yer alır.(Şek-1)
H. 1319 / M. 1901 tarihli Edirne Salnamesi’nde kışlanın yeri:
“Piyade Kışlaları civarında ve oradaki çemberi içeren Sırık Meydanı adlı yerde
R.1232 tarihinde yaptırılmış olan ambarlar, R.1270 tarihinde yaptırılmış olan
depo, topçu ve süvari kışlaları, baytarhane bulunmaktadır82.”
Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde değişik tarihlerde yapılmış muhtelif binalar ile
II.Mehmet Çeşmesi’ninde içinde bulunduğu alan kısa bir süre öncesine kadar General
Fahri Özdilek Kışlası olarak kullanılmaktaydı.(Fot.6) Bu binaların oluşturduğu Süvari
Kışlası’nın bulunduğu alana, General Fahri Özdilek Kışlası olarak kullanıldığı
dönemdeki, güney nizamiyesinden girildiğinde kışlanın içerisinde devam eden bir yol
bulunmaktadır. Giriş de bir nizamiye binası, yolun doğusunda üç ayrı blok halinde inşa
edilmiş binalar, bu binaların kuzeyinde iki ayrı bina ile yolun batısında garaj ve bu
garajlara ait küçük barakalar yer alır. Yolun doğusundaki binalardan, ortada ve büyük
olanı “U” planlıdır. Yapı, düz bir alan üzerinde doğu batı yönünde uzanmaktadır. Doğu
82
Edirne Vilayeti Salnamesi, H1319/M.1901, Edirne, s.923-925. Salnamenin bu kısımlarının günümüz
Türkçe’sine aktarılmasındaki yardımlarından dolayı Nilüfer Gökçe’ye teşekkür ederim.
42
batı eksenindeki yapı kesildiğinde, her iki taraf, birbirinin simetriğidir. (Fot. 7) Her iki
kanadın ortasında, doğu ucu açık ve yapı boyunca uzanan bir koridor vardır. Bu haliyle
yapı “U”şeklinde bir plan göstermektedir. Ancak,“U”nun kuzey ve güney kolları
oldukça uzundur.
Yapının esas girişinin de bulunduğu
batı cephesi ve “U” nun batı kanadı, gerek
düzeni ve gerekse kat durumu bakımından diğerlerinden ayrılır. Burada iki katlı bir
kuruluş söz konusu iken, U nun uzun kollarında tek katlı bir yapılanma vardır. İki katlı
bölümü kırma çatı ile örtülü iken tek katlı bölümü beşik çatı ile örtülü ve kiremit
kaplıdır.
Yapı malzemesi olarak temelde yontma taş, duvar örgüsünde ise düzgün kesme taş
ve tuğla kullanılmıştır. Binanın iç ve dış yüzeyleri tamamen sıvalıdır.
İki katlı ünitenin batı cephesinin orta bölümü, kat kornişi ile yatay, kapının her iki
yanındaki plasterlerle de düşey olarak bölümlendirilmiştir. İki katlı ünitenin köşelerinde
düzgün kesme taş, cepheden dışarıya taşırılarak kullanılmıştır. Bu bölüm
üçgen
alınlıkla sonlanmaktadır.(Fot.8) Binanın batı cephe ortasında yer alan kapı, düz lentolu
ve taş sövelidir. Kapının kenarında plasterler yer alır. Kapının her iki yanında yer alan
pencereler basık kemerli ve taş sövelidir. Pencerelerin söveleri zemine kadar
uzatılmıştır. Binanın
batı cephesinin birinci kat pencerelerinden ortadaki büyük,
yanlardaki ise daha küçük formlardadır. Ortadaki pencere yuvarlak kalkık kemerli olup
sövesi profilli silmeyle oluşturulmuştur.Yanlardaki küçük pencerelerde, ortadaki ile
aynı düzendedir. Pencerelerin hemen üzerinde cephe boyunca uzanan ince bir kaval
silme yer alır.
Cephenin bu bölümü, birinci kat kornişiyle saçak arasında yer alan üçgen bir
alınlıkla sonlanır. Bu üçgen alınlık, kapının iki kenarında ve cephenin köşelerinde
bulunan plasterler üzerine oturur. Üçgen alınlık, üç yönden taş malzemeyle kademeli
olarak kuşatılmıştır.(Şek.2)
“U” planlı binanın, güney kanadının (orta mekanın güneyinde yer alan blok) batı
cephesi, kapının her iki yanındaki plasterlerle düşey, kapı üzerindeki korniş ile yatay
43
olarak bölümlendirmiştir. Kapı üzerindeki kademeli korniş, saçak seviyesinde de
görülür. Kapının kenarında yer alan plasterler, zemin kat seviyesinde silmelerle
kademelendirilerek, öne taşırılmıştır. Kornişin kenar köşelerinde sütun başlığını andıran
kademeli uygulamalar yer alır. İki katlı ünitenin köşelerinde düzgün kesme taş,
cepheden dışarıya taşırılarak kullanılmıştır. Kapı, düz lentolu ve taş sövelidir. Kapının
her iki yanında yer alan pencereler basık kemerli ve taş sövelidir. Birinci kattaki
pencerelerin altında dikdörtgen nişlere yer verilmiştir. Söveler, ikinci kattaki pencereleri
de çevreleyecek şekilde yekparedir. Kapı üzerinde düz lentolu, taş söveli büyük bir
pencere ile bu pencerenin her iki yanında aynı formda iki pencere yer alır. Binanın
söveleri ve kornişleri kireç taşındandır. İki katlı birimin üzeri kırma çatı ile örtülü olup
dıştan kiremit kaplıdır.
Güney kanadın iki katlı bölümünün güney cephesinde orjinalde altlı ve üstlü olmak
üzere sekiz pencere bulunuyordu. Ancak zaman içerisinde yapılan değişiklik ve
tahribatlarla bu pencerelerden beş tanesi örülerek kapatılmıştır. Tamamı basık kemerli
ve taş söveli olan pencerelerden dördü zemin kat, dördü de birinci kat seviyesinde
bulunmaktadır.
“U” planlı binanın kuzey kanadının(orta mekanın kuzeyinde yer alan blok) batı
cephesi, güney bloğun batı cephesi ile aynı düzendedir.
Kuzey kanadın iki katlı bölümünün kuzey cephesinde, altlı üstlü olmak üzere toplam
sekiz pencere bulunmaktadır. Bu pencerelerden dört tanesi günümüzde kapatılmıştır.
Pencerelerin tamamı basık kemerli ve taş sövelidir. Söveler iki pencereyi kapsayacak
şekilde yekparedir.
“U” nun tek katlı güney kanadının güney cephesinde, toplam otuz iki adet pencere
ile bir kapı açıklığı yer alır. Zaman içerisinde pencerelerden ikisi kapıya dönüştürülerek
kapı sayısı üçe çıkarılmış, pencere sayısı otuza düşürülmüştür. Bu cephedeki
pencereler, diğer cephedekilerle aynı formdadır. Güney cephe ortasındaki esas kapı,
pencerelerle aynı formda fakat daha büyüktür. Kapının bulunduğu bölüm, çatı
seviyesinde kalkan duvarı ile belirginleştirilmiştir.
44
Yapının doğu cephesinde ise, ortada bir kapı ve kapının her iki yanında birer adet
pencere açıklığına yer verilmiştir. Kapı ve pencereler, güney ve kuzey cephedekilerle
aynı formdadır. Bu birimin üst örtüsü beşik çatılı olup marsilya kiremidi ile kaplıdır.
“U” nun kollarından, güney kanadın iç avluya bakan kuzey cephesinde, orjinalde 32
pencere olduğu, yerinde yapılan incelemeler ve izlerden anlaşılmaktadır. Günümüzde
mevcut olan pencere sayısı 27 adettir. Zaman içerisinde beş pencere örülerek
kapatılmıştır. Kapalı olanlar, batıdan doğuya doğru 8, 9, 10, 14 ve 25. pencerelerdir.
Bu pencerelerin bulunduğu yerlere belirleyemediğimiz tarihlerde ek binalar ilave
edilmiştir. Bu cephenin ortasında yer alan kapı açıklığı ise pencereye dönüştürülmüştür.
“U” nun tek katlı kuzey kanadının kuzey(dış) cephesi, güney kanadın güney cephesi
ile, güney kanadın, güney(iç) cephesi de kuzey cephe ile aynı düzendedir. Ancak bu
kanadın kuzey(dış) cephesinde bir takım değişiklikler söz konusudur. Kuzey kanadın
kuzey cephesinde yapılan değişiklikler şunlardır. Duvara iki kapı açılmış ve dört adet
pencere kapı haline dönüştürülmüştür. Kapıya dönüştürülen pencereler, batıdan doğuya
gidildiğinde sırasıyla, beşinci, 10. 25. ve 27. penceredir. Yapının orijinal kapısı batıdan
doğuya doğru gidildiğinde 14. pencere ile 15. pencere arasında yer alır. Kapı açıklığı
oldukça büyük olup, yuvarlak kemerlidir. Kapının bulunduğu bölüm çatı seviyesinde
kalkan duvarı ile belirginleştirilmiştir.
“U” nun kuzey kanadının güney (iç) cephesinde yapılan değişikler ise, üç pencere ve
bir kapı sonradan kapatılmıştır. Bu pencereler batıdan doğuya doğru 18. 19. ve 25.
pencerelerdir.
“U” nun her iki kanadının doğu cephesinde ise, ortada büyük bir giriş kapısı, kapının
her iki yanında da birer adet pencere açıklığı vardır. Kapı ve pencereler form
bakımından “U” nun kollarının tek kanatlı cephelerindekilerle benzerlik göstermektedir.
“U” planlı binanın iki yan kolu(kanat) nun arasında kalan iki katlı üçgen alınlıklı
üniteye batı cephesi ortasındaki kapıdan girilmektedir. Kapıdan hole girildiğinde, holün
kuzeyinde iki oda, güneyinde ise üç oda yer alır. Holün güneyinde kapıya yakın olan
ilk oda, batıdan bir pencere ile dışarıya bir kapıyla hole açılır. İki ve üçüncü odalar
45
dikdörtgen planlı ve penceresizdir. Holün kuzeyindeki ilk oda bir pencere ile batıdan
dışarıya açılır. Hemen yanındaki oda ile içerden birleştirilen odanın iki kapısı hole
açılır. İkinci oda penceresizdir. Odaların üstü düz tavan örtülüdür. Holün batı ucundaki
iki kollu merdivenle birinci kata çıkılır. Merdivenin güneyinde bir oda, doğudan bir
pencere ile dışarıya merdivenin karşısındaki oda ise iki pencere ile batıdan dışarıya
merdivenin kuzeyindeki oda ise bir pencere ile batıdan dışarıya açılır. Odaların üst
örtüsü düz tavan şeklindedir.(Şek.4)
“U” nun güney kolu (kanat) nun batı cephesindeki kapıdan girildiğinde, dar ve uzun
bir hole ulaşılır. Holün güneyinde yer alan birinci ve ikinci oda, birer pencere ile batıdan
dışarıya açılır. Güneyde yer alan iki pencere ise örülerek kapatılmıştır. kapalıdır. Holün
kuzeyindeki
oda güneydeki odanın
tekrarı niteliğindedir. Kuzeydeki odanın
devamında yer alan üç kollu merdiven ile üst kata çıkılır.
Birinci katta holün güneyinde ve kuzeyinde iki oda ile, holün karşısındaki tek oda
iki pencereyle dışa açılır. Bu odanın sağında ve solunda birer oda yer alır. Odalar birer
kapıyla hole açılır.
İki katlı bölümün devamında yer alan tek katlı blok da, toplam sekiz adet oda vardır.
Batıdan doğuya doğru birinci ve beşinci odanın güney ve kuzey cephelerinde karşılıklı
dörder pencere vardır. İki katlı bölüme bitişik ilk oda, bir kapı ile batıdan iki katlı
mekana açılır. İkinci ve dördüncü odalar kuzeyden ve güneyden üçer pencere ile,
üçüncü oda kuzeyden ve güneyden beşer pencere ile dışarıya açılır. Altıncı ve yedinci
oda kuzeyden ve güneyden karşılıklı beşer pencere dışarıya, sekizinci oda karşılıklı
dörder pencere kuzey ve güneyde iki pencere doğu yer alır. Bu odanın kapısı da
doğudadır. Odaların üst örtüsü, profil demir örgülü strafor yapı malzemesi ile kaplıdır.
(Şek.4) Günümüzde bina boş ve kullanılmamaktadır.
46
Katalog No
: II
Eser Adı
: Güney Blok
Şekil No
:5
Fotoğraf No
: 9-12
İnşa Tarihi
:19-20.yy.
Yapan
:-
Yaptıran
: II.Abdülhamit
Onarımlar
: 1999-2002
Adres
:Yeni Saray Alanının kuzeyinde, Sarayakpınar yolu
üzerinde Edirne.
Şehir Haritasında Yer No :3
İnceleme Tarih
:Mart 2005
Kışla içerisinde doğu batı yönünde uzanan birbirine paralel üç bloktan, Saraçhane
köprüsüne en yakın olanıdır. Düz bir alan üzerindeki yapı dikdörtgen planlıdır. Yapının
esas girişi batı cephede yer alır. Batıda, esas girişin bulunduğu ünite iki katlıdır. İki katlı
bölümü batıdan doğuya uzanan tek katlı bölüm takip eder. İki katlı bölüm kırma çatı ile
örtülü iken tek katlı bölüm beşik çatı ile örtülü, kiremit kaplıdır. (Fot.9)
Yapı malzemesi olarak, temelde yontma taş ,duvar örgüsünde düzgün kesme taş, kat
kornişi,silme ve sövelerde kireç taşı kullanılmıştır. Binanın içi ve dışı beton sıvalıdır.
İki katlı ünitenin güney cephesinde altlı üstlü dörder pencere yer alır.Pencereler
düşey dikdörtgen formlu, basık kemerli, taş sövelidir. Söveler her iki kattaki pencereleri
çevreleyecek şekilde dikdörtgen formda düzenlenmiştir. Güney cephe ile aynı formda
düzenlenen, kuzey cephedeki, sekiz pencereden dördü bilinmeyen bir tarihte
kapatılmıştır.(Fot.10)
Binanın batı cephesi, kapının her iki yanından saçak seviyesine kadar uzanan
plasterlerle düşey, kapı üzerindeki ve saçaktaki kademeli kornişlerle yatay olarak
bölünmüştür. Kapının kenarında yer alan plasterler, zemin kat seviyesinde silmelerle
kademelendirilerek, dışarı taşırılmıştır. Kornişin kenar köşelerinde sütun başlığını
47
andıran kademeli uygulamalar yer alır. Cephenin köşelerinde, düzgün kesme taş,
cepheden dışarıya taşırılarak kullanılmıştır.
Cephenin ortasında yer alan kapı; düz lentolu, taş sövelidir. Kapının her iki yanında
yer alan pencereler basık kemerli taş sövelidir. Söveler, ikinci kattaki pencereleri de
çevrelemektedir.
İki katlı birimin üzeri kırma çatı formunda, kiremit ile kaplıdır. Yapının General
Fahri Özdilek Kışlası Topçu Taburu olarak kullanıldığı döneminde, iki katlı ünite
karargah, tek katlı bölüm; gazino, er koğuşu, yemek salonu vb. birimleri olarak hizmet
vermekteydi. Bu birimlerin kapı ve pencereleri , güney, kuzey ve doğu cephededir.
Güney cephede basık kemerli, taş söveli, toplam 32 pencere yer alır. (Fot.11)
Cephenin batı ucunda, baştan ikinci pencere sonradan ilave edilmiştir. Batıdan doğuya
doğru 11. ve 21. pencere bozularak kapıya dönüştürülmüştür. Batıdan doğuya doğru 30
ve 31. pencereler arasındaki, duvarda bir kapı açılmıştır. Güney cephe ortasındaki esas
kapı pencerelerle aynı formdadır. Kapının bulunduğu bölüm çatı seviyesinde kalkan
duvarı ile belirginleştirilmiştir.
Yapının tek katlı bölümünün kuzey cephesindeki altı pencere kapatılmıştır. Toplam
26 pencere olması gereken cepheye, güney cephede olduğu gibi bir pencere daha ilave
edilmiştir. Bu cephenin ortasındaki esas giriş kapısı kapatılmıştır. Kapatılan kapı,
güney cephedeki kapı ile aynı eksendedir. Pencere ve kapının, kapalı olmasının genel
sebebi bu kısımlara yapılan eklemelerdir. Kuzey cephe, güney cephe ile tam simetrik
olup, bütün ölçülerin ve mimari elemanların düzenleniş biçimleri aynıdır.(Fot.12)
Doğu cephenin ortasındaki kapının, yanlarında birer adet pencere açıklığına yer
verilmiştir. Pencereler ve kapı güney ve kuzey cephede yer alan pencere ve kapı
formlarının bir tekrarıdır. Tek katlı bölümün üst örtüsü beşik çatılı, kiremit kaplıdır.
Batı cephedeki kapıdan girildiğinde; batıdan doğuya uzanan koridorun güneyinden
dört, kuzeyinden üç, doğusundan bir oda, düz lentolu birer kapıyla koridora açılır.
Değişik büyüklükteki odalardan giriş kapısına yakın olan güneydeki ilk oda, güneyden
48
ve batıdan iki pencere ile aydınlatılır. Güneydeki diğer odalar güneyden birer pencere
ile aydınlatılır. Koridorun kuzeyinde kapıya yakın olan ilk oda kuzeyden ve batıdan iki
pencere ile aydınlatılır. Kuzeydeki diğer odalar kuzeyden birer pencere ile aydınlatılır.
Doğudaki oda, tek katlı ünite içerisindedir. Oda dört pencere ile kuzeyden,dört pencere
ile güneyden aydınlatılır. Odaların üst örtüsü düz tavanlıdır. Koridorun ortasından önce
kuzeye sonra güneye uzanan merdivenle birinci kata çıkılır. Birinci katta hole açılan üç
odanın kapıları dikey dikdörtgen formlu, düz lentoludur. Birinci katın güneyindeki iki
oda ikişer pencere ile güneyden, kuzey cephedeki tek oda iki pencere ile kuzeyden
aydınlatılır. İki katlı ünitenin tek katlı bölümle koridorun doğusundaki oda dışında
içeriden irtibatı yoktur.
Tek katlı bölümde, er koğuşu olarak kullanılan sekiz büyük oda yer alır. Batıdan
doğuya doğru sıralanan odaların kapıları güney cepheye açılır. Odalar kuzey ve güney
cephelerdeki pencerelerle aydınlatılır. Bir ve beşinci odalar karşılıklı sekiz, iki ve
üçüncü odalar karşılıklı on, dördüncü oda karşılıklı altı,
altıncı ve yedinci odalar
karşılıklı on, sekizinci oda kuzeyden ve güneyden karşılıklı sekiz ve doğudan iki
pencere ile aydınlatılır.Binanın pencereleri içe doğru genişleyerek açılır. Sekizinci
odanın kapısı doğu cepheye açılır. (Şek.5)
Süslemenin, mimari dekoratif öğelerle sağlandığı yapıya simetri hakimdir. Trakya
Üniversitesine ait bina günümüzde kullanılmamaktadır.
49
Katalog No
: III
Eser Adı
: Kuzey Blok
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşa Tarihi
: 19-20.yy.
Yapan
:-
Yaptıran
: II.Abdülhamit
Onarımlar
: 1999-2002
Adres
:Yeni Saray Alanının kuzeyi, Edirne.
Şehir Haritasında Yer No :3
İnceleme Tarih
:Mart 2005
Kışla içerisinde doğu-batı yönünde uzanan birbirine paralel üç bloktan kuzeyde yer
alan,
yapının dış cephe ve iç mekan düzenlemesi güney blokla aynıdır. Ancak, bina
üzerinde yapılan inceleme ve açıklıklar üzerindeki izlerden anlaşılan fakat tarihi
belirlenemeyen değişiklikler yapıldığı tespit edilmiştir. Bunlar; iki katlı bloğun güney
cephesindeki sekiz pencerenin üçü, kuzey cephedeki sekiz pencerenin ikisi
kapatılmıştır.
Yapının tek katlı bölümünün kuzey ve güney cepheleri I.binanın(Güney Blok) güney
ve kuzey cephe düzenlemelerinin bir tekrarıdır. Tek katlı bölümün kuzey ve güney
cephelerinde olması gereken 32 pencere ve kapı açıklıklarında yapılan değişiklikler
şunlardır: Güney cephede 13., 14., 15., 16., 17., 18 ve 19. pencereler kapatılmıştır. Bu
pencerenin önüne bir takım ilaveler yapılmıştır. 20. ve 21. pencereler arasında kalan
duvara bir kapı açılmıştır. 27.pencere diğer pencerelerden biraz daha içeriye çekilmiştir
İncelenen binaların üzerlerinde kitabesi bulunamadığından, binaların tarihlendirmesi
farklı kaynaklarda, çelişkili olarak verilmektedir.
Yaşayan Tarihi ve Kültürel Askeri Yapılar 83adlı eserde, bu binanın da dahil olduğu
binalar grubunun ambar olarak inşaa edildiği, 1854 yılında eskilere ilave olarak yeni
depolar, topçu ve süvari kışlaları, baytar ve hayvan tavları yaptırıldığı, binaların, bir
83
Yıldırım ve Tekkollu, 2001: 152
50
süre Tekel İdaresine verilerek tütün deposu olarak kullanıldığı belirtilirken, Kışla
Tarihçe Defteri’nde84, bu kışladaki ilk binaların 1816 yılında ambar olarak inşaa
edildiği, 1854 yılında eskilere ilave olarak yeni depolar, topçu ve süvari kışlaları, baytar
hane, hayvan tavlaları yaptırıldığı ve binaların tütün depoları olarak kullanıldığı
belirtilmektedir.
Tosyavizade Rıfat Osman’ın, Edirne Salnamesi85’nden yaptığı çeviride:
‘Topçu kışlası(Kırmızı kışla), R.1232/M.1816 tarihinde yapılmıştır. Kırmızı
kışlaya yakın Süvari Kışlaları ve ahırları R.1298/M.1880 tarihlerinden sonra
değişik zamanlarda Sultan II.Abdülhamid tarafından yaptırılmıştır.’
Bina ile ilgili tarihlendirmedeki çelişkinin, 1816 tarihli Salnamelerden yapılan
çevirinin yanlış yorumlanması sonucu oluştuğu söylenebilir. Orijinal metinde topçu
kışlasının, süvari kışlasına uzak olduğu belirtilmektedir.1854 tarihi, kışladaki ilk yapılar
için bir tarih olabilir.
Ahmet Badi, 1889 yılında süvari kışlasının yandığını, yapılması için padişahtan emir
çıktığını ve süratle yapıldığını belirtmektedir86.
Başbakanlık Osmanlı Arşivi, 1093-85697 numaralı belgede bahsi geçen Tavuk
Ormanı incelenen kışlanın bulunduğu alanın yanındadır.
“Edirne şehri civarında kain askeri nizamiye kışlası kurbunda bu kere sayei
memurun vayei hazreti padişahide süvari kışlaları da inşa olunarak askeri şahane
ikame edilmiş ise de bu kışlalar şehre epeyce uzak bir mesafede olduğu ve Tavuk
Ormanı gibi ağaçlık ve hali mahaller bulunduğu cihette..87”
İncelenen yapıların üslup özellikleri ve cephe düzeni, 1880 tarihini veya 1889 da
yeniden yapılan binaların tarihini daha akılcı kılmaktadır.
84
54.Mknz.P.Tug, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne,s. 15
85
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74.
86
Ahmet Badi, 2000:258.
87
B.O.A. Muheberatı Umumiye İdaresi No.1093-85697 sayılı belge. Çeviri için Musa ÖNCEL’e
teşekkürler.
51
Binaların esas girişlerinin bulunduğu batı cepheleri dokusunu korurken, diğer
cephelerde büyük deformasyon görülür.
Binaların bakım ve onarımına ait kayıtlar; 1999 yılından itibaren tutulmaya başlanan
Kışla Tarihçe Defterlerindeki kayıtlardan tespit edilmiştir. 1999 yılında dış cephe ve çatı
onarımı yapılmış, kapı ve pencereler pvc doğrama ile değiştirilmiştir. 2001 yılında dış
cephe boyası ve onarımı yapılmıştır. At tablası olarak kullanıldığı dönemden kalan
zemindeki akıntı çukurları 1999 yılında düzeltilmiş, çatısı aktarılarak onarılmış, koğuşa
kalorifer tesisatı çekilmiş, koğuşlar bölgesinde bulunan helalar yıkılarak yerlerine el yüz
yıkama yerleri yapılmış ve pisuvarlı hale getirilerek kullanıma açılmıştır. Tavanlar
kartonpiyer olarak düzenlenmiştir 88.
1880 tarihinde inşa edildiği değerlendirilen binalar 1942 yılında Mareşal Fevzi
Çakmak zamanında yenilenmiş 7 haziran 1965’te 362nci Topçu Taburu iskan edilmiş
1971’de Topçu Taburu taşınmıştır89. 2005 tarihine kadar bu birlikler tarafından
kullanılan binalar, Nisan 2005 tarihinde Trakya Üniversitesi’ne devredilen bina,
günümüzde boş ve kullanılmamaktadır.
88
54.Mknz.P.Tug,(2002),General Fahri Özdilek Kışlası, Kışla Tarihçe Defteri, Edirne,s.17
89
54.Mknz.P.Tug, (2001):Tarihi Kışla ve binalar, Edirne, s.21
52
Katalog No
:IV
Eser Adı
: Süvari Kışlası Depo Binası.
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:13
İnşa Tarihi
:1854
Yapan
:-
Yaptıran
:Abdülmecid
Onarımlar
:-
Adres
:Edirne-Sarayakpınar yolu, Saraçhane köprüsü yanı Edirne
Şehir Haritasında Yer No :3
İnceleme Tarih
:Mart 2005
Edirne Sarayakpınar yolu, saraçhane köprüsünün kuzeyinde yer alan
kışlaya
girildiğinde; kuzeyde yer alan depo binası, yerden bir metre yükseltilmiş zemin üzerine
tek katlı ve dikdörtgen planlıdır. Kırma çatılı bina, modern kiremit ile kaplıdır. Köşeleri
kesme taş örgüyle vurgulanan binanın duvar örgüsü taş ve tuğla olup içi ve dışı
sıvalıdır. Saçak seviyesindeki kademeli korniş tüm binayı dolaşır.
Doğu cephede yer alan 12 pencere, diğer depo yapılarında olduğu gibi saçağa yakın
zeminden yüksek ve küçüktür. Düşey dikdörtgen formlu, yuvarlak kemerli pencereler
sövelidir.(Fot.13) Batı cephenin ortasında düz lentolu bir kapı açıklığı yer alır. Binanın
güney cephesine sonradan bir bölüm eklenerek içeriden irtibatlandırılmıştır. Batı
cephedeki ana giriş kapısından binaya girilir. Bina içinde oda ve bölünmüş mekanlar
yoktur.
Süsleme, bina köşelerindeki belirgin taş örgü, pencere kemerlerindeki üçgen kilit
taşlarıyla sağlanmıştır. Bina gösterişten uzak simetrik bir formdadır.
Sırık meydanı denilen yerde H:1270-M:1854 yılında yaptırılmış ve eski ceride nazırı
Hacı Ahmet Rüşdü efendinin söylemiş olduğu tarih bir mermere yazılarak konulmuştur.
53
Ahmet Badi efendinin eserinden alınan kitabenin metni şu şekildedir.90
Şah gazi dader-i devran han Abdülmecid
Kasr-ı din-ü ve devleti tezyin-ü ihya eyledi
Bahusus aramiş asker içün mevkilere
Hoş heva ali mahaller tarh-u peyda eyledi
İşte pay-i taht-ı sanisinde ferman edip
Yaptı işbu depboyu bir cay-i rana eyledi
Yümile nebl-i zafer salinde gazi padişah
Asker-i şahanesiyçün depboy inşa eyledi
Kitabeye göre bina depo maksatlı kullanılmak üzere 1854 tarihinde inşa edilmiştir.
Bina bir süre 54. Mekanize Piyade Tugayı tarafından erzak deposu olarak
kullanıldıktan sonra, günümüzde Trakya Üniversitesi ne teslim edilmiştir.
90
Ahmet Badi, 2000:256
54
Katalog No
:V
Eser Adı
:Namazgahlı Meydan Çeşmesi (II.Mehmet Çeşmesi)
Çizim No
:-
Fotoğraf No
:14-15
İnşa Tarihi
:16.yy sonları
Yapan
:-
Yaptıran
:I.Ahmed
Onarımlar
:-
Adres
:General Fahri Özdilek(Tunca) Kışlası
Şehir Haritasında Yer No
:3
Edirne
General Fahri Özdilek(Tunca) Kışlası içerisinde bulunan çeşmenin, kuzeyinde
Edirne Kapalı Cezaevi, doğusunda Süvari Kışlası vardır. Çeşme Kışlaya güneydeki
nizamiye kapısından girildiğinde yolun batısında yer alır.
Farklı dönemlerde inşa edildiği bilinen çeşmenin namazgah kısmı, I.Ahmet
döneminde, namazgahın kıble yönündeki çeşmesi ise II.Mehmet döneminde
yapılmıştır91.
Namazgahlı meydan çeşmeleri gurubuna giren eser, kare planlı, hazneli ve düz tavan
örtülüdür. Namazgahlı meydan çeşmelerinin günümüze ulaşan en iyi örneklerindendir.
Düzgün kesme taş ile inşa edilen çeşme üç cephelidir. Çeşmenin eni 4.33m, boyu 6.13m
dir. Her üç cephede yer alan nişlerin eni 0.91m, boyu 2.00m, derinliği 0.32m dir.
Çeşmeye ait teknenin eni 0.55m, derinliği 0.55m dir.(Fot.14)
Namazgahlı çeşmenin mihrabı kuzey cephededir.(Fot.15) Çeşmenin doğu, batı ve
güney cephelerinde, düşey dikdörtgen formlu ve sivri kemerli nişler yer alır. Niş
kemerleri kırmızı ve beyaz iki renkli mermerle alternatif olarak örülmüştür. Kemerlerin
kilit taşlarında gül bezekler yer alır. Nişler üzerinde, renkli mermerle oluşturulmuş
yatay dikdörtgen panolar vardır. Panoların eni 1.16m, boyu 2.50m dir. Çeşmenin üç
cephesi de üstten üç sıra mukarnaslı firizle sonlanmaktadır.
91
Köylüoğlu ve Tunca, (2002): Namazgahlı Meydan Çeşmesi,Yöre Dergisi, Anka Basımevi.Edirne, s.41
55
Çeşmenin köşeleri, kemerlerin tepe noktası seviyesine kadar pahlanmış ve oluşan
yüzeye selsebiller yerleştirilmiştir. Sebillerin eni 0.47m, boyu mukarnasdan tabana
kadar3.36m dir.
Dört selsebilin de taş kadehleri kırılmıştır. Güney cephenin solundaki köşede yer
alan selsebillerin ayna taşının içi, dilimli kemerli olup bir palmet motifiyle rumi
karışımı bezemeyle bağlıdır. Ayna taşı üzerindeki alınlık, istiridye kabuğu şeklinde
işlenmiştir. Ayna taşının en üstü palmet motifli, diğer ayna taşında ise lale ve karanfil
motifleri bulunmaktadır.92
Günümüzde suyu akmayan çeşmenin muslukları 2003 yılında yenilenmiştir. Yapı
elemanları sağlam olan çeşmenin suyu akmamaktadır.
92
Köylüoğlu ve Tunca, 2002:42
56
4.1.3.KARAAĞAÇ KIŞLASI
57
Katalog No
:I
Eser Adı
: Kuzey Blok
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşaa Tarihi
: 1911-1913
Yapan
:-
Yaptıran
: Mahmut Şevket Paşa
Onarımlar
:1999
Adres
: Karaağaç Mahallesi EDİRNE
Şehir Haritasında Yer No :4
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Çalır Yolu mevki Karaağaç mahallesindeki kışla, dikdörtgene yakın oldukça büyük
bir alan üzerinde 88 pafta, 848 ada.,19/20 parsel numaralarında yer alır. Kışlanın güney
batısında tarım siloları, güneyinde Demirtaş Mescidi ve Demirtaş Tabya, doğusunda
Demirtaş Çiftliği yer alır. Tel örgüyle çevrili kışlanın güneyi toprak sedde ile kapalıdır.
Kışla içerisinde, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ait yapılar, kendi içlerinde farklı
şekillerde düzenlenmiştir. Osmanlı Dönemi’ne ait kışla binaları, kışlanın güney
doğusunda, bir avlu etrafında,
kuzey, güney ve batıda birbirinden ayrı olarak
yerleştirilmiştir. Bu yapılar doğu, batı ve kuzey blok başlığı altında incelenmiştir.
Birbirleriyle irtibatı olmayan yapıların arasında onar metrelik boşluk bırakılmıştır. Kışla
içerisinde, Osmanlı Dönemi’ne ait bir diğer yapı ise, Timurtaş Askeri Hastanesidir. Bu
bina katoloğun askeri hastaneler bölümünde incelenmiştir. Cumhuriyet dönemine ait
yapılar, Kuzey-güney yönünde birbirine paralel olarak düzenlenmiştir.
Kışlanın, batısında ve güneyinde iki,doğusunda bir giriş açıklığı vardır. Batı sınırın
güneyindeki açıklık, bir no’lu , kuzeyindeki ise, iki no’lu nizamiye kapısıdır.
Karaağaç kışlasına, iki no’lu Nizamiye kapısından girildiğinde, kışlanın doğusunda
500 metrelik yolun bitimindeki, yapılardan kuzeyde yer alan bina bodrum kat üzerine
iki katlıdır. Doğu-batı istikametinde dikdörtgen planlıdır. Yapı malzeme olarak düzgün
kesme taş, kireç taşı ve tuğla kullanılmıştır.
58
Yapının güney cephesi ortasında yer alan esas girişin de bulunduğu bölüm cepheden
dışarı ve yukarı taşırılarak inşa edilmiştir. Taşıntılı bölümün köşelerindeki, düzgün
kesme taş kaplama, yapının diğer köşelerinde de kullanılmıştır. Düzgün kesme taştan,
eteklik ve katlar arasındaki silme, cepheyi yatay olarak böler. Yapının ortasında, düz
atkı kemerli, kilit taşı, yukarı doğru genişleyen dikdörtgen planlıdır. Kapının her iki
yanındaki pencereler, düşey dikdörtgen formlu, düz atkı kemerli, taş sövelidir. Kapı ve
pencereler denizliklidir. Söveler, dikdörtgen kesme taşların biri içeride diğeri dışarıda,
dendan şeklinde düzenlenmiştir. Dışarı taşıntılı bölümün
her iki yanındaki cephe
düzenlemesi aynıdır.Ortadaki taşıntılı bölümün her iki yanı ortasında yer alan tali giriş
kapısının, ortadaki taşıntılı bölüme yakın kısmında iki, diğer kısmında üç pencere
açıklığına yer verilmiştir. Pencere ve kapı formları, taşıntılı bölümdekilerle aynıdır.
Birinci kat, zemin kat ile aynı simetride düzenlemiştir. Ancak, kapıların üzerine birer
pencere yerleştirilmiştir. Bu düzenleme ile cephede altlı üstlü toplam 27 pencere yer
alır.
Kapı açıklığı bulunmayan kuzey cephe, güney cephe ile aynı düzendedir. Güney
cephedeki kapıların hizasındaki bölümler, merdiven boşlukları olarak dışarı taşırılmıştır.
Taşıntılı bölümlere aydınlatma amacıyla pencereler ilave edilmiştir. Güney cephe
ortasındaki girişe paralel, kuzey cephenin, katları ortasında bir pencere yer alır. Kat
silmesi bu pencerenin orta bölümünde ikiye bölünür. Bu pencerenin her iki yanında,
altlı üstlü ikişerden dört pencere yer alır. Kat ortasındaki pencerenin doğusundaki, altlı
üstlü iki pencerenin üst köşeleri açılarak aynı formda iki küçük pencere ilave edilmiştir.
Bu pencerelerle birlikte, kuzey cephede altlı üstlü toplam 31 pencere yer alır. Güney
cephedeki pencerelerle aynı formdadır.
Binanın, doğu ve batı cephesi birbirinin aynıdır. Düzgün kesme taştan, eteklik ve kat
silmesi bu cephede de görülür. Cephenin köşelerindeki kaplama kesme taştan kademeli
örgü, saçak seviyesinde testere dişi şeklinde düzenlenmiştir.
Güney cephenin ortasında öne taşıntılı bölümdeki esas giriş kapısına, beş basamaklı
merdivenle ulaşılır. Düz atkı kemerli giriş kapısından
hole ulaşılır. Holün her iki
tarafında karşılıklı ikişerden dört adet oda yer alır. Odaların kapıları hole açılır. Odalar
birer pencere ile dış cephelere açılır. Odaların içeriden diğer odalara irtibatı yoktur.
59
Odaların üst örtüsü düz tavandır.
Ana girişin her iki yanında yer alan tali girişin bulunduğu mekanların düzenlemesi,
ana giriş kapısının her iki yanında, cephe düzenlemesi, birbirleriyle aynıdır. Esas giriş
kapısının batısındaki
tali girişe, tek kollu merdivenle ulaşılır. Buradaki, düz atkı
kemerli kapıdan hole ulaşılır. Holün hemen karşısında üst kata çıkmayı sağlayan iki
kollu merdiven yer alır. Bu merdiven önce kuzeye sonra güneye yönelerek ikinci kata
ulaşılır. Holün sağındaki er koğuşu, güney ve kuzey cepheden basık kemerli iki pencere
ile dışa, bir kapı ile hole açılır. Holün solundaki oda ise, basık kemerli üç pencere ile
güneybatı ve kuzeydoğu cepheden dışa, bir kapı ile hole açılır.
Ana girişin doğusundaki tali girişin bulunduğu mekana, yine tek kollu merdivenle
ulaşılır. Düz atkı kemerli giriş kapısından hole girilir. Bu holün sağında yer alan mekan,
düz atkı kemerli üç pencere ile güneybatı ve kuzeydoğu cepheden dışa, bir kapı ile hole
açılır. Holün sağındaki er koğuşu, güneybatı ve kuzeydoğu cepheden düz atkı kemerli
iki pencere ile dışa, bir kapı ile hole açılır. Birinci kat düzenlemesi ise zemin kat
düzenlemesinin bir tekrarı şeklinde ele alınmıştır. Bütün odaların, üst örtüsü düz tavan
şeklindedir.
Belirlenemeyen bir tarihte, yan tali girişlerin karşısına gelen yerlere birer hela ilave
edilmiştir. Bu helalar yapıdan tamamen bağımsız olup incelenmemiştir.
Yapıda süsleme oldukça sade ve azdır. Dekoratif öğeye rastlanmayan binanın,
cephesinde hareket, kat silmesi, kapı ve pencere söveleri ile binanın köşelerinde, doğu
ve batı cephedeki kesme taş kaplamalarla sağlanmıştır.
Kitabesi bulunmayan yapının, giriş kapısı üzerinde kare mermer levha üzerinde;
“1911-1912 yılında Mahmut Şevket Paşa tarafından yaptırılmıştır.” ifadesi yazılıdır.
“Tarihi Kışla ve Binalar”93 adlı broşürde; binaların,1911 yılında Mahmut Şevket
Paşa tarafından yaptırıldığı, 1992 yılındaki yeniden yapılanma sonucunda, 54ncü Mknz.
P. Tug. K.lığına bağlı birlikler konuşlandırıldığı, 1996 tarihinde “Karaağaç Kışlası”
93
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne, s. 42
60
olarak bilinen ismi “General Celalettin Alkoç Kışlası” haline dönüştürüldüğü
belirtilmektedir. Kışlaya ait tarih kayıtları oldukça sınırlıdır. Balkan harbi anılarında bir
komutanın, Yanık kışladaki, Sarayiçi’ndeki esir subayların Karaağaç Süvari
pavyonlarına getirildiği 30-40 kişilik koğuşlarda 100 kişinin kaldığı belirtilmektedir94.
Yapı günümüze gelinceye kadar, Osmanlı devletinin son dönemlerinden ve Türkiye
Cumhuriyeti’nin ilk yıllarından itibaren askeri birliklerce kullanılmış, yapının bir çok
yeri de onarım görmüştür. Yapıda yer alan pencerelerin alt ve yer yer bazı yerleri
orijinal özelliğinden uzak olup tadilat geçirmiştir.Güneydoğu cephenin sağ köşesinde
yer alan bir pencere kapıya dönüştürülmüş ve kuzeydoğu cepheye tuvaletler ilave
edilmiştir 95.
Bina, günümüzde askeri birlikler tarafından kullanılmaktadır.
94
Raif Necdet Ketselli , (1999): Osmanlı imparotorluğunun Batışı.Arma yayınları, İstanbul, s.87
95
54.Mknz.P.Tug,, (2002): General Celalettin Alkoç Kışlası, Kışla Tarihçe Defteri. Edirne, s.13
61
Katalog No
: II
Eser Adı
:Batı Blok
Çizim No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşaa Tarihi
: 1911-1913
Yapan
:-
Yaptıran
: Mahmut Şevket Paşa
Onarımlar
:1999
Adres
: Karaağaç Mahallesi EDİRNE
Şehir Haritasında Yer No :4
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Karaağaç Kışlasının doğusunda yer alan bina, güney-kuzey istikametinde,
dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. Yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş, kireç taşı ve
tuğla kullanılmıştır.
Binanın esas girişinin, bulunduğu bölüm, yanlara ve yukarı taşırılarak inşa edilmiştir.
Düzgün kesme taştan, eteklik ve kat silmeleriyle, cephe yatay düzlemde ikiye
bölünmüştür. Cephenin köşelerinde düzgün kesme taş, saçak seviyesindeki üçgen
alınlıkta testere dişi şeklinde kademelendirilmiştir. Cephenin ortasında, düz atkı
kemerli, yukarı doğru genişleyen dikdörtgen planlı kilit taşlı sövelidir. Söveleri
oluşturan kesme taşlar, kademelendirilmiştir. Kapının her iki yanında, kapı ile aynı
formda birer pencere yer alır. Birinci katta, zemin kattakilerle aynı formda, üç pencere
mevcuttur.
Avluya bakan doğu cephe, eteklik ve kat
silmeleriyle ikiye bölünür. Binanın
köşeleri kesme taş ile kaplıdır. Binanın diğer bölümleri sıvalıdır. Zemin katta iki kapı,
13 pencere mevcuttur. Kapı ve pencereler, güney cephedeki açıklıklarla aynı formdadır.
Ancak, doğu cephenin dışarı taşıntı yapan bölümündeki pencerelerden biri, merdiven
boşluğunu aydınlatmak için diğerlerine göre daha küçük ele alınmıştır. Aynı cephenin
kuzey ucundaki pencere, belirlenemeyen bir tarihte, kapı haline getirilmiştir. Birinci
katta, zemin kat kapılarının üzerindeki yerlerde pencereler yer alır.Bu pencerelerle
birlikte, birinci katta 15, cephenin tamamında, 28 pencere yer alır.
62
Batı cephe, düzgün kesme taştan, eteklik ve kat silmesiyle bölünmüştür. Doğu
cephedeki, kapıların karşısına gelen bölümler, cepheden dışa taşırılarak inşa
edilmiştir.Silmeler taşıntılı kısımları bölmez. Taşıntılı bölüm ile cephenin diğer köşeleri,
kaplana kesme taş örgülüdür. Bunun dışındaki tüm mimari elemanlar doğu cephenin bir
tekrarıdır.
Kuzey cephe, düzgün kesme taştan, eteklik ve kat silmesiyle bölünmüştür. Cephenin
köşelerinde, düzgün kesme taş, saçak seviyesindeki üçgen alınlıkla, testere dişi şeklinde
kademelendirilmiştir. Cephede, altlı üstlü birerden toplam iki pencere yer alır. Bu
pencereler, diğer cephelerdeki açıklıklarla aynı formdadır.
.
Binanın, güney cephesindeki esas girişine dört basamaklı merdivenle ulaşılır.
Buradaki kapıdan girildiğinde, bir hol ve hole doğu batı yönünden açılan karşılıklı
odalar yer alır.
Holün batısında dikdörtgen planlı bir oda yer alır. Bu oda güneyden bir, batıdan iki
olmak üzere toplam üç pencere ile aydınlatılır. Holün doğusundaki kare planlı oda,
güneyden ve doğudan bir pencere ile dışarı açılır. Bu odanın hemen yanında küçük bir
oda ile tuvalet olarak kullanılan mekanın birer penceresi, doğudan dışarı açılır. Holün
doğusunun, bilinmeyen bir tarihte değiştirildiği değerlendirilmektedir. Tek kollu
merdivenle üst kata çıkıldığında merdiven başında kuzeyde bir oda, bu kattaki holün her
iki yanında birer oda olmak üzere birinci katta toplam üç oda yer alır.Odalar ikişer
pencere ile dışarı birer kapı ile hole açılır. Karargah olarak kullanılan bu bölümün diğer
bölümlerle irtibatı yoktur. Odaların üst örtüsü düz tavandır.
Doğu cephede yer alan tali giriş kapılarından, güneyde dışa taşıntılı bölüme yakın
olanından binaya girildiğinde; hole ulaşılır. Holün karşısında üst kata çıkmayı sağlayan
iki kollu merdiven yer alır. Holün güneyindeki dikdörtgen planlı oda, ikişer pencere ile
batı ve doğudan dışa, bir kapı ile hole açılır. Holün kuzeyindeki dikdörtgen planlı oda
ikişer pencere ile batı ve doğudan dışarı açılır.
Doğu cephede yer alan ikinci giriş kapısına, tek kollu merdivenle ulaşılır. Düz atkı
kemerli giriş kapısından hole geçilir. Holün karşısında üst kata çıkmayı sağlayan iki
63
kollu merdiven yer alır holün güneyindeki dikdörtgen planlı oda ikişer pencere ile batı
ve doğudan dışarı, bir kapı ile hole açılır. Holün kuzeyindeki dikdörtgen planlı oda
ikişer pencere ile batı ve doğudan dışa açılır. Odaların üstü düz tavandır.
Doğu cephenin kuzey ucunda, pencereden bozma bir kapı ile ulaşılan küçük bir
mekan yer alır, tek kollu merdivenle üst kata doğu cepheden üçüncü çıkış sağlanmıştır.
Birinci kat düzenlemesi ise, zemin kat düzenlemesinin bir tekrarıdır. Bütün odaların,
üst örtüsü düz tavan şeklindedir.
Daha sonraki tadilatlarla yan giriş kısımlarının karşısı, merdivenlerin arka tarafına
gelen yere birer adet tuvalet binası ilave edilmiştir.
Dekoratif süsleme unsuruna rastlanmayan yapının,cephelerinde hareket, silmeler,
kapı ve pencere söveleri ile köşelerde yer alan kaplama kesme taşlarla sağlanmıştır
Yapı günümüze gelinceye kadar, askeri maksatlar için kullanılmıştır.Oldukça uzun
dikdörtgen planlı binanın bir kısmı karargah, diğer bölümleri askerlerin koğuş ve
gazinoları olarak kullanılmıştır. Yapıda, tarihini belirleyemediğimiz birçok değişiklik ve
onarım tespit edilmiştir. Bunlar; kapı ve pencere açıklıkları ile taban döşemeleridir. .
Bina günümüzde askeri birlikler tarafından kullanılmaktadır 96.
96
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne, s.41
64
Katalog No
: III
Eser Adı
: Karaağaç Kışlası Doğu Blok
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşaa Tarihi
: 1911-1913
Yapan
:-
Yaptıran
: Mahmut Şevket Paşa
Onarımlar
:1999
Adres
: Karaağaç Mahallesi EDİRNE
Şehir Haritasında Yer No : 4
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
Karaağaç kışlasının doğusunda yer alan üç binadan doğuda olanıdır.Yapı, güneykuzey istikametinde, dikdörtgen planlı ve iki katlıdır. Yapının ana girişi güney cephede
yer alır. Ana cephenin de bulunduğu bölüm, yanlara ve yukarıya taşırılarak inşa
edilmiştir. Beşik çatı örtülü, yapı kiremit kaplıdır.
Yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş, kireç taşı ve tuğla kullanılmıştır.
Binanın tali giriş kapılarının bulunduğu cephe, batıda yer alır. Binanın cephe ve iç
mekan düzenlemesi, batı blokla aynıdır.Diğer iki blokla çağdaştır.
Her üç bloğun esas giriş kapıları güneye, tali giriş kapıları iç avluya açılmaktadır.
65
4.2. ASKERİ OKUL
66
Katalog No
:I
Eser Adı
:Harbiye Binası
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:16
İnşaa Tarihi
:1871 /72
Yapan
:-
Yaptıran
:Vali Hurşit Paşa
Onarımlar
:-
Adres
:Meydan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi.
Edirne
Şehir Haritasında Yer No :5
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
Selimiye Camisinin kuzeyinde, Paşa Köylü Sokak ile Mimar Sinan Caddesinin
kesiştiği Taya Hatun mevkiinde, 123 pafta, 693 ada, 1 numaralı parselde bulunan kışla,
23.957.50m2lik alan üzerindedir. güney-kuzey yönünde eğimli ve kareye yakın bir alan
üzerinde inşa edilmiştir. Kışlanın bulunduğu avlu iki üç metre yüksekliğinde ve taş
tuğla ile almaşık teknikte örülmüş duvar çevrelemektedir. Kışla binaları, avlunun
ortasına yakın bir yerde, tek ve büyük bir kitle halinde bir iç avlu etrafında kareye yakın
dikdörtgen planlı bir bina ile kışlanın güney sınırında bulunan dikdörtgen planlı diğer
binadan97 oluşmaktadır. İç avlu etrafındaki kareye yakın dikdörtgen planlı bina, güney
kuzey yönünde uzanmaktadır. Bu bina, iç avlunun kuzey ve batı kanatlarını kapsayan
“L” planlı “Harbiye Binası” ile avlunun doğu kanadını kaplayan dikdörtgen planlı “Ek
Hizmet
Binası”nın
belirleyemediğimiz
tarihte
kuzey
ve
güney
köşelerden
birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu binanın doğusunda ve paralelinde, Ek hizmet
binası olarak yapılan dikdörtgen planlı bir binanın, Cumhuriyet döneminde, bilinmeyen
tarihlerde, kuzey ve güney köşelerinden birleştirilmesi sonucu oluşturulmuştur.
Edirne’de Askeri Lise ilk olarak 1846 yılında Tekfur Sarayı arsası üzerine inşaa
edilmiştir. Daha sonra Edirne Askeri Lisesi 1871 yılında yapımı tamamlanan bugünkü
Harbiye Kışlası olarak bilinen binaya taşınmıştır 98.
97
Kışlanın güney sınırındaki dikdörtgen planlı binanın Cumhuriyet döneminde inşa edilmiş olması ve
herhangi bir mimari özelliği olmaması nedeniyle inceleme dışında tutulmuştur.
98
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne, s. 5
67
Kışlanın “L” planlı Harbiye Binası iki katlıdır. Yapı malzemesi olarak kireç taşı,
mermer, kesme taş, yontma taş ve tuğla kullanılmıştır.
Harbiye Binası’nın kuzey cephesi, kat silmesi ve saçak kornişiyle yatay olarak ikiye
bölünmüştür. Pencere dışında kalan boşluklar, bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla ile
almaşık teknikte örülmüştür. Cephenin zemin katında 11 birinci katında ise sekiz
pencere açıklığı yer alır. Pencereler düşey dikdörtgen formlu ve hafif sivri kemerlidir.
Binanın güney cephesindeki altlı ve üstlü yedişerden 14 pencere, kuzey cephedekilerle
aynı formdadır. Zemin kat seviyesindeki pencerelerden üçüncüsü belirlenemeyen bir
tarihte örülerek kapatılmıştır.
Binanın doğu cephesi, batı cephe ile simetrik olarak düzenlenmiştir. Cephenin
ortasındaki, basık kemerli giriş kapısının bulunduğu bölüm cepheden
dışarıya
taşırılmıştır. Kat arasındaki silme ve saçak seviyesindeki korniş tüm cepheyi dolaşır.
Taşıntılı giriş bölümünün zemin kat seviyesinde, taş söveli ve yuvarlak kemerli dört,
birinci kat seviyesinde, ortadaki büyük, yanlardaki daha küçük ebatlarda, hafif sivri
kemerli yedi pencere açıklığı yer almaktadır. Giriş bölümünün (kuzey ve güney)
cephelerinde ön cephenin zemin kat pencereleriyle aynı tarzda altlı üstlü, birer adet
pencere açıklığı mevcuttur. Giriş bölümünden kuzeye kadar devam eden uzantısında
zemin katında 13, birinci katında 10 pencere, güney uzantısında altlı üstlü sekizerden 16
pencere mevcuttur .Cephede bir sıra kesme taş ve iki sıra tuğla almaşık duvar örgüsü
kullanılmıştır. Sıvasız duvarlar dekoratif bir görünüm oluşturur.
“L” planlı Harbiye Binasının, kısa kolu (kanadı) tek katlı inşa edilmiştir. Güney
cephede beş pencere, kuzey cephede 11 pencere yer alır. Her iki cephede de bir sıra
kesme taş ve iki sıra tuğla almaşık
duvar örgüsü kullanılmıştır. Binanın kuzey
köşesinden, doğuya yönelen uzantısının cephenin zemin kat üzerindeki bölümünün
sonradan ilave edildiği tespit edilmiştir. Binaya ait eski bir resim bu tespiti
doğrulamaktadır. Bu bölüm bilinmeyen bir tarihte, zemin
kata benzer şekilde üç
pencereli olarak inşa edilmiştir.
Binanın esas girişinin de bulunduğu batı cephenin ortasındaki kapı açıklığı yuvarlak
kemerli ve kesme taş sövelidir. Kapının her iki yanında, altlı üstlü ikişerden toplam dört
68
pencereyle hareketlendirilen iki çıkma yer alır. Cephenin kuzey ve güney uçlarında,
ortadaki kapı çıkmalarıyla aynı hizada, köşe çıkmaları vardır. Esas giriş kapısının
bulunduğu bölümde, kapının her iki yanında hafif sivri kemerli iki, kapının üzerinde
üst kat seviyesinde yuvarlak kemerli, bir pencere ve bunun her iki yanında alttakilerle
aynı ölçülerde yuvarlak kemerli iki pencere bulunmaktadır. Kapının yanında, cepheden
çıkıntı yapan bölümde altlı üstlü ikişerden toplam dört pencere yer alır. Bu çıkmaların
giriş kapısına ve köşe çıkmalarına bakan, güney ve kuzey cephelerinde, altlı üstlü birer
pencere açıklığı vardır. Pencereler düşey dikdörtgen formlu ve hafif sivri kemerlidir.
Batı cephenin kuzey ve güney uçlarında yer alan köşe çıkmalarının her birinde altlı
ve üstlü olmak üzere beşerden on pencere bulunmaktadır. Güney uçtaki çıkmanın batı
cephesinde yer alan beş pencereden ikisi örülerek kapatılmış ikisinin ise pencere
alınlığı masiftir. Kuzey ve güney çıkmalarının giriş kapısına bakan kuzey ve güney
cephelerinde, altlı ve üstlü olmak üzere birer pencere vardır. Cephenin diğer
bölümlerinde altlı ve üstlü olmak üzere on sekizerden toplam 36 pencere açıklığı
bulunmaktadır. Bunlardan ikisi örülerek kapatılmıştır. Harbiye Binasının batı
cephesinde zemin katında toplam 57 adet pencere vardır. Bir sıra düzgün kesme taş ile
iki sıra tuğla almaşık teknikte örülen cephenin yüzeyi sıvasızdır.
Batı cephede yer alan ana girişten hole ulaşılır.Mermerle kaplı ve düz tavan örtülü
holde, dört adet mermer sütun yer alır. Bu mermer sütunlar üst kat ağırlığını
taşımaktadır. Holün kuzey ve güneyinde karşılıklı ikişer oda bulunur. Girişten sonraki
ilk odalar ikişer pencere ile batıdan dışarıya, birer kapı ile hole açılırlar. Binanın inşa
kitabesi buradaki duvar üzerinde yer alır. Hole açılan diğer iki oda, ilk odalarla aynı
ölçülerde olup pencereleri yoktur. Holün ve odaların üzeri
düz tavandır. Holün
karşısında çift kollu merdivenle üst kata ulaşılır. Merdiven boşluğu altında kalan kapı
örülerek kapatılmıştır. Giriş holünü güney-kuzey ekseninde uzanan ve cephe boyunca
devam eden bir koridor keser. Koridor kuzeyden doğuya yönelerek devam eder.
Koridorun batısındaki altı odanın, üçü holün güneyinde, üçü kuzeyindedir. Odalar batı
cephedeki pencerelerle aydınlatılır. Birer kapı ile koridora açılır. Koridorun güney ve
kuzey ucunda odalar mevcuttur. Güneyde yer alan kare planlı oda beş pencere ile
batıdan aydınlatılır. Odanın güneyindeki pencereler kapatılmıştır. Kuzeydeki oda
dikdörtgen planlıdır. Oda beş pencere ile batıdan, 11 pencere ile kuzeyden aydınlatılır.
69
Koridorun her iki ucundaki odaların iç duvarları kaldırılarak planları değiştirilmiştir.
Binanın çökmemesi için odalar dört adet örme kare sütunla desteklenmiştir. Odaların
üst örtüsü düz tavandır. Koridorun kuzey ve güney uçlarındaki, iki kollu merdiven ile
üst kata çıkılır. Merdiven boşluğu ikişer pencere ile aydınlatılır. Birinci kattaki hol ve
holün güneyi tabanı mermer kaplamadır. Kat düzenlemesi, zemin kat ile aynı olan
odalarının, üst örtüsü düz tavandır.
Bina süsleme bakımından oldukça zayıf olup sade bir görünüme sahiptir. Cephedeki
hareketlilik; duvar örgüsü, pencere, kapı, silme, korniş ve mimari elemanlarla
sağlanmıştır. Giriş kapısının her iki yanında yer alan çıkmaların birinci kat seviyesinde
kalker bazlı malzemeden yapılmış ay yıldız motifine yer verilmiştir. Binanın giriş
holünde bulunan altı sıralık Osmanlıca kitabenin okunuşu.
“Abdülaziz hanın hemîşe himmeti
Cehl-i cihandan ref’i içün mektepleri ümranedir
Oldu memalik pür şeref mağbut-u âsâr-ı salef
Tahsil-i ilme her taraf asrında bir dershanedir
Sâdi bu resme sebt ider tarihini gelin hüner
Alâ yapıldı mekteb-i idad-i şahanedir.1287”
Kitabesinin Türkçe açıklaması:
“Sultan Abdülaziz Han’ın her zamanki çalışması; cihanda bilgisizliği kaldırmak
için okulları imar etmesidir. İmrenilen eski anıtlarla memleket şeref doldu,
zamanında ilim öğrenmeye her taraf dershanedir. Sadi’nin hünerli kalemi bu
şekilde tarihini kaydeder. Hükümdarlara layık olan bu lise yapılmıştır.1287
(1871)”99 şeklindedir.
Kitabeden anlaşıldığına göre yapı H.1287/M.1871 yılında Sultan Abdülaziz
tarafından Edirne Askeri Lisesi olarak inşa edilmiştir.(Fot.16)
Edirne Askeri Lisesi, 1905 yılında Harp Okulu haline getirilmiştir. İşgal yıllarında,
işgal kuvvetleri tarafından hastane olarak kullanılmış ve bu esnada bir kısmı yanmıştır.
1922 yılında Edirne’nin kurtuluşunu müteakip bina bir müddet boş kalmış, daha sonra
Edirne Kız Öğretmen Okulu bu binaya yerleştirilmiştir. 1932 yılında Kız Öğretmen
99
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne,s. 10
70
Okulu şimdiki binasına intikal edince burası Gazi Yatılı İlkokulu’na devredilmiş,
okulun kapanması üzerine bina Askerlik Şubesi emrine verilmiş daha sonra ise bir süre
boş kalmıştır.1949 yılında bina Edirne’de teşkil edilen Jandarma Er Okulu’na tahsis
edilmiş. Bu okul 1961 yılında Aydın’a intikal edince yine bir süre boş kalmış, 1962
yılında tekrar askeri birlikler yerleşmiştir.1965 yılında, binada iskan edilen askerler
tarafından restorasyonuna başlanmış, restorasyon çalışması 18 ayda tamamlanmıştır 100.
Harbiye kışlası olarak da bilinen kışlanın ismi, 1996 tarihinde, “General Kemal Tanca
Kışlası”
haline
dönüştürülmüştür101.
Kışla
günümüzde
askeri
birliklerce
kullanılmaktadır.
100
54.Mknz.P.Tug,, (2002): General Fahri Özdilek Kışlası, Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.s18
101
54.Mknz.P.Tug,, (2002): General Fahri Özdilek Kışlası, Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.s18
71
Katalog No
: II
Eser Adı
: Ek Hizmet Binası
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşaa Tarihi
: 1896/97
Yapan
:-
Yaptıran
:-
Onarımlar
:-
Adres
: Meydan Mahallesi, Mimar Sinan Caddesi.
Edirne
Şehir Haritasında Yer No :5
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Harbiye Kışlası Ek Hizmet binası, Harbiye binasının doğusunda ve paralelinde,
kuzey-güney yönünde eğimli bir arazi üzerinde inşa edilmiştir. Kuzey-güney yönünde
uzanan dikdörtgen planlı bina, zemin ile birlikte üç katlıdır. Harbiye Binasından sonra
inşa edilen bu bina, güney ve kuzey uçlarından Harbiye Binası ile birleştirilerek ortada
bir iç avlu oluşturulmuştur. Beşik çatı örtüsü kiremit ile kaplıdır.
Yapı malzemesi olarak taş, tuğla ile mermer almaşık teknikte kullanılmıştır.
Binanın orta kısımda yer alan geniş bölümü doğu batı cephelerden dışarı taşırılmıştır.
Doğu cephenin ortasındaki taşıntılı bölüm, sütunlarla düzenlenmiştir. Esas giriş
kapısının olduğu bu bölüme, yukarıya doğru daralan tek kollu merdivenle ulaşılır.
Binanın iç avluya bakan batı cephesi, ortasındaki dışarı taşırılmış giriş bölümünün
batı cephesi kat silmeleri ile yatay olarak ayrılmıştır. Her iki kattaki pencerelerin
üzerindeki kaval silme, cepheyi
yatay olarak bölmüştür. Saçak seviyesindeki kat
kornişi kademelidir. Bu giriş bölümü çatıda kalkan duvarlarıyla vurgulanmıştır.
Cephenin diğer bölümlerinde pencere altından geçen düz silmeler görülmez.
Günümüzde kullanılmayan giriş kapısı, düşey dikdörtgen formlu, yuvarlak kemerli, taş
sövelidir. Kapı söveleri altında zincir halkasını andıran taş uygulamasına yer verilmiştir.
Girişin her iki yanındaki iki pencere, sonradan yapılan tadilatlarla
ortadan ikiye
bölünerek, ikiz kemerli pencere şekline dönüştürülmüştür. Pencereler, yuvarlak kemerli,
72
taş sövelidir. Girişin üzerinde, birinci katta, basık kemerli ve taş söveli beş pencere yer
alır. Batı cephenin ortasında, yer alan, dışarı taşıntılı bölümün, kuzeye ve güneye bakan
yan cephelerinde, altlı üstlü, birerden, toplam iki pencere mevcuttur. Ek hizmet
Binasının batı cephesinin kuzey ve güney uçlarındaki bölümlerde yer alan pencere
açıklıkları örülerek kapatılmıştır. Mevcut izlerden bu pencerenin de cephenin diğer
pencereleriyle aynı özelliklerde olduğu anlaşılmaktadır. Batı cephenin ortasındaki,
dışarı taşıntılı giriş bölümün dışındaki yerde (kuzeyinde) altlı üstlü, beşerden toplam 10
pencere mevcuttur. Taşıntılı bölümün güneyi, kuzeyi ile aynı düzendedir. Ancak, güney
cephenin zemin kat pencerelerinden üçü yarıya kadar örülerek kapatılmıştır.Yapı doğubatı istikametinde eğimli olduğunda, bodrum kat pencereleri batı cephede yoktur.
Kesme taştan almaşık duvar örgüsü sıvalıdır.
Binanın doğu cephesi, üç kademeli olarak düzenlenmiştir. Cephenin orta bölümünün,
en dışındaki birinci kademeli yüzey; tek kollu, merdivenlerle çıkılan, birinci katta dor
nizamında dört sütunlu bölümdür. Yuvarlak sütunlar, kare planlı, kenarları pahlanmış,
yüksek kaide üzerindedir. Kare kaidenin hemen üzerinde, sütunun başlangıç noktasında
ve üst bitiş noktasında birer adet sütun bileziğine yer verilmiştir.Binanın esas giriş
kapısı ile kapının her iki yanındaki pencerenin bulunduğu yüzey sütunlu bölümden
içerdedir. Kapı, yuvarlak kemerli, taş sövelidir. Kapının söveleri üzengi taşı seviyesinde
plasterler üzerindedir. Plasterlerin altında zincir halkasını hatırlatan kare bir ayak yer
alır. Kapının her iki yanında yuvarlak kemerli, taş söveli, iki pencere yer alır. Birinci kat
ile ikinci kat, kademeli kornişle yatay olarak bölünür. İkinci katta, sütunların hizasında,
saçak seviyesine kadar devam eden plasterler cepheyi düşey olarak bölerken,
pencerelerin altındaki kademeli silme, üstünde kaval silme cepheyi yatay olarak böler.
Taşıntılı bölümün en dışında yer alan yüzeyin ortasında, düşey dikdörtgen formlu
yuvarlak kemerli, büyük bir pencere ile her iki yanında aynı formda daha küçük iki
pencere yer alır. Saçak seviyesinde kademeli kornişle, üçgen alınlığa geçilir. Alınlık
içerisinde Osmanlı arması yer alır. Kesme taştan düzgün duvar örgülü cephe, sıvasızdır.
Birinci kademeli bölümün kuzey ve güneyindeki her iki bölüm birbirinin aynıdır. İkinci
kademeli bölüm, sütunlu bölümün kuzeyi, zemin kat ile birinci kat arasından düz silme,
bir ve ikinci katlar kademeli korniş ile, ikinci kat pencereleri üzerinden kaval silme ile
yatay olarak bölünmüştür. Cephenin köşeleri, kaplama kesme taş sıvasız, diğer yüzeyler
sıvalıdır. Zemin, birinci ve ikinci katta, ikişerden altı pencere yer alır. Zemin kattaki
73
pencerelerden biri belirlenemeyen bir tarihte, kapı haline getirilmiştir. Pencereler düşey
dikdörtgen formlu, basık kemerli, taş sövelidir. Cephenin köşe çıkmasına bakan kuzey
yönünde, birinci ve ikinci katta altlı üstlü, birerden iki pencere yer alır. İkinci kademeli,
yüzey ile doğu cephenin kuzeyinde yer alan çıkıntılı bölümü arasında yer alan yüzeyin,
cephe düzenlemesi ile pencerelere formları, ikinci kademeli yüzeydekilerle aynıdır.
Zemin, birinci ve ikinci katta, altlı üstlü, yedişerden 21 pencere yer alır. Zemin kat
pencerelerinden biri, belirlenemeyen bir tarihte bozularak kapı haline getirilmiştir.
Kesme taş ,duvar örgülü cephe sıvalıdır.
Doğu cephenin, kuzey ucundaki çıkıntılı bölümünün cephe düzenlemesi ve
pencereleri, diğer pencerelerle aynıdır. Her katta altlı üstlü, beşer pencereden toplam
15 pencere yer alır. Kuzey çıkmanın kapıya bakan güney yönünde altlı üstlü birerden
toplam iki pencere bulunur. Kuzeydeki çıkıntılı bölümün bodrum kat seviyesindeki iki
pencere kapatılmıştır. Binanın orta bölümünün güneyi, kuzeyi ile aynıdır.
Binanın güney cephesi, birinci ve ikinci katında, altlı üstlü, beşerden, toplam 10
pencere yer alır. Kuzey cephe, güney cephenin tekrarıdır. Her iki cephedeki pencere
formları , diğer cephelerdeki pencerelerle aynıdır.
Binaya
doğu cephedeki sütunlu bölümden girildiğinde, hole ulaşılır. Holün
kuzeyinde ve güneyinde üç oda yer alır. Kapıya yakın olan dikdörtgen planlı odalar,
ikişer pencere ile doğudan aydınlatılır. Odaların kapısı hole açılır. Holün yanındaki
diğer odaların pencereleri yoktur. Ortadaki oda dikdörtgen planlı, yanındaki kare
planlıdır. Üçüncü odalar bir kapı ile hole, iki kapı ile koridora açılır. Holü güney- kuzey
ekseninde bir koridor böler. Koridorun ortasında, holün batısında üst kata çıkışı
sağlayan iki adet 1/2 dönel (çıkış hattı eğri) merdiven mevcuttur102. Odalar koridorun
doğusuna yerleştirilmiştir. Koridor batı cephedeki 10 pencere ile aydınlatılır. Koridorun
doğusunda ve holün kuzeyindeki ilk oda dört pencere ile , ikinci oda ise üç pencere ile
doğudan aydınlatılır. Odaların kapıları koridora açılır. Koridorun doğusunda ve holün
güneyindeki ilk odalar iki pencere ile, ikinci oda beş pencere ile doğudan, aydınlatılır.
İlk oda iki kapı ile, ikinci oda ise bir kapı ile koridora açılır.
102
Abdullah Sarı, (2000): Düşey sirkülasyon Elemanları Merdivenler. Yem Yayıncılık. İstanbul. s.12
74
Koridorun kuzey ve güney uçlarındaki odalar, doğu cephede dışarı
taşırılarak
oluşturulmuştur. Dikdörtgen planlı odaların iç mekanı duvarlarla bölünerek büyük
değişiklikler yapılmıştır. Kuzeydeki oda, beşer pencere ile doğudan ve kuzeyden
aydınlatılır. Güneydeki oda, beşer pencere ile güneyden ve doğudan aydınlatılır. Birinci
kat planı, zemin kat planı ile aynıdır. Bütün odaların üst örtüsü, düz tavan şeklindedir.
Yapıda, süsleme sade ve azdır. Yapının doğu cephesindeki giriş kapısının kilit taşı
volüt işlemelidir. Giriş bölümünde yer alan üçgen alınlık ve bu alınlığın içerisinde yer
alan Osmanlı arması Edirne’deki askeri yapılar içerisinde tek örnektir. Cepheye hareket
verir.
Kitabesi üzerinde olmayan binanın inşa tarihi, yazılı kaynaklarda hemen hemen aynı
verilmektedir. Tosyavizade Rıfat Osman’ın “Edirne Rehnüması” adlı eserinde, bina:
“M.1878/79 Rus istilasında Rus askerler tarafından işgal edildiğinde askeri hastane
olarak kullanılmış, bu sırada bir kısmı yanmıştır. Zamanla teşkilatının değişmesinden
dolayı genişletilmesi gerektiğinden Muradiye caddesi tarafındaki kısmı 1896/97
tarihinde yapılıp eklenmiştir
103
.” İfadeleriyle anlatılırken, Oral Onur’un Edirne Türk
Tarihi vesikalarından Kitabeler adlı eserinde, 1870 yılında inşa edilen binanın 1877 Rus
işgalinde Hastane olarak kullanıldığı ve bir kısmının bu tarihlerde yanması
nedeniyle,1894 tarihinde bu bölümün yeniden iki katlı olarak yapıldığı belirtilmektedir.
Harbiye Binası ve Ek Hizmet binası, Cumhuriyet döneminde belirlenemeyen
tarihlerde, kuzey ve güney uçlarından, doğu batı yönünde, eklentilerle bir avlu etrafında
kare planı oluşturulmuş ve günümüzdeki halini almıştır. Bina günümüzde askeri
birlikler tarafından kullanılmaktadır.
103
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74.
75
Katalog No
:III
Eser Adı
:Harbiye Çeşmesi (Hastane)
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:17-18
İnşa Tarihi
:-
Yapan / Yaptıran
:-
Onarımlar
:2002
Adres
:Meydan Mahallesi, Hatice Hatun Sokak. Edirne
:-
Şehir Haritasında Yer No :5
İnceleme Tarihi
:Haziran 2005
General Kemal Tanca (Harbiye Kışlası) nın güney batı köşesinde kışla duvarı ile
bitişik çeşme, Hatice Hatun Sokak ile Paşa Köylü Sokak kesiştiği yerdedir. Çeşmenin
ayna taşının olduğu cephesi kışla dışına bakar. Kare planlı çeşmenin kesme taştan
haznesinin üstü düz tavanlıdır. Tavanın üstünde dört sütünce yer alır.
Esas cephesi güney batıda yer alır. Cephenin eni 3.68 m, boyu 3.30 m’dir. Bu
cephede yer alan niş hafif sivri kemerli, düşey dikdörtgen formludur. Nişin eni 1.85,
boyu 2.30 m dir. Niş açıklığı boyunca yer alan teknenin, derinliği 0.50 m, genişliği, 43.5
m’dir.(Fot.17)
Niş içerisindeki aynataşı mermerdir. Lüleler ve kitabenin yerleştirildiği zengin
dekoratif ayna taşının eni, 0.72 m, boyu, 1.73 m’dir. Dikdörtgen ayna taşı üzerinde kare
kesme taş içinde altı kollu kabartma yıldız yer alır.
Ayna taşının her iki yanında plasterler yer alır. İki bölüme ayrılan ayna taşının, alt ve
üstündeki bölümlerde madalyonların çevresi sitilize S ve C kıvrımlarından oluşan
kemerin ortasında, rokay ve barok bir kartuş yer alır. Kemerin köşesinde nebati motifler
oyulmuştur. Ayna taşı üzerinde: “Ve ceelna minel mai külli seyhin hay”
yazılıdır.(Fot.18)
Günümüzde suyu akmayan çeşmenin yapı elemanları sağlamdır.
104
Köylüoğlu ve Tunca, 2002: 112
104
ayeti
76
4.3. ASKERİ HASTANELER
77
Katalog No
:I
Eser Adı
:Demirtaş Askeri Hastanesi
Şekil No
:6-8
Fotoğraf No
:19-21
İnşaa Tarihi
:H. 1308 / M. 1890
Yapan
:-
Yaptıran
:Abdülhamid
Onarımlar
:-
Adres
:Karaağaç Mahallesi, Korgeneral Celalettin Alkoç Kışlası,
Edirne
Şehir Haritasında Yer No :5
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
1826 yılından itibaren kurulmaya başlanan ordu hastaneleri, merkez ve mevki olmak
üzere gruplandırılırdı. Karaağaç Askeri hastanesi Mevki Hastaneleri gurubuna girer105.
Karaağaç mahallesi Çalır Yolu mevki General Celalettin Alkoç Kışlası’nın güney
batısındaki kışla, 88 pafta, 848 ada, 19 numaralı parselde yer alır. Yapının batısında,
Trakya Üniversitesi Rektörlüğü, güneyinde T.M.O Siloları, Demirtaş Tabya, doğusunda
Timurtaş Cami bulunur. Yapı elemanları sağlam olan bina kullanılmaz durumdadır.
1889 yılında Mahmudiye kışlasının yanında yapılan, Merkez Asker Hastanesi ile
aynı tarihlerde Edirne demiryolu yakınlarında ve hat bitişiğinde bir ana bina ve kanatlı
iki binadan oluştuğu belirtilen Demirtaş Asker Hastanesi106, bazı kayıtlarda Timurtaş
Asker Hastanesi 107olarak da belirtilmektedir.
Celalettin Alkoç Kışlası’nın güney batısındaki, bir numaralı nizamiye kapısından
girildiğinde, yolun kuzeyinde yer alan hastane binası, “U”planlıdır. “U”nun açık ağzı
kuzeye bakar. Bu “U” planın diğerlerine göre daha uzun olan güney kanadı ortasında
yer alan giriş kitlesi dört katlı, diğer bölümleri üç katlıdır. “U”nun doğu ve batı
105
Özbay,1981:4
106
Tosyavizade Rıfat Osman , 1994:74
107
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:146
78
kanatları tek katlıdır. “U”nun doğu kanadının içinde hastaneye ait bir hamam
bulunmaktadır.
İnşa malzemesi olarak düzgün kesme, kaba yonu ve moloz taş ile tuğlanın
kullanıldığı hastane, beşik çatılı ve kiremit kaplıdır. “U” nun güney kanadı ortasındaki
giriş ise topuz çatılı kiremit kaplıdır. “U” nun oluşturduğu İç avluda hastane yapısından
ayrı tek katlı muhtelif binalar yer alır. Bu yaılar Cumhuriyet dönemine aittir.
Ratip Kazancıgil “Edirne Kronolojisi” adlı eserinde binayı; “bir cephe ve iki yandan
oluşur, ön yüzü 100, yanlar 40’ar metredir.” şeklinde tanımlar108. (Fot.19)
“U”nun
güneyden kuzeye uzanan, tek katlı doğu ve batı kanatlarının cephe
düzenlemeleri birbirinin aynıdır. Doğu kanadın batı cephesi, iç avluya bakar. Bu
kanadın, güney blokla birleşim yerindeki iki katlı ünitede altlı üstlü birerden toplam iki
pencere yer alır. İki katlı bu bölümden kuzeye doğru devam eden ve tek katlı olan
kanadın batı cephesi armudi silme ile yatay olarak ikiye bölünür. Silme ile saçak
arasında, niş içerisinde dikdörtgen planlı panolar yer alır. Sıvaları yer yer dökülen
cephe, taş ve tuğlayla almaşık teknikte örülmüştür. Cephedeki 13 pencere, düşey
dikdörtgen formlu, yuvarlak kemerli ve taş sövelidir. Pencerelerin tamamı
belirlenemeyen bir tarihte taş, tuğla ve briketle örülerek kapatılmıştır.
Doğu kanadın kuzey cephesinde, batı cephedekilerle aynı formda olan üç pencerede
örülerek kapatılmıştır. “U”nun doğu kanadının doğu cephesi düzen bakımından batı
cephe ile aynıdır. Ancak, buradaki pencere sayısı 21 dir. Pencerelerden dördü masiftir.
Pencerelerden biri bilinmeyen bir tarihte kapıya dönüştürülmüştür. Doğu kanadın
ortasındaki hamam bölümü hariç diğer yerler kırma çatılı ve kiremit kaplıdır. Hamamın
üzeri ise değişik çaplardaki kubbelerle örtülüdür. Hamamın yer aldığı bu bölümün saçak
seviyesinde iki adet çörten yer alır.
“U” planlı binanın tek katlı batı kanadının doğu ve batı cepheleri, doğu kanadın
cepheleriyle aynı düzendedir. Batı kanadın iç avluya bakan doğu cephesindeki 18
pencere ile batıya bakan cephesinde 19 pencere yer alır. Batı kanadının kuzey cephesi
108
Kazancıgil, 1999:120
79
doğu kanadının kuzey cephesiyle aynıdır. Bu cephe sonradan ilave edilen bir bina ile
kapatılmıştır.
“U”nun güney kanadı ortasında yer alan ve hastaneye ana girişin sağlandığı bölüm,
dışarı ve yukarı taşırılarak dört katlı inşa edilmiştir.(Fot.20) Topuz çatılı ve kiremit kaplı
olan bu bölümün iç avluya bakan kuzey cephesi silmelerle yatay olarak dörde
bölünmüştür. Taşıntılı orta bölümün her iki köşesindeki plasterler, zeminden saçağa
kadar devam eder. Cephe ortasındaki kapı açıklığı kareye yakın düşey dikdörtgen
formlu, düz lentolu ve taş sövelidir. Kapının önünde, sekiye yer verilmiştir. Giriş
bölümünün bu cephesi kapının ortasından saçağa kadar düşey olarak ortadan ikiye
bölündüğünde her iki bölüm aynı özelliklere sahiptir. Bu cephe anlatılırken öncelikle
kapının doğusundaki taşıntılı yüzey daha sonra diğer yüzey anlatılmıştır. Kapının
doğusunda zemin kat seviyesinde üç pencere yer alır. Pencereler, düşey dikdörtgen
formlu yuvarlak kemerli
sövelidir.
Üç pencereden
pencerelere oranla daha küçüktür. Esas giriş
ortadaki pencere yanlardaki
bölümünün
birinci kat ortasındaki
pencere, düşey dikdörtgen formlu, basık kemerli ve taş sövelidir. Söve, pencere
formundan bağımsız, dikdörtgen planlı, üstü tablalıdır. Oldukça büyük ve uzun olan
pencere, kat arasındaki silmeleri bölerek zemin kata geçer. Bu pencere, iç mekandaki
merdiven boşluğunun aydınlatılmasını sağlar. Bu pencerenin doğusunda bulunan üç
pencereden ortadaki, yanlardaki pencerelere oranla daha küçüktür. Pencereler, düşey
dikdörtgen formlu, basık kemerli ve taş sövelidir. Söveler, ortadaki pencere ile aynı
düzendedir. İkinci kat seviyesi ortasında yer alan pencere, düşey dikdörtgen formlu,
basık kemerli, taş sövelidir. Oluklu silmelerle oluşturulan sövenin, kilit taşı yukarı
doğru genişlemektedir. Dikdörtgen planlı, üzeri tablalıdır. Bu pencerenin doğusundaki
üç pencere, aynı formda fakat daha küçükdür. Cepheden yukarı taşırılan üçüncü kat
seviyesindeki pencere, kareye yakın, dikdörtgen planlı, basık kemerli ve taş sövelidir.
Sövenin köşeleri, kare formlu taşlarla dışarıya taşırılmıştır. Pencerenin doğusunda aynı
formda bir pencere daha yer alır. Binanın üçüncü katı, çatı katı olduğundan, bu kattaki
pencereler, binanın diğer pencerelerine göre oldukça küçüktür.
Kuzey cephenin taşıntılı orta bölümünün, kuzey ve güneyi birbirinin aynıdır. Öne ve
yukarı taşıntılı giriş bölümü, doğusundaki zemin ve birinci kat düzenlemesi aynı,
üçüncü katı ise ikinci kat düzenlemesi ile aynı düzendedir. Zemin ve birinci katlarda,
80
altlı üstlü dokuzardan toplam 18 pencere, ikinci katta ise 14 pencere yer alır. Pencereler
taşıntılı bölümdekilerle aynı formdadır.
Güney kanadının güney cephesi ortasında yer alan giriş bölümü cepheden öne ve
yukarıya taşırılmıştır.(Şek.6-7) Cephenin doğu ve batı uçlarındaki kısımları hafif öne
taşırılarak
köşe çıkmaları oluşturulmuştur. Cephe taşıntılı orta bölümde
kaval
silmelerle dörde, diğer yüzeylerde üçe bölünmüştür. Cephedeki taşıntılı bölümlerin
kenarları zeminden saçağa kadar kesme taş örgülü ve sıvasızdır. Güney kanadın güney
cephesi, kuzey cephesiyle hemen hemen aynı düzenlenmiştir. Ancak, zemin kat
ortasındaki
giriş kapısı daha büyüktür. Dışarı ve yukarı taşıntılı giriş bölümünün
üçüncü kat ortasındaki pencere, ikiz pencere formunda düzenlenmiştir. Bu pencerenin
her iki yanında aynı formda ikişerden dört pencere yer alır. Cephenin doğu ve batı
uçlarındaki çıkmaların her katında, üçerden dokuz pencere vardır. Cephedeki pencere ve
kapı açıklıkları aynı formdadır. Cephenin zemin katında 28, birinci katta 29, ikinci
katta 29 ve üçüncü katta beş pencere yer alır. Yukarı taşıntılı bölümün doğu ve batı
cephesi ortalarındaki dairesel pencerelerin kemerleri at nalı formundadır.
Güney cephedeki yuvarlak kemerli esas giriş kapısından binaya girildiğinde, bir hol
ve bu holü doğu batı yönünde zemin kat boyunca kesen bir koridor yer alır. Odalar
koridorun güneyinde toplanmıştır. Kapıları koridora açılan odaların pencereleri dışarı
açılır. Koridor kuzey cephedeki pencerelerle aydınlatılır.
Esas giriş bölümünde
yer alan holün, karşısında üç kollu bir merdiven ve bu
merdivenin her iki yanında da aynı büyüklükte iki oda yer alır. Merdiven boşluğunun
altında iç avluya açılan dikdörtgen formlu kapı yer alır. Holün doğusu ile batısı aynı
düzendedir. Holün doğusunda farklı ebatlarda altı oda yer. Holün doğu ve batısındaki
odalar dikdörtgen planlıdır. Kapıları hole açılan odalar, iki pencereyle kuzeyden
koridora, iki pencereyle de güneyden dışarıya açılır. Üçüncü ve dördüncü odalar kare
planlıdır. Odalar, birer kapı ve birer pencere ile koridora açılır. Odaların güneydeki
ikişer pencere ile aydınlatılır.(Şek.8)
“U” nun batı kanadı tek katlıdır. İç avluya güney ve doğu kanatlardaki gibi birer
koridorla açılan bu kanadın değişik ölçülerdeki odaları kare ve dikdörtgen planlıdır. Bu
81
kanadın koridoru, güney kanadın koridoruna yuvarlak kemerli bir açıklıkla bağlanır.
Koridorun güney ucunda iki kollu merdiven ile üst kata çıkılır. Koridor ve odaların, üst
örtüsü ahşap malzemeden düz tavandır.
“U” nun doğu kanadı da tek katlıdır. Doğu kanat da, hastaneye ait hamam, fırın gibi
hizmetler için inşa edilmiş mekanlar bulunur. Bu kanadın güney ucundan dışarıya
çıkma yapan ilk mekan dikdörtgen planlıdır. Odanın bir kapı ve penceresi koridora, bir
penceresi de doğudan dışarı açılır. Bu mekana kuzeyden bitişik ikinci oda kare planlıdır.
Odanın iki penceresi doğudan dışarıya, iki penceresi ile kapısı koridora açılır. Oda
sonradan duvarla bölünerek ikiye ayrılmıştır. Odanın kiler olarak değerlendirildiğini
düşünüyoruz. Kuzeye doğru üçüncü odanın iki penceresi dışarıya, diğer penceresi ile
kapısı koridora açılır. Oda da fırın olarak kullanılan büyük bir ocak yer alır. Dördüncü
odanın iki penceresi dışarı, diğer iki pencere ve kapısı koridora açılır.
Beşinci oda hamama aittir bu bölüm kataloğun hamamla ilgili kısmında ayrıntılı
olarak incelenmiştir.
Hamamdan sonra kuzeye doğru uzanan bölüm bilinmeyen bir tarihte kapatmıştır.
Doğu kanadın koridorundan üç kapı ile avluya çıkılabilir. Fakat bu kapılar,
belirlenemeyen tarihlerde örülerek kapatılmıştır.
“U” planlı binanın batı kanadında ki odaların kapıları koridora açılır. Kuzeye doğru
dikdörtgen planlı birinci odanın tek penceresi batıdan dışarı açılır. Kare planlı ikinci
odanın, iki penceresi, üçüncü, dördüncü ve beşinci odaların dörder penceresi batıdan
dışarı açılır. Beşinci oda içeriden ikiye bölünerek küçük bir mekan haline getirilmiştir.
Odanın ortasında bir baca kalıntısı yer alır. Altıncı oda iki pencere ile dışarı açılırken,
yedinci oda iki pencere ile batıdan iki pencere ile kuzeyden aydınlatılır. Batı bloğu
bölen koridorun kuzey güney ucunda bir pencere yer alır. Batı kanadın, iç avluya bakan
bölümünde üç adet kapı, 15 adet pencere yer alır. Kapı ve pencereler belirlenemeyen
bir tarihte briket, taş ve tuğla gibi malzemelerle örülerek kapatılmıştır.
Üst kata,
giriş kapısının karşısındaki iki kollu merdivenlerle ve koridorun
uçlarındaki merdivenlerle çıkılır. Birinci katın ahşap tabanı yer yer olmadığından bu
82
katta detaylı inceleme yapılamamıştır. Yapılan incelemede, birinci katın zemin katla,
aynı düzende olduğu tespit edilmiştir. İkinci ve üçüncü katta(çatı katı), düşey
sirkülasyon elemanı tespit edilememiştir. Ancak aynı uygulamanın küçük ebatlarda ele
alınmış olması muhtemeldir. Ahmet Badi’nin Edirne Şehri Tarihi109adlı eserinde,
“dört koğuş, müdür ve doktorlara ait 20 oda, bir gusülhane, bir eczane, bir
hamam, bir mutfak, bir depo ve karakol erleri için küçük bir koğuş
olduğunu belirtmektedir.”
Yapılan incelemede binada zaman içinde çok büyük değişiklikler olduğu tespit
edilmiştir. Dört adet hasta koğuşu eczane ve depoların zemin katta, poliklinik, baştabip
ve doktorlara ait odaların üst katlarda olduğu değerlendirilmektedir. Doğuda yer alan
tek katlı blok da hizmet üniteleri yer alır.(fırın,mutfak,kiler,hamam vb) Batı blok ise
hastane personeli ve görevli erlere ait ünitelerden oluştuğu değerlendirilmektedir
(Fot.21)
Binada süsleme sade ve azdır. Güney kanadın güney cephesinde, esas giriş kapısının
üzerindeki büyük pencerenin kilit taşında, karanfil yer alır. Tek katlı blokların saçak
seviyesinde dikdörtgen panolar bulunmaktadır.
Ahmet Badi “Edirne Şehir Tarihi” 110 adlı eserinde, Timurtaş Asker Hastanesi’nin
yapılışıyla ilgili H.1308 / M.1890 tarihli inşa kitabesinin esas giriş kapısı üzerinde
olduğunu belirtilmiştir. Binanın üzerinde yapının inşa ve onarımına ilişkin herhangi bir
kitabe bulunmamaktadır. Kitabenin sadece okunuşunu yayınlayan Ahmet Badi, yapının
inşası ve onarımıyla ilgili başka bilgi vermemektedir. Konuyla ilgili bilgi veren diğer
yayınlarda ise askeri hastanenin inşa ve onarımına ilişkin herhangi bir bilgi
bulunmamaktadır. Bu nedenle Ahmet Badi’nin yayınlamış olduğu inşa kitabesini aynen
alarak kullanıyoruz.
Altı satırdan oluşan Osmanlıca kitabenin okunuşu şu şekildedir.
109
Ahmet Badi, 2000:259
110
Ahmet Badi, 2000:245
83
“ Serîr-ârâ-i şevket hazret Abdülhamid Hânın
Bütün âsâr-ı hikmet zîbi yegdiğerden eşreftir
Bu dar-üs-sıhhat-ı çeş cihan-efruzuna yaptı
Hucüm derde karşu bir acep husûn mükelleftir
Güher tarihini takdir eder ehl-i hüküm Muhtar
Tecelligâh sıhhat bu tedavigâh elfattır.1305”
Kitabeden, yapının Abdülhamit tarafından H.1305/M.1890 yılında yaptırıldığı
anlaşılmaktadır.
Askeri hastane olarak yapılan bina bir yıl sonra 1891 küçük zabit mektebi olarak
kullanılmaya başlanmıştır. 1912’de tekrar askeri hastane olarak kullanılan bina, 1938’de
Köy Enstitüsü, 1939’da Eğitim Kursu ve daha sonra Göçmen Misafirhanesi olarak
hizmet vermiştir111. Bina 1981 yılında Maliye Bakanlığı tarafından askeri amaçlı
kullanılmak üzere Milli Savunma Bakanlığına devredilmiştir112.
Belirlenemeyen tarihlerde binanın zemin katı pencere ve kapıları biriket, taş ve
tuğla ile kapatılarak doğal koşullardan korunmuştur. Restorasyon ve onarım ihtiyacı
olan bina günümüzde kullanılmamaktadır.
111
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:146
112
T.C Maliye Bakanlığının Milli Savunma Bakanlığına , 1981 gün ve Mile:3121-5947-80 sayılı yazısı
84
Katalog No
:II
Eser Adı
:Demirtaş Askeri Hastanesi Hamamı
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:-
İnşaa Tarihi
:H. 1308 / M. 1890
Yapan
:-
Yaptıran
:Sultan II.Abdülhamid
Onarımlar
:-
Adres
:Karaağaç Mahallesi, Korgeneral Celalettin Alkoç Kışlası,
Edirne
Şehir Haritasında Yer No :5
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
Demirtaş Askeri Hastanesi’nin doğu kanadı içerisinde yer alır.
Tek hamam
olarak inşa edilen yapı, soyunmalık, sıcaklık ve halvet hücrelerinden oluşmaktadır.
Kuzey güney yönünde bir eksen üzerinde yer alan yapının, doğu cephesinde yer alan
pencereler sağırdır. Batı cephesi doğrudan koridora açılır. Oldukça bakımsız ve harap
durumdaki hamamın ılıklık ve soyunmalığına ait kubbeli üst örtüleri sağlamdır.
Hastane yapısı içerisinde üst örtüsü en sağlam olan bölüm hamamdır.
Hamamda kullanılan inşa malzemesi, taş ve tuğladır. Tuğla, kubbe ve kemerlerde
kullanılırken, duvar örgüsünde moloz ve kaba yonu taş görülür.
“U” planlı hastane yapısının doğu kanadında yer alan hamamın soyunmalığı kare
planlıdır. Üst örtü ahşap malzemeden düz tavanlıdır. Doğu cephede iki adet küçük
penceresi olan odaya, hastanenin batı kanadında yer alan koridordan girilir.
Soyunmalığa ait hiçbir yapı elemanına rastlanmaz. Soyunmalığın kuzeyinde yer alan
ılıklığa basık kemerli bir açıklıktan geçilir. Ilıklık kare planlı ve kubbelidir. Kubbeye
geçiş tromplarla sağlanır. Ilıklığın batısında küçük kare planlı temizlik hücresi yer alır.
Ilıklığın kuzeyinde yer alan sıcaklık ve halvet hücresi ılklık ile aynı aynıdır. Ilıklık ile
sıcaklık arasındaki açıklık günümüzde kapalıdır. Sıcaklığa koridordan gerilebilmektedir
.
Sıcaklık bölümüne ait bazı yapı elemanlarının izleri mevcuttur. (Kurna ve zeminden
85
yükseltilmiş oturma taşlar gibi) Külhan, su deposu ve tuvaletler tespit edilememiştir.
Hamam günümüzde harap durumdadır.
86
Katalog No
:III
Eser Adı
: Merkez Asker Hastanesi
Şekil No
:-
Fotoğraf No
: 22
İnşaa Tarihi
: H. 1307 / M. 1889
Yapan
:-
Yaptıran
: Müşir Veysel Paşa
Onarımlar
:-
Adres
: Edirne, Sarayakpınar yolu, kapalı cezaevi yanı, Edirne
Şehir Haritasında Yer No :6
İnceleme Tarihi
: Mart 2005
Günümüzde bir duvarının kalıntılarına rastladığımız yapı, Edirne Sarayakpınar yolu
üçüncü kilometresindedir. Yapı kalıntılarının güney doğusunda Edirne Kapalı Cezaevi,
kuzeyinde Tunca nehri yer alır.
Tosyavizade Rıfat Osman “Edirne Rehnüması”
113
adlı eserinde, askeri hastanenin
Tepe bağları mevkiinde ve tulle tarzında yapıldığını belirtir. Bina ile ilğili ayrıntılı
bilgiler, Ahmed Badi’nin “Edirne Şehri Tarihi”114 adlı eserinde şu ifadelerle
anlatılmaktadır:
“Bu hastane, piyade kışlasının batı yönünde ve dikdörtgen şeklinde olup
hazarda sekiz yüz, seferde bin iki yüz hasta eri alabilecek büyüklükdedir.
(H:1305-M:1887) tarihinde yapımına başlayıp (H:1307-M:1889) tarihinde
tamamlanmıştır. Yirmi dört koğuş, bir mutfak, büyücek bir hamam, bir
çamaşırhane, bir depboy, muntazam bir eczane, geniş bir poliklinik,
müdür,baştabip, eczacı, yazı işleri ile subay ve görevliler ve hizmetliler ile
muntazam odalar vardır ki, toplam yetmiş oda ile yirmi dört koğuştan
oluşmaktadır.”
Bu bina bir süre Jandarma Okulu olarak da kullanılmıştır. Halen bir duvarı dışında
tamamen yıkılıp kaybolmuştur115 .(Fot.22)
113
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:75.
114
Ahmet Badi, 2000: 259.
115
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar, Edirne,s. 27
87
Ahmed Badi’den116 alınan inşa kitabesi :
“Hükm- endişe Hamit han-ı kerim
Zıll-ı Feyyaz-ı hekim mescut
Nabızgîr-i ilel tab’ı emü raz
Hikmet- efruz-ı devahane-i cûd
Hastahane yaparak askerine
Saye-i hikmeti oldu memdûd
Her gelen hasta bulur feyz-i hayat
Bundadır sırrı mesiha meşhûd
Dedi tarihini Muhtar kulu
Afiyethane-i câvid-i cûnûd”
116
Ahmet Badi, 2000: 259.
88
4.4.KARARGAH BİNALARI
89
Katalog No
:I
Eser Adı
:Daire-i Müşir(Tümen Karargahı)
Şekil No
:-
Fotoğraf No
:23
İnşa Tarihi
:1897/99
Yapan
:-
Yaptıran
:Vali vekili Mareşal (Müşir) Arif Paşa
Onarımlar
:-
Adres
:Talat Paşa Asfaltı.
Şehir Haritasında Numarası
:7
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
Edirne
Talat Paşa Asfaltı, 6 pafta, 249ada 18 numaralı parseldedir. Kuzey güney yönünde
eğimli arazi üzerinde etrafı duvar ve demir parmaklıklar ile çevrili bir alan üzerindedir.
Tümen Binası olarak kullanılan yapı, ilk olarak Müşirlik Dairesi(Daire-i Müşir) olarak
inşa edilmiştir. Bodrum üzerine iki katlı inşa edilen binanın güneyinde, Talat Paşa
Asfaltı, doğusunda Belediye Binası, güney doğusunda Eski Cami ve Bedesten, kuzey
batısında Üç Şerefeli Cami, kuzeyinde Saatli Medrese yer alır.
Günümüzde Tümen Binası olarak kullanılan yapının Edirne’deki çağdaş yapılardan
en önemli farkı, süsleme bakımından oldukça zengin olmasıdır. (Fot.23)
Doğu batı yönünde dikdörtgen planlı olarak inşa edilen binanın, bütün cephelerinin
ortasında dışarıya taşıntılı bir düzenleme söz konusudur. Bu taşıntılı düzenlemelerde
doğu cephedeki hariç diğerlerinin ortasında giriş kapısı bulunmaktadır. Bu girişlerden
güney ve kuzey cephelerde sütunlar yer alır.
Yapı malzemesi, taş ve tuğla ile birlikte mermerdir. Ahşap malzeme kat araları ile
döşeme ve tavanda kullanılmıştır. Kırma çatılı bina marsilya kiremidi ile kaplıdır.
Binanın doğu cephesindeki taşıntılı bölüm, cephenin 4/3 ünü kaplamaktadır.
Cephe, kat silmeleri ve saçak kornişiyle yatay, plasterler ile düşey olarak
bölümlendirilmiştir.
90
Yarıya kadar toprak seviyesinin altında olan bodrum katta, diğer katlardaki
pencerelerden daha küçük ebatlarda 13 pencere yer alır. Pencereler, yatay dikdörtgen
formlu ve basık kemerlidir. Kemerlerin kilit taşları, yukarı doğru genişleyen dikdörtgen
kesitlidir. Pencerelerden bir tanesi belirleyemediğimiz bir tarihte örülerek kapatılmıştır.
Zemin kat seviyesinde 13 pencere, düşey dikdörtgen formlu, yuvarlak kemerli ve taş
sövelidir. Söveler, pencerelerin altında, konsol ayaklıklarıyla desteklenmiştir.
pencerelerin altında dikdörtgen yüzeysel nişler, pencerelerin üstünde ise iç içe geçmiş
dairesel kabartma motifler yer alır. Birinci kattaki 13 pencere, yatay dikdörtgen formlu,
düz lentolu ve taş sövelidir. Pencerelerin altında ve üstünde dikdörtgen nişler yer alır.
Zemin kat pencereleri üzerindeki dairesel motifler bu katta da bulunur.
Batı cephe, doğu cephenin tekrarı şeklinde düzenlenmiştir. Ancak, bu cephenin
zemin katı ortasında düşey dikdörtgen formlu, düz lentolu kapı yer alır.
Kuzey cephe ortasında yer alan giriş bölümü cepheden dışarı ve yukarı taşırılarak
inşa edilmiştir. Taşıntılı bölümün zemin katına iki basamaklı merdiven ile çıkılır. Zemin
kattaki sütunların üzerinde birinci kat balkonu yer almaktadır. Zemin kattaki dört adet
mermer sütun dor nizamındadır. Sütunlarla taşınan balkonun kenarları kademeli
silmeler vurgulanarak, dairesel kabartmalarla bezenmiştir. Silme ve kornişlerin
cephedeki uygulanışı, doğu cephedekilerle aynıdır.
Kuzey cephedeki sütunlu bölümün ortasındaki kapı ve kapının her iki yanındaki
pencereler, düşey dikdörtgen formlu düz lentolu, yuvarlak kemerli ve taş sövelidir.
Kapı ve pencerelerin, kilit taşında, stilize, fiyonkla bağlanmış kenger yapraklı motifler
yer alır. Taşıntılı bölümün doğu ve batıya bakan yan cephelerinde, aynı formda, iki
pencere yer alır. Taşıntılı bölümün doğusunda ve batısında 10 ardan toplam 20 pencere
vardır. Pencereler doğu cephedeki pencerelerle aynı formdadır. Ancak, taşıntılı
bölümlere yakın pencereler, ikiz pencere formundadır. Zemin kattaki, sütunlu bölüm
üzerinde yer alan
balkon korkulukları demirdendir. Balkonun köşeliklerinde, kare
planlı kenarları pahlanmış sütunceler yer alır. Balkon kapısı, yuvarlak kemerli, taş
sövelidir. Söveler üzengi taşı seviyesinde sütun başlığını andıran plaster üzerindedir.
Kapının her iki yanındaki pencereler kapıyla aynı formda düzenlenmiştir. Taşıntılı
bölümün köşelerinde
kaplama olarak kullanılan kesme taşlarda, düşey dikdörtgen
91
panolar yer alır. Bu kata ait silme ile saçak kornişi arasında, pencere hizalarında, stilize
iç içe dairesel kabartmaları bulunur. Saçak kornişlerinden sonra kitabenin yer aldığı
işlevsiz üniteye geçilir. Burada üç mermer pano bulunur. Panoların üzeri basık kemerli
ve nişlidir. Ay yıldız kabartması bulunan panoların üzerimde dört adet gülle mevcuttur.
Balkon bölümün doğu ve batıya bakan cephelerinde, balkon pencereleriyle aynı formda
iki pencere yer alır.
Balkonun, doğu ve batısındaki yüzeyde, 10 ardan toplam 20 pencere yer alır.
Pencereler, doğu cephedekilerle aynı formdadır. Taşıntılı bölümlere yakın pencereleri,
ikiz pencere formunda, üzeri kornişlidir. Kesme taşın köşelerde kullanıldığı cephe
düzgün tuğla duvar örgülüdür.
Yapının esas girişinin de bulunduğu güney cepheye üç yönlü ve dörder basamaklı
mermer merdivenlerle çıkılır. Bu cephede öne taşıntılı ünite, kuzey cephedeki sütunlu
ünitenin tekrarı şeklinde düzenlenmiştir.
Güney cephedeki düz lentolu, yuvarlak kemerli ve taş söveli kapıdan girildiğinde
binayı güney kuzey yönünde ikiye bölen büyük hole ulaşılır. Holde 10 adet mermer
sütun bulunur. Holün doğu ve batısında kalan mekanlar birbirinin tekrarı niteliğindedir.
Bina doğu batı yönünde ortadan kesildiğinde, binanın doğusu ile batısı aynı formda
düzenlenmiştir. Binanın kuzey ve güney kanadı boyunca devam eden odalar, içeride
koridora açılmaktadır. Her iki koridor arasında kalan merdiven boşluğu ile diğer odalar
birbirlerine bağlantılıdır. Holün doğu duvarında yuvarlak kemerli üç adet niş vardır.
Holün kuzeyindeki dört basamaklı merdivenle binanın ortasındaki merdiven boşluğuna
çıkılır. Merdiven boşluğundan binanın batı ve dusundaki çift kollu merdivenlerle üst
kata çıkılır. Bu uygulamalar Avrupa barok sanatının son dönem yapılarında ve Selçuklu
medreselerindeki plan şemasını anımsatır.
Holdeki merdiven boşluğunun
kuzeyinden ve güneyinden, doğu batı yönünde
uzanan iki koridor binayı üçe böler. Holden daha yüksekte olan koridorlara, doğu batı
yönünde üç basamaklı merdivenlerle çıkılır. Binayı bölen koridorlar binanın doğu ve
batı ucunda birleşir. Giriş holünün doğu ve batısında sıralanmış dörderden sekiz oda
vardır. Güneydeki koridora güneyden sekiz, kuzeyden iki oda açılır.
92
Holün doğusundaki ilk oda, iki pencere ile dışarıya bir kapı ile koridora açılır.
Odanın doğusundaki taşıyıcı duvarda pencere ile pencerelerle aynı formda iki niş yer
alır. İkinci oda, üç pencere ile dışarı bir kapı ile koridora açılır. Odanın içinde batıdaki
taşıyıcı duvarda bir, kuzeydeki taşıyıcı duvarda bir, koridora bakan cephede iki niş yer
alır. Üçüncü odanın kapısı koridora iki penceresi dışarı açılır. Odanın kuzey duvarının
koridora bakan cephesinde bir niş yer alır. Dördüncü oda köşe çıkması içinde
olduğundan, diğer odalara göre biraz daha büyüktür. Kapısı koridora açılan odanın üç
penceresi
güneye, üç penceresi doğudan dışarıya açılır. Holün batısındaki odalar
doğusundaki odalarla aynı düzendedir.
Güneydeki koridorun kuzeyinde yer alan odalar, iki küçük pencere ile havalandırma
boşluğuna, bir kapı ile koridora açılır.
Güneydeki koridorun doğu ucuna açılan odalardan güney cepheye en yakın olanı,
bir pencere ile doğuya bir pencere ile güneye açılır. Odanın kuzey duvarında bir adet
niş yer alır. Bu odaya kuzeyden bitişik ikinci oda üç pencere ile doğuya açılır. Odanın
kuzey ve güney taşıyıcı duvarlarında iki adet niş yer alır.
Güneydeki koridorun batı ucundaki odalar, doğudaki odalarla aynıdır. Koridor ve
odaların üst örtüsü volta döşeme taban üzerine ahşap kaplamalı düz tavandır.
Kuzeydeki koridorun, kuzey ve güneyinde yer alan odaların düzeni güneydekilerle
aynıdır. Kuzeydeki koridora, kuzeyden sekiz güneyden iki oda açılır. Kuzeydeki
odaların pencereleri
dışarı açılırken, güneydeki odaların pencereleri havalandırma
boşluğuna açılır. Kuzey koridordaki odalar güney koridordaki odalarla aynı düzendedir.
Binanın doğu ve batı uçlarına sonradan ahşap malzemeden asma dönel merdiven
yerleştirilmiştir.
Holün doğu ve batısındaki, çift kollu, yamuk basamaklı, kısmen dönel merdivenlerle
kare planlı asma balkona ulaşılır117.
Zemin kat ile birinci kat düzenlemesi arasındaki tek fark, zemin katın kuzey ve güney
girişlerindeki holün bulunduğu bölümdür. Bu mekanlar oda olarak düzenlenmiştir.
117
Sarı, 2000:12.
93
Güney cephede holün üzerine gelen odanın tavanındaki zengin süsleme, barok
tarzındadır. Diğer bölümler zemin kat ile aynıdır. Merdiven boşluğu çatıdaki camlı
açıklıkla aydınlatılır.
Dekoratif süslemelerin oldukça zengin olduğu yapının dış cephesinde, taş
malzemeden süslemeler, geometrik ve bitkisel desenlidir. Sütunlu bölümde yer alan
pencerelerin, kilit taşlarında, kenger yaprakları, pencere üzerlerindeki stilize iç içe
dairesel motifler, kitabe panosunda ay yıldız motifleri yer alır.
Ahşap süsleme, merdiven korkuluklarında, koridor tavanlarında kaset, panolar, bazı
odaların tavanındaki ahşap oyma şeklinde görülür. Komutan odasının tavanı ortasındaki
tezyini kabartma, bitkisel motiflidir. Tavanın köşelerinde, kalkan üzerinde miğfer,
arkasında çapraz iki kılıç ve
kılıçların üzerinde ay yıldız motifi yerleştirilmiştir.
Tavanın dört kenar ortasında da
duvar resimleri mevcuttur. Resimlerin yer aldığı
madalyonun çevresinde S ve C kıvrımları, bereket boynuzlarıyla birlikte yer alır.
Dört madalyon içerisinde, Selimiye Cami, Beyazıt Külliyesi, Meriç Köprüsü ve yağlı
boya peyzaj kompozisyonu resmedilmiştir.
Bina üzerinde bulunamayan kitabenin Osmanlıca metni Oral Onur’un “Edirne
Kitabeleri” 118adlı eserinden alınarak incelenmiştir.
“Zıynet efzâi makam-ı muallây-ı hilafet-i İslamiye ve erike pirây-ı saltanat
seniyye Osmaniyyi el sultan ibn-i sultan el sultan el gazi (Abdülhamid Han
sani) hazretleri tarafı eşreflerinden işbu daire-i askeriye müessesat-ı celile
mülûkânelerine ilâveten 1317 sene-i hicrisi muharreminde tesisi inşa
edilmiştir.”
Kitabenin
Türkçe metni; Yüksek Hilâfet makamının süsünü arttıran ve şerefli
Osmanlı saltanat tahtına onur veren, Sultan oğlu Sultan Gazi İkinci Abdülhamit
Hazretleri tarafından, İşbu Daireyi Askeriye, Padişahımızın bir çok askeri
müesseselerine ilâve olarak, Hicri 1317 senesi Muharreminde (1899) tesis ve inşâ
edilmiştir.
118
Onur, 2001: 210.
94
Daire-i müşir ( Tümen Karargahı), 1899’dan 1908 yılına kadar, Ordu Karargahı,
1913 yılına kadar, Müstahkem Mevkii Karargahı, 1913 de kısa bir süre, Mısır Hilal-i
Ahmeri olarak kullanılmıştır. 1915/20 yıllarında, Kolordu Karargah, 1920/22 yıllarında,
Edirne’nin Yunan işgali sırasında işgal kuvvetleri karargahı, 25.11.1922/1922
tarihlerinde boş kalan bina, 1924/34 yıllarında, Edirne Askerlik Şubesi, 1934/38
yıllarında, Trakya Umum Müfettişliği, bir kısmında Askerlik Şubesi, 1938/44 yıllarında,
Trakya Sınır Tugay. K.lığı,.1950/54 tarihinde bir süre boş kalan bina, Vilayet Konağı
olarak kullanılmıştır. Günümüze kadar farklı askeri birliklerce kullanılmıştır119.
Bina, günümüzde Tümen Karargahı olarak kullanılmaktadır.
119
54. Mknz.P.Tug,, (2001): Tarihi Kışla Ve Binalar ,Edirne, s.17
95
Katalog No
:II
Eser Adı
:Redif Dairesi
Şekil No
:9-14
Fotoğraf No
:24-29
İnşa Tarihi
:1905/1906
Yapan
:-
Yaptıran
: Ferik Memduh Paşa120
Onarımlar
: 1940 , 1963, 1999, 2000.
Adres
: Baba Demirtaş Mahallesi, Sanayi Caddesi. EDİRNE
Şehir Haritasında Numarası :8
İnceleme Tarihi
:Mart 2005
Sanayi Cami caddesi ile Sanayi Kışla caddesinin kesişimin deki alan, Kiremitçi
mevki 101 pafta, 281 ada, 1 parselde yer alır.(Sek.9) Bir süre öncesine kadar kışla
olarak kullanılmıştır. Kışlada dokuz bina, geniş bir avlu çevresinde belli bir yerleşim
planına bağlı kalınmadan dağılmıştır. Binaların düzensiz dağılımı,
yapıların farklı
tarihlerde inşa edildiğini göstermektedir. Kışlayı çevreleyen kaba yonu taş duvar,
kuzeyde üç, dört metre diğer yerlerde yaklaşık iki metre yüksekliğindedir. Kışlayı
çevreleyen duvarın, güneyinden yuvarlak kemerli, dikdörtgen alınlıklı açıklıktan
girilir121. Kemerli açıklık üzerindeki kitabenin Türkçe metni, “Hastane-i Askeri 1877”
(Fot.24)
Kışlanın bulunduğu arazi, eski sarayın bahçesine ait bir koruluk iken IV.Mehmet
döneminde buraya bir köşk yapılmıştır. 1819’da eklenen binalarla “Yeni Tophane”
adını alan kışlada, 1877/78’de önemli değişiklikler yapılarak askeri hastane haline
getirilmiş, 1906 yılında Redif Dairesi ve diğer binalar eklenerek kışla haline
120
121
Tosyavizade Rıfat Osman , 1994:75
Giriş Açıklığı, Tümgeneral Adil Alpay kışlası (Sanayi Kışlası) güneyindeki giriş açıklığı kışlanın
askeri hastane olarak inşa edildiği tarihten günümüze ulaşan tek eserdir. Kesme taştan dikdörtgen
planlı blok üzerinde yuvarlak kemerlidir. Kemerin ortasında güçle motifi yer alır.
96
getirilmiştir122 ”. Kışla yapılarından askeri hastane, köşk ve tophane binaları günümüze
ulaşmamıştır. Bu alanda, Redif Dairesi ve depo binası dışında, Cumhuriyet dönemi
yapıları bulunur. Kışla binalarının 1902-1914 yıllarında Sanayi Mektebi olarak
kullanılması nedeniyle kışlaya, “Sanayi Kışlası”da denilmektedir.
Güneydeki açıklıktan kışlaya girildiğinde, kışlanın doğusunda yer alan dikdörtgen
planlı bina zemin kat üzerine iki katlı inşa edilmiştir. Bina günümüzde, Trakya
Üniversitesi’nce meslek yüksek okulu olarak kullanılmaktadır.
Kışlanın
batı
sınırındaki
binanın
Redif
Dairesine
ait
depo
olduğu
değerlendirilmektedir. Binalar sıvalı haki dış cephe boyasıyla boyalıdır. Redif Dairesi
ve depo binası dışındaki yapılarda belirli bir plan şeması ile dönemin özelliklerini
yansıtan üslup özellikleri görülmemektedir. (Fot.25)
Redif Dairesi, zemin kat üzerine iki katlı inşa edilmiştir. Yapı beşik çatılı kiremit ile
kaplıdır.
Binanın esas girişinin bulunduğu batı cephesi, orta bölümü cepheden öne ve yukarı
taşırılarak inşa edilmiştir. Duvar örgüsünde taş ve tuğla, zemin döşemesinde ve
merdivenlerde yer yer mermer, çatıda ve giriş kapısında ahşap malzeme kullanılmıştır.
Binanın içi ve dışı sıvalıdır.
Güney cephe,(Fot.26) silme ve kornişlerle yatay olarak bölünmüştür. Saçak
kornişinin hemen altından geçen silmeler, ikinci kat pencerelerinin üzerindeki silmelerle
birleşerek üçgen alınlık oluşturmuştur. Cephenin ortasındaki pencerelerin her iki
yanından geçen plasterler, zeminden saçak seviyesine kadar cepheyi düşey olarak üçe
böler. Zemin kat seviyesindeki üç pencere, düşey dikdörtgen formlu, basık kemerlidir.
Pencerelerin kilit taşı, yukarı doğru genişleyen dikdörtgen formludur. Ortadaki pencere
bilinmeyen bir tarihte kapıya dönüştürülmüştür. Sıvalı cephede taş ve tuğla
kullanılmıştır. Zemin ile birinci kat kademeli silmelerle ayrılır. Birinci katta zemindeki
pencerelerle aynı hizada fakat onlardan daha büyük ebatlarda üç pencere yer alır.
122
Tosyavizade Rıfat Osman , 1994:75
97
Güney cephenin birinci kat ortasındaki pencere yuvarlak kemerlidir. Bu pencerenin her
iki yanındaki pencereler düşey dikdörtgen formlu, düz atkı kemerli ve taş sövelidir.
Birinci kat ile ikinci kat arasında kademeli silmeler yer alır. İkinci kattaki pencereler,
birinci kattaki pencerelerle aynı formdadır. İkinci kat pencere tabanı boyunca devam
eden kaval silme, pencere üst hizasından diğer bir kaval silme ile birlikte yapıyı dolaşır.
İkinci kat silme ile bitirilerek çatı katına geçilir. Çatı katı seviyesinde,cephenin
ortasında düşey dikdörtgen formlu düz atkı kemerli bir pencere yer alır.
Doğu cephe korniş ve silmelerle yatay, plasterlerle düşey olarak bölümlendirilmiştir.
Kornişler zemin, bir ve ikinci kat araları ile saçakta uygulanmıştır. Kaval silmeler
ikinci kat pencerelerinin altından ve üstünden cepheyi dolaşır.Bir ve ikinci katlar,
plasterlerle düşey olarak bölümlendirilmiştir.(Şek.10-11) Cephenin orta bölümü hafif
dışa taşıntılıdır. Taşıntılı bölümün zemin katında birbiriyle bitişik üç pencere yer alır.
Pencereler düşey dikdörtgen formlu, basık kemerlidir. Kemerlerin kilit taşları, yukarı ve
öne doğru taşıntılı, dikdörtgen formludur. Taşıntılı bölümün kuzey ve güneyinde yer
alan yüzeyde, aynı formda üçerden toplam altı pencere yer alır.
Birinci katta taşıntılı bölümün ortasında merdiven boşluğunu aydınlatan üç pencere
yer alır. Ortadaki pencere düşey dikdörtgen formlu, yuvarlak kemerli, taş sövelidir. Her
iki yanındaki pencereler aynı formda, basık kemerlidir. Birinci katın taşıntılı bölümü
dışında yer alan altı pencere, zemin kat pencereleri ile aynı hizasındadır.
Birinci kat pencereleri ile aynı düzende yerleştirilen ikinci kat pencerelerinden
ortadaki, diğer pencerelere oranla daha büyüktür. Doğu cephenin zemin, bir ve ikinci
katlarında toplam 27 pencere açıklığı yer alır.(Fot.27)
Kuzey cephe, güney cephenin tekrarı şeklinde düzenlenmiştir.(Şek.12)
Batı cephenin orta bölümünü, Öne ve yukarıya taşırılarak inşa edilmiştir. Binanın
esas girişi kapısı bu bölümde yer almaktadır. Cephe düzenlemesi diğer cephelerle
aynıdır. Batı cephenin zemin katındaki sekiz pencere açıklığı, binanın diğer
cephelerindeki zemin kat pencereleriyle aynıdır. Batı cephenin birini katı ortasında
sütunlu bölüm yer alır. Sütunların yer aldığı merdiven sahanlığında bursa kemerli, taş
98
söveli giriş kapısı bulunur.(Fot.28) Sütunlar, kesme blok taşların üst üste dizilmesiyle
kare planlı kaide üzerine
bindirmeli olarak inşa edilmiştir. Sütunların kenarları
pahlanarak oluklu silmeler oluşturulmuştur. Birinci katta, düşey dikdörtgen formlu, düz
atkı kemerli, söveli sekiz pencere vardır. İkinci katta, kapı hizasındaki odanın penceresi
sepet kulpu kemerli ve sövelidir. Bu pencerenin her iki yanında alt kattaki sütunları
takip eden plasterler yer alır. Bu katın diğer pencereleri düz atkı kemerli, yukarı doğru
genişleyen dikdörtgen kilit taşlı ve sövelidir. İkinci katın bitiminde saçak kademeli
kornişlerle oluşturulmuştur. Batı cephede öne taşırılan kitle ikinci kat seviyesinden bir,
bir buçuk metre yukarı taşırılmıştır. Binanın, tarihi bilinmeyen eski bir fotoğrafında bu
yükseltinin ortasındaki pano üzerinde Osmanlı arması görülmektedir.(Fot.29) Bu arma
bugün bina üzerinde bulunmamaktadır. Panonun her iki yanında plasterler yer alır.
Plasterler kıvrımlı saçak ile son bulur.
Binanın birinci katında yer alan merdiven sahanlığının bulunduğu dikdörtgen planlı
kitlenin ortasında sepet kulplu kemerli bir kapı vardır. Bu bölümün kuzey ve
güneyinden yükselen merdivenlerle yapının ana girişinin bulunduğu birinci kat
seviyesindeki sütunlu bölüme ulaşılır123.(Şek.13-14)
Zemin katın ortasındaki bursa kemerli kapıdan girildiğinde kapının her iki yanında
birer pencere batıya, birer pencere ise kuzey ve güney yönlere açılır. Bu giriş bölümüne
irtibatlı holü, kuzey güney istikametinde uzanan koridor böler. Koridor, güney ve kuzey
ucunda yer alan iki pencere ile aydınlatılır. Koridorun güneyindeki pencere günümüzde
kapıya dönüştürülmüştür. Zemin katta yer alan odalar koridorun doğu ve batısında yer
alır. Holün hemen karşısındaki oda dört pencere ile aydınlatılır.
Giriş holünün, kuzey ve güneyinde üç adet oda yer alır. Holün karşısındaki odanın
kuzey ve güneyinde aynı ebatlarda üç oda daha yer alır. Zemin kattaki odaların kapıları
düşey dikdörtgen formlu düz lentoludur. Bina köşelerindeki odalar ikişer, diğer odalar
birer pencere ile dışarı açılır. Odaların üst örtüsü düz tavanlıdır.
Binanın esas giriş kapısının bulunduğu birinci kata güneyden ve kuzeyden tek kollu
merdivenlerle çıkılır.
123
Doğan Hasol , (2002): Mimarlık Sözlüğü , Yem Yayınları, İstanbul, s.432
99
Yuvarlak kemerli, taş söveli kapının kilit taşı volüt işlemelidir. Çift kanatlı ahşap
kapıdaki güneş şuası kabartma profilli silmelerle çevrelenmiştir. Kapıdan birinci kat
holüne ulaşılır. Hol kapının her iki yanındaki pencereler ile aydınlatılır. Holü kuzey
güney istikametinde yapıyı boydan boya kat eden koridor keser. Koridor kuzey ve
güney uçlardaki pencerelerle aydınlatılır. Koridorun doğusunda altı, batısında altı olmak
üzere birinci katta toplam 12 oda yer alır. Kuzey uçtaki oda, kuzey ve batı cephedeki
pencerelerle aydınlatılır. Bu odayı güneyindeki oda ile ayrılan duvarın bir bölümü
açılarak, iki oda birleştirilmiştir. Koridorun güney ucundaki oda, güney ve batıdaki
pencerelerle aydınlatılır. Güney uçtaki odayı kuzeydeki oda ile ayıran duvarın bir
bölümü açılarak iki oda birleştirilmiştir. Koridorun batısındaki diğer odalar, batıdan
birer pencere ile aydınlatılır. Koridorun doğusundaki altı oda, batısındaki odalarla aynı
düzende yerleştirilmiştir. Bütün odaların, üst örtüsü düz tavan şeklindedir.
Birinci kattaki holün karşısında, ikinci kata çıkışı sağlayan üç kollu merdiven yer
alır. Merdiven önce doğuya, sonra merdiven sahanlığından itibaren ikiye ayrılarak iki
koldan batı istikametinde üst kata çıkar. Merdiven boşluğu üç pencere ile aydınlatılır.
İkinci kat oda düzenlemesi, birinci kat ile aynıdır. Ancak, öne ve yukarı taşıntılı
bölümdeki oda, batıdan sepet kulplu kemerli pencere ile aydınlatılarak kuzeydeki oda
ile içeriden birleştirilmesidir. Komutan odasının bitişiğindeki odanın koridora açılan
kapısı kapatılmıştır. Birinci katta koridorun güney ve kuzey ucundaki odalardaki iç
duvar bölünmemiştir.
Çatı katına geçiş için, düşey sirkülasyon elemanı mevcut değildir. Çatıya, merdiven
boşluğunun hemen kuzeyindeki ilk odanın tavanında yer alan bir açıklık ile
ulaşılmaktadır.
Tosyavizade Rıfat Osman “Edirne Rehnüması”
124
adlı eserinde, Redif Dairesi’nin
iki katlı, 25 odalı olduğunu belirtmektir. Tosyavizade Rıfat Osman binayı anlatırken,
zemin katı değerlendirmemiştir.
Kışla Tarihçe Defterinde125, binanın 1940 yılında büyük onarım gördüğü, 1963
124
125
Tosyavizade Rıfat Osman, 1994:74.
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tümgeneral Adil Alpay Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne: s.21
100
yılında binanın dış cephesinin onarıldığı, 1999 yılında odalara kartonpiyer yapıldığı,
2000 yılında zemin kattaki giriş kapısı değiştirilerek pencerelerin pvc olarak
yenilendiği, 2001 yılında binaya kalorifer tesisatı çekildiği belirtilmektedir.
Yapının inşaa tarihi ile ilgili bilgi veren kitabesi yoktur. Tosyavizade Rıfat Osman’ın
“Edirne Rehnuması” adlı eserinde Redif Dairesi’nin yapım tarihi 1902, Ratip
Kazancıgil’in “Edirne Kronolojisi126”, adlı eserinde, 1905/1906 tarihi verilmektedir.
“Yaşayan Tarihi ve Kültürel Askeri Yapıtlar127” adlı çalışmada ise yapının inşa tarihi,
1878 olarak belirtilmektedir.
13 Nisan 1322 tarihli Edirne gazetesi 1906 tarihini doğrulamaktadır.
“Arif Paşa zamanında, Edirne’nin ihtiyacı olan Redif Dairesinin
yapılması için Edirne’nin ileri gelenlerinden toplanan para ile geçen
Pazar günü, komuta heyeti, devlet ileri gelenleri, Sanayi kışlası ileri
gelenleri ile bir tabur askerin hazır bulunduğu açılış töreni
yapılmıştır.”128
Binanın planı, cephe düzeni ve süslemeleri 19. yy. başlarına işaret etmekte
olduğundan, Edirne Salnameleri’nin esas alınarak hazırlanan “Edirne Kronolojisi129”
adlı eserin belirttiği 1905/1906 tarihi binanın yapım tarihi olarak kabul edilebilir.
Binada süsleme sade ve azdır. Esas giriş kapısındaki kemerin kilit taşında yer alan
volüt işleme ile ahşap kapı kanatlarındaki, panolar içerindeki, güneş şuası yapıdaki tek
dekoratif öğedir.
Bina, 1914 yılına kadar sanayi mektebi olarak kullanılmış, 1914-1930’da askeri
hastane, 1930-1940 yılları arasında 12. Piyade Tümen Karargahı, 1940 yılından 2005
yılına kadar hudut birlikleri tarafından kullanılmıştır 130. Nisan 2005 tarihinde Trakya
126
Kazancıgil, 1999:114.
127
Yıldırım ve Tekkollu, 2001: 148.
128
Edirne Gazetesi, 2 rebülleval 1324 no:1315 13 Nisan 1322 . Çeviri için Nilüfer Gökçeye teşekkürler.
129
Kazancıgil, 1999:114.
130
54.Mknz.P.Tug,, (2001): Tümgeneral Adil Alpay Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne, s.13
101
Üniversitesine teslim edilen bina, günümüzde meslek yüksek okulu olarak
kullanılmaktadır.
102
Katalog No
:III
Eser Adı
:Depo Binası
Şekil No
:-
Fotoğraf No
: 30
İnşa Tarihi
: 19-20.yy.
Yapan / Yaptıran
:-
Onarımlar
:-
Adres
: Baba Demirtaş Mahallesi, Sanayi Caddesi. EDİRNE
:-
Şehir Haritasında Yer No :8
İnceleme Tarih
:Mart 2005
Trakya Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu’nun alanda, Redif Dairesi’nin
batısında yer alan depo binası dikdörtgen planlı, bodrum üzerinde tek katlıdır. Kırma
çatılı bina kiremit ile kaplıdır. Binaya, doğu cephedeki sekiz basamaklı merdivenle
çıkılır. Ana girişin bulunduğu altı sütunceli bölüm cepheden öne taşırılmıştır. Köşeleri
kesme taş vurgulanan binanın duvar örgüsü, taş ve tuğladır. Zemin ile birinci kat
arasındaki kademeli korniş tüm binayı dolaşır.
Bodrum, zemin kattaki 23 pencere, kare planlı, düz lentoludur. Pencereler yarıya
kadar taş sövelidir. Cephenin zemin kat seviyesinde iki, güney kuzey ve batısında birer
kapı yer alır. Kornişle ayrılan birinci katta düz atkı kemerli, yukarı doğru genişleyen
dikdörtgen kilit taşlı,söveli 26 pencere yer alır. Doğudaki ana giriş kapısı, düz atkı
kemerli, yarıya kadar taş sövelidir.
Binaya bu kapıdan girildiğinde, kuzey güney, doğu batı istikametinde birbirini bölen
iki koridor yer alır. Koridorlara açılan karşılıklı sekiz oda vardır. Bodrum kattada aynı
düzen görülür. Odaların üst örtüsü düz tavandır.
Süslemenin olmadığı bina, gösterişten uzak, simetrik formdadır.(Fot.30) Binanın
yapım tarihi ve yapım amacına dair herhangi bir belge veya kitabeye rastlanılmamıştır.
Neo-klasik üslüp özellikleri taşıyan yapı 19.yüzyıl sonlarında inşa edilmiş olmalıdır.
Binanın gösterişten uzak, zemin kat üzerine tek katlı olması, zemin kat üzerindeki kapı
sayısının çok olması ve odaların büyüklüğü, Redif Dairesi’nin yanında olması yapının
103
Redif Dairesi’nin bir parçası ve çağdaşı olması ihtimalini güçlendirmektedir.
Bina
Nisan 2005 tarihine kadar askeri birliklerce kullanıldıkdan sonra, Trakya
Üniversitesi’ne teslim edilmiştir.
104
5. KARŞILAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME
105
5. KARŞILAŞTIRMA VE DEĞERLENDİRME
19.yüzyılın sonları ile 20.yüzyılın başlarında, Osmanlı mimarisinde yeni arayışlar ve
denemeler görülür. 19.yy da yeni yapı formlarının arandığı bu dönemde, Yeni-Klasik
anlamına gelen, Neo-Klasik, Barok ve Rokoko’ya bir tepki olarak 18.yy’ın ikinci
yarısında tüm Avrupa’yı etkisi altına alan sanat anlayışı ve üslubudur. Antikiteye
öykünen bir tasarım ve tutum görülür. Yeni-klasizm’in en başarılı ürünleri mimarlık
alanındadır131. Yeni klasik yapılar som, sağlam,doğrusal, ciddi görünüşlüdür. Sütunlar,
plasterler bu dönemde yeniden görülür132. Bu dönemde etkin olan Eklektizm, bazı
kaynaklarda bir davranış bazı kaynaklarda da üslup olarak geçer. Karma(eklektik)
üslup, farklı çağ ve üsluplardan seçilip
devşirilerek yeni bir ürün oluşturulması
olusudur133. 19.yy sonlarından 20.yy başlarına kadar geçen sürede Türk mimarlar,
klasik Türk mimarlığına ait yapıları dirilterek neo-klasik Türk üslubunu oluşturmaya
çalışmışlardır. Dinsel yapılardan alınan sivri kemerler, kubbe, kemer sütun gibi yapı
elemanları sivil ve resmi yapılara uygulanmıştır.Milliyetçilik akımlarının etkili olduğu
bu döneme, birinci ve ikinci ulusal mimarlık dönemi de denilir134.
Söz konusu sürecin başlangıcı, imparatorluk sınırları içerisinde başlayan reform
hareketlerinin ortaya çıkardığı yeni kurumların mekan ihtiyaçları ile belirir. Özellikle
askeri reformlara bağlı kalarak ortaya çıkan bu yapılar, toplu yaşamaya
uygun, çok
katlı, geniş ve dayanıklı olarak tasarlanmışlardır. Düzen ve kontrol kolaylığının önemli
olduğu bu yapılarda, estetik ikinci plandadır. Giriş bölümlerinin anıtsal ve vurgulu
olduğu askeri nitelikli binalarda simetri hakimdir. Cephelerde hareket, binaların ana
girişinin de bulunduğu orta bölümlerin öne ve yukarı taşırılarak inşa edilmesiyle
sağlanmıştır. Kapı ve pencere açıklıkları, katlar içerisinde bütünlük gösterirken, aynı
binanın her katıda farklı formlarda açıklıkların yer aldığı uygulamalar görülür.
Cepheler silme ve kornişlerle yatay, sütun ve plasterlerle de düşey olarak
bölümlendirilmiştir.
131
Sözen ve Tanyeli,1992:254
132
Hasol, 2002:493
133
Sözen ve Tanyeli,1992:74
134
Hasol, 2002:475
106
Kaynak ve yayınlardan tespit edebildiğimiz kadarıyla 19. ve 20.yy larda Edirne
bölgesinde dört kışla, bir okul, iki hastane ve bir karargah binası inşa edilmiştir. Bu
kışlalara ait yapılar: Mahmudiye Kışlası’nda (Edirne Kapalı Cezaevi) bir bina, bir
hamam, Süvari Kışlasında(Tunca Kışlası) üç bina, bir çeşme, General Adil Alpay
Kışlası’nda, (Trakya Üniversitesi Meslek Yüksekokulu) iki bina, General Celalettin
Alkoç Kışlası’nda (Karaağaç Kışlası)
üç bina, bir hastane, General Kemal Tanca
Kışlası’nda(Harbiye Kışlası) iki okul binası, bir çeşme, şehir merkezinde, Daire-Müşir
(Tümen Karargahı) olmak üzere toplam 13 bina, 2 çeşme, bir hamam tespit edilerek
incelenmiştir.
Askeri yapılardan karargah binası olarak yapılan, Daire-i Müşir binasının cephe
düzeni, oldukça zengin olmasına karşın, Edirne’de aynı döneme ait diğer kışla
binalarının cepheleri, sade ve hareketsizdir.
Edirne’deki askeri yapıların ortak özellikleri, giriş bölümlerinin, cepheden dışarı
taşırılarak kademelendirilmiştir. Cephedeki çok sayıdaki pencere cepheye hareketlilik
katar. Cepheler, silme, korniş ve plasterlerle bölümlendirilmiştir. Yapıların iç mekan üst
örtüsü düz tavan, dıştan ise, beşik, kırma ve topuz çatı formunda kiremit kaplıdır.
İncelenen hamamlarda üst örtüsü değişik ebatlarda kubbe ile örtülüdür.
Dekoratif olarak sade bir görünüm arz eden yapılarda hareket, cephelerdeki taş
oyma süsleme kapı ve pencerelerin kilit taşları ile nadiren duvarlarda, ay yıldız motifi
şeklinde görülür. Müşirlik Dairesi, Harbiye Binası, Redif Dairesi, Timurtaş Askeri
Hastanesi, taş oyma dekoratif öğelerin yer aldığı yapılardır. Bitkisel motifler, Müşirlik
Dairesi ile Timurtaş Askeri Hastanesi’nde görülür. Mahmudiye Kışlası, Süvari Kışlası,
Karaağaç Kışlası binalarında, süsleme, mimari plastik öğelerle( silme, korniş, söve vb.)
sağlanmıştır.
5.1. Plan
Kışla binalarının birçoğu, dikdörtgen planlı, bazıları ise dikdörtgen planlı yapıların
bir araya gelerek oluşturduğu “L”ve“U” şeklindedir. Tümen Karargahı olarak kullanılan
Müşirlik Dairesi, General Adil Alpay Kışlası Redif Dairesi ve Depo, General Kemal
107
Tanca Kışlası Ek Hizmet Binası, General Celalettin Alkoç Kışlası Binaları ile General
Fahri Özdilek Kışlası’ndaki iki bina dikdörtgen planlıdır. Mahmudiye Kışlası (PiyadeYanık), General Kemal Tanca Kışlası Harbiye binası “L” planlıdır. General Fahri
Özdilek Kışlası’ndaki bir bina “U” planlıdır. Hastane Binaları, “U” planlıdır. Okul,
hastane, karargah, koğuş, binaları çok katlı iken, hizmet, depo ve ahır binaları tek
katlıdır. General Adil Alpay Kışlası Depo Binası, General Fahri Özdilek Kışlası’ndaki
binaların ahır olarak kullanılan bölümleri bunlara örnektir. Binaların giriş bölümleri,
iklim şartları değerlendirilerek genellikle güneyde tasarlanmıştır. İncelediğimiz
yapıların tamamının esas giriş kapıları, diğer kapılara oranla daha büyüktür. Kışlaların
vaziyet planlarında “toplu görüş” alanları oluşturulmuştur. Bu alanlar, güneşten azami
oranda yararlanmak amacıyla, arazinin eğimi dikkate alınarak belirlenmiştir. Kışlalar,
askerlerin eğitimi nedeniyle geniş alanlar üzerinde yerleşim yerleri dışında inşa
edilirken, karargahlar merkezde kurulmuştur.
Düz bir alan üzerindeki, Mahmudiye ve Karaağaç Kışlaları’nın, toplu görüş alanı
güneyde, Süvari Kışlası ve Redif Dairesi’nin batıdadır.
Binaların iç mekanlarındaki koridor, binada boydan boya uzanır. Tümen Karargahı
(Daire-i Müşir) binasında odalar, koridora karşılıklı açılır. Harbiye ve Timurtaş Askeri
Hastanesi binalarında odalar koridorun bir cephesinde toplanmıştır. Koğuş ve ahırlarda
koridor bulunmaz. Binaların hemen her odasına, bir pencere planlanmış olup, güneşten
azami
derecede
faydalanılmıştır.
Cephelerdeki
pencere
simetrisi,
merdiven
boşluklarının yer aldığı yüzeylerde bozulmuştur.
Hamam, incelediğimiz döneme ait askeri amaçla kullanılan iki adet hamam
mevcuttur. Bunlardan biri Timurtaş Askeri Hastanesi içerisindedir. Sıcaklık ve ılıklık
bölümünden oluşan hamamın plan şeması içinde bulunduğu hastane yapısına göre
şekillenmiştir. Diğer hamam yapısı, Mahmudiye Kışlası sınırları içerisinde, sıcaklığı
dört eyvanlı ve köşelerde halvet hücreleri olan hamam grubuna girmektedir. Sıcaklığı
dört eyvanlı ve köşelerde halvet hücreleri olan hamam tipine Edirne’de Saray Hamamı
erkekler kısmı, Tahtakale Hamamı(1434) ve Beylerbeyi Hamamında(1428) rastlarız.
Edirne dışında, Konya da ilk örneği Sahip Ata Hamamı, Bursa’da Orhan Bey Hamamı
başlıca örneklerdir.
108
Çeşme, kışla sınırları içerisinde olduğundan dolayı incelemeye dahil edilen iki
çeşmeden,
General Kemal Tanca Kışlası’nın güney batı duvarına bitişik olan çeşme,
hazneli meydan çeşmeleri gurubuna girer. Süvari kışlası (General Fahri Özdilek Kışlası)
içerisinde yer alan çeşme ise namazgahlı meydan çeşmesidir.
5.2. Malzeme ve Teknik
Edirne’deki askeri binalarda, yapım malzemesi olarak düzgün kesme, kaba yonu ve
moloz taş ile tuğla birlikte kullanılmıştır. Timurtaş Askeri Hastanesi’nde ve Tümen
Karargah (Daire-i Müşir) binasının taban ve tavan döşemelerinde ahşap, Tümen
Karargah (Daire-i Müşir) yer yer mermer malzeme kullanılmıştır. Müşirlik Binası’nın
giriş merdivenlerinde, sütunlar ile taban döşemesi olarak kullanılırken, Harbiye
Binaları’nda ise giriş holünde sütun ve döşemelerde görülür. Kaba yonu ve moloz taş ile
tuğladan almaşık duvar örgüsü, Mahmudiye Kışlası, Timurtaş Asker hastanesi, Süvari
Kışlası binalarında görülür. Harbiye Binası’nda bir sıra kesme taş ile iki sıra tuğla
almaşık teknikte kullanılmıştır. Taş-tuğla sıralı duvar örgüsü, Bizans ve erken Osmanlı
Mimarisinde sıkça görülen bir uygulamadır135.
Daire-i Müşir Binası’nın temelinde
kesme taş, duvarında tuğla duvar örgüsü
kullanılmıştır. Timurtaş Ahşap malzemeye yapıların duvar ve taşıyıcı elemanlarında
rastlanmaz. Genellikle kapı ve pencere kanatları, taban ve tavan döşemeleri ile çatı
iskeletinde kullanılmıştır.
Binaların günümüze kadar devamlı kullanılması nedeniyle, zamana mukavemeti
yeterli olmayan malzeme, pvc yapı malzemesiyle değiştirilmiştir. Ancak Daire-i Müşir
binasına ait kapı ve pencerelerin tamamı ile Redif Dairesinin esas giriş kapısı kanatları
orijinaldir. Müşirlik binası’nın, taban ve tavanındaki ahşap döşeme sağlam iken,
Timurtaş Askeri hastanesinin ahşap döşemeleri kullanılamaz durumdadır. Diğer kışla
binalarının da kat aralarında ahşap döşeme ve taşıyıcı eleman olarak ahşap kullanıldığı,
bu malzemenin zaman içerisinde blok betonla değiştirildiği değerlendirilmektedir. Çatı
konstrüksiyonunun tamamı ahşaptır. Binaların tamamının çatı örtüsü Marsilya kiremidi
135
Gönül Öney, (1989): Beylikler Devri Sanatı, XIV-XV.Yüzyıl, Türk Tarih Kurumu yayınları, İstanbul,
s.31
109
ile kaplıdır. Döneme ait yapılardaki, alaturka kiremitlerin, belirlenemeyen tarihlerde
değiştirildiği değerlendirilmektedir.
5.3.Cephe Düzeni
Cepheler oldukça simetriktir. Kat araları, silme ve kornişlerle bölümlendirilmiştir.
Özellikle esas girişin bulunduğu cephenin bazı bölümleri öne ve yukarı taşırılarak
kademelendirilmiştir. Kademelenme bazı binalarda sütunla desteklenmiştir. Daire-i
Müşir, Harbiye Hizmet binası, Redif Dairesi, binaları, giriş bölümlerinin sütunlarla
vurgulandığı yapılardandır. Bu döneme ait sütunlu giriş bölümü bulunan yapılar
arasında,
Bursa Yıldırım Kışlası’nda Okul Karargah Binası (1892)136, İstanbul’da,
Kasım Paşa Deniz Asker Hastanesi Fizik Tedavi Binası (1908)137, General Kemal Tanca
Kışlası
Harbiye
Binası,
Süvari
Kışlası
Binaları,
General
Celalettin
Alkoç
Kışlası(Karaağaç) Binaları esas girişlerinin bulunduğu orta bölümleri öne ve yukarı
taşırılmıştır.
İlk örneklerine Roma zafer tak larında rastlanan ve özellikle batı etkisinde gelişen
Osmanlı Mimarisi’nde yoğun olarak görülen üçgen alınlık, Süvari Kışlası “U” planlı
bina, Harbiye Ek Hizmet Binası’nın esas girişlerinin bulunduğu cephelerde görülür.
Edirne dışındaki askeri yapılarda da görülen uygulamaya en güzel örnek İstanbul,
Selimiye Kışlası Komutanlık Binası’nın(1827)138esas girişinin bulunduğu cephedir.
.Üçgen alınlıklar, korniş veya silme ile çevrilidir. Osmanlı Mimarisinin geç dönem
örneklerinde görülen üçgen alınlık, eklektizm (karma) akımla birlikte, Avrupa
kentleriyle eş zamanlı olarak görülür139. Sanayi Kışlası Redif Dairesi ve Daire-i Müşir
Binası alınlığında Barok üslubun etkileri görülür. Edirne’deki askeri yapılar içerisinde,
Osmanlı Arması bulunan ve günümüze ulaşan tek bina, Harbiye Hizmet binasıdır.
Binaların cephelerinde bol açıklık kullanılmıştır. Her oda en az bir pencere ile
aydınlatılırken kapı sayısı oldukça azdır. Binaların bodrum katlarındaki bazı pencereler
136
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:53
137
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:285
138
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:371
139
Sözen ve Tanyeli, 1992: 259
110
kapatılırken bazıları, kapıya dönüştürülmüştür.Timurtaş Askeri Hastanesi’nin zemin kat
pencereleri belirlenemeyen tarihte, biriket taş ve tuğla ile örülerek kapatılmıştır.
Binaların kapı ve pencereleri genellikle düşey dikdörtgen formlu ve taş sövelidir. Esas
giriş açıklıkları, özenle yapılmış, kilit taşı ile vurgulanmıştır.
5.4. Yapı Elemanlar
5.4.1. Kapı ve Pencereler
Yapılarda esas girişin bulunduğu cephelerdeki kapı ve pencereler genellikle aynı
düzende, tali kapılar kitle olarak esas giriş bölümlerine göre küçük ve sadedir. Esas
kapıların bulunduğu bölümler, cepheden içeride veya cepheden dışarı taşırılarak
oluşturulmuş bölümler içerisindedir. Kademelenme olmayan cephelerde, kapı ve
pencereler, söve ve plasterlerle belirginleştirilmiştir. Binada simetrik ve düzenli olarak
dağılan kapı ve pencereler bulundukları katta, aynı formdadır. Binaların, giriş
katlarında, yer alan, esas kapı ile bu kapının her iki yanındaki, pencereler, katın diğer
pencerelerinden, farklı formdadır. Karaağaç Kışlası binalarında, kapı ve pencereler aynı
formdadır. Kapı ve pencereler düşey dikdörtgen formlu, düz lentolu ve kesme taş
sövelidir. Söveler, üst üste yerleştirilen taşlar, kademelendirilerek oluşturulmuştur.
5.4.2.Söve
Kapı ve pencerelerin hemen hepsinde görülen söveler, çevreledikleri açıklıklarla aynı
formdadır. Timurtaş Askeri Hastanesi’nin birinci katındaki, düşey dikdörtgen formlu,
basık kemerli, pencereler, dikdörtgen formlu, üzeri tablalı, sövelerle çevrilidir.
Adil Alpay Kışlası, Redif Dairesi, Süvari
Kışlası Binaları ve Timurtaş Asker
Hastanesi’nin sövelerinde, kireç taşı kullanılırken, Kemal Tanca Kışlası Harbiye
binasında, kalker bazlı malzeme kullanılmıştır. Karaağaç Kışlası binalarının söveleri,
kesme taşların cephede dendan şeklinde düzenlemeleriyle oluşturulmuştur. Bu
uygulamaya, Kırklareli’ndeki, Mahmut Şevket Paşa Kışlası binaları ile Kars’taki
14.Mknz.Tug.
140
binalarında(19.yy)140rastlanır.
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:467
Harbiye
Binası
haricindeki,
bütün
111
binaların kapı ve pencere söveleri, duvardan dört-beş santim dışarı taşırılmıştır. Tuğla
duvar örgüsünün dışa taşırılmasıyla oluşmuştur. Harbiye binası ile Karaağaç kışlası
binalarının söveleri sıvasızdır. Daire-i Müşir binasının, balkon açıklıkları, Harbiye
Hizmet binasının giriş kapısı ve her iki yanındaki pencere ile Mahmudiye Kışlasındaki,
L planlı binanın, köşelerinde yer alan pencere açıklıklarının, söve dikmesi, sütun başlığı
formunda plasterden oluşur.
5.4.3.Silme, Korniş ve Plasterler
Edirne’deki askeri yapıların, tamamının esas girişin bulunduğu cephesinde, silme ve
kat kornişi yer alır. Tek katlı yapıların diğer cephelerinde, saçak kornişleri yer alır.
Silmeler, kaval, düz, armudi, içbükey ve profillidir. Kat aralarında , genellikle kademeli
korniş veya düz silmeler uygulanırken, kaval silmeler pencere altlarından veya
üzerinden geçirilmiştir. Korniş ve silmelerin hemen hemen tamamı cepheyi boydan
boya dolaşan, denizlik silme grubuna girer. Cephenin bazı kapı ve pencere
açıklıklarının üzerindeki kornişlere, Süvari kışlası ve Daire-i Müşir binasında rastlanır.
Eteklik silme, Karaağaç kışla binaları ile
Daire-i Müşir binasında görülür. Silme ve
kornişler, söve veya duvar örgüsünde kullanılan yapı malzemeleriyle aynıdır. Kalker
bazlı malzeme ile kireç taşı yoğunluklu kullanılan malzemedir. Silmelerin uygulandığı
bir diğer yer ise kapı, pencere kemerlerinin üzeridir. Daire-i Müşir binasının, balkon
açıklıkları, Harbiye Hizmet binasının giriş kapısı ve her iki yanındaki pencere ile
Mahmudiye Kışlası, “L” planlı binanın, köşelerindeki pencere açıklıklarıdır.
Cephelerdeki plaster uygulamaları, giriş kapılarının her iki yanında balkon
pencerelerinin yanlarında görülür. Profilli silmelerin yer aldığı, pencere kemerlerinin
üzengi taşı seviyesinde plasterlerin bitiminde sütun başlığına benzer uygulamalar
görülür. Karaağaç Kışla binaları ile Redif Dairesinin, cephelerinde, yayvan ve düşey
plasterler yer alır.
5.4.4. Kemer, Sütun ve Ayaklar
Kemer, kemerlerin kilit taşı, söveden taşırılarak, yukarı doğru genişleyen,
dikdörtgen formda yapılmıştır. Adil Alpay Kışlası, Kemal Tanca Kışlası Harbiye
112
Hizmet binası, Mahmudiye Kışlası “L” planlı binalarda, yuvarlak ve basık kemerli,
açıklıklar birlikte kullanılmıştır. Yuvarlak ve sivri kemerli pencereler, Harbiye
Binasında, kullanılmıştır. Düz lentolu ve yuvarlak kemerli pencereler, Daire-i Müşir ve
Süvari Kışlası binalarında birlikte kullanılmıştır. Timurtaş Asker Hastanesinde ise,
yuvarlak ve basık kemerli pencerelerle birlikte diğer binalarda olmayan dairesel formlu
göz pencerelerin kullanıldığı yapıdır. Redif Dairesi’nde, basık ve yuvarlak kemerli
pencerelerle birlikte sepet kulpu kemerli pencere kullanılmıştır. Pencereler değişik
formda, sövelerle çevrilmiştir. Askeri depo binalarında, kemer söveleri, pencerelerin
yarısı hizasındadır. İstanbul İç Tedarik Bölge Başkanlığındaki bütün depo binalarında
(19.yy)141 bu uygulama görülür.
Sütun, dış cephelerde, taşıyıcı özelliklerden çok, tamamen
dekoratif amaçlarla
kullanılmıştır. Dış cephedeki sütunlar,binaların ana girişlerini vurgulamak için öne ve
yukarı taşıntılı inşaa edilen ünitelerde, kullanılmıştır. Dairesel veya kare planlı sütunlar,
kare planlı taş kaideler üzerinde yükselmektedirler. Genellikle binanın esas girişinin
bulunduğu cephesinde, yer alan sütunlu bölümler, Daire-i Müşir Binası’nın kuzey ve
güney cephesinde dört mermer sütun, dor düzenindedir. Kenarları pahlanmış yüksek
kaide üzerindeki parçalı sütun gövdesi, konik ve yivlidir. Sütun başlığı, yumurta firizi
şeklindedir. Bina içerisindeki
sütunlar taşıyıcı özellikte olup, dışarıdakilerle aynı
formdadır. Müşirlik binasının holünde 10 sütun yer alır. General Kemal Tanca
Kışlası’ndaki, Harbiye Hizmet binasının, doğu cephesinde, konik ve silindirik gövdeli
dört adet taş sütun, kare planlı yüksek kaide üzerindedir. Aynı kışladaki, Harbiye
Binası’nın, zemin kat holündeki iki adet silindirik sütun taşıyıcı özelliktedir. Adil Alpay
(Sanayi Kışlası) daki, Redif Dairesi’nin, batıdaki, esas girişin önünde, dört adet kare
planlı sütun yer alır. Yüksek kare kaide üzerindeki sütunların, kenarı pahlanarak,
yivlendirilmiştir.
5.4.5.Örtü Sistemi
Kışla binaları, Binaların iç mekan örtüleri düz tavandır. Tavanlar, Timurtaş Askeri
hastanesi ile Daire-i Müşir binasında ahşap malzemedendir. Diğer yapılarda tavanlar,
restorasyonlarla betonarme ye dönüştürülmüştür. Binalar dıştan çatı formları
141
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:297.
113
uygulanmıştır. Bunlar, Tümen Karargahı (Daire-i Müşir) binasının tamamı, Harbiye ve
Ek Hizmet Binaları’nın bir bölümü kırma çatı, diğer bölümleri beşik çatı, Timurtaş
Askeri Hastanesi ile Süvari Kışlası Binalarının bazı bölümleri topuz çatı, bazı
bölümlerinin üst örtüsü kırma çatı formundadır. Çatılar, günümüzde Marsilya kiremidi
ile kaplıdır. Eski resimlerden, binaların çatı örtüsünün, alaturka veya düz kiremitle kaplı
olduğu anlaşılmaktadır.
Dikdörtgen planlı, tek katlı binalarda, Karaağaç Kışlası, Süvari Kışlası binalarında
beşik çatı örtüsü kullanılırken, binaların öne ve yukarı taşıntılı orta bölümleri ile köşe
çıkmalarında kırma ve topuz çatı formu uygulanmıştır.
Hamamlar, Kubbe, Timurtaş Askeri Hastanesi hamamı ile Mahmudiye Kışlası
hamamlarında uygulanmıştır. Mahmudiye kışlası( Kapalı Cezaevi) sınırları içerisinde
bulunan hamam’ın soyunmalığına ait üst örtüsü tamamıyla
yok olmuştur. Ilıklık
bölümü klasik dönem hamamlarında olduğu gibi üç bölümde ele alınmıştır. Eksen
yönünde kemerli bir bölmeyle onun hemen yanındaki helalara geçilir. Soğukluğun esas
bölümü ve helalar kubbe, geçiş bölümü aynalı tonoz örtülüdür. Sıcaklık kubbeli ve geçiş
pandandiftir. Eyvanlar aynalı tonoz, Halvet hücreleri trompla geçilen kubbelidir.
5.4.6. Ocak, Niş ve Panolar
Ocak, İncelediğimiz yapıların hemen hemen hepsi günümüze gelinceye kadar
kullanıldığından binaların iç mekanları ısı ve su tesisatları modernize edilmiştir. Bu
nedenle incelenen yapılar içerisinde, Timurtaş Askeri hastanesi’nin fırınına ait ocak
kalıntısı dışında hiçbir kalıntı yoktur.
Niş, kışla binalarının dış cephelerinde kare ve dikdörtgen planlı nişler görülür.
Bunlar; Süvari Kışlası binalarının, esas girişinin de bulunduğu cephelerinde pencere
altlarında, Daire-i Müşir binasının birinci kat pencerelerinin altında, ikinci kat
pencerelerinin alt ve üstünde, Timurtaş Askeri hastanesi’nin tek katlı kanatlarında,
düşey dikdörtgen kesitli yüzeysel nişler yer alır. Pencerelerin alt ve üstündeki, nişler
pencere ile aynı genişliktedir. İç mekanlarda yuvarlak ve sivri kemerli nişler yer alır.
Bunlar, Daire-i Müşir binası taşıyıcı duvarlarının koridora bakan cephelerinde görülür.
114
General Kemal Tanca Kışlası, Harbiye Binasının doğusu sonradan yapılan ilavelerle
kapatılmıştır. Cephedeki pencereler, bina içinde, niş şeklini almıştır. Askeri hastane’nin
duvarlarındaki nişlerden bazılarının içinde, kenarları iç bükey panolar yer alır. Daire-i
Müşir binasının, sütunlu bölümünün en üst seviyesindeki pano, mermerdir. İstanbul
Seferberlik Tetkik Kurulu binası (19.yy)142 , giriş bölümü panoları benzerdir.
5.5.Süsleme
İncelenen, Edirne’deki kışla yapıları çok zengin süslemeye sahip değildir. Süsleme,
mimari dekoratif öğelerle (silme,korniş,söve,kemer,sütun ve plaster vb.) sağlanırken,
kapı ve pencere kilit taşlarında bitkisel ve geometrik motifler görülür. Ahşap ve
kalemişi bezemeler binaların iç mekanında görülür. Silme, korniş, söve gibi, mimari
dekoratif
öğelerden,
yapı
elemanları
olarak
bahsedildiğinden,
bu
bölümde
tekrarlanmamıştır. Harbiye Binasının duvar örgüsünde taş ve tuğla dekoratif amaçla
kullanılmıştır.
5.5.1.Bitkisel Süsleme
Daire-i Müşir binasının, bazı kapı ve pencere, sövelerinin kilit taşında, kenger
yaprakları, Timurtaş Asker Hastanesi’nin bir penceresinde, karanfil motifi, taş oymadır.
General Adil Alpay Kışlası giriş açıklığı üzerinde, yer alan gülbezek’ler, zamanla yok
olmaya başlamıştır.
Daire-i Müşir binasının,
tavanlarındaki, panolarda ve bazı odaların tavanındaki
oymalarda, bitkisel motifler görülür. Birinci kattaki komutan odasının tavanı ortasındaki
oyma, dört bölümden oluşur. Ortada iç içe geçmiş,
kenger yapraklı bölümü elips
şeklinde kürecikler çevreler. İkinci bölümde kenger yaprakları arasında içinde üzüm ve
benzeri meyvelerden oluşan saksılar yer alır. İkinci bölüm helezoni bir kordonla biter.
Üçüncü bölüm, yaprak, kenger ve çiçeklerden oluşan demetler panolar halinde
birbirinden ayrılmıştır. Sekiz adet motifin arasında pirinç malzeme ile yapılmış yıldızlar
yer alır.
142
Yıldırım ve Tekkollu, 2001:272
115
Çakaloğlu Han’ın asma kat tavanında S kıvrımı ile diğer bitkisel motifler benzerlik
gösterir ( 1805/06 )143.
5.5.2.Geometrik Süsleme
General Adil Alpay Kışlası Redif Dairesi ve General Kemal Tanca Kışlası Harbiye
Hizmet Binası’nın giriş kapısındaki kilit taşı volüt işlemelidir. Harbiye Binası ile Dairei Müşir binasının esas cephelerinde, ay yıldız motifleri yer alır. Daire-i Müşir binasının
bazı pencerelerinin üzerinde sitilize iç içe geçmiş daireler geometrik süsleme öğeleri
olarak değerlendirilebilir. Harbiye Hizmet binasının üçgen alınlığı ortasında Osmanlı
Arması yer alır.
General Adil Alpay Kışlası, Redif Dairesi ile Daire-i Müşir Binaları’na ait kapı
kanatlarında, profilli silme içerisinde güneş şuası yer alır.
143
İnce, 1999:280
116
6. SONUÇ
117
6. SONUÇ
Edirne ve çevresinde ki askeri binaları konu alan bu çalışma kapsamında, Edirne’de
16 eser tespit edilmiştir. Bunlar; Mahmudiye Kışlası’nda (Edirne Kapalı Cezaevi) bir
bina, bir hamam, Süvari Kışlasında(Tunca Kışlası) üç bina, bir çeşme, General Adil
Alpay Kışlası’nda, (Trakya Üniversitesi Meslek Yüksekokulu) iki bina, General
Celalettin Alkoç Kışlası’nda (Karaağaç Kışlası) üç bina, bir hastane, General Kemal
Tanca Kışlası’nda(Harbiye Kışlası) iki okul binası, bir çeşme, şehir merkezinde, DaireMüşir (Tümen Karargahı) olmak üzere toplam 13 bina, 2 çeşme, bir hamam tespit
edilerek incelenmiştir.
Yapılan bu incelemede binaların inşa amacı ve günümüzdeki durumu ortaya
konulmuştur. Binaların, neo-klasik, karma(eklektik) ve ulusal mimarinin üslup
özelliklerini taşıdığı tespit edilmiştir.
Mahmudiye Kışlası (Edirne Kapalı Cezaevi) “L” planlı olan bina, inşa tarihinden
kısa süre sonra çeşitli tarihlerde yangınlar görmüş ve farklı kaynaklarda kışla, yanık
kışla olarak kayıtlara girmiştir. 1876 tarihinde büyük onarımlar gördüğü, bir bölümünün
de tekrar yapıldığını bildiğimiz binanın, Kapalı Cezaevi olarak kullanılması nedeniyle
binanın tamamı içerisine girerek inceleme yapma imkanı olmamıştır. Günümüzde
kullanılmayan ve cephelerde tarihi dokusunu koruyan batı yanındaki bu bölümünde
(Sarayakpınar Yolu kenarındaki blok) inceleme yapılabilmiştir. Bu inceleme sonucunda
binanın iç dokusunun tamamıyla değiştirildiği, duvarların kalınlaştırıldığı, kapı ve
pencerelerin cezaevi koşullarına göre demir olarak tadil edildiği tespit edilmiştir. Bina
çatı örtüsü tamamıyla yenilenmiştir. Batı kanadı, kapsamlı bir restorasyon ve onarım
beklemektedir.
General Fahri Özdilek Kışlası (Tunca Kışlası) olarak da kullanılan, Süvari Kışlası
Nisan 2005 de Trakya Üniversite’sine teslim edilmiştir. Kitabeleri olmayan yapılar
tarihlendirilmeye çalışılmıştır. Yapıların, süvari karargahı ve ahır binaları olduğu, fakat
bilinmeyen tarihlerde yapılan değişikliklerle, ahır binalarının askerlerin kalması için
uygun hale getirildiği bilinmektedir. Abdülhamit Albümü’nden alınan eski bir resim söz
konusu binalara benzemesine rağmen, günümüzde tek katlı görülen binalar resimde iki
118
katlı
olarak görülmektedir. Bu binalar Abdülhamit Albümü’nden alınan resimdeki
binalarsa, aynı formdaki benzeri binanın bugün yok olduğu söylenebilir. Günümüze
ulaşan binaların ise pencere ve kapılarının bir çoğu kapatılmış, yeni kapı ve pencereler
ilave edilmiştir. Çatı örtüsü günümüz koşullarına uygun Marsilya kiremidiyle
kapatılmıştır.
Tümgeneral Adil Alpay Kışlası (Sanayi Kışlası) na, kışlanın güneyindeki kemerli
açıklıktan girilmektedir.Bu açıklık üzerindeki Osmanlıca kitabe de, Hastane-i Askeri
ifadesi, nedeniyle kışla içerisindeki yapıların Askeri Hastane binasına ait olduğu
sanılmaktadır. Oysa gerçek de bu binalardan biri Redif Dairesi, diğeri Askeri Depo’dur.
Redif Dairesinin zemin katı güney cephesi ortasındaki pencerenin kapı haline
getirildiği, birinci ve ikinci kattaki bazı oda duvarlarının kaldırıldığı, bazı odalara ise
duvar eklendiği tespit edilmiştir. Askeri depo binasında, tarihi belirlenemeyen birçok
değişiklik yapılmıştır. Kapı ve pencere formlarındaki form ile köşelerdeki çıkma taş
örgü dışında tarihi doku değiştirilmiştir.
General Kemal Tanca Kışlasındaki bir avlu etrafındaki kare planlı binanın, orijinalde
iki binanın değişik tarihlerle eklentilerle birleştirilerek oluşturulduğu tespit edilmiştir.
Harbiye Mektebi’ne ait eski bir resimde, Harbiye Mektebi’ne ait esas binanın “L” planlı
ve “L” nin kısa kenarının bir bölümünün tek katlı olduğu görülür. Bu bina; Padişah
Sultan Abdülaziz devrinde ve Hurşit Paşa’nın Edirne Valiliği sırasında Acemi Oğlanlar
Kışlası olarak kullanılan arsa üzerine inşaa edilmiştir. Binanın zamanla ihtiyaçları
karşılayamaması nedeniyle, 1896-97 tarihlerinde binanın Mimar Sinan Caddesi’ne
bakan cephesine ek bina yaptırılmış, Cumhuriyet döneminde yeni eklentilerle bu iki
bina birleştirilerek bugünkü halini almıştır. Böylece kapalı bir iç avlu çevresinde
günümüze ulaşan kareye yakın dikdörtgen planlı yapı oluşmuştur. Harbiye binası
zemin katı doğu ve batı ucundaki odaların taşıyıcı duvarları kaldırılarak sütunlar
yerleştirilmiş. Harbiye binası ile ek bina kuzey ve güney cephelerden birleştirilmiştir.
Bina üzerinde restorasyon yapılmasına rağmen bu restorasyonun nerelerde ve ne şekilde
yapıldığı belirtilmemiştir. Yaptığımız araştırma sonucunda bu restorasyonun boyutları,
nerede başlayıp nerede bittiği ve hangi malzemelerin kullanıldığı tarafımızdan
belirlenmiştir.
General Celalettin Alkoç Kışlası’nda (Karaağaç Kışlası) Osmanlı Dönemi’ne ait üç
119
bina ve Cumhuriyet Dönemi’nde yapılmış muhtelif binalar bulunmaktadır. Kışla
binalarının yapı tarzı ve üslup özellikleri ulusal mimari dönemi özelliklerini
yansıtmaktadır. Binaların giriş kapıları yanında yer alan mermer levhalar üzerinde,
binaları yaptıran Mahmut Şevket Paşa’nın ismi ve inşa tarihi, 1911/1912 görülür.
Kışlada bu binaların kapı ve pencere formlarının benzerlerine nadiren başka binalarda
da rastlanır. Aynı kışla içerisinde bu binaların pencere formunu taşıyan yapı
kalıntılarına rastlanılmıştır. Bu kalıntılar genellikle tek katlı binalarda görülmektedir.
Bu binaların esas binalara ilaven depo ve ahır gibi binalar olduğu, cumhuriyet
döneminde çok büyük değişiklikler gördüğü değerlendirilmektedir.
Edirne’de varlığını bilmediğimiz dört asker hastanesinin tarihlendirilmesi yapılmış,
bunlardan yapı elemanları sağlam fakat kullanılamaz durumda olan Demirtaş Askeri
Hastanesi’nin yapım amacı, kullanımı ve bugünkü durumu ortaya konularak ayrıntılı
olarak incelenmiştir.
Demirtaş Asker Hastanesi 19.yüzyıl asker hastanelerinin genel özelliklerini taşıyan
Neo-klasik, eklektik (karma) üslupta yapılmış bir binadır. Yapıda günümüze kadar
büyük değişiklik olmamakla birlikte son dönemde kullanılmadığı için bakımı da
yapılmamıştır. Binanın zemin katı seviyesindeki pencereleri briketle örülerek binanın
yağmur, kar gibi doğal etkenlerden korunması sağlanmıştır.
Edirne’de tarihi dokusunu muhafaza eden tek askeri hastane binası olan Demirtaş
Asker Hastanesi günümüzde kullanılamayacak durumdadır. Bina zengin mimari üslup
ve dekorasyonu ile bir döneme ışık tutması açısından da son derece önemlidir. Bunun
dışındaki asker hastanelerinden Merkez Askeri Hastanesinden geriye bir duvar ve
hamamına ait kalıntılar dışında bir şey kalmamıştır. Metruk durumdaki Demirtaş Asker
Hastanesi’nin biran önce restore edilerek kültür merkezi haline getirilmesinin, Merkez
Askeri Hastanesi’nin içinde bulunduğu şehir çöplüğünün başka bir yere nakledilmesinin
uygun olacağı kanaatindeyim.
Daire-i Müşir (Tümen Karargah Binası) diğer binalara oranla daha gösterişli, zengin
süslemeleri olan, süsleme ve hareketin tüm cephelerde görüldüğü özgün bir eserdir.
120
Bugün Tümen Karargahı olarak kullanılan Daire-i Müşir Binası’nın tarihi dokusu hiç
bozulmamıştır.
Bu dönemde yapılan askeri yapıların, girişinin de bulunduğu esas cephelerinin
sütunlu olması, bazılarında orta ve yan bölümünün cepheden dışarı ve yukarı taşırarak
inşaa edilmesi, pencere ve kapı sövelerinin belirgin olması, cephelerinde yer alan
süslemelerin sade olması, bu süslemelerin sadece silmelerle belirtilmesi neo-klasik
üslubu işaret etmektedir. Bazı yapılarda üçgen alınlıklar, bazılarında ise şemsenin
bulunduğu bölümün yumuşak ve yuvarlak hatlarla belirtilmesi, bir yapı içerisinde kapı
ve pencere formlarında Osmanlı mimarisinde görülen bütün kemer düzenlemelerinin
cephelerindeki süslemenin çok zengin oluşu karma üslubu işaret etmektedir. Bütün bu
uygulamalar 19. yy.’nin mimari uygulamalarıyla örtüşmektedir.
19. yy.’dan sonra yapılan birçok resmi bina harap haldeyken, askeri birliklerin
konuşlu olduğu bu yapılar, günümüzde aynı cephe düzeniyle ayakta durmaktadır.
Binaların içinde yapılan değişikliklere sık rastlanılmaktadır. Bu değişiklikler, birliklerin
kuruluş ve teşkilatlarındaki değişikliklerle doğru orantılı olan, ilave ve çıkarılan
duvarlardır. Yapılan değişikliklerde binanın taşıyıcı elemanlarına dokunulmamıştır.
İncelediğimiz askeri binalardan sadece Harbiye Binası’nda inşa kitabesi vardır.
Diğer binaların hiçbirinde kitabeye rastlanılmamıştır. Bina üzerinde bulunamayan
kitabeler, “Ahmet Badi” ve “Oral Onur” un eserlerinden alınarak incelenmiştir. Bu
kitabelerin Edirne Müzesi ve özel koleksiyonerlerde olduğu değerlendirilmektedir.
Mevcut kitabelerin bulunarak, esas yerlerine iade edilmesi uygun olacaktır.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullandığı bu binalar çok büyük değişiklik görmeden,
aslını muhafaza etmiş olup, çağdaşı olan diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait bir çok
bina aslını muhafaza edememiştir.
Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da
binaların tarihi dokusu bozulmadan korunmalıdır.
121
KAYNAKÇA
Altıntaş,A.(2001) “Edirne’de İlk Askeri Kışla Ve Hastanesi (Bostancı Kışlasındaki
Hastane)”, I.Edirne Tıp Tarihi Günleri Bildirileri (3-4 Ekim 2001)
Altıntaş,A.(1995) “Edirne’de İlk Askeri Hastanenin 1841-1842 Yılları Arasındaki
Durumu Hakkında” I. Edirne Sarayı Sempozyumu Bildirileri 25-27 Kasım 1995, Edirne
Arseven,Esad C.(1954) Sanat Ansiklopedisi,Ankara: Milli Eğitim Basımevi,Cilt II.
Ahmet Badi, (2000) Riyaz-ı Belde-i Edirne(Edirne Şehir Tarihi),Çev:Ratip
Kazancıgil,İstanbul:Edirne Valiliği yayınları,Cilt-1,
Batur ,A.( 1985) “Batılılaşma Döneminde Osmanlı Mimarlığı” Tanzimat’tan
Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, İstanbul: İletişim Yayınları.
Beksaç,E. (1995) Avrupa Sanatına Giriş,İstanbul : Enin Yayıncılık,2.Basım.
Büyükişleyen ,Ö.(1993) Sanat Eserlerini İnceleme,Eskişehir.
Çiftçi, A.(2004) 19.Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Askeri Mimari ve İstanbul’da
inşa Edilen Askeri Yapılar, Yıldız Teknik Üniversitesi ,Yayınlanmamış Doktora Tezi,
İstanbul
Darkot, B.(1993)“ Edirne, Coğrafi Giriş ” , Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü
Armağan Kitabı ,Ankara: T.T.K Yayınları.
Dogdu ,Ç. Z. (2002) Doğdu, Kışla Mimarisi, Türkler Ansiklopedisi, Cilt:12,Ankara.
Hasol,D.(2002) Mimarlık Sözlüğü ,İstanbul:Yem Yayınları, 8.Baskı.
Edirne Gazetesi,2 rebülleval 1324 no:1315 13 Nisan 1322, Çeviri: Nilüfer Gökçe.
122
Edirne Gazetesi, 24 Ağustos1322 no.1324, Çeviri: Nilüfer Gökçe.
Edirne Salnamesi,H1319/M.1901 .s.923-925. Çeviri: Nilüfer Gökçe.
Edirne İl Jandarma Alay Komutanlığı,(2004):Edirne Kapalı Cezaevi,Jandarma tarihçe
klasörü.
Emecen, F. M. (1998)“Tarih Koridorlarında Bir Sınır Şehri: Edirne ”, Edirne
Serhat’daki Payitaht, İstanbul:Yapı Kredi Yayınları.
Esin,E.(1993) “ Muyanlık”,Uygur “Buyan” yapısından hakanlık Muyanlığına
(Ribat) ve Selçuklu Han ile Medresesinde gelişme. Malazgirt Armağanı, Ankara: Türk
Tarih Kurumu Basımevi, 2.baskı.
Eyice , S.(1981):XVIII:Yüzyılda Türk Sanatı ve Türk Mimarisinde Avrupa Neo-Klasik
Üslubu, Sanat Tarihi Yıllığı(1979-1980),İstanbul.
Eyice,S.(1997) Hamam,İslam Ansiklopedisi,İstanbul :Diyanet Vakfı Yayınevi,Cilt 15.
Eyice,S. (1993)“Bizans Devrinde Edirne Ve Bu Devire Ait Eserler, Edirne’nin 600.
Fetih Yıldönümü Armağan Kitabı,Ankara: T.T.K Yayınları.
Eyice, S.(1981) “XVIII. Yüzyılda Türk Sanatı Ve Türk Mimarisinde Avrupa Neoklasik Üslubu” Sanat Tarihi Yıllığı 1979-1980, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sanat Tarihi Enstitüsü, İstanbul.
Fırat, N. İ. (1999) “XX. Yüzyıl Başlarında Görülen Osmanlı Mimarisi” Osmanlı
Ansiklopedisi, Cilt;10, Ankara.
Genel Kurmay Başkanlığı,(2000): İç Hizmet Kanun Ve Yönetmeliği, Ankara
Genel Kurmay Başkanlığı,(1995): Türk Silahlı Kuvvetler Tarihi Osmanlı Devri,
Ankara Genelkurmay Basımevi, III. Cilt, 7. kısım,
123
Genel Kurmay Başkanlığı,(1987): Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Osmanlı Devri
Birinci Kosova Meydan Muhaberesi (15 Haziran 1389), Ankara:Genelkurmay
Basımevi, III.Cilt 1. Kısım eki
Genel Kurmay Başkanlığı,(1986):İç Hizmet Kanun ve Yönetmeliği, İstanbul:Bayrak
Yayımcılık.
Gökçe,N. ve Karlıkaya,E. (2001) “Edirne Merkez Asker Hastanesi”, Trakya
Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, Cilt: 18 Sayı: 2.
Güner ,Y. (2004) Edirne Askeri Tabyalarının Mimarisi ,Mimar Sinan
Ünversitesi(Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi),İstanbul
İnalcık,H.(1993)“ Edirne’nin Fethi (1361) ”, Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü
Armağan Kitabı, Ankara: T.T.K Yayınları.
İnce, K. (1999) “III.Selim – IV. Mustafa ve II. Mahmud Dönemi (1789-1839) Osmanlı
Mimarisi hakkında”, Osmanlı Ansiklopedisi, Cilt:10, Ankara.
Kazancıgil,R. (1999) Edirne Şehir Tarihi Kronolojisi(1300-1994),Edirne: Edirne
Valiliği Yayınları.
K.K.K, (1996): Türk Kara Kuvvetleri Tarihi, Ankara: Kara Kuvvetleri Basımevi.
Ketselli,N. R.(1999) Osmanlı imparotorluğunun Batışı,İstanbul :Arma Yayınları.
Köylüoğlu,N ve Tunca,A.(2002) Namazgahlı Meydan Çeşmesi,Yöre Dergisi, Edirne:
Anka Basımevi.
Mansel, M.A. (1993 )“ İlkçağda Edirne ”, Edirne’nin 600. Fetih Yıldönümü Armağan
Kitabı ,Ankara : T.T.K Yayınları.
Onur ,O.(1972) Edirne Türk Tarih Vesikalarından Kitabeler,İstanbul:Yenilik Basımevi.
124
Öney,G. (1989) Beylikler Devri Sanatı,XIV-XV.Yüzyıl,İstanbul:Türk Tarih Kurumu
yayınları.
Özbay, K. (1981) Türk Asker Hekimliği Tarihi ve Asker Hastaneleri, C.III, İstanbul.
Özalp,İ.(1999) Kısa Edirne ili Tarihi, Edirne Ticaret Borsası.Edirne
Öz,T. (1993): Edirne Yeni Sarayında Kazı ve Araştırmalar, Edirne’nin 600. Fetih
Yıldönümü Armağan Kitabı, İstanbul:T.T.K Yayınları.
Özcan ,A.(1997):“Karakol Binaları”, İslam Ansiklopedisi, Cilt.23, Diyanet Vakfı
Yayınevi, İstanbul,
Peremeci, N.O.(1939) Edirne Tarihi, İstanbul :Resimli Ay Matbaası.
Sarı,A.(2000) Düşey sirkülasyon Elemanları Merdivenler. İstanbul :Yem Yayıncılık.
Sarıcalıoğlu, M.E.(1997) II.Mahmut Döneminde Edirne’nin Sosyo-Ekonomik
Durumu,İstanbul Üniversitesi,Yayınlanmamış Doktora Tezi,İstanbul.
Sözen,M.(1993) Türk Mimarisinin Tarihsel Gelişim,İstanbul:İstanbul Üniversitesi
Yayını.
Sözen,M. ve Tanyeli,U.(1992) Sanat Kavram ve Terimleri Sözlüğü,İstanbul: Remzi
Kitabevi.
Tekeli,İ. (1999): “19.Yüzyılda İstanbul Metropol Alanının Dönüşümü” Modernleşme
Sürecinde Osmanlı Kentleri, İstanbul :Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Tosyavizade Rıfat Osman.(1994): Edirne Rehnüması (Edirne Şehir
Klavuzu),İstanbul: Türk Kütüphaneciler Derneği Edirne Şubesi Yayınları.
Ülgen,S.A.(1977) “Hamam”,İslamAnsiklopedisi, İstanbul: M.E.B.Yayınları, 5.Cilt.
125
Yıldırım,N. ve Tekkollu L. (2001): Yaşayan Tarihi Ve Kültürel Askeri Yapılar,Ankara
TürkTarih Kurumu Yayınları.
54.Mknz.P.Tug, (2002):Kışla Tarihçe Defteri,Edirne.
54.Mknz.P.Tug, (2001): General Fahri Özdilek Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.
54.Mknz.P.Tug, (2001): General Celalettin Alkoç Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.
54.Mknz.P.Tug, (2001): General Kemal Tanca Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.
54.Mknz.P.Tug, (2001): Tümgeneral Adil Alpay Kışlası Kışla Tarihçe Defteri, Edirne.
126
Download
Random flashcards
canlılar ve enrji ilişkileri

2 Cards oauth2_google_d3979ca9-59f8-451c-9cf7-08c5056d5753

Create flashcards