iki insan

advertisement
iki
insanzu
u
v
a
l
ı
K
i
c
m
i
t
Eği
İstanbul, 2016
İki İnsan - Eğitimci Kılavuzu
Editör
Hatice Işılak Durmuş
Sedide Akbulut
Yazarlar
Alpaslan Durmuş
Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz
Fatma Bayram
Prof. Dr. Halil Ekşi
Hatice Işılak Durmuş
Doç. Dr. Huriye Martı
Yrd. Doç. Dr. Mustafa Otrar
Neriman Karatekin
Sedide Akbulut
Fotoğraf ve Çizimler
fotolia.com
Grafik Tasarım ve Uygulama
Nevzat Onaran
Kapak Tasarımı
Nevzat Onaran
Redaksiyon ve Tashih
Hatice Işılak Durmuş
Derya Ayyıldız
Yasemin Kahriman
Yapım ve Baskı Öncesi Hazırlık
Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları Merkezi
Yayıncı Sertifika No: 16146
Ferah Mah. Ferah Cad. Bulduk Sok. No: 1
34692, Üsküdar, İstanbul
Tel/Faks: (+90 216) 481 30 23
www.edam.com.tr • [email protected]
ISBN
978-605-84952-3-4
2. baskı, Kasım 2016, İstanbul
Baskı
Limit Ofset, Litros Yolu 2. Matbacılar Sit. ZA-13
Topkapı / İstanbul Tel.: 0212 567 45 35
İletişim
Genel Merkez
Küçük Çamlıca Mah. Kısıklı Cad. No: 112/A
Üsküdar / İstanbul
Tel: +90 (216) 325 03 07 • Fax: +90 (216) 325 03 09
www.kadem.org.tr • [email protected]
Ey insanlar!
Sizi bir tek candan
yaratan, ondan da
eşini yaratan ve
her ikisinden pek
çok kadın ve erkek
meydana getiren
Rabbinize karşı
sorumluluğunuzun
bilincinde olun.
4 / Nisa, 1
iki
insanzu
u
v
a
l
ı
K
i
c
Eğitim
İçindekiler
BÖLÜM I
KADEM Hakkında........................................................... 5
BÖLÜM II
Eğitimci Olmak... ........................................................... 25
BÖLÜM III
Seminer Sunum Kılavuzu ....................................... 42
BÖ
M
Ü
L
I
.
.
.
M
a
E
d
D ın
A
K kk
a
H
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Biz Kimiz?
KADEM Kadın ve Demokrasi Derneği, toplumun kadın meselelerini devletle el ele tartışabileceği platformlara ihtiyacı olduğunu gören ve kadın haklarına insan hakları açısından bakılması
gerektiğini düşünen 16 kurucu üyenin bir araya gelmesiyle 8
Mart 2013 tarihinde kurulmuştur.
KADEM, toplumun ana taşıyıcısı olan kadınlarımızın geleneksel
değerlere karşı hassas, bu değerlerin uygulayıcısı ve demokrasinin inşası için bilinçle faaliyet gösteren etkin birer aktör hâline
gelmelerine hizmet etmek amacıyla yola çıkmıştır. Kadınımızın
ulusal ve uluslararası platformlarda yer almasını sağlamak üzere
siyasal, ekonomik ve sosyal alanlarda kalkındırılması yönünde
önemli çalışmalara imza atmayı hedeflemektedir.
KADEM, ideolojisini “cinsiyet adaleti” kavramından almaktadır.
Aileye hak ettiği değeri vermeyi ve bu bağlamda kadının yaratılıştan gelen özelliklerini göz önünde bulunduran adaletli ve
hakkaniyetli bir bakış açısını toplumun her alanında ve her kesiminde var etmeyi kendisine görev edinmiştir.
6
K A D E M
H A K K I N D A . . .
Bir sivil toplum hareketi olarak kadın meselelerine toplumsal
meseleler açısından yaklaşılması gerektiğini düşünen KADEM,
kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, rollerin adil, hakkaniyetli ve dengeli şekilde dağıtıldığı, her türlü ayrımcılığın ortadan
kaldırıldığı bir düzen inşa etme gayreti içerisindedir. Toplumsal
meselelere salt kadın ve cinsiyet odaklı değil, insan olmak ve
insan hakları kapsamında bakan KADEM, kadın-erkek ayrımı
yapmadan, kadınıyla erkeğiyle hep bir arada topluma hizmet
eden bir merkezdir.
Çağdaşlık ve uygarlık söyleminin ürettiği tek tip kadın modeli
yerine KADEM, farklı kadın kimliklerinin demokrasiyi güçlendirdiğine inanmaktadır. Bu sebeple, kadının kimlik, kişilik ve
özgürlük mücadelesini desteklemektedir. Bu farkıyla KADEM,
kadınların kendilerine yer buldukları, değişen Türkiye’nin yeni
kadın hareketidir.
7
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Misyonumuz
•• Ülkemizdeki mevcut siyasal, sosyal ve ekonomik düzenin
gelişimine katkı sağlamak amacıyla kadınlarımızın birikimlerini, yeteneklerini verimli olarak kullanabilecekleri uygun
zemini sağlamak,
•• Kadının aile içi ve sosyal rollerinin dengelenmesi adına, kadın hakları ve fırsat eşitliği konusunda toplumda ortak bir
bilinç oluşturulmasını sağlamak,
•• Kadın haklarını koruyarak demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygının geliştirilmesine ve sağlamlaştırılmasına katkıda bulunmak,
•• Kadın ve aileyle ilgili olarak hayatı anlamlandıran sağlık, hukuk, çevre, sanat, spor, medya, ahlaki değerler gibi her konuyu çalışma sahası içerisinde kabul etmek,
•• Kadınların aile içinde, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatta
üretken bireyler olmalarını desteklemek,
•• Örgütlü sivil toplumun; kadınların vatandaşlık hakları, insan
hakları ve demokratik reformlarla ilgili çalışmalarını desteklemek.
Bu çerçevede KADEM kadınların sosyokültürel, ekonomik ve
siyasal hayata aktif katılımlarını sağlayarak, kadınların demokratik haklarının bilincinde olmalarını destekleyici, mesleki gelişimlerine yönelik projeler ve aktiviteler gerçekleştirerek; araştırma, inceleme ve yayın çalışmalarını teşvik etmek, yürütmek ve
yaymayı amaçlamaktadır.
8
K A D E M
H A K K I N D A . . .
Vizyonumuz
•• Misyonumuz doğrultusunda farklı sahalarda çalışan ve farklı
birikimlere sahip, toplumun önde gelen kadınlarından oluşan bir beyin takımı oluşturarak Türkiye kadınının öz değerlerini muhafaza edebilen, ulusal ve uluslararası platformlarda
dünya kadınları ile rekabet edecek düzeye getirebilen,
•• Geliştirdiği çözümlerle kadınlarımızın hayatını kolaylaştırabilen ve zenginleştirebilen,
•• Kadınlarımızın sadece aile hayatında değil sosyal, kültürel,
siyasal ve ekonomik hayatta da aktif birer birey olmalarını
sağlayan,
•• Ülkedeki eğitim ve kadın alanındaki çalışmalarıyla, uluslararası iş birliğine katılımın gerçekleştirilmesine yardımcı olan,
•• Kurum ve kuruluşlar arası iş birliği sayesinde kadının demokratik haklarına ulusal ve uluslararası boyut kazandıran,
•• Dezavantajlı kadınların ağırlıklı olduğu kesimlere fırsat eşitliği sağlayan,
•• Türkiye’deki kadın çalışmalarının tanıtılması ve sosyokültürel
değerlerin yaygınlaştırılmasını sağlayan, bir sivil toplum kuruluşu olma vizyonunu benimsemekteyiz.
9
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Temel Amaçlarımız
•• Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve siyasal gelişimi için çağdaş,
yetenekli, girişimci ve nitelikli kadınların ekonomik, sosyal
ve siyasal gelişimlerine katkı sağlamak,
•• Bu çerçevede DERNEK engelli olan veya olmayan genç, yaşlı,
yetişkin kadınların hukuki, ekonomik, sosyal, siyasal, sanatsal vb. alanlarda yaşama katılımını sağlayarak, demokratik
hak hukukun bilincinde bireysel ve mesleki gelişimlerine
yönelik projeler ve aktiviteler gerçekleştirerek Türkiye’nin; siyaset, ekonomi, sanat, kültür, bilim, teknoloji vb. alanlarında
gelişimi için araştırma, inceleme, yayın vb. çalışma yöntemleri doğrultusunda katkı sunmak, bu tür çalışmaları teşvik
etmek, yürütmek ve yaymaktır.
Neden Toplumsal
Cinsiyet Adaleti?
Kadın hareketlerinin ve feminizmin en temel tezlerinden biri
kadın ve erkeğin birbirine eşit oluşudur. Ancak eşitlik kavramı
kadın ve erkeğin yapısal farklılıklarıyla bir arada değerlendirildiğinde tartışmaya açık bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
Klasik feminist yaklaşımlar kadın sorunlarını genellikle salt kadın-erkek arasındaki eşitliğe indirgeyerek çözme eğilimindedir.
Bu yaklaşım aslında erkek cinsindeki nitelikleri baz alarak kadını erkeğe eşitleme çabasından ibarettir. Kadına haklarının iadesi
fırsatını sunmaktan ziyade, kadının erkeğe göre zayıf ve ikincil
pozisyonda olduğunun peşinen kabulüdür. Bu eşitlik arayışında,
10
K A D E M
H A K K I N D A . . .
kadın daha çok erkekleşerek var edilmeye çalışılmış ve kadınlık
kimliğinden koparılmıştır. Aile ise soğuk bir hukuk kurumuna
dönüştürülmüştür.
Öte yandan kadınları ayrı bir toplumsal grup olarak gören feminist yaklaşımların evrensellik vurgusuyla ortaya koyduğu kadınlık söylemi, daha sonra kadınların farklılıklarını gözetmeyerek
homojen bir kadın imajı ortaya koymaya başlamıştır. Farklılıkları görmezden gelen tek tipleştirici kadın tasavvurunun neticesi
olarak geliştirilen ve kadının toplum içerisindeki statüsünü
arttırmayı hedefleyen eşitleyici politikalar ise kadının erkekleşerek belli mevziler kazanmasına ve kadın kimliğinde kırılmalara
sebep olmuştur.
Zaman içinde eşitlik kavramının yetersiz kaldığı fark edildiğinde
“yasal ve hukuki eşitlik”, “toplumsal cinsiyet eşitliği”, “fırsat eşitliği”, “hak ve sorumluluklarda eşitlik” ve “pozitif ayrımcılık” gibi
alternatif kavramlar üretilmiştir. Ancak bu alternatif kavramlarla
gerek siyasal hayatta (kota vb.) gerekse kamusal hayatta (işe
alınma vb.) çeşitli düzenlemeler yapılmasına, tüm bu çözüm arayışlarına, eşitleyici politikalara ve yasal düzenlemelere rağmen
kadına ve farklı kadınlık rollerine ilişkin sorunlar, kadınların
yaşadıkları mağduriyetler ne yazık ki hâlâ devam etmektedir.
Hukuksal ve yasal eşitlik, hiçbir ülkede siyasal hayata katılımda
veya kamusal alanda kadınların mağduriyetini giderici, uygulamaya yönelik tam bir çözüm getirememiştir.
Oysa toplumsal denge, huzur ve sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi için ayrıştırıcı politikaların yerine her toplumun kültürel
dinamiklerini gözeten, bütünleyici bir yaklaşım sergilenmesi;
kadın ve erkeğin birbirini tamamlayan, aynı öze sahip iki eş
değer varlık olarak görülmesi gerekmektedir. Nitekim kadın ve
erkek arasında yaratılıştan gelen bir üstünlük veya zayıflık bulunmamaktadır. Kadınlık ve erkeklikten bağımsız olarak insan
olarak yaratılmış olmak, bizatihi ontolojik açıdan eşitliği göste-
11
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
rir. İnsan olarak aynı öze, aynı ontolojik değere sahip olan kadın
ve erkeğin toplumsal hayat içinde de aynı imkân ve fırsatlara
sahip olması ise kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Eş değerlilik, iki varlığın mevcut farklılıkları ve özellikleriyle
diğeri nezdindeki değerini, ağırlığını ifade eder. Kadın ve erkeğin birbiri karşısında eş değerlilik perspektifinden hareketle
konumlandırılması, fıtrata da daha uygun bir kavramdır. Cinsiyet eşitliği kavramının mevcut çıkmazlarına karşın cinsiyet
adaleti, adil ve hakkaniyetli paylaşımı ve rol dağılımını ele alan
bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın-erkek arasındaki ilişkilerde ve toplumsal hayatın dizaynında hakkaniyetli,
adaletli, ölçülü, dengeli ve insaflı olmak durumunu ifade eden
bu kavram, kadın sorunlarına sonuç odaklı bir çözüm arayışının
neticesi olarak ortaya konulmuştur. Toplumsal cinsiyet adaleti,
eşitlik için verilen mücadeleyi gözeterek kadın hakları konusunda kadınların özel durumlarını dikkate alacak daha kapsamlı bir
yaklaşım geliştirmeye çalışmaktadır. Toplumsal cinsiyet adaleti,
kadını korurken erkeği de mağdur etmeyecek, toplumsal refahı
önceleyen bir düzenin geliştirilmesi noktasında yapıcı uygulamaları beraberinde getirecektir. Bu yaklaşım, kadının doğası ile
ters düşmeden toplumsal hayatta sağlıklı bir şekilde var olmasını
sağlayacak, insanlar arasındaki farklılıkların dezavantaja dönüşmediği cinsiyetler üstü bir düzeni getirecektir.
Şu hususu da gözden kaçırmamak gerekir ki adalet kavramına
vurgu yapmak eşitliği bir kenara bırakmak değildir. Eşitlik gereklidir ancak kadınların ve erkeklerin sosyal, siyasal ve ekonomik hayatlarında adaletin tesis edilmesi noktasında yeterli değildir. Dolayısıyla eşitliği içeren ancak sosyal rollerde ve pratiklerde
kadınlar ve erkekler için eşitliğin ötesine giden toplumsal cinsiyet adaleti yaklaşımını veya anlayışını tesis etmek bugünün modern toplumları için bir gerekliliktir.
12
K A D E M
H A K K I N D A . . .
Nasıl Çalışıyoruz?
KADEM çalışmalarını komisyonlar eliyle yürütür. KADEM’de
komisyonlar ve çalışma alanları şunlardır:
Akademik Araştırma Geliştirme Komisyonu:
Sayısal verilerin, bilimsel çalışmaların toparlanmasını ve raporlamasını yapar, ulusal ve uluslararası hakemli kadın dergisi çıkarır.
“Kadın ve siyaset”, “kadın ve hukuk”, “kadın ve ekonomi”, “kadın
ve şiddet”, “kadın ve aile”, “kadın ve kültür” konularında akademik
literatürü takip eder ve bu konularda yayınlar yapar.
Basın Medya İletişim Komisyonu:
Derneğin medya dünyası ile olan ilişkilerini düzenler, sosyal
medya ile yazılı ve görsel medyada yer alan olumlu veya olumsuz
kadın haberlerine tepki verir, yazılı basın bildirileri ve açıklamalar
yapar. Medya dünyasından kadın yazarları ve çalışanları bir araya
getirir ve KADEM’in çalışma alanlarına yönelik programların
yapılmasını organize eder. Derneğin tanıtımına yönelik çalışmalar
yapar, sosyal medyadaki lansmanını yürütür, web sitesini takip
eder, faaliyetlerinin duyurulmasında ve tanıtılmasında basın kuruluşlarının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar.
Dış İlişkiler Komisyonu:
Yurt dışındaki kadın örgütleri ile iş birliği yaparak uluslararası
konferanslar, seminerler, saha ziyaretleri düzenler. Kadın temalı
uluslararası yayınları takip eder.
Eğitim Komisyonu:
Derneğin eğitim dünyası ile olan ilişkilerini düzenler, eğitim
faaliyetlerini takip eder; seminer, konferans vb. etkinlikler organize eder.
13
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Gençlik Komisyonu:
Genç üyelerin derneğe kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapar. Gençlere yönelik projeler üretir. Üniversiteler ve gençlerle
ilgili faaliyetler yapan sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapar.
“Genç Liderler Yetiştirme Programı” düzenler.
Halkla İlişkiler Komisyonu:
Derneğe yeni üye kazanımını sağlamaya yönelik organizasyonlar
tertip eder, mevcut üyelerin aidiyet hissiyatlarını pekiştirecek
“üye buluşmaları” düzenler. Derneğin ulusal ve uluslararası lansmanıyla ilgili projeler üretir.
Hukuk Komisyonu:
Kadınların yasal haklarını ve yapılan idari düzenlemeleri öğrenmelerine yardımcı olur; bu konuda kampanyalar, eğitimler,
seminerler, kitaplar hazırlar.
İş Dünyası ve Ekonomi Komisyonu:
İş dünyasındaki ve çalışma hayatındaki kadınların sorunlarını
tespit eder ve bu sorunların çözümüne yönelik projeler üretir.
Kadınların meslek sahibi olmasına katkı sağlayacak faaliyetler
organize eder.
Kültür ve Sanat Komisyonu:
Toplumuzda sanatın geliştirilmesine, sanata dair farkındalık
oluşturulmasına ve çeşitli sanat dallarının tanıtılmasına yönelik
faaliyetlerde bulunur. Kadın sanatçılarımızın desteklenmesi,
toplumla buluşturulması için projeler geliştirir.
Temsilcilik ve Şubeleşme Komisyonu:
Temsilcilik ve şubeleşme oluşumu için gerekli faaliyetlerle ilgilenir. Türkiye genelinde açılacak temsilcilik ofislerinde ve
şubelerinde yürütülecek faaliyetleri denetler. Temsilcilik ofisleri
arasındaki iletişimi sağlar.
14
K A D E M
H A K K I N D A . . .
Toplumsal Farkındalık ve Destek Komisyonu:
Kadının sosyoekonomik, sosyokültürel ve sosyopsikolojik gelişimine katkı sağlayacak organizasyonlar ve kampanyalar düzenler.
Toplumda duyarlılık geliştirilmesi gereken noktalarda özelde
kadınlar arasında ve genelde toplumun bütününde farkındalık
yaratmaya yönelik görsel ve yazınsal faaliyetlerde bulunur. Kadına dair güncel konularda gündem oluşturur veya gündeme dair
kampanyalar / organizasyonlar düzenler.
Temsilciliklerimiz
KADEM temsilcilikler eliyle faaliyetlerini yurt çapında genişletmeye devam etmektedir. Şu ana kadar 15 ilde temsilciliğimiz açılmıştır: Ankara, Antalya, Denizli, Batman, Bursa, Elazığ, Erzurum,
Gaziantep, Kahramanmaraş, Karabük, Konya, Malatya, Sakarya,
Samsun, Trabzon.
15
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
27 Temmuz 2013 Cumartesi
22 Ağustos 2013 Perşembe
İlk KADEM iftarı
Kadın ve Hukuk
Çalıştayı
31 Ağustos 2013 Cumartesi
Prof. Dr. Ömer Çaha
ile “Feminizm” konulu
söylem çalışması
28 Eylül 2013 Cumartesi
Yrd. Doç. Dr. Zeynep
Şahin Mencütek ile
“Kadın ve Siyaset”
konulu söylem
çalışması
28 Eylül 2013 Cumartesi
“Yerel Yönetimler Temel Eğitim
Programı”nın başlaması
04 Ekim 2013 Cuma
09 Kasım 2013 Cumartesi
25 Kasım 2013 Pazartesi
25 Kasım 2013 Pazartesi
14 Aralık 2013 Cumartesi
Dr. Nazife Şişman
ile “Kadın ve Sosyal
Hayat” konulu söylem
çalışması
“Kadına Yönelik Şiddete
Karşı Uluslararası
Mücadele Günü”
etkinlikleri
“Erkeksen Öfkeni
Yen!” kampanyasının
başlangıcı
“Yerel Yönetimler Temel
Eğitim Programı”
sertifika töreni
Kadına yönelik
çalışmalar yapan sivil
toplum kuruluşları ile
“STK’lar Arası İletişim
Ağı” oluşturulması
08 Ocak 2014 Çarşamba
İlk “Kadının Yasal
Hakları Eğitimi”
17 Ocak 2014 Cuma
TRT Türk Halk Müziği
sanatçısı Aysun
Gültekin ile “Sanat ve
Kadın” temalı müzikli
söyleşi
23 Ocak 2014 Perşembe
“Erken Yaşta Evliliklere
Karşı Mücadele”
çalıştayı
23 Ocak 2014 Perşembe
Sosyal medyada
“Çocuktan Gelin
Olmaz” başlığı ve
#insafagelin etiketiyle
kampanya başlangıcı
08 Şubat 2014 Cumartesi
Avukat Fatma Benli’nin
sunumuyla “28 Şubat
Sürecinde Kadın Nerede?”
başlıklı konferans
13 Şubat 2014 Perşembe
19 Şubat 2014 Çarşamba
21 Şubat 2014 Cuma
22 Şubat 2014 Cumartesi
28 Şubat 2014 Cuma
Medyada “Benim de
Şikâyetim Var” basın
açıklamasına dair
haberler
“Kadın Konukevleri
Çalıştayı”
“Yerel Yönetimler Kadın
Aday Eğitimi”
Kartal Adliyesi önünde
“Benim de Şikâyetim
Var” basın açıklaması
“II. STK İletişim Ağı
Çalıştayı”
28 Şubat 2014 Cuma
Dernek Başkanı Yrd.
Doç. Dr. E. Sare Aydın
TV360’ta
16
28 Şubat 2014 Cuma
Dernek Başkanı Yrd.
Doç. Dr. E. Sare Aydın
Kanal 24’te
07 Mart 2014 Cuma
“Demokrasi
Bağlamında Kadın
STK’ların Rolü”
Çalıştayı
07 Mart 2014 Cuma
Prof. Dr. Ömer Çaha’nın
“Kadın ve Demokrasi
İlişkisi” üzerine
konferansı
08 Mart 2014 Cumartesi
8 Mart Dünya Kadınlar
Günü Kutlamaları
K A D E M
H A K K I N D A . . .
29 Kasım 2014 Cumartesi
24-25 Kasım 2014 Pzt-Salı
10-11 Kasım 2014 Pzt-Salı
10 Kasım 2014 Pazartesi
29 Ekim 2014 Çarşamba
Sayın Cumhurbaşkanımıza
hayırlı olsun ziyareti
Gaziantep
temsilciliğinin açılışı
Uluslararası Savaşın
Mağdur Ettiği Kadınlar
Paneli
“Uluslararası Kadın ve
Adalet Zirvesi”
Denizli temsilciliğinin
açılışı
25 Ekim 2014 Cumartesi
“Semavi Dinlerde
Kadın Tasavvuru”
isimli seminer dizisinin
Hümeyra Günalp’in
konuşması ile “Kur’an-ı
Kerim’de Kadın
Tasavvuru” konulu ilk
oturumu
18 Ekim 2014 Cumartesi
11 Ekim 2014 Cumartesi
KADEM yönetici ve
üyeleri kahvaltısı
Şaban Abak ile
“Çağımızın Öncü
Mütefekkiri Sezai
Karakoç ve Diriliş
Düşüncesi” temalı
söyleşi
30 Eylül 2014 Salı
“Kadına Yönelik Şiddet
ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesinde İstanbul
Sözleşmesi Çalıştayı”
30 Eylül 2014 Salı
“Kadına Yönelik Şiddet
ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesinde İstanbul
Sözleşmesi Çalıştayının
Sonuç Raporu” sunumu
02 Ağustos 2014 Cumartesi
26 Temmuz 2014 Cumartesi
15 Temmuz 2014 Salı
15 Temmuz 2014 Salı
14 Haziran 2014 Cumartesi
Prof. Dr. Mervat Hatem
ile “Arap Baharı
Sürecinde Mısır’da
Kadın Hakları” temalı
söyleşi
İsrail Başkonsolosluğu
önünde İsrailli kadın
milletvekili Ayelet
Shaked’e yönelik
protesto düzenlenmesi
İkinci KADEM iftarı
KADEM Başkanı Yrd.
Doç. Doç. E. Sare Aydın
Yılmaz’ın Kanal24,
Ülke TV, TVnet, TV360
ve Kudüs TV’de canlı
röportajı
“Seda Sayan Show”
programı hakkında
Çağlayan adliyesinde
suç duyurusunda
bulunulması
13 Haziran 2014 Cuma
Yrd. Doç. Dr. Yalçın
Çetinkaya ile “İslam
Medeniyetinde
Muhafazakârlık
Bağlamında Musiki
Sanatı ve Kadının Rolü”
temalı söyleşi
31 Mayıs 2014 Cumartesi
“Kadın Liderlik Eğitimi”
eğitim programının
başlangıcı
24 Mayıs 2014 Cumartesi
“KADEM Komisyon
Faaliyetleri ve Strateji
Geliştirme Çalıştayı”
20 Mayıs 2014 Salı
Diyarbakır’da çocukları
dağa götürülen
annelerin oturma
eylemine destek
vermek amacıyla
Diyarbakır Dağkapı
Meydanı’na gidiş
16 Nisan 2014 Çarşamba
“Türkiye’de Kadınların
Sosyal, Kültürel, Siyasal
ve Ekonomik Durumu
Araştırması” basın toplantısı
18 Mart 2014 Cumartesi
10-21 Mart 2014 Pazartesi10 Mart 2014 Pazartesi
08 Mart 2014 Cumartesi
08 Mart 2014 Cumartesi
“Kadın ve Demokrasi
Buluşması”
“Kadın Varsa
Demokrasi Var”
kampanyasının
başlaması
28 Şubat davası için
ceza mahkemelerine
şikâyet dilekçeleriyle
toplu başvuru
Cuma
Birleşmiş Milletler
Kadının Statüsü
Komisyonu 58.
toplantısına katılım
“Yerel Yönetimler
Sertifika Programı”nın
başlaması
17
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
17 Aralık 2014 Çarşamba
Konya Temsilciliğinin
açılışı
20 Aralık 2014 Cumartesi
Ankara temsilciliğinin
açılışı
27 Aralık 2014 Cumartesi
Sakarya temsilciliğinin
açılışı
21 Ocak 2015 Çarşamba
“Kadına Yönelik Şiddet
ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesinde İstanbul
Sözleşmesi Çalıştayı
Raporu”nun basın lansmanı
21 Ocak 2015 Çarşamba
Uluslararası 2. Aile Konferansı’nda
KADEM’in moderatörlüğünü yaptığı
“Aile ve Kadın-Erkek Arasında
Adalet” başlıklı çalıştayın sonuç
raporunun yayımlanması
28 Şubat 2015 Cumartesi
06 Mart 2015 Cuma
08 Mart 2015 Pazar
23 Mart 2015 Pazartesi
28 Mart 2015 Cumartesi
Altı oturumluk
”Semavi Dinlerde
Kadın Tasavvuru”
adlı seminer dizisinin
sonuncusu
Cumhurbaşkanlığı
Sarayı’nda gerçekleşen
kadına yönelik şiddet
konusunun ele alındığı
yemeğe katılım
ABD’de TÜRKEN
Vakfı’nın Kadınlar Günü
konserine ve panele
katılım
“Toplumsal Cinsiyet
Adaleti” başlıklı kongre
Alev Alatlı’nın
sunumuyla “Değişen
Türkiye’de Adalet”
konferansı
15 Nisan 2015 Çarşamba
“Kadın Haklarına Farklı
Yaklaşımlar: Eşitlik ve
Adalet” paneline katılım
18 Nisan 2015 Cumartesi
KADEM ve KAYÇAD iş
birliğinde düzenlenen
“Mobbing ile Mücadele
Çalıştayı”
30 Nisan 2015 Perşembe
“Kadın ve Siyaset
Sempozyumu”
28 Mayıs 2015 Perşembe
Malatya temsilciliğinin
açılışı
29 Mayıs 2015 Cuma
Kahramanmaraş
temsilciliğinin açılışı
01 Haziran 2015 Pazartesi
05 Haziran 2015 Cuma
10 Haziran 2015 Çarşamba
12 Haziran 2015 Cuma
12 Haziran 2015 Cuma
Özgecan Aslan davasını takip
için Tarsus’a giden KADEM
temsilcilerine çirkin saldırı
Özgecan Aslan’ın katillerinin
yargılanmasına ilişkin
davada Özgecan’ın ailesine
destek vermek, katillerin adil
yargılanmasını talep etmek
amacıyla Tarsus’a gidilmesi
Elazığ temsilciliğinin
açılışı
Antalya temsilciliğinin
açılışı
Belçika İstanbul
Konsolosluğu önünde
Mahinur Özdemir’e
destek basın
açıklaması
28 Haziran 2015 Pazar
Üçüncü KADEM iftarı
05 Temmuz 2015 Pazar
Erzurum temsilciliğinin
açılışı
18
06 Temmuz 2015 Pazartesi
Trabzon temsilciliğinin
açılışı
10 Temmuz 2015 Cumartesi
Ulusal hakemli KADEM
Kadın Araştırmaları
Dergisi’nin yayın
hayatına başlaması
13 Ağustos 2015 Perşembe
Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü
ve İŞKUR ile iş birliği protokolü
imzalanması
K A D E M
H A K K I N D A . . .
10 Aralık 2015 Perşembe
08 Aralık 2015 Salı
05 Aralık 2015 Cumartesi
03 Aralık 2015 Perşembe
28 Kasım 2015 Cumartesi
Av. Serap Eşit Elveren sunumuyla
“Dezavantajlı Kadınların
Toplumsal Hayata Entegrasyonu”
konulu seminer
Özgecan Aslan
davasının son
duruşmasına katılım
Psikolog Sultan
Işık’ın sunumuyla “28
Şubat’ın Öteki Yüzü:
İslamcı Erkeklerin
Değişen Erkeklik
Algıları” semineri
“İnsanlığa Akseden
Suret: Kadın” paneline
katılım
Kadına karşı şiddetle
mücadele için Birleşmiş
Milletlerin (BM)
girişimleriyle dünya
çapında başlatılan ve
16 gün süren aktivizm
kampanyasının kapanış
seremonisine katılım
27 Kasım 2015 Cuma
Gümülcine Belediye
Başkan Yardımcısı
Sibel Mustafaoğlu’nun
Batı Trakya’da kadın
ve eğitime yönelik
çalışmaları görüşmek
üzere ziyareti
25 Kasım 2015 Çarşamba
“25 Kasım Kadına
Yönelik Şiddetle
Uluslararası
Mücadele Günü”nde
“Şiddete Hakkın
Yok” kampanyasının
başlatılması
21 Kasım 2015 Cumartesi
21 Kasım 2015 Cumartesi
21. Kariyer Eğitim
Günleri’ne tanıtım
standıyla katılım
Edirne İl Sosyal
Hizmetler Müdürlüğü
personeline “Medeni
Kanun’da Aile Hukuku
ve Kadının Hakları”
eğitimi
18 Kasım 2015 Çarşamba
İstanbul Büyükşehir
Belediyesi personeline
“Kadın Yasal Hakları Eğitimi”
18 Kasım 2015 Çarşamba
15 Kasım 2015 Pazar
07 Kasım 2015 Cumartesi
27 Ekim 2015 Salı
27 Ekim 2015 Salı
“AB-TR Siyasette Kadın
Sivil Ağı Projesi”nin
final lobicilik etkinliği
“Çalışan Kadınlar
Buluşması”
Gönül Yonar ile
“2000 Sonrası Türk
Edebiyatında Siyer
Konulu Romanlarda
Kadın Sahabe Algısı”
temasıyla söyleşi
“Maraton ve Spor
Fuarı”na stantla katılım
İBB personeline yönelik
“Kadın Yasal Hakları
Eğitimi”
24 Ekim 2015 Cumartesi
Kadın ve Demokrasi
Vakfı Denizli
Yükseköğrenim
Kız Öğrenci
Misafirhanesinin açılışı
22 Ekim 2015 Perşembe
KADEM’in Sosyal
Sorumluluk Partneri
olduğu Vodafone 37.
İstanbul Maratonu’nun
basın toplantısı
21 Ekim 2015 Çarşamba
KADEM Sakarya
Temsilciliğinde Kezban
Hatemi ile “Kadın ve
Adalet” temalı söyleşi
17 Ekim 2015 Cumartesi
Op. Dr. Ayşe Duman
ile “Kadın Kimliğine
Yüklenen Olumsuz
Bilinçaltı Yazılımlar
ve Saplantılar” temalı
söyleşi programı
16 Ekim 2015 Cuma
W20 Gala Yemeği
15 Kasım 2015 Pazar
09 Eylül 2015 Çarşamba
06 Eylül 2015 Pazar
05 Eylül 2015 Cumartesi
28-30 Ağustos 2015 Cm-Pzr
On bir farklı ilden gelen KADEM
il temsilcilik ekipleri ve üyeleri
ile İstanbul’da kamp buluşması
KADEM Kadın
Girişimcilik Kampı Ödül
Töreni
W20 Türkiye Resmî
Lansmanı
Özgecan Aslan’ın
katillerinin hak ettikleri
cezayı alması yönünde
taleplerini dile getirmek,
Aslan’ın ailesinin
yanında olmak ve kadın
cinayetlerine dur demek
için ikinci duruşmada da
hazır bulunma
“Kadına Yönelik Şiddete
Karşı Sen de Konuş Sen
de Koş” kampanyasının
başlangıcı
19
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
11 Aralık 2015 Cuma
“UluslararasıDisiplinlerarası Kadın
Çalışmaları Kongresi” açılış
töreni
11-13 Aralık 2015 Cuma-Salı
“UluslararasıDisiplinlerarası Kadın
Çalışmaları Kongresi”
15 Aralık 2015 Salı
“G20 Zirvesi Sonuçları
ve Dünya Ekonomi
Politiği Üzerine Etkileri”
konulu panele katılım
17 Aralık 2015 Perşembe
“Toplumsal Cinsiyet Rolleri
Açısından Kadın” paneline
katılım
18-19 Aralık 2015 Cm-Cmt
“Adil Dünya Girişimi”
temasıyla düzenlenen
Uluslararası Genç İş Adamları
Kongresi’ne katılım
19 Aralık 2015 Cumartesi
21-22 Aralık 2015 Pzt-Salı
02 Ocak 2016 Cumartesi
06 Ocak 2016 Çarşamba
06 Ocak 2016 Çarşamba
İSTKA’ya sunulan
“Mobil Çözümlerin
Adresi: Kadın”
projesinin hibe desteği
almaya hak kazanışı
Karabük temsilciliğinin
açılışı
Berlin’de KADEM
tanıtım toplantısı
Uluslararası Katılımlı
Sosyal Yaşam ve Kadın
Sempozyumu
“Kadın ve Erkek
Psikolojisi: İletişim
Çatışmaları” semineri
08 Ocak 2016 Cuma
12 il temsilciliği ile
istişare toplantısı
08 Ocak 2016 Cuma
İSMEK öğrencilerine
yönelik “Kadın Yasal
Hakları Eğitimi”
09 Ocak 2016 Cumartesi
Dr. Olcay Aydemir ile
“Osmanlı’da Vakıf ve
Kadın” temalı söyleşi
10 Ocak 2016 Pazar
Fatih Akbaba’nın
sunumuyla “Mehmet
Âkif Ersoy ile
Anlaşabilmek”
konferansı
15 Ocak 2016 Cuma
Sultanahmet Meydanı Dikilitaş
önünde terörü lanetlemek için
KADEM yönetim kurulu ve
dernek üyelerinin buluşması
16 Ocak 2016 Cumartesi
17-18 Ocak 2016 Pazar-Pzt
20 Ocak 2016 Çarşamba
20 Ocak 2016 Çarşamba
25-26 Ocak 2016 Pzt-Salı
“İnovasyonda Kadın” proje
uygulama eğitimi
“Dezavantajlı Grupların
İstihdamı” paneline katılım
“Geleceğe İşbaşı”
projesinin başlaması
KADEM Malatya
Temsilciliği tarafından
“Kadın Akademi ve
Liderlik Çalıştayı”
Prof. Dr. Sami Şener’in
sunumuyla “Sosyal İlim
ve Değerler İlişkisi”
konferansı
06 Şubat 2016 Cumartesi
Yrd. Doç. Dr. Saliha
Okur’un sunumuyla
“İslam Aile Hukukunda
Kadın” semineri
20
13 Şubat 2016 Cumartesi
Prof. Dr. Feride Acar’ın
sunumuyla “Kadınların
İnsan Hakları ve
Kadınlara Yönelik
Şiddet: CEDAW ve
İstanbul Sözleşmesi”
semineri
16 Şubat 2016 Salı
“Hizmet Sektöründe
Çalışan Kadınların
Yaşadıkları Sorunlar ve
Yükselmelerinin Önündeki
Engeller” araştırma
sonucu basın lansmanı
20 Şubat 2016 Çarşamba
İstanbul Çocuk ve Gençlik
Merkezi’nde (ÇOGEM)
kalan genç kızlara yönelik
“Geleceğe İşbaşı” projesi
tanıtımı
22 Şubat 2016 Pazartesi
Batı Trakya Kadın Platformu ile
bir araya gelinmesi
K A D E M
H A K K I N D A . . .
19 Mayıs 2016 Perşembe
17 Mayıs 2016 Salı
16 Mayıs 2016 Pazartesi
14-19 Mayıs 2016 Cmrts-Prşb
11 Mayıs 2016 Çarşamba
“Geleceğe İşbaşı Projesi”
kapsamında ‘’Çocuğa Yaklaşım
Becerileri Eğitimi’’
İstanbul Gençlik Fuarı’na
katılım
“Geleceğe İşbaşı
Projesi” kapsamında
yer alan genç kızlara
bilgisayar eğitimi
Savaşın Mağdur Ettiği
Suriyeli Kadın Mülteciler
Programı
Türkiye İmam Hatipliler
Vakfı (TİMAV)’nın
düzenlediği ‘’ II.
Uluslararası Dinî
Araştırmalar ve Küresel
Barış’’ sempozyumuna
katılım
10 Mayıs 2016 Salı
“Kadınlar Göç Yolunda”
Projesi I. Çalıştayı İtalya
7 Mayıs 2016 Cumartesi
İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Spor A. Ş.
tarafından düzenlenen
‘’Didi İstanbul Çocuk
Maratonu”na sosyal
sorumluluk ortağı olarak
katılım
05 Mayıs 2016 Perşembe
“Kadınlar Göç Yolunda
Projesi” kapsamında
İtalya’dan katılan STK’lar
ile proje toplantısı
27-29 Nisan 2016 Çrşb-Cuma
27 Nisan 2016 Çarşamba
KADEM Gençlik Çalıştayı
UNWOMEN’ın Tacikistan’dan
getirdiği heyetin KADEM
ziyareti
22 Nisan 2016 Cuma
20 Nisan 2016 Çarşamba
18 Nisan 2016 Pazartesi
15 Nisan 2016 Cuma
12 Nisan 2016 Salı
Gaziantep Temsilciliği,
Hasan Kalyoncu
Üniversitesi ve İpekyolu
Kalkınma Ajansı iş birliği
ile “Genç Kadın Liderler
Forumu 2016”
Kadın Yasal Hakları
Eğitimi
Geleceğe İşbaşı Projesi
değerlendirme toplantısı
Konya Karaman’da
cinsel istismara uğramış
çocuklar için adliye
önünde bulunma
Vodafone İstanbul
Yarı Maratonu Tanım
Fuarı’na katılım
07 Nisan 2016 Perşembe
Kemal Kılıçdaroğlu
hakkında Çağlayan
Adliyesi’nde basın
açıklaması
02 Nisan 2016 Cumartesi
Kredi Yurtlar Kurumu
Eğitimi
01 Nisan 2016 Cuma
Kredi Yurtlar Kurumu
Eğitimi
27 Mart 2016 Pazar
KADEM II. Olağan Genel
Kurulu
16 Mart 2016 Çarşamba
New York’ta gerçekleştirilen
Kadının Statüsü Komisyonu
(KSK) 60. Oturum’a katılım
05 Mart 2016 Cumartesi
04 Mart 2016 Cuma
03 Mart 2016 Perşembe
27 Şubat 2016 Cumartesi
24 Şubat 2016 Çarşamba
Kadın Yasal Hakları
Eğitimi
Yrd. Doç. Dr. Sema
Akboğa ile ‘’Türkiye
Sivil Toplum ve
Başörtüsü’’ Semineri
II.Toplumsal Cinsiyet
Adaleti Kongresi ‘’Kadın
ve Yoksulluk’’
Kadın Yasal Hakları
Eğitimi
Aile Bakanlığı ve STK
Buluşması
21
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
21 Mayıs 2016 Cumartesi
Esenler Belediyesi
tarafından düzenlenen
II. Uluslararası Ninni
Festivali Kapanış
Programı’na katılım
23-26 Mayıs 2016 Pzrt-Prşmb
23-24 Mayıs 2016 Pzrt-Salı
Çin W20 Zirvesi’ne
katılım
Birleşmiş Milletlerin
(BM) İstanbul’da
düzenlediği ‘’Dünya
İnsani Zirvesi’’nde
KADEM ve Gaziantep
Büyükşehir Belediyesi
iş birliği ile ‘’Savaşın
Mağdurları Kadın ve
Çocuklar’’ konulu panel
27 Mayıs 2016 Cuma
MÜSİAD Kadın Girşimciler
Zirvesi’ne katılım
30 Mayıs 2016 Pazartesi
İstanbul Ticaret Odası tarafından
düzenlenen Mobil Çözümlerin
Adresi Kadın Projesi Dijital
Girişimcilik
Ödül Töreni’ne katılım
01 Haziran 2016 Çarşamba
04 Haziran 2016 Cumartesi
05 Haziran 2016 Pazar
24 Haziran 2016 Cuma
27 Haziran 2016 Pazartesi
Batman Temsilciliği
açılışı
KADEM Gençlik
Komisyonu iftar
programı
KADEM Genel Merkez
Açılış Töreni
“Türkiye’nin Yeni
Anayasa Arayışı ve
Başkanlık Sistemi”
paneli
İnovasyonda Kadın
Projesi II. Girişimcilik
Kampı basın lansmanı
30 Haziran 2016 Perşembe
“Geleceğe İşbaşı”
projesi iftar programı
11-12 Temmuz 2016 Pzrt-Salı
Türkiye’nin BM CEDAW
Komitesi’ne sunduğu
yedinci periyodik
rapor için STK gölge
raporunun hazırlanması
16-31 Temmuz 2016 Cmrt-Pzr
KADEM, 15 Temmuz
darbe girişimine karşı
demokrasi nöbetinde!
21 Temmuz 2016 Perşembe
Millî İrade Platformu’nca
düzenlenen “Darbeye
Karşı Boğaziçi
Köprüsündeyiz”
yürüyüşüne katılım
24-25 Temmuz 2016 Pzr-Pzrt
Darbeye karşı gazete
ilanı
30 Temmuz 2016 Cumartesi
30 Temmuz 2016 Cumartesi
30 Temmuz 2016 Pazar
05 Ağustos 2016 Cuma
6 Ağustos 2016 Cumartesi
“FETÖ Darbe Girişiminin
Uluslararası Boyutu’’ paneli
Tanklardan Güçlü Kadınlar
Programı (Taksim Meydanı)
24 TV Kanalı “Zeynep
Türkoğlu ile Darbe
Girişiminde Perde
Arkası” programına
katılım
Tanklardan Güçlü
Kadınlar Programı
(Kısıklı Meydanı)
“Ulusal ve Uluslararası
Boyutları ile 15 Temmuz
Püskürtülen Darbe
Girişimi” paneli
9 Ağustos 2016 Salı
15 Temmuz Darbe
Girişimi hakkında
uluslararası basın
toplantısı
22
16 Ağustos 2016 Salı
Fas Kadın Komisyonu ile
toplantı
19 Ağustos 2016 Cuma
Somali Ulusal Kadın
Organizasyonu’nun
KADEM ziyareti
20-21 Ağustos 2016 Cmrt-Pzr
KADEM II. Temsilcilik
Misyon,Vizyon ve Hizmet
İçi Eğitim Kampı
26 Ağustos 2016 Cuma
The German Marshall Fund of the
United States’ten gelen ekiple
toplantı
K A D E M
H A K K I N D A . . .
7-8-9 Ekim 2016 Cuma-Pazar
3 Ekim 2016 Pazartesi
3-8 Ekim 2016 Pzrt-Cmrt
“İnovasyonda Kadın”
projesi II. Girişimcilik
Kampı
KADEM ve Galibarda iş
birliği ile “Çanakkale’den
15 Temmuz’a Kadın
Kahramanlar - Yüzyıllık
Mühür” Gala Programı
Erzurum Temsilciliği
Gençlik Fuarı
01 Ekim 2016 Cumartesi
Gençlik Komisyonu
‘’Kapsamlı Ülke Analizi
Paneli Latin Amerika’’
paneli
29 Eylül 2016 Perşembe
Samsun Temsilciliği
açılışı
24 Eylül 2016 Cumartesi
“15 Temmuz Darbe
Girişimi” Paneli - Ankara
Temsilciliği
23-25 Eylül 2016 Cuma-Pazar
Dünya İslam Forumu,
Malezya Üniversitesi
ve Tasam iş birliği ile
düzenlenen “Uluslararası
Müslüman Kadınlar
Zirvesi”ne katılım
22 Eylül 2016 Perşembe
İzmir’de yaşanılan cinsel
istismar davasında KADEM
avukatlarının adliye önünde
açıklama yapması
20 Eylül 2016 Salı
06 Eylül 2016 Salı
05-08 Eylül 2016 Pzrt-Prşmb
03 Eylül 2016 Cumartesi
26-28 Ağustos 2016 Cm-Pzr
Dünya Etnospor
Konfederasyonu’nun düzenlediği
‘’Etnospor Kültür Festivali’’ne
katılım
Bursa Temsilciliği açılışı
“Kadınlar Göç Yolunda”
Projesi II. Çalıştayı İstanbul
“Geleceğe İşbaşı”
projesinde yer alan genç
kızların I. Dönem Kep
Töreni
Sivil Toplum Diyaloğu
Programı kapsamında
Helsinki’de gerçekleştirilen
‘’Suriyeli Cocuklarla El Ele’’
projesi çalıştayına katılım
ve ‘’Toplumsal Cinsiyet
Perspektifinde Mülteci ve
Sığınmcıların Durumu’’ konulu
sunum
23
İ K İ
24
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
BÖ
M
Ü
L
II
i
c
m
i
.
t
.
i
.
Eğ mak
l
O
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Eğitim-Öğretim İlkeleri
Yüzyıllardan beri birçok eğitimci eliyle süregelen eğitim faaliyetlerinden edinilen tecrübe eğitimle ilgili birtakım ilkelerin belirlenip
ortaya konmasını sağlamıştır. Bu ilkeler, bir eğitim-öğretim programının düzenlenip uygulamaya konmasından, ders araç gereçlerinin seçimine kadar tüm öğrenme-öğretme etkinliklerinde
hareket noktasını teşkil eder ve kılavuzluk yapar. Bunları bilmek,
eğitim faaliyetlerini bu ilkeler doğrultusunda planlamak eğitimcinin doğru ve sağlam eğitsel davranışlar geliştirmesini sağlar.
•• Bütünlük İlkesi: Eğitim, bir bütündür. Bedensel, zihinsel, duygusal, toplumsal ve ahlaki eğitim birbirinden bağımsız düşünülemez. Eğitim her yönüyle bir bütün hâlinde ele alınmalıdır.
Eğitime konu olan her şey birbiriyle uyumlu ve dengeli olmalıdır.
Gerçekleştirilen eğitim faaliyetleri bireyin muhatap olduğu tüm
eğitim programı içinde bütünü oluşturan bir parça işlevini görmeli ve diğer parçalar ile uyum içinde yürütülmelidir.
•• Somuttan Soyuta İlkesi: Bir konunun sunumunda soyut kavramlardan ziyade somut kavramlara öncelik verilmelidir.
Öğrencilerin birikimleri ve deneyimleri arttıkça somut kavramlar üzerine soyut kavramlar eklenebilir.
•• Bilinenden Bilinmeyene İlkesi: Yeni öğrenilen konu ile daha
önce öğrenilmiş konular arasında ilişki kurulabilirse öğrenme
daha çabuk ve kolay gerçekleşir. Bu yüzden eğitimci yeni bir
konuyu kazandırırken öğrencinin eski bilgilerine ne derece
dayandığını bilmeli, anlatacağı konu ile eski bilgiler arasında
irtibat kurarak öğrenmenin kalıcılığını sağlamalıdır.
•• Yakından Uzağa İlkesi: İnsan, çevresiyle sürekli etkileşim
hâlindedir. Öğretime öğrencinin yakın çevresinden başlanması
ona güven verir, öğrenme konuları karşısında yabancılık hissetmesine engel olur, böylece öğrenme daha kolay gerçekleşir.
26
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
•• Tedricilik İlkesi: Program içeriklerinin kazandırılmasında
acele edilmemeli, programı oluşturan her bir unsur, zamanı
geldiğinde ve yeterli eğitsel olgunluk oluştuğunda gündeme
alınmalıdır. Öğrencinin hazır bulunuşluğu daima dikkate
alınmalıdır.
•• Hayatilik İlkesi (Yaşama Yakınlık İlkesi): Öğrenme konusunun
seçiminde, işlenmesinde ve değerlendirilmesinde günlük yaşamın ihtiyaçları temel alınmalıdır. Öğretim programları öğrencilerin ilgi, ihtiyaç ve sorunlarına göre düzenlenmelidir.
•• Muhataba Görelik İlkesi: Muhataba yapılacak her türlü etki, o
anda içinde bulunduğu gelişim düzeyine, bilgi ve algı seviyesine, ilgilerine, hazır bulunuşluğuna uygun olmalıdır. Öğrencinin öğrenme gücü ve hızı tanınmaya çalışılmalı, eğitim faaliyeti planlanırken bu husus göz önünde bulundurulmalıdır.
Öğrencinin öğrenmesini engelleyen durumlar varsa bunlar
gözlenmeli ve giderilmeye çalışılmalıdır.
•• Ayanîlik İlkesi (Açıklık İlkesi): Öğrenme ancak duyu organlarıyla etkileşim sonucu gerçekleşebilir. Duyular öğrenme sürecine katılmazsa etkili bir öğrenme gerçekleşmez. Bu yüzden
öğrencileri nesnelerin, olayların ve kişilerin kendileriyle karşılaştırmak en etkili öğrenme sonuçlarını doğurur.
•• Ekonomiklik İlkesi: Öğrenme-öğretme sürecinde en az zaman,
emek ve enerji kullanımı hedeflenmelidir. Seminer sunum
yöntemleri planlanırken etkililiği ile beraber ekonomikliği de
göz önünde bulundurulmalıdır. Gereksiz zaman kaybına ve
kaynak israfına mahal verilmemelidir.
•• Bireysellik İlkesi: İnsanlar birbirlerinden farklı fiziksel özelliklere sahip oldukları gibi kişilik özellikleri de birbirlerinden
farklıdır. Aynı şekilde öğrenme şekilleri de farklılık arz eder.
Eğitim içeriği planlanırken bu durum göz önünde bulundurulmalı, farklı yapılardaki, farklı öğrenme tarzlarına sahip
kişilere hitap edebilecek bir sunum süreci yapılandırılmalıdır.
27
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
•• Öğrenci Eylemi İlkesi: Eğitim içerikleri öğrencilerin aktif katılımını sağlayacak biçimde düzenlenmelidir. Öğrencinin aktif
katılımına izin vermeyen bir sunum, onu pasif bırakır ve sadece kabul edici bir tavra yöneltir. Oysa iyi bir eğitim, öğrenciyi edilgen kılmak yerine, onun aktif olmasını ve katılımını
arttırmayı hedeflemelidir.
Öğrenme-Öğretme
Strateji, Yöntem ve
Teknikleri
Bir eğitim ortamında, öğrencilerde konulara karşı kendiliğinden
doğan ilgi ile yetinilemez, bilinçli yöneltme ve idare gerekir. İşte
bu gereklilik karşımıza öğrenme-öğretme stratejisi terimini çıkarır. Eğitimcilerin pratik tecrübeleri ve eğitim bilimcilerin araştırmaları neticesinde öğrenme-öğretme stratejileri, yöntemleri
ve teknikleri belirlenmiş, bunların sınırları çizilmiş; avantajları,
dezavantajları, uygulama ilkeleri tespit edilmiştir. Tüm bunlar
eğitimcinin hedefine ulaşmasında yardımcı olan araçlardır. Literatürde zaman zaman birbirlerinin yerine kullanılan strateji,
yöntem ve teknik kavramları birbirlerinden farklı anlamlar taşır,
farklı göndermelere sahiptir. Program geliştirme ve öğretim
uzmanları bu kavramların aralarındaki ince farkları uzun uzun
tartışırlar. Basit bir tanımlamayla belirlenen öğrenme-öğretme
hedeflerine ulaşmak için kullanılan en özel uygulamalar teknik,
bu uygulamalara rehberlik eden düzenli tasarımlama / planlama
yolları yöntem, düzenli yol planlarına yön veren en genel aşamalardan oluşan işlem basamakları strateji olarak adlandırılır. Başka
bir deyişle öğrenme-öğretme kuram, yaklaşım ve modelleri,
28
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
stratejileri; stratejiler, yöntemleri; yöntemler, teknikleri belirler
ve kapsar. Burada alandaki tartışmalara, kavram kargaşasına
girmeksizin “eğitimcinin hedefine ulaşmasında yardımcı olan
araçlar” anlamıyla strateji, yöntem ve teknik kavramları bir bütün
olarak –aralarındaki nüanslar dikkate alınmaksızın– kullanılmıştır. Tüm strateji, yöntem ve tekniklerin anlatılması kaygısına
düşülmeden sadece “İki İnsan” projesi kapsamında gerçekleştirilecek eğitimlerde daha fazla kullanılacağı öngörülen strateji, yöntem ve teknikler hakkında kısaca bilgi verilmeye çalışılmıştır:
Anlatım Yöntemi
Konuya ilişkin bilgileri eğitimcinin, karşısındaki pasif dinleyici
kitlesine iletmesi şeklinde uygulanır. Eğitimci merkezli bir yöntemdir. Aynı anda çok sayıda kişiye bilgi aktarılması, öğrencilere kısa sürede çok miktarda bilgi verilebilmesi gibi avantajları
vardır. Diğer bütün öğretim yöntemleriyle birlikte kullanılmaya
uygun bir yöntemdir. Hatta anlatım yöntemine yer vermeyen bir
sunum neredeyse düşünülemez.
Anlatım yöntemi kullanılırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Eğitimci bütün katılımcıların rahatlıkla işitebileceği şekilde
açık ve net bir sesle, takip edilebilir bir hızda konuşmalıdır.
•• Anlatımı iyi organize etmek için iyi bir anlatım planı hazırlanmalıdır.
•• Anlatımdan sonra mutlaka bir değerlendirme yapılmalıdır.
•• Konuşma sürecinde konuşmanın ana hatları slayt kullanmak
veya tahtaya yazmak vb. yöntemlerle görsel olarak öğrencilere
sunulmalıdır. Böylece katılımcılar konuyu daha rahat takip
edebilir, konunun parçaları arasında bağlantılar kurabilirler.
•• Mutlaka not veya kitap dağıtılmalı yahut anlatım kroki, grafik, resim ve benzeri öğretim araçları ile zenginleştirilmelidir.
29
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Tartışma
Öğrencileri bir konu üzerinde düşünmeye yöneltmek, iyi anlaşılmayan noktaları açıklamak ve verilen bilgileri pekiştirmek
amacıyla kullanılır. Öğrenciler aktiftir, eğitimci ise bir tür
gözlemci, yönlendirici, rehber ve hakem görevi icra eder. Tartışmanın sonucunda ortak bir karara varılabileceği gibi sadece
fikir alışverişinde bulunmaktan ibaret bir sonuca da ulaşılabilir.
Küçük grup tartışması, serbest grup tartışması, münazara, vızıltı
grupları, fikir taraması, forum gibi farklı alt türleri vardır.
Tartışma, öğrencilerin konu üzerinde kendi düşüncelerini söylemelerini ve yorum yapmalarını sağlar. Böylece analiz, sentez ve
değerlendirme güçlerini geliştirir; ifade becerilerini, sosyal gelişimlerini, kendilerine güvenlerini destekleyerek daha bağımsız
bireyler olmalarına katkı sağlar.
Uygulamanın verimli olabilmesi için şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Eğitimci tartışılacak konuyu ve tartışmanın amacını önceden
belirlemelidir.
•• Öğrenciler, birbirlerinin yüzünü görebilecek şekilde oturmalıdırlar.
•• Öğrencilerin ruh hâllerinin tartışmayı etkileyebileceği unutulmamalı, gerektiğinde öğrencileri rahatlatacak tedbirlere
başvurulmalıdır.
•• Eğitimci konuyu ve süreci doğru yönetmelidir.
Örnek Olay İncelemesi
İşlenen konuya uygun, çözümü gerektiren bir sorunu olan, temel
ayrıntıları belirlenmiş, mantıklı bir ilişkiyi ele alan, gerçek veya
kurgusal bir örnek olay (senaryo) belirlenir. Örnek olay uygun
bir yöntemle hedef kitleye aktarılır. Örnek olayla ilgili sorular
mantıklı bir sıra içinde sorulur. Öğrencilerin çözümü bulmaları
için gerekli yönlendirmeler yapılır.
30
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
Örnek olay incelemesi, öğrencilerin eski bilgilerini yeni alanlara
transfer etmelerini ve bilgiyi kendilerinin keşfetmelerine imkân
verdiği için kalıcı öğrenmeyi sağlar. Soyut olarak öğrenilecek
ilke ve kavramlar için pratik bir temel oluşturur. Öğrencilerin,
olay ve durum karşısında tutum geliştirme becerilerini, grup içi
iletişimlerini de geliştirir. Öğrencilere kişisel sorunları, kişisel
olmayan bir yaklaşımla çözme alışkanlığı kazandırır. Öğrencileri, ileride karşılaşabilecekleri durumlarla ilgili olarak önceden
düşünmeye, inceleme yapmaya, kaynaklara başvurmaya yöneltir.
Örnek olay incelemesi uygulamasında şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Örnek olayın seçiminin veya yazılmasının uygulamanın başarısı
için son derece kritik bir öneme sahip olduğu unutulmamalıdır.
•• Örnek olayda temel ayrıntılar önceden iyi belirlenmelidir.
•• Örnek olay katılımcıların ihtiyaç ve düzeyine uygun olmalıdır.
•• Örnek olayda temel bir sorun bulunmalıdır.
•• Yönlendirici tartışma soruları, örnek olayın senaryosunda
olduğu gibi önceden belirlenmelidir.
•• Örnek olayda elde edilen sonuçlardan ve deneyimlerden ne
şekilde yararlanılacağı üzerinde durulmalıdır.
•• Katılımcıların kendi düşüncelerini rahatça ortaya koyabilmelerine imkân sağlanmalıdır.
Beyin Fırtınası
Yaratıcı düşünceyi destekleyen, kısa sürede çok fazla fikrin üretilmesine imkân sağlayan; bir konuya çözüm getirmek, karar
vermek ve çok yönlü bakış açısı geliştirmek için kullanılan bir
tekniktir.
Çalışmanın amacı veya sorunun ne olduğu belirtilir. Zaman sınırı belirlenir. Belirlenen süre içinde herkesin özgürce ve hızlıca
fikrini söylemesi istenir. Söylenenler yargılanmaz, eleştirilmez,
31
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
saçma olarak değerlendirilmez. Herkesin düşündüklerini çekinmeden, aklına geldiği gibi sunması sağlanmaya çalışılır. Tüm
fikirler elemeye tabi tutulmadan eksiksiz olarak not edilir veya
kayda alınır. Süre sonunda kayıtlar değerlendirilerek işe yararlık,
ekonomiklik ve kullanılabilirlik açılarından analiz edilir. Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünce ve
fikir üretmek için kullanılan üretimci bir tekniktir.
Beyin fırtınası yapılırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Çalışmanın hedefi ilk başta açıklanmalı ve problem tanımlanmalıdır.
•• Süre belirlenmelidir.
•• Analiz aşamasına geçmeden önce hiçbir görüş eleştirilmemelidir.
•• Sonunda söylenenlerin analizi, eleştirisi, değerlendirilmesi
yapılmalı ve çözüm yolu kararlaştırılmalıdır.
Eğitici Drama
Yeni kavramların öğrenilmesi veya yeni becerilerin edinilmesi
amacıyla bir kavramı, bir konuyu, bir olayı canlandırmaktır.
Drama oyun değildir, öğrencilerin hangi durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini yaşayarak öğrenmelerini sağlayan bir öğretim tekniğidir. Amaç hoşça vakit geçirmek değil, öğrenmektir.
Öğrenciler drama aracılığıyla duygularını anlatırlar. Böylece
kendi bedenlerini, seslerini, heyecanlarını ve hatta sosyal ilişkilerini disipline sokma imkânı bulurlar. Eğitici drama etkili ve
dikkatli dinleme yeteneğini, kişinin kendine güvenini, yaratıcı
tutum ve davranışları, akıcı konuşmayı, sosyal becerileri geliştirir. Öğrencilere yalnızca durumu kavrama yerine aynı zamanda
hissetme imkânı sağlar.
Eğitici drama sonunda tanımsal, duygusal, bilişsel, yaşantısal
olmak üzere dört düzey için geliştirilecek sorularla grup tartışması yapılır.
32
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
•• Tanımsal Düzey: Canlandırılan durum yahut roller adlandırılır, tanımlanır. Böylece etkinliğin hatırlanması, sürecin gözden geçirilmesi sağlanır. Eğitimci öğrencilere bunu sağlamaya
yönelik sorular sorar.
•• Duygusal Düzey: Öğrencilerin etkinlik sırasında farklı rollerde veya durumlarda ne hissettikleri sorulur ve böylece kendi
duygularının farkına varmaları sağlanır.
•• Bilişsel Düzey: Yapılan etkinliğe ilişkin konular, kavramlar,
ilkeler, davranışlar, tutumlarla ilgili bilgilenmeyi amaçlayan
sorular sorulur. Bu tür soruların hazırlanmasında grubun
eğitim amaçları, etkinlik öncesinde o etkinliğe ilişkin olarak
işlenmiş konular, kavramlar, ilkeler, göz önünde bulundurulur. Bu sırada eğitimci açıklamalar yapar.
•• Yaşantısal Düzey: Öğrencilerin etkinlikte yaşadıkları ile gerçekte
kendi yaşantıları arasında ilişki kurabilmeleri için sorular sorulur.
Eğitici drama tekniği kullanılırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Drama için önceden açık ve net eğitim amaçları belirlenmelidir.
•• Canlandırma yapılacak konu belirlenmeli ancak net sınırları
çizilmemelidir. Öğrencilerin canlandırma esnasında duygularını ifade etmelerine imkân tanıyan, doğaçlama geliştirebilecekleri bir çerçeve çizilmelidir.
•• Rolleri belirlerken öğrenci karakterleri göz önüne alınmalıdır.
•• Öğrenciler rollerini ve sorunu iyi biçimde anlamış olmalıdırlar.
•• Öğrenme ortamında serbest ve güvenli bir atmosfer oluşturulmalıdır.
•• Genel bilgileri olmayan konularda öğrencilerden rol yapmaları istenmemelidir.
•• Öğrencilerin tamamı dramaya katılmalıdırlar. Dramada seyirci yoktur.
•• Öğrencilerin performansları eleştirilmemelidir. Esas olan sergilenen performans değil, yaşanıp tecrübe edilen süreçtir.
33
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Soru-Cevap
Var olan bilgilerin düşünme sisteminden geçirilerek tamamlanması yoluyla öğretimin gerçekleştirilmesini sağlayan bir
yöntemdir. Eğitimci konuya dair basit, kolayca takip edilebilir ve
anlaşılır, bir amacı olan, açık uçlu, yalnızca bir tek hususu sorgulayan sorular kurgular. Soruları, temel bir düşünce veya tezin
geliştirilmesine hizmet edecek ve böylece birbiri ardı sıra gelen
fikirleri doğuracak şekilde yapılandırır. Öğrencilerin bu sorulara
verdiği cevapları yorumlayarak öğrenmenin gerçekleşmesini
sağlamaya çalışır.
Soru-cevap yöntemi öğrencileri güdüler ve dikkatlerini arttırır,
istekli katılımlarını sağlar. Öğrencilerin, problem çözme, eleştiri,
ifade etme, analitik düşünme becerilerini geliştirir.
Soru-cevap yöntemi kullanılırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Tekniğine uygun, amacı gerçekleştirebilecek sorular yedekleriyle birlikte hazırlanmalıdır.
•• Genel dikkati sınıftaki çalışmalar üzerine yöneltmek, her
katılımcının kendi aklında geçici bir cevap hazırlamasını sağlamak üzere soru, bütün sınıfa yöneltilmeli, uygun bir süre
tanıdıktan sonra cevap istenmelidir.
•• Cevaplar hep aynı kişilerden istenmemelidir.
•• Eğitimci soru sorarken esnek olmalı, duruma göre gerekirse
yedek sorularını kullanmalıdır.
•• Öğrencileri sınıf huzurunda utandırıcı, mahcup edici, onur
kırıcı durumlara düşürmekten özenle kaçınılmalıdır.
34
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
Eğitici Oyun
Oyunu eğitim sürecine katarak öğrenciler için öğrenmeyi eğlenceli hâle getirmek amacıyla kullanılan, öğrenilen bilgilerin
pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini
sağlayan bir tekniktir. Bu teknikte dikkatlerin en yoğun olduğu
anlar kullanıldığı için öğrenme kolaylaşır. Birden fazla duyunun
öğrenme sürecine katılması da öğrenmenin kalıcılığını sağlar.
Çocuklarda olduğu gibi yetişkin gruplarında da kullanılabilir.
Öğrencinin kendini ifade edebildiği, yeteneklerini fark ettiği,
yaratıcı potansiyelini kullanabildiği ve çeşitli becerilerini geliştirebildiği bir öğrenme-öğretme ortamı oluşturur. Öğrencilere
durumu yalnızca kavrama yerine aynı zamanda hissetme imkânı
sağlar, hislerini ve tutumlarını açıklama fırsatı sunar.
Eğitici oyun oynanırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Oyunun belli bir amacı olmalıdır.
•• Oyunun kuralları açık seçik anlaşılmalıdır.
•• Öğretim amacına ve gruba uygun bir oyun seçilmelidir.
•• Dersten önce oyunun ayrıntıları grubun ihtiyaçlarına göre
değişebilecek esneklikte planlanmalıdır.
•• Öğrenme ortamında serbest ve güvenli bir atmosfer oluşturulduktan sonra oyun başlatılmalıdır.
Kavram Haritası
Geniş bir kavram başlığı altındaki kelime ve kavramların birbirleriyle ilişkilerini gösteren şemalardır. Genellikle kavramlar kutu
veya daire içine alınarak yazılır ve bu kutular/daireler arasına
çizilmiş çizgilerle iki kavram arasındaki ilişki belirtilir. Bilgiyi
düzenlemeye ve özetleyerek ifade etmeye yarar. Öğrenmeyi kolaylaştırarak bilginin anlamlı ve kategorik bir şekilde hafızada
tutulmasına yardımcı olur.
35
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Kavram haritası kullanılırken şu hususlara dikkat edilmelidir:
•• Haritada yer verilecek kavramlar en fazla üç sözcükle temsil
edilmelidir.
•• Kavramların yerleşimi genelden özele doğru hiyerarşik olarak
sıralanmalıdır.
•• Haritada kavramlarla bağlantılar arasındaki ayrım belirgin
olmalıdır.
•• İki kavram arasındaki bağlantı anlamlı olmalıdır.
•• Kavramlar arasındaki çapraz bağlantılar yeterli düzeyde gösterilmelidir.
Sunum Süreci
Genel olarak bir seminer sunumu aşağıdaki basamaklardan oluşur:
Öğrenciyi Hazırlama
Öğrenciyi hazırlama öğrencinin duygusal ve zihinsel yönden
eğitime yöneltilmesidir. Katılımcının zihnini, gönlünü, dikkatini
eğitime yöneltmesi sunumun etkililiğini belirleyen en önemli
faktördür. Bu yüzden sunuma başlarken katılımcıların dikkatini
konuya yöneltecek, onların hazır bulunuşluk düzeylerini yükseltecek bir etkinlik yapılması son derece önemlidir.
Sunuma başlarken katılımcıların ortamda kendilerini rahat
hissetmelerini ve gevşemelerini sağlayacak buz kırıcılardan yararlanmak etkili olabilir. Buz kırıcılar, eğlenceli ve basit oyun
veya etkinliklerdir. Adından da anlaşılacağı üzere birbirini veya
seminer sunucusunu tanımayan katılımcılar arasındaki soğukluğu gidermek için tasarlanmıştır. İletişim sınırlarını genişletir,
katılımcıları motive eder. Örneğin katılımcılar birbirlerini tanımıyorlarsa buz kırıcı olarak bir tanışma oyunu oynanabilir.
36
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
Öte yandan gençler genellikle acelecidirler ve gündelik yaşamda karşılaştıkları problemleri hızla çözebilecek eğitimlere ilgi
duyarlar. Bu nedenle katılımcıların gereksinimleri ve ilgileri ile
işlenecek konu arasındaki bağlantının sıkı biçimde kurulması
gereklidir. Öğrenme-öğretme etkinliklerinin başında katılımcıların bu seminere neden katıldıkları, genel anlamda ve özel
olarak neler bekledikleri tartışılabilir, eğitim sonunda elde edilecek bilgilerin nasıl kullanılabileceğine dair örnekler verilebilir.
Bunun ardından amacın ve içeriğin aktarılması katılımcıların
konu ile ilgili sahip oldukları bilgileri ve deneyimleri zihinlerinde canlandırmalarını, mevcut alt yapılarını harekete geçiren bir
zihinsel süreç yaşamalarını sağlayacaktır.
İçeriği Sunma
İçeriğin sunulması aşaması yeni öğrenmelerin gerçekleştiği aşamadır. Bu süreçte konunun öğrencilerin algı düzeyine uygun,
açık, anlaşılır ve sistematik biçimde sunulması önemlidir. Uygulanacak öğrenme-öğretme yöntem ve teknikleri öğrencilerin
aktif biçimde derse katılmalarını sağlayacak şekilde seçilmelidir.
Hangi yöntem ve tekniğin kullanılacağının belirlenmesinde ayrıca eğitimcinin kişilik özellikleri, işlenen konunun özellikleri,
katılımcı grubun sayısı ve nitelikleri, eğitim ortamının özellikleri
ve zaman dikkate alınmalıdır.
İçerik olabildiğince öz biçimde aktarılmalıdır. Birden fazla duyu
organını öğretim sürecine dâhil edebilmek için görsel materyallerden destek alınmalıdır. Katılımcıların verdikleri tepkiler dikkate alınarak gerekirse ek açıklama ve örneklemeler yapılmalıdır.
Öğrenilenlerin işlevselleştirilebilmesi için yeni içeriğin aktarılmasının hemen ardından etkinlikler yapılmalıdır. Eğitimci kendisi özgün etkinlikler planlayabileceği gibi Gençlik El Kitabı’nda
yer alan etkinliklerden de yararlanabilir. Bu etkinlikler hem
37
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
öğrenilen bilgilerin kullanılmasını ve uygulamaya aktarılmasını
sağlamak hem tekrar etmeye yardımcı olmak hem de katılımcıların yeni bilgiler keşfedebilmelerine yardımcı olacak şekilde ve
onları düşünmeye teşvik etmek üzere hazırlanmışlardır.
Özetleme
Öğrenmenin kalıcılığını sağlayan başlıca yöntem tekrardır.
Eğitim faaliyetlerinde edinilen bilgilerin büyük bölümü kısa
bir süre içinde unutulmaktadır. Bu nedenle sunumun sonunda
işlenen konunun en kolay hatırlanabilecek ana hatları tekrar
edilmelidir.
Bunun yanı sıra katılımcılarda öğrenmeye ilişkin bir tatmin duygusunun oluşabilmesi için bir sonlandırma işleminin gerçekleştirilmesi gerekir. Sonlandırma, katılımcılara bu eğitim tecrübesi
ile nereden nereye gelindiğini, ana hatlarıyla hangi adımların
takip edildiğini özetlemeli, sunumun başında zikredilen amacın
gerçekleştiği ile ilgili bir farkındalık oluşturmalıdır.
Değerlendirme
Eğitimcinin temel görevlerinden biri de katılımcılara ulaştırdığı
mesajların doğru algılanıp algılanmadığını kontrol etmektir.
Üniversite çağındaki genç bireyler birbirlerinden oldukça farklı
geçmiş bilgi ve deneyimlere sahiptirler. Buna bağlı olarak da
zihinlerinde her bir kavramın ilişkili olduğu başka kavram ve
çağrışımlar mevcuttur. Bu nedenlerle eğitimcinin aktardığı bilgiler katılımcılar tarafından farklı şekillerde algılanabilir. Eğitimci
mümkün olduğunca bu etkileri en aza indirecek şekilde ele aldığı konunun benzer konulardan nasıl ayrıştığını vurgulamalıdır.
Özellikle konunun benzerlerinden ayrıştırılmasında ve nüansların ortaya çıkarılmasında faydalı olacak çeşitli sorular sormak
38
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
yararlı olacaktır. Bu sorulardan alınan cevaplara göre eğitimci
yanlış veya eksik anlaşıldığını düşündüğü hususlarda düzeltici
kısa geribildirimlerde bulunabilecektir.
Seminer sunumlarında örgün eğitimden farklı olarak daha esnek ölçme ve değerlendirme yöntemleri kullanılmalıdır. Klasik
ölçmede temel amaç katılımcıların belirlenen kazanımlara ne
düzeyde ulaştığını tespit ederek katılımcıların değerlendirilmesidir. Seminer vb. eğitimlerde kullanılan ölçmelerin amacı
ise daha ziyade katılımcıların ne ölçüde ilerlediğini göstererek
katılımcıları motive etmektir. Bunun için de yazılı ölçme-değerlendirme araçlarından ziyade eğitimin sonunda yapılan değerlendirme toplantıları çok daha işlevseldir. Bu toplantılarda katılımcılar daha rahat biçimde kendilerini ifade edebilirler.
İlgili Öğrencilere Ek Okuma/İzleme
Önerileri
Sunumda verilen bilgilerden daha fazlasını öğrenme konusunda
şevkli, okuma ve araştırma merakı olan öğrenciler için eğitimci
konu ile ilgili farklı kitap, kaset, CD vb. malzemeler önermelidir. Bu konuda Gençlik El Kitabı eğitimciler için önemli bir
imkândır.
39
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Muhatap Kitleyi
Tanımak...
Zorunlu eğitim çağını tamamlamış olan bireylere örgün eğitim
sisteminin dışında sunulan eğitimler genel bir tanımlamayla
“yetişkin eğitimi” olarak adlandırılmaktadır. Bu bağlamda bir
üniversite öğrencisinin okul dışında katıldığı eğitimler yetişkin
eğitimi olarak kabul edilebilir. Nitekim ülkemizde birçok açıdan
önemli bir dönüm noktası olması nedeniyle yetişkinliğin başlangıcı olarak kabul edilen 18 yaş, aynı zamanda üniversite çağının
da başlangıcıdır. Bu yönüyle düşündüğümüzde proje kapsamında muhatap olduğumuz katılımcı kitlesi yetişkinlik evresinin
başlangıcında gençlerden oluşmaktadır.
Muhatap kitlenin yaş grubu dikkate alındığında şu pratik önerilerin eğitimci tarafından değerlendirilmesi faydalı olacaktır:
•• Hazırlıklarınızı yaparken ve amaçlarınızı belirlerken üniversite
çağı gençlerinin genel gereksinim ve ilgilerini merkeze alınız.
•• Gençler için bir “rehber” olduğunuzu düşününüz, öğretmek
üzere sunum yapmakla rehber olarak sunum yapmak arasındaki farkı kaçırmayınız.
•• Eğitim içeriğini muhataplarınızın karşılaştıkları problemleri
çözmelerine yardımcı olacak nitelikte tasarlayınız.
•• Muhataplarınızın eğitime fiziksel ve duygusal katılımlarını
arttırmak için eğitim içeriğinin onların yaşamına muhtemel
katkılarını vurgulayınız.
•• Öğrencilerin bilgi ve deneyimlerini kullanabilecekleri etkinlikler planlayınız.
•• Öğrenilen yeni bilginin uygulanabileceği (transfer edilebileceği) planlamalar yapınız.
40
E Ğ İ T İ M C İ
O L M A K . . .
•• İş birliğine dayalı, problem çözmeye yönelik etkinlikler tasarlayınız.
•• Muhatabınızı tanıyınız. Gerekirse bir tanışma etkinliği ile
sunuma başlayınız.
•• Sunumunuzun amacını muhataplarınıza mutlaka açıklayınız.
•• Muhataplarınıza konu hakkında ne bildiklerini ve ne bilmek
istediklerini sorunuz.
•• Muhataplarınızın deneyimlerini kendi yararları için kullanmalarını sağlayınız.
•• Gençler (ve insanların çok büyük kısmı) fikirlerine değer verilmesinden hoşlanırlar. Öğrenme ortamında iş birliği içinde
olunuz.
•• Sürekli çözüm üretip fikir vermekten kaçınınız. Böyle bir
üslûp öğrencinin kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu
ima eder, değişik çözümler getirip seçenekleri denemesine
engel olur. Bunun yerine sorunlara kendi çözümlerini bulmalarını teşvik ediniz.
•• Abartılı övgülerden kaçınınız. Bu, istenilen davranışı yaptırabilmek için, içtenlikten yoksun bir manevra olarak algılanabilir.
•• Konuşurken göz temasını kesmeyiniz.
•• Planınızı olabildiğince seçenekli hâle getiriniz, gerektiğinde
sunum esnasında değişikler yapınız.
•• Sunumun sonunda süreç hakkında geri bildirim alınız.
41
III
M Su
Ü
L
r
Ö
e
B
m
u
n
n u dalet ın ve
i
m uz ma A : Kad
e
S ılav Yaşa İnsan
K ştan İki
tılı ndan
a
r
Ya kacı
Ba
k
e
Erk
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 1
Yaratılıştan Yaşama Adalet
Bakacından İki İnsan: Kadın ve Erkek
Bu sunum, KADEM’in farklı hedef kitlelere yönelik düzenleyeceği seminerlerde farklı kişiler tarafından sunulmak üzere
hazırlanmıştır. Bu şablon sunu, ilk program göz önünde bulundurularak yapılandırılmıştır. Dolayısıyla hem bu slayta hem de
sununun geneline dair bazı notları kaydetmekte yarar vardır:
•• İlk slaytta sunumun başlığı sabit olarak kalacaktır. Ancak
sunan kişinin unvanı ve adı ile e-posta bilgisi, sunumun
yapıldığı yer ve tarih bilgisi, konuşmacı notları kısmındaki
konuşmacı biyografisi sunum öncesinde program göz önünde
bulundurularak güncellenmelidir.
•• Slaytların ekran için hazırlanan versiyonu konunun ana hattını/önemli unsurlarını kapsamaktadır. Ayrıntılardan ve dikkat
dağıtıcı görsel, efekt vb. kullanımından özellikle kaçınılmıştır.
•• Konuya dair konuşmacının ana hattı açımlarken ihtiyaç duyacağı daha ayrıntılı içerikler, slaytların konuşmacı notları
kısmında verilmiştir.
•• Sununun ardından dinleyicilere dağıtılacak İki İnsan – Gençlik El
Kitabı sunumun mesajlarının kalıcı ve ayrıntılı olarak iletilmesine yardımcı olacaktır, bu sebeple ihmal edilmemelidir.
Konuşmacı Notu
Yaratılıştan Yaşama
Adalet Bakacından
İki İnsan:
Kadın ve Erkek
Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz
[email protected]
KADEM Formatör Eğitimi
İstanbul, 29 Şubat 2016
Slayt 1
44
Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz
[email protected]
Zonguldak doğumlu Dr. Aydın Yılmaz,
KADEM (Kadın ve Demokrasi Derneği)
Başkanıdır. İstanbul Ticaret Üniversitesi
Ticari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
ve Uluslararası İlişkiler Lisans Programında öğretim üyesidir.
Almanca ve İngilizce bilen Dr. Aydın Yılmaz, evli ve bir çocuk
annesidir.
(NOT: Bu kısımda seminer sunucusunun ismi ve bilgileri yer alacaktır. Sayın Başkan Doç. Dr. E. Sare Aydın
Yılmaz’ın ismi ve bilgileri sunuda örnek olarak verilmiştir.)
Slayt 2
Duyumdan Algıya...
Konuşmacı uyarıcıların duyu organlarımız üzerinde bıraktığı
etkiyi (duyum) ve duyumların beyin tarafından örgütlenip yorumlanarak anlama kavuşturulmasını (algı) tanımlamalıdır. Bu
slaytla uyaranların duyumsanmasından algılamaya bir süreç
içinde algının nasıl bir mekanizmayla oluştuğunun verilmesi
hedeflenmektedir.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
Konuşmacı Notu
Uyarıcıların duyu organlarımız üzerinde
bıraktığı etki duyumdur. Duyumların
beyin tarafından örgütlenip yorumlanarak anlama kavuşturulması ise algıdır.
Yani uyaranları duyumsarsak algımızı
oluştururuz.
DUYUMDAN ALGIYA….
hLJĂƌĂŶůĂƌ
Algılanır
ALGI
Duyumların beyin tarafından
örgütlenip yorumlanarak
anlama kavuşturulması
Duyumsanır
DUYUM
Uyarıcıların duyu organlarımız
üzerinde bıraktığı etki
Slayt 2
45
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 3
Var Oluş ve Evren
Bu slaytta var oluş, varlık, insanın bu dünyadaki konumu, insanın
ve evrenin yaratılış amacı vb. konulara dikkat çekilmekte; dinleyiciler zihinsel olarak kendilerini ve evreni ontolojik bir konumlamaya, yerli yerine oturtmaya davet edilmektedir. Konuşmacı,
konuşmacı notlarındaki soruları katılımcılara yöneltmeli, en
sonunda “Bu ve benzeri sorulara vereceğiniz cevaplar bu evrende duracağınız yeri seçmenizde en temel başlangıç noktanız
olacaktır. Farkında mısınız?” mealinde güçlü bir vurguyla bir
sonraki slayta geçmelidir.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
VAR OLUŞ ve EVREN
Slayt 3
••
••
••
••
46
Konuşmacı Notu
•• Evren hakkındaki genel kanınız nedir?
•• Nasıl başladı, nasıl bitecek?
•• Her şey bir düzen içinde mi, yoksa başı
sonu belli olmayan bir kargaşa mı şu tüm
yaşadıklarımız?
•• Doğada gözlemlediğimiz sebep sonuç
ilişkisi anlamsız tesadüflerin çatışmasından
mı ibaret, yoksa görünen ve görünmeyen
yönleriyle tüm varlık âlemi, bizim ancak küçük bir parçasını
yorumlayabildiğimiz mükemmel bir sistemin kurallarıyla mı
işliyor?
Bu evreni var eden biri varsa bundan amacı nedir?
Buraya niçin geldik?
Nereye gidiyoruz?
Dünyaya gelirken ne kendimizin ne de ana babalarımızın seçimi olmayan yaratılış özelliklerimizin yaşamakta olduğumuz
hayatta rolü nedir?
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
•• Sorumluluklarımız nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Bu ve benzeri sorulara vereceğiniz cevaplar bu evrende duracağınız yeri seçmenizde en temel başlangıç noktanız olacaktır.
Farkında mısınız?
Slayt 4
Birlik, Bütünlük, Ahenk...
Evrendeki hiçbir varlığın diğeriyle aynı yaratılmamış olduğu (biriciklik) hâlde tüm farklılıkların bir ahenk içinde birleşmesi (bütünlük, vahdet) vurgusu bu slaytın amacıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
Konuşmacı Notu
BİRLİK, BÜTÜNLÜK, AHENK…
Evren üzerine bilgilerimiz arttıkça kesinleşen bir şey varsa o da müthiş bir düzen
içinde yaşadığımız gerçeğidir. En küçük
Evrende müthiş bir düzen içinde yaşıyoruz.
parçasından en büyük bütününe kadar
Hiçbir parça, diğeriyle aynı değil;
başka, farklı, benzemez, ayrı…
tüm varlıklar öyle bir sistem içinde var
Ama birlik ve ahenk içinde…
edilmiş ki âdeta her şey bir şey için ve bir
şey de her şey için. Bu evrenin tamamına
Büyük bir uyum, uzlaşma ve armoni içinde…
hâkim olan uyum, uzlaşma ve armoniye
Slayt 4
ahenk diyoruz. Her bir varlığın kendine ait olan yerde, ne için
yaratılmışsa o doğrultuda, haddini aşmadan, görevinden şaşmadan varlığını sürdürmesiyle oluşan ahenk...
Evrenin hiçbir varlığı diğeriyle aynı yaratılmamış. Ne bir çakıl
taşı diğeriyle aynı, ne bir karınca, ne de bir insan... Sayısız türlerin sayısız bireyleri sadece “bir tek nüsha” olarak var edilmişler.
Başkalıklarına, farklılıklarına, benzemezliklerine, ayrılıklarına,
ayrımlılıklarına rağmen ve başka, ayrı, değişik, farklı, özge oldukları hâlde bir bütün içindeki var oluşlarıyla bir ahenk var
47
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
ediyorlar. Kâinat bu farklılıkların bir ahenk içinde birleşmesinden oluşmuş sanki. Varlığın bütünlüğü diyebileceğimiz bu
vahdeti doğru düzgün ve yerli yerince anlayamadığımızda onun
herhangi bir tekini de olması gerektiği gibi anlayamayacağız. Bu
nedenledir ki ister bir gezegen, ister bir kum tanesi olsun, evrenin herhangi bir unsurunu anlamaya çalışırken onu bağlı bulunduğu büyük sistemden ayırıp tek başına incelemek yanıltıcıdır.
Slayt 5
Hangisi?
Bu slaytta, “Hangisi?” başlığıyla ekrana yansıyan sorular “Kadın mı,
erkek mi?” sorusuyla tamamlanmaktadır. Konuşmacı her bir soru
üzerine durmalı, yerine göre hangisinin önemli olduğu katılımcılarla birlikte değerlendirilmelidir. Böylelikle bir önceki slaytta ahenke
yapılan vurgu, burada parça-bütün ilişkisinin ahengine yapılan
göndermeyle birlikte kadın ve erkek ayrılığına (cinsiyet) ve aynılığına (cins) dikkat çekerek tamamlanmaktadır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Sizce Hangisi?), s. 31
HANGİSİ?
 Göz mü, beyindeki görme merkezi mi?
 Kâğıt mı, mürekkep mi?
 Toprak mı, su mu?
48
Varlıklar arasında birinin diğerine göre
daha önemli olduğunu söylememiz
mümkün mü?
Tüm varlık cinslerinde cinsiyetler yan
yana dizilmiş eşitliklerin sıradanlığıyla değil, iç içe geçmiş farklılıkların tamamlayı Kadın mı, erkek mi?
cılığıyla yaratılmışlardır. Dolayısıyla “Kadın mı daha önemlidir, erkek mi?” gibi bir
soru, kadını ve erkeği ayrı bir cins olarak gören bir algılamanın ve
 Fren mi, gaz mı?
Slayt 5
Konuşmacı Notu
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
bakış açısının sorusudur. İki ayrı cinsiyet olmalarına rağmen aynı
cins (insan) olan kadın ve erkek, bir bütünün farklılıklara dayanan
tamamlayıcı parçalarıdır. “Kadın mı daha önemlidir, erkek mi?”
sorusu bütünü dikkate almayan bir bakış açısının ürünüdür. Eksik
ve kusurlu bir sorudur. Bireyi tanımak isteyen, onu farklılıklarıyla
anlamak ve takdir etmek yoluna çıkmalıdır.
Slayt 6
Temeller
Konuşmacı konuşmasının bu bölümünde emanet, ehliyet,
imar, adalet, hakkaniyet, ifsat, zulüm/zalim anahtar kelimeleri
üzerinden bir cins olarak insanın dünyadaki varlığına dikkat
çekecektir. Bu çerçevedeki sunumunun içeriğine dair bir örnek, slaytın konuşmacı notları kısmında verilmiştir. Bu sunuşuyla konuşmacı, insan teki ile kendisi dışında kalan diğer tüm
varlıklar arasındaki münasebetin temellerini ve bu temelleri
tahrip eden kabulleri ve eylemleri tespit edilmiş olacaktır. Takip eden slaytta da insan cinsinin erkek ve kadın cinsiyetleri
arasındaki temellerine geçiş yapılacaktır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Anahtar Kelimeler), s. 36
Konuşmacı Notu
Allah gökleri, yeri ve bu ikisinin içerdiği
bütün mahlukatı eşsiz bir düzen içinde
var etti. Bu düzen içinde her bir varlığa
bir yer ve değer verdi. İnsana bu değerler
silsilesi içinde hak ve yükümlülüklere
muhatap olma yeterliliği (ehliyet) verilmiştir. Bütün yaratılmışlar içinde aklî
melekelere ve iradeye sahip olması itiba-
TEMELLER
hakkaniyet
adalet
ehliyet
imar
emanet
Slayt 6
49
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
rıyla bu düzeni geliştirerek sürdürme (imar) yahut bozma (ifsat)
potansiyeli olan tek varlık insandır.
İnsanın bu düzene uymaya çağrılması demek olan vahiy çağlar
boyunca aynı ortak çağrıyı yenilemiştir: Evren, bütün içindekilerle birlikte sana emanettir ve her bir varlığın orada hak ettiği
bir yer vardır. İşte bu hakkın korunmasına adalet denir ki mülkün, yani varlığın temelidir. Adalet bozulduğunda, yani şeyler
hak ettikleri yerden alınıp başka yerlere konduğunda varlık temelinden sarsılır.
Adaletin ölçüsü yahut dayanağı hakkaniyettir. İnsanın hayatın
tüm cephelerine -kadına, erkeğe; aileye, topluma; çocuğuna,
anasına; paraya, makama vb.- bakışı her şeye hak ettiği yeri
verecek şekilde olmaz da başka ölçüleri esas alırsa kendi varlık
mülkünü de sarsmış olur. Nitekim bir hak konusunda hüküm
verilirken hakkın kendi lehine hükmedilmesi hâlinde bundan
memnun olan, aleyhine hükmedilmesi durumunda ise bu hükmü tanımayan insanlar zalimdirler.
Kişisel hayatlarımızda acı tecrübeler yaşamış olabiliriz. Kendimize acımanın dozunu kaçırıp hayata bakışımızı bulandırarak
adalet ve hakkaniyetin dışına çıktığımızda yaşantımızı evrensel
ilkeler üzerine değil, bencil duygular üzerine inşa etmiş oluruz.
İşte vahiy bizi tam bu noktada ikaz eder: “Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi adaletsizliğe
itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha
yakındır. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (5 / Maide, 8).
İnsanın temelleri arasında zulüm ve ifsat bulunmaz. Diğerlerinin bozulmasıyla zulüm ve ifsat ortaya çıkar. Şimdi hep
beraber düşünelim: Hakkaniyet ortadan kalkarsa ne olur?
Ya adalet, ehliyet, emanet, imar?
50
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
Slayt 7
Kadın ve Erkek Arasında
Bir önceki slaytta oluşturulan genel çerçeve burada kadın-erkek
ilişkisine özelleştirilecektir. Kadın ile erkeğin, huzur ve mutluluk
içinde yaşayabilmesinin adalet ve denge prensiplerine, hukukun
bu asgari prensiplerinin sevgi, merhamet ve saygı prensiplerine
oturmasının gerekliliği vurgulanacaktır. Tüm bunların ise kültürle taşınan bagajların tehdidi altında olduğu vurgulanacaktır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 28-46
Konuşmacı Notu
«Bundan dolayı sen çağrıya devam et ve
emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Onların
heva ve heveslerine uyma. Ve şöyle de:
KADIN ve ERKEK ARASINDA
Kadın ve erkek cinsiyetlerinin hak ve sorumlulukları
keyfî arzulara bırakılmadan, adalet ve denge prensipleri
gözetilerek belirlendiğinde çatışmalar azalır.
‘Ben, Allah’ın bütün vahyettiklerine inanAncak hukukun asgari şartları aşılmalı;
ilişkilerimizin ahlakı sevgi, merhamet ve saygı
dım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle
erdemlerinin himayesinde düzenlenmeli.
emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz,
Ve tüm bunların kültürle içli dışlı, sürekli etkileşim içinde olduğu
unutulmamalı, kültürel etkilere karşı eleştirel bir mesafe
sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımıkonmalıdır.
zın hesabı bize çıkacaktır, sizin yaptıklaSlayt 7
rınızınki de size. Bizimle sizin aranızda tartışılacak bir şey yoktur. Allah, hepimizi bir araya toplayacaktır çünkü varış O’nadır.”
(42 / Şûrâ, 15)
Kadın ve erkek doğasının farklılıklarına dair ulaşılan bilimsel
bulguların sosyal projeler uğruna görmezden gelindiği günümüzde insanoğlunun adaletli olma konusunda ilahî rehberliğe
ne kadar da ihtiyacı var! Adalet ancak kendimizin ve başkalarının istek ve telkinlerinin etkisinde kalmadan yalnızca hakkaniyete tabi olmakla gerçekleşebilir. Kadın ve erkek olarak iki
cinsiyetin hak ve sorumlulukları da keyfî arzulara bırakılmadan,
kültürel etkilenmelere karşı uyanık kalarak, adalet ve denge
prensipleri gözetilerek belirlendiğinde çatışmalar azalır. Hu-
51
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
zur ve mutluluğa kavuşmak için bundan da ötesi gerekir. O da
ilişkilerin hukukun asgari şartları çerçevesinde değil, ahlakın
sevgi ve merhamet gibi üstün erdemlerinin himayesinde düzenlenmesidir. Adil davranmanın da ötesinde birbirimize sevgi ve
merhametle bakabilmek için yaratılıştaki farklılıkları saygıyla
karşılamaktan başka bir yol yoktur. Farklılıklara saygı o farklılıkları yaratana saygının tezahürüdür.
Slayt 8
Kelimeler, Kavramlar ve Sınırlar
Kültürün zaman içinde oluşan bir birikim olduğu, bu birikimin
kültürel aktarımla atalardan torunlara geçtiği, insanın toplumsal
çevresiyle bütünleştiği (toplumsallaşma) dinleyicilere hatırlatıldıktan sonra hukuk, ahlak, din, örf ve âdet terimlerinin kapsadığı çerçevenin netleşmesine çalışılmalıdır. Konuşmacı dinleyicilerin bu
terimlerin kuşatıp teklif ettiği kabullerin ve eylemlerin sorgulanması gerekliliğine işaret etmelidir. Konuşmacı bu bölüm içeriğini
oluştururken slaytın konuşmacı notları kısmından yararlanabilir.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Kelimelere Sınır Çekmek), s. 49
KELİMELER, KAVRAMLAR
ve SINIRLAR
Slayt 8
52
Konuşmacı Notu
Kültür insan topluluklarınca oluşturulan
maddi, manevi her türlü edinimin zaman
gelenek
âdet
içinde gelenekselleşmesi sonucu ortaya
çıkan birikimdir. Bu birikimde bir topludin
ahlak
örf
luğun yaşamını sürdürmesi için gerekli
hukuk
uyum ve dayanışmayı sağlayan yapı ve
kültür
anane
kurumlar, yaşamı anlamlandırırken başvurulacak değerler, kurallar ve inançlar
sistemi vardır. Kişi doğduğu andan başlayarak, içine doğduğu
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
kültürün kurumlarının beklediği biçimde, o kültürel ortamın
değer, anlam, istek ve kurallarına uyacak şekilde değişir; kültürlenim süreci yaşar, kültürel aktarıma muhatap olur. Toplumsal
çevrenin kültürel mirasını benimseyerek, onlara göre davranarak toplumsal işlevlerini yerine getirmeyi ve topluma uyum sağlamayı öğrenir, toplumsallaşır.
Ancak insan doğumla birlikte katıldığı bu süreçte pasif kalmayan, karar ve eylemleriyle içine doğup katıldığı bu yapıyı değiştirebilen de bir varlıktır. Üretilmiş kültür çerçevesinde kendisi
değişip dönüşürken aynı zamanda kendisi de ürettiği kültürle
hemcinslerini etkiler, değiştirir, dönüştürür. Bu çok yönlü ve çok
boyutlu ilişkiler yumağı bireyden bireye, toplumdan topluma,
kuşaktan kuşağa üzerine yenileri eklenerek süregider.
İnsan, tabiatı gereği diğer insanlarla bir arada yaşarken çeşitli
kurallara uyar. Bu kurallar hukuk, ahlak ve din çerçevelerine
yerleşmiştir. Hukuk insanların bir devletin uyruğu olmakla
uymayı kabul ettikleri yasalar çerçevesini ifade eder. Ahlak
yasalarda da karşılıkları olan, ancak insanın içinde daha köklü
bir yere sahip; iyi, doğru ve güzel kabul ettiklerinden oluşan bir
çerçevedir. Din ise hem hukuku hem de ahlakı kuşatan daha
geniş ve aşkın (müteal) bir çerçevedir. Örf ve âdetler, bu üçlü
(hukuk, ahlak, din) çerçevede birtakım arka planları bulunan,
farklı toplumlarda benzerleri olmakla beraber daha çok belirli
bir toplumda geçerli, yazılı olmayan kurallar olup toplumsal
beklentilerin ifadesidir.
Örf, âdet, gelenek, görenek vb. toplumsal beklentilerin kimisi
gerçekten insanların yararına, kimisi ise zararınadır. Birey her
eyleminde olduğu gibi bu toplumsal alışkanlıkları ve beklentileri
de sorgulamalı, adaletin ve vicdanın mihengine vurmalıdır. Zira
ancak böylelikle yanlış, kötü veya çirkin olduğu hâlde kuşaklar
boyunca sorgulanmadığından devam edegelen uygulamalardan
ve toplumsal beklentilerden kurtulmak mümkün olur.
53
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 9
Toplumsal Cinsiyet
“Cinsiyetlere özgü rol ve konumların biyolojik kökenli olmanın
yanı sıra kişilerin içinde yaşadıkları toplumsal ve kültürel ortamın da ürünü” olduğu girişiyle dinleyicilerle birlikte 12 no.lu
(önceki) slaytta işaret edilen sorgulamaya girişilebilir. Toplumsallaşma sürecinde cinsiyete özgü uygun, yakışan, meşru vb. görülen tutum ve davranışların kişiye “öğretildiği”, kişinin kendini
ve karşı cinsi “algılama çerçevesinin çizildiği”, toplumsal hayata
ne oranda katılacağı ve ne şekilde temsil edileceğinin kendisine “söylendiği” dinleyicilerle etkileşimli olarak paylaşılmalıdır.
Paylaşımlarla toplumsal cinsiyet kavramsallaştırmasının kültürel
inşaları belirlenmeye/saptanmaya çalışılmalıdır. Slayt çerçevesinde yürütülen tartışma farklılıkları gören ve bunun üzerinden
politika geliştiren, eşitliği sağlarken adaleti göz ardı etmeyen bir
sisteme ihtiyaç olduğuna bağlanmalıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Klişeler ve Genellemeler), s. 38
TOPLUMSAL CİNSİYET
Konuşmacı Notu
Cinsiyetlere özgü rol ve konumlar biyolojik kökenli olmanın yanı sıra kişilerin
Toplumsal olarak uygun, yakışan, meşru vb. görülen tutum
içinde yaşadıkları toplumsal ve kültürel
ve davranışlar bireye öğretilir, kendini ve karşı cinsi algılama
çerçevesi çizilir, toplumsal hayata ne oranda katılacağı ve
ortamın da ürünüdür. Bu rol ve konumne şekilde temsil edileceği kendisine "söylenir".
lara ilişkin kültürel kodlar, toplumsalToplumsal cinsiyet kavramsallaştırması kadınlarla
laşma süreciyle bireylere, kültürel etkileerkekler arasındaki toplumsal ilişkileri düzenlemek
üzere üretilmiş bu kültürel inşalara işaret eder.
şimle de toplumlara aktarılır. Toplumsal
cinsiyet olgusunun izleri geçmişe doğru
Slayt 9
sürülecek olursa oldukça uzun ve girift bir zincirle karşılaşmak
mukadderdir. Nitekim biyolojik cinsiyetten farklı olarak erkeklerin ve kadınların toplumsal cinsiyet kimliklerine sahip oldukları,
54
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
biyolojik kimliklerin tarihsel ve kültürel etkilerle psikososyal bir
değişim ve dönüşüm geçirdiği savı, kadın hareketlerinin belki
de en temel iddiasıdır. Buna göre her toplum, bir kız veya oğlan
çocuğunu, zamanla farklı nitelikleri, davranış modelleri, rolleri,
sorumlulukları, hakları ve beklentileri olan bir kadına veya erkeğe dönüştürür. Toplumsal olarak uygun, yakışan, meşru vb. görülen tutum ve davranışlar bireye öğretilir, kendini ve karşı cinsi
algılama çerçevesi çizilir, toplumsal hayata ne oranda katılacağı
ve ne şekilde temsil edileceği kendisine söylenir. Bu bağlamda
toplumsal cinsiyet kavramsallaştırması kadınlarla erkekler arasındaki toplumsal ilişkileri düzenlemek üzere üretilmiş kültürel
inşalara işaret etmenin bir aracıdır.
İnsan davranışlarını anlama ve açıklama çabası biyolojik etkileri,
sosyal ilişkiler ağıyla beraber düşünmeyi zorunlu kılar. Zira cinsiyetin değişmezliğinin aksine toplumsal cinsiyetin getirdiği roller
dinamiktir; zamana, kültürel örgüye, politik iklime vb. göre değişebilir. Yani toplumsal cinsiyete dair algılar değişime, gelişime,
eğitime, yönetime ve yeniden yapılandırmaya açıktır. Toplumsal
cinsiyet olarak erkeklik ve kadınlık birbirlerini üreten kavramsallaştırmalardır. Karşılıklı etkileşim süreci içerisinde her iki cinsiyet
de birbirlerinin oluşumunu ve dönüşümünü sağlamaktadır.
Toplumsal cinsiyetten bahsederken farklılıkları gören ve bunun
üzerinden politika geliştiren, eşitliği sağlarken adaleti göz ardı
etmeyen bir sisteme ihtiyaç vardır.
55
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 10
Adalet Hakkında...
İslam’ın ahlaki ve hukuki sabitelerinden biri olan adalet, bir bakıma, ahlaki erdemlerden biri değil, erdemlerin bütünüdür. Bu
sebeple de doğrudan tevhit ile ilişkili görülmüştür. Sunumun bu
bölümünde adaletin önemiyle mütenasip olarak tanımlanmasına, olabildiğince tüm boyutlarının ele alınmasına çalışılmalıdır.
Slayt bu çerçevede özellikle adaletin kavramsal olarak kuşatılmasına yönelik kurgulanmıştır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Adil Bir Âdem Evladı), s.68
ADALET HAKKINDA…
Konuşmacı Notu
Adalet, İslam’ın ahlaki ve hukuki sabiteherkesin ve her şeyin yerli yerinde olması
lerinden biridir. Hatta Kur’an’da “kâinat
her şeyi layık olduğu yere koymak
nizamı” olarak sunulması ve “hakkın
denge
kendisiyle rota ayarlanan bir deniz feneri
dosdoğru
hâkim kılınması” anlamı taşıması sebeinsan ilişkilerinde karşılıklı saygı ve merhametin gözetilmesi
biyle adalet, doğrudan tevhit ile ilişkili
istikamet üzere, kaymadan, sapmadan
dürüst
bir ilkedir. Sosyal hayat açısından basorumluluk paylaşımında insaflı ve ölçülü bir yolun izlenmesi
işleri ehline vermek
kıldığında ise adalet “insan ilişkilerinde
karşılıklı saygı ve merhametin gözetilmeSlayt 10
si, hak dağılımı ve sorumluluk paylaşımında insaflı ve ölçülü bir
yolun izlenmesi” şeklindeki tanımıyla güçlü bir anlam zeminine
sahiptir. Bu zeminde kadın-erkek ilişkilerine dair betimlemeler,
kurallar ve ilkeler bulmak şaşırtıcı olmasa gerektir. Zira insan
ilişkilerinin en özel ve kritik yapılarından birisi kadın ile erkek
arasındaki ilişkidir.
Allah hem dünya hayatında hem de ahirette insanlar arasında
adaletle hükmeder. Kimseye gücünün yettiğinden fazlasını
yüklemez. Kâinatı bir denge ve ölçü içerisinde yaratmış, bu
adalet ekseninin korunmasını murat ederek elçiler ve kitaplar
56
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
göndermiştir. Son elçisine “Eğer hüküm verirsen aralarında
adaletle hükmet.” (5 / Maide, 42) diye seslenmiş, ayrıca adalet
beklentisinin bütün insanlar için geçerli olduğunu ifade buyurmuştur: “De ki Rabbim adaleti emretti.” (7 / A’raf, 29). İnsanı
herhangi bir olumsuz durumda bile adaletten sapmamaya davet etmiş, adaleti sorumluluk bilinciyle birlikte anmıştır: “Ey
iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet
ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın
sizi adaletsizliğe itmesin. Âdil olun. Bu, takvaya daha yakındır.” (5 / Maide, 8). Yüce Rabbimiz hem “el-Adl” hem de “elMuksit” isimlerinin işaret ettiği üzere “adalet sahibi” ve “ölçülü
hükmeden”dir. Kendisi adalet sahibi olduğu gibi adil davrananları sever, zulme ve zalimlere ise asla rıza göstermez.
“Kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Öyle ki hiçbir
kimseye zerre kadar zulmedilmeyecek. (Yapılan iş) bir hardal
tanesi ağırlığınca da olsa onu getirip ortaya koyacağız. Hesap
görücü olarak biz yeteriz.” (21 / Enbiya 47)
Hicretten önce Medine’den Mekke’ye gelerek Allah Resûlü’ne
biat eden sahabilerden biri olan Ubade ibn es-Samit, “nerede
olurlarsa olsunlar adaleti dile getirmeleri ve bu konuda hiç kimsenin kınamasından korkmamaları” üzerine Peygamberimize
bağlılık yemini ettiklerini söyler. İmtiyaza geçit vermeyen, kuşatıcı ve evrensel karakteriyle adalet, Allah’tan kula, imandan
amele, ahlaktan hukuka, kâinattan kıyamete, bireyden topluma
bütün varlık dünyasını ilgilendirmektedir. Bir bakıma adalet,
ahlaki erdemlerden biri değil, erdemlerin bütünüdür. Aynı şekilde adaletin zıddı olan zulüm de bir erdemsizlik değil, erdemsizliklerin bütünü olarak tavsif edilebilir. Bu zenginlik, kelimenin
anlamlarına da yansımış, sözlükler adaleti tanımlarken birden
fazla manaya yer vermiştir.
Temeli vicdanlara atılmış yüksek bir değer olan adalet, herkesin
ve her şeyin yerli yerinde, olması gereken yerde olması anlamına
57
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
gelir. Her şeyi layık olduğu yere koymaktır; ayakkabı ayağındır,
külâh da başın.
Adalet, kişilerin sahip oldukları hakların belirlenmesine ve belirlenen hakların sahiplerine teslim edilmesine yarayan ölçüttür.
Kendisiyle rota ayarlanan bir deniz feneri gibi doğru ve dürüst
yaşamanın temel ilkesidir. Tek başına “yasalara uymak”la gerçekleşemez; hikmet, iffet ve cesarete dayanan akıl ve vicdanın
ortak çalışmasıyla adalete ulaşılır.
Ölçü ve dengenin hayatı kuşatması, en küçüğünden en büyüğüne bütün hakların sahipleriyle kavuşması demek olan adalet,
düşmanımıza dahi borcumuzdur. “Zulm ile abat olanın, ahiri
berbat olur.”, “Mazlumun ahı yerde kalmaz.”, “Alma mazlumun
ahını, çıkar aheste aheste.”, “Elbette olur ev yıkanın hanesi viran.”,
“Ağlatan gülmez.”, “Mazlumun ahı indirir şahı.” gibi sözlerle çağrılan, vicdanlara huzur veren bir erdemdir.
Hem kendisiyle barışık hem de başkalarına hakiki bir yoldaş
olmak, adil olmaktan geçer. Adil bir insan herkesin hakkını
gözetir, hak sahibine de hak ettiğini verir. Haklıyı güçlü bilir,
tüm gücüne rağmen haksıza karşı durur. Herkese layık olduğu
muameleyi yapar. İşleri ehline verir. İnsanlar arasında hakemlik
yaptığında adaleti gerçekleştirecek şekilde titizlikle hükmeder.
Kendisi, ana babası yahut en yakınlarından birisi aleyhine de
olsa şahitliğini dosdoğru yapar, gerçeği asla çarpıtmaz. Öfke
veya düşmanlık duyduğu birisi karşısında güçlü konuma geçecek olsa adaletsizliğe sapmamak için her zamankinden daha
dikkatli olur. Ölçüp biçerken teraziyi, tartıyı; düşünüp taşınırken
aklını, izanını adil tutar, adaletten sapmaz. Ne iş yaparsa yapsın
o işi nasıl yapmak gerekiyorsa tastamam o şekilde yapar.
Adil insan aynı zamanda dengeli, dürüst, ölçülü, insaflı, ilkeli,
güvenilir, istikamet üzere dosdoğru, ihlaslıdır. Adaletten sapmış
bir insandan zulüm, hile, desise, tutarsızlık, taşkınlık, densizlik,
sahtekârlık beklenebilir.
58
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
Adalet konusunda titizlik göstermek gerek ferdin gerekse toplumun huzuru için zorunludur. Çünkü bir toplumda işler yapılması gerektiği şekilde yapılmaz ve hak edenin hakkı verilmezse
o toplumda dirlik ve düzenden bahsetmek mümkün olmaz.
Slayt 11
Eşitlik ve Eşdeğerlilik
Bu slaytta kadın ve erkek arasındaki eşitliğin özellikle altı önemli
boyutuna, ilgili ayet ve hadislerin tanıklığıyla dikkat çekilmelidir.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68 ve 70-81
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Kim İffetli ve Şerefli Olmakla Sorumludur?), s. 62
Konuşmacı Notu
EŞİTLİK VE EŞDEĞERLİLİK
Cinsiyet perspektifinden baktığımızda,
kadın ve erkek arasında eşitlikten bahse Yaratılışta eşitlik
dilebilecek ilk alanın yaratılış olduğunu
 Günah işleme potansiyelinde eşitlik
 Hatadan geri dönüşte ve pişmanlıkta eşitlik
görürüz. Yaratılışın ilk aşamasında in Yapılan eylemlere karşılık olarak ödüllendirilmede
sana atıfta bulunarak meleklerine “Ben
veya cezalandırılmada eşitlik
 İslam, iman ve ihsan muhataplığında eşitlik
yeryüzünde bir halife yaratacağım.” (2
 Dokunulmazlıklar konusunda eşitlik
/ Bakara, 30) buyuran Allah Teala, hem
bu ayette hem de insanları “yeryüzünün
Slayt 11
halifeleri” kıldığına dair diğer ayetlerinde (6 / En’am, 165; 27
/ Neml, 62; 35 / Fatır, 39) herhangi bir cinsiyetten bahsetmez.
Bu, erkeğin ve kadının, Allah’ın muradına uygun bir biçimde
dünya hayatını şekillendirme görevini paylaştığını, her ikisinin
de “halife” sıfatıyla yaratılmış olmaktan dolayı bir öz değer taşıdığını gösterir.
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini
yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip)
yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının.” (4 / Nisa, 1) ayetin-
59
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
den anlaşıldığı üzere, her iki cinsin de yaratılış malzemesi ve
hamuru aynı olduğu gibi, bedenlerine üflenen ruh da aynıdır.
Hayat iksiriyle canlanan ilk kadın ve erkeğin cennetteki ortak
hayatları, yine ortak işledikleri bir hata sonucu dünya hayatına
gönderilmeyle nihayet bulurken ilk günaha dair Kur’an’daki
anlatımlarda da bir eşitlik ve işteşlik vurgusunun hâkim olduğu görülür. Hz. Âdem’i aldatanın Şeytan olduğunu ısrarla yineleyen Kur’an, iki eşin Şeytan’a birlikte kandıklarını ve hatayı
birlikte işlediklerini, sonuçta da birlikte cezalandırıldıklarını
anlatmaktadır. Dünyadaki ilk adımdan itibaren kadın ve erkeği
birbirinin yanında konumlandıran, kadının ve erkeğin birbirlerine göre hangi konumda var edildiğini doğru anlamaya
imkân hazırlayan bu anlatım, hatada da hatadan geri dönüşte
ve pişmanlıkta da denkliği esas almaktadır.
Yapılan eylemlere karşılık olarak ödüllendirilme veya cezalandırılma konusu, cinsiyet eşitliğinin Kur’an’da ifade edildiği bir
diğer alandır. Nitekim kadın ve erkeğin aynı vahye muhatap
olmaları, aynı davranışı sergilediklerinde aynı karşılığı almaları,
mükâfatta da cezada da denk olmaları ancak cinsiyet adaleti ile
açıklanabilir. Ümmü Seleme’nin “Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın,
hicret hususunda kadınlarla ilgili hiçbir şey buyurduğunu
duymadım!” demesinden sonra nazil olan “Rableri, onlara şu
karşılığı verdi: ‘Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret
edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de, ant olsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden
ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah
katındadır.” (3 / Âl-i İmran, 195) ayeti konunun en çarpıcı örneklerindendir. Başka birçok ayette de erkek veya kadının amellerinin zerre kadar haksızlığa uğratılmayacak şekilde eşit olarak
değerlendirileceği ve ödüllendirileceği ifade edilir.
Düşünce tarihimiz insanın Allah’a yönelişinin üç farklı düzlemi-
60
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
ne dikkat çeker. Meşhur Cibril hadisinin referansıyla İslam (şehadet ve ibadet), iman (inanç) ve ihsan (ahlak) olarak sıralanan
bu üç düzlemde Yüce Yaratıcı’nın kadın ve erkeği birlikte anması, benzersiz bir eşitlik alanına daha işaret etmektedir: “Şüphesiz
Müslüman erkeklerle Müslüman kadınlar, mümin erkeklerle
mümin kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar,
Allah’a derinden saygı duyan erkeklerle, Allah’a derinden saygı
duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar,
oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan
erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah’ı çokça anan
erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.” (33 / Ahzab, 35 )
Toplumsal cinsiyet adaletinin alt başlıklarından biri şeklinde
değerlendirdiğimiz eşitlik prensibi, “dokunulmazlıklar” konusuyla da yakın ilişki içindedir. İlahî vahyin temel gayelerinden
birisi, insanın doğuştan sahip olduğu beş tabii hakkı korumaktır.
Din, can, akıl, nesil ve mal dokunulmazlığı olarak sıralayabileceğimiz bu beş temel hak ve hürriyet konusunu eşitlik imgesi
yönetir. Hz. Peygamber’in ifadesiyle “Her Müslüman’ın bir başka Müslüman’a kanı, malı ve ırzı (iffet ve haysiyeti) haramdır!”
Sosyal hayatta karşımıza çıkan eşitsizliklerin ve hak ihlallerinin
aksine, İslam’ın özünde kadının canı, bedeni ve toplumsal saygınlığı her türlü isnat, istismar ve şiddetten korunmuş; mülkiyet
hakkı koşulsuz şekilde tanınmış, inanç dünyası dokunulmaz
kabul edilmiş, evlatlarıyla arasındaki doğal ve medeni hukuk
muhafaza edilmiştir.
Allah katında bütün insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir. Allah
Resûlü bu durumu şöyle izah eder: “Ey insanlar! Allah cahiliye
gururunu ve atalarla övünme âdetini kaldırmıştır. İnsanlar iki
gruptur: Birincisi iyi, takva sahibi ve Allah katında değerli olan
kişi, diğeri ise günahkâr, isyankâr ve Allah katında değersiz
kişidir. Bütün insanlar Âdem’in oğullarıdır. Ve Allah, Âdem’i
61
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
topraktan yaratmıştır.” Eşitliğin bozulması, birinin diğerlerinin
önüne geçmesi, değer ve saygınlık elde etmesi, cinsiyet ve benzeri özelliklerle değil, Allah’tan sakınma duygusundaki derinlikle
mümkündür: “Allah katında en değerli olanınız, en derin takva
bilincine erişmiş olanınızdır.” (49 / Hucurat, 13)
Slayt 12
Denge ve İtidal
Bu slaytta adaletin önemli bir diğer boyutu olan denge ve itidal
kavramlarının tanımlanmasına, anlam demetinin sunulmasına
çalışılmalıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68
DENGE ve İTİDAL
Konuşmacı Notu
Adaletin anlam repertuvarında bir diğer
grubu “dengeli ve ölçülü olmak, ifrat ve
Dengeli ve ölçülü olmak, ifrat ve tefritten uzak kalmak,
aşırı olmama durumu, ılımlılık, haddi aşmamak, itidal
tefritten uzak kalmak, haddi aşmamak,
üzere davranmak…
itidal üzere davranmak” tanımlamaları
oluşturur. Kur’an’ın “Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü kılan, dilediği bir
biçimde seni oluşturan cömert Rabbine
karşı seni ne aldattı?” (82 / İnfitar, 6-8) ve
Slayt 12
“Tartıyı adaletle tutun, terazide eksiklik yapmayın!” (55 / Rahman, 9) ayetleri, kelimenin bu anlamına ev sahipliği yapar.
Mutedil olmak, hak ve sorumlulukların dengeli ve ölçülü dağıtımına ve dengedeki terazi yahut devenin iki tarafındaki dengelenmiş heybe misali bir tarafa yüklenmeyen sağlıklı bir ilişkiye
işaret etmektedir. Bu anlayışta taraflardan biri diğerinin varlığıyla doğru orantılı biçimde ayakta kalabilmekte, kendi lehine haksız şekilde gerçekleştirdiği herhangi bir tasarrufun sadece diğer
62
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
tarafın hukukunu ihlal etmeyeceğini, aynı zamanda terazinin
ölçüsünü bozacağını bilerek bizzat ölçünün ve dengenin kendisine hürmet duymaktadır.
Örneğin 42 numara ayakkabı giyen bir kişinin her iki ayağına da
42 numara ayakkabı vermek adalet ve dengedir. Ancak bir ayağa
42, diğerine 41 verdiğiniz zaman bunun adı zulüm olur, ölçüsüzlük olur. Kadın ve erkek bir çift ayakkabının birer tekleridir, bir
araya gelmelerinde uyum ve ahenk oluşur, adalet beklenir.
Slayt 13
Hakkaniyet ve İnsaf
Bu slaytta adaletin önemli bir üçüncü boyutu olan hakkaniyet ve
insaf kavramlarının tanımlanmasına, anlam demetinin sunulmasına çalışılmalıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68
Konuşmacı Notu
Adalet konusunda odağa taşıyabileceğimiz üçüncü anlam öbeği “hakkaniyet, hikmet, her şeyi yerli yerine
koymak, herkese hak ettiğini vermek,
kimseye gücünün yettiğinden fazlasını
yüklememek”tir. “Kıst” kelimesi ve türevleri de Kur’an’da bu anlamda kullanılmaktadır.
HAKKANİYET ve İNSAF
Her şeyin ve herkesin hakkını tam tamına teslim
etmek, hak edileni vermekten imtina etmemek,
kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklememek,
her zaman ve koşulda taraf tutmadan hak ölçülerini
dikkate alarak insaflı ve tutarlı davranabilmek, hüküm
ve kararlarında anlama gayretini korumak
Sosyal ahlak açısından adalet, her zaman ve koşulda taraf tutmadan, hak ölçülerini dikkate alarak, insaflı ve tutarlı davranabilme yeteneğidir. Kendisinin yahut yakınlarının, başkaları ile
olan ilişkilerini, dışarıdan bakmayı başararak dürüst ve tarafsız
olarak değerlendirebilmektir. Herkesin kendine özgü kişiliği,
Slayt 13
63
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
düşünce dünyası, hayalleri, idealleri, öncelikleri, yetenekleri,
ilgi ve tecrübeleri vs. olduğunu kabul ederek karar almaktır.
Anlama gayretinden, empatiden, iyi niyetten, nesnellikten ödün
vermemektir. “Her hak sahibine hakkını ver.” buyuran Hz.
Peygamber’in ifadesiyle, hakkaniyeti korumaktır.
Slayt 14
Kadın ve Erkek Arasında Hakkaniyet
Bu slaytta kadın ve erkek arasındaki hakkaniyet ve insafın üç
önemli boyutu öne çıkarılarak ilgili ayet ve hadislerin tanıklığıyla açıklanmalıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68 ve 70-81
KADIN VE ERKEK ARASINDA
HAKKANİYET
Konuşmacı Notu
İnsan gerçekliği, erkek ve kadın olarak
iki farklı ve birbirini tamamlayan boyut Haklar ve yükümlülükler belirlenirken insaflı olmak
ta yaratılmış olup din ve dünya hayatı
 Toplumsal cinsiyeti hakkaniyetle kurmak
bu iki boyutu birlikte düşünmeksizin
 Kararına saygı duymakta hakkaniyet
anlaşılamaz. Kadın ve erkek, yaratılıştan
dŽƉůƵŵƐĂůĐŝŶƐŝLJĞƚŝ͖
getirdikleri farklılıklar sayesinde kendileŝŶƐĂĨ͕ŚĂŬŬĂŶŝLJĞƚǀĞĂĚĂůĞƚ
çerçevesinde tesis ederek
toplumsal cinsiyet adaletini oluşturabiliriz.
rinde olmayanı görebilen ve birbirlerini
üretebilen bir cevhere sahiptirler. Böyle
Slayt 14
bir cevherle var edilme noktasında ikisi eşdeğerdir. Dolayısıyla
farklılıkları görmek, kadının veya erkeğin “kendine özgü bir
alan” açarak diğerini yeni bir anlam dünyasına taşıdığını kabul
etmek demektir. Yaratılışın bire bir örtüşmeyen kodları, iki cinse
yeni bir perspektiften önce kendini, sonra da hayatı tanıma fırsatı sunmaktadır.
Hayatın akışı içinde kadının ve erkeğin kendine has nitelikleri
suistimal konusu edildiğinde veya bu nitelikler dikkate alınmak-
64
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
sızın matematiksel bir eşitleme yapıldığında adaletin yitirileceği
açıktır. “Allah, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında
hüküm verdiğiniz zaman adaleti yerine getirmenizi emretmektedir.” (4 / Nisa, 58) ayeti gereğince, haklar ve yükümlülükler
belirlenirken insan ehil olmasıyla adilane değerlendirilmelidir,
cinsiyetin farkları çağrıştırmasına kapılmamalıdır.
Hz. Peygamber, uygulamalarında toplumsal cinsiyeti insaf,
hakkaniyet ve adalet çerçevesinde tesis etmiştir. Birey olarak
insanlar arası farklılıkları gözden kaçırmamaya özen göstermesinin pek çok örneği de bu noktada hatırlanmalıdır. Örneğin
kadınların cihada katılmalarını zorunlu kılmamış ama katılmak
isteyen bir kadına da -eşi Âişe bile olsa- engel olmamış, kararına
saygı duymuştur. Hatta Uhud Savaşı’nda olduğu gibi bedenini
ona siper eden kahraman bir kadını “Sağıma yahut soluma, nereye dönersem döneyim önümde Ümmü Umare’nin çarpıştığını
gördüm.” sözleriyle taltif etmiştir. Hz. Peygamber’in savaşa katılan kadınlara o güne kadar görülmemiş biçimde ganimetten pay
vermesi, cinsiyet adaletinden başka neyle açıklanabilir?
Benzer bir örnek de kadınların mescide katılımı konusudur. Hz.
Peygamber, yaşam şartları ve sorumluluk alanları gereği kadınların camiye düzenli olarak gelmesini, cuma ve vakit namazlarını cemaatle eda etmesini bir mecburiyet olarak dile getirmemiş,
bu hususta kadın ve erkek arasında mutlak bir eşitlik öngörmemiştir. Ama eğer kadın mescide gelmek istiyorsa onun bu arzusuna göre toplumu yönlendiren de yine Peygamberimiz olmuştur: “Allah’ın kadın kullarının Allah’ın mescitlerine gelmelerine
engel olmayın.” Evet, kadın cuma namazına gelmekle mükellef
tutulmamıştır ama mescide gelmesi ve cuma namazına katılması
da özgür bırakılmıştır. Ümmü Hişam bint Harise’nin “Kaf suresini her cuma hutbede okurken bizzat Resûlullah’ın ağzından
ezberledim.” diyebilecek ölçüde cuma namazlarına devam etmiş
olması bu özgürlüğün boyutunu ortaya koymaktadır.
65
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 15
Kadın ve Erkek, İki İnsan; İki Genç
Adalet ilkesinin 15-17. slaytlarda ele alınan boyutları bu slaytla
özetlenmeli (eşitlik ve denklik, hakkaniyet ve insaf, itidal ve denge), bunların kadın ve erkek cinsleri arasında inşa edilmemesi
durumunda oluşacak barbarlık, zulüm ve şiddet kültürüne ilişkin
ifadeler bu özette özellikle hatırlatılmalıdır.
bk. İki İnsan Gençlik El Kitabı, s. 48-68 ve 70-81
etkinlik İki İnsan Gençlik El Kitabı (Sahibinden Emanet), s. 76-77
KADIN VE ERKEK
İKİ İNSAN
BİR GENÇ
Konuşmacı Notu
“Kadın ve erkek yeryüzünü adalet, hakikat ve ahenk ile huzura, barışa götüren götürürken de her türlü kötülükle
adalet
insaf hakkaniyet mücadele edendir. Kur’an’ın ifadesiyle
denge
göklere,yerlere,dağlara teklif edilen
emanet
yeryüzünü imar etmek
kadın ve erkeğe emanet edilendir. Bu
dünyayı yaşanılır kılmak
ağır yükü kaldırmanın en güçlü çağı
huzuru tesis etmek
ise Necip Fazıl’ın dilinde ‘zaman bende ve mekân bana emanettir’ diyebilen
Slayt 15
bir gençliktir.” Kimlik; ait olma, tanıma, tanınma ve kendini
konumlandırmayı ifade eder. İnsanın taşıdığı kimlik/kimlikler
dinî, sosyal ve kültürel çevrelerde farlılık gösterir. “Müslüman”,
“Türk”, “doktor”, “Samsunlu”, “genç” birer kimlik tanımlamalarıdır. Ancak “Müslüman” kimliği sosyolojide üst kimlik olarak
kabul edilirken Yaratıcı tarafından da inanan insanın aidiyetini
ifade eder. “Müslüman” ve “kul” kimlikleri layık olduğu değeri
bulursa etnik ve kültürel kimlikten kaynaklanan problemleri
ortadan kaldıracaktır. Bu nedenledir ki önemli olan, toplumun
değerlerinde, inanç sisteminde dengeyi iyi kurabilmektir. İşte bu
denge de kendi sorumluluklarını bilerek ve yerine getirerek ama
toplum kurallarına (bir başka deyişle millî değerlere) ters düşmeden yaşamayı başarmakta gizlidir. İnsanın kimlik oluşumunu
66
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
etkileyen faktörlerden biri de iradedir. İnsanın iyiyi ve kötüyü
ayırt etme potansiyelinde olması kendi seçimiyle vereceği kararlar sonunda gerçekleşebilir. Bu süreçte tevhit arayışıyla Hz.
İbrahim’i, teslimiyetiyle Hz. İsmail’i, iffet ve sabrıyla Hz. Yusuf
‘u, delikanlılığıyla Hz. Musa’yı, zarafetleriyle Hz. Şuaybın kızlarını, safiyetiyle Hz. Meryem’i kendine yol arkadaşı tutar.
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O,
düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (16 / Nahl, 90) ayeti,
bütün kuşatıcılığı ile adaleti hayata dâhil etmekten bahsederken
toplumun cinsiyete dair algı, tutum ve beklentilerini de adalet
perspektifinden bir kere daha irdelemeyi haklı kılacak güçtedir.
İslam’ın öngördüğü adalet, birey ve toplumların istek ve heveslerine göre belirlenmeyen; sevgi ve nefretlere göre yönünü çizmeyen; akrabalık ve yakınlık bağlarına göre ayarlanmayan; ırk, dil,
din, mezhep, meşrep, yaş ve statü farkı gözetmediği gibi cinsiyete göre de şekil almayan bir ilkedir. Adaletin hukuki veya ahlaki
bir zeminde değerlendirilmesi bu sonucu değiştirmeyecektir.
Ancak bu adalet ilkesi eşitlik ve denklik, hakkaniyet ve insaf,
itidal ve denge ile birlikte gerek bütün bir insanlık ailesi arasında gerekse kadın ve erkek cinsleri arasında inşa edilmemişse
cahiliye gibi bir barbarlık ve zulüm kültürü egemen olacaktır.
Bu zulüm kültürünün toplumsal yaşama ve toplumu oluşturan
bireylerin yaşamına, ama en çok da kadınların yaşamına çok
önemli olumsuz tesirleri olacaktır.
Gösterişçi bir ahlak, kör bir taklit, zihinsel tembellik, bireysel
konfora kapılarak merhametten yoksun bir neslin oluşması gelecek için belki de en büyük tehlikedir.
67
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Slayt 16
Şahsiyet, Aidiyet ve İbadet
Bu slayt ile birlikte “ genç-itikat”, “genç-ahlak”, “genç-ibadet” ve “genç-muamelat” ilişkisine vurgu yapılır. Kısa
cümlelerle konu genelde insan ekseninde kadın ve erkeğe,
özelde gence; bilgi, hikmet ve hakikat üçgeninde cinsiyet
üstü bilinç kazandırmaya işaretle sonlandırılır.
ŞAHSİYET, AİDİYET
ve İBADET
Gence düşen,
vicdanları özveriden,
ruhları özgürlükten alıkoyan
haz ve tutkusundan arındırmaktır.
Konuşmacı Notları
Dört alanda kendimize dikkat etmemiz,
sürekli bir ihtimam hâlinde olmamız
gerekiyor:
1. İtikat
2. İbadet
3. Ahlak
Slayt 16
68
4. Muamelat
Bu alanlarda kendini sürekli geliştiren, nefsini muhasebeye çeken şahsiyeti gelişmiş bir nesil ülkesine aidiyet duygusuyla güzel
bir geleceğin teminatı olacaktır.
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
Slayt 17
Teşekkürler
17. ve son slaytta edilen teşekkür, sunu metninin İki İnsan –
Gençlik El Kitabı’ndaki makalelerinden oluşturulduğu yazarlara,
konuşmacıya, dinleyicilere, görsel malzemeleri sunuda kullanılan sanatçılara yöneliktir. KADEM tüm bu çalışmada görev
almış ve alacak olanların hak ettiği bu teşekkürü “adalet”in ve
“hakkaniyet”in kendisine yüklediği bir görev bilir.
Konuşmacı Notu
Fatma Bayram
İstanbul, Üsküdar doğumlu olan Bayram,
Kadıköy İHL’yi dışarıdan bitirdi. İlim
TEŞEKKÜRLER
ve Fazilet Vakfı Fıstıkağacı Kız Kur’an
Kursu’nda hafızlık yaptı, kıraat-ı aşere
okudu. Kısa dönem Kur›an kurslarında
dersler verdikten sonra Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesine girdi, 1989’da
Slayt
mezun oldu. 1990’dan bu yana Diyanet İşleri Başkanlığıında vaize olarak vazife yapmaktadır. Evli ve üç çocuk annesidir.
Metin: Fatma Bayram, Doç. Dr. Huriye Martı, Sedide Akbulut,
Görseller: ©RATOCA, ©antimartina, ©imaagio, ©Trezvuy – Fotolia.com
17
69
İ K İ
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Doç. Dr. Huriye Martı
Ankara doğumlu olan Doç. Dr. Martı, Konya İmam-Hatip Lisesi ve Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu.
“Rasûlullah’ın Hanımları Konu Alan Rivayetlerinin Değerlendirmesi-Kadın Konulu Uydurma Rivayetler-” başlıklı tezi ile
yüksek lisansını, “Birgili Mehmed Efendi’nin Hadisçiliği ve etTarîkatü’l-Muhammediyye (Tahkik ve Tahlil)” konulu tezi ile
doktorasını tamamladı. Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Hadis Bilim Dalında görev yapmaktadır. Evli ve 3 çocuk annesi
olan Dr. Martı, Arapça ve İngilizce bilmektedir.
Sedide Akbulut
Samsun Çarşamba doğumlu olan Akbulut, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. Tokat, Bafra, Samsun
Anadolu İmam Hatip Liselerinde meslek dersleri öğretmenliği; 2001’de intisap ettiği Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde
Amasya, Samsun, Ankara’da vaizlik yaptı. 20.05.2014 tarihinde
Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Aile ve Dinî Rehberlik Daire
Başkanlığına atanan Akbulut, İngilizce ve Arapça bilmektedir.
Evli ve iki kız çocuğu annesidir.
70
S E M İ N E R
S U N U M
K I L A V U Z U
71
İ K İ
72
İ N S A N
-
E Ğ İ T İ M C İ
K I L A V U Z U
Download