Murat Bardakçı:"Enver Paşa İslamcıydı"

advertisement
On5yirmi5.com
Murat Bardakçı:"Enver Paşa İslamcıydı"
Murat Bardakçı, Enver Paşa’nın karısı Naciye Sultan’a yazdığı mektuplardan hareketle
“Enver”i yazdı. 41 yıllık hayatında sürekli mücadele peşinde koşan İttihad ve
Terakki'nin bir numaralı ismi Enver Paşa, hep mağlubiyet yaşamış ama her
mağlubiyetinin ardından Müslüman dünyasını şaha kaldırıp İngiliz emperyalizmini dize
getirme hevesi artmış.
Yayın Tarihi : 20 Aralık 2015 Pazar (oluşturma : 10/8/2017)
Mustafa Cambaz Yenişafak gazetesinde Murat Bardakçı ile Enver Paşa'yı konuşmuş.İşte o konuşma
Ezber bozmak için mi Enver'i yazdınız?
Ezber bozmam, tarihi yeniden yazmam. Elime geçen evraklar doğrultusunda yazdım.
Şahbaba'da gördük bazı ezberleri bozmuştunuz.
Hiç o niyetle yazmadım ki onu. Sultan Vahdettin kötü tanınıyor onu düzelteyim, iyi tanınıyor kötü
yazayım diye yazmadım. Ailesi torunları bana belgeleri verdi, yazdım. Tarih belge üzerinden yapılır,
yorum üzerinden yapılmaz.
Belgelere dayalı akademik çalışmalar sadece belgelerle bırakıldığı için genellikle soğuk ve kuru olur.
Siz Enver'in insan yönünü tüm çıplaklığıyla ele almışsınız.
Benim sadece belge yaptığım kitaplar da var. Mesela Talat Paşa'yı öyle yayımladım. Biyografi
belgeye dayanır. Tabii ki bazı şeyler söyleyeceksiniz ama iyiydi kötüydü diye bir şey
söyleyemezsiniz. Biyografi bizde maalesef methiye olarak anlaşılır. Halbuki biyografi her şeyi
yazmaktır. İyi tarafını da zaaflarını da.
MUSTAFA KEMAL RAKİP DEĞİL
Talat Paşa'yı yazdım dediniz. Hafız Hakkı Paşa ve Mahmut Şevket Paşa'yı da yazdınız. Hepsi aynı
dönemin aktörleri. Günlüklerde ve mektuplarda çelişen bilgilerle karşılaştınız mı?
Çelişen bir şey yok fakat karşılıklı rekabet var, geçimsizlikler var. Olaylar ve olaylarla ilgili bilgiler
aynı. Ben resmî tarih, gayrıresmî tarih diye bir şeye inanmam. Fark yorumdadır. Gayriresmî tarih
dedikleri şey yorumdur.
Kitapta Mustafa Kemal ile Enver Paşa'nın kıyaslanmasına karşı olduğunuzu yazıyorsunuz.
Gereksiz. Biri mağlup biri galip.
Fakat aralarında bir soğukluk vardı deyip onu anlatıyorsunuz.
Soğukluk da ilk önceleri yok, sonra başlıyor. Biri en tepedeyken öteki yarbay. Yani başta soğukluk
imkânsız. Tavşan dağa küsmüş hikâyesine benzer bu.
Enver Paşa güçlü olduğu günlerinde Mustafa Kemal'i pek de önemsemiyor gibi
zaten.
Şu var, 1914- 1918 yılları arasında Mustafa Kemal'i Enver'e rakip olarak göstermek büyük
cehalettir. Yeni albay olmuş mesela Çanakkale sonrasında. Mukayese edilemez ki o. Enver
umursamıyor diye bir şey değil, bir iki rapor var Mustafa Kemal'in yazdığı, onların dışında haberi bile
yoktur.
Mustafa Kemal, Balkan Harbi sonrasında Mahmut Şevket Paşa nezdinde Enver Paşa'nın İstanbul'a
tayinini önlemek için girişimde bulunuyor. Bu belgeler Mahmut Şevket Paşa'nın günlüklerinden mi?
Evet, Mahmut Şevket Paşa'da var onlar. O hepsini yazmış. Mektup filan yazıyor ondan sonra gidip
görüşüyorlar.
Enver Paşa'nın bunlardan haberi oluyor mu?
Biliyor ama umursamıyor. Çünkü o sıralar partisi de güçlü, kendisi de.
DEDİKODUYLA TARİH YAZILMAZ
Osmanlı'nın son yıllarıyla ilgili çalışmalar yaptınız hep. Karanlıkta kalan noktalar çok mu daha?
Valla yazacağımı yazıyorum. Ama Türkiye'de Cumhuriyet tarihçileri hiçbir şey yapmıyor. Atatürk'ün
nüfus kaydını daha yeni yaptık biz. Hâlâ “senin mavi gözlerinin verdiğin hızla inkılâbının yolunda
gidiyoruz" gibi laflar. Yeter. Fakat senelerce Türkiye'de Misak-ı Millî tartışıldı. Evvelki sene Meclis'e
soru önergesi verildi Misak-ı Millî kayıpmış diye.
Gittiği heryerden kır çiçekleri toplayan Enver Paşa bunları üzerlerine kısa aşk ifadeleri
yazdığı kağıtlara yapıştırarak Naciye Sultan'a göndermiş. Fotoğraftaki çiçekleri de 1.
Dünya
Savaşı'nın
enMisakdağdağalı
günlerinde
1916'da Bu
yollamış.
Musul
nedeniyle
Millî
yine
gündemimizde.
Mustafafikriniz
Kemal'in
Musul'la
ilgili bir
vasiyetinden
bahsediliyor.
konudaki
nedir?
Bizim tarihçiliğimizin iki büyük derdi var. Birincisi son dönem tarihçilerinin tembelliği ve okuma
yazma bilmemesidir. İkincisi dedikodu üzerine tarihçilik yapılıyor. Lozan'ın gizli maddelerini
tartışıyor Türkiye. Böyle saçma sapan bir şey olur mu? İki üç kişi ekran ekran dolaşıyor, Atatürk'ün
gizli vasiyeti gibi ortaya bir şeyler atıyor. O da gerçek zannediliyor.
Arkadaşları tarafından aldatılıyor
Enver Paşa, Batum'dan Anadolu'ya geçme planları yaparken Trabzon'daki Yahya Kâhya'ya mı
güveniyordu?
Hayır, askerler de var. Kendisine bağlı olduklarını düşündüğü askerler var. Bir de İttihad Terakki'nin
Karadeniz'de tehcirden kalma güçlü bir teşkilatı var. Bu yüzden orayla temas ediyor.
Mustafa Suphi'yi Enver Paşa öldürtmüş olabilir mi?
Olur mu öyle şey?
Öldürülmesinden memnuniyet duyduğunu yazıyor mektuplarında.
Sevindim diyor ama bu adamı öldürün der mi? Adamın parası varmış almışlar. Bütün mesele bu.
Mustafa Suphi onun için önemli biri değil ki niye öldürtsün. Başka mektuplarında da geçiyor gelmiş
buraya kominist olmuş çocuk diyor.
Kişileri, şahısları önemsemiyor galiba Enver Paşa? Kişilerin üzerinde pek durmuyor…
İşte üzerinde durduğu adamlardan da büyük kazık yemiştir. Hacı Sami Bey.
En büyük kazığı atanlardan biri o muydu? Orta Asya'ya gitmesini sürekli teşvik eden kişiydi çünkü.
Kasıtlı bir şey yok ama. Enver de çaresiz, her yolu deniyor. Yenilgi ve sürgün çok ağır bir şeydir. Ben
çok sürgün hatıratı topladım. Hepsi çok şaşkınlar. Sürgünde yazılan hatıralar da hep kendilerini
müdafaa içindir, savunmadır. Çok zordur.
Zor olduğu kesin. Ali Fuat Paşa ile konuşurlarken ağlaması… Ağlıyor da sık sık Enver Paşa.
Evet öyle bir romantik tarafı var. Karısının fotoğrafına bakıyor ağlıyor ve gözyaşlarıyla mektup
yazıyor. Çok sevmiş.
Paşa başından sonuna kadar bütün mücadelesinde samimi miydi, inanarak mı yapıtı?
Samimiydi tabi. Her şeyi inanarak yaptı. Doğru karar aldığı zaman da samimiydi, yanlış karar aldığı
zaman da samimiydi. İçten pazarlıklı filan değildi. Mektuplar da samimiydi.
Murat Bardakçı'nın Enver kitabında, çoğu ilk defa yayınlanan özel evrakın arasında Ressam Enver'in
karakalem çizimleri de yer alıyor. Enver Paşa bulunduğu her ortamda resimler yapmış, görüştüğü
her kişinin portresini çizmiş, sonra da imzalatmış. Hatta Latvia'da tutuklu olduğu sırada cezaevi
görevlilerinin portrelerini çizip para kazanmış, kazandığı parayı da ailesine göndermiş.
Günlük tutmak yerine mektuplarda her şeyi bütün ayrıntılarıyla yazması, kızım sana söylüyorum
gelinim sen işit der gibi.
O ilk dönem mektuplarında da var. Bir Alman kadına yazdığı mektuplarda her şeyi anlatmış. Babıali
baskınını yazmış. Naciye Sultan'a Balkan Harbi sırasında yazdığı, daha doğrusu dışarıya gitmezden
önce yazdığı mektuplarda, Sarıkamış mektuplarında her şey var. Gün gün, saat saat anlatıyor. Açık
açık söylemiş ben günlük tutmuyorum, mektuplara yazıyorum diye. İkisini bir arada yazmış.
Hem sen oku hem ileride biri çıkıp yazar demiş. Sizi düşünmüş.
Evet, beni düşünmüş.
Siz de kitabı eşinize ithaf etmişsiniz. Enver'den mi etkilendiniz?
Enver'den etkilenme değil. Biz kaç senedir 4 kişi beraber yaşadık bir evin içinde. Eşim, ben, Enver
Paşa, Naciye Sultan. Enver ve Naciye'den kurtulduk, baş başa kaldık demeye getirdim.
Mücadeleden vazgeçemezdi
Enver Paşa Türkiye'yi hangi düşüncelerle terk etti?
Mücadeleye devam etmek istiyor. Talat Paşa işlerinin bittiği düşüncesinde. O, mücadele devam
edecek diyor.
Aralarındaki ilk fikir ayrılığı ülkeyi terkettikleri o savaş gemisinde mi başlıyor?
Onlar Türkiye'deyken de fikir ayrılıkları var ama Talat Paşa iyi politikacı. İkna ediyor. Enver'in bazı
ani çıkışlarını filan törpülüyor.
Enver Paşa durmayı, vazgeçmeyi bilmeyen biri mi?
Vazgeçemezdi, Sonuna kadar götürmeye mecburdu. Başarmadan da dönemezdi. Başka çaresi yoktu.
Almanya'ya gitse Ermeni tehlikesi var. İngiliz, savaş suçlusu diye arıyor.
İngilizler'e fena kinleniyor ama İngilizler'le anlaşma yapmak istemesi de garip.
Onu İngilizler istemiş. Bir iki görüşme yapmışlar ama bütün mesele bunlar yenildiklerinin farkında
değiller. Talat Paşa Hollanda'ya gidiyor, görüşmeler yapıyor. Bir diğeri Churchill ile görüşüyor.
İttihatçıların genel karakteri...
Şok yaşıyorlar şok. Genellemeyin.
Almanlar'ın gücünü büyütmüşler galiba kafalarında, yenileceğini beklemiyorlar.
Çare yoktu. Rusya'dan korkuyorlar ve Sazanov hayali dolaşıyor kafalarında. Bu yüzden mutlaka bir
yere yanaşma peşindeler. Almanlar'ı gözlerinde büyütmek diye bir şey yok çünkü Almanya ile
ittifaktan önce İngiltere ve Fransa'yla yoğun temaslar yapmışlar. Onlar almayınca mecbur
Almanlar'ın yanında girmişler.
Bakü'de gerçekleştirilen Şark Milletleri Kurultayı'ndaki bildirisinde biraz bunlara yer veriyor galiba
Enver Paşa?
O bildiri tam politikasını göstermez çünkü savunma maksatlıdır.
Bolşeviklerin düzenlediği o toplantıya niye katıldı Enver Paşa?
O zamanki Bolşeviklik ile bugünkü aynı şey değil. Bir kere ihtilal seviyor Enver Paşa. Bir de Sovyet
devrimi nasıl bir vaziyet alacak belli değil. Diğer taraftan İngiltere'ye karşı bir hareket olarak
görüyor bunu. Yani arayış içinde oraya gitmesi, şusu busu hepsi arayıştır.
Kafalar da karışık galiba o dönemler? Yani herkesle görüşmeleri...
İşte bir şey arıyorlar, yenilgiyi kabul edemiyorlar. Şokun etkisi var. En tepedesiniz bir anda her şey
bitmiş. Payitahtınız işgal edilmiş ve savaş suçlusu olmuşsunuz.
İhtilâl yükseltir
Enver Paşa çok çabuk yükseliyor.
Darbecilikten. İhtilal yükseltir. 27 Mayıs'ta yüzbaşılar vardı Milli Birlik Komitesi'nde ve generaller
yüzbaşıya selam veriyordu. Talat Paşa Dahiliye Nazırı iken, 5. Murad'ın damadı Refik Bey galiba,
yanılıyor da olabilirim, Talat Paşa'dan valilik istiyor. Paşa, “Sınıf arkadaşlarınız neredeler" diye
soruyor. Refik Bey, bazılarının kaymakam, bazılarının da mutasarrıf olduğunu söylüyor. “Eee, sen
niye vali olmak istiyorsun" diyor. “Ben damadım" karşılığını alıyor. Talat Paşa, “Olabilir ama şimdi
seni vali yapmam. Bana bakıp 'sen kapı kapı dolaşıp postacılık yapan adam nasıl Dahiliye Nazırı
oldun' diye sorarsan, ben ihtilâl yaptım" diyor.
Damatlık da o dönem kariyer için sihirli değnek gibiymiş galiba?
Yok, yok. Zor bir iştir. Ayrıca Enver Paşa Naciye Sultan'la evlenmeden önce de Enver'dir.
Mustafa Kemal niye damat olmak istedi peki?
Enver faktörü olabilir.
Enver Paşa otobiyografisinin bir bölümünde Makedonya dağlarında çetelerle savaşırken kullandığı
taktiği anlatıyor. Çeteyi gördüğümde çok kısa bir kuşatmayla hemen üzerlerine giderim, böylece
kaçmalarını önlerim diyor. Çok cesur.
Halife Abdülmecid'in oğlu Şehzade Ömer Faruk Efendi'nin mektubu vardır. Çanakkale'ye teftişe
gittikleri sırada gördüklerini yazmış. “Siperdeyiz, Enver Paşa sigarasını yakmış bir uçtan öbür uca
gidiyor. O anda karşıdaki istese vurur" diyor. Deli cesareti varmış.
Bütün hayatı boyunca kaybetti Enver Paşa. Sanki bu anlık çıkışlarına bağlı gibiydi kaybetmesi.
O da var ama konjonktüre maalesef bakmamışlar. Anadolu işgal altında. Sakarya'da ne olacak ne
bitecek belli değil. Libya'da bilmem nerede teşkilat kurmak olacak şey değil.
SARIKAMIŞ'TA SUÇLU ENVER PAŞA DEĞİL
İki kişi bir araya gelince teşkilât kuruyor.
Üç kişi olunca da kongredir.
Sürekli aldatılıyor sürgün yılları boyunca. En yakın arkadaşları tarafından yalnız bırakılıyor. Çabuk
gaza gelen biri miydi Enver Paşa?
İktidardayken değil. Çünkü İsmet Paşa'nın hatıralarında da geçer. Almanlar'la devamlı didişme
halindedir. Sonraki dönemi başka. Artık çare yok, güç yok. Bir çıkış yolu aradığı için inanıyor
etraftakilere. Yani her teklifi, olmayacak şeyi bile çare olarak görüyor.
Daha çok çete savaşları yaptığı, düzenli orduyla yapılan büyük muharebeleri iyi yönetemediği,
Sarıkamış'ta bu yüzden bozguna uğradığı söylenir.
Sarıkamış harekât planı olarak çok başka bir plandır. Çünkü Alman general ve çok güçlü isimler
vardır. Enver Paşa tek başına değildir. Hem Osmanlı Erkân-ı Harbiyesi hem Alman Erkân-ı Harbiyesi
vardır. Fakat orada iki şey olmuştur. Biri kışın bastırması, ikincisi Hafız Hakkı Paşa'nın vakti
uzatmasıdır. Sarıkamış bozgununun en önemli sebebi Hafız Hakkı Paşadır.
Ama o kalkıp Enver'e yıkıyor.
Mecburen, ne yapacak? Çünkü o günleri yazamamış. 10 gün mü kaç gün unuttum o günler kayıp. Bu
kadar gün aradan sonra yeniden başlıyorum diyor. O arayı yazmamış. Yazsaydı ne yazacaktı? Verilen
emre niye uymadığını mı? Hafız Hakkı olmadığı halde bizimkiler girmiştir Sarıkamış'a. Çatışmalar
olmuş Ruslar'a zayiat verdirilmiş ama geri çekilmek zorunda kalınmıştır. Hafız Hakkı Paşa'nın
birlikleri gitseydi sonuç başka olurdu.
Anadolu'ya gelmesi felaket olurdu
Anadolu'ya geçmek ve Milli Mücadele'nin başında olmak için çok uğraşmış. Geçseydi ne olurdu?
Felaket olurdu. Bu yüzden Ankara çok sıkı takip etmiştir.
Bütün mektuplarını okumuş Ankara. Naciye'ye yazılan mektupları en son Naciye okuyor galiba?
Hepsi değil. Mektuplar tek tek gitmiyor. Her gün yazıyor, partiler halinde gönderiyor. Bazen 10- 12
tane oluyor, bazen 2- 3 tane. Ele geçirebildikleri partiyi alıp okuyorlar. Naciye Sultan'a gitmeyenler
var. Karabekir Paşa'nın aldıkları ama onlar yazdıklarının çok az bir kısmı, Ankara'da Askeri arşivde
olanlar. Moskova'dan ve Orta Asya'dan yazdığı mektuplar Afgan sefareti ve Almanlar vasıtasıyla, ya
da gidip gelenler tarafından ulaştırılıyor.
Diğerlerini de başkaları okumuş. İngilizler, Almanlar. Ama hepsini değil. Okunur tabi bu yolla giderse
okunur.
Ölümünden sonra ona ait olan eşya ve evraklar var. Onlar kayıp mı?
Türkiye'de belge kaybolmaz. Bir gün çıkar ama ne çıkacağını da ben tahmin ediyorum. O son
mektuplarının halet-i rûhiyesindeki mektuplar çıkar. Çok özel bir şey çıkmaz.
Enver Paşa dindar bir insan. Mektuplarının ileride kaynak olarak kullanılacağını biliyor. Zaman zaman
tavsiyelerde de bulunuyor muhafaza edilmesi için. Fakat çok mahrem şeyleri de yazıyor…
Bunun dindarlıkla alâkası yok ki karısına yazıyor.
Bunların okunacağını biliyor…
O zamanın mektuplarında neler neler yazılıyor bir bilseniz.
Anadolu'ya dönmekten vazgeçmesinin sebebi çaresizlik mi yoksa zarar veririm endişesi mi?
Mektupta da yazıyor zaten artık yapacak işimiz kalmadı diye. Ankara'daki yönetimin artık vaziyete
hakim olduğunu görüyor. Bir de Ruslar Sakarya Savaşı sırasında böyle bir hareket yapmasını
istemiyor.
Ruslar Mustafa Kemal'e karşı bir kart olarak tutuyorlardı Enver'i, niye vazgeçiyorlar?
Sakarya Savaşı'ndan sonra Mustafa Kemal hakimdir artık her şeye. Bunu gördüler.
Başka şeyleri de görmüş olamazlar mı?
Niye öküz altında buzağı arıyorsunuz?
Biraz aramamız gerekiyor ama o dönem kimin eli kimin cebinde belli değil. Bakıyorsunuz herkes
herkesle görüşüyor, dün savaştığı düşmanla anlaşma yollarını arıyor.
Ne mesela?
Mesela Mustafa Kemal'in İngilizlerle anlaşmış olduğunu görmüş olamazlar mı?
Tahminle tarih olmaz. Gizli anlaşma olsa bile belgesi yok. İngilizlerle gizli görüşme yaptı, hilafet bu
yüzden kalktı filan… Hilafet kaldırıldığı vakit en fazla telaşlanan ülke İngiltere'dir. Avam
Kamarası'ndaki konuşmaları okusunlar yeter. Hilafet kaldırıldı, Hindistan'da biz ne halt edeceğiz
diyorlar. En büyük zararı onlar gördü. Çünkü en geniş Müslüman nüfus İngiliz İmparatorluğu'ndadır.
Hilafet kaldırılınca sadece Fransa biraz memnun olmuştur. Biz Cumhuriyet tarihini bu yüzden
yazamıyoruz. Sonra İstiklal Harbi'nde biz İngilizler'le niye savaşmadık diyorlar. Savaştık. Baktıkları
yok ki. İki küçük muharebe vardır İngilizler'le. Televizyonda bir kere söyledim. Almanlar'la savaştık
biz.
Hazar petrollerine gittiğimiz sırada. O da ilginç. Müttefikimizle savaşıyoruz.
Petrol bölgesi. Çünkü Kafkasya harekatı Türkistan'ı kurtaralım, Hazar'dan oraya gidelim filan değil.
Musul gitmiş artık. Petrol alamıyorsun. Almanlar Romanya petrolünü kullanamıyor. Sebep odur.
Enver Turancı olacak kadar boş değildi
Enver Paşa Turancı mıydı?
Tek bir satırını gösterin bana Turan İmparatoluğu diye?
Okuduğum mektuplarda göremedim…
Göremezsiniz, yok çünkü. Enver Paşa hakkında bugüne kadar çok yayın yapıldı. En mükemmeli
Şevket Süreyya Bey'indir. Benim kanaatime göre bundan sonra da aşılamaz. Çünkü dönemin
insanıdır ve Enver Paşa'yı tanımıştır. Fakat Enver Paşa'nın bilinen evrakının tamamı tek bendedir.
Şevket Süreyya Bey de Turancıydım filan demez. Turancılık vaktiyle hayalimizdi der. “Enver Paşa
Turancıydı, Turan imparatorluğunu kuracaktı" bunlar, hiçbir evrakı görmeden söylenen şeylerdir. Yok
öyle bir şey. Turan, Enver Paşa için bir hayal yahut bir hedef değil, coğrafi bölgenin ismidir. Bu ismi
kullanırken yanında mutlaka İslam dünyasından söz eder. Orta Asya macerasına İslâm'ı yüceltmek
ve Müslümanları kurtarmak maksadıyla atıldığını defalarca vurguluyor mektuplarında. Kurduğu
teşkilatların hepsi de İslâmî. Enver İslamcıydı. İslam birliğini savunuyordu. Turan Orduları Komutanı
derken bölgenin ismini kullanıyordu. Halide Edip'in romanı vardır Turan diye. Turancılığı mı
anlatıyor? O bölgenin ismini kullanıyor. Enver Paşa boş bir hayale inanacak kadar, Turancı olacak
kadar dünyadan kopuk birisi değildi.
O kadar büyük hayalperest değildi diyorsunuz?
Enver Paşa başta hayalperest değildir. O çaresizliğin getirdiği bir şeydir. Her şeyi kullanmaya
çalışmıştır. Yoksa o kadar uçuk birisi değildir. O ciddi bir entellektüeldir. Kaybetmiştir ayrı. Kazandığı
bir muharebe maalesef yoktur ama dünya harbi yıllarında öyle büyük hayaller değildir düşündükleri.
Sonraları hayalperest tarafı var ama o da çaresizlikten. Bir turan hayalinin peşinden koşacak kadar
boş birisi değil Enver. Türkleri birleştirip büyük bir Türk imparatorluğu kuracağım diye bir şey yok.
Paşanın Kırım, Moskova, Bakü, Batum yıllarında yazdıklarıyla, ondan sona yazılanlar arasında çok
farklar var diyorsunuz.
Bakü'de, Kırım'da Turan devleti kuracağım demiyor ki. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İngilizler'den
intikam alacak bir İslam devletidir onun hayali. Ama şeriat devleti falan demiyor, İslam birliği diyor.
Siyasi ve askeri güç. Bir İslam konfederasyonu.
İngiliz istihbaratı çuvallıyor
Enver Paşa'nın Kırım günlerinden bilinmeyen, karanlıkta kalan dönemi var mı? Çünkü İngilizler
ulaşamıyor kendisine.
Kırım günlerinin birkaç ayı bilinmiyor ama gizli esrarlı işler yaptığından değil. İngilizlerin
ulaşamaması başka bir şey. Moskova'da veya Orta Asya'da olduğu günlerde hatta Berlin'deki
günlerinde bile İngiliz istihbarat raporlarında saçma sapan şeyler yazmışlar. Kitapta bir iki örneğini
verdim. Neler yazmışlar. İşte şu anda bilmem nerede cepheye gitti, Anadolu'ya geçmek üzere diyor.
Enver o sırada Buhara'da. Yani orada gizli bir şey yaptığından değil. Mektupları var.Kırım'da çekilmiş
bir sürü fotoğrafı var. Bol bol resim çektirmiş. Resim çektirmeyi seviyor çünkü.
Paşalar fotoğraf çektirmeyi çok seviyor galiba. Mustafa Kemal'in de çok fotoğrafı var.
Mustafa Kemal'in o dönemde azdır. Sonra çok fotoğrafı var. Fotoğrafçıyı çağırıp poz vermiyor Enver
Paşa. Başkumandan vekili olduğu için tören oluyor veya başka bir şey oluyor çekiliyor. Kırım'a
gidiyor orada eski ittihatçı arkadaşları var, birlikte çekiliyorlar. Bir de ressam tarafı olduğu için
fotoğraf makinesi taşıyor yanında.
Düştüğü uçağın fotoğrafını çekti
Enver Paşa'nın Berlin'den Moskova'ya geçiş macerası çok etkileyici. İlk defa uçağa biniyor. Uçak
düşüyor. Tekrar biniyor, mecburi iniş yapıyorlar. Tekrar biniyor düşüyorlar. Bir türlü vazgeçmiyor.
Bir de başına geçip fotoğraflarını çekiyor. O kitapta yayınladığım kaza fotoğraflarını kendisi çekmiş.
Yaşadığı olumsuzlukları çok çabuk unutuyor gibi. Hemen bir adım sonrasına geçiyor, orada kalmıyor.
O dönemin insanlarıyla bu dönemin insanlarını karşılaştırmayın, benzemez. İmparatorluk nesli ayrı
bir şeydir. İmparatorluğu milli devletle mukayese etmek çok yanlış neticelere götürür. Şahısları da
öyledir.
Birinci Dünya Savaşı'nın Osmanlı tarihi açısından en dramatik sayfalarından biri olan Sarıkamış
Harekâtı 101 yıl önce, 22 Aralık 1914›te başlamıştı. Felâkate dönüşen harekâtta on binlerce
Osmanlı askeri donarak şehid olmuştu. Bozgunun sorumlusu harekât emrini veren Enver Paşa'ydı.
Kimine göre memleketi felâkete sürükleyen büyük bir hayalperest, kimine göre de özellikle
Türkistan'daki mücadelesi nedeniyle Turan devletini kurmak isteyen bir kahraman olan Enver Paşa
hakkında bugüne kadar çok kitap yazıldı. Son kitap Murat Bardakçı'nın. Daha önce yazdığı Şahbaba
kitabında olduğu gibi Bardakçı'nın bu çalışması da ezber bozucu niteliğinde. Enver Paşa'nın
ailesinden alınan evraklar ve mektuplarla desteklenen kitapta, Paşa'nın macerasını karısı Naciye
Sultan'a yazmış olduğu mektuplarından öğreniyoruz. Her şeyi çok sevdiği Naciye Sultan'ın ayakları
altına sermek için yaptığını söyleyen Enver Paşa bu mektuplarda; aşkını, hasretini, yalnızlığını,
hırslarını, mücadelesini büyük bir samimiyetle yazmış. Murat Bardakçı ile Enver Paşa'nın 41 seneye
sığmış ama mağlubiyetle neticelenmiş hüzünlü macerasını konuştuk.
Bu dökümanı orjinal adreste göster
Murat Bardakçı:"Enver Paşa İslamcıydı"
Download