Alkali Yiyecekler ve Beslenme

advertisement
Alkali Yiyecekler ve Beslenme
İlk defa 1907’de doktor William Howard Hay’in ileri sürdüğü alkali beslenmenin önemi
günümüzde daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır.
Besinler, genellikle, metabolize edildikten sonra vücutta bıraktıkları çökeltiye bağlı olarak,
asit ya da alkalin bazlı olmak üzere iki kategoride sınıflandırılırlar. Aslında, alkalin ve asidik
gıdaların dengede olduğu bir orta yol bulmak için çalışmak muhtemelen daha sağlıklıdır.
Vücut gereğinden çok alkalin ya da asidik olursa, çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabilir.
Vücudumuz, kanı dengede tutabilmek adına gerekli olan bir mekanizmaya sahiptir. Bu
mekanizma, kanı korur; bazen de dokularımız yararına iş görür. Kanın pH derecesini 7.357.45 aralığında tutabilmek için kemiklerimiz alkali minerallerin kana karışmasını sağlayarak
fazla proteinin yol açtığı asitli atıkları dengelemeye çalışır. Asitli atıklar böbrekler ve idrar
yoluyla vücuttan atılırlar. Akciğerler ise alkali olan oksijeni alıp, asit olan karbondioksiti
verirler.
Dokular fazla asidik olduğunda organlar, sindirim, deri bütünlüğü, gibi önemli sistemlerde
arızalar görülebilir. Kanda asit maddelerin artışı asidoz olarak ifade edilir. Beden sıvıları çok
alkali olduğunda da, alkaloz durumu meydana gelir.
Tüm asidik gıdaların bizim için kötü olduğu yaygın bir kavram hatasıdır. Bir çok meyve
asidiktir, ama bu tüketilmemesi gerektiği anlamına gelmez, sadece kişinin diyetinin asit ve
alkalin dengesine sahip olması anlamını taşır. Alkalin diyeti ile ilgili çoğu otorite, %80
alkalin, %20 asidik besinleri tüketmemizi önerir.
Asit Alkali Dengesi
PH derecesi 0-6.9 olan solüsyonlar asidiktir, 7.1 ve 14 arası ise alkalin hal alırlar. Saf su nötr
kabul edilir ve pH skalasındaki değeri ise 7’dir. Mide asidi gibi güçlü asitler, bazen 3 pH’e
kadar iner. İnsan kanı alkalindir ve bir çok biyolojik sürecin vuku bulabilmesi için 7.35
pH derecesini dikkatlice korumalıdır.
İçsel sistemimizin, ph düzeyi, 7.0’nin biraz üzerinde olmalıdır. Enzimatik, immünolojik ve
tamir mekanizmaları, en iyi işlevi bu alkalin aralığında gerçekleştirebilmektedir. Ancak;
yaşam sürecimiz, doku onarımları ve besin metabolizması büyük miktarlarda asit üretir.
Asidoz
Asitli besinler böbreklerde aşırı asit birikimine yol açar. Vücut bu asitten kurtulup gerekli
alkalin düzeyini koruyabilmek için magnezyum ve kalsiyum gibi mineralleri kemiklerden ve
vücudun diğer depolarından çalmaya başlar. Vücudumuz ayrıca, dengeyi sağlamak amacıyla
asidin fazlasını dokularda depolar ve bu durum gut denilen hastalığa yol açar. Fazla
miktardaki asit tamponlanamadığı için özellikle eklem yerlerinde ürat kristalleri şeklinde
depolanır.
Hücre ve dokular, normal fonksiyonlarını birazcık bile asidik bir ortamda
sürdüremediklerinden, asidoz kronik yorgunluk, osteoporoz ve kanser gibi bir çok hastalık
için ortam hazırlar. Asidosis kandaki paratiroid hormon düzeylerini yükseltir, bu da
kemiklerin kırılgan hale gelmesine neden olur. Aynı zamanda, protein metabolizmasını
zayıflatarak, vücudun hasarlı hücreleri, doku ve organlarını tamamiyle tamir edemmesine
sebep olur.
International Natural Medicine Association, Başkanı Dr. Keiichi Morishita, “Kanserin Gizli
Gerçeği” adlı kitabında, çok fazla asit varlığının hücrelerdeki oksijen düzeylerini nasıl
düşürdüğünden söz etmektedir. Bu durum toksik bir çevre oluşturarak hücrelerin mutasyon
geçirmelerine neden olmakta ve bu da kansere yol açmaktadır.
South Africa’s University of Pretoria kimyasal patoloji profesörlerinden Dr Serfontein’e göre,
hiçbir kanser tedavisi alkalin diyetiyle birleştirilmedikçe sonuç itibarı ile başarı kaydedemez.
Dr. Serfontein, büyük kanserlerin ortalama 7.8 ya da daha yüksek pH dereceye sahip alkalin
ortamlarda yaşayamayacağını iddia etmektedir.
Alkali Yiyecekler
Alkali Mineraller; Magnezyum, kalsiyum, potasyum, demir, manganez.
Asitli Mineraller; Fosfor, iyot, sülfür.
Alkali Yapıcı Besinler; Tüm çiğ sebzeler, ıspanak, brokoli, kuşkonmaz, hindiba, enginar,
lahana, karnabahar, turp, pırasa, marul, tere, semizotu, şalgam, pancar kökü, kereviz, yeşil
fasulye, taze bezelye, zeytinyağı, keten tohumu yağı, yeşil çay, bitki çayları, hurma, havuç,
karpuz, kavun, ananas, kivi, avokado, nar, incir, zencefil, badem, susam.
Asit Üreten Besinler; Tüm etler ve deniz ürünleri, süt, peynir, tereyağ, yoğurt, yumurta, yulaf
ya da mısır ekmeği, beyaz un, beyaz şeker, sirke, ketçap, mayonez, hardal, soya sosu, patates
cipsi, yapay tatlandırıcılar, alkol, gazlı içecekler, kahve ve siyah çay.
copyright www.beslenmedestegi.com
Download