resimde mekân kullanımına başlangıç örnekleri olarak ortaçağ ve

advertisement
The Journal of Academic Social Science Studies
International Journal of Social Science
Doi number:http://dx.doi.org/10.9761/JASSS3811
Number: 52 , p. 373-386, Winter I 2016
Yayın Süreci / Publication Process
Yayın Geliş Tarihi / Article Arrival Date - Yayınlanma Tarihi / The Published Date
11.10.2016
10.12.2016
RESİMDE MEKÂN KULLANIMINA BAŞLANGIÇ ÖRNEKLERİ
OLARAK ORTAÇAĞ VE ERKEN RÖNESANS
DÖNEMİ RESİMLERİ
PAINTINGS OF MIDDLE AGES AND EARLY RENAISSANCE PERIODS AS
EXAMPLES OF EARLY USE OF LOCALE IN PAINTING
Arş. Gör. Dr. Aylin Beyoğlu
Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Öz
Bu araştırmada, resimde mekân kullanımına başlangıç örnekleri olarak Ortaçağ
ve Erken Rönesans dönemi resimlerinin sanatçıların resim örnekleri doğrultusunda incelenmesi araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Betimsel tarama modeli ile gerçekleştirilen araştırmada, Ortaçağ ve Erken Rönesans dönemi ve resimleri ile ilgili genel bilgiler verilerek sanatçıların resimlerinden örnekler ele alınarak incelenmiştir. Araştırmada; Jacapo Torriti, Andrea da Firenze, Giotto di Bondone, Tommaso Masaccio, Paolo
Ucello, Piero della Francesca, Andrea Mantegna, Alessandro Boticelli gibi sanatçıların
resimlerinden örnekler sunulmuştur. Sanatçıların resimleri, Ortaçağ ve Erken Rönesans
sanatçılarının resimlerinden konuya uygun olan örnekler arasından seçilerek incelenmiştir. Sanatçıların resimlerindeki benzerlikler ve farklılıklar irdelenerek yorumlanmıştır. Araştırmada; mekân kavramı, Ortaçağ ve Erken Rönesans dönemi resimleri ile ilgili
literatür taraması yapılmıştır. Bu araştırmanın verileri, araştırmanın modeli gereği basılı
kaynakların; konuyla ilgili ulusal ve uluslararası yayınlanmış yazınsal ve görsel kaynaklar, ilgili resimlerin incelenmesine dayandırılarak toplanmıştır. Araştırma, Ortaçağ ve
Erken Rönesans dönemi resimleri ile sınırlandırılmıştır.
Araştırmanın sonucunda, Ortaçağ ve Erken Rönesans dönemi örnek resimlerin
mekânına dair incelemeler değerlendirilerek çözümlenmeye çalışılmıştır. Sonuç olarak,
Ortaçağ sanatında figürler yüzeysel bir boşlukla kuşatılmış, bu dünyaya ait doğa, perspektif yaklaşımları ve bu yaklaşımların yarattığı bir mekân anlayışı yer almamıştır. Ortaçağ’ın sonlarına doğru Giotto ile birlikte resimlerde mekân artık hacim verilerek görülmeye başlamıştır. Erken Rönesans sanatı ile birlikte mekân; doğanın dış dünyaya ait
unsurlardan oluştuğu, doğal figürlerin mekâna dâhil olduğu, derinlik etkisi yaratılan bir
anlayışla ilerlemiştir.
Anahtar Kelimeler: Figür, Mekân, Resim, Sanat, Sanatçı
374
Aylin Beyoğlu
Abstract
The fundamental purpose of this study to examine the early use of locale in
paintings through an examination of painters from the Middle Ages and Early Renaissance periods. Conducted using descriptive survey model, the study provides general
information on the Middle Ages and Early Renaissance period and artists of the era,
while examining sample works of the artists. The study features examples of the works
of artists including Jacapo Torriti, Andrea da Firenze, Giotto di Bondone, Tommaso Masaccio, Paolo Ucello, Piero della Francesca, Andrea Mantegna, Alessandro Boticelli. The
artists’ paintings have been selected and examined among sample works of Middle Age
and Early Renaissance artists fulfilling the requirements of the subject. The similarities
and differences in the works of artists have been examined and interpreted. The study
included a literature review on the concept of locale and Middle Ages and Early Renaissance era paintings. The data for the study has been gathered through examination of
national and international written and visual resources on the subject and the relevant
paintings as per the study model. The study is limited to the paintings of Middle Ages
and Early Renaissance periods. The study aimed to evaluate and analyze the examination of locale in sample works from Middle Ages and Early Renaissance periods. Consequently, the figures in the Middle Ages art were surrounded by superficial emptiness
without featuring this world’s nature and perspective approaches or the understanding
of locale created by such approaches. By the end of Middle Ages, the location in paintings, primarily by Giotto, featured the locale with greater dimensions. With the early
Renaissance art, the locale moved towards an understanding where the nature comprises the elements of the outside world, the natural figures are included in the locale, creating a depth effect.
Keywords: Figure, Locale, Painting, Art, Artist
GİRİŞ
Ortaçağ Sanatı dinsel nitelikli bir
sanat olup, Batı ve Doğu Hıristiyan Sanatı
olarak ikiye ayrılmıştır. Doğu Hıristiyan
Sanatı, Katolik Roma’dan farklı bir yol izlemiş
ve “Bizans Sanatı” olarak adlandırılmıştır.
Hıristiyanlık, başlangıçta Yahudiliğin tasvir
yasağını
benimsediği
için
ilk
resim
örneklerinin bazıları, ancak 3. yüzyıldaki
Roma dışındaki mezar geçitleri olan
katakomb duvarlarında karşımıza çıkmıştır.
Bu
katakomblar
dinin
yasaklandığı
dönemlerde gizli dua ayinleri yapmak için
kullanılmaktadır (Sanat Atlası, 2010: 64). Bu
resimlerde ressamların estetik kaygılardan
çok, yeni dinsel dünya görüşünü yalınca ifade
etmeye yöneldikleri görülmektedir (Tansuğ,
2006: 53). Resimlerde genellikle tek bir rengin
tonu ile boşluk duygusu yaratılacak şekilde
boyanmış bir yüzey, çok sade imgeler ve
sembolik formlar kullanılmaktadır. Resimler
okuma yazması olmayanların dinsel olayları
canlandırabilmelerini sağlamak amacıyla
yapılmışlardır.
Bizans Dönemi Ortaçağ Sanatı
sonradan
geliştirilen
çeşitli
resim
elemanlarından uzak fakat sembolik anlayışla
eser
yapımını
sürdürmüştür.
Bizans
sanatçıları ilk dini yapıtlarını mozaiklerle
yapmışlar,
mimari
ile
bütünleşmiştir.
Resimlerde mimari yapılar figürlerle birlikte
çok sade formlarla oldukça basit çalışılmıştır.
Daha sonraları duvar resimleri ve ikonalar
ağırlıklı olarak çalışılmıştır.
İkonalar, Kuzey Almanya ve 20. yüzyılın en önemli ressamlarından biri olan ve
kişisel dışavurumculuğu ile farklı bir üslup
oluşturan Emil Nolde gibi bazı sanatçıları da
etkilemiştir. Nolde’un eserlerindeki figürler,
ikon şekilciliği içinde, doğrudan, cepheden ya
da profilden resmedilmiştir. Sükûnet ve iç
çatışmayı işaret eden, birbirlerinden bağımsız
figürler, el kol işaretleri ve hareketleri bastırılmıştır. Sanatçı genellikle eserlerinde, renk
lekeleriyle oluşturduğu mekânlarda figürleri
biraz öne veya arkaya yerleştirerek derinlik
sağlamaya çalışmıştır (Altuner, 2013: 172).
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
Ortaçağ resminde anlatılan olayda,
genellikle, bu dünyaya ait herhangi bir şey
yansıtılmamıştır. Olayı ifade etme adına
resimde kullanılan nesne ve figürler, öbür
dünyaya ait birer sembol olup dolayısıyla bu
dünyaya ait perspektifsel yaklaşımlar ve bu
yaklaşımların yaratmış olduğu mekân
anlayışı yer almamıştır. Burada var olan
mekân, derinliğin görülmediği ideal bir
uzamdan oluşmuştur. Bu dönem resminde
kullanılan nesne ve figürler; genellikle vücut
özelliklerinin belli olmadığı bol kıyafetler
içine saklanarak yan yana, üst üste
sıralanmıştır (Görenek, 2005: 43-44).
Erken
Rönesans’la
birlikte
Ortaçağ’daki dinsel konular hâkimiyetini
sürdürmeye devam etmiş, fakat din dışı
konulara da ilgi artmıştır. Rönesans resim
sanatının iki teknik başarısı, doğalcı figürlerin
yanılsamacı mekânlarda gösterebilme becerisi
olmuştur (Cumming, 2006: 86). Brunelleschi
ile kesinliğe kavuşan perspektif Masaccio’da
ilk yetkin örneğini vermiş, resimsel mekânın
insanla olan ilişkisi bakımından, temsil edilen
mekânın boyutları daha önce bir ölçütten
yoksunken insan figürü ölçülerine göre
belirlenmiştir. Ayrıca, mimaride biçimlenmiş
olan perspektif, resimsel mekândaki figürlerin
bulunduğu yer’i göstermiştir. Bu sebeple Batı
resmi için önemli bir dönüm noktası olmuştur
(Ergüven, 1992: 71).
Ortaçağ Sanatı ve Resim Örnekleri
Ortaçağ da 5. yüzyıldan itibaren, bir
ölçüye kadar dışavurumcu yaklaşımdan izler
375
taşıyan geç dönem Roma Sanatı yerine, “aşkın
ifade biçemi” öncelik kazanınca, mekân
yanılsamasına yönelik hiçbir çabaya yer
kalmamıştır.
Böylece
mekânda
birlik
düşüncesi geçerliliğini yitirirken, belli bir
idea’nın
temsilini
üstlenen
figürlerde
bütünüyle
birbirlerinden
soyutlanmaya
başlamıştır (Ergüven, 1992: 67). Çizgilere
dayanan ve uzaysal derinliği olmayan yeni bir
figüratif yorum gelişmiştir. Bu tarz 6. Yüzyıl
kadar
Ravenna’daki
San
Vitale
ve
Sant’Apollinare Nuovo kiliselerinin görkemli
mozaiklerine yansımıştır. Figürlerde yüzler
soyut bir kodlamaya sahipken ve birinden
diğerine sürekli olarak tekrarlanıyorken,
figürler hep cepheden gösterilmiştir. Mimari
mekânlar arka planda oldukça basit olarak
çalışılmıştır. Resimlerde boşluk, özellikle
gökyüzü boşluğu, tanrısal ışığın parlaklığını
simgeleyecek şekilde altınla kaplanmıştır
(Kolektif, 2008: 87).
Avrupa’da 8. yüzyıl ve sonrasında
Karolenj el yazmaları başlıca kültür mirası
olarak görülmektedir.
Karolenj kelimesi,
Frank’ların kralı olan ve I. Kutsal Roma
İmparatoru olarak taç giyen Şarlman’dan
gelerek “Büyük Şarl” anlamına gelmektedir.
Karolenj el yazmaları dalının canlanmasında
temel kaynaklar klasik çağ ve Bizans Sanatı
olmuştur. Ancak değişik merkezler, farklı
çeşitlemeleri geliştirdikleri için belli bir
Karolenj tarzı olmamıştır (Sanat Atlası, 2010:
66)
376
Aylin Beyoğlu
Resim 1: Karolenj İncil Kitabı’ndan “Aziz Mark”, 800, mor vellum,
Belediye Kütüphanesi, Abbeville.
Resim 1’de görülen Karolenj İncil
Kitabı’ndan “Aziz Mark” resminde, kemer ile
çerçevelenmiş
tuhaf
gözüken
yaratık,
Evanjelist Aziz Mark’ın sembolü olan kanatlı
aslandır. (Cumming, 2006: 68) Aslan, Vahiy
Kitabındaki vahiylerle ilgili bir yaratıktır (Sanat Atlası, 2010: 66). Resimde figürler tam
karşıdan görünür biçimde resmedilmiştir.
Resimde figürlerin arkasında altın yaldız da
kullanarak ruhani bir etki yaratma çabasına
girilmiştir.
Resimde
ayrıntılara
yer
verilmemiş sadece dinin içeriği yansıtılmaya
çalışılmıştır. Resmin mekânında henüz mekân
içerisinde yer alan öğelerle birlikte derinlik
kavramı kullanılmamaktadır.
Bizans üslubu Rusya’ya 1037’de
Kiev’deki Ayasofya Kilisesi’nin inşası ile
gelmiştir.
Konstantinopolis’in
Venedik
tarafından
işgali
ve
yağmalanması
imparatorluğun felaketine neden olmuştur.
Sırp manastırları ve kiliseleri Batı’da maniera
greca ya da Yunan üslubu olarak benimsenen
Paleologoslar dönemi bu üslubun göstergesi
olmuştur (Buchholz vd. 2012: 80).
Resim 2: “Gözü Yaşlı İsa”, 1164, duvar resmi, St. Panteleimon Kilisesi, Nerezi, Üsküp yakını,
Makedonya.
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
Resim 2’de görülen İmparator Manuel
Komnenos I tarafından Yunan zanaatkârlara
yaptırılan bu duvar resimleri, acıyı ve
duygusal paylaşımı dışa vurmaktadır. Bu
çizgisel üslup 12. Yüzyıldan başlayarak
Batı’da hem Fransız elyazmaları hem de
İtalyan
Trecento
resmi
tarafından
benimsenerek maniera greca olarak tanınıp
377
etkili olmuştur (Buchholz vd., 2012: 81).
Resimde figürler oldukça sade çalışılmıştır.
Resimde İsa figürünün kol ve bacakları
oldukça ince resmedilmiş, figürün boyu
uzatılmıştır. Resmin üst bölümü gökyüzünü
temsilen maviye boyanarak melek figürleri
yerleştirilmiştir.
Resim 3: Jacapo Torriti: “Meryem’in Taçlandırılması”, Apsis Mozaiği, Yaklaşık 1294,
Santa Maria Maggiore, Roma.
Resim 3’te görülen “Meryem’in
Taçlandırılması’nı” anlatan resimde, İlk
Fransisken Papa olan ve kendini Meryem’e
adamış olan IV. Nicholas bunu Meryem’in
Taçlandırılması
imgesiyle
yansıtmıştır.
Resimde kuşlar Akantus Yaprağı kıvrımlarına
yerleştirilmiştir.
Akantus
Yaprağı
kıvrımlarına yerleşen diğer kuşlar gibi
pelikan ve tavus kuşu da İsa’nın Çarmıhta
Kurban
Edilişini
ve
Ölümsüzlüğünü
sembolize
ederek
anlamlandırılmıştır
(Hollingsworth, 2009: 175).
Ortaçağ boyunca mozaik, kitap resmi
ve vitray da kullanılan renk, görüneni taklit
etme gereği duymadan, nesnelerin kendi
gerçekliğinin
dışında,
simgesel
olarak
aşkınlığın belirtisi bir anlam yüklenmiştir.
Mozaik, kitap resim ve boya resminde,
figürün arkasına atılan altın yaldız ise yine,
öte dünyaya ilişkin göksel bir ışığı temsil
etmiştir (Görenek, 2005: 44-45). Resimlerde
amaç ideal ölçüler kullanarak figüre
benzetmek değil, aynı inançta olanlara kutsal
öyküyü anlatmak ve onun mesajlarını
vermeye çalışmak olmuştur. Bu amaçla
resimler olayın geçtiği mekânlar yerine olayın
içsel anlamına dikkat çekerek yapılmıştır.
Resimlerde önemli olan şey kutsal öykünün
daha etkili ve daha doğru bir şekilde
canlandırılarak mesajı verebilmesi olmuştur.
Yine kullanılan nesnelerde de nesnenin asıl
rengi yerine resmin amaca yönelik sadeliği
önemli olmuştur.
378
Aylin Beyoğlu
Ortaçağ kitap resimlerinde ışık,
doğrudan renkte aranırken, bu resimlerde
mekân içerisinde yer alan figürler yalnızca
kendi ışığıyla parıldama özelliği göstermiştir.
Ortaçağ’da sanatçı (zanaatkâr); mekân
içerisinde
ışığı,
işlediği
malzemenin
mükemmel bir tarafı olarak görürken,
güzelliği de renkle bir tutmuştur. Maddi
gerçekliğinden soyutlanan ışık, kendinden
ışıldama gücü ve saflığına sahip değerli taş ve
madenlere verilmiş değerle; kendi duyumsal
özelliklerinden kaynaklanan önem gücünü,
altın zeminden almıştır. Kendinden ışıldama
özelliğine sahip bu malzemelerin, sanatta
yalnızca öte dünyaya ilişkin işlevinin yerine
getirilme koşuluyla, kendi özünden getirerek
taşıdığı güzellik, biçiminden çok daha önemli
olmuştur (Görenek, 2005: 45). Figürlerin
bulunduğu mekân görsel olmaktan önce
sözcül niteliği ile ön planda olmuştur; yani
figürlerin ardındaki dipyüzey gerçekte kutsal
metnin söz diliyle betimlenmesine olanak
sağlayan bir boşluktur (Ergüven, 1992: 68).
Resim 4: “Yuvarlak Taht Üstünde Meryem ve Çocuk İsa”, 1280 dolayları, sunak resmi, ağaç üstüne
tempera, 81,5 x 49 cm, Ulusal Sanat Galerisi (Mellon Koleksiyonu), Washington.
Resim 4’te görülen Bizans sunak
resminde Meryem Ana ve Çocuk İsa
betimlenmiştir. Figürler üzerindeki kumaşın
vücudu sarmalayışı, kumaşın kıvrılması, diz
ve dirseklerden olan açılımı, gölgelerin
gösterilmesiyle
yüzün
ve
ellerin
hacimlendirilmesi, Meryem Ana’nın tahtının
eğimli çizgisinin çizilmesinde Yunan ve
Helenistik
sanatın
buluşlarının
etkisi
görülmektedir. Diğer taraftan geleneğin
sürdürülmesi konusundaki var olan baskı ve
Meryem Ana ile İsa’nın imgeleştirilmesinde
izin verilmiş olan sınırlı sayıda yönteme bağlı
kalma zorunluluğu Bizanslı sanatçıların
kişisel
yeteneklerini
geliştirmelerini
zorlaştırmıştır (Gombrich, 1999: 138). Resimde
figürlerin arkasına özellikle üst bölüme atılan
altın yaldız yine dine bağlı inançlar
doğrultusunda
bir
derinlik
amaçlı
kullanılmıştır.
Resimde Gotik stilin kökleri 12. yüzyıl
sonu
13.
yüzyıl
başlarına
Fransız
katedrallerinde kullanılan vitraylı pencerelere
dayanmaktadır. Bu renkli çizimler, kıvrımlı
çizgilerin ve ince uzun figürlerin kullanıldığı
dönemin heykel stili olmuştur. Vitray
sanatının yanında özellikle Fransa’da Gotik
stil parlak elyazmaları süslemeleri de
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
gelişmiştir. 13. Yüzyıl sonunda, figürlerin
çizgisel stiline estetik sağlamlık eklenmiş ve
bu yüzyıl sonundan 14. Yüzyıl sonuna kadar
Gotik tuval resimleri ve duvar resimleri
İtalya’da doruk noktasına ulaşmıştır. Ressam
Giovanni Cimabue İtalyan resmini Bizans
379
grafik ve geometrik stilden kurtarmaya
çalışmış ve kıvrımlı çizgiler belli başlı stilistik
bir öğe olarak korunsa da figürler biraz daha
estetik kazanmıştır. Aynı zamanda üç boyutlu
mekân algısına daha çok yer verilmiştir
(Kolektif, 2008: 124).
Resim 5: Andrea da Firenze: “Kilise savunucusu”, Fresk, 1365,
Santa Maria Novelle, İspanyol Şapeli, Floransa.
Resim 5’te görülen Andrea da
Firenze’nin “Kilise savunucusu” isimli
freskinde soldaki kilise, Floransa Katedrali
kubbesinin yeni tasarımı için geliştirilmiştir.
Bu dikkatlice düzenlenmiş, özenli ve incelikle
çalışılmış resimdeki tek resmi olmayan unsur,
Domini Canes ya da Lord’un uşaklarına
görsel bir anlatım kazandıran siyah-beyaz
benekli köpekler olmuştur. Domini canes ya
da Tanrı’nın köpekleri olarak bilinen benekli
köpekler, Dominiken denetiminin gücünü
temsil etmiştir (Hollingsworth, 2009: 187).
Resimde mekân adeta imgelerle donatılmıştır.
Figürlerin büyüklükleri ön arka plan ilişkisine
göre
değil
önem
derecelerine
göre
düzenlenmiştir. Freskte figürler yan yana ve
üst üste yerleştirilerek, mekân da derinliğin
görülmediği bir uzam oluşturulmuştur.
Resimde yer alan mekân, resmin anlamını ve
etkisini kuvvetlendiren bir unsur olmuştur.
Erken Rönesans Sanatı ve Resim
Örnekleri
14. yüzyıl başlarında sanatın merkezi
olan İtalya’da dinsel konuların ele alınışında
azalma görülmeye başlamıştır. Bütünüyle
yeni biçimler yaratmak, daha doğal bir üslupla resim yapmak için Bizans sanatı geleneğinden kaçan, aynı zamanda eski Roma sanatının
anlatımcı üslubunu yeniden canlandıran,
gerçekliğin betimlenmesinde daha bilimsel ve
akılcı yaklaşımı benimseyen dönemin yenilikçi sanatçısı Giotto di Bondane olmuştur. Sanatçı, geleneksel figüratif temaları derin ve
etkili biçimde yeniden biçimlendirmiş ve 15.
Yüzyıl Avrupa sanatında en büyük yeniliklerden biri olan geometrik perspektifi, önseziyle önceden görmüştür (Dell, 2011: 103).
380
Aylin Beyoğlu
Resim 6: Giotto di Bondone: “Altın Kapıda Buluşma” , 1304-06, fresk;
Capella degli Scrovegni (Arena Şapeli), Padua, İtalya.
Giotto’nun Resim 6’daki “Altın Kapıda Buluşma” isimli Capella degli Scrovegni’deki freskinde tasvir edilen olayların çoğu
duygusal gerilimi yüksek olan bir ortamda
geçmektedir. Güney duvarının üst bölümünde son hikâyeyi oluşturan freskte sanatçı,
sahneyi gerçeklik ve samimiyet duygusuyla
doldurmuştur. Joachim ve eşi Anna’nın buluşma sahnesinden önceki “Joachim Rüyası”
isimli sahnede, Joachim’e, rüyasında eşinin
Meryem adında bir kıza hamile kaldığını haber veren bir melek görülmektedir. Joachim’in
bu haberi eşine anlatırken Giotto güçlü ve
büyüleyici bir yakınlık duygusu yakalamıştır.
İki figürün kucaklaşması ile kompozisyonda
simetrik bir piramit oluşturmuştur. Freskte bu
bir denge duygusu yaratırken aynı zamanda
figürleri sol tarafında izleyici grubu olarak
resmedilen figürlerden ayırmaktadır (Staff,
2011: 48). Sanatçının resminde figürler anıtsal
niteliktedirler. Resimde mekân mimari bir
yapıdan oluşmuş, sol ve üst bölümünde mavi
renk ile boşluk duygusu verilmiştir. Figürler
hem mimari yapının içinde hem de dışında
yer almıştır. Resimlerde mekân sanatçının
resimleriyle artık hacim verilerek görülmeye
başlamıştır. Sanatçı resminin ön planında
konunun önemli figürleri olan Joachim ve eşi
Anna’nın buluşma sahnesini ve bu kompozisyonun arkasında sade bir şekilde betimlenen
mimari yer almıştır. En arkada ise gökyüzünü
tanımlayan mavi bir fona yer vermiştir. Sanatçı resimde ışığı sol üstten yansıtarak, figürlerin yüzlerini daha da aydınlık kılmıştır.
Kıvrımlı kumaşlar, gölgelemeler ve figürler
mekânla uyum içerisinde gösterilmiştir.
Ortaçağ’ın sona ermesinden modern
dünyanın başlangıcına geçiş dönemini Avrupa tarihinde Rönesans temsil etmektedir. Resim ilk kez erken Rönesans döneminde diğer
sanat dalları arasından ilk sıraya yükselmiştir.
Bu yeni dönemde perspektif ve oranın keşfiyle, portre resminde modele benzerlik ve peyzaj resminin ilk örnekleri en büyük buluşlar
arasında yer almıştır. Rönesans kelimesi Vasari’nin “Sanatçı Yaşamları” isimli eserinde
“rinascita” kelimesiyle “yeniden doğuş” veya
“yeniden diriliş” anlamında ilk kez söylenmiştir. Vasari’nin bu kelimeyle anlatmak istediği, antikitenin yeniden keşfi değil, daha çok
iyi sanatın yeniden doğuşu olmuştur. Vasari’nin “maniera greca” diye adlandırdığı Bizans sanatından türemiş sert ve ciddi üslubuyla Ortaçağ sanatının ve doğadan soyutlanmış biçimsel dilin reddedilmesidir (Wundram, 2008: 6-8). 15. yüzyıl İtalya’sında Röne-
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
sans’ı vurgulayan üç ana ilke yer almıştır:
Sanatsal değerin mutlak standardını oluşturduğu inancıyla Klasik Antik Çağın yeni baştan ve daha sistematik bir incelemesi; insanın
soyluluğuna dair bir inanç (Hümanizm); doğrusal perspektifin keşfi ve egemenliği (Cumming, 2006: 86).
15. yüzyıl ile birlikte daha çok mimari
çalışmalarına ağırlık veren Filippo Brunelleschi, resim sanatına perspektifin uygulanmasında zemin olacak matematiksel yasaları
keşfeden sanatçı olmuştur. Roma mimari
formlarını yeniden hayata geçiren Brunelleschi, Rönesans’ı biçimlendirmiştir. Matematik-
381
sel yasalara dayanan perspektif kuralları da
sanatçılar tarafından matematiksel hesaplar
yardımıyla sanata uygulanmaya çalışılmıştır.
Bu uygulamalar üç boyutlu mekân yanılsamasının yaratılmasına olanak sağlamıştır
(Sanat Atlası, 2010: 95). Brunelleschi, Masaccio
ve Donatello perspektifin gelişiminde matematiksel zekâyı kullanmışlardır ve onların
ardından gelen diğer ressamlar, resimsel
mekânın değişik türlerinin konstrüksiyonu ile
denemeler yaparak perspektifli sunum olanaklarını geliştirmişlerdir (Hollingsworth,
2009: 223).
Resim 7: Tommaso Masaccio: “Kutsal Üçlü”, 1426-27, fresk, 667 x 317 cm,
Santa Maria Novella, Floransa.
Masaccio’nun Resim 7’de görülen
“Kutsal Üçlü” resmi, dine ait olanı dünyevi
olanla karşılaştırma yapma bakımından ilgi
çekici olmuştur. Fresk, Tanrı, Oğul İsa ve Kutsal Ruh’un üçlü buluşması ve aynı zamanda
bu freskin yapılmasını sipariş eden bağışçı
382
Aylin Beyoğlu
portresidir. Resimde en dikkat çekici şey, tek
nokta perspektifin resmin kompozisyonunu
oluşturmak ve mekâna sistemli derinlik yanılsaması getirmek amacıyla kullanılmış olmasıdır (Staff, 2011: 73). Gerçek mekânın derine
giden çizgileri resmin içerisinde de devam
ederek yer almıştır. Masaccio’nun “Kutsal
Üçlü” betimlemesi zamanına göre o kadar
alışılmamış bir resimdir ki, ziyaretçiler ilk
bakışta ressamın duvara büyük bir delik açtığını ve yan taraftaki başka bir kilisenin içini
gösterdiğini zannetmişlerdir. Sanatçı, resim
sanatına gerçek anlamda derinlik duygusunu
kazandırmıştır. Perspektifin bilinçli olarak
uygulanmasıyla yapıtlarında üç boyutlu bir
etki yaratmıştır. Bu resim, kaçış çizgileri yoluyla üç boyutluluğun sağlandığı ve bütünsel bir
gölge ışık oyunuyla sistemli bir mekânın yaratıldığı ilk perspektif resim olmuştur. Işık-
gölge düzeni merkezde bulunan İsa’yı net bir
şekilde aydınlatacak şekilde uygulanmıştır.
Ayrıca bu ışık-gölge düzeni, kompozisyonda
birlik ve bütünlüğü sağlayıcı bir nitelik taşımaktadır. Bu nedenle Masaccio Rönesans
resminin öncüsü ve kurucusu sayılmaktadır
(Krausse, 2005: 9). Sanatçı iki boyutlu bir yüzey üzerine perspektif yardımıyla üç boyutlu
derinlikli bir mekân yanılsaması yaratmıştır.
Resmin ön planında sağ ve solda resmedilen
bağışçıların figürleri resimdeki derinliği arttırmak amacıyla kurgulanmıştır. Figürler artık
Ortaçağ sanatında olduğu gibi sadece ön cepheden çalışılmamış, figürlerin mekân içerisindeki duruşları farklılık göstermiştir. Mimari
yapıda İsa figürünün arka üst bölümünde
uygulanan perspektif renkle desteklenerek
derinlik arttırılmıştır.
Resim 8: Paolo Ucello: "San Romano Savaşı", 1450 dolayları, ahşap üzerine yağlıboya,
181,6x 320 cm, National Gallery, Londra.
Rönesans'ın İtalya'daki önemli isimlerinden olan Paolo Ucello Resim 8’de görülen
“San Romano Savaşı” resminde, resim yapıldığı zaman bile hala güncelliğini koruyan ve
Floransa tarihiyle ilgili bir olayı, Floransa
birliklerinin düşmanlarını yendikleri San Romano Savaşını betimlemektedir. Uzun ve ağır
mızrakları olan zırhlı şövalyelerin, atlarını bir
spor yarışmasında gibi sürüşü Ortaçağ’ın
şövalye öyküsünü anımsatmaktadır. Sanatçı
mekân içerisinde atları ve savaşçı figürlerini
sanki tahtadanmış ve bir oyuncakmış gibi
savaşın gerçekliğinden uzak olarak resmetmiştir. Resimde figürler boyanmamış sanki
oyulmuş gibi resmedilmiştir. Sanatçı, figürlerin mekânda ortaya çıkması için elinden geleni yapmıştır. Sanatçının eserinde sol ön bölümde yerde yatan savaşçı bir perspektif kısaltım olan rakursi ile çalışılmış ve daha önce
böyle bir figür hiç çizilmemiştir (Gombrich,
1999: 254). Sanatçının eseri Ortaçağ havasına
bürünmüştür. Ortaçağ’ın bir şövalye öyküsünü hatırlatmıştır. Ayrıca eserin mekânında
ön-arka plan ilişkisi figürlerin büyük ve kü-
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
çük resmedilmesiyle açıkça gösterilmiştir.
Sanatçı ön plandaki atlarda ve zeminde uyguladığı ışık ile gözü ön plana yönlendirmiştir.
Ayrıca, resminde zemindeki mızrakları kaçış
383
noktasına doğru uzatarak perspektif kurallarına göre yerleştirmiş mekânda derinliği güçlendirmiştir.
Resim 9: Piero della Francesca: “İsa’nın Kırbaçlanışı”, 1450-60, 58 x 82 cm, ahşap pano üzerine
tempera, Marche Ulusal Galerisi, Urbino, İtalya.
Resim 9’da görülen “İsa’nın Kırbaçlanışı” isimli resim örneği sanatçının en gizemli
resmi olarak çeşitli şekillerde yorumlanmıştır.
Bu yorumlardan birinde St. Jerome onun pagan yazmalarını dağıttığı için kırbaçlandığını
düşlemektedir. Sanatçı resminde, Rönesans
resminin en belirgin iki teknik başarısı olan,
ikna edici bir biçimde doğalcı figürleri yine
eşit derecede ikna edici yanılsamacı bir
mekânda göstermiştir. Sanatçı İsa’yı klasik bir
mekân içerisine yerleştirmiştir. Figürlerinin
ezici bir kendinden emin anıtsallık hissine
sahip olduğu, kuraldışı biçimde ayrıntılı
perspektif şemaları inşa etmiştir. Sanatçının
yaklaşık diz hizasındaki alçak bakış açısı,
figürlerin daha heybetli görünmesini sağla-
mıştır. Çalışmanın mekânında, yarı açık olan
yapının tavanı ve zengin yer döşemeleri olduğu gibi resmedilmiştir. Ufuk noktası kesin
bir biçimde hesaplanmıştır: bütünüyle resmin
orta çizgisi üzerinde, onu ikiye bölen, yukarıya doğru çıkan yolun dörtte biri olmuştur.
Sanatçı perspektifi; belirgin bir renk, form ve
derinlik duygusu uyandıran ışığı kullanışıyla,
resimlerinde
mekânı
güçlendirmiştir
(Cummıng, 2006: 87; Sanat Atlası, 2010: 100) .
Sanatçı resimlerinde matematik yasalarına,
geometriye ve perspektife önem vermiştir.
Resimlerinde mekânlarını en ince ayrıntısına
kadar hesaplayarak oluşturmuştur. Sanatçının resimlerinde mimari mekânlar oldukça
fazla görülmektedir.
384
Aylin Beyoğlu
Resim 10: Andrea Mantegna: “Ölü İsa”, 66x81 cm, tuval üstüne tempera,
Pinacoteca di Brera, Milano.
Resim 10’da görülen sanatçının “Ölü
İsa” isimli resmi daha 16. yüzyılda ün kazanmış ve “Kısaltılmış İsa” ismiyle de bilinen
resim, sergilediği olağanüstü perspektif ustalığıyla uzun süre hayranlık toplamıştır. Bu
derece de güçlü ve şiddetli bir perspektif kısaltma, Batı resminde daha önce hiç görülmemiştir. Resmin griye çok yakın olan renkleri, perişanlık ve keder hislerini daha da güçlü
kılmıştır. Meryem ile Yahya’nın, bir kısmı
tuvalin dışına taşan figürleri, şaşırtıcı ölçüde
kabaca resmedilmiştir (Wundram, 2008: 40).
Sanatçının resminde etkileyici olan özellik
uygulanan güçlü ve şiddetli bir perspektif
kısaltma olduğu kadar, sanatçının izleyiciyi
resmin içine dâhil etmesi olmuştur. İzleyici
resmin kompozisyonu ile resmin içindedir ve
hatta ölünün ayaklarının ucunda durmakta,
onun gerçek mekâna taşan vücuduna resmin
içinden bakmaktadır (Krausse, 2005: 12).
Resim 11: Alessandro Boticelli: “Bahar” , 203 x 314 cm, 1478, panel üzerine tempera,
Uffizi Galerisi, Floransa.
“Sandro Alessandro di Mariano Filipepe Boticelli” diye tanınan sanatçı Resim
11’de görülen “Bahar” isimli resminde soldan
sağa doğru mitolojik figürler olan Merkür, Üç
Güzel Kız Kardeş: Aşk Tanrıçası Venüs, Su
Perisi Chloris, Bereket Tanrıçası Flora ve Batı
Rüzgârı Zefir ile canlı bir sahne yaratmıştır.
Resmin üst bölümünde resmettiği Erotik Aşk
Tanrısı Cupid okunu Üç Güzel Kız Kardeş’e
nişanlamıştır (Pulimood, 2011: 115). Sanatçı-
Resimde Mekân Kullanımına Başlangıç Örnekleri Olarak Ortaçağ ve Erken Rönesans Dönemi Resimleri
nın resminde mekânı bir portakal bahçesi
oluşturmaktadır. Sanatçı figürleri ön plana
çıkarmak için koyu yeşil ile mekânı güçlendirmiştir (Charles vd., 2012: 89). Şeffaf giysilerle açık ton değerlerinde resmedilmiş figürler koyu ton değerleri ile ön plana çıkartılmıştır. Sanatçı, derin duygularla işlenmiş büyük
ölçekli mitolojik öyküler resmetmiştir.
SONUÇ
Ortaçağ sanatı Hristiyanlık inancına
ait dini kuralların getirdiği bir anlayışla motifler, sade imgeler ve sembolik formlar kullanılarak oluşturulmuştur. Ortaçağ sanatında
figürler ön cepheden gösterilerek yüzeysel bir
boşlukla kuşatılmıştır. Bu resimlerin oluşumunda genel amaç okuma yazması olmayanların dinsel olayları canlandırabilmelerini
sağlamak olmuştur. Resimlerde bu dünyaya
ait doğa, perspektif yaklaşımları ve bu yaklaşımların yarattığı bir mekân anlayışı yer almamıştır. Mimari mekânlar ise, resmin arka
planında oldukça basit şemalarla oluşturulmuştur.
Ortaçağ’ın sonlarına doğru sanatçılar
kişisel yeteneklerini resimlerinde ortaya koyarak tercihlerde bulunma çabasına girişmişlerdir. Ortaçağ ve Erken Rönesans sanatında
renk daha çok ışık özelliği ile yer almış ve
sembolik olarak kullanılmış yine dine bağlı
olarak rengin algılamaya dayalı özelliği de
kullanılmıştır. Giotto ile birlikte resimlerde
gerçeklik ve boşluk duygusu ile mekân artık
hacim verilerek görülmeye başlamıştır. Sanatçının resimlerinde figürler mekânla uyum
içerisinde gösterilmiştir. Ortaçağ’da figürlerin
boyutları anlam derecesine göre gösteriliyorken Rönesans sanatı ile birlikte bu ortadan
kalkmıştır. Rönesans sanatçıları mekâna derinlik duygusu vererek hacim kazanmış figürü ve dış mekânları konu olarak resimlerine
katmışlardır.
Rönesans sanatı ilk olarak mimari yapılarda kendini göstermiştir. Brunelleschi’nin
katkıları resimde perspektif yaklaşımlarının
385
doğmasına zemin hazırlamıştır. Erken Rönesans sanatı ile birlikte; doğanın dış dünyaya
ait unsurlardan oluştuğu, doğal figürlerin
mekâna dâhil olduğu, derinlik etkisi yaratılan
bir anlayışla ilerlemiştir. Rönesans resminin
öncüsü ve kurucusu sayılan Massaccio
mekânda gerçekçi bir perspektif ile sistemli
bir derinlik yanılsaması kullanmıştır. Rönesans sanatçıları ile birlikte sanatçılar sadece
kutsal öyküleri canlandırmak amaçlı resimleyen kişiler değil kişisel yetenekleri doğrultusunda çalışabilen sanatçılar olmuşlardır.
KAYNAKÇA
Altuner, H. (2013). "Emil Nolde’un “Çarmıhta
İsa” tasvirinin ikonografik açıdan
incelenmesi." Journal of Academic Social Science Studies, C/S. 6 (1): 155178.
Buchholz, Elke Linda vd. (2012). Sanat, İstanbul: NTV Yayınları.
Charles, Victoria vd. (2012). 1000 Muhteşem
Resim, (Çeviren: N. Elhüseyni), İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Cummıng, Robert. (2006). Görsel Rehberler
Sanat, İstanbul: İnkılap Yayınları.
Ergüven, Mehmet. (1992). Yoruma Doğru,
İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Dell, Christopher. (2011). Başyapıt Budur, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Gomrich, Ernest Hans. (1999). Sanatın Öyküsü
(2. Basım), (Çeviren: E. Erduran, Ö.
Erduran), İstanbul: Remzi Kitabevi.
Görenek, G. (2005). 14. Yüzyıldan 17. Yüzyıl
Sonuna Kadar Batı Resim Sanatında
Mekân Sorunu, Yayımlanmamış
Yüksek Lisans Tezi, Çanakkale: Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Hollingsworth, Mary. (2009). Dünya Sanat
Tarihi, İstanbul: İnkılap Yayınları.
Krausse, Anna Carola. (2005). Rönesans’tan
Günümüze Resim Sanatının Öyküsü,
(Çeviren: D. Zapcıoğlu), Almanya:
Litaratür Yayıncılık.
386
Aylin Beyoğlu
Kolektif (2008). Mini Dev Sanat Kitabı, İstanbul: Alfa Yayıncılık.
Pulimood, S. (2011). La Primavera. (Editör: S.
Farthing, E. Doğanay), Ölmeden önce
görmeniz gereken 1001 resim. (s. 115).
Çin: Caretta.
Sanat Atlası (2010). (Editör: S. Seçkin), İstanbul: Boyut Yayıncılık.
Staff, C. (2011). The Meeting at the Golden
Gate/The Trinity. (Editör: S. Farthing, E. Doğanay), Ölmeden önce
görmeniz gereken 1001 resim. (s. 4873). Çin: Caretta.
Tansuğ, Sezer. (2006). Resim Sanatının Tarihi,
(6. Basım), İstanbul: Remzi Kitabevi.
Wundram, Manfred. (2008). Rönesans, (Editör:
I. F. Walther), İstanbul: Taschen ve
Remzi Kitabevi.
RESİMLER KAYNAKÇASI
Resim 12: Karolenj İncil Kitabı’ndan “Aziz
Mark”, 800, mor vellum, Belediye
Kütüphanesi, Abbeville (Cummıng,
Robert. (2006). Görsel Rehberler Sanat,
İstanbul: İnkılap Yayınları, s. 68).
Resim 13: “Gözü Yaşlı İsa”, 1164, duvar resmi,
St. Panteleimon Kilisesi, Nerezi, Üsküp yakını, Makedonya (Buchholz,
Elke Linda vd. (2012). Sanat, İstanbul: NTV Yayınları, s. 81).
Resim 14: Jacapo Torriti: “Meryem’in Taçlandırılması”, Apsis Mozaiği, Yaklaşık
1294, Santa Maria Maggiore, Roma
(Hollingsworth, Mary. (2009). Dünya
Sanat Tarihi, İstanbul: İnkılap Yayınları, s. 175).
Resim 15: “Yuvarlak Taht Üstünde Meryem ve
Çocuk İsa”, 1280 dolayları, sunak
resmi, ağaç üstüne tempera, 81,5 x
49 cm, Ulusal Sanat Galerisi (Mellon
Koleksiyonu), Washington (Gomrich, Ernest Hans. (1999). Sanatın
Öyküsü (2. Basım), (Çeviren: E. Erduran, Ö. Erduran), İstanbul: Remzi
Kitabevi, s. 138).
Resim 16: Andrea da Firenze: “Kilise savunu-
cusu”, Fresk, 1365, Santa Maria Novelle, İspanyol Şapeli, Floransa (Hollingsworth, Mary. (2009). Dünya
Sanat Tarihi, İstanbul: İnkılap Yayınları, s. 187).
Resim 17: Giotto di Bondone: “Altın Kapıda
Buluşma” , 1304-06, fresk; Capella
degli Scrovegni (Arena Şapeli),
Padua, İtalya (Staff, C. (2011). The
Meeting at the Golden Gate, (Editör:
S. Farthing, E. Doğanay), Ölmeden
önce görmeniz gereken 1001 resim. (s.
48). Çin: Caretta).
Resim 18: Tommaso Masaccio: “Kutsal Üçlü”,
1426-27, fresk, 667 x 317 cm, Santa
Maria Novella, Floransa (Staff, C.
(2011). The Trinity, (Editör: S. Farthing, E. Doğanay), Ölmeden önce
görmeniz gereken 1001 resim. (s. 73).
Çin: Caretta).
Resim 19: Paolo Ucello: "San Romano Savaşı",
1450 dolayları, ahşap üzerine yağlıboya, 181,6x 320 cm, National Gallery, Londra (Gomrich, Ernest Hans.
(1999). Sanatın Öyküsü (2. Basım),
(Çeviren: E. Erduran, Ö. Erduran),
İstanbul: Remzi Kitabevi, s. 254).
Resim 20: Piero della Francesca: “İsa’nın Kırbaçlanışı”, 1450-60, 58 x 82 cm, ahşap
pano üzerine tempera, Marche Ulusal Galerisi, Urbino, İtalya (Sanat Atlası (2010). (Editör: S. Seçkin), İstanbul: Boyut Yayıncılık, s. 100).
Resim 21: Andrea Mantegna: “Ölü İsa”, 66x81
cm, tuval üstüne tempera, Pinacoteca di Brera, Milano (Cummıng, Robert. (2006). Görsel Rehberler Sanat,
İstanbul: İnkılap Yayınları, 107).
Resim 22: Alessandro Boticelli: “Bahar” , 203 x
314 cm, 1478, panel üzerine tempera, Uffizi Galerisi, Floransa (Pulimood, S. (2011). La Primavera. (Editör:
S. Farthing, E. Doğanay), Ölmeden
önce görmeniz gereken 1001 resim. (s.
115). Çin: Caretta)
Download