ekonomik yönden ab-türkiye gümrük birliğinin değerlendirilmesi

advertisement
KÜRESEL İKTİSAT
GELİŞMİŞ ÜLKELER,
AZGELİŞMİŞ
ÜLKELER VE
TÜRKİYE
KÜRESELLEŞEN DÜNYADA ÜÇ KUTUP:
ASYA-PASİFİK, NAFTA VE AB
Küreselleşme süreci içerisinde, dünyada,
bölgelerarası dengesizliğin artışına paralel
bir seyirde geliştiği gözlenen bir
kutuplaşma durumu söz konusudur.
 Bu kutuplaşmada sivrilen üç bölge; Kuzey
Amerika, AB ve Japonya ile birlikte Asya
Pasifik-Çin şeklinde gözlenir.

21.Y.Y’A GİRERKEN KÜRESEL GELİR
FARKLILIĞININ BOYUTU
YILLAR
1960
EN YOKSUL EN ZENGİN GİNİ
(%20) %
(%20) %
KATSAYISI
2.3
70.2
0.69
1970
2.3
73.9
0.71
1980
1.7
76.3
0.79
1989
1.4
82.7
0.87
21.Y.Y’A GİRERKEN KÜRESEL
GELİR FARKLILIĞININ BOYUTU
2014 Yılı Dünya Gelir Dağılımı Haritası
Kaynak: The World Bank Group
 Harita
görüldüğü üzere, Gini katsayısı
değerleri büyüdükçe, haritada karşılık
gelen ülkedeki gelir eşitsizliği arttığına
işaret etmektedir. Gelir dağılımı
adaletsizliği en çok Afrika’nın Güney
ülkeleri ve Latin Amerika Ülkelerinde
yüksektir.
Ülkeler
Gini Katsayısı
(2008-2009-2010)
En Yoksul Yüzde 10'un
Payı**
En Zengin Yüzde 10'un
Payı(2010 yılı)**
Arjantin
0.462- 0.461- 0.444
1.5
32.30
ABD*
0.378- 0.379- 0.380
1.9
29.85
Türkiye
0.389- 0.387- 0.400
2.11
29.35
İngiltere*
0.342- 0.345- 0.341
2.06
28.49
İtalya*
0.317- 0.315- 0.321
2.3
26.8
Yunanistan*
0.331- 0.332- 0.338
2.55
26.04
Polonya
0.342- 0.340- 0.337
3.26
27.05
Fransa*
0.293- 0.293- 0.303
2.75
25.1
İspanya*
0.315- 0.329- 0.334
2.57
26.61
Hollanda*
0.286- 0.283- 0.283
2.49
22.9
Almanya*
0.287- 0.288- 0.286
3.22
22.07
Finlandiya*
0.266- 0.260- 0.265
4.02
22.57
Belçika*
0.265- 0.269- 0.264
3.42
28.06
İsveç*
0.259- 0.269- 0.269
3.58
22.18
Norveç*
0.250- 0.245- 0.249
3.86
23.38
SEÇİLMİŞ BAZI ÜLKELERDE
KİŞİ BAŞINA GSYIH
ÜLKE
2008
2009
2010
2011
2012
ALMANYA
42.440$
40.270$
40.408$
44.354$
42.597$
AVUSTURYA
46.250$
45.872$
45.016$
49.485$
46.792$
IRLANDA
49.590$
49.707$
45.916$
49.387$
45.921$
LÜKSEMBURG
84.890$
99.281$
102.678$
111.913$
103.858$
İTALYA
35.240$
35.724$
34.673$
36.988$
33.813$
FRANSA
42.250$
40.487$
39.448$
42.578$
39.758$
PORTEKİZ
20.550$
22.153$
21.653$
22.532$
20.175$
YUNANİSTAN
28.650$
28.695$
26.379$
26.061$
22.395$
B.KIRALLIK
45.390$
35.454$
36.572$
38.927$
38.648$
TÜRKİYE
9.340$
8.626$
10.135$
10.604$
10.660$
GELİŞMİŞ EKONOMİLER: G6, G7, G8
ve G20

.
G6

1975’de Fransa'da altı sanayileşmiş ülke
olan; Fransa, Almanya, İtalya, Japonya,
Birleşik Krallık ve ABD’nin katılımıyla
yapılan toplantıda oluşturulmuştur.
G7

Haziran 1976’da G6 ülkelerine ( Fransa,
Almanya, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık
ve ABD) Kanada’nın katılımıyla G7
telaffuz edilmiştir.
G8

Haziran 1994’de G7 ülkelerinin Napoli’deki
toplantısına Rusya’da katılmıştır. Gruba
1997 yılında Rusya’nın resmen katılımıyla
G8 telaffuz edilmeye başlanmıştır.
G20



2008’de Washington’da 19 ülkenin Maliye
Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları ile birlikte
AB’nin Dönem Başkanı ve Avrupa Merkez
Bankası Başkanının katılımıyla toplanmıştır
(G19+AB).
G20 dünya üretiminin %85’ini ve ticaretinin de
%80’ini gerçekleştirmektedir (2010).
G20 Ülkeleri: AB, ABD, Almanya, Arjantin,
Avustralya, Birleşik Krallık, Brezilya, Çin,
Endonezya, Fransa, Güney Afrika, Güney Kore,
Hindistan, İtalya, Japonya, Kanada, Meksika,
Rusya, Suudi Arabistan, Türkiye’dir.
TABLO 1: G-20 ÜLKELERİNİN GSYİH'LARI Milyar $
1990
1999
2009
2010
2011
2012
2013
ABD
5,554
8,709
14,256
14,958
15,533
16,244
16,800
Almanya
1,720
2,081
3,829
3,304
3,628
3,425
3,634
Arjantin
141
282
354
462
557
603
611
Avustralya
297
390
1,139
1,141
1,386
1,532
1,560
Brezilya
465
760
1,798
2,143
2,476
2,248
2,245
Çin
355
991
5,605
5,930
7,321
8,229
9,240
Endonezya
114
141
616
709
845
876
868
1,195
1,410
3,056
2,565
2,782
2,611
2,735
Güney Afrika
112
131
328
365
403
382
350
Güney Kore
253
407
951
1.094
1.202
1.222
1,304
Hindistan
323
460
1.411
1.708
1.880
1.858
1,877
Birleşik Krallık
976
1,374
2,494
2,295
2,462
2,461
2,522
İtalya
1,094
1,150
2,419
2,055
2,196
2,013
2,071
Japonya
2,970
4,395
5,788
5,495
5,905
5,937
4,901
Kanada
573
612
1,136
1,614
1,778
1,821
1,825
Meksika
263
475
999
1,051
1,170
1,186
1,261
Rusya
579
375
1,404
1,524
1,904
2,017
2,097
Suudi Arabistan
105
129
422
526
669
734
745
Türkiye
151
188
703
731
774
788
820
Fransa
KÜRESELLEŞME ÖLÇÜTLERİ VE DIŞA
AÇIKLIK ORANLARI
* DIŞA AÇIKLIK ORANLARI
- İhracat/ GSMH,
- İthalat/GSMH,
- İhracat+ İthalat/GSMH’dır.
* KÜRESELLEŞME ÖLÇÜTÜ
- İhracat/ GSMH,
KÜRESELLEŞME ÖLÇÜTÜ
1. KÜRESELLEŞME EVRESİ(1870-1914)
KÜRESELLEŞME ÖLÇÜTÜ:X/TOP.MG’ i arttı
 2. KÜRESELLEŞME EVRESİ(1980-……)

İKİ EVRE ARASINDAKİ TEMEL FARKLILIKLAR
- Uluslar arası telekomikasyon ağları daha
gelişkindir.
- Reel ve mali piyasa ölçütleri daha büyüktür.
- Uluslar arası sermaye akımları daha fazladır.
BAZI OECD ÜLKELERİNİN DIŞA AÇIKLIK ORANLARI
1965
1990
X/GSYIH(%)
M/GSYIH(%)
X/GSYIH(%)
M/GSYIH(%)
Kanada
18.6
18.8
25.4
Fransa
12.6
11.6
Almanya
19.0
İtalya
2013
X/GSYIH(%)
M/GSYIH(%)
25.6
30.1
31.8
22.5
22.6
27.2
29.2
18.9
36.5
29.7
50.7
44.5
14.9
14.0
19.0
19.4
30.4
28.0
Japonya
10.5
9.1
10.8
10.1
14.7* 16.7*
B.Krallık
18.3
19.3
24.2
26.8
31.4
ABD
5.0
4.5
10.1
11.3
13.5* 16.9*
33.0
BAZI OECD ÜLKELERİNİN DIŞA AÇIKLIK ORANLARI
Ülkeler
2004
2008
X/GSYİH(%) M/GSYİH(%)
X/GSYİH(%) M/GSYİH(%)
Kanada
39.7
40.2
34.5
32.7
Fransa
27.6
28.9
26.9
29.1
Almanya
51.1
43.5
48.2
41.9
İtalya
28.8
29.2
28.5
29.3
Japonya
15.7
13.4
17.7
17.5
B.Krallık
19.3
22.7
29.4
31.6
ABD
10.2
12.6
12.5
17.4
REEL GSMH VE İHRACAT HACMİNİN
YILLIK BÜYÜME ORANLARI:1970-1990
ÜLKE
GSMH
İHRACAT
%8,7
%17,2
Singapur
8,0
11,2
Japonya
4,6
7,2
Filipinler
3,8
6,7
Kanada
3,8
5,0
İtalya
3,0
5,2
Fransa
2,8
5,4
ABD
2,8
4,5
Almanya
2,4
5,4
Hollanda
2,4
5,2
Belçika
2,4
4,9
İngiltere
2,1
4,4
Güney Kore
sonuç
Ülkelerin kıyasıya rekabet süreci onları
“Fakirleştiren Büyüme” sürecine soktu.
 Maliyetleri düşürme arayışı, ücret ve sosyal
maliyetlerden kaçınma sürecini başlattı.
 Ülkeler maliyet avantajı yakalama Pazar
kapma ve ya kaybetmeme arayışı
nedenleriyle ekonomik bütünleşme
(entegrasyon) arayışına girdiler.
Dünyadaki entegrasyon türleri ise:

DÜNYADA GÖZLEMLEDİĞİMİZ
ENTEGRASYON TÜRLERİ







SEKTÖREL BÜTÜNLEŞMELER
TERCİHLİ TİCARET ANLAŞMALARI
SERBEST TİCARET BÖLGELERİ
GÜMRÜK BİRLİĞİ
ORTAK PAZAR
TAM EKONOMİK BİRLİK
TAM EKONOMİK VE POLİTİK BÜTÜNLEŞME
ULUSLAR ARASI PARA
SİSTEMİ, SERMAYE AKIMLARI
VE KRİZ ETKİLERİ
- Küresel Dönemde Kur Rejimleri
- Rezerv Para Savaşları
- Küresel Sermaye Akımları ve
Kırılganlık İlişkisi
- 2008 Dünya Krizi ve AB
Ekonomileri
1870
1914
- 1918
1940 - 1945
1971Altın
Kesinti
Korumacı
Kesinti
Bretton Woods
Günümüzdeki
Standardı
Yılları
Eğilimler
Yılları
Dönemi
Uygulamalar








1870-1914: Altın Standardı
1914-1918: Savaş yıllarıdır. Sistem kesintiye
uğramış, ekonomik göstergeler bozulmuştur.
1918-1925: Dalgalı Kurlar
1925-1931: Altın Standardına Dönüş Çabaları
1931-1940: Parasal Nasyonalizm
1940-1945: Savaş yıllarıdır. Sistem kesintiye
uğramıştır.
1945-1971: Bretton Woods Sistemi (Sabit Kur)
1971’den günümüze kadar geçen dönemde ise; sabit
kur rejimleri, esnek kurlar ve karma rejimler
uygulanmış; az gelişmiş ülkelerde ise ağırlıklı olarak
esnek kur rejimlerine geçilmiştir.
C) 1940-1945; II. Dünya
Savaşı ile tekrar sistem
arayışı kesintiye
uğramıştır. Ülkelerde
ekonomik dağılma söz
konusudur.
BRETTON WOODS SİSTEMİ
• 1929 Dünya ekonomik bunalımı kapitalist
sistemin karşılaştığı en büyük bunalımdır.
Milyonlarca insan işini kaybetmiş,
ülkelerin milli gelirleri gerilemiş,
ekonomiler küçülmüş, karşılıklı ticaret
büyük ölçüde sekteye uğramıştır.
• Bu darboğazı aşmak için; Uluslararası Para Fonu,
ödemeler dengesi sıkıntılarını çözmek ve çok yanlı
ödeme sistemi geliştirmek; Dünya Bankası Avrupalı
ülkelerin savaştan kaynaklanan sıkıntılarını çözmek
ve onların dünya ticaretinde etkin rol almasını
sağlamak; Uluslararası Ticaret Örgütü de
uluslararası ticarette standart kuralları geliştirerek
ticaretin
kurallarını
belirlemek
ve
keyfi
uygulamaları önlemek üzere planlanmıştır.
1-22 Temmuz 1944
tarihleri arasında
ABD’de Birleşmiş
Milletler Para ve Finans
Konferansı
düzenlenmiştir. Bu
konferansta 45 ülkenin
temsilcileri bir araya
gelerek iki tasarı
üzerinde tartışmalar
yapmışlardır.
Tasarılardan ilki
Keynes Planı, ikincisi
de White Planı’dır.
• John Maynard Keynes’in hazırladığı İngiltere
Planına göre yukarıda değindiğimiz üç kurum
da mevcuttu. Bir çeşit kliring merkezi
(clearing
house)
konumunda
olacaktı.
Keynes’e göre Dünya Bankası, bütün ülke
Merkez Bankalarının üstünde bir uluslararası
Merkez Bankası konumunda olacak ve bancor
adlı bir rezerv yaratabilecekti.
• Her iki planın da amacı sabit bir döviz kuru
sistemi kurmak, dış ticaret hacminin
genişlemesi için ticaretin önündeki engelleri
aşmak ve dış finansman sorununu çözmektir.
Bu amaçla; 1)IMF, 2)Dünya Bankası
kurulmuştur. 3) Uluslararası Ticaret Örgütü
(ITO) kurulamamış, onun yerine GATT dünya
ticaretini
serbestleştirme
misyonunu
üstlenmiştir.
ITO/GATT / WTO
Bretton Woods görüşmelerinde “Uluslararası
Ticaret Örgütü” nün (International Trade
Organisation - ITO) kurulması kararlaştırılmıştır.
Ama, ITO’nun kuruluş müzakereleri devam
ederken, dünya ticaretini serbestleştirme
çalışmalarına hemen başlamak amacıyla, Ekim
1947'de Cenevre'de “geçici” olarak nitelendirilen
Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasını
(GATT) imzalamıştır. ITO’nun kurulamaması
üzerine, “geçici” olma özelliğine rağmen, GATT,
1994’e kadar dünya ticaretinde serbestleştirme
çalışmalarını sürdürmüştür.
1994 yılında, Uruguay Toplantıları’nda GATT
anlaşmasında değişiklik yapılarak bu anlaşma,
yeni kurulan Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO)
bağlanmıştır. Halen dünya ticaretini çok yanlı
olarak serbestleştirme çalışmalarında bulunmak
WTO’nun temel görevi durumundadır. Ayrıca,
üyeler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklarda
arabuluculuk görevi yapmak, üye ülkelerin
ticaret politikalarını gözden geçirmek gibi
görevleri de vardır.
DÜNYA BANKASI
• Amacı: Üye ülkelerin imar ve ekonomik gelişme
çabalarına destek sağlamaktır. Başlangıçta Batı
Avrupa’nın imarını hedeflemiş, 1950’lerden sonra
ise az gelişmiş ülkelerin finansman ihtiyacına
yönelmiştir.
• 1948  Batı Avrupa’nın imarı
• 1950’lerin ortasından itibaren  Az gelişmiş
ülkelerin finansman ihtiyacı
• 1980 sonrası  İstikrar politikalarına finansman
desteği
IMF’nin Kuruluş Amaçları ve
Gelişmeler
IMF’nin temel
kuruluş nedenleri;
döviz kurlarının
istikrarını sağlamak,
bu amaçla sabit kur
sistemine geçmek ve
uluslararası
finansmanı
sağlamaktır.
IMF’NİN DÜZENLEMELERİ
1. Döviz kuruna ilişkin
düzenlemeler
•
•
•
•
1 ons altın = 35 dolar
+/- %1 devalüasyon marjı
%10’a kadar yapılan
devalüasyonlarda IMF
bilgilendirilmelidir.
%10’un üstündeki
devalüasyonlarda IMF’nin
izni alınmalıdır.
2. Döviz Kuru ve Uygulama Denetimleri
•
•
Katlı kur uygulamasına son verilmeli (Katlı
Kur: İthalata farklı kur, ihracata farklı kur
uygulamak)
Çok yanlı ticaret uygulanmalı
3. Uluslararası finansman kuralları
•
•
•
•
•
Kotalar (1/4 altın, 3/4 ulusal para)
5 yılda bir kota belirlenmesi
Borç üst sınırı kotaların iki katıdır (Daha sonraları,
SDR ile birlikte bu oran 3 kata çıkmıştır)
Geri ödemeler 3-5 yıl içerisinde yapılmalıdır
Ülkeler altın karşılığı olan kotalarını herhangi bir
yaptırım olmaksızın kullanabilirler. Ancak ulusal
para karşılığı olan kotalarını kullanırken giderek
ağırlaşan yaptırımlarla karşılaşırlar.
Bretton Woods
Sisteminin Çöküşü
• Başta sistem başarılı
olmuştur ve dünya ticaret
hacmi genişlemiştir.
Ancak bir süre sonra
tıkanmalar oluşmuş ve
sistem çökmüştür.
• Çöküş süreci ve
nedenleri aşağıdadır;
1. ABD’nin dış açıkları ve doların değerindeki düşüş
2. Altın arzının sınırlılığı ve ABD’nin rezervlerinin
hızla azalması.
3. Uluslararası piyasalardaki dolar bolluğu
4. IMF’nin devalüasyon kurallarının katılığı
5. IMF sistemi ayakta tutmak için 1969’da SDR’yi
yaratmış ancak sistemi kurtaramamıştır.
6. 1971 yılında gelişmiş 10 ülke Smithsonian
Anlaşması’nı imzalamışlardır. Buna göre, dolar % 9
devalüe edilmiştir. Oynama marjı +/- %2,25’e
çıkarılmıştır. 1 ons altın = 100 $ kadar yükselmiştir.
7. Tüm bu düzenlemeler sorunları giderememiş, ABD
1971’de altın-dolar konvertibilitesine son vermiştir.
1971-73 SİSTEMİN DAĞILMASINDAN SONRA:
GÜNÜMÜZDEKİ KUR REJİMLERİ
1. KATI SABİT KUR REJİMLERİ
• Para Alanları ve Parasal Birlikler
• Para Kurulu
2. GEVŞEK SABİT KUR REJİMLERİ (ARA
REJİMLER)
• Geleneksel Sabit Kur Rejimi
• Yatay Bantlar İçinde Dalgalı Kur
• Sürünen Pariteler
• Sürünen Bantlar İçinde Değişen Kur
3. DALGALI KURLAR
• Kur Değişimlerinin Önceden Belirlenmemiş
Olduğu Yönetimli Dalgalanma
• Bağımsız Dalgalanma
1. KATI SABİT KUR REJİMLERİ
 Para Alanları: Ulusal para birimi değil, başka bir
ülkenin para birimini kullanan ülkelerden oluşur.
Örneğin; İngiltere’nin eski sömürgeleri. Frank
bölgesinde de, Fransa ve bazı Afrika ülkeleri vardır.
 Para Kurulu: Ülke parası bir başka güçlü paraya
sabitlenir. Para tabanı döviz girişlerine bağlı olarak
genişler. Merkez bankası bağımsız para politikası
belirleyemez. Örneğin; Arjantin, Bosna-Hersek,
Bulgaristan ve bazı başka ülkelerde para kurulu
uygulanmıştır.
 Parasal Birlik: Anlaşma yapan ülkeler arasında
ülkeler üstü bir para birimi kullanılır. Örneğin; Euro
uygulaması.
PARASAL BİRLİK:
AVRUPA PARA SİSTEMİ
• Doların %9 devalüasyonu, oynama marjının + %2.25 e çıkartılması, SDR nin yaratılması ve
borçlanma marjının kotaların üç katına çıkartılması
sabit kurun devamı için yeterli olmamıştır.
• Bretton Woods sistemindeki tıkanma Avrupa’yı
uluslararası para sistemi ve kur rejimi konusunda
arayışa yöneltmiştir.
• Krizin etkisiyle 1973 yılının Mart ayının başında
Avrupa döviz piyasaları, iki hafta kapatılmıştır. 16
Mart’ta piyasalar açıldığında Avrupa ülkeleri, ulusal
paralarını dolar karşısında salınıma bırakmışlardır.
• 1979’da Avrupa Para
Sistemi ve Avrupa
Para Birimi (ECU –
European Currency
Unit) oluşturulmuştur.
Üye ülkelerin
paralarının dalgalanma
marjı +/- % 2.25’den
+/- %15 çıkartılmıştır.
• Günümüzde ise,
Avrupa Birliği
kendi içerisinde
tek para sistemi
(EURO), yani
sabit kur
uygulaması, diğer
ülkelere karşı
serbest kur
uygulaması
içerisindedirler.
Euro’ya Geçilmesi Süreci:
AVRUPA PARA SİSTEMİNİN GELİŞİMİ:
•
AET nin 1 temmuz 1968 yılında gümrük
birliğini oluşturması; tek Avrupa
pazarının kurulması, ortak tarım
politikasının üyeler arasında sabit kur
ilişkilerini gerekli kılması, uluslar arası
para sisteminde krizlerin ağırlaşması ve
Avrupanın ABD doları karşısında bir
parasal ağırlık oluşturma fikri avrupa
içerisinde bir ekonomik ve parasal birlik
oluşturma düşüncesinin gelişmesine etki
eden unsurlar olarak ortaya çıkmıştır.
1977 yılından sonra ekonomik
parasal birlik çalışmaları ivme
kazanmış ve 4-5 aralık 1978 de
Brüksel deki konsey toplantısında
Avrupa para sisteminin yürürlüğe
girmesine ilişkin karar kabul edilmiş
13 mart 1979 da Avrupa Para
Sistemi resmen kurulmuştur.
Sisteminin temel amacı topluluk
içinde parasal istikrarı sağlamak,
temel özelliği ise sabit fakat
ayarlanabilir döviz kurlarıdır.
•
ECU:
•
ECU İngilizce Europeon Currency Unit'in kısaltılmış
şeklidir. 13 Mart 1979'da yürürlüğe giren Avrupa Para
Sisteminin temel unsurudur.
•
Ecunun değeri ülkelerin ekonomik ölçülerine
dayanan ağırlıklı para tutarlarının toplamıdır.
•
ECU kambiyo kurları mekanizmasında bir ortak payda,
sapmaları belirlemeye yarayan bir gösterge, bütün
müdahale ve kredi işlemleri için bir referans ve AET para
otoriteleri arasında bir ödeme aracı olarak iş görüyordu
Her ülkenin parasının ağırlık katsayısı bazı değişmez
makro ekonomik ölçülere göre tespit edilerek ECU nun
değerini belirliyordu. Bu ölçütler; üye ülkelerin gayri safi
milli hasılaları, topluluk içindeki ticaret payları ve kısa
süreli para destekleme sistemi içindeki payları idi.
1. Temmuz 90 – Aralık 93 arasında, sermaye
hareketlerine tam serbesti sağlanmıştır.
2. Ocak 94 – Ocak 99 arasında, Avrupa Para Enstitüsü
kurulmuş; maliye ve para politikaları daha yakından
izlenmeye başlamıştır.
3. Temmuz 98’de kurulan Avrupa Merkez Bankası, Euro
çalışmalarını başlatmıştır.
4. Euro, Ocak 99’da uygulamaya koyulmuş, 1 ECU = 1
Euro olarak belirlenmiştir.
5. Ocak 99 – Ocak 2002 arasında, Euro yalnızca bir kaydi
para olarak bankacılık ve finans işlemlerinde geçerli
olmuştur. 01. 01. 2002’den itibaren ise, diğer paralarla
beraber altı ay dolaşımda kalmıştır. Bundan sonra ise
Euro, ortak tek para birimini oluşturmuştur.
Parasal Entegrasyon için
belirlenen üç aşama
• 1. Aşama: Sermaye hareketlerine tam
serbestlik sağlanması, tek paraya
geçilinceye kadar ECU’ nun özel
kullanımının sağlanması. Para ve
Maliye Politika politikalarında uyumun
sağlanması amaçları taşımaktadır
Parasal Entegrasyon için
belirlenen üç aşama
• 2. Aşama: 1994 yılında başlayan bu
aşamada en önemli gelişme Avrupa Para
Enstitüsünün kurulmasıdır. Bu enstitü ECU’
nun geliştirilmesi ve Avrupa Merkez
Bankasının oluşturulması için gerekli
şartların belirlenmesi konusunda
görevlendirildi. Bu aşamada Avrupa Merkez
Bankalarının tam bağımsızlığının
sağlanması konusunda girişimlere
başlanması konusunda kararlar alındı
Parasal Entegrasyon için
belirlenen üç aşama
• 3. Aşama: Bu aşamada Avrupa Para enstitüsü ve
Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan raporlara
bağlı olarak uyum kriterlerini yerine getiren 11 birlik
üyesinin parasal birliğe dahil edilmesi karara
bağlanmıştır. Bu ülkeler, Almanya, Avusturya,
Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda,
İspanya, İtalya, Lüksemburg ve Portekiz olarak
belirlenmiştir. İngiltere, Danimarka ve İsveç kendi
tercihleri sonucu Avrupa Para Birliği’nin dışında
kalırlarken, Yunanistan uyum kriterlerini
sağlayamadığı için başlangıçta birlik dışında
kalırken daha sonra parasal birliğe dahil olmuştur
►
PARASAL BİRLİĞİN BUGÜN GELDİĞİ
AŞAMA:
►
Tek para birimine geçişle birlikte döviz kurları
arasındaki ani ve öngörülemeyen dalgalanmalar
ortadan kalkmıştır.Böylece finansal serbetleşme ve
bütünleşme kur riski olmaksızın sağlıklı bir ortamda
gelişebilme imkanı bulmuştur.
Ticari işlemler ile banka işlemleri sırasında paraları
birbirine çevirmekten kaynaklanan harcamalardan
tasarruf imkanı elde edilmiştir.
Aynı para birimini kullanan birleşik ve daha güçlü
sermaye piyasaları oluşmuştur
►
Euro üye ülkelere fiyat saydamlığı getirmiş böylece
tüketiciler fiyatları doğrudan karşılaştırabilme imkanına
sahip olmuştur. Bu da firmalar arasında rekabeti ve
verimliliği artırmıştır.
►
Euro önemli bir rezerv para olmuştur.
►
Euro ile birlikte AB piyasası içerisinde dünyanın en büyük
devlet tahvili piyasası olan Eurobond piyasası ortaya
çıkmıştır.
EURO ALANINA KATILIM:
• Maastricht (1993) kriterleri, AB’ye üye ülkelerin
Parasal Birliğe katılabilmeleri için sağlamaları
gerekli olan şartlardır:
1. Toplulukta en düşük enflasyona sahip (en iyi performans
gösteren) üç ülkenin yıllık enflasyon oranları ortalaması
ile, ilgili üye ülke enflasyon oranı arasındaki fark 1,5
puanı geçmemelidir.
2. Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’sına oranı %60’ı
geçmemelidir.
3. Üye ülke bütçe açığının GSYİH’sına oranı %3’ü
geçmemelidir.
4. Herhangi bir üye ülkede uygulanan uzun vadeli faiz
oranları 12 aylık dönem itibariyle, fiyat istikrarı alanında
en iyi performans gösteren 3 ülkenin faiz oranını 2
puandan fazla aşmayacaktır.
EURO ALANINDAKİ ÜLKELER
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
BELÇİKA
ALMANYA
ESTONYA
İRLANDA
YUNANİSTAN
İSPANYA
FRANSA
İTALYA
GÜNEY KIBRIS
10. LUXEMBURG
11. MALTA
12. HOLLANDA
13. AVUSTURYA
14. PORTEKİZ
15. SLOVENYA
16. SLOVAKYA
17. FİNLANDİYA
18. LETONYA
EURO ALANI DIŞINDA KALAN
ÜYE ÜLKELER
1. BULGARİSTAN,
2. ÇEK CUMHURİYETİ,
3. DANİMARKA,
4. LİTVANYA,
5. MACARİSTAN,
6. POLANYA,
7. ROMANYA,
8. İSVEÇ
9. BİRLEŞİK KRALLIK
10. HIRVATİSTAN
Maastricht Kriterlerini Sağlamakta
Sorunlu Ülkeler (2010 Sonu)
• Bütçe Açığının Milli Gelire Oranı
Açısından ( - %3 Olması Beklenir):
Irlanda (-32.4%), Yunanistan (-10.5%),
Birleşik Krallık (-10.4%), İspanya (9.2%), Portekiz (-9.1%), Polanya (-7.9%),
Slovakya (-7.9%), Letonya (-7.7%),
Litvanya (-7.1%) and Fransa (-7.0%).
Maastricht Kriterlerini Sağlamakta
Sorunlu Ülkeler (2010 Sonu)
• Kamu Borcunun Milli Gelire Oranı Açısından
(%60 Olması Beklenir):
Yunanistan (142.8%), Italya (119.0%), Belçika
(96.8%), Irlanda (96.2%), Portekiz (93.0%),
Almanya (83.2%), Fransa (81.7%), Macaristan
(80.2%), Birleşik Krallık (80.0%), Avusturya
(72.3%), Malta (68.0%), Hollanda (62.7%),
Güney Kıbrıs (60.8%) and İspanya (60.1%).
AVRUPA’DA ENFLASYON(2010-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
2.3,
3.0,
1.2,
2.2,
1.2,
2.7,
-1.6,
4.7,
2.0,
1.7,
1.6,
2.6,
-1.2,
1.2,
2.8,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Macaristan
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB(27)
AB(17)
Türkiye
ABD
Japonya
4.7,
2.0,
0.9,
1.7,
2.7,
1.4,
6.1,
2.1,
0.7,
1.7,
1.9,
3.3.
2.1
1.6,
8.6,
-0.4,
-1.4.
AVRUPA’DA ENFLASYON(2011-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
3.4,
3.4,
2.1,
2.7,
2.5,
5.1,
1.2,
3.1,
3.1,
2.3,
2.9,
3.5,
4.2,
4.1,
3.7,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Macaristan
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB(27)
AB(17)
Türkiye
ABD
Japonya
3.9,
2.5,
2.5,
3.6,
3.9,
3.6,
5.8,
2.1,
4.1,
3.3,
1.4,
4.5.
3.1
2.7,
6.5,
3.2*,
-0.3*
AVRUPA’DA ENFLASYON(2012-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
2.6,
2.4,
3.5,
2.4,
2.1,
4.2,
1.9,
1.0,
2.4,
2.2,
3.3,
3.1,
2.3,
3.2,
2.9,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Macaristan
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB(27)
AB(17)
Türkiye
ABD
Japonya
5.7,
3.2,
2.8,
2.6,
3.7,
2.8,
3.4,
2.8,
3.7,
3.2,
0.9,
2.8.
2.6
2.5,
9.0,
2.1*
-0.0*
AVRUPA’DA ENFLASYON(2013-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
1.2
0.4
1.4
0.5
1.6
3.2
0.5
-0.9
1.5
1.0
1.2
0.4
0.0
1.1,
1.7,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Macaristan
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB(27)
AB(17)
Türkiye
ABD
Japonya
1.7,
1.0,
2.6,
2.1,
0.8,
0.4,
3.2,
1.9,
1.5,
2.2,
0.4,
2.6
1.5
1.4,
7.5
1.5*
0.4*
AVRUPA’DA İŞSİZLİK(25-74 yaş) (2010-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
7.0,
9.3,
6.4,
6.3,
6.7,
14.9,
12.0,
11.2,
17.8,
7.7,
7.0,
5.1,
17.4,
16.1,
3.8,
10.0,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
5.6,
3.7,
3.7,
8.1,
10.5,
5.8,
6.5,
12.5,
6.6,
6.2,
5.8.
8.2,
8.8,
9.3,
8.2,
4.7.
AVRUPA’DA İŞSİZLİK(25-74 yaş) (2011-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
1.0,
10.1,
5.9,
6.3,
5.6,
11.2,
12.9,
15.9,
19.2,
7.7,
6.9,
6.4,
14.6,
13.9,
4.1,
9.8,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
5.0
3.8,
3.5,
8.0,
11.3,
5.8,
7.5,
11.8,
6.1,
5.5,
5.8.
8.2,
8.9,
7.5,
7.6,
4.2.
AVRUPA’DA İŞSİZLİK(25-74 yaş) (2012-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
6.4,
11.0,
6.0,
6.3,
5.2,
8.9,
12.9,
22.3,
22.5,
8.2,
8.9,
10.2,
13.6,
12.2,
4.2,
9.6,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
4.9,
4.5,
3.6,
8.5,
13.9,
5.6,
7.9,
12.2,
6.1,
5.7,
5.7.
9.0,
10.0,
7.0,
6.8,
4.0.
AVRUPA’DA İŞSİZLİK(25-74 yaş) (2013-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
7.1,
11.8,
6.1,
5.9,
5.0,
7.6,
11.6,
25.4,
23.8,
8.7,
10.3,
13.6,
10.7,
10.9,
5.1,
8.9,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
5.2,
5.9,
4.3,
8.8,
14.7,
5.9,
9.2,
12.5,
6.5,
5.7,
5.4.
9.4,
10.7,
7.5,
6.1,
3.8
AVRUPA’DA BÜYÜME(2010-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
2.3,
0.4,
2.5,
1.4,
4.0,
2.6,
-1.1,
-4.9,
-0.2,
1.7,
1.7,
1.3,
-1.3,
1.6,
3.1,
1.1,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
4.3,
1.5,
1.8,
3.9,
1.9,
-1.1,
1.3,
4.4,
3.4,
6.6,
1.7.
1.8,
1.8,
9.0,
2.5,
4.7.
AVRUPA’DA BÜYÜME(2011-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
1.8,
1.8,
1.8,
1.1,
3.3,
9.6,
2.2,
-7.1,
0.1,
2.0,
0.4,
0.4,
5.3,
6.0,
1.9,
1.6,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
1.4,
0.9,
2.8,
4.5,
-1.3,
2.3,
0.7,
3.0,
2.8,
2.9,
1.1.
1.7,
1.6,
8.8,
1.6,
-0.5.
AVRUPA’DA BÜYÜME(2012-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
-0.1,
0.6,
-1.0,
-0.4,
0.7,
3.9,
0.2,
-7.0,
-1.6,
0.0,
-2.4,
-2.4,
5.2,
3.7,
-0.2,
-1.7,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB (27)
AB (17)
Türkiye
ABD
Japonya
1.1,
-1.2,
0.9,
2.0,
-1.3,
-3.2,
-2.5,
1.8,
-1.0,
0.9,
0.3.
-0.4,
-0.7,
2.1,
2.3,
1.5.
AVRUPA’DA BÜYÜME(2013-%)
Kaynak: Eurostat
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Belçika
Bulgaristan
Çek Cum.
Danimarka
Almanya
Estonya
İrlanda
Yunanistan
İspanya
Fransa
İtalya
Güney Kıbrıs
Letonya
Litvanya
Lüxemburg
Macaristan
0.2,
0.9,
-0.9,
0.4,
0.4,
0.8,
-0.3,
-3.9,
-1.2,
0.2,
-1.9,
-5.4,
4.1,
3.3,
2.1,
1.1,
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Malta
Hollanda
Avusturya
Polonya
Portekiz
Romanya
Slovenya
Slovakya
Finlandiya
İsveç
Birleşik Krallık
AB(27)
AB(17)
Türkiye
ABD
Japonya
2.9,
-0.8,
0.3,
1.6,
-1.4,
3.5,
-1.1,
0.9,
-1.4,
1.6,
1.7.
0.1,
-0.4
4.0,
2.2,
1.5.
SON KURTARMA PAKETLERİ
• YUNANİSTAN:
Yunanistan, geçen yıl Avrupa Birliği (AB), Avrupa
Merkez Bankası (AMB) ve Uluslararası Para Fonu'ndan
(IMF) 110 milyar avroluk finansal yardım paketi aldı.
Paket karşılığında kamu kesiminde maaşların kesilmesi,
emekli maaşlarının indirilmesi ve kapsamlı vergi
artırımları yapılması kararlaştırılmıştı.
Uygulanan tasarruf önlemlerinin istenilen sonucu
vermemesi üzerine Avro Bölgesi devlet ve hükümet
başkanlarının 21 Temmuz 2011'de yaptığı olağanüstü
zirvede de Yunanistan ikinci kez ''kurtarıldı''. Liderler,
Yunanistan ekonomisi için 158 milyar Euroluk yeni
kurtarma paketi üzerinde anlaştı.
Tablo 2: Yunanistan ekonomisinin geçtiğimiz 5 yılına ait bazı makro göstergeler
Ölçütler
2006 2007 2008 2009
2010
2011
2012
5,2
4,3
1
-2
-4,9
-7.1
-7.0
Kamu Borcu/ 128
GSYİH**
126
121
137
129
108
164
Bütçe
Açığı/GSYİH
6.0
7.0
10.0
16.0
11.0
10.0
9.0
Faiz
Oranı(Yıllık
Ort.)
3,3
3,0
4,2
1,3
4,7
3,1
1
Büyüme*
SON KURTARMA PAKETLERİ
• PORTEKİZ:
Portekiz, bankacılık sektöründeki sorunların
yarattığı sorunlarla mücadele ediyor.
Piyasalarda, Portekiz'de yerli bankaların
yükümlülüklerinin oldukça önemli bir bölümünün
İspanyol bankalarına olması, bu nedenle
Portekiz'de yaşanan sorunun İspanya'yı da
etkileyeceği endişesi hakim olmuş durumda.
AB ve IMF'nin Portekiz için hazırladığı kurtarma
paketinin büyüklüğü 78 milyar Euro ve bunun
yaklaşık 20 milyar Euro’su kullandırıldı.
SON KURTARMA PAKETLERİ
• İRLANDA:
İrlanda'da krizin bankacılık sektöründe ortaya
çıkmış olmasının ve AB ülkelerinin bankacılık
sektörlerinin bütünleşik yapısı bir arada
değerlendirildiğinde, çevre ülkelerin bankacılık
sektörlerinde meydana gelebilecek olası
sorunların diğer AB ülkelerinin bankacılık
sistemlerini de önemli ölçüde etkilemesinin
kuvvetle muhtemel olduğu düşünülüyor.
İrlanda için hazırlanan kurtarma paketinin
büyüklüğü de 85 milyar Euroyu buluyor.
AVRUPA BİRLİĞİNİN KRİZLE MÜCADELE
YÖNTEMLERİ:
►
Küresel kriz Euro alanında istikrarın sağlanması için kararlı ve
kalıcı adımlar atma yönündeki iradeyi güçlendirmiştir. Bunun
sonucunda krizle mücadelede bir takım araçlar oluşturmuştur.
►
1. Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF):
►
Acil kurtarma fonu olarak da bilinen Avrupa Finansal İstikrar Fonu,
Euro Bölgesi üyelerinin desteğiyle oluşturulmuş ve borç kriziyle
mücadele etmeyi amaçlayan özel bir mekanizmadır. 9 Mayıs 2010
tarihinde oluşturulan fon, mali zorluğa düşen üye ülkelere geçici
kaynak sağlamakla görevlidir. Kurtarma fonu Euro Bölgesi
ülkelerinin sağladığı teminatlarla bono ihraç ederek kendine
kaynak oluşturmaktadır.
440 milyar Euro’luk kaynak için en fazla sorumluluğu yaklaşık 120
milyar Euro’yla Almanya üstlenmekte Onu sırasıyla Fransa, İtalya
ve İspanya izlemektedir.
►
►
►
Fon ayrıca Avrupa Birliği bütçesinden kullanabildiği 60
milyar Euro ve Uluslararası Para Fonu’nun sağladığı 250
milyar Euro’yla toplamda 750 milyar Euro’luk bir koruma
kalkanı oluşturmaktadır.
Fakat bu miktarın bile yeterli olmayacağı anlaşılınca
Avrupalı liderler Temmuz-2011 de fonu genişletme kararı
almışlardır.
Euro Bölgesi üyesi 17 ülkeden 16’sı Avrupa Finansal
İstikrar Fonu’nun (EFSF) genişletilmesine onay verirken
Slovakya parlamentosu 11 Ekim 2011 tarihindeki
oylamada ‘red’ kararı alarak fonun genişletilmesine karşı
çıkmıştır. Ancak kararın alınmasının hemen ardından
yapılan açıklamada hükümet ve muhalefet partilerinin
birbiriyle anlaşma sağladığı bu sayede 440 milyar euro
luk fonun genişletilmesinin önünde hiçbir engel kalmadığı
yönünde açıklama yapılmıştır.
2. Rekabet Paktı:
►
İçeriği 24- 25 Mart 2011 tarihli Avrupa
konseyinde kabul edilen Euro Rekabet paktı
Euro alanında ekonomi politikalarının
koordinasyonunda kaliteyi artırmayı, rekabet
gücünü geliştirmeyi, finansal istikrarın
güçlendirilmesini kamu maliyesinde
sürdürülebilirliğin sağlanmasını, ekonomik ve
parasal birliğin güçlendirilmesi Euro'nun
istikrarının teminini nihayetinde daha üst
seviyede bir ekonomik bütünleşmeyi sağlamayı
amaçlamaktadır
3. Avrupa İstikrar Mekanizması:
►
Özellikle Almanya ve Fransa tarafından mevcut AB
politikalarının yaşanmakta olan sorunun çözümünde
yetersiz kaldığı ve Euro alanında bir ekonomik
koordinasyona ihtiyaç duyulduğu bu çerçevede AB
düzeyinde yeni mekanizmalar oluşturulması gerektiğini
savunulmuştur.
►
Bu kapsamda AB de bundan sonraki dönemde Euro
bölgesi ülkelerinde yaşanan borç krizlerinin birliğin
ekonomik istikrarını tehlikeye sokmasını önlemek
amacıyla Avrupa İstikrar Mekanizmasının kurulması
kararlaştırılmıştır. Mekanizmanın 1 Ocak 2013 tarihinde
yürürlüğe girmesi planlanmaktadır.
Önerilen Başka Bir Önlem: Euro
Bond’un Çıkartılması
► Avrupa
Para Sistemi içerisindeki tüm
ekonomilerin arkasında olduğu ve riskin
dağıtıldığı bir borçlanma senedi aracılığıyla
Avrupa’daki borç krizi aşılmaya
çalışılmaktadır.
► Buna ise Almanya ve Fransa gibi sistem
içindeki büyük ekonomiler kendilerine bunun
getireceği yük açısından karşı
çıkmaktadırlar.
►
►
AVRUPA PARA SİSTEMİNİN GELECEĞİ
Avrupa para birimi Euro nun bugünlerde tarihinin en
büyük kriziyle karşı karşıya olması bu krizin sonunda
ayakta kalıp kalamayacağı kalırsa euro'yu yaratan
sistemin nasıl bir şekilde işleyeceği konusundaki
tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Euronun başlangıcından itibaren siyasi bir ütopya
olduğunu düşünen ve dağılmasının uzun vadede
beklenmekte olan bir gelişme olduğunu ifade eden
çevrelerin yanısıra; euro bölgesinin dağılmasının
ardından büyük çapta krizlerin meydana gelebileceğini
dile getiren kesimler de bulunmaktadır.
►
Avrupa Para Sisteminin Geleceğine Dair Beklentiler
►
1. SENARYO:
Euro bölgesi ülkelerinin ekonomilerini para politikalarıyla olduğu
kadar maliye politikalarıyla da birbirine yaklaştırılması sonucu euro
bölgesinin ayakta kalabileceği beklentisi.
►
Avrupada para politikaları ve faiz oranları tek bir elden Avrupa
Merkez Bankası aracılığıyla Avrupa düzeyinde belirlenirken,
vergiler ve harcamalar ulusal düzeyde ulusal
hükümetlerce şekillendirilmektedir.
►
Bu nedenle tıpkı Yunanistan örneğinde olduğu gibi üye ülkelerin
iyi yönetilemeyen maliye politikaları tüm bölge ülkelerini olumsuz
yönde etkilemektedir.
►
Bu görüşü dile getiren çevrelerce krizin bu noktaya gelme nedeninin birlik
içerisinde mali birlikteliğin sağlanamayışı olduğu değerlendirilmekte ve bölge
ekonomilerin para politikasıyla olduğu kadar maliye politikalarıyla da yakın
hale getirilmesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu savunulmaktadır.
►
Onlara göre mali bütünlük olmadan parasal bütünlüğün sağlıklı biçimde
işlemesi mümkün değildir.
►
Bununla birlikte Avrupa 1 ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan
ve daimi hale gelecek olan Avrupa İstikrar Mekanizması uygulamasına
hazırlanmaktadır.
Bu sebeple;
Daha merkezi bir mali sistem
Daha az mali özerklik şartına bağlı mali bütünlük ile Aşırı borçlanan ülkelere
yönelik daha sert tedbirler
► Daha derin entegrasyona sahip Avrupa Birliği uygulamaları krizin
atlatılmasını sağlayacaktır.
►
►
►
2. SENARYO:
Euro'nun hayatta kalacağı ancak
Yunanistan gibi zayıf ekonomiye
sahip çevre ülkelerin birlikten
ayrılacağı bunun da Euro’yu
güçlendirebileceği beklentisi.
►
3. SENARYO:
Ekonomisi güçlü olan ülkelerin Euro dan
ayrılacağı görüşü. Almanya ve Fransa için dile
getirilen bu öngörü bölgenin en büyük
ekonomisine sahip iki ülkesinin birlikten ayrılıp
kendi para birimleriyle yollarına devam edeceği
fikrini savunmaktadır.Bununla birlikte kısmi
dağılmanın ardından Euro bölgesinin de hayatta
kalabilmesi de mümkün olamayacak ve bölge
kademeli biçimde tamamen dağılacaktır.
Sonuç:
Euro bölgesi ülkeleri şu dönemde;
► Bankacılık sisteminin iyileştirilmesinden Sermayelerinin artırılmasına
► EFSF nin genişletilmesinden,
► Mali sınırlamalara ve
► Avrupa İstikrar Mekanizmasına işlerlik kazandırılmasına kadar birçok
konuyu tartışmakta bu sayede krizden çıkmanın yollarını
aramaktadır.
► Bu önlemlerin ne derece başarılı olabileceği zaman içinde belirginlik
kazanacak olmakla birlikte Avrupa para sisteminin geleceğine ilişkin
tüm bu ihtimaller içerisinde sonuncu beklentinin yani; öncelikle
güçlü ekonomiye sahip ülkelerinin kendi para birimlerine dönüş
yaparak birlikten ayrılacağı ardından tüm Euro bölgesinin kademeli
olarak dağılacağı görüşünün tüm olasılıklar arasında öne çıkan en
kuvvetli olasılık olduğu düşünülmektedir.
ARA REJİMLER
• Geleneksel Sabit Kur Rejimi
• Yatay Bantlar İçinde Dalgalı Kur
• Sürünen Pariteler
• Sürünen Bantlar İçinde Değişen Kur
2. GEVŞEK SABİT KUR REJİMLERİ
(ARA REJİMLER)
• Geleneksel Sabit Kur Rejimi: Döviz kuru merkezi
kur etrafında +/- % 1 salınır. Ulusal para güçlü bir
paraya ya da sepet paraya (Örneğin; SDR)
sabitlenir. Örneğin; Bahamalar, Çin, Mısır, Ürdün,
Suudi Arabistan tek paraya bağlanmıştır. Kuveyt,
Bangladeş, Malta gibi ülkeler de sepet paraya
bağlanmıştır.
2. GEVŞEK SABİT KUR
REJİMLERİ (ARA REJİMLER)
• Yatay Bantlar İçinde Dalgalı Kur: +/- %
1’den daha geniş sınırlar içerisinde (Örneğin;
bir dönem Avrupa’da % 15 uygulandı.)
harekete izin verilir. Bu bandın dışına çıkılırsa,
devlet sert ya da yumuşak müdahalede
bulunur. Örneğin; İzlanda, Libya, Vietnam gibi
ülkeler bu rejimi uygulamışlardır.
2. GEVŞEK SABİT KUR
REJİMLERİ (ARA REJİMLER)
• Sürünen Pariteler: Ulusal paranın değerinde
önceden ilan edilen oranlarda ve periyodik
aralıklarla düzenlemeler yapılır. Bu değişimi
gösteren istatistiki gösterge enflasyon olabilir
ve gerçekleşen ya da beklenen enflasyona
göre kurun ne sürede ne kadar değişeceği
açıklanır. Örneğin; Bolivya, Nikaragua ve
Tunus’ta ve bir dönem Türkiye’de
uygulanmıştır.
2. GEVŞEK SABİT KUR REJİMLERİ
(ARA REJİMLER)
• Sürünen Bantlar İçinde Değişen Kur: Ulusal paranın
değeri, merkezi bir kur etrafında belirli dalgalanma marjları
içerisinde sürdürülür. Merkezi kurlarda ise, önceden
duyurulan oranlarda ya da istatistiki göstergelerin sonuçları
doğrultusunda belirli aralıklarla ayarlamalar yapılır.
Kurlardaki esnekliğin derecesi, bantların genişliği ile
orantılıdır. Bantlar ise sürünen bir merkezi kur etrafında,
simetrik olabileceği gibi alt ve üst marjlarda farklı genişlikte
de olabilir. Örneğin; 1999 sonu itibariyle, İsrail, Uruguay,
Venezüella ve Macaristan bu uygulama içerisindeydiler.
SERBEST KUR REJİMLERİ
• Kur Değişimlerinin Önceden
Belirlenmemiş Olduğu Yönetimli
Dalgalanma
• Bağımsız Dalgalanma
3. DALGALI KURLAR
• Kur Değişimlerinin Önceden Belirlenmemiş
Olduğu Yönetimli Dalgalanma: Ödemeler
bilançosu, uluslararası rezervler ve piyasadaki
hareketlenme dikkate alınarak kura gerekirse
müdahale edilir; önceden belirlenmiş bir hedef
kur yoktur. Örneğin; 1999 sonu itibariyle, Eski
Doğu Bloğu ülkelerinin çoğunda, Norveç ve
Singapur’da bu rejim uygulanmaktadı.
3. DALGALI KURLAR
•Bağımsız Dalgalanma: Bu uygulamada, kur
belirlenmesi ilke olarak piyasa koşullarına
bırakılmıştır. Müdahale ise, kur düzeyinin
belirlenmesine ilişkin değil, aşırı dalgalanmaları
önlemek içindir. Örneğin; Avustralya, İngiltere,
Brezilya, Kanada, İsveç ve yaklaşık 50 ülke bu
uygulama içerisindedir.
KÜRESEL DÜNYADA BORÇLANMA






DIŞ BORÇ TANIMI VE RASYOLARI
KRİZİN KÖKENLERİ (1974-1979)
BARÇ SORUNUNUN KRİTİKLEŞMESİ
(1978-1982)
BAKER GİRİŞİMİ (1982-85)
BRADY PLANI (1989)
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU
KÜRESEL DÜNYADA BORÇLANMA


İç Tasarrufların yetersiz olduğu durumlarda
kalkınmanın finansmanı için dış tasarruflara
baş vurulabilir.
Dış borçlanma ise; Doğrudan yabancı
sermaye yatırımları, orta ve uzun vadeli
kamu ve özel borçlanma ve kısa vadeli (bir
yılın altındaki vadeler) finansman yoluyla
olabilir.
BORÇLANMA
Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları:
1992 yılında azgelişmiş ülkeler toplam
doğrudan yabancı yatırımların Çin de dahil %
9’unu almaktayken (50 Milyar Dolar),
2001’de 260 Milyar dolara ve 2005’de de 360
Milyar Dolara ulaşmıştır. Bu oran %20’ler
civarına ulaşmıştır. Neticede DYY ın büyük
çoğunluğu gelişmiş ülkeler arasında
olmaktadır.

DIŞ BORÇ TANIMI


Dünya Bankası, IMF, OECD gibi uluslararası
kuruluşlar dış borç verilerinin standart hale
getirilmesini sağlamak amacıyla, 1984 yılında ortak
bir çalışma grubu kurmuştur.
Bu çalışma grubunun 1988 yılında önerdiği dış borç
tanımı şöyledir; Bir ülkenin belirli bir zaman dilimi
içindeki gayri safi dış borçları, o ülkede yerleşik
olmayan kişilerden bir sözleşmeye dayanarak
sağlanmış olan kısa, orta ve uzun vadeli
yükümlülükler toplamıdır.
Dış Borçlanma Nedenleri









Yetersiz iç tasarruflar,
Sanayileşme ve kalkınma çabalarının büyük miktarda
finansmanı zorunlu kılması,
Sanayi üretiminin büyük ölçüde ara malı ithalatına dayalı
olmasından dolayı dışa olan bağımlılık,
Dış ticaret ve ödemeler dengesi açıkları ve bunları finanse
edebilecek ulusal döviz miktarının yetersiz kalması,
Askeri harcamaların zaman zaman büyük boyutlara ulaşması,
Kamu açıkları,
Yurt içi finansmanın yurt dışı finansmana nazaran pahalı
olması,
Ekonominin kısa vadeli sermaye akımlarına acık olması,
Vadesi gelen dış borçların yine dış borçlanmayla çevrilme
zorunluluğu
Dıs Borclanmanının Sınırı Sorunu


Hangi gerekçelerle yapılırsa yapılsın her ülke
için dış borçlanma miktarının doğal ya da
uygun bir sınırının olduğu ve bu sınırın
asılması durumunda borçlanmanın o ülke
için faydadan çok bir maliyet unsuru haline
geldiği genel olarak kabul edilmektedir.
Böyle bir durumda borçların sürdürülebilirliği
tartışmaları gündeme gelmektedir.
Dış Borçluluk Düzeyini Ölçmede
Kullanılan Bazı Oranlar
1.
2.
3.
4.

- Toplam Dış Borç/ GSMH
- Toplam Dış Borç/ İhracat
- Dış Borç Servisi/ İhracat
- Dış Borç Faiz Servisi/İhracat
Bunların yanında, borç yapısının tahlilinde şu
rasyolar kullanılır: Kısa vadeli borçların toplam
borçlara oranı, anapara ödemeleri / ihracat gelirleri,
faiz ödemeleri / GSMH, Rezervler stoku /Toplam
borç, cari işlemler/GSMH.
Toplam Dış Borç/GSMH



Bir ülkenin genel kredibilitesinin ölçümünde
kullanılan bu oranın değerlendirilmesinde,
Dünya Bankası ve IMF tarafından da kabul
edilen bazı eşikler mevcuttur:
Oran % 30-50 arasında ise o ülke orta
derecede borçlu,
% 50’nin üzerinde ise o ülke çok borçlu
olarak kabul edilmektedir.
Toplam Dış Borç/İhracat


Ülkenin borç ödeme kapasitesini gösteren bu
oranın; % 165-275 arasında olması halinde
ülke orta derecede borçlu,
% 275’i aşması halinde ise, ülke çok borçlu
ülke olarak kabul edilmektedir.
Toplam Dış Borç Servisi/İhracat


Dış borç karşılama oranı olarak da
adlandırılan dış borç servis oranı, ülke
ihracat gelirlerinin ne oranda dış borçlanma
giderlerine ayrıldığını gösteren bir orandır.
Bu oran % 18-30 arasında ise o ülke orta
derecede borçlu, % 30’u aşması halinde ise
çok borçlu kabul edilmektedir.
Dış Borç Faiz Servisi/İhracat

Bu oran daha çok dış borçlanmanın
maliyetini ölçmede kullanılır. Oranın % 12-20
arasında seyretmesi ülkeyi orta derecede
borçlu ülke konumuna sokarken, % 20’nin
üzerindeki gerçekleşmeler ülkeyi çok borçlu
kılmaktadır.
AĞIR BORÇLULUK HALİ:
Dünya Bankası ve IMF tarafından kabul edilen
kriterlerle dört borç göstergesinden üçünün
belirtilen düzeyi aşması durumunda, o ülkenin
ağır borçlu ülke olduğu kabul edilir. Bunun
dışında borç yapısı da önemlidir. Borç stoku
içinde kısa vadeli borç ağırlığının artması
olumsuz bir gelişmedir. Şöyle ki:
Dış Borçluluk Düzeyini Ölçmede
Kullanılan KVBorç/Rezerv Oranı



Borçların kısa vadede yoğunlaşması ülkenin dış
kırılganlığını arttırmakta ve ülkeyi dış şoklara açık
hale getirmektedir.
Bu yüzden ülkelerin borç miktarı ve özellikle de kısa
vadeli dış borçları giderek daha önemli bir öncü
gösterge haline gelmektedir (Kaminsky, 1999).
Kısa vadeli borçların döviz rezervlerine oranı bu
kırılganlığın ölçümünde önemli bir gösterge kabul
edilmektedir.
BORÇLANMA
Faiz Haddi Paritesi:
İ(iç) – İ(dış) ≥ (e (x) – e) / e
İ(iç)
: İç faiz haddi
İ(dış)
: Dış faiz haddi
e (x)
: Beklenen döviz kuru
e
: Cari döviz kuru

TÜRKİYE’NİN DIŞ BORÇ VE DIŞ DENGE RASYOLARI
Rasyolar
1996
1997
1998
1999
2000
Toplam Dış Borç/
GSMH
Toplam Dış Borç/
İhracat
43,24
43,67
47,26
55,28
56,60
254,24
259,74
310,37
351,32
366,26
Borç Servisi/
İhracat
Faiz Servisi/
İhracat
35,19
38,04
52,89
62,46
68,95
12,94
14,05
15,45
18,58
18,75
Özel sektör Borcu/
GSMH
Cari İşlemler
Dengesi/ GSMH
5,77
8,55
11,28
13,84
12,30
-1,32
-1,36
0,97
-0,73
-4,83
TÜRKİYE’NİN DIŞ BORÇ VE DIŞ DENGE RASYOLARI
Rasyolar
1998
1999
2000
2002
2007
Toplam Dış Borç/
GSMH
47,26
55,28
56,60
55,28
37,50
Toplam Dış Borç/
İhracat
310,37
351,32
366,26
351,32
230,60
Borç Servisi/ İhracat
52,89
62,46
68,95
55,13
32,87
Faiz Servisi/ İhracat
15,45
18,58
18,75
15,72
9,32
Cari İşlemler Dengesi/
GSMH
0,97
-0,73
-4,83
-0,30
-5,70
TARİHSEL PERSPEKTİFTEN
ULUSLARARARASI BORÇ SORUNU:1974-79


Borç krizinin kökenleri 1970’lerin ortalarına
uzanır. Örneğin 1973’deki petrol şokuyla
petrol ithalatçısı GOÜ’lerin cari açıkları 11
milyar dolardan 1974’de 37 milyar dolara
yükselmiştir.
1970’li yılların sonlarına geldiğimizde,
gelişmekte olan ülkelerde başlayan dış borç
servislerinin yerine getirilememesi olgusu
yaygınlaşarak bir uluslararası borç sorunu
haline dönüşmüştür.
KRİZİN KÖKENLERİ (1974-1979)


1974 ve 1979 petrol krizleri, sanayileşmiş
ülkelerde de büyümelerin yavaşlaması ve
yüksek enflasyon ortamlarının oluşmasına
neden olmuştur.
GOÜ’lerin cari açıkları 1979’da 50 Milyar Dolar
iken 1981’de 98 Milyar Dolara çıkmıştır. Bu
yükselişte petrol fiyatlarının artmasının yanı
sıra faiz oranlarındaki artışın ve GOÜ’lerin
ihraç ürünlerinin fiyatlarının artmamasının
etkileri vardır.
BARÇ SORUNUNUN KRİTİKLEŞMESİ
(1978-1982)




Bu dönemde faiz oranlarındaki artış ve temel
madde fiyatlarındaki düşüşte OECD ülkelerinin
anti-enflasyonist politikalar izlemelerinin etkisi
vardır.
Faiz oranlarındaki artış nedeniyle, GOÜ’lerin dış
borç faiz ödemeleri/ihracat oranı %50 artmıştır.
IMF’nin dış ticaretin kısa vadeli finansmanı
yetersiz kalmıştır.
Yapısal Uyum Programları bu aşamada
geliştirilmiştir.
BAKER GİRİŞİMİ (1982-85)


İktisat literatüründe “dış borcun on yılı” (Debt
Decade) olarak adlandırılan surecin miladı
Ağustos 1982’deki Meksika moratoryumudur. Bu
ülkeyi Brezilya, Şili ve Arjantin gibi Latin Amerika
ülkeleri ile bazı Afrika ülkeleri izlemiştir.
1985’de ABD Hazine Bakanı James Baker
uluslararası borç sorununu aşmak için bir plan
önermiştir. “Baker Girişimi” olarak adlandırılan
bu planda aşağıdaki yardımlar yer almaktadır:
BAKER GİRİŞİMİ (1982-85)


Plana 10’u Latin Amerika ülkesi olmak üzere
toplam 15 ağır borçlu ülke dahildi.
Bu ülkelere ticari bankalardan 20, DB ve
Uluslararası Kalkınma Bankalarından 9 Milyar
Dolarlık olmak üzere yatırım projelerine
destekle toplam 40 Milyar Dolar üç yıl içerisinde
uygun koşullarda kredi desteği öngörüyordu.
BAKER GİRİŞİMİ (1982-85)



Baker girişimi uygulamada başarısızdır. Zira
borç sorunu borç ile aşılmaya çalışılmıştır.
Uluslararası bankalar öngörülen kredileri
açmamıştır; Zira Baker planına kuşku ile
bakmışlardır. Borçlarını tahsil edemezken
yeni borç riskine girmek istememiş, ABD
ekonomisindeki zaaflar ve dış açıkları
nedeniyle ABD’nin garantörlüğüne de güven
duymamışlardır.
Plan tüm GOÜ’lere yönelik değil, sınırlıdır.
BRADY PLANI (1989)


Baker planının istenilen sonucu doğurmaması, yeni
çözüm arayışlarını gündeme getirmiştir. ABD Hazine
Bakanı Nicholas Brady’nin ismini taşıyan bu plan
1989 yılının Mart ayında açıklandı. Plan, borçlu
ülkelerle kreditörler arasındaki işbirliğinin arttırılması
ve uluslararası mali kuruluşların desteklerinin
sağlanmasıyla borçlu ülkelerin borçlarının % 20’lik
bir kısmının silinmesini önermekteydi.
Planın asıl orijinal olan yanı da iste bu borç silme
önerisidir.
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU
GOÜ’LERİN DIŞ BORÇ GÖSTERGELERİ (%)
Kaynak: T.Ongun, Sanayileşme ve Uluslar arası Ekonomik İlişkiler, 2009.
Rasyolar 1980-90 2000
2005
2006
2007
Top.Borç/
GSMH
30,3
38,9
28,4
26,4
24,4
Top.Borç /
İhracat
173,6
122,6
73,6
65,8
62,0
Borç Ser. /
İhracat
21,8
20,2
13,6
12,6
9,7
Borç Ser. /
GSMH
4,1
6,4
5,2
5,1
3,8
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU
DIŞ BORÇ GÖSTERGELERİ (2007-Milyar $ ve %)
Kaynak: T.Ongun, Sanayileşme ve Uluslar arası Ekonomik İlişkiler, 2009.
Ülke
Çin
Top. Dış KV Dış IMF
Borç
Borç
Kredi
373,6
203,7
--
Borç
Ser./X
2,2
T.Dış B.
/GSMH
13
Türkiye
251,5
41,8
7,2
32,1
47
Rusya
370,2
79,1
--
9,1
39
Brezilya
237,5
39,3
--
27,8
25
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU
DIŞ BORÇ GÖSTERGELERİ (2009 - %)
Kaynak: T.Ongun, Sanayileşme ve Uluslar arası Ekonomik İlişkiler, 2009.
Ülke
Çin
Top. Dış KV Dış IMF
Borç
Borç
Kredi
373,6
203,7
--
Borç
Ser./X
2,2
T.Dış B.
/GSMH
13
Türkiye
251,5
41,8
7,2
32,1
47
Rusya
370,2
79,1
--
9,1
39
Brezilya
237,5
39,3
--
27,8
25
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU
DIŞ BORÇ GÖSTERGELERİ (2009 - %)
Kaynak: T.Ongun, Sanayileşme ve Uluslar arası Ekonomik İlişkiler, 2009.
Ülke
Çin
KV Dış Borç /
Top. Dış Borç
54,5
KV Dış Borç / Top. Rezerv
13,2
Türkiye
16,6
54,6
Rusya
21,4
16,6
Brezilya
16,5
21,8
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU



1990’ların başında Washington uzlaşısıyla
GOÜ’lere önerilen Küreselleşme reçetesi uluslar
arası sermaye hareketlerine büyük bir ivme
kazandırmıştır.
Bu gelişme bir likidite bolluğu yaratmış, borçlanma
maliyetini arttırsa da bir borçlanma kolaylığı
sağlamıştır.
Bu nedenle 2002-2007 arası GOÜ’lerin dış borç
rasyolarında bir düzelme gözlenmiştir. Ancak
burada kısa vadeli finansmanın etkisi vardır.
1990’LARDAN GÜNÜMÜZE BORÇ
SORUNU

1.
2.
3.
4.
5.
1990’ların başında Washington uzlaşısıyla
Küreselleşme farklı bir boyut kazanmıştır. GOÜ’lere
bu uzlaşıda Küreselleşmenin 5 altın kuralı
önerilmiştir:
Denk Bütçe,
Döviz dahil fiyatların piyasa koşullarına
ayarlanması,
Dış ticaret ve sermaye hareketlerinin
liberalizasyonu,
Özelleştirme,
İç Pazar üzerindeki kontrollerin kaldırılması.
“KÜRESELLEŞME”
Washington Konsensüsü
• Ekonomik krizin nedenleri :
a) Korumacılıkta ve aşırı büyümüş kamu sektöründe
tezahür eden aşırı devlet müdahalesi,
b) Mali gevşeklik ve bütçe açığının kapatılması
konusunda isteksizlikte görülen ekonomik popülizm
• Ekonomik krizin tedavisi:
– Ekonomik popülizmle mücadele etmeli,
– Bütçe açıklarını kontrol altına almalı,
– Orta vadede devlet müdahalesini azaltmalı,
– Ticareti serbestleştirmeli,
– İhracatı destekleyecek piyasa ekonomisine dayalı bir
büyüme stratejisi güdülmeli
Ortak Özellikler:
– Yatırım ve ticaretin serbestleşmesi,
– Korumacı politikaların kaldırılması,
– Devletin küçültülmesi, özelleştirme
Washington konsensüsü olarak
ifadesini bulan küreselleşme
reçetesi, uluslar arası sermaye
hareketlerine büyük ivme
kazandırmıştır. Bu gelişmeyle
birlikte ABD yönetiminin iktisat
politikaları dünyada likidite
genişlemesi yaratmıştır.
WASHINGTON KONSENSUSU
• Likidite genişlemesi borçlanma
olanaklarını kolaylaştırmış ve
artırmıştır.
• Bu nedenle 2002-2007, gelişmekte
olan ülkeleri kısa vadeli finansmana
yöneltmiştir.
• Bu yapay kolaylık ve refah ortamı ise
2008 krizi ile birlikte süreci tersine
döndermiştir.
2008 Krizinden Çıkış Nasıl
Olacaktır:
• Krizin ne kadar süreceğine bağlıdır.
• Alınan tedbirlerle ekonomik canlanmanın ve bunun
istikrarlı olmasının önemi çok büyüktür.
• Uluslararsı finansal akımların nasıl yapılandırılacağı
önemlidir.
• Değişen uluslararası güç dengelerinin nasıl
yapılanacağı önemlidir.
• GOÜ’lerin kendi içlerindeki ekonomik ve siyasal
ilişkilernin nasıl şekilleneceği önemlidir.
• GÜ’lerin orta ve uzun dönemli stratejileri önemlidir.
Sonuç olarak;
Washington Konsensüsü neo-liberal
politikaları destekler niteliktedir ve
uluslararası sermaye hareketlerini
hızlandırmıştır. Ayrıca:
• Küreselleşme evresinde gelişmekte olan ülkelerin
çoğunlukla da ideolojik nedenlerden dolayı:
– Ticaret duvarlarını indirerek ihracat yoluyla
büyümeye çalışmaları;
– Finansal pazarlarını serbestleştirerek ve yatırım
kolaylıkları sağlayarak uluslararası kısa ve uzun
vadeli fonlar için rekabet etmeye çalıştıkları bir
iklimde bulunmaları;
– Merkez ülkeler kaynaklı ulusötesi şirketlerin daha
büyük ve daha farklılaşmış pazarlar için daha karlı
üretim yapabilmelerini sağlayacak esnek üretim
sistemlerinin gelişmesi;
– “Bütün mal, sermaye ve hizmetlerin” küresel
düzeyde hareket edebilmesiyle tanımlanan küresel
ekonominin oluşmasına yol açmıştır.
KÜRESEL DÖNEMDE ÇOK
ULUSLU ŞİRKETLER
• Çok uluslu şirketler bir ana merkezde konuşlanıp
farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük iktisadi
yapılardır. Uzun dönemde kar transferleriyle
merkeze kaynak aktarımı yaratırlar.
• Küreselleşme döneminde dış ticaretin
serbestisinin artması ve faktör hareketlerinin
hızlanmasıyla çok uluslu şirketlerin merkez ötesi
ekonomik faaliyetleri de artmıştır.
• Gittikleri ülkelerde engellerle karşılaşmak
istemediklerinden ülkelerin siyasal ve yönetsel
yapılarıyla da yakından ilgilenmektedirler.
• Bu nedenle küresel evrede yönetsel yapılar ve
yönetim anlayışı da farklılaşmıştır.
KÜRESEL DÖNEMDE
YÖNETSEL ANLAYIŞ
Merkezi güçlü ulus devletlerden
ademi merkeziyetçi parçalı
yapılara
Ulus-devletleşme sürecinin geliştirdikleri;
• Emek gücünün sanayi alanına yönlenmesi,
• Artığın merkezileştirilmesi, yatırımların organizasyonu,
• Ulusal üretimin, dünya pazarında rekabet edebilir hale
gelmesi için korumacılık,
• Ulusal kaynakların etkin kullanımının sağlanması,
• Gerek lokal olarak geliştirilsin, gerekse de ithal edilsin,
teknolojinin lokal kontrolü,
• İktisat politikalarını belirlemede ve devlet yönetiminde
otonomi.
Bugün gelişmiş ülkeler olarak tanımlanan ülkeler, irade
ortaya koyarak güçlü ulus devletlerle kalkınmalarını/
gelişmelerini sağlamıştır. Kısaca sanayileşme
sürecinde belirleyici yönetim yapısı ulus devletlerdir.
• Bugünün gelişmiş ülkeleri, kalkınmanın taşıyıcı
kriteri olan sanayi üretim artışını ve
sanayileşme süreçlerini, korunma pratiğinin
esas olduğu süreçlerde yaşamışlardır. Bugünün
az gelişmiş ülkeleri ya da çevre ülkeler ise,
sanayileşmelerini tamamlayabilmek açısından
ihtiyaçları olan devlet ve iktisat politikalarındaki
otonomiyi küreselleşme sürecinde hazırlıksız
yitirmişler ve aynı süreçte sanayi üretimleri
yaklaşık 9 kat göreli olarak azalmıştır.
• Günümüzde, gelinen nokta olan
küreselleşmede artık sürecin esas aktörü
devletler değil, piyasadır. Ulus devletler, bu
süreçte uluslar arası ekonomik güçlerin etkisiyle
yeniden yapılanma yoluna gitmektedirler.
Yeniden yapılanma çabalarına, Sosyal/refah
devletinin tasfiyesi, deregülasyon ve
özelleştirme damgasını vurmuştur.
Küreselleşmenin en belirgin etki ve sonuçları;
1. Ulus-devletlerin zayıflaması,
2. Sermayenin uluslararasılaşması,
3. Gelir dağılımı dengesizlikleri ve bölgesel
dengesizlikler artmasıdır.
1-Ulus-devletlerin zayıflaması → Yeni devletçilik
anlayışı
• Yeni devletçilik anlayışı: Merkezi otoritenin yetki
alanlarının önemli ölçüde daraltıldığı ve yetkinin küçük
idari birimlere (yerel yönetimler) aktarıldığı bir devlet
anlayışıdır. Bu anlayışa göre özellikle sivil toplum
örgütleri başta olmak üzere yönetimde katılımcılık
önemlidir. Ayrıca, iletişim hatalı akışların tespitinde,
denetim de tasfiyesinde önem taşır.
• Geleneksel olarak devletin yapmasına alıştığımız bir
takım hizmetlerin yerel birimlerce yapılması
• Devletin iktisadi yaşamdaki rolünün minimize edilmesi
ve bu eksende tüm az gelişmiş ülkelerden istenen
özelleştirme
• Yeni anlayışta; serbestleşme ve özelleştirme
araçları ile geleneksel devletin güç ve işlevinin
küçültülmesi, ekonomi ve toplumsal işleyiş
üzerindeki belirleyiciliğinin azaltılması, piyasa
ve hizmetlerde serbestleşmenin sağlanması
temel hedeftir.
• Yeni anlayışta, doğal olarak sosyal refah devleti
tanımı ortadan kalkmaktadır. Zira bunlar bir
maliyet unsurudur. Denk bütçeye aykırıdır.
• Tanımlanan bu yeni role göre devlet, halkın
yaşam niteliğinin geliştirilmesi, yoksulluğunun
önlenmesi ve insani yaşam koşullarının
sağlanması gibi görev ve sorumluluklarını terk
etmektedir.
• Sonuç Olarak;
• Vurgulanması gereken bir diğer nokta da,
uluslararası kurum ve kuruluşların küreselleşme
evresinde giderek artan önemi ve ağırlığıdır.
• Küreselleşme sürecinde, devlet tanımı
değişmekte, ulus devletlerin gücü ve işlevleri
azalmakta, yerelleşme ve yerel yönetimler
önem kazanmaktadır. Devletin işlevleri
azaltılırken, merkezi yönetimlerin yerini yerel
ölçekteki karar mekanizmalarının alması
önerilmektedir.
2- Sermayenin uluslararasılaşması
Küreselleşme sürecinde çok uluslu şirketlerle ilgili
aşağıdaki tespitlerin yapılması gerekir:
• Sanıldığının aksine, doğrudan yabancı sermaye
yatırımlarının çoğu gelişmiş ülkeler arasında
olmaktadır.
• Küreselleşme evresinde doğrudan yatırımlarda
imalattan hizmet sektörüne kayış vardır.
• İmalattaki doğrudan yabancı yatırımın payı;
düşük katma değerli emek yoğun tekstil, deri,
giyim ve gıdadan, kimya, otomotiv ve elektrik
gibi katma değeri yüksek sektörlere kaymıştır.
• Genel kanının aksine Küresel evrede de çok
uluslu şirketler doğrudan yatırımlarını ağırlıkla
ana merkezlerinin olduğu ülkede yapmaktadırlar.
• Çok uluslu şirketler doğrudan yatırımlarına ilişkin
piyasaların bölgeselleştiği, küresel evrede
sanıldığı kadar globalleşmediği iddiası da vardır:
Bu iddiaya göre örneğin; ABD şirketleri
yoğunlukla Kuzey Amerika'da, Japon çok uluslu
şirketleri Asya Pasifik bölgesinde, İngiliz ve
Alman çok uluslu şirketleri de Avrupa/Orta
Doğu/Kuzey Afrika’da daha çok yatırım
yapmaktadırlar (Hirst ve Thompson,
Küreselleşme kitabı).
Yani; küreselleşme evresinde çok uluslu şirketler
doğrudan yatırımlarını ana vatan ya da ana
bölgelerinde yoğunlaştırmaktadırlar.
Yani; küreselleşme evresinde çok uluslu
şirketler doğrudan yatırımlarını “ana vatan”
ya da “ana bölgelerinde”
yoğunlaştırmaktadırlar. Küreselleşme
evresinde iddia edildiğinin aksine hala
tamamen “ulus ötesi” bir yapıları yoktur.
Bunun doğal sonucu da doğrudan
yatırımların kendi içlerinde
yoğunlaşmaktadır.
Sonuçta II.Küreselleşme evresinde uluslar
arası sermaye hareketlerinde asıl
belirleyici olan “portföy yatırımları” ve “kısa
vadeli spekülatif sermayenin”
yaygınlaşmış olmasıdır. Bunların yarattığı
kırılganlık ve kriz etkileri de günümüze
damgasını vurmaktadır.
3- Gelir dağılımının bozulması ve
bölgesel dengesizlikler
ÜLKE GRUPLARINA GÖRE
GAYRİ SAFİ YURT İÇİ HASILA
GSYİH
(milyon dolar)
2004
Yıllık Ortalama
GSYİH Büyüme
Oranı (%)
2000-2004
Dünya Toplamı
40.887.837
2,5
Düşük Gelir
Grubundaki Ülkeler
1.253.353
5,4
Orta Gelir
Grubundaki Ülkeler
6.930.704
4,4
Yüksek Gelir
Grubundaki Ülkeler
32.715.777
2,0
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR
GSMH İle
Kişi Başı
Gelir (dolar)
2004
6.280
Satın Alma
Gücü
Paritesine
Göre Kişi Başı
Gelir (dolar)
2004
8.760
Düşük Gelir
Grubundaki Ülkeler
510
2.260
4,4
Orta Gelir
Grubundaki Ülkeler
2.190
6.480
6,0
Yüksek Gelir
Grubundaki Ülkeler
32.040
30.970
2,8
Dünya Toplamı
Kişi Başı
GSYİH
Ortalama
Yıllık Artış
Oranı (%)
2003-2004
2,9
ÜLKE GRUPLARINA GÖRE
ORTALAMA ÖMÜR
Ortalama Yaşam Beklentisi 2003
Kadın
Erkek
Dünya Toplamı
69
65
Düşük Gelir
Grubundaki Ülkeler
Orta Gelir
Grubundaki Ülkeler
59
57
72
67
Yüksek Gelir
Grubundaki Ülkeler
81
75
• OECD ülkeleri küresel nüfusun yüzde 19’uyla,
– küresel ticaretin yüzde 71’ine,
– doğrudan yabancı yatırımların yüzde 58’ine
– tüm internet kullanıcılarının yüzde 91’ine
sahiptirler.
• 10 ülke toplam ARGE harcamalarının yüzde
84’ünü yapmaktadır ve ABD patentlerinin yüzde
95’ine sahiptir.
• Gelişmekte olan ülkelerden yapılan patent
başvurularının yüzde 80’i gelişmiş ülkelerin
vatandaşları tarafından yapılmaktadır.
BAŞARILAR…..

Prof.Dr.Gülen ELMAS ARSLAN
Download