İşiniz İçin Doğuş Reklâmı Seçin 29 Ağustos 2017 Salı

advertisement
İşiniz İçin Doğuş Reklâmı Seçin
ÇOCUKLARDA KABIZLIĞIN
8 NEDENİ!
Yaşa göre dışkı yapma sıklığının azalması ya da sert
dışkılama olarak tabir edilen ve halk dilinde kabızlık olarak
bilinen, tıp dünyasındaki adıyla “konstipasyon” sık
karşılaşılan bir sorun. Kabızlık genellikle geçici süre yaşansa
da, bazı durumlarda kronikleşiyor ve çocukta şiddetli karın
ağrısı ile sık sık idrar yolu enfeksiyonu gelişmesi gibi önemli
sorunlara yol açabiliyor. Kabızlık denilince aklımıza ilk olarak
hiç kuşkusuz fast food tipi beslenme geliyor. Ancak aslında
birçok etken çocuklarda kabızlık yapabiliyor.
1. Aşırı süt içmek
Özellikle bebeklerde anne sütünden inek sütüne geçişlerde aşırı inek
sütü tüketmek, katı gıdalara geçişler ve mama konsantrasyonunun
değiştirilmesi kabızlığa en sık yol açan nedenler arasında yer alıyor.
2. Fast food alışkanlığı
Eskiden meyve ve sebze yeme alışkanlıkları toplumda çok yaygın iken
son zamanlarda bunun yerini fast-food tarzı beslenme aldı. Posalı ve sulu
yemekler yerine katı gıdalarla beslenmek çocuklarda kabızlığı tetikleyen en
önemli etkenler arasında yer alıyor.
3. Tuvalet ihtiyacını ertelemek
Kabızlığa neden olan bir başka önemli etken de çocukların okula
başladıktan sonra tuvalet alışkanlığını düzenleyememeleri. Okul çağındaki
çocuklar okulda tuvalete girmemek için okul öncesi çocuklar da oyuna ya da
çizgi filme dalmaları veya herhangi bir şeyle oyalanlanmaları nedeniyle dışkıyı
yapmayı erteliyorlar. “Bu alışkanlık kabızlığı tetikleyen önemli bir faktör olarak
karşımıza çıkıyor” diyen Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu
sözlerine şöyle devam ediyor: “Bunların yanı sıra katı dışkı yapma sırasında
oluşan ağrıdan korktukları için bağırsak hareketlerini önleyen çocuklar bunu
tekrar tekrar yaparak dışkılamayı engelleyebiliyor. Zamanla bu durum alışkanlık
haline gelebiliyor. “
4. Kullanılan ilaçlar
Kronik kabızlık sorunu yaşayan çocukların çeşitli sağlık problemleri
nedeniyle aldıkları ilaçlar da kabızlık yapabiliyor. Örneğin bebeklik döneminde
kullanılan demir ilaçları bazen kabızlığı tetikleyebiliyor.
5. Çeşitli hastalıklar
Bazı sağlık problemleri de kabızlığa yol açabiliyor. Örneğin tiroit
hormonlarının az salgılanması anlamına gelen hipotiroidi en sık kabızlık yapan
hastalıklar arasında yer alıyor.
6. Kalın bağırsakta sinir sisteminin iyi gelişmemesi
Kabızlığa yol açan etkenlerden biri de kalın bağırsakta sinir sisteminin
iyi gelişmemesi. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu eğer bu
konuda şüphe varsa biyopsiye kadar giden süreçle sinir hücrelerinin mutlaka iyi
gelişip gelişmediğinin ortaya konması, hücreler gelişmemişse bu durumda
mutlaka cerrahi tedaviye başvurulması gerektiğini belirtiyor.
7. Makat bölgesindeki problemler
Kabız olan çocuğun muayenesinde “anal fissür” denilen çatlakların
varlığının mutlaka araştırılması gerekiyor. Çünkü bazen anüs olması
gerekenden biraz daha önde yerleşmiş oluyor ve bu durum da kabızlığa yol
açabiliyor. Bunun yanı sıra “anal stenoz” denilen, özellikle son yıllarda pediatri
hekimlerinin farkındalığının sayesinde daha erken saptanan makat darlığı da
kabızlık oluşturabiliyor. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu bu
sorunların da mutlaka
tedavi edilmesi
gerektiğine dikkat
çekerek, “Aksi takdirde
kronik kabızlık sürecine
davetiye çıkaran bir
durum oluyor” diyor.
8. Psikolojik nedenler
Aile içi sonuçlar, yeni
bir kardeş, okula
başlama, anne baba
ayrılığı gibi durumlar da
kabızlık sorunlarına yol
açabiliyor.
Haber Merkezi
29 Ağustos 2017 Salı Sayı 8032
7
BU BESİNLER
CİLDİNİZİ
YENİLİYOR!
Sağlıklı, ışıl ışıl parlayan bir cilde sahip olmayı kim istemez
ki? Üstelik cildimiz en büyük organımız olması itibariyle de
şüphesiz büyük bir özeni hak ediyor. Peki, cildimizi
tazeleyerek güzel görünmesi nasıl sağlayacağız? Harici olarak
kullandığımız kremler, maskeler bir yere kadar. Sağlıklı bir
cildin en önemli koşullarından biri sağlıklı beslenme. Doğru
zamanda, doğru miktarda tüketilen besinler cildin birçok
problemine çözüm olabiliyor.
1. Parlak bir cilt için yeşil yapraklı sebzeleri tercih edin
Koyu renkli sebzeler hücre yenilenmesini sağlayarak cildin daha parlak
bir görünüme sahip olmasını sağlıyor. Bu nedenle ıspanak, roka, maydanoz gibi
koyu renkli sebzeleri beslenme menüsünden eksik etmemek gerekiyor.
Öğünlere bol yeşil salata eklemek cilt hücrelerin yenilenmesini hızlandırarak
daha parlak bir cilde ulaşmaya yardımcı oluyor. Taze meyve sebze yerine hazır,
işlenmiş gıdaların tüketimi cildin parlaklığını yitirmesine yol açtığından tercih
etmemek gerekiyor.
2. Nemli bir cilt için suyu kilonuza göre için
Cildin nem dengesini sağlamada en önemli etkenlerin başında gün
içinde yeteri kadar su içmek geliyor. Kilogram başına 30 ml su içmek günlük su
gereksiniminizi karşılamamaya yetiyor. Örneğin 55 kilo olan biri, günlük 1.650
ml'den daha az su içmemeli. Ayrıca çiğ sebze ve meyveler yüksek oranda su
içerdiklerinden, günde 3 porsiyon meyve ve öğünlerde çiğ sebzelerden oluşan
salataları tercih etmek de cildin nem dengesini sağlamaya yardımcı oluyor. Çay
ve kahvenin fazla miktarda içilmesi susuzluk hissini ortadan kaldırıyor. Aynı
zamanda diüretik etkileri nedeniyle vücuttan su atılımını artırarak cildin nem
dengesinin bozulmasına yol açabiliyor. Bu nedenle günlük toplam çay kahve
tüketiminiz 4 fincanı aşmamalı.
3. Aknelerden kurtulmak için karbonhidrattan uzak durun
Bir yiyeceğin kan şekerini yükseltme hızı glisemik indeks olarak
tanımlanıyor. Yapılan çalışmalara göre, beyaz un ve sofra şekeri gibi yüksek
glisemik indeksli ürünlerle beslenmek de akne oluşumuna yol açıyor. Bu
nedenle glisemik indeksi yüksek yiyecekler yerine tam tahıllı ekmek, bulgur gibi
glisemik indeksi düşük karbonhidrat kaynakları tercih edilerek akne oluşumunun
önüne geçmek mümkün olabiliyor.
4. Kırışıklarla yumurta ile savaşın
Güneşten gelen ultraviyole ışınlara sık sık maruz kalma derideki
kollajen liflerin yıkımını artırarak kırışıklık oluşumuna neden oluyor. Güneş
ışınlarına karşı koruyucu kremler deri epitelinde yani üst katmanda etkili
olabiliyor. Ancak daha alt katmanlardaki deri tabakalarının da korunması
gerektiğinden, bu noktada antioksidan içerikli besinler devreye giriyor. Yumurta,
koyu yeşil yapraklı sebzeler, bitkisel yağlar ve tam tahıllı ürünler, içeriğinde
bulundurdukları E vitamininin antioksidan özelliği sayesinde cildin ultra viole
ışınlara karşı koruyarak, kırışıklık oluşumunu engellemeye yardımcı oluyor.
5. Pul pul dökülmeler için ceviz ve fındık tüketin
Cildin üst tabakasının suyunu kaybetmesi sonucu pul pul dökülmeler
meydana gelebiliyor. Bu nedenle yeteri kadar su içmek, çiğ sebze, meyve
tüketimini
artırmak su
kaybını
önlemek için
alınabilecek
önlemler
arasında yer
alıyor. Ayrıca,
yağlı
tohumların
içerdiği çoklu
doymamış yağ
asitleri de cildin
nem dengesini
sağlamaya
yardımcı olarak
pul pul
dökülmelere karşı koruma sağlıyor. Günde 2-3 adet ceviz veya 7-8 fındık
tüketmek bu ihtiyacı karşılamak için yeterli oluyor.
6. Cilt lekelerine karşı C vitamini
Ciltte leke oluşumunun en önemli nedenlerinin başında gelen
ultraviyole ışınların zararlı etkilerinden korunmak için alınan antioksidan
miktarının arttırılması gerekiyor. C vitamini, E vitamini ve beta karoten cilt için
savaşan en önemli antioksidan kaynakları arasında yer alıyor. Büyük boy bir
portakal veya bir su bardağı kadar çilek tüketerek günlük C vitamini ihtiyacının
büyük bir kısmı karşılanarak cilt lekelerine karşı korunma sağlanabiliyor. Ayrıca
domates de, içeriğinde bulunan likopen ultraviyole ışınlara karşı antioksidan
özelliği gösterdiği için, ciltteki lekeleri önlemede tercih edilebilecek besinler
arasında yer alıyor.
7. Yağlanmayı önlemek için kahvaltıya dikkat
Bitkisel ve hayvansal kaynaklardan sağlanabilen A vitamini cildin yağ
dengesinin sağlanması açısından önem taşıyor. Koyu yeşil yapraklı sebzeler ve
havuç bitkisel kaynaklı A vitamini, yumurta ve süt ürünleri de hayvansal kaynaklı
A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alıyor. Günlük alınan A vitamini
miktarını arttırmak için kahvaltılara mutlaka yumurta eklemek ve öğünlerde taze
yeşil salatalara yer vermek gerekiyor.
Haber Merkezi
Download