EP-294 KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞININ

advertisement
EP-294
KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞININ KARDİYAK ETKİLERİNİN EKOKARDİYOGRAFİK DEĞERLENDİRMESİ
Oğuzhan Okutan1, Ersin Demirer1, Zafer Işılak2, Dilaver Taş1, Zafer Kartaloğlu1, Necla Ugan1
1
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Göğüs Hastalıkları AD, İstanbul
2
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kardiyoloji AD, İstanbul
AMAÇ: Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) tüm dünyada önemli bir kronik morbidite ve
mortalite nedenidir. KOAHʼın ileri dönemlerinde solunum fonksiyonlarının kötüleşmeye paralel olarak pulmoner arter basıncının artması, sağ ventrikül fonksiyonlarının bozulmasına neden olmaktadır. Bu çalışmamızda KOAHʼlı olgularımızda solunum fonksiyonlarındaki bozulmanın kardiyak
etkilerini Ekokardiyografi ile değerlendirmeyi amaçladık.
YÖNTEM: Bu çalışmada KAOH hastalarında solunum fonksiyonları ve kan gazı değişikliklerinin
kardiyak etkilerini Ekokardiyografi ile değerlendirmeyi amaçladık.
Bu amaçla kliniğimizde KOAH tanısı ile takip edilen stabil dönem 27 KOAH hastası rutin kontrol
verilerini kaydederek bunları Ekokardiyografi bulgularımız ile karşılaştırdık. Bilinen kalp ve yüksek
tansiyon hastalığı olan hastalarımızı Ekokardiyografi bulgularını etkileyeceğinden dolayı çalışmaya
dâhil etmedik. Olguların demografik özellikleri, sigara alışkanlıkları kayıt edildi. Tüm olgular solunum fonksiyon testleri, arteryal kan gazı, rutin kan ve idrar tetkikleri yapıldı. Kardiyak yönden bir
kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirildi ve Ekokardiyografi değerlendirmesi yapıldı. Ayrıca
KOAHʼlı olguların değerlendirilmesinde kullandığımız Medical Research Council (MRC) dispne
skalası ve Borg dispne skalası ve CAT (COPD Assesment Test) ile hastalarımızın değerleri ile
Ekokardiyografi bulgularını karşılaştırdık.
BULGULAR: Çalışmaya stabil dönemde olan 27 KAOHʼlı hastamız alındı. Olgularımızın 8ʼi kadın
(%29,6), 19ʼu erkek (%70,4) olup yaş ortalaması 70,63±11,02 yıl, hastalık süresi ise 8,93±9,11 yıl
idi. Halen 7ʼsi (%5,9) sigara içiyor, 18 kişi ise sigara içmiş bırakmış (%66,7), 2ʼside hiç içmemiş
(%7,4) idi. GOLD kriterlerine göre hastalığın ağırlığını değerlendirdiğimizde olgularımızın oranları;
evre 1 %22,2, evre 2 %51,9, evre 3%25,9 idi.
Hastalarımızın KOAH nedeniyle bir yıl içerisinde acil servislere başvuru sayısı 4,04±5,15 kez, hastaneye yatma sayısı ise 1,48±2,01 idi. Hastalıkları nedeniyle bir yılda hastanede yattıkları gün sayısı ise 11,11±13,71 olarak saptandı.
Olgularımızın hastalıklarının ağırlık derecesi ile Ekokardiyografi bulguları karşılaştırıldığında;
GOLD evresi ile TAPSE (triküspit anülüsün sistolde apikale yer değiştirmesi), sağ ventrikül MPI
(sağ ventrikül miyokardiyal performans indeksi (TEİ indeksi)(MPI)), ile negatif korelasyon
(p<0,001), pulmoner arter basıncı ile pozitif korelasyon (p=0,01) saptadık.
Olgularımızın değerlendirmesinde kullandığımız testlerde ise Medical Research Council (MRC)
dispne skalası ile TAPSE arasında negatif (p=0,037) ve Eİ (Sol ventrikül eksantrisite indeksi) arasında pozitif korelasyon (p=0,035) bulundu. Borg dispne skalası ve CAT (COPD Assesment Test)
ile TAPSE değeri arsında negatif korelasyon (sırasıyla p=0,028 ve p=0,012) bulundu.
Ekokardiyografik bulgular ile acil servise başvuru değerlendirildiğinde TAPSE, sağ ventrikül MPI,
RV E (sağ ventrikül erken diyastolik miyokard velositesi) ve EF (sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonu)
arasında negatif korelasyon (sırasıyla; p=0,011, p=0,026, p=0,001,p=0,044) bulundu. Aynı şekilde
bir yıl içerisinde hastaneye yatış sayısı ile TAPSE, sağ ventrikül MPI, RV E ile negatif (sırasıyla
p=0,001, p=0,001, p=0,014) pulmoner arter basıncı ile pozitif korelasyon (p=0,023) bulundu.
Olgularımızın hastanede yatış süreleri ile Ekokardiyografi bulguları karşılaştırıldığında da TAPSE,
sağ ventrikül MPI, RV E ile negatif korelasyon (sırasıyla p=0,007, p=0,003, p=0,013), sağ atriyum
alan indeksi ve pulmoner arter basıncı ile pozitif korelasyon(sırasıyla p=0,034, p=0,037) saptandı.
324
SONUÇ: KOAHʼda solunum fonksiyonlarının bozulmasına paralel olarak kardiyak fonksiyonlarda
bozulmaktadır. Bu çalışmamızda elde ettiğimiz sonuçlara göre hastaların semptomları, hastanede
başvuru ve yatma durumları ile kalp fonksiyonlarının ilişkili olduğunu, olgularımızı değerlendirirken
kalp fonksiyonlarının da değerlendirilmesi gerektiğini düşündürmektedir.
325
Download