BİLDİRİ ÖZETLERİ PLATİN SPONSOR Afet ve Kriz

advertisement
37. YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI ve ENDÜSTRİ MÜHENDİSLİĞİ
ULUSAL KONGRESİ
BİLDİRİ ÖZETLERİ
Afet ve Kriz Yönetiminde
YAEM’in Rolü
PLATİN SPONSOR
YILDIZ
TEKNİK
ÜNİVERSİTESİ
5 - 7 Temmuz 2017
İSTANBUL
İçindekiler
1 ÖN SÖZ
3
2 KURULLAR
2.1 Düzenleme Kurulu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
2.2 Bilim Kurulu . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
4
4
4
3 HAKEMLER ve JÜRİLER
4
4 DERSLER
4.1 Kentsel Lojistik . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
4.2 Seçme Üst-Sezgiselleri için Veri Bilimi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
4.3 Yapay Öğrenmede Eniyileme Problemleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
4.4 Veriye Dayalı Gücün Eldesi ve Kullanımında Kritik Bir Araç Olarak R Dili . . . . .
4.5 Karar Verme Süreçlerinde Simülasyon Tabanlı Yaklaşımlar ve Türkiye’de Simülasyon
Teknolojlerinin Gelişimi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
5
5
5
6
7
5 GENEL OTURUMLAR
5.1 Olasılık, İstatistik ve Rassallığı Anlamak . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
5.2 Afet ve Kriz Yönetiminde Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliğinin Rolü .
5.3 Türkiye’nin Stratejik Dönüşüm Yol Haritası: Endüstri 4.0 . . . . . . . . . . . . . . .
9
9
10
10
6 PARALEL OTURUMLAR
6.1 5 Temmuz Çarşamba Oturumları . . . . . . . . . .
6.1.1 Tedarik Zinciri Yönetimi (Davetli Oturum)
6.1.2 Kalite Yönetimi - 1 . . . . . . . . . . . . . .
6.1.3 Sağlık Sistemleri - 1 (Davetli Oturum) . . .
6.1.4 Afet Yönetimi - 1 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.5 Araç Rotalama - 1 . . . . . . . . . . . . . .
6.1.6 Çizelgeleme - 1 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.7 Sürdürülebilirlik - 1 . . . . . . . . . . . . .
6.1.8 Araç Rotalama - 4 . . . . . . . . . . . . . .
6.1.9 Optimizasyon - 1 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.10 Karar Analizi - 1 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.11 Sağlık Sistemleri - 2 . . . . . . . . . . . . .
6.1.12 Veri Analizi - 1 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.13 Optimizasyon - 2 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.14 Çizelgeleme - 2 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.15 Veri Analizi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.16 Veri Analizi - 3 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.17 Performans Yönetimi - 1 . . . . . . . . . . .
6.1.18 Envanter Yönetimi - 1 . . . . . . . . . . . .
6.1.19 Optimizasyon - 3 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.20 Optimizasyon - 4 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.21 Veri Analizi - 4 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.22 Optimizasyon - 5 . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.23 Veri Analizi - 5 . . . . . . . . . . . . . . . .
6.1.24 Veri Analizi - 6 . . . . . . . . . . . . . . . .
11
11
11
13
14
15
17
19
21
23
25
26
28
29
31
32
34
35
37
38
39
40
42
43
44
46
1
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
8
6.2
6.3
6 Temmuz Perşembe Oturumları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
6.2.1 Enerji Yönetimi - 1 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
6.2.2 İnsani Yardım Lojistiği - 1 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . 50
6.2.3 Araç Rotalama - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 52
6.2.4 Bakım Yönetimi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 54
6.2.5 Bulanık Mantık . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 56
6.2.6 Çizelgeleme - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 58
6.2.7 Çok Kriterli Karar Verme - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 60
6.2.8 Endüstri 4.0 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 62
6.2.9 Çevreye Duyarlı Üretim ve Geri Kazanımda YA Uygulamaları (Davetli Oturum) 63
6.2.10 İnsani Yardım Lojistiği - 2 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . 66
6.2.11 Üretim Yönetimi - 1 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 67
6.2.12 Simülasyon - 1 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 70
6.2.13 Afet Yönetimi - 4 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 72
6.2.14 Afet Yönetimi - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 75
6.2.15 Üretim Yönetimi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 76
6.2.16 Sezgiseller . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 79
6.2.17 Risk Analizi - 1 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 80
6.2.18 Kriz Yönetimi - 1 (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 83
6.2.19 Çizelgeleme - 4 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 84
6.2.20 Performans Yönetimi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 86
6.2.21 Çok Kriterli Karar Verme - 1 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 88
6.2.22 Afet Yönetimi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 90
6.2.23 Optimizasyon - 6 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 92
6.2.24 Çizelgeleme - 5 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 93
6.2.25 Yapay Öğrenme ve Optimizasyon (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . 95
6.2.26 Denizcilikte Yöneylem Araştırması Uygulamaları (Davetli Oturum) . . . . . . 97
6.2.27 Tedarik Zinciri Yönetimi - 4 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 99
6.2.28 Afet Yönetimi - 5 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 101
6.2.29 Araç Rotalama - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 102
6.2.30 Sürdürülebilirlik - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 104
6.2.31 Enerji Yönetimi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 107
6.2.32 Tedarik Zinciri Yönetimi - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 108
7 Temmuz Cuma Oturumları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 110
6.3.1 Davranışsal Yöneylem Araştırması (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . 110
6.3.2 Markov Karar Süreci (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 113
6.3.3 Optimizasyon - 7 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 114
6.3.4 Performans Yönetimi - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 116
6.3.5 Üretim Yönetimi - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 118
6.3.6 Karar Analizi - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 120
6.3.7 Sağlık Sistemleri - 3 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 122
6.3.8 Yapay Öğrenme . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 123
6.3.9 Sağlık Sistemlerinde YA Uygulamaları (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . 125
6.3.10 İş Güvenliği (Davetli Oturum) . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 127
6.3.11 Performans Yönetimi - 4 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 128
6.3.12 Simülasyon - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 130
6.3.13 Veri Analizi - 7 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 132
6.3.14 Bulanık Mantık - 2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 134
2
1
ÖN SÖZ
37. Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliği Kongresinin Değerli Katılımcıları,
Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliği 37. Ulusal Kongresini (YAEM2017) Yıldız Teknik
Üniversitesi’nde düzenlemekten büyük bir onur ve mutluluk duyuyoruz.
YAEM2017 kongresinde “Afet ve Kriz Yönetiminde YAEM’in Rolü” ana teması ile afet/kriz kaynaklı
zararların en aza indirilmesi, afetler gerçekleşmeden önce, gerçekleştiğinde ve sonrasında süreçlerin
planlanması ve yönetilmesi konularında Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliği disiplinlerinin kullanımını teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Bu çerçevede, katılımcılarımızın tema ile ilgili olarak
gönderdikleri bildirilerin yanı sıra altı adet “Afet ve Kriz Yönetimi” konulu davetli oturum ve ayrıca
Sn. Doç. Dr. Sibel Salman, Sn. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve İstanbul Vali Yardımcısı Sn. H. Serdar
Cevheroğlu’nun katılımıyla “Afet ve Kriz Yönetiminde YAEM’in Rolü” konulu bir panel planladık.
Değerli panelistlerimize destekleri için şükranlarımı sunuyorum.
Kongre kapsamında, “Olasılık, İstatistik ve Rassallığı Anlamak” konulu genel oturumu ile Sn. Prof.
Dr. İlhan Or’a ve “Türkiye’nin Stratejik Dönüşüm Yol Haritası: ENDÜSTRİ 4.0” konulu genel oturumu ile Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Cengiz Ultav’a destekleri
için teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca, davetli oturum düzenlemek suretiyle, programımızın zenginleşmesine katkıda bulunan Prof. Dr. Aşkıner Güngör, Prof. Dr. Bahar Yetiş Kara, Prof. Dr.
Erdal Emel, Prof. Dr. İlker Birbil, Prof. Dr. Mehmet Tanyaş, Prof. Dr. Serpil Erol, Doç. Dr. Erhun
Kundakçıoğlu, Doç. Dr. Serdar Kum, Doç. Dr. Funda Samanlıoğlu, Yrd. Doç. Dr. Bora Çekyay ve
Ümmühan Akbay’a destekleri için sonsuz teşekkür ediyorum.
Kongremizin düzenlenmesinde bizden desteklerini esirgemeyen Rektörümüz Prof. Dr. Bahri Şahin’e,
değerli öğretim üyemiz ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı’ya ve Yöneylem Araştırması Derneği’ne ve Başkanı Prof. Dr. Selim Aktürk’e teşekkürlerimi sunuyorum.
Kongremizin düzenlenme çalışmaları esnasında emeği geçen Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri
Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerine, araştırma görevlilerine, çalışanlarına ve gönüllü öğrencilere
teşekkür ederim.
Son olarak YAEM 2017 Kongresine katılarak verdiğiniz destek için siz katılımcılarımıza teşekkür etmek istiyorum. Kongre süresince bilimsel çalışmalar, dersler, panel ve davetli oturumlardan oluşan
doyurucu bilimsel bir program ile tarihi Beşiktaş yerleşkemizde sizleri ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Kongrenin tüm katılımcılarımız için faydalı ve güzel geçmesini diliyor, saygılarımı sunuyorum.
Vildan Ç. ÖZKIR
YAEM2017 Kongre Başkanı
Temmuz 2017
3
2
2.1
KURULLAR
Düzenleme Kurulu
Vildan Ç. Özkır (Başkan)
Selim Aktürk
Selçuk Alp
Meryem Ezgi Aslan
Nezir Aydın
Selçuk Çebi
Nihan Çetin Demirel
Tufan Demirel
2.2
Ömer Onur Kaya
Şahika Koyun Yılmaz
Nazlı Gülüm Mutlu
Semih Önüt
Doğan Özgen
Betül Özkan
Gürkan Öztürk
Güvenç Şahin
Şükran Şeker
Ceyda Şen
Umut Rıfat Tuzkaya
Fatih Yılmaz
Onur Yılmaz
Büşra Yılmazer
Bilim Kurulu
Ümmühan Akbay
İlker Birbil
Semih Coşkun
Bora Çekyay
3
Muhammet Deveci
Mert Edalı
Tuğba Efendigil
Fahrettin Eldemir
Bahadır Gülsün
Ali Fuat Güneri
Selman Karagöz
Onur Kaya
Erdal Emel
Serpil Erol
Aşkıner Güngör
Serdar Kum
Gürkan Kumbaroğlu
Erhun Kundakçıoğlu
Funda Samanlıoğlu
Mehmet Tanyaş
Bahar Yetiş Kara
HAKEMLER ve JÜRİLER
Bildiri Özeti Hakemleri
Ümmühan Akbay
Selçuk Alp
Nezir Aydın
İlker Birbil
Semih Coşkun
Bora Çekyay
Nihan Çetin Demirel
Vildan Ç. Özkır
Tufan Demirel
Tuğba Efendigil
Fahrettin Eldemir
Erdal Emel
Serpil Erol
Bahadır Gülsün
Ali Fuat Güneri
Aşkıner Güngör
Serdar Kum
Gürkan Kumbaroğlu
Erhun Kundakçıoğlu
Semih Önüt
Doğan Özgen
Funda Samanlıoğlu
Şükran Şeker
Ceyda Şen
Mehmet Tanyaş
Umut Rıfat Tuzkaya
Bahar Yetiş Kara
Fatih Yılmaz
Öğrenci Proje Yarışması Hakemleri
İlker Murat Ar
Birdoğan Baki
Abit Balın
Gülçin Büyüközkan
Ferhan Çebi
Selçuk Çebi
Erkan Çelik
Nihan Çetin Demirel
Serpil Erol
Muhammet Gül
Bahadır Gülsün
Umut Hulusi İnan
4
Özgür Kabak
İhsan Kaya
Onur Kaya
Başar Öztayşi
Fatih Yılmaz
YAD Uygulama Ödülü Hakemleri
Selim Aktürk
Taner Bilgiç
Cem İyigün
4
4.1
DERSLER
Kentsel Lojistik
Prof. Dr. Umut Rıfat Tuzkaya
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Oditoryum
Üretim ya da hizmet sektörlerinin kendi çekirdek işlerindeki başarısı açısından büyük önem taşıyan
lojistik süreçlerden önemli ve trendi yükselmekte olan bir tanesi kentsel lojistiktir. Transportasyon
literatüründe ilk yada son kilometre (last km) olarak geçen bu aşama, özellikle İstanbul gibi mega
kentlerde kentsel yaşam kalitesini etkileyen bir problem olarak ele alınmaktadır. Evsel atık, hafriyat,
akaryakıt, medikal malzeme, hazır giyim, meyve & sebze, et, su vb. gıda ürünleri gibi birçok sektöre
ait kent içi toplama ve dağıtım faaliyetleri trafik üzerinde büyük etki göstermektedir. Bu problemlerin çözümü için geliştirilecek yaklaşımlar bir lojistik master plan dahilinde yapılmalıdır. Bu planın
ne kapsamda ve hangi bilgilerle yapıldığı da çok önemlidir. Böyle bir plan içinde yapılacak modelleme çalışması sonucunda stratejik ve operasyonel düzeyde genel ve lokal çözümler bulunacaktır.
Bu ders kapsamında yukarıda anlatılan süreçler teorik altlıkta ve sektöre dönük uygulama yönleri
ile özetlenecektir.
Biyografi: Prof. Dr. Umut Tuzkaya Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde
2007 yılında doktora eğitimini tamamlamış, 2010 yılında Doçent ve 2015 yılında Profesör unvanını
almıştır. 2011 yılında Louisville Üniversitesi (Kentucky, ABD) bünyesindeki “Logistics and Distribution Institute”de misafir araştırmacı olarak acil durum lojistiği projesinde çalışmıştır. Üretim
yönetimi, kalite yönetimi, tesis tasarımı, lojistik yönetimi, tedarik zinciri yönetimi ve depolama
konularında çok sayıda ulusal ve uluslararası makale, bildiri ve kitap bölümleri gibi akademik çalışmaları ve atıfları mevcuttur. Akademik bilgilerini lojistik planlama, süreç analizi ve iyileştirme,
sektörel analizler gibi farklı projelerde kullanmıştır. Yıldız Teknik Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi, Okan Üniversitesi ve Deniz Harp Okulu, endüstri mühendisliği bölümlerinde lisans ve lisansüstü
seviyelerde alanıyla ilgili dersler vermiştir. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği
Bölümü’nde Yöneylem Araştırması Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmaktadır.
4.2
Seçme Üst-Sezgiselleri için Veri Bilimi
Dr. Ender Özcan
Perşembe, 09:00 - 10:30, Oditoryum
Üst-sezgiseller tek bir problem alanı için çözüm yöntemi olmaktan ziyade hesaplama açısından
zor olan birden fazla farklı probemlerin yeniden kullanılabilir ve uygulanabilir ortak arama yöntemleri olarak ortaya çıkmıştır. Bir üst-sezgisel yöntem arama işlemi esnasında her karar noktasında genellikle iki farklı şekilde kullanılabilir, ya alt düzey sezgiselleri (operatörleri) seçmek (karıştırma/kontrol), ya da üretmek için. Son on yılda, üst-sezgiseller üzerine yapılan çalışmalar sonucunda
5
çeşitli "akıllı", genel amaçlı sezgisel optimizasyon yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu konuşmada veri
bilimi teknikleri ile yaptığımız son çalışmalar, özellikle zaman gecikmeli sinir ağları ve tensör analizi kullanarak seçim hiper-sezgisellerinin otomatik üretimi ve yapılandırması yöntemlerini açık araç
rotalama ve hemşire çizelgeleme gibi bilinen bir dizi Yöneylem Araştırması problemlerine uygulamaları sunulacaktır.
Biyografi: Dr. Ender Özcan Nottingham Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Okulu’nda Otomatik Çizelgeleme, En iyileme ve Planlama (ASAP) araştırma grubu içerisinde yöneylem araştırması ve
bilgisayar bilimleri dalında bir öğretim üyesidir. 1998 yılında Syracuse Üniversitesi Bilgisayar ve
Enformasyon Bilimleri’nden doktorasını aldı. 1998-2007 yıllarında Yeditepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 2002’de hala faaliyet gösteren Yapay Zeka
(AR+I) araştırma grubunu kurdu. Dr Özcan 2008’de dört İngiliz üniversitesinin (Lancaster, Nottingham, Cardiff, Southampton) EPSRC’den kazandığı, dünya çapındaki en büyük bilim ve yenilik
desteklerinden birisi olan ‘LANCS Girişimi’ne Nottingham Üniversitesi’nden kıdemli araştırma görevlisi olarak atandı. 2009 yılında öğretim üyesi oldu ve LANCS Girişimi’nde bitene kadar yönetim
kurulu üyesi olarak görev yaptı. Dr Ender Özcan’ın araştırma ilgi alanları ve faaliyetleri Bilgisayar
Bilimleri, Yapay Zeka ve Yöneylem Araştırması arayüzlerinde, gerçek dünya problemleri için veri
bilimi teknikleri ile (üst/meta) sezgisel yöntemleri birleştiren akıllı karar destek sistemleri odaklıdır.
Dr Özcan’ın yürütücü, yardımcı yürütücü ve araştırmacı rollerinde farklı ülkelerden TÜBİTAK,
DPT (Türkiye), EPSRC, Newton Fonu (İngiltere) ve CONACyT (Meksika) gibi kaynaklardan kazanmış olduğu çeşitli araştırma ve geliştirme proje destekleri bulunmaktadır. Dr Özcan’ın uzmanlık
alanında uluslaraarası düzeyde tanınmış dergi ve konferanslarda 130’a yakın yayını vardır. Yeni kurulan ‘Data Science Meets Optimisation’ EURO çalışma grubunun eşbaşkanıdır. Kendisi uluslararası
konferans serisi olan PATAT (Practice and Theory of Automated Timetabling)’ın yönetim kurulu
üyesi ve icra sorumlusudur. Ayrıca ‘Journal of Scheduling’, ‘International Journal of Applied Metaheuristic Computing’ ve ‘IEEE Transactions on Emerging Topics in Computational Intelligence’
dergilerinde yardımcı editördür.
4.3
Yapay Öğrenmede Eniyileme Problemleri
Prof. Dr. İlker Birbil
Perşembe, 13:00 - 14:30, Oditoryum
Veri analizi, veri bilimi ya da yapay öğrenme. Son dönemde bu konulardan ne çok bahsediliyor... Bu
derste yapay öğrenmede karşılaşılan eniyileme problemlerini anlatacağım. Söz konusu problemleri
sınıflandırmanın yanı sıra, olası araştırma konularını ve açık problemleri sıralayacağım. Ardından,
vaktimiz kalırsa, belli başlı çözüm yöntemlerini özetleyip dersi tamamlayacağım.
Biyografi: Prof. Dr. İlker Birbil Sabancı Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev almaktadır.
Doktora çalışmasını 2002 yılında North Carolina State Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği ana
dalı ile Yöneylem Araştırması ve Matematik yan dallarında tamamlamıştır. 2002 -2004 yılları arasında Eramus Yönetim Araştırma Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırma bursu ile çalışmalarını
sürdürmüştür. Matematiksel programlama alanında algoritma tasarımı genel başlığı altında toplanabilecek kuramsal ve uygulamalı pek çok çalışması vardır. Radikal ve BirGün gazetelerinin yanı
sıra Matematik Dünyası dergisinde yazan İlker Birbil, 2014 yılından beri eşiyle birlikte Bol Bilim
isimli bir blog tutmaktadır.
6
4.4
Veriye Dayalı Gücün Eldesi ve Kullanımında Kritik Bir Araç Olarak R Dili
Yrd. Doç. Dr. Şebnem Özdemir
Fatma Çınar, MBA
Cuma, 09:00 - 10:30 ve 10:45 - 12:15, Lab 1
R dili ücretsiz ve açık bir yazılım olması, kütüphanesinin zenginliği nedeniyle çağımızın en popüler dillerinden biridir. 2016 yılında diğer veri analitiği araçlarına fark atarak en çok tercih edilen
araçlardan biri haline gelmiştir (KDnuggets, 2016). DATALAB (http://datalabtr.com/ ), R dilinin
kullanımı ve sektörel uygulamaları bakımından profesyonel eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Eğitimin amacı DATALAB’ın bu alandaki deneyimini kullanıcılar ile paylaşmak, diğer
bir deyişle; R dilinin sağladığı avantajlarla kullanıcıları tanıştırmak ve bir takım temel kullanım
becerileri kazandırmaktır. Eğitim içeriği: • Endüstri 4.0: Kritik bir teknoloji olarak veri analitiği •
R diline giriş (paketler, kurma, çağırma) • Temel İşlemler (değişken tanımlama, dizi oluşturma) •
Veri seti yükleme ve düzenleme(başlıkları değiştirme, başlık ekleme, sutun silme, veriyi genel olarak
görüntüleme) • Veri ön işleme (sayısal değerlerin kategorik hale çevrilmesi, NA değerlerin, uç değerlerin tespiti, veri silinmesi) • Grafik oluşturma (temel grafikler, bütünleşik grafikler, corelasyon
analizi) • Veriyi yorumlama gücü (PCA) • Karar Ağacı Algoritması ve uygulama
• Eğitim içeriği en ideal duruma göre hazırlanmıştır. Ancak eğitim esnasında katılımcıların durumu kapsamın tamamının uygulanmasında belirleyicidir.
• Süreyi ideal bir biçimde kullanabilmek adına katılımcıların kendi kişisel bilgisayarlarına R
ve RStudio’yu önceden kurmaları beklenmektedir. Kurulumda sorun yaşayan katılımcılara
çalıştay öncesinde erken gelmeleri halinde yardımcı olunacaktır.
• Katılımcıların bilgisayarlarında Java sürümünün güncel olması eğitimin sağlıklı bir biçimde
ilerlemesi açısından önemlidir.
R kurulumu için: https://www.rstudio.com/products/rstudio/download/ (Open Source Licence olan
kurulacaktır)
RStudio kurulumu için: https://www.rstudio.com/products/rstudio/download/ (Free olan kurulacaktır)
Eğitim kontenjanı 30 kişidir. Eğitim bedeli 50 TL’dir.
Detaylı bilgi ve kayıt için [email protected] ile irtibata geçiniz.
Biyografi: Fatma Çınar lisans eğitimini İşletme Yönetimi alanında tamamlayarak 2010 yılında Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Yönetimi Ana Bilim Dalında (MBA) Yüksek
Lisans Programı’nı birincilikle bitirdi. Etkin İletişim, Etkin Zaman Yönetimi, Karar Verme Teknikleri, Proje Yönetimi ve Küresel Pazarlama Stratejileri alanlarında çeşitli eğitim programlarını
başarıyla tamamladı. Profesyonel iş yaşamına Adalet Bakanlığında başlayan Çınar finansal sektördeki tecrübesinin yanında 2010 yılında Analytics trendin rüzgarına kapılarak halen #DataAnalytics
ve #VeriGörselleştirme dünyasında kelebek uçurmaya devam etmektedir. OR Bilimsel Kongrelerine
Kompleksite Kuramı ve Grafik Datamining/Veri Görselleştirme alanlarında bilimsel tebliğler sunmaktadır. Çok sayıda makalesi bilimsel dergi ve kitaplarda yayınlanmıştır. “Kompleksite Kuramı”
ve “R Yazılımı ile Makine Öğrenmesi Teknikleri ve Veri Görselleştirme“ kitap çalışmalarını yürütmektedir. Pusula Yayıncılık(Baskıda)* ISCASS Internaational Science Association ve OR Yöneylem
7
Araştırması Derneği (YAD) üyesidir. 2013-. . . .“CORTEX Complexity Business Balance Card” yazılımının management tasarımını geliştirmiştir. 2014 yılından bu yana DataLab Projesinde Co-Founder,
Data Analyst ve Eğitimi Programları Koordinatörü olarak görev almaktadır. www.datalabtr.com
twitter.com/DataLabTR ve twitter.com/TRUserGroup Türkiye R User Grubunun lideridir. R Yazılımı ile Veri Görselleştirme + Grafik Datamining + Machine Learning eğitim programlarına eğitici
olarak katılmaktadır.
Biyografi: Yrd. Doç. Dr. Şebnem Özdemir, 2004 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Bölümünden mezun olmuştur. 2004-2009 yılları özel sektörde çeşitli pozisyonlarda görev yapmıştır. 2012
yılında İstanbul Üniversitesi Enformatik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Programını tamamlamıştır.
2016 yılında ise İstanbul Üniversitesi Enformatik Anabilim Dalı’ndan Doktor unvanını almıştır.
2011-2017 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Enformatik Bölümünde görev yapmıştır. 2017 yılından itibaren Beykent Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünde görev yapmaktadır. 2016
yılında veri madenciliği uygulaması içeren araştırma önerisi ile Koç Üniversitesi UNESCO Kürsüsü
“İnsan Gelişimi Araştırmaları” ödülüne layık görülmüştür. Avrupa Birliği, Kalkınma Ajansı gibi
farklı kamu ve kuruluşlar tarafından destekli pek çok projede araştırmacı, danışman ve yürütücü
yardımcısı olarak görev yapmıştır. Veri Madenciliği, Makine Öğrenmesi, Çok Kriterli Karar Verme,
Yönetim Bilişim Sistemleri alanlarında çalışmaları bulunmaktadır.
4.5
Karar Verme Süreçlerinde Simülasyon Tabanlı Yaklaşımlar ve Türkiye’de
Simülasyon Teknolojlerinin Gelişimi
Hilal Akgül
Cuma, 09:00 - 10:30 ve 10:45 - 12:15, Lab 2
Simülasyona dayalı süreç iyileştirme, performans geliştirme ve karar destek yöntemi eskilere dayanan bir yaklaşım olmakla birlikte, dördüncü nesil sanayi devrimiyle daha çok duyulur hale gelmiştir.
Verimli, esnek, maliyet-etkin süreçlerin tasarlanması, yönetilmesi ve geliştirilmesi yakın bir gelecekte
gerçek sistemler üzerinden değil önce dijital ikizler üzerinden gerçekleştirilecektir. Endüstriyel dönüşüm için planlanlar, hazırlıklar ve yatırımlar uygulamaya geçmeden önce simülasyon ile rahatlıkla
test edilebilmektedir.
Eğitimde uygulamalı olarak örnek bir iş süreci modellenip simüle edilecektir. Örnek model üzerinde
süreçlerin isleyişindeki darboğaz noktaları, kaynakların ne kadar etkin kullanıldığı, değer katan ve
katmayan aktivitelerin süreci nasıl etkilediği gözlemlenebilecektir. Ayrıca örnek model üzerinde;
planlanan yatırımların sonuçları, alternatif planların çıktıları vb. senaryo testlerinin yapılabildiği
görülecektir.
• Endüstri 4.0 ve Simülasyon
• Süreç Modelleme
• Veri Analizi ve Simülasyon
• Örnek Süreç Modelleri ve Süreç İyileştirmeleri
Biyografi: Hilal Akgül lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi Matematik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladıktan sonra Multinet Kurumsal Hizmetleri A.Ş.’de Help Desk ve Veritabanı Uzmanı olarak iş hayatına atıldı (2008). Sonrasında finans sektörüne geçerek Ürün ve Süreç Geliştirme
alanlarında, bankacılık süreçleri üzerine iyileştirme ve geliştirme projeleri yürüttü. İş birimlerinin entegrasyonu, kullanıcı analizleri ve iş analistliği çalışmalarında bulundu. “Uluslar Arası İş Analistliği
8
(IIBA)” eğitimlerini tamamlayarak ve İş süreçlerinin yönetim araçları (Oracle Workflow, TIBCO,
vb) üzerine uzmanlaşarak süreç yönetimi üzerine önemli bir altyapı. Çalışma hayatında uyguladığı Endüstri Mühendisliği yaklaşımlarını geliştirmek amacıyla Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri
Mühendisliği Bölümü’ndeki yüksek lisansında süreç iyileştirme yöntemleri ile ilgili konulara ağırlık verdi. Şu anda bilişim sektöründe, simülasyon yazılımları geliştirmekte olan Simsoft Bilgisayar
Teknolojileri Ltd. Sti.’nde Kıdemli Endüstri Mühendisi olarak çalışıyor ve yerli süreç simülasyonu
teknolojilerinin geliştirilmesinde, bu alandaki tecrübesi ile önemli katkılar sunuyor. Aynı zamanda
süreç iyileştirme projelerinde danışmanlık ve eğitici görevlerini üstleniyor.
5
GENEL OTURUMLAR
5.1
Olasılık, İstatistik ve Rassallığı Anlamak
Prof. Dr. İlhan Or
Çarşamba, 10:45 - 12:00, Oditoryum
Hemen hemen bütün Endüstri Mühendisliği öğrencileri birçok olasılık ve istatistik dersleri alırlar.
Dolayısı ile, derslerini tamamlayıp, mezuniyet aşamasına geldiklerinde, olasılık ve istatistik teorisi,
modelleri, formülleri, varsayımları, veri gereksinimleri ve çözüm yöntemleri hakkında geniş bilgi ve
beceri sahibi olurlar. Öte yandan, birçok gerçek hayat problemindeki olasılık, istatistik ve rassallık
boyutları, aşağıdaki sebeplerden dolayı, uygulamalarda hala ciddi sorunlar yaratmaktadır.
i. birçok karar verici ve uzmanın olasılık, istatistik ve rassallık konularında yeterli teknik altyapıya
sahip olmamaları;
ii. olasılık ve rassallık konularını algılamanın davranışsal ve kişisel yönleri;
iii. insanların rassal ortamlarda sebep/sonuç ilişkisi arama eğilimi;
iv. uzmanların olasılık, istatistik ve rassallık konularındaki model, sonuç ve yorumlarını başkalarına
(ve özellikle karar vericilere) iletmekteki teknik, organizasyonel ve davranışsal zorluklar;
v. başkalarının, olasılık, istatistik ve rassallıkla ilgili yanlış algılamalarına dayalı kararlarının sonuçlarına katlanmanın sıkıntıları.
Bu bildiride yukarıdaki sorunlar gerçek hayattan muhtelif örneklerle takdim edilecek ve tartışılacaktır.
Biyografi: Prof. Dr. İlhan Or, B.S., M.S. ve Ph.D. derecelerini Northwestern Üniversitesi, Endüstri
Mühendisliği Bölümü’nden (Illinois, A.B.D.) almıştır. Kendisi 1976 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi, Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. Prof. Dr. Or,
bu süre içinde, Boğaziçi Üniversitesi’nde, aralarında Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü (2006 - ),
Üniversite Senatosu’nda Senatörlük (2006 - ), Üniversite Yönetim Kurulu Üyeliği (2012 - ), Endüstri
Mühendisliği Bölümü Başkanlığı (1994-98 ve 2003-06) görevlerinin de bulunduğu, muhtelif idari görevler üstlenmiştir. Kendisi, 1983-84 yıllarında, Syracuse Üniversitesi’nde (New York, A.B.D.) ve
Maryland Üniversitesi’nde (Maryland, A.B.D.) misafir öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Prof.
Dr. Or, Doçent ve Profesör ünvanlarını, sırasıyla, 1984 ve 1991 yıllarında almıştır. Prof. Dr. Or’un
güncel araştırma ve ilgi alanları, doğrusal programlama, risk analizi ve yönetimi, enerji planlamada
yöneylem araştırması uygulamaları konularıdır. Kendisinin bu alanlardaki ulusal ve uluslararası
9
muhtelif bilimsel dergilerde ve bilimsel toplantılarda yayımladığı ve/veya sunduğu çok sayıda makalesi ve bildirisi vardır. Ayrıca, Boğaziçi Üniversitesi’nin sürekli eğitim programları organizasyon
ve icraatına önemli katkıları olmuş, ilgi alanlarında sanayi ve hizmet kuruluşlarına danışmanlık
yapmıştır. Prof. Dr. Or 1993-2004 yıllarında “Naval Research Logistics” isimli uluslararası bilimsel
dergi için Yardımcı (Associate) Editör olarak görev yapmıştır. Kendisi, Türkiye Enerji Ekonomisi
Derneği’nin kurucu ve yönetim kurulu üyesi, Türkiye Katı Atık Derneği’nin de kurucu üyesidir. Ayrıca, Global İlişkiler Forumu’nun, Türkiye Yöneylem Araştırması Derneği’nin ve Türkiye İstatistik
Derneği’nin üyesidir.
5.2
Afet ve Kriz Yönetiminde Yöneylem Araştırması ve Endüstri Mühendisliğinin Rolü
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu
Doç. Dr. Sibel Salman
Serdar Cevheroğlu
Çarşamba, 16:00 - 17:15, Oditoryum
5.3
Türkiye’nin Stratejik Dönüşüm Yol Haritası: Endüstri 4.0
Cengiz Ultav
TTGV Yönetim Kurulu Başkanı
Perşembe, 10:45 - 12:00, Oditoryum
İçinde bulunduğumuz çağsal bir değişim olan gelişmelerin dinamiklerini doğru anlamak gittikçe daha
çok önem kazanıyor. Bir tarafta yüzyılların şekillendirdiği ekonomik düzen artık daha detaylı bir
şekilde tartışılıyor, diğer tarafta 80’li yıllara kadar farklı bir dinamik içinde olan teknoloji artık reel
dünya ile daha içiçe. Asıl önemli olan ise geleceğin sahibi yeni nesillerin içiçe iletişim ve düşünce
şekilleri hem hedef sonuç hem de süreç yönünden devrimsel farklılaşmalara işaret ediyor. Bu üçgenin
içine düşen çeşitli konular arasında yeni akışkanlıklar ve sürtünme noktalarının doğru anlaşılması
yeni verimliliklerin parçası olmak yönünden son derece önemli. Değişimle başetmek değil değişimi
kucaklamak gerek.
Biyografi: Cengiz Ultav 26 Şubat 1950 Eskişehir doğumludur. Ankara Fen Lisesi ve ODTÜ Elektrik
Mühendisliği, Bilgisayar ve Kontrol Opsiyonu Lisans ve Lisanüstü derecelerine ve Hollanda Philips
International Institue Diploma derecesine sahiptir. Türkiye’de Bimsa ve İnfo firmalarında ve yurt
dışında Dornier System GmbH’da teknik ve yönetim görevleri aldıktan sonra, NCR firmasında Genel Müdür Yardımcılığı ve Sun Microsistemler A.Ş.’de Genel Müdür olarak çalıştı. Aynı dönemlerde
Koç, Sabancı, Eczacıbaşı Gruplarına danışmanlık hizmetleri verdi. 1995 yılından bu yana Vestel
Elektronik A.Ş. yönetim takım çalışmalarının içinde yer almakta ve halen Yönetim Kurulu üyesi
olarak görev yapmaktadır. Birleşmiş Milletler UNDP kuruluşu için Vietnam’da danışmanlık yapmıştır. Türkiye Bilişim Vakfı ve Unix Kullanıcıları Derneği kurucu üyesi ve Microsoft’un Çözüm
Geliştirme Disiplini konusunda sertifikalı danışmanıdır. 2005 TÜBİSAD Ömür Boyu Hizmet ödülü
sahibidir.
10
6
PARALEL OTURUMLAR
6.1
6.1.1
5 Temmuz Çarşamba Oturumları
Tedarik Zinciri Yönetimi (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Mehmet Tanyaş
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 1
Kapasite Kısıtı Altında Özdeş Olmayan Tedarikçiler Arasındaki Rekabetçi Tedarik Zinciri Yönetimi
Ozan Candeniz, Taner Bilgiç
Bir ana üretici ve bu üreticiye özel bir ürün sağlayan özdeş olmayan iki tedarikçiden oluşan bir
tedarik zinciri problemi ele alınmıştır. Her iki tedarikçinin amacı da üretici ile çalışmaktır. Bunlardan biri büyük (iyi bilinen) diğeri ise küçük (fazla bilinmeyen) birer tedarikçidir. Üreticinin pazar
talebi ise belirli bir rastgele dağılımdır. Büyük tedarikçi sahip olduğu altyapı ve tecrübe ile küçük
tedarikçiye göre üretim maliyeti avantajına sahiptir. Üretici, büyük tedarikçinin birçok müşterisi
arasındaki işinin küçük bir kısmını tutmaya adayken, küçük tedarikçinin ise ana müşterisi olmaya
adaydır. Bu nedenle büyük tedarikçi, üreticiden gelen her siparişi karşılayacak kapasiteye sahip
değildir. Olayların sırası şöyle gelişir: Büyük tedarikçi üreticiye toptan fiyat ve transfer ödemesinden oluşan bir sözleşme sunar. Bunu yaparken üreticinin diğer seçeneği olan küçük tedarikçiyi göz
önünde bulundurur. Üretici bunu kabul veya red edebilir. Kabul etmesi durumunda kendi beklenen
kârını eniyileyen miktarı büyük tedarikçiye sipariş eder. Tedarikçi kapasitesi ölçüsünde bu siparişi
üretir ve dönem sonunda karşılıklı ödemeler yapılır. Eğer üretici büyük tedarikçinin sunduğu sözleşmeyi red ederse küçük tedarikçiye toptan fiyat ve transfer ödemesinin olduğu bir sözleşme sunar.
Küçük tedarikçi bunu kabul eder ya da red eder. Bu çalışmada olaylar büyük tedarikçi açısından incelenmekte olup, büyük tedarikçinin üretim kapasitesinin sınırlı olması durumunda her bir aktörün
denge davranışının nasıl değiştiği irdelenmiştir. Tedarikçinin üretim kapasitesinin kısıtlı olmasının
zincirdeki aktörlerin davranışları üzerindeki etkileri gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Optimizasyon, Oyun Teorisi
Bütünleşik Tedarikçi Seçimi ve Sipariş Miktarı Belirleme Problemine Matematiksel
Modelleme Yaklaşımı
Tunç Erel, Peral Toktaş Palut
Bu çalışmada, birden fazla üretim tesisine ve tedarikçiye sahip uluslararası bir otomotiv yan sanayi
firmasının bütünleşik tedarikçi seçimi ve sipariş miktarı belirleme problemi ele alınmıştır. Firmanın
rekabet gücünün belirlenmesinde büyük öneme sahip olan bu problemin çözümü için bir matematiksel model kurulmuştur. Amaç, söz konusu firmanın üretim tesisi ve ürün bazında, yerel ya
da global olarak çalışacağı tedarikçilerden en uygun olanları seçmek ve sipariş miktarlarını belirlemektir. Ürünler, karmaşık ve basit olmak üzere iki sınıfa; tedarikçiler ise yerel, global stratejik
ve global ikincil olmak üzere üç sınıfa ayrılmıştır. Sadece basit olan ürünler yerel tedarikçilerden
temin edilebilmektedir. Yerel tedarikçiler satın alınan miktara bağlı olarak fiyat indirimi yapmakta;
global stratejik ve ikincil tedarikçiler ise satın alınan malların tutarına göre para iadesinde bulunmaktadır. Kurulan matematiksel modelde, amaç fonksiyonu, tedarik zincirinin toplam maliyetini en
küçüklemek olarak belirlenmiştir. Toplam maliyet fonksiyonunda, satın alınan ürünlerin maliyetleri, tedarikçiler ile yapılan sözleşme maliyetleri, tedarikçiler ile üretim tesisleri arasındaki taşıma
11
maliyetleri, elde bulundurma maliyetleri ve yok satma maliyetleri göz önünde bulundurulmuştur.
Kurulan matematiksel model çözülerek elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Tedarikçi Seçimi, Sipariş Miktarı Belirleme, Matematiksel Modelleme
Kısa Ömürlü Ürünler için Bir Tedarikçi ve İki Perakendeciden Oluşan Tedarik Zincirinde Uygun Stok Politikalarının Araştırılması
Ahmet Kara, İbrahim Doğan
Tedarik zinciri yapısı içerisinde kısa ömürlü ürünlerin sadece stok miktarını dikkate alan geleneksel
envanter kontrol politikalarında farklı olarak, ürünlerin yaş bilgisinin önemini vurgulamak için yaş
bilgisine dayalı stok kontrol politikaları incelenmiştir. Bu çalışmada, bir tedarikçi ve iki perakendeciden oluşan iki aşamalı tedarik zincirinde rassal talep yapısına sahip kısa ömürlü ürünler için en
uygun sipariş verme kararları araştırılmıştı. Ayrıca, merkezi ve merkezi olmayan kontrol politikalarında, envanterinde farklı yaş gruplarında ürün bulunduran tedarikçinin, iki farklı perakendeciden
gelen siparişleri nasıl tahsis edeceği ile ilgili 3 farklı yöntem sunulmuştur. Sipariş kararları için en
uygun değerler genetik algoritma ile elde edilerek simüle edilmiştir. Sayısal deneylerde, performans
ölçümü olarak toplam ortalama maliyet düşünülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Kısa Ömürlü Ürünler, Tedarik Zinciri Yönetimi, Stok Kontrol Yönetimi
Bir Otomotiv Firması Tedarik Ağı için Milk-Run Araç Rota Optimizasyonu
Olcay Polat, Seda Yurdakul
Sürekli artan rekabet ortamında firmalar giderek azalan karlılığın önüne geçmek için her alanda
iyileştirmeler yapmaya çalışmaktadır. Bu iyileştirmeler genellikle özünde israflardan arınmayı amaç
edinen yalın prensipler uygulanarak gerçekleştirilmektedir. Lojistik faaliyetlerin büyük maliyet kalemleri olarak görülmesi bu alanda yalın prensipleri gerekli kılmıştır. Yalın lojistik uygulamalarından
biri milk-run sistemidir ve küçük parti büyüklükleri ile tedarikçilerden sık frekanslarda malzeme taşınması temelinde hizmet vermektedir. Her tedarikçiye farklı araçlarla gitmek yerine az miktardaki
yüklemelerle birden fazla müşteri arasında bir rota oluşturulmaktadır. Milk-run sistemlerinin temelini oluşturan araç rotalama problemi (ARP), temelde merkez bir depodan hizmet veren bir araç
filosunun hizmet ağındaki toplam seyahat mesafenin en küçüklenmesini amaçlamaktadır. Bu çalışma kapsamında bir otomobil firmasının tedarik ağı için milk-run araç rotalarının optimizasyonu
amaçlanmıştır. Bu kapsamda problem Heterojen Sabit Filolu ARP (HSFARP) olarak ele alınmış,
problemin çözümü için bir paralel değişken komşuluk arama (PDKA) algoritması geliştirilmiştir.
Geliştirilen algoritmanın sınanması için literatürde HSFARP için var olan kıyaslama setleri çözülmüş ve oldukça etkin çözümler elde edilmiştir. Web tabanlı harita uygulaması ve Mesafe Matris API
kullanılarak tedarikçilerin gerçek konumlarına ilişkin trafiği dikkate alan süre matrisleri oluşturulmuştur. Geliştirilen yazılım yardımı ile firma verileri doğrultusunda problem çözülmüş ve firmanın
tedarik ağı için var olan mevcut milk-run araç rotaları ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, tedarik ağındaki milk-run araç rotaları için önerilen sonuçlardaki toplam seyahat süresinin, mevut rotaların
toplam süresinden daha kısa olduğunu ortaya koymuştur.
Anahtar Kelimeler: Araç Rotalama Problemi, Değişken Komşuluk Arama, Milk-Run
12
6.1.2
Kalite Yönetimi - 1
Oturum Başkanı: Erdal Emel
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 2
Bir Otomotiv Yan Sanayii Şirketinde Çalışan Memnuniyetinin Analizi
Mesut Kumru, Pınar Yıldız Kumru
Çalışan memnuniyetini olumlu etkileyen unsurların belirlenerek bunların iyileştirilmeleri işletmeler
için önemli bir araştırma konusudur. Bu çalışmada, otomotiv yan sanayiinin lider firmalarından
birisinde çalışan memnuniyeti incelenmiş, organizasyonel ve kişisel faktörlerin çalışan memnuniyeti
düzeyine etkileri araştırılmıştır. Veri temininde, 31 mavi yaka, 9 beyaz yaka olmak üzere toplam 40
çalışana (0.90 güven seviyesi, 0.127 hata) 5’li Lekert ölçeğine dayalı 42 soruluk anket (güvenilirlik
0.948) uygulamasından yararlanılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bilgiler bilgisayar ortamında
kodlanmış, analiz için SPSS 15.0 paket programından yararlanılmıştır. Anket bilgilerinde yer alan
beş kişisel özelliğin (yaş, cinsiyet, hizmet süresi, statü, eğitim durumu) demografik analizinden sonra,
yedi ana faktör (fiziksel çalışma ortamı, yapılan iş, iş arkadaşları, çalışılan şirket, amirler, genel şirket
yönetimi. eğitim programları) arasından seçilen altı alt faktöre dayalı (çalışan fikrine önem verme,
amir memnuniyeti, ücret memnuniyeti, eğitime uygun bölümde çalışma, iş arkadaşlarıyla uyum,
eğitimin işi kolaylaştırması) memnuniyet düzeyleri ile demografik özelliklerin ilişkisi parametrik olmayan ki-kare testiyle incelenmiştir. Bu çerçevede oluşturulan dokuz hipotez test edilmiştir. Ayrıca,
yapılan işle ilgili bir husus (çalıştığım işten memnunum) ve çalışılan şirketle ilgili iki husus (yaptığım işin karşılığını aldığıma inanıyorum, çalıştığım şirket çalışanlarının memnuniyetine önem verir)
yedi ana faktörle ilişkilendirilmeye çalışılmış, örnek regresyon bağıntıları ortaya konulmuştur. Oluşturulan 9 hipotezden 6 tanesi kabul edilirken, 3 tanesi red edilmiştir. Red edilen hipotezler ‘statü’
ile ‘işçi sağlığı ve iş güvenliğine verilen önem’ ve ‘alınan eğitime uygun bir bölümde çalışma’ yanısıra, ‘eğitim durumu’ ile ‘alınan eğitime uygun bir bölümde çalışma’ ilişkilerinin bağımlılığını ortaya
koymuştur. Gerçekleştirilen 3 farklı doğrusal regresyon çalışmasında model uyumunu gösteren R2
değerleri 0.700, 0.716 ve 0.750 olarak bulunmakla birlikte, modeller açısından bakıldığında az sayıda
ana faktörün memnuniyet üzerinde anlamlı etki yarattığı görülmüştür. Buna göre, birinci modelde
‘yapılan iş ve içeriği’ ile ‘iş arkadaşlarıyla ilişkiler’ ve ‘yöneticiler’; ikinci modelde ‘çalışılan şirket’;
üçüncü modelde ise ‘çalışılan şirket’ ve ‘eğitim sistemi’ anlamlı bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Çalışan Memnuniyeti, Hipotez Testi, Ki-Kare testi, Regresyon Analizi
Kurumsal Kaynak Planlaması’nda Verimliliğin İşletmenin Ulusal Kökeni ve Faaliyet
Gösterdiği Sektör ile İlişkisi
Sevgi Akar, Ebru Demir
Globalleşen dünyada artan rekabetin yanında yüksek hacimli üretimin istenilen kalite standartlarıyla ve düşük maliyetle sağlanabilmesi için işletmelerin bilgi sistemlerini kullanmaları ihtiyaç haline
gelmiştir. Enformasyon sistemlerinin etkin olabilmesi için her ERP uygulaması üreten firmanın yazılımın verimliliğini arttırmada kritik başarı faktörlerini dikkate alarak sistem güncellemesi yapmaları
gerekmektedir. Bu çalışmada, Kurumsal Kaynak Planlaması’nda verimliliğin işletmenin ulusal kökeni ve işletmenin içinde bulunduğu sektör ile ilişkisi araştırılmıştır. ERP (Enterprise Resource
Planning) yazılımı seçiminde ve etkin kullanımında dikkat edilen kriterler farklı sektörlerdeki 55
işletmeye anket yöntemiyle uygulanmış; kritik başarı faktörlerini önem derecelerine göre puanlamaları istenmiştir. Devam etmekte olan çalışmada elde edilen veriler değerlendirilmiş ve SPSS ile
13
analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular Kurumsal Kaynak Planlaması’nda verimliliği etkileyen kritik
başarı faktörlerinin önem derecelerinde işletmenin ulusal kökeni ve faaliyet gösterdiği sektöre göre
farklılıklar olduğunu göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Kurumsal Kaynak Planlaması, Verimlilik, Başarı Faktörleri, Ulusal Köken, Sektör
Yonga Levha Üretimini Gerçekleştiren Entegre Bir Tesiste Süreç İyileştirme Çalışması
Esra İncel, Demet Gönen, Kadriye Ergün
Süreç iyileştirme, günümüz rekabet ortamında bütün kaynakların optimum seviyede kullanılarak iç
ve dış müşteri memnuniyetini olabildiğince yüksek tutup sektörde var olma savaşında sağlam bir
adım atılması için kullanılan etkin yöntemlerden biridir. Sürecin performans düzeyinin artırılması
olarak da tanımlanan süreç iyileştirme çalışmalarıyla çevrim zamanlarını azaltmak, maliyetleri düşürmek, kalite ve iş performanslarında artış sağlamak amaçlanmaktadır. Bu çalışmada yonga levha
üretimini gerçekleştiren entegre bir tesis, tesis yerleşimi kapsamında incelenmiş ve bu kapsamda
işletmede süreç iyileştirme çalışmaları yapılmıştır. Tesis yerleşiminin en uygun bir şekilde tasarlanması, üretim tesislerinin etkin ve verimli bir şekilde işletilebilmesinde önemli bir role sahiptir.
Sistematik tesis planlaması adımlarının uygulandığı bu çalışmada, incelenen tesis, 22 alt tesise ayrılmış ve bunlar arasındaki ilişkiyi gösteren faaliyet ilişki çizelgeleri oluşturulmuştur. Mevcut durum
analiz edilmiş ve gereksiz taşımaları azaltmak üzere öneride bulunulmuştur. Süreçte gerçekleştirilen
iyileştirmeler ile işletmenin kaynaklarının daha etkin kullanılması sağlanmış ve değer yaratmayan
faaliyetler ortadan kaldırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Süreç İyileştirme, Tesis Tasarımı, Süreç İyileştirme Tekniği
6.1.3
Sağlık Sistemleri - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Erhun Kundakçıoğlu
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 3
Simulation of Pharmaceuticals Inventory Management in a Multi-Supplier and MultiRetailer System with Supply Disruptions
Cem Deniz, Çağlar Bozkır, Erhun Kundakçıoğlu
This study focuses on pharmaceuticals’ inventory management in the presence of national drug shortages (i.e., random supply disruptions). The system considered for this study includes two suppliers,
one of which is an always-available yet costly emergency option, such as in-house production or a
substitute drug. Demand is assumed to be stochastic and transshipment between hospitals is allowed. Due to mathematical complexity of the problem, a (Q, R) inventory control policy is evaluated
using a simulation model. Managerial insights are also provided for inventory parameters and related costs in healthcare systems.
Keywords: Inventory Management, Simulation, Healthcare Systems, Supply Disruptions
Ordering and Transshipment Policies for a Healthcare System with Two Hospitals
Hamed Shourabizadeh, Erhun Kundakçıoğlu
14
One of the most important challenges in healthcare systems is managing inventory. Depending on
available capacity and average expiration dates, hospitals typically determine replenishment cycles
without mathematical optimization. Drugs are demanded either directly from producers or, in some
countries, from pharmaceutical warehouses. Our study focuses on determining optimal inventory
levels that minimize the total cost (e.g., inventory holding, ordering, stock out, transshipment) for
a healthcare system consisting of two hospitals. Collaboration between hospitals in the form of joint
replenishment and transshipment (stock transfer) is allowed. Therefore, hospitals facing uncertain
demand would immensely benefit from a collaborative inventory model that naturally increases the
quality of care for patients (drug accessibility) and time between consecutive orders.
Keywords: Inventory Management, Healthcare Inventory System, Lateral Transshipment, Stochastic
Admission Control in an Intensive Care Unit with Readmission
Faruk Akın
We consider an Intensive Care Unit and focus on the effects of early discharge decisions. The system may admit, reject or admit by early discharging a current patient in the ICU. Each discharged
patient may join the environment and cause readmission, where we assume that early discharged
patients are more likely to join the environment than regularly discharged patients. Arrival processes occur according to a Poisson process with a constant rate while the rate of recurring patients
depends on the number of patients in the environment. Length of stay for all patients is an exponentially distributed random variable with the same rate. We investigate the structure of the optimal
admission control policy.
Keywords: Decision Making, Service System
An Empirical Analysis of Diagnostic Test Ordering Behavior of Physicians at Outpatient Units under the Influence of Workload
Büşra Ergün Şahin
We investigate the influence of workload on the use of diagnostic tests by physicians in outpatient
units. The objective in this paper is to show using actual operational data from hospitals, that
healthcare delivery workers demonstrate adaptive behavior in response to the amount of workload.
We hypothesize that physicians order more diagnostic tests when they have less time to spend with
the patient, and we test this hypothesis using data from different clinics in a large teaching and
training hospital.
Keywords: Workload, Empirical Analysis, Healthcare
6.1.4
Afet Yönetimi - 1
Oturum Başkanı: Emre Tokgöz
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 4
Çevreye Duyarlı Akıllı Ev Sistemlerinin Çok Ölçütlü Olarak Değerlendirilmesi
Tuba Akcan, Mehmet Ulaş Koyuncuoğlu
15
Günümüzde akıllı ev sistemleri sağladığı avantajlar itibariyle önemi her geçen gün artmaktadır. Bu
sistemler hem sağladığı tasarruflar hem de çevreye duyarlılık özellikleri ile toplumsal yaşantının
standartlarını artıran etkiye de sahiptir. Bununla birlikte akıllı ev sistemi ve bileşenlerinin belirlenmesi süreci önemli bir karar problemi olup bu çalışma, yeni nesil akıllı ev sistemi ve bileşenlerinin
risk faktörleri de dikkate alınarak çok ölçütlü olarak değerlendirilmesini kapsamaktadır. Alternatifler arasından en uygun sistemin belirlenmesi için çevresel kriterler, ekonomik kriterler ve güvenlik
kriterleri başlıca kriterler olarak belirlenmiş ve risk altında çok ölçütlü karar verme yöntemi olan
Aksiyomlara Tasarım (RFAD) ile değerlendirme gerçekleştirilmiştir. Risk faktörlerinin sonuçlar üzerinde etkili olduğu belirlenmiş olup, kullanıcı için en uygun sistemin belirlenmesi süreci ve sonuçları
paylaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Aksiyomlarla Tasarım, Risk Faktörü, Çok Kriterli Karar Verme
Afet/Kriz Yönetiminde Manifold Yer ve Yön Bulma Tekniğinin Uygulanması
Emre Tokgöz
Afet/kriz durumlarında oluşan zararların en aza indirilmesi için gerekli yerleşim bölgelerinin boşaltılmasında yol uzunluk hesaplamaları ile karşılık gelen stratejinin önemi büyüktür. Bu konuşmada
yakın geçmişte YAEM’in bir parçası olarak tanıtılan Manifold yön ve yer belirleme tekniğinin kriz ve
afet durumlarında nasıl uygulanabileceğinin yani sıra uygulanabilecek bölge boşaltma stratejilerine
yer verilecektir.
Anahtar Kelimeler: Afet/Kriz, Manifold Yer/Yön Belirleme Çözümü
Afet Yönetiminde Sahra Hastanesi Yer Seçimi Problemi için Bulanık P-Medyan Modeli Önerisi
Burcu Küçük, Deniz Diyaroğlu, Berk Ayvaz, Ali Osman Kuşakçı
Afetler, daima hazır olmayı gerektirip maddi ve manevi zararları ciddi boyutta olan olaylardır.
Afetlerin yıkıcı etkilerini azaltabilmek için afet yönetimi etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Afet yönetiminde başarı, yalnızca afet sonrası iyileştirme çalışmalarının değil, afet öncesinde yapılması
gereken önlem alma çalışmalarının sonucu olarak da ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, deprem afetinin meydana gelmesi durumunda ihtiyaç noktaları dikkate alınarak mevcut hastanelere ek olarak
kurulabilecek sahra hastaneleri için yer seçim problemi ele alınmıştır. Ele alınan problem için bulanık ortamda p-medyan modeli geliştirilmiştir. Önerilen model daha önce İstanbul ilinin Zeytinburnu
ilçesi için yapılan bir çalışmadan (Aydın, 2016) esinlenilerek geliştirilmiştir. Çalışmada önerilen bulanık p-medyan modeli, İstanbul’un Kartal ilçesinin afet yönetim sürecine uygulanmıştır. Mevcut
hastanelerinin yanında afetzedelere ilk yardım hizmeti verecek olan potansiyel sahra hastaneleri olarak ilçedeki devlet liseleri kabul edilmiştir. Modeli kurarken kullanılacak tahmini kazazede/yaralı
sayısı belirlerken Japon Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA)’nın “Türkiye Cumhuriyeti İstanbul İli
Sismik Mikro-Bölgeleme Dâhil Afet Önleme/Azaltma Temel Planı Çalışması”ından faydalanılmıştır.
Bununla birlikte kritik parametrelerdeki değişimin sonuçlara olan etkisini tespit etmek için analizler
yapılmıştır. Sonuçların özellikle yerel yönetimlere afet yönetimi kapsamında karar verme aşamasında
destek vermesi düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Afet, Afet Yönetimi, Afet Lojistiği, Bulanık Mantık, P-Medyan Problemi
16
Afet ve Acil Durumlarda Toplanma Yerlerinin Seçimi
Büşra Doğru, Esma Bayraktar, Fatma Yamaç, Emrullah Demirci
Doğanın oluşumundan beri afetler hep olmuş ve bundan sonra da olmaya devam edecektir. Günümüzde de meydana gelen afetler insanalara ve çevreye büyük zararlar vermiştir. Doğal afetlerin
oluşması engellenemiyeceğinden oluşabilecek kayıpların azaltılması ve risklerin düşürülmesi için önceden önlemlerin alınması önemli olmaktadır. Bunun için afet yönetimi ve acil durum planlaması
yapılmalıdır. Bu çalışmada afet ve acil durumlarda yerleşim yerlerinde uygun toplanma yerlerinin
belirlenmesi amaçlanmıştır. Kümeleme analizi toplanma alanlarının sayısı, çeşitli senaryolaral en
etkin küme sayısı belirlenmiş ve ağırlık merkezi yöntemiyle de toplanma yerleri tespit edilmiştir.
Çalışma KTÜ Kanuni Kampüsünde uygulanarak Acil Eylem Planı’na alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Kümeleme Analizi, Toplanma Merkezleri, Acil Eylem Planı
6.1.5
Araç Rotalama - 1
Oturum Başkanı: Mehmet Güray Güler
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 5
Çok Kriterli İnsansız Hava Aracı Rota Planlama Problemi için Bir Evrimsel Algoritma
Erdi Daşdemir, Diclehan Tezcaner Öztürk, Murat Köksalan
Bu çalışmada iki boyutlu uzayda hareket eden insansız hava araçlarının (İHA) çok kriterli rota
planlama problemi için rota planlayıcının tercihlerini dikkate alan bir evrimsel algoritma geliştirilmiştir. Ziyaret edilmesi gereken hedeflerin iki boyutlu uzayda konumlandırılması ve birbirleriyle çelişen amaçların gözetilmesi sonsuz rota seçeneğine yol açmakta ve problemi karmaşıklaştırmaktadır.
Problemin yapısından kaynaklanan bu tür sorunların çözülmesi için yaklaşımlar geliştirilmiştir. Bu
çalışmadaki evrimsel algoritmada, rota planlayıcı referans noktaları tanımlayarak kriter değerleriyle
ilgili tercihlerini belirtmekte, algoritma da bu referans noktalarına yakın Pareto-optimal çözümleri karar vericiye sunmaktadır. Çok kriterli karmaşık problemlerde tüm Pareto-optimal çözümlere
ulaşmanın zorluğu nedeniyle karar vericinin tercihlerini kullanarak kısıtlı bir çözüm kümesine ulaşmak amaçlanmıştır. Böylelikle sadece tercih edilen bölgelerdeki çözümlere odaklanılmaktadır. Bu,
hem hesaplama süresini düşürmekte hem de yakınsama gücünü artırmaktadır. Ayrıca, algoritma
çalışmaya başladıktan sonra da rota planlayıcıya referans noktalarını değiştirme esnekliği sunulmaktadır. Başlangıç tercihlerinde değişiklik yapmak isteyen veya çözüm uzayının farklı bölgelerini keşfetmek isteyen bir kullanıcı algoritmayı sorunsuz şekilde kullanabilir. Algoritmanın içerisine
yerleştirilen arşiv mekanizması, algoritma çalışmasını tamamladığında, tercih edilen çözümlere ek
olarak Pareto-optimal çözüm setinin tamamını kabaca temsil eden bir çözüm kümesini de rota planlayıcısının bilgisine sunmaktadır. Bu çözüm kümesi, Pareto-optimal çözüm setinin farklı bölgelerini
keşfetmek isteyen bir rota planlayıcının yeni referans noktalarını belirlemesine de yardımcı olacaktır.
Geliştirilen evrimsel algoritma bazı problemler üzerinde denenmiştir. Denenen problemler içerisinde
Pareto-optimal çözüm setinin kesikli olduğu problemler de bulunmaktadır. Algoritma, rota planlayıcının tercih ettiği bölgelere en yakın Pareto-optimal çözümlere başarılı bir şekilde ulaşmaktadır.
Rota planlayıcının referans noktasını belirli aralıklarda değiştirdiği durumlarda da algoritmanın kısa
süre içerisinde yeni referans noktasına yakın çözümlere ulaşabildiği görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: İnsansız Hava Araçları, Çok Kriterli Rota Planlama, Evrimsel Algoritma, Re17
ferans Noktası
Bir E-Ticaret Firmasında Taşıyıcı Seçmeli ve Sipariş Birleştirmeli Araç Rotalama Uygulaması
Furkan Erdoğdu, Mehmet Güray Güler
Bu çalışma bir e-ticaret firmasının karşılaştığı tedarik zinciri problemini çözmeyi amaçlamaktadır. Firma internet adresi üzerinden aldığı siparişleri anlaşmalı tedarikçilerine ürettirdikten sonra
Bursa’daki operasyon merkezinden tüm Türkiye’ye dağıtmaktadır. Ürünlerin bazıları kargo firmalarıyla müşteriye teslim edilmekteyken bazılarıysa şirketin kendi kullanımı için kiraladığı özel araçlarla
son nokta teslimatı yapan yerel nakliye firmalarının depolarına ulaştırılmaktadır. Son nokta teslimatının oldukça pahalı ve karmaşık bir süreç olması şirketin bu politikayı benimsemesine neden
olmuştur. Ayrıca şirket özel araçlarını gerektiğinde bazı siparişleri gecikme pahasına dahi olsa diğer
günlerin siparişleriyle birleştirmek suretiyle tam dolu olarak gönderebilmek istemektedir. Burada iki
farklı nakliye seçeneği altında hangi siparişlerin hangi seçenekle gönderileceği ve özel filodaki araçların rotalarının nasıl olacağı şirket tarafından alınması gereken operasyonel kararlardır. Bu kararları
almak yüzlerce sipariş söz konusu olduğunda oldukça zorlayıcı problemlere dönüşebilmektedir. Bu
çalışmada bu problemlere optimizasyon teknikleriyle çözüm üretilmeye çalışılmıştır. Literatürde
“Tam Treyler Yükü – Treyler Yükünden Az” (FTL – LTL) ve “Özel Filo – Genel Taşıyıcı” olarak
geçen problemlere getirilen çözümler incelenmiş ve baz alınmıştır. Problem önce sipariş birleştirme
hususu da göz önüne alınarak karma tamsayılı programlamayla modellenmiştir. Ardından çözüm
için harcanan zamandan tasarruf etmek adına Clarke & Wright Tasarruf Algoritması’na dayalı sezgisel bir çözüm yöntemi daha geliştirilmiştir. Makul bir süre içinde bazı problem kümeleri için iyi
sonuçlar elde edilmiştir. Bununla beraber maliyet hesabı için kullanılan katsayı gibi bazı parametreler değiştirilerek bunların çözüme etkisi incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Araç Rotalama, E-Ticaret, Nakliye, Karma Tam Sayılı Programlama, Sezgisel
Çözüm
Nakliye Optimizasyonu: Bir E-ticaret Firmasında Uygulama
Mehmet Güray Güler, İsmail Sevim, Kemal Erol
Bu çalışmada Bursa İnegöl’de üretilen mobilyaları internet üzerinden tüm Türkiye’ye satan bir firmanın araç rotalama problemi ele alınmaktadır. Şirket küçük ürünleri kargo ile gönderirken büyük
ürünler İnegöl’deki nakliye firmaları ve sonrasında yerel nakliyeciler tarafından müşterilere ulaşmaktadır. Çoğu zaman nakliye firmaları ve yerel nakliyeci kombinasyonu uygun maliyetlere sahipken,
bazı durumlarda çok yüksek maliyetler ortaya çıkabilmektedir. Bu tip durumlarda firma bir araç
kiralayıp daha düşük maliyetle gönderim yapabilmektedir. Bu çalışmada hangi durumlarda araç kiralanabileceği ve kiralandığında nasıl bir rota takip edileceği sorusuna cevap aranmıştır. Problemin
belli varsayımlar altında dinamik parti büyüklüğü (dynamic lot sizing) problemine dönüştüğü ve
Wagner Whitin algoritması ile çözülebildiği gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: E-Ticaret, Araç Rotalama, Nakliye, Dinamik Parti Büyüklüğü
Drone ile Teslimat Rotalaması için Bir Matematiksel Model
Sinem Han, Begüm Özer, Barış Alioğlu, Özgür Polat, Tülin Aktin
Lojistik sektörü, ürünlerin taşınmasının yanı sıra, siparişlerin alımından depolanmasına kadar geçen
18
tüm süreçte, ürünlerin istenilen yere, istenilen zamanda temin edilmesini amaçlamaktadır. Karayolu
ulaşımı, maliyet ve hizmet açısından uygun görüldüğünden, günümüzde en çok tercih edilen ulaşım
sistemidir. Son yıllarda teknolojinin gelişimiyle beraber, bekleme süresini ve insan gücü maliyetini
ortadan kaldırmak için, drone ile teslimat çalışmaları başlamıştır. Bu çalışmalar ışığında, drone’ların
kullanım alanı artmış ve birçok ürün teslimatının drone ile yapılması, yeni bir teslimat yöntemi olarak ortaya çıkmıştır. Karayoluyla gerçekleşen taşımacılıkta, trafik problemi söz konusudur ve oluşan
bu trafik ile ürünlerin teslimat süresi gecikebilmektedir. Bunun sonucunda ortaya çıkan müşteri
memnuniyetsizliği, firmaların imajını zedelemekte ve potansiyel gelir kaybı oluşturmaktadır. Ayrıca, trafiğe bağlı olarak artan CO2 salımı hem doğaya, hem de ekonomiye zarar vermektedir. Kısa
süreli veya kısa mesafeli teslimatlar, firmalar için ciddi bir maliyet oluşturmaktadır. Bu çalışmada,
bahsedilen problemlere çözüm olarak, drone’la teslimat ile daha hızlı ulaştırma, müşteri memnuniyetini arttırma, teslimat başına oluşan maliyeti enküçükleme ve çevre dostu bir teslimat şekli
amaçlanmaktadır. Yukarıda ortaya konan problemleri analiz etmek için pilot bölge olarak Bakırköy
ilçesi seçilmiş ve burada bulunan eczanelere drone ile ilaç teslimatı ele alınmıştır. İlk aşamada, eczanelerin koordinatlarını kullanarak kümeleme analizi yapan bir matematiksel model geliştirmiştir.
İkinci aşamada, bu kümelerden bir tanesi seçilerek, o kümeye ait eczaneler arasında drone rotalamasını bulan ve toplam kat edilen mesafeyi enküçüklemeyi amaçlayan bir matematiksel model
önerilmiştir. Geliştirilen modeller GAMS/CPLEX çözücüsü yardımıyla çözülmüştür. Sonuç olarak,
karayolu taşımacılığı ile drone’lar tarafından yapılan taşımacılığın, süre, maliyet ve “yeşil teslimat”
bakımından karşılaştırılma olanağı doğmuş bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Drone, Taşımacılık Sektörü, Araç Rotalama, Kümeleme
6.1.6
Çizelgeleme - 1
Oturum Başkanı: Nihan Çetin Demirel
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 6
Hidroelektrik Santrallerde Bakım Çizelgeleme ve Bir Uygulama
Sultan Ünlüsoy, Tamer Eren, Evren Can Özcan, Suna Çetin
Globalleşen dünyada ülkelerin gücünü belirleyen enerji politikaları o ülkenin ve toplumun gelişiminde, kalkınmasında büyük öneme sahiptir. Bugün gelinen noktada teknolojinin ilerleyişi, sanayileşme ve kentleşme faktörleriyle birlikte elektrik enerjisine duyulan ihtiyaç hızlı bir artış göstermektedir. Bu sebeple ülkeler daha fazla üretim yapmak zorunda kalmaktadır. Elektrik enerjisi, birçok
değişkeni içinde barındıran büyük bir sistemin çıktısıdır. Sistemin önceliği üretimdeki sürekliliği sağlamaktır. Fakat olası arızalara karşı önlem alınmazsa, sistemdeki küçük aksaklıklar üretimin uzun duruşlarına sebep olabilmektedir. Bu duruşlar sistemin sürekliliğini, verimliliğini ve üretim maliyetini
etkilemektedir. Hidroelektrik santraller yenilenebilir enerji üretimi yapan santrallerdir. Genellikle
bulundukları yerlerde bölgesel hizmet veren santraller, bazı durumlarda diğer bölgelere de enerji
sağlayabilmektedir. Hidroelektrik santrallerdeki ekipmanlar kendi içlerinde sınıflandırılabilir. Her
bir ekipman kendi sınıfındaki ekipmanlarla benzerlik gösterse de çalışma süresi ve özellikleri farklı
olabilmektedir, bu sebeple bakım sıklığı ile süresi de değişkenlik gösterebilmektedir. Hidroelektrik
santrallerde bakımı yapılacak ekipmana yetkili bir ekibin atanması, bakımın yapılacağı zaman diliminde üretimin aksamaması ve çeşitli kısıtların sağlanması ile ekipmanın henüz arızası oluşmadan
bakımının yapılması öncelikli hedeftir. Bu şartlar gözönünde bulundurularak arıza kaynakları, duruşları, fazla mesaileri, üretim maliyetini azaltmak, üretimde sürekliliği sağlamak ve üretimi verimli
19
hale getirmek için etkili bir bakım çizelgelemenin yapılması gerekmektedir. Bu amaçların eşzamanlı
olarak gerçekleştirilmesi ve oluşacak sapmaların görülebilmesi için ele alınan problemde hedef programlama yöntemi ile bir model kurulması planlanmıştır.Çalışmada, bir hidroelektrik santralinde
yapılacak örnek uygulama ile en verimli çizelgelenin oluşturulması amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Enerji Yönetimi, Bakım Çizelgeleme, Hedef Programlama
Ücretli Öğretmenlerin AHS-Hedef Programlama ile Derslere Atama Probleminin Çözümü: Kırıkkale’de Bir Uygulama
Vildan Alver, Neşet Bedir, Tamer Eren, Suna Çetin
Milli Eğitim Bakanlığınca ücretli öğretmenlik, öğretmen açığını gidermek için yıllardır uygulanmaktadır. Türkiye’de atama yapılan ücretli öğretmen sayısı 2017 verilerine göre 70000’in üzerindedir.
Ücretli öğretmenlik için başvuru yapanların sayısı ise ataması yapılanların üç katını bulmaktadır.
Ücretli öğretmenlik başvuruları İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde yönetmelikte izin verilen
çerçevede manuel olarak yapılmaktadır. 2016-2017 eğitim-öğretim yılında sadece Kırıkkale İlinde ve
sadece merkeze bağlı okullara 1500’e yakın başvuru yapılmıştır. Bu başvuruların yaklaşık üçte biri
ile 117 okulda 35 farklı derse atama yapılmıştır. Bu çalışmada mezuniyet durumu, özellikleri ve aldığı sertifikalara göre analitik hiyerarşi süreci yöntemi ile adayların atanabileceği derslerin ağırlıkları
hesaplanmış ve ağırlıklı hedef programlama ile matematiksel modeli kurulmuştur. Önerilen matematiksel modelle yapılan atama, mevcut durumla karşılaştırılmış ve bulunan sonuçlar tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ücretli Öğretmen, Personel Atama, Hedef Programlama, Analitik Hiyerarşi Süreci
Cerrahi Operasyonların Hedef Programlama Yöntemi ile Çizelgelenmesi Bir Örnek Uygulama
Şeyda Gür, Tamer Eren
Sağlık sektöründeki kuruluşlar genel olarak hasta ve personel memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı
amaçlamaktadırlar ve bunu ise temelde en yüksek kalitede hizmet vererek sağlamaktadırlar. Hastane
yönetimleri ekonomik motivasyonu sağlayacak ve aynı zamanda maliyetlerini de en aza indirgeyerek kârlılığı arttırmaya yönelik stratejik adımlar atacak planlamalar yapmaktadırlar. Bu durumda
ameliyathaneler, hastanelerin en önemli gelir kaynakları arasında yer almakta ve en maliyetli birim
olarak belirtilmektedir. Bu birimlerde yapılan etkin bir çizelgeleme ile hastanelerin kârlılığına çok
büyük oranda katkı sağlanabilmektedir.
Ameliyathanelerde gerçekleştirilecek olan operasyonlarda gerekli cerrahi operasyonlara göre oda
atamaların yapılması ve çeşitli kaynak kısıtlarının karşılanması ile düzenli çalışma saatlerinin belirlenmesi gibi etkenler ön plana çıkmaktadır. Bu durumlar dikkate alınarak ele alınan sağlık kuruluşlarında maliyetlerin düşürülmesi, hastane imkanlarının etkin bir şekilde kullanımının sağlanması,
hasta bekleme sürelerinin azaltılması, fazla mesailerin azaltılması ve personel ve hasta memnuniyetinin arttırılması amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik etkili bir ameliyathane çizelgelemelerinin
yapılması gerekmektedir.
Bu amaçların eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi ve problemin yapısı gereği esnek bir model kurulması gerektiği düşünülmüştür. Buna göre ise çözüm aracı olarak ön plana hedef programlama
yöntemi çıkmıştır. Bu çalışmanın Kırıkkale devlet hastanesinde örnek uygulaması yapılmış ve en
uygun haftalık çizelgeler oluşturulmuştur.
20
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Ameliyathane Çizelgeleme, Hedef Programlama, Hastane Yönetimi
Hidroelektrik Santrallerda Vardiya Personeli Çizelgeleme Problemi için Hedef Programlama Yaklaşımı
Neşet Bedir, Evren Can Özcan, Tamer Eren
Teknolojik gelişmeler, nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşme olgularının bir sonucu olarak her geçen
gün biraz daha artan enerji talebi, enerjinin küresel rekabet ve toplumsal refah düzeyi üzerindeki
göz ardı edilemez etkileri de dikkate alındığında, ülkeleri sürdürülebilir politikalar üretme mecburiyetinde bırakmıştır. Bu politikaların temelini ise, kesintisiz, çevreye duyarlı, verimli ve ekonomik
elektrik üretimi teşkil etmektedir. Buradan hareketle, elektrik üretim santrallarında sürdürülebilir
enerji arzının sağlanabilmesi için üretim, bakım, malzeme ve personel yönetiminin eş zamanlı olarak
sağlanması kritik öneme sahiptir. Elektrik üretim santrallarının karmaşık bakım ve işletme prosesleri
göz önüne alındığında, kesintisiz, verimli ve düşük maliyetli enerji üretimi için santralların yetkin bir
personel kadrosunu ile işletilmesini bir zorunluluk haline gelmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada,
Türkiye elektrik üretiminin yaklaşık dörtte birlik kısmını teşkil eden hidroelektrik santrallardan bir
tanesinde işletme personelinin çizelgelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, işçilerin tecrübe ve bilgi
birikimlerine uygun işlere atanması ile adil iş dağılımı temel alınarak, operatör kaynaklı üretim kayıpları önerilen tam sayılı hedef programlama modeli ile minimize edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hedef Programlama, Personel Çizelgeleme, Hidroelektrik Santral
6.1.7
Sürdürülebilirlik - 1
Oturum Başkanı: Semra Ağralı
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 7
Karbon Kısıtlı Ortamda Risk Bazlı Yatırım Modellemesi
Esra Adıyeke, Semra Ağralı
Yakıt ve elektrik fiyatları enerji sektöründe yapılacak yatırımlara ait başlıca risk kaynaklarındandır.
Bir elektrik üreticisi için ise bu risk unsurlarına ek olarak yapacağı yatırımların yüksek maliyetli
oluşu ve tesis kurulumu veya kapasite artırımına ait kararlar gerçekleştikten sonra bu yatırımlar
üzerinde geriye yönelik güncellemeler yapmanın zorluğu yalnızca kar maksimizasyonunu ele alan bir
karar destek yapısını yetersiz kılmaktadır. Bununla birlikte ülkeleri bağlayan yasal yükümlülükler
dahilinde karbon emisyonun mali bir karşılığının olması beraberinde yakıt ve elektrik fiyatlarında
olduğu gibi karbon emisyonu hakkı fiyatları için de geçerli belirsizlikler getirmektedir. Bu çerçevede
yarı liberal bir enerji pazarına girmeyi planlayan bir elektrik üreticisi firma için belirli bir planlama ufku boyunca çeşitli güç üretim alternatiflerini ve karbon yakalama ve tutma teknolojilerini
değerlendiren risk bazlı bir optimizasyon modeli geliştirilmiştir. Elektrik, yakıt ve karbon fiyatları
ekonometrik modeller yardımıyla senaryolaştırılmış ve çeşitli riskten kaçınma seviyeleri için kara
ait koşullu riske maruz değer nazlanmıştır. Yapısal, operasyonel, teknolojik ve portföy oluşturma
kısıtlarına ek olarak, elektrik üretimi sonucu açığa çıkan karbon miktarı firmanın kendisine tanınan
yasal üst sınırı geçtiği takdirde emisyon hakkı satın alma zorunluluğu; bu sınırın altında kaldığı
durumda ise firmaya ait fazla emisyon hakkını satma seçeneği de modele dahil edilmiştir. Model
orta büyüklükte senaryo kümeleri için çözülmüştür, bilgi sayısal sonuçlar raporlanacaktır.
21
Anahtar Kelimeler: Enerji Piyasası, Fiyatlama, Risk
Tornalama İşleminde Yüzey Kalitesinden Taviz Vermeden En Az Seviyede Karbon Salınmasına İmkân Verecek Kesme Şartlarının Belirlenmesi
Yusuf Tansel İç, Ceren Cabbaroğlu, Ezgi Dilan Yüksel, Huri Maide Sağlam
Bütün sektörlerde olduğu gibi, imalat sektörlerinde de yapılan çalışmaların doğaya en az zarar
vermesi, çevre kirliğine neden olmaması, doğru bir şekilde planlanması ve organize edilmesi sürdürülebilir kalkınma açısından son derece önemlidir. Bu çalışmada talaşlı imalatta elektrik tüketimine bağlı olarak ortaya çıkan (hesaplanabilen) karbon salınımını en küçük seviyeye indirirken,
aynı zamanda işlenen parçanın yüzey kalitesini de en iyi düzeyde tutabilmek için en uygun kesme
şartlarının belirlenmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla tornalama işleminde karbon salınımı ve yüzey
pürüzlülüğünün oluşumunda etkili olan kesme parametrelerinin farklı seviyeleri ve Cevap Yüzeyi
Metodu kullanılarak MINITAB programı yardımıyla her biri 3 seviyeli 4 faktör için Box-Benken
tasarımı oluşturulmuştur. Ardından tasarıma uygun olarak alüminyum iş parçası üzerinde deneyler
gerçekleştirilmiş ve her deney senaryosu için karbon salınımı değerleri Visual Basic diliyle oluşturulan bir program vasıtasıyla hesaplanmış, ayrıca işlenen her bir alüminyum iş parçasının yüzey
pürüzlülükleri ölçülmüştür. Karbon salınımı değerleri ve yüzey pürüzlülüğü değerleri MINITAB
programına girilerek Box-Benken- Cevap Yüzeyi Metodunda gerekli analizler gerçekleştirilip her iki
yanıt için regresyon eşitlikleri elde edilmiştir. Elde edilen bu regresyon eşitlikleri hedef programlama
yönteminde “hedefler” olarak kullanılmış, kesme parametrelerinin alt ve üst değerleri de kısıt olarak
kullanılmak suretiyle bir hedef programlama modeli oluşturulmuştur. Modelin çözümü sonucunda
yüzey kalitesinden taviz vermeden en düşük karbon salınımının oluşacağı kesme koşulları (uygun
kesme değerleri) belirlenmiştir. Elde edilen en iyi kesme değerleri ile deney tekrarlanarak elde edilen
sonuçlar doğrulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Talaşlı İmalat, Tornalama, Karbon Salınımı, Yüzey Pürüzlülüğü, Hedef Programlama
Yönetim Sistemlerinde Risk Analizi Odaklı Uygulamaların İşletmelerin Sürdürülebilirliğine Katkısı ve Tekstil Sektörü Özelinde Çevresel Boyutta Değerlendirilmesi
Semih Coşkun, Olcay Polat, Esra Önder
Gelecekte var olabilmek, sürekli değişerek farklılaşan içsel ve dışsal etkilere karşı dinamik bir yönetim
anlayışı sergilemek, modern işletmelerin uygulamalarının temelini oluşturmaktadır. Artarak devam
eden yoğun rekabet ortamı, günümüzde yaşanan ulusal ve uluslararası boyutta ekonomi, siyaset,
teknoloji, bilişim gibi birçok dışsal makro etkiyle birleşmiş ve yöneticilerin görüş alanlarını daraltmıştır. Sürdürülebilirlik, bu gelişmeler doğrultusunda işletmelerin karşısına kavramsal boyutunun
ötesinde içselleştirmeleri gereken ve sistematik olarak uygulamalar gerektiren bir alan olarak çıkmıştır. Günümüzde tedarik zincirlerinde yer alan birimler, birbirlerini değerlendirirken tanımladıkları
sürdürülebilirlik indekslerini kullanır hale gelmiştir. Risk ve fırsatların analizinin sürdürülebilirlik
için kritik konular olduğu gerçeğinden yola çıkarak, yönetim sistemleri alanlarında standart yapıcılar, standartların güncellemeleri sırasında sürdürülebilirlik odaklı anlayışı ve risk analizini temel
uygulamalar arasında tanımlamaktadır. Risk analizinin genel yönetim unsurlarına uyarlanması ve
sürdürülebilirliğe katkısı konusunda yeterli düzeyde pratiğin henüz kazanılmadığı, risk analizlerinde
analitik karar verme modellerinin sınırlı sayıda olduğu yapılan araştırmalarda görülmektedir. Bu
çalışmada, sürdürülebilirlik çatısı altında önemli bir yer bulan çevresel boyut incelenerek, çevresel
sürdürülebilirlik için kriterler ve çevresel risklerin analizi konuları tekstil sektörü özelinde değer22
lendirilmiştir. Bir tekstil işletmesinin politikalarının, amaçlarının ve hedeflerinin tanımlanması ile
başlayan uygulama modeli, ilgili süreçlerdeki risklerin ve fırsatların belirlenerek karar destek modelleri ile şekillendirildiği risk analizi çalışması ve gerekli önleyici faaliyetlerin planlanması ile devam
eden örnek bir sürdürülebilirlik uygulaması içermektedir.
Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Çevre Yönetimi, Risk Analizi, Karar Verme
Gün Öncesi Elektrik Piyasası Kullanarak Enerji Verimli Üretim Planlama Çimento
Fabrikası Uygulaması
Turgay Emir, Mehmet Güray Güler
Çimento üretimi elektrik ve ısıl enerjinin kullanıldığı enerji yoğun bir sektördür. Fosil yakıtlar döner
fırınlarda ham madde pişirmek için, elektrik enerjisi ise özellikle mamul ve yarı mamul öğütmede
ve diğer tüm ekipmanlarda kullanılır. Çimento üretiminde enerji maliyetleri toplam maliyet içinde
%60’a yakın oranda bir maliyet oluşturmaktadır, bu sebeple çimento fabrikaları enerji verimliliğine
önem vermeli, enerji yönetimini çok iyi yapmaları ve tüketimlerini iyi planlamaları gerekmektedir.
Bununla birlikte enerji verimli planlama yapabilmek için bazı zorluklar vardır. Öncelikle, serbest piyasada elektrik fiyatları sabit değildir ve saatlere göre değişkenlik göstermektedir. . İlk olarak serbest
piyasadaki tüm büyük elektrik tüketicileri bir gün önceden ertesi gün ne kadar elektrik tüketeceklerini saatlik olarak bildirmekte ve ertesi gün bu taahhütte uyması beklenmektedir, aksi takdirde
cezai maliyetler oluşmaktadır. Bu cezalar bir gün önceden açıklanan saatlik elektrik fiyatlarına (Gün
Öncesi Fiyatlar) ve gün içinde tüketime bağlı değişen saatlik fiyatlara (Sistem Marjinal Fiyatlar)
bağlıdır. İkinci olarak talebe göre elektrik tüketimi günün belli saatlerine kaydırarak maliyet avantajları elde edilebilmektedir. Örneğin düşük fiyatlı saatlerde üretim yapıp siloda stoklanabilir ve
yüksek fiyatlı saatlerde üretimin bir kısmı durdurulabilir. Bu çalışmada biz maliyet minimizasyonu
sağlayan (enerji maliyetleri, cezalar, işçilik), üretimi düşük fiyatlı saatlere kaydıran ve yüksek fiyatlı
saatlerde bakım faaliyetlerinin planlandığı bir model kurduk. Böylece firmaların üretim planlarını
tahmini elektrik maliyetlerini de dikkate alarak yapabildiklerini ve bu sayede enerji maliyetlerinde
avantaj elde edebildiklerini gösterdik.
Anahtar Kelimeler: Gün Öncesi Elektrik Piyasası, Enerji Yönetimi, Modelleme
6.1.8
Araç Rotalama - 4
Oturum Başkanı: Doğan Özgen
Çarşamba, 13:00 - 14:30, Salon 8
The Roaming Salesman Problem
Masoud Shahmanzari, Deniz Aksen
We propose and solve the Roaming Salesman Problem (RSP) which deals with determining periodic routes for a traveling salesman who collects rewards in different cities during a given campaign
period. RSP can be observed as a multi-period adaptation of the prize-collecting traveling salesman
problem where the corresponding rewards at each edge are dynamic. Unlike to existing mathematical models in the literature of multi-period TSP and its variants, RSP handles arbitrary depot
nodes where there is not any fixed node as a depot. Consequently, three types of time restricted
tours, including open tour and closed tour, are characterized. We present a MILP formulation for
23
the RSP with time-dependent rewards. The profit associated with any node is fluctuated depending
on the time of the first visit and recency of previous visits. The objective of RSP is to maximize the
net profit.
As an application of RSP, we introduce Multi Period Traveling Politician Problem (MPTPP). It
determines daily routes for a traveling party leader who holds meeting in various cities during a
given campaign period. We examine all provinces in Turkey where each province is assigned with a
reward and a meeting duration.
Motivated by the intractability of the MILP model, we designed a simple exhaustive-search-based
heuristic algorithm to construct a feasible initial solution which will be feed to a heuristic algorithm
to make improvement in next steps. Several experiments are performed to observe the tradeoff between the speed of the heuristic solution method and the accuracy of the MILP model.
Keywords: The Roaming Salesman Problem, Multi-Period TSP, Election Logistics, Campaign Planning
The R-Depot Interdiction Vehicle Routing Problem with Capacitated Vehicles and Depots
Mir Ehsan Hesam Sadati, Deniz Aksen, Necati Aras
In this study, a mixed-integer bilevel linear programming formulation for the r-depot interdiction
vehicle routing problem (RDI-VRP) with capacitated vehicles and depots is introduced for the first
time. This problem is modelled as attacker–defender game (Stackelberg game) and it fits a bilevel
programming framework where the attacker is decision maker for the upper level problem (ULP)
and the defender is decision maker for the lower level problem (LLP). In ULP, attacker decides
to interdict r-depots with certainty to cause maximize disruption in the network (delivery or collection type routing network) and in the LLP, the defender has to re-optimize the vehicle routes
and satisfy all customers’ demand after the attack either using the remaining depots or through
outsourcing. The ULP will be solved through Exhaustive Enumeration (EE) which is reasonable
when the number of interdicted depots, do not exceed five among 9 candidate depots. The LLP
will be solved by Clarke and Wright (CW) savings heuristic adapted to the selective multi-depot
VRP (SMDVRP) with 1-node and 2-node marginal cost analyses (iMCA). In order to improve
the solutions quality, local post optimization (LPO) including (1-0) and (2-0) moves, (1-1) and
(2-2) Exchanges, 2-Opt, 3-Opt and Or-Opt is implemented. Finally, computational results on RDIVRP instances are obtained by constructing the instances from standard 33 MDVRP test instances.
Keywords: Bilevel Programming, Interdiction, Multi-depot Vehicle Routing Problem, Outsourcing
A Humanitarian Vehicle Routing Problem Model integrating GIS and Remote Sensing
Technologies
Işıl Gül Mcmillan, Doğan Özgen
Most natural disasters occur unexpectedly. Therefore, a fast, efficient information and emergency
communication system is an essential component of successful humanitarian logistics programmes.
This paper analyses the use of GIS (Geographic Information Systems) and remote sensing technology in emergency relief operations. A short history of GIS integrated relief operation cases is used
to examine technology used in the past and provides the basis for a case study of a devastating natural disaster, the Nepal Earthquake on April 2015. The Nepal earthquake was mapped in 48 hours
and provided remote sensing data from various sources and GIS datasets that were used as examp24
les. Satellite imagery and logistical planning software played a pivotal role in this model of relief
delivery. A GIS integrated vehicle routing solution (VRS) model was created and simulations of different scenarios were done. The rapid evolution in the application and innovation of remote sensing
technology not only involves satellite images but also manned aircraft and Unmanned Aerial Vehicles (UAV) incorporating thermal imagery, still photography and video to survey damaged areas.
Information on associated software technologies such as image processing, orthophoto and digital
surface model creation, neural network analysis and image recognition algorithms has been used to
create more efficient and accurate operational research (OR) models for future disaster relief efforts.
Keywords: GIS, Emergency Relief, Remote Sensing, UAV
Online K-Canadian Traveler Problem with Uncertain Costs at Known Locations
Davood Shiri, Sibel Salman
In this article, we study a new variation of the online k-Canadian Traveler Problem in which there
is an input graph with a given source node O and a destination node D. For specified k edges costs
are unknown (we call these uncertain edges). Costs of the remaining edges are known and given.
The objective is to find an online strategy such that the traveling agent finds a route from O to D
with minimum total travel cost. The agent learns the cost of an uncertain edge, when he/she arrives
at one of its end nodes and decides on his/her travel path based on the discovered cost. We call this
problem the online k-Canadian Traveler Problem with uncertain edges. We analyze the problem in
presence of a single agent in the graph. We develop a tight lower bound on the competitive ratio
together with an optimal strategy to this newly defined problem.
Keywords: k-CTP, Online Strategies, Competitive Analysis, Competitive Ratio, Uncertain Costs
6.1.9
Optimizasyon - 1
Oturum Başkanı: Fahrettin Eldemir
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 1
Sezgisel Yöntemler ile Öğrenme ve Bozulma Etkisi Altındaki Permütasyon Akış Tipi
Probleminin Çözülmesi
Oğuzhan Ahmet Arık, Duran Toksarı
Bu çalışma içerisinde permütasyon akış tipi çizelgeleme problemlerinin sıra bağımlı öğrenme ve
doğrusal bozulma etkileri altında maksimum tamamlanma sürelerine bağlı performans kriterinin en
iyilenmesinde genetik algoritma (GA) ve ısıl işlem algoritması (IİA) kullanımının performanslarının
ölçülmesi amaçlanmıştır. Çalışma içerisinde Taillard’ın akış tipi çizelgeleme problemleri için oluşturduğu farklı veri setleri kullanılmıştır. Ayrıca en iyi çözümün elde edilerek sezgisel yöntemlerinin
performansının kıyaslanmasında ise AIMMS yazılımı kullanılmıştır. Yapılan çalışmaların sonunda
GA’nın IİA’ya göre daha fazla performans gösterdiği görülmüştür. Bu nedenle, öğrenme ve bozulma
etkisi altındaki büyük ölçekli permütasyon akış tipi çizelgeleme problemlerindeki maksimum tamamlanma süresinin en küçüklenmesinde GA’nın IİA kıyasla daha iyi sonuçlar verebileceği önerisi
sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Permütasyon Akış Tipi Çizelgeleme, Sıra Bağımlı Öğrenme, Doğrusal Bozulma
25
Etkisi, Genetik Algoritma, Isıl İşlem Algoritması
Karma Ağ Tasarımı Yaklaşımı ile Mod Seçimi ve Yolculuk Talep Tahmini İstanbul Uygulaması
Fahrettin Eldemir, Ramazan Çiftçi
Bu çalışma, sürdürülebilir toplu ulaşım hizmetleri sunmanın büyük önem taşıdığı günümüzde, yolcu
beklentilerini en doğru şekilde anlaşılması ve sunulan hizmete yansıtılarak, stratejik öneme sahip
planlama süreçlerinin etkinliğinin arttırılması konusunda bir yöntem sunmak amacıyla hazırlanmıştır. Yolcu beklentilerini doğru anlamaya yönelik anketlerin, veri madenciliği ve matematiksel
çözümlerin ortak kullanılması ile söz konusu beklentileri en iyi şekilde karşılayabilecek hizmetlerin
sunulabileceğini göstermek ve potansiyel “Yeni Metrobüs Hatları”nın karşılaşacağı talebin tahminlemesi bu çalışmada ele alınmıştır. Pazar ihtiyaçlarının en iyi şekilde anlaşılması ve pazarın aslında ne
tür bir beklentiye sahip olduğunu anlamaya yönelik yapılan bu çalışmanın çıktıları ile toplu ulaşım
sistemlerinin ihtiyaç duyduğu birçok kritik analiz mümkün hale gelmiştir. Toplu ulaşım sektörünün
ihtiyaç duyduğu talep tahmini konusunda, “Veri Madenciliği”, “En Kısa Yol Algoritması” ve “Karma
Ağ Yaklaşımı”nın kullanıldığı bu çalışmada, yolcu beklentilerinin ağ yaklaşımı ile modellenip simüle
edilebildiği görülmüştür. Böylelikle birçok önemli KPI veriye dayalı üretilebilmekte ve büyük çaplı
toplu ulaşım yatırımlarının ne kadar talep çekeceği, fiyat politikasının ne olması gerektiği, sistemin
ekonomik verimliliği önceden hesaplanabilmektedir. Böylelikle sürdürülebilir, çevreye duyarlı toplu
ulaşım sistemlerinin tasarımı kolaylaşırken, doğru planlama ile üst düzey yolcu memnuniyeti sağlanması erişilebilir hedefler olmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Mod Seçimi, Toplu Taşıma, Simülasyon, Şehir Alanları, Metrobüs, Yolculuk
Atama
Web Sitelerinde Kullanılabilirlik Analizi ve Optimizasyonu
Şevki Cengiz, Ayşe Cilacı Tombuş
Gelişen web teknolojileriyle insanlar artık bilgiye çok kolay bir şekilde ulaşabilmektedir. Bilgi paylaşımındaki en önemli nokta; doğru bilgiyi, doğru insanlara, doğru bir şekilde ulaştırabilmektir. Bu
kapsamda kullanıcı deneyimi kavramı ortaya çıkmıştır. Kullanıcı deneyimi, bilgiyi doğru kullanıcıya
ihtiyaçları doğrultusunda kolay bir şekilde vermeyi hedefleyen teknikler kümesidir. Bu tekniklerden
uygun olanları www.maltepe.edu.tr web sitesi üzerinde uygulandı. Uygulanan tekniklerde, web sitesine giren kullanıcıların site içerisinde hareketleri gözlemlendi, siteden beklentileri öğrenildi. Bu
kapsamda nitel ve nicel sonuçlar elde edilerek, site arayüzüyle ilgili optimizasyon çalışması yapıldı.
Anahtar Kelimeler: Kullanıcı Deneyimi, Kullanılabilirlik Analizi
6.1.10
Karar Analizi - 1
Oturum Başkanı: Nezir Aydın
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 2
Extracting IF-THEN Priority Rules for The Dynamic Multi-Objective Flexible Job
Shop Scheduling Problems
Ozan Bahadır, Gürkan Öztürk, Aydın Teymourifar
26
The dynamic multi-objective flexible job shop scheduling problem is a hard combinatorial problem
that some of the real scheduling problems can be defines or be simplified as it. It is well-known
that optimization models of this problem have high complexity and using dispatching rules is more
practical approach for solving this problem. In this paper, IF-THEN priority rules are extracted for
this problem through simulation and Gene Expression Programming. The rules are dynamic, which
vary according to the shop floor and jobs features. Coding of the dynamic rules, the terminal and
function sets of the Gene expression Programming are designed based on new approaches. Experimental results show that the suggested rules have better performances than some compared classic
priority rules.
Keywords: Multi-Objective, Flexible Job Shop Scheduling Problem
A Many-Objective Evolutionary Algorithm with Fixed Reference Points and Path Relinking
Mert Şahinkoç, Ümit Bilge
It has been shown in the literature that the methods for multi-objective optimization including
multi-objective evolutionary algorithms often suffer scalability issues when number of objectives is
high. This fact has lead into a new research area in which the optimization problems with number
of objective functions higher than three are considered. These problems are called many-objective
optimization problems and the associated studies try to characterize and overcome the challenges
posed by the high number of objectives. Large number of non-dominated solutions, inefficiency of
conventional recombination operators and difficulty in maintaining diversity for a good and wellspread approximation of the true Pareto front are among these challenges. This paper addresses
these issues and proposes a successful many-objective algorithm with a combination of features that
can contribute to the present methodologies. Our proposed algorithm uses elitist non-dominated
sorting based on reference points that are mapped onto a “fixed hyperplane” integrated with path
relinking recombination scheme and complementing selection mechanisms. 0-1 Knapsack problem
which is extensively studied in the field of multi-objective evolutionary optimization during the recent years is chosen as the benchmark. Numerical experiments with 4-15 objectives yield promising
results in comparison to a set of existing multi-objective evolutionary algorithms.
Keywords: Multi-Objective Optimization, Multi-Objective Evolutionary Algorithms, Many-Objective
Problems, Knapsack Problem
A Group Decision Making Approach for Digital Learning Tool Selection Based On
Intuitionistic Fuzzy TOPSIS
S. Ceren Öner, Mahir Öner
Digital learning is commonly adopted in real life learning as seen in classrooms, companies and
universities. Thus, the selection of appropriate digital learning tool became crucial for different
platforms. In this respect, Interval valued Intuitionistic Fuzzy TOPSIS (IVIFT) is one of the most
useful Group Decision Making (GDM) methods that enables effective and promising computational
advantages for dealing with vagueness and uncertainty in decision making area. The purpose of
this study is to present a methodology for GDM problems in interval valued intuitionistic fuzzy
environment. It is aimed to provide an approach for the impartial and linguistic evaluations of the
differences between decision makers and criteria. The proposed methodology is based on utilizing
27
the hesitancy degree to determine decision makers’ weights and additionally, an NLP model that
maximizes the distances between each criterion weight is described in interval valued fuzzy environment. Non-membership degree is utilized as the indicator of reflecting the degree of importance by
the deviations and cumulative effect of each decision maker while aggregating individual decision
matrices. Alternatives are ranked with regard to relative closeness to the intuitionistic ideal solutions. Finally, an application is explained to verify and demonstrate the effectiveness and validity of
the proposed methodology in terms of digital learning tool selection tool.
Keywords: Digital Learning, Group Decision Making, Intuitionistic Fuzzy Sets, TOPSIS
6.1.11
Sağlık Sistemleri - 2
Oturum Başkanı: Burhaneddin Sandıkçı
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 3
Monitoring Length of Stay in Cardiology Clinics in Two Countries: A Comparison of
Turkish and US Healthcare Systems
Nasibeh Azadeh, Fadel M. Megahed, Fatma Pakdil
The demand for safe and high quality care among related stakeholders has been increasing in all
over the world. To meet this demand, both healthcare providers and decision makers seek for effective methodologies and techniques that increase the quality of the decisions in administrative and
clinical operations. Hospital length of stay (LOS) is widely used to measure the efficiency of healthcare services. Monitoring and predicting patients’ hospital length of stay is important in assessing
healthcare quality, resource allocation, and costs. Excess length of stay results in extra costs both
for hospital and patients. In the light of this macro perspective, this study focuses on monitoring
and analyzing LOS, as a performance indicator, in cardiology clinics within two different healthcare
settings. The data include 215 patients (X̄ = 3.84 days, σ = 2.31 days) cured in a public teaching
hospital in Ankara, Turkey and 167 patients (X̄ = 2.92 days, σ = 3.24 days) cured in a large hospital in Virginia, USA. Implementing statistical process control (SPC) understanding, this study
compares both clinics’ performance on LOS and present significant findings in a statistical manner.
The study presents how process capability indices, run charts, and XmR charts can be implemented
in monitoring and analyzing the LOS. The study also demonstrates how decision makers can use the
information generated through SPC in order to improve decision making processes in administrative
and clinical processes in a cardiology clinic. Outcomes of this study may help improve healthcare
delivery processes in cardiology clinic that may lead to patients’ reduced length of stay.
Keywords: Healthcare Systems, Hospital Length of Stay, Statistical Process Control
Assessing Intervention Strategies for Influenza using a Closed Form Formula for R0
Zeynep Gökçe Yıldız, Wolfgang Hörmann
Because infectious disease have threatening effects on human life, prevention and control of infectious diseases before an outbreak have always become too important. In the literature, epidemic
models can be divided into two groups, deterministic and stochastic epidemic models, both of which
are interested in estimation of basic reproduction number R0 . R0 is one important characteristic of
infectious diseases indicating the expected number of secondary cases that one case would produce
28
in an entirely susceptible population. In our study, we are interested in stochastic SIR (susceptible
- infectious - recovered) models for non-homogeneous populations for which graph based and agent
based models have become popular recently. Moreover, the performance of these models has been
assessed by using agent based simulation and we work on exact solutions for these models in the
literature. We develop a formula that can calculate the exact value of R0 in stochastic SIR models
with overlapping mixing groups for given initial infected individual called individual R0 . Then, we
calculate population R0 denoting outbreak possibility of the infectious disease and use it to analyze
different intervention strategies. We measure the effectiveness of different intervention methods by
its capability to decrease R0 below its critical value 1 as this makes an outbreak impossible. We
compare R0 values after implementations of different intervention methods with our baseline scenario so we can determine optimal intervention methods for different diseases and populations. As
intervention strategies, we consider household quarantine, use of antiviral drugs and vaccination
and search potential strategies to decrease R0 below 1.
Keywords: Stochastic Processes, Optimization, Health Systems
The Role of Breast Density and Supplemental Tests in Breast Cancer Screening Policies
Burhaneddin Sandıkçı, Mücahit Çevik
Mammography screening is the gold standard for breast cancer screening. However, considering the
imperfect nature of mammography screening, recent trend in medical practice makes increasing use
of supplemental screening tests such as ultrasound and Magnetic Resonance Imaging, particularly
for women with strong risk factors. Among these risk factors, breast density has recently gained
attention for supplemental screening recommendations as it simultaneously affects mammography
screening performance and the perceived breast cancer risk of an individual. In this talk, we analyze
the impacts of breast density and supplemental tests on breast cancer screening policies. We formulate the optimal breast cancer screening problem using a discrete-time partially observable Markov
decision process model. Our numerical results demonstrate that incorporating breast density to the
design of breast cancer screening policies can significantly affect the screening recommendations.
In addition, we find that incremental benefit of supplemental tests over digital mammography is
rather limited; in particular, patients with higher risk of breast cancer should be recommended more
frequent mammography screenings instead of supplemental tests.
Keywords: Partially Observable Markov Decision Processes, Breast Cancer Screening, Medical Decision Making, Health-Care Applications
6.1.12
Veri Analizi - 1
Oturum Başkanı: Özlem Türkşen
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 4
A Proposal Fuzzy Linear Modeling Approach Based on the Golden Ratio for Replicated Response Measures
Özlem Türkşen
Modeling of experimental data set with replicated response measures requires careful considera29
tion because of the uncertain structure of replication on the response. Representing the replicated
response measures with a single numerical quantity may cause to lose much information at each
experimental unit. And also, classical regression analysis may not be adequate modeling tool if the
statistical modeling assumptions are not satisfied. In this case, fuzzy regression analysis can be proper modeling tool for the data set with replicated response measures and it is possible to deal with
this uncertain structure on the response by using fuzzy numbers. In this study, observed replicated
response measures are presented as triangular type-1 fuzzy numbers. The model parameters are also
considered as fuzzy numbers but the inputs are taken as crisp numbers. Fuzzy least squares (FLS)
approach is applied to estimate the parameters of fuzzy linear regression model. The main contribution of the study is application of golden ratio concept during the fuzzy representation of replicated
response measures. The golden ratio, derived from Fibonacci series, is a mathematical ratio between
two segments such that the larger segment is to the smaller segment as the sum of two segments
is to the larger segment which both equal 1.618. A data set is used to illustrate the application of
proposed fuzzy parameter estimation approach. It is seen from the results that proposed predicted
fuzzy model gives smaller root mean squared error (RMSE) value than the previous predicted fuzzy
models.
Keywords: Fuzzy Least Squares Approach, Fuzzy Linear Regression Model, Replicated Response
Measures, Golden Ratio
General Framework of Turkish Life Satisfaction via Statistical Data Analyses
Ezgi Keçecioğlu, Nilgün Nur Kesgin, Şule Akın, Özlem Şenvar
This study investigates general level of happiness (in percentage) in Turkey using TurkStat data from
2003 to 2016 via Life Satisfaction Survey. In this regard, descriptive statistics methods are firstly
utilized along with hypothesis tests to determine whether there is enough evidence in a sample data
to make inferences that a certain condition is true for the entire population. Afterwards, ANOVA
is executed to reveal significant impact. Findings are gathered to provide a general framework for
Turkish life satisfaction level.
Keywords: Analysis of Variance (ANOVA), Contingency Table, Hypotheses Tests, Life Satisfaction
Level
Analyses of the Impacts of Households By Piped Water System, Toilet and Bathroom
Facilities of the Dwelling on the Level of Development of Provinces of Turkey
Elvan Merve Ak, Özge Özgür, Simay Metin, Özlem Şenvar
In this study, the provinces that have households by piped water system, toilet and bathroom facilities of the dwelling were examined and were interpretted according to 81 provinces of Turkey
based on year 2011 of TurkStat data. The domain is the construction of the households by piped
water system, toilet and bathroom of the dwelling. The toilet,bathroom and piped water system
were examined according to inside the dwelling, outside the dwelling and does not exist. The data
set were categorized into 7 regions of the Turkey. The goal of dividing provinces into regions is
distinguishing the level of economical development of each region according to availability of these
facilities. The conclusion that are made are related to the geographical features, the level of education, the level of prosperity of the 7 regions of the Turkey. It is realized that there are significant
impacts of these facilities for determining the level of economical development of provinces of Turkey.
30
Keywords: Statistical Data Analyses, Economical Development
6.1.13
Optimizasyon - 2
Oturum Başkanı: F. Tevhide Altekin
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 5
Doğrusal Olmayan Ağ Tasarım Problemi için Integer L-Shaped ve İkinci Dereceden
Konik Programlama Yaklaşımı
Emine Gündoğdu, Sinan Gürel
Bu çalışmada deterministik doğrusal olmayan kablosuz yerel ağ tasarım problemlerinin kesin çözüm
yöntemlerini inceledik. Problemde karar verilecek unsurlar, güç seviyelerinin seçilmesi ve kullanıcı
noktalarının terminallere atanmasıdır. Matematiksel modeldeki amaç, erişim noktalarındaki toplam
güç tüketim miktarını en küçüklemektir. Model içerisindeki kapasite kısıtlarının doğrusal olmaması
nedeniyle, Integer L-shaped algoritması, Dal ve Benders kesi algoritması ve ikinci dereceden konik
programlama kullanılmıştır. Önerilen kesin çözüm yöntemlerinin geniş çaplı deneysel çalışma ile
performansı değerlendirilmiştir. Kapasite kısıtlarının zorlayıcı olduğu durumlarda modeli tek parça
halinde çözen ikinci dereceden konik programlama yönteminin kısa sürede daha fazla problemi optimal olarak çözdüğü gösterilmiştir. Bu çalışma, ilgili problem için Integer L-shaped algoritmasını
ve ikinci dereceden konik programlama yaklaşımını kullanan ilk çalışmadır.
Anahtar Kelimeler: Integer L-shaped Algoritması, Benders Decomposition, İkinci Dereceden Konik
Programlama
İkinci Dereceden İkili Karma Tam Sayılı En İyileme Problemlerinin Tamamen Pozitif
Formülasyonu
Görkem Gökmen, Emre Alper Yıldırım
Tamamen pozitif eniyileme, gerçel değerli doğrusal bir matris fonksiyonunun, tamamen pozitif matrisler konisiyle simetrik matrislerin afin bir alt uzayının kesişiminden elde edilen olurlu küme üzerinde
eniyilenmesi için kullanılan bir terimdir. Tamamen pozitif eniyileme problemi, dışbükey eniyileme
problemleri sınıfında olmasına karşın verilen bir simetrik matrisin tamamen pozitif olup olmadığına
karar vermek, NP-zor bir problemdir. Dolayısıyla tamamen pozitif eniyileme problemleri, dışbükey
NP-zor eniyileme problemleri arasında yer almaktadır. Doğrusal veya ikinci dereceden amaç fonksiyonu olan ve ikili karma tam sayılı eniyileme problemi olarak modellenebilen tüm NP-zor eniyileme
problemleri, dışbükey fakat zorlu (intractable) bir koni olan tamamen matrisler konisi üzerinde doğrusal olan bir eniyileme problemi şeklinde ifade edilebilmektedir. Literatürdeki çalışmalarda genel
olarak zorlu tamamen pozitif matrisler konisini daha kolay dışbükey konilerle yaklaşıklama yolları
önerilmiştir. Bu çalışmada, ikinci dereceden ikili karma tam sayılı eniyileme problemlerinin tamamen pozitif eniyileme problemleri olarak gösterimlerinde, tamamen pozitif matrisler konisinin dıştan
ve içten kolay (tractable) dışbükey konilerle yaklaşıklamasından elde edilen problemlerin sağladığı
üst ve alt sınırlar incelenecek ve bunlara dair sonuçlar ortaya konacaktır. Kuramsal sonuçların ikinci
dereceden ikili karma tam sayılı eniyileme problemlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi mümkün
görünmediğinde, problemin alt sınıflarına da inilmekte ve bu alt sınıflara özgü kuramsal sonuçlar
da ortaya konmaktadır. Bu çalışmanın tamamen pozitif eniyileme problemlerinin ve bu problemin
içten ve dıştan dışbükey konilerle yaklaşıklamasından elde edilen problemlerin geometrik yapısının
31
anlaşılmasında fayda sağlayacağı öngörülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Tamamen Pozitif Eniyileme, İkinci Dereceden Eniyileme
Stokastik Demontaj Hattı Dengeleme Problemi için Optimal Parçalı Doğrusal Programlama Modellerinin İkinci Derece Konik Programlama Modeli ile Karşılaştırması
F. Tevhide Altekin
Bu çalışmada, demontaj iş sürelerinin değişkenliğini de kapsayan ve istasyon sayısını enazlamayı
amaçlayan stokastik demontaj hatları dengeleme problemi ele alınmaktadır. Stokastik iş sürelerinin
ortalama ve standart sapmaları bilinen normal dağılım gösterdiği varsayılmaktadır. Bir istasyona
atanan iş yükünün verilen çevrim süresini aşma olasılığının verili bir güven seviyesi içinde tutulması
amaçlanmaktadır. Stokastik demontaj hattı dengeleme probleminin optimal çözümü için beş farklı
parçalı doğrusal programlama modelinin çözümleri ile ikinci derece konik programlama modelinin
çözümleri karşılaştırılmaktadır. Demontaj hatları dengeleme literatründeki on örnek problem üzerinden GUROBİ ile her model için elde edilen sonuçları sunulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Demontaj Hatları, Stokastik İş Süreleri, Parçalı Doğrusal Programlama
6.1.14
Çizelgeleme - 2
Oturum Başkanı: Görkem Yılmaz
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 6
Fuzzy Analysis of a Traffic Assignment Problem
Gizem Temelcan, Hale Gonce Köçken, İnci Albayrak
In this paper, we focused on the solution process of traffic assignment problem with fuzzy parameters. Traffic assignment problem describes a distribution of vehicles in traffic through a network
comprising a set of nodes and a set of directed links connecting these nodes. Traffic assignment
problem can be modeled in many ways, such as system optimization, user-equilibrium. In this paper, we modeled the traffic assignment problem as a user-equilibrium (UE) problem. The definition
of UE is that travel times of all used paths are equal and less than unused paths. This problem aims
to minimize travel times while making equal the travel times of all used paths between specified
pairs of origin and destination points, and assigns traffic flow. Therefore, travel time is taken as a
linear link-based function. The objective function is formulated in terms of link travel times as a
nonlinear form such that the flow conservation constraints are satisfied. Considering a road network,
parameters which are path lengths and number of lanes are taken as crisp numbers. The average
speed and the vehicle-length are imprecise in nature, so these are taken as triangular fuzzy numbers.
Since the remaining parameters, that are clearance, spacing, link capacity and free-flow travel time,
are determined by the average speed and vehicle-length, they will be triangular fuzzy numbers also.
Finally, the original UE traffic assignment problem is converted to a fuzzy nonlinear programming
problem, which is named as Fuzzy Traffic Assignment Problem (FTAP), and it is solved with an
approach that based on an α-cut definition of a triangular fuzzy number. A numerical experiment
is given to illustrate the approach.
32
Keywords: Traffic Assignment Problem, Fuzzy Nonlinear Programming, Triangular Fuzzy Numbers
Robust Scheduling for Parallel Machines with Sequence Dependent Setup Times and
Uncertain Breakdowns
Ayşenur Betül Çengil, Erhun Kundakçıoğlu, İhsan Yanıkoğlu
In this study, machine scheduling activities in the plastic injection production facility of a company
competing in electronic sector is investigated. The company designs the products and picks order
from customers for these products. There is a frozen production period for the end-product production schedule and all materials to be used in the end-product are expected to be prepared before
the production. Otherwise, tardiness of materials leads to production disruptions and penalty costs.
There are identical machines in parallel in the plastic injection production facility. Setup time is job
and sequence dependent. Furthermore, there are random machine breakdown in the plastic injection machines. A production schedule that considers sequence-dependent setups, stochastic machine
breakdowns is developed with the objective of minimizing tardiness. The solution for the proposed
mixed integer quadratic programming formulation provides a robust schedule, which takes possible
effects of worst-case scenarios for machine breakdowns into account.
Keywords: Parallel Machine Scheduling, Sequence-Dependent Setup Times, Stochastic Machine Breakdown, Robust Scheduling
A Heuristic for Assembly Line Balancing and Competent Worker Assignment Problem
(ALWABP)
Muhammet Fatih Çengil, Erinç Albey, Görkem Yılmaz
Product variety increases and assembly line balancing and worker assignment becomes more difficult
in manufacturing. Unbalanced lines and improper assignment of workers cause production capacity
to decrease and result in increasing labor cost. In this study, we focus on a case, where multiple
production lines are executed by a shared pool of workers with varying skills and having absenteeism issues. The problem, which is inspired from real life case in Vestel Electronics, is a variant of
typical assembly line balancing problem (ALBP) and called assembly line worker assignment balancing problem (ALWABP). In this study, we developed two mathematical models, ALWABP-I and
ALWABP-II which closely represent the situation at Vestel Electronics. In Vestel Electronics, the
decisions of worker assignments to lines, and further worker and task assignment to stations, should
be given frequently (i.e. at the beginning of each shift) by considering skill of workers who show up
before the shift. Due to the absenteeism problem, line balancing should be resolved at the beginning
of each shift, which brings up a rigid time limit on the algorithm. Developed mathematical models
provide optimal results for small instances in short time. However, models are intractable for the
real life cases. To overcome this complexity, a heuristic approach is developed, which provides good
enough solutions within the allowed time. The results are encouraging and provide Vestel Electronic’s production planning team with a workable solution in the desired time frame.
Keywords: Multi Product Parallel Assembly Line Balancing Problem, Worker Assignment, Operator Skill and Absenteeism, Mixed Integer Linear Programming
33
6.1.15
Veri Analizi - 2
Oturum Başkanı: Ceyda Şen
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 7
Müşteri Segmentasyonu Odaklı Bütünleşik Bir Ürün Öneri Sistemi: Moda Perakende
Sektöründe Bir Uygulama
Emre Yıldız, Ceyda Şen
Küreselleşme ve hızla artan rekabet koşulları, günümüz firmalarını mevcut ve potansiyel müşterilerine yeni çözümler sunma arayışına itmektedir. Özellikle perakende sektöründe faaliyet gösteren
ve hem online hem de offline perakendecilik yapan firmalar için, müşterilerinin kişisel tercihlerine
göre doğru ürünleri, doğru yerde ve zamanda sağlayabilmek çözüm aranan problemlerin başında gelmektedir. Söz konusu firmalar bu problemin çözümüne yönelik olarak veri madenciliği tekniklerinin
yardımıyla etkin ürün öneri sistemleri geliştirebilme ve bu sistemleri tüm kanallarında kullanabilme
çabası içerisindedir. Bu motivasyonla, bu çalışmada da çeşitli veri madenciliği tekniklerini birleştiren bütünleşik bir ürün öneri sistemi sunulmaktadır. Çalışmada sunulan sistem, literatürde bulunan
işbirlikçi (colloborative) ve içerik tabanlı (content-based) yaklaşımların her ikisinden de özellikler
barındırmaktadır. Bu bağlamda, hibrit bir öneri sistemi yaklaşımı olarak kabul edilebilir. Önerilen
yaklaşım, mevcut verilerin analizi ile müşterilerin segmentlere ayrılması, ilgili müşteri segmentine
zaman ve yer boyutlarının da eklenmesiyle bu boyutları da içerecek bir sepet analizi yapılarak benzer segmentte bulunan müşterilerin birliktelik kurallarının tespit edilmesi ve nihayetinde doğru ürün
önerilerinin oluşturulması adımlarını kapsamaktadır. Böylelikle müşterilere daha doğru ve ilgilerine
uygun ürün önerilerinin üretilmesi hedeflenmektedir. Sunulan yaklaşım moda perakende sektöründe
faaliyet gösteren bir firmanın elektronik ticaret sitesinden edinilen gerçek müşteri verileri üzerinde
test edilmiştir. Önerilen yaklaşımın, firmanın hali hazırda kullanmakta olduğu ürün öneri yaklaşımına göre daha tatmin edici sonuçlar ürettiği gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Ürün Öneri Sistemi, Müşteri Segmentasyonu, Veri Madenciliği, Sepet Analizi,
Moda Perakende Sektörü
T. C. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Birliğinde Talep Tahmini ve Stok Yönetimi
için Bir Sistem Önerisi
Neslihan Demirel, Neşe Güzel, Müjgan Sağır
Türkiye Kamu Hastaneleri Birliği modern denetim yöntem ve tekniklerini etkili bir şekilde kullanarak, mal ve hizmet alımları yapmaktadır. Malzemelerin tedariği ve stok planlamasında gecikme ve
verimsizlik insan hayatını etkileyebilir, bu yüzden bu süreçlerde iyileştirme çalışmaları büyük önem
taşımaktadır. Eskişehir Kamu Hastaneleri Birliği ilaç vb. mal alımları için ihale sistemi kullanmaktadır. İhale öncesi ihtiyaçlar bildirilmekte, öte yandan, geçmiş kullanım verileri değerlendirildiğinde,
bildirilen ihtiyaçların, bazı durumlarda, beklenen kullanım miktarının üzerinde ya da altında kalabildiği gözlenmektedir. Bu nedenlerle de stok birikmesi ya da erken stok bitimi (stok kopması)
yaşanabilmektedir. Sistemde hali hazırda kullanılan bir program yardımı ile çeşitli işlemler yapılabilmesine karşın, stok dışı kalma uyarıları almak, yanısıra ihale öncesi en uygun sipariş miktarları
ile kalan kullanım miktarlarını takip etmek mümkün olamamaktadır. Eldeki stokların tükenme tarihleri de öngörülememekte ve ara ihaleye girme kararını vermekte problem yaşanmaktadır. Bu
çalışma kapsamında, yukarıda kısaca tanımlanan problemi çözmek için sistematik bir yaklaşımla
stok miktarlarını takip edecek, talep edilen siparişlerin belirlenen tolerans aralıklarında olup olma34
dığını belirleyerek siparişi onaylayacak, reddedecek ya da düzeltecek, yanısıra etkin stok yönetimi
sağlayacak, kullanıcı dostu bir karar destek sistemi (KDS) geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Talep Tahmini, Stok Yönetimi, Karar Destek Sistemi, İlaç, İhale
Talep Tahminleme Metodu Seçimine Yönelik Kavramsal Bir Model Önerisi
Gökçe Çınar, Ceyda Şen
Tahminleme günümüzde, hava durumundan ekonomiye, teknolojideki gelişmelerden bir hasta üzerinde ilaçların etkisine ve hatta modadaki değişimlere kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır. İşletmeler özelinde ise, müşteri talebinin belirlenmesi ve ilişkili alanlarda etkin talep tahminleme metotlarının kullanımı büyük bir öneme sahiptir. Literatürde talep tahminlemeye yönelik olarak yargısal
metotlardan karmaşık modellere kadar sayısız talep tahmin metodu geliştirilmiş ve uygulanmıştır.
Ancak günümüzde kullanılan mevcut talep tahmin metotları ya çok karmaşık ve zor anlaşılır teknikler ya da yeterli veri aralıklarını yakalayamayan ve kendisi için öngörülmüş bir veri aralığı olmayan
tekniklerdir. Ayrıca, talep tahmin metotlarındaki çeşitliliğe karşın, işletmelerdeki karar vericilerin
metotların derinlerine dalmadan az bir teknik bilgi ile ya da otomatik talep tahmini yapabilmesi için
önerilmiş modellere; borsa, para piyasaları ve finansman araçları gibi ekonomi ile ilişkili alanlara
kıyasla çok az sayıda rastlanmaktadır. Bu motivasyonla, bu çalışmada işletmelerdeki karar vericilerin minimum teknik bilgi ile talep tahminleme sürecini gerçekleştirebilmesi için, girdi olarak verilen
veri kümelerinin karakteristikleri ile talep tahmin metotları arasında ilişkiler kurulabileceği tartışılmaktadır. Bu öngörüden yola çıkılarak, mevcut verinin karakteristiklerine uygun talep tahmin
metodunun seçimine yönelik kavramsal bir model önerisi sunulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Tahminleme, Talep Tahmin Metotları, Veri Karakteristikleri, Metot Seçimi
6.1.16
Veri Analizi - 3
Oturum Başkanı: Tülin İnkaya
Çarşamba, 14:45 - 15:45, Salon 8
Yakınlık İlişkilerine Göre Topluluk Temelli Benzerlik Çizgesi
Tülin İnkaya
Topluluk temelli yaklaşımlar veri madenciliğinde doğru ve dayanıklı çözümlerin elde edilmesinde
yoğun olarak kullanılmaktadır. Topluluk temelli yaklaşımlarda bir veri kümesi için önce farklı çözümler oluşturulmaktadır, sonra bu çözümler bütünleştirilmektedir. Bu çalışmada, topluluk temelli
yaklaşımlar benzerlik çizgesinin oluşturulması amacıyla kullanılmıştır. Benzerlik çizgesi, spektral
kümeleme ve hiyerarşik kümeleme gibi çeşitli kümeleme algoritmaları için girdi niteliğindedir ve veriye ilişkin yerel karakteristiklerin tanımlanmasını sağlamaktadır. Önerilen benzerlik çizgesi, farklı
yakınlık çizgelerindeki komşulukları kullanarak ortak bir yakınlık çizgesi üretmektedir. Bu kapsamda minimum kapsayan ağaç, bağıl komşuluk çizgesi ve Gabriel çizgesi gibi yakınlık çizgeleri
kullanılmaktadır. Sentetik ve gerçek veri kümelerinde yapılan deneysel çalışmalar önerilen benzerlik
çizgesinin kümeleme sonuçlarındaki doğruluğu ve dayanıklılığı iyileştirdiği gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Veri Madenciliği, Kümeleme, Benzerlik Çizgesi
35
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki Üniversitelerde Çalışan Öğretim Elemanlarının
Tükenmişlik Düzeylerinin İstatistiksel Analizi
Burcu Toker, Zafer Ağdelen, Salahi Pehlivan
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), sağlık hizmeti devlet ve özel hastaneler tarafından
sunulmaktadır. KKTC sağlık sisteminde önemli bir yer tutan devlet hastanelerinin sundukları hizmetin kalitesi ve performanslarının iyileştirilmesi konusu çok büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle
özellikle halkın büyük bir kesimi tarafından tercih edilen devlet hastanelerinden hizmet alan hastaların tatmin düzeylerinin araştırılması konusu önem kazanmştır. Hasta memnuniyetini sağlamak,
bir sağlık kuruluşunun önündeki en zor ve hassas konulardan biridir. Hastaların, özellikle devlet
hastanelerinin sunduğu acil sağlık hizmetlerinden memnuniyeti büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, adanın en donanımlı devlet hastanesi olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi
tarafından verilen Acil Servis hizmetlerini alan kişilerin aldıkları sağlık hizmetinin kalitesi ile ilgili
görüşlerinin alınarak tatmin düzeylerinin ölçülmesi ve istatistiksel olarak analiz edilerek tatmin düzeylerini artırmaya yönelik öneri ve stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Çalışmada veri
toplama amacıyla anket yöntemi seçilmiştir. Bu amaçla yapılan literatür taraması sonucunda çalışmada kullanlak üzere iki bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Birinci bölümde acil servisten
hizmet alan hastaların demokrafik özellikleri ile ilgili sorular, ikinci bölümde ise acil servis hizmetleri ve ortamı ile ilgili memnuniyet derecesini ölçmeye yönelik algısal sorular yer almaktadır. Anket
yöntemiyle toplanan verierin analizi sonucunda elde edilen bulgular, genel olarak hastane tarafından
sunulan acil servis hizmetlerinden hastaların memnun olduğunu göstermektedir. Memnuniyet düzeyi en yüksek değerlendirilen ifade doktorların davranışı, en düşük ise bekleme salonu ve imkanları
olarak ortaya çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: KKTC, Acil Servis, Hasta Tatmini
Endüstri Mühendisliği Öğrencilerinin Akademik Başarılarının Tahmin Edilmesi: Bir
Vakıf Üniversitesinde Uygulama
Kıvanç Onan
Bugün, Türkiye’deki üniversitelerde 5000’in üzerinde Endüstri Mühendisliği Bölümü kontenjanı açılmaktadır. ÖSYM kılavuzunda ise 200’e yakın farklı Endüstri Mühendisliği Bölümü tercihi yer almaktadır. Ancak bu kontenjanlar tam olarak dolmamakta ve özellikle bu kontenjanların çoğuna
sahip olan İstanbul’daki vakıf üniversiteleri de bu durum nedeniyle yoğun bir rekabete maruz kalmaktadır. Burada mezunların akademik başarıları, bölümlerin tercih edilirlikleri anlamında önemli
bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Literatür incelendiğinde, başarısız olması beklenen öğrencilerin
önceden tespit edilerek onlara destek olunmasının, başarı oranının yükselmesine sebep olacağı görülmektedir. Bu çalışmada bir vakıf üniversitesinin Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin
akademik başarılarının önceden tahmin edilmesi için bir model oluşturulmuştur. Bu modelde özellikle, yerleşme başarı sırası ve puanı, ilk iki dönemdeki genel not ortalaması (GNO), demografik
özellikleri vb. değişkenlerden faydalanılarak, öğrencilerin hem toplam eğitim süreleri, hem de mezuniyet aşamasındaki akademik başarıları tahmin edilmeye çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Endüstri Mühendisliği Eğitimi, Tahmin, Veri Analizi
36
6.1.17
Performans Yönetimi - 1
Oturum Başkanı: Selçuk Alp
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 1
Yoğun Saatlerdeki Ek Şerit Uygulamasının Köprü Trafiğine Etkileri
Burak Çavdaroğlu, Barlas Selçuk, Nur Ayvaz Çavdaroğlu
Ek şerit uygulaması (counterflow lane), köprüler veya tüneller gibi karayollarının fiziksel olarak
sınırlandırılmış bölümlerinde trafiğin yoğun olduğu yönün lehine olacak şekilde yol kapasitesinin
genişletilmesidir. Günümüzde sıkça kullanılıyor olmasına rağmen, ek şerit uygulamasının özellikle
yoğun saatlerdeki köprü trafik seviyesine doğrudan etkilerini ele alan bilgimiz dâhilinde analitik bir
çalışma mevcut değildir. Bu araştırmada, İstanbul Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü üzerinde ek
şerit uygulamasının kullanıldığı ve kullanılmadığı durumlarda trafik yoğunluğu seviyesinin ölçülmesi
amaçlanmaktadır. Çalışmamızda öncelikle köprüde oluşan tıkanıklıkların yerleri tespit edilip bu dar
boğazlarda araç davranışları belirlenmiştir. Ardından, çeşitli araç geliş yoğunluğu oranlarına göre
köprü üzerindeki trafik tıkanıklığını simüle eden bir kesikli olay benzetim modeli oluşturulmuştur.
Simülasyon analizimizde akşam iş çıkışı saatlerinde her iki yönden köprüye gelen otomobil sayısı
arasında kayda değer bir fark olmamasına rağmen, ek şerit uygulaması olmaksızın her iki yönde
dörder şerit olduğunda doğu yönünde (Avrupa’dan Asya’ya) trafik tıkanıklığının daha fazla olduğu
gözlemlenmiştir. Bunun yanında, yoğun saatlerde doğu yönüne verilen bir ek şeridin elektronik gişelerin girişinde sıkışan ortalama araç sayısını önemli ölçüde azalttığı da tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Simülasyon, Kuyruk Sistemleri, Karar Analizi
Spor Giyim Sektöründe Marka Tercihlerine ve Tercih Nedenlerine Saklı Markov Modelinin Uygulanması
İsmail Dönmez, Selçuk Alp
Günümüzde toplumunun tüketim alışkanlıklarına ve rekabet artışına bağlı olarak tekstil sektörünün
önemli bir kolu olan spor giyim sektöründeki üretici firmalar ürünlerinde çeşitli yenilikler yapmaktadır. Firmalar, ürünlerinin niteliklerini tüketicilere hissettirebilmek için marka kavramını kullanmaktadırlar. Alacakları ürünün önceden bilmiş oldukları bir markaya sahip olması tüketicilere, ürünü
tanıma fırsatı sağlar ve hangi ürünün ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte olduğunu belirlemede
yardımcı olur. Tüketicilerin markalara yönelişleri o markanın kalitesi, güvenirliği, fiyatı ve güncel oluşu ile doğru orantılıdır. Marka tercihleri veya marka bağlılığı uygulamalarında, markaların
kısa veya uzun dönem tercih olasılıklarını belirlemede, Markov Zinciri teorisi oldukça yaygın olarak
kullanılmaktadır. Ancak tercih nedenleri sorgulandığında Markov Zinciri yetersiz kalmaktadır. Bu
nedenle tercih nedenlerini de modele dâhil edebilen Saklı Markov Modelinin kullanılması daha uygun
olacaktır. Marka tercihi, gençler ve eğitim düzeyi yüksek tüketici kitlelerinde etkisini daha belirgin
bir şekilde göstermektedir. Bu bağlamda üniversite öğrencileri bir firmanın marka oluşturmadaki
başarı ya da başarısızlığını gösteren en önemli tüketici gruplarından birisidir. Bu çalışmada Saklı
Markov Modeli kullanılarak, spor giyim sektöründe marka tercihleri ve tercih nedenleri üzerine bir
uygulama yapılmıştır. Uygulamada kullanılmak için gerekli veriler Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencilerine yapılan anketlerden elde edilmiştir. Ankete; farklı yaşam şekillerine, farklı kültürlere, farklı
sosyo-ekonomik düzeye sahip, 189 öğrenci katılmıştır. YTÜ öğrencilerinin tercih ettikleri spor giyim
markaları ve bu markaları tercih etme nedenleri temel alınarak bir Saklı Markov Modeli kurulmuştur. Tahminler için Saklı Markov Modelinin temel üç probleminden ilk iki problem kullanılmıştır.
37
Tahminler sonucunda tercih edilecek spor giyim markalar ve tercih nedenleri bulunmuştur. Elde
edilen bulgulara göre bu markaların tercih sebepleri “Kumaş-Dikiş” ve “Tasarım” özellikleri olarak
belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Markov Zinciri, Gizli Markov Modeli, Tahmin Yapma, Marka Tercihi
6.1.18
Envanter Yönetimi - 1
Oturum Başkanı: Nihan Demirel
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 2
İkincil Pazarların Varlığında Yedek Parça Fiyat Envanter Optimizasyonu
Mustafa Hekimoğlu, Burak Erkan Kaya
Sermaye mallarının gayri faal zaman maliyetlerinin en aza indirilmesi için düzenli/düzensiz bakımlarının yapılması gerekmektedir. Yedek parçalar yoklukları durumunda bakım faaliyeti sürecini
uzatabileceği veya tamamen durdurabileceğinden firmalar envanterlerinde yedek parça bulundururlar ancak yedek parça yönetimi özellikle makine çeşitliliğinin yüksek olduğu firmalarda dikkatli bir
şekilde yapılmalıdır. Yedek parçaların fiyatlarının yüksek oluşu, taleplerinin ise düzensiz ve kesikli
oluşundan dolayı sadece tarihsel verileri kullanarak yedek parça ihtiyaçlarını öngörmek zordur. Yedek parça kontrol sistemlerinde asgari satın alma maliyetiyle ve en az envanter bulundurularak
yüksek hizmet oranını sağlamak için mevcut makine sayısı ve çeşidi göz önüne alınmalıdır. Kurulu
sistemlerin belirsiz yaşam döngüleri ve ikincil pazarlarda veya Orijinal Ekipman Üreticileri (OEÜ)
tarafından fiyatlandırılması nedeniyle talep ve fiyatlar dinamik bir davranış göstermektedir. İkincil pazarlar OEÜ’e nazaran daha düşük fiyatlar ve daha yüksek tedarik hızı sunar. Ancak ikincil
pazarlardaki yedek parça miktarı komisyoncuların veya tüccarların talep edilen ürünleri üretme
kabiliyetleri olmadığından sınırlıdır. OEÜ kullanımdaki sermaye malını ürettiği için yedek parça pazarında lider konumdadır ve OEÜ’nün (yedek parça) fiyatları talep üzerinde kısa ve uzun vadede iki
farklı etki yapar. Bu çalışmada ikincil pazarların varlığı altında bir OEÜ’nin yedek parça fiyatlandırma ve envanter yönetimi ele alınmıştır. Tek periyotluk bir model için optimum fiyat ve envanter
miktarı araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Envanter Kontrolü, Fiyat Optimizasyonu, İkincil Pazarlar
Yüksek Tonajlı Araçlara Ait Yedek Parça Stoklama Yöntemi Tespiti ve Maliyet Analizi
Hakan Ömer Tunca, Gürkan Serhadlıoğlu
Bu çalışmada bir organizasyondaki çok sayıdaki yüksek tonajlı araçlara ait yedek parça stoklama
esasları ve miktarlarının analiz edilmesi suretiyle daha etkin bir stok yönetim modelinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca her yedek parçanın yeniden sipariş verme düzeyi ile bu düzeyin geçilmesi
durumunda tedarik edilecek malzeme miktarlarının hesaplanması hedeflenmiştir. Mevcut durumda
organizasyon; herhangi bir parça için stok tutulup tutulmama kararını verirken o parça için son 12
ay içerisinde yapılan malzeme istek sayısına bakmaktadır. Bu istek sayısı belirlenen bir eşik değerini
aşar ise o malzeme için stok tutulmasına karar verilmekte, eğer eşik değeri aşılamamış ise son 24
aylık dönemdeki sipariş sayısına bakılmakta, aksi durumda stok oluşturulmamaktadır. İlave olarak
tedarik sürelerinde yaşanabilecek aksaklıkları telafi etme amaçlı parça başına emniyet stok seviyesi
oluşturmaktadır. Bu stok yönetim modelinde parça bazında yeniden sipariş verme düzeyi tespit
38
edilmemektedir. Belli aralıklarla yapılan kontroller neticesinde her parça için mevcutlar, talep miktarları, emniyet stok seviyesi miktarları, tedarik aşamasında olan miktarları içerecek şekilde tedarik
miktarları belirlenmektedir. Bu çalışmada; talebin belirsiz olduğu durumlarda kullanılan “ekonomik
sipariş verme modeli” esasına dayalı bir yöntem kullanılmış ve her bir parça bazında yeniden sipariş
verme noktası ile sipariş miktarı hesap edilmiştir. Tedarik edilecek malzeme miktarları belirlenirken
raf ömrü hesaplamalara dâhil edilmiştir. Ayrıca işlem hacimleri yüksek olan malzemelerin tespit
edilmesi amacıyla “ABC” analiz yönteminden de istifade edilmiştir. Önerilen yöntemin işlem hacimleri yüksek olan malzemeler için uygulanması gelecekte atıl malzeme stokunun oluşmamasına
katkı sağlayacağı değerlendirilmiştir. Sonuç olarak önerilen yöntemin stok yapılacak malzeme cinsi
sayısını yaklaşık olarak 5’te 1’e, emniyet stoku için malzeme miktarını 4’te 1’e ve stokların parasal
değerini 2.7 Milyar TL’den 1.6 Milyar TL’ye indirilebileceği hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yedek Parça, Stok, ABC, Ekonomik Sipariş Verme, Stok Yönetimi, Maliyet
Bir Montaj Hattında İstasyonların Ara Stok Yönetimi için Bir Yaklaşım
Nihan Demirel, Emel Özmen, Müjgan Sağır
İşletmelerde stok bulundurma, çok önemli bir maliyet bileşenidir. Bu çalışmada iklimlendirme sektöründe önemli bir yere sahip olan bir firmanın kombi üretim hattı ele alınmıştır. Montaj hatlarında
malzeme besleme periyotlarının düzenlenmesi ve bir vardiya içindeki tur sayısının en küçüklenmesi
önemlidir. Özellikle istasyon kenarı stok alanlarının sınırlı olması nedeniyle bu noktalarda biriken
malzeme düzeyinin de en az seviyeye çekilmesi sağlanabilirse fabrika içi akış da kolaylaşacaktır. Bu
problemin çözümü için söz konusu koşulları göz önüne alan bir matematiksel model geliştirilmiştir.
Amaç, montaj hattında istasyonların ara stok seviyelerinin belirlenerek, malzeme dağıtım sisteminin
iyileştirilmesi ve ara stok yığılmalarının en küçüklenmesidir.
Anahtar Kelimeler: Montaj Hatları, Malzeme Besleme Sistemleri, Çizelgeleme
6.1.19
Optimizasyon - 3
Oturum Başkanı: Nezir Aydın
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 3
Kapasite Kısıtlı Stokastik Parti Büyüklüğü Belirleme Problemi
Duygu Taş, Michel Gendreau, Ola Jabali, Raf Jans
Bu çalışmada, kurulum sürelerinin stokastik olduğu bir kapasite kısıtlı çok ürünlü dinamik parti büyüklüğü belirleme problemi ele alınmaktadır. Bu yeni versiyon için geliştirilen matematiksel model
hem klasik üretim maliyetlerini hem de beklenen ek mesai maliyetlerini (makinenin zaman kapasitesini aşacak şekilde kullanımı) göz önünde bulundurmaktadır. Ele alınan problem iki aşamalı
stokastik programlama modeli şeklinde formülize edilmektedir. Kurulum süreleri Gama dağılımını
takip ettiğinde belirli bir kurulum ve üretim planı için beklenen ek mesai süresini etkili bir şekilde hesaplayan bir prosedür önerilmektedir. Problemin amaç fonksiyon değerinin üst sınırını ve
istatiksel alt sınırını belirlemek için ortalama numune yaklaşımı (sample average approximation)
yaklaşımı uygulanmaktadır. Bu sınırlar daha sonra problem için önerilen iki sezgisel metodun performansını değerlendirmek için kullanılmaktadır. Bu metotlar, problemin gerekirci versiyonunun
belirli parametrelerinin değiştirilmesi ve elde edilen sonuçların stokastik kurulum sürelerine göre
39
değerlendirilmesi prensibine dayanmaktadır. Literatürde yaygın şekilde kullanılan veri setleri üzerinden kapsamlı hesaplamalı sonuçlar elde edilmiştir ve geliştirilen çözüm yöntemlerinin etkinlikleri
değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Parti Büyüklüğü Belirleme, Stokastik Kurulum Süreleri, Ek Mesai, Ortalama
Numune Yaklaşımı, Sezgisel Yöntemler
Otonomasyon Altında Kalite Kontrol Grafiği Tasarımı için Bir Metasezgisel Yöntem
Umman Mahir Yıldırım, Ayhan Özgür Toy
Otonomasyon yaklaşımının benimsendiği sistemlerde, herhangi bir makinanın muayenesi için tüm
sistemin durdurulması, diğer makinalar için bir muayene fırsatı yaratmaktadır. Burada önemli bir
nokta bu fırsattan yararlanacak (fırsatçı) ve yararlanmayacak (fırsatçı olmayan) makinalara karar
verilmesidir. Bunun yanında bu karar değişkeninin, sistem durduğu anda makinaların durumlarının
kontrol dışında olup olmamaları ile yakından ilişkili olduğu aşikardır. Bu çalışmada, otonomasyon
(jidoka) ve fırsatçı muayene altında kalite kontrol grafiği tasarımı ele alınmış ve toplam maliyeti
enküçükleyecek kontrol parametrelerini belirlemek amacıyla bir evrimsel algoritma geliştirilmiştir.
Bulgular, fırsatçı muayeneyi dikkate alan bir kalite kontrol grafiği tasarımının toplam maliyeti önemli
ölçüde azalttığını göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Kalite Kontrol Grafiği Tasarımı, Jidoka Fırsatçı Muayene, Evrimsel Algoritma
Kaynak Kısıtlı Çok Modlu Çoklu Stokastik Proje Çizelgeleme
Berna Dengiz, Serdar Soysal, Kumru Didem Atalay
Bu çalışmada, birden fazla projenin yer aldığı, projeleri meydana getiren faaliyetlerin çok sayıda alternatif mod ile tamamlanabilme olanağına sahip olduğu bir proje ortamının çizelgelenmesi problemi
ele alınmıştır. Faaliyetlerin yerine getirilmesi için iki çeşit kaynak bulunmaktadır. Her bir kaynak
sonlu sayıdadır ve kullanıldıkları anda miktarları azalmaktadır. Bununla birlikte, her bir kaynağın
projelere tahsis edildiği ve yalnızca o proje içinde kullanılabildiği kaynak tahsis politikası benimsenmiştir. Ayrıca, faaliyetlerin süresi belirli değildir; istatistiksel bir dağılımdan gelmektedir. Yukarıda
açıklanan şartlar altında ve faaliyetler arasındaki öncülük ilişkisini de dikkate alarak, tüm projelerin toplam gecikme zamanını en azlayacak çizelgeyi belirlemek için çözüm yaklaşımları önerilmiştir.
Şans Kısıtlı Programlama tekniğine dayalı çözüm yöntemi önerilmiş ve test problemleri üzerinde
etkinliği sınanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çoklu Proje Çizelgelemesi, Kaynak TahsisProblemi, Şans Kısıtlı Programlama
6.1.20
Optimizasyon - 4
Oturum Başkanı: Fadime Üney Yüksektepe
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 4
Mudo Türkiye’de Optimizasyon Tabanlı Fiyatlama
İpek Özgazi, Ayça Nur Saatçi, Merve Yardımcı, Fadime Üney Yüksektepe
40
Mudo, Türkiye’de 100’ü aşkın mağazasıyla hazır giyim ve dekorasyon perakendeciliğinde tanınmış bir markadır. Mevcut fiyatlandırma stratejileri, gelişen perakende şirketleri için bazı güçlükler
yaratmaktadır. Mevsimlik ürünlerin fiyatlandırma politikaları tekstil şirketlerinin kârlılığını etkilerken, başlangıç fiyat ve indirimli fiyatların belirlenmesi ve zamanlaması önemli planlama kararları
arasındadır. Bu politikalar belirlenirken Türkiye’deki bazı firmaların analitik bir uygulama kullanmadıkları, tüketicilerin fiyatlara verdikleri tepkilerle veya ürünlerin üretim, taşıma vs. gibi maliyetlerini göz önünde bulundurarak ürün fiyatlandırması belirledikleri gözlenmektedir. Mevcut sistemde
Mudo’daki satış planlama uzmanları ürünler için alınan bu kritik kararlar için analitik bir yaklaşım kullanmamaktadır. Bu çalışmada, Mudo’daki kadın gömlek kategorisi ürünlerinin fiyatlandırma
stratejileri üzerinde çalışılmaktadır. Gömlek kategorisi Mudo için önemli ve problemli olduğundan
dolayı çalışmalar kadın gömlek ürünleri üzerinden yürütülmektedir. Bu ürünler için, son üç yılın
satış fiyatı, satış miktarı, ürün kodu, takvim yılı/haftası gibi veriler şirketten edinilmiştir. Fiyat ve
satış miktarı arasındaki ilişki, her bir ürün için matematiksel bir denklem haline dönüştürülecektir.
Amaç, geliştirilen denklemleri kullanarak, gelecek yıl için çıkacak olan kadın gömlek kategorisi ürünlerinin ne kadar adetle ve hangi fiyata pazara çıkmaları gerektiği belirlenip, şirketin toplam gelirini
en üst düzeye çıkaracak en uygun fiyatlandırma politikasını belirlemektir. En uygun çözümü bulmak
için, bir matematiksel programlama modeli geliştirilip Excel Çözücü kullanarak çözülecektir. Verilen
bir ürün için, gelişmiş analitik ve kullanıcı dostu Excel tabanlı karar destek aracı yardımıyla en uygun fiyatı elde etmek kolay olacaktır. Farklı senaryo analizleri yapılıp, sonuçlar değerlendirilecektir.
Anahtar Kelimeler: Fiyatlandırma, Optimizasyon, Matematiksel Modelleme, Gelir Yönetimi
Hava Yolu Taşımacılığında Gelir Yönetimi ve Dinamik Fiyatlandırma
Gökçe Kılıçkaya
Günümüzde yaşam koşulları, zaman, hız ve kalite gibi unsurları hizmet alımlarında seçim kriterleri
olarak önümüze sunar. Hizmet ve kalite standartlarının yüksek olması ulaşım sekötüründe tüketiciyi
çoğu zaman hava yolu taşımacılığına yöneltmektedir. Bu nedenle hava yolu taşımacılığında talep
artmış ve rekabet kızışmıştır. Rekabetin artması hava yolu şirketleri açısından gelir yönetimi uygulamalarını önemli bir hale getirmektedir. Gelir yönetiminin fiyat ve miktar kavramları arasındaki
ilişkiyi incelemektedir. Gelir yönetiminin çıkış noktası hava yolu taşımacılığıdır. Temelinde talep
pazarının doğru sınıflandırılması yatmaktadır. Farklı fiyatlandırmaya sahip bilet satışlarının kapasite tahsisi yönetiminde kullanılacak stratejiler olarak tanımlanır. Önemli unsurlardan biri doğru
kapasite ile doğru zamanda, doğru müşteriye fiyatlandırma stratejilerinin uygulanmasıdır. Günümüzde mevcut pek çok hava yolu şirketleri arasında fark yaratabilmek için en önemli unsurlardan
biri doğru fiyatlandırma ile müşterilerin beklentilerini karşılarken geliri maksimize etmektir. Bizler
bu kriterleri göz önüne alarak çalışmamızda farklı uçuş saatleri içerisinde aynı noktaya hareket eden
iki paralel uçuş üzerinde dinamik fiyatlandırma uygulaması gerçekleştirdik. Burada ki amacımız
kapasite durumunu dikkate alarak doğru fiyatlandırma ile maksimum geliri elde etmektir. Bir hafta
boyunca günlük gelen talep, kapasite ve fiyat için gerçekleşecek tüm olasılıklar göz önüne alınarak
gelirler hesaplanmıştır. Model bu gelirler arasından maksimumu seçerek optimum toplam gelir hesaplamasını gerçekleştirir.
Anahtar Kelimeler: Dinamik Fiyatlandırma, Gelir Yönetimi, Hava Yolu Taşımacılığı
Heterojen Ürünler ve Esnek Kaynaklarla Kapasite Boyutlandırma ve Fiyatlandırma
Kararları
Salih Tekin
41
Bu çalışmada talep belirsizliği altında heterojen ürün üreten tekelci bir firma tarafından yapılan
kapasite ve fiyatlandırma kararları ele alınmaktadır. Modelimiz, sabit ve esnek kaynakları, ürüne ve
kaynak türüne bağlı olabilen işleme hızlarını ve ürünlerin değiştirilebilirliğini içerir. Amaç kârı en
iyilemektir. Belirlenen kaynak kapasiteleri ve talep fonksiyonlarının yapısına bağlı olarak optimum
fiyat ve üretim miktarları ifade edilir. En iyi çözümde, her iki ürün için sabit kapasitelere yatırım
yapmadan esnek kapasiteye yatırım yapılamayacağı gösterilmiştir. Ayrıca hangi durumlarda esnek
kapasiteye yatırım yapıldığını bulmak için sabit kapasite maliyetlerine üst sınırlar elde edilmiştir.
Son olarak sayısal örneklerle fiyatların ve kârın çeşitli model parametrelerine nasıl bağlı olduğuna
araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Gelir Yönetimi, Fiyatlandırma, Stokastik Programlama
6.1.21
Veri Analizi - 4
Oturum Başkanı: Muhammet Sütçü
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 5
Clustering-Based Sales Forecasting in a Forklift Distributor
Pratiwi Eka Puspita, Tülin İnkaya, Mehmet Akansel
Sales forecasting refers to the prediction of future demand based on past data. A vast literature
on sales forecasting has accumulated due to its vital role in balancing demand and supply. Among
these, data mining has emerged as a powerful tool to facilitate sales forecasting. In this study, we
use data mining methods for making accurate and reliable sales forecasts in a forklift distributor
company. Monthly sales data for 100 different types of forklifts between 1998 and 2016 are used.
The proposed forecasting methodology includes three steps. First, products with similar sales patterns are determined using hierarchical clustering. Dynamic time warping is applied to calculate the
similarities among product sales data. Second, for each product cluster, support vector regression
is used to predict future sales. Finally, the impact of the proposed methodology on the inventory
levels and service levels is analysed.
Keywords: Data Mining, Clustering, Forecasting
Long-Term Time Series Forecasting using A Hybrid Linear Regression and Exponential
Smoothing Model
Buray Türkmen, Ramis Akın Korkmaz, Muhammet Boyraz, Muhammet Sütçü
Determining future revenue is an essential part of every investment. Companies calculate the expected revenue and cost to decide on the price changes by year. The inflation rate is an essential
factor to calculate price changes and expected revenue. Determining the future inflation rate by
naïve approach might be a useful approach for some countries however some countries have huge
fluctuation trends like Turkey or developing countries. This situation causes the wrong interpretation of future inflation rate. In this paper, we propose a new methodology to forecast long term
inflation rates by using linear regression and exponential smoothing simultaneously. We compare
our proposed method with the different methods of long-term time series analysis and forecasting techniques (including moving average, weighted moving average, exponential smoothing, linear
regression, ARIMA) applied to the annual inflation rate on historical data since 1960 to different
42
developing and developed countries. The computational results indicate that our proposed method
outperforms the classical well known methods.
Keywords: Time Series Forecasting, Combined Forecast, Long-Term Inflation Forecasting
Shared Mobility: Car, Bike And Ride Sharing
Fatih Canıtez, Muhammet Deveci, Nihan Çetin Demirel
As cities become more and more the engines of global growth, they are set to be transformed by disruptive technologies. Sharing economy in the mobility field changes the landscape of transportation
in cities. With developing mobile technologies as well as changing passenger needs, sharing economy
in mobility field offers unprecedented opportunities for people. In this paper, different applications
of sharing economy in the mobility area are presented in order to provide an introductory overview.
Car sharing, bike sharing and ride sharing are introduced, delineating the differences in theory and
practice between them. In conclusion, these new developments in sharing transport economy change
the conventional urban transport options in a very fast and radical way, and cities should adapt
themselves to these novel travel options.
Keywords: Urban Mobility, Sharing Economy, Car Sharing, Ride Sharing, Bike Sharing
6.1.22
Optimizasyon - 5
Oturum Başkanı: Z. Caner Taşkın
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 6
Hacimsel Yoğunluk Ayarlı Ark Sağaltımı (VMAT) Planlama Probleminin Çözümü için
Bir Dal-Eder Algoritması
Pınar Dursun, Z. Caner Taşkın, İ. Kuban Altınel
Dışsal radyoterapide kullanılan hacimsel yoğunluk ayarlı ark sağaltımında (VMAT) hastaya bir ark
boyunca kesintisiz radyasyon gönderimi olanaklıdır. Ayrıca doğrusal hızlandırıcıya yerleştirilmiş olan
çok yapraklı yönlendirici dönüş sırasında radyasyon ışınını biçimlendirir. Bunun sonucunda elde edilen planların sağaltım süresi kısa olur ve doz dağılımları yüksek uygunluktadır. Ancak, radyasyon
gönderimindeki bu süreklilik çok yapraklı yönlendiricinin oluşturduğu açıklıkları birbirine bağımlı
yapar. Ark üzerindeki iki yakın noktadaki iki açıklık yaprakların hareket hızı kısıtlamasından dolayı
birbirine benzer olmalıdır. Ayrıca yine yönlendiricilerin mekanik özellikleri nedeniyle açıklıkların
biçiminde bazı ek kısıtlamalar vardır. Geliştirilen matematiksel gösterimler büyük boyutludur ve
bilinen eniyileme çözücüleri ile çözülmesi zordur. Çalışmamızda VMAT planlama problemi için bir
karışık-tamsayılı doğrusal programlama gösterimi vermekte ve çözümü için bir dal-eder algoritması
önermekteyiz. Çok yapraklı yönlendiricinin fiziksel kısıtlarını sağlayan açıklıklardan oluşan olurlu
arkların sayısı çok fazladır. Verilen gösterim her bir arkın yeni bir değişken olduğu yeni bir gösterime
çevrilir ve alt problemin çözümü ile yeni bir ark üretilmektedir. Ana problemde ise bu arklar ile sağaltım kısıtlarını sağlayan ve toplam radyasyon miktarını en küçükleyen en iyi plan bulunmaktadır.
Dal-eder algoritmasının arama ağacının düğümlerinde kolon üretmeye ek olarak Lagrange gevşetme
yaklaşımından da yararlanılmaktadır. Lagrange gevşetme yöntemi ile daha iyi alt sınırlar elde etmek olanaklı olmakta ve kolon üretme etkinleştirilebilmektedir. Algoritmanın başarımı gerçek veri
kullanılarak değerlendirilmektedir.
43
Anahtar Kelimeler: Radyasyon Sağaltımı, VMAT, Matematiksel Programlama, Dal-Eder Algoritması
Birlikte Üretim Sistemlerinde Optimizasyon Modelleri ve Özel Çözüm Algoritmaları
Semra Ağralı, Bahadır Pamuk, Z. Caner Taşkın, Zeynep Sargut
Bazı üretim sistemlerinde üretim sürecinin fiziksel/kimyasal yapısından dolayı veya kaynakların daha
etkin kullanılması amacıyla bir ürün üretilirken aynı anda başka bir veya birçok ürün birlikte üretilmektedir. Bu şekilde birden fazla ürünün birlikte üretilmesi durumuna literatürde birlikte-üretim
(co-production) denir. Birlikte-üretim sistemleri üretim sürecinin yapısına bağlı olarak 4 kategoride
değerlendirilebilir: (i) kontrol edilebilir, (ii) kontrol edilemez, (iii) planlı, (iv) planlanamaz. Bu kategorilerin farklı kombinasyonlarına sahip sistemler mevcuttur. Bu çalışmada planlanabilir ve kontrol
edilebilir üretim sürecine sahip bir sistem için hangi ürünlerin bir arada üretileceğine, bu üretimlerin
miktarlarına ve belirli bir planlama ufkunda üretimin zamanlamasına karar veren bir optimizasyon
modeli geliştirilmiştir. Bu model literatürde oldukça bilinen kapasite kısıtı olmayan öbek büyüklüğü
belirleme (lot-sizing) problemleri biçiminde ifade edilmiştir. Çalışmamızda problemin genel halinin
NP-Tam olduğu gösterilmiş, karışık-tamsayılı bir model geliştirilmiş ve polinom zamanda çözülebilecek bazı özel durumları incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Birlikte-Üretim Sistemleri, Optimizasyon, Öbek Büyüklüğü Belirleme Problemleri
Hazır Giyim Perakendesinde İndirim Eniyilemesine Yönelik Algoritmaların Karşılaştırılması
Tufan Baydemir, Merve Aksöz, Dilek Tüzün Aksu, Ethem Çanakoğlu
Hazır giyim perakendecileri, uzun tedarik sürelerinden dolayı sezon başlamadan çok önce satmayı
planladıkları ürünlere, adetlerine ve satış fiyatlarına karar vermek durumundadırlar. Hazır giyim
perakendesinde ana hedef tedarik sürelerine göre çok kısa olan satış sezonunda mümkün olan en iyi
geliri elde etmektir. Müşteri beğenilerinin değişmesi, mevsimsel etkiler, rakip firmaların stratejileri
gibi pek çok etken talep üzerinde belirsizlikler oluşturmaktadır. Ve perakendeciler amaçlarına ulaşmak için talepteki belirsizliklerle baş etmek zorundadırlar. Perakendeciler, talep seviyesini yönetebilmek için genellikle fiyat indirimleri ve kampanyalar yaparlar. Mağazacılık planlayıcıları genellikle
fiyat indirimlerini deneyimlerine dayanarak sezgisel bir şekilde yaparlar. Bu çalışmada; planlayıcıların, indirim döneminde hangi ürünler için ne zaman ve ne kadar indirim uygulayacaklarına karar
vermelerine yardımcı olacak bir karar destek sistemi önerilmektedir. Geçmiş verilerden öğrenen bir
tahmin modeli kurulmuş ve her bir SKU için ne zaman indirim yapılacağına ve bu indirimin hangi
fiyat ile yapılacağına karar veren eniyileme algoritmaları önerilmiştir. Önerilen modeller, Türkiye’de
saygın bir moda perakendecisinin verileri üzerinde tatbik edilerek sonuçları değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hazır Giyim Perakendesi, İndirim Eniyilemesi, Yaklaşık Dinamik Programlama
6.1.23
Veri Analizi - 5
Oturum Başkanı: Nurcan Alkış
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 7
44
Mobil Sağlık Uygulamaları: Sağlıklı Davranış Kazanımı
Nurcan Alkış, İrem Sevindik, Duygu Fındık Coşkunçay
Sağlıkla ilgili davranışlar televizyon, radyo ve gazete gibi farklı mecralardan etkilenmektedir. Bilgi
ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte internet, e-posta, SMS ve mobil uygulamalar sağlıkla ilgili davranışları değiştirmek için kullanılan araçlar haline gelmiştir. Özellikle mobil telefonlar
sağladıkları internete hızlı erişim hizmetleri, sahip oldukları GPS sensörü ve ivmeölçer gibi yararlı
fonksiyonlar sayesinde sağlık davranışlarını değiştirmede etkili araçlar olarak kullanılmaktadır. Cep
telefonlarındaki fonksiyonlar sayesinde mobil uygulamalar, sağlık durumundaki değişimi anlık takip
ve tespit etme özellikleri ile sağlıklı davranışı teşvik eden modern fırsatlar sunmaktadır. Buradaki
asıl problem, bireyleri sağlıkla ilgili belirli davranışlara adapte etmek amacıyla mobil uygulamaların
günlük hayata etkin bir şekilde dahil edilebilmesidir. Bu da ikna teknolojileri kullanımı sayesinde
mümkün olmaktadır. IOS ve Android markete bakıldığında sağlıklı yaşam davranışlarını teşvik eden
birçok uygulamaya rastlanmaktadır. Bu uygulamaların hedefledikleri sağlıklı davranışların kullanıcılar tarafından alışkanlık haline getirilip getirilmediği net olarak bilinmemektedir. Hedef davranışa
ulaşmanın en kolay yolu davranış değişikliği ve ikna teorilerinden faydalanmaktır. Bu çalışmanın ilk
kısmında mobil sağlık uygulamalarında kullanılan davranış ve ikna teorileri incelenmiştir. Literatürden, iknanın detaylandırma olasılığı modeli, sosyal bilişsel teori, planlı davranışlar teorisi, bilişsel
davranışçı terapi, transteoretik model, Cialdini’nin 6 ikna ilkesi, Fogg’un davranış modeli gibi teoriler ve modellerin mobil sağlık uygulamalarında davranış değişikliğini sağlamak amacıyla kullanıldığı
belirlenmiştir. Bu çalışmanın ikinci kısmında IOS veya Android marketten sağlıklı davranış alışkanlıklarını hedefleyen beş uygulama popülerliklerine göre seçildikten sonra ikna ve davranış değişikliği
teorileri kapsamında incelenecektir. Bu inceleme gerçek kullanıcılar ile yapılan kullanıcı testleri ile
gerçekleştirilecektir. Çalışmadan elde edilecek sonuçlarla kalıcı davranışları destekleyen teorilerin
mobil sağlık uygulamalarında kullanımı yönünde uygulama geliştiricilere öneriler sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Mobil Sağlık Uygulamaları, Davranış Değişikliği, İkna
Kişisel Bütçe Yönetimi: İkna Teknolojileri Yaklaşımı
İrem Sevindik, Nurcan Alkış
Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte mobil uygulamaların hayatımızdaki yeri gün
geçtikçe artmaktadır. Örneğin, mobil oyunlar, spor, sağlık, alışveriş ve banka uygulamaları cep telefonu kullanıcıları tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Mobil uygulamalar, kişilerin günlük
hayatlarındaki durum değişimini eş zamanlı takip ve tespit etme özellikleri ile davranış değişikliğini
teşvik eden modern fırsatlar sunmaktadır. Mobil uygulamaların birtakım davranış değişikliği teorileriyle desteklenmesiyle ikna teknolojileri ortaya çıkmıştır. İkna teknolojileri belli bir hedef davranışa
ulaşmak için sosyal bilimler alanındaki davranış değişikliği teorileri ile teknolojik gelişmeleri birleştiren uygulamalardır. Bu bağlamda, bu çalışma kapsamında kişilerin günlük finansal durumlarını
control edebilecekleri ve gereksiz harcamalarını tespit edip tasarruflarını artırıcı bir mobil uygulama
geliştirilecektir. Çalışmanın bu kısmında mobil uygulamaların kullanıldığı akademik yayınlar, ikna
teknolojileri teorileri, bütçe yönetimi ve tasarruf yaklaşımları incelenmiştir. Literatürdeki ikna teorilerinden Cialdini’nin İkna İlkeleri davranış değişikliğini gerçekleştirebilmek için teorik alt yapı
olarak seçilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında önerilen uygulama tasarlanarak projelendirilip fon
sağlayan kuruluşlardan birine başvurusu yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Bütçe Yönetimi, İkna İlkeleri, Mobil Uygulamalar
45
Akademisyenlerin Proje Geliştirmeye Karşı Tutumlarını Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi ve Ülke Genelinde Proje Geliştirme Kapasitesinin Artırılması için Önerilerin
Sunulması
Duygu Fındık Coşkunçay, Şule Erdilmen Ocak, Nurcan Alkış
Üniversitelerin, bilginin etkin bir şekilde üretildiği, araştırma ve geliştirme bulgularının akademisyenler arasında özgürce paylaşıldığı ve bilim tabanlı bilginin akademiden endüstriye aktarıldığı yerler
olması hedeflenmektedir. Global İnovasyon Endeksinin 2016 yılı sonuçlarına göre Türkiye 42. sırada
bulunmaktadır. Dolayısıyla ülkemizin başarı endekslerinde daha ön sıralarda bulunması, üniversitelerimizin girişimcilik ve yenilikçilik performanslarının artırılması ve 3. nesil üniversite hedefinin
gerçekleştirilmesi amacıyla proje kültürünü geliştirmek, stratejik öncelikler ve planlar doğrultusunda
araştırma ve geliştirmeye yönelik projelerin sayısını artırmak gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında
proje geliştirmenin yenilikçi büyümeye nasıl katkıda bulunacağını daha iyi anlamak ve üniversitelerin
proje geliştirme potansiyellerini artırabilmek amacıyla akademisyenlerin proje geliştirmeye karşı tutumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Literatür incelendiğinde araştırmacıların
genel olarak akademisyenlerin araştırma yapmaya karşı olan tutumlarını araştırdıkları gözlenmiştir. Literatürde olan bu açık kapatılarak proje kültürünün üniversitelerde yaygınlaştırılması ile yeni
ürün, süreç ve teknolojilerin geliştirilmesi, ülkenin rekabet gücünün artırılması, akademisyenlerin
kariyer gelişiminin desteklenmesi, uluslararası ve sektörler arası etkileşimin artırılması gibi edinilebilecek birçok faydanın önündeki engeller aydınlatılmış olacaktır. Bu çalışma kapsamında akademisyenlerin proje geliştirmeye yönelik tutumlarını belirlemek üzere bir tutum ölçeği geliştirilecektir.
Geçerliği ve güvenirliği sağlanan ölçek ülke genelinde üniversitelerde uygulanacaktır. Elde edilen veriler doğrultusunda yapısal eşitlik modellemesi yöntemiyle akademisyenlerin proje geliştirmeye karşı
tutumunu değerlendiren bir model geliştirilecektir. Bu model aracılığı ile incelenen faktörlerin farklı
disiplinlerdeki etkileri de detaylı bir şekilde araştırılacaktır. Geliştirilecek olan model kapsamında
edinilen bilgiler ve gerçekleştirilen görüşmeler kapsamında hangi faktörlerin akademisyenlerin proje
geliştirmeye karşı tutumlarında etkili olduğu, karşılaşılan problemlerin nasıl üstesinden gelinebileceği
ve proje geliştirme açısından verimli bir etkileşim için akademisyenlerin, üniversite yönetimlerinin
ve fon kuruluşlarının dikkat etmesi gereken hususlar açığa çıkarılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Proje Geliştirme, Tutum
6.1.24
Veri Analizi - 6
Oturum Başkanı: Ali Fuat Güneri
Çarşamba, 17:30 - 18:30, Salon 8
Yapay Sinir Ağları ile Karayolu Hız Tahmini
Umut Can Çakmak, Mehmet Serkan Apaydın, Bülent Çatay
Akıllı Şehirler yaklaşımlarının yaygınlaşmasıyla birlikte ulaşımla ilgili bu kapsamda yapılan araştırma çalışmaları son yıllarda hız kazanmıştır. Bu çalışmalar arasında karayolları üzerindeki trafik
akışlarının hızının tahmini en çok odaklanılan konulardan birisidir. Bu konuda yapılan araştırmalarda Yapay Sinir Ağları sıklıkla kullanılmış ve sadece çok yakın geleceğe yönelik gerçekleştirilebilmiştir. Ancak, daha uzun soluklu planlamalar yapmak ve rotalama kararları almak için yapılan
tahminler daha uzak dönemlerde de az hata payıyla çalışabilir olmalıdır. Bu çalışmada Geri Yayılımlı
46
Yapay Sinir Ağları (GYYSA) kullanılarak farklı tahmin yöntemleri bütünleşik olarak kullanılmış ve
daha uzun dönemler için başarılı hız tahminleri yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan deneysel çalışmada
İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü de içine alan yaklaşık 20 kilometre uzunluğundaki bir
karayolu güzergahı 63 ayrıta bölünerek incelenmiştir. Bu güzergahı kullanan araçlara ait hız verileri Başarsoft tarafından sağlanmıştır. Bu veriler, yollarda seyreden araçlardan Küresel Konumlama
Sistemi (KKS) aracılığıyla toplanan Ekim-Kasım 2016 dönemi olmak üzere iki aya ait dakikalık
hız bilgilerinden oluşmaktadır. Ham olarak elde edilen bu veri kümesi hatalı verilerden arındırıldıktan sonra GYYSA farklı yol ayrıtları ve farklı günler üzerinde çalıştırılmıştır. Elde edilen ortalama
mutlak sapma değerlerine göre kullanılan yaklaşımın birkaç dakika sonrası için yapılan tahminlerde
başarılı sonuçlar verdiği gözlenmiştir. Ayrıca bu hız tahminleri çok hızlı bir şekilde yapılabildiğinden
geliştirilebilecek bir sistemin anlık olarak da gerçek hayatta kullanılma olanağı vardır. Öte yandan,
orta ve uzun dönemli hız tahminlerinde ise bu GYYSA’nın çabuk tahminler üretebilme açısından
verimli çalışmayacağı görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Yapay Sinir Ağları, Zaman Serileri, Makine Öğrenmesi, Karayolu Trafiği, Hız
Tahmini
Rassal Ormanları Kullanarak Sıralı Kategorik Yanıt Veren Ürünlerin veya Süreçlerin
Gürbüz Parametre Tasarımı
Seçil Gülbudak Dil, Gülser Köksal
Bu çalışmada, ürün veya sürecin istenen bir kategorisini sıralı olarak veren ürün ve süreçlerin tasarım
parametre ayarlarını bulmak için basit ve etkili bir yöntem önerilmiştir. Yöntem, belirli bir parametre ayar grubunda yanıtın ortalama ve varyansını modellemek için Rassal Ormanları (Random
Forests) kullanmaktadır. Problem matematiksel programlama veya bu modellere dayanan sinyalgürültü oranlarını kullanarak çözülebilir. Yöntem dört farklı vaka üzerinde uygulanmıştır ve sonuçlar aynı verileri kullanan daha önceki çalışmalarla karşılaştırılmıştır. Sonuçlar yöntemin etkili bir
alternatif olduğunu göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Gürbüz Parametre Tasarımı, Rassal Ormanlar, Sıralı Kategorik Yanıt
Elektrikli Araçlar için Şarj İstasyonu Seçim Modelleri Geliştirilmesi
Emre Anıl Kakillioğlu, Nilgün Fescioğlu Ünver
Çevre kirliliğindeki artışı sınırlamak için ulaşım alanında alınabilecek en etkili önlem elektrikli araç
kullanımının artırılmasıdır. Elektrikli araç bataryalarının dolumu için gerekli süre hızlı şarj istasyonlarında 30 dakikaya yakın bir süreyi bulmaktadır. Şarj süresinin uzunluğu, istasyonlarda oluşan
kuyruk uzunluğunu ve araçların beklemeleri gereken süreyi de artırmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerini ulaşım alanına entegre eden Akıllı Ulaşım Sistemleri (AUS) desteği ile bu süre azaltılabilir.
Bu çalışmanın amacı, elektrikli araçların toplam yolculuk sürelerini azaltacak şekilde şarj istasyonlarına yönlendirilmelerini sağlayacak metodlar geliştirmektir. Geliştirilen yönlendirme algoritmaları,
araçların ve istasyonların kendileri hakkında sisteme gönderdikleri ve sistemden aldıkları bilgi tipleri,
toplanan bilgiyi değerlendirme yöntemleri ve seçim kararı için değerlendirdikleri performans ölçütleri açısından farklılıklar göstermektedir. Merkezi sistemle yönlendirme yapan çalışmalar, araçların
ihtiyacı olan şarj süresi, istasyona varış zamanı gibi değişkenlerin trafik yoğunluğu gibi belirsizliklerden etkilenmediğini varsaymaktadırlar. Araçların kararlarını bireysel olarak alıp merkezi sisteme
bildirmedikleri (dağıtık karar sistemi) modeller ise son derece kısıtlı sayıdadır. Bu çalışmada şu ana
kadar literatürde kullanılmamış yeni bilgi tiplerini de kullanan dağıtık yönlendirme modelleri geliş47
tirilmiştir. Ayrıca , literatürde ilk kez elektrikli araç şarjında ekspres şarj uygulaması (kısa süre şarj
olmak isteyen araçların uzun süre şarj olanlardan daha kısa süre beklemelerini hedefleyen) için bir
model geliştirilecektir. Dağıtık karar sistemi için elde edilen sonuçlar literatürde kullanılan yöntemlerin sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Özgün yöntemin sonuçlarının çeşitli test ortamlarında daha iyi
sonuç verdiği gözlemlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Elektrikli Araç, Akıllı Ulaşım Sistemleri, Şarj İstasyonu Seçimi, Ekspres Şarj
6.2
6.2.1
6 Temmuz Perşembe Oturumları
Enerji Yönetimi - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Gürkan Kumbaroğlu
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 1
Nijerya Enerji Sisteminin Uzun Vadeli Yenilenebilir Enerjiye Geçiş Senaryolarının Değerlendirilmesi
Hanif Ibrahim Auwal, Gökhan Kirkil
Nijerya elektrik sisteminin tamamına yakını doğalgazla çalışan termik santrallerden oluşmaktadır.
Nijerya hükümeti 2030 yılına kadar ülkenin çeşitli yenilenebilir enerji kaynaklarını elektrik enerjisi
üretiminde değerlendirmek için bir enerji politikası geliştirmektedir. Bu çerçevede Nijerya için yenilenebilir enerjiye geçişte üç ayrı senaryo; olağan iş durumu (business as usual-BAU), enerji tasarrufu
(energy conservation-EC) ve yenilenebilir enerji (renewable energy-REN) senaryoları maliyet ve çevresel etki açısından değerlendirilmiştir. Çalışmada LEAP modeli kullanılmıştır. Yenilenebilir enerji
senaryosunun maliyet ve çevresel etki açısından en uygun enerji politika opsiyonu olduğu gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Enerji Modelleme, Senaryo Analizi, Simülasyon, Yenilenebilir Enerji
Elektrik Piyasalarında Piyasa-Takas Dengesi ile Bütünleşik İletim/Üretim Yatırım Modelleri ve Çözüm Yöntemleri
Emre Çelebi
Yeniden düzenlenen ve serbestleşen elektrik piyasalarında orta ve uzun dönemli iletim/üretim yatırım kararları ile kısa vadeli piyasa-takas çıktıları birbirleri ile etkileşim içindedir. Bu piyasada
üreticiler, sistem işletmecisi ve tüketiciler arasında piyasa-takas koşullarına dayalı bir bağ vardır.
Bu bağlamda, karar verme süreçlerine yardımcı olabilecek ve karmaşık piyasa dinamiğinin anlaşılmasını kolaylaştıracak bütünleşik iletim/üretim yatırımı ve piyasa-takas modellerine ilgi literatürde oldukça artmıştır. Bu çalışmada piyasa-takas dengesini öngörebilen ve onunla bütünleşik iletim/üretim yatırım modelleri ele alınmıştır. Bu tarz bütünleşik bir modelin formülasyonu için ise
tek- veya iki-seviyeli programlama problemleri oluşturulmuştur. Tek-seviyeli model için karışık tamamlayıcılık problemi (mixed complementarity problem–MCP) ve iki-seviyeli model için ise denge
kısıtlı matematiksel program (mathematical program with equilibrium constraints–MPEC) kullanılmıştır. Ayrıca, MPEC için kullanılan yeniden formüle etme yöntemleri de ele alınmıştır. Bahsedilen
modeller üç-baralı basit bir elektrik iletim sistemine uygulanarak test edilmiştir. Oldukça genel
varsayımlar altında, her iki problemin de aynı sonuçları verdiği görülmüş ve MCP formülasyonu-
48
nun daha hızlı ve güvenilir çözüm hesaplama özelliği vurgulanmıştır. Bu modeller, firmaların ve
tüketicilerin piyasadaki davranışlarını, denetleyici ve düzenleyici kurumun piyasa izleme/denetleme
faaliyetlerini ve sistem işletmecisinin piyasayı ve sistemi gözlemleme ile işletme görevlerini analiz
edebilmek üzere kullanılabilecektir.
Anahtar Kelimeler: İletim ve Üretim Yatırım Modelleri, Piyasa-Takas Dengesi, Karışık Tamamlayıcılık Problemi, Denge Kısıtlı Matematiksel Program
Pompaj Depolamalı Hibrid Enerji Sistemlerinin Optimizasyonu - Türkiye için Vaka
Analizi
Ayşe Selin Kocaman
Fosil yakıtların enerji üretimindeki payını azaltmak için yenilenebilir enerji kaynakları içeren enerji
modellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak, yenilenebilir enerji kaynakları genellikle düzenli olmayan ve aralıklı enerji kaynaklarıdır ve kesin olarak tahmin edilemezler. Alternatif kaynakların ortak
kullanımını mümkün kılan hibrid sistemler tasarlamak ve enerji depose kullanmak, bu kaynakların
kullanımıyla ilgili güçlükleri azaltmak ve maliyet ve güvenilirlik açısından etkin sistemler tasarlamak için kullanılan yöntemlerdendir. Dünyada özellikle büyük ölçekli sistemlerde en yaygın olarak
kullanılan depolama biçimi, enerjinin pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerde (PHES) suyun
potansiyel enerjisi formunda depolanmasıdır. Bu çalışma, güneş enerjisinin etkin kullanılmasına fırsat verebilecek, saf ve rezervuara doğal su akışı olması durumunda karışık olarak adlandırılan iki tip
PHES sisteminin kaynaklardaki ve talepteki belirsizlikleri de göz önüne alacak şeklide iki-aşamalı
stokastik programlama modelini sunmaktadır. Literatürde ilk kez, belirli bir elektrik talebini karşılamak için kurulabilecek güneş enerjisi üretim tesisinin ayrı ayrı saf PHES ve karışık PHES ile
desteklendiği durumlarda kurulabilecek hibrid sistemin boyutlandırılması problemi ele alınmıştır ve
sonuçlar Türkiye için vaka analizi şeklinde sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller, Hibrid Enerji
Sistemleri, İki Aşamalı Stokastik Programlama
Türkiye için Sera Gazı Etmenlerinin Bir Yapısal Dekompozisyon Analizi ile İncelenmesi
Ayla Alkan
Bu çalışmanın amacı tüm sera gazı emisyonlarını CO2 eşlenik değeri üzerinden ifade ederek Türkiye’de 1990 – 2012 yılları içinde emisyonu tetikleyen faktörlerin nasıl değiştiğini gözlemlemektir.
Çalışma, sadece emisyonu oluşturan etmenlerde meydana gelen değişimi göstermekle yetinmeyip,
ileride yapılacak olan emisyon azaltım çalışmalarına yön verebileceği için önemlidir. Yapılan literatür araştırmasında daha evvel Türkiye için yapılmış benzer bir analize rastlanmamıştır. Çalışmanın
verisini TÜİK’in 1990, 2002 ve 2012 için yayınladığı girdi – çıktı tabloları ve ulusal envanter raporları
oluşturmaktadır. Bu tablolardaki sektörler çok emisyon yayan sektörler, primer enerji sektörleri ve
elektrik üretimi detaylı incelenecek şekilde toplulaştırılmıştır. Kullanılan metot Yapısal Dekompozisyon Analizi (Structural Decomposition Analysis), YDA, metodudur. Emisyonu tetikleyen faktörler
belirlenip, değişim YDA analizi ile hesap edilmiştir. 1990 yılı UNFCCC tarafından emisyonlar için
baz yıl olarak kabul edilir. Hesaplama bu yıldan başlayarak son 20 yıl için yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çoklu Gaz Emisyonu, Türkiye, Yapısal Dekompozisyon Analizi
49
6.2.2
İnsani Yardım Lojistiği - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Özlem Çavuş
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 2
Mülteci Kampı Yerleştirme Problemi
Gül Çulhan, Bahar Yetiş Kara, Muhittin Hakan Demir
Klasik Yerleştirme Rotalama Problemi’nde müşteriler sabit ve bilinen konumlardadır. Ancak, mülteci kampı yerleştirme gibi bazı kamu hizmetlerinde o hizmetten faydalanacak bireylerin konumları belediyeler tarafından belirlenmektedir. Mülteci kampları için kamu hizmetleri ulaştırılması
probleminde talep yerleri değişebilmektedir. Bu çalışmada mülteci kamplarının (talep noktaları) ve
hizmet sağlayan kurumların (hastane, belediye, vb.) konaklama yerlerine karar verilecektir. Aynı
zamanda uzman doktor, psikiyatrist gibi hizmet sağlayıcıların mülteci kampları ve hizmet kurumları arasındaki rotalaması yapılacaktır. Tarafımızın bilgisi dahilinde, klasik Yerleştirme Rotalama
Problemi’nin bir türevi olan bu problem yerleştirme literatüründe daha önce tanımlanmamıştır. Bu
problem Yerleştirme-Yerleştirme Rotalama Problemi (Y-YRP) olarak adlandırılmıştır. Bu çalışmada
Y-YRP problemi tanımlanmış ve doğrusal tamsayı matematiksel modeli sunulmuştur. Modeller ve
Türkiye’nin doğusundaki mülteci kamplarındaki uygulamaları sunumda tartışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: İnsani Yardım Lojistiği
Mobil Ekiplerle Afet Sonrası Durum Tespit
Buse Eylül Oruç, Bahar Yetiş Kara
Afet sonrası durum tespit çalışmaları, afet yönetiminin müdahale safhasında gerçekleştirilen operasyonlara temel oluşturmaktadır. Yollardaki hasarın değerlendirilmesi ile hasarın, enkazın büyüklüğü
tespit edilecek, enkaz kaldırma işlemleri bu değerlendirme sonucundan faydalanacaktır (Şahin, 2016)
(Berktaş, 2016). Nüfus merkezlerindeki hasarın tespiti ile afetten etkilenen bölgenin ihtiyaçları belirlenecek ve yardım malzemelerinin dağıtımı buna göre yapılacaktır. İnsan acısının hafifletilmesi
ve sınırlı kaynakların ihtiyaç noktalarına etkili bir şekilde dağılımı için hasar tespit çalışmasının
hızlılığının önemi göze çarpmaktadır (Balcik ve Beamon, 2010). Bu kapsamda, belediyeler motorize
ekiplerin afet sonrası durum tespit çalışmalarında kullanımını araştırmaktadırlar. Bu çalışmada, afet
sonrası durum tespit modülü için motorize ekiplerin etkin kullanımlarının analizi gerçekleştirilmiştir.
Durum tespit aşamasında, öncelikli olarak okul, hastane gibi kritik önem arz eden birimlerin afetten
etkilenme oranının en hızlı şekilde ortaya çıkarılması önem arz etmektedir. Ayrıca, genel durumun
anlaşılabilmesi için nüfus merkezlerinin etkilenme oranlarının tespit edilmesi ve afet müdahale çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülebilmesi için ana arterlerin kullanılabilme oranının belirlenmesi
gerekmektedir. Bu kapsamda, aslında durum tespit modülü belirli önceliklerle kritik merkezlerin ve
yolların afetten etkilenme oranlarının en hızlı bir şekilde belirlenmesini içermektedir. Problem bu
şekilde tanımlandığında, aslında yöneylem araştırması literatüründe araç rotalama (merkezlere erişim) ve ayrıt rotalama problemlerinin (yollara erişim) entegrasyonunu içermektedir. Dolayısıyla bu
çalışmada, afet sonrası durum tespit çalışmaları için uygun rotalama problemi tanımlanırken yöneylem araştırması literatürüne de yeni çok amaçlı bir rotalama problemi kazandırılmıştır. Problemin
yapısı gereği, araç rotalama probleminin temelindeki “her noktadan bir kez geçilir” varsayımı yeni
tanımlanan problemde geçerliliğini yitirmektedir (Orloff, 1974). Çok amaçlı oluşu ve çoklu geçişe
izin vermesi, Durum Tespit Araç Rotalama Problemini (DTARP) literatürde çalışılmış rotalama
problemlerinden farklılaştırmaktadır. Bu çalışmada DTARP için matematiksel modeller ve sezgisel
50
metotlar önerilmiş afet lojistiği literatüründe sık kullanılan Kartal verisi ile test edilmiştir (Kılcı,
2015).
Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Hasar Tespit, Araç Rotalama, Ayrıt Rotalama, Çok Amaçlı Eniyileme, Epsilon Kısıt Metodu
Çoklu Afetlerin Yönetimi: Çadırkent Yer Seçimi Modellerine Uyarlanması
Eren Özbay, Özlem Çavuş, Bahar Yetiş Kara
Afet yönetiminin hazırlık sürecinde karşılaşılan, afet sonrasında evlerini kaybeden insanları çadırkentlere yerleştirme problemi, literatürde en önemli tesis yerleşim problemlerinden birisidir. Bu
problem literatürde barınak alanı yerleşim problemi olarak bilinmektedir (Altay ve Green, 2006).
Çadırkent yerleşimi için uygun olan bölgelerin belirlenmesi afet gerçekleşmeden önce yapılmaktadır.
Ancak bazı durumlarda afetler birbirini takip edebilmektedir (örneğin 2011 Tohoku Depremi; depremden sonra oluşan tsunamiler birçok insanı daha evsiz bırakarak Fukushima Nükleer Reaktörü’nde
erimeye sebep olmuştur). Afetlerin birbirini takip etmesi literatürde çoklu afet olarak bilinmektedir
(Kappes, 2012). Çoklu afetlerde, birincil afeti takip eden afetler yeni riskler yaratabilir. Bundan
dolayı da afetzede sayısı gerçekleşen birincil ve ikincil afetlerin çeşit ve şiddetine göre önemli dalgalanmalar göstererek doğacak taleplerin yeri ve miktarı kapsamında ciddi sapmalara sebep olabilir.
Bu bilgiler ışığnda, geliştirilecek çadırkent yerleşim modelleri birincil afetlerin yarattığı talepleri
yüksek oranda karşılayabilirken, ikincil afetlerin de yarattığı belirsizlikleri yönetebilecek şekilde olmalıdır.
Bu çalışmanın amacı, çadırkent yerleşim problemine ikincil afetlerin de getirdiği talep değişkenliğini
eklemektir. Artçıların yarattığı değişkenlik modellenirken çok aşamalı rassal bir model kullanılmıştır. Depremden kaynaklanan talep değişkenlikleri modelde farklı aşamalar ile ifade edilmektedir.
Her aşamada çadırkentlerin kurulması kararları talep gözlemlenmeden önce verilirken, afetzedelerin
çadırkentlere yerleştirilme kararları talep gözlemlendikten sonra verilmektedir.
Geliştirilen modeller İstanbul Kartal veri seti üzerinden (Kılcı vd. 2015) yaratılan çeşitli senaryolarla
denenmiştir. Senaryoların yaratılma metodolojisi, modelin ayrıntıları ve ulaşılan sonuçlar sunum sırasında paylaşılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Çoklu Afet, Çadırkent Yer Seçimi, Afet Planlama, Çok Aşamalı Rassal Modelleme
Mülteci Kamplarına Kamp Dışından Sağlanması Gereken Hizmetler için Periyodik Lokasyon Rotalama Problemi
İrem Gürsesli, Bahar Yetiş Kara, Sinem Savaşer
Suriye Mart 2011’den beri tarihin en trajik iç savaşlarından birini yaşamaktadır. Maalesef yaklaşık 5 milyon Suriyeli her geçen gün daha da kötüleşen savaştan dolayı evlerini terk etmek zorunda
kalmışlardır. Türkiye şu anda mültecilerin 3 milyonuna ev sahipliği yapmakta, onlara Güneydoğu
Anadolu’da kurulan kamplar aracılığıyla barınak ve gıda yardımında bulunmaktadır. Ancak, bazı
hizmetler kampların içinde her zaman sağlanamamaktadır. Bu nedenle bazı hizmetler yerel hastaneler, belediyeler ve/veya eğitim merkezlerinden gelen görevliler tarafından verilebilmektedir. Kampları periyodik olarak ziyaret eden bu hizmetlerin lojistik organizasyonu sağlanması; sağlık, eğitim
ve çevre sağlığı personelinin kampları ziyaretleri için aylık çizelgeler oluşturulmalı ve rotalamaları
yapılmalıdır. Projemiz dağıtım noktalarını yerel ve kamplara yakın belediyeler olarak ve kampları
gezecek personelin her günün akşamında evine döndüğünü kabul ederek lojistik organizasyonunu
51
sağlamaktadır. Bu durumda özellikle sağlık ve eğitim personelinin kamplara atanması ve her zaman o kampın aynı ekip tarafından ziyaret edilmesi mültecilerin sağlık ve eğitim durumlarının takip
edilebilmesi açısından önemli bir kısıt olarak kabul edilmiştir. Proje kapsamında irdelenen problem
literatürde Periyodik Lokasyon Rotalama Problemi (PLRP) olarak tanımlanmıştır. Şu anda literatürde olan çözüm yöntemlerinin aksine oluşturduğumuz model zaman çizelgelerini girdi olarak
almamakta, çizelgeleri rotalama işlemini yaparken oluşturmaktadır. Oluşturulan model günü üç, bir
ayı toplamda 60 periyoda bölmekte ve üçün katları olan periyotlarda personelin dağıtım noktalarına
geri döndüğünü varsaymaktadır. Model şimdiye kadar personele aylık 32 ve 40 periyotluk çalışma
kapasiteleri vererek çalıştırılmış ve 30 düğümlük veri grubuna kadar en iyi sonuca ulaşmıştır. Yapılan sosyal araştırma sonucu dermatologlar, Türk Kızılayı’nın Mobil Çocuk Dostu Alanlar tırları ve
çevre sağlığı uzmanları gezici personel kabul edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Periyodik Lokasyon Rotalama Problemi
6.2.3
Araç Rotalama - 2
Oturum Başkanı: Dilek Günneç
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 3
Bir Gıda Dağıtım İşletmesinin Zaman Pencereli Araç Rotalama Problemine Göre Yaydığı Emisyonun En Küçüklenmesi
Erkan Turhan, Bengisu Fırat, Göksel Kartum, Yasal Özdemir
Yaşadığımız dünya günümüzde giderek kirlenmekte ve bu kirlilik toplumda çeşitli kaygılara neden
olmaktadır. Bu durum işletmelerde devletin ve müşterilerinin çeşitli baskılarıyla karşılaşabilmektedir. Devlet, işletmelerden daha yeşil olmalarını ve işletmelerin yeşil seçenekleri tercih etmelerini
istemektedir. Müşteriler de günümüzde çevre konularına daha duyarlı olmakta ve yeşil ürünleri
tercih etmektedir. Bu baskıların sonucunda işletmeler daha yeşil politika arayışına girmekte ve bu
arayış sonucunda da operasyonlarında daha çevreci uygulamalar geliştirmektedir. Ancak işletmeler
artan rekabet koşullarında daha etkin hizmet verebilmek için dağıtım ağlarında, araç rotalama problemleri ile karşılaşmaktadır. Araç rotalama problemlerinin çözümünde literatürde çeşitli çözümler
mevcuttur. Doğadan esinlenerek geliştirilen genetik algoritma meta sezgiseli ve 2-opt yerel arama
yöntemleriyle kısa zamanda en iyi veya en yakın çözüm bulunabilmektedir. Bu çalışmada İzmir’in
Ödemiş ilçesinde gıda sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, müşterilerine ürün dağıtmak üzere
kullandığı araç filoları için en uygun rotanın belirlenmesi ve önerilen rotanın karbondioksit emisyonunun en küçüklenmesi amaçlanmıştır. Problemin çözümünde, meta sezgisel çözüm yöntemlerinden
olan genetik algoritma tekniği ve 2-opt yerel arama tekniği kullanılmıştır. Problemin çözümü için
Visual Basic 6.0.’da program geliştirilmiştir. Daha sonra, geliştirilen programın önerdiği çözümler
ile firmanın araç filosunun izlediği rotalar karşılaştırılmıştır. Önerilen çözüm modelin, firmanın araç
filosu tarafından doğaya salınan toplam karbondioksit emisyonunu %6.6 oranında azalttığı tespit
edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Genetik Algoritma, Karbondioksit Emisyonu, Yerel Arama, Sürdürülebilirlik
Birbirine Bağlı Altyapı Sistemlerinin Onarımı için Rotalama Problemi
Büşra Uydaşoğlu, Burcu Balçık, Dilek Günneç
52
Afet sonrasında altyapı (elektrik, su, doğalgaz, telekomünikasyon, ulaşım) sistemlerinin hızlı bir şekilde onarılması çok önemlidir. Bu onarımlar her sistemdeki çalışmayan parçaların tamiri için farklı
ekiplerin görevlendirilmesini gerektirir. Pratikte farklı sistemlerin onarımları birbirlerinden bağımsız olarak yapılmaktadır; elektrik onarım ekibi elektrik ağındaki sorunları gidermek üzere ziyaret
edeceği yerler için kendi rotasını çizerken, doğalgaz ekibinin rotasını dikkate almaz. Ancak bu sistemlerin çalışmaları birbirine bağlıdır; örneğin, doğalgaz kompresörlerine elektrik sağlayan parça
çalışmıyorsa, kompresörler de çalışamaz. Dolayısıyla, bir sistem parçası, tamir edilmiş olsa bile, diğer sistemin ilgili parçası da tamir edilene kadar çalışır hale gelemez.
Bu tip operasyonel bağlılıklar onarım sürecinde hangi sistem parçalarının öncelikli olarak ziyaret
edilip tamir edileceğini belirmeyi karmaşık hale getirir. Her ekibin kendi ağ parçalarını tamir için
ayrı bir ekip kullandığı merkezi olmayan karar verme sistemlerinde bu bağlılıklar göz ardı edilebilmektedir. Bu da verimsiz rotalara neden olmakta ve tüm sistemlerin çalışır duruma gelmesini
geciktirmektedir.
Bu devam eden projemizde, ekiplerin onarım için rotalarını seçerken sistem bağlılıklarını dikkate
alan merkezi bir karar verme yaklaşımını ele almaktayız. Bu yaklaşımda, bağlılıklar tam sayılı programlama yöntemi içinde kapalı olarak ağ parçalarının operasyonel senkronizasyonu şeklinde modellenmektedir. Bu modeller sezgisel yöntemlerle çözülecektir.
Anahtar Kelimeler: Rotalama, Senkronizasyon, Afet Sonrası Onarım, Altyapı Sistemleri, Sezgiseller
Otobüs Hatlarının Planlanmasına Eş Zamanlı Dağıtım Toplamalı Araç Rotalama Probleminin Uyarlanması için Bir Model Önerisi
Hevjin Uluk, Tarık Küçükdeniz
Otobüs hatlarının planlamasında, başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki hangi duraklardan geçilerek, en az maliyetle daha çok sayıda insana ulaşım sağlanacağı önemli bir problemdir. Eşzamanlı
Dağıtımlı ve Toplamalı Araç Rotalama Problemi, diğer araç rotalama modellerinden farklı olarak
aynı anda dağıtım ve toplama yapılan durumlar için geliştirilmiştir. Modelin bu özelliği her durakta
aynı anda inen ve binen yolcuların olduğu otobüs hatlarına uygunken, hattı planlamamızda ulaşılmak istenilen noktaya, durakların hangilerine uğrayarak gidileceğini bulamamızda yetersiz kalmaktadır. Çünkü eş zamanlı dağıtım toplamalı araç rotalama probleminin standart hali her arz/talep
noktasına uğranacağını varsaymaktadır. Bu çalışmada önerilen model ile hat planlanırken, uğranılan
duraklardaki toplam inecek ve binecek yolcu sayısı dinamik bir şekilde, uğranılmayan noktaların bu
nokta ile arasındaki mesafenin bir fonksiyonu olarak belirlenmektedir. Önerilen model ile toplamda
hizmet verilen kişi sayısını maksimize ederken, toplam kat edilen mesafenin minimum tutulması
amaçlanmıştır. Çalışmada önerilen model kurgusal bir örnek üzerinde analiz edilerek, tüm noktalara uğranılan model ile önerilen model arasındaki sonuçlar kıyaslanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Otobüs Rotalama, Eş Zamanlı Araç Rotalama
Zaman Pencereli ve Değişken Hareket Zamanlı Bir Araç Rotalama Problemi için DalFiyat Algoritmaları
Hande Küçükaydın, Yasemin Arda, Stefano Michelini
Çalışmamızda, araçların depodan ayrılma zamanının bir karar verici tarafından belirlendiği ve araçların azami bir süre kadar kullanılabildiği bir zaman pencereli araç rotalama problemini (ARP)
ele almaktayız. Karar vericinin amacı araçların bekleme süresinin de içine katıldığı toplam rota
sürelerini en küçüklemektir. Problemi kesin çözmek için ilgili fiyatlandırma alt probleminin bir kay53
nak kısıtlı temel en kısa yol problemi olarak tanımlandığı bir dal-fiyat algoritması geliştirmekteyiz.
Bu alt problemi çözmek içinse özellikle en gelişmiş dinamik programlama yöntemleri olan azalan
durum uzayı gevşetmesi, ng-rota gevşetmesi algoritmalarından ve bu iki algoritmanın melezlenmesinden meydana gelen değişik türde algoritmalardan yararlanılmaktadır. Böylelikle geliştirilen
her algoritma ya temel rotalar ya da ng-rotalar elde etmekte ve ele alınan ARP için farklı dalfiyat yöntemleri denenebilmektedir. Ancak bu yolla geliştirilen her dal-fiyat yöntemi, karar verilmesi
ve parametrize edilmesi gereken birçok algoritma stratejisini beraberinde getirmektedir. Bu parametreleri hassas bir şekilde ayarlamak ve en iyi konfigürasyonları karşılaştırmak için bir otomatik
algoritma konfigürasyon aracı olan irace paketinden yararlanıyoruz.
Anahtar Kelimeler: Araç Rotalama Problemi (ARP), ng-rota Gevşetmesi
6.2.4
Bakım Yönetimi
Oturum Başkanı: Ali Yurdun Orbak
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 4
Planlama Ufku Boyunca Tek Ucu Kapalı Rayda Park Etmeyi Dikkate Alan Bütünleşik
Araç Bakım Çizelgelemesi
Murat Elhüseyni, Ali Tamer Ünal
Çalışmamızda planlama ufku boyunca bakım hangarında tek ucu kapalı rayda park etme ve müşteri
servisinin sağlanmasını tümleşik olarak dikkate alan araç bakım çizelgelemesi problemini ele aldık.
Sadece tek ucu kapalı rayda park çizelgeleme probleminin güçlü derecede NP-Zor olduğunu gösterdik. Bu nedenle problemimizi çözmek için Karma Tamsayılı Program (KTM) modeli geliştirdik.
Planlama ufku boyunca modeli denemek için kesikli-olay benzetimi ortamı oluşturduk. Bu ortamda
bakım hangarındaki kapalı rayda her hafta ele alınacak planlı ve plansız bakımlardan oluşan iş listesini belirledik ve bu listeyi çizelgelemek için modelimizi kullandık. Modelimizin çözüm süresini
iyileştirmek için yeni geçerli eşitsizlikler ve en iyilik kesileri ürettik. Ayrıca KTM çözücüsüne bir
başlangıç çözümü bulmak için bir sezgisel geliştirdik. Kesikli benzetimdeki farklı parametre birleşimlerinin modelimizde yer alan çeşitli performans ölçütlerine etkisini raporladık.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Bakım Yönetimi, Simülasyon, Optimizasyon
THY Teknik’te Uçak Bakım Planlama için İki Aşamalı Bir Yaklaşım
Kaan Karaman, Ayşenur Güler, Merve Yahşi, Tülin Aktin
Uçak bakımı, havayolu şirketleri için en kritik konulardan biridir. THY Teknik, Federal Havacılık
Kurulu (FAA) tarafından belirlenen kurallar doğrultusunda, uçak bakım-onarım-revizyon alanlarında, THY Anonim Ortaklığı ve diğer havayolu şirketlerine hizmet veren bölgedeki öncü firmadır.
İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarında bakım merkezleri bulunmaktadır.
Bu çalışmada, sadece THY Anonim Ortaklığı bünyesinde yer alan dar gövdeli uçakların, Atatürk Havalimanı’ndaki bakım planlamaları için iki aşamalı bir yaklaşım önerilmektedir. İlk aşamada, uçakların üretici firmaları (Airbus, Boeing) tarafından belirlenen bakım kartları ve kartların uygulanma
aralıkları, hangarda harcanması ön görülen bakım uygulanma sürelerine göre gruplandırılmıştır. Bu
aşamada, THY Teknik ilgili birim yönetici ve mühendislerinin katıldığı bir toplantı düzenlenerek,
dar gövdeli uçakların bakım süreci detaylı olarak incelenmiştir. Öncelikle, elde edilen veriler ve oluş54
turulan alternatifler doğrultusunda, mevcut “A tipi” bakımlarına ait kartların ve bakım aralıklarının
uygulanmasına karar verilmiştir. 2016 yılında uygulanan bakım süreleri, istatistiksel olarak analiz
edilerek dağılımı bulunmuş ve ikinci aşamada kullanılacak olan rassal bakım süreleri üretilmiştir.
İkinci aşamada, belirlenen grupların uçaklara uygulanma aralıklarından doğan “kullanılabilir uçuş
süresi (diğer bir deyişle, bir sonraki bakıma kalan azami uçuş süresi)” kaybını en aza indirgemek
ve ardışık uygulanacak iki bakım arasındaki süreyi optimize etmek amacıyla bir matematiksel model geliştirilmiştir. Bu model, GAMS/CPLEX çözücüsü kullanılarak çözülmüştür. Bunun yanı sıra,
mevcut sistemin simülasyon modeli ARENA yazılımı yardımıyla oluşturulmuş ve bakım planlarının
çeşitli senaryolar altındaki performansları karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Havacılık Sektörü, Uçak Bakım Planlama, Simülasyon, Çizelgeleme
THY Teknik’te Geniş Gövdeli Uçakların APU’larının Yurtdışı Tamire Gönderim Sürecinin Değer Akış Haritalama Metoduyla Analizi
Uğurcan Dündar, Suhaib Al-Tarazi, Tülin Aktin, Emre Nacır
Türk Hava Yolları (THY), dünya genelinde birçok uçuş noktasına sahip olan, sektördeki öncü firmalardan biridir. THY Teknik, uçuş yoğunluğunu desteklemek ve uçuş kalitesini arttırmak amacıyla
THY’ye teknik destek sağlamanın yanı sıra, diğer havayolu şirketlerine de bakım-onarım-revizyon
alanlarında hizmet veren bir işletmedir.
Faaliyetlerini, İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarında bulunan merkezlerde yürüten
THY Teknik, dar gövdeli uçakların APU (Auxiliary Power Unit)’larının tamirini yapma kabiliyetine
sahiptir; ancak, geniş gövdeli uçakların APU’larının tamiri, orijinal malzeme üreticilerinde yaptırılmaktadır. Bu çalışmada, geniş gövdeli uçakların APU’larının yurtdışı tamire gönderim süreci
ayrıntılı olarak incelenmiştir. APU’nun uçaktan sökülmesi kararıyla başlayan süreç, kargo uçağına
yüklenmesiyle son bulmakta ve birçok departmanın koordinasyonunu gerektirmektedir.
Değer Akış Haritalama (DAH) metodu, bir sistemdeki sürecin mevcut durumunun âdeta anlık fotoğrafını çekerek analiz etme imkânı sağlayan bir yalın teknik olması nedeniyle, çalışmada kullanılması
en uygun yöntem olarak seçilmiştir. Yöntemin temel amacı, mevcut durumun haritasını çizerek,
değer yaratan ve yaratmayan basamakların tanımlanmasıdır. Daha sonra, değer yaratmayan basamaklardaki israf kalemleri incelenerek, iyileştirme önerileri sunulmakta ve bu doğrultuda, gelecek
durum haritası çizilmektedir.
Çalışma kapsamında, THY Teknik’in ilgili birim yöneticileri ve mühendislerinin katıldığı bir çalıştay düzenlenerek, geniş gövdeli uçakların APU’larının yurtdışı tamire gönderim süreci ele alınmıştır.
Temel sorunların, kullanılan birtakım malzemelerin yerinin tespit edilememesi ve bazı koordinasyon
eksikleri nedeniyle gereksiz zaman ve para kaybı yaşanması olduğu belirlenerek, mevcut durumun
değer akış haritası oluşturulmuştur. Sonrasında, iyileştirme önerileri ortaya konmuş ve kısa vadede
uygulanabilirliği mümkün olanların sürece dâhil edilmesiyle, gelecek durum değer akış haritası çizilmiştir. Ayrıca, orta ve uzun vadede gerçekleştirilebilecek iyileştirmeler ışığında, ideal durum için
de bazı önerilerde bulunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Havacılık Sektörü, APU Tamir Süreci, Yalın Yönetim, Değer Akış Haritalama
Bir Otomasyon Teknolojileri Üreticisinde Güvenilirlik Merkezli Bakım Uygulaması
Meryem Altay, Hanife Çakır, Şeyma Yavuz, Tülin İnkaya, Ali Yurdun Orbak
Bu çalışmada otomasyon teknolojileri üreten bir firmadaki CNC makinesi ele alınmıştır. Makinede
planlı, periyodik ve reaktif bakım uygulanmaktadır, ancak arızalar öngörülememektedir ve arıza
nedeniyle duruşlar fazladır. Mevcut sistemde uygulanan bakım planının yetersiz olmasından dolayı
55
iyi bir bakım planı oluşturmak için Güvenilirlik Merkezli Bakım (Reliability Centered Maintenance)
(RCM) uygulaması seçilmiştir. RCM, hem olasılık teorisine dayanarak güvenilirliği arttırması hem
de maliyeti en küçüklemesi nedeniyle tercih edilmiştir. Ocak 2012-Ekim 2016 yılları arasındaki
arıza verileri elde edilmiş ve bu arızalar duruş sürelerine ve duruş sayılarına göre analiz edilmiştir.
Analizler sonucunda arızaların görüldüğü her bir bileşen fonksiyonlarına göre ilişkilendirilerek sınıflandırılmıştır. Sınıflandırılmış bileşenler için kritiklik seviyeleri hesaplanmıştır ve arızaların olasılık
dağılımları ile güvenilirlik değerleri belirlenmiştir. Bileşenlerde görülen arıza modları, bu arıza modlarının giderilmesi için gerekli bakım yöntemleri ve güvenilirlik değerlerini içeren Hata Modları ve
Etkileri Analizi (FMEA) tabloları oluşturulmuştur. Arızaların stokastik bir süreç olması, arızalar
arası geçişlerin üstel dağılıma uyması ve sürecin sonlu sayıda durumdan oluşmasından dolayı bakım
aralıklarını belirlemede Markov modeli kullanılmıştır. Markov modeline ek olarak bakım aralıklarını
belirlemede arızalar arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Bu ilişkileri bulmak için Apriori algoritması
kullanılmıştır. Firma için muayene ve önleyici bakımı içeren bir bakım modeli önerilmiştir. Böylece,
öngörülemeyen arızaların önceden tespit edilerek giderilmesi ve duruşların en küçüklenmesi sağlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bakım Yönetimi, Güvenilirlik Merkezli Bakım, Markov Modeli, Hata Modları
ve Etkileri Analizi
6.2.5
Bulanık Mantık
Oturum Başkanı: Muhammet Atalay
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 5
Yapılandırılmış Patent Verilerinin Dilsel Özetlemesi
Esen Yıldız İgde, Sena Aydoğan, Fatih Emre Boran, Diyar Akay
Patent verisinin analizi, farklı teknolojiler arasındaki ilişkilerin ve günümüz teknoloji eğilimlerinin
belirlenmesi, ticari kararlar ve bu kararların çok çeşitli boyutlarının takibi ayrıca ülkelerin gelişmişlik
seviyelerinin, araştırma ve geliştirme etkinliklerinin, teknolojik güçlerinin ve rekabet kapasitelerinin
değerlendirilmesi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada literatürde yer alan yapılandırılmış patent verisi ile ilgili hipotezlerin geçerliliklerini tespit etmek için bulanık küme temelli dilsel özetleme
tekniğinden yararlanılmıştır. Bu yaklaşım ile son derece büyük ve karmaşık patent verisi üzerinden
elde edilen dilsel özetler, literatürde yer alan patent verisi ilişkili hipotezler ile karşılaştırılmıştır.
Karşılaştırmalar sonucunda elde edilen dilsel özetlerin literatürde yer alan hipotezler ile çoğunlukla
paralellik gösterdiği tespit edilmiştir. Benzer sonuçların elde edilemediği az sayıda çalışma incelenmiş ve söz konusu çalışmaların belirli varsayımlar üzerine kurulu olduğu görülmüştür. Bu çalışmada
amaç patent verisinin dilsel özetleme tekniği kullanılarak herhangi bir yorum veya varsayım olmaksızın, objektif şekilde ve doğrudan değerlendirilmesidir.
Anahtar Kelimeler: Patent Verisi, Dilsel Özetleme, Bulanık Küme
Doğum Oranı Modellemesi ve Tahmini için Bir Bulanık Zaman Serisi Yöntemi
Duygun Fatih Demirel, Melek Başak
İnsan doğum oranlarının modellenmesi ve tahmini doğum oranlarının finansal ve sosyal politikaların
geliştirilmesindeki yeri nedeniyle literatürde önemli bir araştırma alanını oluşturmaktadır. Var olan
56
deterministik ve stokastik yöntemler karşılanması oldukça güç olan birçok önkoşula dayanmakta ve
bu durum mevcut yöntemlerin doğum oranı tahmini ve modellemesinde kullanılabilirliğini kısıtlamaktadır. Bu nedenlerle, bu çalışmada doğum oranı modellemesi ve tahmini için bir bulanık zaman
serisi yöntemi önerilmiştir. Önerilen yöntem tekil değer ayrışımı ve bulanık regresyon teknikleriyle
gözlenen doğum oranlarını bulanıklaştırmakta, arkasından yeni bir bulanık aralık belirleme tekniği
kullanan birinci dereceden bulanık zaman serisi yöntemi ile doğum oranlarını modellemektedir. Önerilen yöntem 1940-2015 yılları arası Finlandiya verileri üzerine uygulanmış ve elde edilen sonuçlar
mevcut bulanık aralık belirleme yöntemleri ile kıyaslanmıştır. Bu kıyaslamalar ve elde edilen sonuçlar neticesinde önerilen yöntemin doğum oranı modellemesi ve tahmini için iyi bir alternatif olduğu
gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Doğum Oranı Modellemesi, Bulanık Zaman Serileri, Bulanık Regresyon, Tekil
Değer Ayrışımı
Bulanık Zaman Serileri ile Finansal Öngörü Modeli
Muhammet Atalay
Zaman serisi yöntemleri, gelecekteki değerleri tahmin etmek için zamanla ölçülen geçmiş verilerin
sıralı dizisindeki ilişkileri ortaya çıkarmaya çalışır. Bulanık zaman serisi yaklaşımları ise, ilgilenilen
olayın kendisindeki belirsizliği ortaya çıkaran yaklaşımları içerdiğinden, gözlemleri belirsizlik içeren
gerçek hayat zaman serilerinin çözümlenmesinde daha gerçekçi yöntemlerdir. Üstelik bulanık zaman
serisi yöntemleri, klasik zaman serisi yöntemlerinde gerekli olan kısıtlar sağlanmadığında da uygulanabilmektedir. Bu çalışmada, BIST 100 endeksi değerleri; döviz kurları, faiz oranları, altın fiyatları
ve yabancı borsa endeks değerleri yardımıyla bir öngörü modeli oluşturularak tahmin edilmiştir.
Modelde, değişkenlerin aldığı değerler bulanıklaştırılmış, bulanık ilişkilerin belirlenmesinde ise yapay sinir ağları kullanılmıştır. Yapay sinir ağları ile aynı zamanda bulanık ilişkilerin öğrenilmesi de
sağlanmaktadır. Bu yöntemle önerilen hibrid bir model olup, sonuçlar klasik yapay sinir ağları ile
elde edilen öngörülerle karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bulanık Zaman Serileri, Yapay Sinir Ağları, Makine Öğrenmesi, Tahmin
Bulanık Talepli Doğal Gaz Santrali Portföy Optimizasyonu
Asiye Özge Dengiz, Kumru Didem Atalay
Türkiye’de elektrik üretiminin büyük bir kısmı doğal gaz ile çalışan santrallerde gerçekleştirilmektedir. Bu tür santrallerde girdi olarak kullanılan doğal gaz, farklı ülkelerden ithal edilmektedir. İthal
edilen doğal gaz maliyetli bir hammadde olmasına rağmen doğal gaz ile elektrik üreten santrallerin
birçok avantajı bulunmaktadır. Kolay kurulabilme, hızlı bir şekilde devreye girebilme ya da devreden
çıkarılabilme özelliklerinin yanı sıra diğer fosil yakıtlarla kıyaslandığında elektrik üretiminin daha
çevreci bir yolla gerçekleştirmesi bu tür santrallere olan ilgiyi ve dolayısıyla bu alana yapılan yatırımları arttırmaktadır. Bu çalışmada bünyesinde birden fazla doğal gaz ile elektrik üreten santraller
bulunan firmanın, bu santrallerdeki jeneratörlerden oluşan portföylerinin yönetiminde daha verimli
bir planlama stratejisi geliştirilmesi için bir optimizasyon modeli önerilmiştir. Önerilen modelde,
portföy optimizasyonu yapacak firmanın faaliyet gösterdiği piyasa olan Türkiye elektrik piyasasının yapısını yansıtacak kısıtlar ve değişkenler modele eklenmiştir. Modelde girdi olarak kullanılan
piyasa taleplerinin tam olarak bilinmemesi talep ile ilgili parametrelerde belirsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle, önerilen modelde kesin olarak belirlenemeyen talep miktarlarını içeren, bulanık
matematiksel programlama yönteminden yararlanılmıştır. Sonuçta modelden elde edilen çözümler,
57
portföyü yöneten firma için portföydeki hangi santralin hangi saatte ne kadar çalışması gerektiğini
göstermektedir. Böylece önerilen optimizasyon modelini kullanan karar verici konumundaki portföy
yöneticisinin aldığı kararların, piyasa koşullarını gözeten, daha planlı ve sistematik bir yapıda olması
hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Doğal Gaz, Elektrik Santrali, Bulanık Matematiksel Programlama, Portföy Optimizasyonu
6.2.6
Çizelgeleme - 3
Oturum Başkanı: Mehmet Güray Güler
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 6
Farklı Öncelik ve Yetenek Gereksinimlerine Sahip İşler için Ekip Oluşturma, Çizelgeleme ve Rotalama
Gözde Kutayer Bilgin, Eda Yücel, Gültekin Kuyzu, Seray Çakırgil
Bu çalışmada, yerinde hizmet sağlayan tüm servis operasyonlarında gözlemlenen, çoklu yetenek gereksinimi içeren iş gücü çizelgeleme ve rotalama problemi ele alınmıştır. Problem, gerçek hayatta
enerji dağıtım şirketlerinin karşılaştığı, günlük olarak çözülmesi gereken operasyonel problemlerden
biri olan sahadaki çalışanların işlere daha etkin bir şekilde atanması gerekliliğinden yola çıkılarak tanımlanmıştır. Amaç, farklı coğrafi lokasyonlarda, farklı önceliklere ve yetenek gereksinimlerine sahip
olan işleri, farklı yeteneklerdeki teknisyen takımlarına atamak ve takımların günlük rotalarını belirlemektir. Çalışma kapsamında, teknisyen takımlarının oluşturulması, işlerin yetenek gereksinimlerine
göre takımlara atanması ve takımların günlük rotalarının belirlenmesi için iki önceliklendirilmiş
amaç içeren bir matematiksel model geliştirilmiştir. Birinci öncelikli amaç, öncelikli iş gruplarının
tamamlanma zamanlarının ağırlıklı toplamının en küçüklenmesidir. İkinci öncelikli amaç, seyahat
maliyetlerini, fazla mesai maliyetlerini ve geciken işlerden kaynaklanan ceza maliyetlerini içeren toplam operasyonel maliyetleri en küçüklemektir. Büyük ölçekli gerçekçi problemler için çok fazlı bir
sezgisel yöntem geliştirilmiştir. Sezgiselin ilk fazında, bir takım oluşturma prosedürüne göre takımlar
oluşturulmuştur. İkinci fazında, takımlara yetenekleri doğrultusunda işlerin atanması gerçekleştirilmiş ve takımların günlük rotaları belirlenmiştir. Geliştirilen yöntemin etkinliği gerçekçi örnekler ile
değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: İş Gücü Rotalama ve Çizelgeleme, Çoklu Yetenek, Çoklu Önceliklendirilmiş
Amaçlar, Sezgisel Yöntemler
Ders Çizelgeleme Karar Destek Sistemi
Betül Yılmaz, Recep Sarıkoç, Tuğçe Altındal, Mehmet Güray Güler
Bu çalışmada Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünün ders çizelgeleme problemi
ele alınmıştır. Çizelgeler görevli hocalar tarafından elle hazırlanmakta, dolayısıyla istenen kaliteyi
yakalamak oldukça uzun sürmektedir. Çalışmada ders çizelgeleme problem sert ve gevşek kısıtlar
kullanılarak ikili tam sayı modeli ile modellenmiştir. Öğretim elemanlarının memnuniyetini arttırmak amacıyla “Öğretim Elemanı Memnuniyet Matrisi” oluşturulmuş ve AHP yöntemiyle öğretim
elemanları arasında bir öncelik sıralaması yapılmıştır. Sonrasında bu model MS Excel’in bir eklentisi
olan Solver Studio’da python dili kullanılarak kodlanmıştır. Modelin girdileri ve çıktıları MS Excel
58
içindeki hücrelerden VBA yardımıyla alınmış ve hazırlanan MS Excel dosyası son kullanıcıların kullanabileceği bir hale getirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Ders Çizelgeleme, İkili Tam Sayılı Programlama
Çokgen Bağlantılı Kablosuz Ağların Bağlantı Çizelgeleme Problemi için Yerel Arama
Yöntemleri
Yücel Naz Yetimoğlu, Kağan Gökbayrak
Çokgen bağlantılı kablosuz ağlar (ÇBKA) kullanıcılara internet erişimi sağlayan son adım haberleşme ağlarıdır. Bu ağlar kablosuz ortamda çok-sekmeli şekilde haberleşen ve çokgen şekilde yerleştirilmiş radyo düğümlerinden oluşur. Kurulum maliyetlerini düşürmek için az sayıdaki ağ geçidi
düğümleri kablo ile internete bağlanmakta, diğer düğümler ise kapsama alanlarındaki kullanıcılardan aldıkları trafiklerini bu düğümlere ulaştırmaktadır. Kurulum maliyetlerinin düşük olması
sebebiyle ÇBKAlar özellikle gelişmekte olan yerleşim yerlerinde internet erişim teknolojisi olarak
tercih edilmektedir. ÇBKA’larda karşılaşılan en önemli problem aynı anda gönderilen sinyallerin
iletişim ortamında birbirileriyle karışarak alıcı tarafında anlamsız bir hal alabilmesidir. Sinyal gücünün uzaklıkla azalması sebebiyle birbirinden uzak iletişimlerin aynı anda gerçekleşmesi mümkün
olabilmekte, fakat aynı bölgedeki iletişimlerin farklı zaman aralıklarına çizelgelenmesi gerekmektedir. Bağlantıların aralıklı olarak geçişe izin vermesi sebebiyle düğümlerde kuyruk oluşmaktadır. Bu
projede ÇBKAların şebekeye bağlı ağ geçidi yerleri ve trafik yönlendirme rotaları sabit kabul edilmiş, düğümlerdeki toplam kuyruk uzunluğunu enazlamayı amaçlayan bağlantı çizelgeleme problemi
üzerinde durulmuştur. Bu çizelgeleme problemine karışık tamsayılı doğrusal programlama modeli
önerilmiş, çözüm süresini kısaltmak adına yerel arama yöntemleri sunulmuştur. Önerilen model ve
yöntemler farklı büyüklükte ağlar üzerinde denenerek karşılaştırılmıştır. Etkili bir çizelgelemeyle veri
paketlerinin sistemde geçirdiği sürenin ve oluşan kuyrukların azaldığı, bu sayede ağ hızı artırılarak
internet erişiminin hızlandırıldığı tespit edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çokgen Bağlantılı Kablosuz Ağlar, Bağlantı Çizelgeleme, K-Değişim Algoritması, Benzetilmiş Tavlama
Değişken Komşuluk Arama Yöntemi ile Evde Bakım Hizmetlerinin Çizelgelenmesi
Özcan Mutlu, Tuba Özbay, Olcay Polat
Evde bakım hizmetleri, tedavi sonrası veya koruyucu sağlık hizmetler kapsamında kişilere ihtiyaç
duydukları bakım hizmetlerinin ev ortamında verilmesidir. Günümüzde, yaşlanarak artan nüfus ve
yetersiz hastane olanaklarının bir sonucu olarak evde bakım hizmetlerine duyulan ihtiyacı her geçen
arttırmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yaygın bir şekilde verilen bu hizmet ülkemizde yeni bir uygulamadır. Evde bakım hizmetleri hastanelere olan talebi azaltmakta ve sağlık harcamalarını önemli
ölçüde düşürmektedir.
Bu çalışmada evde bakım hizmetleri için günlük çizelgelerin belirlenmesi için bir matematiksel model
geliştirilmiştir. Modelde günlük olarak maksimum sayıda hastaya hizmet sunmak ve toplam rota
uzunluğunun minimum olması amaçlanmaktadır. Büyük çaplı problemlerin çözümü için değişken
komşuluk arama (DKA) yöntemi ile bir sezgisel yöntem geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Değişken Komşuluk Arama
59
6.2.7
Çok Kriterli Karar Verme - 2
Oturum Başkanı: Nuran Güzel
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 7
Önleyici Sağlık Koruma Tesislerinin Yerleşim Problemi için Çok Amaçlı Bir Model
Önerisi
Kerim Doğan, Mümtaz Karataş, Ertan Yakıcı
Hastalıkların önlenmesi ve toplumsal halk sağlığının iyileştirilmesi, önleyici sağlık tedbirlerinin yerine getirilebilmesi ile sağlanabilmektedir. Önleyici sağlık hizmetleri grip aşısı, sigara bıraktırma,
kan testleri gibi pek çok alanda uygulansa da dünyada en yaygın kullanıldığı alan kanser tarama
programlarıdır. Kanser, kardiyovasküler hastalıklardan sonra dünyada en yüksek ölüm oranına sahip
sağlık problemidir. Bu nedenle gelişen ve gelişmekte olan ülkelerde, kanser tarama programlarına
katılımın sağlanması için yoğun çaba harcanmaktadır.
Ülkemizde kanser taramaları, “Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri” (KETEM) tarafından yapılmaktadır. Kanser tarama programlarına katılım oranının artırılması ancak doğru bir
altyapı oluşturulması ile sağlanabilir. Bu çalışmada, İstanbul Anadolu yakası için KETEM’ler tarafından verilen kanser tarama programlarının hizmet kalitesini ve dolayısıyla programlara katılımı
artırmaya yönelik çok amaçlı bir karma tamsayılı doğrusal programlama yerleşim modeli geliştirilmiştir. Çalışmada, KETEM’lerin en iyi yerleşim planı, 15 yıllık nüfus tahminlerini de dikkate alacak
şekilde oluşturulmuş ve sonuçlar tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Önleyici Sağlık Hizmetleri, Çok Amaçlı Bir Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama, Yerleşim Modeli
Hava Savunma Sanayii Yatırım Projesi Seçiminde Çok Ölçütlü Karar Verme ve Hedef
Programlama
Bahri Uçakcıoğlu, Tamer Eren
Ülkelerin savunma alanında güçlü olduğunun bir ölçütü de savunma sanayii alanında yaptıkları
yatırım harcamalarıdır. Savunma sanayii yatırım harcamaları, ülke ekonomisi içeresinde önemli bir
paya sahiptir. Ülkemizde 2017 yılı için merkezi bütçeden en fazla pay Milli Savunma Bakanlığı’na
28 milyar 702 milyon 119 bin TL olarak ayrılmıştır. Bu bütçe kara, hava, deniz savunmaları için yapılacak yatırım projeleri, personel ihtiyaçları vb. giderleri de kapsamaktadır. Ülkeler arası savunma
alanında rekabet üstünlüğünü belirleyen önemli bir ölçüt de savunma sanayii için öngörülen yatırım
projesi veya projelerinin doğru seçimidir. Günümüz dünyasında küreselleşme ile birlikte teknolojik, ekonomik ve sosyal alanlardaki hızlı gelişmeler ile birlikte zorlaşmakta olan rekabet koşulları,
kuruluşların mevcut kaynaklarını kullanmasında hata şansının bulunmadığı göstermektedir. Hatalı
yatırım projesi veya projelerinin seçimi sonucunda kaynaklar boşa harcanmakta ve kuruluşlar da
zarar etme noktasına gelmektedir. Buna bağlı olarak da ülkelerde ilgili alanda rekabet avantajlarını
kaybetmeye başlamaktadır. Bu çalışmada, hava savunma sanayisinde faaliyette bulunan şirket için
yatırım projesi seçiminde, elde bulunan mevcut kaynaklarını etkin bir şekilde kullanabilecek, hata
yapma riskini azaltabilecek, stratejik ve kurumsal beklentileri ile eş değer yatırım projesi seçimini
sağlayacak uygulama yapılmıştır. Uygulama kapsamında toplamda 200 milyon TL civarında olan
bütçe kapsamında optimal yatırım projesi seçimi yapılmıştır. Bütçe kriteri ile birlikte personel sayısı,
dışa bağımlılık durumu, ekonomiye katkı, proje süresi vb. kriterler de uygulamaya dahil edilmiştir.
Bu uygulama kapsamında çok ölçütlü karar verme yöntemi olan Analitik Hiyerarşi Prosesi ve VI60
KOR yöntemi uygulamada ele alınmıştır. Kriterlerin ağırlıklarını belirlemek için Analitik Hiyerarşi
Prosesi yöntemi kullanılmıştır. Analitik Hiyerarşi Prosesi yöntemi hesaplamaları sonucunda elde edilen kriter ağırlıkları VIKOR yöntemi kullanılarak yatırım projesi için değerler belirlenmiştir. Çok
ölçütlü karar verme yöntemleri aşamasından sonra 0-1 hedef programlama ile matematiksel model
kurulmuştur. Bu matematiksel modelde uygulama da mevcut olan kısıtlar çözüme katılmıştır. Bu
yöntemlerin uygulanması sonucunda yatırım projesi alternatifleri seçilmiştir. Oluşturulan modelin,
kısıtlar altındaki çok ölçütlü karar verme problemlerinin çözümünde etkin olduğu görülmekte ve
çalışma kapsamında kriterler belirlenerek sürece dahil olan yatırım projesi uzmanları için uygun
olan yatırım projesi seçimi için destek sağlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yatırım Projesi Seçimi, Çok Ölçütlü Karar Verme, Analitik Hiyerarşi Prosesi
Spor Kulüplerinde Maç Öncesi Takım Kurma Problemi için Çok Ölçütlü Matematiksel
Model Önerisi
Gerçek Budak, İmdat Kara, Yusuf Tansel İç, Refail Kasımbeyli
Spor kulüplerinde görev yapan takım antrenörleri, maç öncesinde oynanacak maçı kazanabilecek en
iyi takımı kurmak için yoğun çaba sarf ederler. Bunun sebebi, kurulabilir olası takımların ve oyunculara ait nitel ve nicel verilerin fazlalığıdır. Spor kulüplerinde takım kurma problemi üzerine yapılan
akademik çalışmaların sayısı, problemin karmaşıklığı, ekonomik ve sportif başarının önemi gibi sebeplerden dolayı son yıllarda artmaktadır. En iyi takımı tanımlayan en önemli iki olgu; oyuncuların
performansları ve birbirleri ile uyumlarıdır. Bu çalışmada, takım uyumu ve oyuncu performanslarını
iki ölçüt olarak ele alan çok ölçütlü bir doğrusal karar modeli önerilmektedir. Spor kulüplerinde maç
öncesi takım kurma problemleri için önerilen karar modeli Ankara’da yer alan ve Türkiye Efeler Liginde mücadele eden bir erkek voleybol takımında uygulanmıştır. Takımın özellikleri, oyuncuların ve
antrenörün görüşleri ve oyuncuların bir sonraki maç için beklenen performansları kullanılarak önerilen model bahsi geçen voleybol takımı için maç öncesinde takımı kurmak üzere çözdürülmektedir.
Önerilen modelin çıktıları, toplam takım uyumu ve toplam ağırlıklı takım performansı ölçütlerine
göre basılmamış çözümler kümesidir. Çalışmada geliştirilen çok ölçütlü doğrusal karar modelinin
sonuçları antrenörün maça başlaması gereken en iyi takımı belirlemek amacıyla kullanılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Sporda Yöneylem Araştırması, Takım Kurma Problemi, Takım Uyumu, Çok
Ölçütlü Karar Verme
Çok Amaçlı Programlama Problemlerinin Çözümünde Ağırlıkları Belirleyen Bir Yaklaşım Önerisi
Nuran Güzel, Yunus Emre Demirel
Çok amaçlı lineer ya da lineer olmayan programlama probleminin çözümünde bulanık yaklaşımlar
dışındaki çoğu yaklaşımda, karar vericinin bilgi, tecrübe veya tercihleri dikkate alınmakta olduğu
görülmektedir. Bu durumda, karar verici her amaca ağırlık vererek, çok amaçlı programlama, ağırlıklar toplamıyla tek amaçlı programlama problemine indirgenmektedir. Tek amaçlı programlama
probleminin çözümüyle elde edilen optimal çözümler arasından yine karar verici tarafından uygun
çözümler seçilmektedir. Ancak, karar verici amaçlar hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığında
ağırlıkların belirlenmesi de ayrı bir problem olmaktadır. Uygulamada, amaçların ağırlıklarının karar
verici tarafından belirlenmesi, bir optimizasyon probleminin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Verimli bir çözüm elde etmek için minimum memnuniyet derecesini ayarlayabilsek de bazen etkileşim süreci, problemi daha karmaşık hale getirebilmektedir.
61
Bu çalışmada çok amaçlı programlama problemini çözmek için, amaçların ağırlıklarını karar verici
tercihlerinden bağımsız olarak belirleyen bir yaklaşım önerdik. Önerdiğimiz yaklaşımın etkinliğini
örnekler üzerinden gösterdik.
Anahtar Kelimeler: Çok Amaçlı Programlama, Ağırlıklar, Karar Verici
6.2.8
Endüstri 4.0
Oturum Başkanı: Mehmet Gümüş
Perşembe, 09:00 - 10:30, Salon 8
İnovasyon Performansının Firma Performansına Etkisi
Sibel Çavuş, Ümmühan Tuğba Asena Ay
Ekonomik büyümenin bir kaynağı olarak görünen inovasyon müşteri taleplerini karşılamayı, yeni
ürün ve hizmet sunmayı, süreçlerin iyileştirilip işletmenin devamlılığını sürdürebilmesini ve artan
rekabet ortamına uyum sağlamayı kolaylaştırmıştır. Firma performansının bir ölçütü de inovasyon
performansıdır. Bizim çalışmamızın amacı inovasyon performansının firma performansına etkisini
bütünleşik inovasyon modeliyle incelemek, firmanın yenilikçilik düzeyini ve inovasyon sürecini nasıl
etkilediğini göstermektir.
Anahtar Kelimeler: İnovasyon, İnovasyon Performansı, Firma Performansı, Yenilikçilik Düzeyi, Bütünleşik İnovasyon Modeli
Experience from a Real-Life Implementation of Industry V4.0 Project in a Manufacturing Company
Mehmet Gümüş
Industry v4.0 is the next step in the evolution of smart manufaturing and production of goods and
services. It presents wealth of opportunities for small and medium-size enterprises as it improves
the efficiency and speed without necessarily sacrificing from each other. Furthermore, the development in distributed technologies such as industry cloud-based platforms significantly lowers the cost
of ownership and maintenance of such systems. That said, Industry v4.0 systems are not exempt
from the challenges faced by any enterprise IT systems. In this paper, we present a case study of
a real-life Industry v4.0 project focusing on the keys steps in the implementation process such as
data validation, continuous improvement, workflow design, and integration with back-end ERP and
front-end manufacturing execution systems. We show that the flexibility, usability and adaptability
are crucial in the final adoption and penetration of Industry v4.0 systems.
Keywords: Optimization, Industry 4.0, Production Management
Endüstri 4.0 Uygulamaları Olan İşletmeye Personel Seçimi
Gamze Dana, Doğancan Gökmen
Endüstri 4.0 ya da 4. Sanayi Devrimi birçok çağdaş otomasyon sistemini, veri alışverişlerini ve üretim teknolojilerini içeren kollektif bir terimdir. Bu devrim; nesnelerin interneti, internetin hizmetleri
ve siber-fiziksel sistemlerden oluşan bir değerler bütünüdür. Endüstri 4.0 hakkındaki en büyük iki
62
kaygıdan biri siber-güvenlik iken, diğeri de robotik sistemlerin yaygınlaşması sonucunda iş kaybı
yaşanmasıdır. Bu kaygının gerçekçi olmadığını görmek için 3. Sanayi Devrimi dönemine bakmak yeterli olacaktır. Dolayısıyla Endüstri 4.0 için de aynı beklenti içine girmek mantıklı olacaktır. Gelişen
endüstrinin gerekliliklerine bağlı olarak her geçen gün yeni meslek dalları da oluşmaktadır.
Endüstri 4.0 yatırımlarının kısa vadede %6 istihdam artışı sağlayacağı, uzun vadede ise mekatronik
ve özellikle bilişim teknolojileri alanlarında olmak üzere nitelikli iş gücü talebinin ciddi düzeyde
artacağı öngörülmektedir. Bu çalışmada, Endüstri 4.0 uygulamaları olan bir işletmenin bilişim alanında istihdam sağlayacağı teknik elemanların seçiminin Çok Kriterli Karar Verme Teknikleri ile
gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Çok Kriterli Karar Verme
Endüstri 4.0 Kapsamında Atölye Kontrolü ve Dinamik Çizelgeleme
Ali Fırat İnal, Ahmet Kürşad Türker, Hatice Samur
Gelişen teknoloji ile birlikte üretim sektöründe gündeme gelen Endüstri 4.0 kavramı, dördüncü sanayi devrimini ifade etmektedir. Bilişim teknolojileri ile endüstriyi bir araya getirecek olan Endüstri
4.0 devriminde maliyetler ve enerji harcamaları azalırken, üretim hızı ve kalitesi de artacaktır. Bu
çalışmada Endüstri 4.0’ın, bir atölye ortamı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bilindiği üzere atölye tipi üretimde parti hacimleri düşük iken parça çeşitliliği çok fazladır. Atölyeye
gelen siparişlerin üretilmesi için parçalar değişik işlemden ve istasyonlardan geçmek zorundadır. Bu
parçaların çeşitliliği sebebiyle, parça taşımalarında çok farklı rotalar oluşmakta ve karmaşaya sebebiyet vermektedir. Mevcut istasyonda işlemi tamamlanmış olan bir parça, kontrol yetersizliğinden
dolayı bir sonraki istasyona gönderilememekte ve bunun sonucunda da arastoklar meydana gelmektedir. Bu arastoklar sadece karmaşaya değil, maliyetlerin artmasına ve iş akışlarının yavaşlamasına
da sebep olmaktadır. Zamanında teslim edilemeyen işler artmakta ve memnuniyetsizliğe bağlı olarak müşteri kaybı yaşanmaktadır. Bahsi geçen bütün bu zincirleme problemlerin çözülebilmesi ve
atölye kontrolünün etkin bir biçimde gerçekleştirilebilmesi amacıyla, yeni nesil teknolojilerden olan
RFID(Radyo Frekansıyla Tanımlama) sistemine başvurulmuştur. Atölye içerisindeki parçaların anlık olarak tanımlanması, rotalanması ve takibi için RFID sistemi kilit rol oynayacaktır. Oluşturulan
bu sistemin performansını ölçmek amacıyla bir simülasyon modeli hazırlanmış ve bir çok farklı dinamik çizelgeleme kuralı altında modelimiz denenmiştir. Farklı senaryolar altında ulaşılan farklı
sonuçlar, çalışmamızda raporlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Endüstri 4.0, Atölye Kontrolü, Dinamik Çizelgeleme
6.2.9
Çevreye Duyarlı Üretim ve Geri Kazanımda YA Uygulamaları (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Aşkıner Güngör
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 1
İki Amaçlı Bir Tersine Lojistik Ağ Tasarımı Problemi: Çözüm Metodu ve Bir Uygulama
Gazi Bilal Yıldız, Banu Soylu
Son zamanlarda Tersine Lojistiğin önemi, rekabet edebilirlik ve çevresel koşullar sebebiyle gittikçe
artmaktadır. İşletmeler için hem maliyet hem de zaman açısından etkin bir tersine lojistik ağı oluş63
turmak oldukça önemli bir konu haline gelmiştir. Tersine lojistik ağı müşteriden üreticiye doğru bir
ters akışı yönetir. Bu akışın amacı tamir, yeniden üretim ya da ürünün imhası olabilir. Bu çalışmada
amaç üçüncü parti lojistik ağı (3PLs) tasarımı yapısı oluşturmaktır. Bu amaçla toplam gecikmeleri
ve toplam taşıma maliyetlerini minimize edecek iki amaçlı karma tamsayılı doğrusal programlama
(BOMILP) modeli geliştirilmiştir. İki amaçlı tamsayılı doğrusal programlama problemlerinden farklı
olarak BOMILP problemlerine ait Pareto-sınır noktalar ve doğru parçaları ihtiva edebilmektedir.
BOMILP problemleri için geliştirilmiş bir algoritma sayesinde küçük ve orta ölçekli problemler çözülebilmektedir. Büyük ölçekli problemler için iki amaçlı indirgenmiş değişken komşu arama (rVNS)
sezgiseli geliştirilmiştir. Uygulama olarak cep telefonu üreten uluslararası bir şirketin Türkiye dağıtımcısı için bir gerçek hayat problemi ele alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çok Amaçlı Tersine Lojistik, İki Amaçlı Karma Tamsayılı Doğrusal Programlama, Tabu-Kısıt Algoritması, Değişken Komşu Arama Sezgiseli
Biokütle Kaynak Seçimi: Kombine Çok Ölçütlü Karar Verme Yaklaşımları
Büşra Ergişi, Evren Can Özcan, Tamer Eren, Suna Özel Çetin
Son yıllarda yaşanan nüfustaki hızlı artış, teknolojik gelişmeler ile sanayileşme ve kentleşme süreçleri enerjiye olan talebi de ivmeli bir şekilde artırmakta ve bu artışa kesintisiz, düşük maliyetli ve
çevreci enerji arzı ile cevap vermekte elektrik üretiminde sıklıkla kullanılan fosil yakıtlar yetersiz
kalmaktadır. Sürdürülebilir enerji politikası geliştirme zorunluluğuna sebebiyet veren bu gelişmeler
neticesinde ülkeler, yerli ve yenilenebilir kaynaklara daha yoğun bir şekilde yönelmektedir. Türkiye’de yoğun olarak yürütülen tarım ve hayvancılık faaliyetleri yenilenebilir enerji kaynaklarından
olan biokütle enerjisi için Türkiye’yi ön plana çıkarmasına rağmen, biokütle kaynaklarından elektrik
üretimi oldukça azdır. Bunun yanı sıra, farklı biokütle kaynakları, farklı verim, maliyet ve çevresel
etkiler gibi özelliklere sahiptir. Bu kapsamda bu çalışmada, Türkiye’nin mevcut biokütle kaynakları
kaynak mevcudiyeti, elektrik üretim verimi, istihdam, birim üretim maliyeti ve çevresel etkiler gibi
tekno-ekonomik kriterler altında, önerilen AHP-PROMETHEE modeli ile değerlendirilmiş ve Türkiye için en uygun biokütle kaynağı tespit edilmiştir. Ayrıca bu değerlendirme, literatürde sıklıkla
kullanılan sıralama algoritmalarından olan TOPSIS ve VIKOR ile de yapılarak çözüm sonuçları
karşılaştırılmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Yenilenebilir Enerji, Biokütle Kaynak Seçimi, AHP, TOPSIS, PROMETHEE,
VIKOR
İşletmelerin Eko-Yetenekleri ve Eko-İnovatif İşbirliklerinin Sürdürülebilir Performanslarına Etkisi
Barış Aksu, Gülşen Akman
Doğayı ve dolayısıyla insanları tehdit eden çevresel sorunların çözümü için yenilikçi yaklaşımlar ve
politikalar üzerinde çalışılmaktadır. Bu çalışmalardan bir tanesi olan eko-inovasyon konsepti ile insanların ve işletmelerin çevre üzerindeki etkisini azaltan teknoloji, ürün ve hizmetleri geliştirerek
tüketim ve üretim modellerinin değiştirilmesine odaklanılmaktadır. Eko-inovasyon sürecinde kaynaklar optimum düzeyde kullanılarak sürdürülebilir çözümler oluşturulmaya çalışılır. Bu çözümlerden
bir tanesi de işletmeler de eko-yeteneklerini yaptıkları/yapacakları işbirlikleri ile destekleyerek çevresel, ekonomik ve sosyal sürdürülebilirlik performanslarını geliştirmektir. Bu çalışmada oluşturulan
yapısal eşitlik modellemesi ile uygun istatistiki analizler sonucunda, çalışma alanı olarak belirlenen
Kocaeli’de faaliyet gösteren üretim işletmelerinin eko-inovasyon yetenekleri ile yaptıkları işbirlikle64
rinin sürdürülebilir performanslarına olan etkileri ölçülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Eko-İnovasyon, Sürdürülebilirlik, Eko-İnovasyon Yetenekleri, Eko-İnovatif İşbirliği
Belirsizlik Altında Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların (AEEE) Geri Dönüşüm Operasyonlarının Modellenmesi ve Optimizasyonu
Olcay Polat, Ozan Çapraz, Aşkıner Güngör
Atıkların kontrolü alanında hazırlanan yönetmelikler ile toplama merkezlerinde toplanan ve işlenmek üzere geri dönüşüm tesislerine gönderilen atık sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu durum
karşısında, atık geri dönüşüm tesislerinin sayısı artmaya başlamış ve bu tesislerdeki operasyonların
etkin olarak planlanması gerekli hale gelmiştir. İşlem görecek atık miktarının ve atık işleme yönteminin belirlenmesi etkin bir planlama için önemlidir. Ancak geri dönüşüm sistemlerinin önemli
karakteristik özelliklerinden birisi, zaman ve miktar ile ilgili belirsizlikler içermesidir. Bu çalışmada
bulanık parametreler göz önünde bulundurularak AEEE geri dönüşümünde çok dönemli operasyon
planlaması için bir doğrusal programlama modeli önerilmiştir. Modelin çözümü beklenen aralıkların karşılaştırılması yoluyla bulanık sayıların sıralanması yaklaşımına dayanarak gerçekleştirilmiştir.
Önerilen doğrusal programlama modeli bir örnekle test edilmiştir ve sonuçlar tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: AEEE, Geri Dönüşüm, Belirsizlik, Planlama, Doğrusal Programlama
Kapalı Döngü Tedarik Zinciri Ağının Etmen Tabanlı Sistemler ile Modellenmesi
Ayşegül Bozdoğan, Latife Görkemli, Neslihan Demirel
Son yıllarda devlet tarafından yapılan çevreci yasalar ve geri kazanımın getirdiği ekonomik faydalar
kapalı döngü tedarik zinciri ağlarının ve bu ağları etkin bir şekilde yönetmenin önemini artırmıştır.
Ürünlerin hammaddeden müşteriye doğru olan ileri akışının yanında, müşteriden geri dönen kullanılmış ürünlerin katma değer eklenerek yeniden kullanılacakları alanlara ya da bertaraf edilmek
üzere atık alanlarına kadar olan tersine akışını da ele alan sistemler kapalı döngü tedarik zinciri ağları olarak adlandırılmaktadır. Dinamik çevre ve dış faktörlerin getirdiği belirsizlikler, doğası gereği
karmaşık yapıda olan tedarik zinciri ağlarını daha da karmaşık hale getirerek ağın modellenmesini
ve ağdaki akışların doğru bir şekilde yönetilmesini zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan etmen tabanlı
modelleme ve benzetim, karmaşık sistemleri modellemek için birbiri ile etkileşim içinde olan otonom etmenlerden oluşan, büyük boyutlu problemleri yerel problemlere bölerek nispeten kolay ve
hızlı bir şekilde çözüm elde edebilen ve değişimlere kısa sürede tepki verebilen bir yaklaşımdır. Bu
çalışmada ileri ağda yer alan tedarikçi, fabrika, dağıtım merkezi ve müşteri ile tersine ağda yer alan
toplama merkezi, demontaj tesisi ve atık alanlarından oluşan genel bir kapalı döngü tedarik zinciri
ağı ele alınmıştır. Çalışmada ağdaki müşterilerin diğer kullanıcıların tecrübelerinden, reklamlardan
ve ürün fiyatlarından etkilenmesi sonucu sıfır ve ikinci el ürünlere olan taleplerinde meydana gelebilecek değişiklikler dikkate alınmıştır. Taleplerdeki dinamikliğin ağ tasarımına yansıtılmasında
ve sıfır ve ikinci el ürünlerin ağdaki akışının etkin bir şekilde yönetilmesinde dağıtık, karmaşık ve
dinamik problemlerde başarılı sonuçlar veren etmen tabanlı modelleme yaklaşımından faydalanılmıştır. Geliştirilen modelin etkinliği bir örnek üzerinden oluşturulan çeşitli senaryolar ile test edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Kapalı Döngü Tedarik Zinciri Ağı, Etmen Tabanlı Sistemler, Dinamik Sistemler
65
6.2.10
İnsani Yardım Lojistiği - 2 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Sibel Salman
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 2
A Chance-Constrained Two-Stage Stochastic Programming Model for Humanitarian
Relief Network Design
Özgün Elçi, Nilay Noyan
We consider a stochastic pre-disaster relief network design problem, which mainly determines the
capacities and locations of the response facilities and their inventory levels of the relief supplies in the
presence of uncertainty in post-disaster demands and transportation network conditions. In contrast
to the traditional humanitarian logistics literature, we develop a chance-constrained two-stage meanrisk stochastic programming model. This risk-averse model features a mean-risk objective, where
the conditional value-at-risk is specified as the risk measure, and a joint probabilistic constraint is
enforced on the feasibility of the second-stage problem concerned with distributing the relief supplies
to the affected areas in case of a disaster. To solve this computationally challenging stochastic optimization model, we employ an exact Benders decomposition-based branch-and-cut algorithm. We
illustrate the application of our model and solution algorithm on a case study concerning the threat
of hurricanes in the Southeastern part of the United States. An extensive computational study provides practical insights about the proposed modeling approach and demonstrates the computational
effectiveness of the solution algorithm.
Keywords: Humanitarian Logistics, Two-Stage Stochastic Programming, Risk-Averse, Probabilistic
Constraint, Conditional Value-Risk, Benders Decomposition
Inequity-Averse Shelter Location Under Uncertainty
Mahdi Mostajabdaveh, Sibel Salman
We study the problem of selecting a set of shelter locations in the preparation stage for possible
natural disasters. The shelters provide victims of a disaster with a safe place to stay, in addition to
food, water, medical support, etc. Individuals from the potentially affected population living in a set
of population points go to, or are transported to the assigned open shelter. As we aim to take both
efficiency and inequality into account, we minimize a linear combination of the mean distance and
Gini’s Mean Absolute Difference of the distances. Since it is not clear in advance where the disaster
will strike and which population nodes will be affected to which extend, we develop a stochastic
model with possible scenarios that consider demand and link failures in the transportation network.
The total cost of opening the shelters and capacity extension must be within a specified budget
at least in alpha% of scenarios, which leads to a chance constraint. In the stochastic context, a
weighted means of ex ante and ex post inequality measures are investigated within the optimization
problem and a modified genetic algorithm has been developed for its efficient solution. We tested
the performance of the model and the genetic algorithm computationally and observed the better
performance of the genetic algorithm in large instances. We also use data of Istanbul to drive insights to guide decision-makers for preparation.
Keywords: Disaster Management, Selecting Shelter Locations
Minimizing Total Latency in Road Clearance Problem
66
Meraj Ajam, Vahid Akbari, Sibel Salman
After a natural disaster, many roads and bridges can be damaged or blocked by debris which impedes accessibility between critical locations such as hospitals, disaster response centers, shelters,
harbours, airports and disaster-struck areas. We study the post-disaster road clearing problem with
the aim of providing a fast and effective method to determine the route of a work troop responsible
for clearing the blocked roads. The objective is to minimize the total latency, that is, the sum of the
waiting times until each critical location is reached by the troop, over all critical nodes. The latency
of a critical node is the travel time from the origin (depot) node, where the work troop is initially
positioned, to that critical node. The problem is to find an optimal route starting at the depot
to determine which roads should be unblocked in what order so that total latency is minimized.
We develop an exact mathematical model for this NP-hard problem. However, for real-life instances with more than seven critical nodes, the exact formulation falls short of solving the problem
optimally in a 3-hour time limit. Hence, in order to find a near-optimal solution in short running
time, we develop both an efficient heuristic method based on solving a mixed integer programming
model on a transformed network and a metaheuristic method based on GRASP followed by VNS
iteratively. We test the heuristic as well as the metaheuristic on Istanbul data and show that optimal
or near-optimal solutions are obtained within seconds.
Keywords: Disaster Response, Arc Routing, Connectivity, Minimum Latency Problem
Electromagnetism-Like Mechanism for Disaster Relief Operations: Earthquake in Lefkoşa
Nidai Kordal
This study presents an Electromagnetism-like mechanism (EMM) meta-heuristic for solving the
logistics problem arising in disaster relief activities. Logistics planning in earthquakes involves dispatching commodities, especially medical material and personnel, and specialized rescue equipment
and rescue teams to distribution centres in the affected areas and evacuating the wounded people to
medical centres. Quick response to the urgent relief needs right after an earthquake is vital; in this
study distribution of medical personnel and rescue teams to effected areas is based on the population
and risk of mitigation studies for earthquake vulnerability. The EMM presented in this study is a
discrete EMM for solving location-allocation problem of medical personnel and rescue teams. Original EMM was proposed as a population based algorithm which simulates the attraction-repulsion
mechanism in the electromagnetism theory for solving unconstrained optimization problems in continuous space. The result of the model is illustrated on an earthquake scenario based on city of
North Lefkoşa which is in 2nd degree earthquake zone.
Keywords: Electromagnetism-Like Mechanism, Meta-Heuristic, Logistics in Disaster Response Activities, Emergency Logistics Distribution, Relief Distribution
6.2.11
Üretim Yönetimi - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Erdal Emel
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 3
İkincil Kaynaklı, Birikimli Talepli, Paralel Makineli Bir Lotlama ve Çizelgeleme Prob67
lemi
Murat Güngör, Ali Tamer Ünal
İkincil kaynaklı, çok ürünlü, paralel makineli yeni bir lotlama ve çizelgeleme problemi ele alıyoruz.
Yenilik, talebin her periyot için değil, tüm planlama ufku için söz konusu olmasından kaynaklanıyor.
Ya hep ya hiç varsayımı var, yani bir makine bir periyotta ya sürekli çalışıyor ya tamamen boş duruyor. Amaç toplam takım-söküm sayısını en aza indirmek. Problemin NP-zor olduğunu ispatlıyoruz
ve iki denk gösterim sunuyoruz. Birtakım teorik sonuçlarla beraber çeşitli en iyilik kesileri ve bir
sezgisel algoritma öneriyoruz. Ayrıca problemin gerçek hayatla ilgili iki genelleştirmesini inceliyoruz.
Sözü geçen iki gösterimi karşılaştırmak, önerdiğimiz kesilerin etkisini ve sezgiselin performansını sınamak için bilgisayar deneyleri gerçekleştiriyoruz.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Paralel Makineler, İkincil Kaynak, Birikimli Talep
Karışık Modelli Çift-Taraflı U-Tipi Montaj Hattı Dengeleme ve İş Gücü Çizelgeleme
Problemi için İki Aşamalı Çözüm Yaklaşımı
Elif Kaya, Ayça Güven, Tuğçe Ünal, Erdal Emel, Alkın Yurtkuran
Çalışma kapsamında, daha çok kamyon ve otobüs gibi büyük boyuttaki taşıtların, karışık modelli çifttaraflı operasyonları içeren montaj hatlarındaki üretimi ele alınmıştır. Temelde hat dengeleme olarak
tanımlanabilecek bu üretim problemi, U-tipi hat yapısı için model bazında grup paylaşımlı iş gücü
çizelgeme ve yük dengeleme içermektedir. Çalışmada çözüm yaklaşımı olarak iki aşamalı sezgisel bir
yöntem önerilmiştir. Yöntemin ilk aşamasında, paylaşımlı operasyon gruplarının Kilbridge-Wester
yöntemini temel alan bir yapısal sezgisel algoritma ile verilen üretim hızı için istasyon atamaları
gerçekleştirilmiş; ikinci aşamasında ise operasyon bazında iş gücü ataması ve yük dengelenmesi sağlanmıştır. Geliştirilen çözüm yaklaşımı otobüs üretiminden seçilen bir örnek problem üzerinde test
edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde, geliştirilen yöntemin değişen üretim hızları ve model tipleri için,
kolaylaştırıcı bir planlama aracı olabileceği gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Montaj Hattı Dengeleme, Çift taraflı U-Tipi Montaj Hattı, İş Gücü Çizelgeleme
Otomotiv Endüstrisinde Montaj Hattı için Hat Besleme Yöntemlerini Belirleyen Bir
Sistem Tasarımı
Büşra Henden, İsmet Başaran, Batuhan Pamuk, Seval Ene, Nursel Öztürk, Berksan Kabakçı, Çağrı
Hekimoğlu
Bu çalışma bir otomotiv ana sanayi işletmesinin montaj hattında gerçekleştirilmiştir. Hat besleme
yöntemleri montaj hatlarının verimli çalışmasında önemli bir etkiye sahiptir. Çalışmanın yürütüldüğü işletmede tedarikçiden gelen malzemeler montaj hattını dört şekilde beslemektedir; tam sıralı (Just-in-Sequence) olarak, difüzyon alanlarında sıralama yapılarak, kit alanında kit araçlarına
yüklenilerek ve hat yanına getirilerek. Her malzemenin gereken zamanda, gerektiği yerde, en düşük maliyeti sağlayacak şekilde bulunabilmesi için uygun bir hat besleme yöntemi ile yönetilmesi
gerekmektedir. Ancak mevcut durumda etkili bir hat besleme yöntemi belirleme sisteminin olmaması nedeniyle, uygun hat besleme yönteminin seçilememesi, katma değersiz işlerin oluşması ve bir
malzemenin birden fazla hat besleme yöntemi ile montaj hattını beslemesi gibi durumlar ortaya çıkabilmektedir. Bu çalışma kapsamında, katma değersiz işlerin ortadan kaldırılması ve malzemelerin
uygun bir hat besleme yöntemi ile yönetilmesini sağlayacak bir sistem tasarlanması amaçlanmıştır.
Tasarlanan sistem kural tabanlı algoritma yapısı ile oluşturulmuştur ve Microsoft Visual Studio
68
ortamında Visual Basic ve SQL programlama dilleri ile kodlanmıştır. Algoritma, malzeme sınıfı,
malzemenin montajının yapıldığı istasyon, tedarikçi firmanın konumu gibi malzemeye ve tedarikçi
firmaya ait özellikleri girdi olarak almakta ve ilgili kuralları işleyerek seçilen hat besleme yöntemini
çıktı olarak kullanıcıya sunmaktadır. Ayrıca montaj hattındaki olası değişikliklerin getireceği farklı
ihtiyaçların karşılanması için yeni malzeme eklenmesi veya malzeme bilgilerinin güncellenmesine
olanak veren esnek bir sistem oluşturulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Hat Besleme Yöntemleri, Montaj Hattı, Kural Tabanlı Sistem
Yüksek Üretim Esnekliğine Sahip Bir İşletmede Hücresel Üretim Sistemi Tasarımı
Koray Kılınç, Banu Soylu
Teknolojinin ve müşteri isteklerinin hızla değiştiği çağımızda artan rekabet ve kalite beklentisi,
üreticilerin ayakta kalabilmeleri ve alanlarında söz sahibi olabilmeleri için hızlı, esnek ve verimli
olmalarını gerektirmektedir. Üreticilerin büyük kısmı, içinde bulunduğumuz teknoloji çağının hızını
yakalayabilmek ve değişken müşteri isteklerine cevap verebilmek üzere üretim sistemlerinde yenilikler yapmak zorunda kalmıştır. Böyle bir ortamda, üretim sistemlerinin önemi ve tüm bu beklentileri
karşılayabilmek için sahip olduğu potansiyel çok daha iyi anlaşılmıştır. Çağımızda, teknolojinin hızla
gelişmesine paralel olarak güncelliğini korumaya ihtiyaç duyan özellikle havacılık ve savunma endüstrilerinde, ürünlerin çok değişken üretim miktarlarını ve artan çeşitliliğini hızlı ve verimli bir şekilde
karşılayabilmek adına geleneksel üretim sistemleri yetersiz kalmaktadır. Hücresel Üretim Sistemleri,
her ne kadar esneklik açısından üreticileri rahatlatan bir metot olsa da üretim miktarlarındaki büyük farklılıklar sebebi ile verimlilik konusunda bazı dezavantajları beraberinde getirebilmektedir.
Aynı ürünün çok düşük ve çok yüksek üretim miktarları için sistemin verimliliği oldukça büyük
farklılıklar gösterebilmektedir. Bu çalışmada, ürün çeşit sayısı yüksek olan ve savunma sanayinde
faaliyet gösteren bir işletmede kullanılan imalat sistemlerinin analizi yapılarak, sisteminin sahip olduğu esneklik kabiliyetini koruyarak üretim sayısını ve üretim hızını artırmaya yönelik bir Hücresel
Üretim Sistemi tasarımı uygulaması yapılacaktır. Mevcut durumda atölye tipi üretim söz konusudur
ancak birçok bileşenin üretim rotası kesişmektedir. En çok talep gören ürünlerin bu bileşenleri baz
alınarak üretim hücreleri oluşturmak için farklı senaryolar simülasyon modeli ile denenmiştir. Çeşitli
performans ölçütleri analiz edilmiş ve en uygun hücre tasarımı kararlaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: İmalat Sistemleri, Hücresel Üretim, Üretimde Esneklik, Simülasyon
Arçelik Fabrikasında Performans Test Süresinin Azaltılması için Bir Kaizen Çalışması
Kamil İlhan, İbrahim Çil, Aydoğan Bilir
Kaizen, yalın üretim düşüncesi ile üretim yapan işletmeler için, öğrenmenin, geliştirmenin, rekabetçiliğin en önemli unsurlarından biridir. Kaizen, “hiçbir şey mükemmel değildir, yapılan her şey
geliştirilmeye muhtaçtır. En iyinin iyisi daima mevcuttur” anlamı taşır. Kaizenin önemi, yönetimin
müşteriyi tatmin için gayret sarf etmek zorunda olduğunu ve iş dünyasında kalıcı olmak, kar etmek istiyorsa, müşterinin isteklerine hizmet etmesi gerektiğini fark etmesindedir. Kalite, maliyet ve
zamanında teslim (miktar ve teslim taleplerinin karşılanması) alanlarındaki iyileştirmeler esastır.
Kaizenlerin ana fikri ekip veya bireysel olarak, insanın çevresinde, sorumlu olduğu alanlarda sürekli
küçük iyileşmeleri bulması ve uygulamasıdır. Sürekli çabaların sonucunda mevcut durumda görülen
küçük çaptaki çok sayıda iyileştirmeler yapılır. Sürekli iyileştirmenin temelinde, proseste küçük iyileştirmeler yatar. Hiç bir işlem, hiç bir akış küçük bir iyileştirme yapılamayacak kadar mükemmel
değildir. İyileştirme olanaklarının araştırılması herkesin, özellikle de o işte çalışanların görevidir. Ka69
izen çalışmaları temel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir: Bireysel kaizen Çalışmaları, 5S planı
çerçevesinde yapılan planlı kaizen çalışmaları, Yönetim temsilcileri tarafından gerçekleştirilen iç denetimler sonucu çıkan uygunsuzlukların ortadan kaldırılması için yapılan kaizen çalışmaları, Müşteri
denetlemeleri sonucu ortaya çıkan müşteri taleplerini karşılamak için yapılan kaizen faaliyetleri ve
kalite çemberi faaliyetleri sonucu ortaya çıkan kaizen çalışmalarıdır.
Bu çalışmada Arçelik fabrikasında Performans test süresinin azaltılması için bir kaizen projesi sunulacaktır. Performans Otomasyon sistemi ile performans testlerinin bir bölümü otomatize edilmekte
ve 7/24 çalışan bir sisteme sahip olunduğu için test zamanında kazanç sağlanmaktadır. Bu sistem üstünden yapılan testlerin doğrulaması sistem geliştirilirken manuel kontroller ile yapılmıştı. Her yeni
TV projesi ile birlikte otomasyona adaptasyon işlemleri yürütülmektedir. Bir süredir gözlemlediğimiz üzere proje bazında detaylı inceleme yapılmadan eklenen bekleme zamanları ve artırılan ölçüm
miktarları test sürelerini uzatmaktadır. Ölçüm sonuçlarındaki hata payını azaltmadan bekleme zamanlarını ve ölçüm miktarlarını minimum düzeye indirerek test zamanını azaltmayı hedefliyoruz.
Projenin Kapsamı: Çalışma GF projesinde yapılacaktır. Projenin Amacı: Performans Otomasyon
DVB-T GI Inside testleri için harcanan zamanın test tutarlığını etkilemeden azaltılması. Projenin
Hedefi: DVB-T GI Inside testleri için harcanan otomasyon zamanında %20 iyileştirmedir.
Anahtar Kelimeler: Kaizen, Performans Otomasyon Sistemi, Test Süresi Azaltma
6.2.12
Simülasyon - 1
Oturum Başkanı: Mert Edalı
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 4
Kaynak Kısıtlı Çok Modlu Çoklu Stokastik Proje Çizelgeleme
Serdar Soysal, Berna Dengiz, Kumru Didem Atalay
Bu çalışmada, birden fazla projenin yer aldığı, faaliyetler için farklı kaynak kullanımı olanağına
sahip modların var olduğu, kaynak kısıtlı proje çizelgeleme problemi ele alınmıştır.
Faaliyetlerin yerine getirilmesi için yenilenebilir ve yenilenemez olmak üzere iki çeşit kaynağın var
olduğu ve her bir kaynağın projelere tahsis edildiği ve yalnızca o proje için kullanılabileceği anlamına
gelen kaynak tahsis politikası benimsenmiştir. Ayrıca, faaliyetlerin sürelerinin rassal değişken olduğu
ve normal dağıldığı varsayımı kullanılmıştır. Çok karmaşık yapıya sahip olan bu problem NP-zor bir
problemdir. Yukarıda açıklanan koşullar altında ve faaliyetler arasındaki öncülük ilişkileri dikkate
alınarak, tüm projelerin toplam gecikme zamanını en azlayacak çizelgeyi belirlemek için stokastik
matematiksel model şans kısıtlı programlama yaklaşımı ile çözülmüş ve test problemleri üzerinde
çözüm yönteminin etkinliği incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çoklu Stokastik Proje, Çizelgeleme, Kaynak Tahsis Politikası, Şans Kısıtlı Programlama
Etmen-Tabanlı Benzetime Yönelik Metamodelleme Tekniklerinin Bir Tedarik Zinciri
Modeli Üzerinde Karşılaştırılması
Mert Edalı, Gönenç Yücel
Etmen-tabanlı modelleme sosyoloji, arkeoloji, çevrebilim ve ekonomi gibi farklı alanlardaki karmaşık sistemleri analiz etmek için kullanılan bir yaklaşımdır. Etmen-tabanlı modelleme bir “aşağıdan
70
yukarıya” modelleme tekniğidir; sistem, etmen adı verilen tekil varlıkların durumları ve karar alma
kuralları tanımlanarak modellenir. Hem birey hem de sistem seviyesinde çıktı üreten etmen-tabanlı
modellerin rassal olmaları çok sayıda koşum alınmasını gerektir. Ayrıca, çok sayıda politika/senaryo
parametresinin varlığı, model analizinde dikkate alınması gereken koşum sayısını daha da artırır.
Bu gibi nedenlerle, modeli daha basit bir şekilde, örneğin metamodelleme ile, ifade etmek anlam
kazanmaktadır. Metamodel, bir benzetim modelinin girdi-çıktı ilişkisinin yaklaşık bir temsili olarak tanımlanabilir. Metamodel aracılığı ile karmaşık ve koşumu zaman alan bir modelin çıktıları
hakkında çeşitli parametre kombinasyonları için tahminler üretmek mümkün olmaktadır. Bu çalışmada, dört etmenli bir tedarik zinciri benzetim modeli olan Bira Dağıtım Oyunu üzerinde dört
farklı metamodelleme tekniği kullanarak, modelin biri birey diğeri sistem seviyesinde olan iki farklı
çıktısı için tahminler üretiyoruz. Bu teknikler (i) Karar Ağaçları, (ii) Rassal Ormanlar, (iii) k-En
Yakın Komşuluk Algoritması ve (iv) Destek Vektör Regresyonu’dur. Metamodel eğitimi için gerekli
olan girdi-çıktı verisini üretmek amacıyla her bir metamodelleme tekniği için dört farklı örnekleme
tekniği kullanıyoruz: (i) Tam Faktöriyel, (ii) Rassal Latin Hiperküp, (iii) Maksimin Latin Hiperküp
ve (iv) Rassal Örnekleme. Deneysel sonuçlar göstermektedir ki, aynı eğitim örneklem boyutu ile
eğitilmiş metamodeller sistem seviyesindeki çıktıları birey seviyesindeki çıktılara göre daha yüksek
bir başarı ile tahmin edebilmektedir. Ayrıca, her çıktı tipinde çalışan tek bir “en iyi” metamodelleme tekniği saptanmamış olsa da, destek vektör regresyonunun, özellikle parametre sayısında artış
olduğunda, daha düşük hata oranlarına sahip olduğu görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Etmen-Tabanlı Modelleme, Metamodel, Örnekleme
Döviz Piyasasındaki Spekülatif Dinamiklerin Sistem Dinamiği Yaklaşımı ile İncelenmesi: Amerikan Doları/Türk Lirası Paritesi Analizi
Ceren Çehreli, İpek Dursun, Yaman Barlas
Döviz kuru, bir ülkenin para biriminin değerini başka bir ülkenin para birimi cinsinden ifade eder.
Para birimlerinin bir çoğu serbest piyasada alınıp satılmaktadır ve değerleri oluşan arz ve talebe
göre belirlenmektedir. Yerel politikalar ve zorlayıcı dış etmenlerden kolaylıkla etkilenen paranın değeri, ilgili ülkenin ekonomik duruşunu da doğrudan etkilediği için yatırımcılar, bireyler ve devlet
tarafından oldukça yakından izlenmektedir. Bu çalışmada son zamanlardaki Amerikan Doları/Türk
Lirası paritesindeki istikrarsız ve hızlı değişimden yola çıkılarak spekülasyon ve manipülasyonların gelişmekte olan ekonomilerdeki döviz kuru dinamiklerine olan etkisi incelenmiştir. Amerikan
dolarının Türk Lirası karşısındaki dalgalı ve dengesiz yapısı, enflasyon, faiz, kur değişimi ve para
piyasası temel alınarak incelenmiştir. Bu bileşenler birbirlerini hem doğrudan hem de geri bildirim
döngüleri ile dolaylı olarak etkiledikleri için yöntem olarak sistem dinamiği yaklaşımı seçilmiştir.
Öncelikle temel benzetim koşumu olarak durağan bir piyasa modeli geliştirilmiş, böylelikle spekülasyon ve manipülasyon etkenlerinin yokluğundaki bir ekonominin davranışı çözümlenmiştir. Daha
sonra bireyler arasındaki spekülasyon, piyasadaki manipülatörlerin varlığı ve merkez bankasının faiz
müdahaleleri de eklenerek temel model yapısı farklı tasarılarla genişletilmiştir. Benzetim sonuçları
incelendiğinde bir ülkenin ekonomik krizle mücadelesinde sadece para politikalarına dayalı çözüm
önerilerinin yanı sıra, toplumdaki bireylerin algılarının ve beklentilerinin de istikrarlı bir ekonomiye
ulaşma yolunda önemli bir etken olduğu sonucuna varılmıştır. Döviz piyasasındaki dalgalanmaları
engellemek isteyen bir politika öncelikli olarak döviz piyasasında güven oluşturup bireyler arası spekülasyon ve paniği engellemeyi hedeflemelidir.
Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, Spekülatif Piyasa Dinamikleri, Faiz Politikaları, Sistem Dinamiği,
Benzetim
71
Belediye Atığı ve Düzenli Depolama Alanı Dinamikleri
Esra İlbahar, Yaman Barlas
Belediye atıklarının uygun bir şekilde bertaraf edilmesi çok önemlidir. İstanbul’da hızla artan nüfus,
kentselleşme ve sanayileşme ile kullanıma açık mevcut alanlar oldukça azalmaktadır. Atık depolamaya ayrılan alanlar, yani düzenli depolama sahalarının alanları ise artan nüfus ve kişi başı üretilen atık miktarı ile hızla genişlemektedir. Bu nedenle, bu çalışmadaki dinamik problemi oluşturan
örüntü, İstanbul’daki düzenli depolama sahalarının alanlarının yıldan yıla giderek artmasıdır. Bu
çalışmanın amacı İstanbul’daki mevcut düzenli depolama sahalarının ne kadar sürede dolacağı ve
var olan sahaların ne tür yatırım faaliyetleriyle daha verimli bir şekilde kullanabileceğini araştırmaktır. Farklı bütçe ve kaynakta ayrım oranı kombinasyonlarından oluşan yedi farklı senaryo etkili
bir atık yönetimi stratejisi belirlemek için incelenmiştir. Analizler, kaynakta ayrım oranının atık
yönetimi için kapasite yatırımlarına ayrılan bütçe kadar önemli olduğunu göstermektedir. Ayrıca,
kapasite yatırımlarını yapmak için gereken bütçenin, kaynakta ayrımın artmasıyla azaldığı gösterilmiştir.Kaynakta ayrım, düzenli depolama sahalarına gönderilen atığı azaltmanın yeni tesisler inşa
etmekten daha az maliyetli bir yolu olduğundan, kapasite yatırımlarıyla birlikte atık yönetim stratejilerine entegre edilmesi gerektiği belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Sistem Dinamiği, Simülasyon, Sürdürülebilirlik, Benzetim
Gaz ve Elektrik İletim Şebekelerinde Arz Güvenliğinin Sağlanması
Burçin Çakır Erdener, Berna Dengiz
Gaz ve elektrik şebekeleri, fiziksel olarak birbirine bağlı şebeke elemanları nedeni ile etkileşim içindedir. Entegre bir gaz-elektrik şebekesinde, bir sistemde oluşan bir kesinti entegre şebeke içinde
büyük çaplı kesintilere sebep olabilir. Bu nedenle, iki sistem arasındaki etkileşimi incelemek enerji
arz güvenilirliğini ve sürdürebilirliğini sağlayabilmek için hükümetler, operasyonel planlayıcılar ve
sistem operatörleri için hayati önem taşımaktadır. Literatürde her iki sistem için farklı modelleme
seçenekleri bulunduğu halde, iki sistemi bir arada modelleyen çalışmalar çok kısıtlıdır ve genellikle simülasyon tekniği ile modellenmektedir. Bu modellerde her iki sistem için ayrı ayrı kurulan
simülasyon modelleri ile veri iletişimi sağlanarak analizler yapılmaktadır. Oysa günümüzde enerji
arz güvenilirliği çalışmalarının etkin sürdürebilmesi için her iki sistemin birlikte ele alınması gerekmektedir. Bu çalışmada gaz ve elektrik şebekeleri ve aralarındaki ilişkileri bir arada modelleyen bir
matematiksel model önerilmiştir. Model elektrik şebekesi için direk akım modeli ve gaz şebekesi için
hidrolik olmayan bir akış modeli içermektedir. Geliştirilen karma tamsayılı doğrusal olmayan model
üretim ve iletim kısıtlarını sağlarken karşılanan gaz ve elektrik talep miktarını en büyüklemeyi ve
böylelikle arz güvenliğini artırmayı amaçlamaktadır. Model örnek test problemleri üzerinde denenerek elde edilen sonuçlar sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Arz Güvenliği, Enerji Şebekeleri
6.2.13
Afet Yönetimi - 4
Oturum Başkanı: Dursun Yılmaz
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 5
72
Afet Anında Mobil Birimler için Görev Atama Uygulaması
Berk Özel
Akıllı telefonların ve giyilebilir cihazların insan hayatındaki yeri her geçen gün artmaktadır. Bu
cihazların kullanımı sadece haberleşmek ve bilgi edinimi amacı ile kalmamış, geliştirilen uygulamalar sayesinde çok çeşitli amaçlarla kullanımları yaygınlaşmıştır. Doğal afetlerde, arama kurtarma
ihtiyacı olan kişilerin bulundukları konumlara ulaşılabilmesi ve arama kurtarma çalışanlarının koordinasyonu da yine akıllı telefonlar kullanılarak yapılabilmektedir. Bu durum, doğal afet anında
afetzedeler ile arama kurtarma ekipleri arasında bir atama problemi meydana getirmiştir. Problem,
amaç fonksiyonu bir sonraki atama anına kadar ulaşılan kişi sayısının enbüyüklendiği genel atama
problemi olarak modellenmiş ve büyük problemlerin çözümü için benzetilmiş tavlama metasezgisel
yöntemi geliştirilmiştir. Aynı anda çok sayıda yardım çağrısı gelmesi beklenen doğal afet durumlarını yansıtacak rassal örnekler oluşturulmuş ve bu örnekler çözülerek yöntemin başarısı ölçülmüştür.
Problemdeki uzaklık değerleri, navigasyon servis sağlayıcıları tarafından alınan veriler doğrultusunda ağırlıklı bir çizgeye çevrilerek bulunmuştur. Bunun yanısıra, afetzedelerin acil yardım çağrısı
yapabilmesi için gereken ve giyilebilir cihazlarla senkronize edilebilen bir kullanıcı uygulaması da
geliştirilmiştir. Arama kurtarma ekiplerine atanan görevleri bildiren ve atanan görev için hedef konum ile bulunulan konum arasında, anlık trafik verilerini dikkate alarak rota oluşturacak; bu bilgiler
ile beraber afetzedeye müdahale bilgisini ve afetzedenin hayati durumunu anlık olarak raporlayabileceği bir diğer mobil uygulama da yapılmıştır. Ayrıca afet koordinasyon merkezi için; otomatik
atamaların yanı sıra, elle atamaların da yapılabileceği, görevlerin soket bağlantısı üzerinden anlık
olarak takip edilip, gerekli durumlarda müdahale edilebileceği bir web uygulaması yapılmıştır. Bu
uygulamalarda afetzedenin, akıllı telefonunun güç kaynağının tükenmesi durumunda, son alınan konum bilgisi üzerinden bulunabilmesi sağlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Atama Problemi, Doğal Afet, Metasezgisel, Benzetilmiş Tavlama, Mobil Uygulama
Afet Sonrası Planlamada Lojistik Ağ Tasarımı: Ümraniye Bölgesinde Farklı Deprem
Senaryoları için Bir Uygulama
Yelda Turgut, Abdurahman Yılmaz, Şafak Arslan, Gül Tekin Temur
Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizim coğrafyamızda da deprem, sel, toprak kayması, fırtına ve
dev yangınlar gibi farklı felaketler yaşanmaktadır. Bu felaketler sonucu birçok can ve mal kaybı
olmaktadır. Bu felaketlerin çoğunu önleyemesekte can ve mal kaybını en aza indirgemek önemli bir
husustur. Bu amacı gerçekleştirme yolunda afet yönetimi bize yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada
belirli yerleşim yerleri için felaketler sonrası toplanma alanları belirlemek ve yardıma ihtiyacı olan
insanlara yardım malzemelerini tahsis etme konusunda yetkililere bir klavuz oluşturmak istenmiştir.
Felaket sonrasında yetmiş iki saat içerisinde toplanma alanlarına afet yardım malzemelerinin iletilmesi beklenmektedir. Bunu baz alarak hazırlanan model ile bu süreyi minimuma çekmeyi amaçlayan
ve p-median yöntemine dayanan bir yaklaşım oluşturulmuştur. Önerilen modelde sadece mesafeler
değil, aynı zamanda sosyal, ekonomik, çevresel etkenler de kriter olarak kullanılmıştır. Kriterlerin
gerçekçi önem sıralarını belirlemek için uzmanlardan görüşler alınmıştır. Görüşler analitik hiyeraşi
prosesi (AHP) ile gerçekleştirilmiştir. Ümraniye bölgesi baz alınarak prototip bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Deprem Sonrası Planlama, Lojistik Ağ Tasarımı
73
İtfaiye İstasyonu Konum Seçimi ve Atama Problemi için İki Aşamalı Bir Model Önerisi
Ecem Cem, Emine Özkarlıklı, Şafak Arslan, Gül Tekin Temur
Nüfusu sürekli büyüyen ve genişleten İstanbul, trafik tıkanıklığı gibi deprem riskleri, altyapı eksiklikleri gibi sorunlar yaşamaktadır. İtfaiye istasyonlarının sayısı kentin ihtiyaçlarını karşılamak için
yeterli değildir. Bu sorunlar, İstanbul itfaiye istasyonlarının kapsamının yetersiz kalmasına neden
olmaktadır. Bu nedenle İstanbul’un kapsama alanını artırmak için yeni ek itfaiye istasyonlarına
ihtiyaç vardır. Özellikle ambulans, polis teşkilatları ve itfaiye gibi acil hizmetler için, yer seçimi,
insan hayatları üzerindeki doğrudan etkileri nedeni ile çok önemli bir öneme sahiptir. İtfaiye yer
seçim modellerinin temel amacı belirli bir hizmet seviyesini optimize eden yerleri bulmaktır. Yangın
istasyonu için en iyi yer seçimi, daha fazla insan hayatı kurtarmak ve çevreyi korumak için üretken
kaynaklar kullanılarak seçilir.
Bu çalışmanın amacı, bölgelerin ekonomik, çevresel ve sosyal yönlerini göz önünde bulundurarak
yeni yangın istasyonları açmak için yer seçmek ve mevcut ve yeni itfaiye istasyonlarına mahallelerin
atamasının yapılmasını sağlamaktır. Bu çalışma, en iyi yangın istasyonu yerlerinin seçimi için çok
kriterli bir karar verme aracı olarak Analitik Hiyerarşi Prosesi’ni (AHP) ve mahallelerin atama problemi için ise P-median modelini kullanmaktadır. Önerilen model için İstanbul Avrupa Yakası’nda
prototip bir uygulama gerçekleştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: İtfaiye İstasyonu Yer Seçimi, Lojistik Ağ Tasarımı, p-median
İnsani Yardım Lojistiğinde Malzeme Dağıtım Noktalarının Belirlenmesine Yönelik Uygulama Çalışması ve Kilis Örneğinin İncelenmesi
Dursun Yılmaz
Afetler, genellikle aniden meydana gelmesi ve meydana geldiği bölgelerde nüfusun büyük bir kısmını etkilemesi ile karakterize edilen çok şiddetli olaylardır. Dünyada ve ülkemizde son yıllarda
meydana gelen doğal, insan kaynaklı ve teknolojik afetler sürekli olarak artış göstermekte ve her
geçen gün daha fazla sayıda insanın yaşamını tehdit etmektedir. Günümüz dünyasında doğal afetler
dışında meydana gelen acil durumlar ve toplu nüfus hareketleri de çok fazla sayıda insan hayatını
olumsuz yönde etkilemekte ve meydana geldikleri bölgelerde maddi ve manevi birçok zarara sebep
olmaktadır. Afetler önlenemez ancak alınacak tedbirlerle can ve mal kaybının önüne geçilebilir, bu
yüzden afet ve acil durumlar meydana gelmeden önce doğru ve etkin bir afet yönetim sistemi anlayışı içerisinde planlama ve zarar azaltma ile hazırlık aşamalarında doğru atılacak adımlarla mevcut
risk azaltılabilir. Herhangi bir afet meydana geldikten sonra da müdahale ve iyileştirme safhalarında
önceden planlanmış yöntemler ve kurulan sistemler ile can ve mal kaybını en aza indirmek mümkündür. Afetlerden sonra müdahale ve iyileştirme aşamalarında afet lojistiği ve insani yardım unsurları
çok büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde şuana kadar kurulan ve daha sonra da kurulması gereken
lojistik depolar olarak adlandırılan malzeme dağıtım noktalarının tasarlanması ve doğru koordinatlara yerleştirilmesi meydana gelmesi muhtemel bir afet veya acil durum sonrasında etkin lojistik
ağı ile felaketlerden etkilenen insanlara en kısa sürede yardım sağlamak ve bölge hayatının normalleşmesini hızlandırmak için planlama safhasında atılması gereken en önemli adımlardan biridir. Bu
çalışmada özgün bir afet lojistik ağı tasarlanması ve malzeme dağıtım noktalarının belirlenmesine
yönelik küme kapsama modelleri ile bir uygulama çalışması yapılmıştır. Buradaki amaç talebin kısa
bir zaman içinde karşılanmasıdır. Talebin karşılanması yaşamsal önem taşıdığından, bir maksimum
makul hareket uzaklığı ya da zamanı belirlenmesi gerekir bu yüzden çalışmada bu modeller kullanılmıştır. Ayrıca Türkiye - Suriye sınır bölgesine yakın bir noktada bulunan ve kurulum işlemleri
devam eden lojistik depo olan Kilis örneği ele alınmış ve lojistik depo kurulumu tamamlandıktan
74
sonra insani yardım lojistiği kapsamında meydana gelmesi muhtemel sonuçları YA metodları ile
tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Lojistik, Afet, İnsani Yardım, Lojistik Ağı
6.2.14
Afet Yönetimi - 3
Oturum Başkanı: G. Nilay Yücenur
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 5
Doğal Afet ve Güvenlik Riski Altında İstanbul’un İki Büyük İlçesi Arasındaki Toplu
Ulaşım Araç Seçiminde Bulanık VIKOR Yöntemi
G. Nilay Yücenur, D. Batuhan Yılmaz, E. Pınar Can, Melda Çağlar, Merve Köylü
Kişisel araç kullanılmadan, birden fazla kişinin aynı anda taşınabildiği ve bu sayede enerji tasarrufunun gerçekleştirildiği toplu taşıma araçları ile ulaşım İstanbul gibi kalabalık ve büyük metropoller
için bir gerekliliktir. 1539 kilometrekarelik bir alana sahip ve üzerinde 14 milyon civarında kişinin
yaşadığı İstanbul’da toplu taşıma hizmeti özel ve kamuya ait otobüs ağları, çeşitli raylı sistemler,
fünikülerler ve deniz araçlarıyla sağlanmaktadır. Türkiye’nin en kalabalık şehri olan İstanbul’da da
özellikle mesai başlangıcında ve mesai bitiminde ev ile iş arasındaki yolculuğu en az risk, en az
maliyet, en yüksek konfor gibi sıralanabilecek kıstaslara göre yapabilecek toplu aracı seçmek ise
büyük bir sorundur. Çalışmamızda, İstanbul’da hizmet veren ve Avrupa yakası ile Anadolu yakası
arasındaki iki ilçeyi birbirine bağlayan toplu taşıma araçlarından en uygun olanının seçimi için 10
kriterden oluşan hiyerarşik bir model kurulmuş ve bu model temelinde aynı hat üzerinde hizmet
veren 5 farklı toplu taşıma aracı alternatif olarak değerlendirilmiştir. Modele dayanarak yapılan
değerlendirmede, İstanbul’un en büyük ilçelerinden olan Beşiktaş-Kadıköy arasında hafta içi sabah
mesai saatinde işe yetişmek için 07:00/08:30 saatlerinde hizmet veren toplu taşıma araçları belirlenmiş bu alternatifler VIKOR yöntemi ile değerlendirilmiş ve bulanık mantık temelinde üçgensel
sayılar ile yapılan bu değerlendirmeler ile bulunan sonuçlar irdelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Bulanık Mantık, Çok Kriterli Karar Verme, VIKOR, Toplu Taşıma Araç Seçimi
Afet İstasyonlarının AHP-MOORA Yöntemi Kullanılarak Sıralanması: Sakarya Örneği
Alper Göksu, Beyzanur Gezer
Afet istasyonları günümüzde deprem, sel, yangın gibi farklı afet durumlarında acil olarak hızlı destek
sunması için oldukça önemlidir. Gelecek yıllarda ihtiyaç duyulan bu istasyonların kuruluş maliyetini
oldukça yüksek olması nedeniyle doğru yer seçimi yapılması gereklidir. Bu çalışmada, Sakarya ilinin
büyükşehir olması, merkez ilçelerinin bulunması ve yakın geçmişte bir deprem felaketi yaşaması sonucunda afet istasyonu gereksiniminden dolayı yapılmıştır. Çalışmanın iki aşamalı olarak yapılmış,
ilk aşamasında Sakarya ‘da kurulacak olan afet istasyonlarının kuruluş yerlerine ait ilçeleri uzman
görüşleri alınarak AHP yönteminde kullanılacak kriterler belirlenmiş, en uygun kuruluş yeri seçimi
için ilçe seçimi yapılması amaçlanmıştır. Bu aşamada sonucunda Sakarya ‘da bulunan dört aday ilçe
arasından AHP yöntemi ile en uygun ilçe seçilmiştir. İkinci aşamada seçilen ilçede bulunan bölge
bazında aday yerler belirlenmiş ve sıralaması yapılmıştır.
75
Anahtar Kelimeler: Afet İstasyoları, AHP, MOORA
Afet Yönetimi Açısından Bir Bölgedeki Yerleşim Birimlerinin Gruplandırılmasına Yönelik Bir Yaklaşım
Tufan Demirel, Merve Ünal
İnsanlık tarihi boyunca yaşanan felaketlerin büyük can ve mal kaybına neden oldukları bilinmektedir. Geniş kentsel alanları etkileyen bir afetten sonra duruma müdahale, geçici yerleşim birimlerinin
oluşturulması, ihtiyaçların talep noktalarına ulaştırılması ve bunun devamlılığının sağlanması, geçici
sağlık merkezlerinin kurulması gibi son derece hayati faaliyetlerin organizasyonu, koordinasyonu ve
yönetilmesi oldukça önem taşımaktadır. İhtiyaç duyulan tüm kaynak ve malzemelerin zamanında
ve doğru bir şekilde yapılabilmesi ve doğru bilgi akışının sağlanabilmesi için makro düzeydeki bir
bölgenin alt parçalara bölünerek yönetilmesi gerekmektedir. Bir afet sonrasında acil durum planının
varlığı ve doğru bir şekilde yönetilmesi, olaya müdahale edilirken, yaşanan sürecin iyileştirilmesinde
de büyük önem taşır. Bu çalışmanın amacı bir afete maruz kalan geniş bir bölgenin, tüm ihtiyaçlarını sağlıklı ve düzenli bir şekilde karşılayabilmek ve süreci daha iyi yönetebilmek için bölgeyi
bir bütün olarak ele almak yerine bölgede yer alan yerleşim birimlerini çeşitli özellik ve faktörlere
göre gruplamaktır. Çalışmada bu amaçla bir yaklaşım önerilmiştir. Önerilen bu yaklaşımda yerleşim birimlerinin, nüfusları, birbirlerine olan uzaklıkları, imar durumları, mevcut hastanelere olan
uzaklıkları, itfaiye istasyonlarına olan uzaklıkları, ana yollara olan uzaklıkları, toplanma alanlarına
olan uzaklıkları, yerleşim birimlerinde afet ve kriz yönetim alt birimlerinin konuşlandırılabileceği,
kaynak ve malzemelerin depolanabileceği, geçici yerleşim birimlerinin kurulabileceği alanların mevcudiyetleri ve bu alanların yerleşim birimlerine olan uzaklıkları gibi faktörler göz önüne alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Afet Yönetimi, Kümeleme Analizi
Biyolojik Radyolojik ve Nükleer Tehlikeler Konusunda Türkiye’deki Mevcut Durum
Analizi ve Etkinlik Değerlendirmesi
Atiye Zeynep Kütükçü, Tamer Eren
Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer silahlarının bilinçli olarak kullanımı, bu maddelerin yanlışlıkla veya doğal bir felaketten sonra doğaya salınımı insanlar ve çevre üzerinde çok büyük ve
zararlı etkiler oluşturmaktadır. Bu zararlı etkileri önlemek veya sonuçlarını en aza indirmek için gerekli tedbirlerin alınması ve bunun neticesinde izlenecek stratejinin belirlenmesi ülkemiz açısından
son derece önemlidir. Yapılan çalışmada; kimyasal biyolojik radyolojik ve nükleer tehlikeler alanında
ülkemizdeki yapılanmanın mevcut durumu Swot analizi ile ortaya konulmuştur. Aynı zamanda belirlenen kriterler bazında ülkemizdeki kimyasal biyolojik radyolojik ve nükleer yapılanmanın tıbbi,
askeri ve sivil savunma alanlarındaki etkinlik düzeyleri Çok Ölçütlü Karar Verme Yöntemlerinden
Ahp ve Electre yöntemleri ile belirlenmiştir. Sonuçta elde edilen veriler bu konudaki stratejik planların belirlenmesinde yol gösterici olacaktır.
Anahtar Kelimeler: KBRN, AHP, ELECTRE, Swot Analizi
6.2.15
Üretim Yönetimi - 2
Oturum Başkanı: Fahrettin Eldemir
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 7
76
Sürekli Üretim Sistemlerinde Kullanılan Makineler için Gerçekleşen Üretim Hızı ve
Toplam Üretim Kesinti Süresinin Hesaplanmasında Kalibrasyon Yaklaşımı
Volkan Sönmez, Murat Caner Testik
Sürekli üretim sistemlerinde kullanılan makinelerde meydana gelen üretim kayıplarının ölçülmesi
makine performanslarının artırılmasında gerekli olan önemli aşamalardandır. Sürekli üretim sistemlerinin ortamı, makinelerden sorumlu operatörler üzerindeki performans baskıları veya ölçüm
sistemlerinden kaynaklanabilecek eksiklikler gibi çeşitli nedenlerden dolayı üretim kayıplarının hesabında kullanılan bileşenler çoğu zaman tam ve kesin olarak elde edilemeyebilmektedir. Bu çalışmada,
üretim kaybı hesabında kullanılan makinelerin gerçekleşen üretim hızı ve toplam üretim kesintisi
süresi bileşenlerinin değerleri, bu değerlerin tam ve kesin olarak bilinemediği durumlarda en yakın
gerçek değerler kümesine optimizasyonla kalibre edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada önerilen yöntem
kullanılarak, PVC profili üreten bir fabrikanın makinelerinin gerçekleşen üretim hızı ve toplam üretim kesintisi süresi kalibe edilmiş ve bu değerler kullanılarak makinelerin performans göstergeleri
hesaplanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Üretim Kaybı, Performans Ölçümü, Sürekli Üretim Sistemleri
Kesikli Talebi Parametrik Olmayan Yaklaşımlar ile Tahmin Ederek Envanter Maliyetlerini Karşılaştırma
Merve Şahin, Fahrettin Eldemir
Normal seyir gösteren talebin aksine kesikli yapı gösteren talebin envanter yönetimi zor olup bu
tür ürünler çoğu endüstriyel kuruluşta envanter yatırımlarının büyük bölümünü oluşturmaktadır.
Ayrıca satış sonrası endüstrideki depoları da büyük çoğunlukla kapsamaktadır. Bunlara ilaveten bu
yapıdaki ürünlerin yavaş hareketi dikkate alındığında eskime riskinin yüksek olduğu görülmektedir.
Bu alanda etkin bir envanter yönetiminin kurulması, maliyetleri düşürerek şirketlere farklı alanlarda
yatırımda bulunmak için farklı fırsatlar sunmaktadır. Literatürde aralıklı talep tahminin doğruluğu
ile tahmin metotların stok kontrol performansı arasındaki bağlantı göz önüne alındığında bu alanda
çok az çalışma yapılmıştır. Maliyet odaklı sistemlerde, hedeflenen hizmet düzeylerini elde etmek için
tahmin yöntemlerinin stok kontrol performansı, bu yöntemlerin RMSE, MAPE gibi standart hata
ölçütlerine göre değerlendirilmesinden çok daha fazla önem arz etmektedir. Bu bağlamda, envanter sisteminin etkin yönetimi, stok bulundurma ve de stoksuzluğa düşme arasında kabul edilebilir
bir denge gerektirir. Dolayısıyla doğru tahmin yöntemini kullanarak talebin muhtemel değişkenliklerine cevap verebilmek için uygun envanter kontrol modelini belirlemek gerekir. Literatürde hem
parametrik hem de parametrik olmayan bazı teorik metotlar önerilmiş olsa da bu yöntemlerin envantere yönelik karşılaştırma sonuçları verilmesi bakımından çok sınırlıdır. Parametrik olmayan
yöntemlerden bootstrapping’in kullanılarak kesikli talebin tahmin edilip istenilen hizmet seviyesinde envanter maliyetlerinin değerlendirilmesi bu çalışmanın asıl amacını oluşturmaktadır. Türk
Hava Yolları MRO’sunda yer alan yedek parçaların talep bilgisi kullanılarak parametrik olmayan
tahminleme metotu olan bootstrapping’in stok kontrolüne ve maliyetlerine olan etkisi araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Tahminleme, Envanter Yönetimi, Aralıklı Talep, Yedek Parça, Bootstrapping
Bir Montaj Hattında İş Yükü Dengeleme Çalışması: Ergonomik İş Rotasyonu Modeli
Önerisi
Esra Dinler, Yusuf Tansel İç, Ozan Yıldız, Aysel Kanık, Mert Kaymak, İzel Merve İşler
77
Montaj hatlarında benzer tipte ürünlerin kitlesel üretimi yapıldığından, tekrarlı işlerin çok sayıda
yapılması nedeniyle özellikle emek yoğun montaj hatlarında insan kaynaklı problemlerde artış gözlenebilmektedir. Sürekli ve tekrarlı işler montaj hatlarında çalışan operatörler üzerinde olumsuz
etkiler yaratmakta; operatörlerde motivasyon eksikliğine, mental yorgunluğa ve kas-iskelet rahatsızlıklarının artmasına neden olabilmektedir. Buna bağlı olarak, üretimde verimlilik azalmakta ve kalite
problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, montaj hatlarında ergonomik unsurları göz önünde
bulundurarak operatörler arasında iş yükünün dengelenmesi amacıyla bir iş rotasyonu modeli önerilmektedir. Bu amaçla çalışmamızda operatörlerin duruş pozisyonları nedeniyle maruz kaldıkları
riskler ve yetenekleri de dikkate alınarak mümkün olan en kısa sürede işin tamamlanmasını sağlayacak şekilde montaj hattında yapılacak işlere en uygun operatörlerin atanmasını sağlayacak bir
doğrusal karar modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen karar modeli ile, işçilerin yetenekleri dahilinde
ergonomik açıdan uygun çalışma süreleri ile atamaların gerçekleştirilmesi, böylece yapılan işin kalitesinden taviz vermeden işin tamamlanma süresini azaltacak ve sonuç olarak montaj hatlarında iş
süreçlerinin verimliliğinin arttırılmasına katkı sağlayacak bir modelin geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Geliştirilen doğrusal karar modeli, otomotiv sektöründe bir firmada uygulanmış ve başarılı sonuçlar
elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Ergonomik İş Rotasyonu, Montaj Hattı, İşçi Atama Problemi, Doğrusal Programlama
Montajda Kullanılan Parçaların Sipariş Büyüklüğü ve Stok Miktarı Optimizasyonu
Ebru Gün, Nebihe Cemre Özdağ, Fadime Üney Yüksektepe
Bu çalışma klima üretimi yapan bir fabrikada gerçekleştirilmiştir. JIT üretim sistemi ile çalışan
firma, montajda kullanılan parçaların tutulan stok miktarını minimum seviyeye indirmeyi hedeflemektedir. Bu amaca yönelik olarak, tedarikçilerden gelecek olan parça sayısı ile üretimde kullanılacak olan parça sayısını eşit tutmaya çalışmaktadır. Firmanın bu hedefleri gerçekleştirebilmesi için
dikkate alması gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Tedarikçilerden gelen, üretimde kullanılacak
parçalardan bazıları kalite sorunları sebebiyle giriş kalite kontrol tarafından reddedilmektedir. Buna
ek olarak, parçalar üretim sırasında operatörler tarafından zarar gördüğünden, bant kenarında tamir
edilmek üzere bir süre bekletilmekte ya da ıskartaya ayrılmaktadır. Bunların sonucunda üretimde
kullanılacak olan parçaların sayısında eksik kalma durumu oluşmaktadır. Kalite kaynaklı sorunlar,
parçaların eksik kalması ve tamir süreçleri sebepleriyle gereken toplam üretim hedefine ulaşmak,
planlanandan daha uzun zaman almakta ve bu durum ürünlerin müşterilere zamanında ulaşmasına
engel olmaktadır. Bu sebeple şirketin, kullanılan parçaların sipariş hacimleri ve emniyet stoklarının en uygun seviyede saptanmasını sağlayacak analitik bir yönteme ihtiyacı vardır. Bu problemi
çözmek için, hata tipleri, malzemelerin kullanım sıklığı, talepleri ve teslim süreleri gibi veriler şirketten alınmıştır. Bu çalışmada, şirketin sipariş politikasını en uygun hale getirmek ve her malzeme
için en uygun stok seviyesini belirlemek amacıyla Excel tabanlı karar destek sistemi geliştirilmiştir.
Üretimde kullanılan 4930 adet parça için optimum sipariş miktarı ve güvenlik stok miktarları belirlenmiştir. Ürün kodu seçildiğinde optimum kararları gösteren Excel tabanlı karar destek sistemi
şirket çalışanları tarafından kolaylıkla kullanılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Sipariş Büyüklüğü, Karar Destek Sistemi
78
6.2.16
Sezgiseller
Oturum Başkanı: Tufan Demirel
Perşembe, 13:00 - 14:30, Salon 8
Açılan Dersleri Uygun Dersliklere Atamak için Sezgisel Bir Algoritma Geliştirilmesi
Muhammet Yorulmaz, Tusan Derya, Ergin Erginer
Bu çalışmada, Başkent Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nde yarıyıl başında açılan dersleri ve şubelerini, fakülte kullanımına verilmiş uygun derslik ve laboratuvarlara atama problemi ele alınmıştır.
Problemin çözümü için açılan dersleri dersliklere ve laboratuvarlara atama işlemi yapacak kurucu
sezgisel bir algoritma geliştirilmiştir. Fakültede açılan dersler ve kullanılacak derslik bilgileri toplanarak algoritmanın girdi dosyaları oluşturulmuştur. Algoritma belirlenen katı ve yumuşak kısıtlar
altında tüm dersleri uygun dersliklere atamaktadır. Algoritma, beş farklı senaryonun, onbin iterasyonu sonucunda ceza puanı en küçük olan çözümün çıktı dosyalarını oluşturmaktadır. Geliştirilen
algoritma, C programlama dili ile kodllanmıştır ve üç yarıyıldır fakülte yönetimi tarafından başarılı
bir şekilde kullanılmaya devam etmektedir.
Anahtar Kelimeler: Sezgisel Algoritma, Derslik Atama Problemi
Grup Aradalık Merkeziliği (Group Betweenness Centrality) Sınırlarının Art Arda Hızlı
Hesaplanması
Derya Dinler, Mustafa Kemal Tural
Bir ağ üzerindeki merkezi düğümleri belirlemek için literatürde birçok yöntem geliştirilmiştir, örneğin “group degree centrality” (grup derece merkeziliği), “group closeness centrality” (grup yakınlık
merkeziliği), ve “group betweenness centrality” (grup aradalık merkeziliği). Grup aradalık merkeziliği (GAM), bir düğüm grubunun ağ üzerindeki tüm düğüm çiftleri arasındaki iletişime olan etkisini
ölçer. Bu ölçümü yaparken bilgi akışının en kısa yollar üzerinden yapıldığını varsayar. Verilen bir
grup büyüklüğü için hangi düğüm grubunun en yüksek GAM değerine sahip olduğunu bulmak kombinasyonal bir problemdir. Bu çalışmada GAM değerinin alt ve üst sınırlarını hesaplayan ve bu
sınırları kullanarak en yüksek GAM değerine sahip düğüm grubunu bulmayı amaçlayan bir yöntem
önermekteyiz. Bu yöntemin ön işleme aşamasında, öncelikle ağ ile ilgili bazı değerler hesaplanır. Bu
hesaplamalar ağdaki düğüm sayısının kübü ile orantılı bir zaman almaktadır. Ön işleme aşamasından sonra istenen tüm düğüm gruplarının GAM değerine alt ve üst sınırlar art arda hesaplanır.
Herbir grup için grup büyüklüğünün karesi ile orantılı bir zaman gerekmektedir. Son olarak, üst
sınırı bulunan en büyük alt sınırdan küçük olan gruplar elenir ve optimal düğüm grubu olabilecek
adaylar kalır. Önerilen yöntem, literatürde bulunan ve her farklı düğüm grubu için tekrar ön işleme
aşaması gerektirdiğinden verimsiz olan bir yöntemin geliştirilmiş halidir. Ayrıca GAM değerinin
sınırlarının belirlenmesinde kullanılan metotlar literatürde kullanılan metotlardan genellikle daha
güçlü ve daha hızlıdır. Yapılan sayısal çalışmalar sonucunda önerilen yöntem ile en yüksek GAM
değerine sahip olabilecek aday düğüm grubu sayısının ciddi olarak azaltıldığı ve hatta bazı durumlarda optimal grubun gerçek GAM değerlerini hesaplamadan bulunduğu gözlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Merkezilik, Grup Aradalık Merkeziliği, Ağ Analizi, Çizge Teorisi, Kombinasyonal Optimizasyon
Kapasite Kısıtlı Düzlemsel Merkez Seçimi Problemi için Genetik Algoritma
79
Derya İpek Eroğlu, Duygu Pamukçu, Cem İyigün, Nur Evin Özdemirel
Bu çalışmada, kapasite kısıtlı düzlemsel p-merkez problemi (P-CSAH) için Genetik Algoritma geliştirilmiştir. Bu problemde, p sayıda merkezin yerine ve uçların merkezlere atamasına taşıma maliyetlerini enazlayacak şekilde karar verilmektedir. Problemin çözüm karmaşıklığı ve Öklid Uzaklığı
kullanıldığında amaç fonksiyonunun doğrusal olmamasından dolayı, sezgisel bir çözüm algoritması
geliştirilmiştir. Algoritmanın sonuçları, Kapasite Kısıtlı Ayrık p-Merkez Probleminin Cplex çözümleri kullanılarak elde edilen en iyi çözümler ile karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: p-Merkez Seçimi Problemi, Genetik Algoritma
Tek Tutuculu Robotik Hücrelerde Enerji Tüketimi Üretim Hızı Ödünleşimi
Rabia Taşpınar, Hakan Gültekin, Sinan Gürel
Bu çalışmada belirli sayıda makineden ve bir adet malzeme elleçleme robotundan oluşan seri üretim
sistemleri ele alınmıştır. Robot, makineler arası parça transferlerini ve parçaların makinelere yüklenme/boşaltma işlemlerini yapmaktadır. Bu tip sistemlerde hem robot belirli bir bilgisayar programını takip ettiği için, hem anlaşılması ve uygulaması kolay olduğu için, hem de iyi sonuçlar verdiği
için döngüsel üretim modelleri ele alınmaktadır. Robotun aynı hareketler dizisini sürekli tekrar ettiği
üretim şekline döngüsel üretim denmektedir. Bir döngü içerisinde sisteme n adet parça girip sonuçta
da n adet parça çıkan döngülere n-birim döngüler denilmektedir. Ek olarak, literatürde bu alandaki
çalışmaların amacının genellikle çevrim zamanı en küçüklenmesi olduğu görülebilir. Oysaki sadece
çevrim zamanı en küçüklenmesi amaçlandığında robot hareket hızları göz önüne alınmamaktadır.
Çalışmalarda genellikle robotların en yüksek hızlarında çalıştıkları varsayılır ve bu yüzden enerji
tüketiminin artması olasıdır. Önceki çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada, enerji tüketimini ve
çevrim zamanını en küçükleyecek şekilde hem robot hareket hızlarının hem de n-birim döngünün
belirleneceği iki kriterli bir optimizasyon problemi ele alınmaktadır. İki kriterli problemi ele almak
için epsilon-kısıtlı yaklaşım kullanılarak çevrim zamanı modele kısıt olarak eklenmiştir. İlk olarak
literatürde en çok ele alınan 1-birim döngüleri ele alan bir matematiksel model geliştirilmiştir. Bu
model daha sonra n-birim döngüleri de ele alacak şekilde geliştirilerek en iyi n-birim döngüyü bulacak bir model oluşturulmuştur. Bu modelde makine sayısına bağlı olarak çok hızlı artan çözüm
zamanı sebebiyle sezgisel bir yöntem geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Robotik Hücre, Çıktı Maksimizasyonu, Enerji Tüketimi, Matematiksel Programlama, Sezgisel Yöntemler
6.2.17
Risk Analizi - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Serpil Erol
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 1
Deprem Sonrası Yardım ve Talep Noktaları Arasındaki Ulaşım Süresini Etkileyen Yollardaki Hasar Riskinin Belirlenmesi ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) Temelli Uygun
Rotanın Seçilmesi: İstanbul İli Uygulaması
Feyza Altuntaş, Serpil Erol
Türkiye’de yaşanan doğal afetlerin etki oranları incelendiğinde depremlerin %61 ile birinci sırada yer
80
aldığı görülmektedir. Yaklaşık on yılda bir yıkıcı deprem meydana gelmiştir. Türkiye dünyanın en
etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Bu bağlamda depremi önlemek mümkün değildir ama deprem sonrası hasar ve kayıpları azaltmak mümkündür. Öte yandan İstanbul,
Kuzey Anadolu Fay Hattı’na yakın konumu nedeni ile yüksek deprem riski taşımakta ve İstanbul
Deprem Master Planına göre İstanbul’da 30 yıl içinde büyük bir deprem olma olasılığı %62 olarak
tahmin edilmektedir. Bu maksatla çalışmada uygulama alanı olarak İstanbul ili seçilmiştir.
Olası bir deprem sonrası acil yardım malzemelerinin talep noktalarına en erken zamanda ulaştırılması ve en kısa zamanda müdahale hayati önem taşımaktadır. Deprem sonrası yollarda meydana
gelen hasar durumu, yardım ve talep noktaları arasında ulaşım süresi üzerinde etkisi olduğu düşünülen önemli bir kriterdir. CBS temelli çalışmada İstanbul’da meydana gelebilecek bir deprem
senaryosu oluşturulmuş ve İstanbul yol ağı verisi kullanılmıştır. İstanbul’da daha önce meydana
gelen depremlerin merkez üsleri ve en fazla hasara neden olduğu yerler ışığında yardım ve talep
noktaları belirlenmiştir. Bu bağlamda, İstanbul’un Avcılar ilçesi, 1999 Marmara depremi sonrası en
fazla can ve mal kaybının yaşandığı ilçe olması nedeniyle uygulama alanı olarak belirlenmiştir. Yol
ağında bulunan her yol dilimine ait deprem sonrası hasar riski oranları hesaplanmıştır. Yollardaki
yasal hız sınırları üzerinde bu risk oranlarının etkisi de düşünülerek hesaplanan deprem sonrası ulaşım süresine göre uygun güzergahlar bulunmuştur.
NP zor olan bu problemi çözmek için çalışmada Dijkstra algoritması tabanlı çalışan CBS Network
analizi kullanılmıştır.
Anahtar Kelimeler: CBS, Deprem Lojistiği, Yolların Hasar Riski, Şebeke Analizi
Bireysel Emeklilik Sistemlerinde Fon Yönetimi için Yeni Bir Model
Nevra Avlanmaz Akyol, Serap Ulusam Seçkiner
Dünyadaki demografik yapının değişmesinden kaynaklı günden güne yaşlı nüfus artmakta bununla
birlikte Sosyal Sigorta Sisteminden elde edilen yararlar azalmaktadır. Bu durumdan dolayı insanlar
gelirlerini kendi kendilerine değerlendirip yönetecekleri ve daha fazla kar elde edebilecekleri Bireysel
Emeklilik Sistemi (BES) gibi bir sistem arayışına girmişlerdir. BES, kişilerin emeklilik sonrasında
rahat bir yaşam ve nakit para gereksinimlerinden yola çıkarak, emeklilik öncesinde dahil olabildikleri sistem üzerinden yaptıkları birikimlerdir. BES; tamamen bireysel birikimler üzerine kurulan
ve kişilerin geleceklerini kendi kendilerine finanse ettikleri bir sistemdir. Bu durum, toplumdaki
birçok insan için yaşlılıkta daha güvenli bir gelecek anlamına gelmektedir. BES’e yapılan yatırımları değerlendirirken risk eğilimleri; yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, medeni durum, eğitim
düzeyi, BES’e yatırmayı planladığı para miktarı, risk eğilimleri ve algısı, fonların geçmiş dönem
getirileri gibi değişik etmenler rol oynamaktadır. Genel durum değerlendirildiğinde, bazı seçimlerin
aslında belirli bir sisteme dayanmadığı sonucunu ortaya çıkartmaktadır. Risk öngörüsü ile hareket
eden bireyler bazen çekimser seçimler yapabilmektedirler. BES müşterilerinin, yeterli bilgi ve ilgi
sahibi olmamaları risksiz seçimler yapmaları halinde, kazançlarının ortalama değeri geçmemesi ve
ekstra kazanç sağlanamaması beklenilen bir durumdur. Ayrıca, yüksek riskli fon yatırımları Bireysel
Emeklilik Müşterilerine fazlaca bir maliyet de çıkartabilir. Bu duruma bir çözüm olarak; emeklilik kuruluşları bazı kişileri işe alarak onları yatırım fonu danışmanlığı ile görevlendirirler. Ayrıca
bu sistem; Sermaye Piyasası Kurulu, Emeklilik Gözetim merkezi ve Hazine Müsteşarlığı tarafından
gözetim altında tutulur. Sistem ise özel emeklilik kuruluşları tarafından uygulanır. Ocak 2017 den
itibaren devlet güvencesini de arkasına alan BES günden güne katılımcı sayısını arttırmaktadır. Bu
durum, aynı zamanda insanların motivasyonunu arttırarak, sistemin bir parçası olmaları yönünde
de onları cesaretlendirmektedir. Bu çalışmada, kişinin çok kriterli karar verme yöntemi Analitik
Hiyerarşi Prosesini kullanarak kendi yatırımını ve seçimini kendisinin yapmasına olanak sağlayacak
81
ve yatırımlarını idealize edebileceği bir model önerilmiştir. Oluşturulan modelin, gelecekte bireysel
emeklilik sistemi müşterileri tarafından kullanılacak kullanışlı bir karar destek modeli olması beklenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Prosesi, Bireysel Emeklilik Sistemi, Fon Yönetimi, Fon Seçimi, Risk
Kamu Ar-Ge Proje Portföy Seçiminde Sektörlere Etki Değerlendirme Temelli Dengeli
Bütçe Dağıtımı
Sinan Gürel, Musa Çağlar
Bu çalışmada kamu Ar-Ge proje portföy seçimi probleminde eldeki bütçenin farklı sektörlere veya
bilimsel disiplinlere dengeli dağıtımı problemini ele aldık. Bu problemde ekonomik ve sosyal etkisi
yüksek sektörlere daha yüksek bütçe vermeye çalışırken etkisi düşük sektörlere de belli miktarda
bütçe dağıtılmasını sağlayan doğrusal olmayan bir sosyal refah fonksiyonu önerdik. Böylece eldeki
bütçeden en yüksek etkiyi elde etmeye çalışırken farklı sektörleri de destekleyen dengeli bir dağılım
elde etmeyi hedefledik. İlk aşamada sektörlere bütçe dağılımı kararı veren, ikinci aşamada ise her
sektör için portföy seçimi problemini çözen bir çözüm yöntemi önerdik. Sosyal refah fonksiyonunda
seçilen parametre değerlerinin etkilerini sayısal örneklerle inceledik. Önerilen yaklaşımın değerini alternatif yöntemlerle karşılaştırarak gösterdik. Bildiğimiz kadarıyla bu çalışma Ar-Ge bütçe dağılımı
ve portföy seçimi problemlerinde etki değerlendirmesi temelli yaklaşım ve sosyal refah fonksiyonu
kullanan ilk çalışmadır.
Anahtar Kelimeler: AR-GE Proje Portföy Seçimi, Etki Değerlendirmesi, Sektörel Dengeleme, Doğrusal Olmayan Programlama
Risk Değerlendirmesinde CRITIC Metodu ile Sektörlerin Karşılaştırması
Yelda Ayrım, Gülin Feryal Can
Risk değerlenmesi (RD), tehlike potansiyeli bulunan koşullarla ilgili her türlü bilimsel bilginin düzenlenmesi ve analiz edilmesine yönelik sistematik bir yaklaşımdır. Risk değerlendirmesi, işyerlerinde
var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin, işçilere, işyerine ve çevresine verebileceği zararların
ve bunlara karşı alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla yapılması gerekli çalışmaları ifade eder.
Risk değerlendirme ile olası tehlikelerin yol açabileceği zararların en aza indirilmesi, üretimde verimlilik ve kalitelinin arttırılması sağlandığı gibi firmanın rekabet düzeyinin arttırılması da sağlanır.
Literatürde kullanılan birçok risk değerlendirme yöntemi bulunmaktadır. Ancak, söz konusu yöntemlerde öznel verilerle karar verilmekte ve sektörü ya da firmayı risk seviyesi açısından yansıtan
gerçek değerler kullanılmamaktadır. Çalışmada, sektörler bazında iş kazası verileri analiz edilerek
risk seviyesi yüksek olan sektörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, madencilik, metal,
inşaat ve ulaştırma sektörlerine ait kaza sayıları, ölüm sayıları, ölüm hızları ve kaza hızları vb. kriterler göz önüne alınarak çok kriterli bir karar verme yaklaşımı olan CRiteria Importance Through
Intercriteria Correlation (CRITIC) yöntemine dayalı bir risk değerlendirme yaklaşımı geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: CRITIC Yöntemi, Risk Değerlendirmesi, İş Kazası, İş Sağlığı ve Güvenliği
82
6.2.18
Kriz Yönetimi - 1 (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Funda Samanlıoğlu
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 2
Deprem Yardım Ağı için Çok Amaçlı Stokastik Matematiksel Model
Zeren D. Yenice, Funda Samanlıoğlu
Bu çalışmada, deprem yardım ağının lokasyon ve dağıtım kısmını yapılandırmak amacı ile yeni bir
stokastik çok amaçlı karışık tam sayılı matematiksel model geliştirilmiştir ve Kadıköy semtinde uygulanmıştır. Matematiksel modelin amacı afet çadırlarının depolanacağı yerleri ve bu depolardan geçici
toplanma yerlerine dağıtımı belirleyecek karar mercilerine yardımcı olmak ve bunu yaparken deprem
senaryolarına bağlı beklenen toplam dağıtım mesafesini, depolama alanlarının beklenen toplam risk
faktörünü ve geçici toplanma alanlarındaki karşılanmayan taleplerin beklenen toplam ceza maliyetini
aynı anda en küçüklemek. Modelde, ihtiyaç duyulacak çadır miktarları, kapsama kısıtları ve depo
alanlarının kapasiteleri göz önünde bulunduruldu. Potansiyel depo alanları ve toplanma alanları ile
ilgili veriler, Kadıköy Belediyesi ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden alınmıştır. Beklenen depremin hasar riskleri, JICA raporunda belirlenen olası deprem senaryoları üzerinden belirlenmiştir.
JICA raporunda bulunan iki farklı deprem senaryosu, farklı oluşma olasılıklarına sahip dört olay senaryosu ile ele alınmıştır ve normalize edilmiş ağırlıklı toplam metodu kullanılarak Pareto-çözümler
bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Karmaşık Tamsayılı Programlama, Lokasyon ve Dağıtım, Çoklu Amaç Fonksiyonu, Stokastik, Optimizasyon, Deprem
Optimizasyona Dayalı Hastane Tahliyesi Lojistiği Karar Destek Sistemi
Esra Ağca Aktunç, Douglas Bish, Roger Glick
Tahliye planlaması hastanelerin afet yönetim planının en önemli parçasıdır. Bir tahliye planının başlıca başarı göstergesi hastaların güvenliği ve sağlığının korunmasıdır. Bu çalışmada, tahliye işlemleri
sırasında hastaların maruz kalacağı beklenen toplam riski en aza indirgeyen ve hem planlamada hem
de uygulamada kullanılabilecek bir tahliye modeli geliştirilmiştir. Bu modelde, afet durumunda hastanede bulunan ve sağlık durumlarına göre sınıflandırılmış hastaların, uygun bakım kapasitesine
sahip alternatif hastanelere taşınmak üzere kısıtlı sayıda ve kapasitedeki transfer araçlarına atanması ele alınmıştır. Risk parametreleri, hastaların transfer edilmeyi bekledikleri süre boyunca afetin
tehdit düzeyi göz önüne alınarak modellenmiş, hastaların transfer edildikleri süre boyunca da ulaşım
nedeniyle oluşan risk düşünülerek modellenmiştir. Oluşturulan tamsayılı programda doğrusal olmayan beklenen risk değerleri farklı afet senaryolarına göre önceden hesaplanarak birer katsayı olarak
kullanılmıştır. Önerilen tamsayılı programın, matris yapısı itibariyle büyük boyuttaki problemleri
makul sürelerde çözebildiği gözlenmiş, bu nedenle modelin sadece tahliye planlama aşamasında değil
uygulama aşamasında da kullanılabileceği görülmüştür. Modelin çözüm performansı yüksek kapasiteli bir bölgesel hastane vakası üzerinde gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hastane Tahliye Planlaması, Acil Durum Müdahalesi, Risk Yönetimi, Tamsayılı
Programlama
Olası Bir İstanbul Depreminin Etkilerini Azaltmak Amacıyla Tuzla İlçesindeki Sahra
Hastanelerinin Yerlerinin Belirlenmesi
83
Efe Eymen Yılmaz, Nezir Aydın
Bu çalışmada, muhtemel bir İstanbul depreminde Tuzla ilçesindeki yaralıların ulaşabileceği sahra
hastanelerinin en uygun yerlerini bulmayı amaçlıyoruz. Mağdurların mümkün olan en kısa sürede
sahra hastanelerine ulaşmalarını ve sahra hastanelerinin en verimli şekilde çalışmasını sağlamak
bizim için çok önemli. Bunun için Tuzla bölgesindeki nüfus, özellikle farklı deprem senaryolarında
oluşabilecek ağır yaralıların sayısı ve ulaşım kolaylığı dikkate alınmaktadır. Farklı deprem senaryoları ile birlikte farklı sonuçlar sunulmakta ve optimal çözümler sağlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Disaster Management, Tuzla
Felaket Operasyon Yönetimi ve Karar Vermenin Önemi
Menekşe Gizem Görgün
Afetler, geniş kitleleri etkileyip ciddi çevresel zararlar verebildiği gibi ekonomik anlamda da büyük
kayıplara sebep verebilen olaylardır. Doğal ya da insan kaynaklı felaketlerin sebep olabileceği yıkımların büyüklerini tahmin ederek etkilerini en aza indirmek için çalışmalar yapılmaktadır. Bu alanda,
felaket operasyon yönetimi DOM (Disaster Operation Management) çalışmaları büyük önem kazanmaktadır. Bu bildiride öncelikle felaket operasyon yönetimi alanında ele alınmış çalışmalar kısa
bir özette bir araya toplanacak ve YAEM’in bu çalışmalardaki yeri üzerinde durulacaktır. Mevcut
çalışmaların durumunu ortaya koyan bir özetin ardından; perakende, gıda, otomotiv, turizm gibi
farklı sektörlerde hizmet veren bir holdingin bilgi teknolojileri tarafındaki çalışmalarını yürüten şirketinin, felaket operasyon yönetimine yer verilecektir. Bilgi teknolojilerini etkileyen yıkıcı bir olay
durumunda nasıl davranmayı planladığının çerçevesi tarif edilecektir. Olayın tespitine, raporlanmasına, kaydedilmesine, yürütülmesine ve sonuçlandırılmasına ilişkin süreçlerin nasıl yürütüldüğü
derlenecektir. Konu alınan örnek şirket üzerinden, olaya müdahalede karar verme mekanizmalarının
ve süreç yönetiminin önemi vurgulanacaktır. Uygulamaya konulmak üzere planda yer verilen karar
verme sürecinde, bulanık mantık karar verme tekniklerinin uygulanabilirliği ile süreç yönetimindeki
adımların verimliliği sorgulanacaktır.
Anahtar Kelimeler: Felaket Operasyon Yönetimi, Bilgi Teknolojilerinde Felaket Operasyon Yönetimi, Karar Verme Mekanizması, Süreç Yönetimi
6.2.19
Çizelgeleme - 4
Oturum Başkanı: Fadime Üney Yüksektepe
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 3
Bir GSM Operatörü için Elektrik Kesintisi Durumunda Planlanma
Kübra Çakır, Meltem Bayrak, Nur Yılmaz, Fadime Üney Yüksektepe
Tüm telekomünikasyon operatörleri için baz istasyonları önemli bir yer teşkil etmektedir. Verimli
çalışan baz istasyonları gelir kaybının önüne geçmekte olup şirkete prestij kazandırmaktadır. Ayrıca
servis sürekliliğini sağlayarak devlete olan yükümlülükler yerine getirilmektedir.
Bu çalışmada Türkiye’nin önde gelen GSM operatörlerinden birinin elektrik kesintisi durumdaki
baz istasyonları için ekip planlama problemi çözülecektir. Mersin’in belirli bir bölgesinde elektrik
kesintileri çok sık meydana gelmektedir. Elektrik kesintisi yaşandıktan sonra, o baz istasyonu için
84
akü devreye girmektedir. Fakat akünün ömrü fazla uzun değildir. Aküden sonra sabit jeneratörün
devreye girmesi beklenmektedir. Ancak sabit jeneratörlerin maliyetleri yüksek olduğundan her baz
istasyonu jeneratöre sahip değildir. Bu nedenle firma taşınabilir jeneratör kullanarak duruma müdahale etmeye çalışmaktadır ancak bu jeneratörler sınırlı sayıdadır. Bu jeneratörleri taşımak ve
kurmak için firmada bölge operasyon takımları yer almaktadır. Bu takımlar, elektrik kesintisinin
olduğu sırada baz istasyonundaki akünün bitmesinden önce taşınabilir jeneratörleri ulaştırmalı ve
kurmalıdır. Sınırlı sayıda taşınabilir jeneratör ve takımlar ile çok sayıda ve uzun süreli elektrik
kesintisi bulunan bölgelere, en kısa sürede jeneratörleri ulaştırmak hedeflenmektedir. Akü ömrü,
sabit jeneratörün bulunup bulunmaması, elektrik kesintisinin durumu ve baz istasyonunun önemi
bu problemi çözmek için kullanılacak parametrelerdir.
Bu çalışmada önerilen problemi etkin bir şekilde çözmek için ‘Bileşik Dağıtım Kuralı’ adı verilen çizelgeleme algoritması uygulanacaktır. Şirketten elde edilen veriler, bir ön işleme sonrası algoritmaya
uygun parametrelere dönüştürülecektir. Algoritmanın çözüm aşamaları kullanılarak, bölge operasyon ekibi için en uygun planı gösteren bir Excel tabanlı karar destek sistemi geliştirilecektir. Şirket
analitik bir yaklaşım kullanmadığı için, kullanıcı dostu bu araç çok faydalı olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Telekomünikasyon, Ekip Planlama
Tam Sayı Programlama Kullanılarak Türkiye Spor Toto Süper Liginin Çizelgelenmesi
Hasan Bayrak, Selçuk Gören
Dünyada milyonlarca insan tarafından düzenli olarak takip edilen spor organizasyonları, yüz milyar
doların üzerinde olan ve sürekli büyüyen bir pazara sahiptir. Dolayısıyla milyonlarca insanın takip
ettiği bu dev organizasyonların başarılı olması bir gereklilikten de öte bir zorunluluktur.
Futbol, basketbol, voleybol gibi spor organizasyonlarına ait çizelgelemelerin (fikstürlerin) gerek takımlar, gerek taraftarlar, gerekse medya tarafından ihtiyaçları karşılayacak şekilde, adil ve dengeli
olarak hazırlanması beklenmektedir. Diğer taraftan bütün tarafları tatmin edebilecek çizelgeleme
yapılması gereklilikler ve kısıtlar nedeni ile oldukça zordur. Örnek olarak bir takımın birden fazla
maçı ardışık olarak deplasmanda (veya iç sahada) oynaması istenmeyen fakat tam olarak da ortadan
kaldırılması mümkün olmayan bir durumdur. Bu çalışmada Türkiye Futbol Federasyonu’na bağlı
Süper Toto Süper Lig, tam sayı modelleme kullanılarak, talep edilen kısıtlara uygun olacak şekilde
modellendi ve halihazırda kullanılan çizelgeden daha dengeli ve adil bir çizelgeleme prosedürü sunuldu.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Optimizasyon
Çift Tutuculu Robotlu Hücrelerde Robot Hareket Hızlarının ve Sıralamalarının Belirlenmesi
Nurdan Tatar, Sinan Gürel, Hakan Gültekin
Belirli sayıda makine ve bu makinelere hizmet veren bir malzeme elleçleme robotundan oluşan seri
üretim sistemlerine robotik hücre adı verilmektedir. Bu sistemlerde tek tip veya farklı tiplerde parçalar üretilebilmekte olup tek veya çift tutuculu robotlar gibi farklı teknolojik özelliklere sahip robotlar
kullanılabilmektedir. Tek tutuculu robotlar aynı anda üzerlerinde tek bir parça bulundurabilirken,
çift tutuculu robotlar iki parça bulundurabilmektedir. Bu çalışmada, tek tip parçanın üretildiği çift
tutuculu robotik hücre problemi ele alınmıştır. Sistemdeki robotun hareket hızının sabit olmadığı
göz önünde bulundurularak, robot hareket sıralaması ve robotun optimal çalışma parametrelerinin
belirlenmesi hedeflenmiştir. Bunun için öncelikle, eş zamanlı olarak üretim hızını enbüyükleyen,
85
enerji tüketimini en küçükleyen iki kriterli bir karma tamsayılı matematiksel model geliştirilmiştir.
Bu iki kriterli modelin çözümü için epsilon kısıtlı yaklaşım kullanılarak amaçlardan bir tanesi kısıt
olarak yazılmıştır. Geliştirilen model doğrusal olmayan bir yapıdadır. Problem büyüklüğü arttıkça
çözüm süresi hızla arttığından sezgisel çözüm yöntemleri geliştirilmiş ve parametre kalibrasyonu
çalışmaları ve performans testleri için hesaplamalı çalışmalar yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Robotik Hücre, Çizelgeleme, Üretimde Enerji Optimizasyonu
İnşaat Projelerinde Risk Faktörlerinden Kaynaklanan Gecikmelerin Aktivite Çizelgesi
Üzerindeki Etkisinin Analizi
Salahi Pehlivan, Burcu Toker, Zafer Ağdelen
İnşaat projelerinde planlanan ve gerçek maliyet arasında farklar oluşması yaygın olarak görülen bir
olgudur. Maliyeti hesaplarken risk fatörlerinin analizi oldukça önemli ve gereklidir. Kullanılan Kritik
Yol Yöntemi (Critical Path Method –CPM) veya Program Değerlendirme ve İnceleme Tekniği (Program Evaluation and Review Technique –PERT) ile incelenmesi ve yönetilmesi büyük çaptaki inşaat
projelerinde yeterli olmamaktadır. Dolayısı ile her projenin kendine özgü nitelikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kritik Yol Yöntemi ile oluşturulan aktivite ağlarında maliyetin bütünleşik olarak
incelenmesinin daha etkili sonuç vermesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, hedeflenen finansal
etkilerin azaltılmasına yardımcı olacak aktivitelerin bulunması için uygun bir model geliştirmektir.
Öncelikle, var olan ‘risk faktörlerinin’ ve ‘sürenin’ geliştirilmiş simülasyon modeli ile analizi gerçekleştirilmiştir. Monte Carlo Simülasyonu (MCS) tekniği ile aktivitelerdeki belirsizlik olasılıkları
hesaplanmıştır. Oluşturulan modelde, zamanın tolere edilebileceği ve edilemeyeceği durumlar göz
önüne alınmıştır. Esas kısıtlardan biri olan gecikmelerin, proje süresi üzerindeki etkisini değerlendirmek, hem mali problemlerin zaman içerisindeki yerlerini saptamaya yardımcı olmakta hem de
sağlıklı ilerlemesine katkı sağlamakta faydalıdır. Bu çalışmada yapılan analizler sonucunda, çizelgeler üzerindeki aksamalardan kaynaklanan maliyet artışına sebep olan aktiviteler bulunmuştur.
Sonuç olarak geliştirilen modelin inşaat sektöründe uygulanması ile riskli aktivitelerin ortaya çıkarılması mümkün olmakta ve planlanan maliyet ile gerçek maliyet arasındaki fark azaltılabilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Risk Analizi, Monte Carlo Simülasyonu, Kritik Yol Yöntemi, Aktivite Ağları
6.2.20
Performans Yönetimi - 2
Oturum Başkanı: Meryem Ezgi Aslan
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 4
Ürün ve Süreç Tasarım Parametre Optimizasyonu için Model Belirsizliği altında Etkileşimli Bir Yaklaşım
Melis Özateş, Gülser Köksal, Murat Köksalan
Kaliteli ürünlerin geliştirilmesinde tasarım sürecine verilen önem giderek artmaktadır. Bir tasarımın, ürünün kalitesini tanımlayan birden fazla kalite karakteristiğinin hepsi için birden en iyi olması
beklenmez. Bu nedenle, anlamlı çözümler bulabilmek için ilgili kalite karakteristikleri eş zamanlı
olarak gözetilmelidir. Bu kapsamda tasarım problemi çok amaçlı bir optimizasyon problemi olarak
ifade edilebilir. Literatürdeki yaklaşımların çoğu, her karar vericinin kararlarını aynı şekilde değerlendirdiğini varsayarak bu amaçları tek bir amaç fonksiyonunda birleştirerek problemi çözmektedir.
86
Öte yandan, etkileşimli çok amaçlı optimizasyon yaklaşımlarını uygulayan çeşitli çalışmalarda, ampirik model belirsizliğinden kaynaklanan tahmin hatasının dikkate alınmadığı gözlemlenmiştir.
Bu çalışmada, iki yanıtlı ürün ve süreç tasarım optimizasyonu problemleri için, karar vericinin tercihlerini dikkate alan ve ampirik model belirsizliğini gözeten etkileşimli bir yaklaşım geliştirilmiştir.
Modellerde, tahmini yanıt ortalaması ile hedef değeri arasındaki uzaklık ve tahmini yanıt varyansları gibi yanıtların kontrol edilebilen fonksiyonları kullanılmıştır. Karar verici ile iletişim, sunulan
aday çözümlerin güven, tahmin ve spesifikasyon bölgelerinin görselleriyle desteklenmektedir. Kontrol edilebilir özelliklere ek olarak sunulan bu ölçüler, karar vericinin aday çözümlerin uygulamadaki
performansına ilişkin bilgi edinmesini sağlar. Kontrol edilebilir özelliklerdeki değişikliklerin performans ölçüleri üzerindeki etkisini anlamak karar verici için zor olabilir. Bu nedenle, çözüm arama
sürecine problem çözümleyicisi dahil edilmiştir. Problem çözümleyicisi, her etkileşim basamağında,
karar vericinin sözlü tercihlerini matematiksel açıklamalara dönüştürerek çözüm uzayını sistematik
bir şekilde tarar ve karar vericinin tercihlerine uyumlu olabilecek çözümleri bulup karar vericiye
sunar. Bu süreç, karar verici için tatminkar bir çözüme ulaşılana kadar devam eder. Çalışmada,
geliştirilen yaklaşım literatürde sıkça kullanılan bir örnek problem üzerinde gösterilmiştir. İkiden
fazla yanıt olması durumunda ne gibi çözüm yaklaşımları önerilebileceği tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çok Yanıtlı Problemler, Robust Ürün ve Süreç Parametre Tasarımı, Çok Yanıtlı
Yüzey Optimizasyonu, Etkileşimli Yaklaşımlar, Model Parametre Belirsizliği
Kentsel Ulaşım Projelerinin Seçiminde Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerinin Kullanılması: Literatür Araştırması
Mustafa Hamurcu, Tamer Eren
Metropol şehirlerin, üzerinde durduğu önemli konulardan biri kentsel ulaşım problemidir. Gelişen şehirler ve artan nüfus ile birlikte araç sayısının da gün geçtikçe artması sürdürülebilir ulaşımın sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Mevcut planlama ve uygulama faaliyetleri ile kentsel ulaşım probleminin çözülmesi ve kentsel ulaşımın iyileştirilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır.Yapılacak
faaliyetlerde, kentsel ulaşım sistemlerinin tasarlanması, planlanması ve işletilmesinde hem yönetim
hem kentsel yaşam kalitesi açısından ve hemde çevresel etkiler bakımından çok sayıda faktörü kendi
özel hedef ve sınırları göz önünde bulundurularak çeşitli amaçları bir araya getirerek çözüm sağlayacak faaliyetler ön plana çıkmaktadır. Bununla birlikte, kentsel ulaşım sistemleri, ekonomik, çevresel
ve sosyal konularla ilgili çok kriter içeren karmaşık faaliyetler bütünüdür. Çok kriterli karar verme
teknikleri de bu tür sorunları değerlendirerek en uygun olan faaliyetlerin sıralanması, önceliklendirilmesi veya seçimi ile karar alma sürecine yardımcı olmaktadır. Bu çalışma, kentsel ulaşımda çok
kriterli karar verme yöntemleri kullanılarak yapılan yayınların araştırması ve incelemesini sunmaktadır. Kentsel ulaşım alanında literatür araştırması niteliğinde olan bu çalışmada son olarak gelecek
araştırmalar için öneriler sunulmakta ve kentsel ulaşım planlayıcılarına karar vermede yardımcı olmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Kentsel Ulaşım, Proje Seçimi, Çok Kriterli Karar Verme
Savunma Sanayii Alt Yüklenici Seçiminde Bulanık Mantık Altında Çok Kriterli Karar
Verme ve Hedef Programlama Yöntemlerinin Kullanılması
Yunus Aydın, Tamer Eren
Tedarikçi seçimi, şirketlerin kaynak ayırdığı ve yatırım yaptığı alanlar arasında son yıllarda yükselen
trende ve öneme sahip olan bir alandır. Tedarikçi seçimlerini doğru yapan işletmeler pek çok alanda
tasarruf sağlayıp, pazarda rekabet avantajı da elde etmektedirler. Bunun yanında, doğru tedarikçi
87
seçimi farklı firmalar için farklı anlamlar ifade edebilmekte, seçim yaparken kimi zaman sadece tek
bir amaca yoğunlaşan işletmeler kimi zaman da birden çok amacı aynı anda eniyilemek istemektedirler. Elbette ki bu seçimin teoriden pratiğe aktarılması; ulaşılmak istenen birden çok hedef, çoklu
çelişen kriterler ve kesin olmayan parametreler dolayısıyla oldukça karmaşık bir hale gelebilir. Ayrıca
subjektif olan uzman değerlendirmeleri de belirsizlik sorununun artmasına neden olabilir. Tüm bu
nedenlerden dolayı, belirsizlik altında tedarikçi seçimi problemleri için uygun birer yaklaşım olarak
kabul edilen Bulanık AHP ve Bulanık TOPSİS algoritmaları çalışma kapsamında ele alınmış ve
elde edilen çıktılar ile belirli kısıtlar altında problemin matematiksel modeli oluşturulmuştur. Bu
çalışmada, savunma sanayinde geliştirilmekte olan füze sistemlerinde kullanılan mekanik parçaların
üretimi için seçilen kriterlere göre en iyi tedarikçiyi belirleyen hibrit bir yöntem üzerinde durulmuş;
kalite, maliyet, tedarik süresi, insan gücü ve teknoloji kriterleri doğrultusunda bir seçim yapılmaya
çalışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çok Ölçütlü Karar Verme, Bulanık Mantık
Bir Ulaştırma Firması için Kurumsal İtibar Değerinin Araştırılması
Abdurrahman Taha Eligüzel, Meryem Ezgi Aslan, Coşkun Özkan
Kurumsal itibar, bir kurumun paydaşları tarafından uzun sürede gelişen algılar bütünüdür. Kurumsal itibar, firmanın paydaşları gözünden kendini görebilmesini sağlar, kurumun güçlü ve zayıf
yönlerini ortaya koyar. Genelde kurumsal itibar araştırmalarında anketle veri toplanmaktadır ve
sonrasında veri analizi için farklı istatistiksel metotlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada Türkiye’de
şehir içi ulaşım hizmeti veren bir firmanın farklı temellerde bulunan paydaşları nezdinde kurumsal
itibarının ölçülmesi ve iyileştirmeye açık alanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, veri
seti yüz yüze ve online anket yöntemleri ile toplanmıştır. Cevaplanan anketlerden, 1909 tanesi anlamlıdır ve analiz için kullanılmıştır. Her soru, cevaplayıcının kritere firma bazında verdiği puanı
ve kriterin kendisi için önem derecesini likert ölçeği ile ölçmektedir. Kurumsal itibar değeri ana
başlıklar altında incelenmiş ve başlıkların kurumsal itibara etkisi analitik hiyerarşi prosesi (AHP)
ile ağırlıklandırılmıştır. Çalışma sonucunda, sektördeki konum, marka imajı ve müşteri yaklaşımı
bakımından firmanın kurumsal itibarının oldukça olumlu olduğu görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP), Çok Kriterli Karar Verme, Kurumsal İtibar,
Şehir İçi Ulaşım
6.2.21
Çok Kriterli Karar Verme - 1
Oturum Başkanı: Müjgan Sağır
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 5
Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci Kullanımıyla Piyasa Gözetimi Ve Denetimi Birimlerinin Performans Değerlendirmesi
Zeynep Kaman, Çağdaş Hakan Aladağ
Günümüz dünyasında pazarların genişlemesiyle birlikte ülkeler arasındaki rekabet giderek çetinleşmektedir. Belirtilen zorlu rekabet ortamında, piyasadaki güvenli ürün sayısını artırmak, haksız
rekabeti engellemek, tüketiciyi ve üreticiyi korumak ülkelerin en önemli hedefleri haline gelmiştir.
Bu hedeflere ulaşabilmek için piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinin güvenilir biçimde değerlen88
dirilmesi oldukça önemlidir. Piyasalardaki faaliyetlerin yürütülmesinde kullanılan başta para, insan
gücü ve zaman olmak üzere kaynakların etkin ve verimli kullanılması, kamu kaynaklarının da etkin
ve verimli kullanılması anlamına gelmektedir. Performans değerlendirme işlemi aynı zamanda hem
kaynakların etkin dağılımını sağlaması hem de çalışanlar üzerindeki motive edici etkisi nedeniyle
pek çok kurum ve kuruluş tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Güvenilir sonuçlara ulaşabilmek için performans değerlendirme sürecinde yeterli sayıda değişkenin göz önünde bulundurulması
gereklidir. Bu nedenle Çok Kriterli Karar Verme Yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Belirtilen yöntemler arasında uygulamada sağladığı pratiklik ve kolay anlaşılır olması sebebiyle Analitik Hiyerarşi
Süreci en çok tercih edilen yöntemlerdendir. Yapılan çalışmada, karar noktalarının belirlenmesinde
belirsizliğin de dikkate alınmasıyla gerçek hayata daha uygun sonuçlar veren Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci kullanılarak Türkiye’de piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri uygulayıcısı olan Bilim,
Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüklerinin 2016 yılı performansları değerlendirilmiştir. Çalışmada incelenen veri, klasik yöntem olarak Analitik Hiyerarşi Süreci ile de çözümlenmiş ve elde edilen tüm
sonuçlar karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Gerçekleştirilen çalışma, bahsedilen iki hiyerarşi süreci
yönteminin piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri performanslarının değerlendirilmesinde kullanıldığı ilk çalışmadır.
Anahtar Kelimeler: Analitik Hiyerarşi Prosesi, Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi, Piyasa Gözetimi
ve Denetimi, Çok Kriterli Karar Verme, Bulanık Mantık
Bulanık-AHS ve ELECTRE Yöntemleri ile Yeni Bir Butik Kafe Mağazası için Yer Seçimi
Yavuz Selim Özdemir, Büşra Kabaoğlu
Her gün yeni işletmeler açılan şu zamanlarda, işletmelerin başarılı olması için kuruluş yeri seçimi
kararı en önemli karardır. Bir işletme için kuruluş yeri temel olarak düşük maliyetli, fark yaratabilecek, müşteriler açısından kolay ulaşılabilir ve hitap edilen müşteri kitlesi ile uyumlu bir yer
olmalıdır. Yanlış bu ölçütlere dikkat edilmeden seçilen kuruluş yeri seçimi işletmeyi zarara sokabilir
veya kapanmasına sebep olabilir. Ayrıca fazladan maliyet, güvenlik ve reklam gibi birçok sorunlara
da sebep olabilir. Bu çalışmada; yeni bir butik kafe açmak için Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci
ve ELECTRE yöntemleri kullanılarak kuruluş yeri seçimi yapılmıştır. Bulanık Analitik Hiyerarşi
Süreci yöntemi ile somut ölçütlerin yanı sıra soyut ölçütler de değerlendirilmiş ve karar vericinin dilsel belirsizliğini karar sürecine dâhil edilerek ölçütlerin ağırlıkları bulunmuştur. Bulunan ağırlıklar
ELECTRE metodunda kullanılmıştır. Uygulama kısmı uzman kişilerin görüşleriyle desteklenmiş ve
karar verici için en uygun alternatifin seçimini sağlamıştır.
Anahtar Kelimeler: Bulanık-AHS, ELECTRE, Kuruluş Yeri Seçimi
Kocaeli İli Gebze Bölgesinde Soğuk Hava Deposu Yeri Seçimi Önerisi
Turan Can Macit, Bilge Aydın, Birol Karakuş, Sinan Apak
Günümüzde tüketimin hızla artmasından dolayı sanayi sektöründe talebin karşılanması zorlaşmıştır. Bu durum, depolama ihtiyacını doğurmuştur. Ürünleri tüketiciye ulaştırana kadar geçen süre
boyunca kontrollü ve sağlıklı bir şekilde muhafaza edilmesi için depolarda yeni özellikler aranmaya
başlandı. Özellikle gıda ve sağlık sektöründe ürünlerin en iyi şekilde korunması için soğuk hava depolarına ihtiyaç artmaya başlamıştır. Soğuk hava deposu altyapı sistemlerinin kuruluşu ve kullanılan
soğutucular fazla maliyetlidir, yanlış yer seçimi daha fazla maliyet ve daha az verimlilik demektir.
Bu sebeple içinde bulunduğumuz rekabet ortamında sürdürülebilirlik açısından maliyeti minimuma
89
indirmek için iyi tanımlanmış ve bilimsel karar verme metotlarına dayalı en uygun yerleşke seçimi
çok önemlidir.
Bu çalışmada Kocaeli ilinin Gebze ilçesinde soğuk hava deposunun konumlandırılması yapılırken,
yer seçiminde çok kriterli karar verme yöntemlerinden olan ELECTRE, TOPSİS, MACBETH metotları kullanılmış, metotlar arasındaki farklar ortaya konmuş ve kriterlere göre en iyi yer seçilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleri, ELECTRE, MACHBETH, TOPSİS, Yer
Seçimi
Bir Projelendirme Firmasında Personelin İşlere Tahsisi için Karar Destek Sistemi Tasarımı
Havva Karamanlı, Kübra Topbaş, Müjgan Sağır, Özgür Şaştım, Murat Bilginer
Bir Elektrik Mühendisliği projelendirme firmasının, yürüttüğü projelerde yapılması gereken faaliyetlerin, mevcut kadrosu ile ve/veya dışarıdan hizmet alımı (taşeron) şeklinde gerçekleştirilmesi sürecinde, işlerin personele tahsisi problemi ele alınmıştır. Birden fazla proje eşzamanlı olarak gerçekleştirilmekte, farklı kapsamda olabilen bu projeler birden fazla işten oluşmaktadır. Projeler, sıklıkla
ortak işler içermekte, aynı işin aynı gün yapılması durumunda, mevcut personelin etkin kullanımı
önemli olmaktadır. Firma, projeleri, belirlenen süre içerisinde mevcut işçiler ve gerektiğinde kullanabileceği taşeron işçiler ile gecikmeye yol açmadan yürütmeye çalışmaktadır. Mevcut durumda
personelin işlere tahsisinde sistematik ve bilimsel bir yöntemin kullanılmayışı, kıt olan kaynakların,
acil oluşan ihtiyaçlarda, işlere, verimsizliğe yol açacak şekilde ani tahsisine ve bu durum da sonraki
darboğazlara sebep olabilmektedir. Geliştirilen 0-1 tam sayılı matematiksel model ile problem için,
eldeki kaynakların en iyi kullanımını, belirli kısıtları göz önünde bulundurarak sağlayacak iş-personel
eşleşmesini elde etmek mümkün olmaktadır. Modelin çıktıları, işlerin zamanında yetiştirilmesi amacıyla iyi bir zaman çizelgeleme yapılabilmesi için kullanılacak bir CPM-PERT analizine girdi teşkil
edebilir. Benzer her proje, kendine özgü teknik gereklilikler ve öncüllükler içerebileceğinden modelin
genel halini oluşturmak mümkün değildir. Bu çalışma, gerçek bir problemin veri seti kullanılarak
söz konusu iş-çalışan eşleştirmesine örnek olarak bir çözüm sunmaktadır. PROJE ASİSTANI karar
destek sistemi, Microsoft Visual Studio.NET 2010 Professional yazılım geliştirme aracı kullanılarak
Windows tabanlı olarak hazırlanmıştır. Yazılım geliştirme dili olarak C# kullanılmıştır. Program,
veri tabanı olarak Microsoft SQL Server 2014 kullanacak şekilde hazırlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Personel Planlama, 0-1 Tam Sayılı Programlama, Karar Destek Sistemi
6.2.22
Afet Yönetimi - 2
Oturum Başkanı: Semih Önüt
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 6
Stokastik Optimizasyon Yaklaşımıyla Geçici-Afet-Müdahale Tesisleri Yerleşim Probleminin Çözümü
Merve Köse Küçük, Fatih Çavdur, Aslı Sebatlı
Afet sonrası merkezi ilk yardım ekiplerinin (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Kızılay) afet
bölgesine ulaşmalarında oluşabilecek gecikmeler nedeniyle, afetzedelerin gündelik faaliyetlerine devam etmelerini sağlamak amacıyla gerçekleştirilen afet operasyonlarının önemi gün geçtikçe artmak90
tadır. Buna bağlı olarak, merkezi ilk yardım ekiplerine destek olabilecek yerel kaynakların kullanım
potansiyellerinin arttırılması da giderek önem kazanmakta, afet operasyonları yönetimi kapsamında
çözüm yaklaşımları geliştirilmesi gereken özgün problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Bu çalışmada ele alınan geçici-afet-müdahale tesisleri yerleşim problemi, merkezi ilk yardım ekiplerinin afet bölgesine ulaşıncaya kadar geçen süre içerisinde afetzedelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak
amacıyla kurulacak tesislerin yerleşimi olarak tanımlanmaktadır. Problemin çözümü için geliştirilen
iki-aşamalı stokastik programlama modeli ile temel ihtiyaç malzemelerini depolayacak geçici-afetmüdahale tesislerinin konumları ve sayıları belirlenip, afetzedelere dağıtımı yapılacak temel ihtiyaç
malzemelerinin optimal miktarına karar verilmektedir. Modelin birinci aşama amaç fonksiyonu, toplam açılan geçici-afet-müdahale tesis sayısı ve ikinci aşama amaç fonksiyonunun beklenen değerinin
minimizasyonundan; ikinci aşama amaç fonksiyonu, toplam uzaklık ağırlıklı taşıma miktarı ve karşılanamayan talep miktarının minimizasyonundan oluşmaktadır. Çalışmada önerilen yaklaşım, bir
deprem örnek olayı üzerinde, talep belirsizliğinin dikkate alındığı çeşitli deprem senaryoları ile test
edilmiş ve Bursa ilinin Yıldırım ilçesinde yer alan 64 mahalleden oluşan bir bölge için çözümü sağlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Afet Operasyonları Yönetimi, Kaynak Yönetimi, Tesis Yerleşim Problemi, GeçiciAfet Müdahale Tesisleri, Stokastik Programlama
Afet Sonrası Yardım Malzemesi Dağıtım Planlaması için Bir Simülasyon Modeli
Aslı Sebatlı, Fatih Çavdur
Afet olayının yerinin ve zamanının belirsizliği, afet sonrası oluşacak etkinin tahmininde yaşanan zorluklar ve afetin yapısı gereği meydana gelen karmaşıklıklar nedeniyle, afet operasyonları yönetiminde
son yıllarda yöneylem araştırması ve endüstri mühendisliği tekniklerine sıklıkla başvurulmaktadır.
Literatürde yer alan bir kabul ise afet sonrası kritik süreçte (ilk 72 saat), birtakım kaynakların
olay yerine ulaşmada gecikme ve zorluklar yaşamasıdır. Bu nedenle Kızılay ve Afet ve Acil Durum
Yönetimi Başkanlığı gibi merkezi yardım kuruluşları olay yerine ulaşıncaya kadar geçen süreçte,
lokal yönetimlerin aldığı önlemler oldukça önemli hale gelmektedir. Bu çalışmada ise afet sonrası
kısa vadeli süreçte yardım malzemesi dağıtım planlanması için bir simülasyon modeli geliştirilmiştir.
Geliştirilen simülasyon modeli global ve lokal olmak üzere iki alt bileşenden oluşmakta ve global
bileşende merkezi kuruluşların afet bölgesine gelişleri analiz edilirken; lokal bileşende afet bölgesindeki yardım malzemesi dağıtım aktiviteleri modellenmektedir. Burada, Kızılay’a ait merkezi kaynakların dağıtım aktiviteleri ile lokal yönetimlerce önceden konumlandırılan geçici-afet-müdahale
tesislerindeki yardım malzemelerinin dağıtım faaliyetleri eş zamanlı olarak ele alınmaktadır. Söz
konusu tesislerin envanter düzeyleri simülasyon boyunca dinamik olarak takip edilmektedir. Farklı
afet seviyesi, etkilenen nüfus miktarı ve geçici-afet-müdahale tesisi sayısı bakımından simülasyon
senaryoları oluşturulmuştur. Elde edilen sonuçlar (i) Kızılay tarafından karşılanan, (ii) geçici-afetmüdahale tesisleri tarafından karşılanan, (iii) karşılanamayan talep oranı, (iv) envanter tüketimi, (v)
Kızılay’ın geliş süreleri ve (vi) Kızılay’ın servise başlama süreleri olmak üzere çeşitli performans parametreleri cinsinden karşılaştırılmıştır. Böylelikle geliştirilen simülasyon modeli, lokal yönetimlerce
önceden konumlandırılan geçici-afet-müdahale tesislerinin sayısının belirlenmesi ve afet müdahale
planlarının hazırlanması gibi konularda karar verme aracı olarak kullanılabilir.
Anahtar Kelimeler: Afet Operasyonları Yönetimi, İnsani Yardım Lojistiği, Kaynak Yönetimi, GeçiciAfet-Müdahale Tesisleri, Yardım Malzemesi Dağıtımı, Simülasyon
İnsani Yardım Lojistiği Çalışmaları için Literatür Analizi
91
Mehmet Kürşat Öksüz, Şule Itır Satoğlu
İnsani yardım lojistiği; afetlerden etkilenen kişilerin zararlarını hafifletmek ve ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla gerekli gıda, malzeme, bilgi ve hizmetin kaynak noktasından tüketim noktasına kadar
verimli ve maliyet etkin bir şekilde planlanması, uygulanması ve kontrolü sürecidir. Bu süreç; hazırlık, planlama, tedarik, ulaşım, yerleşim, dağıtım, izleme ve depolama gibi farklı faaliyetlerden
oluşmaktadır. Afetlerin ve küresel krizlerin insanlar üzerindeki yıkıcı etkisi, afet öncesi, sırası ve
sonrası lojistik faaliyetlerin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi ile ilgili çalışmaların önemini gün geçtikçe
arttırmaktadır. Bu çalışmada, insani yardım lojistiği üzerine yapılan yöneylem araştırması çalışmaları çeşitli faktörlere göre sınıflandırılmış, analiz edilmiş ve gelecek çalışmalar hakkında öneriler
sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: İnsani Yardım, Lojistik, Afet Yönetimi, Literatür
6.2.23
Optimizasyon - 6
Oturum Başkanı: İ. Kuban Altınel
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 7
Genel Ağlarda Çatışma Kısıtlı En Küçük Maliyetli Akış Problemi için Kesin Çözüm
Yöntemleri
Zeynep Şuvak, Necati Aras, İ. Kuban Altınel
Bilinen bir ağ akış problemi olan En Küçük Maliyetli Akış Problemi’nin (EMKAP) çatışan oklara
izin verilmediği bir çeşidi üzerinde durulmuştur. Olurlu bir çözümde, çatışan herhangi iki oktan en
fazla bir tanesi üzerinden akış gönderilebilir. Bu problem karışık tamsayılı doğrusal bir matematiksel
model ile gösterilebilmektedir. Kesin çözümü için ise iki farklı dal-sınır algoritması geliştirilmiştir.
Her iki yöntemin başarımları herhangi özel bir yapıya sahip olmayan ve farklı büyüklükteki ağlar
için karşılaştırmalı olarak sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Ağlarda Akış, Çatışma Kısıtları, Dal-Sınır
İletişim Sistemlerinde Küçük Çevrim İçermeyen LDPC Kod Tasarım Algoritması
Banu Kabakulak, Z. Caner Taşkın, Ali Emre Pusane
Sayısal iletişim sistemlerinde, sayısal bilgi vericiden alıcıya gürültülü bir iletişim kanalı üzerinden
iletilir. Asıl bilgiye eklenen artık bilgiler daha sonra LDPC (düşük-yoğunluklu eşlik-denetim) kodları tarafından hataların yerlerinin tespiti ve düzeltilmesi amacıyla kullanılır. LDPC kodunun hata
düzeltme yeteneği LDPC kodunun çift taraflı (bipartite) çizge gösterimi olan Tanner çizgesindeki küçük boyutlu çevrimler sebebiyle önemli oranda azalır. Bu çalışmamızda, Tanner çizgesinin en küçük
çevrim boyutunu en büyüklemeyi amaçlayan tamsayılı programlama modeli önerilmiştir. Problemin
çözümü için bir dal-kesi algoritması geliştirilmiş, problemin yapısal özellikleri kullanılarak geçerli
eşitsizlikler ve değişken sabitleme kuralları önerilmiştir. Bilgisayısal deneyler yöntemin uygulamada
kullanılabilecek kod uzunlukları için küçük boyutlu çevrim içermeyen LDPC kodlarını kabul edilebilir sürede tasarlayabildiğini göstermiştir.
92
Anahtar Kelimeler: İletişim Sistemleri, LDPC Kod Tasarımı, Tamsayılı Programlama, Dal-Kesi Algoritması
Doğrusal Zamanda Rastgele Kirişli Çizge Üretimi
Oylum Şeker, Pinar Heggernes, Tınaz Ekim, Z. Caner Taşkın
Kirişli çizgeler, üzerine pek çok çalışma yapılmış çizge sınıflarından biridir. Çizgeler üzerinde tanımlanan ve genel anlamda NP-zor olan kimi problemler kirişli çizge sınıfında polinom zamanda
çözülebilmekteyken, kalanların pek çoğu NP-zor olmaya devam etmektedir. Kirişli çizge sınıfında
da NP-zor kalmaya devam eden problemler için pek çok yaklaşıklama algoritması, bir dereceye kadar üstel zamanlı veya alt-üstel zamanlı algoritmalar tasarlanmıştır. Kirişli çizgeler aynı zamanda
tam sınama algoritmalarının kullanıldığı alanlarda da son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Bu
algoritmaların somut kirişli çizge örnekleri üzerinde test edilebilmesi, zor problemlerin çeşitli çizge
sınıflarında çözülebilirliğinin anlaşılabilmesi için önem arz etmektedir. Ne yazık ki konuyla ilgili
yayınlanmış çalışmaların yalnızca birkaçı kirişli çizge üretebilmek için algoritmalar önermekte ve
fakat bunların pek azı üretilen çizgelerin olabildiğince çeşitli olmasını amaçlamaktadır. Literatürde
var olan yöntemlerin hiçbiri, kirişli çizgelerin bir ağacın altağaçlarının kesişimi betimlemesine dayanmamaktadır. Bu çalışmada, kirişli çizgeler üretmek için, bir ağacın altağaçlarının kesişim çizgesi
betimlemesine dayanan bir algoritma öneriyoruz. Önerilen algoritmanın hesaplama karmaşıklığı,
üretilen çizgenin boyutlarının doğrusal bir fonksiyonudur. Üretilen çizgelerin çeşitliğini göstermek
için yaptığımız testlerin sonuçlarını sunuyor ve halihazırda var olan algoritmaların sonuçlarıyla karşılaştırıyoruz.
Anahtar Kelimeler: Kirişli Çizgeler, Rastgele Çizge Üretimi, Bir Ağacın Altağaçları
Genel Çizgelerde Çatışma Kısıtlı Enbüyük Ağırlıklı Tam Eşleme Problemi için Kesin
Çözüm Yöntemleri
M. Hakan Akyüz, Temel Öncan, İ. Kuban Altınel
Çatışma kısıtlı enbüyük ağırlıklı tam eşleme problemi temel çizge eniyileme problemlerinden olan
enbüyük ağırlıklı tam eşlemenin bir türevidir. Amaç, bazı kenarların aynı anda kullanılmasının
istenmediği durumlarda, verilen bir çizge üzerinde enbüyük ağırlıklı tam eşlemeyi bulmaktır. Burada
her bir kenar olurlu bir çözümün içinde birlikte yer alamayacağı, çatışma listesi adı verilen bir kenar
listesiyle birlikte tanımlanır. Başka bir deyişle olurlu bir çözümde herhangi iki çatışan kenar yer
alamazlar. “Çatışma kısıtları” adı verilen bu kısıtların, özde birçok bilinen algoritmanın polinom
sürede çözdüğü eşleme problemini NP-zor hale getirdiği yazında kanıtlanmıştır. Çalışmamızda bu
problemi genel çizgeler özelinde ele almakta, eniyileme gösterimlerini açıklamakta ve kesin çözüm
yöntemleri üzerinde durarak, elde edilen deneysel sonuçları açıklamaktayız.
Anahtar Kelimeler: Eşleme, Çatışma Kısıtları, Genel Çizgeler, Kesin Çözüm
6.2.24
Çizelgeleme - 5
Oturum Başkanı: Hakan Gültekin
Perşembe, 14:45 - 16:15, Salon 8
İşlem Süreleri Üzerinde Öğrenme Etkisinin ve Sıra Bağımlı Ayar Sürelerinin Olduğu
Tek Makine Çizelgeleme Probleminde Toplam Ağırlıklı Gecikmenin En Küçüklemesi
93
Settar Muştu, Tamer Eren
Çizelgeleme, imalat ve servis endüstrilerinde çok önemli role sahip bir karar verme prosesidir. Üretim ve hizmet süreçlerinde işlerin tekrarına bağlı performans artışı sık karşılaşılan bir durumdur ve
bu durum öğrenme etkisi olarak ifade edilmektedir. Ayar süresi, kullanılan kaynakların operasyon
öncesi hazırlanmasını ifade eder. Ürünlerin zamanında teslim edilmesi için imalat ve servis sistemlerinde ayar sürelerinin dikkate alındığı çizelgeleme metotları önem kazanmaktadır. Bu çalışmada,
öğrenme etkili ve sıra bağımlı ayar sürelerinin olduğu tek makine çizelgeleme problemi ele alınmıştır.
Amaç fonksiyonu olarak toplam ağırlıklı gecikmenin en küçüklemesi belirlenmiştir. Ayar sürelerinin
olduğu mevcut çalışmalardan farklı olarak, işlem süreleri üzerinde pozisyona bağlı öğrenme etkisinin
olduğu problem yapısı üzerinde çalışılmıştır. Ele alınan problem için alt sınır ve baskınlık kuralları
belirlenmiştir. Elde edilen alt sınır ve baskınlık kuralları kullanılarak dal sınır algoritması geliştirilmiş ve belirli boyuta kadar olan problemlerin tam çözümleri elde edilmiştir. Geliştirilen dal sınır
algoritmasını hızlandırmak için belirli şartlarda değişken komşu arama algoritması kullanılarak üst
sınır değerlerinin iyileştirilmesi sağlanmıştır. Büyük boyutlu problemlerin çözümü için genetik algoritma ve değişken komşu arama algoritmaları kullanılmıştır. Geliştirilen yöntemlerin performans
değerlendirmesi yapılmış ve birbiriyle karşılaştırılarak sonuçlar gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Sıra Bağımlı Hazırlık Zamanı, Öğrenme Etkisi, Toplam Ağırlıklı
Gecikme, Dal Sınır Algoritması, Genetik Algoritma, Değişken Komşu Arama Algoritması
Montaj Hattı Yeniden Dengeleme ve Kaynak Ataması Problemi
Elif Şimşek, Selin Özpeynirci
Bu çalışmada, montaj hattı yeniden dengeleme ve kaynak ataması problemleri ele alınmıştır. Elimizde gerekli kaynaklarla birlikte istasyonlara atanmış işler ve dengelenmiş bir montaj hattı bulunmaktadır. Bu hatta bazı istasyonlar kullanılamaz hale gelmiştir. Bu sebeple mevcut sonuç uygulanamaz durumdadır ve montaj hattının kalan istasyonlarla yeniden dengelenmesi gerekmektedir. Hedefimiz, tüm işleri kalan istasyonlara gerekli kaynaklarla beraber atamaktır. Gerekli olduğu
takdirde yeni kaynaklar da satın alınabilmektedir. İki çelişen amaç fonksiyonu minimize edilmeye
çalışılmıştır: çevrim süresi ve yeni alınan kaynakların maliyeti. Epsilon kısıt yöntemi kullanılarak
tüm bastırılmamış çözümler yaratılmış ve literatürde iyi bilinen montaj hattı dengeleme verilerine
gerekli kaynaklarla ilgili veriler de eklenerek deneyler yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Montaj Hattı, Yeniden Dengeleme, Kaynak Ataması
Melez Akış Tipi Çizelgeleme Problemi için Sıkı Karışık Tamsayılı Programlama Modelleri
Z. Caner Taşkın, Semra Ağralı, Ali Tamer Ünal
Çalışmamızın esin kaynağını Hollanda’nın önde gelen endüstriyel transformatör üreticilerinden birinde karşılaşılan çizelgeleme problemleri oluşturmaktadır. Transformatör üretiminin ilk aşaması
özdeş olmayan paralel makinelerden, ikinci aşaması ise yığın sürecine uygun makinelerden oluşmaktadır. Her işin en erken başlama ve en geç bitme zamanları tanımlı olup sistemde işlerin aşamalar
arasında belirli bir süre bekleme kısıtları yer almaktadır. Bu ortamdaki çizelgeleme problemi melez
akış tipi bir problem olarak ele alınabilir. Çalışmamızda problemi çok sayıda aşamaya genelleyen bir
karışık tamsayılı programlama modeli önerilmektedir. Modeli iyileştirmek amacıyla bazı kısıtların
oluşturduğu çatışma çizgeleri incelenmekte ve çizge kuramından faydalanılarak model belirgin öl94
çüde sıkılaştırılmaktadır. Elde edilen sıkı modeli ve sezgisel bir yaklaşımı temel alan bir karar destek
sistemi ICRON üzerinde geliştirilmiş ve firmada kullanıma alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Melez Akış Tipi Çizelgeleme, Karışık Tamsayılı Programlama, Çatışma Çizgesi,
Çizge Kuramı, Karar Destek Sistemi
Sıra Bağımlı Ayar Zamanı ve Fazla Mesai İçeren Tek Makine Çizelgeleme Probleminin
Benders Ayrıştırma Algoritması ile Çözümü
Hakan Gültekin, Zeynep Bülbül
İlgili çalışma kapsamında sıra bağımlı ayar zamanı ile tek makine çizelgeleme problemi ele alınmaktadır. Bir gerçek hayat uygulamasından esinlenen bu problemdeki amaç, en küçük toplam fazla
mesai değeri ile müşteri taleplerinin teslim tarihinden önce hazır olmasını sağlayan haftalık üretim
çizelgesini belirlemektir. Problem için öncelikle karma tam sayılı matematiksel programlama modeli geliştirilmiştir. NP-Zor olduğu bilinen bu optimizasyon problemi için yapılan testlerde gerçek
hayat verileri için makul sürelerde çözüm bulunamamıştır. Bu sebeple, çözüm zamanını azaltmak
amacıyla bir Benders ayrıştırma algoritması geliştirilmiştir. Tasarlanan algoritmada esas problem,
karma tam sayılı ana problem ve çeşitli sayıda kısıt programlama alt problemleri olarak ayrıştırılmaktadır. Burada ana problemde işlerin günlere atanmasına karar verilirken, alt problemlerde her
bir gün içerisindeki çizelgele belirlenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Makine Çizelgeleme, Sıra Bağımlı Ayar Zamanı, Fazla Mesai, Benders Ayrıştırma Algoritması, Kısıt Programlama
6.2.25
Yapay Öğrenme ve Optimizasyon (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: İlker Birbil
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 1
Ülkelerin İnovasyon Düzeylerinin Kişisel ve Ekonomik Özgürlükler ile olan İlişkisinin
Bayes Ağı Yaklaşımı ile İrdelenmesi
Esma Nur Çinicioğlu, Füsun Ülengin, Şule Önsel Ekici, Gündüz Ulusoy
Bu çalışma, ülkelerin inovasyon düzeyleri ve bireysel ekonomik özgürlük seviyeleri ile kurumsal yapıları arasındaki ilişkiyi analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda iki temel indeksten
yararlanılmıştır. Bireysel özgürlük düzeylerine ait değerler, Cato Enstitüsü tarafından ortaya konan ve 7 farklı bileşen tarafından değerlendirilen “Bireysel Özgürlük İndeksi” ’ne aittir. Öte yandan,
ekonomik özgürlük düzeyleri, kurumsal yapı ve inovasyon düzeylerine ait bileşenler için; Dünya Ekonomik Forumu’nun “Küresel Rekabetçilik İndeksi” ’nin kamu ve özel sektör kurumlarının yapısı; mal
ve emek piyasalarının etkinliği, iş dünyasının gelişmişlik düzeyi ve inovasyon bileşenlerine ait alt
bileşenleri kullanılmıştır.
Çalışmada, söz konusu toplam 65 değişkenin birbirleriyle olan ilişkilerinin irdelenmesi amacıyla ilgili
Bayes Ağı veriden öğrenilmiş, açıklayıcılık gücü yüksek bir ağ elde edilmesi için Bayes Ağları’nda
değişken seçimi için geliştirilmiş sezgisel bir yöntem uygulanmış ve bunun sonucunda oluşan nihai Bayes Ağı’nda yer alan değişkenler arasındaki ilişkiler, ülkelerin inovasyon düzeyleri, bireysel
ve ekonomik özgürlükler bağlamında incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veri seti 2010-2016 yılları
aralığını kapsamaktadır.
95
Anahtar Kelimeler: İnovasyon, Bireysel Özgürlük, Bayes Ağları
Güneş Enerjisinden Elektrik Üretim Miktarının Makine Öğrenmesi Yöntemleri İle Tahmini
Sait Yazıcı, Mehmet Güray Güler
Elektrik piyasası, üretici ve tüketicileri bünyesinde barındırarak arz ve talebin saatlik olarak dengelenmesini sağlamaktadır. Elektrik depolanamayan bir ürün olduğundan arz ve talebin saatlik olarak
dengelenmesi gereklidir ve elektrik fiyatları bu denge durumuna göre fiyatlanır. Elektrik üretim tahmininin ihtiyaçtan daha az veya fazla yapılması durumunda, TEİAŞ tarafından belirlenen formüle
göre dengesizliğe sebep olan taraf cezalandırılmaktadır. Bu nedenle elektrik üretiminin minimum
hatayla tahmin edilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada güneş enerjisi panellerinden saatlik
elektrik üretim miktarının tahmini üzerine çalışılmıştır. Üretici firmadan 4 aylık üretim verileri temin edilmiştir. Üretim miktarına etki eden faktörler belirlenmiştir. Panellerin bulunduğu bölgeye
ait olan sıcaklık, nem oranı, basınç, rüzgar hızı, rüzgar yönü, yağış miktarı, bulutluluk durumu,
güneş açısı gibi meteorolojik veriler yarım saatlik ölçümler halinde derlenmiştir. Doğrusal regresyon
ve yapay sinir ağları kullanılarak bu faktörlerin üretim miktarına etkisi belirlenmiş ve bir sonraki
günün elektrik üretim miktarı saatlik olarak tahmin edilmiştir. Bu iki yöntemin performansları kıyaslanarak hangilerinin başarılı sonuçlar verdiği araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Güneş Enerjisi, Tahmin, Doğrusal Regresyon, Yapay Sinir Ağları, Makine Öğrenmesi
K-Ortalamalar Algoritmasına Dayalı Dönüşüm Oranı Tahmini ile Rezervasyon Optimizasyonu
Ayla Şaylı, Kemal Koşuta
Veri madenciliği yöntemleri, veri analizlerinde ve karar almada gün geçtikçe daha çok kullanılmaya
başlanmıştır. Bu yöntemler; birliktelik kuralları, sınıflandırma, tahmin etme ve kümeleme olarak ana
başlıklar halinde adlandırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, kümelemelerdeki K-Ortalamalar algoritması
ile e-ticaret ortamında dönüşüm oranı tahmini yapılarak rezervasyon optimizasyonu gerçekleştirmektir. Genel olarak dönüşüm oranı tahmini için kullanılan parametreler hotellerin görüntülenme sayısı,
yorum puanı, yıldız sayısı, ortalama sepet tutarı ve kaçıncı sayfada-sırada görüntülendiği özellikleridir. Bu özellikleri kullanarak K-Ortalamalar algoritmasına dayalı geliştirilen dönüşüm oranı tahmin
modeli oluşturulmuştur. Kümelemede esas alınan 217592 kayıt bir aylık gerçek rezervasyon verileridir. Etkin olan parametreler tespit edilmiş ve bu parametrelere bağlı olarak kümeler belirlenmiştir.
Her bir küme için, bu kümeye ait olan toplam rezervasyon ve tıklanma sayıları ile dönüşüm oranı
hesaplanıp, bu oran ilgili kümenin tüm hotellerine yansıtılmıştır. Son olarak tüm hoteller mevcut
dönüşüm oranı ve tahmin edilen dönüşüm oranı ile optimize edilmiştir. Elde edilen tahminlere göre,
optimizasyon yapmak için K- Ortalamalar algoritmasının başarılı bir şekilde kullanılabilir olduğu
sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla klasik veri madenciliği kümeleme algoritmalarına dayalı farklı optimizasyon yapılabileceği bu çalışma ile gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Rezervasyon Optimizasyonu, Kümeleme Analizi, K-Ortalamalar Algoritması,
R-Studio
Çoklu Örnekle Öğrenme Problemi için Doğrusal Programlama Modelleri
96
Emel Şeyma Küçükaşcı, Mustafa Gökçe Baydoğan, Z. Caner Taşkın
Çoklu Örnekle Öğrenme (ÇÖÖ) probleminde, tekil örneklerin etiketlerinin bilinmediği, fakat örnek
kümelerinden oluşan torbaların etiketlerinin bilindiği veri kümeleri üzerinde bir torba sınıflandırma
modeli öğrenilmesi amaçlanmaktadır. Çeşitli uygulama alanlarında torbalar farklı varsayımlar altında oluşmakta ve torba içerisindeki belirli örneklerin torba etiketinin belirlenmesine daha çok etki
ettikleri bilinmektedir. Bu çalışmada, ÇÖÖ probleminin özniteliklere farklı önem dereceleri vererek
her torba için bir sınıfa aidiyet değeri belirleyen çeşitli doğrusal programlama modelleri önerilmektedir. Modellerde veri kümesinin örnekler arası benzemezlik bilgisini hesaba katan yüksek boyutlu
seyrek temsilinin girdi olarak kullanılması, öğrenme kümesindeki her örneğin ilgili torba etiketine
olan katkısını dikkate alan sınıflandırıcılar öğrenmeyi mümkün kılmaktadır. Yazında çeşitli doğrusal
olmayan ve karma tam sayılı ÇÖÖ modelleri yer almakta olup, bu matematiksel modellerin büyük
veri kümeleri üzerindeki kesin çözümlerine makul sürelerde ulaşılamadığı görülmüştür. Bu çalışmada
önerilen doğrusal programlama modelleri, önceki çalışmalarda mevcut olan kısıtlayıcı varsayımlarından bağımsızdır ve seyrek veri temsilleri ile hızlandırılan çözüm süreleri vadetmektedir. Modellerin
gerçek dünya problemlerindeki başarımı ihtiyaç duyulan sürede elde edilen çözüm kalitesi ve bilgisayısal performans açısından incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Sınıflandırma, Çoklu Örnekle Öğrenme, Doğrusal Programlama
6.2.26
Denizcilikte Yöneylem Araştırması Uygulamaları (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Serdar Kum
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 2
Tersanelerde Yaşanan Mesleki Risklerin Analizi için Bulanık Papyon Model Önerisi
Selçuk Çebi, Esra İlbahar
Ağır sanayi üretimi yapılan tersanelerde gemi üretimin büyük bir kısmı, halen proje tipi üretim
olarak yürütülmektedir. Çalışma ortamı ve çalışma koşulları dikkate alındığında tersaneler en riskli
sektörlerin arasında yer almaktadır. İş kazası sayısı ve kazaların neden olduğu sonuçlar incelendiğinde, tersanelerin acil önlem alınması gereken iş kolları arasında olduğu görülmektedir. Çalışmamızda tersanelerde yaşanan mesleki risklerin analizi ve risklerin azaltılması için bulanık tabanlı
papyon tekniği önerilmiştir. Papyon tekniği mesleki risklerin analizi için literatürde kullanımı tercih
edilen bir yöntemdir. Yöntem, riskin ortaya çıkmasına neden olan faktörleri ve risk gerçekleştiğinde
yol açacağı sonuçların analiz edilmesi için kullanılır. Çalışmamızda literatürden farklı olarak, papyon tekniği bulanık çıkarım mekanizmasıyla birleştirilmiştir. Böylece, geliştirilen yöntem yardımıyla
tanımlanan mesleki riskler derecelendirmiştir. Önerilen yöntem tersanelerin saç panel hazırlama
hattına uygulanmış, olası riskler analiz edilmiş, riskli faaliyetler risk derecelerine göre sıralanmış ve
risklerin ortadan kaldırılması için alınması gereken kontrol ve önlem tedbirleri geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Risk Analizi, Papyon Tekniği, Bulanık Mantık, Bulanık Çıkarım Mekanizması
Ulusal Kültürün Denizcilik Emniyet Performansındaki Rolü: Bir Tanker Firmasında
Kültürler Arası Karşılaştırma
Fatih Türker, Serdar Kum
97
Bu çalışma ulusal kültür ve emniyet kültürü arasındaki ilişkiyi konu almaktadır. Denizcilik endüstrisinde, özellikle de tehlikeli yük taşıyan gemilerde emniyet (safety) büyük önem taşır. İşin doğası
gereği olası bir kazanın sonuçları uluslararası boyutta çok ciddi can ve mal kaybına yol açabilecek olması, ayrıca çevreye verilebilecek zararın boyutu gemilerin operasyonun azami emniyetle yapılmasını
gerektirmektedir. Bu noktada kişilerin bu kavramı nasıl algıladığı ulusal ve uluslararası kuralların
uygulamalarında farklılıklar yaratmaktadır. İşte bu kuralların algısı ve uygulanmasına “Emniyet
Kültürü” denmektedir. Kültürel farklılıkların emniyet kültürü üzerindeki etkisini belirlemek için
iki farklı ulustan aktif çalışmakta olan gemi adamları üzerinde durularak, ulusal kültür yapılarının
gemi üzerindeki emniyet kültürü algısını nasıl etkilediği saptanmıştır. Ülkemizde Gemiadamı istihdamında başlıca Türk personel kullanılmakta olduğundan birinci örneklem grubu Türk personel
olarak seçilmiştir. İkinci örneklem grubu olarak da dünya denizciliğine en fazla iş gücü sağlayan
Hint kökenli gemi adamları olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Türk ve Hindistan kökenli toplam
500 gemi adamına ulusal kültürü ölçmek için Hofsetede tarafından geliştirilmiş Value Survey Module ve emniyet algısını ölçmek için de Nordic Safety Climate Questionnaire gönderilerek araştırma
modelindeki değişkenler ölçülmüş, daha sonra anketler SPSS analiz programı ile istatiksel olarak
değerlendirilmiştir. Çalışma şirket emniyet kültürünün etkisini gidermek için tek firmada yürütülmüş ve yine konu firmanın kaza istatistikleri ile analiz sonuçları karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Mesleki Emniyet, Emniyet Performansı, Kültürler Arası Emniyet, Denizcilikte
Emniyet Kültürü
Türk Denizcilik Sektöründe Deniz Bulut Sistemine Geçiş Sürecinin Değerlendirilmesi:
GZFT Analizi
Emre Cebecioğlu, İlker Akgün, Hüseyin Ekizler
Uluslararası Denizcilik Organizasyonu’nun (IMO) E-seyir Stratejisini Uygulama Planı’nda (MSC 8526-Add.1) Deniz Bulut’un (Maritime Cloud) gerekliliği 2014 yılında "mevcut iletişim sistemlerinde
bulunan tüm yetkili denizcilik paydaşları arasında verimli, güvenli, güvenilir ve kesintisiz elektronik
bilgi alışverişini sağlayan bir iletişim çerçevesi" olarak tanımlanmıştır. 2015-2019 yılları arasındaki
dönemde bu planın tamamlanması beklenmektedir. 2014 yılından itibaren, Deniz Bulut hızla ilgi
görmüş ve gelişimi ile ilgili çeşitli uluslararası süreçler ve girişimler olmuştur. Bu çalışma, GZFT
(Güçlü yönler, Zayıf yönler, Fırsatlar ve Tehditler - SWOT) analizi kullanarak Deniz Bulut’un Avrupa Birliği ve Türkiye’de ne şekilde ve hangi düzeyde kullanıldığını, uygulanmasında karşılaşılan
zorlukları ve boşlukları incelemekte ve daha iyileştirme fırsatlarını araştırmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Deniz Bulut, GZFT, SWOT, Türk Denizcilik Sektörü
Ro-Ro Feribotlarında Makine Dairesi Kaynaklı Yangın Durumlarında Tahliye Sürecinin Yönetimi
Peiman Alipour Sarvari, Emre Çevikcan, Metin Çelik, Alp Üstündağ
Toplu deniz taşımacılığında artan talep ve sefer çeşitliliği neticesinde, yolcu gemilerinde daha kalabalık insan grupları bir arada bulunur hale gelmektedir. Acil durum tahliye çalışmalarının etkin
planlama yoluyla desteklenmesi, yolcuların ve mürettebatın emniyeti için hayati öneme sahiptir. Bu
bağlamda, kamu deniz taşımacılığının potansiyeli ve tahliyenin yaşam güvenliği üzerindeki etkisi bu
çalışmanın hazırlanmasına esin kaynağı olmuştur. Bu bağlamda, yapılan çalışmanın amacı Ro-Ro
feribotlardaki yolcu faktörleri ve makine dairesi yangını durumu ile ilgili değişik senaryolarda tahliye
sürecinin hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesine yönelik yolcu gemisi tahliye faktörlerinin ve
98
bu faktörlerin tahliye performansına etkilerinin belirlenmesi ve etkin bir tahliye süreci planlamaktır. Bu amaçla, literatüre tahliye planlamasını da içeren bütünsel bir metodoloji geliştirilerek katkı
sağlanmıştır. Çalışmada geliştirilen metodoloji kapsamında yolcuların demografik özellikleri anket
ile belirlenmiş olup, 54 adet acil durum senaryosunun simülasyonu (benzetimi) Maritime EXODUS
V5.1 and SMARTFIRE V4.3 yazılımları kullanılarak yapılmıştır. Simülasyon sonuçlarının istatistiksel analizi gerçekleştirilmiş ve tahliye faktörlerinin etki dereceleri saptanmıştır. Ayrıca, tahliye
planları oluşturulurken kullanılması amacı ile yeni bir rotalama algoritması geliştirilmiştir. Geliştirilen metodoloji, İDO-İstanbul Deniz Otobüsleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. filosu hızlı feribotunda
uygulanmış olup, geliştirilen rotalama sistematiği diğer rotalama alternatiflerine kıyasla göre daha
kısa süreli ve daha düşük can kaybı sayısı ile tahliye sağlamıştır. Çalışmanın sonucunda, hızlı feribotlardaki mevcut emniyet yönetim sistemi uygulamalarının, makine dairesi kaynaklı yangınlardaki
etkinliği gözden geçirilerek, öneriler sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Toplu Deniz Taşımacılığı, Tahliye Planları, Rotalama
6.2.27
Tedarik Zinciri Yönetimi - 4
Oturum Başkanı: Önder Tombuş
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 3
Konteyner Yükleme Problemlerinin İncelenmesi ve Lojistik Sektöründe Uygulama
Sezgi Tekil, Vildan Özkır, Şahika Koyun Yılmaz
Kutulama problemi, kullanılan kutu sayısını en aza indirmek amacıyla, çeşitli hacimlerdeki öğelerin çeşitli hacimlerdeki kutulara yerleştirilmesi problemidir. Kutulama problemi NP-hard problemi
olmasına rağmen, büyük boyuttaki problemler için ileri düzeydeki algoritmalarla optimal çözümler bulunabilmektedir. Kutulama problemleri bir nevi kesim problemidir. Kutulama problemlerinin
özel diğer bir hali de, her bir öğe hacmi ve değeri ile karakterize edildiğinde yalnızca bir kutunun
azami değerde öğe ile doldurulması problemi sırt çantası problemi olarak bilinmektedir. Kutulama
problemlerinin birçok varyasyonları vardır; 2D kutulama, lineer kutulama, ağırlıkça paketleme, maliyetçe paketleme ve benzerleri gibi. Ayrıca, kapları doldurma, ağırlık kapasite kısıtları ile kamyon
yükleme, FPGA yarı iletken çip tasarımı, medya ve teknoloji haritalama, dosya yedeklerini oluşturmak gibi birçok kutulama uygulamaları vardır. Kutulama problemlerinin karşımıza çıktığı diğer bir
alanda konteyner atama problemleridir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve küreselleşme ile artan
ticaret hacmi, lojistik operasyonlarının optimizasyonunu zorunlu hale getirmiştir. Bu operasyonları
yüksek hızda, yüksek doğrulukta ve düşük maliyetle yürütmek için matematiksel optimizasyon araçları ve modelleri sıklıkla kullanılmaktadır. Konteyner yükleme problemleri, sık karşılaşılan lojistik
optimizasyon problemlerinden biridir. Optimum sonuçlara ulaşabilmek için kesin çözüm veren algoritmaların kullanılmasının yanı sıra, büyük boyutlu problemlerin çözümünde kesin algoritmalar
yetersiz kalabilmektedir. Bu çalışmada, bir filtre fabrikasının lojistik operasyonları incelenerek, ticari
araçların ve konteynerlerin karmaşık yük ve yükleme planlarının optimizasyonu amaçlanmaktadır.
Kutulama algoritmaları, konteyner sayısının azaltılması ve yükleme hızının arttırılması amacıyla
geliştirilmiş ve uygun optimal kararların alınması için önerdiğimiz 2D-CAMFA modeli bir firmanın
konteyner yükleme operasyonlarına uygulanmıştır. 2D-CAMFA’nın Hücresel Yerleştirme Algoritmasından daha iyi sonuç verdiği görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Kutulama Problemleri, Sezgisel algoritmalar, 2D-CAMFA
99
Akış Tabanlı P-Ortanca Engelleme/Kesme Problemi
Abdulkerim Benli, İbrahim Akgün
Serim önleme/kesme problemlerinde, bir serim üzerinde tanımlı bir sistemi optimal şekilde işletmeye
çalışan bir serim kullanıcısı ile sistemin optimal çalışmasını engellemeye çalışan bir rakip/saldırgan
olmak üzere iki oyuncu vardır. Problem, Stackelberg Oyunu mantığı içerisinde, iki seviyeli min-maks
veya maks-min problemi olarak modellenebilir. Bu çalışmada, serim kesme problemi, p-ortanca problemi kapsamında ele alınmıştır. Serim kullanıcısının, maliyeti minimize edecek şekilde tesis seçimi
problemi çözdüğü; rakibin ise, sınırlı kaynaklar ile tesisleri kullanılamaz hale getirerek minimum
maliyeti maksimize etmeye çalıştığı kabul edilmiştir. Serim kullanıcısın p-ortanca problemi, gerçek
serim yapıları üzerinde ve akış tabanlı olarak modellenmiştir. Geliştirilen model, literatürdekilerden
farklı olarak, tam serim yapısı gerektirmemekte ve üçgen eşitsizliğini sağlamayan durumlarda da
doğru çözüm vermektedir. Önerilen modelin hem çözüm zamanları hem de modelleme yetenekleri
açısından literatürdeki tesis yeri seçimi önleme modellerine göre önemli avantajlar sunduğu görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: P-Ortanca Engelleme/Kesme Problemi, Stackelberg Oyunu, Serim Engelleme/Kesme
Bir Otomotiv Şirketinde Ortak Tedarik için Araç Atama Modeli
Önder Tombuş, Gülnaz Gizem Ateş, Sena Kapucu, Özkan Karaçal
Bir otomotiv şirketinde aynı şehirdeki tedarikçilerden birbirine yakın zamanlarda gelen ara ürünlerin ortak araçlarda toplu taşınarak taşıma masraflarının azaltılması hedeflenmektedir. Bu problemin
çözümü için tam sayı bir matematiksel model geliştirilmiş ve Cplex’te test edilmiştir. Bulunan sonuçlar sayesinde araç atama yüksek doluluk oranlarıyla sağlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Lojistik, Çizelgeleme, Tahmin
Sipariş Toplama Sistemi Tasarımı ve Uygulaması
Zehra Düzgit, Ahmet Can Saner, Ayhan Özgür Toy
Bu çalışmada, depo ve tedarik zinciri performansını etkileyen kritik bir işlem olan sipariş toplama
sürecinin iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Çapraz geçitli çok bloklu gerçek bir depo yerleşiminde toplayıcının parçaya gittiği bir sipariş toplama sistemi ele alınmaktadır. Sipariş listesinde toplanacak
öğelerin sırasını belirlerken seyahat süresi veya mesafesini kısaltılacak şekilde en uygun sıra ve yolu
belirlemek amacıyla sipariş toplama sürecinin planlanması incelenmektedir. İki aşamalı bir çözüm
yöntemi sunulmaktadır. Birinci aşamada, her bir toplanacak öğe arasındaki en kısa yolu bulmak
için matematiksel bir model oluşturulmuştur. İkinci aşamada, sipariş listesindeki öğelerin toplama
sırasına karar vermek için bir genetik algoritma geliştirilmiştir. Sunulan çözümün etkinliğini ölçmek
için rastsal olarak deney problemleri oluşturulmuş, ??? “S şekilli rotalama” ve “En büyük aralık
rotalama” sezgiselleri ilekarşılaştırarak test edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Sipariş Toplama, Depolama, Sipariş Toplama Rotası, Sipariş Toplama Sistemi
Tasarımı, Sezgiseller, Genetik Algoritma
100
6.2.28
Afet Yönetimi - 5
Oturum Başkanı: Ali Fuat Güneri
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 4
Afet Operasyonları Yönetimi için Bir Karar Destek Sistemi Prototipi Tasarımı
Fatih Çavdur, Aslı Sebatlı, Merve Köse Küçük
Afet; insan hayatında, ekonomide ve çevrede ciddi hasarlara neden olan ve toplumun işleyişini
önemli ölçüde bozan bir olay olarak tanımlanabilir. Afetin kendi yapısından kaynaklanan belirsizliklerin yanı sıra, son yıllarda artan dünya nüfusu ve alt yapı karmaşıklığı nedeniyle, afet öncesinde
ve sonrasında yürütülen birtakım faaliyetlerin yönetimi oldukça zor ve önemli hale gelmiştir. Bu
nedenle afet operasyonları yönetimi, başta yöneylem araştırması ve endüstri mühendisliği olmak
üzere, mühendislik alanındaki araştırmalara uygun bir çalışma alanıdır. Bu çalışmada ise afet sonrası karşılaşılabilecek olası kayıpları azaltmak ve afetin içerdiği belirsizlik unsurlarını daha etkili
yönetebilmeyi mümkün kılmak amacıyla bir karar destek sistemi prototipi tasarımı önerilmektedir.
Karar destek sistemi ise en genel haliyle, insanların karar verme süreçlerindeki bilişsel aktiviteleri için
tasarlanan, bilgisayar yazılım ve donanımın entegrasyonu olarak teknolojinin kullanılması şeklinde
tanımlanabilir. Çalışma kapsamında, kullanıcı arayüzü aracılığıyla karar vericiden alınan birtakım
parametreler doğrultusunda, sunucuda bulunan prosedürler çalıştırılmakta ve istemcide oluşturulan
girdi dosyaları karar mekanizmasına sunulmaktadır. Optimizasyon işleminin tamamlanmasının ardından elde edilen çıktılar ise sunucuya kaydedilerek karar verici tarafından raporlanabilmektedir.
Çalışma kapsamında örnek uygulama olarak deprem olayı için tesis konumlandırma problemi ele
alınmıştır. Bununla birlikte, farklı afet türlerini ve afet operasyonları yönetimi kapsamında dikkate
alınan farklı problem türlerini ve çeşitli varyasyonlarını içerecek şekilde bir tasarım yapılmıştır. Geliştirilen karar destek sistemi prototipinin gelecek çalışmalarda, hali hazırda Afet ve Acil Durum
Yönetimi Başkanlığı tarafından geliştirilmekte olan Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi yazılımı
ile entegre şekilde çalışacak bir optimizasyon modülü olarak ele alınması planlanmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Afet Operasyonları Yönetimi, Acil Durum Yönetimi, İnsani Yardım Lojistiği,
Kaynak Yönetimi, Karar Destek Sistemi, Uzman Sistemler
Fatih Bölgesi Afet Lojistik Çalışması
Mehmet Altunbey, Ali Fuat Güneri
Bugün insanların bilgi ve teknik imkanları birçok sorunu çözüp, birçok hastalığı tedavi edebilmesine
rağmen hala afetlerin ağır yıkımlarına yeterli çözümleri bulabilmiş değildir. Türkiye de büyük kayıp
ve hasarlar oluşturabilen, en yoğun deprem olmak üzere sel, heyelan gibi afetlerin yoğun olarak
yaşandığı bir ülkedir.
Bu çalışmanın temel amacı, sağlıklı bir lojistik planın deprem sonrası oluşacak zararlarının azaltılmasında sağlayacağı yararların, incelenerek belirlenmesi ve edinilen bilgiler ışığında Fatih bölgesi
afet lojistik çalışmasının yapılmasıdır. Dünyada özellikle depremlerin sık yaşandığı ülkeler olarak bilinen Japonya ve ABD’nin, depreme hazırlıklı olma konusundaki duyarlılıkları, toplumsal yapıları,
depreme dayanıklı yapı yapma konusundaki deneyimleri dikkatle değerlendirildiğinde, bu konu ile
ilgili çalışmaları bize yol gösterici olabilir. Çalışma özellikle, bir afet türü olan depreme hazırlıklı
olma bilinci ve deprem sonrası lojistik hizmetleri bağlamında ele alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Afet Lojistiği, Afet Yönetimi, Lojistik
101
Afet Yönetimi Ulaştırma Planlaması İki Seviyeli Stokastik Programlama Modelinde
Çok Periyotluluk
Çağlar Utku Güler, Murat Ermiş
Afet tedarik zincirleri, belirsizlik derecesinin yüksek oluşu ile bilinmekte ve belirsizlikle mücadele
edebilmek, müdahale ve toparlanma aşamalarına hazırlıklı olabilmek amacıyla optimizasyon çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmaların birçoğu, lojistik eylemlerin tek seferde yapılacağı ve tekrar
etmeyeceği varsayımını yapan tek periyotlu problemlerdir. Ancak, afetler ve etkileri tahminlerden
uzun sürmekte olduğundan, çoğu zaman tek periyot varsayımı yetersizdir. Çalışmamız, tek periyotlu, çok modlu, çok malzemeli, iki seviyeli stokastik dağıtım ve ulaştırma problemini, afet ve koşullu etki senaryoları altında çok periyotlu hale dönüştürmeyi ve iki problem doğasını karşılaştırmayı
amaçlamaktadır. Afet türü olarak Türkiye’nin yabancı olmadığı deprem türü ele alınarak, hizmet
seviyesi tercihi uygulamaları ve enkaz temizleme yaklaşımlarının etkileri de incelenmiştir. Çalışma
kapsamında, öncelikle üç farklı arz/talep denge vakasının teorik bir analiz yapılmış, Monte-Carlo
simülasyonu kullanılarak çok periyotlu çalışmalar yapılmasının gereksinimi gösterilmiş ve vakalar
2011 Van depremi gibi gerçek hayat örnekleri ile desteklenmiştir. Müteakiben çok periyotlu stokastik problem modeli üretilmiş ve hem tek, hem de çok periyotlu durumlar için problem çözülerek
hesaplama sonuçları karşılaştırılmıştır. Çok periyotlu çözümler incelendiğinde, afet öncesi dönemi
planlama kararlarının belirgin şekilde tek periyot kararlarından farklılaştığı, ayrıca enkaz temizleme
uygulamasının çözüm uzayını etkilediği gözlenmiştir. Tercih edilen hizmet seviyesi yaklaşımları da
benzer şekilde, dağıtım ve ulaştırma kararlarında etkili olmaktadır. Yapılan literatür araştırmamıza
çalışmamızla, stokastik ve deterministik afet yardım malzemesi dağıtım ve ulaştırma problemlerindeki ilk tek amaçlı, çok seviyeli, çok periyotlu formülasyon sunulmuştur. Modeldeki her bir periyot,
hesaplama performansını artırmak amacıyla temel varsayımlarda bulunularak ayrı ayrı optimize
edilmiş olmasına rağmen, gelecek araştırmalarda daha mantıklı sonuçlara ulaşmak için dinamik
programlamanın kullanılabileceği ve modelin bütünleşik hale getirilebileceği değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Stokastik Doğrusal Programlama, Afet Yönetimi, Çok Periyotluluk, Hizmet Seviyesi, Ulaştırma
Enkaz Toplama Problemi için Ayrıştırma Tabanlı Bir Stokastik Program
Duygu Pamukçu, Derya İpek Eroğlu
Afet sonrası oluşan enkazlar çevre kirliliğine sebep olarak insan sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Fakat bu konuda literatürde çok fazla çalışmaya rastlanmamıştır. Bu çalışmada, önceden
modellenmiş olan bir enkaz toplama problemi ele alınmıştır. Farklı afet tiplerine bağlı olarak oluşabilecek farklı enkaz tipleri ve miktarları için bir stokastik programlama yaklaşımı uygulanmıştır.
Model, büyük örneklerde çözülemediği için çözüm yöntemi olarak ayrıştırma algoritması kullanılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Enkaz Toplama Problemi, Ayrıştırma Algoritması
6.2.29
Araç Rotalama - 3
Oturum Başkanı: Selçuk Çebi
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 5
102
Çok Kompartmanlı Heterojen Araç Filosu için Envanter Yükleme ve Rotalama Problemi
Türkay Umut Yılmaz
Bu tezde, çok kompartmanlı heterojen araç filolu dağıtım problemlerinde karışmayan ürünlere odaklanılmıştır. Müşterilerden gelen farklı tipteki ürün taleplerini karşılamak için en az lojistik maliyeti
esas alınarak kompartmanlarda karışmayacak bir şekilde dağıtım planı hazırlanmaktadır. Lojistik
maliyeti olarak; birim periyottaki katedilen uzaklık miktarlarının toplamı alındığından; amaç fonksiyonu hem rotalama hem de envanter yükleme probleminin birleşimi şeklindedir. Araç Rotalama
Problemi (ARP) ve varyantları geniş bir literatüre sahip olduğu halde, Çok Kompartmanlı Heterojen
Filo Rotalama Problemi alanı hala araştırmaya açıktır. Tez kapsamında ele alınan problem iki ayrı
NP-Zor problemin birleşimi olduğundan kapsamlı bir matematiksel model önerilmiştir. Oluşturulan
model sayesinde her bir araç için en kısa rotalama hesaplanırken aynı zamanda birim periyottaki
teslimat sayısını en aza indirgemeye çalışmaktadır. Matematiksel modelin performanslarını test etmek için sayısal deney hazırlanmıştır. Büyük ölçekli problem örnekleri için iki aşamalı geliştirilen
sezgisel yöntem sayesinde büyük ölçekli problemler için matematiksel modelden daha iyi çözümleri
daha hızlı şekilde bulduğu görülmüştür. Geliştirilen sezgisel yöntemde Rassal Kümele Metodu, Set
Partition ve Christofides Algoritması kullanılmıştır. Gıda, yakıt, canlı hayvan veya kimyasal ürün
sevkiyat planlaması yapan şirketler için; önerilen algoritma, hızlı ve kaliteli sonuçlar üretmektedir.
Anahtar Kelimeler: Envanter Yükleme Problemi, Çok Kompartmanlı Heterojen Araç Rotalama
Problemi, Bölünmüş Dağıtım, Matematiksel Modelleme, Sezgisel Yöntemler
Dağıtım - Toplamalı Araç Rotalama Probleminin İki Boyutlu Yükleme Kısıtı Altında
Modellenmesi ve Çözümü
Erdal Emel, Figen Kas
Araç rotalama problemleri genellikle merkezi bir depodan başlayan rota üzerinde yer alan müşterilerin taleplerinin karşılanması problemi olarak tanımlanır. Ancak dinamik müşteri talepleri ile
birlikte problemde yapısal değişiklikler meydana gelebilmektedir. Firmaların tedarikçileri ile birlikte yürüttükleri tam zamanında üretim süreçlerinde yarı mamul tedariği sırasında boş kasa ya da
hatalı ürünleri geri çevirmeleri buna örnek gösterilebilir. Bu yeni problem tipi, literatürde ‘dağıtımtoplamalı araç rotalama problemi’ adı altında incelenmektedir. Tüm bu işlemler esnasında ürünlerin
sağlam ve güvenli bir şekilde teslim edilmesi yükleme problemini beraberinde getirmiştir. Uygulamada yükleme ve dağıtım-toplamalı rotalama tipindeki bu iki problem sıklıkla birlikte ele alınmayı
gerektirir. Söz konusu tümleşik problem yapısal olarak zor ve karmaşıktır. Ayrıca problem kapsamında araç içerisinde ürünlerin gereksiz taşımalara maruz kalmaması, yükleme-boşaltma işlemleri
sırasında zaman ve maliyet kaybının azaltıması amacıyla LIFO kısıtı göz önünde bulundurulmuştur.
Bu çalışmada tümleşik problemin çözümüne yönelik maliyet en küçüklemesi sağlayan karışık tam
sayılı matematiksel model önerilmiştir. Ek olarak LIFO kısıtının sağlanmasında FICO Xpress programının matematiksel model ve algoritmaları tümleşik bir yapı içerisinde çözmesinden yararlanılarak, LIFO kısıtını problem çözüm aşamasında kontrol eden bir “kontrol algoritması” geliştirilmiştir.
Ortaya konan bu çözüm yöntemi sayesinde problemin kesin çözümüne ulaşılmıştır. Model farklı veri
setleri üzerinde uygulanmış ve doğruluğu test edilmiştir. Önerilen çözüm yöntemi bu karmaşık problemin çözümüne yönelik yeni bir örnektir.
Anahtar Kelimeler: Dağıtım Toplamalı Araç Rotalama Problemi, İki Boyutlu Yükleme, LIFO, Tam103
sayılı Programlama
Tesis İçi Milkrun Sistemi için Etmen Tabanlı Modelleme Yaklaşımı
Yasemin Sevim, Latife Görkemli
Ürünlerin bir depodan müşterilere dağıtımını inceleyen araç rotalama problemlerinde, minimum maliyet ile dağıtımın yapılabileceği rotaların tespiti amaçlanmaktadır. Dikkate alınan sistemin özelliklerine göre farklı kısıtların söz konusu olduğu araç rotalama problemleri, literatürde kapasite kısıtlı,
zaman pencereli, dağıtım toplamalı vb. türler altında incelenmektedir. Tesis içi milkrun sistemleri
ise araç rotalama problemlerinin birçok türünü içinde barındıran problemin özel bir halidir. Bu sistemlerde birden fazla araç kullanmak yerine bir tren kullanma mantığı dikkate alınmakta, böylece
daha kısa zamanda daha az maliyetle daha çok ürün dağıtımı mümkün olmaktadır. Milkrun sistemlerinde geleneksel araç rotalama problemlerine ek olarak milkrun trenindeki vagon sayısı, vagon
kapasiteleri, tren gecikme zamanları, stok seviyeleri vb. çok sayıda değerlendirilmesi gereken durum
söz konusudur. Özellikle taleplerde değişkenliğin olduğu sistemlerde problem daha karmaşık hale gelmektedir. Belirli durumlara uygun çözüm üreten ve sistemde meydana gelen değişikliklere yeterince
adapte olamayan yöntemler problemin çözümünde yeterli olamamaktadır. Dinamik milkrun probleminde gerçekçi çözümlerin elde edilebilmesi için taleplerdeki değişkenliğin etkin bir şekilde modele
dahil edilmesi gerekmektedir. Etmen tabanlı modelleme, bu tür dinamik ve karmaşık problemlerin
modellenmesinde başarılı sonuçlar veren bir yaklaşımdır. Merkezi kontrol mekanizması bulunmayan
bu yaklaşımda modeldeki her bir etmenin özellikleri ve davranışları tanımlanmakta, sistemin davranışı ise etmenlerin davranışları ile şekillenmektedir. Bu yapı sistemde meydana gelen değişikliklerin
daha etkin bir şekilde modellenmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada dinamik ortamdaki milkrun sistemi için etmen tabanlı bir model geliştirilmiştir. Modelleme aşamasında etmen tabanlı modellerin
oluşturulmasında etkin bir platform olan AnyLogicTM programı kullanılmış, oluşturulan model bir
örnek dikkate alınarak çeşitli senaryolar ile analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Milkrun, Etmen Tabanlı Modelleme, Dinamik
Parekende Dağıtım Optimizasyonu
Faruk Furkan Koç, Halil İbrahim Ayar, Abbas Dündar
Marmara Bölgesi adrese parakende süt dağıtımı için yapılabilirlik analizi üzerine öğrenci lisans bitirme projesi yapılmıştır. Bu projede seçilen bölgede nufüs yoğunluğuna göre rastgele müşteriler
oluşturulmuş ve rotalama hizmetleri üzerinden ulaşım uzaklıkları çıkarılmıştır. Ortaya çıkan gezgin
satıcı problemi bir çözücü ile çözülerek optimize edilmiştir. Ulaşım ve dağıtım sürelerine bağlı olarak
yapılabilirlik değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Gezgin Satıcı Problemi, Araç Rotalama
6.2.30
Sürdürülebilirlik - 2
Oturum Başkanı: Esra Karasakal
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 6
Sürdürülebilir Bina Tasarımı Için Kalite Fonksiyonu Göçerimi Temelli Bir Yaklaşım
Önerimi
104
Deniz Uztürk, Gülçin Büyüközkan
Sürdürülebilir binalar, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyen, enerjiyi ve suyu daha az harcayan,
kaynakları ve malzemeleri daha verimli kullanan binalar olarak tarif ediliyor. Bu doğrultuda binanın
öncelikle sürdürülebilirlik ilkeleri ışığında tasarlanması ve sonra gene aynı ilkelerle inşaatı ve işletilmesi gerekiyor. Bu çalışmanın amacı, daha etkin sürdürülebilir bina tasarımı gerçekleştirebilmek
için Kalite Fonksiyon Göçerimi (KFG) tekniğinin temel alındığı bir yaklaşımın önerilmesidir. KFG,
müşteri istek ve ihtiyaçlarına odaklanarak, “müşterilerin sesi”ne cevap verecek etkin bir ürün, sistem
ve plan geliştirme tekniğidir. Bu çalışmada, sürdürülebilir bina ile ilgili müşteri istek ve talepleri,
KFG tekniği temel alınarak sürdürülebilir bina tasarım gerekliliklerine çevrilmekte ve bu tasarım
gereklilikleri bulanık çok ölçütlü grup karar verme algoritmaları kullanılarak önceliklendirilmektedir.
Önerilen yaklaşımın geçerliliğinin sınanması için sürdürülebilir üniversite bina tasarımı vaka konusu
olarak belirlenmiştir. Sürdürülebilir üniversite bina tasarımı için detaylı bir yazın taramasıyla belirlenen müşteri beklentileri ve tasarım gereklilikleri; sürdürülebilir üniversite binaları konusunda
yetkin endüstriyel uzmanlar tarafından gözden geçirilerek finalize edilmiştir. Belirlenen kriterler,
bulanık verilerin birleştirilmesi ve ikili sözel gösterim yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiş ve
elde edilen sonuçlara dayanarak sürdürülebilir üniversite bina tasarımında öncelik verilmesi gereken
faktörler tespit edilmiştir. İlk defa bir sürdürülebilir üniversite bina tasarımı konusunda kullanılan
önerilen bulanık KFG yaklaşımı ve vaka analizi sonuçları kongre sunumunda detaylarıyla katılımcılara aktarılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilirlik, Çok Ölçütlü Karar Verme, Sürdürülebilir Bina Tasarımı
Sürdürülebilirliği Dikkate Alan Bir Kararlılık Amaç Fonksiyonu ile Satıhtan Havaya
Güdümlü Mermi Yeniden Tahsis Problemi
Ahmet Silav, Esra Karasakal, Orhan Karasakal
Bu çalışmada, bir deniz görev grubunun hava savunma problemi için oluşturulan satıhtan havaya
güdümlü mermi tahsis planının angajman başladıktan sonra ortaya çıkan değişikliklere (mevcut hedefin vurulması, yeni hedef tespiti ve sistem arızası) karşı hedef tahsisinin kısmi olarak değiştirilerek
etkinliğin artırılması problemi incelenmiştir. Önerilen model, deniz görev grubuna olan hava tehditlerinin tamamını imha etme olasılığını ençoklarken, ilk tahsis planı ile yeni tahsis planı arasındaki
değişim miktarını enazlamaktadır. Geliştirilen iki amaçlı satıhtan havaya güdümlü mermi yeniden
tahsis modeli bir önceki plandan sapmaları, yeni hedefe sensörlerin döndürülmesi, hedefin sensörler tarafından yakalanması, bire-bir uçuş yolu probleminin çözümü gibi angajman öncesi süreçleri
dikkate alarak hesaplamakta ve yaşayan ve sürdürülebilir bir yeniden tahsis sonucu üretmektedir.
Bildiride, sürdürülebilirliği dikkate alan kararlılık amaç fonksiyonu yaklaşımı kullanılarak ulaşılan
sonuçlar mukayeseli olarak anlatılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Askeri Harekat Araştırması, Çok Amaçlı Programlama, Optimizasyon
Çok Kriterli Karar Verme Yöntemleriyle Türkiye’de Sosyo-Ekonomik Yaşam Düzeylerinin Bölgesel Analizi: MOORA Referans Metodu Yaklaşımı ile MOORA Oran Metodunun Karşılaştırılması
Ezgi Demir, Sait Erdal Dinçer
Araştırmacılar tarafından son yıllarda ülkeleri, bölgeleri veya benzer demografik yapıları karşılaş105
tırarak göreceli önemlerinin analizlerinin yapılması oldukça yaygın çalışmalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu araştırmada, Türkiye’ de yer alan tüm illerin bölgesel konumlarından hareketle sosyoekonomik kriterler vasıtasıyla illerin değerlendirilmesi yapılarak sosyo-ekonomik gelişmişlikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma yöntemi olarak Çok Kriterli Karar Verme yöntemlerinden
MOORA yöntemi seçilmiş olup, yöntemin referans nokta yaklaşımı ile oran metodu yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Seçilen sosyo-ekonomik kriterlerin ağırlıkları, Türkiye çapında bölgesel anlamda eşit
kabul edilmiş ve illerin göreceli sosyo-ekonomik gelişmişlikleri elde edilmiştir. Genel olarak, kişisel seçim problemlerinde, ekonomik, endüstriyel, finansal ve politik karar problemlerine uygulanan
ÇKKV yöntemlerinin, sosyo-ekonomik değerlendirmelerde de kullanılması araştırmanın önemini artırmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik, Çok Kriterli Karar Verme, MOORA, Oran Metodu, Referans Nokta Yaklaşımı
İklim Değişikliği Farkındalığının Bayes Ağları ile Modellenmesi
Merve Doğruel Anuşlu, Burcu Kartal
İklim değişikliği kavramı karşılaştırılabilir zaman periyotlarında gözlenen küresel atmosfer bileşimini değiştiren doğal iklim değişiklikleri olarak tanımlanmaktaydı. Günümüz dünyasında ise iklim
değişikliği bilim adamları tarafından bu tanıma ek olarak sanayileşme sonrasında doğrudan ya da
dolaylı olarak insan faaliyetlerine atfedilmiştir. İklim değişikliğinin bölgesel etkilerinin yanında, gezegendeki tüm canlılar üzerinde tehdit oluşturması konunun küresel olarak ele alınması gerektiğini
göstermektedir. Küresel ısınma ile birlikte iklim değişikliği sağlık sektöründen tarım sektörüne, enerji
sektöründen turizm sektörüne kadar yarattığı ve yaratacağı etkilerle pek çok farklı bilim alanında
incelenen konulardan biri haline gelmiştir. Bilim adamları yaptıkları çalışmalar sonucunda “iklim
değişikliği ve küresel ısınma” küresel felakete yol açabilir mi sorusuna maalesef evet demek zorunda
kalmaktadır. İklim Değişikliğinde Son Gelişmeler: IPPC 2013 Raporu’na göre Akdeniz Havzası’nda
yer alan Türkiye, dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenecek kırılgan bölgelerden birinde yer
almaktadır. Bu çalışma kapsamında da Türkiye’de iklim değişikliği farkındalığı araştırılması hedeflenmiştir. Çalışmanın uygulama aşamasında anket çalışması yapılmış ve analiz olarak Bayes Ağları
yöntemi seçilmiştir. Bayes Ağları, Bayes kanıt ağları, yönlü çevrimsiz grafik modeller, Bayes modelleri, nedensel olasılık ağları olarak da bilinen olasılıksal grafik model ailesinin bir parçası olarak
sınıflandırılmaktadır. Bayes Ağları sisteme bilgi geldikçe olgunlaşabilmesi yönüyle diğer tekniklerden ayrılmaktadır. Bayes ağları yönteminin esnekliği ve hesaplama açısından verimliği, kompleks
yapıları modellemek için matematiksel olarak titiz bir yöntem sunmaktadır. Yapılan araştırmalar
Bayes Ağlarının kanıt değerlerini revize etmek için olasılıksal çıkarımların kullanılmasını destekleyen önemli bir güce sahip olduğunu göstermektedir. Anket çalışması ile toplanan datadan iklim
değişikliği farkındalığına ait Bayes Ağları modeli öğrenilmiştir. Oluşturulan modelin log skorları ile
marjinal modelin log skorları karşılaştırıldığında, öğrenilen Bayes Ağ modelinin daha yüksek performans ile tahminleme yapabildiği görülmüştür. Çeşitli kanıt değerleri ile revize edilen ağ ile olasılıksal
çıkarımlar yapılmasına da olanak sağlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Bayes Ağları, İklim Değişikliği Farkındalığı, Küresel Isınma Kontrol
106
6.2.31
Enerji Yönetimi - 2
Oturum Başkanı: Ceyda Şen
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 7
Türkiye Elektrik Talebinin Tahmini için Bir Fourier Serisi Modeli
Ergün Yükseltan, Ahmet Yücekaya, Ayşe Hümeyra Bilge
Serbestleşmiş Elektrik piyasalarında bağımsız sistem işleticisi elektrik piyasasının yönetimi ve arz
talep dengesinin sürekli sağlanmasından sorumludur. Her gün sistem işleticisi bir sonraki günün
elektrik talebini ilan ederek sistem katılımcılarına bu talebi karşılamak için teklif çağrısı yapar. Bu
durumda güvenilir ve başarılı bir piyasa işleyişi için elektrik talebinin doğru tahmini önem taşımaktadır. Bu çalışmada günlük, haftalık ve yıllık talep değişim şekillerini ve mevsimsel değişimleri
dikkate alan bir doğrusal model kullanırak saatlik elektrik talebi tahmini yapabilen bir yöntem geliştirilmiştir. Elektrik talebi farklı mevsimsel karakterleri içeren bir çevrimsel hareket göstermektedir.
Önerilen yöntem sadece talebin değişim şekillerini ele alarak saatlik elektrik talep değişimlerini tahmin etmekte, herhangi bir fiziki veri ile iklim verisi kullanmamaktadır. Yöntem Türkiye elektrik
piyasasına uygulanmış ve 2012-2014 yılı elektrik talep verisi esas alındığında günlük ve haftalık
bazda %3 oranında ortalama mutlak yüzde hata (MAPE) elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Fourier Serisi, Türkiye Elektik Talebi, Talep Tahmini, Zaman Serileri
Yenilenebilir Hibrit Enerji Sistemi Planlamasına Risten Kaçınan Bir Yaklaşım: Türkiye
için Bir Uygulama
Özlem Yılmaz, Özlem Çavuş, Ayşe Selin Kocaman
Yenilenebilir enerji kaynaklarının kesikli ve belirsiz olması enerji altyapı planlama problemlerinde
riskten kaçınan stokastik yöntemlerin önemini arttırmıştır. Bu çalışmada belirli bir elektrik talebini
karşılamak için güneş ve hidroelektrik santral barındıran hibrit bir sistemin en uygun maliyette
planlanmasını amaçlayan iki aşamalı rassal bir modelin riskten kaçınan bir yaklaşımı üzerinde durulmuştur. Araştırmada risk ölçütü olarak Koşullu Riske Maruz Değer (CVaR) kullanılmıştır. Hidroelektrik sistemi besleyen su akış miktarlarındaki değişimler, modelde yer alan rassallığın başlıca
kaynağıdır. Su akış miktarlarına ait senaryoların oluşturulmasında Manavgat Nehri’ne ait akış verileri baz alınmış ve Prairie vd. (2006) tarafından geliştirilmiş olan K-En Yakın Komşu Algoritması
kullanılmıştır. Modelin çözümünde senaryo tabanlı ayrıştırma algoritması kullanılmış ve elde edilen
sonuçlar yorumlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Riskten Kaçınan İki Seviyeli Rassal Eniyileme, Koşullu Riske Maruz Değer
(CVaR), Senaryo Tabanlı Ayrıştırma
Kapasite ve Mesafe Kısıtlı Merkezi Olmayan Elektrik Üretim ve Dağıtım Sistemlerinin
Sürekli Uzayda Konumsal Planlaması
Oğuzhan Efe Şakrak, Ayşe Selin Kocaman
Talep miktarları belli müşterilerin ihtiyacını, elektrik enerji kaynakları ile karşılamak üzere kurulacak merkezi olmayan, kapasite ve mesafe kısıtlı enerji üretim ve dağıtım sistemlerinin sürekli uzayda
konumsal planlaması hedeflenmiştir. Ölçek ekonomisine göre; genel olarak tesis kapasitesi büyüdükçe
birim büyüklükte ürün barındırma maliyeti azalmaktadır. Öte yandan tesis kapasitesini arttırıp tesis
107
miktarını azaltmak şebekedeki hat sayısını ve dolayısıyla hat maliyetini arttırmaktadır. Bu ödünleşmenin dikkate alınması ve ağ tasarımının maliyet etkin yapılması için problem matematiksel
olarak modellenmiştir. Literatürde sürekli uzayda çalışılan tesis yer seçimi ve ağ tasarımı problemleri çok sınırlı sayıda olmakla birlikte, farklı kapasite kısıtlarına sahip tesis çeşitlerinin kullanıldığı
(tesis ebatlama), tesis yer ve sayısının bilinmediği, kapasite kısıtından ayrı olarak hat uzunluklarının
da kısıtlanarak voltaj düşümü/enerji kaybı gibi durumların modellendiği ağ tasarımının çalışıldığı
problem bulunmamaktadır. Tesis yer seçimi ve ağ tasarımında; sürekli uzayda en iyileme yöntemleri
ve sezgisel yöntemler (akıllı nokta ekleme (smart point insertion)), benzetimli tavlama (simulated
annealing)) kullanılarak maliyet etkin ağ tasarımı yapılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Dağıtım Ağı Tasarımı, Enerji Dağıtımı, Sürekli Uzay Tesis Yerleşimi, Kapasite
Kısıtlı Tesis Yerleşimi, Tesis Ebatlama, Konumsal Planlama
Değişken Fiyat Altında Enerji Depolama Sisteminin Optimum Kullanım Varsayımı
Maliyet Analizi
Buse Yıldırım, Gülin Dilara Koşar, Tansu Dilaver, Kemal Sarıca
Günümüzde artan enerji ihtiyacını karşılama amacıyla birçok farklı enerji kaynağı kullanılmaktadır.
Geçmişte kullanılan kömür ve petrol gibi konvansiyonel kaynak rezervlerinin azalması dolayısıyla,
rüzgâr gücü, güneş ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ihtiyaç artmıştır. Türkiye’de elektrik enerjisinin diğer enerji kaynaklarına oranla daha yaygın kullanılması ve
son teknolojik gelişmeler ile depolanıp daha sonra kullanılabilir özelliğe sahip olması sebebiyle bu
projede elektrik enerjisi üzerine çalışılmıştır. Türkiye’de elektrik piyasası liberalleştirilmiş ve serbest
tüketici haklarına sahip olmak kolaylaştırılmıştır. Artan rekabet ile beraber abonelerin sabit ve üç
zamanlı tarifelerin dışında, ölçekleri izin verdiği müddetçe gün öncesi ve spot elektrik piyasalarına
erişimi kolaylaşmıştır. Bu çalışmanın amacı, Türkiye’nin elektrik piyasasındaki fiyat dalgalanmaları
karşısında tüketicinin enerji depolama teknolojilerini kullanarak talebi daha az maliyetle karşılayan, ayrıca mevcut sisteme artı değer yaratan bir matematiksel model yardımı ile maliyet analizi
yapmaktır. Kullanılan model bir mesken, şebeke, batarya ve evirici şarj cihazı içerir. Modelin çalışma prensibine göre evirici şarj cihazı, elektrik fiyatının ucuz olduğu saatlerde bataryayı şarj eder,
meskenin elektrik ihtiyacı şebekeden karşılanır; elektrik fiyatının pahalı olduğu saatlerde, şebekeden
kullanılmadan bataryada depolanan enerjiyi boşaltarak meskenin enerji ihtiyacını karşılar. Modelin
veri çıktıları GAMS programı aracılığıyla alınmış ve doğrusal programlama kullanılarak meskenin
bir yıllık elektrik tüketim maliyetini minimize etmek amaçlanmıştır. Bu matematiksel model, dört
farklı evirici şarj cihazı ve iki farklı bataryanın çeşitli kombinasyonlarıyla üç farklı mesken kullanıcının yıllık elektrik tüketim verisi üzerinden çalıştırılmıştır. Modele, her bir mesken kullanıcı için
tüm tarifeler ayrı ayrı veri olarak girilmiştir. Ek olarak, Türkiye’nin elektrik tüketim profili normalize edilerek modele işlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, kullanılan model, elektrik piyasasında
mesken kullanıcı için ekonomik olarak makul bir değer yaratmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Enerji Depolama Sistemi, Evirici, Batarya, Doğrusal Programlama
6.2.32
Tedarik Zinciri Yönetimi - 3
Oturum Başkanı: Bahadır Gülsün
Perşembe, 16:30 - 18:00, Salon 8
108
Lojistik Köyler Üzerine
Mete Baydar, Haldun Süral, Melih Çelik
Çalışmanın amacı, Lojistik Köyler üzerine, sürdürülebilirlik ve hakkaniyet bakış açılarından, güncel
bir literatür değerlendirmesi sunmak ve yük taşımacılığı özelinde, lojistik köylerin, tedarik zincirine
ve lojistik ağlarına etkilerini ve tedarik zincirindeki ve lojistik ağlarındaki yerlerini tartışmaktır.
Lojistik Köyler’in yapısı incelendiğinde, yük taşımacılığı aktivitelerinin artmasıyla, getirebilecekleri potansiyel birçok faydanın olduğu görülmektedir. Ancak, literatür değerlendirmesi, literatürün,
Lojistik Köyler’in, sürdürülebilirlik ve sosyal hakkaniyet kapsamında, kuruluş amaçlarını yerine getirdiğini gösterecek, tatmin edici kanıt barındırmadığını göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Lojistik, Sürdürülebilirlik, İnsani Yardım Lojistiği
Kargo Teslimatında Etkinliği Artırmak için Bütünleşik Bir Sistem Yaklaşımı: Bukoli
Uygulaması ve Alternatif Bir Öneri
Hasan Basri Sungur, Burak Erkayman
Dünya’da Endüstri 4.0 devrimi gerçekleşirken, üreticiden tüketiciye her bir evresinde de yeniliklere
gebe olduğu kesindir. Lojistik sektörünün de bu devrimin ana parçalarından biri olarak, kaynağın
ürüne dönüşmesinde ve tüketiciye ulaştırılmasında en zayıf halka olmaması gelişmesindendir. Türkiye’de e-ticaretin her geçen gün gelişmesi yeni bir fikri 2014 yılında hayata geçirmiştir: Bukoli.
Yeni ve yaratıcı fikri ile İstanbul’da faaliyet gösteren Bukoli uygulaması bu çalışmada incelenmiştir.
Yapılan incelemelere göre uygulamaya alternatif gelişme sahası oluşturulmuş ve bu alternatif bütünleştirme çalışmanın muhtemel sonuçları üzerinde durulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Lojistik Bilgi Sistemleri, Ulaştırma Sistemleri, Bukoli
Havalimanı Yolcu Transferi Hizmeti için Araç Rotalama Formülasyonları
H. Hande Kıraç, Hakan Gültekin, Osman Abul
Bu çalışma kapsamında, bir havayolu firmasının şehirden havalimanı yönüne ve havalimanından şehir
yönüne doğru gerçekleştirdiği yolcu transfer hizmeti ele alınmıştır. Farklı saatlerde, farklı şehirlerden
gelen veya farklı şehirlere gidecek olan çeşitli sayıda yolcular bulunmaktadır. Bu yolcuların, şehirden
havalimanına veya havalimanından şehir yönüne transferleri belirli kapasiteye sahip belirli sayıda
aracı bulunan transfer servis sağlayıcısı tarafından yapılmaktadır. Transfer hizmeti planlanırken araç
kapasitesi, yolcuların bekleme süresi, gidiş geliş saatlerine bağlı olarak aynı araca atanabilirlik gibi
çeşitli kısıtlar göz önünde bulundurulmaktadır. Bu problemin çözümü için birisi zaman pencereli
araç rotalama problemi şeklinde farklı formülasyon alternatifleri geliştirilmiştir. Bu formülasyonlarla
gerçek hayat verileri kullanılarak yapılan testlerde transfer aracının kapasitesi aşılmayacak sayıda
az kişi ile oldukça geniş saat aralıkları arasında, tek bir lokasyona hizmet verilmesi probleminin
çözüm süresi makul seviyelerdedir. Ancak, çok sayıda yolcu olması ve transfer talep edilen saatler
arasındaki zamanın sıkışıklığı gibi durumlar ortaya çıktığında problemin karmaşıklığı artmaktadır.
Problemin makul sürelerde çözümü için yuvarlanan ufuk yaklaşımı matematiksel model tabanlı bir
sezgisel önerilmiştir. Geliştirilen sezgisel yöntem için de farklı parametrelerle testler yapılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Araç Rotalama, Matematiksel Modelleme
Bir Mobilya Firması için Belirsizlik Ortamında EOQ Modeli Uygulaması
109
Ekrem Taçyıldız, Banu Güner
Gerçek sistemlerin içerdiği belirsizlikler, sistemin doğru ve etkin işleyişini sağlayacak kaynak planlaması ve süreç planlaması gibi pek çok faaliyetin gerçekleştirilmesini zorlaştırmaktadır. Belirsizlik
ortamında bu gibi faaliyetlerin daha kolay, daha doğru ve daha güvenilir yapılmasını sağlamak için
geliştirilmiş yöntemler mevcuttur. Gri Sistem Teorisi de son yıllarda farklı alanlarda uygulama bulmuş, belirsiz ortamlar için geliştirilmiş yöntemlerden birisidir. 1982 yılında Ju-long Deng tarafından
geliştirilen gri sistem teorisi, yetersiz bilgi ve küçük örnekler içeren problem çalışmalarına odaklanan
bir metodolojidir. Bu çalışmada, Ekonomik Sipariş Miktarı (EOQ) modeline, belirsizlik ortamı için
geliştirilmiş gri sistem teorisi uygulanmaktadır. Kusurlu ürünleri içeren ekonomik sipariş miktarı
modelinin kurulmasında kesin olmayan parametre değerleri bulunmaktadır. Bu parametre değerleri
belirsizlik durumu olduğu için, aralıklı gri sayılar ile ifade edilmektedir. Model, aralıklı gri sayılar
kullanılarak gri sistem teorisi yaklaşımıyla oluşturulmaktadır. Modelde kullanılan talep değeri de
yine belirsizlik ortamı için geliştirilmiş bir modelle elde edilmektedir. Karar alma süreçlerinde doğru
ve güvenilir tahmin değerlerinin kullanımı çok önemlidir. Doğru ve güvenilir tahminde bulunmak için
uygun tahmin metodu kullanımı kilit rol oynar. Çalışmada talep tahmini için, belirsizlik ortamında
kullanılabilecek uygulaması kolay bir yöntem olan gri tahmin metodundan faydalanılmaktadır. Yuvarlanma (Rolling)-GM(1,1) modeli olarak bilinen gri tahmin yöntemiyle elde edilen talep değeri
EOQ modelinde parametre olarak kullanılmaktadır. Çalışmanın uygulama aşaması bir mobilya firmasında gerçekleştirilen çalışmaları kapsamaktadır. Firmanın üzerinde çalışılan ürün grubu için
uygun EOQ değeri bulunduktan sonra toplam maliyet değeri hesaplanmaktadır. Böylece belirsizlik
kaynaklı maliyetleri azaltmak mümkün olmaktadır.
Anahtar Kelimeler: EOQ, Gri Sistem Teorisi, Talep Tahmini
6.3
6.3.1
7 Temmuz Cuma Oturumları
Davranışsal Yöneylem Araştırması (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Ümmühan Akbay
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 1
Belirsizlik Altında Karar Vermede Cinsiyet Etkisi: Gazeteci Çocuk Deneyleri
Ümmühan Akbay, Murat Kaya
Bu çalışmada, gazeteci çocuk problemi kararlarında cinsiyet etkisi incelenmiştir. Gazeteci çocuk
probleminde karar verici, sezonluk bir ürün için rassal talebi karşılamak üzere sipariş miktarını belirler. Bunu yaparken, satış kaçırma ve elde kalma maliyetlerini göz önüne alır. Stokastik envanter
kuramının temel taşlarından olan bu model, insanların belirsizlik altında karar verme davranışlarını
irdelemek için de uygun bir platformdur. Sunulacak çalışmada, insan karar vericilerin bilgisayar başında 40 tur boyunca sipariş miktarları belirlediği bir deney gerçekleştirilmiştir. Gerek yüksek, gerek
de düşük kar marjlı ürün senaryolarında kadın deneklerin erkeklerden daha düşük miktarda sipariş
verdiği ve daha az kar elde ettiği gözlemlenmiştir. Ortaya çıkan bu ayrım, cinsiyetler arasında riskten kaçınma, ve karar sezgiselleri kullanımındaki farklılıklarla açıklanmıştır. Kadın deneklerin “talep
kovalama” sezgiselini erkeklerden daha fazla kullandıkları belirlenmiş, ancak “ortalamaya çıpalama”
sezgiseli kullanımda cinsiyetler arasında tutarlı bir fark bulunmamıştır. Elde edilen sonuçlar, belirsizlik altında karar verilen durumlarda ödül-ceza sistemleri ve karar destek sistemleri tasarımlarına
110
ışık tutabilecek niteliktedir.
Anahtar Kelimeler: Belirsizlik Altinda Karar Verme, Gazeteci Çocuk Modeli, Envanter Yönetimi,
Davranışsal Operasyon Yönetimi, Karar Verme Deneyleri, Karar Verme Sezgiselleri
Tedarik Zinciri İlişkilerinde Satış Bilgisi Asimetrisi
Ümmühan Akbay
Günümüzde giderek küreselleşen tedarik zincirlerinde eşgüdümün sağlanması çok daha zor ve çok
daha önemli bir konu haline gelmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri firmalar arasındaki bilgi
asimetrisi, yani firmaların tedarik zinciriyle ilgili birtakım konularda ortaklarının sahip olduğu bilgiye sahip olmaması ve coğrafi uzaklık gibi nedenlerle ortaklarının paylaştığı bilginin ne kadar doğru
olduğunu kontrol etme imkanı olmamasıdır. Pekçok akademik yayın tedarik zincirlerinde eşgüdümün
sağlanması amacıyla firmalar arasında risk ve kâr dağılımını kontrol eden çeşitli sözleşme modelleri
önermişlerdir. Bu yayınların ortak özelliği karar verenleri standart ekonomik varsayımlar altında
hareket eden, sadece kendi kârını eniyilemek ile ilgilenen rasyonel bireyler olarak kabul etmeleridir.
Oysa gerek deneysel iktisat gerek davranışsal operasyon yönetimi alanında yapılan güncel çalışmalar
karar verenlerin standart kuramsal modellere göre hareket etmediğini göstermiştir. Özellikle gelir
paylaşımına dayalı sözleşme üzerine yapılan çalışmalarda üreticilerin kuramsal beklentiye kıyasla
daha yüksek toptan satış fiyatı, daha alçak gelir paylaşım fiyatı önerdikleri ve eşgüdüm sağlanamasa da daha adil bir kâr paylaşımı sağlandığı görülmüştür. Bu çalışmada üretici ve perakendeci
arasındaki ilişkinin gelir paylaşımına dayalı sözleşme ile düzenlendiği basit bir tedarik zinciri karar
verme deneyinde perakendecinin gerçekleştirdiği satış miktarının özel bilgi olmasının tedarik zinciri
ilişkileri ve sözleşme performansı üzerindeki etkilerini inceliyoruz. Deney senaryosuna göre üretici
sözleşme parametrelerini belirlerken perakendeci rassal tüketici talebini karşılamak üzere sipariş
miktarını belirlemekte ve sezon sonunda gerçekleşen satışı yalnızca perakendeci görebilmektedir. Bu
sunumda satış bilgisi asimetrisinin üreticinin önerdiği sözleşme parametreleri, perakendecinin sipariş
kararları, elde edilen kâr değerleri ve sözleşme verimi üzerindeki etkileri tartışılacaktır.
Anahtar Kelimeler: Davranışsal Operasyon Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi, Gazeteci Çocuk
Modeli, Envanter Yönetimi
Gelir Yönetimi Alanında Davranışsal Çalışmalar
Nur Ayvaz Çavdaroğlu, Ümmühan Akbay
Gelir Yönetimi 1980’den itibaren oldukça önem kazanmış, son 10 yılda büyük gelişmelere sahne
olmuş bir yöneylem araştırması dalıdır. Gelir yönetimi, ilk olarak havayollarında farklı müşteri sınıflarına farklı fiyatlandırma sunulması yoluyla havayolu firmalarının kârlılığını artırma amacıyla
ortaya çıkmış, ancak daha sonra otel endüstrisi, araba kiralama, sanatsal ve kültürel etkinlikler,
hatta sağlık sektörü gibi çok farklı uygulama alanı bulmuştur. Günümüzde hâlen çok popüler bir
araştırma dalı olan gelir yönetiminde geliştirilen teorik çalışmalar ve metotlar gerçek hayatta sıkça
kullanılmaktadır. Gelir yönetimi bu denli popüler bir alan olmakla beraber modellerin temelinde
yatan bazı davranışsal varsayımlar şimdiye kadar detaylı biçimde irdelenmemiştir. Teorik modellere dayanan karar verme yardımcısı yazılımlar karar verecek olan kişiye optimal koruma seviyesini
önerse bile bu kişinin öneriye uyup uymadığı test edilmemiştir. Oysa bu alandaki az sayıda davranışsal çalışma, gerçek insan kararlarının teorik modellerin öngördüğü kararlardan oldukça farklı
olabildiğine, dolayısıyla kârlılık oranlarının oldukça değişebildiğine işaret etmektedir. Bu çalışma ile
biz de gelir yönetimi alanındaki temel teorik modelleri inceleyip gerçek insan davranışlarının bu
111
modellerde öngörülenlere ne derece uyduğunu test etmeyi ve çeşitli sapmaları açıklayacak modeller
geliştirmeyi amaçlamaktayız. Spesifik olarak bu çalışmanın hedefi, iki farklı müşteri sınıfına yönelik
iki farklı fiyatın varlığında, karar verici tarafından belirlenecek olan yüksek fiyatın deney kapsamında
veri olarak belirlenmiş olan düşük fiyatın değerine göre değişip değişmediğinin incelenmesi, ve gerçek
karar verici davranışının teorik modelden sapması altında yatan örüntülerin belirlenmesidir.
Anahtar Kelimeler: Gelir Yönetimi, Davranışsal Çalışmalar, Davranışsal Operasyon Yönetimi, Karar Analizi, Gazeteci Çocuk Modeli
Rekabetçi Fiyatlandırma Altında Kapasite Tahsisi
Bahriye Cesaret, Elena Katok
Dinamik fiyatlandırma, firmaların, fiyatlarını piyasadaki değişimlere yanıt olarak, satış sezonu boyunca uyarlamalarına olanak tanıyan bir fiyat farklılaştırma yöntemidir. Bu araştırmanın amacı,
fiyatlandırma karalarını yaygın olarak insanların aldıkları göz önünde bulundurularak, dinamik fiyatlandırma oyun teorisi modellerinin kişileri rekabet ortamındaki gerçek fiyatlandırma davranışı
üzerine ne kadar iyi bilgilendirdiğini anlamak ve bu konuda yeni bulgular sunmaktır. Bu bağlamda,
araştırma sınırlı kapasite miktarına sahip iki firmanın, birim talepli ve ortak ürün değerlemeli müşterilerle karşılaştığı, stilize edilmiş bir dinamik fiyatlandırma modelini ele alır ve bu modeli laboratuvara taşıyarak fiyat-belirleyici ve kapasite-kısıtlı firmaların yöneticisi rolündeki insan katılımcılarla
bir dizi laboratuvar deneyi yürütür. Bu zamana kadarki sonuçlar göstermektedir ki, yüksek-kapasiteli
firmalar (teorik tahminin aksine) daha ilk periyottan başlayarak rekabete girişirler. Bu da her iki
firmanın markette belirledikleri ortalama fiyatları düşürür. Düşük-kapasiteli firmalar teorik kıyaslara oranla daha az birim satarlar, yüksek-kapasiteli firmalar ise daha fazla birim satarlar. Ayrıca,
rekabet ortamında, katılımcılar ellerindeki ürünler için sezon başında (aşırı rekabetçi davranarak)
değerinden düşük fiyat belirlemekte, sezon sonu yaklaştıkça (az rekabetçi davranarak) değerinden
fazla fiyat belirlemektedirler. Erken periyotlarda gözlenen değerinden az fiyat belirleme karar vericilerin teori gelir seviyesi tahmininden daha az gelir elde etmelerine, ve geç periyotlarda gözlenen
değerinden fazla fiyat belirlemenin karar vericilerin teori gelir seviyesi tahmininden daha fazla gelir
elde etmelerine yol açmaktadır. Fakat teori gelir seviyesi tahmininden az elde edilen gelirler teori
gelir seviyesi tahmininden çok elde edilen gelirleri telafi etmeye yeterli olmadığı için karar vericiler
daha düşük gelir elde ederler. Rekabetin piyasada beklenen ortalama fiyatları düşürmesinin sonucu
olarak müşteriler rekabet ortamından fayda sağlarlar.
Anahtar Kelimeler: Davranışsal Operasyonlar, Fiyatlandırma ve Gelir Yönetimi
Talebin Merkeze Çekim Üzerindeki Etkisi
Ayşe Kocabıyıkoğlu, Celile Itır Göğüş, M. Sinan Gönül
Gazeteci çocuk problemi hakkında yapılan davranışsal araştırmaların çoğunluğu merkeze çekim
etkisinin kar marjları arasında gösterdiği farklılığa odaklanmıştır. Bu çalışmada merkeze çekimi
etkileyebilecek başka bir faktör, talep dağılımı, deneysel bir çalışma ile incelenmektedir. Çalışma sonuçları, geri çevrilen talebin kazancı daha çok etkilediği durumlarda merkeze çekim etkisinin talep
yüksek olduğunda daha güçlü olduğunu gösterirken, satılamayan ürünlerin kar üzerindeki etkisinin
daha fazla olduğu durumlarda aksi yönde bir ilişki ortaya çıkmıştır. Araştırma, karar vericilerin elde
kalan stok ve geri çevrilen talebe karşı hassasiyetinin bu gözleme sebep olduğunu ortaya koymaktadır.
Anahtar Kelimeler: Davranışsal Üretim Yönetimi, Gazeteci Çocuk Problemi
112
6.3.2
Markov Karar Süreci (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Bora Çekyay
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 2
Üstten Sınırlı Olmayan Geçiş Hızlarına Sahip Yarı-Markov Karar Süreçlerinin Analizi:
Müşterilerin Sabırsız Olduğu Bir Hizmet Hızı Kontrol Problemi
Bora Çekyay
Bu çalışma, sabırsız müşterilere sahip ve hizmet hızının bir karar verici tarafından kontrol edildiği
M/M/1 kuyruk sisteminin modellenmesiyle başlamaktadır ve söz konusu sistem, düşük ve yüksek
olmak üzere iki farklı hizmet hızı ile çalışabilmektedir. Karar verici, hizmet hızına, sisteme yeni
bir müşteri girdiğinde veya sistemden bir müşteri ayrıldığında karar vermektedir. Seçilen hizmet
hızı ise, bir sonraki sisteme geliş veya sistemden ayrılışa kadar kullanılmaktadır. Modelde kullanılan
maliyetler, hizmet maliyeti, kuyrukta bekleyen müşteriler için elde bulundurma maliyeti ve belli
bir süre bekledikten sonra sabırsızlanıp hizmet almadan sistemden ayrılan müşteriler için katlanılan
ayrılık maliyetidir. Kurulan modelin amacı, beklenen toplam indirgenmiş maliyeti en küçükleyen
hizmet hızı politikasını bulmaktır. Bu model karar noktaları arasındaki süre üstel dağılıma uyan bir
yarı-Markov karar süreci (YMKS) olarak formüle edilmiştir. Müşterilerin sabırsız olmasından dolayı karar sürecinin geçiş hızları üstten sınırlandırılamamaktadır. Bu durum, YMKS literatüründeki
standart denge varsayımının sağlanamamasına sebep olmaktadır. Bunun yanında, literatürde sıklıkla
kullanılan yeknesaklaştırma metodu da bu problem için aynı sebepten dolayı uygulanamamaktadır.
Bu çalışmada standart denge varsayımını sağlamayan YMKS’ler için optimal deterministik durağan
politikaların varlığını ve değer yineleme algoritmasının yakınsaklığını garantileyen bazı şartlar sunulmuştur. Daha sonra incelenen problemin bu yeni sunulan şartları sağladığı, gösterilmiştir. Çalışmada
son olarak literatüre yeni önerilmiş olan özgüleştirme metodu kullanılmış ve incelenen problemin
optimal politika yapısı karakterize edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Yarı-Markov Karar Süreci, Yeknesaklaştırma, Özgüleştirme, Sabırsız Müşteri,
M/M/1 Kuyruk Modeli
Talep Dağılımının Saklı Markov Süreci Durumlarına Bağlı Değiştiği Envanter Sistemlerinde Sarsınım Analizi Destekli Yerel Arama Yöntemi
Süheyl Güleçyüz, Kağan Gökbayrak, Emre Nadar
Envanterin dönemsel olarak gözden geçirildiği, karşılanamayan taleplerinürün tedarik edildiğinde
karşılanabildiği, siparişlerin sabit bir tedarik süresi sonunda geldiği ve talebin tamsayılı değerler
aldığı tek ürünlü bir envanter sistemi ele alınmaktadır. Bu envanter sisteminde dönemsel talep dağılımı saklı bir Markov zincirinin durumlarına bağlı olarak değişmektedir. Markov zinciri durumları
doğrudan gözlemlenememektedir, ancak gerçekleşen dönemsel talep miktarlarına bağlı olarak tahmin edilebilmektedir. Bu çalışmada kesikli hale getirilmiş yaklaşık sistemde uzun vadede en düşük
ortalama dönemlik maliyet problemi ele alınmaktadır. En iyi çözüm olan taban stok yöntemi için
gerekli durum olasılıklarına bağlı seviyeler sarsınım analizi destekli yerel arama yöntemiyle bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Envanter Sistemleri, Saklı Markov Modelleri, Taban Stok Yönetimi, Sarsınım
113
Analizi, Benzetim
Saklı Markov Süreciyle Değişen Talep Dağılımlı Envanter Sistemlerinde Ortalama Maliyet Denklemi Çözümünün Varlığı
Harun Avcı, Kağan Gökbayrak, Emre Nadar
Envanterin dönemsel gözden geçirildiği, karşılanamayan taleplerin kaybolmadığı ve siparişlerin hemen tedarik edilebildiği tek ürünlük bir envanter sistemi ele alınmaktadır. Bu sistemde dönemsel
talep dağılımı saklı bir Markov sürecinin durumlarına bağlı değişmektedir. Markov zinciri durumları
doğrudan gözlemlenememekte, ancak gerçekleşen talep miktarları üzerinden tahmin edilebilmektedir. Markov zinciri durum olasılıklarının yeterli istatistik oluşturduğu bu sistemde sürekli uzayda tanımlı uzun vadede ortalama dönemlik maliyet problemi ele alınmaktadır. Belirli varsayımlar altında
sabit ortalama maliyetini bulan Bellman denklemi çözümünün varlığı ve en iyi sipariş politikasının
durum olasılıklarına bağlı taban stok politikası olduğu gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Envanter Yönetimi, Stokastik Süreçler, Optimizasyon
Kullanımdaki Ürün Sayısına Bağlı Geri Dönüş Hızının Hibrit Üretim Modeli Kontrol
Kararlarına Etkisi
Aybek Korugan, Seval Ata, Murat Fadıloğlu
Ürünlerin kullanım ömrü dolduğunda yeniden işlenerek kullanıma kazandırılması pek çok sektör
için kazançlı bir opsiyondur. Hem orijinal ürün üreticileri hem de üçüncü taraflar, ömrünü dolduran
ürünleri son kullanıcılardan toplayıp yeniden imal ederek yeni ürün taleplerini karşılayabilmektedirler. Yeniden imalatın kazançlı olmasının sebebi sıfırdan imalattan daha az zaman ve enerji
gerektirmesidir. Fakat yeniden imalatı yapılacak ürünlerin kalite dereceleri, miktarı ve elde edilme
zamanlarındaki belirsizlikler imalat planlama sürecinin karmaşıklığını artırmaktadır. Hem imalat
hem de yeniden imalat yapan hibrit sistemleri inceleyen modellerde, kullanımdaki ürün sayısı ile
yeniden imal edilmek üzere gönderilen ürünlerin geri dönüşü sıklığı arasındaki korelasyon önemlidir.
Literatürdeki çalışmalar genellikle bu korelasyonu göz ardı etmektedirler. Korelasyonu göz önüne
alan çok az çalışmada ise kullanım süresi sıfır kabul edilerek sabit bir tahmini geri dönüş hızına
sahip farklı envanter politikalarının üretilmesi hedeflenmiştir. Oysa geri dönüş sıklığı, hem kullanım
süresi sonundaki geri dönüş olasılığına, hem kullanım süresine ve hem de kullanımdaki ürün miktarına bağlıdır. Hibrit imalat yapan sistemler için optimal üretim ve envanter kontrol politikasını,
kullanımdaki ürünleri de göz önüne alarak inceleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmada,
Markov karar modellemesi kullanılarak, kullanımdaki ürün sayısı bilgisinin sistemdeki optimal imalat ve yeniden imalat kararları ve sistem maliyetlerine etkisi araştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Yeniden İmalat, Hibrit Üretim, Optimal Kontrol, Markov Karar Süreçleri
6.3.3
Optimizasyon - 7
Oturum Başkanı: Burhaneddin Sandıkçı
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 3
A Robust Disaster Preparedness Model with Fairness Concern
Gökalp Erbeyoğlu, Ümit Bilge
114
Humanitarian network design decisions belonging to the preparedness stage of disaster management
life cycle are of critical importance since they set the frame for all further post-disaster operations.
Having strategically and adequately located storage and distribution centers for critical supplies is
the key that enables effective, efficient and fair response to a disaster situation. The preparedness
model proposed in this study selects locations of these facilities, together with their capacities, inventory levels and regions they will be serving, in a way to assure that the right mix of relief items
can be supplied to the right places at the right time under many disaster scenarios. The mixed
integer linear model has several novel features addressing several characteristics specific to humanitarian operations. It aims to find a robust relief network design that satisfies the demand under
any disaster scenario, and to help achieving fairness in the response stage when the relief items are
distributed. The data generation scheme that is used to build test instances is also introduced along
with the model. To be applicable in practice, the assumptions of the model as well as the ease of prediction for the parameters used are justified by authorities in humanitarian organizations. Although
the model turns out to be a hard one, numerical studies demonstrate that it is possible to obtain
optimal or good solutions to cases with realistic sizes within a time-frame sensible for such strategic
decisions. Numerical studies also validate the value of considering fairness at the preparedness stage.
Keywords: Humanitarian Logistics, Disaster Preparedness, Facility Location, Inventory Prepositioning, Fairness, Robust Modeling
Influence Maximization with Interdiction in Social Networks
Kübra Tanınmış Ersüs, Necati Aras, İ. Kuban Altınel
Influence Maximization Problem (IMP) is one of the prominent problems in social network analysis.
It is defined as selecting an initial set of nodes in a social network such that the total number of
affected nodes is maximized at the end of the influence spread. In this study, a competitive version
of IMP, a Stackelberg game on a social network is considered. The leader of the game tries to maximize its influence spread by selecting the most influential nodes within its budget and the follower
tries to minimize the leader’s influence by deactivating its influential nodes. As is the case with all
Stackelberg games, it is assumed that the follower has complete knowledge about leader’s decisions.
Once the leader and the follower make their decisions, the influence propagates according to the
well known Linear Threshold diffusion model until no more nodes can be affected. The problem is
modeled as a stochastic bi-level programming formulation. In order to deal with the uncertainty of
node thresholds, a sample average approximation (SAA) scheme is built. An approach that integrates a metaheuristic and the SAA procedure is proposed. In the upper level, the leader’s solutions are
searched using the Tabu Search method with strategic oscillation. Then, for each candidate solution
the SAA scheme is applied to the lower level problem to find the best response of the follower as
well as an upper bound on the follower’s objective value.
Keywords: Influence Maximization, Stochastic Optimization, Sample Average Approximation
Analysis of The Value of Component Commonality Through A Risk-Adjusted AssembleTo-Order System Optimization
Ebru Angün
This work formulates an assemble-to-order system through a two-stage stochastic programming
problem. The first-stage decisions are base-stock levels of components and the second-stage ones are
115
allocation decisions to several products. Risk pooling and operational hedging effects of commonality are numerically investigated for a risk-averse decision-maker for non-stationary and correlated
demands.
Keywords: Capacity Imbalance, Risk Pooling, Operational Hedging, Stochastic Programming
A Scalable Bounding Method for Stochastic Programming
Burhaneddin Sandıkçı, Osman Yalın Özaltın
Many dynamic decision problems involving uncertainty can be appropriately modeled as multistage stochastic programs. However, most practical instances are so large and/or complex that it is
impossible to solve them on a single computer, especially due to memory limitations. Extending
our previous work on two-stage stochastic mixed-integer programs, we consider general multistage
stochastic programs and develop a bounding method based on scenario decomposition. This method
is broadly applicable, as it does not assume any problem structure including convexity. Moreover,
it naturally fits into a distributed computing environment. Computational experiments with largescale instances (with up to 100 million scenarios, about 1.5 billion decision variables –85% binary–
and 800 million constraints) demonstrate that the proposed method scales nicely with problem size
and has immense potential to obtain high quality solutions to practical instances within a reasonable
time frame.
Keywords: Stochastic Programming, Multistage, Mixed-Integer, Bounding, Parallel Computing
6.3.4
Performans Yönetimi - 3
Oturum Başkanı: Mehmet Fatih Acar
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 4
Türkiye Futbol Kulüplerinin Veri Zarflama Yöntemi Kullanılarak Yapılan Verimlilik
Analizi
Melike Yılmaz, Çağlar Aksezer, Tankut Atan
Takım oyunu özelliği taşıyan futbolda, takımın toplu ve süreklilik gösteren performansı başarı için
önemli rol oynamaktadır. Veri Zarflama Analizi (VZA) metodu, futbol dahil olmak üzere birçok
takım sporunun verimlilik değerlendirmesi için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye’deki futbol takımlarının performansları son beş yıllık gerçek veri ile topluca analiz edilip değerlendirilmektedir. Çalışmanın amacı, performans özelliklerini kullanarak lig sonunda oluşması muhtemel sıralamayı sezon içerisinde olabildiğince erken tahmin etmektir. Matematiksel araç olarak,
parametrik olmayan bir metot olan Veri Zarflama (VZA)’nin CCR-I ve ARG-I modelleri kullanılmıştır. VZA çok sayıda girdi ve çıktının olduğu durumlarda arzu edilen toplu değerlendirmeyi yapabilmektedir. Yapılan haftalık değerlendirmeler sonucunda, her karar noktası yani takımın etkinlik
değeri ve belirleyici performans kriterleri hakkında bilgiler elde edilmektedir. Bu bilgiler kullanılarak
takımların zayıf yönlerine yönelik hamleler yapması mümkün olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Futbol, Veri Zarflama Analizi (VZA), Performans Değerlendirmesi
Acil Servis Birimlerinin Etkinliğinin Ölçülmesinde En Uygun Veri Zarflama Analizi
116
Modelinin Belirlenmesi
Can Akkan, Melis Almula Karadayı, Yeliz Ekinci, Füsun Ülengin, Nimet Uray, Elif Karaosmanoğlu,
Güven Bektemur
Veri Zarflama Analizi (VZA) ile etkinlik ölçümü yapılırken hangi modelin ve girdi-,çıktı değişkenlerinin seçileceği problemi kritiktir. Herhangi bir karar verme birimi için tahmini etkinlik değeri bu
spesifikasyonlara bağlıdır. Bu çalışma kapsamında Beyoğlu Kamu Hastaneleri Birliği’ne bağlı acil
servis birimlerinin etkinlikleri, olası tüm VZA modeli parametreleri ile hesaplanmış ve elde edilen
etkinlik değerleri, çok boyutlu ölçekleme ve temel bileşenler analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilip karşılaştırılmıştır. Bunun sonucunda acil servislerin etkinliğinin hesaplanması için en uygun
VZA modeli ve girdi-çıktı değişken listesi tespit edilmiş, elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Veri Zarflama Analizi, Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi, Temel Bileşenler Analizi
Türkiye Süper Ligi’nde Yer Alan Futbol Kulüplerinin Etkinliklerinin Veri Zarflama
Analizi ile İncelenmesi
Ertuğrul Ayyıldız, Miraç Murat
Milattan önce üçüncü yüzyılda Çin’de ortaya çıkan futbol günümüzde tüm dünya tarafından ilgiyle
takip edilen bir spordur. Taşıdığı sembolik değerlerle ve yarattığı rekabetlerle birlikte günlük hayatın
bir parçası haline gelen futbol artık bir endüstriyel alana dönüşmüştür. Hızla artan ilgi beraberinde
yatırımları da getirmiştir. Bu gelişmelerle tüm dünyayla birlikte Türkiye’de de futbol piyasası büyümüştür. Ligimizin yayın hakkı yayıncı kuruluş tarafından 600 milyon dolara satın alınmıştır. Bu
da ülkemizdeki futbol ekonomisinin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Çalışma kapsamında futbol
ekonomimizin en önemli paydaşları olan Türkiye Süper Ligi’nde yer alan 18 takım veri zarflama
analizi ile incelenerek etkinlikleri ölçülmüştür. Çeşitli finansal(bütçe, transfer maliyetleri, yayın gelirleri, maaşlar vb.) ve spor(galibiyet sayısı, toplam puan vb.) ile ilgili veriler girdi ve çıktı olarak
kullanılarak etkinlik değerleri elde edilmiştir. Sonuçlar tartışılarak etkin ve etkin olmayan kulüpler
bulunmuştur. Bu çalışmanın sonucunda kulüplerin performanslarını değerlendirilerek, geliştirilmeye
açık yönlerin geliştirilmesi ya da problemli kısımların düzeltilmesi anlamında kulüp yöneticilerine
etkinliklerini arttıracak aksiyonları gösterebilmek amaçlanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Futbol, Türkiye Süper Ligi
Mülkiyet Durumu ve Banka Etkinliği
Mehmet Fatih Acar
Finansal piyasaların vazgeçilmez unsuru olan bankaların etkinliği, faaliyet gösterdiği ülkenin toplam etkinliği açısından oldukça önemlidir. Bankalar mülkiyet durumuna göre iki başlık altında dört
farklı kategoride incelenebilir. Birinci olarak devlet kontrolü baz alındığında kamu ve özel bankalar
olarak sınıflandırılır. İkinci başlıkta ise banka hisselerin çoğunun kimde veya kimlerde olduğudur.
Buna göre eğer bir bankanın çoğunluk hisseleri faaliyet gösterdiği ülke vatandaşlarına ait ise yerli,
değilse yabancı banka olarak sınıflandırılır. Etkinlik analizinde kullanılan iki ana yöntem vardır.
Bunlar parametrik olmayan Veri Zarflama Analizi ve parametrik olan Stokastik Sınır Analizi’dir.
Bu çalışmada, literatürde her iki yöntem kullanılarak yapılan kamu-özel ve yerli-yabancı bankalar
arasındaki etkinlik karşılaştırmaları göz önünde bulundurulmuş ve bu alandaki literatürde bulunan tartışmalardan bahsedilmiştir. Bununla birlikte hangi durumlarda hangi banka türünün etkin
117
olduğu, etkinlik analizlerinde kullanılan girdi ve çıktıların ne olduğuna da değinilmiştir. Ayrıca çalışmada ileride yapılabilecek muhtemel akademik çalışmalara da dikkat çekilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Veri Zarflama Analizi, Stokastik Sınır Analizi, Bankacılık, Türkiye
6.3.5
Üretim Yönetimi - 3
Oturum Başkanı: Semih Önüt
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 5
UPSAN’da Kritik Malzemeler için Tedarik Planlanma
Yüsra Erdem, Özge Çam, Eda Ayata, Fadime Üney Yüksektepe
Küreselleşme, üretim yapan şirketlerin üzerindeki baskıyı oldukça arttırmıştır. Bu nedenle, pazara
hakim olmak isteyen şirketler, birim karını artırmak için üretim ve tedarik ile ilişkili maliyetlerini
azaltmalıdır.
Bu çalışmada, Türkiye’nin önde gelen supap üreticilerinden biri olan Supsan Motor Parçaları San.
ve Tic. A.Ş.’de tedarik edilen bazı materyallerin stok seviyeleri, sipariş planlamaları ve lojistiği
incelenmiştir. Supsan, Borusan Holding tarafından 1970 yılında ünlü otomobil markalarının motorlarında kullanılan, farklı ebatlarda supap üretmek için kurulmuştur. Firma supap üretimi için taş 1,
taş 2 ve yuva elması olmak üzere 3 tane kritik ve çok pahalı ürünleri İtalya’dan tedarik etmektedir.
Mevcut sipariş miktarı, nakliye alternatifi (kamyon, uçak) ve sipariş sıklığı, şirketin üretim planlama
mühendisi tarafından analitik bir yaklaşım kullanmadan, üretimin aciliyetine göre belirlenmektedir.
Problem, bu üç malzemenin sipariş sıklığını, sipariş miktarını, taşıma alternatiflerini ve emniyet
stoğu seviyelerini belirlemektir. Problemin çözümü için gerekli parametreler ise malzemelerin aylık
tüketim hızı, malzemelerin maliyeti, nakliye alternatiflerinin teslimat süreleri, nakliye alternatiflerinin maliyeti, stok tutma maliyeti, çevrim hizmet düzeyi (CSL) ve malzemelerin tüketimleriyle
ilgili belirsizliktir. Bu parametreler, şirketten elde edilmiştir. Çevrim stoğu ve emniyet stoğu sipariş politikaları incelenmiş, gerekli karşılaştırmalar yapılmıştır. Optimum emniyet stok seviyelerine,
optimum lojistik seçeneklerine ve sipariş planlama sıklığına karar vermek için parti adeti belirleme
yöntemleri kullanılmıştır. Sonuçları, şirketteki planlama mühendislerine daha kolay aktarabilmek
için bir Excel tabanlı karar destek aracı geliştirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tedarik Planlama, Çevrim Stoğu, Güvenlik Stoğu, Lojistik Planlama
Otobüs Tutunma Borularının Boyama Süreçlerinde Yalın Üretim Uygulaması
Zeynep Gergin, Vedat Coşkun, Mert Çıkan, Berkay Eren
Daha az kaynakla müşteri için daha fazla değer yaratmak olarak ifade edilen Yalın Üretim yaklaşımı
son yıllarda yaygın olarak benimsenmiş ve uygulanmaktadır. Yalın üretim, sisteme değer katmayan
ve sırasıyla fazla üretim, bekleme, taşıma, gereksiz işlem, fazla envanter (stok), gereksiz hareket,
kusurlu üretim olmak üzere yedi ana başlık altında toplanan israf kalemlerini doğuran değer yaratmayan faaliyetlerin belirlenmesi ve süreçten elimine edilmesi prensibine dayanır. Süreçteki değer
akışını engelleyen bu faaliyetler Değer Akış Haritası (DAH) olarak adlandırılan yöntem ile görselleştirilir ve bu harita süreç iyileştirme faaliyetlerine temel oluşturur. Yalın üretim uygulamalarında
daha sonra mevcut durum DAH’nda gösterilen israfların diğer yalın üretim metodları ile iyileştirilmesine dair aksiyonlar belirlenir ve sonuçları gelecek durum DAH’nda gösterilir.
118
Bu çalışmada Mercedes Benz-Turk AŞ Hadımköy otobüs fabrikasında, otobüs içindeki yolcu tutunma borularının boyandığı süreçte bir yalın üretim uygulaması yapılmıştır. Önce seçilen ürün
ailesi için mevcut durumu yansıtan DAH çizilerek sistemdeki israflar belirlenmiştir. Daha sonra
üretim mühendisleri ile belirlenen ve uygulanan süreç iyileştirmeleri sonucunda azaltılan süreler ile
verimlilik artışı gelecek durum DAH’a yansıtılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca operatörlerin ergonomik açıdan stres yükleri de incelenerek, bulgular bağlamında hareket iyileştirmeleri önerilmiştir.
Çalışmanın sonunda sistemde henüz uygulanmayan ancak mümkün olan daha ileri iyileştirmeler,
ideal durum DAH çizilerek, stratejik kararlar için yönetime sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Değer Akış Haritalama, Süreç iyileştirme, Yalın Üretim
Tesis Yerleşimi Problemi için Bütünsel Bir Yaklaşım: Bir Üretim Sisteminde Uygulama
Begüm Şener, Nuray Erdem, Esra Tan, Tülin Inkaya, Fatih Çavdur, Engin Barış Erdem
Bu çalışmada rezistans üretimi yapan bir firmada üretimin tüm hatlarını kapsayacak şekilde tesis
planlaması problemi ele alınmıştır. Amaç; malzeme taşımalarını ve gereksiz hareketleri azaltacak
bir tesis yerleşimi oluşturulması, ara stok alanlarının yeni yerleşime uygun biçimde düzenlenmesi ve
düzenli akışın sağlanması ile yeni makinelerin malzeme akışlarını en küçükleyecek şekilde yerleşime
dahil edilmesidir. Çalışmanın ilk aşamasında, Layopt programı ile bölümler arası alternatif yerleşim
planları oluşturulmuştur. Çalışmanın ikinci aşamasında, bölümlerin giriş ve çıkış noktalarının bulunması için bir matematiksel model önerilmiştir ve önerilen model MPL ile çözülmüştür. Çalışmanın
üçüncü aşamasında, bir önceki aşamada elde edilen giriş ve çıkış noktaları girdi olarak alınmıştır ve
bölüm içi yerleşim problemi ele alınmıştır. Bölüm içi malzeme akışlarını en küçüklemesi amaçlayan,
bir matematiksel model geliştirilmiştir. Aynı zamanda, Layopt programı ile bölüm içi yerleşim problemi için alternatif yerleşim planları oluşturulmuştur. Matematiksel modelin amaç fonksiyonu için
optimal sonuç bulunması hedeflenmişken, varsayımlarla çalışmak durumunda kalındığından sezgisel yaklaşım tabanlı çalışan Layopt programı kullanılmıştır. Çalışmanın son aşamasında, bölümler
arası ve bölüm içi alternatif yerleşim planları arasında seçim yapmak için AHP (Analitik Hiyerarşi
Prosesi) ve Veri Zarflama Analizi kullanılmıştır. Önerilen alternatif yerleşim planlarının etkinliği bir
simülasyon modeli ile gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tesis Planlaması, Tamsayılı Programlama, AHP, DEA, Simülasyon
Yeni Kurulmuş ve Gelişme Aşamasındaki Tasarım Ürün Şirketlerinde Üretim ve Envanter Planlaması
Minel Çağlayan, Pınar Özkurt, Şahika Koyun Yılmaz
Küreselleşme ile üretileni tüketmek yaklaşımından tüketiciye yönelik üretim yaklaşımı hızla yaygınlaşmaktadır. Tüketicilerin toplu üretim hatlarından çıkan standartlaştırılmış ürünlere olan ilgisinin
azalması, tasarım ürünlere olan talebin artmasına yol açmıştır. Endüstriyel ürün tasarımının toplu
üretim yapan şirketlerde önemi artmış; ancak bu tip şirketlerde öne çıkan tasarım anlayışı tüketicilerin şahsa özel veya nadide ürün ihtiyacını tam olarak karşılayamamaktadır. Butik tasarım ürün
üretimi yapan atölyelere olan talebin yaygınlaşmasıyla, butik atölyeler şirketleşmeye başlamıştır.
Yeni kurulan ve gelişme aşamasındaki bu şirketler nispeten az ürün çeşidine sahip olup yüksek
parça geçişkenliğine sahiptirler. Bu tip şirketlerin satış yapabileceği mecralar internet ve tasarım
marketleridir. Tasarım marketlerinin konsolide satış yapması, yeni kurulmuş ve gelişmekte olan
butik şirketlerin üretim ve envanter planlarında dalgalanmalara yol açmaktadır. Bu çalışmada ev
aydınlatmasına yönelik kendin yap temalı üretim yapan yeni kurulmuş bir şirkette (Kit-Box Design)
119
geçmiş verinin incelenerek lineer programlama parametrelerinin bulunması ve gelecek dönem için
üretim ve envanter planlaması yapılmaktadır. Bu çalışma ile yeni kurulmuş ve gelişmekte olan butik
tasarım şirketlerine rehberlik edecek bir üretim ve envanter planlama modeli geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Anahtar Kelimeler: Lineer Programlama, Üretim Planlama, Envanter Planlama
6.3.6
Karar Analizi - 2
Oturum Başkanı: Gürhan Uysal
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 6
Nash Dengesi ve Belirsizlik Altında Karar Verme: İşletme Hangi Politikayı İzleyebilir?
Gürhan Uysal
John Nash, Nash Dengesi teorisi ile Nobel Ekonomi Ödülü kazanmıştır. Bu araştırmada Nash Dengesi ve belirsizlik altında karar verme incelenmektedir. Temel araştırma sorusu, Nash Dengesi belirsizlik altında karar verme ile mi ilgilidir? ve işletme belirsizlik ortamında hangi politikaları oluşturabilir? (1) Karar Modelleri: Yöneylemde 3 karar modeli vardır: Belirlilik altında karar verme, Risk
yönetimi, ve Belirsizlik altında karar verme. Nash Dengesinde piyasa oyuncuları rakipler hakkında
bilgi sahibi değildir. Bu belirsizliğe neden olmakta ve işletme politikaları belirsizlik altında geliştirilmektedir. Belirsizlik ve bilgi yetersizliği piyasada denge durumunu oluşturmaktadır. (2) Araştırma
Yöntemi: Araştırmada karar modelleri ve Nash Dengesi incelenecektir. Sonuç olarak, Nash Dengesi
ve belirsizlik durumunda işletme hangi politikayı izlemelidir? İşletme bilgi yönelimli, rakipler ve
ürünleri hakkında bilgi artırma politikası izleyebilir? Sorularına cevap verilecektir.
Anahtar Kelimeler: Çok Ölçütlü Karar Verme, Nash Dengesi
Oyun Teorisi Yaklaşımı ile Akıllı Telefon Tercihlerinin Belirlenmesi
Seda Alacan, Ersoy Öz
Günümüzde insan yaşamına giren mobilite kavramı, iletişim alışkanlıklarında önemli ölçüde değişikliklere yol açmıştır. Yeni özellikler eklenerek piyasaya sürülen akıllı telefonlar nedeniyle kullanıcılar
yeni bir akıllı telefon alma isteği duymaktadır. İşlevsel getiri ve eğlence beklentileriyle birlikte kullanım kolaylığı, maliyet gibi bir çok etken akıllı telefon tercihinde karşımıza çıkan olgulardır. Bu
çalışmada birçok seçenek arasında kalan kullanıcılar tarafından en çok tercih edilen ve sektörün
önde gelen firmalarından olan “Apple” ve “Samsung” firmalarının üretmiş olduğu “Iphone” ve “Samsung” marka akıllı telefonlar arasından anket tasarımı yoluyla elde edilen bilgiler altında oyun teorisi
modeli kurulacak ve analizi yapılacaktır. Hayatın her alanında alınması gereken kararlar belirli seçenekler arasından amaca en uygun olanın seçilmesi şeklinde yapılmaktadır. Bu seçimin yapılması
da aslında eldeki alternatif seçenekler arasından en iyisinin seçilmesi işlemidir. Oyun teorisi kavramında, karşılıklı çıkar gruplarının ilişkilerinin oyun bazında nasıl incelenebileceğini gösterebilmek
için sektöre egemen olan “Iphone” ile “Samsung” markaları arasındaki ilişkilerin bugününde her iki
tarafın da ne tür stratejiler uygulayabileceği araştırılmış, bu amaç uğrunda tercih edilmenin bağlı
olduğu özellikler ortaya çıkartılmıştır. Bu süreç ise tipik bir Oyun Teorisi Problemi olarak ele alınmıştır. “Apple” ve “Samsung” firmalarının çıkar çatışmaları, kar maksimizasyonu hedefleri ve bu
amaçlara ulaşma yolunda farklı stratejilerden faydalanacak olmaları nedeni ile “Samsung” marka
120
akıllı telefon ile “Iphone” marka akıllı telefonun ilişkilerini iki oyunculu bir oyun olarak ele alarak
Oyun Teorisi yardımı ile çözüm yapılmıştır. Anket sonuçlarına göre oluşturulan matris ile kurulan modelin çözülmesi sonucunda “Iphone” markasının kaybettiği, oyunun kazananının “Samsung”
markası olduğu söylenebilir. Samsung batarya süresini koruyabilme özelliğini oynadığında ve Iphone
da en iyi stratejisi olan fotoğraf kalitesini kullandığında, Samsung’un %4 birimlik bir kazanç elde
edeceği sonucuna varılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Oyun Teorisi, Strateji, Akıllı Telefon, iPhone, Samsung
Klasik ve Entropi Temelli Optimal Portföy Seçim Yöntemlerinin Karşılaştırılması: Bist30 Uygulaması
Can Altundaloğlu, Serpil Kılıç Depren
Yatırımcılar risk ve getiri arasındaki ilişkiyi dikkate alarak verdikleri finansal kararlar sonucunda
minimum risk ile maksimum faydaya ulaşmayı hedeflemektedirler. Bu amaç doğrultusunda optimal portföy seçiminin yapılabilmesi, karmaşıklığın ve belirsizliğin fazla olduğu piyasalarda çok daha
önemli hale gelmiştir. Modern portföy teorisinin öncü modeli olarak bilinen optimizasyon temelli
Ortalama-Varyans modeli Markowitz tarafından literatüre kazandırılmıştır. Literatürdeki çalışmalar
göz önüne alındığında, Markowitz’in Ortalama-Varyans modeline bazı kısıtlar eklenerek yeni modeller ileri sürülmüştür. Bu çalışmada, klasik optimal portföy seçim yöntemleri ve buna alternatif
olarak entropinin optimal portföy seçimindeki yeri incelenmiştir. Uygulamada ise Borsa İstanbul
(BIST-30)’dan alınan veriler kullanılarak çok amaçlı programlama yöntemi ile farklı portföy seçim
yöntemlerinin sonuçları karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak, entropi temelli optimal portföy seçim yöntemi klasik yöntemlere göre daha iyi sonuç verdiği elde edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Optimal Portföy Seçimi, Markowitz Ortalama-Varyans Modeli, Entropi, BIST30
Makine Öğrenmesi Teknikleri Yardımıyla Türkiye Deprem Verilerinin İncelenmesi
Kutlu Merih, Şebnem Özdemir, Fatma Çınar
Doğal felaketler, toplum üzerinde ciddi ve yaygın negatif etkilere sahip, insanların büyük kayıplarına
neden olabilecek ani ve korkunç olaylardır. Hükümetler, insani yardım örgütleri, STK’lar gibi kurum ve kuruluşlar, afetlerden kaynaklı olumsuz sonuçlardan kaçınılması, zararın mümkün olduğunca
aza indirgenmesi, bireysel ve toplumsal bilincin artması adına çeşitli çalışmalar yapmaktadırlar. Bu
çalışmalarda önceki felaketlerden derlenmiş olan verilerin kullanılması, tanımlama, tahmin ve süreç
yönetimi anlamında önemli avantajlar kazandırmaktadır. Veri madenciliği, veri yığınlarında gizlenmiş potansiyel faydalı ve ilginç kalıpları keşfetme sürecidir. Siyasetten tüketici alışkanlıklarına,
astronomiden biyoenformatiğe kadar pek çok farklı alanda başarısı kanıtlanmış bu sürecin, felaket alanında kullanılması, meydana geldiği bölgelerin daha iyi anlaşılması, olası çözüm önerilerinin
sunulması ve sınırlı kaynakların optimum şekilde konumlandırılmasına yardımcı olacaktır. Bu çalışmada Türkiye deprem verileri Eğitimli (Supervised) ve Eğitimsiz (Unsupervised) Makine Öğrenmesi
teknikleri yardımıyla değerlendirilerek, deprem parametrelerinin önem dereceleri hakkında farklı bir
yaklaşım sunulacaktır. Analizler popülaritesi giderek artan ve açık kaynak kodlu bir yazılım olan R
dili Makine Öğrenmesi paketleri yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmada deprem verilerinden bir
karar elde etme sürecinde CRISP-DM adımları baz alınmaktadır. Çalışmanın bulguları ve sonuçları
tam metinde sunulacaktır.
121
Anahtar Kelimeler: Afet (Felaket) Yönetimi, Veri Madenciliği, R Yazılımı, Makine Öğrenmesi
6.3.7
Sağlık Sistemleri - 3
Oturum Başkanı: Yasin Göçgün
Cuma, 09:00 - 10:30, Salon 7
Sağlık Turizmi ve Destek Mekanizmaları: Dünya Örnekleri ile Türkiye Uygulamalarının Kıyaslanması
Alev Aydın Aktaş, Gülşah Karakaya, M. Sinan Gönül
Tıbbi tedavi maliyetlerinin yüksek olması, uzun bekleme listeleri, gelişmiş ülkelerdeki hızla yaşlanan
nüfus gibi etkenler ile uluslararası seyahat etme kolaylığı ve kaliteli tedaviyi daha makul fiyatlarla
başka ülkelerden edinebilme imkanları, insanları tedaviyi farklı ülkelerde arama yoluna itmiştir. “Sağlık turizmi” çok eski çağlardan beri yapılmakta olan bir ekonomik etkinlik olmasına rağmen bilimsel
açıdan yeni bir alan olması, uluslararası yönünün ağır basması ve de bu yönde verilerin yetersizliği
nedeniyle halihazırdaki araştırmalar genellikle tanımlayıcı düzeyde kalmış ve henüz ileri araştırmalar
gerçekleştirilememiştir. Bu çalışmada sağlık turizminin uluslararası düzeyde mevcut durumunun tespit edilmesi ve Dünya’da ve ülkemizde bu sektöre sağlanan teşviklerin incelenmesi hedeflenmiştir.
Bu bağlamda öncelikle sağlık turizminin genel bir fotoğrafı ortaya konulacak, Dünya’da ve Türkiye’de sektöre sağlanan teşvikler ve teşvik mekanizmaları kıyaslanacak ve de sektör paydaşlarıyla
yapılacak mülakatların neticesinde Türkiye’deki sağlık turizminin daha rekabetçi bir şekilde konumlandırılması için strateji önerilerinde bulunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Sağlık Turizmi, Teşvik Mekanizmaları
Türkiye’deki Sağlık Hizmetleri Etkinliğinin Bölgesel Değerlendirilmesine Yönelik Bütünleşik Bir Sistem Önerisi
Meryem Özden, Tuğba Efendigil
Toplumların gelişmişlik düzeyini gösteren önemli göstergelerden biri olan sağlık hizmetleri, insanların eğitim ve gelir seviyelerinin yükselmesi ve beklentilerinin artmasıyla üzerinde daha fazla çalışılması gereken bir konu haline gelmiştir. Büyük yatırımların yapıldığı sağlık sektöründe kaynak
yetersizliği ya da eldeki kaynakların verimli kullanılmaması gibi nedenlerle ortaya çıkan aksamaların
önüne geçebilmek için sağlık hizmetlerinde etkinlik ölçümleri oldukça faydalıdır. Bu çalışma, Türkiye istatistiki bölge birimleri sınıflamasına göre kabul edilmiş olan on iki bölgenin sağlık alanındaki
etkinliklerinin incelenmesi amacıyla bütünleşik bir sistem önermektedir. Çalışmada, bölgelerin sağlık etkinlikleri ile ilişkili girdi ve çıktı değişkenleri tespit edilmiş ve Analitik Ağ Prosesi yöntemiyle
bu değişkenlere ait önem dereceleri belirlenmiştir. Önem dereceleri belirlenmiş değişkenler ile Bulanık Veri Zarflama Analizi yaklaşımı kullanılarak her α-kesim düzeyi için karar verme birimlerinin
maksimum etkinlik kaybı değerleri hesaplanmış ve bölgeler en iyiden en kötüye doğru sıralanmıştır.
Çalışmanın sonuçları, etkin olmayan bölgelerin belirlenmesi ve bu bölgelerin etkin konuma gelebilmesi için iyileştirmelerin yapılması amacıyla sunulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Analitik Ağ Prosesi, Bulanık Veri Zarflama, Sağlık Sektörü, Hastane Etkinlik
Analizi
122
İptal İçeren Dinamik Çizelgeleme: Kemoterapi Randevu Çizelgelemesine Bir Uygulama
Yasin Göçgün
Vade zamanı ve zaman penceresi özelliğine sahip bir dinamik çizelgeleme problemini çalışmaktayız.
Bu problem randevu için farklı tipteki hastaların spesifik hedef tarihi ve zaman penceresinin bulunduğu kemoterapi çizelgelemede ortay çıkmaktadır. Bu problemde randevuların iptalini dikkate
almaktayız. Problemi Markov karar süreci ile modellemekteyiz ve direkt araştırma tabanlı Yaklaşık
Dinamik Programlama (YDP) tekniğiyle yaklaşık olarak çözmekteyiz. YDP tekniğinin performansını farklı senaryolarda miyopik poliçenin performansıyla karşılaştırmaktayız. Sayısal sonuçlar YDP
tekniğinin belirli ortamlarda miyopik poliçeden daha iyi sonuçlar verdiğini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Çizelgeleme, Markov Karar Süreci
Görüntü İşlemede K-Ortalama Kümeleme Yöntemi Kullanılarak Karaciğer Kanser
Hücrelerinin Farklı Yüzeyler Üzerindeki Davranışının Morfolojik Açıdan Karşılaştırılmalı Değerlendirmesi
Önder Tombuş, Ranan Gülhan Aktaş, Hatice Isan, Yunus Emre Yavuz, Berat Başhasanoğlu, Ömer
Faruk Tömen
Hücrelerin farklı kültür yüzey koşullarında gelişim ve proliferasyon süreci değişkenlik göstermektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarla; hücre tipine özel en uygun kültür yüzeyleri saptanmaya
çalışılmaktadır. Bu çalışmada; in vitro kültür deneylerinde cam, polistiren ve lamel yüzeylerin karaciğer kanser hücrelerinin çoğalmaları ve morfolojileri üzerine etkilerinin karşılaştırmalı incelenmesi
amaçlanmıştır. Kanser hücrelerinin değişik yüzeylerde fotoğrafları çekilmiş, çekilen fotoğrafların Kortalama kümeleme yöntemi ile görüntü işlemeleri yapılarak kanserli hücrelerin yüzey alanları karşılaştırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Sağlık Sistemleri, Görüntü İşleme, Makine Öğrenmesi
6.3.8
Yapay Öğrenme
Oturum Başkanı: İlker Birbil
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 1
Customer Churn Prediction for an Online Retailer using Data Analytics
Birol Yüceoğlu, Ş. İlker Birbil, Işıl Öztürk
We present a decision support system for predicting customer churn for a leading online fast moving
consumer goods retailer. The proposed system is based on recent data analytics and supervised learning tools such as gradient boosting, random forests and logistic regression. The system consists
of data cleaning, feature extraction and prediction steps. With retail sector being a non-contractual
setting, a careful definition of a churning customer is an essential part of the decision support system.
We create different scenarios for customer attrition and conduct an empirical study by using the
past data of the company. Our results and observations contribute to the existing literature along
two dimensions. First, we present the proposed decision support system as a promising application
of data analytics to predict churn in online retail. We assert that the gradient boosting algorithm
123
can be successfully used in customer churn prediction. Second, we answer two questions from the
literature on the effect of the length of customer event history and staying power of prediction models. We argue that our results for the retail industry here validate the findings obtained for other
industries studied in the literature.
Keywords: Customer Churn, Supervised Learning, Predictive Modelling, Gradient Boosting
An Evolving Gradient Resampling Method for Stochastic Optimization
Figen Öztoprak Topkaya
We propose an algorithm for minimizing expected risk that shares some properties with randomized
incremental aggregated gradient methods as well as dynamic sampling methods. Unlike aggregated
gradient methods, which are designed to revisit the training set many times, the algorithm proposed here is well suited for problems involving a very large training set, where one (or a few) passes
over the data suffice to produce an acceptable solution. At every iteration the algorithm updates a
collection of gradients from certain past iterations, and as in dynamic sample methods additional
gradients are evaluated at the current point. By allowing the amount of information to increase
at every iteration the algorithm is able to achieve linear convergence in expected risk. Numerical
results on machine learning test problems illustrate the performance of the method.
Keywords: Stochastic Optimization, Machine Learning
A Data-Based Approach for a Decision Making Problem Under Uncertainty
Nasrin Yousefi, Fikri Karaesmen, Gabor Rudolf
In this work, we investigate a single period inventory problem with uncertain demand known as
a ’Newsvendor problem’. We assume that the probability distribution of demand is not exactly
known but that past demand data and some auxiliary information is available. The goal is to find
the order quantity for the future periods by using past demand data such that the expected total
cost, which is the sum of underage and overage costs, is minimized. A common approach is to
use the data to forecast the future demand then find the order quantity based on some assumptions about the distribution of demand. In other words, this approach performs the estimation and
optimization steps separately. Another approach is to use the data to directly find the order quantity. We implement a method that applies a linear program and uses the past demand to find
the order quantities without going through the demand estimation step. We compare the results
to a benchmark that has the best performance among the traditional methods we have tried. We
implement the direct method and the best traditional method in a call center with the purpose of
suggesting the number of agents to be scheduled. We observe that although a satisfactory estimation
of demand can be obtained by traditional approaches, the out-of-sample performance of the direct
method outperforms that of the traditional method. The difference is significant for all sample sizes.
Keywords: Newsvendor Problem, Decision Making Under Uncertainty, Call Center
Customer Segmentation Process using Clustering Analysis for IT Reseller Companies
Tuğba Efendigil, Özgürdeniz Döğer
An information technology (IT) reseller is a distribution channel member that purchases various
IT products such as hardware/software from manufacturers, distributors or wholesalers and sells
124
them to consumers. IT resellers’ business models are suitable for business-to-business or businessto-customer flows. Customer segmentation should be well considered to understand the resellers’
sales characteristics regarding product groups in order to organize the business models which are
vital channels to reach end-users. This study concerns a favorable splitting technique for clusters of
customers. Therefore expectation-maximization algorithm (EM) which is an iterative probabilistic
model resulting well with incomplete data is applied to a large sales data set. A real case in Istanbul
is presented to indicate the results of EM technique. As a benefit of this research, IT distributors
know which product groups to be sold by which customer clusters and what other potential products
they may suggest selling for the rest of distribution channel. Hence IT resellers can prepare a more
effective business plan of their own.
Keywords: IT Reseller, Clustering, Expectation Maximization, Customer Segmentation
6.3.9
Sağlık Sistemlerinde YA Uygulamaları (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Melik Koyuncu
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 2
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devlet Hastanelerinde Sunulan Acil Sağlık Hizmetlerinden Yararlanan Hastaların Memnuniyet Düzeylerinin Ölçülmesi: Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Örneği
Zafer Ağdelen, Burcu Toker, Salahi Pehlivan
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC), sağlık hizmeti devlet ve özel hastaneler tarafından
sunulmaktadır. KKTC sağlık sisteminde önemli bir yer tutan devlet hastanelerinin sundukları hizmetin kalitesi ve performanslarının iyileştirilmesi konusu çok büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle
özellikle halkın büyük bir kesimi tarafından tercih edilen devlet hastanelerinden hizmet alan hastaların tatmin düzeylerinin araştırılması konusu önem kazanmştır. Hasta memnuniyetini sağlamak,
bir sağlık kuruluşunun önündeki en zor ve hassas konulardan biridir. Hastaların, özellikle devlet
hastanelerinin sunduğu acil sağlık hizmetlerinden memnuniyeti büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı, adanın en donanımlı devlet hastanesi olan Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi
tarafından verilen Acil Servis hizmetlerini alan kişilerin aldıkları sağlık hizmetinin kalitesi ile ilgili
görüşlerinin alınarak tatmin düzeylerinin ölçülmesi ve istatistiksel olarak analiz edilerek tatmin düzeylerini artırmaya yönelik öneri ve stratejiler geliştirilmesine katkıda bulunmaktır. Çalışmada veri
toplama amacıyla anket yöntemi seçilmiştir. Bu amaçla yapılan literatür taraması sonucunda çalışmada kullanlak üzere iki bölümden oluşan bir anket geliştirilmiştir. Birinci bölümde acil servisten
hizmet alan hastaların demokrafik özellikleri ile ilgili sorular, ikinci bölümde ise acil servis hizmetleri ve ortamı ile ilgili memnuniyet derecesini ölçmeye yönelik algısal sorular yer almaktadır. Anket
yöntemiyle toplanan verierin analizi sonucunda elde edilen bulgular, genel olarak hastane tarafından
sunulan acil servis hizmetlerinden hastaların memnun olduğunu göstermektedir. Memnuniyet düzeyi en yüksek değerlendirilen ifade doktorların davranışı, en düşük ise bekleme salonu ve imkanları
olarak ortaya çıkmıştır.
Anahtar Kelimeler: KKTC, Acil Servis, Hasta Tatmini
Yüksek Sezaryenli Doğum Oranlarının Azaltılması: Optimum Kapasite Yönetimi Yaklaşımı
125
Rabia Büşra Coşkun, Doğa Şiranlı, Mustafa Hekimoğlu
2016 yılında Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü / İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı (OECD)
verilerine göre Türkiye’deki sezaryen doğum oranı %50.4 ile Dünya’da ilk sırada yer almaktadır.
Konu üzerinde yapılan ampirik çalışmalar, bu durumun annenin veya doktorun tercihinden kaynaklandığını göstermektedir. Bu tercih, sosyal güvenlik maliyetlerini arttırarak kamusal maliyetlerin
artmasına neden olmaktadır. Bu çalışmada bir hastanenin kadın-doğum kliniğinden toplanan genel istatistikler ışığında yapılan simülasyon çalışması ile hastanelerin sezaryen yöntemine hastaları
yönlendirerek kadın-doğum ünitelerinin kapasite kullanım oranlarını çok yüksek seviyelere taşıyabildikleri gözlemlenmiştir. Daha sonra bu model kullanılarak sezaryen oranının normale dönmesi
durumunda ortaya çıkacak sorunlar ve çözüm yolları incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda sezaryen
oranlarının mevcut hastane sayısı ile indirilmesinin kolay olmayabileceği ve bu durumun hasta bekleme ve memnuniyetinde ciddi düşüşlere yol açabileceği bulunmuştur.
Anahtar Kelimeler: Optimizasyon, Simülasyon, Kapasite Yönetimi
Bir Hastanedeki Görüntüleme Ünitesinin Benzetim Modeli ile İyileştirilmesi
Z. Figen Antmen, Yusuf Kuvvetli
Görüntüleme üniteleri, hastanelerin en yoğun ve hızlı hizmet beklentisi olan birimlerindendir. Birçok hastalığın tanısının konulmasında hekimler görüntüleme merkezinde gerçekleştirilen işlemlere
ihtiyaç duymaktadır. Bu durum, hem hastalığın tanı ve tedavi süresi açısından hem de hastaların
sağlıklarına daha hızlı kavuşmaları açısından kritik önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Adana bölgesinde yer alan büyük bir hastanenin görüntüleme merkezindeki kaynaklar ve hasta akışları ele
alınmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında benzetim modellemesi yaklaşımı ile sistemdeki kaynakların
etkin kullanımı incelenmiştir. Oluşturulan benzetim modeli farklı senaryolar altında değerlendirilmiş ve sistemin iyileştirilmesi için öneriler ortaya konulmuştur. Sonuçlar incelendiğinde, hastaların
düzenli olarak çalışan bir randevu sistemine entegrasyonu ile birlikte kaynakların daha etkin kullanıldığı ve hizmet kalitesinin daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Önerilen sistemin hasta bekleme
sürelerini önemli bir oranda azalttığı görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Benzetim, Görüntüleme Merkezi, Kaynak Kullanımı, Kuyruk Sistemleri
Salgına Hazırlık için Tıbbi Malzemelerin Dağıtımı Problemi
Pınar Miç, Melik Koyuncu
Salgın hastalıklarla etkili bir şekilde mücadele edebilmek için tahmin edilmesi gereken önemli parametrelerden biri vaka sayısıdır. Vaka sayısının bilinmesi sayesinde, ilgili salgınla etkili bir şekilde
mücadele için gerekli hastane kaynaklarının, insan kaynaklarının, aşı, ilaç ve koruyucu malzemelerin
miktarlarının tespiti yapılabilir. Çalışmada ele alınan problem bünyesinde, bir salgında oluşması
beklenen vaka sayıları tahmini gerçekleştirilmiştir. Bunu yaparken, en gerçekçi tahminlere ulaşmak
için birden fazla yöntemden yararlanılmıştır. Bu şekilde, en verimli ve gerçekçi vaka sayısı tahmininin bulunması hedeflenmiştir.
Vaka sayıları tahmininden sonra, bu tahminler doğrultusunda tıbbi malzemelere gereksinim belirlenmiştir. Salgını minimum etkilerle atlatabilmek için, tıbbi malzemelerin (özellikle aşıların soğuk
zinciri korunacak şekilde) ilgili bölgelere, şehirlere, hastanelere dağıtımı söz konusu olacaktır. Çalışmada, bu problem için matematiksel modeller ile birlikte ağ modellerinden faydalanılmıştır.
126
Anahtar Kelimeler: Sağlık Sistemleri, Tahmin
6.3.10
İş Güvenliği (Davetli Oturum)
Oturum Başkanı: Rüştü Uçan
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 3
Türkiye’deki İş Kazalarının Meslek Gruplarına Göre Analizi
Yaren Su Çalışkan
Tarihin her döneminde etkin bir olgu olan iş kazaları, küreselleşmedeki ve sanayileşmedeki artan
yoğunlukla birlikte geniş alanlarda kendisini göstermiş ve ekonomideki verdiği zararlar bakımından
önemli bir sorun haline gelmiştir. İş kazalarının önlenebilmesi için kaza rapor ve kayıtlarının düzgün
tutulması ve kaza karakteristiğinin karşılaştırmalı olarak ortaya konması gerekmektedir. Bu çalışmada Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) istatistiklerinden yararlanarak Türkiye’de resmi kayda giren
iş kazalarının meslek bazında analizi yapılmıştır. 2011–2015 yıllarına ait SSK istatistik yıllığı kapsamında Türkiye genelinde meslekler bazında meydana gelen iş kazalarının yıllara göre dağılımları
incelenmiştir. 2011 yılında 69227 olan iş kazası geçiren sigortalı sayıları, 2015 yılında üç katı gibi
bir artış ile 241294’e yükseldiği görülmektedir. 2013 yılı itibari ile meydana gelen iş kazası sayısında
ani bir yükseliş olduğu ve 2015 yılında da bu tırmanışın devam ettiği belirlenmiştir. Yöneticiler
haricinde kalan tüm meslek gruplarında 2013 yılında ani bir yükseliş izlenmiştir. Meslek gruplarının
iş kazaları sıralaması yapıldığında, en çok iş kazası meydana gelmiş meslek grupları arasında tüm iş
kazalarının %50’sini oluşturan nitelik gerektirmeyen meslek grubu olduğu görülmektedir. Tesis ve
makine operatörleri ve montajcı meslek gruplarında meydana gelen iş kazası %22’lik değer ile ikinci
sırada yer aldığı görülmektedir. Nitelikli tarım, ormancılık ve su ürünleri çalışanlarında %003’lük
değer, yönetici grubunda %02’lik değer ve silahlı kuvvetlerle ilgili mesleklerinde ise %0001’lik değer
ile son sırada yer almaktadır. İş kazaları verilerinin meslek bazında ortaya koyulduğu bu çalışmada,
acil önlem alınması gereken nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar ile tesis ve makine operatörleri
ve montajcılar meslek gruplarında dikkat çekilmiştir. SGK verilerinde nitelik gerektirmeyen meslek
grupları; temizlikçiler ve yardımcılar, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar; madencilik, inşaat, imalat ve ulaştırma sektörlerinde nitelik gerektirmeyen
işlerde çalışanlar; yiyecek hazırlama yardımcıları cadde/sokak ve ilgili satış ve hizmet çalışanları;
çöpçüler ve diğer nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar olarak gruplandırılmıştır.
Anahtar Kelimeler: İş Sağlığı ve Güvenliği, Afet Yönetimi, İş Güvenliği
İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Etkisinin Değerlendirilmesi
Barış Kantoğlu, İrem Düzdar, Serkan Sönmez
İmalat sektöründeki firmalar, rekabet ortamının büyüdüğü günümüz koşullarında üretkenliği artırma amacı ile seri üretim yapan makinaları kullanmaktadır. İmalat sürecindeki makine kullanımında gerçekleşen iş kazalarının, işçilerin yaralanma ve ölümlerine yol açarak işçi sağlığına zarar
verdiği gözlenmektedir. Makine kullanımında potansiyel iş kazalarını azaltmak, iş kazalarını doğuran risklerin belirlenmesi ve bu yönde önlemler alınması ile mümkündür. Bu çalışmada, imalat
sektöründeki makine kullanımından kaynaklanan iş kazalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve
firma yetkilileri, işçiler, iş güvenliği uzmanları gibi paydaşlara alınması gereken tedbirlerin önerilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına, üretim makinalarının teknik
127
işleyişine eğitimin etkisi incelenmiştir. Çalışmanın sonunda, iş güvenliğini artırılmasını sağlamak
için öncelikli kriterler değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Çok Ölçütlü Karar Verme, Risk Analizi, İş Sağlığı ve Güvenliği
Türkiye’deki İş Kazalarının Tahminleme Yöntemleri ile Analizi
Didem Yılmaz, Gökçe Kılıçkaya, Selen Avcı
Sanayileşme, globalleşme ve teknolojideki hızlı gelişmeler ile rekabet yoğunluğunun artması, makineleşmeye dayalı yeni üretim yöntemlerini ön plana çıkarmış ve bu nedenle yeni risklerle karşı karşıya
kalınmıştır. Bu yeni risklere karşı yeterli önlemlerin alınmaması; yaralanma, sakatlık ya da ölüm ile
sonuçlanan planlanmayan ve öngörülmeyen olayların - iş kazalarının - artmasına sebep olmuştur.
Çalışanların iş güvenliğini tehlikeye atan, üretimin aksamasına sebebiyet veren, maddi ve manevi
birçok zararı olan iş kazaları, devamlı artan eğilim göstermesi nedeniyle önemle üzerinde durulması
gereken konuların başında gelmektedir. İş kazalarını en aza indirmek; çalışanların, işletmenin ve
üretimin her türlü tehlike ve zarardan korunmasını sağlamak için gerekli ve yeterli önlemler alınmalıdır. İş kazalarını hem işçi hem işveren açısından kontrol altına alabilmek için gelecekte hangi
durumlarla karşılaşılabileceğini öngörebilmek gerekir. Bu nedenle özellikle iş kazalarının daha sık
meydana geldiği iş kollarını analiz etmek ve bu sektörlerde meydana gelebilecek iş kazası sayılarını
önceden tespit etmek büyük önem taşır. Karşılaşılacak tehlikelerin önceden tespit edilmesi kazaların
önüne geçilmesine öncülük edecektir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de iş kazaları önemli bir
sorun teşkil etmektedir. Bu çalışmada, ulusal verilerden faydalanarak Türkiye genelinde iş sektörleri bazında 2007-2015 yılları arasında meydana gelen iş kazaları için ABC sınıflandırma analizi
yapılmıştır. Sınıflandırma analizi ile “Kömür-Linyit ve Metal” faaliyet kolu üzerinde durulmasına
karar verilmiştir. Bu sektör için Çift Hareketli Ortalama, Brown Çift Üstel Düzlem, Holt’s Tek İki
Parametreli Eğilim ve Grey Forecasting tahminleme modelleri kullanılarak gelecek yıllarda meydana gelebilecek iş kazası sayıları öngörülmüştür. Kullanılan tahminleme modelleri kendi aralarında
karşılaştırılarak ele alınan veri kümeleri için en düşük hata oranına sahip tahminleme modeli tespit
edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Sınıflandırma, İş Kazası, Tahminleme
6.3.11
Performans Yönetimi - 4
Oturum Başkanı: Tufan Demirel
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 4
Yeterlilik Sınavına Katılacak Personelin Belirlenmesinde Kullanılabilecek Şirket Politikalarının Performans Analizi
Cihan Tuğrul Çiçek, Nilgün Fescioğlu Ünver
Personel gelişimi işletmelerin zaman ve maliyet açısından kaynaklarını tüketen kalemler arasında
öncelikli olmakta ve birçok işletme sahip olduğu personel kaynağının gelişimi için yeni sistemler ve
uygulamalar geliştirmeye çalışmaktadır. Son yıllarda özellikle kalifiye personel eksikliğinden dolayı
işletmeler, süreçlerini yönetmekle birlikte personel kalifikasyonlarını artırmak için ekstra maliyetlere
katlanmaktadır. Türkiye’de 2010 yılında yürürlüğe giren mevzuat kapsamında bazı teknik alanlarda
mesleki yeterlilik belgesi zorunlu hale getirilmiştir. Belirlenen alanlarda çalışan personelin yeterli128
liklerinin artırılması ve sertifikalandırılması esas alınmıştır. Bu çalışmada, işletmelerin, yeterlilik
sertifika sınavına katılacak personel sayı ve tipini belirlemede kullanabilecekleri iki yöntem önerilmekte ve bu yöntemlerin performansları, işletmeye kazandıracakları zaman ve maliyet açısından
karşılaştırılmaktadır. Mevcut durum ile iki farklı seçim yönteminin karşılaştırılması için bir simülasyon modeli kurulmuştur. Sonuç olarak önerilen yöntemlerin her ikisi de mevcut duruma göre
daha fazla iş yapılmasını ve daha kısa sürelerde işlerin bitirilmesini sağlamış, örnek bir gerçek hayat
problem seti üzerine yapılan değerlendirmede başarı ile bitirilen iş miktarı açısından ortalama %8’lik
artış, işlerin toplam sürelerinde ortalama %16’lık azalış görülmüştür. Çalışma sonucunda personel
yeterliliklerin artırılması amacıyla personelin yeterlilik sınavlarına alınmasının ve bu seçimler yapılırken mevcut iş durumunun göz önüne alınmasının işletmeye avantaj sağladığı görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: Simülasyon, İnsan Kaynakları Yönetimi, Eğitim
M/PH/1 Kuyruk Modelinde Dinlenme Politikasının Performans Ölçülerine Etkisi
Şerife Özkar, Umay Uzunoğlu Koçer
Klasik kuyruk modellerinde servis birimi daima müşteriye hizmet vermek için müsaittir. Ancak,
gerçek hayatta servis birimi, bozulması, bakımda olması ve başka işler için çalışıyor olması gibi
sebeplerden dolayı her zaman müşterilere hizmet vermek için müsait olmayabilir. Servis biriminin
uygun olmadığı zaman aralıkları kuyruk sistemlerinde dinlenme periyodu olarak adlandırılır. Dolayısıyla, dinlenme politikası altında incelenen kuyruk modellerinde, servis birimi normal periyod ve
dinlenme periyodu olmak üzere iki farklı durumda bulunabilir. Klasik dinlenme politikasında servis
birimi müşterilere hizmet vermeyi tamamen durdururken, bu çalışmada varsayılan politikada, servis
birimi normal periyoda kıyasla daha düşük bir servis hızıyla müşterilere hizmet vermeye devam
eder. Bu çalışmada, ilgilenilen dinlenme politikası altında M/PH/1 kuyruk modeli incelenmiştir.
Müşteriler Poisson sürecine göre sisteme gelirler ve bekleme alanından servis birimine FIFO servis
disiplinine göre alınırlar. Sistemde tek bir servis birimi vardır. Servis birimi bulunduğu periyoda
bağlı olarak farklı parametrelere sahip faz-tipi dağılımlarına göre müşterilere hizmet verir. Sistem
boş olduğu anda servis birimi başka işler yapmak üzere dinlenme periyoduna geçer ve burada üstel dağılıma uyan belli bir süre geçirir. Dinlenme periyodundayken sisteme gelen müşteriler düşük
hızla hizmet alırlar. Dinlenme periyodu sonlandığı anda iki olası durum vardır; i. kuyrukta bekleyen
en az bir müşteri vardır ve servis birimi normal periyoda geçerek normal hızda hizmet verir, ii.
kuyrukta bekleyen müşteri yoktur ve servis birimi tekrar dinlenme periyoduna geçer. Varsayılan
politika altında M/PH/1 kuyruk modeline ait durağan durum olasılık dağılımı matris-geometrik
metot kullanılarak elde edildikten sonra sistemin performans ölçütleri olasılıksal parçalama ile ifade
edilmiştir. Dinlenme periyodunun olması durumunda sistem performansındaki değişim numerik çalışma yapılarak gösterilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Matris-Geometrik Metot, Dinlenme Politikası, Olasılıksal Parçalama, Faz-Tipi
Dağılım
Tedarikçi Geliştirmenin Önemi ve Performans
Mehmet Fatih Acar, Yavuz Ağan
Tedarikçi geliştirme, günümüzün önemli yönetim konularından biridir. Firmalar, fazla envanterden
kaçınmak amacıyla çok sayıdaki tedarikçiyle çalışmaktadır. Dolayısıyla tedarikçilerin performansı bir
şekilde ana firmayı da etkilemektedir. Bu durumu göz önünde bulunduran şirketler de tedarikçileriyle
daha etkin çalışabilmek adına son yıllarda “tedarikçi geliştirme” programları uygulamaktadır. İyi or129
ganize edilmiş programların, zincirdeki firmalara olumlu etkisinin olduğu literatürdeki örneklerde
görülebilir. Tedarikçi geliştirme programlarının temel kazançları imaj ve verimlilik alanlarındadır.
Özellikle çevresel tedarikçi geliştirme programları, reklama müsait faaliyetlerdir. Bu alanda yapılan
faaliyetler topluma duyurulabilirse, firmaya toplum nezdinde iyi bir itibar kazandırır. Verimlilik ise
diğer bir kazançtır. Özellikle tedarikçilerden gelen ürünlerin kaliteli ve istenilen özelliklere sahip
olması, firmadaki üretimi diğer bir deyişle verimliliği de olumlu yönde etkileyecektir. İyi koordine
olamamış tedarik zincirindeki bir firma ne kadar verimli ve etkin olmaya çalışsa da, zincirdeki problemden etkilenir. Tedarikçi geliştirme kavramı bu sebepten ortaya çıkmıştır ve bir firmanın çeşitli
şekillerde tedarikçisinin performansını artırmaya yönelik faaliyet içinde bulunmasını ima eder. Bu
çalışmada tedarikçi geliştirme ile ilgili genel bilgiler verilmiş, literatürde bulunan bazı çalışmalardan
bahsedilmiş ve ileride yapılabilecek muhtemel çalışmalara değinilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri Yönetimi, Tedarikçi Geliştirme
Veri Zarflama Analizi ile Bankacılık Sektöründe Etkinlik Ölçümü ve Tobit Regresyon
Modeli ile Etken Faktörlerin İncelenmesi
Berfu Özge Çakırgöz, H. Hasan Örkcü
Bu çalışmada, Türkiye’deki bankaların 2009-2014 yılları arasındaki peformansı, karar verme analizlerinde son yıllarda oldukça popüler olan yöntemlerden biri olan Veri Zarflama Analizi (VZA) ile
ölçülmektedir. VZA, karar verme birimlerinden hangisinin ne kadar etkin olduğunu belirleyebilen
parametrik olmayan bir yöntemdir. VZA analizinin yanısıra etkinlik değerlerini (skorlarını) etkileyen
faktörler de bir istatistiksel analiz tekniği olan Tobit Regresyon modeli ile değerlendirilebilmektedir.
Tobit modeli, bağımsız değişken(ler) ile negatif olmayan bir bağımlı değişken (VZA için birimlerin etkinlik skoru) arasındaki ilişkiyi tanımlamak için öne sürülmüş ekonometrik bir yöntemdir. Bu
çalışmanın ilk aşamasında Türkiye’de faaliyetlerine devam eden bankalardan ilgili değişkenlerine
ulaşılabilen 19 bankanın VZA ile etkinlik ölçümü değerlendirilmiş ve ikinci aşamasında da Tobit
regresyon analizi yöntemi ile VZA ile elde edilen etkinlik değerlendirmesine etki eden faktörlerin
incelenmesi gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada elde edilen VZA sonuçlarına göre devlet bankalarının
yüksek performanslara sahip oldukları gözlenmiştir. Tobit Regersyon Analizi sonuçlarına göre ise
bankanın gelirinin etkinlik skoru üzerinde pozitif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Veri Zarflama Analizi, Etkinlik, Tobit Regresyon
6.3.12
Simülasyon - 2
Oturum Başkanı: İlkün Orbak
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 5
Hub Havaalanında Terminal Simülasyon Modeli
Reyhan Pınar Parkan, Vildan Özkır
Bu projede, Türkiye’nin lider havayolunun hub olarak kullandığı İstanbul Atatürk Havalimanı terminalindeki yolcu süreçlerinin simülasyon modeliyle incelenmesi amaçlanmıştır. Böylece; darboğazların kaynakları belirlenerek müşteri memnuniyetinin ve hizmet kalitesinin arttırılmasına yardımcı
olacaktır. Bu çalışma; dengeli terminal tesislerinin planlanması, kaynakların yeterliliğinin tespit edilmesi, planlanan tesislerin operasyonel konseptinin doğrulanması, mevcut tesislerin operasyonunun
130
optimizasyonu ve transfer yolcuları için Minimum Bağlantı Süresi (MCT) konularında fayda sağlamaktadır. Simülasyon yazılımında kullanılan ayrık olay benzetim yaklaşımı, bir olay oluştuğunda
system durumunu yeniden hesaplamaktadır. Sistem durumlarının sırası, sistemdeki akış nesnelerinin
süreç akışını ve etkileşimini tanımlar. Sonuç olarak, animasyon ve çıktı grafikleri bekleme sürelerini
5 dakikalık aralıklarla alarak elde edilmiş ve belirlenen darboğaz noktalarında iyileştirme önerileri
sunulmuştur. Bu modelleme çalışması sonucunda, terminalin yanıt vermeye yeterli olup olmadığına
karar vermek adına, önümüzdeki yıllarda artan yolcu sayısıyla birlikte inşa edilecek yeni havalimanının ve gelişen havalimanlarının planlamasının sağlanması konusunda önemli bir karar destek sistemi
olarak yol gösterici olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Havalimanı, Terminal, Simülasyon
Araçların Trafik Işıklarında Bekleme Zamanlarının Eniyilenmesi için Benzetim Yaklaşımı
İlkün Orbak, Âli Yurdun Orbak
Günümüzde hızla gelişen şehirleşme ile birlikte özellikle büyük şehirlerde kavşaklarda yaşanan trafik
yoğunluğunun git gide artması çözülmesi gereken büyük sorunlardan bir tanesi haline gelmiştir. Kavşaklarda kullanılan trafik lambalarının zaman optimizasyonlarında ve kavşaklarda bekleyen araçların
yoğunluklarının belirlenmesinde en önemli faktörlerden birisi gecikmedir. Projemizdeki amaç; belirlediğimiz bir bölgede (Bağdat Caddesi Bostancı ışıklar-Caddebostan ışıklar) trafik sinyalizasyonu
yaparak gecikmeleri yani problemi minimize etmektir. Trafik lambalarının ışık sürelerinin optimizasyonu ve belirli aralıklarla bölgede yapılan zaman etütleriyle maksimum iyileştirme amaçlanmıştır.
Proje modelinin oluşması için Arena programında benzetim yapılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Benzetim Modeli, Optimizasyon
Havayolu Şirketleri Uçuş Planları ve Rotaları Simülasyonu ile Optimum Yolun Belirlenmesi
Âli Yurdun Orbak, İlkün Orbak
Artan “hızlı ulaşım” isteği birçok havayolu şirketinin kurulmasına ve mevcut olan havayolu şirketlerinin de kapasitelerini arttırmalarına neden olmuştur. Pilot sayısının, uçak tayfasının, yer personellerinin vb. gibi unsurlarının sayısının artması maliyetleri çok büyük rakamlara taşımıştır. Bu
durum yeni uçak filo ağları kurmalarına sebep olmuştur. Ayrıca havayolu sektöründe uluslararası
firmalar planlama ve çizelgeleme problemlerini çözmede gelişmiş bilgisayar destekli çözüm yöntemleri kullanmaktadır. Kullanılan yöntemler işletmelere rekabet üstünlüğü sağlamaktadırlar. Havayolu
sektöründe 4 temel operasyonel planlama ve çizelgeleme problemi bulunmaktadır. Bunlar; düzensiz
olayların yönetimi, ekip çizelgeleme, uçak çizelgeleme ve uçuş çizelgelemedir. Rotalama problemi
olarak da bilinen uçuş çizelgeleme problemi en temel problemlerdendir. Havayolu şirketleri, faaliyetlerini planlamada rota planlamayı belirlemek durumundadır. Rota planlama, aralarındaki uzaklıklar belirli olan şehirlerden geçen en uygun maliyetli güzergâhı bulmayı amaçlar. Optimizasyon
yöntemleri ile rota planlama gerçekleştirilmek istenmektedir. Optimizasyon yöntemleri, bazı sistem
performans ölçütlerini maksimum ve ya minimum yapmak için gerek olan en iyi sistem tasarımı
ve parametrelerine ait kombinasyonları bulmak için yapılır. Bu çalışmada, filo çizelgeleme ve tayfa
çizelgeleme kavramları incelenmiş ve yapılan çalışmalar üzerinde durulmuştur. Rotalama problemini
belirli kısıtlar altında eniyileme yöntemleriyle çözmek amaçlanmıştır.
131
Anahtar Kelimeler: Benzetim Modeli, Optimizasyon
Benzetim için Çoklu Yansıtılmış Varyans Tahmin Edicileri
Kemal Dinçer Dingeç, Christos Alexopoulos, David Goldsman, Melike Meterelliyoz
Meterelliyoz vd (2015) durağan benzetim çıktı süreçlerinin varyans parametresi için yeni standardize edilmiş zaman serisi tahmin edicileri geliştirmiştir. Bu tahmin ediciler Brownian hareketinin çok
bilinen yansıma ilkesinin, standardize edilmiş çıktı süreçlerine uygulanması ile elde edilmiştir. Bu
şekilde tek bir yansıtma noktası kullanılarak birde fazla yansıtılmış tahmin edici bulunabilmektedir.
Yeni çalışmamızda aynı yansıtma eyleminin birden fazla yansıtma noktası üzerinden gerçekleştirilmesi üzerine çalışılmaktadır. Yeni yöntem tek-noktada yansıtmalara göre esneklik sağlamaktadır,
ve bu esneklik sayesinde düşük yanlılık ve düşük varyansa sahip tahmin ediciler geliştirilebilmektedir. Monte Carlo deneyleri çoklu yansıtılmış tahmin edicilerin daha iyi performansa sahip olduğunu
göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Durağan Benzetim Çıktı Analizi, Alan Varyans Tahmin Edicisi, Yansıtılmış
Varyans Tahmin Edicileri
6.3.13
Veri Analizi - 7
Oturum Başkanı: Şükran Şeker
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 6
Anket Analizi ve Sezgisel Değerlendirme ile Bir Kaynak Planlama Sisteminde Kullanıcı
Deneyimi İncelemesi
İrem Ertuğrul, Oğuzhan Erdinç
Sezgisel değerlendirme ve anket analizi, en yaygın kullanıcı deneyimi değerlendirme yöntemlerindendir. Sezgisel değerlendirme, dijital sistemin bir kural seti çerçevesinde, kullanıcı deneyimi açısından
bir uzman grubu tarafından sistematik incelenmesine dayanır. Sezgisel değerlendirme sonucunda
kullanıcı deneyimi problemleri tespit edilir, seviyelendirilir ve iyileştirme önerileri sunulur. Kullanıcı
deneyimine özel tasarlanmış anketlerle ise kullanıcılardan sayısal veri toplanarak, algılanan kullanıcı deneyimi seviyesi analiz edilebilir. Kurumların işleyişini sağlayan ve farklı kullanıcı gruplarına
hitap eden kaynak planlama sistemlerinin iyi düzeyde kullanıcı deneyimi sunması, kurumsal performans açısından önem taşır. Bu çalışmada Turkish-Computer System Usability Questionnaire-Short
Version (T-CSUQ-SV) anketi ve sezgisel değerlendirme ile, bir üniversitenin kaynak planlama sistemindeki öğrenciye yönelik fonksiyonlar incelenmiştir. İlk aşamada, T-CSUQ-SV ile öğrencilerden
veri toplanmış, ortalama altboyut puanları sistem yararlılığı için 3,5; bilgi kalitesi için 3,7 ve arayüz kalitesi için 3,9; ortalama genel memnuniyet ise 3,7 bulunmuştur. Regresyon analizine göre,
genel kullanıcı memnuniyeti ile en güçlü pozitif doğrusal ilişkiye sahip altboyut arayüz kalitesidir
(R2=0,72). Takiben, Plan-Evaluate-Deliver (PED) metodolojisi uygulanarak, Nielsen kural setiyle
sezgisel değerlendirme yapılmıştır. Tespit edilen problemler için iyileştirme önerileri geliştirilmiştir.
Dijital sistemlerin, erken tasarım aşamalarından itibaren kullanıcı deneyimi yönüyle incelenmesi,
sistem kullanıma sunulduğunda ortaya çıkabilecek sorunları önleyecek, kullanıcı memnuniyetini iyileştirirken, kurumsal performansı da artıracaktır. Bu çalışma, kullanıcı deneyimi değerlendirmesinde
anket ve sezgisel değerlendirmenin ortak kullanımı ve analize dayalı iyileştirmeler için örnek bir uygulama sunmaktadır.
132
Anahtar Kelimeler: Kullanıcı Deneyimi, Sezgisel Değerlendirme, Computer System Usability Questionnaire (CSUQ), Kaynak Planlama Sistemi
Grafik Veri Madenciliği Yardımıyla Türkiye Deprem Verilerinin İncelenmesi
Kutlu Merih, Şebnem Özdemir, Fatma Çınar
Doğal ya da insan kaynaklı felaketlerin, meydana geldikleri bölgede ekonomik, sosyal, psikolojik vb.
pek çok olumsuz etkileri bulunmaktadır. Büyük bir kısmı halen tahmin edilmeyen bu felaketler,
şiddetlerine göre milyonlara varan can kayıplarına da neden olmaktadırlar. Bu açıdan değerlendirildiğinde doğal felaketlerden derlenen verilerin etkin ve verimli bir biçimde analizi, fark edilmeyen,
gizli kalmış örüntülerin keşfedilmesinde, kritik kararlar verilmesinde ve felaket nedeniyle sınırlı hale
gelen kaynakların doğru yönetilmesinde önemli bir avantaj sağlamaktadır. Grafik veri madenciliği;
veri ve ilgili kalıpları anlaşılabilir ve görsel formda sunulmasını sağladığından, kullanıcı/karar verici
ile veri arasındaki etkileşimi arttırmaktadır. Bu etkileşimin, doğal felaketler gibi çok kısa zaman
diliminde ortaya çıkan, ancak etkileri çok uzun zamanda telafi edilebilen bir alanda kullanılması,
karar vericiler ve felaket mağdurları açısından kritik bir önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel
amacı; görselleştirmenin etkileşimli doğasını, Türkiye deprem verileri üzerinde grafik veri madenciliği işlemleri gerçekleştirerek sunabilmektir. Çalışma R dili yazılımının ileri interaktif grafik paketleri
yardımı ile gerçekleştirilecektir. Deprem verileri üzerinde uygulanan grafik veri madenciliği sürecinde
CRISP-DM adımları baz alınmıştır. Çalışmanın bulguları ve sonuçları tam metinde sunulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Afet (Felaket) Yönetimi, Veri Görselleştirme, Grafik Veri Madenciliği, Veri Madenciliği, R Yazılımı
Ticari Bankacılık Süreçlerıne Yönelik Kredi Değerlendirme ve Karar Sistemi
Çağrı Akoğlu, Şafak Arslan, Çağlar Aksezer
Bu çalışma, bankaların ticari kredi birimlerine ait kredibilite süreçlerinin performansının değerlendirilmesinde kullanılmak üzere bir karar destek sistemi önermektedir. Günümüzde bankalarda
krebiliteyi belirleme işlemleri, ilgili uzmanların geçmiş tecrübelerinin şirketlere ait güncel finansal
verilerle harmanlanarak, biraz da subjektif bir bakış açısıyla değerlendirilmesiyle yapılmaktadır.
Önerilen sistem, parametrik olmayan bir metot olan Veri Zarflama Analizini kullanmaktadır. Kredi
değerlendirmesinde sermaye, mevduat, uzun vadeli ortak borçlar, müşteri avansı, ciro, ebitda, net
kar, faiz giderleri, kur zararı, piyasa borçlanması, banka kredi seviyesi ve satışların maliyeti gibi finansal performans göstergelerinden faydalanılmıştır. Çoklu göstergelerin değerlendirilmesiyle ortaya
çıkacak performans ya da kredi skoru ile kredi kararının ve kredi miktarının belirlenmesi mümkün
olacaktır. Ayrıca, kararların gerekçelendirilmesinde kullanılacak zayıf göstergelerin belirlenmesi, aynı
firmaların limitlerinin yükseltilmesi için verilecek tavsiye kararlarının alınması ile sürekli bir kredi
izleme ve derecelendirme alt yapısı da mümkün kılınacaktır. Önerilen metodoloji Türkiye’nin en
büyük yabancı sermayeli 5 bankasından biri olan bir kurumun ticari krediler biriminde yer alan
portföy üzerinde uygulanmış ve ilgili firmaların kredibilitesi objektif şekilde doğrulanmıştır.
Anahtar Kelimeler: Ticari Kredi, Veri Zarflama Analizi, Karar Destek
Kablosuz Algılayıcı Ağlar ile Önceliklendirilmiş Bölgelerden İletilen Toplam Kaliteli
Veri Miktarının En Büyüklenmesi
Onur Demiray, Ayşegül Altın Kayhan
133
Kablosuz algılayıcı ağlar (KAA), atandıkları alanlardaki fiziksel uyarıları algılama görevi olan enerjisi kısıtlı sensörlerden ve algılanan verilerin toplandığı bir veya daha fazla ana merkezden oluşmaktadırlar. Askeriye ve sağlık gibi alanlarda yaygın bir şekilde kullanılan KAA’lardan yüksek seviyede
risk içeren durumlarda da faydalanılmaktadır. Riskli bölgelerde, önemli yerlerden kaliteli sinyaller
alınmadığı durumlarda, oradaki fiziksel yapı hakkında doğru tahminler öngörmek neredeyse imkansız olmaktadır. KAA’lar bu gibi istenmeyen olayların önüne geçmekte önemli bir araç olmaktadır.
Örneğin bir madenin farklı yerlerine yerleştirilen sensörler sayesinde ilgili çevresel değişimleri gözlemleyerek olası kazalardan önceden haberdar olunabilir. Bir KAA’nın ömrü ağı oluşturan sensörlerin
enerjileri ne kadar verimli kullanılırsa o kadar uzun olur. Bu amaçla farklı ağ ömrü metrikleri veya
iletişim yapıları kullanılabilir. Mevcut çalışmada sistemin sürekliliği açısından bölgelerin farklı önem
derecelerine sahip olduğu ve dolayısıyla kritik bölgelerden iletilen kaliteli sinyallere öncelik verilen
bir yaklaşım kullanılacaktır. Sensörler arasında iletilen sinyallerin kalitesi “Signal to Ratio”(SNR) ile
ölçülmekte ve bu metrik iki sensör arasındaki uzaklık ve bazı çevresel faktörlerden etkilenmektedir.
SNR değeri belli bir eşik değerinin altında olan sinyaller iletilememekte ya da iletilse bile yorumlanamamaktadır. Bu çalışma kapsamında öncelikle KAA’ın kurulacağı alanın farklı önem derecelerine
göre önceliklendirilmiş bölgelerden oluştuğu durumda ana merkeze yüksek öncelikli bölgelerden iletilen kaliteli toplam veri miktarının en büyüklendiği bir matematiksel model geliştirilecektir. Böylece
bütün bölgeler arasından hangilerinin algılanacağına, algılanacak her bölgenin hangi sensöre atanacağına ve bu sensörlerin ilgili bölgelerden sezdikleri veri için hangi enerji verimli iletim rotalarının
kullanılacağına karar verilecektir. Çalışmanın ikinci aşamasında büyük ölçekli KAA’lar için kullanılmak üzere sezgisel bir algoritma geliştirilecek ve yapılan testlerin sonuçları incelenecektir.
Anahtar Kelimeler: Ağ Tasarımı, Optimizasyon
6.3.14
Bulanık Mantık - 2
Oturum Başkanı: Ayfer Başar
Cuma, 10:45 - 12:15, Salon 7
HMEA ve Bulanık Mantığa Entegre Edilmiş Bulanık Bilişsel Haritalama Yöntemi Aracılığıyla Yazılım Projelerinde Risk Yönetimi
Barbaros Erbay
Yazılım projeleri, yüksek seviyede belirsizliğin olduğu riskli yapıya sahiptirler ve bu nedenle yazılım
projelerinde başarısızlıklarla sık sık karşılaşırız. Risk yönetiminin etkin ve başarılı bir şekilde yapılması bu duruma bağlı olarak yazılım projelerinde hayati öneme sahiptir. Hata Modu ve Etkileri
Analizi (HMEA), risk öncelik numarası tanımlaması yaparak projelerin risklerini değerlendirmede
geniş çapta kullanılan önemli bir tekniktir. Bu teknik, tecrübeye dayalı, uzman görüşlerini göz
önünde bulundurarak değerlendirme yapmaktadır. Buna karşın bu yöntemin risk değerlendirmede
bazı yetersizlikleri ve göz ardı ettiği durumlar vardır. Bunların üstesinden gelmek için literatürde
bulanık mantığın kullanıldığı birçok uygulama bulunmaktadır. Bulanık mantık, bir takım yetersizliklerin üstesinden gelse de ancak yine de projede yer alan risklerin birbirleriyle olan ilişkileri göz
ardı edilmektedir. Bunun da üstesinden gelmek için bu çalışma kapsamında, Bulanık Mantık yaklaşımı ve HMEA metoduna ilave olarak Bulanık Bilişsel Haritalama yöntemini entegre ettik. Ortaya
çıkan metodu bir sigorta şirketinin altyapısı için geliştirmek istediği bir yazılım projesinde risk değerlendirmesi yapmak amacıyla uygulamaya koyduk. Buradaki amaç yazılım projesinin başarıyla
134
sonuçlandırılabilmesi için ihtiyaç duyulan risk değerlendirilmesinin, risklerin birbirleriyle ilişkilerini
de göz önünde bulundurarak doğru bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Yapılan çalışmalar neticesinde
başvurulan uygulamanın sonuçlarının hem kendi içinde hem de yapılan örneklere göre tutarlı olduğu
ve risk önceliklendirilmesi ve değerlendirilmesinde etkin bir yöntem olduğu gözlemlenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Hata Modu ve Etkileri Analizi, Bulanık Mantık, Bilişsel Haritalama, Risk Değerlendirme, Yazılım Projesi
Bulanık Modelleme ile Su Tüketiminin Tahmini
Şerife Balat
Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, yaşam için hayati öneme sahip olan suyun kıymetini daha da
arttırmıştır. Suyun sınırlılığı, sanayileşme ve teknolojinin ilerlemesi, su kaynaklarının kirlenmesi,
nüfusun artması gibi bir çok sebeple su ihtiyacı her geçen gün artarken; yatırım programlarının ve
su yönetim politikalarının belirlenmesi v.b. gerekçelerle su tüketimi tahminleme sistemlerini gerekli
kılmaktadır. Bu çalışmada, su tüketimini doğrudan etkileyen faktörler araştırılmıştır. Ülkenin en
kalabalık şehri olan İstanbul’ da su tüketimini etkileyen faktörlerin, 2007-2017 yılları arası aylık
verileri kullanılarak gelecekte ihtiyaç olabilecek su miktarının en az hata ile tahmin edilebilmesi için
uygun model yapının kurulması amaçlanmıştır. Tahminleme modeli kurulurken, bulanık modelleme
yöntemlerinden "Uyarlamalı Sinirsel Bulanık Mantık" (Adaptive Neuro Fuzzy Inference System ANFIS) yaklaşımı kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda elde edilen sonuçlar gelecek planlarının
ve persfektifinin oluşturulmasına yardımcı olacaktır.
Anahtar Kelimeler: Su Tüketimi, Bulanık Mantık, Tahminleme
Sezgisel Bulanık İkili Karşılaştırma ile Yazılım Geliştirme Projelerinin Maliyet Tahmini ve Uygulama Örneği
Ayfer Başar
Kaynak planlama açısından, yazılım geliştirme faaliyetlerinde maliyet tahminleme çok önemlidir.
Geliştirme yöntemi, tasarım, tahmin süreci, kullanılan veri vb. faktörler, oldukça karmaşık ve zaman alıcı olan yazılım geliştirme maliyet tahminleme sonuçlarının doğruluğunu etkilemektedir. Düşük tahmini maliyet; gereğinden daha az kaynak atama, gerçekçi olmayan planlama ve düşük kaliteli
çıktı üretmeye neden olmaktadır. Yüksek tahmini maliyet ise, kaynakların israf edilmesine ve düşük müşteri memnuniyetine yol açmaktadır. Bu nedenle, en uygun maliyet tahminleme yönteminin
seçimi çok önemlidir. Zaman - kaynak planı, sözleşme ve performans izleme için girdi teşkil etmesi nedeniyle öngörülen maliyetin doğruluğu, yazılım geliştirme ekiplerinin yanı sıra müşteri için
de önem teşkil etmektedir. Doğru tahmin edilen maliyet, yazılım geliştirme projelerinin doğru bir
şekilde sınıflandırılıp önceliklendirilmesine, kaynakların etkin bir şekilde kullanılmasına, değişiklik
isteklerinin başarılı bir şekilde yönetilmesine, çalışmaların daha iyi takip ve kontrol edilmesine katkı
sağlar. Bu çalışmada, öncelikle deneyimli uzmanların görüşünden yararlanarak yazılım geliştirme
maliyet tahmini için etkin kriterler belirlenmiştir. Yazılım sektöründeki yoğun rekabet ve belirsizlikler, maliyet tahminleme için ihtiyaç duyulan tam ve kesin bilgi akışını zorlaştırmaktadır. Özellikle
önceden belirlenmiş ölçekler kullanılarak yapılan değerlendirmelerde, kriterlerin göreceli öneminin
ölçekte yer alan değerler ile tam olarak karşılanamaması, bulanık sayılar ile karar vermenin önemini
arttırmaktadır. Bu nedenle çalışmada, uzman görüşü yardımıyla belirlenen kriterlerin öneminin tespiti için Sezgisel (Hesitant) Bulanık İkili Karşılaştırma önerilmiştir.
135
Anahtar Kelimeler: Maliyet Tahminleme, Bulanık Karar Verme, Sezgisel Bulanık İkili Karşılaştırma,
Uygulama
136
HİZMET SPONSORLARI
137
Download