İçindekiler

advertisement
İçindekiler
Giriş: Kürt Milliyetçiliğinin Son Yüzyılı
5
Sözlü ve Yazılı Kürt Edebiyatı ve Kürt Kimliği
47
19. Yüzyıl Öncesi Kürt Kimliği
61
19. Yüzyılda Kürt Kimliği
69
Şeyh Ubeydullah isyanı ve Kürt Kimliği
99
İttihat-Terakki ve Kürt Kimliği
107
Kürt-Ermeni İlişkileri ve Kürt Kimliği
121
Birinci Dünya Savaşı'nda Kürt Kimliği
149
Mütareke Dönemi ve Kürt Kimliği
159
Türkiye'nin Kuruluş Yıllarında Kürt Kimliği
189
Koçgiri Başkaldırısı ve Kürt Kimliği
209
Lozan Antlaşması ve Musul Sorunu Günlerinde Kürt Kimliği
213
Şeyh Sait İsyanı ve Kürt Kimliği
225
Hoybun Örgütü, Ağrı İsyanı ve Kürt Kimliği
259
2. Dünya Savaşı ve Kürt Kimliği
265
Kimlik Oluşumu ve Kürt Kimliği
269
Müslümanlık ve Kürt Kimliği
313
Cumhuriyet Dönemi ve Kürt Kimliği
335
Kürt Kimliğinin Özgün Yanları
355
Kaynakça
415
GİRİŞ:
KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİNİN SON YÜZYILI
Bilimsel bir araştırmada konuyu parçalara ayırmak benimsene­
cek bir yöntem değil. Çoğu kez zorunluluktan ötürü buna başvu­
rulur. Kürt milliyetçiliğinin doğuş ve gelişimi incelenirken çok
eskilere, tarihsel köklere dek uzanmalı. Gerçi Kürt milliyetçiliği
son iki yüzyılda yoğunluk kazandı ve 19. yüzyılın sonlarından
itibaren de dünyanın gündemine girdi. Ama yine de bir evveliya­
tı var. Ben de yöntem olarak, işi kolaylaşürmak üzere, son yüzyılı
ve de özellikle son dönemleri ele almak istiyorum.
Milliyetçi karakter taşıyan, tarihteki ilk Kürt hareketi yaygın
kanıya göre 1880 yılında ortaya çıkmıştır. Bununla,1880 yılındaki
Hakkârili (Nehri) Şeyh Ubeydullah'ın isyanı kastedilmektedir.
Bu olaydan sonra araştırmacı ve yazarlar Kürt milliyetçiliğinin
babası olarak Şeyh Ubeydullah'ın adını verdiler. Bu savı İran
Kürdistan Demokrat Partisi lideri merhum Dr. Abdurrahman
Kasımlu öne sürdü. İran Kürtlerinden sosyal bilimci Abbas Veli
ise karşı çıktı. Burada önemli olan, Kürtlük duygusu değil, sosyo­
lojik analize uygun olan milliyetçiliktir. Son yıllarda Kürt kökenli
olan ve olmayan pek çok düşünür ve araştırmacı Kürt milliyetçi­
liğinin gelişim sürecini ve geçirdiği evreleri nitelikleriyle birlikte
ele aldılar.
Şeyh Ubeydullah'ın, Başkale'deki İngiltere Konsolos Yardım­
cısı Clayton'a yazdığı mektuptaki ifadeler, ona Kürt milliyetçisi
6
|
Kürt Kimliğinin Oluşum Süreci
sıfatını verdiriyor. Oysa birçok yazar bu belirlemeyi Botan Beyi
Bedirhan Paşa için kullanır. 2002 yılında Peri Yayınevi tarafından
yayımlanan ll.Yüzyıla Girerken Kürtler adlı kapsamlı eserde bu
hususlara değindim. Kanaatimce Bedirhan Bey'den sonra gelen,
onun çocukları ve torunları, yoğun ve nitelikli bir şekilde milli­
yetçi mücadeleyi olumlu noktalara taşıdılar diyebiliriz. Ama Be­
dirhan Bey'in kendisi için aynı şeyleri söyleyemeyiz. 1843-1847
yıllarındaki yerel başkaldırısında milliyetçi öğeler yok denecek
kadar azdır. Oysa Bedirhan Paşa'ran oğlu Mithat Mikdat Bey'in
21 Nisan 1898 tarihinde Kahire'de yayımlamaya başladığı Kürdistan gazetesi, Kürt tarihinde modern dönemin ve burjuva milliyet­
çiliğinin ilk yazılı mirasıdır.
Önce genel bir belirleme yapalım: Kimlik sorunu mücadele­
sinde ya da başka bir ifade ile milliyetçilik damgalı süreçte, hep
'kültürel kimlik' ve 'kültürel milliyetçilik öncelik taşıdı. Bir süre
sonra sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal sürecin ardından 'si­
yasal kimlik' ve 'siyasal milliyetçilikten söz edilir. Bu süreci göz
önüne alınca görürüz ki; Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılın son
çeyreğinde kültürel Kürt milliyetçiliği söz konusudur. Bu, düzeyi
yüksek olmayan bir kültürel milliyetçiliktir. Yazılı mirası var,
ama bu mirası yayacak araçları yok. Gazete ve kitaplara taşına­
mıyor. Dünya ve Osmanlı Devleti'nin son yüzyılı hızlı seyreden
olayları yaşıyordu. Emperyalizm dönemine giren kapitalizm,
Kürdistan'm pazarlarım büyük ölçüde etkiledi. Osmanlı Devleti
yan-sömürge bir feodal devletti. Buna, büyük feodale bağlı ikin­
cil feodaller yönetimi diyen tarihçiler de var.
Osmanlı Devleti'nin Kürtlerle ilk ciddi ortaklığı Fatih Sultan
Mehmed'in son yıllanyla Yavuz Selim dönemine rastlar. Doğuda
Sasani Devleti'nin başındaki Şah İsmail kati bir Şii idi. Anado­
lu'yu Şiileştirme çabasmdaydı. Kürdistan denen coğrafyada Kürt
emirlikleri vardı. Sünni-Şafii mirler bölgesinde Şiilik giderek ya­
yılıyordu. Özellikle kırsal ve yoksul kesimlerde. Batıda ise Sünni-
Giriş:
Kürt Milliyetçiliğinin Son
Yüzyılı
\
7
Hanefi Osmanlı Devleti vardı. Kürt mirlikleri bu iki devlet ara­
sında sıkışık durumdaydı. 1514 Çaldıran Savaşı'nda Osmanlı
Devleti'nin yanında yer alan Kürtler, Şah İsmail'in yenilgisi üze­
rine İdris-i Bidlisi'nin aracılığı ile Yavuz Selimle yapılan anlaşma
gereğince edindikleri yan özerklik konumlarım 19. yüzyılın ilk
yarışma kadar sürdürdüler. Sultan 2. Mahmut merkezi otoriteyi
güçlendirmek üzere Kürt emirliklerini tasfiye hareketine girişti.
Sonuç almanın güçlükleri vardı. Devlet ve Kürt beylerinin silahlı
çatışmaları sürüp gidiyordu. Ancak Kürt mirlikleri de ortadan
kaldırıldı. Mirlerin yerine Başkent İstanbul'dan gönderilen valiler
atandı. Tanzimat Dönemi'nde merkezi otorite güçlendirildi ve
mirlerin ayncalıkları da bitti.
Kürt kültürü ve yaşam biçimi üzerinde belirgin baskılar gö­
rülmez. Kürt medreselerinde Arapça, Farsça, Kürtçe ve yerine
göre Osmanlıca geçerli idi. Mirler ortadan kaldırıldıysa da mer­
kezi otoriteyi sağlamakta basan sağlanamadı. Köklü mirlerin ye­
rine ikinci-üçüncü derecede etkinliğe sahip ağalar ve beyler türe­
di ve en önemlisi de daha önce mirlerin denetiminde olan dini
önderler siyasal, sosyal ve ekonomik alanda güçlendiler. Bunun
sonucu ise şöyle oldu: Eskiden sayılan daha az olan güçlü mirle­
rin Osmanlı karşıtlığında birleşmeleri bir ölçüde mümkündü.
Yan yana gelmeleri zordu ama yine de iki üç tanesi birleşebiliyor
ve devleti sıkıntıya sokabiliyorlardı. Ulusal söylemleri olmasa da,
sonuçta bir Kürt başkaldırısıydı bunlar ve ilkel, gelişmemiş duy­
gular söz konusuydu. Oysa şimdi gelinen noktada güçleri az, sa­
yıları çok, birlikteliklerinin koşulları daha da bozulmuş yeni ya­
pılar vardı. Kürt Hareketi gibi görünebilecek eylemlerin şansı
daha da azaldı.
Osmanlı Devlefnin, hızla yıkılmaya doğru gittiği yıllarda,
özellikle aydınlar arasmda ortaya çıkan devleti kurtarma çabala­
rına dönük düşünsel gelişmeler, 1889'da eyleme dönüştü. İttihat
ve Terakki Cemiyeti bu amaçla kuruldu. Örgüt, Osmanlı yurttaşı
8
|
Kürt Kimliğinin Oluşum Süreci
olan farklı halklardan üp öğrencilerinin gizlice bir araya gelme­
siyle oluştu. Örgüte, Osmanlıcılık anlayışı hâkimdi. Türkçülük,
başlarda belki düşünülmüyordu bile. Beş kurucu üyeden ikisi
Kürttü. Arapkirli Abdullah Cevdet ve Diyarbakırlı İshak Sükuti
idi bunlar. Bir döneme damgasını vuran ve hatta günümüzdeki
rejime de yansıyan İttihat Terakki Cemiyeti ve Partisi çok ince­
lendi. Ben de İttihat-Terakki ve Kürtler'de, bu örgütün Kürtlere
ilişkin yanını ele almaya çalıştım. Ancak şimdi Kürt milliyetçili­
ğini doğrudan veya dolaylı ilgilendiren birkaç yanına değinmek­
le yetineceğim.
İttihat-Terakki döneminde (1908-1918) ve özellikle ilk yıllarda,
Müslüman zenginlerin, azlığı ve ticari yaşamda etkin olmadıkları
düşünülerek devlet eliyle burjuva yetiştirilmeye çalışıldı. Özellik­
le İstanbul, Selanik ve izmir gibi kentlerde bu çabalar çok belir­
gindi. Bu gayretler orta sınıftan vatandaşlann iştahını arttırdığı
gibi asker-sivil bürokratlan da yayılmacı bir anlayışa götürdü.
Buradan şu tespite gelmek istiyorum: Osmanlı Devleti'nin, o ge­
niş imparatorluğun yok oluşunu Cumhuriyet dönemi orta sınıfı
içine sindiremedi. İçlerinden, eskiden yönetimlerinde olan ülke­
lere sahip olmayı geçirdiler. Bu duyguların günümüze de yansı­
yan yanlan var. Elindekini kaybettikçe Kürtlerden acısını çıkar­
mak isteyen bir orta düzeyli esnaf ve küçük burjuva sınıfı oluştu.
Ne var ki, yaşam ve kapitalizmin bünyesel yapısı bu düşünceye
set çekti ve bunların varlığı giderek azalıyor. Kürt demokratik
kültürel çabalarına aşırı karşıtlıkta, bu konum etken olmayı sür­
dürüyor. Bazı asker bürokratlarca ve de hükümet üyelerince (ör­
neğin, Abdullah Gül) "Anadolu'ya hapsedilen Türk çıkarları"
zaman zaman dile getirilebiliyor. Son Irak krizinde daha da açığa
çıktı bunlar. Kürt sorununu bu özlemlerin önünde bir engel gibi
gören anlayış, "devlet politikası" şeklinde sunulmak isteniyor.
İttihat-Terakki Cemiyeti, kısa sürede anlayış ve yapı değişik­
liğine uğradı. Türk milliyetçiliğini önceleri gizlice, daha sonralan
Giriş:
Kürt Milliyetçiliğinin Son
Yüzyılı
|
9
ise açıkça egemen kılmak isteyen asker nitelikli bir örgüte dönüş­
tü. Saflarında önceleri pek çok Ermeni, Rum, Arap ve Kürt var­
ken, Türk milliyetçiliği ideolojisinin hâkim kılınmak istenmesi,
Türk olmayanlan Cemiyet'i terk etmeye götürdü. Nehrili Seyit
Abdülkadir bu yüzden sürgün edilmişti. Bediüzzaman Said-i
Kürdi 1908'de Selanik'te Hürriyet Meydanı'nda Meşrutiyet le­
hinde konuştuğu halde, kısa sürede karşıt bir konum aldı. Bunun
gibi daha birçok kişiyi örnek verebiliriz.
Jön Türkler, yani İttihatçılar, devleti merkezileştirme gayretle­
rini sürdürürlerkenken, doğası gereği Türkleştirmeyi de birlikte
uyguladılar.
Başkent İstanbul'da uzun yıllar farklı etnik gruplardan insan­
lar bir arada yaşadıkları için, eğitim düzeyleri taşradan daha ileri
ve Avrupa'dan siyasi, ekonomik ve kültürel olarak etkilenmeye
daha müsaittiler. Kürt kökenlilerde bunu oldukça net görebiliyo­
ruz. Nitekim bu Kürtler en dar günlerinde bile ana-baba yurtlanna dönmediler. İstanbul'da Kürtlük güttüler. Osmanlı dönemin­
de, yalnızca eğitim gören Kürtler Osmanlıca konuşurken, taşra
Kürtleri hep Kürtçe konuştular.
İttihat-Terakki, güçsüz bir devlette, koşullar uygun olmadığı
için Türkleştirmeyi ileri götüremedi. Oysa en büyük özlemi buy­
du. 31 Ağustos 1909 tarihli Tanin'de Cemiyet'in önde gelenlerin­
den Hüseyin Cahit Yalçın, niyetlerini, saklamadan şöyle dile geti­
riyordu:
Eğer ellerinden gelseydi, kendilerinin ihtiyarına bırakılmış ol­
saydı bugün Osmanlı İmparatorluğu dahilindeki bütün akvamı
bir dakika bile kaybetmeden Türk yapıyorlardı. Bundan hiç
şüphe edilmemeli.
Dikkat edersek, bazı halkları değil, Osmanlıdaki bütün ka­
vimleri Türk yapmak istiyor İttihatçılar.
Cılız da olsa, Osmanlı Devleti'ndeki Batılılaşma hareketleri ve
özellikle Hıristiyan topluluklardaki milliyetçi çabalar, Kürtleri de
10
|
Kürt Kimliğinin
Oluşum Süreci
etkiledi. Kürt milliyetçiliğinin tohumlan bu yıllara uzanır. Ruşeym halindeki bir milliyetçilik idi. Bir kez daha anımsatayım,
Kürtlük duygusu ile Kürt milliyetçiliğinin farklılığı unutulmama­
lıdır, iki faktör rol oynadı. Milliyetçi eylemler Ermeniler, RumYunanlar ve Osmanlı Devleti'nin Avrupa bölümündeki Hıristi­
yanlar arasında gelişti. Çoğu, ayn devlet kurdular ya da özerk
oldular. Bu, Müslüman Kürtlere ve Araplara yer yer özendirici ve
"özüne" dönmeci bir etki yaparken, bazı kesimlerde ise devlete
daha çok sahip çıkma şeklinde bir tepki olarak ortaya çıkü. Er­
menilere, Yunanlılara ve Sırplara kızarak Kürtlüklerini öne çı­
kardılar. Örneğin Şeyh Ubeydullah bu duygularla Kürt coğrafya­
sını Ermenilere karşı korumak istediğini ifade etti. Başka bir dö­
nemde de Osmanlıların Ermenileri temizledikten sonra sıranın
Kürtlere geleceğini söyledi. Bunu W. Jwadieh'in, doktora tezi
olup daha sonra Türkiye'de İletişim Yayınlan tarafından basılan
Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi ve Gelişimi adlı eserinden okuyoruz.
Çoluk çocuğu ve kadınlan silahlandınp buna engel olacağını be­
lirtir Şeyh. Ermeni milliyetçiliği bir yerde Kürt milliyetçiliğine
neden olmuştur. Sultan Abdülhamid'in, Kürtleri Hamidiye Alaylan şeklinde organize etmesindeki nedenlerden biri Ermeni mil­
liyetçiliğinin yükselişine önlem almak iken, Ermeni milliyrtçiliğine karşıtlık, Kürt milliyetçiliğinin karmaşık olan oluşumunda da
bir etken oluyor.
Yüzyılın ilk yarısındaki ve onun da öncesindeki Kürt başkal­
dırılarında aşireti ve feodal erki güçlendirme amacı vardır. Milli­
yetçi istemler henüz yoktur. Ancak bunlar yukanda söylediğim
gibi, özü ve şekli itibariyle yine de birer Kürt isyanıdırlar. Olası­
dır ki, bu isyanlar bir devlet şeklinde de son bulabilirlerdi. Ama
bu devlet Kürt milliyetinin şekil verdiği modern anlamda bir
devlet değil, o ailenin, hanedanın ya da o günün deyimiyle mirin
devleti olacaktı. Tarihteki benzeri devletler türünden bir devlet.
Fanmi, Eyyubi, Şeddadi ve benzerlerinden biri gibi. Ortadoğu
Giriş: Kürt Milliyetçiliğinin Son
Yüzyılı
|
11
coğrafyasında ve geleneğinde böyle olmuştu. Bunun son örneği
de Hamit Bozarslan'ın belirttiği gibi Mısır'daki Mehmet Ali Paşa'dır 1
Mirlikler ortadan kaldınlınca artık mirlerin damgasını taşıyan
isyanlar ve Osmanlı Devleti'ni karşıya alan muhalefetin silahlı
girişimleri de son buldu. Mîre Kor Mıhemmed, Baban ve Bedirhan Bey başkaldmlanndan sonra (19. yüzyılın birinci yarısmda),
siyasal ve sosyal bir boşluk oluştu ve bu boşluğu giderek güçle­
nen ve Abdülhamid'in panislamist anlayışına uygun gelen dini
önderler doldurdu. Bu dönemde kültürel Kürt milliyetçiliğini bu
dini önderler temsil etti. Bunların hepsinin, kendi isimleriyle anı­
lan medreseleri vardı. Bu medrese geleneği ve etkinlikleri günü­
müze kadar sürdü. İslamiyet'in Kürt diliyle anlatılmasının etki­
siyle Kürt şiiri ve klasik Kürt şairlerinin el yazması eserleri bu
dönemde de gelişti.
Bu dönemde Osmanlı Devleti'nin Avrupa bölümündeki Hı­
ristiyan halkların bağımsızlıkçı ve milliyetçi hareketleri Sultan
Abdülhamid'i, imparatorluğa sahip çıkacak ve onu koruyacak bir
anlayışı eyleme koymaya itti. Bu anlayış İslamcılığın öne çıkanlması, Türk olmayan Müslüman halkların, örgütlenmesi ve bazı
ayncalıklarla donanmasıydı. Artik mirlikler yoktu ama Müslüman-Sünni, Kürt ve Arap aşiretleri, aşiret aynlıklarını koruyarak
entegre edilebilirlerdi. Hamidiye Alayları çok incelendi, ben de
bir ölçüde yazdım. Ama kısaca şöyle belirlenebilir: Bunlar eliyle
sınırlar korunacak, düzensiz aşiretler devletçe nizama sokulacak
ve Ermeni milliyetçiliği denetim alfana alınacaktı. Kürtlerin silahlı
aşiretler konumunda kalmalan da, onların bir 'birlik' oluşturma­
larına engel olacaktı.
1
Hamit Bozarslan, 'Kürt Milliyetçiliği ve Kürt Hareketi 1898-2000',
Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce: Milliyetçilik, C. 4 içinde, s. 844.
12
|
Kürt Kimliğinin
Oluşum Süreci
Nitekim 1894-1896 yıllarında bölgede Ermeni katliamları ya­
şandı. Bu katliamı Kürtlerle Osmanlı Devlet güçleri birlikte ger­
çekleştirdiler. Burjuva toplum düzeyindeki Ermeniler ile tanm ve
hayvancılıkla geçinen Kürtlerin karşıtlıkları giderek arttı.
Gençliğimin ilk yıllarında Hamidiye Alaylan'na bizzat katil­
miş olanlardan ve onların çocuklarından dinledim. Alaylıların
silahlı, resmi kıyafetli ve atlı birliklerden oluşmaları, yetersiz de
olsa askeri eğitim almış olmalan, onlan hesaba alınma ve değerli
olma duygusuna götürdü. Bu karmaşık bir duyguydu. Bir 'Kürt'
olarak kabul edilmeleri ve sıradan devlet yöneticilerinin artık on­
lan aşağılayamayacaklan duygusu... Hatta bunlardan biri, "biz
Kürtler de artık deftere girdik" demişti o günleri anlatırken. Sıradan
bir Kürt olmaktan kurtuldukları duygusu... İttihatçı anlayıştan
ziyade kah İslama ideoloji gelişti böylece.
Kürdistan coğrafyasında bunlar olurken, Bati ile ilişki kurulan
ve ondan etkilenilen diğer coğrafyalardaki Kürtlerde burjuva
milliyetçi istemler boy verdi. Kahire'de çıkan Kürdistan gazetesi
bunun bir örneğidir. Gazete geniş kitlelere ulaşamıyordu, ancak,
büyük kentlerdeki Kürt aydın ve elitlerini etkilediğini anlıyoruz.
Zaten milliyetçi duyguların önce okumuşlarda, öğretmen, avu­
kat, subay, doktor ve din eğitimli uyanık hocalarda gelişmesi bir
tarihsel kuraldı ve bu kural Kürtlerde de kendini gösterdi. Gaze­
tede, Kürtlerin birliği, eğitime önem vermeleri, sanayi ve bilime
yönelmeleri, köklerine uzanmalan, geçmişlerinden onur duyma­
ları önemle vurgulandı. Ehmede Xani'nin ünlü Mera û Zin adlı
eseri dizi halinde yayımlandı. Kürtlüğü ve milli değerleri koru­
maya dair öğütler hep yazıldı ve işlendi. Bunlar tipik burjuva
milliyetçi söylemlerdi.
Kültürel milliyetçilikten siyasal milliyetçiliğe geçiş evresi her
toplumda farklı zamanlarda olmuştur. Konjonktüre, iç dinamik­
lere, birlikte yaşanılan halkların ilişki ve düzeylerine bağlıdır.
Giriş:
Kürt Milliyetçiliğinin Son
Yüzyılı
|
13
Kürtler, Birinci Paylaşım Savaşı ve sonrasında siyasi istemler­
de bulundular. Bu da yine dönemin sosyal, siyasal ve kültürel
gereksinimlerinden kaynaklandı. Osmanlı Devleti ortadan kalk­
mak üzereydi. Bu sırada milliyetçilik ve Osmanlı Devleti'nden
aynlmayı amaçlayan toplumlar örgütlendi. Dünyanın büyük
devletleri de bu anlayışa olanak tanıdı. Böylece siyasal Kürt mil­
liyetçiliği evresine gelindi.
Bu evreye geçişi ve kültürel milliyetçilik bahsini biraz daha
sürdürmek istiyorum. Çünkü toplumun milliyetçi duygu sahibi
elitlerinin, bu duygulan daha geniş kitlelere taşımak üzere örgüt­
lenmeleri bunu takip edecektir.
Kürdistan gazetesini Mithat Mıkdat Bey'in kardeşi Abdur­
rahman Bedirhan Avrupa'da sürdürdü. Avrupa'da mülteci ya­
şamındaki Ittihat-Terakkicilerle birlikte olan Abdurrahman, bazı
kesintiler olmasına karşm, aynı çizgiyi korudu. Gazetede, mo­
dern okulların ve iş yerlerinin gerekliliğinden bahsedildi. Köylü­
lerin baskı ve ağır vergilerden kurtulmalan dile getirildi. Ermeni­
lerle iyi geçinme gereği sık sık yinelendi. Bu çabalar 2. Meşrutiy e f in hemen ardından meyvelerini verdi. Kürt Terakki ve Teavvün Cemiyeti ile cemiyetin yayın organı olarak aynı adı taşıyan
gazete çıkarıldı. Cemiyet bir de İstanbul'da Meşrutiyet adlı bir
okul açtı.
Bu çalışmalar ve Meşrutiyet'in Kürtlerdeki yansıması ayrı bir
çalışmanın konusu yapılmaya değer. Kürt feodalleri ve din
adandan genellikle Sultan karşıtı olan harekete soğuk bakti. An­
cak kentlerdeki esnaf ve okumuşlar bu hareketi benimsediler, il­
ginç bir tartışma, 1914 Bitlis-Hizan Başkaldınsı'nda önderlik ya­
pan Mele Selim ile Said-i Kürdi Mele Sait arasında geçti. O günle­
ri anılarına aktaran Kürt şairi Cigerxwin'un uzunca olan anlatı­
mından şu birkaç cümleyi aktartayım:
Mela Seîd Efendi dibejî:
Huriyetun etîyeturehmani
Download