Risale-i Nur´a göre, bu zamanda imanımızı kurtarmak kolay mı, zor

advertisement
Sorularlarisale.com
Risale-i Nur´a göre, bu zamanda imanımızı kurtarmak
kolay mı, zor mu?
Bu zaman dehşetli bir zamandır. İmanların şüphe ve tereddütlere mağlup olması
tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ancak Risaleler bu noktada işi kolaylaştırmakta ve
yolumuzu açmaktadır.
Evet bu zamanda iman ve ilimde inkişaf etmenin en kestirme ve garantili yolu Risalei Nurlar ile çokça meşgul olmaktır. Eskide medresenin on beş yılda verdiği ilmi,
Risale-i Nurlar kabiliyeti olana on beş hafta da verebilir. Aynı şekilde eskide kırk
yılda çıkılacak velayet makamlarını Risale-i Nurlar has ve kabiliyetli talebesine kırk
dakikada verebilir.
Bütün bu garantileri veren ve bu zaman insanına bu hakikatleri müjdeleyen Asrın
İmamı Said Nursi Hazretleridir. Bunun emsalleri de çoktur. Üstad Hazretleri “ Bir
sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu
zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir.” diyor. Öyle ise iman ve ilim de
inkişaf etmek isteyen bu eserlere dört ile sarılmalı.
Üstad Hazretlerinin şu tespiti meseleyi izah etmektedir:
"İ'lem eyyühe'l-aziz! Tevfik-i İlâhî refiki olan adam, tarikat
berzahına girmeden zahirden hakikate geçebilir. Evet, Kur'ân'dan,
hakikat-i tarikati, tarikatsiz feyiz suretiyle gördüm ve bir parça
aldım. Ve keza, maksud-u bizzat olan ilimlere ulûm-u âliyeyi
okumaksızın isâl edici bir yol buldum. Serîüsseyir olan bu zamanın
evlâdına, kısa ve selâmet bir tarîki ihsan etmek rahmet-i hâkimenin
şânındandır."(1)
"Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i
İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz
edilmiştir."(2)
Risale-i Nurlar, hükmünü bütün dünyada dehşetli bir şekilde icra eden materyalist
ve inkarcı felsefenin fikirlerini çürüterek onların ne kadar hakikatsiz; muhalifi olan
İslam’ın ise ne kadar hakikatli olduğunu bütün aleme ilan ederek, dinsiz felsefe ve
page 1 / 4
onun neşrine çalışan komite ve cemiyetlerin canına okumuş ve onları alem-i
İslam’dan sürmüştür. Yani bu zararlı felsefi fikirlerin Müslüman alemine girip
kökleşmesine mani olmuştur.
Şayet Anadolu’da iman hareketi olan Risale-i Nur hizmeti olmamış olsa idi, Allah
korusun, komünizmin gelip Anadolu’ya yerleşmesi an meselesi idi. Risale-i Nurlar
sadece Anadolu da değil, bütün İslam aleminde çelikten bir zırh olup tesadüf, tabiat
ve sebepleri İlah olarak kabul eden maddeci felsefenin İslam alemine girmesine
dolaylı veya dolaysız, manevi bir set ve kalkan olmuştur. Risale-i Nurların her bir
eczası dinsizlik fikrini imha edip, gereken hükmü infaz etmiştir. Yani onların bütün
çürük ve temelsiz fikirlerini kökünden kurutmuştur.
Risale-i Nurlar tahkiki iman dersini verdiği için, inşallah bu imanı Risale-i Nur'dan
ders alanlar imanla kabre girerler.
Üstad Hazretleri bu hususu şu şekilde izah ediyor:
"BİRİNCİ MESELE: Birinci Şuada iki üç âyetin işârâtında, Risaletü'nNur'un sadık talebeleri imanla kabre gideceklerine ve ehl-i Cennet
olacaklarına dair kudsî bir müjde ve kuvvetli bir beşaret bulunduğu
gösterilmiştir. Fakat bu pek büyük meseleye ve çok kıymettar
işarete tam kuvvet verecek bir delil ister diye beklerdim, çoktan
beri muntazırdım. Lillâhilhamd, iki emâre birden kalbime geldi:"
"Birinci emare: İman-ı tahkikî ilmelyakînden hakkalyakîne
yakınlaştıkça daha selb edilmeyeceğine ehl-i keşif ve tahkik
hükmetmişler ve demişler ki: "Sekerat vaktinde şeytan vesvesesiyle
ancak akla şüpheler verip tereddüde düşürebilir." Bu nevi iman-ı
tahkikî ise yalnız akılda durmuyor. Belki hem kalbe, hem ruha, hem
sırra, hem öyle letâife sirayet ediyor, kökleşiyor ki, şeytanın eli o
yerlere yetişemiyor. Öylelerin imanı zevalden mahfuz kalıyor."
"Bu iman-ı tahkikînin vusulüne vesile olan bir yolu, velâyet-i kâmile
ile keşif ve şuhud ile hakikate yetişmektir. Bu yol ehass-ı havassa
mahsustur, iman-ı şuhûdîdir."
"İkinci yol, iman-ı bilgayb cihetinde, sırr-ı vahyin feyziyle, burhanî
ve Kur'ânî bir tarzda, akıl ve kalbin imtizacıyla, hakkalyakîn
derecesinde bir kuvvetle zaruret ve bedâhet derecesine gelen bir
ilmelyakînle hakaik-i imaniyeyi tasdik etmektir."
"Bu ikinci yol, Risaletü'n-Nur'un esası, mayası, temeli, ruhu,
hakikati olduğunu has talebeleri görüyorlar. Başkalar dahi insafla
baksa, Risaletü'n-Nur hakaik-i imaniyeye muhalif olan yolları gayr-ı
mümkin ve muhal ve mümteni derecesinde gösterdiğini
görecekler."
page 2 / 4
"İkinci emare: Risaletü'n-Nur'un sadık şakirtleri, hüsn-ü âkıbetlerine
ve iman-ı kâmil kazanmalarına o derece kesretli ve makbul ve
samimî dualar oluyor ki, o duaların içinde hiçbiri kabul olmamasına
akıl imkân veremiyor."
"Ezcümle: Risaletü'n-Nur'un bir hâdimi ve birtek şakirdi, yirmi dört
saatte, Risaletü'n-Nur talebelerinin hüsn-ü âkıbetlerine ve saadet-i
ebediyeye mazhar olmalarına yüz defa Risaletü'n-Nur talebelerine
ettiği duaları içinde hiç olmazsa yirmi otuz defa selâmet-i
imanlarına ve hususî hüsn-ü âkıbetlerine ve imanla kabre
girmelerine, aynı duayı, en ziyade kabule medar olan şerait içinde
ediyor."
"Hem Risaletü'n-Nur'un talebeleri bu zamanda her cihetten ziyade
hücuma mâruz olan iman hususunda, birbirine selâmet-i iman
hakkındaki samimî, mâsum lisanlarıyla dualarının yekûnu öyle bir
kuvvettedir ki, rahmet ve hikmet onun reddine müsaade etmezler.
Faraza, mecmuu itibarıyla reddedilse, tek bir tane onların içinde
kabul olunsa, yine her biri selâmet-i imanla kabre gireceğine kâfi
geliyor. Çünkü herbir dua umuma bakar."(3)
"Risale-i Nur talebeleri içinde yüzde kaçı imanla kabre giriyor?" sualine Üstad
Hazretleri şu şekilce cevap veriyor:
"O büyük dâvâyı yüzde doksanına kazandıran ve yirmi senede yirmi
bin adama o dâvânın kazancının vesikası ve senedi ve beratı olan
iman-ı tahkikîyi eline veren ve Kur'ân-ı Hakîmın mu'cize-i
mâneviyesinden neş'et edip çıkan ve bu zamanın birinci bir dâvâ
vekili bulunan Risale-i Nur'dur. Bu on sekiz senedir benim
düşmanlarım ve zındıklar ve maddiyyunlar, aleyhimde gayet
gaddarâne desiselerle hükümetin bazı erkânlarını iğfal ederek bizi
imha için bu defa gibi eskide dahi hapislere, zindanlara soktukları
halde, Risale-i Nur'un çelik kalesinde yüz otuz parça cihazatından
ancak iki-üç parçasına ilişebilmişler. Demek avukat tutmak isteyen
onu elde etse yeter."(4)
Dipnotlar:
(1) bk. Mesnevî-i Nuriye, Onuncu Risale
page 3 / 4
(2) bk. a.g.e., Zerre
(3) bk. Kastamonıu Lâhikası, (13. Mektup)
(1) bk. Şualar, On Birinci Şua, Dördüncü Mesele
page 4 / 4
Powered by TCPDF (www.tcpdf.org)
Download