Büyük Uzlaşı`ya Millet Sahip Çıktı Büyük Uzlaşı

advertisement
GAZZE’DE HER YER HEDEF
İsrail artık hiçbir kural, insani ilke gözetmiyor. İsrail ordusu önceki
gece Cebaliya Mülteci Kampı'nı, BM'ye bağlı bir okulu ve çok sayıda camiyi bombaladı. Ölen Filistinli sayısı 1700'ü aştı. Gazze'nin
kuzeyinde ise taş üstünde taş kalmadı
SAYFA 19’da
SAYFA 15’te
Uğur KEPEKÇİ
Düşünmeden
Oy Vermeyin
• Sayfa 02’de
www.kilispostasi.com
Sayı: 16
TEMMUZ - EYLÜL
Fiyatı: 1 TL
Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi
Yıkılmış harabeyi
kaldıracak güçlü el
• Sayfa 09’da
Selim Baytürkmen
Trafik Sorununu Kim
Çözecek?
• Sayfa 05’te
Alaaddin ÖZKAR
Cumhurbaşkanı
Kim Olmalı?
• Sayfa 8’de
Büyük Uzlaşı’ya
Millet Sahip Çıktı
BTP, CHP, MHP, DSP ve DP’nin de aralarında olduğu 14 partinin “Büyük Uzlaşma” adıyla Ekmeleddin
İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını destekleme kararı ile ortaya konan böylesi güzel bir birlik hareketini, milletimiz ülkemiz adına güzel günlerin başlangıcı olarak görüyor. • SAYFA 12’de
Sayfa 03’te
Sayfa 03’te
Behiye İNEKÇİOĞLU
İhanet, Esaret, Asalet
Ve Vicdan
• Sayfa 06’da
İbrahim BEŞE
Kilis – Suriye
Sınırında Üç Turist (!)
• Sayfa 07’de
Yusuf Yakut
Bayramlar Anlamını
Yitirmemeli
• Sayfa 11’de
Sayfa 21’de
Kilis’te Kuyular
Kurumaya Başladı
Sayfa 22’de
Dolmuş Durakları
İşgal Altında
Sayfa 22’de
KİLİS’TE VATANDAŞ
İKTİDARA TEPKİLİ
Kilis’in Nüfusuna
Ne Oluyor?
Kilis Suriyelileri
Kaldırabiliyor mu?
İsrail’e karşı takındığı tutum nedeniyle
birçok eleştirilere maruz kalan iktidar,
Kilis’te halk tarafından da kınanıyor.
SAYFA
02
TEMMUZ - EYLÜL 2014
Uğur Kepekçi
Düşünmeden
Oy Vermeyin
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Kilis’in Organik
Lunaparkı!
[email protected]
10 Ağustos Pazar günü Türk Milleti cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidecek. Yapılacak
seçimin hayırlara vesile olmasını diler; vatanımıza, milletimize huzur ve barış getirmesini temenni
ederim. Kabul etsek de etmesek de demokratik sistemin gereği olan seçimlerde ( önemli bir yanlışlık
olmazsa) sonuçlar sandıktan çıkacak.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde baraj sistemi olmadığı için “kazanamaz” ya da “oyumuz boşa gider”
gibi kaygılar olmadığı için Sayın Ekmeleddin Beyin
şansı yüksek görülmektedir. Kanaatim odur ki sessiz çoğunluk, sessiz ve derinden çalışarak seçime
hazırlanmakta, sandık önüne konunca da demokrasinin gereğini yerine getirecektir.
Değerli okurlarımız, henüz sandık önümüze konmadan bazı meseleleri aklıselim bir şekilde düşünmeliyiz. İş işte geçtikten sonra pişmanlık bir fayda
vermeyecektir.
Bildiğiniz gibi 10 Ağustos 2014 Pazar günü sandığa gideceğiz ve cumhurbaşkanını seçeceğiz. Türk
tarihinde ilk defa gerçekleşecek bu seçimde, halk
kendi oylarıyla cumhurbaşkanını seçecek. Türk
halkı her ne kadar cumhurbaşkanını seçiyor gibi
görünse de farklı şeyleri seçecektir.
Bu seçimden sonra sadece cumhurbaşkanı değil
birçok şeyin değişme imkânı olabilecektir. Daha
açık bir ifadeyle; aslında bu seçimden sonra Türk
siyaseti çok farklı bir konuma gelebilir. Yönetim sistemi değişebilir. Allah korusun cumhurbaşkanı seçiyoruz derken bir anda bölünmenin eşiğine gelebiliriz.
İzah etmeye çalışalım. Sayın Erdoğan’ın bazı ortamlarda ağzından kaçırdığı, AKP temsilcilerinin
bazı ortamlarda dile getirdiği bir sistem değişikliği
arzuları vardır. Sayın Erdoğan, şu anda tepki toplamamak için fazla sesli olarak dile getirilmese de
cumhurbaşkanı seçilir seçilmez ilk olarak gündeme
getirecekleri konu; başkanlık sistemi olacaktır. Zaten buna zemin hazırlığı yapılmaktadır.
Meclisteki çoğunluk ve çıkarı olan kimselerin desteği ile anayasal çoğunluğu yakalayıp çok kısa bir
sürede başkanlık sistemine geçilebilir ve federatif
yapıya geçilebilir. Bu şekilde bölünmenin, parçalanmanın kapısı aralanmış olacaktır.
İstesek de istemesek de gerek iç gerek dış dinamikler bunu tezgâhlamaktadır. Halkımız farklı gündemlerle ve Tayyip Erdoğan’ı rütbelerin en yükseğine çıkartmak hayaliyle avutulurken; korkarım ki
uykudan uyandığında çok geç olmuş olacak ve geri
dönüşün asla mümkün olmadığı; bölünmenin, parçalanmanın kapısı aralanacaktır.
Ben inanıyorum ki AKP ye oy veren, Tayyip Erdoğan’a ölümüne sevgi besleyen birçok kimse bile bu
tehlikeli duruma asla rıza göstermeyecektir. Ama
maalesef çok da dürüst bir siyaset yapılmadığı için
bu tehlike vatandaşımızın gözünden kaçırılıyor.
Halkımızdan ricam şudur ki; oynanan oyunlara,
çevrilen dolaplara karşı uyanık olunuz. Düşünmeden asla oyunuzu vermeyin!
TEMMUZ - EYLÜL 2014
Bir Şehir Nasıl Yok
Edilir?
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
SAYFA
www.kilispostasi.com
03
Kilis’te Kuyular
Kurumaya Başladı
Editörden | [email protected]
Bazı soruların cevabı çok önceden verilmiştir de, bazen bu cevapları hatırlatmak
gerekir çabuk unutanlara!
Kilis yıllardır kabuğunu yırtıp, tarihi dokusu ile geleceği kaynaştırmış bir kent olamamanın acısını yaşarken, yıllar akıp gitti.
Vatandaş hep şikayet etti, şikayet ettiğine
gidip oy verdi. Şikayet edilen politikacı görevi gereği bazı bahaneler ardına saklanarak, olmayan işlerin, çözülmeyen problemlerin sebebi hikmetini anlattı seçmelerine!
Kilis’te bayram denince ilk akla gelen mekanlardan biri olan “Bayram
Yeri” yine çocukların akınına uğramaya devam ediyor.
Ramazan Ayı içerisinde hazırlıkların yapıldığı, salıncakların, narabaların ve atlı
karıncaların çok önceden kullanıma hazır
hale getirildiği Bayram Yeri, Ramazan Bayramı’nın ilk saatlerinden itibaren çocuklarla dolup taştı. Bayram boyunca çocukların
eğlence mekanı olan Bayram Yeri, Kilis’te
bayramın en önemli renklerinden biri olmayı sürdüyor. Günümüz lunaparklarına inat,
yıllardır tahtadan yapılmış salıncaklarla, narabalarla zamana ve tekonolojiye meydan
okuyan “Bayram Yeri”, insan gücüyle çalışan organik bir lunapark gibi! Kilis’in bayramlarda değişmeyen bir yüzü olan Bayram
Yeri’ne ufak tefek eklemeler de yapılmıyor
değil! Örneğin küçük arazi araçları ile kısa
turlar atan çocuklar, bayramda gönüllerince
eğleniyor olmanın tadını çıkarıyorlar.
Suriyeli Dilenciler
Artıyor
Ülkelerinden kaçarak Kilis’e gelen Suriyelilerin arasında dilencilik yapanların sayısının arttığı gözleniyor.
Özellikle Cuma günleri namaz çıkışlarında
dilenen kadın ve çocuklara rastladıklarını
dile getiren vatandaşlar, dilenciler yüzünden
bazen yolda dahi yürüyemediklerini ifade
ediyorlar. Emniyet güçleri ve zabıta ekiplerinin zaman zaman operasyon düzenlemesine rağmen artan Suriyeli dilencilerin, camiler başta olmak üzere, Kilis’in işlek cadde ve
çarşılarını mesken tuttukları belirtiliyor.
Tarihi ve kültürel birçok zenginliği olan Kilis’e ziyaret maksadıyla gelen yerli ve yabancı turistlerin de dilencilerden rahatsız
olduklarını gözlemlediklerini vurgulayan vatandaşlar, sorunun çözümü için yetkililere
sesleniyorlar.
Bütün bunlar olurken yine her zaman olduğu gibi yıllar da geçip gitti. Kilis’in zamanı yine çalındı. Buna seyirci kalmanın
hepimiz açısından çeşitli nedenleri vardı:
Kimimiz politik yakınlıklarımız sebebiyle
yeterince dert yanamadık gerekli mercilere, bazılarımız iş korkusu yüzünden göz
yumduk memlekette olan bitene, kimileri
de bağırıp, çağırdı “Kral Çıplak” diye ama
ne duyan oldu onları ne de gören!
Sorunlarını yazmaktan bıktığımız bir Kilis
yanı başımızda dururken, kimsenin elinde bir sihirli değnek olmadığını çok iyi biliyoruz. Sürekli vatandaştan zaman isteyip
duran ve zaman geçmesine rağmen Kilis
için “Acil Bir Eylem Planı” ortaya koyamayan bir kabukla çevrilidir şehrimiz ! Nüfusu kadar Suriyeliyi kendi içinde barındıran
ancak buna rağmen sadece teşekkür alan
bir şehirdir Kilis! Kilis’e ve Kilislilere yaptıklarından veya yapmadıkların dolayı teşekkür etmenin zamanı çoktan geçerken, krizi
fırsata çevirin söylemleri de artık pek karın
doyurmuyor.
Bu şehir tam anlamıyla icralık olmuşken,
şehrin avukata değil icraat sahibi insanlara, teşekkür eden değil kendisine yaptıklarından dolayı teşekkür edeceğimiz
insanlara ihtiyacı vardır. Bunun ayrımına
varacak olan ve bu seçimi yapacak olan
yine Kilislilerdir.
Artık, “Boş sözlere verilecek bir günümüz
bile yok” demek gerekmiyor mu? Umarız ki
önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleri,
bugüne kadar kesilen çeklerin icra yolu ile
tahsil edildiği bir dönemin başlangıcı olur.
Kilis’te kurak geçen bir kış ve yüzde yüz artan nüfus susuzluğu tetiklerken, bazı
kuyular daha yazın ortasında kurumaya başladı.
Birkaç haftadır Kilis Belediyesi Hoparlöründen yapılan duyurularda şehir şebeke suyunun idareli kullanılması, henüz scadalı sistemin devreye girmediği
bu nedenle halkın suyu daha dikkatli kullanmaları
yönünde uyarılar yapılıyordu. Kilis’te baş gösteren
su sıkıntısının ilk sinyalleri olan bu uyarılar ne kadar dikkate alınır bilinmez ama, Kilis’in yaz mevsimini zor atlacağı gözleniyor. İnsanların su ihtiyacını
karşılayan kuyuların da kurumaya başladığı Kilis’te,
artık traktörlerle evlerin depolarına su taşınmaya
başlandığı gözleniyor. Bir anda kuyuları kuruyan Kilisliler çareyi traktörlerle su satın almakta bulurken,
bazı vatandaşların bahçelerinde bulunan kuyularında derinleştirme çalışmalarına başladıkları dikkat
çekiyor.
Yazın ortasından su sıkıntısı ile karşı karşıya kalan
vatandaşlar, şehrin bu sorununun ne zaman çözüleceğini merakla beklediklerini ifade ediyorlar.
Dolmuş Durakları
İşgal Altında!
Kilis’te özellikle ana caddelerde dolmuş duraklarına park eden otomobil
ve motosikletler, dolmuşçu esnafını canından bezdirdi.
Ciddi bir park sorunu ve trafik yoğunluğunun yaşandığı Kilis’te, şehir içi ulaşımın önemli bir parçası olan dolmuşlar,
cadde üzerinde yolcu indirip bindirme
de zorluk çekiyorlar. Dolmuşlar için yapılan özel ceplere park eden otomobil
ve motosikletler yüzünden yol üzerinde
durmak zorunda kalan dolmuşçular,
“Boş yer bulamayan şoförler araçlarını
duraklara park edip gidiyorlar. Biz de
yol üzerinde durmak zorunda kalıyoruz.
Böylece trafik de aksıyor” diyerek şikayetlerini dile getiriyorlar. Vatandaşların
dolmuş duraklarına park yapmamasını
isteyen dolmuşçu esnafı, denetimlerin
de arttırılmasını talep ediyorlar.
SAYFA
04
TEMMUZ - EYLÜL 2014
VEFAT
ARAMIZDAN AYRILANLAR
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Çerez Fiyatları
Yükseldikçe Yükseliyor
HAZİRAN 2014
MİHRİBAN ÖLMEZ, HACI CUMA ÖZÇELİK, ŞAPKACI ZEYNEL AKKAŞ, MEHMET BAKTAGEÇ,
MERYEM KARA, MEHMET AZİZ TOPRAK, HACI
MUSTAFA OYLUMLU, DURDU GÜLDALI, NAİLE
KANAL, FATMA ZORLU,ŞEVKİ ALPAYDIN, GÜLE
PORSUK, NECATİ DEMİRKIRAN, SELAMİ MÜLHİM, NİGAR BEYAZ, İKBAL TEKÇE, MUHAMMED
ENES DEMİRKIRAN, SABİHA KIZILKAYA, ŞENEL
KUTLUCAN, ÇIKIKÇI HACI SENEM SEVİNÇ, BURAK KULE, MEHMET GÜNAL, UĞUR CAĞCAĞAKAR, GÜLLÜ ÇEKİÇ, HACI NEZİHE SERKAN,
MUSTAFA SAMANOĞLU, HİKMET CAN ŞIKOĞLU, AYŞE YILDIRIM, HAMİT KIRICI, EMİN DOĞAN, NECMETTİN OYLUMLUOĞLU, ABDULLAH
ALKANLI.
TEMMUZ 2014
EMİNE MÜNİPOĞLU, ZEYNEP YILMAZ, MEHMET KARABAŞ, ŞÜKRAN BETONCU, HÜLYA TATAR, SALİH ASLAN, AHMET USLANMAZ, SALİH
ASLAN, ZEYNEP GÜLERYÜZ, AHMET KARACA, EROL SAMANCI, SELAHATTİN TOZ, ŞÜKRAN UYGUR, MÜVEDDET BEKÇİOĞLU, HALİL
KÖROĞLU, LÜTFİYE EŞREFOĞLU, MEHMET
UYGUR, FATMA GEÇKALAN, SÜHEYLA ÖZBAY,
HALİL GÜLSEREN, İZZETTİN İNAL, MEHMET
KAPAR, MEHMET YAKUT, HACI ASİYE KORKUT,
BAHADIR POLAT, HÜSEYİN SAMANCI, MEHMET
YAVUZKURT, HACI SIDIK ODUNCU, NAZLI KARADAŞ, MAHİRE YAKUT, ESEN YALÇIN, KIYMET YUVARLAK, SÜREYYA BEŞE, NEVZAT ALBAYRAM, AYŞE KURTARAN, SOLMAZ ÖRGEÇ,
DÖNE AKKURT, SERPİL BİLMEZ.
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Selim Baytürkmen
Trafik Sorununu
Kim Çözecek?
SAYFA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
05
Bahçeden Hudar Geldi
Kilis’te bahçecilik geniş bir kesimin ekmek kapısı olan bir meslek
dalı olarak göze çarparken, Kilis’in bahçelerinde yetişen sebze ve
meyveler halkın en çok tercih ettikleri arasında yer alıyor.
[email protected]
Kilis’te trafik sorununun, kaldırımların genişletilmesi ve Suriye plakalı araçların kontrolsüz bir şekilde
şehir trafiğine dahil olması ile başladığını kimse inkar etmiyor ama, sorun da devam ediyor.
Kilis’te her geçen gün artışını sürdüren çerez fiyatlarının vatandaşın
alım gücünü iyice düşürdüğü gözleniyor.
Birkaç yıldır rekolte düşüklüğü ve stokçuluk
bahane gösterilerek yükselen fındık ve Antep
fıstığının fiyatlarını, rekolte düşüklüğü olmamasına rağmen diğer çerez çeşitleri izliyor.
Vatandaşın en çok tükettiği çerez çeşitlerinden
olan kabak ve karpuz çekirdeğinin kilogram fiyatının bile 17 TL’yi aştığı Kilis’te, diğer çerezler daha astronomik fiyatlara satılıyor. Fındık
ve badem içi 30-35 TL, Antep Fıstığı 38-45 TL
gibi fiyatlara satılırken, en ucuz çerez olarak 8
TL’lik fiyatı ile yer fıstığı göze çarpıyor.
Fiyatların her sene ikiye katlanmasından dolayı şikayetlerini dile getiren vatandaşlar, “Hani
bu ülkede enflasyon yoktu. Hani gelir seviyemiz yükselmişti. Kilis’te karpuz çekirdeğinin kilosu 17 lira” diyerek yaşadıkları sıkıntıyı ifade
ediyorlar.
Bu İşte Bir Gariplik Var!
Bu yıl incir, üzüm gibi bazı yaz meyvelerinin ufak kaldığı ve zamanından geç yetiştiği çiftçiler tarafından ifade ediliyor.
Kilis’te bu yıl yaz mevsiminde yetişen bazı
tarım ürünlerinin normalden ufak kaldığı gözlenirken, bu duruma birçok şeyin sebeb olabileceği vurgulanıyor. Konunun uzmanları ve
çiftçiler ile yaptığımız görüşmelerde bu olaya
en başta kuraklığın neden olduğu söylenirken,
yaz mevsiminde Kilis’te “karbi” olarak adlandırılan ve sabah saatlerinde yağan ciğin bu yıl
çok az olmasının da nedenlerden arasında
sayılabileceği ifade ediliyor. Toprakta yeterli
nemin de birikmediğini de dile getiren çiftçiler,
bitkilerin ihtiyacı olan suyu yeterince karşılayamadığını bu nedenle meyvelerin ufak kaldığını
söylüyorlar. Kilis’te bu kuraklığın devamı halinde sebze fidelerinin ve meyve ağaçlarının
kurayacağı belirtilirken, bütün umutlar önümüzdeki kış mevsiminde Kilis ve çevresinin
yeterli yağış ile beslenmesi!
Normal şartlar altında trafiğe çıkan araç sayısının
her geçen yıl arttığı Kilis’te, yolların kapasitesinin
çok üstünde otomobil ve motosikletle dolması, birçok sorunu beraberinde getiriyor. En başta gelen
sorun bu kadar aracın nereye park edileceği? Araç
park alanlarının yol kenarları ve sokaklarla sınırlı
olduğu Kilis’te, özellikle şehir merkezinde ve işlek
caddelerde araç park etmenin giderek imkansız bir
hale dönüştüğü gözleniyor. Cuhmuriyet Caddesi
üzerinde yolun sağ tarafı tamamen otomobillerle
doluyken, trafik de tek şeritten akıyor, tabi buna
akıyor diyebilirseniz. Çünkü herhangi bir aracın
durması veya normalden yavaş hızla ilerlemesi
halinde trafik durma noktasına geliyor. Ana caddelerde ne sebeple olursa olsun bir aracın diğer bir
aracı sollaması mümkün değil. Uygunsuz şekilde
park eden araçlar yüzünden şehir içi dolmuşları gibi
geniş araçların duraksaması da uzun araç konvoyları oluşturuyor. Bu yoğunluktan yayaların olumsuz
yönde etkilendiği Kilis’te, karşıdan karşıya geçmekte bazen vatandaşların, yaşlıların ve de çocukların
zorlandığı dikkat çekiyor.
Trafiğin yoğunluğunun ve park sorunun maksimum
düzeyde yaşandığı Kilis’te, artık bir yerden bir yere
gitmek de eskisi kadar hızlı ve kolay olmuyor. Kilis’te şehrin bir ucundan bir ucuna gitmek eskiden
kısa bir zaman alırken, şimdilerde bu süre 10 dakikalarla ölçülüyor. Suriye plakalı araçların Türkiye’nin ve özellikle Kilis’in trafik akışına halen tam
anlamıyla uyum sağlamadığı gözlenirken, yolun
ortasında el frenini çekip park eden Suriye plakalı araçlara rastlamak mümkün oluyor. Suriyelilerin
kullanmadıkları arabalarını uzun süre bir yerde
bırakması da vatandaşların en şikayetçi oldukları
konular arasında yer alıyor. Özellikle Kilis’in sokaklarında haftalarca yerinde kalkmamış, birkaç lastiği
patlamış ve tamamen toz içinde Suriye plakalı otomobillere rastlıyoruz.
“İçeri Bahça” olarak tabir edilen Akpınar
ve Söğütlüdere arasındaki bölgede ve Şıh
Mansur Türbesi civarında yer alan Acıpınar,
Leylid ve Bahçaarkası gibi bahçelerde özellikle yaz mevsiminde yetişen sebzeler lezzeti ve görüntüsü ile göz dolduruyor. “Bu Yerli
Mi?” sözünü çarşı-pazarda alış-veriş yapan
insanların ağzından daha sık duyulduğu şu
günlerde, Kilis’e has sebze ve meyvelerin
doğal olması bu ilgiyi daha da arttırıyor.
Genel olarak domates, salatalık, biber ve
patlıcan gibi halkın daha çok tükettiği sebzelerin ekildiği Kilis’in bahçalarında, eski yıllara nazaran sebze ve meyve çeşidinin de
arttığı gözleniyor. Zorlu bir çalışma temposu isteyen bahçecilik, neredeyse günün her
saati insanı meşgul eden bir iş dalı olması
nedeniyle gayet yorucu bir meslek dalıdır.
Kilisli bahçecilerin en büyük sıkıntıları ise,
Kilis’te yetişen ürünlerin şehrin ihtiyacını fazlası ile karşılamasına rağmen, halen
başka şehirlerden Kilis’e çok fazla sebze
girmesi! Bu konuda bahçeciler, doğal olarak
Kilis’te yetişen ürünlerin pazarda, marketlerde daha fazla yer almasını beklerken, yerli
ürünlerin daha lezzetli, doğal ve ucuz olduğunu savunuyorlar.
Biz de Kilis’in özel lezzetlerini halkımıza
gece gündüz sıcak soğuk demeden çalışarak sunan Kilisli bahçecilere buradan teşekkür ediyor, yetkililerin seslerini duymalarını
ümit ediyoruz.
Sabah Pazarı’nda Evcil Hayvan Bolluğu
Suriyeliler Sabah Pazarı’nda evcil hayvanlarını da satıyor.
Daha ziyade pazar günleri Kilislilerin Sabah Pazarı’nda kendi yetiştirdikleri güvercin, tavuk, hindi… gibi hayvanlarını sattıklarını
biliyoruz.
Türkiye’de araçların sıkı bir kontrol geçirildikten
sonra trafiğe çıkmasına izin verilirken, Suriye plakalı araçların herhangi bir kontrolden geçirilip geçirilmediği de ayrı bir merak konusu! Şehir trafiğinde seyreden Suriye plakalı araçların sayısının ne
kadar olduğu konusunda tam bir bilgi yokken, araç
yoğunluğuna bakılarak bir değerlendirilme yapıldığında sayılarının azımsanmayacak bir oranda olduğu ortaya çıkıyor.
Ancak bugünlerde Suriyeli mültecilerin yanlarında getirdikleri evcil
hayvanları satmaya başlamaları ile pazarda bir hayli yoğunluk
yaşanıyor. Suriyeli mültecilerin
Sabah Pazarı’na da el atmasıyla
pazarda evcil hayvan çeşitliliğinde artış görülüyor.
Konu ile ilgili sorunun bir an önce çözülmeli noktasında gerekli girişimlerin ne zaman ve kimler tarafından yapılacağı da Kilisliler merakla bekliyorlar
Pazarda satıldığına pek de alışık
olmadığımız: kanarya, saka, muhabbet kuşu hatta papağan gibi
evcil hayvanlar dikkat çekiyor.
SAYFA
06
TEMMUZ - EYLÜL 2014
Behiye İnekçioğlu
İhanet, Esaret, Asalet
Ve Vicdan
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
Kilis’te Suriyeliler Koyun Satıyor
Kilis’te hemen hemen her iş dalında görmeye alıştığımız Suriyeliler,
şimdi de cadde ve sokaklarda koyun satmaya başladı.
[email protected]
En kısa ve en anlaşılır şekilde bu dört kelimenin
tanımını yapmak isterim.
İhanet; bağlı olduğun düşünce, inanış ve görüşe
ters düşmek ve hainlik etmektir.
Esaret; kölelik, bağımlılık ve tutsaklık anlamına gelir.
Asalet; karakter düzgünlüğü, yüksekliği ve olgunluğu anlamına gelmektedir.
Vicdan ise merhamet sonucu oluşan bir yargılama
sistemdir.
Bu dört kelimenin tanımını neden yaptım?
Çünkü günümüz şartlarında cereyan eden, gerek
siyasi, gerek ekonomi, gerekse sosyal olayların arkasında bu dört olgu bulunmaktadır.
Aslında, bu olgular günümüz insanlarının karakterlerinin ayrıldığı gurupları göstermektedir.
Savunduğu davayı, sahip olduğu inancı, üzerinde
yaşadığı toprakları üç-beş kuruş dünya menfaatine, makam ve koltuk sevgisine satanlar ihaneti yaşayan guruptandırlar.
Bu ihanete yine menfaatini düşünerek sessiz kalıp,
haksız yere elde edinilen rütbelerden şefaat umanlarda kendi ayakları üzerinde durmasını bilmeyen,
sürekli birilerini alkışlayıp, çıkar sağlamaya çalışan
esaret sahibi insanlardır.
Yapılan haksızlıkları ve yolsuzlukları görüp, tepkisini dile getiremeyen ama bu durumdan rahatsız
olduğunu beyan eden insanlarda vicdan sahibi insanlardır.
Birde her ne olursa olsun, haksızlığın karşısında
tüm benliğiyle dimdik duran ve bu duruşundan asla
taviz vermeyen istikrarını son nefesine kadar koruyan gurup vardır ki, işte bu da asaleti temsil eden
guruptur.
Bu dört zümreyi Türkiye şartlarına uyarladığımızda da karşıma o kadar somut örnekler çıkıyor ki,
milletin kanını emen vampirler, torpille bir yere gelebilmek için yalakalık yapan karaktersiz insanlar,
bizde böyle olmasını istemiyoruz ama elden ne gelir, diyen zavallılar ve hakkı her yerde korkmadan
söyleyen kahramanlar var.
Şimdi bir öz eleştiri yapma zamanı… Biz bu gurubun neresindeyiz? İhaneti mi temsil ediyoruz, esareti mi, asaleti mi? yoksa sadece kuru bir vicdan
yapıp kendimizi mi tatmin ediyoruz?
Uzmanlardan 7/24 Tavsiyeler
www.doktorunuzonline.com
Bazen küçük çocukları, ellerinde ufak kuzu ve
oğlakları satmaya çalışırken görmeye alışkın
olan Kilisliler, şimdi Suriyeliler tarafından çarşıda gezdirilen 10-15 adetlik koyun sürülerine
rastlıyorlar. Genelde ufak ve az beslenmiş koyun ve çok küçük kuzulardan oluşan bu sürüler arasından vatandaşların beğendikleri hay-
vanı alabilmek için Suriyeli satıcılarla sıkı bir
pazarlığa giriştikleri gözleniyor.
Hayvanların çok zayıf olduğunu söyleyen vatandaşlar, Kurban Bayramı’nda kendi besledikleri hayvanı kesmek isteyenlerin bu koyunlardan aldıklarını dile getiriyorlar.
Koruk Ekşinizi
Yaptınız mı?
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
SAYFA
GÜNCEL
daşları neden bu teknoloji ile
istediği fotoğrafları elde etme
İbrahim Beşe
imkanı varken bu yola başvurmuştur? Bu üç turist(!) günüKilis – Suriye
müzde herkesin kullanabildiği
navigasyon aletini dahi kullanSınırında Üç Turist (!)
maktan aciz olup, neden kaybolduklarını iddia etmişlerdir?
[email protected]
Dost ve müttefik dediğimiz
ülkelerin vatandaşları olan
bu üç turist(!), hangi cesaretMilliyet gazetesinden Tolga Şardan’ın haberine göre 01 Haziran 2014 tarihinde Kilis’in le, kime, neye güvenerek, yasak bölgeye girmek için Türk yetkililerden izin almak gereğini
İnanlı köyü yakınlarında, Suriye sınırını geçdahi duymamışlardır. Oysa, emperyalistlerin
mek isterken yollarını kaybettiklerini söyleyen
tavsiyesi ile 55 yıl önce sınır hattımızdaki veüç turist(!), inanlı Hudut Karakol Komutanlığı
rimli topraklarımıza gömerek oluşturduğumuz
askerlerince yakalanarak gözaltına alınmışlar.
mayınlı arazilere biz Kilislilerin 5 km den fazla
30 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul Atatürk Hayaklaşmamız yasaklanmış, bu bölgedeki tavalimanı’ndan ülkemize girdikleri ve 31 Mayıs
pulu arazilerimizi ekip biçmek için yetkililerden
2014 tarihinde Kilis’e geldikleri anlaşılan, Ameizin almak zorunda kalmışızdır.
rika Birleşik Devletleri vatandaşı Emekli Albay
Bu üç turist(!) ve onları buraya yollayan emperRichard Douglas Gillem, yine Amerika Birleşik yalist güçler bilmelidirler ki; Türk Silahlı KuvDevletleri vatandaşı Prof. Dr. Mark Polyak ve vetleri mensupları, bir süredir yaşanan hukuk
Fransız vatandaşı Fabrice Jean Michel Robert ihlalleri dolayısıyla cezaevlerine konsalar da,
Blance, askeri yasak bölgeyi ihlal etmek iddia- haklarında haksız soruşturmalar açılsa da, en
sı ile çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıl- mahrem sırlarına girilse de, onlar kutsal görev
mışlardır. Bu kişiler yakalandıkları sırada üzer- saydıkları hudutlarımızı korumakta asla teredlerinde bulunan fotoğraf makineleri ile birinci düt etmezler. Yine Türk yargısı da son yıllarda
derecede sınır hattını fotoğrafladıkları anlaşıl- bir kaos içinde olsa da Türkiye Cumhuriyeti’nmıştır. Söz konusu kişiler sınır dışı edilmiştir.
de bağımsız yargıçlar vardır.
Bu haber hem Türk vatandaşı olmamız ve hem Bu üç turiste(!) ve temsil ettikleri emperyalist
de Kilisli olmamız sebebiyle bizleri yakından güçlere hatırlatmak isteriz ki; sizinle aynı dili
ilgilendirmektedir. Bu ilgimiz sebebiyle Türk konuşan, müttefikiniz İngiliz diplomat Mark
yetkililer tarafından daha detaylı bilgilendirme- Saykes, yaklaşık bir asır önce 1902 yılında
yi beklemek hakkımız olsa gerek. Mesela, bu yine bu topraklara gelmiş, Beyrut’tan başladığı
üç turist(!), İstanbul Atatürk Havalimanı’nda seyahatte Suriye, Güneydoğu, Doğu Anadolu
kimler tarafından karşılanmıştır? Kimlerle gö- - Kuzey Irak - Gürcistan ve İstanbul rotasını izrüşmüştür? Hangi amaçlarla Kilis’e gelmişler- lemiş, Türkler, Araplar, Kürtler, Ermeniler, Çerdir? Kilis’te kimlerle temas kurmuşlardır? Daha kezler, hakkında bilgiler toplamış, Kilis - Gaönce bu tür faaliyetlerde bulunanlar olmuş mu- ziantep - Maraş - Malatya - Adıyaman - Urfa
dur? Çektikleri fotoğrafların istihbarat değeri - Mardin -Diyarbakır - Batman - Şırnak - Van
nedir? Yüksek teknolojiye sahip ABD ve vatan- - Ağrı - Kars gibi il, ilçe ve köylerimizi gezmiş,
TEMMUZ - EYLÜL 2014
haritalar çizmiş, fotoğraflar çekmiş, raporlar
hazırlamış ve misafirperver Türk halkı tarafından sevgi ile karşılanıp ağırlanmıştır. Bu raporlarını daha sonraki yıllarda “Dar’ül İslam” isimli
kitabında yayınlamıştır. “Ben Yahudiler Araplar
ve Ermenilerle müttefik ve Panislamizm’i geçersiz kılacak Hindistan ile Afrika’yı Hohenzollern (Alman İmparatorluğunu kuran kraliyet
ailesi) sonrası ortaya çıkacağına inandığım bir
Türk-Alman birleşmesinden koruyacak sürekli bir İngiliz-Fransız paktı görmek istiyorum,”
görüşünü benimseyen Mark Saykes, “Eğer
kendilerini tanımış olsaydınız, Türklere hayran
olurdunuz,” demekten de kendini alamamıştır. Mark Saykes, Mayıs 1916 yılında İngiltere ve Fransa arasında, Osmanlı topraklarının
paylaşımı konusunda yapılan gizli anlaşmaya
Fransız Jorj Pico ile imzalamış, 1917 Ekim
devriminde sonra Rusya tarafından bu gizli
anlaşma bütün dünyaya ifşa edilmişti. Bu gizli
anlaşmanın sonuçlarını bugün bölgede bir insanlık dramı olarak görmekteyiz.
Bu üç turistten(!) biri olan Fransız vatandaşı
Fabrice Jean Michel Robert Blance, Türkiye’ye
gelmeden önce atalarından 1. Dünya Savaşı
sırasında yurdumuzu işgal eden kuvvetlerin,
Kilikya ve Suriye Orduları Komutanı General
Gourand’ın, 1. Tümen Komutanı General Dufieux’ün, General Bremond’un, Kilis İşgal İcra
Komutanı Molari’nin, Binbaşı Mültirye’nin, anılarını okumadığı anlaşılıyor. Okusaydı, Şahin
Bey’i, Sakıp Bey’i, Kamil Polat’ı, İslam Bey,
Molla Recep Bey’i, Alaeddin Bilgen Bey’i, Müslüman Bey’i, Kartal Bey’i, Aslan Bey’i, Müştaki
Hürriyet’i ve daha nice kahramanlarımıza bu
toprakların ne ifade ettiğini ve uğrunda nasıl
fedakarlıklara katlandıklarını anlayacaktı.
Bu üç turiste(!) Mustafa Kemal Atatürk’ü ve
Türk halkının bağımsızlık aşkını öğrenmelerini
tavsiye ediyoruz.
Gezdiğiniz Türkiye Cumhuriyeti sınırları cetvelle değil, şehitlerimizin kanları ile çizilmiştir.
Kilis’te her yıl bir gelenek halini
alan koruk ekşisi yapımı eskisi
kadar yoğun olmasa da halen
devam ediyor.
Çok çeşitli fabrikasyon ekşilerin marketlerde satılmaya başlanması ile birlikte tüketimi az da olsa
gerileyen koruk ekşisi, özellikle yerli halk arasında halen kullanılmaya devam ediyor. Eski Kilis
evlerinin hemen hemen çoğunda bulunan asmalardan veya üzüm bağlarından özenle toplanan koruklar temizlendikten sonra tanelenerek,
sıkılmaya hazır hale getiriliyor. Et makinelerinde
sıkılan korukların suyu özenle cam şişelere konulduktan sonra, bozulmaması için üst kısmına
bir miktar zeytinyağı konuyor. Bu şekilde yıl boyu
muhafaza edilen koruk ekşisi salatalarda ve bazı
yemeklerde kullanılıyor.
Koruk ekşisi yapma imkanı olmayanlar için de,
bazı esnafların hazır koruk suyu sattığı Kilis’te,
koruk ekşisinin kilogram fiyatı 6 TL’den satışa
sunuluyor.
REKLAM
www.bitkirehberi.net
07
SAYFA
08
TEMMUZ - EYLÜL 2014
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
tında çıkardılar.
Din iman şeriat dediler zinayı
Alaaddin Özkar
suç olmaktan çıkardılar domuz etini kasaplık et statüsüCumhurbaşkanı
ne aldılar.
Yeni Ceza Yasasına ”eşcinselKim Olmalı?
lik ahlaksızlık değildir” maddesini koydular.
[email protected]
Bugün Gazze kan ağlıyor İsrail savaş uçakları ramazan
demiyor, iftar demiyor, FilisTürkiye devleti dört bir yanı ateş çemberine
tinlilerin üzerine bomba yağdırıyor kadın çoluk
çevrilmiş bir halde cumhurbaşkanlığı seçimleçocuk binlerce masum insan katlediliyor bizim
rine gidiyor.
başbakanımızın nutuk atmak bayrakları yarıya
ABD eski dışişleri bakanın Fas’ta başlattığı
indirmek dışında hiçbir icraatları yok hâlbuki
Büyük Ortadoğu Projesi, Arap baharı, turuncu
geçmiş dönende ne icraatlar yapmışlar.
devrim adı altında Müslüman ülkeleri kasıp ka- Yıl 1996’da dönemin başbakanı İsrail ile yapıvurmaya devam ediyor.
lan anlaşma gereği
Körfez hareketiyle başlayan ,Afganistan, Fas, 1) Türk ve İsrail askeri uçakları, Türk hava saTunus, Cezayir, Libya, Mısır, Suriye devam halarında eğitim yapabileceklerdir.
eden kanlı harekette Türkiye devleti maalesef 2) İsrail Türkiye’ye silah satacak ve Türk Fanhep batı ittifakı yanında yer almıştır.
tom savaş jetlerinin modernizasyonunu yapaYıllarca din, iman edebiyatı yapanlar iktida- caktır.
ra geldiklerinde en büyük zararı İslam dinine 3) İsrail ve Türkiye, ABD deniz kuvvetleriyle
Müslümanlara verdiler.
birlikte arama ve kurtarma manevraları adı alYıllarca kapitalist Amerika Siyonist İsrail diye tında ortak tatbikat yapacaktır.
nutuk atıp meydanlarda slogan atanlar, en
4) İstihbarat alanında işbirliği yapılacak bu
önemli anlaşmaları o ülkelerle yaptılar ve on- kapsamda İsrail, Türkiye sınırından İran ve Sularla stratejik ortak oldular. Bu ortaklık ve hiz- riye’yi dinleyecektir.
met karşılığında ilk defa Müslüman bir lider 5) Serbest Ticaret Anlaşması yapılan yeni düzenlemelerle icrai bir safhaya kavuşmaktadır.
“üstün hizmet madalyası” aldı.
Avrupa topluluğu bir Hıristiyan kulübüdür di- 29 Ağustos 1996 tarihli Hürriyet gazetesinin
yenler Bütün Türkler yok edilmeden Hıristiyan “İsrail’le Gizli İmza” başlığıyla verdiği habere
dünyası rahat etmeyecektir” diyen, Papanın göre dönemin başbakanı Erbakan seçmenin
heykeli altında AB anayasasını imzaladılar. Bu tepkisinden çekindiği için anlaşmanın gizli tumilletin örfüne, âdetine, geleneğine ters düşen tulmasını istemişti. Habere göre İsrail ile yapımaddeleri Avrupa Birliği uyum yasaları adı al- lan ikinci askeri anlaşma da Erbakan’ın kamuoyuna duyurulmayacak şartı ile
imzalanmıştı. Ancak olay açığa
çıktı. Ve Dışişleri Bakanlığı ile
Milli Savunma Bakanlığı anlaşmayı açıklamak zorunda
kaldılar. (Alptekin Dursun oğlu,
Stratejik ittifak. Türkiye İsrail ilişFELHAN YAYINCILIK REKLAMCILIK ve DAĞITIM
kilerinin öyküsü kitabı)
3 AYLIK YEREL GAZETE
Bu anlaşma gereği İsrailli savaş
İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu
pilotları Konya ovasında eğitildi
Yazı işleri Müdürü
eğitilen pilotların bugün neler
Dr.Ahmet Hamdi Kepekçi
yaptığı malum !
0532 558 93 69
www.kilispostasi.com
Bugün başbakanımızın bu anlaşmanın hiç birini iptal etmediği gibi bir dizi yeni anlaşma imzalamıştır.
Gelinen noktada Türkiye komşuları ile sorunlu, Müslüman ülkeleri arasında güvenilmez bir
ülke durumuna düşmüştür.
Sayın başbakanımızı cumhurbaşkanı seçmek
omurgasız dış politika ile bölgesinde ve dünyada yalnızlaşan bir Türkiye ye evet demektir.
Buna mukabil CHP, MHP, BTP, DSP, DP gibi
şu anda 14 partinin desteklediği çatı aday
Ekmelettin insanoğlu nu bir deklarasyonla kamuoyuna açıkladılar.
“Parlamenter demokrasiyi güçlendirmeyi, kuvvetler ayrılığını pekiştirmeyi, bireylerin hak ve
özgürlüklerini genişletmeyi, hukuk normlarını
temel almayı, nefret, şiddet ve kutuplaştırma
yerine sevgi ve barışı hakim kılmayı hedefleyen muhalefet partileri olarak Ekmeleddin İnsanoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı adaylığını toplumsal uzlaşı bağlamındaki
siyasi aktörler olarak desteklediğimizi kamuoyuna duyururuz.”
Mezheplerin çatıştığı Ortadoğu coğrafyasında,
İnsanoğlu’nun tüm inanç gruplarına ve kimliklerine eşit ve tarafsız davranacağına olan
inanca yer verilen deklarasyonda, şu ifadeler
kullanıldı:
“İhsanoğlu, Türkiye’nin dünyadaki itibarını yeniden yükseltecek, Atatürk ilkelerini ve Cumhuriyet’in temel değerlerini milli manevi mirasla
bütünleştirecek, özgürlükçü, laiklik ilkesine ve
kadın erkek eşitliğine bağlı kalacak, ülkemizin sorunlarına Anayasa’da kendilerine verilen
yetkiler çerçevesinde yeni çözümler üretecek.
Kamplaştıran değil uzlaştıran, ötekileştiren değil birleştiren, sadece bir kesimi değil herkesi
temsil eden, tarafsız bir cumhurbaşkanı olacağına güvenimiz tamdır. Topluma güven, saygı,
sevgi, huzur ve umut vaat ederek, ortak akılla
çözümü birlikte arayarak, dayanışma ve uzlaşmanın temellerini atıyoruz. Doğa ve tüm canlılar için haydi el ele barış, huzur ve kardeşliğe.”
10 Ağustos seçimi cumhurbaşkanlığı seçiminden öte Türkiye nin geleceğine yön veren bir
seçim olacaktır bu seçimde en büyük aktör
yüce Türk milletidir, ben milletimizin bu gidişata dur diyeceğine yürekten inanıyorum.
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
SAYFA
GÜNCEL
var. İslam ülkelerinin genel haOp. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi line baktığımızda bile hemen
bu dikkat çekiyor. Son günlerin gündemden düşmeyen eli
Yıkılmış harabeyi
kanlı örgütü IŞİD, emperyal
kaldıracak güçlü el
güçlerin taşeronluğunu yapmakta.
İslam ülkelerinin işgali olan
[email protected]
Arap baharı, AKP hükümetinin
desteği ile büyüdü.
“Gel ey zamandan üstün makamları aşan genç;
İşte bütün bu konularda Sayın Haydar Baş hoCennet senin mekânın, Hak yolunda koşan
camız öteden beri ikazlarda bulunuyor. Arap
genç. Büyük tarih dirilsin senin varlık ülkende,
baharının daha ilk günlerinde Prof. Dr. HayKaybolsun gitsin zaman, ebediyyen gölgende.
dar Baş yapılanın bir işgal hareketi olduğunu,
Zaman, mekân seninle hakikate gömülsün,
temelinde Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ve
Tarihine sahip çık, ağlayan yüzler gülsün”
Arzu Mev’ud olduğunu söylemişti. Yaşananlar
Prof. Dr. Haydar Baş
onu haklı çıkarttı.
Basın yayının çığırtkanlığı ile, siyasi güç ile,
Nevşehir Kozaklı’da “Geleneksel İcmal Gençlik
devlet imkânları ile devlet adamı olunmaz; hele
Kampı”ndaydık. Birliği ve beraberliği ne kadar
lider hiç olunmaz. Lider hak ve doğru olan düda özlemişiz. İcmal gençlik kampında Kürdü,
Türkü, Lazı, Çerkezi, Arabı var; AlevisiSünnisi şüncesini dünyaya mal eder. Haydar Baş Bey
ve Şiisi var. Kampta kavga yoktu, özveri vardı; gerçek bir lider şahsiyettir. Rusya’nın uygulakardeşini kendine tercih etme erdemi vardı. 3 dığı Milli Ekonomi Modeli, liderimizin eseridir.
günlük kamp boyunca yurdun dört bir tarafın- BRICS devletlerinin ekonomi uygulamaladan gelen İcmal gençliği, -birlik nasıl olur; bera- rı liderimizin eseridir. Rus devlet adamlarına
“Haydar Baş hocaya ihtiyacımız var” dedirten
ber nasıl yaşanır- bunu ortaya koydu.
Kamp boyunca gündüzleri seminerler yapıldı. de onun liderliğinin eseridir. Türk insanı olarak
Konusunda uzman konuşmacılar, ekonomiden ona ihtiyacımız vardır. Ülkemizi de insanlığı da
sosyal konulara; iç politikadan dış politikaya kurtaracak olan tek lider Haydar Baş’tır.
…
ihtiyaç duyulan konulara değindiler. Sahur ve
Yıllardan
beri
hamurkârı
olduğu İcmal gençliğiiftarlar birlikte yapıldı. Gece teravih namazları
manevi atmosferin zirve yaptığı anlardı. Gece- nin, artık akademisyen, iş adamı, siyaset adanin ilerleyen saatlerinde, Türk sanat müziğinin mı, gazeteci yazar olarak yetişmiş gördük. Bu
usta ses ve saz sanatçıları ve İcmal gençlik sa- kadro toplumda hatırı sayılır yere gelmiş dunat grubunun nefis musiki ziyafeti ile gönüller rumda. İcmal gençliği, iman ehlidir.
coşa geldiler. Bağımsız Türkiye Partisi Genel İcmal gençliği, Ehl-i Beyt sevdalısıdır.
Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın kapa- Vatanın bölünmez bütünlüğü ve ulus devletin
nış konuşması tam bir manifesto şeklindeydi; yılmaz savunucudur. Milletine âşıktır, İcmal
her biri temel ‘ölçü’ olan tespitler üzerine bina gençliği. “İcmal gençliği ayakta kalan tek kaledir.” Günümüz demektir, gelecek demektir,
edilmişti konuşma.
umut demektir. Ülkemiz ve insanımız üzerinde
…
Ölçüye o kadar çok ihtiyacımız var ki… Maale- estirilen bu kadar fırtınalar karşısından yıkılsef İslam âleminde ciddi manada, ölçü sıkıntısı mayan, yıkılmadığı gibi yıkılmış harabeyi kal-
TEMMUZ - EYLÜL 2014
dıracak güçlü el olan İcmal gençliği devlet ve
milletimizin teminatıdır.
Prof. Dr.Haydar Baş Beyin yıllar önce kaleme
aldığı Gençliğe Hitabesinde (Prof. Dr. Haydar
Baş; Makâlât, Sayfa:299-301) ortaya koyduğu
ölçülerin,önemli stratejiler olduğunu görüyoruz.
Bu hitabe bütün gençlerin yol haritası niteliğindedir. Hitabenin başlangıcındaki gençlik tanımı hayat boyu genç kalmanın da iksirini sunmaktadır. “Gençlik büyük bir nimettir.İyi bilin ki,
genç kalmak; ancak ölümsüz bir inanca sahip
olmak, mutlak hakikate teslim olmak ve hizmet
etmekle mümkündür” Hitabede imanın ispatı
olan ibadetlere sarılmanın, helal haram çizgisine göre hareket etmenin altı çiziliyor.
Yetişmiş insanın elinde malzemenin de en iyi
şekilde işleneceği ifade ediliyor. atan vurgusu
gençliğe hitabede önemli bir yer tutuyor.Vatan
namustur, vatana sahip çıkmak hem gencin
hakkıdır, hem de vazifesidir. ençliğe hitabede
gencin hak arayışı mükemmel şekilde satırlara dökülmüş. Hakkınız olmayan hiçbir şeyi
istemeyin. Hakkınız olan her şeye de sahip
çıkın. Hakkınızı aramaz, ona sahip çıkmazsanız, hakkınıza karşı en büyük haksızlığı yapmış olursunuz.” ütün bunlar anlatılırken hesap
günü vurgusu da yapılıyor. Sayın Haydar Baş
hocamız tarafından hesaba çekilemeden gencin nefsini hesaba çekmesi gerektiği vurgulanıyor. Hitabede, kardeşlik de önemli bir vurgu.
Ancak kardeş olanlar birbirlerini kazanabilirler.
“Eğer sever ve sevilirseniz herkesi davanıza
ram edersiniz. Davanıza râm edemeyeceğiniz kimse yoktur” ifadesi fikir çilesi olanlar için
altın ölçüdür. Özet olarak gencin hayata bakışı, hayatı yaşayışı için temel ölçü de hitabede
veriliyor. “Hakk’a koşun, Hakk’la olun, haklı ile
olun, haklı olun.” Günümüzde yaşanan sorunların merkezinde insan bulunmaktadır. İnsan
meselesinin hallinde gençliğe yol gösteren ve
gösterdiği yolu tatbiki olarak İcmal’in hayat üniversitesinde eğitim ve öğretim veren Haydar
hocam iyi ki varsınız.
Yazı İşleri Müdürü
Abdülkadir Uğur Kepekçi
0532 413 30 76
Kilis Temsilcisi
Selim BAYTÜRKMEN
0535 774 22 02
İdare Yeri: Güven Mah. İnönü Cad. 46/D
Güngören - İSTANBUL Tel: 0212 504 41 41
Baskı: Akademi Basın Yayın Org. ve Matbaacılık Ltd. Şti. - Adres: Favutpaşa Cad. Güven
San. Sit. C Blok No:230 Topkapı - İST.
Tel.: 0212 493 24 67
abone olun
“gazeteniz kapınıza gelsin”
0212 504 41 41
Yayınlarımızın tüm hakları KİLİS POSTASI’na aittir. Kaynak gösterilmeden iktibas edilemez. Yazıların
sorumluluğu yazarlarına, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir. Gazetemiz il temsilcileri fahri
olarak görev yapmaktadır. Yayınlanan köşe yazısı ve haberin tüm hakları Felhan Yayıncılık Reklamcılık ve Dağıtım’a aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir.
[email protected]
| www.kilispostasi.com
REKLAMLARINIZ iÇiN
BiZi ARAYIN: 0532 558 93 69
09
Online Yaşam Koçunuz
www.yasamuzmani.com
KİLİS POSTASI
İLÇELER
www.kilispostasi.com
Yusuf Yakut
Bayramlar Anlamını
Yitirmemeli
SAYFA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
11
Kilis’te Bu da Oldu!
Kilislilerin neredeyse tek mesire alanı olan Söğütlüdere’de vatandaşları şaşırtan bir uygulama başlatıldı.
[email protected]
Bayramlar dostluğun kardeşliğin birlik ve beraberliğimizin pekişmesini sağlayan özel günlerdir. Bu
günlerde kin, nefret ve düşmanlıklardan uzak dostlukların gelişmesi için küçüklerimizi sevindirip büyüklerimizi ziyaret edip hayır dualarını alma günleridir. Zira Peygamberimiz (s.a.v) “Akraba ziyaretleri
ömrü uzatır, rızkı çogaltır” demiştir.
Hepimizin yakından izlediği üç yıldan beri Suriye’de
devam eden kardeş savaşı, Irak’la beraber çoğalmış, Filistin`de soykırıma dönüşmüştür. İsrail’in kural tanımaz aymazlığı bayramda dahi müslüman
kardeşlerimizin evine bomba yağdırmıştır . Mahsun
kadınlar, çocuklar perişan bir şekilde can vermişler
ya da sakat kalmışlardır. Hiçbir müslüman ülkesi
gereken hassasiyeti göstermediği gibi birçok ülke
Filistinli müslüman kardeşlerimizi suçlamışlardır.
Venezuela Devlet Başkanının onurlu çıkışı, müslüman ülkelere yaptığı çağrıda filistinlileri neden
yanlız bırakırsınız, siz nasıl müslümansınız diyerek
İsrail büyükelçisini istenmeyen ilan ederek, müslüman ve arap ülkelere ders vermiştir.
Kuruluş amacı insanlarin can mal ve namus emniyeti sağlamak olan BM de her zaman olduğu gibi
suçlu olarak müslüman filistinli kardeşlerimizi göstermiştir. Yüzlerce yıl İslamiyete baş olmuş ülkemiz
ne yazık ki Filistin konusunda gereken hassasiyeti
göstermemiştir. Necmettin Erbakan ile başlayıp,
sayın Erdoğan ile devam eden Türkiye İsrail arasındaki gerek askeri gerek ticari antlaşmalar hala
devam etmektedir. Bunların içerisinde basına yansımış olan jet akaryakıtı Türkiye’den gitmektedir.
Bu jet yakıtları İsrail uçaklarının Filistinlilerin başına
bomba olarak yağmıştır
Haftasonları Kilis’te yaşayan vatandaşların
piknik ve gezinti amacıyla ziyaret ettiği Söğütlüdere’ye girmek artık ücretli oldu. Söğütlüdere
piknik alanında otomobillerden 3 TL, motosikletlerden ise 1 TL giriş ücreti kesilmeye başlanırken, vatandaş uygulamaya tepki gösteriyor.
Yapılan Masraf Bizden Mi Çıkacak?
Yaklaşık bir yıldır Söğütlüdere’de yapılan çalışmalara şahit olan vatandaşlar, Söğütlüde-
re’ye girişlerin ücrete tabi olmasının ardından,
“Acaba yapılan masrafı vatandaştan mı çıkartacaklar? Göl de su yok, restoran faaliyette
değil, daha çevre inşaatı devam ederken 3
TL değer mi?” diye soruyorlar. Genel itibariyle
şehir merkezine yakın mesire alanı çok kısıtlı
olan Kilis’te, Söğütldere piknik alanına bu haftasonu araçları ile girmek isteyen vatandaşlar
ücret ödemek zorunda kaldılar.
Kilis’in Şifalı Otları
Kilis, zengin bitki örtüsü ile yerli halkın da çok sık kullandığı
birçok şifalı bitkinin yetişmesine olanak sağlıyor.
BTP Sayın Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş,
gerek yazılı gerek görsel medyada bu konuyla ilgili şunlari ifade etmiştir: “Sayın hükümet yetkilileri
Filistinlilere gerçek anlamda destek olacaklar ise
hemen İsrail ile yapilan antlaşmaları iptal etsinler.”
Sayın Başbakan ise antlaşmaları iptal etmek yerine İsrail’e oğlunun gemicikleriyle yapmış oldugu
ticaretle destek vermiştir. Eğer bu söylediklerimiz
yanlış ise gemicikleri durdurup yapılan anlaşmaları
fesh etmelidir.
Ülkemizin de Suriye, Irak ve Filistin gibi olmamasi
için BOP (büyük orta doğu projesi)’nin durdurulması için önümüzde ki fırsatı çok iyi değerlendirmemiz
lazımdır. Cumhuriyet tarihinde ilk defa geniş kapsamlı bir mutabakat ile cumhurbaşkanı adayı olan
sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun desteklenmesi
geleceğimiz için zaruridir. Hepimizin uyanık ve aydınlık olması dileğiyle...
Paryavşanı, kekik, ada çayı (kurşuni adaçayı),
kuşburnu, kırmızı kantaron otu, sülüklü pancar (gavur pancarı), meyan kökü, ebe gömeci
Kilis’te yetişen şifalı ot ve bitkiler arasında yer
alıyor. Örneğin kuşburnu bitkisi Şeyh Mansur
Türbesi civarında doğal olarak yetişirken, meyan kökünün en çok bulunduğu iller arasında
Kilis, ilk sıralarda bulunuyor. Meyan kökü en
çok gümrük çevresi ve Tibil yolu üzerinde yetişiyor. Konu hakkında bilgisine başvurduğu-
muz Kilis’te attarlık mesleğini devam ettiren
Ahmet Kudamacı, paryavşanı, kekik, kantaron otu gibi şifalı otların genellikle kıraç ve
dağlık alanlarda yetiştiğini ifade ederek, sattıkları birçok ürününün Kilis ve çevresinde yetiştiğini belirtiyor. Attar Ahmet Kudamacı, halkın
en çok tükettiği bitkiler arasında sindirime çok
iyi geldiği bilinen paryavşanı ve kekik bitkisinin
bulunduğunu da sözlerine ekliyor.
SAYFA
12
TEMMUZ - EYLÜL 2014
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
www.kilispostasi.com
Büyük Uzlaşı’ya
Millet Sahip Çıktı
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
İhsanoğlu’ndan
İftiralara Cevap
Swiss Otel’de düzenlenen toplantıda imzalanan deklarasyonda Türkiye’de ilk kez toplumsal büyük bir uzlaşıya imza atıldığına işaret
edilerek, şu görüşler öne çıkarıldı: “Kardeşlik,
dostluk bağları ve farklılıklarımızla bir arada yaşama kültürüne ihtiyacımız var. Sosyal adaleti
tesis ederek insanlarımızın mutlu ve müreffeh
yaşamasını sağlamak en büyük amacımızdır.
Parlamenter demokrasimizi güçlendirmeyi,
kuvvetler ayrılığını pekiştirmeyi, bireyin hak ve
özgürlüklerini genişletmeyi, hukuk normlarını
temel almayı, nefret, şiddet dili ve kutuplaştırma yerine sevgi ve barışı hakim kılmayı hedefleyen muhalefet partileri olarak, Prof. Dr. Sayın
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı adaylığını toplumsal
uzlaşı bağlamındaki siyasi aktörler olarak desteklediğimizi kamuoyuna duyururuz.”
İhsanoğlu’na güven tam
Ortak deklarasyonda “Prof. Dr. Sayın İhsanoğlu’nun; mezheplerin çatıştığı Ortadoğu coğ-
rafyasında tüm inanç gruplarına ve kimliklere
eşit ve tarafsız davranacak, ülkemizin dünyadaki itibarını yeniden yükseltecek, Atatürk ilkelerini ve Cumhuriyetimizin temel değerlerini
milli-manevi mirasımızla bütünleştirerek özgürlükçü lâiklik ilkesi ve kadın-erkek eşitliğine
bağlı kalacak; ülkemizin birikmiş sorunlarına
Anayasa’da kendisine verilen yetkiler çerçevesinde yeni çözümler üretecek, kamplaştıran
değil uzlaştıran, ötekileştiren değil birleştiren,
sadece bir kesimi değil herkesi temsil eden tarafsız bir Cumhurbaşkanı olacağına güvenimiz
tamdır. Topluma güven, sevgi, saygı, huzur ve
umut vaat ederek, ortak akılla çözümü birlikte
arayarak dayanışma ve uzlaşmanın temellerini atıyoruz” ifadelerine yer verilerek, Prof. Dr.
İhsanoğlu’na güven duyulduğu açıkça vurgulandı. Deklarasyon, “Doğa ve tüm canlılar için,
haydi el ele barış, mutluluk, huzur ve kardeşliğe” ifadesiyle son buldu.
Uzun yıllar Türk siyasetine yön veren Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve
ANAP gibi partilerde yöneticilik ve milletvekilliğinin yanı sıra Demirel ve Özal hükümetlerinde
bakanlık yapan, merkez sağ siyasetin saygın
isimleri Türkiye’nin Cumhurbaşkanı adayı Prof.
Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek olacaklarını açıkladılar. Ankara’da Prof. Dr. Ekmeleddin
İhsanoğlu ile bir araya gelen yüze yakın etkin
siyasetçi, Türkiye’nin içinden geçtiği buhranlı
dönemde İhsanoğlu’nun bir şans olduğunu belirterek, kendisini Türkiye’nin huzuru için destekleyeceklerini ifade ettiler. Merkez sağ siyasetin temsilcileri, bizzat kendi seçim bölgelerine
giderek fiilen sahada çalışacaklarını da beyan
ettiler. Mehmet Keçeciler, Mahmut Oltan Sungurlu, Yaşar Topçu, Yaşar Okuyan, Ahmet Özal,
Agah Oktay Güner, Hasan Korkmazcan, Halit
Dağlı, Lütfullah Kayalar, Halil Şılgın, Hasan
Ekinci, Abdülkadir Baş ve Necmettin Cevheri
gibi isimlerin katıldığı toplantıda bir konuşma
yapan cumhurbaşkanı adayı Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, “Türkiye’nin büyük bir uzlaşmaya ihtiyacı olduğunu gördüğüm için bu görevi kabul ettim. Ülkemizin bütün kesimlerinden
yoğun bir destek ve ilgi ile karşılaşıyorum. Beş
parti resmen adaylığımı desteklediğini açıklamıştı. Şimdi sizlerle bu sayı altıya çıktı. Demokrasi dün olduğu gibi şimdi de sizlere emanet.
Bu emanete sahip çıkacağınızdan kuşkum yok.
” diye konuştu.
TEMMUZ - EYLÜL 2014
13
Prof. Dr. Haydar Baş
İstiklal Marşı’nı hatırlamak
neyin ölçüsü?
[email protected]
Türkiye’de her şey siyasetin malzemesi olarak kullanılabiliyor. Al bayrağımız, inancımız, değerlerimiz, şehit kanı
hatta masum çocukların bombalanması dahi…
Bir de dil sürçmelerinden nemalanmak var.
Geçtiğimiz günlerde Merhum Akif’in mezarı başında İstiklal Marşı’nın iki mısrasını karıştıran Sayın İhsanoğlu’na
yönelen eleştiriler gerçek bir seçim yatırımı.
İstiklal Marşı, binlerce şehit vererek kazanılan vatan toprağını, bağımsızlığımızı, devleti ve milleti temsil eder.
Bunun tamamını bilmek bir şereftir ancak bir anlık dalgınlıkla başka bir şiirle karıştırmak ne vatana ihanettir, ne de
milleti satmaktır.
Bizler, Sayın İhsanoğlu’nu marşı bilmemekle itham edenlerin de on kıtasını bilmediklerine eminiz.
Türkiye’de yakın geçmişte öyle icraatlar vuku bulmuştur
ki, eğer eleştirilecekse bunlar gündem edilmelidir. Ve eğer
İstiklal Marşı’na göre değerlendirirsek, cumhurun başının
seçiminde adaylar arasındaki rekabet, İstiklal Marşı’nın
yazılış gerekçesine ve ruhuna uygunluk dikkate alınarak
yapılmalıdır.
BTP, CHP, MHP, DSP ve DP’nin de aralarında olduğu 14 partinin “Büyük Uzlaşma” adıyla Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını destekleme kararı ile ortaya konan böylesi
güzel bir birlik hareketini, milletimiz ülkemiz adına güzel günlerin başlangıcı olarak görüyor.
Uzun yıllar Türk siyasetine yön veren
DP, AP, DYP ve ANAP gibi partilerde
milletvekilliğinin yanı sıra Demirel ve
Özal hükümetlerinde bakanlık yapan
merkez sağ siyasetin saygın isimleri
Ekmeleddin İhsanoğlu'na destek olacaklarını açıkladılar.
SAYFA
Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, Adana’da İstiklal Marşı
konusunda hakkında atılan iftiralara cevap vererek, “Yahu,
siz daha İstiklal Marşı’nı öğrenmeden ben onu anamın sütü
ile beraber emdim. Nasıl olur da böyle şeyler diyebilirsiniz.
İftira atıyorlar” dedi.
Cumhurbaşkanı adayı İhsanoğlu, Adana’da İstiklal Marşı konusunda hakkında atılan iftiralara cevap vererek,
“Yahu, siz daha İstiklal Marşı’nı öğrenmeden ben onu anamın sütü ile beraber emdim. Nasıl olur da böyle şeyler
diyebilirsiniz. İftira atıyorlar” dedi
Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, dün seçim çalışmalarını Adana ve Mersin’de devam ettirdi. Adana
Valiliği’ne geçen ve Vali Mustafa Büyük
ile bir süre görüşen İhsanoğlu, konvoy
eşliğinde Seyhan Belediyesi’ne geldi.
Belediyenin konferans salonunda vatandaşlara hitap eden İhsanoğlu, halka hizmet için yola çıktığını söyledi.
“Ben görev, mevki peşinde değilim
ama size hizmet etmek için yola çıktım” diyen İhsanoğlu, şunları kaydetti: “Siz beni cumhurbaşkanı görmek
istiyor musunuz? Herkes dinlesin,
tüm Türkiye dinlesin. Biraz önce hep
beraber okuduğumuz İstiklal Marşımızı siyasete, çirkin siyasete, çirkin
politikaya alet etmek isteyenler türedi.
Bana hiç bir şey bulamıyorlar, diyorlar
ki İstiklal Marşı. Yahu, siz daha İstiklal
Marşını öğrenmeden ben onu anamın
sütü ile beraber emdim. Akif’in, büyük
şairimiz, milli şairimiz Mehmet Akif
Ersoy’un dünyada en çok sevdiği, en
güvendiği arkadaşının oğluyum ben.
Nasıl olur da böyle şeyler diyebilirsiniz. İftira atıyorlar.”
İftira üstüne iftira
Başörtüsü konusuna da değinen İhsanoğlu, şöyle devam etti: “Ben ‘başörtüsü kızlarımızın hakkıdır, dini vecibedir,
gelenektir’ diye üç husus izah ettim.
Kalktılar, birinciyi, ikinciyi sildiler, İhsanoğlu diyor ki ‘başörtüsü gelenektir’
diyor. Yahu, ben hak dedim, dini vecibe, gelenek dedim. Yalan söylüyorlar,
her yerde yalan söylüyorlar. İstiklal
Marşı’nı bilmiyormuşum, hadi oradan
canım sende. Sevgili kardeşlerim, 10
Ağustos’ta oylarınızı kullanacaksınız
ve cevabınızı vereceksiniz. Çankaya’ya kimi göndermek istiyorsunuz?
İhsanoğlu’nu göndereceksiniz, değil
mi? Bir Türk oğlunu göndereceksiniz,
değil mi?”
İhsanoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’yü ziyaretinde de
kendisine gösterilen ilgiden anladığı
kadarıyla Adana’da seçmenin kararını
verdiğini ve 10 Ağustos’ta mührü sağlam yere, oy pusulasındaki en sağdaki
yere basacağını söyledi.
Sayın İhsanoğlu’nu eleştirenler bakın neler yapmıştır:
* Atatürk tarafından ortaya atılan Türk milleti kelimesi bu
iktidar döneminde tartışılmaya açılmıştır.
* Teklif edilen yeni bir anayasa ile bölünmenin önünün
açılacağı konuşulmaya başlanmıştır, üniter devlet tehdit
altındadır.
* Yargı ve yasamayı yürütmeye bağlamaya çalışan icraatlar, kuvvetler ayrılığı ilkesini hiçe saymaktadır.
* İlk defa millet, saflar arasında tercih yapmak zorunda
bırakılmıştır.
* Türk askerinin başına bu iktidar devrinde çuval geçirilmiş, Türk ordusu bu süreçte etkinliğini kaybetmiştir.
* Ak Partisi ile Medeniyetler İttifakı’nın bir parçası haline
gelen Türkiye, BOP ile İslam dünyasına namluyu doğrultmuştur.
* İktidar, TCK’da yaptığı değişiklikler ile zinayı serbest bırakmış, domuz eti satışına izin vermiştir,
* İsrail ile ticari ve askeri anlaşmaları feshetmeyi düşünmeyen hükümet, komşu Suriye’nin, Irak’ın geldiği noktada büyük vebal altındadır.
* Türkiye sınırlarını açtığı 1.4 milyon mülteci ile fiili bir kuşatılmışlık içindedir.
* Türkiye’nin adı bugün IŞİD, El Kaide, El Nusra gibi terör
örgütleriyle beraber anılmaktadır.
Şimdi söyler misiniz? Erdoğan’ın İstiklal Marşı’nın iki mısrasını unuttu diye Sayın İhsanoğlu’na eleştiride bulunacak bir hali var mıdır?
KİLİS POSTASI
SAYFA
14
POLİTİKA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
www.kilispostasi.com
www.kilispostasi.com
KİLİS POSTASI
POLİTİKA
SAYFA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
15
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar
Baş bayramın 3. günü kendisini
ziyarete gelen partilileri ağırladı.
BTP’den Bayramlaşma!
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kilis İl Başkanlığı bayramlaşma
merasimi BTP Gn. Bşk. Yrd. A. Hamdi Kepekçi’nin katılımı ile
gerçekleştirildi.
Bayramlaşma törenine BTP Genel
Başkan Yardımcısı Op. Dr. Ahmet
Hamdi Kepekçi, BTP Kilis İl Başkanı
Alaiddin Özkar, BTP MYK Üyesi Yusuf Yakut, BTP MYK Üyesi Avukat
Mehmet Galip Akdağ, BTP Merkez
İlçe Başkanı Ahmet Özuymaz, BTP
İl Başkan Yardımcısı Adnan Kurt, yönetim kurulu üyeleri ile vatandaşlar
katıldı. Bayramlaşma töreninde bir
konuşma yapan BTP Genel Başkan
Yardımcısı Op. Dr. Ahmet Hamdi Ke-
pekçi, milli ve dini değerlerin korunması gerektiğine vurgu yaparak “Türk
milleti kulluğu, ibadeti, milli değerlerine bağlılığı ile bugüne kadar ayakta kalmış bir milllettir. Bundan sonra
da milletimizin varlığı, adaleti, milli
değerlerini hangi ölçüde koruduğu
ölçüde olacaktır. Bu da milletimizin
önündeki peygamber varislerini takip ederek, yolun ortasında duran bir
kaya olmak yerine bir yapıda kum tanesi olmasından geçmektedir” dedi.
Kilisliler Prof. Dr. Haydar Baş
ile İftarda Buluştu Gaziantep’te geçtiğimiz Ramazan Ayı’nda BTP Genel
Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın da katıldığı iftar programına çok sayıda Kilisli de iştirak etti.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)
Gaziantep İl Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına aileleri ile birlikte katılan yüzlerce Kilisli, BTP Genel Başkanı
Prof. Dr. Haydar Baş ile birlikte
iftar etti. Kalender Plaza’da bin
kişiyi aşkın misafirin davetli olduğu programa katılan Kilisli vatandaşların, BTP Genel Başkanı
Sayın Baş’ın programda yaptığı
konuşmayı dikkatle dinledikleri
gözlendi.
Program sonrası herkesin bir
hayli ilgi ve alaka gösterdiği BTP
Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar
Baş’a bazı Kilislilerin çeşitli hediyeler sunduğu da dikkatlerden
kaçmadı.
“GERÇEK TÜRK’ÜN KİMLİĞİ- ile biryere nikah olmadım ben
Nİ ORTAYA KOYDUĞUM İÇİN olsam olsam islam ile nikahlı
BENDEN KORKUYORLAR”
olurum.
BTP lideri bayramlaşma sonrası önemli açıklamalarda bulundu.
Bizde tekemmül eden iman
dostluk arkadaşlık gerçek Türklüğün kimliğini ortaya koyuyor
Bu kimlikten korkuyorlar diyen BTP Genel Başkanı Prof.
Dr. Haydar Baş şöyle konuştu
“Müslüman Türk kimliği tarihte
Japon sınırlarından viyana kapılarına kadar at koşturdu. Can
emniyetini, mal emniyetini, din
ve vicdan emniyetini yaşattı.
Şimdi ürktükleri ve korktukları
bu kimlik”
MHP İl Teşkilatı Ramazan Bayramı
münasebetiyle Bağımsız Türkiye Partisi
(BTP) Kilis İl Başkanlığı’nı ziyaret etti.
MHP Kilis İl Başkanı Sırrı Cumhur
Özgeriş ve yönetim kurulu üyelerini, BTP Kilis İl Başkanı Alaiddin
Özkar ve Merkez İlçe Başkanı Ahmet Özuymaz karşıladı. Samimi bir
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar
Baş Trabzon Akçaabat’ta vatandaşlarla buluştu. BTP lideri
İsrail ile anlaşmaları iptal etmeyen hükümetin Gazze tavrı ve
cumhurbaşkanı seçimi konusunda önemli mesajlar verdi.
havada geçen görüşmede özellikle
Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Gazze’de müslümanların yaşadığı dram
konuşuldu.
BTP CHP’yi Ziyaret Etti
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Kilis İl
Başkanı Alaiddin Özkar, partilerle birlikte
CHP Kilis İl Başkanlığı’nı ziyaret etti.
BTP heyeti, CHP Kilis İl Başkanı Abidin Uslu ve
CHP Merkez İlçe Başkanı Talat Kurt tarafından
karşılandı. Ramazan Bayramı münasebetiyle gerçekleştirilen ziyarete BTP Kilis İl Başkanı
Alaiddin Özkar, BTP MYK Üyesi Avukat Mehmet
Galip Akdağ, BTP İl Başkan Yardımcısı Adnan
Kurt ve yönetim kurulu üyeleri katıldı.
Kilis’te özellikle Suriyeliler konusunda vatandaşların bazı sıkıntılar yaşadığını dile getiren CHP
Kilis İl Başkanı Abidin Uslu, sorunun çözümü ve
yerli halkın memnuniyetinin sağlanması açısından gereken girişimlerin bir an evvel yapılması
gerektiğine vurgu yaptı.
“ÇOK SAYIDA RUS GENCİ
MÜSLÜMAN OLDU”
Kendisinin Rusya ile yakınlığını
eleştirenlere Prof. Dr. Haydar
Baş şu yanıtı verdi.
Prof. Baş, “Biz irşad ve ikaz
görevimizi de yapıyoruz, birsürü rus genci müslüman oldu.
Bazıları Avrupaya, Amerikaya
gidiyor hristiyan olup dönüyor.
Haydar hoca gittiği yerde insanları müslüman yapıyor benim ile onlar arasındaki fark bu.
Ben hiçbir yere giderken ortodoks nikahı ile katolik nikahı
lelerin genişletilmesine karar
veren de yine Erdoğan’dır. Yani
sayın Başbakan ile İsrail’in yapmadığı hiçbir iş yok herşeyi yaİSRAİL İLE ANLAŞMALARI
pıyorlar, Kürecik radar üssünü
İPTAL ETMEYEN HÜKÜMETE kim için kurdu NATO için değil
TEPKİ
sandıkta Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermesi gerektiğini
belirtti. “Madde 1 Türkiye’nin
üniter yapısına dinamit yerleştiriyorlar, Madde 2- Kuvvetler
ayrılığı ilkesi yok olacak, Yasa-
İsrail’in Gazze’deki
katliamlarına karşı hükümetin sadece sözde kalan tepkilerine
de değinen BTP lideri
“samimi olan iki ülke
arasındaki anlaşmaları fesheder” dedi.
İsrail ile anlaşmaları yapıp evvela senin hocan pilotların
eğitimen Konya’da
müsade etmedi mi diye soran
Prof. Baş, “Şu anda Gazze’yi
toplarıyla bombardımana tutan
İsrailli pilotlar Konya semalarında eğitilmiş yahudi pilotlardır. Bunlara kim müsaade etti.
İkincisi istihbarat örgütlerine
müsaade edip Türkiye’den Suriye ve İslam ülkelerini dinleme
kararını İsrail ile alan kim sayın
Erbakan. Ve Türk istihbaratı
Telaviv’de şekilleniyor ve tüm
dünyaya gönderiliyor bu kararı alan kim sayın Erbakan. Üç
Serbest piyasa ekonomisinin
İsrail ile hayata geçmesine müsaade eden kim sayın Başbakan Erdoğan’dır. Ve onlarla iha-
İsrail için kurdular” dedi. Dikkat
çekici konuşmasında kritik bir
soru da sorun Prof. Baş şöyle
konuştu “Gazze’deki Bu durum
karşısında bir insan yapılan
anlaşmaları fesih eder mi etmez mi?Ama görüyoruz ki hiç
birine dokunmuyor” ifadelerini
kullandı.
ma-Yürütme-Yargı erkleri yok
olacak. O zaman ne olacak
biliyor musunuz. Mesela o zaman ben iktidarda başbakanım,
Yasama, yürütme, yargı hepsi
benim elimde yani herşey bana
bağlı ben o zaman ne olacağım kral ocağım demokratik
kral. Beni seçiyorsunuz kral yapıyorsunuz. Bende istediğimi
CUMHURBAŞKANI SEÇİMİN- asıyorum istediğim kesiyorum.
DE ÜNİTER YAPININ ÖNEMİ
Böyle bir Türkiye mi istiyorsunuz” ifadelerini kullanan BTP
Son sözler cumhurbaşkanı Lideri bu söylediklerimi anlatın
seçimi üzerine oldu. Prof. Dr. dedi ve Prof. Dr. Ekmeleddin
Haydar Baş üniter yapı ve ya- İhsanoğlu’na oy verin dedi ve
sama-yürütme-yargı erklerinin “Ekmeleddin beyi seçmezseniz
bağımsızlığını
savunanların başınıza gelecekler budur”
SAYFA
16
TEMMUZ - EYLÜL 2014
KİLİS POSTASI
FİLİSTİN
www.kilispostasi.com
GAZZE’DE YAŞANANLAR ve
FİLİSTİN MESELESİNİN İÇ YÜZÜ
Yeni Mesaj Gazetesi yazarlarından olan Ahmet Hamza Baş’ın Filistin meselesi hakkında araştırma
yazısı bölgede bu zamana kadar yaşananların iç yüzünü çarpıcı şekilde ortaya koyuyor...
www.kilispostasi.com
sır'ın da Port Said, İskenderiye ve Kahire'yi kapsayan bölümü" olarak tarif ediliyor.
Demek ki,
1) İsrail, tamamen muharref Tevrat'ta geçen vadedilmiş topaklara ulaşma hedefiyle açık bir din
savaşı vermektedir.
2) Bu maksada yönelik olarak yapılan katliamlar
onlara göre doğal bir hak ve olması gereken bir
durumdur.
3) İsrail’in niyeti Gazze'de tek bir Müslüman kalmayıncaya kadar bu savaşı sürdürmektir..
4) Bu noktada ABD ve İngiltere’nin seslendirdiği
“İsrail’in kendini savunma hakkı” ifadesi bir safsatadan ibarettir. Zira ortada savunmasız sivillere
karşı yürütülen bir devlet terörü vardır. Bu orantısız güç kullanımının da
ötesinde açık bir soykırımdır.
İSRAİL MECLİS BAŞKANI’NIN
SÖZLERİ
A N L AT T I K L A R I M I Z I
DOĞRULUYOR:
22 Temmuz Salı günü Gazze’den gelen haberlere
göre, İsrail’in 7 Temmuzda başlattığı operasyonda ölü sayısı 550’yi, yaralı sayısı da 3 bin 500’ü
geçti. 100 bin Filistinli evlerini terk etmek zorunda
kaldı.
CNN ise İsrail’in kara operasyonunu genişletmeye hazır olduğu yönündeki başlığıyla verdiği
haberinde. İsrail ordusunun bombardıman öncesi
14 bölgeye broşürler bıraktığını, ancak zaten dar
olan ve yoğun nüfusun yaşadığı Gazze’de Filistinlilerin kaçacak yerinin olmadığı bilgisini paylaştı. Şimdi;
MUHARREF TEVRAT’TA ŞU İFADELER YER
ALIYOR: “O günde Rab, Abraham'la ahdedip
dedi: Mısır ırmağından büyük ırmağa, Fırat ırmağına kadar bu diyarı, Kenileri ve Kenizzileri
ve Kadmonileri ve Hittileri ve Perizzileri ve Refaları ve Amorileri ve Kenanlıları ve Girgaşileri
ve Yebusileri senin zürriyetine (soyuna) verdim.” (Kaynak-TEVRAT, Tekvin, Bab-15)
"O zaman Rab bütün milletleri önünden kovacak
ve sizden büyük kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanlarınızın bastığı her yer sizin
olacak. Sınırınız çölden Lübnan'dan ırmaktan,
Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır.
Önünüzde kimse duramayacak, Allah'ınız Rab
size söylediği gibi dehşetinizi ve korkunuzu
ayak basacağınız bütün diyar üzerine koyacaktır." (Tevrat, Yasanın Tekrarı, 11/24)
Muharref Tevrat'a göre Allah, Yahudilere Kenan
diyarını vaat etmiştir. Yahudi dünya gerçekleşmeden önce, bu topraklarda sadece Yahudilerin yaşadığı bir devlet kuracaklardır. Bu devlet
büyük dünya krallığının merkezi ve idare yeri
olacaktır.
Muhalif bir Yahudi gazeteci olan Israel Shahak şunları söylüyor: “…Bu sınırlar hakkında
yapılmış çok geniş kapsamlı araştırmalar, devlet desteğiyle, atlaslara,
kitaplara ve makalelere
dökülmekte ve okullarda
bu sınırların propagandası yapılmaktadır. Etkili
dini gruplar, söz konusu
coğrafyanın İsrail tarafından fethedilmesini istemekle kalmamakta, bu
fethin ilahi bir emir olduğuna inanmaktadırlar.
(NOT: Bu ideoloji ile yetişen İsraillilerin Gazze
bombalanırken sevinç çığlıkları atıp ve alkış tutmalarına şaşırmamak lazım..)
İsrail’deki radikal çevrelerce yazılıp okullara dağıtılan bir prensipler bildirgesinde şöyle denmektedir: “Biz burada en uygun yayılma yönteminden
söz ediyoruz… Politik açıdan, (Kuzey’de) ulaşmamız gereken sınır Fırat ve Dicle nehirleridir. Bu
Halakha’da (Yahudi şeriatında) yazılıdır. Dolayısıyla bu konuda herhangi bir anlaşmazlık olamaz.
Tartışılabilecek tek konu, bunun nasıl hayata geçirileceğidir. Ancak dediğimiz gibi, İsrail topraklarının sınırları bellidir, bu konuda tartışılacak hiçbir
şey yoktur, hükümler açıktır."
İsrailoğulları'nın bu büyük ülkesi, "Lübnan ile Ürdün'ün tamamını, Suriye'nin üçte ikisi, Irak'ın yarısı, Türkiye'nin bir bölümünü, Kuveyt'in yarısı,
Suudi Arabistan'ın üçte biri, Sina'nın tamamı, Mı-
"...İsrail Meclis Başkan
Vekili Moshe Feiglin İsrail'in Gazze'ye saldırmasındaki amacı itiraf etti.
Gazze'ye daha acımasızca saldırılması, halkın
sınır dışı edilmesi ve Gazze'ye Yahudilerin yerleştirilmesi gerektiğini savunan Feiglin, 'İsrail ordusu
saldırılarını tamamladıktan sonra, askerlerimize
herhangi bir zarar gelmemesi için gerekli tüm imkânları kullanarak Gazze'yi ele geçirecektir' dedi.
Moshe Feiglin, öncelikli amacın işgal olduğunu
belirterek, 'Gazze’nin ele geçirilmesinden sonra
tüm silahlı düşmanlar ortadan kaldırılacak, silahlı
teröristlerle bağlantısı olmayan masum insanlar
uluslararası hukuka uygun muamele görecek ve
bölgeden ayrılmalarına izin verilecek' diye açıkladı.
Felign, “Gazze bizim vatanımızın bir parçası,
sonsuza dek burada kalacağız. Gazze, bölgedeki terörizmin temizlenmesinden sonra, İsrail'in bir parçası haline gelecek ve Yahudiler buraya yerleşecek, bu aynı zamanda İsrail'deki
konut krizini hafifletilmesine de yardımcı olacak” diyor. (Milliyet gazetesi 21 Temmuz 2014)
Dikkat edilirse, muharref Tevrat’ta geçen vadedilmiş toprakları kapsayan ülkeler bugün dünyanın
en çok kan dökülen, en karışık, en huzursuz bölgeleri durumunda…
Mısır’ın bir kısmı ve Sina’nın tamamı: Arap Baharı’yla beraber Mısır yerle yeksan edildi. Ardarda yönetim değişiklikleri yaşayan Mısır, 3 Temmuz 2013'teki askeri darbenin ardından, İsrail'in
ablukası nedeniyle Gazze'nin dünyayla tek bağlantısı olan Refah Sınır Kapısı'ndan geçişlere de
istisnai durumlarda ve süre sınırlaması koyarak
izin veriyor.
Irak: Irak’ın hali içler acısı.. Amerikan işgali ülkeyi
kan gölüne çevirdi. Irak işgali de BOP’un bir parçası olarak hayata geçirildi.
Suriye: ABD ve İsrail tarafından desteklenen terörist gruplar Suriye’nin başına bela oldu. Bu da
BOP senaryosunun parçası.. Maksat, vadedilmiş
toprakların en hassas bölgelerinden biri olan Suriye’yi güçten düşürmek… Suriye, IŞİD, el Nusra,
ÖSO vs. gruplarla boğuşurken İsrail’in eşzamanlı olarak Gazze’ye operasyon başlatması
tesadüf değil…
KİLİS POSTASI
FİLİSTİN
SAYFA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
17
Lübnan: Yıllarca süren bir iç savaşla uğraşan
Lübnan’a hala tam olarak istikrar gelmedi.
Güneydoğu Anadolu: Yıllardır devam eden
PKK terörü neden bir türlü bitirilemiyor? Bunları
destekleyen, besleyen, büyüten el aynı…
Peki, başta Türkiye ve diğer İslam ülkeleri bu
oyunun neresinde? Bu konuyu yarınki yazımızda
ele alacağız…
Peki, Türkiye ve İslam dünyasının olaylar karşısındaki tavrı nedir?
1) Bilindiği gibi bir İsrail-ABD ortak yapımı olan
BOP’un uzantısı olan Arap Baharı ile Mısır, Libya, Tunus, Cezayir’de yönetim değişiklikleri oldu.
Buralar kan gölüne döndü. Yine aynı proje çerçevesinde Afganistan’a girildi. Irak işgal edildi.
Yüzbinlerce Müslüman katledildi. Zulme uğradı.
BOP aktörleri ardından Suriye’nin başına kendi
destekledikleri teröristleri bela ettiler. Türkiye ise
10 yıldır bu projenin figüranı durumunda… Sayın
Başbakan 2004 yılından beri BOP’un eşbaşkanlığını yürütüyor.
3) İktidar, İsrail’e veriştiriyor ama;
Ne Erbakan döneminde ve ne de kendi iktidarları
döneminde İsrail ile yapılan anlaşmaları iptalini
telaffuz bile etmiyor…
1996’da Erbakan’ın başbakanlığı döneminde İsrail ile yapılan anlaşma özetle şunları içeriyordu:
1) Türk ve İsrail askeri uçakları, Türk hava sahalarında eğitim yapabileceklerdir.
2) İsrail Türkiye’ye silah satacak ve Türk Fantom
savaş jetlerinin modernizasyonunu yapacaktır.
3) İsrail ve Türkiye, ABD deniz kuvvetleriyle birlikte arama ve kurtarma manevraları adı altında
ortak tatbikat yapacaktır.
(İKİ ÜLKE HAZİRAN 1997’DE AKDENİZ’DE ORTAK HAVA VE DENİZ TATBİKATI GERÇEKLEŞTİRDİLER. Tatbikatın görünüşteki sebebi arama
kurtarma çalışmalarının koordinasyonu idi. Pek
de şaşırtıcı olmayan bir şekilde tatbikat, uluslararası sularda ama Suriye kıyılarına yakın yerlerde
yapıldı.)
2) İktidar her fırsatta Gazze’nin yanında İsrail’in
karşısında olduğunu ifade ediyor. Sayın Başbakan İsrail’e verip veriştiriyor. Ama;
İsrail’in Yedioth Ahronot gazetesinin haberine
göre, Başbakanın oğlu Burak Erdoğan, son yıllarda iki ülke arasındaki ilişkilerin kötüleşmesine(!)
rağmen sahibi olduğu gemi ile İsrail ile ticaret yapmaya devam ediyor. Gazete, Burak Erdoğan’ın
95 metrelik dev yük gemisi Safran1’in defalarca
İsrail’in Ashdot Limanı ile Türkiye arasında her iki
yönde kargo taşıdığını yazdı. Aynı bilgi ülkemizde
yayın yapan Şalom gazetesinde de yer aldı.
Marinatraffıc.com adlı denizcilik sitesinde yayınlanan seyir bilgilerinde Burak Erdoğan’ın Safran1
adlı gemisi İsrail’in Ashdot limanına demir attığı
ifade ediliyor.
4) İstihbarat alanında işbirliği yapılacak bu kapsamda İsrail, Türkiye sınırından İran ve Suriye’yi
dinleyecektir.
5) Serbest Ticaret Anlaşması yapılan yeni düzenlemelerle icrai bir safhaya kavuşmaktadır.
29 Ağustos 1996 tarihli Hürriyet gazetesinin “İsrail’le Gizli İmza” başlığıyla verdiği habere göre
dönemin başbakanı Erbakan seçmenin tepkisinden çekindiği için anlaşmanın gizli tutulmasını
istemişti. Habere göre İsrail ile yapılan ikinci askeri anlaşma da Erbakan’ın kamuoyuna duyurulmayacak şartı ile imzalanmıştı. Ancak olay açığa çıktı. Ve Dışişleri Bakanlığı ile Milli Savunma
Bakanlığı anlaşmayı açıklamak zorunda kaldılar.
(Alptekin Dursunoğlu, Stratejik ittifak. Türkiye İsrail ilişkilerinin öyküsü kitabı)
AKP döneminde yapılan anlaşmalar
AKP 3 Kasım seçimleri öncesinde 16 Temmuz
2002’de ABD’de Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü JINSA’da temaslarda bulundu..
1) AKP hükümeti, İsrail ile 15 Temmuz 2004’te
Ankara’da bir mutabakat zaptı imzalayarak, Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında “temel ve işlenmiş tarım ürünleri ticaretindeki tavizlerin karşılıklı genişletilmesini müzakere etme konusunda”
anlaştı.
SAYFA
18
TEMMUZ - EYLÜL 2014
2) Dönemin AKP’li Enerji Bakanı Hilmi Güler, İsrail Ulusal Altyapı Bakanı Binyamin Ben-Elizer
ile boru anlaşması imzaladı. Türkiye’den İsrail’e
uzanacak boru hattından petrol, doğalgaz, elektrik, su ve fiberoptik geçmesi planlandı.
3) Sayın Başbakan Heron’larla ilgili anlaşmayı, 1
Mayıs 2005 tarihli İsrail ziyareti sırasında bizzat
kendi imzaladı. Ziyarette 200 milyon dolarlık bu
anlaşmayla yetinilmedi, M60 tanklarının modernizasyonu için yeni protokol ve 17 ayrı askeri proje
görüşmesi yapıldı! Doğalgaz, elektrik, su ve fiberoptik geçmesi planlandı.
4) Mevcut iktidar tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde, İsrail’e, Siyonizm’in kurucusu
Theodor Herz’i anma izni verdi. 6 Aralık 2004 günü
İsrail’in Ankara Büyükelçiliği, Ankara’da, Milli Kütüphane Konferans Salonu’nda Siyonizm’i andı.
5) Sayın Başbakan İsrail’e karşı olduğunu söylüyor ama;
KİLİS POSTASI
FİLİSTİN
Bilbilik, Kürecik’teki Füze Savunma Sisteminin,
NATO değil ABD üssü olduğunu belirtmektedir.
Bilbilik, şunları söylüyor: “Kürecik üssü, Türkiye
ile ABD arasında yapılmış gizli bir anlaşma ile kurulmuş bir üstür. Yani bunu ABD, NATO Füze Kalkanı adıyla kabul ettirdi. Halbuki NATO anlaşması
değil, doğrudan doğruya Türkiye ile ABD arasında gerçekleştirilmiş bir ikili anlaşma sonucunda,
gizli kurulmuş bir üs bu. Ve bu üs illegal. Çünkü
NATO anlaşmasına uygun olarak kurulmadı.” Bilbilik, Malatya’daki üssün ikinci İncirlik olduğunu
söyledi. Bilbilik “Hatta İncirlik’ten daha güçlü bir
üstür. Çünkü bütününe bakıldığında bağlantılı füzeleri, füze rampaları ve radar sistemi var” dedi.
Bilbilik üsteki personelin tamamının ABD’li olmasına dikkat çekti. Erol Bilbilik şunları kaydetti: “Bu
üs İsrail’i korumaya alıyor.”
6) İslam dünyasının Gazze konusundaki tutumuna gelince… İsrail’in katliamları karşısında Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun tepkisi, cılız
seslerin dahi tek tük yükseldiği İslam âlemi için
bir ibrettir.
Kürecik’teki radar üssü hala faaliyetlerini sürdürüyor. Kürecik Radar Üssü, Malatya’nın Akçadağ
ilçesine bağlı Kürecik nahiyesinde bulunan askerî tesistir. Amerikan askerlerinin kurmuş olduğu
üsse bir erken uyarı radarı konuşlandırılmıştır.
Kürecik radar üssünün, İsrail’in Demir kubbe
hava savunma sistemine veri aktardığı ve bu
şekilde İsrail’in Hamas füzelerini imha ettiği haberleri uzun zamandır basında yer almaktadır.
Hatta CHP’nin bu konuyla alakalı Meclis’e verdiği
soru önergesinin cevabında Dışişleri Bakanı Davutoğlu İsrail’e Kürecik’ten veri aktarıldığını kabul
etmişti.
20 Temmuz’da Dışişleri’nden yapılan açıklamada ise “sistemin NATO üyesi olmayan hiç bir
ülkeye koruma sağlaması mümkün değildir.
İsrail de bilindiği gibi NATO üyesi değildir”
denilerek iddialar reddedildi. Şüphesiz inanmak
istiyoruz. Ancak Kürecik’te Amerikan askerlerinin varlığı bilinen bir gerçek.. Öte yandan Amerika’nın İsrail’in en büyük hamisi olduğu ve İsrail
katliamlarını “kendini savunma hakkı” olarak yorumladığı düşünülürse Kürecik’ten İsrail’e askeri
veri aktarılmakta olduğu bilgisi doğru demektir.
Eski Deniz Binbaşı ve Araştırmacı-Yazar Erol
www.kilispostasi.com
Ve Arap liderleri…
Ne zaman uyanıp Filistin halkının sesine ses vereceksiniz? Yerin dibine batsın resmi açıklamalarınız! Yerin dibine batsın uluslararası protokolü-
TEMMUZ - EYLÜL 2014
19
Bununla yetinmeyen Venezuela Başkanı İsrail
büyükelçisini sınır dışı etti. Bu tepki Müslüman
âlemi için çok acı bir ibret tablosudur. Arap ve
Arap olmayan Müslüman liderler ne zaman uyanacak? Bu liderler nasıl Müslümandırlar ki, din
kardeşlerinin uğradığı zulüm ve katliam karşısında hiçbir tepki vermeden öylece sessiz kalabiliyorlar? Bir Hıristiyan devlet başkanının hissettiği
acı ve öfkeyi hissedemiyorlar. Yoksa kalplerindeki
imanı ceplerindeki dolarlarla mı değiştiler?
Halbuki Hadisi Şerif’te beyan edildiği üzere;
“Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ona zulmetmez; onu düşmana teslim etmez. Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da onun
bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamette onun bir sıkıntısını giderir…” (Buhari, mezalim)
Müslüman Türk milleti olarak bizler hangi safta
durduğumuzu iyi düşünmeliyiz. Aksi takdirde ne
Allah’ın huzurunda ne de tarih önünde bunun hesabını veremeyiz.
Netice olarak diyoruz ki;
“…Çağrım bölgedeki Arap halkına ve liderlerine;
ne zamana kadar katliama sessiz kalacaksınız?
Filistinli kardeşlerinizin katliamını izlemeye devam mı edeceksiniz? Arap halkları ne zaman
uyanacak?
FİLİSTİN
www.kilispostasi.com
SAYFA
nüz. Artık harekete geçmelisiniz. Filistin halkının
katillerine cevap vermelisiniz. Durdurmalısınız!
Venezuela Devlet Başkanı olarak size sesleniyorum; Yeter artık! Resmi açıklamalarınızdan öteye
gidemiyorsunuz, o kadar. Ses tonumdan dolayı
kusura bakmayın çok derinden konuşuyorum.
İçimde saklı olan acı ve öfke beni bu şekilde konuşturuyor.”
Gazze’de Müslüman kıyımı yaşandığı bugünlerde
kendisine verilen Yahudi Cesaret Madalyası’nı iade
edip etmemek Sayın Başbakan’ın şahsi tercihidir.
“Bana bu madalya verildiği zaman İsrail ile ilişkiler bu
şekilde değildi” diyor.. Doğru olduğunu kabul edersek
aklımıza şu soru takılıyor: “Acaba onu bu günlere hazırlamak için mi bu madalya kendisine verildi?”
Hıristiyan başkan Müslümanları Gazze’deki zulmü durdurmaya çağırıyor ve şöyle diyor:
KİLİS POSTASI
İsrail diye bağırmakla İsrail kahrolmuyor, kınamalar
Gazze’de akan kanı durdurmuyor. İsrail’e çok kızgın görünen Sayın Başbakan da eğer bu hislerinde
samimi ise; Gerek kendi iktidarından önce gerekse
kendi iktidarı döneminde İsrail ile yapılan anlaşmaların tamamını feshettiğini açıklamalıdır. Oğlunun
İsrail ile ticaret yaptığı yolundaki haberlerin kamuoyu önünde izahını yapmalıdır. Kürecik Radar Üssü’nün faaliyetlerini bu hassas günlerde durdurmalı
veya sıkı bir denetime tabi tutmalıdır. Venezuela
Devlet Başkanı’nın yaptığını yapabilmeli İsrail Büyüküelçisi’ni ülkesine göndermelidir. Bütün bunları
yapabilirse eğer Sayın Başbakan gerçek manada
Gazze’nin yanında ve İsrail’in karşısında demektir.
GAZZE’DE HER YER HEDEF
İsrail artık hiçbir kural, insani ilke gözetmiyor. İsrail ordusu önceki gece Cebaliya Mülteci Kampı'nı, BM'ye bağlı bir okulu ve çok sayıda camiyi bombaladı. Ölen Filistinli sayısı 1700'ü aştı.
Gazze'nin kuzeyinde ise taş üstünde taş kalmadı
İsrail'in Batı Şeria'da 12 Haziran'da
kaybolan 3 Yahudi yerleşimcinin 18
gün sonra ölü bulunmasının ardından 7 Temmuz'da 'Koruyucu Hat'
adı altında Gazze'ye havadan, 17
Temmuz Perşembe akşamı da karadan başlattığı saldırıda hayatını
yitiren Filistinlilerin sayısı bin 300'ü,
yaralı sayısı ise 2100'ü çocuk olmak
üzere 7 bin 500'ü aştı. Ölen Filsitinlilerin 252'sini çocuklar, 94'ünü kadınlar ve 50'sini yaşlılar teşkil ediyor.
Çarşamba günü gece yarısından
saat 12.15'a kadar 54 Filistinli hayatını yitirdi. İsrail'in 27 Aralık 2008
ile 18 Ocak 2009 tarihleri arasında
23 gün boyunca gerçekleştirdiği
Dökme Kurşun Operasyonu’nda
hayatını yitiren Filistinlilerin sayısına
yaklaştı. Dökme Kurşun Operasyonu sonucunda bin 417 Filistinli şehit
düşmüş, 13 İsrail askeri ölmüştü.
Camiler hedef oluyor
İsrail ordusu, Salı gecesinden bu
yana Gazze'de 5 camiyi vurdu. Saldırıların başlatıldığı 7 Temmuz'dan
bu yana İsrail birliklerinin Gazze'de
4 bin 100 noktayı hedef aldığı, bunlardan bin 566'sının füze saldırıları
olduğu ifade edildi. İsrail'in ibadet
yerlerini hedef alan saldırılarında
şimdiye kadar 74 cami bombalandı.
24 gündür kesintisiz şekilde devam
eden İsrail saldırılarında düne kadar
2 bin 360 ev yıkılırken, yaklaşık 23
bin ev hasar gördü.
İsrail'in asker kaybı 4'e katlandı
İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne yönelik saldırıların başladığı günden bu
yana 53 İsrail askerinin ve 3 sivilin
yaşamını yitirdiğini duyurmuştu. İsrail ordusu, Dökme Kurşun Operasyonu ile karşılaştırıldığında 4 kat
daha fazla asker kaybetti. İzzeddin
el-Kassam Tugayları ise 110 İsrail
askerinin öldürüldüğünü açıkladı.
BM yine sessiz
Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail topçu
birliklerinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Filistinlilerin sığındığı BM'ye
bağlı bir okula düzenlediği saldırıda 20 kişinin hayatını kaybettiğini,
onlarca kişinin yaralandığını belirtti.
Bunun üzerine Filistin İçişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Filistinli
Mültecilere Yardım Kuruluşu UNRWA'ya İsrail saldırılarına karşı sessizliğini bozma çağrısında bulundu.
İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Filistinli sığınmacıların
bulunduğu UNRWA'ya bağlı birkaç
okula düzenlenen bombardımanda onlarca şehit verildi. Son olarak
Gazze'nin kuzeyindeki Ebu Huseyin
adlı okul bombalandı. Ne yazık ki
UNRWA'dan ne bir kınama ne de bir
suçlama geldi. UNRWA'ya İsrail'in
işlediği suçlara karşı sorumluluğunu
üstlenme ve çocuk, kadın ve silahsız sivil onlarca Filistinlinin hayatını
kaybettiği saldırılara karşı sessizliğini bozma çağrısı yapıyoruz" denildi.
İsrail ordusunun, gece Filistinli sığınmacıların bulunduğu Gazze'deki
Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu'na (UNRWA)
bağlı bir okula düzenlediği bombardımanda 15 kişi hayatını kaybetmiş,
en az 100 kişi yaralanmıştı. İsrail
topçu birliklerinin dün ayrıca Gazze'nin kuzeyindeki Cebaliya Mülteci
Kampı'na düzenlediği saldırıda da
10 Filistinlinin yaşamını yitirdiği bildirilmişti.
Gazze'de bayram yok,
hayat çok acı
İsrail'in sivil yerleşim birimlerini hedef alarak saldırılarını sürdürdüğü
Gazze'de her şey gibi bayram sevinci de yıkılan evlerin enkazı altında
kaldı. İsrail saldırılarından korunmak
için Şifa Hastanesi'nin çevresine çadırlar kuran aileler, toz toprak içinde
kalan ve bayram olduğuna inanamayan çocuklarını gördükçe "Bize
bayram yok" dediler. Babasının
kumaş ve örtülerle yaptığı çadırda
bayramı karşılayan 9 yaşındaki Ahmed Hani, çıplak ayaklarına ve kirli
elbiselerine bakarak bayram için aldıkları ancak Şucaiyye Mahallesi'ndeki bombalanmış evlerinin enkazı
altında kalan yeşil gömleği ve siyah
pantolonunu hayal ediyor. Tüm aile
bireylerinin içine sığmaya çalıştığı
küçük çadırda, oturduğu çıplak yerden sözlerini sürdüren Hani, "Arkadaşlarım ölü mü sağ mı bilmiyorum.
Onları bir daha görebilsem keşke"
diye konuştu. Çocuklarına evlerine
döndüklerinde bayramlık alacağına
söz veren Hani Hüccac ise "Bize
bayram yok. Burada hayat çok acı"
şeklinde konuştu.
KİLİS POSTASI
GÜNCEL
www.kilispostasi.com
SAYFA
TEMMUZ - EYLÜL 2014
21
İhsanoğlu’na Kilis’ten Destek!
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi adayların
tanıtımı sürerken, Kilislilerin Ekmeleddin
İhsanoğlu’na karşı yoğun destek ve ilgisi
olduğu gözleniyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin yerel ve genel seçimlerden farklı olduğu düşünen Kilisliler, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yanında yer aldıklarını ifade ediyorlar. Görüş
ve düşüncülerine başvurduğumuz vatandaşlar, Cumhurbaşkanlığı makamına yurt dışında Türkiye’yi yıllarca başarı ile temsil etmiş, halkla birçok ortak yönü olan
Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yakışıcağını düşündüklerini
ifade ediyorlar. Cumhurbaşkanlığı seçimine kısa süre
bir kala Kilis’te adayların seçim arabaları şehir içerisinde anoslar yaparak dolaşmaya devam ederken, afiş ve
dövizlerle tanıtım yaptıkları da görülüyor.
Vatandaş İktidara Tepkili!
İsrail’e karşı takındığı tutum
nedeniyle birçok eleştirilere maruz kalan iktidar, Kilis’te
halk tarafından da kınanıyor.
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) tarafından Kilis’te
gerçekleştirilen toplantıda konuşmacıların ardından söz almak isteyen vatandaşlar yaptıkları konuşmalarda, iktidarın Türkiye’de ve dünyada ortaya koyduğu yanlış politikaları eleştirdi.
İsrail’e Karşı Ne Yaptınız?
En başta gündemin sıcak maddesi Gazze konusunda hesap soran vatandaşlar, “Daha ne kadar
uyuyacağız millet olarak! Binlerce insanımızı şehit
edenlere, bu kardeşimdir diyenlere, Gazze’de siviller ölürken sadece kınayanlara bir ders vermek
lazım. İsrail'e karşı ne yaptınız sormak istiyorum”
şeklinde konuşarak tepkilerini dile getiriyorlar.
TÜRKiYE’NiN
ViZYONU
Uydu frekans Türksat 3A 12562 Vertical (Dikey) 25000 FEC : 5/6
www.kanal99.net
SAYFA
22
TEMMUZ - EYLÜL 2014
Kilis ve Güneydoğu
Topun Ağzında!
KİLİS POSTASI
YAŞAM
www.kilispostasi.com
Kilis Suriyelileri
Kaldırıyor Mu?
Gaziantep, nüfusunun % 8,4’lük kısmını oluşturan Suriyeliler konusunda bir karar alarak evlerde barınanları kamplara taşıyacağını açıkladı.
Bağımsız Türkiye Partisi’nin Kilis’te düzenlediği toplantıda söz alan BTP Genel Bşk. Yrd. Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu
önemli tespitlerde bulundu.
Gazze’de bin 500’ün üzerinde insanın öldüğüne ve
bu ölen kişilerin çoğunun da çocuk olduğunu hatırlatarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu,”Haberleri izlemeye insanın yüreği dayanmıyor.
Bin 500 sivil insan ölmüş, çoğunluğu da daha çocuk. Öbür yandan insanları sıraya dizip öldüren bir
de IŞİD var. IŞİD’in yöneticilerinin çoğu Müslüman
değil. Bir Müslüman nasıl olur da bu vahşeti yapabilir. Allah bunları kahretsin. Kilis ve Güneydoğu da
topun ağzındadır, buraları eyalet yapmak istiyorlar.
Dünya bu vahşeti, karmaşayı yaşıyor, peki müsebbibi kim diye sorarsanız bu ülkede yeşeren fitnelerdir,
müsebbibi bu düşünceye destek verenlerdir” dedi.
Dünyada artık insanların altınını, parasını değil geleceğini alıyorlar” diyerek konuşmasını sürdüren
Eyercioğlu, “Bugün bütün dünya tıkandı. Dünyada
borcu olmayan insan yok! Almanya’da bir kişi 60 bin
dolar borç ile doğuyor. Dünya bu uçuruma doğru sürüklenirken başta Rusya olmak üzere BRİC ülkeleri
çözümün Milli Ekonomi Modeli’nde olduğunu adeta
haykırıyor. Biz de bu anlayışı, Genel Başkanımızı
iktidar etmek zorundayız. Dünya faydalanırken, biz
bu nimete seyirci mi kalacağız?
Yıllarca BTP’yi gizlediler. Ama zararın neresinden
dönerseniz kardır. İşte Ekmeleddin Bey’e destek
vermek bizi uçuruma sürükleyen zihniyeti frenleyecektir. Dünyada hukukun ve adaletin sağlanması
için bir zemin hazırlayacaksınız. Bu cumhurbaşkanlığı seçimi, Türkiye'nin kaderi için çok önemlidir,
gece ve gündüz demeden çalışıyoruz ve çalışamya
da devam edeceğiz” diye konuştu.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin bu açıklamayı yaparken, Suriye
devam eden iç savaşın Gaziantep’i çok etkilediğini vurguladı. 1 milyon 884 bin nüfusuy-
la Gaziantep’te 220 bin Suriyeli bulunurken,
Kilis’te 84 binlik merkez nüfusu kadar Suriyeli
ikamet ediyor. Yani Suriyelilerin nüfusa oranı
Gaziantep’te % 8,4 iken, Kilis’te % 100!
Kilis’in Nüfusuna Ne Oluyor?
Kilis'te kent girişinde yer alan nüfus tabelasında rakamın bir
anda 129 bine yükselmesinin nedeni nedir?
İki Farklı Rakamın Hangisi Doğru?
Kilis-İslahiye yolu üzerinde bulunan tabelada
nüfus 129 bin olarak görünürken, Öncüpınar-Kilis karayolunda Kilis’in nüfusunu gösteren tabelada 89 bin 500 rakamı yazıyor. Bir
anda nüfusun 40 bin kişi arttığını gören vatandaşların aklına değişik sorular gelirken, şehirde kalan Suriyeliler nüfusa eklenmeye mi başlıyor? sorusunu soruyorlar.
Kurallara göre şehir girişlerindeki tabelalara
sadece şehir merkezinin nüfusu yazılması
ön görülürken, Kilis’te yazılan tabeladaki 129
bin rakamı Kilis’in toplam nüfusu olarak bilini-
yor. 2013 yılı itibariyle açıklanan resmi verilere göre; Kilis’in ilçe ve köylerle birlikte nüfusu
ise 128 bin 586 kişi, Kilis merkez nüfusu ise
89 bin 422’dir. Şehirde yaşayan vatandaşlar
nüfusun bir anda bu kadar yükselmesine şaşırdıklarını dile getirirken, “Suriyelilerin nüfusa
kaydedileceği dedikoduları her yerde dolaşıyor. Bu insanlar nüfusa eklendi mi eklenmedi
mi? Kilis’te yaşayan 100 bine yakın Suriyeli
bulunduğu söyleniyor. Yetkililerden bu konu
hakkında net bir açıklama bekliyoruz” şeklinde
konuşuyorlar.
Download