HER YÖNÜ İLE MORTGAGE: KONUT FİNANSMAN MODELİ

advertisement
HER YÖNÜ İLE MORTGAGE:
KONUT FİNANSMAN MODELİ (TUTSAT)
2005 yılında başlayan Mortgage sistemi tartışmaları uzun bir aradan sonra Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülmüştür. Mortgage sisteminin (tutsat
konut finansman modeli) çeşitli kanunlarda değişiklik yaparak hukuksal zemininin
hazırlanmasına yönelik yasa tasarısı 21 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda
görüşülmüş ve kabul edilmiştir.
Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası olarak, meslek alanımızı doğrudan ilgilendiren
mülkiyet kavramı üzerinden yükselen, gayrimenkullerin hukuki ve toplumsal algısını
değiştiren mortgage sistemi hakkında yanlış anlaşılmaları engellemek üzere sistemin
nasıl işlediğine dair bilgileri kamuoyu ile paylaşmak, eksik bilgileri gidermek ve bu
şekilde mortgage kredi sisteminin aksaklıklarını ve getiriliş amaçlarını iletmeyi bir
görev biliyoruz. Birçok yerde konuşulan mortgage sistemi çoğu yanlış bilgilendirmeler
ile halka aktarılmaktadır.
Seçim öncesi dönemde dar gelirlilerin kira öder gibi ev sahibi olması gibi popülist ve
fakat hatalı bir söylem altında piyasaya sürülen bu sistem, bu anlayış ile büyük bir
kesimin hayal kırıklığına uğramasına neden olabilecektir. Bu nedenle sistemin tahrip
gücünü dikkate alarak, mortgagezedeler yaratılmadan bu konuda gerekli tedbirlerin
alınması için kamuoyunun bilgilendirilmesi ve yetkililerin eksiklikler hakkında
dikkatinin çekilmesi gerektiği inancı ile bu basın açıklamasını yayınlamayı gerekli
gördük.
MORTGAGE KONUT FİNANSMAN SİSTEMİ (TUTSAT) NEDİR?
Mortgage kredi sistemi özel bir konut finansman modelidir. Mortgage sisteminin
özelliği ile Banka ile tüketici arasındaki birincil piyasalardaki işlemlerden değil, Banka
ile yatırımcı ya da aracı kurum arasındaki ilişkilerin geçtiği ikincil piyasalardaki sürecin
değiştirilmesinden gelmektedir. Bu nedenle, halk için sistemin görünen yanında kredi
vadelerinin uzaması dışında(faiz oranında yükselme olabilecektir) bir değişim
olmayacaktır. Asıl olarak mortgage modeli halka yansımayan taraf olan kredilerin
finansmanı aşamasında farklı bir model tarafından beslendiği için özel bir finansman
modelidir.
Basit olarak bu sistem, bankaların menkul ya da gayrimenkul malların teminat
gösterilmesi karşılığında konut edindirme için tüketiciye sağladığı kredi sistemidir.
Kredilerin en önemli özelliği uzun vadeli olmasıdır. Kredilerin uzun vadeli olmasını
sağlayan finansman sistemi ikincil piyasalar denilen gayrimenkullerin menkul hale
getirilerek mali piyasalarda mübadele aracı haline getirilmesi aşaması ile ilgilidir. Bu
aşamadan bahsetmeden önce banka ile tüketici arasında geçen birincil piyasada nasıl
işlediğine bakmak gereklidir.
Mortgage sistemi şu şekilde işlemektedir:
Birincil piyasalar: Tüketici-Banka/Diğer Finansman Kuruluşları
Tüketici almak istediği konutu belirleyerek Bankaya başvurmakta, Banka konut ile ilgili
değerleme çalışmalarını yapmakta ve ekspertiz raporu hazırlanmaktadır. Ekspertiz
çalışmaları yapıldıktan sonra konut, bedelinin belli bir kısmı tüketici tarafından
ödenmek koşulu (en az % 25) ile Banka tarafından satın alınmaktadır. Konutun
mülkiyeti tüketici üzerine verilmekte fakat tüketicinin aldığı kredi karşılığı olarak da
konuta ipotek konulmaktadır. Konut bedelinin kalan tutarı uzun vadeli taksitlere
1
bölünmektedir. Bankacılık açısından taksit tutarının belirlenmesi ve tüketicinin
güvenilirliği açısından bu taksit bedelleri ile tüketicinin aylık sabit geliri arasında belli
bir oran sınırı konulmaktadır. Bu oranlar değişmekle birlikte, taksit tutarının tüketicinin
gelirinin % 30'unu geçmemesi bankacılıkta genel kabul gören bir kriterdir. Bu
aşamada, tüketici sabit faiz ya da değişken faizli krediler arasında tercih
yapabilmektedir. Bu alan birincil piyasa diye adlandırılan tüketici ile banka ya da diğer
kredi kuruluşları arasında geçen ticari ilişkiler alanıdır.
İkincil Piyasalar: Banka- Yatırımcı/Aracı Kurum
İkincil piyasalar denilen ipoteklerin diğer yatırımcılara menkul değer olarak
pazarlanması ise sistemin diğer kredi sistemlerinden ayrılmasının sebebidir. Bu
aşamada, banka tarafından alınan ipotekler aracı kurumlar ya da doğrudan olmak
üzere yatırım amaçlı yerli yabancı yatırımcılara uzun vadeli olarak satılmaktadır. Bu
sistem şu şekilde devam etmektedir: Konut üzerine ipotek konulduktan sonra Banka
tarafından konut bedeli tutarında menkul kıymet çıkarılmaktadır (tahvil, bono ya da
fon). Bu menkul kıymetler sistemin nasıl yapılandırıldığına bağlı olarak ya doğrudan
yatırımcıya uzun vadeli olarak satılmakta ya da yatırımcı ile Banka arasında kurulacak
bir ipotek finansman kurumuna satılmak suretiyle nakite çevrilmektedir. Bu şekilde
gayrimenkul malların menkul hale getirilerek, ihracı ve dolaşımı kolaylaştırılmaktadır.
(Ek:1)
MORTGAGE: KİRA ÖDER GİBİ EV SAHİBİ OLMAK HAYAL Mİ GERÇEK Mİ?
Mortgage sistemi gündemde yer aldığı şekli ile tüketicinin kira öder gibi ev sahibi
olması değildir. Aşağıda belirtildiği gibi mortgage kredi sistemi orta gelir üstü kesimin
konut sahibi yapılması için bir araçtır. Sayısal veriler ışığında bakıldığında durum daha
net görülmektedir. Şöyle ki, bankacılıkta 72 bin YTL'lik (72 milyar TL) bir konut( Bu
bedele büyük kentlerde konut bulabilmek güç) almak için % 25 peşinat şartına göre
18 bin YTL (18 milyar) peşin parası olmayan bir ailenin bu modelden yararlanması
mümkün değildir. Diğer taraftan, Bankalar kredilerin güvenilirliği için tüketicinin aylık
kredi ödemesinin gelirinin % 30'unu geçmemesi öngörülmektedir. Buna göre, eğer aile
600 YTL'lik kirada oturuyorsa ve kira öder gibi taksite girmek istiyorsa gelirinin aylık
en az 1500-2000 YTL (1.5-2 milyar) olması gerekmektedir. Peşin ödeme sonunda
kalan 54 Bin YTL(54 milyar) için aylık 600 YTL'lik taksitle kredi alabilmesi için iyi bir
aylık gelirinin yanında % 11'lik faizle 25 yıl ya da % 13 faizle 30 yıl takside girmesi
gerekmektedir. Türkiye'de faizlerin % 20'ler civarında olduğu düşünüldüğünde faiz
oranlarının % 10 seviyesine inmesi gerekmektedir.Bu aile için mortgage kredisi almak
mümkün görünmemektedir. Bugünkü banka faiz oranları ile 54 bin YTL (54 milyar)
kredi alındığında 25 yıllık geri ödeme planında aylık tutar 910 YTL (910 milyon TL)'dir.
Bir defa daha görülmektedir ki, mortgage kredi sisteminin amacı düşük gelirli ailelerin
konut sahibi yapılması değildir, olamaz. (Ek:2)
Mortgage sisteminin gündemde yer aldığı gibi dar gelirlilerin konut sahibi yapılması
olmadığının anlaşıldığı bu noktada bu sistemin ne için ve kimin için getirildiği önemli
bir sorudur.
MORTGAGE: KONUT KREDİLERİ İÇİN EK FİNANSMAN
Bankacılık sisteminde krediler (1) Banka sermayesi, (2) Mevduat hesaplarından
verilmektedir. Bu nedenle, kredilerde yatırımcıların yatırdıkları mevduatların vadeleri
ile tüketicilere verilecek kredilerin vadelerinin denkliği önemli bir unsurdur. Bankanın
finansman dengesi bu şekilde kurulabilmektedir. Uzun vadeli konut kredileri kısa
vadeli mevduatlardan karşılanamamaktadır. Ekonomik istikrarın ve düşük faizin
2
olmadığı ülkelerde yatırım vadeleri kısa olmaktadır. Mortgage ise çok uzun vadeli kredi
sistemidir. Bu şartlarda, Bankaların mevduat hesap vadeleri ile mortgage kredi
vadeleri arasında vade uyumsuzluğu doğmaktadır. Bu da Bankanın uzun vadeli kredi
vermesinde risk alması anlamına gelmektedir. Bankalar var olan sistemde uzun vadeli
kredileri
yurtdışındaki
bankalardan
aldıkları
sendikasyon
kredileri
ile
karşılamaktadırlar. Mortgage sistemi bu nedenle yatırımcı davranışlarının değiştirilerek
daha uzun vadeli mevduatın ipotekler yolu ile bankalara çekilmesi ve bu şekilde
tüketiciye uzun vadeli kredi temin edilmesi anlamına gelmektedir. Mortgage kredileri,
yatırımcıların uzun vadeli kredi talebinin artırıldığı menkul (bono, fon vs.) değerlerin
elden ele dolaştığı zeminde işlerlik kazanacaktır.
Mortgage konut finansman sistemi ile gayrimenkullerin menkul değer haline
getirilmesi, menkul kıymet ihracının kolaylaştırılması öngörülmektedir. Bu şekilde mali
piyasalar ek finansman enstrümanları ile donatılmış olacaktır. Önceden kullanılmayan
bu alan mali sektör için potansiyel durumu olarak değerlendirilmektedir. Öncelikle,
gayrimenkul teminatlı kredilerin güvenilirliği doğrultusunda yatırım miktarları ve
vadeleri uzayacak, bu şekilde de tüketiciye uzun vadeli kredi alma imkanı doğacaktır.
Diğer taraftan, Türkiye'deki konut kredilerinin toplam tüketici kredileri içerisindeki
oranı 2004 yılında % 10 civarındadır. Şimdiye kadar Türkiye'de konut ediniminin, %
63'ü para biriktirme, % 23'ü eş-dost borçlanması, % 8'i kooperatif, % 3'ü mali
sistemden karşılanmaktadır. Diğer taraftan, Türkiye'de konut kredilerinin gayri safi
yurtiçi hasıladaki oranı 2005 yılında binde 6'dır. Avrupa Birliğinde bu oran yaklaşık
ortalama % 45 oranındadır. Hollanda da % 85, Amerika'da % 53'tür. Türkiye hızlı
nüfus artışı ve kentleşme ile giderek yoğun bir talep artışı ile karşı karşıyadır. Türkiye
İstatistik Kurumunca Türkiye'de 2005 yılında 600 bin konut ihtiyacı olduğu
belirtilmiştir. Türkiye'de konut kredisi alanı 17 milyar dolarlık bir yatırım alanına işaret
etmektedir.
Bu nedenle, emlak alanında Bankaların ve aracı kurumların gayrimenkul
piyasasının mali sistem içerisine çekilerek nemalanmaları amaçlanmaktadır.
Asıl amaç piyasaya açılmamış bu alanın finansal piyasaların kontrolüne
geçirilmek istenmesi ve Bankalar için ek finansman olanakları geliştirmektir.
MORTGAGE: ULUSLARARASI MALİ PİYASALAR İLE BÜTÜNLEŞME YOLU
Mortgage konut finansman sistemi aynı zamanda ulusal piyasaların uluslararası
piyasalarla yakın temas kurmasının bir aracı olarak görülmektedir. Küresel ekonomi ile
bütünleşmenin bir yolu olan mali sermayenin ülkeye çekilmesi ile Türkiyedeki mali
kuruluşlarının tek taraflı bağlılığı yerine, karşılıklı bağımlılık ilişkisinin kurulacağı
düşünülmektedir. Bu nedenle, bu sistem de Türkiye'nin son yıllarda uyguladığı
yabancı sermaye girişine endeksli büyüme stratejisinin bir parçasıdır. Yüksek
faiz oranları dış finans kapitali yurtiçine çekecek ve bu şekilde faiz gelirleri yurtdışına
aktarılacaktır. Uzun vadeli kredilerin alıcıları genellikle emeklilik fonlarıdır. Bu yaklaşım
itibari ile de mortgage sistemi ile yurtdışı emeklilik fonlarına faiz aktarımı olarak
yorumlanmaktadır.
Sistemin başlıca sorunu tüketiciler her ne kadar uzun vadeli kredi alma imkanını
yakalasa da, bunun karşılığında Banka ve diğer aracı kurumların mali piyasalarda
gerçekleştirdikleri faaliyetlerin faizlerini ve masraflarını ödemek zorunda kalmaktadır.
Bu, bankaların ve aracı kurumların kârı tüketicinin cebinden çıkmaktadır. Bu
da konutun değeri yanında aracı kurumların kârlarının da ödenmesi demektir.
Türkiye'de yaşayan bir tüketici için bu diğer ülke vatandaşlarından daha fazla masraf
ödemesi demektir çünkü Türkiye'nin uluslararası alandaki kredi notuna göre Bankalar
3
yurtdışı kredilerinde fazladan faiz ödemektedir. Bu nedenle, Türk tüketici bu sistemde
en altta kalmakta, maliyetleri üstlenmektedir.
MORTGAGE: İNŞAAT SEKTÖRÜ İÇİN TEŞVİK
Mortgage konut finansman sistemi bir yandan da inşaat sektörünü canlandırmanın
aracı olarak görülmektedir. Bunun bir boyutunun da sigorta sistemi ile kentlerin
garantili konutlarla genişlemesinin sağlanması gündeme getirilmektedir. İstanbul'un %
68'inin kaçak yapılardan oluştuğu, mortgage sistemi ile bunun azaltılabileceği de ileri
sürülmektedir! Fakat diğer bir taraftan da, kredi sisteminin kurulması ile artacağı
farzedilen talebi inşaat sektörünün eşzamanlı olarak sağlaması imkansızdır. İnşaat
sektörünün talebi karşılamak üzere gireceği yapılaşma faaliyetlerinin bitmesinin uzun
zaman alacağı açıktır. Kredi sisteminin getirilmesi ile inşaat sektörünün talebi
karşılayacak çıktıyı alması arasında geçen sürede talep fazlalığı nedeni ile emlak
fiyatlarında önemli bir artış meydana gelecektir. Diğer taraftan, inşaat sektörünün
kredi sisteminin uygulamasının başlangıç tarihinde göz önüne alacağı talep miktarı
doğrultusunda yapılaşmaya gitmesi, kredilerde beklenen talep yakalanmadığı takdirde
bir yandan arz fazlalığı yaratacak, bir taraftan da betonlaşmaya neden olacaktır. Bu
nedenle, konutların fiyatlarının hemen düşeceği yaklaşımı mortgage hakkında yanlış
bilinen olgulardan biridir.
MORTGAGE: MÜLKİYET VE GAYRİMENKUL ALGISININ DEĞİŞİMİ
Son olarak da mortgage konut finansman sistemi, birincil piyasaların araçlarının ikincil
piyasalarda sağlam olarak dolaşmasını gerekli kılar. Birincil piyasalarda kredilerin
dayandığı konutlara ilişkin sağlam bilgilerin olması, bu şekilde ipoteklerin güvenilirliği
sağlanacaktır. Bu güvenilirlik de tapu ve kadastro hizmetlerinin hızlı ve sağlıklı
verilmesini teşvik eden bir yapı geliştirilmesine bağlıdır. Tapu ve kadastro
hizmetlerinin merkezi, hızlı bir şekilde yönetimi sağlanmalı, veriler güvenilir olmalıdır.
Tapu ve kadastro bilgilerinin güncellenmesi, garanti sisteminin geliştirilmesi
sağlanmalıdır. Bu sistemde tapu bilgileri sağlam ve güvenilir olmalı, gayrimenkulün
değerlemesi doğru yapılmış olmalıdır.
AMERİKAN MORTGAGE SİSTEMİ İLE TÜRKİYE'DE VAR OLAN SİSTEMİN FARKI
NEDİR?
Türkiye'de de uzun yıllardır gayrimenkul rehni karşılığında tüketici kredisi (ipotekli ya
da değil) verilmesi uygulaması vardır. Türkiye'de irat senetleri (ipotekli borç senetleri),
varlığa dayalı menkul kıymet karşılığı konut kredileri, gayrimenkul sertifikaları
çıkarılmakta ve kullanılmaktadır. Fakat Türkiye'de var olan uygulamalar hem
dayandıkları felsefe hem de uygulama açısından ipotekli konut finansman sisteminden
farklıdır.
Emlak Kredi Bankasının Satışı
Türkiye'de Emlak Kredi Bankası ile verilen krediler, konutun bir barınma hakkı olduğu
anlayışından ve sosyal devlet ilkesinden yola çıkarak gelir seviyesi düşük kesimlerin
konut sahibi olması amacına yönelikti. Bu nedenle belli standartlar konmuştur. Kredi
verilecek konutların özellikleri (100 m2, belli tavan sınır, vs. gibi standartlar)
değiştirilememektedir. Emlak Kredi Bankası'nın 2000 yılında IMF direktifleri
doğrultusunda batık kredileri olduğu gerekçesi ile kapatılması (devletin gelir seviyesi
düşük kesime sübvansiyonu ve kamu kaynakları ile konut ihtiyacının karşılanması
mantığına dayalıdır) ile konutun barınma hakkı olmaktan çıkıp, rant aracı haline
gelmesi anlamına gelmektedir. Dar gelirli yurttaşların konut sahibi olması isteniyorsa
4
Emlak Kredi Bankası'nın özelleştirilerek (satılarak) tasfiyesi yapılmamalıydı.
Dayanışmaya dayalı kooperatiflerin, rant merkezleri haline gelmesi ise bu sürecin
devamıdır. Amerikan mortgage sistemi ise orta gelir seviyesindekilerin konut sahibi
olma hayallerini gerçekleştirmekten öte mali piyasalara ek finansman kaynağı ve
enstrümanları sağlamaya yönelik bir uygulamadır. Düşük gelirli Bankalara güven
vermeyen tüketicilerin kredilerden yararlanması söz konusu değildir. Bu yaklaşım da
mortgage hakkında yanlış bilinen konulardan biridir. Mortgage sisteminde düşük
gelirlileri bırakın, orta gelir seviyesindekilerin bile tüketici olarak güvenilirliği
tartışmalıdır. Amerikan sisteminde konut zenginlik göstergesi, rant aracıdır. Bu
nedenle de mali piyasaların konusu haline gelmiştir. Krediler de bu yaklaşım tarzı
doğrultusunda verilmektedir.
AMERİKADA DURUM NEDİR?
Türkiye'de yeni yeni tartışılmaya başlanan sistem ABD'de taraflarını çok uzun zaman
önce oluşturmuştur. Mortgage sistemine karşı olanların bu sistemi yağmacı olarak
adlandırdıkları görülmektedir. Amerikan hayali olarak adlandırılan daha iyisine sahip
olmak takıntısı doğrultusunda uygulanan bu sistemde kredilerin büyük miktarı
ödenememekte, icralık duruma gelmektedir. 2006 yılının ilk çeyreğinde Amerika'da
bazı eyaletlerde 323 000'den fazla emlak icralık olmuş ve bu rakamlarda geçen yıla
oranla % 72'nin üzerinde bir artış olmuştur. ABD'de mortgage pazarının büyüklüğü 10
trilyon dolar civarındadır. 2005 yılı sonunda yüksek faizli kredi büyüklüğü 650 milyar
dolar, bu miktar toplam mortgage pazarının % 20'sidir. Bu yüksek faizlerin nedeni ise
icraların ve batık kredilerin artması ile günden güne artmasıdır. Sadece HSBC
Bankası'nın batık kredileri ise 10.5 milyon dolardır.
Tüketiciler, her 12 ayda bankaların belirledikleri faiz oranlarını kabul etmek
zorundadırlar. 2 yıl içerisinde 2 milyondan fazla ailenin evsiz kalacağı ve verilen
yüksek faizli kredilerin % 20'sinin geri ödenemeyeceği belirtilmektedir. 2006 yılı
sonunda alınan yüksek faizli kredilerin % 6'sında geri ödeme sorunu yaşanmıştır.
Bankalar ödenmeyen mortgage kredilerini yeniden finanse edebilmek için 700 milyar
dolarlık daha kredi alacaktır.
ABD'de emlak fiyatları çok yükselmiştir. Artık konutlar, yatırım aracı olarak mübadele
değeri ile ön plana çıkmaya başlamış, önceden kullanım değeri ile ölçülen mal rant
aracı haline gelmiştir.
SONUÇ: SİSTEM KENDİNİ YENİDEN ÜRETİYOR!
Bu sistem ile kısaca,
–
Konutların kullanım değerinden çok , mübadele (değişim) değerinin ön plana
çıkması,
–
Bankalara krediler için ek finansman ve araçlarının sağlanması,
–
konutların barınma ihtiyacı değil, rant merkezli planlanması,
–
Emlak piyasasının genişletilmesi,
–
Bankacılık ve İnşaat sektörünün canlandırılması,
–
Avrupa ve Amerika'daki mortgage kredi açıklarının finansmanı için yeni gelir
kaynağı yaratılması hedeflenmektedir.
Türkiye'nin sosyo-ekonomik yapısı incelenmeden, sistemden önce sistemin işlerliğini
bozacak dolandırıcılık faaliyetlerinin engellenmesi için hukuki altyapı hazırlanmadan,
faiz oranları % 10 seviyesinin altına çekilmeden, üretim ekonomisine geçilmeden, dışa
bağımlılıktan kurtulmadan, gelir ve refah düzeyi yükseltilmeden, sanayi
5
geliştirilmeden, mali piyasaların hacminin geliştirilmesine dayalı büyümenin hakim
kıldığı tedirgin ekonomik düzenden kurtulmadan ve sistemin verilerinden olan tapukadastro kayıtları dahil, bilgilerin güncellenmesi, güvenilirliği ve bilgi sistemlerinin
kurulması sağlanmadan, bu sistemin ülkeye getirilmes, sosyal ve iktisadi açıdan
değerlendirilmesi bir yana bırakıldığında bile, yeni bir talan alanı yaratılabileceği
uzmanlarca ifade edilmektedir. Konut, barınma hakkının bir unsuru olarak
görülmelidir. Kalkınma, gelişme ve üretim sürecinin en önemli kaçınılmazı olan
insanlığın yaşam, barınma ve beslenme haklarının tam olarak karşılanması ve hayata
geçirilmesi ile olanaklı olduğu unutulmamalıdır.
Neo-liberal politikalar ile sosyal devlet özelleştirmeler yolu ile tasfiye edilerek
mülksüzleştirilirken, halk da bu sistem ile mülk sahibi olma hayali içerisine
sokulmaktadır. Sistem az sayıda insan kesimi için fayda sağlayacak bir sistem olarak,
mülkiyetin de bu dar kesimde toplanmasını sağlayacak, halk kitleleri bu şekilde
mülksüzleştirilecektir.
Bu sistem ile tek hayali bir ev sahibi olmak olan ailelerin ekonomik sistemin
dalgalanmalarına karşı hassaslaştırılması sağlanmaktadır. Bu da sosyal hayatı
ekonomik piyasaların endişelerine bağlamaktadır. Aileler, gönüllü piyasa istikrarının
sağlanmasına hizmet eden misyonerler haline getirilmektedir. Bu şekilde de bireyin
sisteme entegrasyonu sağlanmaktadır. Birey, sosyal ihtiyaçları ve istekleri
doğrultusunda değil, piyasanın istikrarı doğrultusunda hareket eder hale gelecektir.
Taksit ödenmediği takdirde, anında icra mekanizması harekete geçirilmektedir. Bu
durumda ev, değerinin çok çok altında hatta kalan ipotek tutarının altında
satılmaktadır.
Bu noktada emlak müşavirliği yasa tasarısı ve yabancıların emlak danışmanlığı
alanındaki doğrudan yatırımlarının büyüklüğü ve kentsel dönüşüm ile ilgili tartışmalar
hatırlanmalıdır. Bu sistem, kendi altyapısını kurmakta gecikmemiştir. Avrupa ve
Amerika merkezli sermaye sıkışıklığı evrensel değerler gibi sunulan ve kendi kültürünü
yerleştiren politikalar aracılığı ile ülkeye yavaş yavaş yerleştirilmektedir. Bu model ile
kapitalist sistem bir alana daha hakim kılınmakta ve sistem bu hayal ile kendini
yeniden üretmektedir.
Ek 1: Planlanan Konut Finansman Modeli'nin şematik gösterimi
6
Ek 2: Kredilendirme Süreci
7
Download