Yoğun Bakım ve Yanık Ünitelerinde MRSA

advertisement
Yoğun Bakım ve Yanık Ünitelerinde MRSA Kontrol Protokolü
Giriş
Hastane enfeksiyonlarının %70’inden fazlasının çoğul dirençli mikroorganizmalarla
meydana geldiği tahmin edilmektedir. Bu enfeksiyonlar hastalarda morbidite, mortaliteyi
artırırlar ve dirençli olmayan mikroorganizmalarla meydana gelen enfeksiyonlarda antibiyotik
tedavi seçeneklerinde kısıtlamaya neden olurlar. Çoğul dirençli mikroorganizmaların isimleri
sadece tek bir ajanı içerse de (metisilin dirençli Staphylococcus aureus [MRSA], vankomisin
dirençli enterococcus [VRE]) direnç birçok faklı gruptan antibiyotiği kapsamaktadır. Yoğun
bakım ünitelerinde invaziv girişimlerin fazla yapılması ve uzun süreli yatışlar hastane
enfeksiyonları için yüksek risk oluştururken yanık yaraları patojenlerin kolonizasyonu,
enfeksiyonu ve yayılımı için uygun şartlara neden olur. Buralarda gelişen hastane
enfeksiyonları en sık morbidite ve mortalite nedenidir. Metisilin duyarlı S. aureus, MRSA,
VRE dahil enterokoklar, gram-negatif bakteriler ve candida yanık enfeksiyonlarında yaygın
görülen patojenlerdir ve bu organizmalarla meydana gelen salgınlar bildirilmiştir. Çoğul
dirençli mikroorganizmaların görülmesinin ve yayılımının önlenmesi çalışmaları, yönetimin
katılımını, personel eğitimini, uygun antibiyotik kullanımını, hedeflenen çoğul dirençli
mikroorganizma sürveyansını, enfeksiyon kontrol önlemlerinin uygulanmasını, hasta bakım
çevresinin, malzemelerin temizlik ve dezenfeksiyonu gibi çevresel önlemleri, uygun olduğu
zaman dekolonizasyon tedavisini içeren kapsamlı bir yaklaşımı gerektirir.
Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da, Orta Doğu’da ve Amerika’da yıllardır en sık saptanan
çoğul dirençli patojen MRSA’dır. Bu dokümanın amacı yataklı tedavi kurumlarına, kurum
bazında MRSA prevalansının yüksek olduğu yoğun bakım, yanık üniteleri gibi riskli
birimlerde eliminasyonu sağlamak için yol göstermektir.
MRSA
Genel Bilgiler
Gerek toplum gerekse hastane kökenli enfeksiyonların en sık rastlanan etkenlerinden
olup normal cilt florasında bulunabileceği gibi sağlıklı bireylerin 1/3’ünde burunda kolonize
olabilen S.aureus, kan dolaşımı enfeksiyonları, deri ve yumuşak doku enfeksiyonları, cerrahi
alan enfeksiyonları, pnömoni ve ampiyem, osteomiyelit ve septik artrit, endokardit gibi çok
sayıda ciddi enfeksiyonlara neden olabilen bir mikroorganizmadır.
1940 yılında penisilinin kullanıma girmesiyle S.aureus enfeksiyonları başarılı bir
şekilde tedavi edilmeye başlanmış, ancak ilk kez 1944 yılında penisilinaz üretimi saptanmış
ve bu tür kökenlerin hastane ortamındaki sıklıkları hızla %60’lara yükselmiştir. Penisilinaz
üretimi, penisilinin ve hidrolize duyarlı tüm türevlerinin (ampisilin, amoksisilin, tikarsilin,
piperasilin, mezlosilin) kullanımını kısıtlamıştır. 1960 yılından itibaren kullanıma giren
metisilin, oksasilin, nafsilin, kloksasilin, dikloksasilin gibi penisilinazla hidrolize dirençli
ajanlarla penisilinaz sorunu giderilmiş ancak metisiline direnç gelişmesi ile MRSA olarak
anılmaya başlamıştır. Metisiline dirençli kökenler birçok farklı gruptan antibiyotiklere de
dirençli olup kırk yılı aşkın bir süredir kullanılan glikopeptitlere karşı da direnç sorunu ortaya
çıkmaya başlamıştır. 1997 yılında önce Japonya’da daha sonra Amerika’da vankomisine
duyarlılığı azalmış ilk S. aureus suşları, 2002 yılında ise ilk defa Amerika’da iki vankomisin
dirençli S. aureus suşu saptanmıştır.
1
MRSA görülme sıklığı ülkelere, bölgelere ve hastanelere, hatta aynı hastane içinde
değişik servislere göre büyük farklılıklar göstermektedir. Örneğin Danimarka’da ve
Hollanda’da %1 olan MRSA oranı, İngiltere’de %45, Japonya’da %60’lara çıkabilmekte,
Amerika Birleşik Devletleri eyaletlerinde %5 ile %40 arasında değişebilmektedir. İngiltere ve
Galler’de ölüm nedeni olarak stafilokok enfeksiyonlarının listelendiği hastalar arasında
MRSA enfeksiyonuna bağlı ölenlerin sıklığı 1993’te %8 iken, 1998’de %44’e yükselmiştir.
MRSA, Türkiye’de sorunlu mikroorganizma olarak 1980’li yılların başlarından itibaren
hastanelerde yaygın olarak görülmeye başlamıştır. Ulusal hastane enfeksiyonları sürveyans
verilerine göre hastane kaynaklı MRSA oranı 2006 ve 2007 yılları sırasıyla %46 ve %30
olarak saptanmıştır.
Amerika’da MRSA enfeksiyonlarının maliyet tahminine yönelik 1990-2000 yılları için
yapılan sistematik bir araştırmada bir MRSA enfeksiyonuna atfedilen maliyet ortalaması
35,367 USD olarak bulunmuştur. Yine Amerika’da hastanede yatan hastalarda MRSA yıllık
tedavi maliyeti 3.2 ile 4.2 milyar USD arasında olduğu tahmin edilmektedir. Prospektif bir
vaka kontrol çalışmasında primer nozokomiyal MRSA bakteriyemisine bağlı hastanede kalış
süresi ortalama 12 gün, toplam maliyet 27.083 USD olarak saptanmıştır.
Yanık ünitesi haricinde çevre ile S.aureus bulaşı arasında doğrudan ilişki olduğunu
gösteren az sayıda kanıt mevcut olup, MRSA bulaşında çevrenin rolü tartışmalıdır. Toz ve
çevresel yüzeyler gibi kuru ortamlar S.aureus için rezervuardır ve genel olarak Gram (+)
koklar bu yüzeylere temasla kolaylıkla taşınabilir. Benzer şekilde eller veya eldivenlerdeki
Gram (+) koklar da perde, kapı kolu, telefon, ventilatör, infüzyon pompası, beslenme tüpü
gibi ekipmanlara temasla da bulaşabilir. Araştırmacılar, MRSA kontrolünde en önemli
noktanın ellerle çapraz bulaş olduğu konusunda fikir birliği içerisindedirler.
MRSA kontrolüne yönelik özel önlemler alınması konusunda henüz genel bir fikir
birliği oluşmamıştır; kontrol önlemlerinin hastane kaynaklı enfeksiyonların kontrolüne
yönelik genel önlemlerin bir parçası olarak yer alabileceği, MRSA kontrolüne yönelik
çabaların diğer enfeksiyon kontrol uygulamalarını engelleyebileceğine dair görüşlerin yanında
MRSA’ya yönelik özel kontrol önlemlerinin alınmasını destekleyen görüşler de
bulunmaktadır. MRSA ortaya çıkışını ve yayılmasını kontrol altına almaya yönelik
önlemlerin temelinde el yıkama, etraf temizliği ve gerekli temizlik maddelerinin temini, seçici
tarama ile MRSA pozitif hastaların erken saptanması, hasta izolasyonu ve kohortlama, doğru
antibiyotik kullanımı ve gerektiğinde taşıyıcıların tedavisi gibi enfeksiyon kontrol önlemleri
yer almaktadır. Hastanelerde antibiyotik direncinin yayılmasına etki eden önemli faktörler
arasında düşük dozda ve geniş spektrumlu antibiyotiklerin aşırı kullanımı yer almaktadır.
Farklı çalışmalarda çok sayıda antibiyotik sınıfının MRSA kolonizasyonu ve enfeksiyonu ile
ilişkili olduğu gösterilmiştir. Birçok çalışmada özellikle 3. kuşak sefalosporinler ve kinolonlar
gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanımı MRSA kolonizasyonu ve enfeksiyonunda
bağımsız risk faktörleri olarak tespit edilmiştir. Antibiyotik kısıtlama programları ile MRSA
kolonizasyonu ve enfeksiyonunda anlamlı azalmalar olduğu gösterilmiştir. Glikopeptidlerin
uygun endikasyonlarda kullanımı ile YBÜ’de VRE prevalansında azalma sağlandığı
gösterilmiştir. Ayrıca, stafilokoklarda glikopeptid direncini önlemek için de glikopeptidlerin
uygun kullanılması önerilmektedir.
1990’lı yılların ortalarında yapılan, kontrol programlarının etkinliğinin
değerlendirildiği bir çalışmada MRSA enfeksiyon hızı 5,9’dan 0,8/1000 hasta gününe
gerilemiş ayrıca, MRSA taşıyıcılığı prevalansı ve tüm S.aureus izolatları içinde MRSA
oranında azalma tespit edilmiştir. Yapılan bir başka çalışma; salgın öncesi, MRSA salgını
süresince ve kontrol programları uygulandıktan sonra olmak üzere 3 ayrı dönemde
2
yürütülmüş ve sonuçta kontrol programları oluşturulması ile beklenen MRSA olgularında
%76 ve yoğun bakımda MRSA’ya bağlı fatalite hızında %85 azalma sağlandığı bildirilmiştir.
MRSA kontrolünde başarılı olunabilmesi için el hijyeni, yeterli personel ve fiziki
mekan gibi gerekli kaynakların temini önem taşımaktadır. Hastanelerdeki hasta yoğunluğu,
personel yetersizliği, sağlık personelinin olumsuz çalışma koşulları ve personel görevlerinde
değişikliklere gidilmesi hastane kaynaklı enfeksiyonların artmasına sebep olmaktadır. Yapılan
bir çalışmada dört yataklı kullanılan bir odaya beşinci yatak eklenmesi halinde, beş yataklı
odanın relatif kolonizasyon riskinin dört yataklı odaya göre 3.15 kat arttığını göstermiştir.
Hasta/personel oranlarının artması ve geçici personel çalıştırılması da enfeksiyon riskini
artırmaktadır. Enfeksiyonu en aza indirmek için çok yataklı koğuşlarda iki yatak arasındaki
mesafenin 2.7 m olması yüksek riskli ünitelerde bu mesafenin artırılması, el yıkama musluğu
ve dolap hariç her yatağın etrafında 3.7 m2 boş alanın olması önerilmektedir.
Yoğun Bakım ve Yanık Ünitelerinde Örnek MRSA Kontrol Protokolü
MRSA prevalansının yüksek olduğu erişkin yoğun bakım ve yanık ünitelerinde MRSA
kontrolü amacıyla aşağıdaki örnek protokol temelinde bir protokol geliştirilebilir.
1. Yatan tüm hastalara ait kimlik bilgileri ve risk faktörü bilgileri toplanarak “MRSA
Formu”na kaydedilir.
2. Hastalardan üniteye yatar yatmaz mümkünse antimikrobiyal tedaviye
başlanmadan, yatışının dördüncü, yedinci gününde ve takiben haftada bir kez (Salı
günü) ve üniteden çıkarken burun kültürü alınarak laboratuvarda değerlendirilir.
MRSA tanısında konvansiyonel veya moleküler testler kullanılabilir. Etkeni
saptamaya yönelik konvansiyonel yöntemler yaklaşık 72 saat gibi uzun bir süre
gerektirmektedir. Özel besiyerleri, moleküler yöntemler gibi modern ve hızlı tanı
yöntemlerinin değerlendirilmesi düşünülebilir (Bkz: Laboratuvar Standart Uygulama
Prosedürleri).
3. Üniteye yatar yatmaz alınacak burun kültürü sonucu pozitif çıkan hastalara
izolasyon uygulanır.
4. MRSA ile kolonize ve/veya enfekte olan tüm hastalara temas izolasyonu
uygulanır.
5. Kolonizasyon/MRSA enfeksiyonu saptanan hastalara izolasyon önlemlerine yattığı
süre içinde devam edilecektir.
MRSA gibi çoğul dirençli mikroorganizmaların problem olduğu yoğun bakım
ünitelerinde 25.07.2008 tarihli ve 28223 (2008/53) sayılı “Yoğun Bakım Ünitelerinin
Standartları Genelgesi” Asgari Standartlar Tablosu’nda 3. basamak yoğun bakım
üniteleri için tariflenen her 6 yatak için enaz 1 izolasyon odası olmalı” maddesine
uygun şekilde düzenlemeler yapılır. Bu organizmaların prevalansının yüksek olduğu
1. ve 2. basamak yoğun bakım üniteleri ve yanık ünitelerinde hastane şartlarına uygun
olarak izolasyon önlemleri alınır.
İzolasyon önlemleri hastanın tek kişilik odada, kolonize hastalarla bir arada veya
enfeksiyon kontrolüne ayrılmış özel alanda yatırılması ile sağlanabilir. İzolasyon
odaları hastaların el yıkama ve banyo yapmak için kullanabileceği özel tuvaletler
içermelidir. Odaya girişte el hijyeni amacı ile lavabo ve alkollü el antiseptiği
bulundurulmalıdır.
3
Yeterli izolasyon odası olmayan veya izolasyon için ayrılmış özel alanın olmadığı
yerlerde kolonize hastalar bir araya toplanabilir. Bu yaklaşım MRSA salgınlarını
kontrol etmede etkili bulunmuştur. MRSA, temas veya damlacık yoluyla bulaştığı için
MRSA ile kolonize veya enfekte hastaların izolasyonu için negatif basınçlı oda gerekli
değildir. İzole edilmiş hastalar, hastaya özel ekipman kullanan belirli bir personelden
bakım almalıdır. Hastalara verilecek sağlık hizmetinin aksamaması için izolasyon
üniteleri hastanenin diğer birimlerinden uzak olmamalıdır.
6. İzolasyon önlemlerine uyum Enfeksiyon Kontrol hemşiresi tarafından “İzolasyon
Önlemlerine Uyum Değerlendirme Formu” ile yapılabilir.
7. Üniteden başka servislere devredilen hastalar 72 saat süreyle hastane enfeksiyonu
gelişimi yönünden takip edilir.
8. MRSA ile kolonize hastalara gerekli görülen durumlarda dekolonizasyon
yapılabilir.
Bazı ülkelerde bazı sağlık merkezleri nazal dekolonizasyon sağlamak amacıyla
mupirosin kullanmaktadır. Burun deliklerinin (ön burun delikleri) iç yüzeyine 5 gün
boyunca günde 3 kez parafin bazlı %2 mupirosin (eküvyon ile ya da eldivenli küçük
parmak ucuyla) iç yüzeyi kaplamaya yetecek şekilde uygulanır. Uygulamadan sonra
burnun distali sıkılır, hasta bir dakika ya da daha uzun bir süre boğaz arkasında
mupirosin tadını alabilmelidir.
Dekolonizasyon kürü uyguladıktan 48 saat sonra ön burun deliklerinden örnek
alınır, eğer MRSA pozitifliği devam ediyorsa tekrarlanan mupirosin uygulamaları
mupirosin direncine neden olabileceği için bu uygulama sadece bir kez daha yinelenir.
MRSA pozitifliğinin halen devam etmesi durumunda %0.5 neomisin+%0.1
klorheksidin kombinasyonu, klorheksidin kremi, basitrasin ya da povidon iyodin
pomadı uygulaması gibi alternatifler önerilmektedir.
Dekolonizasyon tedavisinden sonra en az 72 saat arayla ardışık yapılan üç örnek
taramasında negatiflik saptanan MRSA’lı hastaların izolasyonu sonlandırılabilir.
Ancak bu hastaların bir hafta aralarla taranmasına devam edilmelidir. Yarası ya da deri
bütünlüğünü bozan lezyonu (örneğin dekübit ülser) olan MRSA’lı hastalarda
taşıyıcılık inatçı olabilir ve genelde lezyon düzelene kadar hastanın izole edilmesi
gerekmektedir. Bu hastalar ileride hastaneye yeniden alındıklarında örnek
taramalarının sonuçları gelene kadar izole edilmelidir.
Dekolonizasyon uygulanacak olanların saptanması için sürveyans kültürlerinin
gerekmesi, dekolonizasyon tedavisi alanların kültürlerle izlenmesinin gerekmesi, aynı
suşla tekrar kolonizasyon olma durumu, ilk kolonizasyonun mupirosine dirençli suşlar
olabilmesi ve tedavi süresince mupirosine direnç görülebilmesi gibi faktörler bu
kontrol önleminin yaygın kullanımını sınırlandırmaktadır. Dekolonizasyon
uygulamalarının rutin kullanım için yeterince etkili olmaması nedeniyle bir çok sağlık
kurumu dekolonizasyon kullanımını MRSA salgınları veya özellikle yüksek
prevalansın görüldüğü birimler ile sınırlandırmıştır.
4
ÖNERİLER

Hastane, hastalar, hasta ziyaretçileri, personel için kabul edilebilir şartlarda, görünebilir
kirlerden arındırılmış olmalı ve hastanedeki tüm yüzeyler bütünlüğü korunmuş,
yıkanabilir, dayanıklı materyallerden yapılmış olmalıdır. Bu; MRSA dahil olmak üzere
tüm sağlık hizmeti ilişkili enfeksiyonların kontrolünde temel oluşturur.

Hastane idaresi, temizlik işlerindeki tüm personelin bu konudaki eğitimini sağlamalıdır.
Bütün hastane birimleri, temizlik standartlarını sağlama, temizlik ve eğitim için gerekli
kaynakların sağlanması konusunda ortak sorumluluk almalıdır.

Eğitim işe alımdan
belgelendirilmelidir.

Hastalara bakım veren tüm personel intravasküler kateter, üriner kateter gibi invaziv
aletlerin kullanımı ve bakımı konusunda deneyimli ve eğitimli olmalıdır.

MRSA ile enfekte veya kolonize hasta ile direk temas eden sağlık personeli sayısı en az
düzeyde olmalıdır. Eksfoliyatif cilt lezyonu olan personel, MRSA ile enfekte veya
kolonize hastanın bakımında görev almamalıdırlar.

MRSA ile kolonize veya enfekte hastada kullanılacak tansiyon aleti, steteskop gibi hasta
bakım ekipmanları hasta için özel olmalıdır. Hastanın tedavi kartları dahil olmak üzere
tüm gözlem kağıtları, hasta odasının dışında tutulmalıdır.

MRSA yayılımının kontrolünde önlük/koruyucu giysi kullanımının önemli olduğu genel
olarak kabul edilmektedir. Yoğun bakım üniteleri gibi yüksek riskli bölgelerde
hemşirelerin kıyafetlerinin kolaylıkla kontamine olduğu kanıtlanmıştır. İzolasyon
odalarında hasta ile veya hastanın çevresi ile temas sırasında koruyucu önlük giymenin
bulaşı önlediği gösterilmiştir. Koruyucu önlük/giysi hasta odasından çıkmadan önce
çıkartılmalıdır.

MRSA bulaşının kontrolünde maske kullanımı tartışmalıdır. Viral solunum yolu
enfeksiyonu varlığında MRSA taşıyıcılığı durumunda bulaş olasılığı arttığından maske
kullanımı önerilmektedir.

MRSA ile enfekte veya kolonize hastaların bir başka servise nakli, taburculuğu veya
salgın durumlarında ek temizli ve dezenfeksiyon işlemleri gereklidir.

Endikasyon dışı antibiyotik kullanımından kaçınılmalı, uygun doz, zaman ve aralıkta
kullanılması için özen gösterilmelidir.

Glikopeptit antibiyotiklerin uzun süreli kullanımının glikopeptit direnciyle yakın ilişkili
olduğu, MRSA’nın endemik olduğu ünitelerde 3. kuşak sefalosporinler ve florokinolonlar
gibi geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanımı konuları göz önüne alınarak her Kurum
antibiyotik kontrol programları, lokal antibiyotik kullanım rehberleri hazırlanmalı,
enfeksiyonların optimum tedavi stratejileri konusunda hizmet içi eğitim verilmelidir.

Sağlık kurumlarında, MRSA taşıdığı saptanan hastaya uygun şekilde bilgilendirme
yapılmalıdır. MRSA ile ilgili kitapçıklar hazırlanmalı ve bu kitapçıkların tüm hastalar,
refakatçiler, aile üyeleri ve ziyaretçiler tarafından anlaşılır olmasına özen gösterilmelidir.

MRSA taşıyıcılarının cilt bütünlüğünün bozulduğu durumlarda, hastaya nem bariyerli
koruyucu kıyafet giydirilmelidir.
sonraki
ilk
hafta
içerisinde
verilmeli
ve
sertifika
ile
5

MRSA’lı hastaya bakım veren kişi ya da aile bireyleriyle taburcu olduğu hastane ve
pratisyen hekimler arasında, hastaneler veya bakımevleri arasında iyi bir iletişim
sağlanmalıdır.

MRSA’nın, sağlıklı bireylere bulaşma riski düşüktür. Hastalar, yakınlarına ve
çevresindeki kişilere, enfeksiyon bulaştırma riski taşımadıkları konusunda
bilgilendirilmelidir.
6
Download