ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki ilişkinin zayıflama

advertisement
T.C.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
EKONOMİK BÜYÜME İLE İSTİHDAM ARASINDAKİ
İLİŞKİNİN ZAYIFLAMA NEDENLERİ VE BU İLİŞKİNİN
GÜÇLENDİRİLMESİNDE İŞKUR’UN ROLÜ
Sinan OK
İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcısı
Ankara 2008
T.C.
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
EKONOMİK BÜYÜME İLE İSTİHDAM ARASINDAKİ
İLİŞKİNİN ZAYIFLAMA NEDENLERİ VE BU İLİŞKİNİN
GÜÇLENDİRİLMESİNDE İŞKUR’UN ROLÜ
(Uzmanlık Tezi)
Sinan OK
İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcısı
Tez Danışmanı
Aşkın KELEŞ
Daire Başkanı
Ankara 2008
KABUL SAYFASI
TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE
İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcısı Sinan OK’a ait, “Ekonomik Büyüme ile
İstihdam Arasındaki İlişkinin Zayıflama Nedenleri ve Bu İlişkinin Güçlendirilmesinde
İŞKUR’un Rolü” adlı bu Tez, Yeterlik Sınav Kurulu tarafından UZMANLIK TEZİ
olarak kabul edilmiştir.
Unvanı
Adı ve Soyadı
İmzası
Başkan :
Üye :
Üye :
Üye :
Üye :
Tez savunma tarihi : ..…/……/20…..
TEZDEN YARARLANMA
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcısı
Sinan OK tarafından hazırlanan bu Uzmanlık Tezinden yararlanma koşulları aşağıdaki
şekildedir:
1. Bu Tez fotokopi ile çoğaltılabilir.
2. Bu Tez, pdf formatında internet ortamında yayınlanabilir.
3. Bu Tezden yararlanılırken kaynak gösterilmesi zorunludur.
Sinan OK
İstihdam ve Meslek Uzman Y.
..…/……/20…..
İmza
ÖNSÖZ
“Ekonomik Büyüme ile İstihdam Arasındaki İlişkinin Zayıflama Nedenleri ve
Bu İlişkinin Güçlendirilmesinde İŞKUR’un Rolü” isimli bu çalışmada; ekonomik
büyüme ve istihdam kavramları arasında var olan bağlantının boyutları ve devam eden
ekonomik büyümeye paralel bir istihdam artışının neden oluşamadığı sorununun
sebepleri açıklanmaya çalışılmıştır. Büyümenin bir bileşeni olan emek faktörünün veya
beşeri sermayenin büyümeye katkısıyla, oluşan büyümenin yeni istihdam olanaklarını
ne kadar oluşturabileceği çok yönlü incelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada,
“İstihdamsız büyüme” kavramının gerçekliği ne ölçüde doğrudur? Milli gelirin sektörel
dağılımı ile istihdamın sektörel dağılımı, emek verimliliği açısından neyi ifade eder?
Mevcut tarımsal çözülmenin büyüme-istihdam ilişkisinin zayıflamasında payı nedir?
Ekonomik büyümenin istihdam kaynaklı olmayışında, işgücü piyasasının cinsiyetçi
dağılımının payı var mıdır? gibi sorulara cevap aranacaktır. Ekonomik büyümenin
sürekliliğinin dünyadaki krizin etkisiyle sekteye uğrayabileceği son gelişmeler bu
konuların önemini arttırmıştır.
Çalışmada, istihdam artış oranının düşük oluşu; tarım sektöründen kopan nüfus,
işgücü piyasasının cinsiyetçi yapılanması ve diğer bazı nedenlere bağlanarak ele
alınmıştır. Ekonomik büyümenin sürekliliği durumunda istihdamın ve işgücüne
katılımın arttırılmasına yönelik genel ve özel alınabilecek tedbirlere yönelik önerilerde
bulunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın, Kurum hizmetleri açısından faydalı olması ve
konu ile ilgili yapılacak diğer çalışmalara kaynak teşkil etmesi temennisiyle; üç yıllık
yetişme döneminde ve Tez hazırlık sürecinde desteklerini gördüğümüz yöneticilerimize,
Tez danışmanım ve Daire Başkanımız Sayın Aşkın KELEŞ’e, araştırma aşamasında
maddi manevi desteklerini esirgemeyen arkadaşlarıma, birlikte çalıştığımız süreçte ve iş
yaşamında sürekli dayanışma içinde olan ve Tez sürecinde de benden yardımlarını
esirgemeyen başta Yücel KARAKOYUN olmak üzere İstihdam ve Meslek
Uzmanlarına, bilgi ve tecrübelerinden doğrudan ya da dolaylı olarak faydalandığım
Kurum personeline, aileme ve eşime teşekkürlerimi sunuyorum.
i
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ..........................................................................................................................................İ
İÇİNDEKİLER........................................................................................................................... İİ
TABLO LİSTESİ ......................................................................................................................İV
ŞEKİL LİSTESİ ......................................................................................................................... V
KISALTMALAR.......................................................................................................................Vİ
GİRİŞ............................................................................................................................................ 1
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL KAVRAMLAR VE GÖRÜNÜNMLER
1.1 EKONOMİK BÜYÜME ................................................................................................ 3
1.1.1 Ekonomik Büyüme Modellerine Genel Bir Bakış ................................................. 6
1.1.2 Ekonomik Büyümenin Kaynakları ve Emeğin Rolü ............................................ 9
1.2. DÜNYADADA EKONOMİK BÜYÜMENİN VE İSTİHDAMIN DURUMU ........ 13
1.2.1 Ekonomik Büyümenin Durumu ........................................................................... 13
1.2.2 Nüfus, İşgücü Piyasası Ve İstihdam ..................................................................... 19
1.2.2.1 Nüfus Gelişmeleri ............................................................................................ 19
1.2.2.2 İşgücü Piyasası Ve İstihdam............................................................................. 23
1.3. TÜRKİYE’DE EKONOMİK BÜYÜME VE İSTİHDAM ....................................... 27
1.3.1
1.3.2
1.3.3
1.3.4
Ekonomik Büyüme ................................................................................................ 27
İşgücü Piyasası ....................................................................................................... 30
İstihdamın Sektörel Dağılımının Değişimi........................................................... 33
İstihdamın Son Durumu........................................................................................ 36
İKİNCİ BÖLÜM
EKONOMİK BÜYÜME İLE İSTİHDAM İLİŞKİSİNİ ZAYIF TUTAN NEDENLER
2.1 TARIMSAL ÇÖZÜLMENİN İSTİHDAMA ETKİSİ .............................................. 45
2.2 İŞGÜCÜ PİYASASININ CİNSİYETÇİ OLUŞU/MUNUN ETKİSİ ....................... 52
2.3 DİĞER NEDENLER.................................................................................................... 65
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İŞKUR VE YAPABİLECEKLERİ
3.1 İŞKUR’UN GENEL YAPISI....................................................................................... 70
3.2 İŞKUR’UN FAALİYETLERİ..................................................................................... 71
3.2.1 İş Münhallerinin (Açık İşlerin) İstatistiklerinin Hazırlanması ......................... 71
3.2.2 Mesleki Emek Seyyaliyetinin Düzenlenmesi İçin Mesleğe Yöneltme Ve Mesleki
Eğitime Önem Verme ....................................................................................................... 72
3.2.3 İşkolları Arasında İşgücünün Optimum Dağılımını Sağlamak ......................... 73
ii
3.3 İŞKUR’UN EKONOMİK BÜYÜME VE İSTİHDAM İLİŞKİSİNDE
YAPABİLECEKLERİ ................................................................................................. 76
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME ........................................................................................... 80
EKLER....................................................................................................................................... 86
EK-1: ÜLKELERİN EKONOMİK BÜYÜKLÜK GÖSTERGELERİ ............................ 86
EK-2: ÜLKELERİN İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ ........................................ 93
KAYNAKÇA ........................................................................................................................... 101
ÖZGEÇMİŞ ............................................................................................................................. 105
iii
TABLO LİSTESİ
Tablo 1: Dünya Ülkelerinde Kişi Başına Düşen Gelir (Sabit Fiyatlarlar, Dolar) ...........17
Tablo 2: Dünya İşgücü Piyasası Anahtar Kavramları...................................................25
Tablo 3: Ağustos 2008 Dönemi İşgücü Piyasası Göstergeleri ......................................32
Tablo 4: Türkiye İşgücü Piyasası 2002-2007 ............................................................... 33
Tablo 5: İstihdamın Sektörel Dağılımının Değişimi 1923-2007 ...................................35
Tablo 6: 2007 İstihdam Göstergeleri............................................................................37
Tablo 7: İstihdamdakilerin Mesleki Sınıflara Göre Dağılımı........................................38
Tablo 8: Meslek Çeşitleri Ve Çalışan Sayısı ................................................................ 39
Tablo 9: İşteki Duruma Göre Toplam İstihdam............................................................40
Tablo 10: İstihdamdakilerin Nüfus Ve Yoksul Nüfus İçindeki Oranı ...........................41
Tablo 11: Kadın İşgücü ve Bağımlılık Oranı İlişkisi ....................................................44
Tablo 12: 2007 Yılında Sektörlerde Kişi Başına Düşen Hasıla ....................................47
Tablo 13: GSMH’nın Sektörel Dağılımının Tarihi Değişimi........................................50
Tablo 14: Farklı Ülkelerde Zorunlu Eğitim..................................................................54
Tablo 15: İşgücü İçerisinde Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı......54
Tablo 16: İstihdamdakilerin Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı .....55
Tablo 17: İşsizlik Oranlarının Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı ..58
Tablo 18: Türkiye'de Eğitim Durumlarına Göre İşgücü Piyasası (2006)......................59
Tablo 19: İşgücü Piyasası Denklik Göstergeleri...........................................................60
Tablo 20: Kısmı-Tam Zamanlı Çalışma Göstergeleri 1 ................................................62
Tablo 21: Kısmı-Tam Zamanlı Çalışma Göstergeleri 2 ................................................63
Tablo 22: İŞKUR’un Genel Faaliyetleri ......................................................................72
Tablo 23: İŞKUR’un Faaliyetleri 1..............................................................................73
Tablo 24: İŞKUR’un Faaliyetleri 2..............................................................................75
iv
GRAFİK LİSTESİ
Grafik 1: Dünyada İşteki Duruma Göre İstihdam.........................................................26
Grafik 2: Türkiye’de Negatif Büyüme Yılları ..............................................................28
Grafik 3: İstihdamın Sektörel Değişiminin Görünümü.................................................36
Grafik 4: GSMH’nin Sektörel Dağılımının Değişimi ...................................................48
Grafik 5: Tarım Sektörünün İstihdam İçindeki Oransal Değişimleri ............................49
Grafik 6: İstihdamın Yaş Dağılımı...............................................................................56
Grafik 7: Eğitim Düzeylerine Göre İşsizlik Oranları ....................................................57
v
KISALTMALAR
a.g.e.
: adı geçen eser
a.g.m.
: adı geçen makale
a.g.r.
: adı geçen rapor
AB
: Avrupa Birliği
ABD
: Amerika Birleşik Devletleri
ADNKS
: Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi
AR-GE
: Araştırma&Geliştirme
BM
: Birleşmiş Milletler
BSB
: Bağımsız Sosyal Bilimciler
BDT
: Bağımsız Devletler Topluluğu
CIA
: Amerika Merkezi Haber Alma Ajansı
DB
: Dünya Bankası
Der.
: Derleyen
DGD
: Doğrudan Gelir Desteği
DPT
: Devlet Planlama Teşkilatı
DTÖ
: Dünya Tarım Örgütü
ESF
: Avrupa Sosyal Fonu
GSMH
: Gayrı Safi Milli Hasıla
GSYİH/GSYH :Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla
HİA
: Hanehalkı İşgücü Anketleri
İİBF
: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
IMF
: Uluslar Arası Para Fonu
ILO
: Uluslar arası Çalışma Teşkilatı
IPA
: Katılım Öncesi Yardım Aracı
İSCO 88
: Uluslar Arası Meslek Sınıfları Kodlama Standartları
İŞKUR
: Türkiye İş Kurumu
JAP
: İstihdam Politikası Önceliklerinin Ortak Değerlendirilmesi Belgesi
KSGM
: T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
MPM
: Milli Prodüktivite Merkezi
MDG’s
: The Millennium Development Goals/ Bin Yıl Kalkınma Hedefleri
MEB
: Milli Eğitim Bakanlığı
OECD
: Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü
vi
OTP
: Ortak Tarım Politikasına
ÖSYM
: Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
RG.
: Resmi Gazete
s.
: sayfa
S.
: Sayı
TİSK
: Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu
TMO
: Toprak Mahsulleri Ofisi
TRUP/ARIP : Tarım Reformu Uygulama Projesi
vd.
: ve diğerleri
YTL
: Yeni Türk Lirası
vii
GİRİŞ
Çalışma hayatı dinamik bir alandır ve makro politikalardan doğrudan etkilenir.
Mevcut global değişimler klasik anlamda kas gücüne dayalı istihdamın değerini
azaltmaktadır. Teknolojik gelişmelerle beraber bilişim teknolojilerinin üretim
süreçlerine dahil olması, ve kadın- erkek okullaşma farkının giderek azalması,
kadınların işgücüne ve istihdama dahil olmasını kolaylaştırabilmektedir. Ülkelerin tarihi
gelişme süreçlerinde sektörel dağılım hem GSMH’da hem de istihdamda bir değişim
sergilemektedir. Bunlarla beraber hukuk dahil tüm sosyal düzen kuralları içerisinde,
istihdam dahil diğer tüm alanlarda, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerine sebep olan her
konuda, bir bütün olarak paradigma değişikliği de gereklidir. Çünkü yoksulluk ve
işsizlik hem dünyada hem de Türkiye’de henüz istenen düzeylere indirilebilmiş değildir.
Türkiye’de 2000 sonrası krizlerden, gerçekleştirilen güçlü kurumsal ve yapısal
reformlar sayesinde 2007 yılına kadar süren benzeri görülmemiş bir yüksek büyüme
evresi desteklenmiştir. Ancak yakın dönemde gerilimler ortaya çıkmış ve ekonominin
geniş kesimlerinde rekabet gücü kaybı, uluslar arası koşullarda kötüleşme ve iç güvenin
zayıflaması ve bazı diğer nedenlerden büyüme yavaşlamıştır. Hükümetin makro
ekonomik politika çerçevesini güçlendirmeye ve sanayiinin rekabet gücünü ve istihdam
yaratma kapasitesini artırmaya dönük girişimleri ekonominin güçlü büyüme rotasını
sürdürmesine yardım edecektir.1 Bu sürekli büyüme evresi ancak isithdam artışı
sağlayabilirse anlamlı olacaktır.
Türkiye işgücü piyasasında, tarımın ağırlığı fazla olup bu durum hala gizli
işsizliğe yol açmaktadır. 2001 yılından bu yana devam eden tarımsal çözülme, bu
sektörden ayrılan ve çoğunlukla kalifiye olmayan, eğitim düzeyi düşük olanların ve
çoğunlukla kadınların işgücü piyasasından çekilmesine sebep olmaktadır. Tarımdaki
çözülme kontrollü olamamakta ve istihdam azalmasına yol açmakta, yoksulluk ve
işsizlik istenilen düzeylere çekilememektedir.
“Ekonomik Büyüme ile İstihdam Arasındaki İlişkinin Zayıflama Nedenleri ve
Bu İlişkinin Güçlendirilmesinde İŞKUR’un Rolü” adlı bu çalışmada temel amaç;
1
OECD 2008 Türkiye Raporu, Yönetici Özeti, s.1.
1
istikrarlı bir ekonomik büyüme ve istihdam artışı arasında var olması gereken
bağlantının boyutları ve devam eden ekonomik büyümeye paralel bir istihdam artışının
neden oluşamadığı sorununun nedenlerini açıklamaya çalışmak ve istihdamın artırılması
için İŞKUR tarafından alınabilecek tedbirlere yönelik öneriler sunmaktır. Bu temel
amaçla beraber “İstihdamsız büyüme” “istihdam yaratmayan büyüme” “yoksullaştıran
büyüme” kavramlarının denk geldiği “ekonomi doğruları” ve bunların nedenleri de
incelenecektir. Ekonomik büyümenin, yeterince istihdam artışı sağlanmadan nasıl
sağlandığı ve bu durumun sürdürülebilir olmasının ne anlam ifade ettiği çok önemlidir.
Ayrıca ekonomik büyüme olmadan yeni istihdam olanaklarının nasıl sağlanacağı veya
sağlanamayacağı da göz ardı edilmeden tartışılacaktır. Mevcut tarımsal çözülmenin
büyüme-istihdam ilişkisinin zayıflamasındaki
payı ve bunun dışındaki nedenlerin
yeterince analiz edilmemesinin sakıncaları da ifade edilecektir. Ayrıca toplumsal
cinsiyet eşitsizliğine dayalı bir yapı içindeki işgücü piyasasında, istihdam artışı ile
ekonomik
büyüme
arasındaki
kopukluğun
cinsiyet
endeksli
nedenlerine
de
değinilecektir.
Çalışmanın ilk bölümünde ekonomik büyüme ve istihdam kavramlarının
açıklamaları ve bunların Türkiye ve Dünya görünümlerine değinilmiştir. Çalışmanın
temel konusu ikinci bölümde incelenmeye çalışılmış olup Türkiye’de devam eden
ekonomik büyümenin neden istihdam oluşturamadığı açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü
bölümde ise İŞKUR ve İŞKUR’un yeni istihdam olanakları oluşturmasında
yapabilecekleri anlatılmıştır.
2
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL KAVRAMLAR VE GÖRÜNÜMLER
1.1
EKONOMİK BÜYÜME
Ekonomik büyüme, hasılanın reel olarak artmasıdır.2 Ekonomik büyüme; belirli
bir dönemde (genellikle bir yılda) üretim kapasitesindeki artışa bağlı olarak mal ve
hizmet üretiminde ve milli gelirde meydana gelen artıştır.3 Ekonominin büyüme oranı,
reel GSYİH’nin artış oranıdır.4 Ekonomik büyüme, genel anlamı ile bir ekonominin
üretim kapasitesindeki artıştır. Üretim kapasitesindeki artış GSMH (Gayri safi Milli
Hasıla), GSYİH (Gayrisafi Yurtiçi Hasıla) ya da kişi başı GSMH veya GSYİH’daki
artış ile de ölçülebilir. GSMH, bir ülke vatandaşları tarafından ekonomide bir yıl içinde
üretilen nihai mal ve hizmetlerin piyasa değerlerinin toplamıdır. GSYİH ise sadece ülke
sınırları içinde üretilen mal ve hizmet toplamını kapsamaktadır. Yerleşiklerin
yurtdışında gerçekleştirdikleri mal ve hizmet üretimi GSYİH'nın dışındadır5. Ekonomik
büyüme en geniş açıdan bir ekonominin toplam üretim, toplam yatırım, toplam ithalat
ve toplam ihracat gibi temel göstergelerin, istihdam ve üretim kapasitesi ile ilgili olarak
bir dönemden bir döneme artması şeklinde de tanımlanabilir.6
Bir ekonominin büyüyüp büyümediğine, veya küçülüp küçülmediğine makro
ekonomik muhasebe sistemlerinin temel kategorisi olan gayri safi yurtiçi hasılanın
(GSYİH) reel değişimleri izlenerek karar verilir. Belirli bir dönem içinde reel GSYİH
artmışsa, ekonomik büyüme gerçekleşmiştir. Ayrıca hasıla, ürün anlamına geldiğinden,
daha çok ürün anlamında, ulusal zenginlik artmış demektir.7
Bireylerin ve toplulukların temel amaçlarından biri, kendilerinin ve dahil
oldukları toplumların daha yüksek standartlarla yaşamasını istemektir. Sanayi devrimi
sonrasında başlayan büyüme ve kalkınma yarışı, ülkeler arasında beşeri ve ekonomik
2
Bocutoğlu, Ersan- Metin Berber- Kenan Çelik; İktisada Giriş, Akademi Yayınevi, 2000, s.209.
Bocutoğlu, Ersan,vd. , a.g.e., s.378.
4
Fischer, Stanley; Dornbusch, Rudiger, Makroiktisat, Akademi&McGraw-Hill Yayınları, 1998, s.11.
5
Apak, Sudi; Uçak, Ayhan; “ Ekonomik Büyümenin Anlamlılığı Ve Gelişmişlik” MUFAD, Nisan 2007,
s.57-68.
6
Kükçü, Havva Berrin, Doğrudan yabancı yatırımın ekonomik büyümeye etkisi ve Türkiye
uygulaması(1987-2006), 2007, Yüksek Lisans Tezi, s.1.
7
Cesur, Ekrem Ersin; Çocukların Çalıştırılmasının Ekonomik Büyümeye Etkisi, 2006, Yüksek Lisans
Tezi s.22.
3
3
farklılıkların oluşmasına, çok az kısmının gelişmiş ve birçoğunun gelişmekte
olan/kısmen geri kalmış ülkeler olarak tasnif edilmesiyle sonuçlanmıştır. İktisadi
büyüme sanayi devrimi sonrasında ve özellikle de İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana
ulusların zenginliğini ve yoksulluğunu belirleyen temel süreç konumuna gelmiş ve
dünyanın neredeyse her bölgesinde kişi başına üretim ve gelirde önemli artışlar
gerçekleşmiştir.8
Bütün ülkelerin en öncelikli hedefi ekonomik büyümeyi sürekli kılmaktır.
Makro ekonomik performans konusunda en önemli üç göstergeden ikisi ekonomik
büyüme ve işsizlik oranıdır.9 Reel GSYİH büyümesi, ekonomide var olan kaynak
miktarının değişmesi anlamına da gelir. Kaynaklar, uygun biçimde emek ve sermaye
diye ayrılır.10 Ekonomik büyüme oranı (hızı) bir önceki yıla göre reel milli gelirin yüzde
kaç arttığını gösteren bir orandır. Ekonomik büyüme oranını ölçmek için ifade edildiği gibi
aşağıdaki iki yöntem kullanılmaktadır.
1-
Reel ulusal geliri (üretimi/tüketimi) ölçmek,
2-
Kişi başına reel ulusal gelir oranındaki artışları ölçmek.
Ülkelerin ekonomik büyüme oranı ölçülürken üretilen mal ve hizmet miktarlarında
bir yıldan öbür yıla olan değişme dikkate alınmaktadır. Diğer bir ifadeyle büyüme oranı;
reel GSMH’deki değişimin, başlangıç reel GSMH değerine bölünmesiyle ifade edilir.11
Ekonomik büyümeyi anlatırken uzun dönem ve kısa dönem farklılıklarını da
ortaya koymak gerekir. Kısa dönemde, girdiler tam ve etkili istihdam edilemezken,
ülkenin mal ve hizmet piyasalarındaki toplam talep artışları aracılığıyla kişi başına
GSMH’de artışlar sağlanabilir. Bunda, özellikle hükümetlerin genişletici para, maliye,
döviz kuru ve dış ticaret politikalarının etkisi de söz konusu olabilir. Zaman içinde
meydana gelen bu kısa vadeli (üretim ölçeğinden bağımsız) dalgalanmalar büyüme
kuramlarının değil konjonktür kuramlarının inceleme konusunu oluşturur. Fakat
ekonomik büyümeden söz edebilmek için kişi başına GSMH’de ki artışların sürekli ve
reel olması gerekir. Bu artışlar, ancak uzun dönemde ülkenin üretim ölçeğinin veya
8
Pamuk, Şevket; “Dünyada ve Türkiye’de İktisadi Büyüme (1820-2005)” Uluslararası Ekonomi ve Dış
Ticaret Politikaları 1 (2), 2007, s.3-26.
9
Fischer, a.g.e., s.13.
10
Fischer, a.g.e., s.11.
11
Kükçü, a.g.e., s.3
4
potansiyelinin genişlemesi veya daha
üretken kullanılması sayesinde ortaya
çıkartılabileceğinden, iktisadi büyüme sorunu, genellikle bir uzun vade sorunu olarak
kabul edilir. Büyüme, bu nedenle, makroekonomik anlamda daha çok arz cephesince
belirlenir.12 Kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) artışında en önemli
etkenlerden biri ekonomide gerçekleşen yapısal dönüşümdür (Tarımın GSYİH’deki
payının azalıp, sanayiinin payının artmasıdır).13 Bugün çoğu ülkede istihdam yapısı ve
işsizliğin boyutu, ülkedeki ekonomik gelişme ve sosyal kalkınma düzeyinin önemli bir
göstergesi olmaktadır. Milli gelirdeki artış da, ne kadar insana istihdam sağladığı ölçüde
anlam bulmaktadır.14
İstihdamla ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi doğal olarak tek
yönlü değildir. Yani sadece ekonomik büyüme istihdam yaratmaz; verimli bir istihdam
da ekonomik büyümeyi artırabilir.15 Bir ülke ekonomisinde ekonomik büyümeye
rağmen işsizlik oranlarının kaygı verecek düzeyde yüksek boyutlara ulaşması pek
açıklanabilir bir durum olarak görülemez. Zaten istihdamsız büyüme tartışmasının
dayanağı da bu tam olarak izah edilemeyen durumdur. Bugün gelişmiş ülkelerden
gelişmekte olan ülkelere kadar pek çok yerde ekonomik büyümeye rağmen istihdam
artmamakta, işsizlik oranı artmakta veya gerektiği kadar azaltılamamaktadır. Kuşkusuz
her ülkenin kendine özgü pek çok nedeni bulunmaktadır.16
Ekonomik büyüme gelir artışını, eğitim ve sağlık düzeylerinin yükselmesini,
verim artışını, teknolojik gelişmeyi ve benzer birçok faktörü kapsamaktadır. Bu
faktörlerin her biri ekonomik büyümeyi farklı yönlerden ifade etmektedir ve farklı
yönlerden etkilemektedir. Tüm bu faktörleri kapsayan ve ekonomik hayatın gittikçe
daha karmaşık hale gelen yapısı içerisinde, ekonomik büyüme göstergelerinin
tanımlanması ve ölçülmesi, kalkınma iktisatçılarının son yıllarda oldukça ilgisini
çekmektedir.17
12
Kükçü, a.g.e., s.4.
Taymaz, Erol; Suiçmez, Halit, “Türkiye’de Verimlilik, Büyüme, Kriz” MPM, Ankara, 2005, s.64.
14
Gürbüz, Yunus Emre, Avrupa Birligi’ne Uyum Sürecinde Türkiye’deki Tarım Politikaları, Tarımda
İstihdam Ve Gelir Dagılımı 2006, Yüksek Lisans Tezi, s.54.
15
9.Kalkınma Planı, İşgücü Piyasası Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.1.
16
Akkaya, Yüksel- Gürbüz, Rana, “Ekonomik Büyüme Ve İşsizlik Üzerine...” Ekonomik Büyümenin
Dinamikleri, Kaynaklar Ve Etkiler (Der. Bilin Neyaptı), T.E.K., 2006, s.185-196.
17
Kıraçlar, Fatma Kaya; “Ekonomik Büyüme Modellerinde Beşeri Sermaye: İçsel Büyüme Modelinin
Analizi” 2005, Yüksek Lisans Tezi, s.15.
13
5
1.1.1 Ekonomik Büyüme Modellerine Genel Bir Bakış
Büyüme kuramlarının amacı, bir ülke içindeki ekonomik büyüme oranını
belirleyen unsurları ve ülkeler arasında kişi başına gelir ve büyüme oranı farklılıklarının
nedenlerini açıklamaktır. Büyüme kuramları üzerinde yoğun çalışmaların yapıldığı iki
dönem olmuştur. Birinci dönem 1950’lerin sonu ve 1960’lar, ikinci dönem ise bundan
30 yıl sonra 1980’lerin sonu ve 1990’lardır. Birinci dönemdeki araştırmalar neo-klasik
büyüme kuramını oluşturmuştur. Bu dönem büyüme kuramlarına en büyük katkı Robert
Solow tarafından yapılmıştır. En yeni araştırmalar ise içsel büyüme kuramı diye
bilinmektedir. Bu kurama ilk katkılar Şikago Üniversitesi’nden Robert Lucas ve
Berkeley Üniversitesi’nden Paul Romer tarafından yapılmıştır.18
Ekonomik büyüme, bütün ülkeler arasında eşit düzeyde sürekli ve aynı hızla
gerçekleşmemiştir. Bazı ülkeler çok hızlı büyürken, bazıları ise ekonomik büyümeleri
daha yavaş olmuş bazıları da büyümemiştir. Bu nedenle uluslararası düzeyde
gözlemlenen büyüme oranlarındaki farklılığın nedenlerini açıklamaya yönelik farklı
büyüme türlerinin ve kaynaklarının incelendiği çalışmalar ortaya konmuş, çeşitli
büyüme kuramları literatüre girmiştir.19 Ekonomik büyüme modelleri dışsal ve içsel
ekonomik büyüme modelleri olarak ayrılabilirler. Harrod-Domar ve Neo-klasik
(Geleneksel) büyüme modelleri “dışsal” olarak kabul edilirken; teknoloji, Ar-Ge ve
beşeri sermayenin etkisini “veri” olarak değil “etkileyen” olarak ele alan modellerde
içsel büyüme modelleri olarak kabul edilmektedir. 20
Seksenli yılların başına kadar teknolojik gelişmenin ekonomik büyüme ile olan
ilişkisinin dışsal olduğu kabul edilmekteydi. Büyüme teorisine katkı getiren geleneksel
Solow modeli de bu anlayış ile örtüşen bir yapıya sahipti. Genel olarak Solow modeli
üretimi yalnızca emek ve fiziksel sermaye girdileri ile açıklamaktaydı.21 Bu analiz ise
çok önemli girdilerin dikkate alınmaması anlamını taşıyordu.
18
Fischer, a.g.e., 269-270.
Kükçü, a.g.e., s.13.
20
Kükçü, a.g.e., s.12-49.
21
Adak, Mehmet; Ar&Ge ve Ekonomik Büyüme, 2007, Yüksek Lisans Tezi, s.6.
19
6
Büyüme teorisine yeni bir bakış getiren araştırmalarda, esasen yeni bir
teknolojik değişim teorisi sunulmaktan ziyade, yetkin insan gücünün sermaye olarak
tanımlandığı ve geniş anlamda “bilginin” üretim sürecinde kullanımının yaygınlaştığı
varsayımı ile oluşturulan denklemde, sermaye mallarındaki yatırımın verimliliğinin,
ekonominin gelişimi ile azalma eğilimine girmeyeceği ve böylece sermaye birikiminin
azalan verimliliğinin önlenmesinin mümkün olabileceği öne sürülmektedir. “Bilginin ve
insangücünün” büyüme denkleminde belirleyici olarak kabul edildiği neo-klasik
büyüme modellerinde, “araştırma ve geliştirme” teorileri son yıllarda üzerinde durulan
en önemli konu olmuştur.22
Uzun vadeli büyüme programları ve iktisadi gelişmenin dışsalları konularıyla
birlikte önemi artan beşeri sermaye olgusu, dikkatlerin eğitim ve sağlık üzerine
çekilmesine neden olmuştur. Ülkelerin eğitimli, bilimsel ve teknik bilgi sahibi
toplumlara dönüşmeleri de, okullaşma oranları, aktif nüfus eğitim düzeyi ve öğrenci
eğitim düzeyi dağılımları gibi yapısal göstergeler aracılığıyla izlenebilmekte ve
değerlendirilebilmektedir. İnsanların, kazanılmış ve faydalı yeteneklerini sermayenin bir
parçası olarak kabul eden Smith’e göre; üretim düzeyi, hem sermaye stokunun hem de
üretken işlerde çalışanların etkinliğinin bir fonksiyonudur. Bu bakımdan Smith, tıpkı
ekonomide olduğu gibi, eğitim kurumlarında da verimliliği sağlamak için öğrenim
sisteminin daha rasyonel ve objektif okullarla desteklenmesi gereği üzerinde durmuştur.
Eğitimin, büyüme ve istihdamla bağlantısı birçok açıdan ele alınmıştır.
R.Malthus eğitimi, nüfus artışının kontrol altına alınması ve iktisadi büyümenin
olumsuz etkilenmemesi için eğitimi gerekli görmüştür J.St.Mill ise eğitimi, insanın
kendini giderek geliştirmesi olarak ifade etmiştir. A.Marshall da ulusal bir yatırım
olarak gördüğü insana yatırımı en değerli sermaye kabul etmiştir. Klasik İktisatçıların
insanın üretim sürecinde bir sermaye malı gibi düşünülebileceği ve bu nedenle insana
yatırım yapılması gereğine yönelik görüşleriyle beraber, 1960’lı yıllara göre ihmal
edilen insana yatırım konusu, teknolojik gelişmelerle birlikte tekrar önem kazanmış ve
bu dönemle birlikte büyüme teorileri geliştirilmiştir.”23
22
23
Kıraçlar, a.g.e., s.74-75.
Taymaz, a.g.e., 31.
7
Her büyüme modeli kendine göre büyümenin unsurlarını açıklamaya çalışmıştır.
Bir büyüme modelinde, dengeli büyüme sürecinin üç unsuru bulunmaktadır. İlki,
fiziksel sermaye, emek, girişimcilik ve teknoloji gibi etmenleri içeren birikimin sosyal
getirisi, ikincisi özel girişimin sosyal getiriyi içselleştirebilmesi ve üçüncü olarak da,
birikimin finansman maliyeti büyüme oranlarını etkilemektedir. Sosyal getirinin yüksek
bir düzeyde olması, ekonomik büyüme oranını artırmaktadır. Ancak, verimliliğin
yüksek olmasına karşın, mülkiyet haklarının iyi korunmaması, yüksek vergi oranlarının
ve makro ekonomik risklerin varlığı, yatırımcıların istediği düzeyde kar elde etmelerini
engeller. Bu koşullar altında ekonomi yüksek sosyal getirilere rağmen yavaş büyür. 24
Bu yavaş büyümenin olduğu ama sosyal getirinin yüksek olduğu büyüme bir yerde artık
geçerliliği kalmayan bir iktisadi doğrudur. Daha çok yaygın olan ve yoksullaştıran
büyüme olarak literatüre geçen tersi bir durumdur.
Günümüz modern ekonomik büyüme literatüründe sürdürülebilir ekonomik
büyüme konusunda fiziksel sermayenin azalan getiri koşulundan kurtulmasının altında
yatan gerçek, iktisadi büyüme fonksiyonlarına teknolojik gelişmenin içselleşerek
girmesi
olarak
ifade
edilmektedir.
Böylelikle
teknoloji
ekonomik
büyüme
fonksiyonlarındaki yerini almıştır. Teknolojik gelişme diğer üretim faktörlerinden daha
değişik bir yapıya sahiptir. Teknolojik bilginin emek ve sermayeden yegâne farkı rakip
mal olmaması ve kısmi olarak dışlanamamasıdır. Böylelikle teknolojik gelişme
piyasadaki her firmaya aynı uzaklıkta bulunmakta ve her firmaca bedelsiz olarak
kullanıma hazır bulunmaktadır.25
Geleneksel büyüme modelleri, ekonomilerin uzun dönemli büyüme süreçlerini
açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Son yıllarda, klasik üretim faktörlerinden beşeri
sermayenin özellikle teknolojiyle olan ilişkisinin öneminin artması, ekonomik büyüme
ve gelişme politikalarının yeniden ele alınmasına neden olmuştur. Çünkü safi fiziki
sermaye ile iktisadi gelişmeleri açıklayabilmek mümkün değildir. Dolayısıyla, out-put
seviyesinin belirlenmesinde, fiziksel sermayenin rolü kadar, üretim sürecindeki beşeri
sermayenin etkinliği üzerinde de daha ileri analitik çalışmalar yapılmalıdır.26 1980’lerin
ortalarından beri, içsel büyüme teorileri fiziksel ve beşeri sermaye ile beraber özellikle
24
Türkölmez, Mehmetcan; Ekonomik Büyüme Ve İşsizlik, 2007, Yüksek Lisans Tezi, s.6.
Adak, a.g.e. s.6.
26
Kıraçlar, a.g.e., s.2.
25
8
içsel teknolojik değişmelerin bir ekonomide uzun dönemli büyüme etkilerinin olduğunu
öne sürerler.27
Büyüme modelleri gerek ortaya atıldıkları coğrafyalara uygun dizayn edilmeleri
ve gerekse politik iktisadın ürünü olmaları nedeniyle büyümeyi ve büyümeyi etkileyen
faktörleri, farklı ele almışlardır. Neo-klasik büyüme modellerinde tasarruf ve yatırım
düzeyi ön plana çıkarılırken içsel büyüme modellerinde beşeri sermaye ve teknolojik
yeniliklerin düzeyi ön plana çıkmıştır. Bununla beraber birçok farklı nedenle bir
modelde en çok etkileyen faktör diğer bir modelde hiç var sayılmamıştır. Bu durum
mevcut yeni ve daha kapsamlı modellere olan ihtiyacı arttırmaktadır.
Değişen işgücü ve işgücü piyasası ekonomik büyümeye emeğin katkısının
ekonomik büyüme modelleri içerisinde mutlaka yeniden ele alınmasını zorunlu
kılmaktadır. İstihdam ile ilgili olarak; emek mobilitesinin, esnek çalışmanın, kayıt dışı
çalışmanın, çocuk işçiliğinin, göçmen işçiliğinin, değişen ücret yapılarının, işçi
devrinin, hizmet akitlerinin hızlı bir dönüşüm geçirdiği son çeyrek asırda emek ve
büyüme arasındaki bağın yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyduğu açıktır.
1.1.2 Ekonomik Büyümenin Kaynakları ve Emeğin Rolü
Teknolojik değişme, sermaye birikimi ve nüfus artışı birlikte karşılıklı etkileşim
içinde ekonomik büyüme sağlarlar. 18. ve 19. yüzyılda klasik iktisatçılar teknolojik
değişme ve sermaye birikiminin itici güç olduğuna inanıyorlardı.28 İ. Parasız,
büyümenin üç ana kaynağı olarak; tasarruf ve yeni sermaye yatırımları, beşeri sermaye
yatırımları,
yeni
teknolojik
buluşlarını
göstermektedir.29
Büyüme
(i)
üretim
teknolojisinin ilerlemesi, (ii) işgücü verimliliğindeki artış veya (iii) kapasite
kullanımındaki artıştan kaynaklanabilir. Her üç durumda da üretim artacağından
ekonomik büyüme sağlanır.30 Zaten temelde kaynaklar, uygun biçimde emek ve emekdışı faktörler (sermaye) diye de ayrılabilir.31
27
Kıraçlar, a.g.e., s.2.
Parasız, İlker; Makro Ekonominin Temelleri, Ezgi Kitabevi, 2. Baskı, Bursa,2000, s.281.
29
Parasız, a.g.e., s.282-283.
30
Cesur, a.g.e., s.23.
31
Fischer, a.g.e., s.11.
28
9
Ekonomik büyümeye kaynaklık eden faktörlerin tespitinde öncelikle üretim
fonksiyonuna başvurulması kabul gören bir görüştür. Çünkü büyüme bir üretim
artışıdır.32 Üretim fonksiyonu, üretilen çıktı miktarı ile üretimde kullanılan girdiler ve
teknoloji arasındaki ilişkiyi göstermektedir.33 Üretim fonksiyonu da belirli (veri) bir
teknoloji düzeyinde belli bir girdi bileşimi ile elde edilebilecek maksimum üretim
miktarını gösterir.34 Çıktı üretimi, “Sermaye (Capital) İşgücü/Emek (Labor)”
girdilerinin teknoloji yardımıyla kullanılması ile gerçekleşmektedir. Teknoloji emek ve
sermaye değişmeksizin çıktı miktarının artmasını sağlayan üretim yöntemleri ve
kullanılan makine ve teçhizata ilişkin bilgi olarak tanımlanır.35
Çıktıdaki büyüme, üretim faktörlerindeki -işgücü (emek) ve sermaye- artış ya
da teknolojik gelişmeler yoluyla sağlanır. Büyümeyi ve ülkeler arasındaki gelir düzeyi
farklılıklarını anlamak için, üretim faktörlerinin büyümesini ve teknik bilginin
gelişmesini nelerin belirlediğini bilmemiz gerekir.36 Üretim fonksiyonuna kişilerin sahip
olduğu doğal yetenekler, zeka ve eğitimle kazanılan yetenekleri dahil etmek
mümkündür.37 Bazen öğrenim ve eğitimin büyüme üzerindeki potansiyel katkısını
vurgulamak için, üretim fonksiyonu beşeri sermayeyi ayrı bir girdi olarak ele alacak
biçimde yazılır. Aslında daha nitelikli emek olarak ifade edilebilinecek bir girdi olarak
beşeri sermaye, bireylerin sahip olduğu gelir kazanma potansiyelinin değeridir. Beşeri
sermayenin ayrı bir girdi olarak yer aldığı üretim fonksiyonu şöyle yazılacaktır.
Y= AF (K,H,N)38
Y: Çıktı Düzeyi
A: Teknoloji
K: Sermaye
N: İşgücü
H: Beşeri Sermaye
32
Bocutoğlu, Ersan,vd. , a.g.e., s.388.
Pınar, Abuzer- Bahar Erdal, Milli Gelir ve Ekonomik Büyüme, Turhan Kitabevi, 1. Baskı, Ankara,
2003, s.39.
34
Bocutoğlu, Ersan,vd. , a.g.e., s.388.
35
Pınar, a.g.e., s.39.
36
Fischer, a.g.e., s.263.
37
Pınar, a.g.e., s.39.
38
Fischer, a.g.e., s.264-65, Pınar, a.g.e., s.39.
33
10
Makro düzeyde ele alındığında toplam üretim fonksiyonu aşağıdaki gibi de
yazılabilir.39
Q=T f(E,S,D,M)
Q: Toplam Üretim
T: Teknoloji
E: Emek
S: Sermaye
D: Doğal kaynak
M: Müteşebbis
Fonksiyonlarda “H,N,M,E” fonksiyon bileşenlerinin doğrudan veya dolaylı
olarak emek/işgücü/insan kaynağı ile ilgili olduğu açıktır.
Büyümenin kaynakları irdelenirken ilk başvuru noktası üretimde kullanılan
belirtilen bu girdiler olacaktır. Üretim faktörlerinin miktarlarında ya da verimliliğinde
meydana gelebilecek artışlar ile teknoloji de sağlanacak değişim, üretim artışında etkili
olabilecek temel faktör durumundadır.40
Ekonomik büyümenin önemli kaynaklarından biri olan işgücünün artış hızı,
genellikle nüfus artış hızıyla sınırlanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde nüfus artış hızı
gelişmiş ülkelere göre daha yüksektir. Ancak ekonomik büyüme oranı yüksek olan
ülkelerde yapılan incelemeler; fiziki sermaye, beşeri sermaye ve teknolojik ilerlemedeki
artış hızının ekonomik büyümede büyük paya sahip olduğunu göstermektedir
Ekonomik büyümenin bir önemli kaynağı ifade edildiği gibi beşeri sermayedir.
Ekonomik büyüme ve beşeri sermaye (eğitim/sağlık) arasındaki ilişki konusunda pek
çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda eğitimin işgücünün verimliliğini
arttırarak ekonomik büyümeye yol açtığı sonucuna varılmıştır. Çünkü eğitimin
verimlilik üzerindeki bu olumlu etkileri kuşaklar boyu sürmektedir. Eğitimli anne ve
babalar daha sağlıklı ve daha iyi beslenmiş çocuklar yetiştirirler. Bu yüzden onların
39
40
Bocutoğlu, Ersan,vd. , a.g.e., s. 388
Bocutoğlu, Ersan,vd. , a.g.e., s. 389.
11
çocukları, yaşamları boyunca daha verimli olurlar. Kural olarak, eğitime en çok yatırım
yapan ülkeler, en zengin ve kişi başı gelir büyüme oranının en yüksek olduğu ülkelerdir.
Ekonomistler ekonomik büyümenin diğer bir belirleyicisi olan nüfus artışı ile
ekonomik büyüme ilişkisini araştırmışlar. Nüfusun nitelik açısından taşıdığı özellikler
ekonomik büyümenin en önemli unsurlarıdır. Günümüzde, bir ülke nüfusunun eğitim ve
sağlık açısından iyi olma hali yani beşeri sermayesi, bilginin kıt kaynak olarak
ekonomik bir faktör olmasının artan önemine paralel olarak ekonomik büyümenin en
önemli faktörü olarak değerlendirilmektedir. Buna rağmen genellikle nüfusun niteliği
üzerinde durmak yerine niceliği daha doğrusu nüfus artışı üzerinde durulmaktadır.41
Buradan şu sonuca ulaşılmalıdır; beşeri sermaye aslında nitelikli emek anlamına
geldiğinden emek kalitesinin artışı büyümeyi olumlu yönde etkiler. Nüfus ise hem
nicelik olarak hem de nitelik olarak hem işgücünü hem de ekonomik büyümeyi
etkileyen önemli unsurlardandır.
Ekonomik büyümenin diğer bir önemli belirleyicisi teknolojik gelişmedir.
Teknolojilerin değişimi ekonomik alanda tarım, sanayi ve hizmetler sektörleri ve alt
sektörlerinin tümünü, sosyal alanda insan faktörünün eğitimi, sağlık düzeyi, iletişim ve
ulaşım altyapısı olmak üzere insanın verimliliğini ve ülkenin refah düzeyini etkileyen
tüm sosyal yatırımları, toplumların kültür düzeyini ve hatta siyasal gücünü etkisi altına
almaktadır. Teknolojilerin üretimi ve bilgi teknolojilerinden yararlanma düzeyi ülkeden
ülkeye farklılık gösterebilmektedir. Teknolojiler daha çok gelişmiş ülkelerde
üretilmekte olup, gelişmekte olan ülkelerde bu teknolojilerin transferi söz konusudur.
Teknolojilerdeki gelişmelerin daha çok gelişmiş ülkelerde görülmesi, bu ülkelerin fiziki
sermaye ve insan sermayesi yönünden daha ileri düzeyde olmalarına bağlıdır. Özellikle,
bilgi teknolojilerinin gelişimini sağlayan temel faktör nitelikli insan (emek/beşeri
sermaye) faktörüdür. Gelişmiş ülkeler kalkınmalarının başlangıcında ve daha sonra
insan faktörüne verdikleri önem ve öncelik ve insana yatırım politikalarının sürekliliği
sayesinde bugünkü ileri teknolojik gelişme düzeyine ulaşmışlardır.42
İktisadi büyümenin görünürdeki en önemli nedeni yatırımlar ve teknolojik
gelişme yoluyla kişi başına fiziki sermaye ve beşeri sermaye (eğitim) düzeylerinde ve
41
42
Kıraçlar, a.g.e., s.16.
Kıraçlar, a.g.e., s.17.
12
verimlilikte sağlanan artışlardır.43
Açık ekonomilerde bunlarla beraber ekonomik
büyümeyi etkileyen birçok faktör vardır. Dışa açık bir ekonominin büyümesi ile ilgili
olarak uluslar arası sermaye hareketleri, ticaret ve teknoloji transferi ele alınması
gereken temel konulardır.44 Dışa açık ekonomilerin dışarıdan gelebilecek şoklara da
açık olduğu bir gerçektir ve petrol şokları bunun en çarpıcı örnekleridir.45
Aslında ekonomik büyümenin ölçülmesinde yararlanılan reel ulusal gelir, üretim
sürecinde kullanılan girdilerin bir fonksiyonudur. Üretim faktörlerine yapılan yatırımlar
da kuşkusuz ekonomik büyümeyi arttıracaktır. Dolayısıyla ekonomik büyüme üretim
faktörlerinin artışından da kaynaklanabilmektedir. Bu nedenle, ekonomik büyüme salt
emek arzının artışını sağlayan toplam nüfus artışını
etkilememekte, aynı zamanda
nüfusun yapısındaki değişimlerden de etkilenmektedir. Böylece, işgücünün çokluğu ve
istihdam oranlarının farklılığı ülkeler arasındaki büyümenin hacmini ve oranını da
etkilemektedir. Ülkenin kıt kaynaklarını artırmak ya da onların niteliklerini iyileştirerek
üretim imkanları sınırını genişletmesi ya da üretim teknolojisini ve kurumsal altyapısını
iyileştirerek daha yüksek üretim gerçekleştirmesi olarak tanımlanan ekonomik büyüme
beşeri kaynaklara, doğal kaynaklara, sermaye birikimine ve teknolojik gelişmeye
bağlıdır.46
1.2.
DÜNYADADA EKONOMİK BÜYÜMENİN VE İSTİHDAMIN
DURUMU
1.2.1 Ekonomik Büyümenin Durumu
Dünya, zenginliğin yanı başında derin ve şiddetli bir yoksullukla karşı
karşıyadır. Dünya nüfusunun % 10’u, toplam mal ve hizmetlerin % 70’ini üreterek
dünya gelirinin % 70’ini elde etmektedir ki, bu yaklaşık kişi başına yıllık ortalama
30,000 ABD Dolarına denk gelmektedir. Öte yandan 6 milyarlık dünya nüfusunun 2.8
milyarı (yaklaşık yarısı) günlük 2 dolarlık yoksulluk sınırının altında yaşamaktadır. Bu
43
Pamuk, a.g.m., s.4.
Pınar, a.g.e., s.49.
45
Pınar, a.g.e., s.50.
46
Türker, M.Tuba; İktisadi Büyümede Beşeri Sermaye ve Türkiye’nin Kalkınma Sürecinde Beşeri
Sermayenin Gelişimi, 2000, Yüksek Lisans Tezi, s.9-10.
44
13
nüfusun 1.2 milyarı ise (yaklaşık beşte biri), günlük 1 dolarlık sınırın altında
yaşamlarını idame ettirmek zorundadır. Zengin ülkelerde 100 çocuk içinde 1’den az
oranda çocuk beş yaşına ulaşamıyorken yoksul ülkelerde ise, 100 çocuk içinde 5’ten
fazla oranda çocuk beş yaşına ulaşamamaktadır. Zengin ülkelerde beş yaş altı çocuk
nüfusunun % 5’i yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır, fakir ülkelerde ise bu oran %
50’nin üstündedir.47 Daha çok olumsuz olan bu görünüm, büyüme ve yeniden dağılımın
iyi araştırılmasını ve daha adil kurulmasını gerekli kılmaktadır.
Son yirmi yılda iktisadi büyüme süreci iktisatçıların daha fazla ilgisini çekerken,
başta Angus Maddison olmak üzere pek çok iktisat tarihçisi de özellikle Sanayi Devrimi
sonrası dönemde tüm dünya ülkeleri veya bölgeleri için satın alma gücü paritesine göre
uyarlanmış GSYİH’ları hesaplamaya çalışmaktadır.48 1820 ile 2005 yılları arasında
dünyada kişi başına gelir yaklaşık olarak 8 kat artış göstermiştir. Ancak aynı süre içinde
tüm ülkeler ya da bölgeler aynı hızla büyümemiştir. Sanayileşme ve gelir artışları,
Birinci Dünya Savaşı’na ve hatta 20. yüzyılın ortalarına kadar yüksek gelirli Avrupa ve
Kuzey Amerika ülkeleriyle sınırlı kalmıştır. 20. yüzyılda, özellikle de İkinci Dünya
Savaşı sonrasında Güney Avrupa, Japonya ve Kore gibi az sayıda ülke ve bölge kişi
başına üretim ve gelirde çok hızlı artışlar gerçekleştirerek kendileri ile yüksek gelirli
ülkeler arasındaki farkı büyük ölçüde kapatabilmiştir. Ancak bu istisnai “iktisadi
mucize” örneklerinin dışında, dünya ölçeğindeki genel eğilimlere bakıldığında, yüksek
gelirli ülkelerle gelişen ülkeler arasında 19. yüzyıl boyunca açılan farkın son elli ya da
yüz yılda kapanmadığı görülmektedir. 1820’den bu yana kişi başına gelir Batı
Avrupa’da 15 kattan fazla, Kuzey Amerika’da 20 kat, Japonya’da 30 kat artmıştır. Oysa
aynı dönemde kişi başına gelir Japonya dışındaki Asya’da 6 kat, Güney Amerika’da 7
kat, Afrika’da ise sadece 4 kat artabilmiştir. Bu çerçevede, gelişen ülkelerde kişi başına
gelir 1820’den bu yana toplam olarak 6 kat artış göstermiştir. 1820 yılına kıyasla bugün
dünyanın hemen her ülkesinde ortalama gelirin çok daha yüksek olduğu açıktır, ancak
bugün ortalama gelirler ülkeler arasında çok daha eşitsiz dağılmaktadır. 1820 yılında
dünyanın en zengin ülkeleriyle en yoksul ülkeleri arasında kişi başına gelir bakımından
fark en fazla (4:1 / dörde bir) mertebesinde idi. Son iki yüzyılda dünyada kişi başına
gelir yaklaşık olarak 8 kat artmış, ancak en yüksek gelirli ülkelerle en düşük gelirli
47
48
9.Kalkınma Planı, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.7.
Pamuk, a.g.m., s.8.
14
ülkeler arasındaki ortalama gelir farkı (60:1 / altmışa bir) mertebesine kadar
yükselmiştir
Bunların ardında, ülkelerin yıllık büyüme hızlarındaki yüzde 1 ya da yüzde 2
gibi farklar yatmaktadır. İlk bakışta önemsiz gibi gözükebilen bu farklar, uzun vadede
ülkelerin ortalama gelir düzeyleri arasında büyük uçurumlar ortaya çıkarmıştır. Son otuz
yılda dünyanın en büyük nüfuslu iki ülkesinde, önce Çin’de ve daha sonra aynı ölçüde
olmasa da Hindistan’da, iktisadi büyüme sürecinin büyük bir ivme kazanmıştır. Son
otuz yılda kişi başına gelir Çin’de yılda yüzde 5’in üzerinde, Hindistan’da ise yılda %
3’ün üzerinde bir hızla artmıştır. Bu iki ülkenin ve daha genel olarak Doğu- Güney
Asya bölgesinin son dönemdeki başarısı, hızlı iktisadi büyümenin eski ya da yeni
Avrupa ülkeleriyle sınırlı olmadığını, ev ödevlerini yapabilen gelişen ülkelerin de
pekâlâ başarılı olabileceklerini göstermektedir.49
Birleşmiş Milletler’in (BM) yayınladığı “Ekonomik Durum ve Beklentiler”
Raporlarına göre50 2005-2007 yıllarında dünya ekonomisi ard arda ekonomik büyüme
göstermiştir. Ancak bu yüksek ekonomik büyümeden sonra dünya ekonomisi ciddi
risklerle karşı karşıyadır. Amerika’daki konut kredisi krizi sonucu ortaya çıkan olumsuz
durumlar, doların diğer para birimleri karşısındaki değer düşüklüğü, dünya çapında
artan petrol fiyatları önümüzdeki dönemlerde dünya çapında ekonominin istikrarını
tehdit eden unsurlardır.
Rapora51 göre devam eden siyasi ve ekonomik olumsuz durumlara rağmen 2008
yılında ekonomik büyüme beklentisi devam edecektir. 2006’da % 3,9, 2007’de 3,7 olan
ekonomik büyüme hızı 2008 yılında 3,4 olması beklenmektedir.52 Dünya ekonomisinin
kısa vadede olumsuz etkilenmesine yol açan ana nedenler Amerikan ekonomisinin
içerdiği risklerdir. Amerika dışında diğer gelişmiş ülkelerde ekonomik büyüme
beklentisi olumludur. Kötümser tahminleri tutması durumunda 2008 yılında Amerikan
ekonomisinde küçülme beklentisi vardır (% -0,1). Bu durumda dünya ekonomisinde
büyüme hızı % 3,4 olarak değil, % 1,6 olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
Ekonomik Durum ve Beklentiler raporu tasnifine göre 2008 yılında dünyanın birçok
49
Pamuk, a.g.m., s.8-9.
http://www.un.org/esa/policy/link/global_economic_outlook.htm,
51
http://www.un.org/esa/policy/wess/wess2007files/wess2007.pdf
52
BM, a.g.r., s.1
50
15
bölgesinde ekonomik büyüme hızı önceki yıldan fazla olmayacaktır.53 Gelişmiş ve
gelişmekte olan ülkelerin aksine sadece geri kalmış ülkelerde 2008 yılında önceki yıla
göre ekonomik büyüme gerçekleşeceği varsayılmaktadır. Afrika dışında Güney-DoğuBatı Asya ekonomilerinde ve Latin Amerika ekonomilerinde ekonomik büyüme hızı
daha düşük olacaktır.54 OECD Ekonomik Görünüm Ön Hazırlık 2008 Raporu’na göre
de55 Amerika ekonomisi 2008 yılının 2. çeyreğinde % 0,5 oranında küçülecek ve 2008
büyümesi muhtemelen % 1,2 oranında olacaktır.
OECD toplamında da ekonomik
büyüme hızı 2007’den daha düşük olacak ve sırasıyla 2008 ve 2009 yıllıarında % 1,8 ve
% 1,7 olarak gerçekleşecektir.
Ülkeler arası ekonomik büyümenin farklılığının diğer bir göstergesi de
belirlenen yıllık “asgari ücret toplamı” olabilir. Wikipedia’ya göre56 asgari ücret verileri
toplanan 190 ülkeden, 22’sinde asgari ücret 10.000 dolar ve üzerinde, 24’ünde 50001000 dolar arasında, 27’sinde 3000-5000 dolar arasında, 55’inde 1000-3000 dolar
arasında ve 22’sinde de 1000 doların altında yıllık asgari ücret belirlenmektedir. 22
ülkenin57 verilerine ulaşılmamışken 18 ülkede58 de asgari ücret belirlemesi
uygulamasının olmadığı belirtilmiştir. Türkiye’nin en kötü 50 ülke arasında olması ve
asgari ücretli ve altında çalışan oranının yüksek oluşu beşeri sermaye birikimini
olumsuz etkilemektedir.
Ekonomik büyümenin önemli göstergelerinden biri olan satın alma paritesine
göre kişi başına düşen gelir Tablo 1’de de gösterildiği gibi ülkeden ülkeye farklı
hızlarda artabilmektedir. 1970 yılından 2006 yılına gelindiğinde Kore’de kişi başına
düşen reel gelir 7,35 kat artarken, İngiltere için bu rakam 0,21 kat olmaktadır. Bu
dönemde Türkiye için rakam 2,29 olup, 30 OECD ülkesi içerisinde 10. sıradadır.
53
BM, a.g.r., s.6
BM, a.g.r., s.2
55
http://www.oecd.org/dataoecd/4/50/39739655.pdf (19 Eylül 08)
56
http://en.wikipedia.org/wiki/Listiofiminimumiwagesibyicountry
57
Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Eritre, Gürcistan, Gana, Comoros, Haiti, Endonezya, Kenya,
Kırgızistan, Laos, Lesoto, Madagaskar, Malavi, Moldova, Mynamar, Siera Leona, Solomon Adaları,
Tacikistan, Togo, Tuwala, ve Özbekistan’ın bu konudaki verilerine ulaşılmamaktadır. Bu ülkelerde asgari
ücret uygulaması olmayacağı gibi teknik nedenlerle de bu verilere ulaşılamaması söz konusu olabilir.
58
Danimarka, Finlandiya, Almanya, İzlanda, İtalya, Linkenştayn, Makedonya, İsveç, Brunei, Birleşik Arap
Emirlikleri gibi ülkelerde reel ücret düzeyi ve insani gelişme endeksi zaten yüksek olduğundan ücret
belirlemesi çoğunlukla işçi-işveren ve sendikalara bırakılmış olabileceği gibi Yemen, Çin, Cibuti, Fiji,
Gine, İrak, Kosova, Somali, gibi ülkelerde gelişmemişlik nedeniyle böyle bir uygulama yoktur.
54
16
Tablo 1: Dünya Ülkelerinde Kişi Başına Düşen Gelir (Sabit Fiyatlarlar, Dolar)
KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR (SABİT FİYATLARLAR, DOLAR)
2006
2006*/
1970
Avustralya
16 272.6 17 021.9 18 623.4 20 114.5 21 484.0 23 819.3 27 224.1 30 135.1 30 658.9
1,88
Avusturya
13 630.7 16 285.9 19 210.5 20 623.5 23 629.9 25 408.4 29 134.0 30 463.7 31 284.9
2,30
Belçika
13 946.6 16 351.9 18 967.5 19 884.3 22 891.0 24 360.2 27 541.6 29 146.1 29 779.8
2,14
Kanada
15 637.6 17 864.6 20 234.5 21 980.2 23 635.1 24 330.3 28 443.9 30 630.2 31 149.9
1,99
Yer/Zaman
Cek Cum.
1970
..
1975
1990
1995
2000
2005
1,38
Danimarka
15 708.0 16 721.0 18 923.7 21 683.8 23 138.6 25 526.1 28 790.1 30 188.8 31 263.2
1,99
Finlandiya
12 237.5 14 835.4 16 971.3 18 916.7 21 916.6 20 592.5 25 653.8 28 672.4 29 943.0
2,45
Fransa
13 330.0 15 587.0 18 037.5 18 963.8 21 666.4 22 463.8 25 233.4 26 504.0 26 917.7
2,02
Germanya
13 296.2 14 803.3 17 552.0 18 936.4 21 799.1 23 619.5 25 920.1 26 579.9 27 374.5
2,06
Yunanistan
10 608.5 13 178.0 15 163.7 14 819.8 15 409.2 15 934.9 18 389.7 22 389.5 23 235.4
2,20
İzlanda
Irlanda
..
9 960.5 12 265.2 15 325.2 15 955.1
1,60
12 736.0 16 263.2 21 066.8 22 319.8 24 720.7 23 867.3 28 808.3 33 753.4 34 267.2
2,69
8 240.3
..
..
1985
.. 14 473.3 13 833.6 14 975.6 18 070.2 19 158.6
Macaristan
..
1980
..
..
..
9 725.7 11 352.2 12 365.7 15 717.6 19 191.9 28 587.2 34 217.9 35 289.9
4,28
Italya
12 544.8 14 227.5 17 375.1 18 835.2 21 929.8 23 308.3 25 565.8 25 933.7 26 261.3
2,09
Japonya
12 135.7 14 093.7 16 676.0 18 774.6 23 220.0 24 641.6 25 593.0 27 105.6 27 759.3
2,29
Kore
2 859.9
Luxemburg
Meksika
9 990.1 13 833.1 16 439.0 20 060.7 21 021.1
7,35
20 145.6 21 968.6 24 210.5 27 208.0 37 452.9 42 377.8 53 317.0 60 326.9 63 015.5
3,13
5 847.7
3 759.8
6 824.6
4 865.4
8 134.0
6 624.1
9 837.6
1,68
Hollanda
15 503.7 17 466.9 19 217.6 19 920.3 22 909.9 24 809.5 29 372.7 30 443.0 31 311.8
2,02
Zealanda
14 912.3 16 687.4 15 917.4 17 897.3 17 929.7 19 109.0 20 755.6 23 547.0 23 679.5
1,59
Norveç
14 338.9 17 571.0 21 501.6 24 924.1 26 559.3 31 035.8 36 085.4 39 125.4 39 779.3
2,77
Polonya
..
..
..
Portekiz
6 814.9
8 097.2
9 668.3
..
..
..
Slovakya
8 002.0
..
7 866.7
9 152.3
9 472.6
8 105.6 10 555.2 12 316.8 13 096.4
1,62
9 858.5 13 136.6 14 244.3 17 067.5 17 280.2 17 443.7
2,56
9 343.3 10 992.1 13 789.4 14 918.7
1,60
Spainya
10 032.1 12 396.4 12 936.2 13 535.4 16 678.2 17 802.7 21 296.3 23 202.6 23 731.9
2,37
İsveç
16 622.0 18 541.4 19 525.8 21 329.8 23 554.9 23 647.8 27 726.7 30 905.4 31 988.4
1,92
İsviçre
23 207.1 23 646.7 25 782.1 27 154.6 30 130.3 29 063.0 31 582.8 32 320.6 33 118.8
1,43
Türkiye
4 696.3
5 485.2
5 560.4
..
7 325.5
7 567.4
6 228.0
..
7 305.6
7 801.2
8 724.7 10 204.0 10 771.5
2,29
İngiltere
13 546.7 14 872.0 16 195.3 17 808.7 20 688.8 22 152.9 25 572.8 28 234.1 28 882.4
0,21
ABD.
18 146.8 19 802.2 22 518.3 25 202.7 28 199.6 29 906.8 34 570.7 36 874.2 37 571.6
2,07
EU-15
Euro
Bölgesi
12 833.5 14 636.5 16 760.4 17 938.5 20 794.8 22 144.7 25 148.1 26 591.8 27 206.2
2,12
12 524.8 14 438.3 16 752.6 17 800.3 20 694.5 22 040.1 24 927.2 26 090.5 26 676.7
2,13
OECD –EU
OECD Toplam
12 274.6 13 896.9 15 742.0 16 755.4 19 251.0 20 360.2 22 937.0 24 312.7 24 908.5
2,03
13 142.6 14 689.5 16 728.8 18 238.0 20 845.9 22 112.4 25 007.0 26 718.4 27 343.2
2,08
Kaynak:OECD
Ekonomik büyümenin anlamlı olabilmesi için insani gelişme ve kalkınmaya
katkısının olması gerekir. Bu durum 1996 yılı İnsani Gelişme Endeksi Raporunda şöyle
belirtilmiştir. “Ekonomik büyümenin amacı, insanların yaşamlarını zengin kılmaktır.
Ancak bu uzunca bir süredir böyle değil. Son 10 yıllık gelişmeler bize şunu göstermiştir
ki, ekonomik büyüme ile insani gelişme arasında doğrudan bir bağ kalmamıştır. Politika
üretenlerin bu aşınan bağı dikkate almaları ve bu bağı daha güçlü kurmaları gerekir.59
*
Slovakya, Polonya, Macaristan için 1995 yılıdır.
http://hdr.undp.org/en/reports/global/hdr1996/chapters/ (19 Eylül 08)
59
17
Ekonomik büyümenin insani gelişmeye yeterince yansımamasının bir göstergesi de
2003 yılında 840 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor, günde 24 bin insan açlık
nedeniyle yaşamını yitiriyor olmasıdır60. 2008 yılında Dünya Tarım Örgütü’nün (DTÖ)
açıkladığı bir rapora göre61 yaklaşık 923 milyon insanın açlık içinde olduğunu
belirtiliyor. Örgütün yeni istatistiklerine göre, gıda, gübre ve petrol fiyatlarındaki
artışlarda sonra, açlık içindeki nüfusa 75 milyon kişi daha eklenmiştir. Bu 75 milyon
kişinin 41 milyonu Asya/Pasifik ülkelerinde, 24 milyonu Alt-Afrika ülkelerinde, 4
milyonu Yakın Doğu/Kuzey Afrika ülkelerinde ve 6 milyonu da Latin Amerika ve
Karayip ülkelerindedir.62 2003-2005 yılları arasında, dünyada yeterince beslenemeyen
yoksularının % 29’u Afrika’da (245 milyon insan) % 28’i Hindistan’da (231 milyon
insan), % 14’ü Çin’dedir (123 milyon insan). “Gelişmiş ülkelerin yoksulları” bunların
% 2’sini (16 milyon insan) oluşturmaktadır. 1990-92 yılları ile kıyaslandığında Çin,
Hindistan ve Gelişmiş ülkelerdeki yeterince beslenemeyen yoksul sayısı ve oranının
düştüğü, bunun dışındaki bölgelerde ise arttığı görülmektedir.63
2000 yılında Birleşmiş Milletler
tarafından belirlenen Bin Yıl Kalkınma
64
Hedefleri’nin (MDG’s=The Millennium Development Goals) 2008 yılı raporuna göre
de son gıda fiyatları artışı krizi yaklaşık 100 milyon insanı daha derin yoksulluğa
itmiştir. Fiyat artışları, gelirlerinin çoğunu gıdaya harcayan yoksul kesimleri daha
olumsuz etkilemiştir. Bu olumsuzluk sadece yetersiz beslenme ile sonuçlanmamakta
aynı zamanda eğitim ve sağlık hakkından da yararlanmayı kısıtlamaktadır.65 Beşeri
sermayenin/nitelikli
emeğin
oluşmasında
eğitim
ve
sağlık
hakkının
etkisi
60
Bu sayılar 2003 yılına ait olup birleşmiş milletler tarafından “Dünya Açlık Günü” dolayısıyla
açıklanmıştır. http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/25132/turkiyede-14-milyon-kisi-acliksinirinda (23 Eylül 08)
61
http://www.fao.org/newsroom/common/ecg/1000923/en/hungerfigs.pdf (17 Eylül 08)
62
DTÖ, a.g.r., s.1.
63
DTÖ, a.g.r., s.3.
64
Binyıl Kalkınma Hedefleri 8 tane olup büyük çoğunluğu sürdürülebilir ekonomik büyümeye endekslidir.
Bu hedefler;
1. Aşırı yoksulluk ve açlığın ortadan kaldırılması
2. Evrensel ilköğretimin gerçekleştirilmesi
3. Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması ve kadınların konumunun güçlendirilmesi
4. Çocuk ölümlerinin azaltılması
5. Anne sağlığının iyileştirilmesi
6. HIV/AIDS, sıtma ve öteki hastalıklarla mücadele edilmesi
7. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması
8. Kalkınma için küresel bir ortaklık geliştirilmesi
65
http://www.un.org/millenniumgoals/pdf/The%20Millennium%20Development%20Goals%20Report%20
2008.pdf s.8 (23 Eylül 08)
18
düşünüldüğünde de bu ülkelerin büyüme ve kalkınma sürecinde yavaşlayacağı var
sayılabilir. Hedeflerin 2006 yılında açıklanan raporunda belirtilen bir durum henüz
değişmemiştir. “Avrupa Birliği üye devletleri Bin Yıl Kalkınma Hedefleri'ne ulaşma
yolunda hızla ilerliyorlar; ancak BDT'nun bazı ülkeleri Afrika'da yaşanan düzeylerde
yoksulluk çekiyor ve bu nedenle uluslararası toplumun Afrika ülkelerine gösterdiği
ölçüde ilgiye ihtiyaçları var.66
Araştırmalardan da görüleceği gibi ekonomik büyümenin dünyadaki gelişimi ve
nihai durumu ülkeden ülkeye ve dönemden döneme farklılıklar arz edebilmektedir.
Ekonomik büyümenin dinamiklerinden nüfus ve işgücü faktörünün ise bu durumu hem
etkileyen hem de bu durumdan etkilen bir unsur olduğu açıktır.
1.2.2 Nüfus, İşgücü Piyasası Ve İstihdam
1.2.2.1 Nüfus Gelişmeleri
Dünya nüfusu, nüfus artış hızı azalmış olsa da hala artmaktadır. Angus
Maddison hesaplarına göre;67 dünya nüfusu, 0 (sıfır) tarihinde 230 bin 820 kişi iken bile
nüfusun % 75,4’ü Asya kıtasındaydı ve bu oran 1998 yılında % 60’a yaklaşmışken
dünya nüfusu da 6 milyar sınırını zorlamaktaydı. Dünya nüfusu 1800’lerde 1 milyara
ulaşabilmişken, sonraki 150 yıl içinde 2 milyarı, izleyen 25 yıl içinde 3 milyarı aşmıştır.
Tahminlere göre, dünya nüfusu 2012’de 7 milyara ulaşacak ve 2045’te ise 9 milyar
olacaktır. Bununla bağlantılı diğer gelişme de dünya nüfusundaki kentleşme ve
etkileridir. İnsanlar kentlileştikçe doğum oranı düşüyor; toprakla bağı kesilen ailenin kol
gücüne ihtiyacı azaldığından çocuk sayısı da azalıyor. BM tahminlerine göre, 1950’de
küresel nüfusun % 30’dan azı kentlerde yaşarken, 2007’de yarısından fazlası kentleşmiş
olacaktır.68 17 Aralık 2008 tarihinde, Türkiye saatiyle 10:59’da dünya nüfusunun 6
milyar 747 milyon 648 bin 399 kişi olduğu belirtilmiştir.69
İktisadi kalkınma ile nüfus artışı arasındaki münasebet, günümüzde insanlığın
başlıca meselelerinden biridir. Özellikle kalkınmakta olan ülkeler için bu münasebet,
66
http://www.undp.org.tr/UNDPiprtni08/tr/mdgs.htm
http://www.theworldeconomy.org/publications/worldeconomy/MaddisontableB-10.pdf
68
http://www.ntvmsnbc.com/news/362901.asp
69
http://www.census.gov/main/www/popclock.html adresinden şu anda kaç olduğu öğrenilebilir.
67
19
hayati öneme haiz birçok meselelerinin de kaynağını oluşturan bir nevi kördüğüm
halindedir.70
OECD tarafından yayınlanan Eşitsizlik Artıyor mu? raporuna göre71 nüfus
yapısındaki değişmeler gelir dağılımı bozukluğunun önemli bir nedenidir. Son 20 yıl
içinde yaşlılar arasında gelir düşüklüğü azalmaya devam ederken, genç yetişkinler ve
çocuklu aileler arasında yoksulluk artmıştır. Yaşlıların gençlerden daha yüksek öz
varlığı ve daha az maddi yoksunluğu vardır. Bu, sadece nakit gelire dayalı olarak yaşlı
yoksulluğu tahminlerinin bu grubun güçlüklerini abarttığı anlamına gelir.72 Buna karşın
çocukların sağlık ve esenliğinin insanın bir yetişkin olarak ileride ne kadar iyi durumda
olacağının (kaç para kazanacağının, ne kadar sağlıklı olacağının, vb.) çok önemli bir
belirleyicisi olduğuna dair gitgide daha fazla kabul gören bulgular vardır. Çocuk
yoksulluğundaki artış birçok ülkede gösterildiğinden daha fazla politika ilgisini hak
etmektedir.
Ayrıca nüfus göstergelerine dayalı olarak planlanıp uygulanmaya çalışılan bir
çok makro politika örneği vardır. Ekonomik uygulamaların, göz ardı edemeyeceği nüfus
verilerinin önemini, Yakup Kepenek şöyle vurgulamaktadır.73 “Sayısal ve niteliksel
yönleriyle nüfus, sermaye kaynaklarının kullanımını, özellikle de yatırımların
dağılımını ve bir ölçüde de düzeyini, etkiler. Özellikle eğitim, sağlık, barınma ve
ulaştırma yatırımları bu çerçevede düşünülmelidir. Doğum, ölüm ve göç gibi nüfus
gelişmelerinin yatırımların dağılımını etkilemesi, öbür yönden de gelişme için gerekli
işgücünü sağlayan yönü, kimi zaman nüfusun “yatırımlara eş bir önem” kazandığı
görüşüne yol açmaktadır.” Nüfusun ekonomi biliminin inceleme alanına girmesi de
zaten 2. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkmış gelişmiş-gelişmekte olan ayırımına bağlı
olarak “ekonomik gelişme” ile bağlantılı olmuştur.
Uluslararası ekonomik ve toplumsal kıyaslamaların bir çoğunun, nüfus verileri
üzerinden yapılması da nüfus verilerinin dikkatle incelenilmesinin önemini ortaya
çıkarmaktadır. Nüfus artışı ile iktisadi kalkınma arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini
70
Carlo M. Cipolla, Dünya Nüfusunun İktisat Tarihi kitabının tanıtım yazısından.
http://www.oecd.org/dataoecd/45/42/41527936.pdf
72
OECD, a.g.r., s.3-7
71
73
Kepenek, Yakup- Nurhan Yentürk; Türkiye Ekonomisi, Remzi Kitabevi, 10. Baskı, Ocak 2000, s. 403.
20
tespit etmek üzere yapılan akademik çalışmaların sayısı oldukça fazladır.74 Bu
çalışmaların çoğunda nüfus artışının iktisadi kalkınmayı olumsuz yönde etkilediği
görüşü savunulmaktadır. Böyle olmasında bilimsel bulgularla birlikte siyasi ve ideolojik
tercihlerin de etkili olduğu söylenebilir. Daha ziyade gelişmekte olan ülkeler için
önerilen nüfus politikalarında ideolojik, siyasi ve benzeri diğer kaygılar iktisadi
gerekçeler arasına gizlenmektedir. Bu durumun aksini savunan birçok çalışmada vardır.
Hasan Gürak bu durumu şöyle belirtmektedir.75 “İktisat ders kitaplarının standart
konusu olan geleneksel “denge” kuramına göre, hızlı veya yavaş nüfus artısı hiçbir
sorun oluşturmaz. Hatta hızlı nüfus artısının, daha hızlı ekonomik büyümeye katkısı
olduğu bile iddia edilir. Çünkü nüfus artış hızı ile orantılı olarak üretimin de artacağına
inanılır.76” Ancak bu durumun aksi yönde her gerçekleşmenin kişi başına düşen geliri
azaltacağı ve genel olarak yoksullaşma riskini yükseltebileceği göz ardı edilmemesi
gereke bir durumdur.
Aslında ülkelerin nüfuslarının fazla olmasından ziyade, nüfus artış hızlarının
yüksek olması eleştirilen durumdur. Optimum nüfus77 oluşumu üzerinde kontrol edilip
yönlendirilebilir bir nüfus artış hızından daha fazlasına neden olan artış beraberinde
birçok sorunu da getirir. Optimum nüfusun üzerindeki her yeni doğan kişi için aşağıda
sıralanan problemler ortaya çıkmakta ve bu diğer bireyleri de etkileyen bir olumsuz
durum olmaktadır.
Nüfus artış hızının fazla olması;78
1.
İstihdam sorunu ortaya çıkarır. Çünkü yeni açılan istihdam olanakları ile
çalışma çağına giren ve iş arayan kişi sayısı arasında uyum her zaman mümkün
olamamaktadır. Türkiye’deki istihdam artışının yetersiz oluşnunun bir önemli nedeni
olmaktadır.
2.
Aile içi bağımlı fertlerin sayısında artış, dolayısıyla hane-halkının kişi
başı gelir seviyesinin düşüşüne neden olmaktadır.
74
http://www.elelebizbize.com/e-kutuphane/ibrahimguranyumusak/nufuzartishisikalkinma.html
75
Gürak, Hasan; Ekonomik Büyüme Ve Küresel Ekonomi, 2. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa, 2006, s. 103.
76
Gürak, a.g.e., s.107
Optimum nüfus: Toplumda nüfus artışlarının, işbölümü gibi nedenlerde bir süre daha etkin bir kaynak
dağılımına olanak sağlayacağı, başka bir deyişle, ekonomide artan verim kanunun geçerli olacağı, ancak
nüfus artışının devam etmesi halinde azalan verim kanunun işlemeye başlayacağıdır.
78
Sıralanan sebepler H. Gürak’ın eserinden alınmıştır ancak açıklamalar farklı kaynaklardan yapılmıştır.
http://www.hasmendi.net/makaleigurak/nufusartisisorunu.pdf
77
21
3.
Öğrenci sayısı arttıkça kişi başına düşen eğitim harcamalarının
azalmasına yol açmakta ve bu durum uzun dönemde beşeri sermaye birikiminin
olumsuz etkilenmesine yol açmaktadır.
4.
Kişi başına düşen sağlık harcamalarında azalmaya neden olmakta ve bu
durum da uzun vadede beşeri sermaye veya nitelikli emek arzı oluşumunu olumsuz
etkilemektedir.
5.
Kırsal alandan kente kontrolsüz göç hareketlerine yol açar ki bu durum
kentlerde beraberinde birçok yeni sosyo-ekonomik soruna neden olmaktadır.
6.
Kişi başına düşen GSYİH’da azalmaya neden olmaktadır.
Nüfusun, hem aktif işgücünün kaynağı olması dolayısıyla hem de ekonomik
büyüklüğün bir bileşeni olması nedeniyle çok yönlü değerlendirilmesi gereken bir konu
olduğu açıktır. Ekonomik büyüklük olarak GSYİH (Dolar olarak) dikkate alındığında
2007 yılı içersinde en büyük 25 ülkenin 14’ünün79 nüfuslarının en az 55 milyon
üzerinde olması nüfus ile ekonomik büyüklük arasındaki bağı göstermek için önemli bir
nokta olabilir.80
İktisadi kalkınma ile nüfus arasındaki ilişki hayati öneme sahip pek çok
meselenin kaynağını oluşturmaktadır. Bu anlamda nüfusun nitelik açısından taşıdığı
özellikler ekonomik büyümenin en önemli unsurlarıdır. Günümüzde, bir ülke nüfusunun
eğitim ve sağlık açısından iyi olma hali yani iyi bir beşeri sermaye, bilginin kıt kaynak
olarak ekonomik bir faktör olmasının artan önemine paralel olarak ekonomik
büyümenin en önemli faktörü olarak değerlendirilmektedir. Buna rağmen genellikle
nüfusun niteliği üzerinde durmak yerine niceliği daha doğrusu nüfus artışı üzerinde
durulmaktadır.81 Buradan şu sonuca tekrarla ulaşılabilecek sonuç; beşeri sermaye
aslında nitelikli emek anlamına geldiğinden ve emek kalitesinin artışı büyümeyi olumlu
yönde etkilediğinden “nitelik” üzerinde de yeterince durulmalıdır.
79
Ekonomik büyülüğüne göre sırasıyla; AB toplam, ABD, Çin, Japonya, Hindistan, Almanya, İngiltere,
Rusya, Fransa, İtalya, Meksika, Güney Kore, Türkiye, İran’dır. Ek-1 ve Ek-2 de ayrıntılı gösterilmiştir.
80
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2003rank.html adresinden
derlenen verilerle sıralama yapılmıştır.
81
Kıraçlar, a.g.e., s.16.
22
1.2.2.2 İşgücü Piyasası Ve İstihdam
“İşgücü piyasası”, emek piyasası 82 veya daha genel ifadeyle “iş piyasası83”,
ekonomik faktörlerden olan “emek(işçi/çalışan-işveren)/insan” unsurunun kapsama
alındığı bir olgudur. Çalışma ekonomisi kitaplarında bu kavramlar genellikle emek
arzıyla emek talebinin, çalışanlarla çalıştıranların, ücret alanlarla verenlerin ve işçilerle
işverenlerin ilişkilerinin yürütüldüğü piyasa olarak tanımlanmıştır.
Biçerli, işgücü piyasasının özelliklerini ifade ederken şu başlıklara değinmiştir. 84
“İşgücü piyasası çok sayıda olup merkezi bir fiyatı yoktur”. Yani meslek, coğrafya,
toplumsal cinsiyet, yaş, sektör gibi ayrımlarla işgücü piyasası ve istihdamın
ayrıştırılabileceği ifade edilebilir. Merkezi bir fiyatının olmaması da bu piyasa
çeşitliliğinden kaynaklanan farklı arz ve talep düzeylerinin etkilerine göre farklı ücret
düzeylerinin oluşmasına yol açar. “İşçilerin hem nicelik hem de nitelikleri hem farklı
piyasalar arasında hem de aynı piyasa içinde homojen değildir.” İşgücü piyasasında
istihdam ilişkisi “sürekli” bir ilişkidir. Vurgulanmak istenen, emeğin depolanabilir bir
faktör olmadığı, mal ve hizmet piyasası gibi değerlendirilemeyeceğidir. Çünkü işçi
emeği ile birlikte kendisini de sunmaktadır. Dünya işgücü piyasasında yaklaşık olarak
200 milyon kişinin işsiz olduğu düşünüldüğünde de çalışan kişilerin pazarlık gücünün
az olduğu söylenebilir.
Genel İktisadın bir alt dalı olarak Çalışma İktisadı’nın ayrı bir disiplin haline
dönüşmüş olması işgücü piyasası ve emeğin genel iktisat mantığını aşan bir anlayışla
ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bakış açısına çocuk ve kadın işgücü dahil
edildiğinde Çalışma İktisadı’nın ötesinde daha disiplinler arası bir bakışla işgücü
piyasasının ele alınması gerektiği açıktır. Örneğin kadın işgücünün, işgücü
piyasasındaki sorunları, iktisat veya çalışma iktisadı analizleri ile tam çözüm
bulamamaktadır.85
82
İlker Parasız, Orhan Tuna, Nevzat Yalçıntaş, Kemal Biçerli; “İşgücü Piyasası” kavramı yerine “Emek
Piyasası” derler.
83
Sabahattin Zaim bunu tercih etmiştir.
84
Biçerli, Kemal; Çalışma Ekonomisi, Beta Yayınevi, 4.Baskı, İstanbul, 2007, s. 4-9.
85
Eroğlu, Ömer-Ruhan İşler; Feminist İktisat, İktisat Düşüncesinde Farklı Bir Bakış, Asil Yayınları, 1.Baskı,
Ankara, 2006, s.53.
23
İşgücü piyasasının tarafları olarak sadece emek arzı ve talebine sahip olanlar
değil, bunların oluşturdukları kurumlar olarak sendikalar, kooperatifler, meslek odaları,
siyasi partiler ve diğer ulusal yapıların yanı sıra uluslar arası işgücü piyasası özneleri
vardır.86
Bir bütün olarak devlet; hem bir çok yerde “en büyük işveren” olması, hem de
politika düzenleyici ve uygulayıcı kurumları içermesi nedeniyle işgücü piyasasının en
önemli
ve etkin öznelerindendir. Aktif ve pasif istihdam ve işgücü politikalarının
uygulamasında asıl uygulayıcı rolünde olan kamu istihdam ve sosyal güvenlik
kurumlarının, işgücü piyasasındaki önemleri de son ekonomik durumlarla daha da
artmıştır.
Konu emek/işgücü piyasası ve istihdam olunca Uluslararası Çalışma Örgütü’ne
(UÇÖ/İLO) değinmemek, konuyu eksik bırakmak demektir. Tuna ve Yalçıntaş’ın
belirttiği gibi87 İLO’nun varlığı sosyal politikanın yoğunlaşması ve gelişmesi için çok
önemli bir vasıta olmuştur. “Böyle bir örgüt sadece ülkeden ülkeye bilgi alış verişini
kolaylaştırmakla kalmamakta, aynı zamanda üye ülkelere ve bu ülkelerde öncelikle
işçilere, taleplerinin milli çerçeve içinde kalmasından ziyade kuvvet ve geçerlilik
kazanmasına imkan vermektedir.88” İLO kurulduğu 1919 yılından bu yana, uluslar arası
çalışma hukukunun ve çalışma şartlarının eş düzeyde gelişebilmesi için, düzenleme,
araştırma ve yayım, teknik yardım faaliyetleri düzenlemektedir. 89 Türkiye de çeşitli
konularla ilgili olarak İLO’nun 56 sözleşmesini onaylamıştır. 90
İLO’nun “İşgücü Piyasasının Anahtar Kavramları”91 (The Key İndicators Of
The Labor Market: KİLM) olarak 5.’sini düzenlediği 20
kavramlık bir seti
bulunmaktadır. Bu kavramların bazıları92 Tablo 2’de gösterilmiştir.
86
Tuna, Orhan- Nevzat Yalçıntaş; Sosyal Siyaset, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1999, s.195-277.
Tuna, a.g.e., s.254.
88
Tuna, a.g.e., s.254.
89
Tuna, a.g.e., s.253-269., http://www.ilo.org/global/AboutitheiILO/Originsiandihistory/lang--en/index.htm
90
http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/sozlesme/onaylanan.htm
91
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/ adresinde ulaşılabilir.
92
Tablo’da bulunmayanlar: 5-Kısmi süreli çalışma, 6-Çalışma Saatleri, 7-Kayıt Dışı Çalışma, 10- Uzun
Süreli İşsizlik, 11- Eğitim Düzeylerine Göre İşsizler, 12- Eksik İstihdam, 13- Aktif Olmayanların Oranı
14- Eğitim ve Okur-Yazarlık Düzeyi 15- İmalat Ücret Endeksi, 16- Mesleki Kazançlar Ve Ücretler
Endeksi, 17- Saatlik Ücret-Dışı Giderler “18- İşgücü Verimliliği Ve Birim İşgücü Gideri, 19- İstihdam
Esnekliği
87
24
Tablo 2: Dünya İşgücü Piyasası Anahtar Kavramları
DÜNYA İŞGÜCÜ PİYASASI ANAHTAR KAVRAMLARI93
1997
KİLM. NO
1
2
3
4
2007
KADIN ERKEK TOPLAM KADIN ERKEK TOPLAM
İşgücüne Katılma Oranı (%)
52,9
80,4
66,7
52,5
78,8
65,6
1.071.7
1.625.0
2.696.7
1.267.7
1.895.3
3.163.0
49,5
75,7
62,6
49,1
74,3
61,7
Ücretli
İşveren
Kendi Hesabına
Ü.A.İ
41,8
2,1
21,6
34,5
44,9
4,3
37,2
13,5
-
46,4
1,8
26,9
24,9
47,9
3,4
37,4
11,3
-
Kırılgan İstihdam94
56,1
50,7
-
51,7
48,7
-
Tarım
Sanayi
43,5
16,8
40
24
-
36,1
17,6
34
25,6
-
İşgücü
İstihdam/Aktif Nüfus
İşteki Duruma
Göre İstihdam
(%)
İstidamın
Sektörel
Dağılımı (%)
Hizmet
İstihdam Toplam (Milyon)
39,6
36,1
-
46,3
40,4
-
1.001.6
1.530.3
2.531.9
1.186.1
1.787.0
2.973.1
Oran
6,5
5,8
6,1
6,4
5,7
6,0
Sayı
70,2
94,6
164,8
81,6
108,3
189,9
12,3
12
-
12,5
12,2
-
-
-
1.374.506
-
-
1.287.003
-
-
55,3
-
-
44,1
8
İşsizlik
9
Genç İşsizliği (%)
20
Yoksul İstihdam İstihdam Edilen
(Bin) ( Günlük 2$
İstihdam Oranı
Altında)95
Kaynak:İLO
Yukarıda da ifade edildiği gibi, dünya nüfusu yaklaşık olarak 6,7 milyar kişiye
yakın iken tabloda da görüldüğü üzere bunların sadece 3 milyar 163 milyonu işgücüdür.
Dünya işgücü piyasasının son 10 yıllık eğilimine bakıldığında, hem kadın hem de erkek
işgücüne katılma oranının azalması görülmekle beraber bu dönemde dünya işgücü
sayısı % 17,3 oranında (466 milyon kişi eder) artmıştır. Kadın işgücü sayısı % 18,3
oranında artarken, erkek işgücü sayısı % 16,6 oranında artmıştır. 2007 yılında dünya
işgücünün % 59,9’unu erkekler oluşturmuştur.
Son 10 yılda dünya istihdamı % 17,4 oranında (441 milyon kişi eder) artarken
bu oran istihdam edilen kadın sayısı için % 18,5 iken erkeklerde % 16,7 olarak
gerçekleşmiştir. 2007 yılında dünya istihdamının % 60,1’ini erkekler oluşturmuştur.
İstihdamın sektörel dağılımı incelendiğinde; toplam kadın istihdamının % 36,1’inin
tarım sektöründe, % 17,6’sının sanayi sektöründe, % 46,3’ünün hizmet sektöründe
istihdam edildiği görülmektedir. Buna karşılık toplam erkek istihdamının % 34’ünün
tarım sektöründe, % 25,6’sının sanayi sektöründe, % 40,4’ünün hizmet sektöründe
istihdam edildiği görülmektedir.
Son 10 yıl içerisinde istihdamın tarım sektöründeki
93
İLO verilerinden derlenerek hazırlanmıştır.
Kırılgan İstihdam (Vulnerable Employment) kavramı “ücretsiz aile işçisi” ve “kendi hesabına”
çalışanların toplamını oluşturmaktadır.
95
Yoksulluk göstergeleri 2006 yılına aittir.
94
25
payı erkeklerde % 6’lık, kadınlarda % 7,4’lük azalma göstermiştir. Sanayi sektörünün
payı erkeklerde kadınların 2 katı artmışken, hizmetler sektöründe kadın istihdamı artış
oranının erkekler göre daha fazla olduğu görülmektedir.
Grafik 1: Dünyada İşteki Duruma Göre İstihdam
İŞTEKİ DURUMA GÖRE İSTİHDAM
56,1
60
50
50,7
44,9
41,8
30
37,4
26,924,9
21,6
20
10
48,7
47,9
37,2
34,5
40
51,7
46,4
13,5
11,3
4,3
2,1
3,4
1,8
0
KADIN
ERKEK
KADIN
1997
ÜCRETLİ
ERKEK
2007
İŞVEREN
KENDİ HESABI.
Ü.A.İ
KIRILGAN İSTİHDAM*
Kaynak:İLO, * Kırılgan İstihdam (Vulnerable Employment) kavramı “ücretsiz aile işçisi” ve “kendi
hesabına” çalışanların toplamını oluşturmaktadır.
Son 10 yıl içinde “işteki durumuna göre” dünya işgücü piyasasında; ücretli,
kendi hesabına çalışan kadın ve erkek oranı artış göstermişken buna karşılık işveren ve
ücretli aile işçisi olarak çalışan kadın ve erkek oranı azalış göstermiştir.
2007 yılında günlük “2 Dolar” olan yoksulluk sınırı altında çalışan kişi sayısı on
yıl öncesine göre % -6,4 oranında azalarak 1 milyar 287 milyon 3 bin kişi olmuştur. Bu
oran toplam dünya istihdamının % 44,1’i oluşturmaktadır.
Dünya işsiz sayısı son 10 yıl içerisinde % 15,2 oranında (25,1 milyon kişi eder)
artış göstermiştir. Kadın işsizlik oranı azalmış 0,1 puanlık azalışla % 6,4 olarak
gerçekleşirken erkek işsizlik oranı da 0,1 puanlık azalışla % 5,7 olarak gerçekleşmiştir.
2007 yılında dünya işsiz sayısı 189,9 milyon kişi ve dünya işsizlik oranı ise % 6 olarak
gerçekleşmiştir. Toplam işsizlerin yaklaşık olarak % 43’ü kadın olup, kadınlarda uzun
süreli işsizlik erkeklere oranla daha fazla sürmektedir. 96 Genç işsizliği açısından da
kadın genç işsizliği dünya genelinde erkek genç işsizliğinden daha fazladır. 97
96
97
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/download/kilm10.pdf (s.6)
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/download/kilm09.pdf (s.6)
26
1.3.
TÜRKİYE’DE EKONOMİK BÜYÜME VE İSTİHDAM
1.3.1 Ekonomik Büyüme
19. yüzyılda Osmanlı ekonomisinde kişi başına gelirin artma eğilimi içinde
olmasına karşın, gelişmiş ülkelerde hızlı sayılabilecek bir sanayileşme yaşanması
nedeniyle, Türkiye ile gelişmiş ülkeler arasındaki kişi başına gelir farklılıklarının
arttığına işaret etmektedir. Bugünkü Türkiye sınırları içinde kalan alanda kişi başına
gelirin, 1820 yılında Batı Avrupa ve ABD ortalamasının % 55’inden, 1913 yılında %
29’una gerilediğini tahmin ediliyor. Türkiye’de ve tüm dünyada iktisadi büyüme hızı
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yükselmiştir. Türkiye’de kişi başına gelirin artış hızı
19. yüzyılın başlarından İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar yılda % 1’in altında
kalırken, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu oran dünyanın pek çok diğer bölgesiyle
birlikte % 3’ün üzerine sıçramıştır. 1950 yılından 2005 yılına kadar Türkiye’de kişi
başına gelir 4 kattan fazla artmış, ancak gelişmiş ülkelerle aradaki fark son elli ya da
yüz yılda kapanmamıştır. 2005 yılında Türkiye’de kişi başına gelir Batı Avrupa ile
ABD ortalamasının % 30’u kadardır. Öte yandan, hem 19. yüzyıl boyunca hem de 1913
yılından bu yana Türkiye’de kişi başına gelir gelişen ülkeler ortalamasından biraz daha
hızlı artmıştır. Son otuz yılda ise, Doğu ve Güneydoğu Asya’nın, özellikle de iki en
büyük nüfuslu ülke, önce Çin ve daha sonra da Hindistan’ın hızlı bir iktisadi büyüme
süreci içine girmeleriyle, gelişen ülkelerin ortalama büyüme hızı Türkiye’ninkinin
üzerine çıkmıştır.98
Türkiye’de 1925-2005 döneminde büyüme hızlarındaki istikrarsızlık düzeyi son
derece çarpıcı bir eğilim göstermektedir. 1960’lar ve 1970’lerin ilk yarısı büyüme hızının
oldukça istikrarlı ve yüksek olduğu yıllardır. Fakat 1970’lerin sonlarındaki gerileme sonucu
istikrarsızlık düzeyi de geçici olarak artmıştır. 1980’lerin ortalarından itibaren istikrarsızlık
oranı sürekli artma eğilimindedir. Bu yapı sürekli yüksek büyüme hızlarına izin
vermemekte, daralmaların da gittikçe daha şiddetli olacağı ihtimalini güçlendirmektedir.99
2001 yılında yaşanan kriz sonrasında uygulamaya konan ekonomik program ve
yapısal reformların etkisiyle 2002 yılında Türkiye ekonomisinde başlayan hızlı büyüme
98
99
Pamuk, a.g.m., s.12.
Taymaz, a.g.e., s.64.
27
süreci 2004 yılında en üst düzeyine ulaşmıştır. 2005 yılında ekonominin büyüme
hızında yavaşlama başlamış ve yavaşlama yıllar itibariyle gittikçe belirginleşerek 2007
yılında son 6 yılın en alt noktasına inmiştir. Güncellenen yeni seri büyüme verilerine
göre, 2001 yılında gerçekleşen % 5,7’lik küçülmenin ardından 2002 yılında % 6,2, 2003
yılında % 5,3 ve 2004 yılında % 9,4’e yükselen büyüme hızı, 2005 yılında % 8,4, 2006
yılında % 6,9 düzeyinde gerçekleşmiştir. 2007 yılında ise büyüme hızı % 4,5 ile son 6
yılın en düşük seviyesine gerilerken, aynı zamanda 2002 yılından itibaren ilk defa
hedeflenen değerin altında kalmıştır. Böylece 2002-2006 döneminde yılda ortalama %
7,2 büyüyen Türkiye ekonomisi, 2007 yılında nispeten zayıf bir performans
sergilemiştir. Ekonomik büyüme hızında yaşanan bu yavaşlamada genel olarak, dünya
piyasalarından kaynaklanan sorunlar, yapısal reformların geciktirilerek bir türlü
tamamlanamaması, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları ve
kuraklık, değerli Yeni Türk Lirası’nın ve önceki yıllara oranla verimlilikteki
durağanlığın rekabet gücü üzerinde oluşturduğu olumsuz etki, iç siyasetteki belirsizlik
ve seçimler etkili olmuştur. Ekonomik büyümenin hız kesmesinde üretim yönünden,
tarım sektöründeki yüksek oranlı daralma, imalat sanayi, enerji, inşaat, ticaret, mali
aracı kuruluş faaliyetleri, konut sahipliği ve eğitim sektörlerinin katma değer artış
hızında meydana gelen düşüşler etkili olmuştur. Madencilik, oteller ve lokantalar,
ulaştırma, gayrimenkul, kiralama ve iş faaliyetleri sektörlerindeki katma değer artışları
ise GSYH artışını olumlu şekilde etkilemiştir.100
Grafik 2: Türkiye’de Negatif Büyüme Yılları
NEGATİF BÜYÜME YILLARI 1925-2007
15
10
12 ,8
5
4,6
0
1925 1927 1932 1935 1940 1941 1943 1944 1945 1949 1954 1979 1980 1994 1999 2001 2007
-0,7
-5
-3
-3
-4,9
-5,1
-5
-10
-10,7
-15
-10,3
-6 ,1
-6,4
-9,4
-9,8
-12,8
-15 ,3
-20
KAYNAK:TÜİK
100
-2,3
TOBB, 2007, Ekonomik Rapor, s.20.
28
GSMH büyüklükleri incelendiğinde 1923’ten günümüze Türkiye GSMH’sı 15
kere küçülme göstermiştir. En fazla küçülme yaşanan yıllar 1945, 1927, 1932 ve
1941’dir. Bu yıllarda negatif büyüme % 10’un üzerinde olmuştur. Sektörel analiz
yapıldığında bu 15 küçülmenin 4 tanesinde sanayi ve hizmet sektörleri büyümesine
rağmen “sadece” tarım sektörü küçülmüştür. (1927, 1932, 1935, 1954 yıllarında sadece
tarım sektörü küçülmüştür). Sadece tarım sektöründe oluşan daralmanın tüm ülke
ekonomisini daraltması, tarımın bu dönemlerde milli hâsıla içindeki ağırlığını
göstermektedir. Bunların dışındaki 9 küçülmenin içinde de sektör olarak tarım mutlaka
var. Sadece 1980 yılındaki ekonomik küçülme sırasında tarım-dışı sektörlerin etkisi
olmuş tarım önceki yıla göre büyümüştür.
Türkiye iktisat tarihi incelendiğinde, hem ekonomik büyüklüğün hem de
istihdamın sektörel dağılımının sürekli bir değişim içinde olduğu görülmektedir. 1923
yılında tarım sektörü GSMH’nın % 43,2’sini101 oluşturuyorken 2007 yılında bu oranın
% 7,5102 olduğunu görüyoruz. Aynı dönemde sanayi sektörünün payı % 13,3’ten %
19,8’e yükselirken, hizmetler sektörünün payı % 43,5’ten % 72,7’ye yükselmiştir. Yani
süreç içerisinde tarım sektörünün payı azalırken sanayi ve hizmetler sektörlerinin
payları da artmıştır. Tarım sektörü 1929 yılında GSMH’nın % 50’sini oluştururken,
1954’ten sonra % 40’ın üzerine, 1969’dan sonra % 30’un üzerine, 1984’ten sonra %
20’nin üzerine çıkamamışken 2006 yılında bu oran % 10’nun altına inmiştir. “Gelişmiş
ülkelerde iktisadi kalkınmanın başlangıç dönemlerinde tarım kesimi, milli gelirden en
büyük payı alırken, gelişme düzeyi yükseldikçe ücretlilerin payının arttığı gözlenmiştir.
Gelişmekte olan ülkelerde ise tarım kesiminin milli gelirdeki payı önemini korurken,
ücretlilerin geliri, nispi olarak daha düşüktür.” 103 1923’ten 2005 yılına kadar sabit
fiyatlarla, GSMH 49 bin 735 kat artmışken GSMH içinde tarımın payı 13 bin 158 kat
artmıştır. Aynı dönemde sanayi sektörünün payı 136 bin 182, hizmetler sektörünün payı
64 bin 107 kat artmıştır.104
101
TÜİK, http://www.tuik.gov.tr/yillik/Istigostergeler.pdf
DPT, http://ekutup.dpt.gov.tr/program/2009/hedef.pdf
103
Bilen Mahmut, Yönetim ve Siyasette Etik Sempozyumu, 1998, Adapazarı. s. 376-399.
104
TÜİK’in “İstatistik Göstergeleri 1923-2006” yayınından hesaplanmıştır. Yayına
http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf adresinden ulaşılabilir.
102
29
DPT’nin 2009 yılı için 17 Ekim 2008 tarihinde hazırladığı “Genel Ekonomik
Hedefler ve Yatırımlar 2009105 raporuna göre 2008 yılında GSMH’nın büyüme oranı,
tahmini olarak % 4 olarak gerçekleşecektir. 2009 yılı programında da % 4 büyüme
beklenmektedir. 9. Kalkınma Planına göre 106 2007-2013 yılları arası ortalama GSYİH
büyüme hızı % 7 olarak planlanmıştır. Ancak bu rakamın iyimser bir yaklaşım
gerektirdiği açıktır. Ayrıca global ekonominin olumsuz bir eğilime yönelmesi ve son
açıklanan Türkiye 3. çeyrek büyüme verileri de kötümserliği arttırmaktadır.
1.3.2 İşgücü Piyasası
“Ekonominin ihtiyaç duyduğu alanlarda ara eleman temininde zorluk
yaşanmasına rağmen, mesleki eğitim mezunlarının işsizlik oranı yüksektir. Bu oran
2000 yılında % 10,9’dan 2005 yılında % 13,3’e yükselmiştir. Bu durum bilişsel
yetenekleri yüksek öğrencilerin mesleki eğitimi tercih etmemesi, mesleki eğitim
sisteminin işgücü piyasasının ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte olmaması, mevcut
mesleki eğitim programlarının ilgili tüm taraflarla işbirliği içinde güncellenmemesi,
donanım eksikliği ve nitelikli eğitim personelinin yetersiz olması gibi nedenlerden
kaynaklanmaktadır.”107
Yukarıda, 9. Kalkınma Planı’ndan alınan paragraf, Türkiye İşgücü piyasasının
temel sorunları olan eğitim-istihdam ilişkisizliği, işgücü arz fazlası ve talep yetersizliği
gibi sorunlara değinmektedir. 2005 yılında hazırlanan Avrupa Birliği (AB) İlerleme
raporu ise işgücü piyasası hakkında şu değerlendirmeyi yapmaktadır. “İşgücü piyasası
zayıf bir performans sergilemeyi sürdürmekte olup, bu alanda az ilerleme kaydedildiği
bildirilebilir. Özellikle kadınlar olmak üzere, düşük işgücü katılımı ve istihdam
oranları, gençler arasında yüksek düzeydeki işsizlik, kayıt dışı ekonominin büyüklüğü
ve şehir/kırsal iş piyasaları arasındaki büyük fark başlıca zorlukları teşkil etmektedir.
2004 yılında genel istihdam oranı % 43,7 olup, 2003’e kıyasla hafif bir artış
göstermiştir. Ancak, % 25’in biraz altındaki kadınların istihdam oranı halen düşükken,
erkeklerin istihdam oranı, 2003’teki % 62,9’dan hafif bir artışla 2004’te % 64,7’ye
105
http://ekutup.dpt.gov.tr/program/2009/hedef.pdf
http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf
107
9. Kalkınma Planı, s. 39. http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf
106
30
çıkmıştır.108” 2007 AB ilerleme raporu ise işgücü piyasası ile ilgili olarak şunları ifade
etmiştir. “2006’da işsizlik oranı % 9,9’a düşmüş, toplam istihdam oranı -% 43.2- 2005’e
göre biraz daha düşük olmuştur. İşgücü piyasasında, (özellikle kadınlarla ilgili) düşük
işgücü katılımı ve istihdam oranları; genç nüfusun yüksek düzeyde işsizliği göze
çarpmaktadır. Kayıt dışı ekonominin büyüklüğü ve kentsel/kırsal işgücü piyasaları
arasındaki büyük fark başlıca zorlukları teşkil etmektedir. Çalışanların yarısından
fazlası herhangi bir sosyal güvenlik kurumuna bağlı değildir. Kayıtdışı istihdamla
mücadele konusundaki Başbakanlık genelgesi birçok hedef ve faaliyet belirlemektedir.
Ancak, sosyal ortaklarla birlikte sorunla mücadele etmek için, daha büyük denetleme
kapasitesi dahil, daha somut politika ve önlemlere ihtiyaç vardır. “İstihdam Politikası
Önceliklerinin Ortak Değerlendirilmesi Belgesi’nin (JAP) sonuçlandırılması konusunda
bir ilerleme sağlanamamıştır. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) kurumsal kapasitesini
geliştirme çabalarını devam ettirmiştir. Türkiye Avrupa Sosyal Fonu (ESF)
programlarının uygulanmasına Katılım Öncesi Yardım Aracı’nın (IPA) İnsan
Kaynaklarını Geliştirme Bileşeninin uygulanması yoluyla hazırlanacaktır. İstihdam,
eğitim ve öğretim ile sosyal içerme alanındaki faaliyetleri desteklemek amacıyla
yardımın programlanması konusunda ilerleme kaydedilmiştir. Türk makamları IPA’nın
İnsan Kaynakları Geliştirme Bileşenini uygulamaya koymak için gerekli yapıları
kurmaya başlamışlardır. Avrupa Sosyal Fonu tarzı önlemlerin gelecekteki idaresi,
uygulanması, izlenmesi, denetimi ve kontrolü için yeterli kurumsal yapının
oluşturulmasını teminen idari yapıların ve mevzuatın daha da uyarlanması
gerekmektedir.”109 İşgücü piyasasının birçok kurumu ve konuyu kapsadığı bu
açıklamalardan da anlaşılmaktadır.
Ekonomik büyümeye rağmen yeterince istihdam artışı sağlanamayışı ve
işsizliğin azaltılamayışı işgücü piyasası komisyonu raporunda şu şekilde ifade
edilmiştir. “İşsizlikle mücadelede bilinen en etkin yol ekonomik büyümedir. Ancak
2001-2007 yıllarında Türkiye’de ve dünyada istihdamsız büyüme süreci yaşanmıştır. Bu
süreçte dünyada özellikle imalat sanayiinde üretim artarken, istihdam artmamış, hatta
bir çok ülkede azalmıştır. 2001-2003 dönemdeki büyüme daha çok verimlilik artışı
kaynaklıdır. İstihdamsız büyüme artan küresel rekabetin bir sonucu olmuştur. Küresel
rekabet, firmaları daha az istihdamla daha çok üretmenin yollarını aramaya zorlamıştır.
108
109
2005 yılı AB İlerleme Raporu s.111
2007 yılı AB İlerleme Raporu s.54
31
Ancak istihdamın ekonomik boyutunun yanında sosyal boyutunun da olduğu
unutulmamalıdır.110
Tablo 3: Ağustos 2008 Dönemi İşgücü Piyasası Göstergeleri
TÜRKİYE
2007
2008
Kurumsal olmayan sivil nüfus (000)
15 ve daha yukarı yaştaki nüfus
(000)
İşgücü (000)
İstihdam (000)
İşsiz (000)
İşgücüne katılma oranı (%)
İstihdam oranı (%)
İşsizlik oranı (%)
Tarım dışı işsizlik oranı (%)
Genç nüfusta işsizlik oranı 111(%)
Eksik istihdam oranı (%)
Genç nüfusta eksik istihdam
oranı(%)
İşgücüne dahil olmayanlar (000)
KENT
2007
2008
KIR
2007
2008
68 989
69 756
43 590
44 501
25 399
25 254
49 317
24 292
22 060
2 232
49.3
44.7
9.2
11.9
19.2
2.8
50 087
24 948
22 509
2 439
49.8
44.9
9.8
12.7
19.1
3.2
31 521
14 593
12 901
1 692
46.3
40.9
11.6
12.0
23.2
2.6
32 332
15 149
13 326
1 824
46.9
41.2
12.0
12.6
22.6
2.7
17 796
9 700
9 159
541
54.5
51.5
5.6
11.8
13.0
3.3
17 755
9 798
9 183
615
55.2
51.7
6.3
13.4
13.1
3.9
2.9
25 024
3.7
25 140
2.6
16 928
2.8
17 183
3.4
8 097
5.1
7 956
KAYNAK:TÜİK
Türkiye işgücü piyasasının TÜİK verilerine göre112 nihai durumu Tablo 3’te
gösterilmiştir. Buna göre Ağustos 2008 Döneminde çalışma çağındaki nüfus geçen yılın
aynı dönemine göre 770 bin kişi artmıştır. 2008 yılı Ağustos döneminde kurumsal
olmayan sivil nüfus bir önceki yılın aynı dönemine göre 767 bin kişilik artış ile 69
milyon 756 bin kişiye ulaşmıştır. TÜİK veri tabanına göre 113 1988-2007 Ekim
dönemleri arasında yıllık kurumsal olmayan sivil nüfus artışı ortalama 1 milyon 25 bin
400 kişidir. Bu ortalama artışın % 50,7’si kadındır. 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusta
ortalama artış 952 bin 500 kişi olup bunlarında % 50,4’ü kadındır. Bu dönemde
ortalama yıllık işgücü sayısı artışı 290 bin 85 kişi olup bunların sadece % 11’i kadındır.
İstihdam edilenlerin bu dönemdeki artışı ise yıllık ortalama 249 bin 75 kişi olup
bunlarında sadece % 10,9’u kadındır. 1988 yılı Ekim döneminde 1 milyon 638 bin kişi
olan işsiz sayısı % 11,7’si kadın olmak üzere işsiz sayısı 840 bin kişi artarak 2007 yılı
ekim döneminde 2 milyon 458 bin kişi olmuştur.
110
9. Kalkınma Planı, İşgücü Piyasası Özel İhtisas Komisyonu Raporu, s.1
15-24 yaş grubundaki nüfus
112
http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?tbiid=25&tbiadi=İşgücü%20İstatistikleri&ustiid=8
113
http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tbiid=25&ustiid=8
111
32
Tablo 4: Türkiye İşgücü Piyasası 2002-2007114
Yıllar K.O.S.N116
15 ve
daha
yukarı
yaştaki
nüfus
2002
2003
2004
2005
2006
2007
68.393
69.479
70.556
71.611
72.606
68.897
48.041
48.912
49.906
50.826
51.668
49.215
2002
2003
2004
2005
2006
2007
34.154
34.692
35.226
35.747
36.214
34.328
23.827
24.260
24.755
25.209
25.601
24.354
2002
2003
2004
2005
2006
2007
34.239
34.787
35.330
35.864
36.392
34.569
24.214
24.652
25.150
25.617
26.067
24.861
TÜRKİYE İŞGÜCÜ PİYASASI 2002-2007115
Tarım
İşgücüne
dışı
Eksik İşgücüne
katılma
işsizlik İstihdam istihdam
dahil
oranı
oranı
oranı
olmayan
İsti. Eksik
İ.O
oranı
(%)
(%)
nüfus
İşgücü edilenler isti. İşsiz
(%)
(%)
(%)
TÜRKİYE-TOPLAM
23.818 21.354 1.297 2.464
49,6 10,3
14,5
44,45
5,4
24.223
23.640 21.147 1.143 2.493
48,3 10,5
13,8
43,23
4,8
25.272
24.289 21.791 995 2.498
48,7 10,3
14,3
43,70
4,1
25.616
24.565 22.046 817 2.520
48,3 10,3
13,6
43,40
3,3
26.260
24.776 22.330 890 2.446
48
9,9
12,6
43,20
3,6
26.892
23.523 21.189 742 2.333
47.8
9.9
12.6
43.1
3.2
25.692
ERKEK
17.058 15.232 1.158 1.826
71,6 10,7
13,3
63,93
6,8
6.768
17.086 15.256 994 1.830
70,4 10,7
12,6
62,89
5,8
7.174
17.902 16.023 881 1.878
72,3 10,5
13,1
64,70
4,9
6.854
18.213 16.346 705 1.867
72,2 10,3
12,4
64,80
3,9
6.996
18.297 16.520 770 1.777
71,5
9,7
11,3
64,50
4,2
7.304
17.363 15.661 634 1.702
71.3
9.8
11.4
64.3
3.7
6.990
KADIN
6.760
6.122 139 638
27,9
9,4
19,8
25,28
2,1
17.455
6.555
5.891 149 663
26,6 10,1
18,9
23,90
2,3
18.098
6.388
5.768 114 620
25,4
9,7
19,6
22,90
1,8
18.763
6.352
5.700 113 652
24,8 10,3
18,8
22,30
1,8
19.264
6.480
5.810 119 670
24,9 10,3
17,9
22,3
1,8
19.588
6.159
5.528 108 631
24.8 10.3
17.4
22.2
1.7
18.702
KAYNAK:TÜİK
Son altı yılın işgücü piyasası verilerinin işlendiği Tablo 4’te gösterildiği gibi,
2007 yılında; kurumsal olmayan sivil nüfus % 50,2’si kadın olmak üzere 68 milyon 897
bin kişi olmuştur. 15 üzeri nufus % 50,5’i kadın olmak üzere 49 milyon 215 bin kişi
olmuştur. Buna karşın işgücü % 26,2’si kadın olmak üzere 23 milyon 523 bin kişi
olmuştur. İstihdam %26,1’i kadın olmak üzere 21 milyon 189 bin kişi olmuştur. Eksik
istihdamdakilerin sayısı % 14,6’sı kadın olmak üzere 742 bin kişi olmuştur. Ayrıca 2
milyon 333 bin işsizsin % 27’si kadındır. İşgücüne dahil olmayan nüfus ise yaklaşık %
73’ü kadın olmak üzere 25 milyon 692 bin kişi olmuştur.
1.3.3 İstihdamın Sektörel Dağılımının Değişimi
Türkiye istihdam tarihinde önceki yıla göre istihdam edilen kişi sayısının
azaldığı yıl sayısı 9’dur. Bunlar sırasıyla 1930, 1940, 1959, 1988, 1993, 2000, 2001,
114
2007 Sayısal verileri ADNKS ile elde edildiğinden önceki yıllar ile kıyaslanabilir değildir. Oransal
kıyaslamalar yapılabilir.
115
2007 Sayısal verileri ADNKS ile elde edildiğinden önceki yıllar ile kıyaslanabilir değildir. Oransal
kıyaslamalar yapılabilir.
116
Kurumsal Olmayan Sivil Nüfus
33
2002, 2003 yıllarıdır. Sadece 1940 ve 2001 yıllarında negatif ekonomik büyüme ile
istihdam azalması bir arada olurken diğer 7 yılda ekonomik büyümeye rağmen istihdam
edilen kişi sayısı önceki yıla göre azalmıştır. 117 Son yıllardaki tartışma ekonomik
büyümeye rağmen istihdam artışının neden yeterince gerçekleşememektedir iken burada
bırakın istihdam artışını azalmasının da olabileceğini görüyoruz.
Yalnız 1930 yılından önce dünyada çok ağır bir ekonomik kriz yaşandığı göz
ardı edilmemelidir. Ayrıca diğer istihdam azalması yaşanan yılların öncesinde de gerek
ülke çapında gerekse uluslararası düzeyde ekonomik krizlerin olduğu ve bunun
istihdamı olumsuz etkilediği açıktır. 2008 yılında yaşanan dünya ekonomik krizinin de
istihdam edilen kişi sayısını veya en azından istihdam şartlarını olumsuz etkileyeceği
açıktır. İLO dünya çapında 20 milyon kişinin daha işsiz kalabileceğini belirtmiştir. 118
Veriler şunu ispatlamaktadır ki, “Ekonomik büyümenin istihdamı arttırma olasılığı,
ekonomik küçülmenin istihdamı azaltması olasılığından daha düşüktür. Her ekonomik
küçülme beraberinde veya sonrasında istihdam azalması getirirken her ekonomik
büyüme istihdam artışına yol açmamaktadır ama en azından azalmayı sınırlamaktadır
denilebilir. Bunun önemi belki de 2009 yılında kötümser yaklaşımların öngördüğü
ekonomik küçülmenin olması durumunda işsiz sayısı ve oranın yükselmesi halinde daha
iyi anlaşılacaktır.
1923 yılından 2007 yılına kadar istihdamın sektörel dağılımı Tablo 5’te
gösterilmiştir. Buna göre 1923 yılından başlayarak tarım sektörünün toplam istihdam
içindeki payı sayısal olarak 1970 yıllar istisna kabul edilirse 1996 yılına kadar
genellikle artış göstermiş ve 1996 yılında toplam istihdamın % 43,7’sini oluştururken 9
milyon 259 bin kişiye ulaşmıştır. Tarım istihdamının sayısal artışının aksine toplam
istihdam içindeki oranı 1923’ten 2007’ye sürekli azalarak % 89,9’dan % 26,4’de
düşmüştür. 2000 yılından sonra tarım sektöründe çalışan nüfus sürekli azalmıştır. Son
10 yıl içerisinde tarım istihdamı mutlak olarak 3 milyon 231 biz kişi azalmıştır.
Yukarıda da ifade edildiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında GSMH içinde
tarımın ağırlığının fazla olmasından dolayı tarımsal üretim azaldığında GSMH
küçülüyordu. 2000’li yıllarda tarım sektörünün istihdam içindeki ağırlığının hala fazla
oluşunun, tarım istihdamının azalmasıyla toplam istihdamın azalmasının benzer bir etki
olduğu ifade edilebilir.
117
TÜİK, http://www.tuik.gov.tr/yillik/Istigostergeler.pdf s.162-163
http://www.ilo.org/global/AboutitheiILO/Mediaiandipubliciinformation/Pressireleases/lang-en/WCMSi099529/index.htm
118
34
Tablo 5: İstihdamın Sektörel Dağılımının Değişimi 1923-2007
1923
1930
1940
1950
1960
1970
1980
1990
1996120
1997
2000121
2007
1930
1940
1950
1960
1970
1980
1990
1996
1997
2000
2007
İSTİHDAMIN SEKTÖREL DAĞILIMININ DEĞİŞİMİ 1923-2007
Tarım
Sanayi
Hizmet
Toplam119
Tarım
Sanayi
Hizmet
Toplam
Sayı
Oran (%)
4525
217
289
5031
89,9
4,3
5,7
100,0
5229
380
366
5975
87,5
6,4
6,1
100,0
6243
640
386
7269
85,9
8,8
5,3
100,0
7408
781
621
8810
84,1
8,9
7,0
100,0
8342
1328
1589
11259
74,1
11,8
14,1
100,0
8243
2177
2613
13033
63,2
16,7
20,0
100,0
8360
3197
4143
15700
53,2
20,4
26,4
100,0
8691
3737
6111
18539
46,9
20,2
33,0
100,0
9259
4785
7153
21197
43,7
22,6
33,7
100,0
8832
5035
7333
21200
41,7
23,8
34,6
100,0
7769
5174
8637
21580
36,0
24,0
40,0
100,0
5601
5409
10180
21190
26,4
25,5
48,0
100,0
Önceki Yıla Göre Değişim122
704
163
77
944
-2,4
2,0
0,4
0,0
1014
260
20
1294
-1,6
2,4
-0,8
0,0
1165
141
235
1541
-1,8
0,1
1,7
0,0
934
547
968
2449
-10,0
2,9
7,1
0,0
-99
849
1024
1774
-10,8
4,9
5,9
0,0
117
1020
1530
2667
-10,0
3,7
6,3
0,0
331
540
1968
2839
-6,4
-0,2
6,6
0,0
568
1048
1042
2658
-3,2
2,4
0,8
0,0
-427
250
180
3
-2,0
1,2
0,8
0,0
-1063
139
1304
380
-5,7
0,2
5,4
0,0
-2168
235
1543
-390
-9,6
1,6
8,0
0,0
KAYNAK:TÜİK
Sanayi ve Hizmet sektörlerinde istihdam edilenlerin tarihsel gelişimine sayısal
ve oransal olarak bakıldığında 1980’lere kadar paralel gelişen ve benzer bir gelişme
çizgisi olan sektörler oldukları görülmektedir. Bu dönemden sonra hizmetler
sektöründeki istihdam ile sanayi sektöründeki istihdam arasındaki fark açılmaya
başlamış ve ilk kez 1999 yılı Ekim dönemi ve 2000 yılında hizmetler sektörü oransal ve
sayısal en çok kişi istihdam edilen sektör olmuştur. İstihdamın sektörel seyri, Şekil 1’de
gösterilmiştir.
119
Buradaki toplam rakamları 1970-96 arası TÜİK ile uyumlu değildir. Çünkü TÜİK’in ilgili yayınında da
sektörel toplam olarak elde edilen istihdam ile, toplam istihdam olarak açıklanan sayı arasında fark vardır.
Bunun nedeni 1988 yılları öncesi için HİA dışından başka kaynaklardan yararlanılmış olması ve 19881999 yılları arası HİA’nin yılda 2 kez yapılıp, yıllık sayının bu iki anketin ortalamasından alınmasıdır.
İlgili yayın: http://www.tuik.gov.tr/yillik/Istigostergeler.pdf
120
Tarım istihdamının sayısal olarak en yüksek olduğu yıldır.
121
İlkkez oransal olarak tarım istihdamı hizmetlerin altında kalmıştır.
122
Tablodaki önceki yıla göre değişim kastedilmektedir.
35
Grafik 3: İstihdamın Sektörel Değişiminin Görünümü
22500
20000
17500
15000
12500
10000
7500
5000
2500
0
1923
1930
1940
1950
TARIM
1960
1970
SANAYİ
1980
1990
HİZMET
1996
1997
2000
2007
TOPLAM
1.3.4 İstihdamın Son Durumu
Türkiye istihdam verilerinin en kapsamlı veri seti TÜİK hanehalkı işgücü anketi
kapsamında elde edilmektedir.123 2007 yılı verileri esas alınarak hazırlanan istihdam
göstergeleri Tablo 6’da gösterilmiştir. Buna göre istihdamın, kırda % 67’sini, kentte %
79’unu, toplamda ise yaklaşık olarak % 74’ünü erkekler oluşturmaktadır. Buna karşılık
istihdamdaki kadınların toplama oranları OECD ve AB’nin en düşük oranlarıdır.
İstihdamın toplam % 73,9’u erkek olup bu oran kentte % 78,9, kırda da %
66,6’dır. Genç istihdamında kadın oranı toplamda, kentte ve kırda genel istihdama göre
daha yüksek oranlarda sırasıyla % 33,3, % 29,7 ve % 39,1 olarak gerçekleşmiştir. Tablo
6’da görüldüğü gibi, tarım sanayi ve hizmetler sektörlerinde çalışanlar içerisinde
123
İşgücü piyasası ile ilgili hem arz hem de talep analizleri elbette bir çok kurum tarafından yapılmaktadır.
Ancak sürekli ve kıyaslanabilir en sağlıklı verilerin TÜİK tarafından derlendiği açıktır. Son yıllarda
İŞKUR’unda işgücü arzı yanı sıra özellikle işgücü talebine dönük önemli çalışmaları olmuştur.
36
toplamda, kentte ve kırda erkek sayısı ve oranı daha fazladır. Kadın çalışan sayısı ile
erkek çalışan sayısının birbirine en yakınlaştığı sektör kırsal alanda tarım sektörü
çalışanları arasında olup bu alanda bile aralarındaki fark % 5,5’tir. Kadın çalışan sayısı
ile erkek çalışan sayısının birbirine en uzaklaştığı sektör kırsal alanda sanayi sektörü
çalışanları arasında olup bu alanda aralarındaki fark % 74,4’tür. (Kırsal sanayi de
Çalışanın % 87,2’si erkektir.)
Tablo 6: 2007 İstihdam Göstergeleri
2007 İSTİHDAM GÖSTERGELERİ
Toplam
İstihdam
15-24 istihdam
Sektörel istihdam
Sektörel istihdam (%)
İstihdam
İstihdam
İstihdam oranı Tarım Sanayi Hizmetler Tarım Sanayi Hizmetler
oranı
(%)
43.1
3.425
30.4 5.601 5.409
10180 26,4 25,5%
48,0
64.3
2.285
42.0 2.985 4.590
8086 19,1 29,3%
51,6
22.2
1.140
19.6 2.616
818
2094 47,3 14,8%
37,9
Toplam
Erkek
Kadın
21.189
15.661
5.528
Kent
Erkek
Kadın
12.593
9.933
2.660
40.0
63.0
Kır
Erkek
Kadın
8.596
5.728
2.868
16,9
2.109
1.482
627
28.4
40.1
16.8
561
327
234
4199
3535
664
7834
6072
1762
48.5
66.7
31.4
1.316
802
513
34.2 5.040
46.0 2.658
24.5 2.382
1.210
1.055
155
2346
2015
331
4,5 33,3%
3,3 35,6%
8,8 25,0%
58,6
46,4
83,1
14,1
18,4
5,4
62,2
61,1
66,2
27,3
35,2
11,5
KAYNAK: TÜİK
İstihdamın mesleki sınıflaması incelendiğinde % 75’inin kentte istihdam edildiği
“Kanun yapıcılar, üst düzey yöneticiler ve müdürler” sınıfında istihdam edilen erkek
sayısının bu sınıfta toplam istihdama oranı toplamda % 92, kentte % 90, kırda %
96’dır. Aynı göstergenin, % 84’ünün kentte istihdam edildiği “Profesyonel meslek
mensupları” için toplamda % 62, kentte % 61, kırda % 67 olduğu;
% 82’sinin kentte
istihdam edildiği “Yardımcı profesyonel meslek mensupları” için toplamda % 71, kentte
% 70, kırda % 76 olduğu;
% 85’inin kentte istihdam edildiği “Büro ve müşteri
hizmetlerinde çalışan elemanlar” için toplamda % 59, kentte % 57, kırda % 69 olduğu;
% 77’sinin kentte istihdam edildiği “Hizmet ve satış elemanları” için toplamda % 80,
kentte % 79, kırda % 84 olduğu; % 91’inin kırda istihdam edildiği “Nitelikli tarım,
hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları” için toplamda % 57, kentte %
66, kırda 56 olduğu; % 76’sının kentte istihdam edildiği “Sanatkarlar ve ilgili işlerde
37
çalışanlar”için toplamda, kentte ve kırda % 91 olduğu; % 55’inin kentte istihdam
edildiği “Nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar” için toplamda % 67, kent % 77, kırda
% 56 olduğu görülmektedir. Tablo 7’de görüldüğü gibi bütün meslek sınıflarında kentte
kırda ve toplamda istihdam edilen erkek sayısı ve bu sayının toplama oranı kadın
sayısından fazladır.
Tablo 7: İstihdamdakilerin Mesleki Sınıflara Göre Dağılımı
Nitelikli
Kanun
tarım,
Büro ve
Tesis ve
yapıcılar,
Yardımcı
hayvancılık, Sanatkarlar
Nitelik
Profesyonel
müşteri
Hizmet ve
makine
üst düzey
profesyonel
ve ilgili
gerektirmeavcılık,
meslek
satış
Toplam
hizmetlerinde
operatörleri
yöneticiler
meslek
ormancılık,
işlerde
yen işlerde
mensupları
elemanları
çalışan
ve
ve
mensupları
ve su
çalışanlar
çalışanlar
elemanlar
montajcılar
müdürler
ürünleri
çalışanları
SAYILAR
Toplam 21.189
1.815
1.295
1.358
1.264
2.524
4.641
2.992
2.287
3.013
Erkek
15.661
1.669
804
966
746
2.026
2.631
2.719
2.068
2.032
Kadın
5.528
147
490
392
519
498
2.010
273
218
981
Kent
12.593
1.357
1.091
1.116
1.069
1.935
420
2.272
1.688
1.646
Erkek
9.933
1.228
668
780
611
1.533
277
2.065
1.511
1.261
Kadın
2.660
130
423
335
458
402
143
208
176
385
Kır
8.596
458
204
242
196
589
4.222
720
599
1.367
Erkek
5.728
441
136
185
135
493
2.354
655
557
772
Kadın
2.868
17
68
56
60
ORANLAR
96
1.868
65
42
596
Toplam 100%
74%
Erkek
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
92%
62%
71%
59%
80%
57%
91%
90%
67%
Kadın
26%
8%
38%
29%
41%
20%
43%
9%
10%
33%
Kent
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
Erkek
79%
90%
61%
70%
57%
79%
66%
91%
90%
77%
Kadın
21%
10%
39%
30%
43%
21%
34%
9%
10%
23%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
Erkek
67%
96%
67%
76%
69%
84%
56%
91%
93%
56%
Kadın
33%
4%
33%
23%
31%
16%
44%
9%
7%
44%
Toplam 100%
59%
Kent
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
100%
75%
84%
82%
85%
77%
9%
76%
74%
55%
41%
25%
16%
18%
16%
23%
91%
24%
26%
45%
Kır
Kır
KAYNAK: TÜİK
38
İŞKUR’un 2007 yılında uyguladığı “İşgücü Piyasası Araştırması” 124 kapsamında
Türkiye’de 81 ilde 50 ve daha fazla kişi istihdam eden tüm kamu ve özel işyerlerinde
“İşgücü Piyasası Bilgileri Soru Kağıdı” uygulanmış ve Türkiye Genelinde çalışma
kapsamına giren 50 ve daha fazla kişi istihdam eden 15.781 işyeri tespit edilmiştir. Bu
işyerlerinden 12.712’sine (% 80,6) anket uygulanmıştır. Bu anketin ham verisinde elde
edilen verilerle bu kapsamda toplam 2 bin 295 farklı meslek tespit edilmiştir. Bu 2 bin
295 mesleğin 736’sında sadece erkekler çalışırken, 54 tanesinde sadece kadınların
çalışmakta olduğu görülmüştür. Bunların dışında 144 meslekte sadece “birer” kadın, 91
meslekte sadece “ikişer” kadın 65 meslekte sadece “üçer” kadın, 48 meslekte sadece
“dörder” kadın çalışmaktadır.
Tablo 8: Meslek Çeşitleri Ve Çalışan Sayısı
MESLEK ÇEŞİTLERİ VE ÇALIŞAN SAYISI
Toplam Meslek Çeşidi Sayısı
0 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı (Sadece Erkeklerin Çalıştığı Meslek Çeşidi
Sayısıdır.)
1 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı
2 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı
3 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı
4 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı
5 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi Sayısı
6 Kadının Çalıştığı Meslek Çeşidi sayısı
7 Kadının Çalıştığı Meslek çeşidi Sayısı
Tüm Çalışanları Kadın Meslek Çeşidi Sayısı
2.295
736
144
99
68
51
1
1
0
54
KAYNAK: İŞKUR
İstihdamdakilerin işteki durumlarına göre analizi yapıldığında toplam istihdamın
% 51’i ücretli, % 7,1’i yevmiyeli, % 5,5’i işveren, % 22,3’ü kendi hesabına çalışan ve
% 14,1’i ücretsiz aile işçisidir. Ücretlilerin % 78,1’i, yevmiyelilerin % 79,6’sı,
işverenlerin % 93,9’u, kendi hesabına çalışanların % 85,9’u ve ücretsiz aile işçilerinin
% 29,3’ü erkektir. Buradan işteki duruma göre sadece “ücretsiz aile işçisi” olarak
çalışan kadın sayısının, erkek çalışan sayısında fazla olduğu görülmektedir.
İşteki duruma göre toplam çalışanların % 59’u, ücretlilerin % 79’u,
yevmiyelilerin % 59,u, işverenlerin % 79’u, kendi hesabına çalışanların % 37’si ve
ücretsiz aile işçilerinin % 14’ü kentte çalışmaktadır. Buradan işteki duruma göre sadece
124
İlgili raporlara www.iskur.gov.tr üzerinden veya şu adresten ulaşılabilir:
http://statik.iskur.gov.tr/tr/isgucuipiyasasi/isgucupiyasasiiarastirmasonuclariiiller/TÜRKİYE%20GENELİ
.pdf
39
“ücretsiz aile işçisi” ve “kendi hesabına” olarak çalışan kişi sayısının kırda daha fazla
olduğu görülmektedir.
Tablo 9: İşteki Duruma Göre Toplam İstihdam
TOPLAM İSTİHDAM
Toplam
Ücretli
Yevmiyeli
İşveren
Kendi
Ücretsiz aile
hesabına
işçisi
4.728
2.986
4.062
876
666
2.110
Türkiye
Erkek
Kadın
21.189
15.661
5.528
10.809
8.437
2.372
1.507
1.199
309
1.159
1.088
72
Kent
Erkek
Kadın
12.593
9.933
2.660
8.591
6.575
2.015
891
713
178
921
862
59
1.762
1.576
186
428
207
221
Kır
Erkek
Kadın
8.596
5.728
2.868
2.218
1.861
357
617
486
130
239
226
13
2.965
2.486
479
2.558
668
1.889
Türkiye
Erkek
Kadın
100
74
26
100
78
22
100
80
21
100
94
6
100
86
14
100
29
71
Kent
Erkek
Kadın
100
79
21
100
77
23
100
80
20
100
94
6
100
89
11
100
48
52
Kır
Erkek
Kadın
100
67
33
100
84
16
100
79
21
100
95
5
100
84
16
100
26
74
Türkiye
Kent
Kır
100
59
41
100
79
21
100
59
41
100
79
21
100
37
63
100
14
86
ORANSAL DAĞILIM (%)
KAYNAK:TÜİK
İstihdamda olan kişilerin gelir durumları ile ilgili olarak çalışanların yarısından
fazlası asgari ücretin altında çalışmaktadır. Bu oran TÜİK’ ten “Bilgi Edinme” yolu ile
elde edilmiştir. 2005 Hanehalkı Bütçe Araştırması Sonuçlarına göre; Aylık geliri 420
YTL’nin altında olan çalışan fert sayısı: 13.025.816 kişidir. 2005 yılında toplam
istihdamın 22 milyon 46 bin kişi olduğu varsayılırsa oran % 59,1 olur. Ayrıca 2006 yılı
hanehalkı yoksulluk çalışmasına göre hazırlanan Tablo 10’da görüldüğü gibi istihdam
edilenlerin toplam nüfus içindeki oranı % 32,4 iken toplam yoksullar içindeki oranı %
51,2’dir.
40
Tablo 10: İstihdamdakilerin Nüfus ve Yoksul Nüfus İçindeki Oranı
Nüfus payı
İktisadi faaliyet
Fert yoksulluk oranı
2006 Yılı
100,00
9,41
8,44
14,19
15,34
3,23
1,49
6,69
5,28
32,04
TÜRKİYE
Tarım
Sanayi
Hizmet
Ücretli
Yevmiyeli
İstihdamdakiler
İşveren
Kendi hesabına
Ücretsiz aile işçisi
TOPLAM
17,81
33,86
10,12
7,23
6,00
28,63
3,75
22,06
31,98
51,20
KAYNAK: TÜİK
Ekonomik büyümenin anlamlı olabilmesi için hem istihdamı arttırması hem de
süreç içerisinde istihdam şartlarının düzeltilmesine katkı sunması gereklidir. Tablo
10’da görüldüğü üzere nüfusun % 67,6’sı istihdam dışındadır. İstihdam dışındakilerin
çoğunun kadın olduğu bilinmektedir.
41
İKİNCİ BÖLÜM
EKONOMİK BÜYÜME İLE İSTİHDAM İLİŞKİSİNİ ZAYIF TUTAN
NEDENLER
1990’lı yılların basında, tek başına büyümenin emek piyasalarını etkileyen
yapısal sorunları çözmek için yeterli olmadığı görülmüştür. Nitekim bunun önemli bir
yansıması Avrupa Birliği istihdam politikalarında ortaya çıkmıştır. Böylece 1997
yılında yürürlüğe giren Amsterdam Anlaşması’na istihdam konusu eklenerek ilk defa
istihdam politikasının Avrupa’nın ortak bir görevi olduğu kabul edilmiştir. 125 Ekonomik
büyümenin kaynaklarından olan emek faktörünün üretim sürecinde kullanılması olarak
istihdam, işgücünün çalışan kısmını oluşturmaktadır. Çalışanların üretim sürecindeki
rolleri; işçi, işveren, girişimci, yöneten, yönetilen veya bunların türevleri şeklinde ortaya
çıkmaktadır. Ancak bu şekilde genel başlıklarla, üretimde “insan unsuru” ele
alındığında ekonomik büyüme artışı ile istihdam arasında nasıl bir bağ olduğu ve son
yıllarda ifade edildiği gibi bu bağın nasıl zayıfladığı tam olarak ifade edilememektedir.
İşgücü piyasasının yapılanmasından kaynaklanan birçok nedenle ekonomik büyüme
yeterince istihdam artışı sağlayamamaktadır.
Bu çalışma kapsamında, ileri sürülen “ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki
bağ neden zayıflamaktadır?” konusu Türkiye için, iç içe geçmiş iki ana nedene ve
Türkiye dahil her yer için diğer bazı nedenlere bağlı olarak açıklanacaktır. Bu
nedenlerin ilki, tarımsal çözülme diye oluşan, gizli işsizlerin açık işsiz olarak işgücü
piyasasına çıkması, uzun süreli işsiz olarak kalmalarından ve nihai olarak işgücü
piyasasında niteliklerine uygun iş bulamamalarından, işgücü piyasasından çekilmeleri
ile sonuçlanan bir süreçtir. Önceden tarımsal üretimde marjinal verimlilikleri
olmamasına rağmen istihdamda görülen bu kitle, “işinden” ayrılınca istihdam azalmış
gibi oluyor, işsiz gibi göründüğünde işsizlik oranının düşürülmesi güçleşmekte, işgücü
piyasasından çekilince de işgücüne katılma oranı düşmektedir. Bu durumda tarım-dışı
alanda oluşan istihdam artışı tarım sektöründe oluşan istihdam azalmasının gölgesinde
kalmaktadır. Gelişmekte olan ülkelerin istihdamında tarım ağırlığının fazla oluşu ve bu
tarımsal istihdamın “insan onuruna yakışır iş/istihdam126” oluşturamamasının işgücü
piyasasında kısa ve uzun vadeli birçok soruna yol açtığı kesindir. Tarımın toplam
125
126
Gürbüz, a.g.e., s.54.
İLO’nun “Decent Work” dediği kavram.
42
istihdam içindeki ağırlığının fazla olduğu bu gibi ülkelerde tarımsal istihdamın hızla
azalmasının kısa vadeli sorunlu sonuçlarından biri de ekonomik büyümeye rağmen
istihdamın artamamasıdır. Aynı durum tarımda değil hizmetler sektöründe de
yaşanabilir. İstihdamın ve üretimin en büyük kesimini oluşturan hizmetler sektöründe
bir kriz oluşacak olursa bu toplam istihdamı ve büyümeyi daha fazla etkileyecektir.
Ancak tarımsal istihdamın özelliği olarak, meslek çeşitliliğinin işgücünün geneli
ile uyumlu olmaması, eğitim ve gelir düzeyinin düşük oluşu, fırsat eşitsizliğine daha
fazla maruz kalması ve yoğun niteliksiz emek içermesi nedeniyle mobilitesinin düşük
oluşu, oradan kopan işgücünün diğer sektörlerdeki işlerde istihdamını zorlaştırmaktadır.
Büyümenin yeterince istihdam olanakları sağlayamaması veya büyümenin
emek-dışı faktörlerden kaynaklı oluşunun önemli bir nedeni de işgücü piyasasının
“cinsiyetçi” yapılanmasıdır. Bu durum “ilk”127 nedenle de bağlantılı olarak “kadın”
işgücü ve istihdamı ile ilgilidir. Yukarıdaki verilerden de görüleceği gibi Türkiye
istihdam verilerinin olumsuz olması, kadın istihdam göstergelerinin olumsuz
olmasından kaynaklanmaktadır. Kadın istihdamının özellikleri “decent work”
kavramıyla çelişen birçok yön sergilemektedir. Kadın istihdamında tarım sektörünün, 128
kırsallığın,129 kayıt-dışılığın,130 ücretsiz aile işçiliğinin131 ağırlığı “verimli bir istihdam”
olmadığı göstermektedir.
Nüfusun yarısını oluşturan kadınların düzenli gelire ve insani yaşam koşullarına
ve bunu sürdürülebilir kılabilecek bir işe sahip olması, büyümenin beşeri sermaye
unsuru ile doğrudan bağlantılıdır. Çünkü nitelikli emek de olarak ifade edilen beşeri
sermaye ile ekonomik büyüme arasında mutlak bir bağlantı olduğu ifade edilebilir.
Yapılan çalışmalarda, beşeri sermaye olarak kabul edilen emeksel kalitenin, ülke
gelişmesindeki payının oldukça yüksek olduğu gerçeğiyle karşılaşılmıştır. 132 Bunun
127
Tarımsal Çözülme
İstihdamdaki kadınların % 47,3’ü tarım sektöründe çalışmaktadır.
129
İstihdamdaki kadınların çoğu (% 51,9’u) nüfusu 20.000’nin altında olan yerlerde çalışmaktadır.
130
İstihdamdaki kadınların çoğu (% 63,9’u) kayıt dışı sektörlerde çalışmaktadır. Tarım sektöründe
çalışanlar için bu oran son 5 yıl içindeki tarımsal çözülmeye rağmen % 98’in üzerindedir.
131
İstihdamdaki kadınların % 40’a yakını “ücretsiz” aile işçisidir.
132
Karagül, Mehmet; “Beşeri Sermayenin Ekonomik Büyümeyle İlişkisi ve Etkin Kullanımı”, Akdeniz
İ.İ.B.F. Dergisi (5) 2003, s.79-90.
128
43
yanı sıra günümüzde kadınların siyasi sosyal kültürel ve ekonomik hayata katılımını
sağlayacak tüm haklardan yararlanmaları insan haklarının bir gereğidir. 133
Ayrıca kadın işgücünün ve işgücünün nüfusa oranının düşük olması bağımlılık
oranının134 çok yüksek olmasına neden olmaktadır. 2007 yılında Türkiye’de 3 çalışan
ortalama 10 kişinin ihtiyaçlarını gidermektedir. Bu durum farklı gelişmişlik düzeyinde
olan bir çok ülkede Türkiye’nin altında görünmektedir. Tablo 11’de farklı ülkelerde
toplam nüfusun işgücünün kaç katı olduğu ve kadın işgücüne katılma oranları
gösterilmiştir.
Tablo 11: Kadın İşgücü ve Bağımlılık Oranı İlişkisi
ÜLKE
Türkiye
Etiyopya
İtalya
İran
Fransa
Rusya
Bangladeş
İngiltere
Abd
Finlandiya
Vietnam
İsveç
Norveç
Çin
NÜFUS135
70.586.256
71.300.000
56.700.000
68.300.000
60.900.000
143.100.000
141.800.000
60.200.000
296.400.000
5.200.000
83.100.000
9.000.000
4.600.000
1.304.500.000
İŞGÜCÜ136
23.523.000
27.270.000
24.740.000
28700000
27.910.000
69400000
69.400.000
30.890.000
153.100.000
2.675.000
44.420.000
4.839.000
2.507.000
800.700.000
NÜFUS/İŞGÜCÜ
3,00
2,61
2,29
2,38
2,18
2,06
2,04
1,95
1,94
1,94
1,87
1,86
1,83
1,63
KADIN İKO137
29
74
50
41
62
67
55
69
70
73
77
75
77
76
KAYNAK: DB, CİA, Dünya Ekonomi Forumu
Aslında Türkiye ve dünyada gündeme gelen “çalışan yoksullar kavramı138” ve
buna paralel “istihdamsız büyüme 139” tartışması ve gündeme gelen “yoksullaştıran
büyüme” ile ilgili ifade edilmesi gereken; “kadın istihdamının “insan onuruna yakışır”
standartlara kavuşturulmadığı sürece bu durumların süreceğidir.
133
KSSGM, Avrupa Topluluğu’nun Çalışma Yaşamında Kadın-Erkek Eşitliğine Dair Düzenlemeleri Ve
Türkiye, Ankara, 2002, s.137-219
134
Çalışanlar/Toplam Nüfus: bir çalışanın ortalama kaç kişinin giderlerini karşılamakta olduğunu gösterir.
TÜİK böyle bir veri yayınlamamaktadır.
135
Dünya Bankası verileridir.
http://web.worldbank.org/WBSITE/EXTERNAL/DATASTATISTICS/0,,contentMDK:20394872~isCUR
L:Y~menuPK:1192714~pagePK:64133150~piPK:64133175~theSitePK:239419,00.html
136
CİA verileridir. https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2095rank.html
137
Global Toplumsal Cinsiyet Raporu 2007 http://www.weforum.org/pdf/gendergap/report2007.pdf
138
Türkiye’de yoksulların % 51’inin çalışanlardan oluşması gibi.
139
BSB, 2007, s.34.
44
Yoksulluğun sonucu olan yoksunluk ve sosyal dışlanma, toplumda yalnızca
sonuçlar bakımından, yani gelir dağılımı bakımından değil, daha önemlisi, yoksullara
açık olan ekonomik, toplumsal ve siyasal fırsatlar bakımından da eşitsizliklerin ortaya
çıkması ve bu eşitsizliklerin kendi kendini sürdürecek biçimde yaygınlaşmasını da
beraberinde getirmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki gibi piyasaların
işleyişinde ortaya çıkan sorunların ve piyasa başarısızlıklarının varlığında, gelir, servet
ve güç dağılımındaki eşitsizlikler, yatırım olanaklarını da etkilemektedir. 140 Özellikle
Türkiye’de yoksulluğu yok etme amaçlı politikalar tarımsal çözülmenin ve kadın
istihdamının sonuçları göz ardı edilerek başarılı olamazlar.
İstihdam ile ekonomik büyüme arasındaki özellikle Türkiye örneğinde zayıflatan
nedenler, sadece “tarımsal çözülme” ve “kadın istihdamındaki olumsuz tablo” değildir.
Bunların dışında istihdam ile ekonomik büyüme arasındaki bağın zayıflaması ve sağlıklı
bir istihdam artışının sağlanamaması; ekonomik büyümenin genel olarak emek-dışı
faktörlere dayalı olması, çalışanların ortalama çalışma saatleri çok uzun olması, çalışma
çağındaki nüfus artış hızının çok yüksek olması, teknolojik değişimlerin istihdama olan
olumsuz etkilerinin olması, ekonomik büyümenin bölgesel olarak dengesiz olması,
genel olarak kayıt dışı istihdam oranının çok yüksek olması, çocuk işçiliğinin çok fazla
olması, etkin politikaların dayandığı sayısal verilerin yokluğu gibi birbiriyle
bağlantılı/bağlantısız birçok nedenle de ilgilidir. Bu nedenlerin tümünün bir çalışma
kapsamında ele alınması imkan dahilinde olmadığından ve bu nedenlerin çoğunlukla
belirtilen ilk iki nedenle kesişmelerinden dolayı bunlar, “Diğer
Nedenler” başlığı
altında kısaca sunulmaya çalışılacaktır.
2.1
TARIMSAL ÇÖZÜLMENİN İSTİHDAMA ETKİSİ
Tarım sektörünün Türkiye ekonomisi içerisindeki önemi, eş düzeydeki ülkelere
göre hala daha yüksektir. Çünkü tarımsal nüfus ve istihdamın toplam nüfus ve istihdam
içindeki oranı son dönemlerdeki azalmaya rağmen hala yüksektir. Ayrıca bu sektör,
“farklı gelişmişlik düzeyine sahip ülkelerde, nüfusun zorunlu gıda maddeleri ihtiyacını
karşılaması, sanayi sektörüne hammadde sağlaması, sanayi ürünlerine talep yaratması,
140
9.Kalkınma Planı, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu
45
milli gelir ve ihracata katkıları ile tüm sektörlerden faklı bir öneme sahiptir.”141 Dünya
nüfusunun hala artması, çevresel sorunlar, su krizi, iklim değişikliği sorunları 142 ve son
ekonomik krizlerin oluşturduğu daha çok gıda ihtiyacı, tarım sektörünü daha da önemli
kılmaktadır. Tarım politikalarının tarımsal üretim ve istihdam üzerinde daha etkili ve
verimli uygulanması ülkelerin öncelikleri arasına girmiştir/girmelidir.
Türkiye’de tarımsal politikaların yönlendirilmesinde Tarım Bakanlığı, Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı basta olmak üzere
yaklaşık 20 kuruluş için hizmet tanımlaması yapılmıştır. Bu kurumlar arasında sağlıklı
bir koordinasyonun olmamasının yanı sıra, Türkiye’de iç içe geçmiş ve politik tercihlere
bağlı bir tarım politikası uygulanmaktadır. AB, tarımsal destekleme politikasının
sağlıklı olarak yürüten müdahale kuruluşlarını güçlendirirken, Türkiye’de bu görevi
yapan TMO, TEKEL, Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri, Türkiye Seker Fabrikaları
AŞ vb. kurumlarını özelleştirmekte ya da tasfiye edilmektedir.143 Tarım sektörü bu
kadar sorumlu kuruma rağmen en sorunlu alanlardan biridir.
2007 yılına göre de önceki birçok yılda olduğu gibi, tarım sektöründe çalışan
kişi başına düşen üretim, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan kişi başına düşen
üretimden daha düşüktür. Bu durum Tablo 12’de gösterilmiştir. Tarım sektöründe
çalışan bir kişi yaklaşık olarak sanayi sektöründe çalışan bir kişinin 3’te biri, hizmetler
sektöründe çalışan bir kişinin de 6’da biri kadar hasıla üretmektedir. Bu rakamlar tarım
istihdamın dokuz milyon olduğu 2000 öncesi yıllarda elbette daha olumsuzdur. Kadın
istihdamının yarısından fazlasının tarım sektöründe çalıştığı varsayılırsa kadın
yoksulluğunun, işsizliğinin ve eğitim düzeyinin düşüklüğünün istihdam ve gelir elde
etme bağlantısı da yakalanacaktır. Ayrıca tarım kesiminde çalışanların yoksulluk
riskinin neden yüksek olduğu da bu durumla bağlantılıdır.
Avrupa Birliğine uyum sürecinde yapılan yapısal dönüşümlerin gerçekleşmesi
ile birlikte; IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların Türkiye’de uygulanmasını
istedikleri tarım politikaları, iç üretimi geriletmekte olup, gelişmiş ülkelerin ellerindeki
tarımsal ürün fazlalıklarına (keza gıda sanayiine, tohumluk ve damızlık üretimine, gübre
141
Gürbüz, a.g.e., s. IV.
2007 yılı İnsani Kalkınma Endeksi’nin vurguladığı konu “Dünya Su Krizi”, 2008 yılının ise iklim
değişikliği ile mücadele olmuştur.
143
Gürbüz, a.g.e., s.51.
142
46
ve tarımsal ilaç gibi girdilere) pazar bulmaya yönelik olduğu da savunulan bir
görüştür.144 Ancak tarım istihdamı ve kadın istihdamının üretim ve pazar imkânları ile
bağlantısından önce beşeri sermaye ve verimli istihdam bağlamında ele alınması
gereklidir. Bunun yanı sıra tarım sektörü arzını belirleyen dinamiklerin tarım üretisinin
insiyatifnden çıkmış olması tarımsal üretimi ve bir bütün olarak sektör pazarını birçok
sorunla buluşturmaktadır.
Tablo 12: 2007 Yılında Sektörlerde Kişi Başına Düşen Hasıla
Tarım
Sanayi
Hizmet
GSYİH (CARİ, TL)
SAYI
ORAN %
64.022.700.000
7,5
169.019.928.000
19,8
620.593.372.000
72,7
İSTİHDAM
SAYI
ORAN %
5.601.000
26,4
5.409.000
25,6
10.180.000
48
Toplam
853.636.000.000
21.190.000
100
İSTİHDAMDAKİ KİŞİ BAŞINA
DÜŞEN HASILA (CARİ,TL)
11430,6
31247,9
60962,0
100
40284,9
KAYNAK:DPT
Doğrudan Gelir Desteği (DGD), Türkiye’de 1999 yılı sonunda IMF ile
imzalanan
Stand-by
Anlaşması
çerçevesinde
uygulanan
“istikrar
programı”
kapsamında, Türkiye tarımsal destekleme politikalarında radikal bir değişiklik olarak
kendisini göstermiştir. DGD uygulamasına geçiş ile ilgili temel belirlemeler IMF niyet
mektuplarında yer almakla birlikte, DGD sistemi asıl olarak, IMF “reformlarının”
Dünya Bankası Yapısal Uyum kredileri ile destekleneceği hükmü doğrultusunda Dünya
Bankası ile 2001 yılında imzalanan “Tarım Reformu Uygulama Projesi (TRUP/ARIP)
(Agricultural
sokulmaktadır.
Reform
Implementation
Project)
çerçevesinde
uygulamaya
145
Türkiye’de 2001 yılından itibaren uygulanmaya başlayan Tarım Reformu Projesi
kapsamında; tüm tarımsal fiyat desteklemeler, girdi sübvansiyonlarını kaldırarak
doğrudan gelir desteği sistemine geçmiştir. Türkiye’de Ortak Tarım Politikasına (OTP)
uyum çerçevesinde, yeni bir tarım reformu oluşturulmakta ve bunun temelinde, tek
başına uygulanan DGD sistemi yer almaktadır. 146 Doğrudan gelir desteklerinin üretimi
ve yatırımları arttırmadığı, hatta 2007 yılında sadece tarım sektörü sabit sermaye
yatırımlarının
reel
olarak
azaldığı
2008’de
144
Gürbüz, a.g.e., s.3.
Gürbüz, a.g.e., s.22.
146
Gürbüz, a.g.e., s.52.
145
47
de
azalacağı
DPT
tarafından
öngörülmüştür.147 DGD sistemi ise daha çok yoksulluk yardımı gibi bir tranfer ödemesi
işlevi görmektedir.
2.1.1.1 Tarımsal Üretim ve Tarımsal İstihdamın İlişkisizliği
Tarımsal istihdam ile tarımsal üretim arasındaki tarihi gelişim incelendiğinde
tarım sektöründe gizlenen işsizliğin boyutları daha net ifade edilmiş olacaktır.
Dolayısıyla verimsiz istihdamın büyümeye katkısının olmayacağı, böyle bir istihdamın
beşeri sermaye birikimi ve beşeri kalkınma artırımına neden olamayacağı mutlaka ifade
edilmelidir.
Grafik 4: GSMH’nin Sektörel Dağılımının Değişimi
GSMH SEKTÖREL DAĞILIM
70,0%
60,0%
50,0%
43,1%
46,8%
44,8%
40,9%
37,5%
40,0%
30,7%
24,2%
30,0%
16,3%
20,0%
13,1%
11,1%
2000
2006
10,0%
0,0%
1923
1930
1940
1950
1960
TARIM
1970
SANAYİ
1980
1990
HİZMET
1923-2006 istatistiklerine göre 148 tarımsal üretim yaklaşık olarak üç yılda bir,
önceki yıla göre azalarak 25 kez azalma göstermiştir. 1940-45 yılları arası hariç bu
durum genelde ard arda olmamıştır. Bu dönemde genel üretimin 15 kez azaldığı
varsayılırsa tarımsal üretimin daha istikrarsız olduğu görülecektir. 2005 yılına
gelindiğinde 1923’yılına göre tarımsal üretim 13 bin 159 kat daha artmıştır. Aynı
dönemde tarım istihdamı ise tarımsal üretimle genellikle bağlantılı olmayarak 1930,
1940, ve 1968 yılları istisna olmak üzere sürekli bir artış göstererek 1923 yılından 1972
yılına kadar 4 milyon 525 bin kişiden 8 milyon 421 bin kişiye yükselmiştir. Tarım
istihdamı 1972 yılından 1987 yılına kadar düzenli olarak yavaş yavaş azalmış ve 8
milyon 197 bin kişiye inmiştir. 1988 yılından itibaren daha düzensiz artış ve azalışlar
2001 yılına kadar devam etmiş ve tarımsal istihdam 1996 yılında Türkiye tarihinin en
147
148
DPT, 2009, Genel Ekonomik Hedefler ve Yatırımlar,
http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf s.666
48
büyük tarımsal istihdam sayısı, 9 milyon 259 bin kişiye ulaşmıştır. 2001 yılından bu
yana 1972-87’deki yavaş azalmanın aksine daha sert ve sürekli bir istihdam azalması
tarım sektöründe söz konusudur. 2007 yılı itibariyle de tarımsal istihdam 5 milyon 393
bin kişi149 olmuştur. 2008 ise çözülmenin yavaşladığı hatta 3. dönemde tersi bir eğilim
içine girdiği görülmüştür.
1972-87 arası yıllarda tarımsal üretimin önceki yıla göre 5 kez azalmış olması ile
istihdam azalması arasında bağ olduğu ileri sürülse bile 2000 sonrasında reel tarımsal
üretim azalması 2 kez çok düşük oranlarda olmasına rağmen istihdam 1996 yılına göre
2007 yılına gelindiğinde tarımda çalışan kişi sayısı % 41,8 oranında azalmıştır. Ama
buna karşın tarımsal üretim 1998-2007 yılları arasında sabit fiyatlarla % 3,3 büyüme
göstermiştir.150
Grafik 5: Tarım Sektörünün İstihdam İçindeki Oransal Değişimleri151
100,0%
89,9%
87,5%
85,9%
84,1%
74,1%
80,0%
63,2%
53,2%
60,0%
46,9%
36,0%
40,0%
26,4%
1960
1970
1980
1990
2000
-9,57%
-5,66%
1950
-6,37%
1940
-10,00%
1923
-10,84%
-1,80%
1930
0,0%
-9,99%
-1,63%
0
-2,43%
20,0%
2007
-20,0%
-40,0%
Tarımın İstihdam İçindeki Oranı
Tarımın İstihdam İçinde Oransal Azalma Miktarları
Tarım istihdamı 1990’lara kadar istihdamdaki ağırlığını korurken, milli hasıla
içindeki ağırlığı 1960’lardan itibaren azalmıştır. Tarımın üretim ve istihdam içindeki
ağırlının azalması, aslında ülkenin işgücü ve üretim piyasasının tarıma göre daha
istikrarlı olan sektörlere kayması anlamına gelmekte ve kalkınmaya işaret etmektedir.
Dünya bankasının verilerine göre 1995-2005 yılları arasında tüm ülkeler içinde sadece
14 ülkenin152 GSYİH içerisinde tarımın payı artmıştır. Bu ülkelerde sadece Arjantin ve
Uruguay ülkeleri İnsani kalkınma indeksinde gelişmiş ülkeler arasında iken diğer
149
ADNKS’ye uyarlanmamış ve önceki yıllarla kıyaslanabilir veridir.
http://www.tuik.gov.tr/yillik/yillik.pdf (TÜİK 2007 istatistik yıllığı, s.319 )
151
Şekil TÜİK verileri derlenerek hazırlanmıştır. Tarımın istihdam içinde oransal azalma miktarları
şekildeki zaman serisi dikkate alınarak önceki yıldan azalan tarım oranını gösteriyor. Örneğin 1930
yılında tarımın istihdam içinde oransal azalması % -2,43 (89,9- 87,5)’tür.
152
Angola, Arjantin, Merkez Afrika Cum. Comoros, Cibuti, Eritre, Gambia, P.Y. Gine, Haiti, Malavi,
Paraguay, Sierra Leona, Türkmenistan, Uruguay,
150
49
ülkeler bu indekste Türkiye’nin altında153 yer alıp daha çok gelişmemiş ülkeler
içerisindedirler.154 Bunların dışında tüm ülkelerde tarım toplam yurt içi hasıla içindeki
payı azalmıştır. 1995-2005 döneminde dünya üretiminde de tarımın payı % 4,4’ten %
3,2’ya düşmüştür.
Tablo 13: GSMH’nın Sektörel Dağılımının Tarihi Değişimi
TARIM
1923
1930
1940
1950
1960
1970
1980
1990
2000
2006
GSMH SEKTÖREL DAĞILIMI
SANAYİ
43,1%
10,6%
46,8%
10,0%
44,8%
14,6%
40,9%
13,1%
37,5%
15,7%
30,7%
17,5%
24,2%
20,5%
16,3%
25,9%
13,1%
27,8%
11,1%
29,3%
HİZMET
46,3%
43,2%
40,6%
45,9%
46,8%
51,7%
55,4%
57,9%
59,0%
59,6%
KAYNAK: TÜİK
Tarım sektöründe istihdam azalmasının olumsuz sonuçları olarak ekonomik
büyümeye rağmen istihdam artışının olmaması gösterilmektedir. Ancak tarımsal
istihdam azalmasının işgücü piyasasına olumlu etkileri de olmuştur. Gizli işsizliğin
azalmasının yanı sıra işgücü piyasasında ne kadar işsiz olduğunun bilinmesi ve bunların
niteliklerinin açığa çıkması, uygulanacak politikaların yönlendirilmesi açısından
olumludur. Tarım istihdamının azalması toplam istihdam içindeki kayıt dışılık ve
ücretsiz aile işçisi oranının azalması ile sonuçlanmıştır.
1990 yılında kayıt dışı istihdam oranı yaklaşık olarak % 56 civarında iken
tarımın kayıt dışılık içindeki oranı yaklaşık olarak % 75 civarındadır. 2000 yılında kayıt
dışılık oranı % 51 civarına gerilerken tarım istihdamının payı % 63 civarındadır. 2006
yılında kayıt dışılık oranı % 50’nin altına gerçekleşmiş ve tarım kayıt dışılık payı da %
50’nin altında olmuştur.
Gelir kazandırmayan çalışma olarak adlandırılan ücretsiz aile işçiliğinin
azalması da toplam istihdam içindeki payını, tarımsal istihdamın azalmasıyla
düşürmüştür. 1990 yılında toplam istihdam % 64,2’si tarımda olan % 30,1 oranında
153
154
Türkiye 2008 yılında 84. sıradadır 177 ülke arasında.
http://hdr.undp.org/en/statistics/
50
ücretsiz aile işçilerinden oluşurken, 2000 yılında toplam istihdam % 60’ı tarımda olan
% 21,6 oranında ücretsiz aile işçilerinden oluşmuştur. 2007 yılında toplam istihdam %
53,4’ü tarımda olan % 14,1 oranında ücretsiz aile işçisinden oluşmaktadır. Aynı
eğilimin kırılgan istihdam içinde sayılan “kendi hesabına çalışanlar” için de kısmen
olduğu ama ücretsiz aile işçiliği kadar olmadığı söylenebilir. 1990 yılında toplam
istihdamda % 56,4’ü tarımda olan % 26,4 oranında kendi hesabına çalışan varken, 2007
yılında toplam istihdamda % 53,3’ü tarımda olan % 22,3 oranında kendi hesabına
çalışan vardır.
Tarımsal çözülmenin daha çok kırsal istihdam üzerinde ve kadın istihdamında
etkileri görülmüştür. 1990 yılında % 76,2’si tarım sektöründe çalışan 5 milyon 637 bin
kişi olan kadın istihdamı 2007 yılına kadar 105 bin kişi azalarak, % 47,3’ü tarım
sektöründe çalışan 5 milyon 528 bin kişi olmuştur. Aynı tarihlerde erkek istihdamı 12
milyon 901 bin kişiden 2 milyon 760 bin kişi artarak 15 milyon 661 bin kişi olmuştur.
Tarımsal çözülmenin Türkiye işgücü piyasasını ne kadar etkileyebileceği
ölçülebilir bir durumda değildir. Çünkü bu konu üzerine yapılmış çalışmalar sadece
hanehalkı işgücü anketi kapsamında olanlardır. Bununla beraber çözülmenin hızının
azaldığı da ortadadır. Özellikle 2008 yılının 2. ve 3. dönemlerinde tarımsal istihdamın
önceki yıllara göre artış göstermiş olması bunun göstergesi olabilir. Ancak dünyada
yaşanan ekonomik krizin ve Türkiye’de de yavaşlayan büyümenin, kişileri işini
değiştirmeme, iş beğenme, her ne iş olsa yapma yönünde etkilediği de söylenebilir.
Hem dünyada hem Türkiye’de işsiz sayısı ve oranlarının yükselme eğiliminde olması bu
sonucu bereberinde getirmektedir.
51
2.2
İŞGÜCÜ PİYASASININ CİNSİYETÇİ OLUŞU/MUNUN ETKİSİ
İşgücünün cinsiyetlere göre/cinsiyetçi yapılanması yaygın ve insanlık tarihi
kadar eski olan bir durumdur. Toplumların çoğunda hiyerarşik yapılanmanın tepesinde
erkekler, dibinde de kadınların yer aldığı görülmektedir. Bu yapılanmanın ataerkillik ve
kapitalizmin gelişim süreciyle daha da keskinleştiği açıktır. Bu ayrışmanın azaltılması
da uzun vadeler gerektiren bir durumdur.155 Kadın-erkek herkesin kişisel potansiyelini
fırsat eşitliği çerçevesinde kullanma hakkı sadece insan haklarının bir gereği değil aynı
zaman da istikrarlı bir kalkınma ve gelişme sürecinin olmazsa olmazıdır. Ayrıca
nüfusun yarısına yakınını oluşturan kadınların “beşeri sermaye” içerisinde olmayıp
“pasif” rollerde, verimli olmayan bir hayat içerisinde yaşamaya devam etmesinin;
yoksulluğun derinleşerek yaygınlaşması, işsizliğin azaltılamaması, ortalama istihdam
sürelerinin kısa olması, büyüme ve kalkınmanın istikrarsız olması ile sonuçlandığı ifade
edilmelidir.
Çalışma hayatı içerisinde, insan onuruna yaraşır bir iş bulup yaşamını devam
ettirmek, her zaman kolay olmamıştır. Yaygın söylemle, işsizlik dünyanın her tarafında
acilen çözüm bekleyen en büyük sosyal sorun olarak, en can yakıcı yoksulluk resimleri
ile karşımızda durmaktadır. Yoksulluğun yeniden üretilmesi anlamına gelen uzun süreli
işsizlik Türkiye’de olduğu gibi dünyada da makul düzeylerin çok üzerindedir.
Günümüzde zamanın en eski çelişkisi; siyasal, ekonomik veya diğer bir çok eşitsizlik
biçimlerinin ona göre geride kaldığı bir düzeyde olan kadın-erkek eşitsizliği, işgücü
piyasasında -diğer yaşam alanlarında da görülebileceği gibi- somut olarak kadın
aleyhinedir. Erkek üstünlüğü ve kadının bağımlılığı üzerine kurulu “sosyal düzen
kuralları” ve toplumsal yapı işgücü piyasasında da kendini göstergelere yansıtmaktadır.
Kişinin iş bulma şansı eğitim düzeyi ve kişisel yetenekleri kadar hangi cinsiyete mensup
olduğuna da bağlı olmaktadır. Bu durum yoksulluğun kadınlaşması ve işgücü
piyasasının ise erilleşmesi ile kendini yeniden üretmektedir.
“Geleneksel cinsiyet rollerine ilişkin olarak aile içinde kadın ile erkek arasında
sürdürüle gelen cinsiyet ayrımcılığı, kadınlara erkeklerle birlikte eşit olanaklar
155
Hartman, Heidi; The Hıstorıcal Roots Of Occupatıonal Segregatıon, 1976
http://www.jstor.org/pss/3173001
52
tanınmasını çeşitli biçimlerde engellemektedir. Ev işlerinin paylaşılmasında olduğu
kadar beslenme, sağlık, eğitim vb. konularda çocuklara sunulan olanaklarla ilgili olarak
ailenin aldığı kararlarda, genel olarak erkek çocuklar kollanmaktadır. Eğitimin her
kademesinde kadınların oranı erkelerin oranından daha düşüktür. Okullarda öğretmenler
erkek ve kadınlara farklı davranmaktadır. Kadın-erkek rollerine ilişkin geleneksel kalıp
tanımlar, kadınların eğitimine yönelik öğretmen tutumlarına da yansıtılmakta; okul
kitapları, müfredat programları, okul ve program seçimi vb. yollarla erkek-kadın ayrımı
eğitim uygulamalarında da sürdürülmektedir.” 156
Bilginin ve bilgi teknolojilerinin giderek önem kazandığı günümüzde, nitelikli
insan gücü yetiştirilmesinin ekonomik kalkınmaya içerik olarak büyük katkılarda
bulunduğu bilinmektedir. Gelişmiş ülkelerle azgelişmiş ülkeler arasındaki en önemli
farklardan birisi, her yönden yetişmiş insan gücü alanındadır. İnsan gücünün
verimliliğinin artmasını sağlayacak en önemli araç ise, eğitimdir. Üretime katılan
bireyin sahip olduğu ve genel anlamda insanın niteliğini vurgulayan bilgi, beceri,
deneyim ve dinamizm gibi pozitif değerler olarak ifade edilen beşeri sermayenin temel
bileşenlerinden olan eğitim, ekonomik ve sosyal boyutları bakımından gelişme
sürecinin en önemli kaynaklarından biridir. 157 Ancak Türkiye’de öğrenci başına yapılan
harcama tutarı OECD ülkeleri içerisinde sondan ikincidir. 158
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2007-2008 istatistik yıllığına göre159 tüm eğitim
düzeylerinde erkek sayısı kadın sayısından daha fazladır ve eğitim düzeyi yükseldikçe
kadın oranı daha da azalmaktadır. Okul öncesi eğitim içerisinde erkek oranı % 50,4
iken, bu oran ilk öğretimde % 52,3 orta öğretimde % 55,2dir. ÖSYM’nin açıkladığı
2005-2006 yılı bilgilerine göre160 yüksek öğretime yeni kayıt yapanlar içinde erkek
oranı % 56,3, mevcut toplam yüksek öğrenim öğrencileri içinde erkek oranı % 57,6’dır.
Yüksek lisans yapanlar içerinde erkek oranı % 58,2 ve doktora yapanlar içinde erkek
oranı % 60,6’dır. Türkiye’de kadın/erkek okullaşma oranları incelendiğinde erkek
göstergelerinin son yıllarda azalma eğiliminde olmasına rağmen genellikle en az % 10
farkla daha fazla olduğu görülecektir. Bu azalmanın zorunlu eğitim süresinin 8 yıla
156
KSSGM, 2000, Kız Çocuklarının Mesleki Eğitime ve İstihdama Yönelmeleri, s.6.
Özsoy, Ceyda; Türkiye’de Mesleki Ve Teknik Eğitimin İktisadi Kalkınmadaki Yeri ve Önemi,
2007, Yüksek Lisans Tezi, s
158
Sondan 1. Brezilya’dır
159
http://sgb.meb.gov.tr/istatistik/meb_istatistikleri_orgun_egitim_2007_2008.pdf
157
160
http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E174B6113DA2B1A6EC
53
çıkarılması ile doğrudan bağlantısı vardır. Daha yüksek düzeylerde de kadın-erkek
oranlarının birbirlerine yaklaşabilmesi için zorun eğitim süresi uzatılmalıdır. Tablo
14’te farklı ülkelerde zorunlu eğitim yaşları ve zorunlu eğitim süreleri belirtilmiştir.
Tablo 14: Farklı Ülkelerde Zorunlu Eğitim161
Ülke
Yaş
Danimarka
Belçika
Fransa
Almanya
Yunanistan
İrlanda
İtalya
Lüksembourg
Hollanda
Portekiz
İspanya
İngiltere
Türkiye
Zorunlu Eğitim Süresi
7-16
6-18
6-16
6-18
6-15
6-15
6-14
4-15
5-17
6-15
6-16
5-16
6-14
9
12
10
12
9
9
8
11
12
9
10
11
8
Tablo 14’te görülebileceği gibi bir çok ülkede zorunlu eğitim yaşı ve süresi
Türkiye’nin üzerindedir. Zorunlu eğitim kadın nüfusunun okur yazarlık düzeyinin erkek
nüfusun düzeyinde paralel gelişmesine aracı olacaktır. Ayrıca hem genel hem de
mesleki eğitim içeriği uygun hale getirile bilinirse kadınlar işgücü piyasasına daha
yakınlaşmalarını sağlayacak bir araç daha oluşturulmuş olur.
Tablo 15: İşgücü İçerisinde Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı
Eğitim Düzeyi
Türkiye
Kent
Kır
Okuma-yazma bilmeyen
2,00
0,82
2,78
Okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen
İlkokul
İlköğretim
Ortaokul veya dengi meslek okul
Genel lise
Lise dengi meslek okul
0,60
0,33
0,87
0,30
0,38
0,15
0,30
0,25
0,19
0,26
0,15
0,32
0,27
0,45
0,54
0,16
0,25
0,20
Yüksekokul veya fakülte
Toplam
Kaynak: TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Veritabanı
0,52
0,55
0,39
0,35
0,28
0,49
161
Özsoy, a.g.e., s.37.
54
Türkiye işgücünün eğitim dağılımına göre; sadece okuma-yazma
bilmeyen
kadınlar işgücü olarak erkeklerden fazladır. Türkiye genelinde okuma-yazma bilmeyen
kadın işgücü erkek okuma-yazma bilmeyen işgücünün 2 katıdır. Kırsal işgücünde bu
rakam 2,78’dir. Kent işgücünde tüm eğitim düzeylerinde erkek işgücü daha fazladır.
Yüksekokul veya fakülte mezunu kadın işgücü, Yüksekokul veya fakülte mezunu erkek
işgücünün 0,52 katıdır. Bu rakam kentte 0,55 kırda ise 0,39’dur. Tablo 15’te diğer
eğitim düzeylerindeki değerler de gösterilmiştir.
Türkiye genelinde istihdam edilen erkeklerin % 44’ü ilkokul mezunu iken bu
oran kadınlarda % 39’dur. Kent istihdamındaki erkeklerin % 38,5’i kadınların % 26’sı
ilkokul mezunu iken kırda bu oran erkekler için % 53, kadınlar için % 50’dir. Türkiye
genelinde istihdam edilen erkeklerin % 11,2’si yüksekokul veya fakülte mezunu iken
bu oran kadınlarda % 15,8’dir. Kent istihdamındaki erkeklerin % 14,9’u kadınların %
29,6’sı yüksekokul veya üniversite mezunu iken kırda bu oran erkekler için binde 5,
kadınlar için binde 4’tür.
Türkiye geneli istihdam içerisinde, eğitim düzeylerine göre “sadece” okumayazma bilmeyen kadın sayısı, erkek sayısından fazla olup 2,20 katıdır. Kentlerde her
eğitim düzeyinde erkek sayısı kadın sayısından fazla iken kırda Türkiye ortalamasını da
etkileyen okuma-yazma bilmeyen kadın istihdamı sayısı, aynı durumdaki erkeklerin
2,91 katıdır. Tablo 16’da eğitim durumlarına göre kadın istihdamının erkek istihdamına
oranları verilmiştir.
Tablo 16: İstihdamdakilerin Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı
EĞİTİM DURUMU
TÜRKİYE
2,20
KENT
0,94
KIR
2,91
Okuma yazma bilen fakat bir okul bitirmeyen
0,65
0,36
0,91
İlkokul
0,31
0,18
0,47
İlköğretim
0,39
0,25
0,57
Ortaokul veya dengi meslek okul
0,14
0,13
0,16
Genel lise
0,26
0,28
0,23
Lise dengi meslek okul
0,22
0,24
0,17
Yüksekokul veya fakülte
0,49
0,52
0,36
Toplam
Kaynak: TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Veritabanı
0,35
0,26
0,50
Okuma-yazma bilmeyen
55
Türkiye genelinde istihdamdakilerin yaş dağılımı incelendiğinde, 15-24 yaş
aralığında % 12,8 istihdam var iken erkeklerde bu yaş aralığında % 11,7 istihdam,
kadınlarda % 16 istihdam vardır. Cinsiyetler açısından bakıldığında, genç nüfus
içerisinde kadın istihdam oranı erkeklerden daha fazladır.
Grafik 6: İstihdamın Yaş Dağılımı
Erkek
Kadın
3000
2500
2000
1500
1000
500
0
15-19
20-24
25-29
30-34
35-39
40-44
45-49
50-54
55-59
60-64
65+
25-39 yaş aralığında Türkiye geneli istihdam oranı % 36,2, erkek istihdam oranı
% 37,3, kadın istihdam oranı % 37’dir. 40-64 ve 65+ yaş aralıklarında Türkiye geneli,
erkek ve kadın istihdam oranları eşit olup % 49 ve % 2’dir. 15-29 yaş aralığında
(Toplam kadın istihdamının % 37’si bu aralıktadır.) bulunan kadınlar ilkokul ve üzeri
eğitim düzelerinde erkeklerden daha fazla istihdamdadır.
Yani eğitim düzeyi
yükseldikçe, 30 yaş altı kadınlar aynı durumdaki erkeklerden daha fazla istihdama dahil
olmaktadır. 30-60 yaş aralığında erkek istihdam oranı (Toplam erkek istihdamının %
43’ü bu aralıktadır.) her eğitim düzeyinde kadınlardan daha fazladır.
İstihdamın dışında işsizler içerisinde Türkiye genelinde en düşük işsizlik oranı
okuma-yazma bilmeyenlere aittir. Tabii ki
burada en önemli etken bu eğitim
düzeyinde, işgücüne katılma oranlarının en düşük olmasıdır. Toplam işsizlerin % 37’si,
erkek işsizlerin % 41’i, kadın işsizlerin % 24’ü ilkokul mezunudur. Bunun sebebi en
çok (Erkeklerde % 43,8, Kadınlarda 37,8 ) ilkokul mezunlarının işgücü içinde
olmasıdır. Toplam işgücünün içerisinde 5 yıllık ilkokul eğitimine sahip olanların
ağırlığının % 40’lara yaklaşması ve yüksek öğretim düzeyindeki işgücü oranının %
10’nun altında olması, % 90 işgücünün lise, lise dengi ve altı düzeyde eğitim düzeyine
sahip olması Türkiye’de genel nüfusun ve işgücünün eğitim düzeyi düşüklüğünün bir
56
göstergesidir.162 Bu göstergeler işgücü piyasasında en çok aranılan ve en çok çalışılan
mesleğin “beden işçiliği” olması gibi çok ta görülmek istenmeyen sonuçların
nedenlerini açıklamakta ve beşeri sermaye birikimi açısından olumsuz bir tablo
sunmaktadır. Kurumsal nüfus içerisinde ve çalışma çağında olan kadınların % 20’ye
yakınının, erkeklerin ise % 4’de yakının okuma yazma bilmemesi bu durumu
göstermektedir. İşgücü içerisindeki eğitim göstergelerinin benzerleri işsiz göstergeleri
içinde vardır.
Grafik 7: Eğitim Düzeylerine Göre İşsizlik Oranları
ERKEK İ.O
KADIN İ.O
25
22,9
21
20
15,4
12,8
15
9,2
6,7
5
11,2
9,2
7,8
4,3
Yüksekokul
veya fakülte
Genel lise
Lise dengi
meslek okul
Ortaokul
veya dengi
meslek okul
ilköğretim
Okuma
yazma bilen
fakat bir okul
bitirmeyen
1,4
Okumayazma
bilmeyen
0
13
10,2
İlkokul
10
11,5
10,4
15,2
Türkiye genelinde toplam işsizlerin % 12’si, erkek işsizlerin % 9’i, kadın
işsizlerin % 20’si yüksekokul veya fakülte mezunudur. Kentte işsizlerin % 14’ü, erkek
işsizlerin % 10’u, kadın işsizlerin % 22’si yüksekokul veya fakülte mezunudur.
Kadınların decent work kapsamında iş bulamamalarının sadece eğitimle ilgili bir durum
olmadığı anlaşılmaktadır.
Kadınlarda
yüksekokul
veya
fakülte
eğitimi
düzeyi
altındaki
eğitim
düzeylerinde, eğitim düzeyleri yükseldikçe işsizlik oranları da yükselmiştir. Eğitim
düzeyi yükseldikçe işgücüne katılma oranı yükselmesine karşın, yükseköğrenim öncesi
dönemlerde iş bulma şansı ona paralel olarak artmamaktadır. Türkiye genelinde yüksek
okul veya fakülte mezunu kadın işsizlik oranı aynı durumdaki erkeklerin işsizlik oranın
1,67 katıdır. Kır kesiminde bu oran 1,75’tir.
162
TOKSÖZ, Gülay; Türkiye’de Kadın İstihdamının Durumu, Ankara, 2007, s.15.
57
Tablo 17: İşsizlik Oranlarının Eğitim Durumlarına Göre Kadınların Erkeklere Oranı
İŞSİZLİK ORANI KİO/EİO
EĞİTİM DURUMU
TÜRKİYE
KENT
Okuma-yazma bilmeyen
0,13
0,35
Okuma yazma bilen fakat bir
okul bitirmeyen
0,37
0,64
İlkokul
0,73
1,34
İlköğretim
0,83
1,22
Ortaokul veya dengi meslek
okul
1,49
1,73
Genel lise
2,04
2,14
Lise dengi meslek okul
2,28
2,13
Yüksekokul veya fakülte
1,67
1,66
Toplam
1,06
1,50
Kaynak: Türk Hanehalkı İşgücü Anketi Veritabanı
KIR
0,10
TARIM DIŞI İŞSİZLİK ORANI
KİO/EİO
TÜRKİYE
KENT
KIR
0,49
0,58
0,21
0,29
0,35
0,55
0,82
1,45
1,30
0,82
1,53
1,32
0,82
1,21
1,25
0,98
1,76
2,77
1,75
0,57
1,71
2,08
2,23
1,66
1,58
1,76
2,13
2,12
1,66
1,59
1,48
2,05
2,73
1,69
1,59
Kadınların tarım dışı işsizlik oranları ilkokul ve üzeri tüm eğitim düzeylerinde,
Türkiye genelinde, kentte ve kırda erkek tarım işsizlik oranlarından daha fazladır. Tablo
17’de kadın işsizlik oranlarının ile erkek işsizlik oranlarına ve kadın tarım-dışı işsizlik
oranlarının ile tarım dışı erkek işsizlik oranlarına bölünmeleri sonucu elde edilen veriler
gösterilmiştir. “1’den” büyük tüm değerlerde kadın işsizlik oranı daha yüksektir.
Kadın işsizlerin % 45’i 25 yaşın altında iken, bu oran erkeklerde % 32’dir. 25-34
yaş aralığında bekleyen kadın işsiz oranı ile erkek işsiz oranı birbirine yakın olup
sırasıyla % 36 ve % 35’tir. 35-54 yaş aralığında kadın işsiz oranı % 30 iken erkek işsiz
oranı % 18’dir. 55+ yaş aralığında kadın işsiz oranı % 1 iken erkek işsiz oranı % 3’tür.
Erken yaş aralıklarında daha fazla olan kadın işsiz oranı ileri yaş aralıklarında erkek
işsiz oranlarından daha azdır.
İş arama sürelerine göre Türkiye’deki uzun süreli işsizler % 32 ilkokul, % 20
genel lise, % 14 lise dengi meslek, % 14 yüksek öğrenim, % 13 orta okul ve dengi
meslek okulu mezunlarından oluşmaktadır. Yüksek öğrenim düzeyinde erkek işsizler
içinde uzun süreli işsiz oranı aynı durumdaki kadınların oranının yarısı kadardır.
İlköğretim üzeri eğitimli kadınlardaki uzun süreli işsizlik oranı aynı durumdaki
erkeklerin uzun süreli işsizlik oranından yüksek iken ilköğretim düzeyi altında tam tersi
durum geçerlidir.
58
Tablo 18: Türkiye'de Eğitim Durumlarına Göre İşgücü Piyasası (2006)163
TÜRKİYE'DE EĞİTİM DURUMLARINA GÖRE İŞGÜCÜ PİYASASI (2006)164
Eğitim düzeyi
Okuma-yazma bilmeyen
1.026
415
371
19
43 40,4 10,4 18,7
36,2
4,6
611
Okuma yazma bilen fakat bir
okul bitirmeyen
1.341
679
601
29
78 50,6 11,5 17,7
44,8
4,3
662
9,2 11,6
70,2
4,8
2.352
83 10,2 11,4
74,5
4,3
492
89 30,9 15,4 18,1
26,1
3,8
1.302
ERKEK
İlkokul
10.376 8.024 7.289
388 735 77,3
Ortaokul veya dengi meslek
okul
2.887 2.395 2.151
İlköğretim
1.883
Genel lise
3.233 2.194 1.947
83 247 67,9 11,2
12
60,2
3,8
1.039
Lise dengi meslek okul
2.460 1.996 1.812
81 184 81,1
9,2
9,8
73,6
4,1
464
Yüksekokul veya fakülte
2.395 2.014 1.857
45 156 84,1
7,8
7,9
77,5
2,2
382
25.60118.297 16.520
7701.777 71,5
9,7 11,3
64,5
4,2
7.304
Toplam
581
492
103 244
22
Okuma-yazma bilmeyen
5.113
828
817
11
12 16,2
1,4
9,2
16
1,3
4.285
Okuma yazma bilen fakat bir
okul bitirmeyen
2.094
409
392
7
17 19,5
4,3 14,5
18,7
1,6
1.685
45 164 23,1
6,7 16,8
21,6
1,9
8.140
İlkokul
KADIN
Kurumsal
İşgücüne
Tarım
Eksik
olmayan
Eksik
İKO
İstihdam
Dahil
İşsiz
İ.O % dışı
istihdam
çalışma İşgücü İstihdam
İstihdam
%
oranı %
Olmayan
çağındaki
İ.O%
%
Nüfus
nüfus
10.587 2.447 2.283
Ortaokul veya dengi meslek
okul
1.505
360
305
9
55 23,9 15,2 19,5
20,3
2,6
1.145
İlköğretim
1.557
219
191
2
28 14,1 12,8 23,5
12,3
1,1
1.338
Genel lise
2.351
663
511
14 152 28,2 22,9
25
21,7
2,1
1.688
Lise dengi meslek okul
1.350
500
395
12 105
37
21 21,9
29,2
2,4
850
Yüksekokul veya fakülte
1.510 1.054
917
19 137 69,8
13 13,1
60,7
1,8
456
119 670 24,9 10,3 17,9
22,3
1,8 19.588
Toplam
TOPLAM ERKEK/ TOPLAM KADIN
26.067 6.480 5.810
0,982 2,824 2,843 6,4712,6522,8710,9420,631 2,892 2,333
0,373
KAYNAK:TÜİK
Tablo 18’de görüldüğü gibi kadın sayısının erkek sayısından fazla olduğu işgücü
piyasası göstergeleri olarak, sadece “Kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus”
“İşsizlik oranları” ve “İşgücüne Dahil Olmayan Nüfus” göstergeleri vardır. Bunun
dışında erkek işgücü ve istihdamının kadın işgücü ve istihdamının yaklaşık olarak 2,9
katı, eksik istihdamının 6,5 katı olduğu, işsiz sayısının 2,7 katı olduğu görülmektedir.
Kentte bu oranlar erkek nüfus lehine artmaktadır. Sadece işsizlik oranları ve işgücüne
163
ADNKS. Güncellemesi henüz yapılamadığından 2006 verileri kullanılmıştır. Ayrıca oransal bir
değerlendirme olduğundan bu durum çok da önemli değildir.
164
ADNKS. Güncellemesi henüz yapılamadığından 2006 verileri kullanılmıştır.
59
dahil olmayan nüfus göstergelerinin kadınlardan daha düşük olduğu kent işgücü
piyasasında erkek istihdam göstergeleri yaklaşık olarak kadınların 3,7 (+-0,2) katıdır.
Tablo 19: İşgücü Piyasası Denklik Göstergeleri
TÜRKİYE'DE İŞGÜCÜ PİYASASI
Kurumsal
olmayan
çalışma
çağındaki
nüfus
ERKEK
KIR
9.155
6.656
6.152
KENT
16.447 11.640
TÜRKİYE
25.601 18.297
KIR
KADIN
Eksik
İşgücüne
Tarım
istihdamda
Eksik
İstihdam
Dahil
İşgücü İstihdam
İşsiz İKO İ.O % dışı
olanların
İstihdam
oranı %
Olmayan
İ.O%
işgücüne
Nüfus
oranı %
375
505 72,7
7,6 12,1
67,2
5,6
2.497
10.368
395 1272 70,8 10,9 11,1
63
3,4
4.807
16.520
770 1.777 71,5
9,7 11,3
64,5
4,2
7.304
9.797
3.237
3.098
44
139
33
4,3 13,2
31,6
1,4
6.560
KENT
16.271
3.243
2.712
75
530 19,9 16,4 12,5
16,7
2,3
13.028
TÜRKİYE
26.067
6.480
5.810
119
670 24,9 10,3 17,9
22,3
1,8
19.588
DENKLİK GÖSTERGELERİ
TE/TK
KAPSAM
Kurumsal
olmayan
çalışma
çağındaki
nüfus
Eksik
İşgücüne
Tarım
istihdamda
Dahil
Eksik
İstihdam
İşgücü İstihdam
İşsiz İKO İ.O % dışı
olanların
İstihdam
oranı %
Olmayan
İ.O%
işgücüne
Nüfus
oranı %
KIR
0,934
2,056
1,986
8,523 3,633 2,203 1,767 0,917
2,127
4,000
0,381
KENT
1,011
3,589
3,823
5,267 2,400 3,558 0,665 0,888
3,772
1,478
0,369
TÜRKİYE
0,982
2,824
2,843
6,471 2,652 2,871 0,942 0,631
2,892
2,333
0,373
KAYNAK: TÜİK
Tablo 19’da gösterilen “Denklik Göstergeleri” kısmında birden küçük alanlar
koyu gösterilmiş olup bu göstergelerde kadın değerleri yüksektir.
Çocukluk ve eğitim süreçlerinde kadına öğretilen “kadınlık” meslek “tercihlerini
de” etkilemektedir. İşgücü piyasasının cinsiyetçi ayrışımının sonuçları kadınlarda
meslek çeşitlerinin daha çok kadın bedeni ile bağlantılı olmasına ve çeşitlilik sayısının
az olmasına yol açmıştır. Kadınlarda okur-yazarlık oranının daha düşük oluşu, çeşitli
sosyo-kültürel nedenlerle eğitim imkânlarından daha az yararlanmalarına neden
olmaktadır. İŞKUR’un 2007 yılında yaptığı “İşgücü Piyasası İhtiyaç Analizine göre”165
50 ve daha fazla kişi istihdam eden tüm 50 artı istihdamlı kamu ve özel işyerlerinde ve
165
İlgili raporlara www.iskur.gov.tr üzerinden veya şu adresten ulaşılabilir:
http://statik.iskur.gov.tr/tr/isgucuipiyasasi/isgucupiyasasiiarastirmasonuclariiiller/TÜRKİYE%20GENELİ
.pdf
60
Türkiye Genelinde 2 bin 295 farklı meslek tespit edilmiş ve bu 2 bin 295 mesleğin
736’sında sadece erkekler çalışırken, 54 tanesinde sadece kadınların çalışmakta olduğu
görülmüştür. Bunların dışında 144 meslekte sadece “birer” kadın, 91 meslekte sadece
“ikişer” kadın 65 meslekte sadece “üçer” kadın, 48 meslekte sadece “dörder” kadın
çalışmaktadır. Ayrıca TÜİK’in açıkladığı 2007 yılı hanehalkı işgücü anketine göre 166
İSCO 88 ayrımında istihdam dağılımı incelendiğinde 9 ana meslek sınıfının 3’ü
içerisinde kadın oranı % 10’nun altındadır. Bunun yanı sıra kadın oranının en yüksek
olduğu “Nitelikli tarım, hayvancılık, avcılık, ormancılık ve su ürünleri çalışanları”
içerisinde bu sektörden kaynaklanan nedenlerle “Decent Work” kavramı ile uyumlu
meslek ve çalışma koşulları çok az vardır.
Tarımdaki kadınlar üretim faaliyetlerinin büyük bir bölümünü küçük aile
işletmelerinde ücretsiz aile işgücü olarak yerine getirmektedir. Aile işgücünün
özelliğine uygun olarak kadın, çalışmaları karşılığında işgücüne ya doğrudan katılır
veya ücretli olarak başka işletmelerde çalıştığı zaman çalışmasının karşılığını alır ve
bunu genelde aile başkanı olan erkeğe verir. (9) 167
Tarım sektöründe gezici tarım işçileri için yapılan bir araştırmada şöyle bir
değerlendirme bulunmaktadır. “İşçinin işletmede daimi veya geçici olarak bulunuşuna
göre daimi işçi ve geçici işçi olarak tasnifi yapılmaktadır. Daimi işçi, işletmenin
faaliyeti esnasında her zaman işi bulunan yanaşma, bekâr çiftçi, çoban, kâhya gibi
kimselerdir. En az bir üretim dönemi veya yılı işletmede bulunurlar. Görevleri gereği
günün her saatinde, hatta gerektiğinde, gece bile iş görmek durumundadır. Daimi işçi
erkek, kadın ve çocuk olabilirse de, daha ziyade erkek işçiler daimi olarak
çalışmaktadırlar Geçici işçi ise, işletmede yıl içerisinde, belirli zamanlarda, işlerin en
yoğun olduğu ve kısa zamanda yapılması gerektiği dönemlerde ihtiyaç duyulur. Bunlar
işe göre gündelikçi, aylıkçı veya mevsimlik işçi olup, işletme sahibi tarafından işlerin
yoğun olduğu dönemlerde istihdam edilirler. Kuşkusuz bunlar erkek, kadın ve çocuk
olabilir.”168
166
www.tüik.gov.tr
Yıldırak, Nurettin, vd. a.g.e., s.9.
168
Yıldırak, Nurettin, vd. a.g.e., s.10.
167
61
Tarım sektöründe istihdamın kendisi zaten daimi istihdam kapsamında ele
alındığında bile çoğu zaman verimli bir istihdam olanağı değildir. Kısmi süreli çalışma
ile tam zamanlı çalışma verileri ile ilgili Türkiye’de kapsamlı bir veri bulunmaması hala
önemli bir eksiktir. TÜİK’in eksik istihdam göstergeleri bize tüm çalışma biçimleri ile
ilgili ayrıntılı bilgi sunamamaktadır. Tablo 20’de OECD’den alınan Kısmi-Tam zamanlı
çalışma göstegeleri de kadın erkek istihdamının farklılığını sunmaktadır.
Tablo 20: Kısmı-Tam Zamanlı Çalışma Göstergeleri 1
TÜRKİYE İSTİHDAM GÖSTERGELERİ
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
TAM ZAMANLI
4683
5129
5298
5163
4914
4935
4775
4467
KADIN
KISMİ ZAMANLI
1118
838
826
725
855
766
1033
1061
TOPLAM
5801
5967
6124
5888
5769
5701
5808
5528
TAM ZAMANLI
14878 15031 14648 14709 15438 15822 15790 14946
ERKEK
KISMİ ZAMANLI
900
505
583
549
585
523
730
717
TOPLAM
15778 15536 15231 15258 16023 16345 16520 15663
TAM ZAMANLI
19561 20160 19946 19872 20352 20757 20565 19413
TOPLAM KISMİ ZAMANLI
2018
1343
1409
1274
1440
1289
1763
1778
TOPLAM
21579 21503 21355 21146 21792 22046 22328 21191
TAM ZAMANLI
KISMİ ZAMANLI
TOPLAM
TAM ZAMANLI
ERKEK
KISMİ ZAMANLI
TOPLAM
TAM ZAMANLI
TOPLAM KISMİ ZAMANLI
TOPLAM
KADIN
80,7% 86,0% 86,5% 87,7% 85,2% 86,6% 82,2% 80,8%
19,3% 14,0% 13,5% 12,3% 14,8% 13,4% 17,8% 19,2%
100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0%
94,3% 96,7% 96,2% 96,4% 96,3% 96,8% 95,6% 95,4%
5,7%
3,3%
3,8%
3,6%
3,7%
3,2%
4,4%
4,6%
100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0%
90,6% 93,8% 93,4% 94,0% 93,4% 94,2% 92,1% 91,6%
9,4%
6,2%
6,6%
6,0%
6,6%
5,8%
7,9%
8,4%
100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0% 100,0%
KAYNAK:OECD
Tablo 20 ve 21’de gösterildiği gibi kadın istihdamının erkek istihdamına göre
kısmi zamanlı çalışma oranı daha yüksektir. Son 8 yıl içerisinde erkek istihdamında bu
oran % 5’in altında iken kadın istihdamında hiç % 12’nin altına inmemiş ve 2007
yılında kadın istihdamının % 19,2’si kısmı çalışma kapsamında çalışmaktadır. OECD
ortalaması ile kıyaslandığında hem kadın hem de erkek kısmi zamanlı çalışma oranları
daha düşüktür. Kadın istihdamında kısmi çalışma oranının yüksek oluşu, tam
çalışmasının ev işleri ile meşgul olarak, çocuk-hasta-yaşlı bakımlarından sorumlu
tutularak daha zor olmasından kaynaklanmaktadır. Kadına ücretsiz yaptırılan bu işlerin,
ücretli yaptırıldığında üretim sayılması bu kapsamdaki kadın emeğinin karşılıksız
kalmasının yanlışlığını ispatlar. Ayrıca yaklaşık 13 milyon kadının ev işleri ile uğraştığı,
62
hizmetler sektöründe ise yaklaşık 10 milyon kişinin çalıştığı, 13 milyonun işgücüne
dâhil edilmediğini ifade etmek gerekir.
Tablo 21: Kısmı-Tam Zamanlı Çalışma Göstergeleri 2
KISMİ ZAMANLI ÇALIŞMA ORANLARI
2000
KADIN
ERKEK
TOPLAM
KADIN
ERKEK
TOPLAM
KADIN
ERKEK
TOPLAM
19,3
5,7
9,4
20,3
5,8
11,9
1,0
0,1
2,6
2001
14,0
3,3
6,2
20,5
5,8
12,1
2002
2003
TÜRKİYE (%)
13,5
12,3
3,8
3,6
6,6
6,0
OECD
24,5
7,0
14,6
2004
24,8
7,1
14,7
FARK (OECD-TÜRKİYE)
6,5
11,0
12,5
2,5
3,2
3,5
5,9
8,0
8,7
2005
2006
2007
14,8
3,7
6,6
13,4
3,2
5,8
17,8
4,4
7,9
19,2
4,6
8,4
25,4
7,3
15,1
25,4
7,3
15,3
25,1
7,4
15,2
25,3
7,5
15,4
10,5
3,7
8,5
11,9
4,1
9,4
7,3
3,0
7,3
6,2
2,9
7,0
KAYNAK:OECD
“Ekonomik kalkınmanın “olmazsa olmaz”
koşulu üretim
faktörlerinin
olabildiğince yüksek düzeyde ve verimlilikte kullanılmasıdır. Ancak, bu faktörlerin
başında gelen işgücünün kullanımında dünyanın bütün ülkelerinde cinsiyet açısından
erkeklerin lehine dengesiz bir dağılım söz konusudur. Tarih boyunca üretimin önemli
bir parçası olmalarına karşılık, kadınların emek piyasalarında ücret karşılığı çalışmaları
sanayi devrimi ile yaygınlaşmıştır. Günümüzde gelişmiş ülkelerde kadınların işgücüne
katılma oranları %70’ler seviyesine yükselerek erkeklerin işgücüne katılma oranlarına
yaklaşmıştır. Mesleklerin feminitesinin giderek kaybolduğu dünyada artık kadınların
çok çeşitli meslek dallarında çalıştıklarını görmek mümkündür.” 169 Ancak Türkiye ve
Amerika’dan bakınca “Ortadoğu” diye belirtilen bölgede meslek feminitesinin hala
kaybolmadığı, bunun kadınının toplumsal cinsiyet kimliği ile ilgili olduğu açıktır.
Türkiye’de kadın işgücüne katılımının makro nitelikteki değişkenlere karşı
doğrudan duyarlı olmayıp, gruba özgü ve mikro özellik taşıyan değişkenlerden
etkilenmesi önemli bir ampirik bulgudur. Bu sonuç Türkiye’de kadın işgücünün emek
piyasalarına katılım kararında; ücretler, enflasyon, büyüme oranı, işsizlik oranı gibi
169
Özer, Mustafa, Kemal Biçerli; “Türkiye’de Kadın İşgücünün Panel Veri Analizi” Sosyal Bilimler
Dergisi 2003-2004, S.55-85.
63
unsurların doğrudan etkili olmadığı ve kadın işgücünün emek piyasaları ile yeterince
bütünleşemediği anlamına gelmektedir. Dünyanın gelişmiş ve gelişmekte olan çoğu
ülkesinin aksine Türkiye’de kadınlar geleneksel rollerinin ve istihdam biçimlerinin
dışına çıkmakta başarılı olamamaktadırlar. Bu durumun nedenlerinin sadece ekonomik
değil, aynı zamanda sosyolojik boyutları olduğu da söylenebilir. 170 Buradan kadının
işgücü piyasasında karşılaştığı sorunların sadece işgücü piyasasından kalkılarak
çözülebilecek sorunlar olmadığı sonucuna ulaşılabilir. Mayıs 2008 çıkartılan istihdam
paketi ile desteklenen kadın istihdamının beklendiği kadar artmadığı ortadadır.
Kadınlara ve erkeklere eşit muamele edilmesiyle ilgili olarak, istihdamda
ayrımcılığı yasaklayan AB yönergelerinin iç hukuka aktarılmasına dair bir ilerleme
kaydedilmemiştir. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün kuruluşuna dair yasa Ekim
2004’te kabul edilmiştir. Bu kurumun temel görevi kadının sosyal, ekonomik, kültürel
ve siyasi yaşamda konumunu güçlendirmek olacaktır. Haziran 2005’te yürürlüğe giren
yeni Ceza Kanunu, 2004 yılındaki İlerleme Raporu’nda belirtildiği üzere, kadının temel
haklarını büyük ölçüde iyileştirmiştir; AB’nin cinsiyet eşitliğine ilişkin yönergelerinin
iç hukuka tam olarak aktarılması hala gereklidir. Özellikle ebeveyn izni, eşit ücret,
istihdama erişim, ispat külfeti ve kanuni ve mesleki sosyal güvenlik alanlarında hala
daha fazla uyum ihtiyacı vardır. Türkiye hukukunda ayrıca, eşit muamele ilkesinin
uygulanmasının temininde meşru çıkarı olan derneklerin, AB mevzuatında öngörüldüğü
şekilde, şikâyetçi adına veya şikâyetçiye destek olarak, hukuki veya idari süreçlere
katılımına imkân tanımalıdır. Buna ilaveten, AB mevzuatının öngördüğü Eşitlik
Kurumu hala kurulmamıştır. Ekonomik ve sosyal yaşamda cinsiyet eşitliğini geliştirmek
ve ilgili mevzuatın etkin şekilde uygulatılmasını temin etmek için daha fazla çabaya
ihtiyaç vardır.171
170
171
Özer, a.g.m. s.55-85.
2005 yılı AB İlerleme Raporu
64
2.3
DİĞER NEDENLER
Ekonomik büyümenin yeni istihdam olanakları oluşturamamasının veya yeni
istihdam olanaklarının işgücü piyasasına giren yeni işgücü arzını karşılayamamasının
nedenleri sadece tarımsal çözülme ve işgücü piyasasının cinsiyetçi oluşu değildir.
Bunların dışında birçok yapısal ve konjunktürel başka nedenler vardır. Ancak bu
nedenlerinde ilk iki önemli nedenle de birçok bağlantısı söz konusudur.
1- Bu konuda öne sürülen bir fikir ekonomik büyümenin emek faktörü kaynaklı
olmadığıdır. Türkiye’de son yıllarda gerçekleşen ekonomik büyümenin istihdam artışı
kaynaklı olmadığı açıktır. Bunun birden çok nedeni bulunmakla beraber istihdamsız
büyüme kavramını, büyümenin dinamiği olarak reel olmayan piyasaların ve spekülatif
sıcak para girişlerinin olduğu varsayımıyla açıklamak da mümkündür. “İstihdamsız
büyümenin özünde Türkiye’nin uluslar arası piyasalara sunduğu yüksek reel faiz
sayesinde yüksek oranlarda çekmekte olduğu spekülatif sıcak para girişleri vardır. Sıcak
para girişleri döviz kurunu ucuzlatmakta (YTL aşırı değerlenmekte) ve yurt dışından
ithalatı özendirmektedir. Bunun sonucunda da cari işlemler açığı genişlemektedir. Bu
arada gerçekleşen ihracat ve üretim artışlarının yurt içinde katma değeri düşük
sektörlerde (otomotiv ve dayanıklı tüketim malları gibi) yoğunlaşması neticesinde de
istihdam artışları çok sınırlı kalmakta ve işsizlik sorunu derinleşmektedir. Dolayısıyla
cari açık ve işsizlik birbirine bağlı sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır”172 Düşük
maliyetli ülkelerden kaynaklanan rekabet ve YTL’deki güçlü değer artışı emek yoğun
sektörler üzerindeki baskıyı artırmıştır. 173 Bu tarz bir büyüme istihdam artışı
yaratmamnın dışında oluşabilecek krizlerde, spekülatif etkilere karşı kırılgan olmakta
olup çalışma şartlarının daha da olumsuz olacağı sonuçları da barındırabilir.
2- Türkiye’de 2001 yılından bu yana gerçekleşen ekonomik büyümenin istihdam
artışı kaynaklı olmadığı mutlak istihdam edilen kişi sayısının artmamasına bağlanarak
açıklanabilir bir durum değildir. Bu böyle olmakla beraber emek faktörü kaynaklı bir
büyüme olmadığı anlamına gelmez. Nitekim büyümenin en önemli kaynaklarından biri
olan emek faktörüdür. Bu dönemde emek faktörü için verimliliğin arttığı, buna karşın
172
173
Apak, a.g.m., s.61.
OECD 2008 Türkiye Raporu, Yönetici Özeti, s.3
65
ücretlerin reel olarak azaldığı belirtilmektedir. “Türkiye’de 2001 krizi sonrası dönemde
verimlilik artışı hızlanmış reel ücretler ise gerilemiştir.” 174 Dolayısıyla verimlilik
artışına dayanan büyüme kısa vadede istihdam arttıramasa da uzun dönemde verimlilik
artışı devam ederse; ücretler, buna bağlı iç talep ve istihdam da artacaktır.
3- 2001 sonrası dönemde toplam yurtiçi reel hasıla artış ortalaması yüzde 7.3, istihdam
artış ortalaması ise yüzde 1.1 olmuştur.175 2007 yılında yayınlanan bir rapora göre176 bu süreç
dünya çapında farklı ülkelerde farklı dinamiklerle gelişme göstermekte olup temel olarak neoliberal ekonomi politikaların bir sonucudur. “ Gerek Türkiye ekonomisi için, gerek
Hindistan, Çin ve genel olarak gelişmekte olan ülke ekonomileri için ilk bakışta
“paradoks” gibi görünen “yüksek büyüme / düşük istihdam artışları” gözlemi aslında
tek tek ülkelerin durumları değerlendirildiğinde ve büyümenin niteliği /istihdam
ilişkisine bakıldığında hiç de şaşırtıcı değildir. Elbette ülkelerin büyüme ve istihdam
yaratma dinamikleri açısından farklılıkları vardır. Hindistan’da büyümenin temel
lokomotiflerinden “yazılım” sektörünün istihdamdaki payı ancak yüzde 0.15 olarak
verilmektedir. Çin’de en yüksek işsizlik oranları üniversite mezunları için ortaya
çıkmakta ve “kayıt dışı” ekonominin genişleyen payına dikkat çekilmektedir. Ancak
ortak tablo, dünya ekonomisinde yaratılan işbölümü ile doğrudan ilişkilidir ve çevre
ülkeleri açısından büyüme-istihdam dinamiklerinin belli özelliklerinin paylaşıldığı
anlaşılmaktadır.
1980’ler sonrası gelişmekte olan ülkelerdeki dışa açılma süreçleri, ticaretin ve
sermaye hareketlerinin finansal liberalizasyon ile birlikte serbestleşmesine dayanmakta
idi. Bu dönüşüm, bu ülkelerdeki büyüme dinamiklerini gittikçe artan bir oranda “dışa
bağımlı” hale getirmiş ve gerek milli gelir hareketleri, gerekse çalışanlar açısından
giderek daha yüksek bir belirsizlik ortamı yaratılmasına sebep olmuştur.
İhracata dayalı büyüme stratejileri gelişmekte olan ülkeleri belirli sektörlerde
uzmanlaşmaya itmiştir. Büyüme patikaları çoğu kez düşük yatırım oranları ve düşük
teknolojiler ile tanımlanan ülkeler, en ucuza üretebildikleri ve rekabet edebildikleri
174
Ercan, Hakan; “İstihdamsız Büyüme: Verimlilik Artışımı, Yeni İş Yasası mı? Bir Ön Değerlendirme”
Ekonomik Büyümenin Dinamikleri, Kaynaklar Ve Etkiler (Der. Bilin Neyaptı), T.E.K., 2006, s.
s.173-184
175
BSB, a.g.e., s.44.
176
BSB, a.g.e., s.46
66
mallarda yoğunlaşmışlardır. Bu serbest ticaret ortamında, son derece rekabetçi koşullar
altında yol alan pek çok çevre ülkesi için üretkenlik artışı artık dışsal bir ekonomik
değişken haline gelmektedir: Rekabet ettikleri sektörlerde belirli bir üretkenlik
seviyesini yakalayamayan ekonomiler için serbest piyasa koşullarında tutunmak giderek
daha güç bir hal almaktadır. Türkiye’nin ticaret fazlası verdiği “emek-yoğun”, “kaynak
temelli” sektörlerde uluslararası rakipleri yine Türkiye’ye benzer koşullarda üretimin
gerçekleştiği çevre ülkeleridir. Rekabet gücünü artırmak, birim emek maliyetlerinin
aşağı çekilmesiyle gerçekleşmektedir. Döviz kuru politikalarının giderek devre dışı
kaldığı ve üretim teknolojisinde büyük farkların olmadığı koşullarda, birim emek
maliyetlerinin düşmesi, reel ücret ve istihdam hareketlerinin bastırılması (işgücü
verimliliğinin yükselmesi) ile mümkün olmaktadır. Sonuç olarak gelişmekte olan
ülkelerde üretim ve verim artışlarına rağmen çalışanların reel kazançları baskı altında
kalmakta; ekonomik büyümeye paralel istihdam artışları gerçekleşmemekte; işsizlik
oranları giderek artmaktadır.”177
4- Ortalama çalışma saatleri çok uzun olması istihdam artışını yavaşlatan bir
başka nedendir. “Emeğin verimliliği bundan 100 yıl öncesiyle kıyaslanmayacak ölçüde
artmıştır. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin sanayiye ve tarıma uygulanması sayesinde
bugün çok daha az emekle çok daha fazla mal ve hizmet üretmek mümkün. Bunun
mantıki sonucu olarak refahın ve bolluğun artması, çalışma saatlerinin azaltılması ve
işsizliğin ortadan kalkması beklenirdi.”178 Bu olumsuz sonucu işgücü piyasasının
esnekleştirilmesine bağlayanlar da vardır. “Emek gücünün üretim/yeniden-üretim
koşullarını kuralsızlaştırmaya geçiş anlamına gelen esnek çalışma, işgücü devrinin kriz
sonrası daha fazla hızlanan düzeyi, sosyal güvenlik kesintileri gibi payların düşürülmesi
yönündeki çabalar, 2001 krizi sonrası üretimde büyüme ve teknolojik artış görülen ana
sektörlere de yansımıştır. Türkiye’de üretimde yaşanan dönüşüm bir yandan emek
zamanındaki gözenekleri (boşlukları) doldurup, fazla mesailerle çalışmayı artırmaya,
emeğin yoğunlaştırılmasına yani mutlak artı değer üretimine dayanmakta, öte yandan
emek araçlarında, örgütlenmesinde, emek bileşiminde niteliksel değişim ve gelişim
anlamına gelen teknolojik değişim ile birlikte göreli artı değer üretimine dayanmaktadır.
Hem çalışma saatinin, yoğunluğunun artması (mutlak artı değer üretimi) hem de
verimliliğin artması, reel ücretlerin düşmesi, makine iç pazarının ve yatırımların
177
178
BSB, a.g.e., s.45.
http://www.marksisttutum.org/zorunluluklardunyasi.htm
67
genişlemesi (göreli artı değer üretimi) bu yönde göstergelerdir. Üretimde teknolojinin
artması, çalışma saatlerini azaltmamakta, aksine artırmaktadır.” 179
5- Teknolojik değişimlerin istihdama etkisi, ekonomik büyüme ile istihdam
arasındaki bağı etkileyen bir diğer önemli unsurdur. Teknolojik yenilikler eğitim
özellikle eğitim düzeyi düşük işgücü üzerinde iki önemli etki yapar. İlki teknoloji bu
işgücünün yerine ikame üretim aracı olabilir. Traktörün onlarca tarım işçisinin yerine
geçmesi gibi bir etki söz konusudur. İkincisi bu yeni teknoloji kişinin işini yaptığı gibi
onun yapabileceği tek mesleği de yapamaz hale getirir. Traktörün işini yaptığı kişilere
yeni bir meslek kazandırmak eğitim düzeyi düşüklüğü nedeniyle daha zordur. Traktörün
tarıma ve tarımsal işgücüne yaptığı etkiye benzer olarak bilişim teknolojilerinin hizmet
ve sanayi sektörlerinde yaptığı açıktır. Dolayısıyla emek faktörü sürekli yeni teknolojiye
uyumlu halde bulunmak zorunda kalmaktadır. Yaş ve eğitim düzeyinin önemli olduğu
bu durumda işgücünün güncel değişime açık tutulamaması istihdam kayıplarına ve
yüksek işsizlik düzeylerine neden olur. Bu konuda işgücünün meslek bilgisinin güncel
tutulması, verimlilik ve istihdam edilebilirlik yönleriyle özellikle kamu istihdam ve
meslek eğitimi kurumlarının önemini açığa çıkarmaktadır.
6- Etkin politikaların dayandığı sayısal verilerin yokluğu ya da var olan verilerin
karmaşıklığı, ekonomik büyüme ile istihdam arasındaki bağın sağlıklı kurulamamasına
yol açar. Büyümenin istihdam kaynaklı dinamiklerinin ölçülebilmesi için bir çok diğer
veriye ihtiyaç varken hep tahmini kısıtlı veri kullanılarak bu yönde analizler yapılmaya
çalışılmıştır. Ayrıca Türkiye işgücü piyasası için güncel olarak hesaplanamayan bir çok
değer vardır. Bu durumla ilgili bazı değerlendirmeler sıralanacak olursa;
a) İl düzeyinde işgücü, istihdam, açık iş, işsizlik, ücret ve verimlilik rakamları
yaş, cinsiyet, eğitim, meslek vb. göstergeler dağılımında yoktur. Dolayısıyla yerel
işgücü piyasalarının güncel ihtiyaçları bilinmemektedir.
b) Sadece TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi verilerine dayanan işgücü piyasası
bilgileri ve işsizlik rakamları üzerinden 3 ay geçtikten sonra180 açıklanmakta ve
mevsimsel etkilerden arındırılmadan sunulmaktadır. Ayrıca ADNKS sonrası veriler ile
179
180
Özgür Narin; http://www.kongrekaraburun.org/metinler/A3_1.pdf
EUROSTAT’ta izlenen ayda açıklanmaktadır.
68
önceki veriler henüz kıyaslanabilir şekilde güncellenmemiştir. Kullanıcılar, TÜİK
Hanehalkı işgücü anketi veri tabanından güncel veriler için yararlanamamaktadır.
c) Farklı kurum ve kuruluşların yayınladıkları istatistiklerde istihdamdakiler
için kıyaslanabilir veriler yoktur. Meslek ve sektör kıyaslamaları için mutlaka
standartlaşma ve ortak dil oluşturulmalıdır.
d) Türkiye işgücü piyasası için ücret ve çalışma saatleri hakkında birçok sektör
için yayınlanan herhangi bir veri yoktur.181
e) Çocuk işgücü182 hakkında genellikle güncel veri yoktur.
f) Yoksulluk,183 gelir dağılımı184 vb. işgücü piyasası ile ilgili konular hakkında
güncel istatistikler bulunmamaktadır.
g) Genel sanayi ve işyerleri sayımı en son 2002 yılında yapılmıştır. 2009 yılına
girerken ülke çapında hangi sektörde kaç işyerinin bulunduğu, bu işyerlerinin nicel ve
nitel işgücü taleplerinin hangi eğilimde olduğu tam olarak bilinmemektedir.
181
İmalat sanayi kazanç endeksleri için: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2042
2006 yılı sonuçları için: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=482
183
2006 yılı sonuçları için: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=626
184
2005 yılı sonuçları için: http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=408
182
69
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İŞKUR VE YAPABİLECEKLERİ
3.1 İŞKUR’UN GENEL YAPISI
“Ülkemizde işgücü piyasasının düzenlenmesi ile ilgili faaliyetleri yürütmek
üzere 1946 tarihli, 4837 sayılı Kanunla İş ve İşçi Bulma Kurumu kurulmuştur. Kurum
bu tarihten 2000 yılına kadar 54 yıl süreyle, iş piyasasının düzenlenmesi ile ilgili tek
kurum olarak faaliyet göstermiştir.
İş piyasasında değişen koşullar nedeniyle İş ve İşçi Bulma Kurumu’nun yeniden
yapılanması ihtiyacı ortaya çıkmış ve 5 Temmuz 2003 tarihli, 25159 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4904 sayılı Kanun ile Türkiye İş Kurumu
kurulmuştur. Yeni Kanun ile, Kurum Aktif işgücü politikalarını uygulayacak bir yapıya
kavuşturulmuş, Kurumun tekel yetkisi kaldırılarak, özel istihdam bürolarına faaliyette
bulunma imkanı getirilmiş, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu oluşturularak, sosyal
tarafların üçlü bir yapı içerisinde Kurumun yönetimine katılması sağlanmıştır. Türkiye
İş Kurumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olup, özel hukuk
hükümlerine tabi, tüzel kişiliğe haiz, idari ve mali bakımdan özerk bir kamu
kurumudur.”185
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanununda İŞKUR’un görevlerinin “Ulusal
istihdam politikasının oluşturulmasına ve istihdamın korunmasına, geliştirilmesine ve
işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak, işsizlik sigortası işlemlerini
yürütmek, İşgücü arz ve talebinin belirlenmesine yönelik işgücü ihtiyaç analizlerini
yapmak, yaptırmak, İş ve meslek analizleri yapmak, yaptırmak, iş ve meslek
danışmanlığı hizmetleri vermek, verdirmek, işgücünün istihdam edilebilirliğini
artırmaya yönelik işgücü yetiştirme, mesleki eğitim ve işgücü uyum programları
geliştirmek ve uygulamak, istihdamdaki işgücüne eğitim seminerleri düzenlemek, İşçi
isteme ve iş aramanın düzene bağlanmasına ilişkin çalışmalar yapmak, işgücünün yurt
içinde ve yurt dışında uygun oldukları işlere yerleştirilmelerine ve çeşitli işler için
uygun işgücü bulunmasına ve yurt dışı hizmet akitlerinin yapılmasına aracılık etmek,
185
İŞKUR, Ocak 2008 Aylık İstatistik Bülteni
70
Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşların işgücü, istihdam ve çalışma hayatına ilişkin
olarak aldıkları kararları izlemek, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin taraf olduğu
Kurumun görev alanına giren ikili ve çok taraflı anlaşma, sözleşme ve tavsiye
kararlarını uygulamak” olduğu belirlenmiştir.186
3.2 İŞKUR’UN FAALİYETLERİ
İşgücü piyasası çok yönlü politikaları gerektirdiğinden İŞKUR gibi kamu
istihdam kurumlarının faaliyetleri genel olarak çok yönlü sonuçları olan faaliyetlerdir.
Sabahattin Zaim, kamu istihdam kurumlarının iş piyasasını tanzim edici görevlerini şu
başlıklarla açıklamıştır.187
3.2.1 İş Münhallerinin (Açık İşlerin) İstatistiklerinin Hazırlanması
Açık istatistiklerinin hazırlanması İŞKUR’un kayıtlı verileri kapsamında ve şu
an
için yılda
bir
yapılan
işgücü
piyasası
araştırması
kapsamında
anketle
açıklanmaktadır. 2007 yılında % 91’i özel sektörden 183.290 açık iş alınmıştır. Kayıtlı
İŞKUR verileri iller düzeyinde sektörel ve mesleki dağılımda alınabilmektedir.
2007 İşgücü Piyasası Araştırması kapsamında açık olduğu belirtilen iş sayısı
28.046’dır. Bu kapsamda En fazla açık verilen meslek Beden İşçisi(Genel)dir. Bunu
sırasıyla Tekstil sektörü ile ilgili meslekler olan Dikiş Makinesi Operatörü(Kumaş) ile
Makineci(Dikiş) takip etmektedir. Beden İşçisi(Temizlik), Satış Elemanı, El ve Makine
Dikişçisi(Genel) ve Güvenlik Görevlisi mesleklerinde de önemli miktarlarda işgücü
talep edilmektedir. İşverenler, toplam 750 farklı meslekte işgücü ihtiyaçlarının
bulunduğunu beyan etmişlerdir.
188
Bu araştırma kapsamında ayrıca açık işler ışında
işverenlerin temininde güçlük çektiği mesleklerde tespit edilmiştir. En fazla temininde
güçlük çekilen ilk iki meslek Tekstil sektörüne yöneliktir. En çok temininde güçlük
çekilen meslekler; Dikiş Makinesi Operatörü (Kumaş), Makineci (Dikiş), Beden İşçisi
(Genel), Satış Elemanı, Beden İşçisi (Temizlik) ve Güvenlik Görevlisidir. Temininde
186
187
http://www.iskur.gov.tr/LoadExternalPage.aspx?uicode=statkanunlar
Zaim, Sabahattin; Çalışma Ekonomisi, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1997, s.82-88
188
http://statik.iskur.gov.tr/tr/isgucu_piyasasi/isgucupiyasasi_arastirmasonuclari_iller/TÜRKİYE%20GENE
Lİ.pdf s.16
71
güçlük çekilen mesleklerde istihdam edilmek istenen kişilerin % 13’ünün Dikiş
Makinesi
Operatörü
(Kumaş)
ile
Makineci
(Dikiş)
mesleklerinde
olacağı
öngörülmektedir. İşverenler, toplam 775 farklı mesleğin temininde güçlük çektiklerini
ifade etmişlerdir.189
Tablo 22: İŞKUR’un Genel Faaliyetleri
2005 - 2007 YILLARI TÜRKİYE İŞ KURUMU GENEL VERİLERİ
2005
2006
2007
ERKEK KADIN TOPLAM ERKEK KADIN TOPLAM ERKEK KADIN TOPLAM
BAŞVURU
380.272 136.431
516.703 416.498 147.890
564.388 493.431 168.967
662.398
AÇIK İŞ
105.818
8.009
113.827
-
-
151.794
183.290
Kamu
32.138
2.517
34.655
-
-
32.747
16.461
Özel
73.680
5.492
79.172
-
-
119.047
166.829
İŞE YERLEŞTİRME
68.942
12.743
81.685
69.458
16.424
85.882
87.975
23.400
111.375
Kamu
28.474
4.279
32.753
19.416
4.763
24.179
13.321
3.946
17.267
Özel
40.468
8.464
48.932
50.042
11.661
61.703
74.654
19.454
94.108
Normal Yerleştirme
42.014
9.574
51.588
42.390
13.168
55.558
67.241
21.029
88.270
Kamu
26.295
4.092
30.387
18.078
4.594
22.672
12.539
3.865
16.404
Özel
15.719
5.482
21.201
24.312
8.574
32.886
54.738
17.165
71.903
Özürlü yerleştirme
20.274
3.043
23.317
20.651
3.130
23.781
15.592
2.272
17.864
Kamu
1.547
181
1.728
1.037
165
1.202
494
79
573
Özel
18.727
2.862
21.589
19.614
2.965
22.579
15.098
2.193
17.291
6.574
120
6.694
6.336
118
6.454
5.106
98
5.204
632
6
638
301
4
305
288
2
290
Özel
5.942
114
6.056
6.035
114
6.149
4.818
96
4.914
Terör.Etk.
80
6
86
81
8
89
36
1
37
E.Hükümlü Yerleştirme
Kamu
KAYITLI İŞGÜCÜ
705.540 237.521
943.061 846.333 294.299
1.140.632 579.946 191.141
771.087
KAYITLI İŞSİZ
656.218 225.043
881.261 782.652 279.201
1.061.853 527.679 179.992
707.671
YURT DIŞI
Başvuru
Gönderme
366
58
424
390
90
480
141
67
208
60.230
125
60.355
81.309
70
81.379
70.890
4.378
75.268
Kaynak: İŞKUR
3.2.2 Mesleki Emek Seyyaliyetinin Düzenlenmesi İçin Mesleğe
Yöneltme ve Mesleki Eğitime Önem Verme
Mesleğe yöneltme ve mesleki eğitimi sağlamak doğru işe doğru insan denk
getirmek için önemlidir. Kişilerin verimli ve uzun süreli çalışabilmelerinde en önemli
unsurlardan biri de doğru meslek seçimidir. İŞKUR meslek danışma merkezleri mesleğe
yönlendirme işlevini üstlenmişlerdir. İŞKUR işgücü yetiştirme kursları ve mesleki
rehabilitasyon faaliyetleri kapsamında 2008 yılı içerisinde 1.539 kurs düzenlemiştir. Bu
kurslardan % 35’i kadın olmak üzere 26.522 kişi yararlanmıştır.
189
İŞKUR, a.d.r.,23
72
Tablo 23: İŞKUR’un Faaliyetleri 1
İŞGÜCÜ YETİŞTİRME KURSLARI VE MESLEKİ REHABİLİTASYON FAALİYETLERİ
EKİM 2008
OCAK-EKİM 2008 Dönemi
Katılan
Kursiyer
Sayısı
Açılan
Açılan Katılan Kursiyer Sayısı
KURS TÜRÜ
Kurs
Kurs
Sayısı Erkek Kadın Toplam Sayısı Erkek Kadın Toplam
Eski Hükümlülere Yönelik Kurslar
Hükümlülere Yönelik Kurslar
İstihdam Garantili
İşsizlik Sigortası Meslek Değiştirme
İşsizlik Sigortası Meslek Edindirme
İşsizlik Sigortası Meslek Geliştirme
Kendi İşini Kuracaklara Yönelik
ÖSDP Danışmanlık
ÖSDP Eğitim
ÖSDP KİK
ÖSDP Toplum Yararına Çalışma Programı
Özelleştirme Sonucu İşsiz Kalanlara Yönelik
Özürlülere Yönelik
SETİP
İŞGÜCÜ YETİŞTİRME KURSLARI/GENEL
Toplam
5
37
1
33 499
12
36 347 252
11 142 135
11 114
63
1
10
10
30 125 282
0
0
0
8 106
94
0
0
0
0
0
0
0
0
0
46 307 253
0
0
0
16 144 166
197 1.831 1.268
38
35
511 173
599 299
277
64
177 321
20
11
407 148
0
0
200 224
0
1
0
15
0
0
560 229
0
0
310
19
3.099 1.539
385
2.473
4.619
749
3.553
100
934
0
2.375
16
131
0
1.827
0
184
17.346
22
407
89 2.562
2.666 7.285
602 1.351
1.052 4.605
59
159
1.300 2.234
0
0
1.985 4.360
1
17
7
138
0
0
1.207 3.034
0
0
186
370
9.176 26.522
3.2.3 İşkolları Arasında İşgücünün Optimum Dağılımını Sağlamak
İstihdamın
sektörel
dağılımının
oransal
görünümü
ülkelerin
kalkınma
düzeylerine göre farklılık sergileyebilirler. Türkiye’nin de istihdam dağılımı kalkınma
ve büyüme süreciyle farklı eğilimler sergilemiştir. Sadece fiyat mekanizması ve sadece
zorlayıcı sistemlerin tercih edilerek emek dağılımında optimumun sağlanması çok
istisnai bir durumdur. Kamu istihdam kurumları fiyat mekanizmasını göz önünde
bulundurarak, kayıtlı işgücünü de eğiterek, iyi bir ihtiyaç analizi tespitiyle kişileri doğru
sektörlere ve mesleklere yöneltebilirler. İŞKUR’un bu amaçla 2005 yılından itibaren
başlattığı işgücü ihtiyaç analizi araştırmaları olumlu gelişmelerdendir. 2008 yılı
araştırması ekim-kasım döneminde uygulanmıştır. Anketin amacı aslında işgücü
piyasasının ihtiyaç analizine ne kadar ihtiyaç duyduğunu göstermektedir.
“Ülkemizde yaklaşık 2 buçuk milyon işsiz bulunurken, işverenlerimiz ise aradığı
nitelikte işgücü bulamamaktadır. Maalesef işsizlerimiz işverenlerin aradığı nitelik ve
beceride değildirler. Bu sorunun çözümü için işsizlerin niteliklerini bilmenin yanında
işverenlerin hangi mesleklerde ve hangi niteliklerde elemana ihtiyacı olduğunu bilmek
oldukça önemlidir. Bu bağlamda işsizliğin önlenmesine yardımcı olmak, işverenlerin
73
ihtiyaç duydukları mesleklerde ve nitelikte elemanları işgücü piyasasında kolayca
bulabilmesini sağlamak için işgücü piyasası analiz çalışmalarına, dolayısıyla da bu
ankete ihtiyaç vardır.
İşgücü piyasasında ihtiyaç duyulan meslekleri belirlemek, önümüzdeki
dönemlerde istihdam artışı veya azalışı beklenen meslekleri tespit etmek, İşgücü
piyasasında meydana gelen değişme ve gelişmeleri izleyerek, bu değişim ve
gelişmelerin işgücü ihtiyacı üzerindeki etkisini ortaya çıkartmak ve alınması gerekli
önlemleri belirlemek amacıyla Türkiye İş Kurumu ve Sosyal Paydaşlarca 2008 yılında 4
soruluk bir “İşgücü Piyasası Bilgileri Anketi” uygulanmasına karar verilmiştir.” 190
Türkiye İş Kurumu 2008 yılında faaliyetlerinin tümünün internet üzerinden
yapılabilir duruma gelmesi ile modern bir istihdam kurumu olmanın ve işgücü
piyasasında aktif bir öğe olmanın bir adımını daha atmıştır. İlgili yönetmelik191
elektronik işlemlerin kapsamını şöyle düzenlemiştir.
“Kurum hizmetlerine yönelik işlemler internet ve her türlü elektronik bilgi
iletişim, araç ve ortamı üzerinden yapılabilir. Bu kapsamda aşağıda işlem ve hizmetler
elektronik ortamda gerçekleştirilir.
a)
İşgücü piyasasının izlenmesi, ihtiyaç duyulan verilerin derlenmesi, analiz
edilmesi ve yayınlanması, işgücü piyasası bilgi sisteminin oluşturulmasına yönelik
işlemler,
b)
Aktif işgücü piyasası politikaları çerçevesinde iş ve meslek danışmanlığı,
meslek araştırma ve geliştirme hizmetleri, işgücü eğitimi ve yetiştirme faaliyetleri,
işletmelerde eğitim seminerleri ile benzeri işgücü uyum programlarına ilişkin hizmetler,
190
http://anket.iskur.gov.tr/
Türkiye İş Kurumu Hizmetlerinin Elektronik Ortamda Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik, m.4
15/08/2008 tarih ve 26968 sayılı resmi gazete’de yayımlanmıştır
191
74
c)
Yurtiçi ve yurtdışı işe yerleştirme işlemlerine ilişkin; iş arayanların iş
başvuruları, işverenlerin işgücü talebi işlemleri, özel istihdam büroları, insan gücü
planlaması ve istihdamı geliştirme hizmetlerine ilişkin işlemler,
ç) İşsizlik sigortası, özelleştirme uygulamaları, kısa çalışma, ücret garanti
işlemlerine ilişkin; hak sahibi, işverenler, bankalar ve diğer kurum ve kuruluşların bu
kapsamdaki işlemleri,
d) Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlarla yapılan işbirliği ve çalışmalar ile
proje hazırlama, yürütme işlemleri,
e) Kurumun danışma, denetim ve destek hizmetleri kapsamındaki iş ve işlemleri
ile savunma hizmetleri, elektronik ortamda gerçekleştirilebilir. 192
Tablo 24: İŞKUR’un Faaliyetleri 2
2002- 2007 Dönemi Kurumumuzun Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağdurlarına İlişkin Çalışmalar
Özürlüler
İşe Yerleştirme
Başvuru
Toplam
Kamu
Özel
Yıllar Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam
2005
21.830 4.029 25.859 20.274 3.043 23.317 1.547 181 1.728 18.727 2.862 21.589
2006
22.462 5.774 28.236 20.651 3.130 23.781 1.037 165 1.202 19.614 2.965 22.579
2007
26.196 10.201 36.397 15.592 2.272 17.864 494
79
573 15.098 2.193 17.291
TOPLAM 70.488 20.004 90.492 56.517 8.445 64.962 3.078 425 3.503 53.439 8.020 61.459
Eski Hükümlüler
İşe Yerleştirme
Başvuru
Toplam
Kamu
Özel
Yıllar Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam
2005
8.654
163 8.817 6.574 120 6.694 632
6
638 5.942 114 6.056
2006
7.670
128 7.798 6.336 118 6.454 301
4
305 6.035 114 6.149
2007
7.157
113 7.270 5.106
98 5.204 288
2
290 4.818
96 4.914
TOPLAM 23.481
404 23.885 18.016 336 18.352 1.221
12 1.233 16.795 324 17.119
Terörden Etkilenenler
İşe Yerleştirme
Başvuru
Toplam
Kamu
Özel
Yıllar
Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam Erkek Kadın Toplam
2005
87
7
94
80
6
86
0
0
0
80
6
86
2006
74
10
84
81
8
89
0
0
0
81
8
89
2007
101
18
119
36
1
37
0
0
0
36
1
37
TOPLAM
262
35
297
197
15
212
0
0
0
197
15
212
KAYNAK:İŞKUR
192
Türkiye İş Kurumu Hizmetlerinin Elektronik Ortamda Yürütülmesi Hakkında Yönetmelik, m.4
75
3.3 İŞKUR’UN EKONOMİK BÜYÜME VE İSTİHDAM İLİŞKİSİNDE
YAPABİLECEKLERİ
1- İŞKUR eğitim ve istihdam boyutu olan bir kurum olmasından kaynaklı,
çalışmanın ileri sürdüğü “iki önemli” istihdamsız büyüme nedeni ile ilgili olarak rol
alabilecek anahtar kurumlardan biridir. Tarımsal çözülmenin sonuçları ve bunun
istihdama yansıması ile ilgili henüz yapılmış kapsamlı bir araştırma veya uygulanmış
kapsamlı bir proje mevcut değildir. Tarımdan ayrılan işgücünün, tarım dışı sektörlerde
ve
yöresinde
istihdam
edilebilirliğinin
artırılmasına
yönelik
mesleki
eğitim
faaliyetlerinin aktif işgücü programları aracılığıyla yürütülmesi 2008 yılı programı
tedbirleri içerisindedir. “İŞKUR sorumluluğunda DPT, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
MEB, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Valilikler, Kaymakamlıklar ve İl Özel İdareleri ile
işbirliği yapılarak kırsal kesimde tarım dışı ekonomik faaliyetler belirlenecek ve bu
faaliyetlerin gerektirdiği işgücü niteliklerine uygun mesleki eğitimler yöresinde
verilecektir” denmektedir. Ancak tarımsal çözülme sonucu işsiz kalmış bir kişinin
özellikleri dikkate alındığında ve genel görünüm bu tedbirinin uygulanması gerektiği
ama uygulanamayacağını göstermektedir. Tarımdan kopan işgücünü tarım dışı bir
alanda meslek edindirip işe yerleştirmek kısa vadede ve tek kurumun sorumluluğunda
gerçekleşebilecek bir durum değildir. İŞKUR tarımsal çözülmenin çalışma hayatı ile
ilgili sonuçlarını belirleyecek kapsamlı araştırmalar yapmadan tarımsal çözülme ile
ilgili mesleki eğitim ve işe girişleri başarı bir şekilde uygulayamaz.
2- Kadın işgücünün istihdamının arttırılması ve çalışma şartlarının daha
iyileştirilmesi ile ilgili olarak İŞKUR’un yapabilecekleri tarımsal çözülmeye göre daha
fazladır. Çünkü bu durum üzerine yapılmış bir çok araştıma vardır. örneğin uygulanacak
herhangi bir proje de hedef kitlenin belirlenmesi yaş, eğitim, coğrafi bölge, meslek vb.
göstegeler doğrultusunda ayrıştırılabilir veriler mevcuttur. Tarımsal çözülme hakkında
ise sadece mutlak istihdam azalması bilinmekte, ama hangi meslek, yaş, eğitim, coğrafi
bölge ağırlıkta olacak şekilde bir çözülmenin olduğu net değildir. Bu durum
uygulanacak aktif işgücü programlarının uygulamasını sıkıntıya sokacaktır.
Dünya Bankası ve İŞKUR tarafından 19 Haziran 2008 tarihinde gerçekleştirilen
Aktif İşgücü Politikaları-Mesleki Eğitim Çalıştayı’nda daha iyi işgücü piyasası
76
sonuçlarına ulaşma hedefinin üç yolu belirtilmiştir, ki bunların ikisi doğrudan İŞKUR’la
ilgilidir.193 Bunlar;
a)
İşçilerin istihdam edilebilirliliklerinin geliştirilmesi yani işgücü
arzının olumlu özelliklerinin arttırılmasıdır. Eğitim ve kendi işini kurma yardımı ile
işgücü arzı geliştirilebilir. Bu durum tarımdan kopan veya kadın işgücü içinde
geçerlidir.
b)
İşgücü
piyasasının
işleyişinin
iyileştirilmesi,
arz
ve
talebin
eşleştirilmesi, daha iyi istihdam hizmetlerinin sunulması, iş arama yardımının verilmesi
şeklindedir.
İŞKUR’un özellikle internet üzerinden hizmet sunumuna geçmiş olması
eşleştirme ve kolaylaştırma açısından önemli bir adım olmuştur. Ancak tarımdan kopan
ve kadın işgücünün eğitim düzeyleri ve ekonomik imkanları bunlarla beraber kuruma
yapılan başvuru, açık iş, işe yerleştirme göstergeleri dikkate alındığında bu kitlenin
kuruma ulaşamadığı sonucuna ulaşılabilir. Kurum, internet üzerinden veya bireysel
beyana dayalı başvuru yolu ile kuruma ulaşamayanlara ulaşabilecek bir yöntem
bulmalıdır. Bu durumun talep yönlü değerlendirmesi “işyeri ziyaretleri” kapsamında
uygulanmaktadır.
Yukarıda belirtilen çalıştayda Dünya Bankası’ndan T.Jones, “yeni nesil istihdam
hizmetleri” hakkında bilgi verirken sosyal korumanın istihdam için önemine
değinmiştir. Tüm dez avantajlı grublar içerisinde daha dez avantajlı olan kadınların
bilgiye, desteğe ve teşviğe ulaşması daha güç olduğu göz ardı edilmemeli, bu kesimlere
ulaşılabilecek hizmet üretimi sağlanmalı ve tüm kamu istihdam hizmetleri bu anlayış
çerçevesinde verilmelidir. Makro ekonomi içerisinde tarım ve kadın istihdamının kayıt
dışılık ve hassas/kırılabilir durumu, kamu istihdam hizmetlerinin ve genel istihdam
politikalarının bu kesimlere ulaşmasını zorlaştırdığı açıktır.
Yeni
nesil
istihdam
hizmetleri
kapsamında
sunulan;
etki-maliyet
değerlendirmesi, insanların prim ve teşvikle çalışmaya zorlanması (çalışma ödemeleri
stratejisi), bireysel hizmet sunumu ve kişiye özel birim oluşturulması, iş merkezlerinin
193
Sunum, Gordon Betcherman tarafından yapılmıştır. Betcherman, Dünya Bankası İşgücü piyasası
uzmanıdır.
77
(Jobcenre Plus) oluşturulup etkin kılınması, müşteri/vatandaş odaklı hizmet sunulması,
başta ABD, İngiltere olmak üzere kadın ve genç işgücünün istihdamını arttırmıştır.
Ancak Türkiye’de kadınlar daha çok işgücü dışında görünmektedir. Yeni nesil istihdam
hizmetlerinden önce kadınların işgücü piyasasına girişinin önündeki sosyal, kültürel,
ekonomik engeller kaldırılmalıdır. Başta İŞKUR olmak üzere çalışma hayatıyla ilgili
tüm kurumlar Türkiye’de istihdamı arttırmanın yolunun ve yönteminin daha çok kadın
istihdamının sağlanmasıyla olabileceğini görmelidir.
Düşük becerili işçiler için kariyer yönlendirme-beceri kazandırma ve bu
beklntilerinin iyileştirilmesi üzerinde odaklanma kamu istihdam kurumlarının
öncelikleri arasında olmalıdır. Kadın işgücü ve tarımsal isithdam için daha çok geçerli
olan bu durum emek mobilitesi ve daha iyi şartlarda çalışmanın anahtarı olacaktır.
3- Ekonomik büyüme emek faktörü ve bu faktörün eğitim düzeyi ile doğrudan
ilgilidir. Hindistan’da yazılım sektörünün, İrlanda’da kimyasal üretim ve ilaç
sektörünün, başka ülkelerde farklı sektörlerin ekonomik büyümenin sürekliliğinin ve
hızının dinamiği olmuş olması Ar-Ge, eğitim ve uygun emekle bağlantısı mutlaktır. Bu
konu da işgücü piyasası analizleri hayati önem taşımaktadır. İŞKUR’un yapabileceği
Türkiye’nin ekonomik büyüme ve kalkınması için en hızlı, en kolay sektör ve
mesleklerin tespitini yapmak ve ilgili kurumları işbirliği ve koordinasyona zorlamaktır.
4- Kamu istihdam kurumu olarak İŞKUR, temel eğitim kurumu olmadığından
meslek çeşitliliğini ve meslek bilgisine sahip olma düzeyini belirlemede ikincil
durumda olmak zorunda kalmaktadır. Genel eğitim kurumlarının verdiği eğitime göre
şekillenen -ve doğal olarak şekillenmesi gereken- meslek çeşitliliği ve meslek bilgisi
düzeyi hızla değişen gümünüz işgücü piyasası taleplerini karşılayamamaktadır. Yeni
açılan meslek liselerinin, okullarının ve üniversitelerin hangi ihtiyaç analizi dikkate
alınarak oluşturulduğu açık değildir.
Özellikle mevcut orta öğretim düzeyindeki eğitimin içerisinde meslek eğitiminin
yetersiz düzeyde oluşu ve buna dayalı şekillenen yüksek öğrenim yapılanması sonucu
işgücü piyasasına girenler, aldıkları eğitimle edindikleri mesleklere ve talep ettikleri
ücretlere uygun iş bulamamaktadır. Bu durum hem kişisel iş doyumu ve motivasyonu
hem de üretimde verimliliği olumsuz etkilemektedir.
78
28 Kasım 2007 tarihinde gerçekleştirilen IV. İŞKUR Genel kurulunda alınan
kararların uygulanması aslında istihdam artışını sağlayacak politika önerilerini de
içermektedir. Örnek olarak zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması, kadın genç ve
engellilerin işgücü piyasası hakkında bilgilendirilmesinin istenmesi ve bunların mesleki
eğitim hizmetlerinden daha fazla yararlandırılması, kayıt dışının yoğun olduğu alan ve
sektörlere dönük teşvik ve mevzuat ihtiyacının karşılanması, işgücü piyasasında
esnekliğin sağlanarak kısmi süreli çalışmanın mevzuatında eksikliklerin giderilmesi,
teşviklerin istihdam bazlı olmasının sağlanması, ve son olarak “Ulusal Kadın İstihdamı
Politikasının” oluşturulması önerileri özellikle kadın ve diğer dezavantajlı grupların
işgücü piyasasında istihdam edilebilirliğini arttırabilecek uygulamalar olacaktır. Bu
uygulamalar verimli bir istihdam sağlayacağından ekonomik büyümenin sürekliliğini ve
buradan yeni istihdam olanaklarının sağlanmasını kolaylaştıracaktır.
79
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Ekonomik Büyüme ile İstihdam Arasındaki İlişkinin Zayıflama Nedenleri ve Bu
İlişkinin Güçlendirilmesinde İŞKUR’a Düşen Görevler” isimli bu çalışmada; ekonomik
büyüme ve istihdam kavramları arasında var olan bağlantının boyutları ve devam eden
ekonomik büyümeye paralel bir istihdam artışının neden oluşamadığı sorununun
sebepleri açıklanmaya çalışıldı. Büyümenin bileşenlerinden emek faktörünün veya
beşeri sermayenin büyümenin olmazsa olmazı olduğu ifade edildi.
“İstihdamsız
büyüme” kavramının gerçekliği kadın işgücü için daha geçerli olan bir iktisadi doğru
olduğu ıspatlandı.
Dünyada da güncelliğini koruyan bir konu olarak istihdamsız büyümenin
Türkiye için iki önemli farklı nedeni olduğu ifade edildi. “Diğer nedenler” başlığı
altında sıralanan istihdam ve büyüme bağını zayıflatan nedenler Türkiye ile beraber
diğer ülkelerde de geçerli iken kadın istihdamı ve işgücüne katılma oranının düşüklüğü,
tarımsal istihdamın hızlı azalması Türkiye’ye özgü nedenlerdir.
Tarımın toplam istihdam içindeki payı azalmakla beraber hala fazladır. Tarımsal
istihdamın verimliliğinin arttırılması için yapılaması gereken daha modern ve bilgiyoğun tarımın yapılmasıdır. Dünyada tarım ürünlerine olan talebin arttığı bir dönemde
küresel ısınmanın sonuçlarından biri olarak gıda krizinin devam etmesi, organik
tarımının yaygınlaşmasının istenmesi döneminde verimsiz tarım istihdamı büyük riskler
içermektedir. Tarımda çalışan kişilerin yoksulluk riski altında olduğu ve eğitim-sağlık
gibi önemli beşeri sermaye olanaklarına ulaşamadıkları açıktır.
İstikrarlı bir ekonomik büyüme; gelir artışını, eğitim ve sağlık düzeylerinin
yükselmesini, verim artışını, teknolojik gelişmeyi ve benzer birçok faktörü kapsadığı
için ayrıca doğrudan insani kalkınma ile ilgili olduğu için önemlidir. İstihdamla
ekonomik büyüme arasındaki nedensellik ilişkisi doğal olarak tek yönlü olmadığı,
ekonomik büyüme istihdam yaratması gibi verimli bir istihdamında istikrarlı bir
ekonomik büyüme için şart olduğu tespit edilmiştir. Bir ülke ekonomisinde ekonomik
büyümeye rağmen işsizlik oranlarının kaygı verecek düzeyde yüksek boyutlara ulaşması
gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere kadar pek çok yerde yaşanıyorsa ve
80
ekonomik büyümeye rağmen istihdam artmıyorsa tercih edilen ekonomik büyüme
modelleri ve ekonomik yaklaşımlar gözden geçirilmelidir.
Büyüme modelleri, gerek ortaya atıldıkları coğrafyalara uygun dizayn edilmeleri
ve gerekse politik iktisadın ürünü olmaları nedeniyle büyümeyi ve büyümeyi etkileyen
faktörleri farklı ele aldıkları gerçeği göz önünde bulundurularak gelişmekte olan
ülkelerde özellikle iç dinamikleri ve ülke standartlarını göz ardı etmemelidir. Neo-klasik
büyüme modellerinde tasarruf ve yatırım düzeyi ön plana çıkarılırken içsel büyüme
modellerinde beşeri sermaye ve teknolojik yeniliklerin düzeyi ön plana çıkmış olması
ve bunların içinde/dışında göz önünde bulundurulmayan ama bir çok önemli faktörün
olduğu asla göz ardı edilmemelidir.
Çıktıdaki büyüme, üretim faktörlerindeki -işgücü (emek) ve sermaye- artış ya
da teknolojik gelişmeler yoluyla sağlanıyorsa bu faktörler arasında atıllığı önleyecek
modeller seçilmelidir. Bireylerin sahip olduğu gelir kazanma potansiyelinin değeri
olarak beşeri sermayenin büyüme ve kalkınmadaki rolü çok önemli olduğu gerçeği göz
ardı edilmeyerek bu faktöre gereken önem verilmesi hem istihdam artışı hem de
ekonomik büyümenin istikrarı açısından değerlendirilmelidir.
Ekonomik büyümenin önemli kaynaklarından biri olan işgücünün artış hızı
genellikle nüfus artış hızıyla sınırlanmış olması kısa vadede Türkiye gibi gelişmekte
olan ülkelerde sorun olmasa da gelişmiş ülkelerde bunun da Türkiye durumun aksine bir
sorun olduğu ve istihdamın yaşlanması sorunun yaşandığı göz ardı edilmemelidir.
İşgücü piyasasına giren kişi sayısının fazla oluşu Türkiye gibi ekonomilerde daha fazla
yeni istihdam oluşturma zorunluluğunu ortaya çıkardığı için emek yoğun sektörler
tercih edilmesi kısa vadeli bir çözüm olur. Değişen iş, işgücü, işgücü piyasası emek
yoğun sektörlerdeki emeğinde hızla eskimesine neden olmaktaysa yaşam boyu öğrenme
ve işletmlerde eğitim kapsamındaki faaliyetle bu yönde düzenlenmelidir. Bu noktada
hizmet içi eğitim, iş yerinde eğitim, meslek geliştirme eğitimlerinin önemi bir daha
ortaya çıkmaktadır.
Dünya da ve Türkiye’de gelir dağılımı eşitsizliğinin ve yoksulluğun istenilen
düzeylerde olmadığı, tarihi gelişim içerisinde ülkeler arasındaki ve ülke içlerinde
gruplar/bölgeler arasındaki farkların kapanmadığı aksine bazı dönemlerde çoğu bölgeler
81
arasında açıldığı görülmekte ve bunun sosyal maliyeti daha fazla olmaktadır.
Ekonomik durum ve beklentiler ilerleyen dönemlerde de olumlu bir grafik
sunamadığından ülkelerin istikrarlı ekonomik büyümeyi işgücü piyasası ile entegre
ederek devam ettirmeleri gerekmektedir. Ülkelerin tercihlerine göre aralarındaki ve
içlerinde bölgeler/gruplar arasındaki mesafeyi açıp veya kapatabileceği verilerle
sunulmuştur. Ekonomik büyümenin anlamlı olabilmesi için kesinlikle insani gelişme ve
kalkınmaya katkısının olmalıdır. Böyle olabilmesi içinde insan onuruna yakışır bir
istihdama dayandırılmalıdır.
Dünya nüfusu yaklaşık olarak 7 milyar sınırına yakın iken işgücünün 3,5 milyar
olacağı varsayılırsa çalışan bir kişi iki kişiye bakmak zorunda kalacak demektir. Dünya
işgücü piyasasının son 10 yıllık eğilimine bakıldığında, hem kadın hem de erkek
işgücüne katılma oranının azalması bu sayının artabileceğini de yansıtmakta ve bu
eğilim, içinde birçok olumsuz sonuç barındırmaktadır
2007 yılında günlük “2 Dolar” olan yoksulluk sınırı altında çalışan kişi sayısının
toplam dünya istihdamının % 44,1’i oluşturması gelir dağılımı eşitsizliğinin ve
yoksulluğun kısa dönemde azaltılamayacağını hatta doğru ekonomik yeniden bölüşüm
kanalları tercih edilmez ise daha da olumsuz olabileceğini göstermektedir. Dünya işsiz
sayısı son 10 yıl içerisinde 25,1 milyon kişi artış göstermiş olması da bu kaygıyı
güçlendirmektedir. 2007 yılında dünya işsiz sayısı 189,9 milyon kişi ve dünya işsizlik
oranı ise % 6 olarak gerçekleşmiştir ancak son dünya ekonomik krizinin işsiz sayısına
ve oranına olumsuz yansıyacağı açıktır.
Çalışma kapsamında incelendiğinde, GSMH büyüklüklerinin 1923’ten 2007’e
kadar, 4 kez -%10’dan fazla olarak 15 kere küçülme göstermiş olması, ortalama 5-6
yılda bir ekonomik küçülme yaşandığını göstermektedir. Ayrıca bu 15 küçülmeden
4’ünde sadece tarım sektörünün küçülmüş olması genel olarak ekonominin özel olarak
tarım sektörü politikalarının üretim dinamiklerinin uzun vadeli, güncel ve verimli
planlamasına ihtiyaç olduğu göstermektedir.
Türkiye İşgücü piyasasının temel sorunları olan eğitim-istihdam ilişkisizliği,
işgücü arz fazlası ve talep yetersizliği gibi sektörel bağlam ihtiyaçları dikkate alınarak
82
her yönüyle analiz edilmelidir. Türkiye istihdam tarihinde önceki yıla göre istihdam
edilen kişi sayısının azaldığı yıl sayısı 9 olduğundan ortalama her 9-10 yılda bir
istihdam azalmıştır. Sadece 1940 ve 2001 yıllarında negatif ekonomik büyüme ile
istihdam azalması bir arada olurken diğer 7 yılda ekonomik büyümeye rağmen istihdam
edilen kişi sayısı önceki yıla göre azalmıştır. Dolayısıyla istihdam azalmasının başka
dinamikleri de olabileceği göz ardı edilmemelidir.
Çalışma kapsamında da öne sürüldüğü gibi Türkiye’de diğer ülkelerden farklı
olarak ekonomik ile istihdam arasındaki bağı zayıflatan iki ana neden vardır. Tarımsal
çözülme ve kadın nüfusu ile ekonomi ve işgücü piyasası arasında kurumsal bir bağın
kurulamamış olmasıdır. Ayrıca istihdamdakilerin içerisindekilerin yoksullar içinde
ağırlığı oluşturması mevcut istihdam kalitesinin de istenilen düzeyde olmadığı
göstermektedir.
Tarımsal çözülme, gizli işsizlerin açık işsiz olarak işgücü piyasasına çıkması,
uzun süreli işsiz olarak kalmalarından ve nihai olarak işgücü piyasasında niteliklerine
uygun iş bulamamalarından işgücü piyasasından çekilmeleri ile sonuçlanan bir süreçtir.
Tarımsal üretimde marjinal verimlilikleri olmamasına rağmen istihdamda görülen bu
kitle, “işinden” ayrılınca istihdam azalmış gibi görünüyor. Bu kişiler kısa vade de işsiz
gibi göründüğünde işsizlik oranının düşürülmesi güçleşmektedir. Orta vade de işgücü
piyasasından çekilince de işgücüne katılma oranı düşmektedir. Bu kişilerin iş ve gelir
ihtiyacının devam etmesi “ümidi kırılanlar” diye ifade edilen kesimin sayısının da son
yıllarda artmasına neden olmuştur. Bu durumda tarım-dışı alanda oluşan istihdam artışı
tarım sektöründe oluşan istihdam azalmasının gölgesinde kalmaktadır. Çalışmada
sunulan 2000 sonrası dönemde ekonomik krizinde etkisiyle önce işsizliğin süresi
oransal olarak uzamış, daha sonrada ümidi kırılanlar artmıştır.
Tarımsal istihdamda çalışanların düşük nitelikli olması ve meslek çeşitliliğinin
işgücünün geneli ile uyumlu olmaması, eğitim ve gelir düzeyinin düşük oluşu, fırsat
eşitsizliğine daha fazla maruz kalması nedeniyle mobilitesinin düşük oluşu oradan
kopan işgücünün mesleki eğitimini ve mesleki yönlendirmesini ve diğer sektörlerde iş
bulabilmesini zorlaştırmaktadır.
83
Kadın istihdamında tarım sektörünün, kırsallığın, kayıt-dışılığın, ücretsiz aile
işçiliğinin, düşük eğitimlilerin ağırlığı “verimli bir istihdam” olmadığı göstermektedir.
Kadın işgücünün nüfusa oranının düşük olması bağımlılık oranının çok yüksek
olmasına neden olmakta ve beşeri sermaye birikimi daha yavaş olmakta veya
olmamaktadır. 2007 yılında Türkiye’de yaklaşık olarak 1 çalışanın ortalama 3 kişiye
bakması bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye ve dünyada gündemde olan
“çalışan yoksullar kavramı”, “istihdamsız büyüme” “yoksullaştıran büyüme” gibi
gerçekliklerin daha çok kadın nüfusla kesiştiği açıktır.
Tartışılması gereken; kısa vadede ekonomik büyümenin neden yeterince
istihdam yaratamaması değil, tarımsal çözülmenin ne kadar ve ne zamana kadar gerekli
olduğu, daha kontrollü bir çözülmenin imkanları var mıdır konularıdır. Ayrıca kadın
nüfusunun % 80’sinin (Kadın işgücü, kadın nüfusunun % 20’sini oluşturuyor) hangi
yaşam koşullarında yaşadığı ve bunun insani kalkınmayı nasıl olumsuz etkilediğidir.
Türkiye’nin nüfus ve ekonomik büyüklük olarak yakın olduğu ülkelerden neden daha
düşük bir insani kalkınma düzeyinde olduğunu buraya dayandırılmalıdır. Kadın işgücü
tarım endeksli, düşük nitelikli ve düşük eğitimli, kayıt dışı ve çoğu ücretsiz aile
işçiliğinde olan, meslek çeşitliliğinin düşük olduğu istihdam şeklinden “kurtarılmalıdır.”
Bu çalışmaya başlanıldığında hem Türkiye’de hem de dünyada devam eden
yüksek ekonomik büyüme hızının neden daha fazla istihdam yaratamadığı güncel bir
konu iken şu anda bunun yerini, son kriz ve işten çıkarılma riski taşıyan istihdam
almıştır. Buradan çıkarılması gerek sonuç, istikrarlı bir ekonomik büyüme, istikrarlı bir
istihdam ve istihdam artışı için de olmazsa olmazdır. Çok uluslu şirketlerin (ÇUŞ’ların)
ceolarının bile işsiz kalabileceği bir daralmanın baharını yaşayan dünya ekonomisi bu
yılı ekonomik küçülme yaşamadan bitirebilmenin kaygısıyla çarklarını döndürmeye
çalışmaktadır. İstikrarsızlık ve küçülmenin yoksulluk ve işsizliği derinleştirerek
yaygınlaştırdığı gerçeği de göz ardı edilmemeli ve istikrarlı ekonomik büyümenin
“kıymeti” bilinmelidir. Nitekim Türkiye için açıklanan 2008 yılı 3. çeyrek büyüme
oranı planlananın aksine sadece % 0,5 olarak gerçekleşmiş ve aynı dönemde genel
işsizlik oranı % 1 artarak tekrar % 10 bandının üzerine çıkmıştır.
Başta Kamu İstihdam Kurumları olmak üzere ve tüm kurum ve kuruluşların ise
dinamik bir piyasa yapısı sunan, rekabet alanının uluslarasılaşmış olduğu, network
84
organizasyonlardan oluşan, esnek üretimi arttıran, üretimi bilgiye ve yeniliğe dayalı
yapan, dijitalleşmenin hakim olmaya çalıştığı teknolojik yapılar sunan, yenilik ve
kalitenin rekabeti belirlediği, Ar-Ge’nin öneminin yüksek olduğu, tek alanlı
uzmanlıkların yetersiz kaldığı, endüstri ilişkilerinin uzlaşma ve işbirliği yönünde olduğu
yeni ekonomi ve “yeni” işgücü piyasasına, önce “kendilerini”, sonra işgücünü
yönlendirmeleri gereklidir.
Ekonomik büyüme kadar ekonomik krizlerin de belli bir dönemlerde neredeyse
olağanlaşarak gerçekleştiği göz ardı edilmemelidir. Neo-liberal iktisadın özellikle
1980’lerden sonra ısrarla savunduğu “az devlet müdahalesi” dönemi miadını son
ekonomik krizle doldurmuş ve devletin planlı müdahaleleri neredeyse her kıtada
başvurulabilinen tek yol olmuştur. Ne emek piyasası ne de diğer piyasalar pür piyasa
mantığına terk edilerek adil bir kalkınmanın yolunu açamamaktadır. Kamu istihdam ve
sosyal güvenlik kurumlarının işsizlik ve yoksulluğun azaltılmasında daha etkin rol
almaları zorunluluk haline gelmiştir.
85
EKLER
EK-1: ÜLKELERİN EKONOMİK BÜYÜKLÜK GÖSTERGELERİ
Sıra194
ÜLKE/YER
1
DÜNYA
65,610,000,000,000
Katar
80,900
Azerbaycan
23.40
2
AB
14,380,000,000,000
Luxembourg
80,500
Bhutan
22.40
Bermuda
69,900
Angola
(04)
21.10
19.80
GSYİH $
13,840,000,000,000
ÜLKE
KBG $ 195
ÜLKE
E.B ORANI196 (%)
3
United States
4
China
6,991,000,000,000
Jersey
57,000
Timor-Leste
(05)
5
Japan
4,290,000,000,000
Norway
53,000
Macau
6
India
2,989,000,000,000
Brunei
51,000
Qatar
14.20
7
Germany
2,810,000,000,000
Singapore
49,700
Armenia
13.80
8
United Kingdom
2,137,000,000,000
United States
45,800
Afghanistan
12.40
12.40
16.60 (06)
9
Russia
2,088,000,000,000
Guernsey
44,600
Equatorial Guinea
(05)
10
France
2,047,000,000,000
Cayman Islands
43,800
Georgia
(04)
12.40
11
Brazil
1,836,000,000,000
Ireland
43,100
Turkmenistan
11.60
12
Italy
1,786,000,000,000
Hong Kong
42,000
China
11.40
13
Spain
1,352,000,000,000
Switzerland
41,100
Ethiopia
11.40
14
Mexico
1,346,000,000,000
Kuwait
39,300
Panama
11.20
15
Canada
1,266,000,000,000
Andorra
38,800
Liechtenstein
(05)
16
Korea, South
1,201,000,000,000
Iceland
38,800
Sudan
10.50
17
Türkiye
888,000,000,000
Netherlands
38,500
Slovakia
10.40
38,500
Anguilla
(04)
10.20 (04)
11.00 (99)
18
Indonesia
837,800,000,000
British Virgin
Islands
19
Australia
760,800,000,000
Austria
38,400
Latvia
20
Iran
753,000,000,000
Canada
38,400
Mongolia
9.90
21
Taiwan
695,400,000,000
Gibraltar
38,200
Cambodia
(05)
9.60
22
Netherlands
639,500,000,000
Denmark
37,400
Uzbekistan
9.50
23
Poland
620,900,000,000
United Arab
Emirates
37,300
Liberia
9.40
24
Saudi Arabia
564,600,000,000
Sweden
36,500
India
9.20
25
Argentina
523,700,000,000
Australia
36,300
Peru
9.00
26
Thailand
519,400,000,000
Belgium
35,300
Lithuania
8.80
27
South Africa
467,100,000,000
Finland
35,300
Argentina
8.70
28
Pakistan
410,000,000,000
United Kingdom
35,100
Dominican Republic
8.50
29
Egypt
404,000,000,000
Isle of Man
35,000
Kazakhstan
(05)
8.50
30
Belgium
376,000,000,000
Germany
34,200
Vietnam
8.50
31
Malaysia
357,400,000,000
San Marino
34,100
Venezuela
8.40
32
Sweden
334,600,000,000
Japan
33,600
Belarus
8.20
194
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2003rank.html aderesinden
FACTBOOK 2008 kitabından derlenmiştir. (26.06.2008)
195
Parantez içinde belirtilen yılların dışında tüm veriler 2007 yılı içindir.
196
Parantez içinde belirtilen yılların dışında tüm veriler 2007 yılı içindir.
86
10.20
33
Venezuela
334,600,000,000
France
33,200
Kyrgyzstan
8.20
34
Greece
324,600,000,000
European Union
32,300
Russia
8.10
35
Ukraine
320,100,000,000
Bahrain
32,100
Tajikistan
7.80
36
Colombia
319,500,000,000
Faroe Islands
31,000
Singapore
7.70
37
Austria
317,800,000,000
Italy
30,400
Laos
7.50
38
Switzerland
300,200,000,000
Spain
30,100
Montenegro
7.50
39
Philippines
299,600,000,000
Taiwan
30,100
United Arab Emirates
7.40
40
Hong Kong
292,800,000,000
Monaco
30,000
Malawi
7.40
41
Nigeria
292,700,000,000
Greece
29,200
Serbia
7.30
42
Czech Republic
248,900,000,000
Macau
28,400
Tanzania
7.30
43
Norway
247,400,000,000
Equatorial Guinea
28,200
Philippines
7.30
44
Romania
245,500,000,000
Cyprus
27,400
Ukraine
7.30
45
Chile
231,100,000,000
Slovenia
27,200
Egypt
7.10
46
Portugal
230,500,000,000
New Zealand
26,400
Estonia
7.10
47
Singapore
228,100,000,000
Israel
25,800
Colombia
7.00
48
Algeria
224,700,000,000
Bahamas, The
25,000
Cuba
7.00
25,000
Gambia, The
7.00
49
Vietnam
221,400,000,000
Falkland Islands
(Islas Malvinas)
50
Peru
219,000,000,000
Liechtenstein
25,000
Uruguay
7.00
51
Bangladesh
206,700,000,000
Korea, South
24,800
Mozambique
7.00
52
Denmark
203,700,000,000
Czech Republic
24,200
Kenya
53
Hungary
191,300,000,000
Oman
24,000
Gibraltar
54
Ireland
186,200,000,000
Saudi Arabia
23,200
Cape Verde
6.90
55
Israel
185,900,000,000
Malta
22,900
Costa Rica
6.80
56
Finland
185,500,000,000
Aruba
21,800
Sierra Leone
6.80
57
Kazakhstan
167,600,000,000
Portugal
21,700
Libya
6.80
58
United Arab
Emirates
167,300,000,000
Estonia
21,100
Bahrain
6.60
59
Kuwait
130,100,000,000
Slovakia
20,300
Saint Vincent and the
Grenadines
6.60
60
Morocco
125,300,000,000
Greenland
20,000
Maldives
6.60
61
New Zealand
111,700,000,000
Puerto Rico
19,600
Czech Republic
6.50
62
Slovakia
109,600,000,000
Barbados
19,300
Poland
6.50
63
Belarus
105,200,000,000
Hungary
19,000
Uganda
6.50
64
Iraq
102,300,000,000
Antigua and
Barbuda
18,300
Ghana
6.40
65
Ecuador
98,790,000,000
Trinidad and
Tobago
18,300
Pakistan
6.40
66
Angola
91,290,000,000
Lithuania
17,700
Paraguay
6.40
67
Burma
91,130,000,000
French Polynesia
17,500
Nigeria
6.40
68
Syria
87,090,000,000
Latvia
17,400
Oman
6.40
69
Bulgaria
86,320,000,000
Seychelles
16,600
Sri Lanka
6.30
70
Sri Lanka
81,290,000,000
Botswana
16,400
Congo, Democratic
Republic of the
6.30
71
Sudan
80,710,000,000
Poland
16,300
Honduras
6.30
72
Puerto Rico
77,410,000,000
Netherlands
Antilles
16,000
Tunisia
6.30
73
Serbia
77,280,000,000
Croatia
15,500
Malaysia
6.30
74
Tunisia
77,000,000,000
Guam
15,000
Madagascar
6.30
87
7.00
7.00 (05)
75
Libya
74,750,000,000
New Caledonia
15,000
Indonesia
6.30
76
Croatia
68,980,000,000
Russia
14,700
Hong Kong
6.30
77
Azerbaijan
65,470,000,000
Virgin Islands
14,500
Bulgaria
6.20
78
Uzbekistan
64,150,000,000
Gabon
14,100
Niue
79
Guatemala
62,530,000,000
Chile
13,900
Papua New Guinea
6.20
80
Ethiopia
62,190,000,000
Saint Kitts and
Nevis
13,900
Antigua and Barbuda
6.10
81
Dominican
Republic
61,790,000,000
Argentina
13,300
Slovenia
6.10
82
Oman
61,610,000,000
Malaysia
13,300
Albania
6.00
83
Lithuania
59,640,000,000
Türkiye
12,900
Rwanda
6.00
84
Kenya
58,880,000,000
Mexico
12,800
Romania
6.00
12,500
Samoa
6.00
12,300
Sao Tome and Principe
6.00
5.80
85
Qatar
57,690,000,000
Northern Mariana
Islands
86
Slovenia
54,670,000,000
Libya
6.20 (03)
87
Yemen
52,050,000,000
Venezuela
12,200
Bosnia and
Herzegovina
88
Cuba
51,110,000,000
Uruguay
11,600
Iran
5.80
89
Tanzania
48,940,000,000
Turks and Caicos
Islands
11,500
Croatia
5.80
90
Costa Rica
45,770,000,000
Romania
11,400
Guatemala
5.70
91
Lebanon
42,270,000,000
Bulgaria
11,300
Taiwan
5.70
92
El Salvador
41,650,000,000
Lebanon
11,300
Jordan
5.70
93
Korea, North
40,000,000,000
Mauritius
11,200
Bangladesh
5.60
94
Latvia
39,730,000,000
Kazakhstan
11,100
Gabon
5.60
95
Bolivia
39,440,000,000
Belarus
10,900
Burma
5.50
96
Cameroon
39,370,000,000
Saint Lucia
10,700
Suriname
5.50
97
Luxembourg
38,560,000,000
Iran
10,600
Trinidad and Tobago
5.50
98
Uruguay
37,190,000,000
Grenada
10,500
Palau
5.50
99
Afghanistan
35,000,000,000
Serbia
10,400
Botswana
5.40
100
Panama
34,510,000,000
Costa Rica
10,300
Luxembourg
5.40
101
Cote d'Ivoire
32,180,000,000
Panama
10,300
Solomon Islands
5.40
102
Ghana
31,330,000,000
World
10,000
Guyana
5.40
103
Honduras
30,650,000,000
South Africa
9,800
Brazil
5.40
104
Estonia
29,350,000,000
Saint Vincent and
the Grenadines
9,800
Ireland
5.30
105
Nepal
29,040,000,000
Brazil
9,700
Seychelles
5.30
106
Uganda
29,040,000,000
Cook Islands
9,100
Zambia
5.30
107
Jordan
Dominica
9,000
Israel
5.30
108
Bosnia and
Herzegovina
27,730,000,000
Anguilla
8,800
Djibouti
5.20
109
Paraguay
27,080,000,000
Macedonia
8,500
Isle of Man
110
Turkmenistan
26,730,000,000
Belize
7,900
World
111
Cambodia
25,900,000,000
Thailand
7,900
French Polynesia
112
Botswana
25,680,000,000
Suriname
7,800
South Africa
5.10
113
Bahrain
24,500,000,000
Peru
7,800
Chile
5.00
114
Trinidad and
Tobago
23,790,000,000
Azerbaijan
7,700
Türkiye
5.00
115
Cyprus
21,380,000,000
Jamaica
7,700
Senegal
5.00
$ 27,990,000,000
88
5.20 (05)
5.20
5.10 (02)
116
Jamaica
20,670,000,000
117
Senegal
20,600,000,000
118
Georgia
20,500,000,000
119
Gabon
20,180,000,000
120
Albania
19,920,000,000
121
Brunei
19,640,000,000
122
Congo, Democratic
Republic of the
18,840,000,000
123
Madagascar
18,120,000,000
124
Macedonia
17,350,000,000
Palau
Tunisia
Ecuador
7,600
Vanuatu
5.00
7,500
Macedonia
5.00
7,200
Moldova
5.00
7,000
Korea, South
5.00
7,000
Iraq
5.00
7,000
Lesotho
4.90
6,900
KKTC
6,700
Thailand
4.80
6,500
El Salvador
4.70
6,300
Algeria
4.60
5,800
Bermuda
4.60 (04)
5,800
San Marino
4.60 (04)
5,800
Mauritius
4.60
5,600
Kuwait
4.60
5,500
Cyprus
4.40
5,500
Namibia
4.40
5,400
Finland
4.40
5,300
Barbados
4.20
5,200
Central African
Republic
4.20
5,200
Benin
4.20
5,200
Burkina Faso
4.20
5,100
Bolivia
4.20
5,000
Saudi Arabia
4.10
4,900
Greece
4.00
4,900
Lebanon
4.00
4,900
Australia
3.90
4,800
Syria
3.90
4,700
Fiji
3.90
4,700
Iceland
3.80
4,600
Nicaragua
3.80
4,500
Spain
3.80
4,500
Malta
3.80
4,500
Burundi
3.60
4,100
Andorra
3.50
4,100
Netherlands
3.50
4,100
Norway
3.50
Bosnia and
Herzegovina
Saint Pierre and
125
Burkina Faso
17,200,000,000
126
Armenia
17,150,000,000
127
Mozambique
17,020,000,000
128
Zambia
15,920,000,000
129
Chad
15,900,000,000
130
Nicaragua
15,840,000,000
131
Equatorial Guinea
15,540,000,000
132
Mauritius
14,060,000,000
133
Mali
13,470,000,000
134
Congo, Republic of
the
13,230,000,000
135
Laos
12,650,000,000
136
Macau
12,500,000,000
137
Iceland
12,140,000,000
138
Benin
12,100,000,000
139
Papua New Guinea
11,940,000,000
140
Tajikistan
141
Haiti
142
Namibia
143
Guinea
11,820,000,000
$ 11,140,000,000
10,720,000,000
10,690,000,000
144
Malawi
10,510,000,000
145
Kyrgyzstan
10,500,000,000
146
Moldova
9,821,000,000
147
Malta
9,396,000,000
148
Niger
8,902,000,000
149
Rwanda
8,440,000,000
150
Mongolia
8,420,000,000
151
Bahamas, The
8,332,000,000
Miquelon
Dominican Republic
Ukraine
Colombia
Algeria
Albania
American Samoa
Niue
El Salvador
Angola
Egypt
Fiji
Samoa
China
Bhutan
Namibia
Turkmenistan
Tonga
Nauru
Armenia
Jordan
Mayotte
Swaziland
Georgia
Guatemala
Maldives
Cuba
Paraguay
Syria
Sri Lanka
Honduras
Morocco
89
4.90 (00)
152
Mauritania
5,947,000,000
153
Montenegro
5,918,000,000
154
Swaziland
5,626,000,000
155
Somalia
5,575,000,000
156
Barbados
5,317,000,000
Bolivia
Vanuatu
Guyana
Wallis and Futuna
Montenegro
4,000
Marshall Islands
3.50
3,900
Austria
3.40
3,800
Cameroon
3.30
3,800
Mexico
3.30
3,800
Saint Kitts and Nevis
3.30
3,700
Haiti
3.20
3,700
Saint Lucia
3.20
3,600
Niger
3.20
3,600
Bahamas, The
3.10
3,400
Grenada
3.10
3,400
Switzerland
3.10
3,200
Yemen
3.10
3,200
United Kingdom
3.10
2,900
American Samoa
3.00 (03)
2,900
Guernsey
3.00 (05)
2,700
European Union
2,600
Tuvalu
2,600
New Zealand
3.00
2,600
Belgium
2.70
2,500
Canada
2.70
2,500
Kosovo
2.60
2,300
Sweden
2.60
2,300 Somalia
2.60
2,300
Germany
2.50
2,300
Mali
2.50
2,200
Guinea-Bissau
2.50
2,100
Nepal
2.50
2,100
Aruba
2.40 (05)
2,000
Swaziland
2,000
Faroe Islands
2,000
Belize
2.20
2,000
United States
2.20
1,900
Japan
2.10
1,900
Morocco
2.10
1,900
Togo
2.10
1,800
Greenland
Congo, Republic of
157
Togo
158
Jersey
159
Fiji
160
Gaza Strip
5,208,000,000
5,100,000,000 (05)
5,079,000,000
5,034,000,000 (06)
161
West Bank
5,034,000,000 (06)
162
French Polynesia
4,580,000,000 (03)
163
Bermuda
4,500,000,000 (04)
164
Suriname
4,073,000,000
165
Kosovo
4,000,000,000
166
Sierra Leone
3,971,000,000
167
Eritrea
3,619,000,000
168
Bhutan
3,359,000,000
169
New Caledonia
3,158,000,000 (03)
170
Central African
Republic
3,099,000,000
171
Lesotho
3,092,000,000
172
Guyana
173
Burundi
174
Netherlands Antilles
175
Andorra
2,920,000,000
2,896,000,000
2,800,000,000 (04)
2,770,000,000 (05)
the
Indonesia
Iraq
Kiribati
Montserrat
Philippines
Cape Verde
Mongolia
Moldova
Marshall Islands
India
Nicaragua
Pakistan
Vietnam
Saint Helena
Timor-Leste
Djibouti
Yemen
Uzbekistan
3.00
3.00 (06)
Micronesia,
176
Guernsey
2,742,000,000 (05) Federated States of
177
Isle of Man
2,719,000,000 (05)
178
Timor-Leste
179
Guam
2,608,000,000
2,500,000,000 (05)
180
Belize
2,444,000,000
181
Aruba
2,258,000,000 (05)
182
Zimbabwe
183
Gambia, The
184
Cayman Islands
185
Saint Lucia
186
Liechtenstein
187
Djibouti
2,211,000,000
2,106,000,000
1,939,000,000 (04)
1,794,000,000
1,786,000,000 (01)
1,738,000,000
Sudan
Cameroon
Laos
Kyrgyzstan
Mauritania
Papua New Guinea
Nigeria
Burma
Solomon Islands
Korea, North
Cambodia
90
2.40
2.40 (05)
2.00 (05)
188
Cape Verde
1,603,000,000
189
Maldives
1,588,000,000
190
Virgin Islands
1,577,000,000 (04)
191
Antigua and
Barbuda
1,526,000,000
192
Seychelles
1,378,000,000
193
Liberia
1,340,000,000
194
Comoros
1,262,000,000
195
Grenada
1,108,000,000
Kosovo
Tajikistan
Chad
Kenya
Senegal
Cote d'Ivoire
1,800
Kiribati
2.00
1,800
Virgin Islands
1,700
Ecuador
1.90
1,700
France
1.90
1,700
Portugal
1.90
1,700
Denmark
1.80
1,600
Cote d'Ivoire
1.60
1,600
Guinea
1.50
1,500
Italy
1.50
1,400
Jamaica
1.40
1,300
Eritrea
1.30
1,300
Hungary
1.30
1,300
Netherlands Antilles
1.00 (04)
1,300
British Virgin Islands
1.00 (02)
1,300
Cayman Islands
0.90 (04)
1,300
Mauritania
1,300
Monaco
1,200
Dominica
0.90
1,100
Chad
0.60
1,100
Brunei
0.40
1,100
Micronesia, Federated
States of
0.30 (05)
1,100
Cook Islands
0.10 (05)
1,100
Comoros
1,000
Montserrat
-1.00 (02)
1,000
Korea, North
-1.10 (06)
1,000
Puerto Rico
-1.20
900
Congo,Republic
-1.60
900
Tonga
-3.50
800
Zimbabwe
-6.10
800
Gaza Strip
-8.00 (06)
800
West Bank
-8.00 (06)
2.00 (02)
Sao Tome and
196
Greenland
1,100,000,000 (01)
197
Gibraltar
198
Saint Vincent and
the Grenadines
1,042,000,000
199
Samoa
1,029,000,000
200
Faroe Islands
201
Monaco
202
203
Mayotte
Solomon Islands
1,066,000,000 (05)
1,000,000,000 (01)
976,300,000 (06)
953,600,000 (05)
948,000,000
Northern Mariana
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
Islands
Vanuatu
British Virgin Islands
San Marino
Guinea-Bissau
Saint Kitts and Nevis
Dominica
Tonga
American Samoa
Kiribati
900,000,000 (00)
897,000,000
853,400,000 (04)
850,000,000 (04)
808,000,000
721,000,000
648,000,000
526,000,000
510,100,000 (03)
348,000,000
Micronesia,
214
Federated States of
277,000,000 (02)
Sao Tome and
215
Principe
256,000,000
Turks and Caicos
216
217
218
219
220
Islands
Cook Islands
Palau
216,000,000 (02)
183,200,000 (05)
124,500,000 (04)
Principe
Tuvalu
Benin
Ghana
Bangladesh
Haiti
Gambia, The
Zambia
Burkina Faso
Tanzania
Lesotho
Nepal
Comoros
West Bank
Guinea
Gaza Strip
Madagascar
Afghanistan
Mali
Tokelau
Rwanda
Uganda
Eritrea
Ethiopia
Mozambique
Malawi
Togo
800
800
91
0.90
0.90 (00)
-1.00
Central African
221
222
223
224
225
226
227
Republic
Niger
700
700
Sierra Leone
Somalia
Guinea-Bissau
Burundi
Liberia
700
600
500
400
400
Congo, Democratic
228
229
Republic of
Zimbabwe
92
300
200
EK-2: ÜLKELERİN İŞGÜCÜ PİYASASI GÖSTERGELERİ
Birth rate
(births/1,000
population)
Eğitimin
GSYİH ÜLKE
payı
ÜLKE
İ.O.
(%)
3,131,000,000
Andorra
0.00
(96)
China
803,300,000
Monaco
0.00
(05)
11.80
India
516,400,000
Qatar
0.70
10.30
European
Union
222,500,000
Uzbekistan
0.80
9.60
United States
153,100,000
Guernsey
0.90
(06)
Vanuatu
9.50
Indonesia
109,900,000
Bangladesh
1.00
44.12
Uzbekistan
9.40
Brazil
99,470,000
Iceland
1.00
9.30
Russia
74,100,000
Liechtenstein
1.30
(02)
Sıra197
Ülke
1
World
6,677,563,921
Niger
49.62
Kiribati
17.80
World
2
China
1,330,044,605
Mali
49.38
Lesotho
13.00
3
India
1,147,995,898
Uganda
48.15
Marshall
Islands
4
European
Union
491,018,677
Afghanistan
45.82
Palau
5
United States
303,824,646
Sierra Leone
45.08
Yemen
6
Indonesia
237,512,355
Burkina Faso
44.68
7
Brazil
191,908,598
Somalia
NÜFUS 198
ÜLKE
ÜLKE
İŞGÜCÜ
8
Pakistan
167,762,040
Angola
44.09
Saint Kitts
and Nevis
9
Bangladesh
153,546,901
Congo,
Democratic
Republic of
the
43.00
Cuba
9.10
Bangladesh
69,400,000
Thailand
1.40
10
Russia
140,702,094
Liberia
42.92
Botswana
8.70
Japan
66,690,000
Isle of Man
1.50
(06)
11
Nigeria
138,283,240
Yemen
42.42
Djibouti
8.40
Nigeria
50,130,000
Belarus
1.60
(05)
12
Japan
127,288,419
Malawi
41.79
Denmark
8.30
Pakistan
49,180,000
Vanuatu
1.70
(99)
13
Mexico
109,955,400
Congo,
Republic of
the
41.76
Guyana
8.30
Vietnam
46,420,000
Cuba
1.80
14
Philippines
92,681,453
Burundi
41.72
Saint Vincent
and the
Grenadines
8.10
Mexico
44,710,000
Papua New
Guinea
1.90
(04)
15
Vietnam
86,116,559
Chad
41.61
Maldives
8.00
Germany
43,510,000
Kiribati
2.00
(92)
16
Germany
82,369,548
Guinea
41.31
Iceland
7.60
Thailand
36,900,000
Seychelles
2.00
(06)
17
Egypt
81,713,517
Zambia
40.52
Moldova
7.60
Philippines
36,220,000
Bermuda
2.10
(04)
18
Ethiopia
78,254,090
Mauritania
40.14
Micronesia,
Federated
States of
7.30
United
Kingdom
30,870,000
Moldova
2.10
19
Türkiye
71,892,807
Nigeria
39.98
Tunisia
7.30
Burma
29,260,000
Faroe Islands
2.10
(06)
20
Congo,
Democratic
Republic of
the
66,514,506
Rwanda
39.97
Norway
7.20
Iran
28,700,000
Singapore
2.10
21
Iran
65,875,223
Western
Sahara
39.95
Sweden
7.10
France
27,810,000
Jersey
2.20
(06)
22
Thailand
65,493,298
Mayotte
39.79
Bhutan
7.00
Ethiopia
27,270,000
Kuwait
(99)
2.20
(04)
23
France
64,057,790
Sao Tome
and Principe
39.12
Swaziland
7.00
Italy
24,710,000
Ukraine
2.30
24
United
60,943,912
Djibouti
38.61
Barbados
6.90
Korea, South
24,220,000
United Arab
2.40
197
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2003rank.html adresinden
FACTBOOK 2008’den derlenmiştir.
198 Parantez içinde belirtilen yılların dışında tüm veriler 2008 yılı içindir.
93
Kingdom
Emirates
(01)
25
Italy
58,145,321
Gaza Strip
38.38
Israel
6.90
Türkiye
23,530,000
Tajikistan
2.40
26
Korea, South
49,232,844
Madagascar
38.38
Namibia
6.90
Spain
22,190,000
Laos
2.40
(05)
27
Burma
47,758,181
Gambia, The
38.36
Kenya
6.90
Egypt
22,100,000
Bhutan
2.50
(04)
28
Ukraine
45,994,287
Mozambique
38.21
Saudi Arabia
6.80
Ukraine
21,580,000
Switzerland
2.50
29
Colombia
45,013,674
Kenya
37.89
Saint Lucia
6.60
Colombia
20,500,000
Norway
2.50
30
South Africa
43,786,115
Benin
37.36
Fiji
6.50
South Africa
20,490,000
Cambodia
2.50
(00)
31
Argentina
40,677,348
Equatorial
Guinea
37.04
Seychelles
6.50
Tanzania
20,040,000
Denmark
2.80
32
Spain
40,491,051
Ethiopia
36.80
Bolivia
6.40
Korea, North
20,000,000
Gibraltar
3.00
(05)
33
Sudan
40,218,455
Togo
36.66
Finland
6.40
Canada
17,950,000
Mongolia
3.00
34
Tanzania
40,213,162
Senegal
36.52
Cape Verde
6.30
Poland
16,860,000
Macau
3.10
(06)
35
Poland
38,500,696
GuineaBissau
36.40
Cyprus
6.30
Argentina
16,030,000
Guatemala
3.20
(05)
36
Kenya
37,953,838
Comoros
35.78
Ukraine
6.30
Afghanistan
15,000,000
Malaysia
(04)
3.20
37
Morocco
34,343,219
Gabon
35.75
Malaysia
6.20
Congo,
Democratic
Republic of
the
15,000,000
Netherlands
(06)
3.20
38
Algeria
33,769,669
Haiti
35.69
New Zealand
6.20
Uzbekistan
14,600,000
Korea, South
3.30
39
Canada
33,212,696
Oman
35.26
Belarus
6.10
Uganda
14,020,000
Lithuania
3.50
40
Afghanistan
32,738,376
Tanzania
35.12
Belgium
6.00
Venezuela
12,370,000
Nicaragua
3.60
41
Uganda
31,367,972
Cameroon
34.59
Slovenia
6.00
Kenya
11,850,000 British Virgin
(05) Islands
3.60
(97)
42
Nepal
29,519,114
Laos
34.46
Sudan
6.00
Ghana
11,290,000
3.60
43
Peru
29,180,899
Sudan
34.31
Ethiopia
6.00
Nepal
11,110,000
Mexico
(06)
3.70
44
Uzbekistan
28,268,440
Cote d'Ivoire
34.26
Malawi
5.80
Morocco
11,050,000
San Marino
3.80
(04)
45
Iraq
28,221,181
Eritrea
33.62
Switzerland
5.80
Australia
10,950,000
Northern
Mariana
Islands
3.90
(01)
46
Saudi Arabia
28,161,417
Maldives
33.61
France
5.70
Malaysia
10,940,000
Cyprus
3.90
33.13
United
Kingdom
5.60
Taiwan
10,780,000
Taiwan
3.90
New Zealand
47
Venezuela
26,414,815
Central
African
Republic
48
Malaysia
25,274,133
Marshall
Islands
31.52
Hungary
5.50
Peru
9,839,000
Japan
3.90
49
Korea, North
23,479,089
Iraq
30.77
Mexico
5.50
Mozambique
9,600,000
Brunei
4.00
(06)
50
Ghana
23,382,848
West Bank
30.35
Portugal
5.50
Algeria
9,380,000
China
4.00
51
Yemen
23,013,376
Kiribati
30.31
Poland
5.50
Romania
9,350,000
Hong Kong
4.10
52
Taiwan
22,920,946
Nepal
29.92
Austria
5.40
Kazakhstan
8,229,000
Romania
4.10
53
Romania
22,246,862
Ghana
29.22
South Africa
5.40
Sri Lanka
7,670,000
Palau
4.20
(05)
54
Mozambique
21,284,701
Bangladesh
28.86
Ghana
5.40
Netherlands
7,500,000
Azerbaijan
4.30
55
Sri Lanka
21,128,773
Saudi Arabia
28.83
Belize
5.30
Sudan
7,415,000
Australia
(96)
4.40
56
Australia
20,600,856
Guatemala
28.55
Jamaica
5.30
Iraq
7,400,000 Cayman
(04) Islands
4.40
(04)
57
Madagascar
20,042,551
Solomon
28.48
United States
5.30
Madagascar
7,300,000
4.40
94
Luxembourg
Islands
(00)
58
Syria
19,747,586
Paraguay
28.47
Netherlands
5.30
Cambodia
7,000,000
Austria
(03)
59
Cameroon
18,467,692
Samoa
28.20
Brunei
5.20
Chile
6,970,000
Saint Kitts
and Nevis
4.50
(07)
60
Cote d'Ivoire
18,373,060
Papua New
Guinea
28.14
GuineaBissau
5.20
Cote d'Ivoire
6,907,000
Costa Rica
4.60
61
Netherlands
16,645,313
Belize
27.84
Uganda
5.20
Cameroon
6,674,000
Ireland
4.60
62
Chile
16,454,143
Zimbabwe
27.38
Grenada
5.20
Angola
6,640,000
United States
4.60
63
Kazakhstan
15,340,533
Tajikistan
27.18
Canada
5.20
Saudi Arabia
6,563,000
Estonia
4.70
64
Burkina Faso
15,264,735
Honduras
26.93
Algeria
5.10
Yemen
6,316,000
Slovenia
4.80
65
Cambodia
14,241,640
Pakistan
26.93
Malta
5.10
Portugal
5,620,000
Nigeria
4.90
66
Malawi
13,931,831
Swaziland
26.60
Latvia
5.10
Syria
5,462,000
Namibia
5.20
67
Ecuador
13,927,650
Syria
26.57
Iran
5.10
Mali
5,400,000
Vietnam
5.30
68
Niger
13,272,679
Timor-Leste
26.52
Estonia
5.10
Benin
5,380,000
United
Kingdom
5.40
69
Guatemala
13,002,206
Uzbekistan
26.45
Burundi
5.10
Czech
Republic
5,360,000
Paraguay
5.60
70
Senegal
12,853,259
El Salvador
25.72
Dominica
5.00
Azerbaijan
5,243,000
Sri Lanka
5.70
71
Angola
12,531,357
Cambodia
25.68
Tonga
5.00
Burkina Faso
5,000,000
Latvia
(03)
5.70
72
Zimbabwe
12,382,920
Libya
25.62
Lithuania
5.00
Zambia
4,989,000
Canada
6.00
73
Mali
12,324,029
Turkmenistan
25.07
Mongolia
5.00
Belgium
4,960,000
Italy
6.00
74
Zambia
11,669,534
Lesotho
24.41
Senegal
5.00
Cuba
4,956,000
Montserrat
6.00
(98)
75
Cuba
11,423,952
Nauru
24.26
Mozambique
5.00
Greece
4,920,000
Sweden
6.10
76
Greece
10,722,816
Philippines
24.07
Costa Rica
4.90
Senegal
4,850,000
El Salvador
6.20
77
Portugal
10,676,910
Cape Verde
23.95
Jordan
4.90
Sweden
4,839,000
Virgin
Islands
6.20
(04)
78
Belgium
10,403,951
Nicaragua
23.70
Kyrgyzstan
4.90
Rwanda
4,600,000
Russia
(00)
6.20
79
Tunisia
10,383,577
Micronesia,
Federated
States of
23.66
Aruba
4.80
Ecuador
4,510,000
6.30
80
Czech
Republic
10,220,911
Kyrgyzstan
23.31
Colombia
4.70
Malawi
4,500,000
Panama
(01)
81
Guinea
10,211,437
Namibia
23.19
Ireland
4.70
Bolivia
4,377,000
82
Rwanda
10,186,063
Botswana
22.96
Germany
4.60
Belarus
4,300,000 Czech
(05) Republic
6.60
83
Serbia
10,159,046
Tuvalu
22.75
Cote d'Ivoire
4.60
Hungary
4,190,000
Finland
6.80
84
Chad
10,111,337
Dominican
Republic
22.65
Zimbabwe
4.60
Zimbabwe
4,032,000
Aruba
6.90
(05)
85
Hungary
9,930,915
Malaysia
22.44
Korea, South
4.60
Dominican
Republic
4,027,000
Peru
6.90
86
Belarus
9,685,768
Bolivia
22.31
Australia
4.50
Guatemala
3,958,000
Chile
7.00
87
Somalia
9,558,666
India
22.22
Mali
4.50
Switzerland
3,950,000
Armenia
7.10
88
Dominican
Republic
9,507,133
Fiji
22.15
Italy
4.50
Chad
3,747,000
India
(06)
7.20
89
Bolivia
9,247,816
Egypt
22.12
Croatia
4.50
Guinea
3,700,000
Hungary
(06)
7.30
90
Sweden
9,045,389
Vanuatu
21.95
Bulgaria
4.50
Somalia
3,700,000
Kazakhstan
(1975)
7.30
91
Haiti
8,924,553
Kuwait
21.90
Benin
4.40
Hong Kong
3,620,000
Philippines
7.30
92
Burundi
8,691,005
Tonga
21.81
Greece
4.40
Haiti
3,600,000
Israel
7.30
95
Malta
Trinidad and
Tobago
4.40
6.40
6.50
(95)
93
Benin
8,294,941
Grenada
21.61
Monaco
4.40
Tunisia
3,593,000
Botswana
7.50
4.40
Austria
3,566,000
Bolivia
7.50
94
Austria
8,205,533
Ecuador
21.54
Czech
Republic
95
Azerbaijan
8,177,717
Morocco
21.31
Samoa
4.30
Papua New
Guinea
3,557,000
Pakistan
7.50
96
Honduras
7,639,327
American
Samoa
21.24
Egypt
4.20
United Arab
Emirates
3,065,000
Belgium
7.50
97
Switzerland
7,581,520
Panama
21.15
Spain
4.20
Burundi
2,990,000 Bahamas,
(02) The
7.60
(06)
98
Bulgaria
7,262,675
Turks and
Caicos
Islands
21.12
Burkina Faso
4.20
Serbia
2,961,000
Fiji
(02)
7.60
(99)
99
Tajikistan
7,211,884
Mongolia
21.09
Thailand
4.20
El Salvador
2,913,000
Bulgaria
7.70
100
Israel
7,112,359
Cook Islands
21.00
Trinidad and
Tobago
4.20
Israel
2,894,000
Portugal
7.70
101
El Salvador
7,066,403
Venezuela
20.92
Anguilla
4.00
Denmark
2,860,000
Anguilla
8.00
(02)
102
Hong Kong
7,018,636
Bhutan
20.56
Türkiye
4.00
Paraguay
2,787,000
Central
African
Republic
8.00
(01)
103
Paraguay
6,831,306
Jordan
20.13
Oman
4.00
Honduras
2,780,000
France
8.30
104
Laos
6,677,534
Jamaica
20.04
Paraguay
4.00
Singapore
2,751,000
Greece
8.30
105
Sierra Leone
6,294,774
Mexico
20.04
Brazil
4.00
Kyrgyzstan
2,700,000
Spain
(00)
8.30
106
Jordan
6,198,677
Israel
20.02
Antigua and
Barbuda
3.90
Finland
2,675,000
Germany
8.40
107
Libya
6,173,579
World
19.97
Bahrain
3.90
Slovakia
2,661,000
Slovakia
8.40
108
Papua New
Guinea
5,931,769
Colombia
19.86
Turkmenistan
3.90
Bulgaria
2,590,000
European
Union
8.50
(06)
109
Togo
5,858,673
Peru
19.77
Syria
3.90
Norway
2,507,000
Venezuela
8.50
110
Nicaragua
5,785,846
Indonesia
19.24
Mauritius
3.90
Nicaragua
2,262,000
Mauritius
8.80
111
Denmark
5,484,723
Northern
Mariana
Islands
19.04
Slovakia
3.90
New Zealand
2,233,000
Syria
9.00
112
Slovakia
5,455,407
Saint Lucia
18.89
Hong Kong
3.90
Ireland
2,220,000
Egypt
9.10
9.20
113
Kyrgyzstan
5,356,869
Brunei
18.39
Argentina
3.80
Laos
2,100,000
Uruguay
(06)
114
Finland
5,244,749
Guam
18.37
Panama
3.80
Tajikistan
2,100,000
Brazil
9.30
115
Turkmenistan
5,179,571
Guyana
17.85
Rwanda
3.80
Kuwait
2,093,000
Greenland
9.30
(05)
116
Eritrea
5,028,475
Saint Kitts
and Nevis
17.77
Sierra Leone
3.80
Turkmenistan
2,089,000
Ecuador
(04)
9.30
117
Norway
4,644,457
Costa Rica
17.71
Russia
3.80
Georgia
2,020,000
Belize
9.40
(06)
118
Georgia
4,630,841
South Africa
17.71
Gabon
3.80
Costa Rica
1,920,000
Suriname
9.50
(04)
119
United Arab
Emirates
4,621,399
Lebanon
17.61
Kuwait
3.80
Central
African
Republic
1,857,000
Indonesia
(06)
9.60
120
Singapore
4,608,167
Azerbaijan
17.52
Comoros
3.80
Libya
1,830,000
Jamaica
9.90
121
Bosnia and
Herzegovina
4,590,310
Palau
17.40
Honduras
3.80
Croatia
1,749,000
Türkiye
9.90
122
Croatia
4,491,543
New
Caledonia
17.39
Singapore
3.70
Lithuania
1,587,000
Turks and
Caicos
Islands
10.00
(07)
123
Central
African
Republic
4,434,873
Montserrat
17.33
British Virgin
Islands
3.70
Uruguay
1,587,000
Burma
10.20
96
124
Moldova
4,324,450
Bahrain
17.26
Venezuela
3.70
Jordan
1,563,000
125
Costa Rica
4,195,914
Burma
17.23
Bahamas,
The
3.60
Lebanon
1,500,000 Saint Pierre
(05) and Miquelon
10.30
(99)
126
New Zealand
4,173,460
Bahamas,
The
17.06
Dominican
Republic
3.60
Sierra Leone
1,369,000
Barbados
(81)
10.70
(03)
127
Ireland
4,156,119
Algeria
17.03
Indonesia
3.60
Panama
1,362,000
Antigua and
Barbuda
11.00
(01)
128
Lebanon
3,971,941
Suriname
17.02
Japan
3.50
Moldova
1,333,000
Ghana
11.00
(00)
129
Puerto Rico
3,958,128
Iran
16.89
Romania
3.50
Togo
1,302,000
Colombia
(98)
11.20
130
Congo,
Republic of
the
3,903,318
Sri Lanka
16.63
Macedonia
3.50
Puerto Rico
1,300,000
Guam
(00)
11.40
(02)
131
Albania
3,619,778
Vietnam
16.47
Luxembourg
3.40
Jamaica
1,255,000
French
Polynesia
11.70
(05)
132
Lithuania
3,565,205
Kazakhstan
16.44
Tajikistan
3.40
Armenia
1,200,000
Croatia
11.80
133
Uruguay
3,477,778
Antigua and
Barbuda
16.35
Nepal
3.40
Latvia
1,167,000
Iran
12.00
134
Mauritania
3,364,940
Argentina
16.32
Niger
3.40
Albania
1,090,000
Puerto Rico
(06)
12.00
(02)
135
Liberia
3,334,587
French
Polynesia
16.16
Solomon
Islands
3.30
Mongolia
1,042,000
Niue
(06)
12.00
(01)
136
Oman
3,311,640
Türkiye
16.15
Qatar
3.30
Bosnia and
Herzegovina
1,026,000
Grenada
(01)
12.50
(00)
137
Panama
3,292,693
Greenland
16.08
Montserrat
3.30
Slovenia
16.06
Cameroon
3.30
Oman
925,000
Morocco
10.20
Poland
12.80
920,000 (02) Algeria
13.00
138
Mongolia
2,996,081
United Arab
Emirates
139
Armenia
2,968,586
Brazil
16.04
Armenia
3.20
Macedonia
140
Jamaica
2,804,332
Saint Vincent
and the
Grenadines
15.82
India
3.20
Lesotho
141
West Bank
2,611,904
Dominica
15.73
Chile
3.20
Kosovo
142
Kuwait
2,596,799
Seychelles
15.60
El Salvador
3.10
Mauritania
143
Latvia
2,245,423
Qatar
15.56
Nicaragua
3.10
Estonia
687,000
Jordan
13.50
144
Lesotho
2,128,180
Tunisia
15.50
Madagascar
3.10
Namibia
660,000
Georgia
13.60
(06)
145
Kosovo
2,126,708
Albania
(07)
15.22
Georgia
3.10
Qatar
638,000
Saint Helena
14.00
(98)
146
Namibia
2,088,669
Chile
14.82
Laos
3.00
Trinidad and
Tobago
615,000
Argentina
14.10
147
Macedonia
2,061,315
British Virgin
Islands
14.75
Albania
2.90
West Bank
148
Slovenia
2,007,711
Mauritius
14.64
Uruguay
2.90
Gabon
582,000
Montenegro
14.70
149
Botswana
1,842,323
Korea, North
14.61
Mauritania
2.90
Mauritius
574,000
Bahrain
15.00
(05)
150
Gambia, The
1,735,464
Netherlands
Antilles
14.37
Cayman
Islands
2.80
GuineaBissau
480,000 (99) Oman
15.00
(04)
151
Gaza Strip
1,537,269
Ireland
14.33
Bangladesh
2.70
Guyana
Saint Vincent
418,000 (01) and the
Grenadines
15.00
(01)
152
GuineaBissau
1,503,182
United States
14.18
Libya
2.70
Gambia, The
400,000 (96)
Wallis and
Futuna
15.20
(03)
153
Gabon
1,485,832
Uruguay
14.17
Lebanon
2.70
Cyprus
393,000
Dominican
Republic
15.60
154
Estonia
1,307,605
New Zealand
14.09
Guatemala
2.60
Bahrain
363,000
Netherlands
Antilles
17.00
(02)
97
890,000
Tonga
838,000 (00) Saudi Arabia
832,000
Albania
786,000 (01) Cook Islands
605,000 (06) Tunisia
13.00
(04)
13.00
(04)
13.00
13.10
(05)
14.10
New
Caledonia
17.10
(04)
155
Mauritius
1,274,189
China
13.71
Pakistan
2.60
Swaziland
300,000 (06)
156
Swaziland
1,128,814
Thailand
13.57
Togo
2.60
Botswana
288,400 (04) Iraq
18.00
(06)
157
Timor-Leste
1,108,777
Iceland
13.50
Peru
2.50
Djibouti
282,000 (00) Kyrgyzstan
18.00
(04)
158
Trinidad and
Tobago
1,047,366
Virgin
Islands
13.43
Philippines
2.50
Macau
275,000 (06) West Bank
18.60
(06)
159
Fiji
931,741
Faroe Islands
13.25
Angola
2.40
Gaza Strip
160
Qatar
928,635
Trinidad and
Tobago
13.22
Macau
2.40
161
Cyprus
792,604
Anguilla
13.11
Eritrea
162
Guyana
770,794
Saint Pierre
and Miquelon
12.92
163
Comoros
731,775
Aruba
164
Bahrain
718,306
165
Bhutan
166
267,000 (0) Sudan
18.70
(02)
Montenegro
259,100 (04) Serbia
18.80
2.40
Solomon
Islands
249,200 (99) Comoros
20.00
(96)
Andorra
2.30
Luxembourg
12.81
Kazakhstan
2.30
Bahamas,
The
France
12.73
Tanzania
2.20
Iceland
682,321
Puerto Rico
12.61
Azerbaijan
2.10
Brunei
180,400 (06) Cape Verde
21.00
(00)
Montenegro
678,177
Cyprus
12.56
Gambia, The
2.00
Malta
164,000 (06) Gabon
21.00
(06)
167
Equatorial
Guinea
616,459
Armenia
12.53
Zambia
2.00
Suriname
156,700 (04) Mozambique
21.00
(97)
168
Solomon
Islands
581,318
Barbados
12.48
Chad
1.90
Comoros
Micronesia,
144,500 (96) Federated
States of
22.00
(00)
169
Djibouti
506,221
Cayman
Islands
12.43
Congo,
Republic of
the
1.90
Barbados
128,500 (01) Dominica
23.00
(00)
170
Luxembourg
486,006
Macedonia
12.00
China
1.90
Cape Verde
120,600 (90) South Africa
24.30
171
Suriname
475,996
Australia
11.90
Vietnam
1.80
Fiji
117,500 (06) Mayotte
25.40
(05)
172
Macau
460,823
Luxembourg
11.77
Cambodia
1.70
Belize
113,000 (06) Honduras
27.80
American
101,300 (04)
Samoa
29.80
(05)
Saint Lucia
20.00
(03)
181,900 (06) Mauritania
20.00
(04)
205,000
181,000
Lebanon
20.00
(06)
173
Cape Verde
426,998
Saint Helena
11.45
Guinea
1.60
Maldives
174
Malta
403,532
Cuba
11.27
Central
African
Republic
1.40
Samoa
90,000 (04) Cameroon
30.00
(01)
175
Western
Sahara
393,831
Montenegro
11.17
Haiti
1.40
Netherlands
Antilles
83,600 (05)
Equatorial
Guinea
30.00
(98)
176
Brunei
381,371
Bermuda
11.15
United Arab
Emirates
1.30
New
Caledonia
78,990 (04) World
30.00
177
Maldives
379,174
Norway
11.12
Bermuda
1.20
Vanuatu
76,410 (99) Mali
30.00
(04)
178
Bahamas,
The
307,451
Russia
11.03
Burma
1.20
Niger
70,000 (95) Libya
30.00
(04)
179
Iceland
304,367
Moldova
11.01
Ecuador
1.00
French
Polynesia
65,930 (05)
180
Belize
301,270
Isle of Man
10.86
Nigeria
0.90
Guam
62,050 (02) Gaza Strip
34.80
(06)
181
French
Polynesia
283,019
Denmark
10.71
Equatorial
Guinea
0.60
Jersey
53,560 (06) Macedonia
35.00
182
Barbados
281,968
Gibraltar
10.71
Cook Islands
0.20
Mayotte
44,560 (02) Yemen
35.00
(03)
183
Netherlands
Antilles
225,369
United
Kingdom
10.65
Kiribati
17.80
Northern
Mariana
Islands
44,470 (00) Afghanistan
40.00
(05)
98
Marshall
Islands
30.90
(00)
184
New
Caledonia
224,824
Slovakia
10.64
Lesotho
13.00
Monaco
44,000 (05) Swaziland
40.00
(06)
185
Samoa
217,083
Georgia
10.62
Marshall
Islands
11.80
Virgin
Islands
43,980 (04) Kenya
40.00
(01)
186
Mayotte
216,306
Romania
10.61
Palau
10.30
Saint Lucia
43,800 (01) Nepal
42.00
(04)
187
Vanuatu
215,446
Netherlands
10.53
Yemen
9.60
Andorra
42,420 (05) Kosovo
43.00
188
Sao Tome
and Principe
206,178
Portugal
10.45
Vanuatu
9.50
Grenada
42,300 (96) Lesotho
45.00
(02)
189
Guam
175,877
Finland
10.39
Uzbekistan
9.40
Saint Vincent
and the
Grenadines
41,680 (91)
190
Saint Lucia
172,884
Malta
10.33
Saint Kitts
and Nevis
9.30
Aruba
41,500 (04) Senegal
48.00
191
Tonga
119,009
Canada
10.29
Cuba
9.10
Isle of Man
39,690 (01) Timor-Leste
50.00
(01)
192
Saint Vincent
and the
Grenadines
118,432
Estonia
10.28
Botswana
8.70
Seychelles
39,560 (06) Zambia
50.00
(00)
193
Kiribati
110,356
Belgium
10.22
Djibouti
8.40
Bermuda
38,360 (04) Djibouti
59.00
Cocos
37,410 (00) (Keeling)
Islands
60.00
(00)
Bosnia and
Herzegovina
45.50
(04)
194
Virgin
Islands
108,210
Sweden
10.15
Denmark
8.30
Micronesia,
Federated
States of
195
Micronesia,
Federated
States of
107,665
Poland
10.01
Guyana
8.30
Sao Tome
and Principe
35,050 (91) Turkmenistan
60.00
(04)
196
Aruba
101,541
European
Union
9.97
Saint Vincent
and the
Grenadines
8.10
Tonga
33,910 (03) Burkina Faso
77.00
(04)
197
Jersey
91,533
Spain
9.87
Maldives
8.00
Greenland
32,120 (04) Zimbabwe
80.00
(05)
198
Grenada
90,343
Liechtenstein
9.86
Iceland
7.60
Guernsey
31,470 (06) Liberia
85.00
(03)
199
Northern
Mariana
Islands
86,616
Korea, South
9.83
Moldova
7.60
Antigua and
Barbuda
30,000 (91) Nauru
90.00
(04)
200
Seychelles
82,247
San Marino
9.74
Micronesia,
Federated
States of
7.30
Liechtenstein
29,500 (01)
201
Isle of Man
76,220
Croatia
9.64
Tunisia
7.30
Dominica
25,000 (00)
202
Dominica
72,514
Belarus
9.62
Norway
7.20
Faroe Islands
24,250 (00)
23,450 (04)
203
Andorra
72,413
Switzerland
9.62
Sweden
7.10
Cayman
Islands
204
Antigua and
Barbuda
69,842
Latvia
9.62
Bhutan
7.00
San Marino
20,470 (04)
205
Bermuda
66,536
Hungary
9.59
Swaziland
7.00
Saint Kitts
and Nevis
18,170 (95)
206
Guernsey
65,726
Bulgaria
9.58
Barbados
6.90
American
Samoa
17,630 (05)
207
Marshall
Islands
63,174
Ukraine
9.55
Israel
6.90
Marshall
Islands
14,680 (00)
208
American
Samoa
57,496
Greece
9.54
Namibia
6.90
British Virgin
Islands
12,770 (04)
209
Greenland
56,326
Monaco
9.09
Kenya
6.90
Gibraltar
12,690 (01)
12,000 (05)
210
Faroe Islands
48,668
Lithuania
9.00
Saudi Arabia
6.80
Western
Sahara
211
Cayman
Islands
47,862
Slovenia
8.99
Saint Lucia
6.60
Palau
9,777 (05)
212
Saint Kitts
and Nevis
39,619
Singapore
8.99
Fiji
6.50
Kiribati
7,870 (01)
99
213
Liechtenstein
34,498
Taiwan
8.99
Seychelles
6.50
Cook Islands
6,820 (01)
214
Monaco
32,796
Czech
Republic
8.89
Bolivia
6.40
Anguilla
6,049 (01)
215
San Marino
29,973
Jersey
8.84
Finland
6.40
Turks and
Caicos
Islands
4,848 (90)
216
Saint Martin
29,376
Bosnia and
Herzegovina
8.82
Cape Verde
6.30
Montserrat
4,521 (00)
217
Gibraltar
28,002
Macau
8.73
Cyprus
6.30
Tuvalu
3,615 (04)
218
British Virgin
Islands
24,004
Austria
8.66
Ukraine
6.30
Saint Pierre
and Miquelon
3,450 (05)
219
KKTC
22,352
Guernsey
8.57
Malaysia
6.20
Wallis and
Futuna
3,104 (03)
220
Italy
8.36
New Zealand
6.20
Saint Helena
2,486 (98)
221
Andorra
8.23
Belarus
6.10
Falkland
Islands (Islas
Malvinas)
1,724 (96)
222
Germany
8.18
Belgium
6.00
Niue
663 (01)
223
Japan
7.87
Slovenia
6.00
Tokelau
440 (01)
224
Hong Kong
7.37
Sudan
6.00
Pitcairn
Islands
15 (04)
Ethiopia
6.00
Malawi
5.80
Switzerland
5.80
France
5.70
United
Kingdom
5.60
Hungary
5.50
Mexico
5.50
Portugal
5.50
Poland
5.50
Austria
5.40
100
KAYNAKÇA
2005 yılı AB İlerleme Raporu
2007 yılı AB İlerleme Raporu
4904 Sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu, RG. 05.07.2003-25159.
9. Kalkınma Planı, http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf
9. Kalkınma Planı, İşgücü Piyasası Özel İhtisas Komisyonu Raporu
9.Kalkınma Planı, Gelir Dağılımı ve Yoksullukla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu
Adak, Mehmet; Ar&Ge Ve Ekonomik Büyüme, 2007, Yüksek Lisans Tezi,
Akkaya, Yüksel- Gürbüz, Rana, “Ekonomik Büyüme Ve İşsizlik Üzerine...” Ekonomik Büyümenin
Dinamikleri, Kaynaklar Ve Etkiler (Der. Bilin Neyaptı), T.E.K., 2006,
Apak, Sudi; Uçak, Ayhan; “ Ekonomik Büyümenin Anlamlılığı Ve Gelişmişlik” MUFAD, Nisan 2007
Bilen Mahmut, Yönetim ve Siyasette Etik Sempozyumu, Adapazarı, 1998.
Bocutoğlu, Ersan- Metin Berber- Kenan Çelik; İktisada Giriş, Akademi Yayınevi, 2000.
Biçerli, Kemal; Çalışma Ekonomisi, Beta Yayınevi, 4.Baskı, İstanbul, 2007.
Cesur, Ekrem Ersin; Çocukların Çalıştırılmasının Ekonomik Büyümeye Etkisi, 2006, Yüksek Lisans
Tezi
CİA, FACTBOOK 2008.
DPT, 2009, Genel Ekonomik Hedefler ve Yatırımlar.
DPT, http://ekutup.dpt.gov.tr/program/2009/hedef.pdf
Ercan, Hakan; “İstihdamsız Büyüme: Verimlilik Artışımı, Yeni İş Yasası mı? Bir Ön Değerlendirme”
Ekonomik Büyümenin Dinamikleri, Kaynaklar Ve Etkiler (Der. Bilin Neyaptı), T.E.K.,
2006.
Eroğlu, Ömer-Ruhan İşler; Feminist İktisat ,İktisat düşüncesinde Farklı Bir Bakış, Asil Yayınları,
1.Baskı, Ankara, 2006.
Fischer, Stanley; Dornbusch, Rudiger, Makroiktisat, Akademi&McGraw-Hill Yayınları, 1998.
Gürak, Hasan; Ekonomik Büyüme Ve Küresel Ekonomi, 2. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa, 2006.
Gürbüz, Yunus Emre, Avrupa Birligi’ne Uyum Sürecinde Türkiye’deki Tarım Politikaları,
Tarımda İstihdam Ve Gelir Dagılımı 2006, Yüksek Lisans Tezi.
Hartman, Heidi; The Hıstorıcal Roots Of Occupatıonal Segregatıon, 1976,
http://www.jstor.org/pss/3173001
101
İLO, Global Toplumsal Cinsiyet Raporu 2007 http://www.weforum.org/pdf/gendergap/report2007.pdf
İŞKUR, Ocak 2008 Aylık İstatistik Bülteni
Karagül, Mehmet; “Beşeri Sermayenin Ekonomik Büyümeyle İlişkisi ve Etkin Kullanımı”, Akdeniz
İ.İ.B.F. Dergisi (5) 2003.
Kepenek, Yakup- Nurhan Yentürk; Türkiye Ekonomisi, Remzi Kitabevi, 10. Baskı, Ocak 2000
Kıraçlar, Fatma Kaya; “Ekonomik Büyüme Modellerinde Beşeri Sermaye: İçsel Büyüme Modelinin
Analizi” 2005, Yüksek Lisans Tezi.
KSSGM, Kız Çocuklarının Mesleki Eğitime ve İstihdama Yönelmeleri, 2000.
KSSGM, Avrupa Topluluğu’nun Çalışma Yaşamında Kadın-Erkek Eşitliğine Dair Düzenlemeleri Ve
Türkiye, Ankara, 2002.
Kükçü, Havva Berrin, Doğrudan yabancı yatırımın ekonomik büyümeye etkisi ve Türkiye
uygulaması(1987-2006), 2007, Yüksek Lisans Tezi,.
OECD 2008 Türkiye Raporu, Yönetici Özeti.
Özer, Mustafa, Kemal Biçerli; “Türkiye’de Kadın İşgücünün Panel Veri Analizi” Sosyal Bilimler
Dergisi 2003-2004.
Özgür Narin; http://www.kongrekaraburun.org/metinler/A3_1.pdf
Özsoy, Ceyda; Türkiye’de Mesleki Ve Teknik Eğitimin İktisadi Kalkınmadaki Yeri ve Önemi,
2007, Yüksek Lisans Tezi.
Pamuk, Şevket; “Dünyada ve Türkiye’de İktisadi Büyüme (1820-2005)” Uluslararası Ekonomi ve Dış
Ticaret Politikaları 1 (2), 2007.
Parasız, İlker; Makro Ekonominin Temelleri, Ezgi Kitabevi, 2. Baskı, Bursa,2000.
Pınar, Abuzer- Bahar Erdal, Milli Gelir ve Ekonomik Büyüme, Turhan Kitabevi, 1. Baskı, Ankara,
2003.
Taymaz, Erol; Suiçmez, Halit, “Türkiye’de Verimlilik, Büyüme, Kriz” MPM, Ankara, 2005.
TOBB, Ekonomik Rapor, 2007.
TOKSÖZ, Gülay; Türkiye’de Kadın İstihdamının Durumu, Ankara, 2007.
Tuna, Orhan- Nevzat Yalçıntaş; Sosyal Siyaset, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1999.
TÜİK’in “İstatistik Göstergeleri 1923-2006” http://www.tuik.gov.tr/yillik/Ist_gostergeler.pdf
Türkölmez, Mehmetcan; Ekonomik Büyüme Ve İşsizlik, 2007, Yüksek Lisans Tezi.
Türker, M.Tuba; İktisadi Büyümede Beşeri Sermaye ve Türkiye’nin Kalkınma Sürecinde Beşeri
Sermayenin Gelişimi, 2000, Yüksek Lisans Tezi.
Zaim, Sabahattin; Çalışma Ekonomisi, Filiz Kitabevi, İstanbul, 1997.
102
http://www.un.org/esa/policy/link/global_economic_outlook.htm , (19 Eylül 08)
http://www.un.org/esa/policy/wess/wess2007files/wess2007.pdf (19 Eylül 08)
http://www.oecd.org/dataoecd/4/50/39739655.pdf (19 Eylül 08)
http://www.undp.org.tr/UNDPiprtni08/tr/mdgs.htm (19 Eylül 08)
http://hdr.undp.org/en/reports/global/hdr1996/chapters/ (19 Eylül 08)
http://hdr.undp.org/en/statistics/ (24 Ağustos 2008)
http://www.un.org/millenniumgoals/pdf/The%20Millennium%20Development%20Goals%20Report%202008.pdf
s.8 (23 Eylül 08)
http://en.wikipedia.org/wiki/Listiofiminimumiwagesibyicountry (19 Eylül 08)
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/25132/turkiyede-14-milyon-kisi-aclik-sinirinda (23 Eylül 08)
http://www.fao.org/newsroom/common/ecg/1000923/en/hungerfigs.pdf (17 Eylül 08)
http://www.theworldeconomy.org/publications/worldeconomy/MaddisontableB-10.pdf (19 Eylül 08)
http://www.ntvmsnbc.com/news/362901.asp (19 Eylül 08)
http://www.census.gov/main/www/popclock.html (5 Aralık 2008)
http://www.oecd.org/dataoecd/45/42/41527936.pdf (19 Eylül 08)
http://www.elelebizbize.com/e-kutuphane/ibrahimguranyumusak/nufuzartishisikalkinma.html (19 Eylül 08)
http://www.hasmendi.net/makaleigurak/nufusartisisorunu.pdf (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/global/AboutitheiILO/Originsiandihistory/lang--en/index.htm (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/global/AboutitheiILO/Mediaiandipubliciinformation/Pressireleases/lang-en/WCMSi099529/index.htm (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/public/turkish/region/eurpro/ankara/sozlesme/onaylanan.htm (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/ (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/download/kilm10.pdf (s.6) (19 Eylül 08)
http://www.ilo.org/public/english/employment/strat/kilm/download/kilm09.pdf (s.6) (19 Eylül 08)
http://ekutup.dpt.gov.tr/program/2009/hedef.pdf (19 Eylül 08)
http://ekutup.dpt.gov.tr/plan/plan9.pdf (19 Eylül 08)
http://web.worldbank.org/WBSITE/EXTERNAL/DATASTATISTICS/0,,contentMDK:20394872~isCURL:Y~me
nuPK:1192714~pagePK:64133150~piPK:64133175~theSitePK:239419,00.html (19 Eylül 08)
http://www.marksisttutum.org/zorunluluklardunyasi.htm (24 Ağustos 2008)
103
http://sgb.meb.gov.tr/istatistik/meb_istatistikleri_orgun_egitim_2007_2008.pdf (24 Ağustos 2008)
http://www.osym.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF7A2395174CFB32E174B6113DA2B1A6EC (24
Ağustos 2008)
www.tüik.gov.tr (24 Ağustos 2008)
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=2042 (24 Ağustos 2008)
http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?tbiid=25&ustiid=8 (19 Eylül 08)
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=482 (24 Ağustos 2008)
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=626 (24 Ağustos 2008)
http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?tbiid=25&tbiadi=İşgücü%20İstatistikleri&ustiid=8 (19 Eylül 08)
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=408 (24 Ağustos 2008)
www.iskur.gov.tr (19 Eylül 08)
http://www.iskur.gov.tr/LoadExternalPage.aspx?uicode=statkanunlar (24 Ağustos 2008)
http://statik.iskur.gov.tr/tr/isgucu_piyasasi/isgucupiyasasi_arastirmasonuclari_iller/TÜRKİYE%20GENELİ.pdf
s.16 (24 Ağustos 2008)
http://statik.iskur.gov.tr/tr/isgucuipiyasasi/isgucupiyasasiiarastirmasonuclariiiller/TÜRKİYE%20GENELİ.pdf
(19 Eylül 08)
http://anket.iskur.gov.tr/ (17 Kasım 2008)
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2003rank.html (24 Ağustos 2008)
https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/rankorder/2095rank.html (19 Eylül 08)
104
ÖZGEÇMİŞ
Adı Soyadı
: Sinan OK
Doğum Tarihi
: 10.09.1983
Doğum Yeri
: Gevaş/VAN
Eğitim Durumu
İlköğretim
: Osman Gazi İlköğretim Okulu (1989-1997)
Lise
: Gevaş Lisesi - Gevaş/VAN (1997-2000)
Üniversite
: Gazi Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi (2000-2004)
Yüksek Lisans
: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kadın Çalışmaları Ana
Bilim Dalı (2007- .... )
İş Deneyimi
Kamu
: 1- MTA Genel Müdürlüğü / Memur (2004-2006)
2- İŞKUR, İstihdam ve Meslek Uzman Y. (2006-2008)
Medeni Durumu
: Evli
105
Download