(Devamla) - Bu kanalizasyonların nasıl yapıldığını da

advertisement
TBMM
27 . 2 . 2007
B:68
O: 2
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Bu kanalizasyonların nasıl yapıldığını da
biliyorum ve suya nasıl karıştığını da, Sevgili Başkan, sen de iyi bilirsin. Onun için, bu işi bir an
evvel halletmek mecburiyetindeyiz.
Burada 15 bin kişi yaşıyor ama, günlük -aldığımız verilere göre söylüyorum- 80 bin kapasite­
si var. O insanlar oradalar, çalışıyorlar. İzmit'ten geliyorlar, İstanbul'dan geliyorlar ve akşama dönü­
yorlar, ama, gündüz 80 bin insan orada yaşıyor. Oradan bir bardak su içse, benim oradaki 80 bin in­
sanımdan 10 tanesi bir bardak suyla hastalansa, o beni incitir, o beni üzer. Beni üzen şey sizleri üz­
mez mi? O hasta olacak çocuklar, hasta olan insanlar bizim insanlarımız değil mi? Bizim çocukları­
mız orada olmayabilir; olsa, olamaz mıydı? Bizim kardeşlerimiz orada yaşayamaz mıydı? Anne ba­
balarımız orada olamaz mıydı? Eğer bu şekilde düşünürsek, biz bu Dilovası'nı bir düzene koyarız.
Asıl mesele "ben bu işi yapacağım" diyecek şekilde Hükümetin karar vermesi lazım. Bir kere
olmuş. Kimin zamanında yapılırsa yapılsın. Bundan sonra o yaptı, sen yaptın, ben yaptım... Bu be­
nim halkımı ilgilendirmiyor. Benim halkımı ilgilendiren, orada insanca yaşaması. Onun için, ne ya­
pılması lazımsa, onu yapmak mecburiyetindeyiz.
Bir suçu bir başkasına atmak kolaydır; ama, suç işlenmiş, olay hazır, yapılmış. Ortada bir ce­
naze var, bunun kalkması lazım. Bunun kalkması lazım. Evet, bu iktidar zamanında da eksik yapıl­
mıştır, ondan evvel de vardır, doğrudur; ama, şimdi bunun çaresi ne? Çare ne? Çare, bu Meclis kür­
süsünden, iktidar bunu yapmadı, muhalefet, senin zamanında da bu yapmadı demek değil. İzmitli
halkım da duysun, vatandaşlar da duysun; ben, İzmit Milletvekili değilim, ama, orada yaşayan in­
sanlar bizim insanımız, orada derin nefes alacak insanlar bizim insanlarımız.
Sevgili arkadaşlarım, hakikaten, orada, kanser vakası artmış, ama, şunu samimiyetimle söylü­
yorum, çok iyi bir veri yok, araştırmalar sonucunda. Verinin yüzde şu kadardır demesine de bir kan­
ser uzmanı olarak inandıramazsınız beni, çünkü, o veriler tam değil. Haa, bu demek değil ki, bu ha­
va kirliliğinde, bu kükürt dioksitin bulunuşunda, ozon maddesinin bulunuşunda, kum ve çakılların
solunmasında kanserojen madde yok diyemezsiniz, dolu.
Biliyor musunuz arkadaşlarım, biz oraya gittiğimizde, bu demir yığınlarını, atıklarını, ilgili ku­
rumdan birisi gelmiş, uzaktan doğru şey tutuyor, radyasyon ölçüyor. Oğlum, sen necisin, dedim,
"ben Atom Enerjisinden geliyorum, teknisyenim" dedi. Ne yapıyorsun sen şimdi burada, dedim. Ar­
kadaşlarım gitti, ben onu kenara çektim, ne yapıyorsun, dedim, "radyasyon ölçüyorum" dedi. Oğ­
lum, dedim, bir dakika, bunu nasıl ölçüyorsun sen? "Ölçtüm ne var?" Oğlum, yanlış yapıyorsun, de­
dim. Ben falancayım deyince, çekiliverdi kenara adam, hemen vazgeçti. Böyle tuttu, havada. Zaten
havada radyasyon var normalde.
Eğer, biz bunu böyle yapmaya kalkarsak, ölçümü dahi gayriciddi yaparsak, sonuçlar da onu do­
ğurur. Yüzde 40, yüzde 60 kanser vakası demek, 15 bin insanın yarısı kanser vakası demek. Hayır,
böyle bir şey yok. Ölç, dünya ölçeklerine getir, bak, ona göre de ben diyeyim ki, burada şu kadar
vaka var. Orada da söyledim. Haa, bu demek değil ki... Dilovası yaşanır bir vaziyette değil, onu
söylüyorum. Tekrar söylüyorum, çocuklarınız o dereden yalın ayak geçse, samimiyetimle söylüyo­
rum, hasta olur; bırakın içmeyi, bırakın kanalizasyona, bırakın su borularına karışmasını o suların.
Benim iktidardan isteğim, artık, bundan sonra oraya bir fabrika izni verilmemesi, bir; taş ocak­
larının açılmaması, iki; sağlıkevlerinin orada doğru dürüst yapılması, şirketlerdeki, fabrikalardaki
sağlık ünitelerinin adam gibi olması, orada sağlık hizmetlerinin doğru dürüst verilmesi. Bu,
Hükümetin elindedir, bunun kontrolü onların elindedir, istedikleri her şeyi yaparlar.
MUSTAFA ERDOĞAN YETENÇ (Manisa) - Bakan sen konuşurken gitti, bitirirken geliyor!
MUZAFFER R. KURTULMUŞOĞLU (Devamla) - Sayın Bakanım, söylediğim öneriler hep
gitti, ama, tutanakta vardır, inşallah alırsınız.
-58-
Download