Danışma Meclisi B : 124 10 . 8 . 1982 O : 5 İşte, parti desteği

advertisement
Danışma Meclisi
B : 124
İşte, parti desteği Cumhurbaşkanının yıpranma­
sına yol açar ve bu gibi durumlara meydan vermemek
için Cumhurbaşkanının meclisçe seçilmesi ve bütün
milleti temsil edecek bir kişinin seçiminde de salt
çoğunluk aranması uygun olur.
Tasarının hazırlanmasında yabancı anayasalardan
ve 1961 Anayasasından da esinlenilmiş olduğu anla­
şılmaktadır. Bu da gayet normaldir. Ancak 1961 Ana­
yasasının eleştiri ve tartışma konusu yapılmamış mad­
delerinden bazılarının niçin değiştirildiği anlaşılama­
maktadır. Örneğin; seçim döneminin dört yıldan beş
yıla çıkarılması bunlar arasındadır. Bu değişikliğin
gerekçesi olmadığı gibi, ara seçimleri bakımından da
sakıncalı tarafları vardır. Bu itibarla yasama dö­
neminin , dört yıl olması uygun düşeceği kanısında­
yım.
Temel hakların sınırlanmasında birtakım belirsiz­
likler ve hatta biraz fazlalık olduğu görülebilir. Biraz
evvel bir arkadaşın söylediği gibi, burada kantarın
topu sınırlama tarafından biraz ağır basmış bulun­
maktadır. Bu sınırlamalar üzerinde, ayrı ayrı durmaya­
cağım. İleride maddelerde sırası geldikçe durabiliriz.
Ancak, burada şu hususu belirtmek isterim. 1961
Anayasasında mevcut olan sınırlamalarla kanunun özü­
ne dokunulamayacağı ilkesi yerine, tasarıda sınırla­
maların demokratik toplum düzeninin gereklerine ay­
kırı olamayacağı ve öngördükleri amaç dışında kulla­
nılamayacağı ifadesi konulmuş bulunmaktadır. Hak­
kın özü kavramının belirsizliğinden söz edilebilirse de,
Anayasa Mahkemesi kararlarında «Bir hak ve özgür­
lüğün kullanılmasını son derece zorlaştıran ve onu
kullanılmaz duruma düşüren kayıt ve şartlara bağlı
tutulması halinde hakkın özüne dokunulmuş olur»
denilmek suretiyle belirsizlik Anayasa Mahkemesi içti­
hatlarıyla giderilmiş bulunmaktadır. Halbuki yeni te­
rimler, yeni ifadeler karşısında yeni yorumlara yol
açılmış bulunmaktadır, ki bu da hukuk literatüründe
çok önemli bir rol oynayan hukuktaki istikrar prensi­
bini de zedeler. Bu itibarla eski «Hakkın özüne dokun­
ma» teriminin yenisine üstün olduğu görüşündeyim.
Hakların ve özgürlüklerin kötüye kullanılmasını
düzenleyen 13 üncü maddedeki «Hak kaybetme»
hükmü tereddüde yol açabilecek ve ikinci sınıf bir
vatandaş yaratacaktır. İBu hak kaybetme durumunun
ceza mahkûmiyetine bağlı olup olmadığı ve kayıp
hükmünün geçici nitelikte verilip verilemeyeceği be­
lirtilmediğine göre mahkemeler uygulamasında du­
raksamalar olacaktır. Gerçi Alman Anayasasında da
10 . 8 . 1982
O :5
böyle bir şey mevcuttur; ama orada hak kaybının
geçici olabileceği ifade edildiği gibi,' hak kaybetme­
ye Anayasa Mahkemesince karar verilmektedir.
Tasarıda yeni organ olarak düzenlenen Devlet
Danışma (Konseyiyle Devlet Denetleme Kurulunun
düzenleme biçimleri doyurucu değildir. Bu düzenle­
menin gözden geçirilmesinde yarar vardır, özel­
likle çalışma alanı pek belli olmayan Devlet De­
netleme IKurulunun önce İsveç'te uygulanmaya baş­
layıp sonradan IBatı Avrupa ülkelerine de yayılan
orribustman, yani kamu deneticisi niteliği kaandırılmak suretiyle Anayasada yer alması belkide daha
uygun olur. İBu suretle adı geçen kurula yurttaşların
dilek ve şikâyetlerini inceleme yetkisi de verilerek ta­
sarının '82 nöi maddesinde yer alan dilekçe hakkında­
ki hükümlere işlerlik kazandırılmış olur.
Tasarıda yargı organlarının bağımsızlığını zede­
leyen bazı hükümler vardır ki, vaktinizi almamak
için şimdi onlar üzerinde durmuyorum. İleride sırası
geldiğinde onlar üzerinde de durulacağı gayet tabiî-.
dir.
Tasarıda yine yönetim bakımından mevcut olan
ve bilhassa dernekler ve yerel yönetimlerle ilgili olan
ve İçişleri Bakanına verilmiş olan kapatma, iptal et­
me vesaire gibi bazı yetkiler fazla gözükmektedir.
Halbuki, mesala dernekler için idare makamına,
mahkemeden karar alıncaya kadar faaliyetten dur­
durma yetkisi verilmiş bulunduğuna göre, ayrıca bir
de İçişleri Bakanına dernekleri kapatma yetkisinin ve­
rilmiş olması kanımca biraz fazladır.
Tasarıda Devlet Planlama Teşkilatı kaldırılmış ve
fakat ondan sonra Sosyal ve (Ekonomik Konsey ku­
rulmuş bulunmaktadır. Sosyal ve Ekonomik (Konse­
yin kurulması Devlet Planlama Teşkilatının kaldırıl­
ması için bir sebep teşkil 'etmeyeceği kanaatindeyim.
Zaten ISosyal ve Ekonomik (Konseyin üyeleri arasına
Planlama Teşkilatından da bir temsilcinin geleceği
ifade edilmiştir. (Bu itibarla Devlet Planlama Teşki­
latının yeniden Anayasaya konulmasında yarar oldu­
ğu kanısındayım.
Diğer taraftan Türk Dil Akademisi hakkında da
hüküm konulmuş bulunmaktadır. Bunun da gerek­
çesi pek doyurucu değildir. IKanımca, olsa olsa Bi­
lim Akademisi hakkında bir hüküm konulabilir ve
düzenlemeler kanuna bırakılacağı için, dil akademisi
belki dil bilgi, bilim akademisi içerisinde ayrı bir bi­
rim olarak yer ala'bilir. !Bu iüibarla Dil Akademisi
hakkındaki hükmün tasarıdan çıkarılmasının uygun
olacağı kanısındayım.
Download