CYMBALTA 30 mg

advertisement
CYMBALTA® 30 mg Kapsül
FORMÜLÜ
Her bir kapsül 30 mg duloksetine eşdeğer miktarda enterik kaplı duloksetin hidroklorür
pelletleri içerir.
Diğer maddeler : Sukroz, şeker küreleri, indigo karmin, titanyum dioksit (E 171), siyah
sentetik demir oksit (E 172), sarı sentetik demir oksit (E 172).
FARMAKOLOJĠK ÖZELLĠKLERĠ
Farmakodinamik özellikleri:
İnsanlarda duloksetinin ve antidepresanların etki mekanizması tam olarak bilinmese de
SSS‘deki serotonerjik ve noradrenerjik aktiviteyi potansiyelize ederek etki gösterdiği
düşünülmektedir. Preklinik çalışmalarda, duloksetinin nöronal serotonin ve norepinefrin geri
alımı üzerinde güçlü inhibisyona yol açtığı ve dopamin geri alımında zayıf inhibisyon yaptığı
görülmüştür. Duloksetin in vitro deneylerde dopaminerjik, adrenerjik, kolinerjik
histaminerjik, opioid, glutamat ya da GABA reseptörlere karşı önemli düzeyde afinite
göstermemiştir. Duloksetin monoamin oksidaz (MAO) enzimini inhibe etmez. Duloksetin
büyük oranda metabolizasyona uğrar, ancak dolaşımdaki başlıca metabolitlerin, duloksetinin
farmakolojik etkilerine belirgin bir katkı sağladığı gösterilmemiştir.
Farmakokinetik özellikleri:
Duloksetinin eliminasyon yarılanma ömrü yaklaşık 12 saattir (8-17 saat arası) ve
farmakokinetik özellikleri, terapötik aralıkta dozla orantılıdır. Kararlı durum plazma
konsantrasyonlarına genellikle 3 günlük dozlamadan sonra ulaşılır. Duloksetin büyük oranda
karaciğerde metabolize olur. Metabolizasyondan sorumlu olan iki sitokrom P450 izoenzimi
CYP2D6 ve CYP1A2‘dir.
Emilim ve Dağılım — Oral yolla uygulanan duloksetinin gastrointestinal sistemden emilimi
iyidir. Emilim başlayana kadar ortalama 2 saatlik bir gecikme söz konusudur ve maksimum
plazma konsantrasyonlarına (Cmaks) dozdan 6 saat sonra ulaşılır. Yiyecekler duloksetinin
Cmaks değerini etkilemese de, doruk konsantrasyona kadar geçen süreyi 6 saatten 10 saate
çıkarır ve emilim miktarını (EAA) yaklaşık %10 oranında azaltır. Sabah saatleriyle
karşılaştırıldığında, akşam saatlerinde duloksetinin emiliminde 3 saatlik bir gecikme,
görünürdeki klerensinde ise üçte bir oranında artış görülür.
Dağılım hacmi yaklaşık 1640 L‘dir. Duloksetin insanlarda başta albumin ve 1-asit
glikoprotein olmak üzere plazma proteinlerine yüksek oranda (> %90) bağlanır. Duloksetinin
proteine yüksek oranda bağlanan diğer ilaçlarla arasındaki etkileşim tam olarak
değerlendirilmemiştir. Böbrek ya da karaciğer bozukluğu duloksetinin plazma proteinlerine
bağlanma düzeyini etkilemez.
Metabolizma ve Atılım — 14C işaretli duloksetinin oral uygulanmasını takiben yapılan
çalışmalarda, duloksetinin insanlardaki biyotransformasyonu ve dispozisyonu belirlenmiştir.
Duloksetin, plazmadaki toplam radyoaktif işaretli materyalin yaklaşık %3‘ünü oluşturur; bu
oran, duloksetinin yoğun metabolizmaya uğrayarak çok sayıda metabolite dönüştüğünü
gösterir. Duloksetinin başlıca biyotransformasyon yolları, konjugasyon ve tekrar oksidasyonu
takiben naftil halkasının oksidasyonudur. In vitro deneylerde, hem CYP2D6 hem de
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
1/19
CYP1A2, naftil halkasının oksidasyonunu katalizler. Plazmada bulunan metabolitler 4hidroksi duloksetin glukuronid ve 5-hidroksi, 6-metoksi duloksetin sülfattır. İdrarda, bazıları
yalnızca minör atılım yollarını gösteren birçok ilave metabolit de tanımlanmıştır. İdrarda
yalnızca eser miktarda (dozun < %1‘i) değişikliğe uğramamış duloksetin bulunur. Duloksetin
dozunun çoğu (%70) idrarda duloksetin metaboliti olarak bulunur; ilacın %20 kadarı dışkıyla
atılır.
Özel Popülasyonlar
Cinsiyet : Duloksetinin kadınlarda ve erkeklerdeki eliminasyon yarı ömrü benzerdir.
Cinsiyete göre doz ayarlaması yapmak gerekmez.
Yaş : Tek bir doz halinde 40 mg verilen 65 ile 77 yaşları arasındaki sağlıklı yaşlı kadınlar ile
32 ile 50 yaşları arasındaki sağlıklı orta yaşlı kadınlarda duloksetinin farmakokinetiği
karşılaştırıldığında Cmaks değerinde farklılık saptanmamış, ancak yaşlı kadınlardaki EAA
değerinin biraz daha (yaklaşık %25) yüksek ve yarı ömrün 4 saat daha uzun olduğu
belirlenmiştir. Popülasyon farmakokinetiğini değerlendiren çalışmalarda, 25-75 yaş
aralığında, klerensin her yıl yaklaşık %1 oranında azaldığı görülmüştür, hasta değişkenliği
açısından öngörülen faktör olarak yaş, sadece küçük bir yüzde olarak sorumludur. Hastanın
yaşına göre doz ayarlaması yapılması gerekmemektedir (Bkz. ‘’Kullanım Şekli ve Dozu‘‘).
Sigara İçimi : Sigara içen kişilerde duloksetinin biyoyararlanımının (EAA) yaklaşık üçte bir
oranında azaldığı görülmektedir. Sigara içen kişilerde doz ayarlaması önerilmemektedir.
Irk : Irkın etkilerini
gerçekleştirilmemiştir.
araştırmak
için
spesifik
bir
farmakokinetik
çalışması
Böbrek Yetmezliği : Son evre renal hastalığı bulunan kişilerde duloksetinin etkilerine ilişkin
veriler kısıtlıdır. Aralıklı kronik hemodiyaliz uygulanan ve son evre renal hastalığı bulunan
kişilerde 60 mg‘lık tek doz duloksetinden sonra saptanan Cmaks ve EAA değerleri, böbrek
fonksiyonları normal olan kişilerle karşılaştırıldığında yaklaşık olarak %100 oranda daha
yüksek bulunmuştur. Ancak, her iki grupta da atılım yarı ömrünün benzer olduğu
görülmüştür. Dolaşımdaki başlıca metabolitler olan büyük oranda idrarla atılan 4-hidroksi
duloksetin glukuronid ve 5-hidroksi, 6-metoksi duloksetin sülfatın EAA değerlerinin yaklaşık
7-9 kez arttığı gözlenmiştir ve çoklu dozlarla birlikte EAA‘da daha fazla artış olması
beklenir. Bu nedenle, duloksetin son evre renal hastalığı olan (diyaliz gerektiren) veya ağır
böbrek yetmezliği olanlarda (tahmini kreatinin klerensi 30 mL/dak) önerilmez (Bkz.
―Kullanım Şekli ve Dozu‖). Popülasyon farmakokinetik analizleri hafif ila orta derecede
renal disfonksiyonun (tahmini kreatinin klerensi 30-80 mL/dak) duloksetinin görünür
klerensinde anlamlı bir etkisi olmadığını ifade eder.
Karaciğer Yetmezliği : Klinik olarak karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda, duloksetin
metabolizması ve atılımı daha azdır. Orta derecede (Child-Pugh Sınıfı B) karaciğer
yetmezliği bulunan 6 sirotik hastaya 20 mg‘lık tek doz duloksetin verildikten sonra, ortalama
plazma duloksetin klerensinin, yaş ve cinsiyeti benzer olan sağlıklı kişilerdeki değerin %15‘i
oranında olduğu ve ortalama maruz kalma miktarının (EAA) 5-kez arttığı bulunmuştur.
Sirotik hastalardaki Cmaks değeri benzer bulunsa da, yarı ömür yaklaşık 3 katı daha uzundur
(Bkz. ‗‘Uyarılar/Önlemler‘‘ ve ‗‘Kullanım Şekli ve Dozu‘‘). Herhangi bir hepatik yetmezliği
olan hastalara duloksetin uygulanması önerilmemektedir.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
2/19
ENDĠKASYONLARI
Cymbalta, 18 yaş ve üzeri yetişkinlerde, majör depresif bozukluk (MDB) tedavisinde
endikedir.
KONTRENDĠKASYONLARI
Aşırı Duyarlılık: Cymbalta, duloksetine veya formülündeki diğer maddelerden herhangi
birine karşı bilinen aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir.
Monoamin Oksidaz İnhibitörleri: Monoamin oksidaz inhibitörü (MAOI) kullanan hastalarda
eşzamanlı duloksetin kullanımı kontrendikedir (Bkz. ‗‗Uyarılar/Önlemler‘‘).
Kontrol Altında Olmayan Dar Açılı Glokom: Klinik çalışmalarda duloksetin kullanımı
midriyazis riskini arttırmıştır; bu nedenle kontrol altında bulunmayan dar açılı glokom
vakalarında kullanımı önerilmemektedir.
Kontrol edilemeyen yüksek arteriyal tansiyonlu hastalarda hipertansif kriz oluşturması riski
nedeniyle kullanılmamalıdır.
Ciddi böbrek bozukluğu olanlarda kullanılmamalıdır.
UYARILAR/ÖNLEMLER
Uyarılar:
Antidepresan ilaçların çocuklar ve 24 yaşına kadar olan gençlerdeki kullanımlarının, intihar
düşünce ya da davranışlarını artırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle tedavinin
başlangıcı ve ilk aylarda ilaç dozunun artırılma,/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde
hastanın gösterebileceği huzursuzluk, aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış
değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle hastanın gerek ailesi gerekse tedavi
edicilerce yakinen izlenmesi gereklidir.
Çocuk ve Ergenlerde Ġntihar Eğilimi –Bir çocuk veya ergende Cymbalta veya baĢka bir
antidepresan kullanmayı düĢünen doktor bu risk (intihar eğilimi) ile klinik gerek
arasındaki dengeyi gözetmelidir. Aileler ve bakıcılar, yakından gözlem ve tedaviyi
yürüten hekimle yakın iletiĢim gerekliliği konusunda uyarılmalıdır. Cymbalta
pediyatrik hastalarda kullanmak üzere onaylanmamıĢtır (Bkz.“Uyarılar/Önlemler”,
Pediyatrik kullanım).
Majör depresif bozukluk (MDB), obsesif kompulsif bozukluk (OKB) veya diğer
psikiyatrik bozuklukları bulunan çocuk ve ergenlerde 9 antidepresan ilaçla (SSRI’lar
ve diğerleri) gerçekleĢtirilen kısa-süreli (4 ila 16 hafta) plasebo-kontrollü çalıĢmaların
(4400 üzerinde hastayı kapsayan toplam 24 çalıĢma) birleĢtirilmiĢ analizi, antidepresan
alan hastalarda tedavinin ilk birkaç ayı sırasınca intihar düĢünce veya davranıĢlarını
(intihar eğilimi) temsil eden advers olaylar riskinin daha yüksek olduğunu ortaya
koymuĢtur. Bu tür olayların antidepresan almakta olan hastalardaki ortalama riski %
4 olup, % 2 olan plasebo riskinin iki katı olmuĢtur. Bu çalıĢmalarda intihar
görülmemiĢtir.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
3/19
İlaçlar arasında risk açısından dikkate değer farklılıklar olmakla birlikte, araştırılan neredeyse
tüm ilaçlarda riskte bir artış eğilimi görülmüştür. İntihar eğilimi riski en sürekli olarak MDB
çalışmalarında gözlenmişse de, diğer psikiyatrik endikasyonlardaki (obsesif kompulsif
bozukluk ve sosyal anksiyete bozukluğu) bazı çalışmalardan da riskin baş gösterdiğine dair
işaretler bulunmuştur. Bu çalıĢmaların hiçbirinde intihar görülmemiĢtir. Pediyatrik
hastalardaki intihar eğilimi riskinin uzun-süreli kullanımda da, yani birkaç ayın ötesinde,
sürüp, sürmediği bilinmemektedir. Yetişkinlerde de intihar eğilimi riskinin uzayıp uzamadığı
bilinmemektedir.
Klinik KötüleĢme ve Ġntihar Riski – Majör depresif bozukluğu (MDB) bulunan hem
yetişkin, hem de pediyatrik hastalar antidepresan ilaç alıp, almadıklarından bağımsız olarak
depresyonlarında kötüleşme ve/veya intihar düşünce ve davranışlarının (intihar eğilimi) veya
davranışlarında alışılmadık değişikliklerin ortaya çıkması ile karşı karşıya kalabilirler ve bu
risk belirgin bir remisyon ortaya çıkıncaya dek devam edebilir. Antidepresanların belli bazı
hastalarda depresyonun kötüleşmesi ve intihar eğiliminin ortaya çıkmasında rolü olabileceği
yönünde uzun süredir var olan bir kaygı mevcuttur. Majör depresif bozukluğu (MDB) ve
diğer psikiyatrik bozuklukları bulunan çocuk ve ergenlerde yapılan kısa-süreli çalışmalarda
antidepresanlar intihar düşünce ve davranışları (intihar eğilimi) riskini arttırmıştır.
Herhangi bir endikasyon nedeniyle antidepresanlarla tedavi edilen tüm pediyatrik
hastalar klinik kötüleĢme, intihar eğilimi ve davranıĢlardaki alıĢılmamıĢ değiĢiklikler
açısından özellikle de bir ilaç tedavisi uygulamasının ilk birkaç ayı boyunca veya doz
değiĢiklikleri sırasında, ister arttırma, ister azaltma olsun, yakından gözlenmelidir. Bu
tür gözlem genel olarak tedavinin ilk 4 haftası boyunca en az haftada bir kez, sonraki 4
hafta süresince iki haftada bir, sonra 12. haftada ve klinik olarak gerekirse 12 hafta
sonrasında da hasta veya aile üyeleri veya bakıcıları ile yüz yüze görüĢmeyi içermelidir.
Yüz yüze görüĢmeler arasında telefonla ek görüĢmeler uygun olabilir.
Antidepresanlarla tedavi edilen, MDB veya diğer psikiyatrik rahatsızlıklar zemininde
eĢlik eden depresyonu (komorbid) bulunan yetiĢkinler klinik kötüleĢme ve intihar
eğilimi açısından özellikle de bir ilaç tedavisi uygulamasının ilk birkaç ayı sırasınca
veya doz değiĢiklikleri sırasında, ister arttırma, ister azaltma olsun, benzer Ģekilde
gözlenmelidir.
Majör depresif bozukluk ve yanı sıra diğer psikiyatrik ve psikiyatrik-olmayan endikasyonlar
nedeni ile antidepresanlar ile tedavi edilmekte olan yetişkin ve pediyatrik hastalarda
anksiyete, ajitasyon, panik atakları, uykusuzluk, irritabilite, hostilite, agresiflik, impulsivite,
akatizi (psikomotor huzursuzluk), hipomani ve mani semptomları bildirilmiştir. Her ne kadar
bu semptomların ortaya çıkışı ve depresyonun kötüleşmesi ve/veya intihara yönelik dürtülerin
ortaya çıkışı arasında nedensel bir ilişki kurulmamışsa da, bu tür semptomların oluşmakta
olan intihar eğiliminin öncü işaretlerini temsil edebileceği yolunda kaygılar mevcuttur.
Depresyonları sürekli olarak kötüye giden veya intihar eğiliminin veya depresyonun
kötüleşmesi veya özellikle de şiddetli, ani ortaya çıkışlı veya hastanın mevcut semptomlarının
bir parçası olmayan intihar eğilimi habercisi olabilecek semptomların ortaya çıktığı gözlenen
hastalarda ilacın kesilmesi de dahil olmak üzere, tedavi rejiminin değiştirilme gereği göz
önüne alınmalıdır.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
4/19
Tedaviyi kesme kararı alınmışsa, ilaç uygulamasını aniden kesmenin belli semptomlarla
birliktelik gösterebileceği unutulmadan, mümkün olduğunca hızla tedricen azaltılarak
sonlandırılmalıdır (Bkz.‗‗Uyarılar/Önlemler‖ ile ―Kullanım Şekli ve Dozu‖-Cymbalta‘nın
kesilmesi, Cymbalta‘nın kesilmesinin risklerinin tanımı).
Majör depresif bozukluk ve yanı sıra psikiyatrik ve psikiyatrik-olmayan diğer
endikasyonlar nedeni ile antidepresanlar ile tedavi edilmekte olan pediyatrik hastaların
aile ve bakıcıları hastaların ajitasyon, irritabilite, davranıĢlarda alıĢılmadık
değiĢiklikler ve yukarıda tanımlanan diğer semptomların ortaya çıkması ve yanı sıra
intihar eğilimlerinin ortaya çıkmasının izlenmesi ve bu tür semptomları derhal sağlık
görevlilerine bildirme gerekliliği konusunda uyarılmalıdırlar. Bu tür bir izlemenin aile
ve bakıcılar tarafından günlük gözlemi içermesi gerekir. İyi hasta bakımı ile tutarlı olarak,
Cymbalta reçeteleri aşırı doz riskini azaltmak için en düşük kapsül miktarında yazılmalıdır.
Depresyon tedavisi gören yetişkinlerin aile ve bakıcıları da aynı şekilde uyarılmalıdır.
Monoamin Oksidaz Ġnhibitörleri (MAOI’ler) : Bir monoamin oksidaz inhibitörüyle
birlikte bir serotonin geri alım inhibitörü kullanan hastalarda hipertermi, rijidite,
miyoklonus, otonomik instabiliteyle birlikte vital bulgularda hızlı iniĢ çıkıĢlar, aĢırı
ajitasyondan baĢlayıp delirium ve komaya kadar uzanabilen mental durum
değiĢiklikleri dahil olmak üzere ciddi ve kimi zaman ölümle sonuçlanan reaksiyonlar
bildirilmiĢtir. Kısa süre önce serotonin geri alım inhibitörüyle gerçekleĢtirilen tedaviyi
kesip bir MAOI’ya baĢlayan hastalarda da bu tür reaksiyonlarla karĢılaĢılmıĢtır. Bazı
vakalarda nöroleptik malign sendromuna benzeyen bir klinik tablo görülmüĢtür.
Ġnsanlarda ya da hayvanlarda, duloksetin ile MAOI’ların birlikte kullanımının etkileri
araĢtırılmamıĢtır. Bu nedenle, duloksetinin hem serotonin hem de norepinefrin geri
alımını inhibe eden bir ilaç olduğu dikkate alınarak, bir MAOI ile birlikte kullanılması
ya da MAOI tedavisinin kesilmesini izleyen ilk 14 gün içerisinde kullanılması
önerilmemektedir. Duloksetinin yarı ömrü gözönüne alındığında, MAOI tedavisine
geçmek için duloksetin tedavisinin bitiminden sonra en az 5 gün beklenmelidir.
Önlemler:
Genel
Hepatotoksisite –Cymbalta serum transaminaz düzeylerinin yükselme riskini artırır.
Karaciğer transaminaz yükselmeleri Cymbalta ile tedavi edilen hastaların % 0.4‘ünün
(31/8454) tedaviyi bırakmasına neden olmuştur. Bu hastalarda, transaminaz yükselmelerinin
tespitine dek geçen medyan süre yaklaşık iki ay olmuştur. MDB‘ de yapılan kontrollü
çalışmalarda, alanin transaminazda (ALT) normalin üst sınırının >3 katına dek yükselmeler
Cymbalta ile tedavi edilen hastaların % 0.9‘unda (8/930) ve plasebo ile tedavi edilen
hastaların % 0.3‘ünde (2/652) ortaya çıkmıştır. Tüm endikasyonlardaki plasebo-kontrollü
çalışmalardaki tüm hasta grubunda, ALT‘de normalin üst sınırının >3 katına dek yükselmeler
Cymbalta ile tedavi edilen hastaların % 1‘inde (39/3732) görülürken, plasebo ile tedavi edilen
hastaların % 0.2‘sinde (6/2568) görülmüştür. Sabit-dozla yapılan plasebo-kontrollü
çalışmalarda, ALT ve AST‘nin sırasıyla normalin üst sınırının >3 katı ve normalin üst
sınırının >5 katına yükselmesinde bir doz-yanıt ilişkisi bulgusu saptanmıştır.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
5/19
Tıkanma bulgusu olmaksızın; serum transaminaz düzeylerinin birlikte yükselmesi genel
olarak ağır karaciğer hasarının önemli bir belirleyicisi olarak kabul edilmektedir. Üç
Cymbalta hastasında transaminazlar ve bilirubin yükselmesi, ancak beraberinde obstrüktif bir
süreç düşündüren alkalin fosfataz yükselmesi de göstermiştir; bu hastalarda ağır alkol
kullanımı bulguları mevcut olup, bu durum bu anormalliklerin görülmesine katkıda bulunmuş
olabilir. Plasebo ile tedavi edilen iki hastada da yüksek bilirubin ile birlikte transaminazda
artış görülmüştür. Karaciğer enzimlerinde ciddi yükselmeler (normalin üst sınırının >10 katı)
veya kolestatik veya karma tarzdaki ağır karaciğer hasarları nadiren bildirilmiş, bazı
vakalarda aşırı alkol kullanımı ile birliktelik göstermiştir. Duloksetin ve alkolün karaciğer
hasarına neden olacak şekilde etkileşmeleri olası olduğundan, Cymbalta yoğun alkol
kullanımı olan hastalara reçete edilmemelidir.
Duloksetin ile serum transaminaz düzeylerinde ciddi yükselmeler ve hepatoselüler ya da
hepatokanaliküler orijinli hepatotoksisite bildirilmiştir. Cymbalta kronik karaciğer hastalığı
veya hepatik hasarı olan hastalarda kullanılmamalıdır.
Kan Basıncı üzerine Etkiler –MDB klinik çalışmalarında, Cymbalta tedavisi plaseboya
kıyasla ortalama 2 mm Hg sistolik ve 0.5 mm Hg diastolik kan basıncı artışı da göstermiş
ayrıca 140 mm Hg üzerinde sistolik kan basıncı ölçümü görülme sıklığında en az bir kerelik
artış gözlenmiştir.
Kan basıncı tedavi başlatılmadan önce ve tedavi boyunca da periyodik olarak ölçülmelidir
(Bkz. ―Kontrendikasyonlar‖, ―Yan Etkiler/Advers Etkiler‖, Hayati Belirti Değişiklikleri).
Hipomani Aktivasyonu : Majör depresif bozukluğu bulunan hastalarla gerçekleştirilen
plasebo kontrollü çalışmalarda, mani ya da hipomani aktivasyonu bildirilen hastaların oranı
duloksetin gruplarında %0.1 (1/1139) ve plasebo gruplarında %0.1 (1/777) olarak
belirlenmiştir. Majör depresif bozuklukta etkili olan diğer ilaçlarla tedavi edilen hastaların
küçük bir bölümünde mani/hipomani aktivasyonu bildirilmiştir. Bu ilaçlarda olduğu gibi,
mani öyküsü bulunan hastalarda duloksetin dikkatlice kullanılmalıdır.
Nöbetler: Epilepsisi olan hastalarda duloksetin sistemik olarak değerlendirilmemiştir. Majör
depresif bozukluğu bulunan hastaların katıldığı plasebo kontrollü klinik çalışmalarda, nöbet
gelişen hasta sıklığı duloksetin grubunda %0.1 (1/1139) ve plasebo grubunda %0 (0/777)
olarak bulunmuştur. Majör depresif bozuklukta etkili olan diğer ilaçlarda olduğu gibi, nöbet
bozukluğu öyküsü bulunan hastalarda duloksetin kullanımı sırasında dikkatli olunmalıdır.
Kontrollü Dar Açılı Glokom : Klinik çalışmalarda, duloksetinin midriyazis riskini artırdığı
bulunmuştur; bu nedenle duloksetin major depresif bozukluğa eşlik eden kontrollü dar açılı
glokom vakalarında dikkatle kullanılmalıdır (Bkz.―Kontrendikasyonlar‖, ―Kontrol Altında
Olmayan Dar Açılı Glokom‖).
Cymbalta ile tedavinin kesilmesi –Cymbalta alan hastalarda tedavinin kesilmesi ile ilgili
semptomlar sistematik olarak değerlendirilmiştir. Dokuz-haftalık süreye dek varan MDB
plasebo-kontrollü klinik çalışmalarında tedavinin aniden kesilmesini takiben % 2 veya daha
yüksek oranda ve plasebonun kesildiği hastalara kıyasla Cymbalta ile tedavi edilen hastalarda
anlamlı derecede daha yüksek oranda olmak üzere, aşağıdaki semptomlar ortaya çıkmıştır:
sersemlik, bulantı, baş ağrısı, parestezi, kusma, irritabilite ve kabuslar.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
6/19
Diğer SSRI‘lar ve SNRI‘ların (serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri) kullanıma
girmesiyle birlikte, bu ilaçların kesilmesi, özellikle de aniden kesilmesi sonrasında,
aşağıdakileri içeren spontan advers olay bildirimleri olmuştur: disforik mizaç, irritabilite,
ajitasyon, sersemlik, duyusal bozukluklar (örn. elektrik çarpması hissi gibi paresteziler),
anksiyete, konfüzyon, baş ağrısı, letarji, emosyonel labilite, uykusuzluk, hipomani, kulak
çınlaması ve nöbetler. Her ne kadar bu olaylar genel olarak kendiliğinden geçse de,
bazılarının şiddetli olduğu bildirilmiştir.
Cymbalta tedavisi kesilirken, hastalar bu semptomlar açısından izlenmelidir. Mümkün olan
durumlarda aniden kesmek yerine, dozun tedricen azaltılması önerilmektedir. Dozun
azaltılması veya tedavinin kesilmesi sonrasında tolere edilemeyecek semptomlar ortaya
çıkacak olursa, daha önce önerilen doza geri dönülmesi düşünülebilir. Bunun ardından hekim
dozu daha yavaş bir hızda düşürmeye devam edebilir (Bkz.―Kullanım Şekli ve Dozu‖).
Eşlik Eden Hastalığı Bulunan Kişiler : Eşlik eden sistemik hastalığı bulunan kişilerde
duloksetin ile klinik deneyim sınırlıdır. Gastrik motilite değişikliklerinin, duloksetinin enterik
kaplamasının stabilitesi üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Duloksetin asidik ortamda hızla
naftole hidrolize olduğu için, midenin boşalmasını yavaşlatan hastalıklarda (örn. Bazı
diyabetlilerde) duloksetin kullanımı sırasında dikkatli olunması önerilir.
Yakın geçmişte miyokard enfarktüsü ya da stabil olmayan kalp hastalığı öyküsü bulunan
kişilerde duloksetin kullanımına ilişkin sistematik değerlendirme yapılmamıştır. Bu
hastalıkları bulunan kişiler ürünün pazarlama öncesinde geçirildiği testlerde, klinik
çalışmalardan genellikle çıkarılmıştır. Ancak, plasebo kontrollü klinik çalışmalara katılan ve
başlangıç EKG‘leri normal bulunan 321 hastanın elektrokardiyogramları değerlendirilmiş ve
duloksetinin klinik olarak önem taşıyan EKG anormalliklerine yol açmadığı bulunmuştur
(Bkz. ‗‘Yan Etkiler/Advers Etkiler‘‘, Elektrokardiyografik Değişiklikler).
Duloksetinin ve özellikle de metabolitlerinin plazma konsantrasyonlarındaki yükselme sondönem böbrek hastalığı (diyaliz gerektiren) bulunan hastalarda ortaya çıkmaktadır. Bu
nedenle, Cymbalta son-dönem böbrek hastalığı bulunan veya ağır böbrek yetmezliği bulunan
(kreatinin klerensi <30 mL/dakika) hastalar için önerilmemektedir (Bkz. ‗‗Farmakolojik
Özellikleri‖ ve ―Kullanım Şekli ve Dozu‖).
Karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda belirgin şekilde artmış duloksetine maruz kalma
görülmekte olup, Cymbalta bu hastalara uygulanmamalıdır (Bkz. ‗‗Farmakolojik Özellikleri‖
ve ―Kullanım Şekli ve Dozu‖).
Her ne kadar Cymbalta alkolün neden olduğu mental ve motor beceri bozukluklarını
arttırmamaktaysa da, aşırı alkol alımı ile eş zamanlı olarak Cymbalta kullanımı ağır karaciğer
hasarı ile birliktelik gösterebilir. Bu nedenle, Cymbalta çoğunlukla aşırı alkol kullanımı olan
hastalara reçete edilmemelidir.
MDB‘li hastalar Cymbalta tedavisi ile 1 ila 4 hafta içinde iyileşmeler hissedebilecek olsalar
da, tedaviyi önerilen şekilde sürdürmeleri konusunda uyarılmalıdırlar.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
7/19
Laboratuvar Testleri
Önerilen özel bir laboratuvar testi bulunmamaktadır.
Çocuklarda Kullanım
Pediatrik hastalardaki etkinlik ve güvenilirlik belirlenmemiştir, kullanılmamalıdır (Bkz.
―Uyarılar/Önlemler‖). Çocuk ve ergenlerde Cymbalta kullanımı düşünülüyorsa potansiyel
risklerin klinik ihtiyaç ile dengelenmesi düşünülmelidir.
YaĢlı Hastalarda Kullanım
Duloksetin ile gerçekleştirilen klinik çalışmalara katılan 2418 hastanın %5.9‘u (143) 65 yaş
ya da üzerinde olan hastalardır. Yaşlı hastalar ile daha genç olanlar arasında genel etkinlik ya
da güvenilirlik düzeyi açısından belirgin bir fark saptanamamış ve klinik deneyime göre,
yaşlı ve genç hastalardaki yanıt oranları arasında farklılık belirlenememiştir. Ancak yine de
bazı yaşlı kimselerin ilaca karşı daha duyarlı olabilecekleri unutulmamalıdır.
ĠLACIN KÖTÜYE KULLANIMI VE BAĞIMLILIK
Kontrollü Madde Sınıfı
Duloksetin kontrole tabi bir madde değildir.
Fiziksel ve Psikolojik Bağımlılık
Duloksetinin insanlarda kötüye kullanılma potansiyelini sistematik olarak değerlendiren bir
çalışma bulunmamasına karşın, klinik çalışmalara katılan hastalarda ilaca karşı yoksunluk
davranışı gözlenmemiştir. Ancak, ürünün pazarlama öncesinde gerçekleştirilen çalışmalardan
yola çıkarak SSS üzerinde etkide bulunan bir ilacın piyasaya verildikten sonra ne ölçüde
kötüye kullanılabileceğini tahmin etmek kolay değildir. Bu nedenle, hekimler hastaları ilacın
kötüye kullanım öyküsü açısından iyice değerlendirmeli ve duloksetin kullanımı sırasında
kötüye kullanım bulgularını yakından izlemelidir (örn. tolerans gelişimi, doz artırımı, ilaca
karşı yoksunluk davranışı).
Gebelik ve Emzirme Döneminde Kullanımı: (Gebelik kategorisi:C )
Gebelik :
Gebe kadınlar ile ilgili yeterli ve iyi kontrollü çalışma olmadığından, duloksetin ancak fetus
açısından potansiyel yararlar potansiyel riski dengelerse kullanılmalıdır.
Duloksetinin insanlarda doğum üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Doğum döneminde
duloksetin, ancak potansiyel yararlar fetusun maruz kalabileceği potansiyel risklerden fazla
olduğu sürece kullanılmalıdır. Tedavi sırasında gebe kalan ya da gebe kalmayı planlayan
hastaların bu durumu hekimlerine bildirmeleri önerilmelidir.
Emziren Anneler :
Duloksetin ve/veya metabolitlerinin insan sütüne salgılanıp salgılanmadığı bilinmemektedir,
ancak duloksetin tedavisi sırasında emzirme önerilmemektedir.
Emziren annelerin
durumlarını hekimlerine bildirmeleri önerilmelidir.
Araç ve Makine Kullanma Yeteneği Üzerindeki Etkiler
Her türlü psikoaktif ilaç; yargılama becerisini, düşünme becerisini ve motor becerileri
olumsuz etkileyebilir. Kontrollü çalışmalarda duloksetinin psikomotor performansı, kognitif
fonksiyonları ya da belleği etkilemediği gösterilmiş olmasına karşın, sedasyona yol açma
olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle hastalar duloksetin tedavisinin kendilerini bu açıdan
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
8/19
etkilemediğinden iyice emin olana kadar, araç ve makine kullanımından (otomobil/araba
kullanımı dahil) kaçınmalıdırlar.
YAN ETKĠLER/ADVERS ETKĠLER
Duloksetinin güvenilirliği pazarlama öncesi gerçekleştirilen çoklu dozlu çalışmalara katılan,
major depresyon tanısı konmuş 2418 hastada değerlendirilmiştir; bu çalışmalarda hastaların
ilaca maruz kalma süresi 1099 hasta yılıdır. Duloksetin tedavisi uygulanmış 2418 hastanın
1139‘u günde 40-120 mg doz ile 8 ya da 9 hafta süreli, plasebo kontrollü çalışmalara
katılırken, geri kalan 1279 hasta açık etiketli güvenilirlik çalışmasında günde 80-120 mg doz
ile bir yıla kadar izlenmiştir. Günde 80-120 mg doz ile plasebo kontrollü 2 çalışmada, 6 aylık
idame tedavisi dönemleri yer almıştır. Bu 2418 hastanın 993‘ü ilacı en az 180 gün boyunca
ve 445‘i en az bir yıl boyunca kullanmışlardır.
Advers reaksiyonları değerlendirmek için advers olaylar hakkında bilgi toplanmış, fizik
muayene yapılmış, vital bulgular değerlendirilmiş, hastanın kilosu takip edilmiş, laboratuvar
testleri ve EKG yapılmıştır.
Bildirilen advers etkilerin sıklığı, listelenen advers etki tiplerinden en az birinin, tedavi
sırasında görüldüğü hastaların oranını yansıtmaktadır. Tedavi sırasında ilk kez ortaya çıkan
ya da başlangıçtaki değerlendirme sonrasında kötüleşen advers olayların ―tedavi sırasında‖
geliştikleri kabul edilmiştir. Çalışmada bildirilen olayların mutlaka tedaviden kaynaklanması
zorunlu değildir ve bildirilen sıklıklar araştırmacının sebep-sonuç ilişkisi konusundaki
görüşünü yansıtmamaktadır.
Tablolarda yer alan oranlar, ilacı reçeteleyen hekimin ilaçla ilişkili olan ve olmayan
faktörlerin, üzerinde çalışılan popülasyondaki insidans oranlarına yaptıkları göreceli katkıyı
gözönünde bulundurması içindir. Reçeteleyen hekim, tablolardaki oranların yalnızca klinik
çalışmalara katılan hastalarda belirlenen oranlar olduklarını ve olağan klinik pratikte
karşılaşılan hastaların ve faktörlerin, klinik çalışmalardaki hastalardan ve faktörlerden farklı
olabileceklerini unutmamalıdır. Benzer şekilde farklı tedavilerle, kullanım biçimleriyle ve
araştırmacılarla gerçekleştirilen diğer klinik çalışmalarda elde edilen oranlar, buradaki
oranlarla karşılaştırılamaz.
Plasebo Kontrollü ÇalıĢmalarda Tedavinin Bırakılmasına Neden Olan Advers Olaylar
MDB plasebo kontrollü çalışmalarında duloksetin kullanan 1139 hastanın yaklaşık %10‘u
advers olay nedeniyle tedaviyi bırakırken, plasebo kullanan 777 hastadaki oran %4 olarak
bulunmuştur. Tedavinin bırakılmasına neden olan ve ilaçla ilişkili olduğu düşünülen
(duloksetin uygulanan hastaların en az %1‘inde ortaya çıkan ve sıklık bakımından plasebo
grubundakinden en az 2 kez daha yüksek olan) tek advers etki bulantıdır (duloksetin %1.4,
plasebo %0.1).
Plasebo Kontrollü ÇalıĢmalarda Duloksetin Kullanan Hastalarda Ġnsidansı En Az %2
Olan Advers Etkiler
Tablo 1‘de MDB‘nin akut fazında pazarlama öncesi duloksetin kullanan hastaların en az
%2‘sinde gözlenen ve insidansı plasebo grubundaki insidanstan daha yüksek olan advers
etkiler sıralanmaktadır. Duloksetin tedavisi uygulanan MDB hastalarında en sık gözlenen
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
9/19
advers etkiler (insidansı ≥ %5 ve plasebo grubundaki insidansın en az 2 katı) aşağıda
belirtilmiştir: bulantı; ağız kuruluğu; konstipasyon; iştah kaybı; yorgunluk; somnolans; ve
terleme artışı (Bkz. Tablo 1).
Tablo 1: Plasebo Kontrollü ÇalıĢmalarda Tedavi Sırasında Ortaya Çıkan Advers
Olayların Ġnsidansı1
Advers Olay Bildiren Hasta Oranı
Sistem/Organ Sınıfı - Advers Olay Duloksetin
Plasebo
(N=1139)
(N=777)
Gastrointestinal Bozukluklar
Bulantı
20
7
Ağız kuruluğu
15
6
Konstipasyon
11
4
Diyare
8
6
Kusma
5
3
Metabolizma ve Beslenme
Bozuklukları
İştahta azalma2
8
2
AraĢtırmalar
Kilo kaybı
2
1
Genel Bozukluklar ve Uygulama
Bölgesindeki Durumlar
Yorgunluk
8
4
Sinir Sistemi Bozuklukları
Baş dönmesi
9
5
Somnolans
7
3
Tremor
3
1
Deri ve Subkutan Doku
Bozuklukları
Terleme artışı
6
2
Vasküler Bozukluklar
Yüzde kızarma
2
1
Göz Bozuklukları
Bulanık görme
4
1
Psikiyatrik Bozukluklar
Uykusuzluk3
Anksiyete
Libidoda azalma
Orgazm bozukluğu4
Üreme Sistemi
Erektil disfonksiyon
Ejakülasyonda gecikme5
Ejakülasyon disfonksiyonu5, 6
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
11
3
3
3
6
2
1
1
4
3
3
1
1
1
10/19
1
Duloksetin tedavisi uygulanan hastaların en az %2‘sinde görülen ve sıklığı plasebo
grubundaki sıklıktan daha yüksek sıklıkta olan olaylar. Aşağıdaki olaylar duloksetin
tedavisi uygulanan hastaların en az %2‘si tarafından bildirilmiştir ve insidansları
plasebodaki insidansa eşit ya da daha düşüktür: üst abdominal ağrı, palpitasyon, dispepsi,
sırt ağrısı, artralji, baş ağrısı, farenjit, öksürük, nazofarenjit ve üst solunum yolu
infeksiyonu.
2
Terim anoreksiyi kapsamaktadır.
3
Terim orta düzeyde uykusuzluğu kapsamaktadır.
4
Terim anorgazmiyi kapsamaktadır.
5
Yalnızca erkek hastalar.
6
Terim ejakülasyon bozukluğu ve ejakülasyon başarısızlığını kapsamaktadır.
Erkek ve Kadınların Cinsel Fonksiyonları Üzerindeki Etkiler
Psikiyatrik bozukluklarda cinsel istek, cinsel performans ve cinsel tatmin düzeyinde
değişikliklerle sık karşılaşılır; ancak, farmakolojik tedaviler de benzer etkilerde
bulunabilirler. Öte yandan hastalar ve hekimlerin cinsel sorunları tartışmaktan kaçınmaları,
bu tür olumsuz deneyimlerin insidansı ve şiddetini belirlemeyi güçleştiren faktörler
arasındadır. Bu nedenle, ürün prospektüsünde bildirilen cinsel yan etki sıklığının gerçek
sıklığı tam olarak yansıtmaması mümkündür. Tablo 2‘de plasebo kontrollü çalışmalarda
duloksetin kullanan erkek ya da kadın hastaların en az %2‘si tarafından spontan olarak
bildirilen cinsel yan etkilerin insidansları gösterilmektedir.
Tablo 2: Plasebo Kontrollü ÇalıĢmalarda Tedavi Sırasında Ortaya Çıkan Cinsel Advers
Etkilerin Ġnsidansı1
Olay Bildiren Hastaların Oranı
Erkek Hastalar
Kadın Hastalar
Advers Olay
Duloksetin
Plasebo
Duloksetin
Plasebo
(N=378)
(N=247)
(N=761)
(N=530)
2
Orgazm bozukluğu
4
1
2
0
Ejakülasyon
3
1
3
disfonksiyonu
Libidoda azalma
6
2
1
0
Erektil disfonksiyon
4
1
Ejakülasyonda gecikme
3
1
1
Duloksetin tedavisi sırasında hastaların en az %2‘si tarafından bildirilen ve sıklığı plasebo
grubundaki sıklıktan daha yüksek olan olaylar.
2
Terim anorgazmiyi kapsamaktadır.
3
Terim, ejakülasyon bozukluğu ve ejakülasyon başarısızlığını kapsamaktadır.
Hastalar olumsuz cinsel deneyimleri genellikle kendilerinden bildirmekten kaçındıkları için,
plasebo kontrollü 6 çalışmada cinsel yan etkileri belirlemek amacıyla, geçerliliği gösterilmiş
bir ölçek olan ASEX (Arizona Sexual Experience Scale: Arizona Cinsel Deneyim Ölçeği)
ölçeği prospektif olarak kullanılmıştır. Bu çalışmalarda aşağıda tablo 3‘de gösterildiği üzere,
duloksetin tedavisi uygulanan hastalardaki cinsel disfonksiyon sıklığı (ASEX toplam puanı)
plasebo grubundaki sıklığa göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Cinsiyet
analizinde, bu farklılığın yalnızca erkek hastalar için geçerli olduğu belirlenmiştir. Duloksetin
tedavisi uygulanan erkek hastalarda orgazma ulaşma becerisi (ASEX Madde 4) açısından
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
11/19
daha fazla sorunla karşılaşılmıştır. ASEX toplam puanına göre, duloksetin kullanan kadın
hastalar ile plasebo kullanan kadın hastalar arasında cinsel disfonksiyon sıklığı açısından
farklılık belirlenmemiştir. Ne var ki bu çalışmalar kadın cinsel disfonksiyonu üzerine bilinen
bir etkisi bulunan bir aktif kontrol ilacı içermediğinden, etkilerinin diğer antidepresanlardan
farklı olduğuna dair bir kanıt yoktur. Negatif rakamlar, depresif hastalarda sıklıkla görülen
disfonksiyonun başlangıç düzeyine göre bir iyileşmeye işaret etmektedir. Hekimler rutin
olarak olası cinsel yan etkileri sorgulamalıdır.
Tablo 3: MDB Plasebo-Kontrollü ÇalıĢmalarda Cinsiyetlere göre ASEX Skorlarındaki
Ortalama DeğiĢimler
Erkek hastalar
Cymbalta
(n=175)
0.56*
- 0.07
0.01
Plasebo
(n=83)
- 1.07
- 0.12
- 0.26
ASEX Toplam (1-5 Maddeler)
Madde 1 –Cinsel dürtü
Madde 2 –Uyarılma
Madde 3 –Ereksiyona ulaşabilme
0.03
- 0.25
(erkek); Kayganlaşma (kadın)
Madde 4 –Orgazma ulaşma
0.40**
- 0.24
kolaylığı
Madde 5 –Orgazm memnuniyeti
0.09
- 0.13
n= ASEX toplam skor değişikliği eksik olmayan hasta sayısı
* p=0.013, plaseboya karşı
** p<0.001, plaseboya karşı
Kadın Hastalar
Cymbalta
Plasebo
(n=241)
(n=126)
- 1.15
- 1.07
- 0.32
- 0.24
- 0.21
- 0.18
- 0.17
- 0.18
- 0.09
- 0.13
- 0.11
- 0.17
Ġdrar Yolu Semptomları
Duloksetin, üretra direncini etkilediği bilinen ilaç sınıfları içerisinde yer alır. Duloksetin
tedavisi sırasında idrara çıkma güçlüğü geliştiğinde, bu durumun ilaçla ilişkili olabileceği
olasılığı dikkate alınmalıdır.
Laboratuvar DeğiĢiklikleri
Plasebo kontrollü MDB çalışmalarında 9 haftaya kadar sürdürülen duloksetin tedavisi
başlangıçtan son noktaya kadar Alanin transaminaz (ALT), Aspartat transaminaz (AST),
Kreatin fosfokinaz (CPK) ve alkalen fosfataz düzeylerinde küçük artışlara neden olmuştur.
Duloksetin tedavisi uygulanan hastaların küçük bir bölümünde bu parametrelerde seyrek
olarak küçük, geçici anormallikler saptanmış ve yalnızca ALT düzeyinin plasebo grubundaki
düzeyden anlamlı ölçüde farklı olduğu saptanmıştır (Bkz. ‖Uyarılar/Önlemler‖).
Vital Bulgu DeğiĢiklikleri
MDB plasebo-kontrollü klinik çalışmalarında, 40 ila 120 mg günlük dozlarında 9-haftaya
varan süreyle Cymbalta tedavisi kan basıncında plaseboya kıyasla ortalama 2 mm Hg sistolik
ve 0.5 mm Hg diastolik kan basıncı artışları ve 140 mm Hg üzerinde sistolik kan basıncı
ölçümü görülme sıklığında en az bir kerelik artışa neden olmuştur (Bkz.
‗‗Uyarılar/Önlemler‖).
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
12/19
MDB plasebo-kontrollü klinik çalışmalarında 9-haftaya varan süreyle Cymbalta tedavisi kalp
atım hızında plaseboya kıyasla dakikada 2 atım civarında, küçük bir artışa neden olmuştur.
Kilo DeğiĢiklikleri
Plasebo kontrollü çalışmalarda 9 haftaya kadar sürdürülen duloksetin tedavisi yaklaşık 0.5
kg‘lık ortalama kilo kaybına, plasebo tedavisinin ise 0.2 kg‘lık ortalama kilo artışına yol
açtığı bulunmuştur.
Elektrokardiyogram DeğiĢiklikleri
Sekiz hafta süren klinik çalışmalarda majör depresif bozukluğu bulunan 321 hastada ve
plasebo uygulanan 169 hastada elektrokardiyogram yapılmıştır. Düzeltilmiş QT (QTc)
aralığının uzunluğu açısından duloksetin ve plasebo tedavileri arasında farklılık
belirlenmemiştir. Benzer şekilde duloksetin ve plasebo grupları arasında QT, PR ve QRS
aralıkları açısından da farklılık saptanmamıştır.
Cymbalta’nın MDB için Değerlendirildiği Pazarlama-Öncesi ve Pazarlama-Sonrası
Klinik ÇalıĢmalar Sırasında Gözlenen Diğer Advers Olaylar
Dahil edilen olaylar Tablo 1 ve Tablo 2‘de listelenmemiş ve ―Uyarılar ve Önlemler‖
bölümlerinde ele alınmamış olan olaylardır. Olaylar % 0.05‘e eşit veya daha yüksek bir
görülme sıklığı ile ve birden fazla hasta tarafından bildirilmiş olup, arka plan olayları olarak
sık olmayan ve ilaçla ilişkili olması muhtemel (örn. ilacın farmakolojisi nedeniyle) veya
potansiyel olarak önemli olduğu düşünülen olaylardır.
Her ne kadar bildirilen olaylar Cymbalta ile tedavi sırasında ortaya çıkmışsa da, ilacın
bunlara neden olması şart değildir
Kan ve lenfatik sistem bozuklukları –Sık görülmeyen: anemi, lökopeni, artmış akyuvar
sayısı, lenfadenopati ve trombositopeni.
Kardiyak bozukluklar –Sık görülen: palpitasyon; Sık görülmeyen: atriyal fibrilasyon, sağ
dal bloku, kalp yetmezliği, konjestif kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı, miyokard
enfarktüsü ve taşikardi.
Kulak ve labirent bozuklukları –Sık görülen: vertigo.
Göz bozuklukları –Sık görülen: bulanık görme; Sık görülmeyen: diplopi, glokom,
kerokonjuktivitis sicca, maküler dejenerasyon, makülopati, fotopsi, retina ayrılması ve görme
bozuklukları
Gastrointestinal bozukluklar –Sık görülen: dispepsi ve gastrit; Sık görülmeyen: aftöz
stomatit, kanlı dışkı, kolit, divertikülit, disfaji, geğirme, edinilmiş özafajiyal stenoz, gastrik
irritasyon, gastrik ülser, gastroenterit, diş eti iltihabı, bozulmuş gastrik boşalma, irritabl
barsak sendromu, alt batında ağrı, melena ve stomatit.
Genel bozukluklar ve uygulama yeri rahatsızlıkları –Sık görülen: asteni; Sık görülmeyen:
ödem, anormal hissetmek, sıcak ve/veya soğuk hissetmek, heyecanlı hissetmek, grip-benzeri
rahatsızlık, kırgınlık, tutukluk ve susama.
Hepatobiliar bozukluklar –Sık görülmeyen: karaciğer yağlanması
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
13/19
Tetkikler –Sık görülen: kilo kaybı; Sık görülmeyen: kan kolesterolünde yükselme, kan
kreatinininde yükselme ve idrar çıkışında azalma ve kilo alma.
Metabolizma ve beslenme bozuklukları –Sık görülen: hipoglisemi ve iştah artışı; Sık
görülmeyen:
dehidratasyon,
dislipidemi,
hiperkolesterolemi,
hiperlipidemi
ve
hipertrigliseridemi.
Kas-iskelet ve bağ dokusu bozuklukları –Sık görülen: kas sertliği ve kas seğirmesi; Sık
görülmeyen: kas güçsüzlüğü.
Sinir sistemi bozuklukları –Sık görülen: tat alma bozukluğu ve hipoestezi; Sık görülmeyen:
ataksi ve dizartri.
Psikiyatrik bozukluklar –Sık görülen: anorgazmi, anksiyete, hipersomni,
uykusuzluk, irritabilite, letarji, libido azalması, orta uykusuzluk, sinirlilik,
huzursuzluk, ve uyku bozukluğu; Sık görülmeyen: ajitasyon, bruksizm,
dezoryantasyon, libido kaybı, mani, mizaç dalgalanmaları, anormal orgazm,
konuşma, uyuşukluk hali, intihar girişimi ve gerginlik.
inisyal
kabus,
intihar,
basınçlı
Renal ve üriner bozukluklar –Sık görülen: dizüri ve üriner tutukluk; Sık görülmeyen: sık
idrara çıkma ihtiyacı, nefropati, noktüri, üriner inkontinans, üriner retansiyon ve idrar
akımında azalma.
Üreme sistemi ve meme bozuklukları –Sık görülen: ejakülasyon gecikmesi ve ejakülasyon
bozukluğu.
Solunum, toraks ve mediyasten bozuklukları –Sık görülen: esneme; Sık görülmeyen:
orofaringeal şişlik.
Deri ve deri altı dokusu bozuklukları –Sık görülen: gece terlemesi, kaşıntı, döküntü, ve
deri ülseri; Sık görülmeyen: akne, alopesi, soğuk terleme, ekimoz, egzema, eritem, eritematöz
döküntü, eksfolyatif dermatit, yüz ödemi, hiperkeratoz, çürük oluşma eğiliminin artması,
fotosensisitivite reaksiyonu ve kaşıntılı döküntü.
Vasküler bozukluklar –Sık görülen: sıcak basması; Sık görülmeyen: kızarma, hipertansif
kriz, periferik soğukluk, periferik ödem ve flebit.
Pazarlama Sonrası Bildirimler
Pazara sunulduğundan itibaren zamansal olarak Cymbalta ile ilişkili olarak bildirilen advers
olaylar nadir olarak bildirilen döküntüyü içermekte olup, aşağıdaki advers olaylar çok nadir
olarak bildirilmiştir: artmış alanin aminotransferaz, artmış alkalin fosfataz, anaflaktik
reaksiyon, anjiyonörotik ödem, artmış aspartat aminotransferaz, artmış bilirubin, glokom,
hepatit, hiponatremi, sarılık, ortostatik hipotansiyon (özellikle tedavi başlangıcında), StevensJohnson sendromu, senkop (özellikle tedavi başlangıcında) ve ürtiker.
BEKLENMEYEN BĠR ETKĠ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAġVURUNUZ.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
14/19
ĠLAÇ ETKĠLEġMELERĠ VE DĠĞER ETKĠLEġMELER
Diğer Ġlaçların Duloksetini Etkileme Potansiyeli
Hem CYP1A2 hem de CYP2D6 duloksetin metabolizmasından sorumludur.
CYP1A2 inhibitörleri : Duloksetin güçlü bir CYP1A2 inhibitörü olan fluvoksamin ile birlikte
kullanıldığında, erkek hastalarda (n=14) EAA yaklaşık olarak 6, Cmaks yaklaşık olarak 2.5
katına yükselmiş ve duloksetin yarılanma ömrü yaklaşık olarak 3 katına çıkmıştır. CYP1A2
metabolizmasını inhibe eden diğer ilaçlar arasında simetidin ve kinolon ile siprofloksasin ve
enoksasin gibi antimikrobiyal maddeler bulunmaktadır.
CYP2D6 inhibitörleri : CYP2D6 duloksetinin metabolizmasından sorumlu enzimlerden
biridir; duloksetinin CYP2D6 üzerinde güçlü inhibisyona yol açan ilaçlarla birlikte
kullanılması beklendiği üzere konsantrasyonlarını artırır (Bkz. ‗‗Uyarılar/Önlemler‖, İlaç
Etkileşmeleri).
Benzodiazepin grubu ilaçlar ile çalışma :
Lorazepam — Kararlı durum koşullarında duloksetinin (12 saatte bir 60 mg) ve lorazepamın
(12 saatte bir 2 mg) birlikte uygulanması duloksetinin farmakokinetiği üzerinde herhangi bir
etkide bulunmamıştır.
Temazepam — Kararlı durum koşullarında duloksetinin (20 mg) ve temazepamın (30 mg)
birlikte uygulanması duloksetinin farmakokinetiği üzerinde herhangi bir etkide
bulunmamıştır.
Duloksetinin Diğer Ġlaçları Etkileme Potansiyeli
CYP1A2 tarafından metabolize edilen ilaçlar : In vitro ilaç etkileşim çalışmalarında,
duloksetinin CYP1A2 aktivitesini indüklemediği görülmüştür. Bu nedenle, enzim
indüksiyonunu değerlendiren klinik çalışma gerçekleştirilmiş olmasa da, indüksiyon
nedeniyle CYP1A2 substratlarının (örn. teofilin, kafein) metabolizmalarında bir artış
beklenmez. İn vitro çalışmalarda duloksetinin CYP1A2 izoformunu inhibe ettiği görülmüş
olsa da, eşzamanlı duloksetin (günde iki kez 60 mg) kullanımı sırasında teofilinin (bir
CYP1A2 substratı) farmakokinetik özelliklerinde belirgin bir değişiklik gözlenmemiştir. Bu
nedenle duloksetinin CYP1A2 substratlarının metabolizması üzerinde klinik açıdan önemli
bir etkide bulunma olasılığı düşüktür.
CYP2D6 Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar : Duloksetin CYP2D6 üzerinde orta düzeyde
inhibisyona yol açar ve CYP2D6 tarafından metabolize edilen ilaçların EAA ve Cmaks
değerlerini yükseltir (Bkz.―Uyarılar/Önlemler‖). Bu nedenle duloksetinin aynı izoenzim
tarafından yoğun ölçüde metabolize edilen ve dar bir terapötik aralığa sahip olan ilaçlarla
birlikte kullanımında çok dikkatli olunmalıdır (Bkz. ―Uyarılar/Önlemler‖).
CYP2C9 Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar : Duloksetin CYP2C9‘un in vitro enzim
aktivitesini inhibe etmez. Bu nedenle, her ne kadar konuyla ilgili klinik çalışma yapılmamış
olsa da duloksetinin CYP2C9 substratlarının metabolizmasını inhibe etmesi beklenmez.
CYP3A Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar : In vitro çalışmaların sonuçlarına göre,
duloksetin CYP3A aktivitesini inhibe etmez ya da indüklemez. Bu nedenle, her ne kadar
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
15/19
konuyla ilgili klinik çalışma yapılmamış olsa da, indüksiyon veya inhibisyon sonucuyla
CYP3A substratlarının (örn. oral kontraseptifler ve diğer steroidler) metabolizmasını
arttırması ya da azaltması beklenmez.
CYP2C19 Tarafından Metabolize Edilen İlaçlar : In vitro çalışmaların sonucu, duloksetinin
terapötik konsantrasyonlarda CYP2C19 aktivitesini inihibe etmediğini göstermektedir. Bu
nedenle her ne kadar klinik çalışma yapılmamış olsa da CYP2C19 substratlarının
metabolizmasının inhibisyonu beklenmemektedir.
Benzodiazepin grubu ilaçlar ile çalışma :
Lorazepam — Kararlı durum koşullarında duloksetinin (12 saatte bir 60 mg) ve lorazepamın
(12 saatte bir 2 mg) birlikte uygulanması duloksetinin kinetiği üzerinde herhangi bir etkide
bulunmamıştır.
Temazepam — Kararlı durum koşullarında duloksetinin (20 mg) ve temazepamın (30 mg)
birlikte uygulanması duloksetinin kinetiği üzerinde herhangi bir etkide bulunmamıştır.
Plazma Proteinlerine Yüksek Oranda Bağlanan Ġlaçlar : Duloksetin plazma
proteinlerine yüksek oranda bağlandığı için, proteinlere yüksek oranda bağlanan baĢka
bir ilacı kullanan hastalara duloksetin verilmesi, bu ilacın serbest konsantrasyonlarını
artırabilir ve advers etkilere yol açabilir.
Duloksetinin Klinik Olarak Anlamlı EtkileĢime Girebileceği Diğer Ġlaçlar:
Alkol : Duloksetin ve etanol birkaç saat arayla uygulanıp, her ikisinin pik
konsantrasyonlarının çakışması sağlandığında, duloksetinin alkolün mental ve motor
beceriler üzerindeki olumsuz etkilerini arttırmadığı bulunmuştur.
Cymbalta klinik çalışma veritabanında, Cymbalta ile tedavi edilen üç hastada tıkanma
bulgusu ile birlikte ALT ve total bilirubin yükselmeleri ile tespit edilen karaciğer hasarı
görülmüştür. Önemli ölçüde eşlik eden etanol kullanımı vakaların her birinde mevcut olup,
bu gözlenen anormalliklerin ortaya çıkışına katkıda bulunmuş olabilir (Bkz. ÖNLEMLER,
Hepatotoksisite).
SSS Üzerinde Etkili İlaçlar : Duloksetinin primer etkilerini SSS üzerinde gösterdiği dikkate
alınırsa, bu sistem üzerinde etkili diğer ilaçlarla birlikte kullanımı ya da bu ilaçların yerine
kullanılması sırasında dikkatli olunmalıdır; bu uyarı, benzer etki mekanizmasına sahip olan
diğer ilaçlarla birlikte kullanım için de geçerlidir.
Gastrik Asiditeyi Etkileyen İlaçlarla Etkileşim Potansiyeli : Duloksetinin enterik kaplaması,
gastrointestinal pH değerinin 5.5‘i aştığı bölgelere ulaşana kadar çözünmeye direnmesini
sağlar. Son derece asidik koşullarda, enterik kaplama tarafından korunmadığında duloksetin
hidrolize olarak naftol oluşturabilir. Mide boşalması yavaş olan (örn. bazı diyabet hastaları)
duloksetin kullanan hastaların dikkatli olmaları önerilmektedir. Gastrointestinal pH değerini
artıran ilaçlar, duloksetinin daha erken salıverilmesine neden olabilirler. Ancak, duloksetinin
aluminyum ve magnezyum içeren antiasitlerle (51 mEq) ya da famotidin ile birlikte
kullanımı, 40 mg‘lık oral dozdan sonra emilimin hızını ya da miktarını etkilememiştir. Proton
pompası inhibitörleriyle birlikte kullanımın duloksetinin emilimini etkileyip etkilemediği
bilinmemektedir.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
16/19
Monoamin Oksidaz İnhibitörleri : (Bkz. ‘‘Kontrendikasyonlar’’ ve Uyarılar/Önlemler‖)
5-Hidroksitriptamin reseptör agonisti : Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörü (SSRI),
Selektif Serotonin/Norepinefrin Geri Alım İnhibitörü (SNRI) grubu ilaçların, migren baş
ağrısı olanlarda, 5- Hidroksitriptamin reseptör agonisti ile birlikte kullanımı serotonerjik
sendroma neden olabilir.
KULLANIM ġEKLĠ VE DOZU
Doktor tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde;
Cymbalta bütün olarak yutulmalı ve çiğnenmemeli veya ezilmemeli, içeriği yiyecekler
üzerine serpilmemeli veya sıvılarla karıştırılmamalıdır. Tüm bunlar enterik (bağırsakta
çözünen) kaplamayı etkileyebilir.
Çocuklar ve 18 yaş altındaki ergenlerde kullanım :
Duloksetin ile, pediyatrik popülasyonda klinik çalışma yapılmamıştır. Cymbalta çocuklar ve
18 yaş altındaki ergenlerde kullanılmamalıdır.
BaĢlangıç Tedavisi
Cymbalta yemeklerden bağımsız olarak, 60 mg/gün dozunda (günde iki kez 30 mg olarak)
uygulanmalıdır. 60 mg/gün üzerindeki dozların ek bir yarar sağladığına dair bir bulgu mevcut
değildir.
Ġdame Tedavisi
Majör depresyonun akut ataklarında farmakolojik tedaviye genellikle en az birkaç ay ya da
daha uzun bir süre boyunca devam edilmesi gerektiği düşünülmektedir. Cymbalta kullanan
hastalarda tedavinin ne kadar sürdürülmesi gerektiği sorusunu yanıtlamak için yeterli veri
bulunmamaktadır. Hastalar idame tedavisine duyulan gereksinimin ve bu tedavideki uygun
dozun belirlenmesi için, düzenli aralıklarla yeniden değerlendirilmelidir.
Özel Popülasyonlar
Böbrek yetmezliği bulunan hastalarda dozaj –Cymbalta son-dönem böbrek hastalığı bulunan
(diyaliz gerektiren) veya ağır böbrek bozukluğu bulunan (tahmini kreatinin klerensi < 30
mL/dakika) hastalarda kullanılmamalıdır. (Bkz. ―Farmakolojik Özellikleri‖).
Karaciğer yetmezliği bulunan hastalarda dozaj –Cymbalta herhangi bir hepatik yetmezliği
bulunan
hastalarda
kullanılmamalıdır.
(Bkz.
―Farmakolojik
Özellikleri‖
ve
―Uyarılar/Önlemler‖).
Yaşlı hastalarda dozaj –Yaşlı hastalar için yaşa bakarak bir doz ayarlaması önerilmemektedir.
Tüm ilaçlarla olduğu gibi, yaşlıları tedavi ederken dikkatli olunmalıdır. Dozajı yaşlı
hastalarda kişiye göre ayarlarken, dozu artırırken özel dikkat gösterilmelidir.
Gebe kadınların üçüncü trimester sırasında tedavileri - Üçüncü trimesterin sonlarında
SSRI‘lar veya SNRI‘lara maruz kalan yeni doğanlarda uzun süreli hastanede kalış, solunum
desteği ve tüple beslenmeyi gerektiren komplikasyonlar gelişmiştir (Bkz.
―Uyarılar/Önlemler‖). Gebe bir kadını üçüncü trimester sırasında Cymbalta ile tedavi
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
17/19
ederken, hekim tedavinin potansiyel riskleri ve yararlarını dikkatle göz önüne almalıdır.
Hekim üçüncü trimesterde Cymbalta‘yı azaltarak kesmeyi düşünebilir.
Cymbalta ve diğer SSRI ve SNRI‘ların kesilmesi ile birliktelik gösteren semptomlar
bildirilmiştir (Bkz. ÖNLEMLER). Tedaviyi keserken, hastaların bu semptomlar açısından
izlenmeleri gerekir. Mümkün olduğunca, aniden kesmek yerine, dozun tedricen azaltılması
önerilmektedir. Dozun azaltılması veya tedavinin kesilmesi sonrasında tolere edilemeyecek
semptomlar ortaya çıkacak olursa, daha önce önerilen doza geri dönülmesi düşünülebilir.
Bunun ardından hekim dozu daha yavaş bir hızda düşürmeye devam edebilir.
Cymbalta’dan Monoamin Oksidaz Ġnhibitörüne GeçiĢ ya da Monoamin Oksidaz
Ġnhibitöründen Cymbalta’ya GeçiĢ
MAOI tedavisi kesildikten sonra Cymbalta tedavisine başlamak için en az 14 gün
beklenmelidir. Ayrıca, Cymbalta tedavisi kesildikten sonra MAOI tedavisine başlamak için
en az 5 günlük süre geçmesine izin verilmelidir (Bkz. ―Kontrendikasyonlar‖ ve
―Uyarılar/Önlemler‖).
DOZ AġIMI
Ġnsanlardaki Deneyim
İnsanlarda duloksetin doz aşımıyla ilgili klinik deneyim sınırlı düzeydedir. Ekim 2003
itibarıyla piyasaya sunum öncesinde gerçekleştirilen çalışmalarda, duloksetin için ölümle
sonuçlanan akut doz aşımı bildirilmemiştir. Tek başına ya da başka ilaçlarla birlikte aşırı
dozda duloksetin (300-1400 mg) aldığı bildirilen hastaların sayısı 4‘tür.
Doz AĢımının Tedavisi
Duloksetinin spesifik bir antidotu bulunmamaktadır. Akut doz aşımında, bir ilacın doz
aşımında uygulanan genel tedavi yaklaşımı benimsenmelidir. Havayolu açık tutulmalı, yeterli
oksijenasyon sağlanmalı ve kardiyak ritim ile vital bulgular izlenmelidir. Kusmaya zorlanma
önerilmemektedir. İlacı kısa süre önce almış olan semptomatik hastalarda, havayolunun açık
tutulması için yeterli önlem alındıktan sonra, gerekiyorsa geniş çaplı bir orogastrik tüple
gastrik lavaj uygulanabilir.
Duloksetinin gastrointestinal sistemdeki emilimini kısıtlı tutmak için aktif kömür yararlı
olabilir. Aktif kömürün EAA ve Cmaks değerlerini ortalama üçte bir oranında azalttığı
gösterilmiştir; ancak bazı kişilerde aktif kömür sınırlı düzeyde etki göstermiştir. İlacın hacim
dağılımı yüksek olduğu için forse diürez, diyaliz, hemoperfüzyon ve kan değişimi
transfüzyonun yararlı olma olasılığı düşüktür.
Doz aşımı tedavisinde, hastanın birden fazla ilaç kullanmış olabileceği unutulmamalıdır.
Halen duloksetin kullanan ya da kısa süre önce duloksetin kullanmış olan hastalarda, aşırı
miktarda TCA alma olasılığına karşı özellikle dikkatli olunmalıdır. Bu tür vakalarda ana
trisiklik ilacın ve/veya aktif metabolitinin klerensindeki azalma, klinik açıdan anlamlı
sekellerle karşılaşma olasılığını artırır ve hastanın yakın tıbbi gözetim altında tutulması
gereken süreyi uzatır (Bkz. ―Uyarılar/Önlemler‖ ve ―İlaç Etkileşimleri‖).
SAKLAMA KOġULLARI
15-30°C arasındaki oda sıcaklığında saklanmalıdır.
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
18/19
Çocukların göremeyeceği ve erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.
TĠCARĠ TAKDĠM ġEKLĠ ve AMBALAJ MUHTEVASI
Cymbalta 30 mg Kapsül, 28 adet, blisterde
DĠĞER FARMASÖTĠK DOZAJ ġEKĠLLERĠ
Cymbalta 60 mg kapsül, 28 adet, blisterde
RUHSAT SAHĠBĠNĠN ADI VE ADRESĠ
Lilly İlaç Ticaret Limited Şirketi
Altunizade – İstanbul
RUHSAT TARĠH VE NUMARASI: 01.08.2007 – 122/86
ÜRETĠM YERĠ VE ADRESĠ
Eli Lilly and Company
Indianapolis – ABD
Reçete ile satılır.
Prospektüs Onay Tarihi: 01.08.2007
CYM30mg-trt-v.7.2.doc
19/19
Download