Zorunlu din dersinin çocuğa olumsuz etkileri üzerine

advertisement
FikiR
Zorunlu din dersinin çocuğa
olumsuz etkileri üzerine
BİLGE YAĞMURLU *
H
ükümet yetkilileri, dindar ve
muhafazakâr bir nesil yetiştirmek
istediğini birkaç sene önce açıkça
söylemişlerdi. O günden bu yana eğitim sisteminde yapılan değişikliklerin tümü bu hedefe yönelik. Din dersinin ilkokul birinci sınıftan itibaren zorunlu olması, bu paketteki
sakıncalı yeni değişikliklerden sadece biri.
Din dersinin zorunlu olmamasının neden
önemli olduğu çok açık. Her ailenin kendi
değerleri, kendi inanış biçimleri vardır. Aile,
pek tabii ki kendi kültürünü, kendi yaşam
biçimini, değerlerini çocuğuna ve sonraki
kuşaklara geçirmek ister. Ve her ailenin
dini inanışları çok özeldir, kendine aittir.
Bu, devleti ilgilendiren bir alan değildir. Din
bilgisini çocuğa verip vermemek, ne zaman,
nasıl ve ne vereceği ailenin inisiyatifindedir;
öyle olması gerekir.
Şimdiki tasarıda, din derslerinin, Sünni
İslam propagandası içermeyeceği, genel din
kültürü vermek üzere tasarlandığı iddia ediliyor. Ama biliyoruz ki, benzer açıklamaların yapıldığı geçen yıllardaki uygulamalar
için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eylül
ayında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, zorunlu din dersi uygulaması ile Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’nin eğitim hakkıyla ilgili
maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Ve Mahkeme, oy birliği ile, Türkiye hükümetinin
en kısa zamanda öğrencilerin zorunlu din
derslerinden muaf tutulmalarını sağlayacak
yeni bir sisteme geçmesini istedi. Bu kararda, devletin dini konularla ilgili düzenlemelerde “yansız ve tarafsız olma yükümlülüğü”
olduğu belirtildi.
18
[email protected]
Pek çok zaman küçük
çocuklar için öğretmenin her
söylediği doğrudur. Okulda
verilen din eğitimi, evde
anne-babanın öğrettiği din
kültüründen farklı olursa bu,
çocuk ve anne-baba arasında
ciddi çatışma doğurur ve
çocuğun gelişimi için çok
olumsuzdur.
Bu geçen zamanda AİHM’nin kararı uygulanmadığı gibi, tam tersi kararlar alındı
ve daha kötüleri de alınıyor. Türkiye’deki
eğitim sisteminde, sadece Hıristiyan ve
Musevi öğrencilere zorunlu din derslerinden muaf olma hakkı tanınıyor, ama liseye
ve üniversiteye giriş sınavlarında sorular
müfredattan soruluyor, buna din bilgisi dahil. Ve öğrenciler, Sünni İslam’a dair her
konuyu çok iyi bilmezlerse sınavda mağdur
oluyorlar. Aleviler için de benzer sorun geçerli. Kısacası bu sistem, çocuklarını Sünni
İslam inancına göre yetiştirmek veya belli
bir yaştan önce din bilgisi vermek istemeyen
ailelerin çocuklarını istekleri dışında müfredattaki din bilgisini hatmetmeye zorluyor.
Okulda öğretmen otoritedir, değerlendirendir. Pek çok zaman küçük çocuklar için
öğretmenin her söylediği doğrudur. Dolayısıyla tabii ki çocuğa okulda verilecek din
dersi çocuk tarafından kuvvetli şekilde işlenecek ve öğrenilecektir. Ama okulda verilen
din eğitimi, evde anne-babanın öğrettiği din
kültüründen farklı olursa, bu çelişki çocuğun
ailenin kültürünü, inanışlarını ve verdiği bilgileri sorgulamasına sebep olur. Bu, çocuk ve
anne-baba arasında ciddi çatışma doğurur
ve çocuğun gelişimi için çok olumsuzdur. Bunun bir benzerini Almanya ve Hollanda’daki
Türkiyeli göçmen ailelerle yaptığımız araştırmalarımızda gördük. Evde çocuğa vermek
istediği kültür ile okulda verilmek istenen
çeliştiğinde, anne-babanın beklentileri ile öğretmenin beklentileri tutarsız olduğunda, çocuk hangisine göre davranacağını, neyi doğru
kabul edeceğini bilemez. Ve bilemediğinde
ciddi şekilde bocalar; hem evde, hem okulda
büyük sıkıntı yaşar. Okul not verilen, akademik başarının değerlendirildiği, geleceği etkileyen ve aynı zamanda arkadaşlarla ilişkinin
ve kabullenilmenin çok önem taşıdığı yerdir; ev ise yuvadır, ailedir, en kuvvetli bağdır. Evde başka bir din eğitiminden, okulda
başka bir din eğitiminden geçmek çocuk için
fevkalade akıl karıştırıcı ve yıpratıcıdır. Çocuklarına nasıl bir din eğitimi vereceklerine
karar verme konusunda ailelerin özgür olmasının gerekliliği tartışılamaz. Çocuklarının
din konusunda maruz kalacakları bilginin
devlet tarafından dayatılması, ailenin bunda
hiçbir söz hakkı bulunmaması ve çocuğunu
bu sistemden sakınma imkânı olmaması temel haklarla tamamen ters düşer. Devlet,
din konusunda toplumu tektipleştirme çabasından mutlaka vazgeçmelidir.
* Akademisyen /
Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü
7 Aralık 2014 Pazar
Download