– — ˜ ™ - İslam Ansiklopedisi

advertisement
MÜTEVEKKÝL - ALELLAH, Yahyâ Hamîdüddin
resini uzattý ve yeni bir antlaþmayla da
Ýtalyan doktor ve mühendislerine Yemen’e
yerleþme izni verdi (1936). Böylece 1930’lu yýllarýn ortalarýnda dýþ güçlerle uzlaþma
saðlayan Ýmam Yahyâ, bir taraftan da 1918
yýlýndan beri baðýmsýzlýk isteðiyle kendisini
meþgul eden Hâþid, Kaharî, Dâli‘, Ubeyde
ve Murâd kabileleriyle ve Necran’daki muhalif gruplarla olan mücadelesini sonuçlandýrdý ve izlediði sert politikayla hasýmlarýný ortadan kaldýrdý.
II. Dünya Savaþý yaklaþýrken nisbî bir istikrar ve sükûnet dönemine giren Yemen’de 1939-1941 yýllarý arasýnda kýtlýk ve veba
salgýný yaþandý. Ayrýca dýþa kapalý siyaseti
yüzünden ortaya çýkan maddî sýkýntýlara
çözüm bulamayan Ýmam Yahyâ’nýn halka
karþý tutumunu da gittikçe sertleþtirmesi, hürriyet taraftarlarýnca Aden’de kurulan Hizbü’l-ahrâr’ýn yönlendirdiði ve hemen
her kesimden halkýn katýldýðý bir muhalefet hareketinin ortaya çýkmasýna zemin
hazýrladý. Diðer Ýslâm ülkelerindeki tecdid
ve ýslahat hareketlerinden etkilenen bazý
din âlimleri de bu muhalefeti destekledi.
Aralarýnda oðlu Seyfülhak Ýbrâhim’in de
bulunduðu muhalefet liderlerinin, ulemânýn ve yüksek dereceli devlet görevlilerinin uyarýcý mektuplar gönderdikleri Ýmam
Yahyâ’nýn tutumunu deðiþtirmemesi aleyhindeki hoþnutsuzluðun düþmanlýða dönüþmesine ve sonuçta düzenlenen bir suikastle öldürülmesine yol açtý (17 Þubat
1948).
Mütevekkil - Alellah’ýn içte mutlak otorite ve katýlýðý, dýþta diðer ülkelerle iliþki kurmaktan çekinme ve siyasî yalnýzlýk esasýna
dayanan bir siyaset uygulamayý ilke edinmesinin, ayrýca yönetimle ilgili hemen her
meseleyi þahsen çözmeye çalýþmasýnýn Yemen’i çaðdaþ uygarlýða ayak uydurmaktan alýkoyduðu söylenebilir. Yemen’in istiklâline sahip fakir bir ülke halinde kalmasýný, yabancý hâkimiyetinde kalkýnmýþ bir
ülke olmasýna tercih ettiðini söyleyen Ýmam
Yahyâ (Ziriklî, VIII, 171), Osmanlýlar’ýn çekildiði tarihten ölümüne kadar geçen otuz
yýl içerisinde memleketini kendi hâkimiyeti altýnda birleþtirme dýþýnda önemli bir baþarý gösterememiþ, onun imamlýðý döneminde Yemen, medeniyet ve geliþme itibariyle Osmanlý zamanýndakinden çok daha
gerilere gitmiþtir (Seyyid Mustafa Sâlim,
s. 37-39; Ahmed Kayid es-Sâidî, s. 40-43).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Emîn Saîd, el-Yemen, Kahire 1378/1959, s. 2733, 100-108, 129-130, 136-138, 144-145; W. H.
Ingrams, The Yemen: Imams, Ruless and Revolutions, London 1963, s. 59-76; Seyyid Mustafa
Sâlim, Tekvînü’l-Yemeni’l-¼adî¦, Kahire 1971, s.
216
37-39, 73-80, 440-442, 445-447; a.mlf., “Yahyâ b. Muhammed Hamîdiddîn”, el-Mevsû£atü’lYemeniyye, San‘a 1414/1992, II, 1023; Muhammed b. Muhammed Yahyâ, E ßimmetü’l-Yemen
bi’l-šarni’r-râbi £ £aþer li’l-hicre, Kahire 1396, I-II,
tür.yer.; Fâruk Osman Abâza, el-¥ükmü’l-£O¦mânî fi’l-Yemen: 1872-1918, Beyrut 1979, s. 104109, 281-283; Ahmed Câbir Afîf, el-¥areketü’lva¹aniyye fi’l-Yemen, Dýmaþk 1402/1982, s. 5356; Celâl Yahyâ, el-£Âlemü’l-£Arabiyyü’l-¼adî¦,
Kahire 1982, II, 84-104; Ahmed Kayid es-Sâidî,
¥areketü’l-mu£âra²ati’l-Yemeniyye, Beyrut 1403/
1983, s. 32-45, 244-270; Fahir Armaoðlu, 20.
Yüzyýl Siyasî Tarihi: 1914-1980, Ankara 1984,
s. 207-208; Ziriklî, el-A£lâm (Fethullah), VIII, 170171; Ahmed Mahmûd Subhî, ez-Zeydiyye, Kahire 1404/1984, s. 598; Abdullah b. Abdülkerîm elCürâfî, el-Mušte¹af min târîÅi’l-Yemen, Beyrut
1407/1987, s. 289-330; P. Dresch, Tribes Government and History in Yemen, Oxford 1989, s. 222239; E. O’Ballance, el-Yemen (trc. Abdülhâlik M.
Lâþîd), Kahire 1990, s. 55-77; Abdülazîz Kaid elMes‘ûdî, el-Yemenü’l-mu£â½ýr, San‘a 1413/1992,
s. 126 -176, 307-336; Murat Cebecioðlu, Mirlivâ
Hasan Muhyiddin Paþa’nýn Özel Defteri (Yemen, Irak ve Gilan Olaylarý): 1905-1912 (doktora tezi, 1996), ÝÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s.
1-25, 236-260; Abdülkerîm b. Ahmed Mutahhar,
Sîretü’l-imâm Ya¼yâ b. Mu¼ammed ¥amîdiddîn: Ketîbetü’l-¼ikme min sîreti imâmi’l-ümme
(nþr. M. Îsâ Sâlihiyye), Amman 1418/1998; Mim
Kemal Öke – M. Lutfullah Karaman, Adý Yemendir, Ýstanbul 2003, tür.yer.; Ýhsan Süreyya Sýrma,
“Yemen”, ÝA, XIII, 381; A. Rouaud, “Yahya b. Muhammad”, EI 2 (Ýng.), XI, 247-248; G. R. Smith,
“al-Yaman”, a.e., XI, 274; C. P. Harris, “Yahya”,
EBr., XXIII, 867; W. H. Is., “Yemen”, a.e., XXIII,
886-887; M. W. Wenner, “Yemen”, The Oxford
Encyclopedia of the Modern Islamic World (ed.
J. L. Esposito), Oxford 1995, IV, 355-356.
ÿMustafa Öz
–
—
MÜTEVEKKÝL - ALELLAH,
Yahyâ b. Þemseddin
( !‫"א‬#
! ‫) א‬
Þerefüddîn Yahyâ b. Þemsiddîn b. el-Ýmâm
Mehdî Ahmed b. Yahyâ ez-Zeydî
(ö. 965/1558)
˜
Yemen Zeydî imamý ve fakihi.
™
27 Ramazan 877 (25 Þubat 1473) tarihinde Yemen’in kuzeybatý kesiminde Kevkebân’a baðlý Hýsnýhadûrüþþeyh’te doðdu.
Hz. Hasan’ýn soyundan olup el-Ba¼rü’zzeÅÅâr müellifi Mehdî - Lidînillâh Ýbnü’lMurtazâ’nýn torunudur. Hýsnüzzafîr’de Abdullah b. Ahmed eþ-Þatbî, Abdullah b.
Yahyâ en-Nâzýrî ve Abdullah b. Mes‘ûd elHavâlî; San‘a’da Ali b. Sâlih el-Ullefî, Muhammed b. Ýbrâhim ez-Zafârî, Seyyid elHâdî b. Muhammed ve Muhammed b. Ali
el-Veþelî gibi âlimlerden Arap dili ve edebiyatý, kelâm, fýkýh, hadis ve tefsir okudu.
Aklî ve naklî ilimlerde kendini yetiþtirdi.
10 Cemâziyelevvel 912 (28 Eylül 1506)
tarihinde Hýsnüzzafîr’de imamlýðýný ilân
etti; ulemâ ve þehrin önde gelenleri kendisine biat etti, çevreye mektuplar gönderdi, Cibâlülyemen gibi bazý bölgelerde
imamlýðý tanýndý. Tihâme ve Aþaðý Yemen
bölgeleri ise Tâhirîler’den Sultan Âmir b.
Abdülvehhâb’a tâbi idi. Mütevekkil, müslüman gemilerine saldýran Portekizliler’le
savaþmak için 921’de (1515) Kýzýldeniz’deki Yemen sahiline yakýn Kemerân adasýna
yerleþen Memlük donanmasýnýn kumandaný Emîr Hüseyin’e elçi göndererek Âmir’e
karþý ondan yardým istedi. Bu sýrada kendilerine yiyecek yardýmý yapýlmasý talebinin Âmir tarafýndan reddedilmesi üzerine
Emîr Hüseyin ona savaþ açtý, Zebîd ele geçirildikten sonra Âmir San‘a önlerinde öldürülüp Tâhirîler hânedanýna son verildi
(923/1517). Ardýndan Memlükler, Selâ’da
bulunan Mütevekkil - Alellah’a karþý yürüyüp þehri kuþattýlarsa da sultanlarý Kansu Gavri’nin Osmanlýlar’la yaptýðý savaþta
öldürüldüðü haberi ulaþýnca antlaþma
yapýp savaþtan vazgeçtiler.
Memlük ordusunun Yemen’i terketmesiyle San‘a, Sa‘de ve çevreleri, Ta’kür ve
Taiz Mütevekkil’in eline geçti. Mütevekkil
922’de (1516) San‘a’yý zaptedince buradaki Ýsmâilîler’i þehirden sürdü (Nehrevâlî,
s.168). Yavuz Sultan Selim, bu sýrada Yemen’de kalan Memlük Çerkezleri’nin baþýna geçen ve San‘a’da Osmanlýlar’a baðlýlýk arzeden kumandanlardan Ýskender’i
Yemen’e hâkim ve serdar olarak tayin ettiyse de sonradan bazý Çerkezler ve Mütevekkil onu tanýmadý. Yemen’in Osmanlý
Devleti’ne baðlanmasý ancak 945 (1538)
yýlýnda Mýsýr Valisi Hadým Süleyman Paþa
eliyle oldu. Bu sýrada Aden Tâhirîler’den bir
ailenin, Zebîd ve çevresi de Osmanlýlar’a
tâbi Memlükler’in nüfuzundaydý. Osmanlý
kuvvetleri ilk olarak kuzeyden güneye doðru Cîzân (Ceyzân), Aden ve Þahr gibi sahil
þehirleri ve çevresinde hâkimiyet kurarken
Yemen’in büyük bir kýsmý Mütevekkil’in
elinde bulunuyordu. Bir taraftan Tâhirîler
ve Cevf bölgesi þerifleriyle savaþmakta olan
Mütevekkil ile oðlu Mutahhar, Osmanlýlar’a
karþý verdikleri mücadelede baþarýlý olamadýlar. Mütevekkil’in 948’de (1541) ülkeyi oðullarý arasýnda paylaþtýrmasý ve Mutahhar’a karþý diðer oðlu Þemseddin’i desteklemesi sebebiyle Mutahhar’la arasý açýldý. Mutahhar babasýna karþý Osmanlýlar’la
iþ birliði yaptý. Cevf þerifleriyle Ýsmâilîler’in
de Zeydîler’e karþý Osmanlýlar’ý desteklemesi üzerine Osmanlý nüfuzu Güney Yemen’den baþlayarak gittikçe geniþledi. 952’-
MÜTEVELLÝ
de (1545) veya ertesi yýlýn baþýnda (Yahyâ
b. Hüseyin es-San‘ânî, s. 695-696; krþ. EI 2
[Ýng.], VII, 779) Mütevekkil oðlu Þemseddin’le birlikte Mutahhar lehine imamlýktan
vazgeçip Kevkebân’a çekildi; Mutahhar
San‘a’da yönetimi eline geçirerek kendi adýna para bastýrdý. Mütevekkil daha sonra
Hýsnüzzafîr’e gitti ve 7 Cemâziyelâhir 965
(27 Mart 1558) tarihinde burada vefat etti.
Mütevekkil - Alellah, Ehl-i sünnet’in dört
imamýna saygý gösterir, bu mezheplerin
mensuplarýna ve ulemâsýna karþý çok iyi
davranýr, Zeydiyye’yi beþinci mezhep kabul ederdi. Nehrevâlî’nin, kendisinin ictihad ehli olduðunu ileri sürmesine raðmen
bu ehliyete sahip bulunmadýðýný belirtmesi (el-Beršu’l-Yemânî, s. 59-60) mezhep ayrýlýðýndan kaynaklanmýþ olmalýdýr. San‘a’daki Mescidü’l-Ezher’i (926/1520), Sa‘de
surlarýný ve çeþitli þehirlerdeki bazý yapýlarý o inþa ettirmiþtir.
Eserleri. 1. el-E¦mâr fî fýšhi’l-eßimme-
ti’l-a¹hâr. Mehdî - Lidînillâh’ýn Zeydî fýkhýna dair el-Ezhâr adlý eserinin muhtasarýdýr. Yemen’de meþhur eserlerden biri olup
Muhammed b. Yahyâ Behrân, Ali b. Abdullah Revvâ’, Sâlih b. Sýddîk en-Nemâzî,
Yahyâ b. Hamîd el-Mukrânî, Hasan b. Muhammed ez-Züreyký gibi âlimler tarafýndan
þerhedilmiþtir. 2. Æa½a½ü’l-¼aš fî med¼i
ve ×ikri mu£cizâti seyyidi’l-Åalš. 150 beyitlik bu manzumeyi müellifin oðlu Abdullah, Behrân ve Osman b. Ali el-Vezîr þerhetmiþtir. 3. er-Risâletü’l-mâni£a min isti£mâli’l-mu¼arremâti’l-câmi£a. Afyon
(haþîþ), kât vb. sarhoþ edici þeylerin haramlýðýyla ilgilidir. 4. er-Risâletü’½-½âdi£a biesne’l-me¹âlibi’þ-þâmile li’l-fe²âßil ¼avle ¼adî¦i “süddü’l-ebvâb illâ bâbe £Alî”.
5. Risâle fi’l-iddiÅâr. 6. Va½ýyyetü’lÝmâm Þerefiddîn. 7. Ba¼¦ fî mesßeleti’limâme ve’l-¼isbe. 8. Haš¢šatü’s-sükr.
9. Risâle ¼avle’l-mašåmâti’l-erba£ati’lmev²û£a fi’l-¥aremi’l-Mekkî. Mütevekkil’in ayrýca çeþitli sorulara verdiði cevaplar ve bazý tanýnmýþ kimselere gönderdiði
mektuplarý günümüze ulaþmýþtýr (eserlerinin bir listesi ve yazma nüshalarý için bk.
Abdullah b. Muhammed el-Habeþî, Müßellefâtü ¼ükkâmi’l-Yemen, s. 120-123; Me½âdirü’l-fikri’l-Ýslâmî, s. 656-659; Abdüsselâm b. Abbas el-Vecîh, s. 1134-1136).
BÝBLÝYOGRAFYA :
Nehrevâlî, el-Beršu’l-Yemânî fi’l-fet¼i’l-£O¦mânî (nþr. Hamed el-Câsir), Riyad 1387/1967, s. 5960, 67-68, 86, 95-96, 168, 184, 188, 193; Muhammed b. Ömer et-Tayyib Bâfakýh, TârîÅu’þÞa¼r ve aÅbârü’l-šarni’l-£âþir (nþr. Abdullah Muhammed el-Habeþî), Beyrut 1419/1999, s.187,
222, 265, 267, 289, 298, 326; Yahyâ b. Hüseyin
es-San‘ânî, øåyetü’l-emânî fî aÅbâri’l-šu¹ri’l-Yemânî (nþr. Saîd Abdülfettâh Âþûr), Kahire 1388/
1968, s. 634-635, 642-643, 653-658, 662-663,
676, 684, 688, 690-696, 713, 717-718, ayrýca bk.
Ýndeks; Þevkânî, el-Bedrü’¹-¹âli £, I, 278-280; Seyyid Mustafa Sâlim, el-Fet¼u’l-£O¦mânî el-evvel
li’l-Yemen, Kahire 1969, s. 39, 58, 82-85, 98,
113-126, 150, 155-178; Eymen Fuâd Seyyid, Me½âdiru târîÅi’l-Yemen fi’l-£a½ri’l-Ýslâmî, Kahire
1974, s. 210; Fâruk Osman Abâza, el-¥ükmü’l£O¦mânî fi’l-Yemen: 1872-1918, Beyrut 1979, s.
18-22; Abdullah Muhammed el-Habeþî, Müßellefâtü ¼ükkâmi’l-Yemen (nþr. E. Niewöhner-Eberhard), Wiesbaden 1979, s. 119-123; a.mlf., Me½âdirü’l-fikri’l-Ýslâmî fi’l-Yemen, Beyrut 1408/
1988, s. 655-659; a.mlf., Fihrisü maŹû¹âti ba£²i’l-mektebâti’l-Åâ½½a fi’l-Yemen, London 1994, s.
55, 377; Ahmed el-Hüseynî, Müßellefâtü’z-Zeydiyye, Kum 1413, I, 44, 51, 57, 58, 82, 89, 156, 430,
468; II, 154, 223, 346, 414; Abdüsselâm b. Abbas
el-Vecîh, A£lâmü’l-müßellifîne’z-Zeydiyye, Amman
1420/1999, s. 1134-1136; J. R. Blackburn, “alMutawakkil .Ala’llah”, EI 2 (Ýng.), VII, 779-780.
ÿAhmet Özel
–
—
MÜTEVELLÝ
( ‫) א‬
˜
Vakfýn iþlerini yürütmek üzere
tayin edilen kimse.
™
Sözlükte “baþkasýnýn iþini gören, dostluk gösteren, bakýmýný üstlenen” gibi anlamlar taþýyan mütevellî kelimesi terim
olarak vakfiye þartlarý, þer‘î hükümler ve
mer‘î mevzuat çerçevesinde vakfýn iþlerini
idare etmek üzere görevlendirilen kimseyi ifade eder. Bu görev ve yetkiye velâyet
(vilâyet), görevlendirmeye tevliyet denilmektedir. Osmanlý uygulamasýnda mütevellinin yaptýðý iþ için çoðunlukla tevliyet
kullanýlýr.
Mütevelli tayininde vakfedenin (vâkýf)
iradesi esas alýnýr, iradesinin belirlenemediði durumlarda yetki hâkime geçer. Vâkýfýn
isteðiyle tayin edilene “meþrut mütevelli”,
hâkim tarafýndan tayin edilene “mansub
mütevelli” denir. Osmanlýlar’da önceleri,
boþalan mütevellilik görevleri hâkimin yaptýðý tevcihle doldurulurken Tanzimat sonrasýnda padiþahlarýn beratlarýyla “sadaka”
nevinden tevcihler yapýlmaya baþlanmýþtýr ve bu tür mütevelli tayinlerine “sadaka
tevliyetler” adý verilmiþtir.
Mütevelli tayini ve azli, mütevellide aranacak þartlar, mütevellinin hak ve vazifeleri gibi konularda fýkýh mezhepleri arasýnda bazý görüþ ayrýlýklarý bulunmakla birlikte (Mv.F, XXXVI, 99-104) bütün Ýslâm hukukçularý vâkýfýn mütevelli tayini konusunda mutlak yetkiye sahip olduðunu kabul
etmiþtir. Diðer hususlarda ise daha çok
Hanefî mezhebinin yaklaþýmlarý özetlenecektir. Kuruluþ sýrasýnda vâkýf mütevelli belirlememiþse ya kendisi mütevelli olur veya bir baþkasýný tayin eder; hayatta deðilse, vasiyet tenfîzi için tayin ettiði bir vasî
varsa vasiyette aksi yönde bir kayýt bulunmadýkça o kiþi ayný zamanda mütevelli tayin edilmiþ sayýlýr. Vâkýfýn veya yetkili kýldýðý þahýslarýn tayin ettiði bir mütevelli mevcut deðilse tayin yetkisi hâkime geçer. Hanefî mezhebindeki hâkim görüþe göre vâkýfýn evlât ve hýsýmlarý arasýnda bu iþe ehil
olan biri varsa onu yabancýlara tercih etmesi gerekir. “Evlâdýmýn erþedi” (en iyi yönetebilecek olaný) ifadesinde olduðu gibi
vâkýfýn mütevelli tayinine iliþkin beyanlarý
hususunda hâkimin yorum ve takdirine ihtiyaç duyuluyorsa mütevelli tayini hâkimin
kararýyla kesinleþir. Hatta vâkýfýn ifadelerinden adaylarý teke indirmek mümkün deðilse birden fazla kiþi birlikte mütevelli tayin edilebilir. 1936 tarihli Vakýflar Nizamnâmesi bu kuralý deðiþtirmiþ, tevliyetin
müþterek veya hisseli olarak yapýlamayacaðýný hükme baðlamýþtýr (md. 39). Tevliyet tevcihinde vâkýfça belirlenen þartlar ve
ehliyet dýþýnda kýz ve erkek çocuklar arasýnda hiçbir ayýrým gözetilmez (Ömer Hilmi Efendi, md. 298; Ali Haydar, md. 11391149). Vakfý yönetmek için tayin edilen
mütevelli dýþýnda sadece vakfýn tescil iþlemlerini yürütmek üzere vâkýf tarafýndan
belirlenen tescil mütevellisi bulunmaktadýr ki yetkisi tescil iþlemlerinin tamamlanmasýyla sona erer. Bu tayinin amacý, vakfýn kuruluþuna iliþkin farazî davada vakfýn
tescilini mürâfaalý bir duruþma ile gerçekleþtirmektir.
Bazý Ýslâm ülkelerinde mütevelliye “kayyým”, “mütekellim ale’l-vakf” ve “nâzýr” da
denilmektedir. Mütekellim ale’l-vakf tabiri
mütevellinin eþ anlamlýsýdýr. Kayyým kelimesi bazan mütevelli ile ayný mânada bazan da “mütevelli gözetiminde vakfýn iþlerinde çalýþan görevli” mânasýnda kullanýlmaktadýr (bk. KAYYIM). Arap âleminde ve
bazý fýkýh kitaplarýnda nâzýr “vakýf mütevellisi”, Osmanlý uygulamasýnda ise “mütevellinin vakýf hakkýndaki tasarruflarýný
kontrol eden ve iþlerin usulüne uygun yapýlýp yapýlmadýðýný denetleyen kimse” demektir.
Fýkýh ve fetva kitaplarýnda veya arþivlerde daðýnýk halde bulunan mütevelli tayiniyle ilgili hükümler hukukî düzenlemelere konu olmuþ, önceleri tevliyet cihetleri
boþalýnca þartlarý çerçevesinde tevcih edilirken Evkaf-ý Hümâyun Nezâreti kurulduktan sonra mazbut veya mazbut hük217
Download