KAMU BÜROKRASİSİNİN DENETLENMESİNDE YENİ

advertisement
KAMU BÜROKRASİSİNİN
DENETLENMESİNDE YENİ GELİşMELER
Bilal ERYILMAZ·
Önceleri hiç bilinmeyen bir çok faaliyet ve konu, bugün devletin ilgilendiği,
hizmet yürüttüğü ya da yoğun olarak düzenlediği alanlar haline gelmi§tir. Sosyo­
ekonomik geli§me, teknik yenilikler, toplumsal ihtiyaçlar, ideolojik ve siyasal
baskılar devletin görevalanını geni§letmi§ ve yapısını büYÜtmü§tür. Devletin
büyümesi ve yükünün artması ile birlikte kamu yönetimi ön plana çıkmı§tır.
Vatandan§ olarak halk, kamu yönetimini güçlü ve sorun çıkaran bir örgüt,
mü§teri olarak ise verimsiz ve bürokratik bir yapı biçiminde
değerlendirmektedir.
Kamu bürokrasisi, bilgi ve uzmanlık kaynağı, karar verme gücü, istikrarlı bir
statü ve profesyonellik gibi nitelikleriyle siyasi iktidar kar§ısında önemli bir güç
haline gelmi§tir. Bu geli§meler kar§ısında, kamu bürokrasisinin hizmet yükü ve
rolü artmı§, buna bağlı olarak verimliliği, denetimi ve hizmet sunduğu çevreye
kar§ı sorumluluğu konuları, önem kazanmı§tır.
Bu
çalı§mada,
kamu bürokrasisi kavramını, kar amacı gütmeyen kamu
ele almaktayız, Kısaca buna kamu yönetimi de diyebiliriz.
kurumları anlamında
Batı'nın
bürokrasinin fazla geli§mediği bir dönemde
bugünkü anlamda bir bürokrasi olgusuyla
kar§ıla§ılmadığı için, denetimine de ihtiyaç hissedilmedi. Bu bakımdan
bürokrasileri i§letecek, onların sakıncalı yönlerini ortadan kaldıracak ve
denetleyecek, demokratik metodların ara§tırılması da yakın zamanlara rastlar. ı
ortaya
demokratik
çıktı.
kurumları,
Ba§langıçta,
Demokrasilerde, yönetimin me§ruluğu, yönetilenlerin rızasına dayanır.
Yönetenler, halktan aldıkları temsil yetkisine bağlı olarak programlarını İcra
ederler. Siyasi yöneticilerin, seçimle i§ba§ına gelmeleri ve halka kar§ı
sorumluluk ta§ımaları, en önemli demokratik ilkedir. Kamu bürokrasisinin
sorumluluğu, siyasi iktidara kar§ıdır. Bürokrasinin, halka ya da hizmet yürüttüğü
•
ı
Doç. Dr., Dokuz Eylül Üniversitesi ıktisadi ve ıdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öçetim Üyesi
Judith E.Gruber, Controlllng Bureaucraclea, University of Califomia Press, Califomia,1987, 5.7.
Amme İdaresi Dergisi, Ci/t 26, Sayı 4, Aralık /993.
AMME İDARESİ DERGİst
82
çevreye kaI'§1 siyasi bir sorumluluğu yoktur. Ancak, kamu bürokrasisinin, yapı ve
niteliği gereği, hükümet fonksiyonlarına ortak olduğu dü§ünülürse, bu
sorumluluk nasıl sağlanacaktır? B3§ka bir deyi§le, siyasi yöneticiler ve halk,
kamu bürokrasisi üzerinde nasıl daha fazla etkili olabilecek ya da onu, nasıl daha
fazla sorumlu davranı§a sevkedebilecektir?
Bu sorunun çözümüne yönelik iki yakl3§lmdan sözedilir. Birincisine göre
sorumluluk, manevi bir yükümlülük duygusudur. Asıl olan onu geli§tirmektir.
Memurlar, görevlerini yerine getirirken, kendilerine rehberlik edecek ahlaki
değerlere ve mesleki standartlara sahiptirler ve bunlara göre davranırlar. Bu
duygu ve standartlar geli§tirilmeden, dı§arıdan yapılacak denetimlerin etkisi zayıf
kalır. İkinci y~kl3§ıma göre, bu değerler yeterli değildir; sorumlu davranı§ı
sağlayacak bazı dı§ denetim araçlarına ihtiyaç vardır. Dı§ denetim araçlarının
amacı, memurların davranı§larını, yasalarda öngörülen esaslara uydurmaktır. l
Birinci
yakla§ım,
otokontrolü öngörmekte ve
eğitime
önem vermektedir.
İkinci yakla§ım, iç denetimin yetersizliğine kaI'§l dı§ denetim araçlarının önemini
vurgulamaktır.
Uygulamada, bu yakl3§ımlardan birini tercih etmek yerine,
karma bir model benimsenmektedir. Biz burada, sorumlu davranı§ı sağlayacak iç
ve dı§ denetim araçlarını birlikte incelemeye çall§acağız.
Bürokrasinin yapısından kaynaklanan denetim ihtiyacı olduğu gibi,
tutum ve davranı§larından ileri gelen sorunlar da bulunmaktadır.
Bürokrasi, bir yönüyle bireysel hürriyetleri kısıtlayan ve ekonomik kaynakları
tüketen, sürekli geni§leyen yekpare büyük bir yapı (Leviathan); diğer yönüyle
ise, elektrik ihtiyacı olan ki§ilere televizyon seti göndermek gibi, birbirleriyle
irtibatsız, kırtasiyeciliğe ve kuralcılığa dü§kün büro ve memurlardan meydana
gelen zavallı bir düzen olarak değerlendirilmektedir. 3 Belirtilen bu sorunlar,
bürokrasinin bir organ olarak i§leyi§inden kaynaklanmaktadır ve dolayısıyla
onun yapısal yönüyle ilgilidir.
memurların
Bürokrasinin ikinci yönü, memurların davranı§larıyla ilgilidir. Bazıları,
bürokrasiyi ve bürokratları, yasal yetkilerini a§mak ve keyfi davranmakla
suçlarlar. Bürokratlar, yasalarla tanımlanan otorite sınırlarının dı§ına çıktıkları
ve ki§isel değerlerine göre hizmet yürüttükleri gerekçesiyle sıkça ele§tirilirler.
Polislerin, sanıklara kötü davrandıkları ve i§kence yaptıkları iddiaları bu
cümledendir.
Bazıları
da, tam tersine, bürokratları, yasalara, kurallara ve yöntemlere a§ırı
olmakla itham ederler. Bu ele§tiri, bürokrasinin çe§itli kademelerinde
görev yapan memurların kuralcı ve kırtasiyeci tutumlarına dikkati çekmektedir.
bağlı
Bürokrasinin i§leyi§i ve memurların davranı§ıyla ilgili temel sorun, yasaların
"genel" ya da "ayrıntılı" düzenlenmesinden kaynaklanmaktadır. Yasaların çok
ayrıntılı düzenlenmesi, memurlar üzerinde daha f~zla denetim kurmak isteğine
i
1
3
Guy Peters, The PolltiCl or Bureaucracy, Third Edition, Longman, New York, ı989, 5.2.")0.
a.k. 5.251
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENEnENMESİ
83
dayanmaktadır. Oysa ayrıntılı yasalar sorumluluktan kaçmak isteyen memur ya
da bürokrat için bir sığınma aracı olmaktadır. Bir örgütün kuralları ve
prosedürleri, çalı§anlarına önemli ölçüde kendilerini koruma olanağı verir.
Memurların çalı§ma hayatında en önemli amaçları, kendilerini koruyacak ve
hizmet güvenliğini sağlayacak mekanizmaları geli§tirmektir. Ayrıca, bürokratik
mekanizmalarda çalı§anlar, ba§arısızlıklarını gizleyecek bir yer bulurlar. Ayrıntılı
usul ve kurallar, i§lerin gecikmesi ve kırtasiyeciliğin de temel sebebidir.
Öte yandan, bir çok ki§i, çe§itli idari sorunların çözümü için memurlara­
bürokratlara geni§ takdir yetkisi tanınmasından yanadır. Geni§ takdir yetkisi de, ,
yasaların genel ve esnek düzenlenmesiyle ilgilidir. Memurlara verilecek genel
yetkiler, onların kaf§ıla§tıkları sorunların çözümsüzlüğünü, kurallara bağlamak
gibi bir eğilim içine girmezler. Bu sistemin sağlıklı i§leyebilmesi için,
bürokratların iyi eğitilmesi ve sorumluluk üstlenme duygularının geli§tirilmesi
gerekir. Ayrıca mevcut kuralları, kendilerini korumak içİn değil, toplumun
yararına yönelik olarak kullanmakta istekli olmaları önem ta§ır.
Memurlar, özel sektör kurulu§larında çalı§an personelden, ahlak
ne daha kötü ne de daha iyidir. Onları diğerlerinden ayıran en
önemli faktör, kamu yararını esas alan ve halka kar§ı sorumluluk ta§ıyan
demokratik bir idarede çalı§malarıdır. Memurların, bu nedenle hizmetlerinde
halkın yararını esas almaları gerekir. Memurların bu sosyal sorumluluğu,
ki§iliklerinden değil, yapılan i§in niteliğinden ve hükümete verilen yönetme
gücünün yapısından kaynaklanmaktadır.
bakımından
Siyasi yöneticiler, kırtasiyeciliği önlemek ve memurlara daha geni§ takdir
yetkisi tanımak amacıyla usul ve kuralları yumu§atmak önerisine kar§ı çıkarlar.
Onlar, böyle bir düzenlemenin siyasi egemenlik doktrinine ters dü§tüğünü
söylerler. Topluma kar§ı doğrudan sorumluluk ta§ımayan ki§ilerin geni§
yetkilerle donatılmasının, yönetimin demokratik niteliğine zarar vereceğine
inanırlar.
Burada bir dilernma ile kaf§1 kar§ıyayız. Usul ve kuralların ayrıntılı
düzenlenmesi, kırtasiyeciliğe, i§lerin gecikmesine ve sorumluluktan kaçmaya
neden olurken, memurlara daha geni§ takdir yetkisinin tanınması, bürokratların
keyfi davranmalarına ve siyasi yöneticilerin bürokrasi üzerindeki gücünün
zayıflamasına sebep olmaktadır. Genellikle memur, i§inde serbest olmak,
zamanı dilediği gibi kullanmak; hiyerar§ik ve siyasi otoritenin etkisinden uzak
olma eğilimindedir. "İdari otorite, bürokrasinin hayat damarıdır."4 Bürokratların
otorite isteği ile siyasi yöneticilerin egemenlik haklarını uzla§tırarak kamu
hizmetlerini daha verimli hale nasıl getirebiliriz? Bu sorunun cevabı, siyasi
sistem içinde, bürokrasiyi daha iyi denetleyecek mekanizmalar geli§tirmeye ve
dahili reformlarla bürokrasinin karakterini deği§tirmeye bağlıdır.
4
Reinhard Bendix., "Bureaucracy and the Problem of Power". Reader in Bureacracy, (Ed., Robert K.Merton; Ailsa
P,Gray; Barbara Hockey; Hanan C.Selvin). The Free Press, G1encoe, lllinois, 1960, s.118.
AMME tDARESt DERGtst
84
Bu araştırmamızda, kamu bürokrasisinin denetlenmesinde öteden beri
uygulanan klasik yöntemler ile geli§tirilmeye çall§ılan modern metotlar, birlikte
değerlendirilmeye çalı§ılmı§tır.
sİYAsİ DENETİM METOTLARI
Kamu bürokrasileri üzerinde uygulanan en önemli denetim yollarından biri,
siyasi organlarca yapılanıdır. Demokratik sistemlerde siyasi kurum ve ki§iler,
halkı temsil ederler. Kamu bürokrasisinin kullandığı yetkiler, kendine ait
değildir. Bu yetkiler onlara siyasi organlarca verilmi§tir. Bir devlet dairesinin
ayırıcı özelliği, kamu ile ilgili olması; bu nedenle de amaçlarının ve
programlarının siyasi karakteridir. İdari amaçlar ve programlar yasalarla ve
hükümet kararlarıyla belirlenir. Gerçek yetkinin sahibi siyasi organlar olduğu
için sözkonusu yetkinin nasıl kullanıldığını denetlemek, yetkiyi yeniden
düzenlemek ya da geriye almak hakkı bu organlardadır. Siyasi organlardan
kastımız yasama organı ve hükümettir. Her ikİ organın bürokrasi üzerindeki
etkisİ farklıdır.
Yasama
Organının
Bilgi Edinme ve Denetim Yollan
Her ülkede yasama organı, bütçe müzakerelerİ, ara§tırma, soru§turma,
genel görܧme ve soru celselerinde; yasa önerilerinin görü§Üımesi esnasında ve
seçmen hizmeti yürütürken, bürokrasiyi de denetler. Ancak, yasama organının
bürokrasİ üzerindeki denetimi doğrudan değil, dolaylıdır. Parlamento,
bürokrasiyi, hükümet vasıtasıyla denetlerneye çalı§ır.
Yasama organı, ilk inceleme ve görü§meleri, az sayıda üyeden olu§an çe§itli
ihtisas ve ara§tırma komisyonlarında yürütür. Çünkü, meclis genel kurulunun,
bir konuyu derinlemesine incelemesi ve görü§mesi, üyesinin çokluğu, zamanın
kısıtlılığı ve uzmanlık ihtiyacı gibi nedenlerle pek mümkün olmaz ve pratik de
değildir. O nedenle, gerek yasa, gerekse ara§tırma önerilerinin, önce az sayıda ve
çe§itli partilerin temsilcilerinden olu§an komisyonlarda ele alınması, bütün
ülkelerde kabul edilen genel bir yöntem haline gelmi§tir. Komisyonlar,
çoğunlukla, bakanlıkların hizmet alanlarına paralel olarak düzenlenmi§tir.
Komisyondaki inceleme ve görü§melere, hükümeti temsilen ba§bakan ya da bir
bakan katılabilir. Bazen bakan, bürokratlarıyla birlikte görü§melere i§tirak eder.
Komisyon üyeleri, ilgili öneri ve sorunu tartı§ırken, uygulamaya ve dolayısıyla
bürokrasinin ݧleyi§ine de değinirler.
Hükümet sistemleri ne olursa olsun, bütün temsili rejimIerde, yasama
"kanun yapma", "hükümeti denetleme" ve "devlet bütçesini kabul
etme" gibi üç temel i§levi bulunmaktadır. Yürütme organının göreve gelmesinin
ve görevde kalmasının, yasama organının güvenine bağlı olmadığı ba§kanhk
organının
KAMU BÜROKRASİSİNİN DENEILENMESİ
85
rejiminde bile, parlamento, meclis ara§tırması ve bütçeyi kabul yetkileri
sebebiyle yürütme organını belli ölçüde denetler.!
Türkiye'de, anayasa gereği, Meclis'in bilgi edinmesi ve hükümeti
denetlemesi, "soru", "meclis ara§tırması", "genel görü§me", "gensoru" ve "meclis
soru§turması" yollarıyla gerçekle§tirilmeye çalı§ılmaktadır. Ayrıca bütçe
görü§meleri de, yasama organının yürütmeyi ve dolayısıyla bürokrasiyi
denetlernede kullandığı önemli araçlardan biridir. Bütçenin, kötüyü
cezalandırmak ve iyiyi ödüllendirmek amacıyla kullanılması bir istisna değildir.
Ba§kanhk sisteminin uygulandığı Amerika Birle§ik Devletleri'nde Kongre ve
Eyalet Meclislerinin, bütçe üzerindeki yetkileri sebebiyle bürokrasiyi etkili bir
biçimde denetledikleri bilinmektedir. Parlamenter sistemlerde ise, katı parti
disiplini ve hükümetin meclisteki çoğunluğu sebebiyle yasamayı kontrol etmesi
sonucu, bu denetim yetkisinin etkili bir §ekilde kullanıldığı söylenemez.
Yasama organı, bazı ülkelerde (ABD ve İngiltere gibi), bürokrasinin
(idarenin) yaptığı düzenlemeleri gözden geçirmek ve gerektiğinde veto etmek
yetkisine sahiptir. Bütün demokratik ülkelerde bürokrasiye, bağlayıcı kuraııar
koyma yetkisi tanınmı§tır. Ancak bu düzenlernelerin (tüzük ve yönetmelik gibi),
yasama organının iradesine uygun olması gerekir. İdari düzenlemelerin, yasama
organının iradesine uygunluğunu, ABD'de Kongre; İngiltere'de Avam
Kamarası'nda bir komite denetlemektedir. Bu denetim mekanizmasının etkili
olabilmesi için, söz konusu düzenlemeleri gözden geçirecek yeterli personelin
istihdam edilmesi gerekir. Her iki ülkede, yasama organı bürokrasinin yaptığı
yasa-altı düzenlemeleri etkin bir §ekilde denetleyememekte ise de, söz konusu
mekanizmanın varlığı, hükümetleri daha dikkatli davranmaya sevketmektedir.
Çünkü bürokrasinin yaptığı düzenlernelerin sorumluluğu hükümete aittir.
Parlamentonun itiraz ettiği bir düzenlemeye kar§ı hükümetler daha hassas
davranırlar. 6
Bazı
ülkelerde, bürokrasinin
uygunluğunu yasama organı yerine,
yaptığı
düzenlernelerin kanunlara
idari yargı denetlemektedir. Fransa ve
Türkiye'de, tüzük ve yönetmelik gibi idari düzenlemeler, kanunlara aykırı ise
idari yargı tarafından iptal edilirler.
Yasama organının, bürokrasiyi denetleme yollarından biri de,
milletvekillerin, vatanda§ların yönetimle ilgili sorunlarına yardımcı olmak
amacıyla yürüttükleri hizmetlerdir. Ortalama bir ki§i, bürokrasi kar§ısında
kendini zayıf hisseder. Bu sebeple, onu etkileyecek yollar ve araçlar aramaya
ba§lar. Bu konuda en uygun araçlardan biri, siyasi temsilcilere ba§vurmaktır. Her
ülkede milletvekilleri, zamanlarının büyük bir kısmını seçmenlerin tayin, nakil,
hastane-doktor, kredi ve i§ takibi gibi i§leri ve sorunlarına ayırırlar.
Parlamenterler, seçmenlerin çe§itli sorunlarıyla uğra§ırken, bürokrasinin içine
girme ve onun nasıl i§lediğini daha yakından görme fırsatını elde ederler. Bu,
S Ergun Özbudun, TürkAnayasa Hukuku, II.Baskl, Yetkin Yayınlan, Ankara, 1989,5.271.
6
Peters, a.g.e. 5.266.
AMME İDARESİ DERGİSİ
86
parlamenterlerin bürokrasi
ile doğrudan
ili§ki
kurmasını
sağlar.
Parlamenterlerin yürüttükleri bu faaliyetlere "seçmen hizmeti" (constituency
seıvice) denilmektedir. Özellikle ülkemizde, seçmen hizmetleri, milletvekillerin
en çok zaman ayırdıkları i§lerin ba§ında gelmektedir.
Yasama organının elindeki bürokrasiyi denetleme araçları, bazı
bakımıardan, yeterince etkili bir §ekilde kullanılamamaktadır. Her §eyden önce,
yasamanın yürütme kaf§ısında belirli bir güç kaybına uğradığı dikkati
çekmektedir. Devlet faaliyetlerinin sayı ve nitelik bakımından artması,
parlamentoların i§ hacmini geni§letmi§ ve dolayısıyla verimini dü§ürmü§tür.
Parlamentoya göre kısa sürede çok sayıda karar üretme becerisine sahip
hükümet-b ürokrasi ikilisi, bu bo§luğu doldurmak için harekete geçerek,
yasamanın bir kısım görev ve yetkilerini üstlenmi§lerdir. Hükümetlerin, kanun
hükmünde kararname çıkarma yetkileri, bunlardan sadece bir tanesidir.
Parlamentoların, yürütme organı kar§ısındaki etkinliğini zayıflatan ikinci
uluslararası
ili§kilerin yoğunla§masıdır. Uluslararası ili§kilerin
gerektirdiği kısa sürede karar verme ihtiyacı, ili§kilerin sürekli ve düzenli olması
zorunluluğu, ili§kilerde az sayıda muhatabın getirdiği kolaylıklar, yürütme
organının yasama kar§ısındaki üstünlüğünü güçlendirmi§tir.
geli§me,
Üçüncü olarak, verimlilik, rasyonellik, uzmanlığa saygı gibi değerler, yava§
çalı§an ve uzmanlığı zayıf kurumlar olan parlamentolara duyulan güveni
azaltmı§tır. 7 Bu geli§meye paralelolarak parlamentonun siyasa yapma ve kural
koyma gücü fiilen bürokrasiye ve hükümete geçmi§tir. Yasama organının rolü,
izleyebildiği kadarıyla, bürokrasinin ve hükümetin yasalara ters dü§en eylem ve
i§lemlerine kar§ı tetikte hazır bekleyen bir makam (watchdog) niteliğindedir.
Yürütme Organının Denetimi
Yürütme organı, hiyerar§ik otorite olarak kamu bürokrasisinin tepesinde
aldığı için, onun denetlenmesinde en elveri§li bir konumdadır. Yürütme
organı, parlamenter sistemde ulusal düzeyde hükümet; ba§kanlık sisteminde ise,
devlet ba§kanıdır. Yerel yönetimler düzeyinde ise, vali, belediye ba§kanı ya da
muhtardır. Yürütme organının bürokrasi üzerindeki gücü, ülkeler ve siyasi
sistemler bakımından farklılık gösterir. Bu farklılık, yürütme organının, üst
yer
görevlilerini atama, görev yerlerini deği§tirme, görevden
uzakla§tırma ve idarede reorganizasyon yapabilmek gücüyle ilgilidir. Yürütme
organının personel üzerindeki hiyerar§ik gücü, bürokrasinin denetiminde
kullanılan önemli araçlardan biridir.
düzey kamu
Her kamu kurumu, hiyerar§ik bakımdan bir bütündür. Bir kurulu§ta,
üstlerin astlar üzerindeki denetimine hiyerar§ik denetim denir. Bu denetim,
astların bütün eylem ve i§lemlerini içerdiği gibi, özlük haklarını da kapsar. Bir
7
İlkerTuran, "Parlamenter Demokra5ilerde Denetim l§levi ve TOrkiye", A.Ü.SBF Derxisl, Mart-Haziran ı978, 5.8-9.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENE1LENMESİ
kamu kurumunda üst'ün hangi makam olduğu, ilgili kurulU§un
belirtilmi§tir. Genel yönetirnde üst, bakanlardır.
87
yasasında
Amerikan cumhurba§kanı, dünyada seçimle gelen en güçlü yürütme
organıdır. Cumhurba§kanı, bürokraside yakla§ık 2650 personeli atayabilmekte
ve çoğunu, Senato'nun onayı olmadan görevden uzakla§tırabilmektedir. 8
Cumhurba§kanının, kamu yöneticileri üzerindeki bu gücü, bir zamanlar söz
konusu ülkede yaygın olarak uygulanan "kayırma" ya da "ganimet" sistemine
(spoils system) dayanmaktadır. Bu sisteme göre, seçimi kazanan siyasi parti,
kamu görevlerine kendi taraftarlannı yerle§tirir. Kayırma sistemi, "siyasi partiler,
iktidara taraftarlan ile birlikte gelmeli ve onlarla birlikte gitmeli" görܧüne
dayanır. Bu sistemin savunuculan, memurluğun sürekli bir meslek haline
gelmesine kar§ıdırlar, dü§üncelerini "demokrasiye hizmet" ve "bürokrasiyi
denetim altında bulundurma" gibi kavramlara dayandırmak istemݧlerdir. Onlara
göre memurluk, bir meslek haline gelirse, kısa sürede özel çıkarlann ağır bastığı,
halktan kopuk ve ona kapalı bir sistem niteliğine bürünür. Bunu önleyebilmenin
bir yolu, memurluk süresini sınırlandırmak, onu, en azından siyasi partinin
iktidarda kalı§ süresine bağlamaktır.' Kayırma sisteminde memurlar, devletin
değil, siyasi iktidarın görevlileridir; siyasi iktidarın istememesi halinde, her
zaman görevden atılabilirler.
Bugün Amerika Birle§ik Devletleri'nde, kayırma sistemi yerine, liyakat
sistemi uygulanmaktadır. Liyakat sistemi, memurluğu, sürekli bir meslek ve
kariyer haline getirmi§tir. Yönetimi ve görevlileri, belirli ölçüde siyasetten
ayırmı§tır. Liyakat sistemi günümüzde az ya da çok bütün ülkelerde
uygulanmaktadır. 10
Liyakat sisteminin, idari sorumluluk bakımından en önemli sorunu,
personelin hizmet güvenliğidir. Politikacılar, bir memuru kolay kolay görevden
atamaz. Görevden ya da memuriyetten atma, ancak disiplin kuraııannın açıkca
ihlali halinde söz konusu olabilir. Bunun da i§lemleri çok uzundur ve idari yargı
denetimine tabidir. Liyakat sisteminde kamu personeli, piyasa §artlanndan,
politikacıların baskısından ve halkın taleplerinden daha az etkilenmektedir.
Devlet memurlarını siyasi baskılardan kurtarma gayreti, bürokrasiyi ön plana
çıkaran ve siyasi iktidann memurlar üzerindeki gücünü zayıflatan önemli
faktörlerden biridir.
Liyakat sistemini benimseyen ülkelerin tümünde siyasi iktidann personel
üzerindeki gücü aynı değildir. Örneğin, İngiliz ba§bakanının yetkisi, Amerikan
David H.Rosenbloom. Pubilc Administration, Random Hause, New York, 19&9, 5.53-59.
Sait Güran, Memur Hukukunda Kayırıaa ve Uyakat Sistemleri, t.Ü.Hukuk Fakültesi Yayınlan, No:627, İstanbuL.
19&0,5.&6.
10 Liyakat sistemi, kamu hizmetlerine giri§te, görevde ilerleme ve yükselmelerde, yer dep§tirmelerde, görevden
8
,
uzakla§tırma ve çıkarmalarda, bilimsel, mesleki, fikri nitelik ve yeteneklerde bl§annın esas ahnmasl, tarafsız ve adil
bir davranl§la objektif hukuk kurallannın uygulanması rejimidir. Hasan ŞürU Adal, Ka_u Penonel Idaresi,
İstanbul, 196&,5.103.
AMME İDARESİ DERGİSİ
88
cumhurb3§kanl ile kar§ıl3§tırıldığında, hemen hemen yok gibidir ya da azdır.
Bakanların ise, birlikte çalı§acakları bakanlık sekreterini (permanent secretary)
belirleme yetkisi bile sınırlıdır. Diğer ülkelerde hükümetin, kamu personeli
üzerindeki yetkileri oldukça fazladır. Otoriter sistemlerde ise bu yetki daha da
geni§ tir. i ı
Ülkemizde yasalolarak "liyakat sistemi" benimsenmi§tir. B3§ta anayasa
olmak üzere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, liyakat sistemine açıkca yer
vermi§lerdir. Anayasa, kamu hizmetlerine ahnmada "görevin gerektirdiği
niteliklerden ba§ka hiç bir ayırım gözetilemez" hükmünü getirmi§tir (Md.70).
Buna göre, kamu hizmetlerine giri§te temel ilke, "görevin gerektirdiği
nitelikler"dir. Kamu görevlilerinde aranacak nitelikler, yapılacak i§e ya da
"görev"e bağlanmı§tır. Ayrıca anayasa, devletin genel idare esaslarına göre
yürüttüğü kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar
ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi esasını getirmi§tir. Böylece görev, asli
ve sürekli olunca, onu yerine getirecek olan ki§ilerin de daimi statüde ve bir
kariyere dayalı olarak çalı§tırılması gerektiği vurgulanmak istenmi§tir. Bu da,
kamu hizmetlerine giri§te ve yükseltilmelerde liyakat esaslarının uygulanmasını
gerekli kılmaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, kamu personel rejiminin temel
ilkeleri arasında liyakatı da saymı§tır (Md. 3/C). Liyakat, kamu hizmetlerine
ahnmada ve yükselmede, kayırıcılığı, partizanlığı önleyen ve kamu görevlilerinin
tarafsızlığını amaçlayan bir ilkedir. Ülkemizde memurluk, yasalolarak,
hükümete ve onu olu§turan siyasi parti veya partilere bağlı bir hizmet değildir.
Siyasi iktidarda olan partinin deği§mesi, memurların da deği§mesini
gerektirmezıı.
Yasal düzenlemenin aksine, uygulamada, liyakat sistemi görüntüsü altında,
sistemini andıran bir yol izlenmektedir. Güran'a göre, kayırmacılık; tam
bir partizan yanlılıkla ve "ganimet kazananındıril biçiminde sürdürülmekle
beraber, bu oyunun liyakat sistemi kurallarına göre oynanmasına gerek
görülmektedir. 13
kayırma
İktidar deği§ikliğinde, müste§arlar, genel müdürler, daire ba§kanları, valiler,
emniyet müdürleri ve elçiler deği§mekte; bu deği§iklik bürokrasinin orta ve alt
kademelerine kadar uzanmaktadır. Kamu iktisadi te§ebbüsleri "verimlilik" ve
"etkinlik" gibi piyasa kurallarına göre yönetilmesi gereken i§letmeler olmasına
rağmen, iktidar deği§ikliklerinden en çok etkilenen kurumların b3§ında
gelmektedir. Yönetim ve denetim organlarıyla müdürlük makamları, yeni
iktidara yakın bürokrat ya da partililer tarafından doldurulmaktadır. Siyasi
partiler, iktidarın tutumunu partizanhk olarak nitelendirerek ele§tirdikleri
halde, kendileri iktidara geldiklerinde, bunları düzeltmek yerine, aynı
ıı
Peters, ....e.. 5.269-270. ıı. Şeref GözObüyik-Tekin Akılhoğlu, Yöneti. Hukuku, 5. baskı, Turhan K,jtabevi, Ankara, 1992, 5.151. 13 Güran, ....eo, 5.316. KAMU BÜROKRASİsİNİN DENETI.ENMESİ
89
yöntemlerle ve en az selefleri düzeyinde kayırmacılık yapmaktadırlar. Hizmete
giri§te ve nakiııerde partilerin tavassutu (aracılığı) yaygın bir uygulamadır. Üst
yönetim mevkilerine yapılan atamalarda siyasal ölçüt, belirleyici olmaktadır.
Ülkemizde hizmetsiz memuriyetler (arpalıklar) kurumsalla§tırılmı§tır. 14
Türkiye'de adı konulmamı§ bir kayırma sisteminin uygulanmakta olduğunu
söylemek fazla abartılı olmaz.
Bununla birlikte, ülkemizde, personel rejiminin, kayırma sisteminden farklı
en önemli yönü, memur güvenliğidir. Memur güvenliğinin de teminatı, idari
yargıdır. Memurun görev yeri deği§tirilebilir, fakat özlük hakları korunmak
zorundadır ve görevden atılması, ancak memuriyetten çıkarılmayı gerektiren
disiplin suçu ݧlemesi ya da altı aydan fazla hapis cezası ile mahkumiyetine karar
verilmesi durumlarında mümkün olabilir. Bu nedenle hükümetler, üst düzey
görevlileri deği§tirirken, onları, özlük haklarını belirli ölçüde koruyacak pasif
görevlere tayin etmek durumundadır. Çoğu zaman, merkez valiliği, uzmanlık,
mü§avirlik, müfetti§lik gibi kadro ya da görevler kayırma sisteminin
mağdurlarının "beklemede" tutuldukları "kızak" yerler olarak kullanılır. Bu
kadrolar, devletin merkez kurulu§larındaki personel sayısının §i§mesine neden
olmaktadır. Görevden almaları kolayla§tırmak için bol sayıda "danı§manlık" ve
"uzmanlık" kadroları ihdas edilmektedir. Örneğin ba§bakanlıkta yüzün üzerinde
danı§manlık kadrosu bulunmaktadır. Aynı amaçla İçi§leri Bakanlığı'nda 94
merkez valisi görev yapmaktadır. Merkez valilerinden, 29 yıldır aynı statüde
görev yapanlar bile söz konusudur. ls
Hükümetler kadro deği§ikliğini çoğu kez "idari lüzum" olarak
nitelendirirler. İdari lüzumun gerekçesi uyumlu bir ekip olu§turmaktır. Oysa bu
deği§ikliklerde, siyasi eğilim, ihtiyaç ve baskıların önemli bir payı bulunmaktadır.
Merkezi hükümet düzeyinde gözlenen siyasi kayırmacılık, belediyelerde de söz
konusudur.
personel
üzerindeki yetkileri,
bürokrasinin
Siyasi iktidarların,
denetlenmesinde hükümetlere önemli bir güç kaynağı olu§turmaktadır. Ancak
hükümetler, bu yetkinin payla§tırılmasını istememektedirler. 1991 yılında
kurulan DYP-SHP Hükümeti, bazı atamalarda Cumhurba§kanının tutumundan
rahatsızlık duyarak, onu devre dı§ı bırakacak, "by pass" adıyla kamu oyunda
isimlendirilen yasal düzenlemeye gitme ihtiyacını hissetmi§tir.
Demokrasinin gerekleriyle, etkin kamu yönetimine duyulan ihtiyacın belirli
bir denge içinde tutulabilmesi için, bakanlıklarda siyasi nitelikteki makamlar ya
da görevler ihdas edilebilir. Bu makamlar, bazı ülkelerde uygulandığı gibi
bakanlıklarda "bakanlık kabinesi" modeli §eklinde olabilir. Kamu kesiminden ya
da dı§arıdan, bakanın takdiriyle seçilerek görev yapacak ve onunla birlikte
14
Cahit Tutum, "Kamu Personeli Sorunu", Kamu Yönetimi, İkinci Kitap, I.Ulusal İdare Hukuku KODgresi, ı-4 Mayıs
IS
1990, Danı§tay, Ankara, 5.575.
Tfirkiyeve Orta Dolu Amme İdaresi Enstitüsü, Kamu Yönelimi Araştırması (KAYA), mDAİE YayıDJan No:238,
Ankara, 1991, 5.157.
90
AMME iDARESi DERGisi
deği§ecek olan bu iç kabinenin görevi, bakanlığın hizmet politikasının
olu§turulması ve geli§tirilmesine katkıda bulunmak, siyasi karar merkezi ile
bürokrasi arasında ileti§im ve e§güdümü sağlamaktır. ı'
Yürütme organının personel atamaları dı§ında, bürokrasi üzerinde diğer bir
yetkisi de, idarenin yapısı ve yürüttüğü faaliyetlerle ilgili soru§turma ve ar3§tırma
açabilmesidir. Bakanlık, yürütme organının temel hizmet birimidir. Bakanlığı,
hükümet ve parlamento nezdinde bakan temsil eder. Bu nedenle bakan,
bakanlık hizmetlerini, mevzuata, hükümetin genel siyasetine, kalkınma
planlarına ve yıllık programlara uygun olarak yürütmek, diğer bakanlıklarla
ݧbirliği ve koordinasyonu sağlamakla görevlidir ve b3§bakana kar§ı sorurrtludur.
Bu sorumluluğun gereği olarak, bakanlık merkez, ta§ra ve yurt dı§ı te§kilatı ile
bağlı ve ilgili kurulU§ların faaliyetlerini, i§lemlerini ve hesaplarını denetlemekle
görevli ve yetkilidir.
Türkiye'de, bürokrasinin denetlenmesinde ve idari soru§turmaların
yürütülmesinde müfetti§lik kurumu kullanılmaktadır. Bu amaçla bütün
bakanlıklarda Tefti§ Kurulu Ba§kanlıkları bulunmaktadır. Tefti§ Kurulu
Ba§kanlığı, bakanın emri ya da onayı üzerine, onun adına, bakanlık te§kilatı ile,
bağlı ve ilgili kurulU§ların her türlü faaliyet ve i§lemlerini denetlemek,
incelemek ve soru§turmakla görevlidir.
Müfetti§lik kurumu, Fransız yönetim sisteminin temel özelliğidir. Amerika
Birle§ik Devletleri ve İngiltere'de, kamu yönetiminin yapısı ve i§lemleri üzerinde
inceleme ve soru§turma faaliyetleri, genellikle ihtisas komisyonları aracılığı ile
yürütülmektedir. İnceleme ve soru§turma komisyonları, Anglo-sakson
yönetiminin önemli bir geleneğidir.
Ülkemizde uygulanan denetim hizmetleri, genellikle, §ekli unsurları ön
plana çıkarmakta ve bir çe§it törenciliğe neden olmaktadır. Bürokrasinin
denetlenmesinden çok, bürokratik i§lemlerin artmasına ve kırtasiyeciliğe yol
açmaktadır. Memurlar, kendilerini denetim riskinden koruyabilmek ve
güvenceye alabilmek için, yasaları, çoğu zaman "lafzi" olarak yorumlamak; amaç,
hizmet verimliliği ve vatanda§ların ihtiyaçları gibi unsurları ihmal etmek ya da
ikinci plana itmek durumunda kalmaktadırlar. Çünkü bürokratik yapı ve
i§lemler, vatanda§l ön plana çıkarmak ve ona değer vermek amacıyla değil,
idareyi vatanda§ kaf§ısında korumak anlayı§ına göre düzenlenmi§tir.
"OMBUDSMAN"IN DENETİMİ
Bürokrasinin denetlenmesi ve ki§ilerin idare kar§ısında korunmasını
amaçlayan metotlardan biri de ombudsman kurumudur. Kamu denetçisi ya da
hakemi diyebileceğimiz ombudsman, ayrı bir ba§lık altında incelendiği gibi, siyasi
denetim yöntemleriyle birlikte de ele alınmaktadır. Çünkü bu denetim metodu,
16 Tutum, a.g.e., s.579·58O; Muammer Oytan, "Fransa'da Idarenin Politize Olmasını Önleyen Bir Organ: Bakanlık
Kabinesi", Aame Idaresi DergisI, C:ı7, S:I, Mart 1984, s.52-62.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENEJLENMESİ
91
yürütme araçları bakımından yasama organına dayanmakta ve ona bağlı olarak
ݧlev yürütmektedir. Ombudsman, çalı§malarıyla ilgili raporunu yasama organına
sunar; kimi kez özel bir komite, kimi kez de bütün bir parlamento,
ombundsmanın raporuyla ilgilenir.
Ombudsman, genellikle kamu yönetimine kar§ı halkın §ikayetlerini inceler;
yönetimin aksayan, i§lemeyen ve kusurlu yanlarını ortaya çıkarır; vardığı
sonuçları parlamentoya ve kamuoyunun bilgisine sunar.
Köken itibariyle İsveç'e dayanan ombudsman, yıllarca bu ülkede varlığını
sürdürürken, 20.YÜzyılın ortalarında birden bire güncelle§ti. Bu güncellC§mede,
demokrasideki geli§menin ve insan haklarına verilen değerin artmasının önemli
bir rolü oldu. 1950 yılına kadar, yalnızca iki ülkede (İsveç ve Finlandiya)
ombudsman kurumu bulunmaktaydı. Ancak, bu tarihten sonra, otuzdan fazla
ülkede yakla§ık 100'ü a§kın ombudsman bürosu olu§turuldu. Günümüzde,
hemen hemen bütün Avrupa ülkelerinde ombudsman bulunmaktadır. l7
İsveç ombudsmanının, Osmanlı Devleti'ndeki §eyhülislamlık kurumundan
etkilenerek olu§turulduğu sanılmaktadır. İsveç Kralı Demirba§ Şarl (XII.Şarl),
1709 yılında Ruslara yenilerek Osmanlı Devleti'ne sığınır. Yakla§ık be§ yıl
(1709-1714), Osmanlı topraklarında ikamet etmek zorunda kalan Kral, 1713
yılında bir ferman yayınlayarak bir ombudsman bürosu olu§turur ve böylece
ülkesini uzaktan yönetmeye çalı§ır. Bu büronun amacı, ülkede yasalara
uyulmasını ve memurların yükümlülüklerini yerine getirmesini gözetmektir.
Ombudsman, 1809 yılında anayasal bir organ haline gelir. 1S
Osmanlı Devleti'nde §eyhülislamlık kurumunun, siyasi sorumluluğu yoktu
ama, yargıyı ve idareyi gözetim altında tutmak gibi bir i§levi bulunmaktaydı.
Yürütme organının içinde yer almıyordu. Daha çok anayasa yargısı gibi
çalı§ıyordu. Yani kendisine ba§vurulduğunda görü§ünü ve kararını bildiriyordu.
İslam devletlerinde, öteden beri halkın yönetime kaf§1 §ikayetlerini
değerlendiren,
ombudsman benzeri "Divan-ı mezalim" (haksızlıklar divanı) ya da
"Dar'ül adı" (adalet evi) gibi kurumlar görev yapmaktaydı. Bu kurumlar, halkla
yöneticiler arasındaki davalara bakarlardı. Haftada en az iki kez toplanan bu
divanlar, Emevi, Abbasi, Memlük ve Selçuklu gibi İslam devletlerinde
17 Finlandiya (1920), Norveç (1952), Danimarka (1955), Almanya (1959), Ingiltere (1967), Fransa (1973), Portekiz
(1976), Avustuıya, (1976), Hollanda (1981) ve Ispanya (1981) ombudsman kurumunu siyasi sistemlerine kattılar.
Avrupa'nın dı§ında, Yeni Zellanda (1962), Tanzanya (1966) İsrail (1971), Avustralya (1972), Kanada (1973) ve
Jamaika (1978) gibi ülkeler de bu kurumu benimsediler. Amerika Birlqik Devletleri'nde, New Jersey (1974),
Alaska (1975) ve Florida (1980) gibi eyaletlerle Atlanta (1974), Detroit (1974), Herkeley (1975) ve New York City
(1979) gibi kentler de ombudsman sistemini kabul ettiler. Vktor J.Pkkl, "Ombudsman ve Y6netimde Rerorm", (çev,
Turgay Ergun), Amme İdaresi Dergisi, C:19 S:4 Aralık, 1986, s.4l.
18 Lko, s.39.
AMME tDARESt DERGtSt
92 bulunmaktaydl. 19
getirmekteydi.
Osmanlı
Devleti'nde bu görevi,
Divan-ı
Hümayun yerine
Ombudsmanın statüsü, yetki ve görevleri ülkeden ülkeye deği§mektedir.
Söz konusu kurum, İngiltere'de "Parlamento komiseri" (Parliamentary
Commissioner for Administration); Fransa'da "Arabuluculı (Medaiteur) adını
almaktadır .
Ombudsmanı, İsveç'te parlamento seçerken; İngiltere'de ba§bakanın
önerisi üzerine Kraliçe atamaktadır. Fransa'da ise ombudsmanın atanmasını
bakanlar kurulu gerçekle§tirmektedir. Ancak, bütün bu ülkelerde ombudsman,
görevini, özerk ve bağımsız bir statü içinde yürütmektedir.
İsveç ombudsmanı, idareden zarar gören, hakkı ihlal edilen bir vatanda§ın
ba§vurusu üzerine ya da kendiliğinden harekete geçerek "kamu yönetimi"ni ve
"yargıyı" denetlemektedir. İsveç ve Finlandiya dı§ındaki ülkelerde, ombudsmanın
yargıyı denetleme yetkisi bulunmamaktadır. İsveç, Norveç, ve İsrail'de, askeri
i§lerle ilgili ayrı birer ombudsman görev yapmaktadır. Danimarka ve Finlandiya
ombudsmanları, askeri konulardaki §ikayetleri de incelemektedirler. Alman
ombudsmanın görevi, yalnızca askeri i§lerdir. İskandinav ombudsmanları,
cezaevleri ile ilgili §ikayetlere de bakmaktadırlar.
Kanada'da cezaevi ombudsmanı, ula§tırma hizmetleri ombudsmanı, resmi
diller komiseri, insan hakları komiseri ve gizlilik komiseri (privacy
commissioner) gibi "uzman ombudsmanlar" görev yapmaktadır. ıo
İsveç
ombudsmanı,
yönetim ve yargıdaki karar süreçlerinin bütün
a§amalarında hazır bulunabilir; kamu görevlilerinden, bilgi, belge ve yardım
isteyebilir. Sorumlu gördüğü kamu görevlileri ve hakimler hakkında ceza ve
disiplin kovu§turması açılmasını talep etmek yetkisine sahiptir. İsveçt'te,
"yönetirnde açıklık", "resmi belgelere ula§ma" ve "bilgi edinme hakkı" kabul
edildiği için, resmi belge ve bilgiler ombudsmana olduğu kadar vatanda§lara da
açıktır. Ombudsman, inceleme yaptığı olayla ilgili vardığı sonucu ilgili tarafa ve
yönetime bildirir. Yönetim, hukuken, ombudsmanın kararlarına göre i§lem
yapmak zorunda değildir. Ancak, kurumun saygınlığı, kararların yönetirnce
benimsenerek uygulanması sonucunu doğurmaktadır. Aksi takdirde bunun
parlamento ve komuoyunda meydana getireceği tepkinin sonuçlarına yönetimin
katlanması gerekir.
İngiltere ve Fransa'da, idarenin eylem ve i§lemlerinden zarar gören ki§iler,
§ikayetlerini doğrudan ombudsmana yapamamaktadırlar. İngiltere'de §ikayet, bir
Avam Kamarası üyesi; Fransa'da ise, bir milletvekili ya da senatör aracılığı ile
ombudsmana ula§tırılmaktadır. İnceleme sonuçları, yine aynı kanalla ilgililere
tebliğ edilmektedir. Bununla amaç, seçmenlerle parlamento arasında daha yakın
19 İsmail Hak.lu Uzunçal"§llı, Osmanlı Devleti TqldlatlR8 Medhal, Üçüncü
Ankara, 1984,5.9-10;373-374.
Baskı, Türk Tarih Kurumu Yayınlan,
ıd Seymour Wilson, Canadlan Publle Policy and Administraiton, Mc Graw-HiIl Ryerson, Toronto, 1981,5.252-254.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENE1LENMESİ
93
ili§kiler kurmak ve §ikayetlerden siyasi temsilcileri de haberdar etmektir.
İngiltere'de, ombudsmanın re'sen ara§tırma·soru§turma yapma yetkisi
bulunmamaktadır.
İngiliz ombudsmanının yetkisi, İsveç ombudsmanına göre biraz dardır.
Örneğin, İngiliz ombudsmanının, dı§İ§leri, elçilik ve konsolosluk ݧlerİ, Kraliyet
dominyonlarıyla ilgili i§lemler, yargıda görülmekte olan davalar,
korunmasına ili§kin i§lemler, yargı ve ordu kurumları üzerinde
milli güvenliğin
denetim yapma
ya da §ikayet kabul etme yetkisi bulunmamaktadır. u İngiltere'de ulusal
ombudsmanın yanında, Kuzey İrlanda (1969), sağlık hizmetleri (1973) ve yerel
yönetimler (1974) konularında ayrı ayrı ombudsmanlar görev yapmaktadır. n
Halk açısından ombudsman, adaletin yerine getirildiği; bürokrasilerin,
hizmet sunduğu ki§ilere, iyi, çabuk ve saygılı davrandığı güvencesini veren bir
kurumdur. Bürokrasiler açısından ise, yanlı§ i§lemleri düzeltici, tekrarını önleyici
ve doğrularını güçlendirici bir etmendir. Bu sebeple ombudsman, halkla
bürokrasiler arasındaki i1i§kilerde, her iki taraf açısından gerekli korumayı
sağlayan bir mekanizmadır. ı3
Ombudsman kurumu, yönetenlerle yönetilenler, devletle yurtt3§lar, kamu
görevlileriyle halk arasındaki ili§kilerde önemli bir geIݧme evresini simgeler.
Tarih boyunca, devlet yönetimine hakim olanlar, yönetilenler üzerİne tek taraflı
olarak bir takım ödevler yüklediler. Yönetenlerin davranı§ları "haklar"
kavramıyla; yönetilenlerin rolleri ise "ödev" ve "yükümlülükler"le tanımlandı.
Bütünüyle hükümet mekanizması, yönetenlerin, yönetilenler kaqısındaki
haklarını korumak üzere düzenlendi. Her ne kadar yönetilenlerin, yönetenler
kar§ısında haklarını korumak ve güçlendirmek amacıyla, anayasa, hukukun
üstünlüğü, yargı denetimi, katılmalı yönetim ve yürütmenin kendini kurallarla
bağlaması gibi giri§imler yapılmı§sa da, bunlar yeterli olmadı. Bu nedenle, bir
ülkede bağımsız bir ombudsman kurumunun varlığı; halka kar§ı adaletli, çabuk
ve saygılı davranılması, yükümlülüklerin hukuka uygun olarak belirlenmesi,
kamu hizmetlerinin dürüstlük ve etkinlikle yürütülmesi gerektiğinin,
yönetenlerce de kabul edildiğinin açık bir göstergesidir. ı4
Ombudsman, halkı, yönetimin haksız eylem ve ݧlemlerine kar§ı koruyan bir
gibi görev yapmakta; kamu yönetiminin ilgili birimlerine rahat bir §ekilde
yargıç
ıı Süleyman Arslan, "İngiltere'de Ombudsman Müessesesi", Amme idaresi Dergisi, C:19, S:I Mart 1986, s.I68-17I;
İngiliz ombudsmanı 1967-1976 yıllan arasında yakla§ık 2')00 §ikayet incelemi§, bunlardan SOO'Onde kölO yönetim
n
unsurlan tesbit etmi§tir. D.R.Steel, "Britain", Govemment and Administration in WHtem Europe, (Ed., F.F.Ridley),
StMartin's Press., New York. 1979, s.60-61.
"Yerel Yönetimler Komiseri" (Commissioners for Local Administration) olarak adlandınlan ombudsmanlar, biri
ı3
ı4
İskoçya'da, biri Galler'de ve üçü de İngiltere (England) bölgesinde hizmet yürütmektedir. Görüldüğü gibi yerel
yönetimlerin denetlenmesi konusunda toplam be§ ombudsman görev yapmaktadır. Tony Byrne, Loc:al Govem.ent in
Britain, Penguin Books, Middlesex, 1981, s.2')7-260.
Pickl, a.g.e., s.37.
a.k., s.37-38.
94
AMME İDARESİ DERGİSİ
girebilmekte, istediği belgeyi temin edebilmekte ve görevlileri sorguya
çekebilmektedir.
Yönetimin eylem ve i§lemleri kar§ısında yakınmalarda görülen artı§, yargı
hizmetlerinin masraflı, biçimsel ve zaman alıcı özelliği, ki§ileri mağdur
etmektedir. Bu durum, hukuk devleti ilkesini de belirli ölçüde i§levsiz hale
getirmektedir. Ombudsman, insan haklarını geli§tirmek, idarenin kötü
uygulamalarına kar§ı bireysel §ikayetleri çözümlernek ve kamu bürokrasisindeki
idari hastalıklara kamuoyunun dikkatini çekmek bakımından alternatif bir
denetim kurumudur. Söz konusu kurumun b3§arısı, iyi örgütlenmesine, yasama
organının ve hükümetin, ombudsmanın önerilerine gerekli ilgiyi göstermesine
ve bizzat ombudsmanın gayretine bağlıdır.
Diğerlerine göre, ucuz, basit ve pratik olan bu denetim mekanizmasının
ülkemizde de benimsenmesi yararlıdır ve gereklidir. Coğrafi geni§lik, nüfusun
yoğunluğu ve bürokrasiden yakınmaların çokluğu sebebiyle, merkezi yönetim,
yerel yönetimler ve ordu gibi kurumlarda ayrı ayrı ve gerektiğinde birden fazla
ombudsmanların olu§turulması yoluna gidilebilir.
Devlet Denetleme Kurulu Ombudsman Benzeri Bir Organ mıdır?
Ombudsmanı incelerken, ülkemizdeki Devlet Denetleme Kurulu'ndan da
söz etmek gerekir. Devlet Denetleme Kurulu, 1982 Anayasası'nda düzenlenen
yeni organlardan biridir. Cumhurba§kanına bağlı olarak i§leyen bu kurum, bir
soru§turma organı değil, "inceleme, ara§tırma ve denetleme" birimidir. Kurulun
görev ve yetkileri, Anayasa'da §öyle tanımlanmı§tır: "İdarenin hukuka
uygunluğunun, düzenli ve verimli §ekilde yürütülmesinin ve geli§tirilmesinin
sağlanması amacıyla, Cumhurba§kanlığına bağlı olarak kurulan Devlet
Denetleme Kurulu, Cumhurba§kanının isteği üzerine, tüm kamu kurum ve
kurulu§larında ve sermayesinin yarısından fazlasına bu kurum ve kurulU§ların
katıldığı her türlü kurulu§ta, kamu kurumu niteliğinde olan meslek
kurulu§larında, her düzeydeki ݧçi ve ݧveren meslek kurulu§larında, kamuya
yararlı derneklerle vakıflarda, her türlü inceleme, ara§tırma ve denetlemeleri
yapar. Silahlı kuwetler ve yargı organları, Devlet Denetleme Kurulu'nun görev
alanı dı§ındadır" (Md.108).
Devletin önemli bir organı olan silahlı kuwetlerin, Devlet Denetleme
Kurulu'nun yetki alanı dı§ında tutulması yadırganacak bir durumdur. Bütçe
büyüklüğü, personel sayısı ve siyasi rejim bakımından asıl denetim, silahlı
kuwetler için gereklidir. Silahlı kuwetlerin kapsam dı§ında bırakılması, siyasi ve
idari sİstem içinde söz konusu organın yasalolarak farklı ve güçlü bir statüde
olduğu izlenimini haklı çıkarmaktadır. 27 Mayıs ve sonrasındaki askeri
müdahaleler ve bunlara bağlı olarak yapılan yasal düzenlemeler, askeri ve sivil
yönetim alanlarını birbirinden ayırmı§tır. Bİr yanda sivil idare düzeni, diğer
yanda askeri idare kurulu§u olmak üzere, her biri kendi kendine yeten,
birbirinden bağımsız ve hatta ili§kisİz iki ayrı idare düzeni doğmu§tur. Bu ikili
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENETLENMESİ
95
yapı,
sivil-asker ili§kilerinde önemli sorunlar ortaya çıkarmakta ve askeri
otoritenin sivil yönetime zaman zaman müdahale etmesine ya da baskı
yapmasına imkan hazırlamaktadır.
Devlet Denetleme Kurulu, kendiliğinden ya da ki§ilerin §ikayetleriyle değil,
isteği
ile harekete geçmektedir. Kurul üyelerini
Cumhurba§kanı atamaktadır. Kurul, Cumhurb~kanının isteği üzerine her hangi
bir kururnda inceleme, ara§tırma ve denetleme yaptığı zaman, hazırladığı raporu
Cumhurba§kanına
sunmakla
yükümlüdür.
Kurul'un
kararları,
Cumhurba§kanının onayından sonra onun iradesini yansıtır ve b~bakanlığa
gönderilir. Kurulun raporlarında; incelenmesi, tefti§İ, tahkiki veya dava açılması
istenilen konular, en geç kırkbe§ gün içinde gereği yapılmak üzere
Ba§bakanhkça yetkili mercilere intikal ettirilir. Sonuçtan, Ba§bakanlık aracılığı
ile Cumhurba§kanlığına bilgi verilir. Cumhurba§kanı gerek gördüğünde önemli
konularla ilgili raporları doğrudan adli ve idari mercilere gönderir (Md.6).
Cumhurba§kanının
Cumhurba§kanı, 1982 Anayasası'nda, önceki anayasal düzene göre, daha
güçlü konumda düzenlenmi§ ve geni§ yetkilerle donatılmı§tır. Devlet Denetleme
Kurulu, devletin ba§ı ve milletin birliğini temsil eden, anayasanın uygulanmasını,
devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalı§masını gözetmekle yükümlü olan
Cumhurba§kanının, söz konusu konumunun gerektirdiği yetkilerini kuııanmada
önemli araçlardan biridir.
Devlet Denetleme Kurulu, ilk haliyle idarenin i§leyi§i konusunda gerekli
inceleme, ara§tırma ve denetleme yaparak Cumhurba§kanına "bilgi" veren bir
kurul statüsündeydi. Cumhurba§kanı da aldığı bu bilgileri Ba§bakana intikal
ettiriyordu; arada emir-komuta i1i§kisi yoktu. 1990 yılında kanunda yapılan
deği§ikliklerle, Kurul raporlarının kırkbe§ gün içinde gereği yapılmak üzere
Ba§bakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilmesi mükellefiyeti getirildi. Hatta
Cumhurba§kanı, gerekli gördüğü konularda, Ba§bakanı da atlıyarak, doğrudan
doğruya adli ve idare mercilerden raporun gereğinin yapılmasını isteme
yetkisiyle donatıldı. Örneğin Cumhurba§kanı, bu yetkisine dayanak İstanbul
Belediyesi'nin bir ünitesinde inceleme yaptırabilir ve hazırlanan rapora göre,
gereğinin yapılmasını belediye ba§kanlığından isteyebilir. Belediye ba§kanı da
bunu yerine getirmekle yükümlüdür. Aksi takdirde, Cumhurba§kanı, cumhuriyet
savcısına ba§vurarak, hakkında kovu§turma açtırabilir ve İçi§leri Bakanından da
ba§kanın görevden alınmasını talep edebilir. ls
Devlet Denetleme Kurulu'nun, raporlarını Cumhurba§kanına sunduğu,
onun tarafından harekete geçirildiği, ki§i1erin idareye kar§ı yakınmalarını
incelernediği, tüm üyelerinin Cumhurba§kanı tarafından atandığı ve idari
bakımdan onun Genel Sekreterliğine bağlı olduğu dü§ünüldüğünde, diğer
LS
Pertev Bilgen, "Yap-t§let-Devret Sözlqmeleri, Devlet Denetleme Kurulu ve Yürütmenin Durdurulması Hakkında",
Kamu Yönetımı, tkinci Kitap, i. Ulusal İdare Hukuku Kongresi, 1-4 Mayıs 1990, Alıkara, 5.849-850.
AMME İDARESİ DERGİSİ
96
ülkelerdeki ombudsman ve benzeri kurumlardan
ortaya çıkar. 26
farklı
bir statüye sahip
olduğu
YARGı DENETİMİ
Bürokrasi üzerinde bir ba§ka kurumsal denetim aracı yargıdır. Bütün siyasi
sistemler, hukuk devletinin bir gereği olarak, idarenin eylem ve i§lemlerine kaqı
yargı denetimini kabul etmi§lerdir. Yargı denetiminin temel amacı, yönetilenleri
idare kaqısında korumaktır. Yönetimin, yargı tarafından denetimi, hukuk
devleti dܧüncesinin yerlC§mesine, ki§i hak ve hürriyetlerinin geli§mesine paralel
olarak ortaya çıkmı§tır. 27
Yargı denetiminde uygulanan sistemler, ülkeler bakımından farklılık
göstermektedir. Bazı ülkeler,Ilidari yargı sistemini kabul ederlerken, diğer
bazıları da, lIyargl birliği ilkesini benimsemi§lerdir.
ll
ll
İdari yargı sisteminde, yönetimin faaliyet ve i§lemlerinden zarar gören
ki§iler, bu amaçla olu§turulmu§ idari yargı organlarına ba§vururlar. İdari davalar,
sivil mahkemeler yerine, doğrudan idari mahkemelerde görülür. Ba§ta Fransa
olmak üzere, Almanya, İsveç, Belçika, İtalya ve Avusturya gibi ülkeler bu sistemi
uygulamaktadır. Türkiye, 1868 yılında, Fransız modeli Danı§tay'ı alarak idari
yargı sistemine geçmi§tir. Bu tarihten önce, yöneticilerin eylem ve ݧlemlerine
kar§ı halkın §ikayetlerine Divan-ı Hümayun bakmaktaydl. 18
Amerika Birle§ik Devletleri, İngiltere, Danimarka ve Noıveç gibi ülkelerde
ise, yönetimin faaliyet ve i§lemlerinin hukuka uygunluğunu adalet mahkemeleri
denetlemektedir. Adalet mahkemeleri,
hem vatanda§lar arasındaki
anla§mazlıkların, hem de bireylerin yönetimle ilgili sorunlarının çözüm
merciidir. Bu sisteme, yargı birliği denilmektedir.
Ancak bu ayırım kesin değildir. Bu iki sistemden hiçbiri tek ba§ına
uygulanmamakta; genellikle karma bir sistem benimsenmektedir. Örneğin, idari
anla§mazlıkların çözümünde yargı birliği sistemini benimseyen ülkeler, kamu
yönetiminin yürüttüğü hizmetlerin çe§itliliği ve sayısal artı§ı kar§ısında özel idari
mahkemeler olu§turma yoluna gitmi§lerdir. Anglo-Sakson hukuk sisteminin
tipik örneği İngiltere'de, sosyal güvenlik, vergi ve benzeri alanlarda ki§i1erle
yönetim arasındaki ihtilaflara, idari yargı niteliğinde lIidari kurullar"
(administrative tribunals) bakmaktadır. Hemen hemen her konuda bu idari
kurullara rastlanılmaktadır. 29
26 Selçuk Soybay, "Devlet Denetleme Kurulu'nun Konumu ve I§ievi II", idare Hukuku n himleri Dergi_I, Vakur
Versan'a Armatan Özel Sayısı, YıI:6, Sayı:I-3, Aralık 1985, s.224.
17 Acar Örnek, Kamu Yönetimi, ıstanbul, 1991, s.274.
18 Bak. Ahmet Mumcu. Divan-ı Hümayun, AD.Hukuk Fakılitesi Yayınlan No:394, Ankara, 1976, s.109-110.
29 D.RSıeel, "Britain". Gonmmeni and Adıııinisintion in Westem Europe, (Ed. F.F.Ridley), StMartin's Press, New
York, 1979, s.63-64.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENElLENMESİ
97
İdare hukukundaki yasal korumalar, §üphesiz önemlidir ve gereklidir.
Sonuçları bakımından yargı denetimi en etkili yoldur. Zira tartı§mayı keser,
düzenlediği toplumsal ili§kilere kesinlik ve istikrar getirir. lO Ancak yargı
denetimi, haksız idari i§lem kaf§ısında mağduriyetini gidermek isteyen ortalama
bir vatanda§ için bazı güçlükler de doğurmaktadır. Şöyle ki, adli davalarda
olduğu
gibi, idari davalarda da ancak, bir avukatın yürütebileceği teknik hukuk
bilgisine ve tecrübesine ihtiyaç göstermektedir. Bir avukata danı§mak ya da
vekalet vermek ise, maddi yönden belirli bir harcamayı gerektireceği için, çoğu
ki§inin gücünü a§an bir yöntemdir. ݧlemlerin karma§ıklığı, teknik hukuk
bilgisini gerektirmesi ve yargılamanın yava§ i§lemesi gibi sebeplerle yargının,
bürokrasinin denetlenmesinde sınırlı bir etkiye sahip olduğu söylenebilir.
BASKı GRUPLARı VE KAMUOYUNUN DENETİMİ
Bürokrasinin denetlenmesine yardımcı olan araçlardan biri de, baskı
yürüttükleri faaliyetler ve kamuoyudur. Bir çok literatür, baskı
gruplarının yasama organı ve hükümetle ili§kileri üzerinde durur ve inceler.
Oysa baskı grupları, bürokrasi üzerinde de etkili olmaya çalı§ırlar. Günümüzde
kamu yönetimi, baskı gruplarının önemli ilgi alanı haline gelmi§tir. Bunun en
önemli sebebi, yasama organının kamu yönetimine önemli ölçüde takdir yetkisi,
düzenleme ve siyasa yapma gücü vermesidir. Yasama organının bo§ bıraktığı ya
da önceden göremediği alanları, kamu yönetİmi doldurmaktadır. Çünkü yasama
organının bütün ihtİmalleri dü§ünerek kanunun yapması mümkün değildir. 31
gruplarının
Geni§ anlamda siyaset, "bir §eyi deği§tirmek ya da bir §eyin deği§tirilmesine
Bu anlamda baskı grupları, kendi üyelerinin haklarını korumak
ya da geli§tirmek ya da bir değeri savunmak için çalı§ırken, siyaset
yapmaktadırlar. Baskı gruplarının yöneldiği alan, kamu siyasasıdır. Her baskı
grubu, devlet dairelerinin bir ya da bir kaçının yürüttüğü faaliyetlerle ilgilenir;
üyelerini bu faaliyetlerden haberdar eder, kamu siyasasının olu§turulmasına ve
yürütülmesine etki etmeye çalı§ır.
manİ olmaktır".
Baskı grupları, amaçlarını gerçekle§tirmek için çe§itli faaliyetler yaparlar ve
bu amaçla deği§ik yöntemlere ba§vururlar. Baskı grupları, bürokrasi ile ilgili
sorunları önce, bakanlara, milletvekillerine ve üst düzey kamu yöneticilerine
ba§vurarak çözmeye çalı§ırlar. Bu görü§melerde, ya mevcut bir kararı etkilemek
ya da yönetimin hazırlamakta olduğu bir projenin içeriği hakkında ilk elden bilgi
edinmek isterler. Baskı grupları, kendi taleplerinin haklılığına yönetimi
inandırmak için, bazen yetkili otorİtelere raporlar hazırlattırırlar, geni§ bir
kitlenin memnuniyetsizliğini ya da gösteri ihtimallerini ortaya atarak yöneticileri
psikolojik ve politik olarak ikna etmeye gayret ederler.
30 Tekin Akılltollu, "Yönetsel Yargı ve Denetimin Etkinlili", Amme idaresi Dergisi, C:23, S:I, Mart 1990,5.4.
31 Ira Sharunsky, Public Administration, Markham Publishing Company, Chicago, ı970, 5.182
AMME İDARESİ DERGİSİ
98
Baskı gruplarının, yönetimi etkilernek için yürüttükleri faaliyetler, bazı
ülkelerde yasal nitelik kazanarak kurumsalla§mı§tır. Örneğin, Amerikan siyasi
kültürü, Avrupa'ya göre, baskı gruplarının faaliyetlerini olağan saymakta ve
onları ho§görü ile kaf§ılamaktadır. Bu faaliyetler Amerika'da "lobicilik"
(lobbying) olarak kavramla§tırılmı§tır.
Baskı grupları, yönetimi dı§arıdan etkilerneye çalı§tıkları gibi, bir de "idari
komisyonlar"a katılmak suretiyle de idarenin içinde yer alırlar. Baskı gruplarının
yöneticileri, kendileriyle ilgili konulardaki kararların, bürokratlardan ve kendi
temsilcilerinden olu§an komisyon ya da kurullarda alınmasını isterler. Komisyon
toplantılarına katılma, baskı gruplarının yöneticilerince yararlı bir yöntem olarak
görülmektedir. Çünkü, bu yöntem sayesinde idare, projelerini uygulamaya
koymadan önce kendilerini haberdar etmekte ve bilgi almaktadır. En azından
onların tepkisini ölçmeye çalı§maktadır. Baskı grupları temsilcileri de geçici
olarak komisyona katılmamak ya da sansasyonel bir istifa suretiyle davalarının
savunulmasına çalı§maktadırlar. Ülkemizde bu tür komisyonların örneklerinden
biri, Asgari Ücret Tespit Komisyonu'dur. Bu komisyonda, hükümet, i§çi ve
i§veren temsilcileri birlikte yer alır. Bazen taraflar, Komisyon toplantılarını
boykot ederek tepkilerini açığa vururlar.
Özel sektörle kamu kurumları arasındaki yönetici kaymaları da, baskı
yönetim üzerindeki etkilerini kolayla§tıran faktörlerden biridir.
Amerika gibi bazı ülkelerde, kamu yönetiminin üst makamlarında bir süre görev
yaptıktan sonra, tekrar özel sektördeki eski görevlerinin ba§ına geçen yöneticiler
çoktur. Bazı ülkelerde de, kamudaki önemli mevkilerde özel sektör
kurulu§larının temsilcilerine yer verilir. Bu, çoğu kere hükümetle özel sektör
arasındaki gizli bir anla§manın sonucu olarak ortaya çıkar. Kamu ile özel sektör
arasındaki yönetici kaymalarının yoğunla§ması halinde, yönetimin iyi ya da kötü
dı§ etkilere açık hale gelebileceğini kabul etmek gerekir. 32
gruplarının
Baskı grupları, doğrudan, yüzyüze yönetimi etkilerneye çalı§tıkları gibi,
dolaylı olarak da bu etkilerneyi yürütürler. Baskı gruplarının dolaylı etkilerne
çabaları, kamuoyunu hedef alır. Kamuoyu, bir konudaki egemen görü§tür.
Kamuoyunu etkilemenin ba§lıca tekniği, basın-yayın yoluyla yapılan propaganda
Gazete, dergi, bro§ür, bildiri, ilan ve radyo-televizyonların
sermaye gruplarının ve ݧ çevrelerinin etkisİ altına gridikleri görülür. Ülkemizde,
özel radyo ve televizyonlar, kamuoyunun olu§turulması ve yönlendirilmesinde
alternatif yeni araçlardır. Basının önemli olayları gündeme getirerek ya da gizli
bir olayı açığa çıkararak, hükümet krizlerine de neden olduğu görülmektedir.
çalı§malarıdır.
Baskı gruplarının yönetim ~zerindeki etkileme gücünü zayıflatan bazı
faktörler söz konusudur. Bunlardan birincisi, memurların statüsüdür.
Demokratik bir çok ülkede memurluk mesleği, bazı koruyucu düzenlemelerle
güvence altına alınmı§tır. Memurluğa giri§ ve yükseltilmelerde kanunlara dayalı
objektif esaslar benimsenmi§tir. Memurluk, ki§inin çalı§ma hayatının tümünü
32
Bemard Goumay, Yöneti. Bili.ln~ GIrit. (Çev.lbsan Kunlbay), roDAİE Yayınlan No: 122, Ankara, ı97ı .. 280.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENETLENMESİ
99
kapsayan bir meslektir. Ba§langıçta, siyasi iktidarların keyfi davranışlarına karşı
korumak için yapılmış olan ve memurlara bağımsızlık teminatı sağlayan statü,
şimdi bir çok durumda onları baskı gruplarının etkilerine karşı da korumaktadır.
Çoğu ülkelerde memurların, bir baskı grubunun isteklerini reddetmekten dolayı
bakan tarafından disiplin cezasına uğratılmak ya da terfilerinin geciktirilmesi gibi
endişeleri fazla yoktur. Özellikle maliye bakanlığı bürokratlarının, diğerlerine
göre daha sert ve katı oldukları belirtilir. 33
Öte yandan, kararların komisyonlarda alındığı ya da birden fazla daire veya
ihtiyaç olduğu durumlarda, baskı gruplarının yönetimi
etkilemesi güçle§ir. Bir dairenin inisiyatifinde olan kararları etkilemek kolaydır,
fakat üç ya da daha fazla kuruluşun yöneticilerini ikna etmek çok zordur.
Politikacılar ve bürokratlar, sorumluluktan kaçmak ve sorumluluğu yaymak için,
kendileri alabilecekleri kararları, komisyona havale etmek eğilimindedirler.
Komisyonun kararları, istekleri ya tamamen reddetmek ya da kısmen yerine
getirmek amacıyla kullanılabilir. Ayrıca komisyon, işleri sürüncemede
bırakmanın da bir aracıdır. Baskı gruplarıyla yönetim arasındaki ilişkiler tek
taraflı değildir. Modern kamu yönetimi, emretmek ve cezalandırmak gibi sert
kumanda metodları na göre işlemernektedir. İşbirliği, görüşme, ikna ve uzla§ma
temeline dayalı bir yönetim anlayışı giderek yaygınlık kazanmaktadır. Bu sebeple
kamu yönetimi, danışma toplantıları ve komisyonlar vasıtasıyla ilgili çevrelerin
görüşünü almak ve onlarla işbirliği yapmaktadır. Teknik usullerin, ekonomik,
faaliyetlerin ve sosyal ihtiyaçların hızla geliştiği bir toplumda, yönetimin tek
başına sorunlara çözümler getirmesi mümkün değildir. İşbirliği ve danışma
toplantıları, yönetim için, oluşturmak istediği kararların teknik verileri ve pratik
sonuçları hakkında mesleki deneyime sahip baskı gruplarıyla bilgi alış-verişi ne
imkan sağladığı için çok yararlıdır. Ayrıca bu yolla yönetimin, baskı gruplarını
ikna etmek ya da kendi projesini onlara benimsetme gücü artmaktadır. En
azından, yönetimle baskı gruplarının bir masada oturmaları, psikolojik yönden
yakınlaşmayı sağlamakta; devletle toplum kesimleri arasında sürekli bir bağ tesis
etmektedir.
bakanlığın onayına
Baskı grupları, yeni fikirler ve hizmet projeleri üreterek kamu yönetiminin
hizmet yükünü belirli ölçüde paylaşmış olurlar. Bu bakımdan, giderek her
alanda, kamu yönetimi ile baskı grupları arasındaki işbirliği kaçınılmaz hale
gelmektedir.
Baskı gruplarının, yönetim üzerinde yürüttükleri etkileme faaliyetlerinin
bütünüyle kendi özel çıkarlarına mı hizmet ettiği, yoksa bunların kamu yararını
mı esas aldığı konusu tartışmalıdır. Bazıları, baskı gruplarının, genellikle kendi
dar ve özel çıkarları pe§inde koştukları ve bunların da çoğunlukla toplumun
genel yararı ile bağdaşmadığı görüşündedir. Bazıları da, toplumun ortak değer
ve çıkarlarını esas alan baskı gruplarının (insan haklarını, tüketicileri ve çevreyi
korumayı amaçlayan kuruluşlar v.b.) giderek gelişmekte olduğuna dikkat
33 Gournay, Lioe., 5.283.
100
AMME İDARESİ DERGİSİ
çekerek kamu yararı unsurunun ağırlık kazandığını belirtmektedirler. 34 Baskı
grupları, kamu bürokrasisini açıklığa ve verimliliğe yöneltebildikleri; yönetime
katılma kanallarını geli§tirebildikleri, temel hak ve hürriyetleri korumada aktif
rol oynayabildikleri ölçüde toplum yararına hizmet etmi§ olurlar.
ÖRGÜTSELYÖNTEMLER
Bürokrasi, belirli özelliklere sahip bir örgüt biçimi olduğuna göre, en etkili
denetim metotları da örgütsel yöntemlerdir. Takdir yetkisi ya da idari özerklik,
bürokratların ve dolayısıyla bürokrasinin en önemli güç kaynağıdır. Bürokrasiyi
i§letenler memur-yönetici olduklarına göre, onlara belirli ölçüde takdir
yetkisinin verilmesi kaçınılmazdır. Yasalarla düzenlenmi§ çok ayrıntılı bir yapı ve
i§lemler sistemi, bürokrasinin i§leyi§ini verimsizle§tirir ve yöneticilerin
sorumluluktan kaçmalarına ortam hazırlar. Bürokratların kendisi bile,
bürokrasiyi sevmemektedir. Bürokratlar, her ne kadar büyük bir güç ya da
otoriteye sahip olmakla birlikte, yine de bürokratik kuralların kendilerini
bağlamasından §ikayetçidir.
Siyasetle bürokrasi arasında bir uzla§manın ya da uyurnun olması gerekir.
bu uyum yoksa, idari takdir yetkisi, tarafsız biçimde değil, siyasi kararlara
kar§ı
bir sabotaj §eklinde i§ler. Çoğu siyasi iktidar, programlarını
uygulayamamaktan dolayı bürokrasiyi suçlar.
Eğer
Bürokrasinin yapısal sorunu; otorite hiyerar§isinin katılığı, yetkilerin üst
basamaklarda toplanması, gizlilik, idari güçle uzmanlık gücü arasındaki çatı§ma,
kuralların yoğunluğu, takdir yetkisinin daraltılması, rekabetin yokluğu, kendi
kendini yenileyerneme ve dolayısıyla verimsizliktir.
Bugün denetimin en etkili biçiminin, yönetilenler eliyle yapılabileceği,
genellikle yaygın bir görü§tür. Yönetirnde açıklık, yönetime katılma,
bürokrasinin temsil niteliğinin geli§tirilmesi, resmi bilgi ve belgelere ula§ma
hakkı gibi yöntem ve uygulamalar, denetimin çağda§ araçlarındandır.
Yönetirnde Açıklık
Yönetim, bilgi toplayan ve i§leyen bir sistemdir. Bu alanda, geli§me halinde
olan yeni bir hukuk dalı ortaya çıkmı§tır. Buna "Bilgi Hukuku" denilmektedir.
Bilgi Hukukunu yönlendiren iki temel ilkeden söz edilir. Bunlar, gizlilik ve
açıklıktır. 35
Gizlilik, bürokrasinin doğasında vardır. Weber'e göre, "bütün bürokrasiler,
bilgilerini ve niyetlerini gizli tutarak, meslekten yeti§mi§ olanların üstünlüğünü
34
Peters, Lg.e., 5.259-261; MBnci Kapani, Politika BIII.lne Glri" ÜçBncB
No:468, Ankara, 1983,5.164-165.
35 Tekin Akılltotlu, "Yönetimde Açıklık-Gizlilik ve Bilgi Alma
Hukuku Kongresi, 1-4 Mayıs 1990, Ankara, 5.805-806.
Baskı, AÜ.Hukuk Fakaltesi Yayınlan
Hakkı", Ka.u yöneti.l, Ikinci Kitap, I.Ulusal Idare
KAMU BÜROKRASİSİNİN DENE1LENMESİ
101
arttırmaya çalı§ırlar. Bürokratik yönetim, her zaman için 'gizli oturumIar'
yönetimi olmak eğilimindedir; bilgisini ve eylemlerini ele§tirel gözlerden
alabildiğince saklamaya özen gösterir... "Weber, ele§tirilme endi§esinden bCl§ka
maddi, diplomatik, askeri ve ticari çıkarların da, yönetimdeki gizliliği artırdığı
görü§ündedir. Ona göre," 'resmi sır' kavramı, bürokrasinin özgül bulU§udur;
ba§ka hiçbir §ey bunun kadar fanatik bir biçimde korunmaya çalı§ılmaz.
Bürokrasi, parlamento ile olan mücadelesinde, §Cl§maz bir iktidar içgüdüsüyle,
parlamentonun kendi bünyesinden ya da çıkar gruplarından gelen uzmanlar
yoluyla bilgi edinmek için giri§tiği her çabaya kaf§1 savCl§ verir. Parlamentonun
bilgi toplama yollarından biri, sözde kalan meclis soru§turmasıdır. Bürokrasi,
doğalolarak, bilgisi zayıf, dolayısıyla güçsüz bir parlamentoyu yeğler -hiç değilse
parlamentonun cehaletinin bürokrasinin çıkarlarına uygun dü§tüğü durumlarda­
"36
Görüldüğü
gizliliği önemli
gibi bürokrasi, rakiplerine kar§ı iktidarını güçlendirmek için,
bir politika aracı olarak kullanmak eğilimindedir. Bürokrasi,
kamu gücünü kullanma ve kamu yararını yorumlama ayrıcalığı sebebiyle, kendini
toplumun üzerinde görür, ondan uzak ve kapalı bir politika izler. Böylece
bürokratlar, kendilerini halkın ve politikacıların ele§tirilerinden korumaya
çah§ırlar.
Gizliliğin bir ba§ka sebebi de, halkın kamu yönetiminin içine sızmasını ve
onun kararlarını etkiIemesini önlemektir. Gizlilik ilkesi, personel kanunlarında
yer alarak, kurumlarına ait bilgilerin açıklanmasını memurlara yasaklar. Nitekim
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, memurların, çalı§tıkları kurumlarla ilgili,
basına, haber ajansıarına, radyo ve televizyon kurulu§larına, bakan ya da valinin
izni olmadan demeç ya da bilgi vermesini yasaklaml§tır. 37 Ayrıca Kanun, kamu
hizmetleriyle ilgili gizli bilgilerin açıklanmasını ilgili bakanın iznine bağlamı§tır. 38
Gizlilik, tarihi olarak bütün ülkelerde egemen olan bir yönetim
Oysa günümüzde, demokratik dü§üncenin geli§mesi ve yönetirnde
etkinlik gibi ihtiyaçlar, açıklığı ön plana çıkarmı§tır. Demokratik değerlerin,
ileti§im araçlarının, eğitim-kültür düzeyinin ve dolayısıyla sosyal ilginin
geli§mesi, yönetenlerin görev ve sorumluluklarının yeniden değerlendirilmesini
ve kamu hizmetlerinin, halkın denetim ve gözetimi altında yürütülmesini gerekli
hale getirmݧtir. Nasıl ki, rekabet piyasasının ve demokratik kamuoyunun
olu§ması için belirli bir serbestlik ve alenilik, gerekiyorsa, bürokraside üretilen
ve toplanan bilgi-belgelerin de, halkın görü§üne ve kullanımına açık olması
kaçınılmazdır. Gizlilik istisna, açıklık ise genel kural haline gelmi§tir.
politikasıydı.
36 Max Weber, SosyoloJI YaDlan. (Çev. Taha Parla), Hürriyet Vakfı Yayınlan, İstanbuı, 1986, s.209-210,
37 "Devlet memurlan, kamu görevleri hakkında basına, haber ajansıanna veya radyo ve televizyon kurumlanna bilgi
veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi, ancak bakanın yetkili kılacatı görevli; illerde valiler veya yetkili
kılacatı görevli tarafından verilebilir," (Md. IS).
38 "Devlet memurlannlD, kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri görevlerinden aynımı! bile olsalar. yetkili bakaDID
yazılı izni olmadıkça açıklamalan yasaktır."(Md.31).
AMME IDARESI DERGIst
102
Açıklık, bürokrasinin, yönetilenler eliyle denetlenmesinin etkili bir aracıdır.
Açıklığın çe§itli yöntemleri bulunmaktadır. Birincisi, ki§ilerin resmi belge ve
bilgilere ula§abilme hakkıdır. İdari faaliyetlerin izlenebilmesi, dosyalann
görülebilmesi, her türlü bilgi ve belgenin yönetimden alınabilmesi bu
kapsamdadır. açıklık ilkesini kabul etmi§ bulunan ülkeler, yönetimi, halka bilgi
ve belge verme ödevi ile yükümlü kılmı§lardır. Şüphesiz, bilgi vermenin
daraltıldığı ya da yasaklandığı alanlar da vardır, fakat bunlar yasa ile
düzenlenmekterlir. Genellikle, ulusal savunma, dl§ politika, güvenlik önlemleri
ile ki§ilerin özel hayatlarına i1i§kin bilgi ve belgeler gizlilik kapsamında
değerlendirilmekterlir.
Resmi bilgi ve belgelere ula§ma hakkı, "temel hak ve hürriyetler" ile
"ekonomik ve sosyal haklarıldan sonra üçüncü insan hakları evresini
olu§turmaktadır. Bilgi toplumu, her düzeydeki bilginin alınması, kullanılması ve
değerlendirilmesini gerektirdiği için, resmi bilgi ve belgelere ula§ma hakkı
giderek daha da önem kazanacaktır.
Açıklığın bu biçimi, karar alındıktan ya da i§lem yapıldıktan sonra ki§ileri
ondan haberdar etmeye yöneliktir. Bu durumda ki§ilere, isterlerse, kararı
deği§tirme konusunda giri§imde bulunabilme imkanı tanınmaktadır. Bireyin,
kendine yönelik kararlar konusunda bilgilendirilmesi, savunma hakkı
bakımından önemli bir ön ko§uldur.
Açıklık, sadece bilgi ve belgelere ula§ma hakkından ibaret bir i§lev değildir.
diğer yöntemi, kamu politikası üreten organların toplantılarına
dinleyici olarak katılma hakkı ile önemli proje ve kararların, halkın görü§üne
ba§vurularak alınmasıdır. Bu yöntem, katılımcı yönetimin temel ko§uludur.
Zaten açıklık, yönetimin otoriter tutumdan vazgeçmesi, içine girilemezliği
azaltması, halka yakınla§arak onun etkilemesine açık olması biçiminde
Açıklığın
gerçekle§ir. 39
Açıklığın yaptırım gücü, doğudan değil, dolayhdır. Ki§i1er, bu mekanizma ile
itiraz etme, yönetime katılma ve denetleme; memurlar ise hata yapmama ya da
düzeltme imkanı elde ederler. Kamu hizmetleri, halk için yürütüldüğüne göre,
i§lemlerin ve kararların topluma açık olması ve duyurulması gerekir. Bu bir
kamu görevidir. Bu görevin, yönetime yeni yükler ve maliyetler getirmesi
kaçınılmazdır .
Yönetirnde
açıklığın
idari sistem içinde en dikkate
değer uygulaması
İsveç'te görülmektedir. İsveç'teki memurlar, kendilerini, akvaryumdaki balıklara
benzetirler, Nasıl ki akvaryumdaki balıkların her türlü hareketleri dı§arıdan
gözlenebiliyorsa, memurların da eylem ve i§lemleri bütünüyle kamunun gözü
önünde cereyan etmektedir. Memur, bir karar aldığında, söz konusu kararı
gerekçelendirerek yazmak ve bunu dosyalamak zorundadır. Dosyalanan karar,
istek halinde ki§ilere ve basına verilir. Hatta önemli belgeler, ba§kent
39 Örnek, •.g.c., 5.38.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENE1LENMESİ
103
Stockholm'de özel bir büroda toplanarak, halkın ve basının incelemesine hazır
halde tutulur. Diğer ülkelerin aksine, İsveç'te kamu kurumları tarafından
toplanan vergi beyannamesi gibi bir çok belge halka açıktır. Bu açıklık politikası,
idari ve siyasi sistemi halka kar§ı daha çok sorumlu hale getirmeyi
amaçlamaktadır. Basına da açık olan yönetimin bilgi ve belgeleri, bu kanalla
daha geni§ kesimlere ula§tırılabilmektedir. Yönetirnde açıklık, memurlar
üzerinde, savunamayacakları i§lemleri yapmamaları ve kararları almamaları
bakımından engelleyici bir etki yapmaktadır. 40
Son zamanlarda bazı ülkeler, İsveç benzeri bir açıklık politikası
benimsemeye ba§ladı1ar. Finlandiya, Norveç, Danimarka, Kanada, Fransa ve
Amerika Birle§ik Devletleri bunlardan bazılarıdır. Amerika Birle§ik
Devletleri'nde Vietnam, Watergate ve benzeri olaylarda görülen artı§ üzerine
yönetime kar§ı güvensizliği önlemek amacıyla federal düzeyde, en az otuzdokuz
eyalette ve çok sayıda yerel yönetim birimlerinde açıklık politikası benimsendi.
Ki§ilere resmi belge ve bilgilere ula§ma ve onları inceleme hakkı tanındı. Ayrıca,
idare içinde yer alan danı§ma kurullarının, komitelerin ve Kongre'deki
oturumların halka açık olması sağlandı. 41 Amerika Birle§ik Devletleri'nde,
açıklığın bir yolu da, idari düzenleme ve kararlar olu§turulmadan önce halkın
görü§lerinin alınmasıdır. "Halk duru§ması" (Public hearing) olarak
kavramla§tırılan bu politika, bir çok federal programın, kent planlamasının ve
yönetmeliklerin olu§turulmasında yaygın olarak uygulanmaktadır. 4l
Son dönemlerde, kamu bürokrasİsinin denetlenmesinde özelle§tirme
yönetiminden
yararlanılması
görü§ü
ağırlık
kazanmaktadır.
Kamu
bürokrasisinde, mü§teri denetiminin yokluğu ve çoğu hizmetlerde ba§arının kar
ile ölçülemeyi§i, faaliyetlerdeki etkinliği sağlamak için idari denetim
mekanizmasının i§leyi§ine daha fazla önem verilmesi sonucunu ortaya
çıkarmaktadır. İdari denetim, bir bakıma bürokrasiyi, bürokrasiye denetletmek
demektir. Çünkü idari denetime ne kadar ağırlık verilirse bu amaçla daha çok
personel istihdam edilmesi ihtiyacını ortaya çıkarmakta, denetim elemanlarının
çoğalması ise o alanda yeni bir bürokrasiyi meydana getirmektedir. Özelle§tirme,
kamu tekellerinin kaldırılmasını sağlamakta, hizmetlerin yürütülmesinde piyasa
mekanizmasını esas almaktadır. Piyasa mekanizması, bürokrasinin denetimini,
otorite ile değil de "mübadele" yöntemiyle gerçekle§tirmeye çalı§maktadır.
Peters, a,g.e., s.2S6. A-B.D.'de yönetimde açıklıkla ilgili ilk yasa, "Freedom of Information Act" adıyla ı966 yılında kabul edildi. Bu yasa, 1974 ve 1976 yıllannda bazı deıi§ikliklere uUadl. Yönetim, 1960'1ı ve 1970'Ji yıllarda "açıklık" politikasına
agırıık verirken 1980'Ii yıllarda Reagan yönetimi, halkın incelemesine sunulan bilgi ve belgelerin miktannı
sınırlandırarak açıklıgın kapsamını daraltt.. Peter Hermon, Charles RMcClure, Public ~HII to Gonm.ent
Inrormatlon: Iısues, Trend and Strategies, Ablex Publishing Corporation, New Jersey, 1986,5.2';6-257.
4l Petel"i'l, a,g.e" 5.2'6-2,7; Yönetim pratili ve geleneıinin gizlilik esasına dayandıp İngiltere, 1985 yılından itibaren
yerel yönetimlerde açıklık politikasını benimsedi.
40
41
AMME lDARESl DERGlSl
104
Seçimle ݧoo§ına Gelinen Makamların Sayısının Artınıması ve Yönetime
Katılma
Demokratik anlayı§, seçimle i§ba§ına gelen kamu görevlilerinin, kamu
yararına kaf§ı daha hassas olduğu biçimindedir. Çünkü bu tür yöneticilerin siyasi
sorumluluğu bulunmaktadır ve bu sorumluluk, belirli aralıklarla yapılan seçim
mekanizmasıyla değerlendirilmektedir. Demokratik yöntemlerle idare edilen ve
denetlenen bürokrasilerde alınan kararlar, kamu yararına daha uygundur.
Bürokrasinin denetlenmesinde önemli olan konu; bürokratları, seçimle i§ba§ına
gelen yöneticilerin belirlediği siyasalara uygun hareket etmelerini sağlamaktır.
Seçimle göreve
uzmanlıklarından
gelenler, güçlerini, halktan; atama ile
ve kurumsal mevkiilerinden almaktadırlar.
gelenler
ise,
Bazı toplumlar, özellikle Amerikalılar, kamu görevlilerini, seçim yöntemini
kullanarak sorumlu tutmaya çok dü§kündürler. Amerika'da, seçime katılanların
oranı, diğer demokratik ülkelere göre dü§ük olsa da, seçimle ݧba§ına gelen
kamu görevlilerinin sayısı daha çoktur. 43
Bugünkü geli§meler dikkate alındığında, geleceğin kamu yönetimi kültürü,
yönetimin yalnızca "teknik uzmanlık" ve "tarafsızlık" yönlerine önem vermekle
yetinmeyecek, aynı zamanda onun temsil niteliğinin geli§tirilmesine daha çok
eğilecektir. Ba§ka bir ifade ile yönetim, çevresine ve çalı§anlarına daha fazla
danı§ma ihtiyacını hissedecektir. Örneğin bazı ülkelerde kamu çalı§anlarına
sendikal hakların verİImesi ve toplu pazarlık sisteminin kabulü, bu alandaki
geli§melerin önemli göstergelerindendir. 44
Ülkemizde, seçimle i§ba§ına gelinen makamların sayısı azdır ve dolayısıyla
bürokrasinin temsil yeteneği zayıftır; atanmı§ların, seçilmi§lerden daha etkili
olduğu bir siyasi yapı bulunmaktadır. En üst düzeyde önemli siyasi kararların
olu§turulduğu Milli Güvenlik Kurulu bu konuda ilginç örnektir. Ayrıca, bir yerel
yönetim birimi olan İl Özel İdaresinin yürütme organı validir ve seçim yerine,
atama ile göreve gelmektedir.
Bilim adamları, yönetime katılma ve yönetimle ilgili sorunlara duyarlılığın,
bürokrasinin denetlenmesinde en etkili yollardan biri olduğunu kabul ederler.
Bunun için ki§ilerin, zamanlarının ve enerjilerinin büyük bir kısmını, kendi
toplumlarının siyasi faaliyetlerine ayırmaları gerekir. 45
Weberyen anlamda bürokraSİ, iyi denetlenmek §artıyla demokrasi için
gereklidir ve yararlıdır. Yönetimin istikrarı, bir bakıma bürokrasinin yapı ve
i§leyi§ine bağlıdır. Demokrasi sınırsız olmamalıdır. Aksi taktirde bozulma
43 Gruber, ....e., s.ı. 44 Rosenbloom, ....e., S.498. 45
Peter M.Blau, Marshall W.Meyer, Bure.ucn..:,. In Modem Soclety, Second Edition, Random Hause, New York., 1911, s.ı68; Christopher Pollitt, "Democracy and Bureaucracy", New Fona or Dealocracy, (Ed., David Held,
Cbristopher Polin), Sage Publications, London, ı986, s.ı8ı.
KAMU BÜROKRASİsİNİN DENETLENMESİ
lOS
(corruption), siyasalla§ma ve verimsizlik gibi yönetimdeki olumsuzluklar
artabilir.
Kamu
hizmetlerinin üretilmesi ve yürütülmesinde bilgisayarlardan
gerek halka ve gerekse yönetime önemli kolaylıklar
yararlanılması,
sağlamaktadır.
Weberyen
anlamda
bürokratikle§me,
i§lerin
standart
esaslara
bağlanmasıdır. Standart i§ler ya da i§lemler, bilgisayar sistemine bütünüyle
uymaktadır. Bilgisayarlar, vatanda§ların istek ve taleplerine daha uygun, kolay ve
hızlı bilgiler sunmakta ve dolayısıyla kırtasiyeciliği ve zaman kayıplannı
önlemektedir.
SONUÇ
Kamu bürokrasisinin denetlenmesiyle ilgili yöntemler ya da mekanizmalan
incelemeye çalı§tık. Şüphesiz bu mekanizmalann etkisİ bir bütün olarak
uygulanmasına bağlı olduğu kadar §u iki faktörle de ilgilidir. Bu faktörlerden
birincisi, memurların görev ve sorumluluk anlayı§ı, ikincisi ise toplumun siyasi
ve idari konulara kar§ı ilgisi ya da duyarlılığıdır.
Bütün denetim mekanizmalarının iyi ݧlemesi, memurların ki§isel ve sosyal
sorumluluk duygularının geli§mesine bağlı görünmektedir. Hükümet
programlarını ve yasaları uygulayan memurlardır. Vatanda§larla hükümet
arasındaki ili§kileri kamu yönetimi yürütmektedir. Vatanda§lar, hükümetin
performansını, kamu yönetiminin i§leyi§ine göre değerlendirmektedirler. Kamu
bürokrasilerinde, hukuki denetimin yoğunluğu, memurların, çoğu zaman siyasa
amaçlarına değil, kurallara ve biçimselliğe ağırlık vermesi sonucunu
doğurmaktadır. Görünürde, kurallara uygun, fakat verimsiz hizmetlerden dolayı
kamu görevlilerini yasalolarak sorumlu tutmak mümkün değildir. Bu nedenle,
memurların görev anlayı§larını, siyasi ve sosyal sorumluluklarını geli§tirmek
gerekir. Kendi kendini kontrol, bürokrasinin denetlenmesinde, hem masrafsız
ve hem de etkili bir yöntemdir.
İkinci olarak, bürokrasinin etkin denetimi, her §eyden önce, halkın,
kamusal faaliyetlere ilgi düzeyine, taleplerini ifadelendirmedeki ısranna ve bu
amaçla kendilerine sunulan mekanizmalan iyi kullanmasına bağlıdır.
Sorunlarına ilgisiz kalan ya da gerektiğinde tepki göstermeyen bir toplumda,
yasama organının faaliyetleri ve denetimi bile yeterli düzeyde olamaz. Önemli
olan, memurlarla halkın, kaf§ılıkh olarak birbirlerini etkilemesini geli§tirmektir.
Çağda§ geli§meler, bürokrasinin denetimini hem kolaYla§tırmakta hem de
zorla§tırmaktadır. Kitle eğitiminin ve basının geli§mesiyle birlikte, toplumun,
kamu bürokrasilerinin eylem ve i§lemleri konusunda bilgilendirilmeleri daha
kolay hale gelmi§tir. Eğitimin yaygınla§tığı ve düzeyinin yükseldiği toplumlarda,
bireyler, haklarına daha fazla sahip çıkmakta, talep ve §ikayetlerini dile
getirmede daha bilinçli davranmaktadır. Bu geli§me, bürokrasiyi, hizmet ettiği
106
AMME İDARESİ DERGİSİ
toplumun sorunlarıyla yakından ilgilenmeye,
geli§tirmeye yöneltmektedir.
onları
anlamaya ve
i§birliğini
Bazı ülkelerde, yönetirnde açıklıkla ilgili yasal düzenlemeler, resmi bilgi ve
belgelere ula§mayı kolaYla§tırml§ ve bürokrasiyi halka açmı§tır. Bununla bir1ikte,
bürokrasinin yapı ve i§lev olarak büyümesi, faaliyetlerinin teknik nitelik
kazanması, dı§ denetimin etkisini zayıflatmaktadır. Bu nedenle bürokratik
örgütlerin büyüklüğü, siyasi organlarca kolayca denetlenebilecek ölçekte
tutulmalıdır.
Download