Ender

advertisement
08.11.2008
E VİTAMİNİ
E VİTAMİNİ
E VĐTAMĐNĐ
Besin Kaynakları
Absorbsiyon, Transport ve Doku Dağılımı
E Vitamini ve Ateroskleroz
E Vitamini Eksikliği
Besinlerle Alınımı
Son Yayınlanan Makaleler
Hazırlayan: Ender BOZANTA
HAZIRLAYAN:ENDER BOZANTA
1
2
BESİN KAYNAKLARI
E vitaminin en iyi
kaynakları;
soya,mısırözü, pamuk ve
ayçiçek yağları gibi bitkisel
yağlardır.
GÜNLÜK GEREKSİNİMİ
Margarin, salata sosları,
yağlı tohumlar, susam ve
buğday özü (germ) gibi yağ
içeriği yüksek besinler de E
vitamininin iyi kaynaklarıdır.
Yeşil yapraklı sebzeler daha
az miktarlarda E vitamini
içerirler.
En önemli kaynak tohum
yağlarıdır (nebati
yağlar). Ekmek ne kadar
esmer ise o kadar çok E
vitamini ihtiva eder.
E vitamini besinlerde yaygın olarak bulunduğundan ve özellikle
,günlük besinin önemli bir miktarını oluşturan hububat
türleri(buğday ve ondan hazırlanan besin maddeleri gibi)bu
vitamini içerdiklerinden, erişkinlerde dengesiz bir diyet bile
günlük gereksinimi karşılayabilmektedir.
Düşük E vitamini diyeti beyin ve perifaral dokularda alfa tokoferol
seviyelerinin daha da düşmesi ile sonuçlanırken E vitamininden
zengin diyetle önemli ölçüde yükselme görülmüştür. Bulgular
sebze ve meyvelerle beslenmelerin iyi bilinen antioksidanlara ilave
olarak beyin fonksiyonları için önemli olduğunu doğrulamaktadır.
Günlük gerekli miktarı vücut ebatlarına .ve beslenmede bulunan
uzun zincirli yağların oranına göre değişmektedir. Yenilen rafine
yağlar,yağda kızartılmış yiyecekler ihtiyacı arttırmaktadır.
Zeytinyağı, iyi bir E vitamini kaynağı...
3
4
Alfatokoferol için 1mg.1.49 IU (enternasyonel ünite) kabul
edilmektedir.
Tablo 1: E vitamini için günlük önerilen miktarlar
Kİİ
ASGARİ(IU)
ÖNERİLEN(IU)
BEBEKLER
5--7
30
ÇOCUKLAR
8--12
30
ERKEK
12--15
30--50
KADIN
12
50--100
GEBELER
15
100
EMZİRENLER
18
100
Olumlu etkiler nedeniyle ilaç şeklinde alındığında önerilen günlük
doz 400–600 IU’dir. Bu ihtiyaca göre 800–1600 IU’a kadar çıkabilir.
5
1600 IU’nin üstündeki dozlarancak doktor kontrolü ile
kullanılmalıdır.
ABSORBSİYON ve TRANSPORT
E vitamini trigliserid ve kolesterol gibi diğer nonpolar
lipidlerle aynı şekilde emilmektedir.
Karaciğerin ürettiği safra, tokoferolleri diğer yağda
çözünebilen bileşiklerle birlikte misellere katarak emülsiyon
haline getirir ve böylelikle emilimi kolaylaştırmaktadır.
Asetat ve süksinat gibi α-tokoferol esterleri lipazlar tarafından
hidroliz edilir (lipazı pankreas üretir) ve serbest α-tokoferol
olarak emilmektedir.
Lipaz ve safra üretimini destekleyen yemek yağlarının
alınması E vitamininin emilimi için zorunludur.
E vitamininin suda çözünen bir biçimi olan TPGS, kendi
misellerini oluşturur ve lipaz veya safra tuzlarının yardımı
olmaksızın emilmektedir.
6
1
08.11.2008
LCAT(lecithin
cholesterol
acyltransferas)
Tokoferoller ince bağırsaktan emilip bağırsak duvarında üretilen
şilomikronlardaki lenf içine salgılanmaktadırlar.
VLDL(very low
density
lipoprotein
Lipoprotein lipazları şilomikronları hızla katabolize eder ve küçük bir
miktar tokoferol, şilomikron kalıntılarından diğer lipoproteinlere veya
dokulara transfer edilebilmektedirler.
HDL(high density
lipoprotein)
Bu sırada E apolipoproteini, şilomikron kalıntılarına bağlanır. Karaciğerin
spesifik E apolipoprotein reseptörleri bulunduğundan, şilomikron
kalıntılarının çoğunu tutar ve temizler.
IDL(intermediate
density
lipoprotein)
Kalıntılardaki tokoferoller çok düşük yoğunluklu lipoproteinlere (VLDL)
salgılanır ve plazma yoluyla sirkülasyonu sağlanır. VLDL, lipoprotein
lipaz tarafından, plazma tokoferollerinin büyük bölümünü taşıyan ve
onları kolayca yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) ile değiştiren düşük
yoğunluklu lipoproteinlere (LDL) hidroliz edilmektedir.
FC(free
cholesterol)
LDL(low density
lipoprotein)
LPL(lipoprotein
lipase)
HDL'deki tokoferoller plazma tokoferolünü karaciğere geri getiren
sirkülasyon esnasında şilomikron kalıntılarına kolayca geri transfer
olmaktadır.
7
E vitamininin emilimi
8
DOKU DAĞILIMI
Tokotrienollerin emilimi
tokoferollerinkine
benzemektedir.
Vitamin E karaciğer ve yağ dokularında depo edilmektedir.
Ayrıca böbrek, kalpte, kaslarda ve böbrek üstü bezi
kabuğunda depolanmaktadır. Depolama miktarı yaşa ve
cinsiyete göre değişmektedir. Yaş ile depolama kapasitesi
artmakta, ayrıca dişi hayvanların birçok organlarının
erkeklere göre daha yüksek miktarda vitamin içerdiği
bulunmuştur.
Bütün hayvanlarda vitamin E miktarının hipofizde, adrenaladrenalbezlerde ve uterusta yüksek olduğu görülmektedir.
Vitamin E vitamin A’nın tersine plasentada da depo
edilmektedir, ancak fötüsa transferi çok sınırlı olup, yeterli
değildir.
Hücre içerisinde ise tokoferol mitokondri, mikrozom ve
lizozomlarda konsantre olmaktadır.
Fakat bunların
taşınması ve
dokulardan alımı, αtokoferolünkinden
farklı görünmektedir.
Tokotrienoller
şilomikronun
temizlenmesiyle
plazmadan kaybolur ve
trigliseridlerle birlikte
yağlı dokuda birikir.
Kolesterolün vücutta taşınması
9
10
E VİTAMİNİ ve
ATHEROSCLEROSİS
Ateroskleroz, atardamarları (arterleri) etkileyen bir hastalıktır. Yaygın
olarak "damar sertleşmesi" olarak adlandırılan arteriosklerozun bir
türüdür. Orta boy ve büyük arterlerde görülen "aterom" veya "plak"
olarak adlandırılan yapısal bozukluklardan (lezyonlardan) oluşmaktadır.
Aterom, hangi safhada olduğuna bağlı olarak çeşitli yapılar
barındırabilir.
Aterom, damarın yüzey tabakası kalınlaşmış büyük bir alanının
ortasında bulunan, yumru gibi, yumuşak sarımsı bir birikimdir. Arter
lümenine yakın noktalarda makrofajlardan oluşmaktadır. Bunun altında
bazen kolesterol kristalleri ve ilerlemiş lezyonların tabanında
kireçlenme (kalsifikasyon), hatta bazen kemikleşme de olabilmektedir.
Ateroskleroz, ateromların, içi yumuşak, dışı sert yapısından dolayı
Yunanca athero- (lapa) ve -sclerosis (sertleşme) sözcüklerinden
türetilmiştir.
11
Aterojenezde endotel bozulmasının aşamaları.
12
2
08.11.2008
Lipid hipotezi
Kan plazmasında bulunan LDL endotelin içine sızıp oksitlendiği
zaman kalp hastalığı için risk oluşturmaktadır. LDL oksidasyonuna
etki eden karmaşık biyokimyasal reaksiyonlar zinciri vardır, bunlar
en çok, endotelde bulunan serbest radikallerden
kaynaklanmaktadır.
Damar duvarının hasar görmesi, bir yangı tepkisi doğurmaktadır.
Bir akyuvar türü olan monositler kandan gelip arter duvarının içine
girer, ayrıca trombositler de duvara yapışır. Ardından, monositler
değişime uğrayıp makrofaj olur, bunlar da oksitlenmiş LDL'yi
içlerine alarak zamanla "köpük hücre"lere dönüştürmektedir. Böyle
adlandırılmalarının nedeni sitoplazmaların içinde çok sayıda kesecik
(vezikül) ve yüksek miktarda lipit birikmesidir. Mikroskop altında
lezyon artık bir yağ çizgisi olarak görünür. Köpük hücreler sonunda
ölür ve bu yangı sürecini daha da yaygınlaştırmaktadır.
Ateromdaki kolesterolün kaynağı LDL'dir. Dokulardaki kolesterolü
karaciğere geri taşıyan HDL miktarı az ise bu LDL birikiminin
başlattığı süreç daha da hızlanır. Köpük hücreleri ölünce içlerindeki
kolesterol ve diğer lipitler ateromda birikmeye başlar.
Köpük hücreleri ve trombositler düz kas hücrelerinin hareketini ve
çoğalmasını teşvik eder; düz kas hücrelerinin yerine kollajen gelir
ve bu hücreler de köpük hücrelerine dönüşür. Lipit birikintileri ile
13
damarın intima tabakası arasında koruyucu bir fibröz örtü oluşur.
Ateroskleroz-E Vitamini Đlişkisi:Bazı insanlardaki LDL (düşük
dansiteli lipoprotein) kolayca okside olabilirken, bazılarında bu
duruma daha seyrek rastlanmaktadır. Kolay oksidasyonun söz
konusu olduğu insanlarda koroner arter sklerozu riski belirgin
şekilde artmaktadır. Hayvan deneylerinde açıkça ortaay konmuş
olduğu gibi, lipid oksidasyonu arterioskleroz oluşmunda önemli bir
rol oynamaktadır. Gerçekleştirilen bazı çalışmalarda da bununla
uyumlu olarak, koroner kalp hastası bireylerin lipid süperoksitlerinin
yüksek düzeyde olduğu gösterilmiştir. Diğer taraftan "angina
pectoris" hastalarında antioksidan etkili E vitamini (a-tokoferol)
düzeylerinin düşük olduğu saptanmıştır.
Đsveçli araştırmacılar, LDLnin oksidasyon eğilimi ile koroner skleroz
arasındaki muhtemelen ilişkiyi ortaya koymak amacıyla bir
araştırma yürüttüler. Rastlantısal olarak çalışmaya alınan, yaş
ortalaması 40 olan ve daha önce miyokard enfarktüsü geçirmiş 35
erkek hastaya koroner anjiyografi uygulandı ve bu hastalardaLDLnin
oksidatif olaylara yatkınlığı in vitro olarak belirlenmeye çalışıldı.
Sonuçta, LDL oksidasyonu ne kadar çabuk gerçekleşiyorsa, koroner
sklerozun da o derece belirgin olduğu görüşüne varıldı.
14
SONUÇ OLARAK:
E vitamini, LDL’nin oksidlenmesini önlemektedir.
LDL'nin damar intima matrisinde oksitlenmesi (oxLDL) aterom
oluşumunun ilk adımıdır. Endotel hücrelerinin oxLDL tarafından uyarılması
kandaki monositlerin seferber olup damar duvarına girmesine neden
olmaktadır. Monositlerin makrofajlara değişimi ve kümelenmiş oxLDL'nin
Avcı Reseptör (Scavenger receptor') tarafından bu hücrelerin içine
alınması sonucu köpük hücreler meydana gelmektedir. Damar düz kas
hücrelerinin uyarılması bunların harekete geçmesine ve çoğalmasına
neden olur. Doku Faktörü (Tissue Factor, TF), düz kas hücreleri ve
15
makrofajların yüzeyinde belirir ve birikmiş fibrin'in fibrinojene
dönüşmesine neden olur.
EKSİKLİĞİ
1920'lerin başlarında yapılan bir
gözlem, sonradan E vitamini
diye adlandırılan bir beslenme
faktörünün, farelerde fetus
emilimini önlemek için gerekli
olduğunu ortaya koydu.
Sonradan onun erkek
hayvanlarda normal üretkenlik
için gerekli olduğu ortaya
çıkarıldı. Son olarak E vitamini
eksikliği birçok patolojik
durumla ilişkilendirildi. E
vitamini eksikliği her hayvanda
başka etki göstermektedir.
Tavşan ve maymunların
erkeklerinde kısırlık, hindilerde
kanama, maymunlarda
hemolitik anemiye sebep
olmaktadır.
Kanatlıların yumurtalarında yavrunun
gelişmesi için bu vitamine ihtiyaç
vardır. Yetersiz olursa kuluçka oranı
düşer. Horozların dölleme yeteneği
azalır. Vitamin E bakımından yetersiz
beslenen civcivlerde:
Beyin yumuşaması görülür. Hayvan
başını tutamaz, öne, arkaya, sağa17
sola bükülür. Ayaklar gerilip bükülür
16
Doğada ve besinlerde oldukça bol olan E vitamini eksikliği insanlarda
çok az görülmektedir. Çok az sayıda rapor insanlarda E vitamini
yetersizliğini bildirmektedir. Günde yalnız 2-3 mg tokoferol 1-2 yıl
süre ile verilirse yetişkin insanlarda E vitamini yetersizliği
semptomları (eritrositlerde peroksidatif hemoliz) gözlenmektedir.
Kalıtsal E vitamini yetersizliği olan hastalarda yürümede zorluk,
konuşamama, ilerleyen beden hareketleri bozukluğu (ataxia) gibi
şiddetli nörolojik semptomlar rapor edilmiştir. Yağla yetersiz
beslenmelerde nöromuskular bozukluklar 10-20 yıl sonra, çocuklarda
yetersiz beslenmelerde belirtiler çok daha kısa sürede görülmektedir.
Erken doğan bebeklerde E vitamini eksikliğine bağlı olarak hemolitik
anemi görülür. E vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için
sindirim esnasında yeterince yağ alınamadığı zaman E vitamini
eksikliği görülür ki, bu da kandaki eritrositlerin ömrünün kısalmasına
yol açmaktadır. E vitamini eksik olan kimselerin eritrositleri bazı
oksidan maddelere karşı dayanıksızıdr. Vitamin E yetersizliğinin
immün sistemi üzerinde etkili olduğu rapor edilmiştir.
18
3
08.11.2008
FAZLALIĞI
BESİNLERLE ALINIMI
Fazlalığının zararlı bir etkisi bu güne kadar
gösterilmemiştir. Çünkü diğer yağda eriyen
vitaminler kadar depolanmazlar. Gereğinden fazla
alınanlarda birkaç gün içerisinde dışkı ve idrarla
vücuttan uzaklaştırılmaktadırlar. Çok yüksek
dozları bulantı ve ishal yapabilmektedirler.
Hayvan deneylerinde yüksek dozların büyümeyi
durdurduğu, kasları zayıflattığı, alyuvar sayısını
azalttığı ve kemikleşmeyi yavaşlattığı
görülmüştür.
Düzenli E vitamini kullananlarda doz günde 1200
IU’yi geçtiğinde immun sistemin baskılandığı
gözlenmiştir. Halbüki düşük dozlar immun sistemi
güçlendirici etki sağlamaktadır.
Yiyecek
100 gr.da IU
Tereyağ
2--3
Margarin
15
Sıvı Yağlar
75
Tavuk
2--3
Yumurta
15
Kırmızı Et
2--3
Fasulye
15
Tahıllar
70-80
Sebze meyve
150
19
20
Sıçanlarda E vitamini
hippokampus ve
Serebellum gelişimini etanole
bağlı
Oksidatif stress ve apoptosise
karşı korur.
Oral alınan tekoferol genellikle iyi absorbe edilir. Yağlar ve
safra tuzları, diğer yağda eriyen vitaminlerde olduğu gibi
vitamin E’ nin absorbsiyonunu kolaylaştırır. Tokoferoller ince
bağırsakta safranın yardımıyla emülsiyon haline gelir ve
sonra absorbe olurlar. Maksimum absorbsiyon vitaminE
sindirim sistemine alendıktan birkaç saat sonra görülür.
Bozulmuş yağlar vitamin E’yi oksidasyona uğratarak
bozulmasına neden olur, mineral yağlar ise bu vitaminin
absorbsiyonunu engellemektedir.
Vitamin E plazmada beta lipoproteinlere bağlı olarak
taşınmaktadır. Tokoferol safra ile nispeten küçük
miktarlarda atılır. Yüksek dozda tokoferol verildikten sonra
insan idrarında metabolitleri [2-(3-hidroksi-3-metil-5karboksi pentil)-3,5,6-trimetil hidrokinon ve tokoferolün
gama laktonu] izole edilmiştir.
10 mg tokoferol karışımı (% 43 α, % 45 β+γ ve % 12 δtokoferol ratlara verildikten sonra “α-tokoferol=100” olarak
kabul edildiğinde tokoferollerin depolanmalarının ve
absorbe edilmelerinin tesir derecelerine göre değiştiği
dikkati çekmektedir. Bu şekilde bir sıralama yapılacak
olursa; α>β>γ>δ olduğu görülmektedir.
22
21
Accepted 15 July 2008
Tayland meyvelerinde bulunan
Beta- karoten, lykopenve alfa
Tokoforel içeriklerinin tayini
Accepted 22 July 2008
23
Uygulanabilir in vitro
şartlarda A ve E vitamininin
bazı ticari sütlerde
biyoerişilebilirliğinin tayini
Accepted 18 July 2008
24
4
08.11.2008
Resim görüntülenemiy or. Bilgisay arınızda resmi açmak için y eterli bellek olmay abilir v ey a resim bozulmuş olabilir. Bilgisay arınızı y eniden başlatın v e sonra dosy ay ı y eniden açın. Kırmızı x y ine görünürse, resmi silip y eniden
ek lemeniz gerek ebilir.
11 June 2008
25
26
KAYNAKLAR
http://tr.wikipedia.org/wiki/E_vitamini
http://www.ibnisina.org/dergi/haziran01/3
.doc
www.interbilim.8m.com/serbestrad.htm
Hekimlikte oksidatif stres ve
antioksidanlar (Yılmaz DÜNDAR, Recep
ASLAN)
www.sciencedirect.com
www.eisai.co.jp
27
5
Download