Türkiye`ye değer katıyor

advertisement
1
Zorlu Grubu iç iletişim yayınıdır.
Üç ayda bir yayımlanır.
Ocak-Şubat-Mart 2013
40
Türkiye’ye değer katıyor
sunuş 01
60 yıllık başarı öyküsü…
Zorlu Grubu olarak, ülkemizde ve dünyada öncü şirketler arasında yer alma hedefiyle yola çıktık… Bu yola çıkarken, “Ülkem,
işim, ailem…” bakış açısını benimsedik; saygın, dürüst ve güvenilir bir kurum olmayı vazgeçilmez bir değer kabul ettik. Sadece kendi kurumumuz ve çalışanlarımız için değil, ülkemiz için, içinde yaşadığımız toplum için, değer yaratmayı önemsedik.
60. yılımıza ulaştığımız bu yıl, ne mutlu ki, üretim, ihracat, istihdam rakamlarımızın büyüklüğü, dünya pazarlarındaki rekabet
gücümüzle, ülkemizin ekonomik kalkınmasında etkin bir rol oynuyoruz. Öte yandan faaliyet gösterdiğimiz tüm alanlarda
kurumsal vatandaşlık bilinciyle hareket ediyor, toplumsal gelişime katkı sağlayacak sürdürülebilir ve uzun soluklu projeleri
destekliyoruz.
Bundan tam 60 yıl önce Denizli’nin Babadağ ilçesinde küçük bir tekstil atölyesine sahipken, bugün Zorlu Tekstil Grubumuz
ile ev tekstili sektöründe Türkiye’de ve dünyada öncü markalara sahibiz. Aynı zamanda, Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük
entegre polyester iplik üreticisi ve ihracatçısı konumundayız. Bu alandaki bilgi ve tecrübemizle, yenilikçi ve kaliteli ürün
geliştirmeye dönük çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Grubumuzun amiral gemisi, yerli teknolojinin en büyük üreticisi konumundaki Vestel, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ikinci
büyük endüstri kompleksi olan Vestel City’deki üretim faaliyetleriyle, ülke ekonomisine önemli bir güç katıyor. Vestel, bu
gücün bir yansıması olarak, 10. yılına ulaşan Vestel City ile National Geographic Channel’in en çok izlenen belgesel serilerinden “Mega Fabrikalar”a konuk olan ilk Türk markası oldu. 60. yılımızda bizi gururlandıran bu olay, sadece bizim değil, aynı
zamanda ülkemizin de başarısı…
Zorlu Grubu olarak Vestel Savunma şirketimizle de son derece iddialıyız. Türkiye’nin savunma sanayiine katkı sağlayacak
projeler ürettiğimiz bu alanda, ilk taktik insansız hava aracı Karayel’i geçtiğimiz günlerde görücüye çıkardık. Tamamen yerli
tasarım ve üretim eseri olan ve bu nedenle bizim için gurur vesilesi olan Karayel’i, bu yılın sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne
teslim edeceğiz.
Zorlu Enerji Grubu da yoluna başarıyla devam eden şirketlerimizden… Ülkemizin enerji ihtiyacına destek olabilmek için çıktığımız yolda, çevreyle uyumlu yenilenebilir enerji yatırımlarımızla ülkemize değer katmak için çalışıyoruz. Bu bakış açısıyla,
bugün Zorlu Enerji’nin kurulu gücünün yüzde 35’ni yerli ve yenilenebilir enerji yatırımları oluşturuyor. Yenilenebilir enerji
alanında çok önemli bir yatırım olan, Türkiye’nin en büyük jeotermal santralinin açılışını bu yıl, Denizli Kızıldere’de gerçekleştireceğiz. Santralimiz, büyüklüğü ve sağlayacağı fayda ile dünyanın sayılı jeotermal santralleri arasına girecek. Öncü bir
şirket olarak, ülkemizin yanı sıra, diğer ülkelerde de ilklere imza atıyoruz. Pakistan’ın inşa ettiğimiz ilk rüzgar santralinin
açılışını da bu yıl yaparak, 60. yılımızı taçlandıracağız.
Heyecanla giriş yaptığımız gayrimenkul sektöründe, Zorlu Gayrimenkul şirketimizin projeleriyle fark yaratıyoruz. Bu alanda,
kendi adımızı vererek uluslararası ortamda da anılmasını istediğimiz “Zorlu Center” projesi bizim için son derece önemli…
Zorlu Center ile Türkiye’de ilk defa rezidans, Performans Sanatları Merkezi, alışveriş merkezi, otel ve ofislerden oluşan 5
fonksiyonu bir araya getirdik. Asya ve Avrupa kıtalarının birleştiği noktada, İstanbul’un tam kalbinde, yeni bir yaşam alanı, cazibe merkezi yarattık. Bu yıl açılışını gerçekleştireceğimiz projemizle gayrimenkul alanında yepyeni bir çığır açacağız.
İstanbul kadar eşsiz, İstanbul kadar benzersiz bu projeye imza atmaktan gurur duyuyor, 60. yılımızda projemizi ülkemize
armağan ediyoruz.
Mevcut faaliyet alanlarımıza göre daha yeni bir alan olan madencilikte ise Manisa Gördes’te nikel madeni yatırımımız hızla
ilerliyor. Bu yıl içerisinde bu alanda da üretime geçmeyi hedeflediğimiz, Türkiye’de ve Avrupa’da benzeri olmayan tesisimiz,
2016 yılına kadar 10 bin ton, sonrasında ise 20 bin ton nikel işleme kapasitesine sahip olacak. Bu alanda da farkımızı ortaya
koyacak ve ülkemize değer katacağız.
60 yıllık başarı yolculuğumuzda ilke olarak daima “daha iyisini yapmayı” hedefledik... Önümüzdeki süreçte, yeni rotamız,
“Yapacaksan daha daha iyisini yap, gideceksen daha daha uzağa git, çıkacaksan daha daha yükseğe çık” olacak…
Zorlu Grubu olarak, Türkiye’nin geleceği için çalışmaya, üretmeye ve ülkemizle birlikte, ülkemize ve insanımıza değer katarak büyümeye devam edeceğiz.
Sevgi ve saygılarımla,
Ah­met ZOR­LU
02 içindekiler
03
Türkiye’de ve Dünyada Zorlu Dergisi, Zorlu Holding A.Ş. yayınıdır. Para ile satılmaz.
Katkıda Bulunanlar:
Ayşegül Güngör / Minerva Eğitim Teknolojileri
A.Ş. Genel Müdürü
1989’da İstanbul Üniversitesi Ekonometri
Bölümü’nden lisans derecesi, 1991’de Ekonometri Bölümü’nden yüksek lisans derecesi
aldı. Bankacılık sektöründeki kariyerinin yanı
sıra 1995’te Marmara Üniversitesi Çağdaş
Bilimler Vakfı, Çağdaş İşletmecilik Sertifika
Programı’nda hazine ve sermaye piyasaları
konusunda dersler verdi. 2001’den bu yana
yönetici ortağı olduğu Minerva Eğitim ve Danışmanlık bünyesinde, çeşitli kurum ve kuruluşlara
eğitim ve danışmanlık hizmetleri veriyor.
Metin Salt / Vestek Genel Müdürü
Metin Salt 1990’da ODTÜ Elektrik ve Elektronik
Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. ABD’de Digital
Microwave Corp. ve Cellnet Technology Inc. Adlı
şirketlerde Ar-Ge grup yöneticiliği yaptı. Halen
Vestel Şirketler Grubu’nun Ar-Ge çalışmalarını
yürüten Vestek Elektronik Araştırma Geliştirme
A.Ş.’de genel müdür olarak görev yapıyor. ABD,
Avrupa ve Türkiye patent enstitüleri tarafından
verilen altı patenti bulunuyor.
10 Vestel’in “mega fabrikası”
National Geographic’te...
16 Performans Sanatları
Merkezi kapılarını açıyor
26 Geçmişle gelecek;
Bilgiyle tahmin
32 Vestel, fark yaratmaya
devam ediyor
20 Valeron şıklığı
Nişantaşı’nda
24 Vestel, Karayel ve
Bora’yı TSK’ya teslim ediyor
04 Kapak / Türkiye’ye değer katıyor
14 Mavi ve Yeşil ile enerji dolu bir yolculuk
30 MIPIM’in yıldızı Zorlu Gayrimenkul
42 İnternet zenginleri
44 Kurumsal Risk Yönetimi’nde yeni dönem
45 Korteks, katma değerli ürünlerle büyüyor
46 Vestel, TV Connect Fuarı’nda...
47 Lüks pazarlama tüyoları...
48 Amatör ama tutkulu fırçalar
52 “Tasarım fabrikası”na üç ödül
53 Linens büyümeye devam ediyor
54 Vestel LED, Avrupa’ya ihracata başladı
60 Zorlu Tekstil, Texbridge’de...
62 TAÇ ailesi 125 bin kişiye ulaştı
63 Facebook’ta keramet vardır!
64 TAÇ, baharın ışıltısını evlere taşıyor
66 Zorlu Enerji Grubu’na Avrupa Komisyonu’ndan ödül
67 Ekonomik elektrik fırsatı
68 AVM’lere avantajlı elektrik
69 Euromoney’den Zorlu Enerji’ye ödül
70 Sürdürülebilirlik alanında enerji sektöründe bir ilk
71 Kilis, hava kirliliğine dur diyor
72 Başarının getirdiği başarısızlık
74 Kısa kısa
78 Gökyüzünün getirdikleri
80 Kültür sanat
82 English summaries
Zorlu Holding A.Ş. Adına Sahibi
Olgun Zorlu
İçerik ve Tasarım Uygulama
Genel Koordinatör
Ayşegül Kuyucu
Görsel Yönetmen
Esen Ataman Kürklü
Genel Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Yaprak Özer
indeks içerik-iletişim danışmanlık
Kore şehitleri Cad. Atılım İş Merkezi No: 28
K: 4 D: 4 34397 Zincirlikuyu-İstanbul
Tel: 0212 347 70 70 Faks: 0212 347 70 77
e-mail: [email protected]
web: www.indeksiletisim.com
İçerik Koordinatörü
Nilüfer Eyiişleyen
Grafik Tasarım
Serkan Bengin
Yayın Editörü
Umut Bavlı
İdari İşler
Dilek Yeşil
Yayın Kurulu
Vedat Aydın, Lale İlalan, Necmi Kavuşturan
Yayın türü: Yerel, süreli, 3 aylık
Yazı İşleri
Erkan Yavuz, Belkıs Dalkıranoğlu
Fotoğraflar
Renk Ayrımı ve Basım
Bilnet Matbaacılık
Dudullu Organize Sanayi
Bölgesi 1. Cadde No: 16
Ümraniye/İstanbul
Telefon: 444 44 03
36 Dağda bir masal:
Pokut yaylası
Dergi Yönetim Yeri
Zorlu Plaza, 34310 Avcılar - İstanbul
Telefon: 0212 456 20 00
Faks: 0212 422 00 49
e-posta: [email protected]
56 Zorlu Elektrik ile avantajlı
elektrik dönemi başladı
“Zorlu” Dergisi’nin içerik ve tasarımı İndeks İçerik İletişim Danışmanlık tarafından yaratılmış olup,
Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamında eser olarak koruma altındadır. “Zorlu” Dergisi’nde
yayınlanan yazı ve fotoğrafları yayma hakkı ve “Zorlu” markası ve logosu Zorlu Holding A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi, hak sahiplerinin yazılı izni olmaksızın ticari amaçlarla kullanılamaz.
Dergide yayınlanan yazılar, yazarların kişisel görüş, yorum ve tavsiyelerini içermektedir, İndeks
İçerik İletişim Danışmanlık veya Zorlu Holding A.Ş., yazılarda yer alan bilgi, görüş ve tavsiyeler
nedeniyle doğabilecek maddi veya manevi zararlardan hiçbir şekilde sorumlu değildir.
04 kapak
05
Türkiye’ye değer katıyor
Zorlu Grubu, 1953’ten bu yana faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde gerçekleştirdiği yatırımlar ve yarattığı istihdam ile
Türkiye’ye değer katıyor. Dünya çapında ilk ve tek birçok büyük projenin altında imzası bulunan Zorlu Grubu; Türkiye
için çalışıyor, Türkiye için üretiyor.
T
ürkiye’nin gücüne güç katan Zorlu Holding, 1953’ten
bugüne Türkiye için çalışıyor ve Türkiye’ye değer katıyor. Anadolu topraklarından doğan Zorlu Grubu,
Anadolu’dan dünyaya yayılan güçlü bir çınar adeta. Başarılarla dolu 60 yılı geride bırakan Zorlu Grubu’nun, Denizli’de
küçük bir atölyeden bugüne ulaşmasında inancın payı büyük.
Hacı Mehmet Zorlu’nun temellerini attığı günden bu yana
Zorlu Grubu, kurucularının ilkleri başarmaya ve en iyiyi yapmaya olan inancıyla; Afrika’dan Orta Asya’ya, Uzakdoğu’dan
Amerika’ya kadar dünyanın dört bir yanına erişen güçlü bir
dünya devi olmayı başardı.
Zorlu Grubu’nun bugünlere gelmesindeki en büyük etken, ilk
göz ağrısı ve yola çıkışında dinamosu olan tekstil faaliyetleri;
Denizli’den Trabzon’a, ardından İstanbul ve Bursa’ya açıldı.
Zaman içinde Zorlu Tekstil Grubu haline gelecek olan şirketlerin temelleri atılmış oldu.
Zorlu Tekstil Grubu, 60 yıllık süre zarfında 900 milyon dolar
cirosuyla Türkiye ekonomisine can veren damarlardan biri haline geldi. 2015’te 1 milyar doları aşkın ciro hedefiyle yoluna
devam eden Zorlu Tekstil Grubu, 6 bin civarında kişiyi istihdam ederek Türkiye’nin insan kaynağına da değer katıyor. Ev
tekstili alanındaki faaliyetlerinde hızlı ve kontrollü bir büyüme gerçekleştiren Zorlu Grubu, zaman içerisinde Türkiye’nin
sınırlarını aşarak dört kıtaya yayıldı. Grup, Türkiye’dekiler de
dahil olmak üzere 12 adet tekstil üretim şirketiyle faaliyetlerine devam ediyor.
Korteks İplik
• Tek hat üzerinde, dünyanın en büyük kapasiteli kontinü polikondenzasyon ve direkt eriyik beslemeli POY-FDY üretim tesisi
• Dünyanın en büyük hacimli alüminyum PTA siloları (Her biri 3.600 m3
hacminde 4 adet silo)
• Polikondenzasyondan direkt üretim sisteminin Türkiye’deki ilk
uygulayıcısı
• Teknoloji mühendisliğini kendi bünyesinde yapma kabiliyeti
• Enerji gücü ve tüketimi açılarından Türkiye’nin en büyük tekstil fabrikalarından biri (110 MVA kurulu güç ve 60 MVA fiili güç
tüketimi)
• Avrupa’nın en büyük dinamik kesintisiz elektrik enerjisi (UPS) sistemine sahip tesisi (13.200 KVA)
• 65 milyon kcal/h kapasite ile Türkiye’de mevcut en büyük soğutma grupları tesisi
• 126 bin Nm/h ile Bursa’daki en büyük hava kompresör tesisi
Zorlu Tekstil Grubu, 1976 yılında, ev tekstili sektörünün lider
markası TAÇ’ı sektöre kazandırdı. Ev tekstili sektörünün lideri
konumunda bulunan TAÇ, 2009’da yapılan bağımsız bir araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye genelinde yüzde yüz bilinirliğe sahip. Kalite ve çeşitliliğiyle Türkiye dışında yurt dışında
da büyük beğeni gören TAÇ, dünyanın ilk ve tek markalaşma
programı Turquality kapsamında da yer alıyor.
Zorlu Tekstil Grubu’nun en büyük markası olan TAÇ, Türkiye
çapında 1500 farklı satış noktasında tüketiciye ulaşıyor. Yaygın bir satış kanalına sahip olan TAÇ; Ar-Ge, Ür-Ge ve desen
çalışmalarına yaptığı yatırımlarla da sektöründe öncü bir rol
oynuyor. Sektörün değişiminde ve gelişiminde etkin konumda yer alan TAÇ, 11 yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen “Bir
Desen Tasarla” yarışmasıyla da genç tasarımcıların sektöre
kazandırılması yönünde önemli katkılar sağlıyor. Zorlu Tekstil
Grubu, Türkiye’nin tek uluslararası ev güzellik konseptiyle açılan mağazalar zinciri Linens ve Avrupa’ da gördüğü yoğun ilginin ardından Türkiye’ deki tüketicilerle de buluşan, ulaşılabilir
lüks konseptiyle başta Avrupa olmak üzere 50’ye yakın ülkede 200 noktada satışa sunulan Valeron markasıyla da sektöre
yenilikçi ve öncü bir ev tekstili mağazacılık anlayışı sunuyor.
Dünya devi: Korteks İplik
1976 yılında Bursa’da küçük bir atölye olarak kurulan Korteks
Kadife Dokuma Tesisi, Türkiye tekstil sektörünün kaliteli polyester iplik ihtiyacını karşılamak üzere 1988’de kurulan Korteks İplik Fabrikası’yla birlikte, Avrupa ve Ortadoğu’nun en
büyük entegre polyester iplik üreticisi ve ihracatçısı konumuna ulaştı.
Enerjimiz Türkiye için
Zorlu Grubu, tekstil sektörü dışındaki ilk yatırımını 1993 yılında enerji sektöründe gerçekleştirdi. Zorlu Grubu’na ait sanayi kuruluşlarının elektrik ve buhar ihtiyaçlarını karşılamak
üzere kurulan Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş., günümüzde
Türk enerji piyasasının en önemli oyuncularından Zorlu Enerji Grubu’nun da temeli oldu. 2000’li yılların başında enerji
sektöründe yatırımlarını yoğunlaştıran Zorlu Grubu; işletme,
bakım, inşa ve ithalat-ihracat alanında kurduğu enerji şirketleriyle sektörde güçlü bir oyuncu olma yolunda adımlar attı. Yurt
dışı yatırımlarını da artıran Zorlu Grubu, Moskova’da ilk özel
elektrik santrali projesinin temelini attı. 2005’te “Avrupa’da
en hızlı büyüyen 100 şirket” arasına girdi.
Günümüzde, Türkiye’de 33 ilde 2 bini aşkın müşterisi bulunan
Korteks, Türkiye sınırlarını aşarak 62 ülkede 194 müşteriye
hizmet veriyor. Üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını dünyaya sunuyor. 335 bin metrekare üretim alanında hizmet veren Korteks İplik, günde 580 ton polimer, 400 ton POY, 120 ton FDY,
350 ton tekstüre, 10 ton hava tekstüre, 60 ton mono iplik ve
25 ton bükümlü, fantezi ve elastanlı iplik üretme kapasitesine
sahip. Toplam 2 bin 100 çalışana sahip Korteks İplik, tedarik
ve servis ağıyla farklı sektörlerin gelişiminde de öncü rol oynuyor. Ürün çeşitliliğini ve kalitesini artırma yönünde çalışmalarını sürdüren Korteks, gerçekleştirdiği AR-GE ve ÜR-GE yatırımları sonucunda geliştirdiği katma değeri yüksek ürünlerle,
sektöründe öncü konumunu koruyor.
2008’de ADÜAŞ’a (Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret
A.Ş.) ait toplam 141 MW kurulu güce sahip dokuz santral için
yapılan özelleştirme ihalesini, 510 milyon dolar ihale bedeliyle kazanarak Türkiye’nin enerji devi olma yolunda büyük bir
adım atmış oldu. Türkiye’nin doğal gaz dönüşümünde etkin
rol oynayan Zorlu Enerji Grubu, GAZDAŞ Gaziantep ve GAZDAŞ
Trakya şirketleri ile Gaziantep ve Trakya bölgelerinde 20 ayrı
yerleşim birimine doğal gaz dağıtımı gerçekleştiriyor. Gelecek
3 yıl içerisinde Gaziantep bölgesinde 30,2 milyon dolar; Trakya bölgesinde ise 19,6 milyon dolar yatırım gerçekleştirmeyi
hedefliyor. Grup, 2013 yılı sonu itibariyle her iki bölgede toplam 370 bin adet aboneye ulaşarak doğal gaz sağlamış olacak.
Bu doğrultuda 2013 yılı için her iki bölgede de sanayi ve konut
Zorlu Enerji Grubu
• Yaklaşık maliyeti 226 milyon dolar olan Kızıldere Jeotermal Santrali Faz II 2013’te devreye girecek.
• Alaşehir, Simav ve Kızıldere’de toplam 180 MW’lık jeotermal yatırım planlanıyor.
• Zorlu Enerji; Türkiye’nin 2023 yılında jeotermal enerjide ulaşmayı
hedeflediği 600 MW kurulu gücün yarısına talip.
• Yatırımlar tamamlandığında 2 milyar kWh üretim, 200 milyon dolar EBİTDA’ya ulaşılacak.
• Dalaman’da 124 MW’lık Sami Soydam HES, Tirebolu’da 60 MW’lık
HES İkizdere’de ise 30 MW’lık kapasite artırımı planlanıyor.
• Osmaniye Sarıtepe ve Demirciler’de ise toplam 110 MW’lık iki rüzgar santrali yatırımı hedefleniyor.
• Mevcut tüm projeler hayata geçtiğinde 2017’de yurt içi kapasitesi
1300 MW olacak.
• Rusya, Pakistan ve İsrail olmak üzere yurt dışındaki santrallerle
beraber Zorlu Enerji’nin kurulu gücü 977 MW’a erişecek.
• 5 yıl sonra ise yurt içi ve yurt dışı toplam kurulu gücün 2100 MW’a,
toplam cironun ise 1 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.
• Doğal gaz ticareti kapsamında 2012’de 350 milyon m3 gaz ticareti
gerçekleştirildi. 2013 yılında ise yaklaşık 1,1 milyar m3 gaz ticareti
yapılması hedefleniyor.
06 kapak
07
Zorlu Holding; 50’ye yakın şirketi
ve yaklaşık 30 bin çalışanıyla,
Türkiye’nin geleceği ve Türk insanının
yaşam kalitesini yükseltme yönünde
çalışmalarını sürdürüyor.
bazında tüketicilere ulaştırılacak doğal gaz miktarının 2 milyar
metreküp olacağı öngörülüyor. Doğal gaz ticareti kapsamında
ise 2012’de 350 milyon m3 gaz ticareti gerçekleştirildi. 2013
yılında ise yaklaşık 1,1 milyar m3 gaz ticareti yapılması hedefleniyor.
tesiyle sektörüne de yön veriyor. Zorlu Grubu’nun gözbebeklerinden Vestel, 1997’de beyaz eşya yatırımının da yapılmasıyla birlikte üretimde güçlü bir büyümeye ulaştı. Şampiyonluk
bayrağını elinden düşürmeyen Vestel, son 15 yıldır dayanıklı
tüketimde Türkiye’nin ihracat şampiyonu.
Bugün gelinen noktada Zorlu Enerji Grubu, yurt içi ve yurt
dışı yatırımlarıyla, enerji dünyasının en önemli aktörlerinden
biri. Türkiye’nin 2023’te 100 bin MW olarak öngörülen enerji
ihtiyacının yarısını karşılamaya talip olan Zorlu Enerji Grubu,
enerjisiyle Türkiye’ye güç ve değer katıyor. 5 adet doğal gaz,
7 hidroelektrik, 1 rüzgar ve 1 jeotermal enerji santraliyle 771
MW güç üretiyor.
2003’te açılan Vestel City ile dünyanın dikkatini çeken Vestel,
17’si yurt dışında olmak üzere toplam 25 şirket ve 14 bin çalışanıyla 1050 satış noktasında hizmet veriyor. Vestel, Dünyanın ikinci, Avrupa’nın tek alan üzerinde üretim yapan en büyük
endüstri kompleksi konumunda bulunan Vestel City ile Geographic Channel’in Mega Fabrikalar belgesel serisinde yer alan
dünyanın ilk elektronik ve beyaz eşya firması, Türkiye’nin ise
ilk markası oldu.
Dost teknoloji: Vestel
Farklı sektörlerdeki dev yatırımlarıyla Türk endüstrisinin
önemli oyuncularından biri olan Zorlu Grubu dünya çapında
tanınan Vestel markasıyla da adını tarihe altın harflerle yazmayı başardı. 1984 yılında kurulan Vestel, 1994’te Zorlu Grubu’na
dâhil olmasının ardından hızlı bir yükselişle dünya çapında bir
marka olma yolunda ilerledi. Elektronik, beyaz eşya ve bilgi
teknolojisi alanlarında faaliyet gösteren Vestel Şirketler Grubu, Zorlu Holding’in amiral gemisi konumunda bulunuyor.
Sektöründe Türkiye ve uluslararası pazarların güçlü oyuncularından biri olan Vestel, teknoloji ve tasarım geliştirme yetkinliğiyle dünyanın en büyük üreticileri arasında yer alıyor. Bugün
Türkiye’nin en bilinen ve prestijli 10 markası arasında yer alan
Vestel, tüketici beklentilerine yönelik ürünleri ve hizmet kaliVestel City
• Yıllık 35 milyonu aşkın üretim kapasitesi
• 1 milyon metrekareden geniş alan
• Bir günde 76 bin ürün üretme kapasitesi
• Her yıl yaklaşık 4 binden fazla farklı televizyon çeşidi üretimi
• Maksimum kapasitede yılda 15 milyon televizyon üretimi
1 milyon metrekareye kurulu Vestel City’nin yıllık üretim kapasitesi 30 milyon adedi aşıyor. Küresel çapta 6 AR-GE merkezi
ve 900 kişilik AR-GE kadrosuna sahip Vestel, uluslararası pek
çok tasarım yarışmasından ödülle dönerek teknolojinin yanı
sıra tasarımdaki gücünü de uluslararası platformlarda ispatladı. Türkiye televizyon ihracatının yüzde 84’ünü gerçekleştiren
Vestel, sahip olduğu teknolojiyi Türkiye’nin gelişimine sunuyor. 2009’da, tümüyle Türk mühendislerin bir başarısı olarak
“Taktik İnsansız Hava Aracı Karayel”in Silahlı Kuvvetler’e sunumunu gerçekleştiren Vestel’in, ayrıca 2012’de F@tih Projesi
kapsamında ürettiği akıllı tahta ve tabletleri, Türk gençliğinin
eğitimine de büyük katkı sağladı. Türkiye’den doğan bir teknoloji markası olarak Vestel, Afrika’dan ABD’ye, Japonya’dan
İngiltere’ye dünyanın pek çok noktasında Türk bayrağını dalgalandıran bir markaya dönüştü. 140 ülkeye ihracat yapan Vestel,
üretim gücünü, ihracatını ve pazar payını katlayarak artırmayı
sürdürüyor. 2007 yılında, dayanıklı tüketim malları alanında
devlet destekli ilk markalaşma programı Turquality programına alınan ilk marka olan Vestel, sektöründe dünya markalarıyla
yarışabilen, Türkiye’de sürekli ihracat şampiyonu olan yapısını
Turquality’e girerek bir kez daha tescillemiş oldu.
İstanbul kadar eşsiz: Zorlu Center
Tekstil, enerji ve dayanıklı tüketim ürünleri gibi sektörlerin
ardından Zorlu Grubu; gayrimenkul sektöründe de Türkiye’ye
değer katmaya devam ediyor. Yurt içinde ve yurt dışında değerli araziler üzerinde, dünya standartlarında özgün projelerle
nitelikli konut, ofis, iş merkezi, alışveriş merkezi, hastane ve
otel geliştirmek amacıyla 2006 yılında kurulan Zorlu Gayrimenkul; Zorlu Center ve Zorlu Levent Ofis projelerini aktif olarak yürütüyor.
İstanbul’a eşsiz bir yapı kazandırma ve Türkiye’ye değer katma hayaliyle gayrimenkul sektörüne adım atan Zorlu Grubu,
“Türkiye’nin ilk 5 fonksiyonlu karma kullanım projesi” Zorlu
Center ile bir hayalini daha gerçeğe dönüştürüyor. İstanbul’un
‘en değerli arazisi’ olarak kabul edilen Zincirlikuyu’da yükselen Zorlu Center’da, performans sanatları merkezi, Raffles
otel, ofis, alışveriş merkezi ve rezidanslar yer alıyor.
Kentin yeni çekim merkezi olmaya aday Zorlu Center, Avrupa
ve Asya kıtalarının birleştiği noktada İstanbul’un kalbinde
yer alan merkezi konumuyla şehrin dokusunu da geliştiriyor.
Bulunduğu bölgenin altyapı ve üstyapı sistemlerine, ulaşım,
enerji, su, kanalizasyon, aydınlatma ve trafik gibi unsurlarının
gelişimine büyük katkı sağlıyor.
Zorlu Center, İstanbul Boğazı’nın en güzel noktasındaki konumu ve 72 bin metrekare yeşil alanıyla “uluslararası çekim
merkezi” olmaya hazırlanırken, İstanbul’a yeni bir kent meydanı da kazandırıyor. Metro-metrobüs bağlantı tünellerinin
yanı sıra Zorlu Center’ın çevreyolları bağlantılarıyla ulaşım
konusunda da önemli yatırımlara imza atıyor. Broadway’in
101 yıllık şirketi Nederlander tarafından operatörlüğü gerçekleştirilecek olan 50 bin metrekarelik Zorlu Center Performans
Sanatları Merkezi Zorlu Grubu’nun sosyal sorumluluk anlayışını yansıtıyor. Raffles İstanbul Zorlu Center ve dünya markalarının yer aldığı Zorlu Center Alışveriş Merkezi ise İstanbul’a
yeni değerler katıyor. Kentin prestijini ve turizm potansiyelini
yükselterek farklı ihtiyaçlara uygun seçenekler sunuyor. Proje
aşamasında 12 adet ulusal ve uluslararası ödüle layık görülen
Zorlu Center, tüm fonksiyonlarıyla 2013 yılının üçüncü çeyreğinde kapılarını açmaya hazırlanıyor.
İstanbul’un nitelikli ofis ihtiyacını karşılamak üzere projelendirilen Zorlu Levent Ofis ise Zorlu Gayrimenkul’ün Zorlu
Center’dan sonra ikinci projesi olarak hayata geçiyor. Büyükdere Caddesi’nde eski Deva Holding binasının bulunduğu
arazide inşaası devam eden proje, şehre ve lokasyona değer
katacak özelliklere sahip bir A plus ofis binası olarak hizmet
verecek.
Zorlu Center
• Proje 102.000 m2’lik arazide 615.885 m2’lik inşaat alanına sahip.
• Zorlu Center ile İstanbul Metrosu Gayrettepe İstasyonu ve Zincirlikuyu Metrobüs Durağı arasında yaya ulaşımını sağlayacak “Zorlu
Center Metro ve Metrobüs Yaya Bağlantı Tünelleri”, toplam uzunluğu 770 metre olan delme tünellerle üç noktayı birbirine bağlıyor.
• 300 milyon dolar yatırım yapılan ve 50.000 m2 kapalı alana sahip
olan Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi dünyanın önde gelen birçok sanatsal faaliyetine ev sahipliği yapacak.
• Zorlu Center AVM yıllık ziyaretçi beklentisi 18 milyon kişi. Zorlu
Center AVM, 105 bin m2’lik toplam alanda 60 bin m2’lik kiralanabilir
alan bulunuyor.
• Mevcut markaların flagship mağazalarının yanı sıra dünyaca ünlü
bazı markalar ilk defa Türkiye’de Zorlu Center AVM’de yer alacak.
• AVM’de 1600 kişi kapasiteli toplam 12 adet sinema salonu bulunacak.
• Raffles İstanbul Zorlu Center, 250 milyon dolar yatırımla hayata
geçiyor.
• Zorlu Center Rezidansları, büyüklükleri 117 m2 ile 735 m2 arasında
değişen 1+1’den 5,5+1’e kadar farklı tipte rezidanslardan oluşuyor.
• Projede 72 bin m2’lik peyzaj alanı mevcut.
Zorlu Grubu, “Türkiye’nin ilk 5
fonksiyonlu karma kullanım projesi”
Zorlu Center ile bir hayalini daha
gerçeğe dönüştürüyor. İstanbul’un
‘en değerli arazisi’ olarak kabul
edilen Zincirlikuyu’da yükselen Zorlu
Center’da, performans sanatları
merkezi, Raffles otel, ofis, alışveriş
merkezi ve rezidanslar yer alıyor.
08 kapak
09
Zorlu Grubu’nun kilometre taşları
1953
1970
1976
1984
1988
1989
1990
1993
1994
1997
1998
1999
2000
• Hacı Mehmet Zorlu, Babadağ’da Zorlu Grubu’nun temellerini attı.
• Zorlu Grubu’nun ilk şirketi Zorlu Mensucat Denizli, Babadağ’da Mehmet Zorlu tarafından kuruldu.
• İstanbul’a ve Bursa’ya geliş.
• TAÇ markası ile perde satışına başlandı.
• Korteks Kadife Dokuma Tesisi, Bursa’da ufak bir atölye şeklinde kuruldu.
• Türkiye’de ilk kez 220 cm çarşaf üretildi.
• İlk resmi ihracatın başlangıcı olarak, Korteks ürünleri ihraç edilmeye başlandı.
• Trabzon ve Denizli Zorlu Tekstil Pazarlama kuruldu.
• Korteks İplik Bursa’da kuruldu. Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük entegre polyester iplik üreticisi ve ihracatçısı Korteks İplik Fabrikası, Türkiye tekstil sektörünün kaliteli polyester iplik ihtiyacını karşılamak üzere Bursa’da kuruldu.
• Lüleburgaz’da Zorlu Brode fabrikası kuruldu.
• Korteks Polyester İplik Tesisi’nin üretimi başladı.
• Zorlu Grubu’na ait sanayi kuruluşlarının elektrik ve buhar ihtiyaçlarını karşılamak üzere Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş. kuruldu.
• Korteks perde, Türkiye’de ilk güpür aplik perde üretimini gerçekleştirdi.
• Vestel, Zorlu Grubu’na katıldı.
• Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük üretim ev tekstili üretim tesisi olan Zorlu Linen 9 ay gibi kısa bir sürede kuruldu ve TAÇ markalı nevresim üretimine başladı.
• Beyaz eşya yatırım kararı alındı.
• Zorlu Grand Hotel açıldı.
• Denizbank kuruldu. (Özelleştirme İdaresi)
• Avrupa perde pazarına girmek için, 250 yıllık Fransız markası Bel Air satın alındı.
• ABD pazarı için ilk TV üretimi yapıldı.
• Vestel USA kuruldu.
• Regal markası olarak ikinci marka yaratılmasına karar verildi.
• Bursa kombine çevrim santraline ait 26 MW kurulu gücünde LM2500 basit çevrim halinde devreye alındı. 9 MW gücünde buhar türbininin de devreye girmesi ile kombine çevrim kapasitesi 35 MW’a ulaşırken, Zorlu Enerji, Zorlu Grubu’nun elektrik tüketiminin %100’ünü karşılayabilir duruma geldi.
• Linens Pazarlama A.Ş. kuruldu.
• Linens “Ev Güzellik Merkezi” konsepti ile ilk mağazasını açtı. Erenköy Linens mağazası, Bağdat Caddesi’nde açıldı. Linens ev tekstili alışverişinde aranılan her şeyi tek çatı altında sunan mağaza konsepti ile müşterilerine hizmet vermeye başladı.
• Buzdolabı üretimi başladı.
• Klima yatırım çalışmaları başladı.
• Dexar kuruldu.
• Bursa’da kurulan şalt merkezi ile Şirket, ürettiği enerjinin %50’ye yakınını Grup dışındaki şirketlere satar hale geldi.
• Mehmet Zorlu Eğitim, Sağlık, Kültür ve Yardımlaşma Vakfı kuruldu.
• Korteks İplik’te renkli iplik üretimine başlama kararı alındı.
• Çin’e ilk ihracat yapıldı.
• Klima üretimi başladı.
2001
2002
2003
2004
2005
2006
• Vestel Hong Kong Ofisi kuruldu.
• 2000 yılı ihracat şampiyonluğu yakalandı.
• Zorlu Endüstriyel ve Enerji Tesisleri İnş. Tic. A.Ş. kuruldu.
• Toplam kapasite 156 MW elektrik, 150 ton/saat buhar’a çıkarıldı. Kapasitesinin • Zorlu Grubu dışına satılma oranı %70’e yükseldi, Zorlu Enerji Grubu enerji piyasasındaki yerini aldı.
• Aynı yıl Şirket’in ödenmiş sermayesinin %20’si İMKB aracılığıyla halka arz edildi.
• Zorlu O&M Enerji Tesisleri İşletme ve Bakım Hizmetleri A.Ş. ve Zorlu Petrogas Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İnş. San. ve Tic. A.Ş. kuruldu.
• Linens’in ilk yurt dışı mağazası (Ukrayna Kiev mağazası) açıldı.
• Zorlu Linen, pamuklu ev tekstilinde Avrupa’nın birinci, dünyanın üçüncü büyük tesisi konumunda yer almaya başladı.
• Korteks Türkiye’deki polimer üretiminin 50% den fazlasını üretmeye başladı.
• Zorlu UK kuruldu.
• Bu yıl 11.’si düzenlenen TAÇ Bir De Sen Tasarla Yarışması’nın ilki gerçekleştirildi. TAÇ, ev tekstilinde moda yaratabilecek tasarım ve tasarımcıların ortaya çıkmasını sağlamak için 2002 senesinde Bir De Sen Tasarla Yarışması gerçekleştirerek üniversite-sanayi iş birliğini başlattı.
• Çamaşır makinası yatırımı tamamlandı.
• Vestel Şangay ofisi kuruldu.
• Korteks dünyada ilk defa süper-mikro kalite polyester flaman ipliğin üretimine başladı.
• Zorlu Linen, Global Organic Textile Standard-GOTS sertifikasıyla Türkiye’de %100 biyolojik mamuller üreten ilk ve tek üretici oldu.
• Zorlu Grubu, 50. yılını gururla kutladı.
• Vestel City açıldı.
• Aralık 2003’de VESTEL Savunma Sanayi A.Ş. (VSS) kuruldu.
• Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat, İhracat ve Toptan Ticaret A.Ş. kuruldu.
• TAÇ, toptan satışın yanında perakendeye direkt hizmet vermeye başladı.
• Jules Verne, Zorlu Grubu’na dahil oldu.
• Zorlu Linen’in üst segment markası Valeron uluslararası pazarda hayata geçirildi.
• İnsansız Hava Araçları (İHA) geliştirme çalışmaları VSS’de başlatıldı.
• VSS’nin ilk sözleşmesi olan GENESİS’in (Firkateyn Savaş Yönetim Sistemi) AYESAŞ ile beraber imzalandı.
• Aydın Yazılım ve Elektronik San. A.Ş.’nin (AYESAŞ) %60 hissesi alındı.
AYESAŞ ve VESTEL Savunma’nın ortak yönetim altında birleştirilerek yeniden yapılandırıldı.
• Ekim 2005’ de Mini İHA EFE’nin ilk uçuş demosu yapıldı.
• İsrail’de 800 MW kurulu güce sahip olacak Dorad Energy Ltd. şirketine %25 ortak olundu.
• Moskova’da ilk özel elektrik santrali projesinin temeli atıldı.
• Doğalgaz arama ruhsatı alındı. Zorlu Petrogas, Gaziantep - Kilis ve Kırklareli -
Tekirdağ - Edirne doğal gaz dağıtım ihalelerini kazandı.
• Korteks teknik ve fonksiyonel iplikler üretimine başladı. Bu kapsamda Dry Touch, TAÇ Cottonlike, TAÇ Antimicrobial, TAÇ Micromuss, vb. ürünler bu tarihten itibaren piyasaya sunuldu.
2007
2008 • Zorlu Gayrimenkul Grubu kuruldu.
• Pakistan’da rüzgâr santrali kurmak üzere Pakistan Alternatif Enerji Geliştirme Kurulu (AEDB) ile 20 yıl süreli elektrik üretim anlaşması imzalandı.
• Dalaman Çayı üzerinde bulunan Sandalcık-Sami Soydam (124 MW) ve Narlı (80 MW) hidroelektrik santralleri için açılan ihale kazanıldı ve fizibilite çalışmaları başlatıldı.
• Denizbank, Dexia’ya satıldı.
• Zorlu Holding Küresel İlkeler Sözleşmesi’ni imzaladı.
• Korteks Perde dokuma terbiye ve brode bölümleri Zorlu Linen çatısı altına alındı.
• Korteks Monofilaman ipliklerin üretimine başladı.
• Korteks Enerji verimliliği proje sonunda Enerji Bakanlığı “En Başarılı Enerji Verimliliği Uygulama Projesi” ödülü alındı.
• TAÇ Turquality Programı’na dahil oldu.
• Çin’de üretim tesisi kuruldu.
• Levent, Bebek, Konak, Alaçatı ve Marmaris arazilerinin alımı gerçekleştirildi.
• Karayolları Arazisi İhalesi 800 milyon USD bedelle kazanıldı.
• Zorlu Center Mimarlık ve Kentsel Tasarım Yarışması gerçekleştirildi.
• Taktik İHA geliştirilmesi işi için VESTEL Savunma MSB SSM tarafından görevlendirildi.
• AYESAŞ’ın BOEING’in Gold Supplier’ı (altın altyüklenici) olarak ödüllendirildi.
• Rotor Elektrik Üretim A.Ş.’nin rüzgar santrali lisansı devralındı.
• Türkiye’nin tek bir alanda en büyük kurulu güce sahip 135 MW kapasiteli rüzgâr santralini inşa etmek üzere Osmaniye ilinde çalışmalara başlandı.
• Meta Nikel Kobalt Madencilik A.Ş., Zorlu Grubu ve Meta Madencilik A.Ş.
ortaklığı ile faaliyetlerine devam etmektedir. Kurulan ortaklık ile birlikte ham cevher ihracı yerine nikel cevherinin ülkemizde işlenmesi ve
katma değeri yüksek ürün olarak dünya pazarlarına sunulması hedeflenmiştir.
• Korteks, Shaggy halılar için özel olarak geliştirilen renkli FDY’den bükümlü polyester ipliklerin üretimine başladı.
• 2008 Korteks tarafından “Teknik Tekstil”lere yönelik “Güç Tutuşur” polyester iplik ve “Antistatik” özellikli iplik geliştirildi.
• Çin Halk Cumhuriyeti’ne ilk ihracat yapıldı.
• Zorlu Center projesinin hafriyat çalışmaları başladı.
• Zorlu Center Cityscape Dubai Mimari Ödülleri’nde En İyi Planlanmış Proje ödülüne layık görüldü.
• İlk Sodyum Bor Hidrür Yakıt Pili uygulaması gerçekleştirildi.
• AYESAŞ’ ın Aselsan ile Sahil Güvenlik Gemileri Komuta Kontrol Sistemi donanımı anlaşması imzalandı.
• AYESAŞ’ın AIRBUS uçakları için Çarpışma Önleme Sistemi yazılımı geliştirildi.
• Osmaniye’de kurulmakta olan 135 MW’lık rüzgâr santrali için EcoSecurities ile Karbon Emisyonu Satış Sözleşmesi imzalandı.
• Rotor Elektrik Üretim A.Ş., Osmaniye’de 135 MW gücündeki rüzgâr santralinin yanı sıra, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan yine aynı bölgede 60 MW ve 50 MW RES projelerini kapsamak üzere iki adet üretim lisansı daha aldı.
• ADÜAŞ’a (Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş.) ait toplam 141 MW kurulu 2009
2010
2011
2012
güce sahip dokuz santral için yapılan özelleştirme ihalesi, 510 milyon dolar ihale bedeli ile kazanıldı.
• Amity Oil’in %100 hissesi Zorlu Enerji’ye geçti.
• Türkiye’nin ilk nikel-kobalt konsantresinin SGS-Kanada pilot tesisinde üretimi. Nikel üretimi için düğmeye basıldı.
• TAÇ dağıtım kanallarında yaptığı reformla, yurt içi özellikli satış noktalarının sayısını 500’e çıkardı.
• TAÇ markası ile yurt dışında 100 mağaza sayısına ulaşıldı.
• İlk LED TV tasarımı gerçekleştirildi ve üretildi.
• Zorlu Center Temel atma töreni gerçekleştirildi.
• Zorlu Center Avrupa ve Afrika Gayrimenkul Ödülleri’nde Ticari Mimarlık Ödülü’ne layık görüldü.
• Ekim ayında Taktik İHA KARAYEL’in Sinop’da SSM ve Silahlı Kuvvetler temsilcilerine demo yapıldı.
• Vestel Elektronik tarihindeki 100 Milyonuncu TV’yi üretti.
• Zorlu Center Projesinin Lansmanı gerçekleştirildi.
• Gökçedağ Rüzgar Santrali’nde 54 türbinin tamamı ulusal şebekeye resmi olarak bağlanarak enerji üretim kapasitesi 135 MW’a ulaştı.
• Valeron markası kişiye özel üretimine başladı.
• Zorluteks giyimlik kumaş sektörüne girdi.
• İlk 3D TV tasarımı ve üretimi gerçekleştirildi.
• İlk Smart TV üretimi ve tasarımı gerçekleştirildi.
• İlk BMS bazlı TV tasarımı ve üretimi gerçekleştirildi.
• Vestel Elektronik - Aylık 1.2 Milyon TV üretimi ile rekor kırıldı.
• LED Aydınlatma sektörüne girildi.
• Zorlu Center, MIPIM 2011 Fuarı Katılımı ve Açılış Gecesi gerçekleştirildi. En İyi Planlama – MIPIM Architectural Review Geleceğin Projesi Ödülleri alındı.
• Zorlu Center, Green Good Design Ödülleri’nde Mimarlık kategorisinde ödüle layık bulundu.
• “Raffles İstanbul Zorlu Center” Lansmanı gerçekleştirildi.
• Zorlu Levent Ofis projesi temel atma töreni gerçekleştirildi.
• KARAYEL’in tamamen yeni tasarımına başlandı.
• AYESAŞ’ın ATAK Helikopterleri elektronik kartlarının üretimine başlandı.
• Zorlu Enerji, Rusya’da yatırımını, yapımını, işletmesini ve bakımını üstlendiği Tereshkovo Santrali için Promyshlennaya Energetika şirketi ile 11 Kasım 2011 tarihinde elektrik satış anlaşması imzaladı. Santral, anlaşmanın ardından, 14 Kasım 2011 tarihinde üretime geçti.
• LED çip üretiminde dünya devi olan Cree ile iş birliği anlaşması yapıldı.
• Valeron markası ile 60’a yakın ülkede ve 200’e ulaşan noktada satış yapılmaktadır.
• Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi Nederlander ile anlaşma gerçekleşti.
• Zorlu Faktoring faaliyete geçti.
• F@tih projesi kapsamında Akıllı Tahta ve Tablet ihalelerinin 1. aşamaları kazanıldı.
10 haber
11
Vestel’in “mega fabrikası”
National Geographic’te...
Vestel, National Geographic Channel’in dünyaca ünlü markalara yer verdiği Mega
Fabrikalar belgesel serisine giren dünyanın ilk elektronik ve beyaz eşya firması,
Türkiye’nin ise ilk markası oldu.
Vestel’i Mega Fabrika kategorisine sokan özellikler
• 13’ü yurt içi 13’ü yurt dışında olmak üzere toplam 26
şirket
• 140 ülkeye ihracat
• 14 bin çalışan
• 1050 satış noktası
• Yurt dışında Vestel markalı ürün satışı yapılan 1804
mağaza
• 350 satış sonrası merkezi
• Küresel çapta 6 AR-GE Merkezi ve 900 kişilik AR-GE
kadrosu
• Türkiye TV ihracatının yüzde 88’i Vestel’de
• Son 15 yıldır dayanıklı tüketimde Türkiye’nin ihracat
şampiyonu
• 2012 ihracatı 2,9 miyar dolar
• LCD TV’de Avrupa pazarında yüzde 21 payla ikinci sırada
Vestel City
• Yıllık 35 milyonu aşkın üretim kapasitesi
• 1 milyon metrekareden geniş alan
• Bir günde 76 bin ürün üretme kapasitesi
• Her yıl yaklaşık 4 binden fazla farklı televizyon çeşidi
üretimi
• Maksimum kapasitede yılda 15 milyon televizyon
üretimi
V
estel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan “Bu efsanevi seriye Türkiye’nin Vestel City ile girmesi Vestel çalışanları için olduğu kadar ülkemiz için
de gurur verici. Avrupa’nın tek lokasyondaki en büyük fabrikası Vestel City’de ürettiğimiz ürünleri 140 ülkeye ihraç ediyoruz.
500’ün üzerinde markaya günde 76 bin ürün, yılda 15 milyon
elektronik ve 7 milyon beyaz eşya üretebiliyoruz ” dedi.
Fox International Channels Afrika ve Avrupa Başkanı Jesus
Perezagua “Mega Fabrikalar National Geographic Channel’ın
tüm dünyada izlenme rekorları kıran ve global markalara ev
sahipliği yapan belgesel dizisi. Bu markalar arasına Vestel’i
katmış olmaktan mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.
“Mega Fabrikalar: Vestel” bölümü izleyicilere 1 milyon metrekarelik alanıyla Vestel City’nin kapılarını açıyor. Bugüne kadar
Coca-Cola, Ferrari, Boeing, Jack Daniels, Lego, Ikea, Lamborg-
hini gibi dünya çapında farklı sektörlerden 70’i aşkın global
markanın yer aldığı seride Vestel elektronik ve beyaz eşya
sektöründen belgesele seçilen dünyanın ilk markası oldu.
Vestel’in Mega Fabrikalar’a seçiminde üretim kapasitesi, kapalı alan büyüklüğü, üretim hızı ve çalışan sayısı gibi kriterler
göz önüne alındı.
Dünya çapında 500’ün üzerinde markaya her yıl 4 binden fazla
televizyon çeşidi üretiyoruz. LCD TV’de Avrupa pazarında yüzde 21 payla ikinci sıradayız. Türkiye’nin toplam TV ihracatının
yüzde 88’ini tek başımıza gerçekleştiriyoruz. 2012’de elde
ettiğimiz 2,9 milyar dolar ihracatla son 15 yıldır dayanıklı tüketimde Türkiye’nin ihracat şampiyonluğunu elde tutuyoruz.”
Erdoğan, Mega Fabrikalar belgesel serisinin sıkı takipçilerinden biri olduğunu belirterek “Bu efsanevi seriye Türkiye’nin
Vestel City ile girmesi Vestel çalışanları için olduğu kadar ülkemiz için de gurur verici. 2003’te resmi açılışı yapılan Vestel
City’nin kapılarını 10. yılında bütün dünyaya açmaktan mutluyuz” dedi. Erdoğan, Vestel City’nin üretim hacmi ve Vestel’in
finansal performansına ilişkin şunları söyledi: “Bu elektronik
şehir bir günde 76 bin ürün, yılda 15 milyon elektronik ve 7
milyon beyaz eşya üretme kapasitesine sahip. Vestel City’de
ürettiğimiz ürünlerin yüzde 88’ini 140 ülkeye ihraç ediyoruz.
Fox International Channels Afrika ve Avrupa Başkanı Jesus
Perezagua Vestel markasının Türkiye’nin global marka yaratmaktaki en büyük başarılarından biri olduğunu düşündüğünü
belirterek “Yüksek üretim kapasitesi, yüzlerce markaya üretim yapması ve ihracat hacmiyle bir mega fabrika olduğunu
kanıtladı. Mega Fabrikalar National Geographic Channel’ın
tüm dünyada izlenme rekorları kıran ve dünya çapında ün
yapmış global markalara ev sahipliği yapan belgesel dizisi.
Bu markalar arasına Vestel’i katmış olmaktan dolayı mutluluk
duyuyoruz” dedi.
12 haber
13
Vestel ve Fox International Channels (FIC) ev sahipliğinde Cinemaximum
Kanyon’da düzenlenen gala gecesine iş dünyasının ve sosyal yaşamın ünlü
simaları konuk oldu.
Ahmet Zorlu’nun çalışma rutini de mercek altına alındı
“Mega Fabrikalar: Vestel” belgeseli için 6 kişilik bir ekip Vestel City’de 12 gün süren çekimler sonunda saatlerce görüntü
aldı. Çekimlerde Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet
Zorlu prodüksiyon ekibi ile tüm fabrikaları dolaşarak haftalık
rutininin mercek altına alınmasına izin verdi. Mega Fabrikalar
formatı ve çekim teknikleriyle hazırlanan 45 dakikalık belgeselin prömiyeri 24 Mart Pazar günü saat 22:00’de National
Geographic Channel’da yayınlandı. Belgeselin dünyanın farklı
ülkelerinde de yayınlanması planlanıyor.
Vestel City’de yatırımlar devam ediyor
Vestel City’de 2013’te yatırımlarına hız kesmeden devam ettiklerini kaydeden Turan Erdoğan, “Elektronikte ‘LCD/LED
TV’nin en önemli parçası olarak anılan LCD/LED modül üre-
timi için yeni hatlarımızı devreye alıyoruz. Süper ince kenarlı
TV’lerin üretimine yönelik yatırımlarımız da devam ediyor”
dedi. Erdoğan, 2013 sonuna kadar LCD TV’de 10 milyon adet
üretim gerçekleştirmeyi ve bunun 9 milyonunu ihraç etmeyi
planladıklarını kaydetti.
Akıllı telefonda Vestel’in akıllı tahtada edindiği AR-GE deneyiminin katkısıyla Türkiye’de yerli tasarım ve üretime başlayacak ilk firma olacağını vurgulayan Erdoğan, ürün için AR-GE,
üretim ekipmanı ve lisans yatırımlarını sürdürdüklerini, şu
anda Türkiye’deki tüm GSM operatörleriyle görüşme halinde
olduklarını belirtti.
Erdoğan, akıllı tahta üretimiyle ilgili ise şunları söyledi: “Dünyanın en büyük eğitim projesi olan, Avrupa ve Ortadoğu’ya ör-
nek oluşturan Fatih projesinde yer almak bizler için çok önemli. Akıllı tahtada İngiltere ve Japonya üzerinden Almanya başta
olmak üzere Avrupa ülkelerine ihracata başladık. Bu projeyle
sağladığımız yerli AR-GE birikimi ve yerli üretimin getireceği iş
hacmiyle Türkiye’nin ihracat hacmine büyük katkı sağlamayı
hedefliyoruz.”
Özel gösterim Kanyon’da gerçekleştirildi
Vestel ve Fox International Channels (FIC) ev sahipliğinde Cinemaximum Kanyon’da düzenlenen gala gecesine iş dünyasının ve sosyal yaşamın ünlü simaları konuk oldu. Zorlu Ailesi’ni
temsilen Selen, Olgun ve Berrin Zorlu’nun ev sahipliği yaptığı
galaya National Geographic Channel adına FIC Afrika ve Avrupa Başkanı Jesus Perezagua ve FIC Güneydoğu Avrupa ve Avrasya Kıdemli Başkan Yardımcısı Adam Theiler katıldı.
14 haber
15
Mavi ve Yeşil ile enerji
dolu bir yolculuk
Zorlu Enerji Grubu’nun, “Enerjimiz Çocuklar İçin” projesi kapsamında Tüvana Okuma
İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) işbirliğinde hazırladığı enerji draması Türkiye’yi
dolaşarak çocukları enerjiyle tanıştırdı.
Şebnem Erverdi
Ç
ocuklara enerjiyi anlatan ilk interaktif drama Türkiye’deki 2012-2013 eğitim dönemine ait programlarını tamamladı. Çevre ve iletişim uzmanları ile pedagoglardan destek alınarak Zorlu Enerji Grubu ve TOÇEV işbirliğinde hazırlanan oyun,
toplam 66 okuldan 15.170 çocuğa ulaştı. Adlarını doğadan alan Mavi ve Yeşil karakterleriyle birlikte enerji dünyasında eğlenceli bir yolculuğa çıkan çocuklar, interaktif olarak kurgulanan oyuna katılarak hem eğlenip hem öğrendiler. Mavi ve Yeşil, çocuklara
günlük hayatlarında çevre dostu olma bilincini kazandırmaya yönelik önerilerde bulundu. Günlük yaşamın içinde neler yapabileceklerini eğlenceli bir dille aktardı.
Tiyatro sanatçısı Hakan Bilgin’in danışmanlığıyla kurgulanan oyun, genç tiyatrocular
Melda Tuzluca ve Ali Çakır tarafından sahnelendi. Oyunda çocuklara; enerji kaynakları,
fosil yakıtların dünyamıza etkileri, temiz enerji kaynaklarıyla elektrik üretimi ve enerjinin tasarruflu kullanımı anlatıldı.
Enerji Verimliliği Haftası kapsamında 7-8 Ocak tarihlerinde Edirne’deki ilköğretim öğrencileriyle buluşan oyun, 18-22 Şubat tarihlerinde Kayseri ve 1 Mart’ta Eskişehir’deki
çocuklara ulaştı. İlk kez 16 Ekim 2012 tarihinde Rize İkizdere’de sahnelenen oyun, Erzurum, Erzincan, İstanbul, Gaziantep, Osmaniye, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Kayseri, Ankara ve Eskişehir’de yaklaşık 15 bin çocukla buluştu. Mavi ve Yeşil’in yolculuğu Yalova,
Bursa ve Denizli’de, İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından seçilen
okullarla devam etti.
“Enerji kaynaklarımızı onlar yönetecek”
2010 yılında başlayan “Enerjimiz Çocuklar İçin” projesi ile 3 yıl
içinde 75 bin çocukla buluştuklarını belirten Zorlu Enerji Grubu
Kurumsal İletişim Müdürü Şebnem Erverdi, 2013 yılının sonuna
kadar bu rakamı 120 bin’in üzerine taşımayı hedeflediklerini söylüyor. TOÇEV ile işbirliklerinin, bu projeye değer kattığını aktaran
Erverdi, “Çocuklarımızın güzel bir dünyada yaşayabilmeleri için,
sürdürülebilir enerji kaynaklarına ve sağlıklı çevre koşullarına
ihtiyacımız var. Enerji kaynaklarını bizlerden sonra çocuklarımız
kullanacak, yönetecek ve koruyacak. Bu nedenle Zorlu Enerji
Grubu olarak, çocuklarımıza küçük yaşta kaynakların ve çevrenin
korunmasına duyarlı bir bakış açısı kazandırmak için çalışıyoruz.
Hazırladığımız oyunun, çocuklar için sıra dışı ve etkileyici bir deneyim yaşattığına inanıyorum” diyor. TOÇEV Genel Müdürü Bade
Takazoğlu, enerjinin ülkemiz için önemini vurgulayarak “Özellikle enerji tasarrufu ve doğru enerji kaynaklarının kullanımı ko-
nularında yeterli bilgi paylaşımını sağlayamıyoruz. Bu bağlamda
‘Enerjimiz Çocuklar İçin Projesi’nin çocuklarımızı bilinçlendirmek
adına büyük önem taşıdığına inanıyorum. Özellikle interaktif olarak sahnelenen bu drama ile çocuklarımızı enerji dünyasının içine
çekerek arzu ettiğimiz sonuca ulaştığımızı düşünüyorum. Böylece
çocuklar yoluyla aileleri ve arkadaşlarını da bilinçlendirebileceğiz” dedi.
Oyunun Mavi ve Yeşil’i Melda Tuzluca ve Ali Çakır, çocuklarla yaratılan interaktif ortamın kendilerini de oldukça heyecanlandırdığını
söylüyorlar. “Çocukların konuya merakını ve öğrenme isteğini gözlerinden görebiliyoruz. Sordukları sorular, yaptıkları yorumlarla
çocuklar konuya büyük bir ilgi ve sorumlulukla yaklaşıyor.
Oyunun eğlenceli kurgusu çocukların enerjiyi daha iyi öğrenmelerini sağlıyor. Oyunu izledikten sonra daha önce enerjiyi ne kadar
boşa harcadıklarını fark ediyor, enerji kaynaklarının önemini daha
iyi anladıklarını belirterek bundan sonra daha bilinçli hareket etmek konusunda söz veriyorlar.”
16 haber
17
Performans Sanatları Merkezi
kapılarını açıyor
2 Cellos
Cats
Fındıkkıran
Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, sonbaharda kapılarını açmaya hazırlanıyor. Merkez, dünyaca ünlü şovların
yanı sıra yerli, yabancı gösterilere de ev sahipliği yapacak ve İstanbul’un bu alandaki ihtiyacına cevap verecek. Zorlu
Center Performans Sanatları Merkezi, dünyanın teknolojik olarak da sayılı kültür sanat platformlarından biri olacak.
Ludovico Einaudi
Forever Tango
Heyecan dolu bir açılış
“Performans Sanatları Merkezi,
Zorlu Grubu’nun kültür-sanat
alanındaki sosyal sorumluluk
anlayışının da önemli bir
göstergesidir. Bu yatırımı Türkiye’ye
bir armağan olarak görüyoruz”
M
üzikallerin, New York Broadway ve Londra West
End’den sonraki yeni adresi Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, sonbaharda kapılarını
açmaya hazırlanıyor. Dünyaca ünlü şovların yanı sıra yerli,
yabancı gösterilere de ev sahipliği yapacak ve İstanbul’un
bu alandaki ihtiyacına cevap verecek merkez, aynı zamanda
dünyanın teknolojik olarak da sayılı kültür sanat platformlarından biri olacak.
Zorlu Center’ın beş fonksiyonundan biri olan Performans Sanatları Merkezi 2013 sonbaharında kapılarını açıyor. Mekanın işletmeciliğini, Broadway’in 101 yıllık şirketi Nederlander
İstanbul’un kültür sanat hayatına yepyeni bir soluk getirecek olan
Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, klasik ve deneysel
müziğin yaşayan en büyük bestecilerinden, dünyaca ünlü piyanist Ludovico Einaudi’nin Türkiye’deki ilk konseriyle görkemli bir
açılış yapacak.
Bugüne kadar 20’den fazla ülke ve 250’yi aşkın şehirde, 11
farklı dilde sergilenen ve 50 milyondan fazla izleyiciye ulaşan
en ünlü Broadway müzikali Cats de Zorlu Performans Sanatları
Merkezi’nde olacak.
Worldwide Entertainment üstleniyor. Toplamda 300 milyon
dolara mal olan Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi,
Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Balkanlar’ın da dahil olduğu geniş bir coğrafyada, Broadway ve West End’den
sonra dünyanın üçüncü müzikal merkezi olmaya hazırlanıyor.
2.262 kişilik büyük salonu (müzikal tiyatro) ve 738 kişilik küçük salonu (drama tiyatrosu) da dahil, toplam 50 bin m2 kapalı alana sahip merkez, müzikalden klasiğe, konserden baleye
farklı etkinliklerin akustiğini ve ihtişamını yansıtabilecek şekilde tasarlandı ve en son teknolojiyle donatıldı.
Zorlu’nun Türkiye’ye armağanı...
Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin tanıtımı için basınla bir araya gelen Zorlu Gayrimenkul Yönetim Kurulu Üyesi
Emre Zorlu, Zorlu Center’ın dünya çapında bir proje olduğunu
vurguladı. Zorlu Center ile İstanbul’da yeni bir kent meydanı ve
uluslararası bir çekim merkezi kurduklarını dile getiren Emre
Zorlu, aynı titiz çalışmanın Performans Sanatları Merkezi’nin
yapılandırılmasında da gösterildiğini aktardı. “Henüz proje
aşamasındayken yaptığımız çalışmalarda, İstanbul’da kültür
ve sanat etkinlikleri için kullanılacak mekanların yeterli olmadığını tespit ettik. Bu konuda en iyiyi sunma hedefimiz doğrultusunda da projemizde Performans Sanatları Merkezi’ne
önemli bir yer ayırdık. Bu açıdan baktığımızda Performans
Sanatları Merkezi, Zorlu Grubu’nun kültür-sanat alanındaki
sosyal sorumluluk anlayışının da önemli bir göstergesidir. Bu
yatırımı Türkiye’ye bir armağan olarak görüyoruz” dedi.
Çaykovski’nin ölmeden önce bestelediği son eseri Fındıkkıran Balesi, Luis Bravo’nun dünyaca ünlü dans şovu Forever Tango, film
müziklerinin duayen ismi Ennio Morricone’un veda turnesi kapsamındaki konseri, Elton John’un “hayret vericiler” dediği 2 Cellos,
“Zorlu Grubu’yla iyi bir sinerji yakaladık”
Emre Zorlu’nun ardından söz alan ve Performans Sanatları
Merkezi’nin işletmeciliğini üstlenen Nederlander’ın Üçüncü
Kuşak Yöneticisi Robert Nederlander Jr.; David T. Nederlander tarafından 101 yıl önce kurulan ve 3 kuşaktır dünyanın en
büyük canlı eğlence organizasyonlarını yönetmeyi sürdüren
Nederlander’ın Türkiye’de olmasından duyduğu memnuniyeti
klasik müziğin en iyi eserlerini günümüz teknolojisiyle buluşturarak görsel bir şölenle yeniden yorumlayan Classical Spectacular, sirk sanatındaki yenileşmenin kalbinde duran Cirque Éloize,
Okan Bayülgen’in şiirlerini okuması eşliğinde Yunan müziğinin
en önemli elçisi George Dalaras Kavafis Project ile Sezen Aksu,
sanatseverlerin heyecanını zirveye taşıyacak diğer etkinlikler arasında yer alıyor.
18 haber
19
Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, müziğin yaşayan en büyük bestecilerinden piyanist Ludovico Einaudi’nin
Türkiye’deki ilk konseriyle görkemli bir açılış yapacak. Bugüne kadar 50 milyondan fazla izleyiciye ulaşan ünlü
Broadway müzikali Cats de geliyor!
dile getirdi. Nederlander Jr., “İstanbul, hem dünya standartlarında hem de ekonomik, kültürel ve turistik anlamda cazip
bir şehir. İstanbul gibi binlerce yıla dayanan zengin bir kültür
coğrafyasının merkezinde yer alan Zorlu Center Performans
Sanatları Merkezi’nin işletmeciliğini gerçekleştirecek olmaktan mutluyuz. Burada kültür sanat yatırımı açısından büyük
bir potansiyel, sanatsal faaliyetler için de sofistike bir izleyici
kitlesi bulunuyor. Ayrıca Zorlu Grubu ile güzel bir sinerji yakaladık. Grup şirketleri olarak iş yapma biçimlerimiz de benziyor.
Dünyada eşine az rastlanır böylesine üstün donanımlara sahip
bir merkezde Nederlander olarak üzerimize düşen görevi en
iyi şekilde yerine getireceğiz” dedi.
Kültür ve sanatta Avrupa ile rekabet
Zorlu Gayrimenkul Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even; Zorlu Center bünyesindeki 5 fonksiyonlu yaşam alanının birbiriyle
bağlantısını hatırlatarak, “Performans Sanatları Merkezi’nde
gösteri izlemeye gelen bir konuk, Raffles İstanbul Zorlu Center Otel’de konaklayabilir, Zorlu Center Alışveriş Merkezi’nde
alışverişin ya da dünyaca ünlü restoranlarda yemeğin keyfini
çıkarabilir. Zorlu Center, sunduğu tüm fonksiyonlar ve yarattığı sinerjiyle dünyanın en iyi örnekleri arasında yer alacak”
dedi.
Sahne büyüklüğü, oturma kapasitesi, şovların gerektirdiği
teknik ekipmanlar ve izleyiciye sunulan etkinlik deneyimi
açısından İstanbul’da bugüne kadar, Broadway standartlarında bir salon bulunmadığını söyleyen Even; “Bu durum
hem sanatçılar hem de izleyiciler açısından performansların
orijinalinden daha düşük standartlarda gerçekleşmesine
neden oluyordu. Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi büyük bir açığı kapatarak, Broadway’i müzikal sanatıyla
özdeşleştiren önemli performanslara ev sahipliği yapacak
ve yaşayan bir sanat platformu olacak. Bugün nasıl ki New
York’u, Londra’yı veya Paris’i ziyaret eden bir turist, programına bir müzikali veya bir tiyatroyu dahil ediyorsa, İstanbul’a
gelen konuklar da dünyanın en iyi gösterilerini burada izleyecek. Böylece İstanbul, Avrupa’daki birçok şehirle kültür ve
sanatta da rekabet edebilecek bir konuma yükselecek” diye
konuştu.
Sanat dolu, kaliteli ama ucuz…
Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi Genel Müdürü Ray
Cullom ise, “Buradaki en önemli hedeflerimizden biri uluslararası standartlarda etkinlik deneyimi yaşatmak. Nederlander
olarak sadece işletme yapmıyoruz; aynı zamanda yapımcı
kimliğimizle de buradayız. İstanbul ve İstanbul’u ziyaret eden
sanatseverler için en ilgi çekici oyunları gösterileri ve şovları
sunacağız” dedi. Bilet fiyatlarına da değinen Cullom, dünyanın hayranlıkla izlediği gösterileri ulaşılabilir bilet fiyatlarıyla
sunacaklarına vurgu yaptı. “İzleyicilerimize bizimle iletişime
geçtikleri ilk andan itibaren daha önce hiç karşılaşmadıkları
sanat dolu bir deneyim yaşatacağız. Dünyanın ve Türkiye’nin
en başarılı performanslarının sergileneceği merkez, aynı zamanda sanata gönül verenlerin bir arada vakit geçirebileceği
bir paylaşım ve iletişim merkezi olacak” diyen Cullom, Performans Sanatları Merkezi’nin sadece İstanbul ve Türkiye için
değil, Avrupa için de vazgeçilmez bir sanat merkezi olacağının
altını çizdi. Yerli gösterilerin ve prodüksiyonların da sahne alacağını belirten Cullom, “Çeşitliliğimizle memnuniyet yaratacak
ve sanatseverlere bir sanat mozaiği sunacağız” dedi.
Merkezin teknik özellikleri
Dalaras & Kavafis
• Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi, toplamda 50 bin m2 kapalı alana sahip. Birbirinden farklı boyutlarda ve farklı kullanım amaçlarına uygun iki ana salonu var. Müzikal tiyatro 2.262 kişi, drama tiyatrosu ise 738 kişi kapasitesine sahip.
• Yüksek teknolojiye sahip salonlar, müzikalden klasiğe farklı etkinliklerin akustik özelliklerini yansıtabilecek şekilde tasarlandı.
• Büyük Salon (Müzikal Tiyatro), 552 m2 sahneye ve 1052 m2’lik geniş
bir sahne arkasına (backstage) sahip. Sahne yüksekliği 36 metre, sahne üstü tavan taşıma kapasitesi 46 ton. Ana sahne 12 makaslı asansör
sistemiyle bir kat, yani 4,5 metre aşağı inebiliyor.
• Yine Büyük Salon’da, sahne önündeki ilk üç sıra koltuk, özel bir mekanik sistemle alt kata indirilip orkestra pisti için gerekli iç hacim elde
edilebiliyor. Burası 70 kişilik bir orkestra için performans alanı sunuyor.
• Salonun bütün altyapısı, sıfır ses derecesi sağlamak üzere tasarlandı. Ahşap zemininin yanı sıra duvar ve tavanlardaki akustik kumaş üzeri ahşap lamel kaplamasıyla ideal akustik düzeye erişiliyor.
• Büyük Salon’da aynı anda 3 dekor kurulabiliyor. Aynı gün içinde
sahnelenecek 3 farklı performansın dekorları bir saat içinde sahnedeki
yerini alabiliyor.
• Büyük Salon, tam LED aydınlatma sistemine sahip Avrupa’daki ilk
salon olma özelliğini taşıyor. Salonda ayrıca 8 dilde tercüme yapılabilecek altyapı bulunuyor.
• En büyüğü 56 m2 olmak üzere 24 adet, toplamda 286 kişilik soyunma odası yer alıyor. Ayrıca 150 adet ekran ve 16 broadcast IPTV kanalı
mevcut.
• Küçük Salon (Drama Tiyatrosu) sahnesi 132 m2. Doğal akustiğe sahip
bu salon, özellikle akustik konserler, tiyatro etkinlikleri ve kurumsal
etkinlikler türündeki organizasyonlar için ideal.
• Drama Tiyatrosu da 119 kişilik kapasiteye sahip, 13 farklı soyunma
odası bulunuyor.
• Merkezin girişindeki merdivenler Siena Meydanı’ndan esinlenerek
mini bir amfi tiyatro gibi yapıldı. Böylece sadece biletli izleyicilere
değil, Zorlu Center’ı ziyaret eden herkese açık, küçük bir performans
alanı oluşturuldu. Bu alan, performans sergilemek isteyen genç sanatçılara da açık tutulacak.
• Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi aynı anda 6 büyük tırın
girişine, yükleme ve boşaltma yapmasına olanak sağlayan bir altyapıya sahip.
Performans Sanatları Merkezi,
sadece İstanbul ve Türkiye için
değil, Avrupa için de vazgeçilmez
bir sanat merkezi olacak.
Spectacular Classics
20 haber
21
Valeron şıklığı Nişantaşı’nda
Zorlu Tekstil Grubu’nun, seçkin ev tekstili markası Valeron’un İstanbul Nişantaşı’ndaki mağazasında
özel bir davet gerçekleştirildi. Zorlu Ailesi’nin yanı sıra cemiyet ve iş dünyasından ünlü simaların da
katıldığı davette markanın 2013 koleksiyonu büyük ilgi gördü.
İlk olarak Avrupa tekstil pazarında adını duyuran Valeron, koleksiyonlarını dünya çapında, başta Avrupa olmak üzere
Çin ve Rusya’da 50’ye yakın ülkede 200’ü aşkın noktada piyasaya sunuyor.
Ü
stün kaliteye sahip koleksiyonlarıyla dünyanın önde
gelen ev tekstili markaları arasında yer alan Valeron,
zarif ve yalın detaylar içeren özgün stiliyle trendlere
yön verirken, yaşam alanları için de seçkin bir tarz sunuyor.
2005’ten bu yana yenilikçi, şık ve zarif koleksiyonları, üstün
kalite anlayışı ile ev tekstili sektöründe uluslararası markalardan biri haline gelen Valeron’un İstanbul Nişantaşı’ndaki ma-
ğazasında 17 Nisan tarihinde özel bir davet verildi. Ahmet Zorlu, Olgun Zorlu, Şule Zorlu, Selen Zorlu ve Fatih Dereköylü’nün
katıldığı davette, Valeron’un 2013 özel koleksiyonu da tanıtıldı. Cemiyet ve iş dünyasından ünlü simaların büyük ilgi gösterdiği etkinlikte, ünlü modacı Atıl Kutoğlu da ürünleri yakından inceleyen isim oldu. Ece Göksu’nun müziğiyle renk kattığı
davet boyunca, konuklara ünlü şef Carlo Bernardini’nin özel
ikramları servis edildi.
Ulaşılabilir lüks
Valeron, tasarım konusundaki iddiasının yanı sıra “ulaşılabilir lüks” olma özelliğini de koruyor. Yatak odalarında yalın ve
kendine özgü bir atmosfer yaratmak isteyenler için birbirinden farklı seçenekler sunan Valeron’un son koleksiyonunda
soft tonların hakim olduğu modern, dantel ve gipür işlemeli detaylar var. Ayrıca beyaz, ekru, bej, krem gibi renklerle
sade ve zarif bir şıklığın hakim olduğu 2013 koleksiyonunda
vizon, koyu kahve ve siyah ağırlıklı tasarımlar yer alıyor. Tüm
dünyada kaliteli ve sıra dışı çizgisini evlere taşıyan Valeron,
sezon trendlerinden aldığı izlenimler ve farklı tasarımcıların
özel olarak tasarladığı ürünlerle göz dolduruyor.Her zevke uygun farklı yaklaşımların yer aldığı bu ürünler, bundan
böyle Nişantaşı’ndaki, üç katlı mağazada tüketicilerle buluşacak.
Ayrıcalıklı ve özgün tasarımlar
2005 yılından beri farklı renk ve desen seçenekleri, yenilikçi ve
sade koleksiyonlarıyla yaşam alanlarına özgün bir stil kazandıran Valeron, şıklığıyla girdiği her ortamı değiştiriyor. Markanın
en özel koleksiyonlarından olan “Premium Koleksiyonu” ise
kendini ayrıcalıklı hissetmek isteyenlere en üst kalite ürünleri,
yüksek el işçiliğiyle sunuyor. Günümüzün değişen zevk ve yaşam biçimlerine uygun seçenekler sunma fikri ile geliştirilen
“kişiye özel üretim” anlayışıyla da yatak odalarını özgürleştiriyor; kişinin tarzını yansıtacak detaylarla birleşerek özgün ve
özgür yatak odası lüksünü yaşatıyor. Valeron Nişantaşı mağazası, TAÇ Konsept ve Linens Mağazaları’nda da tüketicilerin beğenisine sunulan Valeron ürünleri, başta Avrupa ülkeleri olmak
üzere Orta Asya’da ve 50’ye yakın ülkede, 200’ü aşkın satış
noktasında büyük ilgi görüyor.
22 haber
23
Atıl Kutoğlu, Şule Zorlu
İş dünyası, sanat ve cemiyet
hayatının ünlü isimleri
açılışa renk kattılar.
Fatih Dereköylü, Ahmet Zorlu, Olgun Zorlu
Ebru-Erkmen Onbulak
Selen Zorlu Melik, Berrin Zorlu
Valeron Nişantaşı
mağazasının
açılışı, Zorlu Grubu
yöneticilerinin katılımıyla
gerçekleştirildi.
Emel Ayaydın
Tomru-Fatih Dereköylü
Fulin Güzeldere, Çiğdem Solak, Serpil Cerrahoğlu
24 haber
25
Vestel, Karayel ve
Bora’yı TSK’ya teslim
ediyor
İnsansız hava araçları
Karayel
Karayel Taktik insansız hava aracı sistemi 6 uçak, 3 yer kontrol istasyonu ve bir fırlatma rampasından oluşuyor. Karayel, projenin
teknik isterlerinde yer alan 18 bin feet yüksekliğe çıkma, 35 kg.
faydalı yük taşıma ve minimum 10 saat uçma hedefinin çok üzerinde; 22 bin 500 feet uçuş yüksekliği, 70 kg. faydalı yük ve 20 saate
kadar havada kalış süresi hedefi doğrultusunda tasarlanan, öncelikle gözlem amacıyla kullanılacak özgün bir insansız hava aracı.
Otopilot yazılımı ve donanımından yer kontrol istasyonunun geliştirilmesine, gövde tasarımından üretimine kadar tüm sistemler tamamen Vestel Savunma bünyesinde gerçekleştirildi. Karayel İnsansız
Hava Araçları NATO’nun uçuşa elverişlilik standartlarına (STANAG
4671) da uyumlu olarak geliştirilerek üretiliyor. Ayrıca, yine NATO
4586 birlikte çalışabilirlik standardı ile uyumlu geliştirilen yer kontrol istasyonu ile diğer insansız hava araçlarını kontrol edebilme
özelliğine de kavuşturulabilecektir. Karayel, paraşütle inebilme ve
katapulttan (launcher) atılabilme özelliğinden dolayı piste ihtiyaç
duymaksızın iniş kalkış yapabilecek ve benzerlerinden ayrışan bu
özelliği sayesinde deniz platformlarından da fırlatılabilecek.
Zorlu Grubu, Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı IDEF 2013’e savunma
sektöründeki şirketleri Vestel Savunma ve AYESAŞ ile katıldı. Vestel
Savunma, 2009 yılında test uçuşlarını başarıyla tamamlayan ilk yerli
taktik insansız hava aracı Karayel’in Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim
edilmeden önceki son halini ilk kez fuarda sergiledi.
Z
orlu Grubu’nun savunma sektöründeki şirketleri Vestel Savunma ve AYESAŞ, 11. Uluslararası Savunma
Sanayii Fuarı IDEF 2013’e, NATO’nun uçuşa elverişlilik standardı Stanag 4671 ile uyumlu geliştirilip üretilen ilk
yerli taktik insansız hava aracı Karayel ve aviyonik testler ve
pilotaj eğitimlerinde kullanılacak insansız hava aracı Bora
ile katıldı. Gerçekleştirilecek test uçuşlarının ardından Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilecek Karayel ve Bora ilk kez
IDEF 2013’te sergilendi. IDEF Uluslararası Savunma Sanayi
Fuarı’nın, savunma ve havacılık sanayinin yerli ve uluslararası
lider firmalarını bir araya getiren en önemli bölgesel platform
olduğuna dikkat çeken Yüngül, “Vestel olarak bugüne kadar
savunma sanayine 25 milyon dolarlık yatırım yaptık. Bu yatırımın meyvelerini böyle büyük ve kapsamlı bir fuarda sektör
ve kamuoyuyla paylaşıyoruz. Herkesin merakla beklediği tamamen yerli tasarım ve üretim eseri ilk taktik insansız hava
aracı Karayel’i, Türk Silahlı Kuvvetleri teslimatından önce ilk
kez burada tanıtmaktan gurur duyuyoruz. Teslimatlarımızı da
söz verdiğimiz gibi bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız” dedi.
Ömer Yüngül, Ahmet Zorlu, Aziz Sipahi
Sivil havacılıkta İHA kullanımı artacak
Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilecek Karayel’in mühimmat değil, gözlem uçağı olduğunu belirten Zorlu Holding
Bora
Bora, öncelikle aviyonik testleri ve pilot eğitimlerinde kullanılmak
üzere geliştirilmiş olmakla beraber kısıtlı gözlem görevlerinde de
kullanılabilecek. Karayel ile aynı aviyoniklere sahip. 18 bin feet yükseklikte 10 kg. faydalı yük ile 5 saate kadar uçabilecek özgün bir
insansız hava aracı.
CEO’su Ömer Yüngül, “Karayel Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gözlem amaçlı kullanılacak. Önümüzdeki yıllarda gözlem
amaçlı insansız hava araçlarının sivil havacılıktaki kullanımı
hızla artacak. İnsansız hava araçlarının sivil havacılıkta özellikle kurtarma ve haritacılık faaliyetleri, orman yangınları ve
çevre kirliliğinin tespiti gibi amaçlarla kullanılmaya başlanmasıyla birlikte pazarda da büyüme yaşanacak. Bu gelişmelerin
Vestel Savunma’nın ihracatına da olumlu yansımasını bekliyoruz” dedi.
Karayel sivil kullanıma uygun
İHA’ların sivil havacılıktaki kullanımlarının 10-15 yıl içinde
askeri kullanımın önüne geçeceğini belirten Vestel Savunma
ve AYESAŞ Genel Müdürü Aziz Sipahi, “Bunun için öncelikle
İHA’ların sivil hava sahasında uçuşlarına ilişkin düzenlemelerin tamamlanması gerekiyor. Bu düzenlemelerde ilk adım
İHA’ların NATO uçuşa elverişlilik standardına uygun üretilmesi
olacak. NATO’nun uçuşa elverişlilik standardı Stanag 4671 ile
uyumlu geliştirilen ve üretilen Karayel bu anlamda en önemli
kriteri karşılıyor. Bu, gelecekte Karayel’in sivil havacılıkta da
kullanılabilmesi için çok önemli bir özellik. Çalışmalarımıza
her türlü desteği veren Zorlu Holding’e, Vestel Savunma’ya
güvendiği için Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na ve Türk Silahlı
Kuvvetlerimize de bu imkanı bize verdiği için şükranlarımızı
sunuyoruz” dedi.
Karayel’e yurt dışından yoğun talep
Vestel Savunma’nın insansız hava araçları konusunda sadece
Türkiye’de değil, bölgede de önde gelen İHA şirketlerinden
biri olmayı hedeflediğini vurgulayan Sipahi, “Karayel’i yurt
dışında da tanıtıyor, gelen talepleri değerlendiriyoruz. Ancak
önceliğimiz Türk Silahlı Kuvvetleri’dir. Bölge ülkelerden gelen
taleplere Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarını eksiksiz bir
şekilde karşıladıktan sonra cevap vermeyi planlıyoruz. Tüm
dünyada çok önemli olan Türk Silahlı Kuvvetleri referansı ile
önümüzdeki dönemde ihracata yönelik çalışmalarımızı hızlandırmayı planlıyoruz. Türk mühendisler tarafından geliştirilen
ve üretilen özgün tasarıma sahip ilk taktik insansız hava aracı
Karayel ülkemiz için gurur kaynağı olacak” dedi.
Karayel’in yavrusu Bora eğitim için kullanılacak
Karayel taktik insansız hava aracının öncelikle Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin ihtiyaçları göz önüne alınarak geliştirildiğini
sözlerine ekleyen Sipahi, bu çalışmalar sırasında üretilen Bora
hakkında da şunları söyledi: “Bora, aviyonik testler ve pilotaj
eğitimlerinde kullanılmak üzere tasarlanmış bir insansız hava
aracı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bizden böyle bir talebi olmamasına rağmen bu aracımızı da eğitim uçuşları için Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kullanımına tahsis edeceğiz. Bora, Karayel
ailesinin eğitime yönelik bir üyesi olarak değerlendirilmekle
beraber gözlem amacıyla da kullanılabilecektir.”
Teslimatlar öncesi ve sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri personeline yönelik kapsamlı eğitim ve saha desteği de verileceğini
ifade eden Sipahi, “Vestel Savunma olarak Karayel ve Bora’nın
uçuş testleri ile eş zamanlı başlatacağımız taktik insansız hava
araçlarımızın kullanımına ilişkin teorik ve pratik eğitimlerle de
Türk Silahlı Kuvvetleri’yle iş birliğimizi sürdüreceğiz” dedi.
TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen İDEF 2013’te 3.
salonda bulunan Vestel Savunma ve AYESAŞ standında Karayel ve Bora’nın yanı sıra hidrojen enerjisi ve yakıt pili teknolojileri çerçevesinde geliştirilen ürünler hakkında da bilgiler aktarıldı. Ayrıca AYESAŞ’ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının
yanı sıra dünyanın en büyük savunma ve havacılık şirketleri
için geliştirdiği yazılım çözümleri, ürettiği elektronik sistemler,
komuta kontrol donanımları, su üstü gemileri ve denizaltılar
için konsol ve kabinetler, kablo bağları, sensör entegrasyon ve
aviyonik yazılım kabiliyetleri de katılımcılarla paylaşıldı.
Yeni teknolojiler
F35 Joint Strike Fighter (JSF) savaş uçakları elektroniği
Yeni nesil savaş uçağı F35 uçaklarında elektronik tasarım ve üretime
ilave olarak yazılım geliştirme payı da olan tek Türk firması AYESAŞ,
panoramik kokpit ekranı (PCD) ve füze ara yüz ünitesi (MRIU) elektronik kartlarını günümüzün en gelişmiş teknolojileriyle donatılan
F35 Joint Strike Fighter savaş uçakları için tek kaynak olarak üretiyor.
RADNET (Radar Network / Radar Ağı)
AYESAŞ, Türkiye’nin ilk askeri milli radar ağı projesi olan RADNET
için geliştirdiği yazılımlar, geniş alan ağı üzerinden birbirine bağlanan harekât ve komuta kontrol merkezleri ile radarların gerçek zamanlı ve paralel çalışabilmelerini olanaklı hale getiriyor. Bu sayede,
farklı bölgelerdeki radarların, komuta kontrol merkezlerinde aynı
anda ve çoklu halde izlenebilmesinin ve kontrol edilebilmesinin sağlanması, Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nın hava savunma unsurlarının beka kabiliyetini artırıcı bir unsur olarak dikkat çekiyor.
Aviyonik yazılımlar
Aviyonik ve güvenlik kritik yazılımlar konusunda Türk Savunma
Sanayinin en deneyimli şirketi olan AYESAŞ tarafından geliştirilmiş
olan aviyonik yazılımlar, ABD Federal Havacılık İdaresi (Federal Aviation Administration) tarafından da uçuşa elverişliliği konusunda
sertifika sahibi. AYESAŞ’ın gerçek zamanlı kayan harita ürünü ve Aviyonik yazılımlar konusundaki çözümleri de fuarda tanıtıldı.
26 röportaj
27
Geçmişle gelecek; Bilgiyle tahmin
Lala, bugünkü anlamda mentor ya da koç. Görevi padişahların veya sultanların erkek çocuklarının babalarından sonra
görevi devraldıklarında yönetime hazırlanmalarını sağlamak. Zorlu Holding İnsan Kaynakları Koordinatörü Necmi
Kavuşturan, “insan” çerçevesinde dünü ve bugünü anlattı.
L
ala, Osmanlı’da, bugün yönetim aracı olarak önemi giderek artan “mentor” ya da “koç” anlamına gelebilecek bir
pozisyon... Görevi, padişahların erkek çocuklarının yönetime hazırlanmalarını sağlamak. Zorlu Holding İnsan Kaynakları
Koordinatörü Necmi Kavuşturan, tarihe olan merakını uzun yıllara
dayanan yönetim tecrübesiyle buluşturunca, ortaya, tarihin dikkatimizden kaçan lalalık kurumuna ilişkin bir perde açılmış oldu.
Kavuşturan, yakın çevresinde Osmanlı tarihine merakıyla tanınıyor. Kendi ifadesiyle en önemli hobisi... Dinleyince yıllarca biriktirilmiş bilgi dağıyla karşılaşıyor insan... Görülebilir bir gelecekte
ise profesyonel bir tarih yazarlığı sürecinin habercisi denebilir...
Kavuşturan, siyaset bilimi eğitimi almış, yıllarca Türkiye’nin önde
gelen kurumlarında, başta Insan kaynakları olmak üzere pek çok
yönetim başlığında üst düzey aktif görev almış. Çalışma temposunun yoğunluğuna aldırış etmeden tarihle sevgi bağını koparmamış. Her ay birkaç kitap okuduğunu ifade ediyor. Tarih kitapları
dışında kitap okuyamıyor. İyi haber; kitap yazmaya karar verdiğini
söylüyor, zaman bulamamaktan değil, konsantre olamamaktan şikayetçi. 60. Yaşını doldurunca emekliye ayrılmayı planlıyor ve işte
o zaman kitaplara gömülmeyi hayal ediyor... Yazmayı planladığı
kitabın ipuçlarını bu röportajda bulacaksınız. Osmanlı’da yönetim, bugünkü büyük şirket yönetimleriyle paralellikler ve özellikle lalalar... Çok ses getirecek bir konu olacağı kesin. Kavuşturan,
Batı’dan aldığımızı sandığımız kavramların önemli bir bölümünün,
aslında bu topraklarda yeşerdiğine dikkat çeliyor.
Necmi Kavuşturan
Z: Ne zaman başladı tarihe ilginiz?
İlkokul yıllarından geliyor. Sonra İstanbul Erkek Lisesi’ne girdim,
orada okuyanların yarısı mühendis yarısı da doktor olur. Ben
Mülkiye’ye gitme kararı verdim, tarih konusunda kendimi geliştirmek için.
Z: Tarihin yöneticilere olan katkısı yadsınamaz değil mi? Tarihi
iyi bilen yöneticilerin, kurum ya da ülkelerini daha iyi yönetebileceklerini düşünebilir miyiz?
Yöneticide birçok bilginin olması gerekir. Tarih bilgisi bunlardan
biridir, psikoloji de bence çok önemli. Neden tarih önemli, çünkü dünyadaki ilk gerçek organizasyonları ordular kurmuşlar. Bu
orduların kurduğu organizasyonlar; unvanlar, görevler, takım
çalışmaları, insan kaynaklarını verimli kullanma, malzemeyi verimli kullanma, lojistik… Bugünün dev bir şirketinin tüm kavramları, aslında asırlardır silahlı güçlerin içinde var. Ordular süreç
içinde büyük devletleri kurmuşlar. Dolayısıyla bu kurucu gücün
kurumları, kavramları devletlerin kurumları ve kavramlarına dönüşmüş. O kurumlar ve kavramlar bugünün büyük şirketlerinde
aynen var. Neden var çünkü büyük şirketler de bir savaş veriyor:
Ekonomik savaş, yine insan gücü var, yine silahlarınız var, yine
propaganda yani reklamınız var vs. Aslında yönetim açısından
baktığınızda çok farkı yok.
Z: Bu kadar paralellik var mı gerçekten?
Ben iş hayatımda ilerledikçe özellikle Zorlu Holding’e gelince
ve Ahmet Bey’le yakın çalışmaya başlayınca bu paralellikleri
çok daha net gördüm. Bu şirketler, bizimki de dahil, ki dünyada da böyle, hep ilk adımla sıfırdan başlamış yolculuklar. Türk
ekonomisinin yüzde 95’i, dünyada da ekonominin yüzde 90’ı
aile şirketlerinden oluşuyor ve bunların ayakta kalanları sıfırdan başlayıp aynı devletler gibi büyük mücadelelerle gelişip
bu hale geliyorlar.
Z: Şirketlerin zamana uygun olarak dönüşümü gerçekleştirdiklerini söyleyebilir miyiz?
“Zamanın ruhu” diye çok sevdiğim bir kavram var. O zamanın ruhu
belli koşulları beraberinde getiriyor, onu algılamanız gerekiyor.
Bunlar genelde sizin dışınızdaki faktörlerden oluşuyor. Onu algılayıp o dönüşüm ve değişimleri yapmanız gerekiyor. Şirketlerin de
bunu yakalaması gerekir. O da zaten şöyle oluyor, birinci ve ikinci
kuşaklar kurucu oldukları için sıfırdan bir dev yarattıklarından onların karizmatik liderliği, güçlü kişiliği, sezgileri, risk alma yetenekleri,
becerileri tartışılmaz kabul ediliyor. Çünkü gerçekten o insanlar 100
tane iş ve işlem yaparsa 95’ini doğru yapmış oldukları için kurdukları yapılar bu düzeye ulaşabiliyor. Yeni kuşaklar daha iyi bir okul
eğitimi alıyorlar ama eski kuşaklar o eğitimi yaşamın içinde uygulayarak alıyorlar. Dolayısıyla hangisi daha şanslı ve avantajlı derseniz
bence kurucular daha şanslı ve avantajlı, sonradan gelen kuşakların işi daha zor. Lalalığa dönecek olursak, ilk defa büyük Selçuklu
İmparatorluğu’nda resmen kayıtları var ve “lala” ismi ilk defa orada
kullanılıyor. Çok önemli bir devlet adamı olan Alparslan kurumsal
anlamda başlatıyor. Çok değer verdiği bir oğlu var: Melikşah... Alparslan büyük bir imparator ve Nizamülmülk diye de çok üst düzey
yetenekli bir komutanı, sadrazamı var. Nizamülmülk, babasından
Alparslan’a intikal eden bir devlet adamı. Nizamülmülk zaten adından da anlaşıldığı gibi devletin nizamını sağlayan adam. Alparslan,
Nizamülmülk belli bir yaşa geldiğinde “Melikşah’ı benim yerime yetiştir, sana teslim ediyorum onu” diyor.
Z: Osmanlı’da ilk lala kim?
İlk padişah Osman, oğlu Orhan için Lala Şahin Paşa’yı atıyor. Rumeli beylerbeyi... Çok önemli bir paşadır. Osman’ın da enteresan bir
lalası var aslında, kayınpederi Şeyh Edebali bir anlamda yol göstericisi, lalasıymış bir yandan da.
Z: Ne zaman kurumsallaşabilmiş?
Fatih Sultan Mehmet döneminde kurumsallaştırılmış. Kanuni
Sultan Süleyman, bu sıfatıyla farklı çağrışım yapsa da, Osmanlı
İmparatorluk düzeni kanunları asıl olarak Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in devlet düzenini kurmak için hazırladığı teşkilat kanunnamesinde, lalalık yer alıyor ve
lalanın devlet protokolünde yeri var. Güzel lalalık örneklerinden
biri de Fatih Sultan Mehmet’in hocası yani lalası Molla Gürani...
Lalalık devlet protokolünde defterdardan yani maliye bakanından
sonra geliyor. Bir de yazılı olmayan kurallar var lala olmak için. Ve
düşünülmesi gereken bir soru da var: Padişah neden bir lala atıyor? Padişah, şehzade 9-10 yaşını bitirdikten sonra lala ile birlikte
sancağa gönderiyor onları.
Z: Lalanın her koşulda öncelikle padişaha sadık olması gerekiyor, herhalde?
Birinci koşul padişaha sadık olacak ve direkt padişaha rapor ediyor. İki, askerlik ve devlet yönetim bilgisine sahip olacak, din ve fen
bilgilerine, yabancı dil ve astronomi bilgisine sahip olacak. Farsça,
Yunanca vs. gibi yabancı dilleri öğretecek, bir yandan çocuğu yetiştirecek, bir yandan da şehzade ile birlikte bulunduğu sancağı
yönetmek suretiyle bütçesi, askeriyle, düzeniyle padişah sefere
çıktığında oradaki orduyu alıp getirmesine yardımcı olacak.
Z: Bu eğitim sürecinde annenin rolünü anlatır mısınız?
Çocuklar sancağa giderken anneleriyle beraber gider. Sarayda
bizim anladığımız anlamda karı-koca, çocuk ilişkisi yok. Padişahlar yemeklerini bile tek başlarına yer. Anne niye beraber gidiyor:
çocuk küçük olduğu için çocuğun eğitimine hala anne katkıda bu-
lunmak zorunda. Buna ek olarak çocuğu bir yanlışlık yapma olasılığına karşı koruması gerekiyor. Anne de aslında kocasına değil,
oğluna sadık. Çünkü oğlu padişah olursa o valide sultan olacak,
oğlu padişah olamazsa öldürülecek, kendisi de hem kocasını hem
oğlunu kaybetmiş acılı bir anne olacak, hem de eski sarayda herhangi bir kadın olarak unutulup gidecek. Evladın padişah olabilmesi için de babasının, yani kocasının hakkın rahmetine kavuşmasını sabırla beklemesi lazım. Derin düşünüp incelerseniz ne kadar
zor psikolojik durumlar, değil mi?
Z: Lalanın ödeneğine bakacak olduğumuzda önemini daha iyi
anlıyoruz galiba...
Osmanlı’da ödemeler günlük yapılır, aylık ya da haftalık değil. Günlük
akçe. Çünkü ömrün ne kadar olacağı belli değil, günlük yapılıyor hesaplar. Şehzade’nin neyse tahsisatı padişah belirler bunu, lalaya da
onun yarısı kadar veriliyor. Bu çok önemli bir para. Karısına da lala
kadar akçe ödüyor. Bu ücretlendirme bile bize lalalığın çok yüce bir
makam olduğunu gösteriyor.
Z: Neden 3-4 yıl gibi kısa bir süre kalıyor?
Lala ile şehzade öyle bir hale gelebilirler ki, yek vücut olup bir süre
sonra padişaha karşı istenmeyen bir şeyler yapabilirler. Dolayısıyla üç dört yılda değiştirmek iyidir. Dolayısıyla, bu çocuğundan
alıp üç sene sonra öbür çocuğuna lala yaparsın. Zaten genellikle
yaşlı adamlar. Artık askerlik yapamayacak, vezirlik yapamayacak
kadar yaşlanmış oluyorlar. Lalada şu özellikler aranıyor; her türlü
ikbale, servete, itibara sahip olmuş olmak; bundan sonra sadece
devletin ve padişahın menfaati dışında hiçbir şeyi gözetmemek.
Yani ne parayla, ne pulla, ne makamla görüşleri değişmeyecek,
padişaha bağlılıkları değişmeyecek en has adamlar bunlar. Üstelik iyi asker, iyi devlet adamı, bir de çok tecrübeli, bilgililer.
Z: Devşirme mi oluyorlardı?
Hep devşirme. Osmanlı İmparatorluğu aristokrasi yaratmamak için
bürokrasi sınıfını tamamen devşirmelerden oluşturmuştur.
28 röportaj
29
“Kurumsallaşmadan anladığım, kurumun sahibinin ya da kurumun en başındaki esas egemenlik gücüne sahip olan
kişinin keyfilik içinde hareket etmemesi, o keyfilik tanımının yerini sistemlerin almasıdır.”
Z: Bugünkü şirketlere baktığımızda bir izdüşümünü görebilir miyiz?
Çok şükür devşirmenin tam bir karşılığı bugün şirketlerde yok.
Çünkü bu aslında negatif ayrımcı bir yaklaşım. Esası şu: Bunlar
köken olarak Müslüman ve Türk olmadığı için tahta hiçbir zaman
aday olamayacak. Mesela Osmanlı İmparatorluğu eğer bir gün
tahta geçecek hiçbir erkek evlat kalmaz ise tahtın vasisi olarak
Kırım Hanlığını atamıştır. İçerideki bir sadrazam 50 yıl bile hizmet
etse köken olarak aslında gavurdur, bu hiç unutulmaz ve unutturulmaz.
Z: Anneler hep yabancı, bu nasıl bir mantık?
Bizde kan erkekten geliyor böyle kabul ediyoruz. Semavi dinler
içinde, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta, Yahudilikten farklı olarak
soy babadan geliyor. Bu nedenle annenin dini, milliyeti önemli
değildir. O dönem ortalama ömürler çok kısa ve hastalıklardan
ölümler çocuklarda özellikle yaygın. Onun için mutlaka bir erkek
evlat bırakmak gerekiyor tahtta. Esas olan budur...
Z: Neden bu kadar kanlı?
İktidar çok değerli bir şey. Bir daha şunu anlamamız lazım: biz
bugünkü aile ve anne-baba perspektifiyle bakıyoruz. Padişahlar
böyle birlikte yemek yiyen, birlikte tatil yapan, koynunda çocuğunu uyutan babalar değil. Tek önemli olan şey hanedanın ve devletin devamı. Gücün kudretini anlamak için Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Osmanlı İmparatorluğu’nun dünya üzerindeki
gücünü, bugünkü ABD’nin on katıyla çarpın. Bu topraklardaki her
şey, eşyalar, insanlar, binalar, her şey ona ait. Bunu elde tutmak
için kanın ve canın pek önemi olmamış.
Z: Böyle bir yapıdan bizim bugün alacağımız örnekler neler?
Şu an devam eden popüler bir tarih dizisi var. Oradan örnek verirsek; İbrahim Paşa, Kanuni Dönemi’ni, yani Muhteşem Yüzyıl’ı
yaratan ikinci adam. Yani ikinci adamların ne kadar önemli oldu-
ve itibarı da o kurumla beraber yürüyecektir. Ancak lalalıktan ders
alacaksak; hiçbir profesyoneliniz gereğinden fazla egemen olmamalıdır. Bir tek güç olur, bir tek zenginlik, bir tek ihtişam olur, o da
en tepedeki adamdır. Herkesin gözü sadece ondan kamaşmalıdır,
aynen padişahın konumu gibi...
ğunu bugün için bir örnek olarak görebiliriz. İbrahim Paşa bir devlet adamı, müthiş de bir asker; vizyon, akıl, irade, hırs her şey var.
Bugün CEO olsa dünyanın en büyük CEO’larından biri olur. Alacağımız ders ne olur bugün için, bir kere hiç unutmamamız gerekir
ki; bu büyük şirketleri kurup bu noktaya getiren insanların her biri
bir anlamıyla “imparator”dur. Egoları vardır, hak ettikleri saygıyı
görmeleri gerekir. Onların da hataları vardır, ama ne olursa olsun
çok büyük başarıların yaratıcılarıdırlar.
Z: Bugüne gelirsek...
Şehzadelerin lalaları gibi, günümüz genç kuşaklarına, babalarını
ve babalarının bu başarı hikayelerini anlatacak, öğretecek, özümsetecek ve destek olacak insanlar gerekir. Bunların da bu yolculuğu babalarıyla birlikte yapmış, bu yolculuğun önemli kilometre
taşında bulunmuş insanlar olmaları gerekir. Bu profesyonellerin
kafalarında, içlerinde asla kaygılar ve hırslar kalmamış olmalıdır.
Gözü tok, mevki ve makam tatminlerini sağlamış başarılı bir profesyonel, artık o kuruma, o kurumun kurucusu kadar, o kurumun
gelecek kuşakları kadar sahip çıkar. Neden, çünkü artık kendi isim
Z: İş dünyası yapabiliyor mu bunu?
Bu tamamen o şirketin atmosferine ortamına bağlı. O şirketi kuran kurucu iradenin, iradesine ve isteğine bağlı. O şirketin sahip
olduğu profesyonellerin kalitesine, niteliğine bağlı ve ailenin alttan gelen kuşağına bağlı. Çünkü bugün genç kuşakta, bu değerli
şirketlerde çalışmak istemeyen, onun yerine sanatla, sporla ya
da başka şeylerle ilgilenmek isteyen gençler de var. Aile kültürü
Anadolu özellikleri taşıyan kurumlarda bu daha kolay. Bu insanlar
daha istekliler bu görevleri üstlenme konularında. Tabii ki Allah
o en üstteki kurucu insanlara uzun ömür versin, sağlık versin.
Benim görüşüm şirketlerde bu kurucu insanlar sağlıklı olduğu
sürece ve aynen padişahlar gibi, sonuna kadar işin başında olmalılar. Çünkü bu insanlar genelde, Türkiye’de de dünyada da öyle
insanlar ki, işleri hobileri, işleri dünyada zevk aldıkları tek şey. Bu
şirketler ve işler, bu insanların sağlık nedeni, keyif nedeni ve var
olma nedeni. Yaşı çok ilerlemiş ama son derece dinamik birçok
örnek var hepimizin bildiği...
Z: Kurumsallaşmanın tarifini yapar mısınız?
Kurumsallaşmadan anladığım, kurumun sahibinin ya da kurumun
başındaki egemenlik gücüne sahip kişinin, keyfilik içinde hareket
etmemesi, o keyfilik tanımının yerini sistemlerin almasıdır. Sistemlerin de kurallar ve zaman içinde denenerek oturmuş ilkeler,
gelenekler çerçevesinde yönetilmesi ve geliştirilmesi gerekir.
Z: Kurumsallaşma tepeyle mi ilgili?
Esas itibariyle evet... Fiziksel sağlığına, ruhsal sağlığına iyi bakan
bir kurucu irade; gelişen, yetişen, kendini yetiştiren çocuklar ve
Dünyada bugüne kadar insanı değerlendirmeye yetecek mükemmel bir sistem hiç olmadı.
bütün bu yapıyı destekleyen çok güçlü profesyonel kadrolar ve bu
profesyonel kadroların işi sahiplenmesi, kuruma aidiyeti, tepeyi
ve kültürü oluşturur. Belli bir noktadan sonra tepenin amaçları
o şirketin “kalıcılığına” katkı yapmak olmalıdır. Belirlenmiş bir
tarihte sahneden çekilip yerlerini alttan gelenlere bırakmaları ve
bu amaçla genç kuşakları hazırlamaları da kurumsallaşmak için
gerekir.
Z: Kurumsallaşma aile şirketlerinde daha mı azdır?
Şirketten şirkete değişir. Ben kurumsallaşmanın tehlikeli bir kavram da olduğunu düşünüyorum. Eğer kurumsallaşmakta abartırsanız, gerçekten o bildiğimiz kurum lafı var ya, soba borusunun
içindeki kuruma da dönebilir. O zaman tıkarsınız kanalları, yavaşlatırsınız. O zaman ne olacak, sadece yazılı kurallarla vs. hareket
edilecek. Tabii ki yazılı kurallar iyidir ama hayat sadece onlarla
devam edemez.
iki: o insanı yanlış bir işe alarak, üç: o insanın yerine alacağınız
doğru insanı almayarak. O kadar büyük sorumlulukları var ki. Biz
şimdi Vestel için yönetici adayları alıyoruz, Tekstil Grubu’na da aldık, Enerji Grubu’na da... Vestel’de üç grup eğitimini tamamladı.
Her grupta 25 kişi var, 75 kişi oldular. Bunları altı ay eğitiyoruz,
Türkiye’nin en iyi okullarından, birkaç yabancı dil bilen, IQ’su son
derece yüksek. 2010’dan beri ve her sene böyle bir 25 kişi alıyoruz. On sene sonra bu nitelikte 250 kişi almış olacağız, bunun 75
tanesi elimizde kalmış olsa, ben inanıyorum ki bu Grubun üst düzey yöneticilerinin %75’i de bu 75 kişiden çıkacaktır.
Z: Zorlu’nun insan kaynakları politikasından söz edebilir miyiz?
Zorlu Grubu’nun insan kaynaklarını çok önemsiyorum. Burada
25 bin, Zorlu Center’da çalışanları da dahil etsek yaklaşık 30 bin
insan var. Bunu dörtle çarpsanız 100 binin üzerinde insanın aile
yaşamına yaptığımız bir etkiden bahsediyoruz. Bizim burada çok
büyük bir sorumluluğumuz var. Birincisi, bizim bu şirkete doğru
insanları almamız lazım. İnsan kaynaklarında doğrunun basit bir
karşılığı var: “uygun insan”. Göreve uygun insan, doğru insan seçimidir en basit anlatımla...
Z: Yöneticileri içeriden yetiştireceksiniz.
Bu kurumun kültürü öyle, içeriden yetiştirme. Ama içeriye de
bir nevi askerlerin kurmay okulu gibi en niteliklilerini alıp onları en iyi şekilde, en güzel şekilde eğitmek zorundayız. MT’ler
dışında aldıklarımız da çok nitelikli gençler. Bütün ihtiyaçlarımızı MT’lerle karşılamamalıyız, benzer nitelikte insanları başka
yerlere doğrudan alıyoruz.
Z: İşe uygun insan.
Sadece işe değil kurumun kültürüne, ilkelerine, o kurumun sahibi
ailenin yapısına uygun insanları almak. Bir görev boşaldığında,
önünüze on tane cv gelebilir, bu cvler içinde çok mükemmel okullar bitirmiş, prezantabl çok etkileneceğiniz biri olabilir ama bu insan hiç uymayabilir birkaç nedenle size. O insanı aldığınız zaman
üç tane kötülük yapıyorsunuz. Bir: şirkete yanlış insan alarak,
Z: Zorlu yeni alanlara girdi. Neydi oradaki stratejiniz?
Biz yeni bir işe giriyorsak o işe uygun kendi içimizden insanlar
varsa, öncelikle onları yollarız oraya. Ama öyle konular var ki
bunlar için bazen kendi içimizde aday olamayabiliyor. O zaman
dışarıdan, yapacağımız işe, kurumumuzun kültürüne ve hissedarlarımızın beklentilerine en uygun insanlar bulmaya çalışırız. Her
zaman en doğru, uygun insanı bulmayı başarabiliyor muyuz, tabii
başarısızlıklarımız da var bu konuda, yanlış tercihlerimiz de var.
Z: Aile anayasasına sempatik mi bakarsınız?
Yönetim biliminde bu egzotik kavramlar üç beş yılda bir gelir sonra
da unutulur gider. Aile anayasasına kavram olarak ben inanmıyorum. Neden inanmıyorum; bence anayasa birden fazla parça varsa
o parçaları bir arada tutmak için temel metin olabilir. Aileler zaten
birden fazla parçaysa anayasayla da tutamazsınız onları. Aile bir
bütün olmalıdır. Bu bir ortaklık değildir ki, bütünlükten bahsediyoruz. Ortaklık başka bir şeydir, bütünlük başka bir şeydir. Aile
birden fazla parçaya bölünmüşse yazılı bir metin etrafında bunları
toplamak uygun olur ama anayasalar da değişir, devinir, ortadan
kaldırılır. Dolayısıyla anayasa yerine, bence ailenin bütün üyelerinin kendi tarihini çok iyi algılayarak, özümseyerek bu değere sahip
çıkması, bunu yaşatması, bunu daha ileriye götürmek için fedakarlık yapması önemlidir.
Z: Mentorluk ya da koçluk kavramlarına inanıyor musunuz?
Çok gerekli olduğuna inanıyorum. Çünkü bu bir psikoloğa gitmeye
benziyor. Doktora gidip danışmaya benziyor. Doktor bunun eğitimini almış, psikolog/psikiyatrist eğitimini almış. Eğer bu yeteneği
olan insanlarsa koçlar, mentorlar; kişilikleri ve geçmişleri güven
uyandırıyorsa, kendilerini ifade edebilen, bilgi ve tecrübelerini
aktaran, çok önemli tecrübeler yaşamış, çok önemli krizlerden
geçmiş bu insanlar çok yararlı olur. Burada bir koşul var; hem babanın hem çocuğun mentor ve koçlara eşit düzeyde inanıp destek
vermesi, hem de kurumun desteklemesi önemlidir.
Z: Lala kim mesela sıfat olarak Zorlu Grubu’nda?
Birden fazla lala olabilir. Baş lala bizde elbette Ömer Yüngül’dür.
Ömer Yüngül Zorlu Holding’in CEO’sudur, ama bence bizim gibi
aile şirketlerinde görev yapan CEO’ların bir görevinin de “baş lalalık” olması icap eder.
30 haber
31
MIPIM’in yıldızı Zorlu Gayrimenkul
Dünyanın en büyük gayrimenkul fuarı MIPIM, 12-15 Mart tarihleri arasında Fransa’da düzenlendi. Fuara üçüncü kez katılan
Zorlu Gayrimenkul, fuarın en prestijli alanlarından Riviera Salonu’ndaki 127 metrekarelik standında Zorlu Center ve Zorlu
Levent Ofis’in tanıtımlarıyla büyük ilgi çekti.
Z
orlu Gayrimenkul, dünyanın en prestijli projeleri arasında yer alan Zorlu Center ile Zorlu Levent Ofis’i,
80’den fazla ülkeden 20 bin kişinin katılımıyla 12-15
Mart 2013 tarihleri arasında Fransa’nın Cannes kentinde düzenlenen MIPIM’de tanıttı. Zorlu Gayrimenkul, ziyaretçilerini
Türkiye’nin bu yıl “Onur Ülkesi” olduğu MIPIM’in en prestijli
alanlarından Riviera salonundaki 127 metrekarelik standında
ağırladı. MIPIM’in açılış gününde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, ikinci günü ise Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Zorlu Gayrimenkul’ün standını ziyaret
ettiler. Projeler hakkında bilgi alan Babacan ve Topbaş, Zorlu
Gayrimenkul gibi Türk yatırımcıların dünyanın en önemli gayrimenkul platformlarından biri olan MIPIM’de yer almalarının
ve bu alandaki gücümüzü uluslararası arenada göstermelerinin gurur verici olduğunu belirttiler.
genel işletmesinin Zorlu Gayrimenkul’de olacağının altını
çizdi. Even, “Zorlu Center’la ilgili Ortadoğu ve Avrupa’dan 4
yatırımcı gruptan, ciddi ilgilerini belirten teklifler aldık. Yatırım işbirliklerini değerlendiriyor ve inceliyoruz. Nasıl ilerleyebileceğimiz konusunda fonksiyon bazında çalışmalarımız
sürüyor. ABD’den emeklilik fonu projelerimizle ilgileniyor.
Ayrıca ofis fonksiyonumuzda rezerve edilen bölümlerden bir
kısmının satışı için uluslararası bir finans kuruluşu ile yoğun
görüşmelerimiz sürüyor” dedi.
Onur Ülkesi Türkiye
Topbaş, Türk mimarisinin bugün dünyada söz sahibi olduğunu ve özellikle Türk mimarlarımızı desteklememiz gerektiğini
vurguladı ve Zorlu Gayrimenkul yetkililerini Zorlu Center ve
Zorlu Levent Ofis projeleriyle İstanbul’un tanıtımında gös- si” seçilen Türkiye’nin potansiyelinin dünyada anlaşılması
terdikleri başarıdan ötürü tebrik etti. Dünyada 27 trilyon adına önemli olduğunu belirtti. Even, “Zorlu Gayrimenkul’ün
dolarlık gayrimenkul pazarına hitap eden MIPIM’in açılı- toplam portföy değeri 5 milyar dolar. Zorlu Center’ın yatırım
şına sponsor olan ilk Türk firması olarak dikkat çeken Zor- tutarı ise 2,5 milyar dolar. Yatırımcıların bize olan ilgisi günlu Gayrimenkul’ün Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Even, den güne artıyor. Yatırımcı firmalar bizimle temas kuruyor.
“MIPIM’in açılışına sponsor olan ilk Türk firması olarak,
İstanbul’u ve ülkemizi tanıtmayı hedefledik. Bugün geldiği- Zorlu Center’ın açılışı için geri sayım başladı
miz noktada Türkiye’nin ‘Onur Ülkesi’ olmasından gurur duyuyoruz. Ülkemizin ve İstanbul’un hak ettiği değeri görmesi Türkiye’nin ilk 5 fonksiyonlu karma kullanım projesi olan ve toplam
2,5 milyar dolar yatırım bedeliyle hayata geçen Zorlu Center’ın açıbizler adına sevindirici” dedi.
lışı için geri sayım başladı. Zorlu Gayrimenkul’ün İstanbul’a değer
katma hedefiyle gerçekleştirdiği Performans Sanatları Merkezi,
MIPIM’e bu yıl 80’den fazla ülkeden 20 binden fazla uluslararası katılımcı, 1850 şirket, 4 bin 300 yatırımcı, 1650 CEO ve Otel (Raffles İstanbul Zorlu Center), Alışveriş Merkezi, Rezidanslar
ve Ofislerden oluşan Zorlu Center’ın tüm fonksiyonlarıyla birlikte
üst düzey yöneticinin katıldığını belirten Mehmet Even, bu
yılın üçüncü çeyreğinde açılması planlanıyor.
tablonun MIPIM’in dünya çapındaki önemini ve “Onur Ülke-
Zorlu Levent Ofis’te kiralamalar başladı
Zorlu Levent Ofis projesinde ise kiralamaların nisan başında
başladığını ve çok iyi gitmesini beklediklerini belirten Even,
Zorlu Levent Ofis’i kiracısıyla komple almak isteyen Türki
Cumhuriyetler’den ve Rusya’dan 2 yatırımcı grup olduğunu
vurguladı. Even, görüştükleri grupları her açıdan inceleyerek
değerlendirdiklerini ve koşullarına uymayan bazı grupları
geri çevirmek durumunda kaldıklarını da belirtti.
Bizimle ilgilenenlerle görüşmeler gerçekleştirdik. Projelerimiz yaratıcı, güncel ve en iyi mimarlık örnekleri olarak yatırımcı beklentilerini karşılarken, ayrıca toplumsal yaşama
katkı sağlamaları, çevresel ve sosyal sorumluluk bilinci ile
tasarlanmalarıyla da dikkat çekiyor” dedi.
Rezidansların yüzde 60’ı satıldı
Avrupa’nın gayrimenkul satın alınacak en iyi şehri olarak
gösterilen İstanbul’un cazibe merkezi haline gelmesinde
Zorlu Center’ın büyük katkısı olduğuna inandığını belirten
Even, Zorlu Center’da rezidansların yüzde 60’a yakınının
satıldığını, bunların yüzde 5’inin yabancı olduğunu ve bu
oranın günden güne arttığını belirtti. Zorlu Center’da her bir
fonksiyona olduğu gibi otel ile de uzun vadeli ilgilenen uluslararası firmalar bulunduğunu söyleyen Even, Zorlu Center’ın
MIPIM Gayrimenkul Fuarı’nda “Şirketlerin Değişen İhtiyaçlarına Yönelik Ofis Çözümleri ve Fırsatlar” ile “Büyük Karma
Projelerde Perakendenin Önemi” konularında düzenlenen
iki panelde konuşmacı olan Even, “Günümüzde yüksek hızla
işlerimizi yapmamız gerekiyor. Yüksek verimlilik için yüksek
hıza ihtiyacımız var. Zorlu Levent Ofis’te yüksek hız sunuyoruz. Zorlu Levent Ofis’e otomobille girişin hızlı olabilmesi için
park alanını direk girilebilecek şekilde tasarladık. Binada bulunan asansörlerimiz en son ve en hızlı teknoloji duble dect
sistemine sahip. 41 katlı ofiste asansör bekleme süresinin 30
saniyenin altında olmasını hedefliyoruz. Tarihte görülmemiş
bir hızla işlerimizi yapmamız gerekiyor. Zorlu Levent Ofis’te
bunu sağlayacağız” dedi.
Even, bugünün ihtiyaçları ile geçmişteki ihtiyaçların farklılaştığını, ofislerin ve karma projelerin kendi içinde sürekli geli-
şen dinamik çözümler sunan alanlar olarak yeniden tanımlandığını söyledi. Büyük şehirlerdeki trafik sorununa dikkat
çekerek, ofislerin şehirlerin merkezi lokasyonlarında olmasının iş verimliliğini ve hayat kalitesini artırdığını belirtti. “Bundan dolayı, İstanbul’un en değerli iş bölgesi olan Büyükdere
Caddesi’nde Levent Ofis projemizi gerçekleştiriyoruz” dedi.
Ofislerden en temel beklentinin işlevsel alanlar olduğunu
ifade eden Even, “Zorlu Levent Ofis’te brüt-net oranımız yüzde 88. Bu bir inşaatta ulaşılabilecek en iyi değerlerden biri.
Ayrıca projemizde sosyal ve günlük ihtiyaçları karşılayacak
perakende alanları da mevcut. Projemiz çevreyle dost sürdürülebilir bir konsepte de sahip. Ofiste çalışanların bir araya
gelip vakit geçirebileceği ortak alanlar tasarladık. Ofisler artık hayatımızın büyük çoğunluğunu geçirdiğimiz alanlar olarak, tüm ihtiyaçları karşılamak zorunda” şeklinde konuştu.
Even, “Her geçen gün zorlaşan günlük hayatı kolaylaştırmak
için artık insanlar her şeyi bir arada bulmak istiyor. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak rezidansların yanında Zorlu Center olarak Performans Sanatları Merkezi, otel (Raffles İstanbul Zorlu Center), ofisler, rezidanslar ve AVM bünyesinde pek çok
perakende alanını bir arada bulunduran bir proje yarattık.
Perakende günlük hayatın içinde var. Bu yüzden perakende
alanımızı oluştururken, marka karması konusunda çok hassas davrandık. İnsanların taleplerini karşılayabileceği ve başka bir alana ihtiyaç duymayacağı alanlar yarattık. İnsanların
temel ihtiyaçlarından birinin de sanat olduğunu düşüyoruz.
Bundan dolayı Performans Sanatları Merkezi’nin özellikle
turistler açısından İstanbul’u tercih etmelerinde önemli bir
etken olacağına inanıyoruz. Bir yılın yaklaşık 200 günü dünyanın sayılı gösterileri sergilenecek. Performans Sanatları
Merkezi turistler için yeni bir cazibe alanı olacak ve özellikle
bölge ülkelerinden çok büyük talep göreceğini düşünüyoruz” dedi.
Zorlu Levent Ofis, İstanbul’un A+ ofis ihtiyacına cevap verecek
İstanbul’un nitelikli ofis ihtiyacını karşılamak üzere projelendirilen
Zorlu Levent Ofis, Zorlu Gayrimenkul’ün Zorlu Center’dan sonra
ikinci projesi olarak hayata geçiyor. A+ Ofis projesi olan Zorlu Levent Ofis’in 2013 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
Zorlu Levent Ofis ile bölgenin değerine değer katarak İstanbul’un
uluslararası standartlara sahip ofis ihtiyacını karşılayacak.
32 röportaj
33
Vestel, fark yaratmaya devam ediyor
Dayanıklı tüketim malları sektöründeki değişimleri ve trendleri paylaşan Vestel Şirketler Grubu Pazarlamadan Sorumlu
Genel Müdürü Ergün Güler, dost teknoloji Vestel’in hedefleri hakkında da bilgi verdi.
V
estel; dünya çapında hayranlık uyandıran ve National Geographic’e konuk olan “mega fabrika”sı Vestel
City’nin yanı sıra uluslararası saygın tasarım yarışmalarında kazandığı ödüllerle dikkat çekiyor. Yaygın ve güçlü
satış ve servis kanalıyla, tüketicinin hayatına dokunan fonksiyonel ve estetik ürün tasarımlarıyla Vestel, Türkiye’nin
gururu...
Dünya markası olma yolunda güçlü adımlarla ilerleyen
Vestel; elektronikten beyaz eşyaya, LED aydınlatma
teknolojilerinden savunmaya kadar birçok farklı
alanda Türkiye’ye değer katıyor.
Vestel’in Ar-Ge ve üretim gücüne vurgu yapan
Vestel Şirketler Grubu Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdürü Ergün Güler, “Vestel olarak dünya firmaları arasındaki yerimizi çoktan aldık. Fakat asıl
mesele bir dünya markası yaratabilmek. Turquality
programının da katkısıyla bu doğrultuda önemli adımlar atıyoruz. Ar-Ge, ürün geliştirme, üretim gücü ve tasarım
anlamındaki gücümüzü bir farklılaşma unsuru olarak ortaya
koymamız gerekiyor” diyor. Güler, ülkemizde teknolojinin öncüsü konumunda yer alan Vestel’in yatırımlarını ve hedeflerini
Zorlu dergi ile paylaştı.
Ergün Güler
Z: Vestel’i Vestel yapan özellikler nelerdir?
Vestel, faaliyetlerini “Türkiye’nin Dost Teknolojisi” anlayışıyla sürdürüyor. Tüketici ürünleri alanında dünyanın
önde gelen üreticilerinden biri olma başarısına sahibiz. Yurt
içinde de güçlü bir markaya sahip olmanın avantajıyla hareket ediyoruz. Bunlara ek olarak maliyet, esneklik ve verimlilik gibi üretim alanındaki yetkinliklerimizi Ar-Ge, inovasyon,
tasarım ve satış-pazarlama alanlarındaki üstünlüklerimizle
tamamlıyoruz. Trend olan teknolojileri geliştirebilecek Ar-Ge
ve inovasyon üstünlüğümüzle müşteri beklenti ve ihtiyaçlarını
doğru algılıyoruz, bunları da Ar-Ge ve ürün geliştirme süreçlerine yansıtabiliyoruz. Bu da tüketici beğenilerine hitap edebilmemize yarıyor. Ayrıca müşteri talebine ve/veya coğrafi,
sosyokültürel vb. özelliklere göre ürün geliştirebiliyoruz. Bu
da giderek önem kazanan kişiselleştirme konusunda bir adım
ileride olmamızı sağlıyor.
Z: Dayanıklı tüketim malları sektöründe satın alma eğilimleri
ne yönde değişiyor? Bu çerçevede ne tür çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz?
Dayanıklı tüketim malları sektöründe tasarım, akıllı çözümler
ve tüketiciye dokunabilme yükselen trendler olarak karşımıza çıkıyor. Tasarım marka tercihlerini değiştiriyor, ulaşılabilir
fiyata doğru tasarımları sunmak önem kazanıyor. Sektörün
bundan sonra artık kişiye özel ürünlere doğru gelişme göstereceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Biz de Vestel olarak tasarımı
sahipleniyor, tasarımla dost teknolojiler üretiyoruz. Bugün
tüketiciler, satın alacakları ürün hakkında web ortamında yüzlerce kullanıcı ve uzman görüşüne başvurmadan karar vermiyorlar. Şimdi sunulan ürün çeşitliliğini de göz önünde bulundurduğumuzda, çok daha bilinçli, ne istediğini bilen ve bunu
çok iyi ifade edebilen bir tüketici profiliyle karşı karşıyayız.
Beyaz eşyalarda da akıllı ürünlerin gelişmesiyle tüketicilerin
beklentileri oldukça yükseldi. Elektronik tarafında ürün talebinin akıllı, ince ve büyük ekrana sahip ürünlerde yoğunlaştığını
görüyoruz. Beyaz eşyada ise enerji verimliliği yüksek, tasarruflu ve pratik kullanıma sahip cihazlar öne çıkıyor. Vestel,
gerek üretim ve Ar-Ge tarafındaki gücü, gerekse tasarımdaki
yetkinliği ile tüm tercih ve ihtiyaçlara yönelik zengin bir ürün
çeşitliliği sunuyor ve bu taleplere yanıt oluşturabiliyor.
Z: Artış gösteren kişiselleştirme, sağlıklı yaşam, mobil yaşam trendleri sektörü nasıl etkiliyor?
Sektörde benzer faydaları olan standart görünümlü ürünlerin
hâkim olduğunu görüyoruz. Farklılaşma için fiziksel ayrıştırma gerekiyor. Değişen yaşam trendleri de bu farklılaşmayı
önemli kılıyor; çünkü kullanıcılar satın aldıkları ürünlerin ev
dekorasyonuna uygun, eşyayla uyumlu, tasarım objesi gibi
ürünler olmasına önem veriyor. Yani kullanıcının; kendini özel
hissettiği, karakterini yansıtan, “kendisine ait” ürünler popülerleşiyor. Vestel olarak biz de renkli buzdolaplarımız, çamaşır
makinemiz ve küçük ev aletlerimizle sektöre canlılık ve renk
kattık. Renkli ürün serilerimizle tüketicinin kendi kişisel zevkine ve ev dekorasyonuna uygun ürünleri tercih edebilmesini
Z: Tüketici nelere ilgi gösteriyor? Gelecekte bizleri neler bekliyor?
Trend artık tüketicilerin tercihlerine göre kişiselleştirilebilen, kullanıcıların farklı renk ve tasarımlar arasında seçim
yapabileceği ürünlere doğru gidiyor. Ayrıca kişiselleştirmeye
ek olarak tüketiciler için önemli konulardan birisi de zaman.
Günümüzde zaman herkes için çok önemli olduğundan zaman tasarrufu sağlayan pratik ve hayatı kolaylaştıran ürünler
de tüketiciler için önem kazandı. Biz de dost teknoloji Vestel
olarak kullanıcı dostu ürünler geliştirmeye özen gösteriyoruz.
Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda atacağımız yeni adımlar
olacak.
ruz. Ar-Ge, ürün geliştirme, üretim gücü ve tasarım anlamındaki gücümüzü bir farklılaşma unsuru olarak ortaya koymamız
gerekiyor. Biz Vestel olarak tasarımın önemini oldukça erken
fark ederek bu konuya 1990’lı yıllardan itibaren önemli yatırımlarda bulunduk. Bugün elektronik ve beyaz eşya tasarım
ekiplerimizle her sene onlarca uluslararası prestije sahip tasarım ödülü topluyoruz. Tasarımın yanında sahiplendiğimiz
alanlardan biri de akıllı ürünler. Elektronik tarafta Smart TV,
dijital etkileşimli tahta, tablet PC gibi akıllı ürünlerimizi sektörle eş zamanlı olarak ya da sektörden önce ortaya koyduk.
Farklı boyuttaki ekranlar arasında interaktiviteyi sağlayan
Vestel Smart Center uygulaması da tamamen Vestel’in kendi
yazılımıyla hayata geçiyor. Ayrıca sahip olduğumuz teknolojik
know-how’ı ve Ar-Ge gücümüzü kullanarak “akıllı” teknolojileri beyaz eşya ürünlerimize de taşıyoruz. Vestel Smart Plus
klimamızı ve kurutmalı çamaşır makinemizi buna örnek gösterebiliriz.
Z: Vestel Pazarlama yatırımlarını hangi alanlarda yoğunlaştırmayı hedefliyor?
Vestel olarak dünya firmaları arasındaki yerimizi çoktan aldık.
Fakat asıl mesele bir dünya markası yaratabilmek. Turquality
programının da katkısıyla bu doğrultuda önemli adımlar atıyo-
Z: Rekabette öne çıkan unsurlar nelerdir? Vestel Pazarlama’nın
bu yöndeki çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Vestel’in benzer markalardan en belirgin farkı “tasarım” ve
“fayda” kavramlarına yaptığı vurguda yatıyor. Tüketicilerin
zihinlerinde markamızın nerede olmasını istiyorsak, mesajla-
sağlıyoruz. Bu ürünlerin pazarda büyük bir ilgiyle karşılandığını söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönemde pazarda farklılaşan
markalar, bu trendler doğrultusunda kendisini yenileyebilen
ve geliştiren markalar olacak.
34 röportaj
35
“Vestel’in benzer markalardan en belirgin farkı ‘tasarım’ ve ‘fayda’ kavramlarına yaptığı vurguda yatıyor. Tüketicilerin
zihinlerinde markamızın nerede olmasını istiyorsak, mesajlarımızı iletirken bu vurguları ne kadar başarılı
yapabildiğimiz önem kazanıyor.”
“Takip etmek yerine takip edilecek trendleri oluşturmak için çalışıyoruz”
rımızı iletirken bu vurguları ne kadar başarılı yapabildiğimiz
önem kazanıyor. Vestel olarak gerek beyaz eşyada gerekse
elektronikte, ürün gamlarımızda klasik segmentasyondan
“fayda odaklı” bir segmentasyona geçiş yaparak markamızı
yeniden konumlandırdık. Beyaz eşyada kullanıcıların hıza,
enerji verimliliğine, hijyene, kolay kullanıma önem verdiğini,
elektronikte ise bağlanabilir, akıllı ve tasarımıyla öne çıkan
ürünlerin tercih edildiğini görüyoruz. Vestel olarak ayrıca
trendleri takip etmek yerine, takip edilecek trendleri oluşturmak için çalışıyoruz. Yenilikçi Ar-Ge ve ürün geliştirme çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan yeni ürünlerimiz de bunun
en önemli göstergesi.
süreçte şimdikinden çok daha fazla sayıda tasarımcının gelişmesine yardımcı olacak bir rol üstlenmeyi de arzuluyoruz. Bu
vizyonumuzun karşılığını her sene topladığı tasarım ödülleriyle alıyoruz. 2012 yılında Plus X Award, Red Dot Design Award,
IF Design, A Design ve Good Design gibi uluslararası prestije
sahip tasarım yarışmalarından ve Design Turkey’den toplam
92 ödül aldık. 2013 yılına ise Red Dot Design Award’dan aldığımız 3 tasarım ödülüyle başladık. Bu alana kalıcı ve geliştirici
katkılar sunacak her türlü projenin ve iş birliğinin yanında yer
alıyoruz. 2012’de ilki düzenlenen ve büyük ilgi gören İstanbul
Tasarım Bienali sponsorluğumuzu da bu çerçevede anlamlandırıyoruz.
Z: Tasarım ve Vestel ilişkisini aktarabilir misiniz? Vestel için
tasarım neyi ifade ediyor?
Tasarım, Vestel’in dokusunu oluşturan ana katmanlardan biri.
Tasarım denince akla gelen ilk markalardan biri olma vizyonu
doğrultusunda, tasarımı salt şirket için bir katma değer olarak
görmüyor, ülkemizde tasarım olgusunun gelişmesini ve bu
Z: Bayi ve servis yapılanmasının önemi ve rekabetteki gücüne dair bilgi verebilir misiniz?
Vestel’in bugün Vestel ve diğer markalı ürünlerini satışa sunduğu 900’e yakın bayisi bulunuyor. Vestel olarak yürüttüğümüz 360 derece iletişim faaliyetiyle tüketicilerin zihninde
dost teknoloji mesajımızın yer etmesini arzuluyoruz. Bunun
neticesinde tüketicinin istediği yer ve zamanda ulaşabileceği
yakınlıkta olmanız büyük önem taşıyor. Aksi türlüsü bir çelişki
olurdu. Dağıtım ağımızın büyüklüğü, Türkiye’deki her noktada
var olmamızı sağlıyor. Günümüzde rekabet avantajının yakalanması daha önceki dönemlerdeki gibi sadece fiyat ve ürün
kalitesi alanlarında değil, müşteriye ulaşma hızı, ulaşma maliyeti ve ürünün, ilk seferde istenen şartlarda doğru götürülmesiyle sağlanabiliyor. Biz de mağazalaşma hızımızla, dağıtım
kanalındaki gücümüzden en yüksek verimlilikte faydalanmayı
amaçlıyoruz. Bayi ve servis yapılanmasının doğrudan ilişkili
olduğu konulardan birisi de müşteri memnuniyeti. Vestel olarak müşteri memnuniyetini artırmak ve bu alanda da rakiplerimizden farklılaşmak için organizasyonel anlamda da yeniden
yapılanmaya giderek Vestel Şirketler Grubu Müşteri Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nü kurduk.
Z: Gelecekteki mağazalar nasıl olmalı?
Gelecekte mağazaların bugünkünden farklı olacağı kesin; biz
de bu nedenle mağazalarımızı, yeni bir konsept olan “amiral
mağaza” konseptine taşımayı hedefliyoruz. Vestel’in, amiral
gemilerinin üstün rekabet gücünün yansıması olarak mağazalaşmada çıtayı yükseltmesini hedefliyoruz. Mağazalarımızda
tüketicilere ürün ve hizmetlerimizi deneyimleme fırsatı sunarak, markaya dair farkındalığı artırmayı ve ziyaretçilerin keyifli
vakit geçirecekleri bir atmosfer sunmayı amaçlıyoruz. Ürün tasarımında elde ettiğimiz yetkin konumu mağaza tasarımlarına
da yansıtarak, mağazada ziyaretçilerimizin Vestel ürünlerini
rahatlıkla kıyaslayabilecekleri alanlar ortaya koyduk. Bu sayede mağazalarda tüketicilerle kurulan bağı daha da güçlendirmek istiyoruz. Amiral mağazamızda uygulanan konsept, bundan sonra açılacak mağazalarımızda da uygulanacak. Mevcut
mağazalarımızda aşamalı bir yenileme projesi yürütülerek
tüm mağazalarımızın bu yeni konsepte kavuşması hedefleniyor. Bu sayede tüketiciler Türkiye’nin 81 ilinde ziyaret ettikleri
her Vestel mağazasında aynı ürünleri aynı sergileme sistemi
içinde bulacak.
Z: Dayanıklı tüketim malları sektörünün Türkiye’deki durumunu değerlendirebilir misiniz?
Dayanıklı tüketim malları sektörü 2012 yılında da büyümesine
devam etti. Özellikle tüketici elektroniği tarafında kaydedilen
performans, ülkemizin gerçekleştirdiği toplam büyümeyi destekledi. Dönemsel olarak rakamlara baktığımızda dayanıklı
tüketim malları sektörünün her zaman Türkiye ekonomisinin
kaydettiği ekonomik büyümeye kıyasla biraz daha fazla büyüdüğünü görüyoruz. Düz ekran televizyonlardaki ve akıllı
telefonlardaki ürün çeşitliliği ve kaydettiği gelişme büyüme
üzerinde etkili oldu. Bu ürün gamlarındaki yenilikçi teknolojiler, tüketicinin ilgisinin bu ürünlere yoğunlaşmasını sağlıyor.
Özellikle 3D ve Smart özelliklere sahip LED televizyonlarımız
büyük ilgi görüyor. Bu ürünlerdeki model çeşitliliği de önemli
bir avantaj diye düşünüyorum.
Z: Sektörde Vestel kendini nasıl konumlandırıyor?
Vestel olarak gerek beyaz eşyada gerekse elektronikte, yenilikçi, çevre dostu, tasarım odaklı, akıllı teknolojiler üretmeye
ve bu teknolojileri uygun fiyatlarla tüketicilerimizle buluşturmaya önem veriyoruz.
Z: Vestel için 2012 yılı nasıl geçti? 2013 yılı için hedefleriniz
nelerdir?
Tüm dünyayı ve özellikle Avrupa’yı etkisi altına alan küresel
ekonomik krizle 2011 yılında başlayan ekonomik sıkıntılar, 2012
yılında da devam etti. Türkiye ise özellikle önemli ihracat bölgelerine olan coğrafi yakınlığı ve rekabetçi maliyet yapısıyla tercih
unsuru olmaya devam etti. Biz de Vestel olarak ekonomik krize
rağmen, üretim kapasitemiz ve esnek üretim kabiliyetimiz, ArGe ve tasarım üstünlüğümüz, yaygın ve güçlü dağıtım ağımız
sayesinde bu dönemde Avrupa pazarında pazar payımızı artırmaya devam ettik. Renkli beyaz eşya ve elektronik cihazları,
Warner Bros iş birliği neticesinde ürettiğimiz farklı tasarıma
sahip televizyonları ve kurutmalı çamaşır makinesi gibi akıllı
ürünlerimizi tüketicilerimizle buluşturduk. Bunun dışında yeni
Smart TV anlayışımızla kullanıcılarımıza zengin bir yerli içerik
yelpazesi sunarken, Smart Center konseptimizle de ekranları-
nın birbiriyle konuşmasına fırsat tanıdık. Bu sayede yenilikçi
ve üstün tasarıma sahip ürünler ortaya koyma vizyonumuzu bir
kez daha sergiledik. 2013 yılında sektörün daha da gelişme kaydedeceğini düşünüyoruz. Vestel, uzun vadeli, stratejik düşünen
ve geleceğe oynayan bir marka. Bugün bu nedenle Türkiye’nin
en bilinen ve prestijli 10 markası arasında yükseliyoruz. 2013
yılında da tüketiciye dost çalışmalarımızı sürdürecek ve teknolojimiz, ürünlerimiz ve hizmetlerimizle sektörde rakiplerimizden
farklılaşmaya devam edeceğiz.
Z: Sektörünüz açısından 2013 yılını değerlendirir misiniz?
Türkiye gelişen bir ülke ve beyaz eşya üretiminde de hem
yurt içinde hem yurt dışında giderek daha önemli bir konuma
geliyor. Ekonomimiz istikrarlı büyüme performansını küresel
krize rağmen devam ettiriyor. Bu da kişi başına düşen gelirin
ve harcama tutarının artmasını sağlıyor. Yıllık beyaz eşya ve
elektronik ürün satışlarına baktığımızda da, ekonominin o seneki büyüme hızına kıyasla daha yüksek bir oranda arttığını
görüyoruz. Ayrıca ülkemizin oldukça genç ve dinamik bir nüfusa sahip olması da her geçen gün üretime katılan ve yeni
hane kuran birey sayısının artmasına yol açıyor. Örneğin bugün 20 yaş altı nüfusun toplam nüfus içindeki payı yüzde 35.
Bu da penetre edilecek hane sayısının önümüzdeki dönemde
büyüyeceğine işaret ediyor. Sektörün gelişimini sağlayan faktörlerden birisi de rekabet. Şu anda Türkiye gerek Avrupa’nın
gerekse yakın coğrafyaların bir numaralı beyaz eşya tedarikçisi konumunda. Bu da beraberinde pazarda çok sayıda aktörün
yarışmasını getiriyor.
36 gezi
37
Dağda bir masal: Pokut yaylası
Zorlu Enerji Grubu Kurumsal İletişim biriminden Hakan Karan’ın yolu bu kez dünyaya uzak, bulutlara yakın bir
yaylaya düştü. Kaçkarlar’a bakan bir Çamlıhemşin yaylasına…
B
azı yerleri anlatmak zordur. Güzelliği tarif edemez,
kullandığınız kelimelerin yetersiz kaldığını düşünür,
hayıflanırsınız... İşte Pokut tam da böyle bir yer!
Masaldan daha masal, gerçeğin ötesinde gerçek; doğanın
en masalsı, dağların en gerçek hali… Güneşinde içinizi ısıtan, sisinde kaybolduğunuz, ama her halini çok sevdiğiniz
bir yer.
Kocaman bir boşluk, hiçlik ve her şey…
Pokut bence bir tutkudur, tutkun eder. Tutsak olur ayrılmak
istemezsiniz bu bulut diyarından. Kalbinizi gün doğumuna
verir, gün batımında alırsınız. Ruhunuzsa artık Pokut’un olmuştur. Geri almak ne mümkün!
Pokut’a yaklaşırken
Bir sonbaharda aşık oldum ben Pokut’a. Karadeniz’in mavisi,
Fırtına Deresi’nin yeşiliyle başlayan yolculuğumda Çamlıhemşin, güzün bin bir renkli haliyle içimi ısıtan ilk durağımdı.
Çamlıhemşin’e gelip Ortan Köyü’nü görmemek olmaz. Zilkale yolundan ayrılıp tırmanmaya başladığınızda önce Ortan’ın
ilginç tabelaları karşılar sizi: “Sen de Git,” “Otur da Seyret”
ve daha başkaları… Sonra küçücük meydanına arabanızı park
eder, köyün içine yürüyerek girersiniz. Her evin önüne ancak
ince bir patikayla ulaşılan şirin bir köydür Ortan…
Ağır eşyalarımızı dere kenarından eve çekilmiş teleferiğe yükledik. Güçlü bir ıslıkla işaret verip vagonu çeken ellere kuvvet
diyerek yola devam ettik. İtiraf ediyorum, yüküm için ne zaman Karadeniz’de bu teleferiklerden kullansam, çantamı bir
daha göremeyeceğim duygusuna kapılıyorum.
Eşyalarımız hava yoluyla eve ulaşırken, biz de kısa ve keyifli
bir yürüyüşle Şişman Ailesi’nin evine vardık. Buraya ev demek
ne kadar doğru bilmiyorum. Çünkü burası evse eğer, “bizim
oturduklarımız ne” diye düşünmeye başlamışken hayranlıkla
karışık kıskançlığımı bastırıp devasa ahşap konağa adımımı
attım.
Pilita yani bizim bildiğimiz adıyla kuzineden yükselen yemek
kokularıyla aynı anda Yasemin’in annesi Zeyne Abla karşılıyor
bizi kapıda. Yasemin, Pokut’la tanışmama neden olan, yılın en
az yarısını köyünde ve Pokut’ta geçiren bir Karadeniz kızı.
Burada doğal gaz, tüp, kalorifer yok. Pilitada pişirilen yemekler, sobada demlenen çay, banyo yapmak için kazana atılan
odunlar, her odada yatmadan önce yakılan şömineler var.
Yorucu bir günün ardından, üst katta bana ayrılan odadaki
şömine ateşinin çıtırtısı eşliğinde, pencereye yansıyan ağaçların gölgesinde uykuya dalmak çok ama çok keyifli, huzurlu…
Burada her şey doğal, her şeyin kokusu mis
Yazının konusu Pokut olmasaydı, size Ortan Köyü’nü,
Yasemin’in ailesini, inekleri Susem, Yıldız Doğa ve Toprak’ı,
köpekleri Ares’i, en az 150 yıllık konağı ve bu konakta pişen
inanılmaz yemekleri sayfalarca anlatabilirdim. Köydeki konak,
öyle neşeli, muhabbetli ve mutluluk saçan bir ev ki…
Benden Selam Söyle Dağlara, Benden Selam
Nurettin Rençber bir türküsünde, uzun zamandır göremediği sevgilisine turnam diye seslenerek “dağlara selam söyle”
demiş. Sabah penceremi açtığımda ulu dağlar gördüm karşımda, bana bu türküyü öğreten çok sevdiğim dostumu düşündüm uzun uzun…
Yine de, ne kadar keyifli olursa olsun Ortan’daki her gecemiz,
ertesi gün çıkacağımız Pokut’un heyecanıyla dolu olur hep...
Pokut, insanı şair; Ortan ise yazar yapabilir. Böyle bir potansiyeliniz varsa bir defter kalem alıp buralara gelin.
38 gezi
39
Pokut’ta ayak bastığınız her yer, dağdan yaylaya, yayladan bostana, bostandan
eve, yankılanan düşler, sesler, hikayelerle doludur. Baharda çiçeklerin
coşkusuna; yazın yeşile, kışınsa kar tanelerine sevdalı bir yayladır Pokut…
Böyle bir manzara karşısında ya sevinçten ya şaşkınlıktan
ya da hayranlıktan ağlarsınız. Ben hepsini birden yaşayarak
kendimi karların üzerine attım. Artık sadece dağların zirveleri
değil, görebildiğimiz her yer bembeyazdı.
Bir gecede neredeyse iki karış kar yağmış, şimdi ise bulutsuz, pırıl pırıl bir havada güneş açmıştı. İnsana, karlı bir kış
sabahında; yüzünü yakan, içini ısıtan bir kış güneşinden
daha fazla mutluluk verebilecek çok az şey vardır.
Pokut yolcusu olduğumuz sabahlar erkenden kalkar, pilitadan yeni çıkmış ekmeklerimizi hangi reçele süreceğimizi
şaşırır, muhlamanın (mıhlama değil) içine doğranan mısır
ekmeğini tüketip tavanın dibini görmek için adeta yarışırız.
Yasemin’in babası Ahmet Şişman, uzun yıllar Ankara Washington Restaurant’ta dünya liderlerini ağırlamış bir sunum
ustası. Anne Zeyne Şişman’ın elinden çıkan yemekleri anlatmaya ise kimsenin kalemi yetmez. Aile bu güzel konakta özel
misafirlerini hatta küçük grupları ağırlıyor, yemek servisi veriyor.
Pokut’a mayıs ortasından sonra hayvanlarla, yüklerle, yürüyerek gerçek bir yayla çıkışı yaşama şansı henüz bulamamış
olsam da, yapılacaklar listemin üst sıralarındaki yerini koruyor. Yaylaya giden 25 kilometrelik yolun bazı bölümleri hayli
bozuk. 4x4 bir arazi aracı ya da yüksek bir otomobil şart. Bizi
bu kez, yazın Çamlıhemşin-Pokut arasında mekik dokuyan
genç arkadaşımız Yasin cipiyle çıkaracak. Yasin’in, sempatik
hali ve komik anıları yanında süper bir Karadeniz müzik arşivi
olması, yolculuğu daha eğlenceli kılıyor. Dönüşteki hedefimiz yürüyerek yarım günde Ortan’a inmek.
en az 200 yıllık bir ahşap-taş yayla evi. Ben bu evin bir ruhu
olduğunu düşünmüşümdür hep. İki asırlık, mis gibi odun kokan, yaşlı ve misafirperver bir sığınak.
Eşyaları hızlıca yerleştirip kendimizi dışarı atıyoruz. Hava serin fakat açık ve yağışsızken birkaç saat yürümeyi planlıyoruz
çevrede.
Pokut bu, ne yapacağı belli olmaz
Sıcak bir sonbahar sabahı Çamlıhemşin’den yola çıktık, serin
bir öğlen Pokut’a vardık, yağmur altında yürüdük, soğuk bir
öğleden sonra yaşadık ve akşam kar yağmaya başladı!
Zeyne Abla köyden çıkmadan önce Ahmet Abi’ye “ne haliniz
varsa görün” demişti. Galiba göreceğiz.
Orman içindeki patikadan önce Eğnetap, sonra tepedeki dağ
kulübesi etrafında yaban mersini ziyafeti. Yaban Mersini’ni
ayılar da çok seviyor. Kış öncesi yoğun şekilde beslendikleri
ve civarda insan olmaması nedeniyle yaylaya kadar geldikleri bir dönemdeyiz. Fakat inanın, yaylaya insan inecek deseniz
daha tedirgin olurdum!
29 Ekim, kar yağması için gayet olağan bir tarih. Fakat 5 dakika pencereden dışarı bakıp lapa lapa yağıyor olmasının normal olup olmadığını konuşmadan edemiyoruz.
Doğal meyve takviyesinden sonra patika olmadan ağaçlar ve
kayaların arasından güçlükle ilerlediğimiz cangılın bitiminde
keskin bir kılıç gibi vadiye uzanan Ares Burnu ve dönüşte Sal
Yaylası, gezinin diğer keyifli rotaları oldu.
Bakmayın böyle anlattığıma. Yağan karla çok mutlu olduk. Tek
sorun, böyle yağmaya devam ederse yarın yayladan nasıl döneceğimiz! Sobanın sıcaklığı, yemeklerin yarattığı mahmurluk
ve günün yorgunluğu, gece yarısı olmadan yatakların yolunu
tutmamızı kolaylaştırdı. Bakalım sabah bizi neler bekliyor?
Önce nefis bir vadiyi ve yükseldikçe heybetli dağları izlediğimiz bir yoldan Pokut’a ulaşmak 1 saat sürüyor. Bitti mi, hayır!
Burada da arabalar evlerin önüne kadar gitmiyor çünkü yol
yok. İncecik bir patikadan yürüyerek eşyalarımızı 5 dakikada
eve taşıyoruz.
Bu arada hava hızla soğudu. Rakım 2.000 metre ve bu mevsimde çok normal. Karşı dağlar ve elbette Kaçkar’ın 3.937
metrelik zirvesi karla kaplı. Soba yakma zamanı! Hanımlar
sıcacık evin içinde yemek hazırlığında, erkeklerse dağdan
gelen su hattını kontrol etmek, odun taşıyıp sobayı yakmak
gibi zor ve ağır işleri yapıyor. Yine de yaranamamak gibi bir
sorunumuz olmalı ki, sofranın kurulması da bize kalıyor.
Yaseminlerin yayladaki evi son 2 yıldır “Plato’da Mola” ismiyle gezginlere pansiyon hizmeti veriyor. Plato’da Mola,
Pokut’taki pek çok şey bu dünyadan olamayacak kadar farklı
fakat kadın her yerde kadın!
Eeee, Pokut bu. İnsana her halini gösterir. Yalnızlığı, gerçek
huzuru, sıcağı, soğuğu, yazı, güzü, kışı ve bulutu…
Mevsimlerden kış, güneş yazdan kalma
Ve biz sonbahardayız. Sabah, önünde birikmiş 30 santimetre
kar nedeniyle kapıyı biraz zorlayarak açtım.
Ah Pokut, nelere kadirsin… Hepimizin dilekleri tuttu. Ben kar
görmek istiyordum, Yasemin karda yürümenin hayalini kuruyordu, Ahmet Abi “1 metre kar olsun macera olur” demişti;
Zeyne Abla’nın “ne halimiz varsa görmemiz” dileği ise, hala
kulaklarımızda çınlıyor.
Kısa bir hayret ve sevinç seremonisinin ardından fotoğraf
makinelerimize sarıldık. Bilirsiniz hava dağlarda çabuk döner. Bu manzarayı kaçırmak istemediğimiz için kahvaltıyı
erteleyip Pokut’un yaslandığı dağın en yüksek noktasına koşarak ve son metrelerde sürünerek çıktık.
Solumuzda Kaçkar, karşımızda Amlakit ve Hazindag yaylaları,
sağımızda ise Sal Yaylası, beyaz örtü altında parıldıyordu. Bir
kez daha haklı çıkmıştım. Pokut, bu dünyadan bir yer değildi.
Düşle gerçeği birbirinden ayıramadığınız, mavi göklerin altında, yeşil, kızıl, beyaz, rengarenk bir peri masalıydı Pokut…
Pokut’ta ayak bastığınız her yer, dağdan yaylaya, yayladan
bostana, bostandan eve, yankılanan düşler, sesler, hikayelerle doludur.
Baharda çiçeklerin coşkusuna; yazın yeşile, kışın kar tanelerine sevdalı bir yayladır Pokut… Sonbaharın en renkli hali
bile güzden kalma günlerde düşen kar tanesinin soğukluğundadır…
Bu masalın bir parçası olma şansı buldum, kendimi bu masalın bir kahramanı yerine koydum.
Plato’da durup rüzgara, buluta, yağmura baktım; ağaçlarla
konuştum, kuşlara selam verdim.
Avuçlarıma düşen bir kar oldum, rüzgarla savrulup dağlara
vardım. Pokut’a kar düştü, yarısı beyaz, yarısı kızıl, yarısı
yeşil oldu. Rengarenk bir masal, yıldızlarla dolu bir düş, aldığım nefes kadar sıcak bir anı oldu; yüreğimin en renkli, en
yıldızlı, en gerçek, en hayal yerine geldi kuruldu.
Masal masal içinde, ben masalın içinde, masal benim içimde.
Masal içinde masal
Pokut’un ladinlerle çamların çevrelediği çehresi, kimi zaman
güneşe durur, kimi zaman sise, yağmura…
Pokut bir masaldır.
Hep varmış, hep var olacak…
Gezginlere öneriler
Pokut yaylasına, Rize Çamlıhemşin’den ulaşılıyor. Buraya kadar otobüs ya da özel araçla gelmek mümkün ancak arazi aracınız yoksa ve
o sezon yollar çok bozulmuşsa yaylaya çıkmak için yardım almakta
fayda var.
küçük bir sırt çantası ve yürüyüş ayakkabılarınızı unutmayın. Yakın
yaylalara Yasemin ya da babası Ahmet Şişman’ın rehberliğinde keyifli,
uzun yürüyüşler yapabilirsiniz. Unutmayın yanınızda bölgeyi iyi bilen
birileri olmadan yürümek, kaybolma riski taşıyor.
Yaylalara çıkmak için haziranın başından eylül sonuna kadar olan
dönem, en uygun zamanlar. Elbette macera ve doğanın daha yabanıl
hallerini görmek istiyorsanız bu aylar dışında da şansınızı deneyebilirsiniz.
Pokut’a günler yetmez fakat en azından 2 gece kalmak, 3 tam gün geçirmek gerekir. Pokut gezinizin öncesinde ya da sonrasında ise Trabzon’daki Grand Zorlu Hotel’de mutlaka konaklayın, kentin ve yakın
çevrede gezilecek yerlerin tadını çıkarın. Grubumuzun bu güzide tesisi, aynı zamanda bölgenin de ilk ve tek 5 yıldızlı oteli. www.zorlugrand.
com, telefon 462.326 84 00.
Ulaşım, konaklama, unutamayacağınız yemekler ve civar yaylalara yürüyüş için Plato’da Mola tek adres! www.platodamola.com. Yasemin
Şişman: 532.777 93 96
Pokut’a yazın ortasında bile gitseniz yağmurluk, kalın polar gibi koruyucu kıyafetlerinizi mutlaka yanınıza alın. Yürüyüşe meraklıysanız,
Not: Trabzon’da kalarak rahatlıkla Rize ve Artvin dolaylarını gezebilir,
Batum’a (Gürcistan) geçebilir ya da Trabzon’dan kalkan günübirlik
Batum turlarına katılabilirsiniz. Üstelik Batum’a artık vize ya da pasaport olmadan yalnızca kimlik belgenizle geçebiliyorsunuz.
42 köşe yazısı/metin salt
43
Vestek Elektronik Araştırma Geliştirme A.Ş.
Genel Müdür
[email protected]
İnternet zenginleri
internette 70 milyon siteye yayılmıştır. Eğer siz de internette
cikleyip (twit), dürtmenin (face) ötesine geçmek isterseniz, ücretsiz Wordpress çok iyi bir başlangıç noktası olacaktır.
Wordpress, Wikipedia, Facebook, Twitter, Youtube, Google, Napster, Ebay, Skype, AOL ve niceleri sıradan insanların
internet milyonerlerine dönüşme öyküleri üzerine kurulmuştur.
B
ir yıl içinde zengin olmak isteyeni altı ay içinde asarlar” bir İspanyol atasözüdür. Özünde doğru olsa da,
internetin gelişiyle birlikte ifadeyi değiştirmek gerekir.
Çünkü zengin olmak eskisi kadar zaman almıyor. Bunun canlı
kanıtı Alex Tew, belki de en hızlı milyoner olan internet girişimcisidir.
Okul harcı için site kurdu
Alex, 21 yaşında Nottingham Üniversitesine kayıt parasını
ödeyebilmek için internet üzerinde oldukça ilginç bir web sitesi hazırlar. İnternet sitesi tek sayfadan ibarettir. Sayfada
tek bir poster vardır. Bu poster Alex’in müşterilerinden gelen
resim, logo ve reklamlarının birleştirilmesi ile oluşur. Alex bu
posterin her bir noktasını 1 dolardan reklam verene satışa
sunar. Toplam 1 milyon nokta içeren bu sitenin adını da milyon dolar sayfa (MillionDollarHomePage.com) koyar. Buraya
kadar anlamsız gözüküyor. Ancak İngiliz yayın kanalı BBC’nin
dikkatini çekip yarı şaka yarı ciddi televizyonda haber olunca,
Alex bir anda zengin olur. Site, 26 Ağustos 2005’te açıldıktan
5 ay sonra bir milyon doları geçen gelir elde eder. İlgi o kadar
yüksektir ki son kalan 1000 noktanın satışı eBay üzerinden
açık arttırma ile yapılır ve 38 bin dolara alıcı bulur. Bu internet
olayı daha sonra polisiye bir boyut kazanır. Alex reklam verenlerden topladığı bir milyon dolar karşılığı, 5 yıl boyunca internette kalacağı sözünü vermiştir. Sözünü tutmazsa parayı geri
vermesi gerektiğini bilen internet hackerları, siteye saldırıp
erişimi engellerler. Saldırıyı durdurma karşılığı Alex’ten fidye
isterler. Amerikan ve İngiliz polis teşkilatları konuyu ciddiye
alıp, soruşturma başlatır. Suçlular bulunamaz ama güvenliği
arttırılan site bir hafta içinde yeniden açılır. Sitenin açık kalma garantisi 2010 yılında doldu. Bu zaman içerisinde The Wall
Street, The Daily Telegraph, Financial Times ve diğer önemli
basın organları bu genç adama geniş yer verdi. Site dünyanın
en çok ziyaret edilen 127. sitesi oldu. Site bugün pek aktif değil. Ama konuyu bu kez bir Türk özdeyişiyle bağlamak gerekirse “Atı alan Üsküdar’ı geçti”.
İnternet sayısız yenilik ve değişimin şekillendiği sanal ama
gerçeği kadar büyük bir dünyadır. Bebeklerin doğduğu gün
adına Facebook hesabı açıldığı bir çağda yaşıyoruz. Beşikten
mezara kullanılan internetin yarattığı ekonomi, enerji kıtlığı
olan bir dönemde petrol firmalarının gelirini geçebiliyorsa artık internetin de en az enerji kadar temel gereksinim olduğu
tescil edilmiştir. Bu zenginliği yaratan insanların öyküleri, en
az kazandıkları paraların miktarı kadar özendiricidir. “Zenginin malı züğürdün çenesini yorar”mış. Benim derdim burada
adı geçenlerin milyonlarını saymak değil, onu elde etmek için
ortaya koydukları zeka ve vizyonu alkışlamak.
Bedavadan zengin oldu!
Bu özel insanlardan biri de Matt Mullenweg’dir. 2007 yılında henüz 22 yaşındayken internet için en önemli 50 kişiden
biri olarak onurlandırılmıştır. Matt çoğu web sitesinin temeli
olan WordPress yazılımının (wordpress.org) oluşmasını sağlayan kişidir. WordPress en çok bilinen blog yönetme yazılımıdır. Açık kaynak kodlu ve ücretsiz olan bu yazılımın özelliği
5 dakika içinde kurulabilecek kadar basit olması ve hemen
yazı yazmaya başlanacak kadar kolay kullanılabilmesidir. Bugün benimki dahil milyonlarca web sitesi bu yazılımı kullan-
maktadır. Automattic, Matt Mullengweg’in birkaç arkadaşını
ikna edip bankada beş parası olmadan kurduğu bir firmadır.
Matt’in temel fikri bir blog yazılımı geliştirmek ve bunu ücretsiz olarak dağıtmaktır. Hatta bununla da kalmayıp, geliştirdikleri yazılımın tüm kaynak kodlarını da dağıtır. Bu çılgın fikre
inanan bir çılgın yatırımcı çıkarak şirkete 1.1 milyon dolar yatırır. Bu sırada şirket ofisi olmadan, birbirini görmeden çalışan
yazılımcılardan oluşmaktadır. İki yıl içerisinde 1.8 milyon kişi
Wordpress’e üye olur. Wordpress sayfaları 3 milyar kez görüntülenmiştir. Ücretsiz dağıtılan bu yazılım yayıldıkça profesyonel destek isteyenler ve yardımcı yazılımlar satın almak isteyenler olması kaçınılmazdır. Automattic firması, wordpress
ücretsiz yazılımına uyumlu çalışan paralı yazılımlar üretmeye
ve blog sitelerine ev sahipliği yapmaya başlamıştır.
Bir yıl sonra Matt şirketi satması için teklifler almaya başlar. Ancak şirketi satmaktansa, yeni bir yatırımcıdan 30 milyon dolarlık katkı alarak büyümeye devam eder. 2008 yılında wordpress.
com dünyanın en çok ziyaret edilen 31. sitesi olmuştur. Kısa
sürede internet fenomeni olan Wordpress Matt Mullenweg’e
şirketin ilk yılında 1 milyon dolar kazandırmıştır. Geçen yıl 45
milyon dolar gelir elde eden şirketin desteklediği Wordpress,
Sonunda mahkemelik oldu
İnternette bir şeyleri bedava vermek her zaman başarı getirmemiştir. Özellikle başkasının malını veriyorsanız başınız
derde girer. Sean Parker daha lise yıllarında profesyonel bir
hackerdı. Bilim adamı olan babası ilkokuldayken ona bilgisayar programlamayı öğretmişti. 16 yaşında Fortune 500 firmalarından birinin ağına sızarken FBI tarafından yakalandı. Yaşı küçük olduğu için hapse girmedi. Akıllandığını da söyleyemeyiz.
Lise son sınıfta internet tarayan robotların (crawler) ilk örneklerinden birini geliştirdi. Bu sefer ulusal güvenlik örgütü CIA’in
dikkatini çekti, ama bir iş teklifi için. Sean daha lise yıllarında
babası kadar para kazanıyordu. Bir dahi olarak anılmasına
rağmen, ailesini üniversiteye gitmemek konusunda ikna etti.
Onun yerine internet fenomeni olan Napster firmasını kurdu.
Napster fikri basitti. İsteyen istediği müzik parçasını kendi
bilgisayarına CD’den yükleyecek ve arkadaşlarıyla paylaşabilecekti. Ancak internet toplumu bu “paylaşma” kısmını abarttılar. Gençler milyonlarca müzik parçasını internete taşıdılar.
Napster üzerinden yapılan MP3 müzik dosyası transferleri üniversite ağlarında internet trafiğini kilitlemeye başladı. Bazıları
Napster erişimini engellediler. Bu arada Napster’i durdurmak
isteyen sadece BT yöneticileri değildi.
2000 yılıydı. Ünlü heavymetal grubu Metallica henüz yayınlamadıkları “I Disappear” adlı şarkısını radyolarda duyunca şok
oldu. Aslında sadece bu şarkı değil Metallica’nın tüm stüdyo
kayıtları Napster üzerinden internette dolaşıyordu. Metallica
Napster’ı telif hakları nedeniyle dava etti. Bir ay sonra rapçi
ve prodüktör Dr. Dre de benzeri bir dava ile kapıya dikildi. Çok
geçmeden Madonna kervana katıldı. Napster bu davaları miktarı gizli tutulan tazminatlar ödeyerek kapattı. Ancak bir yıl
içinde diğer müzik prodüktörlerinin davaları gelmeye başladı. Napster hem davaları hem de temyizleri kaybetti. Mahkeme tüm telif hakkı ihlallerinin ortadan kaldırılmasını emretti.
Napster bunu yaptığında geriye “paylaşma” kalmayacağı için
2001 yılında servislerini sonlandırdı. 2002 yılında ise iflas ettiğini açıkladı. Şirketin elindeki yazılım iflas sonrası birkaç kez
el değiştirdikten sonra elektronik satış devi Best Buy tarafından alındı. napster.com artık daha yasal. Telif ödeyen, para
karşılığı üye olunan bir müzik servisi olarak çalışıyor.
İnternet dahisi Sean Parker, o yıllarda başından geçenleri
en iyi üniversite eğitimine değişmeyeceğini söyler. Sean’ın
zekası ve gözü pekliği boşa gitmedi. İlerleyen yılarda Sean,
Facebook’a katıldı ve bugünlere gelmesine önemli katkı yaptı.
Halen Spotify, Airtime gibi internet işlerine yön veriyor. Mal
varlığı 2 milyar doların üzerindedir.
Milyarlık satış yaptı
Pierre Omidyar, açık arttırma sitesi eBay’in kurucusudur. 1995
yılında Pierre, Auction Web adıyla bir online açık arttırma sitesi yazılımı hazırlar. Birçok internet vizyoneri gibi Pierre’in
ana düşüncesi alım-satım yapmayı bireylere indirecek kadar
basitleştirmektir. Açık arttırma yazılımını denemek için siteye
tek bir tane ve bozuk olan bir lazer sunum kalemi satışı koyar. Ancak birileri bu bozuk ürüne 14,83 dolar öder. Pierre,
ciddi olmadığından emin olduğu alıcıyı aradığında, bu adamın
gerçekten bozuk lazer kalemleri topladığını öğrenir. “Her kör
satıcının bir kör alıcısı vardır” boşuna söylenmemiş. Bu satıştan sonra Pierre deneme olarak başlayan sitenin gerçek iş
yapacağına inanır. Çalışmakta olduğu düzenli işinden istifa
eder ve tüm zamanını bu hayalini gerçekleştirmeye adar. İlk
yıl 250 bin satış yapılırken, ikinci yıl 2 milyon satış gerçekleşir.
Aynı yıl olan 1997’de site 7 milyon dolar yatırım alır. Sitenin
adı bugün tanıdığımız eBay olarak değişir. eBay 1998’de halka
açıldığında Pierre’in kağıt üzerinde serveti milyon değil milyar
dolar olmuştur. Bugün eBay dünyanın birçok ülkesindeki açık
arttırma ve satış sitelerinin sahibi veya ortağıdır. Ülkemizde
de gittigidiyor.com sitesi eBay ortaklıdır. eBay’de bugüne kadar böbrek satışından milyon dolarlık uçak satışına kadar her
türlü ürün satışına rastlanır. eBay 2012 yılında elde ettiği 14
milyar dolarlık gelir ile internet ticaretinin şaşırtıcı büyüklüğünü göstermektedir.
Bu haber para eder
Ele, avuca, dize, göze internet geldi. Neredeyse bir nesil internet ile büyüdükten sonra erişim mobil boyut kazandı. Yeni nesil de mobil bağımlı yaşamları doğrultusunda yaratıcılıklarını
mobil uygulamalara yansıtıyorlar.
İngiliz genç Nick D’Aloisio onlardan biri. Doğum yılı 1995. 12
yaşında Apple uygulama geliştirme ortamıyla tanışıyor. 15
yaşındayken Trimit adlı bir uygulama geliştiriyor. İnternette
ödev yaparken birçok siteyi incelemek uzun ve sıkıcı geliyor.
Bu üşengeç genç adam da kendi çözümünü kendi üretiyor.
Geliştirdiği uygulama uzun bir yazıyı alıp özetini çıkarmaya
yarıyor. Bu uygulamayı web sitelerinde çalıştırırsanız arama
yaptığınız sitelerdeki bilgiyi birkaç kelime ile özetlemiş olursunuz. Bu özetlere bakıp, devamını okumaya ya da geçmeye
karar vermeniz büyük kolaylık getiriyor. Bu yaklaşımı haber
sitelerine uyguladığımızı düşünürsek, uygulama onlarca web
Ele, avuca, dize, göze internet
geldi. Neredeyse bir nesil internetle
büyüdükten sonra erişim mobil boyut
kazandı. Yeni nesil de mobil bağımlı
yaşamları doğrultusunda yaratıcılığını
mobil uygulamalara yansıtıyor.
sitesinden haberleri tarıyor. Hepsinin kısa özetlerini çıkarıyor.
Kullanıcının önüne haber başlıkları ve kısa özet şeklinde getiriyor. Bir bakışta gündemi yakalamak ve ilgi duyulan haberin
web sitesine giderek kalanını okumak çok kolaylaşıyor.
Nick uygulamasını tanıtmak için Gizmodo’da teknoloji yazarı Casey Chan’e mailler atar. Aslında adamın mail kutusunu
yüzlerce mail ile doldurur. Mutsuzluğunu saklamayan Casey
de henüz eksikleri olan Trinit’i haftanın en kötü uygulaması
olarak seçip yayınlar. Bu gelişmeler olduğunda henüz resmen
çocuk olan Nick, ağlayıp zırlayarak kendini epey rezil eder.
Ancak bu drama “Reklamın iyisi kötüsü olmaz” deyimini doğrularcasına Hong Konglu bir yatırımcının dikkatini çeker. Nick
buradan aldığı 300 bin dolarlık yatırım ile, tüm yazılımı baştan
yazar ve Summly (Özetçe) adıyla yeniden pazara koyar. Bundan sonra sinema oyuncusu Ashton Kutcher, John Lennon’un
karısı Yoko Ono gibi daha ilginç kişilerden bir milyon dolar yatırım alır. “Bu insanlar yatırımdan ne anlar?” dememek gerekiyor. 2012’de Summly Apple’ın en yaratıcı uygulaması olarak
seçilir. Bu başarılarla tarihle hesaplaşan Nick sonrasında birçok önemli haber ve iş kanalına röportaja davet edilir. Summly
geçtiğimiz aylarda Yahoo tarafından 30 milyon dolara satın
alındı. Uygulama pazardan kaldırıldı çünkü Yahoo bu teknolojiyi kendi uygulamalarına entegre etmek istediğini açıkladı.
Ama Summly cephesinde herkesin yüzü gülüyor.
Ülkemizde yapılan internet yatırımları sayıları ve gelirleri göze
alınarak karşılaştırıldığında oldukça küçük kalıyor. Genellikle
e-ticaret alanında, Markafoni, Trendyol, Yemek Sepeti gibi gelir getiren işlere rastlıyoruz. UzmanTV gibi sıra dışı ve Mynet
gibi cesur girişimler övgüyü hak ediyor. Bu girişimlerin arkasındaki Emre Kurttepeli ve Sina Afra gibi bazıları internetten
edindikleri para ve deneyimi melek yatırımcı olarak gençlere
sunarak bence bu alandaki en önemli eksiğimizi kapatmaya
çalışıyorlar.
44 haber
45
Kurumsal Risk Yönetimi’nde
yeni dönem
Korteks, katma değerli ürünlerle
büyüyor
Bilgi ve İletişim sektörünün en büyük etkinliği olarak anılan SAP FORUM, bu yıl binlerce kişinin katılımıyla İstanbul
Kongre Merkezi’nde “SAP Analitik & İnovasyon Forum” adı altında gerçekleştirildi. Yılın en yenilikçi platformunda
“Müşteri Başarı Hikayeleri” bölümünün konuğu “Kurumsal Risk Yönetimi” projesiyle Zorlu Holding oldu.
İhracat hedefini 45 milyon dolar olarak belirleyen Korteks, katma değerli ürünlerle pazar payını artırarak hedefine
ulaşmayı amaçlıyor. Korteks Genel Müdürü Necat Altın, Ar-Ge ve Ür-Ge alanında gerçekleştirdikleri çalışmalarla yeni
pazarlarda her zaman var olmayı sürdüreceklerini vurguluyor.
Z
orlu Holding Kurumsal Risk Müdürlüğü ve Bilgi Tek­
nolojileri Direktörlüğü tarafından, Eylül 2012 tarihinde
temelleri atılan SAP-GRC (Governance Risk Manage­
ment and Compliance-Kurumsal Risk Yönetimi ve Uyum)
projesi ile ilgili, Bilgi ve İletişim Teknolojileri sektörünün en
büyük etkinliği olarak anılan SAP FORUM’da bir sunum ger­
çekleştirildi.
Yenilikçi yatırım anlayışı
İş dünyasının seçkin misafirlerinin ağırlandığı, binlerce kişinin
katılım gösterdiği SAP Analitik & İnovasyon Forumu’nun “Müş­
teri Başarı Hikayeleri” bölümünde gerçekleştirilen sunum Zor­
lu Holding Kurumsal Risk Yönetim Müdürü Murat Gençer ta­
rafından yapıldı. Teknolojiyle desteklenmeyen Kurumsal Risk
Yönetimi çalışmalarının başarı ömrünün kısa olacağını söyle­
yen Gençer, Zorlu Grubu’nun yenilikçi yaklaşımının ve proaktif
davranarak süreçlerine destek verecek yatırımları yapmasının
önemine de işaret etti. Bilgi Teknolojileri Teknoloji Geliştirme
Sorumlusu Mert Eryazıcı ve ELC Proje ve İş Süreçleri Danışma­
nı Levent Coşkuner de sunuma destek verdiler.
Zorlu Mali İşler Koordinatörü Cem Köksal ve Zorlu Grubu Bilgi
Teknolojileri Direktörü Cihan Sarı sponsorluğunda yürütülen
SAP-GRC Projesi, grubun kurumsal risk yönetim sürecinin SAP
üzerinden takip edilebildiği, Türkiye’de gerçekleştirilen ilk uy­
gulama olma özelliğini taşıyor. Zorlu Holding bünyesinde faa­
liyet gösteren Kurumsal Risk Yönetimi Bölümü’nün Vestel’de
gerçekleştirdiği Kurumsal Risk Yönetimi Projesi’nde teknolo­
jiden en etkin şekilde faydalanma motivasyonu SAP-GRC’nin
kullanımını gündeme getirdi.
Kısa sürede hayata geçirildi
Çok kısa bir süre içerisinde başarıyla gerçekleştirilen uyar­
lamanın ardından proje içeriğinin sisteme tamamen entegre
edilmesi, sürecin başarısını pekiştirerek gelecek dönemlere
yönelik sürekli izleme metodolojisine uygun sağlam bir yapı­
nın hazırlanmasını sağladı.
Böylece, var olan platformlar ile kusursuz entegrasyonu bu­
lunan, kurum içi risk iletişim, otomatik veri toplama ve veri hazırlama ile risk yönetim sürecini destekleyen otomatik iş akışı
yapısı sağlandı.
A
vrupa ve Ortadoğu’nun en büyük entegre polyester
iplik üreticisi ve ihracatçısı Korteks Mensucat Sanayi
İplik Fabrikası, 1989’dan bu yana faaliyette bulunuyor. Fabrika üretimini Bursa’da, toplam 335 bin metrekarelik
alanda gerçekleştiriyor. Tesis, 580 ton/gün polimer, 400 ton/
gün POY, 120 ton/gün FDY, 350 ton/gün tekstüre, 25 ton/gün
bükümlü, fantezi ve elastanlı, 10 ton/gün hava tekstüre ve 60
ton/ay mono iplik üretim kapasitesi ve 2000 çalışanıyla Türkiye tekstil sektörünün can damarını oluşturuyor.
Ar-Ge ile ürün çeşitlendirme, otomasyon ile sistem geliştirme
alanlarındaki yatırımlarına hız veren Korteks, farklı özelliklere
sahip ve katma değeri yüksek ürünlerle yaptığı ihracatı artırmayı planlıyor. 2013 yılı ihracat hedefi 45 milyon dolar olan
Korteks, ürünlerini 60’tan fazla ülkeye ulaştırıyor.
Yıllık cirosu 450 milyon dolar civarında olan Korteks; üretim, ciro, satış, tesis büyüklüğü gibi kriterlerde Avrupa ve
Ortadoğu’nun en büyük polyester iplik üreticisi konumunda
bulunuyor. 2012’de yapılan kapasite artırımının yanı sıra, ArGe ve ürün çeşitlendirme ile otomasyon geliştirme gibi iş alanlarında yatırım yapan Korteks, geri dönüşümlü polyesterle
ilgili çalışmalarına da devam ediyor.
Taç markalı iplikleri dünyanın birçok ülkesinde de tercih edilen Korteks, özellikle spor giyimde kullanılan; nem emiciliği
yüksek, nefes alabilen, çabuk kuruyan Dry Touch® markalı
kumaşların tanıtımına ağırlık veriyor. Korteks, Dry Touch®
Nem Yönetimi Sağlayan Kumaşlar için özel olarak geliştirdiği ipliklerin yanı sıra farklı fonksiyonel özellikler taşıyan Taç
Flame Retardant, Taç Cottonlike, Taç Antimicrobial, Taç Micromuss, Taç Antistatic ve Taç UV Resistant gibi markalı ürünlerle
teknik tekstile yönelik üretimde bulunuyor. Korteks, ürettiği
polyester tekstüre iplikleri ağırlıklı olarak Almanya, Belçika,
İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa, İrlanda, Polonya, Macaristan, Portekiz gibi Avrupa Birliği ülkelerine gönderiyor. Ayrıca
Bulgaristan, İran, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus, Suriye, Lübnan,
İsrail, Brezilya, ABD, Kanada, Kolombiya, Meksika ve Güney
Afrika gibi 60’tan fazla ülkeye ihracat yapan Korteks, farklı
ve katma değeri yüksek ürünlerle pazar payını artırmayı hedefliyor. “High Count” gibi nitelikli ve özellikli flament iplikler
üretebilecek teknolojiye sahip olan Korteks; Taç markalı süper
parlak, mat, yarı mat ve full mat olarak, polyester tekstil cipsleri, ekru ve polimerden boyalı polyester POY, FDY, tekstüre,
hava tekstüre, düz ve bükümlü ipliklerin üretimini de yapıyor.
Müşterilerle sürekli iletişim ve işbirliği içinde olduklarını ve
stratejilerine bu şekilde yön verdiklerini belirten Korteks Genel Müdürü Necat Altın, “Teknik tekstillere yönelik fonksiyonel ürünlere verdiğimiz önem ve Ar-Ge çalışmalarımız ile yeni
pazarlarda her zaman var olacağız. Dünyanın önde gelen otomotiv kumaş üreticilerine sunduğumuz otomotiv iplikler programımızla otomotiv kumaş projelerinin tasarım aşamasından
seri üretim aşamasına alınması sürecine kadar müşterilerimizle sürekli işbirliği içinde çalışarak hızlı, esnek ve güvenilir
servis sunmaktayız” diyor.
Necat Altın
46 haber
47
Vestel, TV Connect Fuarı’nda...
Lüks pazarlama tüyoları...
Marka ve ürünlerinin gelişimine önem veren Vestel, Londra’da 83 ülkeden 7500’e yakın üretici ve yayıncının
katılımıyla düzenlenen TV Connect fuarında Türkiye’yi temsil ederek inovatif ürünlerini dünyaya tanıttı. Vestel,
tümüyle yerli üretim ürünü olan tablet PC’den IP bazlı televizyonlara kadar birçok inovatif ürününü sergiledi.
Zorlu Center Lüks Pazarlama Zirvesi’nde Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencileriyle buluştu. Zorlu Center adına
zirveye katılan Zorlu Gayrimenkul Pazarlama ve İletişim Müdürü Didem Yanaray, Zorlu Center’ın yenilikçi ve başarılı
pazarlama çalışmalarını öğrencilere aktardı.
V
estel, İngiltere’de düzenlenen 2013 TV Connect
Fuarı’nda Smart TV’den tablet PC’ye, dijital kutulardan akıllı tahtaya dijital ve elektronik ürünleriyle yer aldı. Vestel’in hedefleri hakkında bilgi veren Vestel
Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, “15
yıldır elektronikte Türkiye’nin ihracat şampiyonu unvanını
koruyoruz. 2012’de 2,9 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik.
Hedefimiz, bu yıl toplam yüzde 11 artışla 2013 sonunda 3.1
milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşmak” dedi.
L
takip etti. Zirveye de konu olan ve lüks olarak tanımlanan segmentte uluslarararası pazarlama stratejilerini ve yeni trendleri
anlatan Yanaray, aynı zamanda Zorlu Center’ın yenilikçi ve başarılı pazarlama çalışmalarını da öğrencilerle paylaştı.
aşamasından farklı hedef kitleler için gerçekleştirdiği pazarlama iletişimi uygulamalarına kadar tüm süreçlerden farklı
örneklerin yer aldığı sunum, öğrenciler tarafından büyük bir
dikkatle izlendi.
Zorlu Center adına Zorlu Gayrimenkul Pazarlama ve İletişim
Müdürü Didem Yanaray’ın katıldığı zirveyi yaklaşık 400 öğrenci
Yanaray, Zorlu Center’ın gayrimenkul sektöründe farklılaşan
pazarlama çalışmalarının aynı zamanda, birebir iletişim, kültür ve sanat odaklı yaklaşım, deneyim yaratma ve kişiselleştirme gibi özellikler taşıdığını vurguladı. Zorlu Center’ın proje
Tüm gün devam eden Lüks Pazarlama Zirvesi’de, sektörün durumu, geleceğe dair öngörüler, yeni pazarlar, güncel tüketici
ve ürün trendleri, marka yönetim stratejileri ve mağaza ilişkileri gibi konular üzerinde de duruldu.
üks Pazarlama Zirvesi, 29 Mart 2013 tarihinde, İstanbul
Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü tarafından Santral
İstanbul’da düzenlendi. İstanbul Moda Akademisi işbirliğiyle gerçekleşen etkinliğe, Zorlu Center yetkililerinin yanı
sıra akademisyenler, ulusal ve uluslararası marka temsilcileri
ve öğrenciler katıldı.
Erdoğan, “Bugün tüm dünyada 500’ün üzerinde markaya
üretim yapıyoruz. Son olarak Bhutan ve Brunei Krallığı’nı
da Vestel’in dağıtım ağına ekleyerek ihracat haritamızı 140
ülkeye çıkardık. Hedefimiz 2013 sonunda 3.1 milyar dolarlık
ihracat hacmine ulaşmak” dedi.
Vestel’in yurt dışı satışlarının yüzde 70’ini elektronik ürünlerin oluşturduğunu belirten Erdoğan, “Türkiye’nin LCD TV
ihracatının yüzde 88’ini tek başımıza gerçekleştiriyoruz. Bugün Avrupa LCD TV pazarında yüzde 21’lik payla ikinciyiz”
dedi. Erdoğan, bu yıl Güney Afrika’ya TV ihracatında ilerlemeyi, Hindistan, Avustralya ve Güney Amerika pazarlarında
satışları artırmayı hedeflediklerini kaydetti.
Marka ve ürünlerinin gelişimine önem veren Vestel,
Londra’da 83 ülkeden 7500’e yakın üretici ve yayıncının
katılımıyla düzenlenen TV Connect fuarında multi screen
Smart TV teknolojisi, 10.1” tablet PC’si, uydu,kablo ve karasal set üstü kutuları, IP bazlı TV ve set-üstü kutu sistemleri,
dokunmatik bilgi ekranları, videowall sistemi, akıllı tahta ve
transparan LCD monitörü sergiledi.
Vestel’in ilk kez bu fuarda tanıtılan ürünleri arasında ise Sat
IP set üstü kutusu, Android tabanlı dijital set üstü kutu platformları ve yüzde 100 Türkiye üretimi tablet PC de yer aldı.
Turan Erdoğan
Erdoğan, “Vestel’in 2013 yılı hedefleri arasında satış yapacağı TV’lerin yüzde 25’inin, set-üstü kutularının yüzde 20’sinin internete bağlanabilir olması da yer alıyor.
Bu hedefi gerçekleştirebilmek için IP tabanlı ve OTT TV platformuna uygun yeni ürünler geliştiren Vestel, birçok operatör ve servis sağlayıcı ile yeni projeler ve iş modelleri üzerinde çalışma ortamı bulabileceği TV Connect gibi fuarlarda
yer alıyor.” dedi.
Fuara katılımın büyük oranda Avrupa ülkelerinden gerçekleştiğini belirten Erdoğan, “Doğu Avrupa ve Balkan ülkeleri
AB’den aldıkları finansal yardımlar sayesinde çok gelişmiş
bir internet altyapısı kurdular.
Bu nedenle bu ülkelerde IPTV hizmetleri diğer Avrupa ülkelerine göre daha hızlı gelişmekte ve çok sayıda IP operatörü
bulunmakta. Bu ülkelerden operatörlerin fuara yoğun ilgi
gösterdiğini görüyoruz” dedi.
Didem Yanaray
48 hobi
49
Amatör ama tutkulu fırçalar
Son 3 yıldır birlikte resim yapıyorlar. Zorlu Gayrimenkul’de Bütçe Maliyet Sorumlusu olan Dilek Baloğlu
ve Peyzaj Müdürü Zerrin Bucaklı, resim hobilerini anlatırlarken her ikisinin de gözleri, ne kadar tutkulu
olduklarını belli ediyor. Resim yapmaktan söz ederken kelimelerinden amatör ruhun tevazusu hiç eksik
olmuyor.
İ
TÜ İnşaat Mühendisliğinden mezun Dilek Baloğlu 20
yılı aşkın bir süredir inşaat sektörünün içinde. Sektörde şantiye mühendisliğinden projelendirmeye dek sektörün her alanında koşturan Baloğlu, son dört yıldır Zorlu
Gayrimenkul’de Bütçe Maaliyet Sorumlusu olarak görev yapıyor. Peyzaj Mimarlığından mezun Zerrin Bucaklı da mesleğinde neredeyse 20 yılı doldurmuş. Yaklaşık 6 yıldır da Zorlu
Gayrimenkul’de Peyzaj Müdürü olarak görev yapıyor. Her ikisi
de, ZORLU çatısı altında ve mesleklerini yürütüyor olmaktan
son derece memnun olduklarını belirtiyorlar. Bir diğer ortak
noktaları da “özel bir tutku” olarak adlandırdıkları resim. Son
üç yıldır, boyalar, fırçalar ve tuvallerin arasında, birlikte devam
ettikleri bu rengarenk yolculuğu bizimle paylaştılar.
Z: Resme olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?
Dilek Baloğlu: İlkokul çağlarımdan beri en büyük zevkim resim yapmaktı. Bu merakımı kendi dünyamın dışına taşıdığım
ilk olay da yine ilkokul sıralarında yaptığım bir karikatürün
Milliyet Çocuk Dergisi’nde yer almasıydı. O tarihten sonra ne
oldu derseniz, hep amatör bir ruhla kendi kendime karaladım.
2001 yılında restorasyon eğitimi alan bir arkadaşım sayesinde
kalemişi ile tanıştım. Bir yılı aşkın süre kalemişi yaptım. Yoğun
iş temposundan dolayı ara vermek zorunda kaldım ta ki 2009
senesinde resim eğitimi almaya başlayana dek.
Z: Nerede eğitim aldınız? Neler yaptınız?
D.B.: İlk olarak Belediyenin Halkalı çevresinde, benim gibi
amatör ruhlara tahsis ettiği bir mekanda başladık. İki saygıdeğer hocamız vardı. Fiziki koşullarımız iyi olmamasına rağmen hocalarımız önderliğinde çalışmalarımıza devam ettik.
Her hafta muhakkak bir araya gelip resim yapıyorduk. Bu çalışmalarımız iki yıl kadar sürdü. Sonrasında hocamız Huriye
Tütüncü’nün kurduğu Civan Atölye çatısı altında daha keyifli
bir şekilde resim yolculuğumuza devam etmeye başladık.
Zerrin Bucaklı
Zerrin Bucaklı: Resmi çok severek yaptığımı hatırladığım
ilk dönemler ortaokul yıllarım. O dönemde resim öğretmenlerimin teşvikiyle resim yapmaya başlamıştım. Türkiye çapında yarışmalara katılırdık. Güzel sonuçlar aldıkça resme
ayırdığım vakit de resim yapmaktan aldığım keyif de arttı.
Bu süreç, lise bitene kadar devam etti. Nihayetinde lise son
sınıfa geldiğimde, herkes dershaneye giderken ben resim
atölyesine gitmeyi tercih ettim. Akademi’nin sınavlarına
hazırlanmak üzere, resim öğretmenim Süleyman Gürsoy ile
beraber kendi atölyesinde, Sakarya Sanatevi’nde , bir yıl kadar çalıştık. Aynı yıl hem Peyzaj Mimarlığı’nı hem de Resim
bölümünü kazanınca, bölüm seçimi konusunda büyük bir
kararsızlık yaşadım. Peyzaj Mimarlığı’na kayıt yaptırmaya
giderken dahi kararsızdım. Rahmetli babam, “Bir yıl denedikten sonra hala içine sinmez ise bu bölümü bırakır resme
başlarsın” demişti. Peyzaj Mimarlığına devam ettim tabii.
Dilek Baloğlu
Fakat resim duygum, her projeyi bir tuvale dönüştürme çabam hep varoldu. Yıllar sonra Dilek sayesinde resme yeniden başladım. Üç yıldır atölyeye birlikte devam ediyoruz.
Başladığımız noktadan çok daha iyi bir yerde olduğumuza
inanıyorum.
Z: İş hayatınızın yoğunluğunda resim yapmaya nasıl vakit
ayırıyorsunuz?
Z.B.: Haftada bir gün, pazartesi akşamları iş çıkışı atölyeye gidiyoruz. Resim yaptığımız süre boyunca, tuvalin dışındaki her
şey önemini yitiriyor. Zamanın farkına varmadan, gece yarılarına kadar keyifle çalışıyoruz. İş hayatının yoğunluğunu, telaşını, sıkıntısını ve tüm bunların üzerinizde bıraktığı yorgunluğu
düşündüğünüz zaman, resim yapmak, oksijeni bol bir nefes
almak gibi ya da iple çektiğimiz hafta sonu tatillerine eşdeğer benim için. Sadece kendiniz için bir şeyler yapıyorsunuz,
50 hobi
51
“İnşaat sektörü çok sert bir sektör;
eğer uygulamacı olarak birebir
üretimin içindeyseniz, hele bir de
kadınsanız... Güçlü olmak, ruhunuzu
da güçlü tutmakla mümkün. Resim
bunu yapabilmek için iyi bir yol.”
kendinize ait, kendinizle baş başa kaldığınız bir an. Rehabilite
eden bir zaman dilimi adeta. Ben, o yüzden resim yapmaktan
vazgeçemiyorum.
D.B.: Haftada bir akşam iş çıkışı resim için her daim zamanım
baki... Yıllardır yoğun ve yorucu bir iş hayatının içinde çalışıyorum. Hayata bu yönden bakınca, tuvallerde geçen zaman benim için kaçış ve rahatlama anları haline geldi. Benim için tuvalin başına oturduğum ve elime fırça aldığım andan itibaren
başka bir dünya başlıyor. bildik tanıdık hiçbir şeyin olmadığı,
resim yapmaktan başka hiçbir düşüncenin zihnimi meşgul etmediği bir dünya.. Üstelik terapi etkisi ile dingin ve huzurlu bir
hafta geçiriyorum.
Z: Hobinizin işinize katkıları nelerdir?
D.B.: Resim yapmak emek ve de sabır ister, başladığınız bir
resmi bitirmek gerçekten büyük bir çaba ve arzunun neticesidir. Bunu başardığım vakit aldığım haz tüm iç dünyama ve
iş hayatıma yansıyor. Ürettikçe hem verimim hem de enerjim
artıyor. Hayata bakış açımı değiştirdi, çevremdeki her obje, resim yapma isteğimi uyandırmaya başladı.
Z.B.: Şantiyede uygulamacı iseniz eğer salt estetik kaygıları geri plana iterek teknik bir bakış açısı kazanmak zorunda
kalıyorsunuz; işinizi doğru kurallarla yapmak ve zamanında
bitirebilmek için. Burda bir arkadaşımın sözü aklıma geliyor;
YDİ SDU / Yeter Derecede İyi Son Derece Ucuz. Espirili bir yaklaşım elbette ama yaptığınız işte bir optimizasyon yakalamak
zorunda kalıyorsunuz özetle. Bu da sizin bakış açınızdaki estetiği ister istemez bir miktar törpülüyor. Ancak bir köşesinden
sanatla uğraşmaya başladığınızda bu uğraş size içinizdeki estetiği yeniden hatırlatıyor.
İnşaat sektörü çok sert bir sektör eğer uygulamacı olarak birebir üretimin içindeyseniz, hele bir de kadınsanız. Güçlü olmak,
ruhunuzu da güçlü tutmakla mümkün. Resim bunu yapabilmek için iyi bir yol.
Z: Resmin peyzajla arasındaki ilişkiyi anlatabilir misiniz biraz? Birbirini nasıl etkiliyorlar?
Z.B.: Peyzajdan bahsediyorsak, yapısal ve bitkisel elemanlar
ile kurguladığımız, yapının dışındaki herhangi bir alandan söz
ediyoruz demektir. Nihayetinde yarattığınız her düzenlemeye
karşıdan baktığınızda, formlar, oranlar ve renklerle alakalı
olduğunu görüyorsunuz. Bu bakış açısı ile peyzajı ve resmi
aynı düzlemde görmek mümkün. Ben, böyle görmekten keyif
alıyorum. Yani tuval üzerinde yaptı-ğım her ne ise aslında sahada yarattığım şey de aynı. İki boyutlu düzlem, üçüncü boyutu kazanıyor ve tuvalin içerisinde buluyorum kendimi; Robin
Williams’ın “What Dreams May Come” filminde olduğu gibi.
Özetle her ikisi de birbirini besliyor; birini geliştirmek adına
gösterdiğim çaba kuşku yok ki diğerine de katkı sağlıyor.
Z: Ressam olarak kimleri beğenirsiniz, örnek aldığınız ressamlar var mı?
Z.B.: Lise yıllarımdan beri Neşet Günal resimlerini çok seviyorum. Karakteristik olarak büyük gözler, büyük eller vardır
resimlerinde ve insan sıcaklığını aktarır izleyene. İnsan manzaraları üzerine çalışan Günal’ın resimleri, beni çok etkilemiştir.
Belki de onun etkisiyle insan figürü çalışmayı çok seviyorum,
kendimi bu yönde geliştirmeye çalışıyorum. Mustafa Ayaz’ın
resimlerindeki renkleri, Zerrin Tekindor’un portrelerindeki
kocaman gözleri seviyorum. Tekindor’un bir ropörtajında, 34
yaşında Akademi’ye başlayıp özel öğrenci statüsünde eğitim
aldığını okumam, resme yeniden başlamamı sağlayan kıvılcım
olmuştur. Elbette büyük usta Picasso beni çok etkilemiştir;
sergisini izlerken büyülendiğimi söyleyebilirim. Özellikle izlediğim bir videoda, resim yaparkenki hali, yüzündeki ifade,
aldığı keyif, hareketlerindeki dinamizm ve akıcılık beni çok etkilemişti. Bu öyle bir dünya ki, içine girdiğinizde belli çizgiler
arasında kalmıyorsunuz; her ustanın farklı duyguları etkiliyor
sizi. Van Gogh’un tek iyimser resmi olan “Badem Baharları”nı,
kardeşinin bir oğlu olduğunu ve kendisinin adını verdiklerini
öğrendiğinde yaptığını bilmek de çok çarpıcı. Resim, yaşamdan
bağımsız değil asla, bambaşka bir yerde durmuyor. Yaşarken
algıladıklarınız, hissettikleriniz tuvalinize yansıyor. Etkileniyorum evet ama örnek almak için dahi, çok daha ileri seviyelerde
olmak lazım. Ben henüz bir amatörüm, işime parelel, beni zenginleştirdiğine inandığım için resimle ilgileniyorum.
D.B.: Lise yıllarında tanıştığım ressamlar bende iz bırakan ve
etkileyen isim Nuri İyem’dir. Anadolu insanını onların yaşamını, iç dünyasını anlatan figüratif resimleri beni çok etkilemiştir.
Özellikle kocaman gözlü Anadolu kadınları. Bilinç altının düşsel bir ortamda fırçaya döken Picasso ve Miro da beğendim
ressamlar arasındadır. Özellikle Picasso’nun hayatındaki tüm
dinamizmi, hareketi, neşeyi ve keyfi tuvaline yansıtma hali büyüleyicidir. Resme adanmış bir hayatın çerçevesinde yaşarken hayatı ıskalamayıp aşkları, çocukları ve değişken evleriyle
orantılı ruh hali her zaman bana ilginç gelmiştir.
Z: En çok hangi tarzda resimler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
D.B.: Ben daha çok renkleri ve biçimleri farklı tarzda yansıtmayı seviyorum. Konturlar renklerle birlikte önem kazanıyor.
Parlak canlı renkler kullanarak kendime göre yorumlamayı
seviyorum. Daha yolun başında olduğum için farklı figürler ile
çalışarak kendi stilimi yakalamaya çalışıyorum. Ancak renklerin çeşitliliğini kullanma arzum, sanırım pozitif ruh halimi ve
hayata renk ahenk bakışımdan kaynaklanıyor.
Z.B.: Hep diyorum ya, ben bir amatörüm ve öğrenmek için deniyorum. İnsan figürü ve portre çalışmayı çok seviyorum. Bu
üç yıl içerisinde ürettiklerime baktığımda gerçekçi bir yaklaşım ağır basıyor görünse de varmak istediğim nokta gerçekçilik değil. Fotoğraf makinesiyle alabileceğiniz bir görüntüyü
tuvalin ya da kağıdın üzerine aktarmak bana özel gelmiyor.
Ancak öğrenmek için en doğru yöntem olduğuna inanıyorum.
Biriktiriyorum şu an; tanıyıp öğrenmeye, anlamaya çalışıyorum. Bu süreç beni nereye götürecek, göreceğiz.
Z: Resimlerinizle katıldığınız herhangi bir sergi ya da yarışma var mı?
D.B.: İlk karma sergim 2010’da Ataköy Yunus Emre Kültür
Merkezi’nde oldu. Tek bir tablo ile katıldım. 2011’de Levent Tenis Kulübü’nde Renklerin Dansı adlı karma bir sergimiz oldu.
Onun akabinde bir ay sonra Halkalı Kültür Merkezi’nde bir sergimiz oldu. 28 Nisan 2013’te Halkalı Kültür Merkezi’nde “Renkli
Eller” adlı karma sergiye Civan Atölye olarak 5 arkadaş katıldık.
Amatör ruhla, profesyonel bakışla, hayatın renklerini tuvallerde
paylaşarak keyifle çalışmaya devam etmek en büyük arzum.
Z.B.: 2010’da birlikte katıldığımız Levent Spor Klubü’ndeki
sergi, benim ilk karma sergim olmuştur. Son üç sergide, resimlerimiz birlikte yeraldı. Dilek’in aktardıklarına ilave olarak;
2011 yılında, Halkalı Kültür Merkezi’ndeki sergimizden kısa bir
süre sonra da Kadıköy’de, Şirket-i Hayriye Sergi Salonunda
“Kimyasalart” grubunun düzenlediği “Suya Kavuşma” temalı
sergisine katıldık.
52 haber
53
“Tasarım fabrikası”na üç ödül
Linens büyümeye devam ediyor
Vestel ürünleri, tüm kriterlere sahip tasarımlarıyla, Avrupa’nın en prestijli tasarım yarışmalarından Red Dot Design
Award 2013’te ödüllerin adresi oldu. Vestel, iki beyaz eşya ve bir elektronik ürünüyle 3 tasarım ödülü kazandı.
Zorlu Tekstil Grubu’nun yenilikçi ve öncü markası Linens, yeni mağaza açılışlarıyla büyümeye devam ediyor. Linens; 62
yurt içi, 21 yurt dışı olmak üzere toplamda 83 mağazayla yaklaşık 31 bin 870 m2 satış alanında hizmet veriyor.
V
retim gücü ve markalarıyla ev tekstili sektöründe lider
olan Zorlu Tekstil Grubu’nun yenilikçi ve öncü markası
Linens; 62 yurt içi, 21 yurt dışı olmak üzere toplamda
83 mağazayla bugün yaklaşık 31 bin 870 m2 satış alanında hizmet veriyor. Büyümeye devam eden Linens, 2013 yılı Mayıs ayı
sonu itibarıyla yeni mağaza açılışları gerçekleştirdi.
estel, Avrupa’nın en prestijli tasarım yarışmalarından Red
Dot Design Award 2013’ten iki beyaz eşya, bir elektronik
ürünüyle 3 tasarım ödülü kazandı. Vestel, beyaz eşyada
Aline bulaşık makinesi ve Suave klima tasarımı ile ödüle layık bir
performans gösterirken elektronikte Taction uzaktan kumanda
tasarımıyla ödül aldı.
Kendi alanlarında profesyonel jüriler tarafından inovasyon,
fonksiyonellik, kalite, ergonomi, sağlamlık, içerik, kullanım kolaylığı ve çevresel uyum kriterleri çerçevesinde değerlendirilen
Vestel ürünleri, tüm kriterlere sahip tasarımlarıyla Red Dot Design Award 2013 ödüllerinin adresi oldu. Tasarımı rekabetin olmazsa olmaz bir parçası olarak gören Vestel, 2012’de öne çıkan
tasarımlarıyla toplam 92 tasarım ödülüne layık görülmüştü.
Ü
İstanbul’da Akkoza ve Marmarapark’ın yanı sıra Rize, Samsun
ve Adana gibi illerde yeni mağazalar açtı. Türkiye’de kurduğu
mağazalar zincirini yurt dışına da taşıyan Linens, Kazakistan,
Ukrayna, Irak-Erbil, Azerbaycan, Kıbrıs, Arnavutluk ve Libya
gibi çeşitli ülkelerde mağazalara sahip. İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük şehirlerin yanı sıra Denizli, Trabzon, Uşak, An-
talya, Rize, Batman, Kahramanmaraş, Samsun, Sivas, Konya,
Balıkesir, Edirne, Eskişehir gibi Türkiye’nin dört bir yanında
perdeden döşemeliğe; nevresimden havlu, masa örtüsü, bebek ürünleri, züccaciye ve aksesuvar gibi ev tekstili ürünlerinin bir arada sunulduğu mağazalarıyla dünya modasını evlere
taşıyor.
54 haber
55
Vestel LED, Avrupa’ya
ihracata başladı
Vestel, yerli tasarım ve üretim LED aydınlatma ürünleriyle katıldığı İstanbul Light Fuarı’nda Avrupa’ya ihracat
başlattığını açıkladı.
V
estel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı Turan Erdoğan, LED aydınlatma ürünlerinin sistem ve armatür
üretimlerini Manisa’daki Vestel City’de yaptıklarını
belirterek “Amacımız, bir yandan Türkiye LED aydınlatma
sektöründe kaliteyi oturtmak, diğer yandan ürün ve ithalat
standartlarının belirlenmesini sağlayarak Türkiye’nin LED
aydınlatma çöplüğüne dönüşmesini engellemek” dedi.
Vestel’in, 40’ın üzerinde ürünüyle katıldığı İstanbul Light
Fuarı kapsamında düzenlediği toplantıda Erdoğan, “LED aydınlatma sektörüne 2011’de giren ve 2 yıl gibi kısa bir sürede yerli tasarım ve üretime geçen Vestel, bugün ürünlerini
Avrupa’ya ihraç ediyor. Hem tasarımını hem üretimini yaptığımız LED aydınlatma ürünlerini yine kendi bünyemizdeki
laboratuvarlarda test ediyoruz. Ürünlerimizin kalitesine son
derece güveniyoruz” dedi.
Turan Erdoğan
Vestel’in sokak aydınlatması fuarda ilk kez görücüye çıktı
Vestel Ar-Ge merkezinde tamamen Türk mühendisler tarafından tasarlanan sokak aydınlatması ürününün ilk kez İstanbul
Light fuarında sergilendiğini de sözlerine ekleyen Erdoğan;
ürünün optik, mekanik, elektronik ve güç ünitesi tasarımlarının Manisa’da bulunan Ar-Ge merkezi tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Erdoğan, Vestel City’de yapılan optik ölçüm
laboratuvar yatırımıyla ürünün özelliklerinin test edilerek
doğrulandığını, tasarlanan ürünün akıllı aydınlatma özelliği
sayesinde enerji tüketim miktarını daha da azaltacağını söyledi.
Vestel, LED aydınlatma kirliliğine karşı standart arayışında
Hem Türkiye’nin hem de dünyanın geleceğinin enerji verimliliği yüksek LED aydınlatma teknolojisinde olduğunu sözlerine ekleyen Erdoğan, Manisa Vestel City’de gerçekleştirilen
yerli tasarım ve üretimin Türkiye’nin geleceğine yatırım olduğunu söyledi.
Vestel olarak Türkiye’de LED ürün kullanımının artırılması
için öncelikle Türk LED aydınlatma sektörüne standartlar
getirilmesi ve ithalatın kontrol altına alınması gerektiğini
vurgulayan Erdoğan, “Sektörel standartlar henüz oluşmadığından şu an Türkiye’ye kontrolsüz bir LED aydınlatma ithalatı var. Bu da kalitesiz ürünlerin pazara giriş yapmasına ve
tüketicinin güveninin sarsılmasına neden oluyor. Biz, Vestel
olarak, büyüme ve gelişmenin belli standartlar dahilinde gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Amacımız, bir yandan
Türkiye LED aydınlatma sektöründe kaliteyi oturtmak, diğer
yandan ürün ve ithalat standartlarının belirlenmesini sağlayarak Türkiye’nin LED aydınlatma çöplüğüne dönüşmesini
engellemek. Standartların oluşturulması, kontrolsüz ithalatın önüne geçilmesi ve LED aydınlatma kirliliğinin engellenmesi için sektöre rehberlik edecek bilimsel çalışmaları da
destekliyoruz” dedi.
Vestel, İstanbul Teknik Üniversitesi Enerji Enstitüsü’ne LED
ürünlerin AR-GE çalışmalarının yapılacağı, kalite kontrol ve
güvenlik testlerinin yürütüleceği, standartlarının belirleneceği Aydınlatma Laboratuvarı kurulması için de destekte
bulundu. Türkiye’de LED aydınlatma pazarının çok geniş ve
yüksek potansiyele sahip olduğunu söyleyen Erdoğan, “Vestel olarak bu sektörün öncüsü olmak için çalışıyoruz” dedi.
LIA’dan Vestel’e kalite onayı
Vestel, Avrupa’nın en büyük aydınlatma sektörü derneği Lighting Industry Association’a (LIA) üye ilk ve tek Türk
şirketi oldu. Vestel LED aydınlatmanın Vestel Panel Light ve
Vestel Power Supply LED ürünleri, aydınlatma sektöründe
175 yıllık deneyime sahip LIA’dan uluslararası standartlarda
kalite onayı aldı.
Erdoğan, Türkiye’nin LED’sel dönüşümünü sağlamak için
öncelikle ürünlerin sağlık ve enerji tüketimi açısından avantajlarına odaklanmak ve pahalı algısını yıkmak gerektiğini
belirterek “Cıva içermeyen yapılarıyla çevre dostu olan LED
aydınlatma ürünleri, standart aydınlatma armatürlerine
göre daha az enerji harcıyor ve ürünlerin karbon salınımlarının düşmesine katkı sağlıyor. Çevreye dost LED Aydınlatma ürünlerinin çocukların vakitlerinin çoğunu geçirdikleri
okullarda kullanılması aileler için bir tercih kriteri olmalı”
dedi.
LED’sel dönüşüm yüzde 80 tasarruf sağlıyor
Erdoğan, LED dönüşümünün firmalara sağlayacağı enerji tasarrufu ve maliyet düşüşü hakkında şunları söyledi:
“Halihazırda aydınlatılan bir firmanın LED dönüşümünden
elde edeceği tasarruf, ilk yatırım maliyetini ortalama 18
ayda amorti eder. Aydınlatma sistemi yeni kurulan bir firma ise yatırım maliyetinin geri dönüşünü yaklaşık 8 ayda
alır. Rakamsal değerler proje bazlı olarak değişir ancak LED
dönüşümünün yüzde 80’e kadar tasarruf sağladığı saptanmıştır.”
LED aydınlatma ürünlerinin akkor lambalara oranla yüzde
80’e, enerji tasarruflu floresan lambalara oranla yüzde 50’ye
varan seviyelerde enerji tasarrufu sağladığını da belirten
Erdoğan, “12 saatlik günlük kullanımda akkor lambalar kullanım ömürlerini 6 ayda, tasarruflu lambalar ise 2 senede
tamamlıyor. Aynı kullanım şartlarında LED aydınlatma ürünlerinin ömrü ise 8 yıl. Türkiye’nin LED’sel dönüşümü tamamlandığında enerji tasarrufu açısından ciddi bir adım atılmış
olacak. Böylece cari açığımızdaki en büyük paya sahip kalemlerden enerji ithalatının düşürülmesine katkı sağlayacağız. Bu dönüşüm, toplum sağlığı kadar refahına da yatırım
anlamına geliyor” dedi. Erdoğan; Vestel City, Zorlu Center,
Vestel bayileri, Vestel yetkili servisleri ve Zorlu Enerji santralleri dahil olmak üzere Zorlu Grubunda LED aydınlatma
ürünleri kullanıldığını belirtti.
56 röportaj
57
Zorlu Elektrik ile avantajlı elektrik
dönemi başladı
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 2013 yılı serbest tüketici limitinde yaptığı değişiklikle birlikte aylık ortalama 150
TL elektrik faturası ödeyen herkes, elektrik tedarikçisini seçebiliyor. Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, piyasadaki bu
değişimin yaratacağı etkileri ve beklentileri anlattı.
E
nerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2013 yılı
serbest tüketici limitini 5.000 kWh olarak belirledi.
Daha öncesinde 25.000 kWh olan bu limitin aşağıya
çekilmesi, enerji piyasasında önemli gelişmelerin de habercisi. Serbest tüketici limitinin azaltılması, aylık ortalama 150
TL tutarında fatura ödeyen her bireyin ve her kurumun, enerji tedarikçisini seçebileceği anlamına geliyor.
“Serbest tüketici” statüsünde olan kurum ve kişiler, mevcut tarifeler içerisinden kendilerine en uygun olanı seçerek
daha avantajlı fiyatlarla elektrik enerjisi satın alabilecekler.
Bu değişim, Türkiye elektrik piyasasının daha rekabetçi bir
yapıya kavuşacağının da göstergesi sayılabilir.
Zorlu Enerji Grubu’nun elektrik ticareti alanındaki faaliyetlerini yürüten Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat, İhracat ve Toptan
Ticaret A.Ş., değişen piyasa koşullarında bireylere ve kurumlara özel hazırladığı farklı tarifelerle, avantajlı elektrik
fırsatını sunuyor.
Sinan Ak
Elektrik ticareti alanındaki gelişmeleri ve beklentileri, Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak bizlerle paylaştı. 2000’li
yıllardan bu yana gerçekleştirilen mevzuat değişikliklerinin sektörde olumlu bir ivme yarattığını belirten Ak, “Zorlu
Elektrik olarak şu an müşteri portföyümüzde 250’nin üzerinde şirket bulunuyor. Sektörel dağılım olarak da portföyümüz
çeşitlilik gösteriyor. Başta otomotiv ve ağır sanayi şirketleri,
organize sanayi bölgeleri, alışveriş merkezleri, hastaneler,
zincir mağazalar ve oteller olmak üzere farklı sektörlerden
pek çok ticarethaneye elektrik satışı yapıyoruz. Pazarlama
faaliyetlerini müşteri odaklı yürütebilmek amacıyla güçlü bir
organizasyon ve bilişim altyapısı oluşturduk. Bu doğrultuda, serbest tüketici sayısındaki hızlı artışa yanıt verebilmek
için ikili anlaşmalarla saatlik, dönemlik ve piyasa fiyatlarına
uyarlanmış alternatif fiyatlandırma seçenekleri hazırlıyoruz.
Ayrıca, sanayi ve ticarethaneler için tüketim hacmi ve alışkanlıklarına yönelik düşük maliyetli tarife paketleri sunuyoruz” diyor.
Z: Serbest tüketici limitindeki değişimin müşteri portföyünüze etkileri neler olacak?
Serbest tüketici limiti EPDK tarafından Ocak ayında beş bin
kilovatsaate düşürüldü. Bu tutar aylık ortalama 150 liralık
tüketime eşdeğer. Bu değişim, yakın zamanda tüm nihai
kullanıcıların serbest tüketici haline geleceğinin önemli bir
işareti. Limitin düşürülmesiyle birlikte, elektrik tüketimi
daha düşük miktarda olan müşterilerimizde ilk etapta yaklaşık yüzde 10’luk bir artışın gerçekleşmesini bekliyoruz. Öte
yandan meskenlerde ve belirli bir tüketime sahip ticarethanelerde elektrik ticaretine yönelik “bilgi ve duyarlılığın”
artmasına paralel olarak, müşteri portföyümüzde de artış
olacağını öngörüyoruz.
“Zorlu Enerji Grubu, kurulu gücünün yüzde 35’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. Grup 2015 yılında, Türkiye’nin
2023’e kadar jeotermalde ulaşmayı hedeflediği 600 MW kurulu gücün yarısını gerçekleştirmeye talip.”
Z: Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat, İhracat ve Toptan Tic.
A.Ş.’nin müşteri portföyündeki meskenlerin oranı hakkında
bilgi verebilir misiniz?
Portföyümüzde sayı ve hacim olarak en düşük pay meskenlere ait. Nihai tüketiciler, tüketici limitlerindeki düşüş ve bu
durumun kendilerine sağladığı avantajlar konusunda zaman
içinde daha bilinçli olmaya başladılar. Bu da şirketimize olan
ilgiyi arttırdı. Bu ilginin gün geçtikçe artmasını bekliyoruz.
Zorlu Elektrik olarak ilginin artmasından memnunuz. Ayrıca
sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesi ve müşteri memnuniyetinin artmasını sağlamak da büyük önem taşıyor. Bunun için
tüketicilerin doğru bir şekilde bilgilendirilmesi şart. Gelecek
yıllarda, enerji ticareti konusunda tüketiciler bilgilendikçe
daha çok meskene ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Öncelikli hedefimiz bu yıl 1.000 meskene ulaşmak. 2015 yılında ise
28.000 mesken ile portföyümüzü daha da fazla geliştireceğimizi öngörüyoruz.
Z: Avrupa’da, sistemin işleyişine dair Türkiye ile karşılaştırılabilecek örnekler var mı?
Piyasa yapısı olarak tarihsel gelişimi Türkiye’ye benzeyen
Avrupa ülkelerine bakıldığında, meskenlerde oluşan iş modelinin, GSM şirketlerinin günümüzdeki uygulamalarıyla
benzerlikler gösterdiği görülüyor. Sektör daha çok B2B (Business to Business) ilişkilere aşina olduğu için nihai tüketiciye piyasanın tanıtılması ve hedeflenen müşteriye nasıl
ulaşılacağı konularında bazı boşluklar olduğunu görüyoruz.
Tüketicilerin, sisteme nasıl girecekleri ve sistemin onlara ne
gibi faydalar sağlayabileceği gibi konularda bilgilendirilmesi, sistemin gelişmesini de hızlandıracaktır. Zorlu Elektrik
olarak biz de, hedeflenen müşterilere özellikle belirli noktalarda kurulacak saha satış ekipleri ile daha kolay ulaşılacağını düşünüyoruz.
Z: Tüketiciler bu sisteme nasıl dahil oluyor?
Tüketiciler, sözleşme imzalayarak sisteme kolayca katılabiliyorlar. Tüketici için en avantajlı paketin belirlenmesi için
de son birkaç aya ait güncel elektrik fatura bilgisini iletmeleri yeterli oluyor. Geçiş tamamlandıktan sonra tüketicinin
58 röportaj
59
“Elektriği indirimli olarak dilediğiniz tedarikçiden satın almanız artık mümkün. Serbest tüketici limitlerinin aşağıya
çekilmesiyle birlikte meskenler, yüzde 15’e varan oranda fiyat avantajına sahip olabiliyor.”
hayatında değişen tek şey faturanın geldiği ve ödeneceği
nokta ile tabii ki ödeyeceği tutar oluyor. Sisteme dahil olmak için tüketicinin sayacında ya da diğer teknik ekipmanında herhangi bir değişiklik yapması gerekmiyor.
Z: Serbest tüketici olmanın avantajları nelerdir?
Özetle; elektriği indirimli olarak dilediğiniz tedarikçiden
satın almanız artık mümkün. Serbest tüketici limitlerinin
aşağıya çekilmesiyle birlikte meskenler, yüzde 15’e varan
oranda fiyat avantajına sahip olabiliyor. Tüketicilerin, rakamları manipüle ederek, sistemin öngörmeyeceği indirim
oranlarını vaat eden şirketlere dikkat etmeleri gerekir. Bu
tür şirketlerin piyasada uzun soluklu olmaları da pek mümkün değil. Dolayısıyla mağdur olunmaması için güvenilir,
kurumsal şirketlerden elektrik ihtiyacının karşılanması daha
doğru olacaktır.
Z: Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat, İhracat ve Toptan Tic.
A.Ş.’nin sunduğu tarifeler hakkında bilgi alabilir miyiz?
Zorlu Elektrik olarak yakın zamanda, tüketim hacmi ve alışkanlıklarına göre hem meskenlere hem de sanayi ve ticarethanelere çeşitli tarifeler sunmayı planlıyoruz. Tarifeleri
oluştururken özellikle tüketicilerin enerji kullanım profillerini göz önüne alarak, maliyeti minimize edecek çözümler
sunmaya özen gösteriyoruz. İsteğe bağlı olarak paketlerin,
kullanım alışkanlıklarına göre otomatik olarak değişebilmesini öngörüyoruz. Önümüzdeki günlerde ise sistem altyapısının tamamlanmasına paralel olarak yeni uygulamalarımızı
tüketicilerin değerlendirmesine sunacağız.
Z: Bir yandan enerji kaynakları azalırken diğer yandan talep artıyor. Bu konuda Zorlu Enerji Grubu’nun stratejisinin
detaylarını paylaşabilir misiniz?
Küresel enerji trendlerine baktığımızda, enerji talebinin ve
karbonmonoksit emisyonlarının artışının yükselerek devam
etmesi bekleniyor. Yapılan tahminlere göre, Avrupa’da bulunan enerji tesisleri eski performanslarını gösteremeyecek.
Bunun sonucunda, Avrupa’da 2020 yılına kadar yıllık yak-
laşık 25 GW’lık muazzam bir ek üretim kapasitesi ihtiyacı
doğacak. Çin, Hindistan ve gelişmekte olan ülkelerin enerjiye olan ihtiyacının her geçen gün artmasıyla birlikte, fosil
yakıtlar dünyada ana enerji kaynağı olarak kullanılmaya
devam edecek ve bunun yanı sıra, yenilenebilir enerji yatırımlarında da artış gerçekleşecek. Gelecek dönemde küresel
enerji piyasasında göreceğimiz önemli unsurlardan biri de
enerji piyasalarının dinamiklerinin giderek gelişen ülkeler
tarafından belirlenecek olması. Türkiye, dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla
talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomiye sahip. Zorlu
Enerji Grubu olarak biz de ülkemizde olduğu gibi tüm dün-
yada artan enerji talebinin yerli ve yenilenebilir kaynakların
kullanılmasıyla karşılanmasından yanayız. Bugün olduğu
gibi önümüzdeki dönemlerde de yurt içinde yerli kömür ile
güneş, rüzgar, hidro ve jeotermal gibi yenilenebilir kaynaklara ağırlık vermeyi planlıyoruz.
Z: Zorlu Enerji Grubu’nun kurulu gücünün yaklaşık yüzde
35’ini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturuyor. Yenilenebilir enerjinin yüksek maliyet sorununa rağmen yatırımlarınızı bu alanda yoğunlaştırmanızı genel hatlarıyla değerlendirebilir misiniz?
Jeotermal enerji alanında yürüttüğümüz çalışmalarımızın
yanı sıra rüzgar ve su kaynaklarından enerji üretme alanındaki yatırımlarımız da hızla sürüyor. Türkiye’nin en büyük
rüzgar santrallerinden biri olan Gökçedağ Rüzgar Santrali’ni
2010 yılında üretime aldık. 135 MW kurulu güce sahip Gökçedağ Rüzgar Santrali dışında aynı bölgede toplam güçleri
110 MW olacak iki rüzgar santralinin daha lisansına sahibiz.
Aynı zamanda 2008 yılında ADÜAŞ ihalesi ile 30 yıllığına işletme hakkını aldığımız 7 adet hidroelektrik santralimiz bulunuyor. Bu yıl yenilenebilir yatırım stratejimiz kapsamında,
çalışmalarımızı Dalaman Çayı üzerindeki 124 MW’lık Sami
Soydam Hidroelektrik Santrali projesi ve Harşit Çayı üzerinde planlanan 30 MW gücündeki Tirebolu Hidroelektrik Santrali projesine yoğunlaştırdık. Hedefimiz; önümüzdeki 3 yıl
içinde jeotermal, hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisi projelerine 1 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirerek, yenilenebilir enerji potansiyelimizi daha da artırmak. Ülke olarak en
çok ithal ettiğimiz ürünlerin başında enerji geliyor. Enerjide
dışa bağımlılığın azaltılmasında kaynak çeşitliliğinin artırılmasının önemli bir rol oynadığına inanıyoruz. Bu bakış açısıyla, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına odaklanarak,
katma değer yaratan, istihdamı destekleyen ve her yönüyle
sürdürülebilirliğe katkı sağlayan yatırımlar gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Sürdürülebilir enerji kaynaklarıyla üretimin
büyük ölçekte gerçekleşebilmesi için ilk olarak sağlam bir
finansal altyapı ve sınırları belirlenmiş düzenleyici bir uygulama ortamı gerekiyor.
Z: Türkiye’nin enerji ihtiyacının karşılanabilmesi için yapılması gereken temel çalışmalar nelerdir?
Mevcut piyasa koşulları iyileşirse özel sektör, enerji ihtiyacını karşılayabilir. Ülkemizin kurulu gücü son 30 yılda
5 bin MW’tan 2012 yılı sonu itibariyle 57 bin MW’a ulaştı.
Türkiye için öngörülen enerji talebi göz önüne alındığında,
bu rakamın 10 yıl içerisinde 2 kat daha artacağını söylemek
yanlış olmaz. Farklı büyüme senaryoları, Türkiye’nin her yıl,
en az 12 milyar kWh ek enerjiye ve bu enerjiyi karşılayacak
yıllık 5 milyar dolar tutarında yatırıma ihtiyacı olduğunu
gösteriyor. İhtiyaç duyulan bu yatırımların gerçekleşmesiyle önümüzdeki yıllarda özel sektörün sorumluluğu artacak.
Özellikle de mevcut piyasa koşulları özel sektörü yatırıma
teşvik edecek nitelikte değil. Ülkemizde yatırımların hız
kazanabilmesi için rekabete dayalı bir yatırım ortamının
yanı sıra öngörülebilir, hesaplanabilir ve şeffaf bir piyasaya ihtiyaç var. Önümüzdeki dönemde enerji arz ihtiyacının
artacağını göz önüne alarak, finansal yatırım süreçlerinde
kredi ve teşvik miktarlarının mutlaka yükselmesi gerekiyor.
2013 yılında liberal bir piyasa yapısının oluşturulacağını ve
bu yolda daha hızlı adımların atılacağını ümit ediyoruz. Serbest piyasa koşullarının sağlanması için özelleştirmelerin
hızla tamamlanması gerekiyor. Kamu ve özel sektör işbirliği
serbest ve şeffaf bir enerji piyasası oluşturulması açısından
çok önemli. Devletin bütün yükü ve riski üzerinde taşıyan
büyük oyuncu olması, liberal piyasalar için uygun bir ortam
yaratmıyor.
Z: Bölgesel güç olma vizyonunuz çerçevesinde gerçekleştirdiğiniz çalışmalar nelerdir?
Yurt dışı yatırımlarımızın proje süreçleri geçtiğimiz yıl itibarıyla hız kazandı. İsrail’de Ashkelon bölgesinde, ortaklığımızın bulunduğu 800 MW kapasiteli Dorad Doğal Gaz Çevrim
Santrali’ni 2013 yılı sonunda tamamlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İsrail’de ortağı olduğumuz, toplam kurulu güçleri 175 MW olan Ashdod ve Ramat Negev santrallerinin inşaat çalışmalarına da başladık. İsrail’de bulunan 100
MW’lık Solad projemizin finansman süreci ise devam ediyor.
Pakistan’da ise 56,4 MW kurulu güce sahip olacak rüzgar
santrali projemizin 6,4 MW’lık ilk fazı halihazırda üretimde.
2012 yılında ikinci faz çalışmalarına başladığımız ve 28 türbinin kurulumu tamamlanan santralimizi bu yıl devreye alacağız. Santralin kurulu gücünü uzun vadede 300 MW’a yükseltmeyi planlıyoruz. 2015 yılına kadar yurt içi ve yurt dışı
yatırımlarımızla 1500 MW’ın üzerinde kurulu güce ulaşmayı
hedefliyoruz. Elektrik üretimiyle birlikte, elektrik, buhar ve
doğal gaz satışı, santral kurulumu ve bakımı, enerji tesislerinin işletilmesi ve doğal gaz dağıtımı hizmetleri sunan organizasyon yapımızla örnek bir kurumuz. Enerji üretimi zincirinin her halkasında faaliyet gösteriyoruz. Çevreden kaliteye,
çalışan sağlığından toplumsal sorunlara kadar pek çok alanda bu söylemin sorumluluğunda kurumsal bir vatandaş bilinciyle hareket ediyoruz. Bu doğrultuda Türkiye’de öncü,
dünyada da bölgesel bir güç olma vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Zorlu Enerji Grubu’nun mevcut yurt içi yatırımları
Zorlu Enerji Grubu’nun yurt içinde üretimde olan santrallerinin
toplam kurulu gücü 756 MW. Toplam kurulu gücün içerisindeki yenilenebilir enerji üretim kapasitesi ise 2012 yılı itibarıyla 262,6 MW. Zorlu Enerji Grubu, kurulu gücünün yüzde 35’ini
yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. 2015 yılına kadar ağırlıklı
olarak jeotermal, rüzgar ve hidroelektrik yatırımlarıyla bu oranı
artırmayı hedefliyor. Grup 2015 yılında, Türkiye’nin 2023’e kadar
jeotermalde ulaşmayı hedeflediği 600 MW kurulu gücün yarısını
gerçekleştirmeye talip.
• 5 Doğal Gaz Santrali: Ankara, Yalova, Bursa, Lüleburgaz ve Kayseri
• 7 HES: Tokat, Eskişehir, Kars, Rize, Erzurum, Tunceli, Erzincan
• 1 RES: Osmaniye
• 1 Jeotermal: Denizli
60 haber
61
Zorlu Tekstil, Texbridge’de...
Zorlu Tekstil, 13-15 Mart 2013 tarihleri arasında 4. kez CNR Expo’da gerçekleşen Texbridge’de, kadın dış giyimine
yönelik olarak üretilen güpür, brode, dokuma ve raşel örme kumaşlarının yanı sıra baskılı kumaşlarıyla da yerini aldı.
K
umaş sektörünü dünya modasının önemli firmalarıyla
bir araya getiren, Türkiye’nin Kumaş ve Aksesuvarları
Fuarı Texbridge, 13-15 Mart tarihleri arasında 4. kez
CNR Expo’da gerçekleşti. Zorlu Tekstil, kadın dış giyimine
yönelik olarak üretilen gupür, brode, dokuma ve raşel örme
kumaşlarının yanı sıra baskılı kumaşlarıyla fuara katıldı. CNR
Holding kuruluşlarından İstanbul Fuarcılık A.Ş. tarafından,
Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) işbirliğinde düzenlenen Texbridge, sunduğu içerikle dünya modasına yön
verenlerin buluşma yeri oldu. Yurt dışından firmaların stand
açarak potansiyel alıcılar ile buluştuğu Texbridge, özellikle
bölge ve Ortadoğulu yeni alıcılarla buluşma noktası sağlıyor.
Yılda iki kez düzenlenen fuarın, mart ayı içerisindeki katılımcı ülkeleri arasında; ABD, Rusya, Kanada, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Avusturya, Danimarka, Hollanda, Belçika,
İspanya, Portekiz, Finlandiya, İsveç, İsviçre, Bulgaristan,
Yunanistan, Çek Cumhuriyeti, Sırbistan, Moldova, Romanya,
Polonya, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Ukrayna, Türkmenistan,
Fas, Libya, Mısır, Tunus, Nijerya, İran, Irak, BAE, Suudi Arabistan, Lübnan, İsrail ve Ürdün yer aldı.
Avrupa ve yurt içinden ünlü isimlerin katıldığı trend seminerlerine de ev sahipliği yapan fuarda, 2014 yılının trendleri ve
sektörle ilgili bilgilerin paylaşıldığı seminerler de düzenlendi. Seminerlere, Avrupa’dan Inkrit Berbee, Carola Seybold,
Linas Lasiauskas da katıldı.
Fuarın ilk semineri Yalçın Ayaydın, Osman Benzeş ve Bahar
Korçan tarafından verildi. Dünyanın dört bir yanından sektör profesyonellerini ağırlayan Texbridge’de, kurulan özel
bölümlerde en yeni ürünleri görmek ve yaratıcı fikirlerle
buluşmak mümkün. Dünyaca ünlü dizayn stüdyoları, tasarımcılar ve trend butikler “DesignLab’’te, denim firmalarının son çıkan ürünleri “DenimZone’’da, modada yeni sezon
trendlerine yönelik uygun kumaş ve aksesuarlar ise “Trend
Alanı”nda ziyaretçilerle buluşuyor.
62 haber
63
TAÇ ailesi 125 bin kişiye ulaştı
Facebook’ta keramet vardır!
Zorlu Tekstil Grubu’nun, tüketiciyle birebir iletişim kurma vizyonuyla yaklaşık bir yıl önce hayata geçirdiği TAÇ Facebook
sayfası, henüz birinci yılında yaklaşık 125 bin kişilik bir aile haline geldi.
TAÇ, Facebook’un ilk ve tek düğün salonuyla çiftlerin mutluluğuna mutluluk kattı. Sanal dünyanın yıldızı Facebook’ta
gerçekleştirilen uygulamayla çiftleri sanal olarak evlendiren TAÇ, uygulamanın katılımcıları arasında yapılan çekiliş
sonucunda 10 kişiye TAÇ Evlilik Seti hediye etti.
S
T
osyal medya, modern dünyanın vazgeçilmezleri arasında yerini aldı. Bu dünyanın yıldızı ise hiç kuşku yok ki
yaklaşık 1 milyar kullanıcıya ulaşan Facebook. Diğer bir
deyişle dünyamızda her 7 kişiden biri Facebook kullanıyor.
Türkiye açısından da durum farklı değil. 35 milyona yaklaşan
Türk kullanıcı sayısıyla, ülkemizde her iki kişiden birinin Face-
book kullanıcısı olduğunu söylemek mümkün. Hem dünyanın
hem de Türkiye’nin gözü kulağı Facebook’ta olunca, markaların da iletişim ve pazarlama açısından bu dünyadan uzak kalmamaları yaşamsal önem taşıyor. Sosyal medya dünyasında
aktif ve başarılı olan markalar, tüketiciyle birebir iletişim ve interaktif bir platformda buluşma şansını da yakalıyorlar. Zorlu
Tekstil Grubu’nun amiral markası TAÇ, sosyal medya kullanı-
mında örnek bir model oluşturuyor. Mart ayı içerisinde 125 bin
kişiye ulaşan Taç Facebook Ailesi, her geçen gün büyümesini
sürdürerek daha geniş kitlelere ulaşmaya devam ediyor. Yaklaşık bir yıl gibi kısa bir süre içerisinde 125 bin kişilik hayran
kitlesine ulaşan TAÇ Facebook sayfası, sayfada sunulan içerik,
kampanya ve geliştirilen uygulamalarla tüketicilerin beğenisini topluyor.
AÇ, Facebook’ta açtığı sosyal medyanın ilk ve tek sanal
düğün salonunda çiftleri keramete erdirdi. Facebook’ta
çılgın düğünler TAÇ Düğün Salonu’nda gerçekleştirildi.
TAÇ’ın Facebook sayfasında takipçilerine sunduğu “Düğün Salonu” uygulaması büyük ilgi gördü. Uygulamanın tanıtılmasının ardından ilk günden itibaren tüm düğün günleri ve saatleri
rezerve edildi. Çiftlerin yoğun ilgisi karşısında yeni gün ve saatler uygulamaya eklendi. TAÇ Düğün Salonu uygulamasıyla,
takipçiler evlenme teklifi gerçekleştirecekleri gelin ve damat
adaylarını seçerek düğün gününü ve saatini belirlediler. Seçtikleri gün ve saate özel davetiyelerini arkadaşlarıyla ve tanıdıklarıyla paylaştılar. Düğün günü gelip çattığında uygulamaya girerek sanal piyanist şantör eşliğinde şarkılarla coştular.
Eğlenceli bir düğün deneyimi yaşadılar. Uygulamanın katılımcıları arasında yapılan çekiliş sonucunda 10 kişiye TAÇ Evlilik
Seti hediye etti.
64 haber
65
TAÇ, baharın ışıltısını evlere taşıyor
TAÇ’ın yeni koleksiyonunda perdeden nevresime, yatak örtüsünden pikeye ve banyo ürünlerinden lisanslı ürünlere
kadar pek çok çeşidi bir arada bulmak mümkün.
Evlilik hazırlığı için aranılan tüm ürünler de TAÇ’ın yeni koleksiyonunda
bir arada yer alıyor.
T
AÇ’ın birbirinden renkli ve ışıltılı desenlerde tasarladığı
perdeler, evinizin ruhunu yansıtıyor, güzelliğine estetik
ve zarafet katıyor. TAÇ’ın yeni koleksiyonunda yer alan
perdelerde; jakar, saten, brode, şantuk, aplik gupür, organze
ve baskılı kumaşlar sıklıkla karşımıza çıkıyor.
Doğanın tüm renklerini barındıran yeni sezon nevresimler şimdi
yatağınıza seriliyor. Bu renklerin enerjisine sarınarak ve güne
tazelenerek başlamak mümkün hale geliyor. TAÇ’ın yeni koleksiyonunda yer alan nevresimlerin taptaze bahar motifleri
uykularınızda size eşlik ediyor. Jakar, saten, percale, ranforce
gibi farklı kumaş türlerinden nevresim çeşitleri koleksiyonda
yer alıyor.
Evlilik hazırlığı yaparken aradığınız her şeyin en güzeli TAÇ
Koleksiyonları’nda… Jakar ve saten dokularıyla şıklık ve zarafeti bir arada sunan evlilik setleri TAÇ’ta… Fonksiyonel ve
kullanışlı yatak örtüleri; krem, ekru, pudra, sarı, yeşil ve oranj
renklerinin yanı sıra floral desenler içeriyor. Her zevke uygun
rahat ve kullanışlı tasarımlar, yatak odalarının havasını değiştirecek güzellikler, en doğal doku ve kumaşlar TAÇ’ın yeni koleksiyonunda hayat buluyor.
66 haber
67
Zorlu Enerji Grubu’na Avrupa
Komisyonu’ndan ödül
Ekonomik elektrik fırsatı
Nisan ayında gerçekleştirilen ICCI 2013 Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı’na katılan Zorlu Enerji Grubu,
elektrik tüketicileri ve sektör temsilcileri ile bir araya geldi. Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, fuarda enerji sektörü
hakkında değerlendirmelerde bulunurken, elektrik ticareti alanında son dönemde yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi.
Zorlu Enerji Grubu, “Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen “Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödülü Türkiye
Yarışması’nın “Liderlik” kategorisinde, üçüncülük ödülünün sahibi oldu.
A
vrupa Komisyonu tarafından düzenlenen “Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödülü Türkiye
Yarışması”na, TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk
Vakfı) işbirliğiyle hayata geçirilen “Enerji Draması” projesiyle katılan Zorlu Enerji Grubu, 50 şirket ve 62 proje arasından
öne çıkmayı başardı.
Zorlu Enerji Grubu adına, Avrupa Birliği Bakanlığı Siyasi İşler Başkanı Ege Erkoçak’ın elinden üçüncülük ödülünü alan,
Zorlu Enerji Grubu Kurumsal İletişim Müdürü Şebnem Erverdi, “Zorlu Enerji Grubu olarak, sosyal sorumluluk projelerimizi, çocuklarımızın enerji konusunda bilinçlenmesini hedefleyerek geliştiriyoruz. 2010 yılında başladığımız ve 2,5 yılda
ülkenin dört bir yanında 75 bin çocuğa ulaştığımız ‘Enerjimiz
Çocuklar İçin’ sosyal sorumluluk projesi ile çocuklarımıza
enerji kaynakları, üretimi ve nerelerde kullanıldığı hakkında
bilgi ve deneyimlerimizi aktarmayı hedefledik. Çocukların
‘enerji’ konusundaki mevcut bilgi birikimlerini ve bakış açılarını fokus gruplarla yaptığımız çalışmalarla tanımladık. Elde
edilen verilerden yola çıkarak, soyut bir kavram olan ener-
jiyi, çocukların kafasında somut bir dünyaya dönüştürebilecek bir yöntem ve görsel bir dünya geliştirdik. Bu kapsamda,
TOÇEV ile yaptığımız işbirliği ile Türkiye’nin enerji konulu ilk
dramasını hayata geçirdik. Bu noktada, TOÇEV’in güçlü bilgi
birikimi ve deneyimli personeli, somut sonuçlara ulaşmamızı
kolaylaştırdı. Türkiye’de bir enerji şirketi tarafından yürütülen ulusal ölçekteki ilk enerji eğitim projesi ile 6 ayda 60
okulda gerçekleşen 247 etkinlikte tam 15.170 çocukla buluştuk” dedi.
Türkiye’nin ilk “enerji konulu draması”
Zorlu Enerji Grubu, çevresine ve yaşadığı dünyaya duyarlı nesillerin yetişmesine katkıda bulunmak için başlattığı
“Enerjimiz Çocuklar İçin” projesi kapsamında, TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) ile birlikte Türkiye’nin
ilk enerji konulu dramasını tasarladı. Enerji draması ile çocuklar, temiz enerjinin gerekliliğini anlatarak onları enerjinin
hareketli ve keyifli dünyasında yolculuğa çıkıyor. Zorlu Enerji
Grubu’nun faaliyet gösterdiği illerdeki çocuklarla buluşan
drama şimdiye kadar; Rize, Erzurum, Erzincan, İstanbul,
Gaziantep, Osmaniye, Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Kayseri,
Ankara, Eskişehir, Denizli, Bursa ve Yalova’da çocuklarla
buluştu. Çevre ve iletişim uzmanları ile pedagogların danışmanlığında hazırlanan oyunu deneyimli tiyatro sanatçısı Hakan Bilgin kurguladı. Adını doğal yaşamın renklerinden alan
iki karakter Mavi ve Yeşil, çocuklara enerji kaynaklarını, fosil
yakıtların dünyamızın geleceği için önemini, temiz enerji kaynaklarıyla elektrik üretimini ve enerjinin tasarruflu kullanımını anlattı. Oyunun interaktif kurgusu sayesinde çocuklar,
bir yandan eğlenirlerken, diğer yandan enerji kaynakları ve
sürdürülebilir enerjinin önemi hakkında bilgilendiler.
Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk (KSS) Ödül Programı
Avrupa Komisyonu tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen İşbirlikleri, İnovasyon ve Etki için Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk
(KSS) Ödül Programı, CSR Europe ve Business in the Community
liderliğinde, 28 Ulusal KSS kurumundan oluşan bir konsorsiyum
tarafından yürütülüyor. Avrupa’nın önde gelen KSS kuruluşlarından oluşan bu konsorsiyum, Türkiye’den, Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği tarafından temsil ediliyor.
Avrupa KSS Ödül Programı’nın genel amacı, Avrupa’daki çok
paydaşlı KSS işbirliklerinin gündeme gelmesi ve iyi örnek uygulamalarının paylaşılması. Avrupa KSS Ödül Programı özellikle bir
şirket ve en az ticari olmayan bir paydaş arasında kurulan başarılı
işbirliklerine odaklanıyor. Resmi ya da karmaşık bir yapıda olma
özelliği aranmayan işbirliklerinin, bu alandaki yeni ve gelişen
yaklaşımlara örnek olması açısından, son 5 yılda hayata geçirilmiş olması bekleniyor.
İnovasyon, Etkin Yönetim, Liderlik, Kaynaklar, İletişim, Sosyal ve
Kurumsal Faydalar kategorilerinde düzenlenen Ödül Programı’nın
büyük şirket ve KOBİ dalındaki Türkiye birincisi olan projeler, 25
Haziran 2013 tarihinde Brüksel’de yapılacak olan Avrupa Kurumsal Sosyal Sorumluluk Ödül Töreni’nde ülkemizi temsil edecek.
E
nerji sektöründe söz sahibi kurumları, 19 yıldır bir
araya getiren ICCI Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı
ve Konferansı, 24 – 26 Nisan 2013 tarihleri arasında
İstanbul’da düzenlendi. Fuarda, enerji sektörünü değerlendiren Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Türkiye’nin dünyada 2002 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den
sonra en fazla talep artış hızına sahip ikinci büyük ekonomi
olduğunu söyledi.
Zorlu Enerji Grubu’nun yurt içindeki toplam 756 MW’lık kurulu gücücünün, yüzde 35’inin yenilenebilir kaynaklardan
üretildiğini ifade eden Ak “2015 yılında Türkiye’nin 2023’e
kadar jeotermalde ulaşmayı hedeflediği 600 MW kurulu gücün yarısını gerçekleştirmeye talibiz” dedi.
Avantajlar artıyor
Ak, fuarda, Zorlu Enerji Grubu şirketlerinden Zorlu Elektrik
Enerjisi İthalat, İhracat ve Toptan Ticaret A.Ş.’nin elektrik
ticareti alanındaki faaliyetleri ile serbest tüketicilere sağladığı avantajlar hakkında da bilgiler verdi. 2000’li yıllardan
bu yana gerçekleştirilen mevzuat değişikliklerinin sektöre ivme kazandırdığını belirten Ak,“Serbest tüketici limiti
EPDK tarafından ocak ayında 25 bin kWh’ten 5 bin kWh’e
düşürüldü. Bu değişiklikle birlikte aylık ortalama 150 TL
elektrik faturası ödeyen herkes, istediği elektrik tedarikçisinden elektriğini satın alabilme hakkına sahip oldu. Böylece meskenler, yüzde 15’e varan oranda fiyat avantajından
yararlanabiliyor” dedi.
Rekabetçi yapı güçlenecek
Bu olumlu gelişmelerin Türkiye elektrik piyasasını daha
liberal ve rekabetçi bir yapıya kavuşturacağını ifade eden
Ak, “Zorlu Enerji Grubu’nun elektrik ticareti alanındaki faaliyetlerini yürüten şirketi Zorlu Elektrik, değişen piyasa
koşullarında bireylere ve kurumlara özel olarak hazırladığı
farklı tarifelerle, avantajlı ve ekonomik elektrik satın alabilme fırsatını sunuyor” açıklamasında bulundu.
Müşteri odaklı yaklaşım
Zorlu Elektrik’in müşteri portföyünde nisan ayı itibarıyla
200’ün üzerinde kurum bulunduğunu ifade eden Ak, “Başta
otomotiv ve ağır sanayi şirketleri, organize sanayi bölgeleri, alışveriş merkezleri, hastaneler, zincir mağazalar ve oteller olmak üzere farklı sektörlerden pek çok ticarethaneye
elektrik satışı gerçekleştiriyoruz” diyerek geniş bir yelpazede hizmet verildiğini söyledi.
İlk hedef 10 bin konut
Zorlu Elektrik olarak, pazarlama faaliyetlerini müşteri odaklı bir şekilde yürüttüklerini ve ilk etapta 10 bin meskene
ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden Ak, “Tarifeleri oluştururken özellikle tüketicilerin enerji kullanım profillerini göz
önüne alıyor, maliyeti düşürecek çözümler sunmaya özen
gösteriyoruz. İsteğe bağlı olarak paketlerin, kullanım alışkanlıklarına göre otomatik olarak değişebilmesini öngörüyoruz” dedi.
68 haber
69
AVM’lere avantajlı elektrik
Euromoney’den Zorlu Enerji’ye ödül
Zorlu Enerji Grubu bünyesinde elektrik ticareti alanındaki faaliyetleri yürüten Zorlu Elektrik, 5. AVM Yatırımları
Fuarı’nda elektrik ticareti faaliyetleri ve serbest tüketicilere sağladığı avantajlar hakkında bilgi verdi.
Zorlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş’nin İsrail’deki Ashdod ve Ramat Negev doğal gaz santrallerinin finansmanı için imza
attığı kredi anlaşması, Euromoney’den “Yılın Anlaşması” ödülünü aldı.
L
ütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda 6–7 Mart 2013 tarihleri arasında düzenlenen 5. AVM Yatırımları Fuarı’na
(AYD) katılan Zorlu Elektrik Enerjisi İthalat, İhracat ve
Toptan Ticaret A.Ş., serbest elektrik tüketicilerine sağlanan
avantajlar hakkında ziyaretçilere bilgi verdi. AVM sektörünün
bugünü ve geleceğinin tüm yönleriyle sektör profesyonelleri
tarafından ele alındığı fuarda, yurt içinden ve yurt dışından
500’den fazla üst düzey katılımcı bir araya geldi. Türk perakende sektörünün prestijli marka ve yöneticilerini buluşturan
fuarda, Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, serbest tüketicilerin enerji kaynağı temininde artık çok önemli avantajlar elde
edebildiğini belirterek elektrik ticareti alanında gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi verdi.
Serbest Tüketici kapsamı genişledi
Sinan Ak, “2000’li yılların başından itibaren yapılan mevzuat
değişiklikleriyle birlikte bulunduğumuz noktada elektrik ticareti
alanında sektörde olumlu yönde bir ivme gözlemliyoruz. En son
ocak ayında EPDK tarafından belirlenen yıllık Serbest Tüketici
limitinin 5.000 kWh’e düşmesiyle birlikte, aylık ortalama 150
TL’lik fatura tutarına sahip bireyler ‘Serbest Tüketici’ kapsamına
alındı” dedi.
Zorlu Enerji Grubu’nun elektrik ticareti alanında da faaliyetlerini aktif olarak sürdürdüğünü vurgulayan Ak, “Grubumuz bünyesinde yerli ve yenilenebilir kaynaklardan ürettiğimiz elektrik
enerjisinin satışını sağlamak ve bu yöndeki pazarlama faaliyet-
Z
lerini müşteri odaklı bir şekilde yürütebilmek amacıyla güçlü
bir organizasyon ve bilişim altyapısı oluşturduk. Bu doğrultuda, serbest tüketici sayısındaki hızlı artışa yanıt verebilmek için
ikili anlaşmalarla saatlik, dönemlik ve piyasa fiyatlarına uyarlanmış alternatif fiyatlandırma seçenekleri sunuyoruz. Ayrıca,
sanayi ve ticarethaneler için tüketim hacmi ve alışkanlıklarına
yönelik düşük maliyetli tarife paketleri hazırlıyoruz” dedi.
orlu Enerji Elektrik Üretim A.Ş’nin yüzde 42,15 oranında
ortak olduğu İsrail’de faaliyet gösteren 55 MW elektrik
ve 40 ton/saat buhar üretim kapasitesine sahip Ashdod
ile 120 MW elektrik ve 70 ton/saat buhar üretim kapasiteli Ramat Negev doğal gaz santral projelerinin finansmanı için imza
attığı kredi anlaşması, Avrupa’da “Yılın Anlaşması” ödülünü
aldı.
Türkiye’de büyük bir artış gösteren alışveriş merkezlerinin
elektrik ticareti açısından önemli bir hedef kitle oluşturduğunu söyleyen Ak, Zorlu Elektrik’in, yüksek elektrik giderlerine
sahip AVM’lere yönelik avantajlı hizmetler geliştirdiğinin de
altını çizdi.
1,1 milyar İsrail Şekeli (yaklaşık 530 milyon TL) tutarındaki kredi anlaşmasının kapsamı Ashdod için 170 milyon TL ve Ramat
Negev için 360 milyon TL’den oluşuyor. Finans dünyasının en
prestijli yayınlarından Euromoney Group’a bağlı Project Finance Dergisi tarafından 13 Şubat’ta Londra’da düzenlenen ödül
törenine katılan Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak; “Yurt
dışındaki yatırımlarımızla imza attığımız başarılı işlerin, uluslararası saygınlıktaki Project Finance Dergisi tarafından ödüle layık görülmesi bizim için büyük bir gurur kaynağı... Proje
finansmanı 2012 Ağustos ayında tamamlanan bu yatırımlarımız, İsrail’de özel sektör tarafından yapılan ilk kojenerasyon
santralleri olacak. Toplam kurulu güçleri 175 MW olan Ashdod
ve Ramat Negev santrallerinin inşaat çalışmalarını 2014 yılının ikinci yarısında tamamlamayı hedefliyoruz. Ashkelon bölgesinde, ortağı olduğumuz 800 MW kapasiteli Dorad Doğal
Gaz Çevrim Santrali’ni bu yıl tamamlamak için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. İsrail’de enerji pazarının en önemli oyuncularındanız, önümüzdeki dönemde ilave yatırımlarla bu bölgede
büyümeyi planlıyoruz. Her geçen gün önemi artan enerji sektöründeki fırsatları değerlendirerek, bölgesel güç olma yolundaki hedefimize daha fazla yaklaşıyoruz” dedi. Project Finance Dergisi’nin 14 yıldır dağıttığı “Project Finance Ödülleri”nde
şirketler endüstriyel projelerin finansmanı; inovasyon, en iyi
uygulama, çözüm kabiliyeti ve sürdürülebilirlik kriterleri kapsamında değerlendiriliyor.
70 haber
71
Sürdürülebilirlik alanında enerji
sektöründe bir ilk
Kilis, hava kirliliğine dur diyor
GAZDAŞ’ın doğal gaz dağıtımına başladığı Kilis, temiz havaya kavuşuyor. Nisan ayı itibarıyla Kilis’in 55 mahallesi,
dünyanın tüm diğer modern şehirleri gibi doğal gazın konfor ve faydalarından yararlanmaya başladı.
Zorlu Enerji Grubu, sürdürülebilirlik performansını aktardığı, enerji ve sürdürülebilirlik yönetimine bakış açısını, gelecek
planlarını ve hedeflerini yansıtan, sektörünün ilk GRI A seviyesindeki “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayımladı.
Z
orlu Enerji Grubu, enerji sektöründe GRI A seviyesinde
hazırlanan ilk “Sürdürülebilirlik Raporu”nu yayımladı.
Zorlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak “Zorlu Enerji Grubu
olarak stratejik önceliğimiz her alanda sürdürülebilirlik… Bu
doğrultuda, yerli ve yenilenebilir kaynaklarla enerji üretirken,
kaynakların sürdürülebilir kullanımı sağlamak üzere projeler
yürütüyoruz. Dünya ve Türkiye açısından kilit noktada bulunan
enerji sektörünün aktif oyuncularından biriyiz. Hem ülkemizin
hem de Grubumuzun büyüme hedeflerine önemli etkisi olacak
yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarıyla elektrik üretimi, emniyetli ve güvenilir enerji tedariği, öncelikli konularımızın başında yer alıyor. Bu doğrultuda çevrenin korunmasından kalite
Sinan Ak
Uluslararası arenada faaliyet gösteren şirketlerin raporlama standardı Global Reporting
Initiative (GRI) tarafından da onaylanan rapor,
enerji sektörünün ilk, Türkiye’nin üçüncü GRI
A seviyesindeki sürdürülebilirlik raporu olma
özelliğini taşıyor. Zorlu Enerji Grubu’nun sürdürülebilirliği; çevresel ve sosyal faktörlerin
kurumsal yönetim ilkeleriyle birlikte yönetim süreçlerine uyarlanması ve bu alanlardaki risklerin yönetilmesinde önemli bir
yol gösterici olarak gördüğünü belirten Ak, “Büyüme ve yatırım
stratejilerimize sürdürülebilirlik yaklaşımımızla yön veriyoruz.
Sürdürülebilir yönetim anlayışımızın stratejik
öncelikleri; kurumsal yönetim ilkelerine bağlı ve
yerel değerlere karşı sorumlu iş yapmak, karlı ve
beğenilen bir şirket olmak, çalışanlarımızın mutluluk, sağlık ve güvenliğini sağlamak, çevreyi ve
doğal kaynakları korumak, paydaşlarımızla samimi ve düzenli iletişim kurmak, toplumsal ve kültürel hayata katkı sağlamaktır. Bu anlayışla, sürdürülebilirlik raporlamasını da kurum kültürü ve
inovasyona katkı sağlayan, kurumsal sorumluluk
yönetimimize yön veren, paydaşlarımızla diyaloğumuzu güçlendiren ve bizi sürekli geliştiren bir
araç olarak görüyoruz” dedi.
2010’dan 2011’e Zorlu Enerji
Zorlu Enerji Grubu’nun stratejik sürdürülebilirlik konuları
• Doğrudan karbondioksit emisyonlarında yüzde 11, dolaylı karbondioksit
emisyonlarında ise yüzde 3 oranında azaltım sağlandı.
• Toplam su tüketimi yüzde 9 oranında azaltıldı.
• Atıkların yüzde 39’u geri dönüştürüldü ve geri kazanıldı.
• Tesislerin bulunduğu yörelerdeki yerel istihdam oranı yüzde 75’e ulaştı.
• Gruptaki kadın istihdam oranı yüzde 17’ye ulaştı.
• Çalışanlara 16 bin 500 saat İSG ve bireysel gelişim eğitimi sağlandı.
• “Enerjimiz Çocuklar İçin Projesi” 75 bin çocuğa ulaştı.
• Zorlu Enerji’nin Gökçedağ Rüzgar Santrali ve Kızıldere Jeotermal Santrali, “Yılın En Verimli Yenilenebilir Enerji Tesisi” kategorisinde iki ödül
kazandı.
• Zorlu Enerji, GfK Türkiye tarafından gerçekleştirilen “İtibar Yönetimi ve
Kurumsal Algı Araştırması”nda, itibarı en yüksek enerji şirketi oldu.
• Zorlu Enerji, Ernst&Young Türkiye tarafından yapılan derecelendirmede
Türkiye Karbon Saydamlık Liderlik Ödülü’nü aldı.
Ekonomik
standartlarına, çalışan sağlığından toplumsal sorunlara pek
çok alanda yürütülen faaliyetlerin her aşamasında kurumsal
bir vatandaş gibi hareket ediyor, doğal kaynakların ve kültürel
değerlerin geleceğe aktarılması konularında sürdürülebilirlik
kavramını yol gösterici olarak benimsiyoruz.
İkincisini yayımladığımız Sürdürülebilirlik
Raporu’muzda ‘doğru enerji’ anlayışımızla
gerçekleştirilen tüm uygulamaları kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.
• Yerli ve ye yenilenebilir kaynaklarla sürekli ve güvenli elektrik arzı
• Karlı ve beğenilen bir şirket olmak
Sosyal
• Çalışanlarının mutluluk, sağlık ve güvenliği
• Faaliyet gösterdiği yörelerde topluma karşı sorumlulukları
Çevresel
• Emisyonların azaltılması, iklim koruma ve enerji verimliliği
• Doğal kaynaklara ve kültürel değerlere saygı
• Biyolojik çeşitliliğin korunması
E
nerji sektörüne 20 yıldır hizmet veren Zorlu Enerji şirketlerinden GAZDAŞ’ın bilgi birikimi, uzmanlığı ve deneyimi Kilis’in havasını değiştirmek için seferber oldu.
Bugüne kadar Trakya Bölgesinde 153 bin, Gaziantep’te de
124 bin aboneye doğal gaz dağıtımı yapan GAZDAŞ, nisan ayı
itibariyle Kilislilere de hizmet vermeye başladı.
2011 yılında tamamlanan doğal gaz alt yapı çalışmalarında
13,5 km çelik hat ve 163 km polietilen hat çekilirken 850 adet
servis kutusu montajı gerçekleştirildi. 1 Nisan 2013 tarihinde
ise geleneksel “Doğal Gaz Yakma Töreni” ile Kilis, doğal gaz
ile buluşmuş oldu. Kilis Valisi Süleyman Tapsız, AK Parti Kilis
Milletvekilleri Ahmet Salih Dal ve Fuat Karakuş, Kilis Belediye Başkanı Av. M. Abdi Bulut, GAZDAŞ Genel Müdürü Fuat
Celepci ve Kilis halkı törene katıldı.
Törende bir konuşma yapan Celepci; Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı’nın açıkladığı rapora göre hava kirliliğinin Kilis’te
birinci öncelikli çevre sorunu olduğunu belirtirken aynı zamanda Kilislilere umut dolu mesajlar da verdi. Celepci; “Hem
çevremiz, hem sağlığımız hem de çocuklarımızın geleceği
için ideal bir enerji kaynağı olan doğal gaz kullanımını yaygınlaştırarak, hep birlikte bu sorunu aşabiliriz. Temizleme ya
da depolama derdi olmayan ve son derece pratik olan doğal gaz ısınmanın yanı sıra mutfakta ve banyoda da kullanılabiliyor, bu yönüyle aynı zamanda çok da ekonomik” dedi.
Celepci, alt yapı çalışmaları sırasında, verdikleri destekten
ötürü Kilis Valisi Süleyman Tapsız’a ve Belediye Başkanı Av.
M. Abdi Bulut’a, gösterdikleri sabır ve hoşgörü için de Kilis
halkına teşekkür etti.
Her geçen gün büyümeye devam eden GAZDAŞ, Kilis’teki alt
yapı çalışmaları için 13 milyon TL civarında yatırım gerçekleş-
tirmiş bulunuyor. GAZDAŞ Gaziantep Bölge Müdürü Muzaffer
Yalçın tarafından verilen bilgilere göre; Kilis’te 994 binada
toplam 2.202 ön abone başvurusu alınırken, binalara hızlı
bir şekilde hizmet götürülmeye de devam ediliyor. İç tesisat
firmalarına yetki verirken de çok hassas davranan GAZDAŞ,
yetki verdiği firmaların yapacakları tüm projelerde teknik
şartnameye uymalarını ve uygun olmayan hiçbir malzemeyi
kullanmamalarını şart koşuyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 2005 yılı Ağustos
ayında gerçekleştirdiği ihaleyi kazanarak Trakya’daki üç
il başta olmak üzere 17 farklı yerleşim birimi ve Gaziantep
bölgesinde “Gaziantep, Nizip ve Kilis” şehirlerinin doğal gaz
dağıtım faaliyetlerini yürütme hakkını kazanan Zorlu Enerji
Grubu, Kilis ile önemli bir adım daha atmış oldu. Söz konusu
yerleşim birimlerinde 2005 yılından itibaren 30 yıl süreyle
doğal gaz dağıtım hakkını elinde bulunduran Zorlu Enerji Grubu; Gaziantep bölgesinde 25 Ocak 2006 tarihinde lisansını
aldığı GAZDAŞ ile altyapı çalışmalarını başlamıştı. Bölge’de
önemli yatırımlara imza atan GAZDAŞ, Gaziantep’ten sonra
Kilis’te de abonelerden yoğun ilgi görüyor. Doğal gazın konforunu ve rahatlığını yaşamak isteyen Kilisliler doğal gazın
şehri daha temiz ve ferah bir havaya kavuşturacak olmasından da oldukça memnun olduklarını belirtiyorlar.
Büyümesini hızla sürdüren GAZDAŞ, sadece gaz dağıtımı değil sorumlu olduğu bölgede doğal gaz ihbarlarına acil müdahale, kazı ihbarlarına refakat, doğal gaz şebeke enstrümanlarının belirli periyotlarla kontrolü, kaçak tarama ve bakım
onarım faaliyetlerinde de bulunuyor. Tüm bu hizmetlerden
yararlanmaya başlayan Kilis halkı, bir yandan doğal gazın
sağladığı rahatlığı yaşarken aynı zamanda güvenli, ekonomik
ve hepsinden önemlisi çevreci bir yakıta kavuşmuş oluyor.
72 köşe yazısı/ayşegül güngör
73
Minerva Eğitim Teknolojileri A.Ş. Genel Müdürü
[email protected]
Başarının getirdiği başarısızlık
“Bu kadar zengin olmasam belki iyi bir adam olabilirdim.”
Charles Foster Kane
Ç
ok sevdiğim filmlerden biri olan Yurttaş Kane ile yazıya
başlamak isterim. Orson Welles’in Yurttaş Kane filmi
birçok bakımdan en iyi filmler sıralamasında yıllardır
ilk onun içinde yer alıyor. Benim içinse Yurttaş Kane’in önemi
Orson Welles’in hayatından önemli ipuçları içermesi. Yurrtaş
Kane filmini iyi anlamak için Orson Welles’in hayatına bir bakmak lazım. 2 yaşında okumayı öğrenen, 5 yaşında Sheakspeare oyunlarını ezbere bilen, 9 yaşında babasıyla tüm dünyayı
dolaşan ve ünlü illizyonist Huduni’den illizyon dersleri alan
Orson Welles annesini 9 yaşında babasını da 15 yaşında kaybediyor.
Filmde oldukça önemli olan ve filmin bel kemiğini oluşturan “Rosebud” diğer adıyla “Gül Goncası” kelimesinin ise
Kane’nin nam-ı diğer Orson Welles’in çocukluğuna bir gönderme olduğunu filmin sonunda anlıyoruz.
Yurttaş Kane herkes tarafından başarılı görünen bir kişinin
nasıl başarısız olduğunun hikayesidir. Kane’nin çok kolay sahip olduğu servetini usta bir banker yönetmiş, onu birçok defa
iflastan kurtarmıştır. Filmi incelediğimizde içinde çok farklı kişilikleri barındıran bir adamın portresi ile karşılaşıyoruz. Filmi
her izlediğimde iş hayatı ile çok bütünleştiriyorum.
Birçoğumuz iş hayatında farkında bile olmadan Yurttaş Kane
gibi davranıyor, diğer bir deyişle çalıştığımız kurumda bir projeye yaptığımız katkıyı gözümüzde büyütüyor ve o projeyi değerlendirirken kurumun katkısını kendi katkımız olarak görüyoruz. Bu durum bizi mesleki becerilerimiz hakkında fazla olumlu
düşünmemize neden oluyor ve aslında aynı Kane gibi pahalıya
mal olan başarısızlıklarımızı yok sayıyoruz. Başarılı olduğumuzu düşünerek kuruma ve en önemlisi kendimize zarar verdiğimizi fark etmiyoruz bile.
mek için, “başardım”, “başarabilirim”, “başaracağım”, “başarmayı seçtim” kelimelerini ne zaman kullandığımıza dikkat
etmemiz gerekiyor.
Bu yanılgıya düşmemizin ana sebebi geçmişte başarılı olmamızdan kaynaklanıyor. Geçmişteki başarılarımızdan pozitif
bir güç alarak gelecekte de başarılı olacağımız psikolojisi bizi
başarısızlığa götüren ana sebeplerden biri aslında. Böyle bir
duyguya kapıldıkça rasyonel olma beklentimizi kaybediyor ve
nasıl olsa başarılı olacağız varsayımı ile hiçbir şey yapmamaya başlıyoruz.
Kurumun gücünü kendi gücümüz olarak gördüğümüzden
kurumdan ayrıldığımızda geçmişle olan bağlılığımız devam
ettiği için eski başarılarımızı durmadan anlatmaya başlarız.
Çevrenize ve kendinize bir bakın; kaçımız “ben oradayken
biz böyle yapardık...” ya da “biz bunu yapmıştık...” kelimelerini kullanıyoruz.
Gerçekten başarılı insanlar kendilerinin neyi yapıp neyi yapamayacaklarının farkında olarak başarı kriterlerini belirliyor,
böylece Yurttaş Kane’nin algısına düşmeden başarının getirdiği başarısızlığa kapılmadan çok başarılı oluyorlar. Başarı
yolunda ilerlerken Yurttaş Kane’nin düştüğü duruma düşme-
“Başardım” kelimesini çok kullanıyorsak, her şeye yeni baştan başlama gücüne sahibiz demektir. Bu olumlu bir şey
olmakla ve bizi başarıya götürmekle birlikte, kontrol edilemediğinde içinde bulunduğumuz durumu kendi kabiliyetlerimizle yarattığımız duygusunun esiri oluruz.
“Başarabilirim” kelimesini sık kullananlar asla kendilerini
kader kurbanı olarak görmezler. Karşılarına çıkan her şeyi bir
fırsat olarak görürler. Olumlu bakarlar ve kendileriyle barışıktırlar. Kişiliklerinin, yeteneklerinin veya sahip oldukları motivasyonun etkisiyle karşılaştıkları her durumu kendi lehlerine
çevireceklerine inanırlar. “Başarabilirim” kelimesini kullanan-
ların tek bir kötü tarafı şansa fazla inanmaları ve her zaman
büyük riskler alarak büyük sonuçlar elde etmeye çalışmalarıdır. Risk nosyonları zayıf olduğu için kaybetme olasılıkları yüksektir. Kaybettiklerinde de yeniden kazanacaklarına inançları
tamdır. İnançlarını ve davranışlarını çok zor değiştirirler. Değişime karşı dirençlidirler.
“Başaracağım” kelimesini en çok kendi kendilerini motive
ederek gelecekle ilgili olumlu bir bakış açısına sahip olanlar
kullanır. Genelde azimlidirler. Kendilerine hedef koyarlar. Tek
olumsuz tarafları başaracağım duygusunun etkisiyle ve hedefe kilitlenmeleri ve çevrelerinde olup biteni fark edememeleridir.
Kendi hedeflerine o kadar kilitlenmişlerdir ki, ortamın değiştiğini ve hedeflerinin bir öneminin kalmadığını fark edemezler.
Yönetim kademelerinde olduklarında eleman değişikliğini çok
sık yaşarlar. Başarı hedefleri o kadar yüksektir ki, bu hedef
yüksekliği nedeniyle biirlikte çalıştıkları tüm insanları yıpratırlar.
“Başarmayı seçtim” diyenler ise daha çok kendi seçtikleri
yolda yürüdüklerine inanlardır. Özgür iradelerini kullanmaya
eğilimlidirler. Fazla sınırlamaya ve otoriteye gelemezler. Kendi işlerini yapmaya daha eğilimlidirler. Egoları daha yüksektir
ama egolarını da kontrol edebilirler.
Kendimizi gözlemleyelim ve hangi durumda hangi başarı kelimesini kullandığımıza dikkat edelim. Bir süre sonra farkındalığımız gelişecek ve gerçek başarı öykümüzü yaratır hale
geleceğiz. Böylece Yurttaş Kane’nin yanılgısına düşmekten de
kurtulduğumuzu fark edebiliriz.
Yurttaş Kane, “başardım” ve “başaracağım” saplantıları yüzünden hem iş hayatında hem de özel hayatında başarısızlığının kurbanı oldu. Başaracağım saplantısı özel hayatını çıkmaza sokarken, başardım saplantısı ise onu kontrol edilemez
riskler almaya yöneltti. Şans eseri sahip olduğu büyük serveti
her zaman kazanabileceğini düşündü.
Başaracağım diyerek yanında bulunan herkesi uzaklaştırdı ve
etrafında kendi egosundan başka hiçbir şey kalmadı.
Çevremize baktığımızda başarının getirdiği başarısızlığa yakalanmış çok insan görüyoruz. Bu sendroma yakalanmamak için
kendimizle ilgili biraz daha objektif olmamız gerekiyor sanırım.
Gerçekten başarılı insanlar neyi
yapıp neyi yapamayacaklarının
farkında olarak başarı kriterlerini
belirliyor. Böylece Yurttaş
Kane’nin yanılgısına düşmeden
başarının getirdiği başarısızlığa
kapılmadan çok başarılı oluyorlar.
74 kısa kısa
75
Kızıldere Jeotermal Sahasına Vali Ziyareti
Ramat Negev Doğal Gaz
Santrali’nde temel atıldı
Denizli Valisi Abdülkadir Demir, Zorlu Enerji Grubu’na ait Kızıldere’deki
jeotermal santralini ziyaret etti.
Z
Z
orlu Enerji Genel Müdürü Sinan Ak, Zorlu Enerji Genel
Müdür Yardımcıları Yağmur Özdemir ve Aydın Akat ile
Kızıldere İşletme Müdürü Ali Er’in eşlik ettiği gezide Denizli
Valisi Abdülkadir Demir’e, sahada yürütülen çalışmalar ve
yatırımlar hakkında detaylı bilgi verildi. Ak; Kızıldere’de,
80 MW kapasiteye sahip olacak Türkiye’nin en büyük jeotermal santralinin, 2013’te üretime alınacağını aktardı. Bu
yatırımın, jeotermal potansiyeli açısından Avrupa’nın ilk üç
ülkesi içinde yer alan Türkiye’de, yatırımları cesaretlendireceğini söyledi.
Ak, “Enerji arzında dışa bağımlılığı her geçen gün artan ülkemiz ne yazık ki jeotermal kaynağı yeterince değerlendiremiyor. Bugün ülkemizde elektrik üretiminin sadece binde
3’ü jeotermalden sağlanıyor. Türkiye’nin zengin jeotermal
potansiyelini hem sektörümüze hem de ekonomiye kazandırmada özel sektör olarak bizlere önemli sorumluluklar
düşüyor. Kızıldere’de bu yıl içinde üretime almayı hedeflediğimiz santralimiz, elektrik enerjisinin yanı sıra, 30 MW’ı
sera ısıtmasında, 20 MW’ı ise Sarayköy ilçesindeki konutların ısıtılmasında kullanılmak üzere, toplam 50 MW ısı enerji-
si üretecek. Böylece, Kızıldere’de 2500 konut ve 500 dönüm
sera, ısıtma ihtiyacını jeotermal kaynaktan sağlayabilecek.
Santralimiz ayrıca yılda toplam 600 milyon kWh üretim kapasitesi ile ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayarak 79
milyon ton/yıl fuel-oil ve bunun karşılığında da 86 milyon
dolar/yıllık dış kaynaklı enerji gideri ikame edecek” dedi.
orlu Enerji Grubu’nun yüzde 42,15 oranında ortağı olduğu
İsrail’deki 120 MW elektrik ve 70 ton/saat buhar kapasiteli Ramat Negev doğal gaz santrali projesinde, temel atma ve
temsili taş koyma töreni düzenlendi. Ramat Hovav’da bulunan
Makteshim sahasında yapılan törene İsrail Enerji Bakanı Uzi
Landau, Makteshim-Agan Küresel Kaynaklardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Zvi Manor ile Ramat Negev Enerji CEO’su Doron
Ezra katıldı.
Ak, ziyaret sırasında Vali Demir’e, Zorlu Enerji Grubu’nun
2008 yılında ADÜAŞ özelleştirme ihalesiyle 30 yıllık işletim
hakkını aldığı Türkiye’nin ilk jeotermal santralinde yürütülen iyileştirme çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Ak, Zorlu
Enerji Grubu’nun, Kızıldere’nin yanı sıra Türkiye’nin jeotermal potansiyelinin yüzde 87’sini barındıran Ege Bölgesi’nde
Manisa Alaşehir ve Kütahya Simav sahalarında da yatırım
projeleri olduğunu aktardı.
“2017 yılına kadar bu üç sahadaki yatırımlarımızı aşamalı
olarak faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki 5 yıl
içerisinde jeotermal enerji alanında ulaşacağımız kurulu
güç ile ülkemizin 2023’e kadar jeotermalde hedeflediği 600
MW kurulu gücün yarısını hayata geçireceğiz” dedi.
Senin de dikili bir
ağacın olsun
Medya planlamada yeni iş ortağı
Z
Zorlu Holding’in tüm şirketlerinin yeni medya planlama ve satın alma ajansı
Mediacom oldu.
orlu enerji Grubu şirketlerinden GAZDAŞ’ın Kilis İşletme
Müdürlüğü’ndeki çalışanları bir ağaçlandırma etkinliği
düzenlediler. Kilis ilinin kurak ve bitki örtüsünün az olması
nedeniyle bu etkinliği düzenleyen çalışanlar “Senin de dikili
bir ağacın olsun” diyerek yola çıktılar.
Ağaçlandırma çalışması Kilis OSB’si kapsamında yer alan
RMS istasyonunda Kilis Orman İl Müdürlüğü’nün verdiği 160
adet çam fidanı ile başladı.
Gaziantep Bölge Müdürlüğü ile İşletme Müdürlüğü ve Nizip
İşletme Müdürlükleri’ndeki GAZDAŞ çalışanlarının yanı sıra
ailelerinin de katıldığı etkinlik aynı zamanda keyifli bir pikniğe de dönüşmüş oldu.
Okuduğunu
Getir,
Okumadığını
Götür
TAÇ bayileri kutsal
topraklarda
T
AÇ bayileri, 5-12 Nisan tarihlerinde düzenlenen Umre gezisiyle, hep birlikte manevi bir yolculuğa katılmanın hazzını yaşadılar.
Huzur verici bir deneyim yaşayan TAÇ bayileri, önce
Medine’ye ve ardından Mekke’ye yolculuk ettiler, Kabe’ye
ziyaretlerini gerçekleştirdiler.
Z
orlu Enerji Grubu, Zorlu Holding bünyesinde bir kitap değişim programı başlattı. “Okuduğunu Getir, Okumadığını Götür” sloganıyla hayata geçen proje, kitap okuma aşkını yaygınlaştırmayı ve paylaşmayı amaçlıyor. Zorlu Plaza 23. katta, Zorlu
Enerji Grubu Kurumsal İletişim ekibinin organize ettiği projeden
faydalanmak isteyenlerin okudukları bir kitabı getirmeleri yeterli oluyor. Yeni bir kitap okumak isteyenler, daha önce okumuş oldukları kitabı vererek okumadıkları bir başka kitabı kütüphaneden ödünç alabiliyorlar.
5 kitabını paylaş 500 kitabın olsun
Kütüphane oluşturma çalışması, Zorlu Enerji Grubu’na bağlı Gaziantep bölge ofisinde de her geçen gün zenginleşerek devam
ediyor. 5 kitap paylaşan tüm çalışanların faydalanabildiği kütüphanede ilk hedef 500 kitaba ulaşmak. Proje tamamlandığında, zengin bir GAZDAŞ kütüphanesi oluşturulması amaçlanıyor.
Manevi açıdan büyük önem taşıyan Medine ve Mekke’de olmaktan büyük mutluluk duyduklarını ifade eden TAÇ bayileri, Kabe dışında kutsal mekanları da ziyaret ederek yolculuğu
tamamladılar.
Z
orlu Holding’in yeni medya planlama ve satın alma ajansını seçmek üzere açtığı konkura davet edilen 9 ajansla
görüşmeler sonuçlandı.
Tüm ajansların sunumlarının değerlendirilmesinin ardından, kısa listeye kalan 3 ajans dinlenerek değerlendirme
yapıldı. Yaklaşık 2 ay süren konkur sürecinin sonucunda
1 Mart 2013 itibarıyla, Zorlu Holding ve tüm şirketlerinin
yeni medya planlama ve satın alma ajansı Mediacom oldu.
Seçim sürecinde değerlendirmeler, bir komite tarafından
gerçekleştirildi. Ergün Güler, Mert Gürsoy, Feza Turunçoğlu
Erim ve Yiğit Tartan’dan oluşan değerlendirme komitesine,
sektörün önemli isimlerinden Murat Yurttaş ve Gazi Çekmen danışman olarak destek verdiler ve detaylı analizlerini
komiteye sundular.
Türkiye’nin en büyük medya ajans gruplarından Grup M çatısı altında olan Mediacom, ekip kalitesi, stratejik yaklaşımları ve vizyonuyla Zorlu Holding’in medya planlamalarında
etkin rol oynayacaktır.
Teknoloji ve tasarım buluştu
V
estel’in yeni ürünü ONYX TABLET PC, kullanım kolaylığı, ince ve hafif tasarımıyla tablet deneyiminizi şıklıkla
buluşturuyor. Piyasadaki tek dayanıklı arka metal kabiniyle
öne çıkan ürün, kolay kullanımı ve uygun fiyatıyla da dikkat
çekiyor. Vestel ONYX TABLET PC ile eğlenceden bilgiye her
türlü içeriğe dilediğiniz yerden erişmek mümkün.
Vestel, yeni ürünü ONYX TABLET PC’de teknoloji ve tasarımı
uygun fiyatla buluşturdu. Şık tasarımıyla göz dolduran ONYX
TABLET PC, işlemcisi, ekran çözünürlüğü ve kamerası ile kendi kategorisinin en iyisi. Kolay kullanımıyla da Vestel’in dost
teknoloji anlayışının bir ürünü olan ONYX TABLET PC’nin
dayanıklı arka metal kabini, piyasadaki tek dayanıklı arka
metal kabin olma özelliği taşıyor. Vestel ONYX TABLET PC
ile favori film ve dizilerinizi istediğiniz yerde seyredebilir,
istediğiniz bilgiye her yerden erişebilir, oyunlar oynayabilir,
sosyal medyayı takip edebilir, fotoğraf ve videolarınızı görüntüleyebilirsiniz.
Vestel Smart Center teknolojisiyle uyumlu ONYX TABLET PC
kullanıcılarına, “Akıllı Ekranlar” teknolojisinden yararlanarak
Vestel Smart TV’lerine bağlanma imkanı sunuyor.
76 kısa kısa
77
Vestel’le ütü yapmak keyifli ve güvenli
V
estel mağazalarında tüketicilerle buluşan yeni V-Press
4000 serisi buharlı ütüler, ütü yapmayı keyifli bir deneyime dönüştürüyor. LED aydınlatmalı Türkçe dijital göstergesi
ile kullanıcı dostu olan V-Press Serisi 4000 Dijital Kırmızı Buharlı Ütü, sesli ve ışıklı uyarı veren otomatik kapanma sistemi
sayesinde güvenli ütü yapmanızı sağlıyor. Çalışırken gövdesini aydınlatan LED ışık, ev işlerinde şık ve dizayn sahibi yardımcılar tercih edenler için ideal.
4000 serisinin tüm ürünlerinde bulunan dayanıklı ve kaygan
NanoCeramic özel seramik taban ve 2400 Watt’lık motor gücü
en zorlu kumaşlarda bile kırışıklıkları yok ederek evde profesyonel sonuç elde etme imkanı sunuyor.
Doğayla dost teknoloji Vestel’e iki ödül birden
9
-12 Ocak 2013 tarihleri arasında Enerji Verimliliği Haftası
kapsamında Manisa OSB Çevre Komisyonu tarafından bu
yıl ikinci defa Enerji Verimliliği Proje Yarışması düzenlendi.
Yarışmada Vestel Beyaz Eşya ve Vestel Elektronik, “Üretim
ve Proses” ile “Ürün Geliştirme” dallarında ödüle layık görüldü.
Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren firmalardan gelen projelerin yer aldığı Enerji Verimliliği Proje Yarışması’nda adaylar
çevrenin korunması, doğal kaynak kullanımının azaltılması
ve enerji tasarrufunun sağlanması kriterleri göz önünde bulundurularak değerlendirildi. Yüksek bir katılımın olduğu yarışmada jüri üyeleri sıkı bir değerlendirme sürecinin ardından
dereceye girenleri belirledi. Bölmeleri hem soğutucu hem
de dondurucu olarak kullanılabilen Vestel Puzzle buzdolabı ürün geliştirme dalında birincilik ödülüne layık görüldü.
Vestel’in dikkat çeken Puzzle serisi çok yönlü kullanabilen
bölmeleri sayesinde 14 farklı ihtiyacı karşılayabiliyor. Ayrıca
yarışmada üretim ve proses dalında aday gösterilen Vestel
Elektronik San. Tic. A.Ş. de üçüncülük ödülü kazandı.
Vestel Yoğurtçu ile
birbirinden lezzetli
yoğurtlar
Vestel, Japonya’dan
“Mükemmel Fabrika”
ödülüyle döndü
T
ost teknoloji Vestel, ev yapımı katkısız yoğurt keyfini
Vestel Yoğurtçu ile sofralara getiriyor. Vestel Yoğurtçu
ile sevdikleriniz için sağlıklı, lezzetli, besleyici ve doğal taze
yoğurdun yanı sıra, süzme yoğurt ve lor peyniri yapmak da
son derece kolay.
D
oplamda 97 firmanın başvurduğu JPIM’de (Japan Institute of Plant Maintenance) Toplam Üretken Bakım
ve Yönetim (TPM) çalışmalarıyla 3 yılda çevrim maliyetini
yüzde 30 azaltmayı başaran Vestel Elektronik, Mükemmel Fabrika Ödülü’nü kazandı.
Vestel Yoğurtçu’yla birlikte hediye edilen tarif kitapçığında
süt ürünleri, yoğurtlu tatlılar, yoğurtlu mezeler ve çocuk yoğurt tarifleri ile birbirinden farklı tatları bir araya getirmek
isteyenlere lezzetli ve pratik sayısız alternatif var.
Dünya genelinden birçok büyük firmanın başvurduğu yarışmada, JPIM tarafından TPM programı kapsamında Mükemmel Fabrika Ödülü’ne layık görülen Vestel Elektronik,
ödülünü Japonya’nın Kyoto şehrinde düzenlenen bir törenle aldı. Çalışmalarını “Bizim Fabrikamız, Bizim Makinamız, Bizim Ürünümüz” sloganıyla yürüten Vestel Elektronik, TPM Mükemmel Fabrika Ödülü’ne üretim verimliliğini
en üst düzeye çıkarma, kayıpları en aza indirme, makina
etkinliğini ve hat verimliliğini artırma çalışmalarının ulaştığı başarıyla layık görüldü. Toplam Üretken Bakım ve
Yönetim çalışmalarına 3 yıl önce başlayan Vestel Elektronik, bu sürede çevrim maliyetini yüzde 30 azaltmayı
başardı. Japonya’da bulunan Tesis Bakım Enstitüsü tarafından ödüle layık görülmesinin bu ülkedeki müşteriyle
iletişimini olumlu yönde etkilemesinin gururunu yaşayan
Vestel Elektronik, Zorlu kültürünü yansıtan Vestel Üretim
Sistemi’ni oluşturuyor.
Sağlığa dost Tritan kaplar ve cam kavanozlar
Bir defada 2 litreye kadar yoğurt yapabilen Vestel
Yoğurtçu’nun, özel süzme aparatı ile daha yoğun kıvamlı lezzetler elde etmek mümkün. Vestel Yoğurtçu, sağlığa
dost Tritan kapları, buzdolabında saklama kolaylığı sağlayan 6 adet cam kavanozu ve rengarenk kapakları ile farklı
lezzetleri birbirinden ayırabilme imkanı da sunuyor.
Toplam Üretken Bakım ve Yönetim nedir?
Günlük üretim faaliyetleri içinde, çalışanların tamamının
katılımını gerektiren, operatöre üzerinde çalıştığı makine
veya ekipmanın otonom (kendi kendine yeten) bakım sorumluluğunu getiren yeni bir işletmecilik yaklaşımıdır. Bu
sayede arızaları önlerken, ekipman etkinliğini de en üst
düzeye çıkarır.
Suat Suna’dan Vestel’e özel...
S
evgililer Suat Suna’nın 14 Şubat’a özel şarkısını ilk kez
Vestel ve Fizy işbirliğiyle dinliyor. Aşk şarkılarının romantik prensi Suat Suna, uzun süren müzikal suskunluğunu Vestel ve Fizy iş birliğiyle gerçekleşen Sevgililer Günü’ne
özel projeyle bozdu.
Sanatçının, çok sevdiği eşi için bestelediği “Senden Başka”
şarkısı ilk kez 14 Şubat’ta Vestel’in Fizy’deki sayfasında yayınlandı. Sevgililer bu çok özel şarkıyı fizy.com/vestel adresinden Suat Suna’nın sesiyle birbirlerine ithaf etti. Uzun
yıllardır sakladığı şarkısını Vestel ve Fizy işbirliğiyle seslendiren Suat Suna, “Eşime bestelediğim bu şarkıyla birbirine
aşkını itiraf etmek isteyen ya da birlikteliklerini kutlayan
çiftlere bu özel günde aracı olmaktan çok mutluyum” dedi.
Sevgililer, Suat Suna’nın seslendirdiği “Senden Başka” şarkısını fizy.com/vestel adresinden özel bir mesajla birbirlerine gönderdiler. Bu çok özel şarkıyı dinlemek isteyenler facebook.com/vestel adresindeki Vestel sayfasından da şarkıya
ulaşabilirler.
Vestel “Makineyi Bize Anlat” dedi
D
ost teknoloji Vestel, İstinyePark Alışveriş Merkezi ve
Diyarbakır Ninova Alışveriş Merkezi’nde düzenlediği
etkinlikte Vestel Kurutmalı Otomatik Çamaşır Makinesi’ni
tüketicilerle buluşturdu.
İstinye Park AVM ve Ninova AVM’de, Vestel kurutmalı çamaşır makinelerinden oluşan duvardan bir stand kuran Vestel,
bu standın bir bölümünde ziyaretçilerine ürünü inceleme
fırsatı sundu.
Vestel Kurutmalı Çamaşır Makinesi yerleştirilen bu bölüme
tek tek alınan ziyaretçiler kendilerine verilen süre içinde
makineyi incelediler. Ziyaretçilerin makineyi incelemelerinin ardından, stand görevlileri tarafından verilen kağıtlara
makinenin kaç programı olduğunu, programların adlarını ve
hangi amaçla kullanıldıklarını yazmaları istendi.
Bu sorulara en çok doğru yanıt veren ziyaretçilere Vestel Bi
Baksana ürünlerinden hediye edildi. Standa gelip “Makineyi
Bize Anlat” etkinliğine katılan tüm ziyaretçilerin ise Vestel
Kurutmalı Çamaşır Makinesi’ni deneyimleme anları eğlenceli
bir çekimle fotoğraflanarak, kendileriyle paylaşıldı.
78 gökyüzünün getirdikleri
79
Hangi burç nasıl beslenmeli?
Burcunuza göre ihtiyaç duyduğunuz besinler, şifalı bitkiler ve daha fazlası...
Yay: Şifalı bitkisi gece çuhası ve ökseotu. Bu burç kalçalar,
bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. İyi yemek yapar ve
iştahla yer. Bu yüzden kaslarında yağlanma meydana gelir. Özellikle kalça ve baldırlarda sorunlar yaşar. Ağır tava
ve baharatlı salçalı yemeklerden, tatlılardan uzak durmalı.
Taze meyveleri kabuklarıyla birlikte tüketmeli. B vitamini
yönünden zengin yağsız dana eti, karaciğer ve tahıllı ekmek
yemeli. Tuz dengesini koruması oldukça önemli.
Koç: Şifalı bitkisi ısırgan otu. Genelde kilo alma problemleri
olmaz. Günlük yaşamında genel sağlığı için C vitamini dengesini korumalı. Kuşburnu, greyfurt, ananas, portakal, elma
ve yeşil sebzeler tüketmeli. Kırmızı biber, turp, lahana, et
ürünleri ve balık gibi potasyum fosfat içeren besinler sağlığı
için çok gerekli.
Boğa: Şifalı bitkisi karabiber. İştahlı bir yapıya sahip olması kilo problemi yaşamasına sebep olur. Ayrıca vücutları su
tutar. Bu burç, vücudundaki su miktarını dengede tutan sodyum sülfata ihtiyaç duyar. Dikkat etmeleri gereken bir diğer
konu tiroit salgıları. Ispanak, deniz ürünleri, badem, üzüm,
mısır, bamya, ananas tüketmeliler.
İkizler: Şifalı bitkisi sarımsak. Vücudu için gerekli madde
kanın sulanmasını sağlayan potasyum klorür. Bu madde en
çok kereviz, yeşil fasulye, havuç ve portakalda bulunur. En
büyük avantajları sindirim sistemlerinin iyi çalışması ve hareketli yapılarından ötürü kolay kilo problemi yaşamamaları. Yoğurt, ceviz, badem, brokoli, kırmızı et, yumurta sarısı,
balık, süt tüketmeliler. Mayalı yiyeceklerden ve sakatatlardan uzak durmalılar. Uykularına çok önem vermeliler.
Başak: Şifalı bitkisi altın başak. Burcun kendisi genel sağlığı, bağırsakları ve karın bölgesini temsil eder. Sinirlendiği
anda bağırsak ve sindirim problemleri yaşayabilir. Bağırsakları yoran ağır yiyeceklerden kaçınmalı. Spor yaptığı sürece
kilo problemi yaşamaz. Vücudu için gerekli madde potasyum sülfat. Yemeklerde kaya tuzu kullanmalı. Peynir, zeytin, limon, yağsız, yoğurt, süt ürünleri, esmer pirinç ve dana
eti eksik etmemesi gereken besinler. Aşırı baharatlı, yağlı ve
tuzlu yiyeceklerden uzak durmalı.
Yengeç: Şifalı bitkisi zerdeçal. Özellikle üzüntülü oldukları
dönemde fazla yemek yeme eğilimi gösterirler. Kilo problemini en çok yaşayan burçların başında gelir. Su içmekten
hoşlanmayan yengeçlerin bol bol sıvı tüketmeleri gerekir.
Mutlaka düzenli spor yapmalılar. Vücutlarının kalsiyum florür ihtiyacı vardır. Salatalık, roka, yumurta sarısı ve çavdar
gibi besinleri bu amaçla tüketebilirler. Kızartmalardan uzak
durmalılar.
Terazi: Şifalı bitkisi çıbanotu. Terazi insanlarının metabolizması yavaş çalışır, baharatlı, soslu, şekerli gıdalara olan
düşkünlüğü fazla kilolara sebep olabilir. Düzenli egzersiz
yapmaları şarttır. Vücutlarında asit alkali dengesini korumak için tuzu iyi ayarlamalılar. Zararlı maddelerin vücuttan
atılmasını sağlayan sodyum fosfat içeren besinler tüketmeliler. Şeker ve karbonhidratlı besinlerden uzak durmalılar.
Baklagiller, soğan, et, kestane, havuç, tereyağı ve sarımsak
tüketmeliler.
Aslan: Şifalı bitkisi ebegümeci. Aslan burçları Zodyak’ın
gurmeleridir. Kemikler ve sinir sistemleri için gerekli madde kalsiyumun vücuttaki dengesini sağlayan magnezyum
fosfattır. Çavdar, kereviz, elma, incir, şeftali ve limon suyu,
muz, balık tüketmeliler. Açık hava sporlarını tercih etmeliler. Yumurta beyazı ve çerezlerden uzak durmalılar.
Akrep: Şifalı bitkisi calendula. Kilo problemiyle orta yaşlarda tanışırlar. Gençlik dönemlerinde de düzensiz yemek saatleri fazla kiloya sebep olabilir. Yemek saatleri düzenli olmalı
ve öğün atlamamalılar. Vitamin ve mineral dengelerini korumalı, siyah üzüm, kayısı, portakal, erik, biber, maydanoz,
balık ve lifli sebzeleri sofralarından eksik etmemeliler.
Oğlak: Şifalı bitkisi binbirdilekotu. Burcun kendisi iskelet,
dizler, kulak ve deriyi temsil eder. İskeletiniz ve kemik yapınız oldukça güzeldir. Kilo problemini en az yaşayan burçlardan biridir. Vücudunuz için gerekli madde kalsiyum fosfat.
Lahana, kereviz, yağsız dana eti, inek sütü, peynir, buğday
ve incir tüketmesi gereken besinler. Aşırı tuz ve şekere dikkat edilmeli.
Kova: Şifalı bitkisi kırlangıçotu. Burç; el, ayak bilekler, baldırlar ve dokuları temsil eder. Egzersiz ve spor, kilosunu
dengede tutabilmek ve sağlıklı kalabilmek için çok önemli.
Vücudu için gerekli madde sodyum klorür yani bildiğimiz
sofra tuzu. Yemeklerde öğütülmüş kaya tuzu kullanmalı. Bu
tuz dokulardaki suyun miktarını ayarlar. Turp, ıspanak, semizotu, lahana, marul, mercimek, elma ve şeftali sofradan
eksik etmemesi gereken besinler.
Balık: Şifalı bitkisi karahindiba. Ayakları temsil eden burç.
Su tutan bir bünyeye sahiptir. Sinir sistemi çok hassastır ve
yaşadığı ruhsal dalgalanmalar bünyesine yansır. Vücudun
demir, biotin ve fosfora ihtiyacı vardır. Dengeli ve yeterli
beslenme kilo problemine karşı alacağı en iyi önlem. Metabolizması hızlı kilo verir ve alır. Bunun sebebi vücutta oluşan ödemler. Bol su içmeli ve tuz dengesini yaşam boyunca
çok iyi ayarlamalı. Peynir ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler,
badem, ciğer ve baklagiller tüketmeli.
Karabiber tüm burçlar tarafından tüketilmesi gereken ve 4
elementi temsil eden bir baharat.
KOÇ
TERAZİ
Beklemediğiniz fırsatlar karşınıza çıkabilir. İş yerinizde bir süredir belirsizlik
İş ortamınızdaki uyum özel hayatınıza da yansıyacak. Haziran ayında ka-
taşıyan konular neticelenebilir. Kariyeriniz ve sosyal statünüz konusunda
labalık iş toplantılarıyla uğraşmak durumunda kalabilirsiniz ancak bu du-
beklenmedik gelişmeler olabilir. Bu dönemde kazacınız artabilir. Yeni bir
rum size olumlu yansıyacak. Ağustos ayı yapacağınız girişimlerden zararlı
ilişkiye sahip olanlar evlilik konusunda aceleci davranmasınlar.
çıkabilirsiniz. İyi değerlendirin.
BOĞA
AKREP
Kişisel düzeniniz, hayat tarzınız değişebilir, bu durum sağlığınızı olumsuz
Zihinsel aktivitenize karşılık fiziksel olarak kendinizi sürekli yorgun hisse-
etkileyebilir. Özellikle yılın ikinci yarısı yeni bir işe, yeni bir eve geçebilir
debilirsiniz. Eğer teknik konularla ilgili bir iş yapıyorsanız son derece ba-
veya bir tadilata girişebilirsiniz. Bu dönemde ev ve ailenizle ilgili hareketli
şarılı olacağınız bir döneme giriyorsunuz. İş arkadaşlarınız arasında ilginç
gelişmelere açık olacaksınız.
fikirlerinizle, yaratıcılığına en çok başvurulan kişi oluyorsunuz.
İKİZLER
YAY
Yeni başlangıçlar konusunda son derece temkinli olmalısınız. Temmuz ayı
Bu dönemde aşırı yoğun çalışma temposuna bir süre ara verip ortam değiş-
sizin için rahatlama dönemi olacak. Finansal konularda daha başarılı gün-
tirme ihtiyacı duyabilirsiniz. Bir dostunuz sizden kefil ya da bir işine ortak
ler sizi bekliyor. Ağustos ayında uzun süredir ertelediğiniz girişimler tekrar
olmanızı teklif edebilir, uzak durun. Temmuz gibi arsa alım satımı gündeme
gündeme gelecek.
gelebilir kazançlı bir yatırım yapabilirsiniz.
YENGEÇ
OĞLAK
Evli yengeçler için de aile ilişkilerinde huzuru bulacakları bir dönem. Eşinizin
Bir dostla işbirliği olabilir veya dostlarınızla birlikte bir çalışmaya katılabi-
ailesinden birinin maddi desteğini görmeniz olası. Bulunduğumuz topluluk-
lirsiniz. Hazirandan sonraki dönemde ikili ilişkilerinizle ilgili her bakımdan
larda güzel ve etkileyici konuşmalarınızla dikkatleri üzerinize çekeceksiniz.
şanslı olacaksınız. Aşk hayatınızda yaşayacağınız olumlu gelişmeler gün-
İşlerinizin yoluna girdiği bir dönem.
lük hayatınızı renklendirecek ve içinizdeki gerginliği azaltacak.
ASLAN
KOVA
Uzun zamandır sürdürdüğünüz projenizin önüne engeller çıkacak. Ama mo-
Yakın çevrenizden göreceğiniz destekle kazançlı bir dönem geçirebilirsi-
ralinizi bozmayın. Sonrasında planlarınızı gerçekleştirme şansı doğacak.
niz. Yapacağınız anlaşmalarda ve ortaklıklarda zarara uğramamak için çok
Kimlerle iş birliği halindeyseniz bu kişileri dikkatlice gözden geçirin. Parayla
dikkatli olmanız gerekiyor. Yeni ev alma veya tadilat işlerine girişebilirsi-
alakalı meselelerde aşırı bir yük altına girmeyin.
niz. Tartışmalardan uzak durmalısınız.
BAŞAK
BALIK
gul edebilir. Yılın ikinci yarısı başak burçları için iç huzurun daha öne çıktığı
muz ayları özellikle maddi konularda şanslı olacaksınız. Beklenmedik bir
bir dönem olacak. Aile yaşamınız ve özel hayatınız sizin için daha ön planda
yerden para gelebilir. Ani gelen bir evlilik teklifine evet deme ihtimaliniz
olacak.
yüksek.
Görüş ayrılıkları, hukuksal sorunlar, tartışmalar gündeminizi daha fazla meş-
Bu dönem sizin için bazı açılardan sıkıntılı ve yorucu olabilir. Haziran-Tem-
81
80 kültür-sanat
Trenler Kalkar Haydarpaşa’dan
Yemekte Tarih Var
Hazırlayan: Haydar Ergülen
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
Kelebeğin Rüyası
Arkadan Müdahale
Yazar: Yılmaz Erdoğan
Yayınevi: Doğan Kitap
Yazarlar: Ayşegül Avcı,
Elvin Otman, Seda Erkoç
Yayınevi: Tarih Vakfı Yurt
Yayınları
Yazar: Kenan Başaran
Yayınevi: İletişim Yayınevi
Geçtiğimiz yıllarda yayınlanan “Cümleten İyi Yolculuklar” kitabında otobüs seferlerinin öyküleştirilmesinin ardından bu kez karşımızda tren
yolculuklarını konu edinen bir eser var. Toplamda 21 yazarın katkı sağladığı bu derleme
kitapta, aralarında Tuna Kiremitçi, Adnan Binyazar ve Pelin Batu gibi tanınmış isimlerin de
yer aldığı pek çok yazara ait öykü yer alıyor.
Tren garında başlayan öykülerin birbiri ardına
dizildiği bu derlemede anılardan aşklara, yalnızlıklardan ayrılıklara dek pek çok duyguya
ait parçalar bir araya getirilmiş. Kitabın temel
çıkış noktasını ise “düşlerinize vardığınızda
her gar Haydarpaşa” olsun dileği oluşturuyor.
Tarih kitaplarında yemek
kültürüne yer ayrılmasına
alışığız. Ancak bugüne kadar yemek kültürü,
kendi başına bir tarihsel çalışma konusu olmamıştı. Kendi alanlarında değerli katkılar
yapmış üç yazarın ortak çalışması olan ve
“Yemek Kültürü ve Tarihçiliği” altbaşlığını taşıyan eser bu anlamda oldukça dikkat çekiyor.
Osmanlı, Avrupa ve Amerika coğrafyasından
farklı dönemlere dair karşılaştırmalı bir bakışın ürünü olan kitapta tarihin, gelişen ve değişen yemek ve yiyecek kültürü üzerinden okunabileceği iddiası yer alıyor. Bu kitapta hem
yemekteki tarihe hem de tarihte yemeğe dair
pek çok sorunuza cevap bulabilirsiniz.
Ünlü yazar ve yönetmen
Yılmaz Erdoğan’ın son filmi
“Kelebeğin Rüyası” pek çok kişinin sinema
salonlarından yaşlı gözlerle ayrılmasına neden olmuştu. “Aşk en güzel bahanesidir şiirin” sloganıyla beyazperdeye aktarılan film
1941 yılının Türkiye’sini, İkinci Dünya Savaşı
dönemi ve mükellefiyet günlerini yansıtmaya
çalışıyordu. Hikayenin merkezinde ise bu yıllarda Zonguldak’ta yaşayan ve çok genç yaşta
aramızdan ayrılan iki şair, Rüştü Onur ile Muzaffer Tayyip Uslu bulunuyordu. İki genç şaire
Kıvanç Tatlıtuğ ile Mert Fırat’ın hayat verdiği
filmin başarıyla geçen vizyon macerasının ardından senaryosu da kitapçılardakini yer aldı.
Cango’ya Türküler
Retro Turca
Thirty Seconds To Mars
Burak Kaya
Nez
V
Çok uzun bir süre gitar ve caz çalışmaları
yapmış olan Burak Kaya yeni albümünü vurmalı çalgılar, kontrbas ve soprano saksafon
alanında her biri birer usta olan Yinon Muallem, Ozan Musluoğlu ve Meriç Demirkol ile
bir araya gelerek kaydetti. “Cangoya Türküler” başlığını taşıyan ve titiz bir çalışmanın
ürünü olan eserdeki vokaller ise 2000 yılında
Eurovision’da Türkiye’yi temsil eden Pınar Ayhan tarafından yapıldı.
İlk kez 2002 yılında dinleyicilerle buluşan ve
kısa zaman içerisinde büyük ilgi toplayan Nez
kariyerinde yeni bir sayfa açarak caz konseptine geçiş yaptı. Nez’in olgunluk dönemi projesi
olarak tanımladığı “Retro Turca”, her biri kendi alanında uzmanlaşmış 7 müzisyenin bir araya gelmesiyle oluşturuldu. Grubun, İngilizce
ve Türkçe şarkıların harmanlandığı beş şarkılık bir maxi single içeren albümü klasikleşmiş
şarkıları retro-alaturka bir soundda sunuyor.
odafone Istanbul Calling, Vodafone’nun
ana sponsorluğunda dört aya yayılan,
İstanbul’un en uzun soluklu şehir festivali
olmaya hazırlanıyor. Farklı müzik türlerindeki
birçok dünya starı şehrin farklı bölgelerindeki
mekanlarda sahne alacaklar. Konserler, festivaller ve partilerle bu sene İstanbul’un ve
Türkiye’nin kültür-sanat gündemine oturacak.
23 Haziran’daki Vodafone İstanbul Calling’in
indie müzik konser serisinin devamı niteliğindeki Alternative Park gününde, 30 Haziran
saat 15.00’te Thirty Seconds To Mars, The
Maccabees ve öncesinde yeni nesil alternatif
rock grubu !!! (chk, chk, chk) Parkorman’da
izleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.
Aktör olarak tanınan Jared Leto (Requiem
for a Dream ve Fight Club filmlerinden) 30’lu
yaşlarının ortasına geldiğinde müziğe olan
ilgisini bir üst noktaya taşımaya karar vererek kardeşi, baterist Shannon Leto ile birlikte
Türkiye’de “3 Temmuz Şike
Davası Süreci” olarak bilinen olaylar dizisi geçen senenin en yoğun
gündem maddelerinden birini oluşturuyordu.
Türkiye’nin en tanınmış futbol takımlarının
bazı kulüp yöneticilerinin ve futbolcularının
tutuklanması ile başlayan olaylar dizisinin ardından birçok araştırma yayınlandı. Bu kitap
ise iddianame ve yargılama sürecini en başından itibaren takip eden bir yazarın kapsamlı
bir çalışmasının ürünü. Duruşma salonlarındaki tartışmalardan, tribündeki taraftarın verdiği tepkiye kadar Türkiye’de futbolun içinde
yer alan herkesin bir şeyler kattığı kapsamlı
bir çalışma.
1998’de Thirty Seconds To Mars’ı kurdu. Grubun ismi, içinde bulunduğumuz toplumun ne
kadar hızlı ve değişken olduğunu simgeler
nitelikte. Dünyadan kaçışın sadece saniyelik
uzaklıkta olabileceğini öne sürüyor. Thirty
Seconds To Mars, Güney Kaliforniya çıkışlı
büyüleyici ve yaratıcı bir grup. 2000’lerde
başarıyı yakalayan grup, asıl ününü 2005’te
platinum satan “A Beautiful Lie” albümüyle
yakaladı. Grup son olarak bir ilke daha imza
atarak yeni parçaları “Up in the Air”i, NASA
ve SpaceX işbirliği ile Cape Canaveral Hava
Kuvvetleri İstasyonu’ndan uzaya yolladı.
Uzaya Dragon kargo kapsülü taşıyan Falcon
9 roketiyle iletilen şarkı, Uluslararası Uzay
İstasyonu’na 18 Nisan’da vardı. Leto ve grup
arkadaşları bir önceki albümleri “This Is War”
için yaptıkları 2 sene süren turnede tek bir
albüm için, 6 kıtada 60 ülke ve 311’den fazla
konser sayısıyla Guiness Dünya Rekorları’na
da girdi.
Yıldızın Parladığı Tarihsel Anlar
Yazar: Stefan Zweig
Yayınevi: Yordam Kitap
Avusturyalı ünlü yazar Stefan Zweig çalışma hayatı
boyunca pek çok esere imza attı ve birçok
çalışması da yakın zaman içerisinde Türkçeye
kazandırıldı. Bunlardan şimdilik en sonuncusu olan ve yeni bir çevirisi yapılan “Yıldızın
Parladığı Tarihsel Anlar” ise “14 Tarihsel Minyatür” altbaşlığını taşıyor.
İnsanlık tarihinde bir ulusun ve hatta bütün
insanlığın yazgısını belirleyen bireylerden
bir kesit sunan kitap büyük ilham saatlerini
anlatıyor. Tarihe geçen bu anlar Zweig’in
derinlikli bilgisi ve anlatım gücüyle yeniden
canlanıyor.
Var Olmak Cesaret İster
Yazar: A. Kadir Özer
Yayınevi: Remzi Kitabevi
Sinema, Dikkat Çekim Var!
Yazar: Ceylan Özçelik
Yayınevi: Çağın Reklam
Sunuculuğunu da üstlendiği “En Heyecanlı Yeri” adlı
televizyon programını on yıl boyunca sürdürerek Türkiye’de sinema kültürünün gelişimine önemli katkılar sağlayan Ceylan Özçelik’in
çalışması raflardaki yerini aldı. 2002 yılında
ünlü sucunular Cenk ve Erdem’in adını koyduğu programda bugüne kadar yer alan yüzlerce
konuğun içerisinden bir derlemenin yapıldığı
İnsan psikolojisini temel alan çalışmada ken- eserde 20 özel röportaj yer alıyor.
dini gerçekleştirme ve özgürleşme öyküleri
okura ihtiyacı olan tek şeyin, var olma sorum- Kitabın hazırlığını da üstlenen Özçelik, konuşma
luluğunu üstlenmek ve başarısızlıkla sonuçla- diline sadık kaldığı çalışmasında farklı dönemnan her olayın sonunda yeniden deneme ce- lerden seçtiği sohbetlere giriş bölümlerinin yanı
sıra ilgi çekici sinema görselleri de eklemiş.
saretini göstermek olduğunu hatırlatıyor.
Ünlü psikoterapist Kadir
Özer imzalı bu kitap, seçeneksizlik sarmalından kurtulma konusunda
cesaret verici tecrübeleri okurlarıyla paylaşıyor. Yazarın kendi terapi deneyimlerinden
yola çıkarak yarattığı karakterlerin benzer açmazlardan geçtiği farklı öyküler kitabın omurgasını oluşturuyor.
Hobbit: Beklenmedik Yolculuk
Yönetmen: Peter Jackson
Oyuncular: Ian McKellen,
Martin Freeman,
Richard Armitage
Yapım: 2012
Tür: Fantastik
Tüm dünyada satış rekorları kıran Yüzüklerin
Efendisi serisinin yaratıcısı J.R.R. Tolkien’in
ünlü romanı “The Hobbit”ten uyarlanan film
Gandalf ve Thorin’in önderliğinde 13 cüceyle
birlikte Smaug’a karşı mücadele eden Bilbo
Baggins’in hikayesini anlatıyor.
Peter Jackson’ın kamerasını yeniden orta dünyaya çevirdiği eserinde tüm canlıların kaderini
değiştirecek olan kıymetli yüzük bir kez daha
karşımızı çıkıyor.
Johnny ve Ölüler
Yazar: Terry Pratchett
Yayınevi: Tudem Yayınları
Fantastik edebiyatın en
tanınmış isimlerinden biri
olan Terry Pratchett’ın daha önce pek çok
eseri Türkçeye çevrilmişti. Yazarın Johnny
Maxwell Üçlemesi’nin ilk kitabı olan “İnsanlığı
Ancak Sen Kurtarabilirsin”in ardından serinin
ikinci kitabı “Johnny ve Ölüler” kitapçılardaki
yerini aldı. Hikayemiz, evine kestirme bir yoldan gitmek için mezarlığı kullanan 12 yaşındaki Johnny’nin burada ölülelerle tanışmasını
konu ediniyor.
Ölülerle iletişime geçebildiğini fark eden
Johnny, oyunu sürdürerek, yepyeni bir maceranın kapısını aralıyor.
Tepenin Ardı
Yönetmen: Emin Alper
Oyuncular: Tamer Levent,
Berk Hakman, Mehmet Özgür,
Reha Özcan
Yapım: 2012
Tür: Dram
Gösterildiği dönemde yerli yabancı pek çok
festivalde ödüllere boğulan film arazi bölüşümü etrafında gelişen şiddetli bir öykü anlatıyor. Filmde, Orman İşletmesi’nden emekli olan
Faik kendisine atalarından kalan bir araziye
yerleşerek keçi besiciliği yapmaya başlar. Ancak Faik ile çevredeki yörükler arasında arazi
bölüşümü konusunda bir takım anlaşmazlıklar
yaşanmaktadır. Oğlu ve iki torununun ziyarete
geldiği günlerde bu anlaşmazlık giderek şiddetlenir ve büyük bir çatışmanın fitili ateşler.
Download