Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti`nden Zalim Pakistan

advertisement
‫ﺤﻤٰـــﻥِ ﺍﻟ ﱠﺭﺤِﻴـــﻡ‬
ْ ‫ﷲ ﺍﻟ ﱠﺭ‬
ِ ‫ِﺒﺴْـــ ِﻡ ﺍ‬
Hizb-ut Tahrir / Pakistan Vilayeti'nden Zalim Pakistan Yöneticilerine Açık Bir Mektup
Selam Hidayete Tabi Olanların Üzerine Olsun;
Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!
Hidayete tabi olmayacakları veya İslam'a iman etmeyecekleri zannı galibini taşıdığı halde Kureyş
liderlerine nasihatte bulunduğu zamandaki Resul [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'i örnek alarak sizlere bu
mektubu gönderiyoruz. Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem], Rabb-il İzze [Subhânehu ve Te'alâ]'nın şu
kavline ittiba ederek bunu yapmıştı:
‫ﻥ‬
َ ‫ﻋﺫﹶﺍﺒًﺎ ﺸﹶﺩِﻴﺩًﺍ ﻗﹶﺎﻟﹸﻭﺍ َﻤ ْﻌ ِﺫ َﺭ ﹰﺓ ِﺇﻟﹶﻰ َﺭ ﱢﺒ ﹸﻜ ْﻡ ﻭَﹶﻟﻌَﱠﻠ ُﻬ ْﻡ َﻴ ﱠﺘﻘﹸﻭ‬
َ ‫ﻥ ﹶﻗ ْﻭﻤًﺎ ﺍﻟﱠﻠ ُﻪ ُﻤ ْﻬِﻠ ﹸﻜ ُﻬ ْﻡ َﺃ ْﻭ ُﻤﻌَﺫﱢ ُﺒ ُﻬ ْﻡ‬
َ ‫ﺕ ُﺃ ﱠﻤ ﹲﺔ ِﻤ ﹾﻨ ُﻬ ْﻡ ِﻟ َﻡ ﹶﺘ ِﻌﻅﹸﻭ‬
‫“ َﻭِﺇ ﹾﺫ ﻗﹶﺎﹶﻟ ﹾ‬İçlerinden bir topluluk:
Allah’ın helâk edeceği yahut şiddetli bir azap ile azap edeceği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz? dedi.
(Öğüt verenler) Rabbinize mazeret beyan edelim diye bir de ittika ederler ümidiyle (öğüt veriyoruz)
dediler.” [el-A’râf 164]
Bunun içindir ki Allah'a selim bir kalp ile gelen bir kimsenin dışında ne malın ne de evlatların fayda
vermediği bir günde kurtuluşa ermeniz için sizleri Allah [Subhânehu ve Te'alâ]'ya tövbe etmeye davet
ettiğimiz gibi Allah [Subhânehu ve Te'alâ]'dan korkan kimselerden olmanız için de Allah'a dua ediyoruz ki
hidayete tabi olasınız.
Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!
Şubat 2008'de icra edilen ve Amerikan ajanı diktatörler ile demokrat liderlerin yer değiştirdiği demokratik
seçimlerin üzerinden iki yıl geçti. İşte bu zamandan beri sizler, işlerini gözetmeksizin ve Subhânehu ve
Te'alâ'nın onlara bahşettiği haklarını vermeksizin tebaanızı aldatıyorsunuz. Zira Pakistan, altın, doğalgaz,
kömür, hayvancılık ve buğday gibi bol miktarda doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen ancak sizler,
servete bir avuç insanın sahip olmasına odaklı kapitalizm nizamını tatbik ederek insanların haklarını tam
olarak vermediniz. Bu da ciddi ekonomik sıkıntılara, mal ve hizmet gibi temel ihtiyaç fiyatlarının
yükselmesinden dolayı insanların acı çekmelerine neden oldu. İslam, enerjinin kamu mülkiyetinden olmasına
hırs göstermesine ve herkesin bir kesinti olmaksızın en ucuz fiyata bundan faydalanmasına imkan vermesine
rağmen fabrikalar elektrik kesintilerinin devam etmesi sebebiyle kapalı bir durumdadır. Bunun yanı sıra
insanlar, yerli paradaki enflasyon sebebiyle fiyatlardaki eşi görülmemiş artışlardan dolayı da acı
çekmektedirler. Çünkü bu para, İslam'ın farz kıldığı gibi İslami ümmetin gerçek servetine konvertibl olmayıp
bunun yerine yerli parayı Amerikan'ın ekonomik çöküşü ile paramparça olan dolara endekslidir. İnsanları
Allah'ın kendilerine bahşettiği servet hususunda da aldattınız. Çünkü sizler, insanlara dair servet dağılımını
dosdoğru bir ölçüyle düzenleyen İslam'daki ekonomik nizamın tatbik edilmesini reddettiniz. Zira Allah
[Subhânehu ve Te'alâ] şöyle buyurmuştur:
‫ﻏﻨِﻴَﺎﺀ ﻤِﻨ ﹸﻜ ْﻡ‬
‫ﻸﹾ‬
َ ‫ﻥ ﺍ ﹾﻟ‬
َ ‫ﻥ ﺩُﻭﹶﻟﺔﹰ َﺒ ْﻴ‬
َ ‫ﻲ ﻻ َﻴﻜﹸﻭ‬
ْ ‫“ ﹶﻜ‬İçinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir güç olmasın diye.” [el-Haşr 9]
İnsanların İslam'ı sevmesine ve bin küsur yıldır onu savunmalarına rağmen sizler, insanları kimlikleri ve
değerleri hususunda da aldattınız. Zira özgürlükleri ve bozuk Batılı değerleri destekleyip propagandasını
yaptınız ve ülkenin kapılarını Amerikan elçiliklerine ardına kadar açtınız. Batının koyduğu büyük bütçeler
yoluyla İslam'ın değerlerine ve mefhumlarına saldırmak için bozuk medyasal şahsiyetler, ulus ötesi şirketler
ve kültürel organizasyonlar seferber edilmiştir. İnsanlar, bu bozukluğa mukavemet gösterdiklerinde ise hakkı
batıla karıştırmak yoluyla bozuk Batılı mefhumların propagandasını yapmak için aldatmada haddi aşarak
demokrasinin İslam'dan olduğunu iddia ettiniz, demokrasiyi Medine-i Münevvera vesikasına veya Raşidi
Hilafet’e benzettiniz! Bunun yanı sıra sizler, insanları İslami eğitim sistemi ile insanların İslami mefhumlarını
koruyup benimsemesinin yanı sıra İslami nefsiyeti güçlendirip sabitleştirecek olan medya politikasının tatbik
edilmesini reddetmekle de aldattınız. Allah [Subhânehu ve Te'alâ] şöyle buyurmuştur:
‫ﺤﺠَﺎ َﺭ ﹸﺓ‬
ِ ‫ﺱ ﻭَﺍ ﹾﻟ‬
ُ ‫ﺴ ﹸﻜ ْﻡ ﻭََﺃ ْﻫﻠِﻴ ﹸﻜ ْﻡ ﻨﹶﺎﺭﹰﺍ َﻭﻗﹸﻭ ُﺩﻫَﺎ ﺍﻟﻨﱠﺎ‬
َ ‫ﻥ ﺁﻤَﻨﹸﻭﺍ ﻗﹸﻭﺍ ﺃَﻨ ﹸﻔ‬
َ ‫" ﻴَﺎ َﺃ ﱡﻴﻬَﺎ ﺍﱠﻟﺫِﻴ‬Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar
ve taşlar olan ateşten koruyun." [Tahrim 6]
Pakistan güçlü bir İslami belde, ordusu Amerikan ordusundan daha büyük, askerleri ise cesur ve şahadeti
seven Müslümanlar olmasına rağmen sizler, ümmetin düşmanlarının yanında yer alarak insanları
güvenliklerinin gerçekleşmesi hususunda da aldattınız. Ümmetin apaçık düşmanlarıyla yaptığınız ittifaklar
sebebiyle bölgedeki Amerikan varlığı, Irak'ta yaptıkları gibi suikast ve bombalama eylemleri yapan ve
yapagelen Amerika'ya bağlı özel katliam şirketleri ve istihbarat birimleri sayesinde daha önce bölgede
görülmeyen huzursuzlukların ve güvensizliğin nedeni haline gelmiştir. Müslüman askerleri, tamamen sizden
önceki Müşerref'in yaptığı gibi Amerikan adına savaşmaları için kabileler bölgesine göndermekle
Müslümanlara yönelik eziyetinizi kat be kat artırdınız. Zira 11 Eylül olaylarından günümüze kadar Amerikan
fitne savaşında, 30.452'den fazla Müslüman katledilmiş ve yaralanmıştır. Bu katledilenlerden 78 subay da
dahil 2.273'den fazlası Pakistan ordusundan olmasının yanı sıra 6.512 askerden daha fazlası ise kalıcı
engellidir. Bu sırada ise haçlı kuvvetleri sadece 1.582 asker kaybı vermiştir! Bunun yanı sıra sizler, insanları
kuvvetleri hususunda da aldattınız. Zira Amerika en zayıf anlarını geçirdiği, müttefiklerinin kendisini terk
ettiği, ekonomisinin aciz kalıp çöktüğü bir sırada Müslümanların kanlarıyla Amerika'yı desteklemekle haçlı
Amerika'sını yok etmek için altın bir fırsatı kaçırdınız. Doğrusu düşmanları dost edinmeyi Müslümanlara
haram kılan İslam'ın harici politikasını tatbik etmemekle de insanları aldattınız. Zira Allah [Subhânehu ve
Te'alâ] şöyle buyurmuştur:
‫ﻕ‬
‫ﺤﱢ‬
َ ‫ﻥ ﺍ ﹾﻟ‬
َ ‫ﻥ ِﺇﹶﻟ ْﻴﻬِﻡ ﺒِﺎ ﹾﻟ َﻤ َﻭ ﱠﺩ ِﺓ َﻭ ﹶﻗ ْﺩ ﹶﻜ ﹶﻔﺭُﻭﺍ ﺒِﻤَﺎ ﺠَﺎ َﺀﻜﹸﻡ ﱢﻤ‬
َ ‫ﻋ ُﺩ ﱠﻭ ﹸﻜ ْﻡ َﺃ ْﻭﻟِﻴَﺎﺀ ﹸﺘ ﹾﻠﻘﹸﻭ‬
َ ‫ﻋ ُﺩﻭﱢﻱ َﻭ‬
َ ‫ﻻ ﺘﹶﺘﱠﺨِﺫﹸﻭﺍ‬
‫ﻥ ﺁ َﻤﻨﹸﻭﺍ ﹶ‬
َ ‫“ ﻴَﺎ َﺃ ﱡﻴﻬَﺎ ﺍﱠﻟ ِﺫﻴ‬Ey îmân edenler! Benim de
düşmanım, sizin de düşmanınız olanları, sevgi göstererek dost edinmeyin! Oysa onlar size gelen hakkı
inkâr etmişlerdir.” [el-Mumtehine 1]
Keşmir'deki cesur Müslümanların sebatı son altı asır boyunca Hintlilerin buraya yerleşmesini önlemesine
rağmen sizler, kuvvetleriyle burayı elde etmeyi başaramadıkları bir sırada Hintlilere Keşmir'de bir hak
bağışlamayı istediğiniz çabalarınızla Müslümanları aldatmanızın yanı sıra aslında onların Keşmir'de hiç bir
hakkı da bulunmamaktadır. Amerika'yı razı etmek için sizler, Kabileler bölgesindeki Amerikan fitne savaşına
ortak olmak ve saldırgan Hindistan lehine Keşmir'den vazgeçmek için yeniden daha fazla kuvvet
konuşlandırmakla da Müslümanları aldattınız. Sizler, Afganistan'da kendisine bir dayanak oluşturmak için
Hindistan'ı garantiye alanın ve birçok Müslümanın işkence görmesine neden olanın bizzat Amerika olduğunu
bilmenize rağmen bunu yapmaktasınız. Doğrusu sizler, kafirlerin Müslümanların topraklarından bir karış
dahi mülk edinmesini haram kılan şeri hükümlerin tatbik edilmesini reddettiğiniz zaman da Müslümanları
aldattınız. Zira Allah [Subhânehu ve Te'alâ] şöyle buyurmuştur:
‫ﻥ‬
َ ‫ﻥ ﻴَ ﹶﺘﻭَﱠﻟ ُﻬ ْﻡ ﻓﹶﺄُﻭﹶﻟﺌِﻙَ ُﻫ ُﻡ ﺍﻟﻅﱠﺎِﻟﻤُﻭ‬
ْ ‫ﻥ ﹶﺘ َﻭﱠﻟ ْﻭ ُﻫ ْﻡ َﻭ َﻤ‬
ْ ‫ﺠ ﹸﻜ ْﻡ َﺃ‬
ِ ‫ﺨﺭَﺍ‬
‫ﻋﻠﹶﻰ ِﺇ ﹾ‬
َ ‫ﻥ ِﺩﻴَﺎ ِﺭ ﹸﻜ ْﻡ َﻭﻅﹶﺎ َﻫﺭُﻭﺍ‬
ْ ‫ﺨ َﺭﺠُﻭ ﹸﻜ ْﻡ ِﻤ‬
‫ﻥ َﻭَﺃ ﹾ‬
ِ ‫ﻥ ﻗﹶﺎ ﹶﺘﻠﹸﻭ ﹸﻜ ْﻡ ﻓِﻲ ﺍﻟﺩﱢﻴ‬
َ ‫ﻥ ﺍﱠﻟﺫِﻴ‬
ِ‫ﻋ‬
َ ‫ِﺇ ﱠﻨﻤَﺎ ﻴَ ﹾﻨﻬَﺎﻜﹸ ُﻡ ﺍﻟﻠﱠ ُﻪ‬
Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara
yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Artık her kim onları dost edinirse, şüphesiz onlar zalimlerin ta
kendileridir. [el-Mumtehine 9]
Ey Zalim Pakistan Yöneticileri!
İslami olanların dışındaki tüm kanunları tatbik etmedeki ısrarınız sebebiyle halkımızı aldatıp hıyanet
ettiniz. Hakkı batıla batılı da hakka çevirdiniz, emaneti zayi ettiniz ve böylece sürüsünü uçurumun kenarına
sürükleyip helak eden çoban gibi oldunuz. İmam Ahmed'den Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in
şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
‫ﻀ ﹸﺔ‬
َ ‫ﻕ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍﻟ ﱡﺭ َﻭ ْﻴ ِﺒ‬
‫ﻁﹸ‬
ِ ‫ﺨﻭﱠ ُﻥ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍ ﹾﻟَﺄﻤِﻴ ُﻥ َﻭ َﻴ ﹾﻨ‬
‫ﻕ َﻭ ُﻴ ْﺅ ﹶﺘ َﻤ ُﻥ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍ ﹾﻟﺨﹶﺎ ِﺌ ُﻥ َﻭ ُﻴ ﹶ‬
‫ﺏ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍﻟﺼﱠﺎ ِﺩ ﹸ‬
ُ ‫ﺏ َﻭ ُﻴ ﹶﻜﺫﱠ‬
ُ ‫ﻕ ﻓِﻴﻬَﺎ ﺍ ﹾﻟﻜﹶﺎ ِﺫ‬
‫ﺼﺩﱠ ﹸ‬
َ ‫ﺴﻨﹸﻭ َﻥ ﺨﹶﺩﱠﺍﻋَ ﹲﺔ ُﻴ‬
ِ ‫ﺱ‬
ِ ‫ﺴ ﹶﺘ ْﺄﺘِﻲ ﻋَﻠﹶﻰ ﺍﻟﻨﱠﺎ‬
َ ‫ِﺇﱠﻨﻬَﺎ‬
‫ﺴﻔِﻴ ُﻪ ﻴَ ﹶﺘ ﹶﻜﱠﻠ ُﻡ ﻓِﻲ َﺃ ْﻤﺭِ ﺍ ﹾﻟﻌَﺎ ﱠﻤ ِﺔ‬
‫ﻀ ﹸﺔ ﻗﹶﺎ َل ﺍﻟ ﱠ‬
َ ‫" ﻗِﻴ َل ﻭَﻤَﺎ ﺍﻟ ﱡﺭ َﻭ ْﻴ ِﺒ‬İnsanlara öyle aldatıcı yıllar gelecek ki o zaman yalancılar
doğrulanacak, doğru sözlüler de yalanlanacaklardır. O zaman hâinlere güvenilecek, güvenilir olanlar da ihanetle
suçlanacaklardır. İşte o zaman Ruveybida konuşacaktır.” Denildi ki: “Ruveybida da nedir?” Buyurdu ki: “Kamunun
işleri hakkında (söz sahibi olan) aşağılık adamdır!"
Sizler şerir amellerinizin hakikati hususunda derinlemesine düşünüp taşınsaydınız, tebaasını aldatan ve
onların işlerini gözetirken Allah'ın istediği şekilde çalışmayan yöneticinin asla cennete giremeyeceğini ve
onun kokusunu bile alamayacağını fark ederdiniz. Nitekim Buhari, Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve
Sellem]'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
‫ﺤ ﱠﺭ َﻡ ﺍﻟﻠﱠ ُﻪ ﻋَﹶﻠ ْﻴﻪِ ﺍ ﹾﻟﺠَ ﱠﻨ ﹶﺔ‬
َ ‫ﺵ ﹶﻟ ُﻬ ْﻡ ﺇِﻻ‬
‫ﺕ َﻭ ُﻫ َﻭ ﻏﹶﺎ ﱞ‬
‫ﺴِﻠﻤِﻴ َﻥ ﹶﻓ َﻴﻤُﻭ ﹸ‬
ْ ‫“ ﻤَﺎ ِﻤ ْﻥ ﻭَﺍ ٍل َﻴﻠِﻲ َﺭ ِﻋ ﱠﻴ ﹰﺔ ِﻤ ْﻥ ﺍ ﹾﻟ ُﻤ‬Müslümanların çobanlığını üstlenen hiçbir
vali yoktur ki onları aldattığı halde ölüp de Allah Cenneti ona haram kılmış olmasın.”
Bunun içindir ki sizleri, küfür ile yönetmekten ve insanlara yaptığınız işkenceden uzak durmak üzere
Allah'a tövbe etmeye davet ediyoruz. Günahlarınıza kefaret olarak yapacağınız en küçük şey İslam hükmünü
ikame etmek için ümmetin muhlis evlatlarının önündeki yolu açmanızdır. Şayet bunu yapmazsanız zillet,
Allah'ın izniyle çok yakında Hilafet Devleti kurulduğunda ümmetin eliyle sizlere ulaşacaktır. Ne malın ne de
evladın bir fayda sağlamadığı kıyamet gününün elim azabı ise daha şiddetli olmasının yanı sıra sizin bunları
başkalarından daha iyi bilmeniz gerekmektedir.
‫ﻷ ْﺒﺼَﺎ ُﺭ‬
َ ‫ﺹ ﻓِﻴ ِﻪ ﺍ‬
ُ ‫ﺨ‬
‫ﺸﹶ‬
‫ﻥ ﺇِ ﱠﻨﻤَﺎ ُﻴﺅَﺨﱢ ُﺭ ُﻫ ْﻡ ِﻟ َﻴ ْﻭ ٍﻡ ﹶﺘ ﹾ‬
َ ‫ل ﺍﻟﻅﱠﺎِﻟﻤُﻭ‬
ُ ‫ﻋﻤﱠﺎ َﻴ ْﻌ َﻤ‬
َ ‫ﻼ‬
‫ﻥ ﺍﻟﹼﻠ َﻪ ﻏﹶﺎ ِﻓ ﹰ‬
‫ﺤﺴَﺒَ ﱠ‬
ْ ‫ﻻ ﹶﺘ‬
‫" ﻭَ ﹶ‬Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil
sanma! Ancak Allah, onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor." [İbrahim
42–43]
‫ﺤﺯﺏ ﺍﻟﺘﺤﺭﻴﺭ‬
Hizb-ut Tahrir
Pakistan Vilâyeti
H.21 Rabî-ul Evvel 1431
M. 07 Mart 2010
www.hizb-ut-tahrir.org | www.hizb-ut-tahrir.info | www.turkiyevilayeti.org| w w w . h i z b - p a k i s t a n . o r g
Download