26.05.2017 Teravih Öncesi Vaaz
‫أعوذ ابهلل من الشيطان الرجيم بسم هللا الرمحن الرحيم‬
‫احلمد هلل رب العاملني والصالة والسالم على حممد وعلى آله وصحبه أمجعني‬
“ÜZERİNDE HER CANIN HAKKI VAR BU RAMAZAN VE HER ZAMAN”
Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, hak ve tek din İslâm ile müşerref kılan, sayısız
nimetlerle donatan ve bizleri rahmet, mağfiret ve bereket ayı Ramazan’a ulaştıran Yüce Rabbimize sonsuz
hamd-ü senalar olsun!
Eşref-i mahlûk, alemlere rahmet, Habib-i Hûda Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimize ve onun
ailesine ve ashabına sonsuz salat-û selâm olsun!
Değerli Mü’minler!
Rahmet, mağfiret ve bereket iklimi olan Ramazan ayına ulaşmanın huzurunu ve sevincini yaşıyoruz.
Bugün kılacağımız ayın ilk Teravih namazının ardından, gece bereketine nail olacağımız ilk sahur yemeğini
yiyerek, imsak vaktinin girmesiyle 27 Mayıs Cumartesi günü ilk orucumuza başlamış olacağız.
Yüce Mevlam bu ayın rahmetinden hakkıyla istifade eden ve oruç ibadetini sağlıklı bir şekilde yerine
getiren kullarından olmayı bizlere nasip ve müyesser kılsın!
Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından her Ramazan ayında bir konu belirlenmekte ve bu konu
tafsilatlı bir şekilde ele alınarak kamuoyunda bir farkındalık oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu itibarla
Başkanlığımız bu Ramazan ayında bireysel ve toplumsal hayatın odak noktası olan “hak” kavramını baz
alarak “Üzerinde Her Canın Hakkı Var Bu Ramazan ve Her Zaman” temasını belirlemiştir.
İnsanın inanç, kültür ve medeniyetinde “hak” kavramı oldukça geniş bir alanı kapsar. İnsanın
Rabbine, kendisine ve diğer insanlara, ilişki ve etkileşim içerisinde bulunduğu yakın ve uzak çevresine,
hayvanlara ve diğer canlılara karşı görev ve sorumlulukları bu kavramla yakından bir bağı bulunmaktadır.
Başkanlığımızın belirlediği bu tema ile yakın çevremizden başlayarak canlı olan her varlığın
üzerimizdeki haklarına, onlara karşı ödev ve sorumluluklarımıza dikkat çekmeye ve biliçlenmeye
çalışacağız. Bu bağlamda maddeler halinde kimlerin ve nelerin hakkını gözetmeliyiz, açıklamaya çalışalım.
1. İnsanın Yüce Yaratıcısına Karşı Hak ve Ödevleri:
İnsanın yaratılışı sorumluluk esası üzerine kuruludur. İnsan, alemde hak ve ödevleri yüklenme
bilincine sahip olan tek varlıktır. İslam alimleri, mukaddes kitabımızdaki,
ِ
ِ
ِ ‫ضنَا ْاْلَمانَةَ َعلَى ال ا‬
ِ
ِ
ِ َ‫ض وا ْْلِب‬
ًۜ‫سانۜ اِناه َكا َن ظَلوماً َجهوْل‬
َْ َ‫ال فَاَب‬
َ ْ ‫ا اَّن َع َر‬
َ ِ ‫س ٰم َوات َو ْاْلَ ْر‬
َ ْ‫ني اَ ْن ََْيملْنَ َها َواَ ْش َف ْق َن م ْن َها َو َمحَلَ َها ْاْلن‬
"Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek
istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.”( Ahzâb
: 72) ayet-i kerimesinde söz konusu edilen emanetin, en genel anlamda "sorumluluk" olduğunu belirtirler.
Bu sorumluluğun en önemli boyutunun ne olduğunu yine Cenab-ı Mevlamız bildirmektedir.
ِ ‫اْلنْس اِاْل لِي ْعبد‬
ِ ِ
‫ون‬
َ َ ْ ‫َوَما َخلَ ْقت ا ْْل ان َو‬
Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zâriyât : 56) Ancak insanın
sorumluluğu, kendini bütün varlıklardan azade görerek yalnızca Rabbine boyun bükmekten ibaret değildir.
Bilakis, insanın Rabbine karşı sorumluluğu, O'nun yarattıklarına karşı sorumluluğu da ihtiva eder. Hatta
diyebiliriz ki, yeryüzünde tüm insanlara, hayvanlara, bütün varlıklara karşı işlenen cürümlerin temel sebebi,
insanoğlunun yaratıcısına karşı sorumluluğunun idrakinde olmamasıdır.
Şunu bilmemiz gerekir ki; bütün yerler, gökler ve içindekiler, Rabbimizin lutfu olarak insanoğlunun
hizmetine, faydalanmasına verilmiştir. Onun ihtiyaçları için feda edilmiştir. İnsan her şeyi ile hazır bir aleme
getirilmiş ve kendisine üstün kabiliyetler, geniş yetkiler bahşedilmiştir. Bütün bunların sonucunda da
kendisinden iki büyük vazife beklenmektedir.

Bu vazifenin birincisi, kainattaki bunca rahmeti görüp, hikmeti anlayıp, sahibini tanımak,
O'na teslim ve emirlerine tabi olmaktır.

İkincisi de, bu teslimiyetin bir sonucu ve akl-ı selimin gereği olarak, canlı cansız varlıklara
edeple muamele etmek, yaratılış hedefine uygun kullanarak şükretmektir.
2. İnsanın İnsanlığa Karşı Hak ve Ödevleri:
Değerli kardeşlerim!
İnsan, ucu bucağı bilinmeyen varlık âlemi içinde, eşsiz bir konuma sahiptir. Ruhuyla, cesediyle Allah’ın en
antika bir san’at eseridir. Kur’ân-ı Kerim, insanın bu özellikteki yaratılışını “Ahsen-i takvim” ile ifade eder.
ِ ْ‫لَ َق ْد َخلَ ْقنَا اْ ِْلن‬
‫س ِن تَ ْق ِو مي‬
َ ‫سا َن ِف اَ ْح‬
َ
“Biz elbette insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tîn,4)
En güzel konumda yaratılan insan, arzın halifesidir.
ِ ‫ك لِلْملَئِ َك ِة اِِّن ج‬
ِ ‫اع ٌل ِِف اْْلَ ْر‬
َ َ‫َواِ ْذ ق‬
ً‫ض َخلِي َفة‬
َ ِ
َ َ ُّ‫ال َرب‬
“Hani Rabbin meleklere, "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Bakara : 30)
Yani, içinde yaşadığımız şu dünya sarayının halifesi, sultanı insandır. İnsana bu denli değer veren bir din
elbette ki insanı koruma altına almış ve toplumsal bir varlık olması açısından sınırlarını ve diğer bireylere
karşı hak ve ödevlerini de belirlemiştir.
Bu itibarla İslam dini zarurat-ı hamse denilen ve insanı baz alan beş temel esasın muhafazasına büyük önem
vermiştir. Bu beş temel esas insanın onurlu bir yaşam sürmesi için mutlaka olması gereken ve büyük yararlar
sağlayan prensiplerdir. Bütün şeriatlar bunların korunmasını emretmiş ve bunların aksine olan şeyleri de
yasaklamak için gelmiştir. Bunlar sırasıyla;
1.
Canın Muhafazası:
Allah-u Teala herhangi bir cana zarar gelmemesini bizlerden istemektedir. Bir ayette şöyle
buyrulmaktadır.
‫س أَو فَس م‬
َِ ‫َحيا النااس‬
َِ ‫ض فَ َكأَاَّنَا قَ تَل النااس‬
ِ
ِ ‫اد ِِف األ َْر‬
ً‫مجيعا‬
َ َ‫َحي‬
ْ ‫مجيعاً َوَم ْن أ‬
َ ْ ‫اها فَ َكأَاَّنَا أ‬
َ
َ َ
َ ْ ‫َمن قَ تَ َل نَ ْفساً بغَ ِْْي نَ ْف م‬
“Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın
öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa,
sanki bütün insanları yaşatmıştır.” ( Maide,5/32)
2.
Malın Muhafazası:
İslam Dini, şahsi mülkiyeti esas bir hak olarak tanır. Ancak, Dinde mülkiyet kazancı, meşrû yolla
olur. Çalmak, gasp, yağma gibi gayr-i meşru kazançlar haramdır. Bütün bunlar mal emniyetini sağlamak
içindir. Kimsenin malına dokunulamaz. Başkasının mülkünde tasarruf edilemez.
İslam Dininde haksız kazançta yasak kapsamındadır. Kur’an-ı Kerimde şöyle buyrulmaktadır.
ِ ‫اط ِل إِْلا أَن تَكو َن ِِتارةً عن تَر م‬
ِ ‫َي أَيُّها الا ِذين آمنواْ ْلَ ََتْكلواْ أَموالَكم ب ي نكم ِابلْب‬
ً‫اّللَ َكا َن بِك ْم َرِحيما‬
ِ ‫سك ْم إِ ان‬
َ َ
َ ْ َ َْ ْ َ ْ
َ َ
َ َ ََ
َ ‫اض ِمنك ْم َوْلَ تَ ْقت لواْ أَنف‬
“Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve
haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi
esirgeyecektir.” (Nisa,4/29)
3.
Dinin Muhafazası:
İslâmiyet nazarında din, en mukaddestir. Din hürriyeti; esas olarak kabûl edilmiştir. Kur’an-ı
Kerimde ifade edildiği üzere
‫َْل اِ ْك َر َاه ِِف ال ِدي ِن‬
“Dinde zorlama yoktur” ( Bakara,2/256)
Peygamber Efendimiz tarafından “Medine Vesikası” olarak bilinen sözleşme ile o devirde karşılıklı
haklara riayet edildiği müddetçe hiçbir din mensubuna zarar verilmemesi ilkesi benimsenmiş, hiçbir
Müslüman ise hangi dinden olursa olsun, bir insana inancı yüzünden baskı yapmamıştır.
Din iyiliklerin kaynağıdır. İmânı temiz olanın işleri de temiz olur. Hayatın güzelliği temiz imâna
dayanır. Hurafelerin esiri olan düşünceler, hayatın anlamını zehirler. Hurafeleri, bid'atleri, bâtıl inançları,
sapık görüşleri kabûl etmez.
4.
Aklın Muhafazası:
Kişinin insanlığı aklı iledir. Kur’an-ı Kerim’de bir çok kez “düşünmez misiniz?, akıl etmez misiniz?”
gibi sözcüklerin tekrarlanması aklın önemine vurgu yapılmaktadır. İslam akla lâyık olduğu yeri ve önemi
vermiştir. Kişinin bir şeylerde tasarruf edebilmesi aklına bağlıdır. Onun için İslam, aklın muhafazası için
gereken hükümleri getirmiştir. Aklı zehirleyen ve izâle eden her şeye set çekmiştir. Aklın muhafazası için
içki ve uyuşturucu maddeleri kullanmak yasak edilmiştir. Bir ayet bu husus bizlere şöyle bildirilmiştir.
ِ‫ا‬
ِ ‫اْلَمر والْمي ِسر واألَنصاب واألَ ْزْلَم ِرجس ِمن َعم ِل ال ا‬
‫اجتَنِبوه ل ََعلاك ْم ت ْفلِحو َن‬
ْ َ‫ش ْيطَان ف‬
َ ‫ين‬
َ ِْ ٌ ْ
َ َ َ ْ َ َ ْ ْ ‫آمنواْ إِ اَّنَا‬
َ ‫ََي أَيُّ َها الذ‬
"Ey iman edenler! İçki, kumar, (tapınmaya mahsus) dikili taşlar, fal okları ancak şeytanın amelinden birer
murdardır. Onun için bunlardan kaçının ki muradınıza eresiniz.”(Maide,5/90)
5.
Neslin Muhafazası:
Yeryüzünde insanların devam ve bekası için neslin muhafaza edilmesi lazımdır. Toplumların huzuru
ve bekası sağlam nesiller iledir. Neslin muhafazası için en temel şeylerin başında ise, âile yuvası kurmak
gelmektedir.
İslam Dininde nikâh meşru ve helal, zinâ haram kılınmıştır.
ِ َ‫الزّن إِناه َكا َن ف‬
ً‫شةً َو َساء َسبِيال‬
َ ‫اح‬
َ ِِ ْ‫َوْلَ تَ ْق َربوا‬
“Zina’ya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsra,17/32)
3. İnsanın Çocuklara Karşı Hak ve Ödevleri:
İnsanların bu dünyada ekonomik imkanları aynı olmadığı için, bütün çocukların da ekonomik yönden
aynı şartlar altında yetiştirilmesi mümkün değildir. Ancak çocuğun zaruri olan maddi ve manevi
ihtiyaçlarının karşılanması için İslam dini belirli hükümler koymuştur.
‫ا‬
…. ً‫سك ْم َواَ ْهليك ْم ََّنرا‬
َ ‫ََي اَيُّ َها ال‬
َ ‫ذين ٰا َمنوا قوا اَنْ ف‬
Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk-çocuğunuzu ateşten koruyun” (Tahrim, 66/6) mealindeki ayet,insanın
çoluk-çocuğunun cehennemden kurtulmalarını sağlamaya yönelik her türlü sorumluluğunun olduğunu
göstermektedir. Bu sorumlulğun hem babaya hem de anaya ait olduğunu gösteren şu hadis-i şeriftir:
“Hepiniz çobansınız/gözetmensiniz ve hepinizi elinizin altındakilerden sorumlusunuz..” (Buhari,
Nikah,91)
Anne ve babaların çocuklarına karşı birtakım görev ve sorumlulukları vardır. Bu görevlerini yapıp
yapmadıkları hususunda Allah’ın huzurunda hesaba çekileceklerdir.
Mesela, çocuğa iki yaşına kadar anne sütü içirilmesi, çocuğun İslam ahlakıyla yetiştirilmesi, çocuğa
güzel giysiler giydirilmesi, helal rızık ile beslenmesi, güzel isim hakkı, sünnet olma hakkı, güzel terbiye
edilme hakkı, eşit muamele hakkı, farz-ı ayn ilimleri öğrenme hakkı, okuma yazma öğrenme hakkı, Kur'an
öğrenme hakkı, sanat ve zanaat öğrenme hakkı, yüzme ve atıcılık gibi sünnette yeri olan sporları öğrenme
hakkı, oyun hakkı, evlendirilme hakkı gibi hususlar getirilmiştir.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza karşı görevlerimizi yapmada azami gayret göstermeliyiz.
Ebeveynler çocuklarının en güzel bir şekilde terbiyesi ve eğitimiyle ilgilenmeli, bu terbiye ve eğitim
süresinde de onlara şefkat ve merhametle muamele etmeli, çocukları arasında eşit ve adil davranmalıdır.
Evlenme çağına gelen çocuğunu da evlendirmek suretiyle ailesine ve topluma faydalı bir birey haline
gelmesini sağlamalıdır.
4. İnsanın Anne ve Babasına Karşı Hak ve Ödevleri:
Yüce Rabbimizin dünyada yaşam bulan canlılar için koymuş olduğu kanunlardan biride yaratılmış
olanların bir ana-babadan meydana gelmesidir. İlk yaratılan insan olan Hz. Adem ve O’nun eşi Hz. Havadan
sonra bütün insanlar bu dünyaya anne ve baba vesilesi ile gelmektedir. Kendisinin dünyaya gelmesine vesile
olanlara saygı ise, insana yakışan en önemli ahlaki ilkedir.
Bu ahlaki ilke, anne ve babaya saygı Yüce Rabbimizin de Hz. Ademle başlayan bütün insanlara
emrettiği ilkeler arasında yer almaktadır. Ana-babaya saygı sadece, Allah’ın göndermiş olduğu son din olan
İslam Diniyle insanlara bildirdiği bir emir değildir. İslam Dininden önce gönderilmiş dinlerde de ana-babaya
saygı emredile gelmiştir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır.
ِ َ ‫وإِ ْذ أ‬
ِ ِ
ِ ِ‫اّللَ َوِابل َْوالِ َديْ ِن إِ ْحساَّنً َو ِذ الْق ْرََ َوالْيَ تَ َامى َوال َْمساك‬
ِ ‫ني َوقولواْ لِلن‬
‫ااس ح ْسناً َوأَقِيمواْ ال ا‬
ْ‫صالَ َة َوآتوا‬
ِ ‫يل ْلَ تَ ْعبدو َن إِْلا‬
َ
َ
َ
َ ِ‫َخ ْذ ََّن ميََا ََ بَِِ إ ْس َرا‬
‫ال ازَكاةَ ُثا تَ َولاْي ت ْم إِْلا قَلِيالً ِِمنك ْم َوأَنتم ِِم ْع ِرضو َن‬
“Vaktiyle biz, İsrailoğullarından: Yalnızca Allah'a kulluk edeceksiniz, ana-babaya, yakın akrabaya,
yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz diye söz almış ve "İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın,
zekâtı verin" diye de emretmiştik. Sonunda azınız müstesna, yüz çevirerek dönüp
gittiniz.”(Bakara,2/83)
Kur’an-ı Kerim’in değişik birçok ayetinde ana-babaya iyi davranma emredilmektedir. Yüce
Rabbimiz bir ayette bizlere şöyle buyurmaktadır.
ِ
ِ
ِ ِ ِ ِ ِ
‫ٍّ َوْلَ تَ ْن َه ْرَُا َوقل اَّ َما قَ ْوْلً َك ِرميا‬
ِ‫َحدَُا أ َْو كِالََُا فَالَ تَقل اَّ َما أ م‬
َ ُّ‫ضى َرب‬
َ َ‫َوق‬
َ ‫ساَّنً إِ اما يَ ْب لغَ ان عن َد ََ الْكبَ َر أ‬
َ ‫ك أَْلا تَ ْعبدواْ إْلا إ اَيه َوابل َْوال َديْ ِن إ ْح‬
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde
emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları
azarlama; ikisine de güzel söz söyle.” (İsra,17/23)
Bir diğer ayette ise bu emir şöyle ifade edilmektedir.
Ana-babaya iyilik yapma emredilmiş, kendilerine yapılan haksız muameleler ise yasak kapsamına alınmıştır.
Bu sebeple ana-babaya itaatsizlik Yüce Rabbimiz tarafından haram kılınmıştır.
5. İnsanın Komşularına Karşı Hak ve Ödevleri
Komşuluk, toplum hayatımızda yeri ve önemi inkâr edilemeyen içtimaî bir müessesedir ve
insanların toplum halinde yaşamalarının zarurî bir neticesidir. İnsan sosyal bir varlık olduğuna, bu sebeple
tek başına yaşayamayacağına göre etrafında komşuların olması kaçınılmazdır.
Allahü Teâlâ, yakınımız olsun olmasın bütün komşularımıza iyi davranmamızı, iyilik etmemizi emreder.
ِ‫ص‬
ِ ‫اّلل وْلَ ت ْش ِركواْ بِ ِه َشيئاً وِابلْوالِ َدي ِن إِحساَّنً وبِ ِذ الْقرَ والْي تامى والْمس‬
ِ ‫اك‬
ِ َ‫ب ِابْل‬
ِ ‫اح‬
ِ ‫اْلن‬
‫نب َوابْ ِن‬
ْ ‫اْلَا ِر‬
ْ ‫اْلَا ِرِذ الْق ْرََ َو‬
ْ ‫ني َو‬
‫ب َوال ا‬
َ َ ْ ْ َ َ ْ
َ َِ ْ‫َوا ْعبدوا‬
َ َ َ َ ََ َ َ ْ
ِ ِ‫سب‬
ُّ ‫اّللَ ْلَ َِي‬
‫ال ا‬
ً‫ب َمن َكا َن ُمْتَاْلً فَخورا‬
ْ ‫يل َوَما َملَ َك‬
ِ ‫ت أ َْميَانك ْم إِ ان‬
“Allah’a ibadet edin. O’na hiçbir şeyi eş (ve ortak) tutmayın. Anaya-babaya, akrabaya, yetimlere,
yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, sağ ellerinin malik
olduğu kimselere (kölelerinize) iyilik edin. Allah (C.C.) kendini beğenen ve daima böbürlenen kimseyi
sevmez.” (Nisa,4/36)
Aileden sonra hukukuna en çok riayet etmemiz gerekenler, yan yana bir arada yaşadığımız
komşularımızdır. Komşu hakkı, dinimizde çok önemli bir yer tutar. Aile yuvasında olduğu gibi komşularıyla
da iyi geçinmek ve yardımlaşmak şarttır.
Yüce dinimiz İslamiyet’e göre komşunun komşu üzerinde hakları vardır. Buna komşuluk hakkı
diyoruz. Dinimiz komşuluk hakkı üzerinde çok durmuştur.
Hz Aişe (r.a.)’dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülüllah (SAV) şöyle buyurur:
“Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak
zannettim.”
Demek ki, komşu hakkı o kadar büyük ki, Cebrail (a.s.) defalarca Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e gelip
komşu hakkının öneminden bahsetmiştir.
Yüce Rabbimiz bizlere şu mubarek ayın hürmetine hak ve hukuka riayet eden, erdemli ve ilkeli bir
Müslüman olmayı nasib ve müyesser kılsın!
Hazırlayan:
Tahsin TOSUN
Delice İlçe Vaizi
Download

Üzerinde Her Canın Hakkı Var Bu Ramazan ve Her Zaman