HZ. MUHAMMED’İN
HAYATINDAN ÖRNEK
DAVRANIŞLAR
1. Hz. Muhammed İnsanlara Değer Verirdi
Sahabeden Enes bin Mâlik anlatıyor:
“Hz. Peygamber (sav.)* biriyle karşılaşıp konuşmaya
başlayınca o zat yüzünü
çevirmedikçe kendisi o kişiden yüzünü çevirmezdi.
Biri ile karşılaşıp elini tutunca adam elini
bırakmadıkça elini çekmezdi. Sahabilerle otururken
ayaklarını asla uzatmazdı. O, insana
verdiği önemin bir göstergesi olarak ölülerin
arkasından olumsuz konuşulmasını ve kabirlerin
üzerine oturulmasını da yasaklamıştı.”
Hz. Muhammed, Allah’ın insana değer verdiğinin
bilincindeydi. Yaşamı boyunca bu bilinçle davranmış
ve her zaman insanı değerli bir varlık olarak görmüştür. O;
insanları ırkına, rengine, cinsiyetine, milliyetine
göre değerlendirmemiştir. Tüm insanları eşit görmüş,
herkese değer vermiştir.
Hz. Muhammed (sav.) insanları hiçbir zaman
küçümsemezdi. Bir topluluğun arasına katıldığı zaman
kendisine aşırı saygı gösterilmesinden hoşlanmazdı.
Ayrıcalık beklemez, bulunduğu ortamda boş bulduğu
yere otururdu.
Yüce Allah insanı en güzel biçimde yaratmıştır.
Kur’an’da yer alan, “Biz insanı en güzel biçimde
yarattık.” ayeti de bu durumu belirtmektedir.
Başka bir ayette ise insana birtakım üstünlükler
verildiği şu
ifadelerle dile getirilmektedir: “Biz hakikaten
insanoğlunu şan ve şeref sahibi kıldık. Onları
(çeşitli
nakil vasıtaları ile) karada ve denizde taşıdık;
kendilerine güzel güzel rızıklar verdik; yine
onları,
yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün
kıldık.”
Peygamberimiz zamanında Mescid-i Nebi’nin
temizliğini yapan kimsesiz bir kadın vardı. Hz.
Muhammed bir ara kadını göremeyince arkadaşlarına
sordu. Arkadaşları da kadının öldüğünü söylediler.
Peygamberimiz,
“Neden bana haber vermediniz?” diyerek
arkadaşlarına sitemde bulundu. Daha sonra kadının
mezarına gitti ve onun için dua etti.3 Arkadaşları,
kadının ölümünü Peygamberimize bildirmeye bile
gerek görmemişlerdi. Oysa o, herkesin durumuyla
ilgilenir, insanlara değer verirdi. Kadının mezarına
gidip
dua ederek bunu göstermiştir.
Bir gün Medine sokaklarından bir cenaze
geçiyordu. Bunu gören Hz. Muhammed
hemen ayağa kalktı.
Yanındakiler, cenazenin bir Yahudiye ait
olduğunu söylediler. Bunun üzerine
Peygamberimiz, “O, bir
insan değil mi?” diyerek arkadaşlarına,
düşüncelerinin yanlış olduğunu
vurguladı.
Kendisi de ırk, din ayrımı
yapmaksızın herkese değer verdiğini gösterdi.
Peygamberimiz yoksul ve kimsesizlerle daha yakından
ilgilenirdi. Yaşlıları, hastaları, kimsesizleri sık
sık ziyaret ederdi. Onlara güler yüzle hâl ve hatır sorar,
sorunlarıyla ilgilenirdi. Peygamberimiz çocuklara
da değer verirdi. Onlara selam verir, kendisinden bir
istekleri olup olmadığını sorardı.
3. Hz. Muhammed Bilgiye Önem Verirdi
Mekkeliler şehir dışına yolculuğa çıktıklarında değerli
eşyalarını, mallarını Peygamberimize
emanet ederlerdi. Peygamberimiz kendisine emanet
edilen şeyleri özenle korur, zamanında sahiplerine
geri verirdi. Medine’ye göç ederken bile Mekkelilerin
kendisine bıraktıkları emanetleri
unutmamıştı. Onları Hz. Ali’ye vermiş ve sahiplerine
teslim etmesini söylemişti.
Hz. Muhammed (sav.), doğruluğu ve dürüstlüğü
nedeniyle yaşadığı toplumda güvenilir bir kişi
olarak tanınmıştı. Mekkeliler ona daha peygamber
olmadan önce Muhammed-ül Emin (Güvenilir
Muhammed) diyorlardı. Peygamber olduktan sonra
da inansın veya inanmasın, tüm Mekkelilerin
Hz. Muhammed’e güveni
sürdü. Hz. Muhammed’in peygamberliğine
inanmayanlar, kendisine çeşitli iftiralar attılar ama
hiçbir
zaman onun yalancı olduğunu söyleyemediler.
Hz. Muhammed (sav.) peygamber olduktan bir süre sonra
Mekke’deki Safa Tepesi’ne
çıktı. “Ey Kureyşliler!” diye seslendi. Onu duyanlar çevresine
toplandılar. Peygamberimiz
onlara, “Size şu tepenin arkasından bir düşman ordusunun
geldiğini söylesem, inanır mısınız?”
dedi. Oradakilerin hepsi, “Evet, inanırız. Çünkü senin yalan
söylediğini hiç duymadık.”
dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz, onlara kendisinin
peygamber olarak görevlendirildiğini
söyledi.
Hz. Muhammed (sav.) okumaya,
öğrenmeye, bilgiye önem vermiştir. O,
Medine’ye hicretten
sonra Müslümanların ibadet etmeleri ve ilim
öğrenmeleri için bir mescit yaptırmıştır.
Burada,
namazlardan sonra hem kadınlara hem de
erkeklere bilgiler vermiştir. Onlara dinî ve
ahlaki ilkeleri
öğretmiştir.
Mescid-i Nebi’nin yanına suffe denilen bir yer
yaptırmıştır. Suffe de kalanlar zamanlarının
büyük bölümünü sadece ilim öğrenmekle
değerlendirmiştir. Hz. Peygamber bazı sahabeleri
de özellikle yabancı dil öğrenmeleri konusunda teşvik
etmiştir.
Suffe ehlinin sayıları başlangıçta yetmiş kişi
civarındaydı. Ancak bu sayı daha sonraları
artmıştır. Suffe İslam tarihindeki ilk medrese ya da ilk
muallim mektebi (öğretmen okulu) olarak
kabul edilebilir.
4. Hz. Muhammed Danışarak İş
Yapardı
“Danışan dağ aşmış, danışmayan düz
yolda şaşmış.” atasözünün anlamı
üzerinde arkadaşlarınızla
konuşunuz.
İnsan, her konuda yeterli bilgi sahibi
olamayabilir. Herhangi bir iş yaparken, karar
verirken başkalarına
danışma gereği duyabilir. Böyle yapmak
gerekli ve yararlıdır. Çünkü danışmak,
başkalarının görüşünü
almak, kişinin bakış açısını genişletir. Kendini
geliştirmesini, daha doğru kararlar vermesini
sağlar. Bu nedenledir ki dinimizde danışmaya
önem verilmiştir. Kur’an’da yer alan bir ayette
şöyle buyrulmuştur:
“...İş hakkında onlara danış...” Başka
bir ayette ise “....Eğer bilmiyorsanız ilim
sahiplerine sorunuz.”
denilerek insanlar danışmaya önem
vermeye çağrılmıştır.
Hz. Muhammed (sav.) akıllı, zeki, ileri görüşlü bir
insandı. Buna rağmen yapacağı işlerde başkalarına
danışmaya önem verirdi. Onların düşüncelerinden
yararlanır, uygun gördüklerini de uygulardı. O,
özellikle
yapacağı işle ilgili uzman ve deneyimli kişilere
danışırdı. Hiçbir zaman, “Her şeyi en iyi ben bilirim.”
anlayışıyla
hareket etmezdi. Böylece hem çevresindekilere değer
verdiğini ortaya koyar hem de danışarak iş
yapmanın gerekliliğini arkadaşlarına gösterirdi.
5. Hz. Muhammed Merhametli, Hoşgörülü ve
Affediciydi
Hz. Muhammed şefkatli ve merhametli bir insandı.
O, başta insanlar olmak üzere tüm canlılara sevgi
ve merhametle yaklaşırdı. Peygamberimizin
merhametli bir insan olduğuna ilişkin bir ayette şöyle
buyrulur:
“Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber
gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona
çok ağır gelir. O size çok düşkün, müminlere
karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.”
Bir gün Peygamberimiz torunu Hz. Hasan’ı
kucağına almıştı. Torununu seviyor, öpüyordu.
Bu
duruma şaşıran Akra bin Habis isimli sahabe,
Hz. Peygambere şöyle dedi:
–Ya Resulullah! Benim on çocuğum var ancak
şimdiye kadar hiçbirini öpmüş değilim.
Peygamberimiz o sahabeyi şöyle uyardı:
–Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.
Peygamberimiz insanlara her zaman şefkat ve
merhametle davranırdı. Yoksulları ve kimsesizleri
korur,
onlara yardım ederdi. Sahip olduğu imkânları onlarla
paylaşmaya önem verirdi. Kadınların haklarına
saygı gösterilmesini ister, onlara iyi davranılmasını
buyururdu.
Hz. Muhammed çocuklara karşı son derece şefkatli
ve merhametliydi. O, çocukları çok sever, onlarla
selamlaşır ve şakalaşırdı. Bir hata yaptıklarında
çocukları azarlamaz, güzel bir dille yaptıklarının yanlış
olduğunu söylerdi. Özellikle yetim ve öksüz çocuklarla
ilgilenir, onların ihtiyaçlarının karşılanması için
çaba gösterirdi.
Hz. Muhammed yalnızca kendisine inananlara değil,
inanmayanlara karşı da merhametliydi. Peygamber
olduğu dönemde Mekkeliler kendisine çok kötü
davranmış, baskı ve işkence yapmışlardı.
Peygamberimiz
Mekke’yi ele geçirdiğinde onlardan intikam almayı
düşünmedi. Mekkelilere merhametli davrandı
ve onların hepsini bağışladığını bildirdi. Hz.
Muhammed’in insanlara karşı kin ve düşmanlık
beslememesi,
merhametli davranması, İslamiyet’in yayılmasında
önemli rol oynamıştır.
Bu durumla ilgili olarak
Kur’an-ı Kerim’de şu ifadeler yer alır: “O vakit Allah’tan bir
rahmet ile onlara yumuşak davrandın!
Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın hiç şüphesiz
etrafından dağılıp giderlerdi...”
Peygamberimiz, merhametli olmasının yanı sıra aynı zamanda
hoşgörülüydü. O, çevresindekilere de,
her zaman hoşgörülü olmalarını öğütlerdi. Örneğin, eşi Hz.
Ayşe’ye şöyle demişti: “Ey Ayşe! Yumuşak ve hoşgörülü ol.
Çünkü yumuşak ve hoşgörülü olmak, bulunduğu yeri
güzelleştirir. Onun olmadığı yer ise çirkinleşir’’
6. Hz. Muhammed Çalışmayı Sever ve
Zamanı İyi Değerlendirirdi
Peygamber Aleyhisselam ve arkadaşları bir sefere
çıkmışlardı. Herkes çok acıkmış ve yorulmuştu.
Resulullah, konaklama emri verdi ve bir vahanın
kıyısında konakladılar.
Peygamber Aleyhisselam, bir koyun kesilsin ve pişirilip
dağıtılsın, emrini verdi. Orada hazır
bulunanlardan birisi:
“Ey Allah’ın elçisi, koyunu ben keserim.” diyerek ayağa
kalktı. Koyunu kesme işi ona verildi.
Bir başkası ise:
“Ben de et pişirmesini bilirim.” dedi. Pişirme vazifesi de
ona verildi.
Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselam:
“Ben de hep birlikte yiyeceğimiz bu yemeğin ateşi için odun
toplayayım.” buyurdu.
Sahabeler hep bir ağızdan şöyle dediler:
“Haşa ya Resullullah! Biz bütün hizmetleri görürüz. Siz de şu
hurma ağacı altında istirahat
edin.” dediler. Ancak Resulullah onlara şöyle cevap verdi:
“Ben bilirim ki siz bütün hizmetleri görür, zahmetleri çeker,
yemeği hazırlarsınız. Ancak
siz çalışırken benim oturmam beni rahatsız eder. Ümmetini
hizmet ettirip kendi istirahate
dalan bir idareci olmak istemem. Allah, kendisini
Müslümanların içinde farklı
muameleye tabi tutanları sevmez.”
_ Sizce insanlar sağlık ve boş vakit konusunda niçin
aldanmıştır?
_ İki günü birbirine eşit olan niçin zarardadır? Sınıfta
konuşunuz.
Hz. Muhammed, zamanın insan için çok değerli bir
nimet olduğunun bilincindeydi. O, yaşamı boyunca
bu bilinçle davranmış, zamanını iyi
değerlendirmeye önem vermiştir. Kur’an’ın, “Boş
kaldın mı hemen
(başka) işe koyul.” buyruğunu kendisine ilke
edinmiştir. Yaşamı boyunca çalışmış, tembellikten
uzak durmuştur.
Çevresindekilerden de böyle davranmalarını istemiştir.
Peygamberimiz (sav.) küçük yaştan itibaren çalışmaya
başlamıştır. Çocukluğunda Mekkelilerin koyunlarını
otlatmış, yanında kaldığı amcasının aile bütçesine
katkıda bulunmuştur. Gençliğinde ticaretle
uğraşmış, geçimini kendi kazancıyla sağlamıştır.
Peygamber olduktan sonra da çalışmayı
sürdürmüştür.
İnsanlara yük olmamış, geçimini emeğiyle sağlamıştır.
Hz. Muhammed, zamanını planlı bir biçimde kullanırdı. Uyku
ve dinlenme saatleri, misafir ve ziyaretçileri
kabul edeceği zamanlar belliydi. O, ibadet için zaman ayırır,
ailesini de ihmal etmezdi. Ev işleriyle
ilgilenir, çocuklarıyla şakalaşır ve oynardı. Belirli zamanlarda
devlet işleri ve halkın sorunları ile uğraşırdı.
Tüm bunları yaparken zamanını savurganca kullanmamaya
özen gösterirdi.
Bizler de zamanımızın değerini bilelim.
Vaktimizi boşa harcamayalım. Derslerimize
planlı bir şekilde
çalışıp ödevlerimizi tam ve zamanında
yapalım. Çok okuyup kendimizi geliştirelim.
Böyle davrandığımızda
başarılı olacağımızı bilelim.
7. Hz. Muhammed Sabırlı ve Cesaretliydi
MEDİNE’DE GECE BASKINI
Bir gece Medine’de büyük bir gürültü işitilir. Endişe içinde sokaklara dökülen
halk, şehrin düşman baskınına uğradığını zanneder. Hemen önlem alınıp
savunma durumuna geçilmeye çalışılır. Fakat bu arada eğersiz bir atın
üzerinde, boynuna asılı kılıcıyla Hz. Muhammed görünür.
Şehir dışından gelmektedir. “Korkmayın, tehlikeli bir şey yok!” der. Halk
yatışır. Sonra anlaşılır ki gürültünün duyulmasıyla beraber kılıcını almış, en
yakındaki ata eğersiz ve koşumsuz
olarak atlamış ve şehir çevresindeki tehlikeli olabilecek yerleri teker teker
kontrol etmiştir. Hiç kimsenin kendisine katılmasını beklemeden... Tek
başına...
Hz. Muhammed (sav.) doğumundan itibaren pek çok
sıkıntıyla karşılaşmıştır. Doğmadan önce babasını,
altı yaşında da annesini yitirmiştir. Yetim ve öksüz bir
çocuk olmanın getirdiği sıkıntıları sabırla aşmıştır.
Altı çocuğundan beşi, kendisi sağken ölmüştür. O,
bu acı durumlar karşısında da sabretmiştir.
Hz. Muhammed, altı yüz on yılında Allah tarafından
peygamberlikle görevlendirilmiştir. Bu tarihten
itibaren
yaklaşık yirmi üç yıl boyunca insanlara İslam dinini
anlatmıştır.
Onları Allah’ın varlığına ve birliğine,
kendisinin peygamberliğine inanmaya çağırmıştır.
İnsanlara, putlara tapmaktan vazgeçmelerini
söylemiştir.
Hz. Muhammed, peygamberlik görevini yerine
getirirken pek çok baskı ve işkence görmüştür.
Ancak
bunların hiçbiri onu yolundan döndürememiştir.
Güçlükler karşısında cesaretle insanlara İslamiyeti
anlatmayı
sürdürmüştür. Peygamberimiz insanları İslam dinine
çağırırken Kur’an’ın şu ayetine uygun davranmıştır:
“O peygamberler ki Allah’ın
gönderdiği emirleri
duyururlar, Allah’tan korkarlar
ve ondan
başka hiç kimseden
korkmazlar...”
Peygamberimiz zamanında Medine’de, soylu ve ileri gelen
ailelerden birinin kızı hırsızlık yapmıştı.
Bazı kişiler Peygamberimizin çok sevdiği bir kişi olan Üsame bin
Zeydi ona aracı göndererek
bu kişinin cezalandırılmaması için girişimde bulunmuşlardı.
Peygamberimiz aracıların istediğine
şiddetle karşı çıkmış ve şöyle demişti: Sizden öncekiler,
aralarından zengin ve güçlü biri suç işlediğinde
onu cezalandırmazlardı. Fakir, kimsesiz biri suç işlediğinde ise
onu cezalandırırlardı. Bu
tavırları yüzünden de onlar helak oldular. “Allah’a yemin
ederim ki bu suçu kızım Fatma da işlemiş
olsa onu cezalandırmaktan kaçınmazdım.”
:
9. Hz. Muhammed Doğayı ve Hayvanları Severdi
Hz. Muhammed (sav.), yaşadığı çevrenin güzelleştirilmesine
ve yeşillendirilmesine çalışırdı. Doğanın
korunmasını, ağaçların kesilmemesini öğütlerdi.
Peygamberimiz ağaç kesenlere, kestikleri ağacın
yerine yenilerini dikmelerini söylerdi. Kendisi de ağaç dikmeye
önem verirdi. O, Medine yakınlarındaki bir
araziyi ağaçlandırdı. Bazı yerleri de özel koruma altına aldı.
Hz. Peygamber, ancak günümüzde farkına varılan ve ihtiyaç
olarak kabul edilen1 millî park ve yeşil
alan gibi çevrecilik faaliyetlerini kendi döneminde başlatmıştır.
Hz. Muhammed (sav.) hayvanları da çok severdi. Onlara zarar verilmemesini,
kötü davranılmamasını
öğütlerdi. Peygamber Efendimiz hayvanlara her zaman şefkat ve merhametle
yaklaşmıştı. Onların aç
ve susuz kalmamalarına özen göstermişti. Hayvanlara taşıyabileceğinden
fazla yük yüklememiş, yükleyenleri de uyarmıştı.
Hz. Muhammed doğayı sever ve hayvanları korurdu. Çevresindeki insanlara
da bu şekilde davranmalarını
öğütlerdi. O, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Bir Müslümanın diktiği
ağaçtan veya ektiği ekinden
insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler o Müslüman için sadakadır.”
Hz. Peygamber bir gün, yolda yüzünden dağlanmış bir merkep görünce,
“Allah’ın laneti
onu dağlayanın üzerinedir.” der.
Yine Peygamberimiz sıcak bir yaz gününde susuzluktan
kıvranan bir köpeğe kuyuya inip
su içiren bir kişinin bu yüzden cennete girdiğini anlatır. Ve
“Bir kadın da kedisini hapsederek
ölmesine neden olduğu için cehenneme atıldı.” der.
Eşi Hz. Ayşe’nin devesine biraz sert davrandığını görünce
Peygamberimiz onu şöyle uyarır:
“Merhametten mahrum olan, her türlü hayırdan
mahrumdur.”
Arkadaşlarıyla beraber bir yolculukları sırasında bir kuşun
yuvasından yavrusunu alanları
sert biçimde uyarır. Anne kuş o sırada yuvasının üzerinde
çırpınıp durmaktadır.
“Yavrularını alarak bu hayvanın canını kim acıttı? Verin
ona yavrularını.”
“Her kim boş, kuru ve çorak bir araziyi ihya
ederse bu amelinden dolayı Allah tarafından
mükâfatlandırılır. İnsan ve hayvan ondan
yararlandıkça burayı ihya edene sevap
yazılır.”
“Birinizin elinde bir ağaç fidanı varsa
kıyametin kopacağını bilse bile onu diksin.”
Açık Uçlu Sorular
1. Hz. Muhammed’in güvenilirliği konusunda bilgi veriniz.
2. Hz. Muhammed’in hoşgörülü oluşunu gösteren bir örnek olay
anlatınız.
3. Hz. Muhammed’in merhametli oluşu hakkında bilgi veriniz.
4. Hz. Muhammed bilgiye neden çok önem vermiştir?
Açıklayınız.
5. Hz. Muhammed’in cesaretli oluşunu örnek vererek anlatınız.
6. Zamanı iyi değerlendirmek niçin önemlidir? Söyleyiniz.
7. Hz. Muhammed’in doğa ve hayvan sevgisi hakkında bilgi
veriniz.
Doğru Yanlış
Aşağıdaki bilgilerden doğru olanların başına “D”, yanlış olanların
başına “Y” yazınız.
1. ( ) Hz. Muhammed’in dürüst ve güvenilir olması, onun herkes
tarafından sevilmesinde önemli bir
rol oynamıştır.
2. ( ) Hz. Muhammed’e cesareti ve sabrı nedeniyle Muhammedül
Emin denmiştir.
3. ( ) Hz. Muhammed’e inanmayanlar bile Mekke dışına
çıktıklarında değerli eşyalarını ona emanet
etmişlerdir.
4. ( ) Hz. Muhammed Mescid-i Nebi’nin inşaatında çalışmış,
sırtında kerpiç taşımıştır.
5. ( ) Hz. Muhammed sadece Müslüman olan kimselere değer
vermiştir
Download

9. Hz. Muhammed Doğayı ve Hayvanları Severdi