Vücuda giren yabancı maddelerin etkisizleştirilmesi

advertisement
Immün (Bağışıklık)sistemi
Immün sistem vucudu potansiyel zararli maddelere karsi korur. Antijenler
hücrelerin, virüslerin, funginin, bakterilerin ve toksin gibi cansiz maddelerin,
kimyasallarin, ilaclarin ve yabanci maddelerin (kiymik vb.) yüzeyinde bulunan
büyük moleküllerdir (genelde protein yapilidirlar). Immün sistem yabancı (antijenli)
maddeleri tanir ve yok eder. Kendi vücut hücrelerinizde antijen protein varsa
( HLA antijenleri) immun sisteminiz bu antijenleri normal kabul eder ve
genelde reaksiyon göstermez.
Vücuda giren yabancı maddelerin etkisizleştirilmesi, dışarıya atılması ya da yok edilmesi için
vücudun geliştirdiği bütün doğal düzenleri bağışıklık olarak tanımlamak olasıdır. Doğumla
birlikte anne karnındaki steril çevreden ayrılan bebek, dış ortamda çok sayıda mikroorganizma
ve yabancı madde ile karşı karşıya kalır. Bağışıklık sisteminin görevi, öncelikle bu maddeleri
vücuda girdikleri yerde tutmak, yayılmalarını engellemek ya da geciktirmektir.
İnsan vücudunda bağışıklık sistemi (immun sistem), çeşitli organlar ve değişik hücrelerin rol
aldığı düzenlerle yabancı maddeleri ve mikropları yok edebilmektedir. Sistemi oluşturan
organlar şunlardır:




Timus
Kemik İliği
Dalak
Lenf Düğümleri
Bağışıklık sistemi her zaman başarılı değildir. Kimi zaman hastalığa yenilir, en etkili
antibiyotikler dahi etkisiz kalabilir ve nihayet ölüm meydana gelebilir. Bu nedenle bağışıklık
sistemleri erişkinlere göre daha zayıf olan çocukların öldürücü ve sakat bırakıcı hastalılara
karşı bağışıklıklarının daha bu tip hastalılarla hiç karşılaşmadan sağlanmış olması gerekir. Bu
amaçla mikropların zayıflatılmış, hastalık yapamayacak hale getirilmiş şekillerinin vücuda
verilmesiyle, bağışıklık sisteminin uyarılmasını sağlamak üzere aşı dediğimiz sıvılar
geliştirilmiştir.
Aşılar, içerdikleri zayıf ya da ölü mikroorganizmalarla immun sistemi uyararak, hücresel ve
veya sıvısal bağışıklık yanıtını oluşturmaktadırlar. Böylece hastalık oluşmadan o hastalığa
karşı direnç meydana gelmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki hiçbir aşı temsil ettiği
mikrooganizmanın kendisi kadar etkili bir cevap oluşturamaz. Bu nedenle kalıcı ya da uzun
süreli bir immun direnç için aşıların belli aralıklarla tekrarı gerekmektedir.
İdeal bir aşı, hastalık belirtisine yol açmadan, en az hastalığı geçirmekle edinilecek kadar
bağışıklık sağlayan aşıdır. Her aşı en iyi bağışıklık yanıtı sağlacak sıvılarla ve kendisi için en
uygun olan vücut bölgesine uygulanır. Kimi aşılar ağızdan (çocuk felci), kimileri adale içine
(karma vb..) verilir. Bazı aşılarla tek sefer uygulama yeterliyken, bazılarının uygun aralıklarla
yinelenmesi gerekmektedir. Ancak usulüne uygun şemalar dahilinde ve tam olarak yapılan
aşılama programlarıyla başarılı bir korunma sağlanabilir.
Aşılarla sağlanan "aktif edinsel" bağışıklığın yanısıra, antikor denilen sıvısal maddelerin
çocuklara hazır olarak dışardan sunulması, kısa süren bir koruma sağlamasına karşın
hastalıklardan korunmada önemli bir yer tutar. Bu antikorlar, anneden çocuğuna rahim
içindeyken kan yoluyla geçebildiği gibi anne sütüyle de aktarılabilmektedir. Buna "pasif doğal"
bağışıklık adı verilir. Süt verme süresince ve doğum sonrasında 4-6 ay süreyle süt çocuğunu
bir çok hastalığa karşı korur.
Bir de "pasif edinsel" bağışıklık mevcuttur. Yine bir süre için etkili olan bu immun yanıt,
piyasada satılan çeşitli "gamma globulinler" ile sağlanır. Gamma globulin preparatları
insanlardan, hayvanlardan ya da genetik teknolojilerle elde edilen tekli veya çoklu antikor
karışımlarıdır. Yeri geldikçe her bir öge ayrıntılarıyla ele alınacaktır.
Download