HAFTALIK RAPOR – 23 Eylül 2016 Sayı: 31 Moody`s kararı risk

advertisement
HAFTALIK RAPOR – 23 Eylül 2016 Sayı: 31
Moody’s kararı risk primlerinde bir miktar artışa yol açsa
da, küresel konjonktür riskleri sınırlayabilir
 Moody’s haftanın son gününde Türkiye’nin kredi
notunu Baa3’ten Ba1 ile yatırım yapılabilir kredi
notunun altına çekti. Kararda; yüksek dış finansman
ihtiyacına dair artan riskler ve büyüme ile kurumsal
altyapı başta olmak üzere borçlanma temellerindeki
zayıflamanın etkili olduğu ifade edildi. Moody’s,
Türkiye’nin kredi profilindeki kademeli kötüleşmenin
önümüzdeki 2-3 yıl boyunca süreceğini ve bu nedenle
büyümenin 2016-2019 döneminde ortalama %2,7’de
kalacağını öngörüyor. 15 Temmuz başarısız darbe
girişiminin/terör eyleminin ardından Türkiye’ye dair
kötümserleşen Moody’s kararının mukayeseli
analizler çerçevesinde adil olmadığını düşünsek de,
yatırım yapılabilir notun kaybedilmesi ve geçmiş
uluslararası örneklerin uzunca bir süre yeniden
kazanılamayacağına işaret etmesi nedeniyle TL cinsi
varlıklarda kırılganlığın artacağı belirtiliyor. Son
dönemde özellikle kamu maliyesinde alınan
önlemlere ilaveten, kişi başına milli geliri artıracak
şekilde reform ajandasına hız verilmesi durumunda
büyümeye dair risklerin bertaraf edileceğini ve
Türkiye ekonomisinin yine G20 ülkeleri içinde en hızlı
büyüyen ülkelerden biri olma konumunu
sürdüreceğini öngörüyoruz. Kısa vadede TL cinsi
varlıklardaki değer kaybının boyutuna dair
belirsizlikler had safhada olmakla birlikte,
öngörülebilir bir büyüme ivmesinin sağlandığı
anlaşılana kadar ana trendin değer kaybı yönünde
olacağı kanaatindeyiz. Mayıs 2013’te kazanılan
yatırım yapılabilir notun ardından Türkiye
ekonomisinin performansı dikkate alındığında, notun
kaybedilmiş olmasının yapısal reformlara ve mali
disipline öncelik verilmesi durumunda fazla negatif
anlam yüklenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu
nedenle büyümeye dair gelişmelerin önem kazandığı
bir dönemden geçiyoruz.
 Merkez Bankası, beklentilere paralel olarak gecelik
borç verme faizini %8,50’den %8,25’e indirirken,
politika duruşunun büyümeye dair artan riskler yerine
“sıkı” yerine “temkinli” olacağını ifade etti. Bir süredir
büyümeye dair risklere öncelik verilmesi gerektiğine
dikkat çekiyorduk; TCMB de nihayet ekonomik
aktivitenin üçüncü çeyrekte ivme kaybettiğini ve
finansal koşulların da sıkı olduğunu ifade etti. TCMB
ayrıca; iç talepteki yavaşlama ve yüksek baz etkisi
sayesinde çekirdek enflasyonun önümüzdeki
dönemde öngörülerimizle uyumlu olarak kademeli
düşeceğini, vergi artışlarına rağmen gıda fiyatları
öncülüğünde manşet enflasyonun da kısa vadede
devam edeceğini öngörüyor. TL’nin seyrine bağlı
olarak TCMB’nin önümüzdeki dönemde de faiz ve faiz
dışı araçlarla ilave genişlemeye gideceğini tahmin
ediyoruz. Öte yandan Hükümet geçen haftaki
Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Toplantısı’nda
makroihtiyati genişleme adımlarına yenilerini ekledi.
Buna göre, ithalata dayalı sektörlerde mümkün
olduğunca taksit sayısı azaltılarak cari açığı artırıcı
etkilerden kaçınılırken, ithal oranı yüksek olmayan ve
yerli üretime dayanan sektörlerde ise taksit sayısı
artırılarak büyümenin teşvik edilmesi hedefleniyor.
Öte yandan hanehalkı bilançolarını iyileştirmek
amacıyla da; tüm (canlı ve takibe düşen) kredi kartı
ve ihtiyaç kredisi borçlarının bir defaya mahsus
olmak üzere en fazla 72 aya kadar yeniden
yapılandırılabilmesine imkan sağlanırken, tüketici
kredilerinde maksimum vade 36 aydan 48 aya, konut
kredilerinde bankaların kredilendirebileceği tutar da
%75’ten %80’e yükseltildi. Katılım bankalarının da
lehine getirilen iyileştirici düzenlemeleri de dikkate
alarak, tüm kararları yerinde ve olumlu buluyor, yine
aynı hassasiyetle benzer adımların atılması
gerektiğine inanıyoruz. Zira büyümeye dair riskler
artıyor; geçen hafta açıklanan verilere göre işsizlik
beklentilerin ötesinde artarken, ana sektörlerden
konut piyasasında da hem fiyatlarda hem satışlarda
zayıflık sürüyor. Mevsimsellikten arındırılmış işsizlik
oranı Mayıs’taki %10,3’ten Haziran’da altı yılın en
yükseği olan %10,9’a yükseldi.
 Ağustos’ta müteahhitlere ayrılan ödeneklerin ileri bir
tarihe ötelenmesinin de etkisiyle merkezi yönetim
bütçesi 3,6 milyar TL, faiz dışı denge de 8,4 milyar TL
fazla verdi. Detaylar iç talebin Temmuz’daki sert
daralmadan sonra bir miktar normalize olduğuna
işaret etse de, harcamalardaki yavaşlamanın arızi
olduğunu düşünüyoruz. Yılın ilk sekiz ayında geçen
yılın aynı dönemine göre vergi gelirleri ikinci
çeyrekten beri hız kesen talebe bağlı olarak sadece
%10,9 artarken, faiz dışı harcamalar kamunun
büyümeyi teşvik edici önlemleri ve yapısal sorunlar
nedeniyle %16,6 oranında yükseldi. Buna rağmen
faiz harcamalarının -%7,7 düşmesiyle, bütçe fazlası
geçen yılın aynı dönemindeki 0,6 milyar TL’den bu yıl
4,9 milyar TL’ye yükseldi. Faiz dışı denge ise sadece
%3,3 artışla 40,3 milyar TL’ye yükseldi. Yılın kalan
1
HAFTALIK RAPOR – 23 Eylül 2016 Sayı: 31
döneminde,
özellikle
de
Aralık’ta,
bütçe
performansının Hükümet hedefiyle de uyumlu olarak
kötüleşeceğini, 2017’de ise yeni vergi artışlarına
rağmen daha zayıf bir bütçe gerçekleşmesi
kaydedileceğini öngörüyoruz.
 Yeni haftada Moody’s kararının finansal piyasalara
etkileri başta olmak üzere güven endeksleri ve turist
sayısı verileri yakından takip edilecek. İlk
fiyatlamaların kaygı verici olmasa da, kararın esas
etkisinin zamana yayılabileceği ve bu nedenle temkinli
yaklaşımın yararlı olacağı düşünülüyor. Ayrıca yeni
haftada küresel gelişmelerin de etkisiyle, finansal
piyasalarda volatilitenin artması bekleniyor.
varlık alım programının enflasyonun %2’lik hedefin
üzerinde istikrar kazanana kadar sürdürüleceğini
taahhüt eden BoJ, 10 yıllık tahvil faizini %0 civarında
tutacak şekilde varlık alımlarını yönetecek. BoJ’un
kararı her ne kadar kısa vadede Dolar/Yen
paritesinde arzu edilen etkiyi yapamamış olsa da,
ülkede büyümenin desteklenmesi ve enflasyonun
canlandırılması için oldukça kararlı bir plan olarak
değerlendiriliyor.
 Eylül ayı öncü satın alma yöneticileri endeksleri (SYE)
verileri, Brexit etkisi nedeniyle Euro Bölgesi
öncülüğünde küresel ekonomik aktivitenin hız
kestiğine işaret ediyor. Japonya’da imalat sanayi SYE
Ağustos’taki 49,5’ten 50,3’e yükselerek Şubat’tan
beri ilk defa kritik 50 seviyesini aşarak ılımlı da olsa
büyümeye işaret etse de, endeksler Euro Bölgesi’nin
Eylül’de 20 ayın en zayıf büyümesini kaydettiğini
gösteriyor. Bölgenin lider ekonomisi Almanya’da 16
ayın en düşüğüne inen bileşik sektörler SYE’nin
detayları, imalat sektöründeki kırılgan toparlanmaya
karşın hizmet sektöründe üretimin son 39 ayın en
düşüğüne indiğine işaret ediyor. İmalat sanayi SYE
ABD’de ise Ağustos’taki 52,0’den Eylül’de ihracat
siparişlerindeki düşüş nedeniyle 51,4’e sınırlı
geriledi. Ana ticaret ortağımız Euro Bölgesi
ekonomilerinin üçüncü çeyrekte momentum
kaybetmesi, iç talebin de zayıfladığı bir ortamda
ihracat kanalıyla Türkiye’deki büyümeyi de
baskılıyor. Piyasa beklentilerinin aksine, 2017’de
daha zayıf büyüme beklememizin temel
nedenlerinden biri de Euro Bölgesi’ndeki bu
yavaşlamanın Brexit nedeniyle belirginleşeceğinin
öngörülmesi…
 Küresel finansal piyasalarda Fed ve BoJ’un
genişlemeci politika duruşuyla olumlu seyrettiği
geçen haftada, Çin Merkez Bankası’nın ülkeden
sermaye çıkışlarını baskılamak ve ekonomik dengeleri
sağlamak adına bankalararası gecelik borçlanma
faizine sert müdahaleleri dikkat çekti. Yüksek atıl
kapasite ve yüksek borçluluk oranları ile kırılgan bir
şekilde yavaşlayan Çin ekonomisinde, önümüzdeki
dönemde de benzer müdahalelerin görüleceğini
tahmin ediyoruz.
 Yeni haftada yurtdışında Fed Açık Piyasa Komitesi
üyelerinin yapacağı bir dizi açıklamaları ile küresel
çapta büyümeye dair veriler finansal piyasalar
açısından kritik olacak.
Daha fazla şerh koyan üyeye rağmen, Fed müzmin
durgunluk nedeniyle halen güvercin duruş sergiliyor…
 ABD Merkez Bankası (Fed) politika faizini beklendiği
gibi değiştirmezken, faizin yaklaşık bir yıl aradan sonra
2 Kasım ya da 14 Aralık’ta artırılacağının sinyalini
verdi. Uzunca bir aradan sonra ilk defa 3 üyenin faiz
artırımı yönünde şerh koyduğu toplantıda Fed, faiz
artırımı için gerekli koşulların güçlendiğini ve risklerin
dengeli olduğunu ifade etse de ekonominin
iyileştiğine dair daha fazla veri görmek istediğini
vurguladı. Öte yandan küresel ekonomide müzmin
durgunluk koşulları nedeniyle uzunca bir süredir
gerçekleşmesini beklediğimiz gibi, Fed üyeleri takip
eden yıllar için faiz artırım tahminlerini önemli oranda
aşağı çekti ve 2017 için de 3 olan ortalama faiz artırım
beklentisi 2’ye indi. Bazı yatırım bankalarının Eylül’de
faiz artırımı beklemiş olması nedeniyle, karar
sonrasında risk iştahının arttığı gözlendi. Yeni haftada
da bu fiyatlamaların devamı gözlenebilir. Bununla
birlikte ABD’de de seçim sathına girilmiş olması
nedeniyle volatilitenin arttığına şahit olabiliriz. Yeni
haftanın ilk gününde ilk defa karşı karşıya gelecek
başkan adaylarının konuşmaları finansal piyasalarca
da yakından takip edilecektir. Her ne kadar şu an
anketler Clinton’un önde gittiğini gösterse de, kritik
konuşma sonrası ve 8 Kasım’daki seçime kadar
Trump’ın seçimi kazanma ihtimali arttıkça küresel
çapta riskten kaçış tetiklenebilir.
 Japonya Merkez Bankası (BoJ), geçen haftaki notta
değindiğimiz küresel çapta negatif faizden çıkış
çabalarını destekler nitelikte bir adım atarak, politika
faizini -%0,10’da sabit tutarken 80 trilyon Yen olan
para tabanı büyüme hedefini getiri eğrisi kontrollü
olarak kısa vadede esnetebileceğini açıkladı. Dahası
2
HAFTALIK RAPOR – 23 Eylül 2016 Sayı: 31
3
HAFTALIK RAPOR – 23 Eylül 2016 Sayı: 31
TÜRKİYE EKONOMİSİ
Tüketici Enflasyonu (Yılsonu)
GSYH Büyüme Oranı
GSYH (Milyar TL)
GSYH (Milyar Dolar)
Deflatör
Kişi Başına Milli Gelir
Gösterge Tahvil Getirisi (Yılsonu)
Gösterge Tahvil Getirisi (Ortalama)
Reel Tahvil Getirisi (Ortalama)
USD/TL (Yılsonu)
USD/TL (Ortalama)
Euro/TL (Yılsonu)
Euro/TL (Ortalama)
Sepet (0.5€+0.5$)/TL (Yılsonu)
Sepet (0.5€+0.5$)/TL (Ortalama)
Euro/US$ (Yılsonu)
Reel Kur (2003=100)
Cari İşlemler Açığı (Mia USD)
Cari İşlemler Açığı/GSYH
İhracat (Milyar USD)
İthalat (Milyar USD)
Dış Ticaret Açığı (Milyar USD)
Dış Ticaret Açığı/GSYH
AB Tanımlı Borç Stoku/GSYH
İşsizlik Oranı
Faiz Dışı Denge/GSYH
Bütçe Dengesi/GSYH
Gerçekleşmeler
05-13 Ort.
2014
8.1%
8.2%
4.4%
3.0%
1,059
1,747
681
799
7.5%
8.3%
9,222
10,395
12.4%
8.2%
15.3%
9.2%
4.4%
0.9%
1.59
2.29
1.53
2.19
2.14
2.82
2.05
2.91
1.86
2.55
1.79
2.55
1.35
1.23
113
106
41.6
43.6
5.9%
5.5%
117.1
157.6
187.1
242.2
70.0
84.6
10.1%
10.6%
42.1%
33.5%
9.8%
9.9%
2.8%
1.6%
-2.1%
-1.3%
2015
8.8%
4.0%
1,954
720
7.5%
9,261
10.8%
9.9%
1.5%
2.92
2.72
3.17
3.02
3.04
2.87
1.09
98
32.1
4.5%
143.9
207.2
63.3
8.8%
32.9%
10.3%
1.6%
-1.2%
Tahminlerimiz
2016
7.9%
4.0%
2,200
737
8.3%
9,384
9.5%
9.7%
3.4%
3.14
3.04
3.46
3.34
3.30
3.19
1.10
103
33.1
4.5%
138.4
201.2
63
8.5%
33.0%
10.3%
1.2%
-1.3%
Hükümet Hedefi
2016
7.5%
4.5%
2,207
736
7.6%
9,364
IMF Tahminleri
2016
10.9%
3.8%
2,298
751
10.9%
9,562
Piyasa Tahminleri
2016
8.2%
3.5%
7.9%
9.3%
3.07
3.00
3.06
3.40
3.23
1.11
28.6
3.9%
155.5
210.7
55
7.5%
31.7%
10.2%
1.2%
-1.3%
27
3.6%
33.2
30.7%
10.8%
0.2%
-1.9%
Burada belirtilen bilgiler, Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. tarafından, güvenilirliğine ve doğruluğuna inanılan kaynaklardan, okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla derlenmiştir. Resmi kaynaklardan alınan bilgilere dayalı yapılan yorumlar ve
tahminler, o tarihteki kanımızı yansıtmaktaysa da bu bilgiler, hiçbir şekilde yatırım danışmanlığı faaliyeti olarak değerlendirilemeyecektir. Söz konusu kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve bu bilgilerin kullanılmasından doğabilecek zararlardan
dolayı, Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. hiçbir sorumluluk kabul etmez. İşbu rapor içerisindeki bilgilere ait telif hakkı Bankamıza ait olup, üçüncü kişilerce izinsiz kullanılamaz, çoğaltılamaz veya kopyalanamaz.
4
Download