Şizofreni ve inflamasyon

advertisement
Şizofreni ve İnflamasyon
Psikopatolojiden tedaviye şizofrenide inflamasyonun rolü
Uzm.Dr. Serhat ERGÜN
Marmara Üniversitesi Pendik EAH
Psikiyatri AD
Şizofreni
 Şizofreni, heterojen semptomatolojisi olan (halüsinasyonlar, sanrılar, negatif
semptomlar, bilişsel işlevlerde bozulma gibi) kronik ruhsal bir rahatsızlıktır.
 Pozitif, negatif ve bilişsel semptomlar olarak tanımlanan farklı semptom
kümelerini içerir.
 Şizofreninin etyopatogenezinde genetik etkenler, çevresel etkenler ve
nörokimyasal etmenler yer almaktadır.
 Değişen immun sistem fonksiyonlarının şizofrenide önemli bir rol oynayabileceği
literatürde uzun zamandır tartışılmaktadır.
 Şizofrenide immun sistemdeki değişikler birçok çalışmada inflamatuar
süreçlerdeki aktivasyonla ilişkilendirilmektedir.
İnflamasyon
 İnflamasyon doğal bağışıklık sisteminin enfeksiyona, doku hasarı ve stres gibi
fizyolojik travmalara karşı ilk savunma mekanizmalarındandır. İnflamasyonun ana
fonksiyonu hasarın iyileşmesini sağlayarak konağın homeostazisini yeniden
sağlamaktır. (Na, Jung et al. 2014)
 Bu inflamatuar cevap spesifik, hızlı, ve kendini sınırlar özellikte olmalıdır. Normal
şartlarda inflamasyon çeşitli homeostatik süreçlerle de sınırlandırılır ve kontrol altına
alınır. Bu denetim bozulduğu taktirde sürekli inflamasyon ile enfekte ve yaralı
olmayan sağlıklı dokular ve hücreler de zarar görür. (kronik inflamatuar hastalıklar
gibi) (Meyer, Schwarz et al. 2011)
Na, K.S., H.Y. Jung, and Y.K. Kim, The role of pro-inflammatory cytokines in the neuroinflammation and neurogenesis
of schizophrenia. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry, 2014. 48: p. 277-86.
Meyer, U., M.J. Schwarz, and N. Muller, Inflammatory processes in schizophrenia: a promising neuroimmunological
target for the treatment of negative/cognitive symptoms and beyond. Pharmacol Ther, 2011. 132(1): p. 96-110.
 - Doğal bağışıklık (innate immunity)
•
Doğal immün yanıt doğuştan mevcuttur ve bellek oluşturmaz.
•
Bu gruptaki hücreler mast hücreleri, fagositler, NK hücreleri, mikroglia, monosit,
makrofaj ve granülositlerdir.
•
amaç ; non-spesifik şekilde patojenleri yok etmek ve antijen spesifik T ve B
lenfositleri stimüle ederek edinsel bağışıklık sistemi cevabının başlamasını
sağlamak.
 - Edinsel/adaptif bağışıklık ( adaptive immunity)
Spesifik olarak patojenleri tanır ve hatırlar. T helper hücreleri önemli bir rol
oynar. Th0 hücreleri spesifik tip sitokinlere cevapla Th1 ya da Th2 hücrelere
dönüşerek yanıtı başlatırlar.
(Na, Jung et al. 2014)
Na, K.S., H.Y. Jung, and Y.K. Kim, The role of pro-inflammatory cytokines in the neuroinflammation and
neurogenesis of schizophrenia. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry, 2014. 48: p. 277-86.
 Th1 hücreleri başlıca IFN-gama, IL-2 salgılayarak hücresel immün yanıtta görev
alırken Th2 hücreleri başlıca IL-4, IL-10 ve IL-13 salgılayarak hümoral immün yanıtta
görev alırlar.
 Hücresel bağışıklık daha çok intrasellüler bakteri ve virüslere karşı bağışıklıkta ve
otoimmun hastalıklarda (multipl skleroz ve romatoid artrit gibi) rol alırken, hümoral
bağışıklık ekstrasellüler parazitler ve alerjik reaksiyonlarda rol almaktadır. Th1 ve Th2
kolları birbiri üzerine inhibitör etkili olarak çalışırlar.
 Sitokinler immün sistem için güçlü düzenleyici ve iletişimi sağlayan moleküllerdir.
Sitokinlerin doğal ve edinsel bağışıklık sistemi içinde immun sistemin
diferansiasyonu ve homestazisi, lenfositlerin toplanması ve aktivasyonu gibi geniş
kapsamlı rolleri vardır. Bunun yanında bazı sitokinlerin protein sentezi inhibisyonu,
hücre apoptozunun indüksiyonu gibi bazı dengeleyeci mekanizmalara etkileri
vardır.
 Sitokinler proinflamatuar ve antiinflamatuar olarak ikiye ayrılırlar.
Proinflamatuar sitokinler (IL-1, IL-6, IL-8, TNF-α) inflamatuar reaksiyonları
arttırırlar. Antiinflamatuar sitokinler (IL-4, IL-10, IL-13, TGF-β) ise inflamatuar
reaksiyonları baskılarlar.
 Periferde proinflamatuar sitokinler mononukleer fagositer sistem(monosit,
makrofaj, dentritik hücreler) ve aktive edilmiş endotelyal hücreler tarafından
üretilir ve salgılanırlar.
 Santral sinir sisteminde mikroglia ve astrositler inflamatuar süreçlerin
indüksiyonunda ve sınırlandırılmasında görev alan ana immunkompetan
hücrelerdir. Bu görevi sitokinlerin sentezi ve patojen tanıma reseptörleri,
sitokin reseptörleri, antijen sunan çeşitli önemli reseptörlerin “up-down
regülasyonu” ile yapmaktadırlar.
Şizofreni ve İnflamasyon
Prenatal / Maternal Enfeksiyon ve İnflamasyon ile İlişkili Bulgular
Perinatal enfeksiyon ya da immun aktivasyon, literatürde doğum sonrası immun
fonksiyonlara olan etkisi, normal beyin gelişimini etkilemesi, nörogelişimsel ve nöropsikiyatrik
bozuklukların gelişimine olan etkisi açısından tartışılmaktadır (Bilbo 2009)
 Epidemiyolojik araştırmaların birçoğunda
influenza epidemileri sırasında var olan
gebeliklerden doğan kişilerde şizofreni
riskinin arttığı bildirilmiştir.
 Çalışmaların çoğunun retrospektif olması,
maruziyetinin kanıtlarının eksik
çalışmaların eleştiriler almasına
(Brown 2010)
influenza
olması bu
neden olmuştur.
Penner, J.D. and A.S. Brown, Prenatal infectious and nutritional factors and risk of adult schizophrenia. Expert Rev Neurother, 2007. 7(7): p. 797-805.
Bilbo, S.D. and J.M. Schwarz, Early-life programming of later-life brain and behavior: a critical role for the immune system. Front Behav Neurosci, 2009. 3: p. 14.
Brown, A.S. and E.J. Derkits, Prenatal infection and schizophrenia: a review of epidemiologic and translational studies. Am J Psychiatry, 2010. 167(3): p. 261-80.
 Brown ve ark. çalışmasında(2007) 1959-1967 yılları arasında 12.000 gebeden
(CHDS çalışması) alınan serum örnekleri kullanılarak yapılan çalışmada gebeliğin
ilk yarısında gelişen maternal influenza maruziyetinin şizofreni gelişme riskini
arttırdığı ,ilk trimestrdaki influenza maruziyetinin riski 7 kat arttırdığı bildirilmiştir. (1)
 Yapılan hayvan çalışmalarında da influenza ile infekte olan anne farelerin doğan
yavrularında spesifik histolojik anormallikler (2) ve ciddi davranışsal anormallikler
(sosyal etkileşimde,prepulse inhibisyonda, “open-field and novel object
exploration”da bozulma, gözlemlenmiştir (3).
 Çalışmalarda gebelikte annede influenzanın yanında rubella, kızamık, HSV-2,
varisella zoster virüs, polio virüs, CMV, difteri, toxoplasma gondii gibi etkenlerle
gelişen enfeksiyonlar sonrası şizofreni riskinin arttığı bildirilmiştir.
CHDS : Child Health and Development Study
PDS : Prenatal Determinants of Schizophrenia Study
(1)Brown AS, Begg MD, Gravenstein S, Schaefer CA, Wyatt RJ, Bresnahan M, etal. Serologic evidence of prenatal influenza in the etiology of schizophrenia.
Arch Gen Psychiatry 2004;61:774–80.
(2)Fatemi, S.H., et al., Defective corticogenesis and reduction in Reelin immunoreactivity in cortex and hippocampus of prenatally infected neonatal mice.
Molecular Psychiatry, 1999. 4(2): p. 145-154.
(3) Shi, L., et al., Maternal influenza infection causes marked behavioral and pharmacological changes in the offspring. J Neurosci, 2003. 23(1): p. 297-302.
 Aktif enfeksiyon dışında maternal inflamatuar cevabı
arttıran maddeler
1. maternal anti-viral inflamatuar cevabı arttıran sentetik
dsRNA olan poly(I:C)
2. ve bakteriyel infeksiyona benzeyen LPS
kullanılarak yapılan araştırmalarda benzer sonuçlarla birlikte
dopamin hiperfonksiyonu , hipokampal myelinizasyonda
gecikme, ventriküler genişleme , hipokampusta NMDA reseptör
ekspresyonunda azalma ,prefrontal kortekste azalmış D1 ve D2
reseptörleri düzeyi, prefrontal kortekste reelin ve parvalbümin
pozitif hücrelerde azalma , striatal yapılarda artmış tirozin
hidroksilaz aktivitesi gibi şizofreni ile ilişkili değişiklikler
saptanmıştır.
Poly(I:C): poliribosinik:poliriboksitidilik asit
LPS: Lipopolisakkarit
Patterson, P.H., Immune involvement in schizophrenia and autism: etiology,
pathology and animal models. Behav Brain Res, 2009. 204(2): p. 313-21.
 Poly I:C ve LPS kullanılan bu çalışmalarda enjeksiyon çoğunlukla gestasyonun
orta ve geç evrelerinde yapılmıştır.
 Enjeksiyon zamanı açısından farklılıkları araştıran bir çalışmada, farelere
gestasyonun erken/orta evresi sayılan 9. gününde (insanlardaki gebeliğin 1.
trimestr orta-son evreleri ile eş değer) işitsel önuyaran inhibisyonu prosedürü ile
değerlendirilen sensorimotor kapılamada bozulma görülürken, gestasyonun geç
evresi olarak sayılan 17.gününde enjeksiyon yapılan farelerde ilerde bu bozulma
görülmemiş fakat bu gruptaki farelerin çalışma belleğinde bozulmalar
saptanmıştır (Meyer 2008).
 Bu sonuçlar maternal immun aktivasyonun embriyonun bulunduğu gelişimsel
basamaklara bağlı olarak sinir sistemi üzerinde değişik fenotipik değişimlere yol
açabileceğini göstermektedir (Feigenson 2014).
(1) Meyer, U., et al., Adult brain and behavioral pathological markers of prenatal immune challenge during early/middle and late fetal development in mice. Brain
Behav Immun, 2008. 22(4): p. 469-86.
(2) Feigenson, K.A., A.W. Kusnecov, and S.M. Silverstein, Inflammation and the two-hit hypothesis of schizophrenia. Neurosci Biobehav Rev, 2014. 38: p. 72-93.
Şizofrenide İnflamasyonla İlişkili Genetik Değişiklikler
 Son dönemde şizofrenide hastalığa yatkınlığı arttıran genetik varyantları
tanımlayabilmek için geniş popülasyonlu genom çapında ilişkilendirme
çalışmaları (GWAS) başlatılmıştır .
 Bu geniş, çok sayıda kohort çalışmaları ile hastalığa yatkınlığı arttırdığı gösterilen
genetik varyantların 6. kromozomda (6p22) majör histokompatibilite kompleksi
(MHC) içinde olduğu tutarlı bir şekilde gösterilmiştir. İnsanlarda MHC bölgesi 140
gen içerir ve bu genlerin birçoğunun immun sistem içinde ve inflamasyonda
görevi olduğu bilinmektedir.
 Şizofreni hastalarında yapılan çalışmalarda tekrarlayıcı bir şekilde IL-1 IL-6
IL-10 ve TNF-α gibi spesifik sitokin gen varyasyonları ve/veya sitokin promotor gen
bölge polimorfizmleri bildirilmiştir.
Sitokinler ile İlişkili Bulgular ve İnflamasyon Hipotezleri
 İnflamasyonla ilgili artmış bulgularla birlikte şizofreni hastalarında yapılan sitokin
çalışmalarında artmış proinflamatuar sitokin düzeyleri bulunmuştur.
 Bunun yanında artmış pro-inflamatuar aktiviteyle birlikte periferik antiinflamatuar
yanıtta da (TGF- β , IL-10 düzeyleri) artış gözlemlenmiştir.
 2011 yılında yapılan bir derlemede 40 çalışma değerlendirilmiştir. Bu
değerlendirme sonucunda sitokin değerlerinin hastaların klinik durumu ile ilişkili
olduğu iddia edilmiştir. IL-1β, IL-6, ve TGF-β değerlerinin ilk atak ya da akut
alevlenmeler sırasında arttığı ve antipsikotik tedavisi ile normal değerlere geldiği
için bu sitokinler “state marker” olarak, TNF-α, IL-12, IFN-gama ve sIL-2R
değerlerinin ilk atak ya da akut alevlenmeler sırasında arttığı ve antipsikotik
tedavisi ile de yüksekliğini sürdürdüğü için bu sitokinler “trait markers” olarak
adlandırılmıştır. Bu verilerin birçok çalışmada sigara kullanımı, vücut kitle indeksi
(VKİ), yaş gibi karıştırıcı faktörlerin dikkate alınmamasını göz önünde
bulundurarak yorumlanması gerektiği bildirilmiştir (1).
(1) Miller, B.J., et al., Meta-analysis of cytokine alterations in schizophrenia: clinical status and antipsychotic effects. Biol Psychiatry, 2011. 70(7): p. 663-71.
 70 tedaviye dirençli kronik şizofreni tanılı hasta ile kontrol grubunu (30
sağlıklı gönüllü) serum IL-2 , IL-6 ve IL-8 düzeyleri açısından karşılaştıran bir
çalışmada (X.Y. Zhang ve ark 2002 ) IL-6 ve IL-8 düzeylerinde anlamlı bir yükseklik
gösterilmiş
 Başka bir karşılaştırma çalışmasında
(Yong-Ku Kim 2009) 71 hasta ve 174 kontrol
grubu sitokin düzeyleri karşılaştırıldığında
IL-4, IL-6 VE TNF-alfa düzeylerinde anlamlı bir
yükseklik
gösterilmiş .
 2004 yılında yapılan benzer bir karşılaştırma
çalışmasında da (88 hasta ve 88 kontrol
grubu) TGF-beta düzeylerinin istatistiksel olarak
anlamlı bir şekilde yükseklik gösterdiği
bildirilmiştir. (Kim, Y.K ve ark ,2004)
Kim, Y.K., et al., Cytokine changes and tryptophan metabolites in medication-naive and medication-free schizophrenic patients. Neuropsychobiology, 2009. 59(2): p. 123-9.
Kim, Y.K., et al., Th1, Th2 and Th3 cytokine alteration in schizophrenia. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry, 2004. 28(7): p. 1129-34.
 Şizofreni hastaları, hastaların şizofreni olmayan 1.derece yakınları ve sağlıklı
kontrol grubu ile yapılan bir karşılaştırma çalışmasında şizofreni hastalarının
sağlıklı kontrol grubuna göre sIL-2R, IL-6, TNF-α ve IFN-gama düzeylerinde,
1.derece yakınlarında da sIL-2R, IL-6, TNF-α düzeylerinde istatistiksel olarak
anlamlı bir yükselme gösterilmiştir (I.Martinez-Gras ve ark , 2012)
Martinez-Gras, I., et al., Altered immune function in unaffected first-degree biological relatives of schizophrenia patients. Psychiatry Res, 2012. 200(2-3): p. 1022-5.
 Şizofrenide son 20 yılda çeşitli immun-sitokin temelli hipotezler ortaya atılmıştır.
Smith ve Maes 1995 yılında makrofaj-T-lenfosit teorisini ortaya atmıştır. Bu
hipoteze göre kronik olarak aktive olan T-lenfosit ve makrofajlardan salgılanan
IL-1, IL-2, TNF-α, INF-alfa ve INF-gama gibi sitokinler şizofreni için temel
mediyatörlerdir.
 Schwarz ve arkadaşları çalışmalarda IL-2, IL-12 gibi Th1 sitokinlerinin şizofreni
hastalarında azaldığı, IL-10 gibi Th2 sitokinlerinin arttığı bulgularına dayanarak
2001 yılında şizofreni hastalarında Th1/Th2 dengesinin bozulduğunun ve Th1
yanıtının azalıp Th2 yanıtına doğru bir kayma yaşandığını savunarak “yardımcı T
lenfosit 2” teorisini ortaya atmıştır.
 Güncel bilgiler Th1 ve Th2 olarak ayrılan bu iki kolda birlikte bir artış olduğunu ve
pro-inflamatuar cevaba yanıt olarak kompansatuar bir anti-inflamatuar cevabın
geliştiği yönünde teorileri desteklemektedir
 Periferik bulgularla birlikte artan santral inflamasyon araştırmalarında santral sinir
sistemi içinde inflamatuar süreçlerde birçok görevi olan mikroglialar
çalışmalarda odak noktası haline gelmiş ve mikroglia hipotezi (1) ortaya atılmıştır.
 Mikroglia hücreleri santral sinir sistemindeki hasarlı nöronları, plakları ve enfeksiyöz
ajanları temizleyen ana makrofaj hücreleridir. Mikroglia hücrelerinin immun
cevabın, nörogelişimsel süreçlerin, sinaptik işleyişin çeşitli aşamalarında görevleri
vardır. Mikroglialar hem nöronal korumada hem de nöronal patolojilerin
gelişmesinde önemli roller üstlenir. Bir taraftan hücre onarımı için gerekli olan
nörotrofik faktörleri salgıladığı, enfeksiyöz ajanların ve hücre artıklarının
temizlenmesi için immun hücreleri de santral sinir sistemi içine topladığı, diğer
taraftan kronik ya da abartılı mikroglial aktivitenin nörodejeneratif süreçlere
katkıda bulunduğu bildirilmiştir. Bu durum nörogenez açısından iki tarafı keskin
kılıç (“double-edged sword”) olarak tarif edilmektedir.
 Yapılan ölüm ardı çalışmalarda da mikroglia dansitesinin arttığı/azaldığı
yönünde çelişkili yayınlar vardır. Son dönemde şizofreni hastalarında PET
kullanılarak yapılan çalışmalarda özellikle temporolimbik gri maddede artmış
mikroglia aktivitesi olduğu bildirilmiştir (2,3).
1)Monji, A., T. Kato, and S. Kanba, Cytokines and schizophrenia: Microglia hypothesis of schizophrenia. Psychiatry Clin Neurosci, 2009. 63(3): p. 257-65.
2) Doorduin, J., et al., Neuroinflammation in schizophrenia-related psychosis: a PET study. J Nucl Med, 2009. 50(11): p. 1801-7.
3) van Berckel, B.N., et al., Microglia activation in recent-onset schizophrenia: a quantitative (R)-[11C]PK11195 positron emission tomography study. Biol Psychiatry,
2008. 64(9): p. 820-2.
 Bunun yanında şizofrenideki nöroinflamasyonda mikrogliaların yanında anormal
astrosit fonksiyonlarının da etkili olduğu öne sürülmektedir. Bu bağlamda öne
sürülen tekrarlanmış bir bulgu olan serum ve BOS içinde S100B proteininin
seviyelerinin artmış olmasıdır.
 SSS’nde S100B adlı protein, kalsiyum
bağlayan bir protein olup büyük
çoğunluğu aktif astrosit hücreleri
tarafından üretilmektedir. Bu protein
düzeylerindeki artışın, apopitoz ve
nöronal ölümle bağlantılı olduğu
düşünülmektedir.
 S100B çeşitli nöronal ve glial sinyal
mekanizmaları içinde bulunan bir
proteindir ve mikroglia hücreleri
üzerinde direkt fonksiyonel bir etkisi
vardır. Bu şekilde anormal astrosit
fonksiyonları ile artmış mikroglial
aktivite arasında ilişki olabileceği
düşünülmektedir.
Meyer, U., M.J. Schwarz, and N. Muller, Inflammatory processes in schizophrenia: a promising neuroimmunological target for
the treatment of negative/cognitive symptoms and beyond. Pharmacol Ther, 2011. 132(1): p. 96-110.
 İnflamatuar süreçlerdeki bu değişimler santral triptofan metabolizmasında
değişiklikler de meydana getirmektedir. Triptofan serotonin sentezinde
gerekli olan esansiyel bir aminoasittir. Genetik etkenler, çevresel faktörler ve
immun sistem değişiklikleri ile etkilenmiş olan mikroglia ve astrositler,artan
aktiviteleri ile salgıladıkları inflamatuar sitokinlerle triptofan
metabolizmasında değişikliklere yol açarlar.
 Mikroglialar bazı pro-inflamatuar sitokinler salgılar (özellikle TNF-α,IL-12,IL-1β),
bu da indolamin 2,3-dioksijenaz (IDO) enziminin aktivitesini stimüle eder ve
kinolinik asit(QUIN) ve 3-hidroksikinürenin (3-OHKY) artışı meydana gelir.
QUIN ve 3-OHKY’nin nörotoksik özellikleri vardır.
 Astrositler de benzer şekilde birtakım sitokinler salgılar ( özellikle IL-6 , TGF-β ,
IL10 ). Bu da triptofan 2,3-dioksijenaz (TDO) enziminin aktivitesini stimüle eder
ve triptofandan kinürenik asit (KYNA) yapımı artar.
Meyer, U., M.J. Schwarz, and N. Muller, Inflammatory processes in schizophrenia: a promising neuroimmunological
target for the treatment of negative/cognitive symptoms and beyond. Pharmacol Ther, 2011. 132(1): p. 96-110.
 Böylelikle triptofanın serotonin sentezi için biyoyararlanımı azalmış olur.
KYNA endojen güçlü bir N-Metil-D-Aspartik Asit (NMDA) reseptör blokörüdür.
Bu blokajı reseptörün glisin kısmına bağlanarak gerçekleştirir. Aynı zamanda
KYNA α7 nikotinik asetilkolin reseptör (α7nAChR) blokörüdür.
 Deneysel şizofrenide kullanılan fensiklidin de bir NMDA reseptör blokörüdür.
Benzer şekilde ketamin de NMDA reseptörleri üzerinden etkisini göstererek
benzer psikotik semptomlara neden olabilmektedir. Benzer şekilde etki
gösteren birçok madde (meta-klorofenilpiperazin(CPP) ,CPP-ene, CGS
19755 maddesi ) fensiklidin benzeri psikotik reaksiyon yaptığı gösterilmiştir.
(*Müller ve ark. 2006)
 Nikotinik asetilkolin reseptörlerinin dopamin ve glutamatı da içeren çeşitli
nörotransmitter sistemlerinin regülasyonunda ve kognitif fonksiyonlarda
görevleri olduğu bildirilmiştir.
Çalışmalarda α7 nikotinik reseptör geni(CHRNA-7 geni 15q14 lokusu) ile
duyusal kapılama ilişkilendirilmiş ve tek nükleotid polimorfizmleri şizofreni
hastaları ve akrabalarında sık bulunmuştur. (**Martin ve ark . 2007)
*Muller, N. and M. Schwarz, Schizophrenia as an inflammation-mediated dysbalance of glutamatergic neurotransmission.
Neurotox Res, 2006. 10(2): p. 131-48.
**Martin, L.F. and R. Freedman, Schizophrenia and the α7 Nicotinic Acetylcholine Receptor. 2007. 78: p. 225-246.
 Şizofreni ve sağlıklı kontrol grubu ile yapılan karşılaştırma çalışmalarında
şizofreni hastalarında beyin omurilik sıvısında KYNA ve kinürenin düzeylerinin
yüksek olduğu gösterilmiştir. (Linderholm ve ark 2012 ; Erhardt 2001)
Linderholm, K.R., et al., Increased levels of kynurenine and kynurenic acid in the CSF of
patients with schizophrenia. Schizophr Bull, 2012. 38(3): p. 426-32.
Erhardt, S., et al., Kynurenic acid levels are elevated in the cerebrospinal fluid of
patients with schizophrenia. Neurosci Lett, 2001. 313(1-2): p. 96-8.
 Şizofrenide iki vuruş hipotezi (two-hit hypothesis) genetik yatkınlık ile birlikte çeşitli
gelişimsel hasarların kişiyi ileride klinik sendromu gelişmesine sebep olacak
olay/vuruş için hazırlamasını öngörür .
 İnflamasyon ve iki vuruş hipotezini birleştiren görüşe göre, genetik yatkınlığı olan
bireylerin rahim içi fetal dönemde ya da yaşamın erken dönemlerinde maruz
kaldığı stres ya da enfeksiyon gibi inflamasyonu arttıran, monosit/ mikroglia
aktivasyonuna ve HPA aksında değişikliklere sebep olan çevresel faktörler
gelişimsel beyin anormalliklerine öncülük eder ve ilk vuruş gerçekleşmiş olur.
İkinci vuruş ise stres, mikroplar, puberte, postpartum periyod gibi endojen
değişiklikler ya da çeşitli çevresel etkenler sebebi ile gelişir ve bu şekilde daha
ileri ve aşırı mikroglia aktivitesi gelişmesi sonucu beyinde nöronal devrelerde
oluşan anormalliklerle birlikte psikoz gelişir.
Şizofrenide İnflamasyonun Semptom Kümeleri ile İlişkisi
 Şizofrenide inflamasyonun semptom kümeleri ile olan ilişkisini araştıran
çalışmaların sayısı serum inflamasyon parametreleri değerlerini sağlıklı kontrol
grupları ile karşılaştıran çalışmalara göre çok daha az sayıdadır.
 Pozitif semptomlarla ilişkisi açısından bakıldığında literatürde tutarlı bulgular
yoktur. Sınırlı sayıda çalışma dışında çalışmaların büyük çoğunluğunda şizofreni
hastalarında pozitif semptom şiddeti ile IL-1β, IL-6, TNF-α gibi pro-inflamatuar
sitokinler artmış serum düzeyleri arasında güçlü bir ilişki bulunamadığı bildirilmiştir .
Meyer, U., M.J. Schwarz, and N. Muller, Inflammatory processes in schizophrenia: a promising neuroimmunological target for the treatment of
negative/cognitive symptoms and beyond. Pharmacol Ther, 2011. 132(1): p. 96-110.
 Negatif semptomlar açısından bakıldığında; yapılan çalışmalarda şizofreni
hastalarında IL-6 ve IL-8 serum düzeylerinin negatif semptom şiddeti ile
korelasyon gösterdiği bildirilmiştir (Zhang 2002; Kim 2000).
 2012 yılında yayınlanmış bir çalışmada yeni tanı alan, ilaç kullanmayan
psikoz hastaları “defisit” ve “non-defisit” grup olarak ayrı gruplara alınmış ve
yapılan karşılaştırma çalışmasında , IL-6 düzeylerinin “defisit” grubunda
daha yüksek olduğu gösterilmiştir (Garcia-Rizo 2012).
 Bilişsel işlevler açısından bakıldığında; şizofreni hastalığı olmayan orta yaş
sağlıklı gönüllülerle yapılan bir çalışmada IL-6 düzeyleri ile dikkat/çalışma
belleği ve yürütücü işlevleri ölçen kognitif testlerdeki performans arasında ters
bir ilişki bulunmuştur (Marsland 2006).
 2014 yılında yapılan bir araştırmada şizofreni hastalarının, sağlıklı kontrol grubu
ile karşılaştırıldığında serum IL-6 düzeylerinin yüksek olduğu, şizofreni
hastalarında
IL-6 düzeyleri ile bilişsel işlevleri ölçen bazı testlerdeki bozulmaların (iz sürme
testi, stroop testi, sözel akıcılık testi, sayı menzili testi, RAVLT testi, sembol sayı
kodlama testi) ilişkisi gösterilmiş fakat olası karıştırıcı faktörler dikkate
alındığında IL-6 düzeyleri ile sadece RAVLT testinde ve sembol sayı kodlama
testinde bozulmalar arasında anlamlı ilişki gösterilmiştir (Frydecka 2014).
 KYNA; NMDA reseptör antagonizması - α7nAChR blokajı ..
KYNA düzeyleri ile şizofreninin semptom etyolojisinin ilişkili olabileceği öne
sürülmektedir. Hayvan çalışmalarında KYNA maruziyetinin hafıza ve dikkat
süreçlerinde bozulmalar (Chess ve ark 2006 ; Akagbosu ve ark 2010 ) ,”sensory gating”te
bozulmalar (Shepard ve ark,2003), glutamaterjik ve dopaminerjik nörotransmisyonundaki
değişimler ile ilişkilendiren çalışmalar mevcuttur. (Amori ve ark., 2009;Konradsson-Geuken ve ark., 2010 )
 2014 yılında ratlar ve rhesus maymunları ile yapılan bir hayvan çalışmasında
kinürenin aminotransferaz II (KAT II) inhibisyonu ile azalan KYNA düzeylerinin
ketamine bağlı gelişen işitsel duyusal kapılama, sürdürülebilir dikkat, uzamsal
bellek ve çalışma belleği bozulmalarını engellediği/azalttığı bildirilmiştir(Kozak 2014).
Şizofreni hastalarında inflamasyon parametreleri
(IL-6,TNF-α,TGF-β) ile bilişsel işlevler ve semptom şiddeti
arasındaki ilişkinin araştırılması
30 klinik olarak stabil şizofreni hastası ve sağlıklı kontrol grubu (29)

A. Klinik Değerlendirme ve Ölçek Uygulanması
- Yarı Yapılandırılmış Veri Formu
- DSM-IV Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme Formu (SCID-I)
- Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS)

B. Nöropsikolojik testler
- Sayı Menzili Testi
- Görsel Üretim Testi
- Sözel Akıcılık Testi
- Sözel Bellek Süreçleri Testi (SBST)
- Wisconsin Kart Eşleme Testi
- Stroop Testi
- İz Sürme Testi

C.Biyokimyasal Analizler
- İnflamasyon parametrelerinin analizi
- Tam Kan Sayımı
Sosyodemografik ve Klinik Veriler
Sonuçlar
 İnflamatuar Parametreler ?
 Bilişsel işlevler ?
 İnflamasyon Parametreleri ile Bilişsel İşlevler ve PANSS arasında ilişki ?
Anti-İnflamatuar Tedavi Çalışmaları
 Şizofrenide inflamasyon hipotezlerine göre tedavide anti-inflamatuar
tedavinin yeri olabileceği düşünülmüş ve bu konuda çeşitli çalışmalar
yayınlanmıştır.
 2013 yılında yapılan meta-analiz  erken döneme vurgu yapılıyor.. (Nitta ve
ark.)
Nitta M,, et al. Adjunctive use of nonsteroidal anti-inflammatory drugs for schizophrenia: a
meta-analytic investigation of randomized controlled trials.SchizophrBull 2013;39(6):1230-41
 Aspirin ile yapılan randomize çift kör plasebo kontrollü bir çalışmada (Laan ve ark.
2010) , antipsikotik tedavisine ek olarak aspirin tedavisi (1000mg) başlanan
hastalar ile antipsikotik tedavisi ve plasebo alan grup 3 ay boyunca izlenmiş.
 85 şizofreni hastası çalışmaya alınmış , 31 kişi plasebo grubunu , 27 kişi aspirin
grubunu tamamlamıştır. Yapılan takiplerde panss skorlarının tümündeki azalma
plaseboya göre üstün bulunmuş , total panss skoru ve negatif alt skorlarındaki
değişim istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur.
Laan, W., et al., Adjuvant aspirin therapy reduces symptoms of schizophrenia spectrum disorders:
results from a randomized, double-blind, placebo-controlled trial. J Clin Psychiatry, 2010. 71(5): p.
520-7.
 Çift-kör plasebo kontrollü bir çalışmada (Levkovitz 2010) erken dönem şizofreni
hastalarında antipsikotik tedavisine minosiklin tedavisi ekleme grubunda
negatif semptomlarda ve kognitif semptomlarda anlamlı bir gelişme
olduğu bildirilmiştir.
 Benzer şekilde Şizofreni tanılı hastalar ile yapılan çift-kör plasebo kontrollü bir
çalışmada amisülpiride ek olarak selektif COX-2 inhibitörü olan selekoksib
ve plasebo eklenen gruplar karşılaştırlmış, amisülpirid ve selekoksib alan
grupta plaseboya göre Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği negatif belirtiler
alt ölçeğinde (PANSS-N) istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterilmiştir
(Müller ve ark 2010)
Levkovitz, Y., et al., A double-blind, randomized study of minocycline for the treatment of
negative and cognitive symptoms in early-phase schizophrenia. J Clin Psychiatry, 2010.
71(2): p. 138-49.
Muller, N., et al., Celecoxib treatment in an early stage of schizophrenia: results of a
randomized, double-blind, placebo-controlled trial of celecoxib augmentation of
amisulpride treatment. Schizophr Res, 2010. 121(1-3): p. 118-24.
 2014 yılında yapılan randomize plasebo kontrollü pravastatin (40mg) ekleme
çalışmasında
60 şizofreni ve şizoafektif bozukluk hastası alınmış
psikopatoloji, bilişsel işlevler ve lipit profili değerlendirilmiş..
6. haftada PANSS pozitif semptom puanında anlamlı bir düşüş olurken bu düşüş
12. haftada devam etmiyor..
Lipit profili ve CRP de benzer şekilde 6. haftadaki düşüşünü eski seviyelerine
dönmese de 12. haftada koruyamıyor.
Daha yüksek dozlarda kullanım sonuçları uzun vadede anlamlı kılabilir !?
Vincenzi B., et al. A randomized placebo-controlled pilot study of pravastatin as an adjunctive therapy in schizophrenia
patients: effect on inflammation, psychopathology, cognition and lipid metabolism. Schizophr Res 2014;159(2- 3):395-403
 Pioglitazone (antiinflamatuar ve antioksidan özellikleri olduğu bilinen bir antidiyabetik
ajan - PPARγ ligandı)
çift kör plasebo kontrollü bir çalışmada; (Iranpour 2016)
40 kronik şizofreni tanılı hasta
risperidon+plasebo ve
risperidon+ pioglitazone (30mg/gün) grupları
karşılaştırılmış
PANSS negatif ve PANSS total skorlarında
pioglitazone grubunda plasebo grubuna
göre anlamlı bir düşüş gösterilmiş..
Iranpour N et al. The effects of pioglitazone adjuvant therapy on negative symptoms of patients with chronic
schizophrenia: a double-blind and placebo-controlled trial. Hum Psychopharmacol 2016;31(2):103-12
Teşekkürler..
Download