FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ HUKUK

advertisement
FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
DEVLETLER ÖZEL HUKUKU II FİNAL SINAVI CEVAP ANAHTARI
Olay 1: İstanbul merkezli I şirketi Irak’ta gayrimenkul inşaatı yapmaktadır. I şirketi Bağdat’taki acentesi
aracılığıyla Bağdat’ta ikamet eden Bay S’ye apartman dairesi satmış, satış bedelinin %25’ini peşin almış
ve 6 ay sonra dairenin teslim ve tescilini taahhüt etmiştir. Yapılan sözleşmede uyuşmazlıkların çözümü
için Londra mahkemeleri yetkilendirilmiştir. Apartmanın zamanında teslim edilmemesi üzerine Bay S
İstanbul’da I şirketi aleyhine dava açmıştır. Davalı I şirketi İstanbul mahkemesinin yetkisiz olduğunu,
yetki sözleşmesi ile Londra mahkemelerinin yetkilendirildiğini ileri sürmüştür. Davacı S’nin avukatı,
gayrimenkul satışına ilişkin yetki sözleşmesi yapılamayacağını öne sürmüştür. (25 p)
Soru 1: İstanbul mahkemesinin yetkili olup olmadığını tarafların iddiaları üzerinden değerlendiriniz.
Olayımızda İstanbul merkezli I şirketi ile Bağdat’ta ikamet eden Bay S arasında bir yetki sözleşmesi ihdas
edilmiştir. İlgili yetki sözleşmesi; “aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan
uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi”ne ilişkindir ve taraflar arasında yapılan
yetki sözleşmesi de MÖHUK madde 47’de düzenlenen yetki sözleşmesinin şartlarına uygundur.
Söz konusu uyuşmazlıkta Davacı S’nin avukatının ileri sürdüğü gayrimenkul satışına ilişkin yetki
sözleşmesi yapılamayacağı iddiası Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi kavramını gündeme
getirmektedir. Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi, Türkiye’deki taşınmazlar için söz konusudur.
Somut olayda yabancı ülkedeki (Irak) taşınmaz ile ilgili bir uyuşmazlık olduğundan dolayı münhasır yetki
ileri sürülerek yetki sözleşmesinin iptali istenemeyecektir. Başka bir deyişle olayımızda yetki sözleşmesi
ile yabancı bir mahkeme yetkilendirilebilecektir.
Ayrıca taraflar arasında ihdas edilen yetki sözleşmesi ile yetkilendirilen yabancı mahkemenin yetkisi
münhasırdır ve bundan dolayı dava “ancak yabancı mahkemenin (somut olayda Londra) kendisini
yetkisiz sayması” halinde yetkili Türk mahkemesinde görülebilecektir. Fakat olayda Davalı I’nın yetki
itirazında bulunmasından ötürü ve MÖHUK madde 47 son cümlede yer alan “Türk mahkemelerinde
yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür” ifadesi gereği dava Türk
mahkemesinde değil yetki sözleşmesi ile yetkilendirilmiş yabancı mahkemede (Londra) görülecektir.
Olay 2: Türk vatandaşı Bay T, 1990lı yıllarda Mısır’a yerleşmiş ve orada Mısır vatandaşı Bayan M ile
evlenmiştir. Bu evlilikten çocukları olmayan Bay T 2016 yılında Kahire’de ölmüştür. Bayan M, Kahire
mahkemesinden aldığı mirasçılık belgesi ile İstanbul’da bulunan Bay T’ye ait evi tek mirasçı olarak kendi
adına tescil ettirmek istemektedir.
Soru 2: Bayan M Kahire mahkemesinden aldığı bu mirasçılık belgesi için söz konusu tescili
gerçekleştirebilir mi? Açıklayınız. (20 p)
Olayımızda Bayan M, Kahire Mahkemelerinden aldığı mirasçılık belgesi ile İstanbul’da bulunan vefat
etmiş eşi Bay T’nin İstanbul’daki taşınmazının kendi adına tescilini talep etmektedir. Öncelikle Bayan
M’nin Kahire Mahkemelerinden aldığı mirasçılık belgesinin Türk mahkemelerinde kesin hüküm veya
kesin delil olarak ileri sürülebilmesi için tanımanın şartlarını sağlayıp sağlamadığına bakılacaktır.
Tanımanın MÖHUK madde 50’de belirtilen “hukuk davalarına ilişkin” ve “kesinleşmiş ilam” ön
şartlarından kesinleşmiş ilam olma şartı somut olayda gerçekleşmemiştir. Türk hukukuna göre yabancı
makamlardan alınan mirasçılık belgelerinin kesinleşmiş mahkeme kararı niteliği taşımamalarından
dolayı tanıma ve tenfizleri mümkün değildir.
Ayrıca yabancı mahkemelerden alınan ilamlar ile ilgili taşınmazların tescili Tapu Kanunu madde 37’ye
uygun olarak yapılabilecektir.
Olay 3: Türk vatandaşı Bay A ve Bayan B çalışmak üzere Las Vegas’a gittikleri zaman evlendirme
merkezlerinden birinde Temmuz 2016’da evlenmiştir. Bir ay sonra şiddetli bir kavgaya girişen çift
evliliklerinin bir hata olduğuna inanıp Las Vegas mahkemesinden ABD hukukuna göre boşanma ilamı
almıştır (Ağustos 2016). Türkiye’ye dönen Bayan B, boşanma kararının tanınması için Ocak 2017’de
dava açmıştır. Boşanmadan pişmanlık duyan Bay A, boşanmaya Türk hukukunun uygulanmadığını, eşini
sevdiğini ve evliliğini sürdürmek istediğini ileri sürmektedir.
Soru 3: Bay A’nın avukatı olarak kendisine ne tavsiye edersiniz? (25 p)
Olayımızda Bayan B, Las Vegas mahkemeleri tarafından verilen boşanma ilamının Türkiye’de kesin
hüküm veya kesin delil teşkil edebilmesi için MÖHUK madde 58’de düzenlenen tanıma işlemine
başvurması gerekir. Tanıma işleminin gerçekleşebilmesi için de MÖHUK madde 54’deki şartların a
bendi hariç diğer bentlerinin olayımızda sağlanması gerekmektedir.
Boşanmadan pişman olan Bay A’nın avukatı tanımanın şartlarından birisi olan ve MÖHUK madde 54’ün
b bendinde yer alan “davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir
ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması”
gerektiğini iddia olarak ileri sürebilir. Buna ek olarak somut olayda Las Vegas mahkemesinin davalı veya
davacının yerleşim yeri mahkemesi olmadığı sadece 1 ay oturdukları yer mahkemesi olduğunu ifade
edebilir. Ayrıca Bay A’nın avukatı bu durumun aşırı yetki olarak değerlendirilmesini mahkemeden talep
ederek boşanmanın tanınmasını engelleyebilir.
Bir de somut olayda Bay A tarafından ileri sürülen Türk hukukunun uygulanmamış olması iddiası
tanımaya engel bir durum değildir.
Olay 4: Aşağıdaki kişilerin durumunu uluslararası koruma, ikamet izni ve çalışma izni açısından
değerlendiriniz.
a) İstanbul’da şirket kurarak yatırım yapmak isteyen ve bu amaçla turkuaz kart almak isteyen
Suriyeli sığınmacı S
Suriyeli sığınmacı S, Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) madde 91 uyarınca geçici
koruma statüsü altındadır. Madde 91 uyarınca “Ülkesinden ayrılmaya zorlanmış, ayrıldığı ülkeye geri
dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak sınırlarımıza gelen veya sınırlarımızı
geçen yabancılara geçici koruma sağlanabilir”.
Uluslararası İşgücü Kanununun (UIK) Turkuaz Kartı düzenleyen 11. maddesinin 6. fıkrası uyarınca
“geçici koruma sağlanan yabancılara bu madde hükümleri uygulanmaz”.
Geçici koruma statüsündeki kişilerin ülkede kalış haklarını Geçici Koruma Yönetmeliği 25. maddesi,
çalışma haklarını ise belirtilen yönetmeliğin 29. maddesi düzenlemektedir.
b) İstanbul’da kurulmuş A Anonim şirketinin yönetim kurulu üyesi olan Alman vatandaşı A (10 p)
UİK madde 13/7 uyarınca “TTK’ya göre kurulan anonim şirketlerin Türkiye’de ikamet etmeyen yönetim
kurulu üyesi” çalışma izninden muaftır. Olayımızdaki Alman vatandaşı olan A da bu kapsamda
değerlendirilmelidir.
Ayrıca UİK madde 12/1’de “bu Kanuna göre verilen çalışma izni veya çalışma izni muafiyeti, 6458 sayılı
Kanunun 27 nci maddesi uyarınca ikamet izni yerine geçer” hükmü yer almaktadır.
Olay 5: Alman vatandaşı Bay B İstanbul’da gençlere eğitimlerinde destek olmak amacıyla bir vakıf
kurmak istemektedir.
Soru 5: Bay B’nin böyle bir vakıf kurması mümkün müdür? Mümkün olduğu varsayımında, bu vakfın
Adana’da bir tarım arazisi satın alması hukuken mümkün müdür? Açıklayınız (10 p)
Vakıflar Kanununa göre yabancıların vakıf kurmasında bir engel yoktur. Yabancı vakıfların taşınmaz
edinmesi konusunda ise Vakıflar Kanunu’nun 12. Maddesinin son fıkrasına göre “kurucularının
çoğunluğu yabancı uyruklu olan vakıfların taşınmaz mal edinmeleri hakkında Tapu Kanununun 35inci
maddesi uygulanır” denilmektedir. Tapu Kanunu madde 35/2’ye göre ancak yabancı ülkede kurulmuş
ticaret şirketleri özel kanun hükümlerine göre taşınmaz edinebilir. Dolayısıyla bu sınıfın dışında olan
vakıfların taşınmaz edinmesi mümkün değildir.
Download