DOĞAL DENGE DOĞAL DENGE NEDİR VE DOĞAL DENGEYİ KİM

advertisement
DOĞAL DENGE
DOĞAL DENGE NEDİR VE DOĞAL DENGEYİ KİM BOZUYOR?
Uzayda varolan milyarlarca yıldızdan biri de yerküredir. Ancak dünyamızın şimdiye kadar bilinen diğer
yıldızlardan farkı; oluşumu sürecinde belli şartlara bağlı olarak, mikro organizmalardan, en gelişmiş canlı
varlık olan insana kadar çeşitli organizmaları da üzerinde taşımasıdır. İnsan da dahil tüm canlı varlıkların
yaşamlarını sürdürebilmelerinin önşartı, onların oluşumunu sağlayan doğal dengelerin korunmasıdır.
Bu dengenin temel ögeleri güneş, hava, su, toprak ve besin maddeleri dediğimiz organik maddelerdir.
Bu öğelerin hepsine birden veya sadece bir kısmına ihtiyaç duyan ve fakat bu öğelerden birinin
olmaması, ya da nitel bir değişime uğraması, canlı varlıkların yok olması demektir. Doğa; sınıf, sınır,
sistem tanımaz ve bu unsurlardaki küçük bir bozukluğun tamiri bir insan ömrüne sığmayacak kadar uzun
bir süreci kapsar.
Ekosistem nedir?
Ekosistem, kısaca doğanın ekolojik sisteminin kısaltılmış adıdır. Yani doğanın oluşturduğu denge
sistemidir, bütünüdür. Ekosistemin sınırları amaca göre değişir. Örneğin, dünyanın bütünü bir ekosistem
olarak ele alınabileceği gibi, onun bir kıtası, bir kıtadaki bir bölge, bir bölgedeki akarsu havzası, bir denizin
herhangi bir kesiti, bir kent, bir köy, bir çiftlik, bir havuz, hatta bir evin içindeki küçük bir akvaryum da birer
ekosistem olarak ele alınabilir. Bunların bir bölümü oldukça doğal, bir bölümü de insan etmeni tarafından
değişik derecelerle değiştirilmiş yapay ekosistemlerdir.
Canlıların bir bölümü üretici, bir bölümü tüketicidir. Bitki türleri genel olarak üreticidir. Hayvan türleri
ekosistemin tüketici parçalarıdır. Mikro organizmalar ise, ekosistemde boylarından büyük işler yaparlar.
Onlar ayrıştırıcıdır. Bitki ve hayvan atık ve artıklarını ayrıştırarak, ekosisteme geri kazandırırlar. Atık ve
artık maddeleri, ekosistemde, üreticiler tarafından tekrar kullanılabilecek hale getirirler. Ayrıştırıcılar
olmasaydı, bir hesaba göre tüm yeryüzü 100 m kalınlığında bir çöp tabakasıyla kaplı olurdu.
Ekosistemin çeşitliliği, ilgili ekosistemi oluşturan çeşitli parçaların, yer ve zaman içinde gösterdikleri
değişimlere bağlı olarak, onların bir fonksiyonu şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yeryüzü üzerinde değişik
ekosistem tipleri vardır. Orman ekosistemi, dağ ekosistemi, bataklık ekosistemi, tarım ekosistemi, çöl
ekosistemi, deniz ekosistemi bunlardan bazılarıdır.
Ormanlarla kaplı olan sağlıklı bir ekosistem, bitki örtüsü tahrip edildiği taktirde oradaki toprakların
erozyon yoluyla kaybolması ile, zaman içinde önce bozkır, sonra da çöl ekosistemi haline dönüşür.
Yağışın, suyun ve üretici konumundaki bitki örtüsünün yeterli ölçüde bulunmadığı ortamlarda çöl
ekosistemi egemen olur.
Orman ekosistemleri kendi kendine yeterli ve bağımsız ekosistemlerdir. Orada yaşayan üreticiler,
tüketiciler ve ayrıştırıcılar arasında bir denge vardır. Kent ekosistemleri ise, tek bir türün, yani insan
türünün, çevresindeki doğal ve yarı doğal haldeki başka ekosistemlere bağımlı olarak yaşayabileceği
şekilde düzenlenmişlerdir. Bu açıdan bakınca kentler, yeryüzü üzerindeki en istikrarsız ekosistemlerdir.
Nitekim, kent ekosistemine olan girdi ve çıktıların yolu kapatılırsa, ya da kentler savaşlarda olduğu gibi
kuşatılırsa, tamamen dışarıdaki başka ekosistemlere bağımlı olan bu ekosistemler, kısa zamanda
çökecek ve düşecektir.
Ekosistemin görevi nedir?
Ekosistemin ana görevi, o sistemde doğal olarak yaşayan canlı ve "cansız" türlerin nesillerinin
sürdürülmesidir. Belirli bir ekosistem içinde, o sistemin özelliklerine bağlı olarak, belirli canlı türleri yaşar.
Bu nedenle Sibirya'da başka, Arabistan'da başka türler bulunur. Tuz gölünde başka, Beyşehir gölünde
başka canlı türleri yaşar.
Bir ekosistemin görevi, kendi içinde çeşitliliği devam ettirmek ve oradaki türlerin nesillerinin
sürdürülmesini sağlamaktır. Bu sürdürme bilinçli bir işlem değil, sonuçtur.
Ekosistemin doğal canlı ve cansız öğelerinin değişmesi ve bozulması (toprak erozyonu, bitki
örtüsünün kaldırılması, su kaynaklarının azalması, yok edilmesi vb.) ekosistemin görevini yerine
getiremez hale gelmesine yol açar. Ekosistemin doğal dengesinin bozulması söz konusu ekosistemlerde
pek çok canlı türünün yok olmasına neden olmuş ve olmaktadır. Bir hesaba göre, yeryüzü ekosisteminde
günde 150 türün nesli tükenmektedir.
Ekolojik denge (doğal denge) nedir?
Ekosistemin parçaları (ister bitki türü, ister iklim, isterse toprak olsun) onbinlerce ve hatta milyonlarca
yıllık bir zaman süreci içinde evrimleşerek ortaya çıkmışlardır. Uzun zaman içindeki bu evrimleşmeye
bağlı olarak canlı ve cansız parçalar arasında dengeli bir düzen ve çok ince ayarlanmış bir uyum vardır.
Her parça birbirleriyle, değişik derecelerde ilişkilidir. Ekosistemin sağlıklı işlemesi için, sistem içinde her
bir parçanın ayrı bir işlevi ve görevi oluştu. Parçalar bu görevlerini farklı zamanlarda ve farklı koşullarda
yerine getirebilirler. Ekosistemin parçalarından herhangi biri bozulursa veya o parça sistemden çıkarılırsa,
ekosistem verimli çalışamaz zamanla bozulur ve önceki görevini yapamaz hale gelir.
Meselenin daha iyi anlaşılması için geçmişten iki örnek verelim:
* Mısır'da Nil nehri üzerinde 1968 yılında zamanın 'mühendislik harikası' olarak adlandırılan Asuvan
Barajı yapılmıştı. Amaç, elektrik enerjisi üretme ve sulama suyu elde etme idi. Bu barajın işletmeye
açılmasından kısa bir süre sonra; delta tarafında kalan topraklar çoraklaşmaya, nehir ağzındaki denizde
yaşayan balık türlerinin çoğu yok olmaya, yabancı uyruklu insanlarda bir karaciğer hastalığı gittikçe
artmaya başladı.
Baraj bu bölgede şu olumsuz etkiyi yapmıştı:
Baraj yapılmadan önce Nil nehri tarım bakımından çok verimli, zengin alivyonlu topraklar taşıyor ve
bunlarla Nil deltasını doğal gübrelerle gübreliyordu. Ayrıca bu deltayı suluyordu. Baraj yapılınca doğal
gübreleme durdu, aynı zamanda kurak bir alan meydana geldi. Bunun sonucunda deniz suyu ve şiddetli
buharlaşmayla delta toprakları tuzlandı ve çoraklaştı.
Nil nehri, baraj yapılmadan önce, denize döküldüğü kısımda yaşayan balıklara bol miktarda oksijen
getiriyordu. Bu sular barajla tutulunca, hem oksijen akımı, hem de balıklar için yem olabilecek bazı
organik madde taşınması ortadan kalktı. Bütün bunlarda ekolojik dengeyi bozarak bazı balık türlerinin yok
olmasına neden oldu.
Sulama başlayınca sulanan tarlalarda salyangozlar arttı. Müslüman olmayanlar bunlardan bol bol
yedikleri için karaciğer hastalığına yakalandılar. Bunun nedeni biraz güç anlaşıldı. Ancak bir zooloji
uzmanı, salyangozlarda parazit olarak yaşayan bir canlının varlığını ortaya çıkardıktan sonra, hastalığın
bu parazitten meydana geldiği belirlendi.
* Endonezya'nın Borneo Adası'nda BM örgütü tarafından 1950'li yıllarda DDT ile sıtma mücadelesi
başladı. Sonuçlar:
Köylülerin sazdan yapılmış damları çökmeye başladı. Veba hastalığı salgını ortaya çıktı.
Sıtma mücadelesi için, kırsal alanlardaki kerpiç evlerin duvarlarına da DDT sıkılmıştı. Buralarda
yaşayan ve tırtılların düşmanı olan bazı böcekler öldüler. Tırtıllar da düşmanları yok olduğu için
çoğaldılar. Kitle üremesi yapan bu tırtıllar saz damları yemeye başladılar. Bunun sonucunda saz damlar
çökmeye başladı.
İlaçlama sonucunda, evlerdeki hamam böceklerinde DDT'ye karşı bağışıklık meydana geldi. Bu zehirli
ilaç bunların vucudunda büyük miktarlarda birikti. Bu biriken DDT beslenme zinciri yoluyla, önce onları
yiyen kertenkelelere, onlardan da kedilere geçti. Belli bir süre sonra kediler ölmeye başladı. Kediler
azalınca meydan farelere kaldı ve kitle üremesi yaptılar. Böylece veba hastalığı kaynağı yaratılmış oldu.
Bütün burada artardığımızdan çıkarılması gereken bir sonuç var: Ekosistem içinde bir unsur
çıkarıldığında oluşmuş doğal denge bozulur ve kendi içinde diğer unsurlara zincirleme bir etki yaparak
olumsuz açıdan etkiler.
Bozulan ne?
İnsan vücudunun %98'i sudur/sıvıdır. Su her gün en az 1,5 litre içilmesi şart olan bir maddedir ve
bunun içinde de insanların organizmalarına gerekli olan mineraller vardır. İnsan önemli bir organik zarara
uğramadan 30 gün aç yaşayabilir ama 5 gün susuz yaşayamaz. Su içindeki minerallerin anorganik
maddelerin suya karışımı, aynı havadaki bozulma gibi insan sağlığını etkiler. Örneğin; kimya
fabrikalarının ürettiği çeşitli zehirli maddeler, topraktan fazla toplama amacıyla atılan suni gübrelerdeki
azotlu maddelerin yağmur sularıyla yeraltı su birikimlerine, nehirlere ve göllere karışması sonucunda içme
suyunun bozulması "modern" insanın bulaşık tozu ve çamaşır tozu diye tabir ettiği zehirli artıkların
kanalizasyonlardan nehir ve denizlere taşınması, vb. suyun arılığının korunamamasının yanısıra büyük
bir sorun olarak, doğadaki diğer dengelerin bozulmasına paralel olarak iklim değişimleri ve bunun
sonucunda dünya su reservlerinin azalması da beraberinde gelmektedir
İnsan varlığı suya duyduğu kadar besin maddesine de ihtiyaç duyar. Besin maddeleri genelde
hayvansal gıdalardan çok toprak ürünleridir. Daha fazla üretim ve daha "güzel" ürün elde edebilmek için
toprak zehirlenir, ürünler çürümemesi, kurtlanmaması için gene kimyasal maddelerle ilaçlanır. Hayvansal
besin maddeleri de aynı şekilde sürekli zehirli maddelerle takviye edilerek daha ucuz ve daha bol, daha
uzun süre bozulmayan ve gösterişli hale getirilir. Dolayısıyla doğanın tabii ürünü yerine insanlar kendi
sağlıklarını tehdit eden, çeşitli hastalıkların kaynağı maddeleri besin yoluyla 'afiyetle' yerler.
İnsanlar dünyamızda iklim dediğimiz, içinde dört mevsimi taşıyan yağmuruyla, karıyla, rüzgariyla
yaşamına bir denge sağlamıştır. Bunun değişimi örneğin, sürekli ısının ortalama 50 derece olması, ya da
kasırgaların sürekli hale gelmesi, hiç yağmur yağmaması gibi değişmeler de insan varlığını tehdit eder.
Doğanın dengesinde önemli bir yeri olan Amazon ormanları aynı zamanda dünyanın akciğerleri görevini
gören bir özelliğe sahiptir. Bu ormanların hayasızca km2'ler halinde kesilip yok edilmesi, bu dengelerin
bozulmasına sebep olacak etmenlerden biridir.
Doğal dengeyi kim bozuyor?
Doğanın bozulmasında tek tek insanların sorumluluğunun ötesinde toplumsal sistem sorunu vardır.
Yerküreyi umursamasız bir biçimde kâr hırsıyla talan eden, bu talan ile insan yaşamının (da) doğal
temellerini, doğayı sarsmaya, tahrip etmeye yönelen kapitalizmin üst gelişme aşaması olan
emperyalizmdir.
Her yıl atmosfere bırakılan binlerce ton karbondioksit yüzünden tüm dünya, sıcaklık derecesi girderek
artan ve dünya ikliminin normal yapısını tehdit eden bir seraya dönüşmüş, ozon tabakası deliğinin
büyümesi sonucunda dünya ultraviole mor ötesi ışınların zararlı etkilerine karşı korunmasız, kimyasal
gübre ve koruyucu maddeler yüzünden besin ürünleri zehirli ürünler, denizler va akarsular pislik yatakları,
tarıma elverişli araziler plansız ve yoğun ziraat sonucunda, dünyanın akciğerleri tropik ormanlar, büyük
boyutlarda kesim ve yangınlar sonucunda çöl ya da elverişsiz araziler haline gelmişlerdir. Üretilen ürünün
kalitesini değil, alıcının kazıklanmasını temel alan ve kazıklamada ürünün paketlenmesi ve dış
görünümünün önemini bile 'serbest' kapitalist pazar ekonomisi sayesinde, bütün dünya çöp dağları ile
çevrilmiştir.
Bu olguların bir kaçı bile yeryüzündeki yaşamın ne ölçüde tehdit edildiğini ortaya koyabilmek için
yeterlidir.
Kapitalizm/emperyalizm kâr uğruna doğayı talan ediyor. Yaşamın temelleri yok ediliyor.
Yaşamın doğal temellerine sınıf mücadelesi yoluyla sahip çıkalım!
Doğanın talan edilmesine, hoyratça sömürülmesine dur diyelim!
S-1-Doğal denge nedir?
Yeryüzünde birçok canlı yşamını sürdürür.Bu canlılar beslenme,barınma ihtiyaclarını bu doğadan
karşılarlar.Doğada canlılar ve cansızların sürekli etkileşimlerine doğal denge denir.
S-2-Canlılar arasında doğayı en cok etkileyen ve ona zarar veren nedir?Etkilerini ve zararlarını bır
örnekle açıklayınız.
Doğaya en çok zarar veren şey insan dır.Örneğin;ormanlar,tarla açmak,bina yapmak amacıyla veya
yangınlarla yok ediliyor.
S-3-Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevlerimiz nelerdir?
Hepimize büyük yararlar sağlayan doğal çevremize karşı görevimiz onu yok etmek değil,onu
korumak,geliştirmek ve verimlileştırmektir.Bunu da ancak doğal kaynaklarımızı bilinçli kullanarak
gerçekleştiririz.
S-4-Hayatımızı sürdürmek için nelerden faydalanırız?Bunlar biter mi,bitmez mi açıklayınız.
Yaşamımızı sürdürmek için doğal kaynaklardan yararlanırız.Hava,su,toprak,bitki örtüsü,madenler ve
hayvanlar doğal kaynaklarımızı oluşturur.Bitmeyecekmiş gibi görünen bu kaynaklar,insanların bilinçsizce
davranışısonucu hızla azalmaktadır.Oysa görevimiz bunları yok etmek değil,korumaktır.
S-5-Doal kaynaklardan havanın kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
Bitkiler ve hayvanlar yaşamları için gerekli oksijeni havadan alırlar.Havanın çeşitli şekillerde
kirletilmesi ,bu kirliliğin yağmur suları ile yeryüzüne inerek akarsu,yer altı suları ve topra ğa
karışması,orada yaşayan canlıları olumsuz yönde etkiler.Onların türlerinin azalmasına veya yok olmasına
neden olur.Çünkü doğadaki canlıların zenginliği sağlıklı bir çevrenin var olmasına bağlıdır.
S-6-Doğal kaynaklardan suyun kirletilmesi ve tüketilmesi ile neler olabileceğini yazınız.
Su , sağlıklı bir hayatın devamı için,canlıların ihtiyaç duyduğu bir kaynaktır.Dünya'nın dörtte üçü
sudur.Canlılar bir çok alnda sudan yararlanır.Bu yüzden canlı yaşamında suyun önemi büyüktür.Ancak
insanlar yıllarca deniz,göl ve akarsularımızı kirletmiştir.Su hayatımız için önemli olduğundan suyun
kirletilmesine engel olmalıyız.Fabrikalardan çıkan tüm atıklar denizlere akıtılıyor.Burada dikkat edilmesi
gereken konu suyun yeterince kullanılması ve çevrenin kirletilmemesidir.
S-7-Doğal kaynaklardan ormanların tükatilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
Aynı şekilde doğal kaynaklarımızdan olan ormanlarında sayılamayacak kadar bir çok yararı
vardır.Ormanlardan gelecek kuşaklarında yararlanması için ormanları korumalıyız.Artan nüfusla ormanlar
bilinçsizce tüketilmektedir.Bu da doğayı felâkete sürükler.
S-8-Doğal kaynaklarımızdanyer altı kaymnaklarının tüketilmesi ile neler olabileceğini açıklayınız.
Yer altı kaynaklarımızın biliçsizce kullanımı sayesinde bu kaynak iyice azalmaktadır.Yapılan
araştırmalara göre petrol,kömür ve doğal gaz gibi önemli madenlerde yeni yataklar bulumazsa kısa bir
zamanda tükeneceği belirtilmektedir.Bu yüzden yer altı kaynaklarımızı bilinçli kullanmalı,onları
korumalıyız.
S-9-Doğal kaynaklardan toprak kirletiliğinde neler olabileceğini açıklayınız.
Toprağa bırakılan zararlı katı ve sıvı maddeler zamanla toprağın verimini kaybettirir.Verimini
kaybeden toprak üstündekileri taşıyamaz,yaşatamaz hâle gelir.Ve sularla deniz ve göllerin içini doldurur.
S-10-Savaş iyi midir?açıklayınız.
Savaş canlılar üzerinde olumsuz etki bırakan bir felâkettir.Savaş pek çok nedenle çıkabilir ve birçok
insanın yaralanmasına ve ölmesine neden olur.Savaş bazı yönleri ile iyi,bazı yönleri ile kötüdür. İyi yönleri
savaşarak kendi toprağımızı kendimiz kazanmamız,kötü yönü ise birçok kişinin hayatı ve canı...
S-11-Savaş ile açlık arasnda bir bağ var mıdır?Açıklayınız.
Savaş ile açlık arasında doğrudan bir bağ bulunur.Öncelikle,silâhlanmaya nerilen yatırım doğrudan
açlığı getirmektedir.Doğaya verdiği zarar ile besin kaynakları tükenir.
S-12-Dünya'da açlık görülür mü?Neden?
Dünyadaki besin kaynaklarının dağılımında büyük farklılıklar varrdır.Bu kaynaklar,bazı ülkelerde çok
bol iken,bazılarında azdır.Dünyada açlığa karşı mücadele etmek amcıyla kurulan Birleşmiş Milletler Gıda
ve Tarım Teşkilâtı (FAO)na göre 450milyon insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
S-13-İsraf nedir?Hangi konularda israf yapılıyor?Önlemekiçin neler yapılmalıdır?
İsraf her türlü maddenin bilinçsizce kullanımıdır.İsraf sadece besin tüketiminde değil,aynı zaman da
insan ve beyin gücündede yaşanır.Bu alndaki israf nedeniyle Türkiye,dünya ülkeleri içerisinde ön
sıralarda yer almaktadır.İsrafın önüne geçilebilmek için her alnda tutumlu olmak gerekir.Gerksinimimiz
olan maddeleri,zamanı,gücümüzü tasarrflu kullanmaktır.
S-14-Nükleer,biyolojik,kimyasal silahlar ile mayınlar kullanılmalımıdır?Neden?
Kitle imha silahları atıldığı bölgede kalmaz,yayılır.Bu yüzden sadece karşımızda ki ülkeye değil
kendimize de zarar vermiş oluyoruz.Karşı ülkeye atılan virüs yayılarak kendi ülkemizide sarar.Zaten bu
silâhlar çeşitli yerlerde yasaklanmasına rağmen hâlâ bu silâhların yapımına devam edilmektedir.
S-15-Başlıca bulaşıcı hastalıkları yazınız.
Her hastalıklar önemlidir.Ancak insanların ölümüne yol açan hastalıkların toplum açısından ayrı bir
önemi vardır.İşte bu hastalıkların başında AIDS ve HEPATİT B gelmektedir.Bu hastalıklar kan ve cinsel
temas yolu ile bulaşır.
S-16-Çağımızda insanlığı tehdit eden en önemli hastalık hangisidir?Neden?
Çağımızda insanlığı tehdie eden en önemli hastalık AIDS tir.Bu hastalık virüsü insanın içine girdiğinde
diğer hastalıklara karşı direncini kırar ve ölümlere sebep olur.Bu hastalık kan ve cinsel temas
ile,temizlenmemiş hastahane aletleri ile geçebilir.
S-17-Nükleer enerji nasıl elde edilir?
Atom çekirdeğinin parçalanması yada bölünmesi ile meydana gelir.Bu enrjiye aynı zamanda atom
enerjiside denir.
S-18-Bazı ülkeler nükleer enerji üretiminden kaçınmaktadır?Neden ?
*Nükleer enerji elde edilirken çevreye yayılangaz ve sıvı haldeki atıklar önemli çevre sorunları
yaratmaktadır.
*Bu atıkların suya,toprağa,havaya yayılması ,insan sağlığını olumsuz yöndev etkiler.
*Meydana gelen nükleer kazalar tüm dünyada radyasyonkorkusunu güçlendirmişti.
*Nükleer santrallerin kurulması,atıkların saklanması yada depo edilmesi oldukça pahalı bir iştir.
*İnsan sağlığına zarar vermeyen daha güvenli,ucuz ve temiz enerji kaynaklarının varlığıortaya
koyulmuştur.
S-19-Uzayın keşfi ile insanoğlunun hayatında hangi önemli değşiklikler olmuştur?
*Uzay bilmi demek olan astronomi sadece gözlemlere dayalı iken deneysel bir bilim haline geldi.
*Güneş,gezegnler ve diğer gök cisimleri hakkında gerçekçi bilgilerelde edildi.
*Uzaydan çekilen uydu fotoğrafları ile dünyanın gerçek boyutları ölçüldü.
*Uydu fotoğraflarından yararlanarak meteorolojide hava tahminleridoğru olarakyapılmaya
başlanmıştır.
*İletişim ve ulaşım teknolojilerinde büyük gelişme ve kolaylıklar sağlandı.
S-20-Doku ve organ nakli neden yapılır?
Bazı hastalıklar ve kazalar,insan vücudun çeşitli doku ve organlarında bozukluklar meydana getirirBu
organlar insan sağlığını tehdit eder bu bakımdan bu organların yerine yenilerinin sağlanması gerekir.Bu
olaya doku ve organ nakli denir.Bu olay ancak hastanın kendi dokularından yada doku ve organını
bağışlayan kişiden alınabilir.Ancak doku ve organ nakli anayasada bir kaç esasa
bağlanmaktadır.Bunlar,doku ve organ bağışını gerçekleştirecek kişi 18 yaşını doldurmuş
olmalıdır.Küçükse ailesinden izinli bir belge almalıdır.Bağışı yapan kişinin akli dengesi yerinde
olmalıdır.Bağış yapacak kişi iki tanıkla birlikte yetkilikurunlara gider bir belge imzalar ve teslim eder.Eğer
daha sonra bu kararlan vazgeçerse bu belgeyi iptal ettirir.
S-21-Doku ve organ nakli önemlidir.Neden?
Yardımlaşma ve dayanışma insanoğlunun erdemlerindendir.Bu olayın örneğini 17 Ağustos ve
12Kasım tarihlerinde halkımız açık bir şekilde göstermiştir.Biz de doku ve organ naklinde hiç bir
yardımdan kaçınmayarak doku ve organ bağışında bulunmalıyız.
Download