ULUSLAR ARASI HUKUK AÇISINDAN
KADIN HAKLARI
KONUŞMACI:
Prof. Dr. Kamuran REÇBER
Uludağ Üniversitesi
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarını Anma
Günü 1
Dünya Kadınlar Günü veya Dünya Emekçi
Kadınlar Günü her yıl 8 Mart'ta kutlanan ve
Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış
uluslararası bir gündür. İnsan hakları ve temel
özgürlükleri temelinde kadınların siyasi ve
sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik,
siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına
ayrılmaktadır.
08.03.1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde
40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları
istemiyle
bir
tekstil
fabrikasında
greve
başlamıştır. Ancak polisin işçilere saldırması ve
işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da
çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan
barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu
kadın 129 işçi hayatını kaybetmiştir. İşçilerin
8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlarını Anma Günü 1-1
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarını Anma
Günü 2

26-27.08.1910 tarihlerinde Danimarka’nın
Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı
kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist
Kadınlar
Konferansı)
Almanya
Sosyal
Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin,
08.03.1857
tarihindeki
tekstil
fabrikası
yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın
"Internationaler Frauentag" (International
Women's Day-Journée Mondiale de la
Femme-Dünya
Kadınlar
Günü)
olarak
anılması
önerisini
getirmiş
ve
öneri
oybirliğiyle kabul edilmiştir.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarını
Anma Günü 3

Yukarıda belirttiğimiz 1910 yılındaki
girişime ve kabule rağmen, ilk yıllarda 8
Mart yerine ilkbaharda değişik günlerde
anma toplantı ve merasimleri yapılmıştır.
8 Mart kesin olarak saptanışı 1921 yılında
Moskova’da
gerçekleştirilen
3.
Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3.
Enternasyonal
Komünist
Partiler
Toplantısı) gerçekleşmiştir. 8 Mart’ın adı
da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü"
olarak belirlenmiştir.
8 Mart Dünya Emekçi
Kadınlarını Anma Günü 4

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında
bazı devletlerin ülkelerinde anılması yasaklanan
Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda
Amerika Birleşik Devletleri’nde de anılmaya
başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme
gelmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,
16.12.1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar
Günü"
olarak
anılmasını
kabul
etmiştir.
Birleşmiş Milletler'in sitesinde günün tarihine
ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen
işçilerin anısına yapıldığı yazılmamıştır.

Türkiye’de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarını
Anma Günü 4
Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez
1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak
kutlanmaya başlanmıştır. 1975 ve izleyen
yıllarda daha 8 Mart daha yaygın olarak
kutlanmaya başlamıştır. "Birleşmiş Milletler
Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de
etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975
Kadın Yılı" kongresi yapılmıştır. 12.09.1980
Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle
herhangi bir kutlama yapılmamıştır. 1984
yılından itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri
tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya
devam edilmektedir.
Uluslararası Hukukta Kadın Hakları ile İlgili İşlemler
*Kadınların Siyasal Haklarına İlişkin Sözleşme (07.07.19549Türkiye:25.05.1959);
*Evli Kadınların Vatandaşlığına İlişkin Sözleşme (11.08.1958-Türkiye:
onaylamamıştır);
*Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Bildirisi
(07.11.1967);
*Olağanüstü Hallerde ve Silahlı Çatışma Hallerinde Kadınların ve
Çocukların Korunması Bildirisi (14.12.1974);
*Kadınlara Karşı Şiddetin Ortadan Kaldırılması Hakkında Bildiri
(20.12.1993);
*Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması
Sözleşmesi (03.09.1981-Türkiye: 19.01.1986);
*Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması
İhtiyari/Seçmeli Protokolü (22.12.2000-Türkiye:29.01.2003);
*Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Komitesi Usul
Kuralları (2009);
* Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve
Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme (11.05.2011-imza).


Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi 1
* Sözleşme bakımından şu üç hususu
önemlidir:
1. Ayrımcılığın tanımı: Sözleşme, kadınlara
karşı ayrımcılığı, “hak” üzerinden
tanımlamaktadır. Ayrımcılık yasağı medeni,
siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer
alanlardaki her türlü hak kategorisine yönelik
“tanıma, kullandırtma, yararlandırma, bunları
engellememe, ortadan kaldırmama ve bunu
amaçlamama”yı zorunlu kıldığı gibi, “cinsiyete
bağlı olarak yapılan herhangi bir ayrım,
mahrumiyet ve kısıtlama”yı da dışlamaktadır.


Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi 2
2. Eşitlik ve toplumsal-kültürel kalıpların
değiştirilmesi: Sözleşme’nin 4. Md.’sinin 1.
Prg.’ı, “hukuksal eşitlik” ile yetinmemekte,
“eylemli eşitliği” yaşama geçirmek için Taraf
Devletlerin alması gereken “geçici ve özel
önlemler”i vurgulamaktadır.
Bu önlemlerdeki “eylemli eşitlik”, ayrımcılıktan
arınmış ve haklardan yararlanmada insan
onuruna uygun bir standardın oluşturulmasını
sağlamaya hizmet eden “genel koşullar”ın
yaratılmasından fazlasını ifade etmektedir.
Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi 3







a). Toplumsal cinsiyete bağlı sosyal ve kültürel davranış kalıplarını
değiştirmek, bu nedenle temel bir önceliktir.
b). Söz konusu kalıpların değiştirilmesi, “her iki cinsiyetten birinin
aşağılığı veya üstünlüğü fikrine veya kadın ile erkeğin kalıplaşmış
rollerine
dayalı önyargıların, geleneksel ve diğer bütün uygulamaların
ortadan kaldırılması” amacına hizmet etmelidir.
c). Toplumsal-kültürel kalıpları değiştirme, genel bir yükümlülük
olmanın yanında, eğitim bakımından özel bir ödev olarak da
vurgulanmaktadır.
d). Kadınların toplumsal, kamusal ve aile yaşamlarında ikincil,
edilgen ve bağımlı konumlarının sürdürülmesi veya pekiştirilmesi
anlamında yorumlanamaz.
e). Sözleşme’nin 5/2. Md.’si, anneliğin kadının ödevi değil,
“toplumsal bir görev” olarak anlaşılmasını ve çocuklar konusunda
kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunu benimsemektedir.
Kadınlara Karşı Her Biçimiyle Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi 4
3. Özgül gruplar ve konular:

Sözleşme’de “kırsal kesimde yaşayan kadınlar”ın özel
olarak düzenlendiğine dikkat çekmek gerekir. Taraf
Devletlere ilişkin raporlarda da, farklı kadın
gruplarının ayrıca ve özel olarak ele alındığı
görülebilir. Türkiye’ye itibarıyla “anadili Türkçe
olmayan kadınlar”, “sığınmacı kadınlar” veya “kadın
ticareti mağduru kadın ve genç kızlar” gibi özellikle
anılan kadın grupları görülebilmektedir. Bu tür
gruplar, özgül sorunları veya ayrımcılık bakımından
daha savunmasız konumda bulunmaları nedeniyle
ayrıca ele alınmaktadır.
Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla
Mücadeleye Dair Sözleşme 1

Avrupa
Konseyi
Bakanlar
Komitesi
tarafından
11.05.2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılan
“Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesi
ve
Bunlarla
Mücadeleye
Dair
Sözleşme” uluslararası hukukta kadına karşı şiddet ve
aile içi şiddet konusunda yaptırım gücü olan ilk
Sözleşme
olarak
kabul
edilebilir.
Sözleşme’nin,
İstanbul’da imzaya açılmış olması nedeniyle İstanbul
Sözleşmesi olarak anılmaktadır. İlk defa bağlayıcı ve
kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğunun
vurgulandığı bu sözleşmede, ayrıca bağımsız bir
denetim mekanizması kurulmasına ilişkin düzenlenme
yapılmıştır.
Sözleşmede,
şiddetin
kadın
erkek
eşitsizliğinin
bir
sonucu
olduğu
vurgulanmıştır
(Sözleşme henüz yürürlüğe girmemiştir. Onaylayan
devlet sayısı 3, imzalayan 25).
Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi
ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme 2

Sözleşmenin, kadına yönelik şiddete ve aile içi
şiddete son verilmiş bir Avrupa yaratmak
amacıyla düzenlendiği önemle vurgulanmıştır.
Sözleşmede kadına karşı şiddetle mücadele için
kapsamlı bir hukuki çerçeve oluşturmak üzere
önleme, koruma, kovuşturma ve mağdur
destek mekanizmaları oluşturma
politikaları konularına yer verilmiştir. Bu
konuda uluslararası bağlayıcılığa sahip ilk
hukuki belge olan Sözleşme, Avrupa Konseyi
üyeleri dışındaki devletlerin de imzasına ve
onayına açılmıştır.
Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme 3



Sözleşme, medeni haline bakılmaksızın tüm kadınların
şiddetten korunmasını kapsamakta, mağdurların
haklarını korumaya yönelik önlemlerin alınmasında
cinsel kimlik, cinsel yönelim de dahil olmak üzere hiçbir
ayrımcılık yapılmamasını öngörmektedir.
Sözleşmenin kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve
ekonomik acı ve ıstırap veren veya verebilecek olan
cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle
tehdit etme anlamına geldiği; bir insan hakları ihlali
olduğu ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi
olduğu düzenlenmiştir.
Aile içi şiddetin, mağdur faille aynı haneyi paylaşsa da
paylaşmasa da, eski ve şimdiki eşler – partnerler
arasında meydan gelen her türlü şiddet olarak kabul
edileceğine açıklık getirilmiştir.
Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin
Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Sözleşme 3


Sözleşmenin 3. Md.’sinde “toplumsal cinsiyet”
tanımı yapılmıştır. “Toplumsal cinsiyet : kadınlar ve
erkekler için toplum tarafından uygun görülen ve
sosyal olarak inşa edilen roller, davranışlar,
eylemler ve nitelikler anlamına gelir” denildikten
sonra “kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı
şiddetin, kadına kadın olmasından dolayı uygulanan
ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet
anlamına geldiğine” açık ifadelerle yer verilmiştir.
Bu tanıma 08.03.2012 tarihinde TBMM’nde kabul
edilen 6284 sayılı “Ailenin Korunmasına ve Kadına
Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”da yer
verilmemiştir
Kadınlara Yönelik Şiddet 1

Cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona
zarar veren, fiziksel, cinsel, ruhsal
hasarla sonuçlanma olasılığı bulunan,
toplum içerisinde ya da özel yaşamında
ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin
keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan
her türlü davranıştır.
Kadınlara Yönelik Şiddet 2

‘İster kamusal isterse özel yaşamda
meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel
veya psikolojik acı veya ıstırap veren
veya verebilecek olan cinsiyete dayanan
bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit
etme, zorlama veya keyfi olarak
özgürlükten yoksun bırakma’ şeklinde
tanımlanmaktadır. Bu tanımın son
yorumlamalarına “kurbanı ekonomik
ihtiyaçlardan yoksun bırakmak” da dahil
edilmiştir. ( BM Kadınlara Yönelik Şiddetin
Önlenmesi Bildirgesi )
Kadınlara Yönelik Şiddet Türü 1
1. Gözdağı verme:
Bakışlar, eylemler ve jestler yoluyla korkutma, eşyaları
atma, malına zarar verme, silah gösterme.
2. Duygusal şiddet:
Susturma, kendini kötü hissetmesini sağlama, isimler
takma, zihinsel oyunlar oynama, aşağılama, kendini
suçlu hissettirmeye çalışma.
3. Tecrit etme:
Yaptığı, görüştüğü, konuştuğu okuduğu şeyleri, gittiği
yerleri kontrol etme, sosyal katılımını kısıtlama, bu
hareketleri kıskançlıkla gerekçelendirme.
4. Aşağılama, inkar etme, suçlama:
Yaptığı tacizi önemsememe, bu konudaki şikayetleri
ciddiye almama, tacizin olmadığını iddia etme, rahatsız
edici hareketlerine kadının neden olduğunu söyleme.
Kadınlara Yönelik Şiddet Türü 2
5. Çocukları kullanma:
Çocuklar konusunda kadının kendisini suçlu hissetmesini sağlama,
mesajlarını iletmek için çocuklarını kullanma, ziyaretleriyle onları
rahatsız etme, çocukları alacağını söyleyerek tehdit etme.
6. Erkekliğini konuşturma:
Kadına hizmetçi gibi davranma, bütün önemli kararları kendi
verme, evin efendisi gibi davranma, kadın ve erkeğin rollerinin ne
olması gerektiğini tanımlama.
7. Ekonomik şiddet:
Kadının iş bulmasını engellemeye çalışma, kendisinden para
istetmeye çalışma, parasını alma, aile gelirinin ne olduğunu
söylememe ve gelirden pay almasını engelleme.
8. Zorlamak ve tehdit etme:
Bir şey yapmaya zorlamak için yaralamakla, terk etmekle veya
intihara teşebbüs etmekle tehdit etme, şikayetlerini geri almasını
sağlamaya çalışma, yasa dışı şeyler yapmaya zorlama.
Kadına Yönelik Saldırganlığın Nedenleri
Sözel Saldırganlık:

Kontrol gereksinimi

Gücün kötüye kullanımı

Kıskançlık

Eşler arası uyumsuzluk
Fiziksel Saldırganlık:

Şiddeti bir kontrol yöntemi olarak benimsemek

Fiziksel saldırganlığı model olarak almak
(çocukken istismar edilmiş olmak)

Aşırı alkol kullanımı
Aşırı Saldırganlık:

Kişilik bozukluğu

Duygusal labilite (Duygusal denge kararsızlığı)

Azalmış benlik saygısı

Saldırgan kişilik özellikleri






Şiddet Eğilimi Olan Erkeğin Genel Özellikleri 1
Düşük benlik saygısı.
Sıklıkla terk edilme, kayıplar, yardımsızlık,
bağımlılık, güvenlik duygusunda azalma,
mahremiyet ile ilgili sorunlar yaşamaktadır.
Kişilik bozukluğu tanısı alanlara sık
rastlanmaktadır.
Engellenmeye karşı düşük tolerans gösterirler.
İstismar ve şiddetin bulunduğu ailelerde
büyümüşlerdir.
Kendi davranışları ile ilgili inkar, küçümseme,
iddiacı ve yalana yönelme şeklinde bir tutum
içindedirler.
Şiddet Eğilimi Olan Erkeğin Genel Özellikleri 2






Şiddet konusundaki görüşlerine bütün dünyanın
katıldığını ve şiddetin günlük hayatla başetme
yollarından biri olduğu görüşündedir.
Empati yapma yeteneği zayıftır.
Kadın ve erkek davranışları konusunda
katıdırlar.
Sıklıkla kendisini “özel” olarak görmekte,
koruyucu ve bakım verici olarak özel ilgiye
hakkı olduğunu düşünmektedir.
Madde bağımlılığı sık görülür.
Anormal düzeyde kıskançtır (birlikte olduğu
kişinin sürekli kendisiyle birlikte olmasını veya
nereye giderse gitsin haber vermesini bekler)
Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri
Korumaya Dair Sözleşme




Sözleşme 4 Kasım 1950'de
Roma'da imzalanmış ve 59.
maddeye uygun
olarak 3 Eylül 1953 tarihinde
yürürlüğe girmiştir. Türkiye
Sözleşme'yi 4
Kasım 1950 tarihinde imzalamış
ve 10 Mart 1954 tarihinde
onaylamıştır.
Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri
Korumaya Dair Sözleşme 2


34. Md. Bireysel başvurular
Bu Sözleşme veya protokollerinde
tanınan haklarının taraf devletlerden
biri tarafından ihlal edilmesinden
dolayı mağdur olduğunu öne süren
her gerçek kişi, hükümet dışı kuruluş
veya kişi grupları Avrupa İnsan
Hakları Mahkeme‘sine başvurabilir.
Traf devletler, bu hakkın etkin bir
şekilde kullanılmasını hiçbir surette
engel olmamayı taahhüt ederler.
Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri
Korumaya Dair Sözleşme 3










Bireysel Başvuru Yapabilmenin Koşulları:
1. İç hukuk yollarının tüketilmesi;
2. İç hukuk yolları tüketildikten sonra 6 (altı)
ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne
müracaat etmek;
3. Aynı başvurunun olmaması;
4. Başka bir merciye aynı konuda başvuru
yapılmaması;
5. Başvuruda kimlik bilgileri ve imza olması;
6. Yer, zaman ve konu bakımında Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi’nin yetkili olması;
7. Başvurunun temelden yoksun olmaması;
8. Başvuruda hakkın kötüye kullanılmaması;
gerekir.
AVRUPA BİRLİĞİ’NDE İNSAN
HAKLARI
*AB Kurucu Andlaşması 6. Md.:” 1. Birlik, üye Devletlerin ortak
ilkeleri olan hürriyet, demokrasi, insan hakları ve temel
özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine
kurulmuştur.

2. Birlik, 4 Kasım 1950 tarihinde Roma’da imzalanan Avrupa
İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi ile garanti
altına alınan ve Topluluk hukukunun genel ilkeleri şeklinde
üye Devletlerin ortak anayasal geleneklerinden
kaynaklanan temel haklara saygı gösterir.

3. Birlik, üye Devletlerin ulusal kimliklerine saygı gösterir.

4. Birlik, hedeflerine erişmek ve politikalarını sürdürmek
için gerekli gördüğü araçlarını oluşturacaktır”.
*AB Anayasası Temel Haklar Şartı.
*Avrupa İnsan Hakları Mevzuatına taraf.
*İnsan Haklarının gelişimi ve korunmasında yukarıda belirttiğimiz tüm
mevzuata taraf.
*Kopenhag kriterleri.
*Uyum yasalarımız.
*KOB.
*İlerleme Raporları.

4771 SAYILI YASA 1






Resmi Gazete: 09.08.2002 - 24841
“6. Md. - A) 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanunu’nun 445. Md.’sinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 445/A Md.’si
eklenmiştir.
MADDE 445/A. - Kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olan bir kararın,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri
Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiği
saptandığında, ihlâlin niteliği ve ağırlığı bakımından Sözleşmenin 41.
Md.’sine göre hükmedilmiş olan tazminatla giderilemeyecek sonuçlar
doğurduğu anlaşılırsa; Adalet Bakanı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı,
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruda bulunan veya yasal
temsilcisi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten
itibaren bir yıl içinde Yargıtay Birinci Başkanlığından muhakemenin iadesi
isteminde bulunabilirler.
Bu istem, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca incelenir. Yargıtay Hukuk
Genel Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince saptanan ihlâlin
sonuçları tazminatla giderilmiş veya istem süresi içinde yapılmamış ise
reddine; aksi hâlde, dosyanın davaya bakması için kararı veren
mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmaksızın kesin olarak karar
verir.
B) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 448. Md.’sine son fıkra olarak
aşağıdaki hüküm eklenmiştir.
445/A Md.’si hükümleri saklıdır”.
Download

türkiye-avrupa birliği ilişkileri