Uploaded by User14662

I. Dünya Savaşı - Vikipedi

advertisement
I. Dünya Savaşı
Avrupa merkezli küresel savaş, 19141918
Bu maddedeki bilgilerin doğrulanabilmesi için ek kaynaklar gerekli.
Daha fazla bilgi
I. Dünya Savaşı, 28 Temmuz 1914
tarihinde başlayıp 11 Kasım 1918
tarihinde sona eren Avrupa merkezli
küresel bir savaştır.[3][4] II. Dünya
Savaşı'na (1939-1945) kadar Dünya
Savaşı veya Büyük Savaş olarak
adlandırılmıştır. Savaşın taraflarından biri
olan Osmanlı İmparatorluğu'nda "Genel
Savaş" anlamında Harb-i Umumi
(Osmanlıca: ‫)حرب عمومی‬, halk arasında
ise Seferberlik olarak adlandırılmıştır.[5]
1917'de Amerika Birleşik Devletleri'nin
savaşa katılmasına kadar bu savaş, ABD
basınında Avrupa Savaşı olarak
anılmıştır.[6] Savaşan taraflar, çoğunlukla
Avrupa, Kafkasya, Amerika, Orta Doğu ve
Afrika ile Asya'nın bazı bölgelerinde
çatıştılar.
I. Dünya Savaşı
Üstten saat yönünde: Batı Cephesi'nde
siperler; siperleri geçen İngiliz Mark IV tankı;
Çanakkale Deniz Harekâtları'nda İngiliz
Kraliyet Donanma gemisi HMS Irresistible
mayına çarpmış batarken; gaz maskeleriyle
bir Vickers makineli tüfek ekibi; Alman
Albatros D. III uçakları.
Tarih
28 Temmuz 1914 - 11 Kasım
1918
(4 yıl, 3 ay, 2 hafta)
Bölge
Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Asya
ve Kafkasya
Sebep
→ Sanayi Devrimi sonrası ortaya
çıkan sömürgecilik rekabeti
→ Fransız İhtilali'nden (1789)
sonra çıkan milliyetçilik akımı
etkisi
→ Devletler arası silahlanma
yarışı
→ Avrupalı devletlerin toprak
anlaşmazlıkları
→ Avrupa'da güç dengelerinin
bozulması
→ Avusturya-Macaristan
arşidükü Franz Ferdinand'ın
Saraybosna'da öldürülmesi
Sonuç
İtilaf Devletleri'nin zaferi
Rus, Alman, AvusturyaMacaristan ve Osmanlı
imparatorlukları yıkıldı.
Avrupa ve Orta Doğu'da yeni
devletler kuruldu.
Alman sömürgeleri ve Orta
Doğu, İtilaf Devletleri'nin
kontrolüne geçti.
Avrupa, Asya ve Afrika'da ülke
sınırları değişti.
Milletler Cemiyeti kuruldu.
Rus İç Savaşı, Türk Kurtuluş
Savaşı ve II. Dünya Savaşı gibi
savaşlara neden oldu.
Sömürgeciliğin yerine manda
ve himaye düzeni getirildi.
Taraflar
İtilaf Devletleri:
Sırbistan
Rusya
Fransa (ve
yanında katılan
Fransız sömürge
güçleri)
İttifak Devletleri:
Alman
İmparatorluğu
Belarus
Kurland ve
Semigallia
Kırım
Belçika (ve
Bölgesel
yanında katılan
Hükümeti
Belçika sömürge
güçleri)
Birleşik Krallık
Don
Cumhuriyeti
Finlandiya
Avustralya
Gürcistan
Güney
Kuban Halk
Afrika
Cumhuriyeti
Hindistan
Litvanya
Britanya
Kuzey
Denizaşırı
Kafkasya
Toprakları
Polonya
Kanada
Ukrayna
Birleşik
Newfoundland
Yeni
Zelanda
Karadağ
Japonya
İtalya
Portekiz
Romanya
Baltık Düklüğü
AvusturyaMacaristan
İmparatorluğu
Osmanlı
İmparatorluğu
Azerbaycan
(1918)
ABD
Yunanistan[1]
Liberya
San Marino
Çin Cumhuriyeti
Küba
Panama
Cebel
Şammar
Bulgaristan
Krallığı (1915-18)
Güney Afrika
Cumhuriyeti (19141915)
Somali Derviş
Brezilya
hareketi (1915-
Bolivya
1916)
Siyam
Kosta Rika
Peru
Uruguay
Ekvador
Guatemala
Nikaragua
Senusiler (19151918)
Darfur Sultanlığı
Haiti
Honduras
Ermenistan DC
Çekoslovakya
Andorra
Jamaika
Dominik
Cumhuriyeti
Komutanlar ve liderler
Raymond Poincaré
II. Wilhelm
Georges
Franz Joseph
Clemenceau
I. Karl
H. H. Asquith
V. Mehmed
Lloyd George
VI. Mehmed
II. Nikolay
Üç Paşalar
III. Vittorio
I. Ferdinand
Emanuele
Vittorio Orlando
...ve diğerleri
Woodrow Wilson
I. Ferdinand
Taişo
I. Petar
...ve diğerleri
Güçler
İtilaf Devletleri[2]
İttifak Devletleri[2]
8.660.000
13.250.000
8.841.541
7.800.000
12.000.000
2.998.321
5.615.140
1.200.000
4.743.826
1.234.000
800.000
707.343
380.000
Toplam: 25.248.321
250.000
100.000
50.000
80
Toplam: 42.959.930
Kayıplar
Ölen Asker:
Ölen Asker:
5.525.000
4.386.000
Yaralı Asker:
Yaralı Asker:
12.831.500
8.388.000
Kayıp Asker:
Kayıp Asker:
4.121.000
3.629.000
Toplam:
Toplam:
22.477.500
16.403.000
O zamanın büyük güçleri, "İtilaf" ve
"İttifak" adlarıyla iki tarafa ayrılarak
savaşta yer almışlardır.[7] İtilaf Devletleri;
Birleşik Krallık, Fransa Cumhuriyeti ve
Rus İmparatorluğu arasındaki Üçlü İtilaf
merkezlidir. İttifak Devletleri; Alman
İmparatorluğu, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu ve İtalya Krallığı arasındaki
Üçlü İttifak merkezlidir; fakat AvusturyaMacaristan anlaşmaya karşı saldırıya
geçtiği için İtalya savaşa girmemiştir.[8]
Bu ittifaklar yeniden yapılanmış (İtalya,
1915 yılında İtilaf Devletleri’nin tarafına
geçmiştir) ve yeni devletlerin savaşa
girmesiyle genişlemiştir.[4]
Nihayetinde 60 milyon Avrupalı dâhil
olmak üzere 70 milyon askerî personel,
tarihin en büyük savaşlarından biri olan
bu savaş için seferber edilmiştir.[9][10]
Yeni teknolojiler sayesinde silahların
öldürücülüğünde görülen muazzam
ilerlemeye karşılık, savunma ve
hareketlilikte aynı miktarda gelişme
olmaması sonucu, savaşa katılan
yaklaşık 9 milyon kişi hayatını
kaybetmiştir. Böylece bu savaş, dünya
tarihindeki en çok zayiat verilen 5. savaş
olmuş ve savaşa katılan devletlerde
birçok politik değişikliğe ve devrimlere
yol açmıştır.[11]
Savaşın bir diğer nedeni de, Avrupalı
büyük güçler olan Alman İmparatorluğu,
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu,
Osmanlı İmparatorluğu, Rus
İmparatorluğu, Birleşik Krallık, İtalya
Krallığı ve Fransa Cumhuriyeti'nin uzun
zamandır süregelen emperyalist dış
politikalarıdır. Avusturya-Macaristan
tahtının veliahtı Arşidük Franz
Ferdinand’ın 28 Haziran 1914'te Gavrilo
Princip adında bir Sırp milliyetçisi
tarafından devletin başkenti
Saraybosna'da öldürülmesi, savaşı
tetikleyen olay olmuştur. Olaydan sonra
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu,
Sırbistan Krallığı'na bir ültimatom
göndermiştir.[12][13] Nihayetinde on
yıllardır yapılanmakta olan ittifaklar
sisteminin işlemesiyle, birkaç hafta
içerisinde Avrupa’nın ana güçleri
kendilerini savaşta bulmuşlar ve koloniler
yoluyla savaş bütün dünyaya yayılmıştır.
Çatışmalar, 28 Temmuz'da AvusturyaMacaristan’ın Sırbistan’ı işgal etmesi ile
başlamış[14][15] ve bunu Almanya’nın
Belçika, Lüksemburg ve Fransa’yı işgali
ile Rusya'nın Almanya’ya saldırması takip
etmiştir. Almanların Paris'e yürüyüşü
durma noktasına gelince, Batı
cephesindeki çatışmalar durağan bir
siper savaşına dönüşmüştür ve bu durum
1917’ye kadar pek değişmemiştir. Doğu
cephesinde ise Rus ordusu, AvusturyaMacaristan kuvvetleriyle başarılı bir
şekilde savaşmış, fakat Doğu Prusya,
Polonya ve Alman ordusu tarafından geri
püskürtülmüştür.
Osmanlı İmparatorluğu'nun 1914'te, İtalya
ve Bulgaristan'ın 1915’te ve Romanya’nın
1916’da savaşa girmesiyle ilave cepheler
açılmıştır. Çarlık rejimiyle yönetilen
Rusya, 1917'de Bolşevik Devrimi ile
yıkılınca savaştan çekilmiştir. 1918'de
Batı Cephesi boyunca bir Alman
taarruzundan sonra, müttefikler ardı
ardına yaptıkları saldırılarla Almanları geri
püskürtmüş ve ABD kuvvetleri siperlere
girmeye başlamıştır. Bu noktada, başı
kendi içindeki devrimcilerle dertte olan
Almanya, daha sonra "Ateşkes Günü"
olarak tarihe geçecek olan 11 Kasım
1918’de mütarekeyi kabul etmiştir. Savaş
böylece İtilaf Devletleri'nin zaferiyle sona
ermiştir.
Savaşın tarafları, tüm insan gücü ve
ekonomik kaynaklarını bir topyekûn
savaş için seferber etmeye
çalıştıklarından, sivillerin durumu da
cepheler kadar çalkantılı olmuştur.
Savaşın sona ermesiyle büyük
emperyalist güçlerden dördü olan
Almanya, Rusya, Avusturya-Macaristan
ve Osmanlı İmparatorlukları tarihe
karışmıştır. Bunlardan Alman ve Rus
İmparatorluklarının halefleri çok büyük
toprak kaybı yaşamış; Avusturya-
Macaristan ile Osmanlı İmparatorlukları
ise tamamen parçalanmışlardır.
Avrupa haritası daha küçük parçalardan
oluşacak şekilde yeniden çizilmiştir.[16]
Daha sonra bu tarz çatışmaların
yaşanmasını önlemesi ümidiyle 10 Ocak
1920'de Milletler Cemiyeti kurulmuştur.
Avrupa’da bu savaş sonucunda
imparatorlukların yıkılmasıyla
milliyetçiliğin yeniden canlanması,
Almanya’nın yenilgisinin yan etkileri ve
Versay Antlaşması’nın yarattığı
problemler, II. Dünya Savaşı’nın
çıkmasına katkıda bulunan etkenler
olarak kabul edilir.[17]
Savaşın nedenleri
Siyasi nedenler
Avrupa'da 16. yüzyılda yaşanan KatolikProtestan ayrışmasıyla birlikte Kutsal
Roma Cermen İmparatorluğu'na bağlı
prenslikler, farklı taraflarda savaşmışlar;
tarihte Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)
olarak bilinen bu savaş da Vestfalya
Antlaşması'yla sona ermiştir. Savaş
sonucunda, bugün bile Avrupa Birliği'nin
kökenini oluşturan Kutsal Roma
İmparatorluğu dağılmıştır. Savaşın
sonunda Fransa'nın güçlenmesi, tam
aksine Roma Cermen İmparatorluğu'nun
ve Habsburg Hanedanı'nın zayıflaması
söz konusudur. Bu sonuç Almanya için
19. yüzyıla kadar sürecek bir zayıflık
dönemine ve yine bu tarihlere kadar
birliğini kuramamasına neden olmuştur.
Sanayi Devrimi ve sömürgecilik
hareketlerinde de bu olay etkisini
göstermiş ve İngiltere ile Fransa,
sömürgecilik alanında hızla güçlenirken
Almanya'nın bu alanda geri kalmasına
neden olmuştur.
1815'te yapılan Viyana Kongresi ile
Avrupa'ya ve geniş anlamda dünyaya yeni
bir statü getirilmiş ve buna göre güçler
dengesi kurulmuştur. Kırım Savaşı'nda
(1853-56) bu dengelerin Rusya lehine
değişmesine engel olmak için, Haçlı
Seferleri'nden sonraki en önemli ittifakla
Avrupa devletleri, Osmanlı İmparatorluğu
ile birlikte Ruslara karşı savaşmıştır.
Yenilgiye uğrayan Ruslar, etkisi 1917
Bolşevik Devrimi'ne kadar sürecek siyasi
ve ekonomik dalgalanmalar yaşamıştır.
Yine bu savaşın sonunda, İtalya Birliği'ne
gidecek yollar da açılmıştır.
Sedan Muharebesi (1870) ile Almanya ve
İtalya'nın birliklerini kurmaları ve büyük
devletler olarak devletler arası ilişkilerde
yer almak için girişimlerde bulunmaları,
Viyana Kongresi statükosunu ve güçler
dengesini büyük ölçüde değiştirmişti.
Bundan sonrası ise yeniden bir dengenin
kurulması girişimlerine, Avrupa'da yeni
blokların ortaya çıkmasına ve bunların
birbirleriyle çatışmasına yol açmıştır.
Bloklar arasındaki gerginlik de karşılıklı
silahlanmaya neden olmuş ve silahlı barış
dönemi ortaya çıkmıştır. Bu dönemde
bloklar ve devletler arası ilişkilerde çok
yönlü gelişen çatışmalar, gerginliği daha
da artırmış ve devletleri bir savaşın
eşiğine getirmiştir.
Alman İmparatorluğu donanması için inşa edilen ve dört Nassau sınıfı zırhlıdan biri olan SMS Rheinland gemisi,
1910'da hizmete girdi.
Bu genel çerçeve içerisinde I. Dünya
Savaşı'nın nedenleri çeşitli ekonomik,
siyasi ve askerî gelişmelere
dayanmaktadır. Bunlara büyük devletlerin
çıkar hesaplarını da eklemek gerekir.
Özelikle Prusya'nın Avusturya'yı yenip
Alman birliğini sağladıktan sonra yeni
ortaya çıkan Alman İmparatorluğu'nun
elinde önemli sömürgeleri olmamasına
rağmen, dönemin süper gücü Britanya
İmparatorluğu'na karşı koyabilecek, hatta
onu geçebilecek bir sanayi, insan gücü ve
teknoloji hâline gelmesi ve bunun başta
İngiltere ve Fransa tarafından
engellenmek istemesi başlıca çekişme
kaynağıdır.[18][19][20]
Ekonomik nedenler
Sanayi Devrimi ve sömürgecilik
sonucunda ekonomik pozisyonlarını
güçlendiren İngiltere ve Fransa, karşı
taraftaki Almanya ve İtalya gibi
ülkelerden ekonomik olarak çok
ilerideydi. Almanya ve İtalya, siyasi
birliklerini oluşturduktan sonra 1914'e
kadar olan süreçte aradaki farkı
kapatmaya çalışmışlardır. İngiltere ve
Fransa'nın ekonomik hâkimiyet alanlarını
koruma, Almanya'nın ise bu alanları ele
geçirme niyeti, savaşın başlıca ekonomik
nedenlerindendir. Bu nedenler;
sömürgeler, deniz yollarının hâkimiyeti,
uluslararası ticaret imtiyazları gibi ana
başlıklarda değerlendirilebilir.
Öte yandan, 19. yüzyıl sonlarından
itibaren kullanılmaya başlayan ve
neredeyse 20. yüzyıla damgasını vuran
petrol yataklarının mülkiyeti de savaşın
temel ekonomik nedenlerindendir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun hâkimiyeti
altındaki Orta Doğu coğrafyasındaki
petrol yataklarının varlığı, 19. yüzyıl
sonlarında özellikle İngilizler tarafından,
çeşitli gizli-açık yöntemlerle tespit
edilmiştir. İngiltere, petrol siyasetini,
1900'lerde tüm stratejilerinin birinci
sırasına koymuştur.
İngilizler, Osmanlı İmparatorluğu'nun sahip olduğu Orta Doğu'ya, petrol yataklarını ele geçirmek amacıyla 1914'te
saldırmaya başladı.
Diğer bir konu da Rus İmparatorluğu'nun
ekonomik durumudur. Rusya, 19. yüzyılın
sonlarından 20. yüzyılın başlarında
toplumsal dalgalanmanın en fazla
görüldüğü ülkedir. Toplumun en büyük
kesimini oluşturan köylü sınıfı ve o
büyüklükte olmasa da etkin bir işçi sınıfı,
1905 Devrimi ile ardından 1917 Ekim
Devrimi'ne giden yolu açmıştır. Toplumsal
dalgalanmalar, ekonomik açıdan Rus
İmparatorluğu ve çarlık rejimi için tehlike
oluşturuyordu. Rus yönetimi bu
dalgalanmaları engellemek için siyasi ve
ekonomik güç kazanmak
zorundaydı.[18][19][20]
Ülkelerin stratejileri
1914 yılında, oluşturulmuş olan ittifakların bir haritası. Yeşil renkte olanlar Üçlü İtilaf, kahverengi renkte olanlar Üçlü
İttifak devletleridir. Krem renginde olanlar ise savaşa sonradan dahil olmuşlar ve bu iki bloktan birinde savaşmışlardır.
Britanya İmparatorluğu
İngilizlerin Birinci Dünya Savaşı için hazırladıkları afiş.
I. Elizabeth'in uzun ve başarılı
saltanatında (1558-1603) İskoçya'daki
İngiliz etkisinde farklılık görülmeye
başlandı. İngiltere'deki Tudor
Hanedanı'yla İskoçya'daki Stuart
Hanedanı arasındaki evlenmeler, iki
geleneksel düşmanı birbirine yaklaştırdı.
İskoçya Kralı I. James aynı zamanda
İngiltere kralı oldu. 1707 yılında iki krallığı
birleştiren bir antlaşma imzalandı. Bu
tarihten sonra Büyük Britanya tarihi
başladı.
1642-1651 yılları arasında gerçekleşen
İngiliz İç Savaşı sonucunda krallık
devrildi. Bunun yerine önce parlamento
idaresinde (1649-53) sonra da Oliver
Cromwell iktidarında (1653-59) kısa
süreli bir cumhuriyet kuruldu. Cromwell'in
ölümünün ardından parlamento iç
karışıklıkları önlemek için sürgündeki kral
II. Charles'ı krallığı yeniden kurmak üzere
İngiltere'ye davet etti.
18. ve 19. yüzyıllarda İngiltere, büyük bir
sanayi devleti ve sömürge gücü hâline
gelen Britanya İmparatorluğu'nun
merkezi konumundaydı. 19. yüzyılın
başlarında Avustralya, Kanada, Hindistan,
Afrika’da bazı devletler, Antiller ve Hong
Kong gibi dünyanın büyük bir kısmına
yayılan dev bir sömürge imparatorluğu
kurulmuştu. Kraliçe Victoria (1837-1901)
zamanında Birleşik Krallık dünyanın en
büyük gücü durumuna geldi. Önce
1858'de Hindistan sömürgeleştirildi.
1882'de ise Osmanlı İmparatorluğu'ndan
Mısır ele geçirildi.
1914 yılında Britanya İmparatorluğu toprakları
Büyük Britanya İmparatorluğu, 20. yüzyıla
gelindiğinde hâlâ dünyanın en büyük
gücü konumundaydı. Bu gücü
sömürgeler, deniz yolları hâkimiyeti,
küresel şirketler aracılığıyla askerî ve
siyasi anlamda da sağlamayı
başarabilmiştir. 1871 yılından itibaren
Alman İmparatorluğu'nu kendi etkinliğine
karşı en önemli tehdit olarak algılamıştır.
Çünkü güçlü bir Almanya, İngiltere için en
büyük tehdit olacaktır. Fransa ile
sürdürdüğü ortaklıkta, Fransa'nın da 1871
yenilgisinden itibaren Alman
İmparatorluğu'na karşı olan düşmanlığı
belirleyici nokta olmuştur. Yine aynı
şekilde Rusya ile I. Dünya Savaşı
öncesinde temin ettiği ittifak da,
Balkanlar ve Doğu Avrupa'da Rusya'nın
Panslavizm politikası ile Almanya'nın
Pan-Cermen politikası karşıtlığı temeline
oturmuştur.
Britanya, bir ada ülkesi olması nedeniyle,
savunma stratejisini Hollanda ve
Belçika'nın Almanya'ya karşı dirençli
olması esasına dayandırmaktaydı.[18]
Alman İmparatorluğu'nun İngiltere için
gerek ekonomik gerekse de siyasi tehdit
hâline gelmesi, Britanya için tartışmasız
bir savaş nedeniydi. Aynı zamanda
sömürgelerin korunması, deniz yollarının
kontrol altında tutulması, küresel
şirketlerin hâkimiyeti ve en önemlisi de
Orta Doğu Enerji Koridoru'na sahip olmak
stratejileri, tamamen Alman
İmparatorluğu çıkarlarıyla
çatışmaktaydı.[18][19][20]
Fransa Cumhuriyeti
Bastille Baskını (1789)
1815 yılında yapılan Waterloo
Muharebesi'nde Napolyon Bonapart
yenildi ve Fransa'da krallık yönetimine
geri dönüldü. Ancak bu kez kralın
yetkilerine anayasal kısıtlamalar getirildi.
1830 yılında çıkan bir sivil ayaklanma
olan Temmuz Devrimi'yle Bourbon
Hanedanı tümüyle kaldırılarak anayasal
krallığa dayanan Temmuz Monarşisi
getirildi. Bu yönetim biçimi 1848 yılına
dek sürdü. Bu arada kurulan İkinci
Cumhuriyet oldukça kısa süreli oldu ve
1852 yılında III. Napolyon, İkinci
İmparatorluğu kurunca yıkıldı. 1870
yılında başlayan Fransa-Prusya
Savaşı'nda yenilen III. Napolyon, bunun
üzerine tahttan indirildi ve bu yönetim
rejimi de Üçüncü Cumhuriyet'in
kurulmasıyla feshedildi.
Fransa Cumhuriyeti, 17. yüzyıldan
başlayarak 1960'lara dek sömürgeci bir
devlet kimliğiyle var oldu. 19. ve 20.
yüzyıllarda dünyanın dört bir yanında
edindiği sömürge toprakları, Fransa'yı
İngiltere'den sonra ikinci büyük sömürge
imparatorluğu hâline getirdi.
Fransa ve Almanya, 1871 yılından itibaren
birbirlerini tehdit olarak görmüşlerdir.
Fransa için, kaybettiği Alsas-Loren
bölgesi hem ekonomik hem de askerî
açıdan büyük öneme sahipti. Öte yandan
Ren Nehri üzerindeki köprüler ve
Belçika'nın güçlü savunmaya sahip
olması, Fransa için diğer iki askerî strateji
unsuruydu.[18] Fransa için Alman
İmparatorluğu, Merkezi Avrupa'da olduğu
kadar, sömürgeleri için de büyük tehdit
oluşturuyordu. Çünkü Fransız askerîekonomik-siyasi gücünün temeli
sömürgeler üzerine kuruluydu.[18][19][20]
Rus İmparatorluğu
Koyu yeşil alanlar, Rusya'nın 1914'teki topraklarını göstermektedir.
Rus İmparatorluğu'nun başlangıcı 1721
yılındadır. 1866 yılında toprakları Asya,
Avrupa ve Kuzey Amerika'nın belirli
bölümlerini kapsamıştır. 19. yüzyılın
başında dünyanın en büyük ülkesi olmuş
ve toprakları kuzeyde Kuzey Buz
Denizi'nden güneyde Karadeniz'e, doğuda
Pasifik'ten batıda Baltık Denizi'ne kadar
uzanmıştır.
19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın
başlarında, imparatorluğun ekonomik
yapısı geniş ölçüde köylü ve sayıca daha
az ama etkili bir işçi sınıfına
dayanmaktaydı. Sanayileşme yetersizdi
ve üretim büyük ölçüde tarıma dayalıydı.
Şehirleşme iki-üç şehir dışında son
derece az ve nüfusun büyük çoğunluğu
taşrada yaşamaktaydı. 1905 Devrimi ve
ardından gelen 1917 Ekim Devrimi,
Rusya'nın bu ekonomik ve siyasi
yapısından kaynaklanmıştır.
Rus İmparatorluğu'nun savaş afişi (1915)
Rusya, 19. yüzyılda temelde dört hedef
doğrultusunda siyasetini yapmaktaydı:
1. Batısında Panslavizm politikasıyla
Balkanlar ve Doğu Avrupa'da
hâkimiyet sağlamak. (Böylece Slav
kökenli halkların kontrolünü eline
geçirmiş olacaktı.)
2. Güneyde Osmanlı İmparatorluğu
(İstanbul ve Çanakkale boğazlarını
ve Doğu Anadolu'yu ele geçirmek)
ve İran petrol alanları üstünde
hâkimiyetini sağlamak.
3. 19. yüzyılda Orta Asya'nın büyük
bölümünü ele geçirmekle elde
edilen hâkimiyeti devam ettirmek.
4. Doğuda Japonya-Rusya-İngiltereABD arasındaki güç dengesini
kaybetmemek.
1904-1905 Japon-Rus Savaşı'nda büyük
yenilgiye uğrayan Rusya, aynı tarihlerde
İngiltere ile İngiliz-Rus Sömürge
Antlaşması'nı imzalamak zorunda
kalmıştır.[21]
Batıda Alman İmparatorluğu'nun PanCermenizm politikası, güneyde Osmanlı
İmparatorluğu ile yüz yılı aşkın süren
savaşlar, Pasifik Okyanusu'nda
İngiltere'ye karşı ABD ile yardımlaşma
gibi birçok stratejiler nedeniyle Rusya,
İtilaf Devletleri safında yer
almıştır.[18][19][20]
Alman İmparatorluğu
Alman İmparatorluğu'nun bayrağı
18 Ocak 1871'de Prusya ve diğer küçük
Alman devletlerinin birleşmesiyle kurulan
Alman İmparatorluğu, tüm dağınık Alman
devletçiklerini -Avusturya hariç- bir arada
topladı. İmparatorluk 1884'ten itibaren
ülke dışında sömürgeler kurmaya
başladı.[22] Alman İmparatorluğu 1914
yılına kadar, birliğini geç oluşturması
nedeniyle geri kaldığı İngiltere-FransaRusya ittifakıyla, ekonomik, siyasi ve
askerî yönden başa baş noktasına geldi.
Hatta sanayileşme ve iş gücü alanında
İngiltere'den (1914 verilerine göre) daha
ileri bir seviyeye ulaştı.[23]
II. Wilhelm döneminde Almanya, diğer
Avrupa güçleri gibi emperyal bir politika
izlemiş ve zaman zaman sömürgeleri
konusunda komşu devletlerle
sürtüşmeye girmiştir. Bu, Almanya'nın
dostluklarını zedelemiştir. Bu yüzden
Almanya'ya karşı Fransa, Birleşik Krallık
ve Rusya İmparatorluğu bir anlaşma
imzalayarak kutup oluşturmuşlardır.
Almanya ise sadece AvusturyaMacaristan İmparatorluğu ile ittifak
kurabilmiştir.[24] Almanya'nın emperyal
politikası ülke dışına da taşmış ve
imparatorluk, diğer Avrupa güçleri gibi
Afrika'nın paylaşımına katılmıştır. 188485'teki Berlin Konferansı'nda bu kıta
Avrupa güçlerine pay edilmiştir.
Almanya'nın payına Alman Doğu Afrikası,
Alman Kuzeybatı Afrikası, Togo ve
Kamerun düşmüştür. Afrika'da büyük
güçler arasında yaşanan bu mücadele, I.
Dünya Savaşı'nın nedenlerinden biri
olmuştur.[25]
Alman birlikleri seferber ediliyor. (1914)
Almanya siyaset alanında ve denizlerde,
o sırada Britanya'ya ait olan küresel
konumu ele geçirmek ve böylece
Britanya'yı otomatik olarak daha alt
statüye indirgemek istiyordu.[23]
1900'lerde, emperyalist çağın en yüksek
noktasında, hem Almanya'nın "Alman
ruhu dünyayı yenileyecektir!" deyişiyle
yegâne küresel statü iddiası, hem de
Avrupa merkezli bir dünyanın tartışmasız
büyük güçleri olan Britanya ve Fransa'nın
iddiası hâlâ etkiliydi.[26]
Alman İmparatorluğu'nun kurulduğu 1871
ile I. Dünya Savaşı'nın çıktığı 1914
tarihleri arasında Avrupa tarihinin hiç
değişmeyen öğesi, Almanya ile Fransa
arasındaki düşmanlıktır.[27] Fransa'nın
1871 Alman yenilgisi, bu düşmanlığın en
önemli etkenidir. Aynı zamanda AlsasLoren'in kaybedilmesi iki ülke için, hem
ekonomik hem de askerî önemi, bu
düşmanlıklarda etkili olmuştur. Çünkü iki
ülke arasındaki en önemli savunma
noktaları olan Alsas-Loren ve Ren Nehri
Köprüleri'ne sahip olmak önemliydi.
Alman İmparatorluğu toprakları içinde Alsas-Loren bölgesi.
Öte yandan, Hohenzollern Hanedanı
yönetiminde ve mutlakiyetçi yapıdaki
Alman İmparatorluğu, siyasi olarak
cumhuriyetçi İngiltere ve Fransa'nın
yönetim sistemi yönünden de rakibiydi.
Bu rekabet, I. Dünya Savaşı'nı, bir nevi
mutlakiyet ve cumhuriyet mücadelesi
şekline de getirmiştir. Bu mücadelenin
sonucu olarak, savaş sonrasında
mağlubiyete uğrayan taraftaki bütün
mutlakiyetler çökmüş, yerine yeni
cumhuriyetler kurulmuştur.[28]
Alman İmparatorluğu 1914 yılına
gelinirken, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu ile olan ittifakı dışında,
Avrupa'da güçlü bir müttefike sahip
değildi. Belki de savaşın daha başındaki
bu durum, savaşın sonucunu belirleyecek
olan olaylarda Alman stratejisinin savaşın
kaybı konusundaki en büyük eksikliğiydi.
Çünkü Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu'nun çok uzun ömürlü
olamayacağı, 1910'larda neredeyse kesin
gibi duruyordu. Bu konuda Adolf Hitler
bile Kavgam adlı eserinde, "Eğer Reich,
Schöenerer'in Habsburglar hakkındaki
ikazlarına kulak vermiş olsa idi,
Almanya'nın başına bütün dünyaya karşı
savaşa girerek uğradığı felaket
gelmeyecekti." demiştir.[29]
Almanya'nın oluşturmak zorunda kaldığı
diğer ittifakları da (Osmanlı
İmparatorluğu ve Bulgaristan) savaşın
sonucuna etki edebilecek ekonomik ve
askerî düzeyde değildi. Almanya için
güvenilmesi gereken temel güç, kendi öz
gücüydü.[18][19][20][30]
Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, 1914.
Kutsal Roma İmparatorluğu'nun etkinliği
azaldıkça Avusturya'nın arşidükleri
bağımsız olarak hareket etmeye
başladılar. 1804 yılında arşidükler
kendilerini imparator ilan ettiler. 1866'da
Prusya-Avusturya Savaşı yenilgisi ve
Alman Konfederasyonu'nun
dağılmasından sonra prestijini kaybeden
Avusturya İmparatorluğu, 1867'de de
Macaristan ile birleşerek AvusturyaMacaristan İmparatorluğu'nu kurdular.
Avusturya ve Macaristan aslında iç
işlerinde bağımsız olan iki ayrı ülkeydiler.
Fakat dış işleri açısından tek bir
Habsburg İmparatoru tarafından
yönetilmekteydiler.
Emperyal bir devlet olan AvusturyaMacaristan İmparatorluğu'nda, 11'in
üzerinde etkili etnik grup mevcuttu. Bu
etnik grupların büyük kısmı Almanlar,
Slavlar ve Macarlardan oluşmaktaydı.
Etkinlik sahasında (doğu bölgesinde
yoğun Slav devletleri, batısında Germen
toplumları) farklı etnik gruplar
bulunmaktaydı. 1789 Fransız Devrimi ve
beraberinde getirdiği süreç, emperyal
devletlerin sonunu hazırlamaktaydı.
Uyanan ve gittikçe kabaran milliyetçilik
akımları, 19. yüzyılda en fazla Osmanlı
İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu çok uluslu devletlere zarar
verdi.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun
karşısındaki en büyük tehdit, Rusya ve
Rusya'nın Panslavizm politikasıydı.
Rusya, Doğu Avrupa'ya ve Balkanlara
doğru güç alanını genişletmek istiyordu.
Bu amaçla gerek Osmanlı içindeki,
gerekse de Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu içindeki tüm etnik
unsurlara -başta da Slavlar olmak üzereaçık (veya el altından) destek veriyordu.
Bunun yanı sıra, batı kanadının
güvenliğini sağlamak için, Almanya'yla
yapılan ittifak ile sağlamlaştıran
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu,
diğer taraftaki Rusya etkinliğini yok
etmek istiyordu.
Aslında, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu'nun da durumu Osmanlı
İmparatorluğu'ndan çok da farklı değildi.
İki imparatorluk da kendi geleceklerini
tamamen savaş sonunda alınacak bir
galibiyete bağlamışlardı. Yani savaş, bir
ölüm-kalım mücadelesiydi.
1882 yılında yapılan antlaşmayla kurulan
Üçlü İttifak ile Almanya, AvusturyaMacaristan ve İtalya arasında oluşturulan
birliktelik (1902 yılında yenilenerek) I.
Dünya Savaşı'na kadar sürmüştür. (İtalya,
savaşın başında tarafsız kaldıktan sonra,
İtilaf Devletleri safında savaşa
girmiştir.)[18][31][32]
İtalya Krallığı
19. yüzyılın ilk yıllarında İtalya, Napolyon
Bonapart tarafından işgal edilerek
Fransız etkisi altına girdi. Viyana
Kongresi İtalya'nın, Fransız işgalinden
önce yöneten hanedanlara geri
verilmesini öngörüyordu. Böylece Papalık
Devleti, Sardinya Krallığı, Toskana
Grandüklüğü, Modena Düklüğü ve
Lombardiya-Venedik Krallığı tekrar
kuruldu. Ancak Carbonari adı verilen gizli
dernekler, İtalya'nın birleşmesi için
çalışmaya başladılar. Giuseppe Mazzini
ve Giuseppe Garibaldi, birleşme
hareketinin öncüleri arasında yer
alıyorlardı. Ayrıca Sardinya Kralı II. Victor
Emmanuel de bu birleşme hareketini
destekleyenler arasındaydı.
1848'de Lombardiya, Avusturya'nın elinde
bulunuyordu. İtalya'yı birleştirmek
konusunda Fransa'nın desteğini almayı
başaran İtalya, 1859 yılında Fransa ile
birlikte Avusturya'yı mağlup etti ve 11
Kasım 1859'da Avusturya ile Piyemonte
arasında Zürih'te barış antlaşması yapıldı.
Buna göre Avusturya, Lombardiya'yı
Piyemonte'ye verdi. Venedik dâhil olmak
üzere diğer İtalyan devletleri arasında bir
konfederasyon oluşturulması ve
konfederasyonun fahri başkanının Papa,
fiilî başkanının Piyemonte olması kabul
edildi. Bir süre sonra Kuzey İtalya'daki
küçük devletler de Piyemonte'ye katılma
kararı aldılar. Böylece bütün Kuzey ve
Orta İtalya, Piyemonte'ye katılmış oldu.
İtalya Krallığı'nın da içinde olduğu Üçlü İttifak
1870'te Roma, 1886'da da Venedik İtalya
birliğine dâhil oldu. Bunların da katılımı
sonucu İtalyan Millî Birliği tamamlanmış
oldu ve İtalya Krallığı kuruldu. İtalya,
Roma devrinden sonra ilk kez tek bir ülke
hâline gelebilmişti. 20. yüzyılda Yeni
İtalya Krallığı'nda Kuzey İtalya hızlı
sanayileşerek gelişirken, Güney İtalya'da
nüfus hızla yükseliyor ve milyonlarca
insan daha iyi bir yaşam için yurt dışına
göç etme yolları arıyordu.
19. yüzyılın son yirmi yılından başlayarak
İtalya da diğer Avrupa ülkeleri gibi
sömürgeleşme yoluna gitti. Osmanlı
İmparatorluğu'na karşı yaptığı
Trablusgarp Savaşı'nı (1911-12) kazandı.
Batı Türkiye'de On İki Ada, Afrika'da Libya,
Etiyopya ve Somali gibi bazı ülkeleri de
işgal ederek sömürgeleştirdi.
1882 yılında, Almanya ve AvusturyaMacaristan İmparatorluğu ile Üçlü İttifak'ı
oluşturan İtalya, I. Dünya Savaşı'nın
başında tarafsız olmasına rağmen,
1915'te Londra Paktı ile İtilaf Devletleri
arasına katıldı. İtalya'ya savaşa girmesi
koşuluyla Trento, Trieste, Istria, Dalmaçya
ve Osmanlı İmparatorluğu'nun bazı
bölgeleri vadedildi. Savaş süresince
600.000 İtalyan askeri yaşamını yitirdi ve
İtalya ekonomisi çöktü. Savaşın
sonucunda İtalya'ya verilen sözlerden
çoğu tutulmadı. Savaşın sonunda
imzalanan Saint-Germain Antlaşması ile
İtalya, galip tarafta olmasına karşın
yalnızca Trento, Trieste ve Bolzano'yu
alabildi. Bu sonuç İtalyan toplumu
arasında büyük hoşnutsuzluklara yol
açtı.[33]
İtalya savaş öncesi dönemde mevcut
sömürgelerini korumak isterken, aynı
zamanda Orta Doğu, Balkanlar ve
Afrika'daki gücünü de artırmak
amacındaydı. Fransa ile eski
düşmanlıkları ve yeni ortaya çıkan durum
nedeniyle 1915'e kadar ortada bir siyaset
takip ederken, bu tarihte İtilaf Devletleri
safında savaşa katılmıştır.[18][19][20]
Osmanlı İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu, 1699 yılındaki
Karlofça Antlaşması'ndan beri süregelen
gerileme döneminin son ağır yenilgisini,
1912-1913 yıllarındaki Balkan Savaşları
ile almıştı. Bu savaşlarda,
imparatorluktan ayrılmış küçük
devletlerle dahi başa çıkamaz durumda
olduğu görülmüştür. Ülkenin genel
durumu şöyledir:
Ekonomik durumu: Maliye iflas etmiş,
yıllık enflasyon %300'lerde (Temmuz-
Kasım 1914 aralığında %50),[34] tamamen
dışa bağımlı ve cari harcamaları dahi
karşılayamayacak bir durumdadır.
İngiltere ve Fransa'nın olumsuz
tutumlarına rağmen Almanya'nın aracılık
etmesiyle Avusturya-Macaristan'ın
Bosna-Hersek karşılığında tazminat
ödemeye ikna edilmesinden sonra
gelişmesi ivmelenen Alman-Osmanlı
ilişkileri, Bağdat Demiryolu inşaatı ve
imtiyazının 1909'da Almanya'ya
verilmesiyle arttı. Hatta 1910'da Osmanlı
bütçe açığını kapatmak için Alman ve
Avusturya bankaları birleşerek, kurdukları
bir konsorsiyum ile büyük çaplı bir kredi
açtılar. Aynı yıl iki Alman zırhlısı da satın
alınarak Barbaros ve Turgut adları ile
Osmanlı donanmasına katıldılar.
Almanya ile ticaret de diğer ülkelere göre
çok ilerlemişti. 1888-1911 yılları arasında
Almanya'nın Osmanlı'ya ihracatı 11
milyon marktan 112.8 milyona,
Osmanlı'nın Almanya'ya ihracatı ise 3.5
milyon marktan 70 milyon marka
yükselmişti.[35]
1914 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları.
Siyasi durumu: Balkanları ve Mısır'ı
kaybetmiş, Orta Doğu'daki kalan
toprakları için de endişeli bir görünümü
vardır. Etnik gruplarındaki milliyetçilik ve
ayrışma hareketleri nedeniyle, Anadolu'da
dahi güvenlik sorunları en üst
düzeydeydi. İmparatorluk, İngiliz ve
Fransızların Orta Doğu konusundaki
niyetlerini ve -sanılanın aksine- petrolün
yeni dönemdeki önemini son derece iyi
bilmekteydi. Öte yandan, Osmanlı, yüz
yıldan fazla süredir aralıklarla savaştığı
Rusya'nın da Boğazlar ve Doğu ile
Güneydoğu Anadolu Bölgesi üzerindeki
hedeflerinin farkındaydı.
93 Harbi'nden itibaren İngiliz ve
Fransızların Osmanlı politikaları aşama
aşama olumsuz yönde değişmişti. Rusya
tehdidine karşı denge unsuru olarak
kullanılabilmiş her iki ülke de bir genel
savaşa gidildiği dönemde birbirleriyle
olduğu gibi Rusya ile de ikili anlaşmalar
yapmışlar, hatta Üçlü İtilaf adıyla bir
ittifak içine girmişlerdi. Bu da Osmanlı'nın
Almanya ile daha da yakınlaşmasına
neden olmaktaydı.[36]
Askerî durumu: Balkan Savaşları
sonucunda ordunun son derece
zayıflamış yapısı ortaya çıkmasına
rağmen, İttihat ve Terakki Hükûmeti iki
yıldan kısa bir sürede bu yapıyı reforme
ederek yeni bir ordu oluşturma başarısı
göstermiştir. Hükûmet, ordu yapısı
içerisindeki alaylı/okullu sistemini
değiştirerek, okullu subayları faal
birliklere, alaylı subayları da ya emekliye
ya da geri görevlere sevk etmiştir. Öte
yandan personel yapısında da çok
başarılı bir değişim gösteren Osmanlı
ordusu, aynı başarıyı -ekonomik
nedenlerden dolayı- teknoloji ve silahlar
yönünde yakalayamamıştır. Alman
ekolünün hâkim olduğu Osmanlı ordusu,
özellikle lojistik ve sevkiyat konusunda da
gerekli düzeyde kabiliyete sahip değildi.
İtilaf Devletleri'ne karşı cihat ilan eden Osmanlı şeyhülislamı.
22 Ocak 1913'te Bâb-ı Âli Baskını ile
iktidara gelen İttihat ve Terakki Hükûmeti,
savaşın kaçınılmaz olduğunu fark ettiği
andan itibaren, İngiltere ve Fransa ile
uzlaşmak amacıyla çalışırken, Almanya
ile de ilişkilerini aynı ölçüde sıkı tutmaya
çalışmıştır. 26 Nisan 1913'te Almanya'nın
Osmanlı büyükelçisi Hans Freiherr von
Wangenheim'in hükûmetine gönderdiği
raporunda, ordu ile ilişkilerin iyi tutulması
yoluyla Osmanlı hükûmeti üzerinde etkili
olunacağını bildirmiştir. Nitekim zaten
eğitim amaçlı Alman askerî heyetleri
bulunmakta olan Osmanlı Devleti'ne
büyük çaplı bir askerî reform
gerçekleştirmek üzere yardım edilmesi
kararı alındı. Geniş bir askerî heyetin
gönderilmesi kararlaştırıldı.
Alman korgeneral Otto Liman von
Sanders de 14 Aralık 1913 tarihinde
İstanbul'a geldi. Daha önce jandarma
birliklerinin eğitim ve düzenlenmesi
Fransız generali Baumann'a, donanma
düzenlemesi ise İngiliz amirali Limpus'a
verilmişken, bu kez kara kuvvetlerinde
daha geniş çaplı bir yeniden düzenleme
için çok sayıda Alman subay ve astsubayı
intikal etmişti. Bu durum İngiltere ve
Fransa nezdinde bir krize neden oldu.
Krizin çözülmesi Otto Liman von
Sanders'in orgeneral rütbesine
yükseltilmesi, Osmanlı'nın ise mareşal
unvanı vermesi ve böylece Sanders'in fiilî
komutanlıktan alınmasıyla sonlandı. Bu
durum görünüşte İngiliz diplomasisi
kazanmış gibi görünürken, Sanders
mareşal unvanıyla "Ordu Genel Müfettişi"
yapılınca Almanya ve Osmanlı Devleti'nin
amacına hizmet etmiş oldu.[37]
Bu dönemde öylesine yoğun bir çift taraflı
mücadele olmuştur ki, her iki tarafla da
son dakikaya kadar görüşmeler devam
etmiştir.[38] İngiltere ile yapılan
görüşmelerde Osmanlı Hükûmeti'nin
ittifak için temel beklentisi olan savaş
sonrası toprak bütünlüğünün garanti
altına alınması isteği, İngiliz tarafından
ancak savaş sonrası görüşülebileceği
şeklinde yanıtlanmıştır.[39] İngiltere ve
Fransa ile ittifakı sağlayamayacağı kesin
görünen İttihat ve Terakki Hükûmeti, 2
Ağustos 1914 günü Almanya ile gizli bir
ittifak antlaşması (Osmanlı-Alman Gizli
Antlaşması) imzalayarak savaşa İttifak
güçleri yanında girmeyi taahhüt etmiş ve
silahlı kuvvetlerinin genel sevk ve idaresi
için bir Alman askerî heyetini yetkili
kılmayı uygun görmüştür.[40] Anlaşma
için 7 Temmuz günü görüşülmeye
başlanmıştı ve maddelerindeki
ifadelerden de anlaşılacağı üzere,
Rusya'nın 31 Temmuz'da genel
seferberlik ilan etmesi de, bunu savaş
ilanı kabul edeceğini açıklamış olan
Almanya'nın 1 Ağustos günü Rusya'ya
savaş ilanı da gerçekleşmeden önce
maddeler düzenlenmiş, ancak 2
Ağustos'ta maddelerde değişiklik
yapılmadan imzalanmıştı.[41]
Yavuz ve Midilli Olayı'nın baş kahramanı olan Alman komutan Wilhelm Souchon ve Osmanlı donanmasının üniformalı
subayları. (29 Ekim 1914)
Anlaşmadan haberdar olan İngiltere,
Osmanlı İmparatorluğu'nun sipariş ettiği
iki zırhlıyı Osmanlı İmparatorluğu'na
teslim etmekten vazgeçer. Rauf Orbay ve
ekibi Londra'dan eli boş döner. Kalabalık
bir İngiliz donanmasının Çanakkale
Boğazı'na kadar kovaladığı Goben ve
Breslav adlı iki Alman zırhlısının
Çanakkale Boğazı'ndan geçmesine izin
verilir. İki gemi 11 Ağustos günü
İstanbul'a gelir. İngiltere'nin, bu durumu
yansızlığın ihlali olarak değerlendiren bir
nota vermesi üzerine, Alman zırhlı
gemileri Osmanlı donanmasınca 'satın
alınır' ve gemi mürettebatı fes giydirilerek
Osmanlı hizmetine alınır. Goeben
donanması "Yavuz", Breslau donanması
ise "Midilli" ismini almıştır (Yavuz ve
Midilli Olayı).
Britanya gemileri, Akdeniz'de Alman gemileri Goeben ve Breslau'yu (Yavuz ve Midilli) takip ediyor; Ağustos 1914.
26 Ekim 1914'te Osmanlı donanması bir
keşif tatbikatı için hazırlanma emri aldı ve
ertesi gün toplanma bölgelerine gitmek
için Haydarpaşa'dan ayrıldı. 28 Ekim'de
Osmanlı filosu 4 ayrı görev gücüne
ayrılarak Rusya kıyılarında farklı hedeflere
yöneldi. Alman koramiral Wilhelm
Souchon, 29 Ekim 1914 günü sabah
06.30'da üç Osmanlı destroyerinin
refakatinde bulunan Goeben gemisi ile
Sivastopol'daki Rus kıyı bataryalarına
ateş açtı. Hamidiye Kruvazörü 06.30'da
Kefe'ye geldi ve yerel yetkilileri 2 saat
içinde çatışmaların başlayacağı
konusunda uyardı. Hamidiye 09.00'da bir
saat süren bir ateşe başladı ve daha
sonra da Yalta'ya giderek burada 7 Rus
ticaret gemisini batırdı. 2 Osmanlı
destroyeri 06.30'da Odessa'ya hücum etti
ve 2 Rus gambotunu batırarak birkaç
tahıl silosunu tahrip etti. Breslau
Kruvazörü ve ona eşlik eden Osmanlı
destroyeri Novorossiysk'e geldi, yerel
yetkilileri uyararak 10.30'da kıyı
bataryalarına ateş etti ve 60 mayın
döşediler. Limandaki 7 gemi hasar gördü,
biri battı.
30 Ekim 1914 tarihinde Rusya Osmanlı
İmparatorluğu'na savaş açmış; bundan
birkaç saat sonra Enver Paşa, Osmanlı
İmparatorluğu'nun Rusya'ya savaş ilan
ederek, savaşa İttifak Bloku'nun yanında
girdiğini duyurmuştur. Bu duyurudan
sonra İngiltere ve Fransa, Osmanlı
İmparatorluğu'na savaş ilan
etmiştir.[18][19][20][38][39][42] (Ayrıca bakınız:
Alman-Osmanlı ittifakı)
Bulgaristan
Osmanlı İmparatorluğu'nun gerilemeye
başlaması ve Rus İmparatorluğu'nun da
desteğiyle, Balkanların tümünde olduğu
gibi Bulgaristan'da da ulusal kurtuluş
hareketi alevlenmişti. 93 Harbi'nden
yenilgiyle çıkan Osmanlı, Bulgaristan'ı
1878 yılında içişlerinde bağımsız prenslik
olarak, 1908 senesinde ise tam bağımsız
çarlık olarak tanımıştır.
Bulgaristan'ın Balkan Savaşları sonrası
konumu, Yunanistan-Sırbistan-KaradağRomanya ile batıda Osmanlı
İmparatorluğu arasında sıkışmasına yol
açmıştı. Savaş öncesi dönemde diğer
Balkan devletleri ile olan düşmanlığı,
Bulgaristan için Almanya ile ittifaktan
başka bir seçenek bırakmamıştır.[18]
Savaşın çıkışı
Savaşan taraflar. Yeşiller İtilaf Devletleri, turuncular İttifak Devletleri
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
Veliahtı Franz Ferdinand, 28 Haziran
1914 günü Saraybosna'yı ziyaretinde bir
Sırp Milliyetçisi olan Gavrilo Princip
tarafından eşi Prenses Sophie ile birlikte
suikaste uğradı. İki devleti bir arada tutan
tek unsur olan Habsburg Hanedanı'nın
tek veliahtı öldürülmüştü. Avusturya
Hükûmeti'nin tepkisi çok sert oldu. Fakat
Rusya'yı tek başına karşısına almaya
çekinen Avusturya, öncelikle Almanya'ya
danıştı. Almanya'nın verdiği üstü kapalı
desteğin ardından, Avusturya Sırbistan'a
48 saat süreli ve bağımsız bir devletin
kabul edemeyeceği ağır bir nota verdi.
Sırbistan bu notaya -Rusya'nın
desteğiyle-, kaçamak yanıtlar verdi.
Bunun üzerine Avusturya 28 Temmuz
1914'te Belgrad'ı bombalamaya
başlayarak, Sırbistan'a savaş ilan etti.
Bunun üzerine Rusya 31 Temmuz'da
genel seferberlik ilan etti. Daha önceden
Rus Seferberliği'ni savaş ilanı kabul
edeceğini açıklamış bulunan Almanya 1
Ağustos'ta Rusya'ya, 3 Ağustos'ta da
Fransa'ya savaş ilan etti. Almanya, barış
zamanında hazırlamış olduğu Schlieffen
Planı'na uygun olarak, Fransa'yı hemen
ezip, seferberliğini tamamlama çabası
içinde bulunan Rusya'ya daha sonra
dönmek istediğinden, Fransa'ya saldırıda
ordusunu, en kolay yol olan, Flander
Düzlükleri'nden geçirmek istedi ve bunun
için Belçika'ya zararsız geçiş için
başvurdu. Tarafsız bir ülke olan Belçika,
İngiltere'ye danıştıktan sonra Almanya'nın
önerisini reddedince, Almanya 4 Ağustos
1914 tarihinde Belçika'ya saldırdı.
İngiltere de Almanya'ya savaş açtı.
Böylece, 4 Ağustos 1914 tarihine
gelindiğinde üç cephede savaş
başlamıştı: Alman-Fransız Cephesi,
Alman-Rus Cephesi ve AvusturyaSırbistan Cephesi.[43][44][45][46]
Cepheler
Savaş başında taraflar arasında, savaşın
süresinin çok da uzun olmayacağı
konusunda neredeyse bir fikir birlikteliği
vardı. Almanya, Schlieffen Planı ile
Fransa’yı altı hafta gibi kısa bir sürede
devre dışı bırakacağını varsayıyordu. Bu
planı 4 Ağustos 1914 tarihinde Belçika’ya
saldırarak uygulamaya koysa da,
Belçika’nın umulandan daha uzun süre
dayanması sonucunda (plandan 12
günlük bir gecikmeyle Liège ele
geçirilebildi), Almanya Schlieffen
Planı’nın başarısızlığı ile karşı karşıya
kaldı. 6-12 Eylül 1914 I. Marne
Muharebesi, savaşın akıbeti hakkında
taraflara bir fikir vermişti. Schlieffen Planı
başarısız olduktan sonra Almanya’nın
alternatif bir planı yoktu ve gecikmeler
sonucunda Rusya seferberliğini
tamamlamak üzereydi.
Almanya’nın hızlı bir harekâtı sonuca
ulaştıramamasının ardından, I. Dünya
Savaşı’nın yeni ve belirleyici bir özelliği
olan ‘siper savaşı’ başlamış oldu.
I. Dünya Savaşı cepheleri 2 ana başlıkta
toplanabilir.[30][45][46][47]
Batı Cephesi
Batı Cephesi, Almanya'nın batısında
kalan Avrupa topraklarında, esas olarak
Belçika, Hollanda ve Fransa'yı yani Batı
Avrupa'yı içine alan cephedir.
Doğu Cephesi
Doğu Cephesi, I. Dünya Savaşı'nda Orta
Avrupa ve Doğu Avrupa'da, Almanya'nın,
Avusturya-Macaristan'ın ve
Bulgaristan'nın doğusunu, Rusya'nın ve
Romanya'nın ise batısında kalan
cephedir.
Osmanlı'nın cepheleri
Osmanlı İmparatorluğu'nun I. Dünya
Savaşı'nda savaştığı 8 tane cephe vardı.
Bunlar birinci dereceden (Kendi
topraklarında savaştığı) ve ikinci
dereceden (Kendi toprakları dışında
savaştığı) olmak üzere ikiye ayrılır.
Birinci Dereceden Cepheler:
Kafkasya Cephesi
Çanakkale Cephesi
Sina ve Filistin Cephesi
Hicaz-Yemen Cephesi
Irak Cephesi
İkinci Dereceden Cepheler:
İran Cephesi
Galiçya Cephesi
Makedonya Cephesi
Yıllarına göre yaşananlar
1914 yılı
Batı Cephesi'nde Schlieffen Planı’na göre
altı haftada Fransa’yı işgal etmeyi
öngören Almanya, Belçika’nın direnmesi
sonucunda bu planda başarısız olmuştur.
Almanya’nın ‘Yıldırım Harekatı’ Marne
Muharebeleri ile engellenmiştir. Batı
Cephesi’nde savaş, 1914 yılında siper
savaşına dönmüştür.[44][45][46]
Doğu Cephesi’nde savaş, 2 Ağustos
1914’te Avusturya’nın Sırbistan’a saldırısı
ile başladı. Avusturya, Bosna yolu ile
Belgrad’a doğru ilerledi. Avusturya’nın
Belgrad’a kolayca gireceği sanılırken,
Belgrad ancak üç ay sonra düştü.
Ardından iki hafta sonra Sırplar, Belgrad’ı
tekrar geriye aldılar. Avusturya Orduları,
Tuna’nın kuzeyine çekilmek zorunda
kaldılar. Bu olay Avusturya’nın
güçsüzlüğünü ortaya koyması
bakımından önemlidir. Almanya, Batı
Cephesi’nde Fransız direnişiyle
karşılaştıktan sonra, doğuda da
Avusturya’ya güvenemeyeceğini
anlamıştır.
Rusya seferberliğini beklenenden kısa
sürede tamamlayarak, 17 Ağustos
1914‘te Doğu Prusya’ya girdi. Rusya’nın
ilerlemesi karşısında doğudaki Alman
Orduları’nın başına Hindenburg ve
Ludendorff getirildi. Alman Orduları, Rus
Orduları karşısında geri çekilmeye
başlayınca, Rus Orduları’nın komutanı
Samsonov, Alman Orduları’nın bozgun
hâlinde geri çekildiği düşüncesine kapıldı.
Rus Orduları, haberleşmede şifre
kullanmayı bıraktı ve hızla Almanya
içlerine doğru ilerleyerek, ikmal
merkezleriyle olan bağlantılarını zayıflattı.
Gerçekte Alman Generalleri, Rus
Orduları’nı bilinçli olarak Tannenberg
Bölgesi’nde oluşturdukları pusuya doğru
çekiyorlardı. Sonunda Rus Ordusu,
çember altına alınarak Tannenberg
Bölgesi’nde yenilgiye uğratıldı ve 120.000
Rus Askeri esir alındı. Almanya büyük bir
zafer kazanmıştı. Rusya vurucu gücünü
yitirmişti.
Bundan sonra Batı Cephesi’nde Rusya'nın
yükünü hafifletmek isteyen İngiltere ve
Fransa, Rusya’ya acil silah yardımı
yapmak amacıyla 1915 yılındaki
Çanakkale Savaşı’na yol açacak planlarını
oluşturmaya başlamışlardır.
Diğer taraftan Avusturya, Galiçya
Muharebesi’nde Rusya’ya karşı bir
üstünlük elde edemedi. Bu cephede uzun
ve kanlı savaşlar sonucunda taraflar
birbirine karşı bir avantaj elde
edememiştir.[44][45][46]
1915 yılı
1915 Yılında Batı Cephesi, İsviçre
sınırından Manş Denizi’ne kadar uzanan
ve yıl boyunca taraflara somut hiçbir şey
kazandırmayan; uzun ve son derece kanlı
muharebelerden oluşmaktaydı. Siper
savaşının kanlı ve sonuç almaktan uzak
niteliği yüzünden bu dönemde (zehirli
gazların da yoğun kullanımıyla) binlerce
kişi ölmüştür. 1915 Sonbaharı’na kadar
geçen sürede Batı Cephesi kayıpları
şöyledir: İngiltere 60.000, Fransa
190.000, Almanya 210.000 kişi.
Diğer yönden, Almanya 1915 yılı
içerisinde İngiltere’yi (bu savaşta ilk kez
kullanılan) zeplinler ile havadan
bombalamaya başladı. Bu
bombardımanlar 1916 yılına kadar sürdü.
Ağır ve kolay hedef olan zeplinler önemli
zayiata yol açamadı (İngiltere’de 11.000
kişi bu saldırılarda ölmüştür) ve 1916’da
Almanya Zeplin Bombardımanı’nı kesti.
Fakat, İngiltere kamuoyu üzerinde bu
bombardımanların etkisi büyük oldu. Bir
ada ülkesi olan İngiltere’de ilk kez bir
saldırıyla karşılaşan halkta Almanya’ya
karşı büyük bir nefret uyandı. Günlük
yaşam, savaş algısıyla bozuldu.
Savaşın getirdiği bir diğer teknolojik
yenilik de Almanlar’ın kullandığı UBoat(Unterseeboot)’tur. Almanlar
denizaltı kullanımıyla, savaş gemilerinin
yanında ticaret gemilerini de batırarak,
lojistik yönünden başta İngiltere olmak
üzere tüm rakip devletlere ciddi zararlar
vermiştirler.[44][45][46]
1915’in kış aylarında Rusya’ya karşı
yapılan Almanya-Avusturya ortak
harekâtı başarılı oldu. Almanya ve
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
Birlikleri iki hafta içerisinde Rusya içinde
120 km ilerlediler. Rusya’nın talebiyle
Osmanlı İmparatorluğu üzerinden yeni bir
cephenin açılması bu dönemde
kararlaştırıldı. Bu cephe Çanakkale
Cephesi olacaktı.[44][45][46]
1916 yılı
1916 yılı savaşları da taraflarına hemen
hemen hiçbir avantaj kazandırmamıştır.
Bu yılın Batı Cephesi’ndeki en önemli
savaşları, Verdun Bölgesi’nde olmuştur.
Bu savaşlar, aynı zamanda I. Dünya
Savaşı’nın da en kanlı savaşlarıdır.
İngiltere tarafından, denizden sıkı bir
ablukayla kuşatılmış olan Almanya -zaten
sınırlı sayıdaki sömürgelerinden lojistik
sağlayamıyordu-, savaşın uzamasının en
büyük zararı kendisine vereceğini
biliyordu. Schlieffen Planı’nda arkasından
dolaşmayı tasarladığı Verdun’u düşürüp
Paris’e girmek ve hiç olmazsa Batı
Cephesi’nde savaşı bitirmek istiyordu.
Başlangıçta başarılar kazanan Almanya,
sonradan Fransız komutan Mareşal
Petain’in uyguladığı cephe gerisi
stratejisi-Fransa’nın diğer bölgeleri ile
Verdun arasındaki ulaşım olanaklarının
artırılması ve lojistik sağlamada kolaylıkile birlikte sonuca gidememiştir.
Verdun Savaşları, Şubat-Haziran 1916
arasında sürmüş ve çok sayıda kayba
neden olmuştur (Fransa 350.000,
Almanya 300.000). Buna karşın, her iki
taraf da bir sonuca ulaşamamıştır. Daha
sonra İngiltere, Somme Bölgesi’nden bir
karşı saldırıya geçmişse de bunda
başarılı olamamıştır. İngilizlerin, bu
saldırının ilk gününde 60.000 olmak
üzere toplam kaybı 420.000 kişi
olmuştur.
1916’da, Batı Cephesi’nde ölü sayısı
1.263.000’e ulaşmıştır. Ayrıca ilk kez bu
cephede savaş tarihinde tank
kullanılmıştır.[48][49]
1915’in sonlarında İtalya savaşa dâhil
oldu. Yine aynı dönemde Bulgaristan da
savaşa katıldı. Bu iki katılım ile savaş
güçleri her iki taraf için de dengelendi.
1916’da Romanya, Almanya ve
müttefiklerine savaş açtı. Doğu
Cephesi’nde açılan bu yeni rota, Alman ve
Avusturya ordularının dört ay gibi kısa bir
sürede -1916’nın aralık ayında- Bükreş’e
girmesiyle son buldu.
Bunun dışında, Doğu Cephesi’nde de Batı
Cephesi’nde olduğu gibi, 1916 yılında
yapılan savaşlar iki tarafa da bir üstünlük
sağlamadı.[44][45][46]
1917 ve 1918 yılları
Denizaltı savaşları
Askerî açıdan değerlendirildiğinde İttifak
Devletleri, 1917’ye kadar olan dönemde
başarılı görünmektedir. Fakat, savaş
uzadıkça Almanya için sıkıntılar had
safhaya çıkmaya başlıyordu.
Sömürgelerinin lojistik desteğine
rahatlıkla ulaşan İngiltere ve Fransa,
denizden abluka altına aldığı Almanya’ya
aynı şansı tanımıyordu. Almanya bu
ablukayı denizaltıları ile kırmaya
çalışıyordu. Bu amaçla deniz savaşlarına
ağırlık vermişti.[44][45][46]
ABD'nin savaşa girmesi
Almanya’nın denizaltı savaşına
yönelmesi, ABD’nin dış ticaretine çok
olumsuz etki yapmıştı. Aynı zamanda,
Almanya’nın kurmaya çalıştığı AlmanMeksika İttifakı’da ABD’de büyük bir
tepkiye yol açmıştı (Almanya ABD’nin
savaşa girmesi durumunda Meksika’nın
ABD’ye saldırmasını istiyordu).
Bu iki nedenin ABD’de kamuoyu
oluşturmasıyla, Amerikan Kongresi 6
Nisan 1917’de Almanya’ya savaş ilan etti.
ABD’nin savaşa girmesi, aynı zamanda
dönemin en büyük ekonomik imkânlarına
sahip olan bir devletin savaşa girmesi
demekti. Bu da savaşın kaderine çok
önemli etkilerde bulunmuştur.[44][45][46]
Rus İç Savaşları
1917 Şubat Devrimi
1905 Devrimleri ile son dönemecine giren
İmparatorluk Rusyası, Tannenberg
Savaşı’nda kaybettiği gücünü -Çanakkale
Savaşları sonucunda da yardım
alamayarak- savaşın sonuna kadar
toparlayamadı. Bunun üzerine
Menşevikler ve Beyaz Ordu ülkede Şubat
Devrimi'ni yaptılar. Menşeviklerin iktidara
gelişi, Rusya'nın tüm saldırılarını
durdurmasına neden oldu.
1917 Ekim Devrimi
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin
Bolşevik kanadı (1918 yılında adı
Sovyetler Birliği Komünist Partisi olarak
değiştirildi) öncülüğünde işçiler, köylüler
ve askerler 1917 yılının Kasım ayında
Ekim Devrimi'ni yaptılar. Bunun
sonucunda, Rusya Brest Litovsk Barış
Antlaşması'yla tamamen savaştan
çekildi. Böylece Doğu Cephesi kapanmış
oldu. Fakat, Almanya için bu olay savaşın
kazanılmasına yol açmamıştır. Ama
Osmanlı için, bu olay eski doğu sınırlarına
geri dönüş anlamına geliyordu.[44][45][46]
Savaşın sonuçlanması
1918 yılı Almanya için sonun başlangıcı
olmuştur. Sınırlı kaynakları ile abluka
altında, hammadde ve gıda sıkıntısı had
safhaya ulaşan Alman İmparatorluğu'nda,
Rusya'dan Ekim Devrimi sonucunda hızla
yayılan Bolşevik hareketleri ile grevler ve
ayaklanmalar başlamıştı. Bu grevleri
önlemeye çalışan hükûmet, çok kritik bir
hata yaparak, grevcileri -ceza olaraksavaş alanlarına sürdü. Grevciler, bu sefer
de Alman ordusu içerisinde isyanlara ve
itaatsizliklere yol açtılar. 1918'de savaş
tamamen İttifak Devletleri'nin aleyhine
dönmüştü. Rusya'nın savaştan
çekilmesiyle, Doğu Cephesi'ndeki gücünü
Batı Cephesi'ne kaydıran Almanya, mart
ayında General Ludendorff komutasında
büyük bir saldırı başlattı. Bu saldırı
sonucunda Almanya kısmen başarılı olup
cepheyi yarmayı başarsa da, Alman
ordusu içerisindeki isyancılar ve karşı
tarafta da Amerikan tanklarının cepheye
sokulması ile daha fazla ilerleyemedi.
İtilaf Devletleri, Alman ordusunu geriye
doğru püskürtmeye başladı. Bu saatten
sonra, artık İttifak Devletleri için yapılacak
pek bir şey kalmamıştı.
İtilaf Devletleri'yle tek tek İttifak Devletleri
arasında yapılan mütarekelerle
çatışmalar resmî olarak sonlandırılmıştır.
Bu mütarekeler, Bulgaristan ile 29 Eylül
1918 tarihinde Selanik Ateşkes
Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu ile 30
Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes
Antlaşması, Avusturya-Macaristan
İmparatorluğu ile 3 Kasım 1918 tarihinde
Villa Giusti Ateşkesi ve Almanya ile 11
Kasım 1918 günü Rethondes
Antlaşması'dır.[19][30][50]
Kullanılan teknoloji
İtilaf Kuvvetlerine ait tanklar (Renault FT-17 ve Mark V) görüntüleyen belgesel (Langres, Haute-Marne, Fransa, 1918)
I. Dünya Savaşı, kendinden önceki
savaşlardan çok farklı özellikler gösterir.
Bu, modern çağlardaki en ağır ve en
acımasız insan buluşu olan ‘Topyekün
Savaş’tır. 20. yüzyıldan önceki savaşlar
belirli cephelerde sürerdi. Savaşa katılan
ülkelerin halkları direkt olarak savaşın
etkilerine maruz kalmazlardı. Daha çok
gıda ve ihtiyaç maddeleri sıkıntısı halklar
üzerinde etkili olurdu. Fakat I. Dünya
Savaşı bu durumu değiştirdi. Cephe gerisi
saldırıları, sabotajlar vb. savaş
taktikleriyle, savaşan devletlerin sosyal
hayatlarını düzenli bir şekilde
sürdürmeleri imkânsız hâle geldi.
Kara teknolojisi
I. Dünya Savaşı’nın getirdiği bir savaş
tarzı siper savaşıdır. Tahkim edilmiş, ağır
silahlarla donatılmış siperlerde, iki tarafın
çok ağır insan kayıplarına yol açacak
çatışmalar yaşanmıştır. Ayrıca, Almanya
Ypres Çatışmalarında klor gazı kullanarak
tarihteki ilk kimyasal saldırıyı
gerçekleştirmiştir.[51] Başlangıçta itilaf
devletlerini korkutsa da, gaz maskesi
kullanımı ile zehirli gaz saldırıları etkilerini
yitirmiştir. Korumaya karşın kimyasal
silahların kullanımı, halkların gözünü
korkutmuştur.
Siper savaşlarında kullanılan silahlar
büyük gelişmeler gösterdi. Mitralyözler ve
yarı otomatik tüfekler kullanıldı. Piyade
tüfeklerin atış hızı artırıldı. Siper
aralarında süngü çarpışmaları
görülüyordu. Gemilere karşı kullanılan
sabit ve hareketli toplar güçlendirildi.
15 km uzağa ateş edebilen sabit toplar
kullanıldı.
İlk olarak İngilizler tarafından Batı
cephesinde tanklar ve zırhlı araçlar
kullanılmıştır. Tanklara karşı da
tanksavarlar geliştirilmiştir.
Ayrıca haberleşme de gelişmiştir. Güçlü
sistemler geliştirilip, karşı taraftan
istihbarat alma; ve karşı tarafın fark
edemeyeceği şekilde haberleşme
sistemleri kuruldu.
Deniz teknolojisi
Denizde ise menzili 15 km'ye varan savaş
gemileri ve denizaltılar kullanılmıştır. İlk
denizaltı olarak bilinen Alman U-Botları,
ABD'nin İngiltere'ye insani ve askerî
yardım ulaştırmasını engelleyerek İtilaf
Devletleri'ne ciddi kayıplar
verdirtmişlerdir. Denizaltıların kullanımı,
sonarın geliştirilmesine neden olmuştur.
Kruvazör, destroyer gibi gemilerle sahil
kısımları ve daha iç kısımlar denizden
bombardımana tutulmuştur. Bu durum
çıkarmaya karşı koymaya çalışan orduları
çok zor durumda bırakmıştır.
Hava teknolojisi
"Ace of Aces" olarak tanınan Amerikalı pilot Yüzbaşı "Eddie" Rickenbacker komutasındaki uçakların Alman hattına karşı
düzenlediği bombardıman saldırısını görüntüleyen belgesel
Havada ise uçaktan yararlanılmaya
devam edilmiştir. I. Dünya Savaşı'nda
hava gücü, daha çok istihbarat elde etme
ve düşmanın istihbarat almasını
engelleme görevlerinde kullanılmıştır.
Almanlar ise, yine tarihte bir ilk olarak
zeplinleri İngiltere’yi bombalama amaçlı
kullanmışlardır. Fakat zeplinlerin ağır ve
korumasız olması nedeniyle 1916 yılında
faaliyetlerine son vermişlerdir. Bunların
yanında, düşmanın yük trenlerini
bombalama, donanmaları bombalama
gibi amaçlarda da kullanıldı. Bir yandan
da uçaklara karşı olarak uçaksavar
silahlar geliştirilmiştir.[18][19][45][46]
Etkileri
I. Dünya Savaşı'nda çenesini kaybedip sakat kalan Fransız gazisi Kızılhaç tarafından temin edilen maskeyi taktığı hâli.
Tüm ülkelerden 65.038.810 askerin
katıldığı savaş, arkasında resmî
rakamlara göre toplam 8.556.315 ölü,
21.219.452 yaralı ve 7.750.945 kayıp
veya esir bırakmıştır.[52] I. Dünya Savaşı
ülkeler arasındaki sorunları
çözümlememiş, ağır yaptırımlar içeren
antlaşmaların sonucu olarak savaş
sonrası gelişen aşırı milliyetçilik, yeni
oluşan faşizm ve nasyonal sosyalizm gibi
ideolojiler II. Dünya Savaşı'na zemin
hazırlamıştır.
İlgili filmler
I. Dünya Savaşı filmleri ve TV
programları listesi
Ayrıca bakınız
I. Dünya Savaşı kronolojisi
Savaşmayı bitirecek olan savaş
Kaynakça
1. ^ "Ülkelerin I.
ures/declaratio
Dünya
nsofwar.htm) .
Savaşı'na giriş
Erişim tarihi: 30
tarihleri" (http://
Ağustos 2009.
www.firstworld
2. ^ a b Tucker &
war.com/featur
Roberts 2005,
es/declarations
s. 273
ofwar.htm) . 1
Şubat 2016
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
s://web.archive.
org/web/20160
201143055/htt
p://www.firstwo
rldwar.com/feat
3. ^ "I. Dünya
Savaşı" (https://
encyclopedia.u
shmm.org/cont
ent/tr/article/w
orld-war-i) .
encyclopedia.u
shmm.org. 14
Haziran 2018
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
s://web.archive.
org/web/20180
614052433/htt
ps://encycloped
ia.ushmm.org/c
ontent/tr/articl
e/world-war-i) .
Erişim tarihi: 20
Aralık 2022.
4. ^ a b "1. Dünya
org/web/20221
Savaşı ne
220181541/htt
zaman bitti, kim
ps://www.haber
kazandı?" (http
turk.com/birinci
s://www.habert
-dunya-savasi-n
urk.com/birinci-
e-zaman-baslad
dunya-savasi-ne
i-ve-kac-yil-surd
-zaman-basladi-
u-1-dunya-sava
ve-kac-yil-surdu-
si-ne-zaman-bitt
1-dunya-savasi-
i-kim-kazandi-ht
ne-zaman-bitti-k
eg-3531896) .
im-kazandi-hteg
Erişim tarihi: 20
-3531896) .
Aralık 2022.
Habertürk. 20
Aralık 2022
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
s://web.archive.
5. ^
org/web/20220
http://www.euro
815162243/htt
-dmc.com ,
ps://www.lugga
Euro-DMC,
t.com/harb-i%2
Dijital Marka
0umumi/1/1) .
Çözümleri.
Erişim tarihi: 20
"harb-i umumi -
Aralık 2022.
Osmanlıca
Türkçe Sözlük,
lügât, ‫( "لغت‬http
s://www.luggat.
com//harb-i%20
umumi/1/1) .
EURODMC. 15
Ağustos 2022
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
s://web.archive.
6. ^ "Were they
y.com/news/as
always called
k-history/were-t
World War I and
hey-always-call
World War II?"
ed-world-war-i-a
(http://www.hist
nd-world-war-i
ory.com/news/
i) . Erişim tarihi:
ask-history/wer
24 Ekim 2013.
e-they-always-c
7. ^ Willmott 2003,
alled-world-wari-and-world-warii) . Ask History.
1 Ekim 2015
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
ss. 10-11
8. ^ Willmott 2003,
s. 15
9. ^ Keegan 1988,
s. 8
10. ^ Bade & Brown
s://web.archive.
2003, ss. 167-
org/web/20151
168
001001745/htt
p://www.histor
11. ^ Willmott 2003,
s. 307
12. ^ Taylor 1998,
ss. 80-93
13. ^ Djokić 2003,
s. 24
14. ^ Evans 2004,
s. 12
15. ^ Martel 2003,
s. xii ff
16. ^ Keegan 1988,
s. 7
17. ^ Keegan 1988,
s. 11
18. ^ a b c d e f g h i j
klm
Oral
Sander, Siyasi
Tarih, Haziran
1998
19. ^ a b c d e f g h i j
Eric
Hobsbawm,
Kısa 20. yüzyıl ,
Eylül 2006
20. ^ a b c d e f g h
William McNeill,
Dünya Tarihi,
Haziran 1994
21. ^ Oral
Sander,Siyasi
Tarih,Haziran
1998,sayfa 235
22. ^ Alman
26. ^ Eric
İmparatorluğu'n
J.Hobsbawm,
un tüm
Kısa 20. YY.,
sömürgeleri
sayfa 38
www.worldstate
smen.org
23. ^ a b Eric
J.Hobsbawm,
Kısa 20. YY.,
sayfa 37
24. ^ Alman
İmparatorluğu
dış politikası
27. ^ Oral Sander,
Siyasi Tarih,
Haziran 1998,
sayfa 221
28. ^ Oral Sander,
Siyasi Tarih,
Haziran 1998,
sayfa 209-212
29. ^ Adolf Hitler,
www.britannica.
Kavgam, 2005,
com
sayfa 77
25. ^ ^ Khapoya op.
cit. p. 115f
30. ^ a b c Adolf
Hitler, Kavgam,
Şubat 2005
31. ^ Dipnot
35. ^ Mütercimler,
metnini buraya
Erol (Nisan
girin
2005). Komplo
32. ^ Eric
Teorileri. Alfa
J.Hobsbawm,
Yayınları.
Kısa 20. YY.
s. 108.
33. ^ ^ (Bosworth
(2005), pp. 49.)
34. ^
36. ^ Mütercimler,
2005, ss. 105107.
tarihvemedeniy
37. ^ Mütercimler,
et.org/2009/08
2005, ss. 106-
/osmanli-
107.
turkiyesindeenflasyon/
38. ^ a b Birinci
Cihan Harbi 1-4
[ISBN 9757369-21-7]
39. ^ a b Cemal
42. ^ Talat Paşa'nın
Paşa Hatıralar-
Anıları, İş
İşbankası
Bankası
Yayınları-Mayıs
Yayınları,
2001,sayfa 93
Temmuz 2006
40. ^ Anlaşmanın
43. ^ Oral Sander,
tam metni için
Siyasi Tarih,
İsmail Hami
Haziran 1998,
Danişmend,
sayfa 316
İzahlı Osmanlı
44. ^ a b c d e f g h i
Tarihi
Oral Sander,
Kronolojisi, c. 4,
Siyasi Tarih,
sf. 411-412.
Haziran 1998,
41. ^ Mütercimler,
2005, s. 110.
sayfa 318-322
45. ^ a b c d e f g h i j
k
William
McNeill, Dünya
Tarihi, 1994
46. ^ a b c d e f g h i j
k
Fahir
49. ^ Oral Sander,
Siyasi Tarih,
Armaoğlu,
Haziran 1998,
Yirminci Yüzyıl
sayfa 335-337
Siyasi Tarihi,
2005
47. ^ Oral
Sander,Siyasi
Tarih,Haziran
1998,sayfa 318
48. ^ Eric
Hobsbawm,
Kısa 20. YY,
Eylül 2006,
sayfa 31
50. ^ Oral Sander,
Siyasi Tarih,
Haziran 1998, s.
348
51. ^ "Arşivlenmiş
kopya" (https://
www.bbc.com/t
Erişim tarihi:
25 Ocak 2020.
52. ^ NTV Tarih
urkce/ozeldosy
dergisi - Şubat
alar/2014/02/1
2009, Sayı 1,
40226_haldane
Sayfa 21
_kobay) . 29
Mart 2018
tarihinde
kaynağından
arşivlendi (http
s://web.archive.
org/web/20180
329082255/htt
p://www.bbc.co
m/turkce/ozeld
osyalar/2014/0
2/140226_hald
ane_kobay) .
"https://tr.wikipedia.org/w/index.php?
title=I._Dünya_Savaşı&oldid=29694342"
sayfasından alınmıştır
Sayfa en son 08.43, 8 Mayıs 2023 tarihinde
değiştirildi. •
Aksi belirtilmedikçe içeriğin kullanımı CC BY-SA
3.0 lisansı kapsamında uygundur.
Download