Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
The Journal Of Social Sciences Institute
YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ
THE JOURNAL OF SOCIAL SCIENCES INSTITUTE
AFRO-AVRASYA ÖZEL SAYISI
AFRO-EURASIA SPECIAL ISSUE
ISSN: 1302-6879
YIL/YEAR: 2017 SAYI/NUMBER: ÖZEL SAYI
1
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
The Journal Of Social Sciences Institute
Hakemli Dergi, Yıl 2017 Sayı:Afro-Avrasya Özel Sayısı
Peer-Reviewed Journal, Year:2017 Issue:Afro-Eurasian Special Issue
YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ
THE JOURNAL OF SOCIAL SCIENCES INSTITUTE
Sahibi/Owner
Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Adına
Doç. Dr. Bekir KOÇLAR
Editör/Editor
Doç. Dr. Bekir KOÇLAR
Prof.Dr. Reha SAYDAN
Doç.Dr. Zafer KANBEROĞLU
Doç. Dr. Niyazi KURNAZ
Yrd. Doç. Dr. A. Aziz KARDAŞ
Yrd.Doç. Dr. Halil ADIYAMAN
Yrd. Doç.Dr. Hakan ARIDEMİR
Yrd.Doç.Dr. Ahmet OĞUZ
Yrd. Doç. Dr. Özer ÖZÇELİK
Tercüme ve Dil Editörleri/Translation and Language Editors
Nihal EMEKLİER (İngilizce)
Yayın Kurulu/Editorial Board
Prof. Dr. Abed Elrahim Azzam Mohammad MARASHDEH, Jadara Üniversitesi, Ürdün
Prof. Dr. Ali J. Al-ALLAQ, el-Ain Üniversitesi, Birleşik Arap Emirlikleri
Prof. Dr. Alfina SİBGATULLİNA- Russian Academy of Sciences- Rusya
Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ-Ankara Üniversitesi
Prof. Dr. Bayram KODAMAN-Süleyman Demirel Üniversitesi
Prof. Dr. Faruq MAWASİ, Al Qasimi Academy, Filistin.
Prof. Dr. Ivan BALTA-University of Osije- Hırvatistan
Prof. Dr. Hasan ÇİÇEK-Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Prof. Dr. Medhat Saad Mohamed ELGAYAAR, Zagazig Üniversitesi, Mısır
Prof. Dr. M. Şirin ÇIKAR-Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Prof. Dr. Munjid Mustafa BAHJAT, International Islamic University, Malaysia.
Prof. Dr. Necmettin ALKAN-Karadeniz Teknik Üniversitesi
Prof. Dr. Nimetullah HAFIZ-Balkan Tarihi Araştırmaları Merkezi-Kosova
Prof. Dr. Öztürk EMİROĞLU-Varşova Yunus Emre Enstitüsü-Polonya
Prof. Dr. Recai KARAHAN, Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Prof. Dr. Salim CÖHCE İnönü Üniversitesi
Prof. Dr. Samı Alı JABBAR, Basra Üniversitesi-Irak
Prof. Dr. Serbo RASTODER-University of Montenegro-Karadağ
Prof. Dr. Süleyman Turduyeviç KAYIPOV-Sincan Pedagoji Üniversitesi-Çin
Doç. Dr. Bekir KOÇLAR-Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Doç. Dr. Tamer BALCI - The University of Texas-ABD
Doç.Dr. Vitaliy POZNAHİREV, Russian Academy of Sciences- Rusya
Yrd.Doç. Dr. Ertuğrul ÇAVDAR, Yüzüncü Yıl Üniversitesi
Dr. Salih Ahmad ABDULVEHHAB-Ezher Üniversitesi-Mısır
Danışma Kurulu/Advisory Board
Prof. Dr. Alfina SİBGATULLİNA
Prof. Dr. Ali Fuat DOĞU
Prof. Dr. Azmi SÜSLÜ
Prof. Dr. Bayram KODAMAN
Prof. Dr. Hasan BABACAN
Prof. Dr. Ivan BALTA
Prof. Dr. Metin AYIŞIĞI
Prof. Dr. Necdet HAYTA
Prof. Dr. Nimetullah HAFIZ
Prof. Dr. Reha SAYDAN
Prof. Dr. Salim CÖHCE
Prof. Dr. Serbo RASTODER
Prof. Dr. Süleyman Turduyeviç KAYIPOV
Prof. Dr. Zeki TAŞTAN
Prof. Dr. Cesur PEVLEVAN
Prof. Dr. S. Cem ŞAKTANLI
Doç. Dr. A. Menaf TURAN
Doç. Dr. M. Akif ARVAS
Doç. Dr. Mehmet AYGÜN
Doç. Dr. Rafet ÇAVUŞOĞLU
Doç. Dr. Suvat PARİN
Doç. Dr. Tamer BALCI
Doç. Dr. Tuncay ÖĞÜN
Doç. Dr. Zafer KANBEROĞLU
Sekreterya/Secretary
Arş. Grv. Ramazan GÜREŞÇİ
Ahmet KÖKLÜ
Murat ÇABAZ
Dizgi-Baskı/Print-Compasition
Baranoğlu Ofset Matbaacılık: (0432)2159406 VAN
Yazışma Adresi/Correspondence Address
Yrd. Doç. Dr. Abdulaziz KARDAŞ
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü/VAN
Tel: 0432 225 11 17- 0432 225 10 24 /2002- Fax:0432 225 10 52
İleti Adresi: [email protected]
Baskı Yılı/Date of Publication
Güz- 2017/Fall- 2017
ÖZEL SAYI HAKEMLERİ / SPECIAL ISSUE REFEREES
Prof.Dr. Bayan ZHUBATOVA
Doç.Dr. Elmira ADİLBEKOVA
Doç.Dr. Ceenbek ALIMBAYEV
Doç.Dr. Arzu ARIDEMİR
Doç.Dr. Mehmet ARSLAN
Doç.Dr. Nursaule AYTBAYEVA
Doç.Dr. Baykal BİÇER
Doç.Dr. Nurgül BOZKURT
Doç.Dr. Muhittin DEMİRAY
Doç.Dr. Erkan ERDEMİR
Doç.Dr. Yusuf GÜMÜŞ
Doç.Dr. Elena MIHAJLOVA
Doç.Dr. Özcan SEZER
Doç.Dr. Kalina SOTIROSKA
Doç.Dr. Zafer KANBEROĞLU
Yrd.Doç.Dr. Halil ADIYAMAN
Yrd.Doç.Dr. Hakan ARIDEMİR
Yrd.Doç.Dr. Yavuz CANKARA
Yrd. Doç. Dr. Özer ÖZÇELİK
Yrd. Doç. Dr. Eray ACAR
Yrd. Doç. Dr. Nizamettin AYDIN
Yrd.Doç.Dr. Ahmet OĞUZ
Yrd. Doç. Dr. Murat YAMAN
Yrd. Doç. Dr. Süleyman Emre ÖZCAN
İÇİNDEKİLER / CONTENTS
Abdullah Şengül
Yesili Hoca Ahmed Üçlemesinde Bir embolik Unsur Olarak Hurma
Date; as a Symbolic Element in the Trilogy of Hodja Ahmed from Yesi
Alaeddin Yalçınkaya
Türk Dış Politikasında Eksen Arayışı: Avrupa Birliği mi, Şanghay İşbirliği Örgütü mü?
Looking for Axis in Turkish Foreign Policy: European Union or Shanghai Cooperation Organization?
Arzu Genç Arıdemir
Türk Medeni Hukukuna Göre Anne ile Çocuk Arasındaki Soy Bağına İlişkin Problemler
The Problems of Paternity Between the Child and the Mother in Turkish Civil Law
Aytunga Oğuz, Hande Özçalışan
Üniversite İngilizce Hazırlık Sınıfı Öğrencilerinin Öz Belirleyicilik Düzeyleri ile Öğretmenlerinin Özerklik Desteğine İlişkin
Algıları Arasındaki İlişki
The Relationship Between Self Determination Levels and Perceived Autonomy Support of University English Prep Class
Students
Azize Serap Tunçer
Politik mücadelede mekan olgusunun aşimi
The Overcoming of the Concept of Environment in Political Struggles
Barış Öztuna
Köprü İstihdam ve Sosyal Güvenlik Destek Priminin Emekli Üzerine Etkisi
The Effect of Bridge Employment and Social Security Support Premium on Retired
Baykal Biçer
19. Yüzyıl Türk Toplum Yapısında Amerikan Kolejlerinin Sosyolojik Etkisi
The sociological Effects of Private American High Schools on the Structure of Turkish Society in the 19 st Century
Bilgehan Emeklier
21. Yüzyilda küresel sistemin yapisal dönüşümü: yeni düzen arayişinin temel parametreleri
Structural transformation of the global system in the 21st century: basic parameters of new order research
Dilek Kutluay Şahin
Elektrik Tüketimi ve Ekonomik Büyüme İlişkisinin Ampirik Analizi: G-8 Ülkeleri
An Empyrical Analysis of Electricity Consumption and Economic Growth: The Case of G-8 Countries
Emine Çeliksoy
Türkiye’de Büyükşehir Güvenlik Yönetimi Kritiği
Metropolitan Security Management in Turkey
Eren Görgülü
Fotoğraf Sanatında Cinsiyet Olgusunun Kadın İmgesi Üzerinden Değerlendirmesi
Evaluation of Gender Phenomenon on the Art of Photography Through the Imagery of Women
Erkan Tokucu, Zekayi Kaya, Murat Akça
Ortodoks İktisada Karşı Bir Alternatif Olarak Post-keynesyen İktisat
Post-keynesian Economics as an Alternative Against Orthodox Economics
Gülşen kahraman
Mimari Duvar Yüzeyi Seramik Çalışmalarında Atilla Galatalı’nın Yeri
The Place of Atilla Galatalı in the Ceramic Wall Panels
Hülya Karaoğlan
M.Ö 2000’de Anadolu’da Kumaş Üretimi (Arkeolojik Buluntular Işığında)
Fabric Production in Anatolia BC 2000 (in the Light of Archaeological Findings)
Gülşen Kahraman
Çok Yönlü Sanatsal Kişiliği ile Jale Yılmabaşar
The Multi-faceted Artistic Personality of Turkish Ceramic Artist Jale Yılmabaşar
Kamile Gülüm, Hakan Akçalı
Balikesir’deki Mülteci Çocuklarin Eğitim Sorunları
Education Problems of Refugees’s Children Who Lives in Balikesir
Levent Şahin
Azerbaycan’in Bdt’ye İhracatinin Panel Çekim Modeliyle Analizi: Tercihlerde Benzerlik teorisinin Test Edilmesi
Analysis of the Republic of Azerbaijan’s Export to Cis With panel Gravity Model: Testing the Similarity in Preference
Theory
Murat Yaman, Fatih Haşıl
Çevre Sorunları Açısından Hidroelektrik Santralleri (Hes) Üzerine Bir Araştırma
Environmental Problems of Hydroelectric Power Plants (Hepp)
Mustafa Bıyıklı
Guido Walcher’in Raporuna Göre (1930) Altn-Para Birimi Sistemi: Etkileri ve Çözüm Önerileri
The System of Gold Standard According to Report of Guido Walcher in 1930: Its Effects and Proposed Solutions
Nihal Emeklier
Dünya Sistemi Kuramı ve Afro-avrasya Uluslararası Sistemi: 1500’den önce - 1500’den sonra
World System Theory and Afro-eurasian International System: Before and After 1500
Ozan Can, Recep Yücel
Türkiye Cumhuriyeti Kanun Metinlerinde Cinsiyet Ayrımcılığı ve Bunun Önlenmesine Yönelik Paradigmatik Bir Yaklaşım
A paradigmatic Approach in Turkish Republic Law Text to Gender Discrimination and Prevention
Saadat Rustemova Demirci
Işid’in Genişleyen Afrika Ağı: Boko Haram ve Eş şebab Uzantısı
Widen African Network of Isis: Boko Haram and Al-shabaab
Saliha Tanık
Mostar Kethüda Camisi Haziresi Mezar Taşları
Gravestones of Kethüda Mosque
Sanem Aksoy Dursun
Türk Medeni Hukukunda 1926’dan Günümüze Kadın Hakları Üzerine Düşünceler
Notes on the Woman Rights Granted by the Turkish Civil Law from 1926 to Today
Seyfettin Ünal, Gülnur Keçek, Ali Kestane
Kârlılık etkinliği: Bist Kimya Sektörünün Malmquist Toplam Faktör Verimliliği Endeksi ile Analizi
Profit Effieciency: an Analysis of Bist Chemical Industry Via Malmquist Total Factor Productivity Index
Hakan Arıdemir
Türkiye’de Holokost Eğitimi
Holocaust Education in Turkey
M. Şükrü Mollavelioğlu, Zafer Kanberoğlu, Ahmet Oğuz
Afro-Avrasya Ülkelerinde Tarımsal Toplam Faktör Verimliliği
Aggregate Factor Productivity and Economic Growth in the Afro-Eurasian Countries
Murat Çolak, Oğuz Kara
Türkiye’de Makroekonomik Göstergelerin İstihdama Etkisi
The Effect Of Macroeconomıc Indıcators On Employment In Turkey
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
GUİDO WALCHER’İN RAPORUNA GÖRE (1930)
ALTIN-PARA BİRİMİ SİSTEMİ: ETKİLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Doç. Dr. Mustafa BIYIKLI
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Uluslararası İlişkiler B.
Dumlupınar Üniversitesi Tarih B.
[email protected]
Özet
Bu inceleme, Almanca olarak Kasım 1930 yılında Viyana doğumlu, Viyanalı inşaat şirketi
denetçisi/mümessili Guido Walcher tarafından Tahran'dan yazılan ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden elde
edilen bir rapora dayanmaktadır. Raporun 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı veya Büyük Buhran sonrası ele
alınması dikkat çekicidir. Guido Walcher’ın iddialarına göre mali kurumlara hâkim, altın piyasasını idare eden
altın ve para piyasasını ellerinde tutan Yahudi finans gücüne ve Yahudilerin finanse ettiği büyük sermayedarlar,
özel bankalar, holdingler ve bunların temellüklerine karşı yazılmış olan Rapor, Walcher tarafından, o tarihte
bütün devletler ile Milletler Cemiyeti’ne gönderilmiştir.
Raporda, altın para birimi sistemi eleştirilmekte, insanlığın o günkü yüksek oranda işsizliğin, fakirliğin,
suni pahalılığın ve dünyadaki bütün sefaletin, devletlerin, vatandaşlarının alın terinin, yeraltı zenginliklerinin
soyulmasının, insanlığın, makro ve mikroekonominin gelişmesine, girişimciliğe engel olan sebepleri ortaya
koymaya çalışmakta ve bunlara çözüm önerileri sunmaktadır. Bir arşiv belgesi olarak siyasi tarih açısından önem
arzeden raporun ele alınmasındaki esas amaç, bu raporda iddia edilen ekonomik tespitlerin bir tutarlığının olup
olmadığı ve para- finans konusunda sunduğu çözüm önerilerinin bir değer ifade edip etmediğini uzmanlarının
müzakeresine açmaktır.
Anahtar kelimeler: Altın para birimi sistemi, finans sistemi, ücret değeri, ortak para, takas, işsizlik, borç.
THE SYSTEM OF GOLD STANDARD ACCORDİNG TO REPORT OF GUIDO
WALCHER IN 1930: ITS EFFECTS AND PROPOSED SOLUTIONS
Abstract
This study is based on a report written in German language in November 1930 in Terhan by the
representative of a construction company from Vienna, Guido Walcher. It is important to note that the report was
written just after the start of the great depression of 1929. According to Guido Walcher's allegations The report
was written against the unjust ownerships and control by the Jews of the financial institutions, gold and capital
markets, big share holders, private banks and companies. This report was sent to all states, governments and the
League of Nations. The report which is criticised the gold standard, poverty, unemployment, artificial inflation,
World-wide desperation of the people and so on, that they were seen as the main obstacles in front of
development of entrepreneurship. The report also provided with some solutions for the abovementioned
problems. The main purpose of the report as an archive document, which is of considerable importance in terms
of political history, is whether there is a consistency of the economic detections alleged to this report and
opening the negotiations of experts to see if the report suggests that the proposals for money-financing are
worthy.
Key Words: Gold standard, financial system, common currency, swap, exchange, unemployment, debt.
Giriş
Bu inceleme, Almanca olarak Kasım 1930 yılında denetçi Guido Walcher tarafından Tahran'dan
yazılan ve Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi’nden elde edilen bir raporun ele alınmasıdır. Guido
Walcher, yazdığı raporunda, birtakım iddialar yer almaktadır. Walcher tarafından, o tarihte bütün
devletler ile Milletler Cemiyeti’ne gönderilmiş olan Raporda, mali kurumlara hâkim, altın piyasasını
idare eden altın ve para piyasasını ellerinde tutan Yahudi finans gücü ve Yahudilerin finanse ettiği
büyük sermayedarlar, özel bankalar, holdingler ve bunların temellükleri tenkit edilmekte ve buna karşı
çözüm önerileri öne sürülmektedir.
Altın para birimi sisteminin eleştirildiği ve bu sistemden mutlaka vazgeçilmesi gerektiği
152
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
vurgulanan Raporda, yüksek oranda dünyadaki o günkü işsizliğin, fakirliğin, suni pahalılığın ve bütün
sefaletin, devletlerin vatandaşlarının alın terinin, yeraltı zenginliklerinin sömürülmesinin, insanlığın,
makro ve mikroekonominin gelişmesine, girişimciliğe engellerin sebepleri ortaya konmaya
çalışılmakta ve bunlara karşı çözüm önerileri sunulmaktadır. Bütün bu idialar Guido Walcher’i
bağlamaktadır. Bizim açımızdan bir siyasi tarih arşiv belgesi olarak önem arz eden raporun ele
alınmasındaki esas amaç, her ne sebeple olursa olsun, o tarihler için bu raporda iddia edilen ekonomik,
finansal tespitlerin bir tutarlığının olup olmadığı ve altın para, finans konusunda sunduğu çözüm
önerilerinin çözüm getirici bir değer ifade edip etmediğini para-finans uzmanlarının görüşlerine
açmaktır.
Bilindiği gibi Altın para sistemi 1816 yılından itibaren kesintili olarak uygulanmıştır.
Dönemleri şu şekilde sıralayabiliriz: 1.Dönem: 1816-1930, 2.Dönem: Buhran Dönemi-1944, 3.
Dönem: 1944-1971. Altın para sistemi günümüzdeki kâğıt para sisteminden tamamen farklı bir
sistemdir. Zira bu sistemde para olarak kullanılan altın madeninin bizatihi kendisinin bir değeri
vardır. Ne var ki, altın para sisteminin de farklı uygulamaları olmuştur. Örneğin, altın sikke
sisteminde banknotlar yüzde yüz altın sikkeler ile değiştirilmekteydi. Banknotların altına
dönüştürülmesinin sınırlandırılması için altın külçe sistemi uygulanmıştır. Altın para sisteminin diğer
bir uygulama şekli ise, ulusal paraların doğrudan altınla tahvil edilmesi imkânının sınırlandığı altın
döviz sistemidir.
Altın para sistemi, kâğıt para sisteminde uygulanan sabit döviz kuru rejiminin en iyi şekilde
temsil eden bir para sistemidir. Ülkelerin sabit döviz kuru rejimine geçiş sebepleri arasında döviz
kurundaki dalgalanmayı minimize etmek, dış ödemeler dengesizliğini gidermek, dış ödemelerden
kaynaklanan (ithalat) enflasyonu önlemek ve ülke parasının değerinde meydana gelen dalgalanmayı
önlemek vardır.
Altın para sisteminin başlıca amaçları ise; ülkeler arasındaki ödemeler dengesizliklerini
gidermek, tüm ulusal paraların bağlı olduğu bir değer ölçüsü oluşturmak ve uluslararası ticarette ve
ödemelerde serbestliğin sağlanmasıdır. Ulusal paraların bir altın karşılığının olması, merkez
bankalarının karşılıksız para basmalarını engelleyen önemli bir durum olarak değerlendirilebilir. Ne
var ki, kısmî rezerv bankacılığının gelişmesiyle birlikte, bankalar (başlangıçta sarraflar) kendilerine
emanet edilen altınlardan daha fazla kâğıt parayı piyasaya sürerek sistemi zayıflatmışlardır. Büyük
Buhran öncesinde ABD’nin de dâhil olduğu I.Dünya Savaşı’nda ülkeler savaş ekonomisine bağlı
olarak birçok sorunla karşılaştılar. Savaş sonrasında ise, ulusal paraların tekrar altına bağlandığını
bir dönem yaşanmıştır. Altın standardında, serbest ticaret ve dış dengenin öncelik olarak görülmesi iç
dengeyi hep ikinci plana itmiştir. Ancak, altın para sisteminde bazı ülkelerin paralarının aşırı talep
artışı nedeniyle suni olarak değerlenmesi sistemden çıkmalarına neden olmuştur. Örneğin, İngiltere,
rezervlerine olan talepten dolayı Sterlin aşırı değerlenmiş ve İngiltere dış ticaret açığı verdiği için bu
sistemi terk etmiştir. Altın para sistemine geçişte varsayılan dış dengesizliklerin otomatik olarak
denkleştirileceği yönündeki beklenti, dış ticarete yapılan müdahaleler neticesinde gerçekleşmemiştir.
ABD’nin 1920’lerin sonunda, Büyük Buhran’da bu sistemde ısrar etmesi krizi derinleştirmiştir.
Friedman ve Schwartz’ın Amerika’nın Parasal Tarihi çalışmasında parasal faktörlerin reel etkileri
olduğunu iddia ederler. Friedman ve Scwartz’a göre uygun bir para politikası uygulanmış olsaydı,
kriz derinleşmeden önlenebilirdi. Büyük Buhran bilindiği gibi fiyatların düştüğü, kârların azaldığı,
firmaların iflas ettiği, borsanın çöktüğü bir kriz dönemidir. Friedman ve Schwartz kriz öncesinde
genişletici bir para politikasının reel etkiler meydana getireceğini, enflasyonu artırmayacağını iddia
etmişlerdir.
Büyük Buhran’ın başladığı yıllarda bu raporu kaleme alan Guido Walcher’dan da bahsetmek
gerekir. Guido Walcher’ın bizzat kendisi tarafından 20 Nisan 1938'de kaleme alınan özgeçmişinde
anlattığına göre Walcher, eski bir memur ailesi olan Aryan ailesindendir ve Avusturya vatandaşıdır. 30
Kasım 1893'da Viyana'da doğdu ve aynı zamanda orada evlendi. Viyana'daki Bölge Öğretmen Okulu
(Landeslehrerseminar) 'da üç yarıyıl boyunca eğitim aldı. Viyana Ticaret Akademisi'nde (Wiener
Handelsakademie) bir kursu tamamlayarak 1923'te denetçi sınavını kazandı ve École du Génie’de
ticaret mühendisliği diplomasını (Diplome d inventenieur commercial) edindi. 1912'den I. Dünya
Savaşı'nın başlangıcına kadar, dil becerilerini geliştirmek için Fransa ve İngiltere'de gönüllü olarak
153
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
bulundu. Rus ve İtalyan cephelerine katıldığı I. Dünya Savaşı'nın sona ermesinden sonra, 1 Ocak
1920'den itibaren Viyana'daki Brüder Redlich & Berger inşaat şirketinde çalışmaya başladı. Burada,
1924'ün sonuna kadar çalıştı. 1924 yılı sonlarından Haziran 1929 yılına kadar, Berlin, Julius Berger
Tiefbau A.Ş.'nin inşaat firması için Brasnov, Romanya'da firmanın inşaat bölümünde (Baudirektion)
şef (kaufm. Leiter) olarak çalıştı. Kısa süre Berlin'deki söz konusu firmanın merkezinde denetçi olarak
çalıştıktan sonra İran Tahran'a taşındı. Orada firmanın ofislerinden sorumlu olarak görevine başladı ve
1931 sonbaharına kadar bu görevinde kaldı. Yahudi altın para sistemine (das jüdische Gold-GeldSystem) ve uluslararası finans sahibi Yahudilere (Finanzjudentum) karşı sözkonusu yazıları yazdığı ve
bu iddianameleri rapor halinde Cenevre’de bulunan Milletler Cemiyeti Meclisi’ne ve Tahran’daki
çeşitli hükümetler temsilcilerine gönderdiği için Guido Walcher’in sözleşmesi iptal edildi ve işini
kaybetti. Walcher, Avusturya'ya döndükten sonra, Nazi Partisi (NSDAP) üyesi oldu. Kalıcı bir
pozisyon olmadığından, 1923'te edindiği belgeyi kullanarak bir muhasebeci olarak çalışmaya geri
döndü. Bununla birlikte, o güne kadar, tekrarlanan girişimlere rağmen, bir muhasebeci olarak ne
mahkemeler tarafından bir vekâlet edinebildi ve ne de devlet mâlî yetkilileri (Finanzlandesdirektion)
vasıtasıyla muhasebeci olarak bir görev alabildi. Yahudi mâlî sistemin (jüdische Finanzsystem) sebep
olduğu ekonomik zararı ortaya koymaya çalıştığı Aryan gazetelerinde denemeleri - Nazi Partisi
yasaklanana kadar- tekrar tekrar yayınlanması sebebiyle, her şeyden önce neredeyse tamamen Yahudi
elinde olan ticaret ve sanayi toplulukları (Handels-und Industriekreisen) tarafından boykot edildi ve bu
yüzden bir muhasebeci olarak bir iş bulamadı ve işsiz kaldı. Guido Walcher, belediye veya eyalet
hükümetiyle bir muhasebeci veya denetçi olarak beceri ve deneyimlerine uyan kalıcı bir pozisyon elde
etmek ümidiyle, 1933-1938 yılları çeşitli orta boy Aryan firmalarında boğaz tokluğuna denetim işinde
çalıştı. (Resume of Guido Walcher, 2017 CRT, 2016: 1315: 15-16, 24).
Raporda Yahudiler, Yahudi finans gücü ve Yahudilerin finanse ettiği büyük sermayedarlar, özel
bankalar, holdingler, mali kurumları ellerine almış ve altın piyasasını idare eden, altın ve para
piyasasına hâkim insanlar olarak tanımlanmaktadır. Walcher, söz konusu raporu, bunların haksız
temellüklerine karşı yazmış olduğunu ve o tarihte bütün devletler, hükümetler ile Cenevre’de bulunan
Milletler Cemiyeti Meclisi’ne gönderdiğini belirtmektedir. Raporda, altın-para birimi sistemi
eleştirilmekte, insanlığın o günkü harabe halinin, işsizliğin, fakirliğin, suni pahalılığın ve dünyadaki
bütün sefaletin, devletlerin, vatandaşlarının alın terinin, yeraltı zenginliklerinin sömürülmesinin,
insanlığın, makro ve mikroekonominin gelişmesine, girişimciliğe engel olan sebepleri ortaya konmaya
çalışmakta ve bunlara çözüm önerileri getirilmektedir. Yahudileri, "istedikleri hükümeti batıran,
yüksek oranda faizlerle iş gören" olarak tanımlayan rapor, bütün Yahudilerin yaptıkları işlerden elde
ettikleri kazançları iade etmelerinin ve kendilerinin de mahkemede yargılanmalarının elzem olduğunu
yazmaktadır. Almanca olarak İran’ın başkenti Tahran'dan yazılan, 28.12.1930 tarihinde Türkiye
Hariciye Vekaleti'ne de gelen Guido Walcher imzalı, Kasım 1930 tarihli rapor, Başbakanlık
Cumhuriyet Arşivi BCA'nde bulunmaktadır.BCA: 30.10/180.243.6/20733).
Şirket denetçisi Guido Walcher, raporu, Yahudi mali gücüne karşı dava açılmak üzere kaleme
aldı. Gerekçe olarak da bu raporu “onların sadece her bir devlete ürün imalatı vs. için borç senetleri
mukabilinde altın tahvili almaları ve bütün faiziyle geri ödettirdikleri için değil, aynı zamanda bütün
insanlığı altın parayla ki bunun sayesinde ödünç verilen parayla üretilmiş ürünleri haksızca temellük
ettikleri ve böylece tüm faiziyle beraber her bir tahvil için iki katıyla geri ödettirdikleri için Yahudi
idaresinde olan veya bir Yahudi müstear/takma ismiyle finanse edilen muhtelif büyük sermayedarlar,
özel bankalar, holdingler vs. dünya milletlerini dolandırdığı için” yazdığını ifade etmektedir.
Walcher Raporu, 1930: I.
Walcher, ispat noktasında şu delilleri ileri sürmüştür: Birçok devlette, Yahudi finans gücünün
tesiriyle ve spekülasyonuyla para birimi olarak altın kabul edildi. Her devlet ancak elindeki altın kadar
para (mübadele vasıtası) tedavüle çıkarabildi. Zaman geçtikçe belirlenen altın rezervi tedavüldeki
paranın 1/3`üne indirildi. Bugünkü 1930 finans sisteminin değişik ve uç doktrinleri sebebiyle,
insanları, paranın, ancak mukabilince altın mevcudiyetinde bir kıymeti olduğuna ikna ettiler. Bunun
neticesinde de sözde altın değeriyle aldatılan herkes, eğer emeklerinin karşılığı yani ücretleri altınla
veya mukabilince altın bulunan parayla ödenmediği takdirde herhangi bir ücretli işte
çalışamayacaklarına inandı. Zira yeterli iş imkânı bulunmasına rağmen ellerindeki para mukabilince
altın rezervi olmadığı için, işleri kontrol altına alamayan devletler, altın namına ne varsa alıp toplayan
154
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
Yahudi finans gücünden yüksek faizle altın alarak borçlandılar. Bu borçlar, yine altınla ödenecek,
yoksa yeni üretilen değerlerle (altın yerine geçen bir değerle) değil. Walcher Raporu, 1930: I-II.
Tabiat kanunları icabı insan, eğer bir değer, para veya para yerine kullanılabilecek başka bir ödeme
aracı (ikame; para) ötekinden daha değerli ise sadece bir tane yeni değer (mübadele vasıtası) ihdas
edip kullanabilir. Onun için eski değere dokundurmadan (yardımcı vasıta/para) yeni bir değer ihdas
etmek mümkün değildir. İnsan böylece yeni değer olan altına borçlanmaya mecbur kalınca borç aldığı
altının bedelini onun kıymetine karşılık olan bizzat altınla değil ama yeni değerle de ödeyebilir. Şayet
insan bu borcu aynen altınla ödemeye icbar edilirse o zaman ya tekrar altınla borçlanacak veya ilk
borcunu ödeyebilmek için elindeki yeni parayla kâfi altına sahip bulunan başka bir devletten altın satın
alacak. Ama diğer devletlerin ekseriyetle kâfi miktarda altın rezervleri bulunmadığından, bu borç
istenen devlet de, istenen miktarda altını yine Yahudi finans gücünden borç olarak almaya mecbur
kalacak. Walcher Raporu, 1930: II.
Walcher, şu örnek ile bu iddialarını daha açık ifade etmeye çalışmıştır: Meselâ “A“ devleti,
piyasaya daha fazla para sürebilmek için altın para birimi sisteminden ötürü altına borçlanmalı.
Devlet, bu parayla halkının pek çok işini/problemlerini halledip madenlerini işletir (mesela makineler).
Böylece devlet, aldığı borç parayı altın olarak geri ödeyebilmesi için ya tekrar borçlanması veya
ürettiği makineleri/ürünleri başka bir devlete ihraç etmesi lazımdır, zira finansörler/sermayedarlar,
ödeme vasıtası/para olarak makineleri değil de sadece altını kabul etmektedirler. “A” devletinin
makinelerini/mallarını ihraç etmek istediği “B” devleti de makinelerin bedelini ödeyecek altın eşdeğeri
yeterli paraya sahip değildir. Bunun neticesinde “B” devleti de aynen “A” devleti gibi Yahudi
finansörlerden faizle altın borç almaktadır. “B” devleti, “A” devletinden satın aldığı makinelerin
bedelini, nakit parasıyla satın aldığı altınlar sayesinde nihayet altın olarak ödeyecek durumdadır. Lakin
“B” devleti, bunun için Yahudi finans gücüne aynı miktarda altınla borçlanmıştır ki bunu da ancak
yeni bir borçla ödeyebilmektedir. Şayet yeniden borçlanmaz ise, bedelini ödeyemediği makinalar,
Yahudi mali gücünün eline geçmektedir. Yahudi finans gücü, her verdiği tahvil/borç için faiziyle
birlikte böylece iki defa kazanmaktadır. Şöyle ki: ”A” devleti sayesinde altın, “B” devleti sayesinde
altın veya ödeyemediği takdirde mukabil ikameler/paralar ellerine geçmektedir. Böylece devletler,
vatandaşlarının alın terinin/performansının semeresi ve kendi yeraltı zenginlikleri, Yahudi finans gücü
tarafından, bugünkü 1930 altın para birimi sisteminden ötürü aldatılıp sömürülmektedir. Walcher
Raporu, 1930: III.
Walcher, yukarıdaki gerekçeleri ve iddiaları üzerine bir dava dilekçesini yazmıştır. Gerekçeler
ve iddialardan ötürü bu altın para birimi sistemi hakkındaki iddialarının doğruluğunun “yeminli,
Yahudi olmayan bilirkişiler tarafından tetkik ve tahkik edilmesi, Yahudi finans gücünün derhal
mahkûm edilmesi ve dolandırdıkları bütün devletlere altınlarını faiziyle birlikte geri ödemeleri
maksadıyla” “Altın para sisteminin derhal kaldırılmasını ve makul olmayan doktrinlerini yayan ve
insanlığı kendi aralarında ve birbirlerine karşı kışkırtan basının müsadere edilmesi/el konulması için”
müracaat etmiştir. Adli tahkikatın hemen başlatılması ve bilhassa bunun için teşkil edilecek yüksek
mahkeme heyetinin sırf bütün Yahudi olmayan milletlerden teşekkül edilmesini rica etmiştir. Her bir
hâkim ve bilirkişinin, Yahudi veya değil, o ana kadar hiç bir kimseden rüşvet almamış olduğuna ve
almayacağına yemin etmesini de şart koşmuştur. Tahkikatın seyrinin, Yahudi olmayan yeminli
kişilerden müteşekkil hususi bir muhabere dairesi/basın odası tarafından bütün dünyaya ilan
edilmesini ve insanlığın, Yahudi haber ajansları tarafından yayılabilecek yalan yanlış haberlerle
aldatılıp spekülasyon/vurgunculuk yapılmasının ve ifsat edilmesinin (algı operasyonu yapılıp yanlış
kamuoyu oluşturulmasının) muhakkak önlenmesini talep etmiştir. Bütün devletlere arz edilmek üzere
birer nüsha gönderilmesi ve kendi halklarının refah ve huzuru için hemen teşebbüse geçmeleri
ricasıyla Tahran’da İnşaat Konsorsiyumu temsilcisi olarak aşağıdaki özel raporu kaleme almıştır.
Walcher Raporu, 1930: IV.
Rapora Göre İşsizliğin Ve Ekonomik Krizlerin Gerçek Sebebi: (Altın) Para Birimi Sistemi
Raporda Walcher’ın belirttiğine göre dünyanın bütün siyasi partilerinin, birbirleriyle, kendi
taraftarları için en iyisini elde etmek gayesiyle mücadele ettikleri bir gerçektir. Bunlar, şu veya bu
partinin elde etmiş olduğu bazı küçük başarılarla şaşkın ve yorgun olarak sürdürdükleri bu daimi
mücadelelerinde yine sadece kısmi başarılar elde edebilmek için kuvvetlerini dağıtırlar/zayıflarlar. Bu
siyasiler, tekrar seçilebilmek uğruna meselenin asıl sebebini, bütün dünyadaki bu işsizlik ve sefaletin
155
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
kaynağını görmüyorlar ki bu da her devletin bir meta`a istinat eden altın para birimi sistemidir-zira
altın veya gümüş neticede bir ticari maldan başka bir şey değildir-. Belki bazı partiler bunun hakkında
fikir yürütmüşlerdir ama her ne hikmetse meselenin özünü hâlâ tamamen idrak edemedikleri
anlaşılmaktadır. İşsizleri istihdam için en büyük engel olan altın para birimi ilga edilmelidir.
İnsanlığın, makro ve mikroekonominin gelişmesine sadece ve sadece bu engel olmaktadır. Altın yerine
başka bir para kullanmak sebebiyle hayat/maişet sunî olarak pahalandırılmıştır. Walcher Raporu,
1930: 1.
Şayet üretim masrafları da insanların alım gücünü gittikçe azaltacak şekilde artmaya devam
ederse fabrikalar da işçi çıkararak tasarruf etmekle, rasyonelleşme vs. yoluyla üretim masraflarını en
azından kendilerini kurtaracak kadar kâr ederek azaltacaklardır. Kendilerinin ve elamanlarının bir
kısmının günlük ihtiyaçlarını ancak böyle temin edebileceklerdir. Böylece istemeden işsiz kalanların
alım gücü daha da düşecek ve işsizlerin sayısı gün be gün artacaktır. Şayet bunun önündeki en büyük
engel olan altın para birimi ilga edilmez ve meselâ saat ücreti veya başka bir yeni ortak para birimi
ihdas edilip ikame edilmez ise işsizlik daha da büyüyecektir. Ama altın para birimi iktisadi hayata
niçin bu kadar olumsuz tesir etmektedir? Her akıllı insan bunu, selim bir tefekkürden sonra
bulabilmelidir. Walcher Raporu, 1930: 2.
Walcher, bunun sebeplerini şöyle açıklamaktadır: Altın para kullanan her hangi bir devleti ele
alalım. Devletler kanunu ve milletlerarası mutabakatlara binaen şu anda (1930) tedavüldeki kâğıt
paranın (mübadele vasıtası) asgari 1/3`ü altın rezervine sahip olmalıdır. Tekrar altın mukabili alınacak
döviz para, burada her hangi bir kıymete haiz değildir. Mühim olan tedavüldeki mübadele vasıtasının
altın rezervine bağlılığının sınırlandırılmasıdır. Altın da diğer metaller gibi değeri arz ve talebe bağlı
bir mal olduğu için, sadece altın paranın değerini değil, tedavüldeki diğer mübadele vasıtalarının
(paraların) değerini de etkilemektedir. Devletlerin çoğunda, vatandaşlarına lazım miktarda mübadele
vasıtasına denk gelecek şekilde harcayacak kadar altın yoktur. Yürürlükte olan ve olmayan işlemler,
kısmen faydalı olup sadece göstermektedir ki altın rezervi lüzumsuzdur. Walcher Raporu, 1930: 2.
Amerika ve Fransa’daki altın borçları, yalnız bazı devletlerin tedavüldeki kâğıt para miktarı
sınırlamasına katkı sağlamaktadır. Böylece bu devletlerin para ihtiyacını karşılamak için ki bu,
insanların çoğuna nazaran muhakkak altın rezerviyle kapatılmakta, altına yöneltilmektedir. Bu da,
altın sahiplerinden yüksek faizle altın borç almaya mecbur oldukları yanlış ve fasit inançları
tahrik/takviye etmektedir. Kendisine %5 faizle borç altın alan mağdur devlet, 20 sene sonra sadece
borç aldığı ana altın miktarını geri ödemeyecek, aynı zamanda faizi kadar altını da ödeyecektir.
Mağdur devlet, şayet bu kadar değerde parayı sağlayamaz ise -ki bu pahalılıkta imkânsız gibidir-,
borçlarını hep yeni borçla kapatmaya uğraşacağından hiç bir zaman ödeyemeyeceği için, borç veren
altın sermayedarlarına teslime mecbur kalacaktır. İşlerin bu raddeye varması istenmiyorsa, o zaman
altın para(birimi) ilga edilmelidir. Her parlayan altın değildir. İnsanların gözleri kamaşmış olup, hakiki
sebepleri görememektedirler. Peki, altının yerine para olarak ne ikame edilecek? Sadece ve sadece,
meselâ bir saat ücreti değeri. Bunun değeri sabittir ve değişmemektedir. Bu durum, emek arz ve
talebine binaen ücret ölçeği olarak da sabittir. Para, muhtelif iş performansları ve mal/ürün satışlarının
arasında sadece bir mübadele vasıtası vazifesi ifa etmelidir. Ahşap/tahta, altın, gümüş ve kâğıt
şeklinde veya her ne şekilde olursa olsun mühim değildir. Hakiki değerleri/işleri sırf -zihnî veya
maddî- iş performansları teşkil etmektedir. Aslında altını ve insanın her ihtiyacını, üretilen iş ve değer
karşılamaktadır, aksi değil. Walcher Raporu, 1930: 3.
Binaenaleyh, bir para birimini, kâğıt para miktarını her zaman sunî olarak azaltılıp
çoğaltılabilecek bir ticari mala bağlamak cinnettir! Eğer bir para biriminin esası/kur temeli, kıymeti
değişken bir ticari mal ise, kıymetinin zamanla sıfırlanmaya mecbur olduğuna yeterli örneklerimiz
vardır. Sadece gümüş para biriminin iflasını ve sebep olduğu enflasyonu düşünmek gerekir. Sabit ve
muhkem bir para birimi isteniyorsa, kur esası olarak meselâ emek saati ücreti ihdas edilmelidir. Bu,
her ülkenin nüfusuna ve üretimine/millî hasılasına göre ayarlanmalıdır. Ayarlanan birimlerin kendi
değeri ise her zaman aynı ve sabit kalacaktır. İnsanlar, çalıştığı işin vasfına/kalitesine göre de daha az
veya daha çok birim kazanıp harcayacaklardır. Para (mübadele vasıtası) sadece piyasadaki alış-verişi
kolaylaştıran bir araçtır. Ama bu paranın altın vs. bir mal ile dengelenmesine/rezervine ihtiyaç da
yoktur. Zira bunun, insanların performansıyla/üretimiyle zaten bir karşılığı bulunmaktadır. Bir insan,
yaptığı işin karşılığında bir bedel talep edecektir. Devlet, bir şirket sahibine malının kıymetince kendi
156
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
(para) birimiyle mal vermeyi taahhüt ettiği takdirde, bu belirlenen birim, para vazifesini görüyor
demektir. Paranın gayesini iyi düşünmek gerekmektedir. Bir iş yapınca maişetini/nafakasını temin için
yaptığı işe mukabil, bir bedel/ücret talep edecektir. Para yerine -eskiden olduğu gibi- ücret/bedel
olarak ekmek, elbise, mesken vs. de vermek mümkündür. Simdi çok fazla muhtaç olmadığı için, eline,
yaptığı işin bir kısmına mukabil bir mübadele vasıtası/para verilmek gerekir ki bu parayla emeğine
mukabil daha sonra ihtiyaç duydukça aynı kıymette ekmek, elbise vs. ile mübadele/alış-veriş etmek
mümkün olsun. Paranın, ancak böyle bir mübadele vasıtası olması gerekmektedir. Walcher Raporu,
1930: 4. Bu para, zaten, insanların emeklerinin karşılığıdır. Bundan ötürü, parayı ikinci bir meta`
(meselâ: altın) ile teminat altına almanın gayesi nedir? Aynen şöyle ki: Bir devlet, 1930 elindeki
kâğıt paraları/banknotları altına tahvil edeceğini temin/garanti ediyor ki aslında hiç mümkün
olmayacaktır. Zira bu banknotları günün birinde geçersiz ilan edecektir. Çünkü devletler kanununca
takdir edilen miktarda altın rezervi mevcut değildir. Bu devlet, aynı şekilde kendi halkına garanti
edebilir ki, nüfusuna göre yeni tayin ve tab` ettiği birimleri, ister mal, arsa veya isterse performans
şeklinde tahvil edecektir. Burada, paranın karşılığı her halükârda tam mevcuttur lâkin altın para
biriminde asla değildir. Diğer devletler, bu ifsat edici ve iflas etmiş altın para doktrininden bizatihi
vazgeçmedikleri müddetçe yeni para birimini geçici de olsa hemen tanımayacaklarına binaen, yabancı
devletlerle alış-veriş mukabilinde altın rezervi mevcut ürünlerle de tatbik edilecektir. Bundan ötürü
geçici olarak yurtiçi ve yurtdışı para birimi diye iki sınıf ödeme şekli icap edecektir. Yurtdışı para
birimi, ihraç için belirlenen mallar ve boşalan altın rezervleri ile; yurtiçi ise iç ve dıştaki üretilmiş/kârlı
işlerle karşılanacaktır. Eğer devlet, bizzat veya ortaklaşa elektrik santralleri inşa ederse, hiç kimse,
bunun hiç bir kıymeti haiz bulunmadığını iddia edemez. Bunu iddia eden kişi, sadece, herkese kendi
bilgisizliğini açığa vurmuş olur veya insanlığı, yalnız mukabilince altın bulunan alış-veriş vasıtalarının
bir kıymete sahip bulunduğu saptırıcı ve ifsat edici doktrininden kopmamaları için saptırmaya ve
ifsada devam edecek demektir. Walcher Raporu, 1930: 5.
Guido Walcher’ın tespit ve iddilararına göre insanların çalışma imkânları, işleri, nihayetinde
yine altın rezervlerine bağlı paraya mahkûm/bağlı olduğu için ellerinden alınmış oldu. İnsanlık, yeni
istihdam imkânları açmak için altının değil de, bilakis bizzat işin gerekli olduğunu idrak ettiği an,
bütün işsizlik meselesi hemen bitmiş olacaktır. Onun için, fabrikaları tam kapasiteyle çalıştırmak,
halkın satın alma gücünü yükseltmek, ticari hayatı ve seyahati teşvik ve takviye etmek, işsizliği
tamamen azaltıp bitirmek ve vergileri asgari seviyeye indirmek isteniyorsa, o zaman, mümkün olan en
hızlı bir şekilde altın para biriminden vazgeçmek gerekmektedir. Zira insanlığın 1930’lu yılların
harabe halinin, işsizliğin, pahalılığın ve dünyadaki bütün sefaletin yegâne sebebi budur. Walcher
Raporu, 1930: 6.
Ölçü ve ağırlık sistemlerinde, o ölçünün, sabit ve değiştirilmesi mümkün olmayan bir büyüklük
olduğu tabii kabul edilirken, para sistemlerinde ise değişken bir kıymet birimi tatbik edilmiştir. Para,
bütün malların mübadele değerlerini karşılayan bir ölçü olmalıdır. Mübadele/değiş-tokuş aracı olarak
da mesela avcı kabilelerde hayvan kürkleri, Asya ve Afrika`daki kabilelerde tuz tahtaları, Asya
bozkırlarında çay keçileri, Afrika`da fildişleri, göçmen kabilelerde davarlar/hayvanlar ve Avrupa’da
altın, gümüş, kâğıt, çinko vs. kullanılmıştır. Görüldüğü gibi mübadele vasıtaları, başkalarına kolayca
intikal edebilir ve çoğunlukla değerli olmayan yardımcılardır. Ne var ki, bir malın veya işin değeri,
kıymeti her an değişebilen başka bir mübadele vasıtasıyla ölçülmektedir. -1930’lu yılların- para
sistemi, değişmez ortak bir temel ölçekten tamamen mahrum bırakılmıştır. İnsan bu yıllarda bir metre
kumaşla kıymetine göre/oranla aynı uzunlukta tel, ahşap, kâğıt vs. değiş-tokuş/takas edebilmektedir.
Birim ölçek/oran ki metre, hep aynı kalıp sadece eşya/madde değişmektedir. Peki bu yıllardaki değer
ölçeği nasıldır? Avupa’nın ortak bir para birimi yok ve niçin? Çünkü insanlar/Yahudi finans gücü,
sözde para birimini belirli miktarda altına bağladı. Zira bu birimin değeri altın rezervlerine göre
yükselip düşmektedir. Bu derece değişik tesirlere maruz bir para, asla ortak bir ölçü olamaz. Şayet
insan, yarın elinde kâfi miktarda metre (uzunluk ölçerleri) bulunmadığından talebi karşılayamadığı
için “metre”yi (uzunluk ölçme birimini) değiştirmeye kalkmış olsa ne büyük fitne, huzursuzluk vs.
çıkardı! Ve ağırlık ölçüsü birimi “Kilogram”’ı, tedavüldeki ağırlıklara (demir vs. kütlelere) bağlı
kılmış olsaydı netice ne olurdu? İnsanlığın, mübadele ölçü birimi “para”yı, sözüm ona bir ticari mala
(altına) bağlamış olması ne büyük bir körlük/gaflettir. Bir taraftan, sırf bu altın sayesinde nice
çalışmayan insan zenginliğini katlarken diğer taraftan, nice didinip duran insan, emeklerinin sürekli
157
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
olarak artan enflasyon nedeniyle boşa gittiğini çaresizce seyretmeğe mecbur kalmaktadır. Herkesin,
yaptığı işin ücretini/karşılığını sabit bir (para birimi) değeriyle alma hakkı bulunmaktadır. Kimi insan
zekâsı, kimi insan da bilek gücü ile az çalışan az; çok çalışan çok kazanacaktır. Burada isçi, memur,
fabrikatör, münevver veya sanatçı olup olmadığı tamamen eşittir. Mühim olan ve aslolan işin/alın
terinin nasıl ölçüldüğüdür. Kömür, taş, altın, gümüş vs. için ağırlık ölçüsünün “kilo”; veya çeşit çeşit,
en ucuz ve en pahalı kumaşlar vs. için birim ölçek “metre” olduğu gibi, bu birim ölçek/ölçü herkes
için eşit olmalıdır. Walcher Raporu, 1930: 6-7. İnsanlar, ağırlık, uzunluk, alan ve bir cismin hacmini
ölçmek için değişmez/sabit birim ölçülere sahip bulunduğu gibi bir cismin/malın değerini ölçmek için
de değişmez ve sabit bir ölçek birimine muhtaçtır. Uluslararası ağırlık ve uzunluk sistemlerini,
herkesin kendi istediği şekilde değiştirmemesi için birimsel/üniformal tespit edildiği gibi, paranın
değerini ölçmek için de bir kıymet ölçüsü veya ölçü birimi tespit edilmesi ve devletin, bu tespit ettiği
para/kıymet biriminin her yerde tanınması için azami gayret etmesi gerekmektedir. Bir değiş-tokuş
vasıtası olan para biriminin, altın, gümüş, ahşap, kâğıt veya -her neyse- piyasaya çıkarılıp
çıkarılmadığı tamamen önemsizdir. Meselâ, ağırlık ölçen kütleler, pirinç, taş, altın vs.den de olabilir.
Esas olan, kanunen tespit edilmiş ve yaygın ağırlık üçlüsü birimine yani “kilogram”a devamlı riayet
edilmesidir. Bundan ötürü bir halk/devlet ne kadar çok çalışkan ve zeki ise o kadar çok
zenginleşmelidir. Dünya, insanlara yeterli iş imkânı sunmaktadır. Yeterli kaynak bulunmadığı için
otoban, HES vs. inşaatlarının durmak mecburiyetinde kaldığı hep duyulur. Eksik olan para değil
bilakis umumi olarak hukuken tanınmış değer/para ölçüsüdür. Bu mübadele vasıtası ile insanların,
kendi emeklerini bir mal ile başkalarının emekleriyle veya satacakları her hangi bir şeyle değiş-tokuş
edebilmeleri mümkündür. Bir insanın, bu yıllarda, mukabilince altın bulunmayan parası sebebiyle,
meselâ elmayı armutla takas edemeyeceğini iddia etmesini bir cinnet olarak değerlendirmek
mümkündür. Walcher Raporu, 1930: 8. Yani dünyanın, bu mübadele vasıtasının da bizzat bir
kıymeti harbiyesi, lüzumu konusuna ve bu paranın da mutlaka belli bir kalitede mala/altına bağlı
olduğuna inandırılmış olmasını düşündükçe şaşırıp kalmamak mümkün değildir. Bu durum, insanların
elinde yeterli mübadele vasıtası mevcut olduğu ve takas aracı olarak seçtiği altını da harcadığı
müddetçe iş gördü/yürüdü. Altının piyasadan yavaş yavaş çekildiği ve böylece insanlığın bu yardımcı
takas vasıtasından ötürü soyulduğu bu yıllar ise ister istemez şu kanaate varılır ki, insanlar kendilerini
çok uzun bir müddet kandırmıştır ve buna derhal bir çare bulmalıdır. Walcher Raporu, 1930: 9.
Görüldüğü gibi, para (birimi), geçiş devresi için yurtiçi ve yurtdışı ödemeleri diye ikiye
ayrılmalıdır. -Hiç de gerekmeyen- bütün acil lazım altın rezervleri ve yeni yurtiçi para vesilesiyle
boşalacak olan altınlar böylece yurtdışı ödemeleri ve borçlar için rezerve edilir. Yurtdışı ödemeleri
için elde kâfi miktarda ödeme vasıtaları mevcuttur. Yurtiçi para birimi ihdası nasıl olacaktır? Sadece
yardımcı mahiyette olan lüzumlu mübadele vasıtalarını piyasaya sürme hakkı önceden olduğu gibi
sadece devlete aittir 1930). 1930’lu yıllara kadar olduğu gibi; çiftçi veya fabrikatör değişik mallar
(evler, makineler, zirai ürünler vs.) üretmek için devlet hazinesine faizsiz borçlanacaktır. Üretimin en
önemli dalı ziraat/tarım, bundan dolayı ilk önce hayat için lazım mamulleri üretecektir. Tarlaları ekip
biçebilmeleri için çiftçilere verilecek olan geçici takas araçları, çiftlik sahipleri tarafından işçilere
dağıtılacaktır. Tarım işçileri bundan dolayı, kendi emekleri sayesinde üretilen malları (gıdaları) bu
geçici parayla satın alacak mevkie geçmiş olacaktır. Yani çiftçi, parasını geri almaktadır. Çiftçinin
emeğinin de bir karşılığı olması icap ettiği için arazi mahsullerinden, borç aldığı takas
aracından/paradan daha az harcayacaktır. Çiftlik sahipleri bir taraftan, başka mallarla (eşyalarla)
mübadele edebileceği bir miktar arazi mahsulünü/ürününü kendisi için ayırabilirken, diğer taraftan,
devletten borç aldığı parayı böylece tamamen geri ödeyebilecek bir duruma yükselmiş olacaktır.
Devletin basıp tedavüle çıkardığı alış-veriş vasıtasıyla/parayla geçiş devresi yolu, bu küçük örneğin
gösterdiği gibi sınai vs. diğer alanlar için de böyledir. Burada devletin, tedavüle çıkardığı paranın yine
kendisine döndüğü gayet açıktır ve bu tedavüldeki paranın miktarınca/mübadilince bir altın rezervine
de hiç ihtiyaç kalmamaktadır. Zira yapılan işlerin piyasa değeri, tedavüldeki bu paraların karşılığıdır.
Ülkede, yurtdışına ihraç edebilecek kadar mal üretilmeye başlandığı zaman, bunlarla ya yurtiçinde
üretilemeyen mallar alınır ya da diğer devletler aynı şekilde, böyle yeni bir para kullanana kadar takas
aracı olarak altın, sadece yurtdışı için ödeme vasıtası olarak devam eder. İnsanlar, kendilerini, sadece
mübadele vasıtasının/paranın bizzat altına bağlı kalma mecburiyeti sabit fikrinden kurtarmalıdır.
İnsanlık bu hakikati fark ettiği zaman her türlü işsizlik de son bulacaktır. Ama insanlık, kendisinin
aldatılmasına müsaadeye devam eder ve bu yıllardaki bozuk para birimi sisteminde inat ederse, o
158
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
zaman, işsizlik ve pahalılık günden güne daha da artacaktır. Dünyadaki altın rezervlerinin tamamını
ele geçirdikten sonra piyasadaki mübadele vasıtasının/paranın altınla teminatı doktrininin mucitlerinin
diğer bütün insanları kendilerine köle yapmayı hedeflediklerini keşfedene kadar, devlet iflasları
gündeme gelecek ve yüksek enflasyon birbirini takip edecektir. İşte bu sebepten ötürü, hâlâ zaman
varken, bu altın para birimi bir an evvel terk edilmelidir! Walcher Raporu, 1930: 9-11.
Sonuç ve Değerlendirme
Denetçi Guido Walcher’ın raporu, 1929 büyük dünya ekonomik bunalımının hemen akabinde ve
altın para sisteminin uygulandığı bir dönemde yazıldığı için son derece önemlidir. Guido Walcher altın
para sisteminin aksayan yönlerini açık bir şekilde özetlemiştir.
1944 yılında iktisadi ve mali bir sistem getiren kararların alınması ve 1971 yılında ABD'nin
doları altına endekslemekten vazgeçtiğini açıklamasıyla altın para sisteminin çökmesi, Guido
Walcher’ın 1930’da yazdığı raporunda ısrarla vurguladı “altın para sisteminden vazgeçilmesi”
yönündeki haklılığını ortaya koymuştur.
Guido Walcher’ın 1930’lu yıllarda hazırladığı raporda eleştirdiği ABD öncülüğünde kullanılan
klasik iktisat ekonomisi ve dünya ekonomik düzeni içerisinde altın para sistemi, meydana getirdiği
tıkanıklık ve krizlere yol açtığından dolayı 1971 yılında geçerliliğini yitirmiştir. Raporun yazıldığı
yıllarda ABD ekonomisinde meydana gelen büyük buhranı açıklayan ekonomistler, daha sonraki
yıllarda raporda sisteme yapılan eleştirilere benzer eleştiriler yapmışlardır. Mesela Keynes de,
ekonomik yapı ile ilgili yaptığı açıklamalarda altın para sisteminin yanlış ve kullanılmaz bir sistem
olduğu, krizler doğurduğu ve ekonomileri olumsuz etkilediğini açıklamıştır.
ABD ve diğer ülkeler genişletici para politikası uygulamamışlardır. Ulusal paraların altın
karşılığının olması -sabit döviz kurunun en iyi bir şekilde uygulanması- duruma göre parasal
genişlemeye gitmeyi önlemiştir. Ayrıca o dönemde Klasik İktisat yaklaşımının hâkim paradigma
olması, parasal genişlemenin aynı yönde ve oranda fiyatlara yansıyacağı kabulünü gerektiriyordu.
Halbuki paranın temel fonksiyonlarından biri mübadele işlevidir ve raporda da belirtildiği gibi
dolaşımdaki paranın bir altın karşılığının olması gereksizdi. Ayrıca, bazı ülkelerin ulusal paralarının
değerini bilinçli olarak düşük tutmalarına bağlı olarak dış ticaret fazlası vermesi altın stokunun bu
ülkeye doğru hareket etmesi anlamına geliyordu.
1944 yılında ABD’nin Bretton Woods kasabasında “Uluslararası Para Anlaşması”
imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre, 35 dolar 1 ons saf altın olarak belirlenmiştir. Diğer ülkeler de
paralarını belli aralıkta dolara sabitlemişlerdi. Bu sistem de doların devalüe edilmesi, likidite sorunu,
az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınma meselesi ve buna uygun para politikası uygulama
istekleri, dış dengesizlikler ve güven problemi yüzünden 1971 yılında terk edilmiştir. ABD ise 1973
yılında tekrar ulusal parasını devalüe etmiştir (43 dolar = 1 ons saf altın).
Ne kadar doların varsa o kadar eşdeğerde altının var demek olan altın para sisteminde ABD’nin
dolar basmaması sonucu ortaya çıkan 1929 dünya finansal krizi sonrası yapılan Guido Walcher’ın
analizini anlamak için, on dokuzuncu yüzyılın para tarihini anlamak önemlidir Diebold, Husted ve
Rush, 1991: 1254-1256. Paranın ancak altın karşılığı kadar olması gerektiğini savunan görüş, II.
Dünya Savaşı sırasında Temmuz 1944'te ABD'nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods'da Mount
Washington Oteli’nde düzenlenen Birleşmiş Milletler Para ve Finans Konferansı’nda, uluslararası
ticaret ve finans düzeni için alınan kararlarla oluşan ve iktisadi ve mali bir sistem getiren Bretton
Woods Sistemi ile değişmiştir. Konferansa katılan ülkelerin ortak bir para düzeni üzerinde
anlaşmalarına dayanan sistemin özünde, dünya para sisteminin altına endeksli tek para birimi olan
dolara bağlı olarak yönlenmesi vardır. Eğilmez, 2013.
Bretton Woods Sistemi veya düzeni başından sonuna kadar ABD’nin talepleri doğrultusunda
şekillenmiştir ve işleme konmuştur. ABD’nin isteğiyle getirilen Bretton Woods uluslararası para idare
sistemi ile, dünyanın önde gelen müttefik devletleri arasındaki ticari ve finansal işlemlerde uyulması
gereken kurallar belirlenmiştir. 44 farklı müttefik ülkeden 730 delegenin katılımıyla kurulan bu
sistemin en dikkat çekici yanlarından biri, ilk defa bu kadar geniş kapsamlı bir ekonomik ve siyasi bir
işbirliğinin temelinin atılmış olmasıydı. Bu sistem, dünya tarihinde ilk kez, bağımsız milli devletlerin
kendi aralarında ortak bir para düzeni üzerinde anlaşmaları sonucunda uygulamaya konulmuştur. Bu
159
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
konferansta altına dönüştürülebilen tek para biriminin dolar olmasına, diğer para birimlerinin
değerlerinin de dolara göre ayarlanmasına karar verilmiştir. 1 ons altın 35 dolara endekslenmiştir.
ABD, Bretton Woods ilkelerini kabul eden devletlere, getirdikleri altın karışlığında dolar vermeye
başlamıştır. Bu sayede artık Amerikan doları uluslararası bir rezerv fonksiyonu olarak görülmeye ve
diğer ülkeler Dolar-Altın değer eşitliği üzerinden kur stratejisi belirlemeye başlamıştır. Özdemir,
2015 Eğilmez, 2013.
Birleşmiş Milletler çatısı altında ABD’nin isteğiyle gerçekleşen Para ve Finans Konferansı’ndan
çıkarılabilecek en önemli sonuçlardan biri de, artık Büyük Britanya’nın siyasi ve ekonomik gücünü
ABD’ye devretmeye başlaması olmuştur. Bu bağlamda ABD’nin en büyük isteği ülkeler arasındaki
ticari sınırlamaların azaltılması, gümrük bariyerlerinin kaldırılması ve cari işlemler dengelerinde sorun
yaşayan ülkelere parasal fon sağlayacak uluslararası kuruluşların kurulmasıydı. Bu doğrultuda, bu para
sisteminin kurallarını belirleyen Bretton Woods Anlaşması ile, aynı zamanda yeterli sayıda ülke
anlaşmayı imzalamasıyla 1946'da faaliyete geçen Bretton Woods ikizleri Dünya Bankası ve
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) kurulması da kararlaştırılmıştır. Özdemir, 2015 Eğilmez, 2013.
Bretton Woods Konferansının amaçlarından birisi de kur savaşlarının sebep olabileceği dış
ticaret savaşlarını önlemekti. En önemli kaygısı ise tekrar Birinci ve İkinci Dünya savaşları gibi
felaketlere şahit olmamaktı. Bu da ABD’ye göre, Çıkarların Uyumu tezine uygun olarak devletlerin
ortak ekonomik çıkarlar ile birbirlerine adapte olmasına ve liberal bir ticaret politikasına dayanıyordu.
Bunun için de gümrük tarifeleri ve ticaret kotası konularında düzenlemeler yapılmıştır. Özdemir,
2015.
Bretton Woods düzeni 1960’ların sonuna kadar sürdürülebilir bir durumdaydı, fakat sistem,
dolar-altın üzerinde spekülasyonlara çok açıktı. Bu durum sık sık sorun çıkartmaya başlamıştır. Sistem
Dış Ödemeler konusunda da dengesizlikler meydana getirmiştir. Sabit kur rejimi, tüm para
birimlerinin dolara endeksli olması zamanla piyasalarda gerilim ve kriz meydana getirmiştir
Eichengreen and Temin, 2010. Vietnam Savaşı, yoksullukla mücadele, dolar üzerinde süren
spekülasyon, ABD dışındaki ülkelerde dolar miktarının artması ve bu sebeple doların değerinin
düşmesinden dolayı ortaya çıkan kriz sebebiyle Ağustos 1971'de ABD'nin, doları altına
endekslemekten vazgeçtiğini açıklamasıyla Bretton Woods Sistemi çökmüştür. ABD doları, altın
sisteminden ayrılmıştır ve paralar serbest dalgalanmaya geçmiştir. Çünkü artan dış ticaret için dolar
yetersiz kalmıştır ve bunun altın ile sınırlı kalması mümkün olmamıştır. 27 yıl ayakta kalabilen
Bretton Woods düzeni 1944-1971 çok uzun soluklu olmasa da, uluslararası ekonomik işbirliğine
yaptığı vurgu, ortaya çıkardığı, ticari kısıtlamaların kaldırılması anlayışı ve özellikle IMF, Dünya
Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi kurumların varlığını bugüne kadar korumuş olması, sistemden
miras kalan en önemli hususlar olarak gündemini korumuştur. Özdemir, 2015 Eğilmez, 2013.
Raporun günümüze katkısı ise, ABD dolarının kriz dönemlerinde bile talep edilen bir rezerv
para konumunu devam ettirmesinin tarihi arka planını açıklamasıdır. Örneğin, 2008’de başlayan ve
Büyük Buhran ile karşılaştırılan konut krizi sonrasında tüm ulusal paraların ABD doları karşısında
değer kaybını tatmin edici bir şekilde izah eden bir teori yoktur. Krizin menşei ABD olmasına rağmen,
ABD ulusal parasının Türk Lirası karşısında değer kazanmasını ABD dolarının halen merkez
bankalarınca rezerv para olarak tutulmaya devam edilmesi ve zihinlerde doların altın karşılığının
olduğu yılların silinmemiş olması yatmaktadır.
Guido Walcher’ın getirdiği çözüm önerilerinde, altın para sisteminin yerine varlık değerini
ölçmede uygun bir ölçü birimi olacağını ve ülkeler için karşılaştırmalı bir ölçü olarak kullanılmasını
tavsiye etmiştir. 1930 yıllardan sonra böyle bir ekonomik düşünce günümüz ekonomilerine kadar
zannedilir ki uygulanmamıştır. Ayrıca bu çok mümkün müdür? Çünkü emek, ortak bir ölçü birimi
olarak nasıl kullanılabilir? Mesela, 1 saat süren bir iş sürecinde ortaya çıkan katma değer, daha başka
bir iş kolundaki bir saatlik çalışmadan daha fazla olabilir. Bir öğretim üyesinin bir saatlik ders vermesi
veya bir doktorun bir saatlik ameliyat gerçekleştirmesi ile bir duvar ören ustanın bir saatlik süre ile
çalışması sonucunda aynı değerde çıktı elde edilemeyebilir? Dolayısıyla emek, mukayese edilen bir
ölçü birimi olarak kullanılamaz denilebilir.
Önerilerin günümüz ekonomisinde bir geçerliliği şu yönüyle olabilir. Şöyle ki, para ve finansal
160
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
sistem, Yahudi para yöneticileri tarafından hazırlanmış bir plan doğrultusunda yönetilmektedir. Gerek
ABD doları ve gerekse Euro’nun diğer para birimlerine karşı üstünlüğünün finansal sistemde
vazgeçilmez oluşu, Yahudi para yöneticilerinin bir planının eseri olarak karşımızda durmaktadır
Mesela ABD para birimi olan doların dünyadaki hacmi ve konvertibilitesi, çevrilgenlik özelliği oluşu,
doları diğer para birimlerine karşı güçlü kılmıştır. Her hangi bir ülke para basabilmesi için onun
ekonomik bir karşılığının bulunması, yani bir rezervinin olması gerekmektedir. Ancak ABD dolarına
bakıldığında bunu görmek mümkün değildir. Bugün dünyadaki ABD dolarının toplam hacmi, dolar
karşılığının yaklaşık olarak 6 katı fazla olduğu bilinmektedir. Bu durumda doların değersiz ve
enflasyonu beraberinde getirmesi beklenirken, dolar bütün dünya paraları karşısında değerli
durumdadır. Bu durum, kendi içinde bir çıkmaza sahiptir. Ancak bunu şöyle açıklamak mümkündür:
Dolar, diğer ülke para birimleri gibi bir para birimi olmaktan ziyade, bütün dünyanın ortak ölçüt aldığı
bir para birimi haline gelmiştir. Yani dünya para birimi haline getirilmiştir. Bu güçlü yönüyle de diğer
ülke para birimleri karşısında kur avantajı sağlamaktadır.
Görülüyor ki bugün doların “güvenilir liman” olarak yaygın hâkimiyetinin devam etmesinin
arkasındaki tarihi gerçek, geçmişte doların altın karşılığının olmasıdır denebilir.
Günümüz para ve finans çıkmazları bu rapordan faydalanabilir. Şöyle ki aslında günümüzde var
olan sistem, konvansiyonel sistem denilen sistemin bir uzantısıdır. Raporda savunulan ana tema şudur:
Para bir araçtır. Ancak hem geçmişte ve hem de günümüz finansal sisteminde para bir araç değildir.
Aracın ötesinde ana unsur olarak ele alınmaktadır. Bu açıdan paranın zamanla kıymet artışı
oluşturulması, sistemi her zaman çıkmaza itmiştir. Raporun hazırlandığı 1930’dan günümüze kadar
dünya ekonomik hayatı, birçok makro krizlerle karşılaşmıştır. Bunların temel nedeni paranın bir araç
değil, ana amacı oluşturan bir kıymet olarak değerlendirilmesindendir. Bundan dolayı da paranın değer
ölçüsü olarak faizli yapı kullanılmaktadır. Oysa bugünkü para ile yarınki para arasında bir fark yoktur.
Günümüz finansal sistemi bugünkü para ile yarınki para arasında faiz farkına dayanan bir yapı
oluşturmuştur. Bundan dolayı bu sistem her zaman hasta bir sistem olarak devam ettirilmektedir. Bu
sistemin, doygunluğa eriştiğinde bir volkan gibi bir patlama gerçekleştirip krizler doğuracağı
öngörülmektedir. Bu açıdan günümüz dünyasında alternatif sistem denen “yeşil sermaye”, “katılım
finans” veya diğer bir adıyla “İslami finans sistemi”ne dünyanın ihtiyaç duyduğu açıktır. Kriz
dönemlerinde en az kayıpların yaşandığı ve parayı bir araç olarak gören katılım sistemi, para, finans
dünyasının ihtiyaç duyduğu alternatif bir sistem olarak yerini ve gündemini korumaktadır.
Öte yandan Walcher’ın önerisi yönünde olarak altın para sisteminden vazgeçilmesi, raporda
iddia edilen “Yahudi Finans Gücü” ve finansal sistemini ne kadar etkilemiştir? Araştırılabilir,
tartışılabilir.
Kaynakça
T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi: 28.12.1930/30.10/ 180.243.6 /20733.
“Resume of Guido Walcher”,
http://www.bslaw.com/altmann/CRT/OZAG_EXHIBIT_E_Walcher_Resume_translation.pdf,
03.03.2017. (n.: Guido Walcher'in 20 Nisan 1938 tarihli özgeçmişi (Lebenslauf), Avusturya Devlet
Arşivi, Cumhuriyet Arşivi, ÖStA / AdR, 02 / BMI, GA 32.482. Davacının temsilcisi tarafından elde
edildi ve CRT'ye (Bates Number 006206) gönderildi. (CRT tarafından hazırlanan çeviri)).
Claims Resolution Tribunal (CRT), For Swiss Bank Account Cases: In Re Holocaust Assets
Litigation, Case No. CV96-4849 Source: International Legal Materials, Vol. 44, No. 6 (November
2005), pp. 1307-1342 Published by: American Society of International Law Stable URL:
http://www.jstor.org/stable/20695539, Accessed: 26-01-2016 05:51 UTC, p.1315
Claims Resolution Tribunal (CRT), In re Holocaust Victim Assets Litigation, Case No. CV964849, Certified Award, to Claimant Maria Victoria Altmann, in re Account of Österreichische
Zuckerindustrie AG Syndicate, Claim Number: 215866/MC, Award Amount: 26,450,993.36 Swiss
Francs, 13 April 2005, pp. 1-52, p. 15-16, 24.
Berend, Ivan T., 2015. 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, 3. Baskı, Türkiye İş Bankası Kültür
Yayınları.
161
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
Diebold, Francis X.- Husted, Steven and Rush, 1991, Mark, “Real Exchange Rates under the
Gold Standard”, Journal of Political Economy, The University of Chicago Press, Vol. 99, No. 6 (Dec.,
1991), pp. 1252-1271.
Eichengreen, Barry and Temin, Peter, 2010, “Fetters of Gold And Paper”, Oxford Review of
Economic Policy, Oxford University Press, Vol. 26, No. 3, Lessons From The 1930s (Autumn 2010),
pp. 370-384.
Eğilmez, Mahfi 2013). Ercan Kumcu, Ekonomi Politikası Teori ve Türkiye Uygulaması, 18.
Baskı, Remzi Kitabevi.
Eğilmez, Mahfi, 2013. “Ekonomi Sözlüğü”, http://www.mahfiegilmez.com/p/ekonomisozlugu.html, 04.04.2017.
Kazgan, Gülten 2012. Türkiye Ekonomisinde Krizler (1929- 2009): "Ekonomi Politik"
Açısından Bir İrdeleme, 3. Baskı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
Özdemir,
Doğaç
2015.
“Bretton
Woods
Düzeni
(1944-71)”,
http://www.gazetebilkent.com/2015/08/15/bretton-woods-duzeni-1944-71/, 04.04.2017.
Ek-I: Guido Walcher Raporunun T.C. Hariciye Vekâleti Kaydı
162
15.08.2015,
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
Ek-II: Guido Walcher Raporunun Aslı
163
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
164
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
165
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
166
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
167
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
168
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
169
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
170
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
171
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
172
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
173
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
174
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
175
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
176
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Afro-Avrasya Özel Sayısı / ISSN: 1302-6879
177
The Journal Of Social Sciences Institute- Afro-Eurasia Special Issue / ISSN: 1302-6879
178
Download

BIYIKLI, M. Guido Walcher’in Raporuna Göre Altın-Para Birimi Sistemi Etkileri ve Çözüm Önerileri