e**t*m ps*koloj*s

advertisement
EĞİTİM FELSEFESİ
Felsefe, Eğitim, Eğitim Felsefesi
EĞİTİM FELSEFESİ tanımı ve tarihi
Eğitim kavramı, uygulamaları ve sorunlarını felsefi düşünme
yöntemiyle ele alan bir felsefe disiplinidir.
Bilim alanında bir disiplinin oluşumu alanda yayınlar (kitaplar ve
dergiler), çalışanlar, örgütlülük (dernekler), ve kurumsallaşma
(üniversitede okutulması ve kürsü açılması) gibi gelişmeleri gerektirir.
Bu anlamda eğitim felsefesi ancak 20. yüzyılda bir disiplin olarak
ortaya çıkmıştır.
Ancak, aslında filozoflar eğitimin var olduğu çağlardan beri onun
üzerine felsefi bir bakış açısı ile düşünmüşlerdir.
Bu bakımdan bir disiplin olarak ortaya çıkması yeni olmakla birlikte
aslında eğitim felsefesinin tarihi felsefenin tarihi kadar uzundur.
Felsefenin kaynağı
P.K. filmi felsefe açısından bize ne(ler) söyler?
Merak ve anlam arayışı: Çocuklar, dünya onlar için tümüyle yeni bir yer
olduğundan, oldukça meraklıdır ve bolca sorular sorarlar. Bu nedenle hayatının bir
noktasında hemen herkes felsefi sorulara merak duymuştur. «Gördüğü olayların
sebeplerini araştırmak insanoğlunun doğasına özgüdür. Bazıları daha çok araştırır,
bazıları daha az; ama herkes kendi iyi ya da kötü kaderinin sebeplerini araştıracak
kadar meraklıdır» (T. Hobbes, akt. Cevizci, 2011, s. 10).
Şüphe: Felsefi sorgulamayı hareket ettiren güçtür. Şüphe görünenle yetinmeyip, asıl
gerçeği arama arzusunu doğurur. Hayatı her şeyden şüphe ederek yaşamak oldukça
zordur. Bir çok insan şüphe etmekten vazgeçer ve kendisine sunulan yaşam/yanıtlarla
ve edindiği alışkanlıklarla yetinir. «Tanrı her zihne, kişinin gerçeklik ile rahat yaşam
arasında kendi tercihini yapması için bir imkan sunar; bunlardan hangisini seçeceği
insana kalmış bir şeydir. Ama o, ikisini birden asla seçemez» (R.W. Emerson, akt.
Cevizci, 2011, s. 11).
Felsefe, Bilim, Din ve Sanat: Felsefe bilimin, sanatın, dinin, dünya görüşlerinin ve
gündelik yaşamın konusuna giren hemen her şeyi kendine konu edinebilir ancak bunu
yaparken izlediği yöntem ve tavrı bakımından bunların tümünden farklılık gösterir.
Okuma Parçası, Cevizci, 2011, s. 12
Felsefe nedir?
Yunanca ‘phileo’ (sevmek) ve ‘sophia’ (bilgelik) sözüklerinden türeyen felsefe,
milattan önce altıncı yüzyılda Yunanistan, Hindistan ve Çin’de ortaya çıkmıştır.
Yunanistan’daki kanatta felsefeden anlaşılan daha çok varlığa ilişkin bir bilgelik,
Hindistan’daki kanatta daha çok yaşama dair bir bilgelik, Çin’deki kanatta ise daha
çok toplumsal yaşam/siyasete dair bir bilgelik şeklinde bir felsefe anlayışı egemen
olmuştur.
Filozoflar yüzyıllarca, «bilim de dahil olmak üzere başka hiçbir disiplin tarafından
yanıtlanmayan sorular» sormuşlardır. Örneğin, «Psikologlar, ruhsal bozuklukları
olan hastaları anlayıp tedavi etmeye çalışırlar. Ama ruhun ne olduğu sorusu onların
sorduğu bir soru değildir» (Cevizci, 2011, s. 8).
Günümüz felsefe tarihi büyük ölçüde Yunanistan’da ortaya çıkan felsefe üzerinden
gelişmiştir. İlkçağlarda evreni/varlığı anlamaya yönelik tüm bilimleri bünyesinde
barındıran Felsefe, zamanla bu bilimlerin kendisinden kopmasıyla bu bilimlerin her
birini kendine konu edinen yeni disiplinler ortaya çıkartmıştır (Mantık felsefesi,
Matematik Felsefesi, Hukuk Felsefesi, Bilim Felsefesi, Tarih Felsefesi, vs.)
«İlk önce tıp, sonra fizik, astronomi, kimya, felsefeden kopmuş, XIX. yüzyılda
sosyoloji, ardından psikoloji, son olarak da mantık bağımsız birer bilgi alanı haline
gelmiştir» (Dinçer, 2012, s. 15)
Felsefe soruları
Felsefenin ilgilendiği sorunlar, «insan hayatının ve insanın içinde yaşadığı
evrenin anlamının ne olduğu sorusunun ortaya çıkardığı sorunlardır… anlam ve
önem sorunu, salt bilgiden öte bir sorundur» (Randall ve Buchler, 2014, s. 43).
Felsefe sorularına örnekler:
Hayatın anlamı nedir?
En iyi yönetim şekli nedir?
Tanrı var mıdır?
Gerçeğin bilgisine ulaşmak mümkün müdür?
İnsan bilgisinin sınırları nedir?
Yaşamaya değer bir hayatın ilkeleri nelerdir?
Ne tür bir hayat gerçekten peşinden koşulmaya değer bir hayattır?
Felsefe soruları
Felsefe soruları günlük kaygıları aşan, sorulmasını bir daha gerektirecek ya da daha
başka sorulara yol açabilir nitelikte, eylemi duraksatan, kişinin kendisine sorduğu ve
derinlemesine düşünmeyi gerektiren, ‘… anlamı nedir?’ türünden sorulardır. Filozof,
‘… anlamı nedir?’ diye düşünürken sadece ‘olan’ ile değil aynı zamanda ‘olması
gereken’ ile de ilgilenir.
Filozofların sordukları sorulara verdikleri yanıtlar temellendirme olarak ortaya çıkar.
Bilimde verilen yanıtların başarısı kanıtlanabilirliğine bağlı iken, felsefede verilen
yanıtların başarısı temellendirmenin niteliklerine, yani filozofun kendi düşünmesi
içerisindeki tutarlılığına ve yeni sorulara yol açıp açmamasına bağlıdır. «Her felsefe
temellendirmesi, doğruluk ölçüsünü kendi içinde taşır» (Uygur, 2013, s. 75). Hiçbir
temellendirme bir felsefe sorusunu tümüyle ortadan kaldıramaz «yeniden tartışma
konusu yapılamayan bir tek felsefe temellendirmesi gösterilemez» (Uygur, 2013, s.
63).
Felsefenin soruları tüm insanların soruları olup, felsefi sorular sormak sadece
filozoflara özgü değildir. Ancak, felsefi sorular sormak ve felsefe sorunları üzerine
düşünmek ile felsefe yapmak farklı şeylerdir. Felsefe yapmak filozofların işidir.
Filozof, «sıradan değil de evrensel bir bilince sahip olan kişidir» (Cevizci, 2011, s.
21). Her ne kadar filozof, belirli bir çağda ve belirli bir toplumun üyesi olarak yaşasa
da, filozofun kaygıları ve düşünmesi, içinde yaşadığı zaman ve mekan sınırlarını aşar.
Fikirler çokluğu ve yaygın Felsefe algısı
Filozoflar aynı sorulara birbirinden çok farklı hatta bazen birbiri ile çelişen
yanıtlar sunmuşlardır. Bu nedenle, Felsefe bir çok insan tarafından hayattan uzak,
faydasız, boşa düşünme şeklinde algılanır.
«Ortalama bir insan inanç ister» (Randall ve Buchler, 2014, s. 49). «Ortalama
insana felsefe her zaman çekici, fakat düş kırıcı bir şey olarak görünmüştür. O
her şeyi vaat etmiş, ancak doğruyu verememiştir. Verdiği şey sadece doğrunun
tanımı üzerine bir kavgadır» (Randall ve Buchler, 2014, s. 51).
TS: O halde felsefenin, felsefi sorgulama ve düşünmenin yararı ne(ler)dir?
Okuma Parçası, Cevizci, 2011, ss. 1-2
Felsefenin faydaları
 Hoşgörü: «İnsanların şimdiye kadar hayatta ne kadar çok farklı anlamlar bulmuş
olduklarını, ne kadar çok dünya görüşü geliştirmiş olduklarını görmek,
hoşgörüsüzlük yerine hoşgörüyü, sabırsızlık ve küçümseme yerine sempati ve
anlayışı geçirir… hoşgörü, insanın felsefî düşünceyle tanışmasının sağladığı paha
biçilmez meyvelerden biridir» (Randall ve Buchler, 2014, ss. 60-61).
 Aydınlatma: «felsefenin işlevi, inançlar yaratmak değildir, onları açıklığa
kavuşturmak ve değiştirmektir» (Randall ve Buchler, 2014, s. 73).
 Felsefe tarihi boyunca geliştirilmiş temel kavramlar düşünme sürecinde zihin
araçları olarak işlev görür.
 Felsefe tarihi boyunca geliştirilmiş temel argümanlar/görüşler düşünsel dünyamızı
zenginleştirir.
 Felsefi düşünme yöntemleri, ölçütler ve entelektüel usuller doğru düşünme için
rehberlik eder.
 Felsefe, kendi yaşam serüvenimizde bize neleri değiştirebilip neleri
değiştiremeyeceğimizi anlamamızı sağlar. «Nereden geldiğimizi seçemeyiz, ama
oradan nereye gideceğimizi seçebiliriz» The Perks of Being a Wallflower
Felsefenin faydaları
 Mantığımız ve duygularımız/tutkularımız arasında denge kurmamıza yardımcı
olur.
 İlkeli bir hayat sürebilmek için gerekli bakış açısını kazanmamızda yardımcı olur.
 Bir takım konularda kafa karışıklığına ve kavram kargaşasına düşmemizi engeller.
 Hayatımızdaki öncelikleri belirlemede yol gösterir.
 Sadece kendi hayatımız değil, toplumsal hayata dair bakış açımızı geliştirmemize,
toplumsal yaşamı ilkeler doğrultusunda düzenlememize katkıda bulunur.
 Demokrasinin gelişmesine ve işlerliğine katkıda bulunur. Zira demokrasi ancak,
eleştirel bakış açısına sahip, farklılıklara karşı hoşgörülü ve kararlarını bilgi
temelinde alan bireylerle mümkündür.
 Kendimizi tanımamızı sağlayarak bireysel kimlik kazanmamıza katkıda bulunarak
özgürleşmemizi sağlar ve toplumsal çatışmayı önler. «Zira gerçekler özgürce
çarpışan farklı düşüncelerden doğar» (Cevizci, 2011, s. 19)
Okuma Parçası, Cevizci, 2011, ss. 18-19
FELSEFENİN KONUSU
Felsefe kendine özgü bir düşünme, sorgulama ve tutumu olan bir bilgi alanıdır.
Tarihi 2500 yıl gerilere Antik Yunan dönemine kadar gider. Bu süreç içerisinde
filozofların felsefe yaklaşımlarında içerik (konu ya da ilgi alanı) ve yöntem
bakımından farklılıklar arz eden çeşitli dönemler/yaklaşımlar bulunur.
 Ontolojik anlayış: “varlığa, varlığın ilk ilke ve nedenlerine dair bir araştırma olarak
felsefe” anlayışı (Ör: Platon, Aristo, Heidegger, vd.)
 Etik anlayış: “hayata yön vermesi gereken moral ilkeleri konu alan” felsefe anlayışı
(Ör: Stoacılar, Epiküroscular, Nietzsche, Sartre, vd.)
 Teolojik anlayış: “ilahi hikmetin peşine düşen dine dayalı felsefe veya teoloji olarak
felsefe” anlayışı (Ör: St. Augustinus, Aquinalı Thomas, Farabi, Gazali, vd.)
 Epistemolojik anlayış: “bilginin kurucu ilkelerine dair bir araştırmadan meydana
gelen bilgi teorisi ve eleştirisi olarak felsefe” anlayışı (Ör: F. Bacon, Descartes,
Hume, Kant, vd.)
 Bilimsel-İdeolojik anlayış: “bilimsel dünya görüşünü hayatın her alanına yaymaya,
doğalcılığı yegâne geçerli bakış açısı haline getirmeye çalışırken, bilim ideolojisini
hayatın her alanına yayma cihetine giden ve dolayısıyla dinin yerine bu kez bilimi
ikame etme çabası gösteren ideoloji olarak felsefe” anlayışı (Ör: A. Comte, H.
Spencer, vd.)
 Sosyolojik anlayış: dinden ya da daha çok bilimden “ilham alan toplum felsefesi
veya yarı dini veya yarı bilimsel bir dünyagörüşü olarak felsefe” anlayışı (Ör:
Hegel, J. Locke, J.S.Mill, J. Dewey, Marx, vd.)
Antik Yunan çağından günümüze kadar genel olarak altı farklı felsefe
anlayışından ve bunların üzerinde odaklandıkları üç ana konudan (varlık, bilgi
ve değer) söz etmek mümkündür:
Felsefenin Konusu
Varlık
Felsefe Dalı
Ontoloji / Metafizik
Teorik/Pratik Boyut
Teorik Felsefe
Bilgi
Epistemoloji
Değer
Aksiyoloji
 Etik (bireyi konu alıyorsa)
 Politik (toplumu konu alıyorsa)
Pratik Felsefe
Tarihsel ya da sistematik felsefe anlamında bakıldığında felsefenin üç temel
ilgi alanı olduğu ve bunların her birine ağırlık veren dalları olduğu
görülmektedir. Felsefenin bu temel ilgi alanları aynı zamanda eğitim
felsefesinin de temel konu alanını, yani eğitim felsefesinin farklı boyutlarını
teşkil etmektedir: eğitimin ontolojik, epistemolojik, etik ve politik boyutları.
FELSEFENİN YÖNTEMİ
Filozoflar varlık, bilgi ve değer konularını ele alışlarında da felsefe tarihi
sürecinde farklı yaklaşımlar sergilemişlerdir.
Bu yaklaşımlar üç başlık altında ele alınabilir: (a) normatif ya da preskriptif
yaklaşım, (b) kavramsal ya da analitik yaklaşım ve (c) eleştirel yaklaşım.
Felsefenin ilgi alanlarında olduğu gibi konusunu ele alış biçiminde görülen bu
farklı yönelimler aynı zamanda farklı eğitim felsefesi yaklaşımlarına işaret
etmektedir:
 Preskriptif Eğitim Felsefesi Yaklaşımı: “Preskriptif yönelim, geçmişte
baştan sona normatif olduğunu söyleyebileceğimiz klasik eğitim
felsefesinde veya klasik eğitim felsefesini meydana getiren ‘-izmler’de
veya sistemlerde somutlaşır. O, sözgelimi idealizm benzeri belli bir felsefe
anlayışından hareketle, eğitimin nasıl anlaşılması, onun ne şekilde olması
gerektiğini söyleyip, anlayışını ya da eğitim telakkisini uygulamaya dönük
belli bir eğitim kuramı yoluyla ifade eder” (Cevizci, 2011, s. 16).
 Analitik Eğitim Felsefesi Yaklaşımı: “Hareket noktasını 20. Yüzyılda Anglo
Sakson (İngiliz) dünyada ortaya çıkan analitik felsefeden alan “analitik eğitim
felsefesi “eğitimle ilgili temel kavramları açıklığa kavuşturmayı, insanların
eğitim konusunda birtakım tercihlerde bulunur veya kararlar alırken,
dayandıkları argümanları, geliştirdikleri akıl yürütmeleri aydınlatmaya
çalışır” (Cevizci, 2011, s. 17).
 Eleştirel Eğitim Felsefesi Yaklaşımı: “Günümüz eğitim felsefesinde kendini
gösteren” ve “eğitimle ilgili hatalı algı ve yanlış kavrayışların dezavantajlı
grupların ihtiyaçlarıyla gerçek çıkarlarını karattığını düşünen eleştirel
yönelim sahipleri, bu yüzden öncelikle yanlış algıları, hatalı kavrayışları
düzeltme, ideolojilerin maskelerini düşürme amacı güder” (Cevizci, 2011, s.
17).
EĞİTİM FELSEFESİ YAKLAŞIMLARI
FELSEFE
YÖNTEMİ
• Eğitim Felsefesi
Yaklaşımı
Normatif /
Preskiptif
• Klasik Eğitim
Felsefesi
Yaklaşımları
Analitik
• Analitik Eğitim
Felsefesi Yaklaşımı
Eleştirel
• Eleştirel Eğitim
Felsefesi Yaklaşımı
EĞİTİM FELSEFESİ YAKLAŞIMLARI
I.
II.
Klasik Eğitim Felsefesi Yaklaşımı
a) İdealist eğitim felsefesi yaklaşımı
b) Realist eğitim felsefesi yaklaşımı
c) Spirtualist eğitim felsefesi yaklaşımı
d) Naturalist eğitim felsefesi yaklaşımı
1.
Rasyonalist /Ampirist eğitim felsefesi yaklaşımı (1.
versiyon)
2.
Romantik eğitim felsefesi yaklaşımı (2. versiyon)
e) Pragmatist eğitim felsefesi yaklaşımı
f)
Kültürel eğitim felsefesi yaklaşımı
g) Bireyci eğitim felsefesi yaklaşımı
Antik Yunan
Analitik Eğitim Felsefesi Yaklaşımı
III. Eleştirel Eğitim Felsefesi Yaklaşımı
Günümüz
HAFTAYA
İdealist Eğitim Felsefesi Yaklaşımı
(Cevizci, 2011, ss. 21-44)
Download