ÖZEL POLİTİKA GEREKTİREN GRUPLARIN İSTİHDAMININ ARTIRILMASI
EKSENİ-GENÇ VE ENGELLİ İSTİHDAMI İLE UZUN SÜRELİ İŞSİZLİKLE
MÜCADELE
1. GENÇ İŞSİZLİĞİ
1.1.Giriş
Türkiye, genç nüfus açısından dünyada çok az ülkenin sahip olduğu önemli bir potansiyele
sahiptir ve genç nüfustan kaynaklanan imkânlara sahip olması bakımından demografik fırsat
penceresinde bulunmaktadır. Ancak bu fırsat penceresinin 2050 yılında kapanacağı
öngörülmektedir. Bu dönemde nüfus sabitlenecek ve azalan bir hızla artmaya devam
edecektir. Nüfusun yaşlanma eğilimine girmesi ile Türkiye’de de diğer Avrupa ülkelerinde
olduğu gibi yaşlılık krizleri yaşanmaya başlayacaktır. Bu bağlamda demografik fırsat
penceresi kapanma eğilimine girecektir. Dolayısıyla bu yıla kadar Türkiye’de gençlere
verilecek nitelikli eğitim uzun vadede ciddi bir ekonomik büyümenin gerçekleşmesini
sağlayacak ve işsizlik sorununun da çözülebilmesine yardımcı olacaktır.
Genç olarak tanımlanan 15-24 yaş grubu, mevcut işgücü piyasasına ilişkin problemlerden
önemli ölçüde etkilenen grubu oluşturmaktadır. Özellikle son yıllarda genel işsizlik oranının
çok üzerinde gerçekleşen genç işsizliği sorunu ivedilikle çözüm bekleyen bir konudur. Genç
işsizliği sorunun çözümünde hem işgücü piyasasının mevcut durumu hem de genç işsizlerin
özelliklerinin bilinmesi ve buna uygun politikaların üretilmesi gerekmektedir.
1.2. Dünyada Mevcut Durum
Dünya genelinde genç işsizliğine bakıldığında iki madde göze çarpmaktadır. İlki; genç işsizlik
oranları yetişkin işsizlik oranlarıyla karşılaştırıldığında hep daha yüksek oranlara sahiptir. Bu
sav sadece gelişmiş ülkeler için değil, az sayıda istisna durum dışında tüm ülkeler için
geçerlidir. Bir diğeri ise; genç işsizliğindeki değişimlerin, yetişkin işsizliğindeki değişimlerle
arasında güçlü bir bağ vardır. Tüm ülkelerde bu iki işsizlik arasında etkileyici bir bağ olduğu
1
göze çarpmaktadır. Ülkelerin birçoğunda genç işsizliği değişimleri, yetişkin işsizliğindeki
değişimlerle direk ilişkilendirilmektedir.
ILO’nun 8 Ekim 2015’te açıklanan “Gençlikte Küresel İstihdam Eğilimleri 2015” raporuna
göre 2007 ile 2010 yılları arasındaki hızlı artış döneminin ardından küresel genç işsizliği oranı
yüzde 13 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca işsiz gençlerin sayısı 2014 yılı itibariyle 73,3 milyona
düşmüştür. Krizin tepe yaptığı 2009 yılında 76,6 milyon olan bu sayının 3,3 milyonluk bir
azalma gösterdiği görülmektedir.
Grafik 1: Gençlikte Küresel İstihdam Eğilimleri
80
78.5
78
75.7
76
73.8
74
78
14
78.7
75.1
13.5
76.6
75.9
75.6
74.4 74.3
73.9
72.9
72
70
74.4
77.9
70.7
13
73.3 73.4
12.5
70.5
69.8
12
11.5
68
11
66
64
10.5
1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015
Genç İşsizlik (Milyon)
Genç işsizlik (%)
Kaynak: ILO, Trends Econometric Models, Nisan, 2015.
Grafikte sunulan veriler, doğrultusunda dünyada genç işsizliğinin küresel bir sorun olarak
algılanması gerekliliğini ispat niteliğindedir. Bu doğrultuda dünyada genç işsizlik oranları göz
ardı edilemeyecek ölçüde büyüktür.
Dünyada her yıl yaklaşık olarak 40 milyon gencin iş aradığı fakat her yıl yalnızca 3 milyon
genç için istihdam yaratıldığı belirlenmiştir. Gençler krizlerden en çok etkilenen gruplardan
birisidir. Her ülke genç işsizlik problemi karşısında bir takım politikalar oluşturmaktadır.
Ancak bu politikalar ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir. Kimi ülkeler işsizlik
sorununu ekonomik gelişmişlik ile çözmeye çalışırken, kimi ülkeler ise sorunun toplumsal bir
boyut taşıdığını belirterek istihdam politikalarına öncelik veren politikalar geliştirmiştir.
2
Genç işsizliği sorunu karşısında kimi ülkeler, genç işsizliğini azaltmaya ve gençlerin
istihdamını artırmaya yönelik önlemler almak yerine geçici bir süre için geçerli olacak işsizlik
sigortası, işsizlik yardımı ve genç işsizlere gelir desteği sağlamaya yönelik pasif istihdam
politikaları tercih etmektedir (Erol, 2013). Ancak kimi ülkeler ise genç işsizliğini mücadele
edilecek bir sorun olarak görmekte; işgücü piyasası eğitim programları, doğrudan iş oluşturma
programları, bilgilendirme ve işe yerleştirme hizmetleri gibi doğrudan önlemleri içeren aktif
istihdam politikaları tercih etmektedir. Küreselleşme ve gelişen teknolojiler sebebiyle artan
rekabet piyasasının ihtiyacı olan nitelikli işgücü talebini karşılayabilmek için aktif istihdam
politikaları giderek önem kazanmaktadır. Yeterli tecrübe ve mesleki eğitime sahip olmayan
genç insanlar “kötü işler” olarak tanımlanan düşük ücretli ve kayıt dışı çalışmak zorunda
kalmaktadır. Bu durum bu grubun yoksulluk riski ile karşı karşıya kalması ve sosyal dışlanma
ile sonuçlanacaktır.
1.3.Türkiye’de Eksene Dair Genel Görünüm
Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gençlerin işgücü piyasasındaki durumları olumsuz bir
seyir izlemektedir. Türkiye’nin demografik yapısı, eğitim politikaları ve işgücü politikaları bu
sorunun altındaki temel nedenlerdendir. Ayrıca Türkiye’de sektörel yapı değişimi sebebiyle
ortaya çıkan çözülme ve kırsaldan kente yaşanan göç olgusu genç işsizliğini arttıran
etkenlerdendir. Yüksek enerji potansiyeline sahip olan ve yeniliklere kolayca uyum
sağlayabilen genç nüfusun atıl bırakılması ekonomik kalkınma önünde de önemli bir engel
teşkil etmektedir.
Genç olarak nitelendirilen 15-24 yaş grubu, işgücü piyasasına ilişkin sorunlardan önemli
ölçüde etkilenen grubu oluşturmaktadır. Türkiye’de işgücü talebi açısından, özellikle eğitimli
işgücü iş bulmakta zorlanmaktadır. Genç işsizlik gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
önemli bir sorundur. Bu sorun Türkiye için de geçerlidir. Türkiye’de genç işsizlik oranları,
toplam işsizlik oranlarının yaklaşık iki katı düzeyde seyretmekteyken, ekonomide son yıllarda
yaşanan yüksek büyüme rakamlarına bakıldığında genç işsizlik oranlarında sağlıklı ve
sürdürülebilir bir azalma yakalanamamıştır (Kabaklarlı ve Gür, 2011).
Türkiye’de, 2023 yılına kadar artacak olan çalışma çağındaki nüfusta daha büyük bir genç
işsizliği ile karşılaşılması ve genç nüfusun sahip olduğu potansiyelin kullanılamamasının
sonuçlarının, 2040 yılından sonra yaşlanan nüfusun sosyal güvenlik gibi sorunları ile daha da
ağırlaşması muhtemel görülmektedir.
3
i.
Eksende Tedbir veya Uygulama İhtiyacının Nedenleri ve Engeller
Türkiye’de gençlerin işgücü piyasalarına ilişkin göstergelerinde karşılaşılan olumsuzlukların
altında yatan pek çok neden bulunmaktadır. Bu nedenlerin başında, Türkiye’nin nüfus
projeksiyonu, işgücü yapısına yönelik düzenlemeler ve eğitim yapısından kaynaklanan
nedenler gelmektedir. Demografik geçiş sürecini tamamlayan Türkiye, işgücü piyasaları
bazında gerekli önlemler almak zorundadır. Aksi halde sahip olduğu genç ve dinamik nüfus
ülkeyi uzun vadede tehdit eder hale gelecektir.
Türkiye’de üniversite mezunları arasındaki işsizlik oranı yüksekliği aşikardır. Özellikle işsiz
kadın mezunların sayısının fazlalığı da dikkat çekicidir. Kızların eğitimini düzenlemek ve
yükseltmek amacıyla önemli projeler yapılmaktadır. Bu projeler eğitim seviyelerini önemli
oranda arttırsa da hala yeterli düzeyde değildir. Eğitime yapılan katkı, beşeri sermaye
birikimini sağlamakta, beşeri sermaye birikimi de istikrarlı bir ekonomik büyüme, dolayısıyla
gelir artışını meydana getirmektedir.
Genç istihdamı tedbirlerine duyulan ihtiyacın bir diğer nedeni ücret ve vasıf uyumsuzluğudur.
Özellikle eğitim sürecini yeni tamamlayan genç iş gücünün yüksek ücretlerden iş bulmak
istedikleri ya da mevcut işlerini daha yüksek gelirli işler için 25 yaş üstü bireylere göre daha
kolay değiştirdikleri söylenebilir. Ayrıca yasalar uyarınca işten çıkarma durumunda kısa süreli
çalışmış gençlerin işten çıkarılmasının işverene daha az maliyetli olacağı açıktır.
Genç işsizliğinin temel nedenlerini mikro ve makro kapsamda ele alınabilir. Makro düzeyde
nedenler arasında; Gençlerin ücret düzeyi, genç işgücünün büyüklüğü, kadınların işgücüne
katılım oranının yükselmesi ve teknolojik gelişmeler sayılabilir. Mikro düzeyde nedenler
arasında; Eğitim düzeyi, okuldan işe geçişte aksaklıklar, işgücü piyasası davranışları
sayılabilir.
2013 yılında yayınlanan “Türkiye’nin Genç İşsizlik Profili” çalışmasına göre; genç
işsizliğinin en önemli nedenlerinden biri de öğrencilik sebebiyle istihdama katılamama
durumudur. Bunun yanı sıra özellikle kadın işgücü arasında ev işleri ile meşgul olma durumu
da önemli bir sebep olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca yapısal dönüşümler nedeniyle bilgi
teknolojilerine evrilen dönüşümde genç işgücünün gerekli eğitimi almamış olması da önemli
sorunlardır. Tüm bu sorun alanları genç işsizlere yönelik olarak bir takım tedbirlerin
alınmasını zorunlu kılmıştır.
ii.
Eksene dair veriler
4
Türkiye’nin nüfus piramidinin alt kısmında yer alan genç nüfusun geniş; üst kısmında yer alan
yaşlı nüfusun oldukça dar olduğu görülmektedir. Türkiye nüfusu 2015 yılı itibariyle 78
milyon 741 bin 53 kişi iken bu nüfusun 12 milyon 899 bin 667’ini “15- 29” yaş grubundaki
genç nüfus oluşturmaktadır. Genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranı %16,4’dür. Genç
nüfusun %51,2‘sini erkek nüfus, %48,8’ini kadın nüfus oluşturmaktadır.
Grafik 2: Türkiye'de 15-24 Yaş Grubu İşsizlik Oranları
İşsizlik Oranları 15-24 (%)
30
25
20
15
10
5
0
25.3
13.1
16.2
19.2
20.5
20.6
19.9
19.1
20
20.5
21.7
18.4
17.5
18.7
19.1 17.7
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015
İşsizlik Oranları (%)
Kaynak: TÜİK, 2015.
Türkiye’de kadın işsizlik oranının diğer ülkelere ve erkek işsizliğine göre daha düşük
olmasındaki en önemli neden Türkiye’de nüfusun önemli bir bölümünün tarımda çalışıyor
olması ve kadınların tarımda istihdam oranının çok yüksek olmasıdır. Bu yapı, uluslar arası
karşılaştırmalar yapıldığında Türkiye’nin özellikle kadın işsizlik oranlarının düşük çıkmasına
katkıda bulunmaktadır. Kentsel alan içinde ele alındığında kadınların daha çok 15-19 yaş
grubunda, erkeklerin de 20-24 yaş grubunda işsiz kaldıkları görülmektedir. Tablo 1 ‘e
bakıldığında 2006 yılında toplam genç işsizlik yüzde 21,7 iken 2016 yılında yüzde 19,2’e
düşmüştür. Cinsiyet bazında genç işsizliğe bakıldığında ise 2006 yılında kadın genç işsizlik
oranı yüzde 22,6 iken 2016 yılında yüzde 20,5 seviyesinde gerçekleşmiştir. Erkek genç
işsizlik oranı ise 2006 yılında yüzde 21,3 seviyesinde iken 2016 yılında yüzde 18,4 seviyesine
düşmüştür.
5
Tablo 1: Cinsiyet Bazında Genç İşsizlik Oranları (%)
KADIN
ERKEK
TOPLAM
2006
22,6
21,3
21,7
2007
22,1
20,0
20,7
2008
21,2
21,2
21,2
2009
26,7
28,5
27,9
2010
25,6
26,1
25,9
2011
23,3
21,3
22,0
2012
19,0
18,0
18,4
2013
22,4
19,3
20,7
2014
19,8
16,6
17,7
2015
22,4
18,7
20,0
2016
20,5
18,4
19,2
Kaynak: TÜİK, 2016
Türkiye’de genç işsizlik oranları 2015 yılı itibariyle % 17,7 olarak gerçekleşmiştir. 15-24 yaş
aralığında bulunan genç nüfus olarak belirtilen grupta var olan işsizlik sorunu eğitim
durumları açısından incelendiğinde özellikle yükseköğretim görenlerde bu oranın oldukça
yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durum sorunun önemini daha da artırmaktadır.
Tablo 2: Eğitim durumuna ve dönemlere göre işsizlik oranı (%) (15-24 Yaş Grubu)
Okuma-
Okuma yazma
yazma
bilen fakat bir
bilmeyen
okul bitirmeyen
Lise
Ortaokul
İlkokul
veya dengi
Genel lise
meslek okul
dengi
Yüksekokul
veya
meslek
İlköğretim
fakülte
okul
2013
10,3
15,5
10,9
15,1
21,9
18,6
29,2
15,5
2012
9
14,8
2,5
0
19,8
19,1
28,5
14,1
2011
11,2
15,1
11,2
14,1
22,4
21,2
30
14,5
2010
16,4
18,4
14,9
10,9
27,2
23,1
32,5
18,4
6
2009
19,5
23
17,9
21,6
30,6
27,6
33,2
22,4
2008
11
19,8
14,3
18,7
25
20,8
29,8
17,9
2007
16,7
17,3
14,7
19,3
23,5
22,6
28,5
16,8
2006
12,5
15,3
14,7
17,9
25,2
21,1
27,2
15,2
2005
11,3
16,3
14,1
19,2
25,3
25,6
30,5
14,5
2004
9,6
13
13,4
19,6
26,6
29,3
39,8
13,3
2003
18,1
30,2
15,3
19,7
25,9
23,8
38,8
11,4
2002
11,5
15,7
12,4
20,7
26,8
28
38,3
10,7
2001
8,7
14,4
10,6
17,7
24
25,5
30,7
9,6
2000
5
11
8,3
13,7
20,6
20,8
28,3
10,3
Kaynak: TÜİK, 2014.
Gençlerin eğitim durumlarına göre işsizlik düzeylerine bakıldığında, eğitim düzeyi çok düşük
gençlerde işsizliğin daha az olduğu, eğitim seviyesi yükseldikçe işsizlik düzeyinin arttığı
görülmektedir. İstihdam edilemeyen gençlerin önemli bir bölümünün yeni mezun olmuş,
askerlik hizmetini yeni tamamlamış aileleri ile yaşayan ve bunun gibi sebeplerle ilk kez iş
arayanlar olduğu tahmin edilebilir. İşgücü piyasasında aranan niteliklere uygun olamama,
tecrübesizlik, bu konularda yardım edecek ve yol gösterecek kurumların eksikliği ve ücret
beklentilerinin yüksek olması genç mezunların işsiz kalmasına sebep olmaktadır. Üniversite
mezunu olmak ilk işini arayan gençler için iş bulmada bir avantaj sağlamasa da, yüksek
eğitimin çalışma hayatında sağlayacağı avantajlar yadsınamaz. Yetişkinlerde üniversite
mezunu olup işsiz olma ihtimali düşmektedir. Dolayısıyla eğitim işsizlik riskini ilk iş
aramalarda düşürmemekte, etkisini ilerleyen yıllarda göstermektedir. Eğitim seviyesi yüksek
işgücü, yüksek maaşla çalışan, iş beklentileri daha yüksek olan; lise mezunları ise beklentileri
yüksek fakat nitelikleri yetersiz işgücü grubunu oluşturmaktadırlar ve en yüksek bekleme
oranına sahip grupturlar. Eğitime uzun dönem içinde bakıldığında işsiz kalma riskini
düşürmektedir.
iii.
Genç İşsizliğini Önlemeye Yönelik Politikalar
Türkiye’de genç işsizliğiyle mücadelede birçok proje ve uygulama hayata geliştirilmiş olup
bunlar arasında en dikkat çekici olanları aktif istihdam politikaları arasında yer almaktadır. Bu
politikaların hedefleri arasında emeğin kalitesinin yükseltilmesi, okuldan iş yaşamına geçişte
genç bireylere süreç hakkında bilgi veren programların oluşturulması, bölgesel olarak yoğun
7
işsizlik
olan
yerlerde
işverenlerin
finansal
anlamda
desteklenmesi,
girişimciliğin
özendirilmesi gibi önlemler yer alır (Ören ve Şahverdioğlu, 2016)

Ücret ve İstihdam Sübvansiyonları
Ücret sübvansiyonları hükümet tarafından az da olsa kişilere ve genellikle firmalara
verilmektedir. Bu teşvikler gençlerin istihdamını arttırmak için nadiren de olsa kullanılan
yöntemlerden birisidir. Bu sübvansiyonların etkinliği değerlendirilirken hangi işgücü
piyasasında uygulanacağı ve sübvansiyonun türü önem kazanmaktadır. Sübvansiyonların
türlerine bakılacak olursa altı aydan iki yıla kadar uzanan teşvikler görülebilmektedir. Ya da
teşvikler brüt maaşın %10’u kadar olabileceği gibi, yarısı kadar da verilebilmektedir.
Teşvikler firma bazlı ya da kişi bazlı verilse de işçi maliyetlerini azaltması sebebiyle
işverenleri işçi alımına teşvik etmektedir. Verilen teşvikler genç işsizliğini bir ölçüde
azaltmaktadır. Çünkü deneyimsiz bireyler tecrübesiz oldukları için işveren açısından risk
oluşturmaktadır ve bu teşvikler sayesinde risk oranı azalmaktadır.

Doğrudan Kamu İstihdamı Yaratma Programları
Doğrudan kamu istihdamı yaratma programları, uzun dönemli işsizliğin hasar verici
sonuçlarını ortadan kaldırmaya ve bireylerin işgücü piyasası ile ilişkilerini tamamen
kesmelerini engellemek için işsizlere gelir desteği sağlamayı hedeflemektedir. Bu programlar
genel olarak, geçici ve kısa vadeli olarak uygulanmakta ve özel projeler bünyesindeki düşük
vasıf gerektiren işlerdeki istihdamı içine almaktadır. Bu sebeple programların, işsizlerin
piyasaya entegre edilebilmesi ve uzun dönemli istihdamın sağlanması konularında etkili
olmadığı ifade edilmiştir. Genellikle son çare olarak görülen doğrudan kamu işleri yaratma
programları, genç işsizliğini ortadan kaldırma iddiasında olmayıp, uzun dönemli işsizlik
durumlarında ek gelir sağlayarak gençlerin piyasadan kopmalarını engellemeyi hedefleyen
tamamlayıcı uygulamalardır. Bu programlar uzun dönemli işsizlik riskiyle karşı karşıya olan
tüm dezavantajlı gruplara yönelik olmasına rağmen gençler yoğun olarak bu grup içinde yer
almaktadırlar.

İşgücü Piyasasına Yönelik Eğitim Programları
Türk eğitim sisteminin genç istihdamı yaratmada karşılaştığı en önemli sorunlardan bir tanesi
iş dünyası ile eğitim kurumları arasındaki bilgi eksikliklerinden kaynaklanan eşgüdümsüzlük
sorunudur. Bu konu, Dünya Bankası’nın “Yüksek Öğrenim Politika Çalışması: Türkiye’de
8
Yüksek Öğretim için Stratejik Yönelimler” adlı raporunda üzerinde önemle durulan konuların
başında gelmiştir. Rapora göre, Türkiye’de özel sektörün yükseköğretim konusunda çok az
bilgi sahibi olmasının paralelinde, yükseköğretim kurumları da özel sektör hakkında çok az
bilgi sahibidir. Bu olumsuz durum, yüksek öğretim ile özel sektör arasındaki ortaklıkların çok
nadir olarak gerçekleşmesine, son derece sınırlı staj olanaklarının yaratılmasına ve yerel
ekonomi ile bağları en güçlü olması gereken Meslek Yüksek Okulları da dâhil olmak üzere
tüm yüksek öğretim kurumlarının, ders programlarını ve müfredatlarını bölgesel ihtiyaçları
göz önünde bulundurmadan oluşturmalarına neden olmaktadır.

Girişimciliğin Desteklenmesi
Kendi işini kurmak isteyenlere yönelik KOSGEB tarafından, Girişimcilik Destek Programı
oluşturulmuştur. Bu programın amacı, girişimciliğin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması,
başarılı ve sürdürülebilir işletmelerinin kurulmasının sağlanması, girişimcilik kültürünün
yaygınlaştırılması, iş geliştirme merkezleri ile girişimciliğin desteklenmesi ve yaygınlığının
artırılması, istihdamın artırılması ve yerel dinamiklere dayalı girişimciliğin desteklenmesidir.
Bu program, asgari 60 saatlik eğitim ve atölye çalışmasından oluşan bir eğitim programını
kapsamaktadır. Bu eğitimde girişimcilik özelliklerinin denenmesi, iş fikri alıştırmalarının ve
iş planı hazırlamalarının yapılması çalışmaları yapılmaktadır. Ayrıca uygulamalı girişimcilik
eğitimleri üniversiteler, İş-Kur ve çeşitli meslek kuruluşları ile belediyelerin desteğiyle
KOSGEB tarafından düzenlenmektedir. Düzenlenen eğitimler, genel ve özel hedef grupları
olan gençleri, kadınları ve dezavantajlı grupları kapsamaktadır. Eğitim esnasında da herhangi
bir ücret alınmamaktadır. KOSGEB bünyesinde iki türlü destek söz konusudur. Bunlardan
ilki, Yeni Girişimci Desteği, ikincisi ise İş Geliştirme Desteğidir.
Gençlere yönelik olarak, İŞKUR tarafından İş ve Meslek Danışmanlığı ve İşgücü Yetiştirme
Kursları düzenlenmektedir. Bu kurslar istihdam garantili işgücü yetiştirme kursları, kendi işini
kuracaklara yönelik işgücü yetiştirme kursları, iş kurma-girişimcilik eğitimi ve iş kurma
danışmanlığı, meslek geliştirme, engelli ve hükümlülere yönelik olarak açılan işgücü
yetiştirme kursları gibi programlardan oluşmaktadır.
iv.
Türkiye’de Genç İşsizliği Sorun Alanları
Genç işsizlik oranlarına bakıldığında birçok dünya ülkesinde toplam işsizlik oranının üstünde
olduğu görülmektedir. Genç işsizliğinin toplam işsizliğe göre daha yüksek olmasının nesnel
9
nedenleri var olmakla beraber, en önemli nedeni ise gençlerin büyük kısmının ilk kez iş
aramasından kaynaklanmaktadır.
Genç işsizliği Türkiye’de önemli bir sorunu oluşturmaktadır. 15-24 yaş arası genç işsizliği
ekonominin en iyi zamanında bile %16 seviyesinde bulunmakta olup, küresel krizle birlikte
ise %28,6 ya çıkmıştır. %16 ile 28 arasında bulunan ve önemli bir sorun olan genç işsizliğinin
çözümü için yapılması gerekenler günden güne artmaktadır.
Türkiye nüfusu 2015 yılı itibariyle 78 milyon 741 bin 53 kişi iken bu nüfusun 12 milyon 899
bin 667’ini “15- 24” yaş grubundaki genç nüfus oluşturmaktadır. Genç nüfusun toplam nüfus
içindeki oranı %16,4 idi. Genç nüfusun %51,2‘sini erkek nüfus, %48,8’ini kadın nüfus
oluşturmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nüfus verilerine bağlı tahminlere göre,
Türkiye nüfusu 2023 yılında 84 milyon 247 bin 88 kişi olacağı tahmin edilmektedir.
Genç nüfusun toplam nüfus içindeki oranının 2023 yılında %15,1’e, 2050 yılında %11,7'ye ve
2075 yılında ise %10,1’e kadar düşeceği tahminler arasındadır. Hane halkı işgücü araştırması
sonuçlarına bakıldığında ise; 2014 yılında gençlerde işsizlik oranı %17,9 oldu. Bu oran genç
erkeklerde %16,6, genç kadınlarda ise %20,4 olduğu görülmektedir. İstihdamdaki gençlerin
%19,4’ü tarım, %32,7’si sanayi, %47,9’u ise hizmet sektöründe yer almaktadır.
Türkiye’nin diğer ülkelerle karşılaştırıldığı zaman ciddi bir yapısal işsizlik sorunu içinde
olduğu görülmektedir. İşsizlik oranı oldukça yüksek, istihdam oranı ve özellikle kadın
istihdam oranı gelişmiş ülkelere göre düşüktür. İstihdamın kalitesi açısından bakıldığında da
Türkiye’de istihdam problemi kronik bir durum haline gelmiştir. Tarım istihdam oranlarına
bakıldığında toplam istihdamın dörtte birinden fazladır ve bu sektörde yüksek etkinlik söz
konusu değildir. Sonuç olarak ücretli istihdamının düşük olmasının yanı sıra, ücretsiz aile
işçiliği hala yaygın ve tarım dışı işsizlik istatistikleri daha kötü durumdadır. İşgücünün
oluşturduğu piyasanın yapısal olarak ortaya çıkardığı sorunlar arasında en önemlileri genç
istihdamına ilişkin sorunlardır.
Gençlerin işsizlik düzeyi genellikle makroekonomik göstergeler tarafından belirlenmekte,
bazı ülkeler ise genç işsizliğini düşük seviyelerde korumada diğer ülkelere göre daha başarılı
olmuştur. İşsizliğin önemli sebeplerinden birisini ise eğitim sistemi ve verilen eğitimin düzeyi
belirlemektedir. Ülkeler genç işsizlik oranlarında ciddi ve sürdürülebilir bir azalma trendini
yakalamak için eğitim sistemlerinde sağlam yapılanmalar oluşturmalıdır.
10
Diğer bir sorun alanı ise kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı en çok gençlerin ve kadınların
istihdam edildiği bir alan olarak genç işsizliğini yakından ilgilendirmektedir. Özellikle tarım
kesimindeki çözülme sürecinde, bu alandaki faaliyeti ilk terk edenler erkekler ve özellikle göç
etme ve göç edilen yerde iş arama gücü ve arzusunda olan genç erkekler olmaktadır. Bu
gençler, yine bahsedildiği gibi şehirlerde enformel sektörün ve kayıt dışı ekonominin işgücü
deposunu oluşturmaktadır.
1.4. SONUÇ
Genç işsizliği, ekonomik, toplumsal ve siyasal sonuçlarıyla, günümüz toplumlarının en
önemli sorunlarından birisidir. Başta Avrupa Birliği olmak üzere, birçok uluslararası kuruluş
ve ülkenin, son zamanlarda bu sorun üzerinde ısrarla durduğu ve gençler arasındaki işsizliği
önlemeye yönelik çeşitli politikaların geliştirildiği görülmektedir. Bir ülkenin çalışan
nüfusunun o ülke için önemi çok büyüktür. Ülkelerin kalkınabilmesi, ekonomik olarak
ilerleyebilmesi ülke içinde çalışan sayısının çok olmasıyla mümkündür. Çalışan nüfusun, yani
istihdama katılım oranının yüksek olduğu ülkelerin refah seviyesi ekonomik anlamda diğer
ülkelerden çok daha ileridedir.
Gençler ülkeleri için her zaman en değerli beşeri sermaye, kalkınma ve gelişme için birer
umut ışığı olma niteliğindedirler. Gençlerin işsizlik sorunu da genel işsizlik nedenlerinden
doğan bir yapıda görünmesine rağmen, kendine has bir takım özellikleri ve yine kendi içinde
bir takım çözümleyici politikalar geliştirilmesi gerekli olan bir kavramdır.
2. ENGELLİ İSTİHDAMI
2.1.Giriş
En geniş anlamda engellilik, sosyal hayata katılımdaki sınırlanmışlık ya da eksiklik
durumudur. Engelliliği ortaya çıkaran özürlülük, tedavisi/ düzeltilmesi mümkün olmayan
ancak rehabilite edilebilen bir durum olarak kabul edilmektedir. İçinde yaşadığımız toplumun
Avrupa Birliği’ne katılım sürecinin de etkisiyle engellilik, üzerinde yaygın ölçekte politika
üretilir bir olgu haline gelmiş ve engelli bireyler yaygın ilgi ile karşılaşır olmuşlardır.
Özellikle engelli kimselerin çalışma hayatına katılımları konusunda, tartışmalar ve bu
tartışmalar doğrultusunda birçok proje üretilmektedir. Engelli bireylerin çalışma hayatında yer
almaya başlamaları bir yandan kendilerini parçası oldukları toplumun anlamlı bir parçası
11
kılmakta; bir yandan da hem fiziksel hem de sosyal dünyada daha görünür olmalarını
sağlamaktadır.
2.2. Dünyada Mevcut Durum
Dünya Sağlık Örgütü’nün Dünya Bankası ile ortaklaşa yayımladığı 2011 tarihli “Dünya
Engelliler Raporu”, engelli nüfus temasının iktisadi kriz ortamında da göreli önemini
sürdüreceğini göstermektedir. İş ve istihdam konusunun ayrı bir bölüm altında incelendiği
Dünya Engelliler Raporu’nda ilk olarak engelli istihdamı bakımından işgücü piyasasının
görünümü ortaya konmuş, ardından işgücü piyasasına katılımı engelleyen hususlar
tanımlanmış ve nihayet engellerin aşılmasına dönük müdahale araçlarının üzerinde
durulmuştur.
Birçok ülkede henüz engelli istihdamı konusunda sistematik bir veri dizini mevcut değildir.
ILO'nun 2003 tarihli taramasına göre 111 ülkenin 16'sında engelli istihdamına ilişkin herhangi
bir veri bulunmamaktadır. Engelli istihdamına ilişkin sistematik ve sürekliliği bulunan bir veri
setine sahip olmak, ülkeler bakımından adeta bir gelişmişlik göstergesidir. Zira veri yoksunu
ve yoksulu ülkelerin tamamı düşük ve orta gelirli ülkeler grubunda yer almaktadır.
Tablo 3: Seçilmiş Ülkelerde İstihdam Oranları
ÜLKE
YIL
ENGELLİ
GENEL
İSTİHDAMI (%)
İSTİHDAM (%)
ENGELLİLERİN
GENEL İSTİHDAMA
ORANI
İsviçre
2003
62,2
76,6
0,81
Zambiya
2005
45,5
56,5
0,81
Meksika
2003
47,2
60,1
0,79
Norveç
2003
61,7
81,4
0,76
Kanada
2003
56,3
74,9
0,75
Almanya
2003
46,1
64,8
0,71
Avusturya
2003
43,4
68,1
0,64
Hollanda
2003
39,9
61,9
0,64
Hindistan
2002
37,6
62,5
0,61
Avustralya
2003
41,9
72,1
0,58
12
İngiltere
2003
38,9
68,6
0,57
ABD
2005
38,1
73,2
0,52
İspanya
2003
22,1
50,5
0,44
Türkiye
2002
21,7
48,7
0,44
Japonya
2003
22,7
59,4
0,38
Peru
2003
23,8
64,1
0,37
Polonya
2003
20,8
63,9
0,33
Güney Afrika
2006
12,7
41,1
0,30
Kaynak: WHO (Dünya Sağlık Örgütü) & WB (Dünya Bankası), 2011.
Tablo 1’de Türkiye satırına bakıldığında ise sözü edilen oranın %44 olduğu görülecektir.
%12’lik değeri ile Güney Afrika dışarıda bırakılırsa Türkiye, Polonya ile birlikte özürlü
istihdamının en düşük olduğu ülke durumundadır (%21). Türkiye, genel istihdam oranları
bakımından da (%48) en düşük skora sahip ülke konumundadır
Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Bankası’nın 2001 yılında birlikte kaleme aldıkları Dünya
Engellilik Raporu’nda esnek istihdam biçimleri ihtiyatlı bir dille önerilmektedir. Rapora göre
engelli çalışan, mesai saatlerinin düzenlenmesi başta olmak üzere, çalışmanın birçok
boyutunda esnekliğin sağlanmasına ihtiyaç duyabilir. Dolayısıyla belirli süreli ve kısmi
zamanlı işler gibi, bünyesinde esneklik barındıran istihdam biçimleri ilgi de çekebilir. Öte
yandan Rapor, yüksek esneklik barındıran geçici ve kısmi zamanlı istihdam biçimlerindeki
düşük ücret, düşük sosyal getiriler ve olumsuz sağlık koşullarının varlığına da dikkat
çekmektedir. Engelli olan ve olmayan işgücü arasındaki kayda değer ücret farklılıkları yaygın
bir olgudur. Buna bir de cinsiyet değişkeni ilave edildiğinde, en düşük ücreti, engelli kadın
çalışanın aldığı gözlenmektedir. Engelli olan ve olmayan işgücü arasındaki ücret
farklılaşmasını tümüyle emek üretkenliği ile açıklayan yaklaşımları, araştırma verilerine
dayalı bulgularla eleştiren Dünya Sağlık Örgütü, bu konuda engelli çalışanların açık bir
ayrımcılığa tabi tutulduklarını vurgulamaktadır.
Engelli çalışanların işgücü piyasasına girmeleri önünde kayda değer engeller söz konusudur.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 tarihli raporunda sözü edilen engeller “Erişim Güçlüğü”
başlığı altında toplanmıştır. Buna göre, örgün ve mesleki eğitim ile gerekli finansal
kaynaklara erişim konusundaki dezavantajlar, engellilerin işgücü piyasasına dâhil olmaları
önündeki belli başlı ‘çevresel engeller’ olarak tanımlanmıştır. Erişim güçlüğünü pekiştiren bir
13
diğer faktör de engellilerin yetenekleri ve performansları gibi konulardaki yaygın yanlış
anlamaların ve önyargıların varlığıdır.
Engelli çalışanın diğer çalışana kıyasla daha düşük üretkenlikle çalışacağı şeklinde
özetlenebilecek bu yanlış yargılar, sadece dışarıda değil, çoğu durumda, engelli işgücünün
kendi hanesinde de gözlenebilmektedir. Tam da bu yüzden engellilerde özgüven kaybı ortaya
çıkmakta, bir iş yapmak ve çalışmak hususundaki beklentileri zedelenmektedir.
2.3.Türkiye’de Eksene Dair Genel Görünüm
Günümüz çağdaş sosyal devlet uygulamalarının temelinde; eğitim, sağlık, istihdam, sosyal
güvenlik ve toplumsal yaşama tam katılım gibi unsurlar yer almaktadır. Bu politikaların
kapsamında engelliler, toplumun diğer bireyleri gibi fırsat eşitliğinden yararlanan bir kesim
olarak kabul edilmektedir. Engellilerin topluma katılımlarının ön şartı istihdam edilmeleridir.
Oysa engellilerin çok azı işgücü piyasasına katılabilme imkânı bulabilmektedir. Bu
olumsuzluğu gidermek amacıyla, uygulanan sosyal politikaların özünü engellilere yönelik
istihdam politikaları oluşturmakta, ayırımcılıktan uzak ve gerektiğinde pozitif ayırımcılık
uygulamaları ile engellilerin işgücü piyasasında yer almaları sağlanmaya çalışılmaktadır.
Eksende Tedbir veya Uygulama İhtiyacının Nedenleri ve Engeller
i.

Sosyal Sebepler
Bir kişinin engelli olması onun çalışma hakkından vazgeçmesi gerekliliğini beraberinde
getirmez. Çağdaş toplumlarda artık insanlar fakir, cahil, engelli, kadın olmalarına göre
ayrılmamaktadır. Bir toplumda yaşayan her bireyin çalışmaya ve gelir elde etmeye hakkı
vardır. Bu konuda sorumluluk sadece ailelere değil toplum ve devlete de düşmektedir.
Başarılı olacağı bir işte çalışmak insanı mutlu kılan olaylardan biridir. Kişi çalışmak ve
topluma yararlı olmak ister. Bu istek sadece gelir kazanma amacını gütmemekte, aynı
zamanda kendine güven ve saygı duygusu ile topluma olan bağlılık duygusunu da
güçlendirmektedir.
Engellilerin istihdamında öncelikle kabul edilmesi gereken konu, engellilerin diğer insanlara
göre istihdam edilmeye daha çok ihtiyaç duyduklarıdır. Çünkü bu ihtiyacın karşılanması, her
şeyden önce engellilerin bir biçimde toplumdan soyutlanmasını önlemekte, diğer bir deyişle,
engelliye sosyal ve psikolojik olarak tedavi edici etki yapabilmektedir. Diğer taraftan, hem
çalışarak kazandığı para ile başkasına muhtaç olmamak, hem de yetişkin bir insan olarak
üretime katılmak, engelliler açısından düşünüldüğünde de normal bir istek olarak karşımıza
çıkmaktadır.
14

Ekonomik Sebepler
Engellilerin çalışma hayatına dâhil edilmesinin sosyal açıdan gerekliliği kadar ekonomik
açıdan gerekliliği oldukça önemlidir. Engelli bireylerin maddi açıdan bir gelire sahip olma
ihtiyacı engelli olmayan bireylere göre daha fazladır. Engelli bireylerin kimi zaman çok ciddi
külfetler doğuran tedavi masrafları vardır. Bunun yanında bakmakla yükümlü oldukları aile
bireyleri veya kendilerine bakan yakınları mevcuttur. Bu amaçla düzenli bir gelir engellilerin
bu gereksinimlerinin karşılanması için oldukça önemlidir.
Toplumların genel refah düzeyinin yükselmesi ancak yüksek bir istihdam seviyesinin
sağlanmasıyla mümkün olacaktır. Her ülkenin sahip olduğu üretim kaynaklarından en
önemlisi insan gücüdür. Zira insan gücü bir ülkede üretime etkin bir şekilde katkıda
bulunabilecek emek potansiyelini, gerek sayı, gerekse nitelikleri itibariyle kapsayan bir
kavramdır. Bu nedenle insan gücü diğer kaynakları en rasyonel biçimde kullanacak olan
üretim faktörüdür.
ii.
Eksene dair veriler
Türkiye’de, 2011 Nüfus ve Konut Araştırması sonuçlarına göre; görme, duyma, konuşma,
yürüme, merdiven çıkma veya inme, bir şey taşıma veya tutma ve yaşıtlarına göre öğrenme,
basit dört işlem yapma, hatırlama veya dikkatini toplama fonksiyonlarından en az birinde çok
zorlandığını veya hiç yapamadığını belirten kişi sayısı 4 milyon 882 bin 841’dir. Diğer bir
ifadeyle 2011 yılında toplam nüfusun %6,6’sının en az bir engeli vardır.
Grafik: 3 Yaş grubu ve cinsiyete göre en az bir engeli olan nüfusun oranı, 2011
15
En az bir fonksiyonda zorluk yaşadığını veya hiç yapamadığını belirtenlerin %42,8’i erkek,
%57,2’si ise kadındır. En az bir engeli olanların yaş grubu ve cinsiyete göre dağılımına
bakıldığında, ileri yaşlardaki kadınlarda, aynı yaş grubundaki erkeklere göre en az bir engeli
olanların oranının daha fazla olduğu görülmektedir. Kadınlarda, 65-69 yaş grubunda en az bir
fonksiyonu yerine getirirken çok zorlandığını veya hiç yapamadığını belirtenlerin oranı bu yaş
grubundaki toplam kadın nüfusta %27,2 iken, erkeklerde bu oran %18,3’tür. Kadınlarda 7074 yaş grubunda en az bir engeli olanların oranı %36,3 iken aynı yaş grubundaki erkeklerde
bu oran %26,3’tür. İleri yaşlardaki kadın ve erkekler arasındaki bu fark 75 ve daha yukarı yaş
grubunda da belirgindir. Erkeklerde 75 ve daha yukarı yaş grubunda engelli nüfus oranı
%40,9 iken, kadınlarda bu oran %50,3’tür.
Tablo 4: İşgücü durumuna göre nüfus oranı, 2011
15 ve daha yukarı yaş (%)
İşgücüne
İstihdam Oranı
İşsizlik Oranı
43,7
7,9
Katılım Oranı
Tüm Nüfus
Toplam
47,5
16
Erkek
69,2
64,4
7,0
Kadın
25,9
23,1
10,6
22,1
20,1
8,8
Erkek
35,4
32,0
9,5
Kadın
12,5
11,6
7,3
En az bir engeli Toplam
olan nüfus
Kaynak: TÜİK, 2011
Nüfusun geneli için işgücüne katılım oranı %47,5 iken, en az bir engeli olan nüfusta bu oran
%22,1’dir. En az bir fonksiyonu gerçekleştirmede zorluk yaşayan nüfusun (15 ve daha yukarı
yaş) işgücüne katılım oranı erkeklerde %35,4, kadınlarda ise %12,5’tir. Tüm nüfusta işgücüne
katılma oranı erkeklerde %69,2 iken, kadınlarda ise %25,9'dur. Diğer bir ifadeyle engelli
nüfusun işgücüne katılım oranı tüm nüfusun katılım oranının yarısı kadardır (Tablo 3).
ii. Genç İşsizliğini Önlemeye Yönelik Politikalar
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 2013 yılında “Türkiye’de Engellilik ve
Kalkınma: Son 10 Yılın Raporu” yayınlanmıştır. Bu rapor kapsamında:
Bu dönemde Türkiye’de ilk Engelliler Kanunu çıkarılmıştır. 5378 sayılı Engelliler
Kanunu’nun kendisi ve uygulanmasına ilişkin ilgili diğer mevzuat ile birlikte yaklaşık 1.500
maddelik bir Engelliler Hukuku oluşturulmuştur.
Türkiye, engellilik alanında bağlayıcı nitelikteki ilk ve tek uluslararası belge olan ve
engellilerin, ayrımcılıkla mücadele ana ekseninde hak ve özgürlüklerinden tam ve eşit
yararlanmasını ve kolaylaştırıcı tedbirlerin alınmasını öngören Engellilerin Haklarına İlişkin
BM Sözleşmesini 30.03.2007 tarihinde imzalayarak, Sözleşmeyi ilk imzalayan ülkeler
arasında yer almıştır.
Engellilik alanındaki bu olumlu gelişmeler 2010 yılında Anayasal düzeye taşınmış ve
Anayasanın 10’uncu maddesinde yapılan değişiklikle, engelliler için alınacak tedbirlerin
eşitlik ilkesine aykırı sayılamayacağı hükmü getirilerek engellilere yönelik pozitif ayrımcılık
anayasal düzeyde bir güvence kazanmıştır.
Engellilerin hayat şartlarını iyileştirmek ve hizmetleri daha etkin bir şekilde, talep odaklı değil
arz odaklı olarak sunabilmek amacıyla öncelikle bir bakanlık çatısı altında, Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı altında Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü yapılandırılmıştır.
17
Engelli memurlara ilişkin bazı çalışma koşulları yeniden düzenlenmiş ve gece nöbeti ve
vardiyası
verilmemesi,
engelli
memurların
mesai
ve
dinlenme
sürelerinin
farklı
belirlenebilmesi gibi imkânlar sağlanmıştır.
Engellilerin adil bir rekabet ortamında yarışabilmesini sağlamak için Devlet Memurları
Kanunu değiştirilerek engelliler için ayrı ve merkezi bir sınav uygulaması getirilmiştir. Engel
gruplarına özgü hükümler de içeren merkezi yerleştirme sınavına ilişkin yönetmelik yürürlüğe
girmiş ve 2012 yılı içinde ilk merkezi sınav EKPSS gerçekleştirilmiştir.
Yöntemi, felsefesi ve sonuçları itibariyle dünyada bir ilk olma özelliğini taşıyan EKPSS
soruların hazırlanmasından sınav süresinin belirlenmesine kadar adayların özür gruplarını
dikkate alarak, sınav salonlarının ulaşılabilir tarzda dizaynına kadar sınavın her aşamasında
adayların durumuna özel tedbirler alınarak gerçekleştirilmiştir. EKPSS sonucu ile 1 sene
içinde 14.000 aday engelli memur olarak yerleştirilmeye hak kazanmıştır.
Engelli istihdamını geliştirici tedbir ve teşvikler öngörülmüştür: Kota kapsamında çalıştırılan
engellilerle, korumalı işyerlerinde çalıştırılan engellilerin sigorta primine ait işveren
hisselerinin tamamının, kontenjan fazlası isteğe bağlı çalıştırılan engellilerin sigorta primine
ait işveren hissesinin ise %50’sinin Hazine tarafından karşılanması sağlanmıştır. Bu sayede,
kamuda ve özel sektörde engelli kotasında istihdam edilen yıllık işçi sayısı 2002 yılı sonunda
10.883 iken bu rakam 2013 yılı Temmuz ayı itibariyle 23.384’e yükselmiştir. Ayrıca, engelli
çalıştırmakla yükümlü işyerinde çalışan engelli işçi sayısı 2008 yılında 66.363 iken, 2013
Haziran ayı itibariyle 93.056’ya yükselmiştir.
Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü (İŞKUR) tarafından alt yapısı geliştirilen Korumalı İşyerleri Projesi ile işgücü piyasasında
normal şartlar altında çalışma imkânı kısıtlı olan ağır engelli kişilere istihdam ortamları
oluşturulması amacıyla; Türkiye’de faaliyet gösteren eğitim kurum/kuruluşları, üniversiteler,
kamu kurum/kuruluşları, vakıf, dernek, sendika, meslek örgütleri gibi sivil toplum kuruluşları,
gerçek ve tüzel kişilere, zihinsel engelliler, ruhsal ve duygusal engellilere yönelik Korumalı
işyeri projelerine kuruluş sermayesi olarak engelli çalıştırmayan işverenlerden kesilen
cezaların oluşturduğu Ceza Paraları Fonundan karşılanmak üzere, kuruluş tarihinden itibaren
150 bin Türk Lirası hibe desteği ile engelli işçilerin ilk bir yıl boyunca maaş giderlerinin
karşılanması desteği verilmiştir.
Engelli bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilmesinin sağlanması amacıyla Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (KOSGEB) işbirliğinde
18
“Girişimci Engel Tanımaz” başlıklı bir proje ile engellilerin işgücü piyasasına daha fazla dâhil
olması ve ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmeleri amaçlanmıştır.
Projenin birinci aşamasında; kendi işini kurmak isteyen engellilerin KOSGEB Uygulamalı
Girişimcilik ve proje eğitimlerine katılması, iş kurma aşamasında engellilerin koçluk
hizmetinden yararlanması ve kendi işini kurması, kendi işini kuran engellilerin geniş ölçekli
karşılıklı kredi ve karşılıksız hibe desteklerini de içeren KOSGEB Yeni Girişimci
Desteği’nden faydalanması hedeflenmiştir.
Çalışamayacak durumda olan ya da iş bulamayan engellilere bağlanan 2022 sayılı Kanun
kapsamındaki aylıklar % 200 ila 300 oranlarında artırılarak anlamlı bir tutara ulaşmış, aylık
bağlananların kapsamı genişletilmiştir. Kendi adına çalışan engellilere isteğe bağlı erken
emeklilik hakkı verilmiş, bakıma muhtaç engelli çocuğu olan annelere erken emeklilik imkanı
tanınmıştır.
Genç İşsizliğini Önlemeye Yönelik Politikalar
iii.
2009 yılında yapılan Engelliler Şurasında İstihdamda Fırsat Eşitliği ve Özürlülüğe Dayalı
Ayrımcılık Komisyonu’nda engelli istihdamı ile ilgili bazı tespitlerde bulunulmuştur. Bunlar
ve engelli istihdamıyla ilgili yaşanan diğer sorunlar şunlardır:

Günümüz uygulamaları, engellilerin çalışma haklarını elinden alarak onları sadece
yardımla yaşar hale getirmektedir. Oysa bu durum bir insan hakları ihlali olarak
ayrımcılık ve suç sayılmaktadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’ne ek olarak “Sakat
Kişilerin Hakları Bildirgesinde” engelli kişilerin toplumun üretken bireyleri olarak
katılımı hakları ve toplumunda bu kişilere karşı yükümlülükleri yar almaktadır. Yine
aynı şekilde Anayasamızda “çalışma herkesin hakkı ve ödevidir” şeklinde düzenlenen
49. madde engellilerin istihdam haklarını da güvence altına almaktadır.

İşverenler ve çalışanlar engelli işçi çalıştırılmasıyla ilgili olarak yeterince bilgili ve
bilinçli değildirler. Özellikle engelli istihdamı denilince tek akla kotanın gelmesi ve
ceza gibi algılanması bunda etkili olmaktadır. Bu durumda engellilere yönelik
ayrımcılığın artmasına neden olmaktadır. Engellilerin istihdamına yönelik olarak yasal
düzenlemeler mevcut olmakla birlikte uygulamada sorunlar yaşanmaktadır. Kota
kapsamında olmasına rağmen işyerleri engelli istihdamıyla ilgili gerekli düzenlemeleri
yapmaktan kaçınabilmektedir.

Engelli bireyler yeteneklerine, mesleki bilgi ve becerilerine uygun olmayan işlerde
genellikle çalıştırıldıkları için, verimli olma şansları ellerinden alınmaktadır.
19

Engelli grupları ve bunların her birinin gereksinimleri de farklı olmaktadır. İstihdam
ile ilgili olarak engelli gruplarının yeterlilikleri belirlenerek, yapabilecekleri işlerin
belirlenmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Böylece engellilere daha gerçekçi mesleki
eğitim hizmetleri sunulabilir.

Ağır derece engelli olanlar ülkemizde istihdam edilmemektedirler. Bu durum da
engelliler için mağduriyeti arttırmaktadır.

Engelli istihdamıyla ilgili olarak düzenli takip ve istatistiki veri tabanı yoktur.

Zihinsel engelliler ile ilgili düzenli bir istihdam politikası bulunmamaktadır.

Ağır derece engellilere çalışamaz raporu düzenlenmektedir. Bu durumda onların
maddi yoksulluklarını arttırmaktadır. Hayatlarını idame etmeleri yapılacak sosyal
yardımlara bağlı kalmaktadır.

Engellilere yönelik fırsat eşitliğine dayalı makro bir işgücü piyasası analizine ihtiyaç
vardır.

Ülkemizde engellilerin istihdamında genel olarak “kota sistemi” uygulanmaktadır.
Ancak kamu sektöründe ve özel sektörde kotadan beklenen istihdam sağlanamamıştır.
Bunun nedeni olarak ise engelli istihdamında tek bu yönteme ağırlık verilmesi ve
engellilerin bu konuda eğitilmemeleri sayılabilir.

Kota sisteminden faydalanabilmek için işyerinde çalışan işçi sayısının en az 50 olması
İş Kanunu’nda aranan bir şarttır. Ülkemizde ise 50’den fazla işçi çalıştıran işyerleri,
genellikle büyük şehirlerde ve merkezlerde toplanmıştır. Buna karşılık, kırsal
bölgelerde ve az gelişmiş şehirlerde (az gelişmiş bölgelerde engelli oranı, sağlık
hizmetlerinden faydalanma açısından değerlendirilirse daha fazla olması doğal kabul
edilebilir) 50’den fazla işçi çalıştıran işyerine rastlamak pek mümkün değildir. Bu
nedenle bu şehirlerde yaşayan engellilerin istihdam şansı daha da azalmaktadır.

Engelliler maalesef başta temel eğitim olmak üzere, mesleki eğitimin imkânlarında
faydalanamamaktadırlar. Engellilerin bu niteliği ülkemizde işverenler tarafından var
olan “engellilerin mesleki bilgisi yok, o yüzden istihdam etmiyorum” şeklindeki yanlış
algılamaları pekiştirmektedir.

Sosyal güvenlik açısından soysal güvenlikten ve iş güvencesinden faydalanan
engelliler istihdam edilenlerdir. Ancak ülkemizde temel sorun engellilerin istihdam
oranlarının düşük olmasıdır. Dolayısıyla engellilerin büyük bir bölümü sosyal
güvenceden mahrum kalmaktadır.
20

İşverenler engelli istihdam ederken engel oranı düşük engellileri tercih etmektedirler.
Engellilik oranı yüksek engellilerin bu durumda istihdama katılmaları daha da
güçleşmektedir. Korumalı işyeri sayısının da az olması nedeniyle bu durumdaki
engelliler kaderlerine terk edilmektedir.

Türkiye’de engellilerin istihdam edilip edilmedikleri konusunda denetimler de yetersiz
kalmaktadır. Denetimler olmadığında kota kapsamında kaç işyeri olduğu konusunda
literatürde bir kaynağa rastlanamamıştır (kamu kurumları hariç).

Engellilerin istihdam edilebilecekleri iş ve mesleklere yönelik olarak ülkemizde iş ve
meslek analizleri yoktur. Bu durumda da engelliler yetenek ve bilgilerine uygun işler
yerine vasıfsız işlerde istihdam edilmektedir.
2.4. SONUÇ
Engelli bireyler dezavantajlı gruplar içerisinde en fazla nüfusa sahip gruptur. Bu durumda
engelli bireylerin çalışması bir nevi zorunluluk haline gelmektedir. Çünkü bu kadar kişinin
çalışmaması toplum için hem ekonomik bir zarar olacak hem de engelli bireyler toplum dışı
kalacaktır. Diğer gruplarla olan ilişkileri azalacak ve toplumdaki gruplar arası uçurumlar
artacaktır. Bu durum toplumun sosyo-kültürel ve ekonomik anlamda eksik bir şekilde
ilerlemesine yol açmaktadır.
Sonuç olarak engelli istihdamı konusu sadece engelli birey ve ailesinin değil tüm toplumun
sorunu olduğu gibi sadece çalışma hayatına has bir konu değildir. İstihdam öncesi okul
eğitimi, mesleki eğitimler, işe ulaşım, iş yerlerindeki mimari yapının engellilere uygunluğu ve
engelli bireyleri istihdam edecek olan işverenler ile engelli bireylerle çalışacak olan bireylerin
onları kabulleniş durumları bu süreci etkileyen diğer faktörlerdir.
3. UZUN SÜRELİ İŞSİZLİK
3.1. Giriş
Uzun süreli işsizliğin tanımlanması ile ilgili farklı görüşler bulunmaktadır. Bu konudaki en
itibarlı tanımlama Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’nün yaptığı tanımlamadır. ILO’nun
işgücü piyasası ve istihdama ilişkin yayınladığı bir çok araştırma ve raporda uzun süreli
işsizlik, kişilerin işsiz kalma süresi esasa alınmak suretiyle tanımlanmaktadır. Bu çalışmalara
göre bir yıl ve daha uzun süredir işsiz olanlar “uzun süreli işsiz” olarak tanımlanmaktadır.
21
ILO’nun uzun süreli işsizleri bir yıl veya daha fazla süredir işsiz kalanlar olarak tanımlaması,
ILO üyesi bütün ülkelerce kabul edilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinin ve Türkiye’nin
işgücü piyasası ve istihdama ilişkin çalışmalarda ve yayınladıkları ulusal istihdam
raporlarında uzun süreli işsizlik kavramı için bir yıllık süreyi esas aldıkları görülmektedir.
EUROSTAT, TÜİK ve Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bütün
çalışmalarında uzun süreli işsizlik kavramını tanımlarken bir yıllık işsizlik süresini baz
almaktadır.
İşsiz kalma süresinin çalışmalarda bir kriter olarak ele alınması bu husustaki önemli bir
problemi de gün yüzüne çıkarmaktadır. İşsiz kalınan süre uzadıkça işsizlik problemi yapısal
bir hal almakta ve işsizlik sorununun çözümü zorlaşmaktadır. İşsizlik süresinin uzaması
kişilerin iş bulma ümidini kırmakta, mesleki becerilerinin körleşmesine ve çalışma
disiplininden uzaklaşmalarına sebep olmaktadır. Uzun süreli işsizler belli bir süre sonra iş
aramaktan vazgeçmekte ve işgücü piyasasının tamamen dışına çıkmaktadırlar.
3.2. Dünyada Uzun Süreli İşsizlik Bakımından Mevcut Durum
Uzun süreli işsizlik hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin yapısal bir problemidir.
Yukarıda da değinildiği gibi bireyin işsiz kaldığı dönem sonunda niteliklerini kaybetmesi ve
işgücü piyasasının tamamen dışında kalması söz konusu olabilmektedir. Bu doğrultuda uzun
süreli işsizliğin kişisel yaşam üzerindeki etkilerinin yanı sıra, sosyal uyum üzerinde de
olumsuz etkileri söz konusu olacak ve ekonomik gelişmeyi sınırlandıracaktır.
İşsizlik konusunun en önemli alt başlıklarından bir tanesi de uzun süreli işsizliktir. Dünya
genelinde işsizlerin yaklaşık yarısı, bir yıl ve daha uzun bir süreden beri işsizdir. Bunların
belli bir kısmı, bir süre sonra ümitlerini kaybetmekte ve “cesareti kırılmış işsizler” konumuna
düşmektedirler. Sayıları gittikçe artmakta olan uzun süreli işsizler, kendilerini giderek daha
umutsuz bir ortamda bulmakta ve işgücü piyasalarına tekrar adım atmakta oldukça büyük
güçlükler çekmektedirler.
Uzun süreli işsizliğin en önemli nedenlerinden bazıları; yeni istihdam olanaklarının
yaratılmasındaki eksiklikler, yapısal ve teknolojik gelişmelerin etkisi, istihdam ve sosyal
güvenlik sistemlerinin, uzun süreli işsizlerin yeniden istihdamı teşviş edecek biçimde
22
olmamasıdır.
2000’li yıllardan itibaren uzun süreli işsizlik oranlarında olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Aktif
istihdam politikaları, istihdam dostu vergilendirme, istihdamı destekleyecek nitelikte bir
büyüme, küçük ve orta ölçekli işletmeler bazında girişimciliğin desteklenmesi ve esnek
çalışma modelleri gibi istihdam biçimleri bu süreci destekleyen en önemli faktörler olmuştur.
Grafik 4: Uzun Süreli İşsizlik Oranlarının Seyri (2006-2015) (%)
60.0
50.0
40.0
30.0
20.0
10.0
0.0
2006
2007
2008
2009
AB 28
2010
2011
OECD
2012
2013
2014
2015
Türkiye
Kaynak: OECD, 2015
2008 yılında ABD’de başlayan, sonrasında Avrupa’ya ve oradan da tüm dünyaya yayılan
küresel mali kriz özellikle istihdam açısından yıkıcı bir etki meydana getirmiştir. Grafik 1’de
de görüldüğü gibi 2000’li yıllarda düşüş trendinde olan uzun süreli işsizlerin oranı, 2008
küresel mali kriziyle beraber tekrar yukarı yönlü bir trende dönüşmüştür. Krizin etkilerinin
birkaç yıla yayılması, işini kaybeden kişilerin uzunca bir süre işsiz kalmasına ve yeni bir iş
bulamamasına sebep olmuştur.
2006-2015 yılları arasında dünyadaki bazı ülkelerin uzun süreli işsizlik problemini diğer
ülkelere göre daha ağır hissettiği Tablo 1’de detaylı olarak görülmektedir. Toplam işsizler
içerisinde uzun süreli işsizlerin oranı en yüksek olan ülkeler sırasıyla Yunanistan, Slovakya,
Hırvatistan ve Bulgaristan’dır. Uzun süreli işsizlik oranı en düşük olan ülkeler ise Kanada,
İzlanda, ABD ve İsveç’tir. 2006 yılına göre 2015 yılında uzun süreli işsizlik oranlarını
düşürme konusunda başarılı olabilmiş ülkeler; Türkiye, Rusya, Estonya, Polonya, Almanya ve
Romanya’dır. Bu ülkelerde uzun süreli işsizlik oranları son dokuz yıl içerisinde ortalama %15
civarında azalmıştır.
23
Tablo 5: Seçilmiş Bazı Ülkelerin Uzun Süreli İşsizlik Oranları (2006-2015)
ÜLKE/YIL
2006
Kanada
İzlanda
2007
8,7
:
2008
7,5
:
2009
7,3
:
2010
2011
2012
2013
2014
2015
8,0
12,1
13,6
12,7
12,9
12,9
11,6
5,8
17,4
23,8
25,1
18,2
12,0
12,4
ABD
10,0
10,0
10,6
16,3
29,0
31,3
29,3
25,9
23,0
18,7
İsveç
14,7
13,6
12,3
13,1
18,1
19,0
18,3
17,7
18,2
19,6
Türkiye
30,4
26,3
23,8
22,7
26,1
23,7
22,0
21,6
20,5
21,0
Rusya
42,3
40,6
35,2
28,7
30,0
32,9
30,9
31,0
28,1
27,3
OECD
31,2
28,4
24,8
23,5
31,4
33,5
34,1
35,1
35,3
33,8
Estonya
48,6
49,8
31,1
27,3
45,3
57,3
54,7
44,5
45,3
38,3
Polonya
57,0
52,6
34,8
31,5
31,1
37,2
40,3
42,5
42,7
39,3
Fransa
41,0
39,2
36,6
34,5
39,5
40,7
39,6
40,2
42,5
42,6
Hollanda
42,3
38,5
34,0
24,4
27,1
32,3
32,9
34,9
39,2
42,9
Litvanya
45,3
32,4
21,6
23,7
41,7
52,1
49,2
42,9
44,7
42,9
Almanya
55,7
56,0
51,8
44,9
46,8
47,6
45,1
44,4
44,0
43,6
AB 28
45,1
42,6
36,9
33,2
39,7
42,8
44,3
47,1
49,3
48,1
Bulgaristan
55,2
58,3
51,2
42,9
46,1
55,7
55,2
57,3
60,4
61,2
Hırvatistan
54,9
60,0
62,3
55,7
56,3
61,3
63,7
63,6
58,3
63,0
Slovakya
76,8
74,8
70,1
54,4
64,5
68,3
67,3
70,2
70,2
65,8
Yunanistan
54,1
49,7
47,1
40,4
44,6
49,3
59,1
67,1
73,5
73,1
Kaynak: OECD, 2015
Tablo 2’ye bakarak, yine aynı dönemde (2006-2015) toplam işsizlik rakamlarını incelersek;
Yunanistan, Slovakya, Hırvatistan ve Bulgaristan’ın bu açıdan da en son sıralarda yer aldığı
görülmektedir. Kanada, İzlanda ve ABD ise uzun süreli işsizlik oranlarında olduğu gibi
toplam işsizlik oranlarında da iyi durumdadırlar.
2009-2015 dönemini kapsayan kriz sonrası yedi yıllık süreçte toplam işsizlik rakamlarında en
fazla iyileşme gösteren ülkelerse; İzlanda, ABD, Rusya, Estonya ve Almanya’dır. Tablo 1 ve
Tablo 2 beraber göz önünde bulundurulduğunda, uzun süreli işsizlik ile toplam işsizlik
arasında aynı yönlü bir ilişki olduğunu söylemek mümkün iken, oranlardaki düşüşün şiddeti
incelendiğinde İzlanda ve ABD’nin uzun sürelik işsizlik oranlarındaki iyileşme konusunda en
iyiler arasında yer almamasına rağmen, toplam işsizlik rakamlarındaki iyileşme konusunda üst
sıralarda yer aldığını görmek mümkündür.
24
Tablo 6: Seçilmiş Bazı Ülkelerin İşsizlik Oranları (2006-2015)
ÜLKE/YIL
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015
Kanada
6,3
6,0
6,1
8,3
8,0
7,5
7,2
7,0
6,9
6,9
İzlanda
2,8
2,2
2,9
7,2
7,5
7,0
5,9
5,3
4,8
3,9
ABD
4,6
4,6
5,7
9,2
9,6
8,9
8,0
7,3
6,1
5,2
İsveç
7,0
6,1
6,2
8,3
8,6
7,8
7,9
8,0
7,9
7,4
Türkiye
8,7
8,8
9,7
12,5
10,6
8,8
8,1
8,7
9,8
10,2
Rusya
7,1
6,1
6,3
8,3
7,4
6,5
5,4
5,4
5,1
5,5
OECD
6,0
5,5
5,9
8,0
8,2
7,9
7,9
7,8
7,3
6,7
Estonya
5,9
4,5
5,4
13,5
16,7
12,3
10,0
8,6
7,3
6,1
Polonya
13,8
9,6
7,1
8,1
9,6
9,6
10,0
10,3
8,9
7,5
Fransa
8,4
7,7
7,1
8,7
8,9
8,8
9,4
9,9
10,3
10,4
Hollanda
3,9
3,2
2,8
3,4
4,5
5,0
5,8
7,2
7,4
6,9
Litvanya
5,6
4,3
5,8
13,7
17,8
15,3
13,2
11,8
11,3 :
Almanya
10,2
8,6
7,5
7,7
6,9
5,8
5,3
5,2
4,9
4,6
AB 28
8,1
7,1
6,9
8,8
9,5
9,6
10,4
10,8
10,2
9,3
Bulgaristan
8,9
6,9
5,6
6,8
10,2
11,3
12,3
12,9
11,6 :
Hırvatistan
11,1
9,6
8,4
9,1
11,8
13,4
15,8
17,3
16,7 :
Slovakya
13,3
11,1
9,5
12,0
14,3
13,6
13,9
14,2
13,1
11,4
9,0
8,4
7,7
9,6
12,7
17,8
24,4
27,4
26,4
24,9
Yunanistan
Kaynak: OECD, 2015
Uzun süreli işsizlik oranları ile işsizlik oranları arasında aynı yönlü bir ilişki olduğunu
söylemek yanlış olmaz. Ancak, oranlar arasında aynı hızda ve büyüklükte bir değişim
gerçekleşmemektedir. İşsizlik oranları düştüğü zaman uzun süreli işsizlik oranlarının yüksek
kalmaya devam etmesi veya düşüşün çok daha yavaş olması, uzun süreli işsizlerin iş
piyasasına çok daha geç adapte olması ya da iş piyasasına dahil olma konusunda isteksiz
davranmaları ve işverenlerin uzun süreli işsizlere olumsuz bakışı ile açıklanabilir.
İşgücü piyasasında meydana gelen sürekli değişmeler uzun süreli işsizlerin istihdam
edilebilirliklerini büyük ölçüde kısıtlamaktadır. Diğer taraftan yüksek miktarlardaki işsizlik
yardımı uzun süreli işsizlerin yeniden çalışma hayatına dönme isteklerini kaybettirmektedir.
Uzun süreli işsizler devlet tarafından verilen işsizlik yardımları ile gelir elde etmekte ve asgari
bir yaşam düzeyine razı olmaktadırlar. İşverenler ise yetenek ve becerilerini büyük ölçüde
kaybetmiş
durumdaki
uzun
süreli
işsizleri
25
istihdam
etme
konusunda
isteksiz
davranmaktadırlar. Bu doğrultuda işsizlik oranlarındaki bir iyileşmenin, uzun süreli işsizliğe
yansıması çok daha geç ve sınırlı ölçüde olmaktadır.
3.3. Türkiye’de Uzun Süreli İşsizliğin Genel Görünümü
Uzun süreli işsizlik kavramı Türkiye’de de yukarıda belirttiğimiz üzere bir yıldan daha uzun
süredir iş arayanlar olarak kabul edilmektedir. Hızla artan ve genç bir nüfus yapısına sahip
olan Türkiye açısından uzun süreli işsizlik konusu, yapısal işsizlik tehdidi yüzünden önemli
bir problem teşkil etmektedir. Ekonomik alanda, nüfus artışı ile orantılı bir istihdam artışı
sağlanamayışı, her gün işgücüne eklenen yeni bireylerle genişleyen işgücü arzı karşısında
sınırlı iş gücü talebi, uzun süren yapısal işsizliğe zemin hazırlamaktadır.
Grafik 5: Türkiye’de Uzun Süreli İşsizliğin Genel Seyri (2002-2015)
26
40
39.2
39.4
38
36
34
32
30
30.4
29.4
28
26.3
26
24.4
24
26.1
23.8
23.7
21.6
22.7
22
20.5
22.0
20
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
21.0
2015
Kaynak: OECD, 2015
Türkiye’de uzun süreli işsizlik oranları, Grafik 2’de de görüldüğü gibi 2005 yılından itibaren
aşağı yönlü bir seyir izlemiştir. 2005 yılında %39,4 olan uzun süreli işsizlik oranı, 2009 yılına
gelindiğinde %22,7’ye kadar düşmüştür. Ancak 2008 yılında başlayan ve bir yıl içerisinde
bütün dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz sebebiyle uzun süreli işsizlik oranları
Türkiye’de de yeniden yükselmeye başlamıştır. Bununla beraber kısa süre içerisinde kriz için
alınan önlemler etkisini göstermiş ve 2010 yılından sonra uzun süreli işsizlik oranı tekrar
düşüşe geçmiştir.
Türkiye uzun süreli işsizlik göstergeleri bakımından diğer bir çok ülkeye göre daha iyi
durumdadır. 2015 yılında AB üyesi 28 ülkenin uzun süreli işsizlik ortalaması %48,1; OECD
üyesi ülkelerin ortalaması %33,8’dir. Türkiye’de ise bu oran 2015 yılında %21 olarak
gerçekleşmiştir. Ancak Türkiye’deki işgücü piyasasının yapısal özellikleri göz önünde
alındığında, bu rakamların yanıltıcı olabileceği yönünde tereddütler ortaya çıkmaktadır.
Çünkü istihdamın yaklaşık %30’unun tarımda olduğu ve tarımın büyük ölçüde işsizliği,
dolayısıyla da uzun süreli işsizliği gizlediği şeklinde endişeler akla getirmektedir.
Ayrıca Türkiye’deki uzun süreli işsizlerin oranı yaş açısından incelendiğinde bu grubun
çoğunlukla gençlerden oluştuğu görülmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde de Türkiye
diğer birçok ülkeye göre negatif ayrışmaktadır.
3.3.1. Türkiye’de Cinsiyet Durumlarına Göre Uzun Süreli İşsizler
27
Türkiye’de uzun süreli işsizliğin cinsiyete göre dağılımına bakacak olursak; kadınların,
erkeklere göre bu konuda daha fazla problem yaşadıklarını söyleyebiliriz. Aşağıdaki tabloda
erkek ve kadın uzun süreli işsiz sayısı, toplam uzun süreli işsiz sayısı, toplam uzun süreli
işsizlik oranları ve toplam uzun süreli işsizler içerisinde erkek ve kadın uzun süreli işsizlerin
oranı gösterilmektedir.
Tablo 7: Uzun Süreli İşsizlerin Cinsiyete Göre Dağılımı
ERKEK
SAYI
ORAN (%)
KADIN
SAYI
ORAN (%)
TOPLAM
SAYI
ORAN (%)
2006
273
45,9
321
54,1
594
30,4
2007
258
48,4
274
51,6
532
26,3
2008
262
48,2
281
51,8
543
23,8
2009
348
50,1
346
49,9
694
22,7
2010
313
44,4
391
55,6
704
26,1
2011
236
42,9
314
57,1
550
23,7
2012
217
44,8
267
55,2
484
22
2013
236
44,7
291
55,3
527
21,6
2014
236
40,4
347
59,6
583
20,5
2015
206
32,3
431
67,7
637
21
Kaynak: TÜİK, 2015
Tablo 3 incelendiğinde 2015 yılında erkeklerdeki uzun süreli işsizlik sayısının son on yılda en
düşük seviyede gerçekleştiği görülmektedir. 2015 yılını kadınlar açısından değerlendirirsek
tam tersi bir durumun söz konu olduğunu görebiliriz. Kadın uzun süreli işsizliği 2015 yılında
%67,7 ile son on yılın en yüksek seviyesine çıkmıştır. 2008 yılında yaşanan ekonomik krizden
sonra uzun süreli işsiz sayıları hem erkeklerde hem de kadınlarda artmıştır. Erkeklerde en
fazla uzun süreli işsiz 2009 yılında görülmüştür. Kadınlarda ise en fazla uzun süreli işsiz
sayısına 2010 yılında rastlanmıştır.
Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta da toplam erkek işsizler içerisinde uzun süreli
işsizlerin oranı ve toplam kadın işsizler içerisinde uzun süreli kadın işsizlerin oranıdır. Bu
oranlar aşağıdaki tablo ve grafiklerden görülebilmektedir.
Tablo 8: Uzun Süreli İşsizlik Oranı / Toplam İşsizlik Oranı 2006-2014 (%)
28
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
Kadın
43,9
38,9
34,4
32,2
37
34,2
31,8
30,8
26,7
Erkek
32,4
27
24
22,6
24,7
22,5
21,2
20,3
17,2
Kaynak: The World Bank
Grafik 6: Uzun Süreli İşsizlik Oranı / Toplam İşsizlik Oranı 2006-2014 (%)
50
45
40
35
30
25
20
15
10
5
0
2006
2007
2008
2009
2010
Kadın
2011
2012
2013
2014
Erkek
Kaynak: The World Bank
Toplam uzun süreli işsizler içerisinde kadınların oranı erkeklere göre her dönemde daha
yüksektir. Ancak yıllar içerisindeki seyir izlendiğinde her iki grup için de olumlu bir
gelişmenin sağlandığını söylemek mümkündür. 2006 yılından 2014 yılına gelindiğinde kadın
işsizler arasındaki uzun süreli işsiz oranı %40’lardan, %20’lere kadar gerilemiştir. Erkeklerde
ise bu oran aynı dönemde %30’lardan, %15’ler civarına kadar gerilemiştir.
Türkiye’de uzun süreli işsizlikten kadınlar daha çok etkilenmektedir. Sayısal olarak kadın
uzun süreli işsiz sayısı, erkek uzun süreli işsiz sayısının yaklaşık iki katıdır. Tablo 4
incelendiğinde 2014 yılı itibariyle her on işsiz kadından yaklaşık dört tanesi uzun süreli
işsizdir. Yine Tablo 3’e göre de 2015 yılı itibariyle her on uzun süreli işsizden yaklaşık 6
tanesi kadın uzun süreli işsizdir.
3.3.2. Türkiye’de Yaş Durumlarına Göre Uzun Süreli İşsizler
29
Uzun süreli işsizlik probleminden daha çok gençler etkilenmektedir. Gerek ekonomik
büyümeye sağladıkları katkı noktasında gerekse sahip oldukları nitelikleri kaybetme tehdidi
noktasında uzun süreli işsizlik probleminin, ILO’ya göre de 15-29 yaş aralığını kapsayan,
“genç” kategorisi bağlamında incelenmesi isabetli olacaktır. Aşağıdaki tabloda bu yaş
aralığını kapsayan, altı farklı yaş grubuna göre uzun süreli işsizlik oranları gösterilmektedir.
Tablo 9: Uzun Süreli İşsizlerin Yaş Durumuna Göre Dağılımı (2006-2015) (%)
2006
2007
2008
2009
2010
2011
2012
2013
2014
2015
15-19
3,3
3,3
3,5
3,6
2,9
1,7
1,8
1,8
1,7
1,6
15-24
4,5
3,9
3,8
4,5
4,1
2,9
2,7
2,7
2,6
2,6
15-29
4,2
3,5
3,5
4,2
4,1
2,9
2,6
2,8
2,7
2,8
20-24
4,2
3,5
3,5
4,2
4,1
2,9
2,6
2,8
2,7
2,8
20-29
4,4
3,6
3,4
4,4
4,3
3,2
2,8
3,0
2,9
3,1
25-29
3,7
3,1
3,1
3,8
4,0
3,0
2,6
2,9
2,8
3,1
Kaynak: Euro Stat
Uzun süreli işsizleri yaş gruplarına göre incelediğimizde, her altı grup için de 2006-2011
yılları arasında dalgalı bir trendin olduğunu görebiliriz. 2011 yılı itibariyle ise bütün yaş
gruplarında genel olarak bir azalma trendi başlamaktadır (Tablo 5). Uzun süreli işsizlik
oranlarının gençlerde düşme eğilimine girmesi; eğitim sürecinin uzaması veya gençlerin daha
ileriki yıllarda işgücü piyasasına katılmaları ile açıklanabilir. Ancak, buradaki en büyük etken,
2008 yılında yaşanan küresel mali krizin, olumsuz etkilerini kaybetmesidir.
Toplam genç işsizler içinde uzun süreli genç işsizlerin oranı 2006 yılında %3,3 ila %3,7
aralığında gerçekleşmiş iken 2015 yılında %1,6 ila %3,1 aralığında gerçekleşmiştir. 15-19 yaş
grubundaki uzun süreli işsizliğin %3’lerden, %1’ler seviyesine inmesi yaşanan kriz dönemine
rağmen olumlu bir gelişmedir. Ancak, 25-29 yaş grubundaki uzun süreli işsizlik oranının
2006-2015 dönemini kapsayan on yıl boyunca %3’ler seviyesinde seyretmesi ve kayda değer
bir düşüşün yaşanmaması, uzun süreli işsizlik probleminin, yapısal işsizlik problemine
dönüşebilme ihtimalini ortaya koymaktadır.
30
3.4. Türkiye’de Uzun Süreli İşsizliği Önlemeye Yönelik Uygulanan Politikalar
Türkiye’de diğer bazı ülkelerde olduğu gibi özel olarak uzun süreli işsizlerin istihdamını
arttırmaya yönelik istihdam politikaları bulunmamaktadır. Bunun yerine işsizlikle mücadele
amacıyla ortaya konmuş olan istihdam politikaları bu problem için de uygulanmaya
çalışılmaktadır. Ancak Türkiye’de de uzun süreli işsizlik olgusu özel olarak ele alınması
gereken bir sorundur. Çünkü yapısal işsizliğe bir kapı açacak olma ihtimali ciddi bir tehdittir.
Yetersiz olsa da gerek pasif gerekse aktif istihdam politikalarının bazılarında işsiz kalınan
süre dikkate alınarak uzun süreli işsizlere yönelik belirli öncelikler tanınmaktadır. Bunlar ve
diğer bazı işsizliği önlemeye yönelik istihdam politikaları aşağıdaki gibidir:
-
İşgücü Maliyetlerinin Düşürülmesi
-
Aktif İstihdam Politikaları
o Eğitim ve Mesleki Eğitim Programları
o Toplum Yararına Çalışma Programları
o İşe Yerleştirme Hizmetleri
o İş ve Meslek Danışmanlığı
-
Pasif İstihdam Politikaları
o İşsizlik Sigortası
o Kıdem Tazminatı
o Kısa Çalışma Ödeneği
o Ücret Garanti Fonu
3.5. Sonuç
Dünya genelinde ciddi boyutlarda ve hızlı bir ekonomik dönüşüm süreci yaşanmaktadır. Bu
dönüşüm süreci beraberinde birçok yapısal değişikliği de getirmektedir. Küreselleşme
olgusuyla tetiklenen dönüşüm sürecinin, özellikle işgücü piyasaları üzerindeki negatif
etkilerini azaltmak için işgücü piyasalarının güncel ihtiyaçlara yönelik olarak geliştirilmesi
gerekmektedir. Teknolojik gelişmeler ve bilgi toplumuna geçiş süreci, üretim biçimlerini ve
istihdamı doğrudan etkilemektedir. Bu doğrultuda işgücü piyasalarının kendi işleyiş
dinamikleri, gerekli nitelik ve beceriye sahip olmayan bireyleri istihdam dışında
bırakmaktadır. Bu sürece ayak uyduramayan ekonomilerde işsizlik yapısal bir sorun halini
almakta ve işsizlerin, işsiz kalma süreleri uzamaktadır.
31
Büyümesi ve yaygınlaşması işsizlikle aynı doğrultuda olan uzun süreli işsizlik olgusu,
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için yapısal bir sorundur. Uzun süreli işsizlik İLO
tarafından kabul edilen tanımıyla bir yıl veya daha uzun süredir işsiz bekleyenleri ifade
etmektedir. Uzun süreli işsizlik oranı ise toplam işsizler içerisinde, uzun süreli işsizlerin
oranıdır. İşsiz kalınan sürenin analiz ve değerlendirmelerde bir kriter olarak ele alınması
işsizliğin boyutlarını belirlemek bakımından önemlidir, çünkü işsiz kalınan süre uzadıkça
işsizlik problemi yapısal bir hal almakta ve işsiz kalma süresinin uzunluğu doğrultusunda
çözümü de zorlaşmaktadır.
4.
Ulusal İstihdam Stratejisi Eylem Planı’nda (2014-2016) Yer Alan Tedbirlerin
Mevcut Durumu
Tedbir No
2.1.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.2.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.3.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.4.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.5.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
Tedbire İlişkin Yürütme Kurulu Değerlendirmesi ve Analizi
Tedbirin Adı
Soruml
u
Kurum
Gençlere kariyer
planlaması, iş
arama yardımları,
eşleştirme ve
danışmanlık
hizmetleri
sunulacaktır.
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
Gençler işgücü
eğitimleri ile
desteklenecektir.
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
Genç girişimciliği
desteklenecektir.
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
SGK Sigorta
Primleri
Genel
Müdürlü
ğü
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
Gençlerin kayıtdışı
çalışmasıyla
mücadele
edilecektir.
İşgücü uyum
programlarından
yararlanan
özellikle genç
kadınlar başta
olmak üzere
gençlerin işgücü
32
2.6.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.7.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.8.
2016
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.9.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.10.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
2.11.
Sürekli
piyasasına
entegrasyonunu
sağlamak üzere
rehberlik ve
danışmanlık
hizmetlerinin
verilmesi
sağlanacaktır.
İstihdam fuarları,
kariyer günleri
tanıtım
materyalleri
yoluyla İŞKUR
tarafından verilen
girişimcilik
eğitimlerinin
gençler arasındaki
tanınırlığı
artırılacak ve daha
fazla gencin bu
eğitimlerden
yararlanması
sağlanacaktır.
Toplumsal cinsiyet
eşitliği ve genç
istihdamı yılda en
az bir kez İİMEK
gündemine
alınacaktır.
Kırsal kesimdeki
gençlerin İŞKUR
hizmetlerine
erişimini sağlamak
üzere mobil hizmet
birimleri
oluşturulacaktır.
Gençlere yönelik
teşvik
düzenlemeleri ve
İŞKUR faaliyetleri
tanıtılarak daha
fazla işverene
ulaşılması
sağlanacaktır.
Gençlere
girişimcilik
perspektifinin
kazandırılmasını
sağlamaya yönelik
çalışmalar
gerçekleştirilecekti
r.
İlgili kuruluşlarla
işbirliğine
gidilerek arayüzler
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
Tedbir sorunsuz devam etmektedir..
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
YÖK
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
Tedbire ilişkin olarak işbaşı eğitimlerin artırılmasına yönelik herhangi bir
İŞKUR
aksaklık yaşanmazken, kurum tarafından staj eğitimleri, arayüzlerin
33
KISMEN
İLERLEM
E
SAĞLANA
N
oluşturulacak ve bu
kapsamda staj ve
işbaşı eğitimleri
artırılacaktır.
oluşturulması ve bu kapsamda ilgili kuruluşlarla nasıl bir işbirliğine
gidildiği ile ilgili üç İDK döneminde de bir açıklama bilgisi
gönderilmemiştir.
Staj eğitimleri ve ilgili kuruluşlarla işbirliği kapsamında hangi arayüzlerin
geliştirildiğine
yönelik
çalışmaların
neler
olduğu
veya
tedbirin
değiştirilmesi hususunun 5. İDK’da ele alınması faydalı olacaktır.
3.1.
2014
TAMAML
ANAN
3.2.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
Engelli istihdam
eden özel sektör
işverenlerinin
engelli çalışanları
için ödedikleri
sigorta primine ait
işveren hisselerinin
tamamı ilgili kamu
kurum/kuruluşları
tarafından
karşılanacaktır.
Engellilerin
işgücüne katılımını
ve istihdam
edilebilirliğini
artırmak için genel
ve mesleki eğitim,
mesleki
rehabilitasyon ve iş
ve meslek
danışmanlığı
hizmetleri
geliştirilecektir.
TEDBİR TAMAMLANDI.
ÇSGB Çalışma
Genel
Müdürlü
ğü
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
4.İDK’da
İş
Sağlığı
ve
Güvenliği
Genel
Müdürlüğü’nün
sorumluluğundaki tedbirle ilgili olarak bir alt komisyon kurulması
3.3.
2016
KISMEN
İLERLEM
E
SAĞLANA
N
İşyerlerinin fiziksel
ortamı engelli
bireylere göre
düzenlenecek,
kullanılacak araç
ve gereçlerin
ergonomik tasarımı
konusunda
işverenler teknik
ve mali yönden
desteklenecektir.
gerektiği ifade edilmiştir. Tedbire ilişkin 03/08/2016 tarihinde İş Sağlığı
ve
Güvenliği
Genel
Müdürlüğünde
alt
komisyon
toplantısı
gerçekleştirilmiştir.
Toplantıda, tedbirde yer alan “mali” ibaresinin çıkarılması ile tedbir adı
ÇSGBİSGGM
kısmına “ergonomik tasarımı” kısmından sonra gelmek üzere “destek
teknolojileri” kısmının eklenmesi ve işbirliği yapılacak kurumlar arasına
İŞKUR ve sosyal tarafların eklenmesi teklifinin 2016 yılı Aralık ayında
gerçekleşecek
İzleme
ve
Değerlendirme
değerlendirilmesi gerektiği görüşülmüştür.
34
Kurulu
toplantısında
4.İDK’da ASPB temsilcisi işgücü piyasasına kazandırılmasında güçlük
çekilen engellilere yönelik korumalı iş yerlerinin teknik ve mali yönden
devlet tarafından desteklenmesine yönelik düzenlemelerin yapıldığını,
3.4.
2016
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
İşgücü piyasasına
kazandırılmalarınd
a güçlük çekilen
engellilere yönelik
korumalı
işyerlerinin teknik
ve mali yönden
devlet tarafından
desteklenmesine
yönelik
düzenlemeler
yapılacaktır.
Korumalı İşyerlerinde Çalışan Engellilerin
Ücretlerine Karşılık İşverene Yapılacak Ödeme Hakkında Yönetmeliğin
ASPBEngelli
ve Yaşlı
Hizmetle
ri Genel
Müdürlü
ğü
yayımlandığını, korumalı işyerlerini kuran işverenlere ağır engelli
çalıştırması durumunda gerekli mali desteklerin verilmeye başladığını
ifade etmiştir.
Tedbirin tamamlandığı hususunun 5.İDK’da ele alınması faydalı
olacaktır.
5.İDK’da sorumlu kurum ASPB başkanlığında bir alt komisyon
kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Alt komisyon toplantısı 19.08.2016
tarihinde gerçekleştirilmiştir.
3.5.
2016
İLERLEM
E
SAĞLANA
MAYAN
Engellilerin
bireysel
becerilerini,
mevcut
potansiyellerini ve
fonksiyonel
kapasitelerini
ortaya çıkaracak
ölçme ve
değerlendirme
araçları
geliştirilecektir.
Toplantıda,
engelli
bireylerin
istihdamı
bakımından
ölçme
ve
değerlendirme mekanizmasının sağlıklı bir yöntem olmadığı mütalaa
edilmiştir.
ASPBEngelli
ve Yaşlı
Hizmetle
ri Genel
Müdürlü
ğü
Tedbir adının, “Engellilerin bireysel özellikleri, potansiyelleri ve işlevsel
kapasitelerini
geliştirebilecekleri
ve
toplumsal
bütünleşmelerini
destekleyecek istihdam modelleri geliştirilecektir.” şeklinde değiştirilmesi
talebinin 2016 yılı Aralık ayında yapılacak İzleme ve Değerlendirme
Kurulu toplantısında ele alınması teklif edilmiştir.
ÖNERİ: “Engellilerin fonksiyonel kapasitelerini ortaya çıkaracak ölçme
ve değerlendirme araçları”nın tanımının yapılması hususunun çalıştayda
ele alınması faydalı olacaktır.
3.6.
Sürekli
İLERLEM
E
SAĞLANA
MAYAN
3.7.
Sürekli
BAŞARILI
Engelli memur
çalıştırma
yükümlülüğünü
yerine getirmeyen
kamu kurum ve
kuruluşlarına
yaptırım
uygulanacaktır.
Engelli işçi ve
memur çalıştırma
kotalarına
uymayan kamu
4.İDK’da sorumlu kurumun tedbire ilişkin somut çalışma yapması
gerektiği,
uygulanabilecek
yaptırımlar
konusunda
sorun
ve
imkansızlıkların varlığı da belirtilerek daha fazla çalışılması gerektiği
DPB
ifade edilmiştir.
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
35
DEVAM
EDEN
kurum ve
kuruluşları ile özel
sektör işyerlerine
ve korumalı
işyerlerindeki
koşulların
devamlılığına
yönelik etkin
denetim
mekanizmaları
geliştirilecektir.
ÇSGBİTKB
Söz konusu tedbir maddesine sorumlu kurum tarafından her İDK
döneminde aynı açıklama gönderilmektedir.
3.8.
2016
İLERLEM
E
SAĞLANA
MAYAN
Sorumlu kurumun açıklamasına göre söz konusu tedbirin ASPB
tarafından uygulanma imkânı bulunmadığından, yerel yönetimlerle daha
Yerel yönetimlere
ait işyerlerinin
işletilmesinde
engellilere öncelik
tanınacaktır.
yakın çalışma görevi bulunan İçişleri Bakanlığı’nın tedbirden sorumlu
ASPB Engelli kurum olarak belirlenmesinin uygun olduğu değerlendirilmektedir.
ve Yaşlı
Hizmetle 5. İDK’da alınacak karar doğrultusunda sorumlu kurumun netleştirilmesi
ri Genel
uygun olacaktır.
Müdürlü
ğü
ÖNERİ: Sorumlu kuruluşun İç İşleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel
Müdürlüğü olması hususunun çalıştayda ele alınması faydalı olacaktır. (
1997/ 572 sayılı KHK uyarınca.)
3.9.
Sürekli
BAŞARILI
DEVAM
EDEN
Engelli işçi
çalıştırma
yükümlülüğünü
yerine getirmeyen
kurum ve
kuruluşlara
yaptırım
uygulanacaktır.
Tedbir sorunsuz devam etmektedir.
İŞKUR
Tedbire ilişkin olarak, sorumlu kurum tarafından uzun süreli işsizliklere
4.1.
Sürekli
KISMEN
İLERLEM
E
SAĞLANA
N
4.2.
Sürekli
KISMEN
İLERLEM
yönelik düzenlenen yetiştirme programlarının etkinliğinin artırılarak,
Uzun süreli
işsizlere yönelik
işgücü yetiştirme
programlarının
etkinliği izlenecek,
eksiklikler tespit
edilerek tedbirler
etkinleştirilecektir.
İŞKUR
Uzun süreli işsizlik
niteliklerine ya da
sebeplerine göre
yeniden
tanımlanarak var
İŞKUR
eksiklerin tespit edilmesinin ve ilave tedbirlerin alınmasının önemine
vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda Merkez Bankasıyla birlikte devam eden
bir proje olduğu, bu proje çerçevesinde makro ve mikro ölçekte
analizlerin yapıldığı ve yıl sonu itibarıyla bir rapor yayımlanacağını ifade
edilmiştir.
Sorumlu kurum tarafından, iş ve meslek danışmanlarına iş arayan,
işveren ve okul portföyleri oluşturulduğu, bu portföyler kapsamında
alt segmentasyonların yapılmasının planlandığı, uzun süreli
36
E
SAĞLANA
N
olan iş danışmalığı
hizmetleri bu
tanımlara göre
düzenlenecektir.
işsizlerin de alt segmentasyon olarak değerlendirilip bu gruba
yönelik nasıl politika ve programlar üretileceği noktasında
çalışmaların sürdürüldüğünü dile getirilmiştir.
TARTIŞMA SORULARI
24 Eylül 2016 tarihinde gerçekleştirilen ve akademisyen, kamu kurum ve kuruluşu ile sosyal
taraf temsilerinin katıldığı Ulusal İstihdam Stratejisi 2017-2019 Eylem Planları Çalıştayı Özel
Politika Gerektiren Grupların İstihdamının Artırılması Ekseni-Genç Ve Engelli İstihdamı İle
Uzun Süreli İşsizlikle Mücadele ekseni toplantısı’nda belirlenen sorunlara ilişkin tartışma
sonuçları aşağıdaki gibidir:
1. Ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde özel olarak politika geliştirilmesi
gereken gruplar arasında kimler yer almalıdır?
 Gençlerin özel sektörde de oranın ihtiyaçlarına göre hazırlanarak tedbirler alınmalı.
Gençlerin rehabilitasyon süreçlerinde
istihdam becerilerini artırmaya yönelik becerileri
geliştirilmeli.
 Mevzuat çerçevesinde şiddet mağdurları, ev hanımları, eski yükümlüler, engelliler ve
aileleri, yaşlılar, şehit ve gazi yakınları ve göçmenler dezavantajlı grupta yer alabilir.
 Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için kadınların ve gençlerin istihdamın içine
çekilmesi ve üretim sürecine dahil edilmesi gerekiyor.
2. İşverenlerin engelli işçi çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmeme nedenleri
nelerdir? Uygulanacak tedbirler neler olmalıdır?
 2012 yılında yayınlanan “İşgücü Piyasasında Engelliler” raporunda çeşitli politikalar
gündeme gelmiş ancak şu anda uygulanmamaktadır.
 Devlet tarafından sunulan teşviklere önem verilmelidir.
 Engelli istihdamında uygulanan “mesleki rehabilitasyon” işgücü piyasasına cevap
verememektedir.
Dolayısıyla engellilerin sosyal yaşamdaki sorunları çözülmediği sürece iş
piyasasına geçişleri de zor olmaktadır. Ayrıca
işletmenin kapasitesi gözetilmeden engelli
çalışanların yönlendirilmesinden kaynaklanan sıkıntılarda mevcuttur.
37

Destekler/teşviklerin
yanı sıra mesleki yeterlilik ve konusunda da eksiklikler
mevcuttur. İş ve meslek danışmanlarının niteliklerinin artırılarak engellilerin ihtiyaçları tam
anlamıyla tespit edilmelidir.
 Engelli vatandaşların iş hayatına hazırlanmadan önceki pozisyon olarak tanımlanan
“korumalı işyerleri” uygulaması hayata geçirilmelidir.
 İşverenlerin çekinceleri açısından iki önemli konu mevcuttur. Bunlardan biri işyeri
dizaynı diğeri ise engelli bireydir.
 Mevzuatta “engelliler ağır işlerde alıştırılamaz.” İbaresi mevcuttur. Ancak hangi
işlerin ağır işler olduğu konusunda bir tanımlama yapılmamıştır.
 Korumalı işyerleri istihdama geçiş açısından bir yer olarak bakılmalı. Korumalı
işyerleri de sanki bir devamlılıkmış gibi. Engelli, çalışan ve çalışmayan gibi bir ayrıma girilebilir.
Bu toplumsal yara oluşturur.
 Esnek istihdam kapsamında engellilerin belirli bir mekana bağlı olmadan istihdam
edilebilmeleri mümkün olmalıdır. Çoğu işyeri mekânsal ve yapısal sorunları aşmakta
zorlanmaktadır.
 Türkiye’deki işverenlerin “engelli çalışan” kapsamında sahip olduğu olumsuz algı
kırılmalıdır.
 Hem işveren hem engelli açısından bilinçlendirmenin yapılması gerekmektedir. Çoğu
zaman işveren, engelli çalıştırmaktansa cezai yaptırıma maruz kalmayı göze almaktadır.
 Korumalı işyerlerinde yüzde 40’ının üzerinde zihinsel ve ruhsal engeli bulunanlar
çalıştırılmaktadır. Türkiye’de korumalı işyeri olarak 3 kurum bulunmakta ve yaklaşık 24 kişi
çalışmaktadır.
3. Türkiye’de özel politika gerektiren grupların istihdamını arttırmak üzere
uygulanmakta olan istihdam tedbirlerinin (teşvik, kota, yaptırım, vb.) etkinliğini izlemek ve
artırmak için ne yapılmalıdır? Yeni tedbirlere ihtiyaç duyulmakta mıdır?
 Engelli işçi çalıştırma hususunda işverenlerdeki mevcut olumsuz algı düzeltilmelidir.
Bunun yolu da tanıtım ve reklamdan geçmektedir. Çoğu zaman işveren de kendi çalışma alanında
çalıştırabileceği engelli konusunda bilinçsizdir. Örneğin: Call centerda yürüme engelli vatandaşın
çalışması engel teşkil etmeyecektir. Hem işveren hem de engelli açısından algıların düzeltilmesi
için çalışmalar gerçekleştirilebilir. Ülkemizde engelliler de yeni yeni sosyalleşmeye başlamışlardır.
Ayrıca engellilerin psikolojik anlamda da güçlendirilmeleri gerekiyor. Bu yönde eğitim tedbirleri
alınmalıdır.
38
 Koruma işyerleri ile kotadan yararlanamayacak olanların istihdama kazandırılması
kazandırılması amaçlanmıştı. Ancak bedensel engelliler korumalı işyerlerinden çıkartıldı. Bu
konuda ivedilikle mevzuat değişikliği yapılmalıdır. Örneğin, görme engelliler İtalya’da call
centerda çalıştırılıyor. Bu bağlamda belirli sektörler engelliler için düzenlenebilir.
 Engel düzeyinin yüzde 40 oluşu işvereni korkutuyor mu? Engel düzeyi yüzde 40’tan
fazla olabilir mi bunların tartışılması lazım.
 Engellilik oranının arttırılması sosyal güvenlikle ilişkilidir. Dolayısıyla engelli
bireylere sunulacak çok ileri sosyal politika uygulamaları sayesinde engelli istihdam oranları
arttırılabilir. Ayrıca bu konuda suistimallerin ortadan kaldırılması için denetim mekanizmaları daha
etkin hale getirilmelidir.

Engellilerin
durumları
ve
onlara
uygun
olan
mesleklerin
karşılaştırılması
gerekmektedir. Politikaları genellememek daha ayrıntılı ve daha özelleştirilmiş politikaların
oluşturulmasına ihtiyaç vardır.
 Kamu kurumu dahi olsa eğer yerleştireceğiniz bireyi hazırlamadıysanız iş ortamının
dışında kalıyor, ya kendisini yeterli görmeyerek ayrılıyor ya da çalıştıran kişi iş düzenini bozduğu
için yasal uygulamayı gündemi getirerek müstafi olarak sayıyor. Birinci yılda bu kişileri
desteklerseniz daha sonraki çalışma yaşamlarında başarıları artabiliyor. Müstafi olanlar ilk 1 yılda
müstafi olmaktadır. O işyerinde belli bir süre süpervizör olması gerekmektedir.
 Engelli bireylere sağlanacak sertifika eğitimi sayesinde işverenlerin engelli birey
çalıştırması daha kolay olabilecektir.
 Genel anlamda dezavantajlı gruplar, özelde ise engelli ve kadın işgücü için girişimcilik
eğitimleri büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu kişilerin uygulamalar konusunda
bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
 Genç
işsizliğin
önemli
bir
nedeni
de
“iş
beğenmiyor”
olmalarından
kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda öğrencilerin, sivil toplum kuruluşlarında gönüllü olarak
alıştırılmaları onları yavaş yavaş iş piyasasına yaklaştıracaktır. Dolayısıyla üniversiteyi
bitirdiklerinde işlerine yabancılaşma problemi ortadan kaldırılabilecektir.
 YÖK-İŞKUR arasında kurulacak işbirliği sayesinde gençlerin işgücü piyasalarına
girişlerinde yaşanan zorluklar ortadan kaldırılabilir.
4. Özel politika gerektiren grupları mesleğe hazırlama, mesleğe yönlendirme ve
yerleştirme hususlarında alınan tedbirler ve verilen sorumluluğun yasal çerçevesi nasıl
olmalıdır?
39
 Genç işsizliği tek bir kategori değil bu nedenle hepsi ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Ayrıca kamunun dışında özel sektörde istihdam edilen mezunlar nasıl dağılmış buna da bakmak
gerekiyor. Dolayısıyla genç işsizlik probleminin çözümünde mezun gençlerin istihdam profillerinin
çıkarılması oldukça önemlidir.
 Türkiye’de tüm bölümlerin mesleki ilerleyişlerinin ne durumda olduğu izlenmelidir.
Örneğin, YÖK ve buna bağlı kurumlar söz konusu çalışmayı yürütebilir.
 Genç işsizlikle ilgili olarak kar amacı gütmeyen kuruluşlara ihtiyacımız var. Sosyal
faydayı gözeten kurumsal yapıların oluşturulması genç işsizliğine çözüm olabilir.
 Rehberlik derslerinin tekrar müfredata dahil olması gerekiyor.
 Öncelikli olarak özel politika gerektiren gruplara yönelik olarak ölçülebilir ve
karşılaştırılabilir bir veri seti mevcut değil. YÖK, İŞKUR, MEB ve ASPB ile işbirliği halinde ulusal
veri tabanı oluşturulması yönünde bir çalışma var. Bu şekilde ulusal veri tabanı oluşturup kişilerin
profillerinin çıkartılması daha faydalı olacaktır.
 Mesleki eğitimin yeterli olmadığı, buna karşın işbaşı eğitimlerinin daha başarılı
olduğu söylenebilir. Bu anlamda yetkili kurumlar destek vermeye hazır.
 Yeni gelişen teknolojilere gençler çok rahat ayak uydurabiliyor. Bu anlamda kurumlar
arası işbirliği de göz önüne alınarak yeni politikalar üretilebilir.
5. Özel politika gerektiren grupların istihdamının nicel ve nitel olarak artırılması
için kurumlar tarafından yürütülen politikaların etkinliğini artırabilmek adına kurumlar
arası koordinasyonun yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?
 Sosyal yardım alan kişiler de özel guruplar arasında sayılabilir. Bu kapsamda yapılan
yardımların ve uygulamaların bir etki analizi yapılarak değerlendirilmesine ihtiyaç vardır.
 Bazı kurumların kendi içinde dahi veri paylaşımı olamayabiliyor. Ancak veri
paylaşımı işgücü piyasalarının ihtiyaçlarını öğrenmek açısından önemli bir araçtır. Bu anlamda
mikro düzeyde tespitlerin yapılması önem arz etmektedir. Örneğin, işverenin belli bir sektörde
ihtiyacı olan işgücünden haberi olması gerekiyor. Ya da açılan mesleki kurslardan mezun olanların
dahi iş bulamadıkları bilinmektedir.
 Yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir. Meslek liseleri hakkında kapsamlı bir
bilgilendirme sisteminin oluşturulması ve bu liselere yönlendirmelerin yapılması gerekmektedir.
 Gençleri bir işe yerleştirirken bir takım psiko testlerin yapılması gerekiyor. İşinden
memnun bir bireyin topluma katkısının üst düzeylerde olacağı unutulmamalıdır.
 Özellikle inşaat sektöründe sertifikalı işçi çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir. Bu
bağlamda gerekli yasal düzenlemelerle sertifikalı çalışma arttırılabilir.
40
 Sosyal yardımlar konusunda kurumlar arası bilgi eksikliği sebebiyle mükerrerlik
ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bir takım suiistimallerin önüne geçilmelidir.
6. Özel politika gerektiren grupların istihdamının artırılmasına yönelik olarak yerel
yönetimlerin etkinliğinin daha fazla artırılması için neler yapılmalıdır?

Bu kapsamda, ILO’nun hem yerel metinler hem de genç istihdamına yönelik
projeleri var o örneklerin Türkiye’de uygulanabilirliği ile ilgili yerel yönetimlere önemli bir rol
düşmektedir. ILO’nun yaptığı projelerin Türkiye’de uygulanabilirliğinin sağlanması önemlidir.
 Mevcut
yerel
yönetimlerin
kurumsal
kapasitelerinin
mutlaka
değiştirilmesi
gerekmektedir. Mevcutta kurumsal kapasiteleri geliştirmeye yönelik politikalar da yok. Bu anlamda
Türkiye’de merkezi belediyelerin bağlı olduğu mevzuatın da esnetilmesi gerekiyor.
 Kar amacı gütmeyen STK’lar, STK’ya bağlı işbirlikleri ve projeler bazında işbirliği
geliştirilebilir.
 Yasal mevzuatta insan kaynakları firmalarından destek alması sağlanabilir. İŞKUR’la
kurumsal bir ortaklık kurulabilir.
 Yerel yönetimlere bu bağlamda önemli görevler düşüyor. Tüketime dönük yardımların
yanı sıra mesleki beceriler artırılarak üretime katılması gerekmektedir.
 Belediyelerin meslek edindirme kursları ve belediyenin zorunlu kursları meslek
edindirmekten ziyade beceri edindirme görevini üstlenmiş durumda. Ancak katılımcıların yüzde
80’ini ev hanımları oluşturmaktadır. Meslek ve beceri edindirme kursları bulundukları yerin
şartlarına göre yeniden yapılandırılmalılar.
7. Engelli bireylerin kamu / özel sektörde istihdam edilebilirliklerini arttırmak
adına hangi tür eğitim politikaları geliştirilebilir?
Önceki sorularda cevaplandığı için geçildi.
8. Ülkemizde son dönemde yaşanan gelişmeler ışığında özel politika gerektiren
grupların istihdamının artırılması ekseni eylem planına hangi gruplara ilişkin ne gibi
tedbirler eklenebilir? (göç nezdinde tartışmaya açılmıştır)
 Daha önceki eylem planında genç engelli ve kadın üzerinden tedbirler yazılmıştı.
Ancak Bazı gruplar burada yer almıyor. Son dönemde LGBT üyeleri gündemde. Oluşturulacak
tedbirler içerisinde bu gruplara da yer verilmelidir.
41
 Özellikle göç kapsamında Suriyeli sığınmacıların bütünleyici istihdamına yönelik
tedbirler alınabilir. Bu kapsamda ABD’de ve kıta Avrupası’nda çalışmalar yapılmaktadır.
Dolayısıyla modelleme üzerine bir tedbir maddesi yazılabilir.
9. Yükseköğretim mezunu genç işsizler için hangi tür politikalar geliştirilebilir?
Hangi kurumlar arasında işbirliği yapılabilir?
 İstihdam piyasası ihtiyacı ile üniversite mezunu gençler arasında uyumsuzluk söz
konusu. Bu bağlamda üniversitelerle iş piyasası arasında işbirliğinin sağlanması önem taşımaktadır.
Özellikle yabancı dil eğitimi, bilgisayar donanımı ve birlikte çalışma tüm çalışma ortamlarında
beklenen özellikler arasında yer almalıdır.
 Üniversiteler kendi misyonunu belirleyip kendi bölgelerine yönelik çalışmalar
yapmalıdır. Bu anlamda üniversiteler ile işverenlerin birlikte çalışmaya önem vermelidir. Teknokent
mevzuatı her üniversite için oluşturulmalıdır. Örneğin, İngiltere’de üniversiteler fabrika yanlarına
kurulup fabrikanın ihtiyacına göre eğitim vermektedir. Diğer üniversitelerde de böyle projelerin önü
açılmalı ve desteklenmelidir (Gaziantep’te bu uygulamanın bir örneği vardır.)
 Meslek tanımlamalarının yapılması ve hangi mesleğe hangi mezunların yerleştirileceği
belirlenmelidir.
 Kanada’da üniversite irtibat noktaları bulunuyor. Danışmanlar mezun olacak
öğrencilere işgücü piyasası ile ilgili bilgiler veriyor. Böyle bir uygulama Türkiye’de de yapılabilir.
Bu bağlamda kariyer merkezlerinin güçlendirilmesi ön plana çıkmaktadır.
 Sanayi ve üniversitenin bir araya gelmesinde temel amaç, kaliteli staj imkanlarına ve
işbaşı eğitim mekanizmalarına ulaşmaktır. Beceriler ve mesleki yeterlilikler göz ardı ediliyor.
Alaylı kişiler o mesleklerin çizilen sınırların ötesine geçiriyor. Mesleki Yeterlilikler üzerine
düşünmek gerekiyor. Teknik olarak belirli standartlarında eğitim verilmelidir.
 Bilginin ötesinde nitelik, vizyon sağlanması konusu oldukça önemlidir. Mekan
merkezli değil iş ve vizyon merkezli bir hareketliliğin sağlanmasında fayda var.
10. Özel politika gerektiren gruplara yönelik mesleki rehberliğe yönelik politikaların
geliştirilmesi için neler yapılmalıdır?
 Özellikle gönüllü çalışma konusunda çok ciddi eksiklikler var. Üniversiteler bunu
politika olarak belirlemiş değiller. Bunun yanı sıra kulüp faaliyetlerinin maddi olarak da
desteklenmesi gerekiyor.
42
 Göçmenlere ilişkin; şu an çok ciddi bir genç nüfus var, burada doğan insanlar var,
(50bin) bunların Türkiye’de kalma ihtimali çok yüksek bunlar içinde bir politika başlığının olması
şart. Ayrı ve özel bir çalıştay da yapılabilir. Göçün bir fırsat olduğunu ve bu fırsatın iyi
değerlendirilerek ülke ekonomisine katkı sağlayacağı düşünülebilir.
 Üstün yetenekliler de özel politika gerektiren gruplara dahil edilebilir. Bu
çocuklar eğitim hayatlarına yarıda bırakmak zorunda kalıyorlar. Özel politika onları da kapsıyor
ülkedeki bu gençlerin mesleğe yönlendirilmesi gerekmektedir.
BEKLENTİLER
24 Eylül 2016 tarihinde gerçekleştirilen Ulusal İstihdam Stratejisi 2017-2019 Eylem Planları
Çalıştayı Özel Politika Gerektiren Grupların İstihdamının Artırılması Ekseni-Genç ve Engelli
İstihdamı İle Uzun Süreli İşsizlikle Mücadele ekseni toplantısı’nda öncelikli sorunlara ilişkin çözüm
önerilerine ulaşmak için düzenlenen fikir tepsisi uygulamasında ortaya çıkan bulgular aşağıdaki
gibidir:
1.
Özel politika gerektiren grupların istihdamının artırılması amacıyla kurumlar arasında
ortak veri paylaşımı nasıl oluşturulabilir?
1.1. Özel politika gerektiren grupların istihdamının artırılmasında veri ve bilgi paylaşımı
•
Kurumlar arası eşitlik düşünüldüğünde “başbakanlık” kurumlar arası veri paylaşımı için
düzenleyici kurum olabilir.
•
Veri paylaşımı ve bilgi paylaşımı kavramları birbirinden ayrılmalı
•
Bilgi paylaşımı ortak bir e-sistem üzerinden yürütülmeli
•
Her bir kuruma özel bir gözlemlerin yer aldığı, bilgi güvenilirliğinin sağlandığı online bilgi
paylaşım portallarının oluşturulması.
•
Öncelikle veri paylaşımı aile ve sosyal politikalar bakanlığı Türkiye İş Kurumu, SGK, ÇSGB
Çalışma Genel Müdürlüğü arasında olması gerekir.
•
Mahremiyet ve bunun gibi diğer unsurlara dikkat ederek temel bilgi ve verilere ulaşılabilecek
bir sistem oluşturulabilir.
•
Veriler tüm detaylarıyla değil istihdama yönelik kullanımı için kodlama usulüyle yapılabilir.
43
•
Kişisel verilerin gizliliği açısından kurumlardan oluşacak bir komite tarafından bir
değerlendirme yapılması, hangi verilerin yayınlanacağına veya paylaşılacağına komitenin karar
vermesi
1.2. Özel politika gerektiren grupların belirlenmesi
•
İstihdam için gerekli veriler belirlenmeli.(ör. Dezavantajlı, avantajlı,özel, bakıma muhtaç…)
•
Kişisel verilerin gizliliği açısından sorun teşkil eden verilerin, anonim analizlerine imkan
verecek şekilde engelli grupları, meslekler, kıdemlilik, yaş, cinsiyet dağılımlarına göre paylaşılması.
•
Ulusal düzeyde bir veri tabanı oluşturma ve bu veriler sayesinde özel politika gerektiren
grupların profilini çıkarma amacıyla gerekirse yasal düzenleme yapılması.
1.3. Ortak veri tabanının oluşturulması

Özel politika gerektiren gruplarla ilgili çalışan STK’ların, akademisyenlerin vs. derinlemesine
çalışmaları devletin politika üreten birimlerine pratik bilgiye ulaşma imkânı verecektir. Bu amaçla
ortak bir platform oluşturulabilir. Ortak veri havuzu oluşturulabilir.
•
Paydaş kurumların istenilen bu verileri bütünleşik bir sistem aracılığı ile paylaşılabilir.
•
Özel politika gerektiren grupların öncelikli olarak tanımlanabilir olması, elektronik devlet
uygulaması kapsamında, kurumların erişebildiği ortak havuzun elektronik olarak oluşturulması, bu
sayede her kurumun kendi mevzuatı kapsamında geliştireceği politikaların kişilere ulaşabilmesinin
sağlanması gerekmektedir.
•
Ortak Veri Tabanı: Her kurum ve kuruluş kendi hedef kitlesi konusunda bilgi toplamalı ve bu
bilgilerin diğer kurumları ilgilendiren bölümünü ilgili kurumla paylaşmalı. Ör: MEB-ASPB
öğrenciler ve aileleri ile ilgili bazı bilgileri paylaşabilmeli.
•
Ortak bir veri tabanı kurulması ve geliştirilmesi
•
Engelliler, genç işsizler ve uzun dönemli işsizler için özellikle ASPB, ÇSGB, İŞKUR, DPT
ve yerel yönetimlerin işbirliği son derece önemlidir. Bu işbirliğine gerektiği noktalarda
üniversitelerin de katılması etkili olacaktır. Bu kurumlar arasında oluşturulacak bir veritabanı ve
düzenli aralıklarla yapılan toplantılar alana ilişkin sorunların çözümünü kolaylaştıracaktır.
•
Türkiye İş Kurumu bu grupların istihdamında koordinasyon görevini üstlenmelidir.
44
•
Başbakanlığın koordinasyonunda “Kurumlar Arası Veri Tabanı” ağı kurularak, kurumların bu
ağa giriş yaparak paylaşabilecekleri verileri girmeleri sağlanmalıdır.
•
Kurumların ortak veri paylaşımı konusunda kurumsal taassuba neden olan çekinceleri
belirlenerek giderilme yoluna gidilebilir.
1.4. Koordinasyon Kurumunun oluşturulması

Ortak verilerin koordine edildiği bir merkezin oluşturulması

Var olan üst kurulların etkin hale getirilmesi

Kurumlararası ortak veri paylaşımı proje bazlı olarak sınırları ve kullanım alanı belirlenmek
suretiyle işbirliği protokolleri ile mümkün olabilir.

Koordinasyon kurulu oluşturularak her yıl çalıştaylarla bir araya gelerek mevcut çalışmaların
değerlendirilmesi ve yeni yıla dair önerilerin tartışılması (ya da kongre yapılması)

Kurumlar arası koordinasyon sağlanmış ve yasal altyapısı oluşturulmuş ulusal bir veri ağı
oluşturulması ve sürekli güncellenmesi. Görüldüğü üzere oluşturulacak veri paylaşımının şartları;
kurumlar arasında koordinasyon temelinde yürütülmesi, yasal altyapısının oluşturulması,
güncellenmesi (TÜİK öncülüğünde yapılabilir)

Bilimsel araştırmalar ile süreci takip etmek için üniversiteler ve kurumlar (İŞKUR, ÇSGB,
ASPB) arasında protokollerin yapılması

Kurumların geliştirdiği istihdam politikalarının ve eğitimlerinin görüleceği bir portal
hazırlanmalı

YÖK, İŞKUR, SGK, ASPB, MEB, Sağlık Bakanlığı, Yerel Yönetimlerle birleşik bir sistem
kurmak

Gizlilik derecesi olan veriler dikkate alınarak diğer verilerin her kurum tarafından online
olarak sorgulanıp görüntülenmesine yönelik otomasyon sistemi kılınmalı, ardından bu veriler
dikkate alınarak Ekonomi Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, ASPB, ÇSGB, MEB
birleşiminde istihdam politikası oluşturulmalıdır.

Bilgi ve verilerin kamu kurumlarında bunların bırakın kurumlar arası aynı kurum içinde bile
paylaşılmadığı bilinir. TÜİK’in koordinasyonunda Resmi İstatistik programı kapsamında
paylaşılabilir. Ya da Başbakanlık gibi üst bir kurumun koordinasyonunda paylaşılabilir.
1.5. Yasal Düzenleme
45

Kurumlar arası bilgi ve veri paylaşımın önündeki yasal engellerin yeniden ele alınarak
esnetilmesi

Kanun düzenlemesiyle buradaki verilerin güvenliği ve kullanımı sağlanabilir.
2.
Engelli memur istihdamında kontenjan açığına yönelik ne gibi yeni tedbirler
uygulanmalıdır?
2.1. Engelli Kotaları

Devletin kontenjan açığına yönelik engelli kotalarını artırmaları gerekmektedir.

Genel kotalar koymak yerine iş ve bireye özel kotaların oluşturulması (3.maddeye taşınacak)

Özel sektör ve belediyelerle ortak kota kullanımı politikaları geliştirilebilir. (3. Maddeye
taşınacak)

Engelli memur istihdamında kontenjanlar, kotalar mutlaka doldurulmalı. Bunun için gerekirse
boş kontenjanlara yönelik engellilerin eğitim ve öğretime yönlendirilmesi gerekir. Özel sektörde
olduğu gibi idari para cezası uygulanmadan yapılamıyorsa özel sektöre uygulanan cezaların da
hakkaniyet sağlanması için kaldırılmalı.

Kontenjan açığına neden olan sebeplerin araştırılarak ortaya konulması

Engelli memur kontenjan açığının % 90 MEB “Eğitim öğretim sınıfı” dır. Bu açığın sebebi
atanabilir eğitim şartına uyan engelli öğretmenin olmamasıdır. Genel bir sorun değildir. İlgili
bakanlığa yönelik özel çalışma yapılmalıdır.
2.2. Engelli Memur Mevzuatı Değişikliği

Engelli memur istihdamına ilişkin mevzuatın değiştirilmesi, merkezi sınav sisteminin engelli
memur istihdamında engel olmasının önüne geçilmesi, engelli kişilerin kariyer meslekler dahil
istihdam edilebilmesinin önünün açılması gerekmektedir.

Evde/yerinde memuriyet için yasal koşullar suistimaller de göz önüne alınarak
oluşturulmalıdır. (tartışılan konu)

Engelli memur istihdamına engellilik oranına (azaltılmasına) yönelik yeni mevzuat
düzenlemeleri gerekiyor. (engellilik oranının gözden geçirilerek mevzuatın düzenlenmesi)

Kamu kurumlarının da özel sektörde olduğu gibi yaptırımlara tabi tutulması (Daha önce
hazırlanan taslağın tekrar meclise sevki)
46

Yıllık olarak belirlenen engelli kontenjanı kullanılmadan diğer personel alımlarına izin
verilmemeli. Her yıl bütçe konusunda alınacak engelli kişi sayısının belirlenmesi ve öncelikle bu
kişilerin devlet kadrolarına atamalarının yapılması, örneğin 2017 yılı Bütçe Kanunu görüşmelerini
müteakip 1/1/2017 tarihinden sonra ilk olarak engelli atamalarının yapılması.
2.3. Mesleki Eğitim ve Uzaktan Eğitim

Engelli eğitimi için uzaktan eğitim içerikleri geliştirilmelidir ve uygulanmalıdır.

Eğitim yetersizliği, beceri yetersizliği giderilmeli

Kamudaki açık istihdam pozisyonlarına yönelik mesleki eğitimlerin geliştirilmesi

Engelli personelin niteliğinin arttırılması
2.4. Engelli personelin niteliklerine uygun işlerde istihdamı

Engelli memur istihdamında kontenjanların yarıya yakınının boş olmasının sebebi engellinin
vasıf seviyesi ile boş kadrodaki işin gerektirdiği nitelikler arasındaki uyumsuzluktur. Dolayısıyla
yapılması gereken en önemli şey, engellilere piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda mesleki eğitim
vermek, onların vasıf seviyelerini arttırmaktır.

Engellilerin mesleki profiline ve yeterliliklerine ilişkin bir araştırma yapılmalıdır. Sonrasında
bir bilgi sistemi oluşturulmalı ve kişilerin gelişimi bu sisteme girilmelidir. Böylelikle
devletin/kamunun ihtiyaçları ile engelliler arasında ilişki kurulabilir.

Engelli personel ile ihtiyaç duyulan işin tanımı karşılaştırılarak ihtiyaç duyulan işe uygun
engelli personel istihdamı yoluna gidilmelidir.

Engelliliğin özel olarak tanımlanması, engelliler arasında farklılıkların belirginleşmesi talebi
arttırılabilir.(maddenin ilk konusu)

Hekim açısından düşünüldüğünde “engellilik durumunun” ibaresinin yeniden tanımlanması
ve hangi engellilik türü hangi işleri yapabilir? Çalışmasının hayata geçirilmesi

Kamu kurumlarında ihtiyaç analizi yapılarak, engellilik türlerine göre ihtiyaç duyulan engelli
sayıları tespit edilmelidir.

Tümevarım yapılarak engelli memur adayını yapacağı işlerin başlıklarını belirleyip
kurumların ihtiyaçları doğrultusunda bu başlıklardan faydalanarak açıkların belirlenmesi olabilir.
47

Özel politika gerektiren gruplara ait bireylerin istihdamı için kurumların ulaşımına imkan
veren bir yazılım geliştirilebilir. Bu şekilde kurumlar-bireyler istihdam ihtiyaç-talep durumlarını
görebilir. Mobil uygulamalarla yaygınlığı artırılabilir. (ilgili yere taşınması)
2.5. Engellilerin kamuda istihdamı konusunda bilgilendirilmesi

Konuya ilişkin bilgilendirme ve tanıtım çalışmalarını gerçekleştirilmesi

Engelli bireylerin, kamuda istihdam olanakları hakkında bilgilendirilmeleri

İş imkanları konusunda farkındalık oluşturulmalı engelli birey ve aile İçine de)

Engellilerin ve ailelerinin sınav yerleşmeyle ilgili bilgilendirilmesi.

Toplumsal kabul ve farkındalık arttırılmalı
2.5. Engelli Ulaşımı

Taşımalı eğitim gibi taşımalı istihdam politikası geliştirilmelidir. (özellikle kırsal alanda)
(tartışılan konu)

Kamu kurum ve kuruluşlarının fiziksel yapısının engellerinin kolay erişebileceği hale
getirilmesi. Bu konuda ergonomik çalışmaların yapılması
2.6. E-KPSS

E-KPSS sınavının yeniden gözden geçirilmesi ve denetlenmesi

E-KPSS süreci gözden geçirilmeli
3.
Özel sektörde engelli bireylerin istihdamında kontenjan açığına yönelik ne gibi yeni
tedbirler uygulanmalıdır?
3.1. Engelli İstihdamı Teşviki

İstihdam kotaları kaldırılarak teşviklerle ve mesleki rehabilitasyonun geliştirilmesi (konu
tartışmalıdır)

Destek teknolojilerinin işyerlerinde yaygınlaştırılması ve engelli dostu işyerlerinin teşviklerle
desteklenmesi

Engelli işçi istihdamına yönelik olarak çalışabilecek işlerin sağlık raporlarında da esas olacak
şekilde belirlenmesi, işverenlere engelli işçi istihdam edebilecekleri işlerde zorunlu istihdam ile
birlikte sunulmalı. Teşvik ve cezai tedbirlerin devam ettirilmesi gerekmektedir.
48

Engelli çalıştıran işyerlerinin üretmiş olduğu ürünlerin etiketlerinde bu belirtilerek kamuoyu
bilinçlendirilebilir ve bu işveren için de teşvik edici olabilir.

Özel sektöre sunulan teşvikler artı ve eksi boyutunda gözden geçirilmeli

Engelli personel çalıştıran işyerlerine teşvik uygulanmalıdır. (Ör. İşveren priminden muaf
tutulabilir)

Yerel ve ulusal düzeyde en fazla engelli işçi çalıştıran işyerleri yerel ve ulusal basının
katılımıyla ödüllendirilebilir.
3.2. Yasal Düzenleme

Kamunun özel sektöre verdiği hizmet alımı ya da yapımı ihalelerinde ihale sözleşmelerinde
(%3’lük kotanın üzerinde olmak koşuluyla) belirli bir oranın altında engelli çalıştırılamayacaklarına
ilişkin hükümler konulması

Engelli istihdamından yararlanma konusundaki bürokratik engeller kaldırılmalıdır.

Engelli istihdam etmek isteyipte İŞKUR’dan temin edemeyen işyerlerinin engelli istihdamı
yükümlülüğü kaldırılmalı

3.3.

Özel sektör işverenlerine yönelik işyeri ziyaretleri yapılarak devletin sağlamış olduğu
Bilgilendirmenin ve Bilinçlendirme
teşvikler konusunda bilgilendirme yapılması

Engelli çalıştıranlara verilen teşviklerle ilgili kamu spotları kullanılabilir.

Engelli kişilerin mesleki eğitime tabi tutularak sertifikalandırmak suretiyle istihdamlarının
kolaylaştırılması.

Bilgilendirme çalışmaları yapılmalı

Engelli bireylere hak ve sorumlulukları hatırlatılmalı

İşverenler açısından bilinçlendirme faaliyetleri yürütülmelidir.

İşverenlere yönelik olarak kısa öz ve net bilgilendirme dökümanları hazırlanmalıdır.

İşverende engelli birey ve engellilik durumuna ilişkin farkındalık oluşturulmalı
3.4. Denetim Mekanizması

Denetim mekanizmaları etkinleştirilmeli

İşverenler, zorunlu kontenjanlar çalıştırma yükümlülüğü ve cezalar hakkında bilgilendirilmeli.

Kota sistemi yerine yeni sistemler de denenmeli
49

Engelli istihdam etmemenin yaptırımların arttırılması

Denetimler etkileştirilmeli

Ceza kesilen işyerleri kamuda sosyal sorumluluğu aksatanlar olarak lanse edilebilmeli

Engelli istihdam edemeyen tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinin ödediği cezaların ilgili yere
aktarılarak engellilerin istihdamına yönelik projelerde kullanılması sağlanmalıdır

Hangi engelli kişi hangi işleri yapabilir? çalışması yapılabilir. Cezai yaptırımlar artırılabilir.

Engelli çalıştırmayıp ceza veren kurumlar incelenmeli (neden/sonuç bağlamında)

Sektörde engelli çalıştıracak düzeyde olan kurumların çalışma alanları incelenerek kim burada
çalışmalı sonucuna göre bir profil belirleyip sektörün ihtiyacı ve alanına göre çalışanları belirlemeli

Tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde engelli çalıştırma zorunluluğu kaldırılmalı veya oran
düzeltilmeli

Kontenjan açığı olan özek sektör kurumlarının ihtiyaç duyduğu personel belirlenmeli, bu
ihtiyaca yönelik eğitim almış engelli birey kuruma yönlendirilmelidir. Buna rağmen sorumluluğunu
yerine getirmeyen kurumlara cezai yaptırım uygulanmalı.
3.5. Uzaktan Çalışma Modeli

TÜBİTAK tarafından web tabanlı birlikte çalışmaya imkan veren yazılım geliştirilmelidir. Bu
yazılım web üzerinden toplantı yapmayı dosya alıp gönderebilmeyi vb. fonksiyonlara sahip
olmalıdır. Böylelikle yerinde çalışma sağlanabilir. (uzaktan çalışma)
3.6. İşgücü Piyasası Analizi

Engellilerin istihdam edilebileceği sektörlerin tespiti için işgücü piyasası analizleri yapılmalı
3.7. Yerel yönetimler

Yerel yönetimler mahallelerde gençlerin engellilerin (özel grupların) gidip çalışabileceği (wi-
fi olan) mekanlar inşa etmelidir. Burada söz konusu gruplar web üzerinden çalışabilecektir.

Yerel yönetimler ilçede özel sektörün engelli istihdamını teşvik edici uygulamalar
yapılmalıdır. Örneğin; iş yerinin mekânsal düzenlenmesi
3.8. Mesleki Eğitim ve Rehberlik

İşyerlerine işkur tarafından engelli bireyler için mesleki rehberliğin sağlanması
50

İŞ-KUR tarafından engelli istihdam potansiyeli olan işletmelere rehberlik yapılmalıdır.

Engelliler piyasası ihtiyaçları doğrultusunda mesleki eğitime tabi tutulmalı

Engellilerin eğitim seviyesi arttırılmalıdır

Engelli bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirecekleri imkanlar sağlanmalı

Engelli bireylerin iş hayatına adaptasyonu için yarı zamanları çalışma programlarının
başlatılması

Engelli bireylerin engel çeşidi ve eğitim-yetenekleri sınıflandırılmalı. Ayı zamanda
sektörlerin ihtiyaç duyduğu personel nitelikleri belirlenerek yapılan sınıflandırma doğrultusunda
yönlendirmeler yapılmalı

Engelli işgücü piyasasının ihtiyacı olan becerilere kavuşturulmalıdır.

Özel sektör temsilcileri ile görüşülerek çekinceler, sıkıntılar ve kontenjan açığına neden olan
sebepler belirlenmeli

Engelli birey istihdam eden şirketler, bunu bir sosyal sorumluluk projesi olarak kabul ettiği
taktirde, şirketlerinde itibar kazandırıcı bir unsur haline getirilebilir.
3.9. Engelli Kota Sistemi

Kota karşılığı engelli istihdam edemediğini veya İŞKUR tarafından kendisine önerilen
engellilerin uygun olmadığı görüşündeki işverenlerin, oluşturulacak engelli fonuna kaynak
aktarmaları

Engelli kota sisteminin ayrıntıları her sektöre göre ayrı ayrı düzenlenmelidir. Örneğin 50 ve
daha fazla işçi çalıştıran özel sektör işverenlerinin en az yüzde 3 oranında, yüzde 40 ve üzeri engel
oranına sahip engelli istihdam etmesi hükmü sanayi sektörü için yüzde 20’ye düşürülebilir.

Kontenjan (kota) uygulaması dışında uygulamalar da denenmeli

Belirli sektörler için % 40 kotasını yeniden gözden geçirilmesi. Her sektör için uygun
olmayabilir.

3.10. Yeni Politikaların Oluşturulması

Yeni istihdam modellerinin uygulanması ve sonuçları doğrultusunda sürdürülebilir politikalar
yürürlüğe konmalıdır.

İşyerlerinin ihtiyaçlarının ve engel türlerinin belirlenebilmesi için yeni tedbirlerin
düzenlenmesi

İşyerlerinin fiziksel ortamının düzenlenmesinin devlet tarafından desteklenmesi.
51
İstihdamın özel geliştirilmiş projelerle desteklenmesi ve bu projelerin yaygınlaştırılması.
4.
Uzun süreli işsizlerin işgücü piyasasına çekilebilmeleri ve iş devamlılığının sağlanması
için neler yapılmalıdır? Bu konuda ülke örnekleri izlenerek ne tür modeller geliştirilebilir?
4.1. Bireylerin Profillerinin Çıkarılması

Uzun süreli işsizlerin yaş, cinsiyet, eğitim, ikamet vb konularda dağılımı çıkartılmalı

Bireysel özelliklerin dikkate alınacak iş piyasasının ihtiyacına göre meslek edinmeleri için
eğitim ve ekonomik destek hizmetleri sunulmalıdır.
4.2. Mesleki Eğitim ve Rehberlik Uygulamaları

Mesleki niteliklerinin artırılması için politikalar geliştirilmeli

İşbaşı eğitim ve mesleki eğitim gibi uygulamaların etkinliği arttırılması (örneğin: yerel ve
bölgesel ihtiyaç analizi)

İşbaşı eğitim ve mesleki eğitimde uzun süreli işsizlere yönelik kontenjan veya öncelik
tanınabilir.

Uzun süreli işsizler için kapsamlı bir rehberlik süreci yapılandırılmalıdır. Hem işsiz kalan
kişiye hem aileye iki destek verilmelidir:1)rehberlik danışmanlık, 2) mesleki gelişim hizmeti ve
yönlendirmesi.

Uzun süreli işsiz 1 yıldan daha uzun bir süredir işsiz olan kişidir. Aslında yapılması gereken
kişi henüz uzun süreli işsiz kategorisine dahil olmadan gereken tedbirleri almaktır. Uzun süreli
işsizlik gerek ülke, gerek toplum açısından çok maliyetlidir. Uzun süreli işsiz büyük ölçüde
umudunu yitirmiş işsizdir. Dolayısıyla psikolojik destek kaçınılmazdır. İş ve meslek danışmanlığı
büyük öneme sahiptir. Mesleki eğitim ve mesleki yeniden eğitim gerekmektedir.

İşten ayrılır ayrılmaz bireylere mesleki rehberlikte bulunulması

Mesleki eğitimin önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Meslek edindirme faaliyetlerinin yerel ihtiyaçlar göz önünde buludurularak revize edilmesi
gerekmektedir.

Bu kişilere yönelik meslek, rehberlik ve rehabilitasyon hizmetleri geliştirilebilir

İlgili alanda uzun süreli işsizlerin bilgilerinin tazelenmesi, vizyon kazandırılmasına yönelik
eğitimler verilebilir

İş ve meslek danışmanlarına yönlendirilmeli ve koçluk yapılması
52

İşsiz oldukları süre içerisinde mutlaka iş ve meslek danışmanlarından hizmet almaları
yönünde önlem alınması
4.3. Yeni Portalların ve Uygulamaların Oluşturulması

Uzun süreli işsizlerin izlendiği yeni portallar oluşturulabilir.

İşsizin kendisiyle birebir işsizliğin nedenlerini tespit etmek ve çözümler üretmek amacıyla
ilgilenilecek “mentor” yaklaşımı getirilebilir.

Yeni aktif modeller geliştirilebilir.

Uzun süreli işsizliğin nedenleri araştırılmalı(kişisel toplumsal düzeyde)

Sendikalar daha aktif çalışmalı, çözüm önerileri sunmalı

Hedef kitleye yönelik özel politikalar ve projeler geliştirilmeli

Uzun süreli işsizlerin kendi işlerini kurmalarına yönelik destekler arttırılmalı

Pasif istihdam politikalarından ziyade aktif istihdam politikalarına ağırlık verilmelidir.
4.4. Sosyal Yardım Politikaları

Sosyal yardım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi, sosyal yardım yerine iş hayatına
kazandırılması ya da yardımların kısa süreli olması. Örneğin ,kişi evde yakınına bakması nedeniyle
evde bakım ücreti olarak 900-1000 TL gibi bir ücret olmasından dolayı bir işyerinde çalışmayı
seçmemektedir. Bu durum ise kişileri çalışma hayatından uzaklaştırmaktadır.

Sosyal yardım kriterlerinin işgücü piyasasına çekilebilmeleri için yeniden dizayn edilmeli.

Sosyal yardım sisteminin uzun süreli işsizliğe yol açmayacak ve istihdam odaklı şekilde
yeniden düzenlenmesi
4.5. Yasal Düzenlemeler

İş Kanununda yetersiz olan deneme süreleri yükseltilmelidir.

Part-time çalışma veya esnek çalışma veya esnek çalışma modellerinin geliştirilmesi ve
işyerleri açısından buna uygun yasal düzenleme yapılmalıdır.

Uzun süreli işsiz istihdam eden işverenlere belirli oranlarda vergi teşvikleri, sigorta prim
indirimleri getirilmeli.
53
4.6. Piyasanın İhtiyacının Tespiti
•
Piyasa açısından ihtiyaç analizi yapılmalı, bu analiz doğrultusunda işçi-işveren buluşması
sağlanarak uzun süreli işsizlik azaltılmaya çalışılabilir.
•
Piyasanın ihtiyaçlarına ve toplumun belirlenmesi ve işgücünün buna yönelik olarak beceri
sahibi yapılması gerekmektedir. Örneğin göç ya da yaşlılık yeni işgücü ihtiyaçlarını ortaya
çıkarmaktadır. Ancak, veriler işsizliğin yükseldiğini göstermektedir. Kamunun mali imkanları ve
planlamasına bağlı olarak önemli bir istihdam yaratması beklenmektedir
•
Sektörel analizler yapılmalı, işgücü piyasasının ihtiyaçları ile uzun süreli işsizlerin
niteliklerinin birbirleriyle uyumlu olması gerekiyor
4.7. Bilinçlendirme

Bireylerin hak ve sorumlulukları konusunda bilinçlenmesi sağlanmalı

İşten ayrılma riski yüksek bireylerin iş yerinde takibinin yapılması.
4.8. Esnek Çalışma Modelleri

Belirli süreli ve kısmi zamanlı işler gibi bünyesinde esneklik barındıran istihdam biçimlerine
başvurulmalı

Esnek çalışma uygulamalarının uzun süreli işsizlerin istihdama katılımları için kullanılması,
bu nitelikteki işgücünün esnek çalışma uygulamalarıyla işgücüne kısmi katılımları devlet tarafından
desteklenmeli (tam süreli çalışma ilişkilerinin asli çalışma ilişkisi olduğu gerçeğinden hareketle)
5.
Genç işsizliğini azaltmak amacıyla ilgili kurumlar tarafından uygulanan politikalar ne
kadar etkilidir? Yeni politika ihtiyacı var mıdır?
5.1. Eğitim-İstihdam İlişkisinin Kurulması

Genç işsizliğin engellenmesi için eğitim istihdam ilişkisinin kurulması gerekmektedir. Eğitim
hayatı sona eren gençlerin 6 ay ile 1 yıl arası çalışma yaşamına uyumları için ücretlerinin belirli bir
kısmının devlet tarafından karşılanması gerekmektedir.

Eğitim-istihdam ilişkisi güçlendirilmeli.

İşgücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda eğitim müfredatı düzenlenmeli

Eğitim sektör ilişkisi mekan sorununu çözecek uygulamalar geliştirilmeli.
54

Kişilerin sektöre dönük eğitimleri okul mekanlarından yetersiz kalıyor. Kişiler okuldaki
eğitimleri dolayısıyla özgüven eksikliği yaşıyor. Mekan sektör iç içe olduğundan bu sorun aşılabilir.

Gençler iş piyasasının ihtiyaç duyduğu alanlara yönlendirilmeli

YÖK-İŞKUR işbirliği aktif ve sistem üzerinden yürüyerek devam ettirilmeli

Üniversite mezunu işsizler açısından ise yine talepler ve üniversite programları arasında uyum
sağlanması ve talep edilmeyen programlara öğrenci alınmaması gerekmektedir.

Üniversite- Sanayi işbirliğinin artırılması ve üniversite müfredatlarının işgücü piyasasının
ihtiyaçları gözetilerek güncellenmesi

Genç işsizliğin en temel sebebi vasıf ve tecrübe eksikliğidir.
Bu bağlamda
üniversitelerimizde uygun bölümlerde zorunlu staj uygulaması bu konuda başarı sağlayacaktır.
Üniversitelerin eğitim müfredatlarına uygulamalı ders sayısını arttırmaları önemlidir.

Ülke içinde yeni-yenilenmeye ihtiyacı olan sektörler belirlenip eğitim süreçlerinde bu
sektörlere yönlendirmeler yapılmalı

Kurumlar yenilenen sektörler için gençlere istihdam imkanı sağlayan fırsatlar geliştirmeli

İşgücü piyasası ilk eğitim yapısı arasındaki ilişkinin analizi mesleki eğitimin sil baştan
yapılması

Piyasa için ihtiyaç analizi yapılarak (genç-işçi-işveren) buluşması sağlanmalıdır.
5.2. Esnek Çalışma Modelleri

Esnek çalışma modelleri, sosyal güvenliği de içerecek şekilde yaygınlaştırılmalı.

İşbaşında eğitim, uzaktan eğitim, modellerinin geliştirilmesi ve teşvik edilmesi

Genç işsizliğinde; kıta Avrupası modelinde olduğu gibi 16 yaşından itibaren çalışma hayatı
part-time, esnek çalışma ve öğrenci çalışma koşulları iyileştirilmelidir.
5.3. Bilinçlendirme

Aileleri de bilinçlendirmeye yönelik faaliyetler artırılmalı (ASPB ve MEB)

Yeni politikalar geliştirilmeli. Bu kapsamda genç istihdamına yönelik teşviklerin bilinirliği
arttırılmalı, yeni teşvikler getirilmeli
55
5.4. Yasal Düzenleme

Genç işsizliği azaltmak amacıyla 4447 sayılı kanun geçici10. Maddede teşvik sistemi
mevcuttur. Ancak kurallarının/şartlarının oldukça çok olması yararlanacak işletme sayısını
azaltmaktadır. Bu nedenle 4447/6 10. Madde uygulamasının yararlanma şartlarının esnetilmesi
5.5. Mesleki Eğitim Programları

Gençlerin vasıflılık düzeyleri artırılmalıdır. Bunun için, bilgi – beceri ve yeteneklerine uygun
kapsayıcı eğitimler artırılmalıdır. Yeni politikalara bu eğitimler eklenmelidir.

Staj
programları,
gönüllü
çalışma,
esnek
çalışma,
girişimcilik
gibi
konularda
bilinçlendirilmeli (MEB, İŞKUR, YÖK)

Staj, işbaşı eğitim programı gibi imkanlar artırılmalı.

Anaokulundan başlayan bir mesleki rehberliğin etkin bir şekilde uygulanması

Meslek liselerinin güçlendirilmesi

Meslek lisesi mezunlarını istihdam edilmesi

Mesleki rehberlik hizmetleri özellikle ortaokul yıllarından itibaren yoğunlaştırılmalı

Meslek yüksekokullarının yeniden yapılandırılması

Yeni üniversite ve bölüm açma konusunun gözden geçirilmesi

Mesleki projeksiyon yapılması

Gençlerin bilgi, beceri ve özgürlüklerinin artırılması

Mesleki gelişim birimlerinin her eğitim kurumunda bulunması

Mesleklerin statüsüne yönelik bilgilendirici çalışmalar yapılmalı

Statü olarak aşağıda görülen mesleklerin itibarını arttırmaya yönelik tanıtıcı faaliyetler
yapılması
5.6. Girişimciliğin Desteklenmesi

Genç girişimcilere kredi ve teşvik desteği sağlanmalıdır
5.7. AR-GE Faaliyetleri

Bilim ve teknoloji alanındaki araştırma geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi
5.8. Uygulanan Politikaların Analizi
56

Genç işsizliği azaltmak amacıyla kurumlar tarafından uygulanan politikalar/projeler etkilidir.
Yeni politikalara elbette her zaman ihtiyaç vardır. Fakat, uygulanan politikaların analiz edilmesi
önemlidir.

Bu konuda en önemli husus ilgili tarafların (YÖK, Milli Eğitim Baknalığı, Çalışma Bakanlığı,
Kalkınma Bakanlığı vs.) bir araya gelerek uzun vadeli istihdam hedeflerine yönelik kısa ve uzun
vadeli bir ihtiyaç analizi yapması

Öncelikle daha önce uygulanan politikaların etkililiği değerlendirilmelidir.
5.9. Yeni Politikaların Geliştirilmesi

Yeni politikalara ihtiyaç duyulmaktadır.

İşsizlikle ilgili yerele özel politikalar geliştirilmelidir.

Kentte ise yeni iş taleplerini ortaya çıkaracak çalışmalar yapılması ve bunların gençlere bir
seçenek olarak sunulması gerekmektedir.

Gençlere deneyim kazanabilmeleri için “Gönüllü Çalışma imkanları geliştirilmeli
yaygınlaştırılmalı, sosyal çalışmalara katılmaları sağlanmalı.

Üniversitelerde Kariyer Merkezleri yaygınlaştırılmalı ve işlevsel hale gelmeli

Ulusal Mesleki Bilgi Sistemi etkin biçimde kullanılarak, gençlere yönelik fırsatlardan
haberdar olmaları, kendilerini tanımaları için desteklenmeli

Genç işsizliğini eğitimli/eğitim almamış kır ve kent eksenlerinde ayırmak gerekiyor. Kırda,
tarımda gen işsizliğin azaltılması yönünde çok yetersiz kalındığı görülmektedir. Yeni ve farklı
alanlar geliştirilebilir. Örneğin, yeni tarımsal ürünlerin çeşitliliğin geliştirilmesi için çalışmalar
yapılabilir.

Gençlere yönelik pasif istihdam politikalarında kaçınılmalı
6.
Özel politika gerektiren gruplarda girişimcilik bilincinin artırılması, geliştirilmesi ve bu
konuda politikaların etkinliğini artırılması için neler yapılmalıdır?
6.1. Girişimcilik Eğitimi

Girişimcilik eğitimi verilmeli

Girişimcilik dersleri verilmesi

Girişimcilik rehberlik servisi olmalı. Girişimci adayını teşvik edecek ve sorunlarına yanıt
bulacak bir sistem oluşturulmalı.
57

Girişimcilik bilinci küçük yaşta verilmeye başlanmalı.

Üniversite son sınıf öğrencileri için girişimcilik dersleri olmalı

Girişimcilik kurslarının yaygınlaştırılması

Girişimcilik konusunda net, iyi örnekleri içeren uygulamalar sunulmalı bu gruplara bilgi
verilmeli

Eğitim yıllarında girişimci kişilik özellikleri desteklenmeli

Girişimcilik eğitimleri klasik eğitim modeli dışında yöntemlerle ilkokul-ortaokul dan itibaren
verilmeli

Bu gruplara yönelik verilen girişimcilik eğitimlerinin sayısının arttırılması, örneğin özel
politika gerektiren gruplardan kadın ve gençlere bu eğitimin ulaşmasında sıkıntı yaşanmaz iken
engellilere yönelik girişimcilik kursları yetersiz kalmakta.

Girişimcilik eğitimlerinin tüm müfredatlara dahil edilmesi

MEB bünyesinde ilkokul yıllarından itibaren öğrencilerin kendini tanıması, öz güven
geliştirici rehberlik hizmetleri verilmeli

Girişimci desteklerinin lisans son sınıfta bulunan öğrencilerin verilmesi

Özel politika gerektiren gruplara hangi konularda girişimci olabilecekleri yönünde eğitimler
verilmeli
6.2. Girişimcilik Desteği

KOSGEB’in girişimcilik politikalarında engelli ve kadınlara/gençlere yönelik özel
düzenlemeler yapılması diğerlerine verilecek desteklerden daha fazla destek verilmesi. Bu kişiler
için işyeri açma, vergi mükellefiyeti gibi bürokratik işlemlerde kolaylık sağlanması.

Girişimcilik ofisleri gerek fikir aşamasında gerekse de maddi destek aşamasında yol gösterici
olmalıdırlar. Girişimcilik aslında bir kültür meselesidir. Daha ilköğretimden başlayarak çocuklara
girişimcilik dersleri verilmelidir.

Okul öncesinden başlayarak girişimciliğin desteklenmesi

Girişimcilere düşük faizli kredi imkanı sunulması

Genç girişimcilere uygun koşullarda kredi ve işletme sermayesi sağlanmalı.

Girişimcilik desteği alanların izlenmesi (işin nasıl gittiği ile ilgili) Bu konuda yerel
yönetimlerin bireylere ulaşması ve imkanlarını geliştirmeleri konusunda cesaretlendirip, planlayıp,
desteklenmesi gerekmektedir.
58

Girişimci olmak isteyenlere kredi sağlanmalı. Çalışılacak iş alanı ile ilgili en az 1 yıl
danışmanlık hizmeti verilmelidir.

Girişimci olmak isteyenlere kredi sağlanmalı. Çalışılacak iş alanı ile ilgili en az 1 yıl
danışmanlık hizmeti verilmelidir.

Kendi işini kurmak isteyenlere yönelik teşvik programları çeşitlendirilmeli

Kendi işini kurmak isteyenlere eğitim ve destekler verilmeli, mevcut destekler artırılmalı,
iyileştirilmeli.

Girişimcilikle birlikte bireylere ihtiyaç ve fırsatların tanıtılması

Hibe alım koşullarının basitleştirilmesi

Özel sektörde ve kamuda kreş vb. imkanlar yaygınlaştırılarak teşvik edici unsurlar
kullanılmalı
6.3. Bilinçlendirme ve Bilgilendirme

Kamu spotları hazırlanması

Tv programlarında ve dizilerde girişimcilik örnekleri sunulması

KOSGEP gibi girişimciliği destekleyen kurum ve kuruluşlar bilinçlendirme faaliyetleri
yürütülmelidir.

Girişimci örneklerinin medya yoluyla tanıtılması

Girişimcilik son yıllarda özellikle gençler için çok önemli bir konu haline gelmiştir.
Girişimcilik bilincinin arttırılması için, gençlere girişimci olması noktasında destek verilmelidir.
Halihazırda verilen desteklerin ise, daha çok kişiye ulaşması için farkındalık oluşturulmalıdır.

Girişimcilik konusundaki önyargıların ortadan kaldırılmasına yönelik rehberlik çalışmaları

Girişimcilik destekleri konusunda ilgililer yeterince bilgilendirilmeli

İŞKUR’un girişimcilik eğitim programlarının tanıtımı arttırılmalı
6.4. Yeni Uygulamaların Oluşturulması

İŞKUR önderliğinde illerde girişimcilik atölyelerinin/merkezlerinin kurulması

“Girişimcilik” KOSGEP destekleri yeniden gözden geçirilmelidir.

Bazı işyerleri bu gruba ücretsiz verilmelidir.

Kuluçka merkezleri, iş geliştirme merkezleri yaygınlaştırılmalı

KOSGEP tarafından verilen desteklerin etkililiğinin arttırılması

Girişimciliğin farklı özel gruplar için yeniden şekillendirilmesi
59

Girişimci ilk deneyimli kişilerin “ortak işlere” girişinin sağlanması
KAYNAKÇA
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı. (2013). “Türkiye’de Engellilik ve Kalkınma: Son 10
Yılın Raporu”.
Erol, S.I. (2013). “Gençlere Yönelik Aktif İstihdam Politikaları: Japonya, Kore, Çin Ve
Türkiye Örnekleri”. TÜHİS İş Hukuku ve İktisat Dergisi Cilt: 24 Sayı: 6 / Cilt: 25 Sayı: 1-2.
ILO, Trends Econometric Models, Nisan 2015.
Kabaklarlı, E. ve Gür, M. (2011). “Türkiye’de Genç İşsizlik Sorunu ve Ekonomik
Belirleyicilerinin Uzun Dönem Eş”.
OECD, 2015
Ören, K. ve Şahverdioğlu, H. (2016). “Türkiye’de Genç İşsizliği ve Genç İşsizliğinin
Giderilmesinde Aktif İstihdam Politikaları”. Gençlik Araştırmaları Dergisi, 5-37.
TÜİK, 2011. İşgücü durumuna göre nüfus oranı, 2011.
TÜİK, 2011. Nüfus ve Konut Araştırması
TÜİK, 2016. İşgücü İstatistikler. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16015
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) & WB (Dünya Bankası), 2011.
60
61
Download

Genç ve Engelli İstihdamı ile Uzun Süreli İşsizlikle Mücadele