10Reklâmdan Ötesi Yok / Biga Doğuş Gazetesi 13 Eylül 2017

advertisement
10Reklâmdan Ötesi Yok / Biga Doğuş Gazetesi
DİŞ MACUNUNDAKİ
FLORÜR ZARAR VERİR Mİ?
Günümüzde ağız ve diş sağlığı alanında en çok tartışılan
konulardan biri de dişler için kullanılan florun faydalı mı
yoksa zararlı mı olduğudur. Zaman zaman konuyu iyi
bilmeyen veya yüzeysel olarak takip eden bazı yazarlar florun
ne kadar zararlı olduğu hakkında sayfalarca yazı yazmış, hatta
florun bir zehir olduğunu ifade edecek kadar da ileri
gitmişlerdir.
Flor doğada kayalarda, toprakta, sularda ve havada hiçbir zaman
serbest bulunmayıp iyonlar ve bileşikler halinde bulunur. Flor kıkırdaklarımız,
kemiklerimiz, diş ve tırnaklarımızın yapısında bulunan, eksikliğinde veya
fazlalığında bu dokuların yapısını bozan bir elementtir. Flor daha çok volkanik
yapıların etrafında, artezyen sularında, endüstriyel gazlarda ve kömür
dumanlarında bol miktarda bulunur. Ülkemizde özellikle Isparta ilinde sularda
fazla miktarda flor bulunması nedeni ile Florosis denilen (flor fazlalığı) hastalık
sıkça görülürdü. Bu hastalığın tipik görüntüsünde dişlerin minesi oluşmaz ve
genellikle dişlerde yaygın çürükler görülür, bunun yanında tırnaklarda şekil
bozuklukları ve kemiklerde kolay kırılmalara da sık rastlanır.
Evet aslında flor bir zehirdir. Elbette günde 300 mg sodyum florürü 60
kg ağırlığında bir birey yerse toksit etki yani zehirlenmeye sebep verir. Şunu
asla unutmamalıyız ki her şeyin kararında yenilip içilmesi vücudumuz için
faydalıdır. Buradan sakın flor yenmesini tavsiye ettiğimi düşünmeyin zaten flor
veya diş macunu yiyen bir bireye şimdiye kadar rastlamadım. Yalnızca
çocuklarda kaza sonucu yendiği vakalar rapor edilmiştir. Bir diş macununun, ki
floru artırılmış olan 100 gr.lık bir tüpte en fazla 0.2 gr flor bulunur, basit bir
hesapla 150.000 tüp macun yerseniz flor sizi zehirler.
Flor, 1940 yıllarından beri diş hekimliğinde kullanılmaktadır. En büyük
projelerden biri İsveç ve Norveç gibi İskandinav ülkelerinde suların Horlanması
ile diş çürüklerinin önüne geçilmesidir. Bu proje sayesinde İskandinav
ülkelerinde diş çürüğü oranı dünya ortalamasının altındadır. Son yıllarda yapılan
araştırmalar sayesinde florun sistemik (sulara katılması) olarak değil de topikal
olarak yani dişlere sürülmesinin daha faydalı olduğu konusunda görüş birliğine
varılmıştır. Bunun temel nedeni az da olsa bireylerin farklı ortamlarda farklı
miktarda floru çevresel faktörlerden (yiyecekler, su ve hava gibi) almasıdır.
Özelikle çocuklar için veya yaşı ilerlemiş bireyler için de geçerli olan bu
uygulama çürüğe karşı hassasiyeti yüksek olanlar, dişlerinde aşırı aşınmaları,
hassasiyeti olanlarda, baş boyun kanserleri nedeni ile ışın tedavisi görenlerde
ve ağız kuruluğu olanlarda uygundur.
Flor jelinin diş hekimi tarafından uygulanması oldukça basittir. Plastikten
yapılmış, bireyin ağızına uygun bir kaşığa, flor jeli yüklenir ve hastanın ağızına
uygulanır ve bu uygulamadan sonra 30 dakika bir şey yenmez ve içilmez. İrrite
edici veya ağrının olmadığı bu basit uygulama diş çürüklerinden korunmak
isteyen herkese tavsiye edilmektedir.
Haber Merkezi
13 Eylül 2017 Çarşamba Sayı 8042
AŞIRI ÇAY VE KAHVE
GÖZ KURUTUYOR!
Gözyaşımızın göz sağlığımız açısından çok büyük önem
taşıdığını biliyor muydunuz? İçindeki koruyucu maddelerin
göz yüzeyi için bariyer oluşturduğunu ve gözyaşı azaldığında
gözün savunma mekanizmasının bozulmaya başladığını? Peki
ya gözyaşı üretiminde azalmaya yaz faktörleri, klimalı ortam,
göz makyajını temizlememe hatta sıvı ihtiyacınızı su yerine
çay ve kahve ile karşılamanın da yol açabildiğini?
Klimalı ortam
Klima, ortamdaki nem oranını düşürdüğü için gözleri kurutuyor.
Rezidans tipi binalarda bu problem daha sık karşımıza çıkıyor. Bu durumda
klima sisteminin nem düzenleyici tipte olması veya ortamın ayrıca neminin
artırılması gerekiyor. Buna rağmen şikayetiniz devam ederse suni gözyaşı ile
gözün nemini takviye edebilirsiniz. Güneş ultraviyole nedeniyle göz yapılarına
zarar verebiliyor. Isı nedeniyle gözyaşının çabuk buharlaşmasına neden
olmasının yanında, ultraviyole ışınları katarakt ve sarı nokta hastalığına da
neden oluyor. UV blokajlı güneş gözlüğü kullanmak çok önemli. Ayrıca şapka
kullanımı da gerek yetişkin gerekse çocuklarda ihmal edilmemeli.
Deniz ve havuz
Tuzlu su, göz yüzeyinin ve gözyaşı doğal yapısının bozulmasına neden
oluyor. Havuz ise klor nedeniyle daha da zararlı. Klor göz yüzeyine toksik etki
yapıyor. Denize veya havuza girerken mutlaka gözlük kullanın. Gözde kızarıklık
ve çapaklanma olursa mutlaka bir göz doktoruna başvurun. Rüzgar
Yaz aylarında esen rüzgar serinlememizi sağlayıp bizi rahatlatırken gözlerimizi
kurutuyor. Gözyaşı buharlaşıyor. Geniş çerçeveli gözlükle gözlerinizi koruyabilir,
suni gözyaşı takviyesiyle nemlendirebilirsiniz.
Kahve ve çay
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca “Bol su içmek göz kuruluğunu
önlemede büyük fayda sağlıyor. Özellikle buharlaşmanın yoğun olduğu ve göz
kuruluğunun arttığı yaz döneminde yeterli sıvı tüketmemek, sıvı ihtiyacının çay
ya da kahve ile karşılanabileceğini düşünmek, göz kuruluğunu artırarak göz
sağlığına da zarar veriyor” diyor.
Tozlu ortam
Toz; kuru ve rüzgarlı havada göz yüzeyine yapışıp çizilmelere,
enfeksiyonlara neden olabiliyor. Göze toz kaçması durumunda bol su ile
yıkayın, gözleri asla ovuşturmayın, yıkamaya rağmen batma devam ederse
hemen bir hekime başvurun.
Kontakt lens
Kontakt lensler gözlüğe alternatif olarak bazen de sadece kozmetik
olarak kullandığımız konforu yüksek, görüşü rahatlatan materyaller. Ancak
gözde kornea refleksini azaltarak ve gözyaşı buharlaşmasını da artırarak göz
kuruluğuna neden olabiliyor. Yaz aylarında daha çok günlük lens kullanın.
Kullanma kurallarına mutlaka uyun. Lensinizi çıkarmadan uyumaktan kaçının.
Lensle uyumlu suni gözyaşı damlalarıyla gözün nemini takviye etmek de
önemli. Bilgisayar
Günümüzün vazgeçilmezleri bilgisayar, tablet ve akıllı telefonlar göz sağlığımızı
tehdit ediyorlar. Uzun süre ekrana bakmak gözleri kurutuyor. Ekran başında
çalışırken gözlerin dinlenmesi ve ıslanması için göz kırpma sayınızı artırın ve 20
dakikada bir 20 saniye gözünüzü ekrandan uzaklaştırın.
Makyajlı uyumak
Göz makyajı kapak kenarındaki kanalları tıkayarak gözyaşının yapısının
bozulmasına ayrıca enfeksiyonlara zemin hazırlıyor. Her gece makyajın göze
uygun bir ürün ya da temizleme mendilleri ile temizlenmesi şart. Göz kapağı
hijyeni için de göz yakmayan bebe şampuanları ve ılık suyla kirpik diplerini
temizleyebilir ya da eczanelerde kirpikler için özel üretilmiş şampuanlar ve
temizleme mendilleri kullanabilirsiniz.
İlaçların yan etkileri
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca “Göz hastalıklarının
tedavisinde uzun süreli kullanılan ilaçlar, hormonal nedenler ve bazı romatolojik
hastalıklar da gözyaşı üretimini olumsuz etkiliyor. Göze damlatılan ilaçların
içindeki koruyucu maddelerden akne tedavisinde kullanılan ilaçlara,
antihistaminiklerden diüretiklere dek göz kuruluğuna yol açan bazı ilaçları
kullanırken, suni gözyaşı damlaları kullanılmalı. Düzenli doktor takibi ihmal
edilmemeli” diyor.
Haber Merkezi
Download